Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
Süre doldu.
Farkındayım.
Günaydın.
Defne.
Efendim.
Ne oldu? Bir şey mi oldu?
Hiç bir zaman belli etmezmiş duygularını kral.
Öngörülemez, kestirilemezmiş.
Genç kızın kralı anlaması zaman almış.
Önce kızsa da sonunda hep hak vermiş.
Anlamış, hayran olmuş hatta.
Çünkü kral ne yaparsa yapsın nihayetinde hep en doğrusunu yaparmış.
Ne, ne oldu? İş ile mi ilgili?
Pek sayılmaz.
Defne.
Pamir'in sana anlatacakları var.
Ömer.
Tamam siz konuşun, biz zaten konuşuruz.
Pamir Bey...
...anlatın artık. Valla gerildim ya. İş ile ilgili de değil, ne ki bu?
Gel şöyle bir ofise geçelim.
Tamam.
Ne uyumuşum ben böyle ya.
Saat kaç?
Çüş!
Rüzgar çanı.
Defne sana çok acayip bir şey söyleyeceğim.
Gerçi şu hayatta belki bir tek sana acayip gelmeyebilir.
Bu zamana kadar niye sakladım gerçekten bilmiyorum.
Ama...
...daha fazla saklamaya...
...vicdanım el vermedi.
Pamir Bey ne olur anlatın artık! Valla öldüm gerginlikten. Ne oluyor ki?
Hulusi İplikçi...
...bütün servetini sana bırakmış.
Hulusi Bey vefat mı etti?
Yok yok, öyle değil. Yani edince.
Neyim varsa Defne'nindir demiş.
Niye ki yani ne alaka? Niye bana böyle bir şey yapsın ki?
Geçen sene ki mevzu işte.
Kiralık aşk hikayesi.
Kızı çok mağdur ettik, en azından telafi edelim demiş.
Hayır niye böyle bir şey yapıyorlar ki yani? Ben onlardan bir şey mi istiyorum?
İstemiyorum. Allah Allah ya!
Ne münasebet! Ben gider Hulusi Bey'le konuşurum.
Böyle bir şey istemediğimi kendisine söylerim.
Hatta hemen şu an gidiyorum çünkü böyle bir saçmalık olamaz yani.
Defne bir sakin ol.
Daha bitmedi.
Dahası da mı var?
Yani Neriman İplikçi duyar da dahası olmaz mı sence?
Otur.
Gerçekten şu an da bana Neriman falan dediniz. Ben geriliyorum yani. Neriman Hanım falan demeyin bana.
Yine ne yaptı?
Neriman Teyze'm benim yanıma geldi. Dedi ki Hulusi Bey servetini Defne diye bir kıza bıraktı...
...gel kızı tavla, miras içeride kalsın dedi.
Defne!
Siz de baya baya para için.
Hayır bak mesele aslında.
Bir dakika. Bir dakika ya inanamıyorum.
Geçen sene Neriman Hanım'ın bana yaptığını şu an size mi yapıyor?
Evet, aynen öyle.
Dinlersen.
Siz de kabul ettiniz yani öyle mi? Burada biz baya baya oyun oynuyoruz.
Öyle değil Defne.
Yani teyzem bana geldiğinde.
Gerçekten inanamıyorum!
İnanamıyorum!
Neriman Hanım niye her seferinde benim karşıma çıkıyor?
Gerçekten inanamıyorum. Yani bir insan nasıl bu kadar kötü olabiliyor, benim aklım almıyor.
Hiç biri üzülmüş mü, kırılmış mı, ne olmuş, umurunda değil ya kadının.
Ya hiç mi ders almamış yaşadıklarımızdan? Hiç mi akıllanmıyor?
Ben her seferinde bu kadın beni üzemez diyorum, hayatıma müdahale edemez. Yok!
Olmuyor ya. Bir bakıyorum yine ensemde. Yine ensemdeymiş zaten!
Defne...
...tamam bir sakin.
Ne sakin?
Dinleyecek misin beni?
Bunu başka kimler biliyor?
Ömer.
Ömer mi?
Ömer.
Neriman Hanım! Ah Neriman Hanım ya!
Efendim?
Defne Hanım çıktı Ömer Bey.
Çıktı mı?
Tamam.
Eee ne söyledin?
Anlattım işte her şeyi.
Biraz sarsıldı ama...
...anlayacağına eminim.
Sonuçta bende en az onun kadar kurban durumundayım.
Bizzat yaşadı bunları.
Empati kurması zor olmayacak bence.
Sen ne yapmaya çalışıyorsun? Neyin peşindesin?
Diyorum ya mağdurum ben.
Pamir...
...sen mağdur olduğun yerde durmazsın.
O zaman bas git.
Hala yüzüme bakabiliyorsunuz ya pes valla Neriman Hanım, şaka gibisiniz. İnanılır gibi değil.
Ayol ne yapsaydım yani Defne?
Yok mu dedirtseydim?
Görüşmek istedin, görüşüyoruz işte.
Hem ben anlamadım, sen niye celallendin şimdi böyle?
İnsanlar sizin hiç umurunuzda değil, değil mi?
Üzülmüş, kırılmış, duyguları incinmiş.
Herkes sizin için sadece bir araç.
Malmış, mülkmüş, paraymış, köşkmüş, mirasmış.
Artık ne haltsa.
He sen şeyi öğrendin.
Tatlım! Aa!
Olmaz böyle. Gel içeri şöyle. Gel bir karşılıklı konuşalım.
Aaa bu kadar hukukumuz var, değil mi?
Bizim sizinle bir hukukumuz falan yok.
Hiçbir zaman olmadı, olmayacak.
Biz sizinle bu konuları kaç kere konuştuk Neriman Hanım?
Ben bu kapıya kaç kere geldim?
Siz hala neyin peşindesiniz ya?
İstemiyorum diyorum sizi hayatımda, anlamıyor musunuz? Ben bunu daha nasıl anlatabilirim?
Şimdi hayatım sen şey yapma. Yani ucunda miras var şimdi.
Bu kadar kötü olmayı nasıl başarabiliyorsunuz ya?
Her an ve her koşulda kendinizi nasıl bu kadar haklı görebiliyorsunuz?
Acıyorum size biliyor musunuz?
Anladım artık niye öyle olduğunu.
Aslında o kadar mutsuz, o kadar yalnızsınız ki...
insanların mutluluğu sizin sinirinizi bozuyor. O yüzden içiniz böyle kapkara.
Benim?
Evet sizin.
Ben artık bunu biliyorum ya şu saatten sonra kesinlikle beni üzemeyeceksiniz.
O yüzden isterseniz kendinizi boşuna yormayın.
Yalnız dedi, mutsuz dedi.
Mutsuz muyum ben?
Günaydın.
Günaydın.
Fena uyuyakalmışım.
Artık grup huzurundan mıdır yoksa evrenin gönderdiği heyecan verici sinyallerden midir...
...ya da ihtimallerden midir, bilmiyorum, orasını bilmiyorum ama bir şey var yani.
Ne diyorsun Sinan?
Biz fuara gidiyor muyuz?
Eee yani.
Çok eğlenceli olacak. Bir şey diyeyim mi?
Stil de geliyormuş çünkü şeye.
Hala nerede aklı ya?
Yavaş!
Kusura bakmayın.
Çok yaşa.
Çok acayip bir salgın varmış, dikkatli olun yani.
Geçmiş olsun.
Sağ olun. Sinan Bey, imza.
Yaklaşmadan uzaktan uzatsana onu.
Hasta hasta bir de ağzıma hönkürüyorsun.
Rüyamda ne gördüm!
Rüzgar çanı.
Oğlum rüzgar çanı gördüm, rüzgar çanı, anlıyor musun? Fuarda bak çok acayip şeyler olacak bak yanacak ortalık. Bak görürsün.
Rüzgar çanı ne demek?
Ne anlama geliyor Sinan Bey?
Oğlum hiç sekti mi?
Bir kere sekti mi? Sen söyle, bir kere?
Hiç sekmedi. Sorunda bu ya.
Ay Allah aşkına bana da söyleyin. Valla zincirlerim kendimi, çıkmam odadan.
Çık Derya çık.
Pamir Defne'yle konuştu.
Ne konuşmuş?
Şaka ediyorsun!
Eee sen?
Zaten ben izin verdim konuşmasına.
Vay be.
Oğlum biz büyüyor muyuz ya?
Bence çok doğru bir şey yapmışsın.
Gerçekten.
Merak etme.
Defne neye karar vereceğini çok iyi biliyor.
Nerede şimdi?
Defne?
He.
Çıkmış, bilmiyorum.
Oturmaz mısın kızım?
Oturmayayım.
Daha doğrusu oturmak istemiyorum.
Ne oldu? Anlat.
Belli ki kötü bir şey olmuş.
Evet.
Bir sürü kötü şey oluyor.
Önce Ömer'i evlendirmek istediler.
Zaten...
...o sayede sizin hayatınıza girdim.
Siz de benim güzel, temiz hayatıma öyle girdiniz zaten.
Şimdi bana miras mı bırakıyorsunuz?
Evet.
Aslında şimdilik bilme demiştim.
Hayatının gidişatını bozmasın diye.
Ama.
Bozmaz.
Beni bozmaz yani.
Biz öyle maddiyata önem veren insanlar değiliz.
Biliyorum yavrum, biliyorum.
Ömer'in sizin evi alması olayı. Duydum.
Ayrılınca evi ondan almışsın.
Kredi ödüyormuşsun.
Neriman anlattı.
Eğer istersen yardımcı olabilirim.
Hulusi Bey ben miras istemiyorum.
Para falan da istemiyorum.
Biz ailece çalışıp kazanıyoruz zaten. Çok şükür yetiyor da.
Evladım kötü bir şey değil ki.
Para herkese lazım.
Sen de, Ömer de bunu anlasanız iyi olmaz mı?
Ömer mi? Ömer'le ne ilgisi var ki?
Ömer'in hakkıydı bu miras.
O gitti diye sana bırakayım istedim.
Sonra döndüğünde konuştuk. İstersen senindir bu miras dedim.
Almadı, istemedi.
Bazı insanlar para için her şeyi yaparken bazılarının umurunda olmaması...
...ne güzel bir ders değil mi?
Bence siz bunu bir daha düşünün. Çünkü gerçekten bu çok kırıcı.
Yani...
...para herkese lazım lafı gerçekten çok kırıcı.
İnsanların satılık olduğu düşüncesini uyandırıyor.
He!
Bu arada kimse kolay kolay sıyrılamasın diye anlatayım o zaman.
Neriman Hanım geçen sene Ömer'e oynadığı kiralık aşk oyununu şimdi bana oynuyor.
Ne?
Beni tavlasın, evlensin ve miras içeride kalsın diye.
Ne?
Ömer Bey.
Efendim araç hazır. Buyurun gidiyoruz.
Ben bir yere gitmiyorum Şükrü.
Gidiyorsunuz Ömer Bey, biliyorum ben.
Şükrü sen biraz yorgun musun?
Bir yere gittiğim yok. Dünya kadar işim var. Burada kalmam lazım.
Bir de Defne çıktı.
Onun gelmesini bekliyorum.
Ömer Bey, efendim bakın ispiyonculuk kötü bir şey.
Yani biri size bir şey söylediyse...
...hatta hatta onu saklamanızı söylediyse...
...saklamanız gerekir.
Güven açısından yani.
Anladım.
Bazen bu durumda insan zor durumda da kalabiliyor tabi.
Anladım.
