Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
Nasılsın karıcığım?
Ömer Bey.
Oyun bitti, dalga geçmeyin lütfen.
Keyiften o, keyiften.
Ayakkabı bulunmuş.
Ne diyorsunuz?
Çok sevindim.
Geç oldu artık, ben gideyim.
Çok iyi iş çıkarttın bu gece.
Yarın nihayet ayakkabıları görecek.
Yani kara kara düşünmekten kurtulduk sonunda.
Ya evet.
Ayakkabıyı Koray Bey mi bulmuş?
Sorma! O bulmuş da mahvetti bizi.
Yani öyle bir çağırdı ki hakikaten bir şey gelmiş zannettik başına.
Başına bir şey gelmeden...
...kutusuna koyun isterseniz.
Ben her şeyi topladım.
Çöpleri falan da attım.
Gideyim artık.
Zahmet etmeseydin.
Eline sağlık.
Geç oldu, seni Şükrü bıraksın istersen.
Olur, tamam.
İyi geceler.
Şey yapma, yarın erkenden eve gelme.
Direkt şirkete geç.
Yani yoruldun bu gece, biraz dinlen istersen.
Peki.
Neriman Hanım.
Yasemin.
İyi ki geldin.
Ben de seni bekliyordum.
Ne fısıldaşıyordunuz siz öyle?
Yoksa beni mi özlemiştiniz?
İşte hayat böyledir, Neriman Hanım.
Adını bile anmak istemediğiniz insanları görmeye muhtaç hale gelirsiniz.
(Gülerek)Kocaman, kocaman laflar!
Hayatım ben ismi ile var olanlardanım.
Sen bunu anlayamadın.
Ve şimdi bir İplikçi olarak sana görevini söylüyorum.
Şimdi de bana görev vermeye mi başladınız?
Senin görevin tatlım...
...derhal gitmek.
Saçmalıyorsunuz.
Şaka yapmıyorum.
Yarın ilk iş istifa mektubunu imzalıyorsun.
Ya imzalamazsam?
O zaman her şey biter.
İstersen hemen şimdi Ömer'i arayıp...
...ayakkabıyı ondan çaldığını, Tranba ile iş birliği içinde olduğunu...
...kısacası o kötü kalbinin bütün beceriksiz planlarını...
...anlatabilirim.
Sen seç.
Yok.
Bütün kariyerin tuzla buz olur.
Kendini kapının önünde bulursun.
Kimsesiz.
Beş parasız.
Değil mi Koriş?
Ay ben senden korktum vallaha.
Bence sen de korkmalısın.
Elinizde hiçbir kanıt yok.
Size inanmayacaktır.
Ben onun yengesiyim.
Sen? Sen kimsin?
Basit, sıradan bir çalışan.
Ömer!
Nereden bilecektin kadının bir şeytan olduğunu?
Ay ben Tranba'daki köstebeklerim olmasa...
...ruhumuz bile duymayacakmış.
Biliyor musun?
Yasemin ayakkabıyı çalmış.
Sonra parada anlaşamayınca da geri koymuş.
Ay bu Yasemin var ya!
Hiçbir şansı hak etmiyor.
Kov onu Ömer!
Kov!
Kovdum gitti.
Yarın ilk iş buradan gidiyorsun.
Artık annem hasta mı dersin...
...ailevi sebepler, zırt pırt...
Bir şeyler uydur.
Senin aklın az da olsa çalışır bu işlere.
Elveda Yasemin.
Ay sanki içimin yağları eridi.
Kilo mu verdim ne!
Şükrü abi.
İnsanın ruhu yorulur mu?
Benimki çok yoruldu. Biliyor musun?
Son zamanlarda yaşadığım şeyler çok ağır geldi.
Yorulur tabii.
İncinir, kırılır, bükülür.
Hele bir de gençsen, tecrübesizsen...
...ufacık bir rüzgardan bile etkilenirsin.
Böyle biri sanki, kalbimi çamaşır gibi sıkıp atıyor sanki.
Ay, yani ruhumu.
Ay ne diyorum ben ya!
Merak etme, geçiyor.
Ya o yorgun ruh ile yaşamayı öğreniyorsun.
Ya da onu dinlendirecek başka bir ruh buluyorsun.
Böyle bu işler.
Aman Şükrü abi!
Romantik radyo programına bağladık.
Valla birazdan bir dinleyicimiz canlı yayına bağlanacak.
Şeydendir o şeyden.
Ben şimdi çok çalıştım yoruldum ya.
Ondandır.
Ben birazcık gözlerimi kapatıp dinlendirsem ayıp olur mu?
Rahatına bak.
Anneanne ben gittim.
Bekle bekle!
İçmemişsin keçi boynuzu pekmezini.
Ya anane ben onu içmem!
Benzin gibi tadı var onun.
Benzin içeyim daha iyi.
Ne benzini kız? Kamyon musun sen?
Aç bakayım ağzını.
Şifa niyetine.
Şifa.
Bütün gün at gibi koşturup duruyorsun.
Enerji verir, enerji.
Enerjimi emdin anneanne, emdin emdin!
Hadi geç kaldım ben, gidiyorum.
Hadi hayırlı işler!
Allah'a emanet ol!
Defne!
Allah seni kahretmesin!
Ödümü kopardın Nihan ya!
Kızım çok acayip şeyler oldu. Acilen konuşmamız lazım.
Yürüyelim mi durağa?
Ne oluyor kız?
Anlatacağım işte.
İyi hadi yürüyelim.
Şimdi.
Benim hoşlandığım bir çocuk vardı. Tamam mı?
Bir dakika!
Bir dakika!
Anlatıyorum.
Böyle bildiğin benim şuramdan yanık kokusu geliyordu ama...
...bu hiç yüz vermiyor gibiydi.
Kim?
Hoşlandığım çocuk işte.
Ay Nihan benimle şifreli şifreli konuşma!
Kim diyorum. Onu soruyorum. O kim?
Defne.
İzin verirsen kendi hikayemi kendi istediğim biçimde anlatabilir miyim balım?
Aman iyi ya.
Dinliyorum tamam.
Tam ben ümidi kesmiştim.
Öbürü geldi, bana eşek gibi ilanı aşk etti.
Ben mest tabii.
Ay Defne öyle güzel şeyler söyledi ki.
Mübarek Romeo!
Sonra öbürü geldi.
Hangi öbürü?
Daha hödük olan işte, benim hoşlandığım.
O da dedi ki ben senden hoşlanıyorum.
Gerçi kendisi yontulmamış bir odun olduğu için tam böyle söylemedi ama...
...buna yakın yani.
Ya neden en makulu dururken insan gidip en zoruna...
...en domuzuna aşık olur ki?
Ne yapacağım ben şimdi?
Valla hiç bilmiyorum ya.
Zaten benim bu aşk meşk konularına şu kadarcık kafam basmıyor.
Yeteneğim yok yani bence.
Bana güvenme yani.
En heyecanlı yerinde geldi!
Hadi git sen, sonra konuşuruz. Geç kalma.
Tamam hadi.
Gereksiz gizem yaptırma, alacağım sonra ifadeni.
Hadi öptüm, bay!
Bravo Neriman Hanım!
Çok iyisiniz.
Ay tutsana şunu!
Elimden bir uçan bir de kaçan!
İpliçi'yim ben!
Neriman!
Neriman ne yapıyorsun sabah sabah?
Nereden çıktı bu boks?
Sabah sporu, antrenman yapıyorum.
Stres atıyorum.
Terledim.
Hayatım neyin stresi bu?
Ne bitmez stresmiş!
Yasemin'i de alt ettin işte. Daha neyin stresi ya?
Ettim değil mi?
Nasıl ettim ama!
Neriman İplikçi'yim ben!
Kesin yakında beni de döver.
Yasemin Hanım.
Kimseyi bağlama dediniz ama anneniz tekrar aradı.
Bir konuşsanız mı acaba?
Aman beni de cepten arayıp duruyor zaten.
Şu an kimseyle uğraşamam.
Benim derdim bana yeter.
Bir sıkıntınız mı var?
Derya sen bazen sinir bozucusun, salaksın ama...
...aslında iyi bir asistansın.
İyi bir şey mi söylediniz? Pek...
...anlayamadım.
Boş ver.
Başka bir şey yoksa çıkabilirsin.
Keşke buraya kadar zahmet etmeseydiniz.
Biz otele getirirdik ayakkabıyı.
Merak ettim, bekleyemedim.
Melek mısır çarşısına gitti, ben de hemen buraya geldim.
Buyurun.
Umarım sizi hayal kırıklığına uğratmayız.
Öyle bir ihtimali düşünmedim bile.
Mamma mia!
Bu çok güzel!
Doğrusu bu kadarını beklemiyordum.
Bu resmen bir sanat eseri.
Beğendiğinize gerçekten çok sevindim.
Yeteneğine bir kez daha hayran kaldım.
Yine beni şaşırtmadın.
Dönünce hemen sipariş yapacağım.
Ondan sonra bizim masalarda satış.
Ne kadar çabuk o kadar iyi.
Tamam sizden haber bekliyoruz.
Sinan da bu işe çok sevinecek.
Sinana benim içinde selam söyle.
Bu arada sizi en yakında Defne ile Milano'ya bekliyoruz.
Çok tatlı kız.
Bayıldık.
Öyledir tabii.
Geliriz!
Sonunda.
Günaydın.
Ağladın mı sen? Ne oldu?
Yok bir şey.
