All language subtitles for Kiralik Ask 12

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

.

[Jenerik Müzik]

Defne.

Defne.

Ay, yok. Ben iyice kafayı yedim.

Ya yalnız değilsen? Ya birlikte düşeceksek?

Korkma. Ben eminim artık.

Ay, şimdi şirkete gidip onu göreceğim ya.

Ay!

Ay, hadi bakalım Defne. İşe.

Ay, kalbimin sesi valla dışarıdan duyulacak. Rezil olacağım ya.

Bak hala duruyorum.

Ay, hala duruyorsun Defne! Hadi! Yürü!

Noldu ya?

İyi misiniz? Yasemin Hanım.

Sabahtan beri kök söktürüyor. Canıma tak etti artık. Gidiyorum ben!

Allah Allah! Hiçbir şey istemiyorum.

Rahat bırak beni.

Bunalımdayız galiba?

Güzel.

Senin ne işin var burada? Niye geldin?

Seni merak ettim. Niye geldin?

Merak etmene gerek yok. Hem seni şirket tutmuştu.

Ben atıldığıma göre senin de işin bitti. Gidebilirsin.

Saçma saçma konuşma. Hadi kalk.

Kalkmıyorum.

He, ille uğraştıracaksın yani?

Ağız tadıyla bunalımımı yaşayabilir miyim? Gider misin lütfen?

Gitmiyorum.

Çık hadi. Çık.

Aa, ver şunu ya.

Üf, boşuna uğraşıyorsun he.

Ver dedim şunu. Deli misin?

Aa, delirdin mi? Bırak şunu.

Bırakmıyorum. Çık.

Ya bırak şunu!

Çık!

Sen şimdi çık yataktan. Bir duş falan al. Ben aşağıda bekliyorum.

Duş falan almayacağım.

İlla zor kullanacağız yani? Çık hadi.

Aa, manyak!

Çık ,çık, çık.

Bırak, istemiyorum.

Yürü, yürü, yürü.

Aa, delirdi.

Ay, çok afedersin. Çok pardon.

Özür dilerim, pardon.

Ay, bir saniye. Bir saniye. Asansörü tutar mısınız?

Ay, ineceğim ben.

Günaydın.

Günaydın, Ömer Bey.

Toparladın mı biraz?

Nasıl?

Kendinde değildin ya pek. Mahallede.

E, siz öyle pat diye karşıma çıkınca bir de öyle şeyler söylediniz ki...

Söyledim, söylemesine de yani hep ben konuşuyorum.

Biraz da sen anlatsan, ben dinlesem.

Böyle iyiydik ya. Bir konuşalım.

Şöyle uzun uzun.

Baş başa.

Anlayalım birbirimizi.

Tamam.

Şey yapalım o zaman...

Şimdi, biz geziye gideceğiz ya Polonezköy'e.

Orada, her şeyi açık açık konuşalım.

O zaman anlaştık.

Öyle oldu galiba.

Ben o zaman içeri gireyim. Malum, bir sürü iş güç var.

Yalnız, ben... Önden gireyim değil mi? Böyle anlaşılmasın.

Ne?

Hani biz...

Tamam, tamam.

Ortak, günaydın. Ne haber?

İyidir.

Ya, bizim konuşmamız lazım çünkü bir iki sıkıntı var.

Sıkıntı yok. Konuşuruz, çözeriz.

Diyorsun?

Hadi bakalım.

Hadi içeri gel.

E, keyfin pek yerinde onu diyorum. Ne oluyor?

He, evet.

Bugün güzel uyandım. Neymiş sıkıntımız?

Valla kardeşim keyfini kaçırmak istemem ama... Üretim iki işe birden yetişemiyor.

Ne yapacağız okulları?

Okulları ne yapacağız diye bir şey yok. Okulların acelesi var.

İyi de yeni kreasyonla ilgili de bir sürü sipariş var.

Ayrıca İtalya'dan da daha bekliyorlar.

Üretimimiz de yetişemiyor.

Kapito.

Ne yapalım? İkisinden birine öncelik vermemiz lazım. Okulları öteleyelim mi?

Erteleyelim mi? Ne yapalım?

Olmaz. Olmaz öyle şey. Okulları erteleyemeyiz ama... Bir düşünelim ya.

Bir düşünelim ya. Buluruz bir çaresini.

İyi madem. Düşünelim.

Bir çare bulalım.

Sen zaten hiçbir işin ucundan tutma. E mi?

Anne. Tamam, anladık.

Hiçbir işin ucundan tutmuyorum. Beceriksiz kız kurusunun tekiyim. Oldu mu? Rahatladın mı?

Ay, car car laf yetiştir sen anca anneye.

Ya, ben kendimi işe yetiştireceğim müsaade edersen.

Kız, dur kaçma! Nereye gidiyorsun!

Ay, Allah'ım delireceğim.

Anne sabahtan beri gulyabani gibi çöktün başıma ya.

Ay, nolur bir rahat ver!

Hadi, hadi.

Hadi, bak senin yemeğin falan vardır.

Günaydın sevgilim.

Sensin sevgilim.

Hemen evlenelim Serdar.

Hemen?

Hemen.

Kurtar beni bu cadının elinden. Ben vallahi çıldıracağım.

Olur.

Evlenelim sevgilim.

Lan...

Bu sevgilim lafı ne kadar güzel ya!

Evleniriz.

Kurtarırım seni. Kendi evimizde otururuz.

Sen hiçbir iş yapmazsın. Ben yaparım bütün işleri.

Çüş!

Ya, o kadar da değil. Ya... Sen nasıl istersen.

Sabahları uyanıp seni göreyim de.

O bana yeter.

Serdar?

Bana ne zaman evlenme teklifi edeceksin?

Evlenme teklifi.

Hani soru soruyorsun.

Cevap alıyorsun.

Yerine göre olumlu, olumsuz.

Bildin?

Zaten evleneceğiz ya Nihan. Ne teklifi?

Ben... Anlamadım mevzuyu.

Ya, işte sen böyle şık bir şekilde teklif edeceksin. Ben de cevap vereceğim.

E, sonra ilerde çocuklarımıza anlatacağız. Babanız böyle böyle yaptı diye.

He. Tamam canım. Anlatırız.

Baban hıyarın tekiydi.

Önce yanlış anladı sonra paçama yapıştı dersin. Bence gayet güzel bir hikaye.

Öf! Başladın yine öküzcanlığa.

Ya, benim bir evlenme teklifim olmayacak mı?

Tamam, tamam ya. Şey yaparız onu.

Var benim zaten aklımda bir şey.

Sahi mi?

Evet, evet.

Herhalde yani.

Ya, acayip heyecanlandım şuan. Bir ipucu versene.

Dur, dur. Dur. Verme. Sürpriz olsun.

Olsun.

Sürpriz olsun.

Sürpriz söylenmez zaten, Nihan.

Defne. Ne haber?

Yarın gidiyoruz he. Geziye.

Çok heyecanlıyım.

Süper şeyler olacak.

İş arkadaşlarımın gerçek Vedat'ı tanıması için bir şans bu, Defne.

Defne?

Vedat ne anlatıyorsun ya?

Defne, sen iyi misin kuzum?

Böyle bir leyla gibisin filan.

Öyleyim değil mi?

Vedat valla benim kafa bir uçuyor. Anlatamam yani.

Neyse o zaman. Hadi sana iyi uçmalar. Ben kaçtım.

Defne.

Ee, efendim. Efendim Ömer Bey.

Benim odaya kadar gelebilir misin?

Sinan çağırıyor.

Tamam, hemen geliyorum.

Ay!

Ben nasıl gideceğim şimdi oraya ya?

E, gitmesem de şimdi Sinan Bey demeyecek mi bu kızı çağırdık niye gelmiyor?

Gideyim ben en iyisi.

Defne?

Aa, Nazlıcan.

Ne haber ya?

Öyle, masada yoktun ben geldiğimde. Merhabalaşamadık.

Sen... Saçını falan mı değiştirdin ya?

Aa, yok yok. Sen zayıflamışsın sanki.

Zayıfladım belli oluyor mu?

Aa, evet. Çok belli oluyor. Hatta nasıl belli oluyor... Bir gördüm dedim. Aa dedim.

Bu kız dedim, çok zayıflamış dedim.

Dukan diyeti mi o?

Defne? Ömer Bey'in yanına mı gireceksin?

Evet ya. Nasıl gireceğim?

Niye ki? Kızgın mı sana?

Yok. Hiç değil.

Yanında şu bisküvilerden var mı ya? Sabah ben kahvaltı etmedim de.

Var da... Beklemiyor mu seni?

Ay, aman tamam! Alt tarafı bir bisküvi yiyecektim yani.

Defne sen iyi misin?

Ay, gerginim.

Belli.

Dolabın da tam takır.

Yemek yapmıyorum ben.

Yapsan iyi olur.

Bir insanın dolabında domates biber de mi olmaz ya?

Şöyle simidin yanına koyalım. Bir parça.

Simit yemem. Çay da içmem.

Aa, niye?

Sen insan değil misin?

Boşuna uğraşmışsın. İstemiyorum.

Tamam.

Aç kal o zaman.

Aa, rahatlığa bak ya!

Kendi evi sanki paşanın.

Oo! Afiyet olsun Yasemin Hanım.

Bu fena değilmiş. İyiymiş.

İç, iç. Çay da iç.

Çekinme.

Okulların sayısını arttırdık. Hani çok da iyi yaptık ama.

Ne bileyim, üretimde yetişemeyeceğimizi de hiç hesap etmedik Ömer.

Dur şimdi, buluruz bir formül.

Sinan sen biliyor musun...

Çok pardon.

İyi misin?

İyiyim, iyiyim. Sağ olun.

Tansiyonun falan mı düştü? Gel. Otur.

Geç. İyisin değil mi?

Çok iyiyim.

Evet, Defne.

Bunu iyi dinlemen lazım çünkü bizim üretimi bir organize etmemiz gerekiyor.

Tamam. Dinliyorum Sinan Bey.

Ömer. Şimdi yeni ayakkabı üretimini erteleyemeyiz.

Ama...

28 Eylül'de de okullar açılıyor. Bu üretimin çakışması hiç iyi olmadı.

Çok pardon...

...ben böyle konunun ortasından dalıyorum ama yani...

Dalabilir miyim? Ay... Yani sorabilir miyim? Sorum var.

Sor.

Bu okul meselesi ne?

Ya okullar işte... Bizim bu öğrencilere gönderdiğimiz ayakkabılar.

Ben bilmiyorum onu.

He, biz her yıl böyle işte...

Ne bileyim, seçtiğimiz okullara farklı numaralarda ayakkabılar ayakkabılar gönderiyoruz yani Passionis olarak.

Nasıl yani?

Siz ihtiyacı olan çocuklara ayakkabı mı gönderiyorsunuz?

Yani... Hem de okullar açılmadan.

Okul açıldığında hazır olsun diye?

Ay, çok güzel.

Ya, şimdi hakkını yemeyeyim ama kardeşimin fikri.

Yani öyle işte...

Ne o?

Gelenekselimiz diyelim.

Ya neyse işte.

Şimdi konuya dönersek.

Bizim üretimi yetiştirmemiz için çift vardiyaya ihtiyacımız var.

Yani benim tek aklıma gelen bu. Bu da ne demek?

Arkadaşım, para demek. Para!

Yapalım, yapalım.

Ben şimdi fazla mesai ücretlerini bir finans departmanıyla konuşayım.

Onlar bir kabaca bir hesap çıkarsın. Sonra zaten üretimle konuşuruz.

Tamam.

Haydi bakalım, Defne!

Daha çok iş var.

Ben sana mevzuyla ilgili dosyaları yollarım. Zaten listeler falan hepsi içinde.

Tamam. O zaman ben Masama geçiyorum Sinan Bey.

