Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çeviri: aytug2001
- Bu neydi şimdi, Caleb? - Çektiğim fotoğrafı gör sonra konuş.
- Altına sıçacak gibi görünüyorsun. - Kafamı koparabilirdin.
Bu pervaneler kafa koparacak kadar güçlü değil.
Sadece yüzünü berbat ederdi.
Gidip Jessica iyi mi diye bakman gerekmez mi senin?
Yakında bir şeyi kalmaz. Uyuyup her ne boku varsa atlatsın diye ona Klonopin verdim.
Kız tam bir başbelası.
Jessica?
Selam.
Nasıl hissediyorsun, kuzi?
Şu diğer arkadaşlarından hiçbiri gelmediğinden...
...arabanı alıp en son erkek arkadaşınla kaldığım bu cehennemden kaçabilir miyim?
Güzel sohbet.
Yarım saatte uyansan iyi olur yoksa o beyinsiz aptalın...
...acınası kıçını denizde boğmam gerekecek.
Kabusumun verdiği yoğun dehşet her yerimi kapladı.
Kolumu geri çekmeye çalıştım ama bir el ona yapıştı.
Ve aşırı bir melankolik bir ses...
..."Bırak gireyim, bırak gireyim" dedi ağlar gibi.
O konuşurken, ben de pencereden bakan bir çocuk gördüm belli belirsiz.
Canavarı silkinip üzerimden atamayacağımı anlayınca...
Bileğini kırık cama doğru çektim.
Jess?
- Ve onu ileri geri sürttürdüm. - Kes sesini.
Kan akıp çarşafları sırılsıklam edene kadar.
Yine de "Beni içeri al" diye feryat ediyordu.
Jessica!
Beyinsiz kimmiş bakalım?
Lanet olsun.
Ne oldu sana?
Jess?
Jessica!
Bir gün önce
Beth!
Beth, orada mısın?
Bana beş dakika müsade et, tamam mı?
Brandon çok sinirli. Dün geceki bilek güreşi...
...yarışmasında kullandığı kemerlerden birini bulamamış.
Sahnenin arkasındaki rafta iki tane var. Yarım saat önce de söylediğim gibi.
Sen iyi misin?
İyiyim. Yeni bir istasyon verdiler. Perde açılmadan dönerim.
Anlaşıldı, patron.
En sevdiğim siyah tişörtümü gördün mü?
Yarınki işçi bayramı protestoları için lazım.
Anne?
Tek başına protestoya falan gitmeyeceksin.
Sophie'nin babası bizi götürecek. On defa demişimdir. Hatırlasana.
Sen tuvalet kağıdı almayı hatırlamış mıydın?
- Danny'e müziği kısmasını söyle. - Annem müziği kıs diyor.
Onu ben de yapabilirdim!
Cassie, umarım makasım sende değildir.
Bende değil, anne!
- Kirlenmiş. - Çamaşırların arasına at, sonra yıkarım.
Unutursun, hep unutuyorsun çünkü.
Çamaşır makinesinin yerini biliyorsun.
Selam, Bridget. Annem evde değil, bütün Freddy filmlerini sırayla izliyoruz.
- Boktan olanları bile. - Boktan Freddy filmi yok.
- Bize gelmek ister misin? - Rüyanda görürsün.
Erkek arkadaşların hep tuhaf tipler.
Sensin tuhaf.
Kalabalık mı konser?
Dışarı çık, Bridget!
Çıkardım ama...
Açın kapıyı!
Birisi şuna baksın, lütfen!
Tamam, geldim.
Beth? Seni orospu!
Sürpriz.
Kasabaya ne zaman geldin?
Los Angeles havaalanından ubera bindim direkt.
Uykunu alıyor musun? Anneme benzemişsin.
Kafandaki tampona benziyor.
Alttaki ziller bozulmuş bu arada. Sokaktan direkt apartmana girebildim.
Bütün bina bozuk. Bir aya yıkılacak.
Ciddi olamazsın.
Ciddiyim. Taşınacağız.
