All language subtitles for The.Protector.2018.S01E09.Episode.9.720p.NF.WEB-DL.DDP5.1.x264-MZABI_tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[Leyla] Hakan, ne yaptın sen?

Anlattım sana, ben...

O saldırdı bana. Ben sadece kendimi korudum.

Anlatacağım sana her şeyi.

Polis geliyor şimdi. Onlara anlatırsın.

Leyla...

Gözlerime bak.

Yalan söylemiyorum sana.

[Faysal] Burası benim şirketim. Ne olduğunu bilmek hakkım.

[polis] Faysal Bey, anlamıyorsunuz. İçeri alamam sizi.

-Önce biz anlayalım durumu. -[Faysal] Evet.

-[polis] Olay Yeri de bakacak. -[Faysal] Ne oldu?

-Size müsaade edemem. -Leyla!

Ne oluyor Allah aşkına? Söylesene!

Faysal Bey.

Hakan.

Hakan, Mazhar'ı öldürdü.

Ne?

Sen ne diyorsun? Nasıl olur böyle bir şey?

Bilmiyorum.

İnanmıyorum.

Yani...

Ben de inanamazdım ama...

İçeri girdiğimde Mazhar...

Hakan da başında duruyordu.

[Hakan] Her şeyi o yaptı. Masumum ben.

Ben sadece kendimi korudum. Bırakın beni.

Faysal Bey.

[Hakan] Ya bari konuşmama izin verin.

[polis] Devam et, zorluk çıkarma.

[telefon titrer]

Efendim Leyla.

[Leyla] Zeynep.

Seninle konuşmak istediğim önemli bir konu var.

Bir sorun mu var?

-[Leyla] Sorun Hakan. -Ne oldu?

Aranızı düzeltemediniz mi hâlâ?

Hakan tutuklandı.

-Cinayetten. -[Zeynep] Ne?

Mazhar'ı öldürdü.

Mazhar'ı mı öldürdü?

[Leyla] Ben oradaydım.

Yani Hakan masumum deyip durdu ama...

Zeynep, sen Hakan'ı tanıyorsun.

Belki bildiğin bir şey vardır.

[Leyla] Hakan birine bunu nasıl yapar? Niye yapar?

[iç çeker] Ben ona inanmak istiyorum ama inanamıyorum.

Ne olursun bana bir şey söyle.

[Zeynep] Evet, tanıyorum.

Ve ona senden fazla güveniyorum.

Eğer Hakan'ın söyledikleri seni tatmin etmediyse yapabileceğim bir şey yok.

[Zeynep telefonda iç çeker]

Bak Leyla.

Hakan hakkında çok az şey biliyorsun.

Ve bu hep böyle olacak.

[Telefonda Zeynep'in nefesleri]

[objektif sesi]

Nasıl olmuş bu böyle?

Şah damarına cam saplanmış.

Kan kaybından ölmüş.

[iç çeker]

Bunun bir...

...kaza olma ihtimali var mı?

Odanın durumuna bakılırsa pek mümkün değil gibi gözüküyor.

Hakan nasıl?

O giderken iyi gözüküyordu.

Onda bir hasar yok.

Sapasağlam.

Öyle mi?

[Kemal] Hançer burada olduğuna göre...

Mazhar, Ölümsüz değil demektir.

Kim öyleyse?

Bunca zaman yanlış kişiye odaklanmışız?

Hakan içeride.

Dışarıda kim olduğunu bilmediğimiz bir Ölümsüz var.

Bence biz zaten baştan kaybettik bu savaşı. Boşuna uğraşmayalım.

Bak kızım.

Hakan için şimdilik yapabilecek bir şeyimiz yok.

Ama hâlâ Ölümsüz'ün kim olduğunu öğrenebilme şansımız var.

Yüzük taşı bizde değilken bunu nasıl yapacağız?

Bir yol var.

Ama bu yolu denemek için

sadakat yeminimi çiğnemem gerekecek.

Ne demek bu?

Görüşmemin yasak olduğu biriyle görüşeceğim demek.

[Hakan iç çeker]

Bak.

Ben suçsuzum diyorum.

Mazhar bana kafayı takmıştı. O kaçırdı beni.

