Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
-Jenerik Müziği-
Ay aman da aman.
Kimler gelmiş.
Kimler gelmiş.
Ay ne yapıyorsunuz burada?
Kuru kızım ay.
Ömüşüm.
Ay ne yapıyorsunuz burada?
Koray Bey biz.
Siz ne?
Ay öpüşüyor muydunuz yoksa?
Ay o zaman ben bir kere daha öpeyim sizi.
Dur Koray tamam.
Ay şey.
Nasıl yani?
Siz yani böyle cinsel bağlamda mı öpüşüyordunuz?
Yoksa ben yanlış mı anladım?
Gideyim mi?
Gerçi geldim de artık gidemem de.
De ben niye gelmiştim acaba?
Hakikatten sen niye geldin?
Niye geldiniz?
Niye geldim?
Ömüşümü tebrik etmeye geldim.
Ay sorunlardan kurtardı.
Bizi dar boğazdan çıkardı diye geldim.
Tamam Koray.
Teşekkür ederim.
Hayatım sen sus.
Ancak ben teşekkür edebilirim.
Ay bir şey diyeceğim size.
Mezuniyet fotoğrafları çekecektim neredeyse.
Eminönünde dolaşıp her gün.
Fotoğraf fotoğraf diyecektim.
Ay koskoca Koray Sargın'dan fotokoliğe düşecektim.
Ay ay.
Çocuklar sürünecektim.
Naçiz vücudumla çürüyecektim.
Ay gerçi Eminönü'nde ben öğlen arasında balık ekmek yerdim.
Coz diye.
Ay neyse.
Ben dedim ki.
Ay ben dedim. Ömüşe dedim gideyim.
Kutlayalım dedim.
Hadi.
Öyle kutlanacak bir şey yok.
Biz hani günü kurtardık.
Genel problem devam ediyor
Yani sorun hala sorun.
Sen sus hayatım, sus.
Fenalık geliyor bana.
İçimi karartıyorsun.
Anksiyete yapıyorsun.
İlaçlarla ayakta duruyorum sonra.
Ay mutlu olmak istiyorum.
Çok mu şey istiyorum çocuklar?
İtiraz yok.
Partileyeceğiz.
Herkesleri de çağıracağız.
Of Koray. Of.
Oflamayın bana.
Oflayamazsın.
Sen ne diyorsun?
Haklı galiba.
Yani zor zamanlar geçti tabi.
Biraz eğlenmek iyi gelebilir.
Eğlenmek.
Yani kafa falan dağıtırsın.
Sen de eğleneceksin tabi.
Ben de mi eğleneceğim?
Ay sen de.
Hadi.
Hadi yine iyisin.
Her fırsat bir cilveler şey.
Cilvekar kadın seni.
Hadi.
Parti time.
Ay mesela böyle neden iki yakalı şehir?
İki yakalı şehir mi olur ayrıca?
Ay böyle yani canım istediği zaman kalk gel desem.
Benim canım sıkılır bekleyemem.
Bir uçtan bir uca, ay.
Ne kadar zaman yani.
Keşke böyle bir ışınlanabilseydik.
Keşke.
Koray Bey.
Böyle ışınlanma imkanınız olsa nereye ışınlanırdınız?
Havaalanına hayatım.
İlla uçakla gideceğim diyorsunuz yani.
Nereye?
Ay canım işte gideceğiniz yere.
Hayatım ben bir yere gitmem.
Onlar bana gelsin.
Kız.
Müzik falan mı açsak acaba, hı?
Ay yok Ömer'in müzikleri çok sıkıcı.
Vallahi sizi hiç açmaz. Gerçekten.
Çekil şuradan.
Gerçekten vallahi bak.
Alırım ayağımın altına. Çekil.
Siz bilirsiniz.
Ay. Ay bu ne kız böyle?
Ay Ömer.
Ay kız.
Kapatamıyorum müziği.
Çok fena.
Ay ne bayık insanlarsınız.
Ömer.
Ömer.
Sinan.
Sinan, yetiş.
Ay kız kapat şunu.
Ay Allahım fenalık geldi.
Kadını boğazlıyorlar burada.
Sinan.
Ay.
Kimsiniz?
Kime geldiniz ?
Oğlum Sinan ben.
Aa Sinancığım.
Hoş geldin hayatım.
Yoklar mı?
Kimler?
Ömerler oğlum.
He varlar hayatım.
Gelirler şimdi.
Vay kardeşim.
Naber?
Ne yapıyorsun?
İyi.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Iy kro gibi.
Bari yumruk falan da yapsaydınız birbirinize.
Ya. Ya ben bu arada Alp ile Şebnem'i de çağırdım.
Ayıp olmamıştır değil mi?
Yok hayır.
Aa hoş geldiniz.
Alayım ben o poşetleri.
İçeride hazırlayayım.
Ağırdır ben götürürüm.
Yok, yok değil.
Ben hazırlarım.
Ya Alp böyle hava alsın.
Ay niye çağırıyorsun?
Sevmiyorum hayatım Şebnem'i.
Gıcık oluyorum ona.
Nasıl da kaptı Alp'i.
Iy gelsin soracağım hesabını.
Ay aslında böyle evde gizli buluşmalar organize buluşmalardan daha iyi oluyor hayatım.
Gerçi başta kızmıştım sana çağırdın diye ama.
İyi olacak, eğleneceğiz.
Ee kardeşim.
Hayatım ee'si şu.
İyi oldu vallahi.
Böyle iliğimi kemiği ısıttım biraz güneşten.
Ya biz burada bir eksiğiz. Sen Necmi Abiyi çağırdın mı?
Çağırmaz olur muyum. Geliyorlar yoldalar.
Aa.
O da mı geliyor?
Kuru kız. Bir tabak daha koy sofraya.
Çok eğleneceğiz çok.
Hadi hadi.
Ambale oldum.
Gel olma gel.
Bu krizi atlamamız lazım ya.
Bitik vaziyetteyiz abi.
Tamam.
Yarın hemen bir kriz masası oluştururuz.
Her şeyi baştan değerlendiririz.
Aynen öyle.
Ömer napıyor?
Mutfakta herhalde. Bakayım mı?
Dur, dur, dur. Elleme.
Elleme.
Orada dursun.
Şimdi bu konuyu açıp da huzurunu bozmayalım.
Yani biraz kafası dağılsın.
Ya zaten biz de bu gece buraya kafa dağıtmaya geldik ya.
Niye içimizi karartıyoruz?
Doğru söylüyorsun.
Dokunmayalım keyfi yerinde gibi.
Sinan.
Sen nasılsın?
İyi abi ya.
İşte fena değilim.
Bu işler güçler bizi biraz hırpaladı ya.
Öyle öyle de.
İşte bakalım.
Herhalde toparlayacağız.
İyi olur inşallah ya
İyi olur. Oluruz, oluruz.
Kız.
Saçlarını sarıya boyat.
Niye ya?
Niye?
Ne güzel rengi var.
O yüzden diyorum ya.
Senin saçlarını kıskanıyorum.
Gerçi benim saçlarım daha güzel.
E hani siz tek sarışın olacaktınız?
Şimdi ben de boyatırsam iki sarışın olacak.
Ay doğru diyorsun.
Hayatım sen o zaman saçlarını mürdüm eriği rengine boyat.
Olur mu hiç canım öyle şey?
Bağırma bana.
Ömerin kalbini çalarken iyiydi, değil mi?
Ay ne alakası var canım?
Bağırma bana.
Bağıramazsın.
Kızıl kuru kız seni.
Bağırmıyorum zaten çok ayıp.
Sus.
Aa siz tanışmamıştınız değil mi?
Şebnem.
Defne.
Çok memnun oldum.
Ben de çok memnun oldum.
Ay olmuştur olmuştur, tamam.
Ay amma uzattın sen de.
Yani bunca senedir bu ortama kimsecikler girmemişti.
Yani Ömer'in buz dağından.
Şu Sinan'ın kulaklarından
Şu Şebnemin beninden başka kimsecikler girememişti.
Değil mi Alp?
Aa ay bu Alp'in de kayısı yüzünü unutmuştum.
Baksana.
Az konuş Koray ya.
Birazcık az konuş ya.
İki kişinin konuşması gereken şeyleri senin söylemen hoş mu?
Sana ne.
Çok hoş.
Enfes.
Harika.
Nefret ediyorum senden.
Nefret.
Sarı çiyan seni.
Şebo, kız kocana bir şeyler söyle.
Gel hayatım biz seninle içki alalım.
Gel.
Yasemin Hanım.
Siz miydiniz?
Evet, çalışıyorum.
Bir sorun mu var?
Yok, hayır.
Işığı açık görünce kim bu saatte diye kontrol etmek istedim.
Neyse rahatsız etmeyeyim.
Kolay gelsin.
Size de.
Arasam mı ki Sinan'ı acaba?
Arayayım arayayım.
Ay yok yok.
Aramayayım.
Ne diyeceğim ki arayıp?
Bir konu bulmam lazım.
Risotto tarifi.
Ay.
Ay Yasemin saçmalama yani.
Bu saatte.
Risottoymuş.
Ay şimdi arayayım.
Arasam ne diyeceğim?
Ne saçma şimdi?
Mesaj yazayım onun yerine.
Naber?
Diyeyim.
Kime?
Benim benim korkma.
Kimseye değil.
Öylesine.
Öyle bir.
Öylesine.
Tamam.
Ben içerideyim.
Tamam.
Gelirim ben içeriye.
Tamam.
Gel.
Gelirim, gelirim ben.
Oyyy.
Nereden çıktığını anlayamadım.
Arayayım ya.
Ana.
Yasemin.
Naber?
İyi.
Ben de şimdi tam.
Senden naber?
Ne var?
Ne yok?
Tebrik etmek istedim.
Uçurumun kenarından döndünüz.
Evet ya öyle oldu, işte.
Biz de öyle bir.
Biraz zaman kazanmış olduk yani.
Yani.
Yani.
Biz şimdi böyle kendi aramızda şey yapıyoruz da.
Ya biz öyle şimdi şey yapıyoruz da kendi aramızda.
Bir kutlama yapıyoruz.
Öyle çok fazla kişi yok.
İşte ben var, Ömer var, Koray var, Defne var, Alper var, Şebnem var, Necmi var falan.
Gelsene sen de.
Ben mi?
Hı.
Yani ne bileyim.
Öyle şey değişiklik olur diye dedim.
Bilmem ki.
Aslında.
Çalışıyordum da bir yandan.
E iyi işte şey.
Kafan dağılır belki bir.
Güzel olur böyle.
Aslında öyle.
Ya hayır.
Şimdi de böyle ısrar etmiş gibi de olmasın da.
Ay yok canım.
O zaman.
Gel madem.
Geleyim madem.
Bekliyorum madem.
Bana bak kız.
Isırma.
Ne yapıyorsun?
Ne yapıyorsunuz Koray Bey?
Ah bu elma yok mu bu elma.
Bu elma var ya bu elma.
Ya versenize şunu.
Hayır veremem.
Görüntüye aldanmamak lazım.
Bu elma değil sadece.
Ayrıca çok da tehlikeli.
Havva Adem'i bununla kandırmış.
Ay resmen günaha davet.
Bütün fenalıkların başı.
Bunun olduğu her yercikler alev alır.
Bana bak kız yemeyeceksin.
Yakarsın vallahi hepimizi.
Koray bir bıraksana.
Iy bu da hevelisi.
Ayrıca sen karışma.
Ayrıca sen de yiyemezsin.
İkiniz de yiyemez bunu.
Ölümü çiğnemeniz gerekiyor.
Ay ölümü görün yemeyin tamam mı?
