Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
[Dizi jeneriği]
[Müzik]
Düşündüm de...
[Müzik]
Yine yakıyorsun ha.
Yalnız ben mi?
Vallaha koleksiyonun da senin kadar iddialıysa işimiz var.
Evet canım, işin var.
Diyorsun?
Au revoir.
Sana da.
Bonjour cheri.
(Yabancı dilde konuşuyorlar)
Nazlıcan, Necmi abiye söylüyorsun, İz'e söylüyorsun. On dakikaya benim odama geliyorlar, tamam mı? Acil toplanmamız lazım.
Tamam, Sinan Bey, hemen.
Ömer geldi mi?
Henüz gelmedi.
Neyse, tamam. Peki.
Sana çok bu, çok kilo aldın bu ara.
[Müzik]
Ay, bir sakin olur musun Sinan?
Zıpır zıpır... Ben iş hayatında bu kadar aksiyonu kaldıramıyorum ama.
Evet, Sinan. Oğlum ne bu halin?
Bakın, ben sabaha kadar düşündüm. Biz bu conquer'u kazanmak zorundayız. Siz galiba olayı tam anlamadınız.
Biz şu mağaza olayına girebilmek için, tamam mı? Büyük bir borcun altına girdik, her şeyimizi buna bağladık.
Yani gitti, gitti!
Ya tamam! Tamam, anlıyoruz. Halledeceğiz Sinan.
Bak, bir sakin ol sen önce.
Ya bak işte halledeceğiz diye bir şey yok, İz. Bunu halletmek zorundayız, işimizi şansa bırakamayız, tamam mı?
Son şansımızı şansa bağlamak ne demek?
İz, Sinan biraz haklı. Yani, Zeynep ile Kıvanç ile olacak gibi görünmüyor.
Endişe etmekte haklı, haklı da... Yani?
Bir de Ömer'in durumu.
Çok kötü zamanda denk geldi.
Tamam, işte ben de bunu istiyorum.
Tamam mı? Biraz böyle telaşlanın istiyorum.
Nasıl yani?
Nasıl?
Ben bir fikir buldum.
Konkuru kazanmak için.
Aynen.
Neymiş?
Neymiş?
Ay söylesene!
(Aynı anda konuşuyorlar)
Tamam.
Şimdi, bizim bu konkuru, en iyi ihtimalle, kazanma şansımız yüzde kaç.
Kaç?
Yüzde elli.
Niye? Çünkü iki şirketiz. Şimdi ben bunu yüzde yüze çıkaracak bir fikir buldum.
Fikir. Neymiş bu fikir?
Tek şirket!
Yes!
Yasemin'e birleşmeyi teklif edeceğim.
Yani, eğer kapışmak yerine bu işe birlikte girmeyi kabul edersek, bu işte bir kaybeden olmayacak.
Sinan oğlum, çok güzel düşünmüşsün, çok güzel düşünmüşsün ama...
Ömer.
İşte benim de bütün derdim bunları o keçiye anlatabilmek!
Ve biliyorsun, Ömer...
Evet, Ömer için çok zor. Bunu kabul etmeyecektir. Çünkü bunu mağlubiyet kabul edecektir.
Ne sayıyorsa saysın. Ben kararımı verdim. Bitti, ben toparladım kendimi.
Gideceğim, onu böyle ikna edeceğim.
Yürü be! Arkandayız.
Evet, evet ama bir şey söyleyeyim Sinan, senin yerinde olmayı hiç istemezdim.
Yani ben de istemezdim, kusura bakma ama.
Ay, çok teşekkür ederim. Ne kadar güzel moral veriyorsunuz, sağ olun ya.
Senin fikrin.
Neyse, en azından deneyeceğim.
Dene bakalım.
Notlarınız varsa, ben onları hemen alayım. Malum, zaman da daraldı.
Evet, ben üstünden geçeyim onların. Çok yönlü düşün Defne.
Aslında tasarımlarının sadace buna ihtiyacı var.
Önceki çizimlerle bunları birleştir bence.
Bu topuktaki detayı da unutma, oldu mu?
Tamam, çok sağ olun.
Rica ederim.
[Defne.]
Efendim.
Siz muhasebeden...
Evet, Yasemin Hanım ilk maaşın önceden yatacak diye talimat verdi senin için.
Yatırdık, haberin olsun.
Süper! Çok teşekkür ederim.
Evet, şimdi.
[Telefon çalıyor]
[Alo, Neriman Hanım?]
Kuru kız?
Ay, siz de mi ya?
Ben de. Ay, kurudum, kaldım senin yüzünden.
Borcun kırışık masraflarımı karşılayamayacak.
Keseceğim ben seni, neredesin sen?
Çok önemli bir hazırlığın tam ortasında aradın, üstelik çok önemli bir insan da değilsin.
Sabrımı taşırıyorsun Defne.
Anladım.
İyi, hani nerede?
[Ne nerede?]
Demek anlamamışsın, param nerede?
Ay, üf. Tamam! Ben de onun için aradım zaten.
Paranız burada, hazır, yani bir kısmı.
Onu haber vermek için aradım.
Diyorsun. Dinliyorum.
İşte nereye geleyim?
Sen gelme, ben gelirim. Geleceğim zaman da haber veririm.
See you when I see you.
Ama...
Bye.
Mine! Ben Koriş'e gidiyorum!
Yine kapattı ya! İyi de bu gelecek de nereye gelecek? Ben Passionis'de değilim ki.
Allah'ım ya, ben bu kadından ne zaman kurtulacağım?
Ne bu?
Merasim mi var?
Yo.
Konuşmamız lazım. Biraz acil de.
Ben odamdayım.
Ömer! Birleşelim.
Birleşelim?
Konkur için, Yasemin'in şirketiyle hani.
Hemen hayır deme! Bak, mağaza olayı var, leasing işi...
Yani bir sürü borcumuz var bizim, risk alamayız. Galibiyet şart.
Evet, biliyorum. Zeynep ile Kıvanç'ın işleri de kötü değil ama bak, biz burada kumar oynayamayız, tamam mı?
Öyle bir lüksümüz yok bizim, kaybedersek biteriz; hem finansal olarak çökeriz, hem reputasyonumuz patlar.
Yani Passionis böyle bir şeyi kaldıramaz. Eğer bunu biz Yasemin'e teklif edersek üstümüze atlar teklifin.
Bu onun için de bulunmaz bir fırsat, sen evet de yeter.
İkna edebildi mi acaba?
Hiç sanmıyorum.
Gidip bir destek mi atsaydık, bir başına bıraktık adamı.
Yok ya, bence aralarına girmeyelim. Kendileri halletsin.
Emin misin?
Değilim.
Hadi gidelim o zaman.
Sen emin misin?
Yani, üç koldan saldırırız diye dedim.
Yani, teke tek adil değil diyorsun.
Yani karşıdaki Ömer olunca.
Hadi.
İnanılmaz bir fikir, tamam mı? Şu anda en doğru hamle bu.
Bence de.
Evet, Sinan haklı. İnat etmenin zamanı değil, en iyisi birleşmek.
Kazan-kazan olsun, bence hiç risk almayalım.
Alamayız zaten, öyle bir şey yok!
Ayrıca, galibiyeti bölüşmek risk almaktan daha karlıdır.
Tabii canım, herkes kazanacak. Bir tek kaybeden olmayacak, bundan daha güzeli mi var ya?
Tamam.
Tamam mı?
Gidin, Yasemin'e haber verin. Yani sunun.
Tamamdır benim için.
Götürün diyorsun yani.
Tamam dedim, sıkıntı yok amca.
Ben şuraya bir iki dakika oturacağım.
Bakın arkadaşlar, sağ duyu böyle bir şey, gerçekten.
Ömer, oğlum seni tebrik ederim. Sen gerçekten akıllı bir adamsın.
Ben o zaman Yasemin'i arıyorum.
[Hadi.]
Bir şey diyeyim mi? Birleşmek harika olacak.
Elin nasıl oldu?
Daha iyi olacak.
Düzelmedi mi?
İz, ben iyiyim. İyiyim, merak etme.
Ay Nero, niye buraya geldik hayatım? Bak sipariş de veremiyorum, kalakaldım burada.
Kuru kahveyşe ömür geçer mi böyle?
Tatlım, söyledim ya, iş görüşmesi.
Hayatım, işte ben onu anlamadım. Kafam basmıyor benim.
Tatlım, biz insan kaynakları mıyız? Bize ne?
İş bizim işimiz, gizli iş. Kiralık aşk volume two.
Resmen film gibi.
Bana bak, ilkinde başımıza gelmeyen kalmadı.
Ay, ay bana onu hatırlatma. Ama bu seferkinde başarılı olacağız.
Çünkü oyunu doğru oynuyorum.
Çok heyecanlandım.
Ben de çok heyecanlandım.
Bak şimdi; doğru adayı bulacağız, onu Sude'ye göre eğitip Sude'nin karşısına çıkaracağız.
Ve bu sefer kesinlikle başarılı olacağız, çünkü ürünümüz erkek.
Erkeği yontmak her zaman daha kolaydır Koriş, bunu unutma.
Onu ince ince, bir proje gibi işleyeceğiz.
Ay iyi de hayatım, Sude'nin karşısına çıkarıp ne yapacağız peki?
Aşık edeceğiz!
En iyi bildiğim iş. Şimdi, Sude'nin datalarını bu yeni bulduğumuz çocuğa aktaracağız.
Sonra da onları karşılaştıracağız ve çocuk Sude'nin kalbini çalacak.
Böyle söyleyince de biraz tuhaf oldu ama...
Ay, aman Koriş! İşte Ömer'e yaptığımız gibi. Ona nasıl kiralık aşk bulduysak, bu sefer Sude'ye bulacağız.
Başka türlü bu Sinan'dan kurtulamayacak çünkü.
Yani, filmi başa saracağız tatlım.
Başrolde su kuşum, değişmeyen oyuncular; ikimiz.
Ay kız, yani Ömüş ile kuru kızı ben daha hazmedememişken...
Ay bir de bak, başımıza neler geldi yani.
Hayatım, öncekini elimize, gözümüze, her tarafımıza bulaştırdık.
Filmin tam ortasında çıktık. Kız, acaba bunu becerebilir miyiz sence?
Hayatım, biz orada ürün hatası yaptık.
Ürün defolu çıktı!
Defolu!
Ay, yılın en bomba esprisi bu oldu!
Ay, çok komiğim değil mi? Hem güzelim, hem komiğim.
Öylesin hayatım. Ay, sus. Karnıma ağrılar girdi.
Benim de!
Ay, Ömer tarafı da çok karışık değil mi?
Evet kız, Ömer gitti, tutuldu, aşık oldu.
Ay, pis Ömer!
Safoz!
Biliyor musun? Aradı geri beni. ''Paramı geri ödemek istiyorum.''
Bir de gururlu.
Diyorsun.
Kız, şu işleri toparlasak da bir kurtulsak yani.
Hulusi babamın verdiği süre de doluyor.
Yani Ömer cephesinde böyle kafa üstü çakılmak üzereyim.
Ben de kendimi şimdi Sude'Ye verdim işte. O işleri halledeyim diyorum.
Yoksa anksiyete tutuyor.
İyi yapmışsın kuşum. Kız sahi, nerede bu yaşlı kara mamba?
Ay, kara mamba... Adada, romatizması mı ne varmış, gidip gelemiyor o yüzden.
Nasıl başıma tebelleş oldu! Ay, yıllardır uğraşıyorum onunla.