Şükrü.
Defne yine seni kandırdı, sen de açık açık söylemiyorsun.
İyi tamam. Nereye gidiyoruz?
Onu da söyleyemiyorsun.
Olur geliyorum.
Ömer Bey yanlış anlamayın efendim, ben tabi ki sizin çalışanınızım da.
Değil Şükrü. Sen ikimizinde dostusun, ben seni gayet iyi anlıyorum.
Merak etme.
Buyurun efendim.
Çıkın bu evden!
Efendim babacığım.
Ne dediniz, anlamadım baba.
Bu evi size ben aldım.
Hala da benim üzerime.
Çıkın.
Bundan sonra size zırnık yok.
Kredi kartlarınız, klüp üyelikleriniz...
...İplikçi gruptan ödenen, sizi destekleyen ne varsa kesiyorum.
Ama babacığım olur mu öyle şey?
Şaka yapıyorsunuz herhalde.
Yaşlı şakası.
Ondan bu kadar dramatik değil mi babacığım?
Ne diyorsam o.
Bitti.
Benim olan ne varsa bırakıyorsunuz.
Babacığım.
Siz ne diyorsunuz?
Olacak iş mi? Biz kış günü nereye gideriz, nasıl yaşarız?
Tamam Neriman.
Baba niye böyle davrandığını anlamadım.
Seni celallendiren şey nedir bilmiyorum ama...
...bir şey mi oldu?
Hadi canım bilmezmiş gibi.
Bilmiyorum ben gerçekten.
Neriman.
Ben bir şey bilmiyorum Necmi. Vallahi ben hiçbir şey anlamadım.
Pamir'i buraya Neriman getirmiş.
Ne?
Miras Defne'de ya. Kızı tavlasın diye.
Neriman!
Yine bir kiralık aşk oyunu yani.
Neriman doğru mu bu?
Size bir ay müddet.
Boşaltın evimi.
Kartları zaten iptal ettireceğim.
Bakın başınızın çaresine.
Babacığım! Babacığım ne olur merhamet edin!
Ben ettim siz etmeyin ne olur babacığım!
Kış günü biz ne yaparız, nereye gideriz, nerede yaşarız?
Neriman!
Tamam baba.
Nasıl isterseniz öyle olsun.
Bizim sağlığımız, sıhhatimiz yerinde. Biz başımızın çaresine bakarız yani..
...kalacak bir yer buluruz.
Kocacığım ne olur kızma bana.
Ben ne yaptıysam ikimiz için yaptım. Yani miras içeride kalsın başkasına yar olmasın diye yaptım.
İnanmıyorum sana Neriman inanmıyorum ya! Hala mı hala mı?
Yaşadıklarımızı bir hatırlasana. Ömer bize küstü.
Çocuklar ayrıldılar. Ne acılar çektiler.
Ya bütün bu yaşadıklarımızdan gerçekten hiçbir ders çıkarmadın mı ya gerçekten bir ders çıkartmadın mı?
Hayatım bak anlamıyorsun. Ben geleceğimizi garanti altına almaya çalışıyorum.
Ya kendim için değil ki su kuşum için, senin için.
Bırak Neriman bırak! Kendini haklı çıkarmaya çalışma.
Ya hiç mi acımıyorsun o kıza? Ya yazık değil mi? Durmadan çoraplar örüyorsun başına.
Hep bir planlar, hep bir oyunlar.
Bir kerede olayları akışına bırak.
Ne yapsaydım Necmi? Bütün mirası Defne'ye mi bıraksaydım?
Ya fakir mi ölelim? Sokakta mı kalalım? Ya bunu mu istiyorsun?
Ne oldu şimdi? Karıştın da ne oldu? Bak baban bizi sokağa attı. Bu muydu istediğin ha bu muydu?
Buyur.
Dur bak söyleyince bile tık tık attı şurası. Sinirim bozuldu.
Ah Neriman ah! Bütün bunlar senin kabahatin. Ne yaşıyorsak hepsi senin yüzünden.
Ya ne olurdu bir kere de normal bir insan gibi normal bir hayat yaşasaydın?
Ama yok! İlla bir kumpas, illa bir dalavere.
Yok yok, ben anladım.
Anladım. Sen artık beni sevmiyorsun.
Pes Neriman ya! Pes Neriman pes!
Necmi!
Bak kocacığım! Kocacığım! Necmi!
Kararlısın yani.
Söylemeyeceksin nereye gittiğimizi.
Ömer Bey, lütfen efendim. Şimdi söylersem gerçekten ayıp olur yani.
İyi tamam, peki.
Olmasın ayıp.
Hep gizlermiş duygularını kral.
Kaçınırmış görmekten.
İçinde saklarmış.
Saklarsa, sakınırsa daha az hırpalanacağına inanırmış çünkü.
Ama hiç belli etmese de hep genç kızın tarafında olmuş.
Koruyup kollamış onu.
Her zaman, her yerde, ne pahasına olursa olsun.
Genç kızın ne zaman sevindiğini, ne zaman kırıldığını, ne zaman üzüldüğünü en iyi kral anlamış.
Ve hep en doğru zamanda, en doğru yerde sarıp sarmalamış onu.
Yatıştırmış.
Gizliden gizliye hep izlemiş genç kızı.
Hep farkında olmuş.
Attığı adımı, nerede olduğunu, ne hissettiğini...
...ne zaman ihtiyaç duysa...
...özenerek, bazen korkarak kırmaktan ama her defasında üzerine titreyerek yanında olmuş.
Hep iyi gelmişler birbirlerine.
Genç kız krala...
...kral genç kıza.
Ne yaşanırsa yaşansın asla kaybetmemişler o aşkın ahengini.
Hep kaldıkları yerden, hiç silmeden, eskimeden devam etmişler birbirlerini yaşamaya.
Hiç konuşmasalar da genç kız bilirmiş kralın kalbinin doğru yerde olduğunu. Ondan tarafa olduğunu.
Hissedermiş.
Bu yüzden hiç vazgeçmemiş tutmaktan elini.
Aşkla, sonsuz güvenle.
Zamanla herkesten iyi tanımış genç kız kralı.
Bir tek o anlar olmuş kralın halinden.
Kırılgan ruhunu, çocuk kalbini bir tek ona göstermiş kral.
Zaman geçtikçe konuşmalarına bile gerek kalmamış.
Hiç konuşmadan, iletişim kurmadan anlayabilmişler birbirlerini.
Çünkü kalpleri aynı yerde atıyormuş artık genç kız ile kralın.
İşte bu yüzden hiç vazgeçememişler.
Ne aşktan ne birbirlerinden.
Hapşu!
Pamir Bey müsait misiniz?
Nedir?
Ya kusura bakma böyle hasta hasta karşınıza çıktım ama bu sefer de fena vurdu.
Şimdi bu halde ayakkabı fuarına git, Ömer Bey'i asiste et falan filen of!
Keşke Defne hala daha Ömer Bey'in asistanı olsaydı.
Ya nasıl yetişiyor Defne, ben anlamıyorum.
Her dediğinden anlıyordu. Her istediğini yapıyordu.
Bazen diyorum ki hala daha keşke Defne asistanlığını yapsa.
Acaba önersem mi hem böyle hastayken falan?
Ama şimdi o...
...şimdi o müdürlük yapıyor.
Müdürlük yaptıktan sonra asistanlık yapmaz, değil mi?
Bu mu yani gündemimiz?
He?
[İngilizce söylem]
Zaman geçiyor yani.
Kusura bakmayın, şey, ben size bir şey sormak istemiştim.
Kayda değer bir şeyse.
Siz Sinan Bey ve Ömer Bey'in eski arkadaşısınız değil mi?
Eskiden arkadaştık, evet.
Tamam. Rüzgar çanı ne demek?
Rüzgar çanı işte.
Rüzgar ve çan.
Hayır hayır. Sinan Bey'in rüyasında rüzgar çanı görmesinin sizin bildiğiniz özel bir anlamı var mı?
Sinan rüyasında rüzgar çanı mı görmüş?
Evet.
Anladım, güzel.
Ay neyi anladınız? Ay ben anlamadım. Ay lütfen bana da söyleyin, delireceğim ya.
Rüzgar çanı, vuslat demek.
Yani ortalık karışacak.
He.
Anladım.
Vuslat.
Peki.
Yok artık!
Seda Hanım.
Merhaba, nasılsınız?
İyi, güzel.
Ne güzelmiş bu. Nereden buldunuz?
Rüzgar çanı. Ben çok severim.
Görünce almıştım. Burası da rüzgar alıyor malum.
İyi olur diye.
İyi olur inşallah.
Yani zaten iyi olmuş gerçi ama.
Daha da bir şeyin olduğu yok aslında.
Bu işler kısmet ya.
Efendim?
Siz fuara geliyor musunuz?
Tabi tabi. Biz stil olarak oradayız. Siz?
Biz de, biz de.
İyi ya güzel.
Değişik yani böyle fuar havası falan.
Rüzgar çanları.
Değil mi?
Evet, öyledir herhalde.
Öyle öyle.
Çağırmışsın, geldim.
Neriman Hanım'la ilk bu bankta karşılaştık, biliyor musun?
Etkileyici bir konuşma yapmıştı.
Hayattaki fırsatlar, kendi şansımı kendim yaratmam falan.
Abimin borcunu da biliyordu.
Çok saçma geldi. Kabul etmedim.
Korktum da.
Sonra gidip Nihan'a anlattım.
Ya dedi adamlar abine bir şey yaparsa.
O zaman işte ipler bende koptu. Koştura koştura geldim, teklifini kabul ettim.
Böyle...
...güzel ve çirkin gibi bir şey olacak sanmıştım.
Seni öyle bir anlattı ki...
...aşırı kuralcı, sert...
...disiplinli...
...ki öylesin.
Ama bunda hiç korkulacak bir şey yokmuş.
Mesela gülüşünden hiç bahsetmedi.
Yani...
...öyle bir gülüyor ki...
...görünce bir daha kendine gelemezsin demedi mesela.
Keşke deseydi. Belki o zaman başıma gelecekleri bilirdim, değil mi?
Sonrasını biliyorsun zaten.
Gidip olanları Nihan'a anlattım.
Yani asistanın olduktan sonra geçirdiğim her gün...
...benim için bir maceraydı.
Sonra aşık oldun.
Hem de ne!
Uçuyor gibiydim.
Sonra çakıldım.
Önce seni dağ evinde bırakıp gittiğim gün.
Sonra senin artık sana güvenmiyorum diye beni terk ettiğin gün.
Ama yine de...
...ayrılmadık.
Bir şekilde bulduk birbirimizi.
Düğüne kadar.
Evet.
Saçma sapan kiralık aşk oyununu öğrenene kadar.
He bu arada...
...ben Hulusi Bey'e gidip mirası istemediğimi söyledim.
Tahmin etmiştim.
Seni anladım, biliyor musun?
Ne yaşadığını, ne hissetiğini...
...tamam bizim durumumuz farklı. Sonuçta Pamir Bey'le aramızda böyle bir şey yok.
Ama yine de...
...kendimi kandırılmış...
...salak yerine konulmuş hissettim.
Kırıldım galiba.
Sen aslında bana bunu söylemeye çalışıyordun, değil mi?
Hemen bileyim istedin.
Evet ama işte...
...bizim şey olunca.
O yüzden mi bu kadar suçladın sen kendini?
Yani benim dizimi incitmem.
Yani çok da önemli değil, sonuçta gerçekleri öğrendin.
