Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
Çıkar mısınız lütfen?
Çıkın dışarı!
Ya bir sakin olur musun?
Ya çıkar mısınız dedim!
Çıkın.
Çıkın.
Defne.
Konuşmamız lazım.
Ya ben konuşmak istemiyorum.
Siz Ömer'i çok üzdünüz.
Bizi de.
Çok zor durumda bıraktınız.
Defne'ciğim iş hayatında olur böyle şeyler.
Hem bunun konumuzla hiçbir alakası yok.
Olsun, yine de ben konuşmak istemiyorum.
Bana iki dakikanı ayırır mısın?
Ya ne istiyorsunuz?
Sana bir teklifim var.
İlgilenmiyorum.
İstiyorsan önce bir dinle.
Paraya ihtiyacın varmış.
Vardı paraya ihtiyacım ama kalmadı.
Bitti.
Her şey bitti yani.
Biten ne?
Ya ilgilenmiyorum dedim, gider misiniz?
Bu senin çizimin değil mi?
Evet.
Yani kursa giriş için çizmiştim.
Bununla kabul edildim de...
...bunun sizde ne işi var ya?
Güzel şeyler her zaman ilgi alanımdadır, Defne.
Biz Tranba olarak her sene eğitime kabul edilen öğrencilerin çizimlerine bakarız.
Beğendiğimizi alırız.
Bu çok çok iyi.
Bunu satın almak istiyorum.
Bir yanıyla masum ve ürkek...
...ama bir yanı ile tekinsiz.
Çok iddialı.
İstiyorum bunu.
Bir dakika ya.
Biz aynı şeyden mi bahsediyoruz?
Ah Defne.
Nasıl farkında değilsin kendinin?
Yok artık ya.
Şimdi siz benim bu kıytırık çizimimi beğendiniz bir de para vermek istiyorsunuz. Öyle mi?
Öyle.
Hatta paran hazır.
Ama ben Passionis için çalışıyorum.
Passionis'in bu konu ile hiç alakası yok.
Sen bunu Passionis yazısı altında çizmedin.
Bak bu ilki için.
Sonrakilere de talibim. Sen çiz, ben alayım.
Ne dersin?
Şahane ya.
Yani olur.
Sonuçta ben bunu çiziyorum.
Anlaştık o zaman.
Anlaştık.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Allah Allah! Ben bu adam kötü mötü dedim ama bildiğin safmış ya.
Bildiğin benim kıytırık çizimime para veriyor adam.
Yırttın kızım Defne, yırttın ya!
Nihan.
Defne.
Buldum kızım buldum, parayı buldum ya.
İnanabiliyor musun? Çizimlerime para veriyor ya!
Kim kızım?
Ya Deniz işte, Deniz Bey, Tranba.
Bu şey değil mi ya?
Evet o.
Bana bak. Emin misin?
Ömer kızmasın.
Ya niye kızsın ki?
Ömer bunun gibi bin katını çizer.
Ya artık teklifine evet diyebileceğim.
Ömer'e evet diyebileceğim, buldum parayı.
Valla iyiymiş.
Sorun çıkmasın, Defne.
Hani Tranba ile iletişim falan...
Ne yapayım ya?
Ne yapayım? Ömer'e hayır mı diyeyim?
Evlenme teklifine hayır mı diyeyim?
Ay evlenme teklifine hayır mı diyeyim?
Ay evlenme teklifine hayır mı?
Tamam tamam.
Sakin ol, nefes al.
İyi misin?
Ne yapayım ben? Aşkımı mı kaybedeyim?
Aşkımı mı kaybedeyim?
Artık burada olmayı hak ediyorsun, yürü bence.
Valla mı?
O zaman ben ne yapayım? Şimdi gideyim mi?
Yok gece gitmeyeyim, sabahı bekleyeyim.
Ama gece de şimdi uyuyamam ki.
Sabahı mı bekleyeyim? Uyuyamayacağım ki.
Git kız, git.
Bin kere, yüz bin kere evet de.
Artık bunu hak ettiniz ya.
Olmaz.
Abi.
Bu halinle mi gideceksin?
Git bir sıfatını topla.
Doğru diyorsun ya.
Bildiğin pejmürdeyim ben.
O zaman ben gideyim üstümü başımı değiştireyim.
Gittim ben, hatta uçtum.
Ömer!
Defne!
Ömer!
Evet!
Tabii ki evet!
Sonsuza kadar evet!
Evet evlenelim.
Hep yanında olmaya evet!
Seni hiç bırakmayacağım.
Ya ne var bu Defnede bu kadar?
Ay Sude.
Canım.
Su kuşum.
Yoruldun mu sen?
Dinleniyor musun?
Ay yok anneciğim, yorulmadım.
Oturuyordum öyle ya.
Sen ne yapıyorsun?
Hayatım kendimle ilgili planlarım var.
Bedenime sarmaya karar verdim.
Koriş ile şahane bir program yaptık.
Yeni fantezim bu.
Back to body, tam bana göre.
Eyvah, rüya takımı iş başında!
Gerekli tatlım, gerekli.
İnsanın kendine bakması gerekiyor.
Sude'ciğim.
Bana bak. Sen o Sinan ile görüşmüyorsun değil mi?
Yani böyle içli dışlı değilsiniz değil mi?
Ay Sude bak çok kötü oluyorum, beynimin bir yarısı orada.
Hiçbir şeye konsantre olamıyorum ben.
Kötü oluyorum.
Bırak şimdi Sinan'ı!
Yok aramızda bir şey, sen merak etme.
Sen asıl yeğeninden bahset.
Ömer Bey ile durumlar nasıl?
Ay Ömer ile çok ilgilenmiyorum hayatım.
Baban şöyle azıcık kızıyor.
O yüzden son günlerde biraz Ömer ile ilgilenmeyi bıraktım.
Peki şey, bu Defne.
Sen tanıyor musun Defne'yi?
Hayır, evet.
Ay saçından tanıyorum, asistan kız işte.
Tamam işte, ben de o asistan kızı soruyorum.
Yani ne yapıyor bu kız?
Nasış bir tip? Ne yani?
Ay nasıl bir kız olsun işte Sude'ciğim?
Asistan bir kız yani.
İşleri idare ediyor, asistan işte.
Hem ben nereden bileyim? Kim getirmiş, kimlerden gelmiş...
Ay anneciğim anladım.
Aklıma geldi, benim spor giysilerim gelmişti.
Gideyim üzerimde onları bir seyredeyim.
İyi git yakıştır bakalım kendine.
Spor kıyafetlerini.
Gökten düşen Defne.
Sen dur.
Dur bakalım dur.
Olduk mu yani şimdi biz?
Öyle görünüyor.
Evlenelim hemen.
Evlenelim.
Haftaya.
Milano'da.
Milano'da mı?
Araba kiralarız.
Koma Gölüne götürürüm seni.
Ne bileyim ev tutarız birkaç günlüğüne.
Belki İsviçre'ye gideriz.
Kayak yaparız.
Neler neler...
Milano...
...kayak, ben, tam adamı.
Ben bilmiyorum ki kayak yapmayı.
Öğretirim ben.
Bence o kadar emin olma.
Çünkü benim kadar beceriksizini görmemişsindir.
Senin kadar güzelini de görmedim.
Baş ederim merak etme.
Ya ben hala...
...şimdi bu hayal olmaktan çıktı mı yani?
Şimdi biz gerçekten baya baya...
...plan yapıyoruz.
Yapalım artık bence.
Yapalım.
Yapalım da...
...anneannem şimdi beni görmek ister.
Yani öyle gelinlik falan.
Gelince burada da yaparız bir kutlama.
Sen.
Çok seversin ya kutlama falan.
Ben sadece seni sevsem?
Yetmez mi?
Yeter.
Sonsuza kadar yeter.
Günaydın millet!
Ne var ne yok?
İyilik sağlık.
Ben odamdayım.
Tamam.
Günaydın Zübeyir.
Bana bir çay verir misin?
Başlayacağım dedikodunuza ha!
Yeter artık üçlü!
Vay, günaydın!
Günaydın.
Ne?
Ben senin kadar keyifli olamıyorum.
Endişe duyuyorum.
Bundan sonra nasıldı Sinan?
Yani artık arkadaş değil miyiz?
Güzel bir şey yakalamıştık, ben nasıl davranacağımı bilemiyorum.
İyi olacağız, tamam.
Bunun için yaşıyoruz biz.
Evet doğru, keskin virajlardan geçtik.
Ama toparlayacağız.
Günaydın.
Günaydın.
Sen düz olursan yol da düz olur.
Evet, Yasemin.
Sinan Bey.
Siz yokken sizi aradılar.
Nerede?
(Yabancı bir marka söylüyor)
Defne'nin gittiği tasarım okulu.
Onlardan bilgi istemişsiniz galiba.
Mail atmışlar, oradan bulabilirsiniz.
Tamam sağ ol.
Ben teşekkür ederim.
(Fransızca konuşuyor)Çok teşekkür ederim.
(Fransızca konuşuyor)Rica ederim.
Allah Allah!
Kalifiye elemandan yıkılacağız!
Evet.
(Fransızca bir marka ismi söylüyor)
Vay.
Bu sene güzel şeyler var.
Bu ne ya?
Nazlıcan sana bir mail atacağım.
Bunlardan birer tane hard copy alırsın.
Tamam, sağ ol.
Deniz Bey.
Bugün stand toplantınız var mağaza ile.
Orada bulunmanız gerek.
Biliyorum.
Passionis'de orada olacakmış.
Sizden sonra onlar görüşecekler galiba.
Biliyorum.
Nur bunun hakkında ne düşünüyorsun?
Bu çok iyi.
Uzun zamandır gördüğüm en iyi çalışma.
Sen bu işten anlıyorsun.
Artık şunu biliyoruz.
Bunlardan daha çok gelecek.
Hem de çok acayip bir yerden.
Avınızı almışsınız anlaşılan.
Av demeyelim.
Oyun.
Hem de sonuna çok az kalmış bir oyun.
Hem ben kazanacağım hem...
...yine ben kazanacağım.
Günaydın, Ömer Bey.
Günaydın.
Nazlıcan.
Ben kendime kahve alacağım. Sende alır mısın?
Olur.
Ay yavaş!
Durdun önümde.
Eğriliyordu şu narin vücudum benim.
Ne istiyorsun ha?
Yataklara mı düşeyim?
Hayatım gelen çiçekler benim oksijenimi mi çalsın?
Bunu mu istiyorsun kız?
Koray Bey siz hayırdır ya?
Ay hayatım balatalarım tutmuyor.
Ay fren de yapamadım.
Yaptım da tutmadı.
Ay konuşmamıda sonlandıramıyorum.
Ay ne oluyor bana?
İyi peki o zaman.
Gel buraya, gel.
Niye diye sor.
Anlamadım.
Neden diye sor.