Tamam, geç. Yalnız, bir ara uğra. Bir çay molası verelim.

Olur.

Var mı yeni havadisler?

Aa! Var. Abimle Nihan. Evlenecekler. Yakında kız isteme var.

Ne diyorsun ya?

Şahaneymiş. İyi arada gel o zaman. Bunu bir gıybet edelim.

Olur.

Tamam. Kolay gelsin.

Ne var Derya?

Şeytansın sen.

Efendim?

Şeytanmışsın.

Hiç de belli etmedin yani. Senden uzak durmak lazım.

İnsanın hayatını karartırsın sen.

Derya ya, ne saçmalıyorsun acaba?

Bırak bu hiçbir şeyden haberi olmayan saf kız hallerini. Sırada kim var? He? Kime kötülük yapacaksın?

Kızım deli misin, sulu musun?

Saçma saçma konuşma! Kime kötülük etmişim ben?

Ne kötülüğümü gördün?

Yat, yat. Yat sen, safa yat.

Herkes yer bu cici kız numaralarını.

Derya!

Bak haddini aşıyorsun. Laflarına dikkat et.

Ne biçim konuşuyorsun kızım ya? Etmezsem ne olurmuş?

Beni de mi kovdurursun?

Ya! Derya! Ne saçmalıyorsun? Ne diyorsun?

Yalan mı?

Senin yüzünden kovulmadı mı Yasemin Hanım?

Sen kovdurmadın mı Yasemin Hanım'ı?

Yasemin Hanım'ı Defne mi kovdurmuş?

Yasemin Hanım...

Gitti mi? Kovuldu mu?

Melek yüzlü bir şeytan gibi...

...kazdın Yasemin Hanım'ın kuyusunu.

Yasemin Hanım benim yüzümden mi gitti?

Evet.

Hadi kalk, çıkalım bari. Gezeriz. Havan değişir.

Ben halimden memnunum.

Ben değilim.

Öyle mi?

A, kusura bakma.

İstemiyorsan çıkıp gidebilirsin. Kimse zorla tutmuyor seni burada.

Vay. Gerçekten istiyor musun?

Neyi?

Gitmemi.

Hem... Sen niye buradasın ki? Niye ilgileniyorsun benimle?

Niye ilgileniyorum?

Niye ilgileniyorum...Niye ilgileniyorum seninle?

Ha, gerçekten konuşacak mıyız bunu?

Neyse, tamam.

Televizyon izleyelim bari.

Ben televizyon seyretmem.

Aa, niye var o zaman? At, gitsin.

Öyle. Dekorasyon olsun diye.

Dekorasyon!

Önemli, tabii.

Ne o? Tuhaf mı buluyorsun beni?

Yo.

Manyak mıyım sence ben? Öyle mi düşünüyorsun?

Mutsuzsun bence sen.

Mutsuz mu?

Daha kötüsü mutsuz olduğunu kendinden bile saklıyorsun.

Olayın bu senin.

Geliyorum.

Çaylar.

Buyurun, afiyet olsun.

Gelmiş mi abisinin ballı fıstıklı krokanı?

Zeytin gözlüsü.

Prensesi benim.

Geçelim yağ çekme faslını abi! Söyle ne istiyorsan.

Kan bağımız var sonuçta. Yardım etmek boynumun borcu yani.

İyi madem.

Çıkar Türk dizileri heybeni.

Evet, ne arıyoruz?

Romantik evlenme teklifi. Hem de en afilisinden.

He! O mesele!

Ben zaten tahmin etmiştim senin bunu düşünemeyeceğini.

Ya niye düşüneyim kızım? Evleneceğiz dedik. Tamam dedik.

Bir tava tencere bakmadığımız kaldı valla.

Ben de sanıyorum ki gideceğiz isteyeceğiz Endam Teyze'den. Olacak bitecek.

O işler öyle olmaz canım. Sen baya çağ dışı kalmışsın.

Önce Nihan Abla'ya bir şıklık yapman lazım.

Ya, onu anladık!

Ocağına düştüm Esra. Kurbanın olayım, bul bana bir şey.

Tamam, tamam. Hallederim o işi.

Ben şimdi aklımdan şöyle romantikli tatlış bir sahne bulurum.

Heh, hadi bul.

Ama öyle bakarsan olmaz ki!

Baskı altında üretemem.

Ne yapayım ben o zaman?

Bir limonata fena olmazdı mesela.

Ya! Köpeğin olsun senin limonata be!

Bu çocuk hiç büyümeyecek.

Yasemin.

Arkadaşlar, Yasemin nerede?

Allah kahretsin seni Vedat be!

Kusura bakmayın, pardon. Duramadım. Az kalsın içinizden geçiyordum.

Siz Yasemin Hanım'ı mı sordunuz?

Evet.

Neden sordunuz?

Oğlum manyak mısın? Nerede Yasemin?

Yok, ondan değil. Kovuldu ya Yasemin Hanım.

Çarşıda ortalık karıştı zaten. Az önce çarşı pazar karıştı. Siz de üstüne denk geldiniz.

Ne? Nasıl kovuldu ya? Neden?

Defne yüzünden.

Ömer Bey Yasemin Hanım'ı kovdu.

Nasıl ya?

İsterseniz bu konuyu size daha detaylı bir şekilde anlatabilirim.

Tamam, Derya.

Herkes işine dönsün.

Defne. Benimle gelir misin?

Yaz bitiyor! Yaz bitiyor!

Biz gideriz tatile!

Erisin buzlar, gelsin kızlar!

Farkındaysan benim neşelenecek hiçbir şeyim yok.

Sen neden neşelisin Necmi?

Ben sana, bana sormadan neşelenmek yok demedim mi?

Üstümüze nazar çöker, kocişim!

Tamam karıcığım. Nal takarız, nazarı kovarız.

Ah, ezici üstünlüğümüzü evrene de bildirelim diyorsun!

Hm... Bunu düşüneceğim. Sen niye işe gitmedin kocişim?

İşe mi?

Bu hafta üç kere gittim. Üç gün yani.

Her gün her gün işe mi gidilir?

Yeter.

Ay, beni delirtme Necmi! Benim sinir sistemimi bozma Necmi!

O şirkette herkes haftanın beş altı günü işe gidiyorlar.

Sen niye buradasın? Sen de git.

Seni biz oraya niye koyduk? Sen orada oturacaksın.

Bütün olan bitenleri bana bildireceksin. Ben de zevkten göbek atacağım.

İyi. Tamam, tamam. Giderim.

Ay! Dur, dur, dur.

Ay! Bu kılık ne böyle? Tarkan'ın klibinden fırlamış gibi.

Elinde bir zilin eksik. Git üstünü değiştir.

Aman ya!

Ne zor hayat. Ne kadar zor bir hayat ya.

Soyun, giyin. Soyun, giyin.

İzin versinler çırılçıplak gideyim işe.

Bu ne böyle ya!

Hakikatten...

Ben uzun zamandır golf de oynayamıyorum.

Of çok zor. Çok sıkıldım bu hayattan ben ya!

Ay, erkekler!

Yani ben de öyle olsun istemezdim.

Biraz bağırdım da...

Yasemin'e?

Evet.

Ya, pek hoş olmadı ama.

Ama?

Ama damarıma bastı yani.

Öyle şeyler söyledi ki kendimi kaybettim.

Ama... Yine de... Yasemin Hanım'ın işten çıkarıldığını bilmiyordum.

Gerçekten kendimi çok kötü hissettim ben. Ne olursa olsun.

Böyle bir şeye sebep olmak istemem.

Sinan, ben finansla konuştum. Sen aradın mı üretimi?

Defne, sen çıkabilirsin.

Bırak şimdi finansı, üretimi.

Ne oluyor?

Sen söyleyeceksin Ömer... Ne oluyor?

Hayırdır...

Ne zamandan beri tek başına böyle, şirketle ilgili kararları veriyorsun?

Bana sorman gerekmez miydi?

Ayrıca, yani... Bir anlık öfkeyle eleman çıkarıldığı nerede görülmüş Ömer?

Bir anlık öfke değil, Sinan. Üslup önemli biliyorsun.

Yani Yasemin'in çalışanlarla ilişkisi...

...ne zamandan beri canımızı sıkıyordu.

Ömer, Yasemin'i ne umutlarla aldığımızı hatırlatırım.

Yani tamam, kız biraz hırçın ama işini de gayet iyi yapıyor. Biliyorsun.

Sinan, iyi konuşuyorsun. Hoş konuşuyorsun da...

Her şey iş değil. nce insan olmalı.

Yani, benim...

Çalışanıma böyle bağırıp çağırıp konuşması çok affedilir bir şey değil.

Diyorsun?

Tamam abi.

Ne yapacağız?

Valla ben doğru olanı yaptığıma inanıyorum.

Ben derim ki biraz daha düşünelim.

Tamam? Böyle acele karar vermeyelim yani.

Sen... Düşün ortak.

Ben diyeceğimi dedim.

Şimdi tasarımcılarla bir toplantım var. Sonra konuşuruz.

Yeni kreasyon için çalıştık mı arkadaşlar? Nasıl fikirler çıktı?

Evet. Kabataslak çizimler de yaptık hatta.

Konuşmak için sizi bekliyorduk.

Güzel. Bu seneki çalışmalarda duyguların öne çıkmasını istiyorum.

Duygular derken?

Mesela, aşk.

Bir çift ayakkabıyla aşkı anlatmak istiyorum.

Aşkın insanın duruşunu nasıl değiştirdiğini anlatmak.

Aşkla gelen o pırıltıyı. Heyecanı.

Aynen öyle.

Heyecan.

Ayakların yere basmaması. Uçmak. Rüzgara kapılıp havalanmak.

Vay, nefis!

Aşktan, rüzgardan havalanan ayaklar.

Rüzgara kapılmak. Evet.

Ömer Bey, siz gerçek bir dahisiniz.

Hazırladıklarınızla beraber bir odama gelin bakalım.

Şunun üstünden beraber geçelim. Belki de fikri geliştiririz.

Bir çalışırız bakalım.

Ay!

İkinci evim!

Günaydın kızlar!

Sizi görünce içim sızlar. Resmen günüm aydı.

Günaydın, Necmi Bey.

Enerjinizden biraz bize de...

...verin lütfen.

Siz gelince ofisin havası...

...değişiyor resmen.

Ay, çok yakışıklısınız.

Aynı zamanda...

...çok da şıksınız.

Bir dakika, bir dakika.

İltifatlarınızı teker teker edin.

Yoksa yetişemiyorum.

Kaçırıyorum.

Aa, en iyisi şöyle yapalım.

Siz...

...iltifatlarınızı çıkarın.

Ondan bir dosya yapın.

Sonra benim odama getirin.

Birlikte inceleyelim.

Değerlendirelim.

Ne dersiniz?

Olur.

Necmi Bey! Necmi Bey!

Vedat, niye böyle konuşuyorsun oğlum?

Dikkatinizi çekebilmek için.

Nasıl ama, iyi fikir değil mi?

Necmi Bey, sizinle konuşmamız lazım.

Konuşalım.

Müsaadenizle kızlar.

Odama bekliyorum.

Tamam.

Konuş.

Necmi Bey.

Şirkette ortalık birbirine girdi.

Yasemin Hanım kovulmuş!

Of!

Gözlük!

Bana böyle negatif negatif...

...haberler verme sabah sabah.

Olumlu haberler ver.

Pozitif şeyler söyle.

Mesela tatilimizden ne haber?

Nasıl gidiyor?

Aa! Tatil. Evet.

Tatile çıkmadan önce kendimde...

...köklü bir değişiklik yapacağım...

...Necmi bey.

Tek bir hamleyle...

...bütün imajımı değiştireceğim.

Nasıl olacak bu?

Gözlerimi çizdireceğim.

Gözlerini... Çizdireceksin?

Çizdireceğim.

