All language subtitles for Kiralik Ask 51

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

.

(Jenerik müzik.)

(Müzik.)

Defne, günaydın. Neyin saygı duruşu bu?

Yasemin Hanım, odasında mı?

Evet odasında.

He böyle mi konuştuk biz?

Gerçekten mi?

Ya, kaç gün geçti deadline'nin üzerinden.

Hala elimde bir görsel yok.

Yok iki gün daha, yeterince müsemma gösterdik zaten.

Tamamdır bekliyorum.

Öğleden önce elimde olsun.

Nasılsın?

Konuşabildiniz mi Ömer ile?

Dur, bize kahve söyleyeyim.

Yasemin Hanım yok, kahve içmesek.

Şey.

Ben istifamı veriyorum.

Demek halledemediniz.

Öyle oldu.

Defne.

Ben bu istifayı kabul edemem.

Nasıl yani?

Öyle, edemem. Kusura bakma.

Ama Yasemin Hanım, biliyorsunuz durumu.

Biliyorum.

Ama hayır.

Gitmene izin vermiyorum.

Yani bu halde benden nasıl verim almayı bekliyorsunuz ki?

Boş ver sen. Kabul etmiyorum.

O zaman ben de Sinan Bey ile konuşurum.

Tamam, sen bilirsin. Git konuş.

Belki de çözersiniz Ömer'le, belli mi olur?

Bu ne?

İstifa ediyorum.

Kusura bakma, kabul edemeyeceğim.

Nasıl yani?

Bas baya, istifanı kabul etmiyorum.

Ama Sinan Bey, benim gitmem lazım.

Biliyorsunuz durumu.

Ee?

Zaten Yasemin Hanım'la da konuştum, benim gitmem lazım.

Ne dedi?

Size yönlendirdi.

Yani o da istifanı kabul etmedi değil mi?

Etmedi evet.

İyi güzel, ben de kabul etmiyorum.

Çalışmana kaldığın yerden devam edebilirsin.

Ya, siz benim ne yapmamı istiyorsunuz ben anlamadım ki?

He.

Yani, sen bilirsin.

Şimdi yani.

İstifamı gidip Ömer'e mi vereyim?

Aynen öyle.

Ya Sinan Bey, ben bunu nasıl?

Ben de orasını bilmiyorum.

Tamam, kusura bakma.

Bayağı yani, ben gideyim istifamı Ömer'e vereyim, almıyorsunuz yani?

Evet almıyorum, şimdi alır mısın bu istifanı masamdan lütfen?

Belki çözersiniz, neden öyle çıkıp gitmene izin vereyim ki?

(Dramatik müzik.)

Türkan Teyze, Türka..

Allah Allah! Nerede bu kadın ya?

Türkan Teyze.

Türkan Teyze.

Türkan Teyze.

Heh, gel, gel. Bir yardım et bana.

Bir elden geçirelim. Bir bakalım bir eksiği var mı kızcağızımın çeyizinin, gel.

Aa.

Ne duruyorsun be.

Oo, kıskandı.

Senin yoktu bu kadar değil mi?

Ah, te genç kızlığından beri ben bunları biriktiriyorum. Sen ne diyorsun?

Ee olacak o kadar.

Kız gel.

Hadi kaçtım ben.

Serdar.

Ne Serdar?

Serdar.

Serdar, dur bir dakika, bekle.

Durumlar çok fena, Defne ile Ömer tamamen koptu, yüzükler falan çıktı.

Defne bugün istifa etmeye şirkete gitti.

Türkan Teyze'nin hiç bir şeyden haberi yok yukarıda çeyiz bakıyor ya.

Of, ya neler olmuş ya?

Koptular mı ciddi ciddi?

Vallahi öyle.

Defne nasıl peki?

Bu da soru değil ya.

Enkaz.

Ama Türkan Teyze öğrenirse daha kötü olur bak biliyorsun.

Çok fena Serdar ya, görmen lazım.

Bütün çeyizi yaymış her tarafa.

Yok ,yok, şimdi öğrenmesin.

Sen bul bir şeyler. İdare et işte.

Ya ben nasıl idare edeyim?

Gel birlikte bakalım falan diyor kadın.

Benim de kalbim var Serdar tamam mı?

Bazen böyle kırılıyor. Burkuluyor falan, üzülüyorum ben de.

Ya aşkım bul bir şeyler işte ya.

İşte, sonra falan de, şimdi sırası değil de.

Öğrenmesin.

Biz akşam, hep birlikte yoluyla söyleriz. Tamam?

İyi bari. Hadi.

Hayırlı işler sana.

Sen de çok üzülme ha.

O nasıl olacaksa.

Derya, hemen sabah toplantısı, Sinan ve Yasemin'e haber ver hemen odama gelsinler.

Yalnız şey, Defne ile görüşeceksiniz ya.

Yo.

Yani o görüşmek istiyor, burada.

Öyle mi?

Günaydın.

Günaydın.

İstifamı sunmak isterim.

Gerçi Yasemin Hanım ve Sinan Bey ile görüştüm ama.

Israrla sana sunmam gerektiğini söylediler.

Şöyle bırakayım.

(Duygusal müzik.)

Anladım tamam. İhbar süresine gerek duymuyorum. Hemen bugün ilişkini kesebilirsin.

Zaten muhasebe gerekli prosedürü izleyecektir.

Teşekkür ederim, iyi günler.

Sana da.

(Müzik.)

Efecan, Defne Hanım'ın çıkış işlemleriyle ilgilenir misin?

(Müzik.)

Defne.

Buyurun Ömer Bey.

Seninkileri kaybetmiştin ya.

İşini görür diye düşündüm.

Çok güzel bunlar. İnanamıyorum size.

Ay çok heyecanlandım.

Yalnız bu bir aferin değil. Sakin yanlış anlama.

Ya Ömer Bey gerçekten çok teşekkür ederim bunlar çok güzel.

Harikalar, çok teşekkür ederim, çok teşekkür ederim.

Defne, gidiyor musun?

Siz, Ömer Bey'in yeni asistanı olduğuna göre, bizim çılgın fotoğrafçı ...

... Koray ile Ömer Bey tartışmışlar, doğru mu?

Bu konu ile ilgili konuşmamam gerekiyor galiba.

Ya bak, Ömer Bey acayip ayrıntıcıdır, Koray Bey de delinin teki zaten.

Öyle zamanlarda sık sık kavga ederler.

Daha doğrusu Ömer Bey, diyeceğini der, Koray da arkasından sinir krizi geçirir.

Bu Sinan Bey ortak mı?

Evet, idari işlerden sorumludur daha çok.

Yaratıcı kısım Ömer Bey'in.

İşletme, pazarlama gibi işler de Sinan Bey'dedir.

Görüşürüz.

Canım kızım, sen hep bizim kızımız olarak kalacaksın.

Ee, Nezmi Bey hoş geldiniz. Aa.

Bilseydim ben sizi karşılardım, buyurun, buyurun, içeri buyurun.

Yok, ben hiç girmeyeyim, seninle bir yerde oturup biraz konuşmak istemiştim.

Tamam, konuşalım.

Buyurun, oturun oturun.

Pardon.

Gidiyorsun ha?

Ömer.

Neredesin sen? Sabah çekim mekanına bakarız dememiş miydik?

Öyle mi?

Ne?

Sabah buraya gelmeden yapmamız gereken bir şey mi vardı?

Bilmiyorum, bende hiç öyle bir şey görünmüyor.

Bu işler beni çıldırtıyor ama, Sinan nerede? Odama gelsin.

Sen kal burada, zaten daha ilk günden. Neyse.

Özleyeceğiz seni.

Ben de sizi.

Ağzına sı.. sağlık.

Sinan Bey.

Efendim.

Efendim?

Bana mı seslendin?

Hayır, yani evet?

Ay bilmiyorum.

Pardon, biz tanışıyor muyuz?

Ben Ömer Bey'in yeni asistanı Defne.

Ha öyle mi?

Ha güzel.

Ay, ay duyduklarım gerçek mi? Çekilin be.

Çekilin, ay olamaz.

Olamaz.

Ay hayatım, bu ofisin en havalı, en güzel kızı sensin.

Aa, Ömüş ve kuru kız, ay kız söylesene, nasıl tavladın Ömüş'ü?

Ay gidiyor musun?

Ay gitme hayatım ne olur gitme? Kız, biz sensiz ne yaparız?

Hepinize her şey için teşekkür ederim.

Sizi seviyorum.

Hoşça kalın.

Hoşça kalın.

Resmen gitti.

Hani atarlı mı atarlıydı ama, delikanlı kızdı.

Ah Defne'cik.

Derya, toplantı hadi.

(Müzik.)

Defne.

Şükrü abi, ben gidiyorum.

Ne diyorsun Defne?

Öyle.

Ömer Bey'in yeni asistanı sen misin?

Evet, ben Defne.

Memnun oldum.

Ben de.

Şükrü ben de.

Ben sana anahtarları vereyim.

Ömer Bey birazdan gelir.

Gelir? Nereye gelir? Nerede ki?

Sen şimdi gir içeriye, içeride mutfak var, kahvaltısını hazırlama başla istersen.

Nasıl yapacağını biliyor musun?

Evet, evet, biliyorum.

Teşekkür ederim.

Kolay gelsin.

Her şey için teşekkür ederim Şükrü Abi.

Seni hiç unutmayacağım.

Ben de seni Defne.

Ben de seni hiç unutmayacağım.

Aslında, ikinci çeyrek.

Ya iyi geçiyor.

Bu yıla ilk başladığımızdaki gibi bir şeyimiz yok, negatif bir halimiz yok.

Hatta ivmelendik bile.

Ki üretimde bile arttırıma gidebiliriz.

Bence, bu aralar ortamı hareketlendirme vaktidir.

Yani bahane ile ses getirecek bir organizasyon yapmalıyız.

Aklımda bir iki bir şey var.

Bu arada, Londra Moda Haftası için bir koridor buldum.

Hafta içi onun görüşmelerini yapacağım.

Öğleden sonra konuyla ilgi update ederim sizi.

Koray yeter.

Niye yaptın bunu ha? Yalnız öleceksin yalnız.

Seni kahrını kuru kızdan başka kim çekerdi ha?

Buz şelalesi.

Koray, bu konu hakkında konuşmak istemiyorum tamam.

