Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Kafanın içinde paranoyak sorular birbiriyle tepişiyor, değil mi?
"Gülcan da bana ihanet etti mi?" "Başka kimler satacak?"
Ya...
Kimseye güvenemeden yaşamak çok zor.
Elbet çıkacağım buradan.
Nasıl? Kim yardım edecek? Allah'ın mı?
İmkânın varken tetiği çekecektin.
Kaybettin.
Kaybeden biri varsa sensin komiser.
Oğlunu öldürdün. Karın seni şutladı.
İşini de kaybettin. Bir bok değilsin.
Hiçsin. Zavallısın sen.
Seninle işim bittiği zaman kim hiçmiş, göreceğiz.
Ben Semavi'yim.
Beni öldürsen de milyonlarca insan için öyle kalacağım.
Ya sen? Hı?
Kim hatırlayacak seni? Kim gelecek mezarına dua etmeye?
Kim toprağına bir tas su dökecek senin?
Yok olacaksın.
Ama sen ölmeyeceksin.
Ölmeyeceksin.
Ne mal olduğunu,
nasıl bir düzenbaz olduğunu herkes öğrenene kadar
yaşayacaksın.
Çaresiz yaşayacaksın.
Siz bekleyin burada.
Feray, hayırdır kızım? Niye dışarı çağırdın?
Kim bu?
Telefonunuzu almadınız, değil mi?
Alma dedin ya kızım. Feray, ne oluyor? Anlatacak mısın?
Deniz Ardıç.
Datakraft Bilişim Teknolojileri'nde yazılım mühendisi.
Yani?
Gökhan Şahinoğlu.
Yani Semavi.
Onu biz yarattık.
Ne?
Ne yapıyor oğlum bu? Ne yapıyor bu, Selim?
Mahvedecek bizi, bak gör.
Hayatımızı sikecek! Telefonunu da kapatmış.
Kesin bir boklar çeviriyor.
- Biz de bok gibi bekliyoruz! - Sakin olur musun?
Bir bok yiyor.
- Bir sakin ol ya! - Ben biliyorum.
Kübra olmadan ne yapabilir?
Bir sakin ol. Kurup kurup delirtme kendini ya.
Yorulmuştur, girmiştir bir yere, dinleniyordur.
Sabah olunca açar telefonunu.
- Bir dur ya! - Ne diyorsun ya? Selim ya...
Ben dinlenmeye gidiyorum abi. Sen de git, yat, dinlen. Tamam?
Dinlen biraz. Hadi.
Oğlum, sen nasıl yatıp dinleniyorsun? Gamsız mısın ya sen?
Kara!
Komiser Kara.
Komiser Kara Erkut.
Onun telefonuna bak.
İkamet adresinde sinyal veriyor.
Bir bok yiyorsun sen. Sen bir bok yiyorsun.
Amına koyduğumun Semavi'si. Sen bir bok yiyorsun.
Niye beni emniyete teslim etmiyorsun?
Soruyu sana, cevap vermeyi kendime yakıştıramadım.
Bence sen
ümidini kes artık.
Kimse gelip, seni burada bulup benim elimden alamaz.
Arkandakiler de.
Sen her şeyi anlatana,
arkandakilerin kim olduğunu söyleyene kadar
Allah'ın seni bile unuttuğu bu yerdeyiz.
Desene, uzun bir süre buradayız o zaman.
Bana göre hava hoş.
Sen de dedin ya, işsiz güçsüz herifin tekiyim.
Ne yaptın Gülcan'a?
Güloş. Gülcan.
- Gülcan, ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun? - Abimi bulacağım.
Kafayı yedin herhâlde. Nasıl? Nerede bulacaksın?
"Sana ihtiyacım var" dedim. "Seni görmem lazım" dedim.
Abim bunları bilip de gelmemezlik etmez.
Kesin kötü bir şey oldu. Biliyorum, hissediyorum.
Ona ne olup olmadığını bilmiyoruz
ama bu kapıdan çıkarsan senin başına kötü bir şey gelecek.
- Gelirse gelsin! - Bırakmıyorum.
- Çekil Serhat! - Güloş, biliyorum, tamam. Bak, biliyorum.
Biliyorum, Gökhan muhakkak gelirdi. Ne olursa olsun gelirdi.
