All language subtitles for Kiralik Ask 06

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

.

[Jenerik Müzik]

Siz bunları hiç hak etmiyorsunuz, ben size her şeyi söyleyeceğim.

Neyi söyleyeceksin?

Şey, Ömer Bey...

Ömer Bey!

Ömer Bey.

Allah.

Allah, gitti vallaha, gitti.

Allah... Gitmiş.

Gerçekten gitti.

Allah'ım, Neriman Hanım beni öldürecek.

Yok, önce Ömer Bey, Neriman'ı öldürecek. Allah'ım, tam aile faciası.

Hay dilin kopsun Defne!

Üf...

Gitmemiş.

Gitmemiş, valizi burada.

Üf, Defne bir sakin ol bir kızım ya!

Bir sakin ol kızım, bir cool ol ya!

Öf, Ömer Bey gelince anlarız yani ne olduğunu sonuçta.

Herhalde.

[Müzik çalıyor]

Aa, Ömer Bey.

Siz yokken ben de öyle hazırlanayım dedim.

İyi.

Duşa mı gireceksiniz?

Evet.

O zaman ben şey yapayım...

...gideyim, aşağıda hesabı falan kapatayım.

Aşağıdayım yani.

Nasıl? Otelimizden memnun kaldınız mı efendim?

Kaldık.

Bak şimdi.

Birine söylememen gereken çok önemli bir şey var ama yani o kadar önemli ki devlet sırrı gibi bir şey, o derece önemli yani.

Ama ağzından kaçırıp, kaçırmadığını bilmiyorsun, hatırlamıyorsun.

Şimdi açık açık sorsan, salak mısın? Niye açık edesin kendini değil mi? Çünkü ya söylemediysen, değil mi?

Hanımefendi, hiçbir şey anlamıyorum.

İşte tamam, ben daha soruya gelmedim. Sen ondan anlamadın.

Şimdi sen kendini benim yerime koy.

Tamam mı?

Koydun mu?

Tamam mı? Bak şimdi.

Sen karşındakinin anlayıp anlamadığını neyinden anlarsın?

Neyi?

İşte canım, devlet sırrını söyleyip, söylemediğini.

Tamam...

Gitti.

Gitti adam, gitti, gitti.

Gitti adam, gitti.

Aracınız birazdan gelecek efendim.

Niye beni beklemediniz?

Niye mi?

Soruyla da soruyla cevap vermek, yani...

İnsaf.

Bir cevap versen incilerin dökülür çünkü.

Burada Defne ölmüş, kalmış. Kimin umurunda?

Hemen temizlik şirketini arıyorsun.

Evin altını üstüne getiriyorlar.

Akşama kadar her şey bitmiş olacak.

Anladım, Derya! Tamam, uzatma.

Ay, bütün gece korku filmi gibiydi zaten.

Gündüz sahnelerinde de başrol sende yani!

İyi, tamam. Kapatıyorum.

Kapat.

İlaçlama işi tamam.

Güzel haber.

Anne.

Ha?

Ha, iyiymiş, iyiymiş. Onunla da konuştum.

İyi. E buyur bari, hadi.

Afiyet olsun.

Yani çok güzel hazırlamışsın ama ben bunları yemem.

Sinan, çay da demlemişsin. Ayol, kaldı mı artık çay demlemek?

Yok mu senin espresso makinen?

Var.

Yapayım.

Ama çabuk ol da hemen çıkmamız lazım.

Oyalanma.

Hoş geldiniz Ömer Bey.

Sen de hoş geldin Defne.

Sağ ol Şükrü abi.

Ömer Bey, nereye gidelim?

Şirkete.

Defne evine gidiyor.

Ben...

Ben eve mi gidiyorum? Ben niye şirkete gelmiyorum?

Ne oldu ki?

Ömer Bey, ben gerçekten... Acaba çıkarıldım mı?

Çok haklısınız, tabii yaptığım şey hiç affedilecek gibi bir şey değil ama...

Ben gerçekten mecbur kalmasan böyle bir şey yapmazdım.

Dur. Dur.

Dün gece sızmıştın, pek iyi değildin.

Yani, evine git, dinlen. Yarın iş başı yaparsın.

Ha...

Sızdım mı ya ben?

Hem de hiçbir şey söylemeden.

Ya...

Ay, öyle desenize ya.

Ama yani o sızma falan çok hoş olmamış yani, değil mi? Kocaman kız çocuk gibi.

Özür dilerim Ömer Bey.

Günaydın Yasemin Hanım.

Günaydın Sinan Bey.

Ne oluyor ya?

En son kendimi görünmezlik iksiri içmiş gibi hissettiğimde lisedeydim.

E senin yine iyiymiş, bana hep oluyor. Alışkınım.

Aa, ne? Neden?

Sen burada mıydın?

Neyse...

Hoş geldiniz Ömer Bey.

Hoş bulduk.

Ama siz hiç yanmamışsınız.

Biraz bronzlaşsaydınız iyiydi vallaha.

Sinan nerede?

Az önce Yasemin Hanım ile birlikte geldiler. Laf aramızda kalsın, ikisi de pek bir suratsızdı.

Laf aranızda kalsın zaten, çok bir konuşmaya gerek yok.

Sinan Bey önceki gün Defne ile dışarı çıktı diye bozulmuş olmasın Yasemin Hanım.

[Ay bakar mısın? Olaylar, olaylar.]

[Yok canım, hiç sanmıyorum.]

Aa, İso!

Ne haber ya? Keyifler nasıl? Vallaha bir şey bildiğimden değil, zaten ben daha Nihan'ı falan da görmedim.

Çılgın iş hayatınızdan vakit kalmıyordur, Defne Hanım.

Belli ki orası daha eğlenceli zaten.

Ne bu şimdi? Sitem miydi?

Yo... Yani, evet.

Haklısınız ya. Bana bak, ben şimdi bugün izinliyim, ananemi göreyim, geleyim. Ondan sonra laflayalım.

Tamam, eyvallah. Özledik kızım.

Ya.

Hadi.

Hadi.

Uf...

Defne.

Kızım siz ne yaptınız ya? Arkamı döndüm, mahalleyi yalan rüzgarına çevirmişsiniz.

Sorma ya, geceleri gözüme uyku girmiyor.

Az önce zaten İso'yu gördüm bir hâller, gelmiş bana da.

Bir şey dedi mi?

Akşam istemeye geleceklermiş.

Beni?

Hemen bu... Bu akşam?

Şaka be, şaka.

Hadi gel, bize gidelim ya. Üstümü değiştirirken alayım detayları.

Gelmeyeyim, şimdi Serdar ile civcivli bir durumumuz var.

Gelmem pek uygun olmaz.

Üf, saçmalama Nihan ya. Abimin bu saatlerde zaten bir yerlerinde civcivler oynuyordur.

Hadi yürü.

Ver bakayım.

Ne oldu? Kötü bir şey mi var?

Ay... Derya ve sıkıcı soruları.

Kötü bir şey yok, olsa da elinden iyi bir şey gelmez zaten.

Aşk olsun, ne istediniz de yapmadım?

Bak canım, gergin anlarda çözüm üretilir. Neyin var denmez.

Gergin an mı? Ne oldu ki?

Ay... Ay, of...

Çık dışarı, ben seni çağıracağım. Çık.

Peki.

Etrafta ol, kimse içeri dalmasın.

Tamam.

Canım, dönemedim. İşler çok yoğundu.

Tamamdır, sen o fotoğrafı bana gönder.

Ben bunu es geçmem, hakkın neyse alacaksın.

Bundan sonra her kampanyada bizimlesin.

Markamızın yüzü olacaksın.

Tamam, o fotoğrafı hemen bekliyorum.

Görüşürüz.

Sinan, bu lansman çok önemli. Takvimini geciktirmemek gerek.

Oğlum, her şey tıkırında. Ayakkabı üretimden çıktı, Koray manken arıyor.

Biliyorum, biliyorum. Aradı beni de, hâlâ kayda değer bir şey yok. Bir şey bulamamış galiba.

O ne öyle?

Ne ne?

Bileğindeki. Takı mı takıyorsun artık?

Ha, bu...

Hediye.

Yine kapandınız odalara, işe gömüldünüz, değil mi?

Vallaha bravo Ömer, Sinan'ı da kendine benzeteceksin sonunda.

Gerçi, kimse senin yeteneğinle boy ölçüşemez ama.

Annen nasıl? Haber var mı?

Evet, evet. İyi, göründüğü kadar ciddi değilmiş durumu.

Atlatıcak yani.

Güzel haber, sevindim.

Allah şifa versin.

E hadi kalkın, yemeğe gidiyoruz.

Hem şu lansman işini konuşuruz, daraldım bu sıcak ofiste.

Yok ya, çıkmaya gerek yok. Burası güzel.

Belki iki güzide bekarla hava atmak istiyorum, olamaz mı?

Şöyle güzel bir yere gidelim. Lansman görsellerine de orada bakarız.

