All language subtitles for The.Nightingale.Of.Bursa.tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.MX

Official YIFY movies site: YTS.MX

İstavrit balığı…

… sardalya balığı!

Çipura, uskumru.

Erol geldi. Erol.

Erol, Erol.

Hadi kızlar.

Nerede bu dokumacı kızlar?

Cevap ne? Hepsi burada. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Atak.

Hop! Evet bir kadınlar matinesinde daha hep beraberiz.

Hadi elleri göreyim. Hadi eller. Hop.

Allah Allah. Kimleri görüyorum. Meşude teyze de gelmiş, maşallah.

Yaş yetmiş Meşude'de iş bitmemiş.

Abi! Annem balık istiyor para versene.

Abi para ver.

Hadi elleri görelim.

Ay, arka cebimde.

Hadi bakalım, öbüründe, öbüründe.

Hadi.

-Atak yap, atak. -Abi. Peruk gitti.

-Abi… -Köpeği tutun. Tutun köpeği.

Hey, hey.

Hey!

-Özcan! Köpeği tut. -Hey.

Köpeği tut Özcan.

-Dur! -Hey!

-Ver şunu! -Yakala!

Hey! Buraya gel.

Tut Köpeği tut. Hey!

Buraya gel.

-Hey! -Gel buraya!

Tutun köpeği tutun ya, tutun köpeği! Tutun lan!

Nereye Cengiz abi? Kaset çıkartmaya mı?

Çıkartacağım ben sana şimdi bir şey.

Köpeği tutun!

-Dur! -Ah, gel lan buraya. Hey!

Özcan yetiş!

Özcan yakala artık.

Yakala. Hey!

-Hadi!

-Abe kimsin sen? -Ver şunu bana.

Sapık mısın sen? Akıtmışsın gözlerini kızıma kızıma.

Yok efendim. G… Gözüm gitti.

Ee, peruk, köpek peruğumu çaldı da.

Buraya gelince biz de girdik. Köpek sizin herhalde. Peruğumu çaldı.

Çalmaz Oscar! Sen onu çalmışsın. Bir de üste çıkarsın ha?

Hırsız! Çocuk kimin?

Bunu da mı çaldın? Hı?

Çocuğum, çaldı mı bu herif seni?

-Korkma bakayım, söyle bana. -Hayır.

-Ne der? -Nein.

Benim yeğenim efendim. Almanya'dan abimin oğlu.

Köpeğiniz mekanımıza daldı, peruğumu aldığı gibi

buraya kadar geldik. Sahilden beri koşuyoruz yahu.

Lütfen hırsız mırsız dandik dandik konuşmayın.

Ulan sensin dandik, getirtme beni oraya şimdi ağzını ayırırım senin ha!

Ay kız anne yeter be, çalmadım diyor abi işte.

Abi? Teşekkürler.

Arzu ne bağırıyorsunuz ne oluyor be?

Cengiz abi ne arıyorsun burada?

Taşkın ben.

Kanuncu Taşkın be.

Ah, kanun. Canım benim Taşkın.

Burada mı oturuyorsun?

Ah, canım benim.

-Tertemiz oldu.

İyi yıkayaydın Arzu.

Arap sabunuyla yıkadım anne, ayna gibi oldu vallahi.

Tak bakalım nasıl duracak Cengiz abi.

Taşkıncım sonra takayım ben bunu. İlacı var zaten onu sürmek lazım önce.

Kelin ilacı varmış, Şeref.

Sen niye onu takıyorsun ki Cengiz abi? Fıstık gibi abimizsin.

Taşkınım biliyorsun bizim hayatımızı. Sahne, kaldırır, gece.

Ama başka bir çaresi olsa, tarla gibi ekseler, çıksa. Ne güzel olur be anne, he?

He oldu bu tarafa da mısır eksinler bari.

Ha, bak kaptı, bunu atarsak kıyamet kopar.

-Hadi! Hadi!

Müthiş bir adam.

Arjantin'li miyiz be size ne oluyor?

Maradona'yı seviyoruz anne. Elimizde değil. Karşılığı yok.

Efendim peki o zaman biz müsade isteyelim.

Otur oğlum otur. Beraber yeriz.

-Zeliha, aç bir yetmişlik. -Ne?

Keyfim yerine geldi be!

Bu saatte içilir mi be?

İçilir.

Zeliha abla!

Sevda gel, gel.

Hoş geldin kız. Gel.

Hoş bulduk.

Şerafettin hocam.

-Abla hayırlı bir haber getirdim. -Ne haberi gene?

E, benim üst komşu Suna teyze. Arzu'yu görmüş çok beğenmiş.

Münasipse hayırlı bir iş için gelmek istiyor. Küçük oğluna.

-Doktor olana mı? -Hı.

-Ha, vermiyoruz. Münasip bir dille söyle.

Münasip bir dille vermiyorlar diyorum.

He! Münasip bir dille vermiyorlar de. Hadi.

Arzucum ne haber?

Öpsün ablası git.

Taşkıncım selam.

-Merhaba. -Merhaba.

Ay, ben sizi tanıyorum.

Siz plajdaki müzisyensiniz, değil mi?

Vallaha bu halde tanıdınız. Evet.

Bak herkes tanıyor seni Cengiz abi.

Ee, ne yapıyorsunuz abla?

İçecekmiş bunlar. Sofra kuracağız. Yürü.

-Öf be. -Evet hafız!

Aynı, aynı Cengiz Kurtoğlu vallahi.

Benim de talihsizliğim bu.

Bu senin kendi sesin mi? Hep böyle mi okursun?

Evet hocam. Benim tarzım bu aslında başından beri. Allah vergisi.

Fakat işte hayatta birileri sizden önce hareket ediyor.

Biz yapınca sonra taklit diyorlar.

E senin neyin eksik canım Cengiz Kurtoğlu'ndan?

Saçını da taktın mı tamam işte be. Yedir gitsin.

-Kaset çıkartacağım. Para biriktiriyorum. -He?

-Kaset mi çıkartacaksın? -Evet.

Bir kaset çıkartayım diyorum. Hayalim bu.

Diyorum ki demosunu Bursa'da yapayım. Alayım sonra demoyu İstanbul'a götüreyim.

Şansımı deneyeyim. Hayırlısı inşallah.

Çıkış için yeni şarkı lazım Cengiz abi.

-He? -Çıkış için sana yeni şarkı lazım.

Okuyacağın eserlerin hepsi okundu.

Şansını azaltırsın. Tonla da para tutar.

Böyle yeni bir şarkı ama be. Fıkır fıkır sanki.

Babamın yeni şarkısı varya "Bursa Kızı" diye. Onun gibi.

-Öyle bir şarkı mı var? -Var, var.

Şerafettin, al şu sazı eline bakayım, hadi!

İyi madem.

Son, iki, üç, dört!

Ay ne kadar ritmik, ne kadar disko.

Op!

İyi akşamlar!

Tanrım!

Neredeydiniz? Öldük meraktan.

Neredesiniz be oğlum?

Özcan, geç otur şöyle.

Senede bir ay memlekete geliyoruz,

orada da burnumuzdan getiriyorsunuz be.

Bursa minibüsünü kaçırdık baba.

-Karpuz arabasıyla geldik. -Ne?

Ay neyse. Sonunda sağ salim geldiler.

Müthiş haberlerim var. Müthiş haberler.

Çok güzel bir gün. Çok güzel haberlerim var.

Neymiş o müthiş haber?

Abi, ben bugün Mudanya'da,

ünlü bestekar Şerafettin Neşe ile tanıştım.

Kaset çıkartıyorum!

Hadi be? Yıllardır aynı şey zibidi.

Çıkamadı o kaset bir türlü.

Bu sefer çıkacak.

Bu sefer şansımız çok büyük.

Bu sefer bambaşka. Bir şarkı yapmış.

Bir kerede kulağıma yapıştı.

Bak.

Şu an kaseti okusam, üç ayda bir milyon satmazsa şerefsizim. Yemin ediyorum.

-Ya? -Ya.

Abi? Baş başa bir konuşabilir miyiz?

Nein! Para isteyecek. Ayhan, hayır, lütfen!

Yengecim ne olur ya, lütfen.

Tamam para isteyeceğim. Evet para isteyeceğim!

Vermeden alınır mı? Vermeden alınır mı?

Oğlum! Yıllardır ben senin için mi çalışıyorum Almanya'larda?

Geri zekâlı.

Aşk olsun abi.

Çocuğun yanında öyle dalga geçer gibi geri zekâlı falan?

Vallaha kırıldım ben buna. Bir kötü hissettim şu an ben.

Bir bin mark senin için bir para olmayabilir

ama bizim için büyük para abi.

Neyse, ben bunu da içime atarım, yutarım yani.

İçime ata ata zaten bak. Sahte saçla geziyorum ben.

Bak ne güzel senin saçların. Vur tarağı çık sokağa.

Allah herkese kalbine göre versin.

Oğlum, ağlama.

Ay abi yapma böyle ya.

Oğlum ağlama. Tamam. Kes artık.

Bakarız bir çaresine.

-Vallaha mı? -Hayır!

-Evet! -Lütfen.

Gerçek mi abi?

Tamam! Bakarız bir çaresine. Bakarız.

-Ay.

Sardalya balığı!

Erol, Erol, Erol, Erol, Erol Erol!

Şşş kız. Gel bir öpeyim.

Hıı. Bunu öpersin.

Gel be ciğerim.

Ver bir yanak ya, ha?

Ne yapıyorsun? Mahalleli görecek Erol ya.

Git başımdan Allah aşkına.

Bana bak. Balık getirdim sana.

Sabah sabah, kedi miyiz biz?

Annem anlar, abim anlar, herkes anlar ya.

Uskumrular ayna gibi!

Bağırım yanıyor çıra gibi be abim!

Eyvah. Abim.

Günaydın Pakize.

-Erolcum hürmetler. -E, balık alayım mı abi?

Ne olmuş buna ya?

Kaset çıkartacak.

Bohçacı geldi hanım.

Dantellerim var. Çeyizliklerim var. Bohçacı!

Oscar.

Oscar.

Bak orada peruk var, bak. Koş! Hadi peruk, hadi! Koş.

Geri zekâlı.

Taşkın?

Taşkın? Taşkın?

Taşkın?

Aman be Cengiz abi be. Sen miydin?

Arzucum kusura bakma. Abine bakmıştım da kapı açıktı.

Böyle destursuz girdik. Hah, ayıp oldu sana da.