Yeni bir ev buldunuz mu bari?
Henüz değil.
Hadi ya, Jay ile burada uzun bir süre yaşarsınız demiştim.
Bangkok güzel miydi?
Muhteşem. Deli, takıntılı hayranlarımız var orada.
- Yılan kanı içtin mi? - Hey, buna kültürel duyarsızlık deniyor.
- Peki ya maymun beyni barbeküsü? - Tabii ya, bu çok daha iyi, Dan.
Arkadaşın kim, Cass?
Adı Stephanie.
Merhaba, Stephanie.
O ne ayak?
Danny bana bu binanın eskiden bir banka olduğunu...
...ve bir banka çalışanının para çalarken yakalanınca kendini astığını söyledi.
Ve buralarda cebinde bozuk paralarla yürürsen, hayaleti seslerini duyarmış.
Paraları almak için korkutup öldürüyormuş.
Doğru ama.
Eğer benim peşime düşerse, ilk Stephanie onu korkutup öldürecek.
Hayalet diye bir şey yoktur.
Sen hiç gördün mü?
Var olmadıklarını nereden biliyorsun?
Çünkü ben sadece görebildiklerime inanırım.
Bana mı?
Bu sadece sert, rakçı hatunlar içindir.
Bak anne, ben sert bir kızım.
Lütfen grup kızları dünyanı ona da aşılama.
Grup kızı ne demek?
Annenin bana taktığı lakap, her ne kadar gitar teknisyeni olduğumu bilse de.
Sen öyle diyorsan.
Hey, kibar ol yoksa hediye falan almazsın.
Hediye demişken...
...babanıza ne aldım bakın.
"Tembel adamın bira kupası"
Neler oluyor, Elle?
Danny, arabamı al ve kız kardeşlerinle pizza almaya gidin.
Tamam, anne.
Aklım almıyor bunları.
Başka biriyle mi tanıştı?
Hayır, nafaka ödemenin uzaktan ebeveynlik yapmak olduğuna inanıyor.
Bana niye anlatmadın, Elle?
Bunun üstesinden gelmene yardımcı olmak için hemen bir uçağa atlardım.
Seni aradım.
İki defa.
İlk bana ayrılacağını söylediğinde, sonra da evden çıktığında.
İki buçuk ay geçti üzerinden, Beth.
Üzgünüm, tamam mı?
Yoldayken çok fena işe kaptırıyorum, şu an takım teknisyeni olmaya çalışıyorum.
Başarırsam, grupta bunu yapan ilk kadın olacağım, bu nedenle...
Lütfen Elle, bu meseleyi doğrudürüst konuşmalıyız.
- Elle? - Bak bu gece kanepede uyuyabilirsin.
Benim eşyaları kolilemem ve taşınmam lazım.
Selam, Beth. Ben Elle.
Merhaba demek için aramıştım ve bir de...
Jay ile aramızda... Bak ne diyeceğim.
Seni suçlamıyorum.
Ben de sesimden nefret ediyorum.
Senin neyin var, Beth?
Her zamanki gibi işlerin içine ettim.
Ve çözüm için yardımına ihtiyacım var.
Tekrar.
Ne oldu?
Acele et, Bridge.
- Onları sen taşımak ister misin? - Sen de ehliyet al o zaman.
Hadi, Cass.
Deprem oluyor!
Yere çömelin!
Lanet olsun.
Bayağı büyük bir sallantıydı.
Sanırım altıma işedim.
Ilık mı?
Muhtemelen sadece koladır.
Pekala, hadi.
Vay be, Bridget, şuna bir bak.
Neymiş ki o?
Bir çukur oluşmuş.
Dikkat et, Dan. Artçı sarsıntılar olabilir.
Eski bir banka kasası var burada.
Danny, hayır!
Dan?
Hadi Danny, gidelim artık!
Bekleyin bir saniye!
Danny!
Bir dakika sakin olur musun, Bridge!
- Danny, iyi misin? - İyiyim.
- Çekiyor mu? - Telefon ağı çökmüş durumda.
