Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
Ömer.
Ay Ömer geldi.
Defne.
Sen iyice sıyırdın.
Ömer.
Dışarıda.
Sakın.
Sakın.
Ben şimdi pencereden kafamı çektim, seni görmesin.
(Kapı çalıyor)
Eyvah! Geldi.
Vallahi geldi.
Yok, ben yapamayacağım.
Anlatamayacağım ben.
Saçmalama!
Adam kapının önüne kadar gelmiş.
Çıkıp yüzleşmen lazım.
Ya tamam, iyi söylüyorsun da...
...ne anlatayım ben? Bilmiyorum.
(Kapı çalıyor)
Defne bu böyle olmayacak.
Çık, adam gibi konuş.
En kötü...
Yani sonuçta ben basıp gittim yani.
Ne olabilir ki başka?
Yani.
Gidiyorum.
Git.
Aferin!
Defne.
İyi misin?
Gitmiş.
Gitmiş.
Demek öyle, Defne.
Beni görmek bile istemiyorsun.
Demek öyle.
(Kapı çalıyor)
Amca.
Merhabalar.
Girebilir miyim?
Gel tabii, gel gel.
Nasılsın?
Daha iyi misin?
Hiç iyi değilim, biliyorsun.
Biliyorum.
Sen de beni teselli etmeye geldin. Öyle mi?
Hem öyle, hem değil.
Benim durumumda karışık.
Bu akşam burada kalsam iyi olur.
İyi olur.
Kim için?
İkimiz için.
Ömer oğlum biz Neriman yengen ile ayrıldık.
Ne?
Niye? Ne oldu?
Yani bir takım olaylar, bir takım konular hakkında fikir ayrılığı yaşadık.
Amcacığım saçmalama, otuz yıllık bir evlilikten bahsediyoruz.
Fikir ayrılığı mı kaldı?
Neyin fikri? Neyin ayrılığı?
İşte öyle.
Ne sen sor ne ben söyleyeyim.
Hiç anlatasım yok.
Sıcak daha olay, biraz soğusun.
Peki.
Bu akşam şöyle amca yeğen birbirimize destek olalım.
Birbirimizin yanında olalım. Olmaz mı?
İyi olur.
Olur amca, olur. Sen nasıl istersen.
Eğer senin anlatasın varsa ben dinlerim.
Defne hakkında yani.
Amca hiç konuşasım yok.
Defne hakkında hiç konuşasım yok.
Gerçekten.
Bak yine bunalıyorum.
Ben bir hava alacağım.
Aman ya, ne çoktan seçmeli ilişki bu.
Doğru cevaba direkt atlayamıyor muyuz?
Keşke ama öyle bir şeyi bulan yok daha.
Nihan.
Ya ben çok kötüyüm kızım ya.
Baya kötüyüm yani ben.
Eski halime hiç dönemeyecek miyim?
Sanmam.
Yani aşktan önce aşktan sonra diye bir durum var sonuçta.
Bittin diyorsun yani.
İflah olmazsın diyorum.
(Telefon çalıyor)
Arayın, Neriman Hanım. Arayın.
Siz de arayın.
Tabii canım, ben de zaten açıklama çok ya!
Ne olacak? Size de ayarlarım ben bir şey.
Aç bence.
Ya şimdi gelir melir ortalığı ayağa kaldırmasın.
Efendim Neriman Hanım?
Evin önündeyim, in aşağı.
Nasıl?
Bizim evin önünde.
Beş dakikaya burada ol.
Allah kahretsin ya!
Evin önündeymiş kızım.
Hadi diyelim Ömer hayaldi ama bu basbaya gerçek.
Valla şimdi elinde kızgın maşa ile beni bekliyordur.
Boş ver, gitme.
Oldu canım.
Sen baya baya beni gözden çıkardın galiba.
Arkadaş ben de bugün ne desem olmuyor ya.
Git madem.
Gideyim, evet.
Gideyim ben.
Neriman Hanım.
Neredesin sen?
Herkes her yerde seni arıyor.
Külkedisi ne işle meşgul acaba?
Neriman Hanım.
Ben Ömer'e aşık oldum.
Ömer sana aşık mı peki?
Ne kadar aşık?
Bu kadar mı?
Bu kadar mı?
Neye aşık?
Ömer senin bu duygularının bir oyundan ibaret olduğunu, yalan olduğunu öğrendiğinde...
...hala sana aşık olacak mı?
Senin para ile tutulmuş kiralık bir aşk olduğunu öğrendiğinde...
...Ömer hala sana aşık olacak mı?
Ne oldu? Ağlayacak mısın?
Ben sözlerimi bitireyim, içeriye gir, öyle ağla.
Çünkü bıktım senin bu ağlayan gözlerinden!
Başımıza ne geldiyse senin bu ağlaklığın yüzünden geldi.
Yeter artık bu ağlamaların!
Neriman Hanım.
Bana bak. Düştük, kalktık, problemler oldu.
Ama sonunda amacımıza ulaştık.
Artık buradan geriye dönemezsin.
Yarın o iş yerine gidiyorsun!
Efendim?
Yarın sabah, tıpış tıpış, o topukların kalçana vura vura...
...iş yerine gidip, masanın başına oturuyorsun.
Ben bunu yapamam.
Ya siz bunun ne kadar yaralı bir şey olduğunu anlamıyor musunuz?
Ben tekrar Ömer'in suratına bakamam.
Bakmaya devam edemem yani.
Bu iş artık burada bitti, Neriman Hanım.
Kaçıp kurtulmak kime kısmet olmuş da sana olsun?
Sen parayı aldın.
Bana bir söz verdin.
Anlaşma yaptık.
Sözünden dönemezsin.
Bunu niye yapıyorsunuz?
Canım öyle istiyor.
Getir iki yüz bin liramı, ver bana paramı.
Ondan sonra oturalım, senin canın ne istiyor onu konuşalım.
Neriman Hanım, lütfen.
Acı çekmekten mi korkuyorsun Defne?
Hayat böyle cicim.
Ne kadın ya!
Defne.
Neredesin kızım?
Anneanne bana sıkı sıkı sarıl, hiç bırakma. Olur mu?
Ne oldu sana?
Sen Nihan'da değil miydin? Abin iyi dedi.
O zaman iyiydim.
Şimdi niye değilsin?
Gözlerin şişmiş, rengin gitmiş.
Kim ağlattı seni?
Anneanne ne yaptın ben yokken?
Anlaşıldı, konuşmayacaksın.
Ne yaptın? Anlat bakalım.
Endam teyze ile nasıl geçti? Anlaşabildin mi, kaynaştın mı dünürünle?
(Kapı çalıyor)
Defne ne konuştun?
Türkan teyze ay kusura bakmayın, ben öyle daldım ama.
Şey, anane.
Biz Nihan ile biraz yanlız konuşalım mı?
Ama söz sonra gelip dinleyeceğim seni, merak ediyorum.
İyi bakalım.
Yine kitabına uydurdunuz, beni göndereceksiniz.
Niye gelmiş Neriman Hanım?
Şirkete geri dön, diyor.
Çüş!
Yok bu oyun sürdüğü sürece bu kadın çığrından çıkacak.
Hep daha fazlasını isteyecek bu kadın.
Bu kadına dur diyecek biri yok mu?
Var.
Kim?
Ben.
Sen mi?
Ya ben Ömer'e her şeyi anlatacağım.
Sonuçta her şeyi onunda bilmeye hakkı var.
Defne.
Emin misin?
Bak bunu sonuçları çok ağır olabilir.
Yok ya.
Ben gözümü kararttım.
Hayat o kadar da kötü olamaz yani.
Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum kesinlikle.
İyi diyorsun da bakalım adam seni dinleyecek mi?
Şimdi çok kızgındır kesin.
Ya.
Yüzümü görmek isteyeceği bile şüpheli.
Ama bir şekilde ne yapıp edip dinleteceğim kendimi.
Artık ok yaydan çıktı bir kere.
Özlüyorum.
Baya bildiğin hemde.
Manyağım ben galiba.
Of!
Dün de çekip gitti öyle.
Ne yapacağım ben ya?
Arasam mı?
Arayıp ne diyeceğim ki?
Şoförüm olmanı istemiyorum ama olman lazım.
Ay ben hiç iyi değilim.
Hiç iyi değilim ben.
Resmen saçmalıyorum yani.
Resmen!
Onu görmek için her gün bahane arıyorum.
Şu halime bak!
İyi akşamlar.
İsmail.
Herhalde mesai durumunu konuşacağız.
Ben...
Söyle.
Dinliyorum.
Susmak için mi aradın?
Hayır.
O zaman?
Gel.
Ne dedim ben ya?
İsmail.
Kapattı.
Ben...
Valla ne olacak hiç bilmiyorum.
Böyle elimiz kalbimizin üstünde, dikenlerle kaldık.
Hadi bakalım.
Ben muhtemelen akşam döndüğümde çok kötü bir durumda olacağım.
Bana sen bakacaksın.
Tamam mı?
Yani ona göre hazırlığını yap.
Hadi bakalım.
Günaydın, Sinan Bey.
Günaydın.
Şey biraz konuşabilir miyiz? Benim anlatmam gereken bir şeyler var.
Haberim var, Defne.
Biliyorum yani.
Ömer ve sen.
Demek Ömer anlattı.
Ömer.
Ömer anlattı.
Kim anlatacak ki başka?
Kim biliyor sizin baş başa gittiğinizi?
En yakın arkadaşınız üzülünce çok kızdınız değil mi bana?
En yakın arkadaşımı üzdüğün için mi?
Yok canım.
Sizin hikayeniz sonuçta.
Anladım.
Kızdınız.
Defne sanırım artık bunu ben takmamalıyım.
Ay Sinan Bey yapmayın, ne olur.
Hayır, kızdığım için değil.
Senin ihtiyacın var.
İnan bana hayal etmeye benden çok senin ihtiyacın var.
Ömer'e neden gittiğimi söylediniz mi?
Nasıl söyleyeyim Defne? Daha ben bilmiyorum ki.
Nasıl bilmiyorsunuz Sinan Bey? Her şey net değil mi?
Neriman Hanım'ın istediği oyunun içinde devam etseydim...
...Ömer her şeyi öğrendiğinde koca bir yalan ile ortada kalmayacak mıydım?
Ben yapmak zorundaydım.
Gitmek zorundaydım.
Şimdi de şirkete dönmek zorundayım.
