Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
.
Hoş geldiniz Neriman Hanım.
Yalnız bu bir aferin değil.
Sakın yanlış anlama. Bunlar zaten yapman gereken işler.
Anlıyorsun değil mi?
Bir daha da sakın bana bağırma. Külahları fena değişiriz.
Anlaşıldı mı?
Güzel. Hadi işimize bakalım.
Neriman Hanım.
Bakınız bu Defne, Ömer Bey'e bağıra bağıra konuşuyor.
Evet evet. Tabii tabii.
Ama haberiniz olsun yani.
Bakınız günün birinde Ömer Bey tahammül edemeyecek, koyacak kapının önüne.
-Ay bir çekil önümden! -Ama Neriman Hanım!
Ay ne var?
Bugün şirketin yeni ayakkabısı çıkıyor da bari onu haber vereyim dedim.
Ay dur şimdi. Dikkatimi dağıtma. Hadi hadi.
-Defne boş zamanıma bak. Bugün Sadri Usta'ya gideceğim. -Bakayım.
Bugün boş vaktiniz yok gibi görünüyor. Zaten akşam partiye gideceksiniz.
Zaman yarat.
Ama siz dediniz günümü sıkıştırma diye.
Tamam o zaman. Sen git.
Nereye gidiyorsun? Sana mı git dedim?
İşinizi mi böldüm? Bana mı git dedin?
Yok yengeciğim sana git der miyim hiç? Sana da demedim.
Sen git hemen ayakkabıyı almaya Sadri Usta'ya.
-Şükrü'yle beraber git. - Ha sonra?
Sonra eve git. Smokinimi al gel.
Smokin?
Akşam davet var da.
Ha davet. Kimle gidiyorsun peki akşam? Kim eşlik ediyor benim yakışıklı prensime.
Ben edeyim.
Eğlenceli bir olay değil. İşle ilgili.
Tamam tamam.
Ah canım, Defne. Tanışmıştık, hatırladın mı?
Nasıl gidiyor? Alışabildin mi bari?
Alıştım, alıştım. Sağ olun.
Ay ne kadar şeker bir kız bu böyle Ömer!
Ay pek de bir güzel. Tam cimcime bu ha Ömer.
Ömer dedim.
Defne sen çıkabilirsin.
İyi günler. Teşekkürler.
Niye hemen gönderiyorsun kızı? Ne güzel sohbet ediyorduk.
Kıskandın mı yoksa?
İşi var kızın yenge.
Ayrıca kıskandım. Ben, sen beni görmeye geldin sanıyordum.
Ay yengesinin yakışıklısı!
Bana bak. Ben dikkat ediyorum. Bu kız geldikten sonra böyle bir düzen geldi.
Toparladın yani. Bak şöyle bir fırsat bulup iki kelime sohbet edebiliyoruz.
İyi bu kız yani.
Daha değil de olacak.
Yani doğru enerjisi var diyelim.
Herhalde!
Neyse canım. Amcam nasıl iyi mi?
Aman bırak sen şimdi amcanı. Defne'den bahsedelim.
Çok güzel. Çok akıllı. Çok tuttum ben bu kızı. İyi yani.
Anladım yengeciğim, anladım.
Anlamadın, anla!
Neyse. Bana bak bugün yeni ayakkabı çıkıyormuş.
Evet.
Ay Ömer. Bari çizimini bana göster.
Dur bakalım. Bugün kendisini görürüz.
Şükrü abi. Neredeydi yeri?
Bak hemen içeri girince solda.
-Tamam. Sen iki dakika bekle. Ben şimdi geliyorum. -Ben buradayım.
Kimse yok mu?
Kimse yok mu?
Geldim, geldim. Buradayım, buradayım.
Merhaba, ben Defne. Ömer Bey'in asistanıyım.
-Öyle mi? -Evet.
Sizin kalıbını çıkardığınız ayakkabıları almaya geldim.
Her zaman kendi gelip alırdı.
Evet evet. O da öyle söyledi. Hep kendi gelirmiş ama işte...
...işler yoğun olunca kendi de gelemedi.
Ayakkabıyı da geciktirmek istemedi.
Aslında bana haber verdi. Defne'ye güvenebilirsiniz dedi.
Öyle mi dedi?
Evet. Bir dakika.
Evet. Çok güzel, özel bir tasarım.
Eminim öyledir. Çok teşekkür ederim.
Rica ederim.
Açmayacak mısın?
Yok. Çünkü sonuçta bana boş kutu verecek haliniz yok. Ben eminim.
Güveniyorum size sonuçta değil mi?
Ayakkabıyı merak etmiyor musun?
Ha o açıdan.
Merak ediyorum tabii. Ama Ömer Bey bakabilirsin demedi.
Mesela ben bir şiir yazsam öyle benden habersiz biri okusun istemem.
Tabii sonuçta Ömer Bey de bir sanatçı olduğu için.
-Diyorsun. -Evet.
Sen şimdi Defne misin?
-Evet, Defne. -Defne.
Defne bir ağaç ismiymiş.
Evet, bir ağaç. Ama ne ağaç!
Bak bir söylenti var.
Şimdi Apollon onlarca güzel kızın arasından Daphne diye bir kıza aşık olmuş.
Çok sevmiş onu ama Daphne ortadan kaybolmuş.
Apollon aramış aramış, bir türlü bulamamış.
En sonunda bir de bakmış ki Daphne, defne ağacı olmuş.
O da aşkından, sevgisinden bahçesine onlarca defne ağacı dikmiş.
Ben Apollon'un Defne'si mi oluyorum şimdi?
Yok. Hayır. Ömer'in Defne'si oluyorsun sen.
Ona söyle lütfen. Bir yerlerden rüzgar esmeye başlamış. Ben onu hissediyorum.
Tamam. Tamam, iletirim ben.
-İyi günler. -İyi günler.
Ne yapıyorsun?
Profil profil geziyor musun internette?
Aşk olsun Sinan. Öyle şeylerle vakit kaybedecek biri gibi mi duruyorum?
Beni hiç tanımamışsın Sinan.
Yok tanıyorum da neyle vakit harcıyorsun acaba?
Akşamki parti için takı bakıyorum.
Kadın telaşesi zor diyorsun ha?
Ay çok heyecanlıyım. Bütün yıl bu partiyi bekledim. Moda partisi bu.
Herkes orada olacak. Ben de en şık halimle arz-ı endam edeceğim.
Beraber gidelim mi?
Her şey yolunda mı?
Yolunda.
Yolunda. Akşamki partiyi konuşuyorduk biz de.
Nasıl yaparız? Geçerken beni alırsın değil mi?
Pardon. Plan mı vardı akşam için?
Yok, ben toplantıdan direkt gitmeyi planlıyordum ama.
Yaseminciğim senin arabaya ihtiyacın varsa söyleyelim ayarlasınlar.
Yok canım, ondan demedim. Gelirim ben.
Oldu o zaman. Benim de biraz işim vardı zaten.
Gideyim, onları halledeyim bari.
Nesi var bunun? Keyfi mi yok, bana mı öyle geldi?
Yok, bence normal. Sinan işte...
İyi bakalım, hadi kolay gelsin.
Ne olur sanki beraber gitsek?
-Nihan.
N'aber? Müsait misin?
Dramalar Kraliçesi. Magazin dolu hayatında neler oluyor, merak ettim. Ay özledim kızım ya.
Ömer Bey'in evindeyim.
Vay! Neden?
Ya işte Ömer Bey'i davete hazırlıyoruz. Onun smokinini almaya geldim.
Ay! Smokin diyor, davet diyor. Ay delireceğim ya! Film gibi.
Ya dur aman! Bir delirme Allah aşkına. Benim yerimde olmak istemezsin, söyleyeyim.
Bir dakika. Şimdi sen adamın evindesin. Adam evde değil mi?
Herhalde değil Nihan.
Olsa böyle lak lak konuşabilir miyim seninle? Şirkette.
Ay çatladım bak şimdi.
Karıştır kızım biraz ortalığı. Çekmecelere falan bak.
Niye ki?
Ay senin de şu ruhsuzluğun ha!
İki atraksiyona elvermiyorsun.
Yok mu kızım ortada şöyle gizli duran bir şey?
Aslında var.
Bir tane çalışma odası var. Hep kapısı kilitli.
Hah işte! Gir oraya. Saftirik!
Bir daha bu fırsat ele geçer mi ya?
Ya ayıp olur.
Ne ayıbı ne?
Bana bak, benim kapatmam lazım. Arayacağım seni tamam mı?
Odaya bak ha!
Bak şimdi.
Şirketten içeriye girdim.
Ömer'in odasına doğru gidiyorum.
Bir baktım bunlar.
Kızı böyle tutmuş. Dedim ki tamam, bunlar burada öpüşecekler.
Nasıl tutmuş, nasıl tutmuş?
Bak aynen böyle tutmuş. Bak.
