Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
Manzara, çok güzelmiş. Öyle ferah ferah.
Şu an benim manzaram daha ilgi çekici bence.
Ay ben nasıl gideceğim?
Gitme zaten.
Ömer.
Ay benim gitmem lazım.
Yani nasılsa daha iki gün daha buradayız.
Yalnız kalırız değil mi?
Ay ama nasıl bakış o şimdi ya? Ben nasıl gideyim?
Ben şey için hani... Şirkette laf çıkmasın diye.
Kim ne düşünüyorsa düşünsün. Umurumda değil.
Ama yani, benim için işte sonuçta....
Ömer Bey'siniz.
Yani şirkette yani. Siz değil, sen.
Şu sizi kaldırsak, Ömer'le Defne olsak.
Ömer.
Ay yok. Yok. Benim gitmem lazım.
Şey yapalım o zaman. Akşam yemekte görüşelim.
Kaçtım ben.
Ama bu bana hiç yetmedi.
Ne yaptım ben ya?
-Defne. -Sinan Bey.
Bizim odada şey oldu. Derya havlu kalmamış dedi.
Bende öyle havlu aramaya çıktım ama odama dönüyordum.
Tamam yalnız senden ricam bundan sonra benden habersiz odandan çıkma olur mu?
Kızım takılıyorum. Niye açıklama yapıyorsun?
Gezmeye geldik buraya.
Evet, doğru.
Akşam yemeğinden sonra bir planın var mı?
Yok.
Tamam, bir konuşalım mı seninle?
Ne konuşacağız?
Sabırsızsın.
Sinan Bey, çok gizemli oldu böyle.
Ben merak ederim.
Kötü bir şey mi var?
Yok. Yok yok kötü bir şey yok.
Biz bir konuşalım ya. Tamam mı?
Olur. Konuşalım, tamam.
Ben şey yapayım. Tamam.
Bakar mısın?
Ben suların içinde limon dilimleri ve taze nane yaprakları olsun istedim.
Niye koymadınız?
-Kusura bakmayın, hemen hallediyoruz. -Derhal.
Lütfen ama yani. Evet, bunu eksik etmeyelim ya.
Siz hiç merak etmeyin Necmi Bey.
Az önce motivasyonumuzu düşürecek bir tehlikeyi bertaraf ettim.
Tebrikler Gözlük, tebrikler.
Passionis seninle gurur duyuyor. Senin onun gizli kahramanısın.
Ne iyi ettik de geldik buraya Necmi Bey.
Kendimi gerçekten çok iyi hissediyorum.
Sizin nereden aklınıza geldi bu gezi şeyi?
Kaldırımda oturmuş miskin ruhları ellerinden tutup kaldırmak istedim Gözlük.
Nasıl yani?
Aslında bu çok uzun hikaye ama. Anlatayım sana.
Gözlüklerini sıkı tut.
Şimdi... Birlik ve beraberlik duygusu.
Bir masa etrafında aynı amaç, aynı hedef için toplanmış insanlar...
Her şeyden önce iş hayatında kendini yapayalnız hisseden modern bireyi tanıyacağız.
Mesela beni.
Sen ve senin gibi niceleri.
Başarı, pırıltı, zafer...
Şan, şöhret, zenginlik...
İstedim. Valla yalan yok yani. İstedim.
Ya öyle nişan fotoğrafı çekiliyor gibi dizilmeyin yan yana.
Farklı pozlar verelim.
Dur bak, nasıl yapalım biliyor musun?
Böyle yapalım.
Ev-iş, iş-ev.
Öldürücü bir rutin.
Selfielerdeki yüzleriniz, sosyal medyada paylaştığınız yazılarınız bile birbirinin aynı.
Zaten sosyal medya dediğin nedir?
Aynı avluya baka toplu konutlar.
Bitmişiz biz. Yoğun bakıma alsınlar bizi Necmi Bey.
O, Necmi İplikçi aranıza katılmadan önceydi.
Ama ben aranıza katıldıktan sonra sizin taze bir kana ihtiyacınız olduğunu fark ettim.
O yüzden de olaya el koydum ve harekete geçtim.
İşte, motivasyon gezisi bu fikirden çıktı.
Oldukça dahiyane.
İşte modern çağın aranan lideri.
Şimdi gelişmeleri anbean, kanlı canlı seyredelim.
Arkadaşlar nasılsınız?
"Bombe!"
Ay hep birlikte "bombe" derken çekinelim.
Hadi bakalım, "bombe".
Anında sonuç.
Tespitleriniz resmen ufkumu açtı benim Necmi Bey.
Hayır Gözlük. Daha asıl mevzuya girmedim.
Seyret şimdi.
Arkadaşlar, lütfen o küçük kafalarınızı küçük ekrandan kaldırıp bana döndürür müsünüz?
Şimdi, telefonları topluyoruz.
Ne? Hayır vermem.
Neden ya?
Çünkü bu telefonlar elinizde, bütün gün "çıp çıp çıp" ya birbirinize mesaj atıyorsunuz...
...ya da sabahtan akşama kadar selfie çekiyorsunuz.
Hayır efendim. Motivasyon gezisi böyle olmaz.
Biz burada modern dünyadan izole iki gün geçireceğiz.
Biz burada yüz yüze iletişim kuracağız.
Gerekirse birbirimize fıkralar anlatacağız.
Hatta hep birlikte şarkılar söyleyeceğiz.
-Topla Vedat. -Hemen.
Ya ama ben sürekli tatil fotoğrafı göndereceğim diye seviniyordum.
Bir "havuz başı keyfi" bile yazamayacak mıyım?
Bence o kadar kötü bir fikir değil ya.
Dünyadan uzak tamamen iki gün geçireceğiz.
Ay hatta romantik bile.
Romantizm... Tam da ihtiyacımız olan şey.
Sence de öyle değil mi Derya?
Alayım.
Bu arada yeni telefonlarınız şirkette sizi bekliyor.
İyi akşamlar.
Ne oluyor ya?
Valla ben anlasam da sana söylesem ne olduğunu.
Geç şöyle.
Ben geçeyim.
Telefonları toplattırıyorum.
Çünkü burada modern hayattan uzak izole bir şekilde yaşayalım...
...böyle birbirimize şarkılar söyleyelim, fıkralar anlatalım...
Değil mi ama?
Tahtaya kalkıp şiir de okuyacak mıyız?
Şiir! Harika fikir. Onu da yapalım. Harika fikir!
Verin telefonlarınızı verin.
Böyle bir şey yapmayacağız değil mi?
Yapmayız inşallah.
Bence Necmi abi fazla cozutmadan sen ver telefonu.
Vereyim madem ben.
Ağzıma sokma Vedat şunu, tamam.
-Vermiyorlar Necmi Bey. -Tamam Vedat.
-Verdim abi. -Güzel.
Ay!
Ne oldu ya, korktun mu?
Ne bileyim ben. Korktum bir an.
Korkma.
Yemeğe mi gidiyorsun?
Evet. Galiba aynı yere gidiyoruz.
Gidiyoruz da...
Da?
Şey.. Ben...
Ney... Sen...
Cümleleri yüklemle tamamlıyoruz ki Yasemin Hanım, biz de anlayalım.
Ben yönetici konumundayım, biliyorsun.
Biliyorum.
Şimdi bütün şirket orada. Herkesin gözü önünde senle ben...
Aman tamam anladık. Bunun için mi kıvranıyorsun sen?
Samimiyet derecemiz minimumda.
Allah Allah. Gören de kuzu sarmayız sanır.
Ama ben mevkii olarak söyledim.
Yoksa... Ama durum bu canım ne yapabilirim ki?
Yani başka ne olabilir? Yöneticiyim ben.
Yöneticiyim yani.
Yok ben almayacağım, teşekkür ederim.
(Vedat) Derya, bence bu radyasyon senin ışığını çalıyormuş.
-Herkese iyi akşamlar. -İyi akşamlar.
Hoş geldin Yasemin.
Hol bulduk.
Nasılsın?
-Şahane. Siz? -İyi.
Defne, pek hoş gözüküyorsun.
Ben mi?
Evet, sana bir güzellik gelmiş. Değil mi Sinan?
Her zamanki hali.
Afiyet olsun.
Ortak tebdil-i mekanda ferahlık varmış. Ortam bomba.
Ya.
Hayırdır? Ne oluyor size ya?
Niye sırıtıyorsunuz?
Defne demin içeride...
Çok komik bir şaka yaptı da...
Hala ona gülüyorum.
Ya tabii tabii. Şakalar, espriler... Ay ne güldük ne güldük.
Çok güldük. Meğer ben ne komikmişim.
Allah Allah. Çok merak ettim, neymiş o şaka? Şöyle de biz de gülelim bari.
Ay evet, ben de merak ettim şimdi.
(Vedat) Şimdi karışmak gibi olmasın ama bir şaka iki kere yapılmaz.
Hani nasıl ki aynı nehirde iki kere yıkanmazsa bir şaka da...
Alıntı yaptım. Derya duydun mu, alıntı yaptım.
Tabii tabii Vedat çok haklı.
Bir şeyi iki kere yapmanın hiç anlamı yok ama tabii gerekirse yine yaparız yani.
Tabii sık sık yap. Sık sık.
İşte bu. İşte hayal ettiğim Passionis.
Uyum, ahenk, ruh birliği... Harika.
Harikasınız, harika.
Sen verdin mi Ömer?
Ne veriliyor?
Telefonunu.
Nereden çıktı canım şimdi?
Teknolojiden uzak, izole bir hayat yaşayacağız burada.
Kafamız dinç olsun yani. Vedat, hemen al telefonu. Hemen.
Gördüğünüz gibi, patronlara bile ayrıcalık göstermiyoruz.
Akşam akşam niye telefon veriyoruz ki?
Ortak direnme. Biz verdik, çok rahatladık. Sen de ver, rahatla.
-Alayım. -Sepetle gelmişsin. Al.
Şuraya bak. Şirketin patronları bile telefonlarını bana emanet ediyorlar.
Resmen şirketin en güvenilir ismi benim. Görüyor musun Derya?
Bu salatanın tuzu m yok ya?
Kız Nörom, keşke bir helikopterimiz olsaydı.
Tepelerine anında inerdik.
Kız, görüyor musun Sinan'ı?
Ya ne şeytan kulaklıymış.
İki dakikada gömdü kızı ciğerine.
Alaturka hayatım, alaturka adam.
Sinsi Sinan.
Ay o helikopteri onun ağzını içine sokardık ne güzel.
Hayır yani, parçaları birleştirmesek dünyadan haberimiz olmayacak.
Sen bizim safoza bak. Ne işler karıştırmış ha.
Kavruk. Sıska kız.
Yere bakan yürek yakan.
Kız, derhal oraya gidip herkesin haddini bildirmemiz lazım.
Çirkinleşenler aldı başını yürüdü hayatım.
Asaletimizden ödün vermediğimiz için bütün bunlar başımıza geldi bizim.