Çünkü Neriman Hanım.
Evet malum.
Borç falan.
Gel tabii.
Sen iyi bir çalışansın.
Bütün olanlar bir tarafa...
...çok zeki ve çalışkan birisin.
Gidelim mi artık?
Sinan Bey.
Ben asıl meseleyi size söylemedim daha.
Asıl mesele?
Beni yine Ömer'in asistanı yapar mısınız?
Yani sizinde pek asistana ihtiyacınız yok gibi.
Ama tabii yine de isterseniz...
...programlamanızda yardımcı olabilirim tekrar.
Yani benim konuşmam lazım.
Ömer ile...
Başka türlü yanına yaklaştırmaz beni.
Tamam.
Tamam zaten Ceren insan kaynaklarına ağlıyormuş.
Cuma günü istifasını vermiş.
Sen eski yerine geçersin.
Ben Ömer ile konuşurum.
Merak etme.
Teşekkür ederim, Sinan Bey.
Yine yalnız bırakmadınız beni.
Gidelim mi?
Sizi bıraktıktan sonra dönüp tekrar Necmi Bey'i almamı ister misiniz?
Ararız şirketten, isterse öyle yaparız.
Peki efendim.
Ömer Bey, Ceren işten ayrılmış.
Evet, ayrılmış.
Anlaşamadık.
Anladım.
Defne de yok galiba.
Gerçi sizin işlerinize hala bakıyor değil mi?
Defne gitti.
Çıktı hayatımızdan.
Bundan sonra onu görmeyeceğiz.
Anladım.
Üzüldüm valla.
Üzülme.
Yeter.
Günaydın.
Yalnız bu sefer öyle kahvaltı yapmam etmem demek yok.
Dersem ne olur?
Bozuşuruz.
Hiç böyle tehdit de görmemiştim yani.
Bizim de o kadar farkımız olsun yani.
Aman şımarık.
Buyurun.
Tamam canım, madem böyle güzel bir masa hazırlanmış.
Biz de kahvaltı ederiz, değil mi?
Her şey masadan yani, bizim bir etkimiz yok.
Bilmem.
Var mı?
Vardır tabii ki.
Hadi başlayalım, çok acıktım ben.
Buyurun.
Mersi.
Günaydın, Ömer Bey.
Valla dün gece sevinçten ben bile uyuyamadım.
Nasıl? Heyecanlı mısınız?
Sabah sabah bu kadar ses yapmasak Nazlı Can?
Başım ağrıyor da.
Tamam tamam, uzatmayacağım.
Ama yani uzatılmayacak gibi de değil ki!
Ödül sizin yani ya!
Hem de Sinan Bey ile birlikte.
Evet ne güzel.
Kendinizle gurur duyuyor olmalısınız.
Böyle başarının meyvesini almak falan.
Ay şahane değil mi?
Ben odamdayım, Nazlıcan.
Vay be!
İşte görüyorsun bak.
Karizma böyle bir şey.
Adama ödül aldın diyorsun, adamın yüzünde kas oynamıyor.
Eğer bana söylesen yemin ederim çıkarım şuraya göbek atarım.
Demek ki o yüzden böyle ödülleri sana vermiyorlar Vedat.
Bozma beni, Nazlıcan.
Beni bir kerede bozmayın ya.
Allah Allah!
Şuraya çıkıp oynamanın nesi karizmatik değil ki?
Daha çok dramatik bence.
Dramatik.
Olabilir, hiç denemedim.
Günaydın arkadaşlar.
Günaydın.
Defne sen asistan odana geç.
Benim bir iki işim var, sonra Ömer ile konuşurum.
Tamam, sağ olun Sinan Bey.
Nasıl ya?
Sen dalga mı geçiyorsun benimle ya?
Defne'nin orada ne işi var?
Ömer önce bir sakin olur musun?
Olmuyorum!
Olmayacağımı sen de biliyorsun!
Biliyorum.
Sinan, Defne'nin burada ne işi var?
Sabah benimle konuşmaya geldi, işe geri dönmek istediğini söyledi.
Bir dakika.
Benim asistanım olarak mı?
Aynen, ben de kabul ettim.
Ben kabul etmiyorum ya!
Ben kabul etmiyorum.
Ömer!
Kardeşim önce bir nefes al.
Bir sakinleş.
O zaman neden böyle yaptığının cevabını bulacaksın.
Nefes alıp sakinleşmek istemiyorum.
Cevap da istemiyorum. Tek istediğim Defne burada yokken nasılsa aynen öyle olacak.
Ne yapalım Ömer?
Söyle.
Kovalım mı kızı? Ne yapalım?
Ne yapıyorsan yap.
Onunla ilgili hiçbir şey beni ilgilendirmiyor artık.
Etik mi bu?
Asistanınla bir gönül ilişkisi yaşayıp, sonu kötü bitti diye onu işten çıkarmak.
Yakışıyor mu sana?
Şimdi sen böyle söyleyince...
...hakikaten biraz...
...çirkin oldu.
Hoş olmadı diyelim.
Ömer.
Kardeişm senin derdin Defne'yi cezalandırmak falan değil.
Bunu da en iyi ben biliyorum.
Çünkü Ömer'i tanıyorum.
Ömer Bey barut fıçısı gibi.
Sinan Bey ile mi tartıştılar acaba?
Ömer Bey kırmızı alarm veriyor ha.
Aman aman!
Ömer, konuşmamız lazım.
Ömer Bey.
Bundan sonra seninle patron-asistan ilişkisi dışında hiçbir şey istemiyorum.
Seninle ilgili hiçbir şey.
Anladın mı?
Tamam haklısın, kızgınsın.
Sen değil Defne, siz.
Siz.
Konuşmamız lazım diyorum.
Lütfen dinler misin?
İnsan hiç mi merak etmez?
Hiç mi sormak istemez?
Öylece çektim gitim.
Bir sor, bir merak et, bir dinle.
Ne olmuş bana, neden böyle yapmışım...
Bu mu yani?
Bir neden gittin diye bile sormayacak mısın?
Ben bunu hak etmedim, Defne.
Sormayacağım.
Sana neden diye bile sormayacağım.
Çünkü sen bunu bile hak etmiyorsun.
Şimdi lütfen çık dışarı.
Bundan sonra seninle iş dışında hiçbir şey konuşmayacağız.
Peki, Ömer Bey.
Siz bilirsiniz.
Bir şeye ihtiyacınız olursa ben odamdayım.
Peki, inat et.
Ben nasıl olsa konuşmanın bir yolunu bulacağım.
Kahvaltıyı sen hazırladın, filtre kahveler benden.
Üstünü değiştirmemişsin, saat kaç oldu.
Gitmeyecek misin işe?
Gitmeyeceğim.
Sen ciddi misin?
Evet.
Mazeret iznimi kullanacağım.
Hem de ilk defa.
İlk defa.
Bundan ne anlamamız gerekiyor?
Bugünü birlikte geçireceğiz.
Bunu anlaman yeterli.
Evet, Derya'ya da mesaj attım.
Tamamdır.
Evet.
Ne yapıyoruz bugün?
Valla var benim kafamda bir iki şey ama...
Eşek.
Tamam canım. Ne var bunda?
Hemen eşek olduk yani.
Bence eve tıkılıp kalmayalım.
Dışarı çıkalım.
Tamam, bana uyar.
Ne yapmayı seviyorsun? Hiç bilmiyorum ki.
Canım benim gibi bir kadın neler yapmaktan hoşlanırsa bende onları yapmaktan hoşlanıyorum.
İşte ben de senin gibi bir kadınla ilk kez tanışıyorum ya.
Biraz yardımcı olman lazım.
Peki.
Sor anlatayım.
Yani işte ailen kim?
Ne okudun? Nasıl bir ortamdan geliyorsun?
Efendim işte, insanların saçını başını yolmaktan başka özel hobileriniz var mı?
Bak ya.
Konuyu nereye götürdün!
Neyse bunu görmezden geliyorum.
Babam yıllardır bir eczanede kalfa olarak çalıştı.
Hala da çalışıyor.
Annem ev hanımı.
Bir kız kardeşim, bir de ablam var.
Onlar evlendi.
Ben de üniversiteye devam edip, kariyer yapmaya devam ettim.
Aranız nasıl peki?
Öyle pek aramız olduğu söylenemez.
Çok sık görüşmüyoruz zaten.
Bayramdan bayrama falan anca.
Koptuk sayılır yani.
Aileye sırtını döndün yani.
Hayır canım. Ne münasebet?
Görüşsek bile ne paylaşacağız ki?
Öyle ortak bir noktamız da yok.
Ben bambaşka bir hayat yaşıyorum.
Neyse ne işte yani.
Zaten bu konuya neden geldik onu da anlayamadım.
Ben pek sevmem aile muhabbeti yapmayı.
Tamam canım, hemen başka konuya geçelim.
O zaman bize bunun dışında yapmaktan hoşlandığınız özel zevklerinizden...
...veyahut hobilerinizden bahsediniz, Yasemin Hanım.
Önce sen.
Peki.
Valla ben bizim çocuklarla kağıt oynamaya bayılırım.
Hastasıyım o masanın.
Bir de rakı balık.
Ben de hız severim, biraz da adrenalin.
Vakit buldukça arabamla gazlarım.
Diyorsun.
Diyorum.
Ama ehliyeti kaptırdım.
Ay arabanın arka koltuğuna oturmak çok sıkıcı.
Hadi kalk o zaman.
Çıkıyoruz.
Nereye?
Gel sen, gel.
Peki.
Hazırlanıp geliyorum.
Bekle.
Kapıdayım ben.
Al bakalım.
Ellerine sağlık.
Afiyet olsun.
Defne nasıldı sabah çıkarken?
İyi değil ama iyi numarası yapıyor.
Küçükken de öyleydi.
Ağlayası gelirdi ama inadından bir türlü ağlamazdı.
Akşam olsunda ben bir onunla konuşayım.
Konuşmak ile olmaz, ben biliyorum yapacağımı.
Hepimizin havası suyu değişecek.
Ben hazırım.
Az bekleyin şimdi, geliyorum.
Ai sen daha kahve mi içiyorsun?
Evet, zilin çalmasına daha on beş dakika var.
Yol zaten on dakika.
Tamam beş dakikada içerim, kalanıyla da yetişiriz.
Sen şimdi kesin sekiz dakikada içersin.