Hım. Kaçırdı.

Sonra?

Sonra ellerimi bağladı.

Ya ben kendimi korumasam o bana zarar verecekti.

Lan mal mı var senin karşında, ha?

Yok ellerini bağlamış, yok cam sehpaya atmış falan.

Üstünde bir tane çizik yok lan senin.

Ya...

Bu mu lan Mazhar'ı öldüren herif?

[komiser] Evet amirim.

[amir] Ne anlatıyor?

Aynı terane işte.

Mazhar'ı suçluyor.

İyi. At o zaman nezarete, orada biraz düşünsün.

-Sonra tekrar sorgularız. -[komiser] Emredersiniz amirim.

-[komiser] Kalk hadi. -Yanlış yapıyorsunuz.

Ben bir şey yapmadım. Mazhar yaptı her şeyi.

Bari bir telefon açmama izin verin ya.

Kimi arayacaksın?

Avukatını mı?

Evet, avukatımı arayacağım.

Ya bir telefon hakkım yok mu?

Hiçbir bokun yok. Al götür şunu.

-[komiser] Gel lan buraya. -Amirim ya...

Memur Bey...

Rica etsem...

Onunlar son kez vedalaşmak isterim.

Benim çok eski bir dostum.

[Faysal] Teşekkür ederim.

Buraya kadarmış. Ha Mazhar?

Sen benim tanıdığım hiçbir ölümlüye benzemiyordun.

Ben senin kadar adanmışını, senin kadar...

...kararlısını hiç görmedim daha evvel.

Sadakatini parayla satın alamayacağımı biliyordum.

Onlardan kurtulman gerekiyordu.

[kadın inilder]

Ki sonrasında bana hep sadık kalasın.

Sana verdiğim sözü yerine getiremezdim Mazhar.

Yardım edin!

[Faysal] Acın çok taze Mazhar.

Biraz zaman.

Zaman bütün yaralarını iyileştirecektir.

Ayrıca...

...hayat mucizelerle dolu.

[Mazhar burnunu çeker]

Eğer benimle çalışırsan sana bunu ispatlarım.

[Faysal] Aileni geri getiremezdim.

Çünkü onları ben aldım senden.

Bugüne kadarki hizmetlerin için sana çok teşekkür ederim.

[Zeynep] Kim bu Derya?

Nasıl yardım edecek Ölümsüz'ü bulmamıza?

Derya, eski bir Sadık Olan.

Aslında çürük bir Sadık Olan desek daha doğru olur.

Aramızdan sürüldü.

Böyle bir şeyden hiç haberim yoktu.

Biliyorsun,

Neşet, Muhafıza ve gömleğe sahip çıkacaktı.

Burhan hançere, Ayşe yüzüğe.

Derya'nın göreviyse Ölümsüzler hakkında bilgi toplamaktı.

En zor görev ona düşmüş.

Evet ama Ölümsüzleri araştırırken kendini fazla kaptırmış gibiydi.

Sonunda,

onlarla ilgili hayranlıkla bahsediyordu.

Bundan uzak kalsın diye

ona başka bir görev verildi ama o emirlere karşı geldi.

Ve araştırmalarına devam etti, bu yüzden de sürüldü.

Aynen öyle.

Bu durumda, Ölümsüz hakkında en çok bilgi sahibi kişi Derya.

Geçtiğimiz yıllarda çok daha fazla bilgi edinmiş olabilir.

Evet. Benim de umudum o.

Tamam da bu onu daha da tehlikeli birisi yapmaz mı?

[Kemal] Bak.

Derya'yı tanımıyorsun.

Onun peşinden gitmek, en az Ölümüz'ün peşinden gitmek kadar tehlikeli.

Ama yine de gideceğiz bir şekilde.

-Ben gideceğim, sen kalıyorsun. -[Zeynep] Neden?

-Öyle. -Hayır tabii ki. Ben de geliyorum.

[Faysal] İyi misin?

[Leyla hafifçe güler]

Değilim.

Ben Emniyet'e gidiyorum.

Hakan'ı göreceğim. Başarabilirsem de çıkartacağım onu.

-Çıkartacak mısınız? -Evet.

