All language subtitles for Kiralik Ask 40

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese Download
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

.

(Jenerik müzik.)

Vay be.

Demek büyük gün bugünmüş ha.

Yalnız oğlum var ya, ben bayağı heyecanlıyım ha.

Ne oldu sana?

Ayakkabılarım.

Çime bastım da, bir ıslak mendil verir misin?

Mendil?

Ha, dur ya buradadır.

Ver atayım.

Gün, bugün ha.

Oğlum var ya, ben hala inanamıyorum ha.

Ay, resmen düğün.

Ay inanmıyorum, var ya şuan da içimde kelebekler uçuşuyor.

Sanki ben evleniyorum.

Kim derdi ki bugünleri de göreceğiz diye.

Hadi hadi, selfie time.

Aman, Koray.

Ah Koray ya, bugün de mi selfie?

Herhalde hayatım, asıl bugün çekilir selfie.

Ruhsuzlar.

Damatla bir selfie'yi çok mu görüyorsunuz bana ha?

Hadi, en birinci foto olacak bu, gel, gel.

Fikret.

Fikret yapma ne olur, Ömer'e borcu anlatma.

Biz evleniyoruz.

Fikret, merhaba.

Merhaba.

Otursana, kahvaltı yapacaktık biz de.

Fesleğenli omlet sever misin?

Ne diyorsun? Kalıyor musun?

Yok, ben gideyim. Siz baş başa yapın kahvaltınızı.

Afiyet olsun.

Bir dakika canım, neden geldin? Neden gidiyorsun şimdi?

He, şey.

Ece aradı da, bugün başlıyormuşuz.

Onda orada ol dedi.

Ee mantıklı, şirkete kadar bisiklet ile gidemezsin.

Yani.

Ee kal o zaman?

Yok, ben gideyim, onda orada görüşürüz.

İyi sen bilirsin.

Defne.

Defne.

Defne.

Benim bilmediğim bir şey mi var?

Senin bilmediğin bir şey.

Yok.

Yoktur herhalde.

Defne sen iyi misin? Yüzün bembeyaz oldu.

Sarıl bana, şuan sadece senin sarılmana ihtiyacım var.

Sinan.

Günaydın.

Günaydın.

Ne zamandan beri oradasın sen?

Birazcık.

Birazcık?

Yani izlemek istedim.

Suç mu?

Değil, değil.

Ben, baştan başlayalım dedim.

Onun için geldim.

Yani biliyorum belki şuan bir özgüvenli duruyorum ama.

Aslında bayağı heyecanlıyım.

Baştan başlayalım?

Yani madem daha iyisini hakediyoruz.

O zaman daha iyisini yaşayalım.

Biraz tadını çıkaralım.

Yani, bir de böyle deneyelim. Ne bileyim?

Nasıl yani?

Anlayamıyorum.

Şöyle.

Benimle çıkar mısın Yasemin?

O kadar baştan yani?

Yani, kahvaltı yapalım mesela. Kruvasan getirdim.

Seversen.

Severim, çok severim.

Olur.

Baştan başlayalım.

Hadi gel içeriye geçelim.

Ben sana aşığım be.

Oy bahar, sen nelere kadirsin be ya.

Beğenmedin mi?

Neyi?

Omleti diyorum, hiç dokunmamışsın.

He, yok yok yiyorum, çok güzel olmuş.

Ömer.

Bu simurg.

Senin için ne kadar önemli?

Nereden çıktı şimdi? Anlattım ya.

Orası öyle tabi de.

O kız, sana simurg'u veren.

Mavi saçlı kız.

Onu bir daha hiç görmedin dimi?

Görmedim, yani aradım ama bulamadım. Söyledim ya Defne.

Bulabilseydin.

Efendim?

Yani bulabilseydin diyorum.

Ne olurdu?

Ona aşık olur muydun?

Bilmem, olabilirdim belki.

Yani benim için çok önemliydi.

Hayatımda çok ilginç bir yerde, büyük manevi bir değişikliğe yol açtı.

Çok.

Çok?

Çok güzel konuştu benimle.

Yeni pencereler açtı.

Yani hepsinin ötesinde, o olmasa annemle küs ayrılacaktık.

Yani iyilik peri.

Bir nevi.

O zaman, aşık olurdun.

Defne, onu tanımıyorum.

Yani kimdir? Nasıl biridir? Bilmiyorum

Hatta nerede? Ne yapıyor?

Bilmem de pek mümkün değil zaten.

Ayrıca biz şimdi niye benim başka birini sevme ihtimalimden bahsediyoruz ki?

Bahsi bile canımı acıtıyor.

Sen başkasını sevme, hep beni sev.

Tabi ki hep seni seveceğim.

Biliyorsun bunu.

Biliyor muyum?

Nereden çıkıyor şimdi bunlar?

Ne bileyim? Öyle bazen düşünüyorum.

Düşünme, bizi düşün.

Bak, bugün pasyonise de geçiyorsun, artık beraber çalışacağız.

Öyle kafamı her kaldırdığımda seni göreceğim.

Ben de seni.

Ay, kafam çalışır mı ki acaba?

Ya sana bakmaktan çalışamazsam?

Verimsiz olursam?

Kovar mısın beni?

Kovayayım mı?

Yani olabilir sonuçta.

Sen böyle, karşıma durunca malum.

Yani ufak imtiyazların olur yani.

Yok yok, öyle de benim içim rahat etmez.

Kov diyorsun o zaman?

Ay yok canım, o kadar da değil.

Sonuçta yani, bütün gün senin yanında durmak varken.

Ay sen şimdi, bu da ne istediğini bilmiyor diyorsun, değil mi?

Ne yapacağız biz senle böyle?

Hadi ben bir hazırlanayım da çıkalım.

Şu omleti de bir ye, ayıp.

Hiç yemedin bak.

Buldum.

Euroca, buldum.

Nasıl oluyor böyle?

Ben mesela sabahları, elli tane kıyafeti giyiyorum, çıkarıyorum, hiç bir zaman bir kere de seçemiyorum.

Sen hemen seçiyorsun, bir de hemen yakıştırıyorsun böyle jilet gibi.

Allah'ın her günü.

Beğeniyorsun yani.

Ta pastyonisten beri bayılıyorum.

Şey, mesela, benim pastyoniste çalıştığım zamanlar.

Sen sabah gelmeden önce, ben gider böyle gözümü dikerdim sen geleceksin diye.

Bak sen.

Böyle girerdin içeri, of, böyle afilli afilli.

Böyle, büyük büyük, rüzgarınla girerdin yani.

Kime geliyordum acaba?

Ay, gözümü alamazdım.

Allah'ım derdim ya bu nasıl bir adam?

Nasıl bir kusursuzluk?

Kesin ayakkabısının tabanında bile bir çizik yoktur.

Ama bence, bu da çok büyük bir yetenek sonuçta.

Hadi gel, bu sefer mendilimi sen seç.

Ben?

Evet.

(Müzik.)

Ben de seni izlerdim masamda.

Sabahları ayrı bir güzel olurdun.

Ve edaların, telaştan konuşmaların.

Saçların mesela.

Bazen bir kalemle böyle tependen tuttururdun.

Çok meşgul isen.

Bazen de serbest bırakırdın.

Böyle yanıma her geldiğinde.

Kokusu çalınırdı burnuma.

Sarhoş ederdi beni.

Sen ciddi misin?

Evet.

Nasıl da çaktırmamışsın ya.

Hayır, ben nasıl anlamamışım?

(Telefon sesi.)

Efendim Şükrü.

Ömer Bey, geç kalıyorsunuz, yavaştan çıksak iyi olur.

Tamam geldik.

Hadi.

Güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle, Yasemin Hanım.

Sizin de, Sinan Bey.

Bugün de işler nasıl yoğun? Benim de çalışasım yok belli değil ha.

Bak sen.

Aklınız nerelerde?

Vallahi çok hoş bir hanımla gezmelerde.

Bir türlü aklımdan çıkaramıyorum.

Sanki kafamın için, serin bir söğüt gövdesi gibi.

Ne güzel.

Ne güzel.

Tabirleri bak sen.

Benimde, pek aklım başımda değil.

Bahar mı çarptı? Nedir?

Çarpar.

Çarpar.

Ay Sinan, nasıl gideceğim ben şimdi?

Özlerim seni.

Biliyor musun, ben de seni.

Al bunu.

Bunu tak.

Ee bu?

Onu da ver bana, ben takarım.

Ee?

Ne olacak şimdi?

Böylece beni hep yanında hissedeceksin.

Tabi ben de seni.

Hakikaten sen kokluyorsun.

Süper fikirmiş.

Kimse var mı?

Ulan Sinan.

Good morning Vietnam.

Efendim?

Canım bu sefer öyle istedi, sana ne?

Ömer geldi mi?

Henüz no.

Ne zaman yes?

Beklemedeyiz efendim.

Anladım.

Hadi bakalım.

Kız, koca mı bekliyorsun? Daha çok beklersin.

Allah, Koray.

Sinan.

Canım.

Hemen odana git.

Tamam baba.

İy, onu mu diyorum ben?

Tatlım hemen çık odana gir.

Ay, şirket boyunca havalı havalı yürüyüp öyle odana gireceğim.

Ve ondan sonra, müthiş konsept fikrimi sana sunacağım.

Hadi.

İyi gidiyorum ya.

Ee oğlum, hadi gelsene.

Hayatım, sen yürü. Yolumu aç. Ben öyle geleceğim tatlım.

Podyumda tek başıma yürümeyi çok severim.

Hadi.

Allah Allah! Ben böyle sağıma soluma, duruşuma, tutuşuma hayran ede ede yürürüm.

En çok ben yürürüm.

Aman iyi.

Cüce, hadi.

Çalış.

Iy, çirkin ağızlı seni.

Vurma bana.

Ay, uçakta yanında oturan çirkin yolcu gibisin

Ne kokuyorsun sen?

Efendim?

Hayatım, sabah sen ne yedin?

Mehmet Yaşınla lezzet durakta gibi kokuyorsun.

