Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
Yağmur dinmiyorsa...
...yollar bitmiyorsa...
...sen üzülme, bir gülümse, gel benimle.
Her şey bitti derken...
...şansın döndü birden.
Aşk öyle bir mucize.
Benimle gel.
Gülümse gel.
Hayat bazen zor olsa da yine güzel.
Benimle gel.
Gülümse gel.
Hayat bazen zor olsa da yine güzel.
Sen misin ilacım?
Ben kalbinde bir kiracı.
Yerleşeceğim sımsıkı ben, aşk başladı.
Sen misin ilacım?
Ben kalbinde bir kiracı.
Yerleşeceğim sımsıkı ben, gel hemen.
Yazıklar olsun!
Yüz verdik kül kedisine. Geldi çaldı ayakkabıyı.
Ya kızım!
Sen bana baksana.
Ben buralara gelene kadar kaç cambazın altındaki ipi çektim sen biliyor musun?
Bu bize yapılır mı ha?
Neriman Hanım ben gerçekten bir şey yapmadım. Yapmadım.
Sus!
Bütün paramı vermedim mi sana ha?
İstediğin bütün parayı verdim.
Yani bütün mahallenin cirosu kadar ödeme yaptım ya!
Maaş desen maaşın da var.
Onu da alıyorsun.
Ya daha sen ne istiyorsun?
Ayakkabı çalmak da nereden çıktı?
Neriman Hanım vallahi ben çalmadım gerçekten.
Ben kutuyu aldım.
Arabaya bindim.
Ondan sonra Ömer Bey'in evine gittim, smokin aldım.
Şirkete döndüm.
Tuvalete girdim çıktım.
Kutuyu Ömer Bey'e teslim ettim, o kadar.
Ya sen hiç doymaz mısın be kızım?
Hiç mi senin ahlakın yok ya?
Neriman Hanım vallahi ben çalmadı ya.
Hem ben çalsam niye ayakkabı çalayım?
Ben niye ayakkabı çalayım?
Ne yapacağım ben ayakkabıyı ya?
Kime satılır, nereye götürülür ben bilmiyorum öyle şeyleri.
Ay delir Neriman!
Ay çıldır Neriman çıldır!
Tepemden geliyor yine sinir.
Neriman! Neriman bir sakin ol, bir dur ya!
O ayakkabıda sadece bu kızın menfaati yok ki.
Düşünelim bir. Diyelim ki bu çaldı.
Yani kendine emanet edilmiş bir şeyi patates alıp götürür gibi götürecek hali yok ya.
O kadar salak olamaz canım.
Kızım o kadar salak değilsin, değil mi?
Salak mısın yoksa?
Değilim vallahi değlim.
Gördün mü bak değilmiş.
Çalmadın mı şimdi sen o ayakkabıyı?
Çalmadım.
Ben kutunun içinde sanıyordum, gittim verdim.
O zaman ayakkabıyı bulmamız gerekiyor.
Ayakkabıyı çalanı...
...ve onu nereye koyduğunu.
Ay sonra da bu safozu tekrar işe sokacağız.
İşte o biraz zor galiba.
Ay!
Ay bu konuşunca ben çok sinirleniyorum.
Ay! Mine!
Rezene!
Tamam, hadi şimdi sen çık git.
Benden haber bekle.
Hadi.
Ay bu ev de bastı bana!
Yazlık.
Hop kışlık!
Hop yazlık!
Hop kışlık!
Ay karıştım ben.
Ay çıldıracağım.
Nihan.
Kız ne oldu sana?
Yok bir şey ya.
İş işte.
Asıl sana ne oldu? Gözler kıpkırmızı.
Boş ver ya benim bir şeyim yok.
Konuşuruz anlatırım.
Da sen öyle işe falan takılmazsın çok.
Zaten aramışsın bin kere, açamadım da.
Geç şöyle.
Ya.
Benim hayallerim niye gerçekleşmiyor Defne?
Kurar kurmaz çürüyüp kalıyorlar.
Nihan.
Bana bak, biri bir hayvanlık mı yaptı sana?
Yo, kimse bir şey yapmadı da...
Ee?
Olmuyor işte ya.
Ya bir hayal kuruyorum.
Daha gerçekleşmeden bitiriyorlar.
Yani Nihan adı üstünde işte, hayal.
Bir olmayacak, iki olmayacak, üçüncüde olacak.
Ama ne zaman?
Ya ben sıkıldım artık beklemekten.
Bir ayak sesi duyunca onunki mi diye pencereye koşmaktan sıkıldım.
O kim kız?
Bana bak. Nihan biri mi var?
Kız sen bana niye söylemiyorsun?
Ya yok, o dediğime bakma.
Öylesine.
Hani olsaydı da öyle olurdu diye.
Nihan.
Hadi yeme şimdi beni.
Ya benden mi saklıyorsun?
İso mu yoksa?
Ya sen söyle asıl.
Senin bu saatte ne işin var burada, iş yok mu bugün?
Kovuldum.
Ne?
Kız.
Bunlar senin işten atıldığını öğrenince iki yüz bini geri istemesinler?
Ya bir de o var.
İsteyecekler tabii.
Nasıl bulacaksın?
Ne bileyim?
Bir yolu vardır illa ki.
Ama ödemezsem Neriman beni kıtır kıtır keser.
Olmadı hayat boyu Neriman'ın evini temizlerim.
Ayakkabılarını parlatırım falan.
O kadar taksit yapar mı sence?
Ne bileyim ya.
Hallederim herhalde bir şekilde.
Benim asıl canımı sıkan para değil.
Hırsız sanılmam.
Kızım sen önce parayı düşün.
Ya hırsız sansınlar, ne olacak?
Bir daha birinin yüzünü mü göreceksin?
Olmaz!
Ömer'in beni adi bir hırsız gibi hatırlamasını istemiyorum.
Bir daha görüşmeyecek bile olsak benim iyi hatırlamalı.
Neden ki?
Ne bileyim.
Keşke hiç tanımasaydım Ömer Bey'i.
Galiba öyle bir şansın yoktu.
Ya baksana, hayat sizi mucizevi bir şekilde bir araya getirmedi mi?
Önce o öpüşmeniz...
Ya of!
Ya hiç renk vermedi biliyor musun?
İnsan o gün seni deli gibi öptüm hatırlıyorum demez mi ya?
Böyle bir şey unutulabilir mi?
Ömer Bey.
Yarınki davet için...
...malzemeleri şimdiden bırakmak için biz...
Mutfak biraz...
Biz hallederiz efendim.
Ee anlat, dinliyorum gamlı baykuş.
Ne anlatayım?
Hayatında olup biteni.
Yani yüzünde güller açarken hiç merak etmiyordum ama şimdi merak ediyorum.
O kadar kötü mü görünüyorum ya?
Somurtuk biri olup çıktın kızım.
İşten atıldığından beri böyle bir ayarın bozuldu.
Gerçi...
...işe girip çıkman da bir oldu ama.
Bensiz kaynatıyorsunuz ha? Aşk olsun.
Ee neye isyan ediyoruz?
Kimsesizliğimize.
O ne demek ya?
Ya ben öyle bir düşündüm de, biz bayağı bayağı yalnızız.
Niye yalnız olalım canım? Anneannemiz var, birbirimiz varız.
Yetmiyor galiba.
Dünya hiç masallardaki gibi değli.
Oysa biz öyle mi büyüdük? Masallarla büyüdük biz.
İyi insanlarla, mutlu sonlarla.
Bize kimse kötülüğü öğretmedi ki.
Ama insanlar o kadar kötü ki...
...seni kullanıp böyle bir paçavra gibi kenara atıyorlar.
Ses de çıkaramıyorsun.
Bir anne bile diyemiyorsun mesela.
Annem burada olsaydı çok mu iyi olacaktı sanki?
Ha?
Evlenip gurbete giderken bizi de götürseydi çok mu farklı olacaktı her şey?
Bize çok iyi analık mı edecek sanıyorsun?
Çok mu güçlü olacaktık?
Peki babam bizi terk etmeseydi? Mesela yani.
Sen onu hatırlamıyorsun bile.
Babam...
...işe yaramazın tekiydi.
Kalsaydı başımıza bin bir tülü bela açardı.
Siz şimdi diyeceksiniz ki sen ne işe yarıyorsun.
Doğru.
Daha beş kuruş getirmişliğim yok şu eve.
Yıllardır hepimiz senin eline bakıyoruz işte.
Aman abi ya of!
Ettiğin lafa bak Allah aşkına. Olur mu öyle şey.
Babam çekti gitti. Yalnız bıraktı bizi ama sen öyle mi?
Her zaman yanımızdasın bizim için bu önemli.
Benim de ayarımı bozdun ha! Şapşik!
Tamam.
Bir daha öyle yok çok yalnızız, kimsesiziz falan filan...
...öyle saçmalıklar duymayacağım tamam mı?
Biz şimdiye kadar kendimize nasıl yettiysek bundan sonra da yeteriz.
Hakikaten ben de tribe girdim şimdi.
Önümüze gelene bin tekme! Kimmiş yalnız?
Çok seviyorum sizi be!
Canlarım. Vallahi çok seviyorum.
Oğlum polis mi çağırsak?
Çalınan şeyin bir değeri yok ki.
Eser hırsızlığı bu. Çağırsan ne olacak?
Ya Tramba çaldırdıysa?
Oğlum var ya ayakkabıyı bizden önce üretime sokarlarsa bittik ya!
Sinan ne yapacağız?
Dur bizim Memduh orada üretimdeydi.
Bir sorayım bakayım, bir hareketlilik var mı.
Asıl sorun kimin çaldırdığı değil, kimi çaldığı.
Ortada bir ihanet var. Buradan biri çaldı onu.