Ee, iyi hoş geldin. Buyur otur.

E, yok ben seni hiç şey yapmayayım. Ee, Taşkın yok mu?

Yok.

Kimsecikler yok evde.

Annem pazara gitti.

Abimlen babam da doktor Fatih'e.

Hayırdır? Hastalık mı var?

Aa, yok be. Şarkıcı Doktor Fatih.

-Bildiğimiz Doktor Fatih. -Heh.

Beste istediydi babamdan. Stüdyoya gittiler. Anlaşma yapacaklarmış.

Bunu ben sana getirdim.

-Bu ne be? -Kestane şekeri. Enerji verir.

He, sağ olasın. Saçlar da şugar olmuş.

-He? Sağ ol. Hoşçakal. -Hee.

Burası çok tatlı.

Adnan, burası parayı alır bek kesin.

Kız azıcık daha mı sallasam oraya ha?

Name lazım oraya.

İşte budur. Yaşa doktor yaşa! Helal be doktor.

Çok şugar be.

Vallahi doktor Fatih bey, babam senin için yapmış bu eseri, değil mi baba?

Evet.

Hocam ellerinize sağlık. Velinimetsiniz bu dünyaya.

Adnan?

-Selamın aleyküm. -Aleyküm selam Cengiz kardeşim hoş geldin.

Merhabalar cümleten. Turgaycım merhaba, hoş bulduk. Babacım öpeyim.

Merhaba.

Ne haber?

Aa, ne haber Cengiz ya?

Doktor Fatih bey. Nasılsınız?

Ben iyiyim. Seni sormalı.

Devam mı çay bahçesine?

Şimdilik.

Şimdilik derken? Kız yine albüm mü çıkartacaksın sen?

Yıllardır çıkartacak. İnşallah.

Bana bak albümü çıkar, ben yüz tane alacağım bak, söz.

Saçı başı döktü bu uğurda ya, kara sevdalı kaset işine.

Ama iyi gördüm seni, kilo vermişsin.

Kaç? İki üç?

-Yedi! -A ha. Az değil iyi, yedi iyi maşallah.

Bir elli kilo daha verdin mi, Ahmet Özhan.

Tatlı çocuk bu ya. İyi hadi bakalım. Hadi.

Cengizcim ayakta kaldın kardeşim buyur geç otur.

Otururum, sorun değil.

Tamam. Şimdi parça işi tamam. Diğer işleri halledelim. Değil mi Fatih?

Dün konuştuğumuz parça mı?

Benimle kendini bulacak eser.

-Kaç para istiyorsunuz? -Yüz bin lira istiyoruz.

Üç yüz bin lira vereceğim. Getirdim vallaha yanımda.

Baba! Üç yüz bin getirmiş Cengiz abi!

Ne? Ne dedin? Kim veriyor üç yüz bini be?

Ben veriyorum. Üç yüz bin veriyorum Şerafettin hocam.

Kısmetse ben okuyacağım parçayı.

Turgay kardeşim de kayıtlarını yapar. Demosu kayıtı.

Bir hesabını toparlayıver sen de. Hayırlısıyla okuyalım eseri.

Hoşt! Yavaş gel yavaş çocuk uyuyor!

Aa, üstüme iyilik sağlık, şuna bak. Yılana bak sen.

Şişman yılan! Sen kimden ne alıyorsun acaba?

Taşkın? Yüz bin diye konuştuk anlaştık. Ne diyor bu? Hı?

Bana bak doktor Fatih. Yediririm o hakaretini sana.

-Ah. -Şişman yılan ne lan?

Annemin hatırına susuyorum.

Akrabaysan akrabalığını bil.

Bıktım ben senden! Okulda sen, askerde sen.

Kız isteriz sen bozarsın.

Bu nasıl bir lanetmiş. Nasıl bir takip. Akrep!

-Akraban mı be? -Uzaktan!

Uzak dursun zaten!

Reddediyorum, akrabaymış!

Anamın halasının eniştesinin kız kardeşinin devesi!

Nereden olduğu bile belli değil yani. Utanmaz, arlanmaz.

Önemli bir toplantı yapılıyor. Zart diye girdi, yırtık dondan çıkar gibi.

Şu hale bak, aa. İftiralar gel ya.

Bütün hayattaki becerisizliklerini bana yamayacak aklı sıra.

Ben ne dedim ben? Ben titriyorum sinirden. Ne dedim ben?

Ben dedim, bu şarkıyı istiyorum dedim, yalan mı?

Yüz bine anlaştık, üç yüz ne be?

-Fatih! -Otur!

Taşkın, bize söz verdin ama.

Hocam! Allah aşkına girmesin bu adam aramıza.

Yıllarca tırnağımdan arttırdığım parayı size takdim etmek istiyorum.

Allah aşkına girmesin bu adam aramıza. Ne olur. Benim kısmetim bu şarkı hocam.

Bak bak, Küçük Emrah'a bak.

-Allah, babam kalp krizi geçiriyor. -Şerafettin!

-Fenalık geçiriyor. -Ay, hocam!

Doktor Fatih bir şey yap!

Ay ben öyle doktor değilim.

-Kızım koş! Hemen ambülansı ara. -Vay. Babam.

-Babam ölüyor. Babam ölüyor. -Ambülans çağır ambülans.

-Ben bakamam! -Bakma sen!

-Abi Babam ölüyor. Baba? -Şerafettin?

Gazı varmış.

Ayş. Oğlum şükürler olsun, kalp değil.

Ay Şerafettin. Anam kaldır o ayaklarını.

Kız koy şunları babanın ayağının altına.

-Kaldır baba, kaldır. -Kaldır anam, kaldır. Rahatla.

Sal gitsin aileyiz biz yabancı değiliz anam.

Baba. İstersen biz çıkalım, ha? Sen rahat rahat sal.

Lüzum yok kızım, hap rahatlattı.

E, iyi.

-Çok şükür, ablam? -He?

Yeri değil belki ama, çöpçatan Rukiye hanım dışarıda bekliyor.

Hım.

Bu hamamcı Salih beyin oğlu.

-Hım? -Arzuyu istemeye gelecekmiş.

Hangi oğlan bu?

Mühendis olan. Çakır gözlü. Petrol mühendisi.

Ha, yok. Vermiyoruz. Münasip bir dille kovala karıyı gitsin.

Ha, münasip bir dille nasıl kovalayayım ben şimdi abla?

Babası geberiyormuş de. Kıçına pamuk tıktılar, tıkacaklarmış de.

-Tamam. -Astronot damat istiyorlarmış de.

Doktor, mühendis, sebil bizim ailede avradını si-

Tövbeler olsun.

Babam haklı. Astronot lazım bize be.

Kes sesini be.

Ulan şuna bak. Şu maymuna bak.

Bu uzaya gitti geldi böyle oldu.

Sülalede uzaylı maymun da var de.

Kızım. Şimdi olmaz. Münasip bir dille söyle gitsin.

-Tamam. -Aa.

-Baba? -He?

Cengiz abi geldi. Geçmiş olsuna gelmiş. Alayım mı içeri?

Hayır! Geçmedi daha. Uğursuz kel. Hep onun yüzünden oldu.

Ben göndereyim onu o zaman.

Gönder gönder.

Gelir… Gelir salarım!

Salıyorum.

Heh, Taşkıncım hoş geldin. İyi haberlerini bekliyorum.

He, iyi çok iyi babam be.

İlla gelsin dedi de doktor bu gece olmaz demiş.

Heh. Aman güzel haber.

Biz başka zaman geliriz ya.

Babamız iyi olsun da. Uğursuz Doktor Fatih yüzünden oldu.

Yüreğine iniyordu adamın.

Biz seninle her şeyde anlaşmışız hâlâ şarkı benim diyor ya.

Bıt bıt bıt bıt yedi adamı.

Vermez bu saatten sonra o şarkıyı ona. Satmaz.

Ben olsam satmam. İnada biner iş, satmam. Satar mı?

Satmaz değil mi? Satar mı? Satmaz.

-Bilmiyorum agacım. -Yani olmuş işi bozdu.

Sen benim kardeşimsin. Bak!

Sabahtan beri vallaha bak para cebimde geziyorum ya.

Şarkının parası cebimde geziyorum ya. Kısmet değilmiş.

Parça senin be ya.

-Hım? -Az önce konuştum ben babamla.

Bu parçayı okursa Cengiz okur dedi.

O da farketmiş karşı tarafın art niyetini.

Sen ciddi misin ya?

Şöyle yapalım agacım.

Şimdi alayım o çocuğu senden. Ver levanı sen bana.

Babam toparladığı gibi ben kendine hemen takdim ederim.

Sana da haber ederim.

Sende durmasın bu. Arlısı var arsızı var.

Zaten bizim kısmetimizmiş bu Cengiz abim be.

Hayırlı uğurlu olsun o zaman.

Ayy. Nasıl mutlu oldum. Çok heyecanlandım.

-Ben de. Ben de aynı. -Allah allah.

Abi? Annem çağırıyor.

Merhaba Arzucum.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

Taşkıncım bu babaya. Babaya tatlı.

İyi, ben giderim o zaman.

Allah. Aldık parçayı. Cengizcim aldın parçayı.

İyi akşamlar.

O, efendim kimleri görüyorum?

Çok değerli müzisyen Cengiz Sezen aramızda.

Abi hoş geldin.

Ağzına sağlık.

-Ne oluyor Fikricim? -Ne olsun be oğlum?

Toz oldun ortadan. Allahtan Tayyarım buradaydı da geldi çocuk.

Tayyarım. Kovulduk anlaşılan.

Ee. Burada ocak kaynıyor Cengiz.

Köpeğin peşinde peruk kovalayan piyanist mi olur be?

Nereye kaçtı bu köpek, he? Gemlik'e mi kaçtı?

-Aşk olsun! -Aşıksan sevgilim konsun oğlum.

Hadi uğurlar olsun. Abine selam söyle.

Abi ne oluyor ya?

Siktir et! Muhteşem şeyler oluyor. Gel benimle.

Vallaha?

Ya, Kaşifçim. Senin anlayacağın, başımıza talih kuşu kondu.

Kendini İstanbul'a hazırla.

Abi düşünüyorum da,

yani kaç tane org alırdın o parayla ya.

Sen geri zekâlı mısın Kaşif? Biraz büyük düşün kardeşim ya.

Adam cevher diyorum. Kim bilir daha ne besteler vardır onda.

