All language subtitles for Yargi.S01E15 (15. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî) Download
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ceylin...

...şimdi seni cezaevine götürecekler.

Giriş işlemleri bitsin, hemen geleceğim.

Tamam mı? Söz veriyorum, geleceğim.

Nakil aracı gelmemiş komutanım. Arızalanmış yolda.

Tutukluyu aşağı nezarete alalım o zaman.

Duydunuz savcımı. Alalım nezarete.

Hayır, benim odamda bekleyebilir.

Pars Savcı mı bakıyor dosyaya, siz mi bakıyorsunuz?

Gel Ceylin.

Ya tutuklu nezarete alınacak. Öyle şey mi olur Allah aşkına?

Tutuklu benimle gelecek!

Bir savcının odası nezaret kadar güvenliklidir kanaatimce.

Sorumluluk bende. İtirazı olan istediği yere şikâyette bulunsun.

Gel Ceylin.

(Pars) Bakmayın öyle, devam edin, eşlik edin odaya kadar.

-Eren. -Sayın Savcı'm.

Bak, bu Ilgaz aldı Ceylin'i, odasına götürüyor.

Nakledilmeyecek miydi savcım?

Nakil aracı bozulmuş işte, yenisini bekliyorlar.

Bu Ilgaz da Avukat Hanım'ı görünce evren değiştirdi.

Bak, git odasında yanında bekle, tamam mı? Başka hata yapmasın.

-Anladın mı? Hadi Eren, yürü. -Anlaşıldı savcım.

Neva.

Buyurun Cüneyt Bey?

Ceylin nerede? Hemen hapse mi götürecekler benim kızımı?

Babamı da direkt götürmüşlerdi ya anne. Hatırlasana.

Silahta parmak izi var dediler.

Niye sustu Ceylin, anne? Niye ben yapmadım demedi, anlamıyorum ki.

Kızım, kendinde miydi? Görmedin mi?

Kuş gibiydi benim yavrum.

Savcı, işte götürüyor Ceylin'i.

Ya bunlar daha ne istiyorlar benim kızımdan?

Anneanne, o savcı teyzemin kocası, korkma.

Ayrıca davada da dediler ya Kaya diye. Duymadınız mı?

Anlamadınız mı ya? Evlendi teyzem. Evli o, evli.

Hadi Laçin, bitti.

İyi misin?

Bu gerçek mi?

Engin'i Ceylin mi öldürmüş?

Öldürmüş işte Laçin. Yoksa niye tutuklasınlar?

Öldürdü oğlumuzu, aldı intikamını.

Hadi gidelim. Kalk, kalk.

(Gerilim müziği)

Ne?

(Gerilim müziği)

Pars Savcı'm, ne oluyor?

Takmış kolluğu arkasına Ilgaz.

Hayırdır, duruşma ertelendi mi?

-Yok savcım, bitti. -Tutuksuz yargılama mı?

Tutuklu yargılanma verdi Hâkime Hanım ama...

Ne dolanıyor tutuklu ortalıkta o zaman Sayın Savcı'm?

Şimdi başsavcım, bu nakil aracı arızalandı, yenisini bekliyoruz.

Ben nezarete alalım dedim ama Ilgaz Savcı'm...

...odamda beklesin dedi Ceylin Hanım.

İyi misin?

Neden sustun Ceylin?

Yapmadığını söyleyebilirdin.

Hatırlamadığını söyleyebilirdin.

Bana bak...

...hiçbir şey bitmedi.

Sana çok iyi bir müdafi bulacağız.

Hocalarımızdan, ağır cezacılardan.

Birlikte seçeriz. Senin de sevdiğin, güvendiğin biri olur.

Pars'ın iddianameyi hızlandırmasını da sağlayacağım.

Ben kendim de inceleme yapacağım.

Her noktada tutuklu yargılanmana itiraz edeceğiz.

Tutuksuz yargılanmanı sağlayacağım, en azından beraat edene kadar.

Masum olduğunu kanıtlayacağız Ceylin.

Ilgaz...

...ben...

...ben yapmış olabilirim.

Ben yapmış olabilirim. Silah elimdeydi, buz gibiydi, ben onu tuttum.

(Geçiş sesi)

(Ceylin dış ses) Tuttum, silah elimdeydi, buz gibiydi.

(Geçiş sesi) (Kuşlar ötüyor)

Kuş sesleri vardı böyle.

(Kuşlar ötüyor)

(Ceylin dış ses) Kuş sesleri vardı, çam kokuyordu.

Çam kokuyordu.

Kalbinin atışını duydum.

Engin'in kalp atışını hatırlıyorum.

(Kalp ritmi sesi)

(Karga ötüyor)

Kalp atışını hatırlıyorum. Korktu benden. Korkuşunu gördüm.

Korktuğunu gördüm. Ben ona silah doğrulttum çünkü.

Tamam, sakin ol, anlat bana. Sonra?

(Kapı vuruldu)

Ilgaz Savcı'm, açın kapıyı.

Tetiği çektin mi?

(Kapı vuruldu)

Hatırlamıyorum, hiçbir şey hatırlamıyorum.

Ilgaz, aç kapıyı! Derhâl aç!

(Kapı vuruldu)

-Ilgaz! -Ceylin, iyi düşün, tetiği çektin mi?

Ilgaz, ne yaptığını sanıyorsun Sayın Savcı'm? Aç şu kapıyı!

Lütfen, hatırlamaya çalış, iyi düşün.

(Kapı vuruldu)

Çektin mi tetiği?

(Derin nefes alıp veriyor)

Ilgaz, yeter artık bu saçmalık. Aç şu kapıyı!

Düştüğünü hatırlıyorum.

Düştüğünü hatırlıyorum. Düşüşünü hatırlıyorum.

Kan vardı, bir de gözümün içine baktı.

Neden der gibi, gözümün ta içine baktı.

(Ceylin dış ses) İçine baktı gözümün.

İçine baktı, başka bir şey hatırlamıyorum.

Başka hiçbir şey hatırlamıyorum.

(Pars) Yeter artık Ilgaz, aç şu kapıyı. Saçmalama!

(Kapı vuruldu) Tamam Pars, tamam.

Madem açmıyor, kırın.

-Kapıyı mı kırayım savcım? -Sağır mısın Eren? Kır!

-Bir dakika, bende yedek anahtar vardı. -Ne o zaman bir saattir bekletiyorsun!

-Sormadınız ki Sayın Savcı'm. -Sordum!

Aç Pars, aç şunu, aç!

Ne oluyor Ilgaz?

Çok şık hareketler bunlar Ilgaz Savcı'm, bravo. Adliyeyi birbirine kattın.

-Araç hazır mı Eren? -Yenisini gönderdiler savcım.

Bir dakika müsaade.

Ceylin...

...yanındayım ben, buradayım.

Seni seviyorum.

Ne olursa olsun seni seviyorum.

(Ceylin ağlıyor)

(Pars) Hadi Eren, hadi.

(Duygusal müzik)

(Ceylin ağlıyor)

Sayın Savcı'm...

Kusura bakmayın ama Ceylin'i almam gerek artık.

(Ceylin ağlıyor)

Hadi kraliçe.

(Duygusal müzik)

Sen dur bakalım Ilgaz. Hiçbir yere gitmiyorsun.

Pars Savcı'm, sen de içeri gir. Kapıyı kapat.

Hepsi benim suçum. Hepsi benim suçum! Hepsi benim suçum!

(Gül) Zafer'e uydum tabii.

Ellerim kırılaydı da atmayaydım o tokadı Ceylin'e.

Kendi ellerimle kapının önüne koydum kızımı.

Sonra ne aradık, ne sorduk tabii.

Baba ocağının kapısını kapattık yüzüne.

Zafer çekti gitti.

Sahipsiz hissetti kendini, kimsesiz hissetti.

Sığınacak bir yer aradı, sığınacak birini aradı.

Arar tabii, arar. Çünkü yalnızlık Allah'a mahsustur.

Arar tabii. Sonra gitti ellere sığındı.

Gitti o savcıya sığındı benim kızım.

Anne...

Ama nasıl olur, benim aklım almıyor.

Nasıl birdenbire evlenmeye karar verir? İnsan nasıl bu kadar ani evlenir?

Nasıl haber vermez, benim aklım almıyor!

Benim aklım almıyor.

Uzak görüyor tabii bize kendini.

-Uzak görüyor. -Anne, yeter! Yeter!

Bu mu dert oldu şimdi? Ceylin'in habersiz evlenmesi mi?

Bunu dert etmek kolay tabii. Takıldın kaldın oraya.

Tutukladılar Ceylin'i. Hapse atacaklar, hapse!

Silahta parmak izi var. Katil diyor hâkimi, savcısı.

Sen hâlâ neden haber vermeden evlendi diyorsun. Yeter!

Bu olay sebepsiz olmadı diyorum Aylin!

Onu söylüyorum ben!

Yaprak uçuyorsa, rüzgârın hiç mi suçu yoktur?

Kardeşinin başına gelenlerde bizim hiç mi suçumuz yok? Onu söylüyorum!

Anneanne, ne olur su iç hadi.

Allah'ım ben ne yapacağım? Ben nasıl düşüneceğimi bilmiyorum.

Benim İnci'm gitti, Zafer yok.

Şimdi de Ceylin'imi alıyorlar, ben ne yapacağım bilmiyorum.

(Gül) Benim aklım karıştı.

Ben kime üzüleceğim, kime yanacağım, ne düşüneceğimi bilmiyorum.

-Çıktı teyzem. -(Aylin) Anne, gel.

-(Aylin) Ceylin. -(Eren) Uzak durun kardeşim.

Ceylin, kızım kurban olurum ben sana!

Benim kızım! Kurban olurum yavruma! (Üst üste konuşmalar)

-Ah, benim yavrum. -(Eren) Bir uzaklaşın buradan ne olur.

Korkma, sakın korkma.

Ben buradayım, tamam mı?

Biz arkandayız. Sakın korkma, sakın.

Güçlü dur, sakın korkma.

Üşüme, şunu giy.

Orası buz gibidir. Üşürsün, üşüme!

Üşüme ne olur, üşüme!

-(Eren) Gül Hanım. -Üşüme!

Korkma, tamam mı? Biz buradayız.

Ceylin.

Ah benim yavrum, sakın korkma, tamam mı? Biz buradayız Ceylin.

-Ceylin. -Ceylin.

Tamam anne.

(Gül) Kızım!

Kraliçe, korkma, olur mu?

Savcımla gelip alacağız seni.

Ne yapıp edip çıkaracağız seni oradan, tamam mı?

-(Gül) Ah benim kızım. -Sakın korkma, olur mu?

-(Gül) Ah benim kızım. -Benim güzel arkadaşım.

O zamana kadar Allah'a emanet ol. Hadi bakalım.

Ceylin, korkma yavrum!

(Gül) Korkma, korkma. Ceylin!

Yavrum! Kızım, gitme ne olur!

Ne olur gitmesin!

-Ceylin. -Ceylin. Ceylin'im!

Ah benim kızım, Ceylin'im!

Hayır, iş iyice zıvanadan çıkıyor.

Tamam, karın, tamam, için yandı, kabul.

Ama makam da var ya!

Sen böyle davranırsan...

...adliyenin içi çorbaya dönmez mi?

(Melih) Döner. Yetkiyi aştın.

Bak, tekrarı hâlinde...

...hiç gözümü kırpmadan soruşturmayı açarım sana.

Görevden uzaklaştırma da isterim. Ayağınızı denk alın.

Makamınızı, yerinizi unutmayın.

Pars, bir uğra bana.

(Kapı kapandı)

Ilgaz, telaşını, korkunu anlıyorum ama yapma.

Bak, aramızda incecik bir bağ var.

Hatta saç telinden bile ince. Ben onu korurum.

Ama sen korumazsan yapabileceğim bir şey yok.

Deliller ortada. Onca yıllık deneyimin, bilgin, birikimin...

...ne der bu delilleri görse Ilgaz?

Belli ki bir cinnet anı yaşandı. Ceylin de tetiği çekmiş işte.

Ben de istemem ama olay bu.

Kabul et, acı ama gerçek.

Neler görüyoruz ya.

60 yaşına kadar bir karıncayı bile incitmemiş adam, eli kanlı geliyor buraya.

Kime sorsan yapmaz diyor. Ama olan oluyor yani.

Bitti mi?

Bitti.

(Kapı kapandı)

Daha iyi misin?

Hadi gelin, bir yemek yiyelim, hem ne yapacağımızı konuşuruz.

Bana kefen getirmişti.

Kefen mi?

En kısa zamanda inşallah sen de evladını buna sar, dedi.

Gör bak o zaman acıların en büyüğü neymiş, dedi.

Tuttu bedduası.

-Oğlum öldü. -Ne zaman oldu bu?

Hatırlamıyorum. Bir gün eve geldi, kefeni fırlattı gitti.

Nerede kefen? Ne yaptın?

Bilmiyorum, evde bir yerdedir herhâlde.

Vazgeçtim, evde yemek yiyoruz. Duruşman var mı?

-Yok Yekta Bey. -Gidelim.

Hadi.

