All language subtitles for Kiralik Ask 68

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

.

[Jenerik.]

Burada mı yemek yiyeceğiz ya?

Rıza Bey beni görmeseydi.

Buraya eski tanıdıklarını gör diye gelmedik Defne.

Burası her şeyin başladığı yer.

Evet, öyle.

Defne!

Sevgilim sen bugün çalışıyor muydun ya?

Çok özür dilerim aşkım ben.

Anlarsın ya işte, sadece yemek.

Ne oluyor ya?

Ne oluyor?

Sinirlendim galiba ben!

Allah'ın manyağı, bıraksana yahu!

Çaktırma, beni dışarı çıkar yeter, gel.

Yahu deli, bıraksana!

Gel hadi!

Bir kız tanıdım ben burada.

Hayatımda gördüğüm en, en serseri, en hırçın kızdı.

Kardeşim, böyle bir hizmetimiz yok bizim diyorum!

Ne sandın ya?

Tamam, tamam kızma.

Kızdan kurtulmam gerekiyordu, amma abarttın ya.

Kızdan mı?

Ömüş!

İtiraf edeyim, başımdaki belayı biraz bahane ederek öpmüştüm o kızı.

Sonra çok acayip bir tokat attı bana.

Ama sen şimdi bana şey yapınca...

Ama değdi.

Yediğim tokata da, peşinden koşmama da.

Dünyanın en güzel kızı çünkü o.

Benim yanımda olduğu için çok şanslıyım.

Ne alakası var, asıl ben.

Artık hiç ayrılma istiyorum yanımdan.

Hayatın hayatıma karışsın.

Bundan böyle tek bir hayat yaşayalım.

Senle ben.

Defne.

Benimle evlenir misin?

Sen ne hakla böyle numaralar çekiyorsun, üstüne bir de beni kullanıyorsun he?

Ömüş!

Sen ne iğrenç, ne mikrop, ne pis bir herifmişsin!

Gazımız çıktı nihayet annesi.

Uykuya hazırız.

(Pışpışlıyor.)

Günaydın sevgilim.

Günaydın.

Rüya mı gördün?

Öyle bir şey oldu herhalde.

Görüyordum rüya, evet, güzel rüya.

Güzel bir rüyaydı galiba.

Öyleydi herhalde, öyle bir şeyler.

De, hatırlamıyorum hiç şuanda.

Sen niye böyle erkenden hazırlandın?

Bir yere gideceğiz seninle.

Ama önce şunları içelim.

Çıkıyoruz.

Al bakalım.

Aa çorba.

Afiyet olsun.

Ömer Bey.

Nerelerdesiniz?

Özlettiniz kendinizi valla.

Ne var ne yok?

Valla bıraktığınız gibi işte.

Ama ben sizi çok iyi gördüm maşallah.

İyidir, iyidir.

Hanımı getireyim dedim ben de.

Han...

Hanım...

Hanım.

Hoş geldiniz, buyurun o zaman.

Sağ ol.

Gel.

Burası Kadıköy'ün en eski pastanelerinden biri.

Annem getirirdi beni buraya.

Çok severdi burayı.

Böyle sık sık gelir, tatlı yerdik.

Tabi keyfimiz yerindeyse bir de.

Buyurun.

Teşekkür ederim.

Afiyet olsun.

Buyurun.

Sağ ol.

Ömer bu ne ya?

Of bayıldım.

Monte Bianco, kış tatlısı.

Yazın da şey var, Cup Griye.

Yazın da gelelim, hep gelelim.

Ben gerçekten çok beğendim.

Afiyet olsun.

Yalnız çok acayip bir şeymiş bu ya.

Anne oğul biliyorsunuz ağzınızın tadını.

Ayrıca bunu benimle paylaştığın için çok mutluyum.

Yani annenden çok fazla bahsetmiyorsun ya.

Bir gün de kavak ormanına gideriz birlikte.

Kavak ormanı mı?

Annem bayılırdı kavaklara.

Özellikle seslerini dinlemeye.

Biz öyle beraber çok yolculuğa çıkardık.

Nerede bir kavak ormanı görsek, inerdik arabadan.

Kapatırdık gözlerimizi, böyle dakikalarca dinlerdik sesini..

İşte annem gidince ben de onun için bir kavak ormanı yaptırdım.

Ne güzel.

Annen doktordu değil mi?

Evet.

Senin gibi böyle yumuşak kalpli, nazik bir kadındı.

Doğadaki her şeye saygı duymayı o öğretti bana.

Yani sıradan bir ağacın bile bir ruhu olabileceğini.

Tanışmayı çok isterdim.

Ben de.

Yani tanışmanızı.

İşte ben de seni buraya getirerek kendimce tanıştırıyorum.

Burası çok güzel bir yermiş.

Sen bir de yazın gör.

Annem ile genelde uçurtma uçurduktan sonra gelirdik buraya.

Ne güzelmiş.

Annem öğretti bana uçurtma yapmayı, uçurmayı.

Öyle rutinlerimiz vardı.

Ne bileyim, dans etmek, maket yapmak...

...uçurtma uçurmak...

...buraya gelip Monte Bianco yemek gibi falan.

Bir gün belki biz de çocuklarımızla yaparız.

Sen uçurtma uçurmayı öğretirsin.

Birlikte uçururuz.

Çok şanslıyım ben.

Senin gibi bir ailem olduğu için.

Ömer ben anneannemi çok özledim.

Ne olacak bizim bu halimiz?

O da özlemiştir.

Hatta onlar da, hepsi.

Bu sorunu bir şekilde çözmemiz lazım.

Çözemedim işte, gördün.

Senden vazgeçmemi istiyorlar.

Çözeceğiz, çözeceğiz merak etme.

Çözeriz değil mi?

Sen böyle konuşunca bir içim rahatlıyor yani.

Sanki her şey yoluna girecekmiş gibi.

Girecek sevgilim, yani anneannen de anlayacak.

Birbirimizi sevdiğimizi, mutlu olduğumuzu.

Birbirimize iyi geldiğimizi.

İnan bana, her şey güzel olacak.

Düzelecek her şey.

Ne güzel düşünmüşsün, annen için kavak ormanı.

Seneler sonra bile hep orada kalacak.

Çoğalarak, artarak.

Doğa tüketmeyi bilmez derdi annem.

Yani tükenmezdi.

Bir yerde bir çiçek solar, bir yaprak dökülür.

Sonra bambaşka yerde, bambaşka renkte bir çiçek açar.

Yeni yapraklar yeşerir.

Böyle durmaksızın var eder kendini.

Hep yeniden başlar.

Hep yeniden, artarak, çoğalarak.

İnsan da öyle değil mi aslında?

Her seferinde kendimize bir bahane buluyoruz, direniyoruz.

Çünkü inanmak istiyoruz.

Mutlu olacağımıza, tükenmeyeceğimize.

Hatta aksine daha da çok var olmak istiyoruz.

Artarak, iz bırakarak.

Hayat döngüsü dediğin şey işte.

Önce yalnızız, tekiz.

Sonra şanlıysak eğer, ruh eşimizi buluyoruz.

Birken iki oluyoruz.

Aile oluyoruz hatta.

İkiyken üç, üçken dört.

Galiba buna ihtiyacımız var.

Yani var oluşumuzu kanıtlamak için.

Ben mesela sen yanımdayken her zaman daha güçlü oluyorum.

Ayaklarım yere daha sağlam basıyor.

Varlığım daha bir anlamlı.

Ki henüz hala iki kişiyiz.

Ben geleceği düşünemiyorum bile.

Benim için bir mucize olurdu.

En son inanıyorduk mucizelere sanki.

Ben hala inanıyorum.

Valla bence Lara,arkadaşınla konuşmalısın yani.

Al Defnesu'yu karşına anlat.

Yani bu kadar şımarıklık olmaz de.

Sen benim kalbimi kırdın de.

Madem arkadaşına değer veriyorsun.

Tamam mı?

Onla konuşmalısın ki sonra sorunlar iyice büyümesin.

Tamam mı?

Tamam.

Heh, hazır mısın?

[Korna sesi.]

Hadi, servis dat dat yapıyor kızım.

Geç kalmayalım.

Görüşürüz.

Görüşürüz.

Gel bakalım.

Baklavalar yağıyor bugün.

Acil çıkmamız lazımdı Sinan ya.

Bu kadar büyütmese miydik?

Baksana Pazar kahvaltısı gibi oldu.

Olsun, ne yapayım ya?

Ben böyle mükellef kahvaltı yapmadan benim kafam çalışmıyor bütün gün.

İyi.

Madem öyle.

Hayır beni de alıştırdın büyük kahvaltılara.

Lara'yı da.

Bütün gün Sinan dinliyorum.

Sinan ağabey şöyle yaptı, Sinan ağabey böyle dedi.

İyi anlaşıyoruz diyelim ya.

"İyi anlaşıyoruz." hafif kalır.

Sen baya profesyonelmişsin.

E babalık ruhumda varsa demek.

Bir şey diyeyim mi?

Bak bir sürü çocuk yapalım, ben hepsine bakacağım.

Söz veriyorum.

Nasıl yani?

Bir sürü biraz fazla oldu, tamam.

Üç tane diyelim mi?

Üç.

Yani Lara'dan sonra iki.

Bir kız, bir oğlan.

Yani Sinan...

Ben zaten anneyim, biliyorsun.

Ee...

Ha sen istemiyorsun.

Ben istiyorum.

Bak bak, şerit değiştiriyor, sinyal vermiyor.

Görüyor musun?

Ben nereden bileceğim senin şerit değiştireceğini?

Müneccim miyim ben?

Ha döneceksin.

Bak dönüyor bir de bak!

(Kornaya basıyor.)

Hayret bir şey ya!

Nereden alıyorsunuz ehliyetinizi, bakkaldan mı?

Ben anlamıyorum ki!

Belki çoluk çocuk taşıyoruz arabada!

Belki çocuğumuzu okula götürüyoruz, parka götürüyoruz!

Baby on board!

Ne malum?

Dikkatli kullan kullanacaksan yani, sorumluluk!

Kullanacaksan, dikkatli kullanmayacaksan kullanma ağabey!

Yandı yeşil, yandı!

[Kornaya basıyor.]

Hadi hadi!

[Kornaya basıyor.]

Niye duruyorsun bu kadar ya?

Ah!

Buenos dias, Sinan Bey!

Ya, ne demezsin...

Ömer yok mu?

Var, burada, geldi de...

Hayırdır?

Sizin neyiniz var?

Hi!

Ay Seda Hanım ile kavga mı ettiniz yoksa?

Ne oldu, kim haklı?

Şuanda çıkışını eline versem ben haklıyım.

Defne!

Kahveye geldim!

Ay iyi ki de buradayım.

Ay bu şirkette sohbetin, gıybetin ardı arkası kesilmiyor.

Ay iyi ki de bu şirketteyim!

Ya evet, tabi.

Valla tam sizlik de...

...biz böyle arada iş yapıyoruz yani, fırsat buldukça.

Ay!

Ne?

Ay ay!

Ay ne?

Ay inanmıyorum!

Ay Neriman Hanım ne oluyor ya?

Hamilesin sen.

Tövbe bismillah.

Ay kesin!

Nereden çıkardınız canım öyle bir şeyi, ne alakası var?

Ah ben bakar bakmaz anlarım!

Sen kesin hamilesin!

Yani olabilir Sinan.

Yani bu çocuk hikayesi iki tarafın da isteğiyle olacak bir şey.

İstiyorum işte ağabey, istiyorum.

O da istesin.

Tamam ben de istiyorum, istesin işte.

İstemiş zamanında.

Bir tane de çocuğu var, çok da tatlı.

Ağabey şimdi de benim zamanım.

Tamam şimdi de benim.

Ben baba olmayacak mıyım yani, bu mu?

Olmayayım mı?

Ne dedi peki, çok mu kesin konuştu?

Emin mi değil?

Ben anlamadım ki şimdi.

Ben anneyim zaten dedi.

Ben de saftirik gibi öyle hayaller kuruyorum.

İki tane çocuk yapalım, biri kız olsun biri oğlan.

O çoktan kapatmış konuyu.

Yani ne diyeyim?

Olabilir.

Ağabey bu nasıl oluyor, ben anlamıyorum yani.

Nedir, bunlar bir kere çocuk yaptıklarında sonra hevesleri mi gidiyor yani?

Vaz mı geçiyorlar, ne oluyor yani?

Merhaba.

Hah, Defne sana bir şey soracağım.

Sen çocuk yapmak istiyor musun?

Böyle ortalıkta minik minik İplikçi'ler dolaşsın.

Hı?

Çocuk, istiyor musun?

Ha..

Iı...

Yani...

Evet.

Sonuçta insan sevdikten sonra...

Gözünüzü seveyim.

Gerçekten, rica ediyorum.

Bak şuan konu benimle alakalı.

