Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Watch any video online with Open-SUBTITLES Free Browser extension: osdb.link/ext
İçine gir, Ana.
YANGIN GECESİ
Sarı, siyah.
Sarı.
Sarı, siyah.
Sarı.
Sarı, siyah.
Sarı.
Kırmızı.
Sarı, siyah.
Sarı, kırmızı.
Hareket etme.
Zehirli o.
Hey, Pelusa!
Pelusa, buraya gel.
Anne, babam aradı mı?
Hayır.
Bakalım para göndermeyi düşünüyor mu?
Seni çok seviyorum.
Burada telefon iyi çekmiyor.
Söyle, tekrar arasın, böylece dakikalarım bitmez.
Cevap vermedi.
Onu yarın ararız.
Ana, eve dön, ben sana yetişirim.
Peki.
Alo?
Evet, parayı aldım, evlat. Gönderdiğin parayı aldım.
Biraz hareket et. Daha iyi duyabiliyor musun?
Bebek nasıl hayatım?
Kime benziyor?
İyi!
Bu adil değil! Hile yapıyorsun! Bırak beni!
Çok aptalsın! Gömleğimi yırttın!
Margarito, sıra sende!
Sakla beni!
- Çekil yoldan! - Hayır, sen!
- Çekil yoldan! - Hayır.
- O çok cesur! - Sen oynamıyorsun!
Margarito!
Bu süt çok soğuk!
Annem bana kızacak!
Bırak beni!
Geri zekâlı! Senin yüzünden daha çok almam gerekecek!
Juana!
Juana!
Ana, eve git.
Bu korkunç.
Bana öyle geliyor ki, polis olup olmadıklarını netleştirmeyip...
bu boşluğu bırakıyorlar.
Evet, doğru, öyle olduklarını doğrulayamıyoruz.
Yolsuzluğa bulaşmışlar ve...
Anne.
Uyu artık, Ana.
Umarım federal polis değillerdir.
Çünkü bu, teşkilat içinde hâlâ yolsuzluğun var olduğunu...
ortaya çıkaracaktır...
Çatlak patlak, yusyuvarlak...
kremalı börek, sütlü çörek...
çek, dostum çek, arabanı yoldan çek!
Sessizlik!
Akrep, kendini düşmanlarından korumak için bir iğneye sahiptir.
- Hazır mısın Josefina? - Evet.
Sınıf arkadaşınızı dinleyin.
Sunumum, canlı ve cansız varlıklar hakkındadır.
Canlılar yürüyebilir, nefes alabilir ve birbirleriyle iletişim kurabilir.
Örneğin inekler ineklerle, köpekler köpeklerle, kediler kedilerle,
herkes kendi topluluğuyla.
Canlılar diğer canlılardan doğar, ve yaşlanınca ölürler,
tıpkı bizim gibi.
Peki taşları neden koydun?
Çünkü taşlar da canlı varlıklardır.
Taşlar canlı değildir, çünkü gözleri yoktur,
kulakları veya kanları yoktur.
Gözlerinin içine bakmayın.
Neden?
Ağzını böyle açmalısın.
Şimdi biraz yuvarla.
Ağzın bu şekilde gerilmeli ve katlanmalı.
Tamam, şimdi hareketsiz kal.
İşe yaramıyor bu.
- Pancarın diğer parçası nerede? - Burada.
María, senin dudaklarına yapmamı ister misin?
Olur.
Annemle babam öpüşürken dillerini kullanıyordu.
İğrenç!
Çok soğuk!
Çaldım.
- Beni ıslattın. - Ne olmuş?
- Baş belası! - Ezik!
- Ver onu bana. - Al. Bu kadar aptal olma!
Gelen herkesin o tarafa park etmesini sağlayın.
Hiç yer yok.
Buraya park edilsinler.
- Ne kadar mühimmat eksik? - Hepsi bizde efendim.
BELEDİYE BİNASI SAN MIGUEL, JALISCO
"İLÜZYON" GÜZELLİK SALONU
Nasıl gidiyor?
İşe gitmedin mi?