(Metin) Balistik raporu çıkınca bana haber verin, tamam mı?

Amirim.

Hayırdır, ne bu surat?

-Adliyeden haber ver demiştiniz ya. -Evet.

Ceylin'e tutuklu yargılama kararı çıkmış.

Tamam oğlum.

(Gerilim müziği)

Hayırdır Eren, dostluk mesaisi mi?

Yok Sayın Savcı'm, ben...

Sen ne? Sen ne Eren?

Senin önünde çözmen gereken bir cinayet dosyası yok mu komiser?

-Yanlış mıyım? -Var Sayın Savcı'm. Doğru.

O zaman ne diye volta atıyorsun adliyede Allah aşkına!

Yürü git işinin başına.

Emir anlaşıldı savcım.

Gel bir, gel. Gel.

Ne anlaşıldı?

Söylesene ya, Allah aşkına, ne anlaşıldı?

Anlaşılan bir şey yok.

Çünkü duygular devreye girince sizin kafalar fora oluyor.

Bana bak Eren, ben gel demeden bir daha da buralarda dolaşma.

Hadi işinin başına, devam.

(Kapı açıldı)

(Pars) İzninizle başsavcım.

Tek bir laf etmedi. Gördün, oradaydın.

Bir araba laf ettim, tık yok.

Yaptığımın arkasındayım diyor. Anlamıyor muyum?

Hayır, Ilgaz'dan bahsediyoruz, tamam da beşer şaşar diyeceğiz.

Şimdi karısı olduğu için o da şokta başsavcım.

-Yani kim olsa kafası karışır. -Hayır efendim, kabul edilmemiştir.

Sınanmadan bilemeyiz başsavcım. Şimdi o taraftan bakınca da...

İnsan en yakınından darbe alınca bir afallıyor başsavcım.

Yani yapmaz derken.

Herkesten çok ona inanırken, herkesten çok onu savunurken...

...bir de bakmışsın hiç de öyle değilmiş.

Yani Ceylin atarlı giderli birisi.

Fazla cesur.

Korkusuz. Gereksiz ama.

Şimdi insan şak diye de bu katil sıfatını yakıştıramıyor Ceylin'e.

-Ilgaz'ı da biraz anlamak gerek. -Vallahi...

...bu işler anlayışla, acımayla olmuyor.

Satır satır yazılmış kanun var, kural var.

Düzeni de bozdurmam.

Senin bu yancı tavrını da sevmedim.

Dosyayı elinden aldırma bana.

Yok başsavcım, ben insani bir yerden dedim.

Bir daha aynı şeyi yaparsa, derhâl bana haber veriyorsun, anlaşıldı mı?

Şimdi savcının katil karısı diye her yere yazacaklar.

Gözlerini hep üstümüze dikecekler.

Bir de o Engin'in babası Yekta var, o da az değil.

Milim milim hata arayacak, izin vermeyeceksin.

Ilgaz'ın bu dosyaya burnunu sokmasına da izin vermeyeceksin.

Hiçbir şeyden haberi olmayacak.

Anlaşıldı başsavcım.

Bu emniyette babası var, arkadaşları, dostları var.

Sadece burada değil, her yerde yolunu kapatacaksın.

Eğer beceremezsen, sızarsa...

...külahları değişiriz.

Anında açarım soruşturmayı Ilgaz'a.

Soruşturma süresince de görevden uzaklaştırırım.

Ha, daha da durmazsa yakar mesleğini, olur biter.

Bir Savcı Ilgaz vardı deriz, üzülürüz arkasından ama o kadar.

Kişiler gider, adalet baki kalır Pars.

Ekmek gibi, su gibi hepimize lazım.

Adalete leke düşürtmem, anlaşıldı mı?

Anlaşıldı başsavcım. İzninizle.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Tutuklu Ceylin Erguvan Kaya'yı getirdik. Buyurun.

Kimlik doğrulaması yapalım.

Gel bakalım böyle.

(Gardiyan) Tamamdır. Ceplerini boşalt.

Kaldır kollarını.

Aç bacaklarını.

(Gardiyan 2) İnfaz koruma memurunu çağıralım. Hepsi tamam.

Hoş geldin.

Zeliha ben. İnfaz koruma memuru.

Geçici koğuşuna götüreceğim seni. Hadi gidelim.

(Duygusal müzik)

(Üst üste konuşmalar)

Geç şuraya, bir üstünü arayalım.

-Aramışlardı zaten. -Biz bir daha arayalım.

Birkaç gün burada kalacaksın. Burası geçici koğuşun.

Ondan sonra psikolog görecek.

Sonra kurulla da görüşeceksin. Daha sonra nerede kalacağın belli olur.

Hadi geç, yürü.

(Üst üste konuşmalar)

Hanımlar, yeni mahkûm geldi. Yer açın hadi!

Allah kurtarsın kızım!

(Hep bir ağızdan) Allah kurtarsın.

Bayanlar, babanızın evi değil burası. Hadi kımıldayın!

-Geç. -(Kadın) Geçmiş olsun. Allah kurtarsın.

(Zeliha) Arkadaşınızın adı Ceylin. Güzel güzel kaynaşın hadi.

(Kadın) Vallahi Ceylan mı, Ceylin mi? Ne ki?

(Kadın 2) Ceylin'miş işte.

(Kadın) Hiç anlamadım. Ceylin m, Ceylan mı?

(Üst üste konuşmalar)

(Üst üste konuşmalar)

(Duygusal müzik)

(Üst üste konuşmalar)

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruldu)

-Müsaade var mı? -Buyur baba, gel.

-Nasılsın? -Gördüğün gibi.

Ne diyeceğimi bilemedim.

Çok üzüldüm.

Bunların başına gelmesi...

...bir türlü huzur, mutluluk görememen.

Zaten hayat böyledir. Bir geldi mi her şey üst üste gelir.

Benim de elim kolum her taraftan bağlandı.

Neyi kaldırsak altından Ceylin çıkıyor.

İki delille mi karar verdiniz Metin Amir?

İki delil deme şimdi.

Hepsi de kesin nitelikli.

Şüphesi az, hatta yok.

Ama senin için var galiba, ha?

Duruşmada da ben yapmadım dememiş, ha?

Bana ne demiştin hatırlıyor musun?

"İki elin kanlı şu kapıdan içeri girsen...

...bütün dünya Ilgaz yaptı dese inanmam oğlum."

Aynı şey mi?

Sen benim evladımsın.

Doğduğun günden bugüne kadar ben senin şahidinim.

İçini dışını biliyorum.

Ceylin hayatına ne kadardır girdi?

Sayılı gün.

Böyle bir iç dış bilme durumu kimse için olmuyor baba.

Onu gördük.

Hem niceliğin ne önemi var? Mesele nitelik değil mi?

Bir ömür geçirip, hayat tanığı olduğunu sanıyorsun.

Bir de bakıyorsun canavar çıkıyor.

Ya da en değersiz gördüğün sana el uzatmıyor mu?

Hayat iki kere iki, dört etmiyor baba.

Bak kendin söylüyorsun.

İyilikle kötülüğün adresi belli olmaz oğlum.

Tamam, diyelim yaptı, o katil. Ne değişecek baba?

Ona olan sevgim değişir mi?

Söküp atabilir miyim?

Asla!

(Geçiş sesi)

(Çınar) Sözünü tut baba, beni koru baba.

Ben, ben o adam...

Ceylin'in babası, öldürdüm baba.

(Geçiş sesi)

Her şeye rağmen?

Makamına rağmen?

Kalbinden gelen ses...

...aklını susturacak yani, öyle mi?

Biri hata yapınca affetme mekanizman asla çalışmıyor.

Silip atıyorsun, elini ayağını çekiyorsun. Çınar'da da aynısını yaptın.

Ben sen değilim baba.

Çınar'ın arkasında durdum, şimdi de Ceylin'in duracağım.

Çınar katil değildi.

(Gerilim müziği)

Ya Ceylin yaptıysa?

O zaman da yanında duracağım baba.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Hah, ben de aramanı bekliyordum kardeşim.

(Eren ses) Anladığım yasaklıyız birbirimize.

Pars nöbetçi öğretmen gibi koridor kolluyor vallahi.

-Neredesin Eren? -Esat abinin oradayım.

Geliyorum hemen.

(Gerilim müziği)

(Eren) Nasılsın kardeşim?

Bu soruyu es geçelim.

Tamam.

Olay yeri tutanağını hatırlıyor musun?

Yani evet, aklımda olduğu kadarıyla.

Bizim yine elimiz sağlam olsun.

Bunu nasıl buldun?

Olay yerinde istedim, fotoğrafını çektim, sonra da çıktısını aldım.

Ilgaz, olay yerinde olmaman gerekiyor, biliyorsun değil mi?

Bir şekilde orada olduğun tespit edilirse ki ederler, yanarsın.

-Pars biliyor, hâlâ da hayattayım. -Yekta?

(***) Yekta'yı.

Ceylin'in kafasına künt bir cisimle vurulmuş.

Düşmeyle değil, çapraz açılmış deri diye yazmış doktor raporda.

-Onu nasıl öğrendin? -Ceylin uyurken raporları inceledim.

Ne bulduk peki?

Bir cisimden bahsedilmiyor burada Ceylin'in saçı ya da kanı bulaşan.

Biz de öyle kan falan bir şey bulamadık ama silaha baktırayım.

Peki ya silah Engin'deyse?

Engin de silahın kabzasıyla Ceylin'in kafasına vurduysa?

Engin silahın kabzasıyla Ceylin'e vurdu. Ceylin bayılmadı.

Sonra silahı aldı bir şekilde Engin'i vurdu, öyle bayıldı yani, öyle mi?

Yani öldürdükten sonra öyle bir travmaya girmiş olabilir.

Hayatın olağan akışına uygun. Rastlıyoruz yani Ilgaz.

Peki, makul.

Ama diyelim Ceylin yapmadı.

Boş ver şimdi parmak izini, swap sonucunu.

O yapmadıysa olay yerinde başka biri vardı demektir.

Bizim şimdi gözümüzü ona çevirmemiz lazım.

Olay yerinde kim vardı, onu bulacağız ve ispat edeceğiz.

Bak, evin yakınında izmarit bulmuşsunuz. Kuru.

Evet abi.

Olay sabahı yağmur yağmış. Neden ıslak değiller?

Demek ki sonradan biri gelmiş.

Aynı yerde yedi tane.

Biri beklemiş, çok net.

İzmaritlerden DNA baktır.

Sistemde kayıtlı biriyle eşleşiyor mu anlayalım.

Abi, bunlar şimdi çerez gibi ufak ufak bir şey ifade etmiyor ama...

...resim tamamlanırsa çok şey ifade edecek.

Aynen öyle. Her şey değişecek.

Düşünsene, Ceylin silah kullanmayı biliyor mu sence?

Hayır, yani sanmam, hiç lafı falan geçmedi.

Silah kullanmayı bilmeyen biri çat diye kalbinden vurabilir mi?

Mümkün değil abi, milyonda bir ihtimal.

Abi, iki el silah atılmış ya.

Birini tereddüt, diğerini de isabet atışı olarak yorumlamıştık.

Orası da bilinmezlik. Çözeceğiz.

Benim gidip Ceylin'le görüşmem lazım.

Tamam. Ben de bu konuştuklarımızı bir araştırırım.

-Akşam görüşürüz. -Görüşürüz abi.

(Üst üste konuşmalar)

Kimsesiz kaldı yavrum. Ne yapar bensiz, tek başına?

Vallahi kızım, iyilikle diyorum, anlamıyorsun.

(Kadın) Bebeğin için yiyeceksin. Sütün kesilecek.

Ağlayınca çıkarıyorlar mı, bak.

Ben dedim ama, böyle olacağı belli dedim.

İnanmayacaktım o şerefsize. Attım imzaları senetlere.

Hâkime ağladım da dinlemedi bile.

Emir demiri kesermiş böyle.

(Kadın 2) Bu senin ilk mi? Kıyamam, alışırsın.

Benim bu üç oldu.

Adımız çıkmış hırsıza anam, ne desem boş.

Benim oğlanı bırakır mı ki hâkim? Duruşması yarınaydı.

Bir şey yapmadı, okuyor oğlum. Hepsi benim suçum.

Adamlar malsa ben ne yapayım? Ağzı açık ayran delisi hepsi.

İki gülüşe ne paralar akıtıyorlar.

Ne o? Evlenecek!

Lan senin yüzüne kim bakar moruk?

(Üst üste konuşmalar) (Müzik)

(Anons kadın ses) Yemekhane için çıkışa hazırlanın hanımlar.

(Kadın) Hadi yemeğe.

-Hadi yemeğe, hadi bakalım. -Hadi!

Hadi.

Ben aç değilim.

Hayır, yanlış cevap.

Yasak. Burada öyle olmuyor.

Ben de ilk günümde denedim ama olmadı.

Bak ye, yeme, sorun değil ama yemekhane kokusunu tatmak mecburi.

Hadi gel, ayakların açılır hem. Hadi.

(Gerilim müziği)

Yani sanki bizi görmüyor gibiydi.