Ne olur mıngırdamayın yani.

Evet, çok romantik bir konu olabilir ama mıngırdamayın.

Benimle alakalı şuan konu.

Tamam kardeşim, anlat.

Anlat, rahatla.

Ben toplantıdan önce bir konuşalım demiştim ama.

Tabi buyurun, buyurun konuşun, buyurun.

Ha Sinan Bey, siz bu çocuk meselesini niye sordunuz?

Ha...

Burada da mı konuşuyoruz?

Başka nerede konuşabiliyoruz ki?

Kapattın konuyu, resmen tabu oldu.

Ya ben mi kapattım?

Küsüp giden sensin Sinan.

Sabahtan beri tek kelime etmedin benle.

Tamam, konuşalım, peki.

Ne diyeyim, ne dememi istiyorsun?

Söyle.

Ömer.

Tam olarak mesele ne?

Boş ver.

Konu şu; Seda Hanım başka bir çocuk yapmak istemiyormuş Defneciğim.

Nasıl ya?

Siz şimdi baba olmayacak mısınız?

Heh!

İşte bak!

Ağzını öpeyim, işte bak beni anlayan biri!

Tamam mı?

Beni anlayan da biri çıktı şu dünyada, gerçekten oh!

Ne yani istememek suç mu?

Ben mi kabahatli oldum şimdi?

Değil, sanmıyorum.

Yani istenmeden dünyaya getirilecek bir çocuk kadar fena bir şey var mı?

Evet, ben de onu diyorum.

İstemeden yapılacak şey mi bu?

Siz şimdi başka çocuk istemiyor musunuz?

I-ı.

Nasıl ya?

Düşünmüyorum Defne.

Benim zaten bir evladım var.

Aa!

Ben böyle bir şeyi hiç algılayamıyorum, anlamıyorum yani!

Yani ne bileyim?

Yapılır ya çocuk.

İnsan dediğin çocuk sever, ister yani çocuk.

Hayır ne bu?

Ben anlamıyorum.

Doğurup doğurup ondan sonra da, "Ay ben artık böyle bir hayat istemiyorum."...

...deyip vazgeçmeler, kedi yavrusu gibi çocukları kapılara koymalar!

Kedi yavrusu olur mu bu?

Kedi yavrusu bu, kedi yavrusu bile konmaz!

Ayıptır ya, bir sahip çık bir şey yap!

Iı, pardon ben biraz konudan saptım galiba.

Ben anlamadım zaten.

Evet biraz konudan saptık.

Şöyle yapalım.

O zaman kahve molası verelim.

Tamam mı?

İnelim aşağıya, konuşalım bunu.

Tamam mı?

Ömer de gelsin ama.

O beni anlıyor.

O zaman Defne de gelsin, o da beni anlıyor!

Aslında bu sizin konunuz ya, biz hiç karışmasak.

Çok geç, çok geç.

Hadi, hadi bakalım, hadi gidiyoruz aşağıya.

Anneciğim.

Güzel oğluşum.

Şimdi Ayşegül abla gelip sana bakacak, tamam mı?

Annenin çok gizli bir işi var.

Türkan teyze duymasın ha.

Gerçi zaten kendisi burada değil, duyamaz da.

Sen de söyleme yani.

Annen gizli bir ilişki yaşıyor.

Kiminle biliyor musun?

Halacıkla.

Ya!

Defocik ile.

Ne oldu?

Sen de mi gelmek istiyorsun?

Bir tanem hava çok soğuk ama.

Üşütürsün diye korkuyorum ya.

Sen şimdi Ayşegül ablanla güzel güzel takıl.

Ben akşam sana bir bir anlatacağım, tamam mı?

Çatlak halan neler yapıyormuş.

Hadi bakalım, bunu da götürelim.

Hop...

Evet.

[Zil çalıyor.]

Aa.

Gel.

Kim geldi?

Kim geldi?

Hah!

Ay Ayşegül...

...ocağına düştüm.

Türkan teyzeyi memlekete yolladık.

Serdar da yok.

Artık mecburen sen bakacaksın İso'ya.

Bakarım canım.

Ne olacak?

Biz İso ile takılırız.

Kız aslansın sen be!

Anneciğim, üzme tamam mı Ayşegül ablayı?

Hadi bakalım.

Hop.

Hadi ben gidiyorum.

Şey, Nihan...

Birine söylemem lazım.

Biz Cevdet ile boşandık.

Ne!

Yani öyle işte, bitti.

Boşandık.

Ay zebellah magazin.

Ben gidemem ki şimdi.

Ne yapalım?

Geç, geç içeri, geç.

Geç, geç, geç.

Hadi, hadi, hadi...

Her şeyi bana bir bir anlatacaksın.

Anlaştık mı?

Gel hayatım.

Otur.

Otur şöyle.

Otur.

Şey yapayım...

Şunu alayım.

Bunu alayım.

Böyle yapalım.

Bunu da böyle çekeyim.

Ee...

Anlat, nasıl oldu?

O mu istedi, sen mi istedin?

Mutlu musun?

Ama yine insanda bir burukluk oluyor, değil mi?

Hiç mi yok?

Ay kız senin gözlerinin içi gülüyor ya.

Ay bana da bak, ben hiç konuşturmadım ki seni Ayşegül.

Ne yapalım, şey yapalım.

Ben çay suyu koyayım.

Sen de bunu aç.

Aç aç.

Aç!

Her şeyi anlat.

Allah'ım delireceğim meraktan!

Hayır, tamam ben Lara'yı da çok seviyorum, o da benim kızım da...

Yani ne bileyim, benim kendi çocuklarım olmasın mı ya?

Bir de ben hep böyle kalabalık bir aile istemiştim.

Ne bileyim böyle çoluk çocuk...

Ya baksanıza bana ya.

Tam böyle çocuklarıyla atçılık oynayacak bir tip yok mu?

Yavaş, yavaş.

Öyle deme ya, bence Sinan Bey'in gayet minnoş bir enerjisi var.

Evet, çok minnoş bir enerjim var benim!

Çok iyi baba olur benden!

Yüzde yüz katılıyorum ben Sinan Bey'e!

Ben bunların hepsini biliyorum zaten.

Ben senden baba olmaz demiyorum ki zaten.

Ne o zaman?

Sinan, istemiyor işte.

Artık.

Evet.

Bu.

Yani daha kısa ve net nasıl anlatılır, ben bilmiyorum.

İyi, tamam.

Yani ben baba olmayayım, benim çocuklarım olmasın.

Ben çocuklarımla parklarda bahçelerde oynamayayım.

Bunu tatmadan öleyim.

Bunu mu istiyoruz?

Ya yazık ya, Sinan Bey'in bunu yaşamak hakkı yani.

Kesinlikle, benim bunu yaşamaya hakkım var.

Tamam mı?

Ben bu yüzden yetişkin oldum ağabey.

Ben baba olacağım zamanı bekliyorum.

Ben şahsen böyle resme bakınca görebiliyorum yani...

...her karede Sinan Bey'i ya.

Olayı bu.

Olayım o!

Ömer.

Bunlar hep böyle aynı tarafta mıdır?

Her zaman, alışsan iyi olur.

Ne?

Ne?

Aa Nihan!

Yine ben!

Ya sana çekirdek de getirmiştim ama...

...dayanamadım, yedim.

Hoş geldin.

Hoş buldum.

Otursana.

Ee ne yapıyorsun?

Anlatsana.

Bizimkiler nasıl?

İyiler, iyiler.

Öyle Türkan teyzeyi bir memlekete yolladık.

İşte hava değişimi olsun diye.

Niye?

Niye, anneanneme bir şey mi oldu?

Bana bak, doktor tavsiye etti falan ondan mı yolluyorsunuz kadını?

Kız yok.

Ne doktoru ne tavsiyesi ya?

Allah Allah.

Biraz öyle canı sıkkındı.

Öyle hava değişimi neşelendirsin diye.

Nihan, bak emin misin, bu kadar mı?

Öğrenirim he.

Kızım sen deli misin ya?

Niye yalan söyleyeyim ben sana?

Gayet sağlığı cillop gibi kadının.

Yok bir şey, tamam.

Asıl sen magazine koş.

Bomba dedikodum var!

Ne?

Söyle.

Hazır mısın?

E söyle hadi.

Şok olacaksın var ya, böyle kulakların falan düşecek.

Ay söyle artık Nihan!

Ayşegül ile Cevdet boşanmış.

Ne diyorsun ya?

Ya...

Bu pis Cevdet, Alman bir tane kadınla evlenmek için Ayşegül'ü boşamış.

Pislik.

Hem de tek celsede.

Neyse yani kız kurtuldu diye bakıyoruz artık.

Ayşegül nasıl peki?

İyi mi, üzgün mü?

Yok ya.

Yani biraz durgun tabi de.

Kızım Cevdet'ten kurtuldu ya.

Daha ne olsun?

Doğru söylüyorsun, hatta zil takıp oynaması lazım ya.

Hem kız zaten ekmeğini kazanıyor.

Çocuğuna bakıyor falan.

Mis.

Yani.

Çocuk...

Nihan ya ben sana bir şey soracağım.

Sor.

Sen böyle İso'ya hamile kaldığın zaman..

Hamile misin?

Hayır, canım ne alakası var benle?

Allah Allah!

Şeyden...

Bizim pazarlamada bir tane kız var.

O bana bir sordu.

Öyle ben ondan soruyorum sana.

Tamam tamam, doğru adres, sor.

Sen ilk hamile olduğun zaman nasıl anladın?

Nasıl anladım?

Yeşil elma.

Kanka benim canım öyle fena yeşil elma çekti ki.

Ki on sene yemesem aramam yani.

Ne oldu?

Canım yeşil elma çekiyor mu diye şey yapıyorum.

Ay hamilesin!

Valla geliyor!

Geliyor mu?

Gelsin, ne olur gelsin!

Hamile misin?

Söyle.

Aman yok!

Ben değil, yok yani bilmiyorum.

Defne, düşün şimdi.

Böyle ekşi ekşi, yeşil elma böyle ısırıyorsun onu.

Düşün.

Çekiyor mu canın?

Çekmiyor.

Ay çekiyor mu ya?

Bilmiyorum.

Bir daha de bakayım.

Bak şimdi böyle yeşil, parlak.

Aldın böyle ısırıyorsun.

Ekşi ekşi böyle suyu akıyor, böyle sulu sulu.

Böyle şey olur ya, hani böyle dişlerin kamaşır.

Hart diye böyle.

Yok mu?

Yok.

Çekmiyor.

Ay koysan önüme yemem yani şuan.

Hiç mi yemezsin?

Yani belki bir dilim böyle.

Bak çekiyor işte!

Bak canın çekiyor!

Ay yok deme öyle ya!

Ay ne olur ol, hamile ol ya.

Elmayı düşün.

Düşün.

Yok yok tamamım ben ya, yok.

Olsa ben zaten anlarım yani.

Hiç, şu kadar çekmiyor.

Erik.

Turşu.

Turşu.

Turşu çeker.

Karpuz.

Ta-tam!

Koray ya!

Ay hayatım tahmin ediyorum.

Şuan kesinlikle düşündüğün insan benim.

Nasıl değil!

Ay hissettim tatlım.

Yani o kepçe kulaklarından burum buram çıkan o kocaman enerjinle...

...beni çağırdın tatlım.

Ve işte karşındayım.

Şu anda var ya şahane fikirlerle buraya geldim tatlım.

Bugünün bir gün olacağını biliyordum.

Aa bilirsin hayatım.

Ee böyle arkanı kollayan, sana değer veren bir dostun olduğu sürece...

...bilirsin tatlım.

Çok şanslısın.

Çünkü ben varım!

Ya ne demezsin...

Evlilik teklifimi bile sen yaptın.

Belki de o yüzden bu haldeyizdir.

Ay Sinoş, nasıl unutulmaz, nasıl romantik bir andı, değil mi tatlım?

Ay böyle aklıma geldikçe dikenlerim tüy tüy oluyor.

Ay veya dur tam tersiydi herhalde.

Ay hayatım sizin var ya evliliğiniz teklifi bile geride bırakacak.

Çok duygusal anlar yaşayacağız, edeceğiz!

Ay kız kepçe!

Hayatım senin için şahane bir video hazırlıyorum.

Böyle herkesciklerden seninle ilgili duygularını alıyorum, ediyorum.

Onları çok iyi bir şekilde montajlayıp sana duygusal anlar yaratacağım.

Nasıl fikir?

Dur bakalım Koray.

Ay olmaz hayatım, duramam!

Sabah akşam sizin için çalışıyorum ben!

Koraycığım lütfen yani, şuan evlilik meselesinde bir sorun var yani.

Ne?

Sorun mu var?

Ay olamaz!

Evlenmiyor musunuz yoksa?

Bilmiyorum, belli değil, askıda yani.