Ömrümü yedi, mahvetti ben. Ama bir iyileşsin, gelir şimdi Ömer de Ömer diye.
Ay, bana bak. Koriş, sen beni hiç dinlemiyorsun.
Evet hayatım, haklısın. Dinleyemiyorum.
Gel buraya. Bak şu yan masada var ya, ağır gıybet var.
Üç tane oturmuş Çirkinella.
Kız, bak dinle. Ne duydum biliyor musun?
Şu yandaki kız var ya, onun yanındaki bunun eski erkek arkadaşının sevgilisiymiş.
O da bunun eski erkek arkadaşının kardeşiymiş.
Bunlar neler yapıyor böyle?
Pisler.
Bunlardan var ya üç aylık Müge Anlı çıkar yemin ediyorum.
Dur bir bakayım.
Kız...
Ay ne entrika, ne entrika!
Ay tatlım, planlar, planlar. Ay, insanlar kötü olmuş tatlım, kötü olmuş.
Bizim başımıza niye gelmiyor böyle şeyler?
Hayatım, dünya kötü, herkes kötü, bunlar da kötü!
Baksana, oturmuş üç kişi oraya hepsi.
Hayatım, saf ve temiz olan herhalde bir tek bizler kaldık.
Evet bebeğim, biz çok özeliz. Biz böyle sabun gibiyiz.
Beyaz sabun gibiyiz.
Öyleyiz hayatım, çok temiziz.
Koriş, geliyorlar.
Kız, sence becerebilecek miyiz?
Tabii tatlım, biliyorsun, ben bale yaptım.
Doğru hayatım, o zaman becerebiliriz.
Toparlan, toparlan.
Buyurun.
Sanki duvarın içinden göreceğim ha!
Bütün gün göremedim zaten.
Salak mısın kızım? Görme zaten, görünce ayarların bozuluyor!
Ne güzel çalışıyorum işte!
Yok, böyle olmayacak. Ben bir merdiven boşluğuna mı çıksam? Bir hava falan alırım belki.
Belki karşılaşırız. Çiziyor mudur ya acaba?
Eli nasıl oldu ki?
Yok, ben dayanamayacağım. Yok, yok. Otur Defne, otur.
Oturayım ben, dur. Oturayım, oturayım.
Ay, yok, yok. İyice manyaklaştım ben, oturamayacağım!
Yok, gitmeyim şimdi ya. Oturayım ben.
Otur, otur. Otur.
Dediğiniz çizgide hareket ettik.
Özgün ve denenmemiş bir şey oldu aslında. Siz ne düşünüyorsunuz?
Ömer Bey, siz ne düşünüyorsunuz?
Bu havalandırmalarda bir sorun mu var?
Ölelim mi istiyorlar havasızlıktan?
Pardon, nasıl?
İyi olmuş Zeynep, iyi olmuş. Al, sen çizmeye devam et.
Detoks yemeğim geldi mi?
Henüz gelmedi Yasemin Hanım.
Yasemin Hanım, Sinan Bey arıyor.
Sinan?
Yasemin.
Bu ne hoş sürpriz.
Yasemin, konuşmamız lazım.
Ne konuda?
İş.
İş?
Bu öğlen bir iş yemeği yiyelim mi?
Olur.
Altından ne çıkacak çok merak ediyorum.
Görürsün, görüşürüz.
Görüşürüz.
Yemeği iptal et.
Peki.
Sude.
Seni görmek için benim illa buralara gelmem mi gerekiyor? Bu nasıl ilişki Sinan Bey?
Ya biliyorum, tamam, tamam. Benim hatam ama yani çok yoğunum ya.
Tamam, özür dilerim.
Çok yoruluyorsun ama.
Bak şu conquer bitsin, seninle üç günlüğüne bir yerlere gideceğiz.
Peki o conquer bitene kadar ne yapacağız?
O bitene kadar sen burada kalacaksın böyle benimle, ben de senin o güzel yüzüne bakacağım.
Çünkü ben senin yüzüne baktığım zaman tüm sorunlar hallolacakmış gibi hissediyorum.
Yani diyorum şimdi eğer böyle bir kadın beni seviyorsa, benim derdim ne ki?
Sen benim düşüp bayılmamı istiyorsun herhalde. Ağlayacağım şimdi Sinan.
Ağlama.
Evli misiniz?
Ay Koriş, tabii ki bekar. Evli adamla olur mu?
Adam mısınız?
Koriş'ciğim, o nasıl soru?
Bakar mısın canım?
Arkadaşım bir soru sordu, cevaplar mısınız lütfen?
Ay kız, Nero, bu adam bence sağır.
Bir kulağı duymuyor.
Hayarım, git hayatım buradan. Elendin!
Seyahat engeliniz var mı?
Kız nereye?
Tatlım, ne bileyim? Böyle bir parti marti olur gidilecek, gitmem diye tutturur falan.
Kız doğru söylüyorsun. Necmoş Bey piknik falan ayarlar yine bize ha.
Ay tatlım, nasıl da ister herkesin saadetini.
Mesela Ömer'inkini hayatım.
Ay pis Necmi! Ay, kara mamba bitti, o başladı.
Gölge gibi tepemde! Ay bana bak, bu yaptığımızı duymasın. Mahveder beni!
Hayatım, geçen sefer öğrendi. Bu sefer öğrenmez ama.
Söylemeyiz, olur biter.
Ayol, çocuk nereye gitti? Adam?
Buradaydı kız şimdi.
Kız, masanın altına falan mı düştü acaba?
Ayol, bozuk para mı bu masanın altına düşsün tatlım?
Ne bileyim? Zaten kazuletti.
Şişmandı, sığamazdı buralara.
Aman, gitmiş işte. Boş ver.
Hayatım, en sevdiğin müzikal.
Evet, Damat Adayı Bey'ciğim, en önemli soru.
En sevdiğiniz pembe dizi karakteri.
Evet, benim çok önemle değer verdiğim soruya geldik.
İki bin altı senesinde Seda Sayan'ın bir programda giydiği böyle sırtı açık, dekolte bir kıyafeti vardı.
O kıyafetin rengi?
Ay, bilmiyor.
Çok mahcup oldum.
Firdevs Yöreoğlu'nu Nebahat Çehre oynamasaydı, o rolü en güzel kim oynardı?
Şimdi tatlım, Ozan Çolakoğlusuz Tarkan mı? Yoksa Okan Bayülgensiz Reyhan mı?
Cevabı bekliyorum.
Ne?
Cevap?
Cevap; ben, hayatım! Sana kocaman bir get out.
Hadi!
Aşk mı? Para mı?
Next!
Ay Nero'm, daha dışarıda üç yüz kişi bekliyor, kuyruk oluştu.
Çok zor iş, çok.
Krem brule mi? Revani mi?
Çiğ köfte mi? Dana madalyon mu?
Nişantaşı mı? Fifth Avenue mu?
LA mi? Cihangir mi?
Beyaz tişört mü? Siyah gömlek mi?
Terlik mi? Babet mi?
Ömer, nerede kaldın ya?
Belim kırıldı.
Yok, yok. Olmayacak.
Ay, yeter.
Ay!
Korkma, benim, benim.
Sinsi misin ya? Niye buradan geliyorsun?
Diğer taraftan mı bekliyordun?
Evet!
Hayır, hayır canım. Ne alakası var?
Ben niye bekleyeyim seni?
Ben öyle biraz nefes alayım diye çıkmıştım.
Elin nasıl?
İyi.
Ama iyi görünmüyor.
Geçmedi ama iyi.
E iyi değil demek ki.
Nereye varmaya çalışıyorsun Defne? Söyle.
Çiziyor musun?
Şimdi oldu.
Çiziyor musun?
Seni niye ilgilendiriyor?
Hani yarışacağımız için olabilir mi acaba?
Tamam o zaman, kendi çizdiğinle ilgilen.
Daha faydalı olur senin için.
Söylemeyeceksin yani.
Söylemeyeceksin. Yani ben gece bin tane mesaj çektim, işe yaradı mı, yaramadı mı öğrenemeyeceğim. Öyle mi?
Sence?
Bravo, bravo. İşte Ömer İplikçi, Ömer İplikçi'ye istemediği bir şeyi asla yaptıramazsınız.
Cevap vermek istemiyorsa asla cevap vermez.
Sen de böyle karşısında salak salak kekeler durursun!
Sakin, sakin.
Sakinim ben!
Bağırıyorsun.
Bağırmıyorum!
(Sesi yankılanıyor)
Bağırıyormuşum.
Bağırıyorum, evet, bağırıyorum. Hayır, niye karşıma çıkmıyorsun ki sen?
Niye yarışmıyorsun ki?
Bu kadar çok mu istiyorsun karşına çıkmamı?
Evet.
Niye?
Rakip olalım diye.
Madem hiçbir şey olamadık, bari rakip olalım diyorsun.
Doğru. İyi, ben bunu bir düşüneyim.
Nereden geldi bu ya?
Şimdi...
...sana şahane bir teklifle geldim.
Yani hem senin için hem Cherie için şahane bir fırsat.
İlgimi çekti, dinliyorum.
Şöyle; yani aslında başkası olsa katiyen düşünmezdim.
Ama şimdi sen varsın ya hani. Yani nasıl diyeyim hani, bir birimizi kollamamız lazım.
Artık söyleyecek misin?
Birleşelim Yasemin.
Konkurun galibi ikimiz olalım, bunun için de beraber çalışalım.
Yani sizin gibi daha yepyeni sektöre giren bir şirket için de bence bulunmaz bir fırsat.
Peki siz?
Sizin menfaatiniz ne?
Menfaat.
Menfaat yok.
Kazanmak.
Ömer olmadan kazanamayız diyorsun yani.
Ömer çalışamadığı için yapıyorsun değil mi bunu?
Yani sen şimdi nereden çıkardın Ömer'in çalışamadığını Allah aşkına?
Duyum diyelim.
Geriye mi düştünüz acaba?
Hayır canım, sadece böyle bir yarışa girmeyi anlamsız buluyorum, o yüzden.
Yani beraber kazanalım, beraber yükselelim diyorum.
Passionis, Cherie ile birleşmek istiyor. Gururlandım.
Yani?
Düşünmem lazım.
Nasıl?
Sizin gibi piyasada rakip tanımayan, bu kadar prestijli bir şirket için neden muazzam bir fırsat olduğumuzu düşünmek istiyorum.
Hemen cevap vermemi beklemiyorsun herhalde.
Düşün, düşün tabii.
Düşün ama yalnızca iki saatin var.
Neden?
Teklif iki saatliğine masada, sonra çekerim.
Yani iki saat içinde kararını verdin, verdin. Yoksa Passionis'i karşında bulursun.
Tabii rakibin olarak.
Hesaplar benden.
Sinan ne ne iyi oynuyormuş ya.
Göründüğün kadar yumuşak değilsin demek ki.
Merhaba Nazlıcan.
Merhaba.
Çizmen için ne yapmam gerekiyorsa söyle. Vallaha bak, çekinme, söyle.
Ne diyorsun Defne?
Ya ne istersen yapacağım diyorum, hadi.
Ne istiyorsam.
Yani...
Makul bir şeyse işle ilgili...
Bu aralar boş vaktin çok galiba.
Kafam dolu, kafam. Düşünmekten çalışamıyorum ben.
Sen de hiçbir şey söylemiyorsun.
Ne söyleyeyim istiyorsun?
Sanki söyleyeceksin.
Evet.
Yapma Ömer ya, biz ne zaman birbirimize duymak istediğimiz şeyleri söyledik ki?
