Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
[Jenerik müzik.]
Cevap vermeyecek misin?
Ömer gerçek Defne'yi tanımıyor bile.
Benim yarattığım Defne'ye aşık oluyor.
Neticede Ömer kim, sen kim?
Düğünü hemen, bir an önce yapalım.
Ondan sonra da sen zaten gideceksin.
'Arrivederci' Defne, git Defne git.
Bana biraz zaman ver.
Cevap yok yani?
Hayır var, tabii ki var.
Sadece bu soru biraz karmaşık oldu benim için...
...yani birazcık sadeleştirmeye ihtiyacım var.
Emin mi değilsin?
Hayır, senden de kendimden de çok eminim.
Lütfen güven bana.
Sadece birazcık zamana ihtiyacım var.
Peki.
Defne, seni eve bırakıyor muyuz?
Hayır, bana geliyor.
Yok yok ya, ben eve gideyim.
Şimdi zaten bir sürü hazırlık falan var, şimdi bencillik gibi olmasın.
Yani, pek bencillik sayılmaz aslında.
Ben istiyorum diye geliyorsun, öyle düşün.
Peki, git madem.
Şükrü, önce Defne'yi bırakıyoruz.
Tabi Ömer Bey.
Bu arada bu sende kalsın.
Neden?
Şimdilik.
Şimdilik ama.
Ne!?
Yavaş.
Ay bir dur, en heyecanlı yeri.
E sen ne dedin?
Ya işte yani, bana biraz zaman ver dedim.
Ya öyle demese miydin acaba?
Niye ya? Olabilir bence.
Yani düşünmek için. Sonuçta önemli bir karar.
Yani...
..ya ben de öyle pat diye evet demek isterdim tabi de...
...ya sonuçta diyemiyorum. Neriman ve iki yüz bin faktörü var yani.
Tamam abi, demek ki gün bugünmüş.
Bulacağız o parayı.
Ya bulacağız da, nasıl bulacağız?
Bulabilecek olsak çoktan bulmuştuk, değil mi?
Tamam, biz bir gün sonu alalım.
Bizde sözde takılan altınlar var.
O altınlar da iki yüz binin yanında devede kulak...
...tüy hatta.
Ya yok arkadaşlar, bu böyle olmaz zaten.
Sağ olun da yani, bu meblağa bizi aşar.
Ya dur kızım, karartma sen de hemen.
Burada dört tane ayrı kafayız, bulacağız bir yolunu.
E yani.
Sana karada ölüm yok, biz varız burada ya.
Bulacağız Defne.
Yani, nasılını ben de bilmiyorum ama bulacağız.
Güven sen.
Ya siz ne tatlısınız ya, insan vallahi bu sevgi çemberinden çıkmak istemez ki hiç.
Vallahi ben de hiç çıkmak istemezdim ama...
...geç kalırsak Endam Teyze bizi ateş çemberine alır vallahi.
He, doğru ya.
Hadi Nihan, hadi.
Annem bizi yemeğe bekliyor da.
E siz de gelin?
Yok yok ya, ben hiç gelmeyeyim.
Şimdi hiç böyle aile saadeti kaldıracak durumda değilim yani.
Vallahi ben de hiç gelemeyeceğim o muhabbete, size afiyet olsun.
Defo hadi gel biz yürüyelim biraz.
Olur.
Ha, Defne?
Gelsin önce bir, tanışalım.
Madem kardeşimizi istiyor.
Tamam, olur.
Sinan'ı diyorsun değil mi kız?
Ay evet, Sude'yi acile kurtarmamız lazım.
Ay bir şeyler yapalım Koriş.
Ay hayatım yani, konuş. Sözlü uyarıda bulunalım.
Ayh, yaptık! Ben konuştum...
...babası konuştu...
...ay muhakkak Ömer de konuşmuştur.
Ama değişen hiçbir şey yok.
Hayatım açık konuş, anlamamıştır o.
Sude?
Ayol cindir o, cincine cincine.
Kız o değil, Sinan.
Aman o boşboğaz şimdi gider böyle ortalığı karıştırıverir...
...ondan sonra da Sude'yi üstüme sıçratır.
Kız, ne yapacağız peki?
Bak şimdi şekerim, sen Sude'yle konuşacaksın...
...o senin sözünü dinler.
Çare sensin Koriş.
Hayatım konuşurum ben.
Çare Koriş bebeğim.
Ben hemencecik konuşurum onunla.
Evet, evet canım.
Ona ben derim ki, bana bak derim...
...o Sinan var ya o Sinan, o Sinan'la ömür geçmez.
Iyy mıymıntı, uyuşuk, güleç...
...sevimlilik, iyilik muskası.
Ay kız kimseyi aşağılamamıza izin vermiyor benim.
Sinir oluyorum sinir, gıcık.
Ay tatlım sakin, o kadar da değil Sude'ye yani.
Ay Sude'm benim, aşkım benim kız o.
Bebişkoluğunu bilirim, doğumunu hatırlarım ben.
Kız bir de tombik tombik doğmuştu o. Tabi sonra büyüyünce, tabi inceldi.
Hayatım sen hiç merak etme, ben onunla konuşurum.
Yani kulağını çekerim, saçını başını yolarım...
...ağzını yırtarım bir daha Sinan diyemez.
Tatlım, ayol Sude.
Yani bizim Sude, benim Sude. Sude'den konuşuyoruz.
Ay kız birden böyle bir sinirlendim ben Sinan'a.
Sude! Sensen mutfaktayız.
Bana bak, toparla şöyle toparla.
Ay inşallah.
Sude, Su kuşum hoşgeldin. Bak kim geldi.
Koriş işte anne de bu ne?
Mantı işte Sude.
Hoşgeldin Ko-
Piis.
Ay kız, tepki verdim baya büyük bir şekilde.
Kart, güleç, gıcık.
Kız, ne oluyor bana böyle?
Anne Koriş yine kime saydırıyor?
Tatlım, işte o böyle bir sinirlendi.
Bizim Mine yine yemek yapmamış, öyle yani.
Aa bana bak, bana bak, bana bak..
...bu kulak memesi kıvamında değil, ver bakayım kulak memeni.
Ver bakayım, ver bakayım.
Ay yok yok, dur ben bir de gidip Mine'ni kulak memesini kontrol edeyim bakayım.
Tamam?
Haa
Ee?
Dur.
Hayatım biz Sinan'ı sevmiyoruz, sen de sevme.
Küçükken zaten yeteri kadar sevmişler, bitmiş.
Sevmene gerek yok hayatım, boş ver.
Sinan ne alaka şimdi Koriş?
Aman, ne bileyim kız.
İyi, hayatım fazla iyi. Sıkıcı.
Bir şey var yani, fakir desen değil...
...zengin desen fakir.
Yani tuhaf hayatım, tuhaf.
Kız, kısa boylu.
Kız sen gidip uzun boylu bir adama aşık ol.
Ne işin var o cüceyle?
Koriş'im tamam da, Sinan ne alaka şimdi? Onu anlamadım.
Sorma kız, çıktı başımıza bu bela.
Yani bir gider gönlünü düşmana kaptırır, bir gelir prensesi kendisine aşık eder.
Yani bıktım usandım yemin ediyorum ha, demek ki şeytan tüyü var.
Ama iyi adamdır hayatım, böyle sevimli falan...
...böyle güzel dişleri falan var yani.
Koriş, bir dakika.
Ne demek düşmanına gönlünü kaptırır?
Iyy pisler davulcusu, sinsirella.
Yasemin?
Siz sadece Yasemin'e böyle söylüyorsunuz.
Demek doğruymuş ya.
Koriş, bu Yasemin'in Sinan'la ne işi var?
Ay kız, yani tutulmuştu Sinan bir ara ona.
Kız neler çektik biliyor musun?
Hele o annen neler çekti kız, yüz elli kilo oldu sıkıntıdan.
Kim, kime tutulmuştu?
İşte Sinan pis Yasemin'e asıldı.
Ondan sonra ne olduğunda haberim yok hayatım, algıma girmedi.
Haberim yok hiçbir şeyden.
Tabi hikayede öncelik sırası ben olduğum için diğer yerleri beni ilgilendirmiyor.
Net ama değil mi, böyle oldu yani olay?
Aman ne bileyim hayatım yani, ay sıkıldım ben zaten Sinan'dan şu anda.
Hayatım kim açtı konuyu ha?
Nereye geldi, niye geldi konu buraya? Haberim yok.
Aman bırak Sinan'ı falan kız, daha güzel şeylerden konuşalım.
Konuşalım Koriş'im.
Mesela?
Aa, Lady Gaga.
Kız sen Amerikalar'da okudun konsere falan gitmişsindir kesin.
Ay kız neler giyiyor değil mi kadın? Neler giyiyor vallahi.
Ya şimdi Ömer mahalleye mi gelecek, böyle tanışma falan?
Çok acayip ya.
Ya böyle gelin güvey oluyoruz da...
...ben daha parayı bulamadım ve nasıl bulacağım da meçhul yani.
Ya Defo benim sana bir şey söylemem lazım.
Söyle.
Ben Yasemin'le beraberim.
Birlikteyiz yani.
Baya, bildiğin manita durumları.
Kim, sucunun kızı Yasemin mi?
Hayır.
Passionis'in konsept danışmanı Yasemin.
Allah seni.
Bir de ciddiymiş değil mi?
Birlikteymişsiniz, cinnet. Yok artık.
Öyle zaten.
Nasıl yani?
Öyle işte Defo, uçuştuk birbirimize.
Sen ciddisin?
Bayadır hem de.
Nasıl yani ya, şimdi senin sürekli bahsettiğin aşk bu muydu?
Oydu, hala da o.
İso, Yasemin kötü bir kadın.
Bana neler yaptı, sen hatırlamıyor musun?
Biliyorum Defo ama o bana neler yaptı, sen bilmiyorsun.
Ya hani derim ya, durduğun yerden bakınca her insan yarımdır...
...bir o kadarı da yerin altındadır diye?
Azıcık eşelemek lazım Defo, görünmeyeni de görmek lazım.
Benim tanıdığım Yasemin bana yetti.
İnsanlar değişmez mi Defo?
Hem gönül bu.
Sen söz geçirebiliyor musun, uzak durabiliyor musun?
Yok yok ben öyle hemen kapatamadım yani o konuyu.
Gerçekten içime sindiremedim hemen, sindiremiyorum yani.
Kızgın mısın?
Ben biraz düşüneyim İso, tamam mı?
Olur, iyi düşün ama.
Bütün hasılat bu.
Alt tarafı yedi çeyrek var kızım burada...
...bir de şu çarpık bilezik.
O tuhaf halan da kurum kurum kuruldu bunu takarken, sanki üçlü burma takıyor.
Ay aman bırak, öyledir o.
Yapmış yine saçını da, böyle, kuş yuvası gibi.
Hayır kendini update et be kadın...
...yirmi senedir aynı saç Serdar yemin ederim, bu nedir böyle?
Evet.
Evet, ne yaptık?
İki yüz bine baya bir uzağız canım, kilometrelerce.
Tamam, ben Hasan'la konuştum satıyorum arabayı.
İso iyi düşündün mü, lazım olmasın?
Evet evet, lazım işte. Daha bundan çok ne lazım olacak bana?
Nihan, alyanslar.
Gerek var mı ya? Olmadı böyle şimdi.
Bizim aşkımızın alyansa ihtiyacı yok.
Defne'nin var ama.
A-ah ne oluyor burada böyle sabah sabah?
Bu saatte Ömer İplikçi bile uyanmıyor.
Hepsi bu.
Bulacağız ama devamını.
İso da arabayı satıyor.
Nasıl ya?
Bildiğin.
İşte arabayı verecek, karşılığında para alacak falan.
Ya yok olmaz öyle şey.
Kızım alyansları falan da koymuşsunuz ortaya ya.