Ay olamaz hayatım!

Nöro'm var ya, dünya kadar masraf yaptı!

Ne alakası var şimdi Neriman Hanım ile ya?

Aman hayatım siz böyle düğün müğün yapmıyoruz, etmiyoruz deyince...

Kadın hayatım, ne yapsın?

Anaç hayatım, anaç ruhlu bir arkadaşım var benim!

O da böyle işte bir organizasyon falan yapayım, edeyim dedi.

Öyle bir kaç kişiyi falan çağıracak edecek.

Tatlım, yani hayatımızın bi amacı olmalı.

Amaçsız kalınca böyle yaşlanıyoruz, kilo alıyoruz, böyle kırışıklık falan çıkıyor.

Böyle göbeğim pırtlıyor amaçsız kalınca.

Ha o yüzden insanların hayatına bulaşıyorsunuz sürekli, öyle mi?

Ay evet hayatım.

Da, şuan bir amacım yok.

Dur bir amaç bulmalıyım.

Hi, buldum!

Ay Seda'ya gideceğim tatlım.

Gidip diyeceğim ki, hayatım Sinan ile evlenmek zorundasın.

Hayatım zaten bu yaştan sonra koca falan bulamaz o.

Böyle kırk kedi ile yaşlanır, eder.

Kedileri var ya, naaşını yer onun valla.

Ay en iyisi Seda'ya gitmek.

Hadi.

Bye!

Şu kepeklerini düzelt.

İtici, çirkin saçlı!

Millet deliye hasret, biz akıllıya.

Defne.

Yeşil elma yer misin?

Arkadaşın aldırmış, nefis.

Defne.

Ne var?

Yer misin diyorum, elma.

Müsaade edersen düşünüyorum.

Elma yiyip yemeyeceğini mi?

Evet.

Allah başka dert vermesin.

Ye işte, elma.

He...

O işler öyle kolay değil.

Bunun için aieler dağılıyor, ilişkiler bitiyor.

Biliyor musun sen?

Elmadan.

Uf...

İstiyor muyum acaba ya?

Ver bakayım bir tane.

Bana da ekşisi denk geldi ha.

Çok güzelmiş ya ekşi ekşi.

Valla hayat sana güzel be.

Gelsin dostlar, gitsin elmalar.

Kral gibi yaşıyorsun.

İnanılmaz güzel geldi.

Bir tane daha alacağım galiba ben.

Ben, baya canım çekmiş benim.

Hayır niye bu kadar büyütüyorsun?

Altı üstü elma ya!

Her lafın, her hareketin bir olay!

Ne oluyor yani, ne oluyor?

Elma bu, elma!

Valla çok güzel, mis gibi.

Olaya gel, elma yiyorum!

Hadi bakalım!

Allah ıslah etsin seni.

Numune bu ya, manyak.

Hareketlere bak, al şunu.

Ye, elma.

Şöyle koyalım.

Şimdi İsociğim, böyle iki gözlü, ikişer kapısı olan...

...bir kulübe yapacağız.

Böylelikle dört arkadaş buna sığacak.

Valla soğuğa kaldık ama.

Bunu iki ay önce yapacaktık.

E söyledim sana, dinlemedin ki.

Hüseyin de süründürdü zaten, malzeme falan da vermedi.

Gevşek.

Ne olacak?

Oğlum...

...yalnız bu hayvanlar da...

...lokantadan karnını doyuruyor, barınma iş de tamam!

Oh!

E olsun o kadar be oğlum.

Zaten sokaktalar, azıcık yüzleri gülsün hayvancıkların.

Aynen öyle.

[Köpek havlıyor].

Gel, gel, gel, gel...

Aha, aldı kokuyu seninki!

Oğlum, bu ne acele ya?

Dur oğlum, bitsin öyle girersin, dur.

Dur, dur.

Gel hadi.

Kara.

Gel.

Gel.

Gel bakayım, gel.

Gel, oy seni ben yerim.

Seni ben yerim.

Hiç bu kadar ayrı kalmamıştık ya.

Fena oldu bu sefer.

Deli özledim.

Serdar, kardeşin.

Anneannem de kafa değişimine gitti.

Eskiden olsa, anneannem gidince evde manyak gibi eğlenirdik.

Şimdi öyle mal mal oturuyoruz.

Yani onun durumu da pek farklı değil.

Nasıl?

Ne yapıyor, iyi mi?

Yani siz ne kadar iyiyseniz o da o kadar iyi işte.

Çok özlüyor o da.

Özlüyor da oluru yok diyor.

Kestirip atmışsınız Serdar.

Yok.

Olmayacak böyle bu.

Halimize baksana.

Biz buradayız, o orada.

Anneannem Manisa'ya gitti.

Darmadağın olduk.

Benim bir şeyler yapmam lazım.

Güzel dedin.

Da...

Ne yapsam?

Nasıl yapsam?

Daha kendimden bile emin değilim ki.

Bir kere önce, şunu aydın mı, sen onu söyle bakayım.

Bu Defo'nun Ömer meselesine müdahale edemezsin Serdar.

Kimse edemez, hiçbirimiz edemeyiz.

Onlar tamam yani artık.

Sen bunu kafana koy.

Öyle yap ne yapacaksan.

Bir şey soracağım.

Yeşil elma sever misin, mesela şuan yer misin acaba?

Severim ben yeşil şeyleri, biliyorsun.

Senin de ekşi hallerini böyle, tatlı hallerini.

Nereden çıktı şimdi?

Şey...

[Mesaj sesi.]

Ay...

Ne oldu, test yaptın mı?

Var değil mi bir şey?

Niye mesajlarım ekranda görülüyor?

Niye?

Gizli saklı işler mi çeviriyorsun?

Kim?

Ben!

Gizli saklı iş, ben hiç bu kadar saçma bir şey duymadım.

Yani o kadar saçma bir şey ki hiç o kadar saçmasını duymamıştım.

[Mesaj sesi.]

Ay yine...

Ay çok merak ettim.

Nedir sonuç?

Hadi bir test yap ya.

Ay başım döndü benim ya.

Defne.

İyi misin, başın mı dönüyor?

Evet, biraz bir böyle başım döndü.

Gel otur, gel.

Ay yok!

Dönmüyor, başım falan dönmüyor.

Ne öyle şey gibi?

Yok, hiçbir şey yok!

Dönmüyor.

Seni şuan o kadar anlamıyorum ki yani o kadar olur.

Olsun, ben de zaten şuan hiç anlamıyorum, çok da şey yapma.

Neyse.

Yeşil elma diyorduk, sen seversin zaten.

Ne yapayım, aldırayım mı?

Yeşil elma.

Aa, bir dakika ya!

Ben zaten elma seviyorum, değil mi?

Ben zaten yeşil elma seviyorum yani!

Zaten seviyordum, öyle ekstra bir durum yok!

Ay sen gördün değil mi, benim elimde yeşil elma hart hurt yerken?

Tabi.

Tabi.

Oh!

Tamam ya!

Oh hiçbir şey yok, tamam.

İyi, rahatladıysan bir sarıl.

Ben de bir rahatlayayım, gel.

Yok, kesin hamilesin sen!

Ay Neriman Hanım ne alakası var?

Ay yüzüne bir parıltı gelmiş.

Göz bebeklerin de büyümüş.

Ne bebeği?

Yok öyle bir şey, benim öyle bir şeyim yok.

Hayır, öyle bir şey değil.

Anlarım ben, geliyor.

Başladı mı mide bulantıları?

Yok.

Öyle bir şey yok, iyiyim.

Baş dönmesi.

Baş dönmesi.

Ay evet o biraz var, hatta Ömer'in odasında da az önce...

Neriman Hanım, ne olur benim kafamı bozmayın ya!

Ay, sakın, bozma kafanı zaten!

Kafan sana lazım, anne olacaksın sen!

Ama madem emin olmak istiyorsun.

Al.

Bu ne?

Test işte, hamilelik testi.

Ay!

Yapacaksın, göreceğiz.

Hadi canım, hadi.

Tamam, değil mi?

Tamam.

Şuraya da çakalım.

Ömer ile konuşacağım.

Sen ciddi misin ya?

Evet.

Bir kere de büyüklük bizde kalsın, değil mi?

Şimdiye kadar evin sağduyulusu hep Defne oldu.

Şimdi ben ağabeylik yapayım, duruma bir el atayım.

Çok özledim diyorum oğlum, burnumda tutuyor kardeşim ya.

Ulan Serdar, aferin be.

Dur ben bir Ömer'i arayayıp buluşma ayarlayayım.

Aa...

Ya şimdilik Defne bilmesin, olur mu?

Yani hani anlaşamayız falan.

Güzel olacak güzel.

Sen sıkma canını.

Söyle İsmail.

Halı saha.

E olur, tamam bana uyar.

Tamam, konuşuruz.

Hadi.

Yok ya.

Bitti.

Olmuyor yani, olmuyor.

Geç bulduk, erken kaybettik.

Ne yapalım?

Demek ki kader buymuş.

Sinan abartmasan mı biraz?

Sanki.

Yok ağabey, çözemiyoruz.

Çözemiyoruz, konuşarak da çözemiyoruz.

Nasıl çözeceğiz başka?

Olmuyor işte, tamam.

Bak İso aradı, halı saha maçı falan diyor.

Gel bir kafanı temizle.

Biraz daha düşünürsen yanacak çünkü, belli.

Halı saha.

He...

Olur, tamam gelirim.

Hem bana da bir değişiklik olur böyle.

Havam değişir.

Ay ben de, ben de geleceğim!

Ne olur!

Koraycığım senin kafa zaten pırıl pırıl, hiç gerek yok.

Güven bana.

Koray, halı saha.

Öyle şampanya partisi falan yok.

Ay olsun hayatım, ben var ya çok yönlü bir kişiliğimdir.

Ay en azından tecrübe ederim.

Ay herkese karşı ben, hadi!

Ay oflama, oflamak yok!

Ay artık beni dışlamayın be!

Ay çocuklar şu dakika itibariyle takım kuruyorum.

Organizasyon bende.

İyi, tamam, ne yapıyorsan yap.

Ay çocuklar, halı sahaya catering çağırabiliyor muyuz ha?

Böyle papyonlu garsonlar falan.

Hayatım böyle acıkırız, ederiz.

Sonuçta top peşinde koşturuyor insanlar.

Terler, eder falan.

İnsanlık hali yani bu.

Koray.

Tamam, ne istiyorsan yap.

Catering getir, dansçı kız getir, makaron kulesi dik istiyorsan.

Ama ne olur şimdi odadan çık, tamam mı?

Hadi.

Sinan.

O kadar da olmasaydı keşke be.

Ayağına sıkmak oldu, değil mi?

Bence hiç komik değil, tamam mı?

Ne var yani?

Alışkanlık.

Aşkım on iki tane çilekli süt aldın, on iki tane.

Olabilir, Allah Allah.

Tadı güzel, seviyorum, hem eski alışkanlık.

Ben daha lezzetli şeyler de biliyorum aslında ama.

E orası ayrı.

Çok tatlısın.

En az çilekli süt kadar.

Yarışırsınız bence.

[Zil çalıyor.]

Kapı.

Sinan'dır, bakayım ben.

Of, of...

Defne pardon.

Hoş geldiniz Sinan Bey.

Hoş bulduk.

Sinan.

Ben bir çantamı alıp geleyim.

Tamam.

Her şey yolunda mı diyeceğim ama.

İşte bıraktığın yerde diyelim.

Böyle tuhaf, saçama bir gerilim yani.

Bence her şey yoluna girecek, hiç canınızı sıkmayın.

Öyle gerilmeyin de.

Ya bizim gerilimin dozu böyle, çeşidi bir farklı yani şuanda.

Bir de birlikte yaşıyoruz falan, Lara var hadi ona çaktırmayalım falan.

Ne bileyim?

Yetişkin meseleleri.

Değil mi ya?

Biz baya yetişkin olduk ya.

E baba olmaktan bahsediyordunuz Sinan Bey.

Siz ne alem, böyle hiç konuşuyor musunuz?

Böyle ne bileyim, çocuk falan.

Yok biz hiç öyle şeyler konuşmuyoruz.

Yakışır ya benim kardeşime.

Baba olmak falan.

Çıkabiliriz kardeşim, hadi.

Siz baya baya maça gidiyorsunuz, iyi bir takımınız vardır inşallah.

Olmaz mı?

Hele biri var ki!

Ay hayır, Koray Bey geliyor.

Ne yazık ki.

Neyse neyse, baya eğleneceksiniz siz.

Sorma sorma, ben arabada bekliyorum hadi.

Sıkılacak mısın bensiz?

Evet.

Gitmeyeyim o zaman.

Aa yok, git.

Yani arkadaşlarınla paylaşmam lazım seni ki sonra benim değerim anlaşılsın.

Bak bak, laflara bak.

Ee hocam kim?