Var bir şey. Ağlamışsın.
Annem.
Annem çok hasta.
Ona aklım takıldı biraz.
Hadi ya!
Nesi var?
Beyninde bir şey buldular.
Durumu ciddi galiba.
Geçmiş olsun.
Hadi sen çık, annenin yanında ol.
İstersen ben bırakayım seni.
Olmaz. Yani şey...
...annem burada değil, İsviçre'de.
Tedavi için gittiler.
Senin de aklın orada tabii.
Yasemin ne yapabilirim senin için?
Aslında biraz dertleşmeye ihtiyacım var Ömer.
Bu süreç beni çok yıprattı.
Kimseyle de konuşamayınca...
Keşke söyleseydin daha önce.
Yani bir şey yapardık senin için.
Herkese de kolay kolay anlatamıyorsun ki.
Bir sen varsın kendimi yakın hissettiğim.
Beni anlayacağını bildiğim.
Hadi toparlan o zaman.
Çıkalım biraz, gezelim. Kafan dağılır.
Olur.
Sinan da bütün gün izinde ama.
Sinan ne alaka şimdi?
O da iyi gelir, istersen.
Bana sen iyi geliyorsun Ömer.
Sinan değil.
Çıkalım.
Günaydın.
Günaydın. Ne haber?
İyi valla, ayakkabı bulunmuş.
Ofise rahatlık geldi resmen.
Sen bir de bana sor!
Kahve yaptım. İçer misin?
Kafein kotam doldu, sana afiyet olsun.
Teşekkür ederim.
Kahraman gelmiş ya.
Sinan Bey öyle herkes içinde söylenir mi? Herkes duyacak.
Utandın mı sen?
Bak bak!
Utandın.
Hayatım tevazu iyidir ama fazla abartmamak lazım.
Çünkü fazlası bünyeye zarar.
Ben kurtulamıyorum diyorsan...
...bu kişilerin takdir etmesini öğreten şeyler var...
...sertifika programları var. İstiyorsan onlardan birine göndereyim seni.
İster misin?
Tamam, Sinan Bey. Artık konuyu kapatabilir miyiz?
Ya ben senin gibi alçak gönüllü birini en son on yaşımdayken gördüm.
O da annemdi, sonradan bozdu zaten.
Ama maşallah kızımızı antika sandıklarında saklamışlar be.
Defne.
Ortak.
Ben üretime kaçıyorum ha!
Çalış ha, çalış!
Bütün program iptal.
Yasemin ile çıkacağız.
Tamam, peki.
Sen değil canım.
Sadece Ömer ile ikimiz.
Özel bir gün geçireceğiz ikimiz, anlarsın ya.
(Telefon çalıyor)
Alo?
Ne yapıyorsun?
İyiyim işte.
Çalışıyorum, şirketteyim.
Onu sormuyorum. Ömer ne yapıyor?
Ömer'i ne yapıyorsun? Çok boşladı seni.
Nasıl?
Ay dün baktım masada öyle sası sası oturuyorsun.
Alık mısın kızım sen?
Neler neler oldu!
Başkası senin yerinde olsa dün çoktan Ömer'i kendine aşık etmişti.
Safoşsun sen safoş!
Ya!
Niye üstüme geliyorsunuz?
Neriman bir insan ile konuşuyorsun. Karşındaki bir insan.
Onun da duyguları var.
İnsan mısın sen?
Yeter be!
Neriman Hanım.
Şey oldu, şarjım bitmiş
Tünel...Tünel olmaz.
Çünkü şirketteyim ben.
Tünel değil o koridor.
Koridorda şey yaparken öyle...
Neriman Hanım.
Neriman Hanım ses verecek misiniz? Beni öldürüyorsunuz.
Neyse. Ömer nerede?
Yasemin nerede?
İstifa mektubu falan imzalandı mı?
Bak ellerim, her yanım titriyor.
Yok, maşallah. Her şey yolunda.
Bir şey olmadı öyle istifa falan.
Yasemin Hanım ile Ömer Bey dışarı çıktılar işte.
Özel bir gün geçireceklermiş.
Ne?
(Bağırarak)Özel gün mü?
Ben de bir levrek ızgara alayım.
Hemen.
Anlat bakalım.
Ne anlatayım?
Anneni.
Keyfim yok demedin mi?
Yok, en azından bugün başka şeylerden bahsedelim.
Zaten gece gündüz bunu düşünüyorum.
Biraz kafam dağılsın.
Güzelmiş burası.
Uzun zamandır gelmemiştim.
Hiç okuyamıyorum seni. Biliyor musun?
Yani duygularını saklamakta resmen ustasın.
Seni ağlarken görmesem bir derdin olduğunu hayatta anlamam.
Öyle olmak zorundayım.
İnsanı zaafları yıkar, Ömer.
Dışarıdakilere koz vermek istemiyorum.
İnsanlar benim güçlü ve ne istediğini bilen bir kadın olduğumu düşünmeli.
Ki bence öyleyim zaten.
Sence de öyle değil miyim?
Hala saklıyorsun.
Paylaşmıyorsun.
Gülüyorsun resmen baksana.
Hayır, ondan değil.
Senin yanındayım ya, keyfim yerine geldi.
Ömer hem bu ne böyle? Terapist gibi.
Uzun zamandır ilk defa gülüyorum, bırak da keyfini çıkarayım.
Öyle olsun bakalım.
Alo Nihan?
Akşama kadar bekleyemedin değil mi? Çatladın meraktan.
Ay dur kızım ya! Öyle bir şey değil.
Çok acil benim Ömer Bey'i bulmam lazım.
Ne oldu ki?
Kaçırdılar adamı.
Polisi ara, çabuk.
Ay saçmalama, öyle kriminal bir şey değil.
Ya Yasemin Hanım ile birlikte çıktılar, Neriman Hanım beni kesecek.
Kız deme.
Hanı sen şey yapıyordun ya.
Telefondan bakıyordun, o şurdaymış, bu burdaymış falan.
Nasıl yapılıyordu o?
İnstagram'a gir, belki konum falan eklemişlerdir. Bulursun nerede olduklarını.
Ya Ömer Bey nerede olduğunu gösterecek yani?
Bravo!
Bir de selfie çeksin istersen.
Ayol bu adam Cillobistan Başkonsolosu değil mi?
[Sürekli kendini çekip paylaşması lazım.]
Yazık valla.
Alakası yok, yapmaz öyle şeyler.
Sen şimdi kapat.
Ben şu sosyal medyaya bir dalayım.
Beş dakika içinde bulurum nerede olduklarını.
Merak etme.
Ay her yer ayakkabı!
Sinirim bozuldu.
Ay adam resmen gıcık.
Ya biz tavuk döner çeksek koyuyoruz.
Nasıl bir adammış bu ya?
Kız bulduk!
Kızım buldum nerede olduklarını.
Yasemin bir fotoğraf paylaşmış.
İnanamaycaksın.
Kilyos'taki balıkçıdalarmış.
Romantik bir gün, işten kaçış yazmış.
Öyle mi?
Yapma ya.
Tamam, anladım.
Sağ ol.
Birazda senden bahsedelim.
Gerçi sen kendinden bahsetmeyi pek sevmezsin ama.
Annen ne iş yapıyordu senin?
Annemin vefat ettiğini biliyorsun.
Konuşmak istemiyor musun yani?
Annem doktor.
Dahiliye uzmanı.
Bugün de hangi konuyu açsam hastaneye bağlanıyor.
Neyse bırakalım aileyi.
Ömer'e dönelim biz.
Yükselenin ne senin?
Bu burç olayları hiç benim kalemim değil.
Yani hiç anlamıyorum.
Ben yıldızlara inanırım.
Mesela bugün aşk için en şanslı gününüzdesiniz, diyordu.
Şimdi inanmayalım mı buna yani?
Kalkalım mı?
Sıkıldın mı?
Genelde sıkılan ben olurdum ama.
Yok canım, yemeğimiz bitti diye söylüyorum.
Tamam, peki.
Ama şirkete gitmeyeceğiz değil mi?
Yani böyle bir günde beni yalnız bırakmayacaksın.
Nereye gidelim istersin?
Sana gidelim.
İnsan içine karışasım yok bugün.
Kafa dinleriz.
Nasıl istersen.
Ay!
O kadar mı dalmıştın ya? Pardon!
Ödümü patlattınız.
Siz üretimde değil miydiniz? Bir şey mi oldu?
Yok, Ömer'e bir şey gösterecektim. Bu imza işleri falan.
Odasında yok. Nerede?
Onlar Yasemin Hanım ile birlikte çıktılar.
Ha iş güç.
Sen niye burdasın? Niye gitmedin?
Öyle, yalnız gittiler.
Özelmiş.
Ne yapıyorsun? Dışarı mı çıksak?
Madem boş günün, gel kahve ısmarlayayım.
Olur.
Neriman Hanım bütün faturayı bana kesecek şimdi.
Ama ben de ne yapayım ki yani?
Her şey hayal ettiğimiz gibi olmuyor.
Valla benim hayal kırıklıklarından daha büyük problemlerim var, Sinan Bey.
Mesela o iki yüz bin lirayı nasıl geri ödeyeceğim gibi.
İki yüz bin ne ya?
Sen bilmiyor musunuz?
Bilmiyorsunuz.
Şimdi benim abim gidiyor tefecilerden borç para alıyor.
Sonra ödeyemiyor, borcu birikiyor falan.