Vallahi iki yüz bin liramız olsa onu da çıkarıp çat diye koyacağız masaya ama yok işte.
Böyle böyle toplayacağız parayı.
Ya siz manyaksınız he, vallahi manyaksınız.
Şimdi her birinize tek tek sarılırdım da...
...çok fena ağlayacağım şimdi, o yüzden yapamıyorum.
Ya bırak şimdi duygu selini Defo, banka kredisi şart bize.
Bunlar anca peşinat.
Ya oğlum bize nasıl kredi versinler?
Benim azıcık maaşıma, senin küçük esnaf gelirine kredi verirler mi hiç?
Hepimiz ayrı ayrı alsak?
Yine de alamayız İso.
Yani, anca benim maaşıma okkalı bir zam falan olması lazım.
İste kız, deli gibi çalışıyorsun hakkındır.
Ya manyak mısın, yüzde üç yüz maaşıma zam mı verin diyeceğim?
Bence de bir düşün, hatta sen de onlar düşünsün.
Yani, sonuçta bu parayı bulmadan vuslat yolları tıkalı.
E hadi bırakayım ben seni.
Yok sen bırakma.
Yani, ben kendim giderim.
Hem biraz düşüneyim, hadi görüşürüz.
Ayh!
Günaydın.
Günaydın.
Nasılsın görüşmeyeli?
Biraz karışık.
A-ah, o niye?
Başka sorular mı sorsak?
Yani mesela, 'Kahvaltım ne zaman hazır olur, kahvem hazır mı?' gibi.
Şu an umurumda mı sence?
Ne oldu eline?
Bir şey yok, öyle incitmişim.
Ömer?
Efendim Defne?
Dün geceki teklifin...
...şimdi Sinan Bey'le barıştınız, Sinyor'la işler yolunda...
...hafif sarhoşluk falan.
Ben sarhoş eden sensin.
Teklif geçerli yani?
Israrcıyım.
Ama yani şimdi, biz sevgili olmayı bile tam beceremedik...
...şimdi öyle pat diye.
Tamam, oradan başlayalım o zaman.
Aç bakayım ağzını.
Aç, aç, aç.
Gel, gel, gel, gel.
[Telefon çalıyor.]
Pardon.
Efendim amca?
Ömer oğlum, oh be sesin çok güzel geliyor.
Passionis'e dönüyormuşsun duyduğuma göre?
Evet, öyle oldu.
Oh be, tabi ya. Barış en güzel çözüm.
Bana bak, o zaman ben de şirkete geliyorum.
Orada görüşürüz, tamam mı?
Tamam amca, görüşürüz.
Bugün büyük gün, he?
Ömer İplikçi'nin muhteşem dönüşü.
Fena denk geldi ama.
Neye denk geldi?
Yani, çıkmak zorunda olmasak neler yapardık neler.
Da, işte çıkmamız lazım.
Yani, kısmet artık. Başka zaman.
Yani.
Çıkalım o zaman.
Kötü mü gidiyor?
Ne, ne kötü mü gidiyor?
Şu prensle diyorum, işler kötü mü gidiyor?
Yok, onunla hiç olmadığı kadar iyi gidiyor aslında.
Öyleyse bu suratın ne böyle?
Seni böyle üzgün görmek istemiyorum.
Benim bu sıralar biraz aklım karışık dedeciğim, sen bana bakma.
Aklın mı karışık?
Aklın mı karışık yoksa çocuktan emin değil misin?
Anlatsana kızım, hayat konuşuyor burada.
Ne istediğini biliyor musun?
Ben netim, ne istediğimi de kimi sevdiğimi de çok iyi biliyorum.
Ee, öyleyse?
Yoksa, yoksa o mu?
Yok yok, bence o da net. Ya da olacak.
Peki, sorun ne öyleyse?
Annemle babam.
Ya anlayamadığım bir şekilde çok tuhaf davranıyorlar bu konuyla ilgili.
İkisi de çıldırdı. Düşünüyorum düşünüyorum, bulamıyorum.
Ne diye çıldırdılar?
Ne bileyim? Üzülmemden korktuklarını söyleyip duruyorlar.
Beni dinlemiyorlar, ne istediğimi bilmiyorlar...
...neden onu sevdiğimi, ne kadar sevdiğimi.
İstediklerimden haberleri bile yok. Varsa yoksa, Sude dur.
Bak kızım, yaşanmışlık ne kadar zor bir şeydir bilir misin?
Görmeyene, görmediğini anlatmak çok zordur.
Aman dede, ben onları beni düşündükleri için suçlamıyorum.
Beni dinlemedikleri için suçluyorum, anlamadıkları için kızıyorum.
Bir durup sormuyorlar ne istiyorsun diye.
Peki, sen anlamaya çalışıyor musun onları?
Nasıl yani?
Onları suçluyorsun, beni anlamaya çalışmıyorlar diye.
Sen onları anlamaya çalışıyor musun?
Evvela bunu bir düşün bakalım.
Sen biricik kızlarısın onların, belki de haklılar.
Yani.
Akıl, ne yazık ki, iş işten geçtikten sonra insana bağışlanan bir şey.
Tecrübe konuşuyor burada.
Ben akıllı davranmak istemiyorum ki, yaşamak istiyorum.
Bütün istediklerimi içime gömdükten sonra ne anlamı var?
Ah ah gençlik, seni anlıyorum.
Sen yaşlılık nedir bilmezsin ama ben gençlik nedir çok iyi bilirim.
Sen annene babana bir hak ver, huylarına git onların.
Keşke onlar da senin gibi olsa dede, bak ne güzel konuşuyoruz.
Aslansın sen.
Yaşlılar huysuz olur, siz gençler alttan alacaksınız.
Unutma, annene babana biraz böyle yaklaş.
Şu prensi bir getir bakalım, bir görelim onu. Aslan tarafını bir görelim.
Olur olur, getiririm. Hele bir olsun da.
Hadi, asma bakayım suratını bir artık.
Hadi topla kendini, bak ben buradayım. İç bakayım çayını hadi.
Seviyorum seni.
Ben de seni.
Ay ortalık karıştı, düzen bozuldu diyorsun?
Çok sıkkın gördüm.
Akşam Sinan aradı güya iyi haberi vermek için.
Ömer'le barışmışlar.
E tamam işte, süper değil mi?
Süper canım süper, ay Derya ya.
Bu ne demek biliyor musun sen?
I-ıh, bilmiyorum.
Bak ben iyi bir insan olmaya çalışıyorum.
O kadar üstüme gelmesine rağmen Deniz'e boyun eğmedim, koleksiyonu vermedim.
Artık çok geç, şirket ya Sinan'da ya bende kalacak.
Sadece şunu bil, eğer bende kalırsa seninle çalışmaya devam etmeyeceğim.
Güvenmediğim insanların yanımda olmasına tahammülüm yok, kusura bakma.
Ya, Ömer'in gelişi demek benim gidişim demek.
Ne yapacağız onu bulmam lazım.
Ay eyvah.
Ya, eyvah.
Ya Allah'ım bana şu kapıdan içeri bir çare gönder.
Hoşgeldin.
Merhaba Yasemin.
Konuşmamız lazım.
Konuşalım, konuşalım tabi.
Deryacığım bize müsaade eder misin, Sude Hanım'la konuşalım?
Bize iki tane de kahve söyle.
Sadece konuşalım.
Abim de işte evleniyor, hazırlıklar falan malum.
E sıra sana geldi artık o zaman?
He yok yok, ben ondan demedim.
Abim kahveyi falan da devraldı bizim İso'dan.
Öyle tatlı bir insandır yani. Düşüncelidir, sevecendir...
...ailesine de çok düşkündür.
Defne, yani?
Bir tanışmak ister misin?
İşte abimle, Nihan'la...
...İso'yu zaten tanıyorsun.
Şey, onlar seninle tanışmak istediler de.
Bahsettin yani?
E yani.
Tabi, olur.
Yani onlar da merak ediyordur Defo'larını kim istiyor diye.
İşte, onun gibi bir şey.
Tamam, ben gelirim sizin oraya.
Tamam.
Bizim oraya, tanışmaya.
Ne söylemek istediğini anlamıyorum, sen beni neyle suçluyorsun?
Sakin ol, bak canım...
Canım?
Evet, canım.
Seni sadece uyarmaya geldim Yasemin.
Sinan ve benim bir geçmişimiz var.
Ben ortalıklarda yokken sen araya girmişsin.
Şimdi de çıkman gerekiyor.
Çünkü ben o araları yakarım.
Senin de canın yanar.
İstediğin her şeyi yapabileceğinin farkındayım.
O ışığı gördüm sende Sude...
...ama gözlerin benim kadar keskin değil demek ki.
Çünkü yolları karıştırmışsın, yanlış adres.
Bak Yasemin, ben kimseye benzemem.
Seni bir saniyede yeri dibine sokarım.
Ayağını denk al, canım.
Alırım, canım.
Ben ayağımı denk alırım da...
...sana söylüyorum, yanlış yerdesin.
Benim Sinan'la arada hiçbir şey yok.
Sinan'ın aklını çelen kadın da ben değilim, başka biri.
Sana neden inanayım, ya yalan söylüyorsan?
İnanma, git o zaman Sinan'a sor.
O kadın Yasemin mi de, alırsın cevabını.
Kim o kadın?
Evet işte, ben o kadının kim olduğunu biliyorum.
Kavga etmek yerine anlaşalım...
...sen bana yardım et, ben de sana istediğin bilgiyi vereyim.
Küçük bir şeye ihtiyacım var.
Al gülüm, ver gülüm.
Anlaşırız ama...
...nereden bileceğim bildiğini?
Bilemezsin.
Bana güvenmek zorundasın, ne diyorsun?
Anlaştık.
Neymiş bakalım senin derdin?
Hop, bir dakika.
Passionis'in kalbi yeniden atmaya başlar millet, Ömer İplikçi geldi!
[Alkış sesleri.]
Geç, geç.
Çok sevindim.
Hoşgeldin kardeşim.
Ömer, yuvana hoşgeldin oğlum.
Holbulduk amca, hoşbulduk.
Çok sevindik Ömer Bey, hoşgeldiniz.
Sağ ol Kıvanç, sağ ol.
Ya ne güzel, yeniden bir aile olduk resmen.
Ay vallahi gerçekten, şu an çok sevgi doluyum hatta size sarılasım var.
Ay ama korkuyorum.
O zaman hepinizin yerine Ömer'e ben sarılayım.
[Alkış sesleri.]
E ben de hoşgeldim.
Ben de sana sarılayım abi.
Sinan, sağ ol ofisimi kimseye vermemişsin.
Yok öyle şey.
Arkadaşlar, ufak bir ayrılık yaşadık ama şu an her şey yolunda.
Kaldığımız yerden devam, hadi herkes işine.
Hadi kızlar işinizin başına. Hadi kızlar hadi, hadi çabuk olun çabuk hadi.
Sinan?
He?
Seninle acil bir şey konuşmamız lazım.
Tamam konuşalım.
Tamam, odandayım ben birazdan.
Tamam.
Defne.
Bu ne?
Bir tahminde bulun istersen?
Koray.
Ay resmen ben. Yine ben, yine ben.
Günay-
Ay vallahi ağzına sokarım şunu, Allah Allah.
Kız, günaydın çarpık.
Hayatım kahve de söyleseydin, oturur beraber içerdik.
Ben geldim ben, Koray Sargın.
Hala oturuyorlar, kız ver şu telefonu.
Akşam çıkışta alırsın, yasak bugün telefon sana.
Iyy çirkin, tipsizler. Al şunu.
A-ah sabah sabah fingirdeşmeler ha, utanmıyorsunuz değil mi?
Yazık.
Hayatım bu şirkette ben aşk yaşamıyorsam kimse yaşayamaz haberiniz olsun.
Kız dön, dön bakayım bir şöyle.