Dakikaların efendisi kesildi bu da başımıza.
Ya Esra, bırak kahvemi içeyim.
İleride üniversiteye kazanamazsam abimin içtiği kahveler yüzünden derim artık.
Esra darlama beni ne olur.
Kız çocuklarının okula gitmesi senin kahvenden daha önemli bir kere.
Geldim.
Bu ne anneanne?
Esra'cığım al bu lokumu, Endam'a götür.
Anneannem en kısa zamanda hayırlı bir iş için size gelecek de.
Nihan'ı mı istiyoruz?
İstiyoruz.
Sonunda Endam teyze ile ateşkeş yaptınız yani.
Müzakere, diploması yeteneğim ile göz doldurdum göz.
Hadi canım.
İnanmam.
Ay yeter ama!
Vazgeçeceğim ha.
Allah öpeceğim!
Yaşasın sonunda en sevdiğim an geldi.
İşte bu da örümcek!
Bana bak, sevgilimi üzersen fena bozuşuruz ha.
Benim kendime göre standartlarım var.
Bwn yetiştirdim ben.
Eser hakkı bana ait.
Hadi kız, şu lokumu hemen gidip verelim.
Okul deyince öyle fırlamıyorsun ama, pes!
Bu evde eğitimi önemseyen tek ben varım.
Çok yalnızım, çok.
Evet evet, yalnız ve güzel Esra.
Hadi.
Havalandı yine.
Çok teşekkürler, Ümmü Hanım.
Sizin tebriğiniz bizim için her şeyden önemli, çok sağ olun.
Tabii, ileteceğim şimdi. Ömer'e de söyleyeceğim.
Tamam çok sağ olun, görüşmek üzere hoşça kalın.
Oğlum var ya sabahtan beri cayır cayır arıyorlar ha.
Evet evet.
Sağ olsunlar.
Sen kış kreasyonu çizimlerine baktın mı?
Daha bakmadım.
Niye bakmadın kardeşim?
Öğleden sonra toplantı yapacağız dedik ya.
Tasarım ekibi, sen ben.
Tamam.
Bakarım, merak etme.
Yeni sezona giriyoruz, Sinan. İşleri baştan sıkı tutmak lazım.
Tamam kardeşim.
Anladım.
Hadi ben odamdayım.
Sen istediğin gibi göster acını tabii.
Bizim öyle bir hakkımız yok.
Önümüzdeki bir saat işiniz yok.
Konuşabilir miyiz? Anlatmam gereken şeyler var.
Ben yeterince açık konuşamadım galiba.
Siz de benim ne kadar kararlı olduğumu anlamadınız galiba.
Konuşalım lütfen.
Meşgulüm, çizim yapacağım.
Çizimlerinizi genelde evde yaparsınız, o kadarını biliyorum.
Bugün burada yapacağım.
Boşuna uğraşıyorsun!
Ben bütün gün buradayım.
Hiçbir yere kaçamazsın.
Kaçmak sana mahsus.
Ömer.
Nereye?
Sakıncası yoksa kahve alacağım.
Ben alsaydım kahveyi, çünkü her zaman ben veriyorum.
Bu sefer ben alayım, bacaklarım açılsın.
İyi tamam o zaman ben de durayım, benimde bacaklarım açılsın.
Bacağım açılır yani.
Konuşmamız lazım.
Zamanım yok.
Ben zaman yaratma konusunda bir numarayımdır, bilyiorsunuz.
İyi bir asistanım, bana yirmi dakika falan yeter.
Nerede konuşalım?
Dışarı mı çıksak?
Yeter.
Yeter.
Gidiyorum.
İyi tamam o zaman, ben de geliyorum.
Defne!
Ben odamdayım, kimse rahatsız etmesin.
Hiç kimse.
İşte iş.
Sürpriz!
Kızım.
Sude!
Anneciğim!
Canım benim.
Anneciğim.
Bir tanem benim!
Çok özledim seni.
Ay ben de ben de!
Ben de bir tanem.
Bana bak, bir daha hiçbir yere göndermeyeceğim seni.
Bir gidiyorsun bir daha dönmüyorsun, bırakıyorsun burada anneciğini.
Ya deme öyle.
Anneciğim.
Gözlerin mi doldu senin?
Dolar tabii, böyle bir anda karşıma çıkınca.
Hiç kıyamam ama ben sana.
Gel dedin, geldim hemen işte.
Hem bak bu sefer uzun uzun kalacağım.
Elalem anne kız görsün değil mi ama?
Ay canım bıdı bıdı konuşurmuş!
Ay gel.
Ay anne fena özlemişim ben buraları.
Nerede benim merkezim?
Yine mobilyaları mı değiştirdin?
Aman eşya dediğin nedir ki?
Bugün var yarın yok.
Tıpkı insan gibi.
Sude Hanım.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk, Mine.
Ben annem seni de değiştirir diye düşünmüştüm ama...
Ay Mine neredesin sen?
Şu valizi alsana.
Ay anneciğim Mine'yi bile özlemişim.
En çok da seni özledim.
Anneciğim!
Bana bak yoldan geldin, acıkmışsındır sen.
Biliyorsun bizim Mine ağır vasıta, hazırlayamaz bir şey o.
Hadi gel biz kendimiz yapalım.
Hadi.
Hafta hafta rapor istiyorum. Kimlerle görüştün, nerelere gittin?
Neler yaptın?
Sen bırak şimdi bunları.
Ne oldu babamla size? Onu anlat.
Mine sen bizi mi dinliyordun?
Yok canım, ben...
Cevap verme, bana bak. Git Sude'nin odasını düzenle.
Düzenledim deme!
Git bir daha düzenle!
Mine'yi de şutladığımıza göre...
...durum ciddi galiba.
Yani yüzüğü çıkarttı şuraya koydu.
Basbaya terk edildim.
Tamam anneciğim.
Hadi bahçeye çıkıp konuşalım. Sen bana en başından anlat ne olduğunu.
İyi.
Hadi bakalım Yasemin Hanım.
Burada kimse ehliyet sormaz size.
Hazır mısın?
Hazır.
Uçacağız.
İyi misin?
İyiymiş.
İyi o zaman.
Devam.
Yeniden yaşadığımı hissediyorum.
Pişman oldun değil mi beni buraya getirdiğine?
Yok.
Gayet memnunum.
Hayatımda hiç bu kadar şaşırmamıştım, Yasemin.
Hoş geldiniz, Necmi Bey.
Hoş bulduk, Nazlıcan. Nasılsın?
İyiyim, sizi sormalı.
Bugün biraz durgun gibisiniz.
Öyle.
İyi uyuyamadım, geç yattım erken uyandım. Ondandır.
Kahve getireyim size.
Getir bakalım.
Merhaba, Necmi Bey.
Defne.
Neriman Hanım işe döneceksin dedi.
Malum borç falan.
Geldim.
Hala mı?
Tamam Defne, tamam.
Çok pardon.
Defne odama gelir misin?
Tamam Ömer Bey, geliyorum.
Kahve, Necmi Bey.
Teşekkür ederim.
İçelim bakalım, belki sinirimiz yatışır.
Hadi anlat.
Üstümde o kadar büyük bir şok etkisi oldu ki.
Kendimi o kadar yalnız hissettim ki.
Bir anda senden başka hiç kimsem olmadığını anladım.
İşte seni aradım, sen de geldin.
Annemsin sen benim, tabii ki beni arayacaksın.
Korkma, ben varım.
Anlat iyice. Ne oldu babamla?
Ya aslında hiçbir şeyde yok yani.
Beni bilirsin. Ben etrafımdaki insanların üzülmesine dayanamam.
O yüzden de yeri geldiğinde müdahele ederim.
Baban da tutturdu karışma diye.
Kime müdahale ettin yine anneciğim?
Sevdiğimiz insanlara falan.
Baban da karışma da karışma diye tutturdu, büyüttü.
Tamam tamam.
Sen şimdi üzme artık kendini.
Toparlanmaya çalış.
Ben geldim.
Babamla bir de ben konuşurum, bakarsın hallederiz.
Ay canım kızım benim!
Ay biliyordum annesinin yanında olacağını.
Canım benim, bir tanem!
Hoş geldiniz.
Buyurun efendim, hoş geldiniz.
Buyurun.
Teşekkür ederim.
Deniz Bey her zamanki servisinizi hazırlatıyorum.
Lütfen.
Sinan selam, Deniz ben, Tranba.
Deniz.
Nasılsın?
Arayacaktım ben fırsat olmadı, taziyelerimizi de gönderdik.
Başın sağ olsun.
Sen sağ ol.
Ödül alıyormuşsunuz.
Öyle oldu.
Babamın geçen sene aldığı ödülü.
Evet, nurlar içinde yatsın.
Sinan'cığım ben seni tebrik etmek için aramıştım.
Hak ettiniz.
Tebrik ederim.
Sağ ol.
Sağ ol, çok sağ ol. Çok incesin.
Gecede görüşürüz.
Tabii, görüşürüz.
Yasemin.
Deniz.
Nasılsın?
Toparlandın mı biraz?
Toparlandım toparlandım.
Esas sen nasılsın?
İyi.
İyiyim.
Sen...
Neden aradım değil mi?
Yasemin benim bazı planlarım var.
Daha doğrusu Tranba ile ilgili yeni hedeflerim var diyelim.
Mesela Passionis'i hayatımızdan çıkarmak gibi.
Deniz ne diyorsun sen?
Babam bu işi çok fazla uzattı.
Bir tane bitik şirket geldi yıllardır tepemize oturdu.
Buraya kadarmış, Ömer'i bitiriyorum.
Ama ben şu an...
Ben hala...
...Passionis'de çalışıyorsun.
Çalış.
Çalış ama benim için çalış.
Yoksa ben işimi bitirdiğim zaman ortada kalırsın.
Böyle bir şey yapamazsın!
Yani yapma bence.
Yasemin ben seni tarafını seç diye aradım.
Çünkü Ömer'in kışı başlıyor.
Ömer'in kışı başlıyor.
Ne o ya? Canavar görmüş gibi.
Kim o?
Canavar.
Ne?
Yok bir şey.
Şimdi bunu düşünmemeliyim.
Bir şeyler yiyelim mi?
Sana bir liste göndereceğim.
Gönderdiğim şirketler iki bin on dörtte neler yapmış, iki bin on beşteki yönelimler neler, bir bakalım.
Rutin bir çalışmamız vardı, geç kaldık, ona devam edelim.
