Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Nereye kaçıyorsun? Gel.
Geri zekâlı!
Buraya gel, buraya! Aptal!
Kübra?
Kübra?
Kübra, döndün mü?
Ya!
Kübra...
Kübra, benim için mi geldin?
Kübra, benim için...
Tamam. Tamam. Tamam.
Her şeyi halledeceğiz, değil mi Kübra?
Gülcan!
Gülcan!
Anasını avradını sikeyim. Yok amına koyayım, yok!
- Nerede bu kız? - Burada olduğundan emin misin?
Lan oğlum, dedim ya! "Halı sahaya git, bekle" dedim.
- Tamam. - Gülcan!
Dağılıp arıyoruz. Siz ormana bakın.
Siz göl kenarına. Sen bizimlesin. Tamam?
- Buluyoruz. - Gülcan!
Beyler!
Bir dakika. Dur, dur! Dur! Dur!
Çalıştı! Döndü!
- Ne çalıştı? - Kübra!
Kübra döndü beyler!
Semavi'yi kurtarabiliriz.
Hazırlıklara başladık. Barikatlar kuruluyor.
Polisler geldiğinde iş çoktan bitmiş olacak.
Semavi geliyor! Semavi geliyor!
Semavi geliyor!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
Açılın!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
Buradaki hiç kimse anlatılanlara inanmıyor Semavi.
Senin kurtuluşunu mucize olarak görüyorlar.
Senin yenilmez olduğunu düşünüyorlar.
Seni bekliyorlar. Hadi çık.
Hadi. Göster kendini. Hadi!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
Tamam, tamam.
- Nasıl olmuş? - Kaçırılmışlar. Hiçbirinden iz yok.
Siktir! Siktir!
Araçtaki askerlere dokunmamışlar. Ama kayıp devriye polisleri var.
Adamlar ellerini kollarını sallayarak kaçmışlar,
bir de yanlarında polis mi rehin götürmüşler?
- Hani bu Kübra kapandı dediniz? - Evet amirim, kapatıldı.
E? Nasıl oluyor güzergâhı öğreniyorlar?
Nasıl oluyor onca teçhizatlı polisin arasından kaçabiliyorlar?
- Nasıl Buğra? - Bilmiyorum.
Ama tek bildiğim, Kübra artık aktif değil.
Kübra aktive oldu, evet.
Ama eski gücüne kavuşması için yardımınıza ihtiyacı var.
Ben bilgisayar odası hazırlatıyorum. Selimleri çağırttım. Onlar geliyor.
Onlar gelir gelmez çalışmaya başlayacağız. Kübra'nın %100 performansa erişmesi lazım.
Erişimini tam hâle getirmemiz lazım.
Vaktimiz dar. Polisler geliyor, farkındayım.
Ama rehinelerimiz var. Konuştuk bunu. Rehinelerimiz var.
Aldı verdi bir şeyler yapacaksınız. Negotiation şekli olacak.
Kazandırabildiğiniz kadar zaman kazandıracaksınız bana. Tamam mı?
Gökhan. Semavi!
Semavi, hadi!
Hadi, herkes inanıyor sana. Dışarıda herkes sana inanıyor.
Onlar için savaşmak zorundasın. Hadi, come on! Hadi, hadi!
Ne uğruna, kim uğruna savaşacağız?
Ne demek lan ne uğruna? Ne diyorsun oğlum?
Bugüne kadar ne uğruna savaştık? İşte, Semavi.
Hadi dışarıdakiler inandı. Ben seninle beraber değil miydim?
Bütün bunların yalan olduğunu görmedim mi?
Kimse kimseyi kandırmasın zengin bebesi. Senin tuzun kuru.
Ya... Ne tuzusu ya... Kurusu?
- Ne diyor abi bu? Ben de burada sizinle... - Onu bunu bilmem.
Eninde sonunda çökecekler başımıza.
Ama bunlara uyup savaşırsak da hepimizi öldürecekler.