Ay tamam yemeyeceğiz.
Peki o zaman ben bir elma suyu alabilir miyim?
Tabi, tabi ne demek.
Bir elma suyu yapalım hemen.
Evet hadi Ömer oğlum.
Başla servise.
Eğlenceye başlayalım.
Ay bombelere gel.
Önce bana, önce bana Ömüş.
Çocuklar ben bu arada...
...Şükrüyü arayayım da
Gecenin sonunda bizleri toplayıp evlerimize bıraksın.
Ay şu anda çok mutluyum Necmoş Bey.
Sabahlara kadar eğlenip, dans edip, kurtlarımızı dökelim.
Hadi.
Koray ne yapıyorsun?
Kendine gel.
Koray bırak beni.
Ağlarım ama olmaz.
Ağlarsan ağla banane canım. Bırak.
Aa bıraktım.
Hayır, hayır, hayır, hayır.
Hayır.
Hayır Koray Bey.
Oynayacağız.
Vallahi oynayacağız.
Etini bururum senin.
Ya vallahi başım.
Etini bururum senin kız.
Dans et.
Bu sana.
Vay kardeşim be.
Amca.
Ah teşekkür ederim.
Ya bu adamın elinden her iş geliyor.
Ben bunu seviyorum.
Öpeceğim ya.
Oğlum onu herkes seviyor.
Herkes sevmiyor.
Galo mesela hiç sevmiyor.
Karıştırma şimdi onu.
Ömüş.
Ömüş.
Bunun buzu yok.
Ben buzlu istiyorum.
Koray o buzsuz içiliyor.
Sanane.
Ay dur sesimi ayarlayamadım.
Hayatım ben buzlu istiyorum.
Buz koy buna hadi.
Bir tane koyuyor bir de cimri.
Hayatım biraz daha koyar mısın?
Kim senin patronun?
Müdürünü çağır.
Şikayet edeceğim seni.
Koray.
Abartma istersen, ha?
Ay siz karışmayın Necmoş Bey.
Bu benim barmenle aramdaki mesele.
Iy hevesim kaçtı.
İçmeyeceğim.
Dur sen dur.
Sana özel bir formül yapacağım ben şimdi.
Ay çok mutluyum çok.
Ay gönlümü aldın sen benim.
Müessese dediğin böyle yer olmalı.
Her gece artık buradayım bundan sonra.
Duydun mu beni.
Şöyle alevli malevli bir şeyler hazırla bana.
Şatafatlı olsun.
Zengin olsun.
Alevli alevli hiç merak etme.
Yansın.
Şşt Ömer.
Amca hak etti, dur.
Yasemin.
Sinan.
Geldim.
Yani.
Çok güzelsin.
Ben mi?
Sen.
Teşekkür ederim.
Çok da bir şey yapmadım aslında.
Özenmedim yani.
Gündelik halim.
Ondan demek ki.
Böyle bir değişik geldin.
Bir şeyler mi içsek acaba hani?
Ağzım dilim kurudu.
Yol da susattı.
Tabi yol susatır, yapar.
Gel içeride bizimkiler.
Gerçekten tebrik ediyorum oğlum.
Kıvamı harika olmuş.
Afiyet olsun.
Herkese iyi akşamlar.
İyi akşamlar hoş geldiniz.
Easy boy.
Good boy.
No.
Niye geldin?
Ben de.
Uğrayıp bir kutlayayım dedim.
Sonuçta.
Büyük bir kriz atlattınız.
Atın bunu buradan.
Ay güvenlik.
Ömüş.
Güvenliği çağır hayatım.
Iy geldin çöktün yine sarı kazulet.
Sensiz çok daha fazla eğleniyorduk.
Ay.
Oo... O neydi ya?
Aramızda.
Güzelmiş.
O zaman şey.
Sen şimdi susadın ya.
Bunu iç.
Ben şey yapana kadar.
Serinlersin hem.
Peki madem.
Onu içeyim.
Sinan.
Sinan bir gelsene.
Zamanlamanı...
Bunu bir.
Koray'a?
Acıma.
Koraycığım.
Bunu Ömer senin için özel hazırlamış.
Ay hayatım çok teşekkür ediyorum.
Bakalım kendini affettirebilecek mi?
Ay güzel de duruyor.
Ay tadı da güzelmiş.
Sevdim aslında.
Ay ben böyle ama.
Şey...
İçine böyle hani ne bileyim
Böyle hindistan cevizi falan.
N'oldu ki?
Ne yaptı?
Boşver önemli değil.
Nasılsın?
Keyfin falan.
Yani yerindedir umarım.
Oldukça.
Bu akşam geldiğin için sağ ol.
Böyle bir günde yanında olmak istedim.
Yani.
Yanınızda.
Passionisin
Senin de varlığın çok önemli, biliyorsun.
Passionis için.
Yani sonuçta ilk göz ağrısısın.
Passionis'in
Ben de Passionis'i çok seviyorum.
Yani.
Onun yeri bende her zaman ayrı.
Biliyorsun.
Biliyor muyum?
Bilmiyor musun?
Bazen biliyorum.
Bazen zaten başka türlü mümkün değil diyorum.
İmkansız da.
Bazen böyle bir emin olamıyorum.
Passionis ile.
Aynı durum bende de var aslında.
Yani.
Güzel zamanlarımız oldu.
Passionis ile.
Ama...
Ama...
Aman işte her neyse canım.
Bırakalım şimdi bunları değil mi?
Eğlenmeye geldik.
Hadi.
Evet.
Hadi.
Passionis'e
Şebnem.
Sen kilo mu verdin?
Gecenin yıldızı sensin abi.
Kaptın bütün puanları.
Bak şimdi.
Hayır ben de verdim ama.
Gören yok yani.
Öyle olsun.
Görüyor musun Ömerciğim?
Hep böyle işte.
Aslında güzel oldu ya, değil mi?
Bu gece de böyle bir.
Evet.
Çok güzel oldu.
Vallahi güzel oldu.
Nasıl gideceksin?
Araba kullanma.
Yok yok şey yapmam. Kullanmam.
Zaten arabayla gelmedim.
Sen de kullanma.
Yok.
Evet.
O zaman bir taksiye bineriz.
Tamam o zaman ben şuradan bir taksiye bineyim.
Öh.
Yani şey.
Beraber binelim taksiye.
Ben önce seni bırakırım.
Sonra bana geçerim.
Yok canım geçme.
Nasıl?
Yani.
Oraya kadar gelmişken.
Hemen geçme.
Yok zaten.
Oraya kadar gelmişken.
Hemen geçmem.
Önce bir kahve içerim.
Sonra geçerim.
Olur.
Süper olur.
Oldu o zaman.
Ay.
Sinan.
Ay kanım çekiliyor çok kötüyüm.
Ay beni eve götür.
Çok kötüyüm.
Ya Koray niye bağırıyorsun çocuk gibi ya.
Bağırma.
Bağırma bana.
Sensin çocuk gibi.
Yanındaki kadın kim?
Göremiyorum.
Ay hadi.
Çayın soğuyacak.
Ben gideyim.
Miyav.
Ay Allahım.
Ay Sinan.
Ne?
Ne?
Ne Koray?
Ne?
Lak diye kaldın başıma.
Kendin gidemiyor musun ne?
Ay üç günlük kızlar için bana bağırmaya utanmıyor musun?
Ay ne yapabilirim hayatım kötüyüm.
İnsan ol biraz, insan ol.
Ay hadi.
Bana gidip kahve içelim, ne olur?
Ya ben niye sana gelip kahve içiyorum?
Ben gidiyordum zaten kahve içmeye.
Ay.
Kötüyüm diyorum.
Anlamıyor musun?
Vicdansız adam.
Ay biraz dertleşmeye ihtiyacım var.
Çok acılar çektim çok.
Geliyor.
Biraz şey yaparız.
Dertleşiriz.
Ay dur, dur.
Boş mu bu?
Ay ay.
Ay, dur aç.
Başımın belası.
Geç ya.
Bağırma bana.
Çok kötüyüm.
Ay iyi akşamlar taksici amcacığım.
Ay kamera falan yoktu değil mi?
Ay inşallah çekmemişlerdir beni.
Ben yine de el sallayayım şöyle.
Koray.
Nişantaşı'na gidiyoruz.
Nişantaşı.
Teşekkür ederim.
Zahmet oldu.
Merci.
Sağ ol.
Eh çok iyiydi.
Teşekkür ederiz.
Gayet eğlendik.
Görüşürüz.
İyi akşamlar.
Ayağınıza sağlık.
İyi akşamlar.
Görüşürüz.
İyi akşamlar.
Ne güzel oldu ya vallahi.
Hadi görüşürüz oğlum..
Görüşürüz amca.
Aman.
Ee tamam canım.
İyiyim.
O zaman ben artık bir üzerimi değiştireyim.
Tamam.
Ben de değiştireyim.
Tamam ya.
Stres yok.
Ne olacaksa olsun.
Ne yapıyorsun lan?
Saçmalama.
Aa nerede bu adam ya?
Ömer Bey?
Günaydın Derya.
Erkencisiniz.
Yani?
Hı... Şey.
Banane yani.
Değil mi?
Pardon.
Uyku tutmadı herhalde.
Ya.
Yalnız.
..... ne güzel alt etmişsiniz içimin yağları eridi.
Böyle bir tanede benden vursaymışsınız keşke.
Efendim?
Şey.
Diyorum ki bir insanın bu kadar zeki bir patronunun olması.
Gerçekten de muhteşem.
Çok şanslıyız bence.
Sağ ol Derya, sağ ol.
Başka?
Başka...
Ha bir de şey var.
Ya sabahtan beri gül gül öldüm Ömer Bey.
Bu videoyu size de göstermem lazım.
Acayip komik.
Hı anladım.
Siz konuyu toparla anlamında dediniz.
Ben de böyle bir an tuhaf geldi.
Ya böyle samimiyeti ilerletir gibi olduk ya.
E pardon.
Tamam.
Bunlar.
Finans raporlarını bırakayım.
Sinan Bey'in biraz işi varmış.
Ondan sonra gelecekmiş.
O kadar.
à bientôt, ciao ! (görüşürüz)
Standlarla ilgili bir sorun yok.
Gördüğüm kadarıyla her şey yolunda.
Her şey yolunda Sinan Bey.
E zaten satış raporlarını da mail olarak göndermiştik biz size.
Tamamdır o zaman.
Ee davete geliyorsunuz değil mi Passionis olarak.
Hangi davete?
Biz size de davetiye gönderdik.
Hani şu yarın akşam Fikret Galo için düzenlenecek resepsiyon var ya.
Onun için.
Ya biz bu ara biraz yoğunuz da.
Herhalde gözden kaçmış.
Fikret Galonuz... Ne ile ilgiliymiş bu resepsiyon?
Enzo'yu biliyorsunuz.
Evet.
Türkiyede de basılan uluslararası bir moda dergisi.
Organizasyonu onlar yapıyorlar.
Biraz da PR için.
Aslında daha çok ses getirmek için.
Fikret Galo sadece Türkiye için tasarladığı bir moda defilesi yapacak.
Ve bu defilede kullanılacak ayakkabıları da kimlerin çizeceğine kendisi karar verecek.
Ee bir dakika bir dakika.
Nasıl?
Şimdi Fikret Galo defilesi için Türk bir tasarımcıyla mı çalışacak.
Aynen öyle.
İşte konumuz bu defile.
O defile ve ayakkabılar.
Aynen öyle.
Aynen öyle.
Galo'nun kendi ayakkabıları yok.
Ayakkabıyı kimden alacağı da...
...Belli değil.
İşte konumuzda bu zaten.
