All language subtitles for VEED-subtitles_Hayatımın Şansı Dizisi 3 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak Download
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Müzik)

(Jenerik müziği)

(Vapur düdüğü çaldı)

(Kadın) Sorma kız, kaç defa yok dedim, anlamıyor. Tutturdu alacağım diye.

-Param yok diyorum, anlamıyor. -Kırmızı!

(Kadın 1) Aman sen de, boş ver.

Of!

Bilemedin.

(Yonca) Hadi şimdi dön önüne ben tahmin edeceğim.

-Anneciğim? -Efendim anneciğim?

Sılalar tatile gidiyormuş. Tatil nasıl bir şey?

Hım.

Tatil? Gidip denize giriyorsun.

Hani böyle televizyonlarda oluyordu ya.

Plajlar var. İnsanlar orada dinleniyorlar, denize giriyorlar.

Sadece denize girmek için mi gidiyorlar?

Hayır tabii ki, sadece denize girmek için değil.

Dinlenmek için de gidiyorlar. Bütün kış çok çalıştıkları için...

...yazları da tatile gidiyorlar anneciğim.

Ama sen de çok fazla çalışıyorsun.

(Sare) Neden biz gitmiyoruz?

Çünkü...

Ben hiç yorulmuyorum ki.

Hem sen unuttun mu? Senin annen çok güçlüydü.

Asla yorulmaz, değil mi?

Ben biliyorum. Paramız yok diye gitmiyoruz.

O nereden çıktı şimdi?

Sıla söyledi.

-Sıla mı? -Biz fakirmişiz.

Fakirler tatile gidemez dedi.

-Biz fakiriz, değil mi anneciğim? -O nereden biliyormuş?

Hem sen kendin söylemedin mi, daha sayı saymayı bile bilmiyor diye?

Evet anne.

Sekizden sonra on diyor. Dokuzu bilmiyor.

Bak, gördün mü? Dokuzu bilmeyen insan mı olurmuş hiç?

(Sare) Evet, öğrenmemiş.

Bence Sıla hiçbir şey bilmiyorum anneciğim.

Biz fakir değil miyiz anneciğim?

(Kadın 2) Tamam, yarım saatte yanındayım, geç kalmam.

-Pembe! -(Kadın 2) Tamam, geliyorum.

Bildim! Bildim! Çilekli dondurmayı ben kazandım.

Ama anne, artık hile yapıyorsun. Hep sen kazanıyorsun.

Ne oldu, kızdın mı sen benim tatlı su kurbağam?

-Ne oldu? -Yapma anne.

-Yapacağım. -Yapma.

Ben seni hep böyle mıncıracağım. Sen hep güleceksin.

Her şeyin en güzelini yapacaksın sen.

-Ah! -(Sare) Ne oluyor?

(Geçiş sesi)

Anne!

Açın kapıyı! Duymuyor musunuz?

Kızım!

Şimdi teklifime ne diyorsun?

250 milyon size çıkmış olsa ne yapardınız?

(Geçiş sesi)

250 milyon liralık büyük ikramiye...

...bütün Türkiye'nin merakla beklediği 250 milyon liralık büyük ikramiye...

...paylaşılmıyor. Sadece bir talihliye gidiyor.

Bir talihliye.

Anneciğim?

Efendim bir tanem?

Biz artık çok mu zenginiz?

Artık bizi hiç kimsenin ayıramayacağı kadar çok güçlüyüz.

Sen ve ben.

-En birinci anne kız, değil mi? -En birinci anne kız.

Gel.

Tamam mı?

Sende kalsın. Şimdi bankaya gideceğiz.

Hayır. Biz biraz dolaşacağız.

-Olmaz. -Dolaşacağız.

Kızımla vakit geçireceğim.

Bugüne kadar yapmadıklarını yapacak.

Eğlenecek, gezecek, mutlu olacak. Önce o.

(Gerilim müziği)

Bunların hepsi tesadüf olamaz Ekrem, imkânsız bu.

(Ekrem) Yok artık. Şanslı Sayılar'dan bahsediyoruz.

-(Ekrem ses) Ne yani onu da mı? -Bilmiyorum. Ama neden olmasın?

(Ekrem ses) Çünkü bu bir şans oyunu Rüzgâr, şans.

Milyonda bir olan bir tesadüf.

Ya, göreceğiz bakalım.

(Ekrem ses) Nereye gidiyorsun?

Şansımı denemeye.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Merhaba. -Buyurun, hoş geldiniz.

Hoş bulduk. Kusura bakmayın, bir şey soracağım size.

Sabah çocuğum kayboldu.

(Rüzgâr) Eşimle buralarda geziyorlarmış.

Bir an elini bırakmış sonra da yani...

Polise de haber verdik ama işte...

Şimdi buradan çıkarken de baktım sizde kamera var.

Belki görüntüler hâlâ duruyordur, hani bir yardımı olur belki.

Tabii, buyurun. Kameralar devamlı kayıtta.

Eğer buralardaysa kesin bir şey kaydetmiştir.

Hadi inşallah, harika.

Saat kaç civarı?

10.00-12.00 aralığına bakabilir miyiz?

Tabii.

Sizin müşteriniz geldi bu arada, isterseniz ilgilenin.

-Ben yaparım. Mühim bir şey çünkü. -Süper.

(Gerilim müziği)

(Turgay) Evet.

Kendine bir hesap aç.

Kendine...

(Müzik)

Kendine bir hesap açtırıp, parayı hesabına yatırıyorsun.

-İyi misin? -İyiyim.

Hadi, ben burada bekliyorum.

-Bir sorun çıkmayacak, değil mi? -Hayır.

O para senin artık.

Hiçbir sorun çıkmayacak.

(Müzik)

Gel bir tanem.

(Gerilim müziği)

Merhaba. Ben bir hesap açtırıp, para yatıracaktım da.

Şuradan bir sıra numarası alın lütfen.

(Gerilim müziği)

Anne?

Efendim bir tanem?

-Çok mu bilgili o amca? -Neden?

Çünkü sana hep ne yapacağını söylüyor.

Biz artık hep onun dediğini mi yapacağız?

Hayır.

Hiç kimse bize ne yapmamız gerektiğini söyleyemez.

Bunu sakın unutma, olur mu?

-Ama o söylüyor. -Evet, söylüyor.

Ama ben öyle zannetmesini istiyorum.

Bırakalım o da öyle bilsin.

Bu da ikimizin sırrı olsun, anlaştık mı?

Anlaştık.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Geçiş sesi) Bir de pis işlerden ziyade...

...bu yapılanmanın mali işleriyle uğraşan Turgay Moral var.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

Ekrem, sana bir fotoğraf attım, bir ona baksana.

Gözüne inanamayacaksın. O arabayı hemen bulmamız lazım.

Tamam. Görüşürüz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Erman gülüyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Nerede?

(Erman gülüyor)

Peder!

Adam burnumuzun dibine kadar sokmuş ya.

Biz onu böyle koca İstanbul’da ararken...

...o bizim üstümüzdeymiş, bak.

Ama kabul etmek lazım peder, çok akıllıca.

Emin!

Her yeri arayın! Bellek burada mı bakın! Hemen!

Of! Çok sıkıcısın peder.

Adam onu burada bırakacak değil ya.

Turgay.

Turgaycık.

Acaba bu Turgay neler çeviriyor?

Bu ne lan?

Ne yapıyorsun?

Baksana peder, çok tatlı değil mi?

Belki sen biliyorsundur kurbağacık, söyle bakalım.

Sence bu Turgaycık neler çeviriyor olabilir? Dökül.

Gelecek nasılsa buraya.

Belki de.

Ya da para ve belleği alıp...

...çok uzaklara doğru yola çıkmıştır.

Önce kendini güvenceye alacak peder.

(Erman) Sonra da seninle beni bitirecek.

Perde.

Bir de kurbağacık sence...

...bütün bu olan bitenlerin içinde Yonca'nın olayı ne?

(Erman) Yani sadece bir piyon mu?

Yoksa daha fazlası mı?

Yonca Sıdalı.

(Gerilim müziği)

(Uyarı sesi)

Hadi gel.

Buyurun.

Ben bir hesap açtırmak istiyorum.

Ve bunu da o hesaba yatıracağım.

(Gerilim müziği)

Lütfen benimle gelir misiniz?

Buyurun lütfen.

(Gerilim müziği)

Buyurun.

Sizi bir dakika bekletebilir miyim?

(Gerilim müziği)

(Kadın) Hanımefendi!