Haklısın.
Bir dakika ya.
Şimdi sen bana çizip çizmediğini söyleyecek miydin? Ben kendi ayağıma mı sıktım yine?
Defne, gerçekten çok meşgulüm.
Eminim senin de daha önemli işlerin vardır.
Ne haber?
Hayatım, pek iyi değilim ama sağ ol sorduğun için. Çok teşekkür ediyorum.
Sen nasılsın hayatım?
Şirketteyim, sen?
Ay, dur. Ben de şirketteyim herhalde.
Ne diyecektin?
Ya hayatım, sana şöyle dikkatli bir şekilde bakmak lazım. O yüzden geldim.
İnsanlar senin neyini beğeniyor?
Gönül diyeceğim, gönül de değil.
Anladım.
Hayret, anlamışmış...
Canım, bir saniye bekler misin? Odamda kendisiyle konuştuğumu zanneden bir salak var da.
Tamam hayatım, sen kov. Ben bekliyorum, salaklarla uğraşmak çok zordur. Bilirim ben.
Görüşürüz.
Koray, telefonla konuşuyorum.
(Ağlıyor)
Ay, şimdi o salak ben miyim yani?
Çok mahcup oldum, konuşamayacağım şimdi. Çok kötüyüm.
Koray, dur. Niye gelmiştin?
Ay Allah'ım, ne büyük yaralar bunlar, ya Rabb'im?
Koray.
[Ne yaptım ben sana... Çekil kız şuradan! Çarpık seni.]
Ah be Koray ya.
Bana bak, seni de sevmiyorum.
İtici, sevimsiz. Eneze.
Eneze ne be?
Ay! Geldim, çok pardon.
Arkadaşlar, Passionis, konkur için bizimle birleşmek istiyor.
Ne?
Bu, kaybetmekten korktuklarını gösterir. Yani kaybetmeye yakın olduklarını.
Biz mi kazanıyoruz yani şimdi?
Emin değiliz ama öyle görünüyor.
Sıkışmasalardır bize böyle bir teklif getirmezlerdi.
Ömer çizmediği için pek iddialı değiller anladığım kadarıyla.
Ömer... Yani Ömer Bey demek ki o zaman gerçekten çok kötü.
Yani ilk defa, gerçekten.
Çünkü böyle bir şeyin olmasına asla izin vermezdi.
Ben de öyle düşünüyorum ama bir yandan da bu fena bir teklif değil.
Passionis sonuçta.
[Risk almayalım, kabul edelim yani sonuçta diyorsunuz.]
Henüz karar vermedim, kararımızı bildirmek için iki saatimiz var.
Siz ne diyorsunuz?
[Vallaha Defne çok iyi bir iş çıkardı, gayet iyiyiz.]
Defne?
Yani bilmiyorum. Ömer Bey'in çizmediğine emin miyiz?
Ömer kendi koleksiyonunu başka bir koleksiyonla birleştirir mi sence?
Sanmıyorum ama.
Ben de sanmam.
Neyse, ben biraz düşüneyim. Siz işinizin başına geçebilirsiniz.
Peki.
Ne o ya? Tatbikat mı var?
Fena sıkıştım, çok önemli bir karar vermem gerekiyor.
Sar bakalım.
Rakip birlik olmak istiyor. Ben kendi elimi biliyorum.
Karşı tarafınkini de tahmin edebiliyorum ama emin olamıyorum.
Rakip beraberlik teklif ediyor.
Sen de ya bir gol atarsam da kazanırsam diyorsun yani.
Evet ama bu arada bir gol de yiyebilirim.
Epey riskli.
Evet, bu kararları bizim için Ömer ile Sinan verirdi.
Şimdi ben vermek zorundayım, hem de onlara karşı.
Yasemin, patron olmak istiyordun. Tadını çıkar bakalım.
Konuş Sude, konuş.
Ne söyleyeceğimi biliyorsun zaten, bilmiyor musun?
Biliyorum, o zaman konuşma. Çık dışarı.
Meşgulüm.
Sevgilimle aramı açmakla mı meşgulsün?
Sude'ciğim, düzgün konuş.
Niye yaptın ya böyle bir şeyi?
Ne istiyorsun ya bizden? Ne istiyorsun Sinan ile olan ilişkimizden?
Neden aramızı açmaya çalışıyorsun? Kuzenimsin ya sen benim.
Benim öyle bir niyetim yok, ben kimsenin öyle arasıyla falan ilgilenmem.
Sinan benim kardeşim, bunu bilmeye hakkı vardı.
Bunu yanına bırakmayacağım, kuzen. Bundan emin olabilirsin.
Yanına bırakmayacağım.
Eminim, eminim Sude'ciğim. Eminim.
Hadi çık dışarı.
Çıkıyorum.
Defne.
Ömer'in çizip çizmediğini öğrenmemiz lazım.
Yanlış karar vermek istemiyorum.
Tamam da, yani nasıl öğreneceğiz?
Sen öğreneceksin.
Onca zaman asistanlığını yaptın, Ömer'i hepimizden daha iyi tanıyorsun.
Bu görevi senden başkasına veremem. Sorun olur mu?
Yani aslında, ben bir hani öğrenmeye çalıştım ama...
İşte Ömer Bey'i biliyorsunuz, söylemek istemediği şeyi öğrenmek imkansız.
Doğru ama hani bir yandan da emin olmadan böyle bir adım atmak istemiyorum.
Hem... Hem bu senin için çocuk oyuncağı Defne.
Yasemin Hanım yapmayın ya.
Defne, bak sen yaparsın. Ben sana güveniyorum.
Bak, bu Cherie için çok önemli bir fırsat.
Ciddi bir karar vermemiz lazım.
Tamam ya. Öğrenirim. Ne olacak ki sanki? Nedir yani?
Nedir yani? Hayır, bir de bu gizem ne yani? Çiziyor musun? Çizmiyor musun?
Bir net ol ya! Bir rengini belli et! Ben burada konkura mı çalışayım?
Seni çözmeye mi çalışayım? Hayret bir şey ya?
Gerek yok, yeter ya.
Şey yani, ben elimden geleni yaparım. Merak etmeyin.
Ondan şüphem yok zaten. Hadi Defne, göster kendini.
Hadi.
Hadi.
Hadi.
Ne haber?
İyi.
Nereye böyle?
Tamam canım, yani ben öyle... Bana ne?
Eve falan gider çizersin, eve geçersin.
Kendini davet ettirmeye mi çalışıyorsun? Buyur gel.
Anahtarın da var hem zaten, gelip gitmişliğin de.
Yok canım, ne alakası var?
Şey, bu anahtar eğer böyle rahatsız ediyorsa ben geri vereyim.
Gerek yok, gerek yok. Görüşürüz.
Ha, çizim diyorsun o zaman!
Efendim?
Çizim diyorum yani. Sen evde çizeceksen... Çalış yani, çalış.
Ben de çalışıyorum.
İyi çalışmalar.
Sana da.
Tabii çalışıyorsan. Ama elim yara, çizemiyorum da diyorsan, o başka tabii.
Defne yeter, çırpınma.
Ne çırpınması canım? Ne çırpınacağım? Ben gayet de sevinirim vallaha.
Yani bana ne? Bana ne canım?
Görüşürüz Defne.
Görüşürüz, bye.
Bye mı?
Nasıl öğreneceğim ben şimdi ya?
Pis! Söylemezsen söyleme.
Ne yapacağım ben ya?
Gizli gizli gideyim, odasına gireyim. Evet, öyle yapayım ben.
Hiç de beceremem ama ne yapayım artık?
Hadi bakalım.
Nasıl olacaksa?
Bombelere gel!
Koray Bey, sessiz olun ya.
Siz gelin bombelere, benim işim var.
Ne oluyor?
Ne ne oluyor? Bir şey olmuyor.
Böyle hoşbeşe gelmiştim, eski şirket falan.
Kız, onu sormuyorum ben. Özel hayatını soruyorum, onu anlat bana.
Ay, yok. Ben gideyim, işim vardı zaten.
Çok da ses yaptık ya.
Kız, ne işin var? Kimleri görmeye geldin.
Ayrıca niye sessiz? Kız, ben bir şey diyeceğim sana.
Biri bana fısıldayınca ben çok korkuyorum.
İşim yok, öylesine işte.
O zaman gel, oturalım.
Yok, siz oturun. Benim işim var.
Bana bak kız, yolarım seni!
Gel diyorsam geleceksin, şurada iki lafın belini kırardık.
Öleyim mi yalnızlıktan?
Çürüdüm kaldım, soldum. Alarm veriyorum, patlayacağım.
Allah'ım, neden ben? Neden?
Tamam, sessiz! Sessiz!
Tamam, geleceğim.
Bir şey diyeyim mi? Kurudum kaldım vallahi ilgisizlikten.
Hem bak, gel, ben sana kahve ısmarlayayım.
Ama kahveyi sen yaparsın. Sonuçta hayatım, kahve bu şirketin. Bu şirket kimin? Ömüş'ün.
Ömüş veriyor parasını. Fazla içmezsin değil mi?
İçmiyorsundur da sen zaten, kurusun. Hadi hayatım, gel. Yürü, gidelim.
Neler anlatacağım sana, neler.
Camı eğdiniz, camı! Hadi gidin! Hadi!
Kız sorma, halim hal değil.
Çok sormamıştım.
Yolarım kız! O küçük ağzının içinden duydum ben her şeyi.
Hayatım, herkescikler benimle görüşmek istiyor.
İşte ''Koriş'ciğim görüşelim, Koriş'ciğim bak işte görüşelim, mutlaka bak, küserim, ederim...'' Neler, neler hayatım.
Bilmiyorum farkında mısın ama? Hayatım, olayları büyüten bir insan değilim.
Dur bir dakika. Ne diyordum ben? Şey diyordum...
Siz neye bakıyorsunuz öyle?
Kız, demin bir mesaj gönderdim.
Karşı taraf bana on iki dakika sonra gönderdi, ben de on üç dakikaya tamamlamaya çalışıyorum.
Ki böyle hemencecik mesaj gönderdiğimi anlamasın diye.
Tabii, tabii. Önemli planlar bunlar. Siz yapın, siz yapın.
Ben artık kalkayım.
Kız dur, gitme! Bu da gideceğim gideceğim diye, kurudun ha kız sen de!
Kız, birazdan arayacak beni.
Ben şey yapmam lazım, meşgule yatmam gerekiyor şu anda.
Meşgule yattıktan sonra böyle, eğer cevap verirse cevap vermeyeceğim.
Şey diyeceğim; hunharca sosyal bir hayatım var. Seninle de zar zor telefonlaşıyorum...
...mesajını vermem gerekiyor karşı tarafa.
Ay, vallaha Koray Bey, nelerle uğraşıyorsunuz ya?
Oh vallaha, ne güzel hayat.
Hayatım, nelerle uğraşalım. Sen söyle hayatım.
Kimlerle uğraşalım? Anlat bana.
Tabii, ben yani öyle özel biri ya da bir şey için...
Hayatım, genel konularını genel tiplerle konuş.
Ben özel bir insanım, senin o böyle içi boş dolu şeylerle muhabbetini çekemem şimdi.
Ama siz aldınız beni buraya!
Hayatım, tabii alırım. En çok ben alırım, kim alacak seni başka?
Ya, ya öyle, evet.
E ben gideyim artık.
Kurusun çünkü.
Ay Koray Bey, sizin yüzünüzden benim adım kuru kız kaldı, kuru!