Ay, halbuki ben öyle miyim? Ben ne kokuyorum tahmin et.

Siz.

Bilmem.

Ne kokuyorsunuz?

Hayatım, ben Ayşekuling kokuyorum.

Ay, acı içinde yoruluyorum, sanatımı üretiyorum.

Aramızdaki fark bu hayatım.

Sen Anadolu'sun, ben Dünyayım.

Ay, dünyanın bütün dertlerini, sanatçı ruhumu, omuzlarına yükledim.

İstediğin gibi yersin, gülmüyorum her şeyi.

Ekşili Köfte Suratlı çirkin.

Hadi.

Günaydın.

Günaydın.

Gülten.

Peynirli Börek yapmıştım da.

Dedim, yeriz çayla beraber, sabah sabah.

Yani kahvaltı yaptım ben.

Zahmet etmişsin.

He, ee olsun.

Öğlen yersin, ayranla falan.

Bırakayım ben bunu sana.

Ya Gülten.

Sevmez misin yoksa?

Ee bir dahakine patatesli yapayım.

Öyle değil.

Günaydın.

Günaydın.

Günaydın.

Hayır.. hayırlı işler size.

Ben yine gelirim.

Yani, kabı almak için gelirim.

Görüşürüz.

O kızcağız mı?

Sorma usta.

Usta ya.

Vay, vay, vay.

Sabah, sabah buralara kadar gelmiş yani ha.

Börek falan yapmış yani.

Oo börek diyorsun ha.

Mesele ciddi yani ha.

Korkuyorum usta.

Hayır ben anlattım derdimi, olmaz dedim, yok dedim.

Boş yere kırma kendini dedim.

Bir insan neden bunu yapar ki kendine?

Ee, sen gönlüne laf geçirebiliyor musun be yavrum?

Dışarıdan söylemesi kolay tabi.

Çok yanlış sularda, çok.

Neyse usta, ne diyeceğim.

Şu, kalıbın makineleri var ya hani.

Ben biraz araştırdım akşam.

Senin gibi yapamıyor tabi de.

Bir iki fikrim var.

Öyle nacizane.

İyi, bir çay demle o zaman.

Ondan sonra dinleyelim bakalım bu güzel fikirlerin neymiş.

Hemen ustam.

Hadi bakalım.

Vay, vay, vay, vay, vay.

Dün akşam çok tatlıydın.

Ya şey, biraz şey yapmışım.

Kaçırmışım yani.

Ne bileyim? İşte o arabadaki hallerin.

Sonra eve gelince.

Çok acayipti.

Ne yaptım? Ne dedim? Falsolu bir şey mi dedim?

Dedin tabi, bir sürü şey.

Ne diyeceğim canım?

En fazla, seviyorum falan demişimdir.

Tabi, canım yani.

Ay, yok, yok, başka şeyler de söyledim ben şimdi değil mi?

Her an seni özlüyorum, dedim dimi bunu?

Geberiyorum aşkımdan, seni seviyorum.

Sen ne kadar mükemmel, harika, şahane bir adamsın falan dedim dimi bunlar ben?

Ay Ömer, çıldırtmasana insanı, zaten gerginim.

O niye?

İşte pasyonise falan geçeceğim ya.

O nasıl olacak?

Şahane olacak Defne.

Yeniden yanı başımda olacaksın.

Hayır yani, Fikret ile başlıyorsunuz ya yeni koleksiyona.

Evet.

Bu sürecin içinde, sen de olmak istersen.

Hah, süreç.

İçinde de ben.

Ne güzel.

Aa, Defne.

Hoş geldin.

Günaydın.

Ömer Bey, size de hoş geldiniz tabi.

Günaydın Derya.

Geri geldin demek.

Seni, seni, seni.

Ne demişler? Tilkinin dönüp dolaşacağı, geri geleceği yer.

Gerisini biliyorsunuz zaten.

Derya, birazdan, odamda.

He, tabi tabi, ben gelirim.

Hatta kahvenizi de getireyim.

Hatta ben, şimdi gidip hazırlayayım.

O zaman, ben odamdayım, Ömer Bey.

Peki Defne Hanım.

İyi çalışmalar.

Size de.

Zaten şey yaparız.

Görüşürüz.

Görüşürüz tabi.

Ay.

Ay tramva.

Arabam da lazım.

Ne yapacağım yani? Ne diyeceğim?

Ben pasyonise geçtim mi diyeceğim?

Ay yok, yine bana daral geldi.

Aç şu telefonu Yasemin, aç.

Yasemin Hanım orada mı?

Tamam.

Defne.

Ne?

Ben neyi fark ettim?

Neyi fark ettin?

Biz, moda işi yapıyoruz sonuçta, değil mi?

Sen bunu yeni mi fark ettin? Ben onu ta başından anlamıştım zaten.

Ay aman canım, ben daha yeni anladım.

Diyorum ki, sen diyorum.

Kıyafetin diyorum.

Bugün şirkete aynı kıyafetle gelmedin mi diyorum?

Ha, sen onu diyorsun.

Onu diyorum.

Anlatsana.

Ne anlatayım Derya? Ha?

Fakirim ben, her gün aynı kıyafeti giyiyorum napalım?

Ya senin işin gücün yok, oturup bunlara mı dikkat ediyorsun ya? Pes.

He tabi canım. Yedim ben de.

Bak, bu bir, şirkete bugün aynı kıyafetle geldin.

Artı, sabah Ömer Bey ile birlikte geldin.

Eşittir, sen dün akşam neredeydin?

Ne alakası var canım?

Belki aşağıda karşılaşmışızdır. Hemen şey.

Yok yok, bana değil.

Ay ne sana değil?

He, görmedin.

Ay, neyi görmedim?

Ay o görmediğin şey, görmediğin şeyi niye merak ediyorsun Derya?

Görmediğim için Defne.

İnsan gördüğü şeyi merak eder mi? Görmediği şeyi merak eder.

Görsem zaten merak etmem çünkü görmüş olurum.

Of, kafamı karıştırdın ya.

Ay, ben neyi görmedim?

Derya?

Biliyor musun? Seni hiç özlememişim.

Aman canım, mahsuru yok.

Zaten beni kimse özlemez.

Siz bu sabah, Ömer Bey ile birlikte kahvaltı mı yaptınız?

Ne alakası var Allah Allah, hemen de bir fesatlık.

Tabi canım.

Tabi, tabi, tabi.

Ay vallahi Derya, sabah sabah darladın beni ha.

Canım, bir çekilirsen.

Nereye? Ömer Bey'e mi?

Sinan Bey'e.

Wow, ters köşe, enteresan.

Koray ya, süper konseptmiş, bir şey diyeyim mi?

İyi tamam ama çok baktın, eskiyecek bunlar.

Ay, ver şunları.

Hemen hazırlanıp yarın sunum yapacağım, yarın ama.

Ömüşe de teaser.

Ay hayatım, sonuçta pazarlamadıktan sonra, malın içeriği neye yarar, değil mi?

Doğru.

Ömüş Ömüş gözler kömüş. Ömüş Ömüş gözler kömüş.

Lan.

Ay, Ömüş attım kuru kız tuttum, kız.

Ay, Ömer'in ismini duyunca koşa koşa geldin.

En çok sen geldin.

Adını anmaya gelmiyor.

Koray Bey, nasılsınız?

İyi, geri dönmüşsün.

Back to the easy.

Ay, iyiyim tatlım, seni gördüm daha kötü oldum.

Evet, evet döndüm, artık işte buradayım.

Sağ olun, çok incesiniz.

Öyleyimdir tatlım, belimden verdim kilomu.

Iy, çekil şuradan.

Ömüş'e giden bütün yolları tıkıyorsun sıska vücudunla.

Ömüş'e gideceğim ben. Hadi.

Aa, senin haberin yok mu?

Defne ile Ömer, evleniyorlar.

Yani bundan sonra Ömer nereye? Defne oraya.

Ay Ömüş, gelin olmuş gidiyormuş.

Evet.

Hayır ama saçmalama be.

Ay, kara gözlüm. Bahtıyamalım, gelim olmuş gidiyor.

Ay Koray Bey, benim gözlerim kara değil ki.

Kız seni mi diyorum? Ömüş'ü diyorum.

Ay şuan çok duygulandım, çok.

Bak, alışacaksın, bak kardeşimiz evleniyor hadi.

Ay evet, bombelere gel, çok heyecanlandım.

Acaba düğünde ne giysem ha?

Aa, siz hemen de alıştınız Koray Bey.

Hayatım, alışırım, alışmam. Sanane?

Bu da, konu sen değilsin tatlım. Ay artık bio'na iplikçi oğlu yazarsın sen de.

Ömer İplikçi'nin karısı olacak.

İplikçi holding, yönetim kurulu başkan üyesi.

Ay, resmen eve düşen yıldırım gibisin.

Ay, dur. Ne diyordum?

Ömüş, Defne ile evleniyor, Ömüş, Defne ile evleniyor.

Koray Bey, artık abartmasak mı?

Hayatım sanane? Abartırım.

Bu da, bana bak kız, basic notlarım olacak sana, bunları işaretle.

İlk önce, düğünde ben balık yerim.

Normal et severim.

Ha, bir de sahnenin en önündeki masada otururm.

Tabi ki nörümla beraber.

Şirket çalışanlarıyla asla oturmam. Onlarla oturtursanız, bağırırım çağırırım, zırlarım ağlarım.

Ay var ya, düğünü iptal etmek zorundasınız.

Aa, olur mu canım hiç öyle şey?

Siz, bizim.

Onur konuğumuzsunuz.

Hayatım çok teşekkür ediyorum.

Tabi ki onu konuğunuz olacağım.

Ay kız, düğünde eğleniriz. Göbek atarız.

Gel kız şöyle, sallaya sallaya oynarız.

Ay çok mutluyum çok.

Şimdi gidip herkese söyleyecek.

Herkese söyleyecek.

Defne, yetiş.

Çocuklar.

Hayır.

Defne, Ömerle.

Koray Bey, durun

Evleniyor.