Ay sus. Bak yine sinir geldi tepemden.
İş batıranlar.
Kartlar, kart!
İğrençler!
Ay dur. Sakinleşelim. Nefes, nefes.
Kız Nöro, biz o kadar soylu insanlarız ki.
Evet tatlım. Biz çok özeliz.
Ay siz daha gitmediniz mi?
Ay gidemedik. Necmi arabayı almış. Öbür araba serviste.
Öylece kaldık. Ay bütün bu bilgiler de senin hayatının neresinde işine yarayacaksa?
Yani gereksiz, saçma sapan sorular...
Ay iyi bari. Size iyi akşamlar.
-Kız aklıma bir şey geldi benim. -Ne geldi?
Kız dur!
Bak gör şimdi. Kız çok zekiyim. Benden korkulur.
Kız! Ay ismini unuttum. Ha Mine!
Ay kıymetli emektar...
Nöromun her şeyisin sen.
Böyle etli butlusun ama seni yine de seviyorum.
Bir şey soracağım. Araban var mı senin?
Saçmalama.
Ay yok Koray Bey.
Ay bidon. Defol git. Nereye gidersen git.
Tutuyorsun bir de bizi burada.
Ama şey...
-Dayımın oğlunun var.
Mine! Kuşum!
Hemen dayının oğlunu ara. Getirsin bize arabayı.
Ay Mine sen bir tanesin, pırlantasın.
Peki o zaman ben söyleyeyim ona, yarın sabah arabayı getirsin.
Aferin Mine.
Mine arabayı getir.
Getir Mine getir.
Getir getir.
Mine arabayı getir.
Getir getir. Seni küçük şirin, tombik.
Bir şey diyeceğim. Bunları görünce aklıma geldi de...
Biz bavul hazırlamadan önce gidiş şeklimizi bir düşünseydik keşke.
Yani gerçi bir iki parça şey almışsın yanına ama...
Kız iki gün kalacağız. Yeter mi bunlar?
Ay ne bileyim. Az kalacağız diye az şey aldım.
İyi bari yani. Yetmez ama neyse artık.
Ay görüyor musun? Biz yine ofsayta düştük. Sabaha kaldık.
Olsun hayatım geç olsun da güç olmasın.
Yarın sabah erkenden tepelerine ineriz bunların.
Ay çok haklısın canım.
Ay Korişim sen olmasan ben ne yapardım?
Çok teşekkür ediyorum hayatım.
Canım benim. Yarın o sinsi Sinan'la Yasemin'e gününü gösteririz.
Gösterelim valla. İnşallah.
Böyle sevinçten, heyecandan falan iştahım benim arttı yine.
Bir şeyler mi yesek, enerji alırız hı?
Olur olur. Yarın onların gözünü oyacağız.
Biz bugünden seninle gıdaya doyalım.
Hadi gel.
Börek kalmış mıdır?
Kalmaz mı?
Ay sarma falan da vardır hı?
Her şey var.
Ay bunlar... Aman sonra alırız bunları.
-Alırız. -Ay düşüyordum.
Necmi Bey!
Efendim?
Gemide kaçak var. İsmail'in telefonu duruyor.
Ne? Nasıl gözümüzden kaçmış o ya?
Vedat hemen al o telefonu. Hemen al.
Hemen alıyorum.
Alayım telefonu.
Şimdi ben bunu sana vermesem sıkıntı yapacaksın değil mi?
Ay Vedat'ın huysuzluğu da hiç çekilmez.
İsmail hadi ama hepimiz verdik telefonları.
Oyunbozanlık etme.
Yok yok. O bir asilik yapacak, belli.
Asilik, olabilir aslında.
Yani ilk günden aksiyon olur.
Moruk şimdi ben, bayağı kararsızım ya.
Necmi Bey! Arkadaş zorluk çıkarıyor da.
Vermiyor telefonunu.
Bu ne oğlum? Bir de tabelaya ismimizi yazıp yanına çarpı koysaydın bari.
Ne var bu kadar gülecek anlamadım ki.
Yani varsa bir şey söyleyin, hep beraber gülelim.
Canım, gençler eğleniyorlar işte.
İsmail, zorluk çıkarma oğlum. Ver telefonu.
İsmail de işte ortamı coşturuyor.
Ya bazı insanlar vardır ya hani. Ortama girince insanları kaynaştırıverir...
İso da öyle.
Defne.
Efendim Sinan Bey?
Bir isteğiniz var mıydı?
-Çok teşekkür ederim, yok. -Yok.
-Afiyet olsun. -Sağ olun.
Siz bir şey söyleyecektiniz.
Evet. Yemeğin bittiyse eğer yani yemiyorsan...
...bir dolaşmaya çıkalım mı?
Evet arkadaşlar.
Yemekler bittiyse şimdi hep beraber göl kıyısına şarap içmeye gidiyoruz.
Hadi kalkın bakalım.
Biz de mi?
Tabii siz de. Hep beraber.
Biz gelmesek Necmi abi.
Olmaz, hep beraber gideceğiz.
Arkadaşlar Sinan Bey gelmek istemiyor. Bir ikna edelim kendisini.
Sinan Bey!
Tamam tamam geliyorum. Tabii ki.
Hadi kalkın. Ayaklanın bakalım. Düşün peşime.
Neyse o zaman biz de sonra konuşacağız.
Arkadaşlar size iyi eğlenceler. Ben odamdayım. Kahvaltıda görüşürüz.
Ömer olmadı ama.
Olur amca olur. Kahvaltıda görüşürüz.
İlla bir oyunbozanlık yapacaksın yani.
Defne? Hadi.
(Islık çalıyor)
Hadi çıkıyoruz. Bekliyorum.
Günaydın.
Gel.
Nereye?
Gel gel.
Günaydın gençler.
Amca! Erkencisin.
Sabah egzersizlerimi yapıyordum.
Baksana. Çok formdayım, zindeyim.
Enerjiğim, hayat doluyum, süperim.
Günaydın Defne.
Size de.
Hayırdır erkencisiniz. Uykunuz mu kaçtı?
Uyku mu kaldı sanki?
Ben nefes alıp verdiğimi bile hissetmiyorum.
Evet tabii. Çarpar çarpar.
Ne çarpıntısı ya? Yok çarpıntı falan yapmadı.
Öyle bir şey yok.
Hayır yani çarpıntı yapar.
Temiz hava, oksijen... Bünye alışık değil tabii.
Evet evet tabii. Bünyeler alışık değil.
Bir böyle çarpıyor.
Önce bir çarpar, insanın nefesi kesilir.
Ama sonra alışırsın, alışkanlık yapar. Değil mi Ömer?
Bak Ömer alışmış.
Oksijen diyorum oğlum. Yani temiz hava falan.
Çarpar insanı diyorum.
Tabii bir yerden sonra alışıyorsun.
Hadi gelin beraber spor yapalım.
Bak. Hop bir, hop iki...
Kız, Necmoş Bey'i aradın mı?
Aradım. Telefonu kapalı. Yolda yine ararız.
İyi bari.
Kız, bak bir şey diyeceğim.
Ay Nörom hava da çok güzel. Gel bir selfie yapalım.
Ay dur şu da çıksın.
Çok güzel oldu.
Kız arabada klip falan çekeriz değil mi?
Ay tatile gidiyoruz, yaşasın!
Yolculuk forever!
Evet ama hayatım unutma! Savaşımız var.
Güç toplamalıyız.
Yolculuk boyunca birbirimizi Sinan ve Yasemin'e karşı hazırlamalıyız.
Kız ben de onu diyorum zaten.
Şimdi çıkarız yola. Basarız gaza.
Yağ gibi akarız. Hemencecik oradayız.
Ay ne güzel.
Mine'm, pırlantam.
Kız sen gittikçe güzelleşiyorsun.
Nerede araba, söyle.
Ay hadi Mine. Güneş de tepemizde. Ara çabuk gelsinler.
Araba burada ya işte Neriman Hanım. Araba bu.
Kız bu mu?
Ayol, bu bir araba mı?
Hayır, ben bunu bizim evden çıkan çöp sandım.
Ay valla bu. Canınız isterse.
Ama isterseniz otostop falan çekin.
Ay bu şimdi bir de, ne diyorlar. Düz vitestir de.
Böyle vites attırmalı.
Öyle.
Ay hayır yani. Şu karat karat bileziğimle vites at.
Oluyor mu? Uymuyor birbirine.
Ay bileziğime ayıp. Çıkar şunu Koriş.
Ay çıkarayım da Nörom. Kız, bir şey diyeceğim.
Bu araba, benim kadar.
Ay Mine! Getirdiği arabaya bak.
Ne yapalım artık Korişim, gideceğiz yani.
Başka çaremiz yok.
Ay o zaman bari eşyaları taşıyalım. Hadi.
Hadi.
Ay iletişim koptu yine. Mine!
Hadi hayatım. Yardım et bize ne olur.
Oldu.
Nörom, hadi gel bir selfie yapalım seninle.
Ay hadi.
Bana bak. Sevimli de oldu. Arabayı da alacak mı?
Alıyor mu arabayı?
Oldu.
Hadi hayatım. Taarruza geçiyoruz.
O Yasemin'le Sinan korksun bizden.
Günaydın.
Günaydın.
Erkenden uyanabilmişsin. Hayret!
Allah Allah. Niye uyanmayım?
Yani, akşam kızlarla bayağı eğleniyordunuz.
Ben gittikten sonra da Allah bilir kaça kadar kaldınız.
Epey geçe kadar kaldık valla.
Güzel muhabbet oldu.
Allah muhabbetinizi artırsın.
Eksik olma sağ ol, sağ ol.
Ya sen dinlenseydin ya biraz daha. Çok yorulmuşsundur.
Yok ya. Çok uyumayı sevmiyorum ben.
Günaydın İsmail.
-Günaydın. -Günaydın.
Yasemin Hanım siz de mi buradaydınız? Afiyet olsun.
Teşekkürler.
Buraya oturabilir miyiz?
Oturun oturun. Benim kahvaltım bitmişti zaten.
Dün gece çok güzeldi. Tekrarlamamız lazım.
Evet . Bu akşam yapalım bir şeyler işte, varmış galiba.
Sen daha yeni başladın işe.
Ne zaman tanıştın? Ne zaman kaynaştın?
Hayır, ne bu sosyallik yani.
Gereksiz gereksiz.
-Günaydın. -Günaydın.
Sinan.
İyi misin?
Niye?
İyi görünmüyor muyum?
İyilikten değil de bir tuhaflık var sende.
Bir şey olmuş, belli.
Nasıl yani?
Bir bakıyorum çok enerjiksin.
Tam gaz şirkete geliyorsun. Herkese gülüyorsun, eğleniyorsun.
İşte bizim bildiğimiz Sinan.
-Sonra. -Sonra?
Bir bakıyorum kendini işe kaptırmışsın.