Kurusun da ondan.
Çok sağ olun, siz de öyle efendim.
Hayatım, ben fitim. Ömer de bıraktı seni.
Ömer niye bıraktı seni? Cevap ver.
Ya siz ne biçim konuşuyorsunuz ya, siz? Hem siz nereden biliyorsunuz? Pes!
Hayatım, yani kötü bir şey söylemedim.
Açıkta gördük ki soruyoruz yani.
Ay gideceğim ben.
Kız dur, gitme. Ölümü gör, gitme.
Hep aynı şeyler Koray Bey, vallahi rüyama giriyorsunuz ya!
Gör hayatım, şükret ki gördüğüne.
Kız, herkescikler merak ediyorduk. Herkesten kastım Nero'm ve ben.
Ömer sende ne buldu acaba? Onu çok merak ediyoruz.
Ne?
Ne buldu?
Hayatım, dürüstlük. Mesela ben bu şirkette onlarca kişiye hakaret ediyorum.
Onlar da böyle yüzüme gelip ''ay ilahi Koray Bey'' diyorlar.
Niye biliyor musun?
Çünkü yüzde ikilik hissem var hayatım. Patronum ben, parton.
Bu yüzde iki yüzünden değil ama...
Ama sen ne yapıyorsun hayatım? Çıkıyorsun, gidiyorsun. Dimdik duruyorsun.
Teşekkür ederim.
Hayatım, belli ki kendi doğruların var. Aferin kuşum sana.
Yani bak, doğruların seni kör kuyulara da atsa, aşktan kalbin de kurusa...
...açlıktan nefesin de koksa hiç vazgeçme. Öl, de vazgeçme!
Sana yakışır bu.
Ay Koray Bey, vallahi beni seviyor musunuz? Beni dövüyor musunuz? Ben hiçbir şey anlamıyorum yani.
Vallahi gidiyorum ben, yeter!
Dur, gitme! Hayatım, kötü yola düş ama vazgeçme.
Gitti.
Ay neyse, sevgili seyirciler, canlı yayında böyle şeyler olabilir.
Bir telefonumuz var, rejiye bakıyorum. Alo?
Alo?
Bu son şansın Defne.
Koş kızım.
Çiziyorsa mutlaka buralardadır.
Salak, şifreyi bilmiyorsun ki!
Ne yapıyorsun sen burada?
Çok güzel soru.
Güzel de bir cevabı var herhalde.
Sen çok erken döndün ya. İnşallah bir yaramazlık falan yoktur.
Defne.
Şey, şey için geldim ya.
Öyle ne yapıyorsun diye.
Odada olmadığımı biliyorsun, asansörde karşılaştık. Niye geldin buraya?
Şey için geldim.
Çiziyor musun diye geldim.
Bilgisayara baktım, dosyalarına baktım, dolaba baktım. Hiçbir şey bulamadım.
Sonuç?
Bulamadım işte, hiçbir şey bulamadım.
Yani?
Kızdın mı ya? Kızma.
Defne, şansını fazla zorlama istersen.
Yani kusura bakma ya, böyle izinsiz girdim falan.
Hoş da olmadı.
Ne yapayım? Sen de çok kapalısın.
Böyle olması ikimiz için de daha iyi.
Böyle...
Delireceğim ya! Of!
Olmadı Yasemin Hanım, yapamadım.
Öğrenemedim işte. Yani elimden geleni yaptım, hatta yapmamam gerekenleri bile yaptım.
Ama yok. Sır gibi saklıyor. Ortada çizim falan yok.
Ama çizmiyor da diyemiyoruz.
Yani, diyemiyoruz. Kendisi koca bir muamma.
Tamam Defne.
Yapacak bir şey yok, zaten süremiz dolmak üzere.
Ben gidip Sinan ile konuşayım.
Ne diyeceksiniz?
En doğru olduğuna inandığım şeyi.
Bana şans dile.
Nazlıcan, Sinan Bey odasında mı?
Odasında Yasemin Hanım.
Ben geldiğinizi haber vereyim.
Seni dinliyorum.
Düşündün mü?
Düşündüm...
Kabul etmiyorum.
Kapışmak istiyorum diyorsun.
Bizi yenebileceğini düşünüyorsun.
Aynen öyle.
Yasemin, şirketi daha yeni kurdun, farkındasın değil mi?
Ee?
Yani ne bileyim? Hani daha yolun başında böyle büyük risklere girmek falan.
Üzülme sonra.
Israrcı gördüm seni Sinan, psikolojik oyunlar falan.
Yani dedikodu yapmaya bayılıyorsunuz. Hayatım çeneniz değil, bezini çalışsın, beziniz.
Hadi çalışın şimdi!
Bakıyorlar bir de öyle.
Çalış!
Kız! Yavrum, aşkım!
Nasıl özledim seni, nasıl özledim. Aşkım!
Kız, hadi gel beraber sinemaya gidelim.
Ay Koray, yok. Dur, ben bir Ömer'e bakacağım, tamam mı? Sonra gideriz.
Hayatım, neyine bakacaksın? Bakan bakıyor zaten, sen bana bak.
Hayatım, çok güzel bir film gelmiş. İki kelime, aksiyon-gerilim.
Kız, gider, korkarız ha.
Ay yok, Koray. Ben Ömer'e bakayım. Eli kötü zaten, çalışamıyor. Bir bakayım ona.
Kız, kimin eli kötü?
Ömer'in, Koray.
Doğru, hayatım. Pardon. Peki ne konuşacaksın eliyle?
Ne bileyim? Belki motive falan ederim.
Bayılıyorsunuz Ömer'in etrafında uçuşmaya.
Biriniz de gelip ''Koray'cığım, sen nasılsın? İyi misin? Bir arzun, bir isteğin, bir dedikoduya ihtiyacın var mı?'' diye soran yok!
Yaparız Koray, onu da yaparız. Bak, ben şimdi bir Ömer'in yanına gideyim. Konuşayım onunla, tamam mı?
Sana dedikodu; İz, Ömer'i iyi edecekmiş dersin herkese, tamam mı?
Hadi bye.
Körler, sağırlar, birbirini ağırlar.
Bu da heveslisi, dedikodu verdim zannediyor.
Demek şimdiden mağlupsunuz.
Biz? Yapma Allah aşkına Yasemin ya.
İyi, tamam. Peki, birleşmeyelim madem.
Görelim bakalım kimin koleksiyonu daha iyi.
Görelim bakalım, iyi olan kazansın.
Kız! Yasemin.
Ay, düşüyordum.
Hayatım, şımart beni. Değer ver bana. Beni iste, beni sevdiğini söyle.
Çok ihtiyacım var.
Sana bir tek ben iyi gelirim Koriş'im.
Akşam sekizde bir şeyler içelim. Şimdilik, bye.
Demek ki herkescikler Ömüş'ün peşinde koşturmuyor.
Koriş'in de bir kitlesi var şunun şurasında. Endamım yürüsün, endamım.
Çalışın siz de!
Sevimsiz iticiler, sabah sabah.
Konuşmayın, çalışın!
Bu da mavileri giymiş yine
Sen de çalış!
Ömer, inat ettin işte. Ben dedim sana, doktora gidip gelseydik böyle olmazdı.
Neyse canım, boş ver.
Bari bandajını yenileyeyim. Nerede ilk yardım çantası?
Ya İz, sıkılıyorum böyle şeylerden, biliyorsun. Boş ver.
Tamam, biliyorum. Senin canın hiçbir zaman tatlı olmaz zaten.
Çizebiliyor musun peki?
Deniyorum.
Sonuç?
Ay, tamam. Huysuz. Defne çatır çatır çiziyor vallaha bak.
Bu kızda ışık var.
Bak şimdi.
Hırs yapmış, belli.
Onca yaşanandan sonra tabii, bu rekabet durumu biraz saçma oldu. Senin için de öyle.
İz.
Ne?
Ya burası da mı mayınlı bölge?
Aslında senin ne hissettiğini en iyi ben anlarım ama.
Sen beni anlamıyorsun.
Tamam, tamam. Neyse, çok konuştum yine.
Sen her zamanki gibi başarırsın, ben inanıyorum.
Ne yapıyorsun kuşum?
Ne yapayım tatlım? Kek yapıyorum, canım çekti.
Oh, ne güzel hayatım.
Sen ne yapıyorsun?
İyi, ne olsun hayatım? İşte şirketteyim, çalışmaca.
Kız, bir şey soracağım. Bu Sinan bulma işi ne oldu?
Sorma, hepsi birbirinden beter çıktı.
Üstünde çalışıyorum. Ay Koriş'im, ben seni çok özledim.
Akşam buluşalım mı?
Hayatım, Nero'm, canım, aşkım...
Bebeğim, bir tanem, Nero'm benim.
Ay Nero'm, ne yapıyorsun hayatım? Ek mi yapıyorsun?
Mis gibi koktu, canım çekti vallaha.
Canım, akşam gel. Sana da yapayım.
Akşam gel diyor.
Elim kayıyor da hayatım.
Nero'm, akşam gelemem. Program var.
Ay evet, ay çok heyecanlı.
Vallaha hayatım, çok heyecanlı. Ben de merak ediyorum kim elenecek.
Tamam işte, akşam gel. Birlikte seyredelim.
Şey, hayatım... Yani ben, dikkatimi vermem lazım.
Böyle, çünkü ben böyle televizyona bağıracağım, çemkireceğim daha
Böyle kendi evlerimizde izlesek; sen kendi evinde, ben kendi evimde. Böyle camdan cama.
Sonra da buluşup kritiğini yaparız seninle.
İyi, peki öyleyse.
Tamam hayatım. (Şaşırarak) İz geldi.
[Ömer'in İz mi? Ay, nefret ediyorum o kızdan.]
[Ömer'in kadın versiyonu şekerim. Aynı onun gibi buzdan bir Şelale.]
[Ay, nereden bulur böyle kızları?
Hayatım, şu an yanımda, duyuyor.
Kim canım?
İz.
[Koriş'im, ayol İz duysa ne olur?]
Biz programdaki kızdan bahsediyoruz ya, yarışmadaki hani.
[Onu diyorum ya ben tatlım.]
Duyan da başka bir şey zannedecek.
Hadi ciao.
Ciao hayatım.
Hayatım, öyle dememiş yani. Ben yanlış anlamışım, sen de öyle anlama yani.
Sen çok güzel kızsın hayatım, yaşamaya hakkın var senin.
Ne yapıyorsun kuşum?
Koray, merak etme, başkalarının dediğine takılmam ben.
Şirketteki tek sakin yer burası. Biraz oturayım dedim.
Kız, conquer'a gideceğiz. Çalış, Ömüş'ün parasını boşa akıtma.
Bu da yatacakmışmış, heveslisi.
Ömer çizmeye başladı bile, merak etme.
Nasıl? Nasıl yani? Nereden biliyorsun?
Kız, Ömer'in eli topal değil mi?
Çolak Ömer çizmeye başladı ha.
Adamı gömdün iki dakikada. Ya sadece evrene olumlu mesaj göndermeye çalışıyorum ben.
İşine gelince mesaj gönderiyor evrene.
Hayatım, tabii ki ben de istiyorum. Çalışsın, para kazansın, şirketimiz daha da büyüsün. Sonuçta ben de patronum.
Sonuçta yüzde ikilik hissem var. Ay ben de mi evrene mesaj göndersem, ne yapsam?
Hadi gönder, gönder.
İlahi Koriş.
Koriş dedi bana! Kız, yerim seni.
