Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
[Jenerik.]
Evet.
Öncelikle Vanne bize açacağı davada haklılığını ispat etmek adına...
...tarihleri ispatları ile gönderdi.
Baş tasarımcısı ayakkabıyı ne zaman çizmiş...
...şirkete ne zaman göndermiş, hepsi mevcut.
Biz de aynı çalışmayı burası için yaptık.
Ay...
Heyecandan elim ayağım titriyor, vallahi bayılacağım ya.
Ne konuşuyorlar içeride?
Biri bize de bir şey söylesin.
Şu Zübeyir bir dışarı çıksa ya!
Ömer Bey önce çizmiş olsa bari.
Ay inşallah öyledir.
Ya değilse?
Kapanır burası, vallahi biteriz.
Ay sus, sus.
Şuanda içeride ne oluyor acaba ya?
Yani...
Yani en azından Ömer Bey dijital olarak ne zaman çizmiş, şirkete...
...ne zaman göndermiş, onlara baktık.
Daha da önemlisi Vanne'den önce mi?
Sonuç...
Peki siz bilgilerinizin doğruluğundan emin misiniz?
Eminiz.
Maalesef Vanne daha önce çizmiş.
Ömer Bey'in o çizimi daha önce görebilme şansı olmuş mu, bilemiyoruz.
Ama daha sonra çizmiş olduğu göründüğü için intihal var.
Yani Ömer çalmış gibi görünüyor, öyle mi?
Aynen öyle.
Anladım.
Çalışmalarınız için teşekkürler.
İletişimde kalalım.
[Müzik.]
Ne?
Emin miyiz?
Hayır, olamaz ya.
Nedir?
Ömer!
Ömer!
Sinan Bey, gerçek miymiş bu?
Yani Ömer çalmış gibi mi görünüyor?
Ne yazık ki öyle görünüyor Defne.
Nasıl ya?
Bilmiyorum nasıl, bilmiyorum ama öyle görünüyor işte.
Ne dedi peki yani?
Bir şey dedi mi çok, çok üzülmüş mü?
Yanına da gidemedim, kaçırdım.
Bir gideyim bari yanına, bir şey yapayım.
Yok, bırak.
Bırak biraz yalnız kalsın.
Olur mu canım öyle şey?
Bu halde adam yalnız bırakılır mı ya?
Ama onun şuanda en çok ihtiyacı olan şey yalnız kalmak.
Bırak biraz yalnız kalsın, kafasını toparlasın.
Ben de bu sırada ne yapabileceğimi düşüneyim.
Serdar, yarın doktora gidelim.
Ne oldu, iyi misin?
Ben taş gibiyim canım, İso için diyorum.
Ha...
Evet ya.
Zaten bir tuhaftı son gördüğümde.
Ben az önce uyuttum bir şeyciği yoktu.
İso'yu, nasıl ya?
Sofra yüzünde hatlar karıştı.
Ağabey, onlar İso bebekten bahsediyorlar.
İso ağabeyden değil.
Anneannemden beklerdim ama senden değil.
Nihan!
Kalk, kalk, kalk, kalk!
Doktora gidiyoruz ya.
Ya sen niye daha önce söylemiyorsun bunu?
Ne kadar rahatsın ya!
Sofrada mı konuşacağız böyle ilk bebeğimizin hastalığını, ha?
Allah Allah, ne zaman genişledik biz bu kadar?
Ay Serdar, Allah aşkına bir otur, bir sakin ol ya!
Çocuk diş çıkaramıyor ya, ateşler içinde yanmıyor.
Of be kızım.
Ya öyle söylesene.
İş değil ha senin de bu yaptığın.
Kızım, biraz sabırlı ol.
Daha küçük.
Bak ben kaç çocuk büyüttüm, senin kadar telaşa düşmedim yani.
Bir şeyciği yok.
Ya Türkan annem, şimdi ben bu internetten hani en mutlu bebeğin annesi...
...Nazan'ın bloğunu takip ediyorum ya.
E onun çocuğu da İso ile aynı zamanlarda doğdu.
Kadın her gün bir tane diş fotoğrafı koyuyor ya, valla şiştim.
Nedir o baktığı şey?
İnternet sitesi anneanne, en iyi anneler yarışı gibi bir şey.
Aa, neden?
Ay...
Ay ne oldu ya öyle?
Aramıza hoş geldin abla, günaydın.
Sana o kadar çalışma dedim ben.
Çerpeneye döndün zayıflıktan.
O ne demek anneanne?
Aa hakikatten o ne demek ya?
Zayıflıktan kurumuş demek.
Yeğenin burada hasta olmuş, sen hiç sorma nesi var nesi yok diye.
Hiç.
Nesi var, hasta mı?
Ha sen şeyi diyorsun ya, diş çıkarıyor onu diyorsun.
Biliyorum ya, gece çok huysuzlandı.
Çıkaramıyor.
Yani diş çıkarıyor değil, çıkaramıyor.
O yüzden ateşi çıkıyor çocuğumun.
Yani yok bir şeyi, hasta masta değil ya.
İyi çocuk, yok bir şey.
Heh işte bak kendi ağzınla söyledin, yok bir şeyi işte.
Bitti.
Ya ben bir şey demedim.
Heh bırak, demedim bir şey.
Boş ver, unut.
Sen niye ortalığı karıştırıyorsun Nihan?
Ay pes!
Bırakıyor musunuz siz kavga etmeyi?
Bak çok fena yapacağım, yiyin önünüzdekileri.
Aa!
Ya yok kavga etmiyoruz da, yani çocuk hastaysa söyle götürelim doktora.
Ya değil hasta, ben çocuk hasta mı dedim şimdi?
Ama az önce hasta dedin.
Abla.
Abla.
Hadi bakalım İso'cuk, yat uyu güzel güzel.
Bu gece bari sen güzel uyu.
Arasam mı ya?
Şimdi darlamayayım adamı.
Ama yani böyle bir zamanda da şimdi aramadan olmaz ki, aramak lazım.
[Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.]
Kapalı tabi.
Konuşmak istemiyor demek ki.
Neyse ya, artık yarın şey yaparım.
Ay yok, dayanamayacağım ben böyle uzaktan uzaktan.
Gidip görmem lazım.
Kalk kızım Defne.
Nihan.
İso sende tamam mı?
Ben bir gidip geleceğim, anladın mı?
Ne oluyor, nereye gidiyorsun ya?
Şş!
Ne bağırıyorsun be!
Bağırma.
Ben sana sonra anlatırım.
Hadi, kaçtım ben.
Nereye?
Aa...
İso.
Senin bu saatte burada ne işin var oğlum?
Oturalım mı biraz Defo ya?
Hiç konuşmadan.
Öyle sessiz sessiz.
Badem ezmesi.
Yok, sağ ol.
Bazen tek bir an, bütün bir ömrü unutturur insana.
Bazen de ömür yetmez, o bir tek muhteşem anı unutmaya.
Ne kadar evrilsek, ne kadar yeniden başlasak da...
...bazen tek bir noktadan asla uzaklaşamayız.
Oymuş demek beni hayatta tutan.
Omurganın temeli.
Dibi görmek, kararmak.
Endişeye düşmek...
...ve kendini kaybolmuş hissetmek.
Sanki ne yaptığını, nereye gideceğini bilmiyor gibi.
Sanki tamamen bitmiş gibi.
Yenilmek, iş hayatta bunu sakin karşılayabilmek.
Yeniden yükselebilmek, ayakta kalabilmek ya bütün mesele.
Kaçmamak.
Buradayım diyebilmek.
Buradayım, ben olmayı bırakmıyorum.
Ömer.
Ömer!
Haldun Bey.
Etkilenmek.
Peki.
Kadehleri alır mısın?
Teşekkürler.
Müsaadenizle.
Adı ne bunun?
İkinci Şans diyelim buna.
Ah be Ömerciğim, bir yıldır şöyle bir şey geçmedi elimize.
İnsanı nasıl etkileyeceğini çok iyi biliyorsun.
Bakar mısın?
Masayı satın alabilir miyim?
Başlayacağım kabuğuna sabah sabah ha.
[Telefon çalıyor.]
Alo
He Sinan, neredesin?
Bana gel, çabuk.
Ne yaptın, çılgınca bir şey yapmadın değil mi?
Saçmalama Sinan, hadi çabuk gel çabuk.
Ne kadar çabuk?
Hani bir kahvaltı yapmaya vaktim var mı?
Sinan!
İyi be tamam, geldim.
Haldun Bey'e çizdim ben o ayakkabıyı.
Masanın üzerine çizmiştim.
Konuşmuştuk, hatırla.
Oğlum böyle bir şey nasıl unutulur?
Zaten sözleşmesini askıya almayan bir tek Haldun Bey kaldı.
Ya bırak sözleşmeyi falan!
Dijitale aktarmadan en az on gün önce çizdim diyorum.
Kanıt, kanıt.
Ya adam masayı restorandan satın aldı, kanıt!
Ömer sen ne diyorsun?
O zaman yani...
Evet!
İspatlanırsa sen önce çizmiş oluyorsun!
Evet, hadi yürü yürü!
Hadi!
Haldun Bey!
Hayır yani, anlamıyorum.
Niye saçımı çekiyorsun ki?
Açık açık anlat, iletişim kur.
Sanki ben anlamıyorum senin kur yaptığını.
E çocuk muyuz biz?
Tabi ya!
E herhalde!
Abla iyi misin?
Evet o yani!
Eyvah, gitti kafa.
El çizimi diyorum ekmek arası, yani önce elde çizdiği şeyi bulmak lazım!
Sen tut bakayım şunu, bırak onu.
Gel buraya.
Sen buna devam et.
Hadi bakayım, sakın çift çizgi yapma.
Benim bir telefon açmam lazım.
Ya küçücük çocuğa ütü yaptırılır mı?
İnsafsız mısın sen?
Ne küçük çocuğu be?
Dana kadar oldun, öğren azıcık şunları.
Benim bir telefon açmam lazım.
Bir ablam vardı eskiden, onu da kaybettim.
[Telefon çalıyor.]
Ay!
Pamir Bey.
Alo, Pamir Bey.
Günaydın.
Günaydın.
İşle ilgili bir sorun mu var?
Varmış, birlikte gümrüğe gitmemiz gerekiyor.
Sen şimdi evden çıkmıyorsun, ben gelip seni alıyorum.
Ha şimdi mi?
Evet, şimdi.
Tamam, peki o zaman ben bekliyorum.
Görüşürüz.
Üf...
Ya...
Ömer'i görecektim ben.
Şimdi gümrük falan...
Hay Allah'ım...
Ama neyse yani, sonuçta iş.
Dur arayayım, Ömer'i arayayım ya.
[Telefon çalıyor.]
Of ne diyorsun sen?
Ne trafik ağabey, çok kötü.
Ama ben çözdüm olayı, biliyor musun?
Arka yoldan kaptırıyorum, hop...
On dakikada buradayım.
Öbür tarafta kazı var zaten.
Tabi tabi, çok kötü.
İşte bu masayı da anı olarak bize gönderdi.
İspatı, görgü tanığı, faturası, her şeyi tamam.
Bu arada Vanne ile konuştum.
Ne diyorlar?
Efendim öncelikle galeyana gelmiş oldukları için çok özür diliyorlar.
Ayrıca bu çakışmadan dolayı kendi modellerini koleksiyondan çıkarıyorlar.
Oh!
Ömer Bey biliyordum, biliyordum, biliyordum, biliyordum!
Biliyordum, biliyordum!
Siz dünyanın en iyi tasarımcısısınız.
Burası dünyanın en iyi şirketi.
Ay ben o kadar çok mutluyum ki size anlatamam.
Sizi çok seviyorum, iyi ki benim patronum sizsiniz.
