Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ben...
Ben varım. Teklifini kabul ediyorum.
Aramak için son anı bekledin.
-Karar vermem zaman aldı. -Karar verdiğine göre sorun yok.
Artık işin içindesin. Şimdi yapman gereken şey...
...Şanslı Sayılar oynayıp sana söyleyeceğim otele gelmek.
Hatırlatmama gerek yok herhâlde. Sadece sen ve kızın.
Kimse bir şey bilmeyecek.
-Peki ne zaman? -Bugün.
-Bugün mü? Bugün olmaz. -Neden?
Bir sorun mu var?
Yok.
-Sorun varsa... -Yok dedim. Yok.
Peki sorun yoksa neden bugün değil Yonca?
(Kapı vuruldu)
Amirim Yonca Sıdalı'nın telefonla görüştüğü kişinin adresine ulaştık.
Avukatlık bürosu değilmiş.
Dedim ben sana.
Sadece biraz işlerim var.
Birkaç gün veremez misin?
-Bak bir şey varsa... -(Yonca ses) Seni tam zamanında aradım.
Ne diyorsan yaptım. Bugünden sonra da sen ne diyorsan öyle olacak.
Ama bana birkaç gün ver. Lütfen birkaç gün.
Şartlar net.
Ya bugün sana söylediğim yerde olursun ya da bu iş biter.
(Turgay ses) Sen de biliyorsun, bu yol senin tek kurtuluşun.
-Kendin için, Sare için orada ol. -Ne olur yapma. Dinle...
(Gerilim müziği)
(Polis sirenleri çalıyor) (Gerilim müziği)
-Burası mı? -Burası amirim.
Rüzgâr! Rüzgâr!
Buyurun?
Ne oluyor ya?
Gitti.
Amirim yukarısı temiz.
Kaçırdık elimizden.
-Neredeler? -Kim? Amirim ne oluyor? Ne arıyorsunuz?
-Neredeler dedim! -Rüzgâr!
-Neredeler dedim! -Vallahi billahi bir şey bilmiyorum.
Burada bir saat önce birileri vardı. Neredeler?
Bana çıkış yapıldı, temizlik yapılacak, temizliğe bak dediler.
Ben sadece bekçiyim, geldim. Vallahi bir şey bilmiyorum.
Takip ettiğimizi anladılar.
Sakin olacağına söz vermiştin.
Rüzgâr! Rüzgâr!
Çok yaklaştım. Çok yaklaştık, yakalayacaktık.
Neyi?
Neyi? Ne oluyor? Anlatacak mısın artık? Kendimi riske atıyorum.
Tüm emniyeti seferber edip buraya kadar geldim. Anlat artık bana.
Cinayeti o kız işlemedi, tamam mı? Gördüm ben onu. O sabah oradaydım.
(Geçiş sesi)
(Deklanşör sesi)
(Gerilim müziği)
(Deklanşör sesi)
Anlamıyorum ki. Madem suçsuz olduğunu biliyordun, niye kadını ihbar ettin?
Çünkü kaçmasına izin veremezdim. Bu cinayeti o işlemedi, kabul.
Ama bu adamlarla bir ilişkisi olma ihtimalini göz ardı edemezdim...
...anlıyor musun? -Kimlerle?
Bu adamlar...
...Behçet'in adamı. Bir dinle tamam, anladım. Beni dinle.
Şu ölen adam, İsmail. O da onlarla çalışıyordu.
Ayakçıları gibi bir şeydi. Bir süredir bu adamların peşindeydim.
Artık durman gerekiyor Rüzgâr. Durman!
Ben çok yaklaştım diyorum, sen durman gerekiyor diyorsun.
Rüzgâr!
Görevinden uzaklaştırıldın. Çocuğunu kaybettin lan!
Bütün teşkilat sana cephe almış durumda.
Sana yardım ederek kendimi tehlikeye atıyorum. Farkında mısın sen?
Ne uğruna? Senin bu saçma sapan saplantıların...
Saplantı değil. Saplantı falan değil.
Çok yaklaştım diyorum sana.
İsmail muhtemelen işgüzarlık edip bunlardan bir şey çaldı.
Ya da bilmemesi gereken bir şeyi biliyordu.
-Adamlar da o yüzden onun peşinde. -Peki kızın bununla ne ilgisi var?
Bilmiyorum.
-Ama o kızda bir şey var. -Seni ona götürecek bir şey, öyle mi?
Evet.
Parmak izi. Şuradan bir parmak izi al, ne olur. Telefon orada duruyor.
Ekrem lütfen ya!
Tamam baş belası! Parmak izine de bakacağım...
...adamları da araştıracağım. Neymiş, ne iş yapıyorlarmış...
...hepsine bakacağım, tamam mı?
-Yonca? -Savcılığa gönderildi.
Bak, burayı senin için hazırladık Sareciğim.
Nasıl buldun? Beğendin mi?
Canan annen...
...en güzeli olsun diye çok uğraştı. Bu oda artık senin.
Bak bakalım beğenecek misin.
Beğenmezse biz de beğendiği gibi yaparız değil mi?
Sareciğim ben, senin ne sevdiğini bilmediğim için...
...bütün oyuncaklardan aldım ama...
...eğer sen de özel olarak bir şey istersen hemen gider alırız.
Hımm... Bakalım buralarda neler varmış.
Aa!
Bir prenses.
Ben senin yaşlarındayken...
...en çok prenseslerle oynamayı severdim biliyor musun?
Hatta Pamuk Prenses'i göreceğim diye o kadar tutturmuştum ki...
...annem beni Disneyland'a götürmüştü.
-Gerçekten mi? -Evet, gerçekten.
Hatta o zamanlar ben prensesler gerçek sanıyordum.
Hepsi gerçek ki zaten. Masallar ülkesinde yaşıyorlar.
Biri hariç.
Ben gerçekten bir prensesim, Sare abla.
Canan'la beraber gelmiştim ama o büyüdü.
Seni de çok sevdim. Senin arkadaşın olabilir miyim?
Hadi gel, burası ikimizin odası olsun. Hadi.
Aa, Sare!
(Müzik)
Sareciğim bir şeye ihtiyacın olursa biz aşağıdayız.
(Kapı kapandı)
Bana bak Leliş. Annem...
...o bizi gelip kurtaracak. Sen sakın korkma, tamam mı Leliş?
Şimdi ne yapacağız, biliyor musun? Şarkı söyleyeceğiz.
(Müzik)
(Sare dış ses) Annem, sen şarkı söylediğinde nerede olursam olayım...
...ben seni duyarım dedi. Sesimi duyacak ve gelip kurtaracak bizi buradan.