Cengiz Kurtoğlu, Nejat Alp, Arif Susam.

Bu abileremiz icabında bir gecede kazandıkları parayla

-üç org almıyor mu? -Alıyor.

Ne orguymuş yani?

Fabrikasını alırız diyorum ya. Büyük düşün.

Allah biliyor ya, parasında pulunda değilim.

Yıllardır bu kabiliyeti taşırken çok güçlük çektim.

Artık bu hazineyi paylaşmak istiyorum.

Paylaş abi.

Cengiz abicim.

-Afiyet olsun bu da benden. -Bu ne?

Hayırlı olsun karidesi, anladın mı?

Kaset çıkartıyor dediler. Şöyle takdim edeyim abicim.

Herkes de öğrenmiş.

-Nazar değmez inşallah. -İnşallah abi.

-İnşallah eniştesi. -Eniştesi?

E,

Ee, Bursanın eniştesi.

Biz seni bilmiyor muyuz abicim ya.

Abilerin güzeli. Kadife sesli abim benim.

Ne gönülleri yaktın diyorlar.

Öyle mi diyorlar?

Ya. Allah Allah. İnsanlar ne kadar dedikoducu ya.

Nereden çıkıyor ya?

Geçmişte belki. Eski Cengiz olsa.

-Estağfurullah abi. -Erolcum, sağ ol kardeşim. Ziyade olsun.

Afiyetler olsun.

Hadi bakalım. Başarıya.

-Çok büyük müzisyensin Ayten!

Şeytanınız bol olsun.

Taşkıncım.

-İyi günler olsun. -Sağ ol Ramazan, sana da kardeş.

Kupa bırakmadınız be. Maradona mı yine?

Ya kim olacaktı?

Kupa mı bırakır bu? Kralımızı iyi tanıyalım.

Elli bin vereyim mi ekmekçiye?

Elli mi? Sen dükkanını versen yetmez.

Şahin arabası gördü bu, gene vermedim be. İnsanın ağzını bozma sabah sabah.

Tamam lan tamam. Kızma be.

Elliymiş. Kellesini paçasına kaydığımın iti. Maradona bu be.

Evet…

…geçen senenin şampiyonu Taşkın Neşe'nin kuşu geliyor.

Malta Gloster kırması, yeni soluk Maradona.

Üç yaşında. Safkan.

Maşallah. Maşallah, maşallah. Evet.

Maradona için muhammen bedel, 100 binden başlıyoruz.

100 bin! Var mı arttıran?

110 bin!

110'u var. 110. Var mı arttıran buradan?

Var mı arttıran? 110! 110!

Verelim mi Taşkın?

Yok, kalsın.

Tamam o zaman. Al o zaman kuşunu hadi.

Evet. Şimdi de yarışmamızın son kuşu geliyor.

İlk kez yarışmamıza katılacak kolsuz Kemal'in kuşlarından.

Bir yaşında, yeri sıcak parizyen.

Kuşun adı da Zeki Paşa.

Maşallah, Pehlivan mı bu ya?

Kuşum çatladı! Baytar yok mu? Kuşum öldü!

Maradona.

Birinci belli galiba. Birinci belli. Hadi bakalım.

Zeki Paşa için muhammen bedel 200 binden başlıyorum.

-200 bin lira. Var arttıran? -220!

220. Ramazan'dan 220 geldi. Var mı arttıran?

-250. -250 geldi Taşkın'dan.

250'ye satıyorum, satıyorum…

280.

280. 280'e Ramazan'a satıyorum.

280'e Ramazan'a satıyorum. Sat. Sat. Sat.

-300! -Çüş!

300 bine Taşkın'a satıyorum. Var mı arttıran?

Sat. Sat. Sattım. Hadi hayırlı olsun. Yavrularını al inşallah.

Hadi.

Cikini sikeyim!

Yeter derim be. Yeter hastalanacan.

Sen sus kadın, sen sus! Evlat değil hırsız yetiştirmişiz.

Baba öyle deme. Ağarıma gidiyor.

Yazık değil mi? Yüz bin nerede, üç yüz bin nerede?

Her eserin bir ederi var.

Senin eserinin ederine!

Şimdi bir tane çakarım sana! Fukara sümüğü gibi yapışırsın yere.

Söz namustur!

Ederi varmış. Ederi mi kaldı?

Kuş oldu uçtu para. Zevzek!

Zeki Paşa'yı geri versek olmuyor mu?

Ha, olmuyor.

Ayy.

-Merhaba annecim. -Merhaba.

-Kız istemeye mi? -Evet.

Vermiyorlar. Vallaha vermiyorlar. Hiç beklemeyin.

-İyi günler. -Yürüyün çocuklar yürüyün!

Taşkın!

Cengiz abi?

Sağ ol.

Efendim doğru anlamak için soruyorum. Taşkın kardeşim kuş müptelası.

Eh… Hastası çocuğum. Kuşbaz.

Hım.

Maradona rahmetli olunca ızdırabını azaltmak için Zeki Paşa'yı almış.

Evet.

-Kaynak olarak da benim parayı kullamış. -Ahh, evet.

Bu durumda siz parçayı Zeki Paşa'ya satmış oldunuz.

Taşkıncım sen deli misin ya? Sen ne yaptın kardeşim benim ya?

Abime nasıl açıklayacağım? Böyle şey olur mu?

Abim Almanya'da bir ay çalışıyor o parayı kazanmak için. Ne diyeceğim?

Maradona rahmetli olmuş, yaşasın Zeki Paşa mı diyeceğim?

Dün gece sen demedin mi? Parça senin dedin.

Baba öyle dedi. Parça senin dedi. Ben işi de bıraktım, ben yandım kardeşim.

Parça senin mi dedin? Pezevenk!

Herif işinden de olmuş kız gördün mü?

Bir susun bakayım. Susun.

Şimdi evladım. Kusurumuza bakma.

Ama söz namustur. Bu şarkı Doktor Fatih'e verilecek.

Gerekirse parasız.

Bizim de bu işi bir şekilde telafi etmemiz lazım.

İşinden de olmuşun. Ne yapalım?

-Baba. -He?

Bu Altın Ceylan Metin abi alt grup arıyor ama.

E?

Grup değilim ben, tekim ben.

-Baba. -Yok! Başlama gene.

Hadi babacım be, içimden geliyor be!

Hadi be Şeref.

Bak hep yanında olurum, hadi canım.

-İyi tamam peki. -Allah be!

Ama bir şartla.

Derhal bu Zeki Paşa'yı satacaksın. Paranın tamamını Cengiz'e vereceksin.

E, en azından bir yavrusunu alıp.

Kes!

-Tamam. Söz. -Sus.

Ne oluyor ya?

Grup olduk. Babam grup yaptı bizi. Böylece.

-Benim kaset ne olacak? -E, ilerde inşallah.

Hayat. Nereden nereye.

Her şey nasip çocuğum.

Aç mısın?

-Yerim. -Ye!

Bu ne ya, hı?

Benim orkestram bunlara mı çalacak, hı?

Metin! Ya onlar, ya ben!

Fatihcim bunlar alt grup ya.

Uvertür adamlar ya. Seninle ne ilgisi var?

Adamlar değil!

Adamlar değil! O soğan kafalı yok mu o soğan kafalıya diyorum ben.

Allahından bulsun.

Bak hayatım boyunca kimsenin ekmeği ile oynamadım.

Oynadım mı? Ama onu Allaha havale ediyorum.

Kimi diyorsun? Piyanist Cengiz'i mi?

Nasıl yüzsüz. Nasıl yüzsüz bir görsen.

Adamlar diyor ki Fatih bey, şarkı eser sizin diyorlar.

Ama bu hırsız, geliyor diyor ki,

üç yüz bin lira, bana verin diyor.

Neden? Nede… Neden? Neden?

Çünkü hırsız! Küçükken de hırsızdı, hâlâ hırsız.

Hay Allah ya. Ya Fatih'cim bak sen bu değilsin ya.

35 masa rezerve senin için sen takmışsın şunlara ya.

-Senin dengin mi bu adamlar? -Nereden dengem oluyorlar.

Onlar benim dengim, yanımdan geçemezler. Allahıma bin şükür yani.

-Kaç dedin sen masa? -Otuz beş.

Ohh. Allahıma şükürler olsun.

Allahım nazarlardan korusun.

Metin! Metin, sen de beni bundan koru bak.

Beni koru Metin.

Bak beni biliyorsun Metin.

Çıkar giderim.

Kapıyı açarım bırakır giderim bak.

-Tamam, ben halledeceğim. -Ah!

A Tamam, sen merak etme. Uzak tutacağım senden.

-Yukarı! -Hah, Cengiz.

-İyi akşamlar. -Elinize sağlık.

Sağ ol Metin abicim.

Çok güzel bir geceydi. Çok mutlu olduk. Seyirci de mutlu.

E, o zaman tamam. Yarın akşam bekleriz.

Tabii, tabii. Zevkle.

Ee, bu akşamın ödemesini alabilir miyim?

Yani öyle konuşmuştuk. Gecelik olarak.

He, öyle mi? Doğru ya, öyle konuştuk ha.

Metin, ver, veriver, ver!

Al bakalım abi.

Teşekkür ederim. Kesenize bereket.

-Fatihcim nasılsın, iyisin inşallah? -Hım, sağ ol.

Gömlek de şahaneymiş ha. Vallaha yanıyor.

Nereden aldın be?

İtalyan, tamam. İtalyan bu. Hı hı.

Çekirge deseni mi o arkadaki ya?

Ne diyorsun? Ne çekirge, ne deseni be? Ney?

Sırtında.

Ay ne o be?

Aa, gerçek çekirge.

-Aa, çekirge. Adnan! -Ayy.

Adnan!

Ah hah. Metin şunu al!

Amma abartınız ne var canım çekirge. Zıplar gider şimdi o.

Ay sokucam zıpına.

Kocaman baksana, gözü mözü var al şunu.

-Dur kıpırdama. -Al şunu!

-Ah! Ay ner… nerde? -Huh?

Dur basma hayvana!

Nerede hani? Hani nerede? Ay nerede? Üstümde mi hâlâ?

-Dur! Kafanda mı? Tamam tamam tamam. -Ay, burda mı? Ah.

-Nerede? -Hâlâ sırtında. Bir dur ya.

-Dur! -Vurun şunu!

Ne yapıyorsunuz be ya?

Çekirgeden korkuyormuş da.

Hadi geçmiş olsun. Gitti çekirge.