Deryacığım...
Deryacığım evet, tamam.
Bu kadar nümayiş yeter, değil mi?
Tamam.
O zaman ben bütün ekip adına sarılmış olayım.
Çünkü gerçekten herkes böyle hissediyor.
Ama haliyle biraz çekiniyorlar.
Haliyle.
Ama o kadar mutluyuz ki yani...
...sizi böyle pamuklara sarıp sarmalamak istiyoruz!
Tamam canım benim, hiç gerek yok gerçekten.
Böyle şeylere hiç gerek yok.
Hadi bakalım işimizin başına artık, hadi.
O zaman tekrar tebrik ederim.
Sinan Bey.
Size de sarılayım mı?
Anam...
Çok teşekkürler.
Hadi bakalım, hadi artık işe.
Harikayız!
Dünya şahanesiyiz!
Evet, öyleyiz gerçekten!
Hadi bakalım!
Oğlum yapma öyle, günah.
[Korna sesi.]
Aa bak, bak, bak, bak...
Yine o çocuk.
Patronu falan herhalde.
Ay havalı da bir şey.
Biraz snob sanki.
O ne kız?
Ya işte arabası, kılığı falan.
Ee patron diyorsun ya.
Olacak.
Öbürü böyle değildi, baya oturaklıydı bence.
Bir girme o sulara bakayım.
Ay aklıma geldikçe cinlerim tepeme çıkıyor zaten.
Ay konuşmayalım bırakalım artık.
Tamam, pardon.
Anneanne.
Ne?
Ben de ileride ablam gibi olacağım.
Ne de olsa çok önemli bir iş kadını.
Tü tü tü tü maşallah.
Allah'a emanet olsun güzel kızım.
Sence beni de böyle evden alırlar mı?
Anlaşıldı senin derdin.
Ne yapayım?
Çok havalı ama.
Sen önce derslerini iyice bir çalış.
Ondan sonra hayal kurarsın.
Bak, aa hala giymemişsin formanı.
Koş, koş, koş, koş!
Alıyorum biletleri.
Efendim?
Londra'ya gidiyoruz.
Söz verdin.
Prince Edward diye bir bar var, benim oradayken süreli takıldığım.
Orada sana dünyanın en güzel dana kaburgasını ısmarlayacağım.
Hı?
Program diyorum Defne.
Bu problem neymiş?
Bir problem yok bence.
Yok şey, gümrük.
Ha, iş.
Defne gerçekten bazen çok sıkıcı oluyorsun.
Problem neyse gideceğiz, göreceğiz, çözeceğiz.
Defne yok mu?
Defne...
Defne yok, Pamir Bey ile gümrüğe kadar gitti.
Böyle bir zamanda.
Nasıl bir zaman?
Ha, tabi...
Siz böyle bir durumun içindeyken.
Yani Defne'ye ne canım?
Olay lojistiği bağlamıyor sonuçta.
Demek ki Pamir Bey ile işi daha önemli.
Bakınca yani.
Patron sonuçta.
Ama o kadar da acelesi yoktu yani.
Yani koştur koştur, ben de anlamadım.
Yani niye böyle oldu, anlamadım.
Yani ben...
Ömer Bey, konuşuyorduk karşılıklı.
Evet.
Ne dedim ben ya?
Ömer.
Evet.
Yani bir şey demedim ki ya, ben gördüğümü söylüyorum yani.
Yirmi üç.
Yirmi dört müydü, yirmi üç müydü?
İyice kafam durdu ya.
Ne yani, şimdi siz bizim burada duramayacağımızı mı söylüyorsunuz?
Anca ekstra para verirseniz.
Tır karnesi ile fatura birbirini tutmuyor.
Mecbur yeni faturayı bekleyeceksiniz.
E zaten anlaşmamız bu saatler içinde.
Öyle ama yoğunluk var, yer yok yani.
Anladım anladım.
Alo.
Stil Vagonu'ndan Pamir ben.
Hani geçende bize ilettiğiniz bir teklif vardı ya.
Biz onu düşündük kendi aramızda, sizinle çalışmaya karar verdik.
Yani bütün iş hacmimizi size taşıyacağız bundan sonra.
Tamamdır, çok teşekkürler.
Öğleden sonra sözleşmeyi gönderiyorum, kolay gelsin.
Tamam, sıkma canını sen, çıkıyoruz buradan.
Nasıl?
Yok yok, anlaşabiliriz.
Atlı kovalamıyor canım.
Olmadı ben uluslararası gümrükle yazışırım.
Faturayı daha hızlı göndertirim.
Dert değil, hallederiz.
İyi tamam, sorun yok o zaman.
Anlaştık tabi canım, hemen gemileri yakacak halimiz yok ya.
Sorun değil, no problem.
İyi, tamam o zaman.
Görüşürüz.
Pamir Bey.
Ya adamı ikna edemeseydik.
Öyle yarım güne antrepo değiştirilebiliyor mu?
Ya siz kimi aradınız ki?
Hayır kim o diğer antrepo?
Saçmalama Defne, kuaförümü aradım.
O da karşımda gülüp duruyordu, serseri.
He siz...
...blöf yaptınız ya.
Aynen.
Ne yiyelim?
Ne yiyelim?
Hop hop hop, hiç girme içeriye, gidiyoruz.
Nereye ya?
Feryal aradı, önemli bir haberi varmış.
Ne haberi varmış yine arkadaş?
Bitmedi ya.
Yok yok, bu sefer iyi bir şey dedi.
Hani yüz yüze söyleyeyim hem de bir kutlarız falan dedi böyle.
Komşuculuk oynar gibi olduk.
İyi hadi gidelim.
Aman bir şikayet etme.
Ne var?
Ülkenin en prestijli moda dergisi bizimle komşuculuk oynamak istiyor.
Ayrıca hani Feryal'in de bu komşuculuk oyunundan çok keyif aldığına eminim.
Ne şimdi bu?
İma.
Ya hadi yürü, yürü.
Benim arabayla gidelim mi?
Tamam gideriz.
Defne yani...
...resmen tıktın bizi arabaya.
Ama ben şey olsun diye...
Şimdi park yeri bulacağız, park edeceğiz, sipariş vereceğiz...
...bekleyeceğiz falan bir sürü zaman kaybı olur.
O yüzden, zaman kaybı olmasın diye öyle yaptım.
Ne o, acelemiz mi var?
Yok.
Şeyden işte...
Hani iş güç falan aksamasın ondan.
Sen niye böylesin?
Nasılım?
İş müptelası.
Sana yani hayatta daha eğlenceli şeyler olabileceğini...
...kimse söylemedi mi?
Yok.
Yani ben böyle mutluyum, işimi seviyorum.
Daha iyi olabilirsin ama.
Ki olacaksın da.
Londra sana iyi gelecek.
Ben tamamım.
Siz de bitirdiyseniz gidebiliriz.
Gidelim Defne.
Nereye gidiyoruz?
Canım işte şirkete dönelim manasında.
Yok yok.
Yok yani sen bu kadar sıkıcı olamazsın.
Bence rol yapıyorsun.
Efendim?
Teşekkürler Pamir Bey, görüşürüz.
Defne yavaş.
Ne bu acele?
Ya öyle bir şey yok.
Yok, iyiyim.
Bekle, lojistiğe geleceğim ben de.
Birlikte gideriz.
Yok ben şimdi lojistiğe gitmeyeceğim.
Benim bir Passionis'e çıkmam lazım.
Sebep.
Sabahtan beri konuşamadım, bir konuşmam lazım.
Bir gidemedim yani.
Ne işin var orada?
Bir çözüm fikrim var.
Onu acilen anlatmam lazım.
Hatta sonra size de anlatırım.
Oldu, iyi günler.
Derya.
Ne?
Ömer Bey yok mu, Sinan Bey, biri?
Yok, kutlamaya gittiler.
Ne kutlaması?
Ay sen bilmiyor musun?
Ömer Bey önce çizdiğini kanıtladı, elde çizmiş.
Aa biliyordum ya!
Ben de onu söylemek için geldim, biliyordum elde çizmiş!
Aklandı yani.
Ay aynen canım.
Oh be.
Ay Defne hem de ne oh ya.
Yani bir sevindik, bir rahatladık, anlatamam.
E patronlar da rahatladı.
Hemen Feryal Hanım'ın yanına, kutlamaya gittiler.
Efendim?
Feryal, Feryal.
Var ya hani afet-i devran.
İlik gibi mi desem, su gibi mi desem?
The Kadın yani.
Nasıl ya?
Bir dakika.
Ne demek Feryal ile kutlamaya gittiler?
Nasıl yani?
Ay Defne saf mısın nesin?
Yani orada taş gibi Feryal dururken...
...gelip burada bizimle kutlayacak halleri yoktu.
Geçen gün bir röportajına denk geldim.
Kızım sen bir güzelleş, ay bir kilo ver.
Ay acayip bir şey olmuş, insan değil yani.
İyi, tamam!
Anladık Derya!
Ay...
Sen kıskandın mı?
Kim, ben mi?
Ben de ne diyorum ya?
Salak Derya!
Kız burada aşkından yanmış kavrulmuş.
Valla Defne bilerek öyle şey olsun diye söylemedim yani.
Tamam!
Yalnız şuan büyük saçmalıyorsun Derya.
Bak ben sana ne diyeceğim?
Gel, sana bir kahve söyleyeyim.
Sen şöyle bir içini dök, bir paylaş.
Ay belli içinde birikmiş, kabarmışsın yani.
İçin şişmiş resmen!
Ben burada çözüm bulmaya çalışayım.
Adam kalkıp...
Hop!
Getirin.
Biraz abartmadık mı?
Abartalım.
Aslansın sen.
Şimdi...
Vanne, dergimiz üzerinden bir teklifte bulundu.
Ne teklifi?
Her ne kadar saklamaya ve hızlı bir şekilde bu olayı çözmeye gayret ettiysek de...
...maalesef sektörde bu olay kulaktan kulağa yayıldı.
Onlar da şimdi bize şık bir öneride bulunuyorlar.
Ortak verilecek bir iade-i itibar partisi.
Vanne&Passionis gecesi yani.
O Passionis&Vanne gecesidir.
Mümkündür, olabilir.
Ya ne olabiliri?
Süper.
Peki bir dakika, sen mi düzenliyorsun geceyi?
Konuya yaklaşımım benim de işime yaradı diyelim.
Çünkü geceyi dergimiz düzenleyecek.
Heyt, aksiyon var be!
Ee öyle görünüyor.
E tahmin edersiniz ki sizin için katılım mecburi.
Bu sanaydı.
E bir zahmet.
O zaman Passionis'e.
Hadi bakalım.
Arkadaşlar iki tedarikçiyle de konuşalım.
İkidir böyle oluyor, her seferinde işimizi aksatıyorlar.
Olmaz ama böyle şey.
Tamam Defne Hanım, ben yazışacağım bugün.
İyi, tamam.
Şu yeni anlaştığımız kargo şirketine de bir tane teşekkür maili atalım.
Gözümüzden kaçırdık zannetmesinler.
Çünkü işlerini baya iyi yapıyorlar.
Aslı o iş sende.
Tamamdır Defne Hanım.
Tamam.
Hadi bakalım, benim söyleyeceklerim bu kadar.
Herkes işinin başına.
Feryal Hanım'mış.
Feryal de Feryal.
Ben burada kuş gibi Ömer Bey'in peşinde dolanayım sorunlarını çözmek için.
Oho...
Tey tey!
Paşamı çoktan çözen çözmüş!
Defne.
Çık dışarı!
Daha dinlemedin bile.
Ya Aytekin sen piyano musun?
Piyano musun sen, ekstrem ne dinletecek olabilirsin bana?
Ben senin neyini dinleyeyim?
