Afrikaans
Akan
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
Uzak, uzak dur benden!
Yapma.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(İpek) Ne demek Deva yok?
Bu yalana inanacak kadar aptal biri gibi mi görünüyorum oradan?
Memur Bey, bahsettiğiniz kişi burada yok.
Olsaydı görürdünüz zaten yani.
Hâlimiz ortada, bizim saklayacak bir şeyimiz yok.
Deva, korkma kardeşim!
Buradayım kardeşim, sen korkma!
Ben alacağım seni, sen bana ses ver!
İpek Hanım, buraya gelin. Bizi zor durumda bırakmayın lütfen.
Gitmiyorum ben, gitmiyorum! Anladınız mı?
Benim kardeşim burada.
Ben bunu adım kadar iyi biliyorum ve onu almadan gitmiyorum!
(Polis) İpek Hanım, lütfen.
(Telsiz sesi)
(Gerilim müziği)
Vurdum ben seni, kanıyorsun.
(Gerilim müziği)
Burası neresi?
Av köşkü.
(Gerilim müziği)
Niye getirdin beni buraya? Ne yapacağız burada?
Bekleyeceğiz.
-Neyi bekleyeceğiz? -Bizi bulmalarını.
Telefonum yok.
(Gerilim müziği)
-Isır şunu. -Ne yapıyorsun ya?
Dur, dur, dur!
Dediğimi yap.
(Bağırıyor)
(Bağırıyor)
(Duygusal müzik)
Biraz ödem yapar ama birkaç güne geçer, merak etme.
(Duygusal müzik)
Eskisi kadar acımıyor.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ne yapıyorsun, ne yapıyorsun?
Çok kan kaybediyorum.
Bunu buraya var gücünle bastırmazsan ne olur, biliyor musun?
Kanamaya devam ederim.
Kan basıncım düşer.
Tansiyonum dibe vurur.
Önce şok girerim, sonra da...
Sonra?
Ölürüm.
Bastırırsan belki biraz daha zamanım olur.
Bizi bulurlar, beni hastaneye götürürler.
(Gerilim müziği)
Bastırmazsan da sözünü tutmuş olursun.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
O silahı nereden buldun?
İpek içeride mi hâlâ?
Evet, içeride.
Ararlarsa da Deva'yı bulurlar.
Arama izni bu kadar çabuk çıkmaz, arayamazlar.
Orada ambulans falan gibi bir şey görüyor musun?
Hayır, yok öyle bir şey.
Ben bekleyeyim mi, yoksa gideyim mi?
Tedbir olarak biraz daha bekle İpek çıkana kadar.
Sonra eve geçersin. Ben de oraya gideceğim.
Emredersiniz. Bu arada bir haber aldım.
(Emrullah ses) Gülcemal, İtalyan şirketle yarın bir toplantı 'check' etmiş.
Kendi otelinin 'roof'unda sabah görüşeceklermiş.
Aklınca müşterilerini çalıp...
...Zafer Pehlivan'ı zor duruma sokacak.
O beni hiç tanımıyor.
Ama ben onu annesiyle tanıştıracağım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Cemal!
Cemal!
(Gerilim müziği)
Nefes almıyor.
(Gerilim müziği)
Çok az zamanım kaldı.
(Duygusal müzik)
Benden kurtulmak için son şansın.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
İpek Hanım, bakın eğer biraz daha zorlarsanız...
...ev sakinlerinin sizden şikâyetçi olma hakkı doğacak, lütfen.
Nasıl ya?
Bir de böyle bir durumda ben mi suçlu olacağım gerçekten?
(Gerilim müziği)
Allah'ım yardım et, yardım et lütfen.
Lütfen ya, lütfen bir şey yapın. Bu evi arayın ne olur.
(Polis) İpek Hanım, bakın size daha önce de söyledim.
Bizim evi arama iznimiz olmadığından dolayı...
...biz evi arayamayız.
Bence daha fazla zorlamasan artık.
Aradığın kişi burada yok.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Ne olur ya, ne olur! Eminim diyorum kardeşimin burada olduğuna!
(Polis) Buyurun, araca geçelim.
(Gerilim müziği)
Ben şimdi gidiyorum.
Gidiyorum ama eminim kardeşimin burada olduğuna!
Ben bunu sizin yanınıza bırakmayacağım!
İpek Hanım, bizi zorlamayın. Lütfen mülkü terk edin, lütfen!
(Gerilim müziği)
Gülcemal'i ara. Neredelermiş?
Yardım edin!
-Yardım edin! -Deva?
Gülcemal, av köşkünde.
-Yetişin, yaralı! -Ne?
-Ne? -Yetişemezseniz ölecek!
Ne? Nasıl yaralandı? Ne yaralısı?
Vurdum onu.
Vurdun mu? Nasıl vurdun?
-Bırak! -Bırakamam!
-Bırak! -Bırakamam!
Ne yapıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz?
-Seraya götürün. -(Deva) Bırak!
Bir, ya!
Gülcemal'i vurduysan öldürmeliydin.
Sen hangi akla hizmet kendi başına iş yapıyorsun?
Polislerle olacak olsaydı ben gidip alamaz mıydım?
Bunu akıl edemiyor muyum ben?
(İpek) Benim kardeşim günlerdir o evde zorla tutuluyor!
Benim yerime koysanıza bir kendinizi!
Tamam, gel.
Tamam, oldu mu?
Peki, alabildin mi kardeşini?
Nerede Deva?
Sana söyledim, kardeşin orada zorla tutulmuyor.
Onu bulsaydın bile gelmeyeceğim diyecekti.
-Evde yangın çıkmıştı. -Ne yangını?
Bakın, ben kardeşimi tanıyorum.
Ben kardeşimi şu kadar tanıyorsam eğer...
...Deva o evden çıkabilmek için o evi kendi elleriyle yaktı.
Bütün bunlar senin varsayımların, biliyorsun değil mi?
Bak İpek, sana evimi açtım.
Çocukken olduğu gibi seni koruyup kolladım.
Ama bir daha benden habersiz bu konuda bir şey yaparsan...
...yalnızsın.
(Gerilim müziği)
Deva o evde kendi isteğiyle kalamaz.
Annemin bu konudaki tavrına bir anlam veremiyorum.
Ne zaman o adamdan konu açılsa...
...ne zaman o evin sınırları içine girilse...
...annem deliye dönüyor.
Annemin o adamla alakası ne?
Bizden bir şeyler sakladığına ben eminim.
Bilmiyorum ama en azından benim gibi düşünen biri var bu evde.
Armağan bak, benim bir şey yapmam gerekiyor.
Benim Deva’yı kendi gözümle görmem gerekiyor.
Göreceğiz. Yarın.
-Nasıl? -Bana bırak.
Sadece annem bunu duymadan yapacağız.
(Gerilim müziği)
Beni buraya getirdiniz ama...
...bu burada olacak bir iş değil. Hastaneye gideceğiz.
-Hastane olmaz. -Patron, kan takviyesi yapılması lazım.
Burada yapın.
Olmaz Gülcemal Bey. Siz delirdiniz mi?
Burası bu iş için uygun bir ortam değil.
-Üstelik anestezi olmadan yani... -Anestezisiz yap.
Yapamam Gülcemal Bey. Buna kimse dayanamaz.
Bundan bir sefer yaptım, orada da...
...Mustafa Pehlivan az kalsın ölüyordu.
-O zaman yapmışsın, şimdi de yap. -O zaman ben gençtim.
Cahil cesareti diyelim. Katlanamazsınız buna.
-Patron, sakin. -Kim lan bu Mustafa?
O katlandıysa ben de katlanırım!
Ben ilk defa vurulmuyorum doktor.
-Kanı buraya getirt! -Pekâlâ.
-Her şeyi burada yap! -Pekâlâ. Pekâlâ, nasıl isterseniz.
(Gerilim müziği)
Başlayacağım senin merhametine Deva.
Kaçacaktın işte, şansın varken kaçacaktın.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
-Haber var mı? -Gülcemal'i mi merak ettin sen?
Etmedim tabii ki.
Anladım.
Ihlamur kaynattım sana. İç biraz rahatlarsın.
Elbiselerini de getirdim.
Ihlamur falan istemiyorum ben! Gitmek istiyorum!
Buna anca Gülcemal karar verebilir.
Çekip gidebilirdin, neden gitmedin?
Çünkü ben onun gibi değilim. Ben kötü değilim!
Gidip de kimseyi öldüremem ben!
Gülcemal de kötü biri değil.
Bu adam hepinizi büyülemiş.
Ya da gücünün ve parasının esiri mi oldunuz acaba?
Bizim aramızda para en sonra gelir.
Bunu zamanla öğrenirsin.
-Niye, çalışanı değil misiniz? -Hayır. Değiliz.
-Neyisiniz o zaman? -Onu da zamanla öğrenirsin.
Yok.
Benim burada o kadar kalmaya niyetim yok.
(Gerilim müziği)
Ispanaklı mantı nedir ya?
Ispanaklı, mantı dediğin şey kıymalı olur.
İçine değil mi kıyma koyarsın? Üstüne de yoğurt bir güzel sarımsaklı.
Yeme de yanında yat, bu kadar.