Sen de bir buz dağısın ama eridin sen de.
Bir dakika, dur. Ben de evrene bir mesaj göndereyim şimdi.
Beş, beş... Beş, beş dedim, on oldu.
Kız, yüzde on olacak hissem.
Ama evren de beni görmez ki.
Beş, beş, evren.
Oğlum, Yasemin kabul etmedi ya.
Yapma ya.
Vallaha öyle. Hiç beklemiyordum yani, çok ters köşe oldum.
Ortak, bir şey söylesene ya!
Hallederiz de, kazanacağız de, bir şey de ya! Ya gerçekten bu poker face hallerin beni çok korkutuyor ya!
Neden?
Ne neden? Sen ne zaman böyle baksan kesin bir şey var, ne zaman sussan bir terslik var demektir.
İşler iyi gidince halay mı çekiyorum sanki?
O da doğru ya.
Ya Allah'ım duy beni ya, duy beni ya. Bana niye bu manyağı reva gördün ya? Bir şey söyle ya, lütfen ya.
Al hadi, al. Sen uçur, al.
Oğlum, oraya kadar gitmez o. Dikkat et, al.
Kime gönderelim?
Nereye gitsin istiyorsun?
Ben?
Sude'ye.
Tamam be, aşk mektubu bağlayacağım ucuna. Başka bir şey değil, yanlış anlama.
Ana, Yasemin'e gönderelim.
Bakalım ne yapıyor.
Kız, halka küpeler ne zaman geri döndü?
Ne kadar da yakışmamış.
Resmen doksanlar geri döndü. Sıkı tutun hayatım.
Doksanlara geri dönüyoruz.
Sen halkaya sığmazsın Koriş.
Doğru diyorsun hayatım, doksanlar bana gelsin. Sen tabii seksenlerden gideceğin için senin işin daha kolay.
Ya Koriş, ya biz ne kadar çok gülüyoruz seninle.
Hayatım, gülmek bana yakışıyor da o yüzden. Dişlerim güzel.
Doğrusun.
Koriş, biz seninle nereye kadar böyle flört edeceğiz?
Yani, ben artık senden bir sonuç bekliyorum.
Dur bakayım hayatım, bir düşüneyim. Naz yapmak yakışıyor bana hayatım.
Çok severim.
Ya da benle zaman geçirmeyi çok seviyorsun ama bunu itiraf etmek istemiyorsun.
Yok kız, vallahi yalan! Zinhar yalan, öyle bir şey yok.
Seni sevmiyorum Sinsirella, sevmiyorum seni.
Seviyorsun!
Sevmiyorum!
Seviyorsun!
Ay...
Koriş, sen benle sağı solu aşağılamaya, gıybet yapmaya bayılıyorsun.
Sen benim ruh eşimsin.
Hayatım, benim ruhum eşsiz. O senin işe yaramaz, küme ruhunla var ya, benim o yüksek ruhum baş edemez hayatım.
Bu arada, levellar gittikçe düşüyor. Conquerlarda kaybedeceksin yakında.
O nereden çıktı şimdi?
İşte Ömer hayatım, bilmiyor musun? Çizmeye yeniden başlamış.
İz ona iyi gelmiş.
Bana öyle anlatıyor, İz beni ikna etti diyor.
Nispet yaptı resmen. Artık evrene mesaj mı gönderdi? Artık ne yaptı bilemiyorum.
Çizmeye yeniden başlamış yani.
Ne?
Ömer öyle bir geliyor ki hayatım, dur diyebilene aşk olsun.
Benim hemen çıkmam lazım Koriş.
Nereye kız? Hesap da kaldı.
Hayatım, patronsun sen.
Sarı kazulet. Yüzde ikilik şeyimle, hissemle nasıl ödeyeceğim ben bu hesabı?
Keşke yüzde beş olsaydı, ne güzel olurdu.
Tansiyonum düştü vallaha heyecandan.
Garson Hanım'cığım veya Bey'ciğim, ayran var mı? Tuzlu ayran, bir içeyim. Tansiyonum düştü.
Allah kahretmesin seni Sinsirella!
Ne oldu oğlum bu kadar acil? Sofradan kalktım lan.
Kahveye bakacaksın İso, benim hemen eve gitmem lazım.
Allah Allah, o niye?
Hala misafirlkte. Nihan da işten erken çıktı.
Aman, Serdar ya. Anladık, hadi git.
Aşkım.
Geldin mi aşkım?
Ne haber?
Ne olsun? Senden?
İyi işte, iş falan.
Çok yorulmadın ya?
Yok, yok. İyiyim, iyiyim. Yani enerjim falan iyi.
Ben de, hem de fıstık ceviz zirve yani!
Allah...
İçim kalktı ha, defolun gidin evinize. Hadi.
Kıskandı, kıskandı.
Hadi aşkım.
Defne evde mi?
Yok, şirkette o. Çalışıyor.
Yani çat kapı gelecek kimse yok.
Türkan Teyze?
O çoktan uyumuştur, Esra zaten gelmez.
Bir de yoklama alıyorlar ha, hadi gidin!
Hadi!
Hadi.
Acıkmış mı benim güzel kızım? Gel bakayım buraya.
Gel Nina.
Nasıl geçti günün?
Ama benimkini hiç sorma, çünkü hiç güzel değildi.
(Telefon çalıyor)
Yasemin.
Oraya geliyorum, evde misin?
Şimdi geldim, gel.
Nina, ne haltlar karıştırıyor bu Yasemin?
Bana bak, sen kadınsın. Anlarsın dilinden, söyle bir şeyler.
Aman iyi, bu da nemrut, ağzını açmaz.
(Kapı zili çalıyor)
Yok artık.
Evet.
Hayırdır, Yasemin Hanım?
Düşündüm de...
Sevindim düşünebilmene.
Yormayalım birbirimizi. Birleşelim.
Evet, nedir acaba bu ani karar değişikliğinizin sebebi?
Düşününce mantıklı geldi.
Win-win işte, kaybeden yok.
Win-win, daha önce aklın neredeydi, win-win?
Enerjimin tümünü bu işe vermek istemiyorum.
Kovaladığım başka tavşanlar da var.
Birleşelim işte.
Yani, bilemiyorum ki. Şimdi böyle bir emin değilim.
Ama teklif senden geldi.
Sen de ilk seferinde hayır dedin, şimdi niye evet diyorsun? Ne oldu?
Yani sence normal mi bu?
Fazla çetrefilli mi düşünüyorsun acaba?
Senin elin mi zayıfladı?
Onu nereden çıkardın?
Kabul etmiyorum.
Rakip olalım yani?
Olalım.
Değil miyiz zaten?
İyi, sen bilirsin.
O zaman kaybetmeye hazırla kendini.
Yarın, öğlen üçte Nahit hanımlar gelecek.
Koleksiyonlarımızı sunacağız.
Sunarız.
Yeneceğiz sizi.
Göreceğiz.
Kapıyı sıkı kapat.
[Kapı çarpma sesi]
İyi hava bastık da, inşallah söndürmezler.
Neyse canım, yanmasam da gürledim işte.
Vallahi, yani koktum burada sabahtan beri, koktum!
Hak mı reva mı bu ya?
Keşke pjamalarımı falan getirseydim.
Ay kıyafet darladı valla, içimn şişti benim.
Ne zaman görsem şişiyorsun Defne.
Sen burada mıydın?
Şey işte, malum, conquer falan. Çalışıyordum.
Sizin neyiniz var?
Ben bir hata yaptım Defne.
Birleşme teklifine hayır dedim.
Yani.
Bunda kötü bir şey yok ki, niye hata olsun?
Değil mi? Niye hata yani?
Yani.
Ben yeni baştan bir yola çıkmışım. Her şeyi en baştan tek başıma yapmaya karar vermişim.
Ki biliyorsun işte bu şirket, en doğru karar oydu yani.
Birleşmemeyi kabul etmemek.
Yani.
Allah kahretsin ya. Tam kartlar bizim elimizdeyken ben nereden bileyim Ömer'in yeniden çizmeye başlayacağını?
Ne?
Ömer çizmeye başlamış.
Karşımızdaki koleksiyon Ömer'in koleksiyonu olacak.
İz Hanım ikna etmiş Ömer'i.
İz mi ikna etmiş?
Maalesef, maalesef öyle.
Vay be.
Ben etkileyememişim, İz Hanım etkilemiş, öyle mi?
Aşkıma aşkından aşk pişisi.
Getir, getir. Hayvan gibi acıktım.
Nasıl?
Şahane.
Senden ilham aldım.
Ya... Pislik.
Ama bozulurum bak.
Ay bozulma, bozulma. Kıyamam ben sana.
Bir şey diyeceğim.
Hala gitse ya yine bu akşam.
Keşke.
Ana!
Tövbe bismillah, ne oldu?
Bu ne be?
Buyur?
Serdar, sakin.
Ne diyorsunuz sabah sabah?
Pişi mi yaptınız?
Geçen pişi severim dedim, yapıp önüme getirdiniz.
Siz çok mu seviyorsunuz halanızı?
Ama ben öyleyimdir, herkes beni pek bir sever.
Mahallede herkes peşimde.
Biri diyor ''atla bize gel'', biri diyor '' yok, yok, bize gel''
Sene de bir geliyorum, herkes bana hasta.
Ama ben de zarif kadınım.
Güzel görünümlü kadınım. At gibiyim mesela.
Tabii. Mesela böyle yolda yürüyorum, herkes beni gösteriyor.
Böyle ''bak, bak, bak'' diyor, böyle dürtüp dürtüp beni gösteren var.
Geçen gün bir motosiklet duvara girmişti, herkes dönüp dönüp ona bakıyordu aynı böyle.
Serdar.
Tamam, tamam. Neyse, ben gidiyorum.
Zaten kahveyi İso açtı.
İsmail mi?
Sen İso'ya ''ben geç gelirim, beni idare et'' mi dedin?
Evet.
Yapma ya.
Yaptım bile.
Sevgilimle kahvaltı edebilmek için.
Sevgilim ya.
Sevgilin yesin seni.
Hadi çıkalım.
Hala?
Hakikaten, hala?
Ben de geleceğim. Hem de çıkmış, hava almış olurum, değil mi?
Hadi! Ne kadar uyuşuksunuz çocuklar, hadi!
Hadi.
Hadi.
(Kapı çalıyor)
Defne?
Al bunları.
Ne bunlar?
Bende sana ait hiçbir şey kalsın istemiyorum, al bunları.
Defne, ne yapıyorsun? Bunlar senin.
Ay, al! İstemiyorum, Allah Allah.
Senin verdiğin kalemlerle çizmek istemiyorum, tasarımlarımı onlarla yapmayacağım.
Hayret bir şey! Ben gider kendime yenilerini alırım zaten.
Sen o kalemleri nereden almıştın ya?
Aman, onu da merak etmiyorum.
Ben gider kendime bulurum.
Birbirimizde izimiz falan kalmasın.
Malum, senin İz'in sana yetiyor.
Anladığım kadarıyla.
Defne.
Ne?
Ne yapıyorsun?
Ne ne yapıyorum? Ne ne yapıyorum? Bir şey yaptığım mı var? Ne yapacağım?
Allah Allah ya. Zaten benim yaptığımın ne önemi var? Kale alan da yok.
Hayret bir şey!
Hayır, ben onu demiyorum.
Ne diyorsun?
Şu an ne yapıyorsun?
Ne yapıyorum ya ben?
Kendi kahvaltını kendin hazırla!
Asistan yok senin karşında! Hayret bir...