Sonra hop! Bir anda geri çekildi.
Deli mi ne?
Aman neyse. Tünelin ucunda ışık var yani.
Hiç boş hayallere kapılma.
Bence o kızdan hiç mi hiç umut yok.
Bir kere kızın tipi beceriksiz.
Benim asıl korkum Ömer'in işi çakozlaması.
İşe uyanırsa var ya... İşte o zaman şapa oturduk demektir.
Ay daraltma beni Necmi.
Kötü şeyler görme.
Sen görürsen evren de görür.
Olumlu ol biraz. Olumlu düşün.
Ay benim bütün derdim şu köşk!
Aha yürüyen köşk geldi. Kalk hadi kalk.
Ay öleceğim şimdi.
Sevil Berberi.
-Alo. -Alo.
N'aptın, girdin mi odaya?
Ya odadayım zaten.
Allah! Neler var odada? Nasılmış zenginin çalışma odası?
Sen de taktın ha zengin odasına. Bulalım sana bir zengin koca da rahatla.
Yok yok. Ben haddimi bilirim. Zengin bulup da kendime sonradan görme dedirtmem.
Gerçekten bravo! Nasıl elit bir yaklaşım anlatamam.
Söylesene ne var etrafta?
Aslında Ömer Bey'in gerçek hayatı var bu odada ya.
Şey, Aşk ve Gurur diye bir film var biliyor musun?
Galiba Ömer Bey onu çok seviyor.
Her yerde posteri, kitapları falan var.
Neriman sana bunu söylemedi mi? Hani anlatmıştı her şeyi?
O da bilmiyormuş demek ki.
Zaten bence iki tane Ömer var.
Biri böyle işkolik, ciddi, disiplinli.
Öbürü de galiba romantik, duygulara önem veren Ömer.
Aslında bence gerçek Ömer'i kimse tanımıyor.
Alo. Ömer Bey. Şey...
Ben şimdi kutu... Ayakkabıları aldım kutudan...
Smokininiz de elimde zaten.
Yani öyle vakit kaybedecek bir şey yapmadım ben aslında.
Şimdi çıkıyorum. Siz bir şey mi isteyecektiniz?
Yok ben merak ettim.
Halledebildin mi diye.
Hallettiysen geç kalma. Bir bakayım. O yüzden aramıştım.
Yok, hallettim hallettim. Merak etmeyin. Her şey yolunda. Ben çıkıyorum şimdi.
Tamam, gel bakalım. Görüşürüz.
Görüşürüz.
Ay inanın gün içinde hep sizi düşünüyoruz.
Ay ne çok özlüyoruz sizi babacığım.
Sizden başka kimimiz var bizim? Siz bizim her şeyimizsiniz.
Yavaş.
Başka ne yapıyorsunuz gün içinde?
Ne gibi baba?
Yaptığınız hiçbir şey yok ki.
Arada bir şöyle düşünün. Beni düşünün. Köşkü düşünün.
Beş dönüm bostan, yan gel yat Osman.
Osman mı?
Neriman.
Bana Osman dedi.
Yani aşk olsun babacığım.
Ben ne diyorum, siz ne diyorsunuz?
Tamam tamam, kesin tıraşı.
Çok sıcak zaten bunaldım. Konuya gel Neriman.
Tamam, konuya giriyorum.
Ben daha bu sabah Ömer'ciğimizin yanındaydım.
Yanındaydı.
Ay bir görseniz nasıl çalışkan!
Tıpkı dedesi.
Keyfi de yerinde.
Keyif mi? Keyif eşekte olur. Ne keyfiymiş bu?
Keyfi yerindeymiş.
Nasıl, kendine bir aile kuracak mı? Var mı bir aday falan?
Onu söyleyin. Yoksa satarım köşkü ha!
Evet evet, köşkü diyorsunuz.
Bulamadınız mı Ömer'e birini?
Tık yok hala değil mi?
Ay olur mu? Tıkın tıkı var. Tık tık tık var. Tık rekoru var. Çift tık var.
Yani şöyle diyorum babacığım.
Yani siz bunu bana bırakın.
Göreceksiniz. En geç eylülde nikah var.
Doğru dürüst anlat. Ne diyorsun?
Hadi anlat Neriman. Söyle.
Ay anlatmayım. İşin sürprizi bozulmasın.
Ay babacığım. Ama ben çok kırılıyorum.
Siz hep böyle gölge gibi üstümüzdesiniz.
Bir saattir ne diyorum?
Güvenin bana siz.
Ben halledeceğim o işi.
Tatlım.
Bu o mu?
Aç bakayım.
Yok. Kesin talimat var.
Ömer Bey direkt benim odama getireceksiniz dedi.
Artık siz de onun odasında bakarsınız.
Ne oldu sana? Titreme mi geldi?
Sabahtan beri tuvalete gitmedim de...
Ömer Bey çıkmadan ben bir tuvalete gideyim o zaman.
-Ay babacığım, babacığım. -Dur kız, dur!
Dur, boğdun beni. Dur!
Bana bakın. Gözüm üstünüzde.
Satarım köşkü.
Tamam baba.
Güle güle babacığım.
Ay! Öleceğim gerginlikten.
Kalbim sıkıştı resmen.
Neriman ya sen babamı tanımıyor musun?
Babam hep böyledir.
Abim de ona uydu.
Hayatı sıkıştırdı sıkıştırdı. Kendini sıktı sıktı.
Erken yaşta öldü gitti.
Ömer de bunlara çekmiş.
Bir koyup bırakmıyor ki kendini.
Neymiş efendim? Gözüm üzerinizdeymiş.
Ama sen de biraz fazla gevşeksin yani Necmi.
Ay içim şişti Allah'ım.
Ben bu dünyaya kadın çilesi yaşamak için gelmişim.
Neriman, senin aklın fikrin o köşkte değil mi?
Çünkü geleceğimizi bir tek ben düşünüyorum da ondan.
Yani yarın öbür gün Sude Los Angelas'tan döndüğünde bizi beş kuruş parasız mı bulsun?
Ya da öbür dünyaya giderken kızımıza hiçbir şey bırakmayalım mı?
Tamam hayatım tamam.
Çok gerginsin.
Biraz sakinle, rahatla. Lütfen biraz sakin ol.
Ay akşama Koray gelse de şöyle iki dedikodu yapsak.
Birilerinin hayatının kötüye gittiğini duymaya çok ihtiyacım var.
Öyle mi?
O zaman senin ihtiyacını gidereyim.
Sana kötü bir haber vereyim.
Nurullah Bey'in kızı boşanıyormuş.
"Bombe" haber!
Ama ben demiştim. O çocuk bunları kandırıyor, batık o diye.
Ay acaba iflasını ilan etti mi?
Ay biliyor musun? Hayat damarım yeniden atmaya başladı Necmi.
Bana bak. Sen de biraz soruştur.
Ben de telefonda birkaç kişiyi arayım, iyice bir öğreneyim ne olmuş.
Mine! Telefon.
Mine!
Baktın mı?
Valla bakmadım.
Laf olsun diye söyledim zaten. Beğendin mi diye.
Neyse şimdi görürsün.
Ömer. Oğlum daha hazırlanmamışsın.
Ya geç kalıyoruz, geç. Hadi hadi.
O da smokin giymiş.
Gelinlik mi giyseymiş?
Bakalım şuna.
Ömer!
Hazır değilsin.
Bu akşam assolist ben olacağım. O yüzden hemen hazırlan.
Bakayım. Bunu mu giyeceksin?
Evet. Evet.
Bir bakamadık şuna.
Ay inanmıyorum. Dur dur, tamam. Ne zamandır bu anı bekliyoruz, sakin...
Yasemin Hanım, kahveniz.
Canım sırası mı şimdi?
Defne sen bakmayacak mısın?
Ya da tamam tamam, getir.
Şimdi ben hiç şey yapmayım sizi ya.
Ah!
Yandı vallahi adam yandı!
-Çok özür dilerim gerçekten. -Ömer, Ömer.
Canım, acıyor mu? İyi misin?
Herkes dışarı çıksın.
Dışarı çıkın. Çık!
Tamam. Ben ona bunu hesabını soracağım Ömer. Sen merak etme.
Sakar!
Defne! Sen nereye?
Dolaba koy şunu.
Siz de yandınız. Yandınız.
Tamam tamam. Gerek yok.
Neyse. Sen hazırladın mı isim listesini?
Evet evet. Hazırladım.
Şimdi, davette kimin kim olduğunu gösteren dosyayı hazırladım.
Zaten şimdi telefonunuza indiriyorum onu.
Tamam yolda bakarım.
Bir de mesela bu Lütfi Bey'i sadece You Tekstil'in CEO'su olarak yazdım.
Yani örnek olarak, o şekil.
Lütfi'yi tanıyorum. Gerek yok.
Tamam.
Tamam mı?
Bence tamam.