Tefecilerde geliyor işte, ya parayı ödeyin ya abinin canını alırız.
E ben de mecburen, zaten gerisini biliyorsunuz.
Vay be.
Hep merak ediyordum, şimdi cevabını almış oldum.
Nasıl yani?
Yani diyordum ki senin gibi hırsları olmayan, mütevazi bir kız...
Neriman Hanım'ın teklifini niye kabul etsin?
Abin yüzündenmiş demek ki.
İnanılmazsın. Biliyor musun?
Gerçekten.
Ben de kendi derdimi dert sanıyorum.
Ne? Hoşlandığım kadına bir türlü ulaşamıyormuşum.
(Ofluyor)
Ama siz yine de hiç hayal etmekten vazgeçmeyin. Olur mu?
Hayat kazananlar, kaybedenler diye ikiye ayrılmıyor.
Kazanmaktan başka şeyler de istiyoruz biz.
Sonuçta insanız.
Sen ne istiyorsun?
Yeniden hayal kurabilmek.
Ama işte oyun bitene kadar yasak.
Sinan Bey.
Çok teşekkür ederim, biraz kendime geldim gerçekten.
Yok canım, asıl ben teşekkür ederim.
Yani bunun için.
Ay rica ederim.
Gerçekten.
Vallahi çok şanslı kız.
Efendim?
Defne diyorum, ilk geldiğinde adınız ağzından düşmüyordu.
Uzaktan hayran hayran bakıyordu.
Bana?
Ay Sinan Bey.
Bilmiyormuş gibi yapmayın ya.
Bakın şimdi birlikte dışarı çıkıyorsunuz.
Mutluluktan uçuyordur herhalde.
Tamam canım, tamam.
Git bir şey yap, yoğurt ye. Gıybetten zehirlenip kalacaksın başımıza.
Hadi.
Selam.
Ne haber?
İyidir. Senden?
İyi işte, iş güç.
Şey yapıyordum yani.
İş güç derken?
Ya öyle lafın gelişi.
Sen?
Bu saate kalmazdın. Hayırdır?
Öğle vardiyasındayım bugün ben.
O zaman ben gideyim.
Minibüsü kaçırmayayım.
Şey, durağa kadar birlikte yürüyelim mi?
Olur.
Yürüyelim.
Ya şu sezonda başlasın artık, özledik valla.
Sezon?
Bizimkiler.
Fener.
Çok büyük transferler yaptık var ya. Ortalığı var ya tozu dumana katacağız.
Tabii.
Bir topçu aldık, inanılmaz bir adam.
Ne mutlu size.
Neyse ya.
Öyle işte.
Görüşürüz o zaman.
Gidiyorsun yani.
İş.
Ayıp oluyor ama.
İki kişi uzatır mısınız buradan?
Sizin o taraflarda benim de bir işim vardı da.
Hazır minibüs gelmişken atlayayım, halledeyim dedim.
Yemedin değil mi?
Bitti mi spor muhabbeti?
Hentbol, güllecilik.
Anlat sen yani, ben dinlerim.
Başka ne anlatayım kızım?
Mercimek köftesi tarifi mi vereyim?
Olsa ne güzel yerdik şimdi.
Yaparım ben sana.
Sahi mi?
Ama dur sen yapma, hep sen yapıyorsun bir şeyler.
Bu seferde ben yapayım.
Mercimek köftesini?
Yok o kolay kaçar.
İmambayıldı.
Şey.
Şey yaparım, bilet alırım. Maça gidelim mi birlikte?
Tabii, çıkışta da kahveye gider okay oynarız.
Zaten birkaç haftaya benim de bıyığım çıkar böylece.
Ne alakası var kızım?
Statta da bir sürü kadın var.
Hem insanlar sevgililerine evlenme teklifi bile ediyor.
Böyle pankart açmalı falan.
Yani gördüm.
Ben etmem de.
Pankart falan ters.
Bozar yani bizi.
Bildiğin tüy dikiyorum değil mi şu an?
Evet, ben de fark ettim.
Rahatına bak.
Ne içersin?
Portekiz'den gelen şarapından varsa hayır demem doğrusu.
Hemen açıyorum.
Müzmin bekar Ömer bana sakilik yapıyor ha?
Şanslı günümdeyim galiba.
Hala sıkılmadın mı yalnızlıktan?
İyi böyle, keyfim yerimde.
Hayatında bir kadın olsa bence her şey daha kolay olurdu.
Seni taşıyabilecek, yol arkadaşlığı edecek.
Öyle bir kadın yok ne yazık ki.
Belki de vardır ama sen göremiyorsundur.
Aşka ayıracak vaktim yok Yasemin, biliyorsun.
O seni bir bulsun, ne yapar ne eder çalar zamanını merak etme.
Kaçış yok diyorsun yani.
Olsa burada ne işimiz var?
Bunlar ne böyle?
Defne'nin notları.
Bir de mani yazsaymış.
Hayır çocuk gibi. Ne bu böyle?
Hiç yakışıyor mu bu evin asaletine?
Bırak, düzen kurmuş. Karışma.
Hayatım onun görevi kendine bir düzen kurmak değil.
Varolan düzene uyum sağlamak.
Sanki kendi evi yani.
Bu ne rahatlık?
Ay ne şimdi bu böyle?
Ne anlıyorsun bundan?
Top mop! Sıkılmıyor musun yoksa?
Gıcık mısın ya?
Taktın bana kafayı.
Ay ne bileyim!
Sıkıldım.
Yani bir sinir geliyor tepemden.
Kötülük mötülük mü düşünsem diyorum.
Sen de öyle kendini topa verdin.
Yasemin diyorum!
Ben de Yasemin'den falan sıkıldım diyorum!
Yok mu senin arkadaşın?
Koray vardı. O nerede?
Ay nerede?
Burdayım!
Geldi.
Nerom!
Kuşum, bebeğim.
Ne oluyor ayol burada?
Ay Koriş!
Aşkım, bebeğim!
Biliyor musun o pis Yasemin istifa etmemiş!
O ne özgüven ayol!
Yani senin sözünün üstüne höst mü demiş?
Kız gidelim ensesinde boza pişirelim!
Gidemeyiz hayatım.
Çünkü o Yasemin fettanı Ömer ile özel bir gün geçiriyormuş.
Özel gün mü?
Haspam beni de o İnstagram'ından yasaklamış.
Hiçbir haltı göremiyorum.
Ay bir sakin olalım, bir düşünelim.
Kafa çalıştıralım.
Ay yok, benim aklım durdu artık!
Ben hiçbir şey düşünemiyorum.
Sinir geliyor tepemden!
Sen düşün bebeğim, ne olur sen düşün!
Hayatım gerçi taş devri diyetindeyim ama...
...bir düşüneyim bari.
Necmi bak düşünüyor!
Düşünüyor.
Düşünsün.
Necmi!
Pardon!
Koray kusura bakma!
Deliğe sokacaktım, kafana geldi!
Peki ben ne dedim çocuğa?
Efsane!
Aşk bir kadının hayatının tüm hikayesidir.
Erkeğin ise yalnızca bir serüvenidir.
Şu anda gözlerindeki korkuyu gördüm!
Korku mu?
Derinliğimde boğuldu resmen.
Bana yetemeyeceğini bilen erkeklerin çırpınışlarını şak diye anlarım.
Diyorsun.
Hep başıma gelir.
Bana fazla geliyorsun demezler.
Sorun sende değil, bende derler.
Derler mi?
Öyle salaklar, korkaklar yüzünden ben kendimden mi vazgeçeceğim ya?
Tabii ki hayır!
Her geçen gün daha da fazla olacağım.
Ol be, yürü be!
Fazla, daha da fazla!
Olaylar olaylar!
Ay kız, bu ikisi kesin sevgili oluyor!
Bir çift zaten moduna geldiyse iş bitmiştir.
Ay!
Ay bize ne canım başkasının özel hayatından.
En sevmediğim muhabbetler!
Sen hep belgesel, caz galiba.
Olabilir.
Olabilir yani. Zevkler ve renkler tartışılmaz diye bir şey var.
Allah Allah!
Biz öyle gördük, öyle büyüdük.
(Telefonu çalıyor)
Yasemin Hanım.
Odamın kapısını kapat.
Bilgisayar açık mı kontrol et, çöpü de boşalt.
Sonra istediğin zaman çıkabilirsin.
Ömer'deyim şimdi zaten.
İkimiz de gelmeyeceğiz.
Biliyorsun Derya'cığım annemin hastalığı beni çok yıprattı.
İsviçre'deki tedavisi falan.
Ömer ile biraz baş başa kalalım dedik.
Anneniz hasta mıydı?
Kadıncağız o yüzden arayıp duruyormuş demek ki.
Yazık değil mi Yasemin Hanım? Bir kere bile konuşmadınız.
Sürekli toplantıda dedim sizin için.
Tamam işte, uzatma Derya'cığım.
Ben annemi aradım ondan sonra.
Sen boşalttın mı çöpü? Onu söyle.
Evet evet, hallediyorum şimdi.
Yasemin Hanım burada buruşturulmuş kağıtlar falan var.
İşe yarar bir şey olmasın sakın.
İşe yarayacak bir şey olsa neden buruşturayım geri zekalı?
[Senin yine beynin sulandı iyice.]
Hemen hallet şu işi.
Salak şey.
Her şey yolunda mıymış?
Aklın şirkette kaldı değil mi?
Merak etme, sen yokken de harıl harıl çalışıyorlar.