Bekle, bekle. Kahvaltı etmeyeceğim. Telefonum kaldı yukarıda. Alayım, geleyim. Beraber çıkalım.
Tamam... Hayır, bana bak. Ne bekleyeceğim ben seni? Gideceğim ben!
Ver bilekliğimi.
Efendim?
Bilekliğim diyorum, ben sana alabilirsin dedim mi?
Çocuk musun Defne?
İstiyorum.
Ya versene şunu.
Vermiyorum.
Ha, vermiyorsun.
O kadar istiyorsan gel, kendin al.
Alırım, sen benim alamayacağımı mı zannediyorsun?
Ben öyle bir şey demedim.
Alıyorum bak, aldım.
Ya versene şunu!
Al.
Alo, Yasemin Hanım?
Tamam, söyleyin, söyleyin. Bir dakika.
Ay kalem nerede? Kalemin var mı?
Bir saniye.
Al, kalem.
Söyleyin.
[Tamam.]
Tamamdır, tamam.
Ben bakacağım bunlara.
Görüşürüz.
Hayda, bu sefer de kalemi kalmış ya!
Hay Allah'ım, ben kurtulmaya çalıştıkça saplanıp kalıyorum. Şuna bak.
Salak Defne, Ömer mıknatısı Defne.
[Bu arada, bileklik için teşekkürler.]
Ben de.
Sağ olasın İso, eyvallah.
Hadi bak işine sen.
Vallaha tam zamanında geldin, benim acil şirkete uçmam lazım. Görüşürüz.
Hadi.
Hangi şirket İsmail Bey'ciğim?
Çalıştığım şirket işte.
Ne kadar güzel. Yani iş güç sahibi bir adamsınız.
Bu devirde sorumluluk sahbi erkek bulmak çok zor.
Mumla arıyoruz, mumla.
Oldu o zaman, tespitler bittiyse bana müsaade.
Olur mu canım? Bir muhallebi ısmarlasaydım size.
Gudu'nun muhallebisini yemek herkese nasip olmaz.
Yani maşallah teyzeciğim, sizin de özgüveniniz de...
Teyze?
Teyze?
Hadi İso, kaç. Kaç kurtar kendini hadi.
Gel teyzeciğim... Halacığım, gel, gel, gel.
Gel otur şöyle sen.
Otur şöyle, ben sana bir su getireyim.
Bana teyze mi dedi?
Terbiyesiz İsmail Bey işte.
Teyze?
Yok canım.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Deniz? Tamam, gönder.
Bakıyorum, artık sekreterlerinle muhattap oluyorum.
Patron olunca böyle.
Ne haber?
Vallaha sen iyiysen ben de iyiyim.
Konkur nasıl gidiyor, o kadar destek verdim.
Umarım hayal kırıklığına uğramam.
Aslında bayağı iyiyiz, bütün ekip çok sıkı çalıştı.
Özellikle Defne.
Defne... O kızın ne enteresan bir ışığı var değil mi?
Tam gölgede kaldı diyorsun, bir anda parlayıveriyor.
Bu kadar hırslı olacağını hiç tahmin etmezdim.
Birileri Defne üzerine uzun uzun düşünmüş galiba.
Değişik bir kız.
Yani bir tarafı çok yufka yürekli, bir tarafı çok hırçın.
Etkileyici.
Seni bayağı etkilemiş, orası kesin.
Pardon. Hoş geldiniz Deniz Bey.
Hoş bulduk Defne.
Toplantı için gelmiştim ama...
Gel Defne, gel. Ben de kalkıyordum.
Bu arada tebrikler, koleksiyon çok güzel olmuş.
Biz elimizden geleni yaptık.
Ama ben sana söylemiştim, başaracaksın.
Sağ olun.
Size kolay gelsin o zaman.
Görüşürüz.
Evet.
Acayip heyecanlıyım, son gün bugün.
Ben de çok gerginim ya. Kazanabilecek miyiz acaba?
Bilmiyorum.
Ömer geldi mi?
Yok, gelmedi.
Gelince haber verin.
Ömer geldi mi?
Henüz değil.
Gelince haber verin.
Ömer geldi mi?
Eli kulağındadır.
Gelince haber verin.
Günaydın Ömer Bey.
Günaydın.
Zeynep, Kıvanç, odama.
Hadi, hadi, hadi.
Tamamdır, hazır gibiyiz.
Emeklerinize sağlık, çok çalıştınız.
Ne diyorsunuz? Yeterince iyi miyiz?
Biz elimizden geleni yaptık. Yani bence olağan üstü.
Umarım Passionis'ten de daha iyidir.
İnşallah.
Tamam, sunumda görüşürüz.
Tamam, görüşürüz.
Hayırdır? Ne bu gerginlik.
Sabah seni göremediğimdendir. Neredesin?
Kahveyi açmam gerekti de. Serdar...
...bu aralar biraz meşgul. Sen iyi misin?
Çok heyecanlıyım. Bugün dananın kuyruğu kopacak.
Yani bizim koleksiyonumuz hazır ama Passionis'ten daha mı iyi bilmiyorum.
Bundan sonrası...
Bundan sonrası tevekkül Yasemin, bırak artık.
Hadi gel, bir şeyler yiyelim. Kahvaltı etmemişsindir sen.
Nasıl da iyi tanıyorsun beni.
Nasıl da seviyorum seni.
Aferin sana Defne, görsün bakalım nasıl çiziyormuşum.
Heyecandan öleceğim ben ya. Allah'ım, şu korku bir bitse!
Dualar, dualar.
Kocaman sözler. Maşallah, hayırlı olsun.
Üstümüze basa basa nerelere gelmişsin. Masa senin mi?
Yasemin Hanım'ın.
Bu şirket de Yasemin Hanım'ın, acaba kendisi sizin bu şekilde içeri girdiğinizi biliyor mu?
Defne'ciğim, bu İstanbul'da benim giremeyeceğim içeri yoktur.
Asıl dışarıdan gelen sensin, hatırlatırım.
Evet, karşı karşıya gelmişken meselemizi konuşalım.
Kaçtın, kaçtın, kuyruğuna geldin. Öt.
Ötüyorum. Ödüyorum. Bir saniye.
Buyurun, bu paranız!
...ın ilk taksidi, yani ilk şeyi. Alın, buyurun.
Ben başka sözler verdiğini hatırlıyorum.
Neriman Hanım, ne olur uzatmayalım ya. Alın işte yani.
Paranızın ilk taksidi, yani bir kısmı.
Almayacağım, paramı istediğin de nereden aklına geldi? Ben paramın karşılığını istiyorum.
Konuştuğumuz gibi istiyorum.
Ay, ne yazık ki vallaha artık onun için çok geç.
Bence siz bu zarfı alın.
Almayacağım, söz verdiğini yapacaksın.
Yapmıyorum.
Yapacaksın.
Yapmıyorum!
Öyle mi? Görürüz.
Neriman Hanım, Neriman Hanım!
Allah'ım, ya Rabb'im ya, of!
Ne haber Nazlıcan?
İyilik Sude Hanım, siz nasılsınız?
Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Nasıl gidiyor? Ne durumdalar?
Herkes çok çalışıyor Sude Hanım, bu konkur herkesin canını çıkardı.
Sabahtan beri yani telefon trafiğinden içim şişti ya.
Ömer ile Sinan?
Onlar da çok meşguller ama biliyorum.
Bu konkuru bir atlatalım. Önümüz açık. Bunun için ne kadar çalışmak gerekiyorsa hepimiz çok çalışıyoruz.
Tabii, tabii. Teşekkürler canım.
Derya. Merhaba, nasılsın?
İyiyim, siz?
Ben de iyiyim. Nasıl gidiyor sence konkur?
Bence çok heyecanlı. Sinan Bey çok gergin, konkuru kazanamayacağız diye ödü patlıyor.
Yasemin Hanım çok mu rahattır? Bence hiç değildir.
Dört dönüyordur şimdi. Ben onu iyi tanırım.
Aslında onlar ne hazırlamış bir görebilsek gerisi çorap söküğü gibi gelecek.
Yani anlayacağınız Sude Hanım, bu konkur insanların ömründen ömür aldı.
Bak doğru dedin. Derya, sence Yasemin bizim ne çizdiğimizi merak ediyor mudur?
Bakmak ister mi?
Etmez mi? Çıldırıyordur.
Hatta ben onu tanıyorsam yastıkları yiye yiye bitirmiştir şimdiye kadar.
Ne?
Yastık.
Akşam sana kuzgunun ağzından mektup yolladım, geldi mi?
Ne?
Gel biraz sev beni ne olursun ya, çok gerginim.
Canım, gerilme. Ne olursa olsun dünyanın sonu değil.
İş sonuçta, kazanmak da var, kaybetmek de.
Öyle diyorsun da her şey buna bağlı. Ne yapacağız?
Hiçbir zaman her şey tek bir şeye bağlı değildir, sadece biz öyle zannederiz.
Allah Allah.
Ömer.
Ne durumdayız abi?
İyilik güzellik işte.
Allah'ım, ya delireceğim. Oğlum, koleksiyon tamam mı? Hazır mı? Ne haldeyiz? Ne durumdayız?
Hazır.
Nasıl? Nasıl peki? Şey mi? İyi mi?
Şüphen mi var?
Ömer, lütfen ya.
Nerede peki bu koleksiyon?
Biz de görebiliyor muyuz?
Yani merak ettiğim için sordum, kim olsa merak eder canım.
Gerçekten görebiliyor muyuz?
Tabii, tabii. Görürsünüz.
Oh! Tamam, iyi.
Sen de o zaman... Sen de şuna bir bak artık ha.
Bakmama gerek yok.
Oğlum delirtme adamı, Defne çizmiş diyoruz ya. Hiç mi merak etmiyorsun?
Gerçekten Ömer, bulunmaz bir fırsat bu.
Karşı tarafın bütün hazırlığı elinde. Onlar olsa bakmayacak mı sanıyorsun?
Bakarlarsa yanlış yaparlar.
Bak, bak. Nedenmiş?
Karşındakine bir oyun kurmaya çalışırsan kendini onun bir oyun oynarken bulursun.
Ben kendi oyunumu oynuyorum kardeşim.
Güzel.
İyi, sen bilirsin.
İyi o zaman, ne yapalım? Yarım saat sonra İz'in odasında bizim koleksiyonu görelim.
Hadi bakalım.
Ben de gelebilir miyim?
Gel, gel tabii.
Neriman Hanım, sizi çok özledik. Nerelerdesiniz?
İşlerim var canım. Dernekti, vakıftı, davetti, spordu derken...
...vaktim kalmadı, boşladım biraz buraları.
Hoş geldiniz.
Merci canım. Necmi, Koriş, Ömer, Sude...
...Sinan yok mu?
Hepsi buradalar.
Tamam, ben bir bakınayım o zaman. Ciao!
Kim geldi?
Neriman, kim geldi?
Ben geldim Necmi.
Hoş geldin hayatım, hoş geldin.
Hoş buldum, boş buldum, oturdum.
Ne ikram edeceksin güzel karına?
İkram edeyim, ikram edeyim ama fazla vaktim yok. Toplantıya gideceğim.
Ne toplantısı?
İş işte Neriman, çalışıyorum ben burada.
İşte ben de onu merak ediyorum tatlım. Sen ne iş yapıyorsun burada?
Ben burada idari müdürüm ve çalışıyorum.
Anladım da tatlım...
..ne yaparsın? Yani temizliğimi organize ediyorsun?