Ben bu sahtekâr için savaşacağıma gidip tıpış tıpış polise teslim olurum.
Biz Semavi'ye neden inandık?
Neden lan? Ha?
Ben söyleyeyim.
Bize bugüne kadar boş yere yaşadığımızı gösterdiği için!
Ezildiğimizi, kaybettiğimizi,
boktan insanların boktan işlerinde süründüğümüzü,
şu hayatta bir tek anlamlı şey yaşamadan göçüp gittiğimizi anlattığı için inandık.
Biz eşitlik için, adalet için, kardeşlik için buradayız!
Evet. Başladığımız yerle bulunduğumuz yer arasında fark var.
Bazı şeyler değişti.
Hepimiz değiştik!
Ama inandığımız şeyler değişmedi.
Belki buradan bir tekimiz bile sağ çıkamayacak!
Ama ne olursa olsun, soracağımız soru belli.
Birer korkak olarak mı
yoksa şerefli savaşçılar olarak mı anılacağız?
Kararınızı verin!
Bizden sonrakiler için utanç mı olacaksınız,
efsane mi?
Efsane olacağız. Efsane olacağız.
- Ölmek var, dönmek yok! - Ölmek var, dönmek yok!
- Ölmek var, dönmek yok! - Ölmek var, dönmek yok!
- Ölmek var, dönmek yok! - Ölmek var, dönmek yok!
- ...dönmek yok! - Geldiler. Geldiler.
Hadi, başlıyoruz.
Hadi, come on. Hadi. Come on! Come on!
Kaldırın lan şunu. Hadi oğlum, hadi!
Az önce dediklerine inanıyor musun?
- Mesele o değil. - Ne? Mesele ne?
Savaşmaktan başka kurtuluş ihtimalimiz kalmadı.
Mesele bu.
- Peki ya kazanma ihtimali? - Sikeyim kazanma ihtimalini.
Kaybetsek ne olacak? Biz zaten öldük lan.
Evet, söylediğim şeylere inanmıyorum ama bir tek şey hariç.
Başladığım bir işi yarım bırakmam ben. Öleceksem de şerefimle ölürüm.
Bir hapishane köşesinde fare gibi değil. Ya sen?
Semavi hepimizi kandırdı. Peki ya Gökhan'ı? Onu da mı kandırdı?
Gökhan, Allah'ın yolunda yürümüyor muydu? O da mı yalandı yoksa?
- Hayır. - E, o zaman?
- Hayır. - Biz sana inandık Gökhan.
Gökhan veya Semavi. Fark etmez. Ben senin yolundayım.
Efsane oluyor muyuz?
Beni biliyor mudur sence?
Ben buradayım, merak etme. Bir şey yok.
Hoş geldiniz yoldaşlar!
Benim sizi bırakacağımı mı sandınız?
Gelin.
Kübra kendini yedeklemiş.
Her türlü olumsuzluğu düşünmüş, bir B planı oluşturmuş.
Kübra internetin olduğu her yerde mi artık?
Sayılır. Datakraft kapandığı için oraya ulaşamıyor.
Kore'deki server'lara da ulaşamıyor.
Ama kendini kopyaladığı telefonlar üzerinden
iletişim kurmaya devam ediyor.
İnanılmaz! Bize ihtiyacı var. Bizim de ona.
Kübra'nın bir ana server'a bağlanmasını mı sağlayacaksın?
Sağlayacağız Selim. Beraber.
İsveç'teki server'ı düşünüyorum. Ne diyorsun?
Hadi.
Şu bakışmaları da bir bırakalım, değil mi artık?
Hadi gidelim.
- Neredelermiş? - Bilmiyorum.
Biz Gülcan'ı arayacaktık da işte seni kurtarmaya gelince...
Buraya geldiğimi biliyor olması lazım. Niye gelmedi acaba?
Yes! Beyin takımı da geldi.
Biz hazırız. Hadi.
