Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
(Jenerik müzik.)
[Hayat, bugünden ibaret değildir hiç bir zaman.]
[Ben bunu çok küçük yaşta anladım.]
[Yaşadığım acının en büyük acı, mutluluğunsa en büyük olmadığını.]
[Yaşarken farkında değiliz bence evet ama içimize işleyen bütün o anlar kişisel tarihimizin bir parçası oluyor.]
[İşte bizi biz yapan, şimdi belki buruk bir tebessümle andığımız o hatıralar aslında.]
[Geçmiş, acıtarak, büyüterek, geleceğe hazırlar bizi.]
Evet, sayın seyirciler, şampiyon takımın efsane oyuncusu yıldızı Ömer iplikçi ile beraberiz.
Söyler misiniz? Zirvede havalar çok çok serin diyorlar. Ne diyorsunu? Öyle mi gerçekten?
Ama şimdi hayranlarınız sizden bir açıklama bekliyor yani Ömer Bey.
Ya sıkılmadınız mı ya sürekli şampiyon olmaktan?
Ya Sinan, bir git Allah aşkına ya.
Ya ne bileyim? Arada bir değişiklik olsun diye karşı takıma ayıp olmasın diye falan, yenilmek istemez misiniz?
Şampiyon sevgilim.
Oğlum o üçlük neydi? Efsaneydi oğlum efsane.
Güzel maçtı.
Süper değil miydi kızım ya?
Bir şey diyeceğim. Bunu böyle bırakma ha ortada, kızlar orada pusuya yatmışlar, vallahi kapar götürürler ha.
Kim? Hangi kızlar? Vururum.
Sakin ol, takılıyor. Boş ver sen!
Bir şey diyeceğim. Oğlum madalya da var ya çok yakışmış. Tam bir Milano stayla sakın çıkarma.
Anneme vereceğim, eve çıkarmışlar bugün, amcam aradı.
Ciddi misin?
Oğlum bu çok iyi haber! Kadın iyileşti o zaman.
Herhalde, eve gideceğim bakalım.
Ee kutlayalım bunu o zaman?
Tabi ki kutluyoruz, bir dakika şey.
Doğum günü ile beraber, anlaştık mı? Akşam geliyorsunuz değil mi?
Geliyoruz tabi, aşkım dimi?
Gideriz gideriz, ama önce bir anneme bakmam lazım, ararım akşam.
Tamam bak sen, ben şimdi mekana gidiyorum, bir ortalıkta dolaşacağım. Akşama görüşürüz tamam mi?
Beni bekle.
Sado Abi, gördün mü maçı? Gördün mü?
Ne oldu Neriman?
Uyudu şimdi.
Neriman, nasıl söyleyeceğiz Ömer'e hah?
O annesini iyileşecek zannediyor.
Nasıl söyleyeceğiz? Son günlerini evinden geçirsin diye hastaneden çıkartıp eve getirdiğimizi?
Hay ona bir şey söyleyemeyiz Necmi, o daha küçücük bir çocuk. Annen ölüyor diye söyleyemeyiz, bekleyeceğiz.
Kendi görecek. Yapacak bir şey yok artık, olan olacak. Ahmet'ten haber var mı?
Yok, hastane işleriyle uğraşıyordur herhalde.
Ama Ömer'in maçı bitmiş eve geliyormuş.
Ha iyi, bana bak. Sakın ona bir şey çaktırma, tamam mı canım?
Ah be çocuk, ah be çocuk.
Necmi'ciğim bak ona hiç bir şey söylemiyoruz, o burada olsun yeter.
Eyvah, ne olacak bu çocuğun hali?
Necmi ne olur kendini toparla, bak hiç bir şey söylemiyoruz.
Ah, geldi galiba.
Ay canım.
Hoş geldin bir tanem benim. Hoş geldin yengem. Aç mısın? Sana yemek hazırlayayım mı?
Yok yemeyeceğim bir şey.
Nasılsın oğlum Ömer? İyi misin?
İyiyim. Annem nasıl?
İyi, uyuyor.
Gidip bakayım.
Yok yok gitme oğlum, uyusun dinlensin biraz, rahatsız etme şimdi.
O şimdi uyuyor, biraz toparlansın ondan sonra kendine gelir. Zaten doktorlar da dedi ya iyileşecek diye.
Gidip bakacağım ben.
Ömer.
Nihan.
Ne yapıyorsun ya? Ver ver.
Sağ ol, vallahi Allah yolladı seni.
Annem yine pazar işini bana kitledi sağ olsun, kendisi geziyor. Tabi Nihan'ı düşünen yok ki .
Var canım.
Hım?
Hah?
Haber versen diyorum, tek başına niye taşıyorsun? Ben sana yardım ederim.
Aa şuna bak, tutulmuş, indirmişler kiralık yazısını.
Kim taşınacak acaba?
Yeni komşu ha.
İster misin böyle cillobistan başkonsolosu gibi biri gelsin? Böyle hafif kavruk falan?
Kadir İnanır gibi.
Yani Kadir İnanır'ın de devri bir yere kadar. Nihan'cığım.
Aman, nerede bende o şans ya? Hayal işte. Hadi.
Kandırdınız beni.
Siz de kandırdınız.
Ama bir dinle hayatım, bebeğim.
Hani iyileşecekti? Hani o yüzden çıkartmışlardı hastaneden?
Oğlum işte evde olursa morali yükselir diye doktor şey yaptı.
Amcan doğru söylüyor hayatım. Bak şimdi hep bizimle böyle ne güzel bir arada olacağız, inşallah uzun seneler.
Annem benimle veda konuşması yaptı yenge.
Gidiyorum dedi. veda ediyor bana, ne anlatıyorsun sen?
Ömer'ciğim ama bir.
Kötü dimi? İyileşmeyecek bir daha. Yalan söylediniz bana.
Ömer, oğlum gel otur.
Amca bırak, sana da inanmıyorum. Hiç birinize inanmıyorum artık.
Ömer.
Ahmet henüz gelmedi mi?
Gelmedi Hulusi Bey.
Ah, Emin, ah neler çektirdi biz.
Dedik ona dedik, sana eşraftan bir kız alalım dedik, ama seviyorum Emine'yi dedi. Seviyorum, direndi.
Ah Ahmet Ah.
Neriman Hanım da eşraftan değil mi? O da İstanbullu.
Tamam, tamam ama Neriman sakin kızdır. Emine gibi dik başlı değil. Neymiş? Tıbbiye mezunuymuş.
Köy köy dolaşıp, ilaç dağıtacakmış hah.
Gördük işte.
Dede.
Ömer, sen burada mıydın?
Sen var ya dede, adam değilsin.
Ömer.
Hep aralarına girdin, hiç rahat bırakmadın. Sakın bir daha abu eve gelme.
Ben, ben bir şey söyle.. Ömer.
Ömer.
Ömer.
Baba.
Ömer, Ömer.
Bravo baba, bravo baba.
Çektirdin, çektirdin, Emine ile Ahmet'e çektirdin yetmedi mi?
Bu mu kaldı şimdi?
Ben öyle demek istememiştim ben.
Bırak Allah aşkına.
Ben Ömer için bir şey söylemedim, Ömer benim canım.
Ama Emine , ahh.
Aman, aman, aman, kırılacak yazıyor, eşek kadar kırılacak yazıyor üstüne bir dikkatli olun biraz ya.
Şimdi yığılı vereceğim şuara. Öldüm vallahi yorgunluktan.
Uyudu mu Esra?
Uyudu, uyudu.
Annem nereye gitti ya? Gelir gelmez çıktı dışarıya.
İşi varmış, öyle dedi.
Gezmeye bahane, ayağı cıvık.
Oğlum, Serdar sen git yiyecek bir şeyler al, hadi.
Kahvaltılık bir şeyler, ekmek, yumurta filan.
Öleceğiz yoksa çalıktan.
Ya bana ne ya? Defne alsın.
Çüş abi ya, vallahi iyice yıldın kaldın ha üstüme, almıyorum ben bir şey, git kendin al.
Hapır sapır konuşma be Serdar.
Ne yapsın şimdi? Mahalle yeni filan.
He yeni.
Of, ya tamam ya tamam, of.
Artist.
Uyuz.
Sen de sus.
Dikkat edelim, dikkat, dikkat.
Ya o öyle girmez, çevirin şunu azıcık. Çevirin, çevirin, vallagi çizdiniz her yeri çizdiniz.
Mahvettiniz ya.
Dilimde tüy bitti, söyleye söyleye bitti.
Bu kadar bağırmasak yalnız?
Efendim?
Sesi çok çıkanları sevmeyiz biz bu mahallede de.
Azıcık yavaş.
Hasta mısın kardeşim? Taşınıyoruz burada.
Hadi canım. Hiç belli olmuyor ha.
Ben de diyorum kamyon falan ne iş?
Sana şimdi buradan bir dalarım.
Görürsün ne oluyor.
Hasta mısın? Ne sin? Git adamın asabını bozma.
Manyak mı ne?
Aa, sensin manyak be.
İnsan gibi geldik şurada bir yavaş dedik, doğru konuş.
İnsan gibi gelen, önce bir gelir hoş geldiniz der, beş gittiniz der. Sen ne yaptın?
Çen, çen, çen, çen. Sevimsiz.
Ee yettin ama sen ha. Haddini bil.
Bilmezsem ne olacakmış?
Bildiririz.
Allah Allah.
Nasıl olacakmış o?
Göstereyim nasıl olacakmış o.
Göster.
Göstereyim.