Yani evet şimdi kendisi ödüllü bir şef olduğu için...
...mantıya tabii kendi tavrını, tarzını falan katması gerekiyor.
Bir şey diyeceğim sana.
Hiç gelmek istemiyordum ya ben.
İyi ki gelmişim.
Bence de.
Abim, yakışıklı abim şu kardeşine üç beş bir şey ver be gözünü seveyim.
-Hadi abiciğim, hadi abiciğim. -Abi açım ama Allah rızası için lütfen.
Arkadaşım yürüyoruz, hadi gözünü seveyim ya!
Abla, bari sen verir misin be?
Kardeşim gözünü seveyim, hadi ya hadi!
Ne yapıyorsun? Çocuk açım diyor ya!
Allah aşkına Gülendam, bilmiyor musun sen bunları ya?
Bak sana para veremem, para yok!
Ama açsan eğer karnını doyurabilirim.
Abla, tamam ama kardeşlerim de var işte.
Var tabii ya! Kardeşi var bunun, kuzeni var...
...bacanağı, dayısı, halası var bunun!
Çağır kim varsa hadi, hepsi gelsin.
Ömer! (Islık çaldı)
Gel, gel, gel!
Gelin bakayım yürü, hadi. Şuraya doğru, hadi.
Geçin bakayım şöyle.
Yarım alabilir miyiz herkese?
(Gülendam) Bana yok mu tabure?
(Duygusal müzik)
Gelsene, ne yapıyorsun?
Geleyim Gülendam, nereye geleyim?
(Kız) Gel, gel abi sen buraya geç.
(Gülendam) Gel otur.
Yanlış yapıyorsun sen bilirsin ama.
Onlar çocuk ve açlar.
Sen açlık ne biliyor musun?
Hiç gece aç uyudun mu?
Açken nasıl üşür insan, bilir misin?
Ben bilirim.
Biz çok kaldık sokakta böyle abimle.
Çok üşüdük.
(Duygusal müzik)
Ben çok özledim abimle Gara anayı. Üff!
Dönsek mi acaba artık?
(Duygusal müzik)
Gömsek mi ya biz de birer tane?
Nasıl yiyor baksana, vallahi canım çekti.
-Usta, iki tane de bize atsana. -Tamam abi.
(Sessizlik)
-Allah, geliyor deli. -İyiyim, iyiyim.
(Kapı kapandı)
-Dirilmiş. -İyi misin oğlum?
Dokuz canımdan beşi gitti anacığım.
Dört kere daha vurulma hakkım var.
Ev çok is kokuyor.
Bu gece havalansın, yarın temizleteceğiz.
(Gara) Biz de sana yatağı buraya hazırlayalım dedik.
Bana bunu yapana bedelini ödeteceğim.
Ödet!
Ödet hadi, git beni polise şikâyet et!
Cezamı çekerim ben!
Burada kalmaktansa giderim hapiste kalırım zaten!
Sen oranın nasıl bir yer olduğunu bilseydin...
...eğilip şu eşiği öperdin.
Cezanı çekeceksin.
Burada.
(Gerilim müziği)
Tamam, bırak. Çıkın.
-Oğlum, ben kalayım en azından. -Hayır.
Bu kız cezasını çekecek.
Bak, burada son nefesimi veriyor olsam da bu kapıdan girmeyeceksiniz!
-Allah korusun. -Tövbe tövbe.
Bak, ölsem bile. Anladınız mı?
Çıkın, çıkın!
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
(Sessizlik)
-Ne yapacaksın bana? -Ben değil, sen yapacaksın.
Gel buraya.
(Gerilim müziği)
Al şunları.
Ne zaman hangisini vereceğin yazıyor içinde.
Sana mı bakacağım?
Sen açtın bu yarayı.
Yarayı açan kapatacak.
Şu battaniyeyi ört üstüme.
Senin hiç mi vicdanın yok?
(Deva) Kalpsiz misin sen?
Kalpsizim.
Söküp atalı çok oldu.
Keşke seni bıraksaydım da ölseydin.
Bırakmadın ama.
(Deva) Bakmayacağım sana.
(Sessizlik)
Sen bakmazsan ölürüm ben de.
(Sessizlik)
(Gerilim müziği)
Deva'nın bana ihtiyacı var. Kalamam burada ben.
(Gerilim müziği)
Hiç gelmeyecek misin?
(Duygusal müzik)
(Gülcemal) Anne.
Anne.
Artık hiç gelmeyecek misin?
Babam çok ağladı.
(Duygusal müzik)
Biz çok üşüdük.
Çok soğuk.
Çok soğuk.
Çok soğuk.
Hiç gelmeyecek misin?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Üşüdük, biz çok üşüdük.
(Gülcemal) Çok soğuk, çok soğuk.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Hayırdır, bu yüzünün hâli ne?
Yok bir şey patron. Her zamanki mevzular işte.
Bugün surat asılacak zaman değil. Gücünü topla.
Söylediğim yerde buldun mu silahı?
Buldum, buldum.
Abi, bu kız silahı nereden buldu?
Bugün de ölmedim Vefa.
Vurdular ama ölmedim.
Ama şimdi sıkıntı yaratacağım.
Zafer Hanım müşterilerini Deva'nın çizimleri sayesinde aldığını duyunca...
...çıldıracak.
Hadi çıldırtalım onu.
(Müzik)
Bir şey yapmam lazım.
(Arama tonu)
(Kadın ses) Armağan İpekçilik buyurun.
Merhaba Zafer Hanım'a bağlar mısınız beni acil?
(Kadın ses) Zafer Hanım henüz gelmediler.
Ne zaman gelirler?
(Kadın ses) Ne yazık ki bir bilgim yok.
(Mert) İyi, tamam. O zaman şahsi numarasını verin siz bana...
...ben kendisine direkt ulaşırım.
Kendisi beni iyi tanır. Siz beni söyleyin ona, o müsaade edecektir.
Mert Çakır benim adım.
(Kadın ses) Ne yazık ki böyle bir şey yapamam. Aradığınızı iletirim.
O telefonla yaptığın bütün aramalar abime de düşüyor.
Boşuna vermediler onu sana.
Düşsün ya, ne olacak? Ben öyle sakıncalı bir arama yapmadım ki.
Dün geceden bu sabaha bir şey mi oldu?
Ne oldu?
Ne bileyim en azından gözümün içine bakabiliyordun dün gece.
Bakıyorum ya işte.
Birlikte eğlendik diye kendini suçlu hissetmene gerek yok.
Kendimi suçlu falan hissetmiyorum.
Konunun seninle alakası yok zaten Gülendam.
(Mert) Ben bir daraldım.
Buraya zaten nasıl geldiğimiz belli.
Bu üstüm başım benim değil falan. Bir sıkıldım yani ben.
Bir çıkayım istiyorum, bir alışveriş yaparım üstüme.
Ne bileyim, bir hava alırım, sıkıldım Gülendam.
Tamam, anladım, tamam.
Haklısın. Ben de bakacağım bir şeyler, hadi gel birlikte çıkalım, bakarız şimdi.
Ben tek çıkabilir miyim Gülendam?
Kaçacağımdan mı korkuyorsun?
Yok.
Arabanın anahtarlarının nerede olduğunu biliyorsun.
Evet.
Yakınlarda alışveriş merkezi de var.
Biliyorum, tamam.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
(İtalyanca konuşuyorlar)
(İtalyanca konuşuyorlar)
Önce misafirlere.
(İtalyanca konuşuyorlar)
Getir bakalım.
Abi, iki dakika konuşalım mı?
(İtalyanca konuşuyorlar)
Patron, ben bir daha baktım da...
...bu teklifler çok düşük, neredeyse maliyetine yapıyoruz bu işi.
Evet, teklifi biz verdik ya.
Tamam, biz verdik ama dipleri düştü, bayıldılar.
Fiyatı arttırabiliriz.
-Vefa, bizim paraya mı ihtiyacımız var? -Yok patron.
-Ama ticaret bu sonuçta. -Bu benim şahsi meselem.
Kâr amacı güttüğüm bir iş değil.
Mallar biraz ucuza gitmiş olabilir.
Ama annemin yüzünün hâlini görmek paha biçilmez.
Sen merak etme.
Yok artık!
Hem de bu kadar çabuk.
Burada haberler çabuk yayılıyor bakıyorum.
Başkasının müşterisini çalmak ticaret etiğine yakışmaz diyeceğim ama...
Benim etik anlayışım yoktur.
Görebiliyorum.
Etik, ahlak, dürüst ticaret...
...bunları sana anlatmak isterdim ama...
...eğitim almak için yaşın hayli geç.
Eğitim ailede başlıyor, biliyorsun.
Ama bizi anamız yetiştirememiş işte.
Bana bak!
Benim olan her şeye elini uzatıyorsun, kırarım o elini!
Ben ölüyüm, biliyorsun.
Ölüye zarar veremezsin.
(Gerilim müziği)
Sinyor Valdi.
(İtalyanca konuşuyorlar)
Sizi burada görmek beni çok üzdü.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Sizi buraya biz davet etmiştik.
Çok da iyi bir anlaşma yaptık.
(İtalyanca- Türkçe çeviri yapıyor)
Sinyor Gülcemal.
