Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
[JENERİK MÜZİK]
Ömer Bey.
Kolunuz, kolunuz kanıyor.
Çok özür dilerim.
Ben hemen şimdi yara bandıyla halledeceğim.
Sargı bezi falan var mı bir yerlerde?
Tamam, önemli değil.
Hayır, önemli!
Ay.
Kolunuz çok kötü oldu ya. Bir hastaneye falan mı gitsek?
Çünkü dikiş atmamız gerekebilir.
Defne bir sakin ol. Dur, nefes al.
Saralım, bir saralım onu.
Ya, Defne tamam. Önemli değil.
Hastane falan nereden çıktı? Ufacık bir çizik. Amma abarttın.
Ya, nasıl önemli değil? Ben önemli diyorsam önemli.
Madem hastaneye gitmeyeceğiz, saracağız.
Efendim.
Yok bir şey.
Sakinleştin mi biraz?
Evet.
Hayır.
Ee, iyi geceler. Ben artık gideyim.
Nereye?
Evime.
Saat şimdi geç oldu.
Yani Şükrü de yok. Arabayla gitti.
Ben tek başına yollamam seni bu saatte.
Bu gece burada kal.
Kalayım mı?
Kalamam.
Sanki birbirimizi görmeye bayılıyormuşuz gibi.
Defne, tamam.
Yani, son zamanlarda sana çok...
... sert çıkışlarım oldu. Tamam, haklısın.
Yani, kızmakta haklısın.
Tamam.
Ben de bir an çok sinirlendim. Ortalığı falan dağıttım. Özür dilerim.
Ya sonuçta on üç gün kalmış, değil mi? Bir sabret yani.
Tamam. Bak ne olur, konuşmayalım şimdi.
Sen yukarı çık.
Dolapta benim şortum, tişörtüm falan var.
Giy onları. Güzelce uyu.
Bende burayı bir toparlayayım.
Yatarım şurada.
Yok, ben gidiyim.
Defne.
Gitme.
Kal.
Lütfen.
Peki.
O zaman ben bir evdekileri arayayım da.
[Şarkı]
Of.
Kızım çok geç olmuş ya. Kendini kaybettin Defne.
Hah.
Alo abi.
Neredesin kızım sen?
Ya, şey, ben dışarıdayım ama iş için yani.
Öyle gelemeyeceğim gibi görünüyor.
Sebep?
Uzak bir yerde misiniz? Gelip alayım mı seni?
Bak Defne, kötü bir şey yok, değil mi?
Yok, yok. Merak etme, iyiyim.
Problem yok.
Anneannem ne yaptı?
O çoktan uyudu ya.
İyi. O zaman sen şey yaparsın değil mi ya, idare edersin beni?
Ya, ederim etmesine de...
... bu dışarıda kalma işi alışkanlık haline gelmesin bak.
Yok, yok. Merak etme, olmaz.
O zaman kaçtım ben hadi. İyi geceler. Bay bay.
Hadi iyi geceler, hadi.
[Şarkı]
Bu bir.
Bu da bir.
Bırak.
Yeter.
Güzel.
Ee.
Ömer Bey, günaydın.
Kusura bakmayın, ben bu sabah geç uyandım.
Tamam, ben hallettim.
Bir dakika. Ee...
Sizin bu saatte çoktan kahvaltı yapmış olmanız lazımdı.
Ettim zaten.
Peki bu kimin?
Sana.
Otursana. Gel.
Ee.
Bana.
Bana yani.
Nasıl yani?
Sen seversin diye sana bunları hazırladım.
Sebze suyu pek sana göre değil.
Değil mi?
Ofiste çay içiyorsun, görüyorum.
Tek şekerli. Doğru muyum?
Doğrusunuz da...
Hadi yesene. Soğutma.
Sen yemeğini yerken ben programın üstünden geçeyim mi?
Hı.
(Gülüyor)
Ay, pardon ya.
(Gülüyor)
Ee.
Niye peki? Yani...
Kendimi sana affettirmek için diyelim.
Hadi yesene. Çayın soğuyor.
Bugün şirkete gitmesek mi ya?
Hem beraber gezeriz. Ne diyorsun?
(Öksürüyor)
Al iç, al.
(Öksürüyor)
Ben de kendime kahve koyayım.
[Telefon sesi]
Ceketimin cebinde. Bak sen.
Ee, alo Koray Bey.
[Kız, patronuna söyle Yasemin'in onayladığı mekan kati'yen olmaz]
[Koray Sargın bunu kabul etmiyor]
[Kız yaklaştır o telefonu, yaklaştır]
[Ah, çığlıklarıma kulak ver]
[Hassas ruhu kahrolmuş bir adamın naif hezeyanları bunlar]
Ee, ben dinliyorum sizi Koray Bey.
Defne, Ömer hemen gelsin mekana baksın.
Ay, Sinan da yok ortalıkta.
İstifa edeceğim. Yeminle istifa edeceğim.
Ee, ben sizi şimdi Ömer Bey'e veriyorum Koray Bey.
Efendim Koray.
Ne mekanı?
Hayır, orası niye olmuyor?
Bana bir söylesene. Orası niye olmuyor?
Allah Allah.
Ne oldu ya bu adama şimdi?
Hayır...
... kamera şakası falan desem, Ömer Bey'in tarzı değil.
Asıl sana ne oluyor kızım ya?
Ayırdın iki dakikada ağzını.
Koray'a gitmemiz lazım.
Tamam, hemen gidelim.
Bari bir zeytin at, ayıp olmasın.
Günaydın Ömer Bey.
Günaydın.
Günaydın Defne.
Günaydın Şükrü abi.
Ben de seni merak ettim.
Niye ki?
Ee, ne biliyim sabah görmeyince hastasın falan diye düşündüm.
Yok, yok iyiyim. Bir şey yok.
Koray'a gidiyoruz Şükrü.
Derhal efendim.
Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Neyin var Sinan'cığım?
Bir tadın kaçmış gördüm seni.
Neye canın sıkkın?
Ne yalan söyliyim, canım sıkkın Neriman Hanım.
Yoksa Yasemin meselesi mi?
İsviçre'ye de gitmemişsiniz. Bir sorun mu var?
İstersen hemen el atabilirim.
Biliyorsun, aşk meşk işleri elimden gelir.
Malum, malum.
Gel, şöyle otur. Mine bize birer drink getirsin.
Mine!
Coffe.
Karşılıklı Sinan'cığım ile içelim.
Ya, Neriman Hanım.
Yasemin değil ama hani dediğiniz gibi canım biraz sıkkın.
Tam üstüne bastınız.
(Gülüyor)
Ben üstüne bastığım şeyleri görmem çocuğum. Sen anlat.
Görmediğiniz belli.
Ömer ve Defne.
Ha.
Şu mesele.
Ee, nasıl yani?
Neriman Hanım.
Bakın, bu işin tadı kaçmaya başladı.
Aa, niye ayol?
Bana bak, iş yerinde oynaşıyorlar mı yoksa?
Utanıyor musun? Utanma çocuğum, utanma.
Hayır niye utanayım? Utan... Öyle bir şey yok zaten.
Ben diyorum ki, yani...
... Defne ve Ömer sizin sandığınız gibi birlikte değiller sanırım.
Nereden bakınca?
Buradan bakınca, şuradan bakın...
Yani Neriman Hanım...
Bakın bu... Ya bu iş Ömer'e de Defne'ye de zarar veriyor.
Ya, Ömer olmadığı bir adama dönüştü.
Ne biliyim ben onu böyle bir yalanın içine soktuğum için yani rahat değilim.
E Defne deseniz, o da iyi bir kız.
Yani temiz, masum, saf biri şimdi. Yani...
O da zarar görüyor.
Ben bilmiyorum. Benim içim hiç rahat değil.
Sinan'cığım, sen çok dolmuşsun bu konuda.
Demek araları iyi değil.
Hı.
Ya, Ömer Bey. Ben taşırdım onu. Niye zahmet ediyorsunuz?
Ya, olur mu canım. Hiç önemli değil. Ben hallederim.
Sıcakmış ya burası.
Bir şey içer misin?
Bir şey yok ki.
Nasıl?
Burada diyorum, bir şey yok.
Sen burada bir şey olmadığını nereden biliyorsun?
Kız!
Ay!
Sensin bir şey yok.
Koray Bey ya.
Koray'cığım ne yapıyorsun? Korkutuyorsun bizi.
Ömer.
Yasemin lansman için süper kitsh bir mekan onaylamış.
Hayatta olmaz. Kabul etmiyorum.
Ya, bu konseptte de onun kadar bende sorumluyum.
Adıma asla leke sürdürtmem.
Ben bir markayım.
Ben Koray Sargın'ım. Bir şey yap.
Koray'cığım abartıyorsun.
Ben mi abartıyorum? Ben.
Ben varya ben, ben avangart bir fotoğraf yıldızıyım.
Ama o pis Yasemin...
... 2013'lerde kalmış alaturka ve avam bir kadın.
Koray Sargın.
Hah, söyle kız.
Şunu bileydin hayatım.
Ben. Bak, bak, bak, ben.
Bakıyorsun değil mi?
Ben Koray Sargın. Bahşedip de Türkiye'de yaşıyorum be.
Vallahi sen ne söylersen söyle, ben Yasemin'in vizyonuna güveniyorum.
Ay, neyin vizyonu?
Neyin vizyonu bu?
Onun yaptığı standı da gördük.
Resmen Harrods'ın iki yıl önce yaptığı birebir kopya.
Değil mi kız? Söyle.
Benim bir şey anlamamam normal mi ya?
Efendim.
Bir şey mi söyledin?
Ben bir şey hazırlayayım diyorum.
Dur, dur. Olur mu canım. Sen niye hazırlıyorsun? Ben hazırlarım.
Şükrü'ye söyleyeyim sana bir şey alsın mı? Sen sıkılmadın, değil mi?
İyi misin?