Yani tabi oradan bakınca...
Oradan bakma, bakma efendim oradan!
Git içeride bak!
Ya da dur.
Çık bakalım dışarıya, ben orada mıyım bak bakalım.
İçeri mi, dışarı mı?
Aytekin!
Tamam tamam.
Sus, çıkıyoruz.
Allah Allah.
Hayır iletişim kuramıyoruz ya, iletişim kuramıyoruz.
Ben anlamadım arkadaş.
Hala konuşuyor!
Feryal'miş.
Hayır daha ne kadar güzelleşmiş olabilir yani?
Ne yapmış olabilir?
Zaten insan üstü bir şeydi.
Ne bu çaba?
Neyin çabası bu?
Feryal, Feryal.
Feryal'miş.
Üf delireceğim ya!
Ay kafamı dağıtmam lazım benim.
Kitabımı okuyayım sakin sakin.
Sakinleşeyim, dinginleşeyim.
Nerede kalmıştım?
Yok!
Yok!
Olmuyor, sakinleşemiyorum!
İşe vereyim kendimi, iş en iyisi.
Ben kendimi işe vereyim, işimle sakinleşeyim.
İşime odaklanayım.
İş yapayım, sürekli iş yapayım ben.
Oo Defne Hanım nihayet.
Oo Ömer Bey, valla inanır mısınız, ben de aynı şekilde giriş yapacaktım.
Tebrik ederim halletmişsiniz meseleyi.
Aa, umurunuzda mıydı ya?
Aa, umurumda olsa ne olacak ki?
Siz Feryal Hanım ile kutladıktan sonra.
Ne?
Nereden çıktı şimdi bu?
Sorun çözülünce hop diye Feryal Hanım'ın yanına uçmuşsunuz diyorum.
Buraya koşsam sanki seni bulabilecektim.
Burada yer yanarken siz Pamir Bey ile gümrük işini halletmeye gitmişsiniz.
Demek ki çok da önemi yokmuş, değil mi?
Hiç oradan girme, sakın oradan girme üste çıkamazsın!
İkisi aynı şey değil!
Senin hayatında bir şey olduğunda önce ben öğreneceğim!
Feryal değil, başkası değil!
İyi ya da kötü, ne olursa olsun önce gelip bana söyleyeceksin!
Neden?
Sevgili miyiz?
Değiliz.
Hiçbir şey değiliz biz seninle.
Doğru, haklısın.
Zaten gereksiz yere uzadı bu konu, saçma bir hal aldı.
Tamam.
Sen bilirsin.
Şu kitabı da al şuradan, iyice sinirim bozulmaya başladı.
Ne yapıyorsun sen ya?
O kitap sonuçta bana hediyeydi!
Kimden acaba?
Pamir Bey'den.
Yaptığımız bir sohbete istinaden almış.
Sohbete istinaden.
Aferin Defne.
Aferin, devam et.
Feryal Hanım'a koş.
Feryal, Feryal.
Feryal.
Neriman.
Hayırdır böyle telaşlı telaşlı nereye gidiyorsun?
Ah tatlım işim var, acil.
O ayakkabıları nereden buldun Neriman?
Aa, bulurum hayatım.
Aa, bunca yıldır Passionis'in yengesiyim.
Bizim de içeride bağlantılarımız var herhalde.
Ben bu özgüveni çok iyi biliyorum Neriman.
Yine neler karıştırıyorsun?
Hoş geldiniz Neriman Hanım.
Az sütlü kahvenizi hazırlatıyorum.
Lütfen.
Nöro'm!
Hi!
Ay kız, o ne?
Hayatım, çakma model.
Kız çıkarsana, valla çakma giyiyor diyecekler sana.
Çakma değil hayatım, orijinal Passionis!
Ay hayatım, olanları bilmiyor musun sen?
Biliyorum tatlım, biliyorum.
Ama bizim çakmacı hatunlar gidip Vanne'si almadan...
...ben Neriman İplikçi olarak orijinal Passionis giyiyorum.
Gerçeği, orijinali budur, hası budur, bununla hava atılır diyorum.
Ay Nöro'm, ay ne kadar yüce gönüllü bir kadınsın.
Yani bunca yıllık karizmanı, şöhretini ortaya koyuyorsun resmen.
Yüce gönüllülükle ilgisi yok Koriş'im.
Ben, Ömer İplikçi'nin yengesiyim.
Ay şuan var ya böyle etikten, güzellikten, iyilikten...
...böyle göz pınarlarım taşacak yemin ediyorum.
Aa hayır, hayır!
Ay hemen kötülük yapıp, kötülük düşünüp kendimize gelelim Koriş'im!
Bana bak, Nazlı'nın Instagram'daki takipçileri yarıya düşmüş!
Kız ne diyorsun?
Ay yarıya mı düşmüş?
Ay bomba haber!
Şekerim zaten hepsini parayla kiralıyordu.
Bana bak, pintilik etti herhalde.
Ödemeleri aksattı bu.
Ay Nöro'm, kız acaba böyle ailecek iflasın eşiğinde mi bunlar he?
Aa bunu bir araştırmak lazım tatlım.
Aa zaten sürekli geçen sezonun çanta, ayakkabılarını kullanıyor.
Ay babası da arabasını değiştirmedi bu yıl.
Ay çok teşekkür ediyorum!
Hadi git.
Bana da bir kahve canım.
[Mesaj sesi.]
Tatlım, mesaj geldi sana.
Yok kız, sana geldi.
Aa.
Önünde bir de.
Akşamdan beri sorup duruyordun, haber vereyim dedim.
Ömer haklılığını ispat etmiş.
Ay Koriş'im!
Ömer haklılığını ispatlamış, temize çıkmış!
Hi, ay şaka yapıyorsun!
Çok sevindim, bombelere gel!
Ay canım benim!
Ay nasıl rahatlamıştır, nasıl sevinmiştir!
Ay yüreğine serin sular serpilmiştir.
Ay onu da göstermiyordur kesin.
Buz şelalesi.
Yani hayatım, Ömüş'ü gidip tebrik etsen...
...niye tebrik ettiğini unutturur valla adama.
Dur aşkım, dur.
Bu mesele de hallolduğuna göre şimdi gelelim kendi meselemize.
Level Two!l
Ay neymiş hayatım o?
Yaklaş.
Ömer ile Defne arasında bir şey var mı, ona bakacağız.
Denklemimiz karışmasın diye.
He, ay Defne-Pamir-Ömer denklemini diyorsun değil mi?
Ay resmen Bermuda Şeytan Üçgeni gibi!
Ay, ay yok öyle bir üçgen!
Ay ne üçgeni, bozduk biz onu!
Aldık, salladık, kara deliğe fırlattık, yok ettik!
Ay netliyoruz artık kafaları!
You got it!
Ay, I got it tatlım!
Ay ana aksa müdahil oluyoruz yani değil mi?
Ay süper!
Hadi bakalım!
Çok kolay halletmişsin sorunu.
E tabi bunlar senin için epey basit denklemler herhalde.
Hayat genel olarak basit bir denklem Sedacığım.
Bu ek bina mevzusu, ben geldiğimden beri hayata geçirmeye çalışıyoruz.
Bir türlü olmadı.
Şu yan binaya genişleyelim diyorum.
Evet evet, teklif vermişsin.
Ben de onayladım, gönderdim adamlara.
He, iyi.
Keşke üst katı kaptırmasaydık da o tarafa doğru genişleseydik.
Sorunlarını da halletmişler.
Duydum.
Sen Londra'ya ne zaman gidiyorsun?
Gitmiyorum.
İyi oldu bu.
Keşke diyorum, yan bina yerine üst kata doğru genişleseydik.
Ama işte, neyse artık.
Passionis olmasaydı diyorsun, öyle mi?
Ne demek istiyorsun?
Seda hayatından gayet memnunsun, kandırmayalım birbirimizi.
Hiç alakası yok.
Neyi sevmiyorum biliyor musun?
Hani böyle birinin numara yaptığını bilirsin, ama anlamamazlıktan gelirsin.
Ondan sonra yalandan böyle konuşup konuşup durursun ya.
He işte, ben onu sevmiyorum.
Çok sıkıcı.
Hayat beklemek için çok kısa.
Tamam, çok hoşlandım adamdan.
Aklım başımdan gitti.
Memnun musun?
Yakıştıramıyorum da kendime.
Çoluklu çocuklu kocaman kadınım.
Üstelik evliliğim de yeni bitti.
Hem üniversite aşkımla evlenmiştim.
Uzun zamandır bir flört tecrübem de yok.
Sen tabi bu konularda master degree durumdasın, değil mi?
Netim, karışmıyorum.
Ama karıştırıyorsun Pamir.
O denklemde de gayet netim.
Hedefim belli.
Sana da bunu tavsiye ediyorum.
Yine çıkmış terasa, başımıza gelecek var.
Ya sen ne zaman terasa çıksan acayip bir şey oluyor yani.
Ne oldu yine?
Daha acayip ne olabilir?
İpten döndük.
Doğru, ne acayiptir ki masa sayesinde değil mi?
Sen iyi misin?
Eh işte.
Neyse, ben bir şey bilmek istemiyorum.
İşimize dönelim.
Şimdi...
İtibarımızı kurtardık, çok güzel.
Bu partiyle birlikte de basın bangır bangır bizden söz etmeye başlayacak.
Üretimimize artacak falan filan.
Ve derken, dediğimiz gibi bizim ek bir binaya ihtiyacımız olacak.
Ki oldu.
Şuradaki bina boş gibi.
Bence oraya bir teklif verelim.
Evet, orası benim de aklıma geldi ama...
...Pamir istemiş.
Anlamadım, ne demek şimdi bu?
Yani demek ki işte Stil'in de ihtiyacı oldu ki...
...hani Pamir de teklif vermiş oraya.
Ee Sinan?
Ya Ömer yapma işte, girmeyelim şu işe ne olursun ya.
Şimdi yok yere rekabet.
Ne olmuş canım?
Bir binayı bin kişi ister bir kişi alır.
Yani Pamir Beyefendi istiyor diye uzaklarda mı arayacağız?
Lazımsa teklif ver kardeşim sen.
Başımın derdi...
Tamam vereceğim ve en yüksek teklifi vereceğim, tamam mı?
Ver, ver.
Ver bakalım.
Anlamadım.
Ne demek Passionis de teklif vermiş?
Valla öyle.
Bugün bize dönecekti mülk sahipleri ama...
...diğer tarafın teklifi daha cazip gelmiş.
Şimdi ona bakacağız diyorlar.
Ne demek oluyor şimdi bu?
Otur kuzen, sakin.
O binayı ben lazım olduğu için istiyorum.
Şimdi senin de talip olman nereden çıktı?
Bana da lazım.
Ama önce ben teklif verdim.
Şimdi dur bakalım, doğru anlamış mıyım?
Önce sen istedin ve bir yol kat ettin diye bina senin hakkın.
Öyle mi?
Aynen.
Buna sen mi karar veriyorsun?
Bence bir binaya sormak lazım.
Hakikatten mi?
Aşkta ve savaşta her şey mübah demiştik ya.
İşte şu etik meselesini umursamadığımız hal.
Hoş geldin.
Nasıl, sıcak mı?
Açayım mı klimayı?
Lan dır dır dır yeter!
Ayşegül delirtme beni!
Hadi lan yürü sen de!
Lan düş!
Cevdet ne yapıyorsun?
Bağırma, bir duyan olacak.
Duysun Ayşegül.
Kim duyacak?
Kim var burada?
Lan kes sesini delirtme beni!
Hadi lan yürü sen de!
Hadi yürü!
Ne yapıyorsun lan kıza?
Sana ne?
Ne demek sana ne?
Lan sana ne, sana ne?