Deli gibi çalışıyorsun.
Sanki şirket batacakmış da sen kurtaracakmışsın gibi.
Sonra...
Depresif, hiçbir şey yapmadan şirkette dolaşıyorsun.
Hüzünlü hüzünlü pencereden bakıyorsun.
Aynı gün içinde bu kadar duygu değişimi pek hayra alamet değil.
Aslında Yasemin bunun tıpta bir adı var ama...
...sen bilmezsin.
Sana uğramaz öyle şeyler.
Diyorsun?
Evet, uğramaz.
Ben aklımla yaşıyorum.
Duygularımın beni ele geçirmesine asla izin vermem.
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Böyle havada istifa ettim evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım.
Böyle havada aşık oldum.
Eve ekmekle tuz götürmeyi böyle havada unuttum.
Şiir yazma hastalığım hep böyle havada nüksetti.
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Diyorsun sen?
Ben bir şey demiyorum. Sen diyorsun.
Sen ne diyorsun peki?
Sende bir şey var.
Bana derin derin nefes aldıran bir şey...
Sabah sabah aç karnına ağır oldu ama.
Sen başlattın amca.
Senin de dökülesin varmış meğer.
İyi, iyi gördüm seni.
Böyle devam.
Defne nereye kayboldu?
Gitti. Yani kahvaltıdadır herhalde.
İyi. Hadi biz de gidelim. Ben de acıktım.
-Ama önce ben bir üstümü değiştireyim, tamam mı? -Olur.
(Orhan Veli Kanık - Güzel Havalar şiiri çalıyor)
(Necmi) Afiyet olsun gençler.
-Günaydın. -Günaydın.
Biz de bir konuşamadık.
Neyi?
Dün akşam yemekten sonra konuşalım demiştik ya.
Evet ya. Kalabalıkta çok zor oluyor yani.
Biz de daha yalnız kalamadık.
Siz?
İşte biz yani.
Sizle biz konuşacaktık ya...
Akşam konuşalım dedik. Kalamadık ya öyle yalnız.
Şimdi yalnız ikimiz kalsak baş başa.
Konuşsak uzun uzun...
Sonra sen beni tekrar öpsen...
Mesela.
Çok güzel olmaz mıydı?
Her şeyi benden beklememek lazım.
Diyorsun.
Yalnız şu an ateşle oynuyorsun.
En kötü yanarız, ne yapalım?
Sevgili Passionis çalışanları!
Yani ikinci ailem.
Fişek gibi bir projeyle yine karşınızdayım.
Önce gölde bir sandal sefası.
Peşinden atvlerle safari macerası. Ne dersiniz?
Hadi kahvaltıdan sonra.
Anlaşıldı. Yine baş başa kalamayacağız.
Ya... Aslında biz...
Ömer?
Ne diyorsun? Gidiyoruz değil mi?
Sinan beni biliyorsun ya. Safari falan... Boş ver.
Ya oğlum oyunbozanlık yapma işte ya.
Ay Ömer ben de meraklısı değilim ama eğlence oluyor işte.
Hiç.
Sıcak şimdi. Bir de kalabalık. Bunalırım ben, biliyorsun.
Sıcak, kendin diyorsun.
Ne yapacağız bu sıcakta otur otur?
Gözünü seveyim hadi ya.
Bak bir şey diyeceğim. Millete de moral olur.
Yok abi, gidin siz eğlenin işte.
Hayır, hep beraber gidiyorsak gideceğiz.
Yok öyle şey, tamam hadi.
Gelir o gelir.
Hadi hadi.
(Sinan) Yasemin peynir versene.
Evet. Kahvaltımız bittiyse buyurun göle geçiyoruz.
Haydi sandal sefasına!
Düşün peşime, yürüyün.
Ömer bak mızıkçılık yapmak yok.
Söz verdin. İkisine de geliyorsun.
Mecbur geleceğiz, kaçış yok.
Hadi. Defne hadi.
Hadi.
Beş-dört.
Serdar Efendi!
Allah!
Efendiye girdik. Kesin ciddi bir şey var.
Var ya. Kız alıyoruz, kolay mı?
Şimdi şu Nihan'ın...
O bir kere şu Nihan değil anneanne.
Can Nihan... Canım Nihan...
Müstakbel karım Nihan.
Dur bakalım. Daha orası belli değil.
Ne demek ya, belli değil?
Annesine haber göndereceğim. Bir hamama gideceğiz.
Niye? Sular mı kesik?
Yok abi. Sen yine geç anlayacaksın bu mevzuyu.
Ben arayı kapatayım istersen.
Şimdi şöyle...
Ay sus kız.
Ay her lafa maydanoz olma.
Nihan'ı bir hamamda göreceğim, usuldendir.
Bakalım bir kusuru var mı?
Göz dolduruyor mu?
Doğumdan sonra bozulur mu?
Kilo almaya müsait mi?
Hepsine bakacağım.
Ya yapma anneanne. Allah aşkına ya.
Daha geçen gün geyiğini yaptım kıza ben.
Hamam mı kaldı artık?
Ya sen sus. Bakacağım diyorsam, bakacağım.
Yoksa olmaz bu iş.
Ne yani? Sen şimdi benim sevgilimi şey mi göreceksin?
Çıplak.
Eskiler yapıyorsa vardır bir bildikleri.
Ya bu gelenek sayesinde kaç delikanlının hayatının kurtulduğundan senin haberin yok.
Bizim Nünü'nün akrabası hamamda gelin görmeye gitmiş. Bir de ne görsün?
Gelin erkek çıkmış.
E yuh!
Esra! Düzelt o yamuk aklını.
Yoksa ben düzeltivereceğim. Eğip büzeceğim.
Başka ne olabilir ki?
Ya dinle. Anlatıyorum işte.
Bir de bakmış ki... Kızın göbeğinde kocaman dikiş izleri.
Yağ aldırıyormuş, yağ...
One poş... Ne...
Liposuction.
Bunun da bilmediği hiçbir şey yok.
Ne var ki bunda?
O yaşta yaptırılır mı öyle şeyler?
Dana gibi olur ileride.
Zaten kaynana bozmuş işi.
Ya anneanne.
Sana ne? Sana ne ya?
Bana ne? Bana ne? Gideceğiz işte hamama.
Esra'yı da haber vermeye göndereceğim.
Sen şimdi anlamıyorsun ama ileride anneannene şükredeceksin.
Benim ne mübarek anneannem varmış, diyeceksin.
Asıl ben Nihan'a ne diyeceğim?
Ay ne hallere düştük Koriş? Ne hallere düştük?
Ay neyse sinirlenmeyeceğim. Sakin...
Bütün enerjimi oraya saklıyorum.
Sakla hayatım sakla.
Ay bir sağ salim gidebilsek keşke.
Kız Sinan ne çapkın adammış.
Ay evet.
Ay bunca zaman ben o pis Yasemin'le uğraşmaktan...
...ben o Sinan yılanını görmemişim.
Hay Allah'ım!
Yani Yasemin hava cıvaymış ayol. Hava cıvaymış.
Ben diyorum ki şu andan itibaren tamamıyla sinsi Sinan'la ilgili...
...dolduruşa gelip kurulalım.
Tamam hayatım, sen hiç merak etme de...
Hayatım sonuçta Sinan yani yine de iyi.
Yani biz konuşuruz. Hallederiz bir şekilde.
Ama kız o Yasemin yok mu o Yasemin?
Az dişli çıkmamıştı, hatırlarsın.
Ay nefret ediyorum. O Yasemin'den var ya nefret ediyorum.
-Ay, ay! Ay dur! Ne oluyor?
Ay bilmiyorum uçuyoruz galiba.
Kız mazotu falan mı bitiyor?
Ay bilmiyorum.
Ne oldu kız?
Arabaya kal geldi.
Stop etti galiba.
Kız patlayacak mı araba?
Ay Allah'ım!
Ölüyorum. Ölüyorum, gidiyorum valla.
Kız keşke Mine'yi falan çağırsaydık.
Kız bağırıp bağırıp rahatlardık.
Ay valla çok fena oldum.
Böyle tepemden geldi senin gibi Nörom.
Ay o pis Yasemin'in yüzünden hep.
Korişim dur şimdi, şunu çıkaralım.
Sen bir sakinleş. Burada bir duralım.
Kız araba kadarım zaten. Neresini çıkaracaksın?
Dur. Ay bu kemer seni ne yaptı böyle?
Kız bu kaç model? Seksen yıllık bu kemer. Nasıl çıksın buradan?
Ay kalakaldım.
Help me!
-Ay gençliğini yedi. -Ay sus.
Vallahi gençliğimi yedi. Yedi bitirdi bu kemer.
Ay dur şöyle yapalım.
İyi misin canım?
Ay biraz rahatladım kız.
Merhaba. Bana mı durdunuz acaba?
Aç şunu aç.
Ayol sana niye duralım?
Sen büst müsün? Sana selam mı duralım, ne?
Yok ben otostop çekiyordum da.
Durunca bana durdunuz zannettim.
Beyefendi otostopçuymuş.
İyi madem.
Bak şimdi, böyle camı da açtık. Cereyan oluyor.
Saçımız falan bozulacak. Bin bari.
Seyahatimizi renklendirirsin. Hadi gel.
Tamam.
Ay pardon. Ben ineyim de.
Al canım.
Yalnız bak. Yolumuzu santim değiştirmeyiz. Çünkü çok acelemiz var.
Yok yok hiç önemli değil.
Ben zaten müsait bir yerde ineceğim.
Hadi Nörom çalıştır.
Hadi gidelim hayatım buradan.
Hazır mısın kuşum?
Hazırım hayatım.
Pis Yasemin!
Ay kusura bakmayın, biraz dans eder.
Kız yine girdi türbülansa.
(Necmi) Buyurun buyurun, böyle buyurun.
Değerli konuklarımız, hepiniz hoş geldiniz.
Kaptan pilotunuz konuşuyor.
Önce bu küçük deniz taşıtları hakkında bazı küçük bilgiler vermek istiyorum.
Bir. Küreklerimiz sağda ve solda olmak üzere sandalımızın iki yanındadır.
Can yelekleri sandalın içindedir.
Can yelekleri ayağınızın hemen dibinde olup ulaşabileceğiniz en kısa mesafededir.
Şimdi ikişerli ya da üçerli gruplar halinde sandallara biniyoruz.
Ve tadını çıkarıyoruz.
Lütfen dikkatli olunuz.
İyi eğlenceler diliyoruz.
Turumuza katıldığınız için çok teşekkür ediyoruz.
Buyurun efendim.
-Nazlıcan gel biz şuradakine binelim. -Tamam.
Kızlar durun. İkişerli grup olalım.
Allah'ım hareket edemiyorum.
Edemiyorsun çünkü seni ben tutuyorum salak.
Neden Necmi Bey?
Oğlum böyle fırsat kolladığını hemen belli etme.
Biraz cool ol. Yavaş ol.