Hadi.

Hadi.

Hadi madem.

Bu erkek milleti ne acayip ya?

Aşkından ölse ağırlığından taviz vermiyor.

Ay, biz olsak beni sevsin diye eziklenip dururuz.

Sen bayağı düello falan istiyorsun ha.

Ay yok be, saçmalama.

...da hani, bir jest, bir beni seç hamlesi, bir bir şey...

Ama nerede?

İso da, Serdar da darmadağın etti beni ya.

Ya ben hiç anlamıyorum ha. Kızım, sen aklı başında, makul bir insandın. Nasıl benim abime aşık oldun?

Öyle deme ya.

Ben zaten...

Ay zaten anladım, hadi seni anladım da ama abim ne ara yandı sana?

Kızım, ben anladım mı abin ne ara yandı bana?

Yok, yok. Başkası olsa kesin anlardı.

Kesin bende bir salaklık var, genetik yani.

Çok uçuk bir kampanya aklımdaki.

Yüz göstermiyoruz, sadece ayaklar ve ayakkabılar.

Tam fetiş ruhu.

Çok iddialı.

Bize de bu yakışmaz mı zaten?

Vallaha bence de süper. Yani hem ayakkabının ruhuna uygun bir kampanya olur.

Böyle gizemli, iddialı, seksi falan.

Vallaha şahanesin, diyecek bir söz yok.

O zaman hemen Koray ile buluşup mankenlere bakıyorum.

Şu Koray ile çalışmamız şart mı ya?

Koray okay'dir. Sen bir görüş. Zarif ve feminen bir duruş, tek aradığım bu.

E sen beni tarif ediyorsun ama.

Ha, bu arada asıl gündemimizi konuşmadık.

Doğum gününde ne yapıyoruz?

Yakalandın, hayırlı olsun.

Ben bu işleri pek sevmiyorum, o yüzden hiçbir şey yapmıyoruz.

Ömer öyledir, yapmaz. Doğum günü kutlamaz. Hatta mümkünse kendini eve kitler, anahtarını da kaybeder.

O ben gelmeden önceydi canım. Bu Passionis için müthiş bir PR fırsatı.

Ve yakında lansmanımız da var. Bence hemen organizasyona girelim.

Yasemin yapma, böyle bir şeye ihtiyacımız mı var?

Ömer'ciğim, ben bu şirketin konsept danışmanıyım ve bu fırsat kaçmaz diyorum.

Hem bütün magazin elimde, biraz canlanalım değil mi?

Bence doğru söylüyor.

Ne var oğlum? Ben kendim için mi istiyorum ya? Şirket için söyledim.

Vallaha sen bilirsin. Doğum günüm ertesi gün, yetişmez yani, boşuna uğraşacaksın.

Sen beni hiç tanımamışsın canım, unutamayacağın bir doğum günü kutlaması olacak.

Bence teknede falan yapalım, Ömer İpekçi'ye de bu yakışır, öyle değil mi?

İyi o zamani yapalım bakalım.

Bir şeyler oldu kızım sana.

Oldu, değil mi?

Yani, Risotto Sinan'a da ayılıp, bayılıyordun da...

O öyle dertsiz, tasasız, uzaktan bakmalı bir şeydi.

Sinan Bey çok iyi bir insan.

Ben artık zaten ona o gözle bakamıyorum.

İnsan olarak böyle on numara beş yıldız.

Ben sana demiştim ama bunu.

Ama Ömer Bey başka diyorsun.

Yani...

Aslında...

Ömer Bey'i görünce öyle karnımda kelebekler falan uçuşmuyor.

Ömer Bey'i görünce...

Ah... Bir panik atak geçiresim geliyor.

Bir sıcak basıyor, bir nefesim daralıyor. Bir nefes alamayacak gibi oluyorum, daralıyorum ben.

Oha.

Kelebek level'ını direkt atladık yani.

Saçmalama be.

Zaten gereksiz hayal kurmanın da anlamı yok.

Aman da aman...

Hanımefendi evin yolunu bulmuş nihayet.

Biz bu akşam da beklemiyorduk seni.

Anane hakkım saklı kalsın, ben bir ara onu kullanırım.

Sus kız, apır sapır konuşma.

Bundan sonra gece yatıları falan yok.

Oğlun varsa el evinde yattırma, kızın varsa çarşı aşı tattırma demişler.

Ne yapayım anane ya? Allah Allah.

Zenginler öyle senin dediğin gibi dizilerde oturup portakal suyu içmiyorlar ki! Çok çalışıyorlar, ben ne yapayım?

Sus!

Cevap verme ananeye, zaten bir işin ucundan tuttuğun yok.

Kalk bakayım, hadi pazara. Çabuk, çabuk, çabuk...

Allah Allah, abim nerede ki?

Yok, bu oğlana bir haller oldu, gece gündüz iş arıyordu. Neyse ki buldu bugün.

Başladı bu sabah.

(Aynı anda) Nerede buldu?

Böyle ikiniz birden, böyle birdenbire sorunca bir sevimsiz oldu, bir hevesim kaçtı birden benim.

Ya Türkan teyze, söylesene nereden buldu.

Ay...

Yani...

Defne merak etti abisini, değil mi Defne?

Merak etti.

Ay çok merak ettim anane, nerede başladı bu çocuk?

O sahildeki çay bahçesinde bulmuş.

Öyle çay, limonata taşıyacakmış bütün gün.

Eskiden olsa burnunu sokmazdı, atmazdı bile bu işlere ama ne oldu anlamadım.

İyi ya.

Hadi ver bari listeyi de ben pazara gideyim.

Eh, hadi.

Şşt, kız! Sırıtma Joker gibi, ne sırıtıyorsun? Topla kendini.

Sus be.

Börülce.

Börülcem.

Börülce.

Neriman?

Hayırdır?

Ne bu kılık böyle sabah sabah?

Ay, bilmiyorum. Gerginim, siyah uyandım bu sabah.

Gel otur şöyle, gel.

Üstüme iyilik sağlık, Azrail gibi olmuşsun.

Azrail sensin.

Hayırdır? Yine niye sinirlendin? Ne bu gerginlik?

Yasemin.

Ya yine mi Yasemin? Bıktım ben bu Yasemin'den. Bitmedi mi bu Yasemin daha?

Niye gitmiyor bu Yasemin? Hırsızlığını da çıkardık.

Niye istifasını basmıyor? Hayır, neye güveniyor?

Neye güvenecek? Bacakları görmedin mi geçen?

Yani güzelliğine güveniyor.

Yok, yok. Hissediyorum.

Kesin bir planların içinde, bir şeyler hazırlıyor.

O öyle durup dururken kendini tehlikeye atmaz o yılan.

(Kokluyor)

Kokusunu alıyorum.

Allah Allah, ne planı kuracak ya?

Yakalamadın mı işte sen onu? Biraz sakin ol.

Kozlar senin elinde değil mi?

Bizim bir açığımız var mı? Yok.

Ee? Sakin ol biraz. Hadi git, şöyle üzerine biraz renkli bir şeyler giy.

Ne öyle Pamuk Prenses'in cadısı gibi olmuşsun.

Ay, inşallah altından bir şey çıkmaz.

Mine, Mine!

Şu doğum günü işini halledeyim bir an önce.

Malum, aramızda yetiştiremeyeceğimi düşünenler var.

İkna oldum, halledersin sen.

Öpüyorum ikinizi de.

Ciao! (Görüşürüz)

Resmen emrivaki oldu bu doğum günü meselesi de neyse.

İsviçre'ye gitmedik.

Ne?

İsviçreye gitmedik.

Yasemin istemedi, işte akşam bende kaldı.

Bak sen.

Ee, sevgili oldunuz mu bari?

Gerçi, hiç öyle gözükmüyordu ama.

Olmadık.

Olmayacağız da.

O kadar eminsin hem de.

Ya dün gece içimde kocaman bir kuyu açıldı, Yasemin de o kuyunun içine düştü, kaybolup gitti sanki.

Yapma ya.

Abiciğim işte ne bileyim? Çok doğru bir insan değilmiş, en azından benim için.

Doğru insan?

Var mı aklında doğru insan?

Bilmem. Senin?

Ay.

Defo.

Ne yapıyorsun kızım?

Ne yapayım ya?

Bırak.

Yavaş!

Dikkat et, hepsini alma.

Tamam, bırak bırak. Taşırım ben.

Of...

Ver.

Yok, yok. Bunları taşırım.

Ver.

Vallaha İso, bildiğin diyetimi ödüyorum ya.

Ananem sanki kıtlık çıkacakmış gibi çaktı bana alışverişi sağ olsun.

E ihmal ettin kadını, dikkat çekmeye çalışıyordur o.

Yok be, bildiğin faydacı bir insan kendisi.

Bildiğin, anane pazara uçak düştü desem...

...şey yapacak ya. Sen kabakları aldın mı, ondan haber ver diye cevap verecek bana.