Tamam, anladım.
Başka bir şey?
Bir saat sonra tasarımcılar ile bir toplantım var.
Biliyorum, hallettim.
Ben çıkayım mı?
Çıkabilirsin.
Böyle mi takılacağız yani?
Gerçekten patron asistan olarak?
Hiçbir şey olmamış, hiçbir şey yaşanmamış gibi.
Anlayamıyorum ya.
Hani nasıl böyle yapabiliyorsun? Nasıl? Sanki...
...karşında öylesine başka biri varmış-
Çıkabilirsin Defne.
Valla bravo ya.
Tebrik ederim gerçekten, bravo.
Ta da!
Kuru kız.
Kız.
Ay resmen susar mısın gerizekalı kız şu an ağlıyor durumunda.
Ay ne oldu ki acaba?
Aman bana ne? Bitmiyor bunların dertleri, tasaları.
Üf bıktım!
Alo Defne?
[Nasılsın?]
Valla manyak ya, gerçekten manyak bu!
Kim Ömer mi?
Evet!
ALlah kahretsin ya!
Bir insan nasıl bir anda başkası gibi olabilir?
Kötü mü davranıyor sana?
Davransa insan olduğunu anlayacağım.
Bir sıkıntısı var ondan öyle yapıyor diyeceğim.
Yüzüme bile bakmıyor.
Sanki hiç tanışmamışız gibi.
Hiç sarılmamış, hiç öpmemiş gibi.
Hiçbir şey olmamış gibi davranıyor ya.
Duvarı ördü, seni öteki tarafa geçirmiyor desene.
Ya bir insan nasıl bir anda yeniden o duvarları örebilir?
Hem sıcak olup hem bir anda nasıl bu kadar soğuk olabilir bir insan?
Defne adamın ne kadar zor biri olduğunu en başından beri biliyorduk zaten.
Senin beklediğin tepkileri vermemesi normal.
Öyle yani ama insanın zoruna gidiyor.
Canı yandı.
Gururu kırıldı.
Ya biraz onun açısından bak.
Kendi kalesine çekilmesi normal.
Öyle mi diyorsun?
Öyle diyorum tabii.
Çok da eminim tespitimden şahsen.
Nasıl anlatacağım ben? Nasıl anlatacağım ben olanları?
Nasıl dinleteceğim kendimi?
Kızım bu adam sana aşık olmadı mı?
Olmamış gibi davranıyor işte.
Ama oldu.
Bizim oraya kadar gelmedi mi peşinden?
Geldi.
Tatilden sonra seni alıp ailesinin yanına götürmedi mi?
Götürdü.
Neden?
Ne bileyim neden?
Ay Defne delirtme insanı ya!
Sevdi beni değil mi ya?
Aşık oldu bana.
Herhalde!
Ya tamam kocaman surları, duvarları var kalesinin.
Ama o kalenin bir de kapısı var değil mi?
Kitlemiştir çoktan.
Çal o zaman, bu kadar basit.
Ya açmazsa?
Bir daha çal.
Açana kadar çal.
[Zaten kimse kapının çalmasına o kadar dayanamaz.]
Mutlaka açmak ister.
Evet evet, doğru söylüyorsun valla.
Çalacağım, hemen pes etmek yok.
Bıkmadan, usanmadan yapacağım.
Ha şöyle!
Kız tarafıyız kızım biz!
Ne zaman ne yapacağımızı biliriz.
Mızmızlanmak erkeklerin işi.
Evet evet!
Gideceğim, çalacağım kapısını.
Açınca da her şeyi bir bir anlatacağım.
Güç seninle olsun!
Teşekkür ederim Nihan ya, seni seviyorum. Hemen nasıl çekip toparladın beni ya!
Sağ ol.
Şey yapacağım ben sana, haber veririm bir şey olursa.
Ay şirketteyim!
İlgilensenize benimle biraz.
Allah Allah çalışacağınız tuttu ha sizinde.
Alın maaşınızı evinize gidin.
Metrobüslerle falan, kartlar.
Kız!
Buraya gel.
Hayatım beni tebrik et, çünkü ödül alacağım.
Efendim Koray Bey?
Ay kız!
Ay kız sen sabah uyandın, yüzünü falan mı yıkadın?
Bakayım, bir nur falan inmiş.
Ay aşağılayacak bir şey de bulamadım.
Kız aşağılamışım seni farkında olmadan!
Hayatım ben böyle bir insanım işte.
Yani enteresan bir kişiliğim.
Hayata olan bu dik bakış açım sayesinde ödül veriyorlar. Biliyorsun değil mi?
Aman ilahı Korau BEy!
Def ol!
Komplekslisin.
Nerede acaba Yasemin gazuleti?
Koray Dargın, hoş geldin!
Dargın değil hayatım Sargın!
Biliyorum, hayat boyu yorgun argın işte karşınızda Koray Dargın.
İtici sevimsiz!
Sen nereden çıktın böyle?
Yoksa ödül alacağımı bir yerden mi duydun?
Ha yok, gözleriniz herkese Yasemin Hanım'ı sorar gibiydi de.
Çok heveslisiniz ama Yasemin Hanım yok.
Kavga edemeyeceksiniz galiba.
Sana ne be?
Bana ne?
Kız Yasemin nerede?
İşi varsa, çalışıyorsa demek ki.
Çalışmasın hayatım, evde kalacak bu gidişle. Koca bulsun kendine.
Sen de yıkıl karşımdan, yalaka.
Bunlar nereye gidiyor böyle?
Tasarımcılar toplantıya gidiyor.
Ben de gidiyorum.
Yıkıl karşımdan!
Ne uğursuz bir şirket Allah'ım. Herkesin havalar bin beş yüz!
Ben ne yapayım?
Ben Koray Sargın'ım bir Nişantaşı'na gideyim, hava atayım birilerine.
Ayağımın tozu ile şöyle...
Herkescikler de benim ile görüşmek istiyordu zaten.
İki işi aradan çıkarırım.
Bugüne bugün dokuz artı dokuz ödüllü sanatçıyım ben.
Ay!
Nereden çıktın sen? Eziyordum az kalsın seni.
Mecazen değil ama gerçekten eziyordum.
Hoş geldiniz, Koray Bey.
Bir dakika. Bu kimdi?
Önemli bir insan değil.
Değilsin sen.
Nasıl yani? Anlamadım.
Diyorum ki hayatım.
İmajını biraz tazele hayatım.
Çok çirkinsin çünkü.
Ben ödül alacağım da hazırlanmalıyım, hadi.
Sevimsiz, çirkin.
Olabilir ya, neden olmasın?
Yakışır valla.
Vedat piyano.
Evet anlatın bakalım, neler yaptık?
Çok pardon.
Şu an, şöyle bir noktadayız.
Vay alev alev!
Yalnız alev aldı buralar.
Işığını fazla kısmışsınız.
Benim aradığım tam olarak böyle bir şey değil.
Niye ya? Ben sevdim.
Sen benimle gelsene, ben seni bir seveyim.
[Aslında doğallığı ön plana çıkarmak istedik.]
[Gündelik hayat, rutin, sıradanlık.]
Tüm sıradanlığa rağmen yine de parlamalı ama.
Parıltı hissettirmeli.
Ben öyle bir ışık göremiyorum.
O konuda haklısın da ne bileyim...
Değişik olmuş ya.
Gerçi bu bizim geçen sene kullandığımız kırmızıya da benziyor.
Böyle şeye benziyor gibi.
Neye?
Sana.
Senin hiç göstermediğin yüzüne.
O şirketteki şıkır şıkır, sert, soğuk Ömer...
...burası da benim tanıdığım Ömer sanki.
Şey mi yapsak acaba? Ne bileyim...
...böyle gölgeyi falan mı artırsak acaba?
Benzerlik kurmak adına.
Sana benzesin.
Bu ev, şehirdeki ev.
Ben.
Her şey.
Her şey sana benzesin istiyorum artık.
Biz biraz daha çalışalım.
Işığı kaybetmeyelim.
Diğer tasarım ne durumda?
Yavaş yavaş kendini buluyor galiba.
Daha önce kimseye söylemediğin bir şey söyle demiştin ya...
Çok ilginç bir şey değil ama...
...kimse bilmez.
Ensemden huylanıyorum.
Böyle.
Defne şu kırmızı kalemi uzatsana Ömer'e.
Üstat şöyle bir sihirli dokunuşunu yapsın bakalım.
Günaydın.
Günaydın canım.
Yani ben mi uyandırdım? Yüzünü ezberlemeye çalışıyordum.
He santimini.
Her ayrıntısını.
Bir gün ayrı kalırsak yüzünü gözümü kapattığımda hatırlayabileyim diye.
İşte karizma!
Alem patron görsün be, patron!
Biz ödülü kutlayalım dedik ama... Müsait miydiniz?
Çok zarifsiniz, gelin.
Ay kızlar ne gerek vardı ya?
Bu arada çok tebrik ederim.
Sağ ol, Defne.
Sağ ol.
Ay, asansörü tutar mısınız?
Gel.
Çıkayım ben, sen in.
Yok yok, kal.
Yani kalın, Ömer Bey.
Anlatmam gereken şeyler var.
Yani gerçekten bilmen gereken şeyler.
Tamam beni dinleyince beni anlayacaksın, bana hak vereceksin demiyorum ama...
...her şey daha da netleşecek.
Peki sen bilirsin.
Ben anlatıyorum.
Ömer.
Alo, amca.
Ha ben eve geçiyorum. Geliyorsun değil mi?
Tamamdır, görüşürüz.
Necmi Bey sizde mi kalıyor?
Evet, bende kalıyor.
Kaç bakalım, daha nereye kadar kaçacaksın.
Burası neresi? Niye geldik?
Öğrenirsin birazdan.
Kolay gelsin.
Teşekkürler, hoş geldiniz.
Yasemin doğru yere geldik değil mi?
Mekan burası.
Dünyanın en doğru yerindeyiz şu anda.
Diyorsun.
Allah Allah!
Aman şefim dikkat et ya.
Bu mutfakta benden başkasına şefim derseniz sonuölarına katlanırsınız.
Ümit.
Yaso!
Canım, mutfağının kokusunu da seni de çok özlemişim.
Demek mutfağımın kokusu benden önce geliyor.
Hiç şaşırmadım.
Menfaatçi seni!
Hazırlıyorum tabağını.