Tırnak kontrolü mü yapıyorsun? Nedir?
Neriman mesela yirmi beş dakika sonra toplantıya gireceğim.
İzin verirsen.
Ay ne toplantısı?
Of toplantı işte Neriman.
Ben de geleyim.
Neriman bu Neriman oyuncağı mı?
Toplantı diyorum. Ne işin var? Sen ne anlarsın?
Necmi sen yokken ben vardım.
Aşk olsun!
Ömer kılıklı.
Katranı kaynatsan olur mu şeker cinsini batasıca cinsine çeker.
Ben gidiyorum.
Neriman sakın Ömer'in yanına gitme, çocuğu rahatsız etme. Çok önemli bir toplantısı var.
Ben ne seni istiyorum ne Ömer'i istiyorum.
Ben Koriş'imi istiyorum.
Aman çalış sen! Koriş!
Burada bile rahat yok ya, burada bile yok.
Ko-
Ömer!
Ay Ömer canım!
Bebeğim kuşum, kara gözlüm!
Sırma saçlım, inci dişlim!
Ay elit lokumum benim.
Ay içinde çıkamıyorum, sevgi sözcüklerini bitiremiyorum.
Bak kim geldi!
Kim geldi yenge.
Benim bu girişim üzerinde çalışmam lazım.
Tatlım ben geldim.
Ay çok özlemişim seni.
Sağ ol, yenge sağ ol. Nasılsın?
Seni gördüm, iyi oldum şimdi.
Ay yengesinin her şeyi, küçük oğlu.
Evet evet, seni görünce moralim yerine geldi.
Sen nasılsın?
İyiyim işte, iş güç yoğunluk.
Hayırdır?
Aman amcan gıcık etti az önce.
Şöyle bir odasına girdim.
Neriman çok çalışıyorum sen git dedi.
Bugün biraz yoğunuz, o da yoruldu haliyle.
Ay aman hep yorgunsunuz, hep yoğunsunuz.
Hayatım hayat geçiyor!
Çalış çalış nereye kadar tatlım?
Peki bütün bu hengamede o gönlün nereye konacak ha?
Ofisteki koltuklara mı konacak?
Sadede geldin yenge.
Ama aşkitom!
Hayat geçiyor, yaşlanıyoruz.
Yenge gerçekten hiç zamanı değil, çok işim var.
Ay aman amcası kılıklı!
Ben zaten size gelmedim.
Koriş'i göreceğim.
Gel beraber gidelim.
Sen.
Hiçbir etki altında kalmadan, kendi isteğinle Koriş'e?
Evet, selam vermedi bugün. Bir görmüş olurum.
İyi peki madem.
Ay nasıl da zariftir, nasıl da tatlıdır!
Ay Koriş!
Ay.
Ay ellerin dert görmesin, pek rahatladım.
Bana bak seni sevmem için iyi bir neden ortaya çıktı.
Hayatım sal biraz.
Kuluçlarıma doğru, beceriksiz.
Misafirlerimiz gelmiş.
Aman aman efendim!
Kimler gelmiş! Neriman İplikçi ve yeğeni gelmiş.
Ömür, ay Zübeyir git misafirimize terlik getir.
Yazlığına gelmedik saçmalama, ofisine geldik.
Hayatım olur mu öyle şey? Sizler benim başımın tacısınız.
Zübeyir git misafirimize yanar dönerli meyve tabağı yaptır.
Zübeyir sen işine bak.
Hayatım o işine bakar.
Ben hızlandırayım diye şey yapıyorum.
Ay geilr gelmez buz kesildin.
Derin dondurucu, hayatım paran boşa akıyor.
Gördün mü? Gelir gelmez iştağımı kesti yeğenin.
Ay hayatım öyle deme.
Ömüşüm sırf seni görmek için geldi.
Ne? Ay Ömüş!
Ah nasıl özledim, nasıl seviyorum hayatım!
Nero sana bir şey diyeyim mi?
Yeğenin diye demiyorum ama çok efendi, çok seviyorum onu ben.
Ay değil mi ben de çok seviyorum Ömüş'ümü!
Aman aman!
Sizin konuşacağınız şeyler vardır. Hatta sen geçen bir şey diyordun, anlat işte.
Ne anlatacaksın bakayım?
Ay bir dakika. Ne anlatıyordum acaba?
Ne söylüyordum acaba?
Kız gel anlatacağım sana.
Ay kız bu Duygu'nun kızı...
...makarna salatası diyeti yapıyormuş, dünyanın çirkini.
Ay katana!
Ne o kızı severim ne anasını severim.
Bir gün karşılaştığımızda çaktırmadan yemeklerine protein tozu dökelim.
Kız ne oldu biliyor musun bir de?
(Çok hızlı konuşuyor)
Hayatım sen çok ünlüsün.
Seninle hava atmak istemiştir yanındaki.
Ünlüsün sen.
Ah nereye?
Hayatım gitsin çalışsın, işi gücü vardır.
Boşlama, sonra işsiz kalırız. Hadi.
Aferin Koray, bak ne güzel şeyler söylüyorsun. Aferin.
Makarna salatasını da hiç sevmem.
Kız ben salata sevmem!
Et olacak hayatım et.
Etsiz yemek olmaz. Kız doyamıyorum sonra ben.
Ay nasıl oldu acaba?
Allah'ım sen yüzümüzü kara çıkarma!
Hadi inşallah!
Oh nihayet.
Hadi bakalım.
Tamam gayet güzel.
Bence bunlar çok iyi.
Bence de alırız yani.
Eline sağlık kuzen.
Sağ ol kuzen, sağ ol. Çok incesin.
Yalnız Sinan. Bir odamda konuşalım.
İz sende gel, amca.
O zaman ben buradayım.
Ay kız bakalım mı?
Ay hadi bakalım!
Dur şunu açayım.
Dün geceki davette Duygu ne giydi?
Çıkmadı.
Hayatım tabii çıkmaz. Dur bir dakika, silip baştan yazacağım.
Dün geceki davette...
...gıcık Duygu ne giydi?
Yine çıkmadı.
Hayatım ben anlamıyorum bunları.
Aman boş ver tatlım, biz bize yeteriz.
Ay Koriş ne oldu?
Ay ben bir şey yaptım, Nero.
Ne yaptın?
Çok kötü bir şey yaptım.
Ay Koriş bak beni korkutuyorsun.
Ben Neromu aldattım.
Hem de Yasemin ile.
Dışarı çıktık birkaç defa.
Ne?
Nero'm çok üzgünüm, çok kötüyüm çok!
Hayatım.
Pardon hayatım.
Ne olur beni affet!
Ne olur beni affet hayatım!
İstemeden şeyler yaptım.
Ama kandırdı beni.
Yani en iyi arkadaş racona ters düştü biliyorum.
Çok utanıyorum kendimden şu an, çok.
Koriş.
Bunu bana nasıl yaparsın?
Şeytan ruhlu, kötü ruhlu kadın.
Beni yemekle, gıybetle kandırdı. Aklımı çeldi benim.
Ay Koriş şu an çok üzgünüm.
Ay ben de kahroldum!
Allah'ım bu ne büyük acılar ya Rabb'im?
Çok yüklem oldu çok.
Pis Yasemin!
Sinsi yılan!
Sinsirella kandırdı beni.
Yemek verd, et verdi.
Dedikodu verdi bana, aklımı çeldi kızç
Aklıma girdi.
Koriş'im.
Ay sen hiç üzülme, ben o pis Yasemin'e gününü gösteririm.
Koriş'imi benden çalmak ne demekmiş görecek o.
Göster hayatım, sana göstermeler yakışır.
Ay çok kötüyüm Nero.
İyi miyiz gerçekten?
Yoksa kendimizi mi kandırıyoruz?
Defne bir gelir misin?
Bir sorun mu var?
Bilmiyorum ki.
Yeterince iyi miyiz sence?
Acaba önceki çizdiklerini mi ekleseydik koleksiyona?
Ne dersin?
Bence bunlar açık ara iyi yani.
Ömer'i yenecek kadar mı?
Ömer Bey'in sırrı ne?
Kendine olan güveni.
Kararlılığı, sağlam duruşu.
Bizim de kendimize güvenmemiz lazım yoksa baştan kaybederiz.
Doğru söylüyorsun ama...
...ne bileyim.
Yasemin Hanım şu kaybeden psikolojisinden çıkar mısınız lütfen ya?
Biz daha başlamadan siz mağlup sayıyorsunuz.
Ya öyle de değil de...
...yani anlıyorsunuz işte, bir türlü tam anlamıyla emin olamıyorum.
Öyle bir şey yok zaten.
Ama kendimize güvenmemiz lazım.
Bunun için de haklı sebeplerimiz var.
İyi diyorsun koleksiyon.
Gayet iyi.
Bence Passionis'i yenebiliriz.
Getir çocuğum.
Al yavrum.
Halacığım, bir tanecik halacığım.
Bak bu içtiğin yedinci kuşburnu falan.
Dokunmasın sonra.
Bir şey olmaz.
İyi geliyor, cildimi güzelleştiriyor.
Allah Allah!
İsmail Bey ne zaman gelir?
Valla bilmem.
Ama gelirse de buraya gelmez muhtemelen.
Adamın evi var sonuçta.
Evi tam olarak nerede?
Ne yapacaksın hala?
Ne yapacaksın?
Yani öyle temizlik olur...
..işte yemek.
Yemek.
Öyle.
Dudu Hanım hayırdır?
Aman Türkan Hanım hoş geldiniz.
Gel gel buyur, şöyle otur.
Bir çayımızı iç.
Serdar anneannene çay ver oğlum.
Hoş bulduk.
Maşallah, sen de çok çabuk benimsemişsin buraları.
Öyleyimdir.
Hemen sahiplenirim.
Böyle birkaç ufak dokunuş ile çiçek gibi yaparım burayı ben.
Dokunuş derken?
Maşallah sen de pek cevval çıktın yani.
İnsan kız tarafı olarak biraz çekinir hani.
Yani biraz geri durur. Değil mi ya?
Anneanne.
Canım niye çekineyim?
Hani bu kahve bizim ya.
Serdar'ımın ya.
Mal sahibiyim, geri bas diyorsun.
Aferim ne güzel anladın.
Hiç belli etmiyor ama akıllı kadın.
Türkan Hanım anam yaşında kadınsın.
Saygımdan susuyorum.
Ay şuursuzluğunda bu kadarı. Duydun mu Serdar?
Sanırsın kendisi yirmilik genç kız.
Of! Oralara girmesek iyiydi ama.
Türkan Hanım ben kahvemde kepazelik istemem, çık dışarı.
Sen kimin kahvesinden kimi kovuyorsun be? Sen çık dışarı!
Burası bizim bizim!
Allah Allah!
Sen karışma Esra!
Sen karış Esra, ne olur yardım et gözünü seveyim.
Anneanne gidelim.
Önce o gidecek.
Hayır gitmiyorum!
Gideceksin.
O zaman birlikte gidelim.
Bu süper fikir!
Sonra yolda şey yaparsınız.
Bana bak.
O çocuk şu kızdan mı hoşlanıyor Koriş?
Hayatım belki ama o onun şoförü olamaz.
Ay bakmalara doyamaz inşallah.
Onun gönlü kimde peki?
Öbüründe, bak şu esmerde.
Ama o da bakmaz.
Çünkü kendine sevgili yapmış o.
Ay Koriş aşklarından ölsün mü bunlar?
Hadi gel aralarını yapalım biz.
Hayrına.