Ne yapalım? Bırakalım çocuk çürüsün mü orada?

Gelmek ister misin sen de?

Leyla?

Sen Hakan'ın suçsuz olduğuna inanmıyor musun?

Keşke inanabilsem.

[Leyla] Ama oradaydım, gördüm.

Ama masumum da diyor.

Yani madem öyle, o zaman...

Olanı biteni bana açıklasaydı.

Ben de onun için elimden ne geliyorsa yapardım.

[Faysal] Belki de ona inanmayacağını düşündü.

Bilmen gereken şeyler var Leyla.

Sence ben kaç yaşındayım?

Faysal Bey...

[Faysal] Ben çok yaşlıyım Leyla.

Senin büyük büyük dedenden bile yaşlıyım.

Leyla, ben bin seneden daha fazla bir süredir hayattayım.

Bu hâlimle.

Bu vücutla yaşıyorum insanların arasında.

-İnsanlar? -İnsanlar.

Ölümlüler yani.

-Faysal Bey... -Hayat zıtlıklar üzerine kuruludur.

Ölüm ne kadar gerçekse ben de o kadar gerçeğim Leyla.

Biz yedi kişiydik.

Yedi Ölümsüz.

Rüya da onlardan biriydi.

Eşiniz?

Bundan 500 yıl önce insanlar bizi avlamaya başladılar.

Sırf onlar gibi olmadığımız için. Sırf bizden korktukları için.

Rüya da son kurban oldu.

Faysal Bey, kusura bakmayın.

Yani ben size kesinlikle saygısızlık etmek istemem ama...

-Bana inanmıyorsun, değil mi? -Bütün bu anlattıklarınız masal gibi.

Masal gibi.

[Faysal] Evet.

Masal gibi.

[Leyla soluk verir]

Ben de gözümle görmesem inanmazdım.

Hakan, benim peşimdeydi.

Ama Mazhar'ı öldürdü.

Çünkü onun Ölümsüz olduğunu sanıyordu.

Benim de zayıf bir noktam var ve Hakan bunu çok iyi biliyor.

Şimdi, Leyla...

Sana bir teklifim var.

Annenle birbirinize tekrar sarılmak istemez misin?

Çıkarın beni buradan!

Ya bari bir telefon açmama izin verin! Önemli diyorum!

-[Hakan] Alo! -Lan bebe!

[mahkûm] Kafamı siktin! Kapa çeneni!

Bulaşma bana. Bak işine.

Seni buradan çıkartmam lan.

Bunu aklına sok.

Buradan çıkamazsın.

Anlıyor musun?

Derya hakkında öğrenmem gereken...

Senin, Derya hakkında öğrenmen gereken bir şey yok.

Çünkü onunla ben görüşeceğim tek başıma.

Neden? Ben şoförlük yapayım diye mi Sadık Olan oldum?

Tabii ki ben de geleceğim.

Bu görüşmenin bir bedeli olacak ve o bedeli ben ödeyeceğim, sen değil.

Ölümsüz hakkında bir şeyler öğrendik diye kimse bizi sürmeyecek baba.

Kural kuraldır.

Ne olursa olsun,

bu benim kararım, benim tercihim.

O yüzden sen bu işe karışmayacaksın, o kadar.

[Hakan] Tamam mı lan? Ha? Doydunuz mu dayağa?

Tamam birader. Tamam. Doyduk.

-Tamam, bırak. -Hadi bakayım.

[iniltiler]

Çakal! Arkamdan mı sokacaktın, ha?

[mahkûm] Bırak lan şerefsiz!

Sokayım mı lan şimdi sana bunu güzelce, ha?

-Sokayım mı? -[polis] Ne oluyor lan?

[komiser] Lan! Ne yapıyorsun? Bırak adamı! Bırak!

[mahkûm] Amirim, ben bu adamdan şikâyetçiyim.

Bu adam bize saldırdı.

Lan siktir lan!

Yalan söylüyor Memur Bey.

Bıçak sokmuşlar içeri.

Bana saldırdılar. Buyurun.

Lan konuşsanıza!

Evet, arkadaşın bir suçu yok.

Biz yanlış yaptık. Biz yanlış yaptık.

Kes lan! Kes! Bırak, ne yapıyorsun?