Neden bu kadar heyecanlısınız Koray Bey, diye sorar mısın?
Peki.
Koray Bey niye heyecanlısınız acaba?
Çünkü rejimdeyim!
Allah kahretmesin ya!
Yüreğime iniyordu.
Aman git, başka yerde insin.
Hayatım uğraşamayacağım şu anda seninle.
Odam düzenlendi mi?
Odam düzenlendi mi diyorum.
Aman neyse boş ver.
Aman neyse ben burada sıkıldım.
Sen de sıktın beni.
Kız enerjimi düşürdün, her şeyimi.
Ay çocuk, neydi adı?
Zübeyir.
Hayatım gel buraya.
Haberlik yap.
Ay kız ben bundan korkuyorum.
Gel.
Neyse hayatım.
Gel hayatım gel.
Sinsi.
Hadi!
Peşindeyim!
Çalış!
Nazlıcan benim iştahım kaçtı, sen artık kendine kahve alırsın.
Defne.
Sağ ol.
Ne haber Nazlıcan?
İyilik Sude Hanım, siz nasılsınız?
Ben de iyiyim, teşekkür ederim.
Defne odasında mı?
Evet odasında.
Tamam sağ ol.
Efendim?
Tabii.
Olur.
Valla evde çok sıkılıyorum.
Hepiniz de çalışıyorsunuz.
Sizi görebilmek için mecbur her gün buraya geliyorum.
Valla şirketin devamlı ziyaretçisi oldum.
Gel canım.
Herkes halinden memnun.
Zaten senin gibi bir kızı herkes her gün görmek ister bence.
Sen öyle diyorsan.
Sinan Bey.
Gel Derya.
Nazlıcan'dan istedikleriniz çıkmış.
Sağ ol.
Ne yapmaya çalışıyorsun Sude?
Döndün ya artık.
Ne yapacaksın?
Aslında var aklımda bir şeyler.
Ama biraz daha dinleneyim diyorum.
Tabii canım, onca yıl dışarıdaydın.
Aslında canın nasıl istiyorsa. Önemli olan sensin.
Dinlen tabii.
Senin canın ne istiyor?
Nasıl yani.
Belki de senin de dinlenmeye ihtiyacın vardır.
Şu kadın.
Kadın.
Helen.
Seni kendine aşık eden kadın.
Helen mi diyorsun?
Bu durumda ben Paris mi oluyorum hala?
Kapatalım mı konuyu? Ne diyorsun?
Yok Sinan, konuşalım.
Yani bunu görmezden gelmenin kimseye faydası yok.
Ben sorunları üzerien giderek hallediyorum.
Acı çektiğini görüyorum.
Sude evet, tamam.
Yani öyle bir şey oldu.
Evet aşık oldum.
Ama öyle tek taraflı bir şeydi.
Hani bir ilişkimiz olmadı.
İlişkim olmadı daha doğrusu.
Bitti mi peki şimdi?
Dedim ya başlamadı diye.
Senin için bitti mi?
Yavaş yavaş.
Yavaş yavaş bitecek.
En azından ben de öyle olmasını umuyorum.
Kapatabilir miyiz şu konuyu? Lütfen ya.
Tamam.
Seni sıkmak istemiyorum.
Nasıl istersen.
Efendim?
Sinan Bey, iletim için bir faks var.
Tamam geliyorum.
Kusura bakmazsın değil mi?
Yok canım. Sen işine bak.
Ben de bir babama bakacağım zaten.
Peki.
Neymiş bunlar?
Yardım etmen lazım.
Ne diyorsun? Ne yardımı?
Yasemin, bana yardım etmen lazım.
(Şaşırıyor)
Niye böyle bir şey yapayım ki?
Benim sana bir borcum kalmadı.
İstediğin bilgiyi verdim, top sende.
Defne'yi şirketten göndereceğim.
Neden?
Sinan.
Sinan onu görmeye devam ederse unutamayacak.
Gözünün önünden gitmesi lazım.
Sude ben kumpaslar ile ilgilenmiyorum.
Hatta oyunlar ile, sırlar ile.
Neyse ne.
Ne yaparsan yap.
Keşke bana söylemeseydin.
Yasemin ben senden kötü bir şey istemedim.
Sadece Defne gitsin istiyorum.
Onun keyfi yerinde zaten.
Ben?
Ben kavruluyorum burada.
Defne gitmeli.
O dönemde o kadar üzerime gelindi ki...
...ama ben hep sustum, hep sustum.
Yemin ederim şirkette hisselerimin öğrenildiğinden beri...
...disipline girmiş bir fotoğrafçı olarak...
Sen kimsin beni yargılıyorsun?
Sen kimsin?
İnşallah Allah seni o hayat şekli ile terbiye etmesin.
İnşallah Allah seni o geride bıraktığı ile terbiye etmesin.
Çok teşekkür ederim.
Çok teşekkür ediyorum.
Biliyorsun hayatım ben bir tek sizin programınıza çıkıyorum.
Başka hiçbir programa asla çıkmadım.
Hepsini buradan anlatacağım.
Her şeyi çıkarın.
Bu kız nasıl küçümsüyor değil mi?
Çok tatlılar.
İnşallah o dizi devam eder, bayılıyorum o diziye.
Saat kaç oldu?
Çok karnım acıktı şu anda.
İskender olsa şöyle tereyağlı cos cos diye.
Mis gibi mis.
Kimler gelmiş?
Hoş geldin.
Canım.
Bu ne şıklık, bu ne güzellik kız?
Hayatım geç otur.
Kalkar mısın buradan?
Oturmuşsun oraya bir de.
Gel hayatım.
Hoş geldin hayatım programıma. Nasılsın?
İyiyim, Koriş.
Koriş'ciğim sen bu Defne'yi tanıyor musun?
Ne oldu?
Hayatım ne olmuş?
Benim hiçbir şey ile ilgim yok.
Resmen kuru iftira.
İftira.
Sakin ol, Koriş. Sakin ol.
Ay sussam gönül razı değil konuşsam hastane masraflarını ödeyemem.
Koriş.
Ne oldu?
Kız ne oldu? Kuru kıza ne oldu? Ay öldü mü?
Ay Allah'ım nasıl acılar bunlar!
Sorgular sualler, cenazeler...
Ay yok Koriş'im.
Ben öyle kimdir bu Defne....
...ne yapıyor, onları sormak istemiştim.
Hayatım saftiriktir biraz o.
Sen fotoğraflarını çekmişsin.
Çektim, hayatım manken lazım olmuştu.
Hayatım gel dedim, geldi, çektim.
Valla hakkını ödeyemem yani kızın.
Yani hem saf hem vicdanlı diyorsun.
Kim dedi kız onu? Ben mi dedim?
Ay hayatım.
Koriş, tamam.
(Telefon çalıyor)
Şu anda bir telefon bağlantımız var.
Neriman İplikçi, alo?
Zübeyir, bağla telefonu.
Alo?
Alo Koriş?
Nero stüdyoya bağlandın.
Bak kim var burada.
Ay Koriş çok kötüyüm.
Ne stüdyosu? Kim var?
Ay ben de kötüyüm kız.
Programa bağlandın hayatın, ben bizim ekibe düzenecek yaptırdım.
Bak canlı yayındasın. Bak kim var burada? Sude var.
Selam vermek ister misin hayatım?
İyi yapmışsın.
Sude kızım, selam.
Selam anneciğim, bay bay.
Ben kaçtım.
Ay Koriş ben çok acıktım.
Ay nasıl zayıflayacağız biz?
Kız ben de çok acıkıyorum. Öleceğim açlıktan herhalde.
Ben yerimde duramıyorum, evde duramıyorum.
Az önce Mine'yi buzdolabı olarak gördüm.
Ay kız ben hep öyle görüyorum onu.
Ay dur bir çoştum!
Bana bak sporum geldi.
Her şeyi bırak spora gidelim.
En azından bir porsiyon baklavalık koşarız.
Hadi Koriş!
Çoştum, gidiyorum ben.
Dur ben hazırlanayım hemen.
Hadi kapat. Öptüm kuşum, bay.
Kimdin sen?
Zübeyir.
Niye buradasın?
Korkutuyorsun beni.
Tipsiz tipsiz, hadi!
Ay ben hazırlanayım bari şu an.
Gel.
Ömer şu bizim tasarım okulu hocası var ya.
Evet, yeni tasarımcılar bulacağız demiştik.
Aynen öyle, şimdi bizim Defne de var orada.
Bakmamız lazım ki...
...Tranba kapmadan biz de tasarımcılara teklifimizi sunalım.
Gel.
Gel gel.
Ne haber?
İyi Sinan Bey, sağ olun. Siz?
Nasıl?
Bu çok iyi.
Bu mu iyi ya?
İyi mi şimdi bu?
İyi değil Defne, çok iyi.
Hırslanma canım, çalış senin de olsun.
Sinan bunu çizenin bizim ile çalışması lazım.
Passionis'e alalım bunu.
Alalım.
Defne biliyor musun sen kim bu?
Yok canım. Ben nereden bileyim? Bilmiyorum.
Defne seninki hangisi?
Şimdi öyle çıkaramadım da...
Alo?
Hocam merhaba, Sinan Passionis.
Passionis'den.
Nasılsınız?
Sağ olun, sağ olun ben de çok iyiyim.
Ya öncelikle çok teşekkür etmek istiyorum.
Bizim Defne'yi de kabul ettiniz okulunuza.
Çok sağ olun.
Biliyorum canım siz torpil ile şey yapmazsınız.
Bu bize çizimler geldi de.
Çizimlerin arasında on yedi numarayı beğendik.
Çok beğendik, çok.
Acaba diyorum öğrencilerin bilgilerini sizden almamız mümkün müdür?
Nasıl?
Diyorsunuz.
Tamam o zaman ben bunu bir Ömer ile konuşayım.
Peki teşekkürler.
İyi günler.
Ya aslında ben bunu şey için...
Öğrenci Tranba'ya satmış.
Yani tasarımcılarla anlaşmış, çizimlerini satmış.
Deniz de işin gizli kalmasını istiyormuş.
Ne demek gizli kalsın ya?
Bir kere rekabet var, belki biz daha iyi bir teklif yapacağız.
Adam da siz aslında tanıyorsunuz sormanıza şaşırdım dedi ama anlamadım ki.
Yok canım! Daha neler!
Siz nereden tanıyacaksınız canım?
Sizin hocada biraz şeymiş.
Defne sen...
...bir araştırabilir misin bizim için?
Ben?
Ya şimdi...
...gizli mizli falan demişler.
Ya o gizli konusu çok etik bir şey değil, rahat ol.
Tranba ahpaplığını kullanıp hocayı ikna etmiş sadece.
Aman bunu neresi iyi canım!
Ölü yatırım bu, yırtın atın siz bunu.
Resmen kıskandı.