Gerçi çalışanlarından biri kaytardı ama...
...neyseki patronu da ayarttı.
Ya ben de dönelim mi diyecektim.
Oyunbozanlık etmek yok, Ömer.
Bak ne güzel takılıyoruz işte.
Acaba biraz ortama müzik mi eklesek?
Ekleyelim bakalım.
Ay Yasemin Hanım'ın annesi hastaymış ya!
E kadıncağız burada bunalmış tabii, ondan atmış kendini dışarı.
Ay ama yazık ya!
İsviçre'de tedavideymiş.
Süper.
Kafan mı iyi?
Tabii Ömer Bey yalnız bırakmamış ya, ona süper dedim.
Yoksa ben niye süper diyeyim? Yazık.
Ay!
Geçmiş olsun tabii.
Allah şifa versin inşallah!
Bir an önce iyileşsin.
Neriman Hanım.
Medikal bir problemin ortasındayız.
Çok önemli değilse, the end.
[Önemli, önemli!]
Bizim Yasemin Hanım'ın annesi ölüm döşeğindeymiş.
İşte bizim Ömer Bey'de böyle vicdanlı olduğu için...
...onun canı sıkkın diye dışarı çıkarmış.
Yani öyle çok önemli bir şey yok.
Anladınız mı?
Ömer Bey diyorum.
Yani ekstrafan bir olay falan yok.
Hastalık, yatak, İsviçre, anne falan.
Şey yapmayın.
Yine kapattı ya.
Bak sen şu Yasemin'e!
Koriş sen biliyor musun Yaseminözel günü nasıl ayarlamış?
Annem demiş, hasta demiş, İsviçre demiş.
Ölüm döşeği demiş.
Öyle kandırmış Ömer'imi.
(Şaşırıyor)
Yalan diyorsun.
Kazulet, pis!
Pis ki ne pis!
Kız!
Söyle kız.
Gece gece iyi sıhhatler olsunlar kulağına mı fısıldadı?
Nereden çıktı bu pazı dolması?
Patronum seviyormuş.
Ona yapıyorum.
Sabah götüreceğim.
Niye?
Sarma yapanı yok muymuş?
Yokmuş.
Yazık valla, yüzüne güldüreyim sevaptır.
Yalnız diyeyim ben, bu iş fazla mesaiye girer. Onun da parasını yatırsın.
Sen dizi diye gizli gizli açık yönetim kanalları falan mı izliyorsun anneanne?
Çalışma hukukunu kendine hobi yapmışsın.
Sen geç dalganı.
Zaten yüzünü zar zor görüyoruz.
Adam sabahtan akşama kadar canını çıkartıyor.
Şimdi yok sevapmış, yok sarmaymış.
Oy bana da hiç kıyamazmış!
İçimden geldi, içimden.
İyi iyi.
Yalnız bir şey diyeceğim. Şu adama güzel güzel teşekkür edin.
Hadi iyi bakalım, sar.
Yalnız çok geçe kalma.
Tamam sen merak etme.
Çalışma odana hala kimseyi sokmuyorsun galiba.
Orası da bana özel kalsın, değil mi?
Valla seni bilmem ama bu kaçamak bana çok iyi geldi.
Uzun zamandır kendimi böyle huzurlu hissetmemiştim.
Uykun geldiyse Şükrü'ye söyleyeyim, bıraksın seni.
Kovuyor musun beni?
Aşk olsun.
Yok hani belki yalnız kalmak istersin, belki yorgunsundur.
Ömer bu gece hiç eve gitmek istemiyorum.
Burada kalsam?
Olmaz mı?
Şimdi bütün gece kendi kendimi yiyeceğim.
Burada en azından sen varsın.
Merak etme, uslu bir misafirimdir.
Yani kal tabii.
Hem ne derler...
...başımın üstünde...
Bu hiç senlik bir laf değil ama...
Ben aşağıdayım, sen giyersin.
Çıkmana gerek yok.
Ben senden ne sakladım ki bugüne kadar?
Yasemin lütfen.
Gitme.
Allah Allah!
Patronuna fide götüren bir deli sen kaldın.
Sarma adamın nesine yetmiyor?
Anane işte dedim ya sana.
Teşekkür edeceğim adama.
Ne güzel işte fide.
Koyar evine besler, izler.
Ne teşekkürmüş mübarek.
Et et bitmiyor sizinki.
Öf anneanne! Beli ki uzatacaksın.
Ben kaçtım!
Nereye gidiyorsan git, arsız.
Günaydın Şükrü abi.
Sağ ol, günaydın.
Ömer Bey çok sever.
Sen mi yaptın?
İyi gördüm seni.
Geçen akşam kafan baya bozuktu.
İşte artık takmamaya çalışıyorum.
Yılların alışkanlığı ama bıraktım artık. Ne yapalım?
Kaçtım o zaman ben.
Hadi bakalım!
Ömer hayatım döndün mü?
Ömer değilmiş.
Onun çeşnicibaşıymış.
Yasemin Hanım.
Hazır elin değmişken bana da kahvaltı hazırlasana.
Ömer'i beklerken şekerim düşmesin.
Ya da dur dur.
Ne getirdin sen bakayım.
Birkaç tane atıştırayım.
Kendin mi yaptın?
Ben diyorum ki acaba bugün ikimizde işe gitmesek mi?
Sen böyle karşımda dursan, ben sana bakıp bakıp gülsem?
Dur!
Bugün biliyorsun, öğlen Ömer ile şehir dışına sempozyuma gideceğiz.
Bize otelde yer ayırt.
Aynı oda.
Soran olursa sempozyum yüzünden otelde yer kalmamış dersin.
Şirkette laf çıkmasın şimdi.
Anladın mı çeşnicibaşı?
Nereye?
Ben şirkete gidiyorum.
Siz de artık Yasemin Hanım ile...
Defne.
Ne oldu? Ne bu halin?
Bilmiyorum.
Halimden haberim yok, haliminde benden haberi yok.
Kızım daha on dakika önce ağzın kulaklarındaydı. Ne oldu?
Şükrü abi ben çok kötüyüm ya.
Ama niye kötüyüm yani? Niye?
Niye kötüyüm?
Tamam tamam bir sakin ol önce.
Sakin ol.
İçime hiç sinmedi böyle.
Bütün gece aklım sendeydi.
Koltukta uyudun.
Rahat uyudun mu bari?
Defne niye apar topar çıktı ya?
Ben yokken bir şey mi oldu?
Defne mi geldi?
Bilmem, görmedim ben.
Karşılaşmadık biz.
Ay bunları da o mu getirmiş?
Bildiğin esnaf lokantasına çevirdi burayı.
Sersem.
Annen nasıl? İyi mi? Haber var mı?
Annem.
Ha yok, aynı.
Ömer.
Böyle kötü bir günümde benimle olman çok anlamlı.
Teşekkür ederim.
Sen artık istersen çık.
Daha sempozyum için hazırlık yapmam lazım.
Haklısın.
Ben giyinip çıkıyorum o zaman.
Bavullarımı hazırlayayım.
Şirkette görüşürüz.
Görüşürüz.
Neriman.
Sen böyle durduk yere neşelenmezsin.
Ne oldu? Hayırdır?
Yine aklına kötü bir şeyler mi geldi?
Ay canım aşkım!
Birtanem nasıl da tanır karısını!
Bana bak hazırlan, çıkıyoruz.
Yasemin'e posta koymaya gidiyoruz.
Tamam, olur.
Yasemin'e postayı koyalım ama sen yeterki sakin.
Sakinim ben.
Neriman sakin ol!
Neriman bir sakin ol!
Evet tek oda, çift kişilik.
King size yatak, evet.
Bugün öğlen gibi giriş yapacaklar.
Teşekkürler.
İyi günler.
Defne.
Uçağınız bir saat sonra.
Yasemin Hanım ile olan otel rezervasyonunuzu yaptırdım.
Sabahki halin neydi öyle?
Hiç.
Tamam, çıkabilirsin.
Derya.
Derya.
Yasemin Hanım.
Derya.
Neyse şimdi senin tuhaflıklarına kafa yoramam.
Şehir dışına gidiyorum.
Ömer ile sempozyuma katılacağız.
Otuz altı saat yokum, olan biten her şeyi not al.
Hiçbir durumda beni arama.
Ayrıca evimi ilaçlattır.
İğrenç komşularımın evini böcek basmış.
Benimkine bulaşmasın.
Tamam mı şekerim?
Ses kaydı falan mı aldırsaydım acaba?
Pek aklında tutamayacaksın gibi geldi bana.
Yok canım.
Anladım.
Siz merak etmeyin.
Ben hazırım!
Neriman Hanım!
Necmi Bey!
Merhaba Yasemin.
Çok güzel bacak, ayakkabın varmış.
Teşekkür ederim.
Yengem durumuna çok üzülmüş, sana bir sürprizi var.
Hiç şaşırmadım.
Yasemin ay hayatım!
Hiç söylemiyorsun.
Duyunca çok üzüldük.
Annen nasıl?
Sen nasılsın?
Ama moralin yüksek bakıyorum.
Yüksek tutmaya çalışıyorum.
Gördüm canım gördüm.
Gel bana gel!
Demek hakimiyetime boyun eymeye karar verdiniz.
Bak sen şimdi!
Bil bakalım ne yaptım?
İlahi Neriman, nereden bilsinler ne diyeceğini?
Durun ben söyleyeyim.