-[mahkûm] Çıkarın bizi amirim. -Çekil şuradan, çekil! Siktir git lan!

Bela mısın lan sen?

[komiser] Çık dışarı.

Tek kişilik hücrede kalacaksın bundan sonra.

-Ne bok yersen ye. -Vallahi onlar saldırdı.

Senle de sonra konuşacağız.

Ya Memur Bey, şu telefon işi çok önemli.

Al içeride bulursun telefonu. Al!

[Hakan] Ya Memur Bey gerçekten önemli.

-Müdür Bey. -Hoş geldiniz Faysal Bey.

-[Faysal] Hoş bulduk. -Hoş geldiniz.

Olanı duydum, çok üzüldüm. Geçmiş olsun.

Eksik olmayın. Çok acı bir şey yaşadık gerçekten.

Olayı büyük bir titizlikle soruşturmaya devam ediyoruz.

-En kısa zamanda aydınlığa kavuşturacağız. -Hıhı. Eminim.

Ee...

Hakan nasıl?

Sorgulaması devam ediyor.

Biraz bize zorluk çıkartıyor.

Tahmin ediyorum.

Ben de zaten konuyla ilgili yardımcı olmaya geldim.

Çok memnun oluruz.

-Daha sakin bir yerde konuşalım mı? -Tabii. Buyurun.

Müdür Bey, ben ikisini de çok yakından tanırım.

Ee, anlatacaklarım olayı çözmenizi sağlayacaktır, eminim.

Tamam. Buyurun Faysal Bey. Konuşalım. Lütfen buyurun.

Baba.

Bekle.

Ben de geliyorum.

Bak, tartışma istemiyorum artık. Tamam mı?

Bir Kıdemli olarak sana emrediyorum. Burada bekleyeceksin.

Rütbeni kullanman hiç adil değil.

Söyleyeceğim başka hiçbir şeyi dinlemeyeceğin belli.

Emir demiri keser canım.

[adım sesleri]

[Derya] Vay vay vay.

Kemal.

Bunca yıl sonra seni yeniden görmek ne güzel.

Seni de öyle.

Derya.

Beni aranızdan sürdükten sonra ne hâlde olduğumu görmeye mi geldin?

Sana soracaklarım var.

O yüzden buradayım.

Ayağıma kadar geldiğine göre

bayağı çaresizsin.

Bana Ölümsüz'ün kim olduğunu söyleyeceksin.

Ölümsüzler hakkında yaptığım araştırma yüzünden

sen beni sürdürmedin mi?

Evet, seni sürdürdüm çünkü sen o araştırmayı sırf kendin için yapıyordun.

Onlara imreniyordun. Bu da seni kolay bir hedef hâline getiriyordu.

Ölümsüz'ün karşına çıkması, sana yanaşması an meselesiydi.

Eğer beni sürdürmeseydin...

...bana yanaşamazdı.

Bana,

onun kim olduğunu söyleyeceksin.

Şimdi.

Kim olduğunu bilmiyorum.

Yüzünü hiç görmedim.

Bilsem de zaten söylemezdim.

Zeynep?

Bu kim?

Yeni çömezin mi?

Kızıyım.

Vay be.

Kızını da bir Sadık Olan olarak yetiştirdin, ha?

Etrafındaki herkesi mahvetmekte üstüne yok.

Ölümsüz hakkında bildiklerini bize anlat, Buradan gidelim.

Ne ben bir şey anlatacağım

ne siz buradan gideceksiniz.

[Derya] Yürüyün!

Hadi!

Kalk bakalım Hakan Demir.

-Çıkıyorsun. -[Hakan] Çıkıyor muyum?

Aynen. Emir büyük yerden.

Kurtardın paçayı.

Hadi gel.

Derya...

Ölümsüz'le ilgili bilgi istiyordun, değil mi Kemal?

Ölümsüz, Muhafız'ın kanını istiyor.

Hançerle Muhafız'ın kanını akıtırsa

o kanı içen Ölümsüz hayata geri dönecek.

Bütün Ölümsüzler hayata geri dönebilir demek oluyor bu.

Ama bu bilgi sizinle birlikte...

...mezara gidecek.