Allah'ım ya... Kas yaptım, şu halime bak.

Abim de faydasız, ne zaman bir pazar sırası olsa adam arazi oluyor.

Gerçi, şimdi hakkını yemeyeyim. Doğruysa şimdi çay bahçesinde işe girmiş diyorlar.

Ay... Gereksiz bir mevzu açtım değil mi ben ya?

Bana sinirlendiysen, ben poşetleri geri alabilirim.

Defo ya.

Sığ mısın sen biraz?

Ha?

Gerçi, boşa Defo demedim ben sana, Defo'sun işte.

(Kapı çalıyor)

Neriman Hanım evde mi?

Evde, buyurun. Kimler geldi?

Müstakbel gelini.

Ben söylerim, çekil sen.

Ne işin var senin burada?

Utanmazsan gel, bir de rüyama da gir.

Hep siz mi baskın yapacaksınız canım? Biraz da ben yapayım.

Tabii, artık biliyorsunuz. Sıra bende.

Ay, ne sırası? Ne diyorsun?

Gol sırası.

Bana bak kızım, Neriman İplikçi'yim ben. Sen dikkat et de o golü kendi kalene atma.

Hazır gol demişken, Necmi Beyler burada mı acaba?

Ayol, o hep evde. Karıcığının dizinin dibinde.

Ne o? Şimdi de ona mı göz koydun?

Hep evde? Karıcığının?

Ben size bir ambulans çağırayım o zaman.

Durun siz.

Tamam mı? Var mı başka?

Bitti.

Ah!

Çay demleyip birlikte içer miyiz?

Yok ya, kaçacağım ben.

Ya dur oğlum, ateş almaya mı geldin? Azıcık otur.

Yok Defo, sığamıyorum evlere zaten.

Yani, Rakı vereyim diyeceğim de bizde yok.

İçim yanıyor benim.

Bir de Rakı ile bozmayayım daha fazla.

Yok, yok. Sen iyi değilsin İso.

Hadi gel, biraz konuşalım seninle. Sohbet edelim, hadi.

Hadi gerilmeyeyim ben de, ne söyleyeceksen söyle.

Gerildiğinizi kabul ediyorsunuz yani?

Gerildim canım, gerildim ama senin gibi biriyle muhattap olmaktan gerildim.

Tamam, heyecanlanmayın Neriman Hanım. Sakin, sakin.

Şimdi Ömer'i arayıp, bütün ipliğini pazara çıkaracağım.

Yaptığın her şeyi anlatacağım. İşte o yüzden heyecanlıyım, anladın mı canım?

Peki, peki. Ben sizin altınızı kısayım o zaman.

İpler Yasemin'in elinde.

Bu fotoğrafla ne yapabileceğini sanıyorsun yani?

Yanisi sizin bildiğiniz gibi. Her şey sizin istediğiniz gibi olur.

Ben şirketten ayrılırım ama yarın bütün canlı yayınlar sizden bahseder.

Bu fotoğraf bütün gazetelerin manşetlerini süsler.

Magazin gömer sizi, gömer.

Bütün sosyal medya, hepsi benim elimde.

Bundan sonra kimse Neriman İplikçi'nin adını bile hatırlamaz.

(Çığlık atıyor)

[Bağırışma sesleri]

Görüşürüz cicim, ciao.

[Bağırışma sesleri]

Öyle işte, yüzüne karşı söyledim her şeyi.

En azından ne olacaksa olsun ya. İyi de oldu, böyle hiç bir şey olduğu yoktu, Defo.

Korkmuyor musun peki?

Yok be, ne korkacağım?

Yani, ne bileyim? Şimdi ya Nihan abimi seçerse.

Ee, ne yapayım yani?

Nihan, abini seçerse diye içimdekileri mi söylemeyecektim?

Ya yok, tabii öyle demek istemedim de...

İşte öyle.

Kazanıp kazanamayacağını savaşmadan bilemezsin kızım.

Bak, ben Nihan'ı ya kaybedersem diye yıllarca hiçbir şey söylemedim, tuttum içimde. Ne oldu?

Daha mı mutluydum? Yo.

Hazır mısın peki? Yani savaşmaya.

Yok be.

Ayrıca benim cephanemden ne olur kızım? Hepi topu bir sevda işte.

Ama fark etmez yani. İçine bir kıvılcım düştüğü zaman o kıvılcımın adına yaşayacaksın, yaşatacaksın.

Ayrıca, nedir yani? Kaybetsem ne olacak? Her şey kazanmak değildir, Defo.

Öyle diyorsun.

Dedim.

Korkmayacak mıyız yani şimdi?

Belki bizi bir bulut tutar diye şey mi yapacağız? Sırt üstü böyle şey mi yapacağız? Kendimizi uçurumdan aşağıya mı bırakacağız?

Aynen öyle.

Aynen öyle yapacaksın işte.

Çünkü korku ruhu kemirir, Defo.

Mutlu olmak istiyorsan, ilk şart cesur olacaksın, risk alacaksın.

Ne yapıyorsun?

Ne yapıyorsun?

Kapıdan, bacadan.

Ne? Maç mı yapacağız? Hadi.

Saçmalama ya, ne maçı?

Koray'dan manken görselleri geldi, ona bakmam lazım.

Oğlum, bakarsın sonra ya, vallaha çok sıkıldım evde.

Sıkıldın? Sen?

Ya bilmiyorum, böyle bir şeyim ya. Darlanıyorum, gezip tozasım da yok. Bilmiyorum, bir enerji var işte ya.

Şey geldi işte, tuhaf. Bilmiyorum. Hadi.

Ne amma nazlandın. Gidip bir ter atacağız, hadi ya!

Sinan, bugün olmaz. Koray'ın attığı görsellere bakmam lazım ya, gir içeri.

Ha, illa benim dediğim olacak diyorsun yani.

Kahve?

Aman, Ömer Bey, siz öyle buyuruyorsanız, tabii ki. Lütfen.

Lan, kazanova. Döndün mü sen işten?

Yani aferin, Nihan ile inciğine cıncığına her şeyi anlatın birbirinize, bravo.

Vay be abi, sende ne cevherler varmış.

Ben senin geri dönüşümle plastikten üretildiğini düşünüyordum ama bayağı böyle duygular muygular falan.

Aman işte, çoluğun çocuğun maskarası olduk, iyi mi?

Şşt, bak bakayım bana.

Aa, senin yüzüne renk gelmiş kız.

Vallaha bak, bu aşk yaradı sana ha.

Defne, saçma sapan konuşma.

Konuşacağım işte, susturamazsın. Sabaha kadar incik cıncık edeceğim bu mevzuyu.

Ben de, ben de, ben de!

Hah! Bir sen eksiktin, tam oldunuz şimdi.

Gel, gel Ekmek arası. Büyük magazin var, abimin aşk hayatını konuşuyoruz.

Demek öğrendin.

Ha, son öğrenen ben oldum yani.

Bu muhabbet kasar, ben de kaçar.

Yok canım, yok, yok, yok. Otur bakayım.

Dökül. Ne zaman aydın?

Yanında olunca ne hissediyorsun? Kalbin böyle bir pır pır ediyor mu?

Gerçek aşk mı yoksa geçici bir heves mi seninki?

Hislerinden emin misin?

Ya kızım, sizin başka işiniz gücünüz yok mu ya?

Gidin bir şeyler yapın, oyun oynayın ya.

Gidin şey yapın, kağıt helva arası dondurma falan yiyin ya.

He, sekiz yaşındayız ya biz.

Ee ama üf! Hadi abi ya.

Bize anlatmayacaksın da kime anlatacaksın? Şimdi çağırırım babaannemi, asıl o öğrenirse büyük mevzu olur, o zaman görürsün.

Ama bu şantaj çok orantısız oldu bak.

Anneanne!

Tamam, tamam, tamam.

Tamam, anlatıyorum.

Şimdi başta, ben pek Nihan'ı sallamıyordum.

Anlamıştım ama...

Neriman, hayatım, ben geldim.

Ne oluyor ya?

Siz bu akşam salonda, kanepede yatacaksınız. Yerinizi hazırladım.

Allah rahatlık versin.

Salonda, kanepe...

Anladım, anladım. İyi geceler, iyi geceler.

Hadi bakalım Ekmek arası, bugün iyi magazin yaptın. Yat, uyu artık.

Nihan abla yengemiz mi olacak şimdi?

Yani, bu saat gelecekteki akrabalık bağlarımızı düşünmek için pek de iyi bir saat değil.

Hem o bizim yengemizse biz de görümceyiz.

İyi geceler.

Öyle, böyle iyi kurtardık paçayı, Defne Hanım.

Az daha tavuk gibi ötüyordum ya her şeyi.

[Bildirim sesi]

[Acil durum, Yasemin Hanım organizasyon listesi verdi.]

Ya, Yasemin Hanım benim departmanıma karışmaz ki. Bana ne ya?

[Herkes çalışacak bu işte dedi.]

