Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Cemal) İyi kandırdın bizi Hümeyra Hanım.
(Cemal) Parmağında oynattın.
Hani hayal kırıklığın bu kadar büyük olmasa...
...hayran oldum diyeceğim.
(Gerilim müziği)
Şimdi ne olacak?
(Gerilim müziği)
Niye?
Mecburdum.
Yaşadığımız bunca şeyden sonra geldiğimiz noktaya bak.
Anlat Hümeyra.
Söyledim ya Cemal Bey...
...çaresizdim.
(Gerilim müziği)
Niye diye bir kere daha soracağım o zaman.
Çocuklarım için.
Çocukların mı?
Halka, kocamı öldürdü.
Benim çocuğumu aldı, bir başkasına verdi.
Bir başkasının çocuğunu bana verdi, büyütmem için.
Çocuklarım yaşasın diye yaptım bunu.
Susmak zorunda kaldım.
Başkasının çocuğu dediğin, Kaan. Onu biliyorum...
...ama çocuklarım dedin.
İlhan Tepeli'ye vermişler çocuğumu.
Cihangir.
(Müzik...)
(...)
Bu kadar parayı nerede saklayacağız, o da ayrı dert.
Var aklımda bir şey.
Telefondaki çok iddialıydı.
Niye gelmedi acaba?
Halka'nın işleri mi diyorduk?
Olabilir...
...ama ne oldu? Bizi kaybetti.
(Kaan) Bir daha açar mıyız onun telefonunu? Yok.
Sonuç, kullanıldık.
Hayır, sorun şu ki...
...bizi niye kullandığını bilsek biz de ona göre cevap veririz.
Kim olabilir acaba?
Bizi eskiden beri tanıyormuş falan filan, geç bunları.
Sesini değiştirdiğine göre, biz de onu tanıyoruz demektir.
Olabilir.
Oğlum ben...
...bir ara harbiden inandım geleceğine, biliyor musun?
Hep safız lan!
Çocuklarımı korumak için girdim ben bu işe.
İkisi de Halka'nın çocuklarıydı.
Dışarıda kalamazlardı.
Ya öleceklerdi...
...ya da kazanmaları için ben onlara yardım edecektim.
Yardım etmek için.
Öleceklerdi diyorum Cemal Bey, öleceklerdi!
Bu söylediklerinden hiçbir şey anlamıyorum.
İyilik yapmış gibi konuşuyorsun.
Bakın bunun iyilikle kötülükle hiçbir ilgisi yok.
(Hümeyra) Ben Halka'nın içinde büyüdüm. Onları çok iyi tanıyorum.
Ne yapacaklarını çok iyi biliyorum.
Hiç acımazlar.
Hemen harcarlar adamları.
Kırmızı DVD'yi sen yolladın.
Evet ben gönderdim.
Cengiz Erkmen üç yıl önce yeniden bulmuştu beni.
Kaan'ı hapse attırdı.
Cihangir'in hafızasını sildirdi.
Bir şey yapmam gerekiyordu.
Polise gidebilirdin.
(Hümeyra) O DVD'yi izlediniz.
Polise gitmedim diyemezsiniz.
Tamam. Halka'yla böyle mücadele etmemem gerekiyordu.
Bunu savunmuyorum. Sizden anlayış da beklemiyorum...
...ama söylüyorum işte.
Çocuklarım için yaptım diyorum.
Çocuklarımı harekete geçirmek için yaptım diyorum.
(Cemal) Hepsini konuşacağız.
Yazılı ifade vereceksin.
(Gerilim müziği)
Kaan'ın babası kim?
(Gerilim müziği)
Cengiz Erkmen.
Cengiz Han.
Kaan bir kere daha yetim kaldı ha?
Çağatay bunu biliyor mu?
Yok. Bilmiyor.
(Geçiş sesi)
Bu Cengiz'in yanında birisi varmış. Onu öldürecekmiş.
Senin yanındakini de...
Bir de bunun bir kardeşi varmış.
Benden sakladığın kardeşimi de bulup yok edeceğim.
Onu da öldürecekmiş.
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
Bir tek seninle konuşuyorum Özcan.
Vekilharç'la çalışmamı istiyorlar.
(Hareketli müzik)
(Çağatay dış ses) Beni tecrübe mi ediyorlar? Etsinler.
(Geçiş sesi)
Zahmet, sıkıntı, zorluk, müşkülat...
Hepsini yeneceğim Özcan.
Hepsi birleşsin, bir tek ben olacağım.
Hepsine karşı ben tek.
(Gerilim müziği...)
(...)
Bundan sonra bana çalışacaksın Hümeyra.
Bugüne kadar ne yapıyorsan yapmaya devam edeceksin.
Öyle mi diyorsunuz?
Bu yaptığımızı ikimizden başka kimse bilmeyecek.
Beni iyi dinle.
Sana bir şans veriyorum.
(Cemal) Eğer Halka'yla hesaplaşacaksan, bu yolla hesaplaşacaksın.
(Gerilim müziği)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi ES FİLM tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
*Bu dizide Âdem karakteri İç Anadolu şivesiyle konuşmaktadır.
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği...)
(...)
Bazen, insan önüne çıkan bir fırsatı kaçırıyor.
Eskiden üzülüyordum...
...ama sonra anladım ki...
...bir fırsatı değerlendirmek için öncekini kaçırmış olman gerekiyor.
(Çağatay) Ne dediğimi anlıyorsunuz değil mi?
(Çağatay) Ben bu fırsatı bekledim.
Daha önce kaçırmıştım, bu kez kaçırmadım.
Artık karşınızda Cengiz'in oğlu değil...
...Çağatay Han olarak varım.
Oh be! Bunu da söyledim ya...
Şimdi, niye buradayız?
Bu ağaç, Halka'nın hikâyesi, sembolik bir şeyler...
(Çağatay) Bizi biz yapan geleneklerimiz.
Buna inanırsan gözlerin doluyor ama inanmıyorsan...
...sana boş geliyor.
Çok konuştum. Özetle...
...daha önce iki kazanıyorduk...
...benimle birlikte beş kazanmaya başlayacaksınız.
Halka yepyeni bir döneme girdi.
Gıcır gıcır, pırıl pırıl bir dönem.
(Çağatay) Geçmişi düşünenler, mutsuz olurlar.
Bırakın, iyilikleriyle birlikte toprağın altında kalsınlar.
Benimle birlikte geçmişi unutacaksınız.
Mutlu olacaksınız.
Toplantı bitmiştir. Dağılabiliriz.
(Gerilim müziği)
Vekilharç, İlhan, bekleyin.
(Gerilim müziği)
Niye kaçtın Vekilharç?
Çok açık değil mi? Beni öldürecektiniz.
Evet, öyle bir niyetim vardı...
...ama bak sana ne diyeceğim, seni affedebilirim.
Eğer bana babamın yanında kim olduğunu ve...
...kardeşimin nerede yaşadığını söylersen...
...bak bunları yaparsan, seni affedebilirim.
Çağatay Bey, daha önce defalarca söylediğim gibi...
...bunu benden değil, yukarıdan öğreneceksiniz.
Neyse ki barıştık Vekilharç.
(Çağatay) Artık yukarısı birlikte çalışmamızı istedi.
-İlhan Bey. -Buyurun.
Bir iş var. Beni temsilen Vekilharç Bey'le çalışacaksınız.
Hayhay.
Büyüyoruz dedim ya bu iş onlardan biri.
Daha fazla kazanacağız.
Vay Terzi, Vekilharç'la mı çalışıyorsun?
Tedavi edilmez bir görev aşkım var.
Yukarıdan çağırdılar.
Koşa koşa geldim.
Güzel.
(Gerilim müziği)
(Çağatay) Özcan, bu ağacı budamamız lazım.
(Gerilim müziği)
Lan o kadar risk aldık, para çaldık, hiçbir işe yaramamış.
-Çağatay parayı bulmuş ki... -Başa geçti.
Lan adam babasını öldürmüş, çan çan para konuşuyor.
Hayır cebinde olmayanın konuşmasını anlarım da...
İşi büyüteceğiz dediğine göre ya yeni birileri gelecek...
...ya da yeni işler gelecek.
-Pis işler olmasın da. -Yapmayız Kaan.
Bu kadar basit. Yapmayız.
Vekilharç'a ne diyorsun?
Çağatay başa gelince gidecekti.
Almış Terzi'yi yanına, kurum kurum dolanıyor.
Vallahi ben artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.
Babam dâhil kimseye güvenmem. Sen hariç.
(Bahar dış ses) Hatırlatıyorum. Kaptırma istiyorum.
(Bahar dış ses) Bir gün Cihangir'i bize teslim etmen gerekecek.
(Bahar dış ses) Biliyorsun değil mi bunu?
(Gerilim müziği)
Gelemedim.
Tehlikedeydim.
Çağatay peşimde.
Tahmin ettim. Sizi arıyor, bulmak da istiyor.
Arasın.
(Hümeyra) Ben sizi tehlikeye atmak istemedim.
Çağatay'la mücadeleye devam edeceğim.
Size verdiğim sözleri tutamadığım için ya da başka sebeplerden dolayı...
...benimle çalışmamayı tercih edebilirsiniz.
(Hümeyra) Buna hakkınız da var.
Hanımefendi...
...yukarısı bana bir görev verdi.
Ne görevi?
(Vekilharç) Yeni bir iş.
Muhtemelen Cengiz Bey'in yapmadığı türden bir işi, Çağatay'a verdiler.
İlginç olan şu ki...
...işin içine beni kattılar.
Niye yaptılar ki böyle bir şey?
Bu, Çağatay'a güvenemediklerini gösteriyor.
Bana da öyle geldi. Öyle olabilir.
Olmayabilir de.
(Hümeyra) Siz bana şunu söyleyin Vekilharç...
...Çağatay'la mücadelemde benimle birlikte misiniz?
Yanımda mısınız?
Evet. Fikrim değişmedi.
Yalnız şu an yukarısı bana ihtiyaç duydu.
Duymasaydı Çağatay beni öldürmüştü.
(Vekilharç) Maalesef mevcut koşullar aleyhimizde...
...ama yarın başka türlü olabilir.
İhtiyatla beklersek koşullar değişecektir.
Siz yukarısına güveniyor musunuz?
Hayır.
Bir tecrübeyle bakıyorum olup bitenlere.
(Vekilharç) Buraya, buluşmamıza getirmedim ama...
...Çağatay'a karşı Terzi'nin korumasını sağladım...
...ama aslında bakarsanız ona güvenmiyorum.
Yukarıya da güvenmiyorum.
Bana?
Size güveniyorum.
(Vekilharç) Çünkü sizin hayatınız ve çektikleriniz...
...sahici bir mesele gibi geliyor bana.
(Vekilharç ses) Paraya tutunanlardan değilsiniz.
(Vekilharç ses) Halka'yı ancak böyleleri yaşatabilir.
(Hümeyra ses) Savaşa devam ediyoruz o zaman.
(Vekilharç ses) Üstelik bunu hiç savaşmıyor gibi yaparak sürdürmeliyiz.
(Gerilim müziği)
-Hep beraber yiyeceğiz galiba. -Öyle olacak.
(Cihangir) Bu seninki.
Kaldığımız yerden devam köfteye.
Aynen. Öyle oldu.
Baban bizi takip ettirmez değil mi?
Korkuyor musun sen?
Korkmak değil o. Mahcup olmak.