Bundan sonra hiçbir şey kandıramasın bizi.
Konuşalım ne olur, olur mu?
Yani başka meseleler, başka kişiler olmadan biz aslında gayet iyi anlaşıyoruz.
Anlaşma? Biraz hafif kaldı sanki.
Ablam.
Efendim?
Efendim?
Tabi ki geliyorum.
Tamam tamam. Biz bilinirliği aldık zaten.
Tamam, orada olacağız.
Tamam, görüşürüz.
Tabi, görüşürüz.
Ayakkabı fuarı.
He evet. Bizde orada olacağız stil olarak.
Olsun.
Nasıl olsa orada beraberiz.
Ben kalkayım artık.
Dur. Beraber geçerdik şirkete.
Yok, ben şirkete geçmeyeceğim. Bugün ekmek arasının doğum günü de ben eve erken gideceğim diye söz verdim.
Ekmek arası he.
Senden bunu duymayalı baya oldu.
Esra nasıl, ne yapıyor, iyi mi?
İyi.
Kırgın mı o da bana?
Yok. O daha çok senci.
Her zamanki gibi.
Ama diğerlerini düşünmek istemiyorum, gerçekten içim daralıyor.
İso'yla konuşmadınız yani.
Konuşmadık, zaten konuşamıyoruz çünkü küs.
Anladım ama. Bir denk gelirseniz yine de bir konuşun.
Nasıl?
Ne bileyim? Konuşun işte.
Kalkalım mı?
Kalkalım.
Ne o Ekmekarası, bu akşam Picasso oldun hiç bize pas vermiyorsun ya.
Ödevim var. Yarına yetiştirmem lazım.
Hı.
Ne ödeviymiş o ya?
Sen okul işlerini bu saate bırakmazdın hiç.
Öğretmen, duygularınızı anlatan bir resim yapın, dedi.
Senin canın tatlı mı istedi?
Söyleseydin alırdık biz.
Aman Defne ya! Saat kaç oldu? Şimdi kim çıkacak dışarıya?
Sonra alırız.
Ama bu bazı belirli günlerde yenen bir pasta.
Ay anneanne, bize çay koysana. Valla çok canım çekti benim.
İyi kızım. Koyayım, demleyeyim.
He bir de şey böyle yanına birazcık bisküvi falan da koyalım bak torununun canı da tatlı çekmiş.
Aaa reçelli ekmek yapayım mı hepinize?
Ben yerim iki tane hemde.
Aman!
Ay sen yemesen şaşarım.
Ya bozuluyorum ama he.
Ay bozulma tamam, tamam. Kıyamam bozulma tamam.
Çok güzel hediye aldım bayılacak.
Ya ben bir türlü vakit bulamadım. Alamadım bir şey.
Ya ikimizin adına veririz aşkım. Hem bu hediye olayında eş durumundan yararlanmak mübahtır.
Ben yemeyeceğim anneanne. Uykum geldi zaten, yatarım.
Aaa olur mu öyle şey canım?
Yani daha reçelli ekmek partisi yapacağız hep birlikte.
Aaa aynen öyle Ekmek arası. Olur mu hiç öyle canım? Önce canımızı çektiriyorsun sonra cayıyorsun.
Bazı özel günlerde yenen pastalar gibi bugünde biz ailecek böyle...
...reçelli ekmek yeme günü ilan ediyoruz, değil mi?
Hatta bundan sonra her yıl bugün bu evde reçelli ekmek yenecek.
Reçelli ekmek günü, bugün. Of daha neler!
Ay yaş günümde diyorum acaba anneanneme reçel mi yaptırsam?
İyi ki doğdun Esra!
İyi ki doğdun Esra!
İyi ki doğdun, iyi ki doğdun. İyi ki doğdun Esra!
Üflemeden önce dilek tut.
Evet evet onu da üfle. Üfle üfle. Aferin!
Unuttunuz sanmıştım.
Aaa aşk olsun. Unutur muyuz hiç?
Al bakalım.
Teşekkürler.
En çok istediğimden. Of simli kalemleri bile var. Teşekkür ederim.
E artık bol bol pasta boyarsın.
Abla ya!
Nihan Abla'nla ikimizin hediyesi.
Teşekkür ederim Nihan Abla'cığım.
Canım benim.
Kız, fındık kurdum!
Doğum günün kutlu olsun.
Teşekkürler.
Al bakalım bu da benden güzellik.
Teşekkür ederim.
Gel bir öpeyim seni! Oh!
Oh!
En çok istediğimden! Teşekkür ederim anneanne.
Versene bir kere giyeyim.
Ya abla ya neden?
Allah Allah iş gezim var. Belki lazım olur, giyerim, ne var?
Ooo iş gezisi! Çok havalı falan.
Kız nereye gidiyorsun?
Ya şey fuara gideceğiz de...
...yarın, yarından sonra falan orada kalacağız
Bütün patronlar geliyor tabi, Pamir Bey, Seda Hanım.
Yav! Seda Hanımlar, Pamir Beyler, Defne Hanımlar.
Aş olsun ya hanım mıyım ben? Hanım değilim ben ya.
Abla hiç kaynatma. Sen daha hediyemi vermedin.
Unuttum desem.
Yemezler abla. O numara sadece bir kez olur.
Allah Allah!
Şey yapayım o zaman bir bakayım sağa sola. Var mı köşelerde hediyeler, sıkışmış mı?
Al bakalım.
Teşekkür ederim.
Aç bakalım.
Çok güzel.
Beğendin mi?
Çok!
Güle güle kullan.
Ay anneanne o büyük dilimi bana versene.
Al bakalım.
Canım kuzum benim.
Size de geliyor şimdi.
Pamir Bey mi gelecekmiş şimdi seni almaya?
Hı.
Ölye söylüyor.
Uf hiç konuşasım yok onunla.
Zaten ne konuşacaksınız ki?
Ya zaten sizin konuşacak neyiniz var?
Var ya sende bir mesele. Dökül bakayım sen.
Nihan valla o kadar kötü bir gün geçirdim ki...
...anlatsam kulaklarına inanamayacağın bir gündü gerçekten.
Onu diyorum işte. Anlat da kulaklarıma inanamayayım diyorum.
Yok ya. Yorgunum böyle ne bileyim!
Hiç keyfim yok.
Sen İso mevzusuna takıksın, değil mi?
Ay sus sus! O konuyu hiç açma.
Allah Allah! O konuyu açma, bu konuyu açma. Hangi konuyu açacağım ben ya?
İyi tamam, anlaşıldı. Bu akşam yok gıybet.
Valla tuhafım bu akşam ya. Ne olur üstüme gelme!
İyi tamam. Hadi gir yatağa da üstünü örteyim bari.
Ay hayır demem.
Deme deme.
Gel bakalım.
Güzel güzel uyu.
İyi geceler tatlı kuş.
İyi geceler yavru kuş.
Buyur, geç.
Geçelim bakalım.
Abi ben kendime koydum ama ister misin?
İsterim, isterim. İyi olur Sinan, isterim.
Hayırdır, senin tadın yok gibi?
Sorma Sinan sorma.
Biraz evden uzaklaşayım istedim.
Dertleşmeye geldin, he? Doğru adres. Buyur abi.
Çok acayip şeyler oluyor Sinan, çok acayip şeyler. Bildiğin gibi değil.
Yani aslında bir şeyler biliyorum ama.
Ne bildiğini bilmiyorum ama...
...babam bizi evden çıkardı. Bunu biliyor musun?
Ne?
Abi ne diyorsun?
Peki Neriman Hanım ne yaptı?
Neriman komada.
Ve ben ona çok kızgınım. Onu teselli edecek durumda da değilim.
Abi...
...Ömer'i falan arayayım mı? Hani ne bileyim, belki konuşursunuz ikiniz, iyi gelir.
Neriman'ın yaptıklarından dolayı Ömer'e karşı çok mahcubum.
Yani ne yapacağımı bilmiyorum.
Ben ortalığı temizlemeye çalıştıkça daha çok kirleniyor. Gerçekten işin içinden çıkamıyorum.
Abi karartma enseyi be.
Beş dakikaya değişiyor her şey, biliyorsun. Mutlaka vardır bir yolu. Hadi sağlığına.
Sinan sen gerçekten iyi bir dostsun, sağ ol.
Estağfurullah abi.
Yarasın.
Kızım bavulun küçücük. Ne koydun sen bunun içine?
Bana bak. Doğruyu söyle, yün kazak almadın mı yoksa?
Anneanne ben zaten küçücüğüm, kazağım ne kadar olsun ya? Valla aldım ya.
Defne bana bak, bol bol fotoğraf çek, bana yolla, tamam mı? Beni habersiz bırakma. Ben çatlarım.
Hı oldu canım. Bol bol snap atarım sana orada delirmeceler, kopmacalar diye.
Tabi kopmak! [şarkı söylüyor]
Hadi anneanne!
Yattığın yerden mi çıkıyor bu espriler?
Kızım ne diyorlar bunlar Esra?
Ooo anneanne bence sen hiç bulaşma.
Gençler size doyum olmaz. Hadi ben kaçtım.
Hadi hadi.
E güzel Allah'ım!
Hadi bakalım.
Hadi görüşürüz.
Gel!
Demek Ömer'le de anlaştınız ha!
Hiç söylemedi, anlatmadı bana bir şey.
Yani mesele benim meselem. Ben söyleyeyim diye düşündük.
Vay! Bir de ortak karar almalar falan.
Oğlum acayip mutluyum şu an ya!
Gel lan bir daha sarılcağım sana.
Salak.
Uf çok özlemişim!
Defo'ciğim!
Bana bak.
He.
Bir daha bana küsersen gelir kapına dayanırım, çirkinleşirim. Haberin olsun.
Tamam be! Geçti gitti işte.
Ay ne güzel başladım güne böyle ya!
Ya aslında şu an seninle takılmayı çok istiyorum da benim fuara gitmem lazım.
Pamir Bey gelecek, alacak.
O vakit...
...hadi bakalım.
Nereye be?
Gel.
Ya ama ben.
Gel.
Yahu nereye gidiyorsun?
Gel.
Ya oğlum nereye gidiyoruz valla bak. Ya benim dönmem lazım ya.
Ya tamam be kızım biraz sabırlı ol. Geldik.
Amma da gizem küpü çıktın he.
Allah Allah!
Evet.
Baya baya şirket oldunuz, bir de Ömer'e mi çalışıyorsun?
He istersen tekrar kavga edelim.
Aman aman yok istemem. Böyle çok iyi. Bal börek mis.
O zaman benden buraya kadardı.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Alayım ben onu.
Buyurun efendim.
Buyurmaz mısınız?
Tabi.
Buyursunlar.
Buyuralım madem.
Hoş geldin Pamir Abi.
Sen beni nereden tanıyorsun bakayım?
Şey, ablam bahsediyor.
Öyle mi?
Tabi, arada sırada camdan da bakıyorum.
Arabayı mı beğendin bakayım?
İstersen bir gün bir tur atarız.
Esra kiminle konuşuyorsun kızım? Aaa Pamir Bey oğlum buyurun buyurun.
Nasılsınız Türkan Hanım?
Biz de iyiyiz çok şükür. Sen nasılsın?
Sağ olun, teşekkür ederim.
Ne güzel bir hırkaymış üstünüzdeki.
Aaa bu mu?
Ben ördüm ayol.
Ama zaten zarif bir el emeği olduğu belli oluyor.
Teşekkür ederim.
Defne'ye bakmıştım ben ama.
Defne burada bekleyecekti seni ama...
...nereye gitti acaba?
Belki bakkala kadar gitmiştir.
Pamir Bey bir aksilik çıktı. Kusura bakmayın. Ben fuar alanına geçiyorum. Orada görüşürüz.
He tamam sıkıntı yok. Biz Defne'yle başka bir yerde buluşacakmışız.
Çok teşekkür ederim Türkan Hanım. Görüşmek üzere hanımlar.
İnşallah. Yemeğe de bekleriz.
Tabi ki, onur duyarım.
He bu arada araba için verdiğim sözü unutmadım.
Tamam?
Çok beyefendi çocuk maşallah.
Sen nasıl bir adamsın ya?
Efendim?
Yani böyle öylece duruyorsun.
Hiç renk vermeden, böyle sabırla bekliyorsun. Yani böyle gıptayla bakıyorum.
Hayır çünkü ben olsam, mümkün değil tutamam yani, İso'yla konuştum diye söylemiştim.
Yolumuzda var baya.
Ne güzel işte.
Baş başa şöyle bol bol konuşuruz.
Konuşalım.
Özledim zaten seninle konuşmayı.
Yalan söylemeden, sır saklamadan...
...sorduğun her soruya cevap vereceğimi bilerek.
Çok beklettin beni Defne.
Bunun hesabını vereceksin.
Ama değmez miyim?
Bak bak hareketlere bak. Hiç yakışıyor mu sana?
He bir dakika, bir dakika ya.
Hesap derken?
Bilmiyorum. Bakacağım. Yani öyle planlı bir şey yok.
Ya Ömer öyle birden bire bir şey yok diyorsun valla kafam gidiyor benim.
Bak iş, fuar önemli. Ne olur kafamı karıştırma benim!
Şimdi ben birden bir şey yapıyorum ve aklın başından gidiyor öyle mi?
İyi fikirmiş.
Şöyle yapalım. Gittiğimiz yerde, yani fuarda, ben birden bir şey yapayım.
Rujunu bozayım mesela.
Ne? Ne zaman?
Ona bakacağız...
...ne zaman.
Böyle baya birden, haber vermeden falan.
Başka türlü tadı çıkar mı?
Hoşuna gidiyor, değil mi?
Baya heyecanlanmam, telaşlanmam, saçma sapan hareketler yapmam baya bildiğin hoşuna gidiyor. Bilerek yapıyorsun, değil mi?
Hı hı aynen öyle.
Neriman Hanım iyi misiniz?
Değilim.
Konuşmak ister misiniz?
Yani bir şeyler oldu ama ben pek anlamadım neler olduğunu.
İstemem.
Koray Bey'i çağırayım o zaman, onunla konuşun isterseniz.
Olmaz.
Pamir Bey'i?
Fuarda o.
Ne yapayım ben size o zaman?Rezene?
Rezene.
İstemem.
Pahalı.
İdareli kullanalım.
Anlamadım.
Mine seninle iyi kötü günlerimiz oldu.
Yaptığın bütün hizmetler için teşekkür ederim.
Benim de bir kusurum olduysa hakkını helal et.
Ama kendine bir iş bakmaya başlasan iyi olur.
Ama nasıl, neden ki?
Bittik biz Mine, bittik.
Bey babam elimizdeki her şeyi alıyor.
Bu evden de çıkacağız. Senin maaşını artık ödeyemem.
Bittim ben. Koray bile benimle görüşmez artık.
Sonuçta sosyetenin Neriman İplikçi'siyim ben.
Param olmadan ben bir hiçim.
Kimse sevmez ki beni.
Ne yapalım? Buraya kadarmış.
Biz otelde kalacakmışız yani stil olarak, herhalde ekipçe davetliyiz. Siz dönersiniz, değil mi?
Bakarız.
Toz.
He.
Kahvaltı ettin mi?
Efendim Sinan?
He Ömer geldin mi?
Geldim.
Abi programımız çok yoğun. Dört tane toplantı ayarladım hatta beşincisi öğlen yemeği.
Yani iki günde bin tane insanlar bin tane nisa konuşacağız. Ona göre çeneni ısıtsan iyi olur yani.
Tamam Sinan.
Sen neredesin?
Girişteyim.
Tamam bekle beni. Ben şimdi fuardan çıkıp gleiyorum.
Girişte olacak zaten toplantımız.
İyi tamam, ben lobideyim gelirsin oraya.
Efendim Seda Hanım.
Geldin mi, neredesin?
Evet evet. Geldim,buradayım.
Tamam. İlk toplantımız çok önemli. Sen de katılacaksın.
Hemen mi?
Evet evet, hemen. Ben şimdi restorana doğru geçiyorum. Sen de bir an önce gel. Bizi bekliyorlar.
Tamam, peki geliyorum madem.
Seda mı?
E hadi madem. Gideyim ben o zaman.
İyi hadi geçelim.
Hadi gidelim.
Selamlar.
Aaa Seda Hanım.
Siz burada mıydınız?
Az önce geldim.
Hayret! Ben nasıl fark etmemişim?
Yani genel de fark.
Entresan.
Ben de sizi görmemişim.
Toplantı telaşından herhalde.
Herhalde.
O zaman iyi toplantılar.
Yani kolay gelsin.
Teşekkürler, size de. Görüşürüz.
Haberleşiriz.
Tabi tabi.
Sabahtan beri kafamın içinde rüzggar çanı. Çın çın valla kafayı yiyeceğim he.
Sus, benim de aklıma soktun durduk yere. Ne acayip adamsın ya.
Ama oğlum baksana fuar alanı, atmosfer bir acayip.
Görürsün he, kesin gerçek çıkacak bu kehanet.
Ondan şüphem yok da.
Peki ne çıkacak diyorsun.
Valla ben de merak ediyorum.
Bu arada çok acayip bir şey oldu he.
Ne artık? Ben senden acayip bir şey duymak istemiyorum Sinan.
Ya Hulusi Dede'n amcanları evden çıkarıyormuş.
Anlamadım.
Kaçınılmaz son.
Defne gidip Neriman Hanım'ın oyununu dedene anlatınca...
...o da cezayı kesmiş.
Evet, ver bakalım dosyayı.
Müşteriler gelmeden bir baştan üstünden geçelim.
Ben zaten üç kere okudum Seda Hanım, hiç merak etmeyin.
Günaydın.
Günaydın.
Günaydın.
Pamir Bey, sabah.
Hiç önemli değil Defne. Alacağım olsun.
Akşam ki toplantıya ben gelemiyorum.
Tram Bey'le görüşeceğim. Siz ikiniz halledersiniz, değil mi?
Tabi ki. Defne?
Tabi tabi. Hallederiz, merak etmeyin de...
...Trump'la ne mana?
Seçkimize katmayı düşünüyoruz.
Tamam da düşük bir segment değil mi?
Yelpazemizi genişletmeye karar verdik.
Büyüyoruz Defne. Her segmente açılalım diyoruz.
Yani ben marka değerimiz açısından doğru bulmuyorum ama yine de siz bilirsiniz.
İlgin. bir bakış açısı. Akşam yemekte bana bunu daha detaylı anlatır mısın?
Anlatırım tabi. Konuyla ilgilii çok şey öğrendim, marka yönetimi ile ilgili.
Ömer Bey ile Sinan Bey bu konuda çok iyiydiler.
Merhaba, hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Merhaba.
Ceo'muz Pamir Bey.
Merhabalar.
Merhaba.
Aslı Hanım.
Sinan.
Ay ne oluyor ya? Kendimi kaptırdım.
Simon seninle bir şey konuşmak istiyor.
Ne konuşacakmış ya?
Sorsana Sinan, ben nereden bileyim.
Bunu yapamayız. Mümkün değil.
Fakat bir senedir ara vermiş bir firmasınız.
Dolayısıyla bunu istemek bizim hakkımız.
Doğru doğru. Ama biz o bir seneyi zaaf olarak gören ve...
...güvenilirliğimizden şüphe eden bir firmayla çalışmak istemeyiz. Yani şöyle düşünüyoruz...
...kafanızda en ufak bir soru işareti varsa çalışmayın bizimle.
Bu kadar basit.
Kısaca...
...bir sene ara verdik diye eflak boğdanı veremeyiz.
Uf!
Uf çok yoruldum ya. Çenem çıktı aksan yapacağım diye.
Dur şu iki gün bitsin de.
Bu akşam burada kalıyoruz, değil mi?
Olur kalırız.
Nasıl olsa evde çoluk çocuk beklemiyor.
Beklesin artık bir zahmet. Eşek kadar olduk. Biz ne için çalışıyoruz ya?
Bak bak konu nerelere geldi yine!
Bu ara konu hep oralarda. Bir de bu çan var. Ooo kafalar, sorma!
Sen zaten bana niye söylüyorsun ki? Aklımı dimağımı kirletiyorsun ya.
İyi günler.
Merhaba.
Merhaba.
Nasılsınız?
Buyurun.
Tab bir dakika elli sekiz saniye sonra burada olacaklar.
Ne o tatlım? Rekor denemesi mi yapacağız?
Yani, bir nevi.
Hazır mısın?
Hazırım.
Başla!
On saniye kaldı.
Otuz kase yaptım, yeter mi?
Yeter yeter tamam.
Hoş geldiniz. Buyurun.
Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz.
Vay gençler hayırlı işler.
Ooo İso'cuğum ne vereyim sana?
Yok yok, yardıma geldim size.
Ay ne iyi ettin İso ya! Ayşegül de gelecek şimdi.
Aaa!
Aaa!
Aaa ben şey...
...bir işim vardı ya dükkana gidiyorum ben.
Hayda! Oğlum başına taş falan mı düştü bir anda, hani yardıma gelmiştin?
Ya oğlum işim vardı işte. İşimi unutmuşum.
Kaçtım ben.
Bir kap yemek koysaydık.
Aç değilim ben, aç değilim. Hadi eyvallah.
Ya bir tuhaf bu aralar değil mi?
Böyle halli halli tavırlar.
Canım takmıştır kafasına bir şeyi ya. Ne bileyim? Boş ver.
Şefim bir bakar mısın?
Hemen geldim.
Koş.
Yara'dan haber alamadık sabahtan beri.
Neyse ki şimdi annem mesaj atmış, her şey yolunda diye.
Ay adamlar gelmeden bir kadeh bir şey mi içsek?
Valla aslında iyi olur gibi ama...
...artık çok geç.
Merhabalar.
Merhaba.
Geç kaldık, kusura bakmayın.
Estağfurullah, hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Merhabalar.
Merhaba, buyurun.
Merhaba.
Nasılsınız?
Teşekkürler.
Siz nasılsınız?
Teşekkür ederim.
Bizler de iyiyiz.
O zaman ufaktan başlayalım mı?
İyi akşamlar.
Hiç rahatsız olmayın.
Ah Ömer Bey.
Sinan Bey.
Şenol Bey, hatırlarsınız.
Ya ben bir an da çıkaramadım. Özür dilerim. Nasılsınız?
Çok teşekkürler. Epey zaman oldu.
Biz tutmayalım o zaman.
Nerede kalmıştık?
Türkan Abla'cığım.
He canım.
Beni çağırmışsın.
Kusura bakma kızım ya. Bütün eşyaları döktüm ortalığa.
Ortalık çıfıt çarşısına döndü. Naftalin almayı unutmuşum. Yaşlılık işte.
Bir koşu çarşıya gidip geleyim hemen. Sana zahmet İso'ya göz kulak ol.
