All language subtitles for Kiralik Ask 32

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

.

[Jenerik Müzik]

Ömer nerede?

İçerde.

Gir.

Ömer?

Hoşgeldin kardeşim.

Nasılsın? İyi misin?

Ben de şimdi geldim.

Bir kahve yapalım.

Uzun uzun konuşuruz dedik.

Ha, daha şey yapmadın yani.

Ne yapmadı?

Ne oluyor oğlum, ne bu hal ya?

Yok bir şey.

Sinan?

Kapı çalıyor.

Ömer?

Ömer oğlum iyi misin?

Şey, abi... Daha yeni gelmiş abi Sude de.

Öyle mi? He.

İyi, yani.

Ne oluyor burada?

Şey...

Ay, Ömüş.

Mesele nedir? Hadi.

Sen de mi Koray?

Ben de.

Biriniz konuşacak mı artık?

Öyle geldiniz hepiniz buraya.

Ne oluyor?

Tam nereden başlayacağımı...

..ben de bilmiyorum ama...

Anlatmam da lazım.

Biz...

Biz, aslında...

Ömer'le tanışmadan önce...

Çok afedersiniz.

Bir saniye.

Efendim?

Hulusi Baba'nın evindesin değil mi?

Seni küçük cadı!

Çabuk çık oradan!

Çık dedim!

Neriman Hanım...

Aklın sıra bizi gömeceksin, ha?

Sen beni tanımıyor musun, he?

Haberim olmaz mı zannettin?

Kızım! Sen giderken biz bagajları yüklenmiş dönüyorduk.

Hem... Hem sen hani Ömer'i çok seviyordun?

Ya senin hiç vicdanın yok mu?

Sen böyle bir şeyi nasıl yaparsın Ömer'e ya?

Bana bak! Derhal bir bahane bulup o evden çıkıyorsun.

Çabuk!

Demek herkesin buraya geleceği tutmuş.

Ya... Öyle olmuş, Sudeciğim.

Koray.

Baba.

Sen de.

O zaman kuzen...

Biz seninle sonra konuşuruz.

Zaman bizim.

Elbet konuşacak bir ara buluruz.

Değil mi?

Dur, dur. Bi dakika, bir dakika. Ne oluyor? Nereye?

Bırak gitsin Ömer.

Evde görüşürüz Sude.

Görüşeceğiz baba.

Görüşeceğiz.

Benim acilen çıkmam lazım.

İşle ilgili.

Ne? Bugün pazar.

Acil ne olabilir?

İşte... Bu.. Sapanca'ya falan da gittik ya herhalde. Onunla ilgili.

Ama bir şey anlatıyordun.

Önemliydi ama konuşmamız gereken.

Öyle dedin.

Yok, yok.

Çok önemli bir şey değildi zaten.

Merak etmeyin yani her şey yolunda.

Görüşürüz.

Bu neydi şimdi?

E, hayatım yani.

O öyleydi, bu böyleydi şu şöyleydi. Neydiyse ne.

Yani o ondan hoşlanıyor bu bundan hoşlanıyor falan karmaşık bir durum.

Sen kafanı yorma Ömüş'üm.

Nesi var Sude'nin?

Nesi var?

Ay hayatım...

...sarı saçları var.

Ay, çok güzel.

Altın gibi.

Koray, Allah aşkına bir sus ya.

Bir sus ne olur be.

Siz de böyle kaçamazsınız.

Ne oldu bir anlatın. Ne oldu ya?

Şey, Ömer... Sude çok yanlış biriyle çıkıyor.

Nasıl yanlış?

Ay, nasıl yanlış, nasıl yanlış.

Anlatamam sana hayatım. Yani dünya yanlışı.

Necmoş Bey'in bıyıkları bir o çocuk iki.

Konu bu mu yani? Sudesel meseleler, önemli değil.

Ay, hayatım böyle Sapanca'da neler oldu neler.

Sana anlatmam lazım. Her ince ayrıntısına kadar anlatacağım.

Sabaha kadar.

Böyle bir otele girdim. Havalı mavalı girişlerim falan oldu.

Böyle Necmoş Bey'in bıyıkları gibi...

...dalgalandı resmen.

Ben gideyim Ömer.

Necmoş Bey nereye gidiyorsunuz?

Yani farkındaysanız ben ortamı dağıtmaya çalışıyorum.

Nereye amca?

Ben bir Sude'ye bakayım.

Ay, çocuklar.

Ben böyle bıyık mıyık dedim diye mi küstü acaba bana?

Herhalde...

Fazla oldu değil mi biraz?

Hayatım yani bıyık da bıyık resmen.

Mesela ben bir dizi çeksem başrolde bıyıklarını oynatırdım.

Arkaplanda Necmoş Bey.

Tabii ki jönümüz Ömüş.

Koray bir sus. Hakikatten sus.

Yani kendi kafamın içinde kendi sesimi duymuyorum artık.

Ay Ömüş, bizi yazın Çeşme'ye götür.

Olur, olur.

Götürürüm.

Ay, yok. Çeşme olmasın.

Dur. Maldivler'e götür.

O da olur.

Ay!

Ay, ay! Allah'ım.

Allah'ım!

Ay resmen boş attım yani. Dolu tuttu.

Ay, o zaman hayatım ben gidip erken rezervasyon yaptırayım.

Böyle yazlık bir şeyler almam lazım.

Ay, hep ayarlıyım hayatım.

Ay, çok iyi akıl ettim.

Gitti.

Bazen sinirliyken benim de aklıma gelmiyor ama böyle lüksten söz et buna bir anda gider. Tabii.

Ee, ne oluyor kardeşim?

Anlatmayacak mısın? Bunlar neden geldi, neden gitti?

Ne dönüyor burada? Bir özet.

Yok bir şey ya. İşte.

Dedikleri gibi işte.

Sudesel meseleler ne olacak?

Bilmene gerek yok aman.

Sinirini bozacak. Başka bir işe yaramayacak zaten boşver.

Sen öyle diyorsan.

Aa, bak bu arada...

...asıl bomba.

Galo seni tanıyormuş ha?

Ne mutlu ona!

İyi tanıyormuş da...

...beğenmiyormuş.

Pardon?

Öyle dedi.

Beğenmiyormuş hani. Baya beğenmiyorum dedi.

Kendi kaybı.

Ve hani bizim de kaybımız ya.

Kardeşim, değil mi?

Hani sonuçta Galo'dan bahsettiğimizin farkındasındır herhalde.

Neymiş karın ağrısı Sinan?

Niye beğenmiyormuş beni?

Yani şey diyor...

...bir kadınla beraber yaşamadığı çok belli diyor.

Kadın ruhunun...

...inceliklerini gösterecek çizgileri yok. Çok sert çizgileri var diyor.

Yabani dedi.

Ben?

Sen tabii.

Kapıyı, pencereyi yumruklayan sensin hayatım.

Oha sen gitmemiş miydin?

Ay, hayatım evden çıktım yürüdüm, yürüdüm. Arkaya geldim.

Nasıl oldu anlamadım.

Ömüş, senin evin yuvarlak mı hayatım?

Yuvarlak, yuvarlak...

Şimdi bırak da...

Ben kadın ruhunu zorluyormuşum. Öyle mi?

Tabii hayatım.

Yani kuru kızı kuruttun beş ayda sen.

Ya dur sonra konuşuruz.

Koray, bana bak. Kimse bilmeyecek bunu.

Sakın kimseye söyleme he. Gizli.

Galo'nun Ömer'i beğenmediğini mi?

Evet!

Hm, ay hayatım bana ne.

Ben zaten Galo'yu falan takmam, sevmem. Ay, ben çıkıyorum.

Ay, nereden girdiysem oradan...

...çıkmalar yakışır bana.

Hadi ciao.

Gitti mi acaba?

Öyle görünüyor.

Ben garantiye alayım da.

Allah kahretsin!

Kadına bak ya!

Konuşacaktım işte, konuşamadım.

Konuşacaktım!

Sıkıştım kaldım. Kıpırdayamıyorum da.

Ne güzel anlatıp kurtulacaktım sonunda.

Allah'ım ben bu cendereden nasıl kurtulacağım? Nasıl çıkacağım ya?

Ne yapacağım ben ya?

Aa Ömer.

Biajuna'dan baya büyük bir mail geldi.

Ne diyor?

Ya uzun uzun yazmış da işte özetle sağlık sorunları varmış.

Yaşlandım diyor.

Bu markasını da bir grup şirkete devretme kararı almış.

Bizim de Milano'ya gidip bu yeni grup şirketle görüşmemiz gerekiyor.

Hani sözleşmeye artık onlarla devam edeceğiz ya.

Hemen gidelim. En büyük müşteri biliyorsun.

Tabii canım ben zaten her şeyi organize edeceğim yarın sabah.

Ya, sorun yok.

İyi tamam hadi ben kalkıyorum o zaman.

Ya Sinan.

Demin burada olanlar bilmem gereken bir şey olmadığına emin misin?

Belki vardır bir şey.

Yok işte.

Neyse o.

Boşver ya takma sen kafana, hadi.

Görüşürüz.

Defne.

Tamam, tamam, tamam.

Dur bir sakin.

Çok yoruldum artık.

Hiçbir şey yapamıyorum. Sıkıştım kaldım.

Bak bakayım bana.

Hadi anlat.

Tamam sakin, hadi anlat.

Nedir mesele?

Bana çay yapar mısın?

Yaparım, yaparım tabii.

Aç mısın, söyleyeyim mi bir şeyler?

Yemeyeceğim, sadece senin yanında sıcak bir şeyler içmek istiyorum.

Ne yapıyorsun Sude? Nereye gidiyorsun?

Burada kalacağımı düşünmüyorsun herhalde. Bu günden sonra.

O kadar şey oldu ya! Arkama bile bakmadan gideceğim baba.

Nereye gideceksin!

Ay, dedeme gideceğim! Burada kalamam artık.

Hiçbir yere gitmiyorsun Sude!

Sen bugün tarafını çok net seçtin baba. Hepiniz seçtiniz!

Hepiniz Ömer'in yanınızdasınız ya!

Kızım ne tarafı? Taraf filan yok saçmalama! Kimse senin düşmanın değil.

Niye sen herkesi kendine düşman belliyorsun?

Ömer senin kuzenin! Bitti!

Ben gidiyorum!

Sen de bunu anlasan iyi olur!

Hiçbir yere gitmiyorsun Sude!

Koray'a sen mi söyledin?

Evet, ben söyledim.

Ben yetişemezsem o sana engel olsun diye.

Oh ne güzel ya!

Koray, sen, Sinan!

Ee, annem neredeydi peki?

Annenin bu çılgınlığından haberi yok. Eğer duyarsa en çok o üzülür!

Çok da umurumdaydı.

Siz onu bu tezgahı kurmadan önce düşünecektiniz.

Anneme de söylersin artık. Neriman kızımızı küstürdüm.

Bir daha yüzümüze bakmayacak dersin.

Sen beni tehdit mi ediyorsun?

Nasıl anlarsan öyle anla.

Ben gidiyorum.

Sude.

Siz de Ömer'inizle mutlu mutlu yaşarsınız.

Sude!