Aşağılayacak bir şey de bulamadım şimdi.
Kız sivilce bırakmışsın, vallahi kovarım seni bu sivilcelerle...
...hatta kovdum bile.
O saçlar boyanacak, kırk defa söyletme bana.
Günaydın.
Hayatım yeme şunları beynin şişecek, Allah Allah.
Gizli 'meeting'.
Ay çocuklar akşam ne garip olaylar oldu, whatsapptan yazdım...
...ama görülmüş ama cevaplanmamış. Tiklerimin hepsi cevapsız.
Bana bakın banlarım sizi, biplerim sizi, vallahi yolar fanlarım sizi.
Ay resmen şiir okudum he.
Ay benimle ilgilenir misiniz biraz? Umursayın biraz beni.
Ay bu Koray Bey'in whatsapp grupları çok korkunç oldu yani.
Dört grup var, her birinde bir kişi eksik...
...ve her birinde onunu dedikodusunu yapıyor. Şiştim resmen, şiştim.
Evet, notlarınızı çıkarın.
Gelecek bölüm tahmini yapacağız çocuklar, hepinizi birazdan odama bekliyorum.
Kıvançcığım, şöyle bana bol köpüklü bol şekerli bir türk kahvesi söyle.
Yani şekerden kastım, belim tabi ince olduğu için ben şekersiz içiyorum her şeyi o yüzden.
Ay, neyse.
Hadi belgeleri de hazırlayın, imza atılacak yerler varsa oralara imzamı atarım.
Kız şaka yapıyorum.
Hadi odama, hadi.
Tamam Koray Bey.
Tamam değil.
Kızım çalışsana, Ömer'in parası boşa akıyor.
Artist.
Ay yine formumdayım, mis gibiyim. Kendime aşığım.
Gencim, güzelim, sizi üzerim.
Ayh, ne oluyor? A-ah taş.
Büyü bozulmuş, mahcup oldum şu anda.
Masa gelmiş yine.
Masa, koltuklar. Ay hiç sevmem masa, bir de kahverengi kahverengi.
Ay ne oldu böyle?
Kuru kız!
Kuru kız!
Eski haline dönüşmüş, demir çelik fabrikası gibi.
Vay be.
Ah Yasemin.
Demek Deniz'in koleksiyonun peşinde olduğundan haberi varmış, he?
Hayır yani bir şekilde bizi uyarabilirdi, söyleyebilirdi ama yapmadı.
Ben Yasemin'e güvenmiyorum Sinan.
Bir kere yalan söyleyen hep söyler.
Benim için güven çemberi yıkılmıştır, net.
Biz Yasemin'le yüz yüze baktık.
Birlikte çalıştık, birlikte yorulduk ama şimdi...
...seni, beni, hepimiz kandırmış baksana.
Ömer, haklısın anlıyorum ama ben de sana bir yanlış yaptım ya?
Sinan, beni bir kere kandırırsan bu senin ayıbın.
İki kere kandırırsan benim ayıbım, göz yumduğum için.
Yasemin bunu bize ikidir yapıyor.
Burada kalmasına müsaade edemeyiz.
Yani ben acele etmeyelim derim.
Yasemin'i de bir dinlemek gerekir sanki?
Sen dinle, ben bana yalan söyleyen biriyle diyalog falan kurmam.
Benim için bitmiştir.
Yalan hiç affedemediği bir şey, bir daha yüzüme bakmadı.
Gerekeni yapalım, odamdayım ben.
Ömer Bey, benim Sinan Bey'le konuşmam gereken bir şeyler var da?
Tamam.
Kuzen.
Nasılsın hain kuzen?
Hain mi, sen şimdi bana çaktırmadan laf mı sokuyorsun?
Ben? Çaktırmadan?
Sude ben çaktırmadan bir şey söylemem, direk söylerim biliyorsun.
Biliyorum biliyorum, hiç de sevmiyorum bu özellğini.
Yapma ya.
Neyse, tamam.
Akşam beraber yemek yiyelim diyorum?
Teke tek kalamadık ne zamandır, hem seni sorguya alacağım.
Akşam olmaz, işim var.
Ne işin var?
Randevu?
Sayılır.
Bak sen.
İyi tamam, o zaman kahvaltıya gelirim.
Hem daha iyi, ayrıntıları alırım.
Tamam, konuşsak iyi olacak zaten.
Tamam, hadi görüşürüz o zaman.
Haklısın canım.
Tamam canım, görüşürüz.
Arkadaşlarımla konuşuyordum canım.
Seni ayıbın sırıtmaz merak etme.
Buldum.
Ne buldun?
Ne yapacağımızı.
Sana bir koz lazım.
Koz mu? Nasıl bir koz?
İşte, anlık güç gösterisi.
Sen neyde iyisin?
Kendine güvendiğin, kimsenin beceremeyeceği ama senin becerebileceğin ne var?
Ben her şeyde iyiyimdir canım.
Özellikle işimde.
Mesela basınla aram çok iyidir, Passionis bütün süksesini bana borçlu.
Benden iyisi yok ama Ömer bunu görmek istemiyor işte.
Tamam, sakin. Sen gösterememişsindir.
Göstereceğiz o zaman.
E işimiz zor değilmiş Yasemin.
Nasıl yani?
Sen benden haber bekle.
Küçük şeytan hızlı çıktı, bekleyelim bakalım.
Yıktın evimi, barkımı.
Vicdansız adam, kötü ruh, buz şelalesi, sırma saç.
Ay hakaret edeyim derken iltifat ettim yine.
Ne istedin benden, he?
Ne istedin benden, Koray Sargın'dan? Ne istedin stil divası odamdan?
Koray bir sakin ol.
Buranın gerçekten öyle kalacağını mı düşüyordun?
Ay Ömüş, ben böyle sinirden halüsinasyon görüyorum sandım.
Gerçek misin sen hayatım, geri mi döndün?
Ya, döndüm.
Dön hayatım dön, sana dönüşler yakışır zaten. Havalı bir şekilde dön.
Ben mesela, dönüşüm muhteşem olmayacaksa hiçbir yerciklerden gitmem.
Hayatım sonuçta patronsun sen yani...
...o koltuğa kim oturacak, masaya kim oturacak?
Ben mi oturacağım? Tabii ki de hayatım sen...
...genç adamsın, delikanlı adamsın, oturacaksın tabii ki.
Hesabını vereceksin ama.
Koray odayı ne hale getirmişsin, ben gider gitmez kurulmuşsun?
Şahane de döşemişsin maşallah.
Ben çıkayım o zaman.
Her tarafım sim oldu.
Hayatım ışın aydınlansın, üzülme boş ver bir şey olmaz.
Koray, gerçekten çok zorsun Koray.
Gerçekten bazen sınırlarımı fazla zorluyorum senin için.
Ay hayatım özür dilerim. Affet beni Ömüş, affet.
Hayatım ne yapsaydık?
Yani, odayı kiraya mı verseydik?
Kentsel dönüşüm şeyine mi bağışlasaydık, ne olacaktı ha?
Ne oldu yani? Eski püskü-
Koray çık.
Ben...
Hadi çık.
Ben o zaman odamda-
Koray, hadi Koray hadi.
Hayatım özür dilerim, Ben şeydeyim, odamdayım.
Ay Ömüş?
Koray, hadi çık artık.
Defneciğim, konuya girelim mi?
Hani yanlış anlama sohbet de güzel ama.
Konuşsana.
Sinan Bey ben zam istiyorum.
Olur, bakalım ne yapabileceğimize.
Ama...
Ama?
Yüzde üç yüz.
Ne? Nasıl?
İyi deneme, vermeyenin...
...aman, isteyenin bir yüzü diyorsun?
Tamam, iyi güzel.
Sinan Bey ben ciddiyim.
Ciddisin?
Evet.
Defne maaşının dört katını istiyorsun, farkında mısın?
Evet, öyle.
Bir şey diyeceğim, yardıma mı ihtiyacın var?
Yani, yapabileceğim bir şey var mı?
Yok Sinan Bey, ben yardım falan istemiyorum yani.
Zam istiyorum.
Tamam da hani istediğin oran pek mantıklı değil.
Farkındasın değil mi?
Yani ben çok fazla çalışıyorum, yani öyle düşünüyorum.
O yüzden, bence zammı hakkediyorum.
Defneciğim tabii ki sen bizim şirketin çok değerli bir çalışanısın...
...ve işte biliyorsun, ayrıca seni biz eğitimlere de gönderiyoruz tasarım için...
Sağ olun zaten, eğitim ücretimi de karşılamışsınız ama...
...zaten yarın başlıyorum.
Ya yani bir kere eğitime kabul edilmen bile çok güzel bir şey...
...bir kere sınavı çok kolay geçmişsin, tebrikler.
Yani tabii, sonuçta elimden geleni yapacağım ben ama...
...yani o ayrı, ben emeğimin karşılığını istiyorum.
Yüzde üç yüz.
Şey, o zaman...
...bir bakalım.
Şey, bir de...
...bu zam konusunu acaba Ömer Bey'e söylemeseniz, yani öyle oluyor mu?
Diyorsun?
Yani, hani söylemeseniz tabi iyi olur.
Benim bunu Ömer'e söylememem mümkün mü ya?
Defne, neyin var?
Bir şeyim yok.
Canın sıkılmış belli, ne konuştunuz Sinan'la?
Yok yok, ben sana söylemedim de...
...bu Genç Yetenekler'in eğitimine kabul edildim, bugün başlıyorum.
E çok güzel haber.
Tabi gördüler böyle yeteneği, kaçırmak istemediler.
E bir ışık gördülerse demek?
İlk ben gördüm ama onu, kimse kendine mal etmesin.
Seninle çalışmalarımızın tabi çok önemi oldu, ne öğrendiysem senden öğrendim.
E boynuz kulağa geçecek, belli.
Rakip olacağız, ha?
Yok yok, ben seninle hayatta kapışmam.
A-ah, neden? Bence acayip eğleniriz.
Ay vallahi bence hiç eğlenmeyiz...
...çünkü sürekli sen kazanacağın iççin hiç eğlenceli olmaz.
Hafife alıyorsun kendini.
Bu kadar güzel olduğun yetmiyormuş gibi...
...şimdi bir de yeteneğinle uğraşacağız yani, öyle mi?
Bana diyene bak.
Bu kadarına hakkın yok bence.
Ömer...
...iş yerindeyiz.
Olabilir.
De, hoş değil yani.
Neden?
Ben kimsenin bilmesini istemiyorum.
Saklıyoruz yani?
Yani, bir süre saklasak olur mu?
Peki Defne, ona da peki.
Peki.
Ne çıktı?
Ne bulduysak sattık, hala üç bin beş yüz.
Evet, al bakalım.
Sen ona on beş bin daha ekle.
Hakikaten sattın arabayı?
Ulan İso.
Tamam oğlum uzatmayın, hadi sen ara Defne'yi.
Efendim?
Neredesin kızım sen?
Ay nerede olacağım, evdeyim. Yemek yiyorum.
İyi, İsolar'ın oraya gel hadi.
Tamam, geliyorum şimdi.
Dur şöyle, ne yapıyosun?
Anneanne, anneanne ben gidiyorum.
Hiçbir yere gidemezsin yardım edeceksin, geç şuraya.
Ne yardımı ya?
Esra'yı oyala, kıpırdanıp duruyor. Düğüne yetişmesi lazım.
Yılların terzisi koskoca Türkan...
...yani bir tane elbiseyi yetiştiremedi mi dedirteceksin sen anneanne ya?
Vallahi bunu Endam Teyze bir duysa var ya.
Dur, yemezler gel buraya.
Abla sakın, kaç kurtar kendini.
Aah!
Ne oldu, ne oldu?
Ya yavaş anneanne ya, bütün hıncını benden mi çıkartacaksın?
Anneannem, vallahi bak benim gerçekten çıkmam lazım. Çok acil.