Vallahi başına çok kötü bir şey geldiğini sandım.

Ellerinde de kan vardı.

Başında da vardı ya.

Var mıydı ya? Hiç fark etmemiştim.

Peki, hiç konuştunuz mu? Bir şey söyledi mi?

-Hayır. -Hayır.

Silah sesi falan da duymadınız?

-Hayır. -(Eren) Siz?

Hayır.

Of!

Ekleyeceğiniz başka bir şey var mı?

Yok.

Aklınıza bir şey gelirse haber verirsiniz, olur mu?

Tabii.

Tamam. Şimdi arkadaşım imzanızı da alsın.

Teşekkür ederim, ayağınıza sağlık. Sağ olun.

Kolay gelsin.

Sayın Savcı'm.

-Eren, merhaba. -Hoş geldiniz savcım.

Kim bu içeridekiler?

Sayın Savcı'm, bunlar Ceylin'i ormanda gören karı koca.

-Var mı bir şey? -Yok, savcım.

İyi.

Bütün ekibi topla, bir gelsinler bakalım. Metin Amir'i de.

Metin Amir yok Sayın Savcı'm.

Kim varsa işte.

Arkadaşlar, bu 2021/338 numaralı dosyaya bakan kim varsa...

...gelsin buraya, hadi ciğerim. Çabuk abiciğim.

-Tamam, bu kadar mıyız? -Evet savcım.

Dökülün bakalım, ne var elinizde?

Savcım, parmak izi, çekirdek, kovan, silah eşleşmesi...

...bir de barut izi, tamam.

Onları biliyoruz zaten, geç.

Henüz bir görgü tanığımız yok savcım.

Ben ekipleri bir kere daha olay yerine yolladım.

Konaklama yeriydi, evdi, tesisti, ne varsa bir tur daha atsınlar...

...belki bir şey yakalarız diye.

Bir şey bulunursa size rapor ederim savcım.

Bu arada Ceylin Erguvan'ın...

...hastaneden gelen örneklerinin incelenmesi de henüz tamamlanmadı.

Hızlandır.

Zaten Engin'e dair bir şey bulursak geçmiş olsun.

Nasıl savcım? Hükmü verdik mi hemen?

Olay bu Eren.

Belli ki bir cinnet anı yaşanmış, Ceylin de tetiği çekmiş yani.

Başka bir ihtimal varsa üstüne gidelim ama...

Ben dosyayı kapatalım demiyorum ki. Var mı başka bir şey?

Sayın Savcı'm, başına neyle vurulduğunu bilmiyoruz.

Ben silahı araştırmaya devam ediyorum daha.

Silahla vurulmadıysa neyle vuruldu?

Şimdi Sayın Savcı'm, olay yerinde bir şey bulamadık ama...

...evin yakınında yedi tane izmarit vardı.

Yani?

Yanisi, olay sabahı hava yağışlıydı.

Yerler ıslak, izmaritler kuru.

Ben birinin beklediğini düşündüm savcım.

Güzel düşünmüşsün. Bravo. İncelensin.

Her bir detaya bakılacak. Atlamak, zıplamak yok.

İşte böyle. Boş konuşmayacaksınız.

Bana delillerle gelin, ben derhâl gerekeni yaparım.

Ama işin içine arkadaşlığı kattığımız zaman hep (***) sarıyor.

Yapmayalım.

Komiserim, ifadeler.

Onu ben bir alayım.

Elinizde başka rapor, ifade, tutanak var mı?

Henüz yok savcım.

Bunlar var, bunlar kopyaları. Asılları zaten sizde.

Tamam. Elinizdeki bütün tutanak, rapor, kopya, ben hepsini alayım.

Buyurun Sayın Savcı'm.

Güzel.

Arkadaşlar, gölge dosya oluşturulmayacak.

Bu ne demek?

Tüm raporlar tek, ifadeler tek olacak.

(Kâğıt öğütücü çalışıyor)

Al şunu çöpe at.

Olaya dair ne bulunursa direkt bana gelecek.

Tek bir dosyada tutulacak, dosya da bende duracak.

-Anlaşıldı mı? -Anlaşıldı.

Eğer Ilgaz Savcı'yı biraz sevip sayıyorsanız...

...onu bu dosyadan uzak tutarsınız, bilgi sızdırmazsınız.

Aksi takdirde Melih Savcı, yani başsavcı...

...bu durumun aksine tanık olursa kendisini görevden alacak...

...Ilgaz'a soruşturma açılacak.

Kaş yapayım derken göz çıkarmayın.

Anlaşıldı mı?

Herkes işinin başına.

Bu Yekta Tilmen'i yarın adliyeye ifadeye getir.

Emir anlaşıldı savcım.

-İyi çalışmalar. -Sağ olun savcım.

Of!

(Gerilim müziği)

Metin Amir, ben de seni sordum içeride de denk geldiğimiz iyi oldu.

Buyurun savcım, hayırdır?

Pek hayır değil maalesef.

Bugün adliyede olan olaydan haberin var mı bilmiyorum ama...

-Ne olmuş? -Ilgaz hepimizi şaşırttı ya.

Duruşma bitti, nakliye aracı gecikti falan.

Neyse işte, Ceylin tam cezaevine alınacak...

...cezaevi derken yani nezaretten bahsediyorum.

Ondan sonra tuttu Ceylin'i götürdü, odasına kapadı.

Kapıyı da kilitledi, içeri kimseyi almadı.

Yani adliyenin tarihinde böyle bir şey görülmemiş.

Başsavcı da delirdi tabii.

Kötü olmuş tabii.

Bununla kalsa iyi. Bir de olay yerine gitmiş yetkisi dışında.

Böyle de veliye, çocuğunu şikâyet eder gibi oluyor ama...

...durum hiç hoş değil.

Bir de Yekta var. Bütün bunları öğrenirse ne yapar?

Ceylin'in aleyhinde çatır çatır kullanır, vallahi acımaz.

Anlıyorum savcım.

Sonunda birisi beni anlıyor, çok şükür.

Ben de sizi anlıyorum. Hassas, ailevi durumlar.

Ceylin sizin de gelininiz, sıkıntınız var, anlıyorum ama...

...oğlun da almış ateşi, sınır tanımıyor.

Duygularına yeniliyor.

Bak, başsavcı ihtar çekti.

Senin de ismini verdi, babası emniyette falan diye.

Gölge dosya falan olmayacak anlayacağın.

Ben içeridekilere de söyledim, aman diyeyim.

Haklısınız. Ben çocukları bir daha uyarırım.

Güzel. Anlaştık varsayıyorum.

Ola ki maazallah Ilgaz bu dosyadan tek bir kelime öğrenirse...

...başsavcı, Ilgaz'ı görevden aldırma talebinde bulunacak.

Ondan sonra soruşturma açılacak.

Yani senden bir polis olarak değil...

...babası olarak da Ilgaz'a engel olmanı istiyorum.

Kimseyi de, kendini de, bizi de yakmasın.

İyi günler.

(Gerilim müziği)

Amirim.

Başsavcı geçmiş üstünüzden, öyle mi?

Şimdi de beni durdurdu, demediğini bırakmadı.

Amirim, şimdi o da konuşuyor da yani...

Eren, savcı haklı. O ne diyorsa o.

Herkes ayağını denk alacak!

O iş nasıl olacak amirim? Ilgaz'ı bırakalım da delirsin mi?

Ceylin'i zaten içeri aldılar.

Ne yapacağız, Ilgaz duracak mı amirim ya?

Eren, artık bana tekrar ettirme.

Yardım edeceğiz diye işi daha beter batırıyorsunuz.

Tamam, bırak. Savcılık araştırıyor, emniyet teyakkuzda.

Elbet bir şeyler bulacaklar.

Laf getirmeyin bana da Ilgaz'a da ya!

Anlaşıldı amirim.

(***) ya!

(Gerilim müziği)

-Kolay gelsin. -Sağ olun.

Ceylin Hanım'ın arkadaşıyım ben, Ilgaz Kaya.

Biliyorum sizi, bir iki kere gördüm zaten.

Ceylin'in ofisinden bir iki eşyasını almam lazım ama...

...bende anahtarı yok.

Sizde varsa ya da tanıdığınız bir çilingir varsa çağırsak.

Yukarıda ofiste birileri var zaten. İsterseniz geçin, buyurun.

-Sağ olun, kolay gelsin. -Siz sağ olun.

(Gerilim müziği)

Merhaba, ben Ilgaz.

Ceylin'e götürmek için bir iki kıyafet almaya gelmiştim, müsaadeniz varsa.

Buyur, geç.

Kim geldi anne?

Merhaba.

Merhaba.

Teyzeme bir iki kıyafet almaya geldik de orada hiç kıyafeti yok.

İyi düşünmüşsünüz.

Geç.

Buyur, geç.

Gerçi bilemedik izin verirler mi.

Sorduk, bugün görüş günü değilmiş.

Zafer'de çok bekletirlerdi.

Ama biz yine de bir şeyler toparlayalım dedik.

İsterseniz ben halledeyim.

Savcı olarak mı?

Kocası olarak mı?

Anne.

Ne var Aylin? Daha bugün öğrendim kızımın evlendiğini.

Müsaade et de sorayım.

Bizim haberimiz yoktu.

Ceylin'in evlendiğini bugün mahkemede öğrendik.

Hayır, ben merak ediyorum nasıl oldu böyle birdenbire.

Madem Ceylin yok...

...o zaman kocası cevaplasın.

Sor anne, sor tabii de şimdi sırası değil gerçekten.

Çok haklısınız.

Sormak da öğrenmek de hakkınız.

Ama şimdi önemli olan Ceylin.

Önce onu oradan kurtaralım.

Sonra ikimiz çıkarız karşınıza, bütün sorularınızın cevabını veririz.

Kurtarabilecek misin gerçekten?

Elimden geleni yapacağım, söz veriyorum.

Daha fazlasını yap.

Daha fazlasını.

Ceylin masum. O kimsenin canına kıymadı.

Kıyamaz zaten.

Dağ gibi savcısın.

Madem nikâhına da aldın...

...kızımı oradan kurtar ve bana getir.

(Duygusal müzik)

(Kadın) Vallahi benim çocuğum yok. Rabb'im biliyor da vermiyor.

Olsa, başa bela.

Ağzından yel alsın, çocuk başa bela olur mu?

Vallahi kız. Geldin, gözünde yaş. Çocuk dediğin sonsuz gözyaşı seli.

Vallahi yemekler şahane.

Toparlamışlar.

(Kadın) Bir yıl önce böyle değildi.

Bence onu ye.

Hişt! Ye diyorum kızım. Tavuklu pilav.

Ayda yılda bir denk gelir. O da şansına.

(Ilgaz) Bunları bir güzel yiyeceksin şimdi.

-Hadi soğutma, ye. -Teşekkür ederim.

Afiyet olsun.

Sadece bunun için değil.

(Geçiş sesi)

(Kadın) Akşama kadar aç kalırsın sonra.

Ne o kız muhasebeci, beğenmedin mi?

Senin işin ne?

Avukatım ben.

(Öksürüyor)

-Helal, helal. -Dur anam bacım, dur.

Dur ölmem daha ben, dur.

Vallahi avukat bulmuşum, ölür müyüm ya?

Kızım, sen bir cevhersin.

Burada bir doktor bir de avukat baş tacı.

Sen şimdi ye, ben sana etraflıca anlatayım.

Benim dosyaya el atarsın sevabına, olur mu?

Benim kimseye yardım edecek hâlim yok.

(Kadın) Aman!

Sen şimdi Ceylin'i görebilecek misin?

Evet, göreceğim.

Ona de ki...

...annen senden özür diliyor, de.

Af diliyor de.

Ben...

...kızıma karşı çok mahcubum.

Söyle, tamam mı?

Çok selam söyleyin.

Bırakmasın, salmasın kendini.

Ben bugün duruşmada onu hiç iyi görmedim.

Adliyeden çıkarken de çok durgundu.

Yapmaz o, ama iyi değildi.

Hepsini söyleyeceğim, merak etmeyin.

(Duygusal müzik)

(Kapı kapandı)

Bu alenen tehdit, başka bir şey değil.

Belki de ailesi azmettirdi, git intikamımızı al dedi.

Baksana, kadın evime gelmiş.

Lanetler yağdırmış, bir anneyi tehdit etmiş.

Kefen getirmek ne ya? Hadsiz!

Gönül Hanım!

Şunu temiz bir torbaya koyun, giderken Cüneyt Bey'e verin.

Hemen, Yekta Bey.

Cüneyt, yarın bunu emniyete teslim edelim.

Parmak izi olmasa bile belki başka bir şey bulurlar.

Laçin'in tanıklığıyla da ispat ederiz.

-(Cüneyt) Tamam Yekta Bey. -(Seda) Of!

Bu oflamaların altında neler saklı acaba Sedacığım?

Gerçekten Ceylin'in yaptığını mı düşünüyorsun? Yapma.

Düşünmeme gerek yok, kapı gibi delil var...

Sen nasıl bir avukatsın ya?

Böyle ağzını yüzünü oynatacağına ne geçiyor aklından açık açık söyle.