(Gülüyor)
Daha neler canım. İyiyim, iyiyim.
Bir problem yok.
Siz şey yapmayın. Ben yapayım diye.
İyi madem.
İyi.
Ne var? Ne?
Oo.
Ömer The Gentleman
Ne oluyoruz?
Defne buraya daha önce geldi mi?
Bardakların yerini nereden biliyor?
Ay.
Ne oldu? Su mu kaçtı kulağına?
Yok hayatım. Benim böyle bazen...
... kulağım tıkanıyor da.
Ay, bir şey mi dedin sen?
(Hapşırıyor)
Ay.
Çok yaşayın.
Ondan eminim tatlım. Anlat.
Ha.
Yani mesela...
... bu Defne'nin istifa meselesi.
Helal.
Ne?
İstifa mı?
Ne istifası?
Sizin haberiniz yok mu Defne'nin istifa...
Ee, yok. Ee, var.
Yine neyin peşinde bu iş batıran?
Ay, ay dur düşüneyim.
Neriman Hanım.
Düşünüyorum tatlım.
Hayır, düşünün. Ben, şey...
Aman, canım yani görende petrol kuyusu buldu zannedecek.
Alt tarafı iki tane dolap var zaten.
Bir elini atmıştır. Bir şeyde denk gelmiştir, bulmuştur.
Doğru gerçi. Niye takıldıysam o kadar.
Yani.
Ay şunu da koyalım.
Kızım, şuraya koy. Sakarsındır sen.
Kız ikram et.
Koy.
Hoş geldiniz.
Şimdi, Ömer ile Defne sevgili oldular ya...
... Ömer, Defne'nin çalışmasını istememiştir.
O yüzden istifa etmiştir.
Ne?
Ee, asistanlık zor iş.
Ömer, Defne'ye kıyamamıştır.
Ben böyle düşünüyorum.
Benim fikrim bu yani.
Emin misiniz ya?
Ay, tabi kuşum.
Rahat ol sen.
Zaten Defne'cik de bir müddet sonra hayatımızdan çıkıp gidecek.
Düğünün ertesi günü vın turizm, yok olacak.
Nasıl vın turizm?
Artık kanat mı çıkartır, motor mu takar...
... öyle vın yani. Yok olacak. Anlaşmamız böyle.
Ne?
Ay, Sinan. O kızcağızı gelin olarak alacak değiliz ya.
Oyun moyun hepsi bitecek işte.
Ne sanıyordun?
Ben sanıyordum...
Ya, Neriman Hanım. İnsanlara böyle bir şey yapılır mı yani?
Ben, ben sanıyordum ki siz, ne biliyim Defne'yi uygun buldunuz.
O yüzden işe soktunuz. Hani, şey, gelin olarak yani.
Ay, Sinan.
Bazen ne kadar saf oluyorsun.
Koskoca şirketi nasıl yönetiyorsunuz, anlamıyorum.
Ayol, sen takma kafanı bunlara.
Benim işim var, gücüm var. Hadi çocuğum.
Merhaba Sinan. Hoş geldin.
Ay, çocuk biraz sendelemiş.
Sen onu bir toparlayıver Necmi.
Tamam, tamam. Toparlarım.
Bak bunları da göndereceğim sana.
Tabi mekana gidersen.
Tamam Koray. Tamam. Koray tamam.
İçindeki konsepte de bakacağım. Mekana da bakacağım. Her şeye bakacağım Koray.
Tamam.
Ölümü gör.
Koray tamam diyorum ama.
Koray'cığım.
Hı.
Söz ver.
Ya sabır.
Defne benim telefon.
Tamam, ben alırım. Siz şey...
Tamam.
Kız.
Hayatında var mı biri?
Valla yok.
Ay herkesler de yalnız Ömer.
Koray'cığım biz gidebilir miyiz?
Aman, tamam be tamam. Gidin.
Aa, dur. Gitmeyin.
Ay, şimdi aklıma geldi.
Bu sana gönderdiğim orijinal fotoğrafları gördün mü?
Hani photoshopsuz istemiştin ya.
Görmedim.
Akşam bir mevzu patladı da .
Ee, çıkalım çünkü geç kalıyoruz şu anda.
İyi hadi.
Aa.
Hay Allah.
Ee, yok yok Ömer Bey. Siz hiç zahmet etmeyin.
Ben şimdi hallediyorum. Hiçbir problem yok.
Ben şimdi toplarım bunları. Hemen topluyorum, geliyorum.
Siz arabada bekleyin. Ben bunları halledeceğim.
Gel Ömer'ciğim.
Ben seni geçireyim.
Ben hemen geliyorum.
Bekle, biraz daha darlayayım seni. Yetmedi bana bu darlama. Hadi.
Öyle olsun bakalım.
Ay.
Fotoğrafları silmem lazım.
Kızım nerede fotoğraflar ya?
Hah.
Sil Defne. Sil. Sil. Sil. Sil.
Bunu da sil.
Bunu da sil.
Başına büyük bela alacaksın yoksa.
Oh tamam.
Bırak şimdi Sinan.
On bir yaşından beri tanırım seni.
Ömer ile beraber bu evde büyüdünüz.
İzin ver de bir derdin olup olmadığını anlayayım, ha?
Şimdi delikanlı gibi söyle bakayım. Ne oldu?
Yok bir şey Necmi Bey, gerçekten.
Necmi Bey. Oğlum, bırak bu prosedürü.
Neriman içeride, rahat ol.
Ya, sıkıntı yok Necmi abi.
Yani, siz nasıl olsun istiyorsanız.
Benim istediğim gibi olmuyor işte.
Yasemin ile aranız nasıl?
Yok, bitti o iş.
Yani, pek bana göre biri değilmiş.
Bana göre biri değilmiş derken...
... sen kendine göre birini buldun. Aşık oldun. Tutuldun.
O yüzden mi karalar bağladın?
Doğrusun abi.
Ama aramızda kalsın, olur mu?
Bir de kim diye sorma.
Merak etme, aramızda kalır. Ayrıca da sormam çünkü kim olduğunu biliyorum.
O kadar açık veriyor muyum ya?
Buraya onun için geldiğini de biliyorum.
Hadi ben seni fazla tutmayayım.
Yalnız, bak fazla düşünme. Fazla düşünmek kalbe iyi gelmezmiş.
Eyvallah abi.
Vay be.
Ortalık baya kızışmış.
(Islık çalıyor)
Günaydın.
Günaydın.
Aa.
Kapımı açmayacak mısın?
Olur, açalım.
Temden gidelim.
Ay, öldüreceğim ben bu Koray'ı ama artık.
Ne o sinsi sinsi arkamdan iş çevirmeler.
Onun ne haddine beni eleştirmek.
Tamam, tamam kapat.
Dur, dur kapatma.
Ömer nereye gitmiş?
İyi, tamam.
Ben temden gidelim demiştim.
Demiştiniz.
Temde değiliz ama.
Aa.
Vallahi bildiniz.
Ne yapmaya çalışıyorsun sen?
Gidiyoruz işte ama buradan gidiyoruz.
Ne demek buradan gidiyoruz?
Bu saatte temden gitseydik bir arpa boyu yol alamazdık Yasemin Hanım.
O yüzden buradan gidiyoruz.
Hayır, ben anlamadım.
Sen mi karar vereceksin nereden gideceğimize?
Şimdilik öyle gözüküyor.
Geldik sayılır.
Açmıyor.
Defne sen biliyor musun Sinan nerede?
Yok bilmiyorum Ömer Bey.
Tabi, bilmiyorsun.
Nerede bu adam? Anlamadım ki.
Lansman yaklaştı. Mekan işi de ondaydı.
Bütün planım alt üst oldu.
Belki telefonunu böyle, bir yerde falan unutmuştur.
O kadar çok çalan telefonu, istesen de unutamazsın.
Başka bir şey var ama, öğreneceğiz sonra artık.
Şükrü şurada bir durabilir misin?
Tabi ki.
Sos zamanı gelmiş anlaşılan. Sipariş mi vereceksiniz?
Hayır, geliyorum şimdi.
Sos mu?
Burası Ömer Bey'in sürekli geldiği gurme market.
Sinan Bey ile ikisinin...
... yurt dışından istediği özel soslar olursa buradan sipariş ediyorlar.
Vay be.
Böyle bizim gibi yani, böyle salçayı kavurup makarnanın üstüne dökmüyorlar.
Sosları bile bir acayip. Hint kumaşı gibi bulunmuyor.
Ya canım, mevzu sadece sos değil tabi. Başka şeylerde satıyorlar burada.
Değişik tatlar denemeyi seviyorlar.
Ee, tabi gurmelik başka bir şey.
Herhalde.
Al bakalım.
Bana mı aldınız?
Sana uzattığıma göre.
Ofiste görüyorum. Nazlıcan ile çılgın bisküvi partileri yapıyorsunuz.
Sen yulaflı seviyordun, değil mi?
Bak, bu da yulaflı ama başka aromalar da var içinde.
Ye bakalım. Seversen yine alırız.
Ya, Ömer Bey çok teşekkür ederim.
Gidelim Şükrü.
Tabi efendim.
Çok güzelmiş Ömer Bey.
Çok teşekkür ederim.
Afiyet olsun.
[Allah Allah]
Ee.
Ya, işte bende hani gözlerimi çizdireyim diyorum ama...
... sonuçta o da bana bir karizma katıyor, gözlük. Değil mi?
Ne gibi?
Ee, yani...
Ne gibi?
Böyle bir entelektüel bir hava.
Mesela, hani, bak mesela bir.
Gözlüksüz bir bak.
Bir de, bir de gözlükle bak Derya, bak.
(Gülüyor)
Okur yazar bir hava.
Aa, Sinan Bey. Hoş geldiniz.
Olum sana bir tavsiye.
Bu kadar çaresiz takılma.
Vallahi bak, buradan ekmek yiyemezsin.
Sakin ol ya.
Bırak onlar sana gelsin.
Haklısınız galiba.