Bana bak, sıradan insanların sefil hayatlarına müdahale etmeye bayılıyorum.
Ay kız biz daha Sude'ye birini bulamadık.
Ay dağlar tepeler aştım, nehirler geçtim.
Ay Sinan kadar minnoş ve tatlış yok.
Ay benim kızım da sevecen erkeklerden hoşlanıyor hayatım.
Ortalık hırt dolu.
Ama Sinan da ne anasının gözüdür ha.
Sana bir şey söyleyeyim mi hayatım? Zamanında o sempatikliği ile, minnoşluğu ile...
...bütün İstanbul'u ayıkladı.
Ay ne diyorsun!
Muhteşem ikili iş başında.
Hayatım her zaman öyleyizdir.
Bak Nero ve ben yıkılmaz bir kalenin yenilmez krallarıyız.
Ne yapıyorsunuz peki siz burada?
Tatlım insanların özel hayatlarına tebelleş oluyoruz.
Gel katıl bize.
Yoksa seni konuştuğumuzdan değil tatlım.
Almayayım ben.
Ama bakın size ne diyeceğim.
Şuradaki çocuk ile kız var ya, onlar birbirlerine aşık.
Hatta aşklarından kavga edip duruyorlar.
Çocuk resmen kızın saçını çekti.
Eliniz değmişken bir de onları halledin.
Hadi kız, o zaman gidelim.
Senin ne işin var burada?
Hayatım bu planda yoksun sen, hadi!
Çok teşekkür ediyorum.
Hayatım bakma sen çalış.
Hadi Cherie!
Şampanya alındı mı?
Getiriyorlar efendim.
Bir saate burada olur.
Her şeyin kusursuz olmasını istiyorum.
Kazandığımız durumda şampanyayı onunla patlatacağız.
Siz hiç merak etmeyin, her şey hazır.
Süper!
Tamam bırakın, çıkın.
Yine ne işler peşindesin?
Ne bu?
Görmüyor musun Yasemin?
Üzerinde Passionis yazdığına göre.
Sude.
Bana oyun oynama.
Oynamıyorum canım.
Bir saat sonra gelecek koleksiyon burada.
İstiyorsan aç bak.
Neden yapıyorsun bunu?
Hangimize iyilik borcun var?
İyilik değil, kötülük sebebim var.
Yine birilerini gömme peşindesin yani.
Of Yasemin, çok uzattın.
Tamam.
Bakacağım.
İyi çabuk ol ama.
İki dakikan var.
Sonra kimseye çaktırmadan yukarı götürmem lazım.
Defne Passionis'in koleksiyonu.
Nasıl ya?
Ay siz nereden aldınız bunu?
Baktınız mı içine? Ne varmış?
Ay dur söylemeyin! Sakın söylemeyin!
Benim kalbim sıkıştı çok fena.
Tamam dur! Daha bakmadım.
Şefin gelsin birlikte bakacağız.
Ha birlikte yani? Bakacağız.
Ay ne yaptılar acaba ya?
Ne yaptılar ki?
Ay ben nefes alamıyorum.
Tamam, bir su iç.
Ay gelemedi. Biz baksak mı acaba ya?
Dayanamayacağım.
Ay durun, bakmayalım!
Bakmayın yani.
Toplantıdan önce bakmak pek etik değil.
Yani bunun bize geldiğinden haberleri var mıdır acaba?
Defne, Nahit Hanım zaten bir saat sonra burada.
Baksak da sonuç değişmeyecek.
Biz sadece kazanıp kazanamayacağımızı öğrenmek için bakıyoruz.
Hepsi bu.
Ömer burada mısın?
Nahit Hanım aradı.
Yoldaymış, hadi artık toparlanalım.
Tamam kardeşim, geliyorum.
Çok iyi.
Gerçekten iyi.
Bizden iyi değil.
Gerçekten mi ya?
Kesinlikle.
Aldık sayılır.
Defne sen sandığımızdan da iyiymişsin.
Ya bu gördüğün Ömer İplikçi'nin tasarımları ve...
...kesinlikle senden daha iyi değil.
Maç ortada aslında.
Bence öndeyiz diyebiliriz.
Ay başardık mı?
Budur be!
Yaşasın!
Gelsin bakalım Nahit Hanım!
Baya iyiyiz.
Çok çok iyiyiz.
Oh be, kaybetmeyeceğiz işte!
Alabilir miyim ben artık şu dosyayı?
Al canım, al.
Biz alacağımızı aldık.
Bildiğin galibiyet ha.
Ay çok heyecanlandım ya.
Ay kalbim ağzımdan çıkacak şimdi.
Bir nefes almam lazım.
Defne, gerçekten mola yapacak başka bir yer bulalım kendimize.
Bir de böyle aynı anda nefes almaya çıkıyorsak.
Bir şey mi oldu?
Bütün bu olanlar, yollarımızın kesişmesi, her şey...
...belki de benim olgulaşmam, büyümem ve tasarımcı olmam için.
Aşkımız güzel bir araç oldu diyorsun.
Büyüdüm.
Başıma sen geldin ve ben büyüdüm.
Acaba ben sende nasıl biz iz bıraktım?
Cevap yok yani.
Duymak istemeyebilirsin.
Yani toplantıya girmeden önce kafan karışmasın bence.
Duymak istiyorum.
Defne biz ne zamandan beri duymak istediklerimizi birbirimize söyledik ki?
Gelmeyecek misin?
Nereye?
Toplantıya.
Tabii.
Bugün bana bir elbise sürprizi.
Yani hazırlıklı olayım, o yüzden söylüyorum.
Hayır, yok.
Bugün tasarımlarım ile varım.
Bundan sonra da öyle olacak.
Hareketlere bak.
Hadi bakalım.
Buyurun.
Koleksiyon dosyası yok, gitmiş.
Dur dur bende.
Ben de sana getiriyordum hatta.
Niye sende?
Öyle odada kalmasın diye yani.
Ne olur ne olmaz.
Hadi toplantıya geç kalıyorsunuz.
Hadi!
Buyurun.
Çalışmalarınızı dört gözle bekliyorduk.
İki tarafında bu kadar kısa bir süre içerisinde hazırlanmış olması da göz doldurucu tabii.
İnanın kiminle yolumuza devam edersek edelim...
...bizim içimiz çok rahat edecek.
Ama sanırım beni çok zor bir karar bekliyor.
Ay o renkli saçlı kız var ya.
Evi nasıl karıştıracakbak demedi deme.
Hayatım ben olsam ben de öyle yaparım.
Ay düşünsene evdeki herkes bir dedikodu kaynağı.
Ay Koriş keşke öyle bir evimiz olsa.
Ay gördün mü kız hemen nasıl beğendi oğlanı?
Ay inşallah beraber olurlar.
Ben çok yakıştırdım.
Kız keşke oraya gidebilsek.
Eğer gidebilseydik oranın hemencecik lideri olurduk biz.
Herhalde.
Gidelim aralarını yapalım.
Valla gidelim kuşum.
Koriş kahvelerimiz bitti.
Kız dur, yenisini isteyeyim.
Kız kahve buraya!
Ay bir şey daha diyeceğim sana.
Şu gözlüklü, kırmızı kenarları var.
Nasıl zengin bir ailenin çocuğu var ya!
Zaten hayatım buraya kariyer yapmaya gelmiş.
Kuş kadar maaş alıyor.
Kız bir şey söyleyeceğim. İşe gelip giderken bir araba kullanıyor.
Görmen lazım, dudağın uçuklar.
Bana bak, bunu bizim Sude'ye yapalım.
Kız ne Sude'si?
Tipi kayık görmüyor musun sen de?
Ay ne bileyim zenginlik bir yakışıklı gözüktü gözüme.
Ama haklısın şekerim.
Yok hayatım olmaz.
Kız kahve istiyorum, buraya bak.
Tırnak yiyor bir de çarpık!
Pis.
Sakin ol bebişim.
Ne yapayım? Geliyor gidiyor işte ataklar.
Çok etkileyici.
Oldukça etkileyici.
Tebrikler.
Müthiş bir yetenek yakalamışsınız Yasemin Hanım.
Gerçekten öyle.
Şanslıyız.
Çok teşekkür ederim.
Sizi bu işe yönlendirenlere teşekkür etmelisiniz.
Çok doğru bir yerdesiniz bence.
Aslında bu işi en iyi bilen kişiden öğrendim diyebilirim.
Açık yüreklilik ile bana nasıl çalışmam gerektiğini anlattı.
Kendi yöntemlerini anlattı.
Yeniden yeniden çizebilirsin, korkma dedi mesela.
Ben de onun tavsiyeleri ışığında devam etmeye çalışıyorum.
Evet, çizimleriniz kelimenin tam anlamıyla korkusuz.
Bravo.
Bombalara gel.
Sude, Passionis'in koleksiyonunu Cherie'ye sızdırmış.
Ya resmen içeriden...
Bu doğru mu?
Gerçek mi?
Ay ne oluyor?
Doğru mu söylüyorsunuz?
Ay Koriş ne oluyor?
Ay hayatım anlamadım ki ben de.
Sude Hanım gerçekten yaptı mı?
Şimdi Passionis'in koleksiyonunu görelim.
Ama bunlar...
Gördüğümüz dosyada yoktu.
iz bu ne?
Ömer işte.
Gerçekten de Türkiye'de bu kadar iyisinin yapılabildiğini bilmiyordum.
Avangart ile klasiği bu şekilde birleştirebilmek...
...bu kadar fark yaratmak.
Ömer Bey sunum konuşmasından sonranasıl bir koleksiyon ile geleceğinizi çok merak ediyordum.
Ama bu kadarını beklemiyordum.
Teşekkür ederim.
Ben bunları İngiliz yöneticiler ile de görüşeceğim ama fark çok açık ne yazık ki.
Sanıyorum Passionis ile çalışacağız gibi görünüyor.
Ömer Bey çalışmalarınız için çok teşekkür ediyorum.
Daha önce gördüğünüz koleksiyon değil.
Değil mi Yasemin?
Sude Hanım koleksiyonu gerçekten Cherie'ye verdiniz mi?
Ömer Bey duyunca yer yerinden oynayacak.
Sude ne diyor bunlar?
Kız kim kime vermiş onu anlamadım ben.
Siz anlamadınız galiba.
Ben söyleyeyim.
Sude hanım Passionis'in koleksiyonunu Cherie'ye vermiş.
Kız ne zaman verdin?
Sude.
Hayatım.
Sude böyle bir şey yapmamıştır ayol.
Değil mi tatlım? Söylesene.
Valla bilmiyorum ama bu mail yaptığını söylüyor.
Neriman.
Sude.
Arkadaşlar ne oluyor burada?
Necmi Bey telefonunuzdan maile bakın.
Maile mi?
Şirketin maili.
Sude Hanım koleksiyonunuzu alt kata vermiş.
Ne?
Doğru mu bunlar?
Baba.
Sude ne diyorlar ya?
Sinan.
Sude.
Hemen benimle dışarıya.
Neriman sen de.
Sude!
Sen yaptın değil mi?
Hayır Sude.
Sen yaptın.
Anlattım anlamadın.
Konuştum.
Anlamadın.
Ben de anlayacağın dilden konuştum.
Umarım bu seni değiştirir.
Anlamıyorum ya! Nasıl?
Nerede peki bu koleksiyon? Biz de görebiliyor muyuz?
Yani merak ettiğim için sordum.
Kim olsa merak eder canım.
Yalnız Sinan, bir odamda konuşalım hadi.
İz, sen de gel amca.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.