Yok öyle her işi Türkan'a yıkayım, sokaklarda fıldır fıldır dolaşayım.
Kız vallahi çok acil.
Çekirdek turnuvası var değil mi?
Siz anca oturun onu bunu çekiştirin.
Geç şöyle yardım et, tut şunun ucunu.
Ver.
Esra?
Görüyorsun abla şu an kendime bile faydam yok, kusura bakma.
Ben şunları eve koyayım, ne olur ne olmaz.
Kaç sektiriyorsun?
Yüz.
Çüş. Bizi bizeyiz oğlum, gerçek rakam ver.
İyi, on beş o zaman.
Hadi bakalım.
Güzel.
Sayıyor musun?
Evet.
He?
Sayıyorum sayıyorum.
Güzel.
İyi akşamlar.
Eyvallah.
Merhaba.
Hoşgeldin.
Naber?
Oha.
Ömer?
Siz tanıştınız mı?
Tanışıyorduk.
[Zil sesi.]
Nasılsın?
Böyle davetsiz davetsiz...
İyilik güzellik Deniz, sen nasılsın?
Çok çalışıyorsun herhalde bu aralar, ha?
Bu yersiz hırçınlığın o yüzden mi, hiç eğlenmiyor musun?
Seni ilgilendirmez, ben böyle iyiyim.
Niye geldin?
Biraz eğlenelim diye.
O iş bitti.
Ne iş?
Ay Yasemin, hayatta her şeye iş olarak bakmamak lazım.
Yeter, git artık.
Biraz sakin ol.
Deniz, sana git dedim.
Önce bana bir söyle.
Ne söyleyecekmişim sana?
Şu kız, Defne? Kim o kız?
Rengi ne?
Sen, sen ne yapacaksın ki Defne'yi?
Yanıt bu değil. Kim bu kız?
Defne, Ömer'in-
Sanane. Hayır yani, sanane.
Bir de gelmişsin buraya bana soru soruyorsun.
Söylemeyeceğim, sana bundan sonra hiçbir şey söylemeyeceğim.
Bak, ben artık eski ben değilim tamam mı?
Rahat bırak beni, benden umudu kes artık. Bırak artık beni ya, bırak ya.
Of ne tatsız, renksiz bir Yasemin oldun.
Tüm neşemi kaçırıyorsun.
Çekirdek?
Yok yok, Ömer çekirdek yemez.
Alayım.
Teşekkür ederim, sağ ol.
E şey, taburede rahat edemediyseniz?
Gerçi şimdi nasıl bir alternatif bulacağım, onu da bilmiyorum ama.
Ben iyiyim, iyiyim böyle sağ ol.
İstanbullu musun?
Yani doğma büyüme İstanbullu'yum ama baba tarafı Denizli'den.
Anne baba nerede mesela?
Yoklar, vefat ettiler.
Eyvallah.
Bizimkiler de yoklar.
Öyle işte.
Ben bir şey sorabilir miyim?
Canım saçmalama, ne soracaksan sor.
Neden ayakkabı?
Yani, bizi biz yapan şey tercihlerimizdir diye düşünüyorum.
Bence ayakkabı tercihlerimizi en net ortaya koyan şey.
Diyorsun?
Ya.
Peki, kişiliğinizin en belirgin özelliği?
Kararlılık, zeka.
Peki, ıssız bir adada yalnız kalsanız yanınıza alacağınız-
Tatlışım, tamam canım benim. Yeter değil mi artık?
Yeter yani.
Pardon, öyle birden coştum ben.
Futbol oynar mısın?
Yani oynarım ama daha çok basketbol. Ama oynarım futbol da.
Halı saha?
Uyar.
E iyi, ilk fırsatta o zaman.
A niye futbol oynuyorsunuz ya? Basketbol oynayın.
Evet, hem izlemesi de daha zevkli.
Olur, o da olur. Oynarız.
Gerçi hükmen mağlupsunuz ama.
Allah Allah, o niyeymiş?
E canım, boy avantajı.
Yok, orası belli olmaz.
Günaydın Neriman.
Ay oturma, oturma.
Ne oluyor Neriman?
Tatlım, sen şimdi kahvaltını iş yerinde yap çünkü bu misafirlerimiz için.
Misafir mi, hayırdır misafir nereden çıktı?
Hümeyra Hanım'la oğlu Sadık gelecekler, gördüğün gibi soframız on numara beş yıldız.
Hümeyra Hanım'ı anladım da, oğlu Sadık'ın ne işi var?
Kızımız olduğu için şekerim.
Neriman, yine neler karıştırıyorsun Neriman?
Ben sana karıştırmak yok demedim mi Neriman?
Hayatım Sadık diyorum, Sude için diyorum, cuk olur diyorum.
Şekerim bak şimdi, bunlar geldiğinde bunları bir oturturuz...
...böyle bir kaynaştırırız, ondan sonra Sinan minan nanay.
Ama bak Necmi vallahi kırılırım ama bak karışmam vallahi bozulurum yani.
Hayda.
Baksana hayatım, şu sofranın güzelliğine bak.
Bir kuş sütü eksik, onu da aldırtıyorum.
Görsünler Sude'nin nasıl bir ailenin kızı olduğunu.
Neriman bence fazla uçma, bakalım Sude ne diyecek?
Şekerim, bu tamamdır.
Bu çocuk tamamdır yani, çocuğu adı Sadık bir kere.
Baştan kazanıyor.
Tamam Neriman tamam, sen ne dersen odur.
Merci, merci, merci.
Günaydın.
Günaydın kızım.
Ben Ömer'e gidiyorum.
Ay gitme.
Yani, gel tatlım gel kahvaltı edeceğiz beraber.
Tamam.
Yeme!
Anne, iyi misin sen?
Ne oluyor baba ya?
Bilmiyorum kızım, annene sor.
Hayatım, bak şimdi...
...kahvaltıya misafirler geliyor, yani şimdi yemeyelim onları bekleyelim. Ayıp.
Banane ya, bana mı geliyorlar?
Sana geliyorlar, hayır sana gelmiyorlar. Bana geliyorlar.
Necmi yalan söyleme kabiliyetimi kaybettim, yardım et.
Ben sana yardım edemem.
Vallahi bana da geliyorlar anneciğim, o yüzden benim çıkmam lazım. Hadi bye.
Babacığım, görüşürüz.
-Görüşürüz. -Gitme.
Ama tatlım misafir? Kahvaltı?
Gitti.
Ben de gidiyorum Neriman, ben de gidiyorum.
Sen artık otur, Hümeyra Hanım ve oğlu Sadık'la kahvaltını yap.
Tamam?
Ay ama sen bari...
Ay Allah'ım, kara bahtım kör talihim.
Kanatları boş bıraktım, kotra ataktan gol yedim.
Nasıl, güzel uyudun mu?
Tabi tabi sen gelme bugün, şirkette buluşuruz.
Zaten birazdan Sude gelecek, kahvaltı yapacağız.
Yani geç çıkarım ben de.
Defne...
...özledim seni.
Kuzenimin elinden, ha?
Naber?
E kuzenimize bir kahvaltı hazırlayalım, değil mi? O kadar da olsun.
Otur, gel.
Ay evde de hiçbir şey yemedim, çok acıktım.
A ben çay koymayı unuttum sana ya.
Teşekkür ederim.
Harika görünüyorsun kuzen.
Vallahi döndüğümde seni böyle görmeyi hiç beklemiyordum.
Neden?
Ne bileyim, işte malum...
...ben gittiğimde, İz falan.
Nereye getireceksin konuyu?
Ne demek nereye getireceksin konuyu?
Sohbet ediyoruz ya, aşk olsun.
Hem, kaç senedir görüşmüyoruz...
...hayatımızda neler olup bittiğini de mi sormayalım yani?
Hem ben zaten kırgınım sana.
Anlatmıyorsun.
Neyi anlatmıyormuşum?
Aşık olduğunu.
Her halinden belli.
Böyle üstündeki o gergin, kasvetli hava gitmiş gibi.
Ömer aynı Ömer ama aşk işte, insanı değiştiriyor.
Keşke ben anlamadan sen anlatsaydın.
Ne diyeyim ki şimdi? Aşk, değiştirir.
Öyleymiş.
Sinan da çok değişmiş, onu da çok farklı buldum.
Sude, bak Sinan'la siz birbirinize iyi gelmiyorsunuz. Gördük.
Sen de lütfen ısrarcı olma bu konuda, rica ediyorum.
Sinan'ı mı koruyorsun kuzen?
Koruyamamışsın pek.
Anlamadım?
Gönlünü başka birine kaptırmış diyorum.
Aşk acısı çekiyor, ulaşamıyorum ona farkında mısın acaba?
Yo, sen Yasemin'den mi bahsediyorsun?
Değil kuzen, Yasemin değilmiş. Başka biri.
Emin misin?
Gibi.
Peki, senin Yasemin'le ne alıp veremediğin var?
Neden çıkartmak istiyorsun onu işten?
Etik diyelim, Yasemin pek iyi niyetli biri değil.
İşinde iyi olduktan sonra fark eder mi?
Fark eder Sudeciğim, fark eder. İyi insan olmak her yerde, her zaman fark eder.
Doğru olmak, delikanlı olmak, hep fark eder.
Bence sen de bunu bir kafana sok.
Bana mı geldi laf şimdi?
Sana geldi, fazla entrik düşünüyorsun. Bu iyi bir şey değil.
Sen biliyorsun her şeyi, sadece sen biliyorsun.
Bu nasıl bir özgüven ya?
Çelik gibisin Ömer, kurşun geçmiyor.
Sude, sakin. Tamam?
Şimdi durduk yere gerilmeyelim, girmeyelim birbirimize.
Otur.
Gel buraya.
Seviyorum seni.
Çok acayip adamsın kuzen.
Hadi, acıktım diyordun hiçbir şey yemedin. Otur şuraya.
İyi.
Derya!
Tanışıyor muyuz?
Deniz Tramba ben.
Ay siz çok kötü bir insansınız.
Senin benden korkmana gerek yok Derya, hem güzel kadınlar benden korkmamalı.
Olmaz, size elimi veremem ben. Siz bizim düşmanımızsınız.
Derya...
...bu iş dünyası, düşmanın varsa ayakta kalırsın.
Hem senin gibi zeki bir kadının bunu çoktan çözmüş olması gerekiyordu.
Siz Passionis'e mi gelmiştiniz?
Hayır, seni görmeye geldim.
Geçen gece lansmanda fark ettim seni.
Siz lansmanda var mıydınız ki? Ben hiç fark etmedim.
Olsun, ben farkındayım ama.
Akşam seni yemeğe çıkartabilir miyim?
Beni mi?
Bilmem ki, çıkartabilir misiniz?
Olmaz! Siz Deniz Tramba'sınız, Ömer Bey'in-
Ya şimdi bırak Ömer Bey'i, burada konumuz sensin.
Derya?
Efendim?
Fena halde çekim alanımdasın, haberin olsun.
Akşam iş çıkışı seni alırım.
Bekliyor olacağım burada.
Günaydın.
Günaydın Defne, gel.
Bu zam konusunu düşünebildiniz mi?
Yapamam Defne.
Yani adaletli değil bir kere, diğer çalışanlara haksızlık olur.
Bence bu senin de içine sinmez, yani sen de olsan yapamazdın.
Ama bak tekrardan söylüyorum...
...patronun olarak değil, tamam mı? Arkadaşın olarak söylüyorum...
...eğer bir yardıma ihtiyacın varsa-
Yok yok, teşekkürler Sinan Bey ben daha fazla vaktinizi almayayım.
Hadi bakalı Defne, zammı da alamadın şimdi ne yapacaksın bakalım?
Mesela sen ne yapıyorsun öyle?
Efendim?
Ay korkuttun beni ama sen.
Niye, anlamadım?
Ne bileyim hayatım yani, ilginç bir insansın.