Senin işin gücün yok mu?
Boş musun?
Hadi işine!
Bana bak, sen de yürü, delirtme beni!
Seni gebertirim lan!
Gebertirim seni!
Lan manyak!
Ne demek lan?
Kadın dövmek ne ya?
Ulan bak vuramı...
Belayım lan!
Belayım lan!
Lan bana bak!
Hop!
Ne oluyor lan orada?
Defne!
Delirtme beni!
Seni var ya, öldürürüm var ya seni!
Ah!
Lan!
Ulan sen kimsin be?
Ya ruh hastaları bakın vuramıyorum...
Ulan kimse yok mu şu sokakta?
Alın şunları!
Hayvan herif!
Ya ruh hastaları!
Kadına el kaldırmak he?
El kaldımak!
Aa!
Aaa!
Ya ne yapıyorsunuz?
Sen de mi döveceksin, ne yapacaksın?
Delirdiniz mi Nihan?
Ya anneanne!
Defne!
Ya ne yapıyorsunuz ya?
Gir içeri.
Oğlum seni var ya...
Sen ne yaptın?
Girin içeri bakayım, hadi!
Aa!
Yürü!
Defne sonra anlatırsın!
Seni var ya görmeyeyim ha!
Esra çabuk içeri!
İçeri, içeri, içeri!
İçeri gir.
Lan size göstereceğim.
Bunun hesabını tek tek soracağım size.
Ayşegül!
Alo!
Lan...
Ayşegül!
Oturun, oturun.
Ayşegül bak delirtme beni!
Bak hala bağırıyor, ağzını kıracağım şimdi!
Valla yakarım evi!
Otur!
Havlar havlar gider, bırak.
Ulan az yaptık ya.
Evet, veremedik tam hakkını.
Esracığım, hadi kalk bir su getir Ayşegül'e.
Bak korktu.
Aa siz alışkınsınız böyle vukuatlara.
E sen yetiştirdin.
Arayın hakkınızı dedin.
Tamam, tamam.
Esra, kızım getir sürahiyi!
Biraz soluklanalım!
Terbiyesiz herif ya.
İso, bizimkiler kavga etmiş.
Kim?
Ya Defo ile Nihan.
Cevdet'i dövmüşler.
Aa neden?
Adam karısını tartaklıyormuş.
Nihan da yakalayınca...
Terbiyesize bak ya.
Karısını derken...
Ya bizim Ayşegül işte!
Bizdeler, hadi.
Tamam, hadi yavrum.
Yürü.
Usta, görüşürüz.
Tamam yavrum.
Bir şey yapmış mı kıza?
Bizimkilere mi?
Oğlum bizimkileri sormuyorum.
Onlara bir şey yapamazlar, parçalamışlardır adamı da...
Ayşegül'ü soruyorum ben.
Ya bilmiyorum ki, bakacağız işte.
Ulan...
Ulan ben nasıl göremedim bu mevzuyu ya?
Nasıl atladım ya?
Hay Allah'ım ya.
Türkan ablacığım.
He canım.
Size de rahatsızlık verdik.
Yok, önemli değil.
[Zil çalıyor.]
Ay yıkar vallahi başımıza burayı.
Yapar o dediğini!
Kızım sen rahat ol.
Manyak mısın sen?
Kimin evini yıkıyormuş lan o?
Şş tamam, ben bakarım.
Üf...
Nedir durum?
İyi misiniz he?
Gidip çökeyim mi boğazına?
Herif manyak ya, tartaklıyordu kızı.
Bak ya, bak ya!
Ulan, ulan kadına el kalkar mı be?
İnsana el kalkmaz.
Orası öyle de.
İyi misin?
İyiyim.
Bir sürü olay oldu.
Acaba bu kadar büyütmese miydik?
Büyüteceğiz tabi ki!
Ne demekmiş kendinden güçsüz birine el kaldırmak?
Sen onun eşisin.
Seni böyle başının üstünde tutması lazım, tacı yapması lazım!
El kaldırmak nedir ya?
Düşündükçe bak cinlerim tepeme çıkıyor.
Tamam, yani haklısınız da...
Siz de bu kadar şey yapmayın, üzülmeyin yani.
Ya seni burada, gözümüzün önünDe üzerken ne demek üzülmeyin?
Bizim de elimiz armut toplamıyor herhalde.
Şey, nerede şimdi?
Bilmiyoruz, kaçtı gitti.
Bulalım.
Hadi.
Ya tamam, biz baktık icabına.
Bir de siz şimdi şey çıkarmayın.
Ya Nihan...
Hiçbir yere gidemezsiniz, mümkünatı yok bırakmıyorum sizi!
Geçin oturun.
Aaa...
Soru.
Gönder gelsin.
Acaba diyorum, yeni koleksiyonun kataloğunu da Koray mı çekse?
Hayır.
Neden?
Çünkü Koray'ı istemiyorum.
Ben numaracı insanlardan hakikatten çok sıkıldım Sinan.
Boş ver.
Ömer, Koray'a numaracı diyerek sanki durumu biraz fazla...
...basite indirgemiş olmuyor muyuz?
Yani biz de Koray'a, aman bak bunu kimseye söylemeyeceksin desek...
...kimseye söylemez, biliyorsun.
Söyleyemez, cesaret edemez çünkü.
Biz öyle bir şey yapmayız, yani en azından ben yapmam.
Manipülasyondan nefret ediyorum Sinan, biliyorsun.
Biliyorum, biliyorum da...
Yani ne bileyim, hani üstünden mi atlasak acaba?
Hani iş ya sonuçta.
Hayatta her şey dosdoğru olmuyor, biliyorsun.
Yani bazen tek gözü kapamak gerekiyor.
O zaman ne anlamı kalır?
Biz olmanın, hayatta olmanın.
İnsan olamadıktan sonra.
Adam olacaktım ama neyse, dur bir tek gözümü kapatayım.
Ben diyemem onu.
Tamam.
Tamam, Koray çekmiyor.
Başkasına bakıyoruz, anlaştık.
Bu arada Defne nerede?
Siz sanki bir kaynaşmış gibiydiniz.
Kavga ettik.
Oğlum, çok acayipsiniz ha.
Birer tane daha.
İyi.
Koy hadi, iyice ekşiyelim.
Uyudu.
Bugün çok korktu.
Çekiniyor babasından.
Çekinmesin, yine gelsin yine hallederiz.
Korkma, her şey yoluna girecek.
Her kışın sonu mutlaka bahar, biliyorsun değil mi?
Öyle de...
Kızlar!
Akşam gıybeti!
Ayşegül, biz böyle geceleri Defonzo'nun yatağına oturup...
...böyle fıkır fıkır laf kaynatırız ha.
Şimdi üç kişi olduk he!
Gelsin gıybet gitsin muhabbet he!
Allah'ım, mısır...
Ayşegül için yaptım canım, her zaman olmaz.
Her zaman yapma zaten, cildi bozuyor.
Vay arkadaş, nelere dikkat ediyoruz ya!
Yok dikkat değil de öyle...
Bir kısmı içgüsüdel.
Neyse.
Ayşegül, şimdi sen konuk sanatçımız olduğun için ilk soru sana.
Tamam.
Hiç aşık oldun mu?
Yuh Nihan!
Küt diye öyle soru sorulur mu ya?
Yok, mühim değil.
En iyisi siz anlatın, ben dinleyeyim.
Utandın mı kız?
Nihan!
Kızın üstüne gitmesene ya.
Zaten bir sürü şey yaşamış.
Of tamam, iyi.
O zaman ben anlatayım.
Kızlar ya.
Mesela ben böyle en başında Serdar'ı sevdiğimi hiç anlamadım.
Valla ben de hiç anlamadım.
Sonrası çok hızlı gelişti.
Serdar ile ben değil mi?
Yok, biz.
Ha sen Ömer'i diyorsun.
Ayşegül, bunların bir hikayesi var.
Var ya her sezon birbirnden heyecanlı ya.
Ölürsün, ölürsün!
Öyle mi?
Ya gerçi bizim hikayemiz bunlarınkinin yanında biraz sönük kalıyor ama.
Bizim de kendi çapında bir şöhreti var.
Merak ettim şimdi.
O zaman sen mi anlatıyorsun, ben mi anlatayım?
Ben anlatayım.
Ben başlayayım, sen devam et.
Bak şimdi.
[Müzik.]
Ha Ömer...
Senden bir şey daha isteyeceğim.
Söyle.
Ya ben gözüme bir bina kestirdim de.
Bir yarın oraya baksana, bu Stil ile boşu boşuna kapışmayalım.
Biz onlarla kapışmıyoruz kardeşim, onlar bizimle kapışıyor.
Ya Ömer tamam, ne olursun.
Şu işi böyle sorunsuz, kılçıksız bir halledelim ya, lütfen.
Orası iyi, bence bir şansımızı deneyelim.
Boş ver.
Arkadaşım ben denemeyelim demiyorum.
Deneyelim ama sen yine de git, benim bulduğum binayı bir gör.
Tamam, zaten dibin düşecek bak.
Bayılacaksın, lütfen.
İyi tamam, bakarım.
İyi, hadi gittim ben, daha Seda ile konuşacağım.
Kimle?
Seda ile.
İyi bakalım, git.
Ne bu şimdi?
Hiç.
Bir şey yok.
O hiç değil, ben bunu sorardım da şimdi zamanım yok.
Adios.
Adios'muş...
Ağabey, ne acayip iş oldu ya.
Bana bak, karakola falan gitmesin şimdi bu.
Gitsin oğlum.
Allah Allah.
Gitmesinmiş, sabahlara kadar gitsin.
Biz de gideriz oğlum karakola.
Kadını darp etmiş deriz.
Ulan nasıl denk gelemedim şu olaya?
Bir denk gelseydim zaten.
Sen nasıl kadını hırpalarsın ya?
Ulan dal gibi kız.
Ne?
Yok canım.
[Zil çalıyor.]
Ben baktım.
Ayşegül sakinleştim bak!
Hadi!
Ayş...
Heh!
Birader.
Sen neredesin ya?
İyi ki geldin.
Ben de sana bakıyordum.
Aa...
Sonunda aklı başında bir adam ya.
Aga bunlar kafayı yemiş.
Ruh hastası hepsi.
Ya karı benim karı, bunlara ne oluyor?
Başkan, adı Ayşegül...
Ah!
Lara, hadi kızım!
Yumurtam sert olmuşsa yemem yalnız.
Kızım geç kaldık.
Sırası mı şimdi yemek seçmenin?
İki bardak süt içerim.
Oldu küçük hanım, başka bir arzunuz?
[Telefon çalıyor.]
Alo.
Alo, Seda Hanım.
Lara, o önündekiler bitecek.
Pardon, meşgul müydünüz?
Ay hayır, hayır.
Bir şey mi oldu?
Yok yok, buyurun sen sizi dinliyorum.
Tamam, şimdi Seda Hanım ben diyorum ki...
...biz bu ek bina meselesini yani sulh içinde çözebiliriz.
Nasıl olacak o?
Yani bizim teklifimizden vazgeçmemizi bekliyorsanız, yani neden yani?
Niye öyle bir şey yapalım?
Bakın burası bir işletme.
Seda Hanım, bir dinlerseniz eğer...
...anlatacağım.
Şimdi ben diyorum ki, biz çekilebiliriz...
...ama bunun için hani bazı şartlar lazım.
Tamam, pardon.
Buyurun.
Şimdi siz Lara'yı okula bırakacaksınızdır.
Evet, doğru.
Tamam, peki okulun orada buluşsak...
...şirkete geçmeden bir kahve içsek olur, mu?
Tamam, öyle yapalım.
Tamam anlaştık, görüşmek üzere.
Görüşürüz.