Buraya seninle tartışmak için gelmedim.

Laçin için geldim ama şimdi gitsem iyi olacak. Bunaldım!

Bir şeye ihtiyacın olursa haber et mutlaka.

Söylesene, ne geçiyor aklından?

Her şeyin altında senin olduğun geçiyor mesela.

Hem de defalarca.

Saçmalama da çıkar ağzındakini.

Kitabımı çalıp beni suçladın. Şahane plandı.

Engin ölecekti. Ben de hapsi boylayacaktım.

Bir taşla iki kuş, tam sana göre.

Böylece ikimizden de kurtulacaktın. Olmadı, Engin ölmedi.

Senin beynin sulanmış.

Ama yarım kalan işini tamamladın. Engin'i ormana yolladın.

Tıpkı cadının ölüme gönderdiği Pamuk Prenses gibi.

Celladını da ondan önce gönderdin oraya.

Her şey yolunda gitseydi, kusursuz işleyecekti.

Sen hastasın.

O benim oğlumdu. Böyle bir şey...

Ben evladının canına kıyan çok baba gördüm.

İyi bir baba olduğumu hiçbir zaman iddia etmedim.

Engin'e de düşkün değildim ama ben onun babasıyım.

-Onu ben öldürmedim. -Sana neden inanmıyorum acaba?

Ne olur yeter, kavga etmeyin artık.

Biricik kardeşin benim katil olduğumu düşünüyor.

-Oğlunu ben öldürmüşüm! -Engin'i sen zehirlemedin mi?

Asla böyle bir şey yapmadım.

Peki, hastaneden kaçmasına yardım etmedin mi?

Evet, ettim.

Ya Sedacığım, gördün mü, ben senden daha dürüstüm.

Yaptığıma yaptım, yapmadığıma yapmadım derim.

Sor hadi, sende daha vardır deli saçması sorular. Gönder gelsin.

-Engin'i sen öldürmedin mi yani? -Hayır.

(Gerilim müziği)

Neyse, bana müsaade.

Madem bu kadar akıllısın...

...cevvalsin, her şeyi hemen çözüyorsun...

...gel, bu acılı anne babanın avukatı ol, hodri meydan.

İkimizi ben temsil edecektim ama sen bizi temsil et ya.

Hem ailedensin.

Madem Ceylin değil diyorsun...

...kim yaptıysa ortaya çıkarmalarına yardımcı ol.

Evet, açık teklif.

Gel avukatımız ol Sedacığım.

(Gerilim müziği)

Yeğenimin cenazesine katılıp son görevimi yapacağım.

Sonra da İzmir'e, evime geri döneceğim.

İstanbul'da fazla bile kaldım.

(Gerilim müziği)

(Üst üste konuşmalar)

Kız, aşk olsun, bir yaraya merhem ol dedim.

Biraz akıl versen yeter. Şimdi ilk gün şoku geçsin...

...bir kendine gel, sonra konuşuruz, olur mu güzellik?

Bak, el uzatanın eli havada kalmaz buralarda.

Sen de öğrenirsin zamanla, tamam mı?

-Yer misin? -Hayır.

Fikrin değişirse haberim olsun.

Kaç gündür buradasın?

Bugün üç oldu.

Ne zaman dağıtacaklar koğuşu?

Bilmem. Canları ne zaman isterse herhâlde.

Neden buradasın?

(Geçiş sesi)

Boş ver, sormadım say.

Ben...

...uluslararası bir şirkette CFO'yum.

Öyleydim yani.

Zimmetime para geçirmekten buradayım.

Hayır, para da hesabımda olsa bari.

Büyük oyuna geldim.

Ama avukatsın diye sana anlatıyorum zannetme sakın.

Benim avukatım var, Yekta Tilmen.

(Gerilim müziği)

Ne oldu şimdi ya?

(Kadın) Allah Allah.

(Gerilim müziği)

Tutukluya ne zaman teslim edersiniz?

Aslında bir gün sürer ama ben bunları hemen teslim ederim savcım.

-Teşekkür ederim. Kolay gelsin. -Sağ olun savcım.

Adam nikâhı bastı, Hakk'ın rahmetine kavuştu.

Vay efendim, sen bizim babamızı kandırdın parası için.

Vay efendim, 90 yaşında adamın aklı var mı ki âşık olsun?

Ben, noter, emlakçı sanki hepimiz bir olmuşuz da...

...onu şey etmişiz gibi yani. Anlatabiliyor muyum?

Yani hakikaten suçsuzum. Nasıl yapsak şimdi mesela?

(Anons kadın ses) Ceylin Erguvan Kaya, görüş için hazırlanın.

Hişt canım avukat, niye kaldın öyle?

Seni almaya gelecekler. Hadi kapıya.

Şanslısın, hemen geldi görüşçün.

Ceylin Erguvan Kaya. Görüşe, hadi.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ceylin!

(Duygusal müzik)

(Ceylin ağlıyor)

İyi misin?

Ağlama. Sen ağladıkça ben de yaralanıyorum.

Biliyorum, korktun, ben de korkuyorum.

Ama kendini bırakma.

Aklını toplamana ihtiyacımız var.

Seni buradan çıkarabilmem için her şeyi hatırlamana ihtiyacım var.

Dinlendin mi?

Hiç uyudun mu?

Yemek yedin mi?

Hayır.

Ceylin, bunu kendine de bana da yapma.

Ne kadar çok, ne kadar çabuk hatırlarsan...

...işimiz o kadar kolaylaşır.

(Duygusal müzik)

Bir gelişme var mı dosyada, merak ediyorum.

Hangi dosyada?

Hangi dosyada olacak abi, Ceylin'in dosyasında.

Ilgaz'ı konuşuyordu herkes bugün.

Almış Ceylin'i götürmüş odasına, kimseyi de sokmamış içeri.

Dosyaya gizlilik kararı geldi. Maalesef bilgi veremiyoruz, kusura bakmayın.

Şimdi müsaade ederseniz, sessiz ve de yalnız evime gidip uyuyacağım.

Böyle mi olacak abi bundan sonra?

Bu tavırlar, yüzüme bakmamaklar, yok saymaklar.

Sence de biraz abartmıyor musun abi?

Az bile yapıyorum sana, konuştuğuma dua et.

Abi, yapma ne olursun.

Sen benim içimi paramparça ettin Neva.

En ummadığım yerden vurdun. Hem de ne uğruna?

Kardeşimsin sen benim, kardeşim. Hata yapma lüksün yok.

Üstüne gölge düşürdün. Ucu abime dokunur mu diye düşünmedin bile.

Yaptığım ortaya çıkarsa abime ne olur demedin.

Ondan sonra abi yardım et diye yalvar yakar.

En zoruma giden de bütün bunların suçlusu benmişim gibi basıp evden gittin.

Ben sana ne yaptım Neva? Sadece yardım etmeye çalıştım.

Daha fazla (***) bulaşma istedim.

Bana bunu yapamazsın. Kimse bana bunu yapamaz!

O yüzden Nevacığım, kusura bakma, bir süre, hatta uzunca bir süre...

...bu tavrı çekeceksin. Ta ki içim soğuyuncaya kadar.

Ondan sonrasına da bakarız artık.

(Müzik)

Sana defter kalem getirdim.

Eşyalarınla birlikte gardiyana verdim. Birkaç saat içerisinde eline geçer.

Ne hatırlarsan anında not et.

Aklına ne gelirse.

Yazmak iyi gelir insana.

Aklından ne geçiyorsa.

Diyelim rüya gördün, onu yaz.

Olayla ilgili ya da ilgisiz.

Beyin bazen oyun oynar.

Boşlukları tamamlar. Gözlerini kapat ve düşün.

Biliyorum, olay anını yaşamak üzücü, yorucu...

...kahredici.

Ama yapman gerek.

Mesela...

...seni bulduğumuzda...

...belli ki bir boğuşma yaşanmış.

Her yerin topraktı.

Başından yaralanmışsın.

Doktor düşmeyle değil, bir şeyle vurulmuş, küt bir cisim dedi.

Neyle vuruldu, kim vurdu, hatırlıyor musun hiç?

Üstünde, şuranda bir ayak izi vardı.

Biri tekme mi attı?

Ya da üstüne mi bastı? Engin...

...ya da başka biri.

Hatırlamıyorum.

Ah! Acıyor, evet.

Tekme atmış.

Ceylin, bu bulmacayı çözmemizin tek yolu hatırlaman.

Elinde silah olması senin yaptığın anlamına gelmez.

Zaten sen silah kullanmayı bile bilmiyorsun.

(Geçiş sesi)

(Müzik)

Oğlum, var ya, seni çok pis ezdim.

Dur bir, acele yok. Göreceğiz şimdi.

Hadi. 'Yes'!

Çüş ama ya!

'Yes'! İşte bu. İşte bu, sıfır ıska.

Nasıl yapıyorsun ki bunu?

Mızıkçılık yapma canım, mızıkçılık yapma.

Mızıkçılık falan değil yani...

Hadi, benim canım İskender çekti.

(Engin) İskender mi? Hamburger dedik ya.

(Ceylin) Hayır abiciğim, ben kazandığım için benim dediğim olacak.

(Engin) Hamburger kadar atmışsın, kusura bakma, İskender'i karşılamaz.

(Ceylin) Hadi yürü. (Geçiş sesi)

Hayatımda ilk defa...

...ilk defa biri bana benden daha çok inanıyor.

Bunun beni normalde mutlu etmesi lazım, değil mi?

Ama kahroluyorum.

Mideme ağrılar giriyor resmen.

Üzgünüm.

Seni bu sefer hayal kırıklığına uğratabilirim.

Ceylin...

Bırak, gideceğim.

(Müzik)

(Ceylin ağlıyor)

(Duygusal müzik)

(Konuşmalar duyulmuyor)

(Ceylin bağırıyor)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Laçin) "Seni çok seviyorum, annelerin annesi."

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-(Cüneyt) Yekta Bey. -Gel Cüneyt, gel.

Biraz önce mail geldi. Ceylin tam iki yıl poligona gitmiş.

Vay, vay!

Hatta bir iki küçük turnuvada da birinci olmuş. Yani bayağı iyi nişancıymış.

Elleri kırılsın.

Benden bir isteğiniz yoksa ben ofise geçeceğim, çalışmaya devam edeceğim.

Tamam Cüneyt, her şey için sağ ol. Kefeni unutma.

Tamam Yekta Bey. İyi akşamlar.

İyi akşamlar Laçin Hanım.

(Müzik)

Bana kardeşin gibi şüpheyle bakıyordun ya.

Al bak! Hani aklın almıyordu ya.

Al bak, Ceylin Hanım oğlumuzun kalbine hiç acımadan...

...tereddüt etmeden nasıl isabet ettirmiş!

İşte kanıtı, kendi gözlerinle gör.

Küçük hanım keskin nişancıymış da haberimiz yokmuş.

Bana şüpheyle bakmayı kesersin artık.

Hani yıllar önce bir kaza yapmıştın.

Kusursuz bulunmuştun, hata sende değildi.

Anne, baba, iki çocuğuyla kaza anında ölmüştü.

Onların ölümünden sen suçlu bulunmadın.

Ee?

Engin aslında senin suçlu olduğunu...

...ama üstünü kapattığını söyledi.

O aileyi senin öldürdüğünü söyledi bana.

Doğru mu?

Onları sen mi öldürdün?

Laçin, kapa çeneni.

Git bir yüzünü yıka, saçmalıyorsun çünkü.

Beni daha fazla delirtmeden git!

(Gerilim müziği)

Sayın Savcı'm.

Aa, Ilgaz Savcı'm, merhabalar. Nasılsınız?

Pek iyi değil.

Eşim, Ceylin Erguvan Kaya...

...tutuklu olarak geçici koğuşa alındı.

Kusura bakmayın, hiç haberim yoktu.

Bugün teslim edildi.

Çok üzgünüm. Neyle suçlanıyor?

Kasten öldürme şüphelisi.

Çok zor bir durum, ben ne diyeceğimi bilemedim.

Olay taze.

Şüphe, adı üstünde.

Eminim en kısa süre içerisinde gerçek ortaya çıkar.

Eşiniz de siz de rahatlarsınız.

Evet, öyle olacak. Ama şimdilik bir sorun var.

Soruşturmanın sıhhati açısından da sorun tabii.

Hiçbir şey hatırlamıyor. Başından bir darbe almış.

Travmanın uzantısının izleri hâlâ mevcut, her şey kopuk.

Çok üzgünüm, çok geçmiş olsun.

-Sizden bir ricam olacak. -Buyurun.

Yani mümkünse tabii, bu kuruldan önce gerçekleşecek olan psikolog görüşmesini...

...biraz hızlandırabilirseniz, hatırlamasına yardımcı olabilir.

Yarın sabah ayarlarım.

Hatta en kısa süre içerisinde kendi koğuşuna geçmesini de sağlarız.

-Avukat demiştiniz, değil mi? -Evet.

Memur koğuşuna alırız. Bu daha uygun olur Avukat Hanım için.

-Sağ olun. Çok teşekkür ederim. -Rica ederim.