Hanımefendi!

Yonca Hanım!

Yonca Sıdalı.

Sizsiniz, değil mi?

Buyurun lütfen.

Anne, ne oluyor?

(Müzik)

Buyurun lütfen, buyurun oturun.

Bir şey içer misiniz? Çay, kahve ya da herhangi bir şey?

Belki küçük hanım bir şeyler içmek ister. Meyve suyu içmek ister misin?

Siz bir şeyler için lütfen ya da açsanız yemek söyleyeyim.

Ne oluyor, neden buradayım?

Yonca Hanım, öncelikle bankamızı tercih ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Malum meblağ oldukça yüklü bir rakam.

Bu rakamı nasıl yapabiliriz, nasıl değerlendirebiliriz?

Size yardımcı olmak isterim.

Tabii ki sizin de isteyeceğiniz bir şekilde...

...bir yatırım planı hazırlayabiliriz.

Paramı hesabıma yatırın yeterli.

Tabii ki, para sizin paranız.

-Ancak doğru bir yatırım planıyla... -Bir hesap açılsın...

...ve para oraya yatsın, bu kadar. Başka bir şey istemiyorum.

Bir de ben birazını çekebiliyor muyum?

Tabii ki, para sizin paranız.

Ne kadar çekmek istiyorsunuz?

On bin.

Tamam mı?

Hallettim. Bütün parayı hesabıma yatırdılar.

Güzel. Mithat sizi istediğiniz yere götürecek.

Sare'yle dolaşmak istemedin mi?

-Tamam. Biz Sare'yle birlikte... -Mithat sizinle olacak.

Üç saat vaktiniz var. Üç saat sonra otelde ol.

Üç saat mi, niye üç saat?

Üç saat Yonca, üç saat.

Üç saat sonra otelde.

Onu kandırıyoruz, değil mi anneciğim?

(Geçiş sesi)

Sakın gözlerini açma.

Açmıyorum.

Açtın mı yoksa?

Hayır, hayır. Açmadım anneciğim.

(Yonca) Ve açabilirsin.

İyi ki doğdun bir tanem.

Pasta.

Evet, hem de senin en sevdiğinden, çilekli pasta.

Çilekli.

Hadi şimdi gözlerini kapat.

Ve bir dilek tut. Sonra da üfle mumu.

Ne tutayım?

Bilmem bir tanem, senin dileğin. Ne istiyorsan onu tut.

Ama birazcık çabuk ol. Bak mumun sönecek, üfleyemeyeceksin.

Tamam.

Tuttun mu?

-Tuttum. -Hadi üfle o zaman.

Ne tuttum biliyor musun anneciğim?

O söylenmez ki sonra olmaz bir tanem.

Ama annelere söylenir.

Öyle miymiş?

Evet.

Hım, ne tuttun peki?

Prenses olmak.

Sen zaten benim prensesimsin.

Ya anne, öyle değil.

Nasılmış?

Böyle üstümde çok çok güzel bir prenses kostümü olacak.

Sonra başımda tacım olacak.

Sonra prenses olduğum için ne istersem yapabileceğim.

Sonra...

(Geçiş sesi)

Bugün ne günü biliyor musun?

Ne günü?

Bugün prenses olma günü.

-Gerçekten mi? -Evet bir tanem.

(Yonca) Bugün senin günün.

Senin bugün prenses olup, ne yapmak istiyorsan onu yapacağın gün.

Nasıl olmuşum anneciğim?

Çok güzel olmuşsun bir tanem.

Ama sen neden ağlıyorsun ki?

Mutluluktan.

Ben hayatımda hiç bu kadar güzel prenses görmedim, o yüzden.

Eğer paramız yok diye üzülüyorsan almayalım bu elbiseyi.

Hayır bir tanem, hayır, var bizim paramız.

Hem unuttun mu? Çok paramız var bizim.

O zaman ağlama anneciğim.

Haklısın, tamam.

Ama neden mutsuz benim prensesim, yoksa beğenmedin mi kostümünü?

-Beğendim. -O zaman?

Bir daha ağlama olur mu anneciğim?

Tamam. Bir daha hiç ağlamak yok.

-Söz mü? -Söz.

En birinci anne kız sözü mü?

En birinci anne kız sözü.

Hadi ama gülelim birazcık.

-Bir şartla. -Neymiş bakalım o şart?

(Müzik)

Çok güzel olmuşsun anneciğim. Aynı kraliçeler gibi.

-Çok güzel olmamış mı? -Evet, çok güzel olmuş.

O zaman dediğini yaptığıma göre ben artık bunu çıkarabilirim.

Hayır.

Unuttun mu? Bugün prenses günü.

Yani?

Prenses ne isterse öyle olacak.

Peki, prenses ne istiyormuş?

(Sare) Herkes bize bakıyor, değil mi anneciğim?

Evet, herkes bize bakıyor anneciğim.

Çünkü prenses ve kraliçeye herkes bakar.

Evet, haklısın. Herkes bakar.

Peki, prenses ne yapmak ister? ("Nil K.-Kanatlarım Var Ruhumda" çalıyor)

"Sen beni boşuna hiç kalbinin oralara koyma"

"Kollarını bana sarma"

"Kalamam oralarda"

"Sen de gül eğlen, öyle acıklı konuşma"

"Hayat ne ki sonuçta?"

"Anlık bir buluşma"

"Lalalala ben de böyleyim"

"Lalalala hep de böyleydim"

"Geçmişe gitmem, küsüm gözyaşlarıyla"

"Daha güçlüyüm ben"

"Hatalarımla"

"Beni kendi yoluna çağırma, benim yolum başka"

"Gittiğim yer başka"

"Yokuşlarım başka"

"Lalalala ben de böyleyim"

"Lalalala hep de böyleydim"

"Karanlıkta yanabilirim"

"Boşlukta durabilirim"

"Düşmem ben, kanatlarım var ruhumda"

"Geldiğim gibi gidebilirim"

"Aşktan vazgeçebilirim"

"Zincir yok ki benim boynumda"

"Sen beni boşuna hiç kalbinin oralara koyma"

"Kollarını bana sarma"

"Kalamam oralarda"

"Sen de gül eğlen, öyle acıklı konuşma"

"Hayat ne ki sonuçta?"

"Anlık bir buluşma"

"Lalalala ben de böyleyim"

"Lalalala hep de böyleydim"

"Karanlıkta yanabilirim"

"Boşlukta durabilirim"

"Düşmem ben, kanatlarım var ruhumda"

"Geldiğim gibi gidebilirim"

"Aşktan vazgeçebilirim"

"Zincir yok ki benim boynumda"

Mutlu musun bir tanem?

Çok. Ya sen anneciğim?

Mutluyum.

Çok.

Ekrem, hadi bana şu MOBESE kameralarından bir haber ver.

Rüzgâr, biraz sakin ol.

Farkında mısın bilmiyorum, resmî iş yapmıyoruz.

El altından bu kadar oluyor.

-Tamam, tamam canım. Ben... -(Ekrem ses) Biraz daha sabır.

Bulacağım dedim. Sen ne yapıyorsun?

Sadece kendime amacımı hatırlatıyorum o kadar.

(Duygusal müzik)

(Ekrem) Turgay Moral ve Yonca ha?

Ya, aynen öyle.

Ve Şanslı Sayılar.

Sanırım haklısın.

(Ekrem ses) Artık ne dönüyorsa yolun sonu...

Mazhar.

Evet.

(Gerilim müziği)

Ne yapalım, gidelim mi?

Çak o zaman.

Bana o arabanın nereye gittiği bul Ekrem.

Ne olursun bul, olur mu?

(Gerilim müziği)

Merve Hanım.

Yine oyuncaklar birbirine girmiş, onları ayıklıyorum.

Ben hallederdim.

Yok ya, şimdi yanlışlıkla en sevdiği oyuncağı atarız falan.

Size yardım edeyim. (Telefon çalıyor)

Ayla, ben yalnız başıma yapsam daha iyi olacak.

Tamam efendim.

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Rüzgâr.

Bu herif ne zamandır oğlumu alıyor okuldan?

Bir dakika, sen...

Bu herif oğlumu okuldan ne zamandır alıyor diyorum!

-Sen neredesin? -Sana bir şey soruyorum!

Rüzgâr, sen okula mı gittin?

Soruma cevap ver sen benim, soruma!

Seni ilgilendirmiyor!

Öyle mi? Beni ilgilendirmiyor!