[Kemal] Derya!

[Kemal] Aç kapıyı!

Derya! Aç kapıyı!

Gazı aç.

[Kemal] Derya! Kapıyı aç!

İçerideki oksijen bitmeden

birbirinizle vedalaşın, ne olur.

[Faysal] Geçmiş olsun.

[Hakan] Niye yaptın bunu?

Başından beri burnumun dibindeymişsin.

Ben de sana aynı şeyi söyleyecektim.

[Faysal inler]

Hep özendiğim, onun gibi olmak istediğim adam

meğer benim en büyük düşmanımmış, Ölümsüz'müş.

Ne oldu? Ağırına mı gitti?

Ben de Muhafız'ı arıyorum kaç senedir.

Birbirimizi bulduğumuz için sevinmeliyiz bence.

Ben seni bulduğum için çok mutluyum.

-Gömlek mi içinde? -Çıkarmaya vaktim olmadı.

Bir saniye. Bunun bir sonu yok. Biliyorsun, değil mi?

Hançer olmadan bana zarar veremezsin.

[Hakan] Merak etme. O da olacak.

Hançer bende. Geberteceğim seni.

Seni niye çıkardım sanıyorsun? Ha?

Bir saat içinde hançerle birlikte ofisimde olacaksın.

Başka bir şey istiyor musun? Ha?

Başka bir şey istiyor musun?

İstiyor musun başka bir şey?

Başka bir istediğin var mı?

Yoksa Leyla'yı göremezsin Hakan.

[nefes nefese]

Var ya onun kılına zarar verirsen seni gebertirim.

-Duydun mu? -Bu senin elinde.

Bir saat içinde hançerle ofisimde ol.

[bağırır]

[Hakan] Geberteceğim lan seni.

Geberteceğim.

[Hakan bağırır]

[Zeynep] Derya'nın söylediklerini Hakan'a iletmeliyiz.

Seninle hep gurur duydum kızım.

[Kemal öksürür]

Hâlâ...

-[Zeynep öksürür] -Hâlâ görevini düşünüyorsun.

[nefes nefese] Bak, Sadık Olan olmak fedakârlık gerektirir.

Ben bugüne kadar buna hazır değildim.

-Hep seni bahane ettim. -[Zeynep öksürür]

Kendime, senin bana ihtiyacın olduğunu söyledim.

Sen benim babamsın. Tabii ki sana ihtiyacım olacak.

Benim küçük kızım.

[Zeynep öksürür]

Havalandırma...

Bekle...

[Zeynep] Ah!

[nefes nefese]

[Zeynep] Gel, buradan çıkabiliriz.

-Hadi. -[Zeynep] Sen?

-Sen ne yapacaksın? -[Kemal] Sen kurtulacaksın.

Sonra gelip kapıyı açacaksın.

Dayanabilecek misin?

[Kemal] Unutma!

Senin tek bir görevin var: Muhafız'a sahip çıkmak.

[Kemal] Her zaman onun yanında olacaksın. Bana söz ver!

[Kemal öksürür]

[inilder]

Ah!

Beni hemen çözmezseniz bunun sonuçları ağır olacak!

Çözün diyorum size!

[öksürür]

Doktor! Zeynep!

Ölümsüz'ü buldum!

[soluk soluğa]

[kesik kesik nefesler]

[öksürür]

Baba! [soluk soluğa]

Baba!

Baba!

Baba!

Baba!

Baba!

Baba!

Baba!

Baba!

Baba, kendine gel.

[ağlar]

[gök gürültüsü]

[Zeynep ağlar]

[Hakan] Zeynep?

Hakan.

[Hakan] Ne oluyor?

[Hakan] Gel, otur şöyle.

Ne oldu?

Babam...

Ne oldu? Doktor'a bir şey mi oldu?

Beni kurtardı ama kendisinin kurtulamayacağını biliyordu.

Ne diyorsun sen Zeynep?

Hakan, babam öldü.

Ne?

Kendini feda etti.

[Zeynep] Senin kanın sayesinde

diğer Ölümsüzlerin de geri gelebileceğini öğrendik.

[güler]

Ama Ölümsüz'ün kim olduğunu hâlâ bilmiyoruz.