Anlatacak mısın?

Defne?

Neyin var?

Konuşmasak.

Sussak böyle dursak.

Seni çok özledim.

Keşke hep burada olsaydı diye düşündüm Sapanca'da seni.

Keşke hiç böyle derdimiz tasamız olmasa.

Yan yana olsak.

Soru sormadan.

Düşünmeden.

Yine böyle...

...birbirimize iyi gelsek.

Ben güldürsem seni.

Sen öyle hiçbir şey yapmadan...

...sadece yanımda dursan.

Mutlu olsak.

Hep böyle zamanların hayalini kuruyorum biliyor musun?

Sadece ikimiz.

Bu da o zamanlardan biri olsun.

Olur mu?

Hayat, zaman...

Her şey dursun.

Her şey şu kapının arkasında kalsın.

Kalsın Defne'm.

Nasıl istersen.

Kocacığım.

Sana çay koydum.

Dur karıştırayım.

Bırak Neriman, bırak!

Ne çayı!

Sude evi terk etmiş.

Ortalıkta saatli bomba gibi dolanıyor.

Sen daha çay diyorsun!

Ay, aman!

Kocama bir çay koymuşum.

Zaten aramız kötü. İşler de iyice karıştı.

O konuya sonra geleceğiz Neriman. O konuya sonra geleceğiz.

Neriman.

Bu işe bir son vermen lazım.

Ya... Bir türlü durduramıyorum seni.

Sude de sana çekmiş.

Haklısın.

Ay, Ömer öğrenmese bari.

İşte o çok fena olur.

Tabii Hulusi Baba da öğrenmesin.

Biz... Biz en iyisi bu işi bitirelim.

Bitir Neriman, bitir.

Bu işi artık bitirmen lazım.

Çocukların arasından çekil.

Sen olmayınca belki onlar daha çok mutlu olacaklar.

Ama ben de zaten işte onun için çalışıyorum.

Ya, onlar kaynaşsınlar diye neler ediyorum.

Ben de aynen bunları söylüyorum.

Öyle mi?

O yüzden mi Defne'ye evlendikten sonra defolup gideceksin diyorsun?

Sinirlendirme beni Neriman.

Sinirlenme hayatım. Dur ben çayını tazeleyeyim. Kurabiye getireyim.

Bırak Neriman. Otur oturduğun yere!

Ne çayı!

Tamam kocacığım.

Sen otur dersin de ben oturmaz mıyım.

Merak etme zaten ben o kıza da bir şey demem.

Sude'yi de merak etme.

O da hiçbir şey söylemez.

Umarım Neriman, umarım.

Ana kız sinir hastası ettiniz beni!

Ay safoz, başımın belası.

He?

Efendim anneanne?

Ha, haklısın ya. Tamam.

Tamam bir saat sonra evdeyim.

Nasılsın?

Nasıl uyumuşum ya.

Uzun süredir bu kadar güzel uyumamıştım.

Defne bir şey soracağım.

Telefonun melodisi eskiden Rosetini çalıyordu.

Evet.

Sen seviyorsun diye.

Sonra yanlış olacağını düşündüğüm için değiştirdim.

Benim sevdiğimi nereden biliyordun ki?

Öğrenmiştim.

Boşver.

Defne.

Ben anneanneni aradım.

Biliyorum.

Biraz araştırma yapmışsın.

Yani, paraya ihtiyacın olduğunu söylemiştin.

Aradım ben de ama yok dedi.

Sen hala bulacağım derdinin ne olduğunu diyorsun öyle mi?

Öyle diyorum tabii.

Ya da sen söyleyeceksin.

Mesela şimdi.

Hayır... Düşünüyorum.

Aklıma gelen bütün ihtimalleri.

Yani ne olabilir bana söyleyemeyeceğin?

İnandığım her şeyleri alaşağı edecek.

Ne olabilir ki hakikatten yani?

Ben sana bırak bana dedim. Düşünme, sorma. İnan bana dedim.

Niye ipin ucunu bırakmıyorsun Ömer?

Tamam, haklısın.Üzdüm seni.

Ama ne olur bana bıraksan.

Söylemiyorsun.

Gelmiyorsun, kalmıyorsun da.

Ne başlayabiliyoruz, ne bitirebiliyoruz.

Yani böyle havada asılı kaldık sanki.

Güzel diyorsun da şimdi ben sana nasıl inanayım?

Nasıl sana bırakayım?

Ne desen haklısın.

Diyecek bir şeyim yok.

Gitmen lazım değil mi?

Bir Şükrü'yü arayayım da.

Bıraksın seni.

Bütün sorularına cevap vermediğim sürece bana yaklaşmayacaksın.

Değil mi?

Buenos Dias Passionis!

Özledik, geldik.

Bana bak bana hemen Yasemin'le acil bir randevu alıyorsun tamam mı?

Bu arada gündem karışık.

Ömer nerede?

Ömer.

Acil bir konuşmamız lazım.

Gel, gel.

Yasemin'e randevu almayı unutma.

Tamam.

Gündem karışık.

Galo en az bir hafta İstanbul'da.

Üç gün sonra da bizde.

Kimin sayesinde?

Senin sayende.

Ay.

Hiç tebrik edecek havamda değilim ya.

Sevinelim bitsin.

Sude, ele geçmez bir fırsat bu.

He, biraz keyfini çıkaralım istersen.

Tabii, suratsızlıktan ölmezsen.

Yasemin Hanım rapormuşsunuz ya.

Meşgul için geldim.

Ay, kafa mı kaldı ya?

Diyorum ki, meşgulmüşsünüz.

Genel raporlar için geldim.

Ay, ilahi Defne ver.

Galo'dan konuşuyoruz.

Galo mu?

Ay ne Galo'ymuş.

Üç gün sonra bizde.

Ay, ay çok heyecanlıyım ya.

Ben bayılırım Galo'ya.

Ay, hadi kızlar biraz daha sevinelim.

Kim bayılmaz ki?

Ben.

Tanımadığım için.

Tanıyacaksın ve bayılacaksın.

Şunu baştan bir daha bir anlatsana ya.

Ya bir ...ya devrediyor işte.

Yeni sahipleriyle görüşmemiz gerekiyor.

Bizimle çalışmaya devam etmeleri için.

O yüzden haftaya Milano'ya gidiyoruz.

Tamamdır.

Gitmeden yapmamız gereken bir şey bir hazırlık?

Var.

Bütün karizmanı, etkileyiciliğini yanına alıyorsun abiciğim.

Tamam mı yeni müşteriymiş gibi düşün.

Bak Ömer yani gerçekten bunu kaybedersek elimizden giderse biteriz.

Ya, dur sakin. Niye gitsin?

Bilmiyorum, bu şey...

Bu böyle bir bende anksiyete yaptı. Bu mağaza için borca falan da girdik ya bir.

Halledeceğiz, halledeceğiz. Sakin.

Halledeceğiz diyorsun.

Sözleşme yazın bitiyor.

Dört ayımız var ne yapacağız?

Ya, tamam dur yenileyeceğiz.

Bir dur, bir sakin.

Oğlum yenileyemezsek ne olacak?

Ne olacak yenileyemezsek?

Ya Sinan, öyle düşünme. Biraz gevşe, bir rahatla.Gerdin ortalığı bir şey yok.

İyi ben şu Milano işini falan halledeyim. Nazlıcan'a söyleyeyim. Biletleri alsın.

Sen de Galo'ya hazırlan, ha.

Bir dakika ya...

Galo'dan bize ne hala Sinan?

Ya İstanbul'a geliyormuş.

Şimdi gideceğim Yasemin'lere. Ne zaman geldiğini falan öğreneceğim.

Ya bize mi geliyor? Bize ne. Hem... Zaten beni de sevmiyormuş.

Yani.

Düzeltiyorum.

Seni sevmiyor değil. Seni beğenmiyor.

O seni beğenmediği için de sen onu sevmiyorsun. Anladın mı?

Hakikatten Koray'ı çağıracağım, he. Yani daha az sıkıcıdır.

Geldiğinden beri ne darladın belli değil ya.

Bir dur!

Aklını topla. Tamam mı?

Ego yapma.

Eğer bak Galo'yla görüşürsek kesinlikle sen onu ikna edersin.

Ben görüşmeyi ayarlayacağım. Sen onu ikna edeceksin. Tamam mı?

Kendine inandıracaksın.

Niye, niye. Niye?

Çünkü o Galo! Ben gidiyorum!

Git!

Ömer gidiyorum dedim.

De hadi git.

Bak.

Biajuna'yı kaybetmiyoruz. Galo'yu kazanıyoruz. Anlaştık mı?

Yani... ben biletleri düşünüyorum.

Sen Galo'ya ne giyeceğini.

Neyse, hadi.

Görüşürüz.

Ay, Sinan'ların asla duymaması lazım.

O bir şekilde öne çıkar.

Kapar bu ilişkiyi.

O ne sevimlidir o...

Canım...

Galo'nun annesi Türk zaten.

Ömer İplikçi'yi de...

Passionis'i de zaten duymuştur.

Sinan'a gerek yok.

Yani...

Herhalde biliyordur.

Defne sen kimin tarafındasın?

Ha.

Öyle...

...bir anda ağzımdan kaçtı ya.

Buradayım ben.

Ay bu da Galatasaray'ı tutup...

...Fener'de top oynuyor.

Ay ne alakası var canım?

Beşiktaşlıyım ben. Çarşı çocuğuyuz!

Kız.

Gizli gizli bilgisayardan aşk şarkıları falan mı dinliyorsun, ha?

Gel buraya.

Evet!

Sevgili mesai arkadaşlarım!..

Herkes dikkat kesilsin.

Bu Nazlıcan arabesk şarkılar dinleyip içimizi bayıyor.

On yıllık sevgilisiyle ağlak bir ilişkisi var.

Kına yapsa da kurtulsak.

Nazlıcan gibi olmayın.

Çekil kız!

Ay, aşkolsun Koray Bey!

Olmasın hayatım, kırışık yapıyor.

Sana bakınca kendimi mutsuz hissediyorum.

Mabel Matiz gibisin.

Beni depresyona sokuyorsun.

Gel buraya!

Suskunluğum asaletimden Koray Bey.

Ah, canım benim.

Kıyamam, hayatım. Benim suskunluğum da senin sefaletinden.

Gel buraya gel!

Bu Ozan.

Saçlarını deli gönlüne bağlamış.

Aşkların acısını bizden çıkarıp bizi mutsuz etmeye çalışıyor.

Ozan gibi olmayın.

Yapmayın Koray Bey ya!

Hadi!

Bu Derya.

Dünya'ya o kocaman ağzıyla konuşmak için gelmiş.

Derya gibi olmayın.

Benim gibi olun.

Ay, herkes benim gibi olsa var ya...

Dünyada acı macı kalmaz.

Ay, bombelere gel bombelere!

Ay!

Her eve bir Koriş lazım.

Ay!

Gerçi... ev oturmasını da sevmiyorum.

Böyle ayakkabıları çıkarıp çoraplı çoraplı böyle ayağının

...altını almalar, katlamalar falan.

Ay Allah'ım ne avamlı dünyada...

...yaşıyorum ya Rabb'im.