Özleyeceğim seni.

Ben de.

İyi şanslar.

Sizler Koray Sargın'ın takımısınız!

Üşümek yok, yorulmak yok.

Hepinizden en üstün performansınızı bekliyorum.

Bana bakın, eğer yenilirsek hepinizin maaşlarının yarısını keserim!

Ona göre!

Ama Koray Bey, haksızlık değil mi?

Sus, terbiyesiz seni!

Hadsiz!

Hayatım bu takımın kaptanı benim.

Bana karşı gelemezsin.

Atarım valla seni, takımsız kalırsın sonra!

Koray Bey, ben kaleye geçsem ya.

Olabilir mi kale?

Aa, ay tartımsız mı nedir bu da böyle.

Hayatım tabiki de kaleci benim.

Öyle bütün saha boyunca beygir gibi koşacağımı mı zannediyorsun he?

Tatlım benim ayak bileklerim çok hassastır da, o yüzden.

Çocuklar neyse, bu takımın beyni benim.

Bana ihtiyacınız var tabi ki.

Ağabey ne oluyor burada?

Ya bir kere bu ne?

Oğlum Koray'sal olaylar işte.

Ya Defne de nasıl absürt bir dünyanın içindeymiş.

Valla üzüldüm, acıdım kardeşime ha.

O bakıyor başının çaresine, merak etme sen.

Tamam sinirimizi bozmayalım, hadi.

Bunlar hep senin yüzünden, biliyorsun değil mi?

Biliyorum tamam, üstüme gelme ya.

Tamam.

Bari sen hor görme.

Amma derdin varmış kardeşim, susmadın ya.

Var.

Hadi devam, devam, devam!

Evet!

Şimdi herkescikler toplansın.

Takımları açıklıyorum.

Ay dur, ismini unuttuğum kuru kızın ağabeyi.

İsot Beyciğim, hoş geldiniz.

Ay Ömüş'üm, Sinoş'um, bir de şu işe yaramaz.

Sizler bir takımsınız.

Ben ve aslanlarım da diğer takımız.

Hakem.

Evet, Ömer Bey yüksek müsaadenizle hakem benim.

Müsaade senin.

Teşekkürler.

Evet arkadaşlar gördünüz, hakem benim.

Şahitsiniz, Ömer Bey dedi ki, sen dedi çok disiplinlisin...

...çok çalışkansın, hakem sen ol dedi.

Ben zaten bu mesleği seçmeseydim, hakem olurdum?

Çünkü hakemlik zor bir meslek, ben de zoru severim.

Evet, hakem benim.

Düdük elimde, sakın ola ki kötü, yanlış ve sert bir maç istemiyorum.

Çok kart gösteririm ve hepinizi oyundan atarım.

Hiç acımam yok.

Tamam mı, anlaşıldı mı arkadaşlar?

Teşekkürler.

Başlatıyorum maçı.

Evet.

Benim kurallarım var, biliyorsunuz.

Biraz ısınalım ve maça başlayacağız.

Ay beceriksizler!

Ay bu kadar mı zor he?

Niye hala gol değil?

Ay sizi var ya takımıma aldığım güne lanet olsun, lanet!

Ay, ay Zübeyir koş!

Koş!

Ay sanki at yarışındayım!

Ay Portekizce mi konuşayım he?

O dilden mi anlarsınız siz?

Ay hadi!

Koray Bey, yalnız hakem olarak müdahale etmek zorundayım.

Sesiniz çok çıkıyor.

Ay sus be, sana ne!

Takım benim takımım, hadi git!

Ben burada hakemim!

Ömer Bey beni hakem seçti, kuralları ben koyarım.

Kartımı gösteririm, çok disiplinliyimdir!

Aa ay çenesi düştü bunun.

Var ya çenen çekilir inşallah!

Tipsiz, sarı çiyan!

Ay Zübeyir hadi!

Ay yanlış ata oynadım herhalde ben, yanlış ata oynadım!

Ay beyinsizler, semeler, kartlar!

Hadi be!

Bana bak, yiyor musun sen buradan bir şeyler?

Eksilmiş, valla dava açarım sana.

Duydun mu?

Ay bunlar da pek güzel.

Ay...

Aa!

Ay ne oldu?

Bir dakika, bir dakika!

Ne oldu?

Gol, bal gibi gol!

İso Bey gerçekten ayak içinize bayıldım, muhteşem bir gol attınız.

Ay gol mü?

Ay olamaz!

Reddediyorum!

Ay görmemiştim!

Bakmamıştım bile!

Ay somonlu kanepe yiyordum o ara!

Koray Bey, maç esnasında yemek yemek nedir?

Bu garsonları çağırmak nedir, bu ikramlar nedir?

Maç esnasında karnınızı doyuramazsınız!

Titanik mi burası?

Şu hale bakın ya!

Ay ne yemek yemesi be!

Höst!

Ne münasebet?

Atıştırıyordum hayatım sadece!

Ay insanım ben de, ihtiyaçlarım var benim de!

Ne yapayım?

Karnım acıkmıştı!

Ay Allah'ım, bu kadar insanlık dışı bir spor olamaz!

Ya Koray Bey, ne yaptınız?

Sizin yüzünüzden gol yedik ya!

Bu yemekler nedir burada ya?

Sus!

Küçük seme seni!

Ay sen de beni suçluyorsun, öyle mi?

Bana bak, seni işten kovdurtacağım!

Tazminat bile ödettirmeyeceğim sana!

Pis!

Pardon, eğer bittiyse devam edebilir miyiz?

Ay bitmedi!

Boğazıma dizdiniz küçük küçük somonlu kanepelerimi!

Ay hakem bey ne olur bir şans daha verin, ne olur!

Lütfen!

Bir kere daha şans verin takımıma ne olur!

Hakeme dokunmaktan size bir sarı kart!

Hi!

Ay yaşasın!

VIP mi?

VIP diyor ya.

Devam edelim arkadaşlar maça.

Aa!

Allah Allah!

Ay ne oldu?

Ay ne oldu?

Bir dakika, gitmeyin!

Ay!

Ay tamam uzaklaşın!

Biraz daha yiyeyim bir şey.

Ay!

Ay yaşasın!

Ay Allah'ım çok mutluyum yarabbim!

Ay Allah'ım, bugünleri de gördüm!

Dünyanın en mutlu insanıyım.

Sincap yürüyüşü yapalım hadi çocuklar, sincap yürüyüşü!

Koray Bey sincap yürüyüşü değil o, timsah yürüyüşü.

Ayrıca siz niye yapıyorsunuz, golü yiyen sizsiniz!

Ay nasıl yani?

Ne nasıl yani?

Karşı taraf golü sizin kalenize attı, burası sizin kale!

Ay bir dakika.

E tamam hayatım işte, e kale benim kale işte.

Buraya geldi top.

Ay dur, ay kafam karıştı şuanda.

Ay, ay hakem bey mola istiyorum ben, ne olur!

Mola, ne olur hadi!

Allah'ım çattık...

Ay ama buraya geldi top işte.

Doğru.

Mola nedir, basketbol mu bu?

Futbol!

Ha...

Ay...

Ay ama buraya geldi.

Ay...

Ay bulamıyorum nabzımı da.

Nihan.

Ömerler maça gitti, gelsene bize.

Sohbet muhabbet ederiz.

[Zil çalıyor.]

Uçtun mu kızım?

Ay sorma.

Var ya nasıl dışarı çıkasım vardı belli değil.

İsokuş delirtiyordu beni, ben de Ayşegül'e bıraktım.

Bastım geldim.

Niye, ne oldu, niye delirtiyor ki?

Ay Defne, var ya...

...bazen böyle kendimi kaldırıp kuyulara atasım geliyor ya.

Bak nasıl bir şey, biliyor musun?

Annelik olağanüstü bir şey.

Ya İso var ya böyle benim kuzum ya.

Hani gözümü kırpmadan canımı veririm bak, öyle bir şey.

Ama çok yorucu ya.

Zor yani.

Hani çok istemek lazım.

Anladım.

Ne gibi zorlukları var mesela yani bunun?

Canım biliyorsun işte.

Dışarı çıkmak dert, çanta hazırlamak dert.

Akşam uykusu patladıysa yandın.

Ay hele bir de hastaysa.

Evet, doğru.

Ama yine de iyi ki var ya.

Benim minnoşum.

Ya benim hayatımda yaptığım en güzel şey.

Aa poğaça mı aldın?

Hayır, hayır!

O benim şey...

Gebelik testi bu!

Evet.

Yani şimdi sen bunu aldığına göre...

Bayağı o noktaya geldin hani.

Şüphe tavan o zaman.

Yok yok ben almadım aslında, yani ben almadım onu.

Ya olsun!

Gerçeğin anahtarı elimizde Defne.

Hadi yapalım.

Hadi.

(Bağırıyorlar.)

Sevinin hadi sevinin.

Ee şampiyon belli, ikinci kim çocuklar?

Ay resmen yendik!

Var ya dolma yaptık, pişirdik.

İtibarınız iki paralık oldu sizin.

Ay şu an o kadar mutluyum ki.

Aferin bana!

Bravo!

Tabi önce kendime sonra da takım arkadaşlarıma...

...çok teşekkür ediyorum!

Ee çok çalıştık, çok ter döktük.

Sonuna kadar da savaştık.

Gözü olanların gözü çıkar inşallah.

Kazanmak da nasıl yakışmadı ya.

Nasıl oldu bu ya hakikatten?

Valla adam resmen kazandı moruk.

E yendi bizi.

Cebren ve hileyle.

Hadi yemeğe.

Ay hayır hayatım.

Öncelikle sizleri tebrik etmek istiyorum.

Ver.

Çok centilmence yarıştınız.

Hepinizi çok çok tebrik ediyorum.

Ama tabi ki galip biz olduk.

Çocuklar sakın kendinize kabahat bulmayın.

Bu maçın sizinle asla ilgisi yok.

Karşımızda kim olursa olsun zaten yenerdik.

Daha devam edecek mi?

Ay çocuklar, bir şey söyleyeyim mi size?

Sizin yerinizde olsam var ya, şu narin vücudumu pervazlardan sarkıtırdım.

Yemeden içmeden kesilirdim.

Bir hafta boyunca insan içine çıkmazdım.

Yenilgimi unutturmak için suni gündemler yaratırdım.

Hadi hadi.

Aa, ay nereye?

Daha bana bir şey vermeden!

Anlamadım.

Ay hayatım, işte kazandık!

Yani kuru kuru şampiyonluk mu olurmuş he?

Ay neyine girmiştik?

Ya tamam işte, bir tepsi baklava alırız.

Iy, ucuz ucuz.

Mahalle işi.

Ayrıca senle konuşmuyorum, ismini bile hatırlamıyorum senin.

Ay Ömüş, Sinoş, nasıl ihya edeceksiniz beni?

Ay nesine girmiştik?

Of Koray, isteklerini bildir karşılarız.

İşle alakalı bir şey olmasın da.

Hadi, hadi yemeğe artık.

Ay yemeğe mi?

Durun, ben de geleceğim!

Ay alın çocuklar şunu!

Hadi yapıyoruz, hadi.

Hadi hemen, hadi.

Nihan hayır, yapmayacağım saçmalama.

Hadi, hadi, hadi, hadi!

Ay Nihan hayır diyorum, yapmayacağım!

Yapacaksın, yapacaksın hadi!

Ay hayır, yapmayacağım dedim!

Kızım yapacaksın diyorum ya, yürü!

Ya Nihan yapmayacağım aa!

Döveceğim şimdi he!

Yok ya kolaydı, bak ben döverim seni, yürü!

Ya Nihan dedim, aa yapmayacağım!

Niye kızım, istemiyor musun ya?

Ya otur artık!

Tamam dur, sakin olalım.

Şimdi hamileysen falan, zeval gelmesin çocuğa.

Ya deme şöyle şeyler ya!

Niye, istemiyor musun sanki?

İstiyorum.

Çok istiyorum hem de.

Ama şimdi...

Uf...

Pat diye böyle Ömer'e...

Kızım sen deli misin?

Adam sevincinden havaya uçar ya.

Ne bileyim ya, korkuyorum.

Şuan yüzleşmeye korkuyorum.

Tamam.

O zaman aç bilgisayarını, internetten belirtilere bakalım.

Ben ilk öyle yaptım.

Artık ondan da kaçmazsın.

Yok, bakalım.

Hadi.

İyi olacak, iyi.

Şifre ne?

Defne.

Ay...

Ay Ömer'e mesaj gelmiş.

E açsana.

Saçmalama, niye açayım?

Ömer'in mesajı.

Merak etmiyor musun?

Ediyorum.

Edebilirim.

Ama niye açayım canım?

Ayıp.

Ay aman iyi, merak et dur.

Arkadaş seninki de buz, ketum yani adam.

Hiçbir şey anlatmaz ki.