Bak çalışıyoruz görüyorsun bak.

Iy çalış, sen anca çalış zaten.

Hayatın tepe taklak olmuş hala çalışalım diyorsun.

Ay evelenecektiniz, kızı istemeye gittik. Manyak mısın sen?

Bulabilecek misin daha iyisini?

Ay var ya, yalnız öleceksin hayatın, yalnız öleceksin.

Ay, evde kitapların kemirecek seni böyle naaşını.

Ay çok büyük hata yapıyorsun, çok.

Of.

Nereye?

Ben çıkıyorum, dayanamayacağım.

Çok katısın, kimseyi affetmiyorsun, her kesin hayatını zorlaştırıyorsun.

Ay ne var biraz esnek olsan, hayat çok daha esnek olur.

Ama yok, Ömer İplikçi plastik kumkuması.

Dik başına derdini çekiyorsun hep böyle.

Ay, oh iyi oldu vallahi, böyle içimde durup gaz yapacağını o düşünsün biraz.

Kız, size ne oldu?

Siz niye küssünüz?

Ay, Merkür geri mi gidiyor? Ay yine ne oluyor?

Bütün aşklar paramparça.

Kız anlatsanıza ne oldu?

Hayatım sen kepçeni kapat, biz özel konuşacağız.

Ben odamdayım.

Sen de git, hadi git.

Manyaklar.

Hadi sen de git. Beni acılarımla baş başa bırakın.

Ay Allah'ım ben ne yaptım da bunları bana veriyorsun yani?

Ya rabbim beni ne ile sınıyorsun?

Dayanamıyorum ayrılıklara.

Koray bir susarsan.

Kız, ne yaptın kız? Anlat çabuk.

Koray.

İyi sustum.

Şş.

Bizi barıştırsana.

Aa, hayda.

Ay Ömer'le de küstün şimdi niye?

Ya Koray aç şu algılarını beynine bir kan gitsin artık ya. Ne Ömer'i?

Yasemin'i diyorum, ya sen barıştır bizi. Ben berbat ettim her şeyi, ya mahvettim.

Bayağı kırdım kızı, çok kötü her şey.

Anladım hayatım, demek bana şimdi ihtiyacın oldu ha.

Ee herkesciklerin gün sonunda Koray Sargın'a ihtiyacı olur.

Ay borç isteyen mi dersin? Barıştır diyen mi dersin?

Ay, fikir soran mı dersin?

Ee tatlım yani demek ki, herkescikler Koray Sargın'dan akıl istiyor.

O yüzden Koray Sargın'ı kıramazsınız.

Koray Sargın, her derde deva.

Koray, barıştıracak mısın?

Cık.

Ne cık?

Ay, kendin konuş, al gönlünü.

Beni niye katıyorsun araya? Bu da.

Konuşabilsem konuşurum zaten, mahvettim diyorum, ya yardım et işte.

Ha, ay iyi madem, o zaman dur bir düşüneyim.

(Müzik.)

Heh, Defne, bu danteller.

Bunları çamaşır suyuna batırmamız gerek.

Altta kalanlar sararmış bak.

Ama sen hiç merak etme, bunları misler gibi, kar gibi yapacağım bak.

Misler gibi olacak, kimsenin ağızına laf vermeyeceğiz merak etme.

Kapının önüne kamyon çekecekler çeyiz almak için. Hey maşallah.

Anneanne.

Bir otursana, senle konuşalım.

Hayırdır ne oluyor?

Bir otur.

Bismillahirrahmanirrahim.

Ya ne oluyor? Korkutmayın beni.

Anneanne, şimdi Ömer'in dedesi ile arası açıktı ya.

İşte ne güzel vesile oldu, barıştılar.

Yok, öyle olmadı.

Emri vaki yapıp Hulusi Bey'i misafir ettiğimiz için Ömer bana çok kızdı.

Yani kendimi oyuna getirilmiş hissetti.

Vah çocuk, aslında haklı da bir yandan, biliyor musun?

Yani her kes ister tabi barışmalarını da, böyle zorla olmaz ki bu işler.

Türkan Teyze, şimdi Ömer için bir üzülmeyi bırakırsan.

Çünkü biz daha finale gelmedik.

Nihan, sen şey mi yapsan? Bize bir çay suyu mu koysan?

Hadi ya, şimdi mi?

Hıhı, hadi kuzum.

İyi madem.

Anneanne, işte o mesele yüzünden.

Biz Ömer'le.

Nasıl söyleyeyim?

Biz o meseleyi halledemedik anneanne.

Ne demek halledemedik?

Biz evlenmiyoruz.

Yani, yüzük falan da çıkarttık.

Ama, sen sakın üzülme tamam mı?

Bak, şekerin var.

Sakın üzülme.

Ne yapalım?

Buraya kadarmış.

Vay yavrum.

Sen bunca zamandır bu kadar acı çekiyorsun da bu yüzden mi bana söylemedin?

Bak takılmıyorsun değil mi?

Bak tansiyonun falan da var, sakın takılma.

Ah, bunca derdinin arasında bir de beni teselli mi ediyorsun?

Ay benim merhametli kızım.

Gel bakayım, gel, gel annem gel.

Ben bilememişim, görememişim.

Sen en dertler çekiyormuşsun da ben anlamamışım.

Ne yükler taşımışsın sen.

Nazarlara geldiniz, öyle mutluydunuz ki.

Ah talihsiz yavrum benim.

Yok.

Geçer ya, bir şey değil yani.

Öyle çokta.

Ağla, ağla.

Ağla dök içini.

Ben bilirim aşk acısı nedir.

Öyle kıvranırsın.

İnsanın yüreğini söker, imanını gevretir. Anasını ağlatır.

Dermanını bulamazsın.

Benim yaralı kuzum.

Demek ondan öyle gözünün feri gitti.

Hiç bir şey yemiyorsun, neşen kesildi.

Ah benim talihsizim.

Ah benim talihsiz kuzum.

Kuru kız, canım kuru kız.

Ay ne kadar tatlıydı.

Hala o sesi kulaklarımda çınlıyor.

Böyle seke seke gelirdi her sabah ofise.

Ah kuru kız nerelerdesin?

Söyle nerelerdesin?

Ay Koray Bey, Defne ölmedi yalnız.

Hayatta hala, hatırlatırım.

Sus kız, şom ağızlı, öldü diyen kim?

Asıl sen öleceksin hasetinden. Kıskanç, çirkin seni.

Ay yani biraz abartmıyor musunuz? Ne bu mumlar, çiçekler falan.

Sonuçta Defne şirkete geleli ne kadar oldu ki?

Ay siz anlayamazsınız, o insan üstü bir şeydi.

En zor zamanlarımda böyle sihirli dokunuşlarıyla hayatımı kurtarırdı benim.

Sizde var mı öyle bacak? Çarpıklar, çirkinler sizi.

Hele sen, kız.

Ah Defne'm

Hanginiz manken oldu da imdadıma yetiştiniz?

Ah, canım kuru kız.

Canım kuru kız.

Ah altın kalplim, iyi niyet elçim benim.

Ay şuan yüreğim parçalanıyor, vallahi yüreğim parçalanıyor.

Keşke daha güzel bir fotoğrafını bulsaydınız Koray Bey.

Ay, değil mi hayatım? Vallahi benim de sonradan aklıma geldi de, tatlım önemli olan niyet.

Ay benim iyi kalplim. Ah, ah.

Hem yetenekliydi.

Hem tasarımcıydı.

Hem Ömüs'ümün nişanlısıydı, ha?

Ayrılmıştı değil mi onlar?

Ay pardon.

Koray Bey, artık kısa kesebilir miyiz ya? İş bekliyor da lütfen ya ha?

Bu zamanda iş mi düşünüyorsun ha?

Antipatik misin biraz?

Yumurta kokulu Zübeyir.

Dağılmıyoruz hayatım.

Şimdi el ele tutuşup, böyle gözlerimizi kapayacağız.

Defne'yi yad edeceğiz.

Yok artık.

Sus.

Ben ne diyorsam o.

Yad edeceğiz dedim, tatlım patronum ben, yüzde iki hissem var, sus.

İyi tamam.

Hadi çocuklar gelin.

Ver elini, ıy, terli terli.

Aa, kız saat kaç? Bu saatte işe mi gelinirmiş?

Ay Koray Bey, anneannemdeydim, Ankara'daydım da uçak rötar yaptı. o yüzden geç kaldım.

Ay hayatım, uçak bu, rötar da yapabilir. Yani bunu yağmuru var, sisi var, kışı var, kuşu var.

Yurt dışında grevi var bir tane sebepten ötürü rötar olabilir.

Da böyle böyle, zincirleme uçaklar yüzünden. Aksamalar yaşanmıyor değil.

Ee sonuçta tatlım insan sorumluluğu var, can taşıyorlar, can.

İyi de, işte ben de panik yaptım, ne yapayım?

Yani tatlım, karayolunda trafik varsa, havayolunda da vardır demek ki.

Ay İstanbul uçak dolu maşallah, biri inerken biri kalkıyor maşallah.

Tatlım yani bir aksaklık olunca, tabi böyle şeyler yaşanıyor.

Hadi hayatım gel tut elimi. Gözlerini de kapat.

Kapayacaksınız, duydunuz mu?

Yad edeceğiz kuru kızı, yad edeceğiz.

Ah Defne'm.

Koray?

Ne yapıyorsunuz?

Ne bu Koray?

Ay hayatım, iyi ki geldin tatlım. Hoş geldin.

Biz de kuru kızı yad ediyorduk. Hadi sen gel de tut şeyin elinden, hep beraber yad edelim.

Koray saçmalama, kaldır şunu şuradan. Adamın burnuna burnuna sokuyorsun, görmüyor musun halini?

Ay ne hali be? Üzülmüyor bile, gözünden tek bir an bile yaş gelmedi.

Beton surat.

Ya sen tanımıyor musun Ömer'i?

Üzüldüğünü anlaman için illa ağlaması mı gerekiyor?

Ay, ne var ki ağlasa? Bir kerecik ağlasa.

Ay, şöyle birbirimize sarılsak, ağlaşsak, çığlık kıyamet, böyle haykırarak yad etsek.

Ne olurdu? Ama yok.

Hayatım bütün suç onun vallahi, iy.

Soğuk adam, bütün kabahat onun.