Ömer... Oo...
Sebep?
Yanıyorum kardeşim.
Anladım. Ben sıkıldım. Arabada bekliyorum.
Geliyorum.
-Kapıyı tıklat. -Pardon.
Kapalı olunca kafam karıştı.
O ne?
Sana ne?
Merak ettim de.
Nasıldım ama? İyiydim değil mi?
Tam zamanında geldim. Tam da yerine döküldü.
Aferin, öğreniyorsun.
Biz durup dururken Ömer Bey'i niye haşladık.
Ama bu kadar merak başa bela canım.
Senin görevin sana söylediklerimi yapmak sadece.
Neyse, ben çıkıyorum.
Davet için hazırlanmam lazım.
Son dakikada hazırlanır, yine de çok şık olur densin diye...
...kendime harika bir hareket planı hazırladım. Namım yürüsün.
Ne yaptınız?
Cem eve gelecek. Maşayı ısıtmıştır bile.
Makyaj ekibi de gelecek.
Hollywood yıldızları gibi olacağım. Gör beni bu gece.
Ama ben davetli değilim ki.
Kıyamam sana.
Büyüyünce olursun artık.
"Face"imden bakarsın artık fotoğraflarıma. Hadi, çık hadi.
Ben Sinan'la gideceğim.
Yasemin de orada olacak.
Seni Şükrü mü getirsin?
Ben mi? Ben de mi geleceğim?
Herhalde Defne. Sen benim asistanımsın.
Bu davet diğer markalar kadar bizim için de önemli.
Hem prestij hem network başarısı için asistanımın yanımda olması lazım.
Evet tabii haklısınız.
Tamam o zaman. Şükrü'yle haberleş. İşlerini halledip hazırlanıp geliyorsun.
-Orada görüşürüz. -Görüşürüz.
Ay yok Defne. Önce bir ortalığı topla ya.
N'aber iş batıran?
Ay aşk olsun Neriman Hanım.
Biz de aşk olsun diye uğraşıyoruz zaten.
N'aber? Aramadın bütün gün.
İşte ne yapayım.
Önce eve gittim. Ömer Bey'in smokinini aldım, şirkete geldim falan.
Ömer Bey'i davete hazırladık.
O da az önce çıktı yani.
Ben de şu ortalığı falan toplayım. Peşinden gideceğim.
-Siz n'aptınız? -Ne?
Ay aman, ağız alışkanlığı işte.
Ay onu demiyorum saçmalama.
Yani sen de mi gidiyorsun davete?
Ay şaka gibi.
Kezban Paris'te.
Hiç bana böyle bir şey söylememiştin.
Ay önemi yok. Zaten bin kez açıkladı.
İşte prestijmiş... Networkmüş falan... Asistanı olarak yanında gitmem gerekiyormuş.
Ay saçmalama, saçmalama!
Senin hemen buraya gelmen lazım.
Çabuk, çabuk. Hazırlamamız lazım seni.
Hiç rahat yok.
Nörom n'apıyorsun?
Ay kuşum sana işim düştü.
Yasemin'in ne giyeceğini davette bilmem lazım.
Tuvalet, kokteyl, straplez, degaje, avangard, vintage... Fark eder mi hayatım?
Yok yok. Benim için renk önemli.
Pişti olmasınlar da.
Diğer her konuda zaten biz onu yeriz.
Tamam hayatım. Öğrenirim. Öptüm.
Buyursunlar Neriman Hanım.
Derhal bana geliyorsun. Tam takım.
Acil operasyon var.
Hemen en iyi adamlarımı gönderiyorum.
Nörom, yeşil giyiyormuş cadı.
Ay haspam! Bulunmaz Hint kumaşı.
Yok yok. Bunları istemedim.
İyi günler.
Neriman İplikçi. Beni iyi dinle.
Otuz altı beden elbise lazım.
Bana derhal bütün modelleri fotoğraf olarak geçin.
Ayrıca o mağazayı senin ağzının içine sokarım.
Gözlerini devirdiğini görebiliyorum.
Otuz altı beden benim için değil, başkası için.
-Çabuk. -Tamam Neriman Hanım.
Bekliyorum.
Mine! Mine!
Ay benim sakinleşmem lazım.
Git bana sakinleştiricimi getir.
Ya da yok yok. Ay kilo yapıyor sakinleştirici.
Ay almasam mı?
Ya da git getir. Getir sen sakinleştiriciyi.
Ay getirmesen mi?
Ne diyorsun? Alayım mı ben sakinleştiricimi?
Getirsen mi? Getir hadi. Git getir sakinleştiricimi.
Hayır. Ya da gel. Gel sen buraya, beni sakinleştir.
Sen beni sakinleştir.
Yok yok. Vazgeçtim. Böyle olmayacak.
Sen git bana rezene çayı yap.
Öyle sakinleştir beni. Hadi hadi!
Ne duruyorsun? Hadi
Sakinleşmem lazım.
Tabii piyango oldu bu.
Yani Neriman Hanım'ın çağırması.
Öyle bir iki işi falan varmış. Buradan da davete hazırlanır gidersin dedi.
Tamam.
İşte açıklama yapıyorum. Hani götürüyorsun ya.
İşim bu benim kızım.
Ama işte insan bir merak eder yani.
Neyse.
Ya şimdi ben anneannemden izin alacağım ya...
Ne diyeceğim ben ya? Ben biraz gerginim.
Çalışıyorum de.
Yaşlı başlı kadın. Ne anlasın networkten, prestijden, davetten.
Basmıyor kafası. Yaşlı yaşlı...
Ay yok Şükrü abi. Ben sana yaşlı demek istemedim.
Sen maşallah turp gibi adamsın.
Taşı sıksan suyunu çıkarırsın.
Anladım anladım. Bak şimdi...
Git tane tane anlat.
Anlar canım. Niye anlamasın yani?
Yani. Doğru söylüyorsun aslında.
Ben gideyim tane tane anlatayım. Ya anneannem sonuçta yani.
-Yani. -Yani.
Kız senin Defne de iş değiştirmiş diyorlar.
Değiştirdi değiştirdi.
Hep garson olacak değil ya. Çok çalıştı yükseldi işte. Allah'ıma bin şükür.
Ne oldu şef mi?
Yok kız. Lokantadan ayrıldı.
Baktılar kızda iş var.
Şirkete çağırdılar. Gelsin toparlasın diye.
Hemen aldılar.
Ne şirketiymiş bu?
Aman ithalat ihracat işte.
Baş göz etme vakti geldi hı?
Benim kız öyle mahalledeki kızlar gibi boş oturmuyor.
İsterse kariyer de yapar çocuk da ama... Kısmet...
Hep çalışıyor mu bu kız?
Valla neredeyse bir hafta oldu yüzünü görmedik.
Ne iş yapar?
Hani bilmesek diyeceğiz ki, kız kocaya kaçtı da Türkan utancından diyemiyor.
-Ay anneanne. -Ne oldu?
Kusura bakma çantamda anahtarı bulamadım da.
Şişti ayağım şişti.
Çıkarma kız çıkarma. Kalsın ayakkabıların. Gel.
Ay ay ay! Benim gül yüzlü kızım gelmiş. Prensesim gelmiş.
Merhaba, hoş geldiniz.
Sen de hoş geldin.
Neler kaynatıyorsunuz bakalım?
İlahi Cevriye ya. Ay kocaya kaçan kız böyle mi gelir eve?
Anneanne. Ben sizi hiç bölmeyim de şey olmasın.
Anneanne. Sen bir şöyle gelsen.
Bir şey söyleyeceğim ben sana.
Olur mu? Ateş almaya mı geldin kızım?
Otur şöyle otur. Komşularımıza bir merhaba de.
Maşallah. Müdür mü oldun sen kız?
Yönetici asistanı...
Yönetici oldu. Asistanı bile var.
Toparladın mı bari?
Neyi?
Şirketi toparlayacaksın diye almışlar ya seni.
Neyi toparlıyorum ya? Kim uyduruyor bunları?
Anneanne, bak bir sürü dedikodu üretmişler. Sen daha uyu.
İlahi Defne'ciğim.
Niye böyle yapıyor biliyor musunuz? Komşular burnu büyüdü demesin diye.
Yoksa şirketi toparladı bile.
Topladım topladım. Ben geldikten sonra hep üretim arttı.
İthalat-ihracat diye duymuştuk.
Tabii tabii. İthalat, ihracat, üretim, tüketim...
Hepsi, hepsi var.
Anneanne sen şöyle bir gelsen.
Bir şey söyleyeceğim ben.
Oldu size iyi günler. İyi oturmalar. İyi sohbetler.
Selamünaleyküm Dayı.
Aleykümselam.
Hayırdır?
Ne gibi delikanlı?
Yok yani arabayı tanımadım da. Bir durum varsa yardımcı olayım.
Yok, ben Defne Hanım'ı bekliyorum da.
