All language subtitles for HUDUTSUZ SEVDA - 8. BÖLÜM

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian Download
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Çok beklettim mi Deli Yörük? -Halo, sen ne iş çeviriyorsun?

Bu kardeşin tüm şebekeye çöktü.

Nasıl çöktü?

Bayağı. Yani tüm şebekeye dediysem, yüzde 50'sine.

Şunu doğru düzgün anlatsana.

Dün on kamyon silah ve mühimmata çöktüm. Bir ton da toz var.

Ondan önce altı milyon dolara el koydum.

Bugün de karşılarına çıktım, neyiniz varsa yüzde 50'si benim dedim.

İyi demişsin. İyi, seninle son kez görüşebildik.

Oğlum, sen manyak mısın? Senin bir ayarın, ortan yok mu?

Hani etap etap halledecektik? Hani her şey plana dâhil ilerleyecekti?

Kardeşim, o, ben burada yuva kurup kendimi açık etmeden önceki plandı.

(Halil) Şimdi işler değişti.

Artık kaybedecek bir şeyim yok Oğuz.

Sen ve arkadaşlarım dışında.

(Telsiz Ayata ses) Kale 4, Kaptan 30 konuşuyor.

Kaptan 30, Kale 4 dinlemede.

(Telsiz Ayata ses) Acil bir durum komutanım.

Acil diyorlar.

Gelmeden önce bir şey yapmadın, değil mi?

Anlattıklarım dışında bir şey yapmadım.

Dinlemedeyim.

(Telsiz Ayata ses) Bir durum var komutanım.

Zeynep Leto, Asiye Leto'yu vurmuş.

(Gerilim müziği)

Anlaşılmadı. Tekrar et.

(Telsiz Ayata ses) Zeynep Leto, Asiye Leto'yu vurmuş komutanım.

Bana bak, Zeynep böyle bir şey yapmış mıdır? Bu kız silah taşıyor mu?

Silahı var da yapmamıştır. Yani böyle bir şey yapmaz.

Duydun, yapmış işte.

Kesin bir tuzak var. Biri bir oyun oynuyor.

(Halil) Zeynep bırak birini vurmayı, kimseyi incitemez bile.

Başçavuşum, sen olay yerinde misin?

Hayır komutanım, karakoldayım. Zeynep Leto da burada.

Ben gelene kadar kimseyle görüştürme, ifadesini alma, ben geliyorum.

Emredersiniz komutanım.

-Ben de karakola geliyorum. -Nereye geliyorsun?

-Karakola. -Ne yapacaksın karakolda?

Ne yapabiliyorsam onu yapmaya geliyorum Oğuz.

Halo, vurulan Asiye Leto. Size yaptığımı yapamam.

Hele yaralıysa, şahitler varsa hiçbir şey yapamam.

Kardeşim, sen bir şey yap diye demiyorum zaten.

Ben ne yapabiliyorsam onu yapmaya geleceğim.

Konunun seninle alakası yok. Sen mevzuyu öğren yeter.

(Oğuz) Ulan iki gün yanınızda kaldı, kızı da kendinize benzettiniz.

Kardeşim, ne yaparsa yapsın ailesine benzemesinden iyidir.

Ben onun yanındayım, sorun yok.

Bana bak, öyle kaçırırım falan diyorsan öyle bir şey yok.

Karakol orası, düğün salonu değil. Sakın benden habersiz bir şey yapma.

Tamam, tamam.

(Gerilim müziği)

Bittik, bittik biz! Gitti Zeynep'im, gitti!

Bu hâlin ne? (Sakine ağlamaklı konuşuyor)

Ne-ne oldu Sakine?

-Hala. -Elif, git bir su getir.

Fikret! Fikret burada mı?

Rızvan babamın yanında. Ne oldu hala?

-Tamam, tamam. -Fikret'i çağır, hemen.

-Tuncay, koş abini çağır. -(Sakine) Baban duymasın Tuncay'ım.

-Sakın baban duymasın. -Zeynep nerede Sakine?

-Tamam hala. -(Sakine) Biz bittik. Ah başımıza gelen.

-Ne oldu? -Ver.

İç yavrum, iç.

Ya bu Yavuz'un ne işi varmış Cingöz'le de görüşe gitmiş?

"Leyla'yla aranda bir şey mi var? Bir şeyler duydum.

Onu sormaya geldim." demiş Cingöz'e.

Nereden duymuş, ne duymuş ki soluğu cezaevinde almış?

Dursun Leto'yu sizi arayın da Rızvan Bey, biz ona göre hareket edelim.

Bundan sonra benden habersiz hiçbir şey yapılmayacak.

-Abi, bir bakar mısın? -Bir şey konuşuyoruz Tuncay'ım.

Abi, tamam da annem çağırdı, önemliymiş.

Zaten bu kadınların hiç önemsiz bir şeyi yok ki.

Yani önemsiz olan tek şey bizim ettiğimiz laflar.

Ben bakayım baba.

Tuncay.

-Gelirken telefonumu getir. -Tamam baba.

Hayırdır Tuncay, neymiş önemli olan?

Sakine hala panik hâlinde abi. Belli, kötü bir şey olmuş.

-Sakin ol, anlat. -Anne, ne oluyor?

Otur oğlum hele bir, otur.

Fikret'im, kurtarsan kurtarsan sen kurtarırsın bizi.

Biz bittik. Hep benim yüzümden oldu. Gitti Zeynep'im, gitti.

Ya hala, şunu doğru düzgün bir anlatsana, ben anlamıyorum.

Oğluma Asiye kıydı.

Kim çıkarıyor bunları, nereden uyduruyorsunuz be hala?

Kendi dedi. Zeynep'le gittik, karşısına çıktık.

(Sakine) Belki dedim çekinir, yalan söyler, saklar dedim.

Yüzüme baka bak ben yaptım dedi.

(Sakine) Sırada da öbür oğlun var dedi.

Ben de...

(Geçiş sesi) Bu işin arkasında sen varsın, değil mi?

Ben varım.

Biri doğacaksa arkasında ben varım.

Biri ölecekse arkasında ben varım.

Eğer biri cezaevine girecekse arkasında yine ben varım.

Yani benden korkacaksınız.

Ben senden hiçbir zaman korkmadım Asiye.

Hey!

Hiçbir zaman da korkmayacağım.

Hadi, buradayım. Ne yapıyorsan yap bana.

Hih!

-Ah! -(Zeynep) Hala, ne yapıyorsun!

(Gerilim müziği)

Hala, sen ne yaptın!

Allah belanı versin senin! Seni geberteceğim!

-Ne oluyor lan? -Seni geberteceğim!

-Zeynep, ne yaptın lan anneme? -Geberteceğim!

Ne yaptın anneme? Bak vallahi... Lan bırak, bırak lan, bırak!

-Anne! Anne, gel! -Seni geberteceğim!

Seni var ya... Anne, tamam.

(Geçiş sesi)

-Asiye öldü mü? -Bırakmadı ki Zeynep.

Vurdum ama o yara öldürmez onu.

Peki, şimdi Zeynep nerede?

Herkes üstümüze yürüdü. Elimden aldı silahı, zar zor çıktık oradan.

Beni köşeye bıraktı. Sonra jandarmaya teslim olmaya gitti.

Ben vurdum diyecekmiş.

Bittik ya, bittik. Şimdi bittik.

Bu işten bizim hiçbir şekilde kurtuluşumuz yok artık.

Ay!

Senin bu olaylardan haberin var mıydı?

Deminden beri arıyorlar, telefonlarımı bile açmıyorum arada kalmamak için.

Annem biliyor. Ben bir yemin ettim.

Yemin etmişmiş.

Ayşe, git öbür eve.

Ne oluyor ne bitiyor bize haber et. Durum nasılmış bize bildir.

Tamam anne.

Peki, şimdi Zeynep'e ne olacak?

Asiye şikâyetini geri çekmezse uzun bir süre aramızda olmayacak. Ne olacak!

Kızım onun hayatını kurtarmış. Bir de şikâyetçi mi olacakmış?

Anne ya.

Dilim dilim kessen çekmez o kadın şikâyetini geri.

Fikret, oğlum, git babana söyle, ben ettiğim işi üstleneyim.

Bu böyle olmaz.

Hala bak, benden habersiz bir şey yaptınız, bir şey daha yapmayın, tamam mı?

-Ya ben delireceğim! -(Nedime) Ah Sakine!

Şota, bir telefon istedim.

Dursun'a telefon edeceğim. Bu çocuk nerede kaldı?

Ben gidip bakayım, herhâlde unuttu.

Ne oldu Fikret?

O ne surat?

-Baba... -Efendim?

Asiye anne vurulmuş.

Asiye vurulmuş mu?

Kim vurmuş?

Halil İbrahim mi vurmuş?

Yok.

Sakine hala.

Karım?

Zeynep de suçu üstlenmiş.

Jandarmaya teslim olmuş.

(Gerilim müziği)

Evet başçavuşum, seni dinliyorum.

Ne olmuş, nasıl olmuş, bir şey anlattın mı Zeynep Leto?

Yok komutanım. Sadece üvey annesini vurduğunu söyledi.

Siz bekleyin deyince ben de önce sağlık kontrolü için hastaneye gönderdim.

Daha sonra da ifadesini alırız diye düşündüm.

İyi yapmışsın. Asiye Leto'nun durumu ne?

Hayat tehlikesi yokmuş.

Kurşun kolunu sıyırıp geçmiş. Eğer izin verirseniz ifadesini ben alayım.

Yok yok.

Önce bir Zeynep Leto'dan olayı dinleyelim.

O kadın biraz tuhaf bir kadın başçavuşum.

Tedavisi tamamlansın, ifadesini sonra alırız.

Emredersiniz komutanım.

Komutanım, Halil İbrahim Karasu geldi. Zeynep Leto'yu görmek istiyormuş.

Asiye Leto'yu o mu vurdurmuş? Bu herif nereden haber aldı da geldi?

İsterseniz yollayayım komutanım.

Yok yok, karışmayalım, beklesin.

Kız geldiğinde de görecekse kapının önünde görürsün, içeri falan almayın.

Emredersiniz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Komutana talebimi iletebildiniz mi? -Zeynep Leto birazdan gelir.

Ne söyleyeceksen kapının önünde söyleyecekmişsin.

İçeri alamayız dedi komutan.

Tamam, sorun yok, eyvallah.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Halil) Zeynep.

Tamam, korkma.

Korkma, ben yanındayım, tamam mı?

Hepsi geçecek, buradan çıkacaksın.

(Gerilim müziği)

Lütfen ayrılır mısınız Zeynep Hanım?

Tamam.

Zeynep, her ne olduysa hiçbir şey anlatma.

Savcılıkta ifade vereceğim de, başka hiçbir şey deme, tamam mı?

(Jandarma) Hadi artık gitmemiz lazım, buyurun.

Ben buradayım, hepsi geçecek, korkma.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Oğuz) Asiye Leto vurulduğunda evde başka kim varmış?

Kızı, oğlu, iki tane de kadın.

Daha ifade almadığımız için şimdilik bildiklerimiz bu kadar.

Asiye'yi Zeynep vurmamış.

Neden böyle düşünüyorsunuz komutanım?

Bir hâline baksana, etrafa ne işim var benim burada der gibi bakıyor.

Ne bir pişmanlık emaresi var, ne de oh, iyi yaptım ifadesi.

(Gerilim müziği)

Merhaba Zeynep Hanım.

(Zeynep ses) Merhabalar.

-Oğuz Bey galiba. -Doğru.

(Oğuz) Bu ara sık karşılaşıyoruz.

Teşekkür ederim.

Zeynep Hanım, konuşacaklarımız aramızda kalacak.

Bunu bir ifade gibi düşünmeyin.

Biraz dertleşelim.

Ben ifademi savcılıkta vermek istiyorum.

Halil İbrahim mi söyledi bunu?

-Bir mahsuru mu var? -Yok, bir mahsuru yok.

İfadenizi istediğiniz yerde verebilirsiniz.

Ben sadece biraz dertleşelim istedim.

Benim bir derdim yok.

Aslında var. Hem de çok büyük bir derdiniz var.

Merak ettim.

Kötü bir nişancı mısınız, yoksa öldürmeye ateş etmediniz mi?