Çünkü o çok güçlü, biliyorsun değil mi Leliş? Çok güçlü.
Melek, Filiz nasıl?
(Yonca dış ses) Ben, İsmail'e hiçbir şey yapmadım Melek.
Yemin ederim hiçbir şey yapmadım.
(Melek dış ses) Biliyorum. Daha doğrusu buna inanıyorum Yonca.
(Yonca dış ses) Benim bir an önce buradan çıkmam lazım.
Benim bir an önce Sare'nin yanına gitmem lazım.
Yonca sana yalan söylemek istemiyorum. Elbette çıkacaksın.
-Ama çok zor bir süreç seni bekliyor. -Neden?
Neden? Yapmadım diyorum. Ben bir şey yapmadım.
Niye işlemediğim bir suç yüzünden beni hâlâ burada tutuyorlar?
-Yonca sen kaçarken yakalandın. -Ben polisten kaçmadım.
Kaçmadım! Kaçmadım!
En azından olanları polise anlatabilirdin.
Korktum diyorum! Korktum!
Sare'yi kaybetmekten korktum. Polise de anlattım ben aynı şeyleri.
Bunu en iyi senin anlıyor olman lazım Melek.
Anlıyorum hayatım da benim anlıyor olmam hiçbir şey ifade etmiyor ki.
Benim bir an önce buradan çıkmam lazım.
Ben, Sare'yi kaybedemem, anladın mı?
Benim buradan bir an önce çıkmam lazım Melek, anlıyor musun?
Yonca sakin ol. Lütfen oturur musun? Gerçekçi olmak zorundasın.
Tamam. Bir şey yapmamış olabilirsin ama şu anda cinayet şüphelisisin.
Bugün buradan çıkman imkânsız.
Sen çıkana kadar da Sare, Alpay'da kalacak.
Ne Alpay'ı! Alpay'da filan kalamaz benim kızım.
Alpay'da filan kalamaz. Yok öyle bir şey.
Alpay'da kalmayıp Sosyal Hizmetlere verilmesi daha mı iyi?
-Şu an için doğru olan bu. -Hayır diyorum, Melek. Hayır!
Alpay'da filan kalamaz. Benim kızım Alpay'da filan kalamaz.
Ben çocuğumu kaybedemem, tamam mı?
O onu tanımıyor bile! Alışık değil, korkar o.
Ben onun yanında olmayınca korkar, anlamıyor musun?
(Geçiş sesi)
(Polis sireni çalıyor)
Sare?
Anne ne olmuş buraya böyle? Neden bu kadar karanlık?
Bir şey yok anneciğim. Sokak lambaları bozulmuş sadece.
Çok karanlık. Ya burada kötü canavarlar varsa?
Canavarlar mı? Olabilir mi?
Doğru söylüyorsun aslında, olabilir. Ben de korktum şimdi, ne yapsak ki?
Buldum. Anneciğim ne yapacağımızı buldum.
-Ne yapacağız? -Biz korktuğumuz zaman ne yapıyorduk?
Ne?
"Küçük kız, küçük kız"
"Söyle bize neredeydin"
Hadi gel beraber söyleyelim.
"Küçük kız, küçük kız"
"Söyle bize neredeydin"
"Küçük kız, küçük kız"
"Söyle neredeydin" (Geçiş sesi)
"Dün sabah bekledim, oynamaya gelmedin"
"Dün sabah bekledim, hiç görünmedin"
"Küçük kız, küçük kız"
"Söyle bize neredeydin"
(Geçiş sesi) "Dün sabah bekledim, hiç görünmedin"
-Anne geçtik, başardık! -Evet.
Bizim yan yana olup da başaramayacağımız hiçbir şey yok anneciğim.
-Biz hep birlikte olacağız değil mi anne? -Evet. Hep birlikte olacağız.
Gel.
-Anne ben seni çok seviyorum. -Ben seni daha çok seviyorum.
(Geçiş sesi)
(Müzik)
(Geçiş sesi)
Annen borcunu ödeyeceği zaman ararsınız beni, tamam?
(Geçiş sesi) Leliş ben demiştim sana!
Annem bize yol gösterir demiştim işte.
Rüzgâr abi bize yardım eder. Annemi bulur.
Bizi kurtarmıştı. Bize yardım etmişti.
Pedagog bize sabırlı olmamız gerektiğini en başından söylemişti zaten.
Biz bile koca koca insanlarız, başımıza bir şey gelince...
...kolay adapte olamıyoruz. Yani Sare ne yapsın!
Ama ben biliyorum, kolay alışacak.
Bugün bile biraz buzlar kırıldı.
Bana bir bakışı vardı.
Hiç öyle bakma anne. Ne yapacaktık, Sare'yi ortada mı bırakacaktık?
Kimsenin elinden zorla da almadık Sare'yi.
Kadın cinayet işlemiş.
Ben biliyordum zaten o kadının Sare'ye iyi bakamayacağını.
Sare'yi o kadından Allah korumuş.
Sare?
Bir şey mi istedin güzelim?
Çizgi film izleyebilir miyim?
Anlamadım?
-Çizgi film izlemek istiyorum. -İzleyebilirsin tabii.
Ama bir telefonum yok ki.
Sareciğim bak burada kocaman televizyon var. Açalım, buradan izle.
Ben telefondan izlemeyi seviyorum.
Telefondan çizgi film izlenmez. Gözlerin bozulur.
Açalım televizyondan rahat rahat izle. Ne dersin?
Babası...
...çizgi film telefondan izlenir, değil mi?
-Baban da hiçbir şey bilmiyor. -O benim babam değil.
Tamam o zaman ismini söyle, buradan açalım, olur mu?
(Sare) Ben kendim açabilirim.
Öyle mi? Ne akıllısın sen öyle!
Annem her şeyi öğretti de ondan.
Ne güzel.
Bana da öğretir misin?
-Ben bilmiyorum da. -Olur ama sonra.
Ben, Leliş'le izleyeceğim. Beni odada bekliyor.
Peki, al bakalım.
-Odama çıkabilir miyim? -Tabii, Sareciğim.
Teşekkür ederim.
(Telefon çalıyor)
-Efendim? -Alo, Rüzgâr abi...
...benim, Sare. Tanıdın mı beni? -Sare?
Annemi polis amcalar götürdü, Rüzgâr abi.
Ona bir şey yapacaklar mı? Canı yanacak mı?
Hayır, hayır. Annene bir şey olmayacak, merak etme.
O hiçbir şey yapmadı. Her şeyi kötü böcekler yaptı.
(Sare ses) Ben onlara anlatırım. Beni onlara götürür müsün, ne olur.