Kiminle çalışırsa defilede onun ayakkabıları olacak.
Ay Sude.
İnanamıyorum biz kapmalıyız bunu.
Yani bir daha böyle bir fırsatı asla yakalayamayabiliriz.
Düşün.
Cherie tek hamleyle piyasanın tüm dünya markalarının tanıdığı bir isim olacak.
Büyük bir çıkış.
Ayy.
Almalıyız bunu.
Galo'yu almalıyız. Başka yolu yok.
Gerçi davetimize gelemedi ama.
Olsun.
Resepsiyon var.
Biz de resepsiyonda görüşürüz.
Bakarsın Galo Cherie'ye bir fırsat verir.
Ben bize güveniyorum.
Başka şansımız yok zaten Yasemin.
Haklısın.
Muhteşem olacak.
Ya.
Acayip bir şey bu ya.
Hani gerçekten büyük bir fırsat.
Çok çok iyi.
E tabi siz de şansınızı denersiniz herhalde.
Tabi canım.
Yani Passionis olarak orada tasarımlarımızla bulunmak bizim için de çok önemli.
Ayrıca müthiş bir prestij.
Öyle, değil mi?
O zaman davette görüşürüz.
Tamam görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Hoşçakalın
Efendim.
Tabii, tabii, tabii.
Gelsin.
Ömer.
Yavrum.
Ya kusura bakma habersiz geldim ama.
Gel ustam ne demek. Hoş geldin.
Hayrola. Bir sıkıntı mı var?
Yok, yok. İyiyim yavrum merak etme. İyiyim.
Çocuklar?
Yok onlar da iyi.
Yok, onları da hiç merak etme.
De başka bir konu var aslında.
Hele bir oturalım da.
Geç otur ustam.
Yok şöyle.
Burası iyi.
Nedir mesele?
Bizim han.
Müteahhit'e gitti.Yıkılıyor.
Nasıl yani dükkan gidiyor mu?
Senin de ne çok anın var değil mi orada Ömer?
E ben 35 yıldır oradayım dile kolay.
35 yıl.
Kök saldık neredeyse.
Ama işte söküyorlar kökünden bazen insanı. Ne yapalım?
Tamam usta tamam.
Yani.
Buluruz yeni bir dükkan sana.
Yok yok istemem.
Sağ ol Ömer.
Nasıl?
Çok çalıştım be Ömerim.
Artık emekli olayım diyorum.
İşte gelin de bebek bekliyor biliyorsun.
Onların yanında olayım, biraz torun filan seveyim diyorum.
İşte zamanı geldi demek ki.
İşi bırakıyor musun yani?
Ne yapayım be Ömerim.
Çok çalıştım. Yetti artık yetti.
Ya zaten ne kadar ömrüm kaldı ki şunun şurasında.
İşte bunca yıl çalış, çabala, çalış.
Yetti artık biraz dinleneyim.
Ya ustacığım iyi de sen çalışmadan duramazsın ki.
Kısmet ne diyeceksin.
Her işte bir hayır vardır.
Ne yapalım bu da benim emekliliğime vesile oldu demek ki işte.
Fena oldu.
Ben kalıpları kime yaptıracağım şimdi?
Teknoloji çok gelişti yavrum öyle söyleme.
Artık eskisi gibi öyle el işçiliği filan fazla kalmadı ki.
Çok daha iyilerini yaptırırsın sen, merak etme.
Yok yok olmaz öyle şey.
Sen bir karar verme.
Ben bir şekilde bir hal çare bulacağım.
Kısmet işte ne yapalım.
Ha bu arada.
Dükkanı toplarken sana ait bir şeyler çıktı.
Eski kitaplar.
Anılar falan.
Bir ara getireyim sana onları.
Sen haber ver ben Şükrü'yü yollarım usta.
Başka bir şeye de ihtiyacın varsa.
Yok.
Sağ ol, sağ ol güzel yürekli yavrum.
Sağ ol. Çok teşekkür ederim canım
E hadi.
Ben kalkayım artık.
Anca giderim senin de bir sürü işin vardır.
Seni de fazla meşgul etmeyeyim yavrum.
Estağfurullah usta.
Ömerim bak dışarıdan pek öyle görünmez ama insanın birden fazla hayatı vardır.
Zamanı gelince birini bırakır diğerine başlarsın.
Benim için de zamanı gelmiş demek ki, tamam mı?
Üzülmek yok.
Tamam mı?
Sıkma canını.
Üzülmek yok.
Güzel yavrum sıkma canını.
Sıkma.
Hadi kal sağlıcakla, tamam mı?
Sıkma canını.
Kalsaydın.
Yok be yavrum.
Senin de işlerin vardır.
Ben de anca giderim.
Hadi canım benim. -Öyle olsun.
Ay.
Neriman Hanım.
Şaşırdım bir an.
Niye şaşırdın çocuğum?
Nişantaşı ortamının muhtarı benim.
Seni karşıdan gördüm, tanıdım.
Asıl ben şaşırdım.
Ne işin var senin burada?
Şey işim vardı öyle.
Ne aldın bakayım sen.
Bu küpe.
Ay Sinan yine mi?
Hâlâ mı Sude?
Ver bakayım şunu.
Aa resmen küpe.
Ay yazıklar olsun Sinan.
Hala mı kızımın peşindesin?
Ay ben senin yerinde olsam artık daha fazla kendimi rezil etmem yani
Nasıl?
Ay bu Sude senin neyini sevdi ben anlamıyorum.
Ya da sen Sude'nin neyini sevmedin?
Ay bu aşk dediğimiz şey bazen ne kadar karmaşık oluyor.
Neriman Hanım o iş bitti.
Yani biz bittik.
Bittiğini biliyorum çocuğum.
Yeniden başlamasını konuşuyoruz burada.
Hayır da yani biz sevmiştik birbirimizi yani.
Hiç heveslenme çocuğum.
Su kuşum kendini yepyeni ve şapşahane bir aşkın kollarına attı.
Üstelik çocuk senden daha yakışıklı ve daha genç.
Bir de tabii çocuğun suratına baktığımda bu çocuk kızımı üzmüştü demiyorum.
Bu çocuk kızımı mutlu ediyor diyorum.
Yeni biri ha?
Evet, yeni biri.
Ne diyeyim.
Mutluluklar.
Mutlu olsunlar.
Ah teşekkür ederiz, darısı senin başına.
Artık o küpeleri de kendin takarsın.
Bunlar Sude'ye değil.
Hı. Kime?
Kendime.
Dediğiniz gibi ben takacağım.
Yakıştırdım.
İyi günler.
Görüşürüz.
Alo.
Korişim.
Ay evet, evet. Çıktım hayatım.
Çıktım.
Ay gördüm, görmez miyim?
Ne o öyle botoks patlaması.
Ay çıktıktan sonra da Sinan ile karşılaştım.
Sevimli mikrop.
Ay iyi ki yaşım ondan çok büyük.
Ayol o kadar yaşlı olmasam beni bile aşık ederdi kendine.
Bana bak hayatım.
Nasıl evde işler?
Şeker mi?
İyi, tamam tatlım.
Geldim o zaman.
Süper olacak bu.
Bütün moda dünyası bu ayakkabıları görecek.
Böyle düşünelim.
Galo'ya giydireceğiz.
Ay herkesler de gelir.
Ne giyeyeceğim ben?
Kesin Cherie'yi temsil eden bir şey giymem lazım.
Kadını temsil eden.
Yasemin.
Bu çok önemli.
Bizim hemen seni yarına hazırlamamız lazım.
Ay en zoru da o.
Bir sürü şey denememiz lazım.
Yaparız.
Her yerimizle göz doldurup dikkatleri çekmemiz lazım.
Sude?
Senin de benimle gelmen lazım.
Beni yalnız bırakma.
Onlara kadının gücünü gösterelim.
Aa hayırdır bir yere mi gidiyorsunuz?
Yarın akşam davet var.
Galo ile orada görüşeceğiz.
Ve diyeceğiz ki.
Galo sizinle defilenizde birlikte çalışmayı çok istiyoruz.
Ya Ömer bir şey diyeyim mi dünya vitrininde bir defile olacak. Ya düşünsene oğlum.
Ne güzel, ne güzel.
Ömer sen de geliyorsun.
Kim? Ben?
Ben gelmem.
Zaten Fikret beni beğenmiyormuş.
Yani o lafları söyledikten sonra onunla muhattap olacağımı düşünmüyorsun herhalde.
Düşünüyorum.
Hatta düşündüm.
Aa çok mantıklı geldi.
Ömer bak yarın geliyorsun.
Ve diyorsun ki.
Sevgili Fikret Galo.
Allah Allah, ee?
Ya dalga geçme.
Acaba...
Benim çizgimde neyi beğenmediniz?
Hayır bana söyleyin.
Söyleyin ki bileyim.
Bileyim ki.
Bir dahaki çalışmalarımda bana da bir faydası olsun.
Gülme.
Yok artık Sinan.
Var artık.
Var. Bitti.
Geleceksin yarın ve böyle söyleyeceksin.
Alttan alacaksın abiciğim.
Galo bu.
Tamam başka yolumuz yok.
Bu kadar.
Geliyorsun yarın.
Gelmem.
Bak cıklama bana.
Geliyorsun.
Sinan gelmem.
Bak çok basit söylediğim.
Gelmem.
Gelmem.
Selam.
Hoş geldiniz.
Ay sen miydin?
Neriman Hanım hoş geldiniz.
Görüşemiyoruz.
Aa beni görmek istediğini bilmiyordum.
Olur mu canım öyle şey.
Özlüyoruz biz sizi.
E gözümüz yollarda kaldı.
Evet, evet.
Aferin.
Benden öğreneceğin çok şey var.
Koriş odasında mı?
Gelmiştir.
Gelmemiştir.
Gelmiştir, odasındadır.
O belli olmaz.
O kafasına göre.
Tabii tatlım.
Ne de olsa patron o.
Hadi. Çekilin, çekilin, çekilin.
Neriman.
Senin ne işin var burada?
Ay Koriş'i görmeye geldim.
Aa iyi o zaman.
Çalıştığı falan yok.
Bomboş oturuyor.
Merhabalar tekrardan Neriman Hanım.
Merhaba canım.
Ne oldu Sinan?
Ömer ne diyor?
Gelmem diyor.
Aa neye?
Gitmeyecekmiş işte.
Nereye gitmeyecekmiş?
Kim?
Israr ettin mi?
Ee ısrar etseydin.
Yani ikna etmeye çalıştım tabi.
Iy beceriksizsindir sen.
Yani yine de gelmiyor, öyle mi?
Yok gelmeyeceğim diyor.
Ay ben olsam hemen gelirdim.
Döne döne gelirdim.
En çok ben gelirdim.
Aa ayol ben de.
Bir sağdan gelirdim, bir soldan gelirdim.
Ortamlara en çok ben giderdim.
Hayır bu Ömer ya, o yüzden.
Ne olmuş Ömer'e?
Ömer'e bir şey mi olmuş?
Ya Ömer'e bir şey olduğu falan yok. Merak etmeyin.
Sadece gitmiyormuş.
Aa nereye ayol?
Sana mı dedi gitmem diye?
Evet. Gelmiyormuş.
Gelmeyecekmiş.
Ay ısrar etseydin.
Aa evet yani ikna etseydin.
Ya çalıştım ama...
Ee?
Ya işte gelmiyorum dedi adam.
Aa.
Ay nereye?
Size ne Neriman?
Aa.
Necmi.
Ayol sakin olsana tatlım.
Niye bağırıyorsunuz Necmoş Bey?
Ay evet. Neden yüksek tepkiler veriyorsun Necmi?
Adınız çıkar.