Allah Allah, ne işi ki bu?

[Öbür gün Ömer Bey'in doğum günü, organizasyon onun için.]

Ömer Bey'in doğum günü...

Ay bu da beni duyuyormuş gibi... Tövbe tövbe.

[Tamam Derya'cığım, sen listeyi bana da gönder. Sağ ol.]

Doğum günü ha...

Herhalde kızım, adamın ağaç kovuğundan gelecek hali yok ya.

E, o da doğdu, bebek oldu yani.

Ömer bebek.

Ay, bebekliği nasıldı acaba ya?

Kesin on aylıkken okumayı, yazmayı öğrenmiştir ha.

E, ondan üç ay sonra da artık cümleyi öğelerine ayırmaya başlamıştır.

Ya yeter abla ya! Bir uyutmadın. Git aşağıda konuş telefonla!

Kapattım, kapattım ben. Tamam.

(Şarkı melodisi mırıldanıyor)

Ne haber maviş?

Bak, ne zamandır buradayım. O kadar hukukumuz var, artık bir dertleşecek kıvama geldik seninle.

Sana harika bir haberim var, ben artık korkmuyorum.

Sakin.

Ben geç mi kaldım ya? Ama kalmamış olmam lazım.

Kalmadın.

Kalmadım. Oh, iyi. Kalmamışım.

E siz küreğe gitmemişsiniz.

Ben erken geldim. Böyle sorgu sual devam edecek mi? Yoksa ben açlıktan ölecek miyim?

Tamam, ben hemen hazırlıyorum şimdi.

Gülüyor musun sen?

Kim? Gülüyor muyum ben?

Hem de bana bakarak.

Öyle, aklıma bir şeyler geldi de.

O yüzden.

Hâlâ gülüyor ya. Defne, aklına gülecek benimle ilgili ne geldi söyle.

Yarın doğum gününüzmüş, parti yapacakmışız.

Hiç sevmiyorum aslında parti hikayelerini de.

Yani PR için güzel bir fırsatmış, Yasemin söyledi. Ben de mecbur tamam demek zorunda kaldım.

Ben de yardım edeceğim, organizasyon için yani. Yasemin Hanım herkes çalışacak demiş.

Ama sen neden güldüğünü hâlâ söylemedin.

Söyleyince kızmayacaksınız ama, söz mü?

Defne.

Öyle bebekliğiniz geldi de aklıma, doğum gününüz falan mevzu olunca.

Bebekliğim mi?

Siz dışarıdan bakınca böyle normal birisi gibi görünmüyorsunuz.

Ay, yine lafa abuk bir yerden başladım. Yani, öyle normal görünmüyorsunuz derken...

...sanki böyle hiç bebek olmamışsınız gibi, ne bileyim? Hiç okula gitmemişsiniz, sanki böyle her şeyi doğuştan biliyormuşsunuz gibi.

Sonra doğum günü denince böyle kendi kendime dedim ki ''Ömer Bey de bebekti.''

Altına yaptı, salyaları falan aktı, emekledi...

Düşününce siz de çok sevimli geldiniz yani. Öyle tombiş tombiş yanaklarınız falan.

Tombiş tombiş?

Tombiş, tombiş.

Ben yine atıma bindim, Üsküdar'a gittim değil mi?

Ben kahvaltıya döneyim.

Ben üstümü değiştireceğim. Bugün yoğun bir gün olacak. Önce Sadri Usta'ya, sonra şirkete gideceğiz.

Tamam.

[Telefon sesleri ve insan uğultuları]

Sessiz olun biraz canım! Güzel gözlerim yerinden fırlayacak.

Kız, buraya gel. Senin ismin neydi?

Nazlıcan, Nazlıcan.

Aman, bana ne senin isminden.

Hayatım, ben bugün burada manken audition'ı çekecektim. Niye çekemiyorum biliyor musun?

Çünkü her yer karışmış.

Ay, ilahi Koray Bey.

Ömer'in doğum günü, o yüzden bu telaş. Ona hazırlanıyoruz, önemli.

Ay, anladık hayatım da ben mankenleri soruyorum, Ömer'in doğum gününü değil.

Tuğçe Yıldız geldi, hadi git. Çok bekletme.

Odanda, orada konuşursunuz sakin sakin.

Sen niye gitmedin?

Neriman Hanım'a sor cicim, haber müdürü olan sensin.

Hadi bakalım, iş.

Mavileri de giymiş, damacana.

Hadi Nero aç, hadi.

Neriman Hanım, size rezene çayı yapayım mı?

İstemem.

Papatya çayı yapayım?

İstemem.

Bugün bir şey de yemediniz, kahvaltınızı buraya getireyim mi?

Ay! Bunun da çalışacağı tuttu tepemde. Zaten tepemden sinir geliyor.

Necmi nerede?

Yeni kalktı, bahçede.

Sen ona soğuk bir su getirirsin.

Necmi!

Efendim karıcığım.

Dün gece neden salonda yattığını hiç merak etmedin mi? Hiç mi üzerinde düşünmedin?

Düşündüm, düşündüm. Ya senin gazın var diye düşündüm, ya da ben artık çok horluyorum diye düşündüm.

Ay saçmalama Necmi! Vallaha şimdi şu masayı deviririm ha! Sana trip atıyorum.

Onu da mı anlamadın?

Trip mi? Neyin tribi? Nasıl trip?

Tuğçe Yıldız tribi, seni Tuğçe Yıldız ile görmüşler!

Nerede görmüşler? Kim görmüş? Olur mu öyle şey canım?

Cümlenin odak noktası bu mu? Çarpıcı kısmı bu mu? ''Nerede görmüşler?''

Tamam, baştan alayım. Sen kiminle görmüşler dedin, kiminle?

Ay, bunu bana nasıl yaparsın ha? Nasıl yaparsın?

Benim gibi zeki, kafası çalışan, akıllı bir kadının kocası nasıl böyle bir aptallık yapar?

Ha? Hiç mi kafan çalışmıyor senin?

Hayatım, gerçekten aldatmak mayetinde değildi yani?

Ay, aldatmakmış. Hem de o paçozla.

Bir çık, bir kez, iki hava al, bir tur at ama yakalanmak da neyin nesi? Sen beni rezil rüsva mı etmek istiyorsun?

Ne?

Aman... Ben öyle camdan bakıyordum sen öyle bisikletle bahçede iki turla diye.

Ama sokağa çıkarsan araba çarpar, çarptı işte!

Ne?

Görüntüleriniz Yasemin'de. Kız fotoğraflarınızı çektirip Yasemin'e vermiş.

Ne?

Ay Necmi, git git git! Gözüm görmesin seni.

Kocasına kızıp da ilişkisini bitiren kadınlardan olmak istemiyorum. Bunun acısını başkalarından çıkaracağım.

Dur, şunu Koriş'e anlatayım, ona anlatmadan hiçbir şeyi tam hissedemiyorum.

Usta.

Ömer, yavrum. Oğlum.

Yavrum benim, hoş geldin.

Hoş bulduk usta.

Bir dakika, yine elin kaşındı. Çıkarayım mı tavlayı?

Yok ustacığım, yok, yok. O kadar vaktim yok, başka zaman.

Ee, meşgul adamsın tabii, haklısın.

Ama bir çay içerisin be yavrum, o kadar vaktin vardır.

Bak, ona hayır demem.

İşte bu kadar, tamam.

Yavrum, iki tane demli çay.

Yolluyorum usta.

Ee, ne yaptın? Verdin mi ayakkabıyı imalata?

Verdim, verdim. Hatta İtalya'dan sipariş bekliyoruz da...

Ben onu konuşmaya gelmedim buraya.

Hayırdır?

Ustacığım, bizim muhasebenin kartı.

Ben gereken bilgiyi verdim, Burak'ın düğünüyle ilgili gereken ne varsa bildiriyorsun.

İstediğin zaman istediğin ödemeyi çıkartıyorlar sana.

Sen... Sen ne zarif insansın be Ömer yavrum.

Ya, elli yıl düşünsem, para vermenin bu kadar ince yolunu bulamazdım herhalde.

Tamam ustam, tamam. Utandırma beni.

Yarın Ömer Bey'in doğum günüymüş. Acaba hediye alsam mı, Şükrü abi?

İçinden geldiyse al tabii.

Tuhaf olmaz mı?

Olmaz olmaz.

İyi de şimdi Ömer Bey'in beğendiği hediyeyi de almak için yani evi falan satmak lazım.

Tamam, semt bizim de ev kira.

Yok, yok. Öyle düşünme bak. Benim iki numara geçen sene tişört boyama yapmış okulda.

Üzerine de Ömer abime hediye yazmış, ona hediye etti.

Öyle bir hoşuna gitti ki Ömer Bey'in, sorma.

Ciddi misin?

Tabii tabii. Öyle pahalı hediyelere prim verecek bir adam değildir Ömer Bey.

Onun için hediye alınmaz, hediye düşünülür.