Gel.
Defne, ne oluyor orada kızım?
Mahalleye bazı haşeratlar girmiş anneanne, onları temizliyorum.
Bittin kızım sen.
Yazdım seni.
Bittin.
Yürü.
Manyak mı ne?
Ne bileyim, manyak gelip beni buluyor ya manyak.
Ne habersiniz gençler?
İyiyiz sen nasılsın?
Ben de iyiyim ne yapayım işte, geldim her zamanki gibi.
Aman.
Orada biri var. Hadi görüşürüz.
Görüşürüz.
Pek bilmezler burayı.
Anca kafası bozulanlar gelir.
Derdini anlatacak kimsesi olmayanlar.
Yalnız ruhlar yani.
Sen de mi öylesin?
Gibi.
Bir yandan anlamaya çalışıyorum hayatı.
Bir yandan da baş etmeye.
İnsan anlamadığı şey ile nasıl baş eder ki?
Annem, çok hasta.
Bir şey olmaz, iyileşir sandım ama bugün veda etti bana.
Veda etti?
İyi insan ol dedi, adaletli ol, beyefendiliğinden ödün verme.
Sağlam öğütlermiş.
Başka?
İyiler kazanır dedi, hep iyiler kazanır.
İyi olmaktan vaz geçme.
Umarım haklıdır.
Sanki, yanımda olmayacağını düşünüyor gibi.
Bir daha karşılaşmayacakmışız gibi.
Ee niye buradasın o zaman?
Benim annem yok mesela, ama olsaydı eğer, bir gün yaşayacağını dahi bilsem, bir an bile ayrılmazdım yanından.
Gider sıkı sıkı sarılırdım.
Annenin yanına git bence.
Ona git sarıl sıkıca.
Madem on dakikan mı var? On saatin mi var bilmiyorsun.
İyi değerlendir.
Hatta.
Bunu da al götür.
Ne bu?
Sen mi yaptın?
Bazen esince yapıyorum böyle.
Sıkıntıdan.
Simorg.
Bilir misin?
Anka, masal kuşu.
Evet.
Kanatlarını açtığı zaman, dünyadaki bütün bitkilerin tohumları dökülürmüş.
Bu tohumlar, dünyanın dört bir yanına saçılır.
Şifalı bitkiler büyütürmüş.
Böyle böyle, bütün hastalıklara şifa oluyormuş
İyi kalpli bir kuş yani.
Evet.
Bence sen de iyi kalplisin.
Uğur getirsin sana.
Hadi bakalım, afiyet olsun.
Ya yine mi yumurta ya?
İçim kalktı vallahi ha.
Nimete burun kıvırma.
Bunu bulamayanlar da var.
Ne yani onca telaşın arasında sana bir de dolma mı yapaydım.
Ah keşke de.
Nerede o eski anneanneler?
Bak geliyor terlik ha.
Annemi bekleseydik ya.
Yok yok, başlayalım biz.
Niye ya? Gelir belki.
Gelmez.
Hadi.
Hadi.
Heh, bak gördün mü? Ben dedim sana gelir belki diye.
Selam, hoş geldiniz.
Merhaba, hoş bulduk.
İso ben, aşağı sokaktan. Pardon.
Ben de Defne işte, yeni taşındık, mağlum.
İyi yaptınız ya.
Güzeldir buralar.
Güzel, güzel. İyi yani.
Annem yemek gönderdi, onu getireyim bir de tanışalım dedim işte.
Tabi tabi, geçsene.
Şöyle.
Komşu, komşu.
Merhaba.
Rahatsız ettim, kusura bakmayın.
Ee, şey aşağı sokaktan, İso.
İso, anneannem.
Serdar Abim.
İso da neymiş evladım?
Doğru dürüst bir adın yok mu senin?
Vallahi doğrusu İso.
Düzgününü bilmiyorum. Öpeyim teyzeciğim.
El öpenlerin çok olsun.
Hoş geldin Serdar kardeş.
Hoş bulduk İso kardeş.
Ee sağ olsun, bize işte yemek getirmiş.
Ah, sağ olsun.
Dolma, biber dolması.
Oha!
Niye ya?
Ya işte budur be, adamsın çak.
Çak çak.
Gel, gel, otur, ben sana bir sandalye bulayım.
Gel.
Kardeşim.
Gördün mü? Gördü dolmayı hemen.
Hemen nasıl var ya.
Hah, istedin oldu.
Açıyorum o zaman.
(Müzik.)
İyy yavaş ye, yavaş. Gırtlağını deleceksin.
Sana ne ya? Gırtlak benim, mide benim. Sana ne oluyor?
Aman, sabah sabah iştahımı kaçırdın ha.
Haa, çok vardı da, çiros.
Arap atı.
Horoz ibiği.
Koca kulak.
Mısır püskülü.
Pis bıyık.
Beyaz peynir.
Anneniz gitti.
Nasıl?
Ne demek gitti?
Gitti işte, bir daha gelmeyecek.
Yok ya, o hep diyor öyle, gideceğim bir daha dönmeyeceğim falan filan diye.
Gelir o gelir, gelir.
Evet ya, şaka yapmıştır o şaka yapmıştır. Niye gitsin ki yani? Of sen de inandın anneanne yani.
Talibi çıkmış, evlenecekmiş.
Evlenecek miymiş?
Yeni bir hayat kuracağım kendime dedi.
Yoruldum artık dedi.
Dayanamıyorum dedi.
Ne diyeyim?
Nasıl yani şimdi?
Bizi öylece bırakıp gitti mi?
Terk etti yani?
Neden ki ya?
Biz ona ne yaptık ki?
O da bir düzen kurmak istedi kendine, talibi de olunca.
Ama seviyor sizi. Sakın yanlış bir şey düşünmeyin.
Giderken o da üzüldü çok.
Biz şimdi kimsesiz mi kaldık yani?
O ne demek evladım?
O nasıl laf?
Ben varım ya başınızda.
Ömrüm, nefesim yettiğince yanınızdayım.
Ya aynı şey mi?
Şu yaşta üç tane çocuğu var, hangi anne bunu yapar?
Hangi anne üç tane evladını bırakıp gider?
Oğlum.
Yok benim annem artık.
Hiç affetmeyeceğim onu.
Ömrüm boyunca affetmeyeceğim.
Abi.
Oğlum nereye?
Neden anneanne ya? Hah?
Neden? Niye gitti ki?
Önce babam gitti, sonra annem gitti. Bizim hiç bir sevilecek yanımız yok anneanne.
Sevilecek bir yanımız yok mu? Niye gidiyorlar?
Güzel kızım benim, kurban olurum göz yaşlarına.
Ağlama.
Ne sandın kızım? Senle sevgili mi olacağım? Amma da abarttın.
Benimle konuşabildiğini şükret.
Nefret ediyorum senden.
İğrençsin.
Sen önce saçlarından nefret et. hadi bays.
Şş bana bak.
O yampirik burnunla bu kıza öyle laf etmeye utanmıyor musun sen?
Bu kafenin içinde sesini yükselterek, gözleri üzerine çekmek için sence biraz çirkin değil misin?
Efendim?
Ay, kulağı da bunun duymuyor, ay ay.
Tatlım, lafla kin çıkarmakla gurur mu duyuyorsun sen?
Nasıl?
Ayi, canım burada kadınlarla bir tek ben böyle konuşurum.
Çabuk özür dile.
Ben?
Evet.
Sen kimsin ya?
Hay, ayi ben kim miyim?
Hah, hayatım ben Koray Sargın'ım.
Çabuk özür dile.
Özür dilerim.
Hadi.
Yıkıl şimdi.
Ayi, yazık kıza, yazık.
Ah, ah, hayatım.
Tatlım sen kafana takma böyle şeyleri.
Ay bazen erkeklerin böyle ağzından çıkanı kulakları duymuyor da.
Hadi hayatım kaldır kafanı.
Ayrıca ne kadar çirkin olabilirsin sen ha?
Hadi hayatım, bak kafanı kaldır.
Kız, ay ben çok güzel hot chocolate yaparım.
Sana bir tane yapayım ha?
Kız değerimi bil değerimi.
Çirkin değil miyim yani?
Kız anlamıyorum, ilk önce ağzından lokmayı bitir öyle konuş.
Diş tellerin mi? Ay hayatım pardon ben anlamamışım.
Hadi hayatım boş ver, hadi kaldır kafanı sen.
Hadi hayatım ban Koray'ın burada.
Hadi tatlım, ağlama yavrum hadi.
Hadi.
Töbe tanrıma.
Ay kız, sakın bakma karşıya.
Ay çok korkuyorum şu an.
Ay baktı yine.
Ay kız. Bir şey diyeceğim.
Kız sen dereye mi düştün ha?
Hayır yani bir insanın böyle yüzü falan güzel olurdu.
En azından.
Biraz ilginç birisin herhalde.
Ne?
Ben çirkin miyim yani?
Ay yok hayatım, yok.
Ay yok hayatım, çirkin değilsin de.
Hayatım bak diyorum ki sen o dereden çık.
Yani ne bileyim, bir operasyon falan geçir diyorum.
Ay bir dokunabilir miyim elimle?
Ay yazık olacak ama tatlım, bu elinle kaşlarını alacaksın. Ne bileyim bu gözlüğü falan çıkar. Şu ağızdaki ...
... koca teli çıkar.
Saçlarını böyle kafana uygun bir şey yaparsın.
Kız böyle sıdıka gibi dolaşma.
Ay ne bileyim yani, insan böyle güzel olunca.