- Ne oldu oğlum? - Gülcan gelmiş.
- Kim? Kim gelmiş, ne olmuş? - Gülcan buradaymış.
Çok iyi abi.
Mükemmel değil mi abi bu? Gülcan gelmiş!
Çok iyi değil mi? Hadi başlayalım. Hadi!
Onu görmem lazım.
Abi, şu anda mı? Sırası mı yani sence?
Gökhan! Abi...
Polisler gelmek üzere. Gökhan.
Şu, halka destek videonu çekmemiz lazım. Yanlarında olduğunu bilmeleri gerekiyor.
Sokağı sıcak tutmamız lazım. Bunu biliyorsun. Hadi!
Abi, sen "Gülcan geldi" demedin mi?
"Gelmiş" demedin mi? "Mahallede" demedin mi?
Öyle değil mi işte? Gelmiş, tamam. Bitti. Güvende demek ki. Bitti!
Hadi. Hadi, hadi.
Çekelim şu videoyu. Hadi. Hadi!
Onu görmeden hiçbir şey yapmayacağım.
Tamam.
Tamam. Biz başlayalım. Bilgisayarların kurulduğu eve gidelim.
Se... Selim.
Haydi!
- Uyacak mısın bu manyağa ya? - Ölmek mi istiyorsun?
Görmüyor musun, hepsinin gözü dönmüş. Yürüyün hadi.
Birlikteyiz.
Hadi abi.
Halı sahanın orada bırakmıştık abi. Belki oradadırlar.
Oradadırlar. Nerede olacaklar? Belki de korkup dışarı çıkmadılar.
Bulacağız bacımızı, merak etme.
Zaten Serhat yanındaymış, hiçbir şey olmaz.
- Hadi. - Semavi, buralar bende.
Hadi bizi bilgisayarların kurulduğu eve götürün.
Operasyon başlayınca elektriği, interneti, bilmem neyi kesmeyecekler mi?
Oğlum, bu rehineler niye var?
İşte, pazarlık yapılsın, en azından zaman kazandırsınlar, bir şey olsun...
Burası abi.
Abi, bizden istediklerin. Olmuş mu?
İyi görünüyor. Hadi tamam, siz çıkın. Biz başlayalım.
Bana bakın. Başlamadan önce size bir şey söyleyeceğim.
Müebbet hapisten kıl payı kurtuldunuz.
Şu anda hapis yok, canınız söz konusu.
Kendi içinizdeki aptal aptal konuşmaları bırakın artık, tamam mı?
Çalışın!
Gel buraya Adem.
- Nerede Gülcan, Serhat? - Yok.
- Ne demek yok? - Yok.
"Git, beni halı sahada bekle" dedim. Kaç saat oldu, ortalıkta yok.
Hayır, burada bulamayınca mahalleye de gittim oğlum.
Saklanabileceği her yere baktım. Yok Gökhan, yok!
- Başka bir yere gitmiş olabilir mi? - Yok, "Beni burada bekle" dedim zaten.
"Git, bekle" dedim. Hiçbir yerde yok!
- Siz mi yaptınız lan? Ha? - Abi, ne yapacağız biz?
Peşindeydiler Gökhan. Hain dediler ona, hain.
- Ne yaptınız? - Serhat...
Peşinde değil miydiniz amına koyayım?
Ne yaptınız lan ona? Ne yaptınız lan?
- Biz seninle değil miydik? - Serhat, tamam!
- Nerede o zaman Gülcan? - Tamam, onların alakası yok.
- Hain dediler ona. Hain değil o. - Biliyorum. Hain değil.
Lan oğlum, yanında telefon vardı. Telefon ondaydı!
- Arayalım. - Aradım!
Mahallede bulduğum herkesten aradım. Açmıyor!
- Bir daha arayacağız. Telefon verin. - Buyur abi.
- Kimin telefonu lan o? - Hı?
Kimin telefonu oğlum?
- Benim. Allah Allah. - Senin yalanını sikerim.