Gittim, ama erken çıktım.
Burada yine ne işleri vardı?
Yarın hasat başlıyor.
Helikopterleri falan getirdiler.
Evet ve okulun etrafına zehir püskürtüyorlar,
- mısır tarlalarının etrafına. - Onlara bunun için para ödüyorlar:
atılması gereken yer hariç her yere atmaları için.
Hasada gidiyor musun?
Bu sefer ne kadar ödüyorlar?
Vardiya başına yaklaşık 300 peso ama bilirsin, ne kadar yaptığına bağlı.
Ona baksana.
Tomurcukları sağmakta üstüne yok.
İstersen, seni de aldırırım.
İnsanların evini temizlemektense sana uygun bir iş yaparsın.
Hayır, teşekkürler.
Yarın Ana'yı getirebilir miyim? Evde yalnız kalmasını istemiyorum.
Tabii ki, dert etme.
Dün gece bir eve girdiler. Bir kızı aldılar.
Hangi eve?
Don Pancho'nun.
Juana'yı mı aldılar?
Evet.
Fasulyeler için bana yardım et, Ana.
İyi.
Neden ruj sürüyorsun?
Sana buna iznin olmadığını söylemiştim.
Bir daha yaparsan dişlerini kırarım.
Eşyalarımı almandan hoşlanmıyorum.
Hadi. Git yıka.
Makyaj malzemelerini almadım!
Doktorlar artık insanları muayene etmiyordu.
Geçen gün San Miguel'e gidip...
eskiden buradan aldığım ilaçlardan almak istedim.
Buralı olmayan herkesi kazıklıyorlar.
Adamın gitmesi daha iyi olur.
Kliniği açmamız için bizden onca şey istediler, ve ne için?
Anne.
Hadi Ana, sana bunun daha iyi olacağını söylemiştim.
Bu kadar çok saçla insanın her tarafında bit yuvaları olur, anladın mı?
Küçükken benim de saçımı keserlerdi.
Ve annem saçıma başımı yakan bir zehir döktü.
Hadi gidelim! Acele et!
- Teşekkürler, Helena. - Hoş geldin, Luz.
Hoşça kal, Maria.
Ayrıca okuldan bitli veya sirkeli hiçbir çocuğun...
sınıfa alınmayacağını söylediler.
Bu şekilde bit tarağı daha kolay geçiyor, değil mi Helena?
Saçlar tekrar uzar, tatlım.
Doktorun ödü koptu, Rita.
Onu elbet kaçıracaklar.
Sen kapatacak mısın?
Hayır, beni rahatsız etmiyorlar.
Burada olmak için para ödüyorum. Koruma altındayım.
İstemiyorum!
María'nın neden saçını kestirmesi gerekmedi?
Çünkü onların kanları acı, Paula,
ve bitler sadece tatlı şeyleri sever.
Ana ve ben hep bit kaparız.
Değil mi Ana?
Juana!
Yepyeni. Saf timsah derisi.
- Bitirdin mi? - Evet.
Bir fincan kap.
Seninkini nereden aldın?
Burada üretiliyorlar.
Afyon hasadı için insan mı topluyorsunuz?
40 işçimiz var. Bitirmek için yeterli olmalı.
Peki.
Hadi iş başına!
Orada olduğunu biliyorum. Öleceksin.
Orada olduğunu biliyorum.
Öleceksin.
Anneme gidiyorum.
Anne.
Burada ne yapıyorsun? Sana beni evde beklemeni söylemiştim Paula.
María ile oynuyorduk ve zehir püskürteceklerini duyduk.
Helikopterler etraftayken tarlalara gelmenin...
daha iyi olduğunu söylemiştin.
Ve hiç yemek bırakmamışsın.
Ve belki bir örtü getiririz, gördüğümüz taşların yanına uzanmak için.
Peki. Beni yukarıda bekle.
İşte, suyumu al.
İyi günler.
- İyi günler. - İyi günler.
Geldiğiniz için teşekkür ederim.
Sizi buraya çağırdım
çünkü dönemin bitmesine birkaç hafta kaldı.