Ne söylersem aleyhimde delil olarak kullanırsınız.

O, Amerika'da öyle, burada öyle bir şey yok.

Olabilir. Ben yine de konuşmak istemiyorum.

Belli ki siz vurmamışsınız. Biri vurmaya kalkmış...

...siz de engel olmak istediğiniz için...

...kurşun Asiye Leto'nun kalbine değil de koluna isabet etmiş.

Böyle olmuş olabilir mi?

Size bunu kim söyledi?

Kimse söylemedi, henüz kimsenin ifadesini almadık.

Bu sadece benim tahminim.

Yanlış tahmin etmişsiniz.

Madem burada söylediklerim aleyhime delil olarak kullanılmayacak...

...o zaman ben merakınızı gidereyim.

Ben vurdum.

(Zeynep ses) Evet...

...kötü bir nişancıyım.

Asiye yaşadığı için de çok mutsuzum.

Peki, biraz bekleyelim.

Nasıl olsa birazdan ailenizden birileri gelir.

Ama küçük bir tavsiye.

Savcı beyle de benimle dertleştiğiniz gibi dertleşmeyin, olur mu?

Çünkü az önce söyledikleriniz sizi aralıksız sekiz yıl içeride tutar.

Hani söylediklerim aleyhimde delil olarak kullanılmayacaktı?

Delil değil zaten, ikrar. Yani suçu kabul eden itiraf.

(Gerilim müziği)

Zeynep, adam sana sus dedi, konuşma dedi.

Bir dur Zeynep, bir dur!

Of!

(Gerilim müziği)

Bu ne arkadaş, millet jandarma telsiziyle falan mı geziyor?

Bizden önce nasıl haberi var bunun?

Belki Zeynep Hanım haber vermiştir Fikret Bey.

Vermiştir, şaşırmam.

Kimin suçunu üstlendi Zeynep?

Karışma Halil İbrahim, aile meselesi.

Başlatma şimdi ailenden, bir soru sordum!

Zeynep bırak birini vurmayı, kimseyi incitemez bile.

Kayınvalidem vurmuş.

Silah patlayınca da Zeynep Hanım üstlenmiş.

Öyle mi Şota? Anons da geç istersen!

Yok yani Fikret Bey, Halil İbrahim haklı.

Zeynep Hanım kimseyi incitemez, bunu herkes bilir yani.

İçeride de mevzuya böyle mi bakıyorlar?

Elinde silahla gelmiş, ben vurdum demiş.

İfade vermeyecek Zeynep.

Karakolda konuşma, savcılıkta ifade ver diye tembih ettim.

Halil İbrahim, akraba mı savcı, ne yapacaksın?

Sakin olup dinlersen anlarsın.

Babam zaten gerekeni yapacaktır, sana ihtiyaç yok.

Ama ne diyeceksen de, sonra da git.

Ben Zeynep'i adliyeden kaçırırım.

Ömrünün sonuna kadar da benimle güvende yaşar.

Yok kayınvalideniz, yok üvey anneniz...

...kimsenin onu yakmasına izin vermeyeceğim.

Bil diye söylüyorum.

Kaçır kaçır. Düğünden kaçır, adliyeden kaçır.

Bak, anlıyorum.

Arkadaşınız içeriden çıkın diye elinden geleni yaptı.

(Fikret) Sen de gerekeni yapmaya çalışıyorsun.

Ama Zeynep'i buradan çıkarmanın yolunu biz bulacağız.

Onun bir ailesi var.

-Eğer bulamazsanız... -Bulamazsak...

...sana haber veririm.

(Gerilim müziği)

Kolay gelsin.

(Kapı vuruldu) Gel.

Komutanım, Fikret Leto geldi, sizinle görüşmek istiyor.

Buyursun.

Buyurun Fikret Bey.

-Komutanım. -Hoş geldiniz Fikret Bey.

Bir gün de karşıma çıkmayın dediğinizi duyar gibiyim.

Ama ne yaparsınız işte, üzerimizden karabulutlar bir türlü eksik olmuyor.

Buyurun.

Vallahi ben bu kasabaya gelirken biraz kafa dinlerim...

...yayla falan gezerim diye düşündüm de...

...maalesef işler pek umduğumuz gibi ilerlemedi.

Ne deseniz haklısınız.

Ee, avukatınız gelmediler mi?

Gelecekler, gelecekler de...

...ben ondan önce hem sizinle hem de kardeşimle görüşeyim istedim ki...

...savcı beye tekrar mahcup olmayalım.

Kız kardeşiniz ifadesini savcı beyin huzurunda verecekmiş.

Ben de çok üstüne gitmedim. Çünkü bunu yaptığına ben de inanmıyorum.

Ama ortada bir silah var.

Atılmış bir kurşun var, bir yaralı var.

Yani adliye ya da karakol fark etmez.

Açıkçası bu durumdan nasıl kurtulacağınızı ben de merak ediyorum.

Ben de sizin gibi Zeynep'in bir şey yaptığına inanmıyorum.

Ama dediğiniz gibi o silah kimin, kurşun neden atıldı?

Yaralı kadın ne söyleyecek? İnanın bunları ben de bilmiyorum.

O yüzden kardeşimle görüşmeme izin verirseniz...

...belki abisine bir şeyler söyler, ben de ona göre avukatlarla görüşürüm.

Hayhay.

-Teşekkür ederim. -Görüşmek üzere.

(Gerilim müziği)

Beş dakikayı geçirmezseniz iyi olur Fikret Bey.

Geçmem geçmem.

-Zeynep. -Abi.

Canım, buradayım.

İyi misin?

Buradayım, yanındayım.

İyi ki varsın abi.

İfade vermemekle iyi yapmışsın.

Halil İbrahim söyledi.

Yoksa ben buraya her şeyi anlatmak için gelmiştim.

Anlatmak değil, yalan söylemek de o...

Abi, ne yapsaydım?

Beni arasaydın Zeynep. Bana söyleseydin.

Arasaydım bu sefer kim üstlenecekti abi?

Ali Kemal mi?

Ben halamı oraya götürdüm.

Bu benim hatam. Ben anlamalıydım, tahmin etmeliydim.

Ama nereden bilecektim ki silahı olduğunu?

Tamam, neyse.

Olan oldu artık.

Şimdi birkaç ihtimal var.

Hepsine hazırlıklı olmalısın, tamam mı?

En iyi ihtimal, Asiye'nin kazara oldu, kimseden şikâyetçi değilim demesi.

Böyle bir şey mümkün mü sence?

Tarık'ın, Levent'in, düğünün, bu kadar şeyin üstüne?

Asiye intikamını almadan durur mu benden?

En çok da anneme olan nefreti.

İyi ihtimal...

...Asiye'nin doğru söyleyip beni Zeynep değil...

...Sakine vurdu demesi.

Oğlunu vurdurdu, Sakine'den intikamını aldı.

Ayrıca bu hiç de iyi bir ihtimal değil abi.

Ben böyle bir şeyi kabul etmem.

Belli ki iyiyle en iyi ihtimalden hiçbir şey çıkmayacak.

Sen bana kötüyü söyle.

Daha önce suç işlemedin.

Hiçbir sabıka kaydın yok.

Ortada öldürmeye kasıt da yok.

İllaki bunu göz önünde bulunduracaklardır.

Ama her hâlükârda kısa bir süre cezaevine girebilirsin.

Ne kadar kısa?

Bir iki yıl.

(Gerilim müziği)

Neyse abi, yapacak bir şey yok.

Bir ihtimal daha var da...

...bana kalırsa o en kötüsü.

En kötüsünü söyle de kendimi hazırlayayım.

Senin kendini hazırlayacağın bir durum yok.

Böyle bir durum oluşursa ben sana söylerim adliyede.

(Gerilim müziği)

Halil İbrahim abi, dürümün hazır.

Tamam kardeşim. Şunu bir etrafına sar bakayım.

Tamam abi.

-Dediklerimi iyice anladın, değil mi? -Anladım abi ama bizi içeri almıyorlar.

Olsun kardeşim, sen teslim et yeter.

Teslim ederler abi, aklın kalmasın.

Ver bakayım kutuyu da.

Bizimki terstir biraz.

Şunu da al.

Halil İbrahim abi, biz senin paranı alamayız. Hiç elini cebine atma.

Emeğinin karşılığını vermeyene abi denmez kardeşim.

Alırsın.

Eyvallah abi, sağ ol.

-Kolay gelsin. -Eyvallah.

(Gerilim müziği)

Ne var o serumun içinde?

Sadece ağrı kesici var Asiye Hanım.

Aman sakinleştirici koyma.

İfademi vereceğim, böyle aklım başımda olsun istiyorum.

Geçmiş olsun.

Kendimi böyle şey hissediyorum, kuvvetli olmak istiyorum oraya.

Nerede kaldın jandarma Nesim abi?

Rızvan bir gelsin, sonra verirsin ifadeni Asiye.

Keşke verseydik, ne olacak?

Kocanı görünce ifadeni mi unutacaksın? Az bekle.

Ben hiçbir şey unutmam!

O sütü bozuk geldi sıktı, öbürü de azmettirdi, o Zeynep.

Teyze, Zeynep hayatını kurtarmış. Yoksa Sakine hala öldürüyormuş seni.

Sen ne yanlı oldun o aileyle!

Kim benim hayatımı kurtarabilirmiş?

Zeynep kurtardı işte.

Bir de kendini yakmış.

Sakine'nin suçunu üstüne almış.

Belimizde bir tane silah olsa böyle mi olurdu?

Ben onları o evden çıkarır mıydım acaba anne?

Ne yapacaktın, kendi ablanı mı vuracaktın?

-Laf mı şimdi söylediğin? -Leyla, öyle abla falan yok.

Benim anneme bizim evimizde kurşun sıkılıyorsa...

...ben bunun hesabını sorarım.

Tamer'im, bir dur!

Bir sen kalmıştın içerilerden toplamadığımız, dur.

Çocuklar, bize biraz müsaade edin.

-Çocuklar diyor ya... -Yürü git lan!

İnin aşağı, bir şeyler yiyin için.

Ayşe, Sakine bu yaptığını niye üstlenmemiş?

Zeynep müsaade etmemiş anne.

Zeynep delikanlıdır anne, kimseyi satmaz.

Hâlâ kimseyi satmaz diyor!

Seni sattı, seni!

Böyle ortada şey gibi kaldın işte.

Teyze!

Acın büyük, anlıyorum da...

...böyle ağır konuşmazsan iyi olur.

Levent, siz de bir dışarı çıkın bakayım.

Ben de mi?

(Gerilim müziği)

Anlıyorum, Ayşe'ye güvenmiyorsun.

O eve yanaştı. Benimle sorunun ne?

Levent, dışarı.

(Gerilim müziği)

-Asiye. -Efendim Nesim abi?

Bu Reşit'in oğlunun vurulmasıyla senin ne alakan var?

Anlamadım.

Bir şeyler duydum da.

Belli ki Sakine de duymuş ki geldi sıktı bana.

Ne soruyorsun hâlâ anlamadım.

Bu işin arkasında sen var mısın yok musun, onu soruyorum.

Olsam ne olacak, olmasam ne olacak? Ölmemiş cibilliyetsiz.

Keşke ölseydi de göğsümü gere gere ben yaptırdım...

...ben azmettirdim deseydim.

Asiye, sen niye karışıyorsun bu olaylara?

Ah! Bulmuşsun koca dağ gibi adamı.

(Asiye) Bizim öyle değil.

Biz tabii hisseli evliliğe girdiğimiz için...

...işin yarısı bize kalıyor.

(Gerilim müziği)

Geçmiş olsun Asiye.

Sağ ol Rızvan Bey.

Kaderimizde demek ki sırtımızdan da vurulmak varmış.

(Gerilim müziği)

Şükürler olsun.

Şükürler olsun. Bundan daha kötü de olabilirdi.

Demin Zuhal sordu, çok acın var mı diye.

Benim acım kurşun acısı değil.

Benim acım Zeynep'tir.

Kendi öz kızım gibi büyüttüm onu.

Nasıl yapar bana, nasıl?

Nasıl o kadını azmettirir de bana kurşun sıktırır, nasıl?

-Bacanak, geçmiş olsun. -Sağ ol.