Sen de Defne yaptı diyorsun yani?
Ayakkabı Defne'deydi Sinan.
Oğlum Defne öyle bir kız değil.
Ya nereden biliyorsun, iki gün olmuş geleli!
Az buçuk biliyoruz be oğlum.
İyi bir kız. Saf, temiz.
O taraklarda bezi yok.
Defne ile siz...
Anam! Memduh.
Ne diyor?
Üretime giren falan bir şey yok. Yeni kalıp bekliyorlarmış.
Güzel.
Ayakkabı Tramba'da değil o zaman.
Tramba'da değil de nerede bu ayakkabı?
Çıldıracağım. Vallahi çıldıracağım.
Selam.
Mr. Tramba.
İyiyim, siz nasılsınız?
Evet, ayakkabı bende.
Ama bu ayakkabı işi size biraz daha pahalıya patlayacak gibi duruyor.
Yarın teslim edebilirim. Müsait misiniz?
Tabii bu durumda konuştuğumuzun yüzde elli daha fazlası olacak.
Olur mu?
Tamam Mr. Tramba.
Yarın görüşürüz.
Derya.
Derya!
Neredesin sen on saattir?
İşlem tamam.
Oley!
Hangi işler?
İşler işte canım. Öyle işler.
Başladın yine muhteşem sorularına.
Şimdi...
...koridora çık, ortama bir bak.
Yarına kadar biraz gerginiz.
Havanın nabzını yokla. Kim ne yapıyor bana bildir.
Okey?
Harika oldu.
Hadi kızım hadi.
Tamam tamam.
Ben bir bakayım, kim neler, ne yapıyormuş.
Okeydir.
Çok çalışıyoruz...
...of!
Dedim ama ben sana.
Öyle birden bire müdürlük mü olur?
Var bir bit yeniği.
Ne oldu? Yıktılar sana şirketin hırsızlığını, koydular kapıya.
Ya anneanne ya!
Ne oldu? Bak nasıl katakulli yaptılar sana?
Fakir düz yolda gidemez, zengin dağları dolanır.
Of!
Of ya of! Ah benim saftirik kızım aferin sana aferin!
Anneanne ne alakası var şimdi ya?
Altı üstü bir ayakkabı abla.
Gidelim mağazaya, alalım birkaç tane. Git suratlarına çarp.
Bu öyle bir ayakkabı değil ekmek arası.
Dedim ya böyle çok uzun süre hazırlanıyorlarmış...
...o fikirler öyle hemen gelmiyormuş. Aylarca üzerinde çalışıyorlarmış.
Bildiğin gibi değil, çok değerli.
Nasıl yani? Altın ayakkabı mı?
Yok.
Nasıl anlatacağım ki ben bunu ya?
Hırsız diyorlar bana.
Ama sen hırsız olmadığını biliyorsun.
Hani önemli olan buydu?
Hani sevdiklerin seni doğru bilsin yeter diyordun?
Ben? Ben öyle mi diyordum?
Evet. Sevdiklerin seni doğru bilsin yeter. Öyle değil mi?
Doğru söylüyorsun kız ekmek arası.
Gidiyorum ben.
Nereye?
Sinan.
Adamlar çoktan gelmişler. Oteldelermiş ve yarınki daveti iple çekiyorlarmış. Al!
Buyur!
Selcanların da acele edeceği tuttu.
Ayakkabıyı sunacaktık ya.
Ne yapacağız şimdi?
Ne yapacağız şimdi Sinan, laf ağzımdan çıktı bir kere.
Ben yarın geldiğinizde o ayakkabıyı size sunacağım dedim.
Ömer! Ömer tamam, enseyi karartma hemen ya!
Söz verdim, söz söz!
Oğlum sakin kafayla düşünelim ya, bir dur ne olur ya!
Sinan ben sakinleşemiyorum, gitgide böyle alttan alttan geliyor.
Ben duramıyorum abi.
Ömer çık dışarı.
Yani çık derken, git bir hava al, şey yap. Kendine gel tamam mı?
Hadi bak milleti de strese sokuyorsun.
Ben sen yokken şunları bir yoklayayım hadi.
Doğru söylüyorsun.
Ben çıkıyorum.
Ömer.
Bulacağız o ayakkabıyı. O ayakkabıyı da bulacağız, çalanı da bulacağız. Hadi!
Sinan o ayakkabıyı bul.
Bulacağız.
Sinan o ayakkabıyı bul.
Bulacağız.
Bul ayakkabıyı.
Anlatsana Vedatcım.
Ayakkabıyı sonuçta kimse görmedi.
Yani görsek nasıl bir şey, bilsek neye benziyor, arayıp bulalım öyle değil mi?
Bu şekilde bulamıyoruz da.
Topuğu nasıl, ne renk, deri mi?
Yiyeceksin şimdi sumsuğu!
Vallahi billahi ben bir şey bilmiyorum Sinan Bey.
Vallahi billahi bilmiyorum.
Zaten biriniz bir şey bilse kendimi keseceğim.
Ama ayakkabının şirkete geldiğinden bile haberim yok benim.
Sinan Bey.
Gerçekten.
Kızım konuşsana.
Delireceğim ya, yok böyle bir şey.
Kızım konuşsana, niye konuşmuyorsun sen?
Ya kızım konuş konuş!
Ay şimdi bütün suç benim üstüme kalacak yani öyle değil mi?
Ne olur beni işten kovmayın Sinan Bey.
Ben çıkıyorum.
Sinan Bey ayakkabı meselesiyle ilgili herkesi sorguya aldı.
Haber yetiştirir gibi ne o öyle?
Aldıysa aldı.
Ne dedin?
Bir şey demedim.
Bir şey bilmiyoruz ki.
Ama Sinan Bey biraz gergin galiba.
Bırak şimdi Sinan'ı, Ömer nerede?
Kafası atmış, çıkmış.
Geri gelir herhalde.
Ömer Bey odasında mı?
Giremezsiniz yok.
Ya ne demek giremem kardeşim?
Ömer Bey'i görmeye geldim ben.
Yok diyorum size yok.
Ya onunla konuşacağım, konuşacağım.
Çekilsene.
Senin ne işin var burada?
San hangi yüzle, hangi vasıfla, ne sıfatla geri geldin?
Utanmadan.
Bu ne yüzsüzlük! Çık dışarı!
Ya bıraksanıza!
Allah Allah!
Kovdunuz zaten, daha ne yapacaksınız?
Hem ben zaten sizinle konuşmaya gelmedim. Ömer Bey'i görmeye geldim.
Ben Ömer Bey'in odasında bekliyorum.
Giremezsiniz.
Terbiyesiz!
Güvenliği çağırın!
Çıkarsınlar şu kızı şuradan.
Çabuk!
Şunun hadsizliğine, densizliğine, şirretliğine bak!
Bir de utanmadan odasında bekleyecekmiş. Bekletirim ben seni!
Ömer Bey.
Şu Sinan'ı arayalım da Ömer ne alemde ona bir bakalım.
Mine!
Sinan'ı şey et bana, handsfree'den.
Aman be Neriman be aman be!
Bir masaj keyfimiz var, onun da içine yani.
Nereden çıkarıyorsun Sinan'ı Ömer'i?
Meymenetsiz meymenetsiz işler bütün bunlar ya.
Ay Necmi, yani tam gevşiyorum şu masajda.
Bir laf ediyorsun, yine sinirimi tepeme çıkartıyorsun Necmi.
Yani masaj kremi bile insanın gıcığına gidebilir mi?
Yani vıcık vıcık gerildim yine ya.
Mine.
Ben de nerede kaldınız diyordum, nasılsınız Neriman Hanım?
Sinancığım.
Canım oğlum.
Nedir bu başımıza gelenler oğlum?
Yani Allah kuru iftiradan saklasın.
Kızcağızın da adını hırsıza çıkardılar, bizim safozun.
Neriman Hanım bakın durum çok ciddi, tamam mı?
Şimdi hiç oyunun falan sırası değil.
Çünkü eğer ayakkabı rakibin eline geçerse ne olur biliyorsunuz değil mi?
Evladım sen hiç merak etme, ben bulacağım. onu.
Ömer nasıl sen onu söyle.
Nasıl olsun ya, adamın tepesi attı çok sinirli.
Sen hiç merak etme, ben o ayakkabıyı bulacağım.
Sen Ömer'e mukayyet ol tamam mı canım?
Üfleme Necmi!
Ben üflemedim.
Alo?
Neriman hanım pardon yemek mi yiyorsunuz? Afiyet olsun.
Ay yok masaj şeyine sıkıştım da.
Yani sana değil çocuğum.
Neyse sen Ömer'e mukayyet ol.
Evet, tam orası.
Ben halledeceğim o ayakkabıyı. Hadi çocuğum, hadi kapatıyorum.
Ay sıkıldım!
Gidin gidin, hadi hadi.
Ne olyor Neriman ya, bir sakin ol ya!
Gerginim.
Ay Necmi!
Sinan da artık bizi sallamıyor.
Bittik biz. Kızı da işten çıkardılar.
Bittik biz Necmi, bittik biz.
Ay fena oluyorum!
Üç buçuk.
Necmi ovala beni.
Of Neriman sakin ol biraz. her şey yoluna girecek merak etme sen.
Düzelecek değil mi?
Düzelecek.
İyiyim değil mi?
İyisin, çok iyisin.
İyiyim ben.
İyisin.
Neden geldin?
Konuşmak ve bu kapıdan son kez huzurla çıkabilmek için geldim.
Konuşacak ne var ki?
İş miş benim umurumda değil.
Kovdunuz diye kalkıp size itira edecek falan da değilim.
Ama ben hırsız değilim.