Senin telefonunun kapalı olduğunu biliyoruz. Kimin o?
Oğlum, çocuklardan aldım.
- İşimizi... - Kübra nasıl ulaştı lan o zaman sana?
Abi, belki düşmüştür.
Yani... Kötü bir şey var diye söylemiyorum. Belki düşmüş, bayılmıştır.
Yoksa telefonu niye açık olsun abi?
Allah korusun da Baran haklı olabilir Gökhan.
Kim var kim yok toplayın, ormana giriyoruz.
Emredersin abi.
- Ne yaptın oğlum sen? - Sessiz olsana.
Ben bir şey yapmadım, söylüyorum sana. Kendi kaydı, düştü, ayağı takıldı salağın.
Ben birini öldürebilir miyim? Allah aşkına Selim, sen inanıyor musun?
Ne yapıp ne yapamayacağını kestiremiyorum.
Selim, sinirlendim. Tamam abi, bunu kabul ediyorum.
Çok sinirlendim. Hayatımı sikti. Hesap sorayım dedim. Kabul ediyorum.
Ama öldürmek falan istemedim abi. Kendi düştü, kaydı, öldü salağın.
Ne yapacağız oğlum biz şimdi? Ne bok yiyeceğiz ya?
Bir yanımızda devlet, bir yanımızda bu manyaklar.
Ne yapacağız? Ne bok yiyeceğiz biz?
Bir bok yemek zorunda değiliz abi. Bir bok... Bir bok bulamazlar.
Selim! Bulsalar da benim yaptığımı anlayamazlar.
Selim, siktir et şunları. Oğlum, biz ne yarattık lan?
Selim, Kübra döndü.
Senin Kübra'nı sikerim.
Anlıyor musun? Kübra ne oğlum?
Kübra ne? Bizim anamız sikildi burada! Ne Kübra'sından bahsediyorsun sen bana?
Biz ikimiz yarattık onu.
Selim. Kübra'yı ikimiz yarattık.
Oğlum, Kübra ne?
Kübra ne? Kübra bizim amımıza koyan, bizim hayatımızı siken bir yazılım ya!
Kübra bir yazılım amına koyayım ya!
Geri zekâlı mısın oğlum sen?
- Kübra senin için yazılım mı Selim? - Bir siktir git ya.
Siktir git.
Sen var ya, salaksın ha.
Selim.
Sen bayağı gerçekten bir sikten anlamayan geri zekâlının tekisin.
Öylesin Selim. Hadi konuşalım bunu. Sen salaksın. Zeki olan benim.
Sen de salaksın.
Nişanlın da salak. Adem de öyle.
Ben yarattım Kübra'yı.
Ben.
Benim mucizem o.
Sen onu anlayamayacak kadar geri zekâlısın.
Hak etmiyorsun sen Kübra'yı falan.
Anladın mı? Sen de hak etmiyorsun, hiç kimse hak etmiyor. Hiçbiriniz.
Bak, ben sana bir şey söyleyeceğim.
O kızın ölümü kazaydı, evet
ama Kübra'nın yaşaması için birinin ölmesi gerekiyorsa yaparım ha.
Kim olduğu fark etmiyor ha. Aklında olsun.
Anladın mı?
Abi, polis. Polis geldi.
- Gel buraya. - Seni var ya, sikeyim ben, geri zekâlı.
Bana bak. Durun.
Başlıyoruz. Bir şey söyleyeceğim.
Burada geberip gitmek istemiyorsanız oturun, çalışın.
Birbirimizden nefret edeceksek önce ölmememiz gerekiyor!
Anladınız mı?
Ben barikata gidiyorum.
Hadi, başlayın. Hadi.
Geri zekâlı herif. Geri zekâlı herif.
Ne o lan? Korktunuz mu?
İki tane silahlı polis görünce korktunuz mu oğlum?
Korkan, annesinin yanına dönmek isteyen var mı?