Koray, bak vallahi sabrım taşıyor, kaldır şu saçmalığı Ömer gelmeden. Hadi.

Kaldırmam.

Arkadaşlar, hadi sizler de işinizin başına, hadi, hadi.

Koray, hadi lütfen.

Ne olur?

Hayır, ay hemen unuttun dimi kuru kız?

Ah, ah demek ben de gitsem böyle.

Benim de ismimi hepiniz sileceksiniz.

Koray Sargın, kim dediklerinde, böyle bir semt adıydı dersiniz artık.

Nankörler.

Koray, lütfen ne olursun bak?

Hiç havamda değilim tamam mı?

Böyle sabah sabah zaten canım sıkkın,

Ne olursun hadi? Bir de seni çekemem.

Ay, fazlalık oldum ha, baş belası oldum ha.

Ah, ah, haram zıkkım olsun bütün emeklerim size.

Ah be kuru kız, ah be ne kadar doğru zamanda gitmişsin.

Keşke giderken beni yanında götürseydin.

Bu Passionis iyice bozdu.

İnsana değer vermiyorlar artık.

Oh Allah'ım, sabır, sabır.

Ah, ah.

Ah canım kuru kız, canım kuru kız.

Korktum.

Biraz çiğ miydi neydi bu kız da yani?

Buyurun.

Teşekkür ederim.

Afiyet olsun.

Sadri Usta'ciğim, sizinle yıllara dayanan bir hukukumuz var.

Malum, bey babamın da yakın ahbabısınız.

Sözün özü, bizde işler biraz karıştı.

Duydum duydum.

Hulusi Babam ile Ömer'i barıştırma operasyonunu biraz kötü yönettik.

Sonuçta.

Sonuçta daha kötü oldu.

Yani barışmak bir kenarda dursun, yeni yeni küslükler doğdu.

Oldu işte öyle bir şeyler.

Peki ben ne yapabilirim yani?

Buraya geldiğinize göre, benden bir şey rica ediyorsunuzdur herhalde.

Yani var, bir ricam var, ama öyle zor bir şey değil.

Yani ılımlı geldim tümüyle, iyi niyetle yani.

Sadri Usta, sırrımızı bunca yıldır tuttunuz. Teşekkür ederiz.

Ama artık söylemenin vaktidir.

Nasıl yani?

Ciddi misiniz siz?

Çok ciddiyim. Yani Ömer'in karşısına öyle rastgele çıkmadığınızı.

Bunun bir tesadüf olmadığını.

Dedesinin, Ömer'i nasıl yıllardır koruyup kolladığını, ona sahip çıktığını söylemelisiniz.

Hikayenin yalan söyleyerek kurtarılacak olan kısmını çoktan geçtik.

Bence artık doğruları söylemenin vaktıdır.

Ben bir düşüneyim bunu.

Söylediniz mi?

Gel, otur.

Defne?

Nasılsın? Biraz daha iyi misin?

Abi ben Manisa'ya gideceğim.

Ne?

Temelli mi?

Yok canım olmaz öyle şey.

Vallahi temelli mi değil mi bilmiyorum ama şuan gitmeye ihtiyacım var.

Zaten Nazmiş'i aradık şimdi, bekliyor.

Nazmiş'i?

Sen götür kardeşini oğlum.

Hasan'dan da arabayı alırsın.

Ama Nihan?

Ya gider, gelirsin bir iki gün işte, ne var?

Bu da karısına amma düşkün çıktı.

Yok canım yanlış anlaşılmasın, ben her zaman Defne'nin yanındayım.

Götürürüm de ne var yani?

Ama karım hamile o yüzden diyorum.

Canım benim hemen doğrayacak halim yok.

Siz gidin.

Emin misin peki?

Gitmek istediğine yani.

Gideceğim.

Zaten kendim için yapabileceğim en iyi şey şuan bu.

Ya Türkan Teyze ya.

Aşk olsun ama.

Ya anneannem ne olur üzülme, yapma bunu bana ya.

Tamam yok bir şey, ağlamıyorum.

Bir an öyle bir şey oldu işte.

Ben yavaştan hazırlanayım bari.

Defne.

İyi insanlarız biz, içimizden kötülük geçmiyor.

Allah da yolumuzu açık eder.

Bir şekilde, her şeyin iyisi, doğrusu olur.

Merak etme.

Ay, kim bu?

Konuşabilir miyiz?

Konuşamayız hayatım.

Avrupa kupasını izleyeceğim.

Sahi mi?

Yok kız, şaka yaptım, gel içeri.

Söyle sinsirella, niye geldin?

Barıştır beni Sinan'la.

Ben, ben çok yanlış şeyler yaptım, fevri davrandım.

Şimdi çok üzgünüm, çok kötüyüm.

Çok özlüyorum onu Koriş.

Diyorsun.

Yani, bir konuş hiç olmazsa.

Nefret mi ediyor benden? Her şeyi bitirmiş mi kafasında?

Yoksa, başkalarıyla görüşmeye başlamış falan mı?

Ay, şimdi üstüne atlarlar onun, atlarlar.

Ay, kuzgunun yavrusu şahin görünürmüş.

Bu da sanki George Colony ile çıkıyor.

Hayatım, kim kapsın beş dakikada bizim kepçeyi? Bu da.

Deme öyle, şeytan tüyü var onda, hemen etrafına üşüşüyor herkes.

Ay, aşk nasıl salaklaştırıyor insanı.

Tatlım, sen boşu boşuna ümide kapılma, barışamazsınız siz.

Neden?

Hayatım bu iş o kadar kolay mi?

Bana geldi konuştuk. O sana yüzüğü taktığı hafta sen şıp diye yüzüğü çıkarıp vermişsin eline.

Ee tabi bunda da bir güven problemi oluşmuş.

Öyle mi dedi?

He, öyle dedi vallahi hayatım.

Ya tabi bir güven problemi oluşunca ister istemez böyle travmalar yaşamış etmiş.

Düzelmez aranız, aşamaz vallahi o bu olayı, ay.

Travmalar ne zor.

Ama o da, düşüneceğim falan dedi.

Ay ne yapsaydım Koriş?

Yani o öyle düşünürken, ben bir elimde yüzük onu mu bekleseydim?

Bekleyeceksin hayatım, erkek dediğin kara borsa.

Ay bizim kepçe iyidir hoştur da.

Domuz gibidir.

Yok hayatım, takılmış bu yüzük olayına, ne yapacaksın?

Öyle mi diyorsun?

Hayatım çok feci çok.

Yani aşamaz bu, travmatik.

Terapiste falan gidecekmiş o, öyle dedi.

Yazık.

Ay canım benim.

Bir dakika, bir dakika. Ben haklıyım, neden ona hak veriyorum ki bir kere?

Hayatıma müdahale eden, meseleyi büyüten o.

Bir de üste çıkıyor şimdi, ne ayıp.

Bence de hayatım çok ayıp, sana çok hak verdim vallahi.

Ya zaten periyodik olarak, karşısındakine ayıp etmeye bayılır o.

Huyu kurusun, ne yapacaksın?

Yok hayır, ben haklıyım, kesinlikle ben haklıyım.

Yumuşamayacağım.

Yumuşama hayatım, sakın yumuşama, çok haklısın sen.

Usta.

Müsaaden olursa ben bir çıkıp geleyim.

Ustam?

He? Efendim yavrum.

İyi misin? Çarşı karışmış galiba.

Karıştı İso, çok karıştı.

Bir karar vermem gerekiyor öyle, bıçak sırtı bir karar.

Birine ya ışık tutacağım, yada çok fena kıracağım.

Her şeye, bütün hayallerine, umutlarına, her şeye.

Senin için bayağı önemli biri galiba.

Çok, çok önemli.

Şimdi, yani akıl vermek gibi olmasın da.

Zaten, çokta yok biliyorsun. Olsa.

Estağfurullah yavrum.

Söyle bakayım, ne yapamam lazım sence?

Bence kendini onun yerine koy ustam.

Geç karşısına, konuş kafanda.

Sen olsan ne tepki verirdin? Bir de öyle düşün bakalım.

Sen ne iyi, ne aklı selim bir çocuksun İso.

Tamam yavrum, bir de öyle düşüneyim bakalım.

Ben müsaadenle bir çıkıp geleyim usta.

Tabi yavrum, bak işine sen.

Serdar?

Ha doğru yani?

Doğru İso, doğru.

Defne Manisa'ya gidiyor.

Ee, gidiyor ve bir daha dönmüyor mu?

Orası ne olur? Oraya varınca konuşacağız.

Ama bana sorarsan dönmez.

Yapma abi ya, o kadar fena yani.

Bana da mesaj atmış, gitmeden vedalaşalım diye.

Gitme ya. Kal, kaçma. Beraber mücadele edelim.

Yapamıyorum İso, yapamam.

Kaçmaksa kaçmak, korkaklıksa korkaklık.

Gidiyorum.

Bu kadar mı ya?

Bu kadar fena mı yani?

Ama ben özlerim seni.

Ben de seni çok özlerim.

Hem de deli gibi özlerim.

Gelirsin değil mi oraya?

Gelmem.

Gelmem yani.

Sen gel.

Yine kendi mekanımıza oturalım, kendi sokaklarımızda yürüyelim.

Toparlanıp dönersin abi.

Defne.

Bunu unutmuşsun, en sevdiğin tişörtün.

Yok, onu bilerek almadım,

Ömer'in en sevdiği tişörtü, yanımda götürmek istemedim.

Tamam mıyız?

Hadi artık, vedalaşalım.

Çabuk toparlan abla, özleyeceğim.

Ben de seni çok özlerim ekmek arası.

Geçecek, biliyorsun değil mi?

Bak biz neleri atlattık, bu da geçecek.

Kızım.

Hay yavrum benim.

Sen iyi ol tamam mı? Eğer orada mutlu olacaksan, biz sensiz kalalım.

Yeter ki sen mutlu ol.

Bak bir telefona yeter, buradayım ben.

Biliyorum.

Ee hadi.

Sizi seviyorum.

Biz de seni.

Oh ne oldu bize böyle ya? Üstümüzden tren mi geçti bizim ya? Ne biçimmiş bu abi?

Hale bak.

İki hafta önce evleniyorduk, ikimiz de mutluyduk falan filan.

Şimdi yüzükler böyle elimizde kalakaldık, çok güzel.

Ne oldu şu mağaza işi?