İkinci sınıftaki bazı çocuklar...
hâlâ katkı paylarını ödemedi.
- Affedersiniz. - Lütfen pazartesiye kadar getirsinler.
Para toplamaktan sorumlu bir grup anne var.
Ve hepinizden daha fazla destek almaya ihtiyacımız var.
Hazır herkes buradayken hassas bir konu hakkında
konuşmak istiyorum.
Zor bir yıl olduğunu hepimiz biliyoruz.
Birkaç aile şehri terk etmek zorunda kaldı.
Herkese soruyorum ve kimse bana bir şey söylemiyor.
Aldıkları kız...
Juana.
Aynı zamanda benim öğrencimdi.
Sizler benim öğrencilerimin annelerisiniz.
Ve bana olanlar hakkında bildiklerinizi anlatmanızı istiyorum.
San José'de bir sığınak var...
bu bölgede yerinden edilen aileleri kabul ediyorlar.
Önümüzdeki dönem orada ders vereceğim.
Yani okulu tekrar mı kapatacaklar?
Bu dönemi bitireceğim, Zulma.
Ama öğretmenler artık buraya gelmek istemiyor.
Hiçbir kasabaya.
Bu insanlar çalışmaya devam etmemiz için...
onlara ödeme yapmamızı istiyorlar.
Ve hepimiz onlara hiçbir şey ödemeyeceğimiz konusunda anlaştık.
Ben.
Ben.
Ve ben.
Dinleyin, sizce birimiz aniden...
ayrılmak zorunda kalırsa ne yapmalıyız?
Ana, sessiz ol. Duyamıyorum.
Bir inek. Duyuyor musun?
Bunlar Don Pancho'nun inekleri. Kaçıyorlar.
O inek, mangolarla birlikte tepede.
Anne, bir şey sorabilir miyim? Ama kızmayacaksın.
Evet.
Neden kimse öğretmenin sorusuna cevap vermek istemedi?
Öğretmenin dediği yanlış.
Neden?
Onu tanımıyoruz. Buralı değil.
Don Pancho'yu öldürdükleri doğru mu?
Hayır, onu sadece götürdüler.
Artık ineklerin bir sahibi yok.
Juana'yı da mı götürdüler?
Annesi ve küçük kız kardeşi ile başka bir yerde yaşamaya gitti.
Öyleyse neden sofra takımını ve tabaklarındaki yemeği bıraktılar?
Çünkü böyle yapılır, Ana.
İnsanlar giderken, döneceklermiş gibi her şeyi hazır bırakırlar.
- Nereden biliyorsun? - Yeter bu kadar. Sıra sende.
Kapat gözlerini.
Araba ya da kamyon sesi duyamıyorum.
Bir ağustosböceği.
Hayır, bir çekirge.
Bir baykuş.
Su Tepesi'nin orada.
Peki, bu kimin köpeği?
Iyy!
İnek! İnek!
Yürüyün!
Maria!
Bana sopayı ver!
İğrenç!
Ve çok kötü kokuyor!
Çok iğrenç.
Burayı temizlemek sonsuza kadar sürer.
Orada çılgın...
Orada çılgın...
bir kadın vardı...
Orada çılgın bir kadın vardı.
- Ve o, korkunçtu. - İşte ağabeyin geliyor, María.
Neredeydin? Çok kötü kokuyorsun!
Sana ne?
Anneme işe gitmediğini söyleyeceğim.
- Bu Juana'nın bisikleti. - Binmek ister misin?
- Onu çaldın. - Çalmadım.
Geri ver onu.
Geri gelmeyecekler ki!
Maria, eve git!
Paula, konsantre ol.
Kapat gözlerini.
Kafasının içine girmelisin.
Ana, yeter.
Bir renk düşünüyorum.
- Mor mu? - Hayır.
- Mavi mi? - Evet! Güzel!
Şimdi sıra bende.
Bu bir sayı.
- Hazır mısın? - Hazırım.
- Siz gerçekten çok iyisiniz. - Daha çok konsantre olmalısın.
Şimdi, uçan hayvanlar.