Teşekkür ederim, var bir ilginç yanım Koray Bey. Sağ olun, teveccühünüz.
Ayh, iyi bir şey dememiştim gerçi ama.
Ha, anladım.
Sanmıyorum.
Koray Bey ben sizinle anlaşamıyorum ya, ben sizinle iletişim kuramıyorum.
Höst, bana bak burada iletişim kuramayacak tek insan benim
Konuşamıyorum seninle ben.
Koray Bey.
Kuru kız?
Tanıştınız mı siz?
Kuru kız, ismini hatırlayamadığım 'IT'ci çocuk. İsmini hatırlayamadığım 'IT'ci çocuk, kuru kız.
Hadi tanışın, sohbet edin. Ben de sizi biraz dinlerim.
Alışırsın Zübeyir, alışırsın.
İnşallah.
Yalnız Koray Bey, bizim sizinle konuşmamız lazım.
Karşılıklı mı?
Konuşalım hayatım.
Şu kahveyi de sevmedim, dilim damağım kurudu. Su içmem lazım benim.
Tamam, ben size odamda su içireceğim. Hem konuşuruz, tamam?
Kız, odanda mı?
Ne konuşacağız?
Hi 'top secret', ay çok merak ettim şu anda.
Ay dur.
Bana bak, çalış hayatım çalış.
Iy tipsiz, Ömüş'ün paraları boşa akıyor.
Tamam Koray Bey, hadi biz gidelim.
Çirkin, ben vallahi öldürürüm bunu ya.
Yapmayın, boş verin aman.
Buyurun, buyurun buyurun.
Şöyle alayım sizi, oturun buyurun.
Suyunuz da burada.
Ay ver, dilim damağım kurudu.
Hayatım o kadar yoğunum ki, yani tatile ihtiyacım var.
Bu yaz tatile gidemedim, ben normalde her yaz Çeşme'ye giderim.
Baya da kalırım orada, gidemedim.
Yağmurlar da başladı, ay sinir geldi tepemden resmen.
Saçlarım falan da, baksana. Görüyorsun halini.
Resmen dert sandalyesinde oturmak için gelmişim bu dünyaya.
Biri gidiyor, biri geliyor.
Neyse hayatım bak, bu konudaki sızlanmamı burada noktalıyorum...
...diğer dert maddeme geçiyorum.
Ay bu kış kataloğunu ne yapacağız kız?
Ay düşün düşün valla, bazen var ya geceleri uyuyamıyorum.
E zaten biliyorsun, o sümüklü Merve de olmadı.
Katalog için uygun görülmedi edilmedi, zaten Ömer görünce bık bık etti falan.
Neyse hayatım aman, işte uzun hikaye.
Ay hayatım keşke senin gibi olabilseydim.
Dımdızlak bir hayat, her öğün salçalı makarna.
Ama yok hayatım işte, beğene beğene Ömer seni beğendi.
Neyini beğendiyse böyle, sıska vücudunla.
Ay vallahi teşekkür ediyorum Koray Bey.
Vallahi ben hiç konuşmadan, yorulmadan siz getirdiniz konuyu pat diye kucağıma bıraktınız.
Kız, Ömüş'ü mü konuşalım? Konuşalım hayatım.
Bana geçen gün anlattı Nöro'm, ona da şey anlatmış,Necmoş Bey anlatmış...
Yok yok Koray Bey, onu demiyorum.
Daha başa dönün, mankenlik meselesini diyorum.
Iyy sümüklü Merve, Allah'ın cezası gudubet.
O otuz iki kiloluk haliyle, Koriş Koriş. Ben ne yaptım biliyor musun?
Tamam.
Koray Bey ben diyorum ki şimdi, isterseniz ben mankenlik yaparım.
Kız, ne diyorsun? Şaka yapıyorsun?
Ay sana bir şey diyeyim mi hayatım? Ben herkesciklere seni anlatıyorum.
Bu kuru kız var ya diyorum, bu efsane olacak, geleceğin yıldızı olacak diyorum.
O enerjin, auran, bilmem neyin falan var ya...
...gerçekten seni seviyorum, iyi ki varsın hayatım iyi ki.
Yalnız, ücret karşılığında. Yani, parası neyse alırım.
Hii paçoz, paragöz, açgözlü kız seni.
Ay ama lütfen yani, oluyor şimdi böyle?
Ay olmadı değil mi? Yine içimden çıktı.
Ayh, doğru diyorsun.
Neyse hayatım, o zaman sen bu mankenlikle ilgili bir fiyatını belirle, ban söyle...
...çünkü benim şirkete onaylatmam lazım bunu.
Tamam o zaman.
Tamam? Ay anlaştık, ne güzel.
Kız tüylü kalemlerin var burada senin, dur birini alacağım, indiragandi yapacağım.
Aklımı seveyim hayatım.
Kız tam ban göre bu, tam bana göre.
Hayatım ben var ya efsaneyim, bir numarayım ben.
Sana bir şey diyeyim mi?
Yüz yıl sonra bile sanat tarihi kitaplarında benden bahsedecekler...
...Koray Sargın şöyleydi, böyleydi diyecekler.
Kız var ya, kız mankeni de buldum. Ne güzel.
Ay hadi çok tuttun beni yine.
Ömüş! Ay Ömer yoktu burada, ben niye var gibi davranıyorum?
Neyse, ne çok konuştun yine çal çene.
Tuttun beni yine lafa, işim gücüm var benim.
Iyh, kuru kız.
Görüşürüz hayatım, bay.
Sude, hadi.
A bir dakika dur, dur kuzen bir dakika bir dakika.
E söyleyeceksin, öyle çıkacağız.
Neyi?
Seni.
Anlamadım.
Aşık olan seni.
Sevgili misiniz onunla? Defne'yle?
Sevgili misiniz?
Çıkalım mı?
Dur, kaçamazsın söyleyeceksin.
Sude geç kalacağız.
Kaçamazsın dedim, söyle öyle çıkalım.
Soru neydi?
Defne'yle sevgili misiniz?
Evet, Defne'yle sevgiliyiz.
Güzel.
Çıkalım mı artık?
Ha evet, şimdi çıkabiliriz ama bir dakika, çantamı alacağım.
Ne yapacağız şimdi ya?
Ya Sinan bir saat sonra toplantı istedi, yetişmelisin Sude.
Göster bakalım marifetini.
Göründüğün kadar iyisindir umarım.
Selam.
Ay ne bu halin? Gel biraz konuş benimle, kafamı aç benim.
Yasemin Hanım çok dramatik bir durumun içindeyim, size bir şey sormam lazım.
Tamam Derya uzun uzun girizgah yapma, sor.
Ya şey, bu Deniz Tramba var ya? O nasıl biri?
Ne? Bak uzak dur ondan.
Yoksa sen onunla konuştun mu? Sakın konuşma.
Bak Derya selam bile verme, zehirlidir o. Tamam mı?
Sakı, duydun mu beni?
Zehirli mi? Nasıl, anlamadım ki?
Bak, gel.
Ee, evet?
Bak Derya, Deniz tam bir şeytandır.
Hasta o, ruh hastası.
Çok tehlikeli biri, ondan uzak durman lazım tamam mı?
Allah Allah, o kadar mı ya?
O kadar.
Gelir zehrini bulaştırır, büyüsüne kapılırsın.
Ne olduğunu anlamazsın bile, aklın başından gider.
O, bir kadının aklını başından nasıl alacağını çok iyi bilir. Çok.
İstediği zaman kendine çeker...
...istediği zaman da arkasını dönüp gider.
Yanında sana kendimi kraliçe gibi hissettirir.
Sonra bir bakarsın, aslında onun için bir çöp kadar bile değerin yoktur.
Yani Derya, sakın.
Sakın Derya.
Bu büyüye kapılma.
Tamam, tamam canım.
Zaten ben kim Tramba kim, değil mi?
Çıkayım ben.
Çık.
Belki ben başkayım.
Belki gerçekten vuruldu bana.
Günaydın Ömer Bey.
Günaydın.
Günaydın Sude Hanım.
Günaydın.
Neredesin ya? Özledim seni.
Ne yapıyorsun akşam, işin var mı?
Olsun mu?
Olmasın.
Hatta bana gel yemek yapayım sana ya da dışarı çıkalım, nasıl istersen?
Yok, sana gidelim. Birlikte yemek yeriz.
Yalnız kalalım diyorsun?
Yani, öyle biz bize olalım.
Bence de, güzel olur.
Hem zaten senden istediğim şeyler var, biliyorsun.
Ne? Yan, şey...
...ne gibi tam olarak?
Anlamamış olamazsın değil mi?
Bir sıcak mı oldu ya, ben yine klimayı mı kökledim ne yaptım?
Bir hararet bastı beni.
Kazağını çıkar, rahatla.
Ay yok artık bayılsın mı bu Defne, he? Bayılsın mı, bayılayım mı, ne yapayım ben?
Bayılayım mı buraya, he nasıl yapalım?
Yok yok bayılmasın, akşam lazım bana.
Cevap Defne. Bir soru sordum, teklifte bulundum, cevap istiyorum.
Malum.
Cevap, tabi ya cevap.
Tabi yani, sonuçta ben bunu anlamamış olamam değil mi?
Akşam bende o zaman?
Olur.
Oldu.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Cevap, ay adam cevap diyor ya cevap.
Ben de burada kalkmışım ayran delisi gibi.
Ne diyeceğim ben şimdi bu adama ya?
'Hi'
Ya canım, ben sana bir şey söyleyeceğim ama benden duymadın.
Arayacağım.
Sude, kızım.
Babişko, neredeydin ya?
Duman sensörlerinden kaçıyordum.
Sen niye ayaktasın? Otursana.
Ne bileyim, seni bekliyordum.
Ee, şimdi her şey yavaş yavaş rayına oturduğuna göre...
...sende durumlar nasıl, her şey yolunda mı?
Yolunda yolunda, her şey yolunda.
Sen iş mevzularından falan mı bahsediyorsun?
Evet, e artık döndün...
...lansmanda nasıl bir stil danışmanı olduğunu herkes gördü.
Her gün böyle gidip gelecek misin, var mı aklında bir şey?
Aslında var...
...ama yani suların biraz daha durulmasını bekledim.
Malum şirket depremleri, Ömer'le Sinan.
Acelesi yok.
Ne düşünüyorsun peki?
Konuşuruz, anlatırım.
Eh ben çalışayım o zaman biraz.
Öğleden önce rahatsınız yani, asıl yoğunluk ondan sonra başlıyor.
Oya Hanımlar gelecek bugün, onlarla toplantı yapacaksınız...
...sonra da zaten finansla görüşmeniz gerekiyor.
Ben bugün daha çok mesai sonrasıyla ilgileniyorum.
Nasıl?
Yani akşamki planımızdan bahsetsek, iş çıkışı mesela?
Şöyle ki, akşam misafiriniz geliyor onu ağırlıyorsunuz.
Kız arkadaşım olabilir mi o misafir?
Evet tabii, aynen.
Yemek yapıyorsunuz, işte birlikte yemek yiyorsunuz falan.
Desene bugün geçmek bilmeyecek.
Sen onu bir de bana sor.
Bu senin için.
A-ah bu ne?
Eğitimine yeni takımla başla istedim.
Defne yaprağı.
Çok zarifsin ya, çok incesin, çok teşekkür ederim.
Yardım edeyim mi?
Evet.
Vay canına.
Ay Ömer çok güzelmiş bu ya, çok teşekkür ederim.
Ben çok heyecanlıyım ya, kurs bugün başlıyor.
Artık oraya giderim, oradan da sana gelirim ben.
Tamam, süper olur.
Tamam.
Bir ara da yengemlere yemeğe gideriz, değil mi?
Neriman Hanım'a mı?
Yani, onlardan da saklayacak halimiz yok herhalde?
