Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Kral ile önceki görüşmeleriniz
onun adına oldukça tatsızdı.
İzin almak için burada değilim.
Bu keşif paha biçilemez bir değere sahip.
Çok üzgünüm.
Gökbilimciler, dümenciler ve haritacılarla konuştum
ama kralım benimle görüşmeyi reddetti.
Geçit orada!
İspanya’ya gideceğim.
Oraya giremezsin!
Beni dinlemelisiniz!
Size şimdiye kadarki en büyük başarıyı sunuyorum.
Sizi en zengin prens yapacağım!
Durun!
Akdeniz'e bağlanan ve
Baharat Adalar’ına giden bir kanal var.
İspanya Hint Adalar’ının baharat ticaretine sahip olacak.
Sana niçin güvenelim?
Portekizlisin.
Hala bir dümenciye ihtiyacımız var.
Evet.
Ben Kaptan Ferdinand Macellan.
Sana bir teklifim var.
Gemi...
ya da hapis?
Bu adam kendi kralına ihanet ettiyse
bize neler yapmaz.
SINIRSIZ
Peder, bu normal değil.
Denizde onuncu günümüz ve İtalyan bir kez bile dışarı çıkmadı.
Maestro Pigafetta iyi hissetmiyor.
- Yani? - Endişelenme.
Yakında ortaya çıkar.
- Kötü şans Elcano. - Bu batıl bir inanç!
- Hayır, bak. Şunu öper... - Hayır.
- Öp şunu. Güven bana! - Unut gitsin. Hayır.
Bu nasıl bir batıl inanç?
Yelken açar açmaz bir mürettebat üyesinin
hastalanması kötü bir alamettir.
Sene 1519 Eylül'ün 25'i.
Kanarya Adalar’ına doğru ilerliyoruz.
Artık tüm ekip kelimelerle iyi anlaştığımı
biliyor ama kırılgan bir bünyeye sahibim.
Kaç hafta dayanabileceğim
üzerine bahse bile giriyorlar.
Onlar gibi olmadığım doğru.
Onlar bu seferleri kanıksamış denizciler.
Ama ben de bu eşsiz maceranın bir kaydını bırakmak için burada olduğumu
kanıtlayacağım ve nasıl bittiğini anlatana kadar pes etmeyeceğim.
"Müz... Müzik..."
"Müzik..."
"Kulaklarımıza Müzik"
- Unut gitsin, Elcano. Okuyamıyorum... - Hemen pes edemezsin.
Hadi ama Maestro.
- Ben bir geri zekalıyım. - Hayır, Omar öyle ama o bile okuyabiliyor!
Bak bu doğru.
Komikmiş!
Komik olan neymiş sana göstereceğim!
Bakın!
- Karga yuvasından çıktı! - Adı neydi?
Biraz hava al.
Teşekkürler Komutan.
Maestro Pigafetta.
Bir içki al, iyi gelir.
Başarılı bir yolculuğa.
Başarılı bir yolculuğa.
Çok şık giyiniyorsun. Nesin sen, dük mü yoksa marki mi?
Hayır, ben sadece...
Akıllı bir adamım.
Seni buraya ne getirdi?
Bizim gibi alçaklarla birlikte olmak pek akıllıca bir karar değil.
Bu keşif gezisinde
Yeni Dünya'dan kabilelerle karşılaşacağız.
Ve...
- Onların dilini öğrendim. - Ne?
- Dillerini öğrendim. - Ne?
Dillerini öğrenmiş Omar.
Bu dilleri diğer kaşiflerin keşifleri...
- Tamam, anladım. - ...sayesinde öğrendim.
Pardon.
Tatlım.
Hayır, hayır!
Bilge bir adam asla rüzgara karşı tükürmez!
Tüm bilgeliğin ortaya döküldü Maestro.
Ders bir, Maestro.
Deniz her zaman aldığını geri verir!
Komutan!
Onlar da nedir?
Balıkçı tekneleri veya köle gemileri olabilir.
Belli bir düzen içindeler mi?
Hayır.