Sare ben...
-Ben bunu yapamam. -O üzülmüştür şimdi ben yokum diye.
(Sare ses) Annemi bulup benim hiç korkmadığımı söyler misin?
Ben zaten hiç korkmuyorum ki.
Başta birazcık korktum ama "Küçük kız" söyledim, hemen geçti.
Gerçekten. Sonra sen aklıma geldin. Çünkü sen bizi kurtarmıştın.
Şimdi de yardım et Rüzgâr abi. Annemi bul.
O benim nerede olduğumu bilmezse çok üzülür.
Yardım edecek misin Rüzgâr abi? Annemi bulacak mısın?
Bana getirecek misin?
Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
Annem öleli iki ay oldu.
Peki ben bir annem olduğunu ne zaman anladım biliyor musunuz?
-Anlamadım? -Öldüğünde.
Bana söylediği şarkılar sustuğunda anladım bir annem olduğunu.
Babamın ben doğmadan öldüğünü, babasız büyüdüğümü sandığımı...
...ne zaman anladım biliyor musunuz? Çok geç.
Hayatımdaki adam beni de çocuğumu da hiç umursamadan...
...arkasına bile bakmadan bırakıp gittiğinde anladım.
Sare de benim gibi babasız büyüdü. O her şeyin farkında.
O adamın bir yabancı olduğunu biliyor. Ona baba falan demeyecek.
-O, onun için sadece bir yabancı. -Yonca Hanım...
...beni ilgilendiren bir şey söylemeyecekseniz çıkmam gerekiyor.
Bu sizi ilgilendirmiyor mu gerçekten?
Ben suçsuz olduğum hâlde burada kızımdan uzaktayım.
Kızım yabancı insanların elinde. Bu sizi gerçekten ilgilendirmiyor mu?
Ona şarkılar söyleyebilecek bir annesi varken bırakın söylesin.
Ben kimseyi öldürmedim. Lütfen, inanın bana. Ben kimseyi öldürmedim.
(Müzik)
Rüzgâr? Hayırdır, beni ziyarete mi geldin?
Evet. Zamansız mı oldu?
Of... Bizim işin kendisi zamansız değil mi zaten?
Bu işi yaparken ne annesin, ne kadınsın, ne arkadaş.
İnsan söz konusu olduğu zaman dengeyi kurmak çok zor oluyor bazen.
İyi misin sen?
İyiyim. Birazdan bir davam var da onunla ilgili bir şey düşünüyordum.
Sahi sen neden geldin? Vaktin varsa davadan sonra görüşelim.
Yok, yok. Ben de tam onun için geldim.
Şu az önce konuştuğun kadın. Yonca Sıdalı.
Evet.
O kadın masum.
-(Savcı) Bunlar ne? -(Rüzgâr) İsmail'in evi.
Olay günü ben de oradaydım. Yonca evden çıkıyor...
...ardından onu öldüren adamlar giriyor eve.
İsmail de bu adamlar da Behçet'e çalışıyor.
-Behçet? -Behçet Arsoy.
Yakalamak için uzun süre kanıt toplamaya çalıştığım sana.
Rüzgâr sen hâlâ bu adamın peşinden mi gidiyorsun?
Biliyorum, bazı hatalar yaptım, kabul.
Ve evet, hâlâ o adamın peşindeyim.
Ama şu an konumuz bu değil. Bana başka bir şey sorma, ne olursun.
Şu an tek konu masum bir anneyi kızına kavuşturmak.
(Yonca) Oh be!
Gördün mü, suçsuz olduğumu anladılar işte.
Sana inanmalarından ziyade dosyaya eklenen yeni deliller sayesinde çıktın.
Olsun. Sonuçta çıktım işte.
Evet ama tutuksuz yargılanıyorsun, unutma.
Tamam.
Ben şimdi Sare'yi alabilecek miyim, onu söyle.
Tabii ki. O senin kızın.
-Aa! Vaktim yok. Hadi hemen gidelim. -Vaktin?
Şey... Sare şimdi beni bekliyor.
-Rüzgâr? -Selam.
Senin ne işin var burada?
Sare beni aradı.
Ne? Seni mi aradı? Ne dedi?
Hiç korkmamış, bir kere bunu söylememi istedi.
Bir de "Küçük kız" diye bir şarkı söylemiş galiba.
Sen beni nasıl buldun?
Telefonda o kadar net seni bulmamı söyledi ki...
...başka çarem yoktu.
Melek sen bu Alpay'ın adresini biliyor musun? Nerede...
-Ben onu da biliyorum. -Sen nereden biliyorsun?
Sare konum attı bana. Hadi gidelim, bekletmeyelim.
Suçsuz olduğunun anlaşılmasına çok sevindim. Özellikle Sare için.
Ne olmuş peki? Neymiş olay?
Yanlış zamanda yanlış yerde olmak diyelim.
(Geçiş sesi) Artık işin içindesin.
Şimdi yapman gereken şey, Şanslı Sayılar oynayıp...
...sana söyleyeceğim otele gelmek. Bugün.
Şurada bir yerde durur musun?
Şey... Su alacağım da çok susadım.
Ben hemen gidip geliyorum. Bir şey istiyor musunuz?
Yok, teşekkürler.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Çok garip.
O dosyanın birden davaya girmesi çok ilginç.
Savcıyla konuştuğumuzda bize onlardan bahsetmedi.
(Melek) Yardım ediyor ona...
...Allah.
O kadar temiz kalpli ki. Tek yaptığı şey kızı için çırpınmak.
(Telefon çalıyor)
(Ekrem ses) Bizi, Savcı Leyla aradı. Ne kadar ısrarcı olduğunu söyledi.
Benim şu anda bir müşterim var. Ben daha sonra arayayım mı sizi?
(Ekrem ses) Onunlasın değil mi?
-Ne kadar? -Altı buçuk.
(Ekrem ses) Bu sefer haklısın galiba Rüzgâr.
Villayı tutanların ne ismi var ne bir şeyi.
Telefon bile villa sahibinin üzerine.
Film çekimi diye iki günlüğüne tutmuşlar.
Çok para verip fatura işlerini falan (***).
Muhtemelen parmak izinden de bir şey çıkmaz.
Yani elindeki tek ipucu şimdilik Yonca.
Anladım.
Tamam, ben müşterimi bir bırakayım sonra arayayım sizi.
Sağ olun, hoşça kalın.
Gidebiliriz.
(Müzik)
Aa!
Sareciğim.
Acıkmadın mı hâlâ?
Bitti mi çizgi film?
Bitti, ben telefonunuzu getirecektim. Özür dilerim.