Madem ben biraz daha düşüneyim, çalıştırayım yani kafayı. Düşünelim bakalım.

Ustacığım ben kalkayım artık.

Tamam, çok meşgulsün. Biliyorum da, yine de dayanamayacağım, soracağım.

Estağfurullah ustacığım, sor.

Şu geçen günlerde gelen bir kızcağız vardı, asistanın.

Defne.

Defne, hâlâ asistanın mı?

Evet, yani dışarıda beni bekliyor.

Ah be usta.

Sen anlıyorsun beni, bir sen biliyorsun vallaha.

İstediğin kadar susalım da, konuşalım deme sakın.

Tamam, konuşmayız.

Hadi, kolay gelsin.

Sağ ol yavrum benim.

Güle güle.

Tamam mıyız, Ömer Bey?

Gidelim.

Tabii ki.

Tuğçe'ciğim, o kadar güzelsin ki hayatım. Yani şu saçını başını yolmak istiyorum.

Hayatım, şaka yapıyorum, şaka, şaka.

Sana hayranım. Yani o kadar güzelsin ki; o bileklerinin inceliği...

...teninin pürüzsüzlüğü... Sana bir şey diyeyim mi?

Bizim yüzümüz olduğun için o kadar şanslıyız ki.

(Telefon çalıyor)

Pardon.

Kim bu münasebetsiz?

Aa, yazmış, yazmış, görmemişim.

Kız! Yayıldın, kaldın burada. Toton büyüyecek, toton. Biz seni ararız, hadi.

Ne? Nasıl? Anlaşmadık mı? Ben değil miyim lansman mankeni?

Oldu canım, çüş! Hemen de havalara girmişsin. Çık kızım, çık oralardan.

Kolaydı Passionis'in yüzü olmak. Koray Sargın'ım ben, Koray Sargın.

Hadi, hadi kızım. Yallah, işim gücüm var benim. Hadi, hadi, hadi...

Hadi. Kız ne duruyorsun hâlâ? Hadi!

Aaa, pis. Fettan.

Tansiyonum çıkıyor yine.

Ay, bu Yasemin cadısı bir yerlere mikrofon koymuş olmasın.

Ay, yine ben kafayı yedim herhalde.

Çirkin ayol!

Tipsiz!

Anlat, anlat.

Ay sorma Koriş'im, Necmi safozu yakalanmış.

Hayır, daha sonra alıp başını yürüyor bu kızlar.

Ay, daha sonra halk beni Necmi İplikçi'nin yanına yakıştırıyor diye cesaretlenecek. Ondan sonra da kamuoyunda puan toplayacak salak.

Ay Allah korusun kız, Allah korusun. Ezelim başını kız, küçükken ezelim. Fettan ayol. Fettan bu, fettan.

Ay, Neriman İplikçi'ye yapılır mı bu?

Ezelim hayatım, ezelim. Ay, neler çekiyorum.

Ömer bir yandan, Defne beceriksizi bir yandan. Ay, her şey üstüme üstüme geliyor.

Sen merak etme Nero'm, ben varken bu piyasada asla iş yapamaz.

Artık gider single mı çıkartır? Pilates mi yapar, astrolojiye mi dalar? Onu bilemem ama mankenlik hayatı bitti. Bitti, yaşatmam.

Yaşatma hayatım, yaşatma. Bak, ben neler yaşıyorum.

Gerçi, kara bulut gibi çökeceğim ben de üstüne.

Neriman İplikçi'nin hiddetini tepesinde hissedecek. Ay, ay... Tepemden bir sinir geldi.

Benim de, benim de. Sus, sus, benim de.

Sakinleşelim, sakinleşelim. Nefes; alıyoruz, veriyoruz.

Koray geldi mi?

Evet, Ömer Bey.

Hemen odama gelsin.

Şu geçenki bisküviden var mı yanında?

Yulaf mıydı neydi? Bir şey vardı.

Var, var.

Tamam, o zaman ben bir kahve arası vereyim. Kaçamak yapalım.

Ha, ortak. Bu arka plan görsellerinin çıktılarını aldım da. Bakalım mı bir beraber?

Defne, ne haber?

İyi, Sinan Bey. Bildiğiniz gibi. Siz nasılsınız.

Bildiğin gibi.

Turuncu gömlek çok yakışmış, bence bundan sonra hep böyle renkli şeyler giymelisiniz.

Öyle mi?

Sağ ol.

Ha, bu arada İsviçre nasıl geçti? Yasemin Hanım'ın annesi iyileşebilmiş mi?

İyi günler.

Sakinleş Ömer. Ömer sakinleş. Ömer sakinleş. Ömer sakinleş...

Ömer, sakinleş. Ömer...

Sakinleş.

Ömer sakinleş. Ömer sakinleş. Ömer sakinleş.

Ne yapıyorsun ya? Ömer sakinleş.

Ben biliyorum senin niye böyle huysuzluk yaptığını.

Niyeymiş?

Oğlum, alt tarafı bir doğum günü be. Amma abarttın ha.

Al, senin için ilk beşi seçtim. Sen de arasından karar ver bir tanesine hadi.

Dört numara tamamdır.

Sen halledersin, Koray geldi mi?

Herhalde.

Koray geldi, değil mi?

Ay! Korkuttun beni.

Dışarı çıkalım mı, Koray? Burası biraz bastı beni de.

Peki, tamam. O zaman bana yemek ısmarla.

Ömer İplikçi değil misin? Şöyle güzel bir yere götür beni, herkesler görsün.

Bayağıdır da çıkmadım, hep iş, iş, iş...

İş de... Sana ne oldu? Sen niye gerginsin?

Bilmiyorum.

Var sende bir şeyler, var. Ben anlarım.

Davetli listesinde bir sorun yok değil mi?

Yok, yok. Close bir şey organize etmiş zaten. Neredeyse biz bizeyiz.

Yalnız, Yasemin Hanım iki günde şahane iş çıkarmış.

Kadın bu işleri çok iyi biliyor. The best.

Ya sana ne diyeceğim? Geçen bir tane kitap okudum.

Bir plaza kızının aşk hayatıyla ilgili. Dedim ki, aynı ben.

Eğer her şey hikayedeki gibi olursa, spor arabalı prensim çok yakın.

Seville Berber'i.

Kitap tabii... Buldum, kitap!

Veremem sana, daha bitmedi.

Not yet, I'm still reading. (Daha değil, hâla okuyorum)

Ay, İngilizce'm de akıyor.

Yok, şey... Ben başka bir şey için demiştim bunu.

Ömer, ben yemeğe çıkıyorum.

Gel bizle.

Hiç uğraşamam sizle. Manken, ayakkabı diye yiyin birbirinizi.

(İğreniyor)

Hadi ben kaçtım.

Tipsiz.

Ömer Bey.

Efendim Defne.

Nereye?

Dışarı.

Dışarı gidiyorsanız, o zaman ben ne yapayım? Sizle mi geleyim?

Madem dışarı çıkıyorsanız geleyim mi? Ne yapayım?

Gel kız sen de.

Yok, yok. Gelmesin.

Gel, gel.

Defne, sen gelme. Ofiste kal.

Ay, Ömer Bey. Madem siz dışarı çıkıyorsunuz, ben şöyle bir çıksam, gelsem.

Nereye kız?

Özel.

Ne? Özel mi?

Tamam, sen çık ya. Yani özelse, çık git, gel.

Tamam, teşekkür ederim. Sağ olun.

Koray, sen de benle gel.

Dur, şeyi unuttum ben. Dosyayı unuttum. Dur, geliyorum ben şimdi.

Özelmiş.

Ya, gerçekten de öyle demiş olamazsınız.

Vallaha dedim işte, ne bileyim? Tutamadım. Ağızımın ayarı yok, ne yapayım?

Ne oldu ayol? Kal mı geldi?

Nasıl bir kitap arıyordunuz acaba?

Aşk ve Gurur, ilk basım ama.

Maalesef, o kitap bizde yok.

İyi günler.

İyi günler, buyurun.

Aşk ve Gurur var mıydı?

Hevesini kırmayayım da, o kitap zor be ablam. Burada zor bulursun.

Hadi ya. Tamam, teşekkür ederim.

Ay, çok affedersiniz. Çok özür dilerim.

Kusura bakmayın, ben böyle çarpa çarpa sizi eskittim burada.

Var mıymış?

Bir tane vardı ama satılmış.

Tamam, teşekkür ederim o zaman.

Rica ederim.

İyi günler, Aşk ve Gurur'un ilk basımı var mı?

Bizde sadece LYS, AYS, KPSS kitapları var.

Hayda, ben çok yanlış yerdeyim. Oldu, iyi günler.

Bu ne böyle yani? Sığamadım da zaten.

Yani, bu ne böyle? Sen koskoca Ömer İplikçi, ben koskoca Koray Sargın.

Yani getire getire buraya mı getirdin?

Ne bileyim bir Bebek'e falan gitseydik.