Çünkü böyle olunca gidiyorlar yani.
Değil mi?
Yani.
Ömer geldi mi?
Yok, gelmedi daha.
Defne.
O da gelmedi dolayısıyla.
Yasemin Hanım ile kabaca bir yerleşim planı hazırlamıştık aslında.
Buyurun.
Yeni sezon ayakkabılarınızın sergilenmesi için...
... Yasemin Hanım içerideki salona özel ışıklandırmalı bir showroom istedi.
Güzel.
Ömer.
Merhaba.
Haber verseydin, mekanı gezmeye birlikte gelirdik.
Koray çağırdı acil.
Mekanla alakalı bir sorun varmış. Bende kalktım, apar topar geldim.
Bize biraz müsaade edebilir misiniz?
Gerçekten anlamıyorum.
Mekan bakmak benim işin. Koray niye burnunu sokuyor?
O kim ki ben ona hesap veriyorum?
Defne.
Sen yoruldun. Gel, otur.
Otur.
Ben de gelirim zaten birazdan yanına.
Şöyle geçelim mi?
Konuya odaklanamadık da.
Olur.
Otur.
[Telefon sesi]
Alo.
Röntgene götüreceğiz seni.
İçinde su mu var, baktıracağız o beyninin.
Neden anlamadım?
Ne istifası? O da ne demek?
[Ne çabuk havaya girdin]
Ha, yok öyle değil. Şimdi biz Ömer Bey ile...
Sen, hemen buraya gel.
Ama ben Ömer Bey'in yanındayım.
İşin biter bitmez gel.
Ömer Bey'e ne diyeceğim?
Neriman Hanım yeni ayakkabıdan istedi.
Onu götüreceğim dersin.
Bana bak, bekliyorum.
Koray haklıymış.
Mekanın baya işi var.
Bugün zaman açalım. Sinan ile bir görüşelim.
Bu Ragıp Beyler ile olan öğle yemeği de başka zamana ertele.
Gelecektin sende bugün ama ne yapalım, kısmet değilmiş.
Başka bir zaman telafi ederiz mutlaka.
Hadi.
Hı hı.
Hadi.
Ne oluyor ya?
Ha, seni Defne tavsiye etti yani.
Aynen abi.
Lazımdı artık işleyiş buraya.
Eyvallah.
Hayır, ben Koray'a hesap mı vereceğim yani?
Ne alakası var Yasemin?
Takım işi bu.
Sinan ile de bir konuşalım da.
İso.
Defo.
Ne yapıyorsun kızım? İki gündür göremiyorum seni.
İyi ya, çalışıyorum. Çok yoğun bu aralar. Sen ne yapıyorsun?
İyi, yolunda her şey.
Yasemin Hanım'ın şoförü efendim.
Defne'nin arkadaşıymış.
Gidiyoruz.
Sonra görüşürüz.
Kolay gelsin.
Sinan'da artık gelmiştir herhalde.
Ay Ömer Bey.
Hı.
Ben az önce mesaj attım.
Ragıp Bey ile olan yemeği perşembe öğleden sonraya aldık.
Tamam Defo.
Sağ ol.
Sağ ol Şükrü abi.
Anneanne.
Burada mıydın sen?
Yok içerideyim.
Ne biçim soru o.
Ya, öylesine şey ettim işte.
Ne haber?
Niye arıyordun sen beni?
Hı? Gezmeye mi götüreceksin yoksa?
Ya, yok canım. Ne gezmesi?
Hem sen yorgunsundur şimdi.
Şey diyeceğim ben.
Ya.
Ya bu kızlar neyse de...
... hani ben çok yük olmaya başladım sana anneanne.
Hani, çamaşırım ayrı dert. Bulaşığım ayrı dert.
Hani ütüsü desen, oho. Dünyanın işi ya.
Kendin mi yapacaksın artık? Onu mu diyorsun?
Çüş anneanne, affedersin. Yok daha neler ya.
Kız Esra, abine zam yaptılar galiba.
Hizmetçi tutacakmış bana.
Aa, hayırlı olsun abiciğim.
Ya, yok zam mam. Öyle bir şey değil.
Ne zammı?
Şey diyorum ben. Hani...
... ben de hani artık şey etsem.
Böyle, hani biri olsa benim de yanımda.
İş ortağı gibi mi?
Çay bahçesine ortak mı giriyorsun yoksa?
Arkadaş.
Bir insan bu kadar mı anlaşılmaz ya.
Sen anlatamamış olabilir misin?
Neyi kız?
Allah'ım delireceğim ya.
Of.
(Gülüyor)
Tamam be, tamam. Anladık, biliyoruz.
Gider Nihan'ı isteriz sana. Tamam.
Ya, of anneanne ya.
Madem anladın, ne diye kıvrandırıyorsun beni kabız kedi gibi iki saattir ya?
Çok komiktin ama he.
Ya, şapşik.
Tamam değil mi anneanne, hı?
Hem Nihan da iyi kız.
Nihan iyi kız da, annesi yılan, annesi.
Ne kokozdur o.
Öyle bir kuru garson maaşına kız vermez.
Yani ben söyleyeyim de.
Nasıl ya?
E haklı kadın. Nihan abla senden çok kazanıyor sonuçta.
Harbi mi ya?
Yok canım. Olmaz öyle şey ya.
Ya, ne alakası var?
Olmaz. O işler bize ters.
Vallahi ben tersi düzü bilmem.
Düşüneceksin bunları.
Hadi ben şekerliyorum. Uyandırmayın sakın beni.
Vay be.
Lan.
Ben şimdi kız parası mı yiyeceğim?
Yok canım. Daha neler.
Yok, olmaz öyle şey ya.
Ya, kolumu keserim daha iyi be.
Kolunu kesmenin konuya nasıl bir faydası var?
Öyle havaya sıkıyorsun da.
Ne yapıyorsun Neriman?
Kimi arasam diye mi düşünüyorsun?
Ay, evet.
Harekat planı yapıyorum.
Defne gelsin de halledeyim diye. Sen anlamazsın.
Aa.
Ay, bakamayacağım.
Aa.
Neriman, bir saat boyunca telefon etmek yok.
Organizasyon yapmak yok.
Biraz dinlen ya. Motorun soğusun.
Aa.
Ay, maço maço hareketler.
Ay, karısını da düşünürmüş.
Yerim seni.
Akşama kuaförleniyim bari.
Ay!
Ah.
Neriman.
Ay.
Neriman.
Mine burada, Neriman.
(Gülüyorlar)
Ömer geldi mi?
Hayır Sinan Bey, gelmedi.
Gelince söyle. Benim odama bir...
Sinan neredesin?
Sabahtan beri seni arıyoruz.
Buradayım Ömer, buradayım.
Defne, gel benimle. Konuşmamız lazım.
Ne oluyor ortak?
Seninle de konuşacağız ama önce Defne.
Hadi.
Defne.
Şuna bak ya.
Asistan bir kız geldi. Hayatımızın merkezine yerleşti.
Yasemin.
Laflarına dikkat et.
Tamam.
Geç.
Otur şöyle.
Sinan Bey, siz iyi misiniz?
Ömer ile birlikte misiniz?
Ee.
Evet yani asistanıyım.
Ya, kızım onu demiyorum.
Yani...
Sizin Ömer ile, sen yani...
Hoşlanıyor musun ondan? Aşık mısınız?
Ya, ilişkiniz var mı?
Hayır yok.
Niye sordunuz ki?
Ya, ne biliyim.
Hani.
Birisinin, inandığın bir şeyin böyle, öyle bir öz güvenle aksini söyler ki...
... sen kendine değil de bir anda karşındakine inanırsın ya.
Beraber değilsiniz yani.
Hayır, değiliz tabi ki.
Siz bugün Neriman Hanım ile mi konuştunuz?
Nereden anladın?
Öz güven falan deyince.
Evet.
Sabah onunlaydım.
Bu senin anlaşma olayını konuştuk.
Dediğine göre, eğer Ömer'i evlenmeye ikna edersen...
... düğünden hemen sonra gidecekmişsin, ha?
Benim anlaşmanın bu tarafından hiç haberim yoktu.
Sen nasıl bir şeye evet dediğinin farkında mısın Defne?
Sinan Bey.
Ben işlerin hiç, bu noktaya yani, böyle bir noktaya geleceğini düşünmedim.
O yüzden de çok fazla kafa yormadım buna.
Neriman Hanım da olmayacağını anlar, planı iptal eder diye düşündüm.
Ben üzülmeni istemedim.
Özür dilerim.
Tamam ben, ben buradayım. Tamam mı?
Yanındayım senin. Merak etme.
Bir çaresini bulacağım.
[Telefon sesi]
Alo.
Neriman Hanım, işim şimdi bitti. Hemen geliyorum.
Sinan Bey, benim şimdi gitmem lazım. Sonra konuşalım. Olur mu?
Olur.
Senin mesain kaçta başlıyor? Geç kalmayasın.
Ne olacak canım?
Alt tarafı mahalledeki çay bahçesi işte.
Senin o fiyakalı restoranla bir tutma.
Yok canım. Ben zor durumda kalma diye dedim.
Tabi canım.
Sen daha iyi bilirsin iş hayatını.
Kariyer kadınısın ya.
Ben.
Kariyer kadını.
Evet. Senin yanında biz kimiz ki?
Serdar kim ki?
Anca çay, limonata taşısın teyzelere.
Serdar, seni gece tavşanlar mı kovaladı?
Ne alaka şimdi kariyer kadını? Güler Sabancı mıyım ben?
Neyse ya, boş ver.
Hadi bin sen. Geç kalma işine.
Neriman Hanım.
Çok vaktim yok. Ay, çok yoruldum.
Demek adamı kafesledin. Aferin.
Sürpriz atı oynadım. Kazandım.
At mı?
Ay sus bakayım.
Bana bak. İstifa da etmişsin. Ömer mi istedi?
Çalışma mı artık dedi? Ne dedi?