Ben onun babasıyım, nasıl ilgilendirmiyor beni?

Rüzgâr bak, sakın ona görünme. Bak, mahkeme kararı var, sakın!

Başlarım mahkemesine de kararına da!

Bu herif oğlumu okuldan almayacak, o kadar!

Ne işi var herifin burada?

Rüzgâr, tamam. Bak, sakin ol. Okulda bir olay olmuş.

-Ne olayı? -Ne önemi var?

Ne önemi var, ne yapacaksın?

(Merve ses) Bana bak, sakın yaklaşma ona!

Deniz'e iyi gelmiyorsun Rüzgâr, psikolojisi bozuluyor sonra, sakın.

-Ben mi iyi gelmiyorum? -Evet, sen.

O olayı hâlâ atlatamadı, bak sakın.

Ben kendi oğluma iyi gelmiyor muyum Merve?

-Hayır. -O herif mi iyi geliyor yani?

Rüzgâr, yapma ya.

Ya...

O herif mi ona iyi geliyor? Bana cevap ver, onu söyle!

İzin ver...

...senin yapamadığını yapsın. -Neymiş o?

İlgilensin onunla.

Benim yapamadığım neyi yapacak Merve?

Babalık.

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Kızgın amca neden yemek yemiyor anneciğim?

Kızgın amca mı? O mu kızgın amca?

Hep böyle bakıyor ya.

-Öyle mi bakıyor? -Evet.

Onun adı kızgın amca. Diğer amacının da bilgili.

Her şey biliyor ya.

Bak, bir tanem ben sana ne diyeceğim.

Şimdi senin bana bir konuda bana yardım etmen gerekiyor.

Ne yapacağım?

Hani o kızgın amca var ya.

O görmeden benim halletmem gereken çok önemli bir işim var.

-Ne? -Hişt, tamam. Sessiz ol.

Onun duymaması gerek.

Sen ben gelene kadar onu oyalayacaksın, olur mu bir tanem?

Tamam. Sen burada beni bekle, ben hemen geliyorum, anlaştık mı?

Anlaştık.

Benim tuvalete gitmek gerekiyor. Sare size emanet.

Tamam, gelince kalkarız.

(Müzik)

Merhaba, ben bir telefon, bir de hat alabilir miyim?

Bu ne için abla?

Boş zamanlarımda kraliçelik yapıyorum. Problem mi var?

Yok abla. Hangi telefonu istersin abla?

En uygunu hangisiyse onu.

Size uygun telefon bu.

-Hat ne zaman açılır? -Akşama kadar açılır.

Şeker ister misin?

Ama bu benim en sevdiğim renk.

Hem sen bize iyilik yaptığın için sana ayırmıştım.

Yemezsen çok üzülürüm.

-Daha ne kadar var? -Az kaldı abla.

(Gerilim müziği)

Ben çok susadım, bana su alır mısın?

(Duygusal müzik)

Geldim. Artık gidebiliriz.

Bir dakika bekler misiniz?

(Duygusal müzik)

Buyurun.

-Merhaba. -Merhaba.

Erkek için yün fanila var mı?

Tabii, kaç beden?

Sonuçların bir öncekine göre daha kötü ne yazık ki.

Bu şekilde devam edemezsin Turgay, senin acilen...

Sadece ağrı kesici istiyorum senden.

Turgay bu öyle basit bir şey değil. Bunları konuştuk seninle.

Kendine eziyet etmekten vazgeç artık.

-Bir an önce yatış yapman lazım. -Bana sadece...

...iki hafta daha dayanacağım bir şeyler ver.

Ağrılarımı dindirecek bir ilaç sadece.

Bir faydası olmayacak diyorum, anlamıyor musun?

Değerlerin gittikçe düşüyor. İki hafta daha kazanmak istiyorsan...

...söylediğimi yapman lazım. Yoksa...

Yoksa öleceksin.

Ölüme yürümüyor muyum zaten?

Ağrı kesici versem bile birkaç gün sonra dozu yetmeyecek.

O kadar şiddetli olacak ki dayanamayacaksın.

İki hafta.

İki haftaya daha ihtiyacım var.

Peki. Tamam.

Yazacağım ama bir faydası olmayacak, üzgünüm.

Ayrıca madem hastaneye yatmayı kabul etmiyorsun...

...kızlarının yanına git Turgay. Git ve son günlerini onlarla geçir.

Ne yazık ki sana söyleyeceğim tek şey bu artık.

(Müzik)

Of!

(Telefon çalıyor)

(Kapı açıldı)

Burcu Hanım, bu size.

Aa, çok teşekkür ederim, sağ olun.

(Kapı kapandı)

Aa çok güzel.

(Turgay dış ses) "Doğum günün kutlu olsun kızım."

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Duygusal müzik) (Telefon çalıyor)

Kızım.

Baba, unutmamışsın.

Ben sizin doğum günlerinizi ne zaman unuttum ki...

Hediyen çok güzel.

Beğenmene sevindim.

Nasılsın baba?

İyiyim kızım, iyiyim.

-Ben seni... -(Turgay ses) Burcu, ben iyiyim.

Gerçekten.

Beni merak etmeni istemiyorum.

-Nasıl? -Burcu, iyiyim ben.

Baba, bu akşam yanımızda olmanı istiyorum.

(Burcu ses) Doğum günümde yanımda olmanı istiyorum.

Lütfen. Ablam umurumda değil.

(Burcu ses) Son bir defa daha eskisi gibi olalım istiyorum.

Baba.

Baba. Baba, gelecek misin?

Son defa.

Son defa.

Geleceğim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim Burcu?

Ablacığım, sana bir şey söylemek istiyorum.

Dışarı çıkalım diye direteceksen hiç boşuna uğraşma.

Sabahtan beri senin pastanla uğraşıyorum.

(Burcu ses) Yok, hayır.

Şey...

Ben akşam babamı davet etmek istiyorum.

Hayır.

-Ama abla... -Hayır dedim sana!

(Burcu ses) Ben anlamıyorum ya.

Gerçekten anlamıyorum. Sen nasıl bu kadar acımasız olabiliyorsun?

Adam ölüyor ya!

Bak, asla böyle bir şey olmayacak tamam mı?

(Doğa ses) Asla böyle bir şey olmayacak.

Başka bir şey yoksa kapatıyorum.

Yok!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Gerilim müziği)

(Mazhar) Aç bakayım bacaklarını biraz daha.

Biraz daha. Tamam.

Oturuyor gibi şimdi. Evet.

Topa iyice odaklan.

Hazır mısın? Hadi vur.

Güzel ama daha iyi olacak.

Bir daha denemek ister misin?

İyice odaklan. Gerin.

Bugün okulda Berk'le aranızda bir şeyler olmuş galiba.

Adı Berk'ti değil mi?

Ne oldu?

(Mazhar) Ama böyle olmaz ortak.

Biz seninle karşılıklı söz verdik birbirimize...

...hiçbir şey saklamayacağız diye, değil mi?

-Evet. -Evet.

(Merve dış ses) Rüzgâr, sakın ona görünme. Mahkeme kararı var, sakın!

Sana vurdu mu?

(Müzik)

Gel benimle.

Burada ne görüyorsun?

Toplar.

Toplar. Al bakalım birini eline.

İyice bak. Bu tuttuğun topun bunlardan herhangi bir farkı var mı?

Hayır, hepsi aynı.

Hepsi aynı...

Hepsi aynı.

Renksiz, sıradan...

...tekdüze, öyle değil mi?

(Müzik)

Bu top neyi bekliyor biliyor musun?

Bizim ona vurmamızı bekliyor.

Bazı insanlar da işte bu toplar gibidir...

...renksiz, sıradan, tekdüze.

Kim gibi?

Aynı Berk gibi.

Ama bu hayatta bir de...

...sopalar vardır.

Toplar ne kadar çok ve sıradansa...

...sopalar da o kadar az ve özeldir.

Kim gibi? Aynı senin gibi.

Gel.

Sen hayatın boyunca hep kazanan olacaksın Deniz.

Merak etme. Bunu sana ben öğreteceğim.

Elinde tuttuğun sopa gibi insanlara her zaman sen yön vereceksin.

Bu toplar da aynı insanlar gibi.

Sadece sana itaat etmek için varlar.

Bunu sakın unutma tamam mı?

(Gerilim müziği)

Ne olursa olsun bunu unutma.

(Mazhar) Evet, şurada.

(İç çekiyor)

(Gerilim müziği)

Müşteri mi bıraktın buraya?