Sevmiyorum.

-Hadi Paşam. Hadi be.

E, ötmüyor bu ya.

İlaç mı sürdüler kuşa Taşkın?

İlaçta mı sürüyorlar? Neresine sürüyorlar?

Şşşt, durun be! Sessiz.

Hadi Paşam. Bas bir cik.

Yok. Bu haliyle almam.

Anca elli bin veririm. O da kuşu daha önceden tanıdığım için.

Elli mi? Siktir be Ramazan!

Daha iki gün önce 280 bin verdin.

Oğlum ilaç sürmüşler hayvana demek ki.

Neresine sürüyorlar?

-Dalgaya. -Bunlarda da mı var?

Vallaha, dediğim gibi moruk. Öterse getir.

Bakarız. Şu an için durum böyle.

Hımm.

Hımm… Durum bu. Taşkın?

Eğer ilaç sürmüşse bu kuşa o kolsuz…

…Ötmüyor mu? -Ötmedi.

Herkese de söylemişsin Taşkın.

Sensin herkes.

Ne olacak şimdi böyle?

Abi dur ya. Dur. Kan beynime çıktı zaten.

Nasıl durayım ya?

Taşkınım sen ciddi misin ya? Nasıl durayım ya?

Kariyerim kanaryanın sikinde mi affedersin. Ötmüyor işte.

Ben abime ne diyeceğim. İnanmaz ki.

"Abi senin parayla biz kuş aldık.

Kuşun pipisine ilaç sürmüşler. Artık ötmüyor. Gitti paralar."

Böyle mi diyeceğim? Rica ederim Taşkın.

Abi yedin beni be yeter.

Vereyim bu kuşu sana. As evine bana emanete güvenmiyorsan.

Bir hırsız evine kadar kovalanmaz.

Ben kovalarım.

Paramı istiyorum, kovalarım ben.

Burada paran hazır diyorum. Kuş ötsün, paran hazır diyorum.

Canlı hayvan agacım, ne yapayım ben mi öteyim?

Ben biliyorum ne yapacağımızı.

Girelim içeri. Kolsuz Kemal miydi neydi. Basalım gırtlağına.

İlaç mı sürdü ne yaptıysa bu hayvan bedelini ödesin.

Alalım biz paramızı, ben paramı istiyorum. Lütfen. Buyurun.

Karadeniz'de batan Sovyet yolcu gemisiyle,

bakanlar kurulunun kararı henüz açıklanmadı.

Çernobil patlamasından sonra fındık ve çayda radyasyon

tehlikeli boyutlara çıktı iddiaları üzerine

bakandan açıklama geldi:

"Bakın ben içiyorum, tehlikeli olsa içer miyim?"

Evet sevgili seyirciler birazdan hava durumu ile tekrar sizlerle olacağız.

-Tahir abi ne yapıyorsun? -Ha. Taşkınım hoş geldin.

Ya bu kolsuz Kemal abiye baktık biz de.

Hee. Memlekete gitti o ya.

-Hass… -Buyurun işte.

Bir dakika be!

Abi bu usta bir herif vardı, ilaçlar falan biliyordu.

Bu hayvanı göstereceğiz ona da. Neydi onun ismi?

Ee… Şey… Ütülü Hüsnü.

-Heh. Nerede buluruz onu? -Onun telefonu var bende ya!

Evet benim güzel kardeşim.

Heh.

Tamam. Kuşu getirin bana bir. Ben bir göreyim onu.

Olur. Bu kaplıca hamamın önünde buluşalım güzel kardeşim.

Tamam. Buluşalım abi. Hamam.

Ne hamamı lan? Hamam da adam mı arayacağız?

-Hamamın önü! -Nasıl tanıyacağız adamı? Sor!

E, Nasıl tanıyacağız Ütülü Hüsnü abi seni?

Hüsnü kafi.

Hangi şerefsiz uydurduysa o kelamı.

Kahverengi ceketim var üzerimde kardeşim.

Ütüsüz Hüsnü abi, biz geliyoruz.

Kahverengi ceketi varmış.

Hamam?

-Tahir abi görüşürüz. -Hadi, görüşürüz.

-Hamam mı demişti bu? -Hı… Hamamın önü dedi.

-Belediye başkanıyım ben. -Heh işte orada orada. Kahverengi ceket.

Merhaba. Ütülü Hüsnü bey.

Telefonda konuşmuştuk.

Kuşumuz hasta bizim.

-Cengiz?

Telefonda konuşmuştuk ya hamamın önü dediniz.

Sizin için geldik biz.

-Benim için mi? -Buluşmak için işte.

-Bu koku ne ya? -Sidik o sidik!

Nereye gitti bu Ütülü Hüsnü şimdi?

Abi bence bu ütülü mütülü değil, bok içinde bu herif.

-Öyle mi? -Allahım yarabbim. Gozili bu belli.

O ne?

Deli deli. Nanay.

Selamın aleyküm.

-Hüsnü ben.

Kardeşim hastamız bu mu?

Deli! Deli lan, çaldı! Aldı bıçağı!

-Taktı bize bu, kaç. Allah. -Ütülü abi, kaç!

Kaçıyor yakalayın oğlum!

-Belediye başkanıyım ben. -Abi imdat!

-Benim için gelmiş. -Kavuncu yardım et! Allah.

-Belediye başkanıyım ben! -Ah, ananı sikeyim bu ne?

Belediye başkanıyım.

Başkanım benim suçum yok!

-Başkanım! Başkanım. Başkanım!

-Canım kardeşim bir saniye. Ebeni.

-Kuşu sabitleyin. -Belediye başkanıyım ben!

-Lan!

-At lan o bıçağı elinden, at!

Taşkın ütü buharlı çıktı.

Ver lan peruğumu. Peruğumu ver!

Ver ulan peruğu!

Taktı bir de.

Şşt, al sana peruk.

Yine gitti peruğum.

Boşver be ya.

Adam bizi ekmek gibi kesip, yoğurtlayacaktı.

Oğlum akşam sahne var. Onu İstanbul'dan aldım.

-Nereden bulacağız öyle peruk? -Hallederiz be.

As… ya, çok güzel oldu be.

Saçmalama Taşkın.

Şu halime bak. Alman futbolculara benzedim.

Bu ben değilim.

Devran abiye benzedim. Vallahi Devran. Devran bu.

Be-ben değilim bu ya.

Sevda hanım, allah aşkına yardımcı olun, bu ben değilim ne olur.

Bir saniye.

Vallahi bir bu kaldı elimde.

Yani bunu da beğenmezsen İstanbul'a gitmek lazım.

Ya, güzel oldu be vallaha bak. Değişik oldu.

Haksız mıyım Arzu?

Vallaha açtı seni be. Gençleştin.

Ya?

-Kız Sevda abla, yakışmadı mı be? -Ay çok, çok.

Baksana ne güzel adam oldu şu saça bak be havalı cakalı aynalı.

-Frapan. -He?

Ya gerçek mi söylüyorsunuz? Havalı cakalı aynalı frapan, he?

Şöyle diyeyim.

Yeni bir sahne adı bulsanız yeridir Cengiz beycim.

-Sahne adı mı? -Hı.

Ben buldum!

Bursa Bülbülü.

Bursa Bülbülü Cengiz.

Aman yandı ortalık be.

He?

Abe Bursanın bülbülü Zeki Müren'dir.

Bir… Zeki Müren sanat güneşidir.

Yakar kavurur.

İki… Müzeyyen Senar.

Kraliçesidir Bursa'nın. Hepsinin hocası.

Üç… Bülent Ersoy.

Yıldızıdır. Assolistlerin pırlantası.

Adamın gönlünü dağlar be.

Hepsi sanki bir ormanın sihirli kuşları.

Sen de bülbülü ol o ormanın. Kim ne karışır?

Bursa Bülbülü.

Kendin gibi söyle yeter.

Bülbül burada.

Burada değil.

Hım.

Bursa Bülbülüymüş.

Huriye bülbül. Bursa papağanısın sen.

Geri zekâlı Cengiz.

Yıllarca elalemin taklidini yaptın, başkalarının sesinden söyledin

şimdi ne yapacaksın bakalım!

Meşhur Bursa papağanı. Babacım, babacım, Yakup, Yakup.

Bülbülmüş. Rezil olacaksın seyirciye.

Kıçıyla gülecek seyirci bana.

Saçı peruk, sesi taklit. Adı da Bülbül.

Oh. O göte bülbül öte.

Ağlayacağım vallaha sinirimden ya.

Ah, Arzu.

Sen söylerken çok güzeldi gerçekten vallaha inanmıştım.

Bülbül burada.

Burada değil.

Ben kafayı yiyorum galiba.

Seni düşünerek söylesem ya.

Seviyorum oğlum işte sonuçta. Al söyledim.

Seviyorum evet. Ben Arzu'yu seviyorum.

O zaman, onu düşüneyim.

Bursa Bülbülü. Cengiz Sezen.

Aa. Bursa Bülbülü mü?

Bursa Bülbülü. Ben beğendim ha!

Ben o bülbülü kafese korum!

Ahh. Yeter be. Çık! Çekil!

Bursa Bülbülü, Bursa Bülbülü.

Hah! Bizim organizatör Nuri abi geldi, ben hadi kaçayım.

Aa. Metin! Metin! Gelir misin Metin.

Ah… Kahrol Metin kahrol!

Tut şunu.

Kim bu kız?

Soralım soruşturalım Osman abi.

Ha!

Bravo! Bravo!

Bursa Bülbülü! Bursa Bülbülü!

Günaydın.

-Günaydın. -Oh!

Starımız teşrif etmiş.

-Karşınızda Cengiz Sezen!

Maşallah, maşallah evladıma.

Gel otur gel paşam gel.

Dün akşam gözümden bile kıskandım seni. Maşallah.

Sağ ol anacım.

Ay abi, kız da fena söylüyormuş he.

Evet evet. Müthiş bir ses.

Entonasyonumuz da tuttu bizim.

Emm. Kaset ne oldu acaba Cengiz?

E-E, yavaş yavaş. Hazırlıklar tam gaz.

Kaç şarkı aldın sen şimdi?

-Bir şarkı almadım. -Hım?

Bir şarkıyı almadım ben. Gerisini aldım.

Güzellik yaptı abi. Güzellik yaptı fiyatta.

Tamam dedim gerisini alayım. Bir tanesini bıraktım.

Peki. Şey falan içinde mi bu stüdyo parası?