Ee, şey, ben anlamıyorum.
Yoksa sen mi? Aman, nasıl olsa adamı kafeslemişişim...
... çalışıp da ne yapacağım mı dedin?
Efendim.
Aman, neyse ne. İyi gidiyorsun.
Otur bakayım şuraya. Otur Defne'ciğim.
Otur, otur.
Şimdi...
... birinci aşamayı tamamladık.
Sıra ikinci aşamaya geldi.
İkinci aşama?
Sevgili olduğun kişiyi evliliğe ikna etme aşaması.
Ama Neriman Hanım ben...
Sus bakayım. Hazır mısın?
Doğrudan evlenmek istiyorum denilmez.
Ama onu evlenmeden mutlu olamayacağına da inandırman lazım.
Sana ne kadar çok ulaşamazsa...
... o kadar yakınında, evinde, elinde, dizinin dibinde olmanı ister.
Erkekler böyledir. Sahip olmayı severler.
Aile çok önemli.
Sürekli ailenden yana sorun çıkarmalısın.
Dışarı çıkmamı istemiyorlar. Akşam sende kalamam.
Gece eve geç dönemem.
Evlenmemiz gerekiyor konulu mesajlar, mesajlar, mesajlar.
Evlenmeden görüşemeyiz.
Onu, sensiz kaldığı her anında mutsuz olduğuna...
... hiçbir işi doğru düzgün yapamadığına...
... ve duygularını tanımadığına inandıracaksın.
Hayatının yolunda olmadığını söyleyeceksin.
Durup durup bir şeylerine takacaksın.
Ben olsaydım böyle görünmezdi.
Ben sana çeki düzen verirdim.
Bensiz olmaz diye hissettireceksin.
Aman, zaten onlar nasıl göründüklerini bilmezler.
Ve işte.
Evliliğe hazır, hatta baba olmak isteyen erkeği yarattık.
Şahane hayatından vazgeçip çocuk *** temizlemek için can atıyor şimdi.
Kapiş.
Ay Neriman Hanım, bir durun!
Aa, ani çıkış.
Şirketteki bilgisayarların kapasitesi yetmiyor artık. Ne yapmak lazım?
Ya, bunun iki yolu var.
Ya şirket olarak bulut sistemine geçeriz...
... ya da daha yüksek kapasiteli harici diskler var. Onlara geçeriz.
Tamam.
Sen ikisinin de maliyetini çıkar. Sinan'a verirsin.
Tabi.
Ha, birde benim telefon kendi kendine resim siliyor. Ona da bir ara bak.
Tabi, ben onu hallederim.
Ne oldu? Sakinleştin mi biraz?
Sakinleşeceğim.
Ne konuştunuz Defne ile?
Bir sorun mu var?
Yok, aramızda.
Ne demek aramızda?
Ömer sen ne zamandan beri insanlara tapulu malınmış gibi davranıyorsun ya?
Ha?
Ne oluyor şimdi bu?
Şu demek oluyor.
Çalışanımız da olsa, karşımızdakinin bir insan olduğunu unutmayalım. Tamam mı?
Neyse.
Konuşma daha kötü bir yere gitmeden kapatalım.
Odamdayım ben.
İşinize bakın arkadaşlar.
Sinan ne oluyor?
Seni tanımaya çalışıyorum.
Anlamadım.
Ya gerçekten bu kadar zaman ben seni yanlış mı tanımışım, ha?
Görmezden mi gelmişim bu hallerini?
Sen hep böyle miydin Ömer?
Kardeşim senin sinirlerin bozulmuş. Otur, sakin sakin konuşalım.
Benden kaçma.
Sinan, kaçmıyorum da önce sen bir sakin olacaksın.
Olmuyorum.
Tamam mı? Herkes senin istediğin gibi olmuyor. Önce bunu bir öğreneceksin.
Ben sakin olmuyorum. Defne de senin emir erin olmuyor.
Tamam.
Ne yani? Konu Defne mi?
Bu yüzden mi kızgınsın bana?
Konu sensin kardeşim.
Bak, insanların kendi alanları var. Kendi varlıkları var.
Kendi karakterleri var.
Tamam.
Hareketlerine dikkat et.
Ben burada evlilik planları yapıyorum...
... sen gelmişsin bana Ömer ile sevgili değilim diyorsun.
Ömer Bey artık bana tahammül edemediği için ben istifa ettim.
Tahammül edemiyor mu?
Siz bir gidin bakayım, gidin.
Yani.
Öyle.
Öyle gibi.
Gerçi...
... bugün hiç öyle görünmüyordu ama.
Aman neyse, zaten Ömer Bey'in sinyalleri ne zaman net oldu ki?
O nettir de sen anlamamışsındır.
Anlat bakayım şunu bana.
Kızım anlatsana!
Ya, Neriman Hanım olmuyor işte bu iş yani.
Ben Ömer Bey'e hiç yaramadım.
Günden gün geçtikçe daha sinirli bir adam oluyor.
Dengesizleşti. Bir günü bir gününü tutmuyor.
Ama borcum borç yani.
Ne olur şey yapmayın, anlayın beni. Olur mu? Olmuyor yani.
Tamam. Sen şimdi git. Benden haber bekle.
Ay.
Ay ben göz yaşına da dayanamam. Otur.
Gelin, gelin. Kolonyaları alıp gelin.
Neriman, amma gerginsin ya.
Gel otur biraz şöyle. Rahat ol. Sakin ol.
Sude'nin gelmesine çok az kaldı.
O gelmeden şu köşk işini halletseydim çok güzel olacaktı.
Ay, aylardır ilmek ilmek işliyorum.
Yani işlerin böyle olması çok kötü oldu.
Haklısın hayatım. Haklısın ama ne yapalım? İşte öyle oldu.
Bak ne diyorum.
Ben sana şöyle bol buzlu bir meyve kokteyli yapayım, ha? Ne dersin.
Karşılıklı içeriz. İçin serinler.
Ay yok. Canım rezene bile istemiyor.
Ha, senin derdinin devası geliyor işte.
Koriş! Yetiş!
Kız, asıl sen yetiş diye geldim.
Aa.
Söyle bebeğim.
Ay, Nöro.
Kız ben bir şey yaptım.
Bu külkedisi var ya, külkedisi.
Defne.
Ay, ben onu Passionis'in marka yüzü yaptım...
... ve herkeslerden de gizledim.
Ay, Midas'ın kulakları, eşek kulakları.
Kız, kuyulara haykıracaktım.
Ay ne, ne diyorsun?
Ay vallahi öyle.
Ay, sonra o çektiğim fotoğrafları herkesler gör. Bir beğen.
Ömer tutturdu kim bu diye.
Ay, tabi ben bir şey söyleyemedim.
Ay, yine dünyaları yedim.
İçim, içim şişti. Kocaman oldum.
Kız, ben var ya elemden öleceğim. Yemin ediyorum.
Bir dakika, bir dakika.
Sen şimdi, hiç kimseye söylemeden...
... Defne'nin fotoğraflarını çektin.
Bunu da hiç kimse bilmiyor.
Ve Ömer'de o fotoğrafları beğendi. Öyle mi?
Ay, kız vallahi öyle.
Dur, ben sana göstereyim.
Bak.
Ay!
Allah! Ayol sen ne yaptın?
Bilmiyorsun.
Uçurtma bizden yana. Bizden yana.
Bir dakika. Anlatacağım.
Defne.
İstifa edebilirsin. Seni şirkete başka kapıdan sokacağız.
Evet, acil harekat planı.
Necmi!
Ne oluyor ya?
Koriş!
Mine!
Üssü hazırla!
Neden durdun?
Arkadaşa bir şey bırakacağım.
Yok artık.
İstersen sen tavla falan oyna arkadaşınla. Ben beklerim.
Yok ya. Gelirim hemen.
İndi. Bildiğin indi.
Aa.
Hayır dedim ben!
Ama ben hayır dedim!
Kime diyorum İsmail?
Münasebetsiz.
Ben ömrümde böyle lakayıtlık görmedim ya!
Tavırlara bak!
Kimsin sen ya?
Kimsin?
Kimsin sen?
Evet.
Ben durabilirsin dedim mi sana?
Tamam Yasemin Hanım. Gidiyoruz işte. Sakin.
Yok.
Kesin balataları yaktı bu.
Bir öyle, bir böyle.
Anlamıyorum ki.
Kızım, bugün bana o kadar iyi davrandı ki...
... fazla ilgiden bayılacaktım az kalsın.
E daha geçen gün posanı çıkarmadı mı bu senin?
Tamam işte, dengesiz.
Ama bitti.
Neriman Hanım istifa et dedi.
Buraya kadarmış.
Yere indim diyorsun.
E mucizen sona erdi yani.
Tabi birde daha bu iki yüz bin meselesi var.
Bakalım Neriman Hanım dalağımı mı alcak yoksa böbreğimi mi.
Eder mi kız o kadar?
Etmez değil mi?
Sanmam.
Ama maşallah. Seninde pek umurunda değil.
Sen daha çok Ömer'den ayrılacağına üzülüyor gibisin.
On bir gün kaldı.
Ay kıyamam.
Günde sayarmış bu turuncu.
Yani, sonuçta bir daha göremeyeceğim onu.
Allah'tan ümit kesilmez be.
Belki yolda falan karşılaşırsınız.
Ya, değil mi?
Belki bizim markete böyle ekmek almaya falan gelir.
Manyak mısın kızım sen?
Bizim yürüdüğümüz yollar ayrı.
Yedi ömür yaşasak biz karşılaşamayız onunla.
E geri çek o zaman istifanı.
Madem bu kadar özleyeceksin.
Çekemem.
Yani, istesem çekerim de...
... Neriman Hanım istifa et dedi artık.
Ben zaten onu hiç anlamadım.
Ben de anlamadım.
Of.
Aman, neyse boş ver ya.
Zaten akıl sağlığımı korumak için herhalde en doğrusu bu.