Gözlüğe elveda!

Çıkar bakayım şu gözlüğü.

Çıkarayım.

Tak. Tak Vedat. Tak.

Gerek yok, çizdirme.

Zaman kaybı.

Ayrıca o gözlüğün altında...

...badem gibi bir şey yok ki.

Nasıl ya?

Ben badem gözlü değil miyim?

Hem bana...

Eşşek gözlü derlerdi eskiden.

Necmi Bey.

Ay hemen de geldin yani!

Pat diye geldin.

Aferin, Defne!

Ömer meraklısı Defne!

Uf! Ay ben ne yapsam?

Gitsem mi ya?

Ama... Adam şimdi gel dedi.

Yok, gitmeyeyim ben.

Ne yapayım ben ya?

Ta da!

Koray Bey.

Merhaba.

Ne haber kuru kız?

Kız olanlar oldu.

Kız, Koray üçkağıtçı dediler.

Ama, ben!..

Bak, bak. Ben!

Koray Sargın.

Aynen öyle hayatım.

Ya ben gözden düştüm ama...

Senin Maaşallah'ın var.

O sıska vücudunla...

...kalplerdeki yerini aldın.

Hayatımın üstüne kızıl bir...

...gölge gibi çöktün.

Bir şey diyeceğim.

Kız ben hala depresyondayım...

...senin yüzünden.

Aa!

Allah Allah!

Siz kendiniz istediniz.

Gel, gel fotoğrafını çekeceğim.

Kimse bir şey görmeyecek dediniz.

Kalp var bende dediniz.

Bir sürü ısrar ettiniz.

Kız!

Var kalbim.

Yokmuş.

Yok muymuş?

Kız niye inandın sen de?

Allah Allah.

misin?

İnanma böyle şeylere.

Zaten ben ne biçim bir insansam.

Ay resmen insanların hayatına...

...kabus gibi çöktüm.

Kabus kızsın sen.

Yasemin Hanım da benim...

...yüzümden kovuldu.

Ben var ya ben.

Ben ne şeytanmışım!

Ben var ya ben!

Ne mendeburmuşum...

...belli değil.

Kız, Yasemin atıldı mı?

Kız gerçek mi bu?

Acı gerçek.

Ah!

Ay!

Delireceğim şimdi.

İnanamıyorum kız.

Mutluluktan yere yığılacağım.

Ay!

Ben sizi hiç tutmayayım.

Buyurun, yerler taş.

Kız manyak mısın be?

Hadi, gidiyoruz içeri.

Ee... yok ben...

...gideyim.

Aman iyi.

Git o zaman.

Kız gitsene!

Gideyim mi?

Ay, Allah'ım.

Git, hayatım, git.

Kız ne kalıyorsun burada!

Gitsene!

Allah Allah!

Her sabah asansör beklerken...

...karnım şişiyor.

İçim şişiyor.

Gaz oluyor.

Hep sizin yüzünüzden....

...bekliyorum asansörde.

Böyle kalıyorum.

Kız yırtacağım kendimi!

Bin de git!

İçeri gireyim.

Yani... Geleyim.

Sizle geleyim.

İyi hadi gel.

Bak sinirlendim.

Gündemi unuttum.

Gündem neydi?

Ah, Yasemin!

Gel, gel.

Kız, çekil ayağımın altından!

Rüzgarımı kesiyorsun benim.

Ben, Koray Sargın!

Gitti, gitti!

Kız!

Çarpık suratlı.

Gitti, gitti!

Kazulet gitti!

Kazulet gitti!

Allah'ım!

İlahi adalet bu olsa gerek! Değil mi kız?

Duydu evren beni.

Kız buraya gel.

Çarpık! Kılıksız!

Kılıksız!

Utanmıyor musun şu bacakların üstüne bunu giymeye?

Yazık.

Hadi! Üfleme!

Ay, sizi çocuklar böyle sevesim geliyor.

Ay bugün sevmek istiyorum. Yine olmuyor. Başaramıyorum.

Bakma kız öyle.

Yavaşak ağızlı.

Gitti, gitti!

Allah'ım çok mutluyum.

Yeni evim.

Ömer Bey, telefon.

Dijital ajanstan arıyorlar da.

Çok özür dilerim. Dışarı mı çıkacaktınız?

Tasarımcı arkadaşlar odanızda diye ben...

Yok, yok. Tamamdır.

Sen odama bağla telefonu.

Ömer Bey sizinle birazdan görüşecek.

Biraz bekleteceğim. Kusura bakmayın.

Neredesin ya?

Nazlıcan.

Ömer Bey içeride mi?

Evet, şimdi girdi.

Tasarımcılarla toplantısı hala devam ediyor. Bir şey varsa ben ileteyim.

Sağol. Yok, bir şey yok.

Ah, Koray Bey. Ah!

Kız, bombe!

Ay söyle!

Vallahi de billahi de bombe.

Söyle!

Söyle!

Nero'm...

Yasemin şutingen.

Ömer doksana bir taktı.

Aynen vınspor hayatım.

Ne!

Ay!

Ayağına oturduysa demek ki...

Ay, Yasemin kovuldu mu?

Ay, valla bilmiyorum hayatım da...

Ay, ilk duyduğumda bir şok oldum. Kız, botoksum atıyordu.

Allah!

Güle güle Yasemin!

Pis Yasemin!

Yallah Yasemin!

Güle güle Yasemin!

Aa, bir dakika. Bir dakika.

Necmi neden bunu bana söylemiyor peki?

Hayır yani... Biz onu oraya neden koyduk?

Ay! Neyse!

Bunun için neşemi bozamayacağım.

Korişim!

Ben biraz dans edip geliyorum. Tamam mı kuşum?

Et hayatım, et. Ben de saltanatımı ilan edeceğim.

Hadi öptüm kuşum.

Ay! Et canım, et.

Ah!

Yallah Yasemin!

Ay masayı ben nereye koysam?

Nereden...

Kız nereden ışık gelir buradan?

Böyle...

En güzel ışığı yakalamam lazım.

Ay sanırım mutluluktan valla yığılacağım.

Ay çok mutluyum çok!

Ama daha bir sürü işi var bu odanın.

Iy, zevksiz kadın!

Zevksiz! Mahvetmiş odayı.

Sekreter kız!

Ne yapacağım ben şimdi ya?

İşi olmayan insanlar ne yapar ki?

Bence biraz dinlen valla sen.

İyi gelir.

Sevmem ben dinlenmeyi. Tarzım değil.

Nasıl vakit geçirirler boş günlerinde?

Ne yaparlar?

Mesela sen. Ne yaparsın?

Geziyorum.

Öyle arkadaşlarımla falan. Bizimkilerle takılıyorum yani.

Yok mu hiç arkadaşın? Yemeğe falan çık sen de.

İş konuşmadan?

Al işte.

Almış akbaba haberi.

Efendim Neriman Hanım?

Yasemin...

Ne yapıyorsun?

Ayı gecelere böldüm.

Hangi gece kime beddua etsem diye bir çizelge hazırladım.

Onu gözden geçiriyordum.

Bu gecenin evleri yansın da sizsiniz.

Siz nasılsınız?

Allah belanızı verdi mi İnşallah?

Ay!

Ben de tam sana çelenk gönderiyordum.

Yok, yok.

Ben sana taziyeye geleyim.

Ayol, şutlanmışsın!

Ay!

Neyse, hahah.

Şekerim.

Yılın beceriksizisin sen.

Siz bu yılın desenlerini inceleyin de ona göre yakın kınanızı.

Geri kalmayın.

Ay, dur! Dur!

Biraz daha şöyle doya doya gönlümce...

...seni aşağılamaya devam edeyim.

Bana bak.

Paran var mı mesela?

Ay, yoktur senin paran. Bana bak.

Kapının önüne bir tip box koy.

Gelen geçen üç beş atsın.

Ayol, dolmuş paran çıkar!

Bak ne diyeceğim.

Senin şimdi işe de ihtiyacın vardır.

Ay yazık!

Sana yazık, yazık!

Yardımcıma, yardımcı arıyorum ben.

Ne dersin? İlgilenir misin?

Yardımcımın yardımcısı olmakla.

Neriman hanım.

Bakın arada Ömer de kalmadı.

Gelirim. Saçınızı başınızı yolarım sizin.

Gelirim. O evi yıkarım başınıza.

Ben olsam korkardım benden.

Çünkü kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı.

Ayol, sen ne kazanmıştın ki?

Neyi kaybediyorsun beceriksiz?

Bir daha seninle asla karşılaşmamak dileğiyle.

Küçük savaşımızı ben kazandım.

Sen o kırk numara ayaklarına...

...kendi elinle sıktın.

Ciao Yasemin!

Dur kapatma!

Kapatma! Manyak!

Gerizekalı! Kuş beyinli salak!

Salak!

Ay, şey...

Manyak bu kadın ya.

Bildiğin çeşit yani.

He, bi duysan bana telefonda neler söyledi abuk subuk.

Ben de bir yere kadar sabrediyorum sonra tutamıyorum, susamıyorum.

İşte.

Böyle cırlamasaydım iyi olacaktı.

Tutamadım kendimi.

Tutsaydım keşke.

Oh.

Saçını başını yolarım dedin ya.

Dedim değil mi?

Yasemin? Nasılsın?

İyi.

Sağol, sen?

İyiyim, sağol.

Bir olaylar olmuş. He?

Daha benim yeni haberim oldu.

Bugün müsait misin? Şirkete gelebilir misin?

Bir konuşalım yüz yüze.

Olur. Tamam. Uğrarım ben.

Görüşürüz.

Sinan aradı.

Kesin beni geri çağıracaklar gördün mü?

Benden vazgeçemediler işte.

Benim hemen hazırlanmam lazım.

Şey... sen beni bırakırsın değil mi?

Olur, bırakırım.

Süpersin. Tamam. Ben on dakika sonra buradayım.

Geliyorum.

Bu kadar çok koltuk takımı almasa mıydık?

Ay, acaba yemek takımını mı almasaydık?

Ne de olsa on dört bin lira.

Hulusi Baba'ya biraz fakir görünmek istiyorum.

Sen ne diyorsun bu konuda?

Ben bilemedim şimdi.

Neriman Hanım.

Bilemedin mi?

Ay, çok şaşırdım.

Ay, bazen ben ne kadar komiğim.

Ay, neyse.

Ver şu telefonu da. Hulusi Baba'yı arayayım.

Bizim safozla bugün tanıştıralım onları.

Ay, dünyanın yükü omuzlarımda.

Safoz?

Ay, bu safoz kimdi ya?

Abdülmuttalip dayım.

Ay, Mine! Gerz misin?

Ben seninle sesli düşünmek için konuşuyorum.

Bana geribildirim verme.

Ver şu telefonu!

Alo, babişko?

Ay. Babacığım.

Babacığım.

Bugün, bize gelseniz diyorum?

Çok özledik sizi.

Niçin?

Babacığım...

Niyesi var mı?

Siz bizim babamızsınız.

Babasınız siz. Siz bizim babacığımızsınız. Babaların babasısınız.

Kızın ailesiyle ne zaman tanışırsam o zaman geleceğimi söylemiştim sana.

Babacığım.

Tabii ki tanışacaksınız kızın ailesiyle.

Tabii ki.

Ama siz yine de bugün bize gelin.

Çok özledik.

Tamam. Kızın ailesiyle ne zaman tanışacağız onu söyle.

Benim... Canım babacığım benim.

İnatçı babacığım benim.

İnatçı babacığım! Tabii ki tanıştıracağım babacığım.

Ama istiyorum ki böyle tarafsız bir sahada.

Tanışın yani...

Ay, ne diyorum ben.

Tarafsız saha falan.

Yani... Babacığım.

Bu işler böyle lak diye olmaz. Isıta ısıta. Yavaş yavaş.

