All language subtitles for Kiralik Ask 49

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

.

[JENERİK MÜZİK]

[Müzik]

Iy, bu ne böyle? Kılığa bak.

Ne?

Ay, Necmoş Bey.

Yani, sizce de nikah şahidi olmak için fazla özensiz değil misiniz?

Olmamış yani.

Outfit'inizi beğenmedim.

Nesi var? Mis gibi işte.

Ay, Necmoş Bey. Yani, kusura bakmayın ama bu renk sizi hiç açmamış.

Nikah masasında sırıtma ihtimaliniz çok yüksek.

Ay, olmamış.

Iy, saçlara bak. Düşman başına. Iy.

Niye?

Olmamış mı?

Ay, olmamış.

Zaten bu yaştan sonra ne yaparsanız yapın. Boşuna uğraşmayın.

Ay, şahit olmak için de yaşlısınız ayrıca.

Gönlünüze şimdiden kırlar düşmüş.

Çürütürsünüz siz bu evliliği.

Ay, uğursuzluk. Yarın, bir gün bunlar boşanırsa var ya...

... ömrünüz boyunca vicdan azabı çekip durursunuz vallahi.

Bence sorumluluk almayın.

Koray, yine ne saçmalıyorsun sen?

Ay, Necmoş Bey.

Yani, arkalarından bu Ali Cengiz oyunları falan filan.

Para, pul falan mı verdiniz?

Pes Koray ya. Pes yani.

Ay, nerenizden geliyor bu şahitlik sevdası, ha?

Evli olduğunuz için mi? Bu ayrımcılık.

Bence daha fresh bir isme ihtiyaç var.

Aa, Koray Sargın gibi mi mesela?

Aa! Ay, Necmoş Bey.

Kırk yıl düşünsem aklımın ucundan vallahi geçmezdi.

Ay, çok zekisiniz. Dahisiniz. Tebriklerimi sunuyorum.

Ay.

Ay, Necmoş Bey. Bence de çok mantıklı.

Hem gencim, bekarım. Ay, pırıl pırılım.

Cildim falan da öyledir.

Bir de bu düğündeki tek yüksek aurası olan kişi de benim.

Kariyerimin en zirvesindeyim.

Damadın en yakınıyım.

Ay, bu benim hakkım.

Abart Koray, abart.

Ay, abartmıyorum.

Ay siz ne anlarsınız?

Ay, bizim damatla aramızda çok özel bir bağ vardır.

En zor gününde ben yanındaydım.

Ben vesile oldum mutluluğuna.

Ben seçtim damatlığını.

Ben ki, Eros'un yeryüzündeki temsilcisi.

İlham perilerinin kaynağı.

Uçan kuşun kanatları... Aa.

Ay, dur ben bağlamdan koptum.

Sus Koray, sus.

Tamam, bak şöyle yapalım.

Gidip konuşayım. İki şahit olalım madem.

Olmaz!

Ben tek olacağım.

Ölürüm de vazgeçmem bu mutlu andan.

Var ya cesedimi çiğnemeniz gerekiyor.

Koray, beni sinirlendirme. Bak vazgeçerim.

Ha. Ay, tamam.

Öyle olsun.

Ay. Ay, durun durun. Ben de geleyim.

Ay, Necmoş Bey.

Bende mi gelsem acaba? Ay, yok. Böyle hevesli gibi görünürüm.

Ay, ben en iyisi burada bekleyeyim.

Ay, bir dakika. Bir dakika.

Ay, sanki böyle elçi gönderir gibi.

Iy, soğuk soğuk.

Ayıp falan olur. Ters teper.

Ay, bilemedim.

Koray, bir karar ver?

Ha. Ay, tamam o zaman. Ben de geleyim.

Ay, yok yok. Bekleyeyim.

Ay, şu an da var ya çok heyecanlandım.

En iyisi siz girin.

Ay, sevgilerimi de iletin. Ben buradayım.

Müjdeli haberlerle inşallah. Hadi.

Ay.

Ay, çok heyecanlı.

Ay, ne dedi? Ne dedi?

Ay, çok heyecanlıyım. Kabul etti mi?

Tamam Koray. Sen de şahitsin.

Ay, Allah'ım. Bugünleri de gördüm yarabbim.

Ay, çok mutluyum çok.

Ay, Necmoş Bey. Ne yaptı? Ağladı mı?

Ay, duygulandı mı? Böyle sevinçten havalara falan uçtu mu?

Ay, tabi ki uçar yani. Koskoca Koray Sargın şahitliğinde evlenecek.

Ay, çok mutluyum çok. Ah.

Feda olsun. O benim canım, can dostum.

Koray.

Ay, acaba nikahta ne giysem?

Ha. Ay, ben zaten giyiniğim.

Ay, bana şahit olmalar yakışır.

Defne. Ne oldu? İyi misin?

Ya, gitmesek mi?

Geldik sevgilim.

Olsun. Girmeyelim içeri.

Neden?

Ya, öyle. Ne bileyim?

Bugün içimde kötü bir his var benim. Yani...

Girmeyelim. Zaten şirkette de bir sürü işimiz var. Zaman kaybetmeyelim.

Ama şimdi, yani...

Ne olur, ne olur Ömer, ne olur.

Bak, ben Neriman Hanım'ı arayıp biz gelemiyoruz diyeyim.

Ne diyorsunuz Ömer Bey?

Babacığım, bir kahve daha alır mıydınız?

Beni öldürmeye mi niyetlisin Neriman, ha?

Yeter artık.

Aa, siz bilirsiniz babacığım. Nasıl isterseniz siz tabi.

Ömer yolda, değil mi? Geliyor yani, kesin.

Aa, babacığım. Tabi ki geliyor. Bir, iki dakikaya burada olur.

Defne kızımız getiriyor kendisini.

Hadi hayırlısı.

Hayırlısı.

Ya, böyle bir tuhaf oldu biliyorum da yani...

... ne bileyim kötü kötü rüyalar gördüm.

Ya, evrenin mesajına da bir hani kulak vermek lazım, değil mi?

Ondan dedim yani gitmeyelim diye.

İyi yaptın. İyi yaptın...

... da ayıp olmasın. Bir arasak mı?

Ben arayayım mı? Sen arar mısın?

Ha, yok yok yok. Ben ararım.

Ben ararım.

Alo, Neriman Hanım.

Ee, biz gelemiyoruz.

Ne? Ne demek gelmiyoruz?

Ne işi?

[Bana bak Defne. Bana sakın oyun oynama]

Kızım, sen gidiyorken ben valizimi toplamış dönüyordum.

Ne konuştuk biz seninle, ha? Ne anlaştık?

Ha, biliyorum da iş çıkınca işte.

Ay, bak hâlâ ne diyor!

Ya, sen herkesi kendin gibi safoz sanıyorsun galiba.

Sen bu işi halledeceksin.

Bugün sekmiş olabilirsin ama sen olduracaksın bu işi.

Bak hele bir yapma, kabus gibi çökerim üstüne.

Öyle bir çökerim ki üzerine, nefes alamazsın.

Halledeceksin bu işi!

Aa, tamam. Çok teşekkürler Neriman Hanım.

Sağ olun anlayışınız için. Çok teşekkür ediyoruz.

Telafi edeceğiz ama hiç merak etmeyin.

Oldu, oldu o zaman görüşürüz. Necmi Bey'e de çok sevgiler, saygılar.

Ne diyor?

Ne desin işte? Üzüldü ama iş çıkınca tabi dedi.

[Müzik]

Ya, hani ev sahibi geliyordu bize. Niye gelmiyor?

Ya, anneanne adam çalışıyor. Vakti yoktur. Ondandır yani, ne bileyim.

Ne yapacağız kirayı peki? Bir şey anlatmıyorsun da.

Konuştunuz mu?

Yok, daha konuşamadık anneanne. Yani, ne biliyorsan o.

Zam yapmadı mı?

Yok, yapmadı.

Aa, Hilâl-i Ahmer mi bu adam canım? Ne demek yapmadı?

Of anneanne, amma darladın ya. Yapar herhalde.

Konuşamadık daha. Ne bileyim?

Peki, ne olacak? Denkleştirebilecek miyiz kirayı?

Ay, zam mam da olursa şimdi...

Anneanne, merak etme tamam mı?

Problem yok yani. Halledeceğim ben hepsini.

Ah, ah!

Aferin benim güzel kızıma.

Ah, öyle yan gelip yatmadın.

Çalıştın. Çabaladın. Nereden nerelere geldin.

Ama hak ettin sen. Az mı sabahladın?

Biz gıybetin dibine vururken, sen az mı cebelleştin şu masa da kendinle?

Hı?

Ya, değil mi?

Esra'ya da ne güzel örnek oluyorsun.

Hiç çaktırmıyor ama seni taklit ediyor.

Aa, sahi ya. Ben bakayım şu cimciriğe.

Ödevini yapmış mı diye.

Ye, ye sen.

Bak, bak.

Oyun bozanlar da bu hafta.

Neriman Hanım.

Buyurun, hoş geldiniz.

Hoş mu geldim? Yok artık. Şu an da sana son derece kızgınım.

Şey yapmayın ya.

Buyurun, oturun. Bir konuşalım.

Ne oluyor Defne, ha?

Hani Ömer ile dedesini barıştırıyorduk.

Hani ketenpereye getiriyorduk.

Hayır, bana kafa tutma cüretini nereden buluyorsun sen?

Bu öz güven nedir? Bir açıkla bakayım bana.

Yok canım. Ne kafa tutması? Olur mu hiç öyle şey?

Oldu cicim.

Bana bak Defne. Kurduğum planı ancak ben iptal edebilirim.

Senin böyle bir yetkin yok.

Sen bana oyun oynayamazsın.

Verdiğin sözü tutmazsan ben yanarım.

İşte o zaman da her şeyi kaybederim.

E öyle olunca da sırf spor olsun diye sana sardırırım.

Ömer'e gider, her şeyi bire bin katarak anlatırım.

Tamam, ben... Ben cesaret edemedim.

Yani, Ömer'i üzerim, kızdırırım diye öyle şey yapamadım.

Yani, Ömer de hiç ama hiç dedesiyle barışmak istemiyor yani.

Ay, boş versene.

Barıştıktan sonra da, ay ben zaten barışmayı çok istiyordum derler.

Ya, insanların duygularını bu kadar da ciddiye almamak lazım.

Hem, bak sen evleneceksin onunla.

Yani, öğren artık bunları.

Erkekler ne istediklerini bilmezler.

Onlara ne istediklerini biz söyleriz.

Ya, çok çok haklısınız da tabi.

Bu dediğiniz Ömer de hiç olmuyor yani.

Olur canım, olur.

Nihayetinde o da bir erkek.

Komplike olan bizleriz.

Erkekler böyle daha düz, daha böyle basit düşünürler.

Ama bu durumu avantaja çevirenler de kadınlardır.

Eh, çevirebilirsin yani.

Çevireceksin!

[Ah]

Ay.

Neriman Hanım. Hoş geldiniz.

Defne niye söylemiyorsun misafirimiz var diye?

Ay Türkan'ım. Ay, özledim ayol.

Çok açtık arayı.

Hayır, acaba dedim Türkan'ım bir şeye mi alındı?

İstemeden onu kırdık mı? Bir öğreneyim dedim.

Aa, hiç olur mu öyle şey Neriman Hanım'cığım?

Biz birbirimizi seven, sayan insanlarız.

Olmaz bizim aramızda öyle dargınlıklar.

Vakit olmadı işte. Hayat gailesi.

Defne. Hadi bize birer kahve yap kızım.

Şöyle Neriman Hanım'cığımla karşılıklı bir güzel kahve içelim.

İki lafın belini kıralım, ha?

Ay, canım, Defne'ciğim.

Sana zahmet olmazsa bana önden bir bardak su getirir misin tatlım?

Tabi, tabi. Tabi canım.

Ne zahmeti?

Hadi.

Eh.

Türkan'ım, gel gel.

Bana bak, bu gençlerin hareket alacağı yok.

Ben diyorum ki, dümene biz geçelim.

Artık bir tarih belirleyelim.

Hah, iyi dedin.

Bizimki, huyu bozuluyor bir şey sorunca.

Aman dur. Aman hallederiz.

Ay sorma, sorma. Ömer de aynı.

Bana bak. Ben diyorum ki, biz bu cuma gelelim, Defne'yi isteyelim.

Cuma.

E olur. Buyurun gelin.

Ne?

Cuma mı?

Cuma isteme mi var?

Ya Defne'ciğim.

Cuma günü, bütün aile büyükleri sizde olacağız.

Ne güzel değil mi?