Bence sen artık hiç akıl sağlığını falan düşünme.
Zaten öyle bir şey kalmamış.
[Müzik]
Aa, aşk olsun Neriman Hanım.
E benim fotoğrafımın altına gözlük yazmışsınız.
Ben de Koriş yazıyor.
Neriman, orada niye benim fotoğrafım yok?
Evet, Necmoş Bey haklı.
Ay Necmi, sen kumanda merkezisin.
Koriş, planımızı tekrar et.
Ay.
Necmoş Bey tekrar etse.
Ben niye tekrar ediyorum ya?
Bu gözlük tekrar etsin.
E ben az önce tekrar ettim de, Neriman Hanım'ın sinir geldi tepesinden.
Sonra beni kovaladı ya. Yapmayın Necmi Bey.
Ay, susun! Tamam.
Ben anlatırım.
Şimdi.
Bu, Defne.
Koriş'in fotoğrafını çektiği kız.
Ömer bunu bilmiyor.
Evet, bunu kimse bilmiyor.
Bir tek Koray biliyor.
Ya, Nörom. Bir şey de şuna.
Vedat!
Emredin Neriman Hanım.
Shut up!
Ya, kapayın çenenizi.
Peki, bu ortadaki ne Neriman?
Bu, lansman gecesi.
Bu nasıl lansman ya?
Ay, evet. Necmoş Bey haklı.
Ya, bilmiyor musun? Mahvetti o pis Yasemin.
Ay, değil mi?
Geldi, bozdu lansmanı.
Sinir etti, sinir.
O Yasemin yok mu, o Yasemin.
Neriman, hadi konuya dönelim artık.
Aa.
Ay tamam, tamam.
Plan şu.
Lansman gecesi büyük bir şokla...
... aniden o herkesin merak ettiği...
... çok gizli mankeni ortaya çıkarıyoruz.
O herkesin merak ettiği çok gizli manken...
... prensesler gibi giydirdiğimiz Defne olarak sahneye çıkıyor.
Koriş.
Bu görev senin.
Peki, Ömer buna sinirlenmeyecek mi, ha?
Bunca zaman niye benden sakladınız, niye bana haber vermediniz...
... niye böyle şov yapıyorsunuz diyip kızarsa ne yapacağız?
Ay, evet. Necmoş Bey haklı.
Kız, ya bir şey derse?
Ay, şov yapmayı seviyorum...
... karışma benim ruh halime dersin.
Sanatçısın sen ayol.
Ee, sonra.
Sonrası büyük şov.
Ömer, külkedisine kavuşmuş olacak.
Yasemin de böyle kalacak.
Ay, resmen olay.
Evet, şimdi lansman gecesine kadar görev dağılımı yapıyorum.
Vedat.
Sen benimle geliyorsun.
Dijital çizelge yapacağız.
Mine. Rezene.
Neriman Team, iş başında.
Gelin!
Pes doğrusu.
Pes.
Neriman her seferinde level atlıyor.
Bu sefer beni şaşırtamayacak diyorum ama yine şaşırtıyor.
Ay, çok haklısınız Necmoş Bey.
Vallahi haklısınız.
Koray.
O sopayı öyle burnuma doğru, burnuma doğru sallama.
Koy onu yerine.
Pardon.
Günaydın.
Günaydın Ömer Bey.
Ful konsantrasyonsun bakıyorum.
Öyle. Kahvaltı hazırlamak ciddiyet ister.
Ciddi bir iş.
Ben, yanımda benden başka ciddi birini istemem. Açık konuşayım.
Vallahi şansınızı zorlamayın isterseniz.
Yoksa, birazdan çirkin çirkin fıkralar anlatmaya başlayabilirim.
Tamam, tamam abartma.
Sen bu saatte kahvaltı yapmıyordun değil mi?
Yok. Ben bu saatte ancak beynimi uyandırabiliyorum.
Midem hâlâ uyuyor.
Bünyemde işte bundan iki saat sonra falan kendine geliyor. Genelde yani.
Tabi, siz böyle erkenden kürek mürek.
Eh, ayrı dünyaların bünyeleriyiz.
Tüh be.
Desene birlikte kahvaltı yapamayacağız.
Ya da ben geç uyanmayı öğreneceğim.
Kolay gelsin.
Mert.
Hayırdır abi, satılık matılık.
İso bırakıyor bu işleri.
Devredecekmiş işte.
Yapma ya.
Kaç papel istiyor?
Yani fikrimiz olsun diye.
Ben bilmem abi. İso'ya soracaksın onu.
Eyvallah.
Ne oldu abi? Yeni yatırımlar peşindesin bakıyorum.
Ya, yok be kızım. Sorduk işte öylesine.
Ya, olacağından değil ya.
Niye ki? Ne güzel işte.
Kendi işinin patronu olursun. Nihan abladan da çok kazanırsın.
Orası öyle de...
Biz hep İso'nun hayaletiyle mi yaşayacağız ya?
Kahve demek, İso demek.
Ne öyle çakması gibi.
Hiç anlamıyorum bu yetişkin egolarından ya.
Basmıyor kafam.
Bu mudur?
Non-fat değil mi?
Hı hı.
Fitfat.
Tamam. Gidebiliriz.
Güzeldir inşallah.
Efendim.
Hayır, teşekkür etmediniz de.
Etmem mi gerekiyor?
Görevin bu senin.
Vallahi etseniz iyi olur o zaman.
Hadi gidelim. Çok işim var.
Duymadın galiba.
Duymadım.
Etseniz duyardım.
Bu mu yani?
İnat mı yapacaksın şimdi?
Vallahi var inceden öyle bir huyum.
Peki. Tamam.
Teşekkür ederim. Çok iyisin.
Oldu mu?
İdare eder.
Ömer Bey.
İstifan bende kalmış. Al.
Zaten sizde kalması gerekiyordu.
Gurur mu yapıyorsun? Yapma.
Yok.
Verdiğim kararın arkasında duruyorum sadece.
Gidiyorsun yani.
Evet.
Neden?
Size tepki olsun diye vermedim ben o istifayı.
Gerçekten gitmek istediğim için yazdım dilekçeyi.
Sen şimdi baya baya gidiyorsun. Öyle mi?
Evet.
Gitmem lazım.
Kendim için.
Peki.
Sen bilirsin.
Ben çıkıyorum. Dönerim bir saat sonra.
Özür dilerim ama yapmak zorundaydım.
Ne haber?
Daha iyi misin?
İyiyim.
Sinan.
Aramızda ne geçerse geçsin sen benim kardeşimsin.
Yani bir şey yaptıysam bilmeden olmuştur.
Peki başkalarına yaptıkların Ömer.
Bilerek mi? Bilmeyerek mi?
Bak, haklı çıkmak derdinde değilim.
Konu sensen, zaten haklı çıkmayı da kovalamam.
Özür dilerim.
Eyvallah.
Benim de, bilmiyorum işte.
Kendi sorunlarım var, böyle halletmem gereken.
Yani, bilmiyorum. Kafam çok karışık Ömer ya.
Ama toparlayacağım.
Merak etme.
Bu arada şey.
Koray ile Yasemin kavga etmişler yine.
Sorma. İkisi de haklı tabi ama.
Yani, mekan olayı sende.
Son sözü sen söyleyeceksin.
Bir bak bakalım. Üstüne konuşalım.
Tamam.
[Müzik]
Bitti mi işin?
Ha, evet. Bitti.
Ömer Bey gidebilirsin dedi.
Gerçi, kendi hâlâ çalışıyor ama.
Ya, çok çalışıyor bu aralar. Öyle böyle değil.
Eve mi?
Yani, eve.
İyi, hadi bırakayım seni.
Yok canım. Hiç şimdi zahmet etmeyin.
Aman canım, belki de zahmet etmek istiyorumdur.
Hem ne zamandır görüşmüyoruz. İki muhabbet ederiz.
E peki madem.
Buyursunlar.
Vay, abi. Kalemin icadından haberdar olmuşsun bakıyorum.
Serdar, elin değmişken bize pazar listesi yapıver.
Yaz oğlum.
İki kilo domates, bir kilo soğan.
Ya, dur anneanne ya.
Ne soğanı şimdi? Hesap yapıyoruz burada.
Vay, bir de matematik var işin içinde.
Ya, ne hesabıymış o? Neyin peşindesin sen yine?
Of.
Yok arkadaş. Yine cıbırız, yine cıbırız ya.
Ben bu kafayla kahvenin anca masalarını falan alırım.
Ne kahvesi?
İso kahveyi devrediyormuş.
Aa, Serdar'a mı?
Düşünüyoruz işte.
Madem aile kuruyoruz dedik, adam gibi bir işimiz olsun.
Olsun oğlum, olsun.
Bana bak, şu aşağıda beyaz eşyacı var.
Onu mu alsan diyorum, ha?
Daha havalı.
Ha? Ya ne yapacaksın küflü kahveyi be?
Oldu anneanne. İstersen ben oto galeri alayım.
Daha zengin durur.
Duydun mu kız? Bak, her gün başka bir arabayla gezeriz.
Hı hı, evet.
Sinan Bey, size de çok zahmet oldu ya.
Böyle kapılara kadar.
Böyle kapıya kadar getiriyoruz, kaçtır. Herhalde bir çayını içeriz artık, ha?
Aa, tabi tabi buyurun.
Anneanne.
Geldin mi karakaçan?
Saat kaç oldu yine?
Başlayacağım böyle işe ama.
Anneanne fren yap. Patronumuz Sinan Bey. Buyurun Sinan Bey.
Merhabalar.
Memnun oldum.
Bende, bende.
Yok, yok. Sizinki kalsın.
Olur mu canım? Herkes çıkarıyor.
Zahmet etmeyin.
Sağ olun.
Çok güzelmiş burası. Böyle bir serin serin.
Yazın hep buradayız biz. İçerisi sıcak oluyor.
Değil mi? Mantıklı yani.