Koray, şimdi konumuz o mu?

Yo.

Ay, bunlar çok güzelmiş.

Ağzının tadını biliyorsun hayatım, sözümü geri aldım.

Ver bakalım şu dosyayı.

Ne hazırladın bakalım.

Hayatım, manken kalmamış. Bütün mankenler çarpık çurpuk.

Sen de zaten zor beğenen bir insansın. Al, bak. Hepsi içinde.

Ay, tabii. Ben sana öyle her şeyi tam anlatmadım. Gel, gel.

Hani Ömer'e bir kız hazırlıyorum demiştim ya.

İşte o kız Defne.

Ne?

Ne oldu?

Yok, yok. İyiyim, iyiyim.

Ben iyiym. Yok, yok bir şeyim. Sen bak onlara, devam et.

Hay Allah'ım, bismillah.

Ay, tövbe bismillah, tövbe bismillah, tövbe bismillah.

Defne.

Gelmedin bisküviye.

Ya, unuttum ben onu.

Al.

Sağ ol.

Ne biçim iş yapıyorsun sen?

Ne yapıyormuşum ki?

Bu menü yanlış.

Evet, yanlış. O yüzden ben doğru olanı catering şirketine gönderdim.

Hani nerede? Bakacağım.

İşte, buyurun.

İyi.

Yine de gözüm üzerinde.

Tek bir hata istemiyorum, aklın bir karış havada zaten.

Havada mı? O ne demek şimdi?

Ne demek olduğunu gayet iyi biliyorsun. Başka işler çevireceğine şirkete layık biri olmaya çalış.

Ömer Bey yukarı çıkıyor.

Çalış bakalım çeşnici başı.

(İğreniyor)

Hayret bir şey ya. Şeytan diyor böyle vur bacağına, topuğu kırılsın.

Bütün gün ceylan gibi seksin de görsün gününü.

Hayret bir şey. Yok ya, ceylan çok güzel bir şey. Ceylan olmaz.

Çekirge, çekirge çok iyi. Çekirge olur.

Yok, yok. Kurbağa, evet, kurbağa. Kurbağa olsun.

Kurbağa suratlı.

Ömer Bey.

Ee, bitti mi özel işin?

Çok teşekkür ederim izin verdiğiniz için.

Sinan nerede?

Bilmem.

Yemekten dönmedi mi?

Haberim yok.

Haberin yok.

Ama isterseniz hemen ulaşabilirim kendisine.

Gerek yok, sen işine bak.

Allah Allah.

[Vahşi hayvan sesleri]

[Kedi sesi]

(Çığlık atıyor)

Böyle bağırmayı da nereden öğrendin?

Neriman İplikçi?

Havalı girişleri severim.

Bu saatte nereden dönüyordun? Sulu zırtlak, yapay cırtlak arkadaşlarının yanından mı?

Evet, arkadaş, arkadaşlarlaydık yani.

Ay, senin gibileri nasıl da tanırım.

Arkadaşlar, ne kadar küçüksün.

Ay, nutuk çekmeyi de çok seviyorum.

Dinle, arkadaşlarına güvenirsen yalnız ölürsün.

Beni öldürecek misiniz yani?

İşte bu yüzden arkadaş edinmek yerine hemen aile kurarız. Bazı cahiller de gelir, o aileyi yıkmaya çalışır!

Ne olur beni öldürmeyin.

Ay, beceriksiz düşman. Hiç sevmem.

Ayol, sen kimsin ki ben seni öldürmeye kalkayım? Neriman İplikçi'yim ben.

Patla! Buraya havalı havalı konuşmaya geldim.

Bir de sana haddini bildirmeye. Ay, aşağıda olanları aşağılamaya bayılıyorum.

Beni öldürmeyecek misiniz yani?

Kızım, ben seni öldürmem. Öldürtürüm!

İstersem! Ama bunu yapmayacağım.

Ömrün boyunca benim korkumu üzerinde hissedeceksin, tabii ayağını denk alırsan.

Denk aldığın kadar yaşarsın.

Bir daha sakın karşıma çıkma! Yakarım, sakın!

Anladın mı?

Evet.

[Kapı tıklama sesi]

İyi akşamlar, doğum günün kutlu olsun.

Amca?

Saat on ikiyi geçmedi ama ilk kutlayan ben olayım istedim.

Vallaha sürpriz oldu, hiç beklemiyordum. İyi ettin, geldin be.

Bana bak, misafirin varsa. Yani, bayanlar filan...

Merak etme, ben rahatsız olmam. Tam tersi daha rahat ederim.

Hatta senden dökülenleri bile toplarım, ne dersin?

Yok amca, kimse yok. Kitap okuyordum.

Aa, sebep? Manyak mısın oğlum sen?

Ee amca, yengem nerede?

Gördüğün gibi benimle beraber değil. İşi vardır herhalde, sormadım.

Bir problem yok değil mi?

Olağan adli vakalar.

Olmuş bir şeyler sanki ama.

Oğlum, evlilik bu. İlla bir şeyler olacak.

Sen bir halt edersin, o kızar ama gidemez. Sonra o bir halt eder.

Sen kızarsın ama gidemezsin, kalırsın.

Bile bile kalırsın diyorsun ha.

Evet, kalırsın.

Kalırsın, çünkü onun dışında kimin yanına gidersen git rahat hissetmezsin.

Yalnız hissedersin.

Bir süre sonra suç ortağı olursun, kader ortağı olursun. Kopamazsın yani.

Kopamazsın.

Evet. Bugüne kadar ''Allah kahretmesin, keşke evlenmeseydim'' dediğim binlerce durum oldu.

Ama... Ama işte Neriman yengen aksidir, maksidir.

Esereklidir ama... Ama o benim dalga karımdır.

Pusulamdır, ben onsuz kaybolurum.

[Vay be.]

Darısı senin başına.

Hadi bakalım, mutlu yıllar.

Sağ ol amca.

Günaydın Şükrü abi.

Günaydın.

Şey, Ömer Bey kürekten döndü mü?

Yok, daha dönmedi. Ee, ne yaptın sen? Hediyene karar verdin mi?

Verdim, verdim de. Ara, tara hiçbir yerde bulamadım. Kime sorsam bana bulamazsın diyor.

Sıkma bu kadar kendini canım, başka bir şey düşünürsün.

Yok, olmaz. Başka bir şey olmaz.

Ne alacaksın ki?

Kitap.

Ama Ömer Bey'in en sevdiği kitabın ilk basımı.

Da işte, iki gündür tırım tırım geziyorum sahafları, hiçbir yerde yok yani.

Şeye, Sabo'ya baktın mı?

Sabo kim?

Sabo... Sabo İstanbul'un bohçası gibidir.

En eski sahaflardarn biri, ne ararsan var. Kesin onda vardır aradığın kitap.

Gerçekten mi ya?

Ya Şükrü abi, gerçekten hızır gibisin.

Tamam o zaman, ben bir ara vaktim olduğunda bugün gideyim.

Tamam. Sen kahvaltıyı hazırlamaya başla istersen, Ömer Bey döner birazdan.

Tamam o zaman. Ben gideyim kahvaltısını hazırlayayım. Sağ ol Şükrü abi, çok teşekkür ederim.

Ha bu arada, ben bir ara senden şey alayım, adresi alayım.

Tamam.

Bye bye.

Bye bye.

Günaydın Şükrü.

Günaydın, efendim. Ömer Bey.

Bir saniye efendim.

Efendim, doğum gününüz kutlu olsun. Bizim çocuklar yapmışlar, bahçeye asarsınız diye.

Sağ ol, sağ olsunlar.

Çok da güzel yapmışlar, ben hemen asayım bunu bahçeye.

Tamam.

Ay! Ya Ömer Bey, ne yapıyorsunuz?

Suluyorum.

E ben sularım dedim ya, bırakın. Bırakın siz.

Bir kere de ben sulayayım canım, ne var?

Ya siz sulamıyorsunuz ki, resmen zavallının canına kast ediyorsunuz, gözümle gördüm ben.

Öyle haşırt diye dökülmez o su.

Nasıl sulanır?

Böyle yavaş yavaş, ince ince dökeceksiniz canını acıtmadan.

Böyle haşırt diye dökerseniz çiçek afallar. Yazık, zaten yeri değişti.

Bu kadar korkutmamak gerek.

Peki bu daha büyür mü?

İlk haftalar çok önemli, şimdi bu biraz daha yerine alışsın. Biz onu daha büyük bir saksıya geçireceğiz.

Ondan sonra yavaş yavaş böyle filizlenmeye başlayacak.

Bakın, mesela şu...

...dipte olan yeşillikleri gördünüz mü? Yeni yeni filizler çıkıyor.

Şimdi biz bunu büyük saksıya geçirince, buradaki...

(Müzik çalıyor)

Uyandırsam bana kızar mı acaba? Uyandırmasam mı?

Yoksa uyanmasını mı beklesem?

Neriman. Neriman. Neriman.