Ben konuştum kızın ailesiyle. Müsait bir zamanda arayacaklar.

Tanışacaksınız.

Tamam işte o zaman gelirim. Tamam mı?

Şöyle ailesiyle bir tanışayım.

Annesiyle, babasıyla. Değil mi?

Nedir? Ne değildir?

Balık baştan kokar.

A, oldu kuşum. Pardon. Oldu babacığım.

Ay, babacığım. Ama ben yine de sizi bekliyorum.

Akşamüstü, çaya. Çok özledik.

Tamam, tamam.

Hadi, güle güle.

Görüşürüz babacığım.

Ay, görüyorsun değil mi Mine?

İlla Neriman.

Yalan çevir Neriman. Dolan çevir Neriman.

Beni plan yapmaya zorluyorlar. Oysaki ben masum bir kadınım.

Yani iptal mi şimdi her şey Neriman Hanım?

Ay, tabii ki değil!

Öf. Tesadüf etmiş gibi yapacağız.

Ay! Ay, hep manipülasyon.

Hep manipülasyon.

Ay, okullara ders olarak falan girsem mi ben acaba?

Neriman Hoca.

Üçkağıt akademisi.

Üçkağıt mı?

Beşkağıt. Beşkağıt akademisi.

Mesela şuanda seni rezene olarak görüyorum.

Yani...

Konuşmak gibi fonksiyonlarda bulunma.

Yani...

Rezene.

Yes. Rezene.

Ömer Bey müsait misiniz?

Niye gelmedin?

Asansörün oraya mı?

Geldim de... Koray Bey gelince ben geri döndüm.

İyi hadi, yemeğe çıkalım o zaman.

Birlikte? Öğle yemeğine?

Aynen. Öğün atlamak iyi bir şey değil. Bir kere sağlığa zararlı.

Tabii, tabii.

Doğru.

E peki madem. Nerede buluşuyoruz?

Soruyor musun?

Asansör.

Yani.

O asansörün dili olsa da değil mi... Neler neler söyleyecek.

E, o zaman ben çıkıyorum.

Görüşürüz on dakika sonra.

Tamam.

Ay adama bildiğin göz kırptım ben ya.

İyice delirdin Defne.

Ay, ne güzel renkler.

Kız! Buraya gel.

Yardıma ihtiyacım var benim. Sence hangisini yapayım?

Kız sen bilmezsin. Salak!

Çalış hayatım.

Oturma.

İstanbul'da gece klüpleri yeni açılmış.

Nasıl eğlenceli. Nasıl bir gece hayatı. Anlatamam size.

Hangi ünlüler gelip gidiyor bir bilseniz.

Tıklım tıkış!

Herkes eğleniyor.

Ben tabii her zamanki gibi yine çok yakışıklıyım.

Filinta gibiyim. Her gece bir klüpte.

Ne böyle siz iş iş? Hep alış çalış nereye kadar ya?

Biraz eğlenin. Gençsiniz, güzelsiniz.

Hayatın tadını çıkartın.

Gecelere akın ya!

Üf! Daha altı dakika var ya.

Ay!

Şunlara bak ya.

Ne mutlular, ne tatlılar.

Şimdi gel de bu adama tutulma.

Heh, gel kız. Al bak şu kumaşı. Şu köşeye koy.

Bir de bak, sana şey vereceğim...

...şu fırfırlı şeylerden.

Bu da hani böyle fırfırlı bikiniler olur ya.

Gerçi sen giymezsin.Öyle bir zevkin yok gibi.

Onları da böyle masanın altlarına fırfır fırfır böyle olacak.

Kız, bir şey diyeceğim.

Bu benim, şey geldi mi?

Leoparlı, yılan derili divanım?

Gelmedi değil mi?

Kız bir de şöyle bir duvarlardan ışıltılı ışıltılı bir şeyler yaparız, ederiz.

İyi olur.

Buzdolabım geldi mi?

Bence iğrenç olacak.

Hayatım... Bir gider misin?

Vallahi güvenliği arayacağım. İçimi şişirdin sen.

Hayatım...

Yasemin seni unutalı, oho... Olmuştur baya.

Ay ne aşkmış be.

Erkek arasaydın var ya şimdiye kadar evde kalmazdın sen.

Ben sadık bir çalışanım bir kere. Yas tutuyorum.

Aman, iyi. Helvasını da yap bari. Sadıkmış.

Sadakat. Koray Bey.

Önemli bir şeydir ama siz bilmezsiniz tabii.

Hayatım, hiç duymadım.

Kız. Bir şey diyeceğim.

Helva dedim dedimden de. Acaba helva mı yeseydik?

Böyle fıstıklı fıstıklı falan. Ben ısmarlardım sana, he?

Bana bak!

Senin yüzünde tabak kırarım.

Estetikçi sevgili bulurken yaşlanırsın.

Kriminal tehtidlerimle senin üstüne çökerim ben.

Allah!

Ay, Koray Bey!

Ay, Allah'ım.

Allah'ım kefene girdim yaşarken.

Kız, kuyu cadısı!

Kız! Ne oluyor ya bu ne?

Anam! Nazlıcan! Bas üstüne. O ne? Ölsün. Bas, bas!

Ölsün o! Ne bu?

Ay, Sinan!

Sinan! Ay boğuluyorum.

Koray sen misin?

Koray, gel.

Koray.

Allah'ım.

Ölüyordum. Ay!

Koray niye buradasın?

Yerde ne yapıyorsun sen ya?

Derya beni öldürüyordu.

Ne?

Ya valla ben bir şey yapmadım.

Kendisi daha yedi gün beklemeden gelmiş. Odaya kondu.

Takdir-i İlahi.

Kızım... Ne? Ne odası?

Şey... bu oda.

Yasemin'in odası.

Taşındım da.

Koray sen Yasemin'in odasına mı yerleşiyordun?

Evet hayatım.

Yasemin vınspor olduğuna göre...

...ben de gelip yerleşeyim dedim.

Ya ne vınsporu Koray! Gözünü seveyim ya! Daha ölmeden mezara koymuşsun.

Kalk şuradan.

Burası berbat oldu.

Toplayın şurayı.

Nazlıcan, hadi!

Ay, ne oldu bana böyle?

Bir şey diyeceğim.

Gitti değil mi?

Yani kesin gitti. Eminsin.

Gitti değil mi?

Ay, ben enerjimi falan böyle bozamam yani. Burası benim.

Başkasının değil. Ben Koray Sargın'ım.

Tamam kız sen de uğraşma onlarla.

Hadi, düzenleyelim şurayı bari.

Enerjimi bozmayacağım.

Hiç bozmayacağım.

Ay, bunlar ne böyle?

Ay!

Ortak, hayırdır nereye?

Ee, şey işte ya...

Ya yemeğe.

Yani öyle kaçayım dedim.

Ha, süper. Tamam ben de geliyorum.

Bir dakika ama eğer birine randevun varsa hani gelmeyeyim.

Yok canım, gel.

Defne. Yemeğe gidiyoruz.

Hadi sen de gel.

He, ben mi?

Kızım deli misin? İşten kaytaracağız ne güzel.

Hadi gelsene.

Aa, yok ya.

Benim... İşlerim var.

Ben öyle zaten aşağı inecektim çıkacaktım. Ama artık sonra inerim.

Size afiyet olsun. Başka zamana kısmet.

Hadi inelim.

Herkes kendi derdinde!

Anneanne bir kahve yapayım mı? İçer misin? Diyen yok.

Uf! Anneanne ya!

Yapmışsın işte kahveni. Ne diye laf kalabalığı yapıyorsun?

Hem lütfen rahatsız etme. Şurada çok ciddi bir şey düşünüyorum.

Aa, havalara bak! Nasa'da işe mi aldılar seni?

Çok önemli bir mevzuda danışmanlık vermem lazım. Şuan kendi kendime toplantıdayım.

Lütfen sükut!

Susturdu beni ayol.

Of anneanne ya!

Yaratıcı hırçınlığımı hoş görsene biraz.

Hem şurada parlak bir fikrin peşindeyiz herhalde.

Başlatma şimdi hırçınlığından.

Git ayşekadınımı getir. Ayıklayacağım.

Şimdi mi?

Yok, ajandana bak.

Ne zaman müsaitsen.

Tamam. Bakarım bir ara.

Esra!

Of! İyi peki, tamam.

Getiririm.

Karizmamı çizmek için yaptığının farkındayım.

Ama neyse bakalım. Saygımdan susuyorum.

Yıktın perdeyi!

Eyledin virhanı.

Hadi gel sen de!

Bana mı dedi?

Bana dedi ama sen de geliyorsun.

Nereye?

Kızım, tasarım toplantısına devam ediyoruz işte.

Benim kafa uçtu.

İşte benim de kafalar böyle bir giderse sen gelirsin.

Not alırsın falan.

Tamam ben o zaman defterlerimi alıp geleyim.

Tamam. Hadi bekliyorum.

Ne yiyorsunuz kız?

Şimdi sizinkiler gayet iyi ama rengin tonunu daha iyi ayarlamak lazım.

Yani kırmızı riskli bir renk çünkü.

Tamam, haklısınız.

Pardon!

Biz geciktik.

Siz, şey yapmayın. Bölmeyin.

Biz sonradan ekleniriz.

Değil mi Defne?

Ömer Bey.

Ömer Bey.

Ne diyorduk?

Kırmızının tonunda kalmıştık.

He, kırmızının tonu.

Şimdi ben daha... Tok bir ton arıyorum aslında.

Ay, kırmızının elli tonu diye espri yapasım geldi.

Çok pardon.

Tamam ben not alıyorum dediklerinizi.

Onun haricinde eklemek .istediğiniz bir şey var mı?

Yo, her şey tamam.

Defne sen baya toparladın. Yani not aldın.

Onların hepsini arkadaşlara iletirsin. Değil mi?

Tabii, tabii Sinan Bey.

Heh, tamam.

Sen ne diyorsun ön çalışmalara?

Yeni kreasyon fikirlerini beğendin mi?

Çok iyi.

Hatta...

İlk toplantı için çok ayağı yere basan fikirler yani harika.

Mor yakışmış.

Ayrıca kreatif ekibi de tebrik etmek lazım.

Arkadaşlar ellerinize sağlık.

Çok güzel görünüyorsun.

Çok sağolun, teşekkürler.

Defne, kötü bir mesaj mı geldi?

Ne oldu?

Yok, Sinan Bey. Yok.

Su ver.

Ne oldu ya?

Defne. İç şunu.

Ne oldu ya?

Ay! Çok özledim. Hoşgeldiniz.

Hoşbuldum.

Altın kuralı unutmuyoruz.

Yenilmek yok.

Tamam.

Hey millet!

Bakın kim gelmiş!

Aa, Yasemin Hanım gelmiş!

Hoşgeldiniz Yasemin Hanım.

Gittiniz diye çok üzülmüştük.

Hoşbuldum.

Ben de sizi özlemişim.

Ne yalan söyleyeyim.

Buralar sizsiz olmuyordu Yasemin Hanım. Döndünüz değil mi?

Hayır. Erken sevinmeyin.

Henüz dönmedim.

Rica ettiler konuşmaya geldim.

E, bunca ayın hatrı var sonuçta.

Kırmak olmaz.

Hadi Passionis kızları. Herkes işinin başına.

Aksamasın. Hadi.

Görüşürüz Yasemin Hanım.

Anlat bakalım.

Şey...

Hoşunuza gitmeyecek şeyler var.

Neymiş o?

Bu... Bu koku ne ya?

Koray'ın tütsüleri.

Koray mı? Ne Koray'ı?

Ömüş!

Hayatım!

Bu odanın ışıkları için kiminle...

Koray.

Yasemin.

Dün gece salonda koşmuşsun.

Öncü deprem sanmışlar.

Yavaş yürü biraz.