Kötü yola düşersin belki ha.
Ee tatlım, güzel olursan, kötü yola düşmen ihtimalin çok yüksek.
Güzel miyim yani?
Sen? Tatlım yani güzel şeyler düşünürsen güzel olursun.
Herhalde.
Tatlım, bak ne diyorum ben.
Sen çok önemli bir insansın.
Kendini önemse, bırak başkalarını sen. Tamam mı?
Maşallahın var.
Ne bileyim.
Heh, şimdi ben burada çalışıyorum ya.
O yüzden ben gideyim başka müşterilerimle ilgileneyim.
Tamam mı? Hadi sen de bir şeyler ye iç.
Kız bir de az ye, ay maşallah.
Her tarafından kusurlu kız, her tarafından.
Hadi hayatım, sen oturmana bak, keyfine bak.
Ay inşallah bir daha karşıma çıkmaz bu kadın.
(Müzik.)
Ya dikkat etsene.
Oha.
Kusura bakma.
Allah'ım o neydi ya?
(Müzik.)
Önce Emine, sonra Ahmet.
Çocuğun kendini toparlama şansı bile olmadı.
Hayır iki ay oldu, göbek atsın demiyorum ama bir tebessüm bile etmedi.
İyice içine kapandı.
Kim bilir nerede?
Ne yapar? Nerededir? Hiç bir fikrim yok.
Başına bir iş gelmesinden korkuyorum.
Ya bir daha bizimle hiç görüşmek istemez ise?
Ay öyle deme Necmi.
Biz onun amcası ve yengesiyiz.
Kardeş acısınden sonra bana emanet ettiği tek şeye, oğluna bile sahip çıkamadım.
Her şey çok yeni, bu duruma bira alışması lazım.
Biraz zamana ihtiyacı var.
Toparlayınca o kendisi gelecek bak, göreceksin.
Elimden hiç bir şey gelmiyor Neriman.
Çocuk resmen kendini kaybetti.
Necmi'ciğim, her şey yoluna girecek.
Sadece biraz zamana ihtiyacımız var.
Nasıl girecek Neriman? Nasıl girecek?
Annesinin ve babasının katili olarak dedesini görüyor.
Bu yüzden de dedesini de bizi de asla affetmeyecek.
Ne olurdu şimdi çıkıp gelseydi?
Ömer?
Ömer mi?
Gel Necmi.
Bravo İso, senle gurur duyuyorum, çok büyük adam olacaksın.
Sağ olun hocam, sayenizde.
Ee, bu kadar çalışmanın mükafatını görüyorsun artık.
Haftaya çok kıymetli bir misafirimiz var.
Bil bakalım kim acaba?
Amam hocam, heyecan yaptırmayın ya.
Yap yap, lazım, Fatih Terim.
Ne?
Hem de seni izlemeye gelecek, seni bir görsün anında kapar.
Ondan sonra kimse tutamaz seni oğlum.
Ne diyorsunuz hocam?
Fatih Terim, beni izlemeye mi geliyor?
Gerçek mi bu ya?
Gerçek ya, eh artık bizden bu kadar.
Bundan sonra işe sende, hadi bakalım, göster kendini.
Hocam.
Çok çalışacağım hocam.
Çok çalışacağım, sizin yüzünüzü karaya çıkartmayacağım.
Göreceksiniz.
Ohannes, yavaş.
Bir şey diyeceğim ya, bu bizim bildiğimiz Fatih Terim yani?
Aynen ondan.
Bu var ya Nihan, çok acayip fırsat ha.
Bir beğendirsem kendimi ya, bir seçse beni.
Çok büyük topçu olacaksın değil mi?
Ronaldinho gibi.
En büyük hayalim var ya.
Ya şimdi sen çıtayı bayağı yükselttin ya.
Ben ne desem güdük kalacak tabi de.
Ben turizm okuyayım diyorum.
İki yıllık.
Hem yormaz da, hem de bir mesleğim olur dedim.
İyi, yani gayet güzel, çapaksız temiz iş işte.
Dimi?
İnşallah.
Gıcık oluyorum şuna.
İso ne haber ya?
İyi sen?
İyi.
Şey yapsana ya, gelsene otur.
Olur.
Saçmalama.
Ne yapıyorsun?
Nerede bu adam ya?
Sadri.
Merhaba eski dost.
Hoş geldiniz. Geçin geçin, geliyorum.
Geç Necmi.
Yavrum sen içeriye gir canım benim.
Biz amcalarla bir şey konuşacağız.
Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz.
Sadri.
Mesele bizim oğlan.
Geçenlerde anlatmıştım ya sana, işte o durum.
Hiç bir şey kabul etmiyor mu yani?
Hayır.
Hepimize sırt çevirdi, hiç birimizin yardımını kabul etmiyor.
Hep senin yüzünden baba.
Şimdi sırası mı Necmi?
Sonra konuşuruz bunları.
Önce oğlanı kurtaralım.
Nasıl?
Tamam tamam bir dakika, bir sakin olalım, bir sakin olalım.
Sadri, elini uzatacaksın, ona hamilik yapacaksın. Tamam mı?
Senin ellerine teslim edeceğiz oğlanı, tamam mı?
Tamam Hulusi'ciğim merak etme, senin torunun, benim torunum.
Nerede peki şimdi?
Bilmiyoruz.
Ben biliyorum.
Baba ne yapacağız?
Bakın ona ihtiyacı olan her şeyi vereceğiz.
Yani kendisine.
Sadri, ocağına düştük, sana teslim her şey.
Tamam Hulusi'ciğim, sen merak etme.
Siz Ömer'i tanımıyorsunuz.
Ömer keçi gibidir, şimdi iyice keçileşti.
Bizim ulaşamadığımız çocuğa siz nasıl ulaşacaksınız?
Sadri, eski topraktir.
Bakarsın açar gönlünü, Ömer'i alıverir.
Bana bak, sana şuradan bir korum, geldiğin yere uçarak dönersin.
Allah Allah! Nasıl olacakmış o? Gel, gel yap bakalım.
Göstereyim nasıl olacağını ben sana.
Göster göster gel.
Ee aferin size.
Derdin ne kızım? Senin olayın ne?
Geçmeyeceksin kızım benim mhallemden, geçmeyeceksin.
Sürekli sokağımdan geçiyorsun, sinirlerim bozuluyor.
Allah Allah! Fazla oldun ha.
Allah Allah! Benim mahalleme taşındığın için olabilir mi acaba?
Bak, bak, hala benim mahallem diyor. Benim mahallem diyor.
Benim mahallem.
Kızım, Nihan misin? Ne sin? Yemin ediyorum var ya sana buradan bir dalarım şimdi.
Görürsün gününü ha.
Vır vır, vır vır, anca laf.
Kırmızı kafa.
Bana mı dedin onu?
Sana dedim.
Onu bana mı dedin?
O bana mı dedi?
Bırak, bırak bakalım ne yapacak ya.
Bir şey soracağım, bana mı dedi onu?
Hayır, hayır demedi.
Senden başka kırmızı kafa var mı?
Tamam, yürü sen, yürü.
Gel bakayım şöyle.
Bırak ya.
Amma uzattın ama ha.
Manyak bu ya, bu var ya, benim elimde kalacak.
Yirmi kilo bir şey zaten.
Kızım tamam, amma uzattın ha.
Ne var yani? O da senin gibi gayet düzgün bir kız işte.
Heh, sen tamamsın yani, Defne olayını çözdün yani.
Evet, gayet iyi kız.
Boğarım seni İso, lime lime ederim. Onun hakkında iyi bir şey söylemeyeceksin.
Aşk olsun, komşuluk öldü mü ya?
Öldü.
Öldürdüm.
Görmezden geleceksin onu ya, sevmeyeceksin onu.
Ya kızım, yeni gelmiş mahalleye, şunun şurasında bir sene olmadı zaten.
Hem bir şey söyleyeceğim, annesi falan terk etmiş.
Yazıktır be.
Nasıl terk etmiş ya?
Bas bayağı işte, çekmiş gitmiş.
Ana yok, baba yok, öyle düşün yani.
Öyle çok mu yalnızlarmış?
Hem nasıl, ya geceleri evlerinden hıçkırık sesleri geliyormuş Nihan.
Öyle böyle değil.
Ne oldu?
Sertini toplayamadın mı? İşte bu kadarsın kızım sen, balonsun balon.
Ben buna Allah yarattı diyemem ama, bana bak.
Dur, tamam ya.
Ya bir dur.
Defne.
Sen beni saçımı.
Bir dakika lan.
Başka yelkenli yok mu?
Yok.
Koskoca denizde bir başına diyorsun yani ha.
O haline bakmadan o denizin ihtişamına karşı koyuyor yani.
Yoktur başka çaresi belki.
Tek çıkış yolu budur.
Yalnızlık diyorsun.
Sanki kendisi seçmiş gibi geldi bana, yalnızlığı.
Ne bileyim, böyle. Başka kapıları zorlamadan atıvermiş kendisini, denize.
Yani kurban olmayı seçmiş.
Geçmişini bilmiyoruz ama.
Neler yaşadığını.
Nelere katlandığını.
Herkesin geçmişinde acılar var.
Önemli olan, o acıları nereye koymayı bilebilmekte.
O acılarla yaşarsın, ömrünün sonuna kadar kurban olmayı seçersin.
Öyle zavallı bir insan olarak devam edersin hayatına.
Yada eski bir palto gibi sırtından atar gidersin geçmişini.
Geleceğe ümitle sarılırsın.