Kusura bakmazsanız benim artık çıkmam gerek. Oğlanı okuldan alacağım da.

Tabii, kusura bakmayın, yolunuzdan alıkoydum.

-İyi günler. -İyi günler.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bilgi işlemden mi bilirler?

Aynen. Ben giremiyorum, şifre lazım.

(Telefon çalıyor)

Söyle kardeşim.

Eren, geldim ben, çık hadi.

Tamam, geliyorum hemen.

Umut, ciğerim, ben çıkıyorum.

Anlaşıldı komiserim.

Oldu o zaman, ben yarın sorarım. Sağ ol.

(Müzik)

-(Eren) Kardeşim. -Aslan kardeşim, gel.

(Müzik)

Ceylin Erguvan Kaya!

Bunlar senin.

(Ortam sesi)

(Ilgaz dış ses) Asla vazgeçme.

(Müzik)

Nedir durum?

Pars Savcı el yükseltti. Sert çıktı, gizlilik kararı çıkarttı.

Gölge dosya bile olmayacak dedi.

Desen ki elde ne var?

Delil, rapor, hiçbir şey yok. Bir benim aklımdakiler işte.

Bu mudur yani? Böyle mi durduracakmış beni?

Abi, o da şansını deniyor işte.

Başsavcı soruşturma açacak, görevden alır falan dedi.

O da haklı abi. Bu, adliyedeki gösteriden sonra başsavcı bunun üstünden geçti ya.

O da o sinirle geldi hepimizin içinden geçti maşallah.

Abi, bir geri mi dursan ya?

Bak, bütün emniyet teyakkuzda zaten. El birliğiyle bulacağız Allah'ın izniyle.

Bir gün Eren, bir gün daha Ceylin'in orada kalmaması lazım.

Kalmayacak da canım abim. Ama sakin olmak lazım.

Hem sen dersin hep bize sakin kalın diye.

Fevri hareket etmek zarar getirir, yarar götürür diye.

Bak ne diyeceğim, sana güzel haberlerim de var.

Silahın kabzasından Ceylin'e ait...

...ne doku ne kan ne de saç örneği çıktı. Tertemiz.

Demek ki kafasına başka bir cisimle vuruldu.

Öyle ama neyle? Bir eşya, sopa, taş ortada yok.

Eren, Ceylin'i ilk bulduğumuzda, yolda...

...üstünde bir ceket vardı, hatırlıyor musun? Kırmızı.

Evet abi.

Ceketin üstünde bir ayak iyi vardı.

Ee, ceket bizde.

O ayak izi Engin'in mi bir baktır.

İnsanlık fazlası rahmetli Engin'in var ya, bütün eşyaları kriminalde.

-Ben hemen bakıp geliyorum abi. -Bekliyorum burada.

(Seda iç ses) "Avukat Engin Tilmen ormanda ölü bulundu.

Ünlü avukat Yekta Tilmen'in oğlu Engin Tilmen ormanlık alanda ölü bulundu.

Cinayet şüphelisi olarak Avukat Ceylin Erguvan Kaya...

...tutuklu yargılanmak üzere cezaevine sevk edildi."

"Bir zamanlar arkadaştılar."

"Kardeşini öldüren arkadaşını öldürdü."

(Müzik)

Laçin.

Bir şey mi oldu?

İyi misin?

Ne oldu, anlatsana.

-Pardon, bir su verir misiniz? -Tabii efendim.

Seda, kurtar beni. Ne olur bana yardım et.

Yekta'dan...

...bıktım. Artık gücüm kalmadı.

Bir şey olmuş. Kötü bir şey mi yaptı sana?

Varlığı bile yetiyor.

Nefret ediyorum, dayanamıyorum artık.

Bunca zaman nasıl tahammül ettin, zaten aklım almıyor.

Laçin...

...sen de benimle aynı şeyi mi düşünüyorsun?

O mu yaptı bunu Engin'e?

Bilmiyorum.

Belki direkt yapmadı ama...

...sebep oldu bir şekilde.

Bilmek istiyor muyum, ondan da emin değilim.

Bilmemek daha iyi belki de.

Onu görmeye dayanamıyorum.

Kokusunu bile duymak istemiyorum.

Sesi, yürüyüşü...

...o üstten kibirli bakışları midemi bulandırıyor.

Hiçbir şeyine dayanamıyorum.

Engin benim az da olsa nefes alma nedenimdi.

Desteğimdi, tesellimdi.

Artık Yekta'ya tahammül edecek hiçbir desteğim yok.

Ne olur kurtar beni, bir şey yap.

Ben bunu tek başıma yapamam, ne olur yardım et.

(Müzik)

Senelerce sana inanmadım.

Hayatının dağılışını izledim.

Ablalık yapmadım, yüzümü döndüm.

Kabul etmezsen seni anlarım.

Ama şimdi yanımdasın, Engin için.

Acımız bizi yakınlaştırdı.

Yoksa beni affetmediğini biliyorum ben.

Neyse.

Vaktini aldım, kusura bakma.

(Laçin) Çok özür dilerim.

Laçin.

(Müzik)

(Eren) Kolay gelsin paşam.

Buyurun komiserim.

Ceylin Erguvan Kaya'nın üstünden çıkan ceketin fotoğrafları var değil mi bizde?

Tabii, tabii. Olması lazım, bir bakayım dosyaya.

Komiserim, bu arada çay var içerseniz.

Sağ olasın.

Eyvallah komiserim.

Buyurun.

Ziyan insan Engin Tilmen'in ayakkabılarının fotoğrafları da vardır.

Hemen.

Buyurun komiserim.

Bunu istemiş olabilir miyim oğlum?

Bayramlık ayakkabı mı alacağım lan kendime?

-Pardon komiserim. -Tabanının fotoğrafı, tabanının.

Buyurun.

Vay!

-Ayakkabıları var mı bunun? -Tabii, bizde.

Ali, sana zahmet, şurada Engin Tilmen'in ayakkabısı olacaktı kardeşim.

(Müzik)

Tut bakayım şunu.

Vay arkadaş, dümdüz.

Tamam.

Çayın var madem, kendine benden bir kahve söyle.

Sağ olun komiserim.

-Bana bak, ceket bizde, değil mi? -Tabii, bizde.

Tamam.

Topraktan örnek aldınız mı, ormandan olay yerinden?

Yok komiserim.

Almamışlar. Herhâlde arkadaşlar telaştan unuttu.

Şile de arka bahçe zaten, değil mi? Oğlum, bir dünya yol lan orası.

Ben hemen bir ekip gönderip aldırayım komiserim.

Tamam, tamam.

Birini alırım yanıma, gider ben alırım.

Bunların asılları var değil mi bizde, savcıya gidecek olan?

-Tabii, bizde. -Bende kalıyor bunlar, tamam mı?

Hadi afiyet olsun. Kolay gelsin. Hayırlı işler.

Sonuç?

Sonuç, kesinlikle başka birine ait. Ayak izi Engin Tilmen'in değil abi.

Ee, kim yaptı bunu o zaman?

Olay yerindeki toprak...

...ceketin üzerindeki toprakla eşleşirse üçüncü bir kişi daha var demektir.

Aynen abi, aynen.

Her şey değişir Eren, bütün senaryo değişir.

Yalnız bizimkiler toprak örneği almamış.

Önemli değil. Gider alırız hemen.

Yok, aman abi.

Ben bir memur alır, gider hallederim, tamam mı?

Yasal değil işte, sinirlenme hemen. Temiz delil işte.

Sen dâhil olduğun an her şey değişecek Ilgaz.

Aman diyeyim, gözünü seveyim, tamam mı? Ben halledeceğim.

Nasıl bekleyeyim Eren?

Ne yapayım, bir yerde mi durayım, çay mı içeyim, kahve mi içeyim?

Koyuyor böyle durmak.

Sen olsan ne yaparsın abi, tutar mısın kendini?

Can abim, çok haklısın da...

...öbür türlüsü hem Ceylin'e hem de sana zarar.

Bak Ilgaz...

...çıkmaz sokakta geriye gitmek, yolu açmak demektir.

Bir geri dur. Hepimizin yolu açılsın.

Kız zaten zor durumda.

Abi, Ceylin için de senin için de kötü olur sonra, etme kurban olayım ya.

Sen güven şu kardeşine.

Ben halledeceğim, tamam mı?

Sen bir git güzelce dinlen, tamam mı?

Bende.

-Bırakayım seni. -Yok, ben giderim.

(Müzik)

("Mehmet Erdem - Ben Ölmeden Önce" çalıyor)

"Bir sürü hatam oldu"

"Her şeye rağmen pişman değilim"

"Ama yine de"

"Bazen düşündüğümde"

(Gerilim müziği)

(Yekta) Laçin.

Nereye kayboldun?

Neredeydin Laçin?

Seda'ya gittim.

Sebep?

Kal demek için.

Benim dedikodumu yapmadınız yani?

Biraz daha kal dedim, rica ettim, o kadar.

Ne cevap verdi, merak ettim.

Kalmayacak sanırım, dönecek.

Ben yatırıyorum.

İyi değilim. İyi geceler.

(Telefon çalıyor)

Efendim Cüneyt?

Yekta Bey, müsaitseniz size önemli bir haberim var.

Mutlu edecekse devam et.

Aynen öyle. Ilgaz Savcı geçen gün olay yerine gitmiş.

Ne diyorsun sen, emin misin? Orada bulunamaz.

Gitmiş, inceleme yapmış, tutanağın da bir kopyasını almış.

Bu alenen suç.

Bu makamı kullanma, mevkiden yararlanma.

Ben buna izin vermem!

Delilleri bozmuş olabilir, olay yerine zarar vermiş olabilir!

Cüneyt, hemen dilekçeleri hazırla, yarın sabah ilk iş...

...doğrudan HSK'ya gidip ihbarda bulunacağız.

Tamam Yekta Bey, ben de bunu söylemek için aradım zaten.

Ayrıca da suç duyurusunda bulunacağız.

Bir de biz avukatlara (***) atarlar her şeye burnunu sokma diye.

Hâle bak. Rezalet!

Koskoca savcı, karısını koruyor, adam kayırıyor!

Buna izin vermem!

Bunu basına da düşürelim Cüneyt, şikâyetten sonra.

Ceylin cezasını çekecek. Oğluma yaptıklarının bedelini ödeyecek.

Hazırla dilekçeleri.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

İnsan, evladı için nasıl endişeleniyor, değil mi?

Analık babalık ömür boyu iç ılıntısı gibi.

Daimi diken üstü.

Diyene bak.

Sen bizi bırakıp gittiğinde küçücüktük.

Ne aradın ne sordun.

Aç mıyız, tok muyuz, hasta mıyız, sağlıklı mıyız, arayıp sormadın bile.

Üç yaşımda gittin, on yaşımda geldin.

Kapıyı açtığımda tanımadım bile.

Tam sevindim ki benim babam var diye...

...bir hafta sonra baktım ki yatağında yoksun.

Onun için de bana kalkıp da ev, aile, sevgi, merak, bana tatava yapma.

Beni kandıramazsın.

Benim babam öldü.

Ama ben senin kim olduğunu biliyorum.

Sen evden gitmeyen yüzsüz yabancısın.

Sabah kovuyorum, akşam evdesin.

Akşam kovuyorum, sabah kahvaltıda masadasın.

Gençtim oğlum, genç. Gençtim.

Zannettim ki her şeyi...

...zamanı bile avucumun içinde tutabilirim.

Yok. Ama öyle olmadı.

Size daha güzel bir hayat vermekti gayem.

O da olmadı.

Hatasızım demiyorum.

Ama hatamı düzeltmesini de biliyorum.

Bu aile için gerekirse canımı feda ederim.

Kapıdan kov, bacadan girerim.

Hırsız de, yüzsüz de, umurumda olmaz.

Bırakmam artık sizi.

İstemez. Ne babalığın ne canın.

Bizim için bir şey yapma, eksik olsun.

Büyük konuşma evlat.

Gerekir, istersin, gerekirse can veririm.

Hoş geldin oğlum.

-Geç içeri, yemek hazır. -Sağ ol baba, aç değilim.

İyi misin sen?

-Gördün mü Ceylin'i, o nasıl? -Sonra konuşalım baba.

Koy kızım, koy. Doldur doldur, hah! Tamam, güzel.

Biraz da salata doldur bakalım.

(Makbule) Babacığım, ayran var diye koymamıştım.

Olsun, sen koy, sonra yerim.

Çınar! Çınar, oğlum gel buraya!

(Çınar) Buyur dede.

Kek kocaman oluyor.

O tepsiyi doğru abinin odasına götür. Şimdi yerse yesin, yemezse sonra yer.

Tamam mı?

Dur oğlum, ayran koyacağım.

Doldur, doldur, doldur, hah!

(Çınar) Hadi ben çıktım!

Bekle abi, fırında kek var. Onu da götürelim.

Tamam prenses, pişsin, sen peşimden gelirsin.

-Tamam. -Tamam mı?

Bana da doldur.

Doldur kızım, doldur, elini korkak alıştırma.

(Kapı vuruldu)

Aşağı masadan yolladılar güzel abime.