Ben bir kere, yüz dokuz buçuk kiloyum. Kendine gel istersen.

İyi. Pamuklara sarın o zaman.

Biliyor musun Koray?

Öncelik sıramda ilk beşte sen varsın.

Hatta beşini de sen kaplıyorsun.

Hayatın boyunca başına çorap öreceğim Koray.

Ay, ör. Ör.

Örme.

Aman örersen ör!

Ör... Örme kız.

Sakin ol.

Amma da korkuyormuşsun sen benden.

Kız ben seni ne yapardım biliyor musun?

Da dua et insanlar var arada. O yüzden... Hani.

Yapamıyorum.

Merak etme şekerim.

Arada kimse kalmadı.

Benden çekeceğin var Koriş!

Pis!

Asıl...

Senin benden çekeceğin var.

Korkmuyorum kız!

Ben...

Odamdayım.

Korkmuyorum!

Vallahi korkmuyorum!

Ömer'e anlatacağım her şeyi.

Ay!

Ömüş!

Pis!

Yarın sabah tekrar toplanırız.

Bu konuştuklarımız da biraz daha olgunlaşır zaten.

Şey, biz hafta sonu beraberiz Polonezköy'de. Orada bütün konuşuruz.

Oo, yapma Ömer ya!

Polonezköy'e tatil için gidiyoruz biz.

Orada da mı çalıştıracaksın çocukları?

Doğru söylüyorsun.

Orada biraz güzel vakit geçirsinler.

Tamam mı? Çalışmayız, peki.

Bak, iyisiniz yine.

Hadi, kurtardım sizi. Hadi!

Ulan bir teşekkür etseniz.

Bir şey söyleyeyim mi senden korkularına bana teşekkür etmiyorlar he.

Etmesinler zaten.

O kadar da değil.

Vaktiniz varsa ben biraz sizinle konuşabilir miyim?

Söyle.

Dinliyoruz.

Yasemin Hanım.

Yasemin Hanım'la kavga ettim tamam ama.

O konuda da kendimi haklı görüyorum ama

İşten çıkarılması çok kötü.

Yani ben gerçekten vicdanım hiç rahat değil benim.

Senin vicdan yapacağın bir durum yok.

İdari bir karar aldık biz.

İdari bir karar aldım desen sanki daha doğru olacak.

Hem daha sonra düşüneceğiz diye konuşmuştuk değil mi?

Efendim?

Ha geldi mi?

Tamam aşağıdaki kafeye otursun. Biz geliyoruz.

Hatta gelmiş bile.

Ömer.

Peki tamamdır.

Bir konuşalım bakalım. Sen çık ben geliyorum.

Hadi, Defne.

Defne iki dakika kalabilir mi?

Tamam.

Sinan!

Koray be korkuttun! Ne?

Ay, Ömer'e niyet. Sana kısmet.

Ay, ne diyorsun Koray? Ne kısmeti haydi söyle.

Sinan!

Koray!

Ne? Allah aşkına nazlanma.

Ne olursun ya... Bu Yasemin kalacak mı?

Koray, işim var. Sonra konuşalım.

Oda ne olacak?

Bak o odayı var ya emek, emek dekore ettim.

O oda benim hakkım!

Koray işim var diyorum! Sonra konuşalım lütfen!

O zaman söz ver.

Söz.

Neyin üstüne?

Senin üstüne.

Hadi Koray, hadi.

Sana güvenmiyorum ama...

A, duymadı.

Ay, oda İnşallah olur.

O cadı gitsin.

Pis!

Kazulet.

Ay, naptın...

Ne bakıyorsun kız?

Sen de...

Ne haber?

İyi.

Siz nasılsınız?

Bugün baya yoğun çalışıyorsunuz.

Şimdi bu yarınki gezi için ben. Şükrü'ye izin verdim.

O yarın gelmeyecek yani.

Diyorum ki benim arabayla mı gitsek? Hem... Baş başa kalmış oluruz.

Peki, olur.

Yolda konuşuruz hem.

Konuşuruz demiştik ya.

Tamam.

Konuşuruz.

Belki oraya da gitmeyiz.

Kaçırırım seni.

Tabii.

Neyse, ee...

Siz isterseniz Sinan Bey'i bekletmeyin.

Olur bakalım, bekletmeyelim.

Ay hemen de böl yani he.

Efendim Neriman Hanım?

Neredesin sen? Nerelerdesin?

Sen neredesin?

Ay, biliyorsun!

Bak böyle heyecanlanınca takılıyorum ben.

Ay, yani sen neredesin?

Ay, iş yerindeyim Neriman Hanım.

Nerede olacağım?

Bugün bana geliyorsun. Beşte. Tam beşte.

Beş. Bir, iki, üç dörtten sonraki beş.

Beş yani. Saat beş.

Beşte bana geliyorsun yani.

Beş?

Yani bir saat sonra oluyor.

Yani, tamam. Ben işim biterse gelirim.

Wrong. Yanlış cevap.

Bana böyle ihtimalli konuşma.

Başüstüne Neriman Hanım diyeceksin.

Ne demek işim biterse! Geliyorsun nokta com.

Üff, tamam Neriman Hanım.

Geliyorum.

Bana bak.

Söyle Necmi'ye o da fazla sallanmasın.

Hatta birlikte gelin. Anladın sen onu.

Tamam.

Başüstüne Neriman Hanım.

Nasıl isterseniz.

Hah, işte böyle.

Ya...

Bizim Şermin vardı ya...

Yarım akıllı.

Mahallede ip atlardınız hani.

Bildin mi?

Anneanne.

Kirli çamaşır dökmede üstüne yok yemin ediyorum.

Yalnız ip mip ayıp oluyor.

Ya şimdi, bırak şimdi.

Kocaya kaçmış, kocaya! Tüpçünün çırağı var ya.

Hani beni vardı kocaman.

Benli Bekir.

Sen esas bombayı bilmiyorsun.

Sakallı sağır Metin var ya işten çıkarmışlar onu.

Yazık ayol!

Çalışkan çocuktur da.

Bir evlenemedi gitti.

Bundan sonra da zor.

İşi de yok, gücü de yok.

Öf anneanne ya.

Şiştim yemin ediyorum.

Yani... Bana niye anlatıyorsun bunları?

Erkek adamım ben. İlgilenmiyorum.

Ya kime anlatayım be?

Aa, Defne de yok. Yüzünü göremiyoruz.

Ah, şöyle karşıma alıp da bir ağız tadıyla dedikodu bile yapamadım kızcağızımla.

E, Defne'nin muadili ben miyim anneanne?

Git Esra'ya anlat.

Ay, o fazla akıllı.

Canımı sıkıyor.

En münasibi sensin.

Dinle, dinle.

Kim uğradı bugün?

Anneanne!

Abimle bize biraz izin verir misin? Özel konuşacağız.

Hayır, vermem.

Yapma anneanne ya.

Aa, sensin yapma!

Zaten canım sıkılıyor.

Ben de bileceğim ne konuşuyorsanız.

Ama bak kimseye söylemeyeceğine yemin edeceksin.

Tamam, söylemeyeceğim.

Ama bak, anneanne eğer Müge'ye, Melda'ya falan anlatırsan...

Tamam, tamam. Anladım. Hiçkimseye bir şey söylemeyeceğim.

Hadi anlat.

Tamam, plan hazır. Anlatıyorum.

Hoşgeldin Yasemin.

Merhaba.

Evet, uzatmadan konuya girelim.

Anlat bakalım.

Neyi anlatayım?

Yaşadığım rezaleti mi?

Hayır. Defne'yle niye kavga ettiniz bir de senden dinlemek istiyorum ben.

Ona medya araştırmayla ilgili bir iş vermiştim.

Ama masamdaki şey araştırmadan çok her şeye benziyordu.

Yani bir sürü hata.

Bildiğin çöp.

Ee'si...

Odasına gidip onu ikaz etmek istedim.

O ne yaptı dersin?

Özür dileyip olayı telafi edeceğine üzerime su fırlattı.

Dahası da var.

Masanın üzerine çıkıp üzerime atlıyordu neredeyse.

Ömer tuttu Allah'tan.

Pardon biz aynı Defne'den bahsediyoruz değil mi Yasemin?

Benim asistanlığımı yapan kız.

Siz o kıza toz konduramıyorsunuz ama kızın gerçek yüzü ne yazık ki bu.

Peki, sen ne dedin ki?

Yani çünkü Defne böyle durup dururken zıvanadan çıkacak biri değil.

Senin ailen yok mu?

Annen baban yok mu?

Bakmadılar mı sana?

Demiş.

Yasemin bu biraz çirkin olmamış mı ya?

Çünkü gerçekten Defne'nin annesi babası yanında değil.

Yani anneannesiyle ve kardeşleriyle yaşıyor.

İnsanların yaralarını deşmek...

Ne kadar onurlu bir davranış sence?

Canım ben nereden bileyim asistanın özel hayatını?

Çıktı ağzımdan işte.

Çıkmasın Yasemin.

Çıkmasın.

Ayrıca zaten ismini bildiğim birinden asistan diye bahsetmen hiç hoş değil.

Biraz incelikli olmak sana bir şey kaybettirmez.

İş hayatı dediğin o kadar vahşi olmak zorunda değil.

Ya, biz böyle sevgiye saygıya dayalı bir şey...

...yapmaya çalışıyoruz Yasemin.

İnsanların böyle birbirini ezmediği...

...aşağılamadığı...

Tamam, haklısınız.

Özür dilerim.

Bir daha olmayacak.

Yasemin Hanım'ı geri alacaklar mı işe dersiniz Necmi Bey?

Peki bunları Neriman Hanım'a söylesek mi?

Ne diyorsun gözlük ya?

Ne Neriman'ı, ne Yasemin'i?

Golf oynuyorum şurada.

Bir rahat bırak ya.

Ama söylemezsek sanki kızar gibi.

Gözlük.

Söylesek de kızar.

Kadın milleti öyledir. Kadın milleti her şeye kızar.

Eğer, bir şey söylersin bilmediği bir şeyse madem biliyordun bana niye söylemedin diye kızar.

Bildiği bir şeyse...

Bildiğim bir şeyi niye ikide bir de söyleyip duruyorsun diye kızar.

O yüzden söylemeyelim.

Bırakalım kendi öğrensin.

Vay be, haklısınız!

Böyle böyle öğreneceğim işte sizden Necmi Bey.

Tabi oğlum. Tecrübe konuşuyor, tecrübe.

Bak Vedat.

Bu top var ya bu top...

Bu topun içinde hayatın bütün sırları saklıdır.

Bu topa öyle var gücünle Allah ne verdiyse vurulmaz.

Hayat gibi davranacaksın.

Nasıl hayat zorbalığa...

...kabalığa, aceleye gelmezse...

...bu top da gelmez.

Aynı hayat gibi.

Akıllıca, nazikçe yavaş yavaş hareket edeceksin.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkartır.

Topu deliğine sokar.

Vay be!

Seyret.

Şimdi ne yapacağız, Necmi Bey?

Ne yapacağız? Hayatın kuralına uyacağız.

Ve hemen kaçacağız. Kaç. Yürü, yürü.

Ne oldu orada?

Ne olmuş ya?

Benim odaya gel. Benim odaya gel.

Çalışmaların ve gayretin dolayısıyla sana değer verdiğimizi biliyorsun.

İşinde en iyisi olduğunu da kabul ediyoruz. Değil mi?

Tabiiki.

Beni transfer etmek için az uğraşmadınız.

Hatırlatmak gibi olmasın da.

Geçen sene Turan Bey'le verdiğiniz mücadele göz yaşartıcıydı.

Orası öyle tabii.

Ama dediğim gibi Yasemin Hanım bizim için insanlık başarı ve işten bir adım daha önde.

Bak Yasemin eğer bu konuda daha hassas olacağına söz verirsen biz gerçekten yolumuza seninle devam etmek isteriz.