Yalnız bir şey diyeyim mi? Bu yaz bir çok fena geldi.

Bende böyle bir kıpırdanmalar, bir yerinde duramamalar...

... böyle bir sarhoşluk falan.

Evet, havanın kokusu bile insanı sarhoş etmeye yetiyor.

Zaten bir de meyilli isen.

Çocuklar, yaza aşık olarak gireceksiniz.

Ben bunu bilir, bunu söylerim.

Eğer aşık değilsen, güneşin tadı bile çıkmıyor.

Zaten yalnızsan, aşık değilsen yaz gelmiyor ki.

Değil mi abi, değil mi? Ben işte o yüzden böyle bu hallerdeyim.

Böyle bir şeyim yani.

Aşktan diyorsun.

E aşktan diyorum, yani.

[Telefon sesi]

Efendim Neriman.

Bu cuma.

Tamam, tamam. Oh be, nihayet.

Yok, yok. Yapmam program. Bundan iyi program mı olur?

Tamam. Tamam, hadi görüşürüz.

Ee, müjde.

Cuma günü kızı istemeye gidiyoruz.

Aa, bu cuma.

Evet.

Öyle mi karar verilmiş?

Ee, yetkili merci kadınlar.

Oğlum baya baya istiyorsunuz yani Defne'yi.

Öyle görünüyor.

(Gülüyorlar)

Ya, Necmi abi. Sana ikinci baskı olacak gerçi ama.

Ömer, ben de Yasemin'e evlenme teklifi etmeye karar verdim.

Vay, kardeşim.

Karar verdin ha.

Vallahi verdim.

Tebrik ederim.

Sağ ol abi.

Ya, şimdi, hani yanlış anlama.

Sen, yani Yasemin sana demişti ya.

Hani, eğer evlenirsem gelin ayakkabımı sen tasarlar mısın diye.

Evet, tasarlarım.

De işte onu, hani rica etsem şimdi tasarlayabilir misin?

Ben onunla evlenme teklifi edeyim. Hani yüzük, müzük, şekil.

Bir de böyle bir şeydir ya o.

Ee, hani bak seni dinledim, söylediğin şeye değer veriyorum...

... hani söylediğini yaptım falan diye. Hoşluk olsun yani.

Romantizm diyor oğlum, anlasana. Romantizm diyor.

Anladım amca, anladım.

O zaman gel, buradan bize gidelim.

Sen bana Yasemin'i anlat. Ben çizerim bir şeyler.

Oğlum nesini anlatayım? Yasemin'i tanıyorsun işte.

Kardeşim, o ayakkabı senin Yasemin'ini yansıtmalı. Anladın mı?

Anlamadım Ömer. Anlamadım.

Bazen o kadar ince ruhlusun ki, ben göremiyorum yani.

Ayı gibi hissediyorum kendimi, yemin ediyorum ya.

Hissettirir, hissettirir.

Yalnız, sen Ömer'i dinle. Pişman olmazsın.

Ay, yok. Dinlerim, dinlerim.

Bakma, bu çaktırmıyor da gizli romantik.

Yok, öyledir.

Kardeşim.

(Gülüyorlar)

Allah!

İsteme var, isteme!

Dur, iki göbek atayım şurada. Oh.

Yok, yok. Önce Nazan'ı arayayım.

Ona bir güzel hava basayım, bir laf çakayım.

Kız veriyoruz İplikçi'lere diyeyim. Eh.

O zaten bütün mahalleye duyurur.

Nerede benim telefonum?

Telefonum nerede?

[Karmaşık sesler]

Ay, ne telefonu ya?

Hiç demiyorsunuz ki, ay anneanne hazırlık yapmamız gerek bizim diye.

Ay, nereden başlasak?

Önce badana mı yaptırsak? Ne yapsak?

Danteller! Benim danteller nerede?

Nerede danteller?

Ay, ay göbek.

Ay, bir Canan... Ay, danteller...

Ay, anneanne tamam!

Yeter, bir dur. Bir sakin ol. Dağıttın iyice ha.

Ay. Dağıttım değil mi?

E dağıttın he.

Türkan teyze.

He.

Gel, sen bir heyecanlandın. Gel sen bir şöyle.

Gel, gel annem. Hah.

Gel. Allah Allah. Bir nefes al. Sakin ol.

He, bir otur. Hah.

Her şey sırayla. Yaparız.

Ay.

Ay, ne bileyim ben?

Her gün istemiyorlar ki Defo'muzu.

Heyecan yaptım. Ne yapayım?

Tamam anneanne ya. Panik yapma.

Bizi de panik yaptırıyorsun.

Tamam, sakin.

Bak, el birliğiyle halledeceğiz her şeyi.

Ay, sen şimdi gelin mi oluyorsun?

Ay. Ay, zaman ne acımasızsın sen.

Daha dün gibi.

Ay, o tül perdelere sarılıp da böyle...

... anneanne, bak ben gelin oldum diyen o minnoş...

... şimdi sahici gelin mi oluyor ya?

Ay, ben buna dayanamam.

Ay, amma sulu göz oldunuz ha.

Ya. Ya, yapmayın böyle. Vallahi beni de ağlatacaksınız ha.

Nihan. Bu şimdi bırakıp gidiyor mu bizi, ha?

Başka evin Defo'su mu olacak şimdi yani?

Gidiyor ya. Ömer'ine gidiyor.

Ya ama gerçekten çok fenasınız. Yapmayın.

Hadi oradan be.

Hem ağlarım, hem giderim.

Aa, bana diyene bak.

Sen sanki gitmedin.

Ah, ah. Kuş yuvadan uçuyor.

Vallahi de gidiyor, billahi de gidiyor.

Kız, biz sensiz ne yapacağız be? Gitme.

Gitmesem mi acaba? Vallahi bende çok özlerim ya...

... ama bir yandan da çok seviyorum.

Ay anneannem. Yapma böyle, ne olursun bak yapma.

Kız, sana ne oluyor?

Defne, ben seni çok özleyeceğim.

Gurbet ellerde ne yapar? Ne eder?

Ya, anneanne. Gurbet el değil, şurası.

Kız, öyle deme.

El kapısı her türlü gurbet.

Ya, sen sanıyor musun ki buradaki rahatlığın orada olacak?

Evet.

Ya Türkan teyze, öküze bağladı bu.

Olsun be. Varsın öküze bağlasın.

Bizim Defo'muz o.

Kardeşim.

Defom.

Yad ellere gelin mi gideceksin sen?

Vallahi sizi çok seviyorum ya. Benim manyak ailem ya.

Vallahi manyak.

Hadi anlat kardeşim.

Ne anlatayım?

Yasemin'i, Sinan.

İşte.

Yasemin. Bildiğimiz Yasemin.

Güzel, akıllı, tatlı.

E ben ne anla... Anlamadım. Soruyu anlamadım galiba.

Neyi anlatacağım şimdi?

Bak kardeşim.

Biz nasıl tercihlerimizden ibaretsek...

... kadınlarda bu durum biraz daha keskin.

[Yani bir kadının ayakkabı tercihi mesela]

[Ruhunu yansıtır]

[Sevdiğin kadını düşün]

Nasıl bir kadın o?

[Sabah yataktan kalktığında]

[Kimsenin onu görmediğini düşündüğü anlarda]

Çok sinirlendiğinde mesela.

[Hani, o kontrolü tamamen elden bıraktığı anlarda]

[Kendini sana bıraktığında]

[Düşün bakalım bunu]

Defne.

Nasılsın tatlı sevgilim?

Beni istemeye geliyormuşunuz.

Adet işte.

Öyle de, düşününce bir garip oldum.

Sen telaş mı yaptın?

Ya, anneannem öyle ortalığı bir velveleye verdi.

Ben de bir panik oldum tabi.

E geçelim biz o faslı.

Ben kaçırayım seni mesela.

Bu gece.

Atılım tercihine atıl diyorsun.

Fena fikir değil.

Diyorsun.

Evet, ne olacak? Toplarım hemen bohçamı, kaçarız.

Defne, beni kışkırtma istersen. Bak atlar gelirim, biliyorsun değil mi?

Ay, aman yok. Yaparsın biliyorum ama yapmayalım. Sakin olalım.

Benim kalbim dayanmaz çünkü.

Oho, sende hemen su koyuverdin.

Ay, seni ben biliyorum yani.

Bir çaktırmıyorsun da bir delilik var yani. Ben gördüm onu.

E konu sen olunca.

Ben çıkardım yani o deliliği ortaya.

Ben boşuna demiyorum herhalde beni deli ediyorsun diye.

Ee.

Yarın iş yok.

Ne yapıyoruz?

Ay, ben yok, hiçbir şey yapamam.

Şu kız isteme merasimi yüzünden olağanüstü hal var evde.

O kadar büyüdü mü ya mesele?

Hı. Tabi, sen şimdi kız tarafı olmadığın için bilmiyorsun da...

... ya, çok büyük olay bu yani.

Bunun daha temizliği var, sarması var, dolması var.

İşte efendime söyleyeyim perdeler yıkanacak, asılacak.

Oo, gümüş tepsiler çıkacak, danteller serilecek.

Bir sürü iş var yani.

Senin işin baya zor.

Evet. İşte o yüzden kaçamam bir yere yani.

Neyse canım. Sonuçta bizim için uğraşıyorsun, değil mi?

Güzel sevgilim benim.

Hadi öpüyorum seni.

Bende aşkım.

İyi geceler.

Allah! Ne yapıyorsun kızım ya? Manyak mısın nesin?

Kızım, var ya sana şahane bir saç modeli buldum. Bak.

Vallahi...

Bu saç güzel de...

... ya benim bu topuzu yaptırmam için saçımın bir karış daha uzaması lazım.

İyi. Uzatırız.

Nasıl olacak o?

Çam terebentin süreceksin.

Iy, iğrençsin. Saçmalama.

Olmaz öyle. Mayonez sürmek lazım.

Yok artık.

Oho. Hadi kalkın kızım artık ya. Anneannem sonsuz devire yükseldi.

Aşkım, toplantı var. Defne'nin saç uzatma toplantısı.

Saç mı?

Ha, o kolay ya.

Entel otu var, onu süreceksin.

Ya, bak havuç maskesi de iyidir.

Çekmekte lazım uzaması için. Mekanik bir şey sonuçta.

Ha, turp suyu var birde.

Böyle erkekler saçlarını çıkarmak için şey yapıyor.

Gerçi, Allah'a şükür benim ihtiyacım yok da.

Hint yağı duymuştum ben.

Ya, şöyle yapalım. Biz hepsini sürelim. Birinden biri işe yarar.

Ya, siz manyak mısınız? Delirdiniz herhalde.

Saçıma bunları süreyim de sonra saçsız mı kalayım ben?

Onu mu istiyorsunuz, ha? Allah Allah.

Ya, çekilin. Oyalamayın beni, Allah aşkına.

Saçma saçma fikirler.

Benim fikrim iyiydi bence.

Ben hâlâ çekelim diyorum.

Ah, yavrum.

Bak, havuç çok iyi fikir, bak havuç. Beni dinle yani.

Ben çok istedim gelmeyi de, gelemeyeceğim yarın ki düğüne.

Of, çok işim var.

Defne'mizi istemeye geliyorlar.

Ee, yalnız sen evlenmiyorsun.

Hah.

Ee, sahi, sizin damat ne iş yapıyordu?

He.

E olur.

Olsun canım. Olur öyle şeyler.

Kime çakıyor bu?

Sizin Manisa'dan bir akraba mıymış neymiş. Ben tanımıyorum.

Çeyreğini de aldı da gidemiyor işte.

Gitsin, gitsin.

Anneanne, anneanne sen git. Git vallahi. Çok ayıp olur.

Sen git. Bak, çantanı falan biz hazırlayacağız. Aa, ayıp.

Tamam, tamam. Görüşürüz.

Öpüyorum çok. Onların da selamı var.

Nereye git kız?

Yapacak çok işimiz var.

Aa, anneanne. Seninle alakalı bir şey yok ki. Biz hallederiz.

Allah Allah. Değil mi Nihan?

Hallederiz biz. Sarmaları sararız, perdeleri yıkar, asarız.

Hiç problem yok. Biz hallederiz.

Ay, bilemedim şimdi ya.

Anneanne, sen bize mi güvenmiyorsun?

Ay, Nihan galiba bize güvenmiyor.

Vallahi çok, çok kırılıyorum he.

Hatta kırıldım.

Vallahi, sen şimdi böyle gider ayak çok kırdın yani beni.

Ee, ben gitmesine giderim de yani...

... bu isteme arefesinde yani tuhaf olmuyo mu?

Ay, anneanne niye tuhaf olsun?

Bak, şöyle düşün.