Şimdi kahve mi içeceğiz biz?
Yani sonuçta ofiste de içebilirdik.
Niye dışarıda ki yani?
Değil mi?
Anne, hadi çıkalım.
Merve'den önce gitmemiz lazım.
Neden?
Arda ile ödevlerimizi karşılaştıracaktık.
Merve hiç rahat bırakmıyor.
Herkesin ona aşık olduğunu düşünüyor.
Sinir oluyorum.
Ona sorsan var ya, herkes ona aşık.
Değil mi?
Çok anlam çıkarmamak lazım.
Sonra mazallah rezil oluruz.
Hadi kızım, bitirdin mi kahvaltını?
Defne.
Aa Şükrü ağabey, hoş geldin.
Hoş bulduk, ya beraber bir sabah kahvesi içer miyiz diyecektim de.
İçeriz tabi canım, gel gel, otur şöyle ya.
Dur ben söyleyeyim ikimize birer Türk kahvesi de içelim.
Şey, iki tane Türk kahvesi rica edecektik.
Şükrü ağabey nasıl içersin?
Sade.
İki tane sade Türk kahvesi.
Tamam, teşekkürler.
Ee Şükrü ağabey ne var ne yok, nasıl gidiyor?
İyi valla, işte Ömer Bey'i başka yere bıraktım.
Sen de şirkete geç dedi, geldim.
Feryal'e mi bıraktın yine?
Yok canım şeye, üretime bıraktım.
He, o olur.
Ee sen ne yapıyorsun?
Bitirdin mi kitabı?
He evet, e biliyorsun daha önceden de okumuştum zaten.
Ne aradı Ömer Bey bunu, ne aradı biliyor musun?
İstanbul'un altını üstüne getirdik ya.
Gerçi anlatmıştır sana da.
Ömer neyi aradı, anlamadım?
Bu kitabı işte.
Sabahtan akşama kadar o sahaf senin, bu sahaf benim...
...gezdik durduk, biliyor musun?
Arama boşuna, bulamazsın falan dediler de...
...Ömer Bey yılmadı tabi.
E kafaya takmış bir kere.
Hani sen bir defasında bütün rafları düzenlemiştin ya baştan aşağıya.
Onun gibi, böyle çok büyük bir emek verdi yani.
Sevinmişsindir sen de, değil mi?
E kıymet görmek güzel bir şey tabi.
Şükrü ağabey ne diyorsun ya?
Anlamadım Defne, niye şaşırdın ki bu kadar?
Defne nereye?
E Defne Hanım, kahve getirmiştim ama...
Getir madem ben içerim ikisini de.
Ziyan olmasın şimdi.
Tabi ki Zafer Bey.
Belli ki bir yanlış anlaşılma olmuş.
Markanızı tabi ki önemsiyoruz.
Ben sitemizdeki yerinizle bizzat kendim ilgileneceğim.
Hatta isterseniz yarın bir yemek yiyelim.
Kendimizi affettirmiş oluruz.
Tamam Zafer Bey, teşekkür ederim.
Görüyorsun, kendimi işe verdim.
Buralarda böyleymiş madem.
Pamir Bey, ben size kitap için teşekküre geldiğimde...
...niye bana "Rica ederim." dediniz?
Adabı muaşeret, Defne.
İyi tamam da kitabı siz almamışsınız ki, başkası almış.
Ha, işte ben onu sonra anladım.
Nasıl yani?
Şöyle...
Bunu sana almıştım.
Onun için teşekkür ediyorsun sandım.
Aytekin ile gönderdim sana ama dün geri döndü.
Bir yanlışlık oldu herhalde, anlamadım.
Siz de almışsınız yani öyle.
Öyle görünüyor.
Çok özür dilerim, bir yanlış anlaşılma olmuş demek.
Başka bir ihtimal var mı?
Ne olur kusura bakmayın ya, ben şimdi...
...sizi böyle itham etmiş oldum ama.
Evet, öyle oldu biraz.
Tekrar özür dilerim.
Ben odama gideyim, çalışayım.
Bir şey olursa telefon edersiniz.
Al madem.
Tekrar teşekkür ederim.
İlk basım mı ki bu ya?
Aman neyse.
Herhalde biz de önlemini aldık canım.
Heh Şükrü ağabey, buradasın.
Defne nereye kayboldun sen?
Şey benim bir işim vardı da.
Şey, Şükrü ağabey beni Ömer'e götürür müsün?
Benim onunla konuşmam lazım yüz yüze.
Tamam, üretimden çıkmıştır şimdi.
İşi bitince arayacaktı beni ama.
Dur ben bakayım, öğreneyim nerede.
Ona göre arabayı kapıya getiririm, sen de gelirsin.
Haber vereceğim sana, tamam mı?
Tamam.
Geliyorum.
Salaksın kızım, salak!
Adama da bir dünya çemkirdin.
Üf...
Demek bütün İstanbul'u aramış.
Ya aman ya...
Seda yok mu?
Seda Hanım dışarıda, toplantısı var.
Aa...
O zaman Pamiriko'mun odasına gidelim.
Evet hayatım, aynı fikirdeyim.
Yani eğer ön çıkışı bize tahsis ederseniz, biz de binayı size bırakabiliriz.
Bir düşünelim.
Ama işte biraz hızlı düşünmeniz gerekiyor.
Yani normalde bu işlerle Necmi ağabey ilgileniyor.
Ömer'in çünkü işi olmaz.
Ama bu seferlik ben de o yüzden de konuyu olabildiğince çabuk...
...nihayete erdirmek istiyorum.
Bence ben size bütün olasılıkları anlatayım.
Tamam mı?
Sizde karar verirken aman yanlış mı karar verdim, doğru mu karar verdim diye...
...düşünmeyin boşuna.
Şimdi, ön çıkışı bize tahsis etmeniz her iki taraf için de çok avantajlı.
Şöyle anlatayım.
Bunu bina olarak düşünelim, tamam mı?
Burayı ön çıkış olarak görün.
[Müzik.]
Öyle...
Ne diyorsunuz?
Hı?
Bir sorunuz, sorununuz var mı?
Evet, var.
Sakallar kaşındırıyor mu?
Efendim?
Şey, ben öylesine sordum.
Yani beni kaşındırmıyor.
Ama hani karşımdakinin, yani teni...
Ne bileyim, hani ufak belki çizebilir...
...eğer cildi hani çok hassassa.
Anladım.
Siz niye sordunuz bunu?
Hiç, kişisel meraktan.
Sinan.
Aa, Necmi ağabey!
Bu ne tesadüf.
Merhaba.
Bir arkadaşımla buluşacaktım, buralarda işi varmış.
Ama biraz erken geldim sanırım.
Seda Hanım.
İş yerinde binayı beraber kullanıyoruz.
Necmi ağabey, zaten bahsettim Necmi ağabey.
Memnun oldum.
Ben de.
Ağabey buyur.
Yok yok, ben sizi bölmeyeyim.
Lütfen oturun, buyurun.
Ben zaten lavaboya gidip geleceğim.
Mersi.
Sinan, oğlum sen ne şanslı bir adamsın ya.
Bu ne böyle?
Yani bu hanımefendi kim?
Yani ne iş demek istiyorum.
Ağabey bir iş değil.
Yani iş, ama gerçekten iş.
Bahsettim ya sana yani, Seda Hanım.
Stil'den.
Hatta Neriman Hanım da tanıyor.
Aman Sinan, Aman Neriman'ı karıştırma.
Ben de onun işine karışmıyorum zaten.
Avusturya Macaristan İmparatorluğu gibi olduk.
Yani evliliğin yürümesi için bu şart.
Bu geçen gün bahsettiğin hanımefendi değil mi?
Aa yani gerçekten ben sizi bölmüş olmayayım.
Ağabey bir şeyi bölmüyorsun, gözünü seveyim lütfen ya.
Biliyorsun beni.
Artık ben kolay kolay, ı-ı.
Yani artık aklım kalbimden önce çalışıyor.
Bunu sen mi söylüyorsun?
Hadi bakalım.
Geliyor.
Ay...
Ay...
Ay Pamiriko'm, hayatım mesela bu akla zarar veren tarzın için...
...danışmanlık alıyor musun?
Ay böyle yıkılıyorsun da.
Yani ne giysem, neyle kombinlesem diye.
Bence hepsine kendisi karar veriyor.
Ay benim yeğenim gusto sahibidir.
Ne de olsa genlerimizde var, değil mi kuşum?
Ay hayatım, peki formunu neye borçlusun?
Hayır yani kıskandığımdan değil de, böyle sorarlarsa diye.
Çünkü bana böyle sorular çok geliyor da.
Tabi ki spora hayatım!
Aa ne biçim sorular bunlar?
Aşk olsun Koriş'im.
Ay hayatım, hayır yani hangi spor dalını yapıyor?
Onu soruyorum ben de.
Bir dakika, düşüneyim.
Kesin koşuyordur.
Yok, bence tenis.
Kick boks.
Kesinlikle cirit atma.
Badminton.
Aa, ay Badminton.
Ay hayatım olabilir, kulağa hoş geliyor.
Ben sana hak veriyorum şuanda.
Ee, Nöro.
Gündemimiz nedir?
Aa, ne gündemi kuşum?
Hayatım, gündem biziz.
Mesela, şuanda burada olmamız başlı başına bir gündem.
Yani Koriş ve Nöro neler yapıyor diye.
Çok doğru bebeğim.
Hemen bir gününü anlat bize.
Anlatayım hayatım hemen.
Sabahları çok erkenden ben kalkarım.
Tabi böyle dünyalar güzeli bir şekilde uyanırım.
Ay bir de böyle çok güzel uyandığım için yanaklarım pembiş pembiş uyanırım.
Gerçekten mi?
Ay inanmadın mı?
Niye inanmıyorsun ha?
Şuan kalbimi kırdın benim.
Ee Koray, Nöro...
Malum çalışıyorum, vaktim yok.
Sadede gelirsek.
Ay içine Ömüş girdi bunun da.
Tamam hayatım geliyorum.
Defne konusu.
Yani daha doğrusu Defne ve Ömer konusu.
Bak hayatım, eğer bunlar tekrar birlikte olacak gibilerse...
...biz bu anlaşmayı iptal edelim diyorum.
Yani oyunumuz bitsin.
Sen de ayrıl, rahat et.
Çünkü eğer ki onlar birlikte olurlarsa, benim sorunum...
...her türlü çözülmüş oluyor.
Defne ile Ömer birlikteyse ben yokum, öyle mi?
Yani şu durumda...
Çekil aradan diyorsun.
Hayatım, ya öyle der miyim?
Ama şöyle diyorum, yani keyfine bak...
...git çapkınlık yap, rahatla.
Anlaşmayı bozabiliriz.
Sen ayrılabilirsin diyorum.
Gerek yok.
Birlikte değiller, hatta olacak gibi de değiller.
Hi!
Ay sahi mi?
Eminsin değil mi?
Ben söylüyorum, sence?
Ay değil mi?
Ay hayatım zaten olmaz o iş, ben biliyorum!
Yani o kadar küslükten sonra mümkün mü?
Tamam o zaman hayatım.
Kaldığımız yerden yola devam.
Devam Nörö'm, sen rahat ol.
Ay rahatım bile!
Ay hadi Koriş'im, tatlım, hadi Pamiriko'yu daha fazla oyalamayalım.
İşi gücü var.
Andiamo!
Aa gidiyor muyuz kız?
Ay Nöro'm biraz daha kalalım burada.
Hayatım sonuçta burası CEO odası.
Ay konforlu tabi.
Koray emin misin?
Çünkü birazdan soğuktan donarak can vereceksin.
Ay unutmuşum.
Ay üşüyordum ben değil mi?
Ay hadi Nöro'm gidelim.