Dur.

İnanmıyorum.

Nasıl evleniyor ya?

Sakin.

Defne nerede?

Bilmiyorum canım, o konu sendeydi.

Arıyorum ama cevap vermiyorsun.

Duymamışımdır.

Ne bu öfke?

Defne nerede?

Yükarıda.

Pasyonistte.

Ya sen nasıl izin veriyorsun Defne'nin gitmesine.

Ben sana, Defne'yi istiyorum demedim mi?

Kız evleniyor, Ömer'in karısı olacak, bırak artık peşini.

Bırakayım mı? Mahvedeceğim ben o ilişkiyi.

Belli ki elinde yine kozların var.

Git, git, git ne yaparsan yap.

Ayıramazsın onları, ben dün onları gördüm.

Onların ilişkileri gerçek.

Aşkları gerçek ve sağlam.

Sen hiç bir şey yapamazsın.

Öyle karşıma geçipte, kötü adam kötü adam kükreme.

Sen kimle konuştuğunun farkında mısın Yasemin?

Hak ediyorsun Deniz.

Hak ediyor muyum?

Hak ediyorum.

Hak ediyorum.

Haklısın.

Ben elimi her şeyden çekeyim ya.

Ne?

Nasıl yani?

Şirketteki ortaklığımdan vazgeçiyorum, yatırımımı geri istiyorum.

Nasıl?

Yapamazsın.

Açık konuşalım Yasemin.

Zaten performansından memnun değilim.

Hepinizden de sıkıldım, senden de, Ömer'den de, Defne'den de.

Deniz, bir sakin olur musun? Sakin.

Vallahi ben çok sakinim Yasemin.

Sen bundan sonra avukatlarımla konuşursun.

Bana paramı mı ödersin? Hisselerimi devredecek birini mi bulursun?

Onu bilemem.

Sadece çabuk olsun.

Net.

Deniz bir sakin olur musun? Bir sakin ol, konuşalım.

Böyle bir kararı böyle pat diye veremezsin.

Acele et Yasemin, bir an önce bu hisse işlerini hallet.

Allah'ım ne yapacağım ben?

Defne, gerçek mi bu?

Nasıl yani?

Şaşırdın değil mi? Ben demiştim sana, ben hissettim ya.

Hayırlı olsun.

Herkese ben söyledim.

Bundan sonra benim Sensei'imsin Defne.

Hah?

Kız, bundan sonra senin çekirgenim.

Ya, patronu nasıl ayarttın? Anlat Allah aşkına ya.

Ay hem de Ömer Bey'i, ayol adam buz.

İceberg, iceberg.

Koskoca buz dağını, sen nasıl ayarttın? Nasıl erittin ya?

Ayartmadım Derya.

Eritmedim de.

Hadi canım, hadi, hadi, hadi, hadi, yemezler.

Ya hadi be anlat ya. Bak burada kurudum kaldım, ben ne yapayım?

Heh? Senelerdir burada plaza kızıyım ya.

Yani şöyle, çocuklarım yüzünden işi bırakmak zorunda kaldım diye demeşler atamadım.

Ondan sonra, ay çok aşık olduk, mecburiyetten onun memleketine, yurt dışına taşındım de diyemedim.

Ay en kötü böyle bir Nişantaşı Teyzesi bile olamadım ya.

Vah.

Vallahi, hayallerin göz kamaştırıcı Derya.

Gözümüz burak Defne.

Ya ben evimin kapılarını, böyle büyük bir dergiyi açmadan.

Ondan sonra, en pahalı koltuğumun kenarında poz vermeden ölmek istemiyorum.

Defne, ben sekiz tane dadı çalıştıramadım.

Anneliğin kitabini bile yazamadım Defne.

Yardım et bana, heh? hadi ne olur?

Ay, bu böyle teknik taktik işi değil Derya.

Aşık olman lazım.

Heh, nasıl?

Öyle, her an aklında onunla yaşar gibi.

Akşamları daha uykun gelemeden böyle yatağa girersin ya.

Böyle azıcık onu düşüneyim.

Hayaller kurayım diye.

Sonra karşına çıktığında böyle.

Bir bakarsın, nefes almayı unutmuşsun.

Hatta, yemek yemeyi, nefes almayı, uyumayı, her şeyi unutmuşsun. Dünyadaki her şeyden vazgeçmişsin.

Ee ben aşığım zaten.

Kime?

Varlıklı adamlara.

Böyle bir bütün olarak.

Aşığım.

Ay Derya, hadi benim canım, hadi tatlım, hadi, bak benim işim var. Hadi, hadi, bye bye.

Bye bye.

Merhaba, Fikret'in telefonu kaplı da, ulaşamıyorum kendisine.

Evet biliyorum Ömer Bey, ben de ulaşamadım bir türlü.

Şuan çalışıyor olmamız lazımdı.

Gelmedi değil mi? Tamam. Ben ulaşır ulaşmaz haber vereceğim size.

Önemli bir işi çıktı herhalde, lütfen kusura bakmayın.

Gel bakalım kim gelmiş, bakalım.

Tamam bir tanem.

Fikret sen neredesin?

Sabahtan beri telefonlarım susmuyor.

Sana da ulaşamıyorum.

Ulaşılmak istemiyorum çünkü.

Kafam çok bozuk.

Aa, Ne oldu?

Canım.

Ben seni çok seviyorum.

Sen hayatımda tanıdığım en harika insanlardan birisin.

Ne oldu? Kim kırdı kalbini?

Kendim.

Kimse bir şey yapmadı.

Ne yaptıysam, kendim yaptım.

Anlaşıldı, anlaşılmakta istemiyoruz bugün.

Sorma bana bir şey ne olur? Hiç keyfim yok.

Ne de anlatmaya mecalim.

Sen anlat, yani ne oldu? Kim aradı? Nedir durumlar?

Pastyoliste sabah toplantıya gitmedin.

Deniz Bey desen hala arıyor.

Malum kişisel borcun var.

Hem seninle görüşmek, tanışmak isteyen insanların listesi uzadıkça uzuyor, sen İstanbul'a geldiğinden beri.

Ee Berin Hanım, organizasyonla ilgili toplantı istiyor.

Yani bunu gibi, bir sürü bir sürüşey.

Bense evden dışarıya çıkmak istemiyorum.

Beni burada tutan tek şey sensin Ömer.

Sen de olmasan, çoktan kaçıp giderdim buradan.

Gel.

Gel.

Nasıl?

Gel otur.

Niye?

Gel.

Ne?

Bir şey yok canım, mola verdim.

Canım seni izlemek istiyor.

Sen beni izlerken iyiydi diyorsun.

Sen beni mi izliyordun?

Ya, yapma şöyle. Beni utandırmaya mı çalışıyorsun?

Nerede oturalım istersin Defne?

Anlamadım?

Yani, evimizi diyorum, hani evleniyoruz madem.

Bende mı kalalım? Başka bir yere mi çıkalım? Ne diyorsun?

Bence bize taşınalım ya.

Anneannem falan da var, Nihan'lar da bizde.

Bence çok güzel olur.

Cümbür cemaat böyle vallahi, çok güzel olur, zaten ben, çok alışkınım öyle kalabalıkta yaşamayı falan.

Öyle iki kişi yapamam.

Sen de zamanla alışırsın, gerçekten bak. Çok eğlenceli.

Ay, ay, yok yapamayacağım.

Şaka yaptım şaka.

Kabul et, bir an yedim seni.

Yedin beni.

Canım şey, şaka babında.

Birlikte yaşayalım da, nerde olursa olsun.

He, yalnız şey.

Evde, bazı mobilyaları değiştirsek olur mu?

Neyi mesela?

Yatak mesela.

Yani, yeni bir başlangıç senin için de.

Sonuçta senin de bir geçmişin var tabi.

Olur tabi.

Değiştirelim Defne.

Ee, maşallah ya, bir de hamladım diyordun Hulusi, bu ne hal ya?

Seni yeni dükkan, uğurlu geldi bana.

Evet, şu da sınır kapısı, buyurun.

Oh, maşallah, oh maşallah, maşallah.

İso, İso, ah.

Ee, merhabalar, ben de böyle longürt diye girdim ama. Hulusi Bey nasılsınız?

İyiyim, teşekkür ederim, siz nasılsınız bakalım?

Nasıl? Anneanneniz, eşiniz. Nasıllar?

İyiler, iyiler. Hamdolsun.

Ben tutmayayım o zaman sizi, madem İso da yokmuş.

Ee yo, birazdan gelir yavrum. Otur bekle istersen.

Ee, yok yok, siz selam falan söylersiniz o zaman. Oldu. Hadi bye.

Görüşmek üzere.

Görüşürüz.

Ee ne hadi? Hale bak, kapı mı bıraktın?

Ee, oyna bakalım.

Aşkım dur, ne oluyor ya?

Çekil aşkım ayağımın altından, olay çok büyük.

Bırakmam.

Ne, ne büyük?

Söyle.

Şey, hem sen niye böyle koşuyorsun yaldır yaldır ya? Hamilesin sen.

Söyleyemem, gizli. Hem bu kadarcıktan bir şey olmaz ya.

Ben şuradan koşacağım.

Çekilmem.

Ne gizli? Hem de kimle kim arasında gizli?

Yahu, karı koca arasında olmayan şey nedir?

Türkan Teyze ile benim aramda hayatım.

Şimdi bana müsaade edersen.

Maratonuma devam edeceğim.

Aa bırakmam, ya siz iki güne kadar birbirinizin gözünü oyuyordunuz ya.

Şimdi böyle bir gizli gündemler. Böyle bir sırdaşlıklar.

Nihan.

Türkan Teyze, Türkan Teyze.

Türkan Teyze, Türkan Teyze.

Ne oldu? Bebek mi?

İyi misin?

Şu geçen bize gelen yok mu?

Ay sektireceğim çocuğu.

Kim kız söyle.

İplikçi, büyük İplikçi.

Ay, ne oldu?

Kalp krizi mi?

Ay gitti mi gencecik adam?

Ay, yüreğime inecek.