Mesela işten yırtıyorsun.

Öyle düşün, mis.

Vallahi git, iki akraba gör. İçin açılsın böyle.

Oh bir dans et, bir eğlen, bir şeyler ya. Ne merak ediyorsun? Bizde ya.

Hiç merak etme sen.

İyi. İyi madem.

Hadi anneannem, git sen. Bak, hem bir rahatlarsın, bir için açılır.

Ya, öf. Çok ani oldu bu ama.

Ay, tamam işte ne güzel. Bak, hayat bir gün, o da bugün.

Git sen.

Ee, hadi. Hayırlı yolculuklar.

Selam söyle ha.

Oh.

İyi madem.

Hadi.

Ya, hadi anneanne artık ama ya. Aa.

Hadi.

Hah.

Su, su.

Hadi. Çabuk gel.

Defne. Bak, ne oluyor? Anlat. Kız.

Kaç kız şuradan, kaç.

Delirdi, vallahi delirdi.

Ay, yok vallahi. Ben gideceğim Ömer'e ya.

Vallahi ev, iş, ev, iş, ev, iş içim sıkıldı ya.

İki dakika bir yalnız kalamadık.

Yok, duramayacağım ben.

He, senin karın ağrın şimdi anlaşıldı.

Ay ama şey dedin.

Dolma dedin, perde dedin, ben yaparım dedin.

Ya, işte perdeleri abime kakalarız.

Sarma, dolma malzemesini de hazırla. Ben orada sararım.

Kırk sekiz saat Ömer'deyim sonuçta.

Ee, geri kalan işleri de bana ittiriyormuşsun gibi hissediyorum.

Doğru muyum?

Nihan'ım.

Hı.

Ay, benim tatlı kuşum. Ay, güzel gözlüm.

Hadi tamam, tamam. Yalakalığa gerek yok.

Sen git, ben hallederim.

Kralsın be. Vallahi bak.

Kimin, kimin böyle kral kankası var, ha?

Kimsenin yok. Vallahi öpeceğim seni.

Ay, ay!

Oh. Oh.

Kızım bizde geçtik bu yollardan ya.

Anlarız yani halden.

Eh.

Da, sen benim bu kıyağımı unutma.

Ben bunu ileride kullanırım.

İlla her ortamda bir pisleşeceğim diyorsun yani ha.

Hayat.

Aa! Acıdı be.

Çekil.

Bekliyorum.

Öyle bir havada gel ki...

... vazgeçmek mümkün olmasın.

Ay, nerede bu?

Ha.

Ay.

Alo, Koray Bey.

[Kimi aradınız canım]

Ay, benim Koray Bey, Defne.

Ay, sen kimsin canım?

Yanlış oldu galiba.

Yok, yanlış olmadı. Defne ben.

Ha, ay. Defne kim?

Ay, işte kuru kız.

Ha. Ay tatlım, numaranı kaydetmemişim.

Demek ki gerek görmediysem.

[Ay, söyle tatlım. Hızlıca konuya gir]

Arkadaşıma gideceğim çünkü.

Kora Bey, siz şimdi böyle fotoğraf çekimi yapıyorsunuz...

... mankenlerle falan çalışıyorsunuz ya.

Yani, kesin siz biliyorsunuzdur diye düşündüm ben.

Hayatım, bilirim. Ben her şeyi bilirim de, söylemem tatlım.

Bir de tatlım, gıybet yapmam. Hiç sevmem. Yapımda yok yani.

Kız, bir şey diyeceğim. Merve, Gökhan ile beraber olmuş.

Ay, o gece çıkışta böyle sarmaş dolaş görmüşler.

Ay, Koray Bey. Ben onu mu diyorum?

Şey soracaktım ben ya. Ben bu saçlarımı nasıl uzatabilirim?

Aa, ay iyi tatlım. Bir ara, ara da buluşur, uzatırız.

[Tamam mı? Hayatım, ben çok meşgul bir insanım]

Randevu alman gerekiyor. Tamam mı?

Hadi öptüm. Bay.

Iy. Dedikodu desem, sabaha kadar anlatırsın.

Abla dur, gitme!

Aa, ne var ekmek arası? Gidiyorum ben.

Hani, saçını uzatmak istiyordun ya.

Hı.

Ay, dur. Ay, ne olur bana koca karı ilaçlarından bahsetme.

Hiç çekemem gerçekten.

Yok, yok. Bu saçının uzamasına gerçekten yardımcı olacak.

Al bakalım.

Aa.

Aferin kız.

Şu evde bir aklı başında sen çıktın vallahi. Tebrik ederim.

O zaman, ben gittim.

Hadi bakalım, görüşürüz.

Görüşürüz abla.

[Müzik]

Baba.

Efendim.

Dergim çıkıyor bugün.

Yani.

Yani...

... baş editör olarak ilk sayım.

Ya, satışlar çok önemli. Feryal'in altında kalmamam lazım.

Hatta, Feryal'in üstüne çıkmam lazım.

Anladım.

E ben heyecanlıyım.

Umarım iyi olur. Bol şans.

Neyse ya.

Ben kendimden eminim zaten.

Çok güzel olacak.

Aferin.

Aferin.

Yok artık ya.

İyi.

Heyecanımı da paylaşmayın benimle.

Ben yalnız çok iyiyim zaten.

[Zil sesi]

Aşkım.

Sevgilim.

Oh.

Oh, ne güzel kokuyorsun.

Manisa da düğün varmış. Ben de anneannemgile dedim ki...

Aa. Kuru kız da gelmiş.

Hayatım, biraz adamı rahat bırak.

Ay, her yerden fışkırıyorsun.

Evde Defne, ofiste Defne.

Ay, darladın kız.

Bıktıracaksın adamı kendinden.

Evet Defne. Sen gelmeden biz Koray ile acayip eğleniyorduk.

Yani bir geldin, tadımız kaçtı.

Ya, gördün mü tatlım.

Biraz esirge kendini.

Allah Allah. Bıktırdın iyice.

Gel Defne, gel sevgilim.

Aa, ay kapı kaldı böyle.

İyi.

Ay, sonra ben buna kalktım dedim ki...

... tatlım, bir kere senin kemiklerin iri dedim.

Yani, istediğin kadar kilo ver...

... o yüzün, müzün falan asla incecik olamaz dedim..

E tabi, o noktada beni kıskandığı için bir şeyde söyleyemiyor yazık.

Ee, biliyorsunuz hayatım. İnceyimdir ben.

Bu yüzümden de anlaşılır.

Benim var ya kemiklerim biriciktir.

Ay, Koray Sargın olmak gerçekten kolay bir şey değil.

Anlatamam size.

Ay, böyle kabiliyetimi mi dersiniz, elmacık kemiklerimi mi dersiniz.

Hep kıskanıyorlar beni.

Ben ne yapayım hayatım?

Hep konu ben. Orada, burada, otobüste, trende.

Her yerde ben konuşuluyorum.

İnsan da belli bir süre sonra bir sıkılıyor.

Ee, trend deyince akla da tabi Koray Sargın geliyor.

Ay, o yüzden çocuklar. Hiç benim hayatımı kıskanmayın vallahi.

Kolay değil.

Senin elinde bir şeyler vardı.

He, işte dolmalık malzeme.

[Ya, Nişantaşı'na gidip böyle...]

İstemeye geleceksiniz ya hani söylemiştim.

Dedim bari dolmaları burada yapayım.

[İki top dondurma falan ben çok severim böyle]

Anlamadım.

[Nişantaşı'nda da yapamıyorsun]

[Ay, dondurma deyince böyle]

İki gün sendeyim.

Koray, ee, hadi sen şey yap.

Biz tutmayalım seni.

Ee, senin çılgın sosyal hayatın var malum.

Hiç burada vakit harcama, hadi.

Ay, olur hayatım.

Dur tatlım, ben bir düşüneyim.

Ay, Cenk'ler var.

[Ay Cenk'ler, tam size göre bir eşi var]

[Ama gerçi çirkin bir şey ama olsun]

[Ay ama Cenk olmaz]

Cenk böyle botanikle falan ilgileniyor.

Japon bahçesi yapacakmış evine.

Ay dur, o olmaz.

Binnaz'lar!

Ay, var ya Binnaz ile nasıl iyi anlaşırsın.

O da böyle kızıldır ama o çiğdir hayatım.

O da senin gibidir biraz.

Ay ama Binnaz'lar da burada oturmuyor. LA'de oturuyorlar.

Ay, gerçi Türkiye'ye de gidip geliyorlar da.

Tabi ikamet yerleri artık orası.

Ay, hadi gidip böyle değişiklik olur falan diyorsanız hep beraber gidelim.

Nereye?

LA'ye.

Ay, şeye yani. USA.

Ay tatlım, jetin, metin yok mu senin?

Koray sen ne anlatıyorsun ya?

Yok mu?

Ne yok mu?

Ee, ne yok mu? Jet.

Ay, Ömüş. Sen zengin değil misin hayatım?

Gerçekten jeti ne yapacaksın Koray? Bana bir söylesene.

Iy, sıkıcı insanlar.

Ben de, burada oturduğum yerden size böyle uygun couple arayayım diyorum.

Böyle akşam gezmelere falan gidersiniz, edersiniz.

Böyle uygun arkadaşlar bulursunuz.

Ama yok. Yabanisiniz hayatım.

İçiniz ölmüş sizin.

Iy, bunlarda.

Koray'cığım, canım. Ben onu mu diyorum?

Bak, arkadaşlarını senden mahrum bırakma. Bak, özlerler sonra.

Değil mi?

Evet, evet. Özlerler şimdi mazallah.

[Bence siz en iyisi şey yapın]

Gidin.

Ay, aslında doğru, doğru söylüyorsun hayatım da...

Ay, dur zaten bir de böyle başlarlar şimdi şakır şakır aramaya, etmeye.

Ee, önümüz tatil tatlım. Yaz mevsimi koskoca.

Ay, bir de böyle insanlar beni çok sever.

Dilimi, milimi çok sever. Ben insanları kırmam, incitmem.

Dedikodu, medikodu asla yapmam.

Bir de böyle elim, kolum dolu giderim.

E tatlım görgü yani. Görgü diye bir şey var şu hayatta.

Bravo, bravo hakikaten.

Ee, o zaman hadi. Arkadaşlarını senden daha fazla mahrum bırakma.

Onlara da yazık. Hadi.

Ha.

Ay, çocuklar.

Ayıp mayıp olacak ama şimdi size.

Olmaz, olmaz.

Hiç olmaz, hiç. Sen düşünme ya. Hadi.

Ay, ay canınız falan sıkılır mı?

Bensiz falan böyle eğlenemezsiniz de.

Ee, işte biz de...

... artık bulacağız bir şeyler.

Koray, hadi sen yavaştan hadi.

Hadi.

Ay, o zaman bu seferlik beni affedin çocuklar.

Yalnız kalacaksınız.

Ettik, ettik.

Hı.

Ay, çocuklar o zaman Şanzelize kalkışı yapayım.

Havalı havalı.

Ay.

Ha, gidiyordum değil mi?

Evet, hadi.

Ay, unutmuşum.

Ay, sonra bu Yonca bana şey dedi.

Böyle bir atarlandı falan.

Dedim ki, tatlım kabul et, artık o seni sevmiyor.

Ay, zaten çirkinsin. Elden bir şey gelmez.

Para da seni güzelleştirmiyor dedim.

Ay, bu bir bozul, bir kırıl bana.

Bir hakaretler falan.

Tatlım, benim dilim falan da böyle tatlıdır.

Kimseye ben böyle laflar etmem, bilmem ne yapmam.

Evet, evet Koray. Gerisini sonra anlatırsın, değil mi?

Aa, bak hatta taksi geçiyor. Sen kaçırma. Hadi.

Ay, insan Şükrü Bey bırakır beni. Çirkin, pinti.

Hadi, hadi Koray.

Kapat!

Demek, iki gün birlikteyiz.

Ne tatlı bir sürpriz oldu bu.

Ee, hep sen mi sürpriz yapacaksın?

Ben bunun altında kalmam.

Oho, o senin yaptığın sürprizlerin yanında bu hiçbir şey.

Koskoca iki gün.

Neler yapılır, neler.

Neler mesela?

Bence senin de aklında bir şeyler vardır.

Yani tabi. Yok diyemem.

Bence yaşayarak görelim.

İddialı geldim diyorsun.

Sana geldim diyorum.

Hoş geldin sevgilim.

Bence de.

Aşkım, akşam sana geleyim diyorum ya.

Yani, tabi müsaitsen.

Bu akşam.

Ha.

Ne oldu ki? Bir planın mı var?

Yok.