Ay sanki anlatacak bir şey var Nihan.

Ne anlatacak?

Ya varsa?

Ya belki işle ilgili bir şey.

Ne anlatacak?

Yok bir şey.

Belki değildir.

Böyle...

...bir kız falandır.

Ya ne kızı mızı?

Tövbe yarabbim.

Kız.

[Telefon çalıyor.]

Ay bu işle ilgili, bakmam lazım.

Efendim Aslı?

Te Allah'ım ya!

Ben elli kere açmıştım şimdi.

Allah'ım sen affet.

Videolu mesaj mı bu ya?

Ne ki bu?

Ya yok işte istemiyor.

Ben de bir şey diyemiyorum.

Ayrılırız herhalde biz.

Dur bakalım ya, ne yaptın hemen?

Evet ya.

Yani iş evlilik raddesine gelmiş.

Zaten birlikte yaşıyorsunuz.

Öyle hemen vazgeçilir mi?

Ne yapayım ağabey yani?

Yapacak bir şey yok, istemiyor.

Şimdi ben de yalan mı söyleyeyim yani?

Çocuk istiyorum ben de.

E zor.

Bilemedim şimdi.

Buldum!

Allah be, yavaş!

Ay vallahi buldum!

Ne buldun?

Ay hayatım, bak çözüm mözüm değil.

Ne isteyeceğimi buldum.

Ay hazır mısınız çocuklar?

Bana bakın, çocuğunuz olursa ilk erkek çocuğunuzun adını...

...Koray koyacaksınız!

Çüş, deve!

Yazık, iki halı saha maçı yaptın diye hemen mahalle ağzı.

Hayatım sen asil bir adamsın.

Yakıştı mı şimdi bunlar sana?

Nasıl yani Koray?

Ay hayatım işte, hanginiz olursa.

Sinoş, Ömüş, yani piyango kimi vurursa.

Yavrucuğuna benim bu müstesna adımı koymaya hak kazanacak.

E benim için zaten öyle bir ihtimal yok.

Ama yine de ben hayır diyorum yani.

Koray, biraz abartmadın mı sanki?

Ay ne istersen demiştin ama!

Vallahi hakkı var moruk, dedin.

Evet, dedin.

Ay bir dakika.

Ay destek mi oluyor bunlar bana şimdi?

Ay bir menfaatleri var herhalde.

Ay Sinoş, bir şey yap hayatım..

Ay bunlar kesin borç falan ister benden şimdi.

Ben bilmem.

Laf ağızdan bir kere çıkar.

Aa, ay baya baya benim tarafımdalar şuanda.

Ay dur selfie falan isterler şimdi.

Ay imzalı fotoğrafım da yok, ne yapsam?

Ay Sinoş, yardım et, bilemedim.

İyi tamam.

Ne?

Tamam, madem laf ağızdan çıkıyor.

Olur.

Yaşasın!

Ay şuan çok mutluyum!

Ay gelsin minik minik Koriş'ler.

Koray biraz sessiz, bak herkes seni dinliyor.

Ay...

Bana bu kadar mutluluk çok fazla.

Müsaadenizi istiyorum, iyi geceler.

Ay kepçe, dur bekle beni.

Ben de geleceğim.

Ay bu üçlüden korkmaya başladım şimdi.

Mont.

Aa ay vestiyerdeydi.

Ay hadi yürü!

Başımın belası ya.

Hadi eyvallah.

Hadi bana da müsaade.

Size afiyet olsun.

Selam söyle ustama.

Eyvallah.

Ee Serdar, nasıl gidiyor?

Fena değil.

Öyle bir köpek kulübesi falan işine girdim.

Malzeme eksik, falan filan işte.

Ne malzemesi?

Ya böyle çatısı çelik olsun istiyorum, hani böyle akmasın, kokmasın diye ama.

Neyse ya.

Sana şimdi çelik tavan mı lazım?

Evet.

Bir dakika bekle.

Ya nereye?

Nereye?

Bizim üretimden bir şeyler uydururuz.

Ya bu saatte mi?

Gel gel, geç bile kalmışsınız hadi.

Evet, geç bile kaldık dedim.

Aynısını ben de dedim.

Ömer, tatlım, ne yazık ki İstanbul'a gelemiyorum ben.

Tatlım mı dedi bu?

Daha bu ne ki?

Oynat.

Ama üzülme, tamam mı?

Neden dersen, Viyana'dan teklif geldi.

Staatsoper'dan hem de.

İnanabiliyor musun?

Yeniden dans edebileceğim.

Sahnelere döndüm, nihayet!

Aferin!

Şşş.

Sen de çok sevindin, değil mi?

Gülümsediğini görür gibiyim.

Sen bir tanesin, biliyor musun?

Bu evin kirasını ödüyorsun, her ay para gönderiyorsun.

Ama artık bunları yapmana gerek yok tatlım.

Sahnelere döndüm ben.

Bak Ömer, o geceyi hiç unutmayacağım.

Benim için o gece bir son değil, bir başlangıçtı.

Sen de hep öyle düşün, öyle hatırla, tamam.

(Yabancı dilde konuşuyor.)

Defne.

Defne.

Bir şey söyle, bir tepki ver.

Defne.

Ben...

...doğru mu duydum?

Yani hangi kısmını mesela?

Para gönderip bakmalar...

Tatlımlar...

O gece.

Ne diyor ya?

Defne, ne yapıyorsun ya?

Bir şey söyle, ne yapıyorsun Defne?

Alo.

Alo, kimle görüşüyorum?

Eda ben, kimi aramıştınız?

Mesajı atanın adı Eda idi değil mi?

Yani evet de...

Nihan bana bir şey söyle.

Bilemedim ki şuan.

İso'yu arayalım mı biz?

Yani sonuçta bizim en aklı selimimiz olan o.

İso'yu arayalım.

Tamam galiba.

Vay be.

Mis gibi oldu.

Eyvallah.

Bir katkım olduysa, ne mutlu bana.

Ben anladım sizi.

Yani zaten benim derdim senle değil.

Biliyorum.

Sen iyi adamsın.

Doğru adamsın.

Yani ben kardeşimi gözümü kırpmadan emanet ederim sana.

Benim asıl derdim Defne.

Anlamadım.

Defne senleyken bambaşka bir insan oluyor.

Benim tanıdığım, bildiğim kardeşim olmaktan çıkıyor.

E sen gidince de...

...kuyulara düşüyor.

Korkuyorum.

Serdar, bunun bir çözümü yok.

Yani bunu kabul etmeniz lazım.

Ayrıca Defne bana emanet değil.

Defne benim.

Yani Nihan nasıl seninse.

Biz birbirimize aitiz.

Yani benim Defne'm böyle, kabul edin diyorsun.

Öyle.

Kabul edin, tanışın.

Büyüyoruz, bunun önünde duramazsın.

Yani hiçbirimiz duramayız.

Doğru aslında.

Nihan ile ben mesela.

İki tane zibidiydik.

Şimdi insan yetiştiriyoruz.

Ya oluyor ya bir şekil.

Sen...

...acayip adamsın he.

Yani öyle pek fazla konuşmuyorsun ama...

...konuşunca da doğruları söylüyorsun.

Helal.

Sağ ol Serdar, sağ ol

Nasıl peki?

Özlüyor mu bizi?

Özlemez mi?

E gelsenize bir gün ziyarete.

Hakikatten ha.

Hatta sürpriz yapalım.

Ya aklını alalım o manyağın ya.

Bakma sen, sever o sürprizleri.

E güzel, anlaştık.

Hadi gidelim.

Hadi.

Defne.

Sevgilim.

Defne!

[Aradığınız kişiye şuanda ulaşılamıyor.]

Ömer, tatlım, ne yazık ki İstanbul'a gelemiyorum ben.

Ama üzülme, tamam mı?

Kaç gündür de göremiyorum seni.

Yasakladım kendime.

Ama özlüyorum işte.

İyi misin?

İyi ol.

Bari sen iyi ol.

Çiçeklerin gibi.

Çay koyuyorum.

Hiç koyma, koyma.

Nerede Defne?

İso.

Nerede Defne?

Söyleyemem moruk.

Ne demek söyleyemem?

Söyleyemem.

Çünkü bilmeni istemiyor.

İso, sen ciddi misin?

Yani eve gelmedi, onu söyleyeyim.

Evde değil yani.

Nerede peki?

Ömer bak, sen beni burada kessen...

...yine söyleyemem.

Ama umarım bulursun.

Bulursun ve de konuşursunuz.

Ha biliyorsun yani konuyu.

Biliyorum.

Mantıklı bir açıklaması vardır dedim.

Neticede sen de benim dostumsun ağabey.

Yani böyle bir konuda da...

...nasıl mantıklı açıklama var?

Bilmiyorum da, kafam da basmıyor.

Var değil mi, mantıklı bir açıklama?

Tamam, ben anladım.

Tamam.

Ah gel canım, günaydın gel.

Ay bu ara pilatese ara verdim şekerim.

Pilates hocam hakkımda uzaklaştırma kararı çıkartmış.

Hayır yani, ne yaptıysam?

Neyse işte, ben de kapılara bakıyorum spor olsun diye.

Tamam.

Nedir peki bu kadar acil olan Neriman Hanım?

Ah gel, kahve içeceğiz seninle.

Yalnız ben çok kalamam, işim var.

Ay hayatım olmasın işin!

Ay zaten yanlış yanlış işler yapıyorsunuz.

Bana bak, tam elli adet kristal şampanya bardağı ısmarladım.

İyi de Neriman Hanım, bundan bana ne?

Aa senin için tatlım.

Sinoş ile sana düğüncük yapacağım.

Burada, benim evimde!

Bak şimdi, bir kasa şampanya...

...İspanyol şarapları, son moda amuse-bouchelar.

Ay bütün bunlar boşa mı gitsin?

Ay!

Ay yapma!

Ay ağlıyorsun sen!

Ay hiç hoşlanmam!

Ay merhametim gelir benim!

Ay...

Ay...

Ah canım...

(Yabancı dilde konuşuyor.)

Eyvah.

Ne diyorsun?

Valla ne diyeyim?

Bunun da pek öyle dönülür bir tarafı yok ama.

Aması ne Sinan?

Anlattım sana.

Anlattın da, keşke Defne izlerken de yanında olsaymışsın.

Böyle anlatmayınca çünkü yanlış anlaşılmaya çok müsait.

Kız da haklı.

Haftalardır anlatıyorum, zaten yanlış anlayacaktı.

Nerede şimdi?

Basıp gitti.

Kime çekmiş acaba?

Yok canım, böyle basıp gitmiş falan ya.

Kime çekmiş diyorum yani.

Bir şey diyeceğim, İso evde yok falan derken acaba...

...böyle yalan mı söyledi?

İso yalan söylemez.

Yani herhalde söylemez.

Ne bileyim?

Ben bir kahve yapayım da kendimize gelelim.

Yok kahve.

Şükrü almaya gitti, gelir şimdi.

Nerede bu ya?

Ya Sinan, seni de böyle derdin varken uğraştırıyorum, kusura bakma.

Yok ya ne derdi?

Bizimkisi artık öyle çözülecek bir dert değil, boş ver.

Hiç değilse Defne'yi bulalım.

Şimdi, tüm samimiyetinle söyle bakalım.

Neden çocuk istemiyorsun?

Benden uzaklaşır diye korkuyorum.

Ay o ne demek öyle?

İlker ile öyle olmuştu.

Lara doğduktan sonra soğuduk, uzaklaştık birbirimizden.

Bambaşka bir insan oldu.

Ne Lara ile ilgilendi ne benimle.

Eve falan gelmemeye başladı.

Birden yapayalnız kaldım.

Mutlu bir aile olacağız derken...

Tek başıma büyüttüm ben Lara'yı.

Biz kadınlar ilk çocukta biraz böyle dağılırız.

Sanırız ki çocuğu doğurduktan sonra böyle lap diye tüm zarafetimizle...

...Heidi Klum gibi ayaklanacağız.

O zarafetle çocuğa bakacağız.

Ama işte öyle olmuyor tatlım.

İşte çocuğun sütüydü, mamasıydı, kakasıydı derken...

...kayboluveriyoruz.

Öyle.

Açıkçası İlker de çok sevmedi zora gelmeyi.

Ağrılarım vardı, uykusuzluk, şu, bu.

Sonra bir baktım Lara ile ben yapayalnızız.

İlker artık hiç yok.

Sonra zaten iş miş, iyice koptuk.

Aramıza dağlar girdi.

Sinan ile de böyle olmasını istemiyorum.

Ya ben onu kaybetmeye dayanamam.

Peki, İlker çocuk yapalım demiş miydi?

Hayır.

Ama bak Sinan istiyor.

Ay çok merhametli, çok iyi kalplidir benim Sinoş'um.

Ayol sonuna kadar kefilim ben ona.