Cevap ver lan!
Korkan, annesinin eteklerinin altına sığınmak isteyen var mı?
Hayır!
- Duymadım! - Hayır!
- Duymadım! - Hayır!
- Duymadım! - Hayır!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
Gülcan!
Hadi abiciğim, bir ses ver. Hadi, ne olur!
Gülcan...
Cezalandırıyorsun beni.
Yaptıklarım yüzünden, beceremediklerim için.
Sana layık olamadım diye cezalandırıyorsun beni.
Her cezana razıyım.
Her şeye katlanırım.
Ama ne olur, Gülcan'a bir şey olmasın.
Ondan başka kimsem kalmadı Allah'ım.
Yalvarırım.
Yalvarırım sana, onu koru.
Onu bana bağışla Allah'ım, ne olur!
Hangi kefaretse öderim Allah'ım.
Yalvarırım ona bir şey olmasın.
Bütün cezaları çekerim.
Yeter ki Gülcan'ı bana bağışla.
Yalvarırım. Ona bir şey olmasın.
Yalvarırım...
Sen bağışlayansın.
Sen koruyansın Allah'ım.
Yalvarırım.
- Semavi! Semavi! - Buldunuz mu?
- Buldunuz mu yoksa? - Yok.
Beni vuran kel, göbekli, göt komiser geldi. Seninle konuşacakmış.
- Beklesin. - Semavi.
Sen olmadan olmaz.
Selim.
Bu manyaklığa devam edecek misin daha ya?
Server'a ulaşırsak ne olacağını biliyorsun, değil mi?
Kübra durdurulmaz olacak.
Selim.
Bak, Berk'i duydunuz.
Eğer ölmek istemiyorsak bunu yapmak zorundayız. Tamam mı?
Zorundayız. Hadi.
Aşkım. Değiliz.
Hiçbir şey yapmak zorunda değiliz.
Bitti artık aşkım.
Seni buna ben bulaştırdım.
- Ama ben böyle olacağını bilmiyordum. - Hiçbirimiz bilemezdik.
Bu manyağı tanıyorum aslında.
Ama yani, bu kadar olacağını tahmin edemiyordum.
- Çok özür dilerim. - Hangimiz edebilirdik ki? Edemezdik zaten.
En azından bu saatten sonra ne yapacağımızı biliyoruz, değil mi?
Bunun içinde olmak istemediğimizi biliyoruz, değil mi?
Ne yapacağız?
- Semavi geldi! - Semavi geliyor! Semavi geliyor!
Semavi!
Semavi! Ne yaptınız? Gülcan'ı bulabildiniz mi?
Bana bak, rehine olayını unutma, tamam mı? Bana zaman kazandırman lazım.
Gülcan için ayakta dur! Semavi!
Semavi! Semavi! Semavi!
Gökhan!
Sadece konuşacağız.
Bizden kimse yanlış bir şey yapmayacak, sana söz.
Kimse hareket etmesin!
Kaç... Kaçmışlar. Kaçmışlar!
Buradan çıkamayız. Öbür tarafı deneyeceğiz. Gel buraya.
Adem, Deniz, hadi. Hadi.
- Ne istiyorsun amir? - Ne isteyebilirim Gökhan?
Bu saçmalığa bir son ver.
- Yapmayacağımı biliyorsun. - Buradan çıkış yok oğlum.
Delilik bu. Göz göre göre ölüme yürümek.
Kendini düşünmüyorsan çocukları düşün.
Ölecekler lan. Ölecekler.
Mahalle arkadaşların,
her gün yüzüne baktığın insanların oğulları...
Gerçekten ölmelerini istiyor musun?
- Hepsinin kendi tercihi. - Değil ulan, değil!
O siktiğimin bilgisayarcılarının tercihi! Seni bu bokun içine sürüklediler.
Daha kaç ölüm olsun istiyorsun? Yetmedi mi? Annen, karın...
Hiç olmazsa kız kardeşin hayatta. Gülcan hayatta.