Ay hayır ben söyleyeceğim!
Sinan, gel gel.
Gel sen de duy.
Ne oldu?
Yasemin seni İsviçre'ye ananın, annenin...
...yanına gönderiyoruz.
Böyle iştir güçtür olmaz, hayatım.
Git bir anneni gör.
Bir moralin düzelsin.
Hatta bak!
Sinan'da eşlik etsin sana!
Tabii tabii.
Ay zahmet etmeseydiniz.
Hiç gerek yoktu gerçekten.
Ay zart zurt istemem.
Hayatım zart zurt yapmayalım yani.
Git bir kafanı toparla.
Anneni gör. Olur mu öyle şey ayol?
Hem senin vizende vardır zaten.
Benim yok, vizem yok.
Nasıl yok ya?
Biz geçen gittik ya, o zaman vermişlerdi altı ay.
Ya Neriman Hanım gerçekten çok incesiniz.
Biz hiç böyle bir şey düşünemedik.
Yengeciğim valla çok şık hareket.
Valla utandırdın bizi.
Ama biz sempozyuma gideceğiz.
Canım sen ne yapacaksın işi gücü?
Bırak biz hallederiz.
Senin yerine Defne gelir.
Ömer ne kadar zekice bir fikir!
Tabii canım, asistanınla gidersin sen de oraya.
Hadi biz kalkalım artık!
Gidelim. Çocuklar görüşürüz.
Kendinize iyi bakın.
Yalnız gittiğiniz yerlerde çapkınlık, yaramazlık yapmak yok. Tamam mı?
Yapmazlar yapmazlar!
Ben de şey yapayım, hazırlanayım o zaman.
Şunları vereyim sana o zaman, ben de hazırlanacağım çünkü.
Ortak sen kalsana biraz, konuşalım.
Defne gel gel.
Ömer gelmesin gel.
Geldim.
Seni sempozyuma gönderiyoruz.
Hayır!
Sana fikrini soran olmadı cicim.
Bana bak! Bir aksilik çıkarsa hemen beni arıyorsun.
Artık bu kadarını da becerirsin herhalde.
Şey yapayım ben o zaman, bavul mavul bir şey hazırlayayım.
Böyle pat diye olunca.
Pijamanı, bigudini, ayıcıklı terliğini mi koyacaksın?
Evet.
Ay kırıştım, ben sana valiz hazırlattım!
Aşağıda, Şükrü'de.
Sen işleri berbat etme yeter.
Okay madem.
Hadi hayırlısı.
Anneanne.
Ben sana bir şey söyleyeceğim ama sakin ol. Tamam mı?
Olmaz.
Gebertirim.
Ne şehir dışı? Ne gece kalması?
[Kocaya mı kaçıyorsun yoksa kız?]
Gelsin Allah'ın izni ile istesin seni.
Ay anneanne Allah'ın izni ile istenecek bir şey değil bu!
Alt tarafı bir gecelik bir şey.
Ay gece mece diyor.
Aklıma kötü kötü şeyler getiriyor.
Ay aşk olsun anneanne ya!
Ben öyle bir insan mıyım?
Sen beni öyle mi yetiştirdin?
Sanki sen de şimdi beni tanımıyormuş gibi aşk olsun!
Evet öyle yetiştirmedik.
Orası öyle.
Ya sen bilmiyor musun benim ne kadar dürüst, çalışkan, ahlaklı bir kız olduğumu?
İyi tamam.
İkna oldum.
Kafasızsındır ama hoppa değilsindir.
[Orası doğru.]
İyi hadi git madem.
Ama varınca beni ara.
Merakta bırakma. Tamam mı?
İyi tamam tamam, hadi öpüyorum.
[Defne.]
Allah'a emanet ol kızım.
Dün gece Yasemin bende kaldı.
Dün gece biraz...
Hadi kapatalım konuyu.
Sinan bir dinler misin?
Ömer özel hayatın beni hiç ilgilendirmiyor, gerçekten.
İlgileneceksin belki, bir dinle.
Dalga mı geçiyorsun benimle?
Sinan bir sakin olur musun kardeşim?
Bir lafımı bitireyim, dinle.
Ne diyeceksin ya?
Yasemin bende kaldı, kusura bakma kardeşim dayanamadım mı diyeceksin?
Aramızda bir şey olmadı, Sinan.
Annesi yüzünden kızın baya morali bozuktu.
Ben de yalnız bırakmak istemedim.
Geldi bana.
Bu kadar, bir şey yok.
Sinan.
Biz kardeşiz.
Benim sana yanlışım olmaz.
Sen olsan ne yapardın?
Yani ben şimdi kendim için söz vermeyeyim de.
Sen yapmazsın.
Kusura bakma.
Şimdi Yasemin'i al, doğru İsviçre'ye.
Kıza adam gibi destek ol.
Tamam.
Sarma çok lezzetli olmuş, eline sağlık.
Afiyet olsun.
Nereden geldi aklına?
Ne nereden geldi?
Konumuz pazı sarması olduğuna göre.
Öyle ya içimden geldi.
Aklıma doğru.
Aklıma tüküreyim.
Efendim?
Yok bir şey.
Getirdiğin fideleri de güneş gören bir yere koydum.
Ama sen sulayacaksın.
Hediyemden ben sorumluyum yani.
Çok güzel.
Çok güzel.
Müzik açayım mı? İster misin?
Böyle esintili bir şeyler falan?
Pardon gerçekten.
Böyle bir durumdayken...
Üzülme ya.
İyi olacak, ben yanındayım. Merak etme.
Sinan dur!
Yok onu demiyorum, gerçekten dur.
Gitmeyelim.
Niye?
Dayanamam, çok kötü olurum.
Onu öyle görmek istemiyorum.
Annem, onu öyle görmek perişan eder beni.
Ben buna hazır değilim.
Anlarsın değil mi beni?
Yasemin ama biletler falan alındı, her şey hazır.
Gitsen bir görsen daha iyi olmaz mı?
Ben yanındayım.
Sinan ben daha önce söyleyemedim ama...
Bak Yasemin, bana her şeyi söyleyebilirsin.
Gerçekten.
Annem benim onu görmemi istemiyor.
Nasıl?
Nasıl istemiyor?
Aklında öyle kalmak istemiyorum dedi.
Hani olurda...
...bana bir şey olursa...
...beni böyle hatırlamanı istemiyorum dedi.
Tamam tamam.
Seni bir yere götüreyim mi?
Ne bileyim evine bırakayım istersen.
Bir yat, kafanı topla falan.
Ev olmaz ki.
Evde ilaçlama var şimdi.
Yani Yasemin şu durumdayken ilaçlamayı nasıl organize ettin?
Neyse o zaman.
Bana gidelim madem.
Hem ben de yalnız kalmamış olurum.
İyi o zaman madem.
Bana gidelim.
Ben de seferi oldum iyice.
Neyse canım boş ver.
Ömerler gitti mi acaba?
Neyse.
Ay Koray!
Görmeliydin.
Kuş ettim Yasemin'i, böyle kaldı.
Hiç beklemiyordu.
Hayatım valla sen entrikada master degree'sin.
Yani benim aklım ermiyor bile entrikaya.
Hayatımdaki en büyük entrikam yan komşuyu kapıdan gözetlemek.
Gerçi onu da elime yüzüme bulaştırıyorum.
Kafamı vuruyorum kapıya, salak gibi.
Tamam çekirge, sana da bir ara ders veririm.
Bir şey diyeceğim.
Şimdi Defne Ömer ile gitti. Öyle mi?
Tabii canım, şimdiye inmişlerdir bile.
Akşam da onlara güzel bir akşam yemeği çakacağım, mis.
Allah Allah niye be?
Ben sana her şeyi tam anlatmadım.
Gel gel.
Hani Ömer'e bir kız hazırlıyorum demiştim ya...
...işte o kız Defne.
Boğuluyor!
Necmi!
Siz miydiniz Necmi Bey?
Size de zahmet verdim.
Yok canım, benim için bir zevkti.
Ay nazar var, okutmam lazım.
Ay kahramanım benim!
Adınıza çift kişilik bir oda rezerve edilmiş görünüyor, Ömer Bey.
Çift kişilik mi?
Niye öyle bakıyorsunuz?
Sence?
Şu şaşkın suratına bir anlam mı yüklemem gerekiyor şu an?
Bana ukalalık yapmak istediğine emin misin?
Ne yani siz şimdi Yasemin Hanım ile birlikte kalmayacak mıydınız?
Kafana göre iş yapmışsın.
Sana öyle bir talimat verdim mi ben?
Vermediniz ama...
Amadan sonrası ile ilgilenmiyorum.
Yasemin Hanım öyle istedi.
Neyse biz bir oda daha istiyoruz.
Maalesef imkansız efendim.
Sempozyum nedeniyle tüm odalarımız dolu.
Dolu tabii, sezondayız.
Ne yapalım?
Mecbur beraber kalacağız.
Beraber mi?
Teşekkürler.
Defne!
Geldim.
Gel şu programı bir daha gözden geçirelim.
Bir saat sonra sempozyumda konuşma yapacaksınız.
Ondan sonra da zaten Sorguç Bey ile akşam yemeğiniz var.
Şimdi Yasemin'i soracaklar.
Bütün bağlantıyı o kurmuştu.
Benimle idare edeceksiniz artık. Ne yapalım?
Devam et.
Edelim devam.
Defne.
Efendim?
Önce şu suratının şekli değişsin bir. Ne o öyle? Muşmula gibi.