Bak Sinan'ın ailesi uzakta ama ben, Ömer, Necmi...

...Koriş, hepimiz onun ailesi olduk.

O bu evin bir oğlu gibi büyüdü.

E sen de artık bizim kızımız olacaksın.

Ben seni Sude'den de, Defne'den de ayrı tutmam artık.

Korkma diyorsunuz yani.

Korkma.

Bak Sinoş'um ile her yola girilir, her tepe aşılır.

Ay çok mutlu olacaksınız.

Buna inanmak istiyorum ben galiba, evet.

Ay inandın bile!

Ay bana bak, ben demin Defne dedim değil mi?

Defne ne yapıyor acaba?

Neden?

Ay hamile de kendisi!

Aa!

Yani öyle kesin bir kanıt, bir veri yok.

Yani hissikablelvuku türünden bir şey.

Anlamadım.

Boş ver tatlım, zaman lazım, anlarsın.

Efendim?

Anlarsın diyorum.

Alışırsın sen bu durumlara zamanla.

Biraz zaman gerekiyor sana.

Bir düşün Sinan ya.

Bir düşünsene Allah aşkına, nerede olabilir?

İşe gitmiş...

Evet saçma bir ihtimal, sen zaten bu ihtimali düşünmüşsündür.

Ya bunun gittiği bir kuru fasulyeci, nohutçu, bir şeyler vardı.

Bunlara gitmiş olmasın.

Gitmez.

Yani bildiğimi biliyor, oraya gitme ihtimali yok.

[Zil çalıyor.]

Ben baktım.

Gel Şükrü ağabey.

Merhaba Sinan Bey.

Ömer Bey, kahveniz efendim, buyurun.

Şöyle bırakayım.

Şükrü, sen söyle.

Nereye gitmiş olabilir?

Bilmem.

Yani Defne'nin gittiği öyle özel yerleri var ya kendince.

Zor tabi şimdi Ömer Bey.

Nerden bileceksiniz tabi?

Akıllı bir fare gider kedinin yatağına saklanır diyeceğim ama...

Neyse, ben karışmayayım.

İyi günler efendim.

Manisa'ya gitmiş olamaz mı?

Yok canım, ne Manisa'sı?

Ne bileyim oğlum, şimdi böyle empati kuruyorum da yani...

Aa bir dakika, bir dakika.

Ne dedi o giderken ya?

Kedi dedi, fare...

Ömer.

Ne oluyor ya?

E ben de gideyim, bu saçma oldu şimdi.

Bir de bu çıktı şimdi.

Neyse Defne Hanım, yapacak bir şey yok.

Olan olmuş artık.

Ay bunu yaşamak da varmış.

Belki de kısmet değildi.

Belki de ben zorluyorumdur, ne bileyim?

Bebekler ilk üç ay gaz sorunu yaşarlar.

O üç ay fenadır.

Neredeyse hiç uyuyamazsın.

Evde durmak bilmez bir bebek sesi.

Öyle hayal ettiğin gibi Mozart dinleyerek de susturamazsın.

Berbat bir elektrik süpürgesi sesi anca susturur onu.

Bir buçuk-iki sene her tür, her renk, her kıvamda kakayla içli dışlı olursun.

Bezden kesilince de bitmez.

Bir süre de lazımlık konusu var.

O kakayı illa göreceksin yani.

Okul seçme zamanı geldiğinde iyice sıyıracak noktaya gelebilirsin.

Bir de okulda öğrendiği abuk sabuk laflar var.

Sinir tellerinin üzerinde dolaşır ve bunu bilerek yapar.

Sabrını ölçmek için.

Sabırlı ve şefkatli olmayı hiç bırakmamalısın.

Ama en önemlisi...

..birbirimizi sevmekten ve bu yolculukta ortak olmaktan vazgeçmemeliyiz.

Caymak yok yani.

Yok.

Ben bunların hepsine hazırım.

Hepsine.

Bak bana güvenebilirsin.

Tamam mı?

Tamam.

Ya şey...

Yanlış anlama, hani böyle emin olmak için soruyorum yani.

Şimdi biz bebek yapıyoruz.

Evet, yapıyoruz.

O zaman evleniyoruz da.

Yok artık!

O kadar mı ileri gittin sen?

Ne bileyim, ilk defa öyle büyük bir kavga edince.

Hani ben herhalde...

Yani olmaz dedim.

Bu son olsun o zaman.

Son olsun.

Ha, bu arada şey...

Biliyorum, biz hani mütevazı bir şey dedik ama...

Neriman Hanım bizim için bir kutlama yapmaya hazırlanıyor.

Evet, biliyorum.

Haberim var, bana da söyledi.

Hani öyle büyük bir şey değil, belki evde yapacağız.

Olabilir değil mi?

Biz bize, tabi.

Biz bize.

Sevdiklerimizle.

Olur.

Olur tabi ya.

Olur, aile de oluruz.

Ben baba mı olacağım?

Evet.

Ne demek şimdi bu?

İso mu söyledi sana burada olduğumu?

İso falan söylemedi.

Niye buradasın, niye dinlemiyorsun.

Ha ben mi suçlu oldum şimdi?

Defne ne yapacaksın, her şeyde kaçıp gidecek misin çocuk gibi?

Çocuk falan değilim ben.

Neydi o ya?

Yok Ömerciğim, tatlım, bilmem ne!

Hayır ben gerçekten düşünüyorum.

Bunun gerçekten masum bir açıklaması olamaz.

Sen baya iki kişiyi idare ediyormuşsun.

Defne.

Pişman olacağın şeyler söyleme.

Söylerim.

Kim o kadın?

Hayır sen kimle unutulmaz bir gece yaşıyorsun?

Düşündükçe gerçekten sinirden deli oluyorum!

Otur şöyle, konuşalım, anlatacağım.

Oturmuyorum!

Şuanda senin ağzını burnunu kırasım var!

Tamam kırarsın, bir anlatayım.

Gel.

Eda benim çok yakın arkadaşım.

Ya ben her şeyi bırakıp İtalya'ya gittiğimde...

..o en yarım, en kötü halimde hep Eda vardı yanımda.

O topladı beni.

Aslında hep senin tarafını tutuyordu.

O gece dediği kaza yaptığımız gece.

Yani Eda'nın gösterisi vardı.

Sonra kendini sakatladı.

Ben de, işte aradı.

Hastaneye götürürken bir kaza yaptık.

Aylarca dans edemedi.

Fizik tedavi gördü uzun bir süre.

Psikolojik destekler falan.

Bitti yani.

Ben de hep kendimi suçladım.

Benim yüzümden oldu diye.

Deli gibi suçladım kendimi.

Ama o gün, yani gitmem lazım dediğim gün.

Gittim gördüm, iyiydi, toparlamıştı.

Mutluydu yani.

Anlayacağın bitti.

Sorun falan kalmadı.

Ben bunun böyle olacağını bilemezdim tabi.

Kusura bakma Ömer, ben sana bin kere sordum.

Kaçmadım ki.

Niye anlatmadın, bu muydu anlatamadığın şey?

Haklısın, haklısın ne bileyim basiretim bağlandı.

Yani iş, güç, stres, bir de bu çok unutmak istediğim bir hikaye.

Aklıma geldikçe...

Söylemem lazımdı ama söyleyemedim.

Haklısın, özür dilerim.

Keşke sorduğum zaman anlatsaydın.

Haklısın Defne.

Defne.

Senden başka birini sevme ihtimalim yok benim.

Aklımın ucundan bile geçmez.

Sen benim her şeyimsin.

Sen benim içimsin.

Anladın mı?

Çekilin, çekilin, çekilin.

Demek bu.

Yalnız yarın daha fazla çeşit görmek istiyorum.

Ama Neriman Hanım, bunlar...

Ama ne?

Ne diyorsun?

Yapamam mı diyorsun?

Hazırlayamayız mı diyorsun?

Ne diyorsan çabuk söyle!

Yok, hallederiz tabi.

Ay tabi ki halledeceksiniz tatlım.

O kadar para veriyorum.

İnce ince her şeyi ayarlıyorum, seçiyorum.

Hem her şeyden önce bu bir İplikçi daveti!

Tepeden tırnağa mükemmel olmalı her şey!

Ay Nöro'm!

Ay organizasyon, en sevdiğim!

Yaşasın!

Ay beğendin mi?

Ay Sinoş ile Seda'ya düğün daveti hazırlıyorum.

Aa, ay bu mu yapıyor hazırlığı?

Evet.

Kız, becerir mi dersin he?

Baksana melül melül bakıyor.

Ay hayatım, bu ancak var ya kedi merdiveni mertebesi sanki.

Yok hayatım, onlar işinin ehli insanlar.

Hem ben yaş tahtaya basar mıyım sence?

Hayatım, asla.

Hi!

Ay Nöro'm!

Ay bu şamdan çok güzel!

Ay Sinoş için onlar.

Beğendin mi?

Ay hayatım, çok beğendim çok!

Ay kız, ben bu kızı hiç sevmedim.

Ay katana.

Hadi kız, çalış biraz.

Bakıyor öyle.

Ay boş ver tatlım, az göreceğiz zaten onu.

Hadi hazırlık yapalım, gel.

Ay hadi hayatım.

Başlayalım.

Evet kızım ya, yanlış anlamışız biz her şeyi.

Aslında öyle değilmiş.

E ama yani o da suçlayamaz seni.

E sonuçta o videoyu kim izlese öyle düşünürdü.

Yani, tabi Ömer ile konuşunca öyle olmuyor.

Oh be, yalnız ben rahatladım burada ha.

Ee, ne oldu?

Prensin geldi buldu seni.

Evet ya, öyle oldu.

Ya bir de kızı tanıştırmak için buraya getirecekmiş.

Ondan gelemiyorum diyormuş kız.

O kadar da carladım.

Olur öyle, boş ver.

Aşktandır.

İnsan öyle delirir bazen.

Hatta bana sorarsan lazımdır da.

Evet ya, aşka ezildik.

O biraz bize mahsus ya.

Bak Ömer'e, başından beri adam hiç çizgisini bozmadı.

Ya böyle cetvel gibi, dümdüz.

Helal yani.

Evet, valla ben bu adamdan on tane falan çocuk yapacağım ya.

Hepsi ona benzesin.

Sen testi ne yaptın?

Yaptın mı?

Bak Defne hiç kıvırma, çıkarken yanına aldın.

Gördüm onu ben.

Aldım testi ama yok yani çok gitti geldi kafam.

Yapacaktım, yapamadım yani.

Az daha yapıyordum.

Ne testi?

Ne testi?

E test diyordun ya.

Esra'nın matematik testi de.

Fen testi de.

Şey de, test sistemi eğitimi öldürüyor de.

Ezberci eğitime dur de.

Bir şey söyle Defne, hadi konuş!

Şüphelenecek adam.

Defne.

Bak bu sessizlik fazla uzadı.

Bir şeyler söylemen lazım, adam çakacak.

Hadi güzelim, söyle bir şeyler.

Esra'nın sistem testi, fen ezber şeysi.

Ödevi mi var Esra'nın?

He, ondan varmış.

Yardım mı lazımmış?

Yok, öyle yardım falan lazım değil.

Nihan'ın canı sıkılıyor ya işte, konuşacak başka konusu yok, ondan.

Vay!

Nasıl gömdün beni ya iki dakikada.

Helal.

Selam söyle.

Selamı var.

Hadi ya.

Hala mı?

Yani benim şu durgun, sıkıcı hayatıma rağmen.

Eyvallah.

Sen de selam söyle enişteme.

Ay Nihan böyle sen enişte falan deyince Ömer'e, hiç olmadı ya.

Değil mi ya?

Ben de söylerken böyle bir şey oldum zaten.

Baba olur ondan, baba.

Kızım yapma diyorum ya, Allah Allah.

Kalbimi ağzıma getireceksin.

Ya Defne önünde sonunda yapacaksın sen o testi!

Ya nereye kadar kaçacaksın?

Oldu, hadi Nihan'cığım görüşürüz.

See you, ciao, bye!

Defne, saçmalama, şirazenden çıktın yine.

Adam çakacak.

Tamam hadi kapattım, bay.

Canım benim ya, öyle uzaktan bile ilgileniyorsun ailenle.

Yani işte öyle elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyorum.

Hadi bir şey iste benden.

Seni mutlu edelim bugün.

Nereye gitmek istersin?

Hiçbir yere gitmeyelim ya, eve gidelim.

Valla zaten üstüm başım dağıldı.

İyice Çarşamba Cadısı'na döndüm yine.

Ohoo...

Hani nerede?

Kahvaltı falan hazırlanmamış.

Hemen de yani böyle bir şey söylemek...

İnsan önce bir günaydın der, bir tatlı tatlı bakar.

Lütfen ama yani.

Sen her sabah böyle güzel uyanmak zorunda mısın?

Nerem güzel ya?