Hemen aşağı inerim dedi ama...
Abi ya... Defne'nin yeni iş yerinden.
Eyvallah, kusura bakma.
Türkan anne bırakmamıştır onu ya. İki saate inemez o.
Olmadı, gider ben bir bakarım.
Eyvallah, kolay gelsin.
Sağ ol.
Olmaz dedim, olmaz.
Hem sabahın köründe çıkıyorsun. Hem de geceleri çalışıyorsun.
Hem niye daha önceden belli olmuyor bunlar?
Ay anneanne benim de daha yeni haberim oldu diyorum ya. Tam çıkarken gel...
Abim geldi işte. Bak ona da soralım.
Abime de soralım anneanne.
Şükrü Abi, geliyordum ben.
Geliyordum, nereye? Demin söylediklerimi duymadın galiba.
Gidemezsin.
Ay anneanne acil diyorum ya.
Efendim, Ömer Bey'in hususi şoförü Şükrü.
Türkan Hanım'la mı müşerref oluyorum?
Evet müşerref. Ay, Türkan.
Efendim, gül cemaliniz Defne Hanım'ın güzelliğini nereden aldığını gözler önüne seriyor efendim.
Efendim, zat-ı haliniz de müsaade ederlerse Ömer Beyefendi...
...Defne Hanım'ın bu akşam şirket ile meşgul olmasını istirham ederler.
Şirket için çok önemli olan bu davete Defne Hanım da şeref verirlerse...
Ömer Bey onur addedip efendim, müteşekkir kalacaktır size.
Ay evet, şey... Gelin gelin.
Kızım kapıyı kapat.
Az önce dediklerinizi duyamadım da.
Malum kapı önü cereyan var.
Tabii efendim. Akşam toplantı var da...
Defne de katılırsa çok memnun oluruz, onu söylemek istemiştim.
Az önceki gibi...
Tabii. Efendim zat-ı haliniz de müsaade ederlerse genel müdürümüz Ömer beyefendi...
...Defne Hanım'ın bu akşamki davete katılımını iştirakını çok önemsiyorlar efendim.
Efendim, şirketimiz için çok mühim olan bu davete Defne Hanım'ın katılımı...
...Ömer Bey'e şeref verecek ve size müteşekkir kalacaktır efendim.
Madem patron, Defne Hanım olmazsa olmaz diyor...
O zaman verdim gitti.
Teşekkür ederim anneanne, sağ ol.
Şükrü abi gidelim mi?
Tabii ki, tabii ki.
Yalnız bir dahaki sefere böyle emrivaki olmasın.
Saygın bir aileyiz. Malum Paşa babam...
Elbette efendim, elbette. Merak etmeyin.
İzin verdim diye şımarma. Akşam bunun hesabını soracağım, bu emrivakinin. Unutma.
Tamam Türkan Sultan.
Aslansın valla Şükrü abi.
Nereden buldun öyle süslü süslü lafları?
Ömer Bey'le çalışmak kolay değil.
Beyefendi bu gencecik yaşında ne divan edebiyatı bırakır ne de Rus klasikleri.
Onun dilinden anlaman için azıcık kitap karıştırman, biraz usûl, adâp bilmen gerekir.
-Vay be! -Hadi atla.
Adam koskoca patron. Duydunuz işte.
Defne diyor da başka bir şey demiyor.
Benim de böyle çalışkan bir elemanım olsa ben de el üstünde tutarım.
-Maşallah. -Maşallah, zeki kızdı.
Ben demiştim zaten, bu kızda iş var diye.
Aferin kıza, maşallah.
Anneanne diyor. Gel seni şöyle hizmetçili güzel bir villada oturtayım diyor.
Ama ben istemiyorum.
Ayol o kadar para kazanıyor mu Defne?
Görmedin mi üstündekileri? İki kuruşa alınacak şeyler mi onlar?
Kazanıyor demek ki.
Git madem. Otur villada hakikatten.
Olur mu ayol?
Benim burada ahbaplarım var dedim.
Ben onları özlerim dedim.
Öyle parayı bulup da şımarmak olur mu dedim?
Öyle parayı bulunca da har vurup harman savurmak olur mu, dedim.
İnsana para her zaman lazım olur, dedim.
Lazım olmaz mı kız?
Serdar için bir sürü para verip kurtarmış diyorlar, doğru mu?
Hoppala! Üstüme iyilik sağlık.
Şimdi Defne'den söz ediyorduk. Nereden çıktı Serdar?
O da iş arıyor işte.
Çok teklif var ama daha karar veremedi.
Biz gelirken kahvede oturuyordu.
Bir arkadaşı fikir danışmak için çağırmıştır.
Yoksa öyle kahveye gittiği yok oğluşumun.
Serdar!
N'aber ya?
Gözükmüyorsun hiç.
İyidir. Senden n'aber fındık kurdu?
İyi. Akşam ne yapıyorsun?
Bilmem.
Ben size geleyim diyorum.
Gel. Bana niye söylüyorsun ki. Defne'ye söylesene.
Söyledim. Ama o geç gelecekmiş.
Defne geç gelecekse sen ne yapacaksın bizim evde? Sıkılırsın.
Şimdi şöyle...
Defne ben geç geleceğim deyince ben de tamam dedim.
O zaman ben size giderim dedim. Senin yokluğunu aratmam dedim.
O da gidersen git dedi.
Benim yokluğumu orada doldur dedi. Serdar'a da bunları aynen böyle söyle dedi.
Bir şey söyleyeyim mi? Siz ikiniz gün geçtikçe tuhaflaşmaya başladınız.
Bence bir hocaya gidin. Okutun kendinizi.
Ha yok. Sohbet ederiz diye ben...
Yoksa yani...
Ha onun için diyorsun.
Gel tabii canım.
Anneannem de evde yalnız zaten. Oturuyor.
Muhabbet edersiniz. Sohbet edersiniz. Canı sıkılıyor kadının zaten.
Sen?
Yok ben sıkılmıyorum. Hadi görüşürüz.
Ya şu senin yaptığın börek var ya...
Hani patatesli, alengirli falan bir şeyler yapıyorsun.
Ondan da yapıp getirsene. Süper olur. Kapiş?
Kapiş canım. Kapiş.
Dangalak.
Ben zaten ne buluyorsam Allah'ın ayısında?
Böreğimin de hastası olurmuş.
İyi, yapalım madem.
Neredesin sen?
Ay buradayım Neriman Hanım.
Tamam merak etme. Panik yok.
Çok hızlı çalışan bir ekip seni geceye hazırlayacak.
Davetin prensesi sen olacaksın.
Ay duy da inanma.
Şaka şaka. Motivasyonunu yüksek tut sen. Motivasyonunu yüksek tut.
Mine! Mine! Gelsinler tezgahı şuraya kursunlar.
Al ağzın kurumuştur.
Ne iyi oldu be.
Nasıl geçti maç toplantısı?
Ya bütün gün sürdü ama bayağı iyi çalışmışlar.
Ben sunumu falan beğendim. Sen yarın mutlaka bak.
-Tamamdır. -İhmal etme ha.
Tamamdır.
Biz de son çeyrekteyiz. Bakalım işte. Durumlar fena değil.
Bizim kızlar gelemedi ya. Hazırlanamadılar mı acaba?
Gelirler.
Yasemin geldi.
Oğlum çok güzel bir kadın bu ya.
Tam senin kalemin.
Sen okuldayken de böyleydin. Böyle süslü püslü kızları hep...
Niye senin kalemin değil mi?
Hiç değil.
Hoş buldum.
Ben hoş gördüm.
Yasemin. Muhteşemsin.
Herkes burada bakıyorum.
Bu seneki katılım bayağı yüksek.
Sen Bedirhanları gördün mü? Bir selam verseydin.
Oğlum ne Bedirhan'ı ya? Tamam bırak, sonra sıkarız canımızı.
Yasemin, ilk dans. Lütfen.
Peki madem. Ömer, sen hakkını kaybettin.
Hakkımı saklı tutuyorum ben. Bu gece mutlaka dans ederiz zaten.
Biz erkeklerin durumu çok zor azizim. Çok zor.
Kadınlar da bir felaket.
Kafalarının içinde kırk tane tilki geziyor, kırkının da kuyruğu birbirine değmiyor.
Öyledir tabii Necmi Bey.
Öyle bir kumpas kuruyorlar ki. Anla anlayabilirsen.
Necmi Bey, hanımlar bizden daha girift bir zekaya sahipler tabii.
Girift mi? Evet, benimki de girift.
Yani aynı anda otuz şey düşünüyor.
Üç ayrı konudan bahsediyor.
Ne düşünüyor? Ne konuşuyor? Kimden bahsediyor?
Anla onu anlayabilirsen. O derece yani.
Al bu servisi bakalım.
Bu mu? Oldu sanki.
Nasıl oldum? Bir ayna falan şey etseydim.