Sekiz.
Guerrero ailesi.
Altı.
Diaz ailesi.
12.
12 mi?
Orospu çocuğu! Bırak beni!
Anne?
Okula yakın bir yerden geliyor.
Aynen öyle pislik! Sen bittin!
Bırak gideyim!
- Polisi aramalıyız. - Hayır!
Neden?
Sıçtın!
- Al onu! - Ben değildim!
Ya benim öğretmenimse?
Biri sana böyle yapsa hoşuna gider mi?
Ne yapacağını biliyorsun.
Lanet olsun aç şu telefonu!
Kapa çeneni Ana.
- Bana bir bira daha getir. - Hayır, getirmeyeceğim.
Git.
Gel.
Gel buraya!
Gel, buraya otur.
Annenden mi korkuyorsun?
Hayır.
Baban yüzünden ne acılara katlandım ben.
Bu benim hatamdı.
Ama bizi çok seviyor.
Bize para gönderebilmek için uzaklarda işe gitti.
Bu yüzden telefona cevap vermiyor.
Kapa çeneni Ana.
- Kimin bunlar? - Bilmiyorum, yeni geldim.
- Maria nerede? - Evde kaldı.
Ben orada değildim.
Ben görmedim ama oğlum görmüş.
Tepenin her tarafına zehir püskürtmüşler.
İnsanlar bile etkilenmiş.
Helikopter bu sabahtan beri tepenin etrafında uçuyordu.
Ana!
Ana, dışarı çıkamazsın!
- Ne oluyor? - Doktorlar geldi!
Sana geleceklerini söyledim ve sen bana inanmadın!
Şimdi inanıyorum!
- Nasıl hissediyorsun? - İyi.
Benimle orada buluşur musun?
Ne oluyor?
María'nın ağzını iyileştirecekler.
- Ne? - Ameliyat olacak.
Onunla gidebilir miyim?
Ama önce üzerini değiştir.
Ver onu bana. Hadi.
ÇOCUKLARI AMELİYAT EDEN DOKTORLAR
- Daha yükseğe. - Kliniği korumalıyız.
- Şurası boş. - Evet efendim.
Geciktim. Sıra vermeye başladılar mı?
Evet, sabah erkenden.
Onu görüyor musun?
- Hayır. - José Antonio Torres'in annesi!
İçeri gelin. Odada sizi bekliyorlar, arka tarafta.
María Almudena Ramírez'in annesi!
Bu benim, doktor.
María şu an muayene ediliyor. Burada bekleyebilirsiniz, oturun.
Teşekkürler, doktor.
- Biz de gelebilir miyiz? - María'nın ailesinden misiniz?
- Hayır. - Sadece aile üyeleri girebilir.
Rubén Orlando García'nın annesi!
Sanırım yarına kadar kalacaklar.
- Tortilla yaptın mı? - Evet.
Sadece biraz tortilla ya da fasulyeli taco bile olsa.
Buna ne dersin?
Tatlım, bana yardım edecek misin? Döküldü.
Yavaşça açmalısın.
Saflardan ayrılın!
Saklanın! Çökün, askerler!
Siper alın, çabuk!
Ana! Eğil.
Siktirin, şerefsizler!
Gidip kontrol edeceğim.
Bekle. Dışarı çıkma.
Gittiler.
- Bunlar yeni kartelden. - Asker, kalk!
Ne renk istediğini biliyor musun?
Bir süredir toplantılara gidiyorum. Sen de gelmelisin.
Kasaba girişinde bir barikat kuracağız.
Zulma, komiteleri organize ediyor. Bize katıl.
Bu işe karışmayacağım.
El Naranjo'daki insanlar...
bize yardım etmek istediklerini söylediler bile.
San José halkı da.
Onlar o piçlerle başa çıkabildilerse, biz de yapabiliriz.
Tarlalarda mı çalışıyorsun?
Çalışmalısın. İşçileri koruyorlar.
Acıyor mu?
Güzel görüneceksin.
Al.
Korneamız var...
irisimiz...
ve göz merceği
nesnelere odaklanmamıza yardımcı olur.