Saçıma bak, Çarşamba Cadısı gibi.

Ben bayılıyorum ama bu haline.

Onu ne yapacağız?

Ayrıca bundan sonra sana gülümsemek de yasak.

Aa niyeymiş o?

Bak hala.

Sen baya baya ciddisin yani.

Yalnız hep alev aldı buralar.

Almasın mı?

E alsın madem.

İçimiz ısınsın.

Yoksa sen...

Ben ne?

Vay be...

Çarşamba Cadısı he...

Yaptınız mı analı kızlı?

Yaptık hayatım, yaptık.

Böyle sabahtan beri köfteleri yuvarladık yuvarladık, yuvarlacık olduk.

İçim şişti.

Hemen de bir şikayet, hemen de bir her şeye şikayet.

Ne oluyorsa artık?

İş hayatım, iş.

Bitmiyor iş sağ olsun.

Yani maşallah, hep var!

E ne güzel işte.

Biz bunun için açmadık mı burayı?

Ya tamam, ben de olmasın demiyorum.

Ama arada nefes alalım.

Yani insanın hayatta başka gündemleri de olabilir.

Yettim canlar.

Heh Esrakuş, gel.

Şimdi hayatım, sen bunları soyuyorsun.

Tamam mı?

Bunları da soyuyorsun, bunları soyduktan sonra bunları da soyuyorsun.

Bunları Ayşegül ablana veriyorsun.

O sana doğruyor, geri veriyor.

Salata yapıyorsunuz.

Anladın mı?

Nasıl yani?

Esracığım, salata bebeğim.

Yapmıyor muydun sen evde zeytinyağlı, şeyli?

Tamam, hadi bakalım.

Benim çıkmam lazım.

Ya Nihan...

Bizim bir bebeğimiz vardı bir ara ya.

Değil mi?

Biz bir çocuk yapmıştık.

Ne oldu ona?

Lülü'ye çaktı Nihan abla.

Maşallah, bebek bütün mahallede büyüyor.

Sus kız.

Bilmiş.

Öyle olur o işler.

Hem ne demişler?

Bir çocuğu bir köy yetiştirir.

İşte gördüğün gibi Esracığım, benim sevgili karımla asla tartışılmaz.

Çünkü o her zaman haklıdır.

Evet.

Bak bana, ben tartışıyor muyum?

Hayır, asla.

Neden?

Çünkü ben daha masada kaybetmişim.

Zeki sevgilim benim.

Hadi benim çıkmam lazım.

Ayşegül, ben çıkıyorum.

Tamam mı?

Bunlar benim dedikodumu yaparsa sen bana ispiyonlarsın.

Hadi bakalım.

Şey, Nihan.

Bir şey soracağım.

Sor.

Herkes biliyor mu şeyi?

Bizim boşandığımızı.

Yani Cevdet'in gittiğini.

Ha...

Yani ben Serdar'a söyledim.

Yani o şimdi tabi sana belli etmiyor efendiliğinden de.

Bir sevindi biliyor musun?

Hayırlısı olmuş dedi.

Anladım.

O kadar yani.

He...

E daha ne desin ki?

Bence gayet makul bir yorum.

Niye, yetmedi mi sana?

Yok.

Bir Serdar biliyor yani.

Yani söyledim.

E sonuçta biz karı kocayız Ayşegül hani.

Her şeyi birbirimize söyleriz.

Ya bu saklanacak bir şey değil ki.

Yok canım, yani...

İyi olacak, iyi.

Biz her zaman senin yanındayız.

Tamam, tasalanma sen.

Hadi bakalım.

Hadi bakalım, çalışalım, çalışalım hep birlikte!

Hadi!

Soramadım ki ya.

Cankuş ne haber?

Vay, gel bakalım.

Ne var ne yok?

İyi.

Defne ile konuştum, her şey yolunda.

Heh, düzelmiş mi araları?

Aynen öyle.

Da, seninki rezil rüsva tabi.

Oğlum kız Ömer'in arkadaşıymış, her şeyin bir açıklaması var.

E var tabi, olacak yani.

Da, ya bu Ömer Defne'yi nasıl buldu?

Bulur kızım, adam zeki sonuçta

Aman o kadar zeki biriyle birlikte olmak da zor be İso.

Yani bizim Defo da aslında zehirdir ama.

Oğlum bunların çocukları olursa dahi olacak ha.

Adamlar bildiğin ideal gen havuzunu oluşturuyorlar.

Niye canım?

Bizim İsokuş da fena değil.

Böyle cin cin bakıyor etrafa.

Gerçi size bakınca kime çektiğini anlayamıyorum ama.

Şöyle anlarsın İsociğim, eğer matematikten çakarsa babasına çekmiştir.

Eğer bana çektiyse ezberi tırttır.

Yani her halükarda kayıp var.

Aa Ayşegül'ü gördün mü hiç bu ara?

Yok, neden?

Öyle lokantada işte.

Pek sesi çıkmıyor.

Niye sesi çıksın ki?

Anlamadım yani.

Oho İso, senin dünyadan haberin yok be oğlum.

Kız boşandı ya.

Bu pis Cevdet, gitmiş bir tane Alman kadın için...

... tek celsede boşamış kızı.

Ya çocuğu falan da hiç umurunda olmamış.

Basmış gitmiş.

Ayşegül de ne yapsın?

Ses etmemiş.

E bir de zorla kal mı diyecek yani uğursuza?

İyi oldu yani, bakma.

Ayşegül boşanmış mı?

Aynen öyle şekerim.

Artık kendisi bekar bir anne.

Canavar gibi de çalışıyor ha.

İso.

İso.

Ne oldu oğlum?

Oğlum nereye ya?

Üç kez seni seviyorum diye uyandım.

Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim.

Bir bulut başını almış gidiyordu.

Görüyordum.

Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.

Sokağı, balkonları, yarım kalmış bir şiiri teptim.

Sıkıldım yemekler yaptım, kendime otlar kuruttum.

"Taflanım!" diyordu bir ses, duyuyordum.

Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.

Kalktım sonra, bir aşağı bir yukarı dolaştım.

Şiirler okudum.

Şiirlerdeki yaşa geldim.

Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.

Eskitiyorum eskitiyorum...

...kalıyor ne kadar güzel olduğun.

Merhaba.

İso ben.

Ayşegül.

Siz...

...yeni taşındınız mahalleye galiba.

Galiba.

Tatlı sevgilim benim.

Bakayım, bakayım tadına.

Çok tatlıydı, senin gibi.

Dayanamadım, yedim hepsini.

Sinan ağabey, çok yakışıklı olmuşsun.

Tatlım şimdi sizin yanınızda tabi pek öyle lafı olmaz ama.

Harikasın.

Sen de.

Çok şanslıyım ben anneciğim, biliyor musun?

Nedenmiş o?

Çünkü annemi evlenirken görebileceğim.

Bengi çok kıskanacak.

Tatlım benim.

İnanamıyorum ya.

Şimdi ben bu iki tane dünyalar güzeli hanımefendiyle evime döneceğim.

Ve biz bir aile olacağız, öyle mi?

Ay ben çok heyecanlıyım.

Ben de.

Ben de.

Hazırsak...

Müsaadenizle.

Ay yine göz kamaştırıyorum!

Ay olağanüstüyüm!

Ay inşallah damattan rol çalmam.

Ay kimi kandırıyorsam?

Yine gecenin en sansasyonel, en çok konuşulanı yine ben olacağım!

Hi!

Ve Tanrı, kadını yarattı!

Ay Nöro'm, ah bebeğim!

The Kadın!

Harikasın aşkım!

Baş döndürüyorsun!

Nefes kesiyorsun!

Ay Allah'ım bu güzellik nedir böyle?

Ay Koriş'im, ay birazcık daha şımart beni!

Ay Nöro'm, olağanüstüsün!

Ay kraliçeler gibisin!

Maşallah!

Ay sana bir şey diyeyim mi kız?

Tek bakışınla talan edersin!

Yine bir numarasın!

Ay şımartıyorsun ama beni Koriş.

Ay bana bak, sen de çok şıksın tatlım.

Ah ipek mi bu?

Ay hayatım, çok teşekkür ediyorum.

Evet tatlım, Çin ipeği.

Ay farkına vardığın için de ayrıca sağ ol tatlım.

Ay Nöro'm, biz seninle var ya müthiş uyumluyuz vallahi.

Ay evet tatlım, ay bize de bak!

Ay resmen meydan okuyoruz!

Ay nazar değmesin sakın.

Aa yok kız.

Ay değmez, o iş bende.

Nazar boncuğu getirdim tatlım.

Ay şöyle...

Şunu takayım.

Ay bu senin.

Ay bu da benim.

Tabi takabilirsem.

Ben de heveslisi gibi hemen...

Ay var ya hayatım, kem göz ile bakanın gözü çıksın!

Ay botoksu erisin!

Yanağındaki dolgular erkenden erisin.

Kaz ayakları açsın.

Kış kilolarını vermek nasip olmasın!

Ay bir şey söyleyeyim mi sana?

Bence bize bir şey olmaz.

Ay bence de tatlım, hiçbir şeycikler olmaz bize.

Kız!

Ay Nöro'm!

Ay unuttum ben!

Ay hediyeyi unuttum!

Ay dur, hemen gidip almam lazım!

Ay dur şoför de yoktu.

Ay taksiyle mi gitsem?

Ne yapsam?

Ay dur, dur hayatım, geleceğim ben!

Hiç merak etme.

Ay unuttum!

Ay tamam tamam!

Ben de gideyim içeridekileri biraz azarlayayım.

Bakayım ne oluyor.

Aşkım biliyorum, sıkılıyorsun ama yani...

...Sinan senin kardeşin.

Yani.

Yani Koray Bey geldi diye daralmak, sıkılmak, öyle hemen kaçmak yok.

Sonuna kadar durmak zorundasın, kendini ona göre ayarla.

Koray deyince aklıma geldi.

Biz geçen maç yaptık ya.

Ben orada bir şey kaybettim.

Ne kaybettin?

Hiç sorma.

Ya söyle!

Ya işte Sinan ile biz, hangimizin ilk erkek çocuğu olursa...

...adını Koray koyacak.

İnanmıyorum ya!

Ya halı sahada sen çocuğumuzu kaybetmişsin!

Yani o kadar da değil canım, Koray güzel bir isim sonuçta.

Evet güzel isim, de...

İsim koyan Koray Bey'i düşün.

Ay evden çıkmaz ya!

Valla çöreklenir çocuğun üstüne, biliyorsun!

İsocuğa bile ne kadar düşkün yani.

Gidip gidip annesinden isteyip duruyor çocuğu.

Tamam canım yani, zaten Sinanlar daha önce yapar.

Orası kesin.

Bize kalmaz o iş.

Sen, sen niye öyle dedin ya şimdi?

Görmüyor musun canım?

Nasıl hevesli çocuk.

Sen, değil mi öyle?

Şey değil misin yani, değil misin?

Ne değil miyim?

Aman boş ver.

Ben geç kaldım ya!

Gideyim saçımı başımı düzelteyim, bir hazırlanayım.

Hiç söylemiyorsun da, lafa tutuyorsun beni!

Evet.

Bir şey diyeceğim, ben vazgeçtim.

Gitmeyelim, şu elbiseyle seni seveyim biraz.

Bak konuştuğumuz gibi, öyle sıkıldım, gidelim falan demek yok.

Olur, bir şartla.

Döndüğümüzde bu elbiseye gereken değeri vermemiz lazım.

Ne gibi?

İşte konuya bir eğilelim, bir tartışalım meseleyi.

Böyle kalmasın.

Valla elbisenin de seninle ilgilenesi var.

E ne güzel, ne güzel.

Ayrıntılandırmak lazım şöyle, tadını çıkararak.

Zamana yayarak.

Anlaştık o zaman, hadi gidelim.

Gidelim.

Hadi.

Ay her şey hazır, tamam.

Ay bu Mine de memlekete gidecek zamanı buldu!

Ay bir de size oradan bulgur getiririm diyor.

Avam mı ne?

Ay hayatım, boş ver sen.

O bulguru tavuklarına versin o.

Ay Nöro'm, hayatım, her şey hazır mı?

Ay tamam mı her şey?

Dur bir dakika, sorayım tatlım.

Şşt, hayatım gel bakayım.

Şu Koriş'in sevmediği, gel tatlım gel.

Söyle bakayım, her şey hazır mı?

Her şey yolunda Neriman Hanım.

Sıkıntı yok, merak etmeyin.

Güzel, zaten ufacık bir terslik istemiyorum bak!

Ufacık bir aksilikte sizi bütün cemiyete rezil ederim!

Adınızı düğün sabotajcılarına çıkartırım!

Anladın mı?

Çekilebillirsin.

Her şey tamam tatlım.

İyi hayatım, sevindim.

Biz de şuanda seyir halindeyiz.