Huysuz diye.
Aa sonra arkandan bu adam deli mi desinler tatlım?
Vallahi her tarafınızdan sinir çıktı.
Tepesinden sinir geldi.
Çatlak mı bu adam desinler?
Aa kuşum sonra herkes senden kaçar.
Oh sonuç olarak Ömer gelmiyormuş, ben de gidiyorum.
Görüşmek üzere. Kolay gelsin.
Sakinleştiniz mi Necmoş Bey?
Hayır.
Ay.
Sinan gitti, ben de gidiyorum.
Ay nereye?
Ömer gelmiyormuş.
Ay nereye Necmoş?
Gitme.
Resmen magazin kız.
Ay evet hayatım.
Yürü Koriş, yürü.
-Manyak mıdır nedir? Hadi abiciğim.
Sanki tavuğuna kışt dedik.
Hadi, hadi, hadi.
Hadi. Hadi.
Deli bu deli. Bununla uğraşılmaz.
Ya sensin deli.
Ulan çizerim ha! Yallah tazyik, hadi.
Lan! Serdar
Ne oluyor oğlum? Ne bu sinir?
Ben sinirli değilim abiciğim.
Sinirli değilim, tamam mı?
Allah Allah!
Herkes bir manyamış, ortalık sirke dönmüş ya!
Ne oluyor?
Kahveye. Yok kahve, kapalıyız.
E açık ama.
Sana kapalı. Tipine kıl oldum, almıyorum seni.
Ya, çattık ya!
Lan sana buradan bir çatarım ha! Artist.
Şşt Serdar. Şşt!
Geç bir otur şuraya ya. Ne oluyor oğlum ya?
Esip savurdun yine, kime bu sinir?
Kendime.
Niye?
Ya İso, bu çocuk meselesi beni çok gerdi ya!
Olmuyor oğlum.
E oğlum öyle ceketini atınca olacak diye bir şey yok ki ya.
Bir sakin, bir yavaş.
Ya, iyi de oğlum kaç zamandır deniyoruz
Yok, olmuyor.
Diyorum acaba biz de bir arıza filan mı var?
Ya ne bileyim, olmuyor işte.
Ya yok be oğlum.
Ama bak sen de bir şüphelendin.
Şüphelendin sen de. Kabul et.
Serdar! Sen işkilli bir adam oldun ha!
Taktım abiciğim, taktım. Takıldım ben.
Ben takıldım.
İş spora döndü hala yok. Olmuyor oğlu olmuyor.
Lan acaba benden mi?
He?
Kim bilir ya! Nereden bileyim?
Değildir ya. Yok yok değildir, değildir.
Ya hem olsa ne olacak ki?
Ya ne olacak olur mu İso!
Ya yuvam dağılır lan. Niran beni terk eder, sokaklara düşerim.
Meczup olurum ya!
Lan bir daha da kimse almaz beni ha.
Vallaha!
Hayatım bitti, kaydı vallaha.
Aay Aay!
Dur ben sana bir çay getireyim.
Getir.
Serdar kardeş.
Gel.
Ömer, Naber oğlum?
İyi amca, hoş geldin.
Ne yapıyorsun?
Çalışıyorum.
Güzel, çalış. Sen hep zaten çalışkan bir çocuk olmuşsundur.
Ömer, şirket buraya senin çalışkanlığın sayesinde geldi biliyor musun?
Eee amca?
Eeesi...ii ne çalışıyorsun?
Amca söyle, söyle.
Şimdi yapılan bir davete icabet etmek gerekir.
Yani bazen alttan almak gerekir.
Geri adım atmak o kadar kötü bir şey değildir.
Amca hiç uğraşma, ben o davete gitmiyorum.
Hayda! Nereden çıkardın şimdi? Bak ben ağzımdan davet kelimesi çıktı mı benim?
Hayır işi niye oraya bağladın sen?
İki kere çıktı.
Öyle mi?
İki, madem sen davet dedin ıı bence o davete git.
Yani sen bilirsin ama senin için iyi olur diyorum ben.
İyi o zaman, olur.
Gidecek misin?
Hayır amca, gitmiyorum.
Aaa Ömer bak bugünkü burcunda ne demiş?
Kendinizi geliştirmek istiyorsanız bazı eleştirileri sıcak karşılamanız gerekiyor.
Ego yerinde yanlış bir şey.
Bunu ben de anlamadım.
Ego yerinde ya öyle yazmış diye söyledim ama.
Yani ego sonuçta yanlış bir şey.
Sinan!
Hı?
Gelmem.
Ay! Bu ofise taze çiçek lazım.
Ayy! Koymasak mı yoksa?
Ay Ömer niye senin ofisinde taze çiçek yok?
Her zaman güneş almıyor yenge.
Ben zaten metafor yapmıştım.
Kadınlar çiçek gibidir Ömer, onlara su ver.
Efendim?
Ay Defne'yi diyorum yani ne olur onu şöyle koluna takıp davete gitsen.
Şöyle biraz kaynaşsanız, romans olsa fena mı olur?
Olmaz.
Hah! Gidiyorsun yani
Aç mı kalalım vicdansız adam, sürünelim mi?
Ay gitsen ölür müsün he ölür müsün?
Ay sokaklara mı düşelim, kötü yola mı düşelim ne yapalım?
Koray bir bırak daraltma beni ya.
Iyyy kuru kız olsaydım dinlerdin hemencecik beni
Gelebilir miyim?
Defne sen de mi ya?
Ne ben de mi?
Ya pardon. Senin olup bitenden haberin yok değil mi?
Ya kötü bir şey mi oldu? Sabah da evden erken çıkmışsın, seni göremeyince ben merak ettim.
Eee
Nasıl gidiyor?
Ne, nasıl gidiyor?
Yani, benimle yaşamak?
Evini özledin mi? Sıkıldın mı benden?
Yoo... Yani özledim tabii de...
Seninle yaşamak da çok güzel.
Sen? Sen sıkıldın mı benden?
Dalga mı geçiyorsun?
Hmm... Sıkılmadın yani.
Eee dün Koray Bey gelmeseydi, hani öyle bir durum oldu.
Öpüştük.
Evet.
Eee... Şimdi sen bazı şeyleri çözmeden
Birlikte bir arada olmak istemiyorsun ya.
Ama işte şey de oldu...
Öptüm seni.
Evet.
Yani keyfim yerindeydi
Sen de çok güzeldin.
Şu an olduğu gibi.
Yani bir şey düşünmedim plan da yapmadım.
Sadece canım seni öpmek istedi.
Şu an olduğu gibi.
Sen de dün gece çok tatlıydın.
Öyle mi düşünüyorsunuz Defne hanım? Teşekkür ederim, teşekkür ederim.
Yani senin canın istedi, keyfin yerindeydi öptün öyle mi?
Zaten senin canın ne isterse biz onu yaşıyoruz bu hep böyle.
Olabilir, sorun mu var?
Yoo. Bundan sonra ben de canım ne isterse onu yapacağım.
Böyle keyfim yerindeyse falan Ömer'in aman aklı karışmasın diye düşünmeyeceğim.
Bak sen, öyle mi düşünüyordun?
Evet, bazen.
Karıştır o zaman.
Özgürsün yani.
Sen istedin diye değil, ben istersem.
O da olur.
Bakacağız.
Keyfim yerindeyse.
Olur.
Tamam, görüşürüz o zaman.
Görüşelim Defne.
Yok abi, bir ben büyütmüyorum ki. Kesin Nihan da takıyordur kafaya, kesin takıyordur.
Oy oy, sardık başa.
Güya bana çaktırmamaya çalışıyor ama ben anlarım. İnsan karısını tanımaz mı ya?
Tanır.
Yaa maaile tedirginiz ya. Akşam olup da dizi bitince lüzumsuzca geriliyor ortalık ya.
Yok yatacak mısın? Yok sen yatacak mısın? Yok sen yat ben geliyorum...
Abi, huzur muzur kalmadı yemin ediyorum ya!
Ya ne bileyim Serdar! Ben de beş çocuk babası değilim ki nasihat edeyim.
Kimseyle de konuşulmuyor ki bu. Böyle şişip şişip oturuyoruz.
Konuşuyor musunuz peki, meseleyi?
Hee yok konuşmuyoruz. O bütün gece internette zaten.
Böyle tuhaf tuhaf karışımlar hazırlıyor oradan bakıp.
Geçen gün bir tanesini bir içtik. Ya karı koca mideyi bağırsakları bir bozduk... Of!
Eyvaah!
Öyle böyle değil ya! Rezalet.
Ya bu millet bu çocuğu nasıl yapıyor şap diye ben anlamıyorum ki arkadaş ya!
Allah Allah! Manyak olduk ya vallaha.
Ya ilişkimiz eskidi, kendimden soğudum yemin ederim yeter ya.
Yapmayın abi, bu kadar geriliyorsanız. İlişkiniz bozulacağına vazgeçin, durun biraz.
Hakikaten ha! Yapmayalım abi.
Tabii.
Sanki atlı kovalıyor peşimizden.
He.
Böyle bir kafayı serinletin bir nefeslenin be abi, bu kadar takılır mı ya?
Evet ya! Değil mi? Ya oh be.
Ya nasıl rahatladım, anlatamam ha.
Oh!
İso! Tüy gibi hafifledim ha. Tamam ben karar verdim yapmıyorum, istemiyorum çocuk mocuk ya.
Yapma. Yapmıyorum, Allah Allah!
Yani neme lazım? Dertsiz başıma dert hah.
Tabii canım.
Boş versene ya!
Alayım çayından da içeyim. Yok artık!
Mmm. Mis gibi çay. Afiyet olsun.
Tatlı hayat oh be!
Derya bakacak mısın daha öyle?
Yok da... Hı Hı... Dalmışım.
Kızım işin mi yok?
Var Sinan Bey geldim ya işte.
Yasemin Hanım toplantı rica etti.
Ne.. ne nedenmiş?
Bilmem.
Yarınki organizasyona gidiyor musunuz diye sordu.
Aa kendi gidiyor muymuş?
Ay ben nereden bileyim Sinan Bey? Bana böyle şeyleri söyleyen mi var?
Kızım işte ne, niye toplanacakmışız, toplantının gündemi ne ya? Onu soruyorum.
Bilmiyorum.
Bir saat sonra Ömer Bey de siz de uygun oluyorsunuz. Ona göre Yasemin Hanıma geri döneceğim ben.
Sizi 'check' etmeye geldim.
İyi tamam ettin hadi, şimdi dön Yaseminlere öğren bakalım neymiş.
Ay tamam!
Her gün bir tane...
Ah! Su kuşum.
Aa anne, ne işin var senin burada? Neden haber vermiyorsun gelirken?
Aaa aşkım ben anneyim, haber vermek de ne demek? Çok özledim ben seni.
Ayy! Ben de çok özledim.
Hadi geç, ayakta kalma. Oturayım.
Eee nasıl gidiyor dedenle? Sıkılmıyorsun değil mi?
Yok yok, keyfim çok yerinde. Babam yok ya o bana yeter.
Ayy öyle deme Su kuşum baban o senin.
Sen ne yapıyorsun?
Ay boşver beni, Su kuşum bana bir söz vermeni istiyorum. Bak bir daha ortalığı birbirine katmak yok, Ömerle ilgili...
Şu mesele.
Hayatım, bak bu ciddi bir mesele.
Biz de bu işin içindeyiz ve bundan temiz bir şekilde sıyrılmayı düşünüyoruz.
Kimseye zarar vermeden, özellikle de Ömer'e.
Ayy nasıl bunlar bu hale geldiler? Bu işler buralara geldi nasıl yani bilemiyorum işte hiç düşünemedim.