Bence tamamdır. Necmi!
Ne diyorsun?
Ama bu sahtekarlık.
Bu kız çok güzel olmuş.
-Oldu yani. -Olmuş.
Hem de çok olmuş.
Teşekkür ederim. Bir de ben görseydim.
Ay tamam tamam. Sen karışma şimdi. Hadi.
Şimdi seninle dans edebilirim.
Şeref duyarım.
Aman Allah'ım. Sen ne kadar da iyi bir dansçısın.
Bir tüy kadar hafif hissediyorum kollarında.
Teşekkür ederim. Bu kiminle dans ettiğine de bağlı biraz.
Ben eski balerindim, biliyorsun.
Tam da yeni ısınmıştık.
Gece uzun, dans ederiz.
Önce yapmamız gereken işleri halledelim.
Defne geldi.
Dansımız da beni yordu. Ne içsem acaba?
Ömer?
Bir dakika.
Şey Ömer Bey...
Ben biraz geç kaldım ama her şey yanımda.
Zaten telefonunuza da indirmiştim. Bir sorun yok değil mi?
Dur bakalım. Ne içersin?
Ben mi?
Ben içkiniz bittiyse size gideyim bardan bir şeyler alayım.
Böyle bir şeye izin verirsem nasıl bir kavalye olurum?
Bekle.
Kavalye mi dedi o ya?
Evet doğru duydun. Kavalye dedi.
Yalnız acaba bu akşamki kavalyen gelmeden senden bir dans mı koparsam ben?
Benle mi?
Niye dans bilmiyor musun?
Yok canım. Niye bilmeyeyim. Biliyorum tabii.
Nihan. Yalnız ben bu böreği gömdüm ama...
Afiyet olsun.
İnsan birazcık ablama bırakır yani.
Ablan şimdi kaz ciğeri falan yiyordur canım. Benim kıytırık böreğime kalmadı.
Ne yapıyormuş? Ne?
Yok canım. İş yerinde yiyecek bir şeyler veriyorlardır.
Karpuz keseyim mi ben?
-Karpuz. -Karpuz.
Nihan abla işler nasıl?
İyi.
İyi de ne kadar iyi? Yerin sağlam mı?
Nasıl?
Kızım, bıraksana karpuz kessin.
Yerin sağlamsa artık evlilik zamanı gelmiştir.
Sen ne diyorsun abi? Sence evlenmeli mi artık?
Karpuz diyorum. Hadi Nihan.
Karpuz yok evde. Otur Nihan.
Çay demlesek o zaman.
Şimdi içtin. Uykun kaçacak.
Ben çıkıp dolanayım biraz. Darlandım ya.
-Nereye? -Nereye?
Eko yaptı gibi oldu değil mi?
Şey için sordum. Beni de eve bırakırsın belki?
Kadillak'ım var ya benim. Hemen bırakırım seni evine.
Kızım yürüsene. İki adımlık yer.
Hayır. Sen yürüyeceksen birlikte yürürdük.
Ya ben kahveye falan uğrarım belki.
Yok öyle kahveye uğramak.
Zaten başına ne geldiyse o kahvedeki it kopuk yüzünden geldi.
Sıkıldıysan çık Nihan'la dolaş.
Sonra da doğru yarım saate kadar eve gel.
Sen merak etme Türkan teyzeciğim. Ben ona göz kulak olurum.
Yarım saate kadar da eve getiririm.
İyi hadi. Hadi yürü.
Valla Neriman Hanımda da çok iyi göz varmış.
Yani senden ilk bahsettiğinde ben biraz umutsuzdum ama...
Şimdi neredeyse Ömer'i kıskanacağım.
Valla teşekkür ederim.
Galiba asistanlık işini kıvırdım, hı?
Mesela ben bugün bin tane iş yaptım, bir tane bile hata yapmadım.
Bırak şimdi asistanlık işini.
Baş başayız. Ömer'le nasıl gidiyor?
Ya ben de size onu soracaktım.
Siz Aşk ve Gurur'la ilgili bir film ya da roman bir şey biliyor musunuz?
Evet çok ünlü bir roman.
Defalarca sinemaya uyarlandı. Niye?
Konusu ne peki?
Aşk ve gurur.
Bir de önyargı.
Aşk hikayesi.
Tamam.
O zaman ben hemen gideyim, izleyim.
Çünkü belli ki Ömer Bey çok seviyor.
İstersen film bende var.
Yani ben sana anlatırım. Uygulamalı... Şey... Sinema analizi.
İşte anladın.
Yok ya. Ben kendim şey yaparım. Analiz ederim onu.
Tamam.
Bunu giyen yürümesin diyorlar.
Biz tam tersini düşünüyoruz.
En abiye ayakkabıda bile rahatlığı önemsiyoruz. Bizim olayımız bu.
-Umarım meyvelerini toplayacağız. -Beyler.
Bu kadar ciddiyet yeter.
Ömer'in bu gece biraz dinlenip eğlenmesi lazım.
-Öyle mi? -Öyle canım.
Şimdi seninle ben dans ediyoruz.
Bir hanımefendinin dans teklifini reddetmek olmaz.
Sonra konuşuruz.
Ortak ne diyorsun? Eşleri değişsek mi?
Yok canım. Şurada Ömer'le biraz kaynatıyoruz.
Değişelim.
Müzik bitti.
Sen bu asistan kıza ne diyorsun?
Hayır yani buraya iş yapmaya mı gelmiş, ne yapmaya gelmiş? Belli değil.
Bir kere baksana şuna. Bu kadar süslenmek püslenmek niye yani?
Ya boş versene.
Büyüleyici görünüyorsun.
Yani her seferinde bundan daha güzel olamaz diyorum ve sen...
Neyse.
Öyle mi diyorsun?
İyi madem. Sana da smokin pek yakışmış.
Gidelim mi buradan?
Yok canım.
Yani iş yapmaya geldik sonuçta buraya.
Biraz sosyalleşmem lazım benim.
Hem daha Tonguç Beylere selam bile veremedim ben.
Ferda Hanım oradaymış.
Tonguç kim?
Ömer Bey, katılım anladığım kadarıyla beklediğinizden fazla olmuş.
Ben öyle B listesini size geçmemiştim tabii. Siz istemediğiniz için ama...
Tabletimde isterseniz...
Bırak iş konuşmayı.
Dans edelim sadece.
Ay meraktan çatlayacağım.
Biz niye davetli değiliz sanki.
Sektörel bir davet olduğu için olmasın.
Ay şu kızın giysisinin çirkinliğine bak.
Ayol o ne renk öyle?
Hayatım yaz geldi ya ondandır.
Ay Necmi. Özellikle mi yapıyorsun?
Gerginim diyorum.
Şurada oturup birilerinden nefret edip rahatlayalım diyorum.
Bana mantıklı mantıklı cevaplar veriyorsun.
Evet hayatım belli. Sen gerçekten gerginsin.
En iyisi ben yukarı çıkayım.
Aman zaten benim arkadaşım gelecek.
Onunla herkeslerden nefret ederiz.
Sana ihtiyacım yok benim.
İyi nefretler.
Bu ikinci oluyor ama.
Hayır iş yapmaya geldik buraya.
Asistanlarımızla dağıtmaya değil yani.
Ömer Bey, benim size bir şey söylemem lazım.
Söyle.
Sadri Bey'in size bir mesajı var.
Neymiş?
Şey diyor...
Bir yerlerden bir rüzgar esmeye başlamış, hissediyorum diyor.
Ben de farkındayım.
Rüzgar geliyor.
Valla ben hiçbir şey anlamıyorum.
Hava muhteşem.
Yazın ortasındayız. Ne rüzgarı, ben anlamadım.
Konuşma bitti.
Hadi geldik.
Yürüyorduk, ne güzel.
Yok sen git evine. Ben bir kahveye uğrayacağım iki dakika.
Ama ben Türkan teyzeye dedim ki Serdar...
Ya biz söylemezsek nereden bilecek Nihan?
Yürüdük derim ben.
-Nihan. -Hı?
Sen bize gelmeden önce üstünü mü değiştirdin?
Evet. Niye ki?
Şey... Yakışmış yani. Elbise hoş olmuş.
Bence sen hep böyle takıl.
Yani tarz olmuşsun. Gideri var.
Olur. Sen beğendiysen...
Hadi gitmiyor musun?
Sen de bir muhabbete doyamadın ha.
Gidiyorum.
Serdar.
Sen benimle vakit geçirmek istemiyor musun?
Ne?
Hani biz çocukluktan beri arkadaşız ya.
Hani birlikte büyüdük.
Ne? Oyun mu oynayalım çocuk gibi. Dokuz taş falan.
Ya Nihan ya.
Ya onu demiyorum ben.
Mesela ben mahalleye daha heyecanlı geliyorum. Seni görürüm diye.