Olur.

Gel madem.

Hani, gündem önemli.

Malum bir türlü de konuşamadık ya, artık bir konuşalım diyorum.

He.

Ne ki?

Neyle ilgili yani?

Canım, işle ilgili.

Yani, neyle ilgili olacak ki başka?

(Gülüyor)

Yani, işte tabi.

Benimki de soru.

İyi, gel gel.

[Evdeyim. Gel]

Tamam, görüşürüz sevgilim.

Görüşürüz.

Hep iş, hep iş ama sende.

Ay.

Gel canım, gel yavrum, gel. Konuşalım.

Ben rüyamda anne olduğumu göreyim ama sen gel biz Passionis konuşalım.

Gel!

Ay.

[Müzik]

Selam.

Sadri usta yok mu?

Bugün yok.

Ben varım.

Buyur geç istersen.

Bir şey içer misin? Çay.

Olur.

İçeyim.

Sağ ol.

Ee.

Ee.

Ne yaptınız?

Nasıl gidiyor?

İş, güç falan.

İyi.

Güzel.

Sizde ne var, ne yok?

İyiyiz.

Yani hepimiz.

İyiyiz, şey.

Defne de gayet iyi.

Çok çalışıyor.

Nişanlısı falan diye, patron diye hiç şey yapmıyor.

İmtiyaz falan istemiyor o da.

Kendi işini ya...

Zaten bizim şirkette öyle şey yoktur hani.

İmtiyaz sağlama.

Konu neydi?

Ha, ee...

Ya, bizim özel yapım bir ayakkabı işimiz vardı.

Özel yapım.

Yani özel yapım derken...

Tabi özel değil de, iş manasında yani.

Özel bir tasarım. Ömer çizdi.

Bir yakın ahbabımız için.

Hani ben, Sadri usta belki yapar bir iki güne diye şey yapmıştım ama.

Demek, işte...

Ben yaparım.

Yani, istersen.

Güvenirsen.

Estağfurullah.

Güvenden değil de...

Ee...

E olur.

Madem.

O zaman ben ayakkabıyı vereyim sana.

Tamam.

O zaman, şey yapayım ben.

Kaçayım.

Ee, görüşürüz.

Görüşürüz.

Of.

Ulan.

Kötü adam da değil ki nefret edeyim.

Neyse İso.

İşine dön, işine dön.

İşine dön İso, işine dön.

Aa, Ömer. Ben öyle mi dedim? Niye öyle yapıyorsun?

Hiç anlamıyorum ki. Sen çok hızlı yapıyorsun.

Hiç de hızlı anlatmıyorum.

Bak şimdi.

İçine, şu kadar az koyuyoruz.

Ondan sonra böyle katlıyorsun.

Kenarlarından kıvırıyorsun.

İnce ince sarıyoruz. Ama çok fazla sıkıştırma. Sonra pişmez.

Hı.

Bakmadın ki. Dinlemiyorsun.

Dinliyorum canım.

Bana bakma. Sarmaya bak.

Sarmadan daha cazip şeyler var karşımda.

Bu sarmaların da bitmesi lazım ama.

Sen ne güzel yapıyorsun. Becerirsin bence tek başına. Halledersin.

Ee, biz öyle sonradan öğrenmedik sarma sarmayı.

Ta on iki yaşında başladım.

Öyle Esra gibi havalı falan değilim ben.

Anneannem, madem çok seviyorsun, gel bakalım öğren dedi.

Bir başladım sarmaya. Ama tabi ilk başlarda hayatta beceremiyorum.

Hırs yaptım. Sabah, akşam sarma sarıyorum.

E sonunda başardım.

Hatta, yeni fikirler bile ürettim.

Bak, mesela şu vişne var ya...

... anneannem öyle yapmaz. O benim fikrim.

[Müzik]

Yazın tatilimiz olacak mı?

Geçen sene hep, sürekli çalıştın.

Tatil de yapmadın.

Sen de hiç izin yapmadın.

Ben seni görmeden hiç durabilir miydim?

Seni görmek için, şirkete kalbim güm güm atarak geliyordum ben.

Öyle mi?

Öyle.

Bu noktaya geleceğimizi hayal bile edemezdim.

Nereye götüreyim seni?

Nereye gitmek istersin?

Bilmem.

Sen daha çok yere gitmişsindir. Sen söyle.

Ama yanımda sen yoktun.

Şimdi seninle...

... daha önce gittiğim neresi varsa, hepsine yeni bir gözle bakacağım.

Yani ilk defa gitmiş gibi.

Her şeyi birlikte keşfedeceğiz.

Kulağa ne güzel geliyor.

Seninle her şey güzel.

Ben bile, eski ben değilim.

E madem, o zaman bırakmayayım seni.

Bırakma tabi.

Hep yanımda ol.

Hiç ayrılmayalım.

Gel buraya.

Ne zaman çıkacak bu satış raporları?

Ne demek yarın sorarım ya?

Hemen istiyorum ben o raporları!

O raporlar bir saat içinde benim mailimde olacak! Anladın mı?

Bilmiyorum! Halledeceksin!

Of!

Ay, Sukuş'um. Ay, ne oluyor?

Kime bağırıyorsun?

Ya, satış raporlarını soruyorum.

Daha çıkmadı diyor!

Ya, delireceğim anne, delireceğim ya!

Ben, benim burada elim ayağım heyecandan birbirine girmiş!

Yarın sorarım diyor bana!

Ha.

Ay, iş. Ay, korktum bende.

Önemli bir şey değilmiş.

Ne?

Ne demek önemli değil ya?

Ya, nasıl önemli değil?

Ya, siz hepiniz kafayı mı yediniz?

Evde böyle delilik bulutları geziyor da benim haberim mi yok?

Nasıl önemli değil ya?

Ha, ay, sen sinirlisin.

Ay, ben sinirliyim!

Bu benim ilk sayım!

Ya, herkesin gözü benim üstümde.

Zaten şu an herkes benim düşmemi bekliyor.

Başarmak zorundayım! Bu benim tek şansım!

Ay, başarırsın canım. Ne var?

Ne?

Ne mi var?

Of anne ya! Of!

Ya, beni neden kimse bugün anlamıyor ya?

Niye kimse benim yanımda değil ya?

[Niye kimse bana destek olmuyor ya]

Adam akıllı konuşacak kimsem bile...

Ya!

Yok artık ya!

Ya, birde gidiyorsunuz!

Gidiyorsunuz!

Of!

Ay, kahven de bitti.

Söyleyecek misin? Niye geldin?

Ay!

Ay inanmıyorum!

Ay, çok güzel bu!

Ay, dur bakayım.

Ay.

Koray.

Ay, hayatım. Ay, olmuyor.

Dar geldi.

Biraz ödem varda bir parmaklarımda.

Normalde şıp diye de girerdi.

Iy, zaten yüzük falan da sevmem. Niye aldıysan sen bunu. Ay.

Koray, ben sana mı aldım bu yüzüğü?

Ha. Ay, bana değil miydi bu?

Değil tabi ki Koray. Yasemin'e aldım.

Aman, o zaman niye buraya getirdin?

Git, ver Yasemin'e.

Bir de getirmiş buraya görgüsüz gibi evime.

Koray, Allah aşkına makul olur musun?

Ya, ben sana niye yüzük alayım ya?

Yasemin'e evlenme teklifi edeceğimi söylemeye çalışıyorum.

Ne?

Evlenmek mi?

Ay, Allah'ım yarabbim. Ah, bugünleri de gördük.

Sinoş'um.

Can kardeşim. Ah, kepçem.

Demek evleniyorsun, ha?

Ay, dünya kadar da masraf ettin.

Ay, gözüm kadar da şey almışsın.

Yüzük almışsın.

Ay, resmen Demet Akalın seviyesi.

Ay, çok mutluyum hayatım. Gel sana bir sarılayım, gel.

Gel.

Ah Sinoş'um. Ah canım benim. Ah.

Tatlım.

Hep mutlu olun, oldu mu?

Siz bunu hak ettiniz.

Ay, aşkınız ne büyük badireler atlattı.

Ne büyük engelleri aştı.

Ne sınavlardan geçti.

Ee, Koray. Bahsettiğin bizim aşkımız değil sanırım.

Tatlım, aşk dediğin böyle engelli koşuya benzer.

Iy, bunun da kan kalbine gitti. Beyni durdu.

Ay, şu an var ya o kadar mutluyum ki.

Ay, gelin olmuş gidiyor musun sen şimdi ha?

Yani, onun gibi bir şey sanırım.

Ay.

Ay, yarabbim. Çok kötüyüm, çok.

Çok.

Ay, ay, ay.

Ay. Ay, şu kadarcıktın.

Böyle, zirzop gibi dolaşırdın ortalarda.

Böyle, şapkanı ters takardın.

Böyle, vatkalı ceketler giyerdin.

Ay, büyüdün de bak kendi tarzını falan yakaladın sen şimdi.

Sağ ol Koray.

Ama tatlım, böyle Yasemin iyi kızdır. Ben severim onu.

Sana böyle bebek gibi falan bakar.

Ay, nasıl da cereyan etti aşkınız. Ben şahidim hayatım buna.

Resmen canlı gıybet.

Ay, çok mutluyum. Vallahi çok, çok.

Tamam Koray. Abartma.

Ay, abartırım. Ay, bir şey diyeceğim.

Acaba ben ne giysem?

Ay, böyle alışverişe çıkayım ben en iyisi.

Hangi smokinler moda? Onlara bir bakayım.

Ay, sen ne giyeceksin?

Damatlık.

Ay, damat olmuş, damatlık mı giyiyorsun?

Ah, kuzum benim. Ay, sende yaban ellere karışacaksın.

Gurbete gidiyorsun arkadaşım.

O kadar mutluyum ki senin adına.

Sen de gittin demek ha.

Ay, çok kötüyüm vallahi.

Ay, çok kötüyüm.

Ay, bu da pek uzunmuş be.

Ay, dur.

Soruyorum.

Sor.

Hayatındaki en utanç verici an ne?

En utanç verici an.

Gerçekten hatırlayamadım.

Aa, kaçmak yok.

Ben anlatayım mesela.

Kopya çekerken yakalanmıştım bir kere.

Ay, ne iğrençti. Böyle, bacağıma boydan boya kopya hazırlamışım.

Hoca gelmiş, bu ne?

Ben diyorum, yok hocam, ne kopyası falan filan.

Arkadaşım görüyor. Kızım diyor, bacağında kopya var.

Adama rezil oldum ya. İğrençti.

Sen kopya mı çekiyordun?

E herhalde.

Ay sen çekmiyordun kopya, değil mi? Kesin.

Okulu falan da asmamışsındır.

Ben mi?

Hı.

Sen beni hiç tanımamışsın.

Beni amcam kaç defa karakoldan topladı.

Allah Allah, seni.

E tabi. Yani, çok gurur duymuyorum da.

Allah Allah.

Ben çocuk Ömer'i hiç öyle hayal etmemiştim.

Hı.

Tamam peki.

Yeni bir soru.

Bir kız için yaptığın en acayip şey.

Yani benim, benim dışımda bir kız.

Dur, çok romantikse söyleme ya.

Şimdi ben, kalbim durur benim. Kaldıramam.

Çok sevdiğim birini...

... altı kat kucağımda taşımıştım.

Aa, niye ki?

Kim?

Yok, yok. Dur, söyleme şimdi.

Hiç söyleme.

Çok mu seviyordun?

Ama öyle bir şey değil. Annem.

İşte hasta olduğu zamanlar, böyle rutin kontrole gidiyorduk hastaneye.

Öyle taşımışlığım var yani.

Oh.

Film izleyelim mi?

Olur.

Anlayacağın, sonunda barışıyoruz.

Bu iş benim içime pek sinmedi Hulusi.

Ne biliyim yani, Ömer'in haberinin olmaması.

Üstelik de sevdiği kızı istemeye geleceği gün.

Sinsin, sinsin doğrusu bu.

Ya, bu çocuk sana neden küstü? Neden dargın?

Farkında değil misin Hulusi?

Ona dürüst davranmadığın, onu kandırmaya çalıştığın için.

Şimdi aynı yöntemleri kullanarak barışmaya çalışıyorsun.

Onu, yani, ne bileyim ya.

Of Sadri, içimi kararttın.

Öyle olmayacak. Bak, Ömer beni görünce yumuşayacak.

Onu ne kadar sevdiğimi, nasıl özlediğimi görecek.

İyi, sen öyle diyorsan.

Bana bak.

Ömer'e sakın bir şey söyleme.

Ben insanların hayatına müdahale etmem Hulusi.

Herkesin kendi tercihini yaşamaya hakkı var.