Yok yok, şimdi Neriman Hanım bilmesin.
Yani Neriman Hanım da bilmesin, kimse bilmesin olur mu?
Şimdilik.
Hayır anlamıyorum ki, niye söylemiyoruz?
Yani eninde sonunda bunu öğrenecekler, tabi sen ban güzel bir cevap veririsen.
O zaman onu akşam konuşalım, olur mu?
Şimdi zaten bir sürü işim var, biz onu o zaman konuşuruz.
Olur, olur.
Bu konuşmanın nedenini biliyorum galiba Sinan.
Yasemin bu benim için de çok zor...
...ama yani Ömer'in söyledikleri de yenilir yutulur şeyler değil şimdi.
Bu kadar yaşadığımız şeyden sonra biz nasıl yapacağız?
Yani seni de çok seviyorum, biliyorsun.
Ben de seni çok seviyorum Sinan.
Sen bana, iş hayatında dalavere çevirmeden de başarılı olunabileceğini gösterdin.
Ama sana şu an hiçbir şey söyleyemem...
...yani ne yapsan, ne söylesen haklısın.
Peki Yasemin neden ya? Neden gelip bize söylemedin bunu ya?
Madem Deniz'in planlar çevirdiğini biliyordun, niye söylemiyorsun sen bunu?
Korktum.
Korktun?
Bizden mi?
Ya her şeyin önüne geçebilirdin ama geçmedin.
Peki bir şey diyeceğim, bu ihtimalden korkmadın mı?
Sonunda yaşayacaklarında korkmadın mı Yasemin?
Sinan, Sinan yapamadım. Yapamazdım.
Bir yanda Ömer, bir yanda Deniz, arada kalmaktan, bir yandan sen.
Korktum işte.
O an susmak en doğrusu gibi geldi bana ne olacağını seyretmek.
Hem ben bir şey yapmadım ki, yani Deniz'in kötülüklerine bir katkıda bulunmadım.
Sebep oldun, susarak katkıda bulundun.
En azından bana gelip söylemeliydin Yasemin.
Haklısın. Yani ne söylesen, ne yapsan haklısın.
Gel.
Biz bu durumda seni çıkarmak zorundayız.
Yani tazminatını muhasebe hesaplar zaten, gerçekten üzgünüm.
Ama yapabileceğim bir şey yok.
Ben istifamı vereyim o zaman?
Hem piyasada onurumu korumuş olurum...
...hem de bana tazminat ödemek zorunda kalmazsınız.
Hem ne olursa olsun buradan para alıp uzaklaşmak beni çok utandırır.
Hiç değilse böyle yapalım Sinan.
Tamam tamam.
Tamam nasıl istersen.
Ben şimdi Ömer'le konuşacağım.
Tamam daha on beş gün bizimlesin, yapma lütfen.
Ben yerime gelecekler için de iyi bir tavsiye listesi hazırlarım, sen merak etme.
Passionis'te gerçekten yüreğimi bırakıyorum.
Ve bunların hepsini bitirmeniz lazım, tabi çalışabilirseniz.
Çalışamıyorum.
Neden?
Aklım başımdan gitti.
Tatile götüreyim mi seni?
Monterosso'ya gidelim.
Ömer?
Defne, bize bir müsaade edebilir misin?
Tabi.
Sağ ol.
Evet, Yasemin'le konuştum.
Kendi ayrılıyor.
Yolu açık olsun.
Ha, bir de bu Defne meselesi var.
Ne olmuş Defne'ye?
Yani aslında Ömer Bey'e söylemeyin dedi ama benim sana söylemem lazım.
Zam istedi.
Ne dedik?
Olmaz dedik.
Niye?
Ömer, maaşının dört katını istiyor.
Ya, ben de senin gibi ilk duyduğumda böyle kalakaldım ama işte...
...niye diye de sordum sebebini de söylemedi, bilmiyorum yani.
Yani biliyorum Defne senin için özel.
Benim için de özel de...
...hani biz sonuçta bu şirketin liderleriyiz.
Yani şimdi Defne'yi kayırırsak diğerlerine haksızlık yapmış oluruz...
...yani etik olarak doğru olmaz.
Haklısın, olmaz.
Hello.
Sinoş, Ömüş, ay benim sempatik patronlarım..
...ay şey diyecektim, ortaklarım.
Size çok güzel haberlerim var cankuşlarım.
Koray hızlan, hızlan Koray hızlan.
Aman hayatım bir dakika dur bakalım, ilk önce odamı istiyorum.
Ya bunda ayıp mayıp yok, ayıp şey de olur...
...nerede olurdu? Aman neyse.
Hayatım şimdi bak ben odama-
Oda, tamam bakacağız. Başka?
Koray hızlan artık, iki saat girizgah yapma. Hızlan, hadi.
Ay dur tamam bir dakika, hızlı hızlı dediniz şu an dilim milim falan dolandı.
Aman neyse, sonuçta biz katalog için manken arıyoruz değil mi?
E hayatım sonuçta manken çok önemli bir şey.
Yani sonuçta sen çiziyorsun değil mi?
Yani senin çizdiğin şeyi benim giyecek halim yok, sonuçta manken giyecek...
...ama mankenlerin de şimdi şöyle bir şeye olmasına ihtiyacımız-
Koray, Koray sadede gelelim mi sadede? Hadi.
Koray hızlı anlatım nedir biliyor musun?
Hızlı anlatım, yüksek verimli anlatımdır.
Sen çok kelimeyle az şey anlatıyorsun, buna biz düşük verim diyoruz.
Anladın mı? Hadi artık hızlan.
Hadi artık hızlan!
Amma konuştun ben Ömüş, çenen düştü yine.
Öf, tamam söylüyorum.
Mankeni buldum.
Yine böyle katalog mankeni mevzusu gündemimizin ortasına çakıldı ya.
Hayatımızın bitmeyen döngüsü be.
Yok yok hayatım, vallahi buldum.
Kuru kız kabul etti.
Kuru kız ne?
Defne?
Evet hayatım.
Defne mankenliği mi kabul etti, emin misin Koray?
Hayatım herhalde ama tabi belli bir para karşılığında.
Yani sonuçta, siz de kesenin ağzını açacaksınız.
Ay ben diyordum, bu kuru kızda bir şeyler var.
Yani kuru muru falan ama yani havası var, bir aurası var, bir şeyi var.
İskandinav mı desem, 'Irish' mi desem? Bir şey var yani bu kızda.
A-ah, iki dakikada hop diye topladım lafı resmen.
Ay ben bir şey yapacaktım.
Heh, ay Yasemin'i bugün kovmadım ben.
Dur iki dakikada gidip kovup da geleyim ben.
Hadi öptüm sizi.
Ay çabuk, gidelim.
Koray Bey lavabodan çıktı, bize yetişmeden gidelim buradan.
Defne?
Hı?
Bir şeye ihtiyacın var mı?
Şey, kursla mı ilgili?
Yoo, zaten bir de yeni kalem takımım oldu bugün.
Yok yok, onu demiyorum.
Yani, benimle her şeyi konuşabileceğini billiyorsun değil mi?
Evet.
Birbirimize önemli sözler verme noktasındayız...
...yani bence aramızda gizli sakllı olmamalı.
Evet, öyle. Ben de öyle düşünüyorum, katılıyorum.
Ama yani, gerçekten bir şey yok.
Geldik.
O zaman, ben gittim.
Şimdi metroyla gideyim, trafiğe falan da kalmayayım ama akşam sendeyim.
Bekliyorum.
Tamam.
İşte size anlattığım gibi yani.
Hadi kafeye gidip bir kahve içelim?
Ay yok olmaz, ben eve gidecektim.
Ya hadi ama, kırma ya.
Benim bir işim vardı sizi gidin, yarın görüşürüz.
İyi, peki madem.
Görüşürüz.
Merhaba.
Söz verdiğim gibi buradayım.
Bir yemek yiyelim madem.
Yiyelim.
Ne güzelmiş ya.
[Telefon çalıyor.]
Alo?
Nihan, çıktım çıktım kurstan.
Ya bir şey diyeceğim, ben bu zammı alamadım ya.
Deme be.
Desene hala on seki bin beş yüzdeyiz?
Ne!? Oha! O kadar parayı nereden bulduk ki?
İso, ciddi ciddi sattı arabasını.
Dün sana söylemedi ama sizin aranız da biraz limonu galiba, anlamadım.
Ah be İso be, ah.
Ya neyse sen şimdi bırak, senin başka planın var mı?
Gerçi banka bana minicik bir kredi veriyor ama.
He yok yok, sen sakın kredi falan alma. Ben başka bir plan yaptım Koray Bey'le.
Gerçi, o da ne kadar eder ki?
Nihan, eğer o parayı bulamazsak ben Ömer'e hayır demek zorunda kalacağım ya.
Ay Nihan, böyle bir şey olmaz değil mi? Vallahi düşündükçe kalbim sıkışıyor benim.
Dur dur, dur bir sakin ol. Bir nefes al.
Tamam, iyi misin?
Ya bak bakacağız, bulacağız bir şekilde. Tamam?
Bakalım, ay tamam görüşürüz.
[Kapı sesi.]
Geldim.
Sen gerçek misin ya?
Gel gel, yemek yaptım.
Kurs nasıl geçti?
Güzel, güzel geçti ama tam anlamadım yani.
Ne bileyim iyi miydim, kötü müydüm? Hiçbir şey anlamadım.
Zaten herkes bir artist.
Bir de hep seni düşündüm.
Aklın hep bendeydi yani?
Doğal olarak.
Risotto, he?
Evet, porcini mantarlı.
Güzel görünüyor.
Şahane oldu.
Bir de benim elimden ya.
Buyurun.
Teşekkürler.
Tamamdır.
Ben Derya siz Deniz, ne acayip.
Ama sen böyle sizli bizli konuşursan ben sana nasıl yaklaşacağım?
He tamam, sen olsun. Ben hani ayıp olmasın diye.
Derya, ben buraya seni tanımak için geldim...
...bence böyle tasaları bir kenara bıraksan daha iyi olur.
Doğru, konu bendim değil mi?
Ya iş ben unuttum yine, alışkın olmayınca.
Asistan olmanın da dezavantajları var.
Ya sizin şirkette biraz fazla mı asistan var?
Geçen gün bir kız vardı..
...neydi? Ya böyle kızıl saçlı.
Ha, Defne?
Ömer Bey'in asistanı o, çok acayiptir.
Ya böyle çalışkan falan ama dik başlı. Serseri biraz.
Atarlı falan.
Atarlı?
Hı-hı, daha bugün telefonla bankadaki görevliye bağırıyordu.
İşte kredi istemiş de alamamış mı ne, sigortaları atmıştı.
Paraya ihtiyacı olmasın?
Bilmem, herhalde ama eğitimini de şirket karşılıyor yani.
Niye paraya ihtiyacı olsun ki?
Eğitim?
Ya, bu son zamanlarda tasarıma merak sardı.
İşte bir yere başvurmuş, kabul edilmesi de baya zor.
Kabul edilince de Sinan Bey dedi ki, madem öyle parasını biz karşılayalım.
Yani.
İşte hani, madem yetenek bizim hesabı.
Ya öyle, şirketteki her şeyi bilirim ben.
Ama acayip sırcıyımdır, hiçbir şey söylemem.
Ağzımdan laf alamazsın yani.
Ya ben bir lavaboya gitsem ayıp olur mu?
Makyaj tazelemece falan, hemen dönerim.
Tasarım eğitimi, he?
Yetenek, para problemi.
E güzel.
Bu çalan Sevil Berberi değil mi?
Hani senin şu ıslıkla çaldığın?
Seviyorum ben bunu ya.
Ama zaten ben bunu söylemiştim daha önce.
Evet.
Bir şey soracağım?
Bunun senin için bir anlamı var mı?
Yani tamam bir sürü bir şey dinliyorsun ama en çok bunu dinliyorsun.