Tamam.

Söz veriyorum.

Söz.

Defne'den de özür dilersin.

Konu kapanır.

Ne?

O asistan kızdan...

Yasemin ne çabuk unuttun verdiğin sözü.

Tamam.

Dilerim ben.

Ondan da...

Özür dilerim.

He, Defne. Bir aşağıdaki kafeye gelir misin?

Tamam Sinan Bey.

Hemen geliyorum.

Bak...

Yasemin Hanım'ı kovmamışlar.

Bu kadar kolay mı zannettin sen?

Yasemin Hanım kraliçedir.

The kadındır o.

Ay, Derya bir çekilir misin Allah aşkına? Zaten benim derdim bana yeter.

Hoş geldin Defne.

Otursana.

Yasemin Hanım.

Ben size o gün öyle davrandığım için çok özür dilerim, yani.

O suyu o şekilde öyle suratınıza atmamalıydım yani.

Haksız olduğumu söylemiyorum tabi ama.

Adab-ı muaşeret gereği bu hoş olmadı.

Ben...

Haksızdım.

Yani...

Sana söylediğim...

...onca şeyden sonra o tepkinde çok haklıydın.

Özür dilerim Defne.

Özür mü?

Evet.

Özür.

Aramıza tekrar hoş geldin, Yasemin.

Hoş bulduk.

Mine!

Geldi mi babiş?

Hala penceredesin değil mi?

İyice bak.

Bana bak.

Duygu durumumu ayarlamam lazım.

Hazırlıksız yakalanmak istemiyorum.

Ben fakir bir gelinim şu an.

Geliyor Neriman Hanım!

Aa, geliyor mu!

Ay, yani kara göründü mü diye sormasam dümen elimizde çarpacağız buzdağına.

Necmi nerede? Defne nerede?

Ay, bu kara mamba beni yiyecek.

Korkuyorum ben bu kara mambadan.

Babacığım!

Tamam, tamam.

Ay, tamam.

Buyurun, buyurun.

Mine oturtsana babamı!

Buyurun Hulusi Bey.

Babacığım.

Bak kızım şimdi...

Ben bir Mine'ye bakayım babacığım.

A, ne çabuk baktım.

Ben bir Necmi'ye bakayım...

...babacığım.

Mine, sen ilgilen babamla.

Geliyorum babacığım.

Ne alırsınız Hulusi Bey?

Şimdilik bir şey almayayım.

Yo. Dur, dur.

Bir şey alacağım.

Alacağım ama bakalım ne zaman?

Ay şimdi benim Neriman Hanım'a yetişmem lazım ya.

Sinan Bey.

Ya... benim işim bitti de.

Eğer istediğiniz başka bir şey yoksa ben çıkabilir miyim?

Teşekkür ederim.

Gelmiyor musunuz?

E, yok bin sen.

Sonunda başardık.

Evet, galiba.

Geç bakalım.

Hıhı.

Mor da yakışmış.

Teşekkür ederim.

Mesajınızı aldım ama tabii. Cevap veremedim. Malum.

Öksürme krizi tuttuysa demek.

Demek çok eğlendirdiysem.

Yanında mutluysam demek ki.

Hadi, geç.

Aa, tutun. Tutun.

Ömüş ve kuru kız.

Sen ne kadar yufka yürekliymişsin Ömer.

Yasemin'i geri almışsın.

He, öyle oldu.

Oda istiyorum ben.

He, öyle mi?

Evet, hayatım.

Özel bir oda. Tamam mı? Son sözüm bu.

Koray şirkete haftada bir gün geliyorsun.

Ne yapacaksın odayı? Bir söylesene bana.

Hayatım privacy. Sanatçıyım ben.

Özel alanım olmayınca hırçınlaşıyorum da.

Onu farkettim.

Farketmek yetmez Ömer.

Harekete geç.

Move on, hayatım. Move on!

Allah'ım.

Resmen yeteceğimle cezalandırılıyorum.

Yaratıcılığım çökmüş durumda.

Ah...

Bir köşede ağlayan...

...çocuk gibi yeteceğim.

Psikolojisi alt üst olmuş durumda yavrumun.

Yeteneğimin.

Allah'ım.

Güzel yeteneğim.

Ömüş.

Fırtına koptu kopacak.

Yavrumla beraber oda istiyoruz biz.

Bir düşüneceğim.

Oldu mu?

Koray, tamam artık.

Değil mi Koraycığım?

Aman, üf. İyi tamam.

Geç.

Gitti mi o ya?

Ne çok konuştu be?

Gitti, gitti.

E, biz seni bırakalım Şükrü'yle.

Aa, yok. Benim başka bir işim var.

Ben eve gitmeyeceğim.

Başka bir işin var?

Hı, evet.

Ne işin varmış?

Yani ben olmayınca ne yapıyorsun? Arkadaşlarınla çekirdek çitlemek dışında?

Merak ediyorum.

Yani...

Böyle çok merak edilecek bir şeyim yok.

Sıradan bir kızım işte.

Yo, yo, yo.

Hiç değilsin. Ve ben seni çok merak ediyorum.

Ve ben seni çok merak ediyorum.

Hiç beklemesek?

Hiç konuşmasak. Ben şurada seni... Öpsem.

Manu'daki gibi mi?

Gerçi o zaman tanışmıyorduk.

Çok kızmıştım.

Şimdi?

Şimdi kızar mısın?

Ay, gerçekten düşüp bayılacağım ben.

Tamam, tamam. Git. Nereye istiyorsan git.

Sorun yok.

İyi.

Yarın görüşürüz o zaman.

Görüşürüz.

Buyurun.

Merhaba Sinan, kolay gelsin.

Sağol abi.

Yarın orda bize iş çıkmaz.

O yüzden dedim tatile gitmeden hiç değilse şunların hepsini bir halledeyim.

Bir toparlayayım.

İyi etmişsin, iyi etmişsin.

Sen zaten hep çalışkan bir çocuktun, Sinan.

Senin bu iş disiplinini çok takdir ediyorum. Bravo.

Ya abi şimdi övgülerinize layık olmaya çalışıyoruz yani.

Demek yarın tatile gidiyoruz ha!

Çok eğleneceğiz.

Acayip eğleneceğiz.

Bu işi çok iyi akıl ettim.

Gerçekten çok iyi düşündüm.

Abi ben düşündüm.

Sen mi düşündün?

Ee, hayır yani.

Ee, şey. Ben düşündüm...

Yani abi düşündüm.

Boşa koysam dolmuyor. Doluya koysam almıyor.

Artık böyle kıvrana kıvrana...

Nereye kadar?

Ne edip, edip ben Defne'yle konuşmaya karar verdim.

Ha, o mesele.

Ne dedin peki?

Yok abi daha demedim.

Diyeceğim.

Yani...

Diyeceğim ki...

Defne...

Benimle beraber olur musun?

Çünkü ben ömrümün her anını yani seninle geçirmek istiyorum.

Diyeceğim.

Vay!

Büyük karar.

Ama abi sanki konuşmazsam böyle hiç affetmeyecekmişim gibi geliyor.

Bilmiyorum.

Peki ya hayır derse?

Ya evet derse?

Ama senaryonun her zaman en kötü tarafını düşünmek lazım.

Yoksa çok üzülürsün.

Yani...

Artık üzülürsem de...

Üzülürüm abi ne yapalım.

Benim kararım kesin.

Ben yarın Polonezköy'de...

...Defne'yle açık açık konuşacağım.

Artık içimden ne geçiyorsa söyleyeceğim abi.

Hadi bakalım. Hayırlısı olsun.

O zaman ben gideyim.

İnsanların bir nabzını ölçeyim bakalım.

Yani, bu tatil için heyecanlı mı insanlar, değil mi?

Heyecansız olan varsa biraz heveslendireyim, motive edeyim. Gaza getireyim.

Kolay gelsin sana.

Sağol abi.

Beni geri aldılar.

İşime geri döndüm.

Düşünebiliyor musun?

Sensiz olmaz, mutlaka dönmen lazım dediler.

Hadi hayırlı olsun.

Neyse canım.

Yabancı yok.

Aslında...

Tam olarak da öyle demediler.

Cadıyım falan ama...

İşimi iyi yapıyorum sonuçta.

Onlar da farkında bunun.

Vazgeçemediler işte benden.

Nasıl vazgeçsinler ki?

Yani...

Bir asistan kızla kavga ettim diye beni kapının önüne koyacak halleri yok.

Bu asistan kız... Defne değil mi?

Evet.

Senin arkadaşındı o değil mi?

Değil.

Canımdır o benim.

Kardeşim hatta.

Benden de bahsediyorsunuzdur tabii siz.

Yoruyormuşsun biraz. Haberim var.

Bu kavgayı konuşmamıştık ama.

Anlatmadı yani.

Sen de haliyle arkadaşının tarafını tutacaksın tabii.

Aman iyi, tut.

Sen de nefret et benden.

Ben alışkınım zaten insanların nefretiyle yaşamaya.

Sıkıntı yok.

O kadar kolay değil Yasemin Hanım.

Ne?

Ben nefret etmeyeceğim senden.

Sen kendini düzelteceksin.

Heh, yamukluk bende yani.

Değilse neden bu kadar yalnızsın o zaman?

Neden en zor gününde kimse yoktu yanında?

Nasıl kimse yoktu ya?

Sen vardın işte.

Yani...

Gerek de yoktu aslında.

Ben kendim de...

O kadar yalnızlık kimseye iyi gelmez Yasemin.

Bence çeki düzen ver kendine.

Ya?

Vermezsem ne olacak?

Iskalarsın.

O olur, ıskalarsın.

Daha kötüsü bu inadın yüzünden...

...neyi ıskaladığını da bilmezsin.

Ya, bu taraf daha zevkli diyorum. Sen güvensene bana.

O taraf?

Böyle nefretten ziyade... Sevmek, sevilmek falan...

Güzel şeyler bunlar yani.

Haberin olsun.

Ya rahat otursana kızım. Dikildin tepeme.

E, otururum babacığım. Otururum.

Ee, babacığım? Son günlerde köşke gittiniz mi hiç?

Şöyle bir içeri baktınız mı?

İçeride bayağı kıymetli eşyalar vardı.

Aklın fikrin köşkte değil mi?

Bari bunu belli etmesen.

Aa, aşkolsun babacığım!

Olur mu öyle şey?

Hayır yani içeride böyle aile...

...yadigarı, antikalar falan bir şey olmasın diye şey yaptım ben.

Aile dedin de aklıma geldi. Sude ne yapıyor, he?

Dönmeyecek mi artık ülkesine?

Ecnebi yerleri memleket edindi kendine.

Aa, babacığım!

Daha yeni konuştum.

Size sevgilerini gönderdi. Çok özlemiş dedesini.

Ben de çok özledim torunumu. Dönsün gelsin artık evine.

Yeter artık he.

Gelir babacığım, gelir.

Babacığım.

Necmiler gelene kadar size bir şey ikram edeyim.

Mine yok mu?

Yok, var.

Var da yok.

Ay. Ay babacığım.

Kendi elimde şöyle bir kahve size.

Tamam, tamam.

Senin elinden acı bir kahve içeyim.

Hemen!

Ay nerede kaldı bunlar?

Neriman Hanım da Maaşallah yani.

Hep yeni bir solukla çıkıyor karşımıza.

Neriman öyledir.

Onun kitabında rutin diye bir şey yoktur.

Bugün sabahtan beri elli kere mesaj attı bana.

Şimdi... Hulusi Bey.

Sizin babanız oluyor değil mi?

Evet.

He. Dolayısıyla tabii.

Ömer Bey'in de dedesi. Oluyor.

Doğal olarak.

Yalnız ben Ömer Bey'in dedesinden bahsettiğini hiç duymadım.