Gerek yok, yemeyeceğim.

Yok, öyle bir aşağı bir yukarı yapamam. Bak, bunu şöyle bıraktım...

...ister ye ister seyret. Sonra ben aşağıdan azar yemeyim de...

Galiba azar buradan geliyor.

Bu arada...

...tavuk pilav var ha.

Makbule 'style', parmak yedirten cinsten ha.

Abime de etini bol koydurdum.

(Geçiş sesi)

(Ilgaz) Bunları bir güzel yiyeceksin.

Nohutlu pilav. Nereden biliyorsun sevdiğimi?

Midye dolmaları gömdüğüne göre dedim bunu da sever.

(Geçiş sesi)

Abim...

...beni nasıl kurtardıysan Ceylin'i de öyle kurtaracaksın, biliyorsun değil mi?

O zaman takım arkadaşım canavardı.

Eksik yanım.

İki alakasız parçanın kusursuz uyumu gibiydik.

İnsanın kendi duvarları arasına sıkışması çok zor.

Kendini aşamaması, sürekli kendine çarpması.

Karşındakini aşmak daha kolay.

Kendi kurallarım, bugüne kadar kendini var ettiğin şeyler...

...en büyük engelin olunca aşamıyorsun.

(Duygusal müzik)

Âşık mıydın İnci'ye?

Ne önemi var artık abi?

(Kapı vuruldu)

Defne'dir.

(Çınar) Geldim.

Geç bakalım.

Sıcacık kek getirdim.

Gel bakalım.

Yemekten önce yeme iznini kaptım.

Ben yaptım, vallahi. Senin için.

Oo, bize hiç kek falan yok.

Babam "Abiniz üzgün, yaklaşmayın, hemen verin, gelin." dedi.

Sana her şey serbest.

-O zaman ye. -Canım hiç çekmiyor.

Ne olur, biraz tadına bak.

Hım, çok güzel olmuş.

Yine yaparım, hep yaparım.

Oo arkadaş!

Bize hiç kek yok, sarılmak yok, öpücük yok!

-Ben de isterim ya. -Sen de gel o zaman.

(Ceylin dış ses) Hastane.

Koridor.

Islık.

(Islık sesi duyuluyor)

Engin'in ıslığı tanıdık geldi.

Bildiğim bir şarkı, nereden tanıyorum, bilmiyorum.

(Silah sesi)

(Ceylin dış ses) Silah var.

Silah soğuk...

...hava soğuktu.

Kuşlar vardı.

(Kuşlar ötüyor)

Kuşlar vardı, çam ağaçları...

Engin karşımda yapma dedi, korktu benden. Elimde silah...

Elimde silah, ona doğrulttum.

Düştü.

Düşerken gördüm Engin'i.

Engin çok yakın, kalbinin sesi yakın.

(Kalp ritmi sesi)

Arabadayım, aynı şarkı.

Sıkışmışım bir yere.

Kolum uyuşmuş gibi, ağaçlar geçiyor.

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

Dede, dede!

Dede!

Dur, dur.

Madem ben yapmadım diyorsun, Engin'in ölümüyle bir alakan yok...

...kim yaptıysa bul dede. Engin'i kim öldürdüyse bul.

Hadi oğlum, git yat. Gecenin köründe rüyanda mı gördün ya!

Dede, bulman şart. Abim bu acıyla kalırsa kafayı yiyecek.

-Bir şey yap, Ceylin'i kurtar. -Tamam oğlum, tamam.

Hadi git yat, gecenin köründe. Eyvallah, tamam, hadi.

-Bu arada bunlar aramızda ha. -Eyvallah, tamam.

-(Çınar) İyi geceler. -Işığı söndür.

(Kapı zili çaldı)

-Günaydın oğlum. -Günaydın, çıkacaktım ben de.

Halan kahvaltı hazırlamış.

Gel bir bardak çay iç. Belli ki yemek yememişsin.

Aç değilim, ben geciktim.

Ya nasıl aç değilsin? Bak, yemeğe ellememişsin bile.

Belli ki uyumamışsın da.

Ayrıca...

...belli ki hâlâ sana bir bilgi akışı var.

Kırdıracaksın bana o Eren'in bacaklarını ha!

Ilgaz, bak başsavcı geldi, talimat verdi.

Duruşmadan sonra da hoş olmayan şeyler olmuş, değil mi?

Oğlum, bak mesleğini yakacaksın, yapma. İzin vermem buna.

Çok da umurumdaydı baba, gözüm görüyor sanki.

Görecek, görmesi lazım. Böyle bir kalemde silip atamazsın ki.

Oğlum, bak annenle biz, seni okutmak için çok sıkıntı çektik.

(Metin) Gece takside çalıştım ben ya.

Aradan yıllar geçmiş, eskileri döktürtüyorsunuz bana.

Yahu onca yıl hizmetim var.

Nasıl sana deli gibi es diye izin vereyim?

Teşekkür ederim baba. Emeğinize, özverinize sağlık.

Ben de yıllarca mesleğimi eksiksizce yapmaya çalıştım.

Ama sevdiğim kadın söz konusu, sen de anla beni.

Ki asıl sen anlarsın. Sen sınırını aşmadın mı?

Mesleğini, onurunu tehlikeye atmadın mı? Kim için?

Kim için baba? Sevdiğin kadın için, annem için.

Yanacaksam yanayım, bırak.

Oğlum, bak senin yerinde olmak için can atan...

...ömründen yıllar verecek bir sürü insan var.

Yapma, yazık.

(Duygusal müzik)

Oo, Metin Amir almış ateşi gidiyor vallahi.

(Çınar) Rüzgârından üşüdüm ya!

Da niye yürüdü? Yok mu bizim araba?

Ben aldım geçen ama yaş 70 olunca...

...insan ehliyeti albümün arasına koymalı.

Hatıra niyetine.

Göz görmüyor, kulak işitmiyor...

...refleksler desen tırt.

Baban emanet verdi, gittim refüje tosladım.

Allah'tan emniyet kemeri takılıydı. Bana bir şey olmadı ama...

...araba pert.

Ne diyorsun dede, geçmiş olsun.

Abi, duydun mu? Babamın arabasını pert etmiş.

Hadi, sen git dükkânı aç, hadi.

Hadi görüşürüz.

Senin haberin yok tabii, ben dedemin yanında işe başladım.

Bak lafa daldı, işi bıraktı. Hadi yürü, yürü!

(Çınar) Hadi görüşürüz.

Neler olmuş, hiç haberimiz yok.

Seninle şöyle biraz yürüsek, ha savcı torunum?

Hem malumat edinirsin her şey için.

Rica etsem?

Yürüyelim bakalım.

Oturabilir miyim?

-Ceylin ben. -Biliyorum, Dilek ben de.

Çocuğun mu var senin?

-Anlatırken mi duydun? -Yok, anladım.

-Kaç yaşında? -Beş aylık.

Çok küçükmüş.

-Adı ne? -Furkan.

Memede daha. Bak.

(Dilek) Burada üç aylık.

-Çok tatlıymış. -Vermiyorlar ama yanıma.

Soruyorum, bir şey de demiyorlar.

Burada vermezler ama. Burası geçici koğuş ya.

Yerin belli olsun, alırsın bebeğini yanına, merak etme.

-Gerçekten mi, verirler mi? -Verirler tabii.

Hem bu kadar küçükken...

Çok sağ ol Ceylan.

Ceylin yalnız.

-Kusura bakma. -Dert değil.

Bir terslik çıkmaz, değil mi?

-Verirler yani? -Verirler.

Hem bir terslik çıkarsa da müdüre dilekçe yazarız, anlatırız derdimizi.

Birkaç gün sürer zaten.

Çok sağ ol, Allah senden razı olsun.

(Anons uyarısı)

(Anons kadın ses) Ceylin Erguvan Kaya, Feride Saatçi, Neslihan Sevgin.

Psikolog görüşmesine.

Ayşen Görmez kurul görüşmesine. Şencan Demir disiplin bürosuna.

İsimleri geçenler hazırlansın.

Yakında kavuşacaksın oğluna, ağlama, tamam mı?

İnşallah.

Baban sıktıkça sıkıyor. Bu da gerilmiş yay gibi.

Dedim fırlayıp uçmadan tutalım. Gel dedim yanımda çalış...

...gözümün önünde dursun.

Yoksa orada ne meslek öğrenecek ki!

Sorması ayıp, sen ne zaman bilardo salonu açtın?

Ben girmeden bilardo salonum vardı.

Girince de ortak, işin başına geçti. Dönünce de geldim işimin başına oturdum.

Baban da bir iki söylendi ama onayladı sonunda.

Gelip gidiyor işte, akıllı da kerata.

Ben ona iş ayarlamıştım.

Normal, geldiğinden beri koşturuyorsun. Şimdi de bu acın.

Bak evlat, ben hatalarımı ipe dizdim de geldim.

(Merdan) Baban da sen de istemiyorsunuz beni, farkındayım.

Ama ben buraya aile olmaya, başınızda olmaya geldim.

Velhasıl göstereceğim size nasıl bir dede olduğumu.

Her bir şeyi nasıl temize çektiğimi.

Sevdiğin kadının acısını izlemek...

...dünyadaki en büyük ıstıraptır oğlum.

İzin ver, yardım edeyim.

Aynen Çınar'ı içeriden çıkarmana yardım ettiğim gibi.

Senden istenen yardımın bedeli ağır oluyor. Hiç gerek yok.

(Duygusal müzik)

Sen beni zart zurt niye arıyorsun, ha?

Aradın, görüştük. Façam dağıldı, yetmedi mi?

Daha ne istiyorsun benden?

Ne?

Nasılsın diye merak ettik. İyi misin diye merak ettik.

-Maşallah çok iyisin ha. -Ya bırak!

Bir girdin hayatımıza zaten, içine (***)!

(Özlem) Bir de beni yiyecek, aklınca beni yiyecek.

Yok tehdit ediliyormuş, yok biz söylemezsek o dermiş.

Yok adam bilmem ne demiş. Allah'ını seviyorsan bırak ya!

Aklınca hazır olmuş çocuğa konacaksın, değil mi?

Tehdit bitti.

Yok artık tehdit.

Adam mevta oldu, tamam mı? Ama mesele bitmedi.

Ya mesele falan yok.

Madem herif de geberdi...

...olay bitti. Sen arama beni bir daha. Merak da etme.

Tamam mı?

Zaten Tuğçe duymuş, babasıyla aranızda olanları...

...senin adını duyduğunda cinleniyor. Herkes kendi yoluna, daha da salça olma!

Özlem, delirtme beni!

Ne yapalım yani?

Bitti diye arkamızı dönüp gidelim mi? Ben nasıl sindireceğim bu gerçeği içime?

Vallahi o senin gerçeğin, hiç beni ırgalamaz.

Yapabileceğim hiçbir şey de yok.

Çok geçmiş olsun Özlem, bu artık hepimizin gerçeği.

Ya bir yolunu bulur, gider söylersin Tuğçe'ye de kocan olacak o hıyara da...

...ya da sana yemin ediyorum bak, gider bir avukat tutarım...

...gönderirim eve tebligatı...

...açarlar zarfı, piyango kime vurursa.

Sen seç!

Özlem!

Bırak beni!

Sana iki gün mühlet Özlem.

Bul bir yol, söyle.

O bana açmadığın telefonun var ya, onunla da bana haber edersin.

Ne oldu anne? Niye baktın?

Sanki üzerinden yıllar geçmiş gibi.

Yani bu masanın etrafında oluşumuzun.

İnci’min cıvıltıları...

...Ceylin'imin kahkahaları.

Deniz'imin gülüşü.

Anne, yapma.

Yapma, ben ayakta zor duruyorum zaten. Yapma.

Parla görmesin bizi böyle.

Aylin, bir börek yapsam alırlar mı içeri? Ispanaklı börek.

-Vallahi almazlar bence anne. -(Gül) Alırlar alırlar.

Ben iki dakikada yapıvereyim bir ıspanaklı börek.

Çocuk aç kalacak içeride ya.

-(Osman) Günaydın. -Günaydın.

-Bir şey mi oldu yine? -Yok bir şey.

Sen niye giyinmedin okul için?

Gitmeyeceğim çünkü.

Kızım bak...

...bak, ben seni anlamak için çabadayım.

Ama sen de bunu sömürme lütfen.

Hem raporun da bitti, iyisin de çok şükür.

-Yani gitmemen için sebep yok. -Var anne, var işte ya!

İstemiyorum insanların arasına girmek. Soracaklar bir sürü ne oldu diye.

(Parla) Tepeme gelirler uyuzluğuna. Darlarlar bir sürü.

Olmayan beyinleriyle dalga geçerler. İstemiyorum kimseyi görmek.

Tamam, sakin ol. Bir şey uydurursun, hastalandım dersin.

Zehirlendim falan dersin, susar hepsi.

Yok anne, istemiyorum. Hayır, lütfen göndermeyin beni okula, lütfen!

Kızım, sen git giyin şimdi. Beraber çıkalım, tamam mı?

Gidelim okula doğru, baktın olmuyor, döneriz.