Gerçekten mi Ömer?

Mağaza mı konuşacağız şimdi?

Evet, sonra konuşalım, mağaza konuşalım.

Abi bana yapma gözünü seveyim ya, ikimiz de biliyoruz şuan başka bir gündemimizin olmadığını.

Ne olur kandırmayalım birbirimizi, hadi.

İyi gelmiyor, işte konuşmayalım, başka bir şey konuşalım.

Var mı abi konuşacak bir şeyimiz?

Başka bir şey konuşacak, başka bir şeyimiz var mı şuan bizim?

Bir şey söyleyeyim mi? Yemin ediyorum böyle kaçmak iyi değil ha.

Sürekli kaçmak falan. İçine atmak, konuşmamak, hayır abi.

Bazen içini dökeceksin, bazen konuşacaksın.

Biliyorum sen şimdi bana inanmıyorsun da. Hakikaten bu iyi gelir bak.

Gerçekten iyi geliyor.

Belki de aramıyorum iyi gelecek bir şey.

Ha, bırak acımı yaşayayım diyorsun.

Değişik kafa tabi.

Güzel dertmiş.

Acısı şimdi geldi.

Bana gelince, ben dümdüz giderken, sana kıvrılan bir yol gibiyim.

Demiş İlhan Berk abimiz.

Ee, ne oluyor şimdi? Biz o yoldan çıkmış mı oluyoruz?

Basket.

Cık.

Koray'a gideceğim ben. Sen takıl.

İyi peki.

Bana bak, çok dağıtma ha.

Sen kendine bak.

Boş ver beni.

(Telefon çalıyor.)

Ustam.

Eyvallah.

Tabi, tabi, gelirim.

Nereye?

Ne dedi? Ne? Ne? Benim sinirlenmeye hakkım yok muymuş? Bütün suç bende miymiş anlamadım?

Öyle mi söyledi?

Ay hayatım sen bu pastayı yemeyecek misin?

Ay ver, ziyan olacak soran.

Koray, tam olarak ne dedi söylesene.

Ay hayatım, işte o tarzlı şeyler söyledi.

Ben de anlamadım.

Ay ama kadın milleti var ya. Çok fena çok.

Yüzüğü veren kendisi, sonra onu yapan da kendisi.

Ama ne? Suçlu benmişim öyle mi?

Sendeymiş, öyle söyledi vallahi.

Ya delireceğim, hakikaten, Koray.

Sen biliyorsun ya, sen şahitsin benim nasıl heyecanlandığımı, bu teklif için ne kadar hazırlandığımı ya.

Sen şahitsin ya.

Yüzüğü böyle pat diye çıkardı koydu, ben şimdi buna içerlemeyeyim mi ya?

Benim buna içerleme hakkım yok mu yani?

Ay hayatım, ben de öyle söyledim vallahi.

Dedim haksızlık ediyorsun kepçeye, Sinan dedim iyi niyetlidir, akıllıdır falan dedim de.

Ay anlamadı.

Ay bir de bencilmişsin. Öyle dedi.

Ben? Ben mi bencilmişim? Ben bencilmişim öyle mi?

Onun gibi bir şeyler söyledi.

Ya, gerçekten, bir kere o dönsün kendine baksın.

Tamam bir kere kendisine dönsün baksın o, kendi tarafına. Bencil olan kendisi mi? Ben mi bencilim.

Hayatım ben de öyle söyledim de, o öyle düşünmüyormuş.

Suç sendeymiş.

Ay bir de ne laflar, ne laflar, ipe sapa gelemeyen şeyler.

Vallahi konuşursam ortalık yanar.

Allah aşkına söylesene.

Yok hayatım, beni karıştırmayın.

Söyle, Allah'ın adını verdim.

Ay işte özetle, suç sendeymiş, öyle dedi.

Ya pes, gerçekten pes, bu kadın adamı ipe götürür ya.

Yok canım, oldu.

Ya hem ben ne söylemiş olabilirim ki?

Ben gayet uzlaşmacı davranmaya çalıştım.

Hiç yoktan sorun çıkaran o.

Ben de öyle dedim, hayatım bak dedim, kız uzlaşmacı davranıyor dedim.

Ama yok, Ömüş'ün inadı bulaşmış resmen buna.

Ya hala beni nasıl suçlu görebiliyor ya? İnanamıyorum.

Delireceğim ama.

O da aynı şeyi söyledi, delireceğim dedi.

Ay bir de ne laflar, ne laflar.

Ne laflar?

Ay beni zorlama, ben elçiyim, aranıza girmekten zaten sıkıldım.

Ay nabzım hızlı atıyor sonra.

Yok yok, ben çok alttan aldın Sinan'ı, sorun bu.

Ben ona fazla tolerans gösterdim.

O da bana değer vermeyi unuttu.

Ben mi değer vermiyormuşum?

Bir kafamın üstünde taşımadığım kaldı, gözünün içine bakıyorum, daha ne yapayım Koray?

Bağırma bana, bağıramazsın. Ay neler çekiyorum, hep iyi niyetimden.

Vay be, gerçekten bu geldiğimiz noktaya bak, bu mu yani geldiğimiz nokta?

Ay, budur, herhalde budur yani.

Ay ben örseleme, zaten kaldırmıyor nazik yürekciğim.

Ay, bağırdı bana, bütün sinirini benden çıkardı.

Üstüme falan yürüdü.

Ay, Allah'ım nedir bu başıma gelenler yarabbi?

Tamam Koriş'im sakin ol sen haklısın, Sinan suçlu, çok üstüne gelmiş senin.

Yani belli ki deli bu aralar.

Ben konuşurum onla hah?

Ay, ay çok kötüyüm çok.

Tamam ya, Yasemin de öyle sinirlenmiştir işte.

Takılma sen, şey yapma.

Ay resmen travma.

Bana da yazık, ben de insanım.

Ay, sesi kulağımda böyle car car yapıştı durdu.

Bütün dengemi sarstı.

Böyle iştahım falan kapandı.

Haklısın haklısın.

Ben de böyle sinirlendim bir anda.

Sana da ayıp oldu yani, kusura bakma.

Bakarım, hor kullandınız beni, harcadınız.

Ay, artık aranızda kalmak istemiyorum.

Ay söyle Yasemin'e gelmesin üstüme.

Tamam, tamam, söylerim Yasemin'e.

Daha dikkatli olur.

Konuşurum yani.

Merak etme.

Ustam.

Ah, Ömer hoş geldin gel otur.

Biraz konuşalım senle.

Tam da ihtiyacım olan zaman.

Kafam çorba.

Tahmin edebiliyorum tabi.

Yok, yok ben kendime kızıyorum, hata bende, hep aynı hata, hep aynı hata.

Niye sana uyuyorsam? Bak, kızı hayatımıza aldık, harcadık, kullandık, attık.

Hayatını paramparça ettik.

Ömer desen daha kötü.

İyi mi oldu Neriman ha? Güzel mi oldu ha? Mutlu musun şimdi?

Ay şuan el ele olsalardı güzel olacaktı Necmi.

Her şey Hulusi Baba'nın sortisiyle bozuldu.

Yoksa mutlulardı yani.

Ne olacak peki Neriman? Ne yapacağız şimdi? Söyle ne yapacağız?

Ay merak etme, ben hamlemi yaptım.

Cevabını bekliyorum.

Ne yaptın yine Neriman? Korkutma beni. Ne gibi bir hamle yaptın? Korkutma beni.

Ay Necmi bana bırak.

Ya sana bıraktığım için böyle oluyor her şey.

Tam bundan daha kötü olamaz, daha kötüye gidemez diyorum, mesele yokuş aşağıya yuvarlanıyor.

Ne yaptın da ortalığı karıştırdın yine Neriman? Ne yaptın?

Ay babacığım, gel gel, sana bu kadar sinir yaramıyor biliyorsun.

Gel, gel otur.

Ya kızım, annenle yaşayıp sinirlenmemek mümkün mü ha? Mümkün mü?

Yine neler yaptıysa?

Bu çocukların hayatını biz mahvettik.

En başından beri biz sorumluyuz, bu çocukları biz mutsuz ettik.

Aa, yok artık, bence sen şuan aşırı duygusal davranıyorsun.

Dur bir sakin, hem hiç bir şey bitmiş değil ki.

Belki atlarlar bu kasisin üstünden ha?

Aşk her şeyi yener.

Aşk her şeyi yener ama anneni yenemez.

Bu öyküden çıkardığımız sonuç bu.

Orası çok doğru.

Önemli olan, Neriman'ın hangi hangi tarafta olduğu.

Sen ne yaptın? Ben biraz korkuyorum da.

Tatlım, merak etmeyin, her şey kontrolumun altında.

Bende yani.

Of Neriman, of Neriman, of.

Kocacığım, çok kasılmışsın sen sinirden.

Rüzgar kesildi.

Sanki böyle, bir dağın tepesine çıkmış.

Ve oyunun sonuna gelmiş gibi.

Kafamın içinde acayip bir sessizlik var.

Böyle, acının üzerine çıktım sanki.

Acı çekmiyor musun yani?

Aksine, çok fena yandı içim.

Kül olmuş, bitmiş gibiyim.

Bilirim, bilmez miyim yavrum?

Allak bullak eder insanı, yerden yere vurur. Darmaduman eder sevda.

Usta, sen niye çağırdın beni?

Defne mi yani? Onunla mı konuştunuz?

Her yol ona çıksın istiyorsun tabi değil mi?

İyi mi? Topladı mı kendini diye endişe ediyorum.

Aşk ne tuhaf, her şeye rağmen, seni unutması pahasına.

İyi olsun, acı çekmesin istiyorsun.

Gerçek aşk bu ya zaten be yavrum.

Ama, ne yazık ki konu Defne değil.

Neymiş usta?

Ömer'im şimdi sana adam akıllı bir şey anlatmam gerekiyor.

Yani, on sene öncesine ait bir hikaye bu.

O kadar eski.

Hem eski, hem yeni.

Bir gün, evdeyim daha dükkana gitmemiştim.

İki eski dostum kapımı çaldılar.

Omuzlar çökmüş perişan haldelerdi.

Bir baba oğul.

Birisi abisini kaybetmiş, diğeri oğlunu.

O vefat edenin çocuğu da ortada kalmış.

Amcasını, dedesini her şeyi bırakıp çekip gitmiş.