Ama belki de çıkması güvenli değildi. Belki doğru zamanı bekliyordur, ha?
Ha Güloş?
Hadi gel, biraz daha bekleyelim. Ha? Olur mu?
Evet.
- Konuşacak mı abi? - Tabii ki konuşacak.
Bak, boşluğuna gelir, merak edersin, bu telefonu açma.
Çat diye bulurlar yerini abi.
Oğlum, teknoloji cahiliyiz, geri zekâlı değiliz.
Ötekiler?
Güzel.
Hadi bakalım Hakan.
Sen şimdi doğru evine. Bu gece uzun olacak.
Tamam.
Allah Allah...
Biz niye emniyette değiliz Ali Cemal? Niye burada tutuyorlar bizi?
Allah Allah...
Sence biz nasıl yakalandık Ali Cemal? Yani, Semavi niye durdurmadı bunu?
Tabii ya.
Belki de böyle olması gerekliydi.
Allah bizim yakalanmamızı istedi Ali Cemal.
Aşağı.
Semavi?
- Yürü. - Semavi.
Daha fazla ayrı kalmanıza gönlüm razı olmadı.
Özlemişsinizdir birbirinizi.
Bağla kendini oraya.
Bağla!
Göster.
Ne istiyorsun lan bizden?
Senden ya da sizden bir şey istemiyorum...
"Lan".
Ondan istiyorum. O konuşana kadar hepimiz buradayız.
Ne konuşacak ki? Ha? Ne anlatacak?
Kimlerle iş tuttuğunu, arkasında kimler olduğunu...
Semavi... Ne diyor bu herif?
Hah, gördün mü, bak.
Sorular başladı.
Bakalım ne kadar susabileceksin.
İstersen ben senin için bir girizgâh yapayım. Kolaylık olur.
Bütün o "Allah beni seçti, benimle konuşuyor" safsataları yalan.
O çekilen mesajlar, para dağıtmalar, elektrik kesintileri,
memleketin bütün kanallarında bunun videolarını yayınlamalar...
Ne diyorsunuz? E...
Yapay zekânın işi.
Yani bir tür gelişmiş bilgisayar.
Ve abiniz onun Allah olmadığını gayet iyi biliyordu.
Özetle bilgisayarla iş tuttu yani.
Nifak sokmaya çalışıyor. İnanmayın.
Hah. "Nifak" da geldi.
"Nifak, fitne, haram, günah..."
Bunları arka arkaya sıraladın mı mesele kalmıyor, değil mi?
Allah diye diye kandırdı hepinizi.
Tövbe de be.
Semavi.
Yalan söylüyor, değil mi bu?
Burada bir tane yalancı var.
Hadi bakalım.
Arkadaşlarına, dostlarına, yoldaşlarına ne kadar kıymet veriyorsun?
Sizinle işim yok.
Bu, her şeyi anlatırsa sizi serbest bırakacağım.
Yok anlatmazsa hep beraber burada çürürsünüz.
Şimdi karar sizin.
Doğru mu söylediği?
Cevap versene!
Kendine gel Ali Cemal!
Birbirimize düşürmeye çalışıyor. Görmüyor musun?
Merve'yi de bu yüzden öldürdün, değil mi?
Ağzını topla.
Vay puşt.
Doğru söylüyor, değil mi?
O ihanet filan, hepsi hikâyeydi.
Merve gerçeği öğrendi, sen de onu öldürdün!
Merve benim karımdı! Lafını bil!
O gece sana Merve'yi götürmeni söyledim. "Kaçır onu buradan" dedim!
O bize ihanet etti.
Hatırlamıyor musunuz? Hepimiz ölüyorduk.
Eğer ona cezasını vermeseydim isyan çıkacaktı, isyan!
Darmadağın olacaktık!
Başka yere götürebilirdin.
Kimsenin göremeyeceği, bulamayacağı bir yere.
Öldürmen gerekmiyordu lan!
Ama konuşur diye korktun. Gerçekleri anlatır diye korktun!
- Korkak bir adamsın! - Şşt!
Sen bir korkaksın lan!
Kendi menfaati için karısını bile öldürebilecek bir korkaksın lan!
- Semavi! - Kiminle konuştuğunu unutma!
Ben de onu soruyorum ulan! Kiminle konuşuyorum?
- Yalancıyla, korkağın tekiyle mi? - Yeter!