Ayakkabıyı benim almadığımı bilin.
Çünkü çok ağırıma gidiyor.
Bu böyle...
...bitmemeli.
Ne böyle bitmemeli?
Bu şey böyle bitmemeli.
Bu iş.
Umurunda olmayan iş mi?
Ya ben öyle demek istemiyorum.
İleride yüz yüze karşılaşmayacak olsak, bakmayacak olsak bile...
...benim hakkımda kötü bir şey düşünmenizi istemiyorum.
Ben bunu demeye çalışıyorum.
Unutmayalım ki bu ayakkabı sana zimmetliydi.
Evet, biliyorum.
Ama ben aptal mıyım yani, ayakkabıyı çalıp size boş kutuyu getireyim?
Tamam bazen sakarlıklar yapıyorum, şapşallıklar yapıyor olabilirim ama...
...bu kadar aptalca bir şey de yapacak halde değilim herhalde yani.
Ayrıca...
...çalacak olsam kutuyu bırakırım, ayakkabı arabada kayboldu derim, bir şey derim.
Ne bileyim.
Çok yaratıcı bir fikirmiş.
Ya anlayın artık işte, böyle şeylere kafam basmıyor benim.
Sana inanıyorum deyin.
Beceriksizlik ettin çaldırdın ayakkabıyı ama sen çalmadın deyin.
Nasıl yani?
Bu ne demek ya?
Açamıyorum Neriman Hanım.
Aç!
Alo Neriman Hanım.
Şu an şirkette olağanüstü hal var. Herkes istim üstünde. Benim dikkat çekmemem lazım.
Kapatıyorum o yüzden.
İyi günler.
Ay Necmi!
Necmi de yok.
Ay Allah'ım.
Bittim ben.
Kimse beni umursamıyor.
Allah'ın keçilerin maskarası oldum.
Mine! Rezene.
Al şu kahveyi, al.
Allah kahretsin, hiçbir şey duymuyorum.
Çok büyük bir zarara uğradık.
Bunu anlayabiliyor musun?
O ayakkabı gerçekten çok kıymetliydi.
Allah kahretsin.
Ağlamayacağım diye ben kendime söz vermiştim.
Ağlamayacağım.
Lütfen.
Defne lütfen ağlama.
Ne inatçısın ya.
Sizsiniz inatçı olan.
Aşk ve Gurur'daki adam gibi inatçı ve önyargılı.
Köşeli yanlarınız var ama yanlış olduğunu bildiğiniz halde vazgeçmek gururunuza dokunuyor.
Filmdeki Lizzy çok haklı.
Erkekler kibir ve gururları yüzünden kendilerini harcarlar.
Haklı olabilirsin.
Tamam kal ve işine devam et.
Ben iş için gelmedim.
Hoşça kalın.
Gitme.
Siz bana hırsız dediniz.
Aptal Defne.
Özür dilerim.
Maşallah tü tü tü! Ayol bu ne?
Allah da verdi mi veriyor.
Bir şuna bak, bir de bizim kahve kuşlarına.
Ayol bunlar spor yapıyorlar.
Bizimkiler gibi kahvede akşama kadar al papazı ver kızı... ekşimiyorlar.
Gerçi bunlar spor yapmasalar da böyle filinta gibiler.
Kim lan bu ışık topu? Her tarafından ışık çıkıyor.
Necmi İplikçi, çıkaramadın mı?
Çıkaramadım.
Allah Allah. İplikçiymiş.
Bu da mı Defo'ya gelmiş?
Adama bak ya, televizyon diye koy, seyret.
Sen asıl Defo'yu seyret.
Millete malzeme veriyor.
Allah Allah!
Açıl susam açıl.
Pardon anlamadım?
Bodyguard gibi durmuşsunuz da.
Pardon küçük hanım buyurun.
Siz buyurun.
Pardon anlamadım.
Kime buyurmuştunuz diyorum.
Siz bu sokakta mı, bu mahallede mi oturuyorsunuz?
Genellikle.
Siz?
Pardon yine anlamadım.
Kime bakmıştınız diyorum.
Ben Defne Hanım'a baktım. Defne Topal. Buralarda mı oturuyor acaba?
Defne!
Necmi Bey hoş geldiniz.
Bilseydim ben sizi karşılardım.
Buyurun buyurun, içeri buyurun.
Yok ben hiç girmeyeyim.
Seninle bir yerlerde oturup biraz konuşmak istemiştim.
Tamam konuşalım.
Buyurun, oturun oturun.
Pardon.
Pardon.
Evet.
Şimdi...
Nihan.
Saklan saklan.
Angut gibi bakmayalım öyle.
Börek yer misin?
Bir gören olmasın?
Görsünler görsünler. Çok var.
Isır.
Peki bu arada ayakkabı neredeydi?
Yanımdaydı.
İşte ben ofise gittim, sonra tuvalete girdim.
Oradan da Ömer Bey'in ofisine geçtim. Zaten Ömer Bey aldı kutuyu.
O zaman olay lavaboda.
Peki sen tuvalete girdin mi?
Girdiysen kutuyu nereye bıraktın?
İşte bizim o aynalı tezgahlı yer var ya, oraya bıraktım.
Ama zaten tuvalette kimse yoktu.
Bence biz olayın gizemini başka yerde arıyoruz.
Son zamanlarda dikkatini çeken başka bir şey oldu mu?
Aslında bir şey var ama yani öyle çok ilgisi var mı bilmiyorum.
Ne?
Bizim Yasemin Hanım davette bir adamla konuşuyordu.
İşte Ömer Bey duymasın aman çok tehlikeli falan filan.
Ne diyorsun sen?
Kim peki bu adam?
Vallahi ben tanımıyorum.
Zaten benim listemde olan biri de değil.
Ömer Bey de öyle yüzüne bile bakmadı, selam vermedi.
Ama ben şey yaptım.
Ne yaptın?
Kızın söylesene ne yaptın?
Şey şey.
Adamın fotoğrafını çektim.
Fotoğraf?
Senin beynine bayağı bayağı kan gidiyor. Ben seni süzme salak sanmıştım.
Bakayım.
Tramba.
Mr. Tramba bu.
Hilmi yani gayet de Hilmi. Tramba lakabı.
Tramba ayakkabılarının sahibi ve Ömer'in en büyük rakibi.
Yasemin'i Tramba'nın yanından transfer etmişti Ömer biliyor musun?
O zaman Yasemin Hanım....
Tramba'ya casusluk yapıyor.
Ve ayakkabıyı da o çaldı.
Çok mantıklı.
Bu fotoğrafı bana gönder hemen.
Tamam.
Evet, şimdi...
...şimdi seni işe geri sokmanın bir yolunu bulmalıyız.
Hallettim ben o işi. Girdim işe tekrar.
Ne diyorsun?
Ömer Bey ile konuştuk biraz. Sağ olsun benim çalmadığıma inandı.
Gitme dedi, kal dedi.
Sende hakikaten biraz zeka varmış.
Hiçbir şey duyulmuyor ya buradan.
Ay bittik biz.
Biz mahvolduk.
Gitti her şey gitti.
Köşk de gitti, kızı da işten attılar.
Ay bittik biz bittik!
Ay ben öleceğim.
Yoksa ölüyor muyum?
Öldüm mü ne?
Ölüyor muyum ben?
Ölüyor muyum? Öldüm mü?
Ay öleceğim.
Ben ölüyorum ölüyorum.
Ölüyorum ben.
Ay öleceğim.
Ay öleceğim.
Neriman.
Neriman neyin var, iyi misin?
Necmi ölüyorum ben.
Ölme Neriman ölme.
Ölme çünkü Ömer Defne'yi işe geri almış.
Yalan?
Ayrıca ayakkabıyı Yasemin çalmış Tramba'ya vermek için.
Ay ne diyorsun! Müzik koy, koy müzik.
Müzik koy. Allah!
Neriman.
Allah!
Oh!
Neriman.
Ne yapıyorsun Neriman bu yaşta? Bir yerine bir şey olacak.
Bana hiç bir şey olmaz Necmi. Artık bana hiçbir şey olmaz.
Ölmem ben.
Bir dakika.
Bir dakika ya.
Madem bu kız işe geri alınmış, niye telefon açıp da ben işe geri döndüm demiyor?
Ben ölüyordum burada. Ay ne aptal kız bu!
İşte onu söyleyeceğim, söyletmiyorsun ki.
Kızcağız abandone olmuş.
Demek ki o kızcağız senin gibi günde kırk bin tane numara yapıp...
...kırk bin tane dolap çevirip...
...sonra gece yatağına yatıp melekler gibi mışıl mışıl uyuyan cinslerden değilmiş.
Necmi burada uzun cümleler kurarak laf sokmak sadece benim işim. Anladın mı?
Ay neyse göbek atıyorduk.
Allah!
Neriman bunda bu kadar neşelenecek ne var?
Ay Necmi ben ona mı neşeleniyorum?
Ona mı neşeleniyorum ha?
Tabii ki ona da neşeleniyorum.
Ama asıl Yasemin'e neşeleniyorum.
Yasemin'e mi? Nasıl yani?
Ben onun mehvedeceğim.
Onu iyi pişmiş hamsi gibi, bak böyle çıtır çıtır çıtır çıtır yiyeceğim.
Ay Necmi!
Ay dur. Ben şimdi de zevkten ölüyorum.
Akıl fikir ihsan eyle!
Buyurun?
Merhaba.
Öğleden sonraki yemek için gelmiştik.
Ne için?
Ömer Bey'in misafirleri için.
Bir saniye.
Allah!
İtalyan misafirlerin yemeği.
Ben size kapıyı açayım.
Tabii.
Buyurun buyurun.
Mutfak şöyle şu tarafta.