Peki ya geçmişi unutamazsan?
Yani bunca şeyi?
Nasıl unutulur ki?
Unutulmaz, aslında unutmaman da lazım.
Niye? Çünkü o acılar, üzüntular, hayal kırıklarıdır seni sen yapan.
Ama altında ezilmeyeceksin.
Ayağa kalkacaksın evlat, dikileceksin, hayata tutunacaksın
Ya yoksa öyle bir yer?
Her zaman vardır.
Bak ben kalıp ustasıyım, ayakkabı kalıpları yaparım.
Böyle yetiştirebileceğim bir çırağa ihtiyacım var. Böyle genç, dinamik.
Mesela gel benimle çalış diyorsun.
Fırsatlar insanın karşısında öyle bağırarak, çağırarak ben fırsatım diye çıkmaz ki.
Böyle kenardan, kıyıdan, sessizce geçmeye çalışırlar.
Önemli olan o fırsatı, yakalayabilmektir.
Nerede yaşıyorsun? Evin nerede?
Yok evim. Hiç kimseyim ben.
Böyle olmaya da devam edeceğim.
Et, edebilirsin tabi ki.
Ee ne diyorsun? Var mısın benimle?
Yokum.
Yoksun.
Nedenini sorabilir miyim?
Ya kaybedersem?
Fırsatı fark ettim, hadi kullandım diyelim. Ya sonunda kaybedersem?
Ah işte orada duracaksın.
Burada kazanmak ne biliyor musun? Fırsatın ta kendisi.
Fırsatın kendisi kazanmak.
Onun için, kazanmayı öğreneceğiz tamam mı?
Ömer ben.
Sadri.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Gel yavrum geç.
Aç mısın oğlum? Bir şeyler hazırlayayım mı?
Yok sağ olun.
Yok sen hazırla, hazırla, yer bir şeyler.
Belli, o da ben yemem diyenlerden herhalde.
Gel yavrum geç.
Al yavrum.
Geç yavrum geç, kendi evin gibi rahat etsene, gel.
Bizim küçük bir odamız var, orada kalırsın bir müddet, rahat edersin, ve dört duvar ne de olsa şimdi.
Yok, lazım değil, iyi de gelmiyor zaten.
Dükkanda kalırım ben.
Olur mu yavrum? Dükkanda yatılır mı Aa.
Bak benim oğullarım var, onlarla arkadaşlık edersin ne güzel.
Dükkan iyidir, gerçekten. Rahat edemem yoksa.
İyi sen bilirsin, nasıl istiyorsan öyle yaparız artık.
Neden yapıyorsun bunu?
Yani tanımadığın birini evine alıyorsun, işini öğretiyorsun.
Neden?
Vallahi neden diye sormayacaksın.
İşte kim bilir? Belki bir gün sen de yaparsın.
Böyle kaybolmuş, içine kapanmış birini görür çekip kurtarırsın. Ödeşmiş oluruz.
Ne ayaksın kızım sen?
Sen kimsin be?
Asıl sen kimsin? Geldiniz mahalleye, huzur muzur bırakmadınız. Ne halt olduğunuz belli bile değil.
Kızım bak doğru düzgün konuş, çakacağım şimdi ağzının ortasına ha.
Bak işte, olur olmaz carlıyorsun, ee tabi başında ana yok baba yok.
Abi desen her gün bir kavga çıkarıyor.
Sen kavga görmemişsin ya.
Ben şimdi senin ağzını gözünü.
Ağzımı bir şey yapayım.
Dağıtayım.
Ne o? Birileri korktu galiba?
Neyi korkacağım ya, yerde kar var, ayağım şey oluyor, kayıyor. Ondan şey oldu.
Yazık be, ay bunun ne canı var ki?
Bir de ödlek çıktı ha.
Ödlek mi? Ne ödleği ya? Üç kişi gelmişsiniz, tek tek gelin, tek tek.
Geleceğiz, geleceğiz, hoş geldine geleceğiz.
Bir tanışalım artık.
Ayıp değil mi lan? Üç kişi geliyorsunuz.
Adam gibi tek tek gelseniz.
Ne diye uğraşıyorsunuz kızla?
Mahallenin hesabını size mi vereceğiz?
Bana bak sümüklü Özge, ben senin nelerini biliyorum.
Senin ipliğini pazara dökersem, barınamazsın ha burada.
Bas git.
Almayayım ayağımın altına.
Yürü.
Kırmayayım bacağını.
Yürü lan.
Sen şey yapmasaydın ya, yani ben onları kendim şey yapardım. Hallederdim aslında.
Boş ver ya. Hak etti bunlar.
Bir şey yapmadılar değil mi?
Yok canım ne yapacaklar bana? Ne yapabilirler sanki, bir şey yapamazlar ki yani.
Ama.
Sağ ol.
Çekirdek?
Sağ ol.
Bizim arkadaşın yanına gidiyordum ben de.
Kararımı verdim sonunda.
Deldiriyorum burnumu.
Piercing.
Oha.
Ya, ben de çok yaptırmak istiyorum ama, yemiyor.
Bir de bende bir anneanne var, oho hiç izin vermez böyle şeylere.
Ama sana çok yakışır ha, bayağı yakışır yani.
Dimi ya?
Öyle.
Bence de.
Bak ne diyeceğim, ben bu poşetleri eve bıraksam, ben de senle gelsem, çok merak ediyorum ya.
Ay var ya, süper olur.
Ben çaktırmıyorum da, tırsıyorum biraz.
Yanımda durursun.
Olur.
O zaman birlikte gidelim.
Hadi.
Ay, ay Necmi ayak altında dolanmasana, git şurada bir yerde otur hadi.
Neriman niye balık yapmadın?
Ay ne balığı Necmi? Ay iyice huysuzlandın ha.
Sude nerede?
Yukarıdadır, Süde.
Anne.
Sence, off, hangisini giyeyim?
Tut bakayım üstüne.
Bu mu?
Bak bu da var.
Bu da var.
Tatkım, üstündeki çok güzel.
Bunları değiştirme sen.
Sude.
Bu yüzünün hali ne?
Ne var ya?
Ne demek ne var? Makyaj yapmışsın.
Çabuk, çık yukarıya, temizle onu.
İhtiyar teyzelere benzemişsin.
Baba ya.
Necmi, öyle mi söylenir?
Tatlım, baban da biraz haklı yani. Birazcık sil onları, tamam mı bebeğim?
Yanlış anlama beni, sen zaten dünya güzelisin.
Senin makyaja ihtiyacım yok ki yavrum.
Hadi.
Değilim.
Beğenmiyor beni işte.
Kim beğenmiyor?
Ah kapı.
Geldi.
Hoş geldin. Sinan, canım, oğlum, yengem, annem.
Ay Necmi, babam desene.
Abartma istersen Neriman, hoş geldin.
Hoş bulduk, Necmi Abi.
Hadi gel sofraya geçelim hemen.
Gel, geçelim şuraya hemen gel.
Tamam, sağ olun.
Sude.
Ee, sen şimdi tasarımcı olacaksın yani?
Yani işte, yetenek sınavına gireceğim, kazanırsam tasarım okuyacağım işte.
Ay en büyük hayalim ya.
Ben gördüm çizimlerini kızım, çok acayip.
Havalı meslek ha.
Yani aslında, hocam da şey diyor. Kazanırsın sen diyor. Yeteneklisin sen diyor.
Öylesin çünkü.
Bilmiyorum ya, deneyeceğiz, göreceğiz işte şansımıza bakalım.
Oğlum ikiniz de yırttınız sayılır ha.
Sen tasarımlar, sen de top peşinde.
Yani.
Ama baktığında, en havalısı benimki.
Neden? Fatih Terim beğenmiş kızım.
Her kula nasip olmaz.
Hakikaten ha, sen şimdi tanımazsın bizi.
Ee bir zahmet.
Yani düşün, seneye genç takımdayım, ondan sonrasını sen düşün.
Ay, pislik. Sen taşınırsın da buradan, böyle boğaz manzaralı evler falan.
Yok be kızım, ne taşınacağım, bırakır mıyım ben sizi?
Yani en azından herhalde spor bir araba alırsın.
Şöyle fiyakalı, kırmız.
Bak o olur.
Gezeriz beraber.
Gezeriz beraber, yani hep beraber.
Ay bu kuzu ya, bu var ya.
Hava da atamaz ha.
Canım İso'm benim.
Ya, canım arkdaşım.
Çok acıyor ya.
Ee deldirdin herhalde, acıyacak o kadar.
Yakıştı ama.
Yakıştı, yakıştı.
Böyle bir değişik durdu yani havalı falan oldu yani.
Ay çocuğum, şundan da ye, hadi.
Yok yok, ben yedim doydum, çok teşekkür ederim. Sağ olun.
Ay ne yedin çocuğum.
Ee Sinan, nasılsın? Nasıl gidiyor?
Nasıl olalım Necmi Abi işte, bildiğiniz gibi yani.
Yani mutlu musun? Her şey yolunda mı?
Yani eh işte, idare ediyoruz diyelim.
Çocuğum, lafı Ömer'e getirmeye çalışıyoruz.
Anladım.
Ömer nasıl? Bize kızgınlığından dolayı görüşemiyoruz.
İyi, iyi şimdi Sadri ustanın yanında başladı çalışmaya.
Daha iyi.
Neler yapıyor? Günleri nasıl geçiyor?
Yani aslında böyle eski çetin Ömer yok pek.
Böyle çok konuşmuyor da.