Ben öyle düşünüyorum.

Tamam, merak etme sen.

Şimdi.

Ben diyorum ki.

Böyle İstanbul semalarında, böyle dolaşalım. Tamam mı?

Sonra en güzel yerde, böyle en tepede...

... ben böyle teklif edeyim.

Fazla gösterişli hayatım. Kalantor işi.

Bir de şu var.

Şey düşün. Tamam mı? Böyle havai fişekler.

Belki adını yazarım falan böyle.

Ondan sonra diz çökmeli.

Iy, hayatım çok yapıldı.

Dizilerde bile gördüm böyle şeyler.

Ay Koray, ne yapacağım ben? Nasıl teklif edeceğim peki?

Tatlım, içinden geldiğini yap.

Ama biliyorsun yani, çok prodüksiyona girince bir şişiyor yani. Biliyorsun.

De yok ya, hayır. Böyle şey olmalı ya.

Çok özel olmalı, tamam mı? Bir...

Neyse.

Bana bak, saat kaç? Yasemin beni bekliyor. Ben geç kaldım ha.

Koray.

Sakın.

Lütfen. Ne olur.

Ay, bir şey diyeceğim.

Şimdi mi edeceksin teklifi?

Yok. Dedim ya, o dediğim ayakkabı gelince. Şimdi daha o yok.

Bir de böyle nasıl teklif edeceğimi de bilmiyorum.

Koray.

Eğer Yasemin'e söylersen...

Sakın.

Aman, tamam be.

Niye söyleyeyim?

Bu da, hadi git.

Buldumcuk seni.

Hayır, gelme.

Ay.

Hadi, gelişmelerden haberdar edeceğim ha.

Tamam, hadi et.

Iy, uyuz.

Bu da evde kalacaktı az kalsın.

Kız!

Sinsirella, ne yapıyorsun?

Ay, kepçe buradaydı.

Sana evlenme teklifi edecekmiş.

[Ay, onu konuştuk]

Ne?

Koray ne diyorsun sen?

[Ay, vallahi öyle hayatım]

[Ay, birazdan zaten sana gelir]

Bana bak kız.

Yani, eğer baştan kabul etmeyeceksen söyle de ümidini falan kırayım çocuğun.

Yükseliyor sonra sana.

Koray, Koray, Koray saçmalama.

Bir dur, bir dur, bir dakika.

Şimdi gerçekten şaka falan değil, değil mi?

Yani, yanlış anlaşılma falan yok.

Sinan bana... Sinan bana bildiğin evlenme teklifi edecek.

Ay, vallahi öyle.

Kız, şu an da bak yine duygulandım, ettim.

[Şu an var ya sen bile tatlı geliyorsun vallahi gözüme]

Kız, evet mi, hayır mı? Çabuk söyle.

Canım, sana ne yani.

Sonuçta, Sinan ile benim aramda olan bir şey.

İlişkimiz bizi ilgilendirir. Sana ne ki?

Hayatım, ben haber verdim, ben.

Ay, Koray bir dakika.

Ben, elim ayağım boşaldı benim bir.

Bir tansiyonum düştü. Bir fenayım.

Ay, hayatım. Yemiyorsun da ondan. Kurudun kaldın.

[Tatlım, biraz protein falan ye]

Ay, şimdi sen bir de şeyin derdine düşersin.

Böyle gelinlik falan giyeceksin ya.

Diyet, miyet falan yaparsın.

Ay, neyse tatlım. Konuyu değiştiriyorum şu an da.

Acaba ben ne giysem, hı?

Ay, mavi yakışır. Gözlerim falan patlar, eder, değil mi?

Ay, bir de yaz mevsiminde olacak ya.

Ay, şu an çok mutluyum. Çok heyecanlıyım.

Acaba diyorum böyle havai mavisi falan mı giysem?

Ay, alo.

Kız.

Allah'ım.

İnanmıyorum Allah'ım. İnanamıyorum.

Ne yapacağım ben şimdi?

Ne yapacağım?

Yasemin bir sakin ol. Sakin, sakin.

Ne yapayım?

Ne yapayım ben şimdi?

Ee, buraya gelecek.

Ben o zaman... Ben o zaman giyeneyim.

Evet, ben o zaman giyineyim.

Kabul et ama. Film çok iyiydi.

Güzeldi tabi canım.

Ben bunu senede iki defa falan izlerim.

E artık birlikte izleyeceğiz.

Olur.

Ya Ömer, sana bir şey soracağım.

Sor aşkım.

Bu senin dedenle meselen.

Tam olarak ne oldu?

Annemi üzdü.

Hemde çok.

Nasıl mesela?

Biz hayata aynı yerden bakmıyoruz dedemle.

Yani çok farklıyız.

O, insanları satın alabileceğini düşünür.

Hür iradeye saygısı yoktur mesela.

Müdahale eder.

Ederken de ezip geçer.

Annene de aynısını yaptı o zaman.

Annem onun yüzünden...

Neyse.

Ya, biz bu isteme işini ertelesek mi?

Neden?

Yani, ne bileyim.

Yangından mal kaçırır gibi. Ne gerek var acele etmeye, değil mi?

Canım ne acelesi? Bence...

Yani, şu evlilik kararını alalı epey oldu.

Öyle de.

Bir şey soracağım. Sen bu dedemle alakalı meseleyi mi taktın kafana?

Ne bileyim.

Takılma.

Tamam.

Bak, o artık benim hayatımda yok.

Yani, bu anlattığım hiçbir şeyin artık benim için bir önemi yok.

Şu an da, bundan sonra artık en önemli şey biziz.

Ben artık bir olmak istiyorum Defne.

Yani, bütün şu prosedür...

... nasıl işliyorsa artık olsun bitsin de kavuşalım artık.

Aynı evde ha?

Hep beraber.

Hayalimiz bu değil miydi?

Sen deli misin ya?

Ben bunun gerçek olabileceğine bile hâlâ inanamıyorum.

Olacak.

Olacak sevgilim, hem de çok yakında.

Acıktın mı peki?

Of, hem de nasıl.

Gel ben sana şöyle güzel bir yemek yapayım.

Ay, en sevdiğim. Kalk, kalk.

Kahvemi de alırım ama.

Al bakalım.

[Müzik]

Vay be.

Ömer İplikçi'yi kes.

Ne güzel çizmiş bunu.

Eli de pek lezzetliymiş.

Şanslı mıyım, neyim?

İşte böyle arada yapınca...

... güzel oluyor.

Anneannem hep şey der.

İyi yemek yapan insan, iyi insandır.

Ben daha bu zamana kadar hiç aksini görmedim.

Öyle mi?

Evet, öyle ama yani.

Yüz kere, bin kere şanslıyım.

İyi tasarımcısın.

Hem en iyi şefsin.

Bence bundan daha da önemlisi...

... mükemmel bir sevgilisin.

Sevgilin ilhamını kimden alıyor acaba?

Aa, sen bilmiyorsun.

Sinan, Yasemin'e evlenme teklifi ediyor.

Aa, e süper haber.

Özel bir ayakkabı hazırladık.

Şimdi Sadri ustam da.

Yaptırıp onunla gidecek Yasemin'e.

Yani, evlenme teklifini onunla edecek.

İnce ruhludur benim kardeşim.

Hı.

İyiymiş.

Bunu artık...

Sevgilim.

Hı.

Ne oldu?

İso.

Ah be.

Doğru.

İçi yanıyordur çocuğun.

Bir dakika ya.

Yasemin Hanım'ın düğünde giyeceği ayakkabıyı İso mu yapıyor?

Yani, belki Sadri ustam yapıyordur.

Az çok çalışacaktır. Çok kendini yormadan.

Yok, bu hiç benim içime sinmedi.

Ben İso'yu arayacağım.

Bir ara.

[Telefon sesi]

Söyle Defu'cuk.

Ee, İso.

Bu Sinan Bey'in getirdiği ayakkabıları sen mi yapıyorsun?

Hı, evet.

Problem yok. Dert etmiyorsun, değil mi?

Ya, ne dert edeceğim kızım?

İş bu. Allah Allah.

Vay be İso.

Ne kral adammışsın.

Ne bileyim.

Şimdi, senin sevdiğin kadına adam...

... o ayakkabılarla evlenme teklifi edecek yani.

[Ben olsam yapamazdım]

[Gerçekten, yüce gönüllü bir adammışsın]

[Bir şey diyeceğim ya. Ben geleyim mi yardıma]

[Var mı yapılacak bir şey]

İso, orada mısın?

Yok, yok.

Yardım lazım değil.

Sonra görüşürüz.

[Müzik]

Aşkım, ne haber?

Evet.

Ha.

Yok, yok bir şey.

Ya, ne diyeceğim. Dışarı çıkalım mı?

Ya, burada denemek istediğim bir restoran var da.

Pavurya sever misin?

Evet, evet.

Sonsuza kadar.

Efendim.

Canım işte, pavurya.

En sevdiğim. Hep yerim.

Tamamsın o zaman.

Tamam, tamam. Ben enine, boyuna düşündüm.

Bence olur. Hatta süper olur.

Pavuryayı diyorsun, süper.

Hı hı. Aynen öyle.

E hadi o zaman.

Hı. Orada yani.

Ne orada?

E canım işte, pavurya.

Hı hı, evet.

E güzelmiş.

O da olur.

Şey, o da olur derken, ee, hani eğer başka bir şey yemek istiyorsan...

Yok, yok. Ben onu istiyorum. Ben pavurya istiyorum.

Ya, ben ne istediğimi gayet iyi biliyorum. Netim yani.

Sen.

Ne bende?

Net misin?

Yemek konusunda.

Eh, tabi.

Evet Yasemin.

Evet.

Güzel.

E iyi madem. O zaman gidelim.

E hadi.

Aşkım.

Bal böceğim. Pıtırcığım benim.

Al, al bakayım.

Aman da benim Nihan'ım erkek annesi mi oluyormuş ya?

Ya, bir şey diyeceğim.

Hı.

Yakışır mı sence bana?

Bak şimdi. Hayal et şimdi. Tamam mı?

Bu böyle kucağımda İso ile. Bu İso, böyle.

Bak.

Ama Nihan, olmadı ki böyle.

Yani, sen zaten ekmek kadayıfıydın.

Üstüne de kaymağın geldi.

Ya, çok acayip bir şey oldun sen böyle ya.

Ya, aman da ne de sever şimdi annesini, değil mi?

Ama çocukta haklı. Yani, böyle bir anne sevilmez mi?

Ya, yalan.

Ya, niye yalan? Doğru, vallahi doğru.

Şu güzelliğe bak. Çimen gözlüm.

Yerim seni, yerim. Tombalağım benim.

Ne?

Ney ne?

Sen bana tombalak mı dedin?

Tombalak mı dedim?

Aşk olsun Serdar ya.

Sen beni şişman mı buluyorsun?

Ya, canım. Ben sana mı dedim?

Ya kime dedin?

Şey.

Aa, İso'muza dedim.

İso'muza dedim. Oh, tombalak oğlum benim.

Ah, topacım ya.

Ya, aslan parçası bu be.

Vallahi.

He. Ağır çeker diyorsun yani.

Yani.

Ay, o kadar merak ediyorum ki kime benzeyecek.

Ya, böyle var ya karnımı böyle yarıp bakasım var.

Sana benzesin.

Böyle huyu da, suyu da, her şeyi sana benzesin. Daha ne isterim ki?

Ya, deme öyle. Geliyor.

Ne geliyor? Bebek mi geliyor?

Ay, saçmalama Serdar. Ağlama geliyor. Onu diyorum.

Aa, ağlama canım benim.

Duygulandım.

Gel, gel. Ağlama.

Ay, ay, ay.

Ay, öldüm. Öldüm.

Ay, alın şunu elimden.

Ay.

[Ay]

[Ay, öldüm]

[Ay, alın şunu elimden ya]

Türkan teyze.

Ay.

Hiç değişmemiş bu Mesude.

Ay, içi kötü, içi.

Aklı sıra bana laf sokuyor. Hadsiz kadın.

Ailecek terbiyesiz bunlar be.

Ya, ne oldu ki?

Aman, attırdı tepemi işte.

Çıktım, geldim bende yarı yoldan.

[Sağ olsun, Ahmet getirdi beni]

Aman, iyi ki de getirdi. Dünya kadar işimiz var.

Ee, siz ne yaptınız?

Nihan.

He.

Defne nerede?

Ya, söyle de bana bir kahve yapsın. Yoksa başım çatlayacak vallahi.

Ay!

Ne?

Ay, yok bir şey.

Ben yapayım kahve.

Defne nerede?

Burada.

Nerede?

Canım, işte buralarda.