Biz buralardayız. Siz baş başa konuşun biraz.

Nesim abi, jandarma gelince buraya gönder.

Yok, jandarmaya gerek yok.

İfadeni evde de alırlarmış.

Ben doktorla konuştum, ufak bir yara dedi.

Taburcu edeceklermiş.

Oh, hadi.

Ben diyeceğimden vazgeçmeyeceğim.

Ha hastanede ha evde.

Ne diyeceksem onu diyeceğim.

(Gerilim müziği)

(İç çekti)

-Geçmiş olsun. -Sağ olun.

Size dürüm gönderdiler dışarıdan.

Ben aç değilim, teşekkür ederim.

Ben buraya koyayım. Acıkınca yersiniz.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Halil dış ses) "Sen de benim gibi başını belaya sokmadan...

...duramıyorsun belli ki.

Ama senin hiç kimseyi incitmeyecek kadar güzel bir kalbin olduğunu biliyorum.

Kim için olursa olsun hak etmediğin bir durumda olmana müsaade etmeyeceğim."

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Temel) Hazır onlardan biri vurmuş, Zeynep niye duruma müdahale ediyor?

Niye üstleniyor ki? Bırak ölsün gitsin Asiye Leto, herkes kurtulur.

O Asiye ameliyatta mıymış? Yarası ağır mıymış?

Yarası ağır değilmiş, hastanede yatıyormuş.

Öz kızı da gitmiş mi bari hastaneye? Edanur Hanım.

Ne biçim konuşuyorsun Sema!

Bana şunu savunma Turan.

Gider kendini şahit yazdırır Zeynep hapislerde çürüsün diye.

Ben bir Cemal'le Sıtkı'ya bakayım.

Niye Temel'in yanında böyle şeyler söylüyorsun?

Sevmekten vazgeçsin diye. Görsün artık gerçek yüzünü.

O işler senin demenle olmuyor Sema.

Sen söyle bana, Zeynep bu işten nasıl yırtacak?

Asiye yılanı onun yakasını bırakmaz.

Zeynep bizim için herkesi karşısına aldı.

İçeri girmesine izin vermeyeceğim.

Onu kaçırmanın bir yolunu bulacağım.

Halil İbrahim, o jandarmada iki üç tane temiz çocuk vardı bizimle ilgilenen.

-Bir ahbaplığımız oldu. -Yani Osman?

Yani işte adliyeye götürürken ne bileyim, lastik patladı...

...araba çamura saplandı gibi bir iş çevirebilir miyiz diyorum.

Yani iki üç temiz çocuk yakaladınız...

...onların da askerliğini mi yakacaksınız?

Haklısın dayı.

Zeynep, Yasemin'imle Halil İbrahim'i kurtarmak için...

...kendini riske atmadı mı Muzaffer? -Halil öyle dedi.

Onları Taşköprü'nün oradan alacaktı.

Siz o zaman bu kızı yüzüstü mü bırakacaksınız?

Bırakmayacağız Fatma anne, merak etme.

Şimdi bunlar sorgudan önce, sorgudan sonra...

...tuttuklarını ha bire hastaneye götürüyorlar ya.

Evet Yusuf abi.

Benim hastanede tanıdıklarım var.

Gerçi kimse kendini Letolar için riske atmaz ama...

...senin ismine yapmayacakları şey yok bu insanların.

Siz içerideyken bana bunu söylediler.

Bizim çocuklar içerideyken bunu niye söylemedin?

Çünkü Derviş gerek yok dedi.

İçerisi onlar için dışarıdan daha iyi dedi.

Hastane kötü fikir değil.

Yeğenim, kızın yatacağı az bir cezadır.

Ailesi fazlasına izin vermez.

Sen kızı kaçırıp firara düşürürsen hayatıyla oynarsın.

Bırak, karışma. Yatsın bir sene içeride.

Dayı, Zeynep bizi yarı yolda bırakmadı.

Suçu olsa tamam, bırakalım, dediğin gibi yatsın içeride.

Ama Zeynep bir şey yapmadı.

Yapmadığı bir şey için harcanmasına izin vermeyeceğim.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Korkma, korkma. Korkma Edanur.

Evde kim var bilmiyorum. Sessiz ol, tamam mı?

Evde kimse yok.

Temel...

Sen beni vurmaya mı geldin Temel?

Ne vurması Edanur?

Ben sana senin için ölürüm demeye geldim.

Sana bir şey yapacağımı nasıl düşünürsün?

Temel, ne istiyorsun? Ne olur bırak beni, git.

-Ne olur bırak. -Bırakmam Edanur.

Ben seni bırakamam.

Ben sensiz yaşayamam.

Ama Allah aşkına bana doğruyu söyle.

Tamam mı?

Beni seviyor musun sevmiyor musun?

(Duygusal müzik)

Bak, ben her şeye varım Edanur.

Her şeye varım, benim karım.

Karnındaki çocuğu kendi öz evladımdan farklı bir yere koyarsam şerefsizim.

Ama yeter ki bana doğru cevabı ver Edanur.

Gerçeği söyle.

Beni seviyor musun?

Eğer doğruyu söylersem...

...bir daha karşıma çıkmayacağına söz veriyor musun?

Söz. Yemin ederim söz.

Yeter ki bana gerçeği söyle Edanur.

(Duygusal müzik)

Ben ölsem de...

...seni sevmekten vazgeçmeyeceğim.

Ama...

Ama Temel...

...yanında da olmayacağım.

Biliyorum, ben senin yanında olmadım diye bunları söylüyorsun.

Ama yalvarırım sana benim karım, ne olur...

...yeter birbirimize ettiğimiz zulüm. Hadi gel evimize gidelim.

-Temel... -Hadi.

Temel, sen bir söz verdin.

Sorunu sordun, cevabını da aldın. Hadi git artık.

Git Temel. Gelecekler, hadi git.

Bak yoldalar, gelecekler Temel.

Temel, seni vururlar!

Vursunlar ya! Öldürsünler Edanur.

Öldürsünler. Kim kimi vurursa, yeter.

Ben sensiz yaşayamam.

Ben nasıl yaşayayım? Nerede yaşayayım, nereye gideyim?

Temel, beni de vururlar. Beni de öldürürler.

Benim karnımda bebek var.

(Duygusal müzik)

Benim karnımda bebek var.

Sana bir şey olmasın Edanur.

Karnındaki bebeğine de olmasın.

(Duygusal müzik)

Bak, bak. Sen orada süs gibi duracağına...

...git birilerini vur da gir içeri yat.

Boş boş konuşma Sakine.

Zeynep senin yüzünden içeride.

Mesele birini vurmak, içeri girmek değil, akıllı olmak.

Koştur koştur gidip Asiye'yi vurmasaydın...

...ben şimdi Dursun'la Yavuz'u infaz ediyordum.

Bir çekişmeyi bırakıp, ne zaman ne yapacağımızı konuşacağız?

Nasıl bir duruş sergileyeceğiz? Rızvan Bey'e ne diyeceğiz baba?

Baban çok iyi biliyor ya. O der, biz de öyle yaparız.

Rızvan Bey eğer bu olaydan dolayı birine fatura kesmeyecekse...

...bu evde işimiz yok demektir.

Sen Rızvan Bey'ini karşına alacaksın yani.

Benim oğlumu öldürecekler, sen hâlâ denge diyorsun.

Sakine! Oğul benim de oğlum.

Önce hastaneden çıkacak, sonra cezaevinden çıkacak.

Aksi takdirde Rızvan Bey bilir benim neler yapacağımı.

(Gerilim müziği)

Kocana söyle, beni hastaneye götürsün. Oğlumu göreceğim.

Sonra da gidip teslim olacağım.

Ben sevdiklerimin acı çekmesine katlanamam.

Anne, Fikret abi bir şey söyledi.

Rızvan Bey benim umurumda değil.

Ama eğer Zeynep çıkamayacaksa...

...ben de gider söylerim, anam vurdu, Zeynep vurmadı diye.

Bir durmak lazım.

En azından Asiye'nin ifadesine göre hareket edelim.

Rızvan Bey.

Asiye Hanım, tekrar geçmiş olsun.

Siz yokken çorba yapmıştım. Getireyim mi, içer misiniz?

İçmem. İştahım yok.

Ama gelirse, sana söylerim getirirsin.

Müsaadenizle.

Bak ne kadar hakikatli kız.

Daha dün geldi, bugün diyor ki...

...çorba içer misin Asiye Hanım.

Ama senin kaç yıllık beslemen ne yapıyor?

Karına sıkıyor.

Peki, benim 30 yıllık karım ne yapıyor?

32 yıl!

Bir ay sonra 33 olacak.

Sen beni 15'imde aldın.

Neyse, şimdi benim karım...

...arkamdan neler çevirmiş bir öğrenelim.

Ona göre ben de kim yaşayacak kim ölecek...

...kim içeride yatacak karar vereyim.

Ben yanlış bir şey yapmadım Rızvan.

Sen beni suçlu çıkarmaya çalışıyorsun ama başaramayacaksın.

Sen o Sakine'yi jandarmaya teslim edeceksin.

O azmettiren kızınla beraber çürüyecekler orada.

Azmettiren kızım, öyle mi Asiye?

Azmettiren kızın.

Peki.

İçeride Cingöz'ü kim şişletti?

Yavuz.

Yavuz'u kim azmettirdi? Sen!

Şimdi içeride çürümeye ne dersin Asiye?

32 yıllık karım benim.

O cibilliyetsiz Cingöz denen adam, kızına mektup yollamış.

Ben suçsuzum, çıkacağım, seni kaçıracağım demiş. Ne yapacaktık?

Rezil mi olacaktık?

Ben de gittim nişanlısıyla konuştum.

Git bitir işini dedim. O da yapamamış, salak, işi yarıda bırakmış.

Ama sen nasılsa...

...o hadsizleri evden kovacaksın.

Onun için o oğlan yatmış, ölmüş...

...kurtulmuş benim umurumda değil.

Benim o oğlanın babasına...

...ne işler yaptırttığımı biliyor musun sen Asiye?

Ne sırlarıma sahip olduğunu?

Şimdi Reşit'le o oğlana bir şey olursa...

...neler olabilir hiç düşünmedin mi?

Ne zamandan beri marabalar, ağalarının yaptığı işi biliyor diye...

...ağalar onların kulu kölesi oluyor kocacığım?

(Gerilim müziği)

İfade vereceksin Asiye.

Canım acıyor Rızvan.

(Rızvan) Benim de canım acıyor.

Onun için jandarmaya ben ne söyleyeceksem...

...onu diyeceksin.

Rızvan.

Beklediğim cevabı duyamadım.

Ne olduysa onu söyleyeceğim.

Ben de şimdi Dursun'la, Yavuz'la konuşacağım.

O içeride nasıl adam şişletilir...

...onu yazılı olarak alacağım.

O zaman Sakine'yle, Zeynep'le aynı koğuşta yatarsınız.

(Gerilim müziği)

Bir yerden mi geliyorsun kardeşim?

Edanur'la görüştüm.

Nasıl görüştün?

Hazır herkes hastanede, evde kimse yok.

Asiye'nin evine gittim.

Sormak istedim kardeşim. Sen demiştin ya...

...sözlerine değil, yüreğine bak diye.

Baktım.

Yüreği beni sevdiğini söyledi.

Ama kalbinde bir şüphe var, benimle gelmedi.

Yalvardım, yakardım. Ne dediysem gelmeyeceğim dedi.

Seviyorum dedi mi kardeşim?

-Vallahi dedi. -O zaman bekleyeceksin.

Vazgeçmeyeceksin.

Bir kardeşin olarak sana söyleyebileceğim tek şey...

...sevdiğinden asla vazgeçme.

Neredeydin oğlum?

Dolaştım geldim baba.

İyi.

Halil İbrahim, hastanedeki arkadaşlarla konuştum.

Ne zaman isterseniz diyorlar.

Plan mı var, ne yapıyoruz?

Eğer işler istediğimiz gibi gitmezse...

...Zeynep'i kaçıracağız. -Ne diyorsun!

Eyvallah.

Siz niye bana ters gidiyorsunuz, anlamıyorum ki.

Benim karım gözaltına alındı. Kocası olarak onu görmeye hakkım var.

Başçavuşum göremezsin diyor.