Süpersin ama sen beni bu halimle seviyorsun, kabul et.
Edeceğim de bu mutfak hiyerarşisini bilmeyen arkadaş kim?
Tanıştırayıjm, İsmail.
Merhaba, şefim.
E artık şefin kim olduğunu tanımışsındır herhalde.
Tabii tabii, ben ağzınızı yüzünüzü, tüm suratınızı kazıdım aklıma.
Ne yiyeceğiz?
Ne hazırlıyor şef?
Göreceksin şimdi.
Bunu.
Afiyet olsun canım, daha istersen haber ver. Benim siparişlerle ilgilenmem lazım.
Ne bu?
İstiridye.
Çiğ bu ya.
Oh!
Şimdi sıra sende.
Ben yedim, şimdi sen yiyeceksin.
Ne biçim bir şey bu? Sümük gibi.
Yasemin istavrit, palamut falan yeseydik ya.
Sus, Ümit duymasın. Valla öldürür seni.
Ömer.
Gerçek duyguların hakkında bir şey söylemeyecek misin?
Ne söyleyeyim amca?
Tam bir şeye alıştım diyorum başka bir şey çıkıyor.
Hakikaten yoruldum artık.
Peki Defne bir şey söyledi mi?
Söylemedi.
Söylemesin de zaten.
Öyle geldi, kaldı.
Sinan da göndermiyor.
Peki sen gitmesini mi istiyorsun?
Evet.
Ömer gerçekten Defne'nin gitmesini istiyor musun?
Bana bak.
Gerçekten istiyor musun?
İstemiyor musun?
Sık boğaz etme çocuğu baba.
Sude!
Babacığım.
Canım benim!
Aşkım!
Sen ne zaman geldin? Neden haber vermedin?
Canım kızım benim, aşkım bir tanem! Hoş geldin!
Annen çağırdı değil mi?
Doğruyu söyle, annen çağırdı.
Ay baba bir sakin ol, dur.
Necmi İplikçi bin kaplan gücünde konuşmaya başladı bile.
Ben de dayanamadım işte.
Ama seni çok özledim, bu bir gerçek.
Canım benim, aşkım hoş geldin! Ben de seni çok özledim!
Bir tane kızım!
Ömer ne kadar güzelleşmiş, ne kadar büyümüş değil mi?
Sıra kuzişte.
Gel!
Hoş geldin.
Sadece bir hoş geldin mi?
Ay bu da bir buz.
İnsan özler ya.
Ya özledim özledim, gel.
Los Angelos'da tanıştığım herkes senin fotoğrafını görüp bu kim diye soruyor.
Yani şöhretin oralara kadar geldi.
Orada da bir efsanesin, bebeğim.
Hadi ya.
Yemek yaptık, lezzetli. Güzel. Eşlik etsene bize.
Hemen de utanır.
Gel oturalım, hadi geç.
Buraları ne kadar özlemişim anlatamam baba ya.
Biz de seni çok özledik kızım, biz de seni çok özledik.
İyi ki geldin.
İyi ki geldin!
Daha iyi gelmek isterdim ama...
Anladım.
Hadi bir şeyler ye, bak bunları biz yaptık kendi ellerimizle.
Kendimiz yaptık diye söylemiyorum.
Muhteşem oldu, çok lezzetli.
Ben sana tabak getireyim.
Ben getiririm amca, siz baba kız konuşun.
Tamam, sağ ol Ömer.
Amca yan spesyelinizden alırım, Necmi Bey'ciğim.
Canım benim canım! Nasıl özlemişim seni.
Ben de çok özledim.
Bir bakışı var.
Sana anlatamam.
Böyle bir şey olamaz.
Kıza bir baktı Nerö, ben de böyle kalakaldım.
Ay sana bir şey diyeyim mi?
Onların ilişkileri dolu dizgin devam ediyor, benden söylemesi.
Evet, benim de gözüm atıyor.
Kız o atma değil, bir halay var ya düğün kanalı.
Ordaki halay modunda gözlerin.
Öyle değil mi?
Çiçeğim.
Hayatım senin neyin var?
Kız anlatsana bana.
Ay Koriş neler oldu bilmiyorsun.
Kız ben geceden rüyaya mı yatayım?
Nasıl öğreneyim sen bana derdim demezsen.
Yani o kadar da değil hayatım, sonuçta ödüllüyüm ama...
Kız bu kimin ağzı?
Derdim demezsen falan böyle gülüm...
Kız gülüm mülüm diyorum.
Kız ne oluyor bana? Bir yerden mi bulaştı bu dil, ağız?
Ay neyse ben sonra üzülürüm buna.
Sen anlat hayatım.
Bak şimdi hayatım.
Kız ben terapiste gittim.
Terapist dedi ki, Koray Bey dedi...
...siz dedi o kadar hassas, o kadar duygusal, o kadar hislerini yoğun yaşayan bir insansınız ki...
...sanatçısınız dedi, lütfen.
Ondan sonra tabii duygular üzerime yapışıyormuş.
Ben de işte anlık şeyler yaşıyorum.
Ay çok anlattım kendimden, pardon. Sen anlat.
Bak şimdi hayatım.
Kız taş mı kesileyim ha?
Kız taş mı kesileyim? Artık sevmeyeceğim kimseyi bundan sonra.
Ay Allah'ım ya.
Böyle seve seve, insanlara yardım ede ede...
...dilimde güzeldir benim, kolay kolay kimseyi kırmam, incitmem.
Bu insanlar ne istiyor benden Nerö?
Ay tabii bir de stresli bir iş yapıyorum.
Stres yönetimini de keskin zekamla hallediyorum ben.
Ay bilmez miyim Koriş'im ben de öyleyim.
Ay bir de şey deyim mi sana?
Doktor dedi ki bir de, terapistim...
...siz dedi duygu geçişlerini dedi, tam yapamıyorsunuz dedi.
Böyle tıkılıp kalıyor bir yerde dedi.
Ay kız ne yapacağım ben?
Nasıl ben bu duygu geçişlerini yapacağım?
Sude geldi.
Sude mi geldi?
Şaka yapıyorsun.
Kız nerede?
Sude!
Sude!
Kız evde mi Sude?
Kız!
Şu an mutluluktan yığılacağım galiba.
Ay gözüm de hiçbir şey görmüyor şu an.
Ben şimdi Sude'yi alıp Bebek'e gitmezsem...
...hemen Fero'yu ararım, çarşaf çarşaf haber yapar.
En pahalı çantasını alır.
Hop, etiketine bir zoom, manşet!
Kız.
Kız sen niye üzgünsün?
Necmi beni terk etti.
Ay nasıl terk etti?
Nasıl terk? Allah'ım!
Allah'ım ben sana ne yaptım da sen bana bunları veriyorsun ya Rabb'im?
Ay ne oldu Koriş?
Allah'ım!
(Ağlıyor) Nerö çok kötüyüm şu an!
Çok kötüyüm şu an!
Kız nasıl terk eder seni?
Ay Allah'ım!
Ay anlat hayatım sen, anlat.
Bu şimdi Ömer...
(Bağırarak ağlıyor)
Ay Allah'ım!
Allah'ım sen neyle sınıyorsun beni ya Rabb'im?
Ay Koriş şimdi ne oldu?
Ay nasıl bir acıdır bu Allah'ım? İçime işledi!
Ay üzülme tatlım, bak bir şey söyleyeceğim.
Bak hayat böyle, ayrılmak var, kavuşmak var.
Allah başka acı vermesin, Koriş'im.
Ay bir de ağlama çıktı, her şeye ağlıyorum böyle.
Ay yalnız bir şey diyeceğim, ben burada şeydeyim, sen bana şey yapacağına...
Ay empati yapayım dedim, fazla empati içime şey oluyor...
Üzülme!
Üzülme tatlım, geçer gider. Ne yapalım yani.
Sen üzme kendini.
Ay Allah'ım neredesin ya Rabb'im?
Acı verme, içim şişti!
Kız niye hep bunlar benim başıma geliyor?
Yani bizim.
Ay o kadar üzgünüm ki.
Allah'ım yaşayan bilir.
Yaşayan bilir.
Üzülme, üzülme hayatım.
Hay Allah!
Ay Allah'ım!
Nasıl kötüyüm, nasıl kötüyüm anlatamam.
Kız sakinleştirici falan ver, o kadar kötüyüm ki.
Hastaneye mi gitsek? Serum mu taksalar bana ya Rabb'im?
Ay nerelere gideyim, nerelere kaçayım!
Ay.
İyi gelir.
Ay çok kötüyüm Nero.
Yine bana geceleri dışarı çıkmak yok demeyeceksin, değil mi?
Hani büyüdük ya.
Nerelere kadar gittik, bir başımıza yaşayabildik falan.
Sanki çıkma dediğimizde bizi dinliyordun da şimdi dinleyeceksin.
Biz buna çıkma diyorduk ama hanımfendi biz uyuduktan sonra kaçıyormuş.
Sonra da geri dönüş.
Ya ama onlar uyanmadan geri geliyorum bir de.
İyi geliyorsun bari yani.
Hiç değilse geliyorsun.
Hani güya etiğim ya babacığım, ondan.
Sabah Neriman bakıyor, Sude'nin kapısı kapalı. Uyuyor zannediyor Neriman.
Meğer hanımefendi akşam bizi uyutmuş, kaçmış, geri dönmüş.
Sabah tekrar gitmiş, hiçbirimizin haberi yok.
Dışarıda hayat akıyor.
Bunlar bana evde otur diyor.
Gençlik.
Herhalde yani. Ne yapacaktım?
Tabii tabii.
Ömer sofrayı toplayalım artık.
Önümüz açılsın, rahatlayalım.
Topluyorum ben.
Hadi sen de Ömer'e yardım et.
E hadi edeyim bari.
Yardım edeyim mi?
Hallediyorum.
Ay vallahi İstanbul'u çok özledim.
Adım adım her yeri dolaşıp böyle kendimi göstereceğim.
Göster tabii, göster.
Seni de bir iyi gördüm.
Kendine gelmişsin.
Gözlerinin içi parlıyor sanki, Ömer.
Sen aşık mı oldun?
Eskiden kötüydüm yani.
Hayır canım, her zaman öyleydin de.
Ya böyle, anla işte bir tazelik gelmiş sana.
Öyle olsun bakalım.
Sinan nasıl?
Sude.
Ömer meraktan sordum, öylesine.