Kız dur, aa.

Gömdün sen de adamı hemen.

Yok bir şeyi, maşallahı var.

Adam sapasağlam, duruyor orada.

Sphenx gibi duruyor orada.

Nerede duruyor?

Ay heyecanlandım.

Doğru dürüst anlatsana şunu ya.

Kendisi, şuan Sadri Usta'nın dükkanında tavla atıyor.

He, öyle miymiş?

Aman.

Ay bana ne canım.

Dükkan da bizim değil ya zaten.

Hayret yani.

Ee nasıl? İyi miymiş?

Yani insaniyetimden soruyorum bunu.

Yani, sıhhatı nasıl diye.

Sor, sor, o da seni sordu.

Dimi.

Ee, tabi sorar. Zarif adam, eski toprak.

Soracak tabi.

Türkan Teyze.

Artık, adamın aklında nasıl kaldıysan.

Yok canım.

Sen bir şey yap ya. Bir bak istersen.

Hani şu senin, püsküllü gömleğin var ya.

Onu ütüledim ben yükarıda.

Yok canım.

Ne gerek var şimdi?

Yani.

Türkan Teyze.

Şuan çok yanlış kişiye nazlanıyorsun ama.

Ya ben böyle sabaha kadar ısrar edemem, haberin olsun.

İyi madem, giyeyim.

Şöyle bir çıkayım mahallede şey yapayım.

Hem Sıdıka'ya da bir uğrayayım.

Ne yapıyor bakayım, kızcağız.

Yeni perde alacaktı.

Tabi tabi, bak sen bak.

Sıdıkaya.

Böyle, biraz da bir allık falan sür kız.

Sıdıka için yani.

İyi madem.

Sen şu, benim aldığım şu yeni pabuçları da çıkarsana.

O da ne zamandır merak ediyordu Sıdıka. Görsün.

Görsün, görsün, gözü gönlü açılsın.

Hadi çık sen, ben çıkarıyorum.

Giyin hadi.

İyi bari.

Seni arıyorum.

Neredesin?

Buradayım.

Onu anladım.

De, sen iyi değilsin. Neyin var?

Hah?

Şeri ile ilgili.

Tamam, anlatmak ister misin?

Anlatamam.

Yani anlatırım da.

Önce ne olduğunu benim anlamam lazım.

Tamam. Peki.

Ne yapayım? Yani nasıl hissettireyim sana kendine?

Sen hiç bir şey yapma.

Bana sadece bak böyle.

Güzel, güzel.

Yeter.

Bakayım.

Ama ben böyle bakmakla doyamam ki.

He, burada mıydınız?

Ben de seni arıyordum ama telefonunu aşağıda unutmuşsun.

Acil bir şey konuşmamız lazım.

Tamam, geliyorum.

Ne haber?

Kadınların başına gelen en güzel ve en kötü şey.

Ne oldu? Sen neden bana sataşıyorsun?

Hoşuma gidiyor.

Ne?

Ehh, yani dükkan yaptım deyince bayağı gözüm korkmuştu yani.

Ama sen düzenini çok güzel kurmuşsun.

İsmail'i de yanına almışsın.

Artık sırtın yere gelmez.

Öyle, öyle.

Eyvallah.

Bence bu dükkanı.

Türkan Hanım değil mi bu?

Ta kendisi.

Türkan Hanım.

Ben bir konuşayım, ayıp olmasın.

Hulusi Bey, siz burada mıydınız?

Aa, iyi günler efendim.

Sadri, eski arkadaşımdır benim, bir uğrayayım dedim.

İyi yapmışsınız.

Ben de işte böyle, çarşı pazar.

Aman, aman, aman dikkat edin.

Kem gözler vardır, nazar vardır.

Çok dikkat edin.

Aman efendim.

Kim baksın bu yaştan sonra bize?

Ne varmış yaşımızda?

Her yaşın kendine göre bir güzelliği vardır.

Efendim madem buralara kadar geldiniz.

Buyurun akşam birlikte yemek yiyelim.

Rahatsız etmeyeyim.

Vay arkadaş.

Bu nedir ya?

Yaşam belirtisi İso'cuğum. Yaşam belirtisi.

Aman efendim olur mu? Olsa olsa esenlik verirsiniz siz.

Hem şunun şurasında dünür sayılırız değil mi?

Doğrusunuz tabi, kaynaşmamız gerekir.

Defne de gelecek iş çıkışı.

Konuşmak istemiştiniz hani.

Çok makbule geçer. Anlaştık o halde.

Görüşmek üzere o zaman. Bekleriz.

Aman, aman, dikkat edin, dikkatli gidin lütfen.

Ne demek yani?

Bildiğin elimi çekeceğim dedi.

Trumba şeriye'yi elden çıkarıyor yani.

İyi de, niye böyle bir şey yapıyor ki?

Defne'nin gitmesine izin verdim diye.

Defne.

Ne Defneymiş ya, ne yaptı? Ne etti? Başımızı belaya sokmaya başardı işte.

Kız, aşkının peşinden gitti Sude, bir şey diyemezdim.

Sen böyle aşka hak vermeye devam et yasemin.

Ortada kaldığımızda sorarım.

Asıl suçlu Deniz. Ya beni yarı yolda bırakmak da ne demek?

Defne'ye kızacağına git Deniz'e hesap sor.

Adam, iş dünyasında ne gerektiriyorsa onu yapıyor.

Kuralına göre oynuyor yani.

Sude, adam Defne'yi istiyorum dedi, kişisel hırslarını işine karıştıran o.

Ya alsaydı o zaman Defnesini.

Sen niye araya gidiyorsun ki?

Niye Defne'ye git diyorsun? Şimdi ne yapacağız Yasemin?

Bilmiyorum, hissedar bulmamız lazım ki öyle bir seçeneğimiz yok.

Hisseleri alacak paramız da yok, kaldık.

Konuşmamız gerekecek o zaman Tramba'yla.

Laftan anlamıyor ki.

Aa, anlatsaydın cicim.

Aşk için deseydin.

Aşkının peşinden gitti, aa sen de biraz aşka saygı duy Deniz deseydin.

Dedim zaten canım, sen de biraz aşka saygı duyarsan iyi edersin.

He, Sinan mi öğretiyor sana bunları?

Bu sıralar çok fazla gördüm kendisini de burada.

Yasemin, bak.

Gerçekten, Sinan'la aranızda bir şey var da benden mi saklıyorsun?

Olamaz mı?

Ve Sinan'la aramda bir şey olamaz mı Sude?

Senin de Eğmenle aranda bir şey var.

Eğmen saf ve temiz biri.

Onun bütün duyguları gerçek.

Ben sadece onu kırmak, incitmek istemiyorum o kadar.

Anladın mı?

Ama Sinan, o bambaşka.

Söz konusu buysa, sana söz veriyorum.

Üçümüz de hassas yerlerimizden inciniriz.

Tehdit mi bu?

Hayır. Olacakları söylüyorum.

Ayrıca, sen Sinan'a bu kadar kafa yoracağına, Şeri'yi nasıl kurtaracağını düşünsen iyi olur.

Bir ara açtın bu şirketi, onca insanın ekmeği var burada.

O kadar insanı kapının önüne koymak istemezsin herhalde.

Ee tabi kendini de Yasemin.

Off.

Sude, Deniz, Şeri, of.

Ay kurtar beni Sinan.

Ay kurtar.

Ne demek gelmiyor ya? Gelmiyor ne demek?

Abi tamam bir sakin gözünü seveyim ya. Hasta, gelmiyor, işi var gelmiyor.

Fikret Galo bu ya, arada bir hatırlarsak iyi olacak.

Nadiren dostu kadına cozutma hakkı var yani.

Niye bu kadar sinirlendin? Anlamadım ha.

İş yapıyoruz burada Sinan.

Bir sürü organizasyonu iptal ettik bunun için.

Yani hanımefendinin haleti ruhiyesine göre mi ayarlayacağız kendimizi? Nasıl iş bu?

Tamam, tamam kardeşim, haklısın.

Başından beri yanlıştı zaten.

Hayır, iş olmasa.

Yok, yok. Yapamayacağız biz bu kadınla.

Hay Ömer ya. Hay Ömer ya.

Ha bu arada, bu akşamki davete senin gitmen gerekiyor, ben gelemiyorum çünkü.

Ne daveti? Haberim yok benim.

Nasıl yok ya? Dernek için yemeğe gideceğiz dedik ya.

Bir iki saat görünüp ne olacak?

Çıkacaksın? Sen niye gelmiyorsun?

Ben Yasemin'e gitmek istiyorum.

İstiyorsun?

Evet yani, gerçi daha davet ettirmedim ama.

Ömer bakma öyle ya, anlayış biraz lütfen.

Gerçekten yani, şeyim yani, fenalardayım.

Beynime kan gitmiyor, o derece.

Ee git, git, git aşkını yaşa.

Ee sen de Defne ile git davete.

Nasıl?

Hulusi Bey'i yemeğe mi çağırdınız?

Anneanne, adamla Ömer konuşmuyor ki, küs.

Ne konuşacağım şimdi ya adamla.

Ay vallahi ben hayatımda daha çok entrika falan istemiyorum anneanne yeter.

Aa, siyasi siyasi konuşma, al tarafı bir yemek canım.

Dur bak şimdi, seni konferansa bağlıyorum.

Anneannem ve konferans.

Efendim.

Kızım ne oluyorsunuz siz ya? Anneanne hayırdır sen konferans falan.

Gelinim öğretti.

He ben öğrettim.

Nasılsın Türkan Teyze'm.

İyiyim şekerparem, seni bekliyorum.

Geliyorum, geliyorum. Yoldayım. Aldım.

Ay, görüyor musun bak?

O iki canlı haliyle, bir koşu gidip alışverişini yaptı, görüyor musun?

Ee ne o? Kollarım yorulmasın ımış.

Tabi.

Ay, vallahi ne şapşahane oldunuz ha. Aferin size.

Defne, akşam Hulusi Bey'le konuşman lazım.

Torunuyla barıştırmamız gerekiyor.