Sabah akşam kitap okuyormuş.
Aa kitap mi? Daha neler.
İşte kafasındaki soruların cevaplarını bulmaya çalışıyormuş, öyle dedi.
Bulabilmiş mi bari?
Artacak diye çok korkuyorum.
Ay Necmi söyledi ya çocuk işte, duruldu diye.
Sude, hadi kızım sen sofrayı topla.
Ben de yardım edeyim.
Ay yok, yok, çocuğum sen misafirsin.
Ay etsin.
Anne sen de yani şey yap, babam bak.
Ay Necmi, kocacığım, bak.
Yapma böyle, hem kendini hem beni üzüyorsun.
Nasıl yapmayayım Neriman?
Nasıl yapmayayım?
Ne vardı bu çocuk bizimle görüşseydi?
Bize sırt çevirmeseydi.
İçim yanıyor benim.
Ay hallolur Necmi, hallolur.
İyi o zaman ben geçiyorum içeriye.
Ay, şey, ay ay.
En sevdiğin yemek ne?
Ne yapacaksın?
Bilmem? Belki yaparım sana.
Şey gibi, aile yemeği?
Aile?
İşte geldim ya bugün, bugün yapsaydın ya. Niye yapmadın? Tembelliğinden ha?
Yok, bilmiyordum ki.
Neyi?
En sevdiğin yemeği.
Şey ya, benim en sevdiğim yemek, risotto.
Hah, risotto.
Tamam, belki bir gün yaparım sana.
Hem o zaman.
O zaman ne?
O zaman, belki baş başa oluruz.
Şey ben içeriye geçeyim, babanlar şimdi merak ederler.
Ay istemiyor musun?
Gece oldu ya, senin yatman gerekmiyor mu artık?
Okul var yarın, hah?
Hayır ola kıvırcık. Nereye böyle?
Ay abi yetenek sınavına gidiyorum ben ya.
Çok heyecanlıyım, bayılacağım, öleceğim galiba.
Heh, bu senin çizdiğin zımbırtıların şeyisi.
Ya o kadar ilgili bir abisin ki seni tebrik ediyorum, bravo yani.
Onlar bir kere şah eser.
Sensin zımbırtı.
Tamam, tamam, hadi bol şans.
Abi, bu sınavı kazanırsam var ya, ah neler neler ha.
Mesela?
Ee ne demek mesela? Mesela.
Bir kere sevdiğim mesleği yapmış olacağım.
Ee bir de hocamın dediği kadar yetenekliysem ben.
Ohh var ya, bir de eğitim alırsam var ya.
Ortalığı darma duman ederim ha.
Bir şey soracağım, para var mı bu işte?
Ya sen ne diyorsun ya?
Uçarız uçarız.
Yapma ya.
Evet.
Ya Defne, o zaman bana şey alsana.
Ne?
Şey.
Neydi?
Bulamadım şimdi, sonra söylerim.
Tamam be şapşık, çıkıyorum ben o zaman.
Tamam hadi.
Duyuyor musun bak? yine güm güm güm yapıyor, duruyor musun?
Dur bakayım.
Bak yapıyor.
Ya yok bir şey be, nefes al.
Ver.
Al.
Ver.
Tamam.
Oldu mu?
Oldu.
Hadi gittim ben.
Hadi.
Güzel çiz.
Allah!
İso, İso.
Defne, sakin kızım nereye?
Ya yetenek sınavına.
Sınava gireceğim. Ay ben çok gerginim İso ya
Yeterince sence yetenekli miyim? Nediyorsun?
Saçmalama diyorum. Manyaksın diyorum.
Evet ya, kazanacağım, sonuçta ben kazanamazsam kim kazansın dimi?
Budur, sakin.
Evet.
Sen nereye gidiyorsun? Antrenmana mı?
Evet. Son idman kızım.
Bundan sonrası gök yüzü, kimse tutamaz beni.
Vay, desene, ikimiz de koca adam olacağız ha?
Zaten öyleyiz kızım.
Biz mahalleye rüştümüzü ispat edeceğiz.
Bundan sonra görsün bakalım mahalle bizi.
Görsünler.
Vallahi bugünü kazasız belasız atlatalım ben gideceğim bu kadar nazar boncuğu ...
... alacağım, takacağım, kem gözlere karşı böyle dolanırız.
Olur olur. Hadi bol şans.
Sana da bol şans.
Başaracağız.
Başaracağız.
Başarabiliriz.
Yapabiliriz, evet başaracağız.
Hadi görüşürüz.
Görüşürüz.
Bye bye.
Yenge?
Ay bu hana hiç yakışmadı.
Bana bak, zaten dramatik olan olayları, daha da dramatize etmek istemiyırum.
Yani şuan acıklı bir şarkı söylemiyorsam sırf bu yüzden.
Ay ne hallere düştüm.
Sırf seni görmek için.
Hoş geldin yenge.
Hadi gel biraz konuşalım.
Gerek yok.
Amma böyle yapma zeytinim. Ben seni çok özledim.
Hadi git, ustandan izin al.
Seninle şöyle baş başa bir yemek yiyelim.
Aramızda.
Ah, olmaz ama böyle.
Ye şunu bakayım, ye şunu.
Lütfen yenge.
Ama bu olmaz ki böyle.
Uff hiç bir şey yemiyorsun.
Bana bak, sen çok zayıflamışsın.
Hiç bakmıyorsun kendine.
Bakıyorum yenge, iyiyim ben.
Arkadaşlarınla da görüşmüyorsun.
Onlar senin eski arkadaşların.
Sen bir tek Sinan ile görüşüyor muşsun.
Aa olmaz böyle, yapayalnız.
Yalnız mı?
Ee yalnız tabi.
Yalnız olduğumu nereden çıkardın yenge?
Değil misin?
Değilim.
Ama Sinan.
Sinan benim can dostum yenge.
Ee bir de çok şey öğrendiklerim çok sevdiklerim var.
Aptallar yalnızlık çeker yenge.
Benim bir sürü arkadaşım var.
Ay aman neyse ne, sen bilirsin.
Ama bana bak, senin yemen lazım, çok zayıfladın.
Böyle kaşık kadar kaldı suratın, al şunu ye.
Ay çocuğum.
Ay çok zayıfladın, biz böyle mi büyüttük seni?
Yok yemeyeceğim. Sen yediysen kalkalım ama.
Ah ayol, olur mu?
Aa o kadar zaman sonra ilk defa çıkmışım.
Yakışıklı yeğenimle şöyle ortada bir gözükeyim.
Ay yani Ömer, ne huysuzsun.
Yerim ben senin o zeytin gözlerini.
Bana bak, bir şey söyleyeceğim ama hık mık etmek yok.
Tamam mı?
Ben böyle arada sırada geleceğim seni göreceğim.
Yani söz, hiç kimseye söylemem.
Amcana da söylemem.
Ama benim seni görmem lazım.
Çatlarım merağımdan.
Ben seni çok merak ediyorum.
Sen benim doğurmadığım oğlumsun.
Tamam yenge, arada bir görüşürüz tabi.
Benim yerim belli zaten.
Ay canım.
İyi bak kendine, tamam mı bebeğim.
Bak beslenmene dikkat et.
Sıkı sıkı giyin, çokta yorma kendini.
Bak aklım kalıyor sonra
Tamam yenge anladım.
Bir şeye ihtiyacım olursa eğer.
Olmaz yenge. Olmaz sağ ol.
İyi tamam, madem öyle.
Tamam o zaman bak kendine çok iyi bakıyorsun. Ben yine gelirim.
Kapat şu önünü.
Ay çok, gerçekten çok özür dilerim.
Çizimlerim.
Kusura bakmayın.
Önemli değil.
Biraz acelem vardı da.
Saçların ne güzel.
Yok canım, ne güzeli? Çarşamba cadısı gibi.
Ee oldu, iyi günler. Benim biraz acelem var da.
İyi günler. Kusura bakmayın.
İyi günler.
Ay şemsiyem döndü.
Hadi ya.
Bileğim.
Nihan.
Sınavı kazanmışım.
Ne?
Evet.
Bayıldılar kızım, bayıldılar, başardım ya. İki saat bekledim böyle listeler asılsın diye.
Bir baktım en başta benim adım yazıyor, en çok beni beğenmişler.
Vallahi mi?
Evet.
Kız.
Şimdi ağlayacağım.
Ben de ya.
Ay şimdi bayılacağım.
Yok ben bayılacağım şimdi.
Yetenek küpüm benim ya gel.
Aferin kız aferin.
Dur dur.
Alo.
Nasıl ya? Ciddi mi?
Kızım ne? Ne oluyor?
Ne?
Ah ulan be.
İso.
Bileğini kırmış idmanda.
Ya inanmıyorum ya.
Allah senden razı olsun Sadri.
Ömer'in ayıbı oldun. Şimdi artık nerede olduğunu biliyorum.
Ah be Hulusi'ciğim.
Vallahi öyle çocuğa can kurban.
O ne koca yürekli. Nasıl delikanlı ya.
Gencecik ama, eski ruhlu. Belli.
Evet, genç yaşında çok darbe aldı.
Annesini kaybetti, arkasından babasını kaybetti.
Bize de yakalşmıyor ki.
Vallahi gerçi bana düşmez ama. Allah aşkına, nedir bu aranızdaki husumet sizin?
Yani sana niye bu kadar kızgın bu çocuk?
Hem haklı, hem haksız.
Dedesine çekmiş.
Bir kere karar verdi mi, dönmüyor. Dönmüyor işte.