Buradan çıkış yok.
Buradan sağ kurtulamayacağını sen de biliyorsun.
Kız kardeşin için bırak, vazgeç. Teslim ol.
Teslim olsam ne olacak amir? Hı?
Dört duvar arasında tıkılıp kalacağım. Yine Gülcan'dan uzakta.
Ama yaşayacaksın.
Görüş günlerine gelecek. "Abim var" diyecek.
- Olmaz. - Oğlum, beni dinle.
Asıl sen beni dinle amir.
Şu hayatta bir tek kardeşim kaldı.
Ve bundan sonraki hayatımı onunla geçireceğim.
Nasıl? Nasıl olacak lan, nasıl?
Bilgisayarcılara mı güveniyorsun? Onlar bir bok yapamaz.
Bak! Karşında devlet var, devlet!
Devlet ve Kübra. Ben tarafımı seçtim.
Şimdi... Tek bir kurşun bile atılmayacak.
Elektrik, internet.
Bunlardan biri kesilirse elimdeki polisler canlı yayında ölür!
Sorumlusu da sen olursun.
Dalarım bu mahalleye!
Sen bilirsin.
Polislerin karılarına ve çocuklarına ne söyleyeceğini düşün.
- Haber bekle. - 30 dakika. Hişt!
30 dakika sonra dalarım.
30 dakika.
- Kübra için vakit kazanıyorlar. - Farkındayım.
Bir an önce girmeliyiz. Eğer girmezsek 10 polisten daha fazlasını kaybedeceğiz.
- Bekleyeceğiz. - Semavi!
Semavi.
Gülcan...
Kardeşim...
Kim...
Kim yapmış?
- Kim? - Abi, birisi öldürmüş.
Göle atmış. Yakalanmamak için.
Kim?
Sen yaptın amına koyduğumun çocuğu!
- Sen yaptın! - Karışma!
Sen yaptın! Sen yaptın amına koyduğumun çocuğu!
Senin yüzünden öldü lan!
Senin davanı sikeyim! Senin mesajını sikeyim!
Semavi'ni de sikeyim, seni de sikeyim lan!
Senin yüzünden geldik lan biz buraya!
"Abim, abim" diye tutturdu da geldik lan! Yavşak!
Kim yaptı lan amına koyduğumun? Sen mi yaptın lan? Ha?
Ben niye yapayım?
- Sen mi yaptın? - Ben yapmadım!
Kim yaptı lan o zaman? Ha?
Kim yaptı amına koyayım?
Beyler! Beyler!
Dur, dur! Dur!
Çalıştı!
Kübra döndü beyler!
Kübra döndü!
Semavi'yi kurtarabiliriz!
O yaptı.
O yaptı amına koyayım.
O bilgisayarcı pezevenk yaptı amına koyayım.
Buradasın.
Kübra, seni buldum. Tek başıma.
Seni o server'a ulaştıracağım. Hiç kimseye ihtiyacımız yok.
Ben bunu tek başıma yapacağım. Hiç kimseye...
"Sadece sen ve ben."
Ağzına sıçacağız. Hepsinin ağzına sıçacağız. Hepsinin.
Hepsinin ağzına sıçacağız. Hepsinin Kübra.
Semavi! Semavi!
Wow!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
10 dakika. Sonra giriyoruz.
Girin lan içeri, gir! Gir!
Kaçarken yakaladık.
Sizi kurtardım lan ben.
- Sizi onların elinden aldım lan. - Siktir lan oradan.
Sen mi kurtardın bizi? Sen soktun bizi bunun içine.
Ben mi soktum? Ben mi soktum? İsteyerek girdiniz abi! Üçünüz de!
Kübra'nın çalıştığını görünce gözleriniz böyle belerdi.
Köpek gibi istediniz. Üçünüz de!
Götümüz attı korkudan! Senin yüzünden yaptık mecburen.