Sizin için pek öyle değildir tabi. Bütün odada klimalar falan.
Vallahi, ben çok kullanmıyorum klima. Çalıştırmıyorum. Dokunuyor çünkü.
Çarpıyor. O yüzden.
Kız Esra, resim çek resim.
Facebook'uma koyacağım.
Anneanne gerek var mı ya?
Sen karışma. Bizim grubumuz var mahalledekilerle.
Azıcık havam olsun.
Ne güzel. Demek Facebook'unuz var.
Buyurun.
Teşekkürler.
Afiyet olsun.
Abi.
Sağ olasın.
Anneanne.
Sağ ol kızım.
Sana yok ekmek arası.
Abla, telefonunu versene. Resim çekeceğiz.
(Gülüyor)
Ay, ne fotosu canım şimdi?
Ne var ayol? Aa, etiketlemeyiz istemezse.
Yok canım.
Anneanneciğim, şimdi misafirimizi darlamayalım, değil mi?
Estağfurullah.
Siz şimdi ablamın patronu musunuz?
Yani patron demeyelim de böyle, iş arkadaşı yani.
İşte böyle de mütevazidir kendisi.
Ee, Sinan Bey bizim iki patronumuzdan bir tanesi.
Ee, ama en popüler olanı.
Demek siz çalıştırıyorsunuz kızımı kör vakitlere kadar.
Ya, yazıktır be oğlum. Çok çalışıyor kız. Çok yoruluyor.
Gece gece dolma sardığı bile oldu vallahi.
Nasıl beğendiniz mi bari?
Lezzetlidir kızımın eli.
Beğendim.
Beğendim.
Çok beğendim. Yani, hatta tadı damağımdan çıkmıyor.
Dedim ki, Defne sen bir tanesin.
Şey, hani yemek şeyinde.
Ee, ya ya öyle dedi.
Çok güzel olmuş, eline sağlık dedi.
Teşekkür ede ede bitiremedi sağ olsun.
Demek öyle. İyi bari.
Allah inandırsın ben de dedim ki...
... züppedir, zengindir, ne anlar el emeğinden demiştim ama.
İçim rahatladı şimdi.
Yavaş kızım. Ne oluyor ya?
Duramam İso. Defne'lere Risotto Sinan gelmiş. Ay çekil.
Risotto ne ya.
Keşke akşam yemeğine de kalsaydınız ya.
Anneannem patlıcanlı gözleme yapacakmış.
Vallahi en iyi olduğu alanlardan biridir diyebilirim.
Sağ ol, başka zaman belki.
Ama bak dolma olsa kalırdım.
Yani, şimdi yalan yok.
Merhaba.
Risotto Sinan Bey.
Nasılsınız?
Risotto Sinan.
Risotto mu dedim ben?
Risotto dedin, evet.
Ay, siz onun kusuruna bakmayın ya.
Siz hani böyle Manu'ya gelince sürekli risotto sipariş ediyordunuz ya.
Ondan şey yapıyor.
Yani yanlış anlamayın öyle.
İsim takmak gibi değil de...
... komiklikler, şakalar falan işte biz.
Komiklikler, şakalar.
Kendimizce.
Kendince.
Şakalar, şakalar.
Ya.
Ben seni Manu da nasıl farketmemişim Defne ya?
Ee, hayır, şey...
Fark etmemek derken yani, hani...
Niye tanımıyordum?
[Karmaşık ses]
Yani niye tanışmadık?
Olur öyle ya. Takılmayın, mekandandır o.
Değil mi?
Yani, demekki bazen bir şeyi fark etmek için başka bir fonda görmek gerekiyor.
Tabi tabi.
Yani, bazen insan bir şeyi başka fonda görünce...
... başka bir açıdan görebiliyor yani bazı şeyleri.
Kesinlikle.
Ay.
Yalnız siz şu an tam fotoğraflıksınız var ya.
Ay ne fotoğrafmış ya. Allah Allah.
Ay, pardon sesim biraz yükseldi.
[Müzik]
[Zil sesi]
[Zil sesi]
Amca, hoş geldin.
Hoş geldim de, davet edilmeyince içeri hoş bulmadım yani.
Buyur amcacığım, buyur.
Yine mi yalnız?
Yalnızım amca.
Ömer bu akşam sende kalabilir miyim?
Kal tabi amca. Evde bir sorun yok, değil mi?
Yok, evde sorun yok da Neriman yengende sorun var.
Ya, kadın iyice yüksek devire bağladı.
Uçup gidecek diye korkuyorum.
Ee, Neriman yenge bu.
Tabi.
Uzaktan sana sevimli geliyor.
Ama ben her gün dip dibeyim.
Ya, yirmi dört saat burnumun dibinde.
Şimdi amca, onun için mesafelerin bir önemi yok.
İsterse buradan Çin'e bile müdahale eder.
İyi. O zaman Çin hükümetine haber verelim. Güvenlik tedbirlerini arttırsınlar.
Ya, ben bu kadınları hiç anlamıyorum ya.
En başında huzur istiyordu. Şimdi huzursuzlukta dünya markası oldu.
Amca, tamam tamam. Ben anladım seni.
Sen istediğin kadar burada kal. Bak, burası sakin, huzurlu. Kafa dinlersin.
Sağ ol Ömer.
Ömer.
Arabada şey var.
Golf takımım var. Ne dersin? Bahçeye kurup bir iki saat oynayalım mı?
Enerjim gelir.
Hadi kuralım.
Ama bak peşin peşin söyleyeyim. Gözünün yaşına bakmam.
Harcarım.
Yakarım gençliğini.
Yak benim gençliğimi amca, hadi.
Getiriyorum hemen.
Vay be.
Günaydın Şükrü abi.
Günaydın.
Ömer Bey döndü mü?
Bugün çıkmadı küreğe zaten.
Bahçede şimdi.
Niye ki?
Akşam misafiri varmış. Çokta geç yatmış.
Misafiri mi varmış?
Kim? Kim varmış?
Amcası.
Şey, Necmi Bey'i biliyorsun, değil mi?
Tabi canım, biliyorum. Bilmez miyim hiç? Necmi Bey.
Ee, iyi. Ben kaçtım o zaman.
Hadi kolay gelsin.
Sana da.
Günaydın.
Golf ha.
Tabi yani. Deve güreşi olacak hali yoktu ya.
Yakışır.
Gece amcamla oynadıkta.
Özlemişim. Tekrar golfe atılayım diyorum.
Atılın, atılın. Oh, size de iyi gelir.
Yani biraz içiniz açılır. Ne o öyle? Hep iş, hep iş.
Sizin de bir canınız var.
Babam da severdi.
Babanız mı?
Gel öğreteyim sana da.
Defne golfte. Yok artık daha neler.
Ya korkacak bir şey yok. Kaparsın hemen, gel.
Ya, Ömer Bey. Benim öyle becerim yok yani.
Şimdi yapamam, başaramam falan. Öyle el yeteneğim yok.
Ben varım korkma.
Peki o zaman.
Ama gülmek yok.
Gel buraya, gel.
E şimdiden gülüyorsunuz.
Gel, gel, gel buraya. Ver onları bana.
Hop, kurtulduk.
Gel böyle.
Sana emanet. Aman ha.
Olayımız bu.
Şimdi, önce konsantre olman lazım.
Tamamen topa odaklanacaksın. Başka bir şey düşünmek yok.
Ya, siz şimdi böyle söyleyince beni aklıma salak salak bir sürü şey gelecek.
Gelelim sopanın tutuluşuna.
Ver bakayım elini.
Ellerin buz gibi.
Ee, golf oynamadığım için heyecanlandıysam demek.
Ha.
Heyecan olmuştur.
Hazır mısın?
Bence hazırsın.
Hı hı.
Hadi.
Oley, Girdi!
Wow!
[Müzik]
Hay Allah'ım. Yine yakalanamadım ya.
Şanssızsın Koray, şanssızsın.
Ay, Koray.
Biraz önce bende seni andım.
Görüyor musun? içim ne kadar temiz.
Yasemin'ciğim, içinin güzelliği nerene yansımış? Bende ona bakıyordum.
İstersen buna bak.
Bir gün kaldı.
Lansman projemin son haline göz atmak ister misin diyecektim.
Ha yanlış anlama.
Kendini dışarıda hissetmeni istemediğimden.
Canım benim. Ben hep ailedeydim.
Dışarıdan gelen sensin be.
İyi o zaman. Sen de herkes gibi yarın görürsün projeyi.
Yürü Derya.
Asıl organizasyonu sen göreceksin.
Ay, ben bu karıya damacana dedim. Hırs yaptı. Kilo verdi.
Ay Koray, bir şey bul. Bir şey bul.
Aa.
Buldum, vallahi buldum.
En güzeli.
Pardon.
Yasemin Hanım'ın odası...
Anlat, dinliyorum.
Ne anlatayım?
Alık mısın Derya?
Son havadisler neler? Dedikodu var mı? Anlat.
Hı, şey.
Vallahi bir şey yok. İşte herkes lansman için çok heyecanlı.
Yarını bekliyoruz.
Yoklama aldın mı?
Ömer Bey daha gelmemiş.
Sinan Bey de öyle.
Hah, şuraya koy.
Aa, bunlar ne?
İnternet siparişlerim canım.
Ne oluyor ya?
Yani havayı öyle feci gerdiniz ki, makasla çat diye kesiverecektim az kaldı.
Çok konuşma.
İşine bak sen.
Serdar ne oluyor?
Dün akşam da hiç aramadın. Ne iş?
Kafam karışık biraz.
İşte bende onu soruyorum. Neden?
Nihan, sen kaç para maaş alıyorsun?
Ya, dur dur söyleme. Vazgeçtim ya.
Galiba ben senden daha az kazanıyorum ha.
Üç kuruş para veriyor pinti herif.
E tabi birde sen de yılların garsonusun.
Ben daha yeni.
Bitli bir çay bahçesinde hemde.