Sen görüşmek istiyor musun, istemiyor musun?
Müjde neden istemeyeyim?
O zaman bunu birlikte aşacağız Cihangir.
İyi tamam. Haklısın.
(Kediler miyavlıyor)
Yalnız, bir sorun daha var.
Neymiş?
Sana borcum var.
(Geçiş sesi)
-Yüzde 20 istiyorum. -(Cihangir ses) Yüzde 30 olsun.
(Geçiş sesi)
Sende kalsın. Köfte ekmek alırsın hepimize.
Ama böyle yaparsan manen de borçlanırım. Olmaz.
Cihangir borç batağında.
Müjde, cidden borcum var.
Para bizi bozsun istemiyorum Cihangir.
İyi tamam. Sustum.
Para konuşacaksak gerçekten susalım.
Gerçekten sustum.
(Duygusal müzik)
Susalım deyince konuşasım gelir benim. Böyle burnum falan kaşınır.
-Burnun mu? -(Müjde) Vallahi.
Böyle susmaya zorlanınca gıdıklanıyorum ben.
Ben susmanı istemiyorum ki.
Durduramazsın ama beni.
Bana öyle bakma.
Peki. Bakmam Cihangir Bey.
Nabzım yükseliyor ha.
(Duygusal müzik)
Gel gel.
(Kedi miyavlıyor)
Afiyet olsun.
(Duygusal müzik)
(Müzik...)
(...)
(Hümeyra) Halka'nın arşivlerine, bilgilerine...
...daha önce rahat ulaşabiliyordum ama...
...şimdi artık elimde böyle bir güç kalmadı.
(Cemal) Bugün böyle ama yarın ne olacağını bilmiyoruz.
Durumun değişmesini istiyorsan çaba sarf edeceksin.
Cemal Bey...
...mecbur olduğum için değil...
...ben istediğim için size yardım ediyorum.
Doğrulukla mutluluk, birbirinden ayrılabilen şeyler değil.
Yani sadece doğruysan mutlu olamayabilirsin.
Ama mutluysan doğru olmak daha kolay, daha mümkün.
Ben hiç mutlu olmadım ki.
Bunu anlarım...
...ama bu, doğru yoldan sapmanı meşrulaştırmaz.
Yani ilk günden hak vermemi bekleme.
(Müzik...)
(...)
(...)
Misafirleriniz var.
Yeni patronun turları.
Kim bilir babamı yine ne işlere karıştıracak.
Neyse, görüşürüz.
(Müzik)
Büyüyeceğiz demiştiniz.
Evet, bu iş de onun bir parçası.
Kulağım sizde Çağatay Bey.
Yurt dışından bir sevkiyat yapılacak, o sevkiyat...
...sana emanet edilecek.
Ee... Hallederiz.
Ondan sonra Külçe lakaplı birisi...
...o sevkiyatı senden devralacak.
Tamam diyorum ama...
...siz arada olduktan sonra kesin hallederiz.
Biz işin sadece hizmet kısmındayız.
Korumasını sağlayacağız, yol vereceğiz. Payımızı alıp kenara çekileceğiz.
Ayıp olacak ama...
...biz neyi koruyoruz? Neden koruyoruz?
Şimdi bu Külçe adlı kişinin işle ilgili sıkıntıları var.
Biz olursak, hasımları işe dâhil olamayacak.
Hee, o hesap.
Kimmiş o hasım dedikleri?
Müjde...
...sen bir gelsene kızım. İki çift laf edelim, gel.
(Gerilim müziği)
Bir daha bu keçi buradayken ya da Halka'dan herhangi biri buradayken...
...yanıma yamacıma yanaşmayacaksın. Masaya oturmayacaksın.
Ne oldu? Suratın asıldı. İşine gelirse kızım.
Bundan sonra İskender böyle hesap kesiyor.
Tek kelime bile duymak istemiyorum.
(Gerilim müziği)
Gel, Bahar.
-Senden bir şey isteyeceğim. -Emredin amirim.
Yok, emir falan değil.
Özel... Biraz kişisel bir şey.
(Geçiş sesi) Bu ifadeyle bu ses kaydı bende kalacak.
Eğer bana bir şey olursa bunu polis açacak.
(Geçiş sesi)
Bu zarfı saklayacaksın.
Ölürsem, kalırsam, bir şey olursa...
...içindeki mevzuyu tetkik ve takip etmeni istiyorum, tamam?
Nedir bu?
Vasiyet falan değil. Takip ettiğim bir işle ilgili doküman var içinde.
-Amirim. -Hı?
Vasiyet değil diyorsunuz ama...
...ben öldükten sonra aç dediniz.
Yapmayın lütfen, üzülüyorum ben böyle.
Bahar bunun hastalıkla falan bir ilgisi yok. Öyle bir şey değil.
Ben polisim. Suçlusu var, katili var. Bin türlü hâli var. Önlem alıyorum.
Zaten her polisin yapması gereken bir şey.
(Cemal) Öyle üzülecek bir şey yok.
Bana şeyi getir... Çağatay'ın dosyasını getir.
Getireyim.
-Saklayacağım bunu da. -Sakla da...
...babanın defterini sakladığın yere saklama olur mu?
(Kapı kapandı)
Aranız mı bozuk?
Önemli değil. Baba kız arasında oluyor öyle şeyler. Sağ ol.
Erkekler, hep erkeklerle rekabet ediyor.
Erkekler, ben bilirim diyor.
Baba oğul arasında durumlar farklı olabilir de...
Tabii...
...baba kız arasında başka türlü olabilir.
(Gerilim müziği)
(Cihangir dış ses) Bence herkes hayalindekini seviyor.
(Geçiş sesi) Gördüklerini onlar sanıyorlar.
Bence kimse kimseyi olduğu gibi sevmiyor.
Ben, seni olduğunu gibi seviyorum kardeşim.
Sen de seviliyorsun Kaan.
Sen, Cihangir'i kolluyor gibisin.
Vallahi ben artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.
Babam dâhil kimseye güvenmem. Sen hariç.
(Bahar dış ses) Kaptırma istiyorum.
Cihangir'i bir gün bize teslim etmen gerekecek biliyorsun değil mi?
(Geçiş sesi)
(Sessizlik)
Gemilerin mi battı?
Ne oldu? Dalmış gitmişsin.
Gemileri yakayım diyorum.
Yürümesinler.
O zaman batmazlar da.
Ne diyorsun oğlum?
Ne bileyim.
Yoruldum.
(Müzik)
Yalandan bıktım.
Ne yalanı oğlum?
Kuyruklu yalan.
Kuyruksuz yalan.
Yalan çok.
Hapisteyken çok düşündüm ben bunu.
Neyi düşündün Kaan? Neyi düşündün oğlum?
Yalanı.
Biri yalan söylüyor...
...hapse giriyorum.
Yalan diyorum...
...beni yalancı sayıyorlar.
Mağdur olmuşum.
Kurbanı olmuşum.
Yalan söylemek milletin hoşuna gidiyor, biliyor musun?
Oğlum ne diyorsun sen?
Yalanı diyorum.
Millet yalan söyleyemese var ya...
...sıkıntıdan patlar.
Hikâye çıkmaz.
Adliye olmaz, karakol olmaz.
Millet o yüzden birbirine yalan söylüyor.
O yüzden de kimse birbirine güvenmiyor.
İnsan yalan söylemek zorunda kalabilir Kaan.
Yok öyle bir şey aslında.
Bir dinle, lafımı kesme hemen.
İyiliği düşünmeli hep.
İyiliği hayal etmeli.
İnsan, daha en başından yalan söylemeyecek.
En başından.
Ama...
...birini kurtarmak için, birine iyilik yapmak için...
...yani bunlar için yalan söylenebilir oğlum.
Böyle böyle kirleniyoruz işte.
Hepimiz.
İnsan, güçlüğe doğar Kaan.
Yalansız bir dünya hiç olmadı.
Bundan sonra da olmayacak.
Ama biz...
...bunu bilerek konuşursak eğer, bunu bilerek yaşarsak...
...kendimizi korumuş oluruz değil mi oğlum?
Boş ver, boş ver.
-Dizime mi yatacaksın yine? -Biraz delilendim, dizine yatacağım.
-Dizime yatacaksın. -Dizine yatacağım.
(Hümeyra) Yat bakalım.
Yat bakalım annesinin kuzusu.
Bak...
...öyle yaparsak daha rahat yaşarız oğlum.
Daha rahat yaşarız.
(Duygusal müzik)
(Çağatay ıslık çalıyor)
(Gerilim müziği)
Bu kurt benim kardeşim, Özcan.
Bu tuzluk da...
...babamın yanındaki esrarengiz ikinci adam.
Neyin ne olduğunu, neyin ne anlama geldiğini...
...uzun uzadıya açıklamak istiyorum.
Aa! Tadım kaçıyor.
Unutmayayım, göreyim, aklımdan çıkmasın diye...
...ikisi burada dursun istedim.
Sen anladın beni.
Sen de anladın değil mi Altan?
-Kurt ihtişamlı. -(Çağatay) Her zaman.
(Çağatay) Ama ölümü de ihtişamlı olacak.
Akılda kalacak.
Ne diyorsun yukarısı için?
(Gerilim müziği)
Bir mevkiye geldiniz Çağatay Bey.
(Altan) Soru şu.
Burayı bir liman mı sayacaksınız...
...yoksa seyahatinizin küçük bir durağı mı?
Devam et.
Bence biz seyahat ediyoruz.
Devam etmemiz için yeni bir hatta ihtiyacımız var.
Uyuşturucu işine babanız girmezdi.
Bu yüzden küçüktü Halka.
Sizinle büyüyecek.
Halka'nın ne kadar küçük olduğunu unutmak istiyorum.
Benimle oynayan herkesin kulağından kolye yapacağım kendime.
Küçük Halka'yı bitireceğim.
Biraz cesaret, biraz para; sonra pat...
...diye değişir manzara.
Ziyaretçilerimiz var.
Küçük Halka'dan misafirlerimiz varmış.
Bir engelimiz var mı?
Sen kaybol Altan.
Cık, cık.
Şimdi.
(Müzik)
Burunsuz'la iş yapacağız.
Çağatay Bey...
...bizim, Burunsuz'la işimiz olmaz ki.
Çok kazanacağız dedi ya, İlhan.
Bakın yani ee... Uyuşturucu işine mi gireceğiz?
Burunsuz, sizi tanımadığı ve Halka, size güvenmediği için...
...benim işin içinde olmamı istediler.
Hımm...
Tanışırız. Anlaşırız.
Sonra senin de hizmetinin karşılığını öderiz.
Çağatay Bey...
...benim, uyuşturucuyla ne işim olur?
Beni temsil edeceksin, İlhan.
Ben, sana bir iş veriyorum; sen, onu beğenmiyor musun?
Yoo. Hayır, hayır. Öyle demek istemedim de yani...
...müşkülümü söylemek istedim.
Hımm...
Anladım.
Terzi ne yapacak, Vekilharç?
Siz ya da sizin emrinizde İlhan, beni öldürmeye kalkarsa...
...beni koruyacak.
Evet, roller dağıtıldı. O zaman oyun başlasın.
'Çekilharç'.
Gidebilirsiniz, benim işim var.
(Gerilim müziği)
İtiraf mı bu?
Onun gibi bir şey.
Telefondaki ses...
...ikinci adam gelseydi, onu yakalayacaktım ama gelmedi.