Ben kahve yapayım.

Hadi, hadi kahve yap sen.

Hah, Defne.

Kızım anneannen geldi.

Ya, bir şey diyeceğim. Şimdi bu isteme mevzusu falan da var ya...

... ben öyle iş, miş yalan atamadım.

Şişe takacak seni.

Bana bak, evde dedim. Hemen gel.

Ne?

Ya, kızım sen manyak mısın? Niye evde diyorsun, ha?

Vallahi keseceğim bak artık seni.

Ya, insan bir yalan uydurur, bir şey yapar, kurtarır durumu.

Hayret bir şey ya. İyi tamam, kapat.

Geliyorum.

Ya, anneannem gelmiş. Benim acilen eve gitmem lazım.

Ay, şu an resmen evden sevgilisi için kaçan Merve konumundayım.

Rezillik.

Ya, gülme. Vallahi bak, çok ciddiyim ya.

Anneannem gelmiş diyorum ya. Nihan evde demiş.

E idare edemezler mi?

Edemezler. Ya, sen benim anneannemin...

... ne kadar katır inatlı olduğunu bilmiyorsun.

Vallahi, bir çakarsa var ya sittin sene evden çıkamam ben.

Yok, olmaz yani. Gitmem lazım.

İyi madem. Gel, ben bırakayım seni.

Ay, ne oldu acaba ya? Niye döndü ki bu şimdi geri?

Bendeki de yani. Kırk yılda bir delilik yapayım dedim. O da elimde patladı.

[Anlamasa bari]

Ay.

Vallahi biterim ben ha. Ya, şimdi Defne gelsin diye tutturursa bu.

İnşallah idare edebilirler. Gerçi, yani Nihan bu konularda ustadır da.

Şimdi, o aklı evvele de hiç güven olmuyor ki.

Gülüyor musun sen?

Yok.

Vallahi, bak bir çarparım şimdi.

Ne?

Ay!

Ay, vallahi bilmeden ağzımdan kaçtı. Ben öyle demek istemedim.

Ay, ne olur Ömer. Bittim ben vallahi.

Hadi, biraz daha hızlı gidelim, ne olur.

Anam!

Ne oldu?

Dolmaları sende unuttum ben.

Daha yarısını bile yapmamıştım ki.

Defne, ben Şükrü'nün eşine yaptırırım.

Şu uzatma dolma işini.

Ya, aynı şey mi Ömer? Aynı şey mi?

O dolmaları benim sarmam gerekiyordu ya.

Dolmalar bir kızın gururudur.

Benim kendi ellerimle yapmam gerekiyordu ki, anneannem de böyle...

... ay benim kızım yaptı, eli çok lezzetlidir, hamarattır diye hava atacaktı.

Atar yine. Kim bilecek?

Ben bileceğim.

Sen bileceksin.

Olmaz. Benim yapmam gerekiyordu.

Hayır, yani aradan bin yıl geçmiş.

Sen ne diye karıştırıyorsun eski defterleri, değil mi?

Neymiş efendim, ben ona gıybetçi demişim.

Sanki değil.

Bir arkanı dönmeyiver. Oo, hemen başlar çekiştirmeye.

Hem de ne çekiştirmek.

Ay, bir de kinci.

Unutmamış da. Vallahi, ben de sözümü esirgemedim.

Verdim, veriştirdim. Ağzıma ne geldiyse söyledim.

Oh.

Ay.

Sen, bu bir bayıl, bir inlemeler, bir hareketler.

Ay, nasıl yalan, nasıl sahte.

Ama laf geçirmekten de geri kalmıyor ha.

Hatta ne dedi? Çok komikti.

Dur, bunu Defne'de dinlesin.

Defne!

Aşkım ben gidiyorum. Kısmet değilmiş artık, ne yapalım.

Ben seni ayrın sabah ararım.

Dur bakalım. Ben burada bekliyorum.

Sen şimdi kapıdan gir. Anneanneni bir güzel gör. Sonra kaç, gel.

Bekliyorum.

Kaçayım mı?

Evet, kaç.

Nasıl kaçayım Ömer? Yapamam ben öyle bir şey.

Ben anlamam. Bana söz verdin.

Bu gece seni almadan hiçbir yere gitmem. Bekliyorum ben, hadi.

Ay, şimdi sen böyle söyleyince, ne bileyim.

Ay, dur bakalım. Hadi hayırlısı.

Gittim.

Olur, olur.

[Müzik]

Sen, benim başıma gelen en güzel şeysin.

Şans meleğimsin sen benim.

[Uğurumsun]

Ee, susmak için mi aradın?

Hayır.

O zaman.

Gel.

Zaman, aleyhime işliyor.

Kimse sen yetiş diye dönüp beklemiyor.

[Kimsenin müstaması yok]

Hem sen ne... Sen ne anlarsın ki? Senin kapasiten yetmez.

Kapasitem.

Koskoca şirket yönetiyorum ben burada.

Mahalle arasındaki kahveyi değil.

[Senin sevdiğin kadına, adam o ayakkabılarla evlenme teklifi edecek yani]

[Ben olsam yapamazdım]

[Gerçekten, ne yüce gönüllü bir adammışsın]

İşte öyle anneanne.

Dolmalar, Münü de. Yani, orada sarıyoruz. Başka nerede olacaktı?

E ben daha demincek gördüm Münü'yü.

Öyle çiçek suluyordu.

Hadi ya.

Emin misin?

Ya, ne demek emin misin? Aa.

Yılların Münü'sü. Gördüm diyorum işte.

Bana bak. Siz yine ne işler çeviriyorsunuz, ha?

(Gülüyorlar)

Ay, ilahi anneanne. Ay.

Biz yani, biz. Biz ne iş çevireceğiz ya?

Yani Türkan teyze. Sen de sanki bizi hiç tanımıyorsun ya.

Bizim aklımız erer mi öyle şeye? Bizim ağzımız var, dilimiz yok.

Hem anneanne, biz niye öyle şey yapalım, iş çevirelim yani? Değil mi yani?

Ne gerek?

Hah.

Ki, dolma için.

Saçma.

Ama gördüm ben Münü'yü diyorum. Onu ne yapacağız?

Onu ne yapacağız?

Ya, anneanne. Gece gece çiçek mi sulanırmış ya?

Yanlış görmüşsündür sen. Mümkün değil.

Evet, kesin yanlış görmüşsündür.

Sen şimdi yol yorgunusun ya. Böyle halüsinasyondur o.

Hayaldir yani.

Abim benim ya. Zeki abim. Akıllı ya, adam akıllı yani.

Abim.

Ya, benim aşkıma bak ya. Ben bunu ye...

Bak, aslan ya.

Nasıl hemen çözdü şıp diye.

Ya.

Yani, o Münü değil miydi şimdi?

Değildi, değildi.

Bir de, işte sen Münü'yü çok özlediysen demek.

Böyle, baktığın her yerde onu görüyorsan falan.

Nihan, zorlama aşkım.

Evet, tatlım sus. Kafa karıştırıyorsun.

Anneanne, özetle değildi yani. Rahat ol sen. Rahat ol.

İyi.

Yani, uykusuzum da azcık. Ondan herhalde.

[Hep birlikte] Ondan.

Başka neyden olacak?

İyi madem. Madem yorgunum o kadar.

Ben haydi gideyim, yatayım.

Hadi size iyi geceler.

Oldu, tamam.

İyi geceler.

Tatlı rüyalar.

Allah rahatlık versin.

Ne oluyor ya?

Hah, atlattık. Hadi ben kaçtım.

Nereye?

Ömer'e. Kapıda bekliyor.

Ay, romance'ye koş. Koş, koş. Hadi.

Ya, bir dakika, bir dakika.

Gidemezsin. Yok, olmaz.

Ne demek gidemezsin ya?

Ya, kızım sen de bir rahat dur ya.

Allah Allah. İdare edemeyiz.

Ya, yine tutturursa Defne, Defne diye, ha?

Gitmeyeceksin. Bu gece de gitmeyiver.

Ya, abi. Atlattık tehlikeyi ya. Bir şey olmaz, tutma beni.

Olmaz.

Ya, ne demek olmaz?

Ya, olmaz.

Ya Nihan, abime bir şey söyle ya.

Aşkım.

Hiç, hiç kendinizi yormayın. Bu gece herkes kendi evinde uyuyacak.

O kadar. Bak, ispiyonlarım ha.

Türkan teyze.

He.

Hayırdır.

Su içeceğim. İçmeyeyim mi?

İç, iç. Kana kana iç.

Getireyim mi?

Ben alırım.

Aklından bile geçirme.

Söylerim ha.

Ya, of.

Ne of? Otur.

Ömer.

Ömer al.

Geliyorum.

Ay, bana bak. Resmen kaçtım ya.

Demek ki aşk insana neler yaptırıyor.

Bir de kaçamam diyordun, bak.

İyi ki çelmişim aklını.

İyi ki.

Ay.

Gerçekten sen benim başıma gelen en acayip şeysin.

Sen ne güzel konuşuyorsun öyle, tatlı sevgilim benim.

Ay, yok dayanamayacağım ben.

Ne yapıyorsun?

Defne.

Defne, ne yapıyorsun?

Ben bu adamı çok seviyorum, çok!

[Müzik]

Ay.

Alo Koray.

Sinan beni şimdi restorana getirdi.

Ne yapacak? Nasıl yapacak?

Aa, kız, yanında mı?

[Ay, kaçtı bütün sürpriz]

Allah kahretmesin seni.

Hevesini kursağında bıraktın adamın.

Ay, yok saçmalama. Şu an lavaboda.

Ya, sana tam olarak ne söyledi?

Ha.

Ay, ne bileyim? Uçak falan dedi, havai fişek falan dedi.

[Ay, hayatım. Dinleyemedim tam. Köfte yiyordum o ara]

Ağzım doluydu. Duyamadım.

He. O yüzden cam kenarında oturuyoruz biz.

Ay, ay sevgilime de bak. Ne romance.

Ay, tatlım. Aslında biraz benim fikrimdi.

Böyle kendime pay çıkarmak gibi olmasın da.

Bak, dur şimdi, dur. Bir dakika.

Çok dikkatli olmalıyım. Yani, olay dışarıda gerçekleşecek, öyle mi?

Öyle hayatım. İşte, türlü türlü avamlıklar yani.

Ay, aşk insana neler yaptırıyor, neler.

Çok tatlı, çok.

Kapatıyorum, geliyor. Bay.

Ay, kız kapatma. Hoparlöre al.

Duyacağım ben. Aa.

Ay.

Gel aşkım, gel.

Ne yaptın aşkım? Verdin mi siparişi?

Yok, seni bekledim.

Demek ki bu zamana kadar hep seni beklemişim.

Masamız da harika, değil mi?

Yani, yer olarak.

Öyle mi?

Bana biraz soğuk geldi ya.

Böyle bir kurander var sanki şeyde.

Şöyle orta masaya mı geçsek?

Nasıl?

Masayı mı değiştireceğiz?

Ha, yani şey, sakıncası yoksa.

Üşüdüm, bir titreme geldi şey.

Sen bir yerleşemedin, sevmedin galiba sen bu masayı, ha?

Yok canım. Yani, ben niye tasalanayım ki?

Sen, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüşsündür herhalde.

Masa konusunda.

[Afiyet olsun]

Sağ olun.

E yok burada yüzük falan.

Efendim.

Yok.

[Hah]

Yok bir şey.

Tatlı alalım mı?

Alalım mı?

Alalım.

Yani, almayalım.

Yani, sen nasıl istersen.

Eh.

İsteyeyim madem.

[Teşekkürler]

[Afiyet olsun]

Evet.

Başlıyorum.

Lütfen.

Dikkatli olmak lazım sonuçta, değil mi?

Ne açıdan?

Yani.

Yutmayayım falan diye.

E yutacaksın zaten.

Ne yapacaksın ki yutmayıp?

Yani, çiğneyip yutacaksın.

Yani.

Sonuçta pasta, değil mi?

Yalnız sana bir şey söyleyeyim mi? Yani, gayet başarılısın bu konuda.

Hiç çaktırmadın.

Neyi Yasemin?

Ee.

E hadi ama ya. Yani, dayanamayacağım artık.

Nerede?

Yasemin, ne yapıyorsun? Katlettin pastayı.

E hani.

Ne hani?

Yok.

Yasemin, ben gerçekten anlamıyorum. Neyi arıyorsun hayatım?

Ne yok?

Vişne.

Vişneli olacaktı bu pasta. Hani vişne?

Vişne nerede? Yani, sabahtan beri bu anı bekliyorum, biliyor musun?

İçinden vişne çıksın diye.