Aşk olsun Neriman, ödümü patlattın.

Ne yapıyorsun tepemde öcü gibi?

Ay, saat kaç?

Erken daha.

Bak şimdi, uyanınca hatırladım. Yine sinirim bozuldu.

Bugün Ömer'in doğum günü. Her şeyi de o pis Yasemin organize etti.

Hiç gitmek istemiyorum, ay gıcık oldum.

Ay, sabah sabah bu kadar uzun da konuşmak istemiyorum.

Neriman, istersen gideriz.

İstemezsen gitmeyiz.

Necmi, ne oluyor böyle dizi kahramanı gibi esli esli konuşmalar.

Uzun uzun bakmalar... Ne söyleyeceksen söyle, zira senin de suratına uzun uzun bakmak istemiyorum.

Neriman, ben çok özür dilerim. Beni affeder misin?

Ha, o mu? Ay, tamam canım.

Hallettim onu ben. Sen de alacağını almışsındır herhalde.

Tabii dangalak değilsen.

Tabii. Gerçekten affettin mi yani?

Affettim diyelim ama sen yine de rahatlama.

Diken üstünde ol. Zira erkekler rahatlayınca hemen pisleşiyorlar.

Tamam, söz veriyorum. Pisleşmiyeceğim de, rahatlamayacağım da.

İyi madem, hadi. Kahvaltı edelim.

Gerçekten mi? Gel, kahvaltı edelim!

Gel, kahvaltı edelim! Gel kahvaltı edelim!

Gel, kahvaltı edelim!

Oh be, ellerim mis gibi toprak koktu.

Sen de sever misin toprak kokusunu?

Bu ne?

Hemen, hemen yakıyorum.

Böyle bir listeye göz gezdiriyordum da pasta istememişsiniz, özellikle istememişsiniz.

Evet, pasta seremonisini pek sevmem.

Olmazsa olmazlar vardır. Yani, Ömer İplikçi'nin bile gerçekleşmesini isteyeceği bir dileği vardır herhalde.

Hadi üfleyin.

Neden yapıyorsun bunu?

Nasıl yani? Neyi?

Hiç anlamıyorum.

Diğer tarafta bambaşka bir durum.

De neden hakikaten. Gerçekten niye yapıyorsun?

Ben size bilmeden bir şey mi yaptım? Yani, haddimi aştıysam...

İyi, tamam. Sen direkt şey, tekneye git istersen.

Burada bir işin kalmadı.

Peki, siz bilirsiniz.

Bu masanın aksesuarı nerede?

O oraya.

Biraz daha çabuk, bir kaç tane daha götürün oraya.

Sıkı bağlıyorsun, değil mi? Uçmasın.

Ömer Bey çok sevinecek.

Ay, Ömer Bey hiç hoşlanmaz böyle şeylerden.

Parti marti, ya sen de bilmiyormuş gibi.

İyi de Ömer Bey hiçbir şeyden hoşlanmıyor.

Soğuk.

Derya, patronun arkasından kötü konuşulmaz canım.

İş dünyasının altın kuralıdır bu.

Vallaha geberteceğim seni ha.

Gebertmeden önce, ben şeyi çok merak ettim ya. Ömer Bey'e ne aldınız?

Ömer'in çok beğeneceği bir şey, sonuçta tanıyorum onu. Ömer'in de sevdiği şeyler var.

Neymiş?

Senin asla düşünemeyeceğin bir şey canım.

Bir kravat iğnesi, pırlantalı.

Pırlanta mı?

Şey, dünya paradır o.

Öyle ama kaz gelecek yerden tavuk...

Kime ne anlatıyorum ben ya?

Hadi git, işine bak sen ya. Sonuçta, Ömer hediyesini çok beğenecek ve boynuma atlayacak.

Ömer Bey?

Derya, denize atarım şimdi seni ha.

Evet, hadi. Biraz daha hızlı.

Döktünüz mü onları.

Ne düşünüyorsun Neriman?

Kızı nasıl giydireceğimi?

Kız derken, Defne'yi mi?

Hıhı, arayayım da geldin. Bir minik hazırlanalım. Ona bırakamam çünkü.

İlahi Neriman, alt tarafı bir tekne gezisi ya.

Geçirsin altına şortunu, giysin kafasına şapkasını, taksın gözünü güneş gözlüğünü. Oldu, bitti işte.

İstersen bir de eline şeker verelim de çarpışan arabalara versinler.

İşte ben bu yüzden toz olup uçmak istiyorum. Genç yaşımda kırıştım ben. Bak, böyle ellerim titremeye başladı sinirden.

Ay, şort var, şort var. Hem sen ne anlarsın.

Allah Allah, ver şu telefonu bana.

Arayayım kızı. Vıdı vıdı vıdı...

Sinirlenme, sakin ol.

Sakinim ben, çok sakinim.

Defne!

Neriman Hanım.

Gel.

Benim şimdi azıcık işim var, sonra...

Zaten enerji tasarrufu modundayım, beni daha daçok sinirlendirme. Buraya gel dedim!

Gurur ve Önyargı, bin dokuz yüz elli bir basımı.

Hasan Ali Yücel serisinden.

Ama ben Aşk ve Gurur istemiştim.

Asıl adı Gurur ve Önyargı'dır, daha ticari olsun diye sonradan Aşk ve Gurur olarak çevirildi.

Aslında, konuyu düşününce tabii.

Daha anlamlı geldi, değil mi? Gururları ve önyargıları yüzünden kendilerini aşka bırakamayan iki kişinin hikayesi.

Bir araya gelmeleri için tek engel var, o da kendileri.

Fiyatı neydi acaba onun.

Üç yüz lira.

Üç yüz mü? Oha!

Oha derken, yani pahalıymış anlamında söyledim ben.

Yalnız, benim yanımda o kadar para yok. Almam da lazım, çünkü bugün doğum günü.

Bu basım çok kıymetli ama, değerinin altında gitmesini istemem.

Emin olun, çok kıymetli birine gidecek bu kitap.

Şey yapsak o zaman...

Ben size şunu versem, üzerini de çalışarak ödesem.

Nasıl?

Raflarınız biraz dağılmış, her yer her yerde. Ben bunlar bir toparlasam mesela.

Kabul edin iyi teklif.

Hiç fena olmaz.

E tamam, ben hemen başlayayım o zaman.

Peki o zaman, tamam.

İnşallah bu kadar kıymet verdiğinize değen birisidir.

Öyle biri.

Hadi, kolay gelsin.

Dakika bir, gol bir ya.

(Hapşırıyor)

İnsan bu kadar kitaba dokununca bile bir acayip oluyormuş?

Bir de demek okusam ne olacak?

Ay, Neriman Hanım beni öldürecek.

Koş kızım, acele et.

(Telefon çalıyor)

Alo, Nihan. Kızım, şu an uçak motoruna bağladım, acil benim işleri yetiştirmem lazım. Sonra arayacağım ben seni, hadi.

Aman, düş! Hatırım kalır. Al düş, bir daha düş.

Acaba Ömer Bey kitabı görünce ne yapacak ya?

İso.

Konuşalım mı biraz?

Olur, konuşalım.

Çok çalıştınız bu kitap için, çok uğraştınız. Belli ki kıymet verdiğiniz biri.

Öyle biri.

Kitap aslında işin görünen yüzü, kızım. Aslında siz o kişi için emek veriyorsunuz.

Paradan ziyade zaman harcıyorsunuz. Tüm bunları hak ettiğinden, onun da size kıymet verdiğinden emin olun.

Tabii, tabii.

Çok teşekkür ederim, çok sağ olun.

Rica ederim.

Hoşça kalın.

Güle güle.

İso.

Keşke aşk mahkemeleri diye bir şey olsaydı da, bizi kendine aşık edenlerden hesap sorabilseydik.

Ama bu iş böyle, biliyorsun. Adaletsiz.

Serdar diyorsun.

Galiba.

İso, sen çok düzgün bir adamsın.

Hakikaten.

Yani, benim yerimde başka biri olsaydı seni seçerdi.

Ama...

Gönül işleri hikayesi.

Şimdi senin olsam, aklım bir köşesi hep onda olacak.

Artık ben de zaten öyle ne zaman...

...gözün dalsa ya da ne bileyim? Öyle kafanı kaldırıp uçaklara baksan...

...acaba aklında Serdar mı var diye kafayı yiyecektim.

Ki muhtemelen de aklımda Serdar olacaktı.

Tamam ya, yapacak bir şey yok.

Bir sorun yok yani, haklısın.

İkimiz de aynı dertten muzdaribiz.

Senin dermanın başka, benimki başka.

İyi bakalım.

Tamam, sen git. Mutlu ol.

Yolun açık olsun.

Hoş geldiniz.

Sinan'cığım da gelmiş.

Gelmiş.

Nasıl buldun?

Süper görünüyor değil mi?

Vallaha bravo, süper.

Derya bütün gün fotoğraf çekecek.