(Geçiş sesi) (Telefon çalıyor)
(Cemal dijital ses) Hümeyra, seninle hemen konuşmamız lazım.
(Hümeyra dış ses) Si-siz kimsiniz?
Niye gelmedi?
Bilmem.
Yani gelecek gibiydi...
...ama gelmedi.
-Belki yine arar. -Belkiyi falan bırakın.
Hiç aramayacakmış gibi işimize bakalım biz.
Çağatay size ne dedi?
İşleri büyüteceğiz.
Çok para kazandıracağım size diyor.
Sen ne diyorsun?
O, işleri yola koymaya çalışırken; o arabayı yoldan çıkaralım diyorum.
Çıkaralım.
Çıkaralım ki Çağatay kaybedince ne oluyor bir de onu görelim.
Adam katil.
Cemal abi...
...şimdi bu adam illaki bize saldıracak.
-Annemi korursun değil mi? -Allah Allah.
Oğlum bu ne biçim bir soru! Tabii ki korurum.
Benim söylediğim şu.
Çağatay kaybettiği zaman yukarısı ne yapacak...
...onu görelim manasında söylüyorum. Yoksa annemi... Allah Allah!
-(Cihangir) Baba. -Gel oğlum, otur şöyle.
-Ne oldu? Anneme bir şey mi oldu? -Yok be oğlum.
Şimdi senin sesini duyar, damlar merak etme.
Ben, şu...
...iş için fikrini öğrenecektim senin.
Hangi iş?
Çağatay bir şey mi teklif etti?
Burunsuz diye bir uyuşturucu satıcısı var.
(İlhan) Benim aslında uyuşturucuyla falan işim olmaz.
Parası var mıymış?
Elbette var. Hepimizden topladı ya.
-Vallahi baba bilemedim. -Hayır, ben de bilemedim.
Yani biraz önce de güldüm falan.
Her neyse, tamam.
Şimdi Çağatay...
...bu işe vekâlet etmemi istedi.
-Edecek misin? -Evet.
Aslında bu uyuşturucu işi pis iş.
Ben bu kafalarda değilim.
Tamam baba, yapma o zaman.
Nasıl yapma oğlum? Herif emretti diyorum.
İyi de önceden yukarıdan emir alıyordun, yapmıyordun.
Aynı şey değil mi? Aynı şey.
Cihangir, sen kimden tarafsın?
Baba yapma diyorum, nasıl olacak diyorsun.
Bir şekilde olacak.
Başın belaya girecek. Bana da gelecek bu herif, yapmayacağım. Hayır diyeceğim.
(İlhan) Tamam ya.
(İlhan) Tamam.
-(Cihangir) İyi düşün. -Tamam.
(Müzik)
Kaan gelsene şöyle, bir şey söyleyeceğim.
-Cemal Amir, bana bir zarf verdi. -Ne zarfı?
Ben ölürsem açarsın bunu, dedi.
Hayda.
Vasiyet miymiş, neymiş?
Yok, vasiyet değil diyor. İşle ilgili diyor.
-Açıp baksana. -Kaan, olmaz öyle şey.
-Ver ben açayım. -Hayır Kaan, olmaz.
Bana hastalığıyla ilgili gibi geldi, işle ilgili değil.
Sadece ikimiz biliyoruz ya, o yüzden sana söyledim.
Normalde böyle özel bir şey açmak istemem de...
...hastalıkla ilgiliyse, işimize yarayacaksa, açalım.
Hiç yardımcı olmuyorsun.
Daha ne diyeyim ya! Açalım diyorum işte. Benim üstüme at suçu, Kaan açtı de.
Kaan nereden biliyor? Ben, sana güvenmiştim derse ne olacak?
Yalan dolan.
Bak...
...babanın tereddütleri hep oluyor. Kararsız biri zaten.
Hata yapacağım diye vehmediyor.
Sen de kalkmışsın el âlemin çocuğuyla iş ortağı oluyorsun.
Hiç düşünmüyorsun babam ne yapacak tek başına, diye.
Anne ne olur yapma. Başlamayalım yine.
Ne yapıyorum oğlum? Olanı söylüyorum.
Diyorsun ki o işi yapmasın.
Sen yanında olsaydın, daha teklif edildiği anda...
...hayır, yapmıyorum diyecekti.
Ama şimdi deli gibi dolanıyor öyle.
Hayır anne. Ben yanında olsaydım da düşünecekti.
Siz, bana ne zaman fikrimi sordunuz ki?
Tamam. Babam sormuyor, haklısın ama ben soruyorum işte.
Bizi dışarıdan görenler vallahi hâlimize gülüyorlar.
Kimse kimseye gülmüyor anne.
Babama iş teklif edilmiş, bana edilmiş, ona edilmiş.
İstemiyorsa yapmaz.
Bana sordu, söyledim. Daha ne yapabilirim ki?
-Yanımızda ol oğlum. -Anne yanınızdayım zaten.
Sadece başka bir işim var artık. Başka bir ortağım var.
Ama bunu kabullenin artık, rica ediyorum.
Görüşürüz.
Görüşürüz oğlum.
Neyse, tamam. Hadi görüşürüz sonra.
Bahar.
Ne oldu?
Akşama bir görüşsek mi?
Niye ki?
İşte...
...hep böyle iş güç, Halka falan konuşuyoruz ya...
Konuşmayalım mı?
Konuşalım. Konuşalım da...
...başka şeyler de konuşalım işte. Yani...
...uygunsan tabii, sen de istiyorsan.
Daha açık söylersen…
Daha ne diyeyim? Yemek yiyelim diyorum işte.
Kaçta?
Sen ne dersen o.
Tamam. Olur.
Ben, sana saati atarım. Yeri bildiririm.
Peki.
(Müzik)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Telefon çalıyor)
-(Cihangir ses) Müjde ne haber? -İyidir.
(Cihangir ses) Çağatay niye gelmiş?
Niye sordun?
Babama da bir şey teklif etmiş de ondan.
Bunun için beni aradığına göre iyi bir şey değil.
Biraz öyle.
Babama ne teklif ettiğini bilmiyorum.
Babam, beni masaya almıyor.
Sizin de aranız bozuk değil mi?
Geçer.
Neyse, işle ilgili bir şey öğrenirsem ben seni ararım, olur mu?
(Cihangir ses) Tamam.
(Müzik)
Cengiz Erkmen ölmüştü ya amirim. Yerine de oğlu geçti.
Neyi bekliyoruz?
Ben de bunun için konuşmak istedim sizinle.
Biz esasen Halka'nın bütününden haberdar değilmişiz.
Çok küçük bir kısmıyla uğraşıyormuşuz.
Küçük dediğine göre büyük kısmı da var.
Var. "Yukarısı" diyorlar.
Tabii yukarıda kim var, nedir büyüklüğü, bir fikrim yok. Şimdilik.
Şu ana kadar dosyada adı geçen herkesi tutuklayıp dosyayı bağlayabiliriz.
Ya da devam edip yukarılara da bakabiliriz.
Nasıl uygun görürseniz.
Benim kararımla olmaz Cemal.
(Amir) Yaptığımız işin gereği neyse onu yapacağız.
(Amir) Hep birlikte operasyona devam edelim.
(Amir) Dosyanın kapsamı genişleyecek tabii.
Evet. Bir de yukarıya bakalım.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Cihangir abi.
Bu Çağatay ile yanındaki geldiler.
Gelsin bakalım. Herkesi dolaşıyormuş, bize gelmesi de sürpriz değil.
İş teklif edecek.
Yeni bir iş var...
...Halka için önemli. Gerisi gelecek çünkü.
Hepimizin para kazanacağı bir iş. Ben...
...bu işte sizinle çalışmak istiyorum.
Niye?
(Kaan) Sen sevdin bizi.
Yani kanım kaynamadı değil.
Sevdin sevdin.
Ama iş riskli bir iş.
Marifet istiyor. Herkesin yapabileceği bir şey değil.
Neymiş bu iş?
Biz bunun adına en iyisi...
..."soygun" diyelim.
Birlikte yapacağız. Bir yere gireceğiz, içeriyi boşaltacağız, çıkacağız.
-Ne alacağız? -Uyuşturucu değil gençler, 'relax'.
(Çağatay) Halka'nın cirosunu artırmamız lazım.
(Kaan iç ses) “Akşam 9'da Beykoz'daki kır kahvesinde görüşürüz.”
(Çağatay) Herkesle konuştum, herkesten bir şeyler istedim.
Hallederiz.
Peki. Bu gece yapıyoruz o zaman.
Haa... Bu gece? Ne kadar sürer?
Bir saatlik bir iş.
Bu arada...
...gece yarısına kalmayalım olur mu? Çünkü gece yarılarını sevmiyorum.
Hortlaklar, vampirler, zombiler, hayaletler.
Akşam buraya gelirim, buradan gideriz.
(Müzik)
Oğlum, niye kabul ettin sen işi?
Halka'dayız.
Kabul etmeme şansımız var mı? Bence yok.
Kabul etmesek daha çok sıkıntı olacak. Gidelim, halledelim, yapalım, geçelim.
(Cihangir) İyi, tamam. Sen öyle diyorsan halledelim.
Bu Çağatay bir şeyler çeviriyor da...
...ne çeviriyor anlamadım.
(Kapı vuruldu)
-(Cihangir) Âdem. -Buyur abi?
Çağatay'dan aldığımız paralar var ya, onlar bizde çok durmayacak.
Ne yapıp edip paraları bizden geri alacak.
O yüzden bizde çok durmasın. Taşıyacağız.
Öyle mi diyorsun abi?
İyi, dediğin gibi olsun.
Gel Bahtiyar, söyle.
Abi, mallar geldi. Ne yapalım?
Benden haber beklesinler. Malın başından ayrılmasınlar...
...bir aksilik çıkmasın. -Tamam abi.
Abi, İlhan Bey geldi...
...kapıda bekletiyorum, almadım.
İyi. Şimdi buyur et, gelsin.
(Bahtiyar) İlhan Bey...
...buyurun.
Biraz konuşalım İskender.
Hayırdır İlhan? Gel, buyur otur.
Tamam oğlum, sen gidebilirsin.
İskender...
...Burunsuz'la iş yapacakmışız.
Parayı büyüteceğiz dediği bu muymuş?
Öyle vallahi. Hayır...
...yok desem, sağı solu oynuyor bu Çağatay denen herifin.
Akıl versek, her sakala göre bir tarak var desek dinlemez, höykürür.
İskender, uyuşturucu işi ya! Uyuşturucu!
Okkanın altına gideriz vallahi.
Parası iyi de, polis vallahi köy düğünü yapar bize.
Telli duvaklı alır içeri.
İskender; biz anlaşırız, anlaşmayız o iş ayrı ama...
...bu herif hepten aşağıya indirdi tezgâhı.
Eğer konusu açılırsa ağız birliği yapalım.
Olur İlhan.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
‘Hello boys’.
Hazır mıyız? Hazırsak toparlanıp çıkalım.
-Bu arada telefonları bırakıyoruz. -O niye?
Birincisi yerimiz belli olmasın.
İkincisi nerede olduğunuz anlaşılmasın. Üçüncüsü...
...sevmiyorum. Herkesin elinde telefon 'bıt bıt bıt'!
İnsanlar birbiriyle artık sohbet edemiyor.
-Ne sohbeti? -Gece güzel. İstanbul güzel.
Buluruz bir şeyler.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
-Amirim çıkıyorum ben. -İyi akşamlar.