Eminim bir şeyleri yoktur, Elle.
Herkes iyi ya? Yaralı var mı?
Gabe, çocuklar pizza almaya gitmişti, şimdi telefonlarına ulaşamıyorum.
- Onları bulmak için arabanı alabilir miyim? - Ben kullanayım.
- Teşekkürler. - Anahtarlarımı getiriyorum.
Sen de kimsin?
Beth, Elle'nin kız kardeşi.
Anladım, tamam.
Şu grup kızı.
Sana bir şey sorayım.
- Yukarıdaki sesi duyuyor musun sen de? - Ne?
Titreşimleri.
Havalandırma borularında saklanan bir şey var.
Gidelim.
Onlar mı ki?
Tanıştığımıza memnun oldum.
Depremden sonra asla asansöre binmemelisiniz.
Bridget pizzayı düşürdü.
Tatlım, siz pizzadan çok daha değerlisiniz.
Bir saaten az bir süre önce Pointe Hills'in kuzeyinde...
...5.5 şiddetinde bir deprem yaşandı.
Sence bu para eder mi ki?
Anneme şu an fazladan para iyi gelir, öyle değil mi ama?
Annemin çaldığın bir şeyden para kabul edeceğini zannetmem.
Bunu çalmadım ki.
Muhtemelen yıllardır o kasada kilitli duruyordu öyle.
Evet ve böyle tuhaf şeyler bir sebepten ötürü bir kenara atılır.
Bırak şunu, Dan.
Bakayım eline.
Sadece küçük bir kesik.
Dan?
Danny, lütfen kapat şunu.
Bu hiç hoşuma gitmedi, Danny. Aldığın yere geri götür hemen.
Annem bu akşam kimseyi bir daha kapıdan çıkartmaz.
Sabah ilk işin o olsun, o zaman.
Söz veriyor musun?
Derin denizlere mi dalacaksın?
Suya girmeden önce içine bakmam gerek.
Bir keresinde sahilde bir denizanası sokmuştu.
Suya dalmayı sevmiyorum.
Küvette tuhaf deniz yaratıkları olduğunu zannetmiyorum.
Tanrım, Tanrım!
O bir şey, o bir...
İyi misin?
İyiyim, tatlım.
Karın ağrısından ben de nefret ediyorum.
İyi öğlenler rahip dostlarım.
Ben rahip Marcus Minton.
Saint Patrick Katedralindeki kütüphane görevlisi.
Ve hepinize melekler şehrine hoş geldiniz diyorum.
Buraya yurtdışındaki misyonerler tarafından keşfedilen benzersiz bir antikaya...
...şahit olmak için davet edildiniz.
Size üç tane olduğuna inandığım efsanevi kitaplardan...
..."Naturim de monto"nun bir cildini takdim etmek istiyorum.
Yani ölülerin kitabı.
Bugünkü testlerim kitabın cildinin saf insan etiyle yapıldığını ortaya koydu.
İçindeki yazılar ve çizimler kan ile yazılmış.
Sayfalarında yer aldığı kesin olan ruhani gizemleri...
...tercüme etmek için kilisenin onayını talep ediyorum.
Yok et onu!
Boşuna ölülerin kitabının bir parçası değil, o!
İnsanların hayrına bu kitaba bakılmasını istiyorum.
Kilisenin yaşlıları tarafından reddedilince...
...ben, Canon David Shanahan, ve rahip Hugo Vortex,...
...gizlice ölüler kitabının sayısız yazı ve gliflerini tercüme etmek için çabalıyoruz.
Sayfaları kadim ritüeller ve büyülü sözlerden oluşuyor.
Bu sözlerin tekrarlanması, bizim bildiğimiz dünyanın ötesinde var...
...olan doğaüstü güçlerle iletişime geçmeye yaradığı iddia ediliyor.
Bugün 24 Ocak, 1923.
Ve ben, rahip Marcus Millington, ruhani dirilmeyle ilgili ilk bölümleri okuyacağım.
Yardım edin!
Yardım edin!