Ateşi söndürelim. Diğer gemileri uyarın.
Güneye gidiyoruz.
Hayır, akıntılar uygun değil.
Bu bir emirdir.
Efendim ben bu suları avucumun içi gibi bilirim...
Sağır mısın?
Güneye gidiyoruz dedim!
Dediğinizi yaparsak rüzgarı kaybederiz.
Bizi şafakta yakalamış olurlar.
Kaptanı duydun!
Rotayı değiştirmeye hazırlanın!
Elcano'yu duydun.
- Hadi gidelim! - Söndürün şu ateşi!
Gidelim! Diğer gemileri uyarın!
Bakın! Trinidad rotasını değiştiriyor.
Sinyal gönderiyorlar.
Batlamyus haklıydı.
Hint Denizi'ne batıdan giden yol yok.
Quesada, bu tahminler yüzyıllar önce yapıldı.
O zamandan beri biz Portekizliler yeni yollar ve topraklar keşfettik.
Ama gittiğimiz yerde kimse yok.
O topraklarda deniz kaynar derler.
Şeytan'ın toprakları.
Tanrı aşkına beyler, bunlar hiçbir eğitimli adamın
ciddiye almaması gereken çocukça masallar.
Her halükarda Serrano, burada Tanrı'ya ve
İspanyol tacına hizmet etmeye geldiğimizi kabul ediyorsun.
Yani Macellan'a güvenmemeli miyiz?
Bu sebeple tetikte olmalıyız.
Ve gerekirse keşif gezisinin kontrolünü ele almalıyız.
Sen de öyle düşünmüyor musun?
- Şerefe. - Şerefe.
Kaptan.
Bilinmeyen gemiler.
Trinidad, ışıklarımızı söndürmemizi istiyor.
Rota değiştiriyoruz.
Gecenin ortasında mı? Ne yapıyor o?
Komutan bizi takip edip etmediklerini görmek istiyor.
Ortadan kayboldular.
Biz karanlıkta yelken açabiliyorsak, onlar da açabilir.
Şafağa kadar güney yönünde devam edin.
Bu malzemeleri pruvaya götürün.
Uyan, sen.
Malzemeleri pruvadan getir.
Dikkatli ol!
Efendim.
Ferdinand...
Ne yapmalıyız? Geri mi döneceğiz?
Korkarım hayır.
Gemiler hızla yaklaşıyor.
Yurttaşlarım beni öldürmeye geliyorlar.
Savaşmalıyız.
Bu gemiler sahip olduğumuz tek ülke.
Zili çalın!
Gidelim!
Gidelim, seni avare!
Herkes iş başına!
Beyler, savaşa hazırlanın!
Herkes görev başına!
Hızlı olun! Gidelim!
Hızlı bir şekilde! Topları hazırlayın!
Diğer gemileri uyarın!
Mürettebatı silahlandırın.
Silahlarınızı doldurun! Topları hazırlayın!
Hızlı olsun beyler, hızlı olun!
Geliyorlar!
- Martino, onlara yardım et! - Evet, Kaptan!
İyi misin?
Daha fazla barut!
Topları limana taşıyın!
- Kartuşları yükleyin! - Top dolu mu?
Hazır mı?
Hazır, Komutan!
Ateşle!
Onları almak intihar olur.
Onları uzak tutmalıyız yoksa gemiye binerler.
Etrafımızı sarmak istiyorlar. Eğer sararlarsa, işimiz biter!
Gerekirse göğüs göğüse savaşırız.
Hadi!
Ateş!
Efendim, onların gemileri daha güçlü ama bizimkiler daha hızlı.
Kaptan!
Çok iyi.
Rüzgarı bul ve bizi buradan çıkar.
Nicolo, Omar, rotayı değiştirmeye hazır olun!
Martino!
Selviçeye geçin!
Çık oraya!
- Hadi! Selviçeye! - Daha fazla barut.
Selviçe ve yelkenleri hedefleyin.
Biraz daha yakına.
Bizi biraz yaklaştır.
Top mermileri nerede?