(İtalyanca konuşuyor)
Zafer Hanım, haklısınız. Ama Gülcemal Bey verdiğiniz teklifin yarısını vermiş.
Delirdin mi sen?
-Böyle fiyat kıramazsın! -Kırdım gitti.
O zaman size kötü bir haber vermek zorundayım.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Gülcemal Bey günlerdir zorla, tehdit yoluyla...
...Deva Hanım'ı evinde alıkoyuyor.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Kendisi benim sadece tasarımcım değil.
Aynı zamanda manevi kızım.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Kendisi bana anne diye hitap eder.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Yani Deva, Gülcemal için hiçbir şeyi yapmaz.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Onun için hiçbir şey çizmez.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Gülcemal Bey size ne fiyat vermiş olursa olsun...
...o malları üretemeyecek.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Çevir dediklerimi!
Yarın akşam hepinizi yemeğe bekliyorum.
Evime.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Deva Hanım'la orada tanışırsınız.
Zorla mı tutuluyor, yoksa kendi rızasıyla mı kalıyor öğrenirsiniz.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Sonrasında da imzaları atarız.
(İtalyanca-Türkçe çeviri yapıyor)
Sabırsızlıkla bekliyorum.
Orada olacağım.
Patron, çok çabuk gaza geliyorsun.
Kızı yemeğe nasıl getireceksin, ne anlatacak adamlara?
Kız seninle çalışmaz ki.
Daha dün seni vurdu, o bakımdan söylüyorum.
Çalışacak.
Yarına kadar zaman veriyorum.
-Kime? -Kendime.
Patron, bir tek kendine zaman vermemiştin, o da oldu.
Yarın akşam herkesin gözünün önünde...
...Deva Gülcemal'le çalışmak istiyorum diyecek.
-Bak göreceksin. -Ya demezse?
O zaman azat ederim.
Annem de alır gider.
Gara ana bütün reçelleri çıkarıyorum.
Çıkar canım.
Yani bu kadar işin arasında bir de börek falan yaptırdı bu Gülcemal bize.
Mükellef kahvaltı istiyorum dedi, ne yapayım?
Kızım kazıdın o dolabı, yeter. Asıl iş yukarıda.
Gülcemal'in odasının duvarları silindi mi?
-Silinmedi. -Silin.
Akşam eve geçecekler artık.
Dolap hep is olmuş ana, iyice temizlemem lazım buraları.
Tamam kuzum, tamam. Hadi sen çık, ben hallederim.
Hıh.
Kıza nasıl baktırdı ama kendini?
-Dedikodu yapma. -Hih! Aşk olsun.
Dedikodu değil, hoşuma gidiyor benim.
Gülcemal'in gönlü aşkla dolsun istiyorum.
Onun yüzü hep gülsün istiyorum ben.
O kız onun o güzel kalbini görsün istiyorum.
İnşallah.
-Olacak ama ben inanıyorum. -Ben de.
-Günaydın. -(İkisi birden) Günaydın.
-Geldi mi Gülcemal? -Ben geldiğime göre o da gelmiştir.
Hadi o zaman hazır edelim kahvaltıyı.
Elindeki ne?
Gülendam'ın düğün fotoğrafları, baskıdan gelmiş.
Aa! Ya!
Hadi bakalım.
Siz bakın, benim işlerim var.
Yaraya tuz bastım, değil mi?
Hayırlı sabahlar olsun.
Uyanır uyanmaz gördüğüm ilk şey sensin.
Nasıl hayırlı bir sabah olabilir acaba?
Sizin şer bildiklerinizde bir hayır...
...hayır bildiklerinizde bir şer vardır diyor.
Ben demiyorum bak, Cenabı Allah diyor.
(Müzik)
-Yaran kanıyor. -Pansuman saati geldi.
Ben sana bakmayacağımı söylemedim mi?
-Dün bakıyordun ama. -O dündü.
Bugün de bugün.
Bu yara iyileşene kadar sen bakacaksın.
Getir şunları.
Ya sabır!
(Müzik)
Ne oldu? Ateş ederken iyiydi tabii.
-Ne yapıyorsun? Bırak! -Yaramı temizle!
(Müzik)
Hastasın sen.
Hastayım tabii, vurdun çünkü.
Nişanlımı da böyle mi vurdun?
Vurmadım.
Ne yaptın, nasıl öldürdün?
Ben öldürmedim.
Kendi kendini öldürdü.
Bana ben öldürdüm dedin.
Senin nişanlın öldü dedim. Ben öldürdüm demedim.
Hem senin nişanlın kim? Ben tanımam etmem.
Yalan söyledin bana.
Benim nişanlım ölmedi, değil mi?
Nerede o zaman, niye beni aramıyor?
Ölmüş demek ki.
Ne yapmaya çalışıyorsun, öldü mü, ölmedi mi?
Bak, bir erkeğin kadınını başkası alırken ortadan toz oluyorsa...
...ona erkek denmez.
Ben senin yerinde olsaydım öldüğüne ikna olmak daha kolay olurdu.
Ee?
Bu yara böyle açık mı kalacak?
Hadi.
(Gerilim müziği)
Bırak şöyle anacığım.
Sen de geç otur.
Hadi ye biraz.
-Ha? -Yemek diyorum.
İstemiyorum. Sen de iyileştin artık, gayet iyisin, bırak gideyim babama.
Bırakamam.
-Neden? -Bırakmak istemiyorum çünkü.
Ye hadi.
Açlıktan geberiyorsun.
Bak, bu inadın kimseye bir faydası yok.
İstemiyorum, yemeyeceğim.
Vallahi eline bir gün daha aç kalmaktan başka bir şey geçmez.
Hop, hop!
Onlar benim.
(Gülcemal) Sen bunu yiyeceksin.
Ben yumurta yemem.
Her saygısızlığın bir bedeli var.
Nimete saygısızlık ettin.
Dün dudak büktüğüne bugün muhtaç oldun.
Bence ibretlik hikâye.
-Yumurta yemiyorum. -(Gülcemal) O zaman aç kalırsın.
Bırak ne istiyorsa onu yesin oğlum.
(Gerilim müziği)
Dört yaşındaydım.
Annem bize kahvaltı hazırlıyordu.
Menemen yapıyordu.
Sonra kapı çaldı, biri geldi.
Böyle bir şeyler söyledi herhâlde anneme.
Koştura koştura geldi, aldı menemeni önümüze koydu.
Bir işim var benim, halledeceğim, geleceğim dedi.
Gitti.
Ben yemedim, inat ettim.
Annem gelene kadar yemeyeceğim dedim.
Annem bir daha hiç gelmedi.
(Hüzünlü müzik)
Ölmüş benim annem o sabah.
Ben menemen yiyemem.
(Hüzünlü müzik)
Bir daha bu evde menemen pişmeyecek.
-Başka bir isteğiniz? -Yok.
(Telefon çalıyor)
Buyurun.
Halit abi, Mert ben, Deva'nın nişanlısı.
İbrahim babanın damadı.
Evet, bildim seni, buyur.
Abi ya bizim atölye aradım da ben açan yok.
Bir yandan bir bakıp seslensen mi ya?
-Senin haberin yok mu? -Ne oldu?
İbrahim hastanede.
(Halit ses) Hâli de iyi değilmiş.
-Ne? -Yangın çıktı evlerinde.
Hem evi hem dükkânı kaydetmiş. Ertesi gün duyduk.
(Halit ses) İbrahim kalp krizi geçirmiş.
Abi ne diyorsun ya?
Deva nerede?
(Mert ses) Halit abi, Deva nerede diyorum.
Babasının yanında mı Deva?
Abi cevap versene!
Halit abi, Deva'ya bir şey mi oldu?
Ben diyenlerin yalancısıyım.
Deva kızımdan öyle bir şey beklemezdim.
Ama zengin bir adamın yanında kalıyormuş.
(Halit ses) Adam kapatmış kızı. Babasını görmeye bile gitmemiş.
Sen ne diyorsun ya?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu abi senin?
Bana ne horozlanıyorsun oğlum? Sahip çıksaydın ya kıza.
Kusura bakma abi, doğru söylüyorsun.
Abi, ben telefonu kaybettim, numaralar gitti.
Deva'nın İpek'in birinin numarası var mı abi sende?
İpek kızımın olacak.
Yollasana abi onu bana sen.
Ben gönderemem ama benim kız gelince gönderirim sana.
Tamam abi, sağ ol.
Kusura bakma Halit abi.
(Gerilim müziği)
Hadi İpek, neyi bekliyoruz? Gidelim.
Armağan, biz böyle bir gazla geldik ama bak Zafer anne daha dün uyardı.
Kadının arkasından iş çeviriyoruz şimdi. Bir sıkıntı olmasın?
Farkındayım ama biz bir şey yapmazsak eğer kimse yapmayacak.
-Haksız mıyım? -Haklısın. Hadi gidelim.
Bu ev, 54 dönüm arazinin içinde kurulu.
Kilometrelerce sürer yürümeye kalksan, arazide kaybolursun.
Niye bana bunu anlatıyorsunuz ki siz şimdi?
Kaçabileceğin tek yer ön kapı.
Ama oradan da çıkmam mümkün değil. Çünkü daima korunuyor.
Evin her tarafında kameralar var.