Dedeye sahip çıkalım.

Çok dertli adam.

Kız bak, vallahi bir el at şu işe ya.

Hem sevaptır bak.

Ha, yaşlı başlı adam, bir gözü toprağa bakıyor.

Aa, ne alakası var canım?

Allah'ın izniyle daha uzun yıllar var önümüzde.

Yani önünde.

Şey, adamın, Hulusi Bey'in.

Ne oluyor orada? Bir şey oluyor.

Akşam anlarsın.

Bana bak, tamamsın değil mi? Barıştıracaksın.

Ya bu Ömer için çok zor bir konu yani ne diyeyim ben şimdi? Allah Allah ne konuşayım?

Tamam ben de isterim Ömer barışsın dedesiyle de.

Kimseyi dinlemez ki, Ömer bu.

Ay bana bak, adamın yüzüne yüzüne konuşuyorum. Öleceğim şimdi tansiyondan.

Anneanne kapat. Nihan sen de kapat tamam.

Ne istiyorsanız öyle olsun, geleceğim akşama.

Akşam benimle gelir misin?

Nereye?

Bir davete katılmam gerekiyor da.

Sonra da bana gideriz.

Ya ben gelemem.

Akşam evde olmam lazım.

Aile, zamazingosu, öyle şey.

Ben de geleyim o zaman o zamazingoya.

Sen biz?

Hem sizinkileri de özledim, görmüş olurum.

Gel, gel tabi, her zaman gel bize de.

Bugün gelme, şimdi anneannem, komşu falan ne varsa toplamıştır, çok sıkılırsın.

Akşam yoksun yani.

Ya yapma, yarın geleyim?

Anlaştık.

Şeri'den vazgeçme diyeceksen hiç boşuna uğraşma Sude.

Yasemin de, ben de çoktan seçimimizi yaptık.

Böyle bir sebep yüzünden Şeri'den desteğini çekemzsin.

Ayrıca, Yasemin'in aptal kararının bedelini ben niye ödüyormuşum?

Şeri'nin çalışanısın da o yüzden.

Şeri'nin çalışanı olmamın dışında, seninle başka bir iş birliğimiz de var.

Yani bana zarar vermemeni gerektiren bir bağ.

Sen akıllı kızsın Sude, yani diyorsun ki. Şeri'den elini çekersen, Defne ile ilgili konuda sana yardımcı olmam.

Aynen öyle.

Ee sen de Ömer ile Defne'nin düğününe gelip para takarsın.

Belki senle bir orta yol bulabiliriz.

Hem böylesi daha iyi olur, arada ne Yasemin kalır, ne Şeri.

Ne gibi?

Benden haber bekle.

Şeri'yi gerçekten bırakıyorsun yani?

Evet, gerçekten bırakıyorum.

Ama bırakmış olmak için bırakmıyorum, bir planım var.

Neler olacağını görmek istiyorum.

Neymiş o planın?

Önce olacakları göreceğiz, bakalım Yasemin bu durumda, kimle? Nasıl kurtuluyor?

Deniz, bana da anlat.

İzleyeceğiz Sude, sen de izle.

Olacakları gördükten sonra, nasıl olsa yanıma geleceksin.

O zaman bir oturur konuşuruz.

Umarım işler istediğin gibi gider.

Daha doğrusu, istediğimiz gibi gider.

Öyle olacak.

Bu da böyle bir.

Ömer Bey, iyi akşamlar.

Sizi burada görmeyi bekliyordum doğrusu.

Gerçi biraz kırgınım ama.

O son olay falan.

Yanılmışız, olur öyle şeyler.

Biraz tatsız oldu ama neyse, unutalım derim.

Ben bir şeyler duydum, Koruncuk Vakfının çocuk köyü falan, hayırdır.

Yeni bir organizasyon mu var yoksa?

Pardon, ben Taylan'ı gördüm, bir merhaba diyeyim, ayıp olacak.

Sen yaşıyor musun ya?

Vay, Ömer.

Görünmüyorsun, kayboldun ortadan?

Yeni geldim, Tibet'teydim.

Tibet, iddialıymış.

Sorma ya, manyağın birine aşık oldum.

Onun peşinden böyle sürükleniyorum işte.

Ondan böyle parıl, parıl haller.

Daha önce yaşamıyormuşum Ömer. Ya bu aşk dediğimiz şey var ya.

Yani insana ceza mı? Ödül mü? Ben çözemedim.

Çözülmedi o muamma, yalnız değilsin merak etme.

Ee, sende vaziyetler ne?

Gerçi şeyden alıyoruz, Pasyonistten alıyoruz haberleri ama.

Evleniyorum.

Yok artık, sahi mi?

Ee, kız arkadaşın nerede?

Hadi tanıştır bizi.

İşi var, gelemedi.

Tamam, o zaman şöyle yapalım, en kısa zamanda tekrar buluşalım.

Bu sefer dörtlü bir muhabbet yapalım. Olmaz mı?

Olur, olur, tabi olur.

Serdar da gelecekti ama, maç mi varmış neymiş? bir başka zaman inşallah.

Hah, inşallah onu da görürüm.

Çok seversiniz, yani bayılırsınız, müthiş tatlı bir insandır.

Muhakkak, muhakkak.

Türkan Hanım'ciğim siz şaheser yaratmışsınız.

Şu güzelliğe bakın, şu adabı, şu lezzette bakın.

Olacak şey değil.

Eğer bu dolmaysa, benim bugüne kadar yediklerim neydi?

Ay, aman efendim, o sizin zarafetiniz.

Afiyet olsun.

İnanın, yemek yemeyi çok severim ben.

Damağımın tadı muazzamdır.

Siz şaheserler yaratmışsınız.

Yok canım, mübalağa ediyorsunuz.

Madem o kadar beğendiniz, daha sık bekleriz sizi yemeğe.

Gelirim tabi, gelmez miyim?

Şu salatayı versene bakayım.

Kızım ne oluyor ya?

Hiç sorma.

Ay bunlar, ne ara bu kadar gevrekleşti?

Vallahi şekerim gördüğün gibi, bayağı gevrekleştiler.

İlk görüşte aşk.

Ama çok tatlı oldular ya.

Kızım ne bileyim ya? Sonuçta anneannem yani.

Her yer aşk.

Kız, acaba önce hanginiz evleneceksiniz?

Ya çirkinleştin ha.

Biber alır mıydınız?

Of Yasemin, madem anlatmıyorsun, konuyu değiştirelim, başka şeylerden konuşalım.

Hem böyle bir kafamız açılsın.

Bir dağılsın hıh?

Bilmiyorum.

Aslında ben senin böyle keyfini yerine getirmenin yolunu biliyorum da.

Ne var aklında?

Ne ya?

Sinan.

Ne?

Sude.

Nerede?

Arıyor.

Ya aç, aa.

Efendim.

Buraya mı?

Tamam, gel bekliyorum.

Buraya geliyor yandık.

Niye yanalım? Gelsin niye bu kadar panik yapıyorsun?

Korkuyorum.

Niye korkuyorsun? Anlamıyorum ki. Yanlış bir şey mi yapıyoruz?

Bak ben Sude'den ayrıldım, bitti. Tamam?

Ya biliyorum da, onu da üzmek istemiyorum.

Yasemin, sen Sude'den korkuyor musun?

Yani.

Aşkımızın onun düşmanlığına kurban gitmesini istemiyorum.

Hem sen de.

Ben de ne?

Sude'nin senin için farklı olduğunu ikimiz de biliyoruz.

O sana yaklaşırsa, senin de aklın ona kayar diye korkuyorum.

Yok artık, daha neler yani çüş.

Yani Yasemin, çağır gelsin, görsün bizi böyle. Allah Allah neymiş.

Sinan, ne olur sorun çıkarma ya.

Bak kafamda zaten bir sürü dert var.

Tamam, ben gideyim, sen de sorunlarını hallet Sude ile olur mu?

Sinan diyorum.

Hah bu arada, senin için de ne anlama geldiğimi öğrendiğim iyi oldu.

Diyorsun ki bu adam iki günde sıkılır. Ben bu olayı hiç büyütmeyeyim. böyle dalıp budaklandırmayayım.

Bravo, gerçekten tebrik ederim, iyi akşamlar.

Onu mu diyorum ben?

Ee Sinan?

Haberleşiriz.

Tamam, buradayım ben.

Gelmedin bugün.

Sen de mi buradaydın?

Tüm gün çalışacağız demiştik, hayır hastadır dedim ama, buradasın.

Bu nasıl bir iş ahlakı? Biraz anlatsana.

Sabah, senden çıktıktan sonra bir şey oldu, gelemedim ben.

Gelemiyorum diye aramadın da.

Dediğim gibi Ömer, kafam biraz bozuktu.

Ama haklısın yani, pardon.

Pardon? Tabi, pardon.

Uzatalım mı gerçekten?

Hayır canım, ne uzatması?

Yani sanatçı olan sensin.

Canın ister gelirsin. İstemez, gelmezsin.

Sen bir rahatla bir keyfine bak, haber verirsin ona göre başlayalım. Olur.

Ömer, bak gerçekten kaytardığımdan falan değil.

Yani zaten çok ilerledim, aklımda çok güzel şeyler var, bir kaç bir şey çizdim.

İstersen şimdi gidelim, sana ilk taslakları göstereyim?

En azından fikri tartışırız.

Sonra, zaten yarın da etraflıca çalışacağız.

Keyfin olursa tabi.

Ömer, lütfen.

Defne de bizimle çalışacak.

Pastyonise geçti.

Öyle mi? Yani artık işte de birliktesiniz.

Öyle.

Defne'nin yüzü iyidir ya, çokta çalışkan.

Ben katkı sağlayacağına inanıyorum.

Hatta, arayalım alalım onu da. Madem taslakları falan göstereceksin.

Yani elimden geleni yaparım, ama Ömer'in müdahaleden hoşlanmadığını biliyorsunuz.

Yine de konuşup, ikna etmeye çalışacağım.

Ama, hiç bir şey için söz vermeyeyim.