Hemen magazine göndereceğiz. Bu hafta bütün life star dergilerde biz olacağız.

Süper olacak.

İyi, tamam. Hadi, neyse ne işte.

Ne oluyor sana böyle?

Niya kaç gündür ters davranıyorsun bana?

Öyle mi?

Hani bana bayılıyordun? Geldiğimden beri bir kompliman çıkmadı ağızından.

İhtiyacın mı var Yasemin?

Belki şımartılmak hoşuma gidiyordur.

Hadi güzelim, hadi benimle oynama.

Değmem çünkü.

Türkan teyze, Serdar'ı arıyorum da. Çay bahçesine baktım, göremedim. Evde mi?

Evde yavrum, evde. Bir hışımla geldi, geçti. Bahçede oturuyor domuz domuz.

Ziyaretçi saati bitti galiba.

Ne?

Almayacak mısın beni içeri diyorum?

Gir, gir.

Dur, dur. Dur.

O zaman ben...

Gelebilir miyim?

Serdar, hani sen bana dedin ya tercihini yap diye.

Ben çok düşündüm, yani aslında çok da düşünmedim.

Ben ne istediğimi biliyorum çünkü, uzun zamandır biliyorum.

Tamam, bas git hadi.

Efendim.

Ya git diyorum!

Tamam, anladım ben mevzuyu. Biliyorum yani, hadi git.

Yanlış anlamış olmayasın.

Ya uzatma Nihan! Ben sana onları söylerken ciddi bile değildim.

Sen kendin büyüttün bu işi.

Böyle bir havalara girdin filan.

Ben mi?

Evet abi.

Sakin yani, yok bir şey, anladın?

Hayır...

Tamam diyorum kızım, tamam. Benimki öyle gelip geçici bir şeydi zaten.

Şimdiden sıkıldım bile.

Hadi al oltanı, hadi.

Ayol, bu ne hal? Tipe bak.

Omuzlarıyla yürüyor. Kızım, sen hiç beslenmez misin? Yani kürdana dönmüşsün.

Şöyle yandan bakınca yoksun.

Tamam, katana ol demiyoruz ama bu da yani...

Neriman, istersen kıza bir önce hoş geldin de.

Hoş geldin kızım.

Hoş bulduk.

Sensin hoş geldin, hoş gelmedi efendim.

Geç kaldı, gidip bir an önce kıyafet giydirmemiz lazım.

Hadi, çabuk ol. Gidelim.

Tamam, neyse ne. Giyeriz.

Bu neydi böyle şimdi?

Bana umursamaz umursamaz cevap vermeler.

Niye umursayayım Neriman Hanım? İşimiz gücümüz kıyafet.

Sanki başka işimiz yokmuş gibi. Saç, baş, makyaj... Siz böyle mi aşık oldunuz?

Hayır, ben olsam. Sevdiğim insanın kıyafetini görmem, görmem yani.

Necmi, bizi baş başa bırak.

Biz biraz kadın konuşması yapalım.

Tamam, tamam. Bırakayım ama sakin ol hayatım, fazla sinirlenme.

Sakinim ben, çok sakinim.

Geç bakalım.

Senin gibi romantik çulsuzları çok iyi bilirim ben.

Paket, ambalaj önemli değil zannedersiniz ama gerçek çok başkadır Defne.

Nasıl hareket ettiğin, ne giydiğin, saçının teli, elinin hareketi...

...hep karşı tarafın bilinç altına mesajlar gönderir.

Eğer sana saygı gösterilmesini istiyorsan, önce sen saygı göstereceksin.

Ama ben...

Lafı uzatmıyorum. Şimdi sen o partiye...

...üstünde sıradan bir penye, altında bir şortla gidersen Ömer lak diye anlar senin alt sınıftan olduğunu.

Anladın mı? Hadi gidiyoruz.

Yüzün mü düştü senin yavrucuğum?

Bana gerçek tepkiler verme! Çünkü sen gerçek değilsin!

Ömer'in her gün gördüğü asistan kızı ben yaratıyorum, bu ne özgüven?

Ömer gerçek Defne'yi tanımıyor bile, benim yarattığım Defne'ye aşık oluyor.

Neticede, Ömer kim? Sen kim?

[Her şey yolunda mı?]

Aa, Ömer. Ömer Bey geliyor arkadaşlar.

[Alkış sesleri]

Sağ olun, sağ olun.

Ömer'ciğim, mutlu yıllar canım.

Koray'cığım, sağ ol, sağ ol. Teşekkürler.

Teşekkürler. Sağ olun arkadaşlar, sağ olun, sağ olun.

Sağ olun, teşekkürler, teşekkürler.

Sağ olun, sağ olun, sağ olun...

Teşekkürler, sağ olun.

Sağ olun, teşekkürler. Şahanesiniz.

Sağ olun.

Ne haber ortak?

İyi, doğum günü çocuğu, hoş geldin.

Bana bak, daha bütün gün gülümsemek zorunda kalacaksın. Yanaklarını şimdiden asmasan iyi olur.

Defne nerede?

Bak, sana koyduğum teşhisin adı; asistan hastalığı.

Moden çağ patronlarının yeni hastalığı bu.

Anladım da, Defne nerede?

Oğlum ne bileyim? Gelir herhalde birazdan.

Ömer, organizasyon nasıl?

Yetişmez diyordun ama gördüğün gibi. Sıfır hata, yüzde yüz ihtişam.

Yasemin farkı diye buna deniyor.

Her şey harika, şahanesin..

Hemen abartılı tepkiler verme bence.

Hediyemi görünce söyleyeceklerini şimdiden tüketmek olmaz.

Vay, o kadar iddialısın yani.

Yasemin böyle konuşuyormuş, konuşuyormuş, hediye de kravat iğnesi çıkıyormuş.

Yok artık ya.

Nasıl yani?

Ömer nefret eder kravat iğnesinden.

Ay, ay, ay... Yengesinin bir tanesi.

İzin verir misin Yasemin'ciğim?

İyi ki doğdun canım.

Sağ ol yengeciğim.

[Sen gerçek değilsin, Ömer'in her gün gördüğü asistan kızı ben yaratıyorum.]

Sen büyüdükçe daha yakışıklı bir adam oluyorsun, yani bana daha çok benziyorsun.

Tamam amca.

Ay, annelik duygularım kabarmaya başladı.

Yani, gözümüzün önünde kocaman oldun diye duygulanmak üzereyim.

[Ömer gerçek Defne'yi tanımıyor bile.]

Durdurayım, durdurayım da Neriman. Nasıl durdurayım?

Bak, sahilde kiminle karşılaştık.

[Neticede Ömer kim? Sen kim?]

Doğum gününüz tekrar kutlu olsun Ömer Bey.

Teşekkürler Defne.

Ben şey yapayım, arkadaşların yardıma ihtiyacı var mı? Kızlara bakayım, yardım edeyim.

[Benim yarattığım Defne'ye aşık oluyor.]

[Sen gerçek değilsin, Ömer'in her gün gördüğü asistan kızı ben yaratıyorum.]

Acilen başka bir hediye bulmam lazım.

Ömer kravat iğnesini görürse bittim ben.

Demek ki Ömer Bey'i o kadar da iyi tanımıyormuşsunuz.

Laf mı çarptın sen bana şimdi?

Yok, yok. Tamamen durum tespiti.

Cenazende durum tespiti yapmayı severdi rahmetli diye teselli edeyim aileni o zaman.

Bunu verin.

Neyin peşindesin sen?

Ömer Bey bunu çok beğenecek, merak etme.

Bak, eğer altından bir şey çıkarsa...

Hiçbir şey çıkmayacak, emin ol çıkmayacak.

[Ömer gerçek Defne'yi tanımıyor bile.]

Ben boşuna demiyorum işte kedicik diye.

Neredesin sen? Pısmışsın buraya böyle.

Ne oldu?

Ağlıyor musun?

Anlat bakayım, ne oldu?

Görüyor musun Çıngıraklı Yasemin'i? Nasıl da her şeyi organize etmiş.

Ee Neriman Hanım, demek ki ortalığı boş bırakmışsınız. İşgal kuvvetleri de cepheye intikal etmiş.

Bir komutan olarak öz eleştirinizi vermeniz lazım.

Ay, sinir geldi.

Tependen mi?

Ömer'ciğim, açsana hediyelerini. Bakalım kimler, neler almış?

Tamam canım, hediye açmalar falan. Bırak şimdi, boşver.

Ne oldu?

Ömer nerede?

Ömer.

Hadi gel, hediyeleri açalım.

Hadi.

Hadi.

Benimkinden başla.

Önce aileden gelenleri açsaydın.

Bütün gün şirketteyiz Neriman Hanım, biz de aileden sayılırız.

Hadi Ömer, benimkini aç.

Sever misin bilemedim ama.

Yasemin sana inanamıyorum.

Bu şahane.

Şahanesin, bayıldım.

Gidelim buradan.

Gidelim.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.