Nasıl içleri titriyordu biliyor musun o delikanlı için.

Ve benden yardım istediler.

Tanıyorsun yani dedemi.

Evet, çok eski dostum, kırk yılımız var neredeyse Ömer.

Amcamı da tanıyorsun.

Evet.

Yani, karşıma çıkıp, benimle ilgilenmeni.

Onlar istedi öyle mi?

Öyle Ömer.

Aslında, ellerini hiç üstünden çekmediler ki senin.

Hulusi her hafta bir kaç kere muhakkak uğrar senelerdir.

Gelir Ömer'im ne yapıyor? Nasıl? İyi mi diye sorar.

Hatta, onunla ilgim olduğunu bilirsen, benden de uzaklaşırsın diye ödü de kopar. Biliyor musun?

Sen hissetmesen, fark etmesen bile hep hayatındaydı.

Hep korudu, hep kolladı seni.

Hep kolladı.

Usta.

Peki bunları neden şimdi söylüyrosun?

Vaktidir be yavrum, artık hayatındaki düğümleri tek tek çözme vakti geldi.

Yani dönüp dönüp, tekrar sana vurmasın diye.

Şimdi, al söylediklerimi, kafanın içinde nereye oturtmak istiyorsan oturt Ömer.

Bundan sonra benim yapabileceğim hiç bir şey yok.

Ama, artık biliyorsun işte.

Aman da kimler gelmiş? Sefalar getirmiş, yavrum benim.

Kız Defne, sen de kocaman olmuşsun maşallah.

Ay Allah'ım benim, şükürler olsun kavuşturana.

Ay bir tanem.

Öpeyim Nazmiş.

El öpenlerin çok olsun.

Ama böyle olmaz ki Nazmiş, sen hiç yaşlanmıyorsun.

Ay seni tatlı dilli yavrum, bir daha sarılayım sana.

Bir tanem benim.

Geçin bakalım, geçin, al, al bavulları geçin bakalım.

Hadi.

(Müzik.)

Günaydın Ömer Bey. Şirkete, değil mi efendim?

Hayır, ben yolu tarif edeceğim.

Buyurun.

Sen ne demişsin Koray'a? Kırmışsın çocuğu?

Allah, böyle mi gelinir gangstar?

Sen geliyorsun ama bahçeden dan diye.

Nerede kırmışım ben? Nerede kırmış? Sen bir sürü laf söylemişsin de bunalıma sokmuşsun çocuğu ya.

Zehirlemişsin resmen.

Gerçi o kadar kötü söze kim olsa zehirlenir de.

Ben? Kötü söz?

Yok ben.

Kendini karıştırıyor olmayasın Sinan Bey?

Ya ben ne kötü söz söyleyeceğim be?

Ha, ben söylerim ama.

Ya bak, ben barışmaya niyetliydim ama sen öyle laflar etmişsin ki.

Bir dakika, ne laf etmişim?

Yok efendim, sen yerde göğe haklıymışsın.

Ben bencilmişim, bilmem neymişim.

Hayır, ben hata ettim dedim.

Kırdım onu dedim.

Barıştır bizi dedim.

Nasıl ya?

Bir dakika, sen ciddi misin?

Evet.

Hatta, ben de sana kırıldım.

Onun yüzünden demişsin.

Beni suçlamışsın.

Sevgilim.

Yok yani, ben seni suçlamadım.

Ben gayet uzlaşmaya meyilliydim, hep Koray gaza getirdi beni.

Ee beni de?

Yani o zaman bir sorun yok.

Yani ikimiz de barışma taraftarıyız galiba.

Sinan, ben sensiz nefes alamıyorum.

Sevgilim.

Ben de.

Sen yokken tek düşüncem neydi biliyor musun?

Sabah olsun, bir an önce şirkete gideyim ve Yasemin'i göreyim.

Öleceğim sandım, öyle zor ki sensiz yaşamak.

Ya sen neyi nasıl istiyorsan öyle olsun.

Ben hiç bir şey istemiyorum.

Ama lütfen beni bırakma.

Aşkım benim, bırakamam ki zaten.

Bak, senden iki gün bile ayrı kalamıyorum.

Kalmayalım, kalmayalım ne gerek var? Ya ben özlemeyeyim seni ya, yeter artık.

Bak sen Koray'a.

Yani farkında olmadan barıştırdı bizi.

Ya sen, bunu farkında olmadan yaptığından emin misin?

Bilerek mi yaptı diyorsun?

Ha, duygu sömürüsü yapıp, konuşmamızı sağladı.

Aynen öyle.

Ah Koray.

Ee? Yani barıştık mı biz şimdi?

Hem de hiç ayrılmamacasına.

Bir dakika.

Bu yüzüğü bir daha asla çıkarma.

Seninle hiç kavga etmeyelim.

Çünkü geyikler kavga ettiğinde.

Boynuzları birbirine dolanır ve ölürlermiş.

Aşkım, aşkım.

Sana söz veriyorum, bu yüzüğü bir daha asla çıkarmayacağım.

Ölene kadar.

Gün alalım.

Efendim?

Ya, evlenmek için gün alalım.

Bugün, hemen şimdi.

Evlenelim, evlenelim.

Defne.

Tatlı Defne'm.

Defne hadi sevgilim.

Hadi.

Çok seviyorum seni Defne'm.

Çok.

Çok şanslıyım beni sevdiğin için.

Defne, nasılsın tatlı sevgilim?

Ne de güzeliz böyle, sabah Defne'si.

Gel, gel bir içime çekeyim seni, gel.

Günaydın.

Kardeşlerin en şekerlisi.

Nasıl? İyi uyudun mu?

Eh işte.

Gel, gel otur bak, pişi var, çok seversin sen.

Şu pişi için amma kavga ederdik ha, birbirimize gidrerdik. Hatırlıyor musun?

Nazmiye'nin çocuklarıyla değil mi?

Evet ya, ya onlar da ne arsızdı be.

Yalnız sen de maşallah ha. Ufacık boyuna bakmadan, hepsinin hakkından geliyordun.

Şey o, ne o? Yusuf, Yusuf, Dombili Yusuf hele.

Evet, ya öbür, bir tane kavruk vardı, neydi onun adı?

Oha abi, o nasıl unutmak ama ya?

Neydi ya? Naci, Naci hah Naci.

Saçıma sakız yapıştırıp durdu pislik.

Ee onu da yere sermiştin sen.

Kızım, deli kuvveti var sende, deli.

Vallahi nasıl ağlatmıştın çocuğu inim inim ya.

Uyandın mı kızılcık? Günaydın.

Günaydın.

Pişi yaptım senin için, bu da en sevdiğin şekerlilerden.

Ay, Ellerine sağlık Nazmiş, çok özlemişim.

Kıskanacağım ama ya.

Ya ne bu ihtimam? Biz neciyiz burada?

Bak görüyor musun? Hala aynı.

Kıyamam ben sana.

Akşama da dolma yapacağım senin için.

Of, Nazmiye Teyzem be, büyük kadınsın ha.

Defne, senin odana idareten taktım perdeler, şöyle güzel gönlüne göre bir perde taktırayım mı?

Kalacaksın değil mi? Gitmeyeceksin artık.

(Müzik.)

(Ağlama sesi.)

[Anne neden ağlıyorsun?]

[Yok bir şey anneciğim, gel evimize dönelim.]

[Hani dedeme gelmiştik, girmedik içeriye?]

[İşi varmış dedenin, sonra geliriz, hadi.]

[Ahmet, beni almadı diyorum içeriye, konuşmak istedim, beyefendinin işi var dediler.]

[Ömer'e de ne diyeceğimi şaşırdım.]

[Anne, ağlıyor musun?]

[Anneciğim, sen burada mıydın?]

[Gel, hayır canım ağlamıyorum sana öyle gelmiş.]

Buyurun.

Hulusi Bey, evde mi?

Evet, ben geldiğinizi haber vereyim kendisine.

Kim diyeyim?

Ömer İplikçi.

Biraz bekleteceğim sizi efendim.

Hulusi Bey, sizi bekliyor efendim. Buyurun.

Ömer, oğlum.

Konuşalım mı?

Konuşalım ya, gel otur şöyle.

Ee, Defo. Ne iş yapacaksın şimdi sen?

Bilmem, bakacağız.

Manav mı olsam? Sebze meyve falan satsam.

Ya saçmalama kızım ya, sıkılırsın.

Hem bir kere sende esnaflık duruşu yok.

Biri gelip marulları ellediği zaman sen dövmeye kalkarsın ya.

Doğru, olabilir.

İncik boncuk işine mi girsem ya? Böyle takı falan.

Bu sarsaklıkla mı? İnce iş kızım o.

Sen sabredemezsin.

Öyle sen iki yaparsın, sıkılırsın, bırakırsın hemen.

O da doğru.

Şey diyorum, emlak işine mi girsen acaba?

Sana şöyle küçük bir dükkan ayarlasak.

O ne ya öyle sıkıcı, bina bina gez. Yok ben yapamam.

Buldum, ev yemekleri yapsam?

Manisa'da?

Kızım burada herkes kendi yemeğini kendi yapıyor.

Garsonluğa geri mi dönsen acaba?

Yok ya, o işi beceremiyorum ben, zaten kovulup kovulup duruyordum ben.

Ee yönetici asistanı ol.

O işte çok iyiydin bak.

Bu kadar şeyden sonra, bir plazanın kapısından bile içeriye girmek istemiyorum.

Doğru.

Çiçekçi falan.

Ne güzel bir sürü fide ekmiştim Ömer'in bahçesine.

Güleceklerdi, seyredecektim.

Şimdi hepsi yarım kaldı, göremeyeceğim.

Sadece o kadar da değil, daha göremeyeceğim o kadar çok şey var ki.

Her şey yarım.

Ah be kızım, girme işte o sulara ya.

Girdim bile.

Suyun içinde kelebek gibi çırpınıyorum.

Ama yağmur yağıyor, sanki boğuluyorum.

Geçer be, düzelir yani her şey.

Yeniden uçarsın, bakarsın başka çiçeklere konarsın.

Belli mi olur?

Yok abi ben artık iflah olmam.

Manifaturacı?

Ya yok artık.

Uzun yol şöförü olayım.

Salak. Sen önce araba kullanmayı bir doğru düzgün öğren de.

Uzak yol şöförüymüş.