Ya, boşu boşuna heveslendim ya.

Ama canımın içi, biz pastayı vişneli söylemedik ki.

Ha neyini söylemedin Sinan? Ha niye ben hevesleniyorum yok yere?

Yasemin, iyi misin? Ben sana bir kahve söyleyeyim, ha?

Hayır, söyleme. İstemiyorum kahve falan.

Hevesim kaçtı.

Yok kaçmaz, kaçmaz. Ben söyleyeyim. Pastayla iyi gider.

Hayır istemiyorum, istemiyorum.

Söyleme. Şimdi, onun içinden de çıkmayacak vişne.

Anladım ben zaten, anladım. Yani, içmemin hiçbir anlamı yok, hiç.

Şimdi, yani.

Kahvenin de vişnelisi yok da.

Kahve söyleyeyim, yanına vişne şey yapayım.

Oh, hava ne güzel. Mis.

Sen şimdi şöyle güzel güzel otur.

Keyfine bak, rahatına bak.

Ben de gideyim, içecek bir şeyler getireyim, olur mu?

Peki.

Bir de öpeyim gitmeden.

Oy.

Aa, aşkım.

Ya, ben de çok özledim.

Ama gelemem yani.

Ya, öyle deme.

Ee, Ömer geldi. Kapatmam lazım.

Kimdi o?

Efendim.

Telefonda diyorum, kiminle konuştun? Kimdi o?

Ay, sen duydun mu onu?

Ne?

Yalnız, şu an yüzünün halini görmen lazım.

Ay, kızdın mı?

Yok canım.

(Gülüyor)

Ne gülüyorsun bir de? Gülme.

Yalnız, bir şey söyleyeceğim.

Bir anda olsaydı, kabul et.

Ha bu şakaydı yani.

He, şaka.

He, iyi tamam. Al sen kahveni iç ya güzel güzel.

İç, iç.

İç son kahveni. Ben...

Ben bunun acısını çıkartırım.

Sinirlerim bozuldu.

[Müzik]

İso.

İso.

Sen burada mı uyudun oğlum? Ne oldu, sabahladın mı?

Evet ustam ya.

Ah, bir mevzu vardı da.

Tamam, yat yavrum. Yat, yat.

Ben şuradan bir ekmek alıp geliyorum hemen.

Olur mu usta öyle şey? Ben alırım.

Allah Allah. Olur mu oğlum öyle şey? Yatsana şuraya.

Biraz usta sözü dinleyeceksin.

İyi, ben de çay demleyeyim madem.

İso.

Ya, ustam sonra yatırırım. Söz.

Tamam, hemen geliyorum. Tamam.

[Müzik]

Alo, Sinan Bey.

Bitirdim ayakkabıyı.

Evet, evet. Erken bitti.

Yok, ben getiririm.

Eyvallah.

Anneannem!

Ay, ay, ay!

Ay, dolmalar. Ay, ben geç kaldım ya.

Ömer!

Of.

Ömer!

Ömer.

Aa, nerede?

He, spora gitmiştir.

Ay, dur ben bir sevgilime kahvaltı hazırlayayım.

Salak Defne ya. Eve gitmen lazım.

Aa.

Sen markete mi gittin?

Günaydın öpücüğü.

Sen ne güzelsin böyle sabah sabah.

Ya, dur şimdi. Benim kafamı karıştırma.

Benim eve gitmem lazım yalnız. Dolma da bitmedi.

Anneannem vallahi öldürecek ya. Ne yapacağım bilmiyorum.

Gel böyle, gel.

Ne için bu?

Kafanı topla diye.

Şöyle bir düşün, bir rahatla, bir sakinleş.

İyi de, sen böyle yaparsan ben gidemem ki.

Bak şimdi, önce şu güzel güne bir başlayalım.

Sonra ben sana güzel bir kahvaltı hazırlayayım.

Sonra dolmalara geçelim birlikte.

O da bitince, nereye gitmek istiyorsan bırakırım seni.

Anlaştık.

Vallahi sen böyle söyleyince her şey o kadar kolay geldi ki şimdi bana.

Yumurtayı neli istersin?

Bilmem. Ne aldın? Bakalım.

Dur, dur. Sen bırak. Senin bileklerin incinir.

Sen narinsin, naziksin.

Gel, ben götürürüm.

Kıyamam, hiçte bana kıyamazmış.

Kıyar mıyım ben sana? Gel.

Gel.

[Telefon sesi]

Alo.

Ne?

Evet, dinliyorum.

[Sude Hanım, ilk üç günün satış rakamları...

... dergi tarihinin rekoru oldu]

[İnanılmaz bir şey]

[Feryal Hanım dönemini neredeyse ikiye katladınız Sude Hanım]

Kesin değil mi?

[Evet]

Eminsin yani.

[Kesinlikle]

Tamam, sağ ol.

Sonunda.

Anne!

Baba!

Aa.

Neredeler ya?

Baba!

Ee.

Burada da kimse yok.

Ee.

Gerçekten kimse yok mu?

E ben de birilerine haber vereyim.

Kime haber vereyim?

[Müzik]

Yok ki kimse.

[Kapı sesi]

Sude Hanım, merhaba.

Ee, Ömer Bey et gönderdi.

Ne yapayım bunları? Mutfağa mı şey yapsam?

Gel Şükrü abi, geç.

Mine Hanım izinli galiba.

Ben bunları buzluğa koyuyorum.

Şükrü abi.

Biliyor musun benim dergim rekor kırdı?

Yani, baş editör olarak ilk sayımdı bu benim ve satış rekorları kırdı.

Benim hazırladığım sayı Şükrü abi, rekor kırdı.

Öyle mi? Tebrik ederim Sude Hanım.

Çok güzel bir haber bu. Çok sevindim. Tebrik ederim.

Çok teşekkür ederim. Sağ ol.

Ee, artık bir kutlama yaparsınız, değil mi?

Aile, arkadaşlar falan.

Bir organizasyon yaparsınız artık.

Tabi, tabi.

Herkes bu haberi bekliyor zaten.

Ailem için çok önemli bu.

Eminim çok sevineceklerdir.

E canım, sevinmezler mi? Biricik kızları.

[Ben bile nasıl mutlu oldum]

Tekrar tebrik ederim. Hayırlı, uğurlu olsun.

Eyvallah Emre, sağ ol.

Eyvallah abi. Ne demek.

[Müzik]

Sinan.

Aşkım, şimdi aklımdan geçiyordun.

Bir şey söyleyeceğim sana.

Söyle aşkım.

Biz evlenelim.

Efendim.

Ben seninle evlenmek istiyorum.

Çok iyi fikir.

Bak, biz çok iyi oluruz.

Ben aklındakileri biliyorum.

Biraz tereddütlerin var.

Hatta belki de vazgeçtin ama geçme.

Geçme, biz evlenelim. Çok iyi oluruz. Gerçekten.

Ben istiyorum. Evlenelim, he?

Yok.

Ben de zaten... Zaten şey...

Ha, sende vazgeçmemişsin yani.

Nasıl vazgeçebilirim ki Yasemin?

Yani, insan hayatının kadınını her gün bulmuyor.

Ben seninle yaşlanmak istiyorum.

Eve geldiğimde...

... kanepede seni uyurken bulmak istiyorum.

Üşüme diye senin üstünü örtmek istiyorum.

Ya, böyle, bir de, hani ortalığı falan dağıtırsam...

... senin kızmanı istiyorum.

Ben seni istiyorum Yasemin.

Hayatına ortak olmak istiyorum.

Ben de aşkım.

Ben de seni istiyorum.

Ömür boyu.

E hadi tak.

Ha.

Yüzüğü.

Ha.

Sağ mıydı, sol mu?

Sağ.

Evet, biraz büyük geldi tabi ama.

Bu mu yani şimdi evlilik teklifi hikayemiz?

Ya, bizimki de böyle olsun. Ne yapalım?

Hani, aslında vardı böyle başka planlarım da...

... onları da sonra artık.

Yolumuz uzun diyorsun.

[Müzik]

Yok arkadaşım.

Yok.

O kadar da değil.

Yok İso, yok.

Yapma.

Durduk yere karartma oğlum yüreğini.

Hadi bakalım. Yolcu yolunda gerek.

Gitmesen.

Ya, illa bir şansını deneyeceksin, değil mi?

Bugün de kal.

Ya Ömer, vallahi gidemeyeceğim ben.

Ya, hadi gidiyorum ya, vallahi.

Bak, bir daha düşün.

Ya, zaten evden kaçmışım.

Ne kaçtım, kaçtım? Geldin, ne güzel eğlendik işte bol bol. Fena mı oldu?

He, eğlendik de...

Bu ne?

Ya, dur dur.

O senin değil.

Yani, bak istiyorsan da...

... senin olmadığı için.

Yok ya, ne bakacağım.

Ya da dur, bakayım.

[Müzik]

Kimin bu?

Benim olmadığına göre, kimin?

Hayır, öyle meraktan falan soruyorum yani.

Ya, şimdi anladım. Pis.

Ömer geliyor, kapatıyorum falan. Ya.

Ben altta kalmam.

Bu benim mi?

Senin tabi.

Nasıl oldu? Yakıştı mı?

Mis.

Ben bunu istemede de takarım.

İsteme. İsteme, isteme. Geç kaldım ben, çekil.

Çekil, geç kaldım. Anneannem öldü...

Ya, kal işte. Gitme.

Ya, aa. Tamam, istemede görüşürüz.

Hadi, görürüz orada birbirimizi biz. Hadi, gittim ben.

Çekil, çekil, çekil.

Gel, bir öpeyim bari.

Hadi, kapat! Kapat!

Ya, gerçekten Hulusi Bey istemeye gelecek mi ya?

Ay, ne olur her şey yolunda gitsin.

Hadi kızım ya, son düzlük. Ha gayret.

Aa.

Asmadınız mı daha perdeyi siz ya?

Aa, hadi kız!

Çabuk, gelecekler neredeyse.

Ya, anneanne. Ben de ahtapot değilim takdir edersen. İki tane elim var.

Onların da kapasitesi belli.

Laf yetiştirme bana. Ağzın değil, elin çalışsın.

Hah, kız vallahi onu demesen olmazdı.

Derim! Oho, siz de bu tembellik varken, bekle ki işler bitsin.

Kim tembel? Biz mi tembeliz?

Ya, sabahtan beri arı sürüsü gibi çalışıyoruz anneanne, yuh.

İki toz aldın diye arı mı oldun Defne Hanım?

Anca laf.

Esra sen ne yapıyorsun öyle, ha?

Şuna bak. Elinde bez, halay mı çekiyor, toz mu alıyor belli değil.

Yalapşap iş.

Allah. Vallahi tersinden kalkmış.

Defne.

[Ha]

Vermez de seni Ömer'e ha, söyleyeyim.

[Bakacağız]

Önce bir gözümüze girecekler, değil mi?

Kızımıza iyi bakacaklarından emin olacağız.

Kolay değil bizden öyle kız almak.

Ya anneanne bak, insanları germe ha.

Sen de o kadar hevesli olma. Gelin dediğin azıcık naza çeker kendini.

Değil mi?

Ya vallahi, bilemedim ki falan der.

Ne o öyle buldumcuk gibi.

İşin zor kızım.

Ya, bravo vallahi anneanne he.

Sanki benim gerginliğim bana yetmiyormuş gibi bir de sen yap.

Vallahi bravo.

Ya, Nihan söyle, böyle şeyler söylemesin.

Haydi, haydi, haydi, çabuk.

Hadi çabuk. Neredeyse gelecekler.

Aa, rezil olacağız vallahi.

Ay, erken gelmeseler bari.

Çabuk, çabuk, çabuk, çabuk. Hadi.

Aa.

Defne.

Hı.

Gel, biz senle hava almaya çıkalım. Hadi.

E perde.

E tozlar.

Allah Allah. Bakın canım başınızın çaresine.

Bize mi güvendiniz?

Yürü kız.

Hadi.

Vallahi çok pis satışa geldik.

Sorma ekmek arası.

Otur şöyle.

Dökül.

Şahane hikayemizde yine ne gibi engellerle karşı karşıyayız?

Neriman Hanım bugün Hulusi Bey'i de getirecek.

Ana. Kız, Türkan teyzeye haber verse miydik?

Ay aman, şimdi yok. O gereksiz gerilir, vallahi kaldıramayız.

Nihan.

Canım benim. Bir konuya uyan artık ya.

Ömer, dedesini istemiyor.

Neriman Hanım da kafakola alacak çocuğu.

Ben de sanki ona yardım ediyormuş gibiyim.

Kız, bu Neriman Hanım çok akıllı ha.

Vallahi.