Ben bu tür zevzekliklerden hoşlanmam.
Ben içine kapanık, duygusal bir adamım havası yarat.
Evet, doğru tamam.
Bu kadar hevesli olduğunu belli edersen mazallah o kızlarla kanka olursun.
Sevgililiğe dönüş olmaz.
Allah korusun.
Necmi Bey. Bizimle gelmek ister misiniz?
İstemez miyim canım? Gelirim tabii.
Sen burada kal Gözlük.
Geldim kızlar içim sızlar.
Buyurun geçin arkadaşlar.
Hoppala.
Nerede kaldı ya? Nerede kaldı?
Defo. Hadi gel beraber binelim. Zaten göremiyorum seni.
Valla tek göremediğim sen değilsin.
Ne?
Evet ya. Görüşemedik. Hep öyle oldu.
İsmail bizimle gelsene.
Hadi ama İsmail.
Hadi ama İsmail.
Peki madem.
İşte magazin dünyasının beklediği etkinlik.
Sandal sefası...
Az sonra... Hadi.
Ay valla benim hiç sefa yapacak halim yok Sinan Bey.
Tamam bunu sandalda konuşuruz, hadi.
Gel, hadi gel.
-Vedat bize yardım et. -Buyurun bu taraftan.
Ömer Bey hoş geldiniz.
En sona ikimiz kaldık demek ki.
Sen niye gitmedin onlarla?
Ben bir tavsiye üzerine burada kalmaya karar verdim.
Ama neyse canım. İkimiz bineriz artık değil mi?
Hem şu pırıltınızdan biraz ben de alırım şöyle fıtı fıtı fıtı...
Ne diyorsun Vedat?
Beni diyorum. Beni, beni... Vedat'ı.
Beni Instagram'dan bir takip etseniz.
Böyle birlikte bir selfie falan çekilsek.
En az 11k takipçim olur. O da zaten fenomenlik seviyesi.
Vedat sana bir tavsiyede bulunayım mı?
Tavsiye. Alırım bir dal Ömer Bey.
Neyse. Hadi bin bin. Beraber gidelim, gel.
Tamam, buyurun.
Ay! Kapalı.
Niye açmaz ki bu telefonunu?
Ömüş'ü arasan.
Ona şimdi niye gittiğimizi açıklayamam.
Ömüş, yeğeni.
Evet. Bütün bu başımıza gelenler onun yüzünden geliyor.
Birazcık uysal olsa, işleri bana bıraksa.
Biliyor musunuz, ben ona ne kızlar ayarlayacağım?
Değil mi Koriş?
Öyle hayatım. Yani Ömüş de nemrut.
Sakın yanlış anlama arkadaşım.
Biz seninle arkadaşız.
Yani bir soğuk bir soğuk. Kutuplarda mı büyüttünüz siz kız o Ömüş'ü?
Yani hayatım böyle iyi hoş da, kötü huyları var.
Bazı huyları kötü yani.
Neyse, çok uzattım.
Ay dedikodu mu? Biz dedikodudan nefret ederiz. Hiç dedikodu yapmayız.
Zaten bizim dedikodu yapmaya vaktimiz yok beyefendi.
O pis Yasemin'le uğraşmaktan vakit mi kalıyor? Değil mi Koriş?
Sus sus. Çirkin şeytan.
Katil ruhlu kara dul.
Ayol ne olduysa hep o Yasemin yüzünden oldu.
Hayatım ben sana şöyle anlatayım. Şimdi...
İnsanlardan çok uzaklaşmayalım.
Şu tarafa doğru git de eğlenceyi kaçırmayalım.
Tamam Yasemin Hanım.
Bu motivasyon gezisinden İstanbul'a döndüğümüz zaman...
...eğer soran olursa kürek çekmekten motive olamadı dersin tamam mı?
Ben de burada hanım kız gibi, küçük hanım gibi oturmuşum.
Verin ben de yardım edeyim azıcık.
İstanbul'a döndüğümüzde soran olursa da...
...Defne küreği bir kere çektikten sonra Hakk'ın rahmetine kavuştu derim.
Allah Allah. Siz bir kere benim kaslarımı görmediniz daha.
Allah Allah! Kürekler ne diyor duyuyor musun?
"Gah gah gah!"
Valla hiç, bana verseniz kürekleri hiç durmadan çekerim İstanbul'a kadar.
Hiç gık demem.
Coğrafya bilgine kurban.
Burası göl, onu ne yapacağız?
Ee?
Ondan sonra ne yaptı biliyor musun o?
Casus casusu bizim ayakkabı modelimizi o Tramba'ya veriyordu neredeyse.
Tabii. Bir de hayatım o zamanlar biz bunun bu kadar tehlikeli bir kadın olduğunu falan bilmiyoruz.
Yani o sinsi yılan dilini çıkarmamış daha o zamanlar.
Ama saman altından ne sular yürütüyormuş.
Ya bir şey söyleyeceğim. Ben hiçbir şey anlamadım.
Bu Yasemin size ne etti lan?
-Ay bizi tuvalet camına sıkıştırdı! -Ay bizi tuvalet camına sıkıştırdı!
Yeter!
Hakikatten Ömer Bey, ben onu niye akıl edemedim?
Neyi akıl edemedin yine?
Sinan Bey'i diyorum yani. Onun da Instagram'da çok fazla takipçisi var.
Onunla bir selfie çekinsem, beni takip etse valla yürür giderim ben.
Senin aklın hala orada mı?
Yok orada değil, burada.
Buradayım ben.
Biz çıkalım mı? Sana güneş, su iyi gelmedi.
Çıkalım.
Necmi Bey'in ne iyi oldu da aklına geldi buraya gelmek ya.
Yemin ediyorum kendimi buldum.
Tabii, protein al az.
Ya inşallah Ömer Bey, Vedat yüzünden hayata küsmez.
Allah! Valla ben o tehlikeyi hiç düşünmemiştim ya.
Zaten hayata bir küs bir barışık takılıyor.
Ömer Bey kenara mı çıkıyor?
Kıyıya çıkıyorlar galiba.
Küstü herhalde.
Bana mı bozuldu acaba ya? Ben burada kakırı kikiri.
Boş ver ya. Zaten dediğin gibi bir küs bir barışık yaşıyor ya.
Defne.
Rüzgar çıktı. Yelkenleri aç.
Yelken mi?
Kızlar eğleniyor muyuz?
Evet!
İşte düşman gemileri! Saldırın!
(Bağrışmalar)
Sinan duramadı yine yerinde.
Yasemin Hanım, ne zaman bu kadar yaklaştık ya?
Fark etmedik.
(Bağrışmalar)
Sinan Bey düştü ya.
Defne, ben batıyorum. Sen gemimizi kurtar.
Ay rezil!
(Gülüşmeler)
Ne gülüyorsunuz be?
Ne gülüyorsunuz?
Çeksene beni.
Ne oluyor buna ya?
Garson, bir bakar mısın?
Nihan, ne zaman geldin sen?
Bal gibi gördün. Bırak şimdi.
Ne oluyor? Biz bu ilişkinin tripleşme safhasına ne ara geçtik Serdar?
Yok canım, ne tribi?
Bildiğin kafanı çevirdin.
İlişki sözlüğünde bu ya trip demektir ya da küslük.
Gönlümü al hesabı.
Benim gönlüm sende zaten kızım.
Yemezler. Var sende bir şey.
Dökül.
Nihan. Valla bir şey saklamıyorum. Yemin ederim ya.
Al işte. Bir şey saklıyorsun. Anladım ben zaten. Ne oldu? Ne saklıyorsun?
Evlenemiyoruz.
Bir aksilik çıktı değil mi? Evlenemiyoruz.
Ya ben biliyordum zaten bir aksilik çıkacağını ya.
Ne oldu? Dur söyleme. Bari şu son mutlu dakikaların tadını çıkarayım.
Ya evleniyoruz canım, saçmalama.
Hem bizde laf ağızdan bir lere çıkar. Allah Allah.
Ne oldu o zaman?
Otur.
Anneannem.
Ne o? Rövanş mı alıyorsunuz?
O da benim tipimi mi beğenmiyor yoksa?
Yok. Daha karar vermemiş. Hamamda bakacakmış.
Ne?
Sen ciddisin.
Hamama gidiyoruz.
Ay olur mu öyle şey ya?
Ay saçmalık. Ne yapacağız?
Yırtamayız değil mi?
Şark hizmeti gibi düşün.
Mecburi diyorsun.
Ağlayacağım ama ben ya.
Asıl ben şeyi unuttum.
Yasemin geçen gün ne yaptı biliyor musun?
Yeter! Yeter ya.
Arabaya bindiğimden beri Yasemin öyle, Yasemin böyle...
Yok Ömüş yok kömüş.
Yok Yasemin...
Manyak mısınız siz? Salak mısınız ya?
Ya durdur ya! İneceğim ya. Durdur arabayı.
Ay tamam be. Ne oluyor buna ayol?
Ya resmen manyaklar ya.
Kriz geçiriyor bu çocuk.
-Ya dursana. -Duruyorum, duruyorum.
Bir dakika, sakin.
-Ya dursana. -Duruyorum, bir dakika.
O kadar trafikte bulduğum arabaya bak.
Çek sağa.
Manyak mıdır nedir ya?
Ay ne oldu? Ben hiç anlamadım.
Herkes deli gördün mü? Kız salak mı dedi? Salaklar iş başında gibi bir şeyler söyledi bu.
Ay ben de öyle bir şeyler duydum ama anlamadım.
Kız ben şimdi anladım. O bize salak dedi.
Kız biz salak mıyız?
Ben öldürürüm. Ben yolarım seni.
Kız bu araba geri geri gitmiyor değil mi?
Ben öldürürüm seni, boğarım.
Buraya gel.
Ay bağırma aşkım, sinirlenme. Bırak onun kötülüğü ayol!
Manyak o, manyak.
Ne bileyim hayatım. Terbiyesiz, pis.
Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Biz çok ucuza atlattık.
Bu zaten bindiğinde manyak bir şeydi.
Böyle tuhaf tuhaf bakıyordu. Manyaktı o.
Ay Koriş. Bak şu anda çok korktum.
Ya bizi kesseydi?
Kız verilmiş sadakamız varmış.
Sen mi verdin?
Kesin ben vermişimdir.
Ucuz kurtulduk. Manyak mı ne?
Rüzgarlar saçlarımızı savursun.
Yollar da bizi konuşsun.
Ay ne oluyor yine?
Biz oraya kaç saate gideceğiz?
Ay alıştık artık canım.
Akşama varırız herhalde.
Ay yine yaptı.
Ay sonunda biz bununla da anlaşacağız.
Yola getirmesini biliriz.
Biz kimleri yola getirmişiz.
-İn. İn. -Konuşma, konuşma bizle. İn.
Kız acaba araba mı konuşuyor bizimle böyle?
Ne dersin?
N'aber Sinan, iyi misin?