Anladım kızım, anladım. Haklısın.

İyi niyetin için sağ ol.

Ama, senden başka kimseden isteyemezdim bunu.

Konuşur benim kızım, ikna eder Ömer Oğlumu.

Hem ikna olmayacak ne var? Üç günlük dünya.

Yani ne alemi var küs kalmanın? Değil mi?

Doğru, gelin de bunu gençlere anlatın bakalım.

Sanıyorlar ki hayat, sonsuz, uçsuz bucaksız.

Sonunun geleceğini bir bilseler.

Yok yani, öyle anlamıyoruz da.

Ömer'in de kırgınlıkları var yani.

Doğru, çok yanlışlar yaptım.

Çok hatalar yaptım.

Çok hatalar.

Ama bir izin verse, hepsini telafi edeceğim.

Hepsini.

Yeter ki şöyle, bir adım yaklaşsın bana.

Abla, telefonun çalıyor, Ömer Abi.

Çok pardon.

Ben şöyle bir geçeyim.

Efendim Ömer.

Ne yapıyorsun? Özledim seni.

İyi, davet nasıl gidiyor?

Çıktık.

Çıktınız? Kiminle?

Fikret ile. Ona gidiyoruz.

Ne?

Ya işte bize kolksiyonunun ilk tasarımını gösterecek.

Seni de alalım diyorum.

Ama şey, ben de sana geliyordum.

Hatta geldim, kapının önündeyim.

Bana mı geliyordun?

Evet yan öyle, tatlı bir sürpriz yapayım diyordum ama tabi şimdi şey böyle olunca.

Ne yapalım peki?

Sizin programınız varsa, yarın görüşürüz.

Yani, tabi sen bilirsin.

Ee, tamam Defne öyle yapalım.

Geliyorum ben de.

Biz seni eve bırakalım şimdi Şükrü ile, sabah, gelir alırız seni. Oradan da çalışmaya başlarsın.

Ben gelirdim?

Tabi, tabi, gördük.

Ne dedim ben ya?

Sana geldim dedim, ben onu nasıl dedim ya?

Yürü Defne, koş Defne.

Yavaş kızım ne oluyor ya? Uzunları yak bari.

İso, ben de sana geliyordum.

Yapma.

Ne oldu yine?

Bizim çok acil Ömer'e gitmemiz lazım.

Ama yani uçmamız lazım, o derece acil.

Ay çok şaşırdım, Defo.

Sen iyice manyaklaştın ha.

Hayatından bir gün adrenalin eksik olsun ya.

Ya, normal insanlar gibi işine git, yemeğini ye.

Televizyon karşısında uyuya kal falan, yedi yirmi dört, kırmızı alarmdasın lan.

Yok, yok olmuyor yani.

Ay, Ömer İplikçi'nin karısı olmak ne zormuş ya.

Ondan evlenememiş adam.

Dört bir yandan sardılar oğlum ya.

Sude, Neriman Hanım, Tramba, vallahi artık Fikret, bayılacağım, delireceğim.

Sakin biraz, sakin. Ömer kimseyle evlenemediği için değil, kimseyi senin kadar sevmediği için evlenmedi bugüne kadar.

Bu kadar mutluluk için de birazcık mücadeleye değer değil mi Defo'ciğim?

Evet değer.

Oğlum zaten benim hayatım sorunsuz dertsiz geçmiyor ki.

Vallahi yalan söyleyemeyen Defne, ayak üstünde öyle seksen tane kıvırıyorum.

Ee Defo'ciğim. Aşk rezilliktir kızım.

Arada böyle elini kirleteceksin.

Kendinden ödün vermeden bir şey elde edilmiyor malesef.

İyi hadi o zaman. Gitmemiz lazım acil.

Git adamdan araba iste, çok acil bir şey de.

Ya Allah'ın delisisin Defo ya gerçekten.

Tamam dur.

Ne haber?

Ne gündü.

Öğrendim ki o çocuk o çocukmuş.

Cihangir tepesinde gördüğüm çocuk.

Simurg'u verdiğim.

Ben mi konduruyorum anlamadım.

İşaret mi bilmiyorum, bunca zaman sonra karşıma çıkması.

Ama işte adam aşık.

Hem de deli gibi.

Ne yapsak pardon?

Söylemeli miyim sence bendim diye?

Söyleyeceğim.

Yarın söyleyeceğim.

Defne, sır Defne'nin.

Onu söylemesem bile, bunu söyleyeceğim.

Dimi?

İso, hadi İso, vallahi bak.

Ya, Ömer den önce yetişmemiz lazım ya.

Kapının önündeydin hani diyecek. Ne diyeceğim?

Ya kızım, ben ne yapayım? Gidiyorum işte, araba bu.

Ay vallahi bence bir yere gidemiyoruz yani.

Oğlum ya, biraz önce bizi un kamyonu geçti ya, un kamyonu.

Ya oğlum, sollasana bu aracı, solla.

Ya Defo, önce içimizdeki trafik canavarını yeniyoruz, ölmüyoruz burada.

Allah'ım ya rabbi, delireceğim, geç kalıyorum.

Ya baksana, gazın altında paspas mı sıkıştı? Ne oldu?

Niye gitmiyor bu.

He, değil mi? Gazın altına paspas sıkıştı paspas soktum.

Garezim var sana yetişeme diye yapıyorum.

Ay vallahi delireceğim ben, çıldıracağım ben, sinir bastı.

Çekilin, yoldan çekilin, Allah aşkına ya biri yol versin.

Vallahi diyorum ya hayat memat meselesi ya.

Şükrü.

Buyurun.

Biraz acele edelim mi?

Defne bekliyor da.

Tabi efendim.

İso, Allah aşkına biraz hızlı ol diyorum ya, ne olur ya.

Allah'ım bizi biraz önce bir ağaç geçti diyorum, bir ağaç.

Defo seveceğim şimdi ağacını ha.

Araba bu kızım araba, bu kadar gidiyor.

İso, ya çarşı aşkına hızlı ya.

Bak sen beni bir yetiştireme, Beşiktaş'ın inşallah bir güzel.

Töbe de kızım, Allah Allah. Defo'ciğim o konular ciddi, o konuları malzeme etme.

Ulan madem Beşiktaş aşkı diyorsun, yetişmek zorundayiz.

Yağmurlu bir günde görmüştüm seni.

Üstünde çubuklu formalar vardı.

Bir anda tutuldum, aşık oldum ben.

Hayatın anlamı siyah beyazdı.

Ölümle yaşamı ayıran çizgi.

Siyahla beyazı ayıramaz ki.

Her yolun sonunda ölüm olsa da.

Sevenleri kimse ayıramaz ki.

İso gol gol gol, İso gol gol gol, İso gol gol gol, İso gol gol gol.

İso gol gol gol, İso gol gol gol.

Gidiyoruz lan.

İnşallah daha gelmemiştir, hadi uçtum ben.

Hadi bekliyorum.

Ömer evde mi ki ya?

Heh.

Hoş geldin.

Ne bu halin Defne?

Ay sorma, nefesim kesildi.

Neden tam olarak?

Merdivenleri görünce bir egzersiz yapayım dedim de üst bacak için.

İn çık, in çık, nefes nefese kalmışım öyle, manyaklar gibi kaptırmışım kendimi.

Bir de bende bir huy var, taktım mı takıyorum.

Öyle iddiaya girdim kendimle, dedim.

Defne kızım dedim, sen buraya elli kere inip çıkamazsın.

Tabi kendime kanıtlıcam ya.

İndim indim çıktım.

Becerebildin mi bari?

Sence?

Gel su iç, gel.

İso'nun aracını gördüm dışarıda.

He evet, ben bir Ömer'i göreyim dedim.

Getirdi sağ olsun.

Sen gidiyor musun yani?

He evet gideceğim.

Ama öyle biraz takılalım.

Bir yüzünü göreyim dedim, özledim.

Fikret mi geldi?

Niye Fikret gelsin canım?

O zaman Neriman Hanım mı geldi?

Ya Defne ne oluyor sana? Bir sakin ol.

Yok Sude.

Bir sakin ol dur.

Özlemişsindir dedim.

Gir, gir.

Ne haber Defne?

İyi Sinan Bey siz?

Ee bundan sonra böyle mi?

Evli adamım diyorsun. Dışarıya çıkma, top oynamalar da yok.

Evimde takılırım.

Ay ne olur oynayın?

Çok severim.

Benim için hiç bir mahsuru yok, hatta memnun bile olurum.

Yani şey, ben engel olmayayım anlamında şey yapıyorum.

Oh, yenge hanımdan izin de çıktı.

Ne diyorsun?

(Müzik.)

Ee, dökül kardeşim.

Akşam davete gelmedin Yasemin'e gideceğim diye, şimdi de buradasın.

Hayırdır.

İşte öyle oldu ya.

Ne oldu?

Ne bileyim Ömer? Bu aralar kafam bir karma karışık.

Ee kalbim de çok normal bir tempoda atmıyor.

Neden?

Ya işte ne bileyim? Sude'nin böyle araya girmesi.

Yasemin'in kararsız halleri falan.

Olmuyor değil mi?

Gönül de ferman dinlemiyor diyorsun yani.

Ya ben Yasemin ile bayağı ciddi düşünüyorum ha.

Nasıl yani?

Hani biz, her şey böyle yoluna giderse. evlenebiliriz bile yani.

O derece.

Vallahi o derece.

Evlenir misin?

Ya ne bileyim? Belli mi olur?

Belki hemen evlenirim.

Umarım kardeşim.

Umarım.

Tamamdır bunlar.

Peki Ömer Bey.

Selam.

Selam.

Getirdim çalışmalarımı.

Tamam bakarız, gel otur.

Koray da konsepti sunacak birazdan.

Nerede kaldı bu Koray? Hadi başlayalım.

Hazır olunca haber verin dedi, giriş yapacakmış kendisi.

Tamam işte versene haber, hadi ya.

Ben arıyorum o zaman.

Koray Bey, buyurun.

Hoş buldum.