Ömer Bey siz burada mıydınız?
İtalyan misafirleri burada mı ağırlayacaksınız?
Bu abiler de sizin gönderdiğinizi söylüyorlar.
Şey... eksik gedik var mı?
Alışveriş yapılsın mı, yapıldı mı? Şükrü abi çıktı mı alışverişe?
Şey yapayım mı ben? Eksik gedik yazayım mı?
Siz kahvaltı yaptınız mı?
Sakin.
Sakin.
Ben şirkete uğrayıp döneceğim.
Sen buraları güzelce organize et.
Menü çıkardım zaten arkadaşlar ne yapacaklarını biliyor.
Sen de.
İyi peki madem.
Neriman duyarsa vallahi keser bizi. Keser keser.
Anneanne ben çıkıyorum.
Dur nereye?
Dışarı çıkıp biraz oynayacağım da.
İyi hadi oyna bakalım ama geç kalma. Çok da uzaklaşma.
Öğleye taze fasulye pişiriyorum.
Tamam kalmam.
Remzi ben kaçtım.
Tamam abi.
Hadi eyvallah.
İsmail abi.
Esra kuş.
Beni ablamın iş yerine götürsene.
Hayırdır? Erkenden iş hayatına mı girmeye karar verdin?
Gerçi ne kadar erken başlarsan senin için o kadar iyi olur.
Ya beni ciddiye alsana.
Hemen espriye bağlama.
Ne yapacaksın Defo'yu sen ya? Benden iste ne isteyeceksen.
Merak ediyorum çalıştığı yeri, gidip göreceğim.
Benim ablam yalnız değil tamam mı?
Durumlar anlaşıldı.
Ama benim bir işim var şimdi.
Remzi abine söyleyelim o bıraksın seni olur mu?
Remzi.
Bak bir.
Buyur abi.
Bu Esra kuşu alıyorsun, istediği yere götürüyorsun...
...sonra aynı Esra kuşu aynı yere geri getiriyorsun. Tamam?
Tamamdır abi eyvallah.
Hadi bakalım.
Gel bakalım.
Bunları yiyeceğimi düşünmüyorsun herhalde?
Hayatım, kalorilere yenik düşmeyeceğimi cümle alem bilir. Sen de öğren artık istersen.
Kız, nerede bizimki?
Şimdi gelir efendim.
İyi hadi.
Yemeyeceksin!
Koray yemeyeceksin.
Ayakkabı Yasemin'de.
Ödüm koptu!
Ne?
Yasemin almış ayakkabıyı.
Kız nereden biliyorsun?
Götürüp Tramba'ya vermiş olmasın?
Tramba'ya verdi mi vermedi mi bilmiyoruz.
Ama Vedat şu anda şirkette Yasemin'i ofisinde mi nerede onu bulmaya çalışıyor.
Ay görüyor musun?
Kız ayakkabıyı aldı ha?
Hayatım bu kadın iyice gözünü kararttı.
Ben onun o gözlerini oyarım!
Bu benim için çok iyi.
Zaten ipini çekmek için bir fırsat arıyordum.
Bana bunlarla gelsin.
Aferin ona.
Hayatım bu kız entrika...
Ayakkabı bulunsun entrikayı ondan sonra gör sen.
Merhaba.
Bir sorun yok değil mi? Annen baban burada mı?
Yani birine haber vereyim ister misin?
Yok beni birazdan almaya gelecekler. Onu bekliyorum.
Siz burada mı çalışıyorsunuz?
Evet.
Ne iş yapıyorsunuz mesela?
Ayakkabı tasarlıyorum.
Ben de büyüyünce tasarlayacağım.
Ne tasarlayacaksın?
Bilmem, bulurum bir şeyler.
Ne zaman gelirler seni almaya?
Birazdan. Remzi bir dürüm atayım gelirim dedi. Artık yeme hızına göre.
Ben de sizinle beraber bekleyebilir miyim?
Vallahi bana uyar.
Olur.
Derya.
Derya.
Ne haber? Ne yapıyorsun canım?
Bana çarpıp iç organlarıma zarar verene kadar iyiydim Vedat.
Şey...
...Yasemim yellozu...
Yasemin Hanım.
Yasemin Hanım ne yapıyor? Geldi mi?
Yok daha gelmemiş.
Peki kaçta...
Çekil önümden Vedat, bir sürü işim var.
Allah Allah.
Buldun mu?
Dışarı çıkarmış olamaz.
Bak vermediyse hala ofistedir.
İyice bak her yere.
Alttaki dolaba bak.
O bir şeyler istifleyip duruyor oraya.
Alttaki dolap. Masanın altındaki.
Duydun mu?
Duydum.
Burada yok.
Bu dolap kilitli Neriman Hanım.
Kanırt ayol!
Kanırmıyor Neriman Hanım.
Ay Vedat! Yine sinir tepemden aşağı doğru gelmeye başladı.
Aç şu dolabı!
Tabii.
Yasemin.
Şey...
Ya sana bu şeyleri, ayakkabı kutularının tasarımlarını mail attım da.
Bir bak da sonra bir toplanalım.
Tamam.
Sinan.
Baksana.
Bütün gece uyku girmedi değil mi gözüne?
Ya nasıl girsin? Diken üstünde oturuyoruz.
Bir şey diyeyim mi? Eğer bu işi toparlayamazsak yandık.
Sorma, benim de öyle.
Bütün gece uyuyamadım.
Yine de güzel görünüyorsun.
Biliyor musun, sabah böyle uyandığında nasıl göründüğünü merak ediyorum.
Böyle saçlar hafif dağılmış. Ne bileyim gözlerde uyku bulutları falan.
Sinan.
Burada bir ayakkabı var.
Nasıl tepki o?
Aradığımız ayakkabının neye benzediğini bilmiyorum ki. Bilsem ona göre bakarım yani hani.
Koray.
Hayatım ben nereden bileyim. Senin deli yeğenin hiçbir şey göstermiyor ki bana.
Odur o odur. Al onu al.
Şey, bir ipucu falan var mıymış?
Tramba tarafında da üretime geçen bir şey yok. Bakalım.
Hep o Defne denen şeytan kız yüzünden.
Şirkete bir girdi her yeri dağıttı.
Yasemin ne alakası var şimdi olayın Defne ile?
Ne demek ne alakası var?
Başka bir şüpheli mi bakıyoruz?
Tamam ya hemen alınma dur bakalım.
O zaman ben bu ayakkabıyı alıyorum.
Al ayol!
Hem bak şimdi İtalyanlar da gelecek. Ne diyeceğiz onlara?
Resmen rezil olduk.
Sonra konuşalım mı? Şu telefon trafiği bir bitsin.
Tamam sen işine bak.
Ne yapıyorsun sen burada?
Yasemin Hanım.
IT'ci çocuk?
Hayrola?
Bağlantıda bir sorun var da.
Ağ kablolarını bir kontrol edeyim dedim.
Yalnız maşallah, ben ömrü hayatımda sizin kablolarınız kadar güzelini ve bakımlısını görmedim.
Çok iyi bakmışsınız, tebrik ederim sizi.
Sen ne saçmalıyorsun?
Değil mi? Böyle teknik konularla sizi rahatsız etmeyeyim.
İzninizle.
Eğer kablolarla ilgili bir uzman görüşüne ihtiyacınız olursa benim yerim yurdum bellidir efendim.
Görüşmek üzere Yasemin Hanım. İyi günler.
Gerizekalı.
Bir işi beceremedi.
Yasemin de tam zamanında geldi ama.
Koray o ayakkabıyı almamız lazım.
İyi de hayatım nasıl?
Bu Vedat beyinsiz.
Bu işi senin halletmen lazım. Bu bir yolunu.
Yasemin'i bitirme işini de bana bırak.
Hayatım o zaman bir plan yapmamız lazım hemen.
Sinirden gerildim.
Yani cildim pul pul pul oldu.
Tamam sus, ben de çok gerildim.
Mine!
Mine!
Mine!
Rezene!
İş hayatı çok zor, insanları çok yıpratıyor.
Mesela ablam.
İş yerinde kendini çok yalnız hissediyor.
Ama bundan sonra ben sahip çıkacağım ona.
Desenize artık ablanızın sırtı yere gelmez.
Çok yoruluyor. Acayip fazla çalışıyor.
Ama eve gelince hemen sarılıp öpüyoruz onu.
Ablanız çok şanslıymış.
Senin ailen yok mu?
Yok.
Akrabalarım falan var da öyle eve gidince beni karşılayacak birileri yok.
Olması lazım ama.
Mesela akşamları ablamla biz çekirdek çitliyoruz. Günümüzün nasıl geçtiğini anlatıyoruz.
Kulağa harika geliyor.
Özendim vallahi.
Beni almaya geldiler.
Aklım artık sizde kalmayacak.
İyi günler.
Görüşürüz.
Ömer.
Ne yaptın oğlum? Geliyor mu Sinor?
Geliyor geliyor.
Defne evde hazırlık yapıyor.
Dudum. Vermemişsin çıkışını.
Şimdi onu bırak da, ayakkabı yok. Sinor geliyor. Neyi sunacağız adama?
Oğlum hiç bilmiyorum. Elimizden geldiği kadar idare edeceğiz artık. Yapacak bir şey yok.
Ayakkabıdan haber yok mu?
Yok. Araştırdım ama daha bir şey yok.
Bir şey diyeyim mi, her şeye hazırlıklı ol.
Yani rakip firmanın eline geçme ihtimali falan?
İhtimal.
Misafirlere hazır mıyız patronlar?
Keyfe bak ya.
Şirkette her şey yolunda ya.
Ay olur mu?
Gece gözüme uyku girmedi.
Tek tesellim ikinize olan güvenim.