Yani buradan kaçman mümkün değil.
Anladım.
Babanı görmek istiyorsan kaçmayı deneme, yaklaşmayı dene.
-Ne? -Gülcemal'e.
Sandığın kadar acımasız değil o.
Sana güvenmesini sağla.
(Gara) Gel.
(Müzik)
Kimin mağarası burası?
Gülcemal'in.
Benim burada ne işim var?
İyileşene kadar ona bakacakmışsın. Burada kalacakmışsın.
Aa!
Yok artık!
Yok artık ya! İyice delirdi ama bu ha!
(Gara) Boşuna olduğunu sen de biliyorsun.
Sana az önce ne söyledim ben?
Yine onun dediği olacak.
Hadi, hadi kızım.
Tamam.
Tamam, ben dediğinizi yapmaya çalışacağım.
Ama ben sizden bir şey isteyeceğim.
Bence siz kötü bir kadın değilsiniz.
Yani inşallah değilsinizdir.
İnşallah.
(Deva güldü)
Benim kardeşim beni çok merak etmiştir şimdi, ben biliyorum.
Çıldırmıştır o.
Telefonunuzu kullansam, ben bir iyi olduğumu söyleyeyim ona.
Babamın durumunu çok merak ediyorum.
-Yapamam. -Lütfen.
Babamın durumunu çok merak ediyorum. Onunla konuşmam lazım.
Olmaz.
(Müzik)
Hastaneyi arayıp babanın durumunu öğrenirim.
Ama eğer Gülcemal bunu öğrenirse beni burada tutmaz, haberin olsun.
Tamam mı?
(Müzik)
Teşekkür ederim.
Kimi isteyerek...
...kimi elinde olmayarak gidiyor.
Arkada da böyle enkaz gibi çocuklar kalıyor işte.
Anlamadım patron.
Sen kasaba git.
Güzel bir kaburga versin. Şöyle körpe yerinden.
Pirzolayı kendim çıkaracağım.
-Kasaba mı gideyim? -Evet.
Yumurta ye diye zorladım kızı.
Ben nereden bileyim ya?
Beynim yandı ya, ne diyeceğimi unuttum.
-Sen niye geldin ki? -Ben niye geldim?
Armağan Pehlivan'la kızın kardeşi İpek kapıdalar. Ne yapalım diyecektim.
Sarı'yı ara, onları on dakika bekletsin.
Sen de kulağını aç beni iyi dinle.
İyi günler.
Halil İbrahim Nakkaşoğlu'nın durumu hakkında bilgi almak için aramıştım.
(Kadın ses) Tabii efendim, kontrol ediyorum. Lütfen bekleyin.
Tamam, bekliyorum.
(Gülcemal) Soru sorma, dediğimi yap.
On dakika sonra söylediğim yere getir onları.
Tamam patron.
Gülendam Şahin.
Gülendam kim ki?
Bana ne?
Kimse kim!
(Müzik)
-Benimle geliyorsun. -Nereye geliyorum?
-Çok soru soruyorsun. -Gelmiyorum.
Hım.
-Gel. -Tamam, tamam.
Geliyorum.
Hadi.
(Müzik)
Yine nereye?
Niye getirdin beni buraya? Yine göle mi atacaksın?
Beni vuracak mısın?
-Ne alaka? -Kısasa kısas mı yapacaksın?
Al şunu.
Tut.
Kendini korumak istiyorsan önce nişan almayı öğreneceksin.
Gel.
İlk kural, duruş.
Ayaklarını omuz hizasında açacaksın.
Aç.
İkinci kural, silahı iyi kavrayacaksın.
Sağ elinle ateş ediyorsan sol elini destek yapacaksın.
Tut.
Çünkü tek elinle ateş edemezsin.
(Gülcemal) Sağlamca kavra.
Şimdi yavaşça...
...horozu çek.
Silahtan korkma.
(Gülcemal) Silah senin elinde.
O sana itaat edecek.
Şimdi gözüne hizala.
Parmağını yavaşça tetiğe götür.
Tetiğin gerginliğini al.
Şimdi seni üzenleri düşün.
Kalbini kıranları.
Onlar tam karşında.
Hizala.
Ve tetiğe bas.
Ateş ediyor biri.
Atış talimi var.
Buyurun.
(Telefon çalıyor)
Hastaneden arıyorlar.
Alo?
Benim.
Tamam, tamam. Ben hemen geliyorum.
Oh! Çok şükür.
Babam gözünü açmış. Kızımı görmek istiyorum diyormuş.
-Oh ya. -Oh!
Ne yapacağız?
Ne yapacağız? Sen git işte.
-Ama Deva? -Ben konuşurum, sonra da yanına gelirim.
Bana da mı güvenmiyorsun?
Hayır, olur mu öyle şey?
Ama seni burada böyle yalnız bırakmak istemiyorum.
O adam bana hiçbir şey yapmaz, emin ol.
Sen git.
Yardımcı olayım mı?
Kendim giderim.
İşte bu kadar.
-Kendim deneyeceğim. -Hop!
Başka bir kural daha.
Namlu her zaman aşağıya bakacak.
Dene, bir daha dene.
Unutma göz, gez, arpacık.
Gülcemal Bey'le Deva Hanım atış talimi yapıyorlar.
Bittikten sonra sizinle görüşecekler.
Vav! Hah ha!
Bak! Gördün, değil mi? Nasıl vurdum ama kendim vurdum.
Huh!
Vurdum! Bak, kendim vurdum!
Ben Gülcemal Bey'le görüşmek istiyorum.
Atış talimini izlemeyecek misiniz?
Bu kadarı yeterli.
-Yardımcı olmamı ister misiniz? -Hayır dedim ya!
Kendim giderim.
-Bravo sana. -Huh!
Ayaklarımı açıyorum, nişanımı alıyorum.
Silah benim elimde, ben hükmediyorum ona.
Karşımda beni üzenleri görüyorum.
Artık ıskalamıyorum.
Babama gideceğim.
-Olmaz. -Vururum seni.
Dün vurdun ama yine de buradan çıkamadın.
(Gülcemal) En azından şimdi bunu denersen beni öldüreceğini biliyorsun.
Sana bunu öğretmemin karşılığında sen de benim için bir şey yapacaksın.
Sen benimle pazarlık mı yapıyorsun?
Şu an seni vurabilirim.
Eğer bunu gerçekten isteseydin silahı doğrulttuğunda tetiğe basardın.
Uzaklaş!
Uzaklaş dedim!
Karşılığında ne istediğimi merak etmiyor musun?
Ne istiyorsun?
Bak, yarın İtalyanlarla burada bir toplantım var.
Bir otel işi aldım.
Zafer annenin de bir otel işi vardı.
Tam üstüne bastın, o iş.
Ve tasarımları da senin yapacağını söyledim adamlara.
Bak, beni buraya getirebilirsin, tutsak edebilirsin.
Hatta kendine baktırtabilirsin.
Ama sana söyledim değil mi? Seninle asla çalışmayacağım.
Ayaklarımı kırarım ama yine de seninle o yemeğe gelmem.
Ayaklarını kırarsan ben de sırtımda götürürüm.
Patron, kızın kardeşi apar topar gitti ama Armağan Bey gitmedi.
Sen git arkasından da karşılaşmasınlar.
(Müzik)
(Gülcemal) Oo!
Ben de göreceğini gördün de gittin sandım.
Evet.
(Armağan) Göreceğimi gördüm.
Ben sizinle konuşmaya geldim.
Ne konuşacağız?
Benim çok merak ettiğim bir şey var.
Neymiş o?
Annemle siz nereden tanışıyorsunuz?
Bence asıl soru şu.
Sen annenle tanışıyor musun?
-Önce bunu sormak lazım. -Ne demek bu?
Kardeş.
Bugün seninle konuşmak istemiyor canım.
Ha.
Annen geçen geldiğinde bunu burada unutmuş.
Benim annemin silahı yok ki.
Sen hakikaten anneni hiç tanımıyorsun.
Hayır yani silahın annemin olduğunu nereden biliyorsunuz?
(Geçiş sesi) Abi, o kutuda ne var?
Bin kere söyledim ya Gülendam. Annem sipariş etmiş bunu.
Gülcemal'e verin o getirecek demiş. Eve kadar da açmasın demiş.
-İçinde hediye var o zaman. -Bilmiyorum.
Annem belki de artık bizi affetmiştir.
(Gülendam) Bize hediye almıştır.
Belki de evinde bize et pişirmiştir.
Ondan çağırmıştır.
Öyle midir diyorsun?
Kutuyu aç bakalım bir kerecik, sonra kapatırsın.
-Hayır, olmaz. -Aç lütfen abi.
Çok merak ettim. Sen etmedin mi?
Hadi aç.
(Gülendam) Ya aç, aç.
Tamam, açacağız. Ama kimseye söylemek yok, tamam mı?
Vallahi billahi söylemeyeceğim abi.
(Gülendam) Hadi.
Hadi.
-Hih! Abi! Abi, geri dönelim. -Tamam. Sakin ol kardeşim, tamam.
Abi.
Bundan sonrasına sen geliyorsun, tamam mı?
Ama abi, gitme.
Sözümü dinle, burada kal.