İç içe onlar. İçinde, hepsi içinde onlar. İçinde.

Bitti yani para?

Bitti tabii, haliyle bitti.

Ulan, ben seni tanımaz mıyım?

Ulan var ya… Ulan Cengiz! Heh, çocukken de bu böyleydi anne.

Sürpriz yapmak için tam üç ay rol yapardı!

-Yavaş yavaş hazırlanıyoruz diyor ya…

Aniden çıkartacaksın kaseti, he?

Şşş, len…

Sürpriz yapacaksın değil mi bize, he?

Hıı. Aniden çıkartacağım.

-Sürpriz.

Günaydın Remziye Teyze. Bu arkadaş Cengiz abiyle görüşecekmiş.

Destur var mı?

-Hü-Hüsnü abi? Hayırdır? -Cü-cümleten iyi sabahlar.

-Cengizcim, buyur al kuşunu. Al. -Hı?

Ben çok uğraştım canım kardeşim ama çözemedim dilini ya.

Yazık o kadar da para vermişsiniz buna fakat ötmüyor.

Ne parası? Ne kuşu? Cengiz'in kuşu mu dedi bu?

Ya. Cengiz'in kuşu ötmüyor dedi.

-Süs… Süs kuşu. -Sen ama gönlünü ferah tut kardeşim.

O kolsuz Kemal var ya, bir daha bu piyasadan içeri giremez.

Çünkü bu hadise çoktan işitildi kuşçuluk aleminde.

-Üü, şey değil- -Hoş nasıl işitilmesin ki?

Bu devirde bir kuşa böyle 300 bin lira kaptırmak manşetlik olay yani.

Bu, 300 bin, bizim tanıdığımız üç yüz bin mi Cengiz?

Abicim anlatacağım, anlatacağım abicim.

Ben dedim! Bir sürpriz yapar dedim size!

Oh!

-Ah, ceketim! Ah, ceketim.

Ne yapıyorsun ulan?

Beni hamama götürün. Beni hamama götürün hamama.

Ben dokunamam. Anne dokunamam ben.

Elleri görelim, elleri!

Kaldır elleri! Kaldır o kemikli ellerini!

Demek Ütülü Hüsnü öylecene tezgâha daldı diyorsun?

Ulan sen ne yüzsüz bir adamsın hâlâ gülebiliyorsun be.

Rezil oldum aileme. Yalanım ortaya çıktı diyorum.

Niye abi? Yalan yok, talihsiz bir mevzu yaşadık Cengiz abi.

Hay Cengiz kadar başına taş düşsün be.

Beddua etme ayıp oluyor.

Sana güvenen Cengiz her seferinde rezil oluyor.

Maşallah bugün dilinden de zehir akıyor!

Ateş de düştüğü yeri yakıyor. Herkes de ekmeğine bakıyor.

Dün beraber bakmadık mı ekmeğimize?

O Cengiz abi dediğim, hürmet ettiğim, şu an sen misin?

Bir üç yüz bin daha versem yer misin acaba?

Sen anca beni kır Cengiz abi, anca beni kır.

Mağdur, ay… Çok acıdım.

Bak geldi seninkiler. Bak!

Kuş kardeş, kuş biraderim!

Tanıdınız mı? Büyük kuşçu.

Hastası. Kuş görünce paraya boğuyor.

Dayanamıyor. İnin aşağıya, para vereceğiz

Nasıl çağırılıyor bunlar?

Ne yapıyorsun?

Karışma ya.

Gel bakayım gel. Gel, gel amına koyduğumun gel gel.

Ne yapıyorsun Cengiz abi?

-Abi. Ne yapıyorsun? -Konuşma, kaderimi sikim.

Ne yapıyorsun?

-Millet bakıyor rezil olucaz. -Oh. Hadi.

-Karışma lan! -Düğüne hazırlık yapıyor.

-Para saçacak akşam. -He. Hazırlık. Kuşlara basıyoruz parayı.

Al bakayım, arkadaki. Gel gel! Kanadını kolunu siktiğimin.

Polis çağıracaklar rezil olacağız.

Cengiz abi, bak bırakacağım. Sakinlediysen bırakacağım.

Bırak tamam, tamam iyiyim bırak. Bırak! Bırak.

Biliyorum ben. Sen Fatih'e çaldım diye böyle gönül koyduysan.

Ben bir kereliğine çaldım.

Parça babamın parçası. Çekti kenara tembih etti.

Ne yapsaydım?

Görüşmeyeceksin o adamla!

Adamla devrilmişim gibi, tövbe estağfurullah. O nasıl bir söz ya?

Bu kuş da bende kalacak artık!

Tamam kalsın.

Ama hayvanat bahçesinde baytar Şükrü varmış.

Kuşlara çok iyi geliyormuş.

Bizim işimizi çözer gibi geliyor Cengiz abi.

Hımm. İyi tamam.Topla paraları uçuyor.

Sen bunları nereden toparladın gene be?

-Afiş güzel olmuş, Nuri. -Sağ ol abi.

Hoş geldin Nuri abi.

Merhaba Emrahcım, hoş gördük.

Çok güzel bir program hazırladık. Cımcık gibi!

Allah razı olsun abi.

Peki… Uvertür?

Alt grup.

Alt grup yani.

Alt grup şart abi.

Olmazsa seyirci ısınmaz.

Bütün herkesi etkiler.

Saatlerimiz kayar.

Şarkılarımız aynı acıyı vermez.

Üzülürüz.

Çaresiz kalırız.

Dur hele, dur Emrahcım. Durumu trajik hâle getirmeyelim.

Nuri, Tamam.

Abi… Osman abi. Kızı sordum soruşturdum.

Meşhur Şerafettin Neşe'nin kızı.

Zeki Müren falan geldiğinde hep o çalarmış.

Eski babalardan. Kanuncu kızın abisi.

O kendine Bülbül diyen peruklu, iş arkadaşı.

E, bir de…

Bir de?

Kız bekâr.

E, tamam canım şimdi onu şey yapmayalım, gerek yok.

Yahu, sen "kim bu kız, kim bu kız" deyince ben…

Nuri! Tamam, Allah Allah.

Acaba diyorum,

konserin alt grubu olarak onları mı çıkarsak?

Aboo. Doktor Fatih'e söz verdik. Sen dedin!

Doktor Fatih'e söz verdik,

ben dedim, doğru da işte. Kafa mı kaldı. Ne yapacaksın.

Ama kız çok iyi okuyor ya.

Yahu, ona bakarsan o peruklu Bülbül de cehennem okuyor.

Hayat hiç adil değil Nuri abi.

-Tamam Emrahçım.

Şansımıza tüküreyim. Baytar Şükrü yıllık izne çıkmış.

Cengiz abi?

Allah biliyor ya şu hayvanda kendimi gördüm Taşkın.

-Hangi hayvanda? -Şu işte, leylekte.

Yok deniz atı…

Pelikan o be.

Her neyse.

Taşkın kardeşim hayat hiç adil değil.

Akranları bunun deryalarda kanatlar çırpsın,

bu da burada insanlara maskara olsun.

Kafeslerin içinde esir olmuş.

Aynı ben. O da esir ben de.

Kendimi görüyorum bu hayvanda.

Dili yok ki söylesin.

Çırpınsa da anlatamaz.

İkinci kıtası yok.

Olay bu be. Adam pelikana baka baka şarkı yaptı.

Sen neymişsin Cengiz oğlum be?

Kelle dedik, çene çıktı.

Yaktın ha şu yüreciğimi, dağladın.

Ayy, çok fenalık baro bu çok!

Güzel olacak. Ama eksik.

İkinci kıtası yok.

Onu söylemem.

Evladım, bu haliyle bu, kuşa yazılmış gibi.

Kendine çevirecen.

Niye öyle diyorsun be baba?

"Bülbül Kasidesi" yok mu?

-O da kuşa yazılmış. -Hey!

Bülbül o bülbül.

Pelikanın kasidesi mi olur? Cahil sıpa.

Divan edebiyatında bülbül, turna… Bunlar aşk.

Hem de ilahı aşk.

Oldu olacak bir de martı kasidesi yaz, tamam olsun.

O da kuş. Kuş beyinli.

Ördekte var. Yeşil ördek var, dalıyor.

Tamam hocam. Ne yapmak lazım?

Yani babam diyor ki,

madem pelikan kendinsin, başka hayvanı anlatır gibi yapma.

Kendinden bahset be… Pelikan sensin, sen.

Ama ikinci kıtayı nasıl yazayım böyle?

Pelikanla ilgili tecrübem bu.

Esaret, kafes, deniz, varsa balık. Bu şekilde yazamam ikinci kıtayı.

Bülbüldüm şimdi de pelikan mı oldum ya?

İnsan olarak be, insan!

Cengiz bey. Acaba sevdiğiniz birini filan mı düşünseniz?

Bir daha! Bir daha!

Ne bir daha? Ne bir daha?

Seyretmeye gelecekler beni Metin.

Küçük Emrah gelecek Metin.

Bütün İstanbul bana gelecek Metin.

Ne bir daha? Sahnemden çalıyor hırsız.

Çok güzel şarkı olmuş ama.

Çalmıştır bir yerlerden, ne olacak.

Hım, Fatihçim bak sakin ol ya, sesin kısılacak, aman.

Bağırttırma, Bağırttırma o zaman!

Metin şunu indir benim sahnemden bak.

Bülent Ersoy geldi. Bülent Ersoy.

Bülent hanım geldi.

Bülent Ersoy geldi. Bülent Ersoy geldi.

Emrah da var. Emrah var.

-Metin bey. Misafirler geldi. -Al işte!

E, alalım masalarına, tamam.

E, şey yalnız, Bülent Ersoy da geldi.

-Bülent Ersoy mu? -Bülent Ersoy'mu? Adnan!

-Efendim. -Fatih! Fatih!

-Bu gece özel bir gece. -Sahneye, koş!

Bursa'nın yetiştirdiği, Türk

sanat musikisinin kraliçesi, sayın Bülent Ersoy,

Hoş geldiniz! Ve herkesin sevgilisi…

Sevgili Küçük Emrah, prodüktörümüz Osman Baştankara'ya,

değerli organizatör Nuri beye,

hepinize sırayla, hoş geldiniz diyorum efendim!

Sefalar getirdiniz efendim.

Efendim şimdi, bestesi ve sözü bana ait,

bendeniz Bursa Bülbülü, Cengiz Sezen. ve değerli dostlarım…

-Taşkın ve Arzu Neşe ile, çok sevilen… -Bülbül müymüş?