Sen dehanla bu işi çözersin.
Neyse hadi görüşürüz.
Canım. Sinirleri çok bozuk.
Yasemin hepimizin bozuk.
Ayakkabının Tramba'nın eline geçmiş olma ihtimali seni hiç korkutmuyor mu ya? Biteriz kızım.
Tabii ki korkutuyor Sinan. Korkutmaz mı?
Sadece ben iyi şeyler düşünmek istiyorum.
İyi şeyler düşünüp kendimi rahatlatmak istiyorum.
Yasemin şu işin iyi bir yanı var mı ya?
Mr. Tramba bu ayakkabıyı alırsa sırf gıcıklığına almış olacak.
Ömer'in ayağını kaydırmak için.
Hem onlarla çizgimiz o kadar da aynı değil ki.
Öyle bir ayakkabıyı hayatta pazarlayamaz.
Diyorsun?
Belki de haklısındır. Ne bileyim belki biraz bizim de rahatlamamız lazımdır.
Sinan Bey telefonu odanıza bağlıyorum.
Tamam geçiyorum.
Görüşürüz.
Bu kim be?
Selam şekerim.
Neriman Hanım?
Seninle bugün öğlen bir yemek yiyelim diyorum.
Huyunuz da değildir aslında.
Ama ne yazık ki imkansız. Bugün çok yoğunuz.
İtalyan misafirlerimiz...
Canım.
Altta kaldığını hissedince nasıl da hemen cıvır.
Ayakkabı diyorum.
Mr. Tramba diyorum.
Bilmem anlatabiliyor muyum?
Mr. Tramba mı?
Ne alaka?
Mr. Tramba senin hala görüştüğün eski patronun.
Bence çok önemli bir şahsiyet, sence?
İnanın ne demek istediğinizi anlamadım ama...
...madem beni görmek için bu kadar heveslisiniz...
...peki.
Nerede? Kaçta?
Sizin oradaki restoranda, saat 1'de.
Bay!
Derya.
Derya!
Yanıma gel.
Evet.
Evet sakin olmalıyım.
Sakin.
Ben kendine güvenen bir kariyer kadını...
...hayata meydan okuyan bir güç timsaliyim.
Güzelliğimle baş döndürür, zekamla alaşağı ederim.
Hiç kimse benim karşımda duramaz. Hiç kimse.
Hiç kimse. Öyle değil mi?
Yasemin Hanım ne oldu ki?
Ya ben yalnız başıma kimlerle mücadele ediyorum.
Sinirimi bozuyorsun.
Of!
Tamam!
Sakinim.
Sakinim.
Ben ne dedim ki?
Bu akşam eve gitmek yok. Sabaha kadar çalışacaksın.
Lansman arşivini falan düzenle.
Niye?
Çünkü paşa gönlüm öyle istiyor.
Çaysız davet mi olur canım?
Bize verilen menüde yok böyle bir şey hanımefendi.
Tamam. Belli ki listeniz eksik.
Şey yapalım. Oraya tomurcuk aromalı çay ekleyelim biz.
Hanımefendi biz bize verilen listenin dışına çıkamayız.
Peki.
O zaman Ömer Bey gelince tomurcuklu çayı ekleyelim listeye.
Ortaya böyle çoban salata gibi bir şey de mi yapılmıyor?
Listede yok efendim.
Çaysız salatasız misafir mi ağırlanır ya?
Gelsin Ömer Bey de şunu bir gözden geçirelim. Liste eksik.
Tamamlarız listeyi de.
Ben keşke dünden hatırlasaydım.
Böyle ortaya zeytinyağlı bir ayşekadın fasulye falan bir şey yapardım.
Nasıl gidiyor?
Ömer Bey.
Sizin bu liste eksik.
Ben bu arkadaşlara tomurcuk aromalı çay alalım dedim.
Listemize müdahale ettirmeyiz diyorlar.
Tamam yani siz çay içmiyorsunuz da Türk kahvesi falan da yok.
Şükrü'ye söyleriz alır.
Bu arada banyoya baktım. Hiç misafir havlunuz yok.
Böyle birkaç tane terlik falan alsak iyi olacak.
Bugün ayakkabı giyelim. Terliği başka bir gün.
Sizin işiniz bitti mi arkadaşlar?
Bizim işimiz bitti efendim.
Sıra sizde.
Hadi bakalım.
Nasıl yani?
Sıra sizde derken?
Misafirlerimize çorba yapacağım.
Cenova'da yapmıştım, özellikle rica ettiler.
Allah aşkına bari çorbamız düzgün bir şey olsun Ömer Bey.
Ne yapıyoruz?
Fransız usulü soğan çorbası.
Soğan mı?
Ömer Bey böyle ucuza kaçıyor gibi olmuyor mu?
Ben üstümü değiştirip geleyim.
Ömer Bey.
Ha?
Siz bu Fransız çorbasını boş verin de bakın ben şey diyorum.
Böyle güzel kıymalı Uşak tarhanası yapalım.
Üzerine de böyle böyle bir tereyağı gezdiririz.
Pul biber?
Biraz da pul biber. Pul biberi de ektik mi misafirler bayılır.
Sen onu başka bir gün yap.
Bugün Fransız usulü soğan çorbası yapacağız.
Hayda!
Soğan diyor ya.
Pinti.
Ben baktım.
Sinan'dır.
Geldim.
Geldim.
Ben de kış uykusuna şimdiden yattın sandım.
Sana da günaydın anneanne.
Anneanne ben geldim.
Neredesin sen bu saatte?
Öğlen oldu öğlen.
Defne işe gideli dört saat oldu.
Ne güzel işte.
Döndü işinin başına.
Anlamışlar sonunda hatalarını.
Allah için geri dön, bu şirket sensiz olmaz demişler.
Yok anneanne ben o kadar abarttıklarını sanmıyorum.
Yok yok yalvarmışlardır benim kızıma. Yoksa niye dönsün?
Biz öyle hop diye affetmeyiz öyle adamı.
Kız!
Söyle bakayım bana.
Yatmışlar mı? Paspas olmuşlar mı kızımın önünde?
Olmuşlar anneanne olmuşlar.
Dönmezsen halimiz harap. Kapıya kilidi vururuz demişler.
Ha şöyle!
Nereden bulacaklar benim kızım gibisini? Başlarına talih kuşu kondu haberleri yok.
Kıymet bilsinler azıcık Kıymet.
Bilirler anneanne bilirler. Patron hüngür hüngür ağlamış.
Düşün, koskoca adam ben ettim sen etme diye ayaklarına kapanmış ablamın.
Niye sıkıyorsun kızım?
Anneannem ne duymak istiyorsa onu söylüyorum. Bozma sen de.
Hadi ben kaçtım.
Sizin muhabbetinizden şiştim iyice.
İş yok güç yok. Şişersin tabii.
Defne'yi örnek al biraz. Defne'yi.
Kız gece gündüz çalışıyor. O patronları köpek oldu ayaklarının altında.
Tamam anneanne tamam.
Esra.
Maaşına da zam yapmışlar mı?
Dönsün diye de ikramiye vermişler mi?
Coşma anneanne sakin biraz.
Üç, iki, bir, fırla!
Hadi Murat!
Koş oğlum, koş.
Koş koş koş!
Koş koş.
Oğlum adam gibi koş.
Koş koş koş.
Ve...
...Fuat kazandı.
Ve şimdi leblebi atma yarışı.
Ama İsmail abi yarışı ben kazandım ya.
Oğlum bir koşuya bir gazoz nerede görülmüş?
Üç aşamada yarışacaksınız.
Aç ağızları.
Aç aç, iyice aç.
Öyle değil böyle.
Evet.
Murat bir.
Fuat bir.
Murat iki.
Aferin lan.
Ah!
Senin ağzın yamuk.
Serdar?
Gelsene.
Yok ben rahatsız etmeyeyim.
Biz de Fuat ile Murat'ı yarıştırıyoruz.
İyi.
İşim var benim.
İşi varmış!
Biz de yedik.
Ne oluyor ya?
Hadi ben buna kızgınım da senin derdin ne?
Yok bir şey.
Hadi devam.
Ah kafam!
Ne oldu lan?
Nerene geldi oğlum?
Lan bir şey yok ağlama. Erkek adam ağlamaz.
Tamam hadi ikiniz de kazandınız gazozu.
Fırla.
Bana da ver.
Geldim.
Bağırma.
Melek Hanım.
Ömer Bey.
Sinan Bey.
Ömer nasılsın?
Seni tekrar görmek çok güzel.
Şahanesiniz.
Sinan! Sen nasılsın?
Gracias!
Sto bene!
Sto bene, gracias.
Hanımefendi.
Yolda Melek ile konuşuyorduk.
Bu Ömer...
...hayatında bir kadın olmadan...
...nasıl böyle güzel kadın ayakkabıları çiziyor dedik.
Ama...
Yani bir kadınla birlikte yaşamadan onun için tasarım yapamaz diyorduk.
Ve karşımızda bu cici kızı görüyoruz şimdi.
Ömer.
Bizden bir şey mi saklıyorsun?
Bize güzel bir haberin mi var yoksa?
Ömer.
Ömer?
Ömer.
Defne...
Merhaba ben Defne. Ömer Bey'in asis...
Defne benim nişanlım.
Tabii ki hayatımda bir kadın var.
Defne benim hayatımın aşkı.
Şahane!
Fantastico!
Tanıştığımıza çok memnun oldum şekerim.
Ben de.
Bu ne güzellik, bu ne sadelik!
Sia te bellissima senorina.
Thank you.
Sinan.
Sen iyi misin?
İyiyim iyiyim.
Boğazıma takıldı şey...
Siz devam... şey yapın.