Söz veriyorum, ben seni geri getireceğim. En kötü dışarıda biraz hava alırız.

Dolanırız biraz. Hatta kahvaltı yaparız dışarıda.

Söz.

-Söz mü? -Söz kızım.

Ama böyle olmaz. Kapanarak, denemeden olmaz, hadi.

Tamam.

Yaprak gibi titriyor.

Sakın üstüne gitme, tamam mı? Haptı çöptü falan sorma sakın.

Yapar mıyım öyle bir şey Aylin? Zaten aramız pamuk ipliği.

(Duygusal müzik)

Parla, bir şey diyeceğim.

Ya sorma baba, sorma! Yeter artık! Hapları nereden aldın diye soracaksın.

Hesap sormak için mi çıkardın beni buraya, o yüzden mi çıktık?

Kızım, hayır! Hayır ya! Onu sormayacağım, bir şey diyeceğim.

-Ya ben gidiyorum. -Dur ya, dur, bir şey sormayacağım.

Gel bir oturalım, konuşalım. Gel otur şöyle.

Ben de hata yaptım.

Hem de en büyüğünden.

Yani...

...o yüzden utanmak ne demek...

...üzülmek ne demek...

...biliyorum kızım.

Nefesini neyin kestiğini.

Çıkışsızlığını, paniğini, hepsini anlıyorum.

Diyeceğim şu ki tamam, yaptın bir hata.

Tamam. Ama ıskaladığın bir şey var.

Senin hataların benim sana olan sevgimi azaltmaz, tamam mı?

İkimizin arasına hiçbir şeyin girmesine izin vermez benim sevgim.

Sen beni affettin.

Tekrar aile olmamız için bir şans verdin, değil mi?

O yüzden sen ne yaparsan yap...

...senin için ne derlerse desinler...

...yine dönüp dolaşıp geleceğin yer bizim kollarımız.

Sen orada güvendesin.

Unutma.

İnsan canından kanından birine sırtını döner mi ya?

Değil mi?

Annen de ben de hep senin yanındayız, tamam mı?

Gel, gel.

(Kapı vuruldu)

-Merhabalar. -Buyurun geçin.

Oturun lütfen.

Evet, şimdi bir bakalım.

Neslihan Hanım, geleli üç gün olmuş. Nasıl, uyum sağladınız mı buraya?

Bir bakalım şimdi.

Gasptan buradaymışsınız.

Bekârsınız ama iki çocuk var. Yaşları yedi ve on.

Bayağı genç anne olmuşsunuz, belli.

Evet, anlatın, dinliyorum.

Bir kere adım Neslihan değil, Ceylin.

Gasp suçuyla da burada değilim, çocuklarım da yok.

Ayrıca da evliyim.

Burada insanlar sizin ağzınızdan çıkacak laflara bakıyor.

Sizin ağzınızdan çıkan laflara göre koğuşları belirleniyor.

Yani işinizi doğru düzgün yapacaksanız yapın...

...yoksa bırakın.

Belli ki yoğunsunuz, takviye isteyin, yapamıyorum deyin.

Bu insanların umutlarıyla oynamayın.

İçeride beş aylık bebeğine kavuşmayı bekleyen bir anne var.

Onlara bunu yapmayın yani.

Ceylin Hanım, durun, durun. Evet, umut önemli.

Haklısınız. Ama kendini ifade etmek de öyle, dürüstçe.

Yoğun bir gündü. Ve ben de biraz yorgunum sanırım.

Kusura bakmayın.

Baştan alalım mı? Buyurun oturun.

Dosyanızı karıştırmış olmam sizi kızdırdı, anlıyorum.

(Psikolog) Belki kırmış da olabilir.

Evet, birçok yaşanmışlık var burada. Acılar, korkular...

...bilinmezlikler. Bir sürü duygu.

Ya sizin hikâyeniz?

Dosyanızı okudum, hatırlayamadığınız şeyler var.

Sanki bir tramvaya bağlı gibi. Yani yaşadığınız şey...

...size o kadar ağır gelmiş olmalı ki zihniniz...

...duygularınıza tekrar gitmekte bayağı korkuyor anlaşılan.

Şimdi, hikâyenizi bir de sizden dinlemek isterim.

Eğer siz de isterseniz.

Hâlâ toprak eşleşmesi sonucunu bekliyorum ya!

Acele dedik Niyazi!

Pars Savcı'm kızacak.

-Günaydın savcım. -Sana da günaydın.

Can dost, güzel insan Eren.

Durum nedir?

Vallahi ilerliyoruz savcım. Bir şey bulur bulmaz koyacağım masanıza.

Dün Ilgaz almış seni.

Evet, şey savcım ya, dertleşmek için gittik öyle.

-İki tek attık, o kadar. -Öyle mi?

-Arkadaşlık da mı yasak savcım? -Yok.

Allah herkese senin gibi dert ortağı, arkadaş versin.

Can feda dostu Eren.

Yalnız yakalarsam yakarım.

Hiç canınız kalmadı, direkt oyundan atacağım.

Ulan kim ötüyor burada ya?

Ne diyor?

İhtar, tehdit, uyarı, ne ararsan var. Ilgaz'la görüşmen bile yasak diyor.

-Haklı, ne bekliyordun ki? -İhtar alacak ben ne yaptım ki amirim?

-Eren, seni bu dosyadan alıyorum. -Ne demek alıyorum amirim?

Amirim, amirim!

Amirim!

Mustafa!

Amirim.

-Emredin amirim. -2021/338 artık senin dosyan, tamam mı?

Eren'i aldım dosyadan.

Yapmayın amirim ya.

Emir anlaşıldı amirim.

Eren Komiser'e bilgi geçin, vallahi gebertirim hepinizi.

Kriminale, laboratuvara, balistiğe, adli tıpa, hepsine haber geçiyorsunuz.

Tek satır bilmeyecek. Anlaşıldı mı?

Aşk olsun ama amirim ya!

Oğlum, koşulsuz yanında olmak demek değil dostluk.

Dost dediğin gerektiğinde kulak çekmeyi de bilecek.

El birliğiyle oğlumun mesleğini ateşe atıyorsunuz. Yaktırmam!

(Eren) Ne oldu lan, çok mu hoşunuza gitti? Dönün işinizin başına!

(Gerilim müziği)

(Yekta) Ilgaz Savcı!

Koskoca devletin koskoca savcısısın. Kanunu, yasayı korumakla yükümlüsün.

-Yetki sınırını aşmaya utanmıyor musun? -Yavaş!

Asıl sana yavaş!

Katil karını aklamak için mi olay yerine gittin?

Bana bak avukat! Seni nezarete aldırırım, haddini bil.

Olay yerine gittin mi? Gittin.

Belki de karını aklamak için delil çaldın. Anlat da bilelim.

Yeter! Böyle sokak ortası karşıma çıkıp delilsiz, ispatsız...

...suçlamalarda bulunamazsın. -Delilini, ispatını buluruz.

Şov peşindesin avukat.

Aklın sıra tanığını da yanına almışsın, beni kışkırtacaksın, sana saldıracağım!

Bana yer değiştirme cezası aldırtacaksın.

Seni de burada bırakıyorum ama sen o çeneni kapatacaksın.

Yoksa devlet savcısına asılsız suçlamalarda bulunmaktan...

...seni içeri aldırırım.

Seni HSK'ya şikâyet edeceğim. Suç duyurusunda bulunacağım.

Karın oğlumu öldürdü. Cezasını çekecek. Ne yaparsan yap, kurtaramayacaksın!

Arabada giderken...

...ondan ölesiye nefret ettiğimi hissettim.

Hatta tiksindiğimi.

O öyle şarkı söyledikçe sanki kulağımı tırmalıyordu.

Kaçtığı için o kadar keyifliydi ki...

...sanki mutlu olmayı hak edermiş gibi.

Sanki bir insanın canını almamış...

...kardeşimi öldürmemiş gibi.

Peki.

Şimdi arabada kalın.

Ne kokuyordu? Koku, hatırlamanız için önemli.

Düşünün lütfen.

(Psikolog) Düşünün.

Hastane.

Böyle...

...ilaç kokusu.

Metalik...

...kimyasal bir kokusu vardı.

Çam kokuyordu.

Ağaçlar vardı. Çam ağaçları vardı.

Evet, çok güzel. Devam edin.

Gerisi karanlık.

Kocaman, karanlık bir boşluk ve sanki ben oraya sürükleniyormuşum gibi.

Ben niye hiçbir şeyi hatırlamıyorum? Niye böyle oluyor? Of!

Ceylin Hanım, sakin olun. Sakin olun.

Olur böyle. Çok doğal.

Başınıza darbe almışsınız. Onun etkisi de olabilir.

Ya da unutmak isteyeceğiniz kadar çok ağır bir şey yaşadığınızda.

Ya da gerçekten unutmak istediğinizde. Yani olur böyle şeyler.

Ben öyle biri değilim.

Ben kolay kolay pes etmem, vazgeçmem.

Obsesif gibiyimdir. Ben her şeyi hatırlarım.

Ben hiçbir şeyi unutmam. Benim işim zaten ayrıntı.

Benim işim detay.

Ben öyle biri değilim ya!

Öyle biri değilim ben!

Ceylin Hanım, unuttuğunuz için sanki kendinize çok fazla kızıyorsunuz gibi.

Oysa korkmuşsak, çok yoğun bir duygu yaşamışsak...

...beynimiz o durumla baş edebilmek için hemen orayı bastırıverir.

(Psikolog) Bunu iyiliğimiz için yapar. Bunu alt edebilmek için.

Yani unutmak çok normaldir.

Çok da iyi gelir.

Bakın...

...hiçbirimiz demirden değiliz.

Etten, kemikten işte. Alınan, incinen.

Hiçbirimiz kahraman olmak zorunda değiliz.

Mükemmel olmak zorunda değiliz. Her şeyi kusursuz yapmak zorunda değiliz.

Bazen...

...düşeriz.

Yanılırız, aldanırız.

Kendinizi tanımladığınız kalıplar...

...bir süre sonra sizi esiri yapar.

(Ceylin iç çekti)

Vay, kayıpların Parla! Neredesin kızım sen?

Annenler en son bize soruyordu gördünüz mü diye.

Buradayım işte, bir şey yok.

'Star' utancı galiba. Birincilik yaramadı. Kabuğuna çekilmiş, belli.

Elvan, kes! Tamam.

O değil de biz senin o günkü atarını hâlâ anlamadık kanka.

Bir çiçek geldi, paralel evrene uçtun.

Kimdenmiş? Not da vardı.

Çözülür ama. Hoca da zaten bir kıllandı, haberin olsun.

Niye kıllanacak ya? Neyden kıllansın?

Biz şarlayıp çıktığını anlattık.

Kaç gündür de yoksun. Rapor falan almamışsın.

"Bu ne sorumsuzluk ya! Ben bakacağım." dedi.

(Elvan) Ne oluyor kızım?

-Aa, gene gidiyor! Parla! -Bırak şu manyağı ya.

Ben Burak Hoca'yla konuşacağım. Bu ne sorumsuzluk ya!

(Telefon çalıyor)

Eren, neredesin? Niye açmıyorsun?

Dosyaları devrediyordum abi, ondan.

Toprak analizi çıktı mı? Çıkmış olması lazım.

Herhâlde çıkmıştır abi.

Ne demek çıkmıştır?

Eren, ağzından kerpetenle mi laf alacağız? Söylesene.

Of!

Abi, bir kadın cinayeti var, ben artık ona bakıyorum.

Bizim davaya elveda.

Ne demek şimdi bu?

Metin Amir'im elimi, ayağımı, gözümü bağladı.

(Eren ses) Alnıma da damgayı vurdu, kenara çekti bir güzel.

Sen sağ, ben selamet.

-Neden? -Senden dolayı Ilgaz.

Oğluma zarar vereceksiniz, mesleğinden edeceksiniz diyor.

(Eren ses) Haksız da değil be kardeşim!

Vallahi içime oturdu.

Eyvallah, Eren.

(Gerilim müziği)

Eren Komiser ceketin üstündeki toprak örneğinin...

...incelenmesini istemiş amirim. -Sonuç?

Maalesef laboratuvarda biz kaza yaşanmış.

Yanıcı madde alev alıyor, o sırada ceket de yanıyor.

Allah Allah!

Amirim, biz de kameralardan inceledik. Olay bariz kaza.

İyi. O görüntünün sonuçlarını bir de ben göreyim.

Emredersiniz, amirim.

Yalnız Eren Komiser'in de tespit ettiği gibi...

...fotoğrafta bariz belli ki ayak izi bir başkasına ait.

O elindeki ne?

Bu da yeni geldi, amirim.

Ceylin Erguvan Kaya'nın.

Tırnağından alınan doku örneği maktul Engin Tilmen'le eşleşti.

Ben bunları Pars Savcı'ya ileteyim mi?

Yok, ben götürürüm. Siz böyle aynen devam.

Pars, dosyayla ilgili bilgi istiyorum.

Ilgazcığım...

...biz seninle niye anlaşamıyoruz ya?

Koskoca iki savcı karşılıklı oturup, konuşup, anlaşamıyoruz ya!