-bir eserimizi… -Bülbül mü dedi o?

…icra etmek istiyoruz efendim.

Çok teşekkür ediyoruz kendisine.

Hepinize tekrardan hoş geldiniz diyoruz efendim!

Sefalar getirdiniz, efendim.

-Eserin söz ve müziği bendenize ait.

Eserin ismi "Unutma Beni!"

Evet Cengiz beye teşekkür ediyoruz. Ayaklarına sağlık diyoruz.

Onu alkışlarla uğurluyoruz, hadi bakalım!

Olur mu? Bülent hanım gelmiş.

Onun bir görüşünü almadan olur mu efendim?

Sayın Bülent hanım yorumlarınızı merak ediyoruz.

Biz çok heyecanlıyız. Taşkıncım girelim kardeşim.

-Taşkın kalk. Kalk!

Taşkıncım gir. Gir!

Çok teşekkür ederiz efendim.

Ne oldu niye ağlıyorsun?

Çok güzel söylüyorlar Nuri abi.

Bülent hanım mı istiyor parçayı?

-Hımm. -Bizim parçayı?

-Evet. -Bizim derken kardeşim?

Hanım solist arkadaşımız gelmedi mi? Arzu hanım mıydı adı?

Arzu Neşe. Kardeşim kendisi.

Evde şu an.

-Kaç para düşünüyoruz?

Nasıl yani?

-Bülent hanım istemiş ya şarkıyı.

Ne parası şeker kardeşim?

Yahu şarkıyı koskoca Bülent Ersoy okuyacak.

Evvela para mı konuşulur?

Osman Bey şarkı satılık değil.

-Nasıl? -Kaset…

Ben kaset çıkarmak istiyorum. Eseri ilk kez ben okumak istiyorum.

Grup olarak mı çıkaracaksınız kaseti?

Evet!

Çok tuttuk grup olarak. Sokakta bile yürüyemiyoruz.

Bu ünlü besteci Şerafettin Neşe var.

Babam kendisi.

Bir iki eser de ondan alacağız,

Allahın izniyle de işte kuş ötmüyor. Kuş ötse neler olacak.

-Ne kuşu? -Bülbül ötümlü kanarya.

Zeki Paşa.

-Şeker kardeşim siz manyak mısınız? -Hım?

Dalga mı geçiyorsunuz siz?

Yahu siz ne anlatıyorsunuz kafam çorbaya döndü ya.

Bakın size son teklifim. Eseri Bülent hanıma verin.

Sen de babandan iki tane şarkı al.

Ben size şarkı bulacağım, kaseti de burada yapacağız.

Bütün masraflarınız da benden.

Size yarın sabaha kadar mühlet.

Düşünün kararınızı verin, gelin.

Hım.

Hadi.

Abi deli misiniz siz be? Kaçar mı bu fırsat?

Vallahi Arzu haklı.

Yani koca Bülent Ersoy söyleyecek şarkıyı.

Yahu kaset de cabası.

Kasetimiz olacak be… Ver şarkıyı.

Bak o da aynısını söylüyor.

Ben diyorum anlatamıyorum.

Seksen defa fırçaladı beni sabahtan beri.

Yapamam ben diyor.

Grup da neymiş diyor. Ben kendim çıkaracam kasetimi diyor.

Estağfurullah. Çarptırma. Taşkın çarptırıyorsun, rica ederim.

Adam böyle aniden girince bana da sürpriz oldu.

Öyle mi dedin… Grup da neymiş mi dedin? He?

Bizim hiç mi kıymetimiz yok be? Aşk olsun.

-Yok Arzucum hayır. -Tamam.

Tamam be çıkar sen kasedini.

-Alırız biz. He? -Alırız.

-Alırız be ne olucak sanki. -Alırız canım.

Alırız.

Yani aslında şimdi grup olarak muvaffak oluruz ben ona eminim de…

Ee?

Ben o şarkı gibisini nasıl yapacağım?

O ho.

Et mi pişireceğiz, kedi mi kovalayacağız Cengiz abi?

Hemen bozuluyor ya, Allah Allah.

Ben inanıyorum. Nasıl yaptın o şarkıyı?

Yenilerini de öyle yapacaksın be Bursa Bülbülü.

Yapar mıyım?

-Yaparsın. -Vallaha?

En güzelinden yaparsın.

-Tatlı olmuşsun. -Ne yapıyorsun?

Şunlara bak ya. Gören sevgili sanar ha!

-Yakıştılar da. -Öyleler ya zaten.

Sen ciddi misin ya?

Vallahi öldürürler beni ha! Sakın kimseye söyleme.

Çocuk üzülür diye saklıyor garipler be.

Bir de annem kızar diye korkuyor bizimki.

-Sevda dul ya. -Canım, dulsa dul. Ne olmuş yani.

Benim kardeşim de dul.

Bugün kısmeti çıksa langırts diye veririm.

Vay çakal, bana da söylemedi.

Ah ulan ah…

Siktir Remziye teyze!

Sıçtık, abim!

Saklan saklan.

Gel oğlum, gel oğlum gel. Tamam.

Oğlum balık alacağız gel sen de bir bak.

Tamam. Gel bakalım ne balıkları var.

Ne balığın var?

Yok anne balık ya.

-Yok yani bugün balık yok. Yok. -Aa.

Aman Tanrım!

Nasıl, hep tutuyordun sen, ya nasıl yok Erol?

Yani kısmet yok…

Burada ne var be?

Asssi… Deniz kızı tutmuş bu be.

Aa ayy!

Pakize!

Anne ben lafı uzatmayı pek sevmem.

Allahın emri peygamberin kavliyle, kızını kendime istiyorum, analadın mı.

Almışsın zaten daha ne istiyorsun?

Huzurlarınızda, büyük solist,

Bursamızın medarı iftiharı, kadife sesli kral,

namıdiğer Bursa Bülbülü Cengiz Sezen ve dostları.

Evet, ben Cengiz Sezen.

Bursa gecelerinden herkese merhaba.

Merhaba, merhaba!

Ben Taşkın Neşe. Sazımla neşe vereceğim peş peşe.

Oldu mu be?

Aman sabah olmasın, Arap Şükrü duymasın,

Taşkın Neşe.

Şimdi kim geliyor peki?

Musikimizin kraliçesi, güzeller güzeli, Arzu Neşe.

Abe yaktın kalbimi be. Çapkın çocuk.

E… Bursa'da bülbül.

Tabakta kebap, oh, oh.

Türk koca buldum yemesi sevap, oh…

Siktir! Ben yapamıyorum ya.

Arzu hanım biraz yan tarafa şöyle.

Güzel. Harika.

Bozmuyoruz. Çok güzel.

Taşkın bey, kanunu biraz yukarı.

-Yukarı, yukarı, yukarı.

-Çok özel bir poz oldu. -Efendim kolonya?

-Kanun namına çekmiş oldum. -Bir tane daha almaz mısınız?

Ay mübarek hap gibi.

Başladın mı, tak tak tak, durduramıyorum.

Afiyet olsun efendim. Şifa olsun.

Allah nazardan saklasın.

-Maşallah benim kızıma. Prenses gibi.

Senden de Allah razı olsun Osman bey.

Senin sayende oldu.

Allah ne muradın varsa versin.

Efendim estağfurullah. Ben ne yapıyorum ki?

Arzu çok özel bir yetenek.

Çok özel bir ses.

Güzelliği de malum. Anneden almış güzelliğini.

İnşallah muvaffak olacağız efendim.

Olacağız, olacağız.

Ha, bak, buraya düştü. Hissederim ben.

Evli misin?

Karın var mı?

Va… yok.

Var yok.

Olsun, olsun.

Boşanma aşamasındayız.

Yani anlaşamadık, ayrılıyoruz.

Hayırlısı.

Aslan gibi adamsın be.

Kim bilir, kısmetin nerededir.

Çok güzel.

Bu çok özel bir poz olacak.

Abi!

Abi!

-Osman abi! -Efendim canım?

Basın için de fotoğraf çekek mi?

Çekek.

Basın için de çekek.

N-Nuri!

Bu fotoğraf işi bitince ekibi topla, otelden de git misafirlerimizi al.

Hep beraber bir iskender yiyelim.

Arzu kızım, sen dolan oradan, öne. Öne.

Oğlum nereye?

Kafes mafes, nasıl sığacağız arabaya?

Üç adım yer. A! Yürüyün!

Allah ne muradın varsa versin. İyi akıl ettin.

Vallaha bir döner kebap çektiydi canım ki.

Anne.

Ne var kız. Azıcık sabret, dayan, az kaldı.

Kız benim üstümde böyle düğünden kaçmış gibiyim be.

Allahım. Allah söyletti.

O günleri de göreceğim inşallah yarabbim.

-Anne. -Aman be bu da hiç bir şeyi beğenmez.

Hep ister bir fenalık olsun.

Ha geldik. Dön dön dön. Sağ yap sağ, sağ.

-Arzu? -Hı?

Bak Osman bey boşanıyormuş eşinden.

Yani şu dünyanın hali diyorum.

Hiç belli olmuyor kimin ne oacağı.

-Öyle değil mi Osman bey oğlum? -Yani.

Şöyle bir bakıyorum, maşallah, aslan gibi adamsın.

Şöyle köşeyi dönsen önce gölgesi düşer mahalleye.

İşi desen bütün sanatçılar eline bakıyor.

-Ama işte kader. -Ne yazıldıysa o.

-Tabii. -Ne yazıldı?

-Kendin yazdın.

Bunu istemeye gelenlerin

lokum kutularını toplayaydım

tatlıcı dükkanı açardım.

Ay ona buna hayır dedi.

Kız anne sen ne utandırıyorsun beni Osman beyin yanında be?

Şarkıcı olacam der, başka bir şey demez.

Ama aslında, düşünüyorum da, haklı yani çocuğum.

Harika bir sesi var.

E, kendi desen, çok güzel.

Bu işte star olmuşların yüzüne bakmazsın ha bunu görünce.

İyice bir daha bak.

Hı? Nasıl yapsak diyorum?

-Nasıl yapsak? Annecim?

Vallahi siz nasıl diyorsanız öyle yapsak

ben iyice, yani Arzu hanımın o gözlerine bakınca o yeşil yeşil,

benim şuurum gitti yani artık. Siz nasıl diyorsanız o.

-Osman Bey. -Efendim?

Bizim kaset… İş yapar mı?