Sorma.
Ne yapsam ben yarın?
Şirkete mi gelsem?
Hiç sırası değil, zaten yoğunuz.
Bir de yarın akşam ödül gecesi var.
Yani erken çıkacağız şirketten.
Sen sonra gelirsin.
Sude'ciğim.
Tamam.
Bak ben kimse yeniden üzülsün istemiyorum.
Aman da kuzenini düşünürmüş!
Sude.
Uslandım artık, Ömer.
Hareketsizim.
Merak etme.
Ben bir amcama bakayım.
Vay!
Defo.
Ne haber ya?
İso maşallah, ayaklar yere basmıyor.
Nereden böyle?
Valla gökyüzünden be Defo'cuğum.
Hoş, henüz ayaklarım hala yere değmiyor olabilir.
İyi madem o zaman, ben sonra geleyim.
Senin hava güneşli, malum.
Hafiften esinti de var.
Ben şimdi sağanak yağmura döndürmeyeyim.
Kızım bizim yağmurla, fırtına ile de aramız iyi. Bilmiyor musun?
Otur bakalım.
Otur.
Anlat bakayım. Nasılsın?
Kararlı.
Ne konuda?
Ömer'e her şeyi anlatacağım.
Bakalım arkasından ne çıkacak.
Valla, Defo'cuğum.
Güzel bir soru çıkacak.
Sen şimdi Ömer'e her şeyi anlatınca...
...tam olarak ne değişecek? Ne geçecek eline?
Valla bilmiyorum.
Yani biliyorum da aslında...
...tam olarak bilmiyorum.
Güzel.
Bildiğin kısmı anlat.
Yani sürekli aynı şeyleri yaşayıp durmaktan çok sıkıldım.
Bu oyun artık bitsin istiyorum.
Ona yarayacak.
İyi. Başka?
Bir de Ömer'in beni böyle bilmesini istemiyorum.
Nasıl biliyor Ömer seni?
Ne demek nasıl biliyor İso?
Arkama bile bakmadan onu terk ettiğimi zannediyor.
Sevdim deyip yalan söyledim sanıyor.
Tamam.
Sen her şeyi anlatınca ne bilecek?
Ya İso sen de vicdan gibi.
Ne yapayım kızım? Konuşalım dedin, konuşuyorum işte.
Tamam konuşuyoruz da yani...
...mevzuya öyle yabancılaştırdın ki.
Ne yapacaksın Defo'cuğum?
Analitik zeka başa bela.
Espri.
Hadi ben, sen kendine gel diye yaptım öyle.
Şimdi bir prova yapalım bakalım.
Beni Ömer farz et o zaman.
Anlat bakalım ne anlatıyorsun.
Ne diyeceksin? Söyle.
Ömer.
Biliyorum bana çok kızgınsın.
Muhtemelen söylediklerimden sonra daha da çok kızacaksın.
Yani bu duyduklarından sonra.
Her şey bir oyun ile başladı.
Neriman Hanım, yani Neriman Hanım buldu beni.
İşte senin asistanın olayım, seni kendime aşık edeyim...
...evlenmeye ikna edeyim diye.
Sonra...
Sonra hiç beklenmedik bir şey oldu.
Oyun gerçek oldu.
Ben sana aşık oldum.
Sonra...
Sonra?
Sonra işler tepetaklak oldu.
İşte Neriman Hanım bir yandan...
...sen bir yandan.
Oyun bir yandan.
(Ofluyor)
Çok zormuş ya.
Provası bile gerçekten ruhumu çürüttü.
Tamam.
Yeter bu kadar zaten.
Ama sen madem anlatacağım diyorsun her şeyi...
...o zaman iyi düşün bence valla.
Ne diyeceksin falan.
Büyük risk.
Doğru.
Ama anlatacağım.
Anlatacağım.
(Kapı çalıyor)
Tamam. Kim kızım bu saatte ya?
Anam, Ömer.
Gel top oynayalım.
Bu saatte.
Uyuyamadım.
Uyuyamazsın tabii.
Bana bak, konuşmak istiyorsan gel konuşalım.
Konuşmayalım kardeşim, top oynayalım gel.
İyi.
Sen bekle, ben üstümü değişeyim.
Nasıl oldu?
Halledeceğim.
Halledersin tabii de benim sorumun cevabı bu değil.
Sinan duygulardan ahsetmesek?
Bahsetmeyelim.
Hemen kapat kendini!
Kimse anlamasın ruhunu.
Kime söylüyorum ki?
Her şey gözümün önündeyken olup bitmiş zaten.
Hiçbir şey fark etmedim.
O zaman bile duygularını saklamayı başardın benden, bravo.
Hadi.
Defne, daha yeni.
(Beni yine Ömer'in asistanı yapar mısınız?)
Benim konuşmam lazım.
Kalabalıkta da çok zor oluyor yani.
Biz de daha yalnız kalamadık.
(Siz?)
Niye sırıtıyorsunuz?
Defne demin içeride çok komik bir şaka yaptı da.
(Hala ona gülüyorum.)
Ben nasıl anlamadım ya?
İyi misin Sinan?
İyiyim, iyiyim.
Bitirelim istersen.
Yok, devam.
Yalnız şu an maçı kazandım.
Bilmem farkında mısın?
Maç kazandın diye maç bitmiş sayılmıyor kardeşim.
Tamam kardeşim, bir daha yaparız.
Gel bir on dakika dinlenelim.
Hadi.
Necmi Bey de yok, rahat rahat konuşuruz.
Tabii dinlerse.
Hayır bu ne inat ben anlamadım ki.
Sarışında değil ama.
Günaydın.
Necmi Bey'i göremedim ama. Ne yapayım? Kahvaltı hazırlayayım mı?
Evde yok, çıktı.
Ben de kahvaltı etmeyeceğim.
İyi, konuşalım o zaman.
Ya Ömer.
İki dakika dinlemeyecek misin?
Ömer!
Ne var yani dinlesen? Bu ne inat ya!
Hem önemli olmasa bu kadar ısrar etmem değil mi?
Ya dinlesene!
Ya Ömer!
Kaç bakalım daha ne kadar kaçacaksın! Bak söyleyeceklerimi...
Ne söyleyecektim ya?
Beni dinlemek zorundasın!
Bir dinle beni!
İçeride devam et istersen.
Ha yok.
Sen gir o zaman.
O zaman şey yaparız.
Sonra devam ederiz.
Valla dönmene çok sevindik, Defne.
Gerçi neden gittin neden döndün pek anlamadım ama...
Vay be Şükrü abi, helal olsun. Sen bile sordun neden gittin diye.
Efendim?
Yok be öyle, bir şeyler oldu diyelim.
Defne bu Şükrü.
Aklına eser gider.
Sonra vazgeçer döner.
Sonra hiç gitmemesi gereken bir anda pat diye ortadan kaybolur.
Sağı solu pek belli olmaz diyorsunuz yani.
Öyle.
Demek ki biz de bundan sonra dikkat edeceğiz kendimize.
Ama yani en azından inatçı değilim.
İnat var ya inat.
En fenası inat.
İnat var ya insanın zihnini kilitler, düşünmesini engeller.
Gerçeği öğrenmesini engeller.
İnat fena bir şey yani. Öyle değil mi Şükrü abi?
Valla o kadarını bilemeyeceğim.
Sonuçta buradasın ya, önemli olan o.
Evet.
Sonuçta buradayım.
Şirkete gitmeden Sadri Usta'ya uğrayalım, Şükrü.
Tabii efendim.
Günaydın.
Her sabah farklı farklı dillerle günaydın demeye ne oldu?
Bu ara böyle, idare edeceğiz.
Sinan Bey...
...odanızda misafiriniz var diyecektim.
Sinan.
Sude.
Sen ne zaman geldin?
Dün geldim.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Ne yapıyorsun?
Nasıl gidiyor görüşmeyeli?
Bildiğin gibi.
Hayır.
Bildiğim gibi değil.
O ne?
Smokin.
Smokin.
Ne alaka?
Sindirella'yı baloya mı götüreceksin?
Yok canım.
Akşam bizim ödül töreni var da.
Onun için.
Demek yine başarıdan başarıya koşuyorsun.
Ya, ne demezsin.
Niye ayakta kaldık ya?
Otursak mı?
Karşılıklı yani.
Konuşalım.
Anladım.
Otursana.
Oturayım.
Pek bir kırık döküksün bakıyorum, omuzların düşmüş. Hayır ola?
O kadar belli mi?
Belli tabii oğlum. Anlat bakayım. Ne oldu?
Kendimle aram açıldı be usta.
Olur öyle şeyler be yavrum.
Arada bir uzaklaşıp uzaktan bakman lazım kendine.
Ancak o zaman barışırsınız.
Yok.
Bu sefer o kadar kolay olmayacak toparlamak.
Aklım başımda değil.
Keşke sen söylesen, ben yapsam.
Ne kolay olurdu değil mi?
Elimizle koymuş gibi bulabilsek doğruları.
Ömer, kendi içini dinle yavrum.
Bırak doğruyu yanlışı düşünme. İçinden nasıl geliyorsa öyle davran.
Ancak o zaman barışırsın kendinle.
Yalnız mesafeler değil ki kendimle arama giren, usta.
Başkaları.
Başkası.
Aşk acısı ha.
Ne oldu?
Gitti mi Ömer'in Defne'si?
Ömer'in Defne'si değilmiş, usta.
Ömer'in Defne'si olmak istemiyormuş.
Merhaba Nazlıcan.
Hoş geldiniz, Yasemin Hanım.
Makyajın çok yakışmış.
Havanı değiştirmiş.
Gerçekten mi?
Çok teşekkürler.
Ya neredeydin?
Akşam eve niye gelmedin diye soruyorsun galiba.
Hayır onu neden sorayım? İşe neden gelmedin diye soruyorum. Hasta mıydın?
Hayır canım, saçmalama.
Hasta olmam ben.
Eğlendim biraz.
Kiminle?
Öyle işte.
Sana ne?
Ya ama...
Ödül töreni için hazırlık yapmam lazım, hiç yapamadım. Odamdayım ben.
İyi, geleyim orada konuşuruz.
Daha neler!
En yakın arkadaşım mısın sen benim?
Biraz sınırlarını bil canım.
Smokini kuru temizlemeden almayı unutmazsın değil mi?
Unutmam, Ömer Bey. Merak etmeyin.
Alo, Deniz?