Hayret bir şey ya.
Sinan biz yine de bir iletişime geçelim.
Bizim de bir teklif hakkımız var.
Belki daha yüksek bir rakam veririz.
Kim çizmiş bir öğrenelim bakalım.
Ah hayır!
(Öksürüyor)
Defne ne oluyor?
Yani Ömer Bey bu böyle bir dandik yani.
Sizin çizdiklerinizin yanında şeyi olmaz bunun.
Boş verin siz bunu.
Canım.
Güzelim, biz Ömer'e rakip aramıyoruz zaten.
Biz yetiştirecek birini arıyoruz.
Bu tasarımda da ışık var yani.
Işık mı?
Hadi ya.
Defne ne yapıp edip biz alalım bunu.
Olay sende.
Bul bize.
Ben elimden geleni yaparım.
Şu detaylara baksana.
Tamam Defne, sakin ol.
Sakin.
Ne sakin olacağım ya? Bittim ben, mahvoldum.
Ne yapacağım ben?
Alo Nihan?
Kızım bundan sonra ben yokmuşum gibi davran.
Bittim yani.
Ne açıdan?
Ya sattığım tasarım var ya.
Şimdi Ömer onu beğendi, özellikle onu istiyor.
İyi, gururlanmışsındır.
Kızım salak mısın?
Tranba'ya sattım ya ben onu.
Öğrenirlerse benden nefret ederler.
Ömer bir daha yüzüme bakmaz. Ne yapacağım ben şimdi ya?
Ay sen yine fena yamulmuşsun ya.
Bilemedim ki.
Şimdi söylesem, Tranba geldi desem...
...yanlış anlar mı acaba?
Anlar bence.
Boş ver.
Bence sen sus.
Anlatma hiçbir şey.
Belki unuturlar, gider.
Tamam, sakin olayım.
Şimdi durduk yere ortalığı karıştırmayayım zaten Ömer'in bir sürü işi var.
Unutur gider herhalde.
Sakin olayım ben.
Ol ol.
Tamam Nihan görüşürüz.
Tamam sakin ol.
Unutulmaz eser falan değil ki bu.
Unutulur.
Ah ya!
Tranba'yı arayayım, tasarımı geri isteyeyim!
Evet öyle yapayım ben.
Ömer, bu stant işini halletmemiz lazım.
Mağaza yerimizi değiştirmek istiyor, hiç iyi olmaz abi bizim için.
Olmaz öyle şey, Sinan.
O stant bizim yurt dışındaki tek satış noktamız.
Nerede durduğumuz önemli.
Tamam öyle de işte...
Neden peki?
Neymiş dertleri?
Deniz Tranba yerimizi istiyor.
Ya manyak mı bu herif ya?
Kocaman mağaza zinciri var.
Bizden ne istiyormuş?
Hasta. Ne isteyecek?
Dört koldan saldırıyor.
Ahtapot.
Bitmeyecek bu savaş kolay kolay ya.
Ya Sinan, ben şunun kafasını gözünü patlatayım mı?
Bir rahatlarız.
Ne güzel olur biliyor musun?
Neyse ama hayır!
Gidiyoruz önce mağaza ile toplantımızı yapıyoruz abi.
Hasta herif ya.
Alo Deniz Bey?
İyi günler. Defne ben.
Defne'ciğim nasılsın?
Sağ olun, ben düşündüm de size dün sattığım tasarım var ya.
Ben onu satmaktan vazgeçtim.
Çekiniz elimde, ben size onu ulaştırayım. İptal edelim olur mu?
Başka da vermeyeyim zaten çünkü pek hoş olmadı o iş.
Olmaz, Defne'ciğim.
Olmaz.
Hem sen niye fikrini değiştirdin?
Ne güzel anlaşmıştık.
Anlaşmıştık ben öyle bir anda galeyana geldim ama...
...şimdi düşündüm de pek etik değil.
Yaptığım pek hoş olmadı. Sonuçta ben Passionis'in çalışanıyım.
Ya ne ilgisi var? Çalışanısın diye tebaası olacak halin yok.
Hem, yeteneğini paraya çevirmek en doğal hakkın.
Ya ama yani bu böyle olmaz. Benim içime hiç sinmiyor, ben tasarımımı geri istiyorum.
Defne'ciğim, üretime verdim. Artık geri dönüş yok.
Nasıl ya?
Bak Defne'ciğim, ben senin kaygılarını çok iyi anlıyorum.
İkimiz arasında sır olarak kalabilir. Merak etme, ben kimseye söylemem.
Çok iyi sır saklarım.
Efendim?
Tamam, hemen geliyorum Ömer Bey.
Allah'ım, hissetti vallaha, hissetti adam. Sen beni affet.
Gel, gel.
Şu mağaza toplantısı için zaman açmamız lazım.
Bugün.
Yok, bugün olmaz. Bugün çok sıkışıksınız, bugün açamam.
Nasıl olmaz ya? Bak, orada ertelenecek şeyler vardı. Gel bakalım, gel.
İyi, peki. Siz bilirsiniz. Bakalım.
Hadi bakalım, aç şunu.
Aç bakayım, ne varmış orada.
Şimdi, şöyle ki.
Biz bunu geçen hafta ertelemiştik. Yasemin Hanım üzerine basa basa söyledi, çünkü ikinizin birden katılması gerekiyormuş buna.
Yani, yani bu aradaki durumu için falan.
Yavaş, yavaş.
Cereyan yaptı.
Sude.
Ne haber Defne?
İyi, sağ olun Sude Hanım. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Sude, çok yoğunuz. Yani çok.
Görüyorum, görüyorum. Ne bu böyle harıl harıl? Ne yapıyorsunuz?
Zaman açmamız lazım, yani zamana ihtiyacımız var.
Sinan, o zaman biz bu röportajı erteliyoruz, yapacak bir şey yok.
Öyle görünüyor.
Ben o zaman röportajı erteliyorum bir şekilde yani.
Böylelikle toplantıya da yer açmış oldum.
Sen yaparsın. Çünkü sen harikasın.
Hadi yap bunu, yap bunu lütfen.
Defne, toplantıya sen de geliyorsun.
Tamam.
Şey diyeceğim, o zaman ben odama geçiyorum. İşler var, onları halledeyim, tamam?
Görüşürüz.
Bebeğim.
Kuşum.
Böceğim.
Konuya giremiyoruz Nero.
Doğru diyorsun tatlım ama ne yapayım? Seni görünce böyle içimin yağları eriyor.
Bana bak, bir beş kilo falan vermişimdir şu anda.
Spora gitmesek mi ayol?
Ay Nero'm, benim de içimin yağları eriyor. Ölmek var, dönmek yok.
Şimdi sporumuzu da yapalım, diyetimizi de yapalım.
Çekilen cefalar haktır.
Doğru diyorsun tatlım. Hem arada sırada spor yaparken görünmemiz lazım.
İnceciğiz hayatım, incecik.
Evet hayatım, hadi gidelim, sporumuzu yapalım.
Ama önce yemek.
Herhalde hayatım, kız aç açına spor yapılır mı?
Kolumu kaldıracak mecalim yok.
Benim de öyle tatlım. Önce yemeğimizi yiyeceğiz, sonra sporumuzu yapacağız.
Evet aşkım.
Bana bak ama Koriş'im, az yiyeceğiz, tamam mı? Söz ver bana.
Tamam hayatım, söz veriyoruz. Şimdi iki tane aperatif yeriz, sonra da sporumuzu yaparız.
Ay, şehirli olmak çok güzel, çok!
Hadi oturalım.
Hadi. Şurası boş.
Bana bak ama hafif yiyeceğiz, söz ver.
Tamam hayatım, söz, söz.
Bir buçuk porsiyon iskender, böyle tereyağlı.
Yanında çiğ köfte, yanında künefe ve ortaya bolca salata istiyorum.
Salata sezar, ceaser salad.
Menü verseydim?
Menü verme! Yemek ver bize!
Evet! Mümkünse now. Hurry up waiter, hurry up.
Ay hayatım.
İngilizceyi nereden bilsin?
Acele et diyor hayatım, acele et hadi.
Peki efendim.
Ay Koriş'im.
Çok güzel olacak.
İki hafta içinde mum gibi eriyeceğiz.
Ay eriyeceğiz Nero vallahi.
Zayıf!
Zayıf.
Sıskalar.
Her yerdeler, gıcık oldum hayatım.
Vallahi ben de çok sinir oluyorum bunlara.
Yani bir insan bu kadar zayıf olmamalı.
Zaten çok sağlıksız hayatım.
Bizim gibi fit olmaları lazım.
Evet hayatım, haklısın.
Nefret ediyorum sıskalardan.
Nefret!
Ay hayatım çok affedersin.
Afiyet olsun, çok güzel görünüyorda sormak istedim.
Ne yiyorsun?
Somon ızgara.
Neresinde?
İçinde, salata bu.
Aferin hayatım.
Bu saatte başka bir şey yiyemezdik herhalde.
Altı yüz kilo olurdum.
Ay öyle mi diyorsun kız?
Tabii, bu saatte ne yersen ye sana kat be kat geri döner.
En iyisi yeşillik.
Ay Nero ne diyor kız bu?
Buranın bu salatası muhteşem.
Eğer şipariş vermediyseniz tavsiye ederim.
Fiziğimi buna borçluyum.
Dikkat ediyorum yediklerime.
İyi et et.
Bence siz de etmelisiniz.
Yani edin.
Ay inanmıyorum.
Ah hayatım ne oldu?
Bir bakayım, belki yardımcı olabilirim sana.
Demek terk etti seni ha.
Biraz ara verelim demiş.
Evde kaldın.
Beş yıllık ilişkimiz.
Beş saniyede bitmiş.
Ya ama ben onu çok seviyorum.
Ay o seni sevmemiş.
Ya Koray Bey üzülüyorum ama.
Ay hemencik terk etmiş seni.
Sevseydi terk etmezdi seni.
Demeyin öyle.
Başkasını bulmuştur.
Ağlayacağım şimdi ama ya.
Ağla hayatım ağla, açılırsın.
Evde kaldın zayıflıktan.
Ece ne oldu?
Ay hayatım yok bir şey, şekeri düştü.
Ay bir şeyler ye tatlım, kendine gelirsin, açılırsın.
Kötülüğün içindeki iyiliği seviyorum, altın kalpli arkadaşım benim.
Frambuazlı pasta!
Krem rüle!
Ay sus Nero, bayılırım.
Ay baklava kaymak.
Ay!
Börek.
Kız börek diyorsun bir de.
Üç buçuk iskender, cos tereyağlı.
Mis gibi.
Ay iki menü birden.
Ay en sevdiğim.
Tatlım.
Biz aslında fitiz. Biz çok iyiyiz hayatım.
Ay sana bir şey diyeyim mi hayatım şimdi?
Malum kış ayındayız.