Buyurun, buyurun içeri geçelim.
Ömercim yeni mi nişanlılık?
Yeni sayılır. Bir ay oldu.
Hayatımın aşkı olduğunu söylemiş miydim?
Evet.
Nasıl tatlı!
Buyurun buyurun.
İşe bak ya!
Hadi bakalım.
Koriş! Bana bak.
En az yarım saat benimle.
Yarım saat de yol var.
Hayli hayli vaktin var. Sana güveniyorum.
Dur heyecanlanmayayım.
Heyecanlanma.
Çıktı mı?
Çıkıyor şimdi, çıkıyor.
Tamam.
Koray.
Ne yapıyorsun sen burada?
Hayatım bizim işte mesai hiç bitmez bilirsin.
Öyle olaydan azıcık koparsan tökezleyip düşersin.
Sonra senin gibiler de yerde tekmeler.
İşler kötü galiba.
Bize mi kaldın sen?
Yok mu şöyle palmiyeli, ananaslı, dalgalı denizli bir albüm çekimi?
Hayatım sabah Kenan'ı çektim. Şimdi de halka ineyim dedim.
Ayrıca ne palmiyesi, denizi be? 2012 yılında mıyız?
Ay neyse benim başım ağrıdı biraz.
Seninle burada durup laklak etmek isterdim ama...
Kilodandır canım.
Hadi canım.
Görüşürüz.
Kaknem!
Kilo dedi!
Kilo dedi.
Nöro.
Şimdi çıktı. Odaya giriyorum ben de.
Arkadaşım sonuna kadar haklısın bu arada.
Bu kızın saçını başını yolmak lazım.
Dağınık!
Dağınık.
Ay!
Allah!
Tansiyonum çıkıyor.
Tansiyonum çıkıyor.
Ay Nöro neler yaptırıyorsun sen bana böyle?
Buyursunlar.
Hayatım.
Evet.
Şey...
Merhaba!
Ne yaptın?
Pardon.
Ne yaptın?
Şey...
Ne haber kül kedisi?
Neriman Hanım, Ömer Bey ve Sinan Bey ile birlikte İtalyan misafirleri ağırlıyoruz.
Ve bilin bakalım ne oldu?
Ne oldu çabuk söyle.
Ömer Bey beni misafirlere nişanlısı diye tanıttı.
Ne?
Yani... gerçi öyle gerektiği için söyledi ama yine de çok acayip değil mi?
Ben oraya geleceğim. Ateşin altına odun atmamız lazım.
Ne ateşi pardon anlamadım?
Yine yüzüme kapattı ya!
Gel canım.
Burası çok ünlü bir yerdir.
Pardon.
Efendim?
Necmi.
Canım.
Aşkım.
Bir tanem. Ne yapıyorsun?
Özür dilerim. Golf partnerim de.
İyiyim, sen ne yapıyorsun, neredesin?
Ben Long'tayım.
Ufak bir işim var.
Birisinin kellesini alacağım.
Sonra da seninle Ömer'e gideceğiz.
Sen neredesin?
Long'ta mısın?
Tamam tamam, ben hemen geliyorum. Ben hemen geliyorum.
Hayatım çok özür dilerim, benim acilen gitmem lazım.
Nereye?
Bir kriz çıkmış da onu çözmem lazım.
Hani golf partnerindi?
Aynı zamanda iş ortağım. Ben golfe yakın olduğum için o yüzden golf partnerim dedim.
Bak sana söz veriyorum. Bu toplantıyı telafi edeceğim tamam mı?
Gel. Gel ben seni taksiye bindireyim.
Hay Allah ya!
Kusura bakma ne olursun.
Gerçekten çok özür dilerim. Elimde olmayan sebepler.
İyi iyi tamam.
Taksi!
Söz şey yapacağım tamam mı ben. Yani seni yemeğe getireceğim bir ara.
Bir ara geliriz.
İlahi Melek Hanım!
Durun durun durun.
Yemekten önce size bir kitabımı imzalayayım.
Siz yazar mısınız?
Hem de çok iyi bir yazar.
Çocuklar.
Aşkın üç evresi vardır.
Birincisi, uzaktan yakına aşk.
Yani biz buna görme...
...etkilenme...
...ve karşı tarafı etkileme deriz.
Yani aşkı uzakken yakın etme evresidir.
Bu birinci kitabımda.
Bu da ikinci kitabınız. Yukarıdan aşağıya aşk.
Si. Yukarıdan aşağıya aşk, ikinci aşamadır.
Bunda önce beyniniz uyuşmalı.
Sonra gözleriniz.
Sonra dudaklarınız.
Sonra da...
...işte aşağı doğru canım!
Şey gibi...
...erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer gibi. Böyle yukarıdan aşağıya.
Çocuklar bu kitaba bayılacaksınız.
Tam on sekiz ülkede basıldı.
Ne aşklar kurtardı bu kitap bir bilseniz.
Bizi de kurtarın o zaman.
Üçleme aslında bu.
İlki uzaktan yakına aşk.
İkincisi yukrıdan aşağı aşk.
Üçüncüsü de...
Al takke ver külah aşk.
İşte vermeyince mabut...
Ben bu ismi nasıl düşünemedim.
Çok güzel.
Ama İtalya'da da basılacak bu kitap.
Aman onlar bilmez bizim deyimlerimizi.
Ama Türkiye baskısında bu ismi kullanabilirim şekerim.
Ömer.
Unutmamışsın.
Bize specialitandan yapmışsın.
Unutur muyum hiç?
Ömercim vallahi bütün dünyayı gezdik. Böylesini yemedik.
Abartmayın canım. Alt tarafı soğan sonuçta.
Teveccühünüz.
Teveccühünüz, afiyet olsun.
Grazie.
Ee?
Hadi anlatın bakalım.
Nerede tanıştınız?
Restoranda. [İş yerinde.]
Restoranda.
İş yerinde.
Aşk bunların aklını almış hayatım.
Değil mi ama?
Çok saftirik.
Ömer...
Defne Ömer'in asistanıydı.
Hala da asistanı.
Çok uyumlular.
Nasıl ama!
Herhalde hep beraberler, bir arada. Üzüm üzüme gibi.
Bayılırım böyle hikayelere.
Çok romantik.
Yeşilçam filmleri gibi.
Ee? Önce hanginiz aşık oldu?
Nasıl açıldınız birbirinize?
Anlatsanıza hadi canım.
Belki öbür kitabımda sizi anlatırım?
Aşkım önce sen anlat istersen?
Ben anlatamam.
Ömer Bey çok daha iyi hatırlıyor.
O anlatsın size.
Olmaz.
Anlatma hakkı her zaman bayanlarındır.
Belki saklamak istediği detaylar vardır.
Erkek bunu bilmez.
Her şeyi serer ortaya.
Çok incesin şekerim.
Hadi.
Anlat.
Ama ben... şimdi ne anlatayım ki?
Yanlış bir şey söylerim falan.
Hadi ama naz yapma.
Hep böyle naz yapar da.
Bella ma devi cere.
Hadi anlat.
Tamam.
Anlatayım ben o zaman.
Hadi bakalım.
Vallahi Ömer Bey bana ne zaman aşık oldu ben bilmiyorum tabii ama...
...bence epeydir vardı.
Çünkü sürekli aramalar, böyle boş bırakmamalar...
...hep beni görmek istemeler falan.
Tabii ben de şaşkınım.
O ne ilgi!
O ne güler yüzlülük.
Ömer ile güler yüzlülük.
Ya!
İşte yani o derece, siz düşünün yani.
Yüzünde nasıl güller açıyor.
Bir görseniz.
Utandın mı canım?
Sonra görüşeceğiz Defnecim.
Vallahi ilahi çocuklar! Tam kitaplıkmış bu aşk.
Yani...
...Defnecim bir ara tüm detayları isterim senden.
Vallahi kaçıramam böyle bir konuyu.
Tabii tabii.
Anlatırım.
Anlat anlat.
Ben bir kahve alayım.
Ben de bir browni.
Derhal konuya giriyorum.
Buyurun.
Ayakkabıyı senin aldığını biliyorum.
Çok güzel Neriman Hanım.
Bakıyorum iyi çalışıyorsunuz.
Davette Mr. Tramba ile konuşup anlaştığını gören köstebeklerim var.
Evet.
Yani ayakkabıyı çaldığını kabul ediyorsun.
Ben öyle bir şey söylemedim.
Laflarla bir yere varılmayacağını bu yaşa kadar öğrenmiş olmanız gerekirdi.
Doğrusu beni şaşırtıyorsunuz.
Ama seni beni hiç şaşırtmıyorsun çocuğum.
Hala aynı avamlık.
Hala aynı basitlik.
Elinizde hiçbir delil olmadan....
...bu konuştuklarınız öyle boş ki.
Yasemin.
Kabul edelim ki...
...düşündüğümden daha akıllı çıktın.
Aslında biliyor musun?
Bana benziyorsun.
Yani ben aynen böyleydim.
Ama tabii...
...daha güzeli ve daha genci.
Öyle mi?
Geçmişinizle ilgili ben de bir şeyler biliyorum Neriman Hanım.
Neymiş onlar canım?
Nasıl para biriktirip zengin koca indirmek için business uçtuğunuzu...
...nasıl krediyle VIP kombini aldığınızı...
...Necmi İplikçi'ye nasıl kapılandığınızı.
Hoş...
...o da su götürür ya.
Ay bunları hepsi kuru iftira.
Tabii...
...kraliçe olmak kolay değil.
Ayol bütün İstanbul benim peşimdeydi.
Tabii ben senin gibi...
...karta kaçmış...
..kuyruğu sıkışmış...
...beceriksiz değildim canım!
Çaresiz saldırılar bunlar.