- Semavi'yim lan ben! Ben korkmam kimseden! - Yapma!
O zaman Allah'ın kurtarsın bizi buradan! Hadi! Olmuyor mu?
Anlatacaksın her şeyi! Bileceğim lan!
- Yeter! - Korktun mu lan?
Hı? Seni salsın diye mi bu atarlar?
- Lan, ben sen miyim ha? - Yeter!
Ben sen miyim korkacağım? Asıl korkak sensin oğlum!
Gerçeklerden kaçan sensin!
- Komutan! - Yeter!
Yeter! Yeter!
Salih...
Semavi. Komutan.
Ne yapıyorsunuz? Birbirinizi öldüreceksiniz burada.
Tam da onun istediğini yapıyorsunuz.
Böyle istedi!
Müdürüm, doğru söylüyorlar.
Veriler, bilgiler, kayıtlar, hepsi birbiriyle örtüşüyor.
Emniyet müdürleri, bakanlar, hepsi onlardan, öyle mi?
Hepsi müdürüm.
Vay anasını ya...
Ne yapacağız müdürüm?
Kara yine haklı çıktı, puşt.
Her şeyinizi takip ediyorlar.
Yani attığınız her adımdan haberleri var. Bu gördükleriniz daha hiçbir şey.
Gökhan? O nerede saklanıyor?
Onu bilmiyorum. Gökhan'la sadece Berk temas kuruyor.
İşte, kendi aralarında konuşuyorlar, bir plan yapılacaksa yapıyorlar.
Biliyorsa Berk biliyordur yerini.
- Feray, sen gel bakayım kızım. - Tamam.
Yüzde yüz güvenebileceklerimizin bir listesini çıkar.
- Mekân dışı bir toplantı ayarla. Hemen. - Emredersiniz müdürüm.
- Uykusuz nöbet tutuyoruz. - Sabret oğlum.
Sabret, sabret... Nereye kadar sabredeyim artık?
Bizimkilerden haber yok. Ulaşamıyorum. Kimseye ulaşamıyorum.
Nereye gittiler ki?
Gülcan haber göndermiş, "Abimi görmek istiyorum" diye.
Ha, anlaşıldı. O da Merve abla gibi...
Lan oğlum, yeter ya. Yeter.
Kıpırdama.
İtip kakmayın. Ne olur, dinleyin.
- Yürü. - Neden böyle yapıyorsunuz?
- Konuşma, yürü. - Çok samimi dostuyum Gökhan'ın.
- Biz buluşacaktık kardeşim. - Biz de. Hadi.
Ama konuşmadan olur mu? Bir dinleyin, ne olur.
- Lan oğlum, hadi ya! - Ya abi, hadisi madisi yok ya bunun.
Bak, bak... Kardeşim, bak.
Ben çok samimi dostuyum. Ayıp oluyor. Yanlış yaparsınız.
Semavi gelince anlayacağız.
- Doğru mu, yalan mı. - Ulaşamadım diye!
Abi!
Üstünden bunlar çıktı.
- Samimi dostuyum! - Alsana.
- Bağırma! - Abi, telefonumu verin, ispatlayayım!
- Şu telefonu kapatın. - Tamam.
Bu ne lan?
- Neredesin sen bu saate kadar? - Ya, dolaştım biraz. Duramadım evde.
Ortalık yanıyorken mi?
Merak ettim, o yüzden soruyorum. Niye haber vermiyorsun?
İyiyim hayatım, bir şey yok.
Aşkım...
Bak. Korktuğunu biliyorum.
Yani, bu Merve meselesi, memleketin durumu,
Berk'in dengesizlikleri...
Ama çok az kaldı gerçekten.
Bak, Kübra amacına ulaşsın, sonra her şeyi arkamızda bırakacağız.
Ne istiyorsan, nereyi istiyorsan oraya gideceğiz.
Söz veriyorum. Çok az kaldı.
Sevgilim.
Çok yoruldum ben.
Ben sana inanıyorum Semavi. Hep inandım. Ta ilk başından beri.
Ne yaptıysan, ne yapacaksan elbet vardır bir sebebi.
O herifin "arkandakiler" dedikleri kimler, bilmiyorum ben.
Tek bildiğim, arkanda ben varım. Bütün mahalle var.
Binlerce, milyonlarca insan var.