Hoş geldiniz Koray Bey, hoş geldiniz. Başlayalım mı?

Başlayalım Sinan Bey. Hadi hayatım oynat.

Aynı nehir de iki kere yıkanılmaz demiş Herakleitos.

Bir bahar geçer. Yaşananlar yaşanır.

Başka bahara ertelenmez.

Bir dahaki bahar, o kadar yağmur yağmayabilir belki.

Yada o kırmızı araba, oradan geçmez.

Aynı dalga, bizi yeniden ıslatmaz.

Veya güldürmez.

Yeniden o an olmaz.

Anı yakalamak lazım.

Bir daha yaşanmayacağını bilmek, tadını çıkarmak.

Bu da bir nevi öyle.

Bizim koleksiyonumuz bunu anlatacak.

Yani yaşayın.

Yakalayın zamanı.

Giyin o ayakkabıları.

O kıyafetleri.

Yakıştırın kendinize.

Ve bir an önce siz olun.

Hayal kurmayın, olun, kahkaha atın.

Dans edin, gülün, eğlenin, konuşun.

Hissettiğiniz gibi olun.

Kendinizi görmek istediğiniz gibi.

Olmak istediğiniz gibi.

Hemen, şimdi.

Ay, biliyorum hayatım.

Yeni bir şey değil zaten bu.

Gözleriniz kamaştı değil mi? Aklınız çıktı.

Hayatım, bana yetişemeyeceğinizi o kadar iyi biliyorum ki.

Ve sizler, siz, sıradan insanlardan, bir adım önce olan ben.

Hepinizi, sevgi ile kucaklıyorum.

Hoşça kalın.

Ben, odama gideyim o zaman. Siz çalışın.

Kal Defne.

Fikir ver, birlikte çalışalım.

Yok, yok, benim başka işlerim var zaten.

Zeynep bir şeyler gösterecekti, onlara bakayım.

Peki.

Ne oluyor?

Ne ne oluyor?

Defne ile aranızda bir sorun mu var?

Ben, arkadaşsınız zannediyordum.

Ben de.

Efendim?

Yok, bir sorun yok, yani yok bir şey.

Benim biraz kafam dalgın da, başka bir tarafta.

Neyse, başlayalım mı biz?

Peki.

Hemen öyle, vurup kırıp gitmene gerek yoktu.

Ne yapsaydın Yasemin? O söylediklerinden sonra nasıl davranmamı bekliyordun? Ne bekliyordun?

Söyler misin?

Sinan, kafam karışıktı sadece.

Bunların senle bir ilgisi yok ki.

Paranoyak oldum.

Ama nereden? Kimden kötülük gelecek? Onu da bilmiyorum.

Sude'ye de güvenemiyorum.

Anlıyorum, güvenemiyorsun da yani.

Niye bu kadar korkuyorsun ya Yasemin? Niye?

Endişe duyuyorum.

Büyük bir derdim var.

Ne?

İşlerim, biraz ters gidiyor.

Tramba'yla ortaklık yaparsan ters gider diyeceğim de.

Hani karma diye bir şey var ya. Neticede.

Tramba, elini Şeri'den çekmek istiyor.

Aman çeksin, hiç üzülemeyeceğim Yasemin, elini, pençesini, neyi varsa.

Sinan, tek başıma ayakta kalamam ki.

Yani onun hisselerini devralmam lazım.

Ama o kadar param yok.

Yeni bir ortak bulmam lazım, ki bulsam bulurdum zaten.

Deniz'e kalmazdım.

Şimdi anladım.

Ee işte şimdi ne yapabilirim senin için, bilemedim ki.

Tamam dur, üzülme hemen, gel.

Sen sarıl bana böyle sadece.

Başka hiç bir şey istemiyorum.

Kıyamam ben sana ya.

Neyse.

Benim şimdi gitmem lazım.

Biraz işlerim var.

şimdilik.

Bu cümleyi uzun bir müddet kuramayabilirim.

Tamam ya, hemen karartma içini.

Ben varım.

Yani, hayatında ben olduğum sürece.

İşlerin ne kadar ters gidebilir ki?

Ne anlatıyor acaba ya?

Yok canım yani, anlatsa Ömer böyle durmaz yani.

Ama her an söyleyebilir.

Bir de Simurg var.

Ya Ömer çok etkilenirse falan.

Hem çeki söyleyip hem Simurg'u anlatırsa?

Ay o zaman çifte kavrulurum.

Ya ışıkta renk değiştiriyor gibi.

Nereden bakarsan, öyle görürsün felsefesinden yola çıktım.

Konsept fikrimizle, tematik bir uyum olması lazım birbirine bağlamak için.

Güzel, ayakkabıda da bununlar yürüyebilirim.

Yani kafamda, bir iki bir şey var.

Simetriyi bozabiliriz mesela.

Farklı estetikler yakalamak için.

Yani bir yerden gördüğünü, başka bir yerden göremiyorsun.

Ömer bugün bir çerçeve gördüm senin evinde.

Simurg arması.

Evet.

Onu nereden buldun?

Fikret, bu konuşmak istemediğim bir konu.

Neden?

Özel çünkü.

Özel?

Böyle sohbet edilecek bir şey değil.

Defne biliyor mu peki?

Evet, biliyor.

Defne benim kız arkadaşım.

Evlenmeyi planlıyoruz.

Anladım.

Ömer aslında o Simurg.

Fikret, konuşmak istemiyorum.

Cidden.

Ay, yok daral geldi yine.

Yok ya yeter artık, ben böyle yapamayacağım.

Hadi şunu da çıkar.

Nereye götürelim Koray Bey?

Hayatım depoya falan götür.

Hatta kendini de kitle depoya.

Tamam Koray Bey.

Koray Bey?

Onu niye götürüyorlar?

Hayatım istersen kendi evine götür.

Sonuçta senin bacakların.

Bacak.

Yok, ben ondan değil, yani.

Niye götürüyorlar ki?

Ay hayatım, sıkıldık. Bu da sorularıyla.

Niye?

Hayatım zamanı doldu.

Miyadi doldu, devri geçti onun.

Eskiyenler gider hayatım.

Yerine yenileri girer hayatım. Hayat böyledir.

İnsanlar ve eşyalar, durdukları sürece çürümeye mahkümdürlar.

Kademe şart tatlım.

Ay üzülme hayatım, biri gider biri gelir. Senin mevsimin çoktan geçti.

Hadi, başka bahara artık.

Bence de yeter. Yeter yani çünkü çok kaldı burada zaten.

Bağıramazsın bana.

Bağırıyor sıska.

Bahar bunda sinir yapmış, am Ömüş'ü da buldu gerçi.

Ama hala şey.

Ben iki yüz bin lirayı bulamadığım için, Neriman Hanım beni Ömer'e söylemekle tehdit edip duruyordu.

Ben de parayı başkasından almaya mecbur kaldım.

Fikret'ten istedim, o verdi.

Hatta parayı verebilmek için.

Pastyonistten ayrılıp Şeri'ye geçti, sizin de defile o yüzden iptal oldu.

Ama şimdi bütün kiralık aşk hikayemi biliyor ve her an her şeyi Ömer'e anlatabilir.

Bir yandan Sude sıkıştıryor, Tramba'yı hiç söylemiyorum bile, ay yeter artık, gerçekten yeter.

Tamam, Defne, tamam, dur, tamam.

Bir sakin ol, bir sakin ol lütfen.

Vallahi kaldıramıyorum Sinan Bey, taşıyamıyorum yani.

Ulufak oldum ya.

Tamam.

Altında eziliyorum diyorum, nokta kadar kaldım.

Tamam, tamam bir sakin ol.

Gel şöyle bir otur.

Geç şuraya bir sakin ol, hadi lütfen.

Demek, borcu Fikret ödedi ha.

Evet, ve her an her şeyi anlatabilir.

Bende dert biter mi Sinan Bey?

Tam diyorum her şey yolunda, aramızı artık hiç bir şey bozamaz. Mutluyuz.

Yenisi geliyor.

Yıldım ben artık, gerçekten Yıldım Sinan Bey ya.

Nefes alamıyorum, ne yapacağımı bilmiyorum.

Neyi seçeceğimi hiç bilmiyorum yani.

Resmen kayboldum ben ya.

Doğruymuş biliyor musunuz? Gerçekten sadece sevmekle olmuyormuş yani.

Ne yapacağım ben şimdi?

Yok, bu iş artık böyle durdukça durdukça git gide kök salıyor yani.

Sürekli büyüyen bir hastalık gibi yani.

Yok, yok yani gerçekten artık olmuyor.

Tamam dedim, her şey geride kaldı, borç da ödendi dedim.

Ömer'in haberi olmasın.

Ama.

Vakti geldi galiba.

Evet, evet, benim artık bir an önce gidip Ömer'e her şeyi anlatmam lazım.

Ne olacaksa olsun, ben artık dayanamıyorum yani.

Böyle her gün öleceğime.

Yine de bir şey yap ya. Tabi karar senin de.

Ne bileyim bir üzerine yat.

İyice bir düşün.

Aklını bir serinlet.

Öyle mi diyorsunuz?

Yani, pat diye karar verme.

Hatta dur.

Sen al bunu.

Ne bu?

Bu benim yazlık evin anahtarı.

Git oraya, şöyle bir yat, bir uyu bir dinlen.

Karar ver.

Ne yapacağını.

Nasıl yapacağını.

Defne.

Bak bu sefer ne karar verirsen ver. Ben arkandayım.

Tamam, sağ olun.

Da Ömer'i ne yapacağız?

Sen daha gelişi güzel çizgiler üzerinde durmuşsun. Daha casual.

Yani biraz sokak modasına yakın ama, sofistike de bir yandan.

Şimdi böyle olunca benim de kafam açık ayakkabılara gidiyor.

Yani özgür ayaklar. Daha bohem. Ne diyorsun?

Efendim?

Fikret, ne oluyor sana?

Yok bir şey, yani kafam dalgın biraz bu aralar.

Hadi çalışalım biz.

Çalışalım, çalışalım da, dinlemiyorsun Fikret.