Abi, dikkat et, tamam mı?
(Geçiş sesi)
Sen onu annene ver, o sana anlatır.
Tabii sorabilirsen.
Ya anlatmazsa?
Gün aydınlanırken gölün kenarında olacağım.
Orada sohbet etmek isteyebilirim belki.
(Müzik)
(Gülcemal dış ses) Ben ölüyüm, biliyorsun.
(Geçiş sesi)
Ölüye zarar veremezsin.
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Açtın mı kutuyu?
(Gerilim müziği)
Dört yıl ya!
Dört yıldır cehennem azaplarında yaşıyorum!
İçim kanıyor!
Yüreğim ağlıyor!
Her gece ama her gece ölmen için dua ettim!
O ıslahevinin bir köşesinde toprak olup gitmen için dua ettim!
Ölmedin!
Ölmedin!
(Gerilim müziği)
Öldür!
Öldürsene!
O zaman gözyaşın biter.
Belki içindeki ateş söner.
Hadi öldürsene beni!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sen artık öldün!
Sen yoksun!
Benim Gülcemal diye bir oğlum yok!
Sen yoksun!
(Gerilim müziği)
İnsanın ana vatanı neresidir bilir misin Gülcemal?
Annesidir.
(Zafer) Senin vatanın yok!
Senin annen yok!
Şimdi defol git buradan!
Dünyanın öbür ucuna git, bir daha da sakın geri gelme!
Defol!
-Git! -(Ömer) Anne.
(Gerilim müziği)
Bir şey yok anneciğim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Geçiş sesi)
(Kapı vuruldu)
Gel.
-Zafer Hanım. -Otur Emrullah.
-Bana mı? -Niye şaşırdın?
Bunca sene sonra karşılıklı bir kahve içemeyecek miyiz?
Siz nasıl uygun görürseniz efendim.
Gülcemal çok emin konuştu.
Siz Deva'nın o evde kalmasını istiyorsunuz, değil mi?
Sebebini sormayacağım. Yani elbet bir bildiğiniz vardır.
Ama ben Deva'nın o evden sizinle birlikte çıkacağını düşünüyorum.
O zaman ne olacak?
Hiçbir şey.
Bu Gülcemal'i daha da kamçılar.
Çünkü Deva'nın adını söylediğinde gözünde parlayan o ışığı gördüm.
(Zafer) Sesinin titrediğini duydum.
Deva'yı almak için her şeyi yapar.
O zaman da hata yapması kaçınılmaz olur.
Ama Gülcemal'in bildiği bir şey olmalı.
Deva'yla aralarında bir şey geçmiş olmalı.
İçeriden haber alamıyoruz. Oraya birini sokmamız lazım.
Bu mümkün değil.
Çünkü Gülcemal gelirken adamlarını da yanında getirmiş.
Buradan da kimseyi yanıma almıyor.
Eve gelen günlük temizlikçiler bile İstanbul'da çalıştığı kişiler.
İçeride biri olmalı.
Her an haber alabileceğimiz biri.
-Efendim, sizi arayanları... -Sonra sonra.
Ama Zafer Hanım, biri aradı. Telefonunuzu istedi, adını söyledi.
Önce hatırlayamadım. Biraz önce aklıma geldi.
Deva Hanım'ın nişanlısının adı Mert'ti, değil mi?
Mert.
-Telefonunu aldın mı? -Maalesef, kızıp yüzüme kapattı.
Kayıtlarını çıkarttırırım ben.
Numarayı bulmak kolay.
(İpek) Babacığım.
Deva, kızım. (Yaşam destek cihazı çalışıyor)
-Babacığım, ben buradayım. -Ah!
-İpek. -İpek.
Kızım.
Ne olur bana Deva'yı bul.
Bana Deva'yı getir.
Bulacağım babacığım.
Bulacağım. Sana Deva'yı getireceğim.
(İpek) Ama sen şimdi bunları düşünme, tamam mı?
Bak, iyi olacaksın, çok iyi olacaksın.
(Telefon çalıyor)
-Hişt! Hanımefendi! -Pardon.
(Telefon çalıyor)
(Müzik)
Efendim?
(Mert ses) İpek, Mert ben.
Mert mi?
Sen hangi yüzle arıyorsun lan beni?
Ne desen haklısın. Ben de ne diyeceğimi bilmiyorum.
Deva'yı gördüm rüyamda İpek, çok kötüydü.
Allah aşkına söylesene nerede Deva şu an?
Bir de bir şeyler duydum. Kulağıma bir şeyler geldi, onlar doğru mu?
Mert bak, bana hâlâ Deva diyorsun, hâlâ Deva diyorsun!
Bak kafayı yedirtme bana!
Sen hangi hakla soruyorsun Deva'yı?
İpek, tamam, sakin.
Deva'yla ilgili duyduklarım doğru mu? Bunu soruyorum.
Gerçekten bir adamın yanında mı kalıyor şu an?
Sen bu kızı bıraktın gittin Mert, farkında mısın?
Sen bu kızı bırakıp, gidip başkasıyla evlendin!
-İpek, açıklayabilirim. -(İpek ses) Açıklayamazsın!
Sen bize hesap soramazsın!
Hele benim kardeşime sen asla hesap soramazsın!
Sen önce o kendi yediğin haltları temizle!
Sonra kalkıp Deva'nın kusurlarıyla ilgilenirsin, tamam mı?
İpekciğim, ben seni geçmişle ilgili konuşmak için aramadım.
Sana çok basit bir soru soruyorum. Deva şu an nerede?
Allah senin belanı versin!
-(Bip)! -İpek.
Ne oldu, baban iyi mi?
-İyi. Mert aradı az önce. -Ne?
Ne diyor, doğru muymuş, evlenmiş mi gerçekten?
-Doğru. Bir de utanmadan hesap soruyor. -Ne hesabı?
Artık kimden öğrendiyse.
Deva bir adamın yanında kalıyormuş, doğru mu falan diyor.
Şu kadar tanımamış Deva'yı ya.
Bak şu kadar diyorum, şu kadar tanımamış Deva'yı.
(İpek) Of!
Neyse. Sen görebildin mi Deva'yı?
-Gördüm. -Ee?
İpek, Deva'yla o adam Gülcemal...
...atış talimi yapıyorlardı. -Anlamadım?
Vallahi bak, gözümle gördüm. Gayet de yakınlardı, Deva gülüyordu hatta.
Saçmalama Armağan.
Ben sana niye yalan söyleyeyim? Gözümle gördüm diyorum.
Yanlış görmüşsündür. Deva ne dedi?
Konuşamadım.
Yani benim gördüklerim zaten konuşma gerektirmeyecek kadar netti.
Deva o evde zorla tutulmuyor İpek.
Ya silah vardı elinde.
Deva'nın elinde diyorum bak.
Yani eline silah verilecek kadar güvenilen biri demek ki orada o.
Adamı vurabilirdi, ateş edebilirdi, silahla kaçıp gidebilirdi.
Yapmadı.
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
Lütfen.
-Hastaneyi aradınız mı? -Aradım.
Babanı odaya çıkarmışlar, gayet iyiymiş.
Şükürler olsun.
Allah'ım şükürler olsun. Sonsuz şükür.
Gözün aydın.
Bana dünyaları verdiniz. Teşekkür ederim.
Bak, bunu Gülcemal'e söylemek yok ama tamam mı?
Yok. Ben sizi zor durumda bırakacak hiçbir şey yapmam, söz veriyorum.
-Siz hiç merak etmeyin. -Yeni elbiselerini de koydum oraya.
-Ne elbisesi? -Ötekileri yaktın ya.
Gülcemal yenilerini göndermiş.
Akşam bahçede yemek yiyecekmişsiniz.
Kalın bir şeyler giy tamam mı yavrum, üşütme.
Boşuna almış hepsini.
Giymeyeceğim.
(Müzik)
Patron kıza seninle çalışsın diye pirzola mı rüşvet vereceksin?
(Vefa) İkna için planım bu mu yani?
-Yok be oğlum, onun için değil. -Ne?
Bana en zor zamanında yardım eden...
...küçük, dişsiz bir kıza borcum vardı.
Bugün ona yine borçlandım. O borcu ödeyeceğim.
Dişsiz kız mı?
Bu Deva için değil mi?
Evet.
Patron, çok gizemlisin.
(Vefa) Bazen hiçbir şey anlamıyorum, yemin ederim.
(Mesaj geldi)
Numara geldi.
Ara.
(Gerilim müziği)
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
Bu kim ya?
Alo?
Bu hayatta herkesin bir hayvan meşrebi var, biliyor musun?
-Misal benimki... -Kimsin ya?
Ecelin.
(Gülcemal ses) Ayrıca bir şey anlatıyorum, kesme!
Gülcemal Bey.
Benim meşrebim diyordum.
(Gülcemal ses) Şahin.
Yükseklerde olmayı severim.
Gökleri.
Uçmayı.
Ama ne kadar yüksekte olursam olayım...
...aşağıda olanları gözlerim çok iyi görür.
(Gülcemal ses) Avıma odaklanırım.
Fişek gibi süzülürüm, sonra pençelerimi ona geçiririm.
Bak bunu öyle hızlı yaparım ki...
...avım ancak yakalandığında beni görebilir.