- Öyle mi Deniz? Benim yüzümden mi? - Öyle.
Öyle mi Selim? Benim yüzümden mi abi?
Ben yokum artık.
Hapse girerim daha iyi.
Yokum ben Selim.
Hapse mi girersin? Hapse mi gireceksin sen geri zekâlı?
Hapse mi gireceksin?
Size ihtiyacım olduğunu mu zannettiniz salaklar?
Kübra çalıştı, çalıştı!
Çalıştı! Çalıştırdım onu ben!
Ben yaptım! Ben, ben!
Sizin aptal insanlardan farkınız ne kaldı?
Dostum dedim lan ben sana.
Arkadaşım dedim lan.
Senin arkadaşın o, Berk.
Senin arkadaşın, dostun Kübra. Biz değiliz.
Siz nesiniz, biliyor musun?
Hainsiniz.
Burada hainlere ne yapılır? Ali Cemal?
Semavi'nin karısı Merve ona ihanet ettiğinde
Semavi ona kendi elleriyle ne yaptı Ali Cemal?
Benim Kübra için onlara ihtiyacım kalmadı.
Ali Cemal.
İhanetin cezasını ver.
Sen vereceksin lan o zaman cezamı.
- Yapamaz mıyım? - Yaparsın.
- Selim! - Siktir git şuradan.
- Yapamaz mıyım? - Yaparsın.
Yaparım!
Sadece ölmeden önce ne yapacağını görüp öyle ölmek istiyorum Berk.
Sık. Sık!
- Sıkarım. - Sık lan!
- Gerçekten sıkarım. - Sıksana.
- Nerede o? - Sıksana!
- Sıksana! - Geberteceğim lan seni!
Serhat!
- Senin amına koyarım! - Serhat, ne yapıyorsun?
- Gel lan buraya! - Serhat!
- Yaşatmam! - Abi, tamam. Dur, tamam!
Bırak beni! Oğlum, bıraksanıza lan!
- Dur lan, dur! - Bu öldürdü lan!
- Ne oluyor? - Geberteceğim!
- Ne yapıyorsunuz? - Gülcan'ı öldürdün lan!
Ya, hayır ya!
- Yalan söyleme lan! - Ne?
- Gülcan mı? - Oradaydı.
Niye öldüreyim? Ben öldürmedim!
- Oradaydın! - Saçmalama!
- Oradaydı! - Hayır!
Bunlar öldürmüştür! "Hain!" diye arıyorlardı.
Bunlar "Hain, hain!" diye arıyorlardı!
- Tutun! - Abi, dur!
- Ağzına yüzüne sıkarım lan! - Bırakın!
Dağılın lan!
Bir dakika dur! Ya, sakin olun!
Dağılın!
Yeter!
- Sıkarım, gelme! - Sıkarım!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi!
Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi! Semavi
Giriyoruz.
Kıpırdamayın lan!
Sıkarım lan!
Semavi!
Kübra çalıştı Semavi!
Rahat durun lan, sıkarım!
Semavi... Semavi.
Yanlışlıkla oldu. Ben yapmadım.
Kazaydı! Kıpırdamayın lan, sıkarım!
Kaza oldu. Gerçekten diyorum. Ayağı kaydı, düştü.
Ben yapmadım! Ben yapmadım! Ayağı kaydı, takıldı, düştü.
Semavi, siktirin gidin. Susun lan! Eh be! Olay, olay, olay!
Olay, olay, olay! Bık, bık, bık, bık, bık.
Ülkeyi işgal ediyoruz lan burada! Kafamı siktiniz artık!
Semavi...
Kübra döndü.
Kübra döndü Semavi. Kübra döndü!
Kübra döndü! Artık ben ve Kübra varız!
Bana muhtaçsınız!
Pis herifler!
Ben yoksam hiçbiriniz yoksunuz!
Ben Kübra'yım!
Ben yoksam Kübra da yok!
Anladınız mı lan?
Ben yoksam Kübra da...
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.