Senin fikrindi değil mi bu? Kiralık aşk yani.
Hahaha! Tabii ki hayatım.
İnşallah benim de karşıma birini çıkarmamışsındır.
Aaa Su kuşum, tatlım... Aşk olsun sana.
Hayatım benim ne işim olur yalanla, dolanla, oyunla. Aaa aşk olsun yani.
Sen benim kızımsın.
İyi, peki.
Eee var mı görüştüğün biri?
Eh var tabii.
Ay şimdi sevinçten göbek atacağım.
Sinandan kurtuldun diye. Ayy o sevimli mikrobu da bugün gördüm, küpe almıştı.
Nasıl? Sinan bana küpe mi aldı?
Haa, ama merak etme hayatım ağzının payını verdim. Artık o küpeleri kendisi takar böyle.
Ay var ya hani böyle damla şeklinde etrafı pırlantalı ortasında taş var bu son zamanlarda moda oldu.
Böyle herkes alıyor, ayy pis Sinan.
Anne! Ciddi misin?
Ay evet hayatım.
Bana bak Sude, sen bu Sinan'ı unuttun değil mi tatlım?
Ohoo unuttum tabii.
Ayy canım benim. Hadi ben şimdi yukarıya çıkacağım ondan sonra görüşürüz. Ay çok mutlu ettin beni.
Ay hadi görüşürüz. Bay Bay! Baay!
Ay pes! Bu ne vurdumduymazlık, bu ne gamsızlık ya!
Hayır yani insan neden son görülmesini kapatır ki? Ne var ne yaptığını bilsem? Merak ediyorum.
Ay Yasemin! Bir düzgün dur ya bir kendine gel. Kocaman kadınsın. Bana ne Sinan'dan. Aa ah!
Sinan!
Ne giyeceksin?
Ne zaman?
Yarınki davette.
Hıı, bilmem daha karar vermedim.
Yeşil giysene.
Neden?
Yani ne bileyim işte. Yeşil sana çok yakışıyor o yüzden dedim.
Aaa! Sana ne?
Sana mı soracağım?
Sen yeşil giy dedin diye, giymem.
Giymiyorum.
İyi canım, giyme bir şey.
Bana uyar.
Aaa sen benim ayarlarımı bozmaya çalışıyorsun ama hiç uğraşma.
Dünkü çocuk değilim ben aklım gayet başımda.
Kapağını mı açsan acaba?
Açtım.
O zaman toplantıya geçelim madem.
Ömer yok mu?
Hıı Ömer aşağıda, yani toplantıyı restoranda yapalım dedik.
Şimdi senin küçük şirketine sığamayız!
Sinan!
Tamam ya. Ben bunun için demiştim.
Yeşil giy, diye.
Bu ne?
Böyle bir şey.
Ne demek bu?
Bir şey demek değil. Öyle görünce sen aklıma geldin.
İşte alayım dedim, o.
Bunlar çok güzel.
Beğenmene sevindim.
Eee o zaman aşağıda görüşürüz.
Görüşürüz.
Ayy!
Ayy... Canım çok güzel.
Biz geçen yaz oradaydık, hiç de öyle dedikleri gibi bir yer değil.
Fakirsiniz diye siz gezememişsinizdir, ondandır.
Sen de fakirsin, saçının dibi gelmiş hem.
Senin de manikürün gelmiş.
Keşke Neriman hanım gibi olsak o ne kadar güzel.
Çünkü o zengin.
O Neriman İplikçi.
Bak! Onlar da fakir.
Canım çekilir misin? Burnundan göremiyorum.
Sevgilin yok da burnum dikkatini çekiyor galiba.
Ay sen bana ne demek istiyorsun?
Işığın yok diyorum.
Haklısın.
Hiçbirimizin ışığı yok.
Evet, kesinlikle.
Keşke Koray Bey gibi olsak.
Aah ah! Nerede bizde o şans?
Hadi aşağıya, toplantıya.
Ne toplantısı ya? İşim var benim.
İyi sen bilirsin, gelme. Passionis ile yarınki resepsiyonu konuşacaktık ama.
Hıı tamam canım, ben bunu sonra da yetiştiririm zaten.
Önemli olan toplantı, şey ee Passionis derken?
Ömer de gelecek cicim, merak etme.
Ay ne alakası var canım, ben onun için mi sordum? Şey için sordum toplantı çok önemli sonuçta yani.
Toplantı hepimizin toplantısı, sahip çıkmamız lazım toplantıya, toplantıya sahip çıkalım!
Defne? Hıı?
Çıkalım bence. Bence de.
Eee neymiş Yaseminlerin gündemi?
Ne bileyim, gelince anlarız ya.
Aha! Duble.
İyi misin?
Oğlum var ya sen ne kadar güzel, ne kadar net bir adamsın ya. Yani bakacağın yeri çok iyi biliyorsun ha.
Buyurmaz mısınız?
Beyler.
Buyrun.
Buyrun bakalım.
Gel.
Yani biz 'Cherie' olarak bu defileye girmeye kararlıyız.
Passionis önümüzden çekilirse çok iyi olur.
Biliyorum zor bir dönemdesiniz ama... Yani...
Galo'nun da sizinle çalışma ihtimali pek yok gibi zaten.
Nasıl yok? Gayet var, Galo'nun bizimle çalışma ihtimali, niye olmuyor değil mi Ömer?
Biz o defileye katılmayı istiyoruz. Passionis olarak yani.
Öyle mi?
Ayy! Çok pardon.
Sinanla biz bu konuda farklı düşünüyoruz.
Ve bunu da sizden saklayacak halimiz yok.
Aslında gayet saklayacaktık da işte...
Yani biz Galo markasıyla pek ilgilenmiyoruz, daha doğrusu ben ilgilenmiyorum.
Ben ilgileniyorum, o yüzden bu defileye ayakkabılarımızı vermek bizim için çok önemli. Size de böyle önden buyurun diyemeyeceğiz.
Kusura bakmayacaksınız umarım, değil mi?
Öhh, öhh!
Defne?
İyi misin?
Bir öksürük tuttu.
Hee iyiyim, iyiyim. Çok iyiyim hatta süperim.
Hava bugün çok güzel değil mi?
Hıı yaz geliyor çok harika olacak.
Evet, keyfim çok yerinde bugün canım ne istiyorsa onu yapacağım.
Ne güzel ya! İnsanın canı istediği zaman içinden gelen şeyleri yapması.
Çok güzel.
Tabii... Tabii...
Neyse, toplarsak herkesin de bugün bir konuşası varmış.
Benim ofise gitmem gerekiyor bugün erken çıkmam lazım da.
Sonuç olarak çekilmiyorsunuz yani.
Çekilmiyoruz.
Öhö öhö!
Ortak iyi misin sen?
He? İyiyim, iyiyim, iyiyim. Görüşürüz.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Pişman olacaksınız. Yasemin beni tanımıyormuşsun gibi konuşma lütfen Galo kalesi bende biliyorsun.
O nasıl olacaksa? İzle, gör.
Radarımdasın, merak etme.
Finans toplantınız var.
Yeni bütçelemeler, örnek gidişatlar çıkarmışlar.
Yani finans çok iyi çalışıyor Ömer Bey, gerçekten.
Yeni planı sunmak için beni sıkıştırıyorlar, gelsinler mi?
Huuuu
Ömer Bey?
Ne yapalım canım? Bir kere de ben yapayım. Bakalım nasıl oluyormuş?
Buradaki rakamlar yeni durumumuza uyum sağlıyor.
Büyük kısıtlamalara gitmemize gerek kalmıyor.
Nakit sorununu da şimdilik çözdük.
Acilen yeni çıkış yolları aramalıyız.
Rakamsal olarak da böyleyiz.
Anladım.
(mesaj sesi)
Alo Şürkü abi nasılsın?
İyi, şey sana bir şey soracaktım ya.
Ee buralarda mısın acaba?
Ee peki bundan sonraki akışı nasıl sağlayacağız?
Kazanılan ivmenin... (kapı sesi)
Gel.
Kazanılan ivmeyi, kaybetmemek konusunda çalışmalara devam edeceğiz.
Ömer Bey, efendim bu size geldi.
Kimden?
Açsanız daha iyiymiş.
Tamam Şükrü sen çıkabilirsin.
Listeleri iyi incelerseniz, orada da görebilirsiniz.
Tamam. Büyük ölçüde hasarı karşılıyor gibiyiz.
Yani dediğiniz gibi bu planlara göre hareket edip belli müşterilere bakacağız o zaman.
Evet ya, iyi düşünelim iyi olsun.
Yani böyle karamsarlığa kapılmaya da hiç gerek yok. Kapılmam da zaten, genelde ya mizacım öyle değil benim.
Ne?
İyi misin?
Hee? İyiyim, iyiyim canavar.
Vallaha yani hiç iyi değilim Neriman hanım.
Yani bazen böyle bazı olaylar olup bitiyor ben sanki hiçbir şey anlamıyormuşum geliyor.
Şükrü, bana ne.
Ben sana lafın gelişi iyi misin diye sordum. Konuyu Ömer'e getirmek için, neler oluyor anlat diye.
Ömer Bey iyi, Neriman Hanım.
Ay onu biliyorum. Nasıl gidiyor?
İyi gidiyor Neriman Hanım. Çok çalışıyor, yoruluyor ama olsun.
Ben onu mu soruyorum? Özel hayatı nasıl gidiyor?
Vallaha bilmem ki Neriman Hanım.
Şükrü, sen Ömer'in hayatının içinde değil misin ha?
Onu nereye bırakıyorsun, nereden alıyorsun? Getiri götürü var mı?
Telefonda kimlerle neler konuşuyor? Bunları anlat bana.
Anlatamam Neriman Hanım.
Şükrü! Sen meraksız mısın?
Yani, Ömer Bey'in şoförüyüm ben efendim.
Ay şimdi orta yerimden çatlayacağım.
Neriman Hanım ben müsaadenizle artık gideyim efendim, görüşmek üzere.
Ay sinir geldi tepemden kaşıma kadar titretiyor bu adam beni ay ne düz adam bu.
Evet, o zaman çocuklar şey yapıyoruz. Ben size yeni teklifleri mail atacağım.
Siz onları değerlendirirsiniz, raporları ona göre tekrar gözden geçirirsiniz bir sonraki toplantıda konuşuruz.
Peki, Sinan Bey. Tamamdır.
Tamam mıyız? Nereye?
Eve.
Bu saatte?
Evet...
Hadi bakalım.
Sinan hakikaten bak çok samimi soruyorum, bunda bu kadar şaşıracak ne var?
Hani sen şimdi normalde böyle gece yarılarına kadar çalışırsın ya.
Hani bugün bu saatte böyle erkenden eve gidesin tuttu falan ne bileyim yani cinslikte yani sınırı zorluyorsun.
Ee evet, aynen öyle. Hadi görüşürüz.
Ben niye kaldım ki burada ben de çıkayım bari.
Evet halacığım.
Ayrılık vakti ha?
Böyle bir, yüreğimin bir tarafı böyle pır pır.
Ama bir yanı da çok buruk.
Ben sizi hiç bırakıp gitmek istemiyorum.
Sorma! Bize de nasıl zor olacak. Nasıl katlanacağız?
Ama ne yapalım, gönlüne göre birini bulmuşsun. Kal mı diyelim?
Böyle insanlar mıyız biz ya? Böyle bir bencilliği yapabilir miyiz sana?
Anam, kıyamam. Güzel kızım benim.
Ben yine gelirim, gelince de bol bol kalırım.
Yaaa sen şey yapma ya. Hala.
Sen düzenini kur da önce bir git, güzel güzel düğününü yap memlekette.