-Başsavcı dün ne dedi? Hatırla. -Buraya savcı olarak gelmedim, Pars.

Şüphelinin eşi olarak geldim. Yakını olarak da bilgi istiyorum.

Madem bir eş olarak geldin, odama öyle birdenbire dalamazsın.

Benden kafana göre de bilgi alamazsın.

Ilgaz, yapma gözünü seveyim! Kanun, kural bilmez gibi.

Bir avukat tut, karını çatır çatır savunsun ya!

Yeter artık, bitsin bu savaş. Biz de birbirimize düşmeyelim.

Şimdi müsaadenle, madem bir vatandaş olarak geldin...

...seni dışarı alalım. İşim var. İfade alacağım.

Seni bir savcı olarak çok iyi anlıyorum. İşini yapıyorsun.

Ama bir insan, bir arkadaş, hatta bir tanış olarak...

...o kadar acımasızsın ki!

Rıdvan, Yekta Beyleri ifadeye alalım.

Tabii, savcım.

Bu sanki hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor.

Hep bir boşluk hissi. İçimde kocaman bir umutsuzluk var.

Sanki bir girdabın içindeymiş, bitmeyecekmiş gibi hissediyorum.

Kendimi çok kötü hissediyorum.

Ceylin Hanım, kendinize zaman verin.

Eğer acele ederseniz...

...kendinizi zorlarsanız paniklersiniz.

Panik de hafızanızı bloke eder.

Böyle durumlarda birkaç derin nefes alıp verin.

Ayaklarınız yere bassın.

Kendinize şefkatle yaklaşın.

Sakin olun.

Bir süre başka bir şeylerle ilgilenmeye ne dersiniz?

Yani zihninizi yormadan.

Bu cezaevi koşullarında neyle ilgilenmemi beklersiniz acaba?

Gözlerinizi kapatırsanız hiçbir şey görmezsiniz.

Gözlerinizi açın. Mutlaka size iyi gelecek bir şeyler bulacaksınız.

(Kapı vuruldu)

Girin.

-Kolay gelsin. -Savcı Hanım, buyurun.

Ceylin Hanım, merhaba.

Ben Cezaevi Savcısı Zeynep Yıldız.

Durumunuz biraz hassas olduğu için...

...psikoloğumuz sizinle normalden daha fazla ilgilendi.

Artık gelecek haftaya bırakmamız gerekiyor.

Çünkü kurul, değerlendirme için sizi bekliyor.

Koğuşunuz belli olacak.

Bunlara da bakacakmışsınız, Sayın Savcı'm.

Oyalama, meşgul etme taktiği, öyle mi? Bu da iyi! Bırak Özge, bırak.

Olsun bakalım. (Telefon çalıyor)

Bırak.

(Kapı kapandı) Alo?

Ilgaz Savcı'm, merhabalar.

Kadın tutukevinden Savcı Zeynep ben.

Buyurun, savcım. Her şey yolunda mı? Ceylin nasıl?

Demin psikologla görüştü. Hatta bayağı da uzun görüştü.

Ama size gerçeği söylemem gerekirse Ceylin Hanım pek iyi değil.

Psikologla görüştüm. Minik bir ağlama krizi geçirmiş.

Aklı çok karışık diyor.

(Zeynep ses) Şok etkisinden yavaş yavaş çıksa da...

...hafızasının netliği açısından burası pek uygun bir yer değil.

Yoğun duygular yaşamış. Belli ki baş edemeyip bastırmış.

Cezaevi şartlarında unuttuklarını hatırlaması için...

...güvenli, sakin bir yer bulması çok zor tabii.

Belki başka bir ortamda olsa, evinde ya da ne bileyim...

...sevdiklerinin yanında her şey çok daha kolay olurdu.

Ama maalesef...

...hızlı hatırlaması burada pek mümkün görünmüyor.

-Anladım, savcım. -Çok üzgünüm.

Bu bilgileri normalde aktarmayız, biliyorsunuz.

Ama siz gerçekten çok saygı duyduğum, hayran olduğum bir meslektaşımsınız.

Teşekkür ederim, savcım. Kolay gelsin.

(Duygusal müzik)

Aa! Parla kuzusu! Ne işin var burada?

Bir dakika. İyi misin?

İyiyim. Okulu astım da...

...bir bakayım dedim, sen ne yapıyorsun. Dolanıyordum öyle.

Kan bağı diye bir şey var gerçekten. Teyzen de böyle yapardı.

Güya kendince kandırırdı da ben gram inanmazdım.

Ailecek kötü oyuncusunuz.

-Hişt! Hadi be kankacığım ya! -(Merve) Tamam, dur. Geldim.

Hadi...

...madem o okul asılmış, değerlendirmek lazım, değil mi?

-Hadi gel, takılırız. -Tamam, geleyim.

-Buyurun. -Teşekkür ederim.

Hayır, evin bize ait olduğunu inkâr etmiyorum ki.

Mülk yıllardır bize ait.

(Yekta) Engin orayı pek severdi.

Kendini güvende hissedebileceği bir yere gitmiş. Oraya sığınmış demek ki. Yazık.

-Hepsi bu. -Gittiği ev sizin.

Laçin Hanım arabayı kendi elleriyle getiriyor...

Hayat tesadüfleri sever. Anladım.

Şimdi şöyle. Şoför, "Siz anahtarı üstünde bırakın.

Ben araba servisten çıkınca onu getirir, Engin'in eski arabasını götürürüm." demiş.

İşgüzar işte! Laçin de bırakmış. Saf. Olay bundan ibaret.

Öyle mi? Ne güzel yazıyorsun Yekta ya!

O onu demiş, bu bunu demiş. Miş miş de miş miş!

Peki, kimmiş bu şoför? Gelsin de arkadaşlar ifadesini alsın.

-Hayhay! Alalım vallahi. -Senden icazet almıyorum, Yekta!

Gelsin, ifadesini versin.

Savcım, anlayamadığım şu; Ceylin neden içeride?

Katili yakaladınız işte. Oğlumuzun cenazesini verin, defnedelim.

Laçin perişan.

Ceylin cinayet şüphesiyle tutuklandı. Suçu sabit değil.

Tamam. Madem hazır buraya kadar geldim, verin, dosyasını göreyim.

Dosyaya gizlilik kararı geldi. Maalesef kimseye gösteremiyoruz.

Anlaşıldı.

Sizin bana katkınız olmayacak.

Ama benim size olsun.

Bunu...

...Ceylin Hanım'ın annesi Gül Hanım, Laçin Hanım'a vermiş.

Daha doğrusu suratına fırlatmış.

Siz de yakın zamanda oğlunuzu gömersiniz diye.

Laçin ifade vermek istiyor. Azmettirici olabilirler.

Bu da...

...keskin nişancı Ceylin Hanım'ın nasıl tam kalbine isabet ettirdiğinin bilgisi.

Artık poligondan resmî evrakı alırsınız bir zahmet.

Hazır buraya gelmişken...

...Ilgaz Kaya hakkında da suç duyurusunda bulunurum.

Ne sebeple?

Ilgaz olay yerine gitmiş.

Bir güzel bakmış, incelemiş, dolaşmış. Artık aklında ne varsa.

Malum, şüphelinin kocası.

Olacak iş değil. Büyük suç.

Siz de sayemde öğrendiniz artık.

Kolay gelsin.

(Gerilim müziği)

(İç çekti) Ilgaz, ah!

'Hello'.

Oo! Hoş geldiniz.

-Ne haber? -İyiyim. Bak, bu Parla. İnci'nin yeğeni.

Biliyorum canım. Yani uzaktan biliyorum.

-Selam. -Hoş geldin.

Hoş buldum.

Ee, hadi siz de uzattınız artık! Sizi sürekli ben mi barıştıracağım ya?

Kardeşimle bizim bir sevgi, nefret ilişkimiz var.

-Ondan. -Sen nasıl bir su katılmamış salaksın ya!

Kardeşim, bir şey diyeceğim. Su falan dedin ya...

...bizim dilimiz damağımız kurudu. Bir gazoz tokuşturmaz mıyız? Yok mudur?

Siz boş bir yere geçin. Ben geliyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Evet hanımlar. Artık burası kalıcı ikametgâhınız.

Buyurun.

Hadi, sallanmayın. Yürü. Geç.

-(Kadın) Merhaba. Allah kurtarsın yavrum. -(Kadın 2) Sağ ol, teyze.

Türkan abla eski okul müdürü.

Dicle teyze sağır bir mahkûmdur.

Hadi yataklarınızı seçin şimdi. Tanışın, dertleşin.

Çayı, kahvesi, bardağı, çanağı, her şey burada.

Hadi kolay gelsin.

Hadi, Allah kurtarsın.

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

Ne getirdin baba? Bir şey mi getirdin yine?

-Çık dışarıya. -Kendim bakarım.

Oğlum, burası savcının odası. Delirme. Çık dışarı.

Yeni bir şey bulmuşsun, belli.

Olay yerindeki toprakla ceketteki iz mi eşleşti?

-Dışarıya çık dedim. -Hayırdır Kaya ailesi? Ne oluyor burada?

Cevap ver, Ilgaz. Ben olmadan odamda işin ne?

Ne oluyor burada, Metin Amir?

Bitti artık. Bundan sonra oğlunu ben de koruyamam.

Bunu başsavcıya rapor etmem gerek. Lütfen çıkın.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Ilgaz iç ses) "Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine."

-İzninizle başsavcım. -Bu ne hâl, Pars?

Başsavcım, ipin ucu kaçtı artık. Bu Ilgaz zıvanadan çıktı.

Artık soruşturma mı açıyorsunuz, görevden mi alıyorsunuz...

...ne yapıyorsanız yapın. Ben artık durduramıyorum ya.

Sen ne yaptın oğlum? Ne yaptın?

Bak, gitti! Gitti, başsavcıya şikâyet etti.

Artık uğraş dur, soruşturma mı, uzaklaştırma mı!

Soruşturmaya, hiçbir şeye gerek yok.

Ne demek şimdi bu?

(Ilgaz dış ses) "Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine.

2010 yılı itibarıyla Cumhuriyet Savcılığı görevime atandım.

Hâlen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında görevimde devam etmekteyim.

Kendi hür irademle görevimden istifa ediyorum.

Bilgi ve gereğini arz ederim.

Cumhuriyet Savcısı Ilgaz Kaya."

Bitti, baba.

Cüppemi kirletmeden bırakıyorum.

-Onurumla. -Neden?

Sevdiğin kadının yanında olamamak...

...onu koruyamamak...

...ona yardım edememek ne demek, biliyorsun. Sen yaşadın.

Annemin hastalığından, hatta durumunun kötüye gittiğinden bile haberim olmadı.

Zaten işim çok önemliydi. Her şeyden önemliydi.

Kutsaldı. Asla terk edilemeyendi.

Haberim olsaydı her şeyi bırakıp gelir miydim?

Bilmiyorum.

Belki gelir giderdim ama asla bırakmazdım.

Ne annemin bana ihtiyacı olduğunda yanında olabildim...

...ne de son nefesini verirken.

Hep düşündüm.

Nasıldı?

Beni yanında görmek ister miydi?

Ben ona elveda demeyi çok isterdim.

Helalleşmeyi.

Bu acıyı yıllardır boğazımda bir yumruk gibi taşıyorum.

Ama bu sefer yapmayacağım.

Keşke demeyeceğim. Önüne, arkasına bakmayacağım.

İçime inanacağım. Teslim olacağım.

Kutsalı işte, meslekte falan aramayacağım.

Sevdiğim kadın için feda etmem gerekiyorsa feda edeceğim.

Yanında duracağım.

Sonuna kadar.

("Yüzyüzeyken Konuşuruz - Son Seslenişim" çalıyor)

"Bir bilsen ne hâllerdeyim"

"Öldüm de gömülmelerdeyim"

"Depremsiz başıma yıkıldı evim"

"Bak, taksi kapıda bekliyor"

"Kilitlendi, ayağım gitmiyor"

"Al, kalbim neyine yetmiyor"

("Yüzyüzeyken Konuşuruz - Son Seslenişim" çalıyor)

Ya yaptıysam?

(Ilgaz dış ses) Kendimden ne kadar eminsem senin de yapmadığından o kadar eminim.

("Yüzyüzeyken Konuşuruz - Son Seslenişim" çalıyor)

"Bir bilsen ne hâllerdeyim"

Ceylin!

"Öldüm de gömülmelerdeyim"

"Depremsiz başıma yıkıldı evim"

Seni seviyorum.

Ne olursa olsun seni seviyorum.

"Bak, taksi kapıda bekliyor"

"Kilitlendi, ayağım gitmiyor"

"Al, kalbim neyine yetmiyor"

"Bu sana"

"Son seslenişim"

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra Taşçıoğlu...

...Nuray Ünal - Özgür Türk - Ece Naz Batmaz

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Gürbüz

Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

("Yüzyüzeyken Konuşuruz - Son Seslenişim" çalıyor)

"Bak gölgem yansıyor dağlara"

"İnancım kalmadı güllere"

"Ben nerden başlasam ölmeye?"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.