Ne zahmeti Türkan Abla'cığım? Sen acele etme. Ben bakarım İso bebeğe.
Ah canım benim. Allah razı olsun senden. Sana da öyle bir yük olduk ki sorma gitsin yani.
Olur mu öyle şey Türkan Abla'cığım? Ben size borcumu ödeyemem.
Ay canım benim. He şey diyecektim. İso gelecek yukarıdaki musluğu tamir etmeye.
Kapıyı çalarsa telaşlanma.
Şey...
...Türkan Abla'cığım ben İso bebeğe evde baksam?
Neden?
Şeyden...
Benim evde ocakta yemek var da.
Bak gördün mü? Tek unutkan ben değilmişim demek ki.
Tamam. O zaman sen İso bebeği al, çık. kapıyı da böyle çekersin, tamam mı?
Ben çarşı dönüşünde uğrarım sana.
Tamamdır.
Hadi görüşürüz.
Ne durumdasın?
Ben hazır gibiyim.
Toplantılara diyorum.
Ha.
Ha anladım.
Toplantılar bitti. Bir tek akşam kaldı.
Yapma ya.
Hı.
Benim daha işlerim var.
Olsun. Buradasın şimdi yani buradayız.
Seni görmek iyi geldi.
Sen bak bakayım bana.
Ne, ne oluyor?
Bu fuar yaramış sanki sana yani yüzünde başka türlü bir güzellik var.
Ha yok ya. O benim her zaman ki halim.
Bak sen.
Hapşu!
Ay Ömer Bey ya ben çok kötüyüm ya. Ölüyorum galiba.
Derya ne oldu sana ya? Bu ne hal?
Ya işte hasta oldum. Geçer dedim ama geçmedi. Daha da kötü.
Bir şey yapalım. Bir doktor falan bulalım sana.
A ben gittim sabah.
İlaç aldım falan onları içiyorum ama işte biraz dinlenmem lazım.
Yani siz...
...asistanlık yapamayacak. Hapşu!
...gibi bir halim var.
Ne yapıyorsun ya?
Kızım moleküllerini saçtın her yere ya. Adamın üstüne üstüne hapşuruyorsun. Hasta olacak fuar öncesi, olur mu?
İşte ben de onu diyorum. Böyle olmaz.
Tamam git o zaman dinlen ya da şu otelde bir oda falan baksınlar, ayarlasınlar.
Asistanlık?
Ben yaparım.
Efendim?
Asistanlık diyorum ben yaparım. Yani geçici süreliğine ben yaparım.
Defne ya teşekkür ederim gerçekten. Harikasın yani.
İyi o zaman ben gideyim dinleneyim biraz.
Tabi tabi Derya hadi. Git yat dinlen sen.
Bir şey olursa sorun.
Tamam tamam hadi.
Asistan Defne he?
Biraz eğleneceğiz demek ki.
Aaa siz eğleniyor muydunuz?
Siz eğlenmiyor muydunuz?
Valla ben daha çok heyecanlanıyordum. Tabi o zamanlar daha minnoşum.
Hala öylesin.
Hala benim tatlı Defne'msin.
Yalnız biraz asistanlık da paslanmış olabilirim.
Bakacağız.
Birazdan seminerin başlayacak.
Sunum görselleri falan her şey tamam. Hiç bir eksiklik yok. Merak etme sen.
Seminerden sonra bir an da yalnız katılımcılarla sohbet var.
Biliyorum sen böyle çok haz etmesin ama yapacak bir şey yok, lazım yani.
Zaten sonra da ara.
Tamam, o arada seni severiz biraz.
Ya ama yapma şöyle ya valla dikkatimi dağıtıyorsun.
Belki saçını da dağıtırım bir ara.
Hı. Ne zaman? Nasıl?
Ne zaman?
Bakacağız.
Başka?
Bir de şey vardı.
Ahmet Beyler'le. Ne yapıyorum ben ya? Yine burada kendi başıma tırım tırım adamın peşinde koşuyorum ya.
Defne.
He.
Geldim geldim.
Efendim?
Ne güzel konuşuyorsun öyle insanlarla.
Net, nazik.
Kırmadan derdini anlatıyorsun.
Senin de kendi yöntemlerin var, haksızlık etme.
Ne ilginç?
Eskiden de öyleydi, şimdi de öyle.
Her gün senden ben bir şey öğreniyorum.
Mesela aslında bu değil mi? Hep birbirimizi beslemek, yani karşılıklı.
Aslında bu kadar basit.
Anlaştık.
Benimle işin bittiyse benim otele gitmem lazım.
Benim seninle işim bitmez, bunu biliyorsun.
Şimdilik diyelim o zaman.
Akşam yemekte bir toplantı var da.
Hangi otelde kalıyoruz demiştin?
*** Otel.
Güzel, akşam biz de oradayız zaten.
Aaa nasıl?
Burada mı kalacaksınız?
Öyleymiş yani Sinan Bey öyle uygun görmüş.
Bir şey mi oldu?
O kadar uzun süre korktum ki...
...yalanlardan, sırlardan.
Mesela böyle bir haber aldığım zaman içim karmakarışık oluyor.
Senin yanında olmak istiyorum ama yani hep sakladığım bir şey var diye hiçbir şeyi doya doya yaşayamıyordum.
Şimdi.
Şimdi bizim zamanımız.
Evet.
Bir dakika.
Efendim Pamir Bey?
Evet biliyorum.
Akşam geliyorum, tamam.
Toplantı.
Bu kadar olandan sonra sen bu herifle yüz yüze mi bakacaksın?
Sonuçta iş, mecburum.Gerçi sabahtn beri de bakıyorum suratına.
Hoş, içimden hiç gelmiyor ama.
Neyse canım, bırak şimdi.
Bence zamanı.
İyi o zaman bence sen beklemeye devam et.
Peki.
Kıyafetiniz çok güzel olmuş.
Bu arada ayakkabılar da Passionis'in.
Evet, sizin koleksiyondan seçtim.
Yalnız ben bu kadar güzel olduklarını fark etmemiştim daha önce.
Teşekkür ederim.
Akşam yemek yer miyiz?
Maalesef, akşam da bir toplantım var.
Tanırsınız Deniz Bey.
Hangi Deniz?
Deniz Tramva.
Hı hı.
Ne işiniz var onunla?
Seçkimize almayı düşünüyoruz.
Bakacağız.
Almayın.
Neden?
Çok pis bir herif.
Yani çok kirli çalışır. Berbat biri. Yani hiç size göre değil. Almayın.
Yani marka imajı pek iyi değil, farkındayım ama...
...Türk markalara giriş yapmak gibi bir strateji kurduk.
Yelpazemizi de genişleteceğiz.
Bir yerden başlamak lazım.
Bizimle çalışın.
Passionis'le?
Evet.
Yani bence bir düşünün.
Pamir'le de konuşun. Ben de Ömer'le konuşayım.
Sonra tekrar bir araya gelip toplanalım.
Ne dersiniz?
Tamam.
Tamam.
Tamam.
Sen nasıl istersen.
Ay Seda!
Ne gündü be!
Ama iyi ciro yaptık.
İşte yavaş yavaş her şey yoluna giriyor.
Ay şükürler olsun Serdar. Valla sabredince yoluna giriyor.
Dur gel. İki dakika Ayşegül'e gidelim de şu böreği vereyim.
Hadi.
He Ayşegül.
Sana efsane böreğimden getirdim. Meşhurdur ha.
Ay sağ ol. Ne gerek vardı?
Kız ne demek ne gerek vardı ya? Bütün gün bize yardım ettin. İso kuşumuza da bakmışsın.
Ya senin iyiliğin altında eziliyorum artık.
Ya senin o güzel karakterine böyle karımın ki çok denk olmadı ama.
Aşkım!
Ne güzelsiniz siz!
Sensin güzel. Hadi afiyet bal şeker olsun.
Tamam.
Hadi görüşürüz Türkan Teyze.
Allah razı olsun senden İso oğlum. Eksik olma. Yemeğe kalsaydın.
Ya yemediğim yer mi Türkan Teyze? Her zaman gelirim, görüşürüz.
İsp kaynanan seviyormuş oğlum.
Bugün kısmetlisin ha. Öğlen kaçtın ama şimdi yiyeceksin oğlum.
Nihan coştu coştu!
Börek yaptım.
Ben kalmayayım kaçıyım işlerim var zaten.
Hayda...
...ya bunların hepsi iş adamı oldu he.
Eskiden bir İso'muz vardı,şimdi o da yok.
Canım tamam zorlama işi varsa gitsin çocuk.
Hadi kim girecekse girsin...
...ay ev soğuyacak.
Hadi girin siz.
Hadi görüşürüz.
Görüşürüz.
Hadi görüşürüz.
İyi akşamlar Defne.
İyi akşamlar Pamir Bey.
Eee neredeler?
Biraz konuşuruz dedim...
...o yüzden erken çağırdım seni...
...otursana.
Pamir Bey ben gerçekten.
Konuşalım bir...
...pişman olmayacaksın.
Defne çok şaşırttın beni...
...hatta...
...baya hayal kırıklığına uğradım diyebilirim.
Nasıl?
Siz mi?
Dinlemedin bile...
...basıp gittin...
...yani teşbihte hata olmaz.
Aynen zamanında Ömer'in sana yaptığı gibi.
Evet kabul ettim teyzemin teklifini.
Ama görüyorsun işte seni tavlamak için bir uğraşım yok.
Gönül borcum vardı teyzeme onu için kabul ettim.
Geldim o iş yürüyor zannetsin istedim,bende biraz takılırım oyalanırım canım sıkılınca da basar giderim diye düşündüm.
Haklı sebeplerim var yani.
Tıpkı zamanında senin de olduğun gibi.
Ben tabi o sinirle hiç böyle düşünemedim.
Sıkıntı yok ama öyle bir oyun yok en başından beri öyle bir niyetim yoktu bunu bil yoksa niye gelip bunu sana söyleyeyim.
Niye kendimi ihbar ediyim sana?
Doğru...
Yani en azından sizi dinlemeliydim.
Sonuçta bazen insan hayatta yapmak istemediği şeyleri...
...yapabiliyormuş.
Anlayacağını biliyordum.
Hatta...
...bana hak verebilecek tek kişi sensin.
E o zaman...
...iyi miyiz?
İyiyiz.
Sıkıntı yok.
Güzel.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Bana kalsa hiç karaya çıkmam bile.
Hayatımı teknede geçirebilirim.
Sıkılmazsam tabi.
Açıldınız mı hiç?
Çok.
İtalya kıyılarını gezdim...
...Amalfi'den başlayarak.
Ama Ege kıyılarının yeri bir başka tabi.
Siz de Ege hayranısınız yani.
Olmamak mümkün mü?
Ben bir süredir Londra'daydım.
Ayrı bir özledim tabi buraları.
Şimdi havalar da yavaş yavaşısınmaya başlayınca kaçarım zaten yine Ege'ye.
Bu arada Defne Hanım da Egeli'dir.
Öyle mi? Nereden?
Manisa.
Ooo öyle mi?
Hı hı.
Ben de görmedim oraları.
Bu yaz belki gideriz birlikte.
Ne dersin?
Olur.
Bir de kano yaptığınızı söylediler ama?
Doğru söylemişler.
Yani kendim her şeyini.
He sen ne yaptın? Konuştun mu adamlarla?
Ömer gözünü seveyim işten bahsetmeyelim ya. Sabahtan beri beynim yandı zaten.