Yani, böyle olsa olsa bugün barışılabilirdi ha.

Süper.

Vallahi sana da bravo Nihan'cığm.

Yani, bir Neriman Hanım'ı övmediğin kalmıştı, o da oldu.

Kızım ne diyeyim?

Allah Allah. Kadının kafası zehir gibi.

Ya, sadece hinliğe çalışıyor. Orası ayrı bir konu.

Nihan, ben ne yapacağım ya?

İçimden bir ses Ömer'e çok fena kötülük yapıyorsun diyor.

Yok, yok. Sen rahat ol.

Ya, küsleri barıştırmak sevaptır.

Canım, Ömer de yani böyle bir günde sorun çıkartacak hali yok yani.

Böyle kız isteme falan.

Şey, onlar arada böyle barışırlar gider.

Yok canım, o iş öyle değil.

Sen Ömer'i hiç tanımıyorsun. Ömer barışmam diyorsa barışmaz.

Ya bebeğim. İllaki onunda bir esneme payı vardır.

[Böyle mutlu bir günde yani]

Bakarsın, affedeceği falan tutar.

Tutmaz. Ya, tutsa bugüne kadar tutmaz mıydı sence?

Hayır, insan hiç mi bir yumuşamaz ya? Hiç mi bir kırmaz bir yerde inadını?

Kırar.

İnsan kırar.

Ama Ömer kırmaz.

Demek ki Ömer insan değil.

Allah'ım ben derdimi kime anlatıyorum ya?

Bak bebişim.

Aşkımellom.

Şikilopum.

Sen bir böyle fazla gerildin ya.

Sakin ol.

[Ya, dur bakalım. Belli olmaz o işler]

Ya, zaten şu saatten sonra ne yapabileceğiz ki yani?

Sen şimdi böyle Neriman Hanım'ı arayıp...

... getirmeyin dedeyi diyebilecek misin?

Ha, diyemem.

Tamam işte. Rahat ol yani.

Şemsiyeyi düşün.

[O kadar söylüyorum]

Vallahi çok rahatladım.

Yok.

Bence bu.

Bakayım.

Evet.

Çiçeğimiz, çikolatamız falan da hazır. Giderken alıp götüreceğiz.

Amca sağ ol.

Rica ederim oğlum, görevim. Nasıl, heyecan var mı?

Eh işte. Biraz.

Ya, ben kendi adıma çok heyecanlıyım.

Yani, böyle şeylere inanmazdım ama insan gerçekten heyecanlanıyor yani.

Duygulanıyor.

Keşke annenle baban da burada olsaydı.

Yani, bu mutlu, bu güzel gününü görmek onlara da nasip olsaydı.

Keşke.

Defne'yi tanısaydı...

... çok severdi annem.

Baban da çok severdi. Aferin vallahi Ömer derdi.

Çok güzel bir kız bulmuşsun kendine.

Kendi güzel, huyu güzel.

Gurur duyardı seninle.

Amca.

Bak, kaç yaşıma geldim.

Hâlâ böyle önemli bir an olduğunda, annem yanımda olsaydı diyorum.

Ya da ne bileyim.

Bir sıkıntı yaşadığımda falan.

Annem olsa ne yapardı...

... babam ne derdi diye hep geçiyor aklımdan.

Hâlâ.

Bazen keşke burada olsalar diyorum.

Oğlum, bunun yaşla, başla alakası yok ki.

İnsan seksen yaşına da gelse...

... darıldığında, kırıldığında, vurulduğunda ya da mutlu olduğunda...

... annem, babam keşke yanımda olsaydı der.

Tamam.

Belki onların yerini dolduramayız ama...

... yine de şanslısın.

Ben varım, yengen var. Merak etme.

Sonsuza kadar senin yanındayız.

Biliyorum amca, biliyorum.

İyi ki varsınız.

Sağ ol oğlum.

Gerçekten sen harika bir insansın.

Gurur duyuyorum seninle.

Ee, yengem direkt mi gidiyor oraya?

Evet, gidiyor da başımıza iş çıkardı.

Misafirliğe giderken yanımıza bir misafir daha al...

Misafir. Kim misafir? Kim?

Ta ta.

Nasılım hayatım?

Ay, abartmamışım, değil mi?

Hani, ben böyle kızı istemeye gelmişim de...

... damat benmişim gibi olmamış, değil mi?

Ay, yok hayatım. Hem ben sana bir şey söyleyeyim mi?

Senin zaten doğal bir ışığın var.

O yüzden zaten çekicisin.

Hem merak etme. Ömer'imin ışığını çalamazsın.

Ha.

Ay, kız.

Ay, Nörom. Ay, ben böyle bir tedirgin oluyorum.

Hani, demezler mi bu adam nereden çıktı falan diye?

Ay, olur mu tatlım?

Sen bana Hulusi dede operasyonu için lazımsın.

Süspansiyon gibi yani.

Şimdi, eğer ortam gerilirse...

... sen o nüktedan kişiliğinle ortalığı yumuşatacaksın.

Lazımsın yani.

Çok teşekkür ederim hayatım.

Nüktedan bir kişiliğim var, değil mi?

Nükteler ve ben.

Ay, aynen.

Kız, acaba seni dapşor falan mı yapsam orada?

Hani ortam gerilse diye şey ettim.

Hı, sen yine de yeltenme kuşum.

İnşallah her şey yolunda gider de, çözülür Ömüş'ümün kalbinin muzları.

Iy, o da yani. Ne var bu kadar abartacak?

Ölecek prensipten o da.

Biliyor musun tatlım?

Yani, aslında ben yetiştirdim onu böyle.

Yani, hayata karşı bir duruşunun olması, tamamıyla benim eserim.

Ha.

Ay, kız.

Ay Ömüş, Sadri ustanın yanında büyümüştü.

Öyle hatırlıyorum ben.

Ay, olur mu? Yani olur da.

Tatlım, biz onunla gizli gizli görüşüyorduk.

Hep o görüşmelerimizde ona aşıladım ben.

O yüzden, onun böyle oluşu tamamıyla benim eserim.

Ay, hayatım. Ellerine sağlık hayatım. Çok güzel yapmışsın.

İyi olmuş. Beğeniyorum ben de vallahi.

Aa, Ömüş'ümü ben de çok beğenirim.

Ay, çekemeyenler de anten taktırsın.

Ay, kız. Anten kalmadı.

Dekoder var artık.

Ay, yaşım çıktı.

Ay, duymadım hayatım ben.

Ay, istersen geriye saralım.

Tamam. nereden alalım?

Ay, şeyden alalım.

Ha, demiştin ya.

Hani, nüktedan bir kişiliğin var diye.

Orayı beğendim tatlım. Oradan alalım.

Tamam. Oradan alalım, devam edelim ama yolda tatlım.

Vaktimiz kalmadı.

Ay, e peki kara mamba.

Ha, onunla orada buluşacağız ayol. Oraya gelecek. Hadi.

Ha. Ay, çok teşekkür ediyorum.

Nüktedan bir kişiliğim var, değil mi?

Ay, nükteler ve ben.

Ay, acaba stand up şov falan mı yapsam?

Böyle ortam falan gerilir diye.

Yapma.

Ay.

Ay, bu da han kapısı gibi.

Ay.

Herkes burada, değil mi?

Buradayız da, biraz erken mi hazırlandık nedir?

Olsun. Biz hazır olalım da, öyle pat diye geliverirler.

Böyle teftiş eder gibi.

Ay.

Erkek tarafına güven olmaz.

Türkan teyze.

E bir önceki sefer siz de erkek tarafıydınız.

Hatırlatırım.

Hani, beni istemeye gelmiştiniz ya.

Serdar, biz çok yanlış yaptık oğlum.

Bu kadar akıllısını almayacaktık sana.

Hiçbir şeyi kaçırmıyor. Cin bu, cin.

Ben, değil mi?

Ya evet, ben biraz öyle cinimdir.

Nereye?

Tuvalete.

Ha, tamam. İyi. Gör işini gel hemen. Hadi.

Ya da dur. Gitme.

Neden?

Ya, banyoyu yeni temizledik şimdi.

Sen kirletirsin.

Yuh. Ya, kendi evimizde de tuvalete gidemeyecek miyiz ya?

Tutuver canım. Ne yapalım?

Ya, tutamam. Bir galon limonata içtim.

Of abi ya. Sen mi bitirdin limonatayı?

Evet.

İnsan birazcıkta bana bırakır.

Olmaz.

Yok tuvalet falan. Geç yerine.

Şimdi delireceğim ha! Bak, duvara kafa atacağım ha!

Aman, sakın. Çizilir, göçer falan.

[Ay, bu ne biçim ev derler sonra]

Şşş.

Bir şey diyeceğim.

Bu iyi değil ha.

Vallahi.

Anneanne, ya bırak gitsin çocuk tuvalete.

Yazık ya, o kadar da değil artık.

Aynen. Zaten birde tehlikeli bir durum.

[İyi, tamam. Gitsin]

Yalnız çıkarken çamaşır suyu dök şöyle, iyice ov.

Ondan sonra çık. Hadi.

Yok arkadaş ya. Ulan, dam altında ne deliler varmış be.

Ya, ben giderim mis gibi kahveme. Orada huzur içinde yaparım tuvaletimi.

Sizinle mi uğraşacağım ya?

Tövbe tövbe.

Ya, dur!

Ya, yine ne var?

Ya, nereye gidiyorsun?

Şimdi gelirler.

Böyle yarım yamalak mı karşılayacağız onları?

Allah'ım, Allah'ım sen sabır gönder.

Sen aklıma mukayyet ol yarabbim.

Serdar!

Kime diyorum ben?

Neyse, gelir herhalde hemen.

Sizde bakın ha.

Sakın, sakın!

Hah.

[Kapı sesi]

Hah, geldiler.

Geldiler.

Dur, dur, dur.

Dur, sen açma.

Dur, dur, ben açacağım.

Aa.

Aa.

Hulusi Bey.

İyi günler Türkan Hanım'cığım.

İyi günler.

Nasılsınız? Bizimkiler buraya geleceklerdi, gelmediler mi?

Yok da, eli kulağındadır.

Buyurun, buyurun. Girin.

Ay, şeref verdiniz.

Özlettiniz kendinizi.

Ah, onu birde bana sorun.

Ee, kızlar nasılsınız bakalım?

İyi, sağ olun. Buyurun, buyurun.

Hoş geldiniz.

[Müzik]

Ay, düşüyordum.

Ay, kız.

Burası mı?

Ayol, daha önce geldik ya kuşum.

Ha. Ay, evet hayatım.

Hafızam silmiş.

Bir tutar mısın amca?

Buyurun efendim, buyurun. Hoş geldiniz.

Hoş bulduk Türkan'ım.

[Ay merhabalar, merhabalar]

Tanıştırayım. Çok yakınım, Koray Sargın.

Memnun oldum çocuğum.

Ben de, ben de. Hanımefendiciğim, nasılsınız?

[Teşekkür ederim. İyiyim]

Buyurun, buyurun geçin.

[Buyurun geçin]

Çok teşekkür ediyorum.

İyi akşamlar efendim.

Siz de vaziyet ne?

Aynı.

Bir şey söyleyeyim mi? İçerisi şu an da mahşer yeri gibidir.

Ne kadar geç girersek o kadar iyi.

Ee, rahat geldiniz mi babacığım?

Eh, tabi geldim yavrum. İlk defa gelmiyorum ya.

Nasıl?

İlk defa gelmiyor musun?

Ee, şey canım, yani...

Ömer nerede?

Ee, kapıdaydı ya.

Abimle konuşuyorlar da.

[Gelirler, gelirler]

Ee, nasılsınız inşallah?

Ay, çok iyiyiz Türkan'ım.

Siz nasılsınız?

Eh işte. Biz de öyle, çok şükür. Bildiğiniz gibi.

Ay, bir sürü de zahmet etmişsiniz.

Ay, niye o kadar hazırlandınız? Biz bizeyiz şurada.

Aa, ne zahmeti canım?

Şurada birlikte yiyeceğiz, içeceğiz.

Sohbet edeceğiz. E lazım bunlar.

Ay, yalnız her şey çok güzel görünüyor.

Böyle bir iştahım falan açıldı benim.

Nihan, ikram et kızım. Hadi.

[Ay]

Yok, yok canım. O şimdi çekinir.

Ee, hep birlikte yeriz. Acelemiz ne?

Ömer nerede kaldı acaba? Bir şey mi oldu?

İşte babacığım, sohbete dalmıştır. Gelir.

E hadi madem, damat bey.

Hadi bakalım.

Hadi bakalım.

[Müzik]

[JENERİK MÜZİK]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.