Sakin ol, bir şey yok. Sadece elektrik kesintisi.
Bridget?
- İyi misin? - Evet.
Sadece bizim elektrikler kesilmiş gibi.
Gerçekten mi?
Anne?
Uyuyor musun?
Nereye gitmiş?
Anne?
Elle?
Nasılsın, kardeşim?
Harika bir rüya gördüm.
Beraber bir orman yakınlarında şarkı söylüyorduk.
Rüzgar çok güzeldi ve kuşlar şahane şeyler söylüyordu. Mel...
Mel...
Melo...
Melodiler.
Muhteşem bir gündü ve tek düşünebildiğim...
...hepinizi nasıl kesip açmak ve vücutlarınıza...
...girmek istediğimdi. Böylece mutlu bir aile olarak kalacaktık.
İçime girdi.
Çocuklarımı almasına izin verme.
Anne!
Bridget, kardeşini odaya sok.
Hadisene!
Annemin nesi var, Bridget?
Merdivenlerden gidelim. Yürü, git hadi.
Hadi, Elle uyan.
Danny!
Merdivenler çökmüş!
Önce hiçbir şeyi yoktu, sonra bir anda manyakça şeyler söylemeye başladı.
Şimdi de öldü.
Ağ fena çökmüş.
Dua edebilir miyim?
O dindar biri değil.
Değildi yani.
Sadece birkaç kelime.
Bana katıl sen de.
Ona sonsuz huzuru bağışla, Tanrım.
Ve ebedi ışık ona doğru parlasın.
Onun ve dindar olarak ruhunu teslim edenler...
- ...Tanrı'nın rahmeti ile... - Yüzüne ne olmuş onun?
...huzur içinde yatsın.
Biri onu dövmüş gibi.
Binanın kuzey tarafında eski bir yangın merdiveni var.
Oradan inmeyi deneyebilirim.
Alarmı çalıştırıp buraya yardım getiririm.
- 82 numaralı daireden geçmen gerek. - Lanet olsun.
Orası boş, değil mi?
Evet, oturulmaz raporu olan bu binadaki çoğu daire gibi.
Sende gerekli alet edevat var.
Kapıyı kesip açabiliriz.
Kamyonetimdeler.
Ağır iş için elverişli bir alet olmadan o kapıları açamazsın.
Babam gelsin istiyorum.
Gelecek.
Telefonları tekrar çalıştıracağım, o da geri gelecek.
Geleceğini nereden biliyorsun?
Annemin de iyileşeceğini söylemiştin.
İyileşir sanmıştım.
Çok üzgünüm, Cass.
Pompalımı alayım, onu ateş edip açarız.
Bir dakika izin ver, oldu mu?
Böyle kapana kısılmak hoşuma gitmiyor.
Herkes daha hiç silah ateşlenmeden diken üzerinde burada.
Ne yapacağımı bilmiyorum, Elle.
Her şeye bir cevabı olan kişi sendin.
Şu an çocuklarınla bile yüzleşmeye korkuyorum.
Ne kadar meşgul olsan da, her zaman bana ayıracak zaman buluyordun.
Herkese.
Bir daha konuşamayacak olmamıza inanamıyorum.
Selam, Beth. Ben Elle.
Merhaba demek için aradım.
Beth, bana yardım etmelisin.
Her tarafım yanıyor. Çok kötü yanıyor.
Elle?
- Anne? - Yaşıyor muymuş?
Çok ateşi var.
Buz getireyim.
Anne?
Anneniz şu an kurtçuklarla.
Anne, kes şunu!
Kes!
Hata bende değil, Bridget.
Ondan uzak dur, Bridget!
Bana ne oluyor böyle, tatlım?
Bilmiyorum, anne.
Ben biliyorum.
Artık özgür oldum.
Siz meme emen parazitlerden kurtuldum.
Koca bir öpücük onu iyileştirir.
Başka kim kaçmak istiyor?
Ya şundadır.
Ya bunda.
Ya da...
Sen.
Elle?
Dolapları getirin!
Kapıdan uzaklaşın.