Tamam, dinliyorum pardon. Sendeyim, ne diyorduk?

Pardon, bölüyorum ama.

Ömer bir oda da konuşabilir miyiz?

Tabi, çık sen.

Geldim.

Ben bugün izin alsam, yarın öğlene kadar.

Neden? Neyin var? Hasta mısın?

Yoo, yok iyiyim.

Da böyle bir uzaklaşmak, bir gün.

Ne oluyor size? Ben bir anlasam.

Biz?

Anlatmadan gidemezsin Defne.

Dinliyorum.

Nihan, bebek falan de gelecek şimdi ya.

Kötü bir şey yok değil mi?

Yok, her şey yolunda.

Ama tabi yanında olmak lazım, sonuçta.

İyi madem, o zaman git bakalım.

Ama arada bir ara da, ben bir sesini duyayım.

Söz veremem ama aramaya çalışırım.

İyi ol sen. tamam.

Ben yanındayım her zaman.

Tamam.

Bu sana söylediğim son yalan olsun Ömer.

Çözülsün artık bu düğüm.

Bir sıkıntı mı var?

Ha yok, yok hayır.

Pek iyi görmedim de Defne'yi.

Bu aralar, kimse iyi değil nedense.

Ben de anlamadım.

Yok bir şey.

Çalışalım mı biz?

Daraldım kızım ya, çok daraldım, Ömer de bunları hiç hak etmiyor.

Bir gün Neriman Hanım, bir gün Şeytan kızı.

Deniz Tramba, şimdi de Fikret.

Kız öyle deme ya, Fikret çok iyi kız.

Nihan.

Bence Fikret, Ömer'den hoşlanıyor.

Ne demek Ömer'den hoşlanıyor?

Ne demek hoşlanıyor Ömer'den? HoşlanamazÖmer'den.

O kim? Haddini bilsin.

Yolarım onu, bana bak.

Bana tatar Nihan derler.

Ona var ya bir kafa koyarım.

Kendine gelsin be.

Allah Allah.

Gebertirim onu.

Ne seri sinirlendin be.

Evet, çok seri sinirlendim ben de anlamadım.

Hamileyim diye herhalde.

Şimdi dur, Fikret, Ömer'den hoşlanıyor diyorsun.

Emin miyiz ya?

Dahası da var.

Ne dahası var? Çüş bunu ne dahası olacak?

Fikret, Ömer için, Ömer'in sandığından daha değerli.

Kardeşler değil mi?

Kız bak ben biliyordum, ayni filimlerdeki gibi bak.

Bak işte gerçekte de hayatta da oluyor bunlar ya.

Vallahi filimlerdeki gibi.

Ee ne? Bunun nesi kötü?

Biz deriz ki Fikret'e, Fikret deriz, Ömer'le siz kardeşsiniz.

Sen Ömer'den hoşlanma olur biter.

Aa, vallahi iyi fikir ha. Ben bunu neden daha önce düşünemedim ki?

Bilmiyorum ki, bazen senin kafan çalışmıyor.

Hamile değilsin diye mi?

Ya sana şuradan gelişine bir tane vururum.

Zaten canım burnumda.

Kardeş falan değiller.

Ee neler o zaman?

Tamam boş ver, neyse ya, gidip düşüneceğim.

Yani bu cehennemin içinden nasıl çıkacağım? Karar vereceğim.

Yalnız mı?

İso da benle gelecek.

Bu aralar, sen bir salaklaştın, bari yanında olayım dedi.

İyi demiş.

Güç seninle olsun kardeşim.

Ben senin en doğrusunu yapacağını biliyorum gel.

Gel.

Daraldım ya.

Kız daralma, annem, daralma annesinin kuzusu.

Bak biz varız.

Anneciğim.

Ya Nihan. Ne diyorsun?

Sus kız, anayım ben.

Analık alıştırması yapıyorum gel.

Gel, ay annesinin turuncu kıvırcığı gelsin.

Baba ne giydirecekmiş sana akşam?

Ay ben buna kıyamam, ay.

Ay kuzu.

Tamamdır, tamam, haber veririz zaten.

Gitti mi Fikret? Var mı oğlum var mı bir şeyler?

Oğlum bak millet dakika başı arıyor, sponsorlar kuyruk olacak böyle.

Ben anlatıyorum da kime anlatıyorum acaba. Akıl nerelerde kim bilir?

Ne oldu?

Defne ile Fikret'in arasında bir şeyler oluyor.

Defne basıp gitti.

Bir dakika nasıl yani? Giderken san bir şey söylemedi mi?

Hayır.

Yani evet aslında ama.

Böyle bir geçiştirdi.

Ben yemedim tabi.

Biliyorsun pek başarılı değil yalan söyleme konusunda.

Biliyorum.

Zaten o yüzden patladı patlayacak ya.

Nasıl yani?

Ya Ömer.

Sinan sen bir şey mi biliyorsun?

Yok bak, yani.

Sinan.

Ya abiciğim, sizin bir Defne ile konuşmanız lazım.

Fikret konusu değil mi?

Kıskanıyor falan mı acaba?

Ben benim yazlık evin anahtarını Defne'ye verdim.

Gitsin orada bir kafayı serinletsin diye.

Ne diyorsun sen Sinan? O kadar ciddi mi ya dürüm?

Yani sen de bir git. Kendin gör ciddi mi değil mi?

Ben şimdi bir şey demeyeyim.

İyi ben gidip bakayım.

(Müzik.)

Ben bir çay koyayım.

Defo'ciğim.

Eline sağlık çiçeğim.

Afiyet olsun.

Evet, anlat bakalım.

Ne anlatayım be İso.

Ben anlatmaktan eskidim sen dinlemekten.

Ne yapacağımı bilmiyorum, kaçıp gitsem olmaz.

Zaten Ömer çok üzülür.

Ben de Ömer'siz yapamam.

Söylesen ayrı dert.

Onu zaten hiç sorma.

Korku tüneline döndü hayatın ha.

Her gün farklı bir aksiyon, bir şoku atlatıyorsun yenisi geliyor.

Gelen de hiç gideni aratmıyor sağ olsun.

Ne oldu sana be Defo?

Sen böyle bir kız değildin ya.

Cesurdun, cevvaldın, atarlıydın.

Şimdi böyle.

Aynı yerde, aynı toprağı eşeleyip duruyorsun kızım.

Bir çıkamadın kısır döngüden ha.

Kurtulamıyorsun yani.

Kaybetmeyi göze alamıyorum.

Öyle güzel bakıyor ki.

Bir daha bana öyle hiç bakmayacak diye düşününce delirecek gibi oluyorum ben.

Bazen gece rüyamda görüyorum.

Her şeyi söylüyorum anlatıyorum, güya rahatlamışım.

Ama Ömer bana o kadar kötü bakıyor ki.

Sanki.

İyide böyle daha mı iyi kızım?

Bu mu yani? Bu korkuyla yaşamak daha mı güzel?

Yok Ömer'i kaybedeceğim, yok onsuz nasıl kalacağım?

Aklını kaybettim Defo.

Bak tam olarak delirdin ha.

Manyak manyak şeyler yapıyorsun her gün.

Bir günün bir günü tutmuyor kızım artık.

Sen bu değilsin ki ya.

Böyle bir kız değilsin ki sen.

Değildim evet.

Sence ben bayılıyor muyum bu duruma? Çok mu hoşuma gidiyor? Memnun muyum?

Gelebilecek hem en kötü hem de en iyi şey geldi başıma İso ya.

Aşık oldum diyorum oğlum, aşık oldum ya.

Öküz gibi aşık oldum.

Bunun için suçlayacak mısın sen beni?

Yargılayacaksın yani öyle mi? İyi tamam. Gel, sen de gel, gel.

Bana niye atarlanıyorsun kızım?

Atarlanırım.

Atarlanırım, bağırırım da.

Dünyayı yaksam benim hakkım var, tamam mı?

Sen benim nasıl bir cenderin içinde olduğumu biliyor musun?

Hah? Haberin var mı?

Yok.

Ben gidiyorum Defo, sen biraz kendinle kal.

Saçmalama, gidemezsin.

Bana dert yandıkça yola alamıyordun Defo?

Başa sarıp duruyorsun.

Dermanın kendinde senin.

Otur, azıcık kafanı topla.

Hayır, İso hayır, gidemezsin.

Gidersen bir daha senin suratına bile bakmam, tamam mı?

Konuşmam da.

Çıkarım hayatından.

Kime diyorum İso?

Git be git, tamam mı? Herkes gitsin.

Basın Defne'nin üstüne de böcek gibi ezin. Ezin ulan.

Ama neyse ki son söz bende.

Ben gitmeni istemiyorum.

Ama senin yerinde olsam.

Beni karşıma almazdım.

Defne'cik.

Bana gerçek tepkiler verme, çünkü sen gerçek değilsin.

Ömer'in her gün gördüğü asistan kızı ben yaratıyorum.

Bu ne özgüven?

Ömer, gerçek Defne'yi tanımıyor bile.

Benim yarattığım Defne'ye aşık oluyor.

Neticede, Ömer kim? Sen kim?

Söyledin mi ona? Olaylar aslına böyle böyle dedin mi? Hayır.

Ya Defne, sen kendine pek konduramıyorsun ama.

Bayağı bayağı zengin avcısı durumundasın şuan cicim.

Ya bir insan kendini nasıl bu duruma sokar anlamıyorum.

Aslında iyi de bir kızsın.

Defne, para kazanmanın daha kaliteli yolları var.

Tek bir şey soracağım.

Neden Defne?

Ömer'i tanıdığımı biliyordun. O Ömer diyebilirdin.

Neden sakladın? Neden söylemedin bana?

Ömer'i bu kadar sevmen.

Onu kandırmanı haklı çıkarır mı sence?

Böylesine büyük bir yalanın gölgesinde.

Gönül rahatlığıyla aşkını yaşayabilir misin Defne?

Ben seni çok seviyorum.

Ömer ben seni çok seviyorum.

(Müzik.)

Defne, Defne.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.