Ay No-Frost gibi.
Karlandırmıyor ama donduruyor.
Ay hem havalı hem de gavur eziyeti.
Hadi hayatım.
Ah tatlım!
Sen şimdi bu yolda yürürken eğer önüne bir pürüz, bir engel çıkarsa...
...hemen beni çağır.
Ben gelirim, işi çözeriz.
Anladım ben onu Nöro.
Hadi hayatım, see you.
Öptük.
Bye!
Ay dondum yemin ediyorum, her tarafım dondu!
Daha önce burası depo olarak kullanılıyordu.
Isıtma ve havalandırma sistemleri sorunsuz çalışıyor.
Hem konum itibariyle de merkezi bir yerdedir.
Bana sorarsanız kesinlikle kaçırmayın derim.
Tamam o zaman, ben bir düşüneyim.
Bir yatayım üstüne.
Sonra tekrar iletişime geçeriz.
Siz nasıl isterseniz.
Sağ ol.
Neden söylemedin?
Neden kitabı ben aldım demedin?
Sen zaten başkasının alabileceğini nasıl düşündün ki?
Özür dilerim.
Senin geri dönmen...
...yaşananlar....
Kafam gitti galiba.
Sağlıklı düşünemedim.
Defne biz neredeyiz?
Ne durumdayız yani?
Ben yine havada asılı kalmak istemiyorum.
Neyse yaşayalım istiyorum artık.
Neden korkuyorsun?
Söyle bana, anlat.
Çok sertsin.
Çok net.
Fırtına gibisin.
Ama bir yandan da çok adaletlisin, yumuşacık.
Seninleyken benim ayaklarım yerden kesiliyor.
Nereye savrulacağımı bilmiyorum.
Yaşamak da basitçe bu değil mi aslında?
Yani tamam her şeye hakim olamayız ama...
...bir tane ömrümüz var.
Sonunda ne olursa olsun yaşayabiliriz.
Savruluruz birlikte.
Uçarız.
Nefesimiz kesilir.
Heyecanlanırız.
Seni öperken Defne...
...tam olarak hissettiğim bu.
Benim de.
Sonra günlerce uyuyamıyorum.
Durup durup aklıma geliyor.
E güzel, aynı yerdeyiz o zaman.
Öyle galiba.
Ama...
Defne yapma.
Ama gerçekten kafam karmakarışık.
Keşke biri gelse, netleştirse kafamı.
Yerine oturtsa, yönlendirse.
Dese ki bu doğru, bu yanlış.
Kurallar koysa mesela, ben o kurallara uysam.
O kadar basit olsa.
Aslında öyle.
Yani bu kadar basit.
Mesela, Kural bir:...
...Stil'den ayrılıyorsun.
Pamir ve aramızdaki çapaklarla arana bir set çekiyorsun.
Kural iki:...
...geçmişi tekrar tekrar düşünmüyorsun ve hiçbir şeyden korkmuyorsun.
Kural üç:...
...artık benim sevgilimsin.
Hayır, ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum.
Ben bundan sonra senin kurallarına göre yaşamak istemiyorum.
Tamam o zaman, sen koy kuralları.
Ben mi?
Evet, sen.
Dinliyorum.
Sen şimdi öyle...
Defne sen ne istiyorsun?
Ne istiyorsun?
Nefes almak istiyorum ama sen etrafımdayken, çevremdeyken....
...olmuyor, yapamıyorum.
Kalbim sıkışıyor, nefes alamıyorum.
Anladım.
Anladım.
Anladım.
Benden bu kadar o zaman Defne yani.
Bundan sonra sen istemediğin müddetçe beni görmeyeceksin.
Biraz kafanı topla.
Bir rahatla.
İstediğin gibi.
[Müzik.]
Şükrü sen Defne'yi bekle, ben taksiyle giderim.
Peki Ömer Bey.
En fenası da tansiyon.
Ha bir de romatizma var.
Böyle yağmurlu günlerde kemiklerim öyle bir sızlıyor, öyle bir sızlıyor ki...
...anlatamam size yani.
İşte yaşlılık böyle.
Bir tarafı düzeltiyorsun, bir taraf bozuluyor.
Bozun artık tabi.
Düzeltin babacığım, düzeltin diyorum aa.
Siz bize lazımsınız.
Geçti bizden, geçti.
Bir bu kadar daha ömrüm yok artık.
E bir zahmet.
Efendim?
Babacığım ben size uzun ömürler diliyorum.
Aa nasıl sözler ama onlar öyle?
Evet baba, siz eski topraksınız.
Size bir şey olmaz, siz kendinize iyi bakarsınız.
Ezcümle, sağlık önemli çocuklar.
Kıymetini bilin, hele ki bu yaşlarda.
Biliriz babacığım, bilmez miyiz?
Pardon da siz hangi amaçla gelmiştiniz babacığım?
Amaç mı?
Hani yeni bir gündeminiz, ortalığı böyle darmaduman edecek...
...bir bombanız falan yok muydu diyorum.
Ne diyorsun Neriman ha?
Necmi'yi özledim, görmeye geldim.
Bu kadar mı yani?
Beni mi özlediniz?
Doğrusu çok şaşırdım baba, siz beni pek özlemezsiniz de.
Yaş ilerleyince işte böyle duygusallaşıyorsun.
Eski anlar canlanıyor gözünde mesela.
Özlüyorsun.
Dedim, gidip göreyim oğlumu.
Sohbet edelim biraz.
İyi etmişsiniz baba.
Buyurun, konuşalım.
Buyurun.
Ee, ne var ne yok?
Nasıl gidiyor hayat?
Ne olsun babacığım?
Bildiğiniz gibi işte.
Hiçbir değişiklik yok.
Yok.
Bildiğim gibi.
Evet, aynen öyle.
Sizde ne var ne yok babacığım?
Buyurun siz anlatın.
Mesela yeni bir hesap açtınız mı?
Hiç söylemeyeceksiniz değil mi?
Size iki saattir şans veriyorum ama yok!
İnatla saklıyorsunuz sanki.
Neyi babacığım?
Ömer'in döndüğünü!
Aa...
Aaa!
Ömer geri mi dönmüş?
Aa ne kadar bomba bir haber bu!
İnanmıyorum, Ömer geri gelmiş he!
Siz nereden duydunuz babacığım?
Nasıl yani, sizin bundan haberiniz yok muydu?
Babacığım, ayol haberimiz olsa söylemez miyiz?
Aşk olsun.
Malum, biz Ömer ile konuşmuyoruz baba.
Daha doğrusu o bizimle konuşmuyor.
O yüzden şimdi sizden öğrendik, yani hiç haberimiz olmadı.
Şimdi haberiniz oldu işte.
Olmaz.
Öyle tek başına bırakılmaz çocuk.
Biz aileyiz, gidin bir konuşun.
Affettirin kendinizi.
Özür dileyin bari.
Aa, ne kadar da dahiyane bir fikir!
Hiç aklımıza gelmezdi, değil mi Necmi?
Öyle.
Allah'tan babacığımız var da bize yol yordam gösteriyor.
Ah babacığım, siz olmasaydınız biz ne yapardık?
Uzatma Neriman.
Önce siz bir görüşün, sonra ben de görmek istiyorum torunumu.
Şimdilik daraltmayalım çocuğu.
Zaman tanımak gerekir çocuğa.
Yavaş yavaş.
Tabi tabi.
Biz önce bir gidelim, özür dileyelim.
Ondan sonra sıra size gelir.
Ah ah, çok özledim Ömer'imi çok!
İso.
Defo.
Oğlum, adamı dün ne benzettin ya!
Gerçi az bile yaptın, ellerine sağlık.
Hak etti.
Normalde biliyorsun, şiddet yanlısı biri değilim ama yapacak bir şey yok.
Oho, olur mu canım?
O daha fazlasını hak etti de, diyorum ya az bile yaptın.
Hadi gel azıcık yürüyelim ya.
Valla benim böyle dünden beri bir içim kıyıldı.
Ya önce içeride bir çay içmesek mi, sonra yürüsek?
Ne çayı ya, o nereden çıktı şimdi?
Evden de çay içmeden çıktım.
Afyonum patlamasın mı benim?
Ben senin afyonunu yolda patlatırım, gel sen.
Aaa, ne ayıp Defne!
Canı çekmiş çocuğun!
Sen gel İsocuğum, gel oğluşum.
Ben sana menemen de yaparım istersen.
Türkan teyzem ya, hastasıyız yemin ediyorum!
Şimdi tabi şey yapmayayım ben ona.
Gideyim bari.
Aman iyi, git tamam.
Hadi kaçtım ben, görüşürüz.
Ben gidiyorum valla.
Nereye?
Güvercin besleyeceğim.
Ay anneanne işe gidiyorum!
Nereye gideceğim ya?
Yine hiçbir şey yemeden fırladın çıktın, olmaz öyle şey.
Gir bakayım içeri, hadi!
Ya geç kalıyorum.
Ben müdürünü ararım, yumurta yemezse kafası çalışmıyor derim.
Kahvaltı etmeden göndermeyeceğim derim.
Tamam mı?
Hadi bakayım gir içeri.
İyi, tamam.
Aramanıza gerek yok, geliyorum.
Hadi gir, sevimsiz.
Uf, oğlum sen de ne aç gözlüymüşsün ya yemin ediyorum.
Hemen bir menemen menemen, geldin çöktün he.
Kızım ne pis boğazlığı, Allah Allah.
Konu menemen olunca çökülür.
Ben yaparım.
Tamam kızım.
Bak şeyler, domatesler dolapta orada, alt katta.
Biberler falan da orada.
Bulursun işte.
Tamam.
Al, çay.
Ne çaymış.
Aferin.
Oho, sizin seromoni bitmez, şenlik var.
Ben valla çıkınımı yaptım, gidiyorum.
Dur ya iki dakika, nereye gidiyorsun?
Durmasın mı?
Duramam kardeşim iki dakika, iki dakika iki dakika ömrümü yedin ya.
Anneanne bak seni de kırmadım, yaptım yiyorum, gidiyorum.
Hadi, kaçtım.
İso!
Hadi fırla.
Hadi bakalım.
Lokantada teknik tamirat var, bir el ver.
Dur ya, menemen yiyeceğim ben.
Ya ben yaparım sana menemeni lokantada.
Ha Nihan var, tillahını yapar.
Şş, patlıcan da var.
Ağabeyciğim burada yiyeceğim menemeni ya, rahat bıraksana!
Oğlum ellemesene çocuğu.
Bir hevesle geldi zaten, Defne bir yandan sen bir yandan.
Aman, iyi be!
Tamam, ye menemenini öyle gel o zaman.
Tamam, eyvallah.
Ay ben bir İso bebeğe bakayım.
Of...
Aferin sana Defne!
Aferin!
Ne olacak şimdi Ömer'i görmeden?
Karşılaşsaydık iyiydi ya.
Üf...
Defne ne yapıyorsun?
Otobüs bekliyorum.
Buradan otobüs geçmez, asansör verelim.
Bak, burada zaten asansör.
Ha...
Burada mıymış ya?
Niye binmiyorsun?
Uf dalmışım Aytekin!
Hayır sanki ben burada oyalanıyorum, yani sanki birilerini bekliyorum!
Hayret bir şey, laf!
Hadi hadi bin, bir sürü işimiz var bugün hadi.
İyi, geldim.
Defne.
Bu Esra Hanım'ın maili geldi mi sana?
Yok.
Bak bakalım bir, spama düşmüştür belki.
Tamam, bakarım.
E baksana.
Ha şimdi mi?
Hasbinallah...
Defne ne oluyor yine sana?
Ne oluyor?
Şşş...
Günaydın Ömer Bey.