Merhaba!
Beni duyabiliyor musunuz?
Sence de annem o kitaptaki resimlerden birine benzemiyor mu?
Bana cevap ver, Danny.
Onu çalmamalıydın.
- Olanlar benim suçum değil. - Evet senin suçun!
Hepsi senin suçun!
Birbirinize düşmemeniz gerekiyor.
Sana bir şey göstermek istiyorum.
Bu ne, Danny?
Çok acıyor mu?
Bridget?
Bir şeyim yok.
Anne?
- Beth?
Bu ikisini de oradan almıştım.
Ürkütücü bir papaz var bunlarda, kitaptan bölümleri okuyor.
Tuhaf, şeytani bir dua gibi.
O kelimeleri tekrarladığında...
Bridget haklı.
Hepsi benim yüzümden oldu.
Geldin demek.
Selam, tatlım.
Neyin var, anne?
Sadece babanızla olan durum için üzülüyordum.
Ama o da geldi artık. Eve, bizi görmeye gelmiş.
Yine birlikte olacağız.
Biz birbirimizi seviyoruz.
Harika değil mi bu haber, bir tanem?
Seni de seviyoruz.
Kapıyı aç da bizi içeri al, Cassie.
Tekrar kocaman, mutlu bir aile olabiliriz.
O kadar iyi görünmüyorsun, anne.
Senden kocaman bir sarılma ve öpücük aldım mı, düzelecektir.
Aç kapıyı hadi, uslu bir kız gibi.
İşte böyle.
Hadi, tatlım.
Anne ve baban için yap bunu.
Üzgünüm.
Annem daha iyi olmuştur diye düşündüm.
Bacaklarını açtığın gibi kapıyı da aç, seni grup fahişesi.
Kapıyı açmıyorum, seni psikopat orospu.
- Beth?
Beth?
Odana git.
Üzülme, Danny.
Stephanie bizi koruyacaktır, değil mi?
Nereye bakıyorsun, canım?
Karnımın içindeki böcekleri öldürmem gerekiyordu.
Karnımın içinde bir şeyler olması hiç hoşuma gitmez.
Senin de öyle mi Beth teyze?
Beni rahat bırak!
Bu bir kabus mu?
Kabus gibi bir şey, Cass.
Bridget ve anneme olanlar bize de olacak mı?
Bunun olmasına izin vermeyeceğim.
Söz veriyorum.
Senden iyi bir anne olurdu, Beth teyze.
Öyle mi dersin?
Evet.
Çocuklara nasıl yalan söyleneceğini biliyorsun.
Onu bağlamam gerektiğini düşündüm.
Ne olur ne olmaz.
O plağı dinlemek istiyorum.
Bu çok tehlikeli.
- İçindeki sözler. - Evet ama belki bunlara nasıl son verebileceğimiz de oradadır.
Pikabı çalıştıracak elektriğimiz yok.
Bunu halledebilirim.
İkinci plakta o kelimeleri söylemişti.
Ben diğer tarafı başlatayım o zaman.
Yanında bulunsun.
Kitabı sesli olarak okuyalı iki gece oldu.
Diğer tarafta neler olduğunu ve insanların neden...
...bazı şeyleri yanlış bildiğini anlamanızı istiyorum.
Bu son kaydı, kitabın yaşayan sayfaları eline geçecek olan...
...bir sonraki kişi için bir uyarı olarak yapıyorum.
Ölüler kitabı yok edilemez.
Onu bulduğunuzda, derinlere, gizli bir kasaya gömün onu.
Çünkü söylediğim sözler en karanlık kabuslarımın...
...ötesindeki bir şeytani varlığı ortaya çıkarttı.
Bridget da annem gibi tekrar dirilecek mi?
Bilmiyorum, Cass.
Şeytan ilk Cortez'in içine girdi, içten dışa doğru çürümesine sebep oldu.
Tanrı'nın sözlerinin kuvveti ile o menfur varlığı içinden çıkarmaya çalıştık.