Size boşuna vakit ayırmışım.
Zaman kaybıymış.
Ben gidiyorum.
Ayakkabı bende.
Blöf yapıyorsunuz.
Leopar desenli bir ayakkabıdan mı söz ediyoruz?
Yasemin.
Sen şimdi benim hemen Ömer'i arayacağımı zannediyorsun.
Ama tatlım...
...bu senin için çok kolay bir ölüm olurdu.
Bak ne diyeceğim?
En iyisi benden haber bekle.
Sen buraya mı geldin?
Ben sana buraya gel demiş miydim?
Yok demedin de ben çok yakındaydım, geçerken uğrayayım dedim.
Sen sinirli misin?
Aksine.
Muzafferim.
Neriman İplikçi'yim ben. Hadi gel Ömer'e gidelim.
Gidelim karıcım gidelim.
Oha elini koysaydın bari ya.
Koyarım canım, yasak mı?
Ne demek yasak değil? Koyamazsın.
Yok, değil yasak. Koyarım.
Saat kaç oldu ya?
İzin gününü yedik burada.
Daha önemli işleriniz var yani?
Pazara gidecektim. Annemin fıtığı bana patladı ya.
Taşıma işleri bende.
Geleyim ben de.
Yardım ederim.
Geçti artık, baksana akşam pazarına kaldık.
Ya ben uydururum bir şey. Sen devam et.
Koyma elini.
Aman maşallah çifte kumrular gene burada.
Çocuğum bir nikah mikah bir şey kıyın da oturun artık.
Böyle ortalık yerlerde gezmekle olmuyor.
Münü!
Sen ne diyorsun ya?
Sakin.
Terbiyesiz!
Baksana neler söylüyor ya?
Allah Allah.
Sevgili sandı bizi ya, nesi kötü bunun?
Ya ileri geri konuşuyor İso.
Ya Münevver teyze o. Ne bakıyorsun sen dediklerine.
Hadi pazara. Yürü.
İyi dur kapıyı kapatayım.
Ee Sinancım?
Sende ne var ne yok?
Bize anlatacağın böyle enfes bir aşk hikayesi yok mu?
Hem var, hem yok. Yani...
...hikaye çok da...
...hani kayda değer bir şey yok.
Ya!
Ömer gibi hayatının aşkını bulamadın mı yani?
Yo buldu buldu.
Aa!
Bugün inanılmazsın.
Yok.
Yok bulamamış.
Ben yanlış...
...şey yapmışım.
Susayım ben, yemek yiyeyim.
Koriş! Ne yaptın şimdi?
Sende değil mi ayakkabı?
Bende hayatım bende.
Oh!
Bak şimdi.
Ayakkabıyı şirkette bir yere iyice sakla.
Nasıl saklayayım? Olur mu öyle şey?
Ay sen sakla. Sonra Ömer'i arayıp burada bir şeylerin arasına karışmış dersin.
Kız!
Ya bana patlarsa olay?
Ya sen çaldın ettin derse?
Ya da ne bileyim. Ayrıntı falan sorarsa?
Ay Nöro! Ya keşkül edersem? Ya her şey ortaya çıkarsa?
Ay saçmalama.
Çok böyle üstüne gelip detay bir şeyler sorarsa...
...üstüme gelme. Çok sinirlendim. Bak çok kötüyüm...
...sinirden bacağım şişti falan de. Bağır çağır.
Of iyi tamam! İyi.
Aman!
Bravo. Bravo Neriman.
Bravo. Aynı performansı yemekte de bekliyorum.
Ay sus. O konuda da çok heyecanlıyım çok.
Kül kedisi resmen prenses oluyor.
Ayol resmen nişanlıyız demiş!
Bu fırsat kaçmaz Necmi.
Daha hızlı sür çocuğum.
Uçur bizi uçur.
Uç Neriman uç!
Ay! Hep kazanıyorum. hep kazanıyorum.
Ne müthiş bir kadınım Necmi.
Kafi canım. teşekküler.
Sağol.
Siz alır mıydınız?
No grazie.
Melek Hanım siz?
Yok şekerim ben almayayım.
Tamam peki.
Bakayım eline.
Yüzüğün yok senin?
Yoksa yüzük takmıyor musun?
Ne yüzüğü?
Nişan yüzüğü şekerim.
Takmıyor muyum ben yüzük?
Takmıyor mu?
Takmıyor mu?
Takıyor mu?
Takmıyor musun?
Takıyorum takıyorum.
Da...
Lavaboda unutmuşsundur hayatım.
Takın ama. Böyle olmaz.
Un po 'di passione.
Biraz tutku.
Ay evet evet. Yani tak da görelim hadi.
Yani Ömer gibi bir centilmenin nasıl bir yüzükle evlenme teklifi ettiğini merak ettim doğrusu.
Tabii.
Takayım yüzüğü.
Lavabodan. Takayım.
Sen dur.
Sen dur.
Sevgilim olur mu öyle şey ya?
Ben gider alırım. Lütfen keyfine bak.
Hemen geliyorum.
Hemen geliyorum.
Bunlar...
...ilk gün aşığı gibi.
Bu da yeni... şey yapamadı, alışamadı daha şeye...
Çok tatlı!
Alıyor hemen şimdi yüzüğü.
Sevgilim.
Bakma öyle.
Gel.
Sonsuz aşkımızın ilk yıldızı.
Lütfen bir daha unutma olur mu?
Ay!
Bravo bravo!
Ömer.
Çok güzel bir yüzükmüş bu.
Defne ilk defa görmüyorsun yüzüğü. Nişan yüzüğümüz. Bozma.
Ömercim bravo bravo.
Yani dört dörtlük bir gelin seçmişsin kendine.
Çok güzel.
Bacialo!
Hadi.
Bacialo!
Parçala mı diyor?
Yok canım. Bacialo İtalyanca öp demek.
Bacialo madem.
Hadi ama.
Bacialo!
Parçala!
Aa Neriman Hanım!
Hoş geldiniz.
Baklava mı aldınız?
Makaron şekerim. Makaron.
Alayım.
Buyurun.
Bona sera!
Yengecim.
Anladım şekerim. Sen rahat ol.
Ömercim yengen havada kapar, havada.
Kapar.
Merhaba nasılsınız?
Yasemin bir saattir sana ulaşmaya çalışıyorum.
Bir sorun yok değil mi?
Hayır hayır yok.
Üretim seni bekliyor. Hemen harekete geçeceğiz. Biliyorsun.
Paran da hazır.
Şimdi görüşelim.
Zaten konuşmamız gereken şeyler var.
Sizim oradaki restoranda buluşalım öyleyse.
O restoranla da benim yıldızım hiç barışmadı ama...
...iyi peki madem.
Orası olsun.
Ömer.
Her şey çok güzeldi.
Muhteşem bir gece geçirdik.
Evet.
Çok teşekkür ederiz.
Rica ederim, afiyet olsun.
Şimdi...
...şu özel parçayı görmek istiyorum artık.
Özel parça?
Evet, ayakkabı.
Buralara kadar geldik.
Ayakkabıyı üretimden direkt bizim mağazalara yollayacağız.
Lansman İtalya'da yapılacak.
Haydi getir ayakkabıyı.
Hani ayakkabı bizdeydi?
Ver şu ayakkabıyı, çocuk zor durumda görmüyor musun?
Nasıl aldınız diyecek. Biz ne diyeceğiz?
Bacağımıza sıkarız.
Ömer.
Ayakkabı.
Ayakkabı.
Ayakkabı kolay canım.
Bakın ben şey anlatacağım, çok komik.
Şeyi...
Yasemin...
Yasemin kim?
Yasemin beni andı.
Defne...
...bir taklit yapar.
Ya?
Yapsana hadi şeyin taklidini.
Ne yapayım?
Kimi yapsın?
Yasemin'i yap.
Yasemin Hanım'ı yapayım?
Hadi yap.
Signora tanır Yasemin'i.
Öyle mi?
Tabii tabii.
Hadi yap.
Yapayım o zaman.
Ömer!
Ay sen bizi çok yoruyorsun.
Biraz Sinan gibi rahat olsana.
Peki peki siz...
...bakalım bunu tanıyabilecek misiniz? Bakalım bu kim?
Ay!
Şuramdan sinir geldi.
Mine!
Rezene çayımı yap.
Mine!
Çok komik.
Rezene gerekiyor sinir için.
Ömer'i yap bakayım.
Yok.
Olmaz.
Olur olur. Yap merak ediyorum.
Tamam o zaman.
Defne.
Yarın için program hazırla.
Yarın gidip bazı parçalara bakacağız.
Vaktimiz yok. Zaman yarat zaman.
Yok vaktimiz.
Defne suyum.
Ah!
Ben size o zaman şöyle köpüklü bir Türk kahvesi yapayım.
Güzel güzel içelim.
Çok iyi yapar.
Hay yaşa!
Kız alaturka şekerim. Türk kahvesi diyor.
Ya saat kaç oldu?
Hadi sana yallah. Ben de eve çıkayım da annemden laf yemeyeyim.
Nihan.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Demeseydin de olurdu yani.
Durdurup iyi akşamlar mı dedin sen?
Ya İso bu aralar sende bir şey var ama.
Hadi görüşürüz.
Ben geldim.
Gel şu perdeleri as.
Gel gel gel.
Ya ne perdesi gece gece!
Söylenme söylenme.
İyi bari iyi.
Hem nedir senin o suratın beş karış.
Yok bir şey anneanne yok.
Gel.
Gel.
Abi bugün Nihan'ın izin günüymüş.
Onunla siz böyle bir yerlere gitseydiniz ya.
Nihan artık İso ile geziyor yavrum.
Mahallede laf dolanıyor.