Belim ince olduğu için incecik gösteriyor.
Şimdi benim aldığım hırka özel yün olduğu için tabii ki de pahalı.
O iki kilo.
Bir de ayakkabı, postal türünden.
O da üç kilo.
Kız ben o yüzden şişman, aman...
...zengin gözüküyorum.
Anlatabildim ki hayatım?
Ay bilmez miyim tatlım?
Benimkilerde biliyorsun yüzde yüz kaşmir.
Aynı durum oluyor yani.
Ay yani biliyorsun benim o kaşmirlerle Kıbrıs'ta bir banka satın alınır.
Herhalde hayatım alırsın.
Kız ben sana bir şey diyeyim mi?
Ben böyle yaz mevsiminde yandan durduğumda görünmüyordum.
O derece inceciğim.
Ay öylesin ayol.
Ben de aslında otuz dört bedenim.
Yani bak otuz dört bedenim.
Hayatım sen kendine haksızlık ediyorsun, sen daha da zayıfsın.
Olabilir.
Şu zayıfların gazabına uğradık yani.
Şey yapacağız diye sağlıklı yağ oranımızı bozacaktık Allah korusun.
Ay hayatım, biz güzeliz sen takma onları.
Biz çok güzeliz.
Hayatım ben sana bir şey diyeyim mi? Biz bence böyle kalalım.
Kalalım kuşum.
Ay spordan kaçmak, öyle bir şeyler olmaz hayatım, gel.
Bütün olaylar çok bildiklerinden.
Zaten ne gelirse başlarına çok bilmekten gelir.
Durdunuz mu?
Durur muyuz?
Ay hocam ben duramam yerimde, çok severim.
Ay kız, çalıştırmamışım.
Ne o?
Genç bir yetenek.
Kim olduğunu arıyoruz.
Gerçi Tranba ile anlaşmış ama.
Bakacağız bakalım.
Yalnız kaldığımıza göre...
...sen niye buradasın?
Öylesine gelemez miyim?
Gelirsin, zaten bu ara çok sık gelip gidiyorsun.
Aşk olsun be, gözüne battı herhalde.
Sude.
Sinan için geliyorum.
Buraya da o yüzden geldim.
Babamla konuşman lazım kuzen.
Sinan ile aramıza giriyor. Bir şey yapacak diye ödüm kopuyor.
Sude beni manipüle edemezsin.
Hayır hayır, seni hiç manipüle etmeye çalışmıyorum.
Senden yardım istiyorum kuzen.
Peki.
Nedir durumunuz? Sinan ile sevgili misin? Çıkıyor musunuz?
Yoksa amcam aradan çıkınca evlenecek misin?
Henüz bunların hiçbiri yok.
Ama olacak.
Nasıl olacak?
Sinan'ı geri alacaksın aradaki engelleri mi çıkarıyorsun?
Ne yapıyorsun? Hesap falan.
Aynı şey senin içinde geçerli.
Biliyorlar mı Defne ile ilişkinizi?
Benden söz edeceksek bunlardan da söz edelim.
Defne şimdilik bilinsin istemiyor.
Biz de buna uyuyoruz.
Bak sen!
Çok entrika-
Ağzını topla.
Ne haber çalışkan kız?
Hoş geldin, buyur.
Defne, çok sıkılıyorum.
İstanbul'da yalnız kaldım.
Bütün eski arkadaşlarım gitmişler.
Gerçi çok normal.
O kadar yıl ayrı kalınca koptuk.
Evet, zordur tabii arkadaşlardan ayrı kalmak.
Öyle tabii.
İnsanın hayatındaki dönemler ne tuhaf, değil mi?
Bir sürü insan girip çıkıyor.
Ama demirbaşlar hep aynı.
Değişmiyor.
Ben de ne yapayım?
Evde annem ile delirmemek için buraya gelip gidiyorum her gün.
Ama burada kimsenin gezecek hali yok.
Çok çalışıyorsunuz.
Evet, özellikle bu dönem baya yoğunuz.
Benim de işte böyle mahallede arkadaşlarım var.
Böyle erken çıkabildiğim zamanlarda onlarla buluşuyoruz.
Bizim verandada oturup çekirdek partisi yapıyoruz.
Ama tabii yazları.
Süpermiş.
Şey ne diyeceğim...
Beraberde mi yapsak bunu?
Nasıl yani?
İşte ne bileyim... Vakit geçiririz.
Arkadaş oluruz diyorum.
Sen bize gelirsin.
Yaz olunca ben de verandaya gelirim.
İşte Ömer ile Sinan'ı çekiştiririz.
Mesala bize bu akşam gelsene.
Ay!
Neriman Hanım'ın evine mi?
Sen de annemi sevmeyen tayfadansın değil mi?
Normal.
Ama merak etme ya, annem bugün evde yok.
İşi var onun.
Yani tabii çok isterim de işte...
...böyle tempoda, eğitime falan da gideceğim şimdi, zor.
Zor böyle temponun içinde.
Hadi ya.
Tüh, ben de öyle bir an işte sevindim.
Ne bileyim.
İstanbul'da çok yalnız kaldım.
İnsana hasret.
Sen de öyle şey yapınca...
Neyse ya senin de başını şişirdim, pardon.
Yok yok, olur, gelirim.
Akşam gelirim.
Gerçekten mi?
Süpersin!
O zaman bu akşam seni bekliyorum.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Uf, Allah'ım ya Rabb'im ya.
Sanki benim kendi sorunum yetmiyormuş gibi ben niye böyle merhametliyim ya?
Aman neyse, Neriman Hanım da yokmuş zaten.
Buyurun.
Selam Sinan.
Gel abi.
Yemeğe çıkalım mı? Seninle bir şeyler konuşmak istiyorum.
Abi ben çalışıyorum, çok yoğunum. Burada konuşsak.
Yok, burada olmaz. Önemli şeyler konuşacağım.
İyi, peki o zaman bir kahve içelim yarım saat.
Aşağıda bekliyorum.
Tamam.
Kız, dayanamıyorum.
Yine kaba konuşuyorum böyle.
Ay ne oluyor bana? Yoruluyorum hayatım, yoruluyorum.
Tatlım çok iyi gidiyorsun, bak kaç yaptın.
Sahi, kaç yaptın sen?
En baştan mı sayacağız? Elli tane çekmiştim ben herhalde.
Ama tatlım her seferinde dedikoduya dalıyoruz, ondan sonra unutuyoruz sayıyı.
Tamam, tamam. Hadi. Bir...
İki...
Ay, üç...
Dört... Çok iyi gidiyorsun Koriş'im.
Sus, sus. Bozma kız, bozma.
Beş...
Ay tamam, bırakın çocuklar.
Siz devam edin çalışmaya.
Kız, tiplere gel. Ay, dünya çirkini kadınlar gelmiş buraya.
Hakikaten o ne öyle ayol?
Kız, bombelere gel. Gülesim geldi.
Bir buçuk tonluk halleriye gelmişler buraya, yazık.
Hayatım geç kaldınız siz, geç.
Ay, güldürme beni.
Ay kız Nero'm, kaçta kalmıştık biz?
Yirmi beş, yirmi beşte kaldık.
Yirmi beş mi? Tekrar başa mı döneceğiz yoksa?
Ay olur mu hayatım? Yirmi beş tane yaptın.
Tamamdır artık, yeter.
İyi o zaman. O zaman şimdi...
(Aynı anda) Pilates!
[Müzik]
Teşekkürler.
Afiyet olsun.
Sağ olun.
Düşüncelisin Necmi abi.
Evet, aklımı kurcalayan bazı şeyler var Sinan.
Konuşsana, madem geldik buraya.
Konuşayım değil mi?
Konuş tabii canım, neymiş bu kadar ciddi olan?
Sude, Sinan.
Sude mi?
Ne olmuş Sude'ye?
Sude bugün şirketteydi, zaten hep şirkette.
Bana da söyledi. Ya İstanbul'da hiç arkadaşı kalmamış, herkes gitmiş.
Biz de çalışıyoruz ya, o da her gün bizi görmek için şirkete geliyormuş.
Bizi değil Sinan, seni.
Beni?
Sude şirkete seni görmeye, senin yanında olmaya, senden haber almaya geliyor.
Aslında ben onun biraz daha toparlanmasını, kendi ayakları üzerinde durmasını, kendi çizgisini belirlemesini istiyorum.
Ama o hep senin yanında.
Yani ben, ben böyle bir şey...
Açık konuşalım Sinan. Bugüne kadar birbirimize hiç yalan söylemedik.
Senin aklın Defne'de.
Ona nasıl tutulduğunu, nasıl acı çektiğini ben gördüm.
Buna şahit oldum, öyle değil mi?
Öyle, öyle.
Sen sevip de sevilmemenin ne demek olduğunu bilirsin.
Hem de çok iyi bilirsin.
Anlıyorum abi.
Demem o ki, eğer kızımı çok sevmeyeceksen ki biliyorum, çok sevmiyorsun.
Sen Defne'yi seviyorsun.
Sude'nin peşini bırak.
Ondan uzak dur.
Sana değer veririm, bilirsin.
Ama Sude benim kızım, o benim canım.
Hayatta hiçbir şey ondan daha kıymetli olamaz.
Haklısın abi ya, haklısın tabii şimdi.
Ben ne sana ne Sude'ye bir yanlış yapmak istemem.
Sude yaralara iyi gelmez.
Tam tersine, * yeni yaralar açar.
Yani Sinan, sen kendi pansumanını kendin yapmak durumundasın oğlum.
En iyisi bu.
Anlıyorsun değil mi?
Anlıyorum abi, anlıyorum. Yani şüphen olmasın.
Sen burada mıydın?
Ne oldu? Bir şey mi oldu? Bana mı kızdın?
Kızmak mı? Niye kızayım ya da...
Yani mankenlik yüzünden diyorsan.
Yok, yok. Ben ondan vazgeçtim zaten. Öyle bir anlık hevesti, geldi, geçti.
Zamdan da vazgeçtin.
Tabii, tabii. Ondan da vazgeçtim. Öyle arada bana esiyorlar. Saçma bir *. Saçma sapan işler falan.
Hala konuşuyorum, durduramıyorum. Sen de beni durdurmuyorsun. *
Çıkalım mı toplantı için?
Geldim.
Sinan Bey gelmeyecek mi?
Dışarı çıkmış. Aşağıda buluşacağız.
Ne acayip değil mi?
Biz böyle, hayat bir yandan devam ediyor.
Daha da güzel olacak, her şey.
Tabii sana yine birden öyle eserse bilemem.
Esmeyecek, ben yerimi buldum.
Engel kalmadı diyorsun.
Mesela şu asansörde seni öpmeme.
Asansör.
Tabii ki de yani bu da iş asansörü.
Binen olur, inen olur.
Kamera mamera vardır.
İyi misin?