Senior? Nasılsınız?

Ya, mailinizi aldım ne güzel öyle...

...mektup gibi uzun uzun yazmışsınız.

Ya Sinan, bizim için de ani oldi.

Ona mecbur kaldim.

Şirketi devretmek zorundayim.

Doktor, çalışma daha fazla diyor.

Anlıyorum, anlıyorum.

Peki, yeni sahipler?

Onlara sizinle ilgili her şeyi anlattim.

Biraz akilları varsa sizinle...

...devam edeceklerdir.

Ama...

Ama?

Ama tabii belli olmaz.

Bir dakika...

Nasıl yani? O zaman...

Kötü düşüneyim mi? Ne diyorsunuz?

Hayir, hayir.

Düşünme.

Kötü bir şey olacağina inanmiyorum.

Sözleşme...

Her türlü yenilenir.

Tamam ama biz yine de şey diyoruz yani o zaman haftaya bir Milano'ya gelelim.

Bu yeni sahiplerle falan bir görüşelim.

Sizleri yuzyüze tanıştıririm.

Tamam, peki.

Bu arada şey...

Eşinize de çok selamlar.

Görüşmek üzere.

Ayakta kalma.

Geç otur şöyle.

Konuşalım biraz.

Konuşalım tabii.

Durdurdunuz beni.

Güya.

Bravo size.

Ne düşünüyorsun?

Siz öyle yaptınız diye benim her şeyi unutacağımı mı?

Yo.

Senden böyle bir şeyi hiç beklemiyorum.

Sude gerçekten şu anda bunların hiç sırası değil. Tamam mı?

Sırasını söylemeye geldim zaten.

Bilgi bende.

Laf ağzımda.

Ömer şu an bulunduğumuz noktadan...

...sadece yirmi metre uzaklıkta.

Her an söyleyebilirim.

Cevap vermeyecek misin?

Yok mu bir teklifin?

Ya da ne bileyim tehditin?

Yok.

Ne dememi bekliyorsun?

Söyle.

Hadi, söylesene.

Git söyle hadi.

Hadi söyle!

Şimdi değil.

Daha değil.

Sana da...

Diğerlerine de...

En çok koyacak zamanda söyleyeceğim.

Korkun benden.

Bekleyin.

Gir.

Defne?

Müsait misin?

Aa, Nazlıcan.

Gelsene.

Valla gelmesem geleceğin yok. Unuttun bizi.

Ya yok, o işten yoğunluktan falan. Ondan yani.

Bak bisküvimle geldim. Nostalji yaparız diye.

Süpersin ya.

Ee, ne var ne yok?

Valla aynı, bir değişiklik yok.

Bıraktığın gibi.

Ama patronlar geziyor Maaşallah.

Haftaya Milano'ya gidiyorlar.

Kim patronlar?

Sinan Bey'le Ömer Bey işte.

Sen ayrılmış olmasan kesin...

...seni de götürürlerdi.

Ama bizi düşünen yok tabii.

Bir dakika ya...

Niye gidiyorlar ki Milano'ya?

Valla orasını bilemeyeceğim.

Ama ayrılmış olmasan kesin öğrenirdin.

Hm...

Nazlıcan?

Sadece ikisi mi gidiyor?

Benim bildiğim evet.

Aa! Canım benim ya!

Şey...

Şimdi seni merak ederler.

Patron falan. Şimdi biliyorsun Ömer Bey sinirli insan yani.

Sen git, işler aksamasın. Biliyorsun sorun olur.

Hadi canım. Sen git. Sonra yine görüşelim.

Çok sağol valla bisküviler için. Canımsın.

Yok ki benim işim. Yok, yok kızarlar şimdi.

Yoğun iş falan, aman. Biri laf eder.

Ömer Bey sinirli biliyorsun.

Sen git, sonra görüşürüz.

Kahve saati.

Yakalar mıyım ki acaba?

Ömer Bey merhaba, nasılsınız?

Merhaba, sağol.

Afiyet olsun.

Milano'ya gidiyormuşsun.

Doğru.

Çok kalacak mısın?

Neden gidiyorsunuz diye sormayacaksın yani?

Yani, şimdilik o kısmıyla pek ilgilenmiyorum.

Ya, onu da merak ediyorum tabii ama.

Öncelik, kendimde.

Dönüş tarihi belli değil.

Çok kalma ne olur ya.

Özlerim.

Pardon.

Böyle şeyler söylemiyoruz.

Ee, nasıl oldu yani böyle şimdi apar topar?

Kötü bir şey mi oldu?

Defne bunu sana söylemem çok doğru olmaz.

Yani sen o şirketin çalışanısın.

Öğrendiklerini Yasemin'e söylemek zorundasın.

Çünkü söylememen de etik değil.

Haklısın. Peki, tamam. Söyleme.

Ee, ama şey...

Sadece ikiniz değil mi?

Yani, ben öyle duydum.

Da işte... Emin olmak için.

İz'i soruyorsan...

Gelmiyor.

Yani sonuçta kız daha yeni adapte oldu buraya falan.

Şimdi gurbet, murbet.

Gurbet?

Yani canım sonuçta uzak memleket.

Oralar güzel değil mi?

Sonuçta, orada okudun.

Öyle.

Bir yıldır gitmedim.

Yani seninle birlikte.

Neyse, boşver.

Birlikte gideriz demiştik.

Bence hala bir ihtimal var.

Bence de, var.

Eğer bir gün sorunları çözersek.

Öyle mi?

Öyle.

Neyse.

Ben daha fazla vaktini almayayım.

Zaten...

Bu aralar biraz kafan karışık.

Görüşürüz.

Görüşürüz.

Ay çocuklar, bir dağ evleri var.

Yani ben diyeyim Derya'nın alnı...

...siz deyin Nazlı'nın çenesi kadar geniş.

Ben alınırım ama.

Kız! Gitme.

Otur şuraya.

Tatlım.

Şurada hava basıyorum zenginliğimle.

Kafamı dağıtma benim.

Ay çocuklar bir şey soracağım.

Ben böyle böyle konuşurken saatimi görüyorsunuz değil mi?

Hm, evet Koray Bey. Gördük, çok şık.

Evet hayatım biliyorum. Çok şık.

Onu demiyorum ben!

Koray Bey, dağ evi diyorduk. Onu anlatıyordunuz.

Güzel ağız, burun.

Ne dağ evi be? He... Ay değil mi ondan bahsediyordum.

Ay, değil mi? Ondan bahsediyordum.

Kafam karıştı.

İşte hayatım ben böyle geçen sene o dağ evini almak istedim.

Sonra ben durdum düşündüm...

Dedim ki benim ne işim var yani. Benim orada canım sıkılır.

Bir de zaten kurt, kuzu, tilki falan.

Ay Allah korusun yani.

Dedim ki orada senin canın sıkılır Koray dedim.

O yüzden böyle bık bık.

Ne yapacağım orada değil mi?

Sonra ben Ömüş'e dedim.

Ömüş dedim yani senin gitmen gerekiyor.

Ömüş'ü bilirsiniz hayatım kapının içine girer girmez zaten depresyona girer.

Ay, böyle beton gibi adam durur.

Camdan aşağı bakar.

Ay, aziz İstanbul!

Ay!

Acılarını çekti yine içeri.

Allah'ım yağmurları geri verdi...

...bu kış yine bize.

Allah'ım, ay, bitmiyor bu kış.

Bu soğuklar bitmiyor.

Asacağım kendimi bu soğuktan valla.

Ayy, aa, ben de!

Ben de, ben de!

Bu soğuk cildime hiç iyi gelmedi.

Bütün bacaklarım çatladı soğuktan.

Allah'ım.

Verme ya Rabb'im.

Böyle kara kışları, çamurları verme ya Rabb'im.

Ay hele bir yaz gelsin var ya.

Ortaya anında şezlong atacağım.

Güneşleneceğim ofiste.

Hahah, oldu canım.

Ömer Bey de izin verirdi çünkü.

Hayatım...

Bana hayır diyemez o.

Zaten, Galo ona hayır demiş.

Ay, kadın çizgisini falan zorluyormuş.

Bilmem ne yapıyormuş falan filan.

Ay resmen hayır diyen Galo yapmışlar.

Yani sonuçta...

No Ömer, no cry demiş Galo.

Ne dedim ben?

Galo dediniz.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum mu demiş?

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Ne?

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Beğenmiyor muymuş?

Aa, inanmıyorum.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Nasıl ya?

Nasıl beğenmiyormuş?

Beğenmiyorum demiş.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Nasıl yani Ömer İplikçi'yi beğenmemiş mi?

Ne?

Ömer'i beğenmiyor muymuş?

Resmen şok.

Hm.

Sen çıkabilirsin.

Bildiğin, basbaya.

Ömer'in çizgisini beğenmiyorum demiş.

Bir kadınla aynı hayatı...

...paylaşmadığı belli.

Kadın ruhundan anlamıyor demiş.

Evet, bir kadınla hayatını paylaşmadı hiç.

Ay paylaşamaz da zaten o!

Terstir biraz.

Ay, hayır yani.

Ömer İplikçi bu.

Nasıl ya?

Beğenmiyormuş.

Bizim kuzen fos mu çıktı ya?

Ay, Sude.

Yani o kadar başarısına şahit olduk. Şimdi Galo beğenmiyor diye de.

O kadar kolay değil yani.

E, Galo da Galo yani.

Hem bu bizim için büyük bir avantaj.

Sen ne diyorsun?

Ay kaç tane butik şirket var ki?

Zaten...

Muadilleri de bizimle aynı kulvarda yüzmüyorlar.

Hayır o kimmiş ya?

O kim... kim ya?

Ne demek ya Ömer kadın ruhundan...

...anlamıyor?

Defneciğim.

Tarafını şaşırma istersen.

Şaşırmadım ben tarafımı.

Ama... Adama yapılan haksızlık yani.

Hayır, zaten Milano'ya gidiyor.

Giderayak depresyona mı sokmak istiyorsunuz?

Hayır ne yaptı bu adam size ya?

Ne yaptı yani?

Kırdınız, döktünüz. Eşekliğinize doymayın.

Defne, bir topla istersen.

İyice şaşırdı.

Bir dakika, Milano mu dedin sen?

Bu... Bu Milano mu dedi?

Ben mi dedim? Ne dedim?

Ay, evet. Milano dedi.

Defne kim gidiyor Milano'ya?

Ne zaman gidiyor? Kim söyledi sana?

Nereden biliyorsun?

Ay! Çatlatmasana adamı, söyle.

Valla ben bilmem.

Kendi dedi bir şeydir herhalde.

Ne işler tasarlıyorlar bunlar ya?

Sinan da sabah bir karışıktı.

Yani...

...çok önemli şeyler söyledim ama.

Pek oralı olmadı.

Sen sabah Sinan'la mı görüştün?

Evet.

Neden ki?

Hiç.

Öylesine yani.

Niye karışıktı?

Ay, Yasemin bunu konuşuyoruz ya zaten.

Şu anki gizemimiz bu yani.

Sinan mı?

Milano.

Ben şiştim.

Ben bir dışarı gideyim.

Siz konuşun.

Nesi var acaba ya?

Niye karışık ki?