Konuşma. Söyleme ona.
Verme istediğini.
Hep beraberiz, yan yanayız. Ne olacaksa olsun.
Ölmek var, dönmek yok Semavi.
- Kalk. - Dur!
Hadi.
- Ne oluyor? - Hadi.
- Ne oldu? - Hadi yürü. Yürü! Yürü!
- Nereye? - Yürü hadi.
Kim... Bir dakika. Bir dakika.
Yürü.
Günaydın gençler. Nasıl geçti geceniz?
Uyuyabildiniz mi?
Hı?
Ben dedim ki
"Gökhan konuşmadığı sürece serbest kalamazsınız."
Ama işte, durum değişti.
O zaman ortada Merve mevzuu yoktu.
Bu büyük bonus oldu. Şimdi bu...
Böyle güzel bir bilgi karşılığında, evet...
Birinizi serbest bırakacağım.
Da...
Hanginizi?
Çünkü neticede
birbirinden kıymetli, necip gençlersiniz.
Hı?
Nasıl yapalım Gökhan?
Hangisini bırakalım?
Sen.
Sen...
Gerçekleri duyunca kaldırabilecek birine benzemiyorsun.
Seni salacağım.
Evet. Tamam, kararımı verdim.
Seni bırakacağım.
Aç, kurtul.
Hadi bakalım.
Aç oğlum, aç. Aç, özgürlüğüne koş. Hadi.
Salih.
Oyun oynuyor, inanma.
Ben oyun mu oynuyorum?
Ben sen değilim.
Oyun filan oynamıyorum.
Aç kelepçeni. Çöz kendini. Bas git. Haydi.
Bana bak lan zengin bebesi!
Ya Semavi'nin nerede olduğunu söylersin ya da beynine kurşunu yersin!
Abi, benim bunu kaç kere söylemem gerekiyor?
- Ben Gökhan'ın arkadaşıyım. - Aptal mıyız lan biz?
Semavi buhar oldu, uçtu gitti. Sen çıktın ortaya.
- Gizli gizli bizi izliyordun. - Öyle değil...
- Söyle, Semavi nerede? - Ya, öf...
- Hadi, söyle! - Abi, öyle değil.
Hişt!
Ya şimdi gidersin
ya da ömrübillah bunlar gibi burada çürürsün.
Haydi.
Lan haydi! Aç!
Geri döneceğim Gökhan. Sizi kurtaracağım.
Hah. Hadi bakalım. Kurtaracak sizi.
Bak, gördün mü? Oyun moyun yokmuş demek ki.
Ne yapıyorsun sen? Gel buraya!
Bas kafayı! Bas! Yat!
- Ben sana ne dedim? Çık git dedim! - Yapma!
Sana özgürlüğünü verdim. Sen ne yaptın? Bok ettin, bok!
Ne yapayım şimdi bunu?
Bu bana ihanet etti. Ha?
Nedir ihanetin cezası? Hı?
Yapma.
Sen bilirsin. Sen çok iyi bilirsin ihanetin cezasını.
Söyle, ne yapalım. Söyle, cezasını keselim.
Hadi konuş. Konuş, kurtar arkadaşını. Konuş!
Konuş lan.
Bak, "Konuş" diyor.
Sıkarım!
- Konuş! - Gökhan, konuşsana oğlum!
Konuş. Konuş, arkadaşını kurtar. Konuş!
- Blöf yapıyorsun. - Blöf?
Kaybedecek hiçbir şeyim yok. Sıkarım.
Lan, konuşsana oğlum!
Gökhan!
Lan konuşsana!
- Bu uyarıydı. - Ha siktir...
- İkincisi... - Gökhan, konuşsana!
- Lan konuş! - Gökhan!
Tamam, sen bilirsin.
Eşhedü en la ilahe illallah...
Güle güle aslanım!
Datakraft!
Bir şirket.
Datakraft adında bilgisayar şirketi.
Benden günah gitti.
Merve.
Gökhan'ın karısı. Yerinizi o söyledi.
Annesi abi. Gökhan'ın annesi...
Baskında ölmedi mi? Bunu gazeteler yazdı mı?
Televizyon söyledi mi? Ben nereden biliyorum?
Al işte, polis olmasa nereden bilecek?
- Sıkalım gitsin! - Ya, abi, hayır!