Tamam biraz işte güzel şeylerden bahsedelim.
İyi, sen bilirsin.
Nerede benim Defne'm?
Tek güzel şey bu değil mi? Ya bir sohbet edelim diyorum be.
Sinan bütün gün seninleydim.
He Defne'yi görmedin?
Gördüm de doyamadım diyelim.
Sen de git Seda'yla falan görüş. Burada kalıyor onlarda.
Kim kalıyor?
Seda.
Şaka yapıyorsun.
Yok.
Oğlum niye daha önce söylemiyorsun?
Söyledim işte, haberin var. Ne yapıyorsan yap.
Hadi eyvallah.
Aç kaldım resmen.
Alışırsın.
Valla ben şu an otelin mutfağındayım. Kendime menemen yapıyorum.
Mutfak personelini bağladın tabi. Karışmıyorlar sana.
Eee Ömer Bey siz Defne Hanım'ınızı tanımadınız galiba.
Serseri. Bekle geliyorum.
Her şey yolunda mı Defne Hanım?
Yolunda yolunda. Hallettim ben tamamım.
Teşekkürler.
Hoş geldin.
İyi geçti toplantı.
Anlaştık. Önümüzdeki sene birlikteyiz.
Banner istemiyorum yalnız.
Yok banner almıyoruz, saçmalama.
He iyi tamam.
Sen ne kadar tatlı olmuşsun ya.
Böyle kot pantalon falan.
Sinan'la görüşeceğiz.
Adam sıkıcı iş kıyafetlerimden bunalmasın.
Bir şey söyleyeceğim.
Hı.
Biz Passionis ile çalışır mıyız?
Ne diyorsun, yani seçkimize almamıza?
Ooo güzel fikir.
Hem biraz ortalık karışır. Zaten canım sıkılmaya başlamıştı.
Ya sen ne acayipsin?
Daha bir kaç hafta önce Defne diyordun sonra evine geldim başka bir kadın gördüm.
Seda'cığım benim işlerim biraz karışıktır hep.
Sevgilin miydi?
Değil. Of Seda! Hadi sen gitsene.
Sinan'la şöyle bir kaynaşın. Elektriğinizi atın.
Hem bak rüzgar çanı zamanı.
Efendim?
He sen bilmiyorsun.
Boş ver.
Neyi bilmiyorum?
Boş ver, boş ver.
Ya Pamir merak ettim.
Pamir!
Ya Pamir!
Rüzgar çanı.
Ha alo Derya.
Ya biz işleri hallettik, her şey yolunda. Onu bir bilgi geçeyim dedim sana.
Bu arada sen nasıl oldun?
Aynı ya. İlaç almaya gidiyorum şimdi. Kız sen neredesin bakayım?
Sesin ekolu geliyor. Iy beni tuvaletten mi arıyorsun Defne ya?
Saçmalama be. Otelin mutfağındayım.
He Derya. Ben bahçedeyim. Sinan Bey'i bekliyorum. Görürsen söylersin, telefonu meşguldü.
Ha tamam. Tabi tabi söylerim.
Defne...
...şu son sözleşmeyi bana screeshot atar mısın? Telefonda bulunsun.
Tamam atarım, okey.
Sağ ol. Tamam hadi bay.
Yürüyen mikrop yaklaşma!
Ay Sinan Bey ya!
Ben burada can veriyorum. Siz benimle dalga geçiyorsunuz.
Ya nasılsın diye soracağım ama görünen köy de kılavuz istemiyor.
Kızım hapşurma ya!
Üstüme üstüme!
Şey, he bu arada biz demin Seda Hanım'la karşılaştık.
Mutfak da sizi bekliyormuş.
Mutfak da.
Sinan Bey.
Hı.
Anladım tamam. Mutfak da bekliyor.
Sakın!
Sina.
Sinan Bey!
Asansör bu taraf da.
Ha.
Al onları yerden.
Ya insaf ya.
İnsan bir Derya'ya üzülür. Bir bana üzülür, bir şey yapar ya.
Ömer Bey.
Sen niye geziyorsun? Yatıp dinlensene.
Resepsiyondan ilaç alacağım da sonra bir de bir açık havaya çıkarım dedim.
Bu arada biz Defne'yle konuştuk. Her şey yolundaymış, sevindim.
O da bahçedeymiş eğer ona gidiyorsanız.
Bahçe de mi?
Hı hı.
Tamam, sağ ol.
Aaa Defne!
Aaa!
Ne yapıyorsun?
Menemen yiyorum.
Yer misiniz?
Yok ben Seda Hanım'a baktım ama.
Yok galiba.
Yok canım Seda Hanım burada değil.
Allah Allah!
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Sinan Bey buralarda mı?
Gelir herhalde.
Eee nasıl gidiyor?
Fuar yani.
Güzel güzel. Tıkırında işler. Sizin?
Bizim de iyi gayet. Teşekkürler.
Süper.
Yalnız bir şey diyeyim mi? Bir lokma diye başladım, kendimi alamıyorum ha.
Afiyet olsun.
Bir de böyle çatalsız falan, bir gören olacak şimdi.
Bir şey diyeceğim. Bu çok lezzetli olmuş. Seen ne yaptın buna ya?
Aaa ben menemende iyiyimdir. İyi yaparım yani.
Hı?
Yok ya anneannemin tarifi de ondan öyle oluyor.
Vay çakal seni var ya!
Son.
Yiyin yiyin. Bitsin ya günahtır.
Ömer de bir gelemedi.
Seda Hanım da yok.
Siz Seda Hanım'la burada mı buluşacaktınız?
Yok ya ben Derya'yla karşılaştım koridorda.
O söyledi Seda Hanım sizi mutfakta bekliyor diye.
Ay hayret bir şey. Ya Derya çok hasta çok.
Şu an onun beynine oksijen falan gitmiyordur. Kesin karıştırdı o.
Öyle mi diyorsun?
Evet. Ben kendim duydum telefonda, Seda Hanım ben bahçedeyim falan dedi.
E o zaman ben bahçe.
Bir şey söyleyeyim mi? Bu Derya Ömer'le karşılaştıysa onu da kesin bahçeye yönlendirmiştir he.
Kesin karıştırmıştır o salak ya.
Hadi bahçeye o zaman hadi.
Çıkalım. Yalnız bir saniye, arkadan çıkalım orası daha kestirme çünkü.
Oradan mı?
Orada.
Otelleri ben anlamıyorum ki nereden giriş nereden çıkış.
Yani ben Defne'yi bekliyordum aslında ama.
Nerede kaldıysa? Ben bir arayayım.
Yok yok. Mutfakta o, ben biliyorum.
Ben de biliyordum da işte.
Öyle öyle. Sen oraya bak.
İyi o zaman. Görüşürüz.
Görüşürüz.
Seda Hanım buradasınız ya çok sevindim.
Ya ben böyle bir her şeyi birbirine karıştırdım ya.
Kusura bakmayın ya.
Ömer Bey'e Defne bahçede dedim. Sinan Bey'e Seda Hanım mutfakta dedim, falan öyle.
Ah Derya ya!
Çok yaşa.
Teşekkürler.
Şey neyse kusura bakmayın yani ilaçlardan biraz aptala döndüm yani kafam çalışmıyor.
Sonuç olarak Sinan Bey sizi mutfakta bekleyecekti.
İyi tamam. Hadi sen git dinlen. Ben mutfağa bakayım.
Tamam.
Hadi.
Buyurun.
Yok bir şey yok.
Derya!
Ne yapıyorsun sen bu soğukta?
Ne yapacağım? Günah çıkartıyorum.
Ortalığı baya birbirine karıştırdım, değil mi?
Yani birazcık öyle oldu tatlım ama.
Tamam neyse hallettim. Seda Hanım'ı mutfağa gönderdim.
Emin misin?
Ay eminim tabi Sinan Bey. Üstüme gelmeyin ya. Hem siz niye buradasınız?
Ya ben daha ilaçlardan zaten iyice sinirim bozuldu.
Ağlayacağım artık ya.
Gönderdim işte.
Tamam tama bir dakika. Seda Hanım mutfata, cepte değil mi?
Ömer nerede?
Ya ona da Defne bahçede dedim. Gelir herhalde.
Tamam ben mutfağa gidiyorum. Hadi görüşürüz.
Ya Defne ya. Ben niye böyle her şeyi birbirine karıştırdım? Normalde zehir gibi insanım yani.
Tamam canım ağalayacak bir şey yok bunda. Ağlama.
Geçti.
Herkes birbirini arıyor.
Valla ilaçlardan oldu ya.
Tabi tabi ilaçtan oldu. Ağlayacak bir şey yok ya aman sen de abartma.
Hayırdır telaşlısın?
Ay salak gibi otelde adamı kovalıyorum.
Seda kendine en güzel odayı tutmuşsun.
Çağır adamı, mini bar falan.
Doğru söylüyorsun.
Öyle yapayım. Odayı bir toparlayayım ben sonra Sinan Bey'i arayayım. Buraya buyurun falan diyeyim, değil mi?
Yani.
Heh.
Beyefendi, şampanyanız.
Sağ ol kardeşim.
Ömer.
Oğlum sen bensiz yapamıyor musun? Bir yarına kadar görüşmeyelim mümkünse, olmaz mı?
Ben çok meraklıyım senin yüzünü görmeye. Seda Hanım mutfakta dediler de ona bakmaya geldim de yok sanırım.
Bahçedeydi o. Ben Defne'yi bekliyorum zaten.
Defne de bahçede seni bekliyor.
Ama artık yani!
Ömer neredesin?
Defne ben çok sıkıldım. Odaya çıkıyorum, oraya gelsene.
Tamam, oda numaran kaç?
Kaç benim oda numaram?
Kartta yazmıyor mu?
Bir dakika.
Yazmıyor.
Bin beş yüz bir.
Yok bin beş, bin beş yüz bir değil.
Benimki bin beş yüz iki sen bir sağda olsan.
Kaç?
Ya bin beş yüz bir ya bin beş yüz üç.
Bin beş yüz üç.
Eminim eminim. Bin beş yüz üç.
Bin beş yüz üç Defne.
He gel hemen. Tamam? Hadi.
Bay bay.
Paşam, Japon, küçük şeyleri aklında tutmuyor.
Niye? Çünkü onun aklı büyük şeylerle meşgul. Hadi.
Sinan Bey dilerseniz suitimde bir şarap ısmarlayayım size. Hava soğuki malum.
Oha, çanlar baya benim için çalıyormuş ya!
Tamam tamam, sakin ol. Ben ne yazayım? Ne yazayım ben şimdi?
Oda numarası bin beş yüz üç.
Ya şey bir şampanya da ben alabilir miyim?
Tamam. Şimdi eli boş gitmek olmaz çünkü.
Bin beş yüz üç ne ya?
Ya ben Ömer'e yanlış söyledim ya Seda Hanım bana yanlış söyledi.
Bin beş.
Buyurun efendim.
Tamam teşekkürler.
İyi akşamlar. Bin beş yüz üçten arıyorum ben. Bir kaç sipariş verecektim.
Peynir tabağı istiyorum.
Biraz da kuruyemiş.
Meyve de olur.
Hı hı.
Ara sıcaklardan ne var?
Tamam onlar da olur.
Evet, şimdilik bu kadar. Teşekkürler.
House keeping.
Yok istemiyorum, teşekkürler.
Ya ben bir duş mu alsam iki dakika?
Evet evet, alayım iki dakikada.
Tabi tabi, yarın ilk toplantımız sizinle zaten.