Topu destekleyin!
Ateş!
Pislikler!
Alın bunu, orospu çocukları!
Rotamız bizi buraya getirmiş olmalı.
Evet. 27. paralel.
Onlar bizi kuşatmadan bu tarafa dönersek,
onları Kanarya Adalar’ına doğru giden sis içinde kaybederiz.
Dediğini yap.
Siper alın!
Macellan, iyi misin?
Komutan? İyi misin?
Komutan?
Gövdede hasar olup olmadığını kontrol edin!
Herkes görev yerlerine!
Hasarı kontrol edin!
Dönmeye hazırlanın!
- Hazır! - Henüz değil!
Dönmeye hazırlanın!
Şu ipleri bağlayın!
- Hadi! - Henüz değil!
Az önce rüzgarı kaybettin... Şimdi!
- Şimdi! - Sıkı tutunun!
Daha sert çek!
Denizci.
Espinosa...
Kaptanlar ne yapıyor?
Buradayız.
Portekizliler buradan kuzey geçidi aracılığıyla
açık denize dönmemizi bekleyecekler.
Rotayı daha güneye alıp
10. Paralel üzerinden
yeni kolonilere ulaşacağız.
Teşekkürler.
Komutan, daha önce kimse o rotayı denemedi.
Ve bir nedenleri vardı.
Bu suların hepsi resif ve durgundur.
Kesinlikle! Bizi orada aramayacaklardır.
Bir savaş gemisi filosunu ele geçiremeyiz, yani başka seçeneğimiz yok.
- Hayır, var. - Rotadan çıktık.
Görmüyor musun? Peşimizdeler.
En akıllıca hareket, donanmamızı Sevilla'ya geri götürmek.
Geri mi döneceğiz?
Evet.
Geri döneceğiz.
Unutma, ben Kraliyet Gözcüsüyüm.
Ve senin komutanınım.
Kral bütün kararları benimle paylaşmanı emretti.
Yaptığım da bu.
Hayır!
Bu kararı yalnız verdin!
O zaman burada ne yapıyoruz?
Fark etmediğine inanamıyorum.
Ne?
Portekizliler İspanyol filosuna asla açık denizde saldırmazlardı.
Asla, Macellan.
Tabii...
Devam et.
Çıkar ağzındaki baklayı.
Tabii bir haini aramıyorlarsa.
Vatana ihanetle suçlanıyorsun.
Tüm donanma senin yüzünden tehlikede.
Komutan.
Yemin ettin.
Evet.
Şerefiniz bu yolculuğu yapmanızı zorunlu kılıyor.
Öyle değil mi Kaptan Quesada?
- Evet, Komutan. - O zaman çok güzel.
Evet, yemin ettik.
Bir daha vazgeçeceğimize dair bir konuşma duymak istemiyorum.
Bu yolculukta sözümüzü tutuyoruz.
Rotamıza devam edeceğiz.
Çapaları kaldırın.
Komutanımız hiçbir şeyin veya kimsenin planlarını bozmasına izin vermeyecek.
İnancı mutlak.
Kararlılığı da öyle.
Ancak önümüzde birçok tehlike var.
İspanyol kaptanların Portekizli
bir komutana karşı beslediği güvensizlik ve şüphelere ek olarak
akıntılar, fırtınalar ve hastalıklar yaşanabilir.
Ayrıca Portekiz filosu yeniden saldırabilir.
Komutanımızın tek başına omuzlarında taşıdığı birçok risk var.
En azından şimdilik, bilgisi ve liderliği
mürettebatın geri kalanı tarafından
sorgulanmadı, ancak her yeni rotada
bu durum rüzgarın her an değişmesi gibi değişebilir.
Neden o doğana kadar beklemiyorsun?
Ya o geçit yoksa? O zaman ne olacak?
Komutan?
Kısa bir konuşma yapabilir miyim?
Kaptanlar sana güvenmiyor.
Bunu zaten belli ettiler.
Bu seferin komutasında olmaları gerektiğini düşünüyorlar.