-İyi akşamlar. -Bahar...
...bir değişiklik var. Bir yere mi gidiyorsun?
-Evet. -Güzel.
Siz, siz dediniz ya...
...arkadaşlar, özel hayat falan.
Dedim evet. Hadi iyi eğlenceler.
-İyi akşamlar. -(Cemal) İyi akşamlar.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Müzik)
(Sokak ortam sesi)
(Kapı açıldı)
Gireceğimiz yer burası.
(Çağatay) Acele yok gençler. Güvenlik kameraları var.
(Gerilim müziği)
Şimdi bir düğmeye basacağım ve üç dakikalığına...
...güvenlik kameralarındaki görüntüler yenilenecek. Kimse bizi görmeyecek.
Vay be! Oluyor mu öyle şeyler?
Vallahi ben de şaşkınım. Teknoloji nelere kadir Kaan Karabulut.
Hazırsanız başlıyorum.
(Aksiyon müziği)
Üç dakika başladı. Gidelim.
(Aksiyon müziği...)
(...)
Buradan. Hadi.
(Aksiyon müziği)
Ee?
(Çağatay) Buradan. Aşağıya.
(Kaan) Pardon.
(Çağatay) Bayağı yüksekmiş.
(Çağatay) Boşaltacağımız konteynır bu.
(Çağatay) Kaan eğil.
(Silah sesi)
Ulan ne yapıyorsun? Adamlar bekçi. Niye öldürüyorsun?
Ben de üzülüyorum ama işi riske atamam Kaan.
(Aksiyon müziği...)
(Kapı gıcırdıyor)
(Çağatay) Evet.
Hadi.
(Gerilim müziği)
(Kaan) Sen ne yapıyorsun?
Ayağımı sakatladım atlarken. Taşıyamam.
(Müzik...)
(...)
(Sessizlik)
Hişt!
Nasıl taşıyacağız bunları?
İçeri araç getireceğim. Onunla beraber çıkartacağız.
-Üç dakika diyordun? -Dedim. Üç dakika dedim.
(Çağatay gülüyor)
Bak, ayağım da sağlam.
(Gerilim müziği)
Bırak.
(Gerilim müziği)
Sakın ters bir hareket yapma. Silahını da bırak.
(Gerilim müziği)
(Çağatay) Amma ağırmış.
(Gerilim müziği)
Benim şu hayatta üç tane pişmanlığım oldu Cihangir.
Birincisi babama zaaflarımı anlattım.
Keşke anlatmasaydım. Mutlaka birilerine anlatmıştır.
(Çağatay) İkincisi...
...daha genç yaşta adam öldürmeliydim. O zaman daha güçlü olurdum.
Üçüncüsü...
...bana birisi bir şey dediğinde onun tersini yapmam gerekiyor.
Yapmadan duramıyorum, ne yapayım. Evet, dördüncüsü...
...o da bana kalsın.
Oksijen ne, biliyor musunuz gençler?
İntikam! En güzel oksijen.
Bakın şimdi ne yapacağım?
Hokus pokus.
Ayağa kalkın.
(Çağatay gülüyor)
Özcan şu beyefendiye eşlik edelim.
(Gerilim müziği)
Benimle oynarsanız ben de sizinle oynarım.
Özcan.
(Gerilim müziği)
Hikâye sizin için yeniden başlıyor.
-Bu ne ulan? -Bayramda kaçan danalara atıyorlarmış.
İlaçlı mı ulan bu?
(Gerilim müziği)
Kapıları kapatın.
(Kapı gıcırdıyor)
(Aksiyon müziği)
Çok pişmanım Çağatay abi.
Ne olur affet beni.
Bu da son pişmanlığım.
(Araba çalıştı)
(Aksiyon müziği...)
(...)
(Müzik)
(Sessizlik)
Sadece midye dolma.
Size sempatim var Vekilharç Bey. Her ne kadar hiç çalışmamış da olsak...
...uzaktan uzağa hep sizi takdir ettim.
Çalışmadık derken, siz çalışmak istemediniz.
Duyduğuma göre eski patronunuz ölmüş.
-Doğru duymuşsunuz. -(Erkek) O çalışmak istemedi.
Şimdi çalışmak istiyorsunuz.
Etrafa sordum...
...yeni birisi varmış. Arada sizin olmanızı istemiş.
Onlar da etrafa sormuşlar...
...benim sizi sevdiğimi duymuşlar.
-Her şeyden önce teşekkür ederim. -Ama...
...ama beraber çalışmak başka bir şey.
Beraber çalışsaydık belki sizi bu kadar sevmezdim.
İlk patronum akrabalarıyla ve arkadaşlarıyla çalışmazdı.
Ticaret öyle gönül...
...hatır işi değildir, hesap işidir derdi. Suiistimal edilir derdi.
Seni tanıyorum.
(Müzik)
Sen, çık dışarı!
(Müzik...)
(...)
Hasta herif!
Fiyaka için yaşıyor.
Fiyakasına hayran olup kendisini unutan insanlara katlanamıyorum.
Biz buraya...
...temsil ettiğim insanlar adına, sizden mal satın almak için geldik.
Duydum. Ama...
...ben yeni birileriyle çalışmak istemiyorum.
İşverenlerim pazara girmek...
...kimseyi rahatsız etmeden çalışmak istiyorlar.
-Para meselesi- -Parayı sonra konuşuruz.
Pazara yeni birinin girmesi demek, yeni sorunları da getirmesi demek.
Ben polisle uğraşamam. Bir düzen kurdum...
...bu saatten sonra bunu bozmam.
-Biz bunu çözebiliriz. -(Erkek) Sizinle konuştum.
Bana parayı getirecek insanla da görüşmem lazım.
Müsaadenizle...
...şimdi bakın, benim bu konuşmadan anladığım şey...
...siz riske girmek istemiyorsunuz.
Bu taraf da riske girmek istemiyor.
Sizin girdiğiniz riski karşılarsak...
...sanki bu alışveriş olacakmış gibi geliyor bana.
Benim işlerimden anlar mısınız İlhan Tepeli?
Yok, anlamam.
Ama bir ayakbastı parası var. Bunu biliyorum.
Siz yıllarca bu işle uğraşmışsınız. Şayet...
...parası olan biri bu işe girecekse...
...sizin zahmetinizi...
...karşılamak zorunda diye düşünüyorum. Hiç olmazsa ilk sefer için.
Doğrudur.
Aynı zamanda muhatabım da karşımda olmalı.
İleteceğim.
(Erkek) Ona şöyle söyleyin...
...Burunsuz, herkese üçe verdiği malı...
...bize yediye verecekmiş deyin.
(Gerilim müziği)
İyi akşamlar Vekilharç Bey.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
-Amirim? -Bahar.
Rahatsız ediyorum. Kusura bakma.
(Cemal ses) Kaan'a ulaşamıyorum da sabah bana bir uğrasın.
Söyleyiver sen ona olur mu ararsa?
Ararsa söylerim amirim.
-Yanında değil yani? -(Bahar ses) Yok, değil.
Tamam. Aklında bulunsun, söylersin sen.
Pardon, hesabı alabilir miyim?
(Müzik)
Vekilharç Bey, bir şey diyeceğim.
Yalnız biraz özel.
Bize bir iki dakika izin verirsen Terzi…
(Müzik)
Bakın Vekilharç Bey yanlış anlamayın ama...
...kim olduğumu ve ne yaptığımı biliyorum.
Bildiğim için söylüyorum.
Hiç yapmadık.
Hayır, daha önce böyle bir şey yapmış olsak anlayacağım.
Ama hiç yapmadık. Cengiz Han gitti...
...makara başka türlü sarmaya başladı. Haksız mıyım?
Haklılık, haksızlık meselesi değil bu İlhan.
Cengiz Han olsaydı işler böyle olmazdı. Ama artık yok.
Yani yok diye yapacak mıyız?
Çağatay istiyorsa yapacağız. Ya da...
...isyan edeceğiz.
Yani ikisi de benim için çok tehlikeli.
İlhan sorun şu ki...
...bu işi yukarısı istiyor.
Çağatay değil, beni bu işe yukarısı kattı.
Bu daha da tehlikeli.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Kuşlar ötüyor)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Telesekreter ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
-Ne oldu? Yine mi geç kaldı? -Dün akşamdan beri yok.
Öyle mi?
-Sen dün akşam onula mı-- -Evet.
-Hümeyra Hanım'a sorsam mı? -Yok yok.
Şimdi telaşlanmasın haberi yoksa.
Önce biz bir irtibat kuralım da.
Amirim Hümeyra Hanım geldi.
(Müzik)
Kaan'a ulaşamıyorum ben.
Cihangir telefonlarıma bakmıyor. Cevap vermiyor.
Bahar bak bakalım sinyalden, Kaan'ı görebiliyor muyuz?
(Sessizlik)
Bir yerlerde, bir şeyin peşinde koşuyorlardır.
Yapıyorlar biliyorsun arada bir.
Biliyorum. Ben de ondan korkuyorum zaten.
Vekilharç'a sorayım mı?
Tamam. Ama irtibatta kalalım.
Bir problem çıkarsa kendi başına halletmeye çalışma tamam mı?
(Cemal) Haberleşelim.
(Müzik)
(Kaan) Cihangir!
(Müzik)
Cihangir gelecekti ama aramadı.
Şimdi de açmıyor.
İşleri vardır.
Kaan'la işi var diye annesini habersiz mi bırakacak?
Ne olursun konuş şu çocukla.
Bak şurama Bir ağırlık çöküyor, nefes alamıyorum.
-Şimdi de taktın Kaan'a. -Nurten'i de aradım. Hık mık ediyor.
Bu çocuk dün gece eve gitmemiş İlhan.
Kaldırın şu sofrayı.
Cihangir!
(Müzik)
Cihangir!
(Öksürüyor)
(Kaan) Cihangir!
Cihangir!
(Müzik)
(Zorla nefes alıyorlar) (Müzik...)
(...)
Boşuna tafra yapıyorsun kızım.
Böyle babam dayanamaz, iki tatlı dille sofrayı toplarım diyorsun ama...
...hiç vallahi hiç tınmayacağım.
O eski İskender yok artık.
(Telefon çalıyor)
(İskender) Alo? Buyurun.
Tamam, görüşürüz.
Bindin mi bir alamete İskender? Bahtiyar.
Sıkıntı mı var işte?
Bak, ne güzel söyledin. İş.
Benim işim yani. Sıkıntı? Yok, nereden çıktı?
Kızım hadi sen git, biraz stres at hadi.
Bahtiyar...
...çocuklara haber ver. Zamanı geldi.
(Tır çalıştı)
(Gerilim müziği)
Nereye götürüyorlar ulan bizi?
(Gerilim müziği)
(Kaan) Oğlum nereye götürüyorlar bizi?
(Gerilim müziği)
Evlat da babanın kaderi işte.
(Gerilim müziği)
(İlhan) Âdem, gel!
(Âdem) Buyurun İlhan Bey.
Gel şurada konuşalım mı? Cihangir nerede?
Yani ben çok fazla şey etmedim. Nihayetinde genç adamlar ya.
Gerçi şimdi siz şey edince, ben şey oldum yani.
Evet. Sonuçta genç adamlar da...
...gel de bunu annesine anlat. Kahvaltıya geleceğim demiş gelmemiş.
Olmaz o zaman İlhan Bey. Abim geleceğim dediyse kesin gelirdi.