Ne yaptın ustam?

Elimden geleni.

Gelmeyen için de artık tevekkül edeceğiz. Başka çare yok yavrum.

Sindi mi içine bari?

Vallahi benim içime sinmesi önemli değil ki be yavrum.

Neticede biz doğruyu söyledik, içimizdeki sır çıktı.

Bence de en iyisi.

Göreceğiz bakalım.

İnsana senin gibisi lazım usta.

Ben gençken senin yanına gelecektim ki senin, bak nasıl bambaşka bir adam oluyordum.

Yok be yavrum, sen yine aynı İso olurdun.

Adaletli, merhametli, doğrulardan şaşmayan, öyle şaibeye falan hiç bulaşmayan.

Ben ne yapabilirdim ki?

Oy ustam.

Eyvallah.

Hele bir de senden duymak bunları.

Canım benim.

Ya ben çok şanslı adamım biliyor musun?

Çıraklardan yana yüzüm hep güldü benim.

O senin güzel kalbinden işte.

Sen iyiysen kalbin de iyi olana gider usta.

Bu güzel laflarından sonra, bir kahve yaparsın içeriz değil mi?

Hemen ustam, hemen.

Bunca yıl, tek bir gün bile olmadı seni düşünmediğim.

Sen benimle konuşmadıkça.

Affetmedikçe.

Şuramda bir kurt, kemirdi içimi.

Düşündüm.

Enine boyuna, her şeyi başa sarıp sarıp.

Ve gördüm Ömer, ne kadar yanlış yaptığımı.

Sana, Emine'ye, biliyorum.

Telafisi yok.

Keşke geriye alabilsem zamanı.

Keşke başka türlü davranabilsem.

Hani derler ya, genç düşünebilse.

Yaşlı yapabilse diye.

Keşke şimdiki aklımla o zamanlara dönebilsem.

Eminim her şey bambaşka olurdu.

Gitti annem, öldü.

Biz böyle oturuyoruz, ayıp geliyor bana.

Anlatamıyorum yani, gülmekte, seninle şöyle konulabilmekte.

Ziyan eller ömürlerinin üzerinde.

Ne yapacağız?

Bazı şeyler halledilemez, tamam.

Bitirelim, yeniden başlayalım.

İki koca adamız artık.

Annemin üzerinden geçeyim, unutalım diyorsun.

Onun kırgınlıklarını, üzüntüsünü.

Her şeyi unutayım, seninle yeni bir ilişki kurayım, öyle mi?

Bana kızmadan da, anneni sevip özleyebilirsin evlat.

İnan bana ayıp değil.

Affetmek büyütür adamı.

Affetmem lazım doğru.

Ya da unutmak.

Bir şekilde halletmem lazım artık.

Ömer.

Oğlum.

Bir tek şey isteyeceğim senden, şu ahir ömrüm bitmeden.

Senelerdir istediğim tek bir şey var.

İlk doğduğunda böyle kapkara kömür gibi bir çocuktun.

Babana çekmiştin.

Ahmet'in bebekliği aynı.

Hastaneye geldim, gördüm seni.

Kucağıma alıp kokladım.

Hayat kokuyordun.

Huzur.

İyilik kokuyordun.

Hep de öyle.

İyi adam, iyi insan kokun vardı.

Bana kızıp gittiğinden beri.

Bir gün, evladıma sarılabilir miyim diye düşündüm durdum hep.

Ölmeden, bir sarıl bana Ömer.

Lütfen.

Ömer, oğlum.

Ömer, izin ver düğününe geleyim.

Düğün falan olmayacak.

Ne demek olmayacak?

Biz bitirdik, ayrıldık yani.

Ya kızım, gitmese miydim acaba ya?

Ne yapacaksın sen burada bir başına?

Ya of abi saçmalama, git.

İyiyim ben.

Gerçekten iyiyim.

Hem birazcık bir yalnız kalayım, kafamı toplayayım, düşüneyim.

Bayağı bayağı postalıyorsun yani beni.

Aynen ondan, gel hadi.

Bana bak, kendine çok iyi bakıyorsun ha, öyle yemek yemeyi unutmak falan yok.

Arayacağım Nazmiş'i rapor alacağım ha.

Ay tamam be oğlum, tamam, Allah Allah.

Hadi git, evdekilere de selam söyle, bir de onları çok sevdiğimi söyle.

İyi olacağım.

Biz de seni çok seviyoruz.

Sen de bunu unutma.

Manyak kardeşim benim, gel gel.

Hadi bakalım.

Tamam, tamam, hadi eyvallah.

İyi yolculuklar, dikkatli git.

Tamam, tamam, hadi eyvallah.

Hadi.

Hız yapma bak.

Hıh?

Hız yapma.

Bir gün, Neriman'lar bu kız Ömer'i seviyor dediler.

Ömer de onu.

Tanışmak istedim.

Seninle ilgili her şeyi merak ettiğimden.

Görmek, bilmek istedim.

O da geldi, Necmi ile birlikte.

Ee?

Elimi öptü, dedim ne saygılı bir kız.

Ömer bana kızgın dedim.

Çocukluk ediyor, inadından vazgeçmiyor dedim.

Bir kızdı, bir kızdı.

Bana mı?

Bir bozdu beni, Ömer haklı, siz yanlış yapmışsınız dedi.

Bir ağır yaptı, Neriman ile Necmi tir tir titriyorlar.

Kız bana mısın demiyor.

İnsanlara düzgün davranır ya.

Nasıl sayıp döküyor görmen lazım.

Dedim.

Helal olsun, ne yaman kızmış.

Öyledir o.

Sonra kalkıp çay ikram etti bana.

Bak Ömer, bizden yana şansın olmadı.

Annenle babanı da erken kaybettin ama.

Hayat bunu sana çok güzel ödedi.

Anlamadım.

Sen ne şanslıymışsın meğer.

Defne gibi bir kız.

Hele seni de böyle seviyor.

İlk aileni çabuk kaybettin ama, kendine onunla birlikte bir aile kur.

Bu fırsatı kaçırma derim.

Yürü kız hadi.

Hadi, hadi, yürü.

Düzgün taşı bak, yumurtalar kırılmasın.

Ama abi ağır.

Ağır mı? Taşıyacaksın.

Düşürürsen söylerim anneme vallahi.

Çocuk, ne biçim konuşuyorsun sen kardeşinle bakayım?

Ayıp değil mi terbiyesiz? Adam ol, adam, kız çocuğu o. Yardım edeceksin.

Al bakayım poşetleri elinden.

Sanane be?

Bir de dili pabuç gibi, terbiyesiz seni.

Ver kız poşetleri abine taşısın.

Seni edepsiz, görmeyeceğim bir daha böyle davrandığını kardeşine.

Sen de bir şey olursa gel beni bul tamam mı?

Bak ben buradayım, bul beni tamam mı?

Edepsiz.

Ee, geliyor muymuş şimdi Serdar?

He, çıkmış yola.

Defne nasılmış? Toparlamış mı biraz?

Vallahi iyi gelmiştir orada olmak ama, dur bakalım.

Aşk acısını dünden bugüne iyi eden bir ilaç bilmiyorum ben şahsen.

Ah, ah, ne hayallerle almıştım ben bu gömleği.

İstemede giyerim diye.

Uğursuz geldi püh.

Dur kız, ben atacağım bunu.

Türkan Teyze ne yapıyorsun? Atılır mı mis gibi gömlek?

Vallahi atacağım.

Sevmedim enerjisini.

Enerji menerji diyor ya, tipe bak.

Sen şimdi r iki falan de dersin.

Ne iki?

Ver Türkan Teyzem ver, ben saklarım.

Hem bak belli olmaz bu işler.

Bakarsın yarın öbür gün, düzelir araları, sen de uğurlu sayarsın bunu.

Umut var mı sence?

Ya aşık bunlar, aşık.

Umut hep var.

Canım işte, belli olmaz, sen bunu şimdi böyle kenara ayır.

Tamam mı?

Sakla, belki bir gün giyersin yine.

İyi madem.

Kız Nihan, ben şu Nazmiye'yi arayayım da bir, merak ediyorum, kızımı sorayım, nasılmış?

İyi miymiş? Ne yapıyormuş diye.

Ara, ara hadi.

Al bakalım, sinir bozukluğuna birebir.

Sen evde miydin?

Bugün evde çalışacağım.

Bundan sonra olabildiğince kendime zaman ayıracağım vallahi.

Ee tabi size de.

İş manyağı olmak bana hiç iyi gelmedi.

O zaten Ömer'e mahsus bir şey.

Boş ver, iyisini yapıyorsun.

Ömer'de mi aklın hala?

Nasıl olmasın be kızım.

Perişan oldu çocuklar.

Kendimi suçlu hissediyorum.

Hissetme, yani her aşkın kendi matematiği var.

Bunu da yaşamaları gerekiyormuş demek ki.

Yani sen olmasan, başka bir şey olacaktı.

Göreceğiz bakalım, bunu da atlatabilecekler mi?

Ya atlatamazlarsa?

Korkum bu işte.

O zaman zaten yanlış kurulmuş demektir.

Ama ruhları çoktan kenetlenmişse birbirine.

Başka türlü yaşamak nasıl olur bilmezler.

İlla birbirlerini ararlar.

Ben boşuna demiyorum aşk affeder diye.

Sen, ne çok şey biliyorsun bu konuda bu yaşında.

Bravo.

Ee, biz de yaşadık bir şeyler.

Yabana atma.

(Müzik.)

Hah, sebze.

Vallahi hayranım ben bu adama ya, nasıl sağlıklı besleniyor? Dikkatli bakıyor kendine.

Evden işe, işten eve oh, spor yapıyor, bol bol sebze tüketiyor.

Vallahi bu adamın on tane çocuğu olsa dünya kurtulur. Mis.

Bu oldu galiba ya.

Bakayım.

Fransız usulü soğan çorbası.

Soğan mı?

Ömer Bey, böyle bir ucuza kaçıyor gibi olmuyor mu?

Ben üstümü değiştireyim geleyim.

Ha Ömer Bey.

Hah.

Siz bu Fransız çorbasını boş verin de bakın ben şey diyorum.

Öyle, güzel kıymalı, uşak tarhanası yapalım.

Üzerine de böyle, böyle, bir tereyağı gezdiririz.

Pul biber?