Ne demek göremiyorum? Benim karım ya, karım!

Levent Bey, Zeynep Hanım hukuki olarak sizin eşiniz değil.

Bunu artık kabullenseniz mi?

Kim diyor ya? Söyler misiniz, kim diyor?

Nikâh defterinde imzası var mı? Var.

Şahitler var, evliliği kabul ettiğine dair beyan vermediğine.

Kimmiş o şahitler?

Şahin Tekin ve karısı olabilir mi Levent Bey?

Şahin Tekin kim? Tanımam etmem.

Şota'yı diyor başçavuşum, Levent Bey.

Şota mı?

O zaman mahkemeye gitsinler.

Gitmişler. Mahkeme başvurularını kabul etmiş.

Nikâhı geçersiz saymış.

Benim niye bundan haberim yok?

Bu niye bana bildirilmedi?

Oğuz Komutan'ım, Rızvan baba burada senin gözlerinin içine baka baka...

...Zeynep artık Kulpa'dır dedi mi demedi mi?

-Dedi. -Hah!

Biz bu kızı evlat edinmediğimize göre...

...benim karım ya! Karımı almadan gitmem, buradayım.

Başçavuşum, Levent Bey'i alın, Zeynep Hanım'la...

...iki dakika görüştürün. Sonra da gittiğinden emin olun.

Ben artık anlatamıyorum, biraz da Zeynep Hanım anlatsın.

Emredersiniz komutanım.

İşte bu be!

Ne gerek var o gerginliklere?

Çıkın gidin karı koca arasından.

Çıkın, çıkın.

Ruh hastası ya.

(Gerilim müziği)

Leş gibi ya, hep rutubet.

Siz burada bekleyin.

Burada izleyici, dinleyici var mı?

-Var. -Var.

Ona göre davran.

Sana mı soracağım?

Davranış bilimi uzmanı mısınız?

(Gerilim müziği)

Orada bir silüet var ha.

Görüyorum.

Kiminle görüşecekmişim? Avukat mı geldi?

Eşinizle.

Eşim derken?

Zeynep'im.

Benim bu adamla konuşacak hiçbir şeyim yok.

Ayrıca eşim falan değil o benim.

Zeynep, dinle ne olur. Sana anlatacaklarım var.

Sana çok önemli şeyler söyleyeceğim. Lütfen.

İstemezsen gidersin, söz. Lütfen.

Sadece iki dakikam var Levent.

Tamam, iki dakika. Gel.

(Müzik)

Başçavuşum, müsaade eder misin?

Ne söyleyeceksen söyle.

Ayrıca seni nasıl buraya aldılar, ben anlamıyorum ki.

Bizim de kırılamayacak bir hatırımız var.

Her ne kadar sen o hatırı görmek istemesen de.

Ne diyecekmişsin? Hadi!

Gel.

Aç mısın? Üşüyor musun?

(Levent boğazını temizledi)

Yemin ederim şu ortamda, şu olaylar, bu kadar yorgunluk...

...uykusuzluk, stres...

...her şeye rağmen çok güzel görünüyorsun.

Levent, boş boş konuşma.

Ne diyeceksen de, sonra çek git buradan.

Çıkacağım ama şunu belirtmem gerekiyor.

Bak ne olursa olsun, 20 yıl burada yatsan bile...

...ben seni beklerim, samimiyetle söylüyorum.

Sen daha nişanlıyken beklemedin ya.

Tarık'ın cenazesinin olduğu gün âlem yapıyordun.

Sen 20 yıl kimi bekliyormuşsun?

Moldovalıyı mı diyorsun?

Bence taktın ona kafayı.

Öyle bir şey yok.

Onu bekârlığa veda gibi düşün. Unut artık onu, çıkar kafandan.

Ben unuttum Levent. Sen de beni unut, onu diyorum.

O pek mümkün değil.

Şimdi sana bir şeyler anlatacağım da burada rahat rahat anlatamıyorum.

-Tamam, yeter! -Ya dur bir dinle, bir dinle!

Seni buradan çıkaracağım.

Seni buradan çıkaracağım. Duydun mu?

Teyzem üzerindeki etkim tartışılamaz.

Teyzem bana hayır, yok, olmaz falan diyemez.

Sen bana kocamsın de...

...ben de hemen buradan çıkıp gideyim, diyeyim ki...

..."Teyze, sen benim karımı içeriye atamazsın!"

Hatta...

...silah elimde patladı...

...ben de kendimi vurdum, dedirteyim teyzeme.

Yeter ki...

...kocam sensin...

...ben seninim de bana.

(Gerilim müziği)

Gel.

-Zeynep. -Gel gel. Gel.

20 yıl girer yatarım...

...yine de dediğin lafı etmem.

-Şimdi defol git buradan! -(Levent) Zeynep!

-Görüşme bitti. -Zeynep!

Zeynep!

(Gerilim müziği)

Rızvan...

...bu söylediğin mantıklı bir şey mi, yani gidip kendimizi ihbar etmemiz?

Ölsem yapmayacağım bir şey.

Dursun.

Bak, oğlunun gözünün önünde kıtır kıtır doğratırım Reşit'e...

...sonra da keyifle izlerim.

Bunu başkalarına yaptırttığımı duymuşsundur, değil mi?

Rızvan baba, sen nasıl emredersen öyle olacak.

Biz senden habersiz...

...Asiye annenin bir gazına geldik, bir hata ettik.

Düzeltmek için ne gerekiyorsa yaparız.

Fikret, Yavuz'u Asiye'nin yanına götür.

Şayet istediğim şekilde ifade vermezse...

...jandarma geldiğinde Yavuz itiraf edecek de, tamam mı?

(Gerilim müziği)

Benim bilgim dışında birtakım şeyler oluyor...

...ve ben bundan nefret ederim!

-Tamam Rızvan, anladık. -Anlamadın!

Anlamadın Dursun! Anlamadın!

O Halil İbrahim...

...silahların arasında tozdan falan bahsetti.

Yalan söylüyor!

O Halil İbrahim her şey olabilir ama yalancı değil.

Mal kimin Dursun?

Bak Rızvan...

...yani bu kadarını bile söylememem lazım ama...

...başkaları var.

Yani daha büyük yerlerden birileri.

Ben de...

Ben de onlara depolama konusunda yardımcı olmak mecburiyetinde kaldım, bu.

Kim Dursun, kim?

Rızvan, onlarla konuşmadan sana isim veremem.

Tamam, onlarla konuş, isim istemiyorum.

-Ama beni onlarla yan yana getirme. -Baba.

Annemin ifadesini almaya jandarma komutanı geldi. Biz de içeri aldık.

Tamam oğlum, geliyoruz. Tamam.

Dursun, ya kalksana Dursun!

-Asiye'ye bir geçmiş olsun dile. -Tamam, tamam.

(Gerilim müziği)

Teşekkürler.

Hoş geldiniz üsteğmenim. Oturun oturun, rahatsız olmayın.

Lütfen, rahatsız olmayın.

(Rızvan) Evet.

Geçmiş olsun Rızvan Bey.

Sağ olun, dostlar sağ olsun. Ya görünmez kaza işte.

-Geçmiş olsun Asiye. -Sağ ol Dursun abi.

Ben ifadenizi hastanede alacaktım da apar topar buraya gelmişsiniz.

Şimdi benim kafam karıştı.

Kızınız ben yaptım diyor, siz kaza dediniz.

Şimdi şöyle üsteğmenim...

...kızım küçük bir sorumluluğu dahi olsa ben yaptım diyor.

Yani bahçede antika silahı bulan o.

Yani kardeşlerinin eline geçmesin diye annesine getirmiş.

Tam verirken patlamış. Şöyle ufak bir sıyırık.

Bir şey yok yani.

(Boğazını temizledi)

Öyle mi Asiye Hanım?

(Gerilim müziği)

Tam öyle değil de...

Ben şimdi ne desem yanlış olur.

Hastanede de sakinleştirici verdiler de tesirindeyim şu an.

Evet.

Ben ifademi yarın vereceğim.

Tamam, ifadenizi yarın verin de eşiniz kaza diyor.

Yani eğer durum öyleyse boşuna işlem yapmayalım kızınıza.

Kaza.

Siz yapın işleminizi.

Benim ifademden sonra tutar mısınız, atar mısınız, ona bakarsınız artık.

Asiye...

...Zeynep'e biraz kızgın galiba üsteğmenim.

(Dursun) Kaza da olsa çocukların eline silah almasını hoş karşılamaz Asiye.

Zeynep bir gece karakolda kalsın ki aklı başına gelsin.

Peki, o hâlde siz yarın karakola gelip ifadenizi verirsiniz.

Ama mümkünse sakinleştirici almadan.

Olur komutanım.

-Ben sizi uğurlayayım. -İyi günler.

(Gerilim müziği)

Kusura bakmayın üsteğmenim, sizin de gördüğünüz gibi...

...Asiye annemizin biraz gelgitleri var.

Fikret Bey, ben bu işi kardeşinizin yapmadığını zaten biliyorum.

Kimin yaptığını da tahmin ediyorum da neyse, konu o değil.

Siz artık Asiye Hanım'la pazarlığı sıkı tutun.

Kardeşinize bir zorluk çıkarmasın karakolda.

Babam kendisine gerekeni söyleyecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz.

-İyi günler. -İyi günler.

(Gerilim müziği)

Bu yaptığınızı hiçbir zaman unutmayacağım Dursun abi.

Ben size iyilik yaptım, karşılığında kötülük gördüm.

Keşke sizin gururunuzu hiç düşünmeseydim.

Asiye, şimdi daha ağır konuşurdum ama...

...az da olsa cezanı çektiğin için bir laf etmeyeceğim.

Bize müsaade Rızvan.

Yarın Asiye istediğin gibi ifade vermeyecek olursa...

...Yavuz'u jandarmaya yollarım.

Sağ ol Dursun. O öteki konuda senden haber bekliyorum.

Tamam, tamam.

(Gerilim müziği)

Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Seninle pazarlık yapmaya çalışıyorum Rızvan.

Ne istiyorsun Asiye, ne?

Sen beni tehdit ettin. Ben de senin tehdidini ciddiye aldım.

Ama benim de bir gururum var.

Bırak şimdi gururunu, başlatma gururundan!

Kusura bakma, madem senin dediklerin olacak...

...o zaman birinin bunun için gelip bana yalvarması lazım.

Hiç kimseye hiçbir şey için yalvarmam!

Estağfurullah.

Sen benim erkeğimsin.

Hiçbir kadına ağız eğ istemem.

Peki, o zaman Zeynep'i mi getireyim özür dileteyim, ne istiyorsun?

Hayır.

Ben yarın onunla konuşacağım.

-Sakine mi o zaman? -Ne Sakinesi?

Sakine benim muhatabım mı, dengim mi benim Sakine?

Dengin, muhatabın kim senin Asiye, söylesene bana!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği)

İnsanın evladı için yapamayacağı bir şey yok.

30 yıldır yapmadığımı şimdi kızım için yapacağım.

Sen de evladın için ne gerekiyorsa yap, olur mu?

Sen arabada kal Tuncay.

Nedime Hanım, hoş geldiniz.

Hoş geldin Ayşe abla.

Da Asiye Hanım'ın kesin talimatı var, çantalara bir bakabilir miyim?

Hani silah falan...

Boş boş konuşma Selim! Çekil, ezmeyeyim seni!

(Gerilim müziği)

-Teyze. -(Asiye) Ne?

-Biz geldik. -Gördüm.

Oo!

Nedime Hanım, hoş geldin.

-Hoş bulduk Asiye Hanım. -Geç.

Ben size bir kahve yapayım.

Kahve içecek hâl yok kızım.

Bana köpüklü, bol şekerli bir kahve yap.

Ee Nedime Hanım?

Geçmiş olsun Asiye Hanım.

Ağrın, sancın var mı?

Yok.

Hadi.

İstenmeyen hadiseler olmuş.

Maalesef Zeynep'im de buna sebep olmuş.

Neye sebep olmuş?

Yaralanmana.

Ama Allah'tan son anda müdahale etmiş de kötü sonuçlanmamış.

Asiye Hanım, benim de çocuklarım var, senin de çocukların var.

Aynı babadan.

(Nedime) Biz zamanında...