Gözün arkasında bulunur.
Bu, bununla aynı.
Tamam mı? Şimdi...
her göz, nesnenin biraz farklı bir görüntüsünü yakalar.
Bu yüzden her şeyi her zaman gördüğümüz şekilde görürüz;
üç boyutlu olarak,
farklı boyut ve derinliklerle.
Tek gözümüz olsaydı ne olurdu?
Hayal edin. Yüzünüzün ortasında.
Her şey çok daha düz görünürdü.
Bir resimdeki gibi.
- Onu öpmek istiyorum. - Pekâlâ, şimdi...
Herkesin bir gözünü kapatmasını istiyorum.
Sadece birini.
Tamam mı? Şimdi, bir parmağınızı kaldırın.
İşaret parmağınız önünüzde.
Ve tahtanın kenarı gibi dikey ve düz bir şeyin...
önüne hizalayın. Ben buradaki pencereyi kullanacağım.
Ve şimdi, parmağınızı kıpırdatmadan,
açık olan gözü değiştirin, biri kapalı diğeri açık.
Değiştirin.
Değiştirin. Değiştirin.
Değiştiriyor musunuz?
Değiştirin, değiştirin, değiştirin.
Gördünüz mü?
Hareket ediyor, değil mi?
Bazen görerek algıladıklarımız gerçek değildir.
Ben öğretmen olacağım.
Bazen sadece gözümüzle görmek yetmez.
Değil mi? Bu anlaşıldı mı?
Bakalım anlaşılmış mı?
Birinin...
buraya gelip...
bu sandalyeye oturmasını istiyorum.
Ama bu baş aşağı, öğretmenim.
Aynen öyle. Baş aşağı.
Bu sandalye, tasarlandığı şekilde kullanılamaz.
Ama umurumda değil.
Birinin buraya gelip oturmasını istiyorum.
Çok iyi, Paula.
Bu kasabada baş aşağı olan birçok şey var.
Değil mi?
Ama Paula bir şeyi değiştirmeye cesaret etti.
Teşekkürler.
Hoş geldiniz hanımlar ve beyler!
Sizin için hazırladığımız bu jaripeo'ya hoş geldiniz!
Cesur erkeklerin ve muhteşem kadınların memleketindeyiz:
Los Altos de Jalisco!
Bu gece, bu ülkede tarih yazacak bir jaripeo'yu...
size sunmaktan mutluluk duyuyoruz hanımlar ve beyler.
Boğa ağılından direkt buraya, Elmas geliyor!
Belki de bölgedeki en agresif boğalardan biri.
Şimdi, gecenin sıradaki binicisi!
Margarito Villegas, diğer adıyla "El Juli"!
Kasabasının en güzel kızlarını getirdi!
San Miguel topluluğundan...
onu desteklemek için gelen kız kardeşi María!
Onlara hoş geldin deyin!
Margarito için büyük bir alkış! Ne şanslısın, dostum!
Mücadele edeceğin boğaya bak!
Buralarda yeni sayılır ve işte burada,
kendini Tanrı'nın ellerine bırakıyor.
Ve işte boğayla yüzleşmeye gidiyor!
Dikkat edin, millet! Hazırlanın!
Bütün gece bu yolculuğu bekledik çünkü...
bu boğa bizim en iyi hayvanlarımızdan biri.
Zil çalıp da boğaya bindiği an, o kapıyı açacaklar.
Bu gecenin en güzel olaylarından biri olacak.
Görünüşe göre her şey hazır, millet.
Kapıları açın! Ve işte gidiyor!
Güzel hareketler, Margarito!
Harika gidiyor ve şu boğaya bakın!
Dayanıyor! Dayanıyor!
Boğa onu nasıl da atmaya çalışıyor! Ama o hâlâ dayanıyor!
Ellerini bıraktı!
Dikkat et!
O boğaya dikkat edin! Yakalayın onu çünkü o gerçekten tehlikeli!
Dikkat beyler, dikkat!
Mahmuza dikkat edin!