[Deniz Bey şu an müsait değil. Kim arıyordu?]
Ben onu sonra ararım.
İyi günler.
Ömer Bey geldi, haberiniz olsun.
Derya.
Savaş çıkacak.
Çok çetin bir savaş.
Ve kimin kazanacağı belli değil.
Ne yapmalıym?
Sence nerede durmam lazım?
Zor soruymuş.
Kimin güçlü olduğunu öğrenmek için bilgi toplamak lazım.
Yani doğru tahmin önemli.
Doğru.
Aferin be.
Hadi çık.
Gerçekten Ömer'in kışı geliyor mu?
Bir bakalım.
[Dörtte üçü kadar.]
Ay yok, olmadı bu.
Az oldu.
Ay çok mu oldu?
Çok mu az mı?
Ne oldu bu?
Ay neyse, bana bak.
Neyse şimdi ben diyorum ki, sen yeni sık. Yeniden koy buna.
Ben böyle düşündüm, böyle diyorum.
Ay ya da dur, gel.
Gel ben öyle içeyim onu, ver bari.
Hadi ver.
Otursana tatlım.
Efendim?
Ben mi?
Tabii hem tatlım, hem otursana.
Hem sen, çifte şok.
Ay neyse.
Otur.
Canım çok sıkkın, tek başıma yemek yiyemiyorum.
Hiçbir şey yapamıyorum.
Otur hadi.
Sude de sabahın köründe gitti.
Kaldım ben böyle.
Ayol ne bakıyorsun öyle?
Hadi bir şeyler ye.
Dur sen etli butlu kızsın.
Ben sana pastırma söyleyeyim dur.
Mine!
Pastırma getir bize.
Ay Mine.
Ben niye böyle oldum?
Ben size pastırma yapayım mı Neriman Hanım?
Yok yok, yapma.
Gel otur.
Aman Mine yapar bize, otur.
Ay getirir o şimdi bize.
Bana bak, canım çok sıkkın.
Çok kötüyüm.
Yani kimse hakkında kötü bir şey konuşmak istemiyorum.
Alay edesim yok.
Kötü konuşasım yok.
Çok fenayım.
Bak şimdi mesela bizim Aysun.
Biliyorsun değil mi benim Aysun'u?
İşte onun kızı saçını sarı yapmak istemiş, benim gibi.
Sarı yapmak istemiş.
Ama yakmış kuaför saçını.
Komik bir şey yani.
Ay anlamadı.
Aslında şöyle söyleyeyim. Bu benim başıma gelse çoktan komşuları helva dağıtıyordu.
Öyle yani.
Yani bütün saçları kopmuş.
Çok komik aslında.
Ben buna acımasızca kahkahalar atardım başka zaman.
Ama işte öyle değilim, yapamıyorum.
Necmisiz hiçbir şeyin tadı yok.
Nefes alamıyorum.
Ay benim Necmi'yi yeniden geri kazanmam lazım.
Kız Necmi Bey gitti mi?
Hayır! Nereye gitti? Ne münasebet?
Necmi nereye gitti?
Hiçbir yere gidemez, gitmez zaten o.
Gitti.
Gitti Necmi.
Beni terk etti.
Ama bana bak kimseye söylemeyeceksin.
Birisine söylersen senin o saçını yakarım, yolarım.
Seni öldürürüm, gebertirim.
Duydun mu?
Ay aşk olsun Neriman Hanım.
Ben hiç yapar mıym öyle şey?
Ah kalbim ağrıyor.
Kalbiniz.
Benim de bir kalbim var herhalde.
Çok mu şaşırdın?
Öyle söylemek istemedim.
Şey yapayım ben, çayınızı getireyim.
Ay yok, sen kalkma.
Mine!
Çay getir bize.
Uyuşuk bu uyuşuk.
Ay bazen diyorum ben bunu kovsam mı...
Kovsam mı? Kovmasam mı?
Gidip geliyor aklım.
Ben bunu kovayım mı kovmayayım mı diye.
Ay aman neyse.
Zaten Sude geldi. Ben niye düşünüyorum böyle şeyleri?
Biraz oluruna bırakayım.
Mine!
Mine!
Ömer bak sana kimi getirdim.
Demek şirkete gelmiş.
Sevgili kuzenim.
Ya evet.
Bana sürpriz yapmak istemiş.
Öyle mi Sude'ciğim?
Öyle Ömer'ciğim.
Hatta şimdi de Sinan beni kahve içmeye çıkaracak.
Sizin burada çok güzel bir yer varmış galiba.
Başladık yine.
Efendim?
Yok bir şey.
Ömer.
Ben sana söylemeyi unuttum.
Sen burada yokken biz Mr. Tranba'yı kaybettik.
Ne?
Maalesef.
Başımız sağ olsun.
Şimdiye kadar çok çekiştik kendisi ile ama...
Üzüldüm, kötü olmuş.
Daha kötü geliyor.
Deniz.
Hayda!
Şimdi Tranba'nın başına Deniz geçecek değil mi?
Tranba'nın oğlu Deniz mi?
Bence hoş adam.
Yalnız Sude'ciğim bu sınırlar içinde Deniz'e iyi bir şey söylemiyorsun, biliyorsun tehlikeli olabilir.
Fark ettim.
Baksana nasıl kıstı gözlerini.
Nasıl sevmiyorsa artık.
Ömer Bey.
Söyle, Defne.
Ben kuru temizlemeye çıkacaktım da haber vereyim dedim.
Tamam.
Bir dakika.
Biz tanışmadık.
Merhaba, Sude ben.
Ömer'in kuzeni.
Neriman Hanım'ın kızı.
Memnun oldum, ben de Defne.
Ömer Bey'in asistanıyım.
Ben de memnun oldum.
Görüşürüz.
Müsaadenizle.
Ay yine mi kimse yok.
Ay bu halimi herkescikler görmeliydi.
Ay Koray ne talihsizsin!
Ay, gideyim bari.
Ay klastan, karizmadan yıkılıyorum.
Ay çok şahaneyim!
Kendimi sabaha kadar izleyebilirim.
Hala yalnızım, tuhaf.
Neymiş o tuhaf olan?
Kendi kendinize konuşmanız mı?
Işığıma geldin, değil mi?
Bak hayatım bir ben, bir de Tom Ford.
Bak bir de Mark var, onun da hakkını yemeyelim.
Adamcağız kızıyor sonra bana.
Ay sabaha kadar kimlere göstersem acaba kendimi böyle?
Koray Bey siz akşama kadar smokin mi dolanmayı düşünüyordunuz acaba?
Tatlım, hayatım.
Bu ofise geldiğimde seni görmekten bıktım be!
Sana ne?
Sabaha kadar istersem böyle dolaşırım.
Allah Allah!
Ben asaletimi saçıyorum.
Saçmışım ay!
Toplasana, belki yardımcı olur sana.
Allah Allah ben zaten asil biriyim.
Tatlım istersen bunu içinden kırk altı kere tekrarla.
Belki gerçeği görürsün.
Sevimsiz!
Koriş!
Çok hoş olmuşsun.
Senin ağzını yırtarım.
Ay kötü bir şey demedi.
Ay hoş olmuşum değil mi?
Hayatım benim olayım bu.
Aferin, beğendik.
Bravo!
Nazarını çökertme.
Hazulet, kenafir!
İşim gücüm var benim.
Daha Ömerlere göstereceğim kendimi.
Aman aşk olsun!
Hadi git, çok umurumdaydın zaten.
Defol be!
Mojumu çalıyorsun, mojumu!
Senden nefret ediyorum, Sinsirella.
Ömer!
Kız!
Sude!
Kız gel!
Kız dur, makyajın bulaşacak smokinime!
Ay çok özlemişim seni.
Ben de çok özledim kız! Kız ne oldu sana böyle?
Nasıl güzelleşmişsin.
Ben de çok özlemişim valla.
Ne güzel iletişim.
Keşke ben de hayatımı bu düzeyde geçirebilsem.
Laf sokuyor.
Kız Mesude gördün mü? Laf sokuyor bana.
Sen takma onu Koriş'im.
Biz çıkacağız zaten şimdi.
Nasılsa artık buralardayım.
Kız dedikodular birikti çok fena.
Ararım ararım.
Bay bay!
Hadi.
Ömer.
Koray Bey, Ömer Bey...
Çenen çekilsin.
Ömer!
Nasılım?
Pervasız.
Tembel.
Bir de dedikoducu.
Ağlarım şimdi ama.
Kış hazırlığımıza baktın mı Koray?
Bence şimdiden bir şeyler düşünmeye başla.
Uğursuz patron, iyi tamam.
Sanki ödül almaktan düşünmeye fırsatım kalıyor da.
Akşam bir ödülümü alayım.
Yer bulamadığım için... Ne olacak benim bu halim?
Çok özelim, çok.
Şubat güldü, nihayet.
Aman.
Buz dağı eriyor.
Sana bir şey diyeyim mi Ömer?
Yani insan bir iltifat eder.
Ay senin yüzünden biri duysa kendini beğenmiş der bana.
Şahane görünüyorsun.
Çok teşekkür ediyorum hayatım.
Biliyorum, her zamanki halim.
Defne, kahveler hazır.
Tamam o zaman, ben şunu bir şey yapayım.
Yandım!
Ya sen araba mısın? Pervane misin?
Manyak mısın?
Bu gürültü ne böyle?
Sen deyince sakalıma bir şekil yaptım.
Nasıl olmuşum?
Bu ne bu?
Kermit gibi olmuşsun.
Hayatım yoruyorsun beni çirkinliğinle.
Çekilir misin?
Kermit neydi ya?
Kermit çirkin.
Çirkin ama karizmatik.
Gir.
Defne.
Ne bu halin?
Önemli bir şey değil, kahve döküldü üzerime.
Ama merak etmeyin, smokininize bir şey olmadı.
Tamam sen ver onu, çıkabilirsin Şükrü ile.
Çok mu umurunuzda?
Zaten değiştiremem, yanımda yedeğim yokmuş.
Mecburen ıslak dolanacağım bütün gün.
Ay yok artık, bu kadarı da işkence yani.
Efendim?
Yok bir şey.
Sen bunu giy.
Ben smokini giyerim.
Nasıl?
Defne kaç dakika bekleyeceğiz böyle?
Giy hadi.
Tamam, teşekkür ederim.
Ay adamı görünce dilim tutuluyor ya.