Biraz da pul biber, böyle pul biberi de ektik mi? Misafirler bayılır.

Aa, ateşiniz mi var sizin?

Yok, yok tamam bir şey yok.

Olur mu canım? Siz bayağı bildiğin yanıyorsunuz.

Ben size hemen bir buz torbası getireyim, tamam mı? Bekleyin.

Defne sen neye bakacaksın?

Niye geldin bu saatte?

Ya ben, ara tara, bot defterimi bulamadım.

Dedim kesin Ömer Bey'in evinde unuttum.

Ne vardı ki içinde bu kadar acil?

[Feryal Hanım gelmedi mi?]

Ömer Bey.

Necmi Bey, eşyalarını toplar mısın diye rica etmişti de o yüzden şey yaptım.

Ama hiç merak etmeyin, hemen gidiyorum.

Hatta gittim bile.

Neden yapıyorsun bunu?

Neden yapıyorsun Defne? Ben anlayamıyorum seni.

Ben ne yapıyorum ki?

Hayır, nasıl suçlu ben oldum şimdi anlamadım.

Sen gittin. Basıp gittin.

Sonra geri geldin. Biraz önce kalkıp bana bitti umurumda değil diyorsun sonra eve geliyorum buradasın.

Sen bana ne yapmaya çalışıyorsun ya?

Sana hiç bir şey yapmaya çalışmıyorum tamam mı?

Ben kendimi korumaya çalışıyorum tamam mı? Sizden, etrafımdaki herkesten.

Çıldırdım artık ya, çıldırdım, senin aşkından çıldırdım, her şeyden çıldırdım.

Uyuyamıyorum, yemek yiyemiyorum, artık kafam yerinde değil Ömer.

Gitme.

Aşkım.

Sevgilim.

Ne güzel kokuyorsun.

(Müzik.)

Dur, şu sevgili arızacığımı bir arayalım bakalım.

Ne yaptı?

Defo'cik.

Ne yapıyorsun bakalım Manisa güzeli?

Ne yapayım ya? Bildiğin gibi işte, kafamı dinliyorum. Sen ne yapıyorsun?

İyi, bıraktığın gibi.

Nasılsın? Keyfin yerinde mi?

Ya bilmiyorum, of, kafam karışık.

Yani o keyif dediğin neydi şuan hatırlayamıyorum ama.

Bu arada, ben burada kalacağım.

Nasıl? Orada? Temelli?

Hıhı.

Yapma bunu, yapma bunu kızım ya.

Ne bileyim? İyi geldi burası bana.

Hem daha küçük, daha basit.

Arkamdan iş çeviren yok.

Oyun kuran yok.

Yalan söyleyen yok.

Buna diyecek lafım yok tabi.

Belki burada iyi olurum.

Yani iyi olmasam da yaşar giderim.

Köyün deli teyzesi olurum.

Sabah kalkar, tavukların poposuna bakarım yumurta çıkmış mı diye?

Yan komşumla kavga ederim, bahçemden erik çaldınız diye.

Çocukların topunu kesersin.

Ay yok ya, yazık, o kadarını da yapmam.

Hem bakarsın belki aradan bir kartal çıkar.

Kartal'ım benim.

İso, ben şimdi meyve toplamaya gidiyorum.

Oh, keyfe gel. Biz de bizimkine hayat diyoruz.

İyi, hadi dikkat et kendine, aklım sende.

Merak etme.

Ay inanamıyorum, yani resmen gün aldık.

Yani biz şimdi bayağı bayağı evleniyoruz yani.

Evleniyoruz.

Yani şimdi bildiğin karıkoca olacağız.

Evet.

Oh, aşkım benim.

Ay dur, bir dakika, bir dakika.

Yok yolun ortasındayız zaten, daha ileriye gidemem zaten.

Gitmemiz gereken başka bir yer var.

Neresi?

Ha, evet doğru söylüyorsun.

Eh, gidelim madem.

Müstakbel eşim.

Gidelim müstakbel eşim.

Koriş'im, canım.

Bir tanesi.

Çok kırdınız beni, ay dağlar kadar üzüldüm.

Tamam ama bak geldik.

Gönlünü alacağız, sana makaron da getirdik.

Aman, ay boş verin. Dal rüzgarı affetse de kırılmıştır bir kere.

Bazı şeylerin hayatta geri dönüşü yoktur.

Tamam, bak Koray'cığım tamam, görüyorsun değil mi? Gönül almanın destanını yazıyoruz çift olarak.

Hadi, hadi gel öpüşelim barışalım.

Ay bu kadar kolay değil bu iş, bu kadar ucuza kapatamzsınız.

Örseydiniz beni, yüreğimi dağıldınız.

Ay ama Koray, sen de yalan yanlış şeyler söyledin.

Bak az kalsın bozuşuyorduk yine.

Onların hepsi planın parçasıydı.

Ay benim amacım barıştırmaktı sizi, hep iyiliğimden.

Ama siz, böyle iyi niyetli, altın kanatlı meleği hunharca savurdunuz oradan oraya.

Acımasızlar, zalimler.

Tamam, ay Koray lütfen, abarttın ya, abarttıkça abarttın ya.

Ne yapmışız ulan? Ne yaptık yani?

Hayret bir şey ya, bırak artık şu drama queen hallerini ya. İnsan ol bir makul ol ya.

Bağırma bana, bağıramazsın, ay siyatiğim azdı.

Çok kötüyüm, özrü kabahatinden büyük.

Kaba adam, pis kepçe.

Tamam aşkım, tamam Sinan.

Belli ki hassas döneminde, alttan alalım biz,alttan.

Ama yani.

Ay, anlamadınız, sizler iyi gün dostuymuşsunuz meğersem.

Kötü günde neredeydiniz ha? Anca yalan, anca riya.

Ay ben dost arıyorum, ben dost arıyorum Allah'ım.

Ama Koray yani yapma şimdi sen de.

Bak gün alır almaz, kutlama yapacağımız yerde senin yanına geldik, daha ne yapalım yani?

Bu da büyük bir şey bence.

Bu mudur ha? Bu kuru ucuz makaronlar mıdır?

İnsan pasta alır, ben mi öğreteceğim bunları size?

Aa, yok vallahi delireceğim ya.

Biz alttan aldıkça tepemize çıktın sen de.

Ay, bağır, sen de bağır, karı koca böyle böcek gibi beni ezin.

Ayne yapabilirim? Hayatta hiç bir dostum yokmuş benim.

Tek dostum benim yalnızlığım imiş.

Ay Koray, amma uzattın ha vallahi uğraşamayacağım ha.

Bayağı nazlandın yani.

Ben nazlanmıyorum ya bu kadar, gelin halimle, yeter.

Aşkım, tamam, sakin

Ama Sinan yani görüyorsun, delirtiyor adamı ya. Dayanamıyorum ya.

Şimdi böyle olduk değil mi? Sinan'la küsken hani kanımdın, canımdın. Şimdi el oldum değil mi? Pü.

Yazıklar olsun.

Aa, şimdi sinirleneceğim ama patlayacağım tepene ha.

Aşkım dur.

Ay imdat, ay polis çağırın, haneme hem tecavüz hem darp.

Ay tutanak tutun, yetişim memur bey.

Sinan, kalk vallahi çıldıracağım, gidelim kalk dayanamayacağım artık.

Gidelim ya, tamam.

Koray, yani gerçekten ya, bir altüstü affettim tamam diyeceksin ya, ne bu kadar zor ya?

Affetmiyorum sizi duydunuz mu? Ölene kadar affetmeyeceğim.

Defolun gidin evimden, defolun.

Affetmezsen affetme be.

Ay affetme yani, sen bu yüzden yalnız kalıyorsun işte bu yüzden.

Sen daha çok yalnız kalırsın çok.

Ay Sinan, şunu elimden al ay.

Yüzüme vuruyor tokat gibi.

Yalnızlığımla dalga geçiyor, kız öldürürüm seni, öldürürm.

Çok ararsın, sen beni daha çok ararsın çok.

Abarttık, Koray tamam biz gidiyoruz hadi görüşürüz.

Öldürürüm, defolun gidin evimden, defolun.

Ayıp, ayıp, vallahi ayıp.

Pisler, bunlar da cimri gibi ucuz makaron almışlar.

Bakayım tadına, güzel mi.

Ay, güzelmiş.

Bu beni bir saat idare eder artık.

İso.

Hoş geldiniz, ustam gelir birazdan.

Oturup beklememde bir sakınca var mı?

Yok canım, buyurun oturun.

Sana biraz dik konuştum galiba.

Yani.

Dik demeyelim de.

Kibirli mi diyelim?

Olabilir.

Siz gençlerin işi, bizi hoş görmek.

Biz yorgun insanlarız.

Yolumuzu yürüyüp gitmişiz, geri de gelemiyoruz.

O nedenle bu hırçınlığımız.

Öyle düşünmek lazım.

Eyvallah.

Sen, doğru bir çocuksun.

Seni kırmak, üzmek istemem.

Kırdıysam da, artık bakmayacaksın bu huysuz ihtiyara kusurla.

Estağfurullah, sıkıntı yok.

Çay, içer misiniz?

İçerim.

Sadri nerede?

Çarşıya indi, gelir şimdi.

Hulusi.

Hoş geldin.

Can dostum benim.

Sana hep borçluydum, hep borçlu kalacağım.

İyi ki varsın Sadri, iyi ki varsın.

Sen de Hulusi, sen de.

(Müzik.)

Geldim.

Geldim.

Aşkım, hoş geldin.

Ya, o kadar özledim ki seni.

Aşkım, eksik olma da, bir gün ayrı kaldık alt tarafı.

Ya, ne pisliksin ya.

Şurada iki dakika bir romance fırsatımız olmuş ha.

Neyse, anlat.

Ya, o kadar mutluyum ki şuan.

Geldin mi oğlum? Ay, Defne nasıl? Çok ağlıyor mu?

Ay vallahi aklım orada, ben de mi gitsem acaba? Ne yapsam?

Aman, aman, sakın anneanne, iyi o iyi, daha da iyi olacak.

Yalnız, ben bu neşeli gülümsemeye hiç anlam veremedim şuan.

Kızım, yolda gelirken Ömer aradı, Defne'yi sordu, Manisa'daki evin adresini istedi.

Oha.

Ne diyorsun?

Vallahi, bakarsın barışırlar.