Yalnız var ya, bugün Ömer Bey'in haki gömleği konuşuyor ha.
Haki mi?
He, yukarıdaki bütün kızlar ondan bahsediyordu.
Çok acayip sükse yaptı adam ya.
Ne giyse yakışıyor arkadaş.
Yapma ya.
Sen görmedin mi?
Ay bir kes sesini Aytekin ya, bir işine bak.
Derya gerekli yazışmaları yaptı.
Siz önce onunla bir iletişime geçin.
Bir problem çıkarsa beni bilgilendirirsiniz.
Peki Ömer Bey, iyi günler.
Gitti mi ya o?
Ayıp ayıp.
Koskoca müdür olmuşsun hala gıybet peşindesin ya.
Ne gıybeti ya?
Hayret bir şey!
Ben, işimle ilgili, ondan öyle şey yapıyorum.
Sana Ömer Bey mi lazım?
Evet.
Hayır.
Ay Aytekin, Aytekin sen niye böyle şeyler söyleyip duruyorsun ya?
Sana yine bir şey oldu ya, bir akordun bozuldu senin.
Bir doktora falan görün sen.
Hadi canım al voltanı al, hadi işine!
Ya da dur, dur, dur, dur!
Brlikte çıkalım, ben de geleyim seninle.
Tamam elini çek, gömleğimi kırıştırıyorsun ya!
Ay hadi!
Defne.
Ben Seda Hanım'a rapor vermeye gidiyorum, tamam mı?
Ha tamam.
Ömer Bey'e mi bakıyorsun?
Ne alakası var ya?
Defne, bir gömlek giymiş haki yeşili...
...yangın çıkartır maazallah.
Ay haki de bir insana bu kadar yakışır.
Çok acayip olmuş ya.
O kadar mı ya?
Görme kızım görme, aklını kaçırırsın valla.
Aytekin.
Şimdi Seda Hanım, teslimat ile ilgili bir kaç şikayet aldık.
Ama mühim değil.
Buna sen mi kara veriyorsun Aytekin?
Yok, tabi.
Evet, yani hayır.
Ne münasebet?
Ama bir çözüm yolu var, ben buldum.
Ulaşıma bir kaç eleman alacağız.
Bravo Aytekin.
Gidip en zor çözümü bulmuşsun.
O yüzden sen bir daha çözüm falan bulma en iyisi.
Evet, teşekkürler.
Aytekin, senle konuşmam lazım!
Merhaba Seda Hanım.
Defne, senle konuşmak istiyorum.
Sen Aytekin'e söyleyeceğini söyle, sonra bir otur kahve içelim.
Tamam.
Söyle hadi.
He, burada.
Söyleyeyim o zaman.
Söylüyorum.
Aytekin, benim yeni bir pano hazırlamam lazım.
Bu pano için de yeni, güncel fotoğraflara ihtiyacım var.
Bütün patronların fotoğraflarına ihtiyacım var, tamam mı?
Ömer Bey, Seda Hanım, Pamir Bey, Ömer Bey...
...Sinan Bey, Pamir, Ömer Bey...
Tamam Aytekin, sen Defne'nin dediği işi yap.
Sonra bana uğrarsın.
Tamam.
O zaman ben çıkıyorum.
Evet, o iş bende.
Otur bakalım Defne.
Aslında ben seninle biraz özel bir konu hakkında konuşacağım.
Nasıl, özel derken yani ne kadar özel?
İşle ilgilibir sorun falan mı var?
Yok yok, işler gayet yolunda.
Bir sıkıntı yok.
Ama ben ortamda biraz gerilimin arttığını hissediyorum.
Ömer Bey ve Pamir arasında.
Anladığım kadarıyla ikisinin de sana ilgisi var.
Yok öyle bir şey.
Var.
Vardı.
Ömer ile biz eskiden nişanlıydık falan ama yani bitti öyle.
Şimdi yok.
Pamir Bey ı-ı yani, mümkün değil.
Bence yanlış anlamışsınız.
Ben pek öyle hissetmedim Defne.
Yok, yani gerçekten öyle bir şey yok.
Bir elektrik falan...
Yani ben öyle bir ışık görmedim.
Bende elektrikler kesikse demek.
Tamam o zaman.
Hadi sen mesaine devam et.
Tamam.
İyi günler.
İyi günler.
Ay...
Eline sağlık güzel kızım.
Türkan ablacığım, siz bana evinizi açtınız.
Ben iki toz almışım, çok mu?
Her zaman açarız güzel kızım, sen onu dert etme.
Biliyorum ablacığım, sağ olun var olun ama...
...ben nereye kadar böyle saklanacağım?
Hadi saklandım diyelim, memleketteki anneme, babama ne diyeceğim?
Er geç anlaşılacak.
Dur şimdilik, bir iki gün geçsin.
Ortalık bir sakinleşsin.
Sonra çaresine bakarız.
Çok sağ ol ablacığım.
Hadi bakayım, düşürme kaşlarını hemen!
Bugünün derdini yarın düşünürsün.
Gel bakayım, öpeyim seni bir.
Gel bir öpeyim, gel, gel.
Oy güzel kızım benim.
Ah güzel kızım benim, dert etme sen hiçbir şeyi.
Hadi.
Bakayım.
Haki mi?
Ay hiç öyle bir şey de hatırlamıyorum.
Üf...
Yakıştı mı acaba?
Salak salak konuşma, ne demek yakıştı mı?
Tabi ki yakıştı.
Ay çatlayacağım meraktan!
Heh, Aytekin!
Ne oldu, çektin mi?
Yok çekemedim ya.
Sebep.
Meşgul adamlar kızım.
Zaten Ömer Bey'in kız arkadaşı geldi.
Ne?
Ömer Bey'in diyorum, Ömer Bey'in.
Kız arkadaşı mı, nişanlısı mı ne?
O gelmiş.
Aytekin!
Ağzını topla, senin ağzını burnunu bir kırarım!
Terbiyesiz, ne Ömer Bey'in nişanlısı!
Ne bileyim kızım?
Öyle diyen de var.
Yalnız kadın var ya, çok acayip.
İnsan değil insan.
İnsan değil.
İnsan değil.
Kesin Feryal'dir o!
Heh Feryal, evet.
Bu derginin editörü var ya, o.
Yani kadın çok iyi ya.
Ben sana bir şey söyleyeyim mi?
Bunların aralarında kesin bir şey var.
Sevgili onlar.
Bak bende acayip gözlem yeteneği var.
Yemin ediyorum sana.
Benim gözümden bir şey kaçmaz.
Aytekin, senin o gözlerini oyarım!
Gözün başın ayrı oynuyor!
Ayıp be!
Kendine gel!
Bir de bana gıybet yapma diyorsun, terbiyesiz!
Bu seferki mesele başka.
Öyle üzerime gelme.
Ben konuşmuyorum, ağzım konuşuyor.
Hem iade-i itibar partisi var.
Allah!
Ortalık kaynar orada, kaynar!
Ne partisi?
Bu Passionis için işte.
Şey, sadece patronlar davetliymiş.
Evet.
Pamir Bey'in odasına davetiye geldi, orada gördüm.
Çekil!
Nereye ya?
Yok arkadaş, ben bu kızdan endişelenmeye başladım.
Delirdi bu, delirdi.
Hayret bir şey.
Ne oluyor Defne, nereye ya?
Hem ben gıybet yapmadım ki.
Öylesine, hem gördüğümü söyledim ben.
Aytekin sen de kendi kendine konuşuyorsun, kız gitti lan.
Evet.
Neyse işte, öyle yani.
Ee kiminle gidiliyor partiye, konuşuldu mu?
Benim daha net değil.
Ömer.
Acaba diyorum, sana ben mi eşlik etsem?
Hani şöyle uzun zamandır da bir davete birlikte katılmamıştık.
Olabilir.
Tabi eğer koluna takmak istediğin başka bir aday yoksa.
Hani ben mani olmuş olmayayım da.
Yok yok, herhangi bir manim yok.
Alırım ben seni evden.
Sen Sinancığım, sende var mı bir aday?
Bende yok.
Ama bakacağız ya.
Yani zaten dağda yalnızlığın suyu çıkmadı ya.
Aa seni genelde pek yalnız bırakmazlar ama.
E bırakmıyorlar zaten.
Efendim?
Yok, bir şey yok.
Sen bilirsin işini.
Merhaba.
Aa, kendiliğinden.
Efendim?
Yok, yok bir şey.
Otur.
Klimayı yükselteyim sana.
İyi olur.
Bir şey içer misin?
Yok yok, sağ olun.
Ee Defne, Londra'ya da gidemiyoruz.
Nereye gideceğiz?
Nasıl nereye?
İddiayı ben kaybettim ya.
Sen nereye istersen oraya gideceğiz.
Ha yok, iyi böyle iyi.
Burası güzel, güzel böyle.
İyi de, yani ben borçlu kalmayı sevmem.
Dursun senin cepte.
Hani istediğin zaman kullanırsın.
Tamam, peki.
Ya Pamir Bey, ben aslında size bir şey sormak için gelmiştim.
Evet.
Siz bu Vanne&Passionis partisine gidecek misiniz?
Bilmem, gideyim mi?
İşte ben de onu diyorum.
Eğer gidecekseniz, ben de sizinle ge...
Eşlik etmesini istediğiniz biri var mı?
Yok.
Tahmin edersin ki.
Tabi.
Niye olsun?
Yok, yani problem değil.
Ben onu şeyden sordum...
...meraktan sordum.
Öyle şeyden değil.
Yani yanlış anlaşılsın istemem de.
Sen gel benle.
Gelirim!
Tamam yani, gelirim.
Haberleşiriz o zaman.
Da, sen niye Ömer ile gitmiyorsun?
Niye Ömer ile gideyim?
Soru mu şimdi bu?
Biz zaten öyle...
...Ömer ile görüşmüyoruz ki.
Tamam.
Tamam.
İyi, başka bir şey yoksa...
Yok, daha ne olsun ki.
E o zaman ben gideyim.
Görüşürüz, oldu.
Bak şimdi, hiç de bir şey yapmadım aslında.
İlginç.
Ömer Bey, ben sizin fotoğrafınızı çekebilirsem, şöyle telefonla.
Niye?
Defne istedi.
Bütün patronların fotoğrafları lazımmış, pano yapacakmış.
Vesikalık mı boydan mı?
Şİmdi meşgulüm sen git, yirmi dakika sonra gel.
Yirmi dakika sonra geleyim.
Evet.
Ben gideyim o zaman.
E hadi git.
Şükrü, siparişim var acil.
Of...
Ay ne kaynadım belli değil, içim kaynadı!
Hayır ne yapıyor ki Feryal odada, ne yapıyor yani?
Çıktı mı ki?
Hayır ben aslında daha fazla dayanırdım da...
Şimdi haki gömlek falan dedi.
Ay yok delireceğim!
Benim görmem lazım, öleceğim meraktan!
Bir dakika ya.
Ben şey yapayım.
Gideyim, güvenlik odasından kameradan bakayım.
Evet.
Ulan kızım Defne!
Kız var ya yine, yine bugün çok zekisin!
Yemin ediyorum bugün yine çok zekisin.
(Bağırıyor.)
Ay burada değil.
Ya bunların, bunların hiçbiri değil ki ya.
Pardon Defne Hanım, ne aradığınızı söylerseniz belki size yardımcı olabilirim.
Şeye bakıyorum ben ya, Passionis'e.
E burada işte.
Ha...
Yok daha böyle şey görebiliyor muyuz, özele inebiliyor muyuz?
Mesela Ömer Bey'in odasına doğru.
Ha yok, Ömer Bey odasına kamera istememiş.
Sinan Bey de öyle.
Ha doğru.
Geçen sene de zaten onlar kamera koydurmamışlardı, evet.