Güzergâhının dışındasın.

Aksine. Güzergâhımın tam da üstündeyim.

(Kokluyor)

Biliyor musun Rüzgâr...

...ne yaparsan yap bu koku çıkmıyor üstünden senin.

Bakayım. (Kokluyor)

Evet. Bu, kaybetmiş insan kokusu.

O kadar iyi biliyorum ki bunu...

Sen o çöplüğün içinde hâlâ koku alabiliyor musun?

Çöplük mü?

Çöplük! Benim güzel, sıcacık çöplüğüm.

O kadar mutluyum ki o çöplükte.

Benim, dünyalar güzeli bir karım var ve beni çok seviyor.

-Bir de oğlumuz var... -Sakın ona oğlum deme.

Bugün...

...Deniz, okulda küçük bir sorun yaşamış.

Bil bakalım, kimi aradılar?

(Gerilim müziği)

Ya!

Ah Rüzgâr, ah.

Sana çok üzülüyorum.

Çok üzülüyorum diyeceğim ama hiç de üzülmüyorum.

Bir de kalkıp buralara kadar gelmişsin.

Sen Deniz'i hiç merak etme.

Onu gerçek bir erkek olarak yetiştireceğim.

Gerçek bir erkek.

(Kapı kapandı)

(Müzik)

Meyve suyunuz.

Bir de bunu size vermemi istediler.

(Silah sesini taklit ediyor)

Komutanım.

Tepeyi almak üzereyiz. Emirlerinizi bekliyoruz, tamam.

Komutanım.

-Baba. -Söyle paşam.

Siz şimdi annemle ayrılacaksınız ya...

Ben annemle gideceğim. Ya bir daha seni göremezsem?

O nereden çıktı şimdi?

(Duygusal müzik)

-Bu ne? -Asker.

Yani ben.

-Peki bu? -Komutan.

Sen hiç komutanını bırakıp giden asker gördün mü peki?

Göremezsin.

Çünkü bir asker, asla komutanını yalnız bırakıp gitmez.

Sen de bir komutan olduğuna göre...

Er Rüzgâr Akçan, İstanbul!

Komutanına sonsuza kadar bağlı kalacağına...

...namusu ve şerefi üzerine ant içer!

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

Evet?

(Ekrem ses) Aradığın arabayı bulduk.

Başlıyoruz öyleyse.

(Arabayı çalıştırdı)

(Müzik)

Anne bunu bilgili amca hasta diye aldık değil mi?

Öksürüyordu ya, yazık. Hasta olmuş değil mi?

Evet bir tanem.

Hasta olmuş.

(Gerilim müziği)

(Kadın ses) Kendini stresle dolu bir anda buldun.

Günlük hayatta hepimiz böyle anlar yaşıyoruz.

Kendine bir toplantı odası ya da yalnız kalabileceğin bir vakit yarat.

Sırtını yasla, bedeninin ağırlığını zemine doğru bırak.

Gözlerini kapat ve nefes alış verişlerini izlemeye başla.

(Kadın dış ses) Nefes alış verişini gövdenin neresinde hissediyorsun?

Sadece farkına var ve bırak nefesler aksın.

(Kadın ses) Şu anda nasılsın?

Duygunu fark edip adlandırabilir misin?

Gergin, sinirli, sıkışmış...

...ve bu duyguları fark ettiğinde bedeninde hangi duyumları görüyorsun?

(Gerilim müziği)

(Kadın ses) Çenende, gözlerinde, başının etrafında...

...veya göğsünde bir sıkışma, ağırlık...

...ya da sızı var mı?

Sadece fark et ve bırak nefes aksın.

Bu ne lan?

Sakin kal dedin. Sakin kalıyorum, peder.

Erman! Erman!

Bir şey belli etme. Önce ne biliyor, amacı ne onu öğrenelim.

-Tamam mı? -Budur.

Erman!

(Kadın ses) Yargısızca, anlayışla ve sakince izle.

Hayırdır Behçet?

Biraz konuşalım mı Turgay?

(Kadın ses) Kendini ana bırak.

Vallahi gelmezsin diye düşünüyorduk.

-Şaşırttın bizi. -Neden?

Yoğun olduğun için Turgay.

İşlerin çoktur diye düşündük.

Yonca Sıdalı. Adı buydu değil mi?

Şanslı Sayılar talihlisinin adı.

Evet.

Basına çıktı bugün.

Gizlice görüntülerini çekmişler. Televizyondan gördük.

Anladım.

-Sorun mu? -Bilmem. Sence?

Değil. Sence?

Eh.

Kim bu Yonca Sıdalı, Turgay?

Şimdiye kadar hiç talihlilerle ilgilendiğinizi görmemiştim.

Bu yakın ilginin nedeni ne?

Güvenlik önlemi diyelim.

(Behçet) Rakam büyük.

Bir sorun olmasın Turgay?

Şimdiye kadar oldu mu?

Vallahi içim şişti bu yaşlılardan.

Yonca Sıdalı kim?

Her zamanki gibi seçilmiş, paraya ihtiyacı olan birisi.

Öylesine biri yani?

Hayır. Detaylıca incelenmiş, araştırılmış...

...bizim teklifimize hayır diyemeyecek olan birisi.

Tıpkı daha öncekiler gibi.

Sadece bu, öyle mi?

Sanırım benim bilmediğim bir şeyler biliyorsun.

Turgay ben seni hiç sevmiyorum.

Bunu biliyorum.

En temel şeyi biliyormuş işte bak, gördün mü?

Biz buraya birbirimize sevgimizden bahsetmek için mi oturduk?

"Bir insanı sevmekle başlayacak her şey."

Sevmek demişken, kızın Doğa nasıl?

-Erman! -Ne var?

Tamam peder. Allah Allah! Bir sorun yok.

Ben sadece nasıl olduğunu sordum.

Yoksa bizim aramızdaki anlaşma baki. Öyle değil mi Turgay?

Ben Doğa'ya yaklaşmayacağım. Yaklaştım mı?

-Yaklaştım mı? -Erman!

Ben kendim cevap vereyim, yaklaşmadım. Öyle değil mi Turgay?

Ben aramızdaki anlaşmaya sadık kaldım, değil mi?

Zaten karşılıklı güven varken anlaşma niye bozulsun ki Turgay?

Karşılıklı güven var mı Turgay?

Şimdiye kadar nasıl devam ettiyse...

İşte bu! Şimdiye kadar nasıl devam ettiyse.

Yonca Sıdalı. Kendisiyle tanışabilir miyiz?

-Niye? -Nasıl niye?

Sonuçta en büyük ikramiyeyi kazanmış birisi.

İnsan merak ediyor. Hayatında kaç defa göreceksin?

En kötü bir selfie falan çektiririz.

-(Erman) Burada mı kalıyor? -Evet.

-Ne zaman gelir? -Birazdan burada olur.

Harika! Kendisiyle tanışmak için sabırsızlanıyorum.

(Müzik)

Ama burada bir insanı sevmekle bitiyor.

Şey dedim ya demin, "Bir insanı sevmekle başlıyor her şey."

Ama işte burada, bir insanı sevmekle bi...

Oho!

Kimin sözü bu, peder?

Biraz okuyun! Yalnız başıma kalıyorum kültürle.

Buraya kadar gelmesi...

...kızı getirmesi...

Kullanacak olsaydı belleği kullanırdı.

Hayır.

Fotoğraflar basına yansıdı dediğinde yüzünü görmedin mi?

Gizli gizli bir şey yapacaktı...

...patladı.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Gel.

Hadi anneciğim. Hemen gidip oyuncaklarımla oynayalım.

Tamam bir tanem, sabırsızlanma. Gideceğiz.

Yatana kadar prenses kıyafetlerimi çıkarmasam olur mu?

-Emin! -(Sare) Prenses günü hiç bitmesin.

Anneciğim, neden durduk?

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

Anneciğim ne oluyor? Anne!

Bilgili amcanın hediyesini vermedik.

Sonra veririz, dursun.

Ama bak, orada.

Dursun, sonra veririz dedim!

(Asansör geldi)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kapı kilidi açıldı)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Anne ne oluyor? -Hemen buradan gitmemiz lazım.

Nereye?

Behçetler bir şey çeviriyor. Anlaşmış olabilirler.

Yonca'yı buradan götüreceğiz.

Yine nereye gidiyoruz anne?

-Gitmemiz lazım anneciğim. -Ama hep gidiyoruz.

Hani bugün prenses günüydü? Ben gitmek istemiyorum.