Of, neyse boş ver ya.
Ay, sen baya bunları düşünüyorsun.
O kadar ciddiyiz yani?
Herhalde kızım. Evcilik mi oynuyoruz burada?
Talibiz sana dedik. Ama işte bu maaşlar.
Ay, bir dur.
Kırk yılın başı bilmeden bir incelik ettin. Azıcık tadını çıkarayım.
Eriyeyim biraz.
Kızım, ne inceliği ya.
Ya durum ciddi diyorum.
Yani bu iş nasıl olacak? Neyle olacak?
Ha? Öyle pazardan elma almıyoruz ki. Kız alıyoruz sonuçta.
Ay, öküz can seni.
Aman be Serdar. Derdimiz bu olsun. Nedir yani?
Hallederiz.
Hallederiz derken?
Canım bulunur bir yolu.
Hem, seni beni mi var?
Aile olduktan sonra.
Evet ya. Aile öyle bir şeydir.
Ha, iki gönül bir olunca diyorsun.
Vallahi onu şu an sen diyorsun.
Ya, bak ya.
Yine mi yanlış zamanda gelinir arkadaş?
Ya, ben bu şoförü ne yapsam? Bir yerde kıstırıp ne yapsam ya?
Görüşürüz o zaman.
Sevgilim.
Sevgilim.
Ulan yakıştı da ağzıma ha.
Sevgi... Sevgilim.
Aşkım.
Ulan.
Seviyorum lan!
Lansman için basın dörtte mekana gelecek.
Yasemin Hanım da zaten sabahtan orada olacak.
Yalnız sizin en geç ikide orada olmanız gerekiyor.
Peki, teşekkürler.
Ama ben bütün zaten gün yanınızda olup yardım edeceğim.
Son güne kadar işimin başındayım yani.
Lansman çıkışı gidiyorsun ama, ha?
Evet.
Peki baktın mı başka bir iş?
Yani var mı bir şeyler?
Henüz fırsatım olmadı daha bakacak ama bulurum herhalde bir şeyler.
Merak etmeyin.
Hangi firmayla görüşürsen görüş, beni referans olarak gösterebilirsin.
Teşekkür ederim.
Seni sormak için aradıklarında...
... bugüne kadarki en iyi asistanım Defne Hanım'dı diyeceğim.
Gerçekten mi?
Tabi.
Seninle çalışan her yönetici kendini şanslı hisseder.
Emin ol.
Passionis seni hiç unutmayacak.
Ben de Passionis'i hiç unutmayacağım.
Ayrılması zor olacak ama öğreneceğim.
Neyse ben çıkayım artık.
Yavaş yavaş arkadaşlarla da vedalaşayım.
Tamam.
[Müzik]
Buraya gel çabuk.
Konuşmamız lazım seninle.
Tamam konuşalım. Geçin içeri.
Kız, Ömer görür orada.
E burada konuşalım o zaman.
Kapının önünde.
Kız duyar.
Ay, ne yapayım Koray Bey? Mesaj mı çekeyim size? Ne yapayım?
Ha, yok. O da olmaz da.
Aa, bak çaktırmadan Sinan'ın odasına gideceğiz.
O yok zaten. Orada konuşuruz.
İyi, gidelim o zaman.
E hadi.
Geç arkama.
Koray Bey. Ee, ayrı ayrı mı gitsek? Ben böyle geçemiyorum.
Aa, kız. Doğru söylüyorsun aslında. Hiç aklıma gelmedi bu.
Had, o zaman sen yürü önden. Hadi.
Gerçekten daha fazla dikkat çekemezdik yani.
Kız, çok güzel gizledim ama seni. Değil mi?
Bana bak. Nörom sana bu planı ayrıntılı bir şekilde mesaj olarak atacaktı.
Attı değil mi?
Evet attı.
Ben sana güvenmiyorum hayatım. Vallahi güvenmiyorum.
Aklın beş karış havada senin.
Bir *** falan mı kursaydık acaba?
Böyle operation confeditial diye.
Ne diyorsun?
Ay, böyle son görüle son görüle milleti çatır çatır çatlatırdık.
Ama işte kurmadık. O konu geldi geçti.
Koray Bey, artık asıl konuya gelseniz.
Konu? Ha, evet evet.
Hayatım, bak yarın lansman da seni dışarlarda bir yerde gizleyeceğiz.
Sen bizi artık bir yerlerde beklersin, edersin.
Sonra biz, işte ayakkabının sahibi sindirella diye sunduktan sonra...
... sürpriz.
Ay çok heyecanlandım.
Çak çak çak.
Ay, aman neyse ne.
Anladık tamam.
Amma büyüttünüz ya.
Ben zaten işe yarayacağını sanmıyorum.
Aşk öyle bir şey değil çünkü.
Değil mi?
Aa, öyle mi diyorsun?
E öyle.
Kız ben o yüzden mi böyle kaldım, ha?
Nasıl? Neymiş o?
Hiçbir şeye gerek yok galiba.
Ne sözler. Ne kıyafetler. Ne yerler.
Sadece o olsun yeter. Bu kadar.
Şşş, tamam sus.
Kafamı karıştırma.
Bak planımız bu.
Ömer, o mankenin sen olduğunu....
... öğrenince bayılacak.
Tamam mı?
Bana bak kız. O romantik ruhun yüzünden...
... bu işler bozulursa vallahi seni vururum.
Ay, aman. İyi tamam.
Hadi, şimdi dikkatli bir şekilde buradan çıkıyoruz. Tamam mı?
Geç arkama.
Ya, Koray Bey öyle olmuyor ya.
Sus. Çıkıyoruz.
Ne?
Mümkün değil.
Hayır, olamaz.
Olamaz.
Hayır, olamaz.
Bu...
Bu Defne mi?
Ha?
Öyleymiş.
Yani bir manken olmadığı kaldı.
Allah kahretsin!
Bu çok saçma!
Ya, bu Koray manyak mı ya?
Onca manken dururken bu paçozu mu çekmiş?
İşin ilginç tarafı, herkeste bayıldı yani.
Kes Derya, kes!
Bütün hıncımı senden çıkarırım şimdi.
Yastık.
(Çığlık atıyor)
Demek Koray, Defne'yi sunacakmış, ha?
Hem de benim lansmanımda.
Benim lansmanımda.
Benim.
Benim anlamadığım, o Neriman'a ne oluyor?
Neriman niye yardım ediyor ki?
Onun Defne'den ne gibi menfaati olabilir?
İşin o kısmını ben de çözemedim.
Biliyorum, biliyorum.
Kesin beni sinir etmek için yaptı. Kesin.
Bu dandik asistan bile senden daha iyi demeye getiriyorlar.
Öyle mi yapıyor?
Öyle tabi. Öyle.
Beni gıcık etmek için o kızı da maşa olarak kullanıyorlar. Kesin.
Passionis'in yeni mankeni oldu ama işte.
Derya.
Gözümü açtığımda eğer hâlâ buradaysan sana vurmak zorunda kalacağım Derya.
Ne?
Hâlâ buradasın Derya.
Ay.
Al bakalım.
Ne bu?
Baya bir pazarlık ettim. Kahve parasını yarıya indirdiler.
Ne diyorsun kızım?
Konuştum işte Mert abiyle. Teklif aldım kahve için. Bak çok iyi fiyat.
Hakikaten ha. Baya iyi.
Aferin kız.
Ben şimdi ne yapsam?
Ne yapsam? Kredi çeksem.
Yok, yok. İso ile konuşayım önce.
Ya, İso ile de konuşacağım ki?
Kahveni bana ver...
... ben de senin sevdiğin kızla rahat rahat evleneyim mi diyeceğim?
Adam deşse beni, nefsi müdafaadan üç ay yatar çıkar yemin ediyorum.
İso yapmaz öyle şeyler. Git konuş bence.
İsteyenin bir yüzü, vermeyeni biliyorsun.
Nihan abla için değmez mi?
Ya Esra, biz sana küçükken çok balık yedirdik galiba.
Hepimizden akıllı oldun sen.
Oldum, değil mi?
Oldun oldun. Al.
Hak ettin bunu. Git kendine dondurma al.
Gerek yok, var param. Sen koy onu cebine. Yuva kuracaksın sonuçta.
Lazım olur.
[Müzik]
Günaydın.
Yeni asistan siz misiniz?
Defne.
Günaydın Ömer Bey.
Günaydın.
Son kahvaltımız, ha?
Evet, son.
Ben programınızdaki değişikliklerin üzerinden geçeyim bugün ki.
Yasemin Hanım, mekana gitmeden önce onu aramanızı istedi.
Bana not bırakmış.
Lansmandan hemen önce de...
... dijital bir dergi sizinle röportaj yapmak istiyormuş.
Bizden acil geri dönüş bekliyor.
Defne.
Gerisini ben hallederim. Sen arabada bekle.
[Müzik]
Derya'cığım.
Günaydın şekerim.
Şekerim.
Ne güzel bir gün. Değil mi?
Sanki bütün dünya, bana kendimi iyi hissettirmek için iş birliği yapıyor.
Bir dakika ya. Siz neden bu kadar iyisiniz?
Neden olmayayım?
Ya, yoksa dönem hafıza kaybı falan mı yaşıyorsunuz Yasemin Hanım?
Hatırlamıyor musunuz?
Defne, ayakkabı, e lansman.
Koray.
Neriman Hanım.
Defne'nin ayağı.
Vız gelir.
Bugün benim günüm. Kimse keyfimi bozamaz.
Sizin aklınızda bir şey var o zaman.
Benim aklımda her zaman bir şeyler var şekerim.
Ama sen bu düşük iq lu tepkilerinle keyfimi kaçırmak üzeresin.
Haydi, kaybol.
Ama laflıyorduk.
Sonra. Lansmana saatler kaldı ve benim dünya kadar işim var.
Hadi. Out.
Ne oldu? Niye durdun?
İlk şirkette işe başladığım zaman, siz böyle önden önden koşturuyordunuz...