Susar mısın?
Amca, sen de mi geliyorsun?
Yok, ben gelmiyorum. Ben gidiyorum, siz gidin. Sonra görüşürüz.
Her şey yolunda mı?
Öyledir umarım.
Hadi.
Defne, akşam gidiyorsun değil mi kursa?
Ne?
Kurs Defne, kurs var değil mi akşam?
Gidiyorsun *
Evet, evet. Gidiyorum.
Hallet o zaman bizim işi de.
Bulacağım, bulacağım ben onu. Merak etmeyin.
Siz de amma taktınız ya, gerek yok yani.
Tamam be kızım, bakacağız senin çizimlerine de. Habis oturdu böyle içine sanki.
Sen zaten bizdensin ki be kızım.
Yok, yok. Ben çizemiyorum zaten ya, yapamıyorum yani. Olmuyor bir şekilde.
Yo, bence gayet iyi. Hatta çok iyi.
Ya olmuyor işte, Allah Allah. Zaten ne olacaktı bu kadar kısa zamanda?
Zaman meselesi değil bu ya. Bu şey... Sezgi meselesi, anladın mı?
Yani öyle yıllarca falan eğitim almana gerek yok. Görmedin mi baktığımız tasarımı?
Yalnız ne çizmiş ama be?
Hakikaten bayağı iyiydi.
Şükrü abi, sıcak mı oldu? Ne oldu? Klimadan mı oldu? Niye öyle oldu? Bir sıcak oldu.
Üf, sıcak.
Ay, elbise.
Elbiseye bak.
Yuh, ne kadar? Şaka mı ya bu?
Manyak mıdırlar? Nedirler?
Ömer Bey, Sinan Bey, hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Sizi toplantı için biraz bekleteceğim, bir şeyler içmek ister misiniz?
Teşekkürler, sonra.
Hemen geliyorum.
Beyler.
Gene karşılaştık.
Oğlum sen hiç vazgeçmeyecek misin?
Birileri sinirlenmiş galiba.
Yoksa sizin stand için teklif verdim diye mi?
Boyunu aşan sularda yüzüyorsun, boğulursun. Yapma.
Bu dostça bir uyarı olmadığına göre düşmanca bir tehdit galiba.
Yok, yok. Düşmanlık senin uzmanlık alanın, biz sadece işimizi yapıyoruz.
Ya bizim stantlarımızı almaya çalışmak ne demek Deniz?
İş hayatında hamle diyelim.
Sonuçta hepimiz tek bir şey için çalışıyoruz değil mi?
Görüşeceğiz Deniz, görüşeceğiz.
Olur.
Memnuniyetle.
Dört.
Ay ne dördü ayol? En az beş.
Hayatım, insan tabiatına aykırı. Dört bence.
Yok şekerim, hadi dört yetmiş beş olsun. Bu çok değil yani.
[Buhar makinesi sesi]
Ödüm koptu!
En az dört yetmiş beş verdik.
Kız, biz şimdi dört saatte dört kilo verdiğimize göre dört günde on altı kilo veririz.
Kız eririz vallaha!
Ayol dost, düşman fizik görsün. Ben ilk gençliğimde de böyleydim.
Sahile bir inerdim, yürürdüm. Hop, üç kilo verirdim.
Biliyorsun, bale yaptım ben.
Bilmez miyim kız? Kız ben de öyleydim.
Böyle herkescikler beni parmaklarıyla gösterirdi, gerçi hala öyleyim.
[Buhar makinesi sesi]
Salak sauna.
Koriş, ne kadar güzeliz!
Keşke fotoğrafımı çekebilseydin. Yani şu güzelliğin, şu bebeksi tenin görücüsüz kalmasını istemiyorum.
Hayatım, sana bir şey diyeyim mi? Biz zaten muhteşemiz.
Harikayız biz.
Güzeliz.
Neyse, hadi artık evimize gidelim tatlım.
Bugünlük bu kadar kilo vermek yeter.
Kız kuruduk kaldık burada. Hadi gidelim o zaman.
[Buhar makinesi sesi]
Allah cezanı versin!
Sauna değil, korku tüneli yemin ediyorum! Hadi hayatım, gel gidelim.
Hadi yürü kuşum.
Kız bir de patlar matlar.
Zaten karnım aç, sinirim bozuk.
Passionis bizim için tabii ki çok değerli.
Ama Deniz Bey'den çok daha iyi bir teklif aldık.
Bu durumda stantınızı Tranba'ya vereceğiz.
Passionis'i de mağdur etmeyeceğiz, merak etmeyin.
Sizin için de çok güzel bir plan hazırladık.
Tamam o zaman, mağazalarınızdan çekiliyoruz.
Nasıl?
Nasıl?
Tamamdır diyorum, sorun değil.
Sözleşmenin feshi için avukatım sizi arar.
Birlikte çalışmak gerçekten çok güzeldi, teşekkür ederiz.
Hadi Sinan.
Ömer Bey, bir saniye.
Biz sizin için zaten bir stant hazırladık.
Lütfen oturun, bir konuşalım.
Bence konuşacak bir şey kalmadı, siz tercihinizi yaptınız.
Ömer Bey, bunca zamandır birlikte çalışıyoruz. Bir orta yol buluruz bence.
Yok, mümkün değil. Yani isteklerimizi yerine getirebileceğinizi ben pek sanmıyorum.
Yani siz bizden Deniz Bey'in teklifini geri çevirmemizi mi istiyorsunuz?
Yani şöyle söyleyeyim, Tranba varsa biz yokuz.
Tabii siz bilirsiniz, yani Tranba'ya çalışmak isteyebilirsiniz.
Ama biz bununla aynı çatı altında olmak istemiyoruz.
Siz biraz oturun lütfen.
Biz aramızda bunu bir konuşalım.
Konuşun.
Ya Defne, işte benim kardeşim de böyledir. Böyle keskin, böyle prensipli.
Yani bizi çıldırtıyor ama adamları ne hale getirdi, gördün.
Biraz sert olmadı mı ya?
Yok, yok. Olmadı, olmadı.
Bundan sonra Tranbaların geçtiği hiçbir yerde olmayacağız.
[İyi.]
İyi.
Bizi hakikaten çok zor bir tercih yapmak zorunda bıraktınız.
Yarına kadar sizden müsaade istiyoruz.
Kararımızı yarın bildireceğiz size.
Nasıl isterseniz.
Fikrinizi değiştirirseniz...
Sanmıyorum.
Hadi Sinan, kalk.
Görüşmek üzere.
Hoşça kalın.
Kolay gelsin.
İyi günler tekrardan.
Hoşça kalın.
Görüşmek üzere.
Oğlum, onu bunu bırak da ne acayip rest çektik be.
Şimdi ayrılıyor muyuz biz oradan?
En son kararı sen ver. Artık bulursun bize başka bir yer.
Oldu. Vallaha zor. Bakma yani, öyle çalışırım ama yani kolay değil.
Gerçi adamların tavrı da benim midemi bulandırdı. Yok, Deniz Bey'in teklifi çok cazip. Al işte o zaman.
Sok şimdi Tranba'yı stantına.
İyi yaptın be, boş ver. İyi yaptın.
İşte benim kardeşim böyledir.
Sen istediğin yoldan yürü. İster yanlış yola sap, ister çıkmaz sokağa.
Ne yapar eder, seni varmak istediğin yere götürür.
Sorun çözücü yani?
Aynen öyle.
Her işi halleder benim kardeşim.
Bana bak, sen bana güvendin de mi rest çektin? Doğruyu söyle.
Koray'a güvenmedim herhalde.
Allah Allah.
Çekmemiz lazımdı Sinan, tabii ki sana güvendim.
Kime güveneceğim başka?
Aslanım benim be.
İyi yaptın, boş ver.
Seni aradı bütün gün gözlerim.
Neredesin?
Ya ben çok yoğundum, çalışıyordum.
Şimdi bir yemeğe çıkar mıyız?
Başka zaman yapalım mı?
Gerçekten yorgunum.
Kral sofrası kurdurmayacağız canım, yani öyle uzun uzun oturacak halimiz yok.
Hem akşam benim de misafirim var, eve gitmem gerek. Hadi.
Sude.
Şimdi biz, yani bir süre biraz yalnız kalsak mı?
Yalnız kalsak?
Ayrı ayrı?
Evet.
Sinan ne oluyor?
Yok, bir şey olduğu yok yani.
Ben öyle istiyorum.
Peki, seni sıkmayacağım, biliyorsun. Hadi çıkalım.
Çıkalım.
Sen de misafirine geç kalma.
Doğru, onu ihmal etmeyeyim.
Yani, yeni yeni icatlar çıkarıyorsun başıma.
Ne * bu? İlla kendini helak edeceksin, değil mi?
Zaten çok çalışıyorsun be kızım, gecen gündüzün birbirine girdi.
Yazık değil mi?
Anane, gitmem lazım.
Yani kendime yatırım bu.
Olmaz olsun öyle yatırım.
Gençlikten ihtiyarlığa * sakla demişler.
Bakacaksın kendine.
Gıdana dikkat edeceksin, uykuna dikkat edeceksin. Ama nerede?
Ay anane, nasıl soğuk oldu. Çok soğuk oldu, hadi sen içeri gir. Bak hasta olursun.
Vallahi üşütür, hasta olursun. Kıyamam sana, hadi ananem benim.
Hadi görüşürüz.
Defo, nereye kızım bu saatte?
Eğitime gideceğim işte, oradan Neriman Hanım'ın evine gideceğim.
Niye? Ütülerini mi yaptıracakmış?
Yok be kızım, Sude çağırdı.
Kızı var ya Neriman Hanım'ın. Başta gitmeyecektim de, yazık be.
Çok *, merhamet ettim ben de. Gideceğim işte.
Ömer?
Ömer'in peşini bırakmayacaktım aslında da şimdi benden soğumasın, sıkılmasın diye.
Niye sıkılsın kızım? Seviyor adam.
Seviyor değil mi ya?
Defne.
Bizim şu sabah konuştuğumuz tasarım meselesi ne oldu?
Onu hiç sorma kızım ya, unutsunlar diye ben dua ediyorum.
Resmen kendi üzerime benzim döküp yaktım ben kendimi.
Ne bu ya? Tasarım zamazingosu.
Dur, ben anlatırım sana sonra.
Kızım, sen en doğrusunu yaptın. Başka çaren mi vardı?
Gidip Ömer'e ''olmaz şekerim, seninle evlenemem, iki cihan bir araya gelse olmaz'' mı diyecektin?
Yok. Ay sen böyle konuşunca benim kalbim pıt pıt atıyor. Bak yine pıt pıt diye attı.
Fena oldum, nefesim kesiliyor benim.
Allah korusun.
Korudu, korudu. Hadi yine torpillisin.
Nerem torpilli benim ya? Nerem torpilli?