Bir bakmam lazım ona.
Hı hı. Bir bakayım mı ben?
Tamam bir bakayım.
Tabi tabi.
Tabi hı hı.
O da gelecek zaten.
Tamamdır. Ben bir bakayım, döneyim size, olur mu?
Tamam teşekkürler.
Sinan bir dur be bir dur!
Seda.
Nasıl koşa koşa gidesim var!
Koşa koşa yanına gidesim var.
Dur şimdi, akıllı ol kızım ya. Şimdi adamdan önce odaya gidip orada mı bekleyeyim?
İki dakikacık daha burada bekleyeyim.
Rahatlamışsın.
Spa olayları falan.
Hayırlı işler.
Ya bin beş yüz üçe davetliyim de.
Biliyorum biliyorum.
Nasıl?
Bilirim ben.
Ya çok özür dilerim ben kendi odam sanınca.
Özür dilerim gerçekten.
Yok canım. Olur öyle şeyler, ne yapalım?
Sen nasıl kestin ki elini?
Ya işte düşünce kalkarken herhalde çizildi.
Acımıyor değil mi?
Yok yok, acımıyor.
Ay valla dur dur zaman geçmiyor ya!
Gideyim artık ne olacak?
Tamma yeter bu kadar beklediğim. Ne yani? Gideyim. Ya şimdi...
...benden önce gitti bekliyorsa, ben de gitmiyorum naz yapar gibi.
Aman sonuçta kız evi naz evi olur yani. Ben üç dakika daha bekleyeyim. Evet, üç, üç dakika iyi.
Aaa!
Pamir Bey.
Rahatsız mı ediyorum?
Yok.
Hı. Ne bileyim, sanki bir gerildin gibi geldi de.
Yok yok, gergin değilim.
Şu Bora Beyler ile konuştuğumuz iş modeli.
Değil mi ya? Çok iyi teklifti.
Üstüne diyorum biraz çalışsak mı? Çünkü yarın cevap vermemiz lazım malum.
Tabi konuşalım da...
...benim bin beş yüz üç de şeyim vardı.
Toplantım.
Hı.
Anladım.
Tamam, sana iyi toplantılar o zaman.
Tamam, görüşürüz.
Bin beş yüz üç mü?
Vay vodvil he?
Desene ortalık karışacak.
Hadi biraz eğlenelim o zaman.
Pardon.
Pardon pardon.
İyisin değil mi?
İyiyim iyiyim tamam. İyiyim, gayet iyiyim.
Geçmiş olsun tekrar.
Özür dilerim gerçekten.
Önemli değil.
Ben de gideyim artık bir odamı bulayım.
Tamam.
Pamir.
Ne oluyor?
İyi akşamlar Sinan Bey.
İyi akşamlar Seda Hanım.
Merhaba Defne Hanım, menemeni yediniz mi?
Yedim yedim. Ne güzel kokuyor ya! Ne var bunda?
Valla bir sürü bir şey var. Bin beş yüz üçe götürüyorum.
He. Şey yapalım, ben götüreyim.
Ciddi misiniz?
Tabi tabi, çok eminim.
Peki.
Tamam. Hadi görüşürüz. Sağ ol.
Şey benim yüzümden oldu sanırım çünkü ben şey dedim.
Ömer'e bin beş yüz üç dedim onun oda numarasını.
Benim bin beş yüz iki, o benim bir yanımda kalıyor, şey de ama birmiş.
Bin beş yüz bir.
Bin beş yüz bir.
Değil mi?
Ben gideyim Defne'ye söyleyeyim de kız bari doğru odayı bulsun.
[Yabancı söylem]
Defne.
Açar mısın kapıyı?
Açamam.
Rezil oldum ya. Yerin yedi kat dibine girmek istiyorum ben şu an.
Yok böyle olmayacak, ben istifa edeceğim.
Defne abartılacak bir şey yok. Amma abarttın ya! Şu kapıyı açar mısın lütfen?
Abartmıyorum, açmayacağım.
Bana ne biçim bakıyorlardı ya? O surat ifadesi gözlerinin önünden gitmeyecek.
Dert etme bak. Saçma sapan bir şey için güzelim gecemizi mahf mı edeceğiz? Açar mısın kapıyı lütfen? Rica ediyorum
Açamayacağım. Ben şu an bileklerimi doğramak istiyorum. Uyuyacağım ben.
Benim gibi beceriksize de bu yakışırdı zaten.
Ben kim flörtleşmek kim ya?
Ömer'e de öyle çıplak gibi göründüm falan.
Onu boş ver canım. Ömer...
...hayatı boyunca epeyce çıplak kadın görmüştür zaten. Sen ona takılma.
Asıl takılacağın şeyi kaçırıyorsun.
Of Pamir o konuya hiç girme. Berbat hissediyorum kendimi zaten.
Seda sen bence kendini berbat hissedecek bir şey arıyorsun.
Gerçi...
...hiç bu durumda kalmadım yani bilmiyorum ne hissettiğini tabi.
Çok fenasın Pamir.
Hadi sen derin düşüncelere dal, ben boğuldum.
Ah Koray Bey.
Hoş geldiniz. Ben de sizi bekliyordum.
Bana bak! Kimsin sen he kimsin?
Mine ben.
Bildiğiniz Mine
Sen kim oluyorsun da benim telefonumu öyle rahatça, hiç tereddüt etmeden arayabiliyorsun?
Nereden geliyor bu cüret ha? Nereden geliyor?
Ben şey için, Neriman Hanım pek iyi değil de.
Ne yaptın Nero'ma zalim kadın?
Ay yemeğine zehir mi koydun?
Çayına arsenik mi kattın?
Söyle! Ne yaptın?
Ay vallahi bir şey yapmadım.
Ay durumlar çok karışık.
Necmi Bey'le küsler.
Adam eve bile uğramıyor.
Zavallı Neriman Hanım öyle ruh gibi oturuyor içeride.
He katadoni gelmiştir. Ben anlarım hayatım.
Ya kat.
Sus! Söyleyemiyor bir de heveslisi gibi. Sana laf anlatamayacağım. Hadi git hizmetçi kılıklı seni.
Ay Nero'm!
Nero'm!
Nero!
Ay!
Ay Nero'm, çiçeğim, bir tanem!
Ay Nero'm hadi anlat Koriş'ine, ne oldu?
Ben artık Nero değilim Koriş.
her şey bitti.
Masalın sonuna geldik.
He. Ay nasıl yani?
Ay iyiler mi kazandı bari?
Bey Babam oyunu öğrenmiş.
Evi boşaltın dedi.
Aaa! Ay olur mu öyle şey hayatım?
Ay eşyasız ev mi olurmuş? Ne demek boşaltın?
Ay Kroiş eşyalarla birlikte siz de boşaltın dedi.
Kovdu bizi yani.
Kapı dışarı etti.
Ay neyimiz var neyimiz yoksa her şeyimize, kartlarımıza martlarımıza, hepsine el koydu.
Anlayacağın sıfırın altındayız.
Ay dur şimdi yani. Bildiğin fakirlik sınırı yani öyle mi?
Evet. Ben artık senin Nero'n değilim Koriş.
Sen de tanıma beni. Boş ver. Bir yerlerde görürsen de kafanı çevir.
Hatta orada burada ileri geri konuş arkamdan falan.
Bari senin adın lekelenmesin cemiyette. Koskoca Koray Sargın fakirlerle muhattap oluyor dedirtme kendine.
Neler söylüyorsun Nero'm? Aşk olsun, sen beni hiç tanıyamamışsın.
Sen benim bir tanecik Nero'msun. Derdimi dinleyen, halimden anlayan, böyle arkadaş kolay mı bulunur sanıyorsun he?
Bugüne bugün koskoca Koray Sargın olduysam senin sayende hayatım.
Senin vıp kartlarınla, protokol masalarınla.
Her zaman senin yanındayım Nero'm. Düşsen de kalksan da her zaman ynaında olacağım senin.
Alemin en fakiri bile olsan Neriman İplikçi'nin arkadaşı olmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim.
Koriş'im sahi mi? Bırakmayacak mısın beni?
Ölünceye kadar bırakmayacağım. Be yaşarsak beraber yaşayacağız seninle. Bir kapı kapanır, diğer kapı açılır.
Hatta gerekirse o kapıyı beraber açacağız seninle. Sen hiç dert etme Nero'm.
Koriş'im! Ay ne güzel konuştun! Gel sarılacağım.
Ah sarıl hayatım. Ah kuşumsun sen, bir tanemsin.
Ay Nero'm, ay hayatım aklıma ultra güzel bir fikir geldi.
Ay ne? Çabuk söyle.
Ay şimdi diyorum ki sen Necmoş Bey'i boşasan, böyle zengin bir koca alsan tekrardan.
Gençsin, güzelsin. Elini sallasan ellisi.
Yok hayatım. O ihtimal dahilinde bile değil. Ölürüm de vazgeçmem ben kocişimden.
Iy vazgeçmiyor bu da bıyıklıdan.
Ay neyse hayatım dur. Bir düşünelim en iyisi.
Ay düşünelim de Nero'm acaba böyle bir kere daha mı sarılsak? Böyle benim demağım açılıyor, zihnim falan parlıyor.
Gel.
Gel hayatım sarılalım. Gel kuşum gel!
Kız acaba Mine'nin son günlerini falan mı değerlendirsek he?
Ay bilmem. Yazık şimdi kıza. Ay bana bak, şu an da ona karşı bile sevgi doluyum ben.
Hayatım normal. Yeni sınıfın çünkü.
Ay evet. Fakir merhameti bu galiba.
Ay herhalde hayatım. Öyle diyorlar ona.
Ay çok garip bir duygu!
Çok!
Ah kaderimizde bunu da yaşamak varmış.
Yapacak bir şey yok.
Ne yapacaksın ki?
Zaten bugün de bende şans yok.
Rüzgar çanı da yalan çıktı.
Tabi tabi, biz teklifinizi değerlendirdik.
Hı hı. Pamir Bey'le konuşursunuz.
Tabi, arayacak zaten o sizi.
Tamam. İyi günler, görüşürüz.
Çıkıyoruz biz.
Akşam evde görüşelim mi?
Ne fuardı be!
Güzel geçti, güzel. Tabi senin aklın pek başında değildi ama.
Değil değil. Benim aklım başımda değil.
Araban nerede peki?
Seda'ya verdim.
Lazımmış, istedi, verdim.
Defne nerede?
Defne'yle sonra buluşacağız. Şimdi benim acil bir işim var.
Ne işin var?
Seda Hanım.
Defne. Ya ben de sizinle gelebilir miyim?
Sinan Bey'le dönecektim ama işte o aracını verince.
Tabi ki gelebilirsin, saçmalama.
Sinan Bey bu sabah bir Leyla'ydı.
Artık adama ne olduysa.
Yalnız Defne sen de Ömer Bey'i görmeliydin yani sabah bir show yaptı.
Onları hiç rüzgar çanı falan bozmamış.
Rüzgar çanı ne alaka ya? One?
Ya o rüzgar çanı meselesi var ya sen biliyorsundur.
Yok bilmiyorum.
Ama sen bana hemen şimdi anlatacaksın bunu.
Anlatacak mıyım?
Neyse neyse, hadi yolda devam edersiniz.
Atlayın hadi.
Hadi.
Ay Nero'm sen niye açtın kapıyı?
Nerede Mine?
Exercise yapıyorum Koriş'im. Artık ben de bütün fakir insanlar gibi kendi kapımı açıyorum.