İyiyim Necmi abi. Sağ olun.
Nasıl devirdim ama seni?
Ya Sinan Bey, bir yerinizi vurmadığınıza emin misiniz?
Eminim, merak etme.
Sinan Bey, çok geçmiş olsun.
Sağ ol.
Neyse ki kötü bir şey olmadı.
Evet, teşekkür ederim.
Sağ olun arkadaşlar, teşekkür ederim. Abartmasak mı acaba?
Ne güzel eğlendik işte, tamam boş verin ya.
Evet çok eğlendik.
-Geçmiş olsun Sinan Bey. -Sağ ol İsmail.
Ben bir üşüdüm galiba ya.
Ben de burada duruyorum.
Ben şimdi hemen otele gidip havlu getiriyorum.
Koş koş.
Allah kahretsin.
Sırılsıklam oldum.
Hep senin yüzünden.
Bir sandalı idare etmeyi beceremedin.
Evet Yasemin Hanım, çok pardon.
Yasemin Hanım, size de çok geçmiş olsun.
Ben gidip size de bir havlu getireyim.
Aman bırak. İstemez.
Hepinizi gördüm ben zaten.
Düştüğümde hepiniz güldünüz.
Yani biriniz de aman Yasemin Hanım düşmüş, yardım edelim demediniz.
Madem kimse demedi. Ben diyorum Yasemin Hanım.
Tut gözlüğümü Asuman.
Alın benim tişörtümü giyin.
İğrençleşme. Kapat.
Ben başımın çaresine bakarım.
Giyin Vedat.
(Islık çalıyor)
Ömer Bey.
Beye geri mi döndük?
Bırakmıştık, ne güzel.
Yok ya, O şey... Ağız alışkanlığı.
Kötü alışkanlıklardan kurtuluyoruz o zaman.
Daha iyilerini ediniyoruz.
Mesela?
Aslında güzel bir başlangıç yaptın sayılır.
Hani odaya geldin ya onu söylüyorum.
Defne bizim bu halimiz ne olacak ya?
Niye biz bir türlü yalnız kalamıyoruz?
Değil mi ya? Sanki herkes biliyormuş da engel olmaya çalışıyormuş gibi.
Neyse. Bence başardık artık. Sonunda.
Evet ama yine de burada konuşmayalım ya. Çok yakınlar, duyarlar falan.
Uzaklaşalım o zaman.
Defne ben gerçekten çok sıkıldım kalabalıktan.
Gel götüreyim seni.
Niye ya? Ne güzel motive oluyorduk işte.
Safariler, sandallar falan.
Evet evet. Bayağı motiveydiniz sandalda.
Ya o aslında tesadüf oldu.
Ben seni bekliyordum.
Konuşuruz, binmeyelim diye.
Sonra Sinan Bey öyle şey yapınca...
Şey yapmış...
Çok mu kızdın ya?
Bir şey söylesene çırpınıyorum burada, bir şey söyle Ömer.
Bir daha söylesene.
Neyi?
O son söylediğini.
Ömer!
Ay valla delireceğim ya! Bak sırılsıklam oldum.
Yasemin ne oldu sana?
Defne havlular nerede?
Değil mi, ben o zaman gideyim de havlu getireyim.
Yani. Ya bir göle düşmediğim eksikti.
Bir de ben düştüm düşünebiliyor musun? Böyle lönk diye gittim yani.
Dur şunu al bari al. Üşüyeceksin.
Aşk olsun Ömer sen de mi?
Tamam tamam bir şey yok. Üşüme, al.
Gülüyorsun.
A ah! Ay ben ne salağım ya!
Adama not yazdım cebine koydum.
Cebine not yazdım koydum demedim ya.
Aferin yani Defne ha! Entrikadan anladığın bu kadarmış, bravo!
Hey Allah'ım!
Ay Nöro'm burası mı?
Burası olmalı.
Bence de burası.
Evet kuşum. Hadi inelim.
Hadi.
Hoş geldiniz.
Merhaba otel çalışanı bey.
Ben Koray Sargın. Neriman İplikçi.
Passionis'in konuğuyuz. Ömer İplikçi.
Hemen anahtarlarımızı verin zira çok yorgunuz.
Hemen bakıyorum.
Ne yazık ki boş odamız yok.
Ne demek yok?
Hayatım Passionis diyorum, özel insanlarız diyorum.
İplikçi diyorum, önemli kişileriz diyorum.
Anlıyorum ama bizde kişi sayısı tamam.
Bana bak! Var ya senin kariyerini bitiririm.
Bacaklarını kırarım kenafir gözlü!
Bu hanımefendi kim biliyor musun?
Söyle Koriş söyle! Ben Neriman İplikçi.
Senin içinde oturduğun evi arsasıyla satın alır, üstüne kocaman otel diker seni de tüm tecrübene rağmen işe almam.
Anladın mı? Ben böyle bir kadınım.
Yırtarım. Yakarım. Seni de yakarım oteli de yırtarım.
Seni de kız!
Koray, yenge. Ne oluyor ya?
Ay Ömüş bize oda yok diyorlar.
Ömer canım kuşum bebeğim, nasılsın?
İyiyim yenge iyiyim de siz ne yapıyorsunuz burada? Ne işiniz var?
Ay seni merak ettik.
Amcanın da telefonu kapalı cevap vermiyor.
E iyi hoş geldiniz madem. Amcam şeyde...
Amcan, Sinan neredeler?
Sinan mı? Yenge sen Sinan'ı ne yapacaksın?
Gebert...Tatlım yani merak ettim. Ne zamandır görüşemedik, merak ettim. Halini hatırını soracağım.
İyi gel, buluruz. Hadi.
Yok canım tutma kendini gül. Çekinme yani gül.
Peki bir şey diyeceğim. Yasemin'e mi gülüyorsun bana mı?
Ya aynısınız ikiniz de.
Ya kusuruma bakmayın ne olur.
Yok canım. Ne kadar zamandır böyle eğlenmemiştim.
Ya yalnız siz böyle ıslak ıslak hasta olursunuz. Bence otele gidip üstünüzü değiştirin bir.
Yok artık! Yazın ortasında.
A ah, niye? Sanki vücudunuz alışkın mı öyle pat diye suyun ortasına düşmeye?
Valla bak. Üstünüz ıslak falan. Benim içim hiç rahat değil.
Sen bu kadar düşünceli olmak zorunda mısın?
Hadi.
Neriman! Neriman! Hayatım, ne zaman geldin?
Geleceğini niye haber vermedin? Haber verseydin araba gönderirdim.
Dumanla mı haber verseydim, suya şişe mi salsaydım Necmi?
Telefonun kapalı!
Ah evet, telefonum kapalı. Neyse sağ salim geldin ya.
Hayatım ben seni çok özlemişim ya. Bir günde özledim seni Neriman.
Ah, kocacığım.
Canım benim. Hadi, safariye gidiyoruz.
Ay Necmi! Yani özlem giderme yöntemin bu mu, safari? Ay bırak şimdi safariyi.
Bana bak senin yine çenen düşmüş. O çocuk kalbin sulara yelken açmış.
Ay ne yapayım ben safariyi ya?
Buraya bir dava için geldim. Gireceğim ve kararımı vereceğim.
Biliyorum hayatım biliyorum. Sen dava için geldin. Haklısın haklısın da sen hiç davasız kalmazsın.
Elinden de tokmak hiç eksik olmaz.
Ama zaman, işleri akışına bırakma zamanı.
Bak ben ne diyorum?
Ne diyorsun? Yoksa bildiğin bir şey mi var?
Hayır hayır. Sadece sakin ol diyorum.
Git şimdi bir güzel elini yüzünü yıka.
Bir duş al, üstünü başını değiştir.
Saçını başını... Neriman, o saç ne öyle?
Kafana hindi tünemiş gibi.
Hindi mi? Ay ne diyorsun Necmi! Çirkin miyim ben şimdi?
Hayatım çirkin değilsin çirkin değilsin de yani benim odama git.
Bir duş al. Kendine çeki düzen ver, diyorum.
Sonra da hep beraber safariye gideriz.
Ay Koriş nerede?
Bak sinirden onu unuttum.
Nerede Koriş. Git, geleceğim dedi.
İşte Koriş.
-Nörom. -Koriş.
Kuşum, bebeğim.
Ay! Toparlanmışsın.
Hayatım Superman gibiyimdir, bir tuvalet kabinine bakar.
"Koriş is back."
Ben şok.
Hadi gel, beni de toparlayalım.
Toparlayın toparlayın.
Toplanın, top top toparlayın.
Sonra da safariye zıplayalım.
Ay safari düşsün başına Necmi.
Hadi gidelim.
Kız, Sinan'ı ne yaptın?
Daha yapamadım ama yapacağım.
Yap hayatım, yakışır.
-Nerede bunlar? -Ne bileyim.
Karşısında suya düşüyorum. Kılını kıpırdatmıyor.
Ha bir de üstüne gülüyor.
Her şeyden önce yöneticinim ben senin.
Biraz saygı.
Bundan sonra herkes yerini bilecek.
Kimse Yasemin Kayalar'ın karşısına geçip öyle gülemez.
Hele şoförü hiç gülemez.
Öğleden sonra herkes safariye gidecekmiş biz gitmeyelim.
Köprüde buluşalım, ikide bekliyorum.
İsmail mi yazmış bunu?
Buraya... Odama mı bırakmış?
Nasıl bırakmış ki?
Eşek...
Sinan, çocuğum.
Neriman Hanım, korkuttunuz ya.
Hep böyle sonradan korkarsın zaten.
Başından korksan bunlar olmayacak.
Anlamadım... Sizin burada ne işiniz var?
Pardon. Tabii hoş geldiniz de... Ben geleceğinizi bilmiyordum.
Oysa ben senin geleceğini çok iyi biliyorum çocuğum.
Efendim?
Sen gel bakayım şöyle.
Gel gel.
Neriman Hanım... Yani şimdi şey...
Beni büyük hayal kırıklığına uğrattın Sinan.
Küçüklüğünden beri Ömer'den ayırmadım.
Bana böyle mi karşılık verecektin?
Yazıklar olsun. Buraya da bunu söylemeye geldim.
Ne?
Seni severim Sinan. Hatta gereğinden fazla severim.
Sen hep bizim ailenin ele avuca sığmayan haşarı çocuğu gibiydin.
Hatta duygusal aptallıkları yüzünden ailesinin başına bela açan şımarık bir çocuk gibiydin.
Ben bütün bunları hoş gördüm.
Hatta onca olan şeye rağmen seni affetmeyi seçtim.
Neriman Hanım, ben bir şey mi yaptım? Anlamıyorum.
Anlamazlıktan gelme çocuğum.
Bunca yıl biricik kızımdan uzak kalmamın sorumlusu sensin.
Ben?
Benim canım, biricik kızım, bir tanem...
...senin yüzünden dünyanın öbür ucuna gitti.