Ay valla delirtecekler adamı.

Değil mi?

Bütün yük onun sırtında.

Ay bir de hiçbir şey konuşmuyor. Kapalı kutu.

Ya aslında konuşur. Konuşur da...

Tabii.

Şirketler ayrı olunca.

Değil mi ya?

Etik yani.

Haklı.

Yalnız ben bu Galo'ya bir tutuldum yani.

Ne demek ya Ömer'i beğenmemek?

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyor muymuş?

Ne? Aa.

İplikçi'yi beğenmiyor muymuş? Kim söyledi beğenmediğini?

Gerçekten mi? Beğenmiyor muymuş?

Duydum.

Beğenmemiş mi?

Galo mu Ömer İplikçi'yi beğenmiyorum demiş?

Ömer'e dedikodular var.

Galo, Ömer İplikçi'yi beğenmiyor muymuş?

Ay, ya...

Ömer Bey o kadar iyi değil mi gerçekten yahu?

Yani, Türkiye'nin en iyisi.

Evet ama Galo da uluslararası bir isim.

Ya saçmalamayın.

Ömer Bey yurtdışına da birsürü tasarım yapıyor.

İtalyanlar bizden alıyor.

Daha ne olsun?

Ay evet doğru, o da var.

Ama yani böyle, benim bir kafam karıştı.

Hani, bir şüphe duyuyorum.

Hani, duymuyorum desem yalan.

Çünkü duyuyorum.

Böyle içime bir kurt düştü kurt.

Tamam, Derya anladık.

Evet, Derya olayın özünü kaptık.

Uzatma, tamam.

Derya, uzat.

Gel benim masamda uzat, ha?

Ben seni dinlerim bak valla.

Ya hakikatten.

Daha neler!

Niye?

Ben dinlerim ya.

Gel.

Ömer Bey, imza.

Getir Derya.

Efendim?

Ben sizi beğeniyorum.

Nasıl?

Yani siz çok önemli bir isimsiniz.

Hani kurt düşmüyor mu?

Düşüyor.

İlla ki düşecek kurt bu.

Ama neticede...

Ne kurdu Derya?

Ne anlatıyorsun?

Şey... Yani genel...

Ben bir lafı toplayayım.

Bence de.

That's all.

Finito!

Yani her dilde var.

Peki, anladım. Çıkabilirsin.

Defne!

Duydun mu olanları?

Resmen skandal.

Galo Ömer Bey'i beğenmemiş.

Büyük olay.

Ömer Bey'i takdir etmeyen birisi. Hem de bir moda otoritesi.

Siz şöyle bir gelin bakayım.

Bunca zaman biz de mi yanıldık acaba?

Allah Allah ya!

Bana bak.

Siz ne biçim konuşuyorsunuz ya?

Siz delirdiniz mi?

Aklınızı başına toplayın ya. Allah Allah!

Saçmalamayın artık, kendinize gelin.

Ay kimmiş ya? Galo kim? Kim? Kim ki o?

Belki yanlış biliyor.

Belki öyle New York'da oturduğu yerden her şey yanlış görünüyor.

Belki de hava çok soğuk.

Kafayı üşüttü manyak.

Siz de ne meraklıymışsınız ya...

...kötü kötü konuşmaya.

Yazıklar olsun valla.

A, siz başarının tadını çıkarırken...

...oh ne güzel!

Ondan sonra tek bir lafla şüpheye düşün.

Oh valla, iyiymiş he.

Valla yazık. Yazıklar olsun be!

Yazık, yazık!

Gel.

Efendim?

Ben, sana hayranım.

Teşekkür ederim, Defne.

Ne şimdi bu?

Hayranlığın bence aşkla çok ilgisi var.

Yani, birinin duruşuna yaptığı işe hayran olmak.

Öyle tutuluyorsun herhalde.

Kimsenin senin hakkında kötü konuşmasına izin vermem.

Çünkü sen...

...mükemmelsin.

Kusursuzsun bence.

Bilmediğim bir hastalığım var ve ölüyorum galiba.

Defne, bu konuşma nereye bağlanacak?

Ne oluyor?

Galo.

Yani, tamam.

Şey...

Yani, herkesin kendi fikri sonuçta.

Ben yalnız onun fikrini alır...

Tamam. Tamam canım sakin ol.

Ya ben bunun bir ağzını gözünü dağıtayım mı ya?

Gelecekmiş zaten bizim şirkete.

Geldiğinde de böyle vurayım çenesine yerine oturtayım ben.

Konuşamasın öyle abuk sabuk.

Tutsun çenesini ya.

Ne tatlısın sen ya.

Ay!

Ben demedim hayatım.

Yani, ben demişim.

Hatırlamıyorum hayatım.

Ağzımdan kaçmış demek ki.

Yani ne dedikoducu, ne pis ne içtenpazarlıklı insanlar bunlar böyle.

Koray yeter, tamam.

Geçti, bitti.

Hayır hayatım, ne demek yok sen kadından anlamıyormuşsun da

Yok işte ayakkabı işinden çakmıyormuşsun da..

Kadınlara ne ayakkabı giydireceğini bilmiyormuşsun da. Yazık!

Laflara bak.

Yavaş bir yavaş!

Hayatım, ben mi diyorum onları?

Galo demiş.

E hayat sonuçta.

Galo da bir moda dehası.

İşte bizim de Ömer'imiz var da...

Ne yapsın hayatım?

Bu kadar çıkıyor adamdan.

Atsan atılmaz, satsan satılmaz.

Koray Bey!

Acaba diyorum hani birazcık sussanız mı siz?

Bir sussanız falan.

Hayatım, ben susamam.

Ben susarsam herkescikler susar.

Bak böyle dalga dalga yayılıyor.

Yani, millet dedikoduya bayılıyor hayatım.

Baksana prestij hop!

Yerlerde.

Ay resmen kaderiyle oynuyorlar insanın yani valla.

Hayatım, sen zor toparlarsın bundan sonra.

Dedikoduya bayılıyor insanlar.

Hayatım.

Hayır, yani ne demek bir kadınla yaşamamış?

Ne yapsın zavallı?

Zor adam yani.

Onunla yaşamak isteyen mi var ayrıca?

E hayatım, ne yapacaksın işte?

Senin de işin zor.

Koskoca Ömer İplikçi'sin yani.

Ay, dehasın mehasın ama....

E, koyunun olmadığı yerde keçi Abdulrahman Çelebi.

Ay, çok zekiyim.

Ay, acaba diyorum böyle genel kültür yarışmasına falan mı katılsam he?

Ay, rating rekorları kırar.

Zekamla.

De hayatım işte sen de zorsun.

Keçisin. Keçi gibi inatçısın. Huysuzsun.

Bir de buzlar kırılsın.

Ay, hayatım böyle bir şey olunca kendimi kötü hissettim.

Yani birileri benim hakkımda böyle şeyler söyleseler dedikodu yapsalar...

...ben eve anında gider ilk alarmı verirdim.

De senin özgüvenin Maaşallah.

Tepelerde yani.

Ne yapacaksın?

Ay, Ömüş.

Yani, bu odanın ışığı çok güzel.

Her zaman söylüyorum.

Sen buraya geçsen ben buraya geçsem.

Şuraya bir şezlong atacağım.

Güneşleneceğim.

Sinan Bey gelecekti ama gelmedi değil mi daha?

Tamam, teşekkürler.

Ben mi yukarı çıksam acaba ya?

Nerede ki bu?

Efendim?

Tamam. Bekliyorum, gelsin.

Ay, sen soluyor musun?

Ay, canım.

Yasemin.

Neredesin sen?

Sabahtan beri bekliyorum.

Hani geleceğim dedin.

Dünya işim var.

Bütün programım aksadı.

Şey, özür dilerim.

Ne?

Yok bir şey.

Yemek yedin mi?

Hayır.

E, hadi birlikte yiyelim o zaman.

Çıkıyormuş gibi?

İş yemeği gibi.

Sinancığım.

Bazı sorularım var.

Cevaplar arıyorum.

Aa, isabet.

Ben de.

E hadi gidelim o zaman.

Madem öyle...

Merci.

Rica ederim.

Kapıyı da şey yapayım.

Buyurun.

Merci.

Benle yaşa.

Kalayım seninle bir süre herkesin çenesi kapansın.

Benle yaşa.

Kalayım seninle bir süre herkesin çenesi kapansın.

Benle yaşa.

Kalayım seninle bir süre herkesin çenesi kapansın.

Birlikte kalalım dedim de doğru mu yaptım acaba ya?

Şimdi birlikte yaşamak falan.

Hay Allah.

Neyse artık laf ağızdan çıktı bir kere.

Milano'ya neden gidiyorsun?

Önce ben sordum.

Milano'ya neden gidiyorsun?

İş için diyelim.

Galo ne zaman geliyor?

Ölürüm de söylemem.

İlişkimize çökeceksin.

Ve onu Passionis'e çekeceksin.

Değil mi?

Aynen öyle.

Galo ne zaman geliyor?

Bana Milano'yu açıkla söyleyeyim.

Pazarlığın da böylesi.

E, bunun için buradayız.

Değil mi?

Ama elimizdeki bilgiler denk değil Yasemin. Farkındaysan.

Demek Milano daha büyük bir mesele?

Ben öyle bir şey demedim.

Acayip kokular alıyorum.

Bırak şimdi Milano'yu.

Galo'ya dönelim.

Ay, sen Galo'yu ne yapacaksın ki?

Hem...

Sizin çizginizi beğenmiyormuş.

Abartılacak bir şey yok.

Kişisel fikirler uyuşmadı diyelim.

Yani...

Gayet düzeltilebilir.

Hm...

Geldi yine.

İnanamıyorum ya.

Vay.

Ne enterasan bir ikili bu böyle.

İş yemeğindeyiz Deniz.

Ya, tamam canım.

Ben de iş adamıyım.

Anlarım halden.

Ne haber Sinan? Nasılsın?

Seni gördüm daha iyi oldum diyemeyeceğim Deniz.

Ah, niye öyle diyorsun ya?

Teşekkür ederim.

Ben sizi gördüm daha neşelendim.

Ne oldu Yasemin?

Ben geldim diye mi bu kadar sessizsin?

Nihayet anladın.

Nasıl şekil değiştiriyor değil mi ilişkiler?

Zamanla.

Halbuki eskiden beni gördüğün zaman yüzünde güller açardı.

Böyle güzel benim için giyinirdin.

Böyle yemeklere beraber gelirdik.

Mazi işte.

Neyse...

Madem siz iş yemeğindesiniz ben sizi bu eskimiş hikayelerle sıkmayayım değil mi?

Afiyet olsun.

Doğru mu bu Yasemin?

Yani siz Tramba'yla...

Evet, doğru.

Bir süre öyle bir şey olmuştu.

İnanamıyorum yasemin ya.

Ay, tamam Sinan.

Yani...

Aşk hayatımda yanlışlar yapmış olabilirim.

Peki, İso?

İsmail?

O da mı yanlıştı yani?

Hayır.

O yaptığım en doğru şeydi.

Onu kırmaktı yanlış olan.

İso?

Ne haber?

Hayırdır kızım bu saatte?