Kötü adamlar geliyor Sare.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Anne, oyuncaklarım! -Boş ver onları.

(Sare) Ama anne...

Sen otoparka in. Arabayı çalıştır ve bekle.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruluyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Kötü adamlar mı geldi? -Sus.

(Kapı vuruluyor)

Yonca!

Yonca, benim. Aç kapıyı.

Şimdi ne yapacağız?

(Gerilim müziği)

Abi, şu kız otele giriş yapmış.

Yonca!

Yedek kart yanında mı?

Gel.

Hadi sen arabaya in, bekle.

Mithat, hemen!

(Müzik)

Gel, geç şuraya.

-Anneciğim... -Otur.

-Sen burada duracaksın. -Anne.

Bırakma beni, ne olur.

Ben seni bırakır mıyım, asla bırakmam.

Asla.

Anneciğim, sen şimdi burada duracaksın.

Ben sana çık diyene kadar sakın çıkmayacaksın, tamam mı?

Bırakma beni anne, ne olur.

Bırakmayacağım. Anneler kızlarını bırakır mı?

Bırakmaz.

Ben asla bırakmam.

Çünkü ben çok güçlüyüm, değil mi? En güçlü anneyim ben.

Bana hiç kimse hiçbir şey yapamaz. Çünkü benim Sare'm var.

Sen benim yanımdasın çünkü.

Anne, korkuyorum.

Ben de korkuyorum, çok korkuyorum.

Ama biz korkunca ne yapıyorduk?

Şarkı söylüyorduk.

-Ne söylüyorduk? -Küçük Kız.

"Küçük kız küçük kız söyle bize nerdeydin"

"Dün sabah bekledim oynamaya gelmedin"

"Dün sabah bekledim hiç görünmedin"

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Kızım, ne yapıyorsun? -Bırak!

-Kızım, ne yapıyorsun? -İstemiyorum!

-Gideceğim! -Kızım, bırak!

-Gideceğim diyorum sana! -Kızım, ne yapıyorsun?

-Gideceğim, bırak beni! -Lütfen, sakin ol kızım.

(Turgay) Sakin ol diyorum sana.

(Yonca) Bırak beni gideceğim!

(Sare) Anne, anne!

Anne, anne!

(Gerilim müziği)

Gideceğim bırak!

(Gerilim müziği)

Anne.

Anne.

Anne.

Anne.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Erman.

Fotoğraf çektirmeye geldim.

Burada değil.

Ee, bana geldiğini söylemişlerdi.

Ben böyle bir şey söylediğimi hatırlamıyorum.

Çocuk için oyuncak almışlar. Onlar geldi.

Bugün için de benden izin istediler, ben de verdim.

Gelmeyecekler yani.

-Gelmeyecekler. -Evet.

Peki, bu tam olarak ne zaman oldu?

Bilmem.

Saate bakmadım.

Sence bu riskli değil mi Turgay?

Risk?

Ya parayı alıp kaçarlarsa?

Ee, o zaman size iş düşer Erman.

Yakalarsınız.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Anne.

(Duygusal müzik)

Çok yüksekten indik, değil mi?

-Korktun mu sen? -Ee, sen de korktun.

Yok, ben hiç korkmadım.

Çünkü benim yanımda şans meleğim var.

-Kimmiş bakalım benim şans meleğim? -Ben.

Hadi oradan, sen bir kere tatlı, küçük su kurbağasısın.

-Nasıl melek olacaksın? -Anne.

(Duygusal müzik)

Leliş kaldı.

Bilge amca, kötü bilge amcaymış, değil mi?

Kocaman amcalar ne yapacaklar Leliş'le?

Sonra belki gider alırız, değil mi anneciğim?

Peki, biz şimdi nerede kalacağız?

(Canan dış ses) Hayatı bir anda değişti.

Hayal edemeyeceği kadar çok parası var artık.

-Yani? -Yani...

...Sare'yi benden almak için bir sebebi daha var.

Niye böyle oluyor?

Sence beni sınıyor mu hâlâ?

-Kim? -Kader.

-Kaderim. -Sence?

Bence öyle. Yani...

...gerçek mutluluklar çektiğin acılardan sonra gelmiyor mu?

Öyle mi oluyor?

Öyle olmalı.

Öyle olmasına ihtiyacım var.

Mutlu olmak için acı çekmek zorunda değilsin.

Öyleyse niye şimdi acı hissediyorum?

Aynı acı, biliyor musun?

Bebeğimi kaybettiğimde de bunu hissetmiştim.

Onu içimden ölü olarak çıkarttıklarında...

...kalbimde aynı acıyı hissediyorum. Çok canım yanıyor Hülya.

Evet.

Sare'nin öz annesi olmadığımı tabii ki biliyorum.

Ama o benimmiş gibi hissediyorum.

Bunda yanlış olan ne olabilir ki?

Bak Canan...

...tarif ettiğin bu his...

...bir çocuğa duyduğun bu şefkatli korumacı anaç hâlin...

...senin özünde var olan duygular.

Bu Sare'yle değil, tamamen seninle ilgili.

Herhangi bir çocuk da sana aynı duyguları...

Hayır.

Hayır Hülya, bu Sare'yle benim aramda.

Denemedin ki.

Canan, sana daha önce de söyledim. Başka herhangi çocukla bir...

Aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsun Hülya.

Herkesin söylediklerini tekrar tekrar söyleyip duruyorsun.

Ben bunları duymak istemiyorum.

Ne duymak istiyorsun?

Onun geleceği günü.

Onu istiyorum, Sare'yi istiyorum.

Bunu söyleyebilir misin bana?

(Müzik)

Anne?

Ben seni merak ettim.

Onun için.

Sana sarılabilir miyim anne?

Buna çok ihtiyacım var.

(Duygusal müzik)

Bir arada gördüğün en fazla para ne kadardı?

On milyon.

Bir kaçakçının evinde yakalanmıştı.

Neyin içindeydi?

İki çantanın içindeydi.

Yani 50 çanta yapıyor.

50 ne?

250 milyon.

Tam 50 çanta yapıyor.

Benim bir daha çocuğum olmayacak anne.

Bir daha asla.

Tek çocuğum da...

...daha dünyaya gözlerini açamadan...

...bütün annelik hayallerimi alıp gitti benden.

Kardeşlerinin hayatına mal olduğunu nereden bilsin.

Benim için üzüldüğünün farkındayım.

Anlıyorum da.

Ama sen beni anlamıyorsun anne.

Anlayamazsın da.

Niye biliyor musun?

Çünkü senin bir çocuğun var.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Savcı'm, olay yeri hazır, sizi bekliyoruz.

Tamam, geliyorum.

(Polis) Arkadaşlar, kolay gelsin.

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor. Lütfen sinyal...

Aradığımız kişi elimizden uçtu, otel kayıtları da silindi.

Acaba Yonca diye biri yaşamıyor mu?

Emin, Yonca diye biri var mı?

Emin!

Takip edelim mi abi?

Kimi Emin?

Turgay'ı.

Bayılıyorum. En sevdiğim, hiç kullanılmamış sıfır kilometre beyin.

Bak baba, bu Emin.

Turgay'ı takip edecekmiş.

Salak, yakalasan ne yapacaksın?

(Gerilim müziği)

Sonrası?

Hepsini sildin değil mi? Hiçbir görüntü kalmadı.

Anlayamıyorum Mithat.

Bugün olanlar için senin bir açıklaman var mı?

(Duygusal müzik)

Bu da benim sınavım.

Kızlarımla hiç bitmeyen sınavım.

Hesaplarda bir sorun var galiba, finanstaki Songül söyledi.

-Ne sorunu? -Ben de tam bilmiyorum ama...

...yeni gelen finans müdürü var ya Çağrı Bey.

Dün gece geç saatlere kadar çalışmış, birkaç caride sorun tespit etmiş.

Hem de ciddi bir sorun.

Bugün yarın her an bir inceleme olabilir dedi.

Hadi. Hadi aç şu telefonu, hadi!

Bırak şimdi doğum gününü falan, parayı fark etmişler.

Bayağı fark etmişler işte, sen hazırladın değil mi parayı?

Okay.

Okay, hazırladın değil mi parayı?

Okay.

Okay!

Hayır ya.

Of Okay of!

Tamam. Tamam, sorun yok.

Okay halletti. Yine halledecek.

Derin nefes alıyorsun ve sevgiline güveniyorsun.

Aferin Burcu, aferin.

Canım.

Niye burası boş?

Bugün benim vanilyamın doğum günü olduğu için olabilir mi?

Doğum gününü müşterilerle kutlayacak değildik herhâlde.

-Çalışanlara da izin verdim. -Abla.

"Ama sen böyle yaparsan asla kazanamazsın ki."

Umurumda değil. Bugün güzel bir gün.

Senin suratın niye böyle bakayım? Dışarı çıkmak istemediğim için mi?

Ama birbirimize sözümüz var, biliyorsun.

Doğum günlerimizi birlikte kutluyoruz, ailece.

Ailece.

Hadi, hadi. Madem erken geldin bana yardım et o zaman.

Afiyet olsun.

Gerçekten inanamıyorum. Şoktayım.

Yonca'ya o paranın çıkması. Yani hangi ara oynadı?

Oynamayı akıl etti.

Ne var canım, arkadaşım için sevinecekken şimdi bunu mu düşüneceğiz?

Yok tabii ki de.

Seni aradı mı hiç?

Yok.

Ee, ne yapıyor bu kız, nerede?

Vallahi kuzum 250 milyon bana çıksa...

...hani bırak aramayı, ne seni ne beni tanımazdım vallahi.

-Yonca öyle biri değil. -Ben öyle biriyim yani.

Tamam, tamam. Cevap verme, evet öyleyim.

Ama işte Allah da biliyor, ondan bana vermedi.

Peki, nerede bu kız?

Arar.

Herhâlde. İşi gücü vardır.

Şimdi bak o kadar parayı nasıl harcayacağını düşünüyordur, zaman alır.

(Kapı zili çaldı)

Korkma, kapında polis bekliyor.

Komşun falan gelmiştir.

Senin ne işin var ya burada?

Size de iyi akşamlar hanımlar.

Girebilir miyim?

(Müzik)

Kusura bakmayın, böyle akşam akşam zamansız rahatsız ettim ama.

Sizi dinliyoruz Alpay Bey.

-Yonca burada mı kalıyor? -Hayır.

Artık burada kalacak değil ya.

Ayrıca buraya bu saatte gelip, bunu sormak...

Size bu aklı kim veriyor?

Sare. Onun babası olmak.

Daha değil Alpay Bey.

Şu an onun babası değilsiniz ve umarım olamayacaksınız da.

Yoksa sen parayı duydun da peşine mi düştün?

Ah kıyamam ben sana.

Ama sana kötü bir haberim var.

O senden nefret ediyor.

Bence sen elindekini kaybetmemeye bak.

Bu arada Sare hayallerine de elveda desen çok iyi olur.

Bence Yonca, Sare'ye senden çok daha iyi imkanlar sunabilecek durumda artık.

Kocanız, İsmail.

Burada mı öldürüldü?

Bence artık gitseniz iyi olacak Alpay Bey.

O gece evde değilmişsiniz galiba.

Olanlar hakkında bir fikriniz var mı?

Bu konunun sizi ilgilendirdiğini sanmıyorum.

-Ben bir savcı olarak... -Bu dosyanın savcısı değilsiniz.

-Kocanı öldüren birini mi koruyacaksın? -Onu Yonca öldürmedi.

-Ayrıca dava dosyasındaki deliller de... -Biliyorum.

Biliyorum ama bundan emin olamayız, öyle değil mi?

Hakkındaki yargılama kararı hâlâ devam ediyor.

Yonca'nın nerede kaldığını biliyor musunuz?

Seni hiç ilgilendirmeyen bir yerde.

Senin için yeterli bir cevap mı?

-(Ekrem ses) Kaçtı yani, öyle mi? -Evet.

Sabah birlikte Şanslı Sayılar'ı aldılar, bankaya uğradılar.

Oraya kadar bir sorun yoktu.

Sonra otele geldiler. Ne olduysa Yonca kaçtı.

Ama Erman'la, Turgay'ın arasında da bir sorun vardı.

Ve sorun her neyse hepsi onun peşinde.

Yonca da onlardan kaçıyor.

Peki.

Şimdi asıl soru şu...

...Yonca nerede ve ondan ne istiyorlar?

Para olmadığı kesin ama ne?

(Geçiş sesi)

Gel.

Hadi çabuk, çabuk.

(Geçiş sesi)

Peki ya şu Şanslı Sayılar.

Mazhar gerçekten istediği kişiye çıkartabiliyor ve Yonca'ya mı çıktı?

(Geçiş sesi)

Bir şansın olsaydı, onu vermemek...

Yani işte geri alabilmek için bir yol.

Ama bu yol...

...biraz yasa dışı bir yol.

Fakat yaparsan o ömrün boyunca seninle olacak, biliyorsun.

Ne yapardın? (Geçiş sesi)

Ekrem, kesinlikle bu işin içinde başka bir iş var.

Bizim bu tahminimizden de büyük bir şey.

(Ekrem dış ses) Tüm bunları birleştirmek için...

...Yonca'yı onlardan önce bulman gerekiyor.

(Rüzgâr dış ses) Aynen öyle.

(Ekrem dış ses) Ve yine aynı yere dönüyoruz. Nerede olabilir bu kız?

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

Geçin.

(Duygusal müzik)

Ee, aç mıyız?

Sare?

Ben şimdi güzel bir makarna yapayım size.

Geçen yaptığımdan değil. Bu benim özel tarifim. Hadi, geçin siz de.

Hadi, geçin.

(Duygusal müzik)

(Su sesi)

Orada öyle dikilip gizli tarifimi...

...çalabileceğini sanıyorsan çok yanılıyorsun.

Neden bir şey sormuyorsun?

Bilmem. Soruların cevapları getirmeyeceğini öğrenecek kadar...

...çok şey yaşadım sanırım.

Ayrıca...

...bir şey anlatmak istiyorsan zaten anlatırsın, benim sormama gerek yok.

Eğer anlatmayacaksan o zaman tarifimi çalmana izin veremem, hadi.

Şanslı Sayılar.

250 milyon bana çıktı.

Biliyorum.

Haberlere bakmadın galiba, her yerde sen varsın.

"Türkiye'nin en zenginlerinden biri oldu."

Böyle yazıyor.

Bugün elime bir çek verdiler.

Üstünde benim ismim yazıyordu.

Yanında da 250 milyon.

Ben ve 250 milyon.

O an ne düşündüm, biliyor musun?

Zengin olacak mıyım olmayacak mıyım öyle bir şey değil, umurumda değil.

Sare mutlu olacak mı?

Tek düşündüğüm buydu.

Sence Sare mutlu olacak mı bundan sonra?

-O kadar parayla... -Değil mi?

(Duygusal müzik)

Teşekkür ederim.

Ne için?

Hiçbir şey sormadan bizi evine aldığın için.

Gerçi sorsaydın da cevapları ben de bilmiyorum.

Rüzgâr...

...Sare sana çok güveniyor.

Sen de bize ihanet etmezsin, değil mi?

Yani ben alışkınım da...

...o kaldıramaz, biliyorum.

Makarnayı ben yapabilir miyim?

Bir de benim makarnamı dene.

(Duygusal müzik)

Ne güzel prenses olmuşsun.

-Bugün prenses günüydü. -Öyle mi?

Leliş nerede?

Gitti.

Bence Leliş geri gelir.

Gelemez ki. Ben de ona gidemem.

(Duygusal müzik)

Benim de oğlum gelemiyor.

Ben de ona gidemiyorum.

Neden?

-Bazı hatalar yaptım. -Neden?

Çünkü büyüdüm.

Ve büyüdüğümü kabul etmedim yani etmemişim.

Oğlumun annesi öyle söylüyor.

Neden?

Neden?

Neden?

Oğlum da böyle biliyor musun, neden, neden?

Büyüklerin dünyası biraz karmaşık galiba.

Soruların her zaman bir cevabı olmuyor.

Üzülüyor musun?

Ben de.

Bak ne diyeceğim sana.

(Derin bir nefes veriyor)

Leliş de oğlum da bize geri dönecek.

Bunu biliyorum, eminim bundan. Gerçekten.

Ama o zamana kadar belki Tarçın'la arkadaşlık kurmak istersin?

Çünkü o çok yalnız, o da benim gibi oğlunu çok özlüyor.

Tabii ki Liliş'in yerini tutmaz.

Ama en azından Tarçın yalnız kalmaz. Ne dersin?

(Duygusal müzik)

(Kadın spiker ses) Bugün gündemi meşgul eden konu...