Sonra bir ayak sesi duyunca pencereye koşuyorum. Sensindir...
Ya yarın öbür gün evlenir gidersin, kocanın ayak seslerini beklersin diyeceğim ama...
Ama?
Ama çok ufaksın be kızım.
Kim alıp ne yapsın senin gibi küçücük kızı?
Hadi bakayım. Ses yaylan evine. Hadi hadi.
Hadi eyvallah.
En azından outlet'in bizim olsun.
Biz marka imajı olarak pek outlet ya da indirim kavramına sıcak bakmıyoruz.
Evet. Yani biz ortağımla, Ömer Bey'le bu konu üzerine çok tartıştık.
Fiyat dengemizi ona göre ayarlıyoruz. İndirime girmiyoruz.
İlginç. Peki, bir şey söyleyeyim bari.
Bu yeni ayakkabı uygulaması doğru mu?
Ne zaman lansmanı?
Yakında.
Yakında.
Bizi kıskandıracaksınız yani?
Aynen öyle.
Şekerim bana bir "Cinderella" getirir misin? Hadi.
Biz sizinle geçen ay temas kurmuştuk galiba, değil mi?
Defne bir notlarımıza bak...
Evet evet. Temas kurmuştuk.
Ama teklifiniz bizim hedeflerimizle ölçüşmedi.
Zaten bizim marka yönetimimiz biraz Türkiye standartlarının dışında.
Aldın mı ayakkabıyı?
Aldım, bende.
Güvenli bir yerde.
Yarın için görüşelim mi?
Yarın Ömer'le art arda işlerim var. Çıkarsam çok dikkat çeker.
Öbür gün diyelim.
Tamam.
Yasemin Hanım Tramba'ya geri dönmek istiyor herhalde.
Bu ne ciddi konuşma.
Çok dikkat çekmeyelim. Gül.
Selamlaştık bitti. Yarın işim bitince ararım.
Ay görüyor musun? Millet şıkır şıkır.
Aman sorma! Millet ne hazırlandı, ne hazırlandı.
Bütün İstanbul'un en büyük ikonları, kadını, erkeği...
...elinde taş tutanı, sopa vuranı... Herkes orada.
Sen niye gitmedin sanki?
Hayatım dijital detoks yapıyorum.
Üç hafta boyunca sosyal medyadan uzağım.
Yani selfie bile çekinmem yasak.
Şimdi oraya gideceğim. "Çıkırt-çıkırt böyle, herkeslerle çekinemem ben.
En iyisi gitmemek.
Doğru.
Ay! Yasemin değil mi o?
Bak bak bak! Kahkahalara bak!
Hayatım ben sana bir şey söyleyeyim mi?
Bu kızın sırtı asla yere gelmez.
Aman onun sırtı beni ilgilendirmiyor.
Ömer'in sırtına binmesin, yeter.
Bak işte o zaman elimden çekeceği var.
Valla gönül istemez ama olacağı o gibi.
Baksana, davetteler.
Şimdi bunlar dans mans da ederler.
Oradan bir yerlere atmalar matmalar falan...
Öyle mi diyorsun?
Hayatım, görünen tablo o. Kusura bakma yani, öyle.
Necmi! Hazırlan. Gidiyoruz.
Nereye be?
Vallahi şekerim böyle uzaktan kumandayla olmayacak.
Gidip birazcık salınmalıyım, gözükmeliyim.
Ne oluyor ya?
Ömer'e gidiyoruz, davete. Ömer'in yanına. Tamam mı?
Sen smokinini giy. Ben de hazırlanıyorum.
Niye benle gidiyorsun? Bununla gitsene.
Çok isterdim Necmoş Bey ama dijital detoks. Gelemem.
Ne?
Ne dekos, ne dekos?
Dijital. Dijital detoks.
Benimki hala analog.
Necmi, nerede bunlar?
-Buradalar işte. -Hani?
Ne?
Necmi.
Neriman Hanım. Necmi Bey. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Haberim yoktu geleceğinizden.
Bizim de. Biz de birden ayaklandık. Evde rahat battı.
Ay çok ısrar ettiler. Biz de bir gelip görünelim bari dedik.
Değil mi Necmi?
Ömer'le Defne nerede?
Onlar ilerideler.
Yalnız merak etmeyin. Defne bu işi kıvıracak.
Ay ben yine de güvenemiyorum bu kıza.
Ben sizi götüreyim o zaman yanlarına.
Siz gidin, ben içecek bir şeyler alıp geliyorum.
Çok güzel görünüyorsun.
On numara. On numara beş yıldız.
Çok naziksiniz.
Geleceğinizi bilmiyordum.
Benim için de sürpriz oldu.
Hadi o zaman. Size bir şeyler ikram edeyim.
O şeref bana ait. Ben ikram edeyim.
Birazdan gelecek.
Sakın bir salaklık yapıp pot kırayım falan deme.
Tamam mı kızım?
Ay aşk olsun yani Neriman Hanım.
Ne diyeceğim sanki?
Ben de sizi kendime nasıl aşık edeceğimi soruyordum mu diyeceğim? Aşk olsun.
Kızım bari bir de belediyeden anons ettir.
Ay sen beni öldürecek misin?
Tamam şaka yaptım. Merak etmeyin. Her şey yolunda.
Pardon.
Biz de sizden bahsediyorduk.
Benden.
Yengeciğim bu ne şıklık?
Canım, seninle gurur duyuyorum.
Biraz önce Defneye de onu anlatıyordum.
Dünyanın en yakışıklı erkeği benim biricik yeğenim.
Utandırıyorsun beni.
Da ben... Geleceğinden haberim yoktu.
Ay çok ısrar ettiler. Öyle bir görüneyim dedim.
Defne senin keyfin nasıl? Eğleniyor musun?
Ne eğlenmesi Ömer Bey? İş yapmaya geldik. İş yapıyoruz yani.
Neriman İplikçi.
Necmi İplikçi'nin eşi.
Aynı zamanda sosyetenin en güzel kadını.
Öyle mi? Bak sen.
Neriman İplikçi.
Bu dansı bana bahşeder misiniz?
Ay deli gençlik!
Gerçekten de Neriman Hanım'a yakalanmaktan hiç korkmuyor musun?
İlahi... Niye korkayım?
Ne yapıyorum ki?
Genç ve güzel bir hanımefendiyle sohbet ediyorum. Ne var bunda?
Senin şu tavırların beni çok heyecanlandırıyor.
Böyle bir görünüp kaybolmaların...
Sonra aniden ortaya çıkmaların falan.
Ben hayatı akışına bırakıyorum.
Ne derler bilirsin.
Su akar yolunu bulur.
İstanbul küçük.
Ben yeteri kadar gözü kara biriyimdir.
Sen orasını hiç merak etme.
Sadece işimiz şansa kalmasın isterim.
Güzel. Bunu sevdim.
Ooo... Bak sen şu işe.
Necmi Bey burada Tuğçe Yıldız'la kaynaşmış.
Yasemin, seni görmek ne güzel.
Nasılsınız Necmi Bey?
Teşekkür ederim Yasemin. Sen nasılsın?
İyiyim ben de.
Neriman Hanımlar yoklar mı acaba?
Buradalar buradalar. Ben de onların yanına gidecektim.
Size iyi eğlenceler hanımlar.
Teşekkürler.
Ay nasıl da güzel dans eder benim yakışıklı oğlum!
Ay bir yandan annenle danslarınızı hatırladım.
Annemi hatırlamak için çok doğru bir gün değil yengeciğim.
İşle ilgili bir davet bu. Duygusallaşmayalım.
Ay biraz duygusallaş canım.
Şöyle sal kendini.
Rüzgara bırak.
Bugün de herkes rüzgardan bahseder oldu.
Nasıl yani?
Yoksa birisi birinin rüzgarına mı kapılıyor?
Ömer çabuk söyle.
Aşk olsun yengeciğim. Sen varken burada rüzgardan kimse bahsedemez. Merak etme.
Nihan.
Ne oldu? Niye ağlıyorsun?
Yok bir şey ya. Öyle...
Nasıl yok bir şey. Var bir şey işte.
Yok.
Kandırıyor muyuz biz birbirimizi?
Benden de mi saklıyorsun?
Beraber büyüdük.
Büyümek zorunda mıydık İso ya?
Çocukken her şey ne güzeldi.
Ya en fazla ebe oldum diye üzülüyordum.
O da birini sobeleyince geçiyordu.
Şimdi aylardır sobelemeye çalışıyorum. Bana mısın demiyor.
Ne?
Serdar işte.
Serdar ya. Yine Serdar.
Allah'ın işe yaramazı ya.
Ya yok yok. Mesele o değil.
Ben Serdar'a aşık oldum.
Ama o farkında bile değil.
Ya bazen anlatmaya çalışıyorum, ısrarla anlamıyor.
Ya şey belki... Anlıyordur belki...
Kafasında başka biri vardır falan.