...kötü şeyler yaşamış olabiliriz.

Birbirimizi kırmış olabiliriz.

Sen bana yaptıklarını bir say bakalım.

30 yıl bana yaptıklarını bir say bakalım.

Seni kırmış olabilirim.

(Nedime) Üzmüş olabilirim.

Mutlu olmana engel olmuş olabilirim.

Haksızlık etmiş olabilirim.

Yok saymış olabilirim.

Bütün bunlardan dolayı...

...affını istiyorum.

Senden özür diliyorum.

Ah Nedime, ah Nedime.

Sen buraya kına yakamadın diye üzgün üzgün konuşmaya mı geldin...

...yoksa sizi affetmem için bana yalvarmaya mı geldin?

Ben anlamadım, açık konuş.

Ben senden özür dilemeye geldim Asiye Hanım.

(Nedime) Sen de bir büyüklük edip...

...kızımı affedersen...

...ben de senin bu iyiliğini unutmam.

Ah!

Benim iyiliğimin karşısında sen nasıl bir iyilik yapacaksın?

Ha?

Mesela hani...

...Rızvan'dan boşanır mısın?

Rızvan Bey'i sen de ben de iyi tanırız.

Oo! Ben Rızvan'ı senden daha iyi tanırım.

Rızvan Bey'den boşanmak mümkün değildir.

Ha.

Onun sözünün dışına çıkmak için...

...saygısız...

...hadsiz...

...seviyesiz olmak lazım.

Doğru.

Hadsiz, seviyesiz ve saygısız insanları...

...ben karşıma alıp oturmam.

Normalde yani.

Sen ne istiyorsun Asiye Hanım...

...de bakayım bana da yapıp yapamayacağımı söyleyeyim.

Ben hiçbir şey istemiyorum.

Sen benim kocamı boşayamıyorsun.

(Asiye) Peki.

Peki, sen benim için ne yapabilirsin, ben onu merak ettim.

Kızından vazgeçebilir misin?

Ha?

Nasıl vazgeçecekmişim ben kızımdan?

Nerede kaldı bu kahve?

(Gerilim müziği)

Şöyle alayım.

Çok acı olmuş.

Ben doktor önlüğüyle odada olacağım.

Yüzümü maskeyle gizleyeceğim. Jandarma kapının önünde olur.

Onlar içeri girmezler.

Turan, sen hasta bakıcı gibi jandarmayı oyalayacaksın.

Bize zaman kazandıracaksın.

Temel, sen direksiyondasın, arka tarafta bizi bekleyeceksin.

-(Halil) Pencereden çıkacağız. -Ee, ben ne yapacağım Halil İbrahim?

Osman'ım, sen jandarmanın arabayla bizi takip etmesine engel olacaksın.

Nasıl engel olacağım?

Lastiklerini indir, önüne bir araba çek.

Hatta kendini yere at, titremeye başla, ağzından köpükler çıkar.

(Turan) Bir şey yap işte Osman, orası hastane.

Turan, ben öyle rol falan yapamam. Çekerim arabayı önlerine, çıkamazlar.

Halil İbrahim, biz şimdi Zeynep'i buraya getireceğiz ya...

...jandarma ilk bize sormaz mı? -Soracaklar.

Onu mahzende gizleyeceğiz. Orayı kimse bilmiyor.

Sonrasında ortalık durunca ben bir şekilde onu İstanbul'a kaçıracağım.

Sonra da Allah kerim.

-Size çok kötü bir haberim var. -Hayırdır dayı?

Saatlerdir başınızı belaya sokmak için vır vır konuşuyorsunuz.

Bir sürü planlar yaptınız ama boşuna.

O niye?

Şota aradı.

Asiye, Zeynep'in aleyhine ifade vermeyecekmiş.

Yarın sabah çıkacakmış arkadaşınız.

-Oh. -Oh.

Hadi geçmiş olsun.

Hayret, başını belaya sokmadın diye oh dedin ya.

Kendim kurtuldum diye değil dayı, Zeynep kurtuldu diye.

Yoksa bela gelir bir şekilde bulur zaten bizi, biliyorsun.

(Gülüyorlar)

Buyurun.

(Gerilim müziği)

(Asiye) Ben solağım, dediğim gibi.

İmzam ne kadar sayılır bilmiyorum.

Yok yok, benim gözümün önünde attınız imzayı, imzanız geçerli, rahat olun.

Güzel komutanım. Siz Zeynep'i çıkarmadan önce...

...ben ona birkaç laf etmek isterim komutanım.

Böyle ana nasihati gibi.

Tabii.

Başçavuşum, Asiye Hanım, Zeynep Hanım'ı görecek.

Kendisini affettiğini söyleyecek.

Sonra da Zeynep Hanım'ı serbest bırakın.

Emredersiniz komutanım.

Pek de yakışıklıymışsınız.

Sözüm olmazsa sizi küçük kızıma alırdım.

Nasip.

Görüşmek üzere.

Ben size yardımcı olayım.

Görüşmek üzere.

(Gerilim müziği)

Zeynep Hanım, Asiye Hanım hakkınızda şikâyetçi olmadı.

Ama sizinle baş başa görüşmek istedi.

Birkaç imzanız var, ondan sonra serbestsiniz.

(Gerilim müziği)

Bir iki laf edeceğim. Haber veririm size komutanım.

(Gerilim müziği)

Seni yollu seni.

Yolun sonu.

Affettim seni.

Öyle kahraman gibi burada yatmanı istemedim.

Ama dışarıda senin hayatını mahvedeceğim.

Hep ensende olacağım.

Bu soluğumu hep hissedeceksin.

Hep!

Bil ki o başına gelen şeylerin arkasında hep ben olacağım.

O sevdiklerin var ya...

...bir tek senin değil, o ananın, o sütananın, onun çocuklarının...

...bütün sevdiklerin, seveceklerin, hepsinin.

Bir de o yılan başı var.

Biliyorum onu sevdiğini.

Kendini onun koynuna atmak için bütün yaptıklarını.

Sana mutluluk yüzünü göstermeyeceğim.

Seni doğduğuna pişman edeceğim...

...ve bunu asla bırakmayacağım.

Yollu seni.

Sen ruh hastasısın, biliyorsun değil mi?

Gelmiş o hasta aklınla burada beni tehdit ediyorsun.

Elinden geleni ardına koyma.

Bu arada pişman olduğum tek bir şey varsa...

Neymiş?

...o da kurşunun kalbine girmesine engel olmuş olmak.

Sevdiklerime gelince.

Sen sevgiye dair hiçbir şey bilmeyen, nefret dolu bir zavallısın.

Ben sevdiklerimle mutlu yaşarken sen de nefretinde boğulacaksın.

Ne yapıyorsun? Bırak ruh hastası!

Bırak dedim, bırak beni!

Bırak dedim, saçımı bırak!

Bırak!

-(Zeynep) Bırak beni! -Asiye Hanım!

Görüşme bitti!

Bitli, bitli, bitli. Bitli burası.

(Asiye) Şöyle bir ilaçlandırın.

-Bütün bit düşmüş saçlarına. -Hadi.

Zeynep Hanım, iyi misiniz?

İyiyim, sağ olun, bir şeyim yok.

(Gerilim müziği)

Teşekkür ederim.

Oh, çok şükür Zeynoş'um. Ne kadar uzun sürdü böyle.

Asiye çıkmayınca dedim ki kesin sözünden vazgeçti bu ama çok şükür.

(Zeynep) Boş ver o kadını.

Deli o, deli. Ciddiye alınacak biri değil.

-Geçmiş olsun Zeynep Hanım. -Sağ ol Şota.

Gerçekten çok duygulandım, yani anamıza sahip çıkmanız...

...böyle kendinizi feda etmeniz. Ne bileyim, yüreğimize dokundu yani.

O hepimizin annesi, bir tek sizin değil.

Sütümüze ihanet edecek hâlimiz yoktu herhâlde.

Heyt be! Sen nereden öğrendin bu lafları?

-Yoksa cici enişteden mi? -Ay, Elif!

Hiç boşuna bakma etrafa, cici enişte gelmedi.

-Biz ona gidiyoruz. -O nereden çıktı?

Asiye falan varmış. Siz gelmeyin, biz geliriz dedi Şota.

Vallahi ben öyle bir şey demedim.

Ya! Ben tanışmayayım mı cici eniştemle? Bir görmeyeyim mi?

İyi, tamam, gidelim.

Kapının önünden ayrılmayacağım dedi, evinde bekliyormuş beyefendi.

(Müzik)

-Bunlar kim Şota? -Ormancı kardeşler.

Cemal'le Sıtkı.

Osman'ın arkadaşlarıymış.

Ekibe yeni katıldılar.

Ev de bayağı büyükmüş, bize de yer vardır bence.

Biz de mi ekibe katılsak?

Sen babanı ikna et gülüm, benim canıma minnet.

Zaten gözüme kestirdiğim üç beş kişi var.

Ama orada yaşarken olmaz o iş.

(Müzik)

Cici enişte de pek ciciymiş Allah için.

Elif, boş boş konuşma, seni getirdiğime pişman etme beni.

Hoş geldiniz.

Geçmiş olsun.

Sağ ol.

-Zeynep, geçmiş olsun ya. -Sağ ol Turan.

Canım benim.

-Hoş geldin Zeynep. -Hoş bulduk Osman.

-Hoş geldin eşkıya. Geçmiş olsun. -Hoş bulduk Temel, sağ ol.

Tanıştırayım, süt kardeşim Elif.

-Merhaba. -Merhaba, hoş geldin.

Memnun olduk.

Kan kardeşlerim.

Kadın erkek farkı işte, biz süt kardeşim diyoruz, onlar kan.

Çok memnun oldum. Ben de çok tanışmak istemiştim...

...kocamın benden çok vakit geçirdiği arkadaşlarıyla.

Bu Şota iyi adam yenge. Bizim Turan bir iki şüphelendi ama iyi adam.

Ya tam olarak öyle değil ama ben bir ara tedbiren sıkalım demiştim.

(Gülüyorlar)

Ya ayıptır, misafirimiz gelmiş, hadi bir buyur edin.

Doğru ya. Hadi buyurun, mantı açtı bizimkiler.

-Aç mısınız? Yeriz. -Ben çok açım.

Dürüm göndermiştim, yemedin mi?

Sağ ol. Çok iyi geldi.

Kolay gelsin.

-Hoş geldiniz. -Hoş geldiniz.

Çocuklar, mutfakta tencere, tabak var, hadi getirin.

-Tamam. -Çalışsınlar birazcık.

-Merhaba herkese. -Hoş geldin Zeynep.

-Çıktın mı? Geçmiş olsun. -Sağ ol Fatma anne.

Geçmiş olsun Zeynep.

Sağ ol Sema, ne haber?

Görüyorsun işte hâlimizi, gel de yardım et.

Çok uykusuzum. Bu seferlik beni mazur görün ama söz veriyorum...

...bir dahaki sefere yemekleri ben yapacağım.

Geç kızım, geç. Şaka yapıyor o sana.

Hadi.

Çocuklar da endişelendiler. Sabaha kadar plan yaptılar seni kaçırmak için.

Ya?

Bizim çocukları da uyku tutmuyor seni bir yerlerden kaçırmayınca.

Aşk olsun Derviş dayı.

-Hoş geldin kızım, geç otur. -Hoş bulduk.

-Teşekkür ederim. -Hoş geldin.

-Zeynep, hoş geldin kızım. -Hoş bulduk.

-Arkadaşın kim, Şota'nın eşi mi? -Elif benim süt kardeşimdir.

-Hoş geldin kızım, buyurun. -Hoş bulduk.

Osman, Cemal'le Sıtkı'yı da çağır. Soğuyunca yenmez bunlar.

Birazcık bekçilik yapsınlar da...

...ne rütbe veriyorsun hemen, öyle oturtuyorsun masaya!

Osman'ım, bizde rütbe yok, kardeşlik var, biliyorsun.

-Hadi çağır gelsinler. -Çağırdım, çağırdım.

Osman'ın insafına kalsak üç güne dağı deler uşaklar.

Mantı geldi.

Kokusunu bile özlemişim be.

Çok açım.

-Hadi bakalım, afiyet olsun. -Ben yardım edeyim.

-Şifa olsun. -Çok güzel koktu.