Pençelerime alınca da kimse söküp alamaz elimden.
Bakın.
(Gülcemal ses) Oğlum o telefonu sana (Bip) ederim lan!
Akıllı olacaksın!
Peşime adam mı takıyorsunuz Gülcemal Bey?
Takip mi ediliyorum ben şu an?
Ya AVM'ye gelirken bile peşime adam mı takıyorsunuz siz?
Ulan o AVM benim!
Benim AVM'memde benim kuyumu mu kazacaksın (Bip)?
(Gülcemal ses) Ben sana o uçurumun kenarında ne dedim?
Senin bundan sonraki vazifen benim bacımı mutlu etmek.
Eğer o kızı üzersen...
...kâbusun olur çökerim üstüne.
(Müzik)
Aa!
(Mert) Yeter!
(Gerilim müziği)
Bilerek yaptın bunu!
Bilerek söylemedin buranın sizin olduğunu bana!
Sormadın ki.
Bundan sonra aramızda bir şeylerin değişebileceğine inanmıştım...
...yalan söylemeyeceğim.
Ama bugün bütün inancım yerle bir oldu.
Kaçırıldın mı ben? Tutsak mıyım ben?
Ne bu, ne yapıyorsunuz siz, bunlar nasıl kafalar ya?
Seni bu evliliğe ben mecbur etmedim.
Mecbur kaldın ama değil mi en nihayetinde?
-Ben yapamıyorum ya! -Tamam.
O zaman git.
Nereye gideyim Gülendam?
Adam telefonda kâbus gibi çökeceğim sana diyor.
Attığım adımı sayıyor. Aldığım nefesi sayıyor.
Ben nereye gideyim?
Yarın seni kaçırabilirim.
Seni kimsenin tanımadığı bir yere gideceksin.
Eski yaşantını ve orada tanıdığın herkesi geride bırakacaksın.
Ben her şeyi halledeceğim.
Neden yapacakmışsın bunu?
Beni istemeyen birinin hayatımda tutamayacağımı annemden öğrendim ben.
Bir gün gideceksin.
Baştan olsun.
Acısız olsun.
Fakat senden tek bir şey isteyeceğim.
Bana bir söz vereceksin.
Niçin?
Her ne olursa olsun benimle iletişimi asla koparmayacaksın.
Çocuğumuz senden uzakta, babasız büyüse bile...
...senin kim olduğunu, adını bilecek.
Tamam mı?
(Müzik)
Hâlâ giyinmemişsin.
-Mangalı yaktım, hadi. -Gara Hanım'a söyledim.
Ne senin o aldıklarını giyeceğim ne de seninle yemek yiyeceğim.
Üç dakika.
Üç dakika içinde giyinip gelmezsen bunların hepsini kendim giydiririm.
Bahçeye ne şekilde indireceğimi de biliyorsun zaten.
(Gerilim müziği)
Buyur, geç şöyle.
-Mecburiyetten geldim, yemeyeceğim. -Niye, açlık grevine mi başladın?
Bu ne şimdi?
Hayır, sen kaç gündür yaşadıklarımızın farkında mı değilsin?
Biz burada böyle oturup ne yapacağız?
Hiçbir şey olmamış gibi yemek mi yiyeceğiz?
Evet. Çünkü yemek önemli.
Tabii canım, onu anladık zaten.
Dın, dın, dın! Gecenin bir yarısı herkesi kaldırıp sofrayı kurdurmandan...
...yemeğin önemli olduğunu anladık.
Yemeyeceğim.
-Al, mis gibi koktu. Canın çekmiştir. -İstemiyorum.
(Müzik)
Mmm...
(Telefon çalıyor)
Söyle.
Evet.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Oha kızım, hepsini yeseydin.
Anlamaz inşallah. Gerçi koca kuzuyu kesmiş.
Saymamıştır herhâlde.
(Müzik)
Bak son kez teklif ediyorum, yiyor musun, yemiyor musun?
Yemeyeceğim.
Şu nimete gram saygın yok.
Sen bilirsin.
Yıldız kaydı.
Dilek tut, hemen.
Hemen.
-Bunu da mı emrediyorsun? -Emir değil, tavsiye.
Allah benim dileklerimi kabul etmiyor ki.
Yıldızlar nasıl kayar, bilir misin?
Allah katında bir kitap vardır. Tüm varlıkların, yaratılmışların...
...akıbetinin, yani kaderlerinin yazıldığı kitap.
Levh-i Mahvûz. Korunmuş levha demek.
Bilirsin kader, gayrete bağlıdır. O yüzden bu kitabın yazılması hiç bitmez.
Yani kaderimiz sürekli yazılmaya devam eder.
Bu kitaptaki yazılanları öğrenip...
...gelecekten haber getirmek isteyen kötü varlıklar vardır.
Levh-i Mahfûz'daki bilgileri çalmaya çalışırlar.
(Gülcemal) Ama o kitabı koruyan melekler vardır.
O kötü varlıkları taşlayıp uzaklaştırırlar.
İşte bizim dünya gözüyle...
...yıldız kayması olarak gördüğümüz şey...
...aslında manevi âlemde yaşanan bu hadisedir.
O yüzden bu ana şahitlik edildiğinde dilek tutmak mühimdir.
Aslında Allah'ın, kitabına güzel bir kader yazmasını istemektir.
Bir nevi duadır.
Ben demiyorum bak, İbrahim Hakkı Hazretleri diyor.
Bunu hiç duymamıştım.
-Sen nereden biliyorsun? -Okuyorum.
Ben her şeyi okurum.
Az önce özel bir ana şahitlik ettin.
Bir dilek tut.
(Müzik)
Tutsam da gerçek olmayacak ki.
Olacağını bilsen ne dilerdin?
Babamı görmeyi.
Onu çok merak ediyorum.
O zaman dileğin olacak.
Nasıl?
Seni babana götüreceğim.
(Duygusal müzik)
Gerçekten... Gerçekten sen misin?
Gerçekten benim.
Ben Firuze.
-Ama sen öl... -Beni dinle.
Fazla zamanımız yok.
Belki bir daha gelemeyebilirim.
Sana her şeyi anlatacağım.
Bu saate kadar bir şey de yememişsiniz Emrullah Bey.
İşte vakit olmadı.
Vallahi Yelda Hanım, şu zeytinyağlı yeşil fasulyeyi sizin gibi yapan da yok.
-Annem bile böyle yapmazdı. -Afiyet olsun.
Otur Emrullah, rahatını bozma.
Emrullah otur.
-Yelda bizi biraz yalnız bırakır mısın? -Tabii.
Ben de İpek Hanım'a çay götürecektim zaten.
İpek evde mi?
Hastaneden yeni geldi. Üstünü değiştirip eşya alacakmış.
anladım.
Bir yanlışım, kusurum olmadı inşallah Armağan Bey.
Hayır. Sadece biraz konuşmak istedim.
Uzun zamandır annemin yanındasın, değil mi?
-Evet, 20 yıl kadar oldu. -Babamı tanır mıydın?
Maalesef, tanışmak nasip olmadı.
Bu Gülcemal denen adamı geçmişte hiç duymuş muydun?
Duymadım ama...
...siz bunları neden soruyorsunuz?
Hiç.
Buradan uzak geçen yıllarımda kaçırdığım olayları öğrenme arzusu diyelim.
(Gerilim müziği)
Hişt, yavaş.
-Merhaba. -Nasıl yardımcı olabilirim?
-Babam... -Halili İbrahim Nakkaşoğlu'nu...
...ziyaret edecektik. -Hemen bakıyorum.
İbrahim Bey dördüncü katta gözlem odasında.
-Görebilir miyiz? -Doktoruyla görüşün.
Kızım yavaş.
Allah Allah!
(Gerilim müziği)
Yok, bu gelmeyecek. Merdivenden çıkalım mı?
Dur, ayağın sakat zaten.
Ben bekleyemeyeceğim, merdivenden çıkalım. Merdiven nerede?
Ya...
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Affedersiniz.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
İpek...
...sen misin kızım? -Babacığım!
-Deva! -Ben geldim.
Deva! Deva, kızım!
-(Deva) Babacığım. -Ah!
-(İbrahim) Kızım. -Babam.
(Duygusal müzik)
İyi yaptım.
Kızın yüzü kaç gündür gülmedi.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
Yüzü gülsün diye getirdik, kızı ağlattın be ihtiyar.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Ulan her şeyi öğrendin...
...bir dudak okumayı beceremedin.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
İçin rahatladı mı biraz?
Rahat olsun zaten.
Maşallah, babanın durumu iyi. Daha da iyi olacak.
Evet, çok şükür iyi.
Daha da iyi olacak.
Sen ağladın mı?
Kirpiklerin ıslanmış da.
(Gerilim müziği)
Yüzümde bir şey mi var?
(Asansör durdu)
Gel hadi.
(Gerilim müziği)
Beni babama, sırf seninle çalışmayı kabul edeyim diye götürdüğünü biliyorum.
Ama seninle çalışmayacağım.
-Bu büyük bir felaket olur. -Ne felaketi?
Senden ve felaketlerinden korkmuyorum.
Seni bırakmak zorunda kalırım.
Nasıl?