Yok yok. Düpedüz ayı.
Anlamıyor.
Ben çok çekilmez biri miyim İso?
Ya mesela benimle konuşmak sıkıcı mı?
İtici miyim?
Tam tersi ya.
Yani fazlasıyla tam tersi.
Ama böyledir işte Nihan yani.
Sen birini seversin. Senin sevdiğin başka birini sever.
Yani sevdiğine değil de yüzünü ne zaman seni sevene dönersin...
...o zaman değişir her şey işte.
Bırak bu boş lafları İso.
Teselli lafları bunlar.
Ben iticiyim. Sıkıcıyım.
Biliyorum.
Olur mu öyle şey ya?
Ben mesela seninle vakit geçirmeyi çok seviyorum.
Sen geleceksin diye akşam mahalleye, heyecanlanıyorum.
Ayak sesi duyuyorum. Sen misin diye bakıyorum.
Seninle vakit geçirmeyi çok seviyorum yani.
Bırak bu çocukluktan kalma alışkanlıkları be İso.
Koca adam oldun.
İso. Sağ ol ya.
Sen de beni burada böyle teselli etmeye çalışıyorsun.
Hadi geç oldu. Gideyim ben.
Görüşürüz.
Neriman Hanımlar gittiler mi?
Az önce geçirdim onları.
Seni bırakayım ister misin?
Yok yok. Taksiye binerim ben şimdi. Zaten bizim eve de yakın biraz buralar.
Neresiymiş sizin oralar?
Seni bırakayım mı?
Ömer.
Hadi gelirken beni almadın, evime bırak bari.
Olur tabii. Sinan?
Yok Sinan eve gitmeyecek. Buradan akacak bir yerlere. Anlarsın.
Defne sen?
Yok yok ben taksiyle gideceğim.
Tamam haber verirsin.
Defne sen?
Ben standda bir şeyimi unuttum. Hemen alıp geliyorum.
Direkt eve bırakmak yok ama. Önce bir şeyler içeceğiz.
Ay ne ışıltılı bir geceydi. Rüya gibi.
Ne oldu Şükrü?
Ömer Bey, Defne hırkasını arabada bırakmıştı. Eve dönerken lazım olur şimdi.
Şuna bak ya.
Yasemin verir misin?
Tamam Şükrü dönelim.
Sinan Bey.
İyi misiniz?
Film izlemek istemiştin. Gel bana gidip izleyelim.
Şimdi mi? Biraz geç değil mi saat?
Zaten evden zor izin aldım. Sizin de pek keyfiniz yok gibi.
Şu anda içinde bulunduğum dünyadan çıkmak bana çok iyi gelecek.
Belki mesela bir çocukla zaman geçirmek falan.
Çocuk?
Ha ben?
Sana o filmi izleteceğim.
Sen de gidip o filmle Ömer'i etkileyeceksin.
Anlaştık mı?
Tabii eğer artık çok geç değilse.
Elimden geleni yaparım.
Yani. Tabii sizin Yasemin Hanım'la da birlikte olabilmeniz için.
Ya zaten her zaman anneannemden öyle kolay izin alamıyorum.
Çok kızgın benim anneannem. Sinirli.
Evden izin alması gereken bir kızla karşılaşmayalı bayağı olmuştu.
Geldi.
Eyvallah kardeşim.
Ömer Bey geri dönüyor.
Kesin Yasemin bir şey unutmuştur. Atla.
Kendin gideceksin sanıyordum.
Defne'yi bırakmayı ben teklif ettim Ömer.
Siz Yasemin Hanım'ı bekletmeyin isterseniz. Arabanızda değil miydi?
Atla.
Nörom.
Ay anlat anlat. Meraktan derim pul pul oldu.
Ay dur bittim.
Hadi ben yatmaya çıkıyorum.
Kız Necmoş niye üzgün?
Aman kart işte. Hemen uykusu geliverdi.
Merak etme, alırım ben onun havasını.
Aman senin de tadın tuzun kalmamış. Boşuna beklemişim seni.
Hadi ben gidiyorum hayatım.
Dur, odanı hazırlatayım.
Yok hayatım. Yarın sabah çok işim var. Haberleşiriz.
Bana bak. Gidince ara. Dikkatli git.
Tamam hayatım. Hadi öptüm.
-"Bye." -"See you."
Necmi! Uyuma, geliyorum.
Ne o Ömer'le atışıp duruyorsunuz?
Ömer Bey çok kibar bir insan olabilecekken olmuyor.
Ya hep böyle insanı yargılayan bir tavrı var sanki.
Keşke biraz şey gibi olabilse...
Ney gibi?
Sizin gibi.
Benim gibi mi?
Genelde insanlar bana Ömer gibi olmam gerektiğini söylerler ama.
Sen ilksin.
Niye ki? Samimi ve kibar bir insan olmanın nesi kötü ki?
Ömer nasıl?
Soğuk ve kaba mı?
Evet. Hem de çok.
Ciddi olamazsın. Beni evime mi bırakıyorsun?
Yasemin kusura bakma. Çok yorgunum.
Bari gel bir kahve iç.
Sözüm olsun, başka bir zaman. Olur mu?
Peki.
İyi geceler.
Buyur.
Ay! Sizin köpeğiniz varmış.
Seni ben yerim. Sen ne tatlı bir şeysin ya.
Babacığım nasılsın?
Özür dilerim. Çok mu yalnız kaldın sen bugün?
-Adı neydi? -Lila.
-Çok güzelmiş. -Öyledir.
Ay ben şimdi sizi gece gece hiç rahatsız etmeyim. Huzurunuzu bozmayım böyle.
Ben gideyim. Kendim gidebilirim zaten.
Tamam canım. Ne acelen var?
Filmi izleyelim. Belki benim de biraz kafam dağılır.
Şey yapayım o zaman ben. İşte filmi izleyelim sonra ben gideyim.
Tamam filmi izleyelim sonra git.
Hatta istiyorsan filmi buradan seyret. Yani rahat edeceksen.
Ya saçmalama. Hadi yürü.
Allah Allah.
Siz yalnız mı yaşıyorsunuz?
Yalnızım.
Aileniz yok mu?
Var ama şehir dışında.
Hani şu şeyler var ya. Şehrin merkezinde dedikleri ama şehrin merkezine iki saat uzaklıktaki villalar...
İşte onlarda yaşıyorlar.
Anladım.
Onlar da tasarım işinde falan mı?
Yok, alakası yok.
Babam finansçıydı. Medya şirketinde CEO'ydu, emekli oldu.
Annem hiç çalışmadı. İtinayla para yer.
Seninkiler?
Benim bir anneannem var.
Annem uzakta, babam da...
Uzakta derken?
Filmi bulabildiniz mi?
Ya aslında buradaydı ama...
Ters koymuşum. O yüzden...
Patlamış mısır?
Yok şimdi gecenin bir vakti. Zahmet olmasın, sağ olun.
Yok canım ne zahmeti. Ben yapmayı bilmiyorum. Sen benim için yapar mısın diye soracaktım.
Ha öyle. Tamam tamam. Ben hep yapıyorum, biliyorum. Yaparım ben.
Mutfak neredeydi?
Arka tarafta ama. İstiyorsan üstüne bir şeyler vereyim. Giy, rahat et.
Çok teşekkür ederim. Şu an o kadar rahatım ki çok rahatım.
Yalnız sadece şu ayakkabıları çıkarsam çok güzel olacak.
Tamam ama sadece ayakkabılar.
Evet.
Yalnız izin verirsen ben bir üzerimdekileri çıkaracağım. Ama söz sonra bir şeyler giyeceğim yani.
Tabii tabii.
Şimdi sakin ol. Yavaşça koltuğa otur tamam mı?
Serdar.
İso n'aber ya? Ne yapıyorsun?
Sen ne yapıyorsun lan asıl?
Oğlum sen ne işe yaramaz ne boş bir insansın lan.
Sen ne iğrenç bir adam oldun oğlum.
İso. Dükkanda boya falan mı var? Neyin kafası oğlum bu?
Senin gibi boş adam kafası değil Serdar Efendi.
Ayık insan kafası bu.
Bak İso. Adam gibi konuş. Küçüğüm demem...
Ne yaparsın lan? Ne yaparsın?
Adam gibi konuşmayı öğretene kadar o ağzına rot balans ayarı çekerim. Anladın mı?
Çek. Çek hadi lan. Çek.
Yürü, gece gece adamı uyuz etme.
Öldürürüm lan seni.
Ayrılın.
Ya bırakın gelsin. Gel lan buraya.
Öldürürüm lan seni.
Ya bırakın gelsin ya.
Mısır nerede?
-Bu ne? -Yok yok. O buğday.
Tamam.
Alayım.
Şey, tencere.
Pek kullanmıyorum da.
Şuraya bakalım.
Biraz daha döksene ya. Sen koy biraz daha. Ben yerim.