İşten mi ayrıldın?

Akşam shiftindeyim bugün.

Ha, o yüzden karalar bağladın böyle.

Yok be.

Düşünüyorum öyle.

Düşünüyorsun.

Neyi?

Ya, İso...

Ben deli gibi bebek bezi reklamı izlemeye başladım.

Güzeller ya.

İzletiyor keratalar.

O böyle bebe şampuanları...

O böyle türlü çeşit mamalar...

Valla.

Neler çıktı değil mi ya?

Şanslılar ha.

Ya onların böyle o kel kel kafaları. Böyle yumuş yumuş elleri var ya.

Ya ben onları izleyine bir ağla...

Bir ağla...

Sebep?

İso.

Ben anne olma vaktimin geldiğini düşünüyorum.

Oha!

Hayır...

Ben miyim bu cümlenin muhattabı?

Ya, onu mu diyoruz?

Ben bu konuyu Serdar'a nasıl açacağım onu diyorum.

He, sen ciddisin.

E, yani.

Hormonlar kalk gidelim diyor İso.

Kulak vermem lazım.

Valla büyük karar.

İşte ben de onu diyorum.

E, ben hazır olmasına hazırım da.

Serdar ne der bu işe?

E, sonuçta bunun parası var pulu var. Sorumluluğu var.

Gece uyuyamaması var. Sabah kalkamaması var.

Var da var. Yani, er geç yapacaksınız nasılsa.

Bence uzatmayın. Yapın işte.

Hazır mıyız sence?

Valla olur mu olur.

Değil mi?

Şöyle minik minik bebekler.

Ha bir tane de değil.

Ya canım, bebekler dediğim öyle lafın gelişi.

Yok, yok.

O laf öyle oraya rastgele gelmez Nihan Hanım.

Olmuşsun sen, olmuş.

Yapın diyorum.

Değil mi ya?

Yapayım değil mi?

Yap.

Yapacağım.

Ben de İso Dayı olurum işte, mis.

Ay, sen dayı mı dedin?

Sen kız tarafı mısın ya?

Öpücem, valla öpücem.

Dur çekil ya.

Canım benim be.

Yakıştı sana ha.

Herhalde kızım.

Sende dayı tipi var.

Var.

İso Dayı!

Yavaş. Yavaş.

Al iç.

Pardon ya.

Otursana şöyle, hayırdır?

Defne, sen ciddi misin?

Ne bileyim.

Hem biliyorum kızgınsın.

Birlikte de olamıyoruz ama...

Sana da öyle şeyler söyleyince ne bileyim bir zoruma gitti.

Günlerini gösterelim istedim.

Hayır ne demek yani!

O kim oluyor ki seni eleştiriyor? Kim?

Ne yapmış da ne biliyormuş? Allah Allah ya.

Gelsin yüzüne söylesin neyse.

Yapabilecek miyiz sence?

Yani, birlikte yaşayabilecek miyiz?

Valla bana koymaz.

Sonuçta ben ailemle yaşıyorum.

Sen yalnız yaşıyorsun.

Asıl sen acaba böyle lavaboda saç tellerimi falan görünce delirecek misin?

Ne bileyim mesela sabahları duş için, banyo için böyle sıra bekleyebilecek misin?

Sen söyle.

Ya, ne bileyim.

Biriyle aynı evde yaşamak ciddi mesele.

Orası öyle.

Ömer.

Sen bana evlenme teklifi ettin.

Yani ben zaten her şeyi mahvetmeseydim birlikte yaşayacaktık.

Ne haber?

Ne işin var burada?

Gel şuraya.

Annen mi gönderdi seni?

Yoo.

Annem beni bu aralar hiç sıkmıyor.

Ben seni görmeye geldim.

Oo, alışkanlık mı yaptık?

Güzel gözlerine alıştık diyelim.

Ay, hiç havamda değilim.

İyi ya işte, gel hava alalım.

Yemek vakti değil mi zaten?

Bir şeyler yeriz hem.

İstemiyorum, iştahım yok.

Neden üzgünsün?

Boşver.

Uzun hikaye.

Geldiğin için teşekkür ederim.

Akşam bir şeyler yapalım o zaman.

Gelip alırım seni evden.

Hem annene de bir görünmüş olurum.

Annem seni gerçekten daralmıyor galiba?

Haberin yok mu?

Evden ayrıldım.

Dedeme taşındım.

Aa, bilmiyordum. Neden?

Öyle gerekti.

Herkesin iyiliği için.

Sude anlatmayacak mısın?

Bak, bana her şeyi anlatabilirsin.

Ben, sen ne anlatırsan anlat...

...seni sıkılmadan dinlerim.

Şimdi değil.

Sonra.

Belki.

Bak, ben seni mutlu etmek için varım.

Unutma.

Görevim o.

Hatırlattığın iyi oldu.

Unutmam.

Aha.

Yani, şimdi bizim delikanlı bıçkın Nihan.

Böyle bebek arabası gezdirecek, he?

Değil mi ya?

Ulan bir de...

Ne?

Ya yok, hani ben hep biz evleniriz...

...çocuğumuz olur falan diye düşünüyordum ya.

Bir şeyden demiyorum, ha.

Öyle muhabbet.

Yoksa çok sular aktı o köprünün altından.

Çok acayip ya.

Ah ulan İso.

Hayat ne acayip kızım ya.

Tam böyle bir duvara tosladım diyorsun.

Sonra çat.

Önünde bir kapı açılıveriyor işte.

Şimdi ben Yasemin'e tutulmasaydım...

...mesela o zaman.

Öyle.

Hani hep hayat çok kısa diyorlar ya.

Galiba uzun be İso.

Baksana hiç bitmiyor.

Sanki hep yeniden...

...yeniden başlıyor.

Öyle.

Sende havalar nasıl?

Ne oldunuz Yasemin'le?

Valla pek bir şey yapmadık.

Duruyoruz öyle.

Tık yok diyorsun?

Öyle bir gürültü koptu ki Nihan.

Azıcık sessizliğe ihtiyaç var bence.

Afiyet olsun.

Demek...

Tramba'yla sen baya baya.

Vay be.

Sen hala orada mısın?

Evet, oradayım Yasemin. Tamam mı? Yok.

Yani bir şey yapamıyorum böyle.

Böyle ikinizi aynı resim içinde düşünmek...

Zaten ikinizi niye aynı resim içinde düşüneyim ki? Ne kadar iğrenç bir şey değil mi?

O ne ya?

Ay, tamam Sinan.

Hataydı. Yani, geçmiş gitmiş mesele.

Niye bu kadar takıldın ki?

Bir dakika.

Sen kıskandın mı yoksa beni?

Kıskandım.

Tamam?

Senin yanında başkasını...

...düşünmek istemiyorum.

Olamaz mı?

Sinan sen ciddi misin?

Saçmalama ya, niye kıskanacağım?

Trambaş.

Yani, böyle ne bileyim şimdi.

Şeytanın teki ya ben böyle ikinizi birbirinize yakıştıramadım o yüzden.

Ne kıskanacağım canım?

Neyse canım geçelim şimdi Tramba'yı.

Galo'ya dönelim.

İş diyorsun.

Diyelim bence.

Demeyelim mi?

Ne bileyim yani...

Pek iş konuşasım yok şimdi.

Biraz kafam dağıldı.

Senin yüzünden.

Ben?

Sinan senden etkilendiğimin farkındasındır herhalde.

Nasıl?

Sen...

Benden etkileniyor musun yani?

Tabii ki hayır.

Ne bileyim öyle bir anda...

Tramba falan gelince bir kafam dağıldı ama.

Tabii ki işe dönelim.

Milano.

Anlaştık o zaman.

İki arkadaş gibi.

Aynen.

Yalnız, ben bir eve gideyim.

Evdekilere haber vereyim. Anneanneme haber vereyim.

He, bir de bu arada bir zaman koyalım.

Sen söyle.

İki hafta.

Olur. Tamam.

Tabii, daha önce çıldırmazsak.

Gerçi şimdi bu Milano olayı falan.

Gideceksin.

Neyse... Bakacağız.

Akşam görüşürüz o zaman?

Bu akşam?

Yani istersen haftaya.

Ay, yok yok.

Ben şimdi hızlıca hazırlanır gelirim.

Gelirken istediğin bir şey var mı?

Ne gibi?

Ne bileyim işte. Yani, öyle gelirken. Getirmemi istediğin bir şey.

He, yok. Yok.

Ya, biz genelde böyle Nihan'la birbirimizde kalacağımız zaman hep sorarız. Bir şey istiyor musun?

Diye de. Öğren bunları.

Yo.

Kendin gel yeter.

Biz şimdi birlikte mi kalacağız ya?

Ay çok heyecanlı.

Sen bir şey ister misin?

Yok, yok. Teşekkür ederim.

Tamam.

Ay, duydu mu ki acaba?

Kapının önünde duruyormuş.

Müsait misin?

Konuşmam lazım, çatlayacağım.

Ay, ben de. Ben de.

Otur.

Önce sen anlat.

Yok, yok. Önce sen anlat.

Çünkü benimki çok karışık.

Ömer'le konuşmaya karar verdim.

Akşam dışarı çağıracağım.

Anlatacağım işte. Neyse ne.

Defne'yle bir araya gelmiyorlar sonuçta.

Neticede bir sevgilisi de yok şuan.

Baya yürüyeceksin yani?

Aynen öyle.

Kararlısın?

Evet.

Ben o kadar gemileri yakamıyorum o zaman.

Nasıl yani?

Ne bileyim.

Baksana.

Senin gibi olamıyorum.

Sende durumlar ne?

Hadi anlat.

Sinan?

Ne oluyor?

Ne bileyim öyle daldın gittin.

Geldin oturdun.

Bir şey de söylemiyorsun.

Ya, Ömer ben hem böyle kendimden...

...emin değilim.

Hem de...

Hem onun ne düşündüğünü bilmiyorum.

O?

Bir yanım İso'yu özlüyor.

Ama onu görünce de elim ayağım kesiliyor.

O kim?

O...

Evet, o?

Biri var yani. Seni heyecanlandıran.

Var.

Böyle aklıma takılan, işte...

Yani şimdi ben niye bunu düşünüyorum diye soruyorum kendime.

İlk başlar.

Kafaya zehrinin ilk düştüğü anlar.

O ne düşünüyor peki?

En beteri de bu ya işte.

Bilmiyorum yani.

Bazen böyle her şey işaretmiş gibi geliyor.

Tamam mı?

Sonra diyorum ki ya Sinan saçmalama yani.

Kendi kendine kuruyorsun.

İşte, kısacası karmakarışık oldum.

Ya, kendimi tanıyamıyorum.

Ne hissettiğimi bile bilmiyorum.

Akşam yatağıma yattığımda İsmail'i özlüyorum.

Ama sabah kalktığımda ilk aklıma gelen başka biri.

Uu, çok acayip.

Senin hiç başına geldi mi böyle bir şey?

Hiç.

Hm. Gelmesin de zaten.

Çok kötü.

Neyse.

Bence sen gerçekten git...

...Ömer'le konuş.

Ya, ne hissediyorsan söyle.

İçinde kalmasın.

Bir cevap alırsın.