...Yonca Sıdalı ve tabii ki onun gizlice çekilmiş fotoğrafları sayın seyirciler.

Şanslı Sayılar tarihinin en büyük...

(TV kapandı)

-Aşkım? -(Merve) Nasıl geçti bugün?

Güzel.

Baş başa vakit geçirmek bana da çok iyi geldi.

-Bir şey anlattı mı? -Merve!

-Tabii ki anlattı, konuştuk. -Tamam.

Hiçbir sorun kalmadı. O çocuk…

...Berk, özür dileyecek Deniz'den.

Babasıyla konuştum.

Hatasını anlamış.

Hatasını anlamış?

Sevgilim ilk önce Deniz vurmuş çocuğa.

Yani?

Güzel karım...

...otur.

Ben senin kaygını anlıyorum.

Sence Deniz...

...kavga edebilecek bir çocuk mu?

Yani böyle durduk yere gidecek, birini dövecek.

Öyle mi?

Babası, benim çocuğum hatalı dediğine göre...

-Ama Mazhar... -Aması yok.

Aması yok.

Bak sorun ne biliyor musun?

Deniz'in bir babaya ihtiyacı var.

Bırak, bırak bana ben halledeyim.

Deniz en iyi şekilde yetişecek.

Bundan zerre kadar şüphen olmasın, söz.

Ama...

...bana müsaade etmen lazım.

Oldu mu?

(Kapıya vurdu)

-Deniz, ne yapıyorsun? -Matematik ödevi.

Yardım lazım mı?

-Nasıl geçti bugün Mazhar'la? -Güzel, golf oynadık.

Öyle mi, sevdin mi golfu?

-Bana anlatmak istediğin bir şey var mı? -Yok anneciğim.

(Duygusal müzik)

Hadi gel.

Oyuncaklarını toplarken buldum bunu.

Baban mı verdi sana?

Tatlım, bak çekinmene hiç gerek yok.

Bana gerçeği söylemen yeterli.

Baban verdi değil mi bu oyuncağı?

-Görüşüyor musunuz onunla? -Bir kere.

Okulda sinemaya gittiğimiz gün gelmişti.

Ama benim haberim yoktu, gerçekten. Bilmiyordum geleceğini.

-Özür dilerim. -Sakın.

Bak sakın böyle bir şey için özür dileme, tamam mı?

Sadece bana haber vermen gerekiyordu.

-Kızarsın diye korktum. -Kızmam.

Buna hiç kızmam.

Özlüyor musun onu?

Beni bir daha kaçırmayacağını söyledi.

Onu görmem hep yasak mı olacak?

Görmek ister misin onu?

(Duygusal müzik)

Eline sağlık, çok güzel ama kabul edelim benim makarnamla yarışamaz.

Sen niye yemiyorsun Sareciğim?

-Bitirsene tabağını anneciğim. -Ben doydum anneciğim.

-Aya bakalım mı? -Bakalım.

(Duygusal müzik)

Ay yok, nerede anneciğim?

Bilmem, görünmüyordur belki buradan bir tanem.

-Ya dolunay olmuşsa? -Olmamıştır anneciğim, olmamıştır.

-Ama görmüyoruz ki, ya olmuşsa? -Olmamıştır anneciğim, tamam.

Rüzgâr abi ay yok, gözükmüyor buradan!

Yok işte yok! Küstü mü bize ay dede?

Anneciğim küsmemiştir, niye küssün?

Yok işte bak! Disneyland'a gidemeyecek miyiz artık?

Gideriz bir tanem, niye gidemeyelim?

Ama dolunay olunca gidecektik, yok ki bak!

Bir şey söyleyeceğim. Ben dolunayın nerede olduğunu biliyorum.

-Gerçekten mi? -(Rüzgâr) Tabii.

İstersen götürebilirim seni.

Nasıl?

Şöyle, dolunaya ulaşman için daha yükseğe çıkman lazım.

-Nasıl yapacağım? -Şöyle yapacağız.

-İşte şimdi biraz daha yaklaştın ha? -Evet.

-Anneciğim bak bana ne kadar yüksekteyim. -Evet anneciğim çok yüksektesin.

-Aya yolculuğa hazır mısın peki? -Evet.

-(Rüzgâr) Emin misin? -Evet.

-Bak çok hızlı bir yolculuk olacak. -Tamam.

Gidiyorum, gidiyoruz!

-Hadi gidelim. -Gidiyoruz.

Ay dede sana geliyoruz!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Anne ay. -Evet bir tanem.

Hoppa!

Rüzgâr abi, ay ne zaman dolunay olur?

Bilmem ki.

Hiç kimse bilmiyor.

Evet hanımefendi, tatlı yer miyiz?

-Dondurma. -Ne dondurması bu soğukta ama?

Soğukta da dondurma yenir ama ben sana çok daha güzel bir tatlı önereceğim.

-Ne? -Sürpriz.

(Duygusal müzik)

(Doğa) "İyi ki doğdun Burcu!"

"İyi ki doğdun Burcu!"

"iyi ki doğdun, iyi k doğdun" "Benim kardeşim oldun"

Doğum günün kutlu olsun vanilyam. Yaklaş bakayım.

Oh!

Hadi!

Bak çok uğraştım...

...yok yemem, yok kilo alırım, vallahi gebertirim, yiyeceksin.

-Tamam. -Tamam mı?

-Ama sadece bir dilim. -Tamam, hadi üfle.

Hadi üflemeyecek misin?

Dur, üfleme! Fotoğraf.

(Duygusal müzik)

Bakayım.

Çok güzel.

Tamam hadi, fotoğraf faslı bittiyse üfle.

(Üflüyor)

Baba?

(Duygusal müzik)

Abla ben...

...ben çağırdım babamı. Biliyorum, istemiyorsun...

Ama bak sen kendin söyledin. Doğum gününde ailece olmalıyız, lütfen.

(Duygusal müzik)

Hadi baba!

(Duygusal müzik)

Üfleyemeden sönmüş de.

Abla, bence deminki fotoğrafı tekrardan çekmeliyiz, silmeliyiz onu, olur mu?

Ayarladım.

Hadi yedi, altı... Hadi.

Gülümseyin. Hadi gülün kocaman.

Tamam, bence çok güzel oldu.

-Al bakalım. -Teşekkür ederim babacığım.

Ay çok güzel olmuş.

(Üflüyor)

-Doğum günün kutlu olsun canım. -Teşekkür ederim baba, iyi ki geldin.

-Hadi, kesmeyecek misin? -Evet keseceğim.

Al bakalım, doğum günü hediyen.

Çok sevdiğin spor salonundan bir yıllık üyelik.

Bak çok para verdim, bir sene boyunca düzenli gideceksin bozuşuruz.

(Doğa) Ben anlamam.

Teşekkür ederim ablacığım.

Uzat bakalım tabağını.

Hadi!

-O kadar uğraştım, yemeyecek misin? -Yiyeceğim, yiyeceğim tabii ki.

Hım, çok güzel olmuş. Eline sağlık.

(Öksürüyor)

Baba iyi misin?

Bir dakika dur, bir dakika.

(Turgay öksürüyor)

Baba, baba!

-İyi misin? -İyiyim kızım iyiyim.

Pasta boğazıma kaçtı.

-(Burcu) Tamam, hastaneye gidelim mi? -(Turgay) İyiyim kızım, iyiyim sorun yok.

(Duygusal müzik)

-Üstünü değiştirmeyecek misin? -Yok, böyle kalsın.

Uyandığında kendini prenses olarak görsün.

Disneyland'a gitmeyi çok istiyor da...

...ben de ay dolunay olunca gideceğiz dedim.

-Niye? -Başka bir şey bulamadım.

O zaman acele etmen lazım, fazla zamanın kalmadı.

Evet.

(Yonca iç çekiyor)

Bana baba olmayı anlatsana.

Baba olmayı mı?

Ben babasız büyüdüm.

Babasız büyüttüm.

Baba nasıl bir şey bilmiyorum, bilmem de.

O yüzden sen anlatsana.

Dondurma?

Deniz'i...

...hastanede ilk verdiler Merve'nin kucağına...

...böyle baktı baktı...

...sonra döndü annesine, anne dedi bak kızın anne oldu.

Öyle bir bakıyordu ki ona, böyle gururla, aşkla.

(İç çekiyor)

Sonra döndü bana...

...oğluna bak babası dedi. Babası!

Baba? Tabii benim için hiçbir şey ifade etmiyor o zaman.

Baba ne demek ki?