Muşmula mı?
Şimdide muşmula mı oldum ben?
Çirkinsin deyin de tam olsun bari.
Sen bana sesini mi yükseltiyorsun?
Bana mı öyle geliyor?
Yükselmedi.
Bana bağırma.
Bağırmıyorum!
Bağırmışım galiba, yankı yaptı.
Şey olduysa demek ki, sesimin frekansı kaçtıysa...
O ayar bir daha kaçmayacak.
Özür dilerim.
Nihan.
Nasılsın?
İyi. Sen?
İdare eder.
Defne şehir dışına gitti. Biliyor musun? Sempozyuma.
Öyle mi?
Ya iş için gitti de bir daha nerede görecek oraları?
Ben sıkı sıkı tembihledim, ikimize de magnet getirecek.
Ben Defne ile hiç ilgilenmiyorum.
Tamam canım, ben öyle muhabbet olsun diye şey yapmıştım.
Ben muhabbet etmek de istemiyorum.
Nasıl?
Ne istiyorsun o zaman?
Biliyorsun ne istediğimi.
Ya İso yapma böyle.
Tutuşturdun el bombasını.
Atsam atamıyorum, bıraksam bırakamıyorum.
Ben de ne yapacağımı şaşırdım.
Serdar, değil mi?
Bilmiyorum.
Yani evet ama sen öyle söyleyince...
Ne bileyim, daha önce bana kimse o kadar güzel şeyler söylememişti ki.
Ben sana hayatın boyunca güzel şeyler söylerim, Nihan.
Seni görünce o kadar heyecanlanıyorum ki, sen şu köşeden dönünce benim içim açılıyor.
O kadar güzelsin ki.
Yani diyorum herhalde dünyada çirkin bir şey yok.
Çok mutlu ederim ben seni Nihan.
O kadar mutlu oluruz ki.
Ya İso.
Bu söylediklerin ortalama bir kızın bünyesine çok fazla.
Benimde hislerim ortalamadan baya fazla, Nihan.
Ben seni...
Tamam, gidiyorum ben!
Sempozyumdan önce gezelim seninle, belki bir şeyler yeriz.
Siz bilirsiniz.
İçeri bakmak ister misin?
Ben mi?
Dükkana gireceksen bak, daha vaktimiz var.
O zaman şey yapayım ben, bakayım. Merak ettim.
İyi hadi sen gir, ben beklerim burada.
Levrek istiyorum ben, bir de güzel bir salata. Belki üstüne biraz peynir.
Sen?
Sizin yiyeceğinizden yerim ben, fark etmez.
Tamam aynsıından.
Valla burası süpermiş.
Yasemin Hanım için baya iyi hazırlanmışsınız.
Defne ne saçmalıyorsun?
Buraya gelmeye az önce karar verdim.
Öyle mi?
Bir şey soracağım.
Sor bakalım.
Öyle gülmenizi gerektirecek kadar komik bir şey sormayacağım.
Yani gülmenize gerek yok. Dikkat dağıtıcı oluyor.
Tamam pardon. Sor dinliyorum.
Şimdi bu ayakkabı. Öyle kayboldu, bulundu mu yani?
Sence?
Bilmem, yani ben etraftan duyduğum kadarıyla biliyorum.
Öyle olmuş olamaz.
Yani kayboldu, sonra bir anda ortaya çıktı.
İmkanı yok.
Ne peki?
Yani bilmiyorum da...
...ben peşine düşeceğim.
Şimdilik sular durulsun, faili kimse ortaya çıkacak.
Suya gireceğiz.
Gelmiyor musun?
Peki.
Ha şu yemek işini de konuşmadan önce halledersin.
Sonra bir aksilik çıkmasın.
Tamam.
Defne.
Surat, surat.
Merak etmeyin, Ömer Bey.
Al sana surat.
Çok güzel oldu.
Nihan, ne haber?
Defne.
Ya ben çok kötüyüm ya.
Öleceğim galiba.
Ya muhteşem sempozyum maceranı bölmek istemezdim ama...
Ne muhteşemi? Saçmalama! Dökül dinliyorum.
İso bana aşık olmuş.
İso'ydu değil mi? Yemin ederim aklıma gelmişti benim!
Ama ben öbürüne aşığım.
Allah kahretsin ya!
Hangi öbürü ya?
Diğeri işte. Hödük olan.
Yine başlama ya, valla beynim yandı kızım senin yüzünden.
Bana bak kimmiş şu hödük çabuk söyle.
Kimmiş düşündüğün?
Yani valla dilim varmıyor söylemeye ama...
...yani tamam, senin tarafından ama...
...bu tarafın pratik olarak sana ilanı aşk yapması mümkün değil.
Mümkün canım, mümkün.
Serdar işte.
Abim değil mi?
Allah'ım ben ne kadar gerzek, anlayışı kıt bir insanım.
Evet.
Serdar'a evet işte!
Bildiğin seviyormuş beni.
Ya var ya kızım kesin bende bir salaklık var ha!
Gözümün önünde ne aşklar filizlenmiş ben görmemişim ya!
Yasemin Hanım ile Ömer sevgili olsun.
Abim çaktırmadan sana yürüsün.
Ben de saftirik hala pazı sarmasının peşinde.
Yasemin ile Ömer mi?
Hakikaten mi ya? Olmuş mu o iş?
Neriman Hanım son kurşunları atıyor ama...
Oldu onlar ya.
Kapatalım, boş ver.
Kıyamam sana ya.
Kıydılar bile zaten.
Onu bunu bırak. Asıl magazin sende, anlat.
Ya ben sonra anlatırım. Sen nasılsın? Onu söyle.
Böyle muhallebiye yağlı kaşık yok, öyle.
İçim kesildi.
Ya ben bu işi o kadar önemsiyor muymuşum ki?
Sinan Bey?
Sinan Bey muhteşem bir insan.
Sırtını korkmadan, güvenerek yaslayabileceğin insanlar var ya. Hah işte öyle.
Sinan Bey dostluk mertebesine zıpladı yani.
Defne.
Kızım sen ama o adama baya tutuluyorsun.
Baksana resmen kıskanmışsın.
Ömer Bey geliyor, sonra konuşuruz.
Ben yemekten önce biraz yüzeceğim.
Şey yapmayın ya, ben öyle havuz falan. Hiç sevmem.
Şey tamam, geldim.
Buyursunlar.
Buyurun efendim.
Teşekkürler efendim.
Bak şimdi seni kimle tanıştıracağım?
Gel kızım.
Ay Sinan!
O nereden çıktı şimdi?
Gelmesin o benim üstüme!
Gelmesin, sevmem ben.
Bana sakın gelme.
Üstüm başım tüy olacak şimdi.
Git şunu odaya kapat, bir yere kapat, bir şey yap.
Yok, usludur aslında ama.
Şeysen tabii, gel kızım.
Gitmiyor işte gıcık şey.
Kızım gelsene.
Evet, Yasemin Hanım.
Ne içersiniz? Su, ayran, kola, meşrubat.
Ya da daha sert bir şeyler.
Soğuk bir şeyler alırım aslında.
Hemen.
Kimse yok mu? Çalışan falan.
Yalnızları mı oynuyorsunuz Sinan Bey?
Ömer İpekçi'ye mi özendiniz?
Küçükmüş burası.
Bana yetiyor aslında ya.
Nasıl bahçe?
Ay salıncağında varmış senin.
Sallanıyor musun arada?
Yok o arkadaşların çocukları için.
Sinan sen hakikaten yanlış mı yaşıyorsun?
Ailen falan nerede senin?
Ya bizimkiler uzaktalar. Yaşlılar, kafa dinlemece.
Ha iyi bari.
Yaşlı hiç çekilmez.
Benim başıma ağrılar giriyor.
Bu koltuklarır çok mu aradın sen ya?
Ne kadar rahatsız?
Ben soğuk bir şeyler koyayım ya.
Akşam yemek yedideyse Sorguç Beyler kaçta gelir ki acaba?
Allah'ım sana geliyorum.
Ay yaratılmamış ayol, heykel gibi yontulmuş resmen.
Yavaş!
Ayıp oluyor ya, ayıp!
Aman iyi tamam, Allah sahibine bağışlasın.
(Telefon çalıyor)
Alo?
Bana bak, şirketten çıkarken yine elin ayağın birbirindeydi.
Bir sakarlık yapıp adamı intihara sürüklemedin inşallah.
Hayır hayır, hiç öyle bir şey olmadı.
Ne yaptın peki?
İşte otele geldik, biraz çıktık dolaştık falan.
Sonra da otelde konuşmasını yaptı, şimdi de yüzüyor.
Kızım sen benim fıtığımı fıt diye attıracaksın?
Ben o pis Yasemin'i aradan çıkarmak için on yılın kırışığını bir güne sığdırdım.
Sen ancak orada kazık gibi dur.
Ya ben Ömer Bey bana ne söylerse onu yapıyorum, Neriman Hanım.
Aşk olsun yani!
Ay sinir geldi tepemden!
Kızım evladım, baş başa tatildesiniz.
Kır artık şu şeytanın bacağını!
Ya da dur kırma!
Ben bu akşam size romantik bir yemek ayarlıyorum.
Ne yapacaksan orada yap.
Olmaz, akşam iş yemeğimiz var bizim.
Ay patla!
Allah Allah!
Mine!
Ay çok sıkıldım, benim alışverişe gitmem lazım!
Çantamı getir!