İnatçı.
Vallahi ne diyeyim? Sen de haklısın Hulusi.
Ama bizim aramız çok iyi ha.
Artık benim üç tane oğlum var.
Tabi.
Şunu kabul et.
Malum, canımızı bıraktık senin kucağına.
Lütfen.
Yok, yok, hayır, hayır, lütfen.
Olur mu öyle şey? Hulusi yapma Allah aşkına ya.
Zaten bir yanım mahcup Ömer'e karşı, bir de bunu alırsam kalkamam ben bu yükün altından.
Yapma Allah aşkına, lütfen.
Sadri, çok büyük adamsın.
Çok.
Sadri ben pazara gidiyorum.
Tamam yavrum.
Tamam be İso ne yapalım?
Yani gideceğin yol bu değilmiş demek ki.
Üzülme bu kadar.
Evet. belki iyi gelmeyecekti, belki yoldan çıkacaktın sen.
Ya ne bileyim? Öyle düşünmek lazım.
Ya ne öyle düşün?
Hayalini kurdum ben yıllarca bunu.
Tuzla buz oldu işte bak.
Şu ayağın haline bak ya.
Bu ayakla top oynanır mı artık? Bitti işte.
Bitti, her şey bitti.
Amma kararttın enseyi ha. Sanki bir top mu var?
Başka bir şeyler yaparsın, başka bir şeyde büyürsün. Ne bileyim.
Ya ben biliyor muyum başka bir şey yapmak?
He gidip babamın karşısında çalışırım işte.
Tamam. O iyi gelecek belki sana.
Ya İso. Hayat bu.
Hep ağlatacak değil ya, elbet bir yerde güldürecek.
Hem bak, Defne tasarım okulunu kazandı.
Ya pardon, senin de çöktüm heyecanına kara kara, adam gibi sevinemedim bile.
Ya seviniriz, seviniriz. Sana önce bir üzülelim de.
Önce bir yasımızı tutalım. Bir yemeden içmeden kesilelim.
Dimi dimi?
Ya bu var ya, kesin ileride böyle top kesen yaşlı amcalardan olur ha huysuz.
Allah bu var ya, alır elini sopayı şimdi.
Çocukları kovalar mahallede.
Dağılın lan, keserim topunuzu ha.
Hah şöyle ya. Uf.
Azıcık gül, oğlum bak Allah sevdiği kulunu önce eşeğini kaybettirir sonra buldururmuş.
Allah bilir sen de oh oh ne eşekler bulacaksın.
Defne.
İçeri gelsene azıcık kızım.
Tamam, geleyim anneanne.
Bir yere ayrılmayın ha, vallahi çay koyacağım daha.
Nereye ayrılacağım bu ayakla?
Off aman tamam, dram, dram.
Asabım bozuldu ya.
Ben de ne yapacağımı şaşırdım.
Boşa koyuyorum dolmuyor, doluyor koyuyorum almıyor, yok yetiremiyoruz.
Kirayı bile mi?
Kirayı bile.
Bak kaçtır kapıya geliyor, oyalıyorum adamı.
El de yok, avuç da yok.
Serdar desen, ayrı terelleli.
Annen de para göndermiyor artık.
Tamam ya, yani lise bitiyor.
Çalışacağım ben.
İyi de kızım, hiç gönlüm razı değil.
Okul ne olacak?
Aman anneanne ya, okul kaçıyor sanki, kaçmıyor.
Okuyup da ne yapacağım? Ben bir an önce iş hayatına atılayım.
Merak etme halledeceğim ben çözeceğim.
Bütün aile böyle bindik sırtına.
Şu yaşında aldığın sorumluluğa bak.
İçim yanıyor, içim.
Anneanne ya. Ne biçim sözler bunlar?
Bak, hem biz bunun için aileyiz, bir birimize destek olmak için.
Para meselesi bende tamam mı? Merak etme. yani çözeceğim ben halledeceğim.
Hadi sen de artık, üzme kendini ya.
Sen olmasan biz ne yapardık?
Akıllı kızım benim.
Vay be, yirmi bir ha.
Dünyanın her yerinde reşit.
Ay dilek tut.
Tamam, kalanlar için tutayım.
İyi oldu ya böyle bu sene her sene kalabalık kalabalık.
Ohh.
Bir şey değil.
Ah pardon, teşekkürler tabi ki.
Önemli değil.
O zaman sıra, hediyede.
Ama hediyesiz kalmadık tabi.
Beğendin mi?
Çok teşekkür ederim.
Şey, ya saçlarımı kestireyim diyorum.
Yani sence kestireyim mi? İyi mi böyle?
Yani, şey, iyi. Kestirme ya öyle.
Erkek çocucğu gibi.
Ne bileyim.
Beğeniyorsun yani sen böyle.
Hee.
Güzel böyle, niye kestireceksin ki zaten?
Boş ver kestirme.
Ee işte ne bileyim, öyle nasıl olur diye.
Ama kalsın, sen böyle beğendiysen kalsın tabi.
Ben şey, yani beğendim.
Güzel böyle.
Zaten sen çok güzel bir kızsın.
Sen de.
Evet haklısın.
Ben de gerçekten çok güzel bir kızım.
Sinan dalga geçme ya uf.
İyi tamam geçmiyorum ya.
Ee yani şey, ne yaptın sen? Yok mu hala sevgilin?
Yok.
Bulamadım.
Bu dünya da bana uygun bir kız herhalde yok.
Ay istemiyorum seni diyorum, anlamıyor musun?
Boğuyorsun, sevmiyorum seni, sevmiyorum.
Yaneden böyle yapıyorsun? Hadi kümse ne olur.
Ay gelme üstüme.
Terk ediyorum seni, bitti.
Buraya kadar.
Nasıl ya? Nasıl?
Evet, sıkıldım senden, bunlattın beni.
Ben senden vazgeçmem.
Neden?
Çok güzelim diye mi?
Daha iyisini bulamam diye mi korkuyorsun?
Yasemin, kalbimi kırıyorsun, tamam, tamam, istediğin gibi olsun.
Hay Allah'ım, aşktan yana yüzüm gülmeyecek mi benim bu dünyada?
Ya yok mu bana göre biri? Yok mu?
Ay kırıl diye söylemedim.
Ay küs ayrılmayalım bari.
Ben, Koray Sargın.
Başladığım yerde, bam başka bir esintiyle açılın.
Ay, kimse açılmıyor.
Benimle ilgilenir misiniz biraz?
Allah Allah!
Ay kimseyi de tanımıyorum, herkes çiftler değişmiş burada.
Ay bir hava atacağım.
Dün burada garsondum, bugün baronum.
Ay çok mahcup oldum şu anda.
Aa, kepçe.
Ay seni nasıl tanıdım ben?
Profilinden tanıdım.
Ay hayatım nasılsın? İyi misin?
İyiyim sağ ol, sen nasılsın?
İyiyim, ay çok sevindim seni gördüğüme.
Bir daha var ya karşılaşacağımızı tahmin bile etmiyordum.
Ben de.
Ay bana bak Sinan.
Ay senin fotoğraflarını çekmem lazım.
Bak söz ver geleceksin.
Tamam, merak etme, kepçe kulaklarını photoshop ile kapatırım.
Sen hiç merak etme hayatım.
Heh bu arada Nişantaşı'nda, stüdyo açtım da.
Ooh Allah daha çok versin. İşleri ilerletmişsin görüyörüm.
İlerlettim hayatım.
Ay, ben seni bir yerden söyleyeceğim de acaba nereden?
Ay, bu kız kimdi?
Şey işte Sude, geçen doğum gününde vardı ya, hatırlamıyor musun?
Hatırladım şimdi.
Şey işte, Sude, Koray, Sude.
Koray değil hayatım, Koray Sargın.
Çok memnun oldum.
Ben de çok memnun oldum.
Koray Sargın.
Koray Sargın.
Sevgilin mi?
Yok canım, sevgili değil, en yakın arkadaşımın kuzeni.
Peki senin neyin oluyor?
Kuzeni.
Kız, alık bu biraz herhalde.
Bronto, si, si.
Şimdi benim. Önemli bir iş şeyim var. Ona şey yapmam lazım.
Nereye gidiyorsun?
Gitmem gerekiyor.
Sinan, doğum gününü, kendi doğum gününü bırakıp gidecek misin gerçekten?
Gerçekten çok önemli bir şey olmasa burada oturup sizle muhabbet etmeyi çok severdim.
Ama bu çok önemli bir iş, tekrarden çok teşekkür ederim.
Görüşmek üzere.
Ay gitme, ay gitme.
Bir şey diyeceğim, telefonunu bana ver ne olur, görüşelim.
Gezmeye geleyim ben sana bir gün, evine.
Vereyim, sıfır dokuz yüz.
Hayır değil tabi ki.
Alayım.
İso.
Allah.
Naber?
Napayım ya? Şurada bir tane internet kafe mi ne varmış, onlar görüşmeye gideceğim.
İyiymiş.
Ee sana ne oldu yüzün bin parça yine?
Tefo.
Tefo kim ya?
Tevfik işte.
Bizim mahalle takımından.
Ee ne olmuş ona?
Fatih Hoca onu seçmiş takıma.
Benim yerime.
Gidiyor bugün.
Yapma ya.
Gitsin tabi ya, önü açık olsun kardeşimin.
On numara topçudur ha, aslan gibi adamdır vallahi.
Kardeşim benim.
Ee sorun nerede şimdi? Kıskanmıyorsun da.
Yok be ne kıskanması.