O zaman bak, Âdem biraz daha bekleyelim.
(İlhan) Ama sen sağa sola haber sal tamam mı?
Tetikte olalım. Ortalık zaten karışık.
Hayır bir kişi değil, iki kişi birden kayıp.
Bir de Gülay Hanım sorarsa, abim toplantıdaydı de. Öyle de.
(Âdem) Hayırlı günler.
(Vekilharç) Kaan ve Cihangir'den maalesef haberim yok.
Çağatay bir şey yapmış olabilir mi?
Ne diyorum ben.
-Olabilir tabii. -İhtimal tabii.
De...
...şu aralar gündemi epeyce başka.
(Vekilharç) Arayacaktım sizi.
Burunsuz denen bir adam var.
Çağatay onunla çalışacak.
Uyuşturucu işi.
Cengiz Han olsa...
...asla böyle bir şeyi kabul etmezdi.
Çocukları da sokmuş olabilirler mi bu işe?
(Vekilharç) Sadece İlhan ve ben varız.
-Kim bu Burunsuz? -(Vekilharç) İstanbul'da yaşamıyor.
(Vekilharç) Ayda bir Türkiye'ye geliyor.
(Vekilharç) O kadar kolay yaklaşılabilen biri değil.
(Hümeyra) İlhan Tepeli...
...Kaan'ı ve Cihangir'i kullanıyor olabilir mi?
Olamaz mı? Refakat etmeleri için, koruması için...
...olamaz mı?
Bence bu işe girmezler. İlhan da girmeyecek büyük bir sürpriz olmazsa.
Bakın, Çağatay'ı devireceksek bunu uyuşturucu işine girmeden yapmalıyız.
Yoksa çok büyüyecek. Durduramayız!
Nerede kalıyor bu Burunsuz?
Kemerburgaz'daki mekânında.
Çocuklardan bir haber alırsanız...
...mutlaka haberim olsun olur mu?
(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)
Nerede görünüyor telefon?
Depoda görünüyor ama sordurdum. Yok, orada değiller amirim.
Ne yapalım?
Bir haber bekliyorum. Ona göre şey yapacağız.
Nereden?
Arkadaşlar bakacak işte.
Tamam.
Tamam, ben de o zaman asayişle haberleşeyim.
(Bahar) Dünkü vukuatları tarasınlar.
(Müzik)
Götür.
Nerede kaldı bu Vekilharç? Niye yanında değilsin?
(Gerilim müziği)
Kusura bakmayın. İşim uzadı.
İyi bir haber verirsen hemen affedilirsin.
-Burunsuz'un tereddütleri var. -Neymiş?
Piyasada paranız olmadığına dair dedikodular çıkmış.
Burunsuz'a ödenecek miktarı...
...nasıl karşılayacağımıza dair bir fikrim olmadığı için...
...tatmin edici bir cevap veremedim.
Yani bu altınlar...
...Burunsuz'un istediği parayı karşılamıyor. Çok daha fazlası lazım.
Eksilmesin de!
Senden istemeyeceğim merak etme.
Siz alışveriş yerini ayarlayın. Gerisini ben hallederim.
(İlhan boğazını temizledi)
(İlhan) Çağatay Bey...
...özel bir şey sormak istiyorum.
Kaan'la Cihangir...
...yani siz özel bir görev... Yani bilemiyorum tabii.
Özel bir görev vermediniz değil mi? Onlara ulaşamıyorum da.
Hayır. Ben bir görev vermedim.
İlginçmiş.
Özcan bir sorsun soruştursun bakalım. Gelir anlatır size.
(Gerilim müziği)
Oğlum nereye gidiyor ulan bu?
O Çağatay'a eyvallah demeseydim. Senin de aklına girdim.
(Cihangir) Bunları niye bırakmış beyimiz?
(Müzik)
Açarım ben bunu.
(Müzik)
Oluyor mu?
İşte bu be, işte bu!
Çıkacağız buradan çıkacağız.
Yakışır.
(Gerilim müziği)
Sorduk soruşturduk.
Maalesef hiçbir haber yok.
Acaba kendi başlarına bir iş çeviriyor olmasınlar?
İlhan Bey ticaretse ticaret, dilimizden düşmüyor.
Ben hep birlikte kazanalım istiyorum. Aklıma bir şeyler geliyor.
Yapmazlar değil mi?
-Neyi? -Bizden habersiz ayrı gayrı...
...bir iş çevirmezler değil mi? -Yok canım yok!
Bir şey öğrenirsem haber ederim size.
Vekilharç şu toplantı yerini ayarlasın...
...bildireceğim size.
Ne oldu?
Ee, şimdi işin temsil kısmı bittiğine göre...
...alışveriş tarafında ben--
Olmasam olur mu, diyorsun.
Aynen öyle.
Olur, tamam.
(Müzik...)
(...)
İşte bu.
Şarjı bitti.
-Tamam, sakin ol. -Nasıl sakin olayım ya?
Neredeyiz belli değil!
Bizi Çin'e mi gönderiyor, Japonya'ya mı gönderiyor?
Açlıktan ölecek miyiz burada?
Tamam, illaki kontrol edilecek.
İçinden altın çalındı.
Bu daha mı iyi ha?
Kimin malı? Belli değil.
(Kaan) Kapı açılacak karşımıza kim çıkacak belli değil.
Ya...
Tamam, tamam.
Dur bir bakayım şuraya.
(Gerilim müziği)
Kolay teslim edilecek can yok bizde.
Ne olursa olsun, biz hazır olacağız.
(Gerilim müziği)
Çocuklardan hiçbir haber yok Cemal Bey.
Çağatay başka işlerin peşindeymiş, onlardan bahsetti.
Bu Burunsuz diye bir adam varmış.
Burunsuz mu?
Uyuşturucu işi yani.
Bu Halka'nın profilinde yeni bir şey.
Çağatay çocukların başını belaya sokmuş olmasın.
Merak etme, her yerde Kaanları arıyoruz.
(Cemal) Bu uyuşturucu işi önemli.
Bunu bozacağız.
Çağatay'ı da hepsini de tek tek içeri alacağım.
Bizim çocuklar da güvende olacak başkalarınınki de.
(Cemal) Başka bir bilgi var mı, yer, isim?
(Hümeyra) Kemerburgaz civarında bir mekânda kalıyormuş bu Burunsuz.
-Kemerburgaz? -Kemerburgaz'da.
Başka?
(Aksiyon müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
(İskender gülüyor)
(İskender) Mallar burada Külçe Bey.
(Gerilim müziği...)
(...)
İskender Bey!
Kuyruğunuzun geçtiği yerden çıkıyordunuz hani?
Ne oldu, ha?
Kuyruk sıkıştı mı bu sefer?
Lan rezilliği geçtim, canımızdan olacağız be.
Orada ne işiniz vardı desem...
...o da belli.
Çağatay'ın işleri bunlar.
Çağatay mı?
Çağatay'ın ipiyle bir kuyuya indik.
Çıkamıyoruz.
Yani o dedi size bu kamyonu soyun diye.
Önce işi bana veriyor bunlar sana emanet diye.
Sonra üstüne sizi yolluyor bunları çalın diye.
Ee, siz buradasınız, mallar yok.
Vay mallar vay!
Oğlum nerede lan bu adaman altınları?
Çağatay'ın işi dedim. Çağatay'ın elinde.
Ulan Ali Ağa'nın ala danası gibi olduk mu şimdi.
Herifi benim mekânda zıp zıp zıplattınız.
Herif koptu geldi.
Ee, yaz deftere mi olacaktı?
(İskender) Benim başımı da yaktınız be.
Tek numaracı siz değilmişsiniz ha bebeler?
Vay başıma arkadaş.
(İskender) Külçe gardaş, bak bu bebeler cahil.
Bir halt etmişler.
(İskender) Benim bir alakam yok.
Alakam olsa burada işim yok.
Önce hesap sonra kasap ha?
(İskender) Sal beni gideyim.
(Külçe) Ama alakadar olmalıydın.
Benim altınlar sana emanetti.
Şimdi yoklar. Ben kimden hesap soracağım?
Ya işi yapan bunlar, bunlara soracaksın.
Abiciğim şimdi durum çok hoş gözükmüyor.
Farkındayım ama biz senin mallar nerede biliyoruz.
-Ha? -Ha.
-Bileceksin tabii. -Çağatay'ın elinde, Çağatay'ın.
Kırmızı şortlu iyiymiş.
(Telefon çalıyor)
-Efendim Külçe? -(Külçe ses) Çağatay Bey.
Hani emanetçi diye verdiğin İskender benim malları çaldırmış.
Aa! Ne diyorsun?
-İnanamıyorum! Nasıl olmuş o iş? -(Külçe ses) Vallahi ben de inanmıyorum.
(Külçe ses) Ama olmuş işte.
Hatta hediye olarak da kutunun içine iki tane gençten tip koymuşlar.
Onlar da Çağatay yaptı diyor.
(Külçe ses) Ha? Senin adını veriyor?
Ayıp ediyorsun, ne münasebet uyduruyorlar.
Kimmiş onlar?
Kimsiniz lan siz?
(Kaan) O tanır bizi o! Kaan'la Cihangir.
(Külçe) Kaan'la Cihangir.
Bak sen, tanırım o arkadaşları.
(Çağatay ses) Elleri kolları uzundur. Ben şeyi merak ediyorum.
Madem altınları çalmışlar da orada nasıl tıkılı kalmışlar?
Vallahi orasını ben de bilmiyorum da mevzu başka şimdi.
Bana bak Külçe, o ikisi yırtmak için benim adımı vermiş...
...sen de kalkmış beni rahatsız ediyorsun.
Ben sana İskender'i verdim aradan çekildim. Onunla hallet işini.
Ben ne yapayım o zaman ha?
Kafalarına iki tane sıkayım ibretiâlem olsun diye, ha?
O zaman belki benim paramı çalmazlar.
Orasına ben karışmam.
(Çağatay ses) Ne istiyorsan yap, sen bilirsin.
Ha bir dakika, bu arada o ikisi var ya hani...
...genç olanlar...
Ee, Cihangir'le Kaan?
Evet, evet onlar. O ikisi böyle işleri çok çevirir.
Kesin bir yerde zulaladıkları paraları vardır.
(Külçe ses) Yani?
Yani ticari olarak zarara uğrama.
Önce paranı al, sonra vurursun.
Çağatay Bey, bir aksilik mi var?
Yok.
Bir arkadaşım başı sıkışmış da akıl danışmak için beni aradı.
(Çağatay) Gerçi ben çok sevmem böyle akıl verme işlerini ama...
...mecbur kalınca ne yaparsın, konumum bunu gerektiriyor.
İnsan iyiliği dışarıda aramamalı.
İçeride bir yerde.
Kalbinde.
Çağatay Bey diyor ki beni ilgilendirmez.
Senin muhatabın İskender.
Öyle der tabii.
Öyle der. Bir güzel paket etti hepimizi.
Altınların yerine de sizi bırakmışlar öyle mi?
Siz ne kadar edersiniz ben onu merak ediyorum.
Ya mesele paraysa getirelim.
Sadece para değil!
(Külçe) Benim bir ticaretim var!
(Külçe) Mallarımın bir alıcısı, bir bekleyeni var!
Ben ona ulaştıramadığım zaman benim itibarım kaç paralık olur?
İtibar diyorsun tamam. İtibarın kaç paraysa verelim.
(Kaan) Ticaret konuşmuyor muyuz abiciğim? Ticaret değil mi bu?
Mallarının alıcısı bu seferlik biz olalım.
İtibar kaybettiysen onu da ödeyelim.
Ayrıca benim ilk kız arkadaşım Adanalı!
Bak.
Bak.
Bu çocuk ticaretten anlıyor.
Anlıyorum.
(Külçe) Güzel güzel de konuşuyor.
-Evet konuşuyorum. -Peki sizin o kadar paranız var mı?
Ne kadar paradan bahsediyoruz?
Hesaplıyorum.
(Külçe) Şimdi arkadaş itibarı da ödeyecek ya, onu da katıyorum.
Ee, artı faiz.
(Külçe) Benim zararım bu kadar.
(İskender) Külçe gardaş, sen beni bırak. Ben gideyim, paraları getireyim.
Yok ya, ne kadar zekisin sen.
O giderse beş para alamazsın. Eşek gider semeri kalır.
Ayıp olur oğlum, hiç yakışıyor mu lan sana?
Biz Cihangir'le gideriz. Bir saate getiririz paranı.
Oldu canım.
İskender emmin senin fare tuttuğun yerde kedi yakalıyordu.
Allah Allah!
Cihangir.
(Külçe) Sen gideceksin.
(Külçe) Paramı alıp geleceksin.
(Külçe) Sana iki saat mühlet.
Eğer geç kalırsan...
...önce bir tanesine sıkarım.
Sonra beş dakika avans veririm. Öbürüne de sıkarım.
Anladın mı?
Anladım.
Cihangir, anneme haber versene.
Ne diyeceğim oğlum? Beni saldılar Kaan'ı rehin mi aldılar diyeceğim?
Deli misin?
Ya Kaan! ‘La havle ve la’... Sırası mı lan şimdi?
Sana ne ya?
Ya sen söyle, iyi de, merak etmesin.
Oğlum ben böyle durumlarda yalan söyleyemem.
Yalan değil ki. Zaten buradan sağ salim çıkacağız, değil mi abi?
Tamam, halledeceğim.
(Külçe) Cihangir Bey.
Süreniz başlıyor.
Cihangir, Müjde'ye bir şey söyleme.
Tamam.
(Müzik)
Sana güvendim, salıyorum.
Ama buraya elinde para yerine silahla eş, dost, akrabayla...
...adamlarınla dönersen hiçbirine acımam bilesin.
Bir araba lazım.
Bir de telefon lazım.
Başka?
İşleri hızlandırmak için.
Eyvallah.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Efendim.
Baba, benim.
Oğlum neredesin sen ya?
(İlhan ses) Annen öldü meraktan.
İşim vardı baba.
Kahvaltıya geleceğim diyorsun gelmiyorsun.
Arıyoruz ulaşamıyoruz.
Yani biz de iş yapıyoruz Cihangir ama böyle iş yapmıyoruz.
Haklısın baba haklısın. Biliyorum haklısın.
(Cihangir ses) Arayacağım ben annemi söz.
-Arama, arama, gel gönlünü al. -(Cihangir ses) Tamam geleceğim.
Sana bir şey soracaktım. Bu Çağatay'la olan işi ne yaptın sen?
Bu istemediğin iş vardı ya?
Ne olacak beyzadenin işini toplantılarını yürüttüm.
Aradan çekildim, rahatladım.
(İlhan ses) Artık iş onda.
Tamam baba, sevindim. Haberleşiriz.
(Gülay) Cihangir mi?
Evet.
Şükürler olsun.
Peki neredeymiş, nede aramamış?
Bilmiyorum Gülay işte yani kapattı.
Sen de sormadın mı yani?
Nasıl böyle yapabiliyorsun, nasıl bu kadar meraksız olabiliyorsun şaşıyorum.
Gülay, koskoca adam. İşim var dedi kapattı.
Ne yapsaydım, sorguya mı çekseydim?
Gelmeyecek miymiş?
İlhancığım sen bu çocuğa gel dedin mi?
Hay Allah'ım sen bana sabır ver!
(Müzik)
Daraldım burada.
Elimizi kolumuzu da bağladılar.
Bari havadar bir yere koysalardı.
Çağatay bu mevzuyu çözmüş.
Hepimizi birbirine kilitlemiş.
Ya bir de Müjde'nin parmağı olduğunu anlarsa...
Anlasaydı Müjde burada olurdu.
Nereden bildin?
Kim bilir Çağatay'ın aklında ne tilkiler dolanıyor?
Kaan!
Kaan, ben Cihangir'e güvenirim.
O ne yapar ne eder parayı getirir de...
...ya Külçe bir numaralar çekerse ya da Müjde'ye orada bir şey olursa?
Ya anladık tamam, olmasın bir şey Müjde'ye.
Çağatay bir şey yapmaya kalkışırsa buradan çıkınca hallederiz.
Sanki biz çöpsüz üzümüz ya?
Bizim bir sevenimiz, eşimiz, dostumuz yok yani.
Ha, var yani sevenlerin.
Seni sevenler.
O zaman maceraya girmeyeceksin oğlum.
Denk duracaksın.
Onu oradan alayım oraya koyayım hiç işin olmayacak.
Akıllı olacaksın oğlum akıllı!
Bunu sen mi diyorsun?
(Gerilim müziği)
-Âdem burada mı? -Bu tarafta efendim.
Yahu abi neredesin Allasen.
(Âdem) Kaan'ı aradım o da açmıyor.
-Dedim acaba bana küstün mü? -Oğlum niye küseyim ben sana?
Sonra da onu dedim bana niye küssün ki Cihangir abi dedim.
Yalnız benim sana söylemem gereken bir şey var.
Deme abim deme boş ver.
Adamın biri İskender'le Kaan'ı...
Ben de onu diyecektim abi. Müjde Hanım seni bekliyor.
Ne olmuş babamla Kaan'a?
Burada bana bir şey olursa...
...benim kız ayaklarının üzerinde durur.
Onu biliyorum. En azından oradan içim rahat.
Olmayacak bir şey, tamam.
Bu Çağatay da az kurnaz çıkmadı ha.
Lan ah!
Her bir yanım ağrıyor, böğürlerim ağrıyor.
Kaan?
Ben şimdi benim kız ayakları üzerinde durur diyorum da...
...çok acı çekecek be.
Çok gözyaşı dökecek.
Uzaktan bakınca da konduramıyor insan.
Kızına bu kadar düşkün.
Tanıyınca sevdin mi İskender abini Kaan?
Ya geç onu abi ayakları falan.
Seni günahım kadar sevmem.
-Şaşırdım sadece. -Şaşırırsın tabii.
Bu da bir yolculuk sonuçta.
Sonu belli değil ama...
...insan yolda tanıyor yanındakini.
Ben evvelden hiç böyle değildim.
Ne kendimin canından, ne başkasının canından korkardım.
Ta ki Müjde doğana kadar.
Onu kucağıma alana kadar esip gürlerdim.
Ha, şimdi ona bir şey olsa yine...
Lan!
Senin yüzünden Kaan!
Çağatay!
Çıkarın lan! Salın bizi!
-Lan! -Ya tamam, bir sakin ol be!
Olmayacak bir şey!
Ayrıca derin nefes al!
Bir de sus!
Derin nefes al diyor ya! Nefes al diyor ya!
Ben boğuluyorum burada, boğuluyorum!
Salın bizi lan salın!
Ee, ne yapacağız şimdi?
Ne yapacağız?
Hümeyra Hanım'ı arayacağım.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Cihangir ses) Hümeyra Hanım.
Cihangir!
Oğlum, ben Kaan'ı aradım, geri dönmedi.
(Hümeyra ses) İyi misiniz?
İyiyiz, iyiyiz, merak etmeyin.
Akşam bir işimiz vardı. Sabah döndük, geç bitti.
İyi de oğlum niye Kaan aramıyor da sen arıyorsun beni şimdi?
Çünkü telefonları biz ofiste bırakmıştık.
Şimdi cevapsız aramaları görünce siz merak etmeyin diye sizi aradım.
Kaan evde uyuyordur büyük ihtimal. Çünkü bayağı yorulduk.
Ha, ters bir şey yok değil mi oğlum?
(Cihangir) Hayır, hayır. Hiçbir problem yok.
Siz merak etmeyin, içiniz rahat olsun.
(Hümeyra ses) Tamam.
Tamam Cihangir, sen öyle diyorsan oğlum öyle olsun.
Tamam, hadi.
Aklında bulunsun Cihangir.
Bundan sonra iyiyim dediğinde başın büyük belada demektir.
Abi sen şimdi Hümeyra Hanım'a öyle dedin de...
...bir şey olursa ne yapacağız?
Ne olacak Âdem? Hiçbir şey olmayacak.
İskender Bey'e de Kaan'a hiçbir şey olmayacak.
Sen şu para işini hallettin mi?
Hallettim tabii abi, tam dediğin gibi.
Sen bakma onu Müjde, hiçbir sıkıntı yok. Adam bizden para bekliyor.
Gidip vereceğiz. İskender Bey'le Kaan'ı kurtaracağız.
Ben de geleceğim.
Ne?
Babam orada, ben burada oturup senden haber mi bekleyeceğim?
(Müjde) Hani bir sıkıntı yoktu Cihangir?
Gelmemem için bir sebep mi var?
Bana söylemediğin bir şey mi var Cihangir? Ben endişelenmeli miyim?
Beraber gidelim.
-Ne var? -(Âdem) Yok bir şey abi.
(Müzik)
(Cemal) Tamam.
Bunu bildiğimiz iyi oldu, rahatladık.
Hı hı.
Bahar, gözün aydın. Kaan iyiymiş.
Kaan sizi mi aradı?
Yok. Cihangir Tepeli, Hümeyra Hanım'a haber vermiş.
Aytek, bak bir.
Akşama bir plan program yaptıysanız hemen iptal edin.
Bir operasyon ihtimali var.
Ne operasyonu amirim?
Detayları sonra konuşuruz. Henüz bir ihtimal.
Aldığımız bir bilgiye göre akşam Çağatay'ın bir iş yürütme ihtimali var.
Eli dolu yakalayabiliriz. Kaçırmayalım.
Çocuklara anlatıver.
Amirim bu bilgiler nereden geliyor?
Kaan da ortalıkta yok.
Başka bir kaynaktan.
Elimizdeki dosyayla ilgili bir kaynak değil Bahar.
Narkotikten geliyor.
-Narkotik mi? -Evet.
Ama bu Halka'nın yapacağı bir iş değil ki, onların tarzı değil.
İşte demek ki Çağatay'ın tarzı.
Şansımız dönüyor. İlk defa önümüze hazır bir lokma gelecek.
Biz de herhâlde onu elimizin tersiyle itecek değiliz, oturup yiyeceğiz.
(Gerilim müziği...)
(...)
-Âdem. -Abi.
Ya abi bak, ben bu İskender'e bayıldığımdan değil de…
...şu kız perperişan olacak, vallahi ona üzülüyorum ha.
Tamam, kimse üzülmesin diye uğraşıyoruz ya.
Bu Kaan göbeline de yeni yeni alışmıştım.
Ne diyeceğiz biz Hümeyra Hanım'a?
Âdem!
Ben işi çözeceğiz diyorum.
Sen arkalarından dua ediyorsun ölmüşler gibi.
Yok ben bir gerildim de abi bu olup bitenden, 'streş' yaptım ondan.
Yok abi, dediğin gibi olur mu dersin?
Off be Âdem!
Güzel.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
Abi, bir şey diyeceğim yine kızacaksın.
Siz bu tongaya nasıl düştünüz?
Bu Çağatay bebesi sizi oraya nasıl kilitledi abi?
Bir ara gel de o iş nasıl oldu anlatayım sana uzun uzun.
Lan!
(Gerilim müziği...)
(...)
Özcan, bu araba sana da tanıdık geldi mi?
Geçen topladığımız paraları yüklediğimiz araca benziyor sanki.
Bak bakayım arkası dolu mu?
Opps!
Demek ki para beni seviyor.
Döndü dolaştı yine ayağıma geldi. Ne güzel.
(Cihangir) Çağatay.
İskender'i de Kaan'ı da Külçe'nin elinden bu parayla alacağız, biliyorsun değil mi?
(Çağatay) Biliyorum. Ben söyledim zaten.
Önce paranı kurtar ondan sonra ne istersen yap dedim.
(Çağatay) Sen ne yaptın?
(Çağatay) Kendi ayağınla beni çaldığın paralara getirdin.
Sen ve Kaan oyun oynamayı çok seviyorsunuz ya.
Bu sefer ben de katıldım aranıza.
(Cihangir) Oyun mu bu Çağatay?
Ödemezsek kan dökülecek. Bunu mu istiyorsun?
Ben sana ödeme yapma demiyorum ki, yap.
Ama benim paramla yapamazsın diyorum.
(Çağatay) Git başka bir yerden bul, kurtar arkadaşlarını.
(Çağatay) Bana ne? Devamı beni ilgilendirmez.
Ha, bu arada Cihangir, bu da sana ufak bir ders olsun.
Benimle uğraşırsanız ben de sizinle uğraşırım.
(Geçiş sesi)
Ödemeyi yapacaksın hem de kuruşu kuruşuna.
(Vekilharç dış ses) Çağatay parayı başka bir yerde depoluyor.
(Vekilharç dış ses) Paranın içinde verici var.
(Vekilharç dış ses) Bu ödeme sayesinde onun yerini bulacağız.
Teslimat varmış.
Soyuldum. Kim yapıyor bunu?
(Çağatay) Belli ki ikisini de aynı kişi yapıyor.
(Çağatay) İkisi de aynı kişi, o belli. Emin olayım...
...öyle alacağım canlarını.
(Geçiş sesi)
Çağatay!
O paralar burada kalacak.
İskender Akay'a bunu yapmana izin vermem.
Evet çember tamamlandı.
(Müjde) Bak, olanların babamla hiçbir ilgisi yok.
(Müjde) Cihangir'e ben yardım ettim.
Şaşırdım mı? Hayır.
(Çağatay) Ama sana bir zararım dokunsun istemiyorum Müjde.
Baban haber vermeliydi bana.
Uyarmalıydı beni.
Yapmadı. Niye? Bu ikisine arka çıktı da ondan.
Karşıma çıkmış oldu, kusura bakmayacaksın.
-İzin vermem demim! -Müjde!
İndir o silahı!
Çaresizlik insana saçma sapan şeyler yaptırabiliyor Müjde.
Hadi durma sık!
Sık!
Müjde, indir diyorum o silahı!
Eğer o silah patlarsa neler olacağını biliyorsun değil mi?
Sık hadi sık.
Müjde, indir dedim o silahı! Sen de geri dur Çağatay!
Müjde, bana bak! Bana bak!
Eğer o tetiği çekersen buradan çıkamayacağız.
(Gerilim müziği)
-Cihangir, babam! -Bu yaptığının babana faydası var mı?
Ha?
Hadi.
Hadi.
Aa!
Siz ikiniz.
Vurulmuş kadar oldum Müjde.
Neyse, aferin Cihangir.
Bak Cihangir, ben satranç oynuyorum.
Sen ve Kaan tavla oynuyorsunuz.
Siz zarların rastlantısına muhtaçsınız, düşeş bekliyorsunuz.
Ben ihtimali değil, olacağı düşünüyorum.
(Çağatay) Zarlara değil…
…aklıma güveniyorum.
Senin biraz sonra ne yapacağını değil.
Beş sonraki hamleni hesap ediyorum ben Cihangir.
Tabii ki bu yüzden hep ben kazanıyorum.
(Çağatay) Siz kaybediyorsunuz.
Hadi beyler toparlanın.
Gidiyoruz.
(Gerilim müziği)
Evet güzel oldu.
Şimdi sıradaki hamlemizi yapalım ve İlhan Tepeli'yi alalım.
(Mesaj geldi)
(Çağatay dış ses) Eski hangar, 23.00
Hayda!
Ne oldu İlhan?
Biz bu işten kurtulamayacak mıyız?
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
Hah, arıyor.
Efendim İlhan.
Biraz önce mesajınızı gördüm de Çağatay Bey.
Yani bir aksilik mi var?
Yok İlhan, sadece takas yerinde olman icap ediyor.
Öyle karar verdim.
Anladım tabii, öyle karar verdiyseniz.
Ama ben yani işimi yaptım.
Artık iş sizde diye düşünüyorum.
Aa! Yapmadım demiyorum İlhan.
Yanımda olmanı istiyorum.
İyi, peki, öyle olsun.
(Çağatay ses) İlhan, bu iş niye zor geliyor anlamıyorum.
Ben seni başka büyük bir işe ortak ediyorum.
Senin ayakların geri geri gidiyor.
İstemiyorsan başka bir ortak bulayım.
Mesela İskender gelsin ortak olsun, parasını kazansın ha?
Yo, hayır.
Önemli değil, ben yaparım da yani...
...bilmediğimiz sularda dolaşıyoruz, onun için tedirgin oluyorum.
Yok, sen tedirgin olma İlhan. Ben çok yüzdüm o sularda.
Ha bu arada, bizim çocuklar senin evin önünde bekliyorlar...
...onlarla beraber gelirsin.
İlhan, bir sıkıntı yok değil mi?
Yok, yok, sıkıntı yok. Tamam, çıkıyorum.
Güzel.
Evet.
İskender'le Kaan'ı hallettik.
İlhan Tepeli yolda, geliyor.
Cihangir para peşinde.
Güzel. Hepsini düğüm ettik Özcan.
Özcan, bunların hepsinden anahtarları toplayacağım.
Ve yeni personel alacağım Halka'ya.
(Gerilim müziği)
Ee, ne oldu anlatmayacak mısın İlhan? Ne istiyor bu Çağatay senden?
Karşımdaki anlamayınca, anlatmanın bir önemi kalmıyor Gülay.
-Çarpıntım tutuyor! -Nereye?
(İlhan) Elinin körüne! İşim var işim.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Çağatay) Güzel.
(Telefon çalıyor)
-(Çağatay) Efendim Külçe. -Çağatay Bey.
Dediğin gibi olmadı valla, Cihangir benim paramı getirmedi.
Aa, cimrilik mi yapıyor acaba?
Valla ben onu bunu bilmem, benim sabrım taştı.
(Külçe) Ben, Külçe lafını yedirtti, dedirtmem.
O senin tasarrufun artık, nasıl istiyorsan öyle yap.
Hım. Senin için bir sıkıntı yok yani?
(Çağatay) Benim başka sıkıntılarım var Külçe, ilgilenmiyorum dedim.
(Geçiş sesi)
(Çağatay) Senin bu İskender'le aran nasıldı İlhan?
Yan itişiriz, kakışırız ama...
...eskiye dayalı bir hukukumuz vardır her zaman.
Niye sordunuz?
Hiç, merak ettim.
(Gerilim müziği)
-Oldu galiba. -Yedi mi?
Yiyecek tabii. Âdem.
Ee oldu da nasıl oldu?
Çağatay'ın paraya ihtiyacı olduğunu biliyorduk.
(Çağatay) Bir iş var, büyük bir iş.
Burunsuzla iş yapacağız.
Burunsuz diye bir uyuşturucu satıcısı var.
Bana da gelecek bu herif, yapmayacağım.
-Hallederiz. -Bu akşam yapıyoruz o zaman.
Çağatay'la aldığımız paralar var ya...
...ne yapıp edip bizden paraları geri alacak.
(Silah sesi)
-Benim altınlar sana emanetti. -Şimdi yapan bunlar.
(Cihangir) Yalnız hepsini değil, bir kısmını taşıyacağız.
(Âdem dış ses) Anlamadım abi.
Bu ilk bakışta kontrol edeceği yerler var ya...
...onlar gerçek olsun, gerisi sahte.
(Âdem dış ses) Anladım abi, bu düğünlerde çoluğa çocuğa dağıtılan paralardan.
(Âdem dış ses) Ayarlarız abi. 'Kıps'.
(İskender) İyi de ben size Müjde'yi karıştırmayın demedim mi?
(Âdem) Vallahi billahi o benim suçum İskender Bey.
Lakin bu Çağatay göbeli Müjde Hanım olmasaydı...
...hayatta ikna olmazdı, yemin ediyorum.
Yani mecbur kaldım baba.
(Cihangir dış ses) Külçe'nin oradan ayrıldığından beri takip ediliyor Müjde.
(Cihangir dış ses) Çağatay oradan çıkarken...
...onu paralara götüreceğimi biliyordu.
(Cihangir dış ses) Birazdan burada olur.
Ve?
Ve ona sahte paraları vereceğiz.
Gerçekleriyle Kaan'la babanı kurtaracağız.
Kaan'ı da İskender'i de bu parayla kurtaracağız.
Git başka bir yerden bul, kurtar arkadaşlarını, bana ne?
Ben bu işin neresinde olacağım?
Ne kadar çaresiz olduğumuzu kanıtlamakta belki yardımcı olabilirsin.
Cihangir, babam.
-Elimden geleni yaparım. -Yani biraz gerileceğiz.
İzin vermem dedim!
Paralar giderken öfkeleneceğiz ama o kadar.
Hadi durma, sık, sık!
Silah falan, bu işlere girmiyoruz ha.
Silah karıştırma demiştim.
Böyle daha inandırıcı olmadı mı?
Deli kızım benim.
E babama da Deli İskender derler ya.
Sizden alınan paralar, uğradığınız zarar, hepsi...
...dışarıda arabanın içinde, deponun önünde. Buyurun.
Ayrıca Çağatay'la yaptığınız telefon görüşmesinin ücreti içinde.
Tarihin en pahalı telefon görüşmesi.
-Kaç para verdin? -Sorma.
(Külçe) Her işin bir riski vardır birader.
Bu iş benim için çok kârlı oldu, eyvallah.
-Peşin satan kazanır. -Sen öyle diyorsan öyledir.
(Külçe gülüyor)
Şimdi bu Çağatay...
...sahte paralarla birine ödeme yapacak.
Ödeme yapacağı kişi de Burunsuz olduğuna göre...
...izleyin olacakları.
(Kaan) Valla ben Burunsuz kim bilmiyorum ama...
...burada olanlara Çağatay ne kadar sallıyorsa...
...ben de onu o kadar sallıyorum.
Peki, baban bu işin neresinde Cihangir?
Valla en son konuştuğumda uzağındaydı. Yani kurtulmak istiyordu.
İyi madem. Bak ben, sen, Kaan; Çağatay bize ceza kesiyor, diyoruz.
Aslında yaptığı başka bir şey daha var.
-Ne gibi? -Tasfiye ediyor bizi Cihangir.