Alkışlayın onu, hanımlar ve beyler!
Az önce nelere tanık olduk!
Şu biniciye bakın!
Ne harika binişti!
Bu binici için bir alkış!
Ve kalabalık adeta yanıyor!
O benim abim!
Margarito için bir alkış!
O, Jaripeo'nun yeni yıldızı!
Hoş geldiniz.
Sevgilinizi bulun!
Bir içki ister misin?
- Hadi, iç biraz. - Peki.
Hadi dans edelim.
- Hayır. Bilmiyorum. - Hadi.
Gel.
İşte.
Gördün mü?
Dans edebiliyorsun.
İşte.
O adam iyi dans ediyordu, değil mi?
María ve Luz'un gittiğini gördün mü? Veda etmediler.
María'nın ağzı hâlâ acıyor. Eskiden burasında bir delik vardı.
- Küçüklüğünden beri. - Evet, biliyorum.
Ölü bir hayvan olmalı.
Orada bir şey var.
Beni burada bekle Ana.
Kahretsin! Bakma ona!
Kim o anne?
Hadi gidelim!
Buraya, onu atmak için geldiler.
Kimdi o?
Bilmiyorum.
Buralı değil.
Bir mesaj yazıyordu.
Bir iğne ile göğsüne iliştirilmiş.
Almadığın iyi oldu.
Kimsenin görmediğini sanacaklar.
Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?
Mesajlarının iletildiğini biliyorlar.
Ben zar zor geçiniyorum.
Gidecek hiçbir yerim yok.
Biliyorsun, iki yıldır para göndermedi.
İyi görünüyorsun.
Anneme söyleme, tamam mı?
N'aber? İşte istediğin şey.
- Çok soğuk, değil mi? - Biraz.
Tamam kardeşim.
Devam et.
Peki dostum.
Oradaki adamları tanıyor musun?
Hayır. Buralı değiller.
İçki kokuyorsun.
Yalancı.
Bunu daha önce söyledin, Jesús.
Burası daha kötü. Sana olanları anlattım zaten.
Nasıl yaparsın bilmem ama onu yanına almanın bir yolunu bul.
Ayrıca, nasıl çalışıldığını zaten biliyor.
Jesús?
Alo?
Anne?
Bak bana, anne.
Artık seninle yaşamamı istemiyor musun?
Orada daha iyi olacaksın, Ana.
Onunla yaşamak istemiyorum!
Eğer denersen, çok para kazanabilirsin.
Neden umurumda olsun ki?
Sana kalmış bir şey değil.
Bırak beni!
Beni bir pislik gibi saklamak istiyorsun.
Seni neden sakladığımı biliyor musun?
Kızlara ne yaparlar biliyor musun?
Duydun, değil mi?
Bunun sana olmasını ister misin?
Parayı göndermeyecek.
Başka bir şey düşün.
Uçan hayvanlar.
Oynamak istemiyorum.
Bir akrep!
Buraya, tankın altına koyun lütfen!
- Heykel yapacaklar. - Bir makineden.
Bence şimşeği yönlendirmek için,
böylece fırtına olduğunda evler yerine, demire çarpıyor.
Çekil!
Leonardo Öğretmen çok güçlü.
Nereden almışlar?
Sanırım madenden.
Hazır!
Leonardo Öğretmen geliyor!
Tamam, herkes sussun!
Getirdiğiniz her şeyi çıkardınız mı?
- Evet! - Her şeyi mi? Emin misiniz?
- Evet. - Çok iyi.
Leonardo Öğretmenim, zili neden yukarı astınız?
Önemli bir şey olduğunda...
uzaktaki insanlar bizi duyabilsin diye astık.
Ve San José halkı kasabayla ilgilenmemiz için yardımcı olacak.
Tamam, devam edelim.
Omurga...
ve...
Cinsel organlar.
Şimdi herkesin eşyalarını getirmesini ve yere oturmasını istiyorum.
Sıraları kullanmayacağız.
Acele etmeyin! Dikkatli olun.
Şimdi, burada bir daire oluşturun lütfen.