Yani hatta bir dedesi olduğundan bile haberim yoktu.

Bahsetmez. Adını bile ağzına almaz.

Aa, niye?

Küsler çünkü.

Aa, neden?

Yani şey...

Tabii, öyle özel bir şey değilse.

Özel mi?

Bunun özeli mi kaldı artık? Sen resmen bizim aileden biri oldun.

Peki.

Anlatayım o zaman.

Ama...

Biraz kırık bir öykü.

Tamam.

Biz...

Denizli'li bir aileyiz.

Aslında tekstil işiyle uğraşıyorduk.

İşlerin başında...

Abim Ahmet vardı.

Ömer'in babası yani.

Ahmet Bey.

Ömer Bey'in babası.

Abim...

Emine diye bir kızla tanıştı.

Sonra da işler altüst oldu.

Çünkü birbirlerine çok kötü aşık oldular.

E, bunun nesi kötü ki?

Nesi mi kötü?

Babam hiçbir zaman Emine'yi gelin olarak kabul etmedi.

Emine Hanım. Ömer Bey'in annesi.

Ben onun fotoğrafını görmüştüm daha önce Ömer Bey'in odasında.

Emine Üsküdarlı çok güzel bir kızdı.

O zaman tıp fakültesinde okuyordu.

Sonra mezun olup doktor oldu.

Ama babam ilişkilerini hiçbir zaman onaylamadı.

Kök söktürdü onlara.

Çünkü babam abimi eşraftan birinin kızıyla evlendirmek istiyordu.

Ama abim de babamı dinlemedi.

Emine'yle evlendi.

Sonra Ömer doğdu.

Anladım.

Anlamadın.

Anlamadın.

Ömer'in doğumundan kısa bir süre sonra Emine çok kötü bir hastalığa yakalandı.

Lenfoma oldu.

Tedavi için çok uğraştılar.

Çok para harcadılar ama fayda etmedi.

Emine vefat etti.

Emine öldüğünde...

Ömer daha on yedi yaşındaydı.

İtalyan lisesini yeni bitirmişti.

Emine'den kısa bir süre sonra da abimi kaybettik.

Trafik kazası.

Çok alkollüydü.

Emine'den sonra kendini içkiye verdi.

Depresyon.

Moral bozukluğu.

Emine'siz yaşayamadı.

Büyük aşktı.

Ömer de dımdızlak ortada kaldı.

Hiçbirimizin yardımını kabul etmedi.

Olanlardan hep babamı yani dedesini sorumlu tuttu.

Onu hiç affetmedi.

Sadri Usta'nın yanına sığındı.

Onun dükkanının arkadasındaki...

...odada yattı, kalktı.

Ona çıraklık etti.

Ayakkabıcılığı öğrendi.

Sonra da babasının ona ayırdığı fonla İtalya'ya üniversite okumaya gitti.

Sonra ne oldu peki?

Anne yok, baba yok. Hadi benim yine anneannem var.

O, dedesine de sırtını dönmüş.

Herhalde siz sahip çıkmışsınızdır.

Nerde?

Dedim ya.

Hiçbirimizin yardımını kabul etmedi.

Hep kendi başına olmayı tercih etti.

İşte Ömer bu yüzden...

...hiç kimseye boyun eğmez.

Hiç kimsenin sözünü dinlemez.

Hiç kimseye de güvenmez.

Anladın mı şimdi Ömer'i?

Bizim...

Bizim ağızla...

...bildin mi şimdi Ömer'i?

Ee, Neriman.

Ah, nihayet.

Buyurun, buyurun. Gelin.

Gel Defneciğim, gel.

Memnun oldum kızım.

Merhabalar, ben de Defne.

Geç, otur.

Hoşgeldin babacığım.

Umarım geç kalmamışızdır.

Fazla bekletmemişizdir sizi.

Bekledik. Bekledik ama...

Neyse.

Hadi geçin.

Ne içersiniz?

Sakın bir şey içmeyin.

Mine yok çok yoruldum.

Ben bir şey içmem sağol canım.

Nasılsın kızım?

İyiyim, teşekkür ederim.

Siz nasılsınız?

İyidir, iyidir, iyidir.

Babacığım.

Nasıl? Anlattığım kadar var değil mi?

Ben hayatımda Defne kadar tatlı Defne kadar naif Defne kadar terbiyeli kız görmedim.

Ay, yok canım abartmayın.

Aa, olur mu!

Defneciğimiz bizim bir tanemizdir.

Gerçi Ömer de bizim bir tanemizdir.

Yengesinin gülü o, gülü.

Ömer... Benim kıymetlimdir.

Onun yeri ayrı.

Onun ilerde çok mutlu olmasını istiyorum.

Bir torununuz olduğunu şimdi mi hatırladınız?

Efendim?

Torununuz diyorum.

O yüzden mi o kadar üzdünüz?

Yapayalnız bıraktınız.

Çok kötü şeyler yaşanmış valla size ne kadar kızsa haklı.

Defneciğim.

Neler diyorsun tatlım?

Ay, yorgunluktan bu.

Ay, çok yoruyorlar bu kızı.

Seni bir tatile gönderelim hayatım.

Hatta hemen gönderelim.

Bırak Neriman, konuşsun kız.

Herkes sizin gibi pışpışlayacak değil beni.

Hem dediklerinde hak payı da var.

Zamanında çok hatalar yaptım ben de.

İnsanları bu kadar darmadağın ettikten sonra benim de hatam oldu diyip geçmek pek olmuyor.

Yani...

Bir hata yapmaya hakkımız yok mu?

Yapabiliriz tabii.

Yaparız da.

Ama hatalarımızı yaparken karşımızdakine ne kadar hasar veriyoruz? Önce onu bir değerlendirmek lazım.

Anlıyorum.

Haklısın.

Peki...

Şimdi ne yapmam lazım?

Babacığım yani bacak kadar kız size akıl mı verecek? Haşa.

Bence insanları kontrol altında tutmaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

Neriman Hanım'ı.

Uzaktan uzaktan torununuzu.

Beni.

Necmi Bey'i.

Yani, böyle yapa yapa üzmüşsünüz zaten herkesi.

Neriman.

Hadi sen bize bir çay koy da kızımla uzun uzun sohbet edelim.

Ben mi babacığım?

Yok, yok. Siz zahmet etmeyin.

Keyfinize bakın. Ben hallederim.

İşte böyle hürmetkardır babacığım.

Büyüklerine hiç iş yaptırmaz.

Çok saygılıdır.

Yani...

Gerçekten çok tatlı bir kız.

Dediklerinizde haklıymışsınız.

Hiç bu kadarını beklemiyordum.

Ömer hakikaten...

Kalbinin diğer yarısını bulmuş.

Aa, ahahah.

Yaşasın!

Babacığım, öyledir.

Ee, anlat.

Nasıl Sinan Bey?

İyi anneanne.

Sağlığına duacı.

Allah Allah.

Peki öbürü?

Hangi öbürü?

Ya, geldi ya kapıya işte.

Böyle dalyan gibi.

Ne diyorsun anneanne ya?

Kim geldi?

Ya iş arkadaşın işte. Geldi kapıya kadar, seni sordu.

Ben de arkadaşlarıyla oturuyor dedim.

Aa, öyle mi dedi ya?

Ay canım.

Kim canın?

Canım mı? Ne canım?

Ben canım... Ben canım demedim.

Sana öyle gelmiş anneanne.

Ee, yine de Sinan Bey'in yeri ayrı tabii.

Çok tatlı adam ya. Böyle tatliş tatliş.

Ay anneanne Allah aşkına yaşına uygun sıfatlar kullanır mısın?

Ne oldu sana ya?

Hadi, hadi.

Anlamıyorum sanma.

Aha da bomba geliyor.

Defne!

Bak kızım bazen kızlar böyle adamlara tutulur ya.

İşte o akla hiç iyi gelmez.

Hele hele kalbe hiç hiç...

...iyi gelmez. Dikkat et.

Ay, anneanne sen kafanda yine ne senaryolar yazıyorsun ya.

Allah aşkına. Yani, yok. Öyle tutulmak falan.

Sinan Bey'e niye tutulayım ben? Yok öyle bir şey.

Onu demiyorum. Öbürünü diyorum.

Hangi öbürü?

Hadi, hadi.

Yok.

Yok anneanne öyle...

Tutulmak falan öyle...

Öyle bir şey yok yani.

Hadi hadi!

Oldu sana bir şeyler.

Yüzün gözün parlıyor.

Anlamıyorum mu sanıyorsun?.

Ay anneanne ya!

Ee, biz de genç olduk.

Ama bizim zamanımızda böyle değildi bu işler.

Birini beğendin mi...

Böyle pısar.

Böyle dururduk utangaç utangaç.

Oldu.

Yine şimdi yetmişlere bağladıysak...

Peynirli sade, hadi bana müsaade anneanne.

Kız kaçma gel buraya. Sana gençliğimi anlatacağım.

Gel dedim!

Ne haber?

Ne bu böyle? Heyecan dalgası bir birşeyler.

Ay bilmiyorum. Serdar bana sahilde randevu verdi.

Tam dediğim saatte gel dedi.

Of aman!

İşte, gizemli erkek halleri.

Hadi gel mutfağa.

Ben de yeni bir şey öğrendim. Ondan yapacağım şimdi.

İçer misin sen de? Soğuk kahve.

İyi, içeyim madem.

İyi iç bakalım.

Ne diyecek ki acaba ya?

Birde gecenin bu saatinde, sahilde.

Acaba bir yere falan mı götürecek beni ya?

Süpriz falan mı yapacak?

Ay kötü bir şey olmasa bari.

Tamam.

Eve uğradı mı acaba?

İşten onun çıkmış olması lazım çoktan.

Al bakalım.

Hayır, tam o saatte gel diyince...

İnsan bir noluyoruz falan diyor.

Ay Nihan sanki abimden bahsetmiyorsun.

Sanki James Bond.

E, git işte.

Gideyim değil mi?

E, hadi gideyim o zaman ben.

Geç kalmayayım çok.

E, kalma.

Dur bir şunu dikeyim.

Hadi bay bay.

Selam söyle.

Söylerim.

Serdar. Çok acil dedin ne oldu?

Kötü bir şey mi oldu?

Gel sevgilim.

Otur şöyle.

Ee, nasılsın?

Valla tedirginim.

Hatta şuan biraz tırsıyorum.

Serdar ne oldu? Söylesene!

Kovuldun mu?

Ay, ne güzel ya!

Ben bayılırım bunlara.

Herhalde yine biri evleniyor.

Evet.

Biz.

Nasıl ya?

Nasıl yani?

Benim için mi bunlar?

Nihan'ım.

Gülüm.

Var mısın?

Bir ömür benim olmaya?

Benimle evlenir misin?

Ama...

Düşündüğümden de güzel oldu bu.

Serdar, sen...

Benim için mi uğraştın bu kadar?

Yok, Şermin var ya o istemişti böyle patlatmalı çatlatmalı şeyler. Onun için.

Ya tabii ki senin için!

Benim için?

Evet.

Bütün İstanbul benim havaiifişeklerimi mi izliyor şu an?

Ya, ben İstanbul'un en mutlu kızıyım.

Ya ne İstanbul'u!

Ben dünyanın en mutlu kızıyım.

Nihan.

Sevgilim...

Bence bir cevabı hak ediyorum artık.

Hadi.

Unuttum onu ben.

Evet!

Evet tabii salakoz, evet!

Evet!

Serdar...

Çok seviyorum ben seni.

Çok seviyorum ya, çok!

Heyt be!

Ben de ulan!

Ben de!

Ölüyorum, ölüyorum!

Aşkım benim!

Evleniyoruz lan!

Duymayan kalmasın!

Evleniyoruz be!

Devleniyoruz.

Ay bir türlü istediğim gibi yanamadım.

Bu geziyi çok iyi kullanacağım valla.