İso ile Nihan evlenecekler, abayı yakmışlar deniyor.
Aman!
Aman oğlum!
Olmaz ya!
Ne alaka?
İso ne?
Hem Nihan daha çok küçük.
Karta bile kaçıyor neredeyse.
Hem sana ne ki.
Ben şey ettim...
O kadar oldu mu ya?
Ya ben...
...şey ederim diyordum. İş bulurum diyorum.
Ondan sonra şey yaparım diyordum.
Ha?
Ben...
Ben daha hazır değildim.
Yani iş...
Daha vakit var diye ben...
...şey etmedim.
Nihan!
Nihan.
Hadi artık kalkalım.
Ayakkabıyı görmedik.
Ömer aşkım.
Bu bahsedilen ayakkabı senin son çizdiğin ayakkabı değil mi?
Evet.
Ben onu şirkette bıraktım, eve getirmedim ki.
Ha öyle mi?
Artık yarın biz size geliriz.
Olur vallahi, hem bahane olur.
Birlikte kahvaltı ederiz ha?
Değil mi?
Olur.
Geç oldu zaten.
Yarın sakin kafayla inceleriz.
Ne iyi ettiniz geldiniz.
Her şey için çok teşekkür ederiz.
Çok teşekkür ederiz.
Hadi bakalım.
İsmail, bön bön bakmak için mi çağırdın sen beni buraya?
Bön bön mü?
Ne oluyor?
Nihan ben...
Sen?
Ben...
Sen İsmail?
Delirdin herhalde.
Nihan.
Ben sana aşık oldum.
Ne kadar biliyor musun?
Çok.
Çok aşık oldum.
Mesela şimdi sana dokunuyorum ya böyle...
...elim uyuşuyor, kanım çekiliyor.
Midem kasılıyor.
Yani böyle...
...şimdi sen arkanı dönüp gideceksin ya, ben...
...hemen seni özlemeye başlıyorum.
O kadar heyecanlanıyorum ki.
Tamam sen şimdi bir şey söyleme.
Yani ben sana artık söyledim ya.
Aşkımı da biliyorsun. Her şeyi de anlattım.
Rahatladım ben yani.
Artık bundan sonrasını sen düşün Nihan.
Artık sende.
Ben şiştim çünkü.
Taşıyamıyorum ki bu kadarını.
Hepsi bu yani.
Oh!
Öyle.
Eyvallah.
...
Defne.
Sen olmasaydın ne yapardık ya?
Defne gerçekten finalde geceyi kurtardın.
İyi bu geceyi kurtardık da yarını ne yapacağız?
Kız haklı.
Ne yapacağız?
Durun canım. Yarına kadar belki bulunur.
Yengecim ayakkabı kaybolmadı, çalındı.
Nasıl bulacağız?
Tatlım belki kaybolmuştur.
Ben inanıyorum o ayakkabının geleceğine.
Hatta bak şimdi, ayakkabıya güzel enerji gönderiyorum.
Bize gel.
Bize gel.
Gelsin gelsin. Yatıya da gelsin.
Koray.
Allah Allah?
Koray?
Ömer!
Çabuk yetiş.
Ölüyorum hayatım.
Çabuk şirkete gel, hemen!
Koray ne oluyor? O ses ne? Niye geliyorum bu saatte şirkete ya?
Kılımı kıpırdatamıyorum. Ölüyorum adrenalinden.
Çabuk!
Allah Allah bu neydi ya şimdi?
Git git hemen git.
Git git.
Tamam.
Defne sen burada kal.
Şu toparlanmayı falan organize et.
Sinan sen gel abi benimle.
Adamın sesi baya kötü geliyordu ya şimdi ne oldu?
Hayatım sesi iyidir onun iyidir.
Adrenalindendir o.
İyidir muhakkak iyidir. Hatta biz de gelelim.
Yengecim siz niye geliyorsunuz?
Şimdi adamın sesi kötü geldi. Ne oldu ne bitti bilmiyoruz.
Durun siz burada. Sinan gel abi. Gel abi.
Tamam hadi.
Koray işi berbat etmese bari.
Yok yok ben böyle pasif pasif duramayacağım burada.
Birlik ve beraberlik içinde olmamız gereken günlerdeyiz.
Yürü Necmi.
Hadi.
Hadi hadi.
Bana da haber verin bari. Merak ederim ben.
Diyorum da...
...kime diyorum?
Sen de iyice havaya girdin Defne.
Ne var?
Bir şey mi lazım?
Şey...
Ben galiba senin böreğini beğenmiyorum.
Ya sen ne çeşit...
Ya sen ne çeşit bir manyaksın?
Bunu demeye mi geldin buraya?
Allah Allah sanki böreği ben sokuyorum senin burnuna. Sen istiyorsun habire.
Hepiniz delirdiniz bu akşam.
Sus kız deli.
Dinle.
Bak işte olay tam da o.
Ben senin böreğini değil...
...senin onu...
...benim için yapıp getirmeni seviyorum.
Nasıl yani?
Anlamadım.
Öyle yani.
Benim için börek yapman.
Benim için.
Bir şey yapman.
Bence bunu bir düşün.
Zaten bir delikanlıya bundan fazlasını da söylemek yakışmaz.
Hadi eyvallah.
Oldu ya!
Benim kalbim patlasın, infilak etsin istiyorsunuz herhalde.
Ne izin günüymüş be!
Bütün mahalle aşık oldu bana.
Hayatım sonuçta bin tane ayakkabı var.
Ayakkabı firması burası.
Ben mi karıştım Ömercim?
Tabii ki ayakkabı karışacak.
Yani karışmış.
Bana bak. Bakma öyle bön bön yüzüme.
Ömer.
Ömüş!
Of olmuyor böyle ya.
Suçlar gibi adamı.
Allah'ım çok gerginim.
Ekmek gibi oldu alnım, ekmek.
Ay Nöro, ay Nöro! Sen adama iş bıraktırırsın iş!
Koray!
Ah!
Ömer!
Koray ne oldu?
Oğlum yangın var gibi çağırıyorsun. Ne oldu söylesene!
Anlatsana gıcık.
Susarsanız anlatacak değil mi Koray?
Neler oldu bilmiyorsunuz.
Tabii heyecanlandım biraz.
Sinancım yangın var efekti vermek istemezdim ama...
...söyleyeceğim şeyden sonra benden özür dileyeeceksin.
Ee?
Müjdemi isterim.
Koray söyler misin artık?
Önce özür dilesin.
Hayda!
Koray yemin ediyorum çocuk gibisin ya!
Evet yani.
Koraycım hadi söyler misin canım, bak kırışacağız buralarda.
İyi o zaman.
Benimle gelin.
Gidelim hadi.
Gıcık işte gıcık.
Neredeler?
Herkes içerde, onu haber vereyim dedim size.
Ben gidebilir miyim?
Aman git be!
Evet?
Ömer.
Yasemin?
Konuşmamız lazım.
Yasemin şimdi sırası değil.
Ama Ömer önemli.
Yasemin bir saniye ya.
Ömer beni dinlemen lazım.
Hayır Ömer benimki daha önemli.
Ömer benim söyleyeceğim daha önemli.
Ömer.
Ayakkabı.
Ömer ben...
Ne?
Ayakkabı bende.
Ama...
Ayakkabı?
İşte bunu buldum.
Bu mu?
Bu ayakkabı diğer ayakkabıların yanına karışmış.
Bu olmalı değil mi? Yani olmasaydı ben hatırlardım da...
...tabii görsel hafızam iyi olduğu için.
Bir dakika.
Şimdi nasıl oluyor bu iş ben anlamadım.
Olmuş hayatım, olmuş işte.
Yani.
Karışmış işte. Yani burada binlerce ayakkabı var.
Bu da o gün bu ayakkabıların içine karışmış. Aynı Koray'ın dediği gibi.
Aynen öyle.
Yasemincim.
Ortak! Ortak yırttık be!
Yırttık oğlum yırttık. Gel buraya.
Hadi bunu kutlayalım. Var mısınız?
Ortak benim daha fazla tantanayı kaldıracak kafam hakikaten yok.
Bunu bir ara kutlarız.
Yasemin istiyorsan evine bırakayım?
Yok ben sonra giderim, burada yapılacak işlerim var.
Herkese iyi akşamlar.
Ömer, bu krizi de atlattığımıza göre artık derin bir nefes alabiliriz.
Haklısın.
Yenge?
Yok hayatım ben Koray ile dönerim.
Ama amcan seninle dönsün.
Sıkıldın sen.
Uykum da geldi. Hadi gidelim Ömer biz.
Hadi o zaman biz gidelim.
Hadi Ömer.
Küsüm ben sana.
Özür dilerim.
Ne gündü be! Ne gündü.
Yalnız bir şey söyleyeyim mi?
Bu sinsi tam zamanında geldi.
Yani bir çuval inciri damdan atacaktı.
Az kaldı kendi bacağına sıkacaktı gerizekalı.
Ay sorma! Ben de onu akıllı bir şey zannederdim.
Yani iri dur diri dur falan yapacak sandım.
Daha ilk dakikadan Ömer'e ötüyordu salak!
Sahiden niye ötmedi?
Yani niye ötmedik?
Hani deseydik bu Yasemin var ya bu Yasemin...
...bu Yasemin ayakkabıyı aldı. Tramba'ya götürecekti.
Seni de şirketini de batıracaktı.
Kız biz niye ötmedik?
Ay Koriş!
Ya kafayı çalıştır biraz.
O zaman Ömer bu işin içinde bir parmağımız olduğunu anlayacaktı.
Yok, önünü alamazdım katiyen.
Yüzük de bayağı güzelmiş.
Bunu gerçekten takacak olan kız kim acaba?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.