Uf ne yapacağız ya?
Neden lazımdı size?
Ömer Bey'i aramamı ister misiniz?
Ha yok!
Yok yok, hiç gerek yok!
Ben öyle kendim şey yaparım, hallederim onu.
Bir şekilde bulurum yani.
Ben teşekkür ederim size, kolay gelsin.
Sağ olun.
Sinan Bey.
Seda Hanım.
Ben de size bakacaktım.
Şey, geceniz için bize de davetiye göndermişsiniz.
Aa evet, yani komşuyuz neticede.
Evet.
Gelecek misiniz?
Evet evet, tabi.
Yani Lara'yı anneme bırakabilirsem.
Aa tabi o vardı, ben unuttum bir anda.
Pardon.
Tamam, görüşürüz o zaman Sinan Bey.
Görüşmek üzere.
Birlikte gidelim falan mı dememi bekledi acaba?
Yok ya öyle olsaydı ben anlardım.
Ben mi yanlış anlıyorum acaba ya?
Üstüme mi alınıyorum yani?
Efendim Sinan Bey?
Aa...
Şey, yok ben öyle bir sesli düşünmüştüm de.
Yani şey değil...
Kolay gelsin.
Ay bir birlikte gidelim diyemedim.
Gerçi o da sormadı.
Yok ya, benim farkımda bile değil ki.
Niye olsun ki?
Bak Seda, kızım toparlan.
Rezil olacaksın ya.
Defne.
Heh Aytekin!
Al sana fotoğraf.
Ver bakayım.
Dur bir mesaj atıyorum, mesaj.
Ne kadar sabırsızsın ya.
He...
At.
Geldi mi?
Heh geldi.
Tamam, geldi.
Evet.
Seda Hanım.
Pamir Bey.
Sinan Bey.
Sen de elmaya takıldın değil mi?
Vallahi onu ben de anlamadım ya.
Üzerine o kadar düşündüm, ama kafam basmadı.
O kadar da zeki bir insanım, biliyorsun.
Ne demek istedi acaba?
Ay tamam Aytekin.
Çıkabilirsin.
Hemen "Aytekin çıkabilirsin.".
Hemen "Aytekin çıkabilirsin."!
İşin bitti tabi değil mi?
İşini hallettin, Aytekin çıksın.
Aman fikir alışverişinde bulunursun Defne, aman!
Ay evet, deminden beri bakıyordunuz bana, acaba o mu diye.
Ama evet, o benim.
Koray Sargın, gerçeğin ta kendisi.
Hello!
Hayatım selfie çektirmek istiyorsan buyur yanıma gel.
Beraber çekilebiliriz.
Ay sen niye bakıyorsun dik dik bana?
Korktum senden.
Norveç çakması seni.
Ay...
Koriş!
Ben geldim!
Ay hayatım sen tenise başlayacağız deyince...
...gittim, bir sürü alışveriş yaptım.
Ve buradayım.
Ay hoş geldin hayatım!
Artık olayımız tenis.
Ay yeni trend bu, ilan ediyorum!
Budur o zaman.
Da, niye tenis?
Hayatım bak.
Ankara'da acayip havalı bir organizasyon yapılıyormuş.
Ay bütün ünlü yıldızlar gelecek.
Efsaneler burada diyor, bak.
Biz niye yokuz?
Hayatım biz burada kendi efsanemizi yaratacağız.
Teniste dünya yıldızı olacağız.
Pişman olacaklar bizi çağırmadıkları için.
Olsunlar hayatım.
Biz tenisin tarihini yeniden yazalım.
Ay evet hayatım.
Bak bulaşma bana, sen iyice kafayı yedin zaten he.
Ne yedim ya?
Allah Allah!
Yemedim kafayı falan!
Aman aman, yangın buradaymış.
Hadi biz mutfakta duralım.
Serdar.
Çıksana oğlum dışarı.
Sana bulaşacak şimdi.
Ağabey, kıyma kendine.
Aman üf, ne yaparsanız yapın!
Bir çekilin gidin ya!
Benim zaten hazırlanmam lazım, partiye gideceğim!
Ayşegül!
Çık lan dışarı!
Ya bırakın ben şunu bir güzel döveyim ya, bir güzel!
Serdar sakın, sakın!
E ne olacak böyle bu?
Geçenki gibi konuşur konuşur gider birazdan.
Ayşegül!
Ablacığım ben çok yük oldum artık size.
Müsaade et gideyim artık.
Dert benim derdim.
Ayşegül, bak bir şey yapmayacağım!
Olmaz kızım, seni bu halde bırakır mıyız biz hiç?
Olmaz!
Merak etme, ortalık biraz sakinleşsin Serdar çıkar konuşur Cevdet ile.
Dinlemez ki.
Ayşegül!
Bak babanı çağırttırma bana!
Abla ben gideyim.
Ayşegül!
Ne bağırıyorsun be kuduz gibi?
Ooo!
Kızıl şeytan geldi.
Gelsene aşağıya.
Geliyorum, bekle.
Gel gel.
Allah!
Defonzo da coştu.
Ben onu da çıkarmam ha.
Dur lan dur, dur.
Serdar hayır, hayır ya bir dur!
Konuşacağım, konuşacağım ya, konuşacağım dur.
Allah'ım deli olacağım ben!
Hiçbiriniz hiçbir yere çıkmıyorsunuz!
Baban hep böyle mi?
Bazen sakin olur.
Gel, sokak ortasında adam dövmek ne ben size göstereyim, gel.
Şş, baksana bir.
Al sana Ayşegül!
Heh çok güzel oldu!
Hadi güle güle.
Güzel, güzel.
Bunun hesabını hepinizden soracağım.
Amma gürültü yaptı ya.
Hayır şurada bir partiye hazırlanacağız, bir rahat yok.
Alo, hazır mısın Feryal?
İyi, tamam.
Ben de çıkıyorum şimdi, alırım seni evden.
Tamam, bay bay.
[Telefon çalıyor.]
Sinan Bey.
Alo.
Alo, Seda Hanım.
Selamlar, nasılsınız?
İyiyim, siz?
İyi gayet işte.
Ne var ne yok?
Bildiğiniz gibi, sizde?
Bizde de.
Bildiğiniz gibi.
Ne yaptınız şeyi, Lara'yı?
Yani annenize bırakabildiniz mi?
Evet evet, bıraktım.
Geliyorsunuz o zaman.
Partiye...
Tabi tabi, geliyorum.
Çok güzel.
Yani iyi.
Hani size de bir değişiklik olur, böyle hep iş, iş, iş.
Evet evet, ben de öyle düşündüm.
Hem, yani davete icabet etmek gerek.
Tamam peki, ne yapsak o zaman, birlikte mi gitsek?
Yani benimle gelir misiniz?
Ben!
Yani eğer başka birine söz vermediyseniz.
Yok!
Yani olabilir aslında.
Tamam diyorsunuz yani.
Tamam diyorum.
Tamam, anlaştık o zaman.
Ben gelip sizi alıyorum.
Yani tek araba gidelim diye.
Tasarruf olsun.
Çevre kirliliği.
Karbon salınımı da hani artık atmosferde 400ppm'i geçince.
Tamam, öyle yapalım.
Oldu, tamam, görüşmek üzere.
Görüşürüz.
Tamam, davet etti işte.
Ay iyi miyim?
Çok mu iddialıyım acaba?
Yok yok ya, gayet iyiyim yani.
İyisin Seda.
Tamam, sakin ol.
İyisin.
Hazır mısın?
Geliyorum.
Hazırım.
Az kaldı Ömer, geliyorum.
Ee ne diyorsun?
Şahane.
O zaman ben bizimkilere bir bakayım bir şeye ihtiyaçları var mı diye.
Bu arada sen de tebrikleri kabul edersin.
Peki.
Ömer Bey, tekrar tebrik ederim.
İkinci Şans olağanüstü bir tasarım.
Zaten hiç ihtimal vermemiştim duyduklarıma.
Sağ ol.
Artık biz de bir masaya oturalım diyorum en yakın zamanda.
Neden olmasın?
Görüşelim o halde.
Hay hay, görüşmek üzere.
Ay Ömer, biz niye böyle olduk ya?
Ay ben çok üzülüyorum bu halimize.
Ay hatırlar mısın?
Biz böyle organizasyonlar yaptığımız zaman, çıkmadan birbirimize...
...kıyafetlerimizi gösterip selfieler çekerdik.
Ki bu da pek haz ettiğim bir şey değildi.
Ay Ömüş, sen beni hiç sevmedin mi ha?
Ay böyle ters olduğun zamanlar oldu da.
Hani diyordum Ömer bu, asabidir diye.
Ay herhalde gerçekten sen bana sinir oluyordun.
Sen de bu bahaneyle bana küssün, değil mi?
Değil Koray.
Sen benim kıymetli bir arkadaşımdın.
Yani çatışsak da senin varlığına her zaman değer vermişimdir.
Ki sanatına da ayrı saygı duyuyorum.
Ay o zaman neden bu haldeyiz he?
Ay ben Ömer İplikçi'nin tekrardan kankası olmayı çok özledim.
Kanka...
Ay canım işte hani çevrende olmayı diyelim.
Bilmiyorum Koray, çok kızgınım.
Kaybettiklerimi de hala toparlamış değilim.
Ay beraber toparlasak.
Zaman, Koray.
Zaman.
Kırmızı.
Lütfen.
Uzun zamandır bu kadar kalabalık bir yere girmemiştim.
Yani aslında ben de pek haz etmiyorum kalabalıktan ama...
...işte konu iş olunca mecburen katlanıyoruz diyelim.
Ben sanırım masa insanıyım ya.
Yani bana kalsa ben her akşam...
Evet.
İşte eş dost, böyle bir sofranın etrafında.
Mesela balık sofrasını hiçbir şeye değişmem.
Taze otlar, yeşil salata, zeytinyağlılar.
Hele muhabbet de güzel olursa.
Seda Hanım.
Sizi görmek ne güzel.
Yoksa seçkinize Passionis'i de mi almaya karar verdiniz?
Şimdilik öyle bir şey yok.
Ahbaplığa istinaden geldik diyelim.
Anladım.
Sizi yakalamışken bir kaç soru sormak istiyorum.
Müsait misiniz?
Benim bir iki kişiye merhaba demem lazım.
Siz keyfinize bakın.
Çok güzel bir seçim değil mi?
Evet.
Bayıldım, çok güzel hazırlamışlar.
Sizi gerçekten çok başarılı buluyorum.
Çok teşekkür ederim, sağ ol.
Hazır mısın?
Ben hazırım.
Hadi o zaman.
Güzel organizasyon, çok uğraşmışlar belli ki.
Ama bu kadarını hak ettiniz bence.
Çok naziksin Seda, sağ olsunlar uğraşmışlar.
Baya da davetli var.
Bence fazla kalabalık.
Defne de gelecekti.
Nerede kaldı acaba?
Defne de mi gelecek?
Evet, öyle dedi bana.
Pek sanmıyorum.
Yok yok, gelecek.
Akşam konuştuk.
Yani tabi başka bir işi çıkmadıysa.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Sevgili konuklar hepiniz hoş geldiniz.
Bu gece, hem Passionis'e itibarını iade etmek...
...hem de Vanne&Passionis dostluğunu pekiştirmek için bir aradayız.
Ömerciğim ben bir gidiyorum, birazdan seni anons ettireceğim.
[Alkış sesleri.]
Bir yere mi gidiyorsun?
Bundan sonra benim kurallarıma göre oynayacağız.
Kural bir: İşime ve kariyerime karışmayacaksın.
Kural iki: Ben nefes almak istediğimde izin vereceksin.
Kural üç: o gömleği bir an önce bir daha giyeceksin.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.