Bir de gidip laf anlatacağım. Nasıl anlatacaksam?
Çüş.
Derya.
Sana buradan bir uçarım.
Zaten yangın alarmını çalıştırasım var.
Az kaldı bak.
Ne yapacaksın? Giyecek misin onu?
Giyeceğim Derya.
Burama kadar da çekeceğim. Tamam mı?
Allah Allah ya, bir asabiyetler falan.
Kesin olaylar var.
Kız anlat kız, ne olur.
Gıcık ya.
Gıcık.
Hatta bir arada benim asistanlığımı yaptı.
Ben gayet memnunum performasından.
Siz şirket içinde asistan değişim programı açmışsınız.
Şirket istihbaharı dışında bir konu var mı? İlgini çeken.
İyi değilsin sen.
Çok kötüsün hatta.
Ne oldu?
Neyin var?
Kim üzdü seni?
Demek biri kalbine girmeyi başarmış sonunda.
Girmiş.
Ve çok fena yapmış orayı.
Yok canım, ne alakası var?
Kim üzecek?
Öyle iş miş işte.
Karışık mı?
Olabilir.
Kendime barışığım, derdim değil diyorsun.
Biraz daha bahsedersen derdim olmaya başlayacak.
Bu arada bölümünde ilgimi çekti.
Tasarım, sen.
İçinde ben olmasaydım o kadar dikkatini çekmezdi.
İddialı.
Herhalde.
Bilmem farkında mısın ama büyüdüm ben.
Kendinden emin.
Ne istediğini bilen bir kadın oldum.
Farkındayım.
Büyümüşsün.
Sen çok küçüksün.
Büyüdüm evet.
Algılarının açık olmasına çok sevindim.
Kahveni bitir, kalkalım.
Akşama ödül töreni var.
Yapacak işler var.
Şirkette olmam lazım.
Tamam.
Ne var be?
Yakışmış da.
Hadi gidiyoruz.
Nereye?
Ödül töreni var akşam, biz de gideceğiz.
Allah Allah! Biz niye gidelim canım?
Çünkü bizim patronlarımız ödül alıyor.
Onları manyaklar gibi alkışlamayalım mı?
Yalnız bırakmak olmaz hadi.
Tamam ben bir Ömer Bey'e görüneyim.
Ömer Bey'e çıkacağım diye bir haber vereyim de.
Şey yapayım da geleceğim.
Vay be, Yasemin Hanım bana daha bir kalemini bile vermedi.
Siz böyle tişörtler mişörtler falan.
Beni pek sevmiyor mu acaba ya?
Ben bir geçeyim mi?
Ben bir geçeyim.
Kareye bak.
Ömer biraz güler misin hayatım? Söz veriyorum bu son açı.
Yeter, ben hakikaten sıkıldım.
Ay azıcık Sinan'dan feyz alsan ne olur ha?
Hayatım bizler önemli insanlarız.
Bak birarada olduğumuzu herkese göstereceğiz ki arkadaş olduğumuzu anlasınlar.
Sonra insanlar gelip bize bizim dedikodumuzu yapacaklar.
Sonra biz bunları birbirimize anlatacağız.
Hayatım niye düşünmüyorsun Ömer'ciğim?
Bak bak!
Maşallah, bembeyaz dişli arkadaşım benim.
Ben uyamıyorum Koray, tamam bitti çekim.
Huysuzlaştınız yine!
Koray insan kendi kendinin fotoğrafını çeker mi? Bu saçmalık?
Hayatım bütün dünya yıkılıyor selfieden.
Allah Allah!
Hem sana bir şey diyeyim mi? Bu sendeki tip bende olacak var ya...
...günde seksen tane selfie çeker, fotoğraflarımı bastırırım.
Ay Ömer hakikaten ben sen olsam kendimi eve kapatırdım.
Panjurları indirirdim, eve de kimsecikleri almazdım.
Sonra bütün gün aynada kendime bakardım.
Ay Ömüş keşke ben sen olsaymışım.
Ama ben sen olmak istemem, Koray.
Hayatım konu sen değilsin. Susar mısın?
Pardon.
Ömer Bey ben şimdi çıkıyorum.
Orada görüşürüz.
Tamam çıkabilirsin.
İyi günler.
Son fotoğrafı çekeceğiz. Tamam.
Oley!
Yıldızlar yere inmiş bu gece.
Laflara bak.
Şaka!
Ne bileyim, iş miş şimdi.
Senin sağın solun belli olmaz.
Aman lafını da hemen söyle.
Ne oldu yıldızlara?
Tamam hadi gel.
Ne o? Şarjın mı bitti?
Hayır.
Nefis müzikler indirdim.
Yolda gelip giderken dinleriz.
Vay!
Bize karışık kaset yaptın yani.
Kaset mi kaldı canım?
Olsun kalmasın.
Ona karışık kaset demek güze bir kere.
Bizim zamanımızda a yüzü b yüzü vardı o kasedin.
A üç numara diye favori parçanı söylerdin.
Aramızda doksanlar romantiği var galiba.
Kusura bakmayın, Yasemin Hanım.
Bizim sizin gibi şaşırtıcı özelliklerimiz yok.
Laf yine bana geldi.
Geldi.
Laf zaten sana gelmek istiyor.
Eşek.
Aklını başından alacağım bu akşam.
Birini sevmiş, aşık olmuş.
Kimseyi sevemez.
Aşk acısı da yaşayamaz sanıyordum.
Olsun, sorun değil.
Kimse o yolumdan çekerim.
Kimse onu benim sevdiğim kadar sevemedi.
Ona kötü bir şey olsun istedim.
Beni sevsin istedim.
Ve bu olacak.
Sude.
Sinan.
Sen nasıl girdin buraya?
Seni tebrik etmek istedim.
Sağ ol.
Daha etmedim ki.
Sude, biz bunu yapamayız.
Bu çok yanlış olur.
Hayır hayır, ben...
...seviyorum seni yani, ben...
...aşık oldum yani, bir anlık bir şey değildi bu.
Sen çok küçüksün.
Senden nefret ediyorum!
Selam.
Selam.
Kavalyesiz girmeyeyim dedim.
Keşke söyleseydin.
Evden alırdım.
Alırdın.
Ne yapmak istersin? Girmek mi istersin? Ömer'i mi bekleyelim?
Hayır, Sinan.
Seninle girmek istiyorum.
Tamam kızma.
Eğlence kaçmıyor.
Peki madem.
Gidelim.
Tamamdır, Şükrü.
Sen git Defne'yi al.
Defne ben kendim geleceğim dedi ama...
Der o der, sen al.
Peki efendim.
Ortak.
Ne haber?
Harika görünüyorsun.
Sen de öyle.
Nasılsın Ömer'ciğim?
Sağ ol, Koray.
Geliyorum ben.
Ömer nasılsın?
Başın sağ olsun.
İstanbul'da değildim.
Yeni haberim oldu.
Sen sağ ol.
Hayat nasıl gidiyor?
Yolunda.
Şunlara baksana.
Hektor ve Aşil gibiler resmen.
Fena.
Sen de Paris oluyorsun bu durumda.
Paris ben olsaydım, Helen'in bana aşık olması gerekirdi canım.
Helen kimmiş ona bakmak lazım tabii.
Ya seni gördüğüm iyi oldu.
Bir ara konuşmak istiyorum.
Ne zaman müsait olursun?
Bakarız.
Dışarı çıkacağım.
Gelsene.
Sen çık, görüşürüz sonra.
Görüşürüz.
Şu senin listeyi dönerken de dinleyelim.
Şu iyi parçayı özelikle.
Olur, dinleriz.
Belki de arabayı da şöyle boğaz manzaralı bir yere çekip...
Deniz.
Yasemin.
Önde oturuyorsun.
Bu ne alçak gönüllülük ya?
Yok canım. Nasılsın?
Bugün aradım seni, meşguldün.
Sen gidebilirsin, çıkmadan haber veririm sana.
Öyle mi Yasemin Hanım?
Haber verir misiniz?
Bir sorun var galiba.
Hayır hayır, bir sorun yok.
Evet İsmail, haber veririm.
Derneğimiz oylarıyla belirlenen en iyi fotoğrafçı ödülünü...
...kızların en iyi arkadaşları ayakkabılarıdır konsepti ile...
...Koray Sargın ve Passionis alıyor!
Ben!
Ay vallahi düşüp bayılacağım!
Çok çok teşekkür ediyorum, sağ olun!
Ömer'ciğim!
Ay hayatım!
Çok teşekkür ediyorum, sağ olun!
Ben!
Çok çok teşekkür ediyorum, sağ olun!
Çok teşekkür ederim.
Öncellikle Passionis, Ömer ve Sinan'a çok teşekkür ediyorum.
Sinan Bey.
Biraz ayıp olmuyor mu? Niye bu kadar şıksın?
Çok zarifsiniz.
Ama o sizin gözünüzün güzelliği. Siz de mükemmel görünüyorsunuz.
Sağ ol.
Masayı arıyorsan orada. Gel geçelim.
Ha yok, Sinan Bey.
Ben ofiste size söyleyemedim ama ben her şeyi Ömer'e anlatacağım.
Ne?
Neriman Hanım'ı, oyunu.
İki yüz bin lirayı.
Her şeyi.
Her şeyi bilmesini istiyorum.
İyi ki varsınız, sağ olun!
Sıra geldi yılın tasarımı ödülüne.
Passionis ve Ömer İplikçi, Sinan Karakaya!
Sizi çağırıyorlar galiba.
Defne.
Hadi gidin.
Beyefendilere ödüllerini vermek üzere Türkiye Ayakkabıcılar Birliği Başkanı...
...Sayın Hüseyin Çetin'i sahneye davet ediyorum.
Teşekkür ederiz.
Ödülü Passionis'de emeği geçen herkesin adına alıyorum.
Bütün çalışma arkadaşlarıma huzurunuzda tekrar teşekkür ediyorum. Tekrar sağ olun.
İyi akşamlar, ben de yarattığı...
...Ömer İplikçi'ye huzurlarınızda çok teşekkür ederim.
Çok sağ olun, teşekkürler.
Daha fazla kaçamazsın.
Ömer.
Sana her şeyi anlatacağım.
Her şeyi...
...niye gittiğimi daha doğrusu niye gitmek zorunda olduğumu.
Gerçi bu pek hoşuna gitmeyecek ama.
Ne diyorsun Defne?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.