Ne özrü bir tanem. Dursun sende istersen.
Ben sana köfte getirdim. Seversin değil mi?
Yok, ben hiç sevmem.
Ee...
O zaman şöyle yapalım.
Sen ne istersin söyle bana ben hemen yaptırayım.
Bu da şöyle dursun.
Belki oyuncağın yemek ister.
-Burası mı? -Konum burayı gösteriyor.
Yonca, ben konuşacağım. En doğrusu bu.
Senin iletişime geçmen uygun olmaz.
(Kapı zili çalıyor)
Buyurun.
-Alpay'ın evi burası mı? -Ne için soruyorsunuz?
Ben kızımı almaya geldim. Alpay'a söyle, kızımı getirsin.
-Siz kimsiniz hanımefendi? -Alpay'a söyle, kızımı getirsin.
Ben Avukat Melek Sürmeli. Yonca Hanım kızını almaya geldi.
Herhangi bir problem yok.
Siz Alpay Bey'e haber verin kendisi anlayacaktır.
Hemen.
Alpay peki ne olacak bundan sonra?
-Sare bizim olacak değil mi? -Sen hiç merak etme hayatım.
Artık bizimle birlikte.
Hem çok yakında da resmî olarak kızımız olacak.
Peki ya o?
Yani Yonca?
Bir şey yapabilir mi? Engelleyebilir mi?
Yok canım, hiçbir şey yapamaz.
Kim bilir kaç yıl yiyecek zaten. (Telefon çalıyor)
Efendim?
Nasıl gelmiş?
Hadi! Nerede bu? Niye gelmedi hâlâ?
-Hanımefendi sakin olur musunuz? -Yonca sakin, geliyordur.
-Ne işin var senin burada? -Nerede kızım? Kızımı getir çabuk.
-Ait olduğu yerde, evinde. -Ne diyorsun sen be!
Yonca...
Onun ait olduğu tek bir yer var o da benim yanım, duydun mu?
Getir kızım şimdi. Hadi çabuk!
Alpay Bey, nasıl yaptınız da bu kadar kısa sürede geçici vasi oldunuz bilmiyorum.
Ama o onun annesi ve velayeti de hâlâ onda.
Şimdilik Avukat Hanım, şimdilik.
Ayrıca bir babanın bir katile kızını vermesine hukuk da müsaade etmez.
Ben katil falan değilim. Delirtme beni. Kızımı getir çabuk!
-Tamam, tamam. -Alpay Bey bakın...
...Yonca Hanım'ın suçlu olduğu ispat edilmedi. Velayeti de hâlâ onda.
Öyleyse suçsuz olduğu ispat edilene kadar kimseye kızımı vermiyorum.
Bu sizin karar verebileceğiniz bir şey değil.
Benim verebileceğim bir karar çünkü ben onun babasıyım.
Sen onun babası falan değilsin. Delirtme beni!
-Delirtme beni! Rüzgâr! -Dur bir dakika avukat halletsin, tamam.
Onun babası falan değil diyorum.
Getir dedim sana. Delirtme beni! Kızımı getir!
-Yonca. -Melek!
Bakın Alpay Bey polisle gelmek zorunda kalacağız.
-Boşuna uğraşıyorsun. -Bana bak, delirtme beni!
-Çekil, bırak! -Boşuna uğraşıyorsun.
Sare ben geldim kızım. Gel hadi. Anneciğim ben geldim.
Sare ben geldim anneciğim, çık hadi! Sare!
Bir tanecik yesem annem kızar mı sence Leliş?
Sare! Sare, anneciğim ben geldim. Çık hadi, Sare!
Bağırma artık yeter. Duyamaz diyorum anlamıyor musun?
-Bağırma. -Yonca...
...polislerle gelip alırız, hadi gidelim.
(Alpay) Çocuğumu velayetini alacağım senden Yonca.
(Melek) Sen dinleme onu, hadi gel. Alacağız Sare'yi.
Duymuyor beni. Duysaydı gelirdi. Duymuyor.
-Ben şimdi polisi arıyorum. -Gerek yok. Rüzgâr şuraya sürsene.
Ne bakıyorsun? Rüzgâr sürsene şuraya.
Hadi. Yakınında olmam lazım.
(Müzik)
Bir daha gelirlerse içeri almayacaksınız tamam mı?
-Bu kapıdan kimse adımını atmayacak. -Peki efendim.
Ne yapacaksın?
-Şimdi de kızı mı kaçıracaksın? -Kızımı, Müyesser Hanım.
Kızımı evinde tutacağım. Tek yapacağım şey bu.
Sen üzülme hayatım, tamam?
Muhtemelen davasında bir yanlışlık oldu bıraktılar.
Ama ben halledeceğim, merak etme sen.
Tamam?
(Yonca) Dur burada.
Yonca ne yapacaksın? Atlamaya falan kalkmayacaksın değil mi?
Haklıyken haksız konumuna düşersin.
Bırak polisi arayayım, birkaç prosedür hemen alırız Sare'yi.
Yeterince bekledim ben.
Telefonunu verir misin?
Şifreni de girsene.
Arabadan inin.
Yonca!
İnin arabadan diyorum. Ne yaptığımı biliyorum, hadi.
Bu buna bağlı değil mi?
Asla durmuyor, asla.
(Sessizlik)
("Ayça ve Elma Şekerleri - Küçük Kız" çalıyor)
"Küçük kız, küçük kız"
"Söyle bize nerdeydin"
"Küçük kız, küçük kız"
"Söyle nerdeydin"
Anne. Anneciğim.
Anneciğim.
Kızım.
"Küçük kız, küçük kız"
"Söyle bize nerdeydin"
"Küçük kız, küçük kız"
"Söyle nerdeydin"
"Dün sabah bekledim"
"Oynamaya gelmedin"
"Dün sabah bekledim"
"Hiç görünmedin"
"Sormayın hâlimi"
"Ah neler oldu?"
(Yonca dış ses) Bizim seninle yan yana olup da...
...başaramayacağımız hiçbir şey yok anneciğim.
(Sare dış ses) Biz hep yan yana olacağız değil mi anne?
(Yonca dış ses) Evet, hep yan yana olacağız.
"Vah vah seni çok solgun gördük"
"Vah vah gerçekten çok üzüldük"
(Sare dış ses) Hep ama en sonsuza kadar hep mi?
(Yonca dış ses) En sonsuza kadar hep.
"Dinleyin çocuklar bebeğim var ya"
"Hani uzanınca gözünü kapar ya"
"Hani oturunca açar yeniden"
Anne!
-Anne! -Anneciğim.
Anneciğim, geldim bir tanem.