Ben biliyorum.

Nasıl yani? Kim?

-Faysal Erdem. -Ne?

[Hakan] Evet. Bu yüzden beni hapisten çıkardı.

Şu an Leyla elinde ve ona gitmezsem onu öldüreceğini söylüyor.

Beni bu yüzden çıkardı hapisten. Beni istiyor, beni!

Ama tabii ki gitmeyeceksin, değil mi?

-Tabii ki gideceğim. Yapmak zorundayım. -Hakan, saçmalama!

Leyla için kendini tehlikeye atamazsın.

Sadece kendini değil, hepimizi, bütün İstanbul'u.

Ölümsüz'ün amacını sana anlattım.

[kekeleyerek] Bak, gömlek üstümde. Tamam mı?

Bak, hançer de bende. Hiçbir şey yapamaz bana.

Kanımı falan akıtamaz benim. Anlıyor musun?

Hakan, saçmalama. Ayağına gidemezsin. Bu bir tuzak.

Zeynep, masum bir insanın ölmesine izin veremem. Anlıyor musun?

Bunu yapacaksam niye Muhafız oldum ki ben?

Peki benim babam neden öldü o zaman?

Bana bunun cevabını ver! Boşu boşuna mı?

Lütfen o hançeri yerine koy.

Peki.

Doktor, benim için sadece bir Sadık Olan değildi.

Bir abi gibiydi.

[Hakan] Ben çıkıyorum biraz.

Nereye?

Biraz hava alacağım.

Bekle, ben de geliyorum.

[Zeynep] Hakan, açılmıyor.

Basamıyorum.

Kusura bakma Zeynep.

Bunu yapmak zorundayım.

Hakan, saçmalama.

Daha fazla kimseyi kaybedemem.

Hakan...

Hakan, saçmalama! Aç şunu lütfen!

Aç şunu! Beni burada bırakamazsın.

Ucu ucuna yetiştin.

Leyla, iyi misin?

Hıhı.

Bırak Leyla'yı, gitsin.

[Hakan] Aramızda halledelim. Sadece sen ve ben.

-Adil bir şekilde. -[Faysal] Ha?

Elinde hançer, üstünde o gömlekle adil bir dövüşten bahsedemeyiz herhâlde.

[Faysal] Ben senin ortaya çıkmanı yıllarca bekledim.

Yanıma yanaşmana izin verdim.

[Hakan] Verdin.

Verdin çünkü benim kanımla diğer Ölümsüzleri geri getirmek istiyorsun.

Ben sadece bir tek Ölümsüz'ü geri getirmek istiyorum.

Diğerleri umurumda değil, inan bana.

Ben sadece karımın geri gelmesi istiyorum.

Bir ya da daha fazlası fark etmez.

Buna izin vermeyeceğim.

Hakan...

Ben senden sadece o gömleği çıkartıp

şu hançerle birkaç damla kanını akıtmanı istiyorum. Lütfen.

Kanımı istiyorsan gelip almalısın. Hadi.

[Hakan] Ne duruyorsun?

Gel hadi.

Sen, bu kanınla ilgili olan bilgiye nereden ulaştın? Kim ne söyledi sana?

O kısmı da bana kalsın.

Evet, bir Muhafız'ın kanı bir Ölümsüz'ü geri getirebilir.

Ee? Evet? O kadar mı? O kadar mı bildiğin?

Ben sana son bir ders vereyim.

[Faysal] Bazen hiç bilmemek...

...eksik bilmekten daha iyidir.

[Leyla çığlık atar]

Hayır! Hayır Leyla!

[Leyla] Hakan...

Sakın!

Eğer bir adım daha atarsan işini bitiririm.

[derin nefesler]

Bittin lan sen!

Bittin sen!

Bu yaptıklarının bedelini ödeteceğim sana Faysal!

[Hakan] Hepsini ödeyeceksin!

Ya boş tehditlerle vakit kaybetmesene!

[Faysal] Leyla'nın hayatını kurtaracak vaktin var!

Çıkarsana şu gömleği!

[inilder]

[Leyla ağlar]

Hakan...

[jenerik müziği çalar]

Alt yazı çevirmeni: Burak Patan

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.