Gel kardeşim.

Ver kızım. Şöyle başa doğru verelim.

Hadi bırakın onu, sonra yaparsınız. Hadi, buyurun Halil İbrahim sofrasına.

(Hareketli müzik)

(Konuşmalar duyulmuyor)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Abim en kötü ihtimal diye bir şeyden bahsetti.

Ama ne olduğunu söylemedi, konuyu kapattı.

Demek o ihtimal senin beni kaçırmanmış.

Evet, söyledim ona.

Yapacak mıydın gerçekten?

Ya ne yapacaktım Zeynep?

Suçsuz yere cezaevine girmene izin veremezdim.

Suçlu olsaydım peki?

Ya o zaman başka, gider yatardın.

Hım, iyi, aklımda olsun bu.

Sana güvenip de bir suça falan bulaşmayayım.

Bunun tek bir yolu var, biliyorsun değil mi?

Neymiş?

Benden uzak durman.

Bak işte bunun için söz veremem.

(Duygusal müzik)

Nasıl olmuş da o Asiye ifadesini kaza diye çevirmiş?

Elif'le Şota anlattı yolda.

Annem af dilemiş.

Asiye de 30 yıldır bu anı beklediği için büyüklük yapmış.

O kadın büyüklük yapmaz da...

...nasıl bir alçaklıkla babanla anlaşma yaptı acaba?

Bilmiyorum.

Onu da eve gidince öğreneceğiz.

Ay!

Ayaklarım geri geri gidiyor, biliyor musun...

...eve hiç gitmek istemiyorum.

Kim bilir Rızvan Leto nasıl üstüme gelecek?

Bence kimsenin ne dediğinin bir önemi yok.

Annen ne diyorsa onu yap Zeynep.

Madem özgürlüğünün bedelini o ödemiş...

...daha fazla zor durumda bırakma onu.

Geçen gün annemle konuştuk.

Bana senin için bütün dünyayı karşıma alırım demişti.

Aldı da gerçekten.

O yüzden o ne derse boynum kıldan ince.

Zeynep Hanım.

Abiniz aradı. Yoldayız dedim.

Tamam, geliyorum Şota.

Gidiyorum.

Görüşürüz.

Haber ver bana.

Olur, güvercinle haber yollarım.

Dürümle daha kolay olur.

(Duygusal müzik)

Ne demek isim veremiyormuş Dursun Leto?

Kimmiş baba o büyük adamlar?

Ya zaman kazanmak için böyle bir şey attı ortaya...

...ya da üstüne düşmeyelim diye gözümüzü korkutmaya çalışıyor anlaşılan, aklı sıra.

Baba, biz bu toz işini kimseye izah edemeyiz.

Zaten jandarmayla yeni yeni düzeliyor aramız.

Bak, üsteğmenle de iyi kötü bir hukukumuz oluştu.

Adamın art niyeti olsa Zeynep çoktan cezaevine girmişti.

Ama toz işi dedin mi...

...ne jandarma bize müsamaha gösterir...

...ne de ortaklarımız bize göz açtırır.

Fikret, niye anlatıyorsun bana bunları?

Baba, o Dursun Leto, mecbur kaldım...

...para yüzünden, o yüzden, bu yüzden gibi şeyler söyler.

Bizim tozla işimiz olmaz.

Anlayış gösterme, inceldiği yerden kopsun diyorum.

Tamam ya!

Annesinin bir tanesi, benim güzel gözlü kızım benim. Oh!

-Canım annem benim. -Anneciğim benim, bir tanem.

Sen nasıl güzel yürekli bir kızsın.

Oy!

Oh!

Sen benim için kendini ateşe mi attın?

Aşk olsun hala, o nasıl laf?

Ama keşke bana yolda söyleseydin.

Ha, izin mi verirdin?

Yani şimdiki aklım olsa en azından engel olmazdım.

O hemen iki ara bir dere gelip had mi bildirdi sana?

Anne, boş ver onu, o önemli değil de...

...sen beni affet, olur mu?

Benim yüzümden o kadından özür dilemek zorunda kaldın.

O nasıl laf kızım?

Sen benim canımın içisin, canımın içisin sen bir tanem.

Ben senin için her şeyi yaparım bir tanem.

Zeynep Hanım, bizim için yeriniz hep farklıydı.

Bundan sonra da...

...benim de, Sakine'nin de,

...çocuklarım için de yeriniz hep farklı olacak.

Sağ ol Reşit abi.

Zeynep, çok şükür konu kapandı.

İnşallah Rızvan babam da çok öfkelenmeden...

...bir an önce konuyu kapatır.

-Nerede bekliyor beni görmek için? -Gelir şimdi.

(Gerilim müziği)

Zeynep...

...sana çocuk muamelesi yaptığım için hep pişman oluyorum.

Evet, evlat olmasına evlatsın ama...

...bazen senden çok şey öğreniyorum.

Benim kızım olduğun için gurur duyuyorum seninle.

Aile her şeydir.

Hele...

...ailenin fertlerini korumak için kendini feda etmek...

...çok büyük bir erdemdir.

(Müzik)

İyi ki benim kızımsın.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Asiye Hanım. -Ne?

Dünden beri bir şey yemediniz.

Yediğim kurşun bana yetti. Sağ olasın.

Bir tek sen beni düşündün.

O doğurduğum ne yapıyor, nerede?

Odasında.

O cibilliyetsiz Cingöz'e mi ağlıyor hâlen daha?

Vallahi bilmiyorum ama morali bozuk.

Asiye Hanım, daha çocuk ama.

Çok da üstüne gitmemek lazım sanki bu yaşlarda.

Gel otur böyle.

Otur.

Edanur...

...ben bugün karakola gittim ya. -Evet.

İnsanlar soruyor, o olay olduğunda yanında kim vardı diye.

(Asiye) İsmini veremiyorum.

İsmini versem soracaklar onun orada ne işi vardı diye.

Laf söz olacak.

Misafirim deseydiniz.

Misafirlik nereye kadar güzel kızım?

İnsanlar konuşur, bugün konuşmaz yarın konuşur.

Yani Asiye Hanım?

Ne yapabilirim ben?

Gitmemi mi istiyorsunuz?

Gel biraz yanıma, gel.

Gel.

Edanur...

...ben senin benim gelinim olmanı istiyorum.

Anlamadım?

Karnında benim torunum var.

Babası Tarık diyemeyiz. Sen kötü duruma düşersin.

Evliyken aldatan kadın olursun, değil mi?

Gel biz güzel bir nikâh yapalım Tamer'le kendi aramızda.

Hem seni bu durumdan kurtaralım...

...hem de sen koskoca Edanur Leto ol, ne dersin?

Asiye Hanım...

...ne diyorsunuz?

Her şeyi geçtim, çocuk daha Tamer.

Tamer ne çocuk!

Ben bıraksam bütün aileyi fıldır fıldır çevirecek.

Ben istemiyorum, zamanı değil diye.

Hayır, siz benim nasıl biriyle beraber olabileceğimi falan düşünürsünüz?

Benim karnımda bir bebek var.

Ve ben bu kadar kötü şey yaşamışken bir de...

Kızım, beni tamamen yanlış anladın.

Ben kâğıt üstünde bir nikâh diyorum. Formalite diyorum.

Senin iyiliğin için.

(Gerilim müziği)

Bence biz ne yapalım biliyor musunuz Asiye Hanım?

Ne yapalım?

Ben gideyim eşyalarımı toplayayım, sonra da bu evden gideyim.

Ne siz zor durumda kalın, ne de ben.

Sen bana güven.

Eli eline değmeyecek!

Formalite diyorum sana.

Ama sen istiyorsan git. Ben seni zorla tutmuyorum.

Ama nereye gideceksen, ne yapacaksan benimle yapacaksın.

Ta ki torunum doğana kadar.

Sen bunları bir güzel düşün bakalım, olur mu?

(Gerilim müziği)

Biraz ekmek ver bana.

Ekmek versene biraz, uzanamıyorum.

Acıktım birden.

(Gerilim müziği)

(Elif) "Sen de benim gibi başını belaya sokmadan duramıyorsun belli ki.

Ama senin hiç kimseyi incitmeyecek kadar güzel bir kalbin olduğunu biliyorum.

Kim için olursa olsun hak etmediğin bir durumda olmana...

...müsaade etmeyeceğim."

Bu cici enişte artık sana ne desin?

Ne bekliyorsun bu adamdan?

Ya mutlu oldum tabii ki.

Her şey tam bitti derken içim umut doldu.

Sadece bir umut mu oldu?

Elif ya, neyin peşindesin sen?

Gördüm ikinizi yan yana.

(Elif) Bak, seni tanıdığım için şunu çok iyi söyleyebilirim.

Sen âşıksın.

Ama o da bunun farkında.

Ve durumundan da gayet memnun.

Evet.

Beni çok iyi tanıdığını söyleyebilirsin.

Ama Halil İbrahim'i iki dakika görüp çözdüğünü söyleyemezsin.

Tabii ki sen daha iyi tanıyorsun adamı ve ben de tabii ki sizi gördüğümde...

...hemen çok yakıştırdım.

Hoş, mert, alçakgönüllü bir adam.

Ne bileyim Zeyno, onların böyle sevgilerini, sıcaklıklarını görünce...

...keşke biz de bu evde öyle bir aile olabilsek dedim.

Ben de babamla bunu konuşmayı düşündüm, biliyor musun?

Öyle mi?

Bugün bana sarıldığında ilk defa içimde bir umut oldu.

Biz de normal bir aile olabilir miyiz diye düşündüm.

Belli ki o da Asiye'nin çirkefliklerinden usanmış.

(Elif) Sizin kıymetinizi anlamaya başladı.

Dediğin gibi, yelkenleri suya indirecek gibi.

Sonra da rüzgârı arkana aldın mı Zeynocuğum.

Rüzgâr derken?

Rüzgâr derken, biraz Nedime Leto duygusallığı...

...biraz Fikret Leto delikanlılığı...

...belki sizi tekrar birleştirir aile olarak.

Öyle mi?

Dur bakalım, sabah bir kahvaltıda ben rüzgârı yoklayayım o zaman.

(Müzik)

Halil İbrahim...

...sen ne diye bu işle uğraşıyorsun? Bırak bana, işimiz bu.

Sıtkı'yla hallederiz.

Kafam dağılıyor, rahatlıyorum.

Hakikaten mi abi?

Benim de kafam dağılıyor. Abime söylüyorum, benimle dalga geçiyor.

Ula sende kafa mı var ki dağılıyor diye dalga geçeyim?

Al işte.

Siz hele şurada iki dakika bekleyin.

Ben sizi Halil İbrahim'in dayısıyla görüştüreyim.

Sonra kendi başıma iş yapıyorum diye bana kızıyor.

Tamam mı? Burada bekleyin.

(Gerilim müziği)

Oğlum, Halil İbrahim'e gidelim, garibanın yanındadır dedin de...

...baksana saltanata, derebeylik kurmuş.

Dinler mi bizi?

Hayırdır amca, kime baktınız?

Biz Halil İbrahim'le görüşecektik de dayısıyla görüşecekmişiz.

Tabii bizimle muhatap olacak hâli yok.

Hadi takip edin beni.

Gelin gelin.

Buyurun amca, oturun şöyle.

Bey gelmeden oturmayalım oğlum, ayıp olur.

Oturun amca.

Sizden büyük bey mi var ya? Kimseye ayıp olmaz, merak etme.

Eyvallah.

-Oduncu var ya, efendi çocuk. -Baba, duyacak.

Oğlum, kötü bir şey mi söyledim ben?

Evet, anlatın bakalım.

Kimsiniz, nereden geldiniz, nedir derdiniz?

Abi, biz mümkünse Halil İbrahim abiyle ya da dayısıyla görüşebilir miyiz?

Yanlış anlaşılmasın, özel bir mevzu, yani konu başka yere gitmesin.

Yerin kulağı var yani.

Derviş dayı o kadar tembihledi...

...kim gelirse gelsin önce benimle konuşsun diye Halil İbrahim.

(Halil) Tamam Osman'ım, sorun yok.

Halil İbrahim sen misin?

-Halil İbrahim, beğenmediler seni. -Estağfurullah.

Belli ki benim gibi kalıplı, iri yarı birini bekliyorlar.