O değil mevzu.
Beş yaşından beri biz beraberdik kızım Tefoyla.
Buraların tozunu beraber attırdık hep.
Beraber ilk tıraşımızı olduk.
İlk topumuzu beraber aldık.
Şimdi gidiyor falan, ne bileyim ya işte.
Koydu diyorsun.
Hem nasıl.
Aman ne yapalım yani? Birileri gider, birileri kalır.
Tefo gidiyorsa, senin de Defo'n var oğlum.
Defo diyorsun.
He Defo diyorum.
Yani tamam ben öyle kalkıp senle berbere tıraş falan olamam.
Buraların tozunu beraber attırırız yani, merak etme sen.
Defo, Defo'ciğim.
Yakıştı ha. Fena durmadı.
Oldu yani.
Defolusun falan bir de.
Defo'm benim ya.
Yavaş lan yavaş, yavaş.
Ayağım kayıyor.
Ulan ne kızsın sen ya?
Yavaş.
Ee şanslıydın be.
Güzel maçtı.
Tebrikler.
Ee anlat.
Onu benim söylemem lazım oğlum.
Yani ben bildiğin gibi işte, evden okul, okuldan eve.
Haberler sende.
Ne yaptın?
Ben iyiyim Sinan, aradığımı buldum galiba.
Bir dakika ya, neyi buldun?
Yapacağım şeyi.
Neymiş o?
Bu ayakkabı işinin üzerine gideceğim.
Ayakkabı işi.
Babamın fonu çıktı, ee Sadri ustadan da bir sürü şey öğrendim.
Ee?
Fonla gideyim eğitim göreyim diyorum.
Eğitim.
Şey, nerede?
Milano'da.
İtalya'da.
Ama gidiyorsun yani.
Gidiyorum kardeşim.
Ee dönecek misin peki?
Bilmiyorum.
Şey.
Amcanlara söyledin mi?
Yok, sana söyledim işte, senin bilmen yeterli.
Şey ne zaman? Yolculuk.
Haftaya, her şey hazır, pasaport, bilet. Orada bir yurtta ayarladım.
Haftaya.
Bayağı gidiyorsun yani.
Gidiyorum kardeşim.
Ne yapacakmış İtalya'da?
Burada en azından, kimin yanında olduğunu, ne yaptığını biliyorduk.
Orada öyle kimsesiz.
Çocuk gitmek istemiş, ay eğitim diyor işte Necmi.
Merak etme ben Ömer'e güveniyorum.
Nesine güveniyorsun Neriman?
Çocuğun yüzünü gördüğümüz mü var?
Necmi. Hayatım sakin ol.
Ömer aklı başında bir çocuk, ne yapacağını iyi bilir.
Yok, bu böyle olmaz Neriman. Başka bir şey düşünmemiz lazım.
Ben Ömer'le görüşüyorum.
Ne?
Ne yapayım? Dayanamadım, çok özledim.
Arada sırada dükkana gidiyorum, görüyorum onu.
Bir de yemek götürüyorum bazen.
Bana niye söylemedin Neriman? Bana niye söylemedin?
Necmi, dayanamadım çok özledim, sizi görmek istemiyor.
Sana söylesem olmazdı.
Ben de arada gidip onla görüşüyorum.
Nasıl? İyi mi bari?
Sinan'ın söylediği gibi, iyi.
Madem gidecek, masrafları.
Merak etme.
Ömer.
Zeytinim.
Yenge?
Gidecekmişsin.
Evet öbür gün.
Al bunu.
Buralarda sesimi çıkarmadım ama, oralarda olmaz, oralarda parasız olmaz.
Almam yenge, ısrar etme.
Ah zeytinim benim, inatçı zeytinim benim.
O zaman bunu al.
Sende kalsın, istersen sakla, eğer ki sıkışırsan da sat.
Olmaz.
Hayatta almam.
Al dedim.
Al şunu.
Ya nefret ediyorum senden, nefret ediyorum.
Ya.
Ya Sude, kızım.
İstemiyor beni.
Ne oluyor? Kızım sakin ol.
Sude lütfen.
İstemiyor beni, istemiyor.
Kızım, kim sevmiyor? Kim?
Ya bırak.
Sinan.
Sinan mı?
Ya Sude kızım.
Ya gidin.
Kızım neyin var? Ne oluyor ya?
Ne olur sakin ol?
Ne olur? Ne olur? Ne olur?
Ne olur söyle bize? Ne olur hayatım?
Ölmek istiyorum.
Sude, o ne biçim söz öyle Sude?
(Müzik.)
[Sude?]
[Sinan.]
Sen nasıl girdin buraya?
Seni tebrik etmek istedim.
Sağ ol.
Daha etmedim ki.
Sude.
Sude biz bunu yapamayız.
Bu çok yanlış olur.
Hayır, hayır, ben.
Seviyorum seni, şey ben aşık oldum, öyle bir anlık şey değildi bu.
Sen çok küçüksün.
[Senden nefret ediyorum.]
(Müzik.)
Ya.
Senden nefret ediyorum, neden baba ya? Neden beni sevmedi? Neden?
Sude, tamam. Sude.
Tamam Sude, tamam kızım.
Gel, gel. Ne istiyorsun? Ne yapalım? Ne istiyorsun?
Sude'ciğim, canım benim, bir tanem.
Seni terapiste götürelim mi?
Hayır.
Peki ne istiyorsun Sude? Söyle onu yapalım.
Ben Amerika'ya gideceğim baba.
Orada okuyacağım, ancak böyle unutabilirim onu.
Uzak bir yere gidersem, kurtulabilirim.
Tamam, tamam kızım, sen ne istersen onu yapalım, tamam kızım.
Tamam yavrum, tamam bir tanem.
Dondum ya lan.
Hava soğukmuş.
Adı ne dedin? Manu mu dedin?
Manu, Manu, acayip havalı bir yer ha.
Öyle herkesi almıyorlar garson diye, çok fiyakalı tipler geldiği için.
İnşallah olur.
İnşallah.
Ya okula falan da gideriz, hem çok dersde yok.
Ben onu konuştum müdür ile, biz turizm otelcilik okuyacağız dedim.
Bir gelin görüşelim, hallederiz dedi.
Vallahi gerekirse gider yalvarırım yani, acil paraya ihtiyaç var ya.
Hem bizden iyisini mi bulacak?
Ah be kızım. Böyle miydi hayaller?
Tasarım falan, hepten yalan oldu.
Ne yapalım kızım? Hayat. Tasarımcı falan olamayacağız artık.
Buradan böyle devam edeceğiz, ne yapalım?
Atla.
Gidiyoruz.
Ne habersin?
İyidir kardeşim.
Oğlum senin eşyan bu kadar mı? Bir tane çanta ile mi gidiyorsun?
Çok bile.
Yani bayağı, bayağı gidiyorsun ha.
İyi olacak, her şey çok daha iyi olacak kardeşim.
Gidene kolay tabi.
Sinan, hiç girme o sulara.
Tamam be, tamam.
Herhalde doğru karar vermişsin, sen hep doğru karar verirsin, bu sefer de doğrudur herhalde.
Ee, sen ne yapacaksın?
Ya ne bileyim? Ben daha öyle kesin bir karar vermedim daha da.
Hani böyle, plaza da bir şirketim olsa falan.
Ya ne bileyim? Böyle çeksem takımları falan, havalı olur yani.
Belki dönerim.
Birlikte bir şirket kurarız.
Ayakkabı firması.
Hayaller, hayaller.
Sen yeterliye bir git gel de.
Tabi gelirsen.
Ya oğlum nereye gidiyorsun? Ben seni çok özleyeceğim be.
Eyvallah kardeşim.
Ben de seni.
Hadi gel gitme, şuradan dönelim. Ben buradan sana bir sosisli ısmarlayayım.
Bak güzel güzel kalalım işte ya, niye gidiyorsun ki sen şimdi?
Hadi Sinan, hadi.
İnat, inat.
Ay ne var Necmi? Ne huysuzlanıyorsun?
Ne yapıyorsun Neriman? Sabahtan beri.
Kıkır, kıkır, elinden düşürmüyorsun o telefonu.
Ay, kıskandın mı sen beni?
Neyi kıskanacağım canım? Neyle kıskanacağım?
Ay benim canım kocişim.
Bana bak.
Yeni bir arkadaşım var, onunla mesajlaşıyorum.
Ay Necmi, görsen o kadar eğlenceli ki.
Yani benim karakter eşim, sanki bir elmanın yarısı gibiyiz.
Kimmiş bu arkadaşın?
Dur ayol, dur çapırayım.
Koriş geldi.
Ay gel, gel, hoş geldin. Gel.
Hoş bulduk hayatım.
Ay kız böyle dantilo örneklerine falan geldim. Fındık fıstık aldım, hadi kız.
Başlayacak dizimiz. Hadi.
Ayol açtım, Behlül kaçar mı?
Ay, ey heyecanlı yerinde kaldı kız.
Adnan Bey her şeyi öğrenecek bu bölüm.
Tatlım o geçen hafta değil miydi?
Yok kız, bu bölümde öğrenecek bence.
Hadi aç, aç, sesini aç.
Ay açayım sesini de.
Önce bir Necmi gitsin.
Aa, Necmi kim kız?
Aa kocam ayol.
Aa, kız sen evli misin?
Aa doğru sen evliydin, unuttum ben birden.
Bak orada.
Kız ben bunu şey zannettim, gazetelik zannettim birden.
Dur hayatım, ben bir tanışayım, iyi olur.