-Geldim bir tanem. Geçti, korkma tamam. -Lütfen beni bırakma.
-Tamam, bir tanem geçti. -Anne ne olur beni sakın bırakma bir daha.
Bitti anneciğim, bitti.
-Ne bakıyorsunuz? Alsanıza çocuğu. -Hop, hop beyler!
-Bırak! -Yonca...
-Çekil! -Aklınızdan bile geçirmeyin.
Daha fazla tadımız kaçmasın.
-Alpay Bey bırakın gidelim artık. -Sare'yi bırak.
-Hayır! -Yeter!
Durun artık.
Kızım git.
Al kızını ve git.
Sana kimse dokunmayacak.
(Müzik)
Canan. Canan.
Yeter. Böyle olmazdı zaten.
O senin değil, Yonca'nın kızı. Ne yaparsan yap bunu değiştiremezsin.
Hayır anne, o benim kocamın kızı.
Ve biz ona o kadından çok daha iyi bakacağız! Sen de bunu anla artık!
Ne yapmaya çalıştığının farkındayım.
Kızımla oynama Alpay.
Seni öyle bir silerim ki çıktığın çukura bile dönemezsin.
(Gerilim müziği)
Canan.
Hani Sare'yi alamazdı benden? Hani o hapisten çıkamazdı?
Niye yalan söyledin bana Alpay? Niye boşu boşuna umutlandırdın?
Nasıl çıktı bilmiyorum ama öğreneceğim.
Ortada kesin bir usulsüzlük var ama çözeceğim, merak etme.
Sare'yi onlardan alacağız.
(Yonca) Sevdin mi bakalım?
Benim artık gitme vaktim geldi Sareciğim. Görüşürüz, tamam mı?
Görüşürüz.
-Haberleşiriz. -Arayacağım seni.
(Melek) İyi günler.
Biz de gidelim artık.
Nereye gideceğiz anne? Yine Rüzgâr abide mi kalacağız?
(Yonca) Hayır anneciğim.
Zaten Rüzgâr abine yeterince yük olduk.
Olur mu öyle şey? Ne yükü?
Hem bizim evimiz yok ki. Nereye gideceğiz anne?
Bak, isterseniz gerçekten bende kalabilirsiniz.
-Benim için hiç sorun değil. -Yok, ayarladım ben.
Hadi, gidelim artık.
Tamam, ben bırakayım sizi bari.
Yok, olmaz. Sen de taksiden para kazanıyorsun zaten.
Tamam canım, neyse ne. Benim için rahat etmez zaten.
Hesabı alabilir miyiz?
Evet, nereye?
(***) Otel, biliyor musun?
Anne, nereye gidiyoruz?
Sürpriz.
-Sürpriz mi? -Evet.
Ne sürprizi?
Ama anneciğim, sürpriz dedim ya. Söylersem olmaz.
Doğru. Peki, ne kadar var?
Ne kadarda gideriz Rüzgâr abi?
20 dakika kadar.
Bir şey soracağım ama bir sorun olmayacaksa.
Orası lüks bir otel.
Maddi olarak...
Nasıl diyeyim? Bende kalabilirdiniz, sorun olmazdı. Onu diyorum.
Şey...
...annemin uzaktan bir akrabası çalışıyor orada.
Biz de onun yanında kalacağız.
(Gerilim müziği)
Evet hanımefendi, geldik.
-Burası mı anne? -Evet anneciğim, burası.
-Sürpriz, sürpriz, sürpriz! -Bekle Sare.
Dursana anneciğim.
-Sürpriz içeride mi anne? -İçeride.
-Hadi hemen gidelim. -Tamam anneciğim, gideceğiz.
Rüzgâr abine hoşça kal demeden mi gideceğiz?
Sen de gelsene Rüzgâr abi. Hadi anne, o da görsün sürprizi.
Hayır!
Yani Rüzgâr abini yeterince meşgul ettik.
O artık işlerini halletsin, değil mi Rüzgâr abisi?
Tabii, tabii.
O zaman ben sana sonra anlatırım sürprizi, olur mu Rüzgâr abi?
-Olur mu canım? -Hadi gidelim anne, hadi.
Tamam anneciğim. Rüzgâr abinle vedalaşalım, gireceğiz.
Sana nasıl teşekkür edeceğimizi gerçekten bilmiyorum.
-Her şey için sağ ol. -Ne yaptım ki?
Hayatımda hiç kimsenin benim için yapmadığı şeyleri yaptın.
İyi ki karşılaştık Rüzgâr. İyi ki.
Sana olan borcumu en kısa zamanda fazlasıyla ödeyeceğim. Söz.
Saçmalama, tamam. Lafı bile olmaz. Siz iyi olun, yeter.
Olacağız.
-Görüşmek üzere. -Görüşürüz.
Ben arayacağım seni. Gerçi ben aramasam da Sare arar.
Hadi bakalım, hoşça kal de Rüzgâr abine.
-Hoşça kal Rüzgâr abi. -Hoşça kal Sareciğim.
Anne, sürpriz büyük bir şey mi?
Gidince göreceğiz anneciğim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Anne, burası ne kadar büyük.
Sürpriz nerede anneciğim? Anne.
Yonca Hanım, bir şey içmek ister misiniz?
Tam karşınızdaki koridor. Koridoru takip edin, ikinci kapıdan çıkacaksınız.
(Gerilim müziği)
Çok affedersiniz. Benim hatam.
-Lütfen izin verin, temizleteyim. -Hayır, önemli değil.
-Lütfen, gidereyim. -Arkadaşım önemli değil, tamam.
-Lütfen izin verin. -Tamam, önemli değil dedim.
(Gerilim müziği)
Anne, ne kadar var?
Sürprize daha ne kadar gideceğiz?
Hişt, tamam anneciğim. Sessiz ol, göreceğiz birazdan.
Hişt, Leliş sessiz ol.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Arabaya binin. -Ne oluyor?
Hemen arabaya binin.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Nereye gidiyoruz?
Anne.
Efendim anneciğim?
Sürpriz bu amca mı?
Hayır bir tanem, değil. Daha heyecanlı olsun diye böyle yaptım.
-Öyle mi? -Evet.
Doğruyu söyle, çok merak ettin, değil mi?
-Evet. -Ben de bu yüzden yaptım.
Sen daha çok merak et, daha heyecanlı olsun diye.
Şimdi yaslan arkana. Bekle, tamam mı?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Müsaadenle babacık.
Bellek nerede?
Yok Behçet abi.
Onu biliyoruz. Nerede?
O kadında olmalı. O almış olmalı.
Abi vallahi bak, bütün evi aradım.
Karısı da yoktu zaten. Kesin o kadın aldı.
Almasa beni bıçaklar mı?
Aldık haberini. Polisler İsmail cinayetinden almışlar.
(Erkek) Ben adamları ayarlayacağım.
Hapishaneye birini sokar, belleğin yerini öğrenirim.
Siz hiç merak etmeyin.
Bizlik bir şey yok Akif'im. Sen merak etme.
Kadını salmışlar. Polis her yerde seni arıyor.
-Beni mi? -Seni.
Of!
Takımı yeni aldım peder bey. Kirlensin mi?
Bir şey yok.
(Erkek 2) Hadi bakalım.
-Erman. -Efendim?
Patronun haberi olmadan o flash belleği bulmamız lazım.
Sıkıntı yok babacık.
Bana sıkıntı yok deyip durma lan!
Bana sıkıntı yok deyip durma!
O belleğin çalındığı duyulursa ne olur haberin var mı?
-Biteriz lan! -Ama bunları konuştuk babacık.
Kalbin var, biliyorsun. Birazcık sakin.
Elimde kalacaksın Erman.
Vallahi elimde kalacaksın.
Adamlarına söyle, ağızlarını sıkı tutsunlar.
Bu iş ikimizin arasında, tamam mı?
Sır saklamak babacık, en sevdiğim şey, biliyorsun.
Ne yap ne et, o belleği bul Erman.
O belleği bul Erman!
Babacık.
Bütün aklımla, bedenimle bu işe böyle 'focus'lanmış durumdayım.
Ama kalbim dersen, nerede olduğunu biliyorsun.
Patron duymayacak. Erman bu işi halledecek.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
(Yonca) Şimdi nereye gidiyoruz?
(Gerilim müziği)
Arabadan in.
Yanında konuşmayalım.
Anne.
Anneciğim, sen burada beni bekle, tamam mı?
-Hayır, gitme anne. -Bir şey yok anneciğim.
Ne olur gitme anne. Hem ya o adam sana bir şey yaparsa?
(Sare) Beni yalnız bırakma ne olur.
Anneciğim, o amca iyi birisi. Kötü birisi değil.
Hem yalnız değilsin. Bak, Leliş de yanında.
Zaten uzağa gitmeyeceğim. Şurada konuşup geleceğim, tamam mı?
Bekle burada, geliyorum.
(Sessizlik)
Ne oluyor?
-Kimdi o? -Kim kimdi?
Peşinden gelen adam.
Yonca, taksiyle geldiğin adam kimdi?
Kimse değil, arkadaşım sadece.
-Kimseye bir şey söylemeyecektin. -Söylemedim.
-Yalnız gelecektin. -Yalnız geldim zaten.
Sadece Sare ve ben. Başka hiç kimse yoktu.
O benim arkadaşım. Otele bıraktı, o kadar.
Otele senin peşinden geldi.
-Ona bir şey söyledin mi? -Söylemedim diyorum.
Bizi merak etmiştir, o yüzden peşimizden gelmiştir.
O sadece arkadaşım. Kimseye bir şey söylemedim.
Sen bu olayın ciddiyetini daha anlamadın galiba!
Sakın bir daha bana bağırmaya kalkışma. Sakın.
Onu korkutacaksın.
Bana bak, ben kimseye bir şey söylemedim, tamam mı?
Ne işin vardı?
Neden birkaç gün istedin? Ne işin vardı?
Yonca, bu çok önemli. Ne işin vardı?
Senden net bir cevap istiyorum.
Arkadaşım Filiz. Pizzacıda da görmüşsündür zaten.
Kocası öldü, onun yanına gittim.
Çok istiyorsan gel beraber gidelim başsağlığı dilemeye.
-Arabaya bin. -Nereye?
-Otele. -Otel?
Az önceki paravan oteldi.
Yalnız gelip gelmeyeceğinizden emin olmak için.
Şimdi asıl yerimize gidiyoruz.
(Gerilim müziği)
(Üst üste konuşmalar)
Sessiz olun çocuklar. Ne konuştuk?
Sinema salonunda ne yapacaktık?
(Hep bir ağızdan) Sessiz olacağız.
Aferin. Film boyunca hiç ses çıkarmayacaksınız, tamam mı?
(Hep bir ağızdan) Tamam.
Şimdi içeri giriyoruz, sessiz oluyoruz. Beni takip ediyorsunuz, hadi.
Işıklar da karardığına göre ses çıkarmıyoruz, tamam mı çocuklar?
(Hep bir ağızdan) Tamam.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Islıkla "Barış Manço- Bugün Bayram" melodisini çalıyor)
(Islık çalmaya devam ediyor)
(Duygusal müzik)
Merhaba.
Hatırladın mı bu şarkıyı? Sen çok severdin.
Hâlâ seviyor musun?
Annem geldiğini duyarsa kızar.
Biliyorum.
Ama haberi olmazsa kızamaz.
Söyler misin?
Yine götürecek misin beni?
Hayır.
Sen istemediğin sürece asla.
Niye geldin?
Seni özledim.
Çok özledim hem de.
Sen beni özledin mi?
Sana bir kere sarılabilir miyim?
(Duygusal müzik)
Seni çok özlemişim. Çok, çok.
(Duygusal müzik)
Deniz!
Öğretmenim.
Deniz!
Deniz! Deniz!
Ah, Deniz!
Çok korkuttun beni. Nereye gittin?
Tuvalete öğretmenim.
Ama izin almadan gitmemen gerekirdi.
Özür dilerim öğretmenim. Bir daha yapmam.
Tamam canım, hadi içeri geçelim.
"Sen gittin gideli"
"İçimde öyle bir sızı var ki"
"Yalnız sen anlarsın"
"Sen şimdi uzakta"
"Cennette meleklerle"
"Bizi düşler, ağlarsın"
"Bugün bayram"
"Erken kalkın çocuklar"
"Giyelim en güzel giysileri"
"Elimizde taze kır çiçekleri"
"Üzmeyelim bugün annemizi"
"Bugün bayram"
"Erken kalkın çocuklar"
"Giyelim en güzel giysileri"
"Elimizde taze kır çiçekleri"
"Üzmeyelim bugün annemizi"
"Sen yaz geceleri"
"Yıldızlar içinden ara sıra"
"Bize göz kırparsın"
"Sen soğuk günlerde"
"Kalbimi ısıtan en sıcak anımsın"
"Bugün bayram"
"Erken kalkın çocuklar"
"Giyelim en güzel giysileri"
"Elimizde taze kır çiçekleri"
Anne, sürpriz burada mı?
"Bugün bayram"
"Erken kalkın çocuklar"
"Giyelim en güzel giysileri"
"Elimizde taze kır çiçekleri"
"Üzmeyelim bugün annemizi"
"Bugün bayram"
"Çabuk olun çocuklar"
"Annemiz bugün bizi bekler"
"Bayramlarda hüzünlenir melekler"
"Gönül alır bu güzel çiçekler"
(Sessizlik)
Burada kalacaksınız.
Şanslı Sayılar.
(Gerilim müziği)
Ben olmadan dışarı çıkılmayacak.
Telefonlar kapalı. Dışarıyı arayamazsınız.
Mithat kapıda olacak.
Bir şey isterseniz ondan isteyin.
Ama neden ben?
Eğer kabul edersem niye beni seçtiğini söyleyecektin.
Annenin sürprizi yandaki odada.
Şimdi dinlenin, akşama konuşacağız. Her şeyi.
Anne, sürpriz gerçekten şuradaki odada mı?
Evet.
-Oley! -Sare, dur. Dur.
Sare, dur.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Bunların hepsi benim mi anne?
Evet anneciğim.
Ama bizim bunları alacak kadar çok paramız yok ki.
Yoksa o amca mı aldı bunları?
-Evet bir tanem. -Ama neden?
Neden bunları almış ki bana? Neden bize iyilik yapıyor?
Hem sen o adamı nereden tanıyorsun?
Pizzacıdan.
Pizzacıdan anneciğim. Hem sen onu hatırlamıyor musun?
Aa! Nasıl hatırlamazsın anneciğim? Hani bir keresinde gelmişti...
...senin resimlerini çok beğenmişti. Hatırlıyor musun?
Evet.
İşte sen küçük ve çok yetenekli bir ressam olduğun için...
...o da sana böyle bir sürpriz yapmak istemiş.
Bütün bunlar çok güzel resim yaptığım için mi?
Evet anneciğim.
Sen çok daha güzel resimler yapabil diye bunları almış.
Ben çok güzel resimler yapıyorum, değil mi anneciğim?
Evet anneciğim. Daha güzellerini yapacaksın.
O zaman ben büyüyünce çok iyi bir ressam olacağım.
Bak sen. Demek ressam olacaksın.
Evet, ressam olacağım.
Herkes yaptıklarımı çok beğenecek.
Ve biz de hep böyle güzel şeyler alacağız. Hem de hep.
Oy benim küçük ayıcığım. Oh.
Büyüyüp annesine güzel şeyler mi alacakmış?
-Anne. -(Yonca) Efendim?
Ben ayıcık değilim.
Yine mi ama? Evet, ayıcıksın.
Oh, sen benim küçük ayıcığımsın işte.
Değilim.
-Öylesin işte. Ayıcığımsın. -Anne yapma.
-Sen küçücük bir ayıcıksın. -Anne.
-Hop! Sen küçük bir ayıcıksın işte. -Anne yapma.
-Ben ne yapsam seni? Buralarından... -Anne yapma ne olur.
-Yapma. -Ne yapsam?
-Pamuklar mı çıkarsam buralardan? -(Sare) Anne!
-Küçük ayıcık. -(Sare) Anne yapma.
-Anne. -Efendim?
Ben seni çok seviyorum.
-Ben seni daha çok seviyorum. -Hayır, ben daha çok seviyorum.
-Hayır, ben daha çok seviyorum! -Hayır anne.
En birinci benim.
-Anne. -Efendim?
O adam.
Kim?
Hani babammış.
Baba deme ona.
(Sare) Peki, ne diyeyim?
Düşüneyim.
Buldum. Domuzcuk de.
Ne? Domuzcuk mu diyeyim?
Evet, pis domuzcuk.
-Iy, çok pis. -Evet anneciğim, pis.
"Güldürüyor beni hayatım"
O domuzcuk bir daha beni alamaz, değil mi?
Asla alamaz. Ben bir daha asla izin vermem.
-Söz mü? -Söz.
-(Sare) En hakiki anne sözü mü? -En hakiki anne sözü.
Peki, biz artık burada mı kalacağız?
Bir süre evet.
(Yonca) Hişt, bana bak.
Keşifçilik oynayalım mı?
Olur. Keşifçilik, keşifçilik, keşifçilik!
("Tuğkan - Şans" çalıyor)
"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"
"Gidilecek yollar, yaşanacak yıllar var bir umutla"
"Takmam, sıkılmam, üzülmem, almam alttan asla"
"Şans kaç kere uğrar hayatta?"
"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"
"Gidilecek yollar, yaşanacak yıllar var bir umutla"
"Takmam, sıkılmam, üzülmem, almam alttan asla"
"Şans kaç kere uğrar hayatta?"
("Tuğkan - Şans" çalıyor)
"Tut elimden bebeğim"
"Tut elimden bebeğim"
"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"
"Gidilecek yollar, yaşanacak yıllar var bir umutla"
"Takmam, sıkılmam, üzülmem, almam alttan asla"
"Şans kaç kere uğrar hayatta?"
Anne.
Efendim?
O kadın var ya.
Hangi kadın?
Domuzcuğun karısı.
Disneyland'a gitmiş, biliyor musun?
Öyle mi olmuş?
Evet ama ben hiç inanmadım gittiğine.
Çünkü kötüler Disneyland'a giremez, değil mi?
Ben hemen anladım yalan söylediğini.
Evet anneciğim.
Kötüler oraya gidemez.
Ama biliyor musun? Disneyland'a biz de gideceğiz hem de çok yakında.
-Gerçekten mi? -Evet.
Ne zaman?
Bir düşüneyim.
(Duygusal müzik)
Gel. Gel, bak.
Gel, bak.
(Duygusal müzik)
Bak, Ay'ı görüyor musun?
Evet.
İşte o dolunay olduğu zaman gideceğiz. Yani yusyuvarlak olunca.
-Gerçekten mi? -Gerçekten.
-Peki, ne zaman olacak? -Çok yakında.
Ay Dede, lütfen hemen çabucak dolunay ol.
Evet Ay Dede, lütfen bir an önce dolunay ol.
Çünkü biz Sare'yle Disneyland'a gideceğiz.
Evet!
İkimiz mi gideceğiz anne?
Evet anneciğim. Başka kim gelsin isterdin?
Filiz teyzem, ne olur anne.
Olur, sorarız bir tanem.
Bir de Rüzgâr abim.
Bak sen. Çok mu sevdin Rüzgâr abini?
Evet.
O seni bana getirdi. Çok iyi biri değil mi?
(Yonca dış ses) Evet bir tanem, Rüzgâr abin çok iyi birisi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Sessizlik)
(Gerilim müziği)
Ee, gününüz nasıl geçti?
Sinemaya gitmişsiniz bugün.
Güzel miydi film?
-Evet. -Hah.
Tatlım, iyi misin sen?
-Bir şey yok, değil mi? -Yok, anne.
Geldiğinden beri biraz durgunsun da.
Sinemada bir şey olmadı, değil mi?
Yok anne, hiçbir şey olmadı.
Doydum ben. Odama gidebilir miyim?
Tabii canım. Tabii ki.
(Gerilim müziği)
Deniz.
Gerçekten bir sorun yok, değil mi?
Yok.
Ama öğretmenin, bana sinemadan izinsiz çıktığını söyledi.
Merak etme, annene bir şey söylemedim.
Ama öğretmenin çok korkmuş.
Özür diledim ondan.
Tuvalete gitmiştim.
Tuvalete?
Evet.
Bana anlatmak istediğin herhangi bir şey yok mu?
Yok.
(Gerilim müziği)
Hadi, sen oyuncaklarınla oyna.
(Müzik)
Ben hazırım.
O anlattıkların...
...yani İsmail...
...o gece Yonca'ya yaptıkları...
...doğru mu?
(Müzik)
(Ağlıyor)
Peki, o dediklerin?
Ne işi varmış o adamların?
Bilmiyorum canım. İnan bilmiyorum.
Ama her neye bulaşmışsa durum sandığımızdan daha karışık.
En azından neyin ne olduğunu öğrenene kadar tedbirli olmakta fayda var.
Bir süre bende kal Filiz.
Şimdi seni burada bırakamam.
(Kapı çaldı)
Birini mi bekliyordun?
Taziye için gelmişlerdir.
İyi akşamlar.
Buyurun?
Ha...
Korkuttuk, değil mi?
Vallahi kusura bakmayın. O kadar...
O kadar haklısınız ki.
Her seferinde diyorum ki şu adamların biraz eli yüzü düzgünlerini gönderin.
Ama bakın, nerede tipsiz var, nerede nursuz var burada.
Bir saniye.
Bayanlar korktu işte.
Bayanlar korktu. İyi mi bu?
Gidin, uzakta bekleyin.
Ne aradığınızı öğrenebilir miyim?
Güzel. Çünkü bir şey aradığımı anladıysanız...
...ne istediğimi de anlamışsınızdır.
Ne yapıyorsunuz beyefendi?
Nasıl yani?
Ayakkabılarımla mı gireyim?
Yoksa siz öyle mi yapıyorsunuz?
Bu modernleşme sevdası beni gerçekten artık...
Bir terlik... Terlik bir şey... Yok mu terlik?
Siz zahmet etmeyin. Onu da ben hallederim.
Allah'ım ya Rabb'im ya. Çok ayıp. Çok ayıp artık.
(İç çekti)
Evet.
(Islık çalıyor)
Ya.
İsmail, kocanız...
...toprağı bol olsun. Çok üzüldük.
Siz benden ne istiyorsunuz?
Şimdi Filiz Hanım...
...sizin kocanız, İsmail...
...bizden bir şey çaldı.
Ben sadece onu geri almaya geldim.
Benim bir şeyden haberim yok.
Emin misiniz?
Derhâl çıkın buradan.
Belki o şeyin vardır...
Hani vardı ya sizin bir tane arkadaşınız.
Onun haberi vardır belki. Ona bir sorsak?
Kim?
Bayan.
Sizce burada oyun mu oynuyoruz şu an?
Yani böyle bir şey olabilir mi?
Bence kimden bahsettiğimi çok iyi biliyorsunuz.
O şey var ya Yonca.
Yonca Sıdalı.
Ona soralım. Belki o biliyordur. Ona soralım.
Yeter artık. Derhâl gidin buradan. Yoksa polisi arıyorum.
Hı?
Polisi arıyordun.
Bence şöyle yapalım.
Üç... Üç gün! Benden size üç gün! Vallahi üç gün! İçimden geldi.
Benden size üç gün. Üç gün sonra geleyim.
Tamam mı? Benim olanı alayım.
Gideyim, siz de bu güzel suratı bir daha hiç görmeyin.
Ne diyorsunuz?
Sizden hiçbir şey çalmadım.
Ama işte Filiz Hanım, kocanız çaldı.
Yani kocanız çaldı işte.
Benim de onu geri almam gerek.
-Çünkü o bize lazım. -Yeter artık!
Üç gün!
Üç gün sonra geleceğim!
Benim olanı alacağım.
Gideceğim. Çok basit.
Yoksa ne olacak?
Ben neden bahsettiğinizi bile bilmiyorum.
İşte onu öğrenmeyi hiç istemezsiniz.
Bence siz o Yonca'yla bir konuşun.
O Yonca'yla konuşun ki o sizi bu yükten kurtarır.
Ha? Değil mi?
(Boğazını temizledi)
Hanımlar, artık bana müsaade.
Kendinize iyi bakın. İyi akşamlar.
Kapıyı kilitleyin.
(Gerilim müziği)
Melek, ne arıyor bu adam?
-Ne istiyorlar? -Bilmiyorum.
İnan bilmiyorum.
Peki, Yonca?
Yani Yonca'nın bildiğini sanmıyorum. Bilse bize söylerdi.
Ayrıca Yonca'nın bu adamlarla ne işi olur?
Nasıl bir şeye bulaştırdın beni İsmail?
Nasıl?
(Kapı vuruluyor)
(Kapı ısrarla vuruluyor)
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Başka bir yerde konuşsak?
Olmaz, Sare uyanıp beni yanında göremezse korkar. Burada konuşalım.
Oturmayacak mısın?
Evet, seni dinliyorum.
Neden beni seçtin?
Bu para nasıl oluyor da çıkıyor ve hiç kimse bilmiyor?
En önemlisi de senin, sizin, artık kaç kişiyseniz...
...bu işten çıkarınız ne?
Peki.
Şanslı Sayılar çekilişini düzenleyen şirketin içine kendi adamlarımızı soktuk.
Yani içeride bize çalışan...
...kritik görevde birkaç kişi var.
Bunlardan biri bir teknisyen.
Bu makinelerin, topların bakımını yapan...
...zararsız, önemsiz, görünmez biri.
Uzun yıllardır içeride.
Yani herkesin ona güvenip, kimsenin ondan şüphelenmeyeceği kadar uzun yıllar.
İşte bu adam...
...önceden verdiğimiz sayılara göre topların ağırlığını ayarlıyormuş.
(Erkek) Söylediğine göre.
Yani ağır olan top...
Yani üzerinde bizim istediğimiