Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Müzik)
Yufka yürekli çıktın Kaan! Annenin başına silah dayanmış...
...şu Çağatay'ı bir vuramadın.
Daha ne istiyorsun lan benden?
Bu senin oğlun değil mi? Ben niye vurayım bunu?
Eğer sen yapamayacaksan ben vururum Çağatay'ı.
Bırak!
(Müzik)
(Efekt sesi)
İyi misin?
İyi misin?
Baba.
(Çağatay) Baba.
Baba.
Baba, öldün mü baba?
Keşke böyle olmasaydı.
Beklemiyordun değil mi? Şaşırdın.
Seni öldürebileceğimi düşünmüyordun, değil mi?
(Kaan) Yürü, gidelim.
Baba!
(Çağatay) Ama becerdim bak, ben seni öldürdüm.
Senin yanındakini de benden sakladığın kardeşimi de bulup yok edeceğim.
(Çağatay) Hiçbirisini yaşatmayacağım baba.
(Müzik)
Keşke böyle olmasaydı baba.
Keşke bir tek ben olsaydım.
Özür dilerim.
Affet beni baba.
Bir tek yanında ben olsaydım keşke.
Baba.
(Müzik)
Manyak bunlar.
Zaten babası ne ki oğlu ne olsun.
Psikopat bunlar, psikopat. Gözümüzün önünde babasını vurdu.
Bana bak, bundan sonra öyle tek başına gezmek falan yok.
Duydun mu? Koruma koyacağım yanına, onunla gezeceksin.
Teşekkür ederim Kaan. Ama ben koruma falan istemiyorum oğlum.
İstemiyorum koruma, bir şey yok. Siz bana bakmayın, kendinize dikkat edin siz.
Yahu anneciğim...
Anneciğim, yaşadıklarımıza bakar mısın?
Herifler senin kafana silah dayadı, daha ötesi var mı?
Tamam. Geldi geçti.
Yaşadıklarımı düşününce geldi geçti, bitti işte. Bitti, bu kadar.
Bak anneciğim, sana mantıklı mantıklı söylüyorum.
Benim aklım sende kalıyor.
Benim de aklım sende kalıyor.
Ne yapacağız yani?
Böyle vehimle korkuyla birbirimizi mahkûm mu edeceğiz?
Beni düşünmeyin diyorum siz. Siz beni düşünmeyin, kendinize bakın.
Hadi tamam. Geçti gitti artık.
Hadi oğlum benim, hadi tamam.
Tamam. Hadi kuzum, hadi.
Hadi Kaan, hadi. Bitti bak.
(Müzik)
Böyleyken böyle oldu Özcan.
Psikolojik bir eşik bu. Babanı kafanda büyütüyorsun.
O ne iyisi, en güçlüsü sanıyorsun.
Onu yendiğinde sen de büyüyorsun.
(Gerilim müziği...)
(...)
Nerede bu Halka'nın arşivi Özcan?
Oda boşaltılmış. Bu vasiyet bırakılmış.
Babamın bitmek bilmeyen oyunlarından biri daha mı?
Ne bu şimdi?
Ne oyunu?
Babamın kanı da kırmızıydı işte. Gidelim.
(Gerilim müziği)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi ES FİLM tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
*Bu dizide Âdem karakteri İç Anadolu şivesiyle konuşmaktadır.
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği...)
(...)
(Kapı açıldı)
(Kaan) Ne yapıyoruz?
Vallahi bence acınacak hâldeyiz.
Niye?
Cengiz öldü.
Vekilharç gitti, Çağatay geldi.
Ben bana ne olduğunu bilmiyorum, sen neden hapse girdiğini bilmiyorsun.
Yani sıfıra sıfır.
Elde var sıfır.
Gerçi ben bir pislik öldü diye bakıyorum olaya ama.
Yani bunlar bize niye oldu?
Bu Cengiz denen herif neden yaptı bize bunu? Benim hafızam neden silindi?
Ben niye hapse girdim?
İşte, acınacak hâldeyiz dediğim bu.
(Telefon çalıyor)
Şimdi kime soracağız, kimden öğreneceğiz bize bu olanları?
Efendim.
(Hümeyra dijital ses) Kaan Karabulut.
Ve aleykümselam. Sen ölmedin mi?
Bahsettiğim ses.
Ben seni Cengiz sanıyordum.
(Hümeyra dijital ses) Şu an konuştuğuma göre, Cengiz öldüğüne göre…
Sen kimsin peki?
Sana yardım etmek istediğimi söylemiştim.
Vallahi ben o kadar emin değilim. Yardım ediyorsun da ne oluyor?
Daha yeni annemi rehin aldılar.
Sana her zaman yardım etmek istedim.
Onu Cengiz yaptı.
Nedense hiç içim rahatlamıyor, hiç inanmıyorum sana.
(Hümeyra dijital ses) Seni de Cihangir'i de...
...ilgilendirecek şeyler söyleyeceğim.
Öyle mi? İyi, çok güzel. Bak, Cihangir de yanımda, seni dinliyor.
İkiniz de tehlike içindesiniz.
Ben artık bıktım bu numaralardan.
Diyeceğin neyse söyle. Söylesin.
Duydun mu? Kesmiyor bizi bu yardımlar falan.
Tehlikeydi yalanları, anladın mı?
Cihangir, daha önce de konuşmuştuk seninle, ilk defa konuşmuyoruz.
Ne zaman?
(Hümeyra dijital ses) Üç yıl önceydi.
(Geçiş sesi)
Sen deli misin nesin? Ne istiyorsun benden?
Babanın katillerine karşı daha güçlü olmam gerekiyor, seni de bu yüzden arıyorum.
Yardımına ihtiyacım var.
(Hümeyra dijital ses) Bana yardım etmen gerekiyor.
Ne yardımı? (Geçiş sesi)
(Hümeyra dijital ses) Kaan zor durumdaydı. Kaan'a yardım etmeni sağlamıştım.
(Geçiş sesi)
Hani yardım edecektin bana, gelmiştim. Ne oldu? Bana olanları anlat.
Yemek yiyecektik karşılıklı.
(Geçiş sesi)
Sonra seni öldürecektim.
(Hümeyra dijital ses) O gün söylediğini yapmıştın. Kaan'ın hayatını kurtarmıştın.
(Hümeyra dijital ses) Biliyorum, hatırlamıyorsun.
Off!
Niye yaptın bunu?
(Hümeyra dijital ses) Yardım etmek için. Sizi Nadir'e yönlendiren de benim.
Daha başka yardımlarım da olacaktı fakat Cengiz müsaade etmedi.
Tamam. Tamam, olan olmuş.
Gel, buyur karşımıza otur konuşalım.
Çok isterim. Hatta en çok istediğim şey bu diyebilirim.
Canım benim, iyi, ne güzel işte. Bak, gel buradayız, oturuyoruz.
Şimdi değil. Çok kötü olur, erken olur.
Sizi zor durumda bırakırım. Size zararı dokunur.
Ulan bize dokunan dokunmuş zaten, daha ne dokunacak?
Senin derdin Çağatay'la, bizi ona karşı kullanmak istiyorsun.
Kullanmak demeyelim ona. Birlikte hareket etmek.
Çağatay Halka'nın başına geçerse ne sizi yaşatır ne de beni.
Ulan zaten adam onun oğlu, Halka'nın başına geçti.
Daha değil. Cengiz şart koşmadan kimse yerine geçemez.
(Hümeyra dijital ses) Önce şartlar açıklansın.
Sonra mücadeleye başlayalım.
Vekilharç'ı, Çağatay'ın elinden kurtarmanız gerekiyor.
(Geçiş sesi)
Niye yapalım bunu?
(Hümeyra dijital ses) Bunu şu anda anlamanız çok zor olabilir ama...
...bu sizin için çok önemli.
Çağatay'a engel olmak zorundasınız.
Bundan sen mi kazançlı çıkacaksın, biz mi?
Bizim kazancımız ne?
Siz benim bu söylediğimi yapın, size söz veriyorum...
...bir gün çıkacağım karşınıza, bütün sorularınıza tek tek cevap vereceğim.
Görüşmek üzere.
(Gerilim müziği)
(Kapı zili çalıyor)
Cemal Bey.
Geçmiş olsun demek istedim ama.
Sağ olun. Sizin orada görüşeceksek ben çantamı alıp geleyim.
Yok, yok. Ben iki dakikanınız alacağım. Olanları bir de sizden duymak istedim.
Peki, geçin. Buyurun.
Ah Cemal Bey! Halı sahaya geldi bunlar.
Apar topar aldılar beni, oradan yaka paça zorla arabaya bindirdiler.
O eve götürdüler.
Kaan korkmasın, üzülmesin diye böyle dik durmaya çalıştım ama.
Vallahi ne yalan söyleyeyim, ben çok korktum.
Çok korktum ben.
Çok haklısınız.
Gerçekten de tehlikeli bir durum. Üstelik de yok yere.
Siz...
...bu Cengiz Erkmen'i tanımıyorsunuz tabii.
Tanımıyorum.
Bir bardak su içeceğim, dilim damağım kurumuş benim. İster misiniz?
Yok. Teşekkür ederim. Sağ olun.
(Müzik)
Sizce...
...eşinizi Cengiz Erkmen öldürtmüş olabilir mi?
Hissiyatınızı merak ettiğim için soruyorum tabii.
Bilmiyorum ama yapmamış da diyemem.
Sizi niye kaçırttı acaba?
Şimdi bu Çağatay'a karşı Kaan'ı kışkırtmak istemiş bu.
Çağatay'ı öldürmezsen, demiş anneni öldürürüm.
Bu manaya gelecek şeyler söylemiş.
Cemal Bey, çok kötüydü.
Gözümüzün önünde babasını öldürdü.
Of, çok korkunçtu.
Ne zaman bitecek bunlar?
Ne zaman geçecek bunlar?
Sizi de çok üzdük tabii.
Siz işinizi yapıyorsunuz Cemal Bey.
Siz değil, asıl üzenler düşünsün, üzenler.
Tekrar geçmiş olsun.
Bu arada çocuklar bir uğrarlar, bizim çocuklar.
Bir de yazılı ifadenizi alsınlar, olur mu? Elimizde bulunsun.
İzninizi rica ediyorum ben efendim.
Tabii. Yardım edeyim mi?
Yo, yo. Hiç şey değil.
Sağ olun.
(Derin nefes alıp veriyor)
Dünya yaşadığımız bir ev mi...
...yoksa nefes alıp verdiğimiz bir mezarlık mı?
Bilmiyorum Çağatay Bey.
Ben böyle konuştukça korkuyorsun değil mi Vekilharç.
Gözünü kaçırma benden.
Tedirgin oluyorum, evet.
Güzel. Ben de bunu istiyorum zaten. (Parmağını şıklattı)
Her an ölebilirsin.
Senin ev boştu.
Tahmin etmiştim.
(Müzik)
Bunu da tahmin etmiş miydin?
Cengiz Han ölünce önlem alınacağını biliyordum.
Ne önlemi ulan?
Yukarısının bunu yapacağını biliyordum.
Yukarısı ne, ne diyor Özcan bu?
Siz daha yeni başladınız.
Ben ömrümü verdim Halka'ya.
Siz beni sözcü zannediyorsunuz ama sadece sözcü olamayacak kadar eskidim.
Ben Halka'nın tarihi, hafızası, sırdaşıyım.
Çok şey bilen adamıyım Halka'nın.
(Islık çalıyor)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Müzik)
(Kapı çalıyor)
-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.
Ne yapıyorsunuz abi?
Ne yapıyoruz Âdem, yaşıyoruz işte.
Harbiden, ne yapıyoruz?
Plana uyalım.
Vekilharç'ı Çağatay'ın elinden kurtaralım.
Nasıl?
İşte bu sefer öyle çat pat olmayacak. Yerini bulalım...
...fırsat kollayalım, tamam mı?
-Senin bu tamirci yapar mı, halleder mi? -Yapar, yapar.
Abi, şimdi ben mevzuyu anlamadım.
Yani işi bilmiyorum ama. Ben yapsaydım.
Yaparsın Âdem. Yapamaz mısın dedik?
Sadece bizim işimiz olduğu belli olmasın.
Öyle, öyle de şimdi kim kimdir Âdem tanıyor. Faydası olur.
Evet abi, bak gözünün yağını yiyeyim. Burada boş boş durmayayım.
Düşeyim herifin peşine.
Öyle olsun.
Ben bir hava alacağım.
Kafayı toplamam lazım.
Hadi bir çay içelim.
Çıkacağım ben. İçeriz sonra.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Boğazını temizledi)
İfade vermeye geldim amirim.
Geç otur.
Yani özetle, şu iş başladığı zaman, en başında...
...Halka'nın tepesine ulaşmış olsam, bu iş bitti derdim. Şimdi diyemiyorum.
(Geçiş sesi)
(Deklanşör sesi)
(Müzik)
(Cemal) Apartman yönetimine, posta kutusuna, tapuya...
...binanın genel çöpüne, her yere bakın.
(Cemal) O haptan başka bir şey yok.
(Cemal) Bu ne hapıymış bir öğren.
(Fotoğraf çekildi)
(Geçiş sesi)
Cengiz Erkmen bugün değil, 30 sene evvel ölmüş.
Ceset yok, ev temiz, parmak izi yok.
Ben Çağatay'ı neyle suçlayacağım?
30 sene evvel ölmüş adamı öldürdün mü diyeceğim?
Vay arkadaş!
Çağatay temizlettirdi muhtemelen.
(Cemal) Olabilir olmayabilir.
Bir bu. Bundan başka elimizde bir şey yok.
Bu da ilaç değil, şeker.
Hani şey vardır ya hastalık hastası insanları idare ederler falan. O işte.
Ne diyor katil yeni bir şey var mı?
Cengiz'in yanında birisi varmış, onu öldürecekmiş.
Bir de bunun bir kardeşi varmış.
Yani Cengiz'in başka bir oğlu varmış.
Onu da öldürecekmiş.
Bu yeni haber. Kimmiş yanındaki?
Vekilharç mı?
Yok, değil.
Ben bir iki kere telefonda konuştum bununla.
Eğer oysa ki bence o.
Böyle mekanik bir sesle konuşuyor.
Herhâlde bu aparat falan takıyorlar ya böyle, onlardan yani.
Mekanik sesle konuşuyorsun.
Ne konuşuyorsun?
Vallahi benim anladığım amirim bu Cengiz'in rakibi.
Çünkü bana yardım etti, işte tüyo verdi falan.
Hatta bu Nadir'e falan beni yönlendiren bu.
Kaan ne diyorsun sen?
-Yok. -Olanı söylüyorum.
Yoo, dur, dur çok güzel.
Bak böyle ilerliyoruz biz.
Cengiz öldü, Terzi kayıp, Altan öldü.
-Altan öldü mü? -(Cemal) Evet, Altan'ı kaybettik.
Kaan oğlum, sen kime çalışıyorsun?
(Bağırarak) Kime çalışıyorsun?
Ne oldu amirim, anlamadım.
Ulan biri seni arıyor, sana akıl veriyor, yönlendiriyor.
Benim bundan şimdi haberim oluyor!
Sebep?
Çünkü şekle girince anlatacaktım.
Yapma ya!
Bana bir zararı olmadı bunun.
Hatta yardımı oldu.
Bu ne diyor ya? Oğlum sen ne diyorsun?
Kaan, sen bize bunu nasıl söylemezsin?
-Söyledim ya işte. -Oğlum suç bu suç.
Suç değilse ayıp! Bize ayıp!
Ya seni kandırdıysa, ya ağzından laf aldıysa?
Amirim ayıp falan yani...
...ayıp oluyor ya. Niye beni bu kadar kolay harcıyorsun ki?
Ben içerideyim. Bir şeyleri görüyorum, duyuyorum, yaşıyorum.
Bazı şeyleri de görmezden duymazdan geliyorum.
Lan!
Lan oğlum.
Bu görmezden gelinecek bir konu mu?
Senin işin bize rapor vermek!
Ben zaten rapor etmeyeceğim demiyorum.
Rapor edeceğim tabii ki de size.
Ama bazı şeylerin olgunluğa ulaşmasını bekliyorum.
Lan bu inisiyatif kullanılacak bir şey mi? Değil!
(Cemal) Sen kiminle konuşursan konuş, bize rapor edeceksin!
Kayıt alacaksın, ses alacaksın, bilgi vereceksin!
Kelime kelime, cümle cümle aktaracaksın!
(Cemal) Çekil şuradan kalk!
(Cemal bağırarak) Allah Allah! Allah Allah!
(Kapıyı çarptı)
(Müzik)
(Vapur düdüğü çalıyor)
(Martı sesleri)
(Geçiş sesi)
Dert dediğin ne ki Cihangir?
Baksana şuraya, şu manzaraya.
(Müjde) Her şey ne kadar küçük.
Biz gözümüzde büyütüyoruz.
(Geçiş sesi)
Yok artık ya.
Evet aslında yokum, rüya görüyorsun Cihangir.
(Müjde gülüyor)
Yemin ederim inandın, vallahi inandın.
Vallahi inanırım, yapma şunu.
Bana mı rüya gördüğüne mi?
Hangisini isterdin?
Beni rüyanda görüyor musun?
Bilmem. Hatırlamıyorum ki.
Yani ben rüya görüyor muyum, onu da bilmiyorum.
Sakın herkes rüya görüyor deme.
Tamam, demem.
Nasıl geldim ama.
Nasıl geldin?
Ben 'stalk'lamam, haberin gelir.
Ya ben bu mahallenin Müjde'siyim.
Hemen haber verdiler, ben de damladım.
İyi yaptın.
(Müjde) Sen niye geldin?
İstanbul mesaj mı attı?
(Geçiş sesi)
(Cihangir) Manyaksın İstanbul!
(Müjde) Yalancısın İstanbul!
Cevap mı yetiştiriyor koskoca İstanbul sana?
(Müjde) Güldün.
Ya da gerçekten gülmedin mi?
Cihangir gülsene.
Bana iyi gelecek.
(Duygusal müzik)
Abarttı.
(Bahar) Abarttı mı?
Evet abarttı.
Benim de bir bildiğim var herhâlde, değil mi?
Ben bu adamı size paketleyip getireceğim.
-(Bahar) Ya getiremezsen? -Yahu getireceğim!
Kaan, diyelim ki getiremedin. Sen bize hiçbir şey söylemiyorsun ki...
...bizim hiçbir şeyden haberimiz yok, bilmiyoruz.
Nasıl devam edeceğiz işe?
(İç çekiyor)
Siz harbiden güvenmiyorsunuz bana.
Güven meselesi değil ki bu.
Vallahi ben öyle anlıyorum.
Ben de şunu anlıyorum.
Seni birazcık tanıdıysam, sen bu adam yakalanmadan...
...bize bilgi falan vermeyeceksin değil mi?
-İnat ettin çünkü. -Evet, inat ettim.
Gözünü kaçırma.
Aradı mı yakınlarda?
Bir daha sor.
Aradı mı?
Hayır, aramadı.
Cemal Amir sonuna kadar haklı.
-Bir düşün bunu. -Tabii.
Ararsa da lütfen bize haber ver.
Vermeyeceğim, daha güzelini yapacağım...
...o adamı paketleyeceğim, önünüze atacağım tamam mı?
-Kökten çözeceğim yani meseleyi. -Of Kaan!
Sen de atar yap, hepiniz yapın.
(Kapıyı çarptı)
(Hareketli müzik...)
(...)
Abi buradalar.
(Gerilim müziği...)
(...)
(İskender) Kızım.
Siz ne yapıyorsunuz burada?
Baba ne yapıyoruz?
Burası kule, bulutları gözetleme kulesi.
Biz de öyle gözetliyoruz.
(Müjde) Sen bakma yan yana durduğumuza, ayrı ayrı gözetliyoruz.
Laflara bak. Şiir söylüyorsun kızım, değil mi?
Söyle, söyle.
Cihangir.
Benim bu hayatta bir tek kızım var.
(İskender) Ölçüyü tutturduğum...
...ölçüyü kaçırdığım, ölçüyü unuttuğum oluyor.
(İskender) Ama Müjde'nin yeri belli.
Köy nasıl delisiz, dağ nasıl çalısız olmuyorsa...
...İskender de kızı olmadan olmuyor.
İskender--
Cihangir.
Sen şimdi diyorsun ki İskender yine konuşuyor.
Yine idare ederim sanıyorsun, yok.
Seninle ben aynı işi yapıyoruz.
Ben, kızımın...
...benim gibi eceli elinde dolanan biriyle gezmesini...
...istemiyorum.
(İskender) Karım çekti, kızım çekti, yeter olsun sıkıntısı.
Bak, Müjde buluta bakıyor yüzü gülüyor.
Sen, ben dört yanımız duvar Cihangir.
Kendi kendimize köleyiz.
Haklısın.
Bunu senden veya silahından korktuğum için değil...
...gerçekten hak verdiğim için söylüyorum.
Bizim sonumuz yok.
Müjde'nin yeri, benim yanım değil.
(Müzik)
Siz ne konuşuyorsunuz ben burada yokmuşum gibi?
Baba senin bu lafları söylediğin için...
...senin de bu lafları böyle dinlediğin için kalbini kırarım.
Sırf kırmamak için buradan gidiyorum.
(İskender) Kızım.
(Telefon çalıyor)
Efendim Âdem?
Bu Çağataygil, Vekilharç'la beraber geldiler abi.
Abim bak bu adamı almak kolay değil.
Yani fırsatını kollamamız lazım, ben sana diyeyim.
İzlemeye devam edelim.
Tamam abim.
İzleyin diyor.
Abi bu yediğimizin adı neydi?
General Tso.
General.
Yani güzel aslında.
(Âdem) Hani böyle acılı ekşili bir...
Acaba ben Çankırı'ya bir dükkân mı açsam?
Onbaşı Âdem'in Yeri.
Halkın içinden gelen acılı ekşili bir lezzet.
Yanına da pilav, ha?
Lan vallahi paraya para demem.
Tabii.
Millet tabldotçu gibi böyle kuyruk olur dükkân önünde, yemin ediyorum.
Sen daha gül.
(Elektronik sesler)
(Nefes veriyor)
Baba.
(Elektronik sesler)
Anne.
(Elektronik sesler)
Vekil-- (Elektronik ses)
Senin ismin çok uzun geliyor, olmuyor.
(Nefes veriyor)
Halka'nın veri tabanı kapanmış, odalar boşaltılmış.
(İç çekiyor)
Bu, şu anlama geliyor...
...Halka, dükkânı kapattı.
Ne oldu şimdi, üç beş tane kabadayıya mı kaldık?
Sen gülüyor musun Vekilharç?
(Müzik)
Peki, peki.
Madem laf salatası değilsin tarihçisin...
...peki o zaman söyle bana, babam ne yapacak?
Yukarısı varmış ya, ne yapar bu yukarıdaki Halka?
Beyefendi, muhtemelen bir mesaj bırakmıştır.
-Kime? -Halka'ya.
Halka onu sizlere iletecektir.
Atlara binen ulaklar, haberi tez elden ulaştıracaklar.
Evet.
Bunu niye yaptım ben de bilmiyorum.
Evet.
(Kapı açıldı)
(Müzik)
Babamdan bana kalanlar Vekilharç.
Bir satranç takımı.
Birkaç tane renkli hap.
(Müzik)
Artık ne hapıysa...
Bir yüzük.
İster misin?
Aynısı bende var zaten.
Bir de eski bir sözlük.
(Müzik)
Ama ben böyle hayal etmemiştim.
Ben Cengiz Han'ın bir hazine haritası falan olur zannediyordum.
Sonunda bizi bir hazineye ulaştıracak bir harita ama...
...yok.
(Müzik...)
(...)
(Çağatay dış ses) Vekil...
...birinin işini görmesi için yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse.
Vekilharç, bir konağın alışverişini yapmakla görevli kimse.
(Müzik...)
(...)
Özcan.
(Müzik)
(Cengiz ses) Bugün özel bir gün.
(Cengiz ses) Bunu izliyorsanız, ben ölmüşüm...
...aranızda yokum demektir.
Halka, iyi bir örgüt olmayı başardıysa Halka'yı...
...kötüyse beni konuşuyor olacaksınız.
(Cengiz ses) Halka'nın gücünü bununla sınayın.
Kimsenin bilmediği, kimsenin görmediği...
...akıllı ve güçlü bir örgüt olduk.
(Cengiz ses) Ben olmadan yaşadı, yaşayacak.
(Cengiz ses) Hak edenin yöneteceği bir örgüt olmayı sürdürecek.
Parayı en kolay nerede bulursanız oraya bakacak...
...hesap gününde size geleni karşılayacaksınız.
(Cengiz ses) Aklınız ve gücünüz yoksa...
...kaderinize razı olacaksınız.
(Cengiz ses) Başaran...
...Halka'yı yönetir, bu kadar basit.
(Cengiz ses) Şunu unutmayın...
...hepiniz, hepinizin...
...Halka'yı bildiğini sanıyorsunuz.
(Cengiz ses) Anladığınızı sanıyorsunuz.
(Cengiz ses) Yanılıyorsunuz.
Bu kadar az değiliz ve hiç az olmadık.
Baba.
(Gerilim müziği)
Hesap günü ne?
Bilmem, anlamadım.
Ama hak eden dediğine göre Çağatay başa geçmeyebilir.
O zaman telefonda bizi arayanın söylediği doğru.
Yani Vekilharç dediğine göre...
Vekilharç önemli.
Ne olacağını biliyor.
(Çağatay) Her şeyi bilen...
...Halka'nın tarihçisi, sırdaşı, hafızası olan...
...havalı beyefendi.
İşime yarayacak mısın benim?
Yarayacak mısın?
Yarayacak mısın?
(Çağatay) Yarayacak mısın?
Bak üç defa soru sordum sana cevap vermiyorsun.
O bıyıklarını kestirme bana.
Dinliyorum Çağatay Bey.
Babam yine bir oyunlar oynuyor. Ne diyor?
Özetle üç şey söyledi.
Bir, Halka verasetle yönetilmez.
-Yönetim babadan oğula geçmez. -Ha.
Boşa hayaller kurma diyorsun yani.
Devam et.
İki, hesap gününde--
Kıyamet kopacak.
O ne, ne demek o?
Yukarıya yaptığımız ödemeyi kastediyor.
Yani?
Yani...
...parayı kim teslim ederse...
...yukarısı bu Halka'yı ona bırakacak.
Bu Halka'yı.
Anladığınızı sanmıştım.
Yoo, anladım.
Yukarısı var, biz aşağısıyız.
Yukarıdaki Halka, aşağıdaki Halka.
Başka?
Yukarıya ödeme yaparsanız Cengiz Han'ın yerine siz geçersiniz.
Ama benim o kadar çok param yok.
Babam bir dikili ağaç bile bırakmadı bana Özcan.
Toprağı bol olsun.
Bu Cengiz Han'ın hazineleri falan yok mu?
Onlardan bahsetsene bana.
Teslimat iki gün sonra.
Her ayın ikinci çarşambası, 100 milyon TL ödeme yapıyoruz.
Oo! Çokmuş.
Ama bulurum. Dur, dur, dur.
(Çağatay) Devam et.
Üçüncüsü ne?
Üçüncüsü, parayı bulan düdüğü çalar.
Bu DVD kimlere gittiyse onlar da bu yarışa girebilir.
O parayı getiren herkes, yukarının muhatabı olabilir.
(Müzik)
Vekilharç.
Babamı şimdiden özledim Vekilharç.
Ne iyi adamdı, toprağı bol olsun.
Babamı bulalım... Ay, yani para bulalım.
Bulalım.
Para bulalım.
(Müzik)
(Kapı açıldı)
O neydi İlhan?
Yukarıdan biri ölmüş.
Bizim işimize yarayacak mı?
Göreceğiz.
Manyak bir oğlu var.
Şayet o, Halka'nın başına geçerse, ona bir iyilik yapmıştım...
...bunu unutmam falan dedi ama onların ipiyle kuyuya inilmez.
Kararsızsın İlhan, hep bir tereddüt hâlindesin.
Ne tereddüdü Gülay?
Ne diyorsun gene ya?
Ağzımın tadını kaçırma, lütfen.
Bizim ağzımızın tadı bugün kaçmadı İlhan.
Yani lafı döndürüp dolaştırıp bana mı getirmeye çalışıyorsun?
Yekten söyle bunu. Ne zaman kaçtı?
Bir düşünsene, Hümeyra ve oğlu bizim hayatımıza ne zaman girdi?
İşte o günden beri her şey ters gidiyor.
Gülay saçma sapan konuşma.
Cihangir işten ayrıldı diye mi böyle söylüyorsun?
Hep hesap yaptığın için göremiyorsun.
Ne hesabı yapıyorum?
Bak, ben bütün yaşadıklarımıza tek tek bakıyorum.
Yani?
Yani?
(İlhan) Daha önce de oldu, olmadı mı?
Yani Cihangir'den söz ediyorum.
Ya Hümeyra'yla ne alakası var?
Gülay sen çatacak birini arıyorsan...
...o kişi ben değilim, yolun açık olsun!
Aa, ne bu be!
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
Efendim oğlum?
O ne demek?
Biri mi almış?
Almamış.
Ne demek ceset kayıp?
Morgda yok yani.
(Hareketli müzik)
Tamam kardeşim. Kapat.
Aytek, bir ceset nasıl kaybolur?
Bakmayın bana öyle. Nerede bunun otopsi raporu?
Bir doktor bana öldüğünü söyledi. O doktoru bulun bana.
Servisteki bütün görevlileri sorgulayın.
Kamera kayıtlarına bakın. Hadi, hadi!
Kim ne yapsın Altan Demiröz'ün cesedini!
Doktor, bana öldü dediniz.
Bakın çok sinirliyim.
Ama yanlış anlamayın, size değil.
Şunu baştan tek tek konuşalım, bana anlatın.
Bu adam nasıl öldü?
Aslında yaraları çok ağır değildi.
Beklenmedik bir durum oldu, hastayı aniden kaybettik.
Anladım. Sonra?
Prosedür olarak morga indirildi. Sonrasını bilmiyorum.
Teşekkür ederim. Gidebilirsiniz, sağ olun.
(Gerilim müziği)
Bu nasıl iş anlamadım ki.
Ortada iki tane ölü var, cesetleri yok.
Halka'nın işi.
Doktor öldü diyor, sonra morga indiriyorlar.
Halka'nın işiyse Halka ne yapsın cesedi, kadavra mı yapacak?
Delil mi saklıyorlar anlamadım ki.
Vurdunuz bitti işte.
Yani Cengiz Erkmen'i, Çağatay saklamış olabilir onu anlıyorum da bu...
Tamam Bahar yeter salladığınız. Yürüyün.
(Gerilim müziği)
Bana baksana sen, Vekilharç sen ne yersin ne içersin?
Böyle bir başına nasıl yaşarsın ha?
Ha?
Of! Çok sıkıcısın ya.
Varsa yoksa Halka.
Halka şöyle beyefendi, Halka böyle beyefendi.
Yok mu senin özel yaşamın falan?
Kitap okurum Çağatay Bey.
"Kitap okurum Çağatay Bey."
(Gerilim müziği)
Alo abi.
Bunlar dolanmaya çıktılar, bu kasketli de yanlarında.
(Cihangir ses) Tamam Âdem, takipte kalalım.
Öyle yapıyoruz abi, rahat ol. Bir mevzu olursa ben alo derim.
Hadi selametle abi.
-Mestan abi. -Ha?
Senin memleket nere?
-Edirne. -(Âdem) Deme be.
Sizin oranın köftesi çok güzel oluyor yalnız.
Ciğeri de çok güzel olur.
Doğru diyorsun.
Babam seni nasıl seçti Vekilharç?
Hiç sormadım Çağatay Bey.
Hak ettin yani vekilharçlığı.
İşimi iyi yaptım.
Peki ben başa geçince ne olacak?
Siz başa geçince...
...nasıl uygun görürseniz öyle olacak Çağatay Bey.
Bırakalım şu resmiyeti ya.
Ne olacak biliyorsun değil mi?
Öleceksin.
Ben olsam korkarım Çağatay'dan.
Sen olsan korkmaz mıydın Özcan?
"Siz nasıl uygun görürseniz öyle olacak Çağatay Bey."
Alo abi, bak bunlar bize geliyorlar.
Tamam Âdem, siz gelmeyin.
Bakalım buradan nereye gidecekler. Takipte kalalım.
Sence ne istiyorlar?
Vekilharç yanlarında mı, yanlarında.
Babam olsa ticaret derdi.
(İç çekiyor)
Ne isteyecekler bakalım.
(Gerilim müziği...)
(...)
'Hello'.
(Cihangir) Çağatay Bey.
Merhaba. Merhaba.
Buyurun.
(Çağatay) Şimdi ilk sözüm şu.
Halka yeniden kuruluyor.
Ben, sizin benim yanımda yer almanızı istiyorum.
(Çağatay) Kaan bu arada...
...ben annemi hiç görmedim.
Yani...
...anlıyorum desem yalan olur biliyorum ama...
...yani anne sevgisi nedir ben hiç tatmadım.
Annesizlik nedir bilir misin Kaan?
(Çağatay) Yani eğer ki o gün ben senin yerinde olsaydım...
...ben de senin yaptığının aynısını yapardım Kaan.
Birisi benim annemi tehdit etseydi...
...ben de seninle aynı şeyi yapardım.
(Çağatay) Yani sorun yok. Bana silah çekmiş olmana takılmıyorum.
Gerçekten sana hak veriyorum Kaan.
Bu pek inandırıcı olmadı değil mi? Evet.
Yapmazdım yani.
(İç çekiyor)
Evet.
Halka yeniden kuruluyor dedim.
(Çağatay) Şimdi sizin bir tezgâhınız var.
(Çağatay) Ben istiyorum ki bu tezgâh çalışsın.
Sen istiyorsun, Cihangir...
...Kaan, Özcan, şurada çalışan arkadaşlar da...
...hadi, hadi, hadi istiyor.
O zaman ne olacak?
Bana para bulacaksınız.
Ne parası?
Vergi desem. Hayır, olmaz.
(Çağatay) Ceza desen, hayır o da olmaz.
Hah, katılım payı Kaan.
Bir sefere mahsus bir şey olacak.
Ondan sonra iş yapmaya devam edeceksin. Kapiş?
-Ne kadar? -Ben para konuşmayı sevmiyorum.
Benim yerime menajerim konuşsun.
Özcan Bey.
(Gerilim müziği)
O kadar param olsa ben çalışmam.
(Çağatay) 'What can I do boys'?
(Çağatay) Benim üzerimdeki yükü hiç mi düşünmüyorsunuz?
Sırt ağrısı, ‘know how’ ağırlığı.
Bütün bunların karşılığında çok da bir meblağ değil bu para.
Hişt!
(Kaan) Hadi biz pazarlık yapıyoruz, sen neye zevkleniyorsun Vekilharç?
Ne diyorsun?
(Kaan) Diyorum ki...
...senin ne kadar geniş boğazın varmış.
Gelenin adamı oluyorsun, gidenin adamı oluyorsun.
O koltuklar mı konuşturuyor seni böyle?
Kapı kuluydun patron mu oldun?
(Vekilharç) Kim görse seni fiyatını anlar.
Döverim bak seni.
Kaan tamam boş ver.
Ne oldu, zoruna mı gitti Kaan Efendi?
Döverim lan seni. İşin gücün paranı konuşmak lan züppe!
(Cihangir) Hişt, tamam lan.
(Gerilim müziği)
Vay! 'Amazing spirit'.
Bakayım, yüzüne renk geldi.
Kavga etmek insana iyi geliyor değil mi?
(Çağatay) Bütün bu sanat, edebiyat, kibarlık bütün bunların hepsi...
...bizi bastıran şeyler, haksız mıyım Cihangir?
Bizim o kadar paramız yok.
Genç adamsınız ya. Çalışır kazanırsınız, ne var?
Diyelim ki bulamadınız.
O zaman bozuşuruz.
Yeni bir Halka kuruluyor diyorum. Az şey mi bu?
Gidelim.
(Gerilim müziği...)
(...)
Usta, Kaz Dağları’ndan gelen zeytini ayırın.
Hatay’dan gelen zahteri, nar ekşisini de ayırın.
Mardin’den ceviz de ayırın.
Ee, misafir geliyor kızım.
Çağatay mı geliyor?
Evet, nereden bildin?
Ee, ot çok.
Gelecek kızım, gelecek.
Ee, yeşillik seviyor.
-Başa geçti. -Aa ah! Geçti mi?
(İskender) Yani ben öyle anladım. Bana ziyarete geliyor.
(İskender) Öyle hayırlı olsun kabilinden yani.
(İskender) Ben de sofrayı donatalım dedim. Çiğnenmeden yutulmuyor.
Ha bak, bir gün ben yatıyorum. Babam dedi ki...
..."O ne lan? Kavağa çıksana!"
Ben de anlamıyorum tabii.
Meğerse bir şeyler yap İskender, niye öyle boş boş duruyorsun.
Niye öyle boş boş düşünüyorsun, hareket et demiş.
Ee, oradan huy kaldı bana.
Durursam gevşerim.
Bahtiyar, gel oğlum buraya.
Şimdi bu kamera işi niye mühim?
Güvenlik şeyi abi.
Neyi oğlum?
Bak şimdi, millet ata binince at koşar sanıyorlar.
Koşmaz.
Ata bakacaksın, arpasını vereceksin.
(İskender) Şimdi bizim şirketi bir at gibi düşün.
(İskender) Ata bakıyorsun yani.
(İskender) Kamerayı kurunca atı çaldırmıyor.
-Açmıyor. -Niye?
Arıza yaptı herhâlde.
Yapıyorlar. (Geçiş sesi)
Neredesin sen Kaan? Arıyorum, sana ulaşamıyorum.
24 saat falan oldu. Hatta daha bile fazla.
Kaan ne yapıyorsun?
(Geçiş sesi)
Ara.
Bakalım arazı mı, müsait değil mi?
(Arama tonu)
Alo.
Müjde, benim Cihangir.
(Cihangir ses) Ben arıyorum açmıyorsun, yabancı numarayı açıyorsun.
Ben olsam konuşmaya böyle başlamazdım.
(Cihangir ses) O kadar mı küstük yani?
Daha küsmedim, kırıldım.
Özür dilerim.
Yani daha sonra dileyecektim özrümü.
Ama dilemiş oldum.
Kabul etmedim henüz.
Nasıl yardımcı olabilirim size?
Ee, iş için aradım ben seni.
Dinliyorum.
(Cihangir ses) Şimdi anlatacağım ama iş yapıyorum, para kazanıyorum.
Senin de payın olacaksa ona göre konuşalım.
Bana uyar. İş nedir?
Çağatay gelecek sizin oraya, Vekilharç'la.
Bakın Çağatay Bey, ben bu yönetim işlerini pek bilmem.
Bilmek de istemem.
İşte gidiyoruz, çalışıyoruz, kazanıyoruz, kazandırıyoruz.
Benim için hakkaniyetli bir dağılım olsun, yeterli.
(Çağatay) Evet. Vekilharç'ı da yanımda getirdim.
Demin bir yere gittik, adamı dövüyorlardı.
Sonra düşündüm. Acaba Halka istemiyor mu Vekilharç’ı, ne dersiniz?
Değiştirelim mi şu Vekilharç'ı?
Bu arada Özcan'ın fikri bu.
(Çağatay) Ne diyorsunuz, değiştirelim mi?
Vallahi Çağatay Bey, ben böyle bir şeye karar veremem.
Ah be!
Özcan, İlhan Bey çekimser oy kullandı.
Komik bu Özcan, ben gülüyorum.
(Çağatay) Neyse, gelelim ziyaretimizin asıl sebebine.
Demin hem kazanayım hem kazandırayım derken...
...çok doğru bir noktaya parmak bastınız.
Benimle çalışabilmeniz için...
Özcan.
Bu ne?
Bana ödemeniz gereken katılım payı.
Ama Çağatay Bey, ben bu parayı ödedim zaten.
Yok, yok. Onu babama ödediniz. Babam ayrı, ben ayrı.
Ben yeniden kuruyorum Halka'yı.
Dolayısıyla muhasebeyi yeniden istifliyorum.
Kabul et güzel konuştum değil mi Vekilharç?
-Toplantı bitmiştir. -Ee, Çağatay Bey, ba--
Hişt!
Ölsün mü ölmesin mi?
(Gerilim müziği)
Kiminle konuşuyordun kızım?
Arkadaş.
Ya, kim o?
Sevcan.
-Ya, arkadaş işte. -Tamam kızım, tamam.
Hani onunla konuşmuyordun ya, muhabbet açmaya çalışıyor baban.
Bizim aramız limoni olamaz.
Sen kızına güvenirsin.
Güvenmemek mi? Tabii kızım, tabii.
Eğer biri beni kandıracaksa sen kandır kuzum.
Ben seni niye kandırayım?
Bizim aramızda hiç gizli saklı yok değil mi, var mı?
Çağatay geldiğinde ben de masada olacağım.
Fırsattan istifade diyorsun.
Otur kızım, otur.
Adama iyilik yaptım.
Evimize geliyor.
Hediye verecek, taltif edecek, alkışlayacak zannediyorsun...
...adam ıvır kıvır, fasarya dalgasından.
Hiçbir şey olmamış gibi bir de tutmuş para istiyor.
Ben söylesem kızarsın.
Niye kızayım Gülay ha, niye kızayım?
Adam başa geçmiş, beraber kızalım diyorum.
Gülay, sen ne yapıyorsun biliyor musun?
Tazeliyorsun, ateş basıyorsun.
Hiç öyle bir şey yapmıyorum.
Ben sana mı laf yetiştireyim yoksa Çağatay'a mı kızayım ha?
İki dur be!
İlhan kararsızsın.
(Gülay) İnsanlar bunu anlayıp senden faydalanıyorlar.
Bak, oğlumuzu elimizden aldılar.
Cihangir'le bu işin ne alakası var?
Çağatay benden kaç para istedi biliyor musun?
Ben daha hâlâ oradayım.
Sen oğlumuza değer mi biçiyorsun?
Yok, insaf Gülay, insaf, insaf!
(Arama tonu)
(Cihangir ses) Efendim anne.
Cihangir, oğlum neredesin?
İşim var, yoldayım. Ne oldu?
Sana ihtiyacımız var oğlum.
Ne oldu?
(Gülay ses) Şu Çağatay denen çocuk...
...buraya geldi ve babandan para istedi.
Ha, biliyorum biliyorum, bilgim var.
Bize de geldi. Bizden de istedi.
Biz ne demek oğlum?
(Gülay) Senin yerin ailenin yanı.
Anne, benim artık ayrı bir işim var ya hani.
Bir ortağım var ya, biz dediğim o.
(Gülay ses) Olmaz öyle şey.
Ne demek olmaz ya?
(Gülay ses) Olmaz, izin vermiyorum.
Kim var senin yanında?
Kaan var. Anne, bak rica ediyorum yapma.
Bin defa konuştuk bunu, iyi gelmiyor bana.
Peki, senin yaptığın bana iyi geliyor mu oğlum?
Kapatıyorum.
Ne oldu Gülay?
Bana diyordun, ne oldu?
Al işte.
Oğlun Hümeyra'nın oğlunun yanında.
Sen hâlâ hesap yap.
Yarın öbür gün ilk evladım gitmişti dersin.
İlhan.
Her şeyimizi kaybediyoruz.
Sen niye gerginsin?
Sizin aranız iyiydi Çağatay'la.
Küçük çocuklar bizden daha cesur olurlar kızım.
Büyüdükçe öğrenirler korkuyu.
Bana da söyle, ben de öğreneyim.
Bilmemek iyidir kızım.
Yok yere ne öğreneceksin?
Sen benim korkmamı istiyorsun ama ben hiç korkmuyorum baba.
Bu da hâlâ nefes alıyor demek ki.
Hoş geldiniz Çağatay Bey.
Evvela başınız sağ olsun diyeyim.
Tabii kötü haber bize de ulaştı.
Evet İskender Bey, ben de üzülüyorum.
İçimde bir sıkıntı var. Ne yapsak nafile.
(Çağatay) Ama geleceği konuşmamız lazım.
(İskender) Konuşalım, konuşalım.
Size bugüne özel ayrı bir menü hazırladım.
(İskender) İllaki et değil bu sefer, bol bol yeşillik.
Hem her şeyi yiyeceğiz hem de iş konuşacağız.
Buyurun.
Kime sorsan yakıştıramaz bana.
İskender anlamaz falan.
İnadına yapıyorum.
(İskender) İşime yarıyorsa taktırırım arkadaş.
Kameralı sistem kurdurdum.
Buradan görüyorum her şeyi.
Siz zahter sever misiniz Çağatay Bey? Hatay’dan gelme.
Bunun çayı da olur, çorbası da olur.
Ben en çok salatasını severim.
(İskender) Beni biliyorsunuz.
(İskender) Dur demezseniz akşama kadar yemek konuşurum.
Dur.
Onu daha sonra yine yaparız.
Müjde Hanım, sizin de ilginiz var biliyorum.
Hatta beceriniz de var diyebilirim.
(Çağatay) O yüzden yanınızda çekinmeden iş konuşuyorum.
Ben alışkınım iş sohbetlerine Çağatay Bey.
Siz devam edin.
Benim kulağım zaten sizde.
İnsanlar değişimden korkuyorlar İskender Bey.
Ben korkmuyorum.
Ben korkmuyorum diye benden de korkuyorlar.
Değişirsek eldeki gider diye bir korku bu.
Vekilharç?
Sen değişiklikten korkuyor musun?
Ne tür bir değişimden bahsediyorsunuz Çağatay Bey?
Ona göre cevap vereyim.
Çok kitap okumaktan oluyor bu biliyorsun değil mi?
Basit bir soruya evet veya hayır diye cevap veremiyorsun ya.
Birinin emrindeydin, o kişi artık yok.
Onun yerine başka biri var.
Ki o ben oluyorum.
Bu tür bir değişimden bahsediyorum.
Ee...
Kralın en büyük düşmanı kimmiş bilir misiniz?
Veziriymiş.
Ama kral ölünce cenazesinde en çok o ağlarmış.
Masallara mı merak saldın İskender?
Krallar, vezirler…
Ben de katledilen çeşnicibaşının hikâyesini biliyorum.
Sonu ibretlik, anlatayım mı?
Neymiş o hikâye?
(Müjde) Anlat bakalım.
Kusura bakmayın Müjde Hanım.
Şimdi burada sofrada anlatılacak bir şey değil aslında.
-(Çağatay) Seviyorum. -(İskender) Ha?
Yani şu Vekilharç'ın ani çıkışlarını.
Hatta özleyeceğim bile diyebilirim yani.
Ahh!
Evet, çiğ köfteler hazır.
Ee, çiğ köfte ye de ağzın tatlansın Vekilharç Bey.
Bana dokunuyor, teşekkür ederim.
(Çağatay) Aa! Ayıp ama.
İskender Bey kendi elleriyle hazırladı.
Olmaz. Afiyet olsun.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği)
Bir şeyler olup bitiyor.
Merak ediyorum, konuşalım diye soruyorum.
-Var mı bir endişeniz? -Olmalı mı?
Olmalı mı?
(İskender) Niye olsun kızım?
Biz işini doğru düzgün yapan insanlarız.
(İskender) Bizden bir şey istendiğinde...
...harfiyen yerine getiriyoruz.
(İskender) İstenmediğinde sıramızı bekliyoruz.
Ha, endişe?
(İskender) Olur, olmaz diyemem ama...
...sizinle benim aramda değil. Öyle piyasaya dair olur.
Halka'ya dair olur.
Halka'ya bir şey olmayacak.
Birlikte çalıştığımız ve...
...birbirimizi üzmediğimiz sürece...
...sizinle de olmayacak.
Bana dokundu işte.
Niye dokunsun efendi?
Benim elimden yiyip karnı ağrıyan olmaz.
(Çağatay) İyice yaşlandın sen Vekilharç.
Yenisini alacağım. Senin...
Ben idare edeyim dedikçe cız cız, öhö öhö.
Benim lavaboyu kullanmam lazım.
Özcan sen de git, adam iyi değil.
Birkaç tatlı söz söylersin.
(Çağatay) Yolda birkaç çift laf edersiniz hem.
Kameralı sistem kurdurdum Çağatay Bey.
Özcan, tableti getirir misin?
Oradan izleriz.
Özcan zaten sohbet etmeyi hiç sevmiyor.
(Gerilim müziği)
Efendim burası arızalı, yukarı çıkalım.
Ha, öyle mi?
Babamı anlamak mümkün değildi.
İşte görüyorsunuz adam canlı ispatı.
Yıllarca bu mıymıntı adamla nasıl iş yaptı anlamıyorum.
(Çağatay) Neyse.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği)
(Çağatay) Babamdan şikâyet ederdim ya, baban da şikâyetlerim de geçmişte kaldı.
Geçmişe geçmiş olsun diyelim de biz işimize bakalım, değil mi İskender Bey?
Hayırlısı olsun Çağatay Bey.
Babam eskiyi temsil ediyordu ya, siz eskileri sever misiniz İskender Bey?
Eski zamanları, eski dostları, eski raconları?
Çağatay Bey, ben öyle eski yeni deyince arada kalırım.
Evet, eski adamları raconlarını seviyorum ama...
...bakmayın siz.
Geçmişte kalırsan bugünü kaçırıyorsun.
Bizim işlerde yeniliğe açık olmak lazım.
Siz geçmişe ne dersiniz Müjde?
(Müjde) Günümüzü yaşamalı.
Geleceği düşünmek daha doğru.
Geleceği düşünmeyenin geleceği olmuyor.
Bir dakika, bir dakika şimdi anlamadım. Siz...
...kız baba, baba kız, baba kızma, baba kız aynı fikirde misiniz?
Çağatay Bey, ben kızımla anlaşırım.
Benim meramım da yanlış anlaşılmasın.
Ben geçmişte yaşamayı sevmiyorum.
Ha, onu da yok sayamıyorum.
Halka'da bir ömür geçirdim.
Yani Halka'yı kimin yöneteceği önemli değil, öyle mi?
İşimiz ticaretse önemli değil.
Önemli olamaz.
Bir dakika kızım, bir dakika.
Çağatay Bey, ben işimi iyi yaparsam, ki yapmalıyım, gerisi gelir.
Siz benden memnun olursunuz.
Hakkımı gözetirsiniz.
Bende mutlu mesut işime gücüme bakarım.
Güzel.
(Gerilim müziği)
Nedir bu Çağatay Bey?
Bana yapmanız gereken ödeme.
Ağzımızın tadı kaçmasın Çağatay Bey. Bir yanlışlık olmasın.
(Çağatay) Ne güzel dediniz.
Ağzımızın tadı kaçmasın İskender Bey.
Hele para yüzünden hiç kaçmasın.
Ee, ben bu meblağı zamanında teslim ettim zaten.
Yolumuz uzun İskender Bey.
(Çağatay) Öncesini düşün, sonrasını düşün.
(Çağatay) Kazanacaklarını düşün.
Ya da düşünme sen bilirsin. Yani nasıl istiyorsan o.
(Çağatay) Ben para konuşmak istemiyorum dedikçe para konuşturuyorsunuz beni.
Nerede kaldı bu Vekilharç?
Karnını tuta tuta öldü mü kaldı mı belli değil?
Abi, misafirlerimiz var.
Kimmiş?
Cihangir Tepeli, Kaan Karabulut.
(Gerilim müziği)
Şimdi meşgulüm, sonra gelsinler.
Yok, yok. Benim yüzümden geri çevirmeyin.
Ne de olsa ticaretse işimiz, değil mi Müjde?
Bence de.
Öyle diyorsanız…
Sofranın kısmetine gelmişler.
Buyursun gelsinler.
(Gerilim müziği)
Âdem, kilo mu verdin sen?
Olabilir, ha. Merdiven inip çıkmaktan verdim.
Ee, mutfakta ne işleri var?
Hamur mu yoğuruyorlar?
Afiyet olsun.
Herkes de buradaymış. Biz böyle habersiz geldik ama.
(Cihangir) Geldim ama işiniz gücünüz var galiba.
Biz rahatsız etmeyelim, bölmeyelim.
Müsait olduğunuzda baş başa konuşalım.
Hiç olur mu canım?
Gelin, hep beraber konuşalım.
Belki benim yardım edebileceğim bir şey vardır.
Keşke.
Ee, yok biz hallederiz, sağ olun.
Şimdi böyle herkesin içinde.
Oğlum, evladım yapmayın böyle.
(İskender) Meraklandırmayın adamı.
Para mı lazım?
(İskender) Nasıl da anladım.
(İskender) Yahu bizim de gençliğimizde dara düştüğümüz...
...büyüklerimize başvurduğumuz zamanlar oldu.
Ama bende de kalmadı be gençler.
Kartvizit zaten çok açıklayıcı.
Güzel. En azından çabalıyorsunuz.
(Çağatay) Sonuç olarak ben niyete bakarım.
Yarına kadar hazır edeceğinize eminim.
(Çağatay) Ne oluyor lan?
Bunlar kim? İskender!
-Hele hele! -Ya ne oluyor yine?
Birileri takla atıyor benim mekânımda.
(Kaan) Deli bunlar ya.
Koş koş!
(Kaan) Allah Allah!
Niye kapalı lan bu?
İskender sana da çöken çökene. Şuna bak.
Ehh!
Herkes benimle gelsin. Kimse buradan sağ çıkmayacak.
Bize uyar.
Yanındayız Çağatay.
(Gerilim müziği)
Yürüsenize yukarı!
-Hadi, hadi! -Koş, koş!
-Hadi, hadi, hadi! -Hadi koş!
(Gerilim müziği)
Ne oluyor burada İskender Bey?
Kim bunlar?
(İskender) Bilemiyorum Çağatay Bey.
(İskender) Vekilharç'ın adamları mı, Halka'nın bir kolu mu?
Hiç bilemiyorum.
Bilmiyorsun. Ama birisi bunun hesabını verecek!
Yanlış anlamayın da Çağatay Bey, benim ne işim olur o kıl Vekilharç'la?
(İskender) Adamın bırak gölgesi meyvesi bile yok.
Evlerden ırak. Bana ne vallahi.
Çağatay, bağırıp duruyorsun da beraber izledik, bir suçu yok.
Öyle mi? Suçlu arasam bulurum ama.
Yani şimdi burada karşımda olmasanız siz yaptınız diyeceğim ama.
İskender Bey, bu konuyu bir daha konuşacağız, ayrıntılı bir şekilde.
Özcan, topla adamları gidiyoruz.
(Çağatay) Fazla uzaklaşmış olamazlar! Vekilharç'ı da bunu yapanı da bulacağım!
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
Bahtiyar gidin oğlum siz, gidin.
Yok artık.
Siz buradayken nasıl yaptınız bunu?
Biz bir şey yapmadık baba.
(Geçiş sesi)
(Cihangir ses) Çağatay gelecek sizin oraya, Vekilharç'la.
Gelecek, babam hazırlanıyor.
Onlar geldiğinde biz de geleceğiz oraya.
Vekilharç, Çağatay, babam; bu Halka demek.
-Yüzde 20 istiyorum. -(Cihangir ses) Yüzde 30 olsun.
(Cihangir ses) Ama içeride bize yardım etmen gerekecek.
(Cihangir ses) Vekilharç'ı Çağatay'ın elinden alacağız.
(Cihangir dış ses) Ama bizim aldığımızı anlamayacak.
(Müjde dış ses) Anlaştık.
(Gerilim müziği)
Ne oldu zoruna mı gitti Kaan Efendi?
Döverim lan seni!
(Kaan) İşin gücün paralı konuşmak lan züppe!
Bırak!
(Kaan dış ses) Kurtaracağız seni, hazırlıklı ol.
(Gerilim müziği)
Çiğ köfte ye de ağzın tatlansın Vekilharç Bey.
(Vekilharç iç ses) Üst kat WC saat 16.00
Bana dokundu işte.
(Vekilharç dış ses) Benim bir lavaboyu kullanmam lazım.
(Gerilim müziği)
Abi var ya bir uyanırlarsa öttürürler bizi öttürürler.
Uyanmayacaklar Âdem.
Onlar olanları izlerken biz yanlarında olacağız.
-Ya abi-- -Ya Âdem, bir şey olmayacak.
(Kaan dış ses) Müjde'yle konuştuk. Ayarladı her şeyi. Tamam, sıkıntı yok.
Ya ne biliyorsun belki ben 'streşimi' böyle atıyorum göbel?
Tamam, merak etmeyin. Anlamayacaklar hadi.
Hadi bakalım kolay gelsin.
(Gerilim müziği...)
(...)
Herkes de buradaymış. Biz böyle habersiz geldik ama.
Yani siz kamera görüntülerini izlerken Vekilharç zaten çoktan gitmişti.
Biz de keriz gibi koşturuyoruz yanınızda.
Şimdi bana şunların cevabını verin.
Çağatay bu işin altında sizin olduğunuzu öğrenince...
...üstüne üstlük bir de kızımı karıştırdığınızı öğrenince ne olacak?
O dediğin hiç olmayacak.
(Müjde) Ayrıca beni kimsenin bir şeye karıştırdığı yok.
Ben ne yaptıysam kendim istedim, öyle yaptım.
Şimdi sizinle de bizimle de alakası olmadığını düşünüyor.
Yani yapanı da Vekilharç'ı da başka bir yerde arayacak.
(Cihangir) Müjde için de hiçbir tehlikesi yok.
Ama dediğin doğru yani biz burada olmasaydık bize geleceklerdi.
Babanı yakıyorsun.
Sonra da marifetmiş gibi geçmiş karşısına anlatıyorsun.
Yahu beni kime karşı koydunuz?
Kime taraf yaptınız?
Niye Vekilharç'ı Çağatay'ın elinden aldınız?
Kimin için, neden?
Halka'nın işleri bu İskender Bey.
Cihangir, çatıda ne konuştuk mıh gibi aklımda.
Bak, bir daha Müjde olmayacak yanında.
Bu ikimizin meselesi olacak haberin olsun.
(Müzik)
(Müzik...)
(...)
(...)
Ya hadi ben Cihangir abiye laf anlatamıyorum.
Ya bu göbel senin elinde büyümüş.
Sen niye bir şey demiyorsun Mestan abi? Biz ne işlere giriyoruz?
Desem ne olacak Âdem?
Dinleyecek mi? Dinlemeyecek.
En azından ihtiyacı olduğunda yakında oluyorum işte.
Şu fötrlü var ya…
Gör bak o bizim başımızı ne belalara sokacak.
Vallahi diyorum bak, bana malum olur. Yemin ediyorum.
Çağatay zorbanın biri.
Sahibi olduğu sandığı şeyi hak etmiyor.
Bunu herkes anlayınca doğru tarafta benim yanımda olacaksınız.
Bu yaptıklarınız unutulmayacak emin olun.
İyi, güzel konuşuyorsun Vekilharç Bey de, işte doğru taraf, yanlış taraf...
...ama biz bu işleri hayrına mı yapıyoruz zannediyorsun ben onu anlamıyorum.
Herkesin hayrına.
Halka'nın faydasına.
Bu işi tek başınıza Çağatay'a zarar vermek için yapmadınız herhâlde.
Birisi sizi yönlendirdi.
Bravo.
Kim peki?
İşini iyi yapan birisi.
Ona ulaşabiliyor musunuz?
Beni birkaç defa aradı.
Ama ben ne zaman arasam hat ulaşılamıyor diyor.
(Arama tonu) Çalıyor.
(Hümeyra dijital ses) Kaan Karabulut, telefonunu bekliyordum.
Size verdiğim görevi yaptınız mı?
Vekilharç yanımda.
(Hümeyra dijital ses) Vekilharç'ı telefona alabilir miyim, lütfen.
Önce biz konuşacaktık.
Karşı karşıya gelecektik. Ne oldu?
Çağatay’ın, Cengiz’in yerine geçmesini engellediğinizde görüşecektik.
(Hümeyra dijital ses) Öyle sözleşmiştik.
Vekilharç’ı Çağatay'ın elinden almanız ilk adımdı.
(Kaan ses) Sizi daha koşturacağım diyorsun.
Yalnız öyleydi böyleydi derken, bizim sabrımız taşmasın.
(Kaan) Yoksa bir bakmışsın bu numaraya ulaşamıyorsun.
(Hümeyra dijital ses) Sabır.
(Hümeyra dijital ses) Kaan Karabulut, sabır.
(Hümeyra dijital ses) Az kaldı.
Biraz daha sabretmeniz gerekiyor.
Şimdi Vekilharç'ı alabilir miyim, lütfen.
Dinliyorum efendim.
(Hümeyra dijital ses) Nasılsınız Vekilharç?
Sayenizde iyiyim.
Sağ olun.
İşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Edelim efendim.
Ne diyor?
Çağatay diyor. Ne diyecek.
Ona engel olmalısınız falan.
Bu iş niye bize kaldı?
Yani bir bakımdan biz kaşındık aslında.
Peşlerinde dolaşıyoruz, soru soruyoruz, cevap bekliyoruz.
Pazarlığa açığız.
Mesela bu arayan babamı arasa.
Bir şey istese, bunu yap dese ne diyecek?
Kaç para verirsiniz diyecek.
Gibi bir şey.
Ya da suratına kapatacak telefonu.
Anlıyorum efendim.
Bu söylediklerinizi yapabilirim.
Ama sizden bir isteğim olacak.
(Vekilharç ses) Öncesinde sizinle görüşmem lazım.
Bundan sonra birlikte devam edeceksek...
...yüz yüze gelmemiz şart.
Böyle bir görüşme olmayacak Vekilharç.
Olabilir. Neden olmasın?
Bakın...
...bundan sonrası için birbirimize güveneceksek...
...ki bu şart, bir araya gelmemiz lazım.
Yanlış anlamayın ama ben bundan sonra...
...yüzünü görmediğim birinden emir almayı kabul edemeyeceğim.
Tamam, Vekilharç.
(Hümeyra dijital ses) Tamam, görüşelim.
Sipariş geliyor hazır ol.
Az kaldı.
Bu işi bitiriyoruz.
(Hareketli müzik...)
(...)
(...)
Güzel kokuyor ha.
Sarma var galiba.
(Nurten) Gelin, gelin. Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz.
Siz de hoş geldiniz.
Hoş bulduk oğlum.
Allah Allah! Yine bize hoş geldin yok. Bu nedir ya?
Oğlum.
Vallahi yarışmalara katılmalısınız.
Hadi canım.
Nasıl buldunuz?
(Nurten) Güle güle kullan. Yeni mi aldın?
Yok canım ben birine bir iyilik yapmıştım da...
...hatıra mahiyetinde işte.
Çıkarmayın kalsın kafanızda. Çok yakışmış.
(Âdem) Teşekkür ederim.
Hadi buyurun.
(Cihangir) Hadi geçelim.
Amirim, bir şey yemediniz.
Şu aynı suda iki defa yıkanılmaz meselesini biliyorsun, değil mi?
(Cemal) Su aynı su değil, biz aynı biz değiliz.
İşe başlarken bu bilgiler elimizde yoktu.
Kaan Efendi’nin gizlediklerini de bilmiyorduk.
Ne var aklınızda amirim?
Biz bu işe nasıl başladık?
Tekrar buradan başlayacağız.
Bütün dosyaları, her şeyi tek tek elden geçireceğiz.
Belki atladığımız bir şey var.
Hep bir adım gerideydik.
İlk defa öne geçme fırsatımız var.
Kaan'ın söylediği kişiyi bulursak...
...her şey çok ama çok değişir.
-(Âdem) Ziyade olsun. -Afiyet olsun.
Az yedin Cihangir.
Çok bile yedim. Bana fazla bu.
(Nurten) Onun yiyeceği o kadar Hümeyra Hanım.
(Âdem) Vallahi elinize sağlık. Parmaklarımızı yedik.
(Âdem) Yani on puan, on puan. (Kapı zili çalıyor)
(Hümeyra) Eline sağlık Nurtenciğim. Çok güzel olmuş hepsi.
Sağ olun.
Gülay Hanım, hoş geldiniz.
Kim var içeride Âdem?
Herkes.
(Nurten) Gülay Hanım, hoş geldiniz.
Buyurun.
Habersiz geldim. Rahatsız etmeyeyim Nurten.
Buyurun. Lütfen buyurun.
Ben de sarma yaptırtmıştım.
Bak görüyor musun Cihangir...
...senin sevdiğini öğrenince herkes seferber olmuş.
Hoş geldiniz Hümeyra Hanım.
Hoş bulduk Gülay Hanım.
Uzun süredir görüşemiyorduk.
Sizi burada görünce şaşırdım biraz.
Çocuklar davet ettiler yemeğe.
Kıramadım ben de.
Haberim olsaydı bizim orada ağırlardım sizi.
Hem daha rahat ederdik.
O da olur inşallah.
Ha bilseydim...
Tabii İlhan'ın işi gücü oluyor ama ben gelirdim.
Anne, bu bir davet falan değil.
Bildiğimiz normal akşam yemeği.
Takılıyorum oğlum.
Yemek bahane.
Oğlumu görmek istedim, geldim işte.
İkinizi böyle görünce İlhanların gençliği geliyor aklıma.
(Gülay) Eren'le İlhan da aynı böyleydi.
Öyle değil mi Hümeyra Hanımcığım?
Ben çocukların ne anneye ne babaya...
...ne de başkalarına benzetilmesini hiç sevmem Gülay.
Bütün çocuklar kendilerine benzer.
Öyle de olmalılar zaten.
(Hümeyra) Annelerine, babalarına benzemesinler.
Onların yaptığı hataları yapmasınlar.
İyi insan olsunlar.
Haklısınız canım.
Neyse doğrudan söylesinler.
Öyle insanın arkasından iş çevirmesinler.
Yapmaz canım çocuklar, yapmaz.
Tabii canım, ben de onu söylüyordum.
Yapmazlar.
Öyle çevrelerinde dolaşıp her yüzlerine gülene inanmasınlar.
Ama bizimki sadece temenni Hümeyracığım.
Eline sağlık Nurten.
-İyi akşamlar. Hadi Kaan. -Kahve içmez misiniz?
Yok, Cihangir. Sen de dinlen biraz.
İstirahat et, biz gidelim.
(Hümeyra) Hadi Kaan.
(Hümeyra) Kaan hadi dedim.
Kahve içseydik ya.
-(Cihangir) Erken kalktınız. -(Nurten) Yine gelin.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Ay, kırıldı mı acaba? Hay Allah, düşünemedim bak.
Anne, ne yapmaya çalıştığının farkındayım.
De niye yapıyorsun onu anlamıyorum.
Bak oğlum sen beni yanlış anlıyorsun.
Bu ailenin istemediğimiz ölçüde aramıza girmesi beni endişelendiriyor.
(Gülay) Sen daha ne kadardır tanıyorsun ki Kaan'ı?
Dün bir bugün iki.
Yanında dolaşıp duruyordu, şimdi ortağın oldu.
Niye?
Anne bak benim bir aklım var.
Tartabiliyorum.
Bir insanı ne kadar bir sürede tanırsın?
İki gün yanındadır, dürüsttür...
...bir ömür yanındadır, yalancıdır.
Bilebilir misin?
Ben annesini çok iyi tanıyorum.
İçten pazarlıklı biridir.
(Gülay) Bak sen de bana hak vereceksin. Annem demişti diyeceksin.
İyi geceler.
(Müzik)
(Kapı kapandı)
İyi geceler oğlum.
(Müzik)
"Bâki kalan şu kubbede bir hoş sadâ imiş."
Emanetinizi getirdim Çağatay Bey.
Mesele Vekilharç’ın kaçmış olması değil.
Kaçırılmış olması.
Vekilharç kim?
Sözcü. Kimin işine yarar?
Söyleyecek sözü olana.
Peki, benim merak ettiğim şu.
Benim olduğum yerde kim kendi borusunu öttürmek istiyor?
Bunu bilmem lazım.
Evet.
Şu...
...Vekilharç işi ile ilgili kulağına bir şey gelirse...
Mutlaka haberdar ederim.
Edersin, mutlaka edersin.
Kurnazsın.
Kokusu çıkar.
İhale sana kalır İskender Bey.
Döner bulurum seni.
(Müzik)
Ben olmadan yaşadı, yaşayacak.
Hak edenin yöneteceği bir örgüt olmayı sürdürecek.
Parayı en kolay nerede bulursanız oraya bakacak...
...hesap gününde size geleni karşılayacaksınız.
-Cengiz Han buymuş demek. -(Cemal) Hı.
Ne diyor amirim? Siz anlayabildiniz mi bir şey?
Yani işte.
Vasiyet açıklıyor gibi ama tam öyle de değil.
Biraz şifreli konuşuyor. Ben öyle anlıyorum.
Halka’nın lideri değişecek.
(Cemal) Ama Çağatay demiyor. Çağatay olsa açıktan söylerdi.
(Cemal) Bir mücadele var.
Ne oldu? Aradı mı seni mekanik ses?
Sen inatçıysan ben de inatçıyım amirim.
Aramadı yani.
Amirim.
(Kaan) Cemal abi.
Yapma böyle ya.
(Kaan) Yüzüme bakmıyorsun.
Tamam, kabul, ben hatalıyım.
Sana önceden söylemeliydim.
(Müzik)
Sanki bir şeyleri gizleyen sadece benim.
Ne demek o?
Amirim yani, Kaan herkesin sırları vardır diyor.
(Kaan) Cemal abi.
Biz o gün senin evine gittik ya...
Masada bir tane hastane dosyası gördük.
Cık.
Masanın üstündeydi. Yani karıştırdığımızı düşünmeyin.
Amirim.
-Amirim. -Çekil!
Cemal abi. Bir dur ya bir şey söyleyeceğim.
(Kaan) Bak biz doktorla konuştuk.
Senin tedavi olmak istemediğini söyledi.
-Amirim-- -Çocuklar...
...beni rahat bırakın.
Ah Kaan ya!
Ne yapayım ya işte.
Şansımı denedim, yani belki ikna ederiz.
Ters tepti işte.
Yani bana sorsaydın ben söylerdim sana böyle olacağını.
Sen diyordun ya söyleyelim diye.
Sen de söylemeyelim diyordun.
("X-Ray Dog - Knocking On The Wrong Door" çalıyor)
(...)
(...)
("X-Ray Dog - Knocking On The Wrong Door" çalıyor)
Bu kadar çabuk aramanı beklemiyordum.
Evet, sana bir özür borcum vardı.
Ayrıca teşekkür etmek istedim.
Hesap kabarık.
Dört teşekkür, bir özür, bir yardım sözü.
Ha bir de son işten payım.
Ki bu en önemlisiydi.
Evet.
O yüzden şimdiden başladık işte.
Sen beni çatıya götürdün ya kendi gizli mekânına...
...ben de seni kendi mekânıma getirdim.
Sevmedin mi?
Eğlenceli kısmı arkada.
Gel götüreyim.
(Cihangir) Bu taraftan.
("X-Ray Dog - Knocking On The Wrong Door" çalıyor)
Burası.
Yalnız beni burada Cihangir Tepeli olarak bilmezler.
Ha.
Vay be!
Ben de deneyeyim mi şansımı?
Anlar mısın?
Yo anlamam.
Ama ben kazanmayı değil yarışmayı seviyorum. Öyle diyelim.
Hadi bakalım.
Ne yapıyoruz şimdi?
Şim...
(Cihangir) Şimdi.
Bu zıplatıyor mu?
Bir dene.
-Ha? -Dene.
Ha eğiliyor!
Vay canına! Bu?
Ya of!
Ben en iyisi kahve alıp geleyim.
Sen al bu jetonları, al bunları. Hepsini kullan.
Birazcık idman yap, ben geliyorum.
(Cihangir) İstediğin bir şey var mı?
Yok.
Tamam, çocuklar.
Daha önce görmediğiniz yer değil. Gidin evinize yatın.
(Kaan) Amirim nasıl yatalım bu hâlde? Aç Allah aşkına.
Hişt!
Bir; seni ilgilendiren işlerle uğraş.
İki; benim binamda bağırma.
Kurtulma şansın varmış amirim.
Niye tedavi olmuyorsun?
Korkuyor musun tedaviden?
Ne ara çıktı şimdi bu korku falan? Beni mi gaza getiriyorsun?
Korku ne?
Amirim siz korkmuyor olabilirsiniz ama ben korkuyorum.
Annemi kaybettim, babamı kaybettim.
Benim hayatta sevdiğim herkes öldü. Ödüm kopuyor size bir şey olacak diye.
İçeri geçin.
(Cemal) İçeri.
(Cemal) Geç sen de.
Cık. Üf...
Ne oldu, bitti mi jetonlar?
Evet, çok zormuş.
Bir tur daha ister misin?
Yok. Hatta hiç denemeyeyim.
(Müjde) Ben işi uzmanına bırakayım.
Seni böyle kenardan izleyeyim.
Tamam, o zaman kahveyi tutman gerekecek.
Ben sana göstereyim. Aslında çok basit.
Birkaç tane hareket var. Onları...
(Müzik)
Allah Allah!
Ya.
Ben küçükken atari salonu sahibi bir adamın babama borcu vardı.
Ben de üç sene kadar falan sabah akşam oynadım.
Bak o puanı geç, üstüne çık...
...sana söz, bütün borçlarını sileceğim.
Ne o?
Pişman mısın beni buraya getirdiğine?
Yo.
Bence artık iyi bir rakibim oldu.
Hadi bakalım.
Sarı trolü ben alırım.
Canavardan korkar mısın?
Alttan tekmeler? Güzel.
Daha bir şey görmedin.
Bak ben şimdi ne yapıyorum.
Uzaklaşın.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Ben bundan sonra yüzünü görmediğim birinin...
...emirlerini almayı kabul edemeyeceğim.
(Hümeyra dijital ses) Tamam, Vekilharç.
(Hümeyra dijital ses) Tamam, görüşelim.
(Yaklaşan ayak sesi)
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik...)
Bir erkek bekliyordunuz, değil mi Vekilharç Bey?
Doğru.
Sizi beklemiyordum Hümeyra Hanım.
Ama düşününce...
...konuştuğum kişinin siz olabileceğini daha iyi anlıyorum.
Siz Halka’ya çalışıyorsunuz.
Halka’nın çıkarları neyi gerektiriyorsa onun yanındasınız.
Öyle mi?
Bu bir klişe Hümeyra Hanım.
Evet, bunu bana biri sorsaydı...
...kendimi anlatmak için bu açıklamayı yapardım.
Ama çok şey değişti.
-Ne değişti? -Halka.
Başlangıç ilkelerinden uzaklaştı.
Ha mesele Çağatay'ın delilikleri değil.
Uzun süredir yanlış yönetiliyoruz.
Sizi bu yüzden kaçırttım.
Halka’yı korumak için hayatta kalmak zorundasınız.
Çağatay başa geçerse...
...kurtulmak istediği ilk insan sizsiniz.
Sonra da sizi bulacak.
Ve biz bu yüzden yan yanayız.
Mantığım sizi destekliyor.
Ama bir de şahsi fikrim var.
Nedir?
Bu kadar aptal erkeğin arasında sizin gibi...
...akıllı bir kadına hizmet etmekten onur duyarım.
(Müzik)
En çok neye kırıldım biliyor musunuz?
Ya kırılma hakkın falan yok da söyle işte.
Siz benim en yakınımsınız amirim.
Yani ben hep öyle gördüm.
Ama böyle ben gidiyorum eyvallah diyebildiğinize göre...
...siz beni hiç öyle görmemişsiniz.
Tamam, bu doğru bir eleştiri.
Sen söyle, ne diyorsun?
Vallahi amirim, bizim ilişkimiz çıkar ilişkisi olarak başladı.
Bende yalan yok. Ben ilk tanıdığımda sana uyuz oldum.
Ama o oldu bu oldu, o kadar olay yaşadık...
...abi kardeş gibi olduk yani.
Ben maçı niye bıraktığını anlamıyorum abi.
Neden tedavi olmuyorsun?
Oğlum bu bir eleştiri değil.
Bu benim bile isteye yaptığım bir seçim.
Ben hastalıktan bahsetmedim, çünkü sizin kadar önemsemiyorum.
Tedaviye başlamadım, çünkü önceliklerim başka.
Nasıl?
Bahar, benim Halka’yı çökertmek gibi bir meselem var.
Bu benim için hayat memat meselesi.
Halka’yı çökertmeden ölmem...
...Halka'yı çökertirsem ölsem de gam yemem.
Ya ben çökerteceğim bu Halka'yı. Ne Halka'ymış arkadaş ya!
Amirim ben istiyorum ki yani biz istiyoruz ki sen kendine iyi bak.
Amirim ne olur yapmayın. Bakın bu ne kadar sürecek onu da bilmiyoruz.
(Cemal) Sürdüğü yere kadar.
(Cemal) Ne kadar sürerse o kadar.
Önce Halka sonra tedavi.
Tamam, konuşmak istediniz konuştuk.
Ben derdimi söyledim siz de öğrenmiş oldunuz.
(Cemal) Artık bu konu kapansın.
Bir daha bunu duymak istemiyorum. Bitti!
(Vekilharç) Çağatay’ın istediği parayı vermiştir hepsi.
(Vekilharç) Başa geçtiğini düşünüyorlar.
(Vekilharç) Teslimat yapmasına engel olmak zor.
Zaten böyle bir iş için kime güvenilir, bilmem.
Kaan'ı ve Cihangir'i kullanacağız.
Kaan ve Cihangir sizi, yani...
...sizin siz olduğunuzu bilecekler mi?
Henüz değil.
Sırası gelecek.
Ve çok yakında.
Ama henüz değil.
O zaman nasıl kabul edecekler bu işi yapmayı?
Güvenmezler bize.
Mecburuz.
İkna edeceğiz, başka çaremiz yok.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Vekilharç) Anlaşmaya uyacak mısınız?
Uyacağımızı söyledik.
Umarız bu işten sadece siz değil biz de kazançlı çıkarız.
Aynı taraftayız.
Ben onu bunu bilmem.
Bu telefondakiyle tanışmak istiyorum.
(Vekilharç) Gördüğünle yetineceksin Kaan.
Halka bildiğiniz insanlardan ibaret değil. Çok daha büyük.
Doğru yukarısı var.
Daha da yukarı var, değil mi?
Çağatay'a vereceğiniz para bu çantada.
(Müzik)
(Kapı vuruluyor)
(Cemal) Gel Bahar.
Amirim ne zaman geldiniz?
Bütün gece burada mıydınız?
Bu Cengiz’in yanındaki her kimse Halka’yı çok iyi tanıyor.
Cengiz onu yanında tuttuğuna göre, Cengiz Han da onu tanıyor.
Demek ki ya eskilerden ya eskilere yakın biri.
Babam hayatta olsa ona sorardık.
Kemal abinin günlüğünü kaç defa okudum bilmiyorum.
-Bir şey bulabildiniz mi? -Hayır. Henüz değil.
Varsa bana bir çay versene.
(Müzik)
Özcan bakıyorum da sevdin sen para sayma işini.
Hişt baban nerede?
(Islık çalıyor)
(Kaan) Hah. Borcumuz.
Maşallah herkese de kartvizit gitmiş.
Hayırdır gençler, işleriniz rast mı gitti?
Bizden habersiz kimseye çaktırmadan iş mi yaptınız?
-Nedir bu paranın kaynağı? -Getir dedin getirdik. Beğenemedin mi?
Haa! Üzümünü ye bağını sorma diyorsun yani.
Bir tane daha böyle bir laf vardı üzümlü yine.
Neydi? Üzüm, üzümsüz. Yok üzüm.
Üzüm mü yiyeceksin bağcıyı mı döveceksin?
-Yok, yok öyle değil. -Ona benzer. Ama tam değil.
Demek ki atalarımız...
...Orta Asya’daki kuraklıktan sonra mümbit topraklara göçtüğünde, ha?
Bak bu komikti işte.
Bırakalım şu üzüm muhabbetini.
Adam akıllı bir soru sordum, cevap verin. Nedir bu paranın kaynağı?
Kredi çektik.
-Bankadan mı? -Haha. Tepeli Bank.
-En yüksek faiz. -Vay be.
Sen şu İlhan Tepeli'ye bak. Birde param yok diye ağlıyor.
(Çağatay) Demek oğlu isteyince hemen çıkarıp vermiş.
Ne babalar var şu hayatta.
(Kaan) Vekilharç'tan haber var mı?
Yok. Ama bir deliğe girmiş saklanıyordur. Eninde sonunda bulacağım.
Sonra o iş nasıl oldu, anlattıracağım ona.
İllaki.
(Gerilim müziği)
Gidebilirsiniz.
Hadi eyvallah.
Oğlum bilerek mi yapıyorsun şunu?
Oğlum hoşuma gidiyor. Gözünü belertiyor ya.
Özcan paraları depoya götürelim.
Vekilharç!
(Gerilim müziği...)
(...)
Nasılsın Vekilharç'ım? İyi oldun mu?
Görüyorsun değil mi? Kuvvetli bir ilaç, tanıdık bir doktor.
Tıp mucizelerle dolu. Bak hemen toparlanıyorsun.
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Doktor) Çok şanslıymış. Kurşunlar hiçbir hayati organa zarar vermemiş.
(Gerilim müziği)
-(Doktor 1) Ne oluyor? -(Doktor 2) Bir aksilik var.
(Doktor 2) Kaybediyoruz hastayı.
(Doktor 1) Nasıl oldu bu? Bir sorun yoktu.
(Doktor 2) Kaybettik hastayı.
Maalesef kaybettik.
(Gerilim müziği...)
(...)
Hapse girmekten de mezara girmekten de kurtuldun.
Ben olmasam, Terzi'yi ikna etmesem...
...araya girmesem, babam çoktan biletini kesmişti.
Biliyorsun değil mi?
Minnettarım.
(Çağatay) Bir an önce toparlan, gücünü topla...
...yeni görevinin başında seni bekliyorum.
Yapılacak çok iş var.
(Gerilim müziği)
(Altan) Sağ olun Çağatay Bey.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
Teknoloji.
Bilim ve teknoloji.
Çağatay'a vereceğiniz para bu çantada.
-Ben vermeyeceğiz sanıyordum. -Hayır, bilakis.
Ödemeyi yapacaksınız. Hem de kuruşu, kuruşuna.
Çağatay parayı başka bir yerde depoluyor.
Paranın içinde verici var. Bu ödeme sayesinde onun yerini bulacağız.
Peşindeyiz Çağatay. Beş parasızda kalabilirsin...
...beş paralık da olabilirsin. Az kaldı.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
Teslimat varmış.
Adres yanlış diyorsan döneyim.
(Erkek) Tamam, tamam. Açın kapıyı.
(Gerilim müziği...)
(...)
Sen şunu bir tut.
Kontrol edelim kardeş. Yolda bulsan sayacaksın.
(Mestan) Bagaj da dolu.
(Bagaj kapandı)
(Kaan) Geç şu kapıdan.
(Kaan) Geç, geç, geç.
(Gerilim müziği)
(Korna çaldı)
Kolay gelsin.
(Erkek) Kaçıyorlar. Durdurun!
(Erkek) Durdurun, kaçmasınlar!
(Mesaj geldi)
Ne oldu?
Soyuldum mu?
Ne oluyor Özcan?
Vekilharç'ı alıyorlar, paramı çalıyorlar.
Ben bu kadar beceriksiz biriysem niye yaşıyorum ki?
Al.
Kim yapıyor bunu?
(Çağatay) İkisi de aynı kişi. O belli.
(Çağatay) Aslında benim bir tahminim var ama.
Emin olayım.
(Çağatay) Öyle alacağım canlarını.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Cengiz ses) Parayı en kolay nerede bulursanız oraya bakacak...
...hesap gününde size geleni karşılayacaksınız.
Altan sen bunu kaç kere izledin?
Kafama takılan bir nokta var ona bakıyorum.
Yarın teslimatımız var farkındasın değil mi?
Evet.
Ama paramız yok. Paramız çalındı.
Bunu kimin yaptığını bulup geri almam lazım paramızı.
Sıkıntı bunu yapanlar mı? Yoksa para mı?
Sıkıntı para Altan.
İnsanların para için yaptıkları şeyler.
Sen dinliyor musun beni?
Para gitti, nereye gitti? Vekilharç'a gitti. Niye?
Çünkü Vekilharç, Halka'ya teslimatı kendisi yapacak...
...ve kendince Halka'nın başına geçecek.
Bu başka bir problem.
Ama sıkıntı eğer paraysa...
Altan biz niye anlaşamıyoruz?
Ortam mı steril değil, yeterince serum mu yemedin? Niye anlaşamıyoruz biz?
(Cengiz ses) Parayı en kolay nerede bulursanız oraya bakacak...
...hesap gününde size geleni karşılayacaksınız.
Bu bir mesaj olabilir mi?
Bizzat size Çağatay Bey.
Ne gibi?
Parayı en kolay nerede bulursan oraya bakacaksın.
Banka mı soyayım yani? Bu mudur?
Para en kolay bankada bulunur.
Basit bir bilmece bu Çağatay Bey.
Para en kolay sözlükte bulunur.
(Altan) Her baktığınızda oradadır.
Sözlükte mi?
(Gerilim müziği)
(Çağatay dış ses) Babamdan kalan Vekilharç. Satranç takımı...
...birkaç tane renkli hap, bir de eski bir sözlük.
(Gerilim müziği)
Para, para, para!
Özcan yaz.
(Çağatay) Nerede, nerede, nerede?
Akasya.
Sokak.
(Çağatay) Boncuk.
Apartman.
Çatı.
Kat.
Özcan, Cengiz Han’ın hazinelerini mi bulduk yoksa?
Seni yaşatmakla doğru kararı vermişim Altan.
Sabah oluyor. Bu da bir işaret.
(Çağatay dış ses) Babam bana bir dikili ağaç bırakmış mı yoksa?
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
İşlem tamam. Para bizde.
Çağatay'ın eli boş. Şimdi o prosedür neyse...
...onu uygulayabiliriz.
Güzel.
Tabii o telefondaki kişi gelirse.
Gelecek.
Sonra?
Sonra gideceğiz, yeni Halka'nın başına geçeceğiz.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
(Kapı kapandı)
Akasya Sokak.
Boncuk Apartman.
Çatı kat.
Sanki bir yerden hatırlıyorum seni ama.
Bize yolu açar mısın?
Memnuniyetle.
(Silah sesleri)
Tamamdır Terzi. Sağ ol.
(Kadın) Birin mi aradınız?
Bak bunu da sevdim. Tanımazdan gelmek.
Özcan ilgilen.
Cık cık cık. Çekil şöyle çekil.
(Çağatay) Vay paralar burada.
Sen burada paraları mı bekliyorsun?
Bakayım. Evet bekliyorsun.
-Benim işim beklemek. -Havalı bir cevap. Gördün mü?
Babam öldü bekçi hanım. Duydun mu?
-Bildirildi. -Bildirilmiş. Hak ettiğimi almaya geldim.
Senin buradaki işin artık bitti. Şimdi git.
Ya da dur dur gitme. Birde herkese de ki...
...Çağatay işin başına geçti dersin.
Anladın mı? Şimdi git.
Ya da dur dur gitme. Şu hanımefendinin silahını verir misin?
Bu silah Halka'nın demirbaşı. Onu alırım. Ama seni almam.
Git herkese deki Çağatay beni kovdu.
Niye diye sorarlarsa, yani Çağatay seni niye kovdu derlerse...
...dersin ki ona babasını hatırlatıyormuşum.
O yüzden beni istemedi dersin.
Anladın mı? Bence senin için itibarlı bir gerekçe.
Şimdi git.
Gençler, randevumuz var. Şu paraları arabalara yükleyelim.
Hadi.
-Bu işin bir zamanı var mı Vekilharç? -Tabii.
Ama daha vaktimiz var rahat ol.
Biz rahatız, sen de rahat ol.
Adam gelmezse o paralarla beraber gidiyoruz.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Telefon çalıyor)
(Dijital ses) Hümeyra seninle hemen konuşmamız lazım.
Siz kimsiniz?
Bir aksilik olduysa...
...yani sözleştiğimiz kişi gelemezse…
Bana bak, ağız değiştiriyorsun Vekilharç.
O gelmezse ne olacağını söyledik. O varsa varız, yoksa yokuz.
Neyin tehlikede olduğunu bilmediğiniz için böyle konuşuyorsunuz.
Bunu başaramazsak, bir aksilik olursa, yukarıdan birileri gelirse...
...hepimiz harcanırız.
Ben onu bunu bilmem aşağısı, yukarısı, geç bunları.
Bir değil, iki değil, işinizi görüyoruz.
-Karşılığında ne var? -Hava cıva.
Yok biri gelecek, yok öbürü gidecek.
Madem bu mevzu bu kadar sıkıntılı, bu kadar önemli, niye gelmiyor?
Bize söz vermedi mi bu adam? Karşınıza çıkacağım, her şeyi anlatacağım diye.
Söz verdi. Evet, söz verdi ama belki başka...
...bir durum nedeniyle sözünde duramıyor.
Yani gelemeyecek.
O zaman biz de sözümüzü tutmuyoruz.
Gidelim Kaan.
Durun, durun. Bunu teslim ederseniz elde edeceğiniz gücü düşünün.
Halka'nın, bu tarafın başına geçeceksiniz.
He ya he.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
Ödemeniz dışarıda. Teslimat tamam.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
Nasıl buldun beni?
Kaan sayesinde.
Onu arayan sesten ayrıntılı bahsedince...
...o sesin yaptığını...
...yaptırdıklarını düşününce...
İlla bir can alacağım.
(Cemal dış ses) İskender’in seni tehdit ettikten hemen sonra vurulması.
(Cemal dış ses) Kaan hapse dönme tehlikesiyle...
...karşılaşınca birinin aniden Terzi’yi serbest bırakması.
(Erkek dış ses) Kaan Karabulut, Terzi'yi durdurman için sana yardım edeceğim.
(Cemal dış ses) Önce Kaan’ı sonra seni koruduğunu düşündüm birinin.
(Cemal dış ses) Ama sonra, şu defteri tekrar karıştırınca...
...gözümüzden kaçan bir şeyleri fark ettim.
(Gerilim müziği)
(Cemal dış ses) “İçeri girdiğimde HC'yle tanışacağımı bilmiyordum.”
(Cemal dış ses) “Sert ve otoriter görünümlüydü.”
(Cemal dış ses) “KE'yle beni bir yere gönderdi.”
(Cemal dış ses) “KE'yle de o vesileyle tanıştım.”
(Cemal dış ses) “Hırslı biriydi.”
(Cemal dış ses) “K’nın kayınpederi U’lar.”
(Cemal dış ses) “Kızı KH tam anlamıyla babasının kızı.”
(Cemal dış ses) “Halka’yı ele geçirmek istiyorlar.”
(Cemal dış ses) “Mart ortasında Aİ'yle tanıştım.”
(Cemal dış ses) “Saf bir çocuk gibi görünüyor ama kurnaz.”
(Cemal dış ses) “Tİ bir tezgâhla Halka’ya girdiğini anlattı.”
(Gerilim müziği)
(Cemal dış ses) Cengiz Han.
(Cemal dış ses) Eren Karabulut.
(Cemal dış ses) İskender Akay.
(Cemal dış ses) İlhan Tepeli.
(Cemal dış ses) Hümeyra Karabulut.
Önce sadece kurnaz sandım ama aklı da zehir gibi.
Hümeyra Hanım biliyor mu?
(Cemal dış ses) Hümeyra Karabulut sıradan biri değil.
Birileri İlhan Tepeli'yi gözden çıkarmışa benziyor.
Yani bileti kesildi kesilecek diyorlar.
Öyle diyorlar.
(Bahar) Peki siz bunu nereden biliyorsunuz?
Annemi hiç tanımıyorsunuz tabii tanımıyorsunuz.
Kaan'ın geçmişinde, mahkumiyetinden önceki hayatıyla ilgili...
...sakladığı bilmemiz gereken bir şey var mı?
(Hümeyra) Yok.
Benim dedem kabadayıymış.
(Cemal dış ses) U’lar.
Babam da kabadayıymış. Benim annemin kafa biraz...
...farklı tıkırdar.
(Cemal dış ses) “Kızı KH tam anlamıyla babasının kızı.”
(Cemal dış ses) “Halka’yı ele geçirmek istiyorlar.”
(Gerilim müziği...)
(...)
(Telefon çalıyor)
(Cemal dijital ses) Hümeyra seninle hemen konuşmamız lazım.
Siz kimsiniz?
Parçaları da birleştirince, buraya geldim.
(Cemal) İyi kandırdın bizi Hümeyra Hanım. Parmağında oynattın.
Hani hayal kırıklığım bu kadar büyük olmasa...
...hayran olduğum diyeceğim.
Şimdi ne olacak?
(Gerilim müziği)
(Jenerik müziği)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı alt yazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi ES FİLM tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra M. Koçak - Özgür Deniz Türk...
...Tugay Çiftci - Hatice Başpınar - Nuray Ünal
İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri
Son Kontroller: Ela Korgan - Zerrin Yılmaz Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği...)
(...)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.