... ben de arkanızdan yetişmeye çalışıyordum. Hatırladınız mı?
Böyle aşağıdan yukarıya çıkana kadar kendime parkur yapmıştım.
Şurası da böyle bitiş çizgimdi.
Demek ki az önce senin belirlediğin bitiş çizgisinden geçtik.
O zaman ben odama gidiyim.
Tamam, ben de.
Tamam.
Allah'ım sen güç ver.
[Telefon sesi]
Alo.
Bana bak. Akşam patlatıyoruz seni.
Her şey aklında, değil mi?
Aklımda Neriman Hanım.
Tamam. Sen direk mekana gelirsin.
Koriş ile ben orada olacağız. Orada hazırlayacağız seni.
Öyle düşündük. Şüphe uyandırmayalım. Tamam mı?
Tamam.
Tamam.
Hadi, kendini yorma sen.
Ay, kız sanki bu sefer olacakmış gibi bu iş.
Ay, olsun artık Koriş.
Yani, şu hayatta en fazla Defne'nin üzerinde emeğim var.
Ayol en çok ona mesai harcıyorum.
Ben Sude ile böyle uğraşmadım.
Ay, o da ne güzel kızdır. Anasının kızı.
Ay, canım benim.
Neyse, değecek ama.
Dediğim gibi. Defne tamamdır bu gece.
Ay, hadi inşallah kız.
Ay, inşallah kuşum.
Kız, bu nasıl?
Daha önce de yapmıştın. Gayet başarılısın bu işte.
Bak, farkındaysan ben sana yapamayacağın işler vermiyorum.
O yüzden, heyecanlanma.
Hadi.
Hadi.
Buyurun.
Almaz mıydınız?
Almazdım şekerim. Çekil.
Ama çok güzeller. Alın lütfen.
Tatlım, deli misin? Çekil.
Peki siz almaz...
[Karmaşık sesler]
Ay.
Ay, çok özür dilerim.
Dileme! Özür dileme!
Sakar! Beceriksiz! Hatta şişko!
Yasemin'in kötü bir kopyasısın.
Al şunu!
Seni kovdurabilirim Derya.
Başardım.
Şimdi sıra Koray'da.
Canım, bak ben senin telefon numaranı alacağım lansman çıkışında.
Şu anda kuliste, şarjda telefonum.
Unutturma.
Kız bir şey diyeceğim. Senin eski ev...
Koray.
Seni biraz rica edebilir miyim?
Gelirim birazdan. Tamam.
Tamam.
Ne var? İş konuşuyoruz şurada.
Yani filmin en güzel yerinde fışkırdın yine.
Burada da iş var cicim. Sen kendini pazarla diye kurmadık çadırı.
Mini defilenin kızlarından biri kendini tuvalete kitlemiş.
Vallahi, çıkarsan çıkarsan sen çıkarırsın.
Hadi.
Aa, niye kitlemiş?
Anoreksi krizi.
Ya, git şu kızı sakinleştir. Yoksa bir rezillik çıkaracak.
Bak, bu gece hepimiz için çok önemli.
Şimdi savaşın sırası değil.
Aman, iyi be iyi.
Sana sinir oluyorum, sinir.
Hay Allah'ım ya.
Kusma hayatım, kusma. Hayat kısa. Böyle de koca bulursun.
Koriş.
Aa, Nörom.
Bebeğim.
Çiçeğim.
Ne oldu?
E manken varmış.
Manken.
Yasemin dedi.
E kusuyor dedi. Git çıkar dedi. Tuvalette dedi.
Yasemin mi?
Evet, Yasemin.
[Hep birlikte] Yasemin.
Aa.
Bakım mı varmış?
Hay Allah.
İyi, peki madem. Biz sahneye alalım.
(Gülüyor)
Pis Yasemin!
[Pis Yasemin]
Lansman harika gidiyor. Bomba.
Herkes bayıldı yeni modele, herkes.
Sizin içeride olmanız gerekmiyor mu?
Gerekiyor da. Şimdi herkes böyle ayakkabıyla ilgilenince.
Tabi benimde biliyorsun...
... böyle ikinci plana atılmakla ilgili bazı sorunlarım var.
O yüzden, derhal terk ettim ortamı.
Ya, kısacası çok sıkıldım. Dışarı çıktım.
Gerçi, Koray bile içeride değil. Nerede bilmiyorum.
Genelde böyle bayılır ya o, kendi hazırladığı şovu seyretmeye.
İlginç.
Sinan Bey.
Hı.
Esprilerinizi çok özleyeceğim.
Sadece esprilerimi mi özleyeceksin?
Beni özlemeyecek misin?
Hayır, tabi ki. Sadece espri değil. Sizi de çok özleyeceğim.
Biliyor musun, böyle hiç gitmeyecekmişsin gibi geliyor.
Hani, sanki yarın tekrardan ofise geleceksin.
Böyle biz senle şeyde, kahve makinesinin orada böyle karşılaşacağız.
Sohbet edeceğiz falan yani.
Sizden bunları duymak gerçekten çok güzel.
Hayır, bir de Ömer'in asistanısın ya.
Düşün, birde benim asistanım olsan demek ki hiç ayrılmayacağım.
Benim asistanım.
Olsan ne güzel olurdu, değil mi yani?
Beraber çalışsak hani.
Güzel olurdu.
Çok güzel olurdu. Çokta iyi anlaşırdık.
Ay, telefonumda yok. Vedat salağına vermiştim çantamı.
Kız, benimki de kuliste şarjdaydı.
Ay, Nörom ne yapacağız?
Bağıralım.
Aa, çok zekice.
[Hep birlikte] Ömer!
Ömer!
Ömer!
Ay, bu böyle olmayacak.
İçerisi çok gürültülü. Sesimizi duyamazlar.
Ay, hele bir buradan çıkalım. Ben o pis Yasemin'e yapacağımı biliyorum.
Elimden kurtulamaz.
Kız, saçını başını yolalım.
Kilo aldığına inandırıp, hayatını karartalım.
Üçüncü sayfa haberi yapalım onu.
Ay, çok kriminal.
Ay, ne yapacağız?
Defne de bizden haber bekliyor. Ay, bütün planlarımız suya düşecek.
Bir şey yapmamız lazım Koriş.
Ay, dur bir düşüneyim de.
Aa, pencereden çıkalım.
Aa, çok güzel fikir.
Hadi.
Bu çok iyi fikir.
Bu bu bu bu. Çok iyi fikir bu.
Çok iyi fikir bu.
Ee, hangi fikir?
Ya, sen Passionis'te çalışmaktan memnunsun değil mi?
Yani, böyle şirketle ilgili bir sıkıntın yok.
Yoktu.
Niye soruyorsunuz ki?
Yani, bu Ömer mevzuları falan olmasa...
... aslında tam da çalışmak isteyeceğin bir yer yani.
Evet.
Şirketin işleyişini biliyorsun. Herkesi tanıyorsun.
Herkesin huyunu, suyunu biliyorsun.
Yani, sen Passionis'e alıştın. Passionis'te sana bir nevi.
Konuyu nereye bağlayacaksınız şu an, gerçekten çok merak ediyorum.
Şuraya bağlayacağım.
Madem Ömer ile olmuyor.
Ama madem burası senin çalışmak isteyeceğin yer.
O zaman gel benim asistanım ol.
Siz ciddi misiniz?
Ben çok ciddiyim.
Asistanım olur musun?
Yani, durumu biliyorsunuz.
Ay, olmuyor mu?
Ay, sığamıyorum Nörom.
Kız, gerçi bir haftadır da kilo vermiştim ama bir kilo, iki kilo falan.
Ay, şöyle iyice bir zorla kendini.
Ayol, neremi zorlayayım artık? Çıkamıyorum işte.
Ay, ya bizim safozu daha çıkarmamız lazım.
Kız, kenarlardan ittir kenarlardan.
Ay!
Ayol, kenarların sığmıyor ki.
Kız, hiçbirine sığmıyor zaten.
Hadi in sen. Ben çıkayım.
Ay, aa.
Kız, sıkıştım bur... Hah, çıkıyorum dur.
Ay. Ay ay ay.
[Gel]
Ay.
Ay.
Ay.
Şimdi ben çıkayım. Sen beni it.
Kız, çıkabilecek misin?
Aa, ayol ben bale yaptım.
Tabi ki çıkabilirim.
Kız, biz vallahi çok zekiyiz ha.
Ay, iyi düşündüm şu camı.
Hadi.
Ay.
Ay, dur dur.
Dur.
Ay, pis Yasemin.
Ay, sıkıştım Koriş. Ben de sıkıştım. İt.
Ay, itiyorum hayatım. Olmuyor ama.
Ay, ay sinir geldi tepemden.
Ay, şu an da nasıl hissettiğimi bile bilemiyorum.
Ay, it Koriş it.
Hayatım olmuyor. Kız, seni sabunlasak mı acaba?
Ayol, ben yüzük müyüm Koriş?
Ay, doğru diyorsun ayol.
Ay, ay bizim safozu hazırlamamız lazımdı daha.
Allah.
Ya, lansman bitti. Herkes dağılıyor. Koray Bey ile Neriman Hanım ortada yok.
Ay, kesin yine bir şey oldu ya.
Neyse dur bakalım.
Allah Allah.
Neredesin?
Her yerde seni arıyorum.
Ne oldu? Organizasyonda bir sorun falan mı var?
Hayır, çok iyi gitti.
Zaten az önce bitti.
O zaman...
... artık benim gitme zamanım geldi.
Her şey için çok teşekkür ederim Ömer Bey.
Kendinize iyi bakın.
Gitme.
Kal.
Lütfen.
Pardon, bölmedim değil mi?
Defne, verdin mi güzel haberi?
Güzel haber.
Defne kalıyor.
Gitmemesi için ben ikna ettim.
Öyle mi?
Öyle.
Benim asistanım olarak işe devam.
[Müzik]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.