Şirketin gezileri çok eğlenceli oluyor.

Çıldıracağız kızım, çıldıracağız.

Harika.

Aynen öyle.

Gündüz havuz. Gece ateş ve gitar.

Ay, yaz dediğin böyle olur. Değil mi Derya?

Bir şey diyeceğim.

Biz orda ata da bineriz.

Aa, evet.

Ben hep çok merak etmişimdir.

Ata binmeyi bilmiyor musun Derya?

Ben öğretirim sana. Ama tabii önce benim öğrenmem lazım.

Fakat atletik bir yapım olduğu için hemen kaparım, kolay kaparım yani.

Ya harika olacak.

Orada sivrisinekler bile moralimizi bozamaz.

Değil mi ya? Sivrisinek, ne kötü.

Gelip soksa neyse de gece geliyor böyle vızır vızır kulağının dibinde insanın.

Vedat.

Şu anda bu geyiği yapacak mısın gerçekten?

Yapmayayım mı?

Yo, yap.

Hatta istersen sıcak bir şey değil de nem var, nem geyiği de yap.

Değil mi ya?

Nem çok.

İstanbul'un havası böyle boğuyor insanı.

Mesela Adana'da olsan...

Ay Vedat!

Ya, bir git!

Allah Allah. Ne oldu ki şimdi?

Nem var kuzum.

Necmi Bey'i almalıyım.

Ay, geç kuşum. Geç.

Kız.

Ben çok acıktım.

Mine'yi falan mı yesek?

Ne?

Ne diyorum ayol.

Mine'ye söyleyelim de bir şeyler hazırlasın bize.

Söyleriz kuşum söyleriz.

Ay, benim de içim ezildi biraz.

Kız.

Necmoş Bey nerede?

Ay, şirketçe motivasyon gezileri varmış.

Sabah görsen bir heyecan bir neşe.

23 Nisan çocukları gibiydi.

Aman, biliyorum hayatım.

Gitmeyeceğim ben.

Gitmeme kararı aldım.

Triplerdeyim.

O Ömüş var ya...

Beni yıprattı, mahvetti.

Ya ben, ya ben?

Ay, bu altın sarısı saçlarım...

...karat karat dökülecek.

Yasemin de dönmüş.

Döndü cadı, döndü. Ben direk nefes terapisine başladım.

Ay tam diyorum ki...

Oh, işler rayına oturdu.

Çuf çuf gidiyoruz. Dumanımız tütüyor.

Yelle bizi evren diyorum.

Foş! Su basıyor.

Kız ben de kendimi böyle avutayım diyorum.

Kafaya takma diyorum.

Ama sonra kafaya takmadığımı...

...takıyorum bu sefer de.

Ay, haklısın.

Aman boşver hayatım, boşver.

Ay, gitme zaten.

Ne o öyle?

Vıcık vıcık şirketsel kaynaşmalar.

Bence de hayatım, gitmeyelim.

Gitmeyelim de...

Gitsek mi?

Yok gitmeyelim.

Kız yani burada böyle gıcık olacağımız kimsecikler kalmıyor sonra.

Ay, haklısın Koriş.

Ay biz oyun dışında mı kaldık Koriş?

Biraz öyle oldu gibi.

Yani olayların merkezinde olmayınca geriliyorum.

Aynen hayatım, aynen.

Yani masanın en çok konuşanı ben değilsem içim sıkılıyor.

Yani benimleyken ben konuşulur.

Yani hayatım doğru söylüyorsun.

Bence de gitmeyelim.

Gitmeyelim.

Eh, gitmeyelim.

Ne yapalım?

Mine!

Bak bize!

Onu delirtelim. Mine'yi.

Atla bakalım gözlük.

Motive olmaya gidiyoruz.

Motive olmak ya da olmamak.

Yeni açmazımızı buldum Necmi Bey.

Sus gözlük sus ve bin arabaya.

Kızlar, arkayı fulleyin bakalım hadi.

Geldik Necmi Bey. Ortaya binmem.

Alın size.

Okul gezisine mi gidiyoruz şirket organizasyonuna mı belli değil.

Sen de mi geliyorsun?

Valla, şirketten yönlendirdiler.

Necmi Bey ayarlıyormuş gidişleri.

İyi.

Peki madem.

Ya neredesin?

Ben aşağıda seni bekliyorum.

Geldim, geldim.

Geldim.

Hadi atla.

Benim burada bir asistanım...

Ah! Buradaymış.

Hadi gelmiyor musun?

Geldim Sinan Bey.

Geldim.

Ya, Necmi Bey ne kadar güzel akıl etti değil mi bunu?

Herkesin ne kadar çok ihtiyacı varmış böyle bir geziye.

Ya, evet.

Aylar var böyle toplu bir organizasyon da yapmıyoruz.

Ay, biz de en son lisede gitmiştik böyle.

Dedikodu tavan yapar ya...

...böyle gezilerde.

İşte kim kiminle kaynaşmış.

Nerede görülmüş.

En eğlenceli tarafı.

Ne diyorum ben ya?

Ay çok ayıp ya...

Çok ayıp. Ben ne anlatıyorum?

Yok canım aslında doğru söylüyorsun yani böyle geziler çok güzel fırsatlar sunar insanlara.

Tabii, yani işte.

Değerlendirmeyi bilirsen.

Kızlar! Eğleniyoruz değil mi?

Evet!

Necmi Bey, ben de mi arkaya geçsem?

Sanki orası daha eğlenceli gibi. He?

Saçmalama gözlük.

Saçmalama oğlum.

Bak, yeşillik. Açık hava.

Kızların ruh halini olumlu yönde etkiler.

Sonra kızlar aşka daha yatkın olurlar.

Bu durumlarda.

Değil mi kızlar?

Çak!

Doğru söylüyorsunuz valla.

Benim bile ruh halim...

...etkilendi şimdiden.

Kendimi aşk adamı gibi hissediyorum.

Hissediyorum bunu Necmi Bey!

Gözlük oğlum.

Sabah kahvaltıda sen ne yedin be?

Tempo, tempo, tempo!

Konuştun mu Defne'yle?

Yok, daha vakit olmadı.

Ben özür diledim ondan.

Özür diledin?

Evet.

Fazla ileri gittiğimi anladım.

Gördüğün gibi...

...insan ilişkilerinde o kadar da...

...yabani değilim.

Hatta...

Hatamı anlayacak kadar olgun bir insanım.

Bana bunları niye anlatıyorsun peki?

Hiç canım.

Öyle. Muhabbet olsun diye.

Güzel muhabbet oldu ama he.

İyi oldu yani.

Arkadaşlar!

Serviste eşyasını unutan varsa alsın.

Birazdan kalkıyor çünkü.

Şimdi.

Ömer ve Sinan patronlarımız olduğu için onlar birer kişilik tek kişilik odada kalacaklar.

Diğer herkes ikişer ikişer kalacak.

Tamam mı?

Peki. Ben listeyi yaptım.

Şimdi. Alınmaca, gücenmece...

...darılmaca, aynı erkeğe...

...göz dikip birbirinizin saçını...

...yolmaca yok. Anlaşıldı mı?

Al bakalım gözlük, dağıt kartları.

Şimdi gidin odanıza.

Bir güzel yerleşin.

Yorgunluğunuzu atın.

Akşamleyin yemekte beraberiz.

Tamam?

Hadi bakalım.

Buyurun.

Biz birlikteymişiz Defne.

Tamam.

Biz de işte gidelim.

Nasıl?

Oradan sanırım şey.

Neyse ya, uzatmıyorum.

Yasemin Hanım da döndü.

Düşündüğüm kadar etkili bir isim değilmişsin.

Tehlike yok yani.

He, evet.

Oh be!

Sonunda geldik.

Ay, Vedat yolda sürekli vır vır vır...

Baş ağrısı yapacağına niyeyse...

...bel ağrısı yaptı.

Ama mecburdum yani sonuçta.

Neye?

Ben yine cümleyi dışımdan mı tamamladım?

Öyle oldu galiba.

Ama içindeki kısmını da merak ettim yani.

Ay, Derya!

Merak ettiğin her şeyi sonuna kadar merak ediyorsun.

Üf, ben biraz çıkacağım.

Gelirim birazdan.

Nereye?

Merak ettiğin bir yere Derya.

Allah Allah!

Kız!

O iddialı iddialı ayakkabıların üzerine o sıradan jeanleri

...giymiyorlar mı...

Bak şöyle şuramdan ter akıyor.

Gıcıklıktan. Kız haksız mıyım Nero'm?

Haklısın hayatım.

Yani insan utanmasa çok fena aşağılamak istiyor.

Gerçi ben hiç utanmıyorum.

Çok fena aşağılıyorum.

Kız böyle takı makı falan takıyorlar.

Geçen Gün Sinan'da gördüm.

Hayal et diye bir şey.

Ay, dedim bu ne böyle.

Böyle bir sanatsal arayışlar.

Kendi varoluşunu ifşa etme...

...çabaları falan.

Kız senin safozda da vardı o.

Ay! Evet, evet biliyorum.

Sev, gülümse falan.

Ay, ucuz romans ucuz!

Kız onda da vardı.

Hayal et vardı sonra çıkardı.

Böyle kombin falan yapmış...

...kendi çapında salak.

Bir dakika bir dakika.

Defne'de sev, hayal et...

...gülümse vardı?

Ya, üçleme yapmış.

Zevksiz.

Ama sonra sev, gülümse kaldı?

Kız o kadar şeyden sonra...

...hayal et kalır mı zaten?

Sen de...

Ama sonra Sinan'da çıktı...

...o, hayal et?

Yani?

Ay, Koriş!

Bunlar fingirdeşiyorlar.

Ay Defne, o bilekliği...

...Sinan'a hediye etti.

Ay zaten Sinan da bana gelip...

...gelip diyordu.

Defne'yi iplerinden kopar artık...

...falan diye yalvarıyordu.

Ay, ben bunu nasıl farketmedim?

Vah vah, kız şoklardayım.

Kız iştahım açıldı yine çok fena.

Ay yediler beni...

Yediler Koriş, beni yediler.

Koriş yeme!

Kız, ben yemedim.

Sinanlar yedi diyorsun. Sen de yani!

Dur, kalk. Gidiyoruz.

Bir şeyler yapmamız lazım.

Yürü.

Kız nereye?

Motivasyon gezisine.

Defne'yle Sinan'ın...

...motivasyonunu kırmaya.

Hadi, yürü!

Kız, yolluk falan hazırlasaydık.

Ay yürü, yürü, yürü!

Yürü hadi, hadi.

Hadi, hadi.

Tamam, tamam.

Al, ben sana bunu alırım.

Hadi gel.

Hay Allah'ım ya Rabb'im.

Kız, kaldık böyle.

Ay! Yandık, yandık.

Al. Al ye, ye.

Hadi gidelim, ye sen.

Kız orada da kaldı.

Ay daha alırız.

Ömer?

Heh, oğlum yerleştin mi odana?

Evet amca, evet.

İyi, güzel.

O zaman seni almaya geldim. Hadi yemeğe gidelim.

Sen in amca ben gelirim yanına.

Bir iki telefon edeyim.

Bak Ömer. Bu benim ilk profesyonel organizasyonum.

Eğer ekersen beni kaytarmaya çalışırsan çok darılırım.

Çok da kızarım haberin olsun.

Merak etme.

Tamam.

Kapıyı açık bırakıyorum.

Hemen gel he.

Tamam. Tamam.

Defne?

Ben şeyi açıklamak istedim.

Ben...

Ben Sinan Bey'in arabasına şey diye bindim.

Ayıp olmasın diye bindim.

Yo, yo. Sorun yok.

Anlıyorum.

Yalnız kalamadık.

Yol... Geçmek bilmedi.

Ama şimdi yalnızız.

[Jenerik Müzik]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.