Hayır abi. Gökhan, Merve'yi kendi elleriyle öldürdü.
Mesela bunu... Bunu kim biliyor?
- Polis bilebilir mi? - Biliyor belki. Ne malum?
Sikeceğim.
Tamam, dur. ATM'lerden paraların fışkırdığı gün.
Gökhan yanındakilerle kanalizasyona indi.
Semavi'nin ailesini sığınağa götürme görevi
Gökhan tarafından sana verildi.
Oğlum, senin adın Baran işte!
Abi, siz beni niye anlamıyorsunuz ya?
Ya... Abi, biz ne bok yediysek Gökhan'la beraber yedik.
Ben sizdenim. Lütfen.
Gökhan yok şu anda. Hayvan gibi bir tehlikenin içindeyiz.
Buradan kurtulmanız için tek çareniz benim.
Abi, bunu niye anlamıyorsunuz?
Bir tek ben kaldım. Tek şansınız benim. Beni lütfen bir dinleyin ya!
Berk Bey en son gece çıkış yaparken görülmüş.
Tamamdır, teşekkür ederim. İyi günler.
Otelde de yok.
Herkesi yokladım. Kimsenin haberi yok.
Nasıl? Nereye gitti o zaman bu adam?
- Nereye gitmiş olabilir? Delireceğim. - Dur, bir sakin ol ya. Tamam.
Berk işte. Takılmıştır bir yere. Kim bilir kimin yatağında uyandı.
- Ulaşırız birazdan. - Değil. Değil. Değil. Bak.
Dün biz Gökhan'a ulaşamadık, tamam mı?
Berk çok panik oldu. Şu an Berk'e de ulaşamıyoruz.
Bir şeyler ters gidiyor. Bu durum iyi değil.
E, şey... E... Haberleşmişlerdir belki? Berk'le Gökhan, ha?
Planlar, bir şeyler peşindelerdir falan. Şu Gökhan'a mı baksan?
Tamam, bir bakalım bir daha. Bir daha deneyelim.
Bir daha deneyelim.
Bilgisayarı ver.
Al. Bak, bir numara çeviriyorsan...
Numara falan yok. Telefonumu versenize.
Telefonu ne yapacaksın? Bilgisayar yetmiyor mu?
Bulayım mı, bulmayayım mı abi Gökhan'ı?
Verin telefonunu.
- Hadi, lütfen. - Al.
Hay sıçayım ya! Kilitlemiş puşt.
Bir şey daha deneyeceğim.
Bir şey daha deneyeceğim.
Son bir şey deniyorum. Son bir şey. Artık kafam çalışmıyor.
İşte bu! Tamam. Şimdi buluyorum.
Berk'in konumuna bakıyorum.
Burası. Bak.
Berk'in telefonundan şu an buradan sinyal alıyoruz.
E...
Tamam. Bak, Gökhan'ın telefonu da, en son buradan sinyali almışız.
En son yan yanalar. Tamam. Güzel.
İçerisi hazır.
Anlaşıldı. Başlayın.
Başlıyoruz.
Selim, dur! Ne yapacaksın?
Gidip oraya bakacağım Deniz. Başka ne yapabilirim?
- Berk arıyor. - Açma!
Her şey bitti Selim artık.
Bilgisayar, telefon... Ne varsa hepsini toplayın, hadi.
- Neden böyle bir şey yaptın Deniz? - Birinin sizi durdurması gerekiyordu.
Yat!
Alın buradakileri. Ortak alana toplayın herkesi.
Aç şunu, ağzına sıçayım. Aç şunu be!
Gökhan'ın kardeşi. Adı ne?
- Gülcan. - Gülcan.
Nerede Gülcan? Gülcan nerede?
Bilmiyoruz. Semavi onu aramaya gitti.
Tamam. Ben bulurum. Bekle. Sakin olun. Sakin olun!
Bulacağım. Her şeyi yapacağım. Merak etmeyin.
E? Ne oldu?
E?
- Kapandı. - Ne kapandı oğlum?
- Kübra'yı kapattılar. - Kimi kapattılar? Ne diyorsun sen ya?
Hayır lan. Hayır...
- Kimsiniz lan siz? - Siz kimsiniz lan?
- Ne diyorsun sen? - Böyle bir şey olamaz!