Hayır, ben bu saçma sapan çizimlerimi adama satıp da borcum için para toplayacaktım.
Şimdi bir şey de satamam.
Of, tamam, hadi akşam akşam karartmayın.
Hadi sen de git işine. Serdar evde değil mi?
Evde, evde.
Görüşürüz.
Dikkatli git.
Tamam.
Kız senin akşam dernek yemeğin yok muydu?
Gözüm aç Koriş'im, hiçbir yere gidemem.
İçecek başka bir şey yok muydu?
Kız, zayıflıktan resmen dialect'im bozuldu.
Benim de kuşum, yani böyle konuşurken...
...-e'ler açılıyor. Yorgunluktan demek ki.
Kız delisin, biz bir bin beş yüz kalori falan vermişiz hayatım.
İyi hastanelik falan olmadık, Allah korusun.
Çok yükleme oldu, çok.
Haklısın bebeğim, yani o incecik zarif bedenlerimizle ne mana?
İnsan psikolojisi neler yaptırıyor yani.
Ay yok, bizim ne işimiz var sporda?
Sorma hayatım, yani şu doksan kiloluk halimizle bizim neyimize rejimdir, spordur.
Kız, iyi ki ölmedik. Ölüyorduk az kalsın.
Ay, ay Koriş. Biz gerçekten ölebilirdik.
Çok ucuz atlattık Koriş.
Verilmiş sadakamız varmış.
Ben verdim hayatım, yüzde iki.
Yani, şey diyorum. Böyle koltuklara falan gitsek de meyvemizi alsak, onları yesek, keyfimizi yapsak.
Ay böyle dizimizi falan izlesek.
Önce şu ekleri bitireyim de öyle.
Bitirelim kuşum.
Best friends forever.
Çüş! Yani hakikaten çüş, bu ne?
Bir dahaki sefere evi de yiyin bari.
Sen de katıl.
Hadi toplayın buraları, böyle olmaz.
Arkadaşım gelecek benim, misafirim var akşam.
Anne, ay anne, sen neden evdesin ya?
Ayol, evimden mi kovuluyorum yani?
Kız kim geliyor? Böyle * biri gelsin hayatım. Eda gelsin.
Yok, Süreyya. Yok, Derin gelsin, hayatım.
Çok severim ben Derin'i.
Ay Koriş.
Gelsin canım, gelsin. Senin arkadaşın bizim de arkadaşımız, değil mi Koriş'im?
Hayatım, bilemiyorum vallaha, fakirse durum değişir.
Ama bir şey diyeyim mi hayatım? Havalı biri gelsin.
Defne.
Defne! Bizim, ofisteki Defne.
Hani şey, kuru kız. Sebep?
Ne sebep Koriş? Ne sebep? Ay, üf! Gelecek işte, oturacağız, konuşacağız. Sohbet, muhabbet falan.
Gelsin tabii tatlım, oturun konuşun.
Kız ne konuşacaksınız?
Nero'm.
Ne konuşurlarsa konuşsunlar tatlım.
Sen hiç merak etme, hazırlan tatlım. Ben buraları toplatırım.
Ay dur, ben bir şey ettireyim. Ay, dur.
Dur, dur, hayatım.
Midem kazındı herhalde, bir şeyler yiyeyim.
Ay, dur. Ay, kız.
Şey, Nero!
Hayatım, şey, yine volume'ü ayarlayamadım ben.
Böyle bir heyecanlandım, bir gerildim.
Bakar mısın yine şişti, her tarafım şişti!
Bir şey oldu bana.
Sude'ciğim, hayatım ben senden saklamadım hiçbir şeyi.
Ne diyorum kız ben? Dur, şu anda kendimi pek iyi hissetmiyorum.
Sude'ciğim, hayatım sen otur arkadaşlarınla, arkadaşınla.
Ben bir gideyim, sohbet edin, muhabbet edin, bir şey yapın.
İyi misin Koriş?
İyiyim hayatım, sen nasılsın?
Senin de maşallahın var kuşum.
İyiyim ben de Koriş.
İyi tatlım, iyi. Biliyorsun işte, bizim Koriş. Böyle bir coşuyor falan, bir şeyler oluyor. Aman...
Tatlım hadi, ben seni böyle geçireyim. Yemeğini de vereyim, al sen bunu böyle.
Görüşürüz hayatım.
Kız niye sapık gibi konuşuyorum ben.
Bütün dengem alt üst oldu şu anda.
Neyse, hadi ben gidiyorum.
Amca?
Ömer, bu akşam işin yoksa bize gelir misin oğlum?
Amca-yeğen bir dertleşelim.
Yengem mi yine?
Yok, bu sefer yengen değil.
Başka bir şey.
Sen gel de.
[Tamam amca, geliyorum.]
Sağ ol.
(Kapı çalıyor)
Açıyorum!
Defne, gel.
Hoş geldin.
Hoş bulduk. Elim boş gelmeyeyim dedim, madem birlikte sohbet edeceğiz.
Ya çok tatlısın, çok teşekkür ederim.
Biz şimdi bunları dudağımız göçene kadar yeriz.
(Telefon çalıyor)
Telefonum. Sen geç içeri, ben geliyorum hemen.
Tamam.
Şey, Neriman Hanım, ben...
Bunu seninle sonra konuşacağız zaten.
Malum, dünya kadar borcun var. Süren de azalıyor.
İşte ben onu size...
Kim kime iki yüz bin lira bağışlamış? Yıkıldın kaldın üstüme.
Bütün bunları konuşacağız. Kaçamazsın benden, kaçamazsın.
Hadi hadi, şimdi Sude'yi yalnız bırakma hadi.
Peki.
[Kapı çalıyor]
Ayol İplikçi AVM'ye döndü burası, bir dönen kapı taktırayım yani.
İplikçi AVM, sevdim ben bunu.
Dur, ben bakarım. Ömer'dir.
Ömer mi?
Defne burada.
Efendim?
Efendim?
Ömer'dir diyorum, ben çağırdım.
Ben şok. Ay eyvah, eyvah! Değil!
Bir dakika dur, yenge
Ömer, gel oğlum.
Ne haber amca?
Sağ ol.
Ömer, canım, böceğim, kuşum, bebeğim.
Tamam Neriman, sakin ol.
Ay, çok özlemişim.
Ben de özledim yengeciğim, tamam.
Gel Ömer, biz dışarı çıkalım. Yoksa öldürecek seni.
Yenge hadi, tamam.
Tamam, hadi, yenge.
Neriman.
Çıkın, çıkın tabii, çıkın tatlım.
Ne oldu şimdi yani? Ömer bahçede, Defne yukarıda.
Necmi, Ömer'in yanında. Sude, Defne'nin yanında.
Ayol bütün bu ekibi bir araya getiren benim, buranın moderatörü benim.
Ay, papaz futbolcu gibi yedek kulübesindeyim ama şu anda.
Ne yapayım? Televizyon seyredeyim.
Magazin var mı acaba? Birilerini aşağılayım.
Sen çok çalışkan bir kızsın, nerede okudun?
İki yıllık turizm okudum ben.
Yani öyle çok büyük bir akademik geçmişim yok.
Çok güzelmiş. Ne alaka peki turizm?
İşte ben garsonluk yapıyordum zaten, yani hizmet sektöründeydim.
Ama işte bu işten önce.
O zaman hep hayalin buydu yani.
Yok, yok. Öyle değil.
Bu öyle tesadüf oldu diyelim.
Neydi peki senin hayalin?
Aslında, öyle çok hayal kuracak bir hayatım yoktu yani.
Zaten vakit olmadı.
Ama çocukken şey düşünüyordum, böyle ressam olurum falan diye düşünüyordum resmim iyi diye ama...
...o da çocuklukta işte, çocuktuk.
Öyle deme, kimileri resmin en gerçek sanat olduğunu söyler.
Vallaha orasını bilmem ama ben öyle, benimki *
(Telefon çalıyor)
Çok pardon.
Yok, önemli değil. Ne olacak?
Nazlıcan. Allah Allah.
Efendim Nazlıcan?
Bir saniye, bekleteceğim.
Dur.
Sağ ol, ne demek.
Bir saniye.
Tamam.
Yazıyorum, söyle.
Haftaya, hafta içi.
Tamam. Sen bana gönder numarasını.
Nasıl? Tamam, tamam. Sen söyle, ben yazıyorum.
Tamam, tamam. Görüşürüz.
Al.
Teşekkür ederim.
Sen ne yaptın? Gerçi sen gelmeden önce biz senin adını çok duyduk ama.
Ben ne yapayım? Los Angeles'taydım, orada okudum.
Ay Defne, burada o kadar çok kıyafet alıyordum ki sen git orada bunun okulunu oku dediler.
Moda.
Aynen. Biliyor musun? Orada bir moda bloğu bile açmıştım.
Deli takipçim vardı.
Ne güzelmiş işte, Türkiye'de de yapsaydın, Türkçe yazardın.
Hiç öyle şeylere ilgim kalmadı.
Başka şeylerle ilgileniyorum artık.
Aşk diyorsun.
Sinan Bey.
Aşk diyorum.
Sinan.
Ömer, Sude beni çok endişelendiriyor.
Yine bu Sinan meselesi.
Amca, Sude kocaman kız oldu.
Bıraksak mı artık?
Bırakacağım, bırakacağım da bırakamıyorum işte.
Üzülmesini istemiyorum.
Los Angeles'a gitmeden önce de bu dert başımızdaydı.
Biliyorum, biliyorum.
Tabii sen İtalya'daydın, olayların çok farkında olmayabilirsin.
Ama Sinan, Sude için bir saplantı, bir tutku, bir kara sevda.
Bundan kurtulması lazım.
Yani, ikisi arasında olup biteni kimse bilemez.
Endişelenecek bir şey yoktur belki de.
Ay Defne, ben hiç bilmem böyle şeyler. Sen de hatırlatmayınca Mine çıkınca ben unutuyorum.
Bir şey içer misin?
Hadi gel, mutfağa gidelim. Sıcak çikolata yaparız kendimize.
Tamam, olur.
Hadi.
Kahvemizi içelim, olmuştur artık.
Sen dur amca, yorulma. Alırım ben.
Senin sevdiğin kahveden aldım, çift çekilmiş.
Tam bana göre, sağ ol.
Gel Defne.
Mutfak burası.
Ben mutfağın yerini biliyorum ya, daha önce gelmiştim buraya. İşte Neriman Hanım davet etti falan.
Annem ve şu davet etmeleri *
Neyse, ben bir tuvalete gidip geleceğim, sen geç. Ben hemen geliyorum.
Tamam.
Ömer.
Defne.
Ne yapıyorsun burada?
Ya işte Sude davet etti beni. Yalnızmış falan da, takılalım diye.
Biz de amcamla laflıyorduk.
Ne güzel oldu böyle ya.