İstersen sen kalk, ben dinleyeyim.

Osman'ım, sen bize birer tane çay getir.

Belli ki misafirlerimiz uzun yoldan gelmiş.

Tamam.

Kusura bakma Halil İbrahim.

Osman'ın dediği gibi namın senden büyük.

Yani seni gördük, odun kırarsın, hizmet edersin...

...evi de böyle şaşalı görünce şaşırdık. Bağışla.

Vallahi amca, ev düşmanlara inat.

Yoksa bizim burada ayrımız gayrımız yok. Hepimiz kardeş gibiyiz.

Evet anlatın bakalım, nasıl yardımcı olurum size?

Anlat.

Abi, biz bir sıkıntıya düştük.

Hasat iyi olmayınca bankalara gittik. Borç vermediler.

Kahvede yeni tanıştığım biri Yücel'e git, o borç verir, dedi.

-Meğerse adam tefeciymiş. -Yani para verdi, verdi ama...

...malımıza mülkümüze göz dikti.

100 bin lira verdi, 50'sini geri ödedik. Şimdi bizden bir milyon istiyor.

Nerede bulurum ben bu tefeci Yücel'i?

Bizim çocuk yerin adresini biliyor.

Buyurun çaylarınızı.

Olay neymiş?

Osman'ım, sen benimle gel.

Amca, siz de çayınızı için, ben hemen geliyorum.

-Nerede bizimkiler? -Arka taraftalar.

(Gerilim müziği)

-Afiyet olsun. -Gel beraber olsun.

Sağ ol, gel.

Bu tefeci Yücel'i tanıyan var mı?

Yok.

Para mı lazım, bela mı lazım Halil İbrahim? Hayırdır, ne tefecisi?

Yok, bana kendisi lazım.

Yeğenim, bu adamın kapısının önünde emniyetten atılma...

...eli silahlı kaç adamı var, biliyor musun?

Bilmiyorum dayı.

Madem kalabalıklar, siz de kalabalık gidin.

Osman'la Turan gelir. Cemal'le Sıtkı'yı da alın.

O tefecinin defterlerini getirin bana.

-Ne defteri? -Resim defteri Turan!

Ne defteri olacak ya, işte hesap kitap defteri.

Turan, yeter yediğin, kalksana, adam bir şey diyor.

Hatun, sen de istiyorsun ki ben hiç oturmayayım ha.

-Allah Allah! -Muzaffer baba...

...misafirlerimize de ikram edelim yiyecek bir şeyler.

Tamam, ben bir tabak alayım.

Osman, ben sana ne dedim?

Tuttuğun adamı Halil İbrahim'in önüne atma demedim mi?

Dayı, ben seni bulana kadar adamları bulmuş bahçede.

Dayı, adamlar kalabalıksa ne yapalım, ağır makine falan mı alalım?

Silahla içeri giremezsiniz oğlum, makine falan almayın yanınıza.

Ee, nasıl gireceğiz?

-Düşün peşime. -Bari ben bir yolluk yapayım bize Osman.

Afiyet olsun.

Sağ ol baba.

-Babacığım. -Ha canım.

Müsaade edersen uzun zaman sonra hepimiz bir aradayken...

...ben birkaç şey söylemek istiyorum.

Söyle kızım.

Son zamanlarda istemeden sizi zor duruma düşürdüğüm şeyler oldu.

(Zeynep) Kırdım, belki çokça üzdüm sizi.

Bunun için hepinizden özür diliyorum.

Senden, annemden, özellikle de abimden.

Ben istiyorum ki sıcak bir aile olalım.

(Zeynep) Kimse aramıza giremesin, mutluluğumuzu bozamasın.

Bunun için...

...her ne yapmam gerekiyorsa hepinizin önünde söz veriyorum.

Benden ne isteniyorsa öyle yapacağım bundan sonra.

(Fikret) Teşekkür ederiz.

Buradaki herkes seni çok seviyor.

Hiç kimse senin zarar görmeni, incinmeni istemiyor.

Ve bunun için de elinden geleni fazlasıyla yaptı, biliyorsun.

Biliyorum.

Zeynep'im, güzel kızım...

...bütün bu yaşanılanlardan sonra biz babanla bir karar aldık.

Senin mutluluğun, bizim mutluluğumuz.

Karar derken?

Ee...

Şimdi Zeynepciğim...

...ben artık seni birtakım kötü adamlardan...

...koruyamama noktasındayım.

(Gerilim müziği)

Abin elinden geleni yaptı.

Annen elinden geleni yaptı.

Ben elimden geleni yaptım.

Şimdi de sıra sende.

Yani eş dost, akraba biriyle evlen demeyecekseniz...

...ne istiyorsanız yapmaya hazırım.

Yok yok.

Buradaki herkes zaten senin özel hayatına müdahale edilmemesi gerektiğini anladı.

Zeynepciğim...

...gece uçağıyla İstanbul'a gidiyorsun...

...sabah erkenden de Amerika'ya.

(Gerilim müziği)

Kızım, biz senin iyiliğini düşünüyoruz.

Bu benim annen olarak senden bir ricam.

Niçin peki tam olarak ben öğrenebilir miyim?

Senin güvende olman için.

Ne kadar bir süreliğine?

Uzun bir süreliğine.

Yani en azından...

...iki üç yıl.

Asiye şikâyetini bu şartla mı geri aldı?

Kızım, şartın falan önemi yok.

Asiye'nin yapacaklarının sınırı yok çünkü.

(Nedime) Biz seni düşünüyoruz yavrum.

Biz babanla konuştuk, bu kararı aldık.

Sabah da abine bahsettik. O da iyi düşünmüşsünüz dedi.

Olur.

Benim hayatımla ilgili gerçekten çok iyi düşünmüşsünüz.

Ben sıcak bir aile olalım derken...

...iki üç seneliğine gelme dercesine gönderiliyorum, öyle mi?

Ama problem yok. Giderim ben.

Dönmemek üzere.

Zeynep.

(Gerilim müziği)

Cemal, Sıtkı, siz arabanın başında bekleyeceksiniz.

İçeriden bir hareketlenme olmadan bir şey yapmayın.

Baktınız ki patırtı kopuyor, kapının önündeki adamları odun gibi devirin.

Tamam dayı.

Biz içeri nasıl gireceğiz silah patırtı olmadan dayı?

Şimdi bu Bal Osman yeni petekler alacak, ona para lazım.

Dayı, buna kim, niye borç verirsin?

Ben kefiliyim, sen ortağısın. Anca belki böyle gireriz.

Dayı, bu Turan galericiye benziyor ya, benim bir sürü arabam var der...

...kesin girer içeri.

Ben hava cıva işlerinde iyiyimdir. Dayı çok güzel bir fikir verdi.

Siz bana bırakın, her türlü içeri gireriz.

İyi bakalım.

(Gerilim müziği)

Hayırlı işler.

Kolay gelsin.

Yücel Bey burada mı?

Siz kimsiniz?

Birader, insan önce bir hoş geldiniz der, değil mi?

Sen bizi bu araçta gördün, cıvata mı sandın?

Yani belli ki iş için geldik. Serseriliğe gelmedik.

Ben Turan Durgun Otomotiv'in sahibi, Turan Durgun.

Bu ortağım Osman Baloğlu. Bu dayım Derviş.

Bunlar da kardeşlerim Cemal'le Sıtkı. Şimdi bir daha soruyorum.

-Yücel Bey burada mı? -Burada Turan Bey.

Sizi bekliyor muydu?

Haber verirsen bekletmeyelim.

Malum, herkesin işi gücü var. Bizim de birkaç milyonluk işimiz var.

Başka bir yere uğramadan buraya geldik, bir tanıdığın vasıtasıyla.

Kusura bakmazsanız üst araması yapacağız.

Ara tabii kardeşim, ara.

Biz de yaptırıyoruz genelde, haklısın. Malum, bu zamanda her yer eşkıya dolu.

Tamam mı?

Beni takip edin.

Siz burada bekleyin.

(Gerilim müziği)

Sağ taraf benim, sol taraf senin Sıtkı.

Buraya geçin, ben geliyorum.

(Kapı kapandı)

(Turan derin nefes verdi)

Ulan, araba sattığın galeride üst araması mı yapıyorsun...

...Turan Durgun Otomotiv?

-Yazıhane diyecektim, galeri dedim Osman. -Aferin sana.

Vızır vızır konuşmayın.

Bir tanıdığımız var demiştiniz. Yücel Bey ismini soruyor.

Halil İbrahim Karasu.

İnsan bir şey der dayı.

(Gerilim müziği)

Yat, yat, yat!

Kaldırma kafanı.

Lan ne oluyor? Bırak lan!

Sakin, sesini kes. Kasayı aç.

Alacak defterlerini çıkar. Hesap vermeye gideceksin.

Sakin ol, sakin.

(Gerilim müziği)

-Aferin uşaklar. -Cemal, Sıtkı, helal olsun size.

Yapıyorsunuz bu sporu.

Gel buraya.

(Gerilim müziği)

Cemal, Sıtkı, arkaya bunun yanına.

Alın bunu.

(Turan) Kalkın, çekilin lan oradan. Ezerim. Kalk.

Cemal, Sıtkı, çekilmeyene sık.

(Gerilim müziği)

Dayı, sen kafayı koyana kadar her şey mükemmel gidiyordu.

-Sonrasının neyini beğenmedin? -Az daha adamlar vuracaktı bizi.

-İnsan işaret verir. -Halil İbrahim Karasu dedim ya.

Daha ne işareti bekliyorsun? Duyunca adını saldıracaksın.

Dayı, bu Turan içeride söyleyeceği yalanları düşünüyordu.

Konsantre olamadı, o açıdan diyor.

Sen çok konsantreydin adamı dışarı fırlatırken.

Cemal'le Sıtkı'ya patırtı olsun istedim. Sinyal verdim.

Allah Allah, sinyal vermiş.

İyi yaptın.

(Müzik)

Sana daha önce de söylemiştim, değil mi Zeynep?

Gidip kendine yeni bir hayat kur diye.

Buradaki kuralları, şartları değiştiremezsin.

Yok abi, ben anladım artık.

-Siz değişmezsiniz. -Evet Zeynep, değişmeyiz.

Değişemeyiz.

-Bari sen değiş. -Ben de değişmem.

Ama artık kimseye sorun çıkartmak istemiyorum.

(Boğazını temizledi)

(Müzik)

Abi...

...senden son bir şey isteyebilir miyim? -Tabii ki.

Gitmeden arkadaşlarıma veda edebilir miyim?

Ben Halil İbrahim'le buluşacağım bugün.

Gerekeni söylerim ona.

-Senin adına veda ederim. -Bir tek o benim arkadaşım değil ki.

-Benim hepsiyle bağım var. -Zeynep, o eve gitmen doğru değil.

Lütfen, bak lütfen, tek başına hareket etmeye kalkma.

Şota'nın da başını yakma.

Tamam abi, tamam. Son bir şey istemiştim ama önemli değil.

Zeynep.

Dedim ya...

...Halil İbrahim'le buluşup konuşacağım, iş için.

Arkadaşlarını da getirir restorana.

Orada onlarla vedalaşır...

...oradan geçersin havalimanına.

Olur mu?

Teşekkür ederim abi.

(Duygusal müzik)

Fikret.

Biraz konuşabilir miyiz?

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

Amca, bunlar mı sizin senetler?

Evet, bunlar.

Var mı başka bir şey? Tapu, evrak, herhangi bir şey var mı?

Hayır hayır, sadece bunlar var.

Artık bunlar da yok.

Hay Allah sizden razı olsun.

Hepimizden razı olsun. Var mı bizden başka bir isteğin, emrin?

Yok Halil İbrahim, sağ ol. Allah razı olsun.

Abi, sağ olasın.

Hadi bakalım, Temel geçirsin sizi.

Şimdi Yücel gelecek, başına gelenleri sizden bilmesin.

Allah razı olsun.

(Gerilim müziği)

(Turan) Halil İbrahim, paketin hazır.

Gel bakalım Yücel.

-Yürü lan. -Geç bakalım. Otursun şöyle.

Otur lan.

Şimdi Yücel, sana bazı sorular soracağım.

Her soruma doğru ve net cevaplar vereceksin.