Ailesinden ayrı kaldı.
Ben yıllardır nefes terapisine gidiyorum.
Necmi desen cozuttu.
Ve bütün bunların sorumlusu sensin.
Nasıl yani? Sude'nin gitmesinin sebebi ben miyim?
Yerimde başka birisi olsaydı seni çoktan bitirmişti.
Sakın beni, seninle ilgili kötü bir seçim yapmaya zorlama.
Yoksa Sude'nin diyetini senden çok kötü çıkarırım Sinan.
Neriman Hanım. Siz beni... Yani tehdit mi ediyorsunuz?
Ay neyse ne.
Bana bak. Aşk hayatına dikkat et.
Benim sahamda sakın top oynama.
Bu sözlerimi de bana ikiletme.
Anla.
Ber gerçekten anlamadım. Ne aşkı, ne sahası, ne topu? Ne diyorsunuz?
Anlarsın, anlarsın.
Kalbinle değil, aklınla düşünmeyi öğrenirsen anlarsın.
Anla artık canım, anla.
Ne diyor ya? Defne'yi mi diyor acaba?
Yok canım. Ne defne'si. Nereden bilecek Defne'yi.
Hem zaten oyun bitmedi mi?
Bu iyice cozuttu o zaman.
Valla heyecandan hık diye gideceğim ha.
Ne oluyor bana ya?
Resmen adamın cebine not bıraktım.
Demek aşk insanın aklını çalıştırıyorsa...
Aman neyse, nasılsa yalnız kalacağız.
Kızım sen neredesin ya?
Olay var, sen yoksun.
Ne oldu Derya? Bu sefer de böyle şirketçe el ele tutuşup denize mi atladınız?
Hayır ya, öyle değil.
Sen havlu almaya gittin ya.
Ondan sonra Yasemin Hanım sandaldan indi, hepimize ateş püskürdü.
Aman, ben kime anlatıyorsam?
Sen kesin gerisini merak etmiyorsundur bile.
Valla etmiyorum Deryacığım.
Aman, iyi, etme. Aferin. Etsen şaşardım zaten.
Ya "efso" bir tatil oluyor. Ama sen yine klasik.
Hiç olaylara girmiyorsun.
Böyle uzaktan bir bakış tripleri.
Evet ya. Ben biraz öyle psikopatım.
Mesela böyle kibrit çubuklarından Eiffel Kulesi yapayım.
Evde yalnız kalayım, böyle onu seyredeyim.
Öyle takılıyorum ben.
Dalga mı geçiyorsun?
Deryacığım oldu canım. Ben kaçtım. İşim var tatlım.
Görüşürüz Deryacığım.
Ama atv safari var öğleden sonra. Ona da mı gelmeyeceksin.
Aman Derya'yı da ne taktıysam kafama?
Yetişmem gereken randevum var. Ben ona bakayım.
-Yasemin Hanım. -Defne.
Siz safariye gitmiyor musunuz?
Gideceğim tabii canım. Neden gitmeyim?
Sorduğuna göre sen gitmiyorsun galiba.
Yok yok. Olur mu canım öyle şey? Ben kesin gidiyorum safariye.
Oldu o zaman. Safaride görüşürüz.
Nasıl arkadaşlar? Eğlendik mi?
Evet!
Ben size ne dedim? Hepinizi motive ederim demedim mi?
Ettim mi motive?
-Ne oluyor ya? -Bilmem.
O zaman şimdi hep beraber yemek yemeye gidiyoruz.
Bir yemek eksikti ya.
Hakikatten ya.
Ya bu safari şeyi falan yok muydu?
Defne o yemekten sonra, yemekten.
Gözlük, sen burada kal. Arkadan gelenlere haber ver. Sen de onlarla gelirsin.
Hadi arkadaşlar, kızlar. Düşün peşime.
Böyle mi oluyormuş ya?
Nerede bakalım beyefendi?
Ya ne yapıyorsun? Görecekler.
Kimsenin gördüğü yok. Sakin ol.
Ya görürler.
Görsünler.
Aman neyse, kimse görmemiş.
Defne. Hadi oturmuyor muyuz?
Tabii tabii, oturuyoruz. Oturalım.
Afiyet olsun.
Afiyet olsun arkadaşlar.
Gel böyle geçelim.
Teşekkür ederim.
Yine öyle gıcık gıcık duruyorsun değil mi benim yakışıklı yeğenim?
Efendim yenge?
Bu güneşli günde diyorum, o soğuk duruşundan hiç taviz vermiyorsun.
Nasıl?
Ayol insan böyle durumlarda bir gevşer.
Biraz flört eder.
Ne bileyim ben? Bir gönül yayı titrer.
Ayol tenin yumuşar, tenin.
Neriman, çocuğa bir nefes aldır. Bırak artık. Rahat ver.
Ay Necmi sen karışma. Yengesi olarak iki kelam laf ediyorum.
Tamam yengeciğim. Bak gülüyorum.
Bana değil. Bak o tarafa, o tarafa.
Ay Yasemin!
Bu tarafa, bu tarafa.
Bana bak. Bu Yasemin ne çabuk kaynaştı sizinle?
Bu kız biraz fazla mı sokulgan ne?
Değil mi Ömer?
Neriman, çocuğu rahat bırak.
Koray.
Yaseminciğim.
Bu sefer de filmin en güzel yerinde sen fırladın gülüm.
Hayatım, filmin en güzel yeri zaten benim.
Ama sen araya giren ucuz, kötü sesli bir reklamsın sadece.
Koriş, şekerim. Senin artık kendine bir hayat kurma zamanın gelmedi mi?
Yani, Neriman Hanım'ın yancısı olarak nereye kadar?
Sen ne kadar çirkin bir kadınsın!
Laflara bak, yancıymışım.
Hayatım ben seni burada tek başıma alt ederdim de...
Eder miyim? Ay Nörom!
Ay canım, tamam. Tamam bağırma.
Ben seni kırmak istemedim zaten.
Ben bu kapışma huyumdan vazgeçmeye çalışıyorum.
Kız bir de kaçıyorsun.
Çirkef. Hem kavga edip hem kaçıyor. Kız, kaçamazsın.
Kız, buraya gel.
Ay yemek kokuları geliyor bir yerden.
Neriman, rahat ol hayatım.
Bakışlarımla insanları rahatsız eder miyim diye hiç düşünme.
İstediğin kadar bak. Bak Neriman.
Necmi sen karışma. Kozmik bir etki yaratmaya çalışıyorum.
İyi misiniz? Su vereyim mi, su?
Yuh Neriman, yuh yani.
Bakışlarınla öldürüyordun adamı neredeyse.
İyi misiniz?
Anneanne! Anneanne uyan!
Anneanne dedim.
Uyan.
Endam teyzeyle hamam işini konuştum.
Şuna bak. Kaşla göz arasında ne işler karıştırmış?
Ne dedi Endam hazretleri?
Valla bayağı iddialı konuştu.
Ben onun iddiasını taş diye denize atar, üstüne üç defa sektiririm.
Kaçın kurasıyım ben?
Bana adıyla sanıyla Türkan derler.
Anneanne daha ne dediğini söylemedim. Coştun gittin, dur.
Olsun. Ben meydan okumamı yapayım da sonra okumadı olmasın.
Konudan çok fena koptuk. Hemen toparlıyorum.
Bizim saklayacak bir şeyimiz yok. Hemen bu akşam gidelim dedi.
Endam'a bak sen. Ev sahibi takım olmuş da bizi deplasmana çağırıyor.
Yürü kız. Cephanemizi hazırlayalım.
Cephane mi?
İşte dolmasıydı, kısırıydı, sarmasıydı...
Ne yapacağız ki onları? Banyo yapmaya gitmiyor muyuz?
Tabii nereden bilsin zamane çocukları kız hamamı adetini?
Gel, ben sana göstereceğim.
Dolmamın tadıyla, sarmamın adıyla ezeceğim o Endam'ı.
Dostlar! Romalılar! Nasılsınız?
İyiyiz.
Yemeklerinizi yediniz mi? Karınlarınızı doyurdunuz mu?
Evet.
Çok güzel. Hepinizi çok seviyorum. Afiyet olsun.
Ay Necmi! Sen Sude'yi özlemişsin.
Canım, insan kızını özlemez mi Neriman?
Bunlar hep babalık mevkiine özenmeler.
Böyle bir sahiplenmeler, kol kanat germeler...
Önderlik etmeler...
Ay kıyamam. Kızımız gelecek yakında. Merak etme.
Etmem Neriman, etmem.
Ömerciğim, yok mu havadis falan? Anlat yengene.
Ne anlatayım yengeciğim? Aynı, bildiğin gibi.
Ne yemekmiş ya? Ye ye bitmedi.
Değil mi? Doya doya bir hal olduk.
Valla Necmi Bey de coştu.
Yani adam eğlence müdürü çıktı başımıza. Bu anı bekliyormuş resmen.
Evet. Valla kimse de öyle şikayetçi değil, herkes halinden memnun görünüyor.
Yazık işte baksana bir Ömer garibim...
Adam sıkılmış buradan. Resmen işe dönmeyi bekliyor.
İşe.
Kesin işe dönmeyi bekliyordur, evet.
Ne kadar iyi bir insan ama ya.
Ne?
Gezi. Gezi diyorum. Çok iyi oldu yani.
Bayağı değişiklik oldu.
Aslında değişiklik daha olmadı da...
Bakarsın her an olur.
Evet. Depoları fullediysek şimdi doğru safariye.
Üstünü değişmek isteyen varsa on dakika süresi var.
Kalkın bakalım, hadi.
Hadi, hadi oturmak yok.
Oh be! Sonunda kendimi gösterebileceğim bir alan.
Derya, bak bak. Ben bu safari konusunda çok yetenekliyimdir.
Hatta annem beni doğuştan o atv motorunun üzerinde doğurmuş.
Ben de doğuştan yetenekli olmuşum.
İnanmadın mı?
(Vedat) Bir inandırıcılık sorunum var benim.
Acaba gözlükten mi kaynaklanıyor?
(Koray) Yok hayatım, çirkinsin de o yüzden.
Ah Defne ah! Tam gidecek zamanu buldun.
Şimdi şu dolmayı sen yapsaydın iyiydi.
Esra, çekmeceden dolma oyacağını ver bana.
Anneanne. Oyduktan sonra içini versene, yiyeceğim.
Olmaz, karnın ağrır.
Ya bir kere tadı çok güzel.
Tutturdun mu tutturuyorsun sen de.
Al.
Ben geldim.
Vay.
Ne oluyor burada ya?
Öğle ezanına müteakiben yemek şirketi mi kurdunuz?
Hamam gideceğiz abi. Cephanemizin sağlam olması lazımmış.
Gerçi ben hala neden hamamda dolma yiyeceğimizi anlamadım ama neyse.
Hemen. Bugün gidiyorsunuz.
Endam Hanım, hemen bugün gidelim demiş.