Neden?
Yani, Rossini severim zaten.
Ama bu parçayı bir filmde, daha önce hiç duymadığım bir şekilde duydum.
O zaman başka türlü sevdim.
Bana belli bir duyguyu çağırıştırıyor.
Hangi film?
Yani, hangi duygu?
Otto e mezzo, Sekiz Buçuk, Fellini.
Adam hayalindeki kızı ilk defa gördüğünde...
...böyle karanlık Alman operası bir anda İtalyan'a döner.
Bu çalar yani.
Aşk olur, birden bire.
Bitmiş.
Bu da bitmiş.
Ama halledeceğim.
Alo, Alp naber abi? Ömer ben.
Eyvallah.
Ya ne var elinde senin?
Tamam.
Ben o zaman kız arkadaşımla sana uğrayacağım.
Tabi tabi, şimdi çıkıyoruz.
Görüşürüz.
Asistanım deseydin.
Efendim?
Yok yok, bir şey yok. Bir yere mi gidiyoruz?
Önce yemeğini ye, sonra gideceğiz.
Yok yok ben tamam, yedim. Bitti benim için.
Nereye gidiyoruz?
Alp'e gidiyoruz.
Ama önce, bir de şundan at bakayım ağzına.
Ekşi.
Ya Ömer nereye? Dur bekle, geliyorum.
Gerçekten çok ekşi.
Özlettin be Ömer, işin düşmese uğrayacağın yok değil mi?
Bak şimdi.
Hoşgeldin.
Merhaba, Defne ben.
Defne çok mu vaktini alıyorsun arkadaşımın, bırakmıyor musun?
Gelsin biraz takılalım ya.
Ben mi?
Yani, cadıyız biraz.
Ben mi cadıyım?
Şaka yapıyorum.
Yapma abi aman, aman kavga çıkacak şimdi.
Alp buranın sahibi.
Degistatör kendisi, yani şarap eksperi.
Hıı, o zaman evdeki şaraplar buradan?
E şarap dediğinde, Alp'e geleceksin.
Damağı müthiştir.
Bakma sen Defne, arkadaşıyız diye pahaya veriyor işte.
Yoksa senin bu sevgilin var ya, en az benim kadar iyi anlar şaraptan.
Ya olur mu canım? Bizimki hobi.
Yok yok, Ömer öyle her şarabı içmez ben biliyorum.
Yalnız, çok huysuz bu ya cinsin teki.
Huysuz derken?
Huysuz demeyelim de bazı prensipleri var diyelim.
Toz da kondurmadı görüyor musun? Bravo.
Öyledir, bir tanedir o.
O kadar gelmişsiniz, bir tadım turu yapalım madem.
Ben arabayla geldim içemeyeceğim o yüzden ama Defne isterse?
Vallahi ben çok isterim.
O zaman bir dakikanızı rica ediyorum.
Hayhay.
Bayılacaksın.
Çok güzel bir yermiş.
Değil mi?
[Şarkı çalıyor.]
Ömer?
Hı?
Benim eve gitmem lazım.
Tamam, bırakıyorum şimdi.
Bu akşam ne eğlendik ama değil mi?
Ama benim birazcık başım dönüyor galiba.
Galiba şey çarptı.
Ay baya çarptı galiba.
Bugün baya bir eğlendik ama öyle böyle eğlenmedik, değil mi?
Keşke sen de şey etseydin ya, aman neyse sonra birliklte şey ederiz.
Ay ne diyorum ben acaba?
Defne, sen çıkabilecek misin?
Ömer sakin ya, koca kızım çıkarım ben.
Hem inerim hem çıkarım.
Pişman etme beni şimdi.
Allah Allah, ya rahat ol tamam.
Hadi sen git, ben burada duracağım. Sen bin arabana, göreceğim ben.
Defne saçmalama, sen gitsene. Al şunu.
İyi peki madem, olur tabi öyle de olur.
Ha, bir şey diyeceğim.
Bir şey diyeceğim.
Biz böyle çok güzel olmadık mı ya?
Şahane olduk, şahane olduk.
Tanışalım, ben Ömer'in Defne'si.
Merhaba, ben de Ömer oluyorum.
Ya sen ne biçim bir şeysin ya, ben ne yapacağım seninle?
Bilmem, ne var aklında mesela?
Ömer var ya, sen çok fenasın.
Aman aman.
Ne yapayım? Sen de döndürmeseydin başımı.
Emin misin, ben mi döndürüyorum başını yani?
Çok fena.
Ya ben şimdi hiç gitmek istemiyorum ki.
Bu geceyi başa sarabiliyor muyuz?
Sen şimdi gir içeri, sana söz bundan çok daha güzellerini yaşatacağım ben sana.
Zaman bizim, merak etme.
Bizim değil mi, bak söz verdin?
Evet, söz verdim. Hadi gir içeri.
O zaman, gittim ben.
Aklımı başımdan alıyorsun ya.
Böyle bazen içimden alev çıkacakmış gibi oluyor.
Bazen de böyle tatlı bir esinti, böyle serin serin.
Saçmalamaya vallahi doyamadım yani bugün.
Gülme, sana bundan sonra gülmek de yasak.
Bak hala gülüyor ya.
İyi geceler.
İyi geceler.
Hadi gir, hadi.
Hop. Nazlıcan, Nazlıcan, Nazlıcan.
Sinan Bey, Sinan Bey, Sinan Bey.
Ne var ne yok bakalım bu sabah?
İyi, Feryal Hanım aradı sizi sordu.
Beni sordu?
A-ah niye, ne istiyormuş ki?
Yani, ne uyandırmış ki onu güzellik uykusundan bu saatte?
Onunla ilgili bir şey söylemedi.
Sadece Sinan beni bir arasın dedi, sizden geri dönüş bekliyor.
İyi, ben odamdayım.
Tamam.
Bu arada sen, güzel olmuşsun ha.
Konuşacak mıyız artık?
Konuşalım.
Ben mi başlıyayım?
Yani, İso ben ne diyim ki şimdi sana ya?
Yani, Yasemin Hanım'ın bana neler yaşattığını biliyorsun.
Şimdi, hadi yürü desem olmaz.
Aman sakın desem o da olmaz, yani ben çözemedim bu işi.
Yasemin kötü biri değil Defne, sadece mutsuz.
Bu yüzden hırçınlığı.
Mutlu olursa iyi biri olabilir, iyilik çalışır Defo.
Bak kesin bilgi.
Hiç yol katetti mi sence?
Yani, kilometrelerce değilse de evet.
Aşık oldu mesela, ben de. Ya seviyorum be Defo, anlaşılmayacak ne var bunda?
Aşığım diyorum kızım.
Hişt bana bak bana, canımsın sen benim he.
Seni üzenin tırla geçerim üzerinden, biliyorsun.
Bu konu başka kızım, ayrıca en iyi sen anlarsın nasıl başka olduğunu.
Haklısın, ya işte aşk renkleri hep birbirine karıştırıyor.
Benim siyah dediğime sen beyaz diyorsun.
Yani şimdi sana kızsam, küssem sanki ne olacak ki?
Tamam, yani problem yok. Zaten benim ne haddime canım senin şeyine karışmak.
Ben aşkınıza saygı duyacağım, söz veriyorum...
...ama Yasemin Hanım'ı da sevmemi beklemiyorsundur, değil mi?
Ya sen sadece ben sev Defo, beni sev.
Defo'm benim, oy hatalı ürünüm.
Ya salak.
Sarıl.
Alo Feryal, beni aramışsın hayırdır?
Sinan bir şeyler duydum doğru mu? Ömer'le yolları ayırıyormuşsunuz?
Ay yok canım öyle bir şey, yok yani.
Ya bizim milleti bilmiyor musun? Bayılıyorlar dedikoduya ya, bayılıyorlar.
Milletçe bayılıyoruz.
Yok canım, birlikteyiz biz.
Aman tövbe şey yani beraberiz hala, ayrılmadık.
Bari bana yapma Sinan ya, haber kaynaklarım sağlamdır bilirsin.
Hukuken ayrılma noktasına gelmişsiniz?
Kulağı delik.
Tamam bir ara oldu bir şeyler de işte, tamam şimdi toparladık yani iyiyiz.
Vallahi ben uyarmak için aradım aslında, tek bilen de ben değilim.
Piyasa fena çalkalanacak, eğer haber yayılırsa Passionis için fena söyliyeyim.
Yapma ya, durum o kadar ciddi yani?
Tamam tamam şey, yani ne yapabiliriz bir bakalım.
Bu arada sağ ol aradığın için.
Bittik ya.
Günaydın Nazlıcan.
Günaydın.
Ömer!
Konuşmamız lazım.
Tamam tamam, gel.
Naber Nazlıcan?
İyiyim Sude Hanım, hoşgeldiniz. Siz nasılsınız?
Hoşbulduk, iyiyim ben de. Ofiste havalar nasıl?
Ömer'le Sinan?
Bir problem var ama ben de anlamadım. Şimdi girdiler içeri, siz bir bakın.
Tamam.
Biz bunu hiç düşünmemiştik ki, biz yandık ya resmen yandık.
Hayır anlamıyorum ki nasıl yayılır, nasıl?
Ne bileyim o kadar da gizli tuttuk ama işte.
Ne oluyor, ne o gizli tutulması gereken şey?
Gel gel, üstüne geldin.
Bizim ayrılık haberi, basına sızmak üzere.
Ne diyorsun ya? Çok kötü bu.
Kötü tabi canım.
Sinan bizim bunu bir şekilde engellememiz lazım. Yazmasınlar, çizmesinler bir şey yap.
Ne yapabiliriz ki Ömer?
Yani biz hukuki olarak da ayrılma noktasına geldik, şimdi bunu yalanlayamayız ki?
Çok tatsız olacak bizim için ya, çok tatsız olacak.
Tamam bir sakin ol, dur.
Canım, yok mu burada basınla arası iyi olan biri?
Yani rica edebilecek? Neticede siz kötü bir şey istemiyorsunuz.
Sadece bu ayrılık mevzu duyulmasın istiyorsunuz.
Yok mu kimse?
Aslında biri var ama.
Yok artık.
Oğlum bir telefonla çözecek be.
Ömer?
Alo Yasemin, Ömer'in odasına gelebilir misin?
Tamamdır.
Harikasın.
Ay bir gören bir daha görüyor, ne gül yüzlüyüm. Rüyalarda ünlüyüm.
Naber kuru kız?
Hayatım dışarıda gördüm seni, arkandan koşturdum da...
...seslendim, görmedin beni.
Otoparkçılar bile beni gördü, baktılar bana. Resmen korktum.
Ne bu böyle?
Ne ne?
Hayatım sabahın kör vaktinde, kuşluk vaktinde çıkıp geliyordun ya Ömer'le?
Şimdi yalnızsın, hem de geç kalmışsın.
Ömüş'ün parasını boşa harcama, vallahi söylerim Ömüş'e.
Yok Koray Bey o bugünlük böyle, benim aileyle ilgili bazı işlerim vardı da.
Aile derken? İş miş, giremedim kavrama şu an.
Ya işte benim abim evleniyor da, onun böyle evlilik mevlilik-
Ay tamam öf, sıkıldım.
Abim diyor, evlilik falan diyor.
Hayatım mankenlikle ilgili bana kaşe verecektin, ne oldu?
Ne kaşesi?
İsim, soyisim, açık adres, ikametgah...
Hayatım fiyatını söyleyecektin bana, ben de gidip şirkete onaylatacaktım.
Ay vermedin daha, yavaş mısın sen?
Siz onu diyorsunuz.
Nerede peki?
Ne?
Düğün.
He o, bizim evin orada.
Çok istemeşsin inşallah.
Yani hayatım sonuçta benim param değil de, aman banane.
Yok zaten biz istedik kızı da parayla ne ilgisi var?