Oğlum, konuşsana! Ne bağırıyorsun? Ne oldu?
Yakaladılar Gökhan'ı.
- Gülcan söyledi büyük ihtimalle. - Nasıl ya?
- Semavi yakalanmaz. Allah izin vermez ona. - Aynen.
Ne Allah'ı lan? Ne Allah'ı?
Cahiller! Onun Allah'ı bu!
Sizin hepinizin Allah'ı bu oğlum! Semavi'nin Allah'ı bu!
- Sizin Allah'ın fişini çektiler! - Ne diyorsun lan?
Yerimizi tespit ederler.
- Tespit ederler! - Ne olacak şimdi?
- Ne olacak şimdi? - Ya geldiler ya geliyorlar!
- Kim geliyor? - Geldiler abi!
- Tutun şunu! - Kim?
- Buradalar! - Al şu bilgisayarı.
Buradalar!
- Alın şunları. - Yürü!
Bıraksana! Bırak!
Siktir.
Oğlum, bıraksanıza!
Al hepsini! Araçlara!
Tamam, bu kadar yeter. Sabaha kadar bekledik.
Ben dayanamıyorum, gidiyorum.
Gülcan! Ne yapıyorsun?
- Nasıl bulacaksın? Biliyor musun yerini? - Bulacağım bir şekilde!
- Telefonu açmayacaksın, değil mi? - Gerekirse açacağım.
- Açmayacaksın. - Neden?
- Güvenli değil çünkü. Tehlikeli! - Tamam o zaman, sen burada kal!
- Tehlikeymiş... - Ya, Gülcan...
Müdürüm.
En başından sana güvenmem lazımdı. Kusura bakma ya.
Oldu bitti, geçti.
Bir dahaki sefere hıyarlık etme, yeter.
İfadeler müdürüm.
Sende kalsın. Dosyaya eklersin.
- "Boğra". - Buyurun amirim.
- İşlemleri tamamlayın. - Emredersiniz amirim.
Devam edin.
Şirket server'ları incelemeye alındı.
Dışarıyla bütün irtibatları kesildi.
Artık değil öyle ortalığa para saçmak, toplama çıkarma bile yapamazlar.
- Anlayacağın bu iş bitti Kara. - Hah.
Basına afili bir açıklama yaparsın artık.
Yok. Bu sefer açıklamayı sen yapacaksın.
Yalnız bu bakanlık ve emniyet müdürleriyle ilgili mesele
tam açığa kavuşmadan bir şey demiyoruz.
Anlaşıldı.
Kırılan kol yende kalacak yani.
Emniyet teşkilatımız tarafından
titizlikte düzenlenen gizli operasyon sonucunda
Semaviciler diye anılan terör örgütünün
"Semavi" lakaplı lideri Gökhan Şahinoğlu'nun
yakalandığını bildirmek üzere karşınızdayım.
Ülkemizdeki huzuru uzun zamandır tehdit eden bu şer odağının,
halkımızın kutsal değerlerini nasıl istismar ettiğine dair
apaçık kanıtların da elimizde olduğunu
açıklamaktan mutluluk duymaktayız.
Ayrıca düzenlediğimiz operasyonla
halkımızı kandırma maksatlı faaliyetlerin sürdürülmesinde
Semaviciler terör örgütüne teknolojik destek sağlayan
Datakraft adlı bir yazılım şirketini de açığa çıkartmış bulunuyoruz.
Kendisini güya Allah'ın seçtiği kişi olarak gösteren
Gökhan Şahinoğlu'nun sözde mucizelerinin
bu şirketin yüksek teknolojik imkânlarıyla tezgâhlandığı anlaşılmıştır.
Gülcan yaptı.
Abi, versek ya şu zengin piçini?
- Belki dokunmazlar bize. - Evet abi.
"Sizi kurtarırım" dedi, aldık yanımıza
ama bela getirmekten başka bir boka yarayacağı yok.
Verelim, gitsin.
Şşt!
Polis her yerde seni arıyor.
Seni polise verip kurtulacağımızı düşünüyorlar. Ne diyorsun?
"Salak salak konuşmasınlar" diyorum. Sen ne diyorsun?
Kim kurtarıyor oğlum sizi polisin elinden? Ben olmadan köpek gibi avlarlar sizi.
En azından şansımızı deneriz. Seni verip pazarlık edebiliriz.