Bakarsını mı kalmış ya? Oldu bu iş.

Allah'ım sana şükürler olsun.

Dualarım kabul oldu.

Sen güldür yarabbi şu Defne'ciğimin yüzünü.

Şu çocuklar sonunda mutlu günler görsün yarrabi.

Ay, vallahi hamile olmasam, göbek atacağım şimdi ha.

Sen atma ben atarım.

Ya Türkan Teyze, sen atma, sen başlayınca bitmiyor ya.

Biz sözlü sevinelim olur mu?

Allah.

Nihayet ya.

Hadi hadi, sonra sevinirsiniz.

Ben bir gideyim, elimi yüzümü bir yıkayayım.

Ay, sonra çabuk gel.

Aa, iyi madem, akşama ne var?

Yaz türlüsü deme.

Şuna bak, yemek de beğenmiyor.

Vallahi ne yalan söyleyeyim, bir dolmalar yedim Nazmiş'in elinden.

Of, of, of ki ne of.

Serdar ne yaptın ya?

Dur bir dakika.

Benimkilerden de mi güzeldi?

Anneanne o ne ya? Kuş mu o?

Bana bak, bana bak, nasıl yapmıştı bakayım dolmaları? Ha ne katmıştı içine Nazmiş?

Serda diyorum.

İyi günler.

Nazmiye Hanım, değil mi?

Hey maşallah, siz kimsiniz?

Ömer ben, Ömer iplikçi.

Defne'nin nişanlısıyım.

Sensin demek ki, hoş geldin oğlum.

Ben de Nazmiye Teyzesi Defne'nin, memnun oldum.

Ben de memnun oldum.

Defne evde mi?

Değil, meyve toplamaya gitti.

Birazdan gelir, şöyle geçelim oturalım, birazdan gelir.

Peki.

Ne işle meşgulsünüz evladım?

Ayakkabıcıyım ben.

Toptan mı? Perakende mi?

İkincisi diyelim.

Anladım, bol kazançlarınız olsun.

Sağ olun, teşekkürler.

Nerelisiniz?

Denizli tarafı, yani dedemler o tarafta.

Hemşeri sayılırız, ben de diyorum bu çocuğa kanım nasıl kaynadı? Demek ki ondan imiş.

Ya, evet.

İşler iyi mi? Yaz da geldi.

İyi, idare ediyoruz.

Hadi bakalım.

Maşallah.

Ben bir kahve yapayım, içersiniz değil mi?

Ben bir Defne'ye baksam kalksam olur mu?

Oğlum şimdi orası kaç dönüm, ağaçlık meyvelik, bulamazsın ki.

Bir bakayım, belki bulurum.

Ee peki sen bilirsin.

Şuradan şöyle gideceksin.

Tamam.

(Müzik.)

(Islık sesi.)

(Müzik sesi.)

Geldim.

Yeniden bir rüzgar çıkar mı dersin?

Çıktı bile.

Seni alıp buradan gitmem, uygun mudur acaba?

Tatlı bir şarkının içinde yaşasak bundan sonra.

Rüzgar bizi nereye savurursa savursun.

Hiç kopmasak.

(Müzik.)

Ay, ay.

Ne oldu anneanne? İyi misin?

Yok, yok bir şey iyiyim, iyiyim.

İçimden böyle ılık, ılık bir şeyler aktı sanki.

İyi bir şey oldu galiba.

İyi bir şey oldu.

Allah Allah.

Hayırdır inşallah.

Hayırdır.

Ne oldu?

Yok bir şey, ay öyle gülme geldi.

Nazmiş, bak seni Ömer ile tanıştırayım.

Biz tanıştık.

Ee tanıştık ya. İyi bulmuşsun Defne'yi.

Bulurum, nerede olsa bulurum ben onu.

Ee hadi acıkmışsınızdır. Bohça kebabı yaptım, şöyle ağız tadıyla hep birlikte yiyelim.

Ay, Nazmiş, Ömer çok şanslısın, acayip lezzetli bir şey yiyeceksin.

Hadi bakalım.

Nasıl? Beğendin mi? Dediğim kadar var değil mi?

Şahane.

Ellerinize sağlık.

Afiyet olsun yavrum.

Ee, anlatın bakalım azıcık şimdi.

Bu kızcağızım senin yanında çalışıyordu öyle mi?

Birlikte çalışıyorduk, öyle diyelim.

Ben onun asistanıydım.

Birlikte mesai yapıyordunuz yani.

Aynen.

O arada da birbirinize vuruldunuz.

Ben de merak ediyordum, Defne nişanlanıyor deyince, kim acaba diye?

Sen bunun böyle kuzu kuzu durduğuna bakma.

Aman, kimseleri beğenmez, kılı kırk yarar.

Okuldayken bunlar, Mehmet diye bir çocuk vardı, bizim terzinin oğlu.

Bu yandı durdu çocuk buna.

Ama bu hiç yüz vermedi.

Ay Nazmiş'im, şimdi yani.

Ne gerek var bunları konuşmaya?

Yoo, anlatın anlatın, ben merak ediyorum.

Aman çocukluk işte, aman o çocuk kapılarda mı yatmadı?

Çiçeklerle kapının önüne ismini mi yazmadı?

Ama bu domuz, hiç yüz vermiyor çocuğa.

Bir de, neyi o? Selim vardı galiba değil mi?

Ay, ben onu hiç sevmem.

İstanbul'da o şuanda.

Kılkuyruk azıcık.

Heh, insandan anlamak böyle bir şey Nazmiye Teyze, ayni fikirdeyim.

Allah Allah, sanki konuşacak başka bir konu yokmuş gibi.

Ee, sonra asistan oldun?

Sonra biz Defne'nin yeteneğini keşfettik, tasarımcı yaptık onu.

Ne yaptınız?

Yani ayakkabıları çiziyorum.

He, sen çiziyorsun, senin çizdiğin gibi yapılıyor yani ayakkabılar.

Ne diyorsun kız, varislerden benim ayaklarım ağrıyor.

Çiz bir tane bana da ağrıtmayan bir şey de giyeyim, bağ bahçe dolaşıyorum rahat ederim azıcık.

Derhal, ben tam sizin istediğinize göre bir şey yaptırıp, gönderirim size.

Allah razı olsun oğlum senden.

Kızıma da aferin, damadın hem iyi huylusunu, hem yakışıklısını maşşalh, hayırlı damat bulmuş.

Ha ekmek bitmiş, ben keseyim getireyim.

Nasıl? Sevdin mi buraları?

Sen varsın Defne.

Çocukluğun, geçmişin, tabi ki sevdim.

Ben de, uzun aradan sonra gelmeme rağmen, sanki hiç gitmemişim gibi bir acayip hissettim, tuhaf.

Yuva işte onun adı.

Yani ne olursa olsun, senin yanındayken de benim hissettiğim bu.

Bir şey diyeceğim, şu yemeğimiz yedikten sonra çıkalım mı?

Çokta gece olmadan.

Götüreceksin yani beni buradan?

Eve götürüyorum.

Evimize.

Evlenmeye.

Evlenmeye mi?

Ee artık Defne.

Teşekkürler.

Ee, Nazmiş'im, biz çok geçe kalmadan yola çıkalım diyoruz.

Nasıl? Bu gece?

Hıhım, öyle gidecektik.

Hayatta olmaz, ta İstanbullardan gelmiş oğlum, ben bir gece bile evde misafir etmeden.

Yok katiyen olmaz, yarın gidersiniz

Sağ olun da İstanbul'da da işler biraz.

Hiç kendini yorma oğlum, nerede görülmüş Nazmiş'in evinde misafir yatırmadan ağırladığı?

Kalıyorsunuz hiç kusura bakmayın, yarın gidersiniz.

Ama Nazmiş'im, şimdi düğün var, hazırlıklar var.

Bir sürü telaş işte.

İki ayağımız bir pabuca girecek, ondan.

Girsin bana ne?

Ay Nazmiş geliriz biz yine, arayı kapatırız.

Defne, tamam sabah çıkarız yola.

Bak, anladı gördün mü çocuğum beni? Aferin oğlum sana.

Ee iyi madem, kalalım o zaman.

Kalalım.

Demek bu yıldırzlardı.

Serdarla sahile inip seyrettiğiniz.

Hatırlıyorsun.

Hatırlıyorum, anladım da.

Haklıymışsın.

Gerçekten eşsiz mişiz.

Bu koca evren, aslında hepimiz eşit derecede seviyormuş.

Hiç birimizin hayatı, diğerinden daha önemli değilmiş.

Ve hepimiz, ışığımızı yansıtacak birini bulduğumuz zaman.

Aşık olduğumuz zaman.

Tam orada parıl parıl parlayan bir yıldız oluyormuşuz.

Ay, benim içim hiç böyle rahat etmedi ya.

Yerde ben yatabilirim.

Şimdi başka oda da yok ya, ondan böyle oldu.

Ver elini.

Düşünüyorum da, hiç bir yolumuz dümdüz olmadı.

Bir sürü engel.

Bir sürü engebe.

Borçluyuz o yaşadıklarımıza Defne.

Onlar sayesinde buradayız.

Daha iyi tanıdık birbirimizi, daha çok sevdik.

Kusurlarımızla.

İnanamıyorum biliyor musun?

Buraya gelmeni hiç hayal edemezdim ben.

Yani ne bileyim, affetsen bile, ne bileyim?

Gurur yapar diyordun.

Galiba.

Ama yanılmışım.

Benim hislerim ve arzularım, hiç değişmedi.

Ama ağzınızdan çıkacak bir söz, beni ebediyen susturur.

Ama hissiniz değiştiyse, bunu söylemek zorundayım, beni büyülediniz.

Bedeninizle ve ruhunuzla.

Sizi seviyorum, ve bugün de sonra sizden asla ayrılmak istemiyorum.

İzlemişsin, aşk ve gurur.

Kaç defa hem de.

Seni anlamak için senin sevdiğin her şeyi sevmek istedim.

İzlediklerini, okuduklarını, senin gördüğün gözden görmek istedim.

Sevdim de.

Öyle doğru bir yerdeyim ki, hiç olmadığım kadar.

Bu gece, hayatımın en mutlu gecesi olabilir.

(İtalyanca.)

Bu geceyi sonsuzluğun başlangıcı olarak daima hatırla.

Seni seviyorum.

(Jenerik müzik.)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.