Yapma Neriman.
Neriman tamam, arayacağım babamı.
Ateşini söndüreceğiz, sırtını biraz ovalarım, gazını alırım.
Acele etme.
Baba!
Baba, hoş geldin.
Baba ya!
Kerkenez!
Gel otur.
Seninle oturacak zamanım yok.
Ne oluyor? Neden bu telefonlar hep kapalı?
Sizden adam olmaz!
Estağfurullah, baba.
Kes!
Ben Neriman'ı çağırayım en iyisi.
Neriman!
Karısının evde olmadığını bile bilmiyor.
Neriman yok evde.
Geziyor.
Sizin bir işi halledeceğiniz yok.
Köşkü satılığa çıkarmaya karar verdim.
Yapma baba, gözünü seveyim.
Sana söz verdim, mutlaka çözeceğim o işi.
Kes!
Size itimadım kalmadı artık.
Bir ay oldu, tık bile yok.
Söyle o karına, elini çabuk tutsun.
Ben gidiyorum.
Ben yolcu ede-
Kes!
Köşkü satacağım.
Baba ya.
Baba ya.
Satma ya!
Koray Bey.
Bir saniye sizi bekleteceğim.
Ömer Bey, Koray Bey arıyor.
Efendim Koray?
İstemiyorum.
Bilmem anlatabildim mi?
Koray!
Daha kaç defa konuşacağız? Ne diyeceğimi biliyorsun.
Defne.
Şunu düzgün tutsana.
Yaklaş.
Yarın dönüyorum. Tamam durdurun çekimi.
Birlikte yapacağız.
Anlaşıldı.
Görüşürüz.
Defne.
Havlu.
Hadi gel, hadi.
Valla Sinan, banyon da otomatik değilmiş. Priz aramaktan canım çıktı.
(Şaşırıyor)
Müzik, yemekler falan.
Bir takım ambiyanslar bravo.
Bizimde elimizden geliyor bir şeyler.
Hadi bakalım.
Sağlığına.
Sağlığına.
Şey, aç mısın? Bir şeyler yiyelim mi?
Olur yiyelim.
Tamam. Ne yapalım?
(İtalyanca konuşuyor)
Üstüme yok, en iyisi.
Hadi al şarabı gel, mutfakta bana yardım et bakalım.
Şaka.
Sinan spagetti yiyen bir kadın olsam bu bedende kalabilir miyim?
Yapma.
Benim suşicim var şu köşede, numarası varsa ara. Bize suşi getirsin.
Spagetti ve ben.
Ne yapalım yani?
Bin altı yüz kilo mu olalım?
Ayriyeten öğrenci miyiz biz?
Sinan.
Değil mi?
O zaman ben suşiciyi arayayım.
Spagetti.
Ben duşa gireceğim. Sen?
Siz girin.
Yemekten önce duş falan yapmak istersen...
Hiç düşünmedim ben.
Bir de laf kesiyoruz şimdi.
Ya siz kısaca her şeyin göze batıyor desenize.
Tabii haklısınız, ben sizin hayalinizdeki oda arkadaşı değilim.
Sen bana açık konuş diyeceğine kendi hareketlerine bak.
Sabahtan beri imalı cümleler, üstü kapalı laflar.
Defne, hiç sevmem. Yemin ediyorum hiç sevmem.
Sana da hiç yakışmıyor ayrıca.
Size de Yasemin Hanım yakışmıyor. Ben bir şey diyor muyum?
Ama gönül sineği değil mi? Nereye konacağı, kime konacağı hiç belli olmuyor.
Ne?
Çok güzel ya, valla harika.
Bir de alay konusu olduk, süper.
Ay siz girecektiniz, değil mi?
Gir sen gir, ben dışarıdayım. Rahat rahat giyinirsin.
O ne be?
İnek yalamışa dönmüşsün.
Evet anneanne, bizim berber bir inek almış, ona gördürüyor işlerini.
Abi, aşk değil mi?
Sus kız, saçma sapan konuşma.
Yalan mı? Aşıksın işte, temiz gömlek bile giymişsin.
Bak alacağım ayağımın altına ha!
Ablam bilmiyor. Ay, öğrense ya. Ne eğlenceli.
Esra, eğer söylersen vallahi seni gebertirim ha.
Nihan ablanın kalbini kırarsan ben seni gebertirim.
Ya...
O ne be? Ne konuşuyorsunuz fısır fısır? Bana da deyin?
Yakında kız isteme var anane, başla hazırlıklarına.
Deme, Defne'ye görücü mü geliyor yoksa?
Görüyor musun abi? Daha ananemin gözünde bir ihtimal bile değilsin.
Vallaha doğru diyor kadın, benim gibi bir çulsuza kim kız verir ki?
Benim iş bulmam lazım, iş.
(Telefon çalıyor)
Efendim, Koray?
Ne yaptın?
Ya Defne ile niye yolluyorsun? Bana direkt yollasana.
Tamam, bakıyorum şimdi.
Hay Allah'ım ya.
Defne.
Defne, girebilir miyim?
Defne.
Pardon ya. Koray görselleri sana atmış da, bana iletebilir misin?
Tabii, tabii. Hemen.
Pardon, ben dışarıdayım. Sen rahat rahat giyin.
Allah'ım ne yapacağım ben ya? Sen yardım et.
Ay, tüy gibi hafifledim. O kadar mutluyum ki ne o pis Yasemin, ne de kalbi kapalı Ömer sinirlerimi hiç bozamaz.
Al canım şunu, hadi, hadi, hadi.
Necmi, neyin var senin?
Babam köşkü satılığa çıkarmış.
Ee?
Ee'si; siz bu işi beceremediniz, elinizi çabuk tutun dedim, tutmadınız. Ben de kökü satıyorum diyor.
Sen de inandın. Bköf yapıyor, yani elinizi çabuk tutun demeye getiriyor.
Diyosun. Vallaha bana hiç öyle gelmedi.
Ay, ilahi sen. Saftiriksin sen.
Ben kızı iyice doldurdum, elim üstünde. Olacak bu iş. Yani sen babana bakma, bana bak.
Çok güzel olmuş.
Değil mi Geovanni?
Çok iyi filmler vardır.
Bu ne? Aşk ve Gurur.
Bunu mu izledin en son? Kız gibi. Romantik misin sen?
Birincisi, o iyi bir film. İkincisi, romantik olmanın nesi kötü anlamadım.
Bekle, geliyorum. Beraber bakıyorum.
Ay, Sinan, bütün filmlerin de bir bayık. Şuradan Harry Potter çıkacak diye çok korkuyorum.
Baksana, Tim Burton falan. Ay, çocuk gibi.
Tim Burton iyi bir yönetmen, tamam.
Bizim Ömer de öyle bağımsız sinema sever.
Hem biz birbirimizden bayağı farklıyız ama ikimiz de çocuk ruhluyuz galiba ya.
Bir de filmi o yüzden seyretmez misin? Gerçek asla kurgu kadar iyi olamaz.
Ben gerçeklerle yaşıyorum canım, içim bayıldı.
Öyle çocukmuş, bilmem neymiş. Hiç anlamam o işlerden.
O zaman şu Aşk ve Gurur'a bakalım, nasıl bir şeymiş?
Ne yapalım?
Patlamış mısır?
Ne mısırı? Daha yeni yemek yedik.
Peki bana mısır patlatır mısın?
Üstüm başım yağ olacak şimdi Sinan, ne gerek var?
Çocuk musun sen? Sana mısır patlatmıyorum diye küstük mü yani?
Yasemin. Sen niye böylesin be?
Ne gibi?
Yani şimdi, bu kadar sert, bu kadar agresif.
Hem ben böyle güzel bir görüntünün içinde de güzellik olacağına inanıyorum.
Bence sen iyi bir insan olmalısın.
İyilikten ne anladığına bağlı.
Yani, benim iyilik anlayışımı yüksek standartlar belirliyor.
İyi biri olmaktansa kazanan olmayı tercih ederim.
Neyi kazanan? Aşk, para...
Güç. Her şeyi getirmez mi zaten?
Hepimiz bunu istiyoruz. Hayatta bunun için çalışıyoruz, güçlü olmak için.
Hepimiz bunu istemiyoruz, bence sen de bu kadar isteme.
Çünkü bir zaman sonra insanı taşa döndürebiliyor.
Ne bileyim? Böyle biraz daha yumuşak ol, sev, sevmek...
Ay Sinan, ay sen yengeç burcu falan mısın? Böyle ağır ağır laflar falan.
Ay yapma Allah aşkına, içim şişti.
Ne?
Ne bakıyorsun bana öyle?
Hiç.
Hiç, hiç. Yani bu kadar süre yanlış bakmışım.
Bunu fark edince biraz ona bozuldum.
Hı?
Neyse.
Aman, bulmaca gibisin.
Neyse, hadi film kaçıyor.
Hadi hızlan, Sorguç Beyleri bekletmeyelim.
Ben de buraya kadar gelmişken yıldızları görürüm diyordum ama...
Yıldızlar mı?
Yani, hani böyle şehirin ışıklarından dolayı yıldızları pek fazla göremiyorsun ya.
Yani ben uzun zamandır görmedim. İşte buraya gelmişken, belki...
...şansım yaver gider dedim.
Hadi gidiyoruz.
Nereye?
Yıldızları izlemeye.
E yemek?
Alo, Sorguç Bey. Bu akşam için ben affınızı rica etsem.