Değil mi?
Aman, gelsene bir şey soracağım sana.
Nasıl olacak o işler?
Hangi işler?
Aman canım anladın!
Yoo, anlamadım.
Gerdeği diyorum.
Aaa çüş! Yok daha neler!
Aaa bana ne ya! Hala bak ben bu kadar samimiyeti kaldıramam.
Gerek de yok ayrıca, zaten sen kaç yaşında kadınsın ya.
Ne varmış yaşımda?
Benim elime erkek eli değmedi. Körpeciğim ben, açılmamış çiçeğim ben.
Evet.
(kapı zili) Heh böceğin de geldi.
Sakın, Nihan güzel miyim?
Allahını seven üstüme toprak atsın ya!
Hadi.
Hoş geldiniz, buyrun. Merhabalar!
Nasılsınız, inşallah?
İyi akşamlar, sağlığınıza duacıyız.
Sizleri gördük daha iyi olduk.
Hayırlısıyla Gudu Hanımı sağ salim memleketine götüreceğiz.
Ohh! Mis, buyrun buyrun alın götürün.
Naber?
Aah çiçeğim...Yüreğime bahar getirenim...
Şu güzel iki tane ahu göze bakıp mutlu olmamak mümkün mü?
Bu gerçek mi ya, oluyor mu şu an?
Ay içim çövrüldü.
Eee malum ne derler yolcu yolunda gerek değil mi? Hadi gidelim.
Hadi!
De haydi!
Buyrun.
Hadi halacığım, dikkat et kendine.
Sen de güzel kızım. Allah'a emanet, ay Nihanım.
Oo gidiyor musunuz ya? Hayaldi gerçek oldu vallaha!
Serdar!
İsmail Bey, size veda edemeyeceğim diye üzülüyordum.
Kader bizi bir araya getirdi.
(ben öyle kaderin)
Ne yapalım? Buraya kadarmış...
Biz ne kadar dirensek de aşkımız burada bitti.
Beni affedin, ben başkasının oldum.
Aa aksilik işte. Ama ben inanıyorum, eğer kaderimizde varsa bir gün bir yerde karşılaşacağız.
Çünkü biz zaten kalben birbirimizin olduk.
(yok artık ya)
Hadi Guducuğum.
Aaa! Siz gerçekten gidiyorsunuz!
Mutluluğumuzu biraz saklarsak.
He! Halam...
He? Canım halam.
Çilekeş halam, biz sizsiz ne yaparız?
Ayy öyle deme bak ben de ağlayacağım.
Ahmet! Evlendikten sonra çocukların yanına mı yerleşsek?
Oha! Ya, öhö öhö...
Yok canım, buranın havası kirli.
Tabii canım, siz gidin orada ooh mis gibi takılın işte ya.
Hem biz haberleşiriz, mailleşiriz. Hani, hani...
Ee ben ee öpeyim yoksa toparlayamayacağım ben ya.
İyi yolculuklar.
Hadi kendinize iyi bakın.
Beni özleyin.
Şaka maka gitti lan!
Vallaha gitti.
Oğlum kadın bende travma yarattı lan.
Her an dönecek diye korkuyorum vallaha.
Gel gel hadi çay içelim.
Bizde mi?
Aha! Sevinçten bizim hatunun kafa da gitti ha! Tabii ki bizde olacak nerede olacak başka?
Hadi İso.
Ama biz...
Oğlum gitti lan. Muhteşem gitti.
Bence çok güzel gitti, en güzel o gitti.
Şey yapacaktık...
Nasılsınız Ömer Bey?
İyiyim iyiyim Şükrü sağ ol. Sen?
Teşekkür ederim, ben de iyiyim.
Bazen sizinle yeteri kadar ilgilenmiyormuşum gibi hissediyorum da.
Yok yok olur mu, ilgileniyorsun. Sağ ol, eyvallah.
Peki, efendim.
Defne çıkmış mı?
Ee evet efendim, eve geçecekmiş.
Öyle mi?
(telefon sesi)
Efendim?
Ta-tamam, tamam.
Tamam.
Her şey tamam mı?
Evet... Bir şey eksik gibi ya.
Hee mum, mum. Mum eksik.
Koskoca şebeke varken de yani mum da neymiş anlamadım ama.
Allah var ama şık durdu yani. E vallaha güzel durdu. Güzel güzel, evet güzel oldu.
Şükrü! Beni eve bıraktıktan sonra... O dediğim işi...
Tabii ki efendim, tabii ki. Merak etmeyin.
Sağ ol.
Naber?
Ee iyi.
Sadri Ustam geliyor.
Aaa şey yapayım ben o zaman. Misafir için ee sofraya bir tabak daha koyayım.
Iıı şey çorba mı yapsam ya? Gerçi ben çorba yapacaktım ama son dakika vazgeçtim.
Ama istersen iki dakikada yapabilirim yani hiç sorun değil.
Ne?
Elbise de yakışmış.
Bu saate kadar çalıştın?
Hııı.
Sen de.
Evet.
Saat de geç olmuş ha neredeyse 8'e geliyor.
Ne diyorsun, bir yemek mi yesek?
Yiyemem canım, işim var.
Ayrıca daha öğlen beraber yedik. Üç öğünü beraber mi yiyeceğiz?
Daha kahvaltı yapmadık.
(telefon sesi)
Ay bir dakika!
Merhaba Ece Hanım. Evet, evet çıktım. Yoldayım, geliyorum.
Orada görüşürüz, bay!
Nereye?
Lounge'a. Sana ne?
Niye söylüyorum ki?
Ece kim?
Söyleyemem.
Hee, bu şey Fikret Galo'nun yardımcısı olan Ece.
Değil mi Sapanca'daki?
Hayır canım, ne alakası var?
Başka Ece.
Yalan söyleme.
Söylemiyorum.
Hangi Ece o zaman?
Ece ee şey... Hmm...
Ney?
Sana ne?
Galo defileyi çizmeye başlamış ben de bir parça görebilir miyim diye gidiyorum.
Ayrıca ben sana önümden çekilmeni söylemiştim.
Nasıl olsa bu iş bende. Boşuna çabalama.
Bay!
Biz de görelim bakalım şundan bir parça.
Serdar.
Ee bizim maske takmamız lazım.
Oha, Eyes Wide Shut!
Yavaş!
Ya of! Hayır be öyle değil.
Ya ben şimdi bugün bir yerlerde okudum. Bu hava kirliliği falan da bize hiç iyi gelmiyormuş.
Yani bu çocuk meselesinde.
Hee. Biz bir süre maskeyle dolaşalım.
Hmm...
Aşkım.
Hıı?
Yeşil gözlüm.
Hıı?
Şey diyeceğim. Hı?
Acaba diyorum biz bu çocuk meselesini böyle biraz ertelesek mi?
Nasıl?
Ya nasıl olacak canım, durarak. Hiçbir şey yapmayarak, denemeyerek.
Nereden çıktı şimdi bu Serdar?
Vaz mı geçtin?
Yok canım nereden vazgeçeyim. Yani bu bünyelere bir gerginlik yarattı ya ondan diyorum.
İsoyla da konuştuk bugün biz, acele etmeyin dedi. Yani bence de en doğrusu bu.
Hee öyle yani.
Eee hayırlı olsun sevgilim! Sen bebeği İsoyla yapacaksın ya bana laf düşmez!
Ama ben onu mu diyorum?
Serdar! Senin tahtalarının arası açıldı galiba. Ya sen böyle bir kararı nasıl İsoyla alırsın?
Ama tatlım, hiç dinlemiyorsun.
Dur sen dur, dur. Ben o İso'nun bir ağzını burnunu kırayım da siz bir görün gününüzü.
Bak bak, akıllı bıdıklara bak, bak karar almışlar akıllı bıdıklar. Bak laflara bak, bak.
Tamam ya tamam ben öyle demedim. Demek istemedim.
Deme! Sen hiçbir şey deme Serdar. Sen ne desen bende sinir yapıyor.
İso'ya bak ya bir de akıl veriyor. Denemeyelimmiş, erteleyelimmiş bilmem neymiş. Yapmayarakmış.
Sahi mi? Yastık savaşı!
Hayır salak! İçeride yatıyorsun.
Ya aşkım yaa...
Serdar bak içeri dedim. Şimdi sen burada yatarsan ben seni böyle boğarım moğarım. Bu çocuk ihtimali tamamen ortadan kalkar. Yürü.
Yürü.
Üff ya ben niye böyleyim ya.
Niye hep yanlış kararlar veriyorum ya!
Bak bu son şansın, hala dönebilirim oraya.
Ya yürü hala ne diyor!
Ya tamam tamam. Gittim ya.
Salak.
Vay be... Yaa... Tuhaf geliyor insana değil mi?
Sanki bütün tarihim o kutunun içinde.
Ben çoğunu unutmuşum, böyle birden görünce...
Buyrun, afiyet olsun. Çok teşekkür ederim yavrum.
Ay benim geleceğinizden geç haberim oldu. Bilseydim iki dakikada kek çırpardım.
Ay yok be yavrum, çay kâfi.
Şey yapayım mı, meyve soyayım mı, yer misiniz? Yok hayır hayır böyle iyi, teşekkür ederim.
Peki.
Şimdi ben böyle çok üzüldüm ya sonuçta o dükkan sizin hayatınız yani. Ömer'in geçmişi...
Hayat bu yavrum, hiçbir şey yerinde durmuyor ki.
Yani biz ne kadar tutmak, korumak istesek de bir gün geliyor değişiyor işler işte.
Öyle.
Aa ne güzel bir arma bu, ne anlamı ne bunun?
Simurg, Anka kuşu.
Hıı.
Niye saklıyorsun ki onu?
Ee hadi ben kalkayım, sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim.
Aa olur mu hiç öyle şey, lütfen çayınızı için. Olur mu?
Usta yeni geldin, nereye?
Evet.
(telefon sesi) Çok pardon, affedersiniz.
Efendim? Tamam kızım dur sakin ol ya. Tamam tamam ağlama geliyorum.
Kusura bakmayın ya, benim bir Nihan'ı görmem lazım da.
Ay ne kusuru kızım olur mu sen keyfine bak yavrum.
Oldu, bir iki saate gelirim ben.
Tamam, Şükrü dışarıda götürsün seni.
Yok yok, ben kendim giderim.
Ya bu saatte kendin gitme. Şükrü bıraksın işte.
Tamam, oldu. Görüşürüz Salih Usta.
Görüşürüz canım.
Ömer. Bu sefer ben seni böyle daha bir iyi gördüm.
Öyle mi diyorsun? Öyle, öyle...
Peki şimdi bir dakika peki şimdi siz Defne ile ne oldunuz?
Ben bir bilsem ne olduk usta, bir bilsem.
Enfes!
Muhteşem.
Şahane.
Galo işte.
Her zamanki gibi.
Hem kendinden beklenen hem de şaşırtıcı.
Yani.
Bu işi kaparsak bizim için çok büyük bir şans olur.
Yani elbisemiz bu.
Ece, gerçekten çok çok çok teşekkür ederim.
Yani daha ne diyeceğimi bilemiyorum.
Estağfurullah.
Bu minvalde çalışıyoruz o zaman.
Bu bende kalabilir mi?
Maalesef onu veremem.
E bir fotoğrafını çekeyim o zaman.
Heh, fotoğraf çekebilirsin olur.
Sinan!
Sinan!
Yasemin.
Aa ne yapıyorsun bur...
Ece Hanım.
Siz de mi buradaydınız?
Sinan Bey, bu ne kadar güzel bir tesadüf.
Gerçekten öyle.
Nasılsınız?