Her boş lafında bir kemiğini kırarım.

Anlaştık mı?

(Gerilim müziği)

Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?

(Yücel inliyor)

Başka mendilim yok, ona göre konuş.

Şimdi ben senin bu kara kaplı defterine baktım.

Bir şey dikkatimi çekti.

Milletten aldığın faizin yüzde 70'ini birine gönderiyorsun.

Belli ki birinin parasını işletiyorsun.

Komisyoncusun yani.

Paranın sahibi Lek.

Kim bu Lek?

Sorayım mı bir daha?

Parasını çalıştırdığım kişi...

...Levent Kulpa.

Kulun istediği bir göz, Allah verdi iki göz.

Ulan sansar, niye baştan söylemedin? Seni bu kadar hırpalamazdık.

Yücel, artık defterin yok.

Senetlerin de yok. Dolayısıyla...

...kimsenin sana borcu yok.

Anlaştık mı?

Dayı...

...senetleri sahiplerine ver. Borcunuz ödendi, dersin.

Yeğenim...

...bunlar tekrar düşmesin o garibanların peşine?

Yok, Yücel yapmaz öyle şey.

Yapar mısın Yücel?

Yok abi, ben yapmam da...

...Levent Bey'e ne diyeceğiz?

Her şeyden önce bey demeyeceksin o Levent’e.

Sansar doğru bir şey sordu ama Baloğlu.

Şimdi ne diyecek Levent kolpaya?

Alacakların Halil İbrahim'de, git ondan al, de.

(Gerilim müziği)

Baba ben diyorum ki ben de Amerika'ya gideyim.

Hatta mümkünse aynı uçakta yan yana.

Uzun yol değil mi, aramızda ne sorun varsa oturup çözeriz.

Kendini uçaktan atacak hâli de yok.

Ben ablamın yerinde olsam atarım Levent abi.

Sen önce nişanı at. Uçaktan atacakmış kendini.

Sen o Yavuz Leto'yla bırak Amerika'yı, buradan İstanbul'a bile gidemezsin.

(Nedime ses) Kötü sonuçlanmamış.

Asiye, sen ne dinliyorsun öyle?

Nedime'nin yalvarmalarını.

-Aa, ses kaydı mı atmış? -Yok.

Ben kaydettim. Birileri boş boş konuşunca açıp dinliyorum.

-Sinirlerim boşalıyor. -İyi.

Bak bak bak. Ay!

-Bak ne diyor, bak. -(Nedime ses) Seni kırmış olabilirim.

Bak neler, nasıl şakıyor bak.

(Nedime ses) Mutlu olmana engel olmuş olabilirim.

Haksızlık etmiş olabilir.

Yok saymış olabilirim.

Bütün bunlardan dolayı...

...affını istiyorum.

Bak, nasıl şakıyor.

(Nedime ses) Senden özür diliyorum.

Vay, vay, vay! Teyze var ya, çok büyük kadınsın.

Bunların aynısını Zeynep'e de söyletmezsem adam değilim.

Sen zaten adam değilsin. Sus, fazla konuşma.

-Levent abi. -(Levent) Efendim?

Dışarıda bir adam ağzı burnu kırılmış, fena. Seni soruyor.

-Kimin ağzı yüzü dağılmış? -Yücel diye biri.

-Yücel kim oğlum? -Tefeciymiş Nesim amca.

Levent abiyle de ortakmış. Halil İbrahim kırmış kemiklerini.

Yok ya, öyle bir ortağım yok benim.

-Var mı yok mu anlarız şimdi. -Baba, sen otur Allah aşkına.

Kaç yaşında adamsın. Tefeciyle, faizciyle mi uğraşacaksın?

-Ben bakarım, sen otur. -Yürü! Yürü, düş önüme.

-Yürü. -Aptal herif.

Hiç tutamıyorsun ağızlarını. Ağızlarını tutamıyorsun, ağızlarını.

Bak Zuhal, bak. Leyla bak, dinleyelim bir daha.

(Asiye) Nasıl şakıyor bak.

Dayı?

Sen o Fikret Leto'yla Davut'un yerinde buluşacakmışsın.

-Evet. -Konu nedir?

Ticaretinden yüzde 50 istedik. Pazarlık yapacak herhâlde.

Gerçi Davut'un yeri güvenlidir ama sen yine de yalnız gitme.

-Çocuklarla birlikte git. -Tamam dayı, bakarız.

Bakarmış.

Turan, şu bahçeye bir iki köpek mi alsak?

Ben Zagor'dan sonra köpek almam Temel.

Kardeşim.

(Turan) Geliyor.

Halil İbrahim, bir şey duyduk, doğru mu?

-Bizi yemeğe götürüyormuşsun. -Oo!

-Gelin, buyurun kardeşim. -Gelelim, gelelim de kardeş...

...son sefere benzemesin. Sen yemiyorsun diye biz de yemedik, aç kaldık.

Bu sefer başka. Ben size kimsenin haram parasıyla lokma yedirmem kardeşim.

-Eyvallah. -Bu sefer hesaplar benden.

-Hadi. -Lan Turan, bana o kadar gözlemeyi...

...bunun için mi yedirdin? -Senin miden geniş oğlum, yine yersin.

Sıkıntı yapma. (Gülüyorlar)

(Gerilim müziği)

Kaç para kaç para?

Ee, dört milyon. Dört milyon, değil mi Yücel?

Evet evet.

-Dört milyon dolar. -Ne?

Oha, dört milyon dolar mı?

Yok lan, o kadar değil, o kadar değil. Dolar değil.

Baba, sen bu Halil İbrahim'i bilmiyorsun. Gerçekten bu adamı görmedin.

(Bip) gibi vuruyor. Baksana çocuğa, şirazesi kaymış...

...TL'yle doları karıştırıyor ya.

(Nesim) Siz benden habersiz nasıl böyle bir işe girdiniz?

Talep var.

Halkın böyle bir talebi var.

Yücel dedi ki bankalar kredi vermiyor.

Ben de dedim ki bizim bankadan neyimiz eksik.

-Dedim. -Selim...

...götür Yücel'i. -(Selim) Emredersiniz.

Onunla sonra konuşacağım.

-Tamer'im, sen de müsaade et bize. -Tamam Nesim amca.

Ah Tamer, ah Tamer!

(Gerilim müziği)

Baba...

Ne zaman beni utandırmaktan vazgeçeceksin?

Ne zaman bir erkek evladım var diyebileceğim?

Ne zaman seninle gurur duyacağım, diye diye bu yaşıma geldim.

Dövdüm, olmadı, sövdüm, olmadı.

Ne yaptıysam olmadı.

Bir kere de sevmeyi deneseydin baba.

Belki o zaman olurdu.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Hoş geldin Halil İbrahim. -(Halil) Eyvallah.

Hoş geldin. Buyur.

Bir şeyler yer misiniz? Hemen sipariş verelim.

Yok, sağ ol. Senden sonra arkadaşlarımla yiyeceğim.

-Peki. -Önemli demişsin.

Geçen buluşmamızda ticaretinizin...

...gelirlerinizin yüzde 50'si benim, demiştin.

Kabul etmediler. Edilecek bir şey de değildi zaten.

O yüzden seninle tekrar oturup konuşmak istedim.

Çünkü benimle konuşurken daha makuldün.

Ama buraya geldin, hem başka konuştun...

...hem de ağır konuştun.

Fikret, sen bana bir uzlaşma teklif ettin.

Ben de kabul ettim. Ama sonra öğrendim ki...

...toza bulanmışsınız. Ben (Bip) anlaşma yapmam.

Tavrımı ortaya koydum.

O konuda ne dersen halısın.

Ama bizim tozla işimiz olmaz.

Babamın da benim de tavrım seninkiyle aynı.

Dursun Leto'yla konuştuk, inkâr etti.

Biz de konunun aslını astarını öğrensin, araştırsın diye kendisine mühlet verdik.

Neyini araştıracaksın Fikret?

Böyle küçük bir zuladan bahsetmiyorum ben.

Yanında yöresindeki adamların yapacağı iş değil o.

Neyse o. Öyle ya da böyle...

...biz o konuyu ayrıca halledeceğiz.

Şimdi sana tekrar soruyorum.

Bizim seninle uzlaşma imkânımız var mı?

Sen neden uzlaşmak istiyorsun benimle?

Ortada bir ticaret var.

Ve ayağımıza dolanma istiyoruz. Açık ve net söylüyorum.

Belli ki dediğin gibi kaybedecek hiçbir şeyin yok.

Vurduğun yerden de ses geliyor maşallah.

İşte o sesin daha fazla yükselmesini...

...jandarmaya ya da adliyeye bulaşmasını istemiyoruz.

Biz kazanırken sen de kazan. Ama yüzde 50 değil o.

Ben sözümü söyledim.

-Pazarlık yapmam. -Bak Halil İbrahim...

...bütün güzergâhlar değişti.

Depoların hepsinin yeri değişti. Bırak yüzde 50'yi...

...hiçbir şey alamazsın bu saatten sonra.

Tamam Fikret...

...aldıklarım benimdir, alamadıklarım sizin.

-Bu da bir uzlaşma. -Uzlaşma değil bu Halil İbrahim.

-Çatışma. -Bütün ortaklarınızla...

...bütün bağlantılarınızla beni bir araya getirecek misin?

Her şey açık ve net olacak mı?

Böyle bir şeye imkân olduğunu sanmıyorum.

O zaman anlaşma da mümkün değil.

Peki, sen bilirsin.

Ben son kez elimden geleni yapmak istedim.

Aynı senin karakolun önünde kız kardeşim için yapmak istediğin şey gibi.

Şimdi anladım, sen o yüzden buradasın.

-Babanla ortakların göndermedi yani seni? -Hayır, göndermediler.

Bir ortak nokta bulabilseydik onlarla da paylaşacaktım durumu.

Seninle ortak bir noktamız var Fikret.

Zeynep.

Ama onlarla hiçbir ortak noktam yok.

O yüzden kusura bakma.

Eyvallah. Sen bilirsin.

Ama haberin olsun...

...bu benden sana son iyilikti. Hepsi bu.

Şimdi madem arkadaşlarınızla yemek yiyeceksiniz...

...Zeynep gitmeden önce son bir kez vedalaşmak istedi sizinle.

Buraya gelmesine izin verdim.

Nereye gitmeden önce?

Amerika'ya dönüyor.

-Kimin kararı bu? -Aile kararı...

...kendisinin de kabul ettiği.

Zeynep buraya gelecek, sizlerle son kez vedalaşacak...

...sonra da Şota onu havalimanına bırakacak.

Muhabbeti çok uzatmayın da uçağı kaçırmasın.

(Müzik)

Kardeşim.

Ne oldu Halil İbrahim, neye sıkıldı canın?

-Zeynep Amerika'ya gidiyormuş. -Hayda! Niye?

Bilmiyorum. Buraya gelip bizimle vedalaşacakmış.

La havle! Nereden çıktı bu?

Nereden çıkacak, özgürlüğün bedeli sürgün.

(Müzik)

Sen dedin.

Anneni dinle, dedin. Sonuç bu.

(Müzik)

Kötülüğünü düşündüğünden değil herhâlde. Ne yapsın kadıncağız.

Başına bir şey gelmesin diye mecburen bu karara boyun eğmiş.

Hiç de boyun eğmiş gibi durmuyordu.

Benim de üzüldüğüm şey bu zaten. Herkes benden vazgeçmiş gibiydi.

-Olur mu canım öyle şey. -Ne bileyim.

Dün sizi öyle görünce...

...bir özendim.

Benim de sıcak bir ailem olur mu diye düşündüm.

Tam bunu konuşurken bana git demeleri biraz canım acıttı.

(Müzik)

Zeynep, gitmek istemiyorsan gitme.

Ne diyeceğim de kalacağım Halil İbrahim?

Zeynep Leto olarak artık beni burada barındırmazlar.

Kalırsam faturası ağır olur.

(Müzik)

Soyadını mı değiştirsen acaba?

Benimle evlenirsen olur.

Anlamadım?

Yani...

...sen benimle evlenirsen...

...kimse senin karına git buradan diyemez mesela.

Ama tabii, senden böyle bir şey isteyemem.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...

...Büşra Koçak - Sunay Temür

Editör: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.