Çok önemli bir işim çıktı da, haftaiçi bir gün telafi etsek.
Tamam, tamam. Söz. Teşekkür ederim, görüşürüz.
Ne yaptınız?
Hiç olmazsa bir akşam yıldızları izleyelim.
Gidiyor muyuz? Gitmiyor muyuz?
Gidiyoruz.
Yıldızlar şahane.
Evet.
Havada öyle çok iyi yani, hiç esmiyor falan.
Evet.
Öyle çok gürültü de yok.
Evet, evet.
Sen havuza falan girmek istersen ya da başka bir şey, ne istiyorsan yap yani. Bu saatten sonra paydos.
Yok, ben havuz sevmem. Ben daha çok denizciyim.
Yani insan doğayı hissetmek istiyor hani, biliyorsunuzdur.
Manisa'da henüz ben çocukken ailemle birlikte hep böyle yüzmeye giderdik.
Zaten biliyorsunuzdur, Manisa'da öyle deniz falan yok.
Yani, zaten biliyorsunuzdur.
Çok severdim.
Manisalı mısın sen?
Evet.
Yani, babam gidene kadar öyle.
Gidene kadar?
İşte babam bizi terk etti.
Ananem, annem, Serdar abim, Ekmek arası. Öyle hep beraber toplandık, İstanbul'a yerleştik.
Ekmek arası mı?
Küçük kardeşim. Daha çok küçük, o yüzden ona öyle söylüyoruz.
Serdar abim var işte, Serdar abim de çocuk.
Sanki hiç büyümeyecek bir çocuk gibi. Ha ananem var bir de, işte onu söylemiştim.
Peki annen?
O da gitti.
Genç yaşta tabii üç çocuk falan.
Kısmeti de çıkınca, öyle evlendi.
Kaçırmak istememiş. Ama biz ananemle çok mutluyuz, yani gerçekten.
Tamam, dışarıdan bakıldığında çok şahane bir hayatımız yok ama kapımızı kapattığımızda evin içinde o kadar huzurluyuz ki...
Tanısanız siz de çok seversiniz hepsini, Serdar'ı bile.
O çadır kurduğumuz Bademli sahiline iner, geceleri böyle Serdar ile saatlerce gökyüzünü seyrederdik.
O yıldızdan öbür yıldıza adımı düşünürdüm hep.
Her seferinde de şunu düşünürdüm; ya eşsizsek?
Koca evren hepimizi eşit derecede seviyorsa.
Ya hiçbirimizin hayatı aslında diğerinden daha önemli değilse?
Ya biz bir yıldız oluyorsak?
Ya, ben şimdi niye size bunları anlatıyorum ki?
Sanki çok kafanız boşmuş gibi, ben bir de böyle kafanızı şişirdim şimdi.
Biz Yasemin ile sevgili değiliz.
Bana ne canım?
Yani, morali çok bozuktu. Destek olmak için beraber bir gün geçirdik.
Yani iki arkadaş gibi.
Ama yani sabah ben öyle geldiğimde hiç...
Neyse.
Uyuması için yatağımı ve kıyafetlerimi verdim, sadece bu yani. Fazlası yok.
Yani sen fazlasını düşünüyorsan o senin fesatlığın.
Ha, ben mi fesat oluyorum şimdi?
(Telefon titriyor)
Ben bir telefon şey edeyim, geleyim.
Şey edeyim, geleyim.
Ne yaptın? Bitti mi ilk yemeğiniz?
Kızım cevap versene, meraktan şiştim burada.
İyiyiz ananeciğim, iyiyiz, iyiyiz.
Ananem, öyle merak etmiş.
Bana sesin çok acayip geliyor. Bana bak, salaklaşmış gibisin.
Gerilme. Yani Ömer de senin, benim gibi bir insan nihayetinde.
Bak, sakın saçmalama. Gönlünü çalıver canım.
Şevkat göster ona, gözlerinin içine bak, dokun.
Şimdi nasıl laflar bunlar Neriman Hanım?
Kızım biz sana niye para veriyoruz?
Ben kimsenin bir şeyini çalamam.
Hayır, anlaşmıştık daha önce. Böyle bir şey yok, temas yoktu yani.
Ay, tamam, tamam. Anladık. İlgi göster yani, onu diyorum.
Elimden geleni yapıyorum, siz merak etmeyin.
Ay, sen çok gerginsin bak. Git bir şeyler iç, gevşe biraz, gevşe.
Ya ama ben içki içemem ki canım-
(Çığlık atıyor)
Defne!
Telefonum! Telefonum gitti, değil mi? Telefonum yok!
Telefonum gitti diyorum, ne gülüyorsunuz siz ya?
Telefon gitti diyorum.
Ver elini ver.
Telefon...
Beni niye çekiyorsun ya?
Ben mi çektim sizi? Siz kendiniz düştünüz.
Kaza şey olmuş.
Telefonum yok ya.
Kız bizi havuza attı, hâlâ telefon diyor ya.
Telefonum orada.
Orada.
Serdar?
Ne haber? Nasıl geçti günün?
İyi, bunu sormaya mı geldin?
Yok aslında, başka bir mevzu.
Dinliyorum.
Bak Nihan, ben daha bir baltaya sap olabilmiş değilim.
Malum, sen bir saptan daha iyisini hak ediyorsun.
Bunu da bilyorum, bugün işte bakındım biraz.
Aslında buldum da bir şey. Kuruyemişçide leblebi çevirsem nasıl olur?
Leblebi derken?
Ya, neye boş ver.
Kafamı karıştıran başka bir şey aslında.
Biz İso ile beraber büyüdük, sen de şahitsin zaten.
Biz bunu kaleye dikerdik. Bizimle top oynamasına izin verirdik işte.
Skor falan da söyle istersen.
Skor... Ya tabii ki biz kazanırdık her maçı.
Serdar, sadede gelir misin artık?
Geliyorum, tamam.
Bak, ben kimseye yanlış istemem.
Yani, mahalleli seninle İso hakkında konuşuyor, eğer böyle bir şey varsa...
Ne konuşuyormuş mahalleli?
İşte birlikteymişsiniz falan filan işte. Bana şimdi karı muhabbeti yaptırma.
Karı muhabbeti? Ay, çok zarifsin, gerçekten.
Ya neyse ne, işte... Ben kararını ver demeye geldim.
Ben buradayım, bekliyorum, niyetim de belli.
Yani, bir kız için kapışmak delikanlıya ters.
Biz İso ile...
Ay tamam, benim de sizi kapıştıracak halim yok.
Zaten öyle bir kız da değilim.
Eyvallah, bekliyorum o zaman.
Burada mı?
Yani burada mı bekliyorsun?
Yok, genel yani.
Tamam.
Tamam?
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Şuna bak, ayı.
Ama tatlı ayı be.
Tamam, teşekkürler.
Ya keşke yanımıza bisküvi falan alsaydık, bir şey alsaydık böyle atıştırmalık.
Böyle şuralarda bir yerlerde vardır.
Bak, buldum.
Buldu.
[Kapı tıklama sesi]
Teşekkürler.
Sağ ol.
Ne yapıyorsun? Yemeyecek misin?
Ben üstümü değiştireyim o zaman bir. Öyle geleyim.
Hadi değiştir de soğumasın.
Siz başlayın, başlayın. Ben geliyorum.
[Televizyon sesi]
[Müzik]
Gel.
Afiyet olsun.
Ay, ben biraz üşüdüm galiba.
Telefon diye bizi atarsan havuza, üşürsün tabii.
Al, bir yudum iç. İçin ısınsın.
Hop, hop, yavaş. Ne yapıyorsun?
Yandı, yandı!
Defne, iyi misin?
Dönüyorum.
Dönüyorsunuz, öyle dönüyoruz, dönüyoruz!
Of, dur, dur. Aman.
Defne, bak bakayım.
İyi misin?
(Hayır anlamında ses çıkartıyor)
Dönüyor.
Gel, bir yüzünü yıkayalım, gel.
Hadi gel.
Dur.
Gel.
Dur, dur.
Dur. Üşüdün mü?
Bak bakayım.
İyi misin?
Değilim.
Ne oldu? Miden mi bulanıyor?
Böyle nefes alamıyorum, göğsüm sıkışıyormuş gibi oluyor.
Hiç anlamadım ben.
Ömer Bey, benim size bir şey söylemem lazım.
Söyle.
Siz, çok iyi bir insansınız.
Çok vicdanlısınız. Ayrıca, harika görünüyorsunuz.
Ay, ben her şeyi mahvettim.
Siz bunları hiç hak etmiyorsunuz.
Ayrıca, harika görünüyorsunuz.
Bir de, siz bana yıldızlarını da gösterdiniz.
Çok iyi bir insansınız.
Tamam hadi, gidelim seni yatıralım. Sen hakikaten iyi değilsin.
Ama...
Gel, gel. Gel bakalım, gel.
Defne.
Tamam, tamam. Gel, gel. Yavaş, yavaş.
Yavaş.
Şimdi yat, güze güzel dinlen.
Yok, şimdi uyuyamam ben.
Neden?
Çünkü size benim bir şey söylemem lazım.
Neyi?
Ömer Bey, benim size bir şey itiraf etmem lazım.
Neyi itiraf edeceksin Defne?
Siz bunu hiç hak etmiyorsunuz, ben size her şeyi söyleyeceğim.
Neyi söyleyeceksin?
Şey.. Ömer Bey...
[Bölüm sonu jeneriği]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.