Yarın akşama kadar benimle çalışmayı kabul etmezsen seni bırakacağım.
Azat edeceğim yani, kendi kendime yemin ettim.
(Müzik)
-Tam bir kaçık. -Dediklerin buradan duyuluyor.
-Ben bu odada kalmak istemiyorum. -Kaldığın odayı yakmasaydın o zaman.
Allah'ım sanki evde bir tane oda var.
-Ev kocaman ya hani, bir sürü oda var. -Bana kim bakacak?
Ya hasta olursam? Zaten yaram acıyor.
Domuz gibisin sen, maşallah.
Bütün gün gezdin, gezdin şimdi mi yaran acıyor? Şimdi mi hasta olacaksın?
Kurşun bu, sağı solu belli olmaz.
Bir bakarsın yine hastalanmışsın.
-Bu koltuk çok rahatsız. -Yere yorgan ser.
Belini dinlendirir.
Tövbe estağfurullah.
Tövbe tövbe.
-Yine ne oluyor? -Ayı bana bakıyor.
-Benim gözlerim kapalı. -Sen değil, yerdeki ayı.
Of, kızım o ölü. Post.
Tamam da bakıyor yani, ben şimdi burada nasıl uyuyacağım?
Böyle uyuyamam ki.
(Gülcemal) Tövbe estağfurullah.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Artık bakmıyor.
(Müzik)
Bu seni getiren şoför...
...nerede olduğunu annene söyler mi delikanlı?
Annemin burada olduğumu öğrenmesi benim için bir sorun değil.
-Sana silahın hikâyesini anlattı mı? -Ona sormadım.
Hop.
Geliyor.
Galiba büyük bir balık yakaladınız.
Balık değil, kuzu bu, kuzu.
(Armağan) Oo.
Gel bakalım. Tamam, yavaş.
Abi, şimdi kocaman balığı niye geri atıyorsun?
Yani keşke balığı geri atmasaydınız diyecektim Gülcemal Bey.
-Balıklara saygı duy. -Balıklara saygı duy mu?
Evet. Bütün canlılar doğuruyor.
Bir şekilde yavrularını büyütüyorlar.
O yavruların yanına bak, hep yol gösteren bir anne görürsün.
Ama balıklar öyle değil.
-Değil mi? -Değil tabii.
Yumurtadan çıkar çıkmaz yapayalnızsın.
O koskoca deryanın içerisinde yaşam mücadelesi veriyorlar, baksana.
Bazı insanlar gibi.
Tek başlarına yol bulmaya çalışıyorlar.
Her ana evladı senin kadar şanslı olmuyor.
-O zaman niye avlıyorsun? -Bir daha av olmasınlar diye.
İyi de balıkların...
Bak, balık hafızası üç saniye, beş saniyeden girme bana.
(Müzik)
Sen bu saatte buraya geldiğine göre içini bir kurt kemiriyor demektir.
Ağzındaki baklayı çıkar bakalım.
Annemle tanışıyorsunuz.
-Değil mi? -Pas.
Pas mı?
Sen bu sorunun cevabını bilmeseydin burada olmazdın zaten.
Bana bilmediğin bir şey sor.
Annemle nereden tanışıyorsunuz?
-Kalubeladan. -Kalubeladan mı?
Ne demek, anlamadım.
Sen biraz araştır. Bir dahaki buluşmamızda belki sana anlatırım.
-Yani bir dahaki görüşmemiz de mi olacak? -Muhakkak.
-Benimle görüşmek istemez misin? -Sizce de bu biraz tuhaf olmaz mı?
Bak, beni bütün bu yaşanılanlardan ayrı tut. Hiçbir şey yaşanmamış say.
Orada ne olursa olsun bu gölün kenarında birlikte oturalım, tamam mı?
Abi, kardeş gibi.
İki dost gibi. Olmaz mı?
(Duygusal müzik)
Bu, kimsenin bilmeyeceği bir dostluk olacak.
-Kesinlikle. -Anlaştık Gülcemal Bey.
Bana kısaca, abi, de, olur mu?
(Duygusal müzik)
Bununla gideceksin?
-Nereye? -Ayvalık'a.
Varınca bu numarayı arayacaksın...
...seni başka bir tekneye geçirecekler, Midilli'ye geçeceksin.
Orada birkaç gün kaldıktan sonra da Avrupa'ya geçmene yardım edecekler.
Abim bu şekilde izini bulamaz. Ben herhangi bir sorun çıkacağını sanmıyorum.
Benim gittiğimi fark edince abine ne diyeceksin?
Birlikte dışarı çıktık, bir süre sonra birbirimizi kaybettik...
...eve dönüp bekledim ama senden haber alamayınca...
...endişelenip abimi aradım.
Gülendam...
...sağ ol. Çok teşekkür ederim.
Yolun açık olsun.
(Müzik)
Keşke seninle başka koşullarda tanışsaydık.
Özür dilerim.
-Sen gerçekten çok iyi birisin. -Kesinlikle.
Senden daha iyilerini hak ediyorum.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Doğru olanı yapıyorsun oğlum Mert.
Zaten Deva artık senin için mümkün değil de...
...hiç değilse bu delilikten kurtarıyorsun kendini.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Kaptan!
Ne yapalım, geri dönelim mi?
Bir dakika kaptan, sen...
Oğlum böyle olmayacaktı. Sadece çantayı alıp kaçacaktık.
Abla öyle demişti.
Oldu bile artık. O çantayı niye bırakmadı, anlamadım ki.
Sür oğlum, sür.
(Telefon çalıyor) Bu ne?
(Telefon çalıyor)
Bu kim? Bunu da mı gördünüz?
(Telefon ısrarla çalıyor)
A-alo. Benim gerçekten bir suçum yok.
-(Zafer ses) Ben Zafer Pehlivan. -Zafer Hanım?
Sana tek bir şey soracağım, Deva'yı geri almak ister misin?
(Gerilim müziği)
Ay!
Kusura bakma, korkuttum mu?
-Yok, ben boş bulundum. Günaydın. -Günaydın.
-Hadi kahvaltıya, pişi yaptım. -Pişi mi?
-Ben pişiyi çok severim. -Bilmem mi?
Herkes pişiyi çok sever.
Tabii aynen, herkes sever de.
(Deva) Ben aslında sizden başka bir şey isteyecektim.
Benim için hamamı yakar mısınız? Yıkanmak istiyorum da.
Yakarım tabii. Sen kahvaltını yapana kadar sıcacık olur.
Çok teşekkür ederim.
Benim dışarıda biraz işim var, çıkıyorum.
Akşam misafirler için her şey mükemmel olsun, tamam mı?
Tamam.
Herkes hazır olsun.
Son bir pişinizi yiyin de malum, ben bu geceden sonra yokum.
Akşama daha çok var.
O kadar emin konuşma.
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
Aa, uyanmışsınız. Nasıl hissediyorsunuz?
Eşim...
...geldi mi?
Sizi sokakta bulmuşlar. Birileri yardım etmiş.
İki yaşlı bey sizi buraya getirdi.
Eğer eşinizin telefonunu verirseniz onu arayabiliriz.
(Duygusal müzik)
Saat gerçekten...
...14.00 mı? -Evet, ameliyattan yeni çıktınız.
(Duygusal müzik)
Bebek.
Bebek.
-Bebeğim. -Çok üzgünüm.
Hayır. Hayır.
Hayır. Hayır.
Bunun gibi birinden beklenmeyecek bir zevk.
Kim o? Gelme sakın!
Benim.
Ben de niye korkuyorsam? Sanki kapı çalma huyu var da.
-Kimin? -Gülcemal'in.
O akşama anca gelir.
Bir ihtiyacın var mı diye bakmaya geldim.
Ay, var aslında.
Tarak, toka gibi bir şeyler var mıdır?
Bir de nemlendirici sürsem çok iyi olacak da. Ruj.
Gerçi bu evde böyle şeyler ne arayacak, değil mi?
-Olmaz. -Olmaz olur mu?
Gülendam'ın odası dolu.
-Gülendam? -Gülcemal'in kız kardeşi.
Yeni evlendi. Balayında şimdi, İstanbul'da.
Düğün fotoğrafları var burada. Görmek ister misin?
Yok, istemem.
-Gülendam da mı burada yaşıyor? -Elbet burada yaşıyor.
Tabii şimdi kocası da gelecek. Geldiklerinde tanışırsınız.
Kalsın.
Ben ihtiyacın olan şeyleri getireyim.
Teşekkür ederim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Deva nerede? -Öğreneceksin.
Zafer Hanım, Deva kimin yanında?
Akşama her şeyi öğreneceksin.
Ama önce seninle bir anlaşma yapacağız.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
Bugün de hiç zaman geçmiyor. Bir akşam olmadı.
Kazasız belasız şu yemeği bir atlatsaydık.
Derdin yemeği atlatmak mı yoksa kızın seni bırakma ihtimali mi?
Tamam. Pirzolalar, birtakım incelikler falan yaşandı ama...
...az buz aksiyon da yaşamadınız yani.
Yani?
Yani kız keçi gibi inatçı patron. Senin koluna girip yemeğe gelmez.
Bir direniş gösterecektir. Bunun aksi kıyamet alameti olur zaten.
Vallahi benim için fark etmez.