Donanma yönetme deneyimin yok ve dahası, Portekizlisin.
Bu keşif benim bilgim olmadan olmazdı.
Biliyorum, ama başarılı olmak istiyorsan, onlara ihtiyacın var.
Ne demek istiyorsun?
Onlara dahil olduklarını hissettir.
Birkaç kibar sözcük...
Onlara bunun bir parçası olduklarını hissettir.
Dümenci...
Teşekkürler.
Bana teşekkür etme.
Bu işte beraberiz.
Senin için en iyisi hepimiz için en iyisi.
Boşaltmaya devam! Durmayın!
Peki erzaklar?
Yiyeceklerin çoğu bozuldu.
Bu sızıntı yakın zamanda olmuş.
İçeriden yapılmış.
Gemide bir hain var.
Bu yüzden o savaş gemileri bizi bu kadar çabuk buldu.
Donanmayı sorgula.
Birileri bir şeyler görmüş olmalı.
Daha sert kürek çek. Hint Adalar’ına varabiliriz!
Ona bir bak.
Bahse girerim hayatında hiç küreğe dokunmamıştır.
Ve bahse girerim benim kadar aç değildir.
Ellerini temiz tut.
Tamam mı?
- Komutan. - Teşekkürler Peder.
Teşekkürler.
Adamlar itiraz etmeye başlıyor.
- Yorulmuşlar... - Başka seçeneğimiz yok.
- Devam etmeliyiz. - Ne zamana dek?
Rüzgarı bulana dek.
Sonrasında dinlenebilirler.
- Aç ve bitkin bir donanma... - Bu kadarı yeter!
Zulüm bizim şanımız mı yoksa onun mu olacak, Peder?
Komutanımıza güvenin.
Şimdi, diğer el.
Hiç Malakka kuşatmasını duydun mu?
Donanmamız haftalarca kuşatma altındaydı.
Yemeğimiz yoktu. Hiçbir şeyimiz yoktu.
Ve adamların çoğu hastaydı.
Kaptanımız teslim olmayı düşünüyordu.
Hayatımızı onurundan daha önemli görüyordu.
Adamlarımla konuştum ve onlara fedakarlığın zafer getireceğini söyledim.
Birkaç gün sonra Enrigue'yi bulduk.
Madenlerden kaçmayı başaran bir köleydi.
Malayların ertesi gün gündönümünü kutlayacaklarını söyledi.
Akşama doğru hücuma geçtik ve üstesinden geldik.
Albuquerque birlikleriyle güçlerimizi birleştirdik.
Ve hemen ardından Malakka'yı aldık.
Bu fedakarlık başarımıza sebebiyet verdi.
Adamlarını önemsediğini biliyorum
ama gerçekleştirmemiz gereken bir görevimiz var.
Rüzgar...
Rüzgar...
Rüzgar!
Güneydoğudan esen rüzgar!
Rüzgar!
Rüzgarımız var!
Tanrı bizimle. Tanrı bizi korusun!
Selviçe geçin!
Rüzgarımız var!
Iskotayı sal!
O yeni rotayı bulacağız.
Baharat Adalarına ulaşacağız
ve hak ettiğimiz hayata kavuşacağız.
Bu son varil. Her damlayı içelim!
- Bir tane daha istediğine emin misin? - Eminim.
Bu zor.
Buna ne denir?
- Buna mı? - Buna.
Yaşlı adam!
İç ve pantolonunu değiştir!
Partiye katılmayacak mısın?
Gemide bir hainimiz olduğunu unutma.
Harekete geçmeye cesaret edeceğini sanmıyorum.
Ama ederse onu yakalayacağız.
Güven bana.
İçki istemiyor musun?
- Kaptan! - Komutan!
Komutanımıza!
Hain konusunda endişeleniyorum.
Dikkatli ol!
Pachito?
Pachito?
Pachito'yu rahat bırak! Kalk üzerinden!
Kalk üzerinden!
Onu rahat bırakın!
Siktir!
Hadi.
Elcano!
Lütfen, Elcano!
Hayır!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.