Salak salak konuşma lan.
Ne yapacaksınız bensiz? Tek şansınızım ben sizin.
Nasıl tek şansımızsın lan?
Az önce kendin söylemedin mi "Elimden aldılar" falan diye? Ha?
Nasıl yapacaksın onu?
- Baran. - Ne var?
Gülcan gelmiş, mahalledeymiş.
Geç içeri.
Nasıl lan? Emin misin?
- Emrah görmüş. - Emrah ne gördüğünü mü biliyor?
- Yalnız mıymış? - Tekmiş.
- Nerede görmüş? - Kuşçu'nun orada.
- Birine daha soralım. Emin olalım. - Abi, gidelim.
Gidersek bunu ne yapacağız?
- Abi, kaçıyor bu! - Lan!
- Gidin yakalayın şunu! - Koş!
Nereye kaçtığını zannediyorsun?
Hemen buradan gitmen lazım.
- Ben mahalleden gitmek istemiyorum! - Güloş, beni iyi dinle.
Bu adamlar çok sinirli, tamam?
Bizi koruyacak kimse kalmamış, Gökhan'ı ihbar ettiğine inanıyorlar.
- Suçlu değilim! Konuşacağım. - Biliyorum. Konuşamazsın!
- Adamlar çok sinirli. Git buradan, hadi! - Nereye gideyim?
- Sahaya git. Halı sahaya git, hadi! - Sen? Sen?
Konuşup, gerçeği anlatıp onları ikna edeceğim.
Silahla ne yapacaksın?
Gitmezsen seni vuracağım! Sonra da kendi kafama sıkacağım!
- Hayır, hayır, hayır. - Tamam mı?
- Tamam. - Hadi.
Tamam, bekleyeceğim. Tamam.
Siktir Güloş! Çabuk, çabuk, çabuk!
Hareket edeni mıhlarım!
Serhat abi, çekil önümüzden abi bak.
Serhat abini sikerim Baran!
Önce beni dinleyeceksiniz!
Gülcan halı sahanın oraya doğru gidiyormuş.
Baran abiye haber verelim!
Bitti Gökhan Efendi. Sana söylediğim gibi.
Semavi efsanesinin sonu geldi.
Gülcan?
A-ah! Gerçekten buradasın. Ben de seni arıyorum.
Sen kimsin?
- Ha? Tanımadın mı beni? - Hayır.
Şey, ben... E...
- Yarattığı her şeyi yıktığın insanım. - Ne yapıyorsun ya?
Ben hayatını sikip attığın insanım!
- Sen beni nasıl tanımadın? - Manyak mısın? Bıraksana! Bırak beni!
Neden sattın abini?
Ben abimi satmadım. Ben abimi ölsem bile satmam!
Ya... Ben Kübra'ya canımı verdim, canımı.
Her şeyimi verdim, iliğimi verdim, kanımı verdim.
Şu kadar kalmıştı başarmama.
Ama sen onu benden aldın!
Ben hiçbir şey almadım senden! Esas sen benim ailemi aldın!
Sen annemi aldın benden! Abimi aldın!
- Kandırdın! - Kandırdım mı?
Geri zekâlı!
Seni cahil lanet olası küçük Kezban!
- Bırak! - Ben kimseyi kandırmadım.
Bu dünyaya bir şeylere kanmak için gelen sizsiniz, anladın mı?
Cahiller sürüsü!
En yakınınızdaki insana bile gözünüzü kırpmadan ihanet edebiliyorsunuz!
Ben kimseye ihanet etmedim!
Sen bu küçük beyninle benim yarattığım mucizeyi yok ettin!
O yüzden Merve gibi ölmen gerekiyor, biliyor musun?
- Merve öldü mü? - Merve öldü!
Merve geberdi!
Abin gebertti onu! Kendi elleriyle gebertti.
Gel buraya, gel. Buraya gel. Nereye kaçıyorsun? Gel.
Benden kaçsan bütün mahalleli seni arıyor.
Nereye gidiyorsun? Geri zekâlı.
Aptal!
Bırak peşimi!
Buraya gel, buraya.
Bırak!
Ya, gel buraya!
Gülcan?
Şşt!
Şşt! Gülcan?
Şşt!
Şşt!
Gülcan!
Hadi. Kıpırda. Çabuk!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.