Kendi bilir.
O yemeğe kolumda girmezse ben de omzuma atar götürürüm.
Öyle ya da böyle bir şekilde gelecek diyorsun.
(Yaklaşan ayak sesleri)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Sen hayırdır?
İtalyanlarla yemek yiyeceğiz dedin ya.
Nasıl?
-Benimle çalışacak mısın? -Seninle çalışacağım diye bir şey demedim.
Sen sürekli bana yemek yedirmeye çalışıyorsun ya.
Ben de karar verdim, bu akşam insanca, keyifle yemeğimi yiyeceğim.
Eyvallah.
Ona da eyvallah.
(Deva) Son akşam yemeği.
(Duygusal müzik)
Nereden çıktı lan bu elbise?
Sen aldın patron.
Allah benim cezamı versin.
-Yemek kış bahçe... -Uzun kirpik.
Yalnız bu elbise biraz fazla.
Nedenmiş o?
Bana biraz abartılı geldi. Bunu çıkar, başka elbise giy.
Yo, ben çok beğendim.
Çıkarmayacağım, bunu giyeceğim.
Bana cevap verme. Yukarı çık, bu elbiseyi çıkar, başka elbise giy.
-Çıkarmayacağım. -Çıkar.
Gel, kendin çıkar.
Hadi buyur. Gel, kendin çıkar.
Oldu o zaman.
(Hareketli müzik)
Güleni yakarım.
(Sessizlik)
Hemşireye, kardeşimin zorla getirilmiş bir hâli var mıydı diye sordum.
Yok dedi Armağan, biliyor musun? Yok dedi.
Deva oraya bayağı kendi ayaklarıyla gelmiş.
Sonra da o adamla çıkıp gitmiş.
Söyledim sana. Gözümle gördüm İpek.
Annem bu konuda doğruyu söyledi.
Yok, ben inanmıyorum.
İnanmıyorum. Bu işin içinde bir şey var.
Bizim yanlış anladığımız, anlayamadığımız bir şey var.
Benim Deva'yla kendim konuşmam gerekiyor.
Gözünle görüp kulağında duyunca inanacak mısın?
Benimle gel.
-Nereye? -Gülcemal'in evine.
(Zafer) Belki o zaman biraz durulursun.
Benim oğlumu da o psikopatın evine sürüklemeyi bırakıp tehlikeye atmazsın.
Seni de son kez uyarıyorum Armağan.
O adamdan uzak dur.
Beni yapmak istemediğim şeyleri yapmaya mecbur etme.
Mesela ne gibi yapmak istemediğin şeyler anneciğim?
Seni buradan göndermek gibi canım oğlum.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
(Kapı açıldı)
-(Erkek) 'Hello'. -Merhaba.
(İtalyanca konuşuyorlar)
(Sessizlik)
Vay.
Ne diyorlar? Ben hiçbir şey anlamıyorum.
Çizimlerini sevmişler, ondan bahsediyorlar.
(Bip).
Bu kadar şey söyledi, bu kadarcık mı konuştu?
Ana fikri buydu işte.
(Gerilim müziği)
Beni buradan göndermekle tehdit edecek kadar bu adamla aranda ne var?
(Gerilim müziği)
Artık seni tanıyamıyorum.
Bakalım benden ne saklıyorsun.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu ne böyle?
Kim bu çocuklar?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yemek arka taraftaki kış bahçesinde. Buyurun.
Ne yemeği?
Teşekkürler.
(Sessizlik)
Hişt. Cık cık cık.
Ne oluyor?
Yine mi önüme koyup da yedirtmeyeceksin?
Beklediğimiz biri daha var.
-Ne diyor? -Deva Hanım'ı da görmüş olduk diyor.
Bir daha görmemize lüzum yok diyor.
Bir dakika.
Sen onlara çalışacak mı dedin?
Ne diyeyim?
Bu gece eve dönecek de.
Ne?
Anlaşmayı zorla iptal ettirecek bana kart papaz.
Ne oldu? Ne diyor? Sen niye sinirlendin?
Fiyat kırmaya çalışıyor.
(Kapı açıldı)
(Duygusal müzik)
İpek.
(Duygusal müzik)
Korkma artık, tamam mı? Korkmayacaksın artık, bitti.
-Bitti, biz seni almaya geldik. -İpek.
Ben kafayı yiyecektim. Delirecektim.
Herkes senin burada kendi isteğinle kaldığını söyledi.
Ne? Öyle bir şey yok.
Beni mecbur bıraktı.
Biliyorum, ben kimseye inanmadım.
Yemin ederim kimseye inanmadım. Armağan'a bile inanmadım.
-Bir şey var dedim. -Armağan?
Seni bu evde görmek ne büyük şeref Zafer Hanım.
Buyur.
Senin sofrana oturup kanlı ekmeğini yiyeceğimi düşünmüyorsun herhâlde.
Dün kendinden çok emin konuşuyordun.
Deva kendi isteğiyle kalıyor, bana çalışacak dedin.
Bir de kendisinden dinleyelim.
Gel.
Deva Hanım'ın söyleyeceklerini çevir.
O bize Gülcemal'le neler olduğunu anlatacak.
Korkma, tamam mı? Anlat.
Anlat, sonra da defolup gidelim şu lanet evden.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Evet, beni mecbur bıraktı.
(Kadın çeviri yapıyor)
Ama artık kendi isteğimle Gülcemal Bey'in yanındayım.
(Kadın çeviri yapıyor)
Saçmalama Deva.
Tamam, bu canavar seni korkuttu ama artık korkacak bir şeyin yok. Lütfen.
İpek, ben yetişkin bir insanım. Hiçbir şeyden korkmuyorum.
(Kadın çeviri yapıyor)
Gülcemal Bey'in yanında kendi isteğimle kalıyorum.
(Deva) Onunla çalışıyorum.
Tasarımlarımı onun için yapacağım.
(Kadın çeviri yapıyor)
Ne olursa olsun...
...o adamın yanından ayrılmayacaksın.
(Duygusal müzik)
Baba ne diyorsun sen?
Orası senin için en güvenli yer.
Babacığım...
...hastasın diye böyle söylüyorsun. Bak...
Hayır, aklım başımda.
Bana inanıyorsan, güveniyorsan dediğimi yap.
Şu an için...
...o adamın yanı senin için her yerden güvenli.
Oradan ayrılmayacaksın.
Ve bunu benim istediğimi kimseye söylemeyeceksin.
Yakında her şey değişecek.
O zaman anlayacaksın.
Yazıklar olsun sana. Sana gerçekten yazıklar olsun.
Hiçbir şey olmasa bile hastanede yatan babamız için...
...senin şu caninin yanında bir dakika kalmaman gerekiyor.
İpek.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
İmza atarken izlemek ister misin?
(Gerilim müziği)
Zafer anne benim yanıma geldi.
Beni oradan çıkaracağına söz verdi.
Hatta kendimi korumam için bana gizlice silah bile verdi.
Sakın.
Onu kullanmadın, değil mi?
Hayır tabii ki.
Zafer Hanım'ın dediği hiçbir şeyi yapmayacaksın.
Ne?
Asla.
Asla ona güvenme.
Bildiğim şeyler var.
(İbrahim dış ses) Asla güvenme.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
(İtalyanca konuşuyorlar)
Afiyet olsun.
(Duygusal müzik)
Anladığım kadarıyla Deva bizimle gelmiyor.
Gelemiyor.
Nasılsa Gülcemal onu ikna etmiş.
Anlamıştım zaten. Çok emin konuşuyordu.
Şimdi içeride İtalyan şirketiyle anlaşma imzalanıyor.
Ay, pardon.
Benim ortağı olduğum İtalyan şirketiyle.
Hanımefendi, yıllardır sizinle çalışıyorum.
Ve zekânızla her seferinde beni bile şaşırtmayı başarıyorsunuz.
Şimdi Gülcemal, sizin için üretecek. Deva sizin için tasarlayacak.
Ve maaliyetinden bile daha düşük bir fiyata...
...İtalyanlara sattıklarını zannedecekler ama size satmış olacaklar.
Öyle.
Gerçekten muazzam.
Aslında Gülcemal akıllı adam.
Ama o zekâyı annesinden aldığını unutuyor.
Anneler hep bir adım öndedir.
Bu gece sürprizlerim bitmiyor.
Gecenin bombası geldi.
Aslında kalıp izlemeyi çok isterdim ama...
...gidelim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Sessizlik)
(Erkek İtalyanca konuştu)
(Sessizlik)
Sen böyle bir şeyi neden yaptın?
İstediğin bu değil miydi?
Oldu işte.
(Kapı açıldı)
(Gülendam) Abi.
(Gülcemal) Gülendam.
-Ne oldu sana? -Abi...
Abi...
-Kızım ne oldu sana? Söylesene. -(Gülendam) Abi.
-Çok fenayım. -Ne oldu kızım? Bebek mi?
Ne oldu? Söylesene. Yüreğime indirme!
O herif mi bir şey yaptı sana?
-Çok fena. -Söylesene! Yüreğime indirme!
Gülendam.
(Gerilim müziği)
Mert.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Bülent Temür - Çağıl Doğan...
...Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz
Editör: Dolunay Ünal
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.