Girmek istemediğimiz işler var.
(İskender) Bizim yerimize balıklama atlayacak adamları hemen bulur.
Neredeyse bir harekette hepimizden kurtulacaktı.
Ben aklıma geleni konuşuyorum Cihangir.
Öyle çıkarsa bana teşekkür edersin.
Öyle İlhan Tepeli'yi de sevdiğimden falan değil ha...
...sen yine de babanı bir kontrol et.
Gel kızım.
Görüşelim Cihangir.
(Cihangir) Kıllandım.
(Arama tonu)
Açmıyor.
Bir gün ışığına çıkalım mı? Hadi Allah aşkına.
(Telefon çalıyor)
Hele şükür, annen aklına geldi oğlum.
(Cihangir ses) Hep aklımdasın anne, arayamadım sadece. Kusura bakma.
Şey diyeceğim, babama ulaşamadım. Evde mi, ne yapıyor?
Aman sorma, babanın heyheyleri üstünde.
(Gülay ses) Çağatay'ın işlerinin peşinde koşuyor işte.
Çağatay mı? O iş bitti, ben yokum demişti.
(Gülay ses) Bilmem, Çağatay aradı, o da çıkıp gitti.
Bir şey mi oldu oğlum?
Yok anne, yok. Ben halledeceğim, merak edilecek bir şey yok.
Babam.
Muhtemelen Çağatay'ın yanında.
Var ya Çağatay'a kilitlediğimiz sahte paralara uyandığında o da oradaysa?
Şapa otururuz. Kendi elimizle.
Ulan bir de gol attı diye seviniyoruz ha.
Yok, durun bakalım. Bir şey olmaz, o kadar kolay değil o işler.
-Abi, ben o paraları bulurum. -Nasıl?
Geçen seferki şey cihazı arabaya bırakmıştım...
...bu Çağataylara verdiğimiz arabaya. -Ne cihazı Âdem, ne diyorsun?
Takip cihazını işte.
Niye?
Kıyamadın değil mi?
Ulan ilk defa bir işgüzarlığın bir işe yaradı Âdem, helal.
Lan göbel, işgüzar sensin. Benimki öngörü. Öngörü.
Yaşa Âdem, tamam, iyi.
Yalnız akşam başka bir araçla gel.
(Gerilim müziği)
-Annemi aradın mı? -Aradım.
-Ama hoşuma gitmedi yalan söylemek. -Yalan sayılmaz.
Sen aramasan içi içini yiyecekti.
Bayağı bayağı yalan işte.
Bence sen de bir ara.
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
Hümeyra Hanım nasılsın?
Yanlış aradın herhâlde Kaan.
Merak etmişsin beni, Cihangir söyledi.
Akşam uğrayamayınca dedim bir arayayım, bir sesimi duy.
-Anladım, yanında biri var. -Aynen. Haberleşiriz.
Tamamdır.
Amirim, Kaan aradı, iyiyim diyor.
İyi değil miydi zaten, yeni bir bilgi mi bu?
Yani değilmiş demek ki amirim. Anca haber verebiliyorum dedi.
Tamam, görüştüğümüz zaman konuşuruz. Öbür taraftan haber geldi.
Narkotikten, operasyonu yapıyoruz.
Aytek, bak buraya. Otur.
Bu şahıs, Burunsuz lakaplı.
Uyuşturucu işinde. Narkotiğin takibindeymiş.
Bir iş yapacakmış, onun peşindeyiz. Neden?
Çünkü işi bu arkadaşla yapıyor, Çağatay'la.
Halka eskiden derinden giderdi. Gücü gizliliğindeydi.
Ama artık yeni bir liderleri var. Daha genç, daha agresif.
Alanını genişletmek istiyor ve buna izin vermeyeceğiz.
Eğer bu operasyonu becerebilirsek Halka'ya büyük bir darbe vurmuş oluruz.
Anlaşıldı mı? Hazırlan.
(Hareketli müzik...)
(...)
Aynen abi, şuradan. Yaklaştık.
-İşler büyümeden varsak… -Dur bakalım, bir gidelim de.
Abi aynen bak, sağdan sağdan gidelim yavaştan.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
Aytek, ne durumdayız?
Amirim, Burunsuz eski bir fabrikaya geldi.
(Aytekin ses) Buluşma yeri olduğunu düşünüyorum. Mekânın uzağındayım.
Tamam, kıpırdama oradan. Biz geliyoruz, sakın yaklaşma.
(Aytekin ses) Emredersin amirim.
-Amirim, Aytekin mi takip ediyor? -Evet, ne oldu ki?
Siz narkotik deyince, ben onlardan biri olur diye düşünmüştüm.
Ee?
Cemal Amir'im, siz hiç böyle davranmazdınız.
Nasıl davranırdım Bahar?
Yani istihbarat nereden geliyor net bir şey söylemiyorsunuz.
Şu bana bıraktığınız zarf, bilmiyorum ben kafam kar--
Allah aşkına düşünme zarfı falan, Allah Allah!
Pişman ettin onu sana verdiğime.
Biz konsantre olalım, operasyonumuza bakalım.
Zarf.
(Hareketli müzik...)
(...)
(Burnunu çekti)
(Gerilim müziği)
Çağatay Bey.
Son zamanlarda isminizi çok duyar oldum.
Ben iş yaptığım zamanlarda çok da hoşlandığım bir şey değildir bu.
Şartlar öyle gerektirdi.
Hem sanıldığının aksine, insan hafızası o kadar da kuvvetli değildir.
Bugün duyduğunu...
(Burnunu çekti) ...yarın unutur.
Vekilharç Bey aracı oldu. Bu ticaret için sizi tavsiye etti.
Sağ olsun.
Söylenenin aksine yeteri kadar paranız varsa...
...bu ticareti yürütebiliriz.
(Çağatay) İnsanların en çok sevdiği şey para konuşmaktır.
Daha da sevdiği bir şey söyleyeyim...
...başkasının parasını konuşmaya bayılırlar.
Ama öyle bir şey yok. İş yapmak için gereken her şeye sahibim.
Bir kısmı nakit, bir kısmı maden olarak.
Altın yani. Buyurun.
(Gerilim müziği)
Yaklaştık abi.
(Gerilim müziği)
Altın kısmı burada. Devamı da orada.
(Gerilim müziği)
Satın alacağım şey burada mı? Önce onu görmek isterim.
(Gerilim müziği)
Bu işin bize sıçrayacağı belliydi.
Zamanında uyarıldın İlhan ama dinlemedin.
(Gerilim müziği)
(Âdem fısıldayarak) Şurada, şurada.
(Cihangir) Sabahtan beri orada, şurada diyorsun...
...dehliz gibi yerde gezdiriyorsun bizi. -(Âdem) Ne bileyim ben.
(Âdem) Burada olması lazım, yanlış mı geldik acaba?
Ne oldu?
Aa, abi bu diğer binada mı acaba?
(Âdem) Şuradan bir yerden kesin girişi vardır abi.
Ver şunu Âdem.
Paranın karşılığı kadar mal burada.
El sıkışıp ticarete başlamış oluruz.
(Burunsuz) Benim için ticarette en önemli şey, güvendir.
(Çağatay) Tabii tabii. Ticaret güven olmadan olmuyor.
Öyle değil, bizim işte güven olmazsa...
...birileri ölür.
Hım. Oğlum aç şunu.
Al, paran burada. Tepe tepe kullan. Çocuklar, siz de malları yükleyin.
(Gerilim müziği)
(Burunsuz) Çağatay!
-Bu ne? -Para.
(Burunsuz güldü)
Beni...
...bununla mı kazıklayacaktın? -Ne diyorsun Burunsuz?
Bana bunu mu kakalayacaktın?
Ha?
Daha iyisini yapsaydın ya lan!
Cihangir! O yaptı bunu bana!
(Kaan) Paralar çıktı ortaya.
Çabuk, çabuk, çabuk!
Vekilharç Bey, siz bu fiyakalı korumanızı alıp gidebilirsiniz.
(Burunsuz) Elçiye zeval olmaz. Sizin...
...böyle bir rezillik içinde olduğunuzu zannetmiyorum.
Elbette değilim.
Yürü Terzi.
İlhan!
Nereye? Sen beni temsilen buradasın.
Daha akıllıca davranacağını zannediyordum Çağatay.
Bakın beyler, bir yanlış anlaşılma oldu.
Şimdi şurada sakin sakin oturalım, bir konuşalım bunu.
Konuşalım mı?
Ben güvenden bahsediyorum, siz beni kazıklamaya çalışıyorsunuz!
Sen bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?
Biliyorum. Ama bu beni kazıklayabilirsiniz anlamına gelmiyor!
(Burunsuz) Sana bir iş verildi, bir sipariş verildi.
Eline yüzüne bulaştırdın.
(Gerilim müziği)
-Ne durumdayız? -Amirim, Burunsuz denilen şahıs içeride.
Başka kim var içeride?
-(Aytekin) Siz içeri girmeyin deyince. -(Cemal) Ha doğru. İyi yapmışsın.
Arkada destek ekibi var. Önce biz giriyoruz...
...haberi veriyoruz onlar geliyorlar, tamam?
Beni vuracaksan iyi vur ama. Ben kolay ölmem.
İlk işinde çuvalladın Çağatay.
(Burunsuz) Arkandan hesap soran olmayacak.
Sen öyle sanıyorsun.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Silah sesi)
(Gerilim müziği)
Vekilharç Bey, siz bu fiyakalı korumanızı alıp gidebilirsiniz.
Yürü Terzi.
(Hareketli müzik)
Gideceksen direksiyona geç. Benim daha işim var.
Senin işin beni korumak, bunun için buradasın.
İşimi yaptım. Oradan sağ salim çıktın.
(Gerilim müziği)
Fiyakayı göstereceğim o Burunsuz'a.
(Gerilim müziği)
Baban içeride Cihangir.
(Gerilim müziği)
(Bağırıyor)
(Silah sesleri) (Üst üste bağırmalar)
(Silah sesleri)
(Silah sesleri)
(Çağatay iç ses) Dur, dur, dur...
(Çağatay iç ses) Ben korkunç muyum? Ben iyimserim.
(Çağatay iç ses) Ben daha çok kazanmak istiyorum.
(Çağatay iç ses) Vur onu, vur. Devam et.
(Aksiyon müziği...) (Silah sesleri)
(...) (Silah sesleri)
(Alkışlıyor)
Iska!
(Aksiyon müziği...) (Silah sesleri)
-Baba, iyi misin? -İyiyim, vurulmadım.
Tamam, al şunu.
Koru bizi!
(Aksiyon müziği) (Silah sesleri)
(Gerilim müziği) (Silah sesleri)
(Aksiyon müziği...)
(...)
Gel, gel, gel...
Aytek, burada kal!
Ambulans, ambulans çağır hemen.
Oğlum, yaşıyor bu, çabuk!
(Aksiyon müziği...)
(...)
(...)
(Aksiyon müziği...)
(...)
(Çağatay) Özcan, buradan, çıkış buradan.
Terzi, şurayı kontrol et.
Kaan, arkaya bak.
Bende.
(Gülüyor)
(Gerilim müziği)
(...)
(Silah sesleri)
(Sessizlik)
(Bahar) Kaan?
(Müzik)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı alt yazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi ES FİLM tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri
Son Kontroller: Ela Korgan - Zerrin Yılmaz Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği...)
(...)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.