Mevkiiye intikal edince haber ver, tamam.

Ay tamam Nöro'm, veririm tatlım.

Hiç merak etme.

Kız bana bak, ay bademli kek vardı değil mi?

Ayol olmaz mı?

Hem yemelik, hem eve götürmelik.

Tamam.

Ay iyi, iyi.

Hayatım biraz içim kıyıldı da.

Vallahi karnım sırtıma yapıştı.

O kadar açım yani.

Tamam.

Ay biraz bu işin cılkını çıkardıki kapatalım hadi.

Tamam.

Ay Nöro'm, dur kapatma hayatım!

Bu benim hazırladığım video için perdeyi unutmadın değil mi?

Tamam.

Ay unutmadım kuşum, rahat ol sen.

Hadi kapatıyorum, sen yaklaşınca ararsın.

Ay ararım hayatım, tamam, bye!

Ay...

Ay nereye gidiyoruz biz?

Ay doğru gittiğine emin misin sen?

Koray Bey, lütfen panik yapmayın.

Ben buraları avucumun içi gibi biliyorum ama lütfen.

Ay aman sus be, tamam.

Da, ay senin ismin neydi?

Böyle tuhaf bir adın vardı senin, unuttum yine.

Aytekin, Koray Bey.

Aytekin.

Daha önce yaklaşık altı milyon kez tanıştık.

Halı saha maçı yaptık, artık içli dışlıyız.

Arkadaşız, samimiyiz.

Ay hayatım, demek ki sen önemsiz bir insansın.

Ben önemsiz insanları böyle tanıştıktan sonra...

...hemen hafızamdan siliyorum ki yer açılsın tatlım hafızamda.

Ay itici.

Bana bak, yani geç kalırsak seni var ya döverim.

Duydun mu beni?

Sinoş'umun düğününe asla geç kalamam.

Ay ayrıca hayatım böyle en sonuna girmek istemiyorum valla.

Koray Bey az önce de en önden girmeyeyim, beklemeyeyim orada demiştiniz ama.

Sus, ben bilirim onu!

Hadsiz seni!

Ay sevimsiz, itici!

Ay zaten arabaya bak.

Ay kaç seneliktir kim bilir?

Ay bak kemer bile çalışmıyor.

Eski püskü ıy...

Aşk olsun Koray Bey.

Bu bana rahmetli büyükbabamdan kalmış en büyük eser.

Lütfen yapmayın, rica ediyorum ya.

Ben bu araca yıllardır gözüm gibi baktım, gözüm gibi.

Bir kez olsun beni yolda bırakmadı, bir kez olsun.

Ne oluyor ya?

Ay!

Ne oluyor ya?

Ay ne oluyor?

Ay patlayacak mı araba?

Ay freni mi tutmuyor arabanın?

Ay Allah'ım ölüyorum şuanda!

Koray Bey panik yapmayın bir saniye ama!

Ay bir, ay..

Ses mes falan geliyor bir yerlerden!

Ay seni geri zekalı!

Koray Bey halledeceğim!

Ay patlayacağiz şimdi!

Hayır Koray Bey, Allah korusun!

Bir durun ama, halledeceğim!

Açılmıyor da...

Ay kaç senelik kemer!

Koray Bey yapmayın, lütfen sakin olur...

Ay sus cevap verme bana!

Aç şurayı!

Ay açılmıyor bu!

Koray Bey, itmeniz lazım.

Durun, beraber itelim.

Beni niye itiyorsun sen, sevimsiz!

Ay Allah'ım, patlayacak şimdi!

İtin Koray Bey.

Ay açıldı çok şükür.

Koray Bey, Koray Bey, ama benim de içten açılmıyor.

Dışarıdan çıkıp bana açarsanız çok sevinirim.

Höst!

Ben uşak mıyım be?

Az ye de uşak tut kendine!

Cibiliyetsiz, çirkin!

Sarı çiyan!

Şurada tamirci Cevdet ağabeyin numarası olacaktı.

Ona bakayım, durun bir saniye ya.

Cevdet diyor hala, heveslisi gibi.

Cevdet falan yok sana!

Ay şuanda korkmaya başladım.

Ay kaybolduk herhalde.

Koray Bey, araçtan inip iterseniz bu araba çalışır.

İnanın bana çalışır.

[Müzik.]

Şşş geliyorlar, geliyorlar, geliyorlar.

Ay!

Ay durun!

Bana da atın, ay bana da atın şöyle!

Kız at bana da, şöyle şuralarıma at!

Ay bu gerizekalı hakem yüzünden geç kaldık.

Arabası arızalandı!

Pis herif!

Ay çok moralim bozuk!

Ay tipsiz.

Ay, ay güzel olmuşsun.

Ah Nöro'm!

Hayatım!

Iy tipsiz, böyle mi gelinir düğüne?

Canın tatlı mı çekti?

Ne alakası var canım?

Ben onu öylesine şey olsun diye yaptım.

Tuzlu.

Yaptın mı testi?

Yapmadım.

Tahmin etmiştim.

O yüzden başka test aldım.

Bu gece bu iş bitecek.

Ay Neriman Hanım, ne olur beni germeyin ya.

Hayatım gerilecek ne var?

Büyür gider işte.

El birliğiyle bakar, büyütürüz onu.

Sonra bir gün gelir, senin boyun kadar olur.

Dersin ki; ben bunu hangi ara yaptım?

Korkma.

Ay!

Ömer!

Evet, şimdi kadeh kaldırma vakti!

Ay hayır hayatım, önce videom izlenecek!

Ha tabi evet, tabi ki.

Tabi canım.

Şimdi Koray Sargın, benim düğünümde...

...ilgiyi üstüne çekmezse eğer, huzursuzlanır.

Ay pis nankör!

Kepçe!

Aman hayatım hadi izle videonu.

Ay Zübüş, hadi sen de başlat videoyu.

Ay çirkin seni.

Üç, iki, bir...

Sinan Bey bir tanedir!

Candır o, tatlılar tatlısıdır.

Dünyanın en güzel insanıdır, en enerjik insanıdır.

Çok da iyi bir patrondur.

Sinan Bey, size mutluluklar diliyorum.

Bir de şey diyecektim.

Geçen gün...

Ay yeter artık be!

Çirkin ağızlı seni!

Sabahtan beri car car car car...

Heveslisi gibi!

Ay sen çekme beni, kapat artık!

İtici kameraman seni!

Merhaba Sinan Bey.

Siz mutluluğu çok hak eden birisiniz.

Dilerim çok mutlu ve şahane bir eviliğiniz olur.

Ay yürü kız, yalaka seni!

Bir de şey yapıyor, güzel güzel şeyler söylüyor.

Hayatım sen sevmezsin kepçeyi.

Hadi git!

Sana röportaj falan yok, hadi!

Ay, ay kim var acaba sırada?

Kimi almadım ben?

Ay hayatım hadi gel şöyle gidelim biraz da.

Ee Sinan Bey, merhaba.

Dünya, siz olduğunuz için çok daha güzel.

Yani bence öyle, ben öyle düşünüyorum.

O güzel enerjiniz, güzel gülüşünüz...

Güzel yüzünüz hep mutlu olsun, hep gülün inşallah.

Sizi seviyoruz.

Koray Bey, ağlıyor musunuz siz?

Ay ağlattın beni kuru kız, ağlattın!

Alacağın olsun, bak maviş gözlerimden yaşlar aktı yine!

Ay siz niye bu kadar şey yaptınız?

Ben bir su vereyim, bir şey yapayım.

Arkadaşım niye çekiyorsun?

Ama ayıptır ya, insanların bir özeli var.

Neden böyle insanların özeline müdahale ediyorsunuz?

Kız bırak!

Ay bütün milyonların önünde konuşuyorum!

Ben Koray Sargın, bu kadar yufka yürekli bir insanımdır işte!

Bunlar sincap gözyaşları değil!

Olamaz da zaten!

Ay şuan var ya içime içime akıyor gözyaşlarım!

Herkes ağlasın, herkes!

Bunları da ayrıca bütün her şeyi...

...sizin programınızda anlatacağım sadece.

Kız şöyle dur biraz, açını yanlış alıyorsun.

Ay iyi oldu böyle.

Işığım nasıl?

Ay!

Tebrikler kardeşim, hep mutlu olun.

Ay Ömüş, hayatım bu kadar mı yani?

İnsan daha böyle etkili şeyler söyler.

Ne bileyim hani, şiir miir oku.

Ay Divan Edebiyatı falan parçala.

Koray çık dışarı.

(Gülüyorlar.)

Ay kapat hayatım sen de!

Hevesli gibi çekiyorsun her tarafımı, kapat!

Koray çık!

Bana bak şu ışığını mışığını al.

Bana bak, bayık bayık konuşmayacaksın.

Vallahi gebertirim seni!

Zaten o çirkin yüzünü filmime sokmayacaktım da...

...heveslisi gibi sen girmek istedin.

Hadi hayatım, başla.

Tamam.

Az şey söyle.

Hazır mısın?

Hazırım.

Üç...

Sen iyice çek.

Üç...

İki, bir...

Ben Derya'ya aşığım.

Heh iyice şu parlamaları al.

İyi tamam be, burnuma sokuyor bir de!

Bu da...

Ah çocuklar ah, ben var ya bu kepçe için neler yaptım neler.

Saçımı süpürge ettim.

Ama o ne yaptı?

Anca konuştu.

"Koray, kardeşim bitti mi he?"

"Ay geldi başımın belası!"

Ay bunlar var ya hava cıva şekerim.

Yani ben var ya, onun için neler yaptım.

Aslında tırnağımı kıpırdatmam da...

E napayım hayatım?

Güzel yürekli bir adamım ben yani.

Çünkü ben kendime yakışanı yaptım.

Ama o çiğ adam hayatım, çiğ.

Ne yapsın yani?

Şey Koray Bey, kayıttayız da.

Ay tamam!

Bu da...

Hazır mı kamera?

Hazır.

Sinoş'um, minnoşum.

Ah canım arkadaşım.

Güzel kardeşim.

Ah ah...

Ay evleniyorsun ha şimdi?

Tatlım, bütün mutluluklar senin olsun.

Şansın açık olsun.

Güzel şeyler yaşa, kazan.

Sonra beraber paylaşırız seninle.

Değil mi?

Canım benim, Sinan'ım, kep...

Ay...

Hayatım, yanlış açıdan alıyorsun beni!

Şeyden al beni, sol profilden.

Benim sol profilim çok güzeldir.

Bak hala çekiyor.

Ay Zübük mü neydi adın?

Şunu şey yap!

İyice açıyı maçıyı değiştir, söyle adama.

Açıyı değiştir.

Soldan alsana adamı, soldan al.

Değiştir heh.

Çevir şunu biraz, çevir.

Soldan al.

Koray Bey'i soldan alsana.

Ay şu mu iyi?

Bir bak bakayım oradan.

Biraz havaya kaldır, biraz.

Heh tamam.

Şimdi.

Biraz buraya, tamam.

Tamam mı?

Başlıyorum.

Hadi.

[Alkışlıyorlar.]

Gel, gel biraz konuşalım seninle.

Burada bekle.

Hadi canım, testi yapmadan çıkmak yok buradan.

Ama Neriman Hanım...

Ay hadi, hadi, hadi.

Hadi.

Ya ama...

Kapa kapıyı.

Uf...

Kaçış yok Defne.

Yapıp öğreneceğiz.

Neriman Hanım, Koray Bey brownieleri bitirmek üzere.

Bir şey de diyemiyoruz.

Anladım, klasik.

Ben olmadan hiçbir iş yürümüyor.

Hadi yürü, yürü.

Çok da vaktinizi almayacağım aslında ama yani...

Sinan.

Birine kardeşim diyebilmenin kıymetini, yani...

...hatta ne kadar gerekli olduğunu...

...ben Sinan'dan öğrendim.

Biz aynı yolda yürümeye başladığımızdan beri hep birbirimizin yanında olduk.

Ne zaman kafam bozulsa reçetesi hep Sinan'daydı.

Kardeşim...

...şimdi bir aile kuruyorsun.

Tatlı, ekşi upuzun bir serüven bekliyor seni.

Heyecanla, aşkla, şahane bir ömür bekliyor.

İnanıyorum.

Seda...

Laracığım, prenses.

Sinan sizle olduğu için çok şanslı.

Buna şüphe yok.

Ama bir şeyi söylemezsem haksızlık etmiş olurum.

Bence siz de çok şanslısınız.

Hepimiz gibi, bizler gibi.

Sinan'ı tanıyan herkes gibi

Yani ne denir, bilmiyorum.

İyi ki birbirinizi buldunuz.

Umarım çok mutlu olursunuz, ki ben inanıyorum buna.

(Alkışlıyorlar.)

Ömer.

Ben sana çok önemli bir şey söyleyeceğim.

Söyle aşkım.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.