Baktım ona böyle buruş buruş bir şey.

Sonra Merve dedi ki hadi kucağına al.

Almak falan istemiyorum kucağıma, korkuyorum zaten.

Tabii o bilmiyor bunu.

Sonra pat diye veriverdiler kucağıma.

Dondum kaldım.

Sonra gözünü açtı bir ara, böyle bana baktı baktı...

...işte o zaman baba oldum.

Baba kelimesi o anda bir anlam kazanmaya başladı.

Korumak demek oldu.

Sevmek demek oldu. Hiçbir şeyi sevmediğin kadar sevmek.

Yaşamak.

Onun yürüdüğünü görecek kadar, konuştuğunu, büyüdüğünü görecek kadar...

...yaşamak, onun için yaşamak.

İşte o an bir söz verdim kendime.

(Rüzgâr) Evet belki...

...dünyanın en iyi babası olamayacaktım.

Ama son nefesime kadar onu koruyacaktım, onun yanında olacaktım.

Benim sözüm de bu kadarmış demek.

Şimdi oğlum bir yerde.

Ben böyle bomboş evde.

Ama onu ne kadar sevdiğini biliyordur bence.

Öyle mi acaba?

Onu, o kadar hayal kırıklığına uğrattım ki...

...gerçekten onu sevdiğimi biliyor mudur?

Benim buna şüphem yok.

Baba kelimesi nereden geliyormuş biliyor musun?

Bebeklerin ilk çıkardığı heceler var ya, onlardan.

Ba ba ba, bilirsin işte.

Ne garip. Babalara isimlerini çocukları vermiş.

Bana babalığı sormuştun ya...

...babalığı aslında çocuklarına sormak lazım.

Bir insanın nasıl bir baba olduğunu...

...en iyi çocukları bilir, onlar söyler.

Hem de öyle yalansız, mazeretsiz.

Olduğu gibi.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

-Alo. -Alo Filiz benim.

Yonca? Neredesin sen, öldüm ben meraktan.

Baban olacak adam bir izin vermedi değil mi telefon açmana?

-Yok, onunla değilim ben. Kaçtım oradan. -Ne?

Niye kaçtın, ne oldu? Sana bir şey mi yaptı, iyi misin?

İyiyim iyiyim.

Ne oldu çabuk anlat. Ya da dur. Neredesin sen ben hemen geleyim yanına.

Gerek yok gelmene.

Merak etme güvendiğim birinin yanındayım ben.

(Müzik)

-Baban da o adamlarla birlikte miymiş? -Bilmiyorum ki.

Onlarla ne işi var, niyeti ne, hiç bilmiyorum.

Gerçekten babam mı, ondan bile emin değilim artık.

Canım benim ya!

-Ne yapacaksın peki şimdi? -Öğrenmem lazım.

Ne iş yapıyor, niyeti ne?

Hepsini anlamam lazım, bilmem lazım.

Nasıl? Nasıl anlayacaksın?

-Günaydın. -Günaydın.

Kahvaltı için sizi bekliyordum ben de. Sare nasıl ister yumurtayı?

-Rafadan. -Tamam.

-(Yonca) Rüzgâr! -Efendim.

-Ben senden bir şey isteyebilir miyim? -Tabii.

Birkaç saat Sare'ye bakabilir misin? Benim bir işim var da.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kapı zili çaldı)

Annem geri geldi!

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Kuzum, işe gitmedin mi sen?

-Yok, hastayım dedim. -Hasta mı, neyin var?

Gece bir şeyin yoktu senin, üşüttün mü?

Ateşin de yok, ne oldu?

-Benim sana bir şey sormam lazım. -Söyle canım.

-Önce oturalım. -Burcu söyle şunu.

Ablacığım oturalım işte, sen gel şöyle otur, ben de senin karşına oturayım.

Gel, şöyle yapayım.

-Dinliyorum? -Ee...

Ben bir şey yaptım.

-Ne yaptın? -Ben...

Ama bak tamamını dinlemeden kızmayacaksın tamam mı, söz ver.

-Burcu söylesene şunu. -Söz ver.

-Burcu söyler misin şunu artık! -Tamam.

-Burcu, delirtme beni söyle şunu diyorum! -Tamam söylüyorum, tamam.

-Şirkete yeni bir finans müdürü geldi. -Ee?

O finans müdürü hesapları denetlemiş. Ya da denetliyor işte şu an.

Ee, bir açık bulmuş...

...ya da bulacak işte.

-Bulacak? -Bak benim gerçekten bir suçum yok.

Ama o açık benim yüzümden olmuş olabilir.

Senin yüzünden olmuş olabilir. Tamam.

Ne kadarlık bir açık bu?

İki milyon kadar bir şey.

İki milyon? İki milyon mu dedin sen?

-Burcu sen o kadar parayı ne yaptın? -Abla bir sakin ol.

Sakin olayım? Bana hemen o parayı ne yaptığını söyle Burcu!

-Birine gönderdim. -Kime gönderdin Burcu?

Okay'a.

Ama bak sorun yok, gerçekten sorun ok.

Hep geri gönderdi o, hep verdi. Şimdi sadece bu sefer bir sıkıntı oldu.

Hep mi veriyor? Sen bunu daha önce de mi yaptın Burcu?

Evet.

Sen daha önce de şirketten Okay'a para mı gönderdin?

-Evet gönderdim. -Sen...

Sen bana, o çocukla artık görüşmüyorum dedin.

Bitti abla dedin. Sen salak mısın?

-Abla... -Ne, ne abla, ne abla?

O çocuğun babasının şirketi. Siz birlikte adamı mı dolandırıyorsunuz?

Hayır abla ne dolandırması, ben öyle birisi değilim yapma Allah aşkına ya!

Aralar bozuk, sadece ben ona para gönderiyordum.

O da kullanıyor mu ne yapıyorduysa sonrasında bana geri gönderiyordu.

Kimseye bir zarar yoktu yani.

Allah'ım! Allah'ım ya sabır ya sabır!

Benim kardeşim salak ya! Benim kardeşim salağın önde gideni.

Kimseye zarar dokunmuyor diyor ya!

Ara şunu hemen. Ara hemen parayı geri getirsin!

-Aradım ama açmıyor şu an. -Açmıyor? Ne zamandır açmıyor?

Dünden beri, dün denetim olduğunu söyledim...

...o da aramadı. -Ve daha da açmadı.

-Hadi gidiyoruz. -Nereye, bir dakika!

Nereye? Cehennemin dibine, şirkete! Gideceğiz, bütün olanları anlatacaksın.

Zaten onun oğluna göndermişsin, baba oğul kendi aralarında halletsinler.

Hadi!

Parayı ona göndermedim.

Yani ona gönderdim ama onun hesabına göndermedim.

Kime gönderdin Burcu?

İkimizin hesabına gönderdim.

-Daha açılmadı. -Konuşmamız lazım.

-Sırası değil şimdi. -Tam sırası, sizinle konuşmamız lazım.

-Sana sırası değil dedim. -Ben de tam sırası dedim.

Babanızın kim olduğunu bana anlatacaksınız.

-Kafemden çıkıp gider misin? -Buraya oturup...

...bana, babanızın kim olduğunu anlatacaksınız.

Nasıl bir pisliğe bulaştığını, kızımı da neye bulaştırdığını, hepsini.

Ve ben öğrenmeden hiçbir yere gitmeyeceğim, şimdi oturun.

Oturun diyorum.

(Geçiş sesi)

-(Sare) Anneciğim. -(Yonca) Efendim bir tanem.

Hani böyle güzel bir rüya görüyoruz da...

...gözlerimiz açtıktan sonra bitiyor ya.

Evet.

-Keşke tam tersi olsa. -Tam tersi mi?

(Sare dış ses) Gözlerimiz kapattığımızda kötü adamlar da yok olsa.

Onlar da rüya olsa.

(Yonca dış ses) Çok ilginçmiş.

(Yonca dış ses) Ama belki olur, deneyelim mi ne dersin?

(Geçiş sesi) Olur mu ki?

(Yonca) Bilmem, denemeden bilemeyiz.

-Bugün deneyelim mi? -Tamam.

Tamam, o zaman ben şimdi üçe kadar sayacağım...

...sen de sayınca gözlerini kapatacaksın, tamam mı?

Tamam. (Geçiş sesi)

(Yonca dış ses) Bir...

...iki...

...üç!

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Büşra Taşçıoğlu – Hatice Başpınar...

...Nuray Ünal – Özgür Türk

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.