Ya, hiç olmazsa kendine hesap verirsin. Söyledim dersin.

Bence de. İçimdekileri söyleyeceğim.

Hepsini bilsin. Ona göre davransın.

Sonra keşke demek istemiyorum.

Deme.

O keşkeler hiç iyi gelmiyor insana.

Oha!

Olaya koş!

Magazine koş!

Ya, siz şimdi baya böyle ikiniz yan yana baş başa aynı evde mi kalacaksınız?

Evet canım.

Aynı çatı altında?

Aynen.

Sadece ikiniz?

Nihan.

Sen eskiden böyle zeki bir kızdın ya.

Acaba diyorum ki sana evlilik falan yaramadı mı acaba? Çünkü böyle bir beynine kan gitmiyor gibi.

Ya sen deli misin ya! Aynı evde kalacaksınız ya!

Bu öyle çat diye idrak edilebilecek bir şey mi?

Hele ki benim için.

Evet, yani çok güzel bir şey.

Çok tatlı.

Sevgili gibi...

Yo.

Sevgili gibi değil.

Ev arkadaşı gibi.

Kızım...

Adam bana küs ya.

Ya da öyle bir şey.

Ya, olsun!

Sonuçta baş başa kalacaksınız.

Dört duvar arasında.

Çok romantik.

Bu pijamayla da ne romantizm yaşanır ya.

Ya bir şey diyeceğim... Ben bunu alsam çok mu komik?

Alayım mı ben bunu?

Ya komik de...

Aman komikse komik. Sen osun. Götür.

Evet ya. Niye kasıyorum ki.

Ya, hayır ondan değil yani böyle şimdi çok böyle bir şeyler götürüp de yani.

Ayıp adama.

Evine çökmüşsün gibi.

E, yani abartma.

Zaten bir şeye ihtiyacın olursa ben getiririm sana.

Ha, evet.

Mesela, bu kremi götüreyim mi?

He, yok alma.

El kremiyle adamın evini ele geçirebilirsin. En tehlikelisi.

Nihan!

Ya zaten gerginim.

Valla patlatacağım he.

Ya, kızım gerilme ya.

Sen, Ömer İplikçi'yle aynı çatı altında uyuyacaksın.

Öyle düşün.

Değil mi?

Bak. Tipe bak.

Kendinden geçti hale bak.

Uyan, uyan. Geldik.

Hadi geç kalacaksın.

İyi, tamam be.

Türkan Teyze'ye ne dedin?

He, ona şey dedim ya...

Arkadaşa gideceğiz çalışacağız falan filan dedim.

E, doğru da bir yandan.

Yani şimdi Ömer desen çok fena sıkıştırır.

Hem de nasıl. Zaten Ömer deyince biliyorsun.

Defne.

Bir de şey var...

Ne?

Ben anne olmak istiyorum.

Yani daha Serdar'a söylemedim ama bence zamanı geldi.

Ben... hazırım ya.

Ay!

Ay, benim mavişim.

Yeşil.

Ay, benim çipilim anne mi olacakmış?

Karnında bebişiyle.

Ay!

Ay, Nihan.

Peki, tam olarak ne zaman?

İşte, bir on beş dakikaya falan çıkartırım.

Ya bi dur! Deli misin?

Daha niyet ettim, daha yok bir şey ortada.

He! Niyet önemli.

En önemlisi niyet.

Bir kere kadının kendisini hazır hissediyor olması.

Hazırım.

İyi.

Abime ne zaman söyleyeceksin?

Uygun bir zamanı kollayacağım. Zamanı geldiğinde de... Patlatacağım ortaya.

Oh mis!

Bana verin ben bakayım.

Ya, iki tane yapın. Birine ben bakayım.

Allah Allah. Git kendi bebeğini kendin yap be. Manyağa bak.

Ay, kızım çok heyecanlı ya.

Bana bak. Abime söyler söylemez bana haber vereceksin.

Tamam.

Haber veriyorsun.

Veriyorsun bak.

Geç kalacaksın. Ver şunu bana.

Dur, dur. Çizim tahtam. Çekil. Çekil.

Şaşkın ya!

Evet, evet.

Hadi bakalım.

Bana bak.

Her akşam rapor veriyorsun bana.

Tamam mı?

Ne yediniz, ne içtiniz, ne yaptınız ne ettiniz. Ne oldu, ne bitti.

Hepsini öğrenmek istiyorum.

Ay, tamam. Tamam.

Bana bak.

Geçiştirme beni. Öyle gözlerini devire devire tamam deme.

Kızım gözümü nereden gördün? Sırtım dönük sana.

Ben bilmiyorum senin görümce gözlerini. Böyle deviriyorsun oradan.

Söz ver.

Ay, tamam vereceğim.

Yani, haber vereceğim. Arayacağım.

Ne haber?

Abi!

Abim benim ya!

Abim benim canımın içi.

Oh, oh, oh.

Baba mı olacaksın sen?

Sen baba mı olacaksın?

Ne?

Ay!

Valla bak şu ellere çocuk ne yakışır he.

Bakayım.

Valla çok yakışır he.

Nihan?

Ne diyor bu?

Şimdi hayatım şöyle...

Ben gidiyorum. Yoksa ağlayacağım birazdan.

Ay, siz ne tatlı şeylersiniz ya. Ay, siz ne tatlısınız ya.

Vallahi siz kız...

Ne tatlı bir şeysin sen ya!

Ee, söyleyin bakayım. Ben şimdi hala mı oluyorum? Teyze mi oluyorum?

Neyse, siz bana onu sonra anlatın.

Kaçtım ben.

Kaçtım.

Ölü olacaksın sen, ölü.

Aşkım?

Gerçek mi bu?

Hamile misin gerçekten?

Bak şimdi birtanem.

Ben sana bu konuyu böyle bir...

Baba oluyorum lan! Baba oluyorum!

Serdar!

Baba oluyorum!

Dur, ay. Dur! Baba olduğun falan yok!

Ne demek yok?

Yok.

Yani daha niyet var ortada.

İstiyorum diyelim.

Hazırım yani.

Anne olmaya.

Seninle çocuk yapmaya.

Ha, bebek falan yok yani?

Ben burada duygusal bir şey söylüyorum yalnız.

Tamam ya... Ben anladım.

Hamile değilmişsin işte.

Serdar, buna mı takılacağız ya? Ya, hakikatten şimdi buna mı takılacağız?

Ne bileyim ya. Heveslendim işte.

Tamam işte. Yapalım diyorum ben de.

Yapalım.

Bizim de bir bebeğimiz olsun.

Olsun değil mi?

Böyle... Minicik Serdar'ımız olsun.

Küçük, küçük. Bıyıklı.

Yanına böyle küçük bir Nihan.

Böyle annesi gibi piremses.

Kesin bana çeker.

Bence bunu şimdi tartışmayalım.

Aşkım be!

Yapıyor muyuz?

Şimdi mi?

Serdar.

Ben ağlayacağım galiba ya.

Oy, gel. Gel.

Gel. Oy, canım benim.

Anne mi olmak istermiş benim piremsesim.

Tamam, tamam.

Anne mi olmak istermiş...

Tamam.

Bu sefer değişiklik yaptınız he.

Hep Ömer Bey gelirdi de size.

Bu sefer ben istedim böyle olmasını.

Bakma sen, aslında Ömer çok sever misafir ağırlamasını.

E, tabi değer verdiği insanları.

Nasıl bu aralar? Keyfi nasıl?

İyi mi?

Anlaşılmıyor ki Sadri Bey.

Yani, bunca zamandır birlikte çalışıyoruz...

...hala çözemedim.

Nasıl desem...

Biraz çetrefilli biri.

Yani...

Hep saklıyor kendini sanki.

E, kolay değil öyle Ömer'i çözmek.

Zordur.

Ama, düşünceli bu aralar.

Yani, gerçi uzun zamandır öyle ama.

Aslında derdinin dermanını ben çok iyi biliyorum ama.

Ne yapacaksın işte.

Elimizde böyle sihirli değnek yok ki...

...şöyle bir dokunalım da halledelim.

Halledilir efendim, halledilir.

Hem öyle, sihirli değneğe falan da gerek yok.

Vakti gelince kendiliğinden hallolur.

Hala ümit var diyorsun yani. He?

Görünen dağın ırağı olmaz...

...derler Sadri Bey.

Hadi İnşallah bakalım.

Efendim İz?

Hadi gel, yemeğe çıkarayım seni.

Yarın yapsak?

Sadri Usta'm geliyor da.

Hadi ya.

Tamam, peki.

Yarın diyelim o zaman.

Ararım ben seni yine.

Olur, görüşürüz.

Ellerinden öper usta.

Yalnız bu sefer biraz acelemiz var.

Yani, tasarım kısmı uzun sürdü.

Rötuşlar falan derken.

Biraz geç kaldık.

Bunlar senin çizimlerin değil Ömer.

Tamam sen de varsın ama...

...başka bir ruh daha değmiş buna.

Yani seni tamamlamış.

Defne.

Birlikte çizdik.

Tabii.

Başka kim seni ikna edebilirdi...

...ki aynı masaya oturmaya?

Demek çizmeye başladı, ha?

Öyle.

Yani, bir takım oldunuz artık...

...berabersiniz. He?

Değiliz.

Olamıyoruz da.

Valla çizimlere bakınca bana pek...

...öyle gelmedi.

Tamam canım.

Dalma öyle dertli dertli uzaklara.

Sana içimi döksem...

...beraber toplar mıyız?

Toplarız tabii.

Dökül bakalım.

Biliyorsun birisi var.

Geldiğim, sevdiğim.

Gidemediğim.

Ne güzel işte, kalacak bir...

...yer bulmuşsun sonunda.

Yok be usta.

Ne gelebiliyorum, ne kalabiliyorum.

Böyle uzayıp giden bir muamma.

Üzülme.

Er geç sen de bulacaksın yerini.

Bak, insan en çok kimsiz kaldıysa...

...en çok oralı oluyor.

Ay.

Alo.

Yasemin evinin yakınlarından geçiyorum.

Evde misin? Bir uğrayayım sana.

Tamam.

Uğra.

İstersen.

Sen bilirsin.

Uğramasan da olur.

Önemli değil.

Uğra.

Uğrayacak mısın?

Tamam, geliyorum. Görüşürüz.

Görüşürüz.

Ay!

Ay, nereden çıktı şimdi?

Allah'ım.

Ne giyeceğim ben!

İyi ya böyle.

Tabii.

Ev hali falan.

Oldu.

Sallamıyorum imajı.

Ay.

Ay, böyle ev hali mi olur ya?

Böyle ev hali mi olur!

Ay, Sinan!

Ay, ne yapacağım ben?

Ay, yok artık.

Hediyeydi zaten.

Efendim, yeni evinize hayırlı...

...olsun demeye...

Hoşbuldum da Yasemin...

Bu ne hal?

Ay, ne var canım?

Tam üstümü değiştiriyordum.

Böyle arada kaldım.

Geç.

Şimdi ben de arada kaldım.

Girsem mi, girmesem mi?

Geç.

Ben geldim.

Onu farkettim.

Hoşgeldin.

Sadri Usta'm da şimdi çıktı.