Bizim saklayacak bir şeyimiz yok demiş. Bakalım saklayacak bir şeyi var mıymış yok muymuş göreceğiz.
Bu ne biçim bir adet anneanne ya.
Ne yapacaksın? Beğenmeyecek misin Nihan'ı?
Belki beğenmeyeceğim.
Türkan'ın torununa layık olmak kolay mı?
Bana... Layık olmak...
Nihan bana fazla bile be.
Dünya güzeli kuş gibi kız.
biz neyin ağırını yapıyoruz. Ben anlamadım ki.
Sen yapmıyorsun ağır mağır. Ben yapıyorum ben.
Öyle hemencecik Eflak'la Boğdan'ı vermeyeceğiz.
Yoksa Endam yüzünden çöküş dönemine gireriz.
Tarihten ders çıkarın biraz, tarihten.
Ya ne çöküşü anneanne ya? Mevzuyu alıp tarihsel konulara nasıl bağladın ya?
Bağlarım ben.
Bağlar tabii. Bilmiyor musun anneannemi?
Yalnız, bak bu hamam mamam derken....
...gidip orada kapışacaksınız. Olmuş işi de mahvedeceksiniz.
Nihan zaten benimle evlenmeyi kabul ederek bana dünyaları bahşediyor ya.
Canım benim ya.
Sus be. Yerin kulağı var. Endam bunu duyarsa üçlü burma beşli bilezik kurutur bizi yemin ederim.
Hesaplar büyük abi. Savaş taktikleri bunlar.
Sen bu evlilik işini ne sandın?
Tamam tamam uğraşamayacağım ben sizinle.
Ben gidiyorum. Ben daha kahvenin sandalyelerini boyayacağım.
Bu arada Serdar'ın Kahvesi diye açıyoruz, az kaldı.
Erkekler böyle dangoz oluyor işte. Bak gör.
Tabii abindir. Saygı duyacaksın, seveceksin.
Ama onların erkek olduğunu, salak olduğunu unutmayacaksın.
Tabii tabii.
Tabii sen bana çekmişsin her halinle.
Besbelli.
Hadi şu ocağın altını kıs bakayım.
-Yine mi bu? -Yine mi bu?
Yasemin Hanım?
Yine karşılaştık.
Evet, öyle oldu.
Şey sen... Sen safariye gitmiyor muydun? Ne arıyorsun burada?
Ben safariye gidiyordum.
Yolu kaybetmişim. Kayboldum ben.
Siz?
Ben de kayboldum.
Tesadüfün böylesi değil mi?
Tesadüf.
İkimiz aynı anda kaybolduk.
Enteresan.
İkimizde de bir şaşkınlık var tabii.
Ben şey yapayım o zaman...
Safari şeysine gideyim.
İnşallah bu sefer doğru yolu bulurum.
Tabii tabii. Ben de zaten şimdi safari parkuruna gidiyorum.
Tamam.
Ben şu taraftan gideyim.
Ben de şu taraftan gideyim.
Artık kim önce giderse.
İlk giden konum atsın.
Kötü espri oldu.
Ben gittim.
Koriş.
Hayatım ben bunlara asla binmem.
Ay şu sinsi Sinan'a bak.
Gebertmek istiyorum ben bunu.
Hayır yani, oyun iptal dedik.
Üstüne de gidemiyorum.
Geri de dönemiyorum.
Açık açık Defne'yi bırak de diyemiyorum.
Bu Sinan biraz saftiriktir de.
Anladı mı acaba dediklerimi?
Böyle karıştı ortalık Koriş.
Kız, Defne nerede?
Yani biz ona desek hani. Sinan'dan uzak dur falan.
Ay fışkırdı.
Sen nereden çıktın?
Sana gelmedim şekerim. Neriman Hanım'a geldim.
Neriman Hanım, siz de mi atv safari yapacaksınız?
Hayatım, bizim böyle avam şeylerle işimiz olmuyor.
Hadi hayatım. Çek arabanı, çek.
Yapmayın zaten. Yapamazsınız.
Yani bir yerinize bir şey olur.
Yaşlısınız sonuçta.
Ne?!
Bana yaşlı dedi!
Türkan teyze. Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Annen nerede?
Hazırlanamadı mı daha yoksa?
Yok ben hazırım.
Ben böreğimi de yaptım.
Yuvam dağılmasın diye.
Ama annem işte...
Ay buradayım Türkan Hanım, buradayım.
Yemekleri yetiştirememişsin bakıyorum.
Tutturdunuz bir hamam da hamam diye.
İki ayağımızı bir pabuca sokturdunuz.
Bugün gidelim diyen sendin Endam teyze.
Şimdi biz mi suçlu olduk?
Esra, yangına körükle gitmesen mi?
Sus Esra sus.
Bizde aman isteyenin üzerine gidilmez.
Nihan sen bize iki çay getir.
Biz de annen işlerini bitirene kadar bekleyelim madem.
Ay siz hiç tasalanmayın Türkan Hanım.
Ben şimdi iki dakikada derlerim toplarım.
Ayol tasa bana değil sana gerek.
Meydan okuyan sensin, meydanda yoksun.
Ben gidip çayları getireyim.
Anne, hadi sen de içeri.
Yoksa bu gerginlik benim saadetimin sonu olacak.
Koş Nihan abla koş.
Birilerinin bu savaşa dur demesi lazım.
Anne, hadi.
Endam Hanım, yardıma ihtiyacınız var mı?
Engin tecrübelerimden yararlanmak ister misin?
Anneanne ya yeter ama.
Ne bu böyle? Çocuk gibi.
Aman bu da yersiz olgunluk.
Nörom sakin ol hayatım. Sakin ol.
Yani sana demedi. Aslında dedi de...
Kız sen yaşlı falan değilsin.
Kendi kartlığına baksın.
Ay ben onu öldüreceğim.
Ancak böyle rahat ederiz biz bu hayatta.
-Bana yaşlı dedi. -Nörom sakin ol.
-Bana yaşlı dedi. -Nefes al. Nefes al.
Bana yaşlı dedi.
Ay Allah'ım. Kız Nörom binemem.
Binemem böyle avam şeylere kız.
Kız saçlarım bozulacak.
Onu gebertmeye gidiyoruz.
Saçlarım! Kız daha yeni yapıştırmıştım.
Vay be!
Kendimi Formula 1'in kaptan pilotları, şampiyon pilotları gibi hissediyorum.
Rüzgarın oğlu Necmi.
Ben de kendimi co pilotunuz gibi hissediyorum Necmi Bey.
Rüzgarın küçük oğlu Vedat.
Siz kendinizi ne gibi hissediyorsunuz Sinan Bey?
Size de bir lakap bulalım mı?
Defne.
Defne mi?
Yani Defne nerede?
Yolda geçtik ya oğlum onları.
Onlar geride kaldılar.
Vedat bize bir müsaade etsene. Biz bir konuşacağız Sinan'la.
Olur o zaman. Ben şöyle bir turlayayım.
-Hadi bakalım. Ama dikkatli ol ha. -Tamam.
Sakarsındır sen. Başına bir iş gelmesin.
Güle güle. Ben turluyorum.
Abi ben de bir gidip Defne'ye bakacağım ya. Merak ettim.
Ya ne alaka şimdi?
Şurada ne güzel erkek erkeğe eğleniyoruz, konuşuyoruz.
Yok abi. Zaten safarinin başında da görmedim, merak ettim.
Zaten yemekte de bir tuhaftı ya.
Ben bir gidip bakayım ya.
Ya Sinan bırak kızı.
Gönlünce eğlensin. Nereye isterse oraya gitsin.
Biz buraya eğlenmeye geldik ya.
Yok abi yok. Bırakamam.
Zaten bir fırsatını bulup konuşamadım da.
Benim Defne'yle konuşmam lazım.
Ben bir gidip bakayım.
Git bakalım Sinan, git.
Kalbin kırılacak be oğlum.
Vedat!
Dur ne yapıyorsun?
Ne yapıyorsun? Deli misin oğlum sen?
Ne yapıyorsun ya?
Kendi kuyruğunu kovalayan kediler gibi oldum.
Necmi Bey ineyim ben bir.
Anam başım dönüyor!
Ah sakar çocuk! Kalk ayağa kalk.
Ne yapıyorsun? Kaza yapacaksın.
Geç otur şöyle, geç.
Bunun yüzünden.
Allah Allah.
Yasemin!
Kız saçlarım bozuluyor.
Ay delirdiniz mi ya?
Ay beyin damarlarıma toz girdi.
Ay öldürecek misiniz beni?
Öldüreceğim seni.
Ay delirdiniz mi Neriman Hanım? Bırakın benim peşimi.
Geberteceğim seni Yasemin.
Allah'ım sen bana yardım et. Öldürecek bu kadın beni.
Kaçma kız. Sinsi.
Ay Koray bir şeyler yap.
Elimden kurtulamazsın.
Ay çok korkuyorum.
Ay öldürecek beni ay!
Bittin sen.
Korkuyorum.
Kız hiç sığamıyorum.
Buraya da sığamadım.
Koray, öldürecek beni.
Öldüreceğim!
Kız içim çıktı.
Kız yakala şunu.
Koray, bir şey yap şuna.
Öldürecek misin beni?
Ay deli bu. Deli deli valla.
Hayda!
Gitmişler. Giderler tabii.
Yani üstünü değiştireceğin tuttu Defne.
Git bir odana, sakin sakin bir dur.
Bir resetle kendini ya.
Ay yürü hadi yürü.
Beni mi bekliyordun?
Evet. Yani ben seni köprüde bekliyordum.
Notu görmedin mi?
Ne notu?
İşte köprüde buluşalım dedim.
Peçeteyi katladım, çaktırmadan hırkanın cebine koydum.
Bana bile çaktırmadan. Bravo!
Ya valla ben gizli saklı iş çevirmeyi başaramıyorum ya.
Zaten rezil oluyordum.
Olmuyor.
Hadi atla.
Ha biz bayağı bayağı gidiyoruz.
Gidelim artık yeter.
Kız bak sen istedin diye sabrediyorum.
Yoksa çoktan çıkıp gitmiştim.
Zaten hamamda yiyeceğiz diye aç açına çıktım evden.
Midem sırtıma yapıştı.
Gel hadi bir şeyler yiyelim.
Oh be.
Türkan teyze. Birer çay daha?
Ah be kızım, bu kaçıncı çay?
Annen olacak kadın mahsus bekletmek için yapıyor değil mi?
Estağfurullah Türkan teyze, olur mu öyle saçma şey?
Olmaz mı? Ben bilmez miyim onu?
Aklı sıra bizi süründürecek.
Sonra da el aleme kapımızda yattılar diyecek.
Endam! Çık dışarı Endam!
Eyvah! Anneannem rakibini karşısında göremeyince sinirlendi.
Şimdi durum tespiti yapmanın sırası mı Esra? Sakinleştirsene kadını.