Kendi yemeğimi yapıyorum, kendi alışveriş torbalarımı taşıyorum.
Ay ağlayacağım şimdi.
Bir dakika.
Ay ağlama kuşum, ağlama aşkım. Hadi hayatım gel, oturalım.
Ay Nero'm şahane bir fikirle geldim.
Gel canım.
Ay bundan sonra var ya çok eğleneceğiz. Hayat bize güzel. Müthiç bir fikir buldum.
Hangisi?
Aaa kız işte benim bulduğum.
İyi Koriş hadi anlat, yorma beni. Zaten hayat yormuş.
Nero'm bana yerleşiyorsun.
Hı, ne?
Ay tatlım seni sokakta bırakacak halim yok ya. Yani madem koltuk kalamamnı, bana geliyorsun.
İyi de Necmi?
Ay Nero'm Necmi kimdi?
Benim Necmi. Kocam olan.
Onu bırakıp ben nereye giderim?
Hı doğru. Ay hayatım nasıl öyle varlığını silmişsem hafızamdan!
Ay tatlım adam zaten eve gelmiyor ki. Bir de Necmoş Bey silik bir karakter.
Olsa ne olur olmasa? Aman ne yaparsa yapsın be!
Ay Nero'm bence biz NecmoşBey'i kaderine terk edelim.
Ay yok yok. Koriş ben Necmoş'umu bırakamam. Onsuz şuradan şuraya adım atmam ben.
Ay hayatım adam zaten yok. Basmış gitmiş. Belki seni terk etmiştir bile.
Yok yok, o beni terk etmez. O şimdi sinirle gitti, siniri geçince gelir.
Ya olmadı ben gider bulurum onu. Biz kavuşuruz sonunda yani.
Aaa ay dur, anca Necmi'yle diyorsun ha?
İyi madem hayatım, o da gelsin.
Ay Koriş'im! Ay sen ne tatlısın!
Ama olmaz canım, ben kabul edemem.
Niye olmaz kız?
Koriş'im ev ev üstüne kurulmaz. Bak arkadaşlığımız bozulur sonra.
Bunca yıldır böyle ilmek ilmek işlediğimiz dostluğumuz zedelenir. Kabul edemem ben bunu.
Ay ben bir şey anlamadım.
Hayt tecrübesi Koriş'im. Sen Nero'na güven. Zaten her şeyimi kaybettim. Bir de seni kaybetmeyi göze alamam.
Ay Nero'm galiba güzel bir şey söyledin.
Galiba
Ay Nero'm hadi gel hayatım, bir kez daha sarılalım!
Ay kuşum kuşum, aşkım, bir tanem!
Ay Allah2ım bu ne büyük acılar yarabbim!
Şöyle buyurun Ömer Bey.
Hulusi Beyler de şimdi gelirler efendim.
Hatırladın mı onu?
Çok severdin.
Küçükken ne zaman beni ziyarete gelsen, sütünü hep o bardaktan içeceğim derdin.
Hatırlamıyorum.
Otursana.
Hoş geldin evladım.
Seni burada görmek öyle iyi geldi ki bana.
Fazla kalmayacağım. Bir mesele var. Onu konuşmak için geldim.
Dinliyorum.
Amcamları evden çıkarıyormuşsun.
Önce sana sonra Defne'ye yaptıkları çok çirkin.
Ben de kestim cezayı. Merak etme.
Kestin cezayı.
Hı hı.
Öyle mi?
Yapma.
Nasıl yapmayayım?
Birinin onlara yanlış olduğunu bildirmesi lazım.
Necmi nasıl benim evladım olmuş, anlamıyorum.
O kadın ruhuna girmiş sanki, değiştirmiş onu.
Ömer, insanları satın almaya çalışıyorlar.
Senin bu yaptığında insanları satın almak dğeil mi?
Amcamlar senelerdir o evde oturuyor. Senin üzerine olması, maddiyat, ne kadar önemi var ki?
Koskoca insanlara bunu yapıyorsun.
Seni anlamıyorum Ömer ama canımın içisin. Yapma dersen yapmam.
Yapma.
Diyorum o zaman.
Alo, Ömer ben.
Bir görüşelim.
Aaa ay kadına kal geldi.
Ay Nero'm bir şey söyle.
Ömüş.
Görüşelim diyor.
Ne? Ne diyorsun? Buraya mı geliyor?
Ay ne diyecek acaba?
Ay valla hiç beklemezdim ben. Yazıklar olsun kömüş gözlüme.
Ay bu kadar kötü kalpli olacağı var ya aklımın ucundan bile geçmezdi.
Ne?
Ay hayatım bence haberi aldı. Kesin senin karşına çıkıp gevrek gevrek gülecek.
Hor görecek seni. Ay düşene de bir tekme ben atayım diyecek.
Al sana al sana diyecek.
Ay yok Koriş'im, yapmaz Ömüş öyle şey.
Aaa yapmaz, değil mi? Ay hayatım zaten bir kafamda canlandıramamıştım.
Ay Nero'm bence var ya kesin bana yerleşin diyecek.
Gerçi böyle zarif hareketler sadece benden çıkar ama yani gerçi şimdi Ömüş'üm de Allah için zarif çocuktur.
İşte o hiç olmaz Koriş'im. Ay biliyorsun Ömüş çok alışkan zaten yalnızlığa.
Hayır bizle de zaten hiç konuşmuyor ki niye bizi evine alsın?
He doğru diyorsun.
Ay hayatım böyle ikram yok, bir şey yok ya.
Böyle geldiğimden beri su içiyorum. Yakıştıramadım hayatım valla yaç
Ne yapayım Koriş'im? İdare etmeye çalışıyorum işte. Biliyorsun ben artık fakir bir kadınım.
Aaa belki de Ömüş de fakir sempatisi vardır.
Hı? Parasız kaldık diye acımıştır belki bize.
Ay olabilir belki de ay şu an var ya gözümün önünden kruvasanlar, pürüzyenler falan geçiyor.
Ay hiçbir şeye konsantre olamıyorum şu an.
Ay para mı verecek acaba?
Olabilir mi?
Ay bir antrikot olsa var ya hiç de fena olmazdı.
Ay alsam mı acaba? Ay ayıp olur mu?
Yalnız var ya karidese asla hayır demem şu an da.
Niye ayıp olsun ki? Akrabayız biz sonuçta.
Ay böyle bir lazanya falan çekti canım şu an.
Yok yok, almayayım ben. Fakir gurur yapayım. Öyle oluyordu, değil mi?
Ay hayatım en iyi nerede yapılıyor acaba?
Fakir gururu mu?
Yok kız, lazanya.
He?
He.
Ay kaybolduk, karıştık biz Koriş'im, ne oldu?
Ay hayatım en iyisi ben gideyim, bir şeyler yiyeyim. Valla böyle dimağım falan çalışmıyor yani.
Ay dur. Ben de hazırlanıp gideyim bari, bakayım ne diyecek.
Ay Nero'm bana mutlaka haber ve. Valla meraktan çatlarım.
Veririm veririm canım.
Ay, Tansiyonum falan düştü şu an açlıktan.
Ay dermanım kalmadı.
Karnım çok aç.
Eee neler oldu orada?
Var mı magazin?
Bu arada tek kare fotoğraf yollamadın Defne he.
Ya kızım nefes alacak vakit olamdı ki. Yoksa ben seni es geçer miyim? Aşk olsun.
İyi tamam hadi. Öyle özür dilersen kabul ederim.
Anlat o zaman. Ne oldu, ne bitti?
İyi. Valla çok fenayım yani. Memleketi terk edesim var o derece.
O derece! Allah bak çok heyecanlandım he.
Yok yok hiç öyle bir şey değil.
Tamam anlat o zaman nasıl bir şey.
Gıybet is coming.
Söyle.
Ablama hediye verecektim de.
Yani Ekmekarası öyle bir anda geldin ki sende.
Ver bakalım, gel.
Okulda yaptık. Makarnalardan rüzgar çanı.
Ne şimdi bu? Ne alakası var?
Okulda sevdiğiniz birine hediye edin dediler. Ben de sana vermek istedim.
He.
Aaa!
Aaa!
Ne güzel yapmışsın Esra'cığım.
Gel canım.
Teşekkür ederim.
Benimle konuşmak istemene şaşırdım.
Seninle konuşacağım tabi. Kiminle konuşacağım?
Bütün kabahat senin değil mi?
Sen değil misin bütün bu olan bitenin mimarı?
Yenge hakikaten sen ne yapıyorsun ya?
Bu kadar olan bitenden sonra. O kadar geldin, özür diledin, pişmanım dedin. Senin söylediğin hiçbir şeyin geçerliliği yok mu?
Olanları duydun demek.
Duydum. Belki bu sefer artık böyle oyunlar oynamazsın diyeceğim ama...
...hiç sanmıyorum.
Hiç akıllanacak gibi durmuyorsun.
Ne yapayım Ömer? He? Bak Hulusi Dede'nin iki dudağı arasındayız.
Lak diye evden çıkın diyiverdi.
Her şeyimizi kesti. Ben de bir yerden hayatıma sahip çıkmaya çalışıyorum.
Parayla mı?
O dediğin sadece parayla olmuyor.
Bak elinde ne varsa hepsinden oldun, değdi mi? Sen söyle ya! Bu muymuş doğru yol, doğru yöntem?
Değilmiş. Hem de hiç değilmiş.
Üzüyorsun insanları yenge.
Kalplerini kırıyorsun, darmadağın ediyorsun ve zerre umurunda değil.
Ömer ben hayatımıza sahip çıkmaya çalışıyorum.
Evet belki yöntemlerim yanlış ama başak türlüsünü bilmiyorum ki.
Olmaz, olmaz böyle, olmaz yenge.
Bu kadar kirli düşünürsen sonunda kendini yakacaksın.
Bırak artık ya bırak!
İnan bana anladım.
Artık her şeyin farkındayım.
Ömer bak gerçekten çok üzgünüm.
Her şey için. Ben dersimi aldım artık.
Gerçi biraz pahalıya mal oldu tabi, resmen evsiz kaldık.
Yok öyle bir şey.
Konuştum ben dedemle.
Ne? Ne konuştun?
Bizim için mi?
Dedemin tavrını yanlış bulduğum için.
Çıkarmayacak sizi evden.
Hayatınıza istediğiniz gibi devam edin.
Sahi mi?
Ama olur da yeniden bir iş çevirmeye falan kalkarsan gözünün yaşına bakmam...
...kendi kötülüğünde boğulursun, öyle parayla falan da kalmaz.
Sevdiğin ne varsa kaybedersin.
Oynama artık bu oyunları.
Oynamam. Bak söz veriyorum, oynamam. Hem de kocaman bir söz veriyorum.
Bak Ömer bundan sonra artık kimsenin hayatına karışmayacağım.
Sadece kendi hayatıma bakacağım.
Ay Ömer o kadar büyük bir dertten kurtardın ki sen bizi! Sen bir tanesin!
Ay o kadar mutluyum ki! Sana sarılacağım.
Aaa hoş geldiniz oğlum.
Ay Defne az önce çıktı.
Kusura bakmayın, bizim kız sizi hep bekletiyor.
Ben aslında zaten Defne'yle değil, sizinle konuşmak için gelmiştim.
Aa ne güzel! Buyurun tabi, buyurun.
Hayırdır inşallah? Bir yaramazlık yok ya?
Bilmeniz gereken şeyler var diyelim.
Buyurun.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.