Tut şunları.
Merhabalar efendim, ben Deniz Koray.
Neriman, ben yatıyorum.
Ay Necmi, ne kadar kabasın.
Bak, Koray ne kadar zarif.
Neyse ne, seyredin dizinizi, gürültü etmeyin yeter.
Tamam, boş ver, merak etmeyiz siz.
Ay sen ona Necmoş Bey mi dedin?
Ay kız, öyle mi dedim?
Necmoş, ay yakıştı.
Ay Koray, çok alemsin.
Bana bak, biz hiç ayrılmayalım.
Ayrılmayalım, hayatım ayrılmayalım da.
Hayatım sen bana bir daha Koray deme.
Aa ne diyeyim?
Koriş de.
Bütün cemiyet hayatım, bir gün bana herkescikler Koriş diyecek.
De bakayım, Koriş.
Ko riş.
Aa dudağıma da yakıştı.
Yakıştı.
Best freinds for ..
Olmadı kız böyle.
Havasız oldu.
Bir şey katalım.
Best friends forever.
Ömer.
Kardeşim nasılsın? İyi misin?
Vay kardeşim, iyiyim, iyiyim. Canavar gibi.
Vay be, aslansın oğlum.
Şş bana bak, çok özledim lan seni.
Ya bir şey diyeceğim.
Küpe mı taktın sen?
He, ya tamam neyse, boş ver.
Ne yaptın? Geliyor musun?
Geliyorum, geliyorum, gümbür gümbür geliyorum hem de.
Aslansın be, kaldın oralarda bak merak ettim, hadi.
Ya bana bir şey olmaz, merak etme.
Ee dönüş tarihi belli mi peki?
Dönüyorum haftaya.
Şaka yapıyorsun, haftaya.
Oğlum süper haber bu lan.
Ömer, sende bir haller var, bak bakayım bana.
Oğlum kendine bakma, kameraya bak.
Ne iş?
Yani bir haller değilde.
Planlarım var.
Planların var.
Diyorsun.
Dedim bile, bekle.
Az kaldı.
Beklerim gel.
Geliyorum kardeşim, geliyorum.
Geliyorum merak etme.
İyi bak kendine.
Öyle lüks bir restoran işte anneanne, ama en önemlisi, hiç sıkılmayacağız, çünkü Nihan ile birlikteyiz.
Garsonluk yapacaksın yani.
Evet.
Maaşı da iyi.
Hiç yoktan iyi yani.
Ah be kızım, düşündükçe şuram öyle bir sızlıyor ki.
Ne güzel okuyacaktın, adam olacaktın.
Büyük adam olacaktın.
Şimdi bizim yüzümüzden,
Ee yine okuyacağım işte.
Turizm otelcilik, o da güzel.
Daha beş yaşındaydın, böyle deli deli resimler yapardın.
Bir gün öğretmenin, bu çocuğa dikkat edin ha, bu çocuk sanatçı olacak demişti.
Hadi ya.
Ya.
Şimdi biz, üç kişi bütün ağırlığımızla, çöktük hayallerinin üstüne.
Reva mı bu sana?
Ay anneanne, abartmaz mısın ya?
Hem yani, gerçeğin yanında hayal nedir? Allah aşkına.
Abinden de hayır yok ki. Kim bilir nerelerde?
Ah akıllanmadı gitti.
Annen gittiğinden beri, toparlayamadı bir türlü.
Boş ver bırak ya.
O zamanı gelince, bulur kendini.
Yok yok, düzelmez bu.
Şöyle hayırlı bir evlat olsa.
İyi bir iş tutsa, evlense, baklansa.
Ama nerede?
Mersi.
Sonunda.
Şu buluşma için beni aylarca peşinden koşturdun ya Yasemin.
Neyse, bak böyle daha bir kıymetli oldu.
Neden böyle diyorsun? Ben seni ilk gördüğümde de kıymetini anlamıştım.
Yapma şimdi.
Ya senden bu kadar etkilenmesem, neden peşinden bu kadar koşturayım ki?
Sen müthiş etkileyici bir kadınsın.
Güzelsin, zekisin.
Çevrene inanılmaz bir enerji yayıorsun.
Adeta hipnotiz edici.
Sen de fena değilsin.
Ama şirkete Metin'e çok duydum.
Senin için çapkın diyorlar.
Ben?
Çapkın?
Yok canım.
Yani, doğru kadını bulamadığımdandir.
Kadınları kullanıp atar diyorlar.
Aksine, hep ben kullanıldım.
Hep kadınlar terk ettibeni.
Kalbimi kırdılar.
Artık gerçek bir ilişkiye ihtiyacım var.
Gerçek bir kadına.
Senin gibi.
Diyorsun.
Bence senin de güçlü, ne istediğini bilen bir adama ihtiyacın var.
Benim gibi.
Bence birbirimize çok iyi geleceğiz.
Nedense, benim de içimde öyle bir his var.
Nedeni belli Yasemin, doğru yerdesin.
Vay gençler.
Nerede kaldın be oğlum ya.
Anca kızım.
Çocuklar geldi tam gider ayak, lafladık biraz.
Yalnız sen bir iyi oldun orada ha.
Yakıştın yani.
Eh işte.
İdare eder.
Siz ne yaptınız? Ne var ne yok?
Ne olsun?
Aynı.
İşte bugün, Sinan Bey diye biri geldi restorana.
Ee.
Ee sini ,Defne anlatsın.
Ne ee si me si, ee si me si yok, ne anlatacağım? Şey anlatacağım.
Şey ya öyle, tatlı bir adam.
Çok tatlı.
Defo Hanım, sonunda birini beğendi demek.
Saçmalama oğlum ne alakası var?
Benim yani, öylesine bir şey.
Öyle.
İyi bir adam ama yani, iyi, bayağı iyi.
Enerjisi falan da, seni hiç üzmezmiş gibi.
Evet, evet, sıcak adam.
Bir de kibar.
Ee senin de tipin buymuş demek ki Defo'ciğim.
Benim mi?
Nihan, benim tipim ne?
Düşüneyim.
Yok be.
Ya senin gibi arızaya, sanki zor adam lazım.
Yani senin karşında dimdik duracak.
Seni zorlayacak falan.
Öyle mi diyon?
Öyle.
Ha ben anlarım.
Necmi.
Hıh?
Sude ile konuştum.
Sesi çok iyi geliyordu.
Öyle mi?
Sınavları nasıl geçmiş.
Ay ne bileyim ben, sormadım.
Nasıl sormadın?
Kızı oraya okumaya gönderdik, ne konuştun sen?
Ay Necmi.
Ne bileyim ben? Aklıma mı geldi?
İnanmıyorum san Neriman ya.
Ne konuştunuz peki?
Ay şeyi konuştuk, Zehra'nın kızını konuştuk.
Pes Neriman, pes, pes.
Pes diyorum, başka bir şey demiyorum.
Ay ne var Necmi aa? Ara o zaman kızını sen konuş, sor okulunu.
Tamam ben arar konuşurum kızımla.
Selam.
Gel.
Geç, hoş geldin.
Sağ ol hayatım.
Hoş bulduk.
Kız bombeline gel.
Kendime akıllı telefon aldım.
Bundan böyle her gün, kedi videoları izleyeceğim.
Arkadaşlarımdan aldım, deliler gibi mesajlaşıp oyunlar oynayacağım.
Koriş, o elindeki oyuncak değil.
O bir iletişim aracı.
İnsanlar işlerini güçlerini mobil olarak halletsinler diye.
Oyun oynasınlar diye değil yani.
Hiçte bile.
Ay ben bundan böyle yeni bir akım başlatmak istiyorum.
Her yediğim yemeğin fotoğrafını çekip paylaşacağım.
Yeni akımım bu.
Yani öyle yemeğini koyacaksın oraya, tutar mı öyle?
Tutmaz.
Bence tutar.
Canım benim. Sana da kahve yapayım mı ben?
Yap hayatım yap.
Neriman, bana da kahve yap hayatım, yap.
Ay Necmi, senin önünde var ya, yaptım ya sana kahve.
Olsun bir daha yap, bir daha yap.
Ay kıskandın adamcağız.
Necmoş be, artık yaşadığınız kemale geldi sizin.
İçmeyin, hık diye gidersiniz vallahi, Allah korusun.
Ay mesaj geldi, çok heyecanlandım şuan.
Defne.
Defne.
Sedar?
Ne haber?
İyi, senden?
Ne olsun?
Börek yapmıştım da ben.
Hadi ya, sen?
Niye? Yapamaz mıyım?
Ya ne bileyim? Küçüksün daha.
Olur mu canım? Eşek kadar kızım.
İyiymiş.
Beğendin mi?
Eh işte.
Aferin ha.
Ben aslında bunun ıspanaklısını da yapıyorum.
Bir de bunun mercimeklisi var hani.
Fırına falan veriyorsun.
Saçmalıyorum ya.
Hadi eyvallah.
İşler nasıl?
Hangi işler?
Öyle genel.
Bizim iyi mesela.
Hani Defne ile garsonluk falan.
Hmm, öyleymiş.
Ya beni arkadaşlar bekliyor, görüşürüz eyvallah.
Adam benim varlığımın bile farkında değil.
Ben hala onunla evlenme hayali kurayım.
Aptal Nihan.
(Müzik.)
Sahip olduklarım da, olamadıklarım da.
Geçmiş de, bugün de, sonrasıyla.
En önemlisi, her şeye rağmen, peşini bırakmadığım hayallerimle.
Buradayım.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.