Tamam, bu alanda. Dinleyin!
Her biriniz getirdiğiniz tüm o küçük şeylerle kendi alanınızda...
bir insan vücudu yapacaksınız. Getirdiğiniz her şeyi kullanın.
Biz mi yapacağız?
Evet, bir insan vücudu.
Siz onları yaparken ben buradan izleyeceğim.
Hadi, bitirelim.
Tamam mı? Yapmayı bırakın.
Çok iyi.
Ana, sen başla.
Baştan ayağa, vücudu yaptığın tüm parçaları bize anlatmanı istiyorum.
Kullandığın her nesneyi tanımlayarak.
Üzerine çok düşünme,
sadece bize figürden bahset.
Adınla başla, tamam mı?
Ana'nın...
Ana'nın...
mısırdan yapılmış iki gözü var...
biri beyaz ve biri mavi.
Gazoz kapağından burnu var.
Hayır, hayır. Sessiz olun, Ana'yı dinliyoruz.
Teşekkürler.
Ağzı için...
kırmızı bir saç tokası.
Omurgası için...
şişeye hapsolmuş...
bir akrep.
Kalbi...
dağdan üç taştan yapılmış.
Elleri...
Elleri...
teller.
Ve bacakları...
mısır kabuğu.
Ve ayak koymayı unuttum.
Çok iyi, Ana.
Figürünü paylaştığın için teşekkür ederiz.
Bakalım...
Osmar, bize figüründen bahset.
Suya ilk giren kazanır!
Hayır, burada en uzun kalan kazanır!
- Ben, Öğretmen Leonardo diyorum! - Hayır, ben diyorum!
Ben de!
Hayır, ben! Önce ben dedim!
Düşüyorum!
Siktir, buz gibi!
Ana, işiyorsun!
O bukleleri seviyorum, tıpkı küçük bir kuzu gibi!
Leonardo'nun saçını sevmiyorum! Beni yalnız bırakın!
Suyun sıcak olmasına şaşmamalı!
Çok aptalsın!
Saçına bak! Kirpi gibi görünüyorsun!
Neredeyse.
Daha fazla pratik yapmam gerek.
Sadece iki gün oldu. Denemek ister misin?
- Hayır. Sevmiyorum. - Hadi, sorun değil!
- Peki. - Al.
Şurada, en büyük olanı görüyor musun?
- Evet. - Vuran kazanır.
İyisin. Hani nasıl yapıldığını bilmiyordun?
Şimdi o dalı dene.
Afyon sakızını aslan bokuna sardıklarını biliyor muydun?
Havaalanındaki köpekler kokuyu alamasın diye.
Peki aslanları nereden buluyorlar?
Adamların yakalanmış aslanları var.
Ve sen bunu nereden biliyorsun?
Ne oluyor be?
Çek tetiği!
Çek!
Cesaret edemezsin.
Bunu sana kim verdi?
Buldum.
- Bunu sana kim verdi? - Sana onu buldum dedim ya!
Yalancı.
Sakin ol.
- Sakin ol! - Hayır, bırak.
Hayır dedim!
- İndir beni! - Kes şunu!
Sakin olun çocuklar! Koltuklarınıza dönün lütfen!
Kimse sınıftan çıkmasın!
Daha fazla su dökün!
Daha fazla su! Daha fazla dökün!
Yıkıyoruz, sakin ol.
Burada! Çok var!
Çıkarın onu üstümden!
Çıkarın onu üstümden!
Çıkıyor, merak etme!
Sorun yok.
Tadı hâlâ ağzımda.
Metal gibi.
Benim de.
Gel.
Benim sıram.
Başla.
- Kolay mı, orta mı, zor mu? - Zor.
Hazır mısın?
Hazırım.
Konsantre ol.
Hazır mısın?
Hazırım.
Bekle! Geri gel! Gitme, geri gel!
- Ne? - Pantolonun leke olmuş.
Korkma, bu normal bir şey.
Biliyorum.
Ana?
Evdeyim!
Ne oldu?
Anne, pedin var mı?
Ne?
Kotex'ini bulamadım.
Regl mi oldun?
Evet.
Bana neden kızgınsın?
Kızgın değilim Ana.
Bu adil değil öğretmen bey.
Tüm okul yılı boyunca öğretmenlik yapacağını...
söyleyerek buraya geldin ve şimdi öğreniyoruz ki gidiyorsun.
Böyle olmadığını biliyorsun, Rita.
Ama burada çalışmaya devam edersem hiçbir güvencem olmayacak.
- Kendini benim yerime koy. - Hayır, sen kendini benim yerime koy!
Ana artık 13 yaşında ve hâlâ ilkokulun son yılında.
Bu gidişle asla mezun olamayacak!
Bak, Ana'nın karnesini getirdim.
Dersi bitirmemiş olmamıza rağmen, bu belge...
Ana'nın ilkokuldan mezun olduğunu tasdik ediyor.
Rita, Ana çok iyi bir öğrenci.
Okumaya devam edebilmesi için onu desteklemelisin.
- Çok teşekkür ederim. - Bana teşekkür edecek bir şey yok.
Artık sizden ayrılmalıyım,
ziyaret edeceğim daha çok ev var.
Ana, hoşça kal demeyecek misin?
Gel buraya.
Sana sarılabilir miyim?
Lütfen kendine iyi bak, Rita.
- Yarın kaçta çıkıyorsun? - Erken.
Neden akşam yemeğine gelmiyorsun? Böylece hep birlikte veda edebiliriz.
Dersimizin olmaması harika.
Hayır, ben özleyeceğim. Onunla dersleri sevmiştim.
Mariana başarısız oldu.
- Bak, demiştim. Yeni bir kazak kazandım. - Sana tek bir şey vermem!
- İyi, o zaman çantamı taşıyabilirsin. - Neden ben?
Yapmak zorundasın. Kaybetmeyi hazmedemiyorsun.
Geçeceğimi düşünmemiştim, ama bana 6 verdi.
Hilebaz, ödeyeceksin!
- Yoldan çekil. - Sen yoldan çekil, dostum!
Lanet Margarito.
Lanet polis.
- Nasılsınız? - İyi.
- İçiyoruz. Bira ister misiniz? - Hayır, şimdi değil.
- Ne zaman vardınız? - Bir süre önce.
Sakin, sakin.
Sakin, sakin.
Sakin, sakin.
Sakin ol kızım, sakin ol.
As şunu.
Acele et, anne!
Ana, saklan!
İyi günler.
İyi günler, efendim.
Kız için geldik hanımefendi.
Burada yaşayan kız yok.
Bana yalan söyleme, yoksa ölürsün.
Sadece bir oğlum var, efendim.
Şimdi tepede, yakacak odun kesiyor.
Peki ya pala? Onu neden çıkardın?
Kızın kaç yaşında?
Yemin ederim sadece bir oğlum var.
Evde başka kim yaşıyor?
Sadece ben ve oğlum.
Kocam sınırın ötesinde çalışıyor.
Ne yapalım şimdi hanımefendi?
Onu bize kolay yoldan versen daha iyi olur.
Ama onu iki türlü de buluruz.
Burada kimse yok, efendim.
Onu öldürmemi mi istiyorsun?
Ben afyon tarlalarında çalışıyorum. Çizme işi yapıyorum.
Ana.
Hayır hayır. Dışarı çıkma. Dışarı çıkma. Orada kal. Orada kal.
Geri döneceklerinden korkuyorum.
Ana! Sana söylüyorum, dışarı çıkma.
- Bırak! - Ana.
Ana!
Bırak beni!
Ana, lütfen!
Anne!
Gitmeliyiz.
Toplanmama yardım et.
Doldur!
Buradaki delikleri doldurmamız gerekiyor!
Kafasına silah dayadılar!
Köpekler havlamadı.
Maria!
Maria!
Kızımı aldılar!
Lütfen www.osdb.link/csvrq adresinden bu altyazıyı değerlendirin. Diğer kullanıcılarımızın en iyi altyazıyı seçmelerine yardımcı olun.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.