Ama o bizim dualarımızla alay etti ve Shannon'ı ele geçirdi.
Başka papazlar da yardımımıza geldi ancak hızla hepsinin bedenine sahip oldu.
Açıklanamayacak bir şekilde.
Bu şeytani varlık insanların kuralları ile yönetilmiyor.
Hayır, tam bir kargaşa ortamı ile terör estirmekten zevk alıyor.
Bu lanete son vermek için...
...kardeşlerimi öldürmeyi denedim.
Onları ağaçtan bir kulübeye götürüp, onu ateşe verdim.
Ama ateşinde dans ettiler.
Bay Fonda'nın kedisi bazen orada saklanıyor.
Bence bu bir kedi değil.
Kıvranan, tükürük saçan cesetlerini toprağa gömdüm.
Tekrar kalktılar, çürümüş halde ve öfke dolu olarak.
Bir gece mahzende saklandıktan sonra...
...sadece bir seçeneğim kaldığını biliyordum.
Uzuvlarını kesmek.
Hayır, hayır!
Hayır, hayır!
Hayır!
Sana kitabı geri bırakmanı söylemiştim, Danny!
Şok olmuştum ve...
Başaramamıştım.
Benim olduğum eve girdiler.
Beni de ele geçirmesi artık an meselesi.
Bu şeytani gücü hiçbir şey durduramaz.
Son kalıntıları bile peşine düşer.
Kaçacağım. Yapabileceğiniz tek şey kaçmak.
Bu korku, masumiyet yok edilene kadar durmayacaktır.
Kötülük hakim olana kadar.
Danny.
Üzgünüm, Cass.
Sadece ruhunu yutmak istiyorum.
İki ruh mu?
Lütfen.
Elle seni ve doğmamış piç çocuğunu cehennemde bekliyor.
Anne!
Yaralandın mı?
Anne mi olacaksın?
Evet.
Ve buradan çıkıyoruz.
Nasıl?
Korkma sakın, gidiyoruz.
Arkana bakma sakın.
Geri çekil, kulaklarını kapat.
Bırak onu!
Seni alıp anneden uzaklaştırmak istiyor, Cassie.
Artık annem olmadığını biliyorum.
Onları benden alma.
Sen bu dünyaya çocuk getirmek nedir bilmezsin, Beth.
O benim silahım, seni şeytan.
Beth teyze!
Beth teyze!
Buradaki herkes şafak sökmeden ölecek, Beth.
Koş!
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Şafak sökmeden öleceksiniz.
Bir çıkış yolunuz yok.
Bir çıkış yolunuz yok.
Bir çıkış yolunuz yok.
- Beth teyze! - Buraya gel.
Maksimum yük 400 kilo veya 6 kişi.
Cass?
Cassie?
Cassie?
Cassie, Cassie?!
Cassie, iyi misin?
Öldüm mü ben?
Hadi.
Gir içeri.
Cass, kapı için kumanda nerede?
Hadi!
Geliyor.
Gidelim.
Altından gir.
Sadece o kafanı istiyorum, küçük kız.
Gel de gör gününü.
Başlat makineyi, geliyorum.
Lütfen.
Yardım et bana, canım Bethy'im.
Sadece kız kardeşim bana böyle diyebilir.
Gerçekten anneme benziyorsun.
Ve aynı onun gibi çok kötü çuvallayacaksın.
Seni kokuşmuş, berbat kadın!
Çeviri: aytug2001
Beş dakikadır falan hat çekmiyor.
Ve gökgürültüsü yüzünden neredeyse hiç uyumadım.
Neyse, sabaha dair fikirlerimi bir kenara bırakırsak,...
...gölde yine de muhteşem bir haftasonu geçireceğiz.
Caleb'in babasının kulübesi harika ve arkadaşlarını da çok seveceksin.
Eminim içlerinden biri tam sana göredir.
Moralini bozmak istemem ama ben bu yolculuğu...
...daha sonra ertelemeyi düşünüyordum.
Hayatta olmaz. 15 dakikaya seni alıyorum. Hoşça kal.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.