Yapar.

Şimdi ben diyorum ki.

Doktor Fatih'i göndersen.

Bülent hanımın altında ha bunları çıkar diyorum.

-He. -He.

He olur. Olur ya. Ne kadar da, güzel olur.

-Vallaha. -Da, işte… Söz verdik Fatih'e.

Hım.

Hoş geldiniz efendim. Buyurun. Adnan!

-Bülent Hanım geldi. -Efendim hoş gel.

Hoş geldiniz efendim.

Hoş geldiniz efendim.

Hoş geldiniz.

Ay Bülent Hanım,

canım benim. Ben ne çok severim seni bir bilsen.

Estağfurullah. Estağfurullah efendim.

Allahı te ala…

tüm sevenlerime uzun ve sıhhatli ömürler nasip eylesin inşallah!

-Amin. -Amin efendim.

Bana bu sevgiyi öyle hissettirdiniz ki.

Ateşe uçan pervaneler misali, siz aziz milletim…

E, ayır o döneri çocuğum kaç kişi geldik bak.

-Aç kalacağız ayır aa. -Baş üstüne efendim. Baş üstüne.

Bülent Hanım buyurun.

-Adnan? -Heh!

Bizi niye arabaya almadılar acaba?

Annem kuş sevmiyor ya.

Kafesten rahatsız oldu herhalde.

Hımm.

Ben bir su içeceğim.

-Sen içecek misin? -Açım ben!

Su içecek misin dedim. Niye kızıyorsun ya? Hadi.

Buyurun efendim.

Merhaba.

Anne?

-Bülent Hanım? -Buyurun efendim.

Bülbülleri tamamlandı. Buyurun.

Oturalım bari. Sağ olun.

Aa!

O ne ayol?

Bülbülünüzle mi geziyorsunuz çocuğum?

Efendim bülbül ötümlü kanarya.

Ötüşü meşhur ama ötmüyor. Rahatsız.

Öttüreceğiz inşallah. Kuşumuz ötmüyor efendim.

Allah muvaffak etsin çocuğum.

-Amin. Cümlemize efendim. Amin.

Ah. Çekirge!

-Ah, çok güzel semttir.

Onun bir altı Kükürtlü oluyor. Oranın da hamamı fevkalade.

Ah ah.

Yo, yo.

Gerçek çekirge. Bak!

Hayvan olan çekirge.

Aa, ne o ya öyle yine gelmiş oraya kocaman o.

Beni mi takip ediyor nedir o? Sakın buraya vurmayın. Lütfen! Ay!

-Ah… -Ay Adnan!

Geliyor vallaha buraya. Sakın yapma. Sak…

-Allahu ekber!

Yandı adam! Allahu ekber!

Yandım ahh!

Yoğurt getirin! Bir şey yapın hadi!

Abi çekirge öldü mü?

Ne diyorsun lan, ne çekirgesi?

-Abi ölmesin çekirge.

Çekirge.

Bursa Bülbülü Cengiz Sezen… ve arkadaşları.

Evet.

Tamam.

Tamam. Hürmetler.

Herkesin selamı var.

Saygılar.

-Ne dedi?

Doktor Fatih'in hastane masraflarını karşılayın dedi.

Bir de Bursa Bülbülleri olarak lanse edecekmişiz.

Çok uzunmuş öbür türlü.

Hah, ikna oldu yani?

E, iyi iyi, tamam.

Çocuklar kabul eder nasıl olsa.

Şey, abi.

Bir de, kaseti duymuş.

Neden benden habersiz karar veriliyor dedi.

Se- Sen ne dedin?

Demo dedim. Size getireceğiz dedim.

O ne dedi?

Sikerim demonuzu, kendi cebinizden ödersiniz dedi.

Ha iyi, tamam ya.

Tamam tamam, çok şey yapmamış. Mesele yok, tamam.

Abi çaylar geldi.

Moral bozmuyoruz.

Moral bozmuyoruz. Ara Cengiz'i.

Bursa Bülbülleri oldu isimleri.

Cumartesi çıkıyoruz. Hadi.

-Hadi. -Abi çayını soğutma.

Güzel.

-Bu ne!

Koca adam cüce oldu!

Taşkıncım masaldan kovulmuş gibiyiz yahu.

Elime bak elime. Elime bak.

Hadi be.

-Gol!

Üç bir oldu.

-Tamam.

Yes!

Cengiz bak!

-Ay. Bursa Bülbülleri.

Abi yarın bu kalabalığa biz çıkacağız be. Hey maşallah.

Taşkın vallaha heyecandan ölüyorum ya.

Şu albüm çıktıktan sonra mı çıksaydık acaba? Çok heyecanlıyım.

Cengiz Beycim artık yarın hep birlikte heyecanlanırız.

Bu gece sadece güleceğiz. Değil mi?

Hadi Taşkıncım, hadi.

Gülelim. Bu gece güleceğiz. Hadi Arzu.

-Kes.

Kes, kes!

Ama ne var be oynuyorum.

Ay türkü de türkü olsa bari.

Koyun boğazlar gibi.

Siz biraz fakirdiniz galiba.

Nedenmiş o?

Hiç kurban kesmemişiniz de.

Koyun öyle boğazlanmaz.

Hanım kadınların, konsolun gözünde tülbenti olur.

Oradan yarım boy, bir boy kesersin.

Kurbanın gözünü bağlarsın. Sıkmadan. İncitmeden. Günahtır.

Gül suyunu dökersin misler gibi kokar.

Öd ağacını yakarsın böyle boğurdandan gelir kokular.

Kurbanın gıdısını hafif hafif okşarsın.

Tekbir alırsın.

"Allahu ekber, Allahu ekber.

La ilahe illallah. Allahu ekber.

Allahu ekber ve illa il- Bismillahi Rahmetullah!"

Bravo!

Bunlar gerçek sanatçılar, gerçek. Çok büyükler, çok!

Ahiretliğim sen Arzu'yu bırakırsın eve.

Tabii tabii.

-Abla. -He?

Bak yarın işimiz var ha, içmesin çok.

Ay katiyen. Evde içki yok zaten.

Hass… En azından bir biracık?

Taşkın? İçki mi ben mi?

O ikisine birlikte alışmış.

Siz anca beni kırın efendim. Siz anca Taşkın'ı ezin.

-Hadi Taşkın. İyi geceler. -Hadi iyi geceler abla.

Hadi.

-E ben acıktım. -Acıktın?

He.

Tamam gel.

Namım var denizlerde, işim olmaz kerizlerle.

Adabıyla içene muhabbet saz,

hariçten gazel okuyana vatoz yahni az.

İmza, Trilyeli Erol, anladın mı. Şöyle takdim edeyim.

Buyurun hanım ablacım.

Erolcum bir aileye bir sanatçı kafi gibi.

-Ama güzel de yazmış maniyi.

…Estağfurullah abicim. -Canım benim.

Soğan var mı salatada?

-Var hanım ablam. -Var.

E, olmaz.

Akraba olacaksın bir de öğren bunları. Yemez ki o soğan.

Nereden biliyorsun?

E kaç zamandır beraberiz.

Bizim evde de ayırırsın hep soğanları.

-Bak ya!

Vallaha helal olsun hanım ablam.

Cengiz abicim, çocuğuna bakar gibi bakmış sana.

Yazmış kafasına, anladın mı. Bu güzel insan demiş,

kıymet vermiş, kendinden bilmiş.

Ah be Cengiz abim ah.

Bulamadın şöyle zamanında güzel bir can güzel bir sevgi.

-Ne yapıyorsun lan? Ne yapıyorsun? -Ah be abim, bitirdin, mahvettin kendini.

Yılların geçti Cengiz abim.

Ne yaptın kendine böyle abim benim.

Ne yapıyorsun lan? E, ne yapıyorsun?

Ne yapıyorsun Erol? Yormayalım insanları.

Hadi gülüm. Al bunu. Soğansızını getir.

-Hemen Cengiz abi. -Hadi canım benim. Hadi, hadi.

Çok geveze ya.

Soğandan kader röntgeni çekti pezevenk.

Bıdı bıdı, Medine dilencisi gibi.

Sence ben en çok hangi çiçeği severim?

-Gül mü?

Menekşe.

Lale.

-Sümbül.

Beyaz zambakları severim ben.

-Beyaz zambakları. -He.

E çok güzel kokar ama o ömrü kısa, bir buçuk iki ay, geçer o.

E olsun be.

Geçse de izi kalır.

-Hım. -Beklerim ben de bir sene. Ne olacak?

-Vefa. -Hı.

Öyle mi peki?

Ne öyle mi?

Hiç sevdan olmadı mı gençken?

Doğru mu söylüyor Erol?

İz bırakan bir şey olmadı.

Yani öyle kayda değer.

Hep çalıştık, müzik. Bizim aşkımız müzik.

Ama şimdi zamanı geri alabilsek, belki farklı olurdu.

Zamanı geri alsan? Mesela?

Mesela?

Aynı yaşta olsak?

Benim yaşıma geri dönsen?

Ne yaparsın?

İster miydin?

Aynı yaşta olmamızı?

-He.

Hiç sevmem.

Erkekler salak oluyorlar gençken.

Hım.

Ben hayranım sana be.

Vallaha?

Çok güzel adamsın.

İyi kalplisin.

Sanatın yeter be. Cengiz abi. Ha?

He.

Abi demesen?

Yani en azından biz beraberken, yalnızken.

Kötü hissediyorum, yaşlı hissediyorum biraz, moralim bozuluyor da.

Olur mu?

E iyi, tamam.

Cengiz.

Nasıl durdu bende?

Güzel durdu.

Cengiz.

Soğansız salata!

Aman be!

Yahu böyle aniden.

Tamam, hadi sen istirahat et Erolcum bunlar yeter bize.

-Hadi canım benim. -Afiyetler olsun.

-Sağ ol. -Sağ ol.

-İnşallah. -E koyuyorum bundan.

Koy koy. Balık vereyim mi balık?

Ver ver.

Beyaz zambaklar, ha?

He.

Cengiz.

Ee, ne olacak şimdi? Bizim şarkı en tepede.

E bununla sevdiler bizi. Ne kaldı geriye ki?

Ayıp ama ya.

Yani kasete okumayacağız şarkıyı, onu anladık.

Ama kendi sahnemizde söyleyemeyecek miyim ben eserimi?

Abi git kulise, konuş kadınla.

Bu tavır de, beni rahatsız ediyor de.

Vallaha, gidicem konuşucağım. Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

Konuşacağım.

-Merhaba Bülbüller. -Merhaba.

Bu gece için derin sevgilerimi, şanslarımı diliyorum efendim.

Allah…

yanınızda olsun.

Rabbim muvaffak etsin.

Siz iyi olun da,

biz de rahat edelim. Öyle değil mi efendim?

Ne oldu?

Dut mu yediniz Bülbül evladım.

İnsan bir teşekkür eder, aa.

Allah razı olsun, el verdiniz Bülent hanım.

Gözlük!

Tabii.

Ayının yemini armudu görene kadarmış.

Nerede o büzük? Nanay!

Deseydin ya, şimdi buradaydı kadın?

Terbiyesizlik etme Taşkın.

Terbiyeye davet ediyorum seni.

Eteğine yapıştın kadının. Nasıl söyleyeyim ben?

Vallaha bırakır giderim bak. Benim de bir sabrım var.

Saygısızlığın lüzumu yok Taşkın.

Siz anca beni kırın.

-Anca beni kırın siz. -Abe yeter, tamam be.

Okuruz sağdan soldan, babamın şarkılardan.

Bu akşam da böyle olsun, ne yapalım.

Kaç saat var çıkmamıza?

-İki. -İki.

Ya, arkadaşlar aslında ben bir şarkı yaptım da.

Aceleye gelsin istemiyorum.

Şu kanunu çıkarıp bir geçelim mi?

Severseniz onunla çıkarız.

"Beyaz Zambaklar."

-Kaşif aç kanunumu.

Tüm beyaz zambaklar solup da gitse,

tanrım affeder böyle sevince.

E- Evet.

Evet Fahrettin bey anladım. Gayet iyi anladım efendim.

Em, efendim çok doğru bir karar verdiniz.

İnanın pişman olmayacaksınız.

E, yok e- estağfurullah.

E- Estağfurullah efendim ben kimim ki?

Tamam.

Oldu. Görüşürüz Fahrettin bey.

İstanbul'a geliyorsunuz. Bu da geliyor.

-Allah be! -Aman sabahlar olmasın!

-Şükür rabbime.

-Kız öp! Yürü! Teşekkür et!

Sağ olasın.

Osman Bey teşekkürler.

Hayırlı olsun.

-Canım.

Ben sana dedim ama değil mi?

-Dedin. Vallaha. -Dedim.

Bana bak! Bana bak!

Allah belamı versin öldürürüm o kart pezevengi ben!

O peruklarını yolarım onun.

Abe anne yok öyle bir şey be.

Nasıl yok? Nasıl yok?

Öldü herif sen Osman'ı öperken.

Ayakta öldü, gördüm ben.

Ha zilli orospu! Kız!

Sen baban yaşındaki herifi aşık mı ettin ulan kendine?

Ay baban duysa hapse girecek.

Ay fenalık geçirdim eyvallah, fenalık geçiriyorum.

Anne.

O "Beyaz Zambaklar"ı da sana yaptı o puşt değil mi?

Yok. Vallahi ben yaptırdım.

Hadi oradan.

Çiçekli şarkı yapacaktık.

Abe dedim beyaz zambaklı yaz o zaman.

Yaseminli şarkı var, güllü, leylaklı var. Zambaklı olsun o zaman dedim.

-Yalan söylüyorsun. -Kız çarpılayım.

Yemin et.

Abe yeter be!

Attırma beni vallahi keserim öz anamı şimdi ha!

Bu ne be? Bir hırsız evine kadar kovalanmaz be anne!

Kızım…

Evladım, boşver o Cengiz'i sen.

Zaten beş seneye varmaz altına işer o be.

Kız kapat be tamam!

Güzelliğine güvenme güzel kızım.

Hamam da memeleri arkaya atınca, karıların aklı başına gelir.

Anne tamam be. Çıkaracağım şimdi tamam yeter.

Yetmez! Yetmez evladım.

Osman'ı düşün.

Osman sana hasta güzel kızım, hasta.

Ölüyor kederinden Osman.

Bak Osman demek ne demek?

Osman demek para demek.

Osman demek İstanbul demek.

Osman demek gazino demek, şöhret demek, ışık demek.

Kızım sen bunları istemiyor muydun?

İşte ayağımıza geldi.

Güzel kızım, kurtar bizi buralardan.

Ben diyeceğimi dedim.

Bundan sonrası sende Arzu.

Bismillah.

Ah, vallaha unutuyordum. Abicim buyur.

Ne bu?

Sana olan borcumun bir kısmı.

Ya oğlum.

Üç lira para geçti eline. Bırak, koy cebine.

İstanbul'da lazım olur.

Tabii.

Öpüşüp koklaşmak, ağlaşmak yok. Hayırlı bir iş için gidiyoruz.

Hadi hadi, İstanbul yolcusu kalmasın be!

Geldim.

Has…

He biz böyle. Hah, tabii.

-Hayırlı yolculuklar. -Sağ ol annecim.

-Bahtın açık olsun yavrum. -Amin.

Bak geldik İstanbul'a.

Mutlu musun?

Mutluyum. Sen?

Agacım nereye geldik be?

Vallaha her şey senin sayende oldu Cengiz abi.

Biz sana Cengiz abimiz dedik ama sen harbiden abimizmişsin.

Bundan sonra üçümüz kardeşiz, söz mü?

Söz.

Tamam.

-Güzel.

Allah ne muradınız varsa versin.

Allah razı olsun. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Allah…

Şarkıyı sen mi yazdın?

Evet Fahrettin bey, ben yazdım şarkıyı. Önceki şarkımı da Bülent hanıma vermiştik.

Vallaha aslında ben piyanistim.

Böyle içimden bir şarkıcı, böyle bir bestekâr falan…

Tamam peki.

Abim.

Arzu hanımın sesi hakkında ne düşünüyorsun?

Kamuran Akkor mu, Gönül Akkor mu? Hangisini seviyorsun?

İkisini de, efendim.

Daha çok Mine Koşan'a hasta bu.

Tavırları falan. Arzu'nun sesinde var o tavır, değil mi?

Peki tamam. Şimdi sizi bir yolculayalım bakalım.

Akşam beraber bir yemek filan yeriz, he?

Tabii. Tabii abi.

E biz çıkalım o zaman. Buyurun.

-İyi günler.

Yakından, çok daha yakışıklıymışsın.

-Maşallah. -Çıkalım o zaman.

Osman!

-Konuşalım biraz. -Tabii.

Siz aşağıda bekleyin. Geliyorum.

Kaç adet bastınız bu işten?

Abi 50 bin. 10 bin de plak.

İyi tamam, yeter. Basmayın artık.

Yoksa aşk gözünüzü mü dağladı Osman bey?

Göremiyor musunuz? Her şeyden haberim olur benim Osman.

Vekâletle karı boşamışsın ulan.

Vay kerhaneci!

Ama mevzu o değil.

Ama mevzu o değil. Kız cevher. Aşık olduğun kadar var yani.

Geri zekâlı mısın sen Osman?

Bu albümle mi harcayacaksın kızı?

Bülbül mülbül. İsmi bile yok lan kızın!

Sana tek bir soru.

Tek!

Benim sahneme, grup olarak çıkan assolist var mı?

İsmi üzerinde yahu. As! Tek!

Ben Fahrettin Aslan'sam,

bu bülbül tek başına uçar Osman.

Cengiz ne olacak?

Ver bir para, yolla gitsin.

Beste mi yok Arzu'ya?

Hadi hadi.

Tabii abi.

Hadi be o zaman Bursa Bülbülleri'ne.

-Sağlığa. -Hep beraber.

Hep beraber.

Hadi bakalım.

Madam?

Efendim ben böyle topluluk karşısında konuşmayı çok beceremem.

Ama siz değerli dostlarımın, Taşkın kardeşimin,

Arzu hanımın…

güzeller güzeli annemizin…

ve büyüğümüz Fahrettin beyin huzurunda sizinle bir şey paylaşmak isterim.

Şimdi Allahın bildiğini kuldan saklamak olmaz.

Biz de usulü erkân bilen insanlarız şükür ama…

Sevda başa gelince ne usul kalıyor ne makam.

Arzu?

Benimle evlenir misin?

Evet!

-Evet.

Ah be Cengiz abicim.

Ah be Cengiz abicim. Kurban olayım bir şeyler ye artık ya.

Yapma böyle be abicim.

Yapma be.

Bak, duvarı nem, insanı gam öldürür anladın mı?

Sigara versene sigara. Sigara.

Hı.

Sağ ol.

Deli Ayten nasıl delirmiş biliyor musun?

-Nasıl abi? -Aşktan.

Kocası ölünce, kederinden aşkından divane olmuş,

delirmiş garip.

Allah allah ya.

Ulan şu kuş zamanında öteydi, anladın mı,

şimdiye bunlar yaşanmayacaktı ya.

Tsk, tsk, tsk.

Allahın işine bak be.

-El fatiha!

-Amin.

Başınız sağ olsun.

Başın sağ olsun.

Başınız sağ olsun.

Arzucum başın sağ olsun.

-Sağ ol. -Taşkıncım başın sağ olsun.

Cengiz abi!

Gel götüreyim seni İstanbul'a.

Tarabya'da çok iş ortamı var. Çevremiz de baya iyi oldu.

Taşkıncım ben müziği bıraktım.

Eksik olma, sağ ol. Tekrar başın sağ olsun.

-Arzu Neşe.

Yıktın ortalığı.

Vallaha gurur duyuyoruz seninle.

Sayende.

Yok yok. Allah vergisi.

Hadi. Arzu Neşe'ye.

Sen iyi misin?

Peruk gitmiş.

-Çatı uçtu benim.

Böyle havadar daha iyi.

Senin saçlar da güzel olmuş.

-Beğendin mi? -Hı hım. Çok güzel.

Cengiz.

Özür dilerim.

Arzucum özür dileme.

Ben özür dilerim.

Olmazdı biliyorum ama…

Bir çizgi var…

Onu aşmamak lazımdı, ben onu aştım Arzucum.

Özür dileme o yüzden.

Bak.

Bunu getirdim sana.

Pakize dedi ki, kendi plağını sokmuyor eve.

Şarkı söylemeyi de bırakmışsın.

Benim için dinler misin?

Tamam.

Benim artık kalkmam lazım.

Tamam.

Sarılabilir miyim?

Unutma bizi.

Dikkatli gidin.

Alt yazı çevirmeni: Bülent Ertaş

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.