Ama şey bu.
Öyle görüdüğüne bakmayın siz.
Patlamaya başlayınca böyle kabaracak.
Biraz yağ. Çok koymayım.
Tamam.
Şey. Kapak, kapak. Yok mu kapak?
Bu olmaz sanırım değil mi?
Olmaz o.
Ya Sinan Bey size inanamıyorum.
Niye?
Bu nasıl bardak düzeni?
En acayip yerde duruyor bardaklar. Olur mu hiç bunlar burada?
Onlar böyle yukarıda falan dururlar.
Ne var orada?
Bakliyat falan.
Verin verin. O bardakları verin siz bana.
Olmaz. O bardaklar orada durmaz.
Bu tencereler de burada durmaz zaten.
Yandım yandım.
Yani işte bunları önyargıları birbirinden uzak tutuyor.
İkisi de birbirini yanlış anlıyorlar.
Bu çıtır Darcy var ya tam bizim Ömer ha!
Ne kadar kabul etmese de böyle köşeli tarafları var.
Ah be kedicik be.
Sen nasıl halledeceksin bu işi?
Defne.
Defne.
Hadi kalk yerine yat.
Ya tamam anneanne ya.
Kalk kuzum kalk. Üşüteceksin burada hadi.
Hadi Defne kalk.
Yavaş.
Böyle gel.
Yavaş.
Lila, burayı hallet ha!
Eşik var.
Yukarıda misaifir odası var.
Defne.
Defne.
Senin suratına ne oldu?
Düştüm anneanne.
Ayağım takıldı.
Bana bak. Kavgaya falan karışmıyorsun artık değil mi?
Tamam anneanne tamam. Artık ben uslandım.
Merak etme. Dert etme artık.
Vermemişler mi Nihan'ı?
Hani görücü gelecekti. Ses seda yok.
Bana bak. Beğenmediler mi yoksa kızı?
Yok artık. Nihan'ı beğenmeyecekler ha?
Ya Defne uyanmadı mı daha?
Çok geç oldu, çok geç.
Sen çayını koy, ben uyandırayım.
-Çok erken... -Çıktı.
-Az önce... -Çok erken çıktı.
Yani az önce çok erkendi. O da az önce çok erkenden çıktı.
Ya ne zaman? Kaçta geldi? Ne zaman çıktı?
Valla uykusuzluktan, yorgunluktan mahvoldu kızcağız.
Ben gördüm anneanne.
Hatta geldi, balkonda oturdu. Lafladık biraz.
Nasıl geçmiş?
İyi işte. İş güç. Geç saate kadar çalışmış.
Hani davet var demişlerdi?
Ha davet. Evet. Davet vardı.
Tabii söyledi. Ben uyku sersemi çok anlayamadıysam.
Zaten çok yorgundu. Hemen yattı.
Evet, hemen uyumuş.
Çok yoruluyor ya. Biraz kırmızı et, biraz vitamin.
Yoksa durumu kötü yani.
Gecenin bir yarısı geldi. Sabahın köründe çıktı gitti.
Yaşlandım ben artık yaşlandım.
Eskiden kapının önünden tavşan geçse yerimden zıplardım.
Şimdi hiçbir şey duymuyorum.
Sıkma canını anneanne. Bazen olur öyle şeyler.
Ya ben artık salonda mı uyusam ne yapsam?
Geleni geçeni hem duyar hem görürüm ha?
Olur mu öyle şey anneanne. Sen rahat rahat uyumana bak.
Allah!
Allah seni kahretsin Defne.
Uyuyacak yeri buldun işte ya.
Böyle uyunur mu? Burada uyunur mu?
Günaydın kedicik.
Ne o? Temiz hava çarptı, uyudun kaldın dışarıda.
Sinan Bey çok özür dilerim. Ben aslında kalkacaktım gidecektim ama...
... uyuyakalmışım. Keşke uyandırsaydınız.
Ben olsam tekmelerdim, bir şey yapardım.
Ay valla rezillik!
Sakin ol. Tamam.
-Çabuk. Acele et. Koş. -Allah!
Yani ben üstümü falan değiştirseydim. Değiştirmedim çünkü.
-Yüzümü falan yıkasaydım.
-Yoldan giderken bir iki parça bir şey alırız merak etme.
Defne gelmedi mi hala?
Yok gelmedi Ömer Bey.
Aradın mı?
Aradım. Telefonu kapalı.
Bir daha ara. Ulaşınca odama gelsin, çabuk.
Peki efendim.
Ne oluyor burada?
Bu gerginlik ne?
Senin ne işin var burada kunduz?
Olayı anlamaya çalışıyorum Koray Bey.
aman anlasan ne olacak? Hemen Neriman'a haber vereceksin değil mi?
Allah kuru iftiradan saklasın.
Benim Neriman Hanım'la ne alakam var?
Sus.
Kız! Buraya gel çarpık. Ne oluyor burada?
Kız. Ne oluyor burada?
Defne gelmedi mi hala?
Gelmedi Ömer Bey.
Gelince hemen odama gelsin.
Delireceğim ya.
Kıyafetler de yakıştı.
Etiketini çıkarsın mı acaba?
Etiketi unutmuşum ya.
Yalnız Ömer Bey beni öldürecek ya.
Ben sabahları gidip kahvaltı falan hazırlıyordum ona.
Canım bebek değil ya kendi hazırlamıştır.
Yasemin Hanım da onda kalmıştır herhalde.
Ya çok özür dilerim. Kusura bakmayın.
Herkes farkında değil mi?
Yasemin'e olan zaafımı biliyorlar.
Evet, biliyor herkes.
Tabii benim haddime değil ama...
-Yasemin Hanım biraz böyle... -Ömer'den hoşlanıyor gibi mi?
Yani.
Öyle sanıyor. Eğer Ömer'i tavlarsa hayat önüne sayısız kapı açacak sanıyor.
Yani Ömer'i dedesiyle barıştırıp bütün o varlığı elde edebileceğini düşünüyor.
Ama ben buradayım. Onun içindeki iyiyi çıkaracağım.
Onun içinde bir iyi olduğunu nereden biliyorsunuz?
Aşk iyileştirir.
Yani sevilmek kadınları sakinleştiren bir şeydir.
Ben, benim aşkımın onu iyi bir kadın yapacağını düşünüyorum.
Olaylar çok fena.
Ne oldu?
Ömer Bey dün gece ofisinde kalmış.
Şimdi sinir küpü şeklinde odasında.
Niye ki?
Yeni ayakkabısı çalınmış.
Kimin çaldığını düşünüyorlar peki?
Galiba yeni asistanın. Defne.
Tabii ya. Ayakkabı ondaydı. Başka kim çalabilir ki?
Eyvahlar olsun. Ay şirketimizin başına gelene bak ya!
Çekil önümden.
Günaydın millet.
Ne oldu ya?
Kıyafetleri mi beğenmediniz? Yoksa Ömer mi geldi?
Defne.
Ben bir Ömer Bey'in yanına gideyim.
Ömer Bey kusura bakmayın, ben biraz geç kaldım. Uyuyakalmışım.
Önceki gece çok iş olunca bir de davet falan...
Asfalyalar gittiyse demek bende...
Defne.
İçeri gir.
Vedo. Ne oluyor?
Valla ben bir şey bilmiyorum Sinan Bey.
Zaten bilsem de söylemem. Benim ağzım sıkıdır.
Kuz... Neydi ya? Köstebek değilim ben.
Çekil şuradan.
Sinan durum çok fena.
Yeni ayakkabı çalınmış.
Ne?
Sakin olun. Bir saat oldu ben geç kalalı.
Programınız da aksamadı ki. Daha ilk toplantınıza yarım saat var.
Defne.
Ayakkabı nerede?
Hangi ayakkabı?
Sadri Usta'ya gidip almanı söylediğim ayakkabı.
Benimle oyun oynama.
Ben aldım işte Sadri abiden o ayakkabıyı.
Şeye koyduk. Dolaba koyduk.
Oradaydı.
Oradaydı yani.
İşte burada, burada.
Nerede?
Nerede?
Kuşlar aldı.
Sana bu ayakkabının ne kadar önemli olduğunu kaç defa söyledim ben?
Evet.
Sadri Usta'ya gidip bu ayakkabıyı alman için sana güvendim.
Tamam işte, ben de gidip aldım.
Sadri abi bunu yanlışlıkla karıştırmış olmasın.
Başka bir kutu vermesin. Çünkü ben kutunun içine bakamadım.
Aradım. Öyle bir ihtimal yok.
Diyorsunuz.
Defne. Muhasebeye git. Çıkışını versinler.
Nasıl yani? Kovuldum mu?
Kovuldun. Çık dışarı.
Bana kendimi açıklamak için bir fırsat bir şey vermeyecek misiniz?
Mantıklı bir açıklaman varsa, buyur.
Yok.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.