Kızı demiyorum mankenliği diyorum.
Ha siz şimdi oraya döndünüz.
Ay döne döne oyna, en çok sen oyna. Ne giyeceksin?
Katalogda mı?
Düğünde?
Aslında daha karar vermedim.
Tamam sonuçta benim abimin düğünü, yani diğeri de çok yakın arkadaşım ama...
...öyle görümce gibi de süslü püslü gitmek istemiyorum.
Ay tamam sus, Ömer'in parası banane.
İstersen abart.
Koray Bey parayla ne ilgisi var?
Mankenliği diyorum ben.
Ay Koray Bey artık bir konuda karar versek de orada kalsak?
Beni şey yaptınız iyice, şey oldum.
Ay delirdi, deli kız gibisin. Vallahi korktum senden.
Gidiyorum ben.
Siz şey yaptınız.
Çok korkunçsun şu an, öldüresin var beni.
Ay ben tırstım vallahi, diğerinde git sen.
Ay lütfen ya.
Manyak mıdır nedir?
[Kapı sesi.]
Gel.
Gel Yasemin.
İşte istediğin top, al at golünü.
Her şeyi konuştuğumuzu sanıyordum.
Ya bunları konuşup daha fazla yıpranmak istemiyorum.
Sinan, Ömer her şey istediğiniz gibi olsun.
Dur canım, önce başkaları konuşsun.
Yasemin gündem farklı, sabah Feryal aradı...
...bizim ayrılma haberimizi duymuş, haber sızmış yani ve her an basına da gidebilr.
Eyvah, bu çok kötü olur.
Passionis için feci olur bu, yani Ömer yazmasınlar öyle bir şey.
İşte biz de bu yüzden çağırdık seni.
Bir şeyler yapabilir misin? Ne bileyim, senin tanıdıkların falan var ya?
Yaparım, yaparım.
Bana iyilik borcu olan birkaç kişi vardı...
...hemen üzerine bir bardak su döküp söndürürüz olayı, merak etmeyin.
Yoksa felaket olur.
Peki, hani bunun için bizden...
Sizden ne?
Aşk olsun Sinan ya, ay inanmıyorum ya.
Tabii ki hiçbir şey istemiyorum.
Karşılığında burada kalmak isteyeceğimi mi düşündünüz?
Ben böyle bir şey talep etmiyorum.
Yani, tabii ki kalmak isterim ama böyle değil.
Sizin bileceğiniz iş.
Tehdit etmiyorum diyorsun?
Tabii ki etmiyorum.
Ben bu işi hallederim, sonra isterseniz beni yine gönderirsiniz.
'Your choice'.
Sen ne diyorsun kuzen?
Bizi bir baş başa bıraksanıza Yasemin'le.
Peki.
Bırakalım.
Ömer Bey konuşsun.
Otur.
Bu işi halledebileceğine inanıyor musun?
Beni tanımıyor musun Ömer?
Hem bu benim için iş bile değil, iki telefonuma bakar. Güven bana.
Güven bana?
Yasemin sen aramızdaki güven çemberini kırdın.
Bundan sonra tamir olacağını da zannetmiyorum.
Burada kalıp işine devam edebilirsin, sonuçta bizi ipten alıyorsun...
...karşılıksız kalmaz merak etme.
Sağ ol.
Ama şunu bil ki, ne olursa olsun seninle bundan sonra hiçbir zaman...
...gerçek anlamda arkadaş olmayacağız.
Ben, sana zamanla kendimi affettirebileceğimi düşünüyorum.
Müsaadenle.
Ya aklımı yitireceğim ya, nasıl duyuldu bu bilgi?
Biz herkesten gizlemedik mi, nasıl yayıldı?
Canım sonuçta, bir gün bile olsa buradaki çalışanlara söyledin bunu.
E konuştun hatta.
Ne yani şirkette hain mi var, onu mu diyorsun?
Hayır, hiç sanmıyorum. Yani burası öyle bir yer değil.
Birinin saflığına denk gelmiştir.
Boş ver sen bitti, Yasemin halledecek.
Belki de haklısın ya, aman hallolsun da.
Bir sorun konuşularak çözülebiliyorsa, o artık sorun değildir.
Hadi ben kaçtım, bay.
Güle güle, güle güle.
Güle güle.
Saçmalama, rezil kepaze ederim seni.
Bak bunu hiçbir yerde duymayacağım dedim, tamam mı?
Bu şaka kaldıracak bir mesele değil.
Eğer bu haberi herhangi bir yerde duyarsam senden bilirim.
O zaman da neler olabileceğini tahmin edebiliyorsundur herhalde.
Hı-hı, senin için hiç iyi olmaz.
Anlaştık mı?
Okey, bay.
Sen mi yaptın bunu?
Bir koza ihtiyacın vardı, ben de sana koz verdim.
Problem yaratmadan çözüm insanı olamazsın Yaseminciğim.
Ben sana inanamıyorum ya, ya halledemeseydim?
Hallettin işte.
Sen delirmişsin, bu çok tehlikeliydi.
Kaybedecek çok şeyi olan insanlar yaratıcıdır, bilirim.
Halledeceğinden emindim.
Ee? Ben üstüme düşeni yaptım, taş sırası sende.
Sinan?
Evet?
Kimmiş Sinan'ın gönlündeki Helen?
Helen?
Helen.
Aslında bana direk söylenmiş bir şey yok ama sezgisel diyelim.
Kadın algısı, gördüklerim.
Aslında cevap çok basit.
Sinan'ın gözlerinde parlıyor o.
Helen...
Biz de bir konuşamadık ha.
Neyi?
Dün akşam yemekten sonra bir konuşalım demiştik ya.
Evet ya, kalabalıkta çok zor oluyor yani biz de daha yalnız kalamadık.
Siz?
İstanbul'a döndükten sonra soran olursa...
...Defne küreği bir kere çektikten sonra hakkın rahmetine kavuştu derim.
Yasemin Hanım, yine karşılaştık.
Evet, öyle oldu.
Şey sen safariye gitmiyor muydun, ne arıyorsun burada?
Ben safariye gidiyordum, yolu kaybetmişim. Kayboldum ben.
Aynı gün içinde bu kadar duygu değişimi pek hayra alamet değil.
Aslında Yasemin bunun tıpta bir adı var ama, sen bilmezsin.
Sana uğramaz öyle şeyler.
...Defne.
Koray Bey okumayacak mısınız, bakmayacak mısınız ona?
Evde okurum hayatım.
E ama fiyat.
Ay kız onu mu diyordun? Mektup zannettim ben de.
Ne bileyim hayatım? Allah Allah.
Dur bakayım, ay nereye soktum hemen?
Ben bunu istiyorum.
Çüş hayatım yani, resmen sezonu kapatmışsın.
Dur ben bir bakayım şeye.
Ay resmen para avcısı gibi oldum ben ya, her yerden kazıyorum.
Ama başka çarem de yok artık.
Evet demek için başka çarem yok.
Evet demek istiyorum.
Yani evet, seninle evlenmek istiyorum, aşığım, yanıyorum.
Ay hissetti, yok sana demiyorum.
Gel.
Geliyorum.
Naber?
Toparlayabildin mi?
Yani hala biraz başım ağrıyor ama fena değil.
Ya ben dün gece saçmalamadım değil mi?
Dün gece...
Ben kesin bir şey yaptım değil mi?
Ben rezil ettim kendimi, vallahi o son yudumu almayacaktım ben ya.
Bir dur dur, sakin.
Çok güzeldin dün gece.
Yalın, sıcak, teklifsiz.
Tabi biraz da sersem.
Ben seni her akşam mahzene mi götürsem, ne yapsam?
Yani öyle uygunsuz bir içerik falan yoktu?
Yok, sadece konuşmamız gerekenleri konuşamadık o kadar.
E tabi, demek kendimi kaybettiysem?
Sorun yok, bulunca konuşuruz. Sen ne zamam istersen.
Şey yapayım ben o zaman...
...bir bakayım, ben buralarda mıyım?
Bir bak bakalım.
Bulunca bana da haber ver.
Tamam.
Ya ama ben sana çok alıştım, hiç gitmek istemiyorum.
Öyle kötü bir huyum vardır.
E ne yapalım, görüşürüz o zaman.
Görüşürüz.
Tamam.
Aa ben senin numaranı almadım.
Olsun bende var, ben ararım seni.
Tamam.
Okey o zaman.
Bay.
Artık kollarımdasın Defne.
Bakalım Ömer mi daha sıkı sarılıyor ben mi?
La-la-la-la, işte karşında sanatçı Koray.
Naber buz şelalesi?
İyiyim Koray, sen nasılsın?
Efsaneyim hayatım, al.
Ne bu?
Ay şey, loto rakamları.
Ay dün gece rüyama girdi...
...aman dedim, git fakir şey ben zaten zenginim dedim.
Ay birden korktum adamdan.
Koray cidden ne bu?
Aman işte, Defne'nin mankenlik için istediği rakam bu.
Koray sen emin misin?
Hayatım bilmiyorum yani, kızın gözü açıldıysa artık. Düşünemedim.
Defne, ne saklıyorsun benden?
Nereden çıktı şimdi o?
Koray'dan istediğin ücret, Sinan'dan istediğin zam. Ne oluyor?
Bir şeye ihtiyacın varsa benimle konuşmanı isterim.
Neyse, her neyse.
Her şeyinle ben ilgilenmek isterim tabii ki.
Seninle ilgili bir konu değil bu.
Defne , dalga mı geçiyorsun?
Seni ilgilendiren ne varsa beni de ilgilendiriyor.
Ömer, gerçekten konuşabileceğimiz bir konu değil.
Ya neden, niye konuşamıyoruz?
Ne bu durum, ben anlamıyorum ki.
Önce aramızdakiler gizli kalsın diyorsun, sonra da anlamsızca benden gizli zam istiyorsun.
Ya sence benim, senin hayatında olup bitenleri bilmeye hakkım yok mu?
Yok, öyle değil.
Ne o zaman, ne?
Defne, beni sevip sevmediğine artık bir karar ver.
Mesela şimdi.
Otur, düşün, kafanı toparla. eve mi gidiyorsun, işte ne yapıyorsan yap.
Ama artık hakikaten bu...
...hakikaten yaralayıcı olmaya başladı.
Beni sevip sevmediğine bir karar ver.
İsteyip istemediğine.
Yeter.
Artık yeter.
Hakikaten yeter.
[Şarkı çalıyor.]
Ağlama sakın ağlama, şimdi hiç sırası değil.
Kendine gel Defne.
[Şarkı çalıyor.]
Buraya kadarmış.
Bulamadık işte yani, çözemedim.
Halbuki her şeyi çözseydim, Ömer'e gidip...
...evililik teklifine, evet tabii ki seninle evlenirim, bu ne biçim soru...
...sen deli misin ya, senin için ölüyorum ben diyebilirdim.
Hallederiz dedik de...
...olmadı işte, yetmedi gücümüz.
Tamam neyse, hadi siz gidin şu dünür şeysine gidin.
Sen iyi olacak mısın peki?
Ben artık iflah olmam ama siz gidin yani, gerçekten.
Keşke sen de gelseydin.
Bak annem bir dünya yemek yaptı.
Nihan alemsin ha, her gece her gece.
Aman işte, düğün için toplaşıp toplaşıp al takke ver külah.
Türkan Teyze'ye hava basacağım diye abandı da yani, kendimi boğaza verdi.
Defne, hadi.
Yok yok, siz gidin ben bir evde kalayım böyle. Hem bir iyi gelir.
Tamam hadi, ısrar etmeyin.
Dağılalım.
Serdar, tamam.
Aşkım, hadi istersen gitmeyelim. Defne'nin yanında kalalım?
Yalnız kalsın biraz, kafasını toplasın.
Hadi.
Hadi sizinkilere selam.
Görüşürüz.
Korkma benden Defne.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.