Çok iyiyim. Otelde bir daha karşılaşamadık.
Numaralarımızı alıp verecektik olmadı. E kısmet bugüneymiş.
Demek burada karşılaşacakmışız.
Şey ee, oturmaz mısınız?
Iıı oturmaz mıyım?
Otururum.
Naber?
Ay getir kuşum getir hah.
Ağzım kurudu.
Heh, hayatım bence Derya çok çirkin.
Ay hayatım sen de taktın bu Derya'ya. Ay bence en en en en çirkini o pis Yasemin.
Tabii hayatım bir de boyu kısa.
Ay bir de böyle kocaman bir burnu var, bu tarafı göremiyor.
Şişman. Ay zaten hiç sevmedim o kızı bir türlü en başından beri sevemedim.
Ben asıl o Derya'ya gıcık oluyorum, hiç sevmiyorum onu. Kovduracağım onu ben.
Tatlım sen taktın bu Derya'ya.
Ay sevmiyorum hayatım, sevmiyorum o kızı. O koca ağzıyla var ya kovduracağım onu ben.
Hayatım bence zaten Derya...
Ne konuşuyorsunuz siz ha? Ha? Söyleyin, ben de dahil olacağım sohbetinize hadi bakalım.
Dahil ol kocacığım hemen dahil ol.
Necmoş Bey size dahil olmalar yakışır. Ay bıyıklarınızla şerefler verdiniz.
Koray bir daha bıyığımdan söz edersen!
Ayy! Korktum şu anda.
Eee? Hayatım biz neden bahsediyorduk?
Ee ııh sevmediğimiz birile...
En sevdiğimiz şarkıcılardan.
Öyle mi? Güzel.
Necmoş Bey siz en çok kimi seviyorsunuz?
Ah tatlım, Necmi klasik müzik dinler.
Iyy Ömer kılıklı.
Bach mesela.
Aah ben de kocişimle birlikte klasik müzik dinlerim.
Severim yani, ama ben en çok Beyonce'u seviyorum.
Beyonce bana daha böyle hitap ediyor.
Ayy ben de çok severim onu ben de çok severim.
Ama Türklerden de Kubat'ı çok seviyorum.
Kubat mı? Kubat ne ya?
Evet, çok seviyorum. Siz niye sevmiyorsunuz? Ne yaptı Kubat size, söyler misiniz?
Kubat nereden çıktı? Nereden geldik biz bu konuya?
Deminden beri söylüyorsunuz ya. Yok Madonna'yı çok seviyorum yok bilmem kimi çok seviyorum diye.
Yapmayın Allah aşkına.
Ben?
Necmi? Ay Necmi aşk olsun, sen Madonna'yı mı seviyorsun?
Ayy Necmi! Yani Madonna benim yandan darbe almışım.
Yok canım öyle bir şey, Madonna nereden çıktı? Biz neyden bahsediyorduk?
Ay siz anlatıyordunuz ya hani en sevdiğiniz kadın şarkıcıları.
O yüzden şey ettirdim.
Ben? Ne zaman ya?
Az önce.
Neriman yok öyle bir şey.
Aşk olsun Necmi, benim Madonna'dan neyim eksik?
Neriman hayatım, yok öyle bir şey diyorum ben.
Lütfen beni arkadaşımla yalnız bırak.
Onunla konuşmak, dertleşmek, acımı paylaşmak istiyorum.
Yıkıldım ben, yıkıldım.
Ayy bunu senden hiç beklemezdim.
Koray! Düzeltir misin şu durumu?
Ay nasıl düzelteyim Necmoş Bey, neyini düzelteyim?
Ay hayatım sen bakma tatlım, yani Necmoş Bey Madonna'yı sevse ne olur sevmese ne olur?
Sanki bakacak Madonna, yazık!
Yani hayatım üzülme ne olur. Tatlım sen bir kere çok daha güzelisin Madonna'nın.
Hem sen bale yapmış bir insansın. Madonna'ya soralım "bale yapmış mı?"
Ay sorsak mı acaba da nasıl soracağız hayatım?
Neyse tatlım sen üzülme ne olur, üzülme aşkım canım.
Koray! Şimdi de beni gömdün ama.
Bağırmayın bana, bağıramazsınız. Ataklarım geliyor benim sonra.
Yani kalbini kırdınız kadının, gidip gönlünü almanız gerekiyor karınızın.
Ben gidiyorum, Neriman seninle sonra konuşacağız.
Ay süpersin Koriş.
Bana bak, Necmi bana özür borçlu artık. En az iki gün naz yaparım.
Ayy sağ ol tatlım.
Sen de sağ ol hayatım. Ayy arada yapalım bunu tamam mı?
Ay yapalım hayatım. Ay iyi ki varsın Korişim.
Sen de iyi ki varsın kuşum.
Ayy kız o bizim Nişantaşı'nda gördüğümüz yüzük vardı ya bence onu iste yarın.
Ayy şu anda onu parmağımda görüyorum.
Demek L.A.'de okudun ha? Los Angeles
Aslında üniversitede Londra'daydım.
Sonra master için oraya geçtim.
Şaka ediyorsun, sen Londra'da mıydın? Hı hı.
Ben Londra'ya bayılırım biliyor musun?
Hele Nothing Hill'a yani oradaki böyle antikacılarda falan gezmek en sevdiğim şey.
İnanmıyorum, siz de mi?
Evet.
Benim inanın Londra'da en sevdiğim şeydi.
Ne kristaller aldım oradan, eski... İnanamazsınız.
Ya ben de ben de... O kadar böyle çok... Değişik... Parça toplamıştım.
Hele böyle Premier Lig'in eski futbol toplarından bulmuştum.
Ama onları valize sığdırana kadar, akla karayı seçtim.
Zor olmuştur, evet.
Evet... Bayağı zorlandım.
Ah tatlım hatırlıyor musun? Bir tane cupcakeçi vardı...
Küçük bir dükkan böyle... Neydi adı ya?
Çıkaramadım ben de ya bir dakika.
Hay Allah ya şey, sen bilirsin ya hadi.
Hummingbird.
Ne?
Hummingbird.
He.
Sen oraları bilir misin ya?
Evet, hıh. Her neyse.
Ne kadar sürprizlisin.
Kim bilir daha birbirimize anlatmadığımız neler neler var?
Şey ben hemen dönerim.
Bekleyeceğim.
Ne bakıyorsun?
Ne?
Sen nasıl bir kadınsın ya? Hı?
Böyle bir iyi bir kötü.
Bir süzme hırs, bir dünyanın en sıcak kalpli ve en yumuşak insanı falan?
Ne oluyor?
Sen benim ayarlarımı bozmak için mi yapıyorsun bunları?
Eğer öyleyse hiç heveslenme. Ben Ece'den alacağımı aldım canım.
Merak etme ben de alırım. Ya fark ettin mi bilmiyorum. Benden çok hoşlandı be!
He?
Öyle mi canım?
Öyle canım.
Bak şimdi izle, ayarlar nasıl bozuluyormuş öğren. Tamam mı?
Öyle mi?
Öyle.
Londra'ya yolunuz düşerse mutlaka haberim olsun. Görmenizi istediğim dükkanlar var.
Dükkan?
Açılmıştır ya bir sürü, şimdi çok mevsimi ya oranın...
Şey ne diyorum ben ya? Haha...
Neyse benim artık kalkmam lazım. Her şey için tekrar çok teşekkür ederim Ece.
Ne demek.
Sinancığım, görüşürüz.
Eee?
Eee?
Ustacığım ayaklarına sağlık. Yorduk seni akşam akşam.
O nasıl söz be yavrum, olur mu öyle şey?
Ne güzel seni görmüş oldum işte.
O dükkan işi de bende merak etme sen.
Ömerim hiç zorlama yavrum işte, bak görüyorsun emekliliğim gelmiş benim.
Geldi de o yaş öyle zorlamayla olmaz. Sen ne zaman istersen o zaman olacak. Bende karışma!
Hadi kal sağlıcakla canım benim.
Görüşürüz usta, ayağına sağlık.
Vay be!
Defne.
(Sezen Aksu - Aşk)
Kız gel buraya ben çıkacağım ilk önce ben.
Niye siz çıkıyor muşsunuz? Hem şu saçımı başımı ne hale getirdiniz bir bakın ya?
Iyy sanki Miss Europe güzelisin, hayatım çalmasaydın auramı. Asansöre havalı girişimi engelledin sen.
Ooh iyi ki engellemişim, şimdi de şirkete havalı girişinizi engelleyeceğim.
Senin var ya saçını başını yolarım, kırarım bacaklarını senin.
Üff Koray bey ya, siz sabahın köründe sabah sabah niye geldiniz şirkete? Niye niye niye niye?
Sana ne kız sana ne. Ömüş'ün parası boşa akıyor mu akmıyor mu onu kontrol etmeye geldim.
Ayy siz buradayken Ömüşcüğünüzün parası çok daha fazla boşa akıyor.
Siz yokken biz çok daha iyi çalışıyoruz efendim.
Ömüş Derya çalışmıyor, Ömüş. (Ay çekil) Vallaha yolarım seni.
Hadi hadi odana yürü sen de, şunu da al benim odama bırak. Çirkin seni.
Ay canım hayatım, konuşuyorduk kesildik. Nerede kalmıştık?
Heh evet ay bence de hayatım kovalım gitsin Nazlıcan'ı, zaten bir işe de yaramıyor.
Boşu boşuna para değil mi?
Aaa bak ne diyeceğim, benim halamın kızı var. Onu alalım.
Hıı evet... Ayy hadi ben kapıyorum hayatım. Çok yazmasın.
İşim gücüm var, meşgul bir insanım ben. Çav!
Aaa tatlım, Nazlıcancığım sen burada mıydın hayatım?
Ayy görmemişim seni. Hadi hayatım çalışın, hadi.
Hıhıhı...
Kız! Bombesin, bombe.
Ayy yüzünün halini görmen lazımdı tatlım.
Üç saniyede nasıl yaşlandın anlatamam sana.
Ay yüreğime iniyordu Koray Bey ya!
Aman inerse insin. Git başka yerde insin yüreğine.
Iyy hadi çalışın!
Bonjour! (Merhaba) Mösyö Koray.
Comment ça va aujourd'hui? (Bugün nasılsınız?)
Aah!
Hı?
Oui? (evet)
Si ıııı si.
No no no dis oui. (Hayır hayır evet 'oui' deyin)
Que vas-tu faire? Très bien merci Et vous? (Çok teşekkür ederim siz ne yapacaksınız?)
Oha! Çok güzel.
Ay şaka.
Ne oldu Defne?
Iıı hiç hiçbir şey olmadı.
Ya canım illa bir sorun mu olması lazım? Bir sorun yok.
Emin misin?
Defne!
Hıh?
Bir şey mi oldu?
Evet ya bir şey oldu.
Çok acayip bir şey oldu.
Ne?
Bu işte.
O ne Defne?
Söyleyemem vallaha.
Niye?
İşte işle ilgili çünkü, söyleyemem.
Söyleyemem kafamı kesseler bile söyleyemem vallaha nolur ısrar etme.
Tamam sen bilirsin.
Hallederiz bunu ya.
Derya, bu ön tasarımları bana bir göndersene. Tamam.
Oha.
Manyak mısın kızım, ne oluyor?
Gebertirim seni İso. Ya sen ne diye manyak manyak fikirlerinle benim kocamı zehirliyorsun ya!
Ben mi zehirlemişim?
Yok çocuk yapmayın, yok erteleyin. Kastın mı var lan senin Türk aile yapısına?
Ya ben ona lafın gelişi söyledim be kızım.
Getirsene sen o lafı bir daha oraya. Getir getir.
Allah Allah bir celallenme Nihan. Sakin ol, otur bir.
Öldürürüm seni İso. Lime lime ederim.
Topuk girerim, kambura yatarım, pis burun vururum.
Aklını başına topla ya.
Ya benim ne suçum var şimdi?
Yapacağız biz çocuk. Biz ikimiz de gayet genç gayet sağlıklı bireyleriz. Tamam mı?
Bizim çocuğumuz olmazsa kimsenin olmaz.
İyi canım, bir şey demedik yapın.
Allahtan demedin, vazgeçirmişsin çocuğu. Bana bak Serdar'ı ilk gördüğün yerde teşvik edeceksin.
Çocuk yapın diyeceksin, çocuk evin neşesidir diyeceksin, ölümü gör çocuk yapın diyeceksin.
Anladın mı?
Diyemem kızım, adam delirmiş stresten ya.
Diyeceksin!
Hele bir vazgeçsin, hele bir caysın. Sen o zaman gör delirmeyi.
Şakam yok İso gözümü kararttım. Dost most dinlemem bitiririm seni.
Ona göre.
Allah Allah atara bak ya.
Psikopat yemin ederim he.
(telefon sesi) Lan İso, senin askerliğin bitmez İso.
Alo.
İsmail merhaba, müsait misin?
Evet, hayırdır?
Yardımına ihtiyacım var da.
Tabii, elimden ne gelirse.
Ee şimdi bizim ustanın oğlu evlendi geçenlerde sizin oraya bir yere taşınmış.
Güzel.
Ustam da onlara yakın olmak istiyor. Hani ben diyorum ki oralarda ustaya bir dükkan bulabilir miyiz? Sen bilirsin.
Hee tabii tabii ya. Bakarım ben, sorarım sağa sola.
Hallederiz yani.
Sağ ol İso, konuşuruz o zaman tekrar.
Tamamdır, eyvallah.
Defilenin ilk parçası elimizde.
Elbise budur.
Defilenin ilk parçası.
Sakın bana beğenmedim deme ha.
Bana niye gösteriyorsun ki?
Çünkü canım bu elbiseye göre bir ayakkabı tasarlayacaksın tamam mı?
Galo'yu tavlamak için ki sonrasında bizimle devam etsin.
Sinan Bey bunu odanıza mı bırakayım?
Aa odaya bırak Derya, sağ ol.
Ne yapalım artık biz de böyle yalnız kovboy modunda takılacağız. Yapacak bir şey yok.
Madem gelmiyorsun artık ısrar etmeyeceğim.
Sinan! Yok ya, bir şey demiyorum şey yapma öyle.
Ne yapalım sensiz biraz zor olacak ama idare edeceğim yani.
Dayanabildiğim yere kadar.
Kızmıyorsun değil mi?
Yok ya kızmıyorum. Yani keçisin meçisin de şu hayatta da bana düşen sensin ne yapayım?
Tamam be tamam. Geliyorum geliyorum...
Yemin et.
Ya hadi yürü.
Bir şey soracağım. Hı?
Benim için çiğ tavuk yer misin? Ya hadi Sinan.
Ya söyle yer misin?
Ya yerim tabii. Ay aslanım benim be!
Ben hayatta yemem.
Hadi hadi...
Neredesin Sinan?
Sude! Sude!
Ben de seni arıyordum ya.
Aa Ece naber?
İyi, hadi gel Galo gelmeden takılalım biraz.
Tamam tamam. Hadi gel gel.
Tamam takılalım.
Küpeleri takmışsın.
Yeşili de giymişsin.
Evet. Aslında giymeyecektim.
Yani yeşil giymeyecektim de.
Benim asıl elbisem kuru temizlemede kaldı ben de mecburen bunu giydim.
Yoksa niye yeşil giyeyim?
Yani yeşil giyince de küpeleri taktım.
Bari.
Gülme!
Neyse canım bir şey demiyorum.
Çok yakışmış yani.
Yasemin biz seninle...
Biz seninle ne?
Ya şimdi sen beni...
Tamam Sinan bunu sonra konuşuruz. Gördüğün gibi şu an işteyiz.
İş!
Ya Galo nerede?
Benim de gözlerim sabahtan beri onu arıyor.
Galo'yu bulmamız lazım.
Yürü!
Sinyor İplikçi nasılsınız?
Merhaba.
Gelin bakayım sizi biriyle tanıştırayım.
Buyrun.
Ömer İplikçi.
Merhaba.
Orhan Tamay, Tamay Tekstil.
Memnun oldum.
Uzun zamandır Passionis şirketiyle iletişime geçmek istiyordum.
Önümüzdeki hafta sizden bir yemek randevusu istiyorum.
Olur olur, tabii. Neden olmasın?
Ben asistanımla konuşayım. Biz de memnun oluruz.
Ben de memnun oldum.
Görüşmek üzere. Görüşmek üzere.
Sanırım bulamayacağız.
Yasemin dur.
Merhabalar. Merhaba.
Nasılsınız? İyiyim, siz?
Sağ olun.
Senem Hanım dergide harikalar yaratıyorsunuz.
Deli gibi takip ediyoruz. Teşekkürler.
Ben de sizinle önümüzdeki ayın kapağı için konuşacaktım. Ayakkabı ihtiyacınızı karşılamak için...
Ah! Sinan Beyle konuştuk, anlaştık.
Şirketler ayrılınca haberler de duyulmuyor tabii. Passionis ile olacağız kapakta.
Ya?
Ya!
Hatta Koray fotoğrafları çekmeye başladı, harika şeyler çıkıyor.
Aynen öyle. Yasemin?
Görüşürüz.
Ömer, nasılsınız bakalım?
İyiyim, sağ olun. Siz?
Ben de iyiyim, teşekkür ederim.
Sizi burada görmeyi hiç beklemiyordum, ama fena olmadı.
Ben de sizi görmeyi bekliyordum. Mesajlarınızı alıyorum.
Ah! Bu konuyu daha sessiz bir yerde konuşalım mı?
Tabii olur.
Sinan.
Sude.
Nasılsın?
İyiyim.
Seni görmeyi beklemiyordum burada.
Geldim işte.
Beni özledin mi?
Şey ııı...
Sen hep sevdiğim biri olacaksın.
Hep benim bir parçam olarak kalacaksın.
Sen de benim için öyle olacaksın.
Ben seni her zaman sevmeye devam edeceğim.
Evet... Ama ben artık...
Sen artık ne?
Sude bu işi zorlaştırmayalım.
Yani hem bak senin de hayatında başka biri varmış.
Annen söyledi.
Bunu mahvetmeyelim.
Sen..artık..ne?
Ne konuşuyorsunuz bakayım?
Yoksa?
Ulysses işiniz şahaneydi.
Bu referansla Türkiye'ye başka bir markayı iş birliği için çağırmak istiyorum.
Ve?
Yani biliyorsunuz, ben bir balina avcısıyım.
İşim aşağı yukarı bu. Büyük dünya markalarını Türk firmalarla tanıştırıp bir şekilde ortaklık yaratmaya çalışıyoruz.
Becerebildiğinizle de? Herkes kazanıyor tabii ben de.
Bayağı bir strateji işi, yani zeka gerektiren bir iş.
Aynen öyle. O zeka dediğiniz de bende fazlasıyla var.
Yok yok olmaz.
Yani kendi armamı basmadığım bir tasarımı size vermem mümkün değil.
Hemen hayır demeyin, bir düşünün bence. Sonuçta dünya çapında markalar sizin ayakkabınızı kullanacak.
Kendi damgalarını basarak ama.
Olmaz yani bir kere marka stratejimize ters.
Ömer Bey lütfen yapmayın. Dedikleri kadar inantçıymışsınız gerçekten.
Ama ben de az değilimdir ikna edeceğim sizi.
Bence markanızın daha çok bilinirliğe ihtiyacı var bir de bu açıdan düşünün.
Eğer teklifimi kabul ederseniz, bu yaz herkes sizden bahsediyor olacak.
Aşağıda bir gürültü var galiba Galo geldi.
Gelmiş mi?
Ömer Bey bu konuşmayı böyle yarıda kesmek istemezdim ama ben...
Tabii tabii gidin. Lütfen bekleyin burada, hemen geri döneceğim lütfen!
Lütfen bekleyin tamam mı?
Ne yapıyorsun sen burada?
Kaçmaya çalışıyorum da...
Yüksek burası.
Atlasam mı acaba ya? Hı ne dersin?
Yok ben yine bir yerlerimi kırarım falan...
Olmaz burası.
Deneyimliyiz galiba...
Tatsız deneyimler biraz hiç sorma.
Yok ya burası olmaz.
E kapıdan çık.
Sence bırakırlar mı?
Bırakmazlar.
Off bu sefer fena sıkıştım ya.
Hayır normalde kaçmanın yolunu her zaman bulurum.
Uzmanlık alanım. Ama bu sefer...
Sen çıkarsana beni buradan.
Çatlayacağım, çok sıkıldım.
Sen mi ben mi?
Ay hadi o zaman sen biliyorsundur buraları, hadi.
Gel, bakalım.
Gel.
Gel.
Gel.
Başardık gibi ha?
Bir saniye.
Şükrü arka kapıya gelsene hemen.
Ömer Bey arka caddedeyim şu an, önüme bir araç çektiler. Bir on beş dakikaya filan anca gelirim.
Peki.
On beş dakika rötar.
İstanbul'da bisikletle mi dolanıyorsun?
Evet, en kolayı tavsiye ederim.
Eee o kadar kolay olmuyordur bence.
Ben çok seviyorum, öyle koca koca arabaların içinde dolaşılır mı ya?
Şehri hissetmeden... İnsanlara, kedilere, vapurlara şöyle yakından bir bakmadan...
Keşif diyorsun.
Bayılırım!
Enteresan.
Heh geldi.
Ömer Bey kusura bakmayın efendim, anca anca gelebildim. Hiç önemli değil.
Buyrun efendim.
E hadi.
E bisikletimi ne yapacağız?
E atarız bagaja.
Ben hallederim efendim.
Peki.
Şükrü.
Buyrun efendim. Hanımefendiyi evine bırakıyoruz.
Tabii ki efendim.
Ee anladınız değil mi neresi olduğunu?
Anladım efendim, merak etmeyin.
Ee anlat bakalım.
Niye kaçıyordun oradan?
Sıkıldım, ben zaten her zaman sıkılırım öyle ortamlardan.
Böyle bir formal duruşlar, yapmacık gülüşler, gösteriş merakı, dedikodular bir şeyler...
Ay bak şimdi bile anlatınca ateş bastı, şu camı açabiliyor muyuz?
Tabii ki efendim.
İnsanlar ne acayip bayılıyorlar böyle kalabalık ortamlara.
Bir de koskocaman Galo markasını asmışlar sanki çok büyük bir şeymiş gibi.
Ne yani sence bir şey değil mi?
Aman! O kadar da umursamamak lazım.
Abartıyorlar bence.
Ee sen anlat.
Sen neden kaçıyordun? Oradaki insanlarla kaynaşman gerekmiyor mu?
E Sinan kaynaşıyor benim yerime yani ortağım.
O kadın da yani... Koparıp alacaktı seni. Hırs küpü maşallah.
Sorma sorma... E bilmiyorlar ki...
Ben kadın ruhundan anlamıyorum.
Eee geldik efendim.
Aa evet, burası.
Sağ ol sana bir borcum oldu.
Yazdım. Yaz.
Ben borcumu mutlaka öderim.
Göreceğiz. İyi geceler.
İyi geceler.
Ömer Bey?
Efendim kimdi o?
Fikret Galo.
(Jenerik)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.