Ya Türkan teyze, vallahi öyle bir şey yok.
Hem biz öyle bir şey yapabilecek bir aile miyiz ya?
Sen bana hiç güvenmiyor musun?
Kuyruğuna basılmışlar gibi ne bağırıp duruyorsun Türkan Hanım?
Ay bak bak. Şu ucuz laflara bak.
Dünürlerimi iki saattir kapının önünde bekletiyorum diye utanacağı yerde...
...şu laflara bak.
Türkan Hanım insanın yeri neresiyse orda bekler.
Ayrıca ucuz olan ben değilim, sizsiniz.
Çamur at da izi kalsın.
Biz soyluyuz, soylu.
Her bir genimiz, her bir hücremiz altın değerinde.
Saraylardan gelmeyiz biz.
Ay saraylar diyor.
Ayol siz Manisalı değil miydiniz?
Ay cahillik diz boyu.
Manisa eskinin sancak şehri.
Şehzade sarayımız bile var.
Ay gören de sarayın tapusu sizin zannedecek.
Asıl biz saraylıyız. Köklerimiz saraydan. Hem de Topkapı Sarayı'ndan.
Ay güleyim bari.
Sizin kökleriniz sarayın neresine düşüyor acaba?
Kilerine mi?
Anneanne!
Sus kız.
Türkan Hanım Türkan Hanım.
Siz benim büyük büyük büyük dedeme laf edemezsiniz.
Anne!
Sus!
Niye? Hayır yani sebep?
Sebep.
Ben şimdi göstereceğim sana sebebi.
Şu hale bak. Saraylının hale bak.
Eller belde. Böylesini ilk kez görüyorum.
Afiyet olsun Türkan Hanım.
-Şimdi yandık. -Şimdi yandık.
Sana da afiyet olsun Endam Hanım.
(Bağrışmalar)
Ay kimse yok mu?
Yardım edin.
Kadın beni öldürecek. Ömer! Sinan! İsmail!
Yasemin!
Yasemin!
Kaçma Yasemin!
Delirmiş bu kadın. Delirmiş valla çıldırmış. Öldürecek beni.
Göstereceğim ben ona. Yaptıklarının hepsini ödeteceğim Yasemin.
Nörom. Kız her taraf arı dolu. Arılar sokacak bizi.
Kaçma.
Bittin sen.
Neriman ne yapıyorsun?
Neriman kendine gel ne yapıyorsun?
Bırak beni Necmi. Bırak beni öldüreceğim.
Necmi Bey yardım edin ne olur?
Kendine gel Neriman. Bir sakin ol.
Öldüreceğim gömeceğim.
Dur Neriman dur!
Tutun Necmi Bey tutun.
Bittin sen. Öldüreceğim seni.
Öldürecek misin kızı Neriman?
Ay ne kadar güzel olur. Şuraya da gömeriz. Ormanda kimse de görmez.
Kamera da yok. Oh! Dünya kurtulur.
Şu çocuğa da para veririz, konuşmaz.
Ama para mara böyle ayıp oluyor Neriman Hanım.
Tamam öldürmeyeceğim. Kolunu kıracağım.
Neriman gerçekten senin şekerin yükselmiş. Bir sakin ol ne olur.
Bana bak oğlum İsmail. Sen al Yasemin Hanım'ı. Götür yolda bir su falan içir. Kendine gelsin.
Hadi Neriman biz de gidelim, yürü.
İyi, öldürmemiş. Aman çok sevindim.
Hadi götürün siz Necmoş Bey, hadi.
Hadi sende.
Öyle sevmem ben. Mahkemede şahit mahit olamam ben.
Sevmediğim şeyler.
Sinsi.
Biz eğlenmeye geldik hayatım.
Ne işin var senin onlarla?
Ay aman aman. Çok şükür herkesler de gitti.
Kaldım burada.
Kız yalnız mıyım ben burada?
Nasıl döneceğim ben buradan otele?
Kız kurda kuşa yem olurum ben burada.
Nöro da gitti.
Ay Allah'ım ne talihsizim ya Rabbim!
Sanatçı oldum ama kıymetim bilinemeden ormanda çürüyüp gideceğim ben.
Ah ah! Annem annem!
Perde mi iniyor gözüme? Allah'ım bir şey mi oluyor ne?
Ay nereden gitsem?
Allah Allah.
Ne oldu?
Kaybolduk galiba.
Nasıl ya? Nasıl kaybolduk ya?
Ciddi misin?
Yani buradan bir yerden gidiyorduk da ben yolu bulamıyorum.
Ya ben de normalde sağıma soluma bakarım yolda giderken.
Ama sen öyle çevirince ben de bir bildiği vardır dedim.
Yani vardı bir bildiğim. Vardı da...
Aklım başımda değil ki bildiğimi de unuttum.
Ne yapacağız şimdi? Telefon da yok.
Kötü oldu hakikatten ya.
Hava da kararır birazdan.
Bağırsak mı? Duyarlar mı?
Bak çok iyi fikir ha.
İmdat! Bize yardım edin!
Sesimizi duyan var mı?
Yok, biz çok uzaklaşmışız.
Fakir hırsızlığa çıkınca ay geceden doğarmış. Bizimki de o hesap.
Yapacak bir şey yok.
Artık burada kurda kuşa yem mi oluruz?
Kendimize yeni bir hayat mı kurarız?
Bakacağız, kısmet.
Ya benimle dalga geçiyorsun.
Valla çok güzel. Çok güzel tuzağa düştüm.
Aşk olsun.
Olsun bence de.
Bir sürü de panik manik yaptım ya. Bir de bağırdım.
Panikleyince bu kadar güzel olan başka birini tanısam onu kandırırdım.
Böyle sıyrılabileceğini mi sanıyorsun?
Niye? Sıyrılamaz mıyım?
O kadar kolay değil.
Kız kaçırmak büyük suç.
Ya kızın da gönlü varsa...
Bak şimdi ya.
Yok mu?
Dur şurada. İneceğim.
Az kaldı, inersin.
Hayır, şimdi ineceğim.
Niye gelmedin?
Nereye?
Ha bir de soruyor musun? Pes.
Yasemin soruyorum. Çünkü bilmiyorum.
Bilmiyorsun öyle mi?
Dur sana anlatayım da öğren.
Notunu gördüm. Kimseye görünmeden köprüye geleceğim diye canım çıktı.
Ha bir de üstüne yakalandım.
Ya bir sakinleş. Bir nefes al. Böyle anlayamayacağız bak birbirimizi.
Seni anlamak isteyen kim ha? Kim?
Ay sen beni hiç istemediğim bir yere çekiyorsun.
Yani, görmeyelim birbirimizi.
Kendimi tanıyamaz oldum ya.
Hadi tamam. Gel buraya, gel.
Bırak, yaklaşma.
Şirkete söyleyeceğim. Senin görev yerini değiştirsin.
Bir daha görüşmeyelim.
Peki, sen bilirsin.
Gel, otele bırakayım bari.
İstemiyorum, yürüyeceğim.
Ay ya! Dünyaları yaşadık, hepsi boşa gitti.
Hiçbirinin fotoğrafını çekemedik.
Aynen ya. Yalan oldu tatil.
Sahi, Defne nerede?
Hakikaten. Hiç görünmedi bugün ortalarda.
Bana bak. Birini mi buldu?
Ormanda başına bir şey gelmiş olmasın.
Yok ya ne olabilir ki?
Defne!
Ay Allah'ım! Allah'ım!
Ne oldu Koray Bey?
Kız, banyo nerede?
Ruhumu temizlemem lazım, ruhumu.
Ömer?
Ömer?
Allah Allah!
Vedat, Ömer nerede ya? Odasında da yok.
Ömer Bey safariye zaten geç çıktı. Sonra gelirken gördüm. Ormana doğru girdi.
Ne demek ormana doğru girdi?
Valla orasını tam bilemiyorum işte. Ormana doğru girdi.
Ben daha fazla ayrıntı vermeyim artık. İyi günler Sinan Bey.
Öldüremedim.
Olsun Neriman, üzme kendini hayatım.
Damarıma bastı.
Sen de onun damarına basarsın, olur biter.
Öldüremedim.
Neriman taktın ama rutine. Loop yapıyorsun öldüremedim öldüremedim.
Koray nerede?
Koriş! Koriş! Koriş'i orada bıraktık.
Ay çakallar onu yer. Hadi Necmi gidelim, gidelim.
Neriman bir şey olmaz, merak etme.
Hayır ben Korişimi bırakamam. Hadi gidelim.
Neriman.
Yasemin.
Ay öldüremedim.
Al Neriman. Al canım. Al iç.
Bu ne böyle? Göz gözü görmüyor ayol.
Öldüm de köprülerden mi geçtim? Neredesiniz?
Ay Koray Bey, öldük burada.
Sinir krizinin eşiğindeki kadınlara döndük.
Ay bu neydi böyle?
Ay tamam abartmayın. Açın kapıyı, bacayı, şeyi.
Allah Allah.
Beni kırmaya değer mi?
Yok canım yani...
Kırmak için değil de...
Yani şurada böyle kendimi göstermek için havalı bir giriş yapayım dedim.
Kız burnumdan getirdiniz ha.
Biz anlamadık.
Neyiniz var Koray Bey?
Ay hayat üstüme üstüme geliyor.
Böyle bir boşlukta yaşıyormuşum gibi hissediyorum.
Şey... Gelin oturalım.
Ay sanırım depresyona girdim gireceğim.
Tamam gelin burada girin.
Ovun kızlar ovun. Kolumu falan.
Kız ov!
Ah ah çocuklar! Size acı içinde geçen gençliğimi anlatacağım.
Sabaha kadar buradasınız. Hiçbir yere gitmek yok.
1980 yılının mart ayıydı.
Ah canım anneciğim...
Nihayet...
Artık kimse göremez bizi.
Tabii canım. İl sınırına geldik zaten.
Hadi, konuşalım artık.
Konuşalım.
Anlat Defne, dinliyorum seni.
Tabii. Yalnız ben tam olarak ne anlatacaktım?
Yani içinden ne geliyorsa.
Kendini... Bizi...
Tabii...
Yalnız o kadar uzun süre yalnız kalamadık ki ben ne konuşacağımı unuttum.
Biz diyorsun.
Ne yaptın sen bana böyle?
Ben seni özlemeden duramıyorum Defne.
Kafamı nereye çevirsem seni görmek istiyorum.
Gülüşünü...
Bazen saçmaladığını...
Öyle bana güzel güzel baktığını...
Sen bana bakıyorsun ya...
Sanki böyle bir rüzgar çıkıyor.
Bizi hiç bilmediğimiz, daha önce gitmediğimiz bir yere alıp savuruyor öyle.
Orada mutlu muyuz bari?
Çok.
Yalnız hep alev aldı buralar.
Almasın mı?
Alsın.
İçimiz ısınsın.
(Sezen Aksu - Aşk çalıyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.