Her gittiğim yerde karşıma çıksan ya.
Sıcak çikolata yapacağım, içer misin?
Sıcak çikolata mı seviyorsun sen?
Ya dur, biri görecek.
Görsünler, bana ne?
Ya bıraksana.
Bırakmam.
Ömer!
Efendim.
Kazağın sana çok yakışmış.
İyi deneme, iyi deneme ama ben hala istediğimi alamadım.
(Kapı zili çalıyor)
Neden telefonlarıma cevap alamıyorum?
Acaba...
Biraz sakin olur musun?
Olamam efendim.
Ya muhteşem bir gece geçiriyoruz.
Ondan sonra ne aramak var, ne sormak var ne bir şey.
Telefon numaranı da vermedin zaten.
Senin yüzünden Yasemin Hanım'ın telefonundan hırsızlık yaparak buldum numaranı.
Ayıp değil mi ya?
Derya.
Bak olur böyle şeyler.
Yaşadık, bitti.
Hem ben kendi adıma çok keyif aldım.
Ben de.
Bence devam edebiliriz.
Hoş olmaz.
Niye?
Evet birbirimizi frenleyemedik.
Ama sen rakip firmada çalışıyorsun.
Ben senin başının derde girmesini istemiyorum.
Sen beni mi düşünüyorsun?
Benim başım belaya girmesin diye aşkını kalbine mi gömdün?
Evet.
İyi.
Tamam o zaman.
Kendimizi frenleyelim bakalım.
Ne kadar frenleyebileceksek artık.
Kadınlar ya...
...çok kolaysınız.
Buldun mu şimdi?
Yani.
Olmuş, çok güzel olmuş.
Bakayım.
Harika.
Bir fincan da ben alırım.
Ya eşek.
Bir şey diyeceğim.
Amcam ile yengeme söylesek ya.
Mutlu olurlar.
Ay hayır ya, lütfen.
Niye?
Ya ben anneanneme falan da daha böyle söylemedim.
Haklısın, doğru söylüyorsun.
Saklayalım madem.
Sinan neler karıştıyorsun Defne ile?
Bakalım göstermeye çalıştığın kadar saf mısın?
Bence değilsin ama...
Hadi.
Bir şey diyeceğim.
Bir yudum daha içseydim.
Ya hadi.
Bir yudum.
Ya.
Hadi çıkalım.
Diyorsun.
Yani.
Defne.
Bana kaçalım mı buradan?
Yok gelemem, ben Sude'ye söz verdim.
Kuzenim gelmiş.
Ne haber kuzen?
İyi.
Ben seni hiç görmedim. Neredeydin?
Bahçedeydik amcamla.
Defne biz de bahçeye çıkalım mı?
Temiz hava iyi gelir.
Olur.
Tamam, süper.
O zaman ben anneme haber veriyorum, malum.
Ya ne oluyor burada ya?
Ay ne iyi oldu değil mi? Beşimiz bir arada yeniden.
Ay yoksa biz hiç birarada olmadık mı?
Olduk mu? Olmadık mı?
Olmadık mı biz hiç birarada?
Ay Sude topla beni.
Tamam anneciğim, sen çok şey yapma.
Biz de Defne ile çok iyi arkadaş olduk.
Yani yakınlaşacağız gibi.
Ya evet.
Sude'ciğim Passionis sende bir bağımlılık yaptı.
Güzel, Defne ile arkadaş olabilirsin. O da güzel.
Ama biraz dışarı çık, başka insanlarla tanış.
Ay baban haklı, Sude.
Ay ne o öyle? Şirket, şirket. Mutsuz olursun sonra.
Neden mutsuz olayım?
Ömer'de hep şirkette.
Mesela ona sorun. Mutsuz musun?
Benim keyfim gayet yerinde.
Ama hayata aynı yerden bakıyor muyuz pek emin değilim.
Doğru, benim baktığım yerden çok acayip şeyler görünüyor.
Ama sen göremiyorsun.
Şey mi yapsak ya? Sessiz sinema falan mı oynasak?
Bir dakika, bir dakika. Buradan böyle bir dumanlar yükseliyor.
Ne oluyor? Ben anlamadım.
Yok bir şey anneciğim.
Kuzenimle çok başka bir ilişkim vardır bilirsin.
Çok severiz birbirimizi.
Geç oldu artık malum, ben kalkayım.
Ben bırakırım seni.
Ay siz hiç zahmet etmeyin.
Olur mu canım? Ne zahmeti.
Ben de kalkayım o zaman ufaktan.
Bu ne ya? Çok çabuk dağıldık.
Ay yok tatlım! Herkesin işi var.
Yani tutmayalım insanları, değil mi?
İyi peki, ben geçireyim o zaman sizi.
Nicedir konuşamadık seninle.
Nasılsın keyfin yerinde mi?
Evet, iyiyim.
Sıkıntı yok.
Güzel.
Ömer'in de keyfi yerinde, yüzü gülüyor.
Tabii ne de olsa işler yoluna girdi.
Passionis yeniden yükselişe geçti.
Yükselen tek şey Passionis mi acaba?
Şey şuradan dönecektik, onu kaçırmayalım.
Anladım.
Konuşursam büyüsü bozulur diyorsun.
Pekala.
Öyle olsun.
Başlatmadın değil mi?
Geldim.
Sen şimdi ellerinle meyve yedireceksin yani bana.
(Onaylıyor)
Neden olmasın?
Defne ile konuştum.
Neyi?
Bizi işte.
İkimizi.
Ne dedi peki?
Pek hoş karşılamadı herhalde.
Başta olduramadı tabii.
Hallettik.
Sıkıntı yok yani.
Nasıl yani?
Ya Defne senin ile meselesini halledebilmiş değil.
Ama eğer sen iyiysen yürüyün dedi.
Defne.
Bize okay verdi yani, öyle mi?
Yani.
Anlar o halden, anlar.
Anlattım ben de.
Anlatmaya çalıştım.
Yani.
Kimsenin göremediği Yasemin'i gördüğümü.
Ona nasıl vurulduğumu.
İsmail sen emin misin?
Yani herkesten farklı bir Yasemin gördüğüne?
Evet.
Değişiyorsun, sevgilim.
Sen farkında değil misin?
Ben...
Ya bir de bu şaşkın hallerin.
Gel buraya, gel.
Güzel kadın, gel.
(Sır karında bekleyen dikenli bir top.)
(İnsanın içinde döner, her an kendini hatırlatır.)
(Dışarı çıkmak için dikenlerini batırdıkça batırır.)
(Kurtulmak için onun dediğini yaparsan...
...hainlik edip, dikenlerini orada bırakıp...
...ağzından kaçar.)
(O dikenler canını acıtmaya devam eder.)
(Ama direnirsen dışarıya çıkmaktan umudunu keser...
...ve dikenleri ile içinde söner...
...gider.)
(Mesaj sesi)
Esra, hadi uyan ablacığım. Kalk.
Hadi ablacığım kalk bak, okula geç kalacaksın.
Abla.
Neredesin sen? Yüzünü unuttum artık.
Hiç göremiyorum seni.
Çalışıyorum ekmek arası.
Gel yanıma yat biraz ne olur, özledim seni.
Kıyamam sana ya.
Hiç de kıyamıyorum ki.
Gel bakalım.
Keşke yine garson olsan, o zaman seni çok daha fazla görürdüm.
Ay öyle deme.
Çalışıyorum işte.
Hem sen de benden görüp ileride çok çalışan başarılı bir kadın olabilirsin.
Ben zaten öyle olacağım.
Örneğe ihtiyacım yok benim.
Pabucumun rol modeli diyorsun yani, anladım.
Ama böyle çok özlüyorum ben seni.
O zaman şey yapalım.
İlk fırsatta seninle sinemaya gidelim, açığı kapatalım.
Çocuk filmine gitmem ama.
Mısırda yemem.
Cadıya bak, bir de kriterleri var.
Peki.
Haftasonu olur mu?
Olur.
O zaman filmi sen seç.
Tamam.
Hadi gidiyorum ben o zaman.
Sen de kalk, geç kalmayalım.
Hadi bakalım kalk.
İyi işler ablacığım.
Sağ ol aşkım.
İyi günler.
Ömer Bey'in siparişi.
Eyvallah, ben alayım.
Teşekkürler.
İyi günler.
Günaydın, Ömer Bey.
Günaydın.
Siparişiniz geldi efendim.
Tamam, Şükrü. Sağ ol.
Bu arada efendim sizinle de konuşamadık ama...
...arabayı değiştirmemiz lazım.
Şey yap sen, finans ile bir iletişim kur.
Alın bir şey.
Tabii. İstediğiniz özel bir model filan var mı?
Var.
Bisiklet.
Ama işte mümkün değil.
Şükrü bunlar senin anlayacağın işler o yüzden sen seç.
Sen zaten biliyorsun nelere dikkat ettiğimi.
Tamam Ömer Bey, ben hallederim.
Günaydın.
Günaydın, Defne.
Ömer Bey, ben arabadayım efendim.
Olur.
Ne haber?
İyi.
Ne yaptın dün gece?
Bir şey yapmadım.
Uyudum.
Ben uykularını da kıskanıyorum ama.
Bensiz geçirdiğin için.
Yetmiyor diyorsun.
Sana yetiyor mu?
Sence?
Hadi kahvaltı.
Önce bu.
(Şaşırıyor)Bu ne?
Sürpriz.
Aç bakalım.
Benim mi bu?
Beğendin diye hatırlıyorum.
Deli misin sen?
Ben buna bayıldım!
Şimdi ben bunu şirkette giymek istiyorum ama garip kaçar değil mi giysem?
Yani.
Ama ben bunu giyeceğin bir organizasyon yapacağım yakında, merak etme.
Aşkımsın ya!
Çok teşekkür ederim.
Tamam, aynen.
O zaman ben bekliyorum.
Tamam, çok teşekkür ederim.
Tamam, çok sağ olun.
Çok sağ olun, görüşmek üzere.
İyi günler, iyi günler.
Yes be! İşte bu be!
Sen de benim gibi erkencisin.
Çok mutlu görünüyorsun.
Mutluyum ya.
Sen niye değilsin?
Yasemin.
Aynı konu mu yine?
Yok yok, bu başka bir şey.
Bugün var ya büyük iş halletim.
Ben bu hocalar var ya...
...onları dün akşam yemeğe çıkardım.
Tabii ki bana hayır diyemediler.
Mümkün değil.
Yeni tasarımcının kim olduğunu bize dosyaları ile beraber yolluyorlar.
İşte bu!
Sen.
Günaydın, Ömer Bey.
Günaydın, Defne.
Günaydın.
O zaman siz bir ihtiyacınız olursa şey yaparsınız, Ömer Bey.
Çağırırsınız.
Tamam, Defne.
İşte dosya, rapor falan bir şey onaylamam gerekirse gel, odamdayım ben.