Aa, keşke görseydim.

Kısmet.

Eşyalarımı şöyle bıraksam olur mu?

Tabii, tabii. Olur.

Hayır şimdi ilk dakikadan böyle evi dağıtıyormuş gibi olmasın.

Ben onu odama çıkarken götüreceğim.

Yani... Odam derken...

Ne?

Çay içer misin?

Çay?

Dedim ya, Sadri Usta'm geldi ya o yüzden.

Olur, içerim.

E, hadi gel.

Ben nerede yatacağım?

Odamı hazırladım sana.

Ben orta katta yatarım.

Yatağından oldun yani benim yüzümden.

Hiç sorun değil.

Şey, yalnız ben gece yemek yemeye falan kalkarım.

Kalk, farketmez.

E, şimdi senin uykun hani böyle bir hafif.

Malum, bende de sakarlık var.

Rahatsız etmeyeyim seni?

Yo, olur mu canım. Etmezsin.

Bu müzik sürekli evde...

...çalıyor değil mi yani?

Evin fon müziği gibi...

...hiç kapanmıyor yani?

Rahatsız olduysan kapatayım.

Ay, yok yok. Yok.

Çok güzel çok.

Severim ben zaten.

Rosetini değil mi?

Schubert.

Olsun ama yaklaştım.

Nereye?

Çalışma odama.

Hoppa.

Eşyaları yukarı çıkaralım mı?

Olur, çıkaralım.

Aman, dur.

Saçmalama.

Bırak, yok artık.

Evet.

Ben burada mı yatacağım?

Yani, eğer istemezsen...

Yok, yok... Olur.

Hadi bakalım.

Oda senin.

İstediğin gibi yerleşebilirsin.

Şey... Eşyalarımı...

...nereye asacağım?

Kremlerim.

Fırçalarım, saç maşam...

Anladım.

Birlikte yaşayınca insan tabii karşısındakine yer açmak zorunda kalıyor. Biliyorum zor ama.

Merak etme.

Ben öyle dağınık falan değilimdir yani.

Hemen bir düzen kurarız.

Olur.

He, bak şimdi.

Şimdi sen şunları o tarafa al.

Sen o tarafı kullan.

Ben de bu tarafa kremlerimi falan koyayım.

Anlaştık.

Evet!

Ee, şey.

Ben burada havlularımı yerleştirecek bir yer bulamadım da.

İçerde bulurum herhalde.

Hı, bulursun.

Tamam.

He, şey...

İçine sinmeyen bir şey varsa söyle ama.

Yok, yok canım.

Öğreniyorum ben de işte.

İyi tamam. Hadi gel.

Evet.

İşte burayı da böyle ayırdık.

Böyle seni sıkıştırmışım gibi oldu ama yani sen başta evi tek kişilik tasarladığın için.

Sonuçta sığdın ama değil mi?

Sığdık, sığdık.

İyi.

Güzel oldu.

En çok kullanacaklarımızı böyle alt rafa koyacağım.

İşte, bu bardaklar.

Günlük yemekler falan, fincanlar.

Hepsi burada olacak.

Çok kolay ulaşabilmemiz için.

Tamam.

Şey...

Ya, benim bir huyum var.

Ben dolap kapaklarını hep açık bırakıyorum.

Artık sen mecburen kapakları benim arkamdan kapatacaksın.

Alışacaksın diyorsun.

Olur.

Yani, huy işte. Ne yaparsın?

He, bir şey daha var.

Bir saniye.

Eh, şimdi...

Bir de şey var.

Alışveriş listesi için aklımıza gelen her şeyi buraya yazacağız ki alışverişe çıktığımızda bize kolaylık olsun.

Mesela ben şimdi ilk eksiği yazayım.

Neymiş?

Yani.

Şöyle yapalım.

Buraya yazalım böyle büyük büyük ki...

...belki unuturuz.

Olur.

Bir de, asıl genel kurallar var.

Mesela yemekler birlikte yenir.

Yani bu iyi bir şey.

Olur.

Öyle sıkılıp odaya kapanmak falan yok.

Ben de insanım. Benim de canım var.

Yani canım sıkılır falan. Konuşmak isterim.

Böyle şeylere açık olmak lazım.

Anladım, Defne.

Yani sürekli paylaşım içinde olacağız.

Olay bu.

E, gel o zaman film izleyelim.

Gerçekten mi? Ne izleyeceğiz?

Ne bileyim, bakalım. Gel.

E, bakalım.

İyi akşamlar.

Niye geldin?

Galo için.

Hayatta söylemem.

Ya Yasemin ne var söylesen?

Hadi beni de davet et.

Ya bak sana eminim şimdi onu deli gibi ağırlayacaksın ya.

Hadi, lütfen beni de davet et.

Ne olur.

Yok ya! Niyeymiş?

O zaman...

Sen de bana neden Milano'ya gittiğinizi anlat.

Evet Sinan.

Yani neden Milano'ya gidiyorsunuz?

Ne var orada? Ne araştırıyorsunuz?

Hayır ya! Asla söylemem.

Ya Yasemin...

Bak, zaten Galo böyle Passionis'in çizgisini falan hiç sıcak bulmuyormuş.

Ya bak ne olur hadi.

Ya bari ne zaman geleceğini söyle ya.

Gerçekten konuşmaya çalışacağım.

İtalyancam gelişsin diye.

Paslandı biraz.

Sen kesin tavlarsın onu.

Aklını başından alırsın.

Hayır da diyemez sana.

Vay.

Hem sen zaten bana niye Milano'ya gittiğinizi de söylemiyorsun.

He, benim çıkarım ne?

Niye yapayım bunu?

Çünkü beni seviyorsun.

Nereden çıkardın seni sevdiğimi?

Ben çıkarmadım, sen söylemiştin.

Yok artık.

Ben hayatta öyle şeyler söylemem.

Söyledin Yasemin.

Seviyorum seni Sinan.

Eh, o başka.

Ay! Ay, kesin kahveler soğumuştur.

Sıcaktı aslında ama.

Allah Allah.

Ne oldu?

Benim gitmem gerekiyor Yasemin.

Sinan!

Şey, sonra şey yaparız.

Sinan!

Ne oldu şimdi ya?

Bavulunu hazırlamışsın.

Hemen mi ya?

Çok komik!

Eşofmanım var içinde.

E, eve girmeden burada giyinip öyle gireceğim içeri.

Yakalanırsam eşofmanımla yakalanayım dedim.

Bahçedeydim derim.

E, çüş.

Hayatım boyunca evden kaçtım ben.

Kuralların sıkılığı da dedemden.

E, neyin var peki?

Gözlerin puslu puslu.

Bak bakayım bana.

Ağladın mı sen?

Hayatım çok karışık.

Çok kızgınım.

Ve bunu benimle konuşmak istedin.

Öyle mi?

Ay, sen de be!

Hemen kendine pay çıkarma.

Yabancı biriyle konuşabilirim dedim sadece.

Hadi.

Dur.

Şunu bırakayım.

Hadi.

Ay, dur be.

Deli misin? Nereye ya?

Aşk ve gurur mu?

Yok ya, bugün pek o havada değilim.

E, ne izleyeceğiz?

Barton Fink.

Coen Kardeşler.

İyi.

İzleyelim bakalım.

E, takıyorum.

Aa, o adam nereden çıktı ya?

Kim ki bu?

Yan komşusu işte.

He, ne alaka ya?

Öylesine mi gelmiş?

Duvarlar ne akıtıyor öyle ya?

Ne o? Nem mi o?

O kadar ne olur mu ya?

Ya işte bina Bartuğ'un kafasının...

...içi gibi öyle düşün.

O zaman ayakkabılar...

İşte İngilizce ayakkabının içinde olmak.

Yani...

Onun yerinde olmak gibi. Metafor ya.

Anladım.

Anlamadım ya...

Valla zerre kadar anlamadım.

Benim salak olduğumu düşünüyorsun şu an değil mi?

Yok canım niye salak olduğun düşüneyim.

Şaka yapıyorum valla sıkıldıysan...

...değiştireyim.

Yok, yok değiştirme.

İzleyeceğim.

Sevmek istiyorum ben bunu.

Hatta hastası olmak istiyorum.

Senin sevdiğin ne varsa ben de anlayıp onları sevmek istiyorum.

Niye kapattın?

Ben bir çalışma odasına gideyim.

Neden ne oldu ki?

İzliyorduk.

Aklımı çeliyorsun.

Bu sevimli hallerin, hareketlerin.

Ben sana yaklaşmak...

Aa ne yapayım canım?

Ben buyum.

Hayret bir şey ya.

Efendim kardeşim?

Olur, tamam gel. Evdeyim.

Şunu alsana.

Sağol.

Önemli değil.

Eymen?

Sence bu saatte burası tekin midir?

Ha, evden kaçmaktan korkmuyorsun da...

Üf, bak şimdi ya!

Tamam ya, kızma.

Ayrıca bir kadın bu saatte dışarı çıkabilmeli.

Ve korkmamalı.

Gel.

E niye geldik peki biz buraya?

Burası benim pencerem.

Nasıl yani?

Burası her şeye geniş pencereden bakmamı sağlar.

Buraya gelince dert ettiğim tüm o küçük şeyler saçma görünür bana.

Dene diye getirdim seni.

Benim sıkıntılarım küçük değil ki.

Çok sinirliyim ve sakinleşemiyorum.

E, anlatmayı denesen bana.

En yakınlarının bile sana güvenmemesi ne demektir?

Bilir misin?

Her sözünden, her hareketinden...

...her şeyinden bir kötülük beklerler.

Ama ya kötü olan onların...

...kafalarının içiyse?

Onlara aksini kanıtlıyor musun hiç?

Denedim.

Duygularımın ne kadar temiz olduğunu...

...onların bana ait olduğunu...

...bütün kalbimle her şeyi sevdiğimi....

...anlatmayı denedim.

E, sonra ne oldu peki?

Sonra yine kötü olasılıkları düşünüp...

...bir sonuca vardılar.

Ya sanki başlarına gelebilecek her türlü belayı ben açacakmışım gibi davrandılar.

Açmadın mı?

Daha değil.

Ama madem onlar bunu istiyor.

Ben de onları haklı çıkartacağım.

E, çünkü haksız çıktıklarında da üste çıkıyorlar.

Ne yapacaksın peki?

Bilmiyorum.

Net bir planım yok.

Ama olacak.

Düşünüyorum.

Asma artık suratını.

Gülmek gelmiyor içimden.

Seni yeniden öpmemin bir faydası olur mu peki?

Valla seni atarım şuradan aşağı, he.

Tamam, tamam. Kızma, gel.

Hadi, nasıl istersen.

Aa, Defne.

Ne haber?

İyidir Sinan Bey, siz?

Sinan.

Ne oğlum bu yüzünün hali?

Ya bu Biacuna'yı alan...

İşte, şirket...

Senior.

Moru.

He, tamam.

Defne, sen bunları duymasan daha iyi olacak.

Bir müsaade eder misin bize?

İyi, peki tamam.

Sağol.

Geç.

Ne dediler?

Boşuna gelmeyin dediler.

Bizimle çalışmayacaklarmış.

Kendi grup şirketlerinde bir tanesiyle çalışacaklarmış işte.

Ne yapacağız Ömer ya?

Biajuna bizim en büyük müşterimizdi abi.

Bir sakin, sakin. Dur bir düşünelim, dur.

Ya neyi düşüneceğiz Ömer? Gözünü seveyim.

Sinan sakin dedim.

Ya niye, nasıl sakin olacağım Ömer? Ya biz, bitiyoruz ya.

Eriyeceğiz, yok olacağız.

Ya, bir dur. Bir dur!

Öf Ömer ya.

Ne dediler tam olarak?

Ne diyecekler işte. Bu kadar dediler. Çalışmak istemiyoruz.

Bu.

Ama yani sonuçta ortada bir sözleşme var değil mi?

Yani... Bahar koleksiyonunu almak zorundalar.

Yani, dört ay.

Dört ay süremiz var.

Ondan sonra uçurum.

Başımıza gelene bak.

Biz bütün üretim bandımızı Biacuna'ya göre yaptık ya.

Dünya kadar yatırım bu.

İkna edilebilir bir tarafları yok mu?

Ne bileyim belki...

İşte, anlasana. Fiyatı kırmak için yapmışlardır.

Ne bileyim, ha?

Değil, değil.

Onlarla konuştuktan sonra Biajuna'yı aradım.

Hani belki araya girer de ne bileyim işte bir şey yapar falan diye.

Yok, yani.

Biz ne kadar fiyat düşürürsek düşürelim lojistik falan her türlü fiyat fark ediyor.

Tamam dur bulacağız.

Ayakta kalacak bir yol bulacağız.

Düşüneceğiz dur.

Ya bizim bu içinde olmak istemediğimiz eski işler vardı ya.

Hani onlardan birine mi dönsek acaba?

Aman he, sakın. Bir anda düşeriz.

Hiç anlamayız yani.

E ne yapacağız o zaman? Bekleyelim böyle şirket mi batsın? Ne yapacağız yani?

Bir sakin olursan kardeşim.

Olamıyorum Ömer!

Sakin falan da olamıyorum!

Senin de bu rahatlığın deli ediyor beni ya.

Üf, çok fena ya. Ne yapsam ki?

E, hadi git.

Sabah konuşuruz, tamam.

Vay be!

Tamamdır.

Haber verdiğin için çok sağol.

Alo?

Yasemin?

Sana geliyorum.

Ya, üf saçmalama.

E, çık o zaman dışarı.

Tamam on beş dakikaya...

...launchda buluşalım.

İyi misin?

Değilim.

Bana anlatmak ister misin?

Herhalde... kötü bir haber aldın.

Öyle oldu biraz.

Sana sıcak bir şey yapayım mı?

Hem böyle... sakinleştirir falan.

Defne, ben sakinim.

Gerçekten sağol.

Hayatta hiçbir şey öyle durduğu gibi kalmıyor. Merak etme.

Çözülecek.

Sen çözersin.

Yalnız kalmak istersen eğer...

Ben gideyim.

Yo, yo.

Gerek yok.

Ben, şey...

Çalışma odasına gideyim.

Tamam.

Ya, bu kadar üzülmene gerek yok.

Sonuçta batmakta olan Passionis.

Cheri değil.

Keser misin sesini Deniz?

Onca zaman Passionis'te çalıştım ben.

Sevgilim için üzülüyorum demiyorsun da.

Ne?

Bugün birbirinize nasıl baktığınızı gördüm.

Gerçi senin ilk günden beri Sinan'a karşı bir zaafın vardı da.

İplikçi olmak daha akıllıca geldi.

Bir zorladın o yolları.

Ne saçmalıyorsun sen?

Ayrıca ne demek o öyle?

İlk günden zaafın vardı falan?

Sana bir şey söyleyeyim mi?

Ben bu sizin grubun...

Sen, Ömer, Sinan falan.

Yani bu hallerinize bayılıyorum, he.

Hiçbir şey anlaşılmayacak zannediyorsunuz.

Değil mi?

Ya Sinan seni çağırdığı zaman...

...kanat takıp çıktın Tramba'dan.

Ben?

Yok, ben.

Sinan Karakaya'nın röportajlarına bakmalar.

Kızlarla şirkette ya naptı, nereye gitti...

...falan filan.

Ben öyle bir şey yapmadım.

Neyse ne.

Daha fazla kız muhabbeti yapamayacağım.

Olay bu.

Passionis çakılıyor.

Bunu fırsata çevir.

Hemen.

Ne yapmamı bekliyorsun?

Valla sen ne yapacağını daha iyi bilirsin Yasemin.

Madem Biajuna'yı kaybetmişler...

...geri kalanları da sen topla.

Nasıl olsa Passionis eriyip gidecek.

Hadi sana iyi akşamlar.

Sinan.

Yazık ya.

Aşkım.

Sen uyumadın mı?

Yok.

Olur mu öyle ya?

Uykusuz, uykusuz.

Yarın nasıl gidip çalışacaksın?

Sen niye uyandın ya?

Rahat edemedin mi?

Ha, yok yok. Rahat ettim.

Onun için değil.

Canım tatlı bir şeyler istemişti de...

Durum o kadar mı kötü ya?

Öyle.

Ya, şimdi bunu söylemek çok...

...saçma olacak ama...

...her şey geçiyor gerçekten.

Ben mesela yaşadıklarıma bakıyorum.

Yani artık toparlanmaz dediğim her şey...

...bitti dediğim...

...bitmemiş işte.

Yani, annemin gidişi...

...tasarım okuyamamam...

...tasarımcı olamayacağımı anlamam...

Bir dakika sen tasarım mı okuyacaktın?

Okulu kazanmıştım.

Hem de birincilikle.

Ama sonra işte para lazım oldu.

Çalışmam gerekti, gidemedim.

Çok üzüldüm tabii önceleri falan.

Baya yani.

Ama şimdi düşünüyorum...

Yani onu yaşamasaydım belki şu an...

...burada olmayacaktım.

Ya, anneannemin çok güzel bir lafı var.

Her şerde bir hayır vardır.

Önceleri çok kızıyordum da...

...yani şimdi hak veriyorum galiba.

Hayatta yaşadığımız her şeyin...

...bir sebebi var.

Yani...

Belki çok sonra yaşayacağın bir mutluluğun bedelidir bu sıkıntı.

Yani belki de değmiyordur bile.

Yani...

O yüzden üzülme.

İyi geceler.

İyi geceler.

Günaydın Şükrü.

Günaydın Şükrü Abi.

Şükrü.

Pardon efendim, buyurun.

Şükrü abi, iş için.

Öyle şey değil yani.

Ben şimdi Şükrü Abi'nin yanına...

...bineyim de ayıp olmasın.

Bugün de hava Maaşallah pek güzel.

Biraz soğuk ama.

Oho! Biz ne soğuklar gördük.

Bu yine iyi.

Değil mi Ömer Bey?

Tabii, tabii.

Ya, şey mi yapsak...

...hani böyle bir tane sandviç yapan yer vardı.

Sen çok seviyorsun falan.

Oradan bir sandviç mi yaptırsak?

Ama, geçtik orayı ya.

Aa, olsun Şükrü Abi.

Döneriz ne var?

Döneriz dönmesine de...

...trafiğe baksana Defne.

Defne aç değilim ben sağol.

Ömer.

Yanında olduğumu biliyorsun değil mi?

Görüşürüz.

Görüşürüz.

Yasemin Hanım ne oluyor?

Neyiniz var?

Gel.

Bu konuştuğumuz aramızda kalsın.

Passionis.

Biajuno'yu kaybetmiş.

Ne?

En büyük müşterisi.

Biajuno giderse...

Batar.

Ne yapacağız?

Bilmiyorum.

Yani bütün üretim bandı...

...o kadar çalışan falan böyle...

...açığa çıkarsa...

Tek başına karşılamıyor değil mi?

Yok canım, mümkün değil.

Bizim dört ay içinde en az Biajuno...

...kadar geniş çaplı bir müşteri...

...bulmamız lazım.

Bahar koleksiyonuyla ilgili bir...

...şey dediler mi?

Yani, alıyorlar mı?

Yani söylemediler de alacaklar.

Almak zorundalar ya.

Sözleşme var ortada.

Yani diyorum ki...

Bahar'a öyle sıkı çıkarız ki...

Devam etmeyi düşünürler.

Ne bileyim.

Neden olmasın?

Yani dediğin gibi...

Sıkı çalışırsak böyle akıllarını...

...başlarından alacak bir koleksiyon...

...çıkartırsak aslında olur.

Yani şey gibi, anladın mı hani...

Bu zamana kadar yaptığımız bütün koleksiyonlardan daha iyi.

En iyisi gibi düşün hani.

O zaman ne bileyim görünce...

Aslan kardeşim benim be.

Yaparız ya.

Yaparız, yaparız.

Biz çözeriz bu işi.

Halledeceğiz ya.

İyi olacak.

Niye olmasın yani?

Döner bu iş buradan ya.

Olur bence yani.

Aynen öyle.

Biz neler atlattık. Bu ne?

Bu doğru mu?

Ne oluyor ya?

Bir sorun mu var acaba?

Toparlayacağız.

Şu an bir sorun yok yani. Biz öyle panik yapmıyoruz.

Hani kimse de havaya girmesin.

Tamam?

Passionis hala ayakta yani.

Sinan saçmalama ben seni merak ettim.

Pardon ya.

Sen nereden duydun peki?

Söyleyemem.

Şirket sırrı.

Asıl şirket sırrı bu Yasemin.

Tamam?

Bak eğer buraya profesyonel sebeplerden dolayı geldiysen. Lütfen.

Tamam?

Meşgulüm.

İşim var.

Sinan, yapma lütfen.

Üzme kendini böyle.

Bak...

Ben...

Biz...

Cheri olarak elimizden geleni yaparız.

Hani eğer bir şeye ihtiyacın olursa...

Yok Yasemin, sağol.

İşim var. Lütfen.

Biajuno sözleşmeyi yenilemiyormuş.

Doğru.

Dün öğrendiğin haber bu muydu?

Aynen.

Galo sonraki gün bizim şirkete geliyor.

Ben size haber veririm.

Belki bir bağlantı falan sağlarsınız.

Bir şey yaparsınız.

Ne bileyim belki bir işinize yarar.

Yani sonuçta...

Galo yani.

Biajuno'yu bile cebinden çıkarır.

Anlaşma yaparsanız Passionis kurtulur.

Defne.

Bir daha bana çalıştığın yerle...

...alakalı bilgi verme.

Sen Cheri'nin çalışanısın.

Bu çok yanlış.

Senin için.

Biliyorum.

Biliyorum ama...

...ne için olursa olsun.

Bir daha yapma.

Ne ben duymuş olayım.

Ne de sen söylemiş ol.

Başka hiçbir şeyin umrumda...

...olmadığını anlamıyorsun değil mi?

Derya.

Bağla, bağla.

Sözleşme iptal.

Bahar koleksiyonunu almak istemiyorlar.

Yani dört ay falan yok.

Şu an şu dakika itibariyle...

...her şey durdu.

Bitti.

[Jenerik Müzik]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.