Tabii getirmez miyim?
Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var.
Neymiş?
Sude.
Tabii canım.
Maşallah dikkat çekmekte üstüne yoktur biliyorsun.
Sude benim yerime mi geçecek Sinan?
Yani bu şirket ihaleleri falan bu yüzden mi?
İşi mi öğretiyorsunuz ona?
Hayır Yasemin, biz böyle bir şey yapmayız.
Ama ne bileyim, Sude senin yanında çalışabilir.
İkiniz de isterseniz tabii.
Ne güzel işi öğretirsin, ustası olursun.
Sude yeteneklidir biliyorsun.
Sizin aranızda tam olarak ne var? Ben pek anlayamadım.
Karı-koca gibisiniz.
Yani ben de bilmiyorum ki.
Zaten bizim Sude ile aramız hiçbir zaman düz, basit, sade değildir.
Hep karışıktır böyle, zordur.
Yani?
Yani şey, karışık.
Daha karışık.
Sonra daha zor. Ya bilmiyorum Yasemin.
Artık düşünmek de istemiyorum yani.
Karışık olan sen olmayasın?
Nasıl yani?
Yani-
(Telefon çalıyor)
Neyse sen işine bak.
Konuşuruz.
Efendim?
Ömer Bey geldiler, Sinan Bey.
Tamam geliyorum.
Ömer'e söyleyelim bakalım.
Yeni tasarımcımız bulundu.
(Kapı tıklanıyor)
Gel.
Tamamdır ortak.
İkna ettim.
Gizli yeteneğimizin dosyası yolda, kurye ile geliyor.
Çok iyi.
Sonunda kim olduğunu öğreneceğiz ha?
Aynen öyle.
Ha Sinan.
Bari güzel bir teklif yapalım da kaçırmayalım çocuğu.
Çocuk.
Belki kadındır.
Ne bileyim, öylesine söyledim.
İyi tamam, ben toplantıya gidiyorum.
Kurye gelecek, sen alırsın.
Ha Sinan.
Şu mağazadan aradılar mı? Stant işi ne olmuş?
Valla Ömer ortaya bir kart attık ama...
...hani patlarsa fena yanacağız.
Şimdi yeni mağaza işine girmek falan çok zor yani.
Halledersin sen.
Teşekkürler ama biz yine de daha kolay bir yol bulalım. Tamam mı?
Bugün haber verecekler.
Tamam.
Açım! Ay açım, ölüyorum açlıktan!
Kız tombalak.
Tombik.
Yanakların böyle al al olmuş.
Hamur gibisin kız.
Ama niye?
Ay her şeyden nefret ediyorum.
Ay hiçbir şey için değmez bu açlık.
Valla bir şeyler yemem lazım benim kız.
Rejim devam mı?
Sorma.
Her gün yeniden başlıyorum, ölüyorum açlıktan.
Bana bak, ben odamdayım.
Telefon falan bağlama, toplantıyı iptal et.
Gerçi hiç toplantım olmadı şimdiye kadar.
Burada mı yine o manyak?
Ay, gidiyorum.
Çalış!
Bakıyor öyle.
Zaten sinirim bozuk açlıktan.
Ay çok açım!
Bir saniye.
Defne, Ömer Bey adına bir kurye geldi.
İyi günler.
İyi günler.
Tamam Nazlıcan.
Ben bunu diğer postalar ile birlikte Ömer Bey'e veririm.
Özel kurye ile gelmiş. Ne ki bu?
Defne Topal mı?
Eyvah!
Eyvah eyvah ya!
Ne yapacağım ben?
Üstünde de hayvan gibi Defne Topal yazıyor ya.
Ben bunu Ömer Bey'den nasıl saklayacağım?
Of Ömer ya, of!
İki gram aklım vardı, o da senin yüzünden buharlaşıp uçtu.
Ay öldüm.
Ay ne yapacağım ya?
İso!
Gel gel.
Tam vaktinde geldin ya.
Ne oluyor kızım?
İso bittim.
Valla bittim.
Bir anlat, belki başa sararız.
Ya şu eğitim için çizdiğim tasarım vardı ya.
Tranba'ya sattığım.
Tamam, biliyorum o kadarını.
Şimdi bit pazarına nur yağdı!
Aynı ayakkabıyı Ömer de beğendi.
Kimin çizdiğini öğrenmek istiyor.
İpin ucunda ben varım.
(Ofluyor)
Valla yani.
Yine zehir gibi top gelmiş sana.
Bilmiyorum ki ne yapmak lazım.
Yoık ya, ben söyleyeceğim.
Hem biz demiyor muyduk yalan büyüdükçe pisleşir diye?
Zaten arkamda koca yalan var.
Yok yok, ben kaldıramam bunu.
Kaldıramam.
Söyleyeceğim ben.
Doğrusun, git söyle bence de.
En azından için rahat eder.
Evet evet, söyleyeceğim.
Zamanında gelmezse istediğiniz siparişler yetişmez.
Naci abi gümrük ile konuştum diyor.
Öğlen çekecekmişiz.
(Telefon çalıyor)
Pardon.
Efendim?
Tamam.
Tamam, teşekkürler.
Çok kısa bir ileteceğim.
Sinan.
Ben de seni arayacaktım.
Mağadan aradılar, bizi bekliyorlar.
Güzel. Ne kadar vermişler? Ne diyorlar?
Yüz yüze görüşmek istiyorlarmış.
Tamam sen devam et, ben gidiyorum.
Hadi kolay gelsin.
Sağ ol.
Tamam ya, budur.
Söylüyorum ben.
Defne çıkıyorum ben.
İsmail merhaba.
Merhaba.
Ömer.
Bey...
...benim sizinle bir şey konuşmam lazım.
Sonra konuşsak?
Dünkü durum ile alakalı bir telefon geldi de, çıkmam lazım.
Tabii tabii, tamam.
O zaman siz gidin, sonra konuşalım.
Tamam, konuşuruz sonra.
Görüşürüz, İsmail.
Tamam, kızım.
Dönsün konuşacaksın zaten artık.
Nefeslen biraz sende.
Evet konuşacağım yani.
Benden duyması daha iyi sonuçta.
Şimdi başkasından duysa daha farklı düşünecek.
Evet evet, konuşacağım.
Selam.
Sormaya korkuyorum.
Keyfin hayra alamet olmuyor senin.
(Şaşırıyor) Ne var korkulacak Yasemin?
Ne yaptın sen? Niye keyiflisin?
Defne'yi şirketten gönderiyorum.
Cicim.
O iş öyle kolay değil cicim.
Gurur duymasam da aynısını ben de denemiştim.
Ama sonuç benim için hiç iyi olmadı.
Ve Yasemin?
Defne de hala burada.
Bırak yani peşini.
(Gülüyor)
Yasemin.
Sen beni hafife alıyorsun bence.
Şunun şurasında arkadaş olduk sayılır.
Ben bir şeyi kafama koyduysam yaparım.
Haber vereyim dedim.
İzle ve gör.
Ha bu arada.
Tabiatına aykırı.
Senden iyi olmaz, hiç boşuna uğraşma.
Küçük şeytan.
Doğrusu Passionis'i kaybetmeyi göze alamadık, Ömer Bey.
Sizin istediğiniz gibi olsun.
Bu arada Deniz Bey de birazdan gelecek.
Ve ben kendisine bu konu hakkında da bilgi vereceğim.
Yani Tranba'ya stant açmıyorsunuz.
Aynen öyle.
Sizin standınız olduğu gibi yerinde kalıyor.
Hatta biz sizin standınızı biraz daha büyüteceğiz bu sene.
Bu güzel haberi de size burada yüz yüze vermek istedim.
Çok güzel, sevindim.
Umarım bundan sonra ilişkilerimiz böyle sınavlardan geçmek zorunda kalmaz.
Hakikaten biz sizinle çalışmaktan dolayı çok mutluyuz.
Biz de öyle, umarım bir dahaki sefere daha da güzel işler yaparız.
Umarım.
Tamam o zaman, görüşmek üzere.
Görüşmek üzere, hoşça kalın.
Sağ olun, siz de.
Attın değil mi Tranba'yı?
Tranba'nın buna ihtiyacı yoktu, Deniz.
Sen bize zarar vermek için buraya girmeye çalıştın ama...
...onlar tercihlerini Passionis'den yana kullandı.
Mutlusun, değil mi?
Hep ben kazandım zannediyorsun.
Zannetmiyorum.
Kazanıyorum.
Yerinde olsam bu kadar emin olmazdım.
İşler her an değişebilir.
Deniz, gittikçe itibar kaybediyorsun.
Bence bizimle uğraşmayı bırak.
Olur mu öyle şey ya?
Sen spor yapmayı bırakabilir misin?
Onun gibi düşün.
Keyfimi kaçıramayacaksın.
Peki.
O zaman sana başka bir şey söyleyeyim.
Söyle.
İlgini çekeceğinden eminim.
Hem senin hem Passionis'in.
Ya yanlış anlama.
Keyfini kaçırmak niyetinde değilim.
Ama duyacakların hoşuna gitmeyecek.
Şimdiden söyleyeyim.
Böyle bir atarlandı, bir sinirlendi, bir şey.
Hayatım.
Dinlemiyor musun sen beni?
Kuzum sana anlatıyorum.
Daha lafım sözüm bitmedi.
Yüzünü bana çevir.
Tamam Koriş'im, yüzümü sana çeviririm.
Sözünü dinlerim.
Ama önce bir şunu bitireyim, tamam mı?
Ne o kız?
Hiç.
Şirket çalışanlarına komik bir şaka yapıyorum da...
...sen boş ver Koriş'im.
Ay, kız çok merak ettim.
Ben de bakacağım şimdi.
Yok yok, yolladım zaten bitti.
Sen ne diyordun? Anlat dinliyorum.
Kız komik şaka ne?
Ay yoksa capslerimi mi yapmışlar?
Ay bayılırım.
Ben ve kırmızı şerit.
Bir dakika canım.
Gitti.
Ne o giden?
Giden gitti Koriş'im.
Giden gitti.
Ay bayılırım gitmelere falan.
(Kıkırdıyor)
Nasıl?
Defne mi yapmış?
Ne? Defne mi?
Nasıl ya?
(Bağırışlar)
Nasıl ya? Gördünüz mü?
Maili diyorum gördünüz mü?
Defne!
Tasarımlarını Tranba'ya mı satmış?
...aldığım tasarım var ya.
Saklaman çok yersiz oldu.
Tasarımcının bilgileri bugün bize gelecek.
Ömer.
Senin o bilgilere ihtiyacın yok.
Tasarımcıyı yakinen tanıyorsun.
Defne Topal desem?
Bir şey uyandır mı?
Defne.
Tasarımını bana sattı.
Ben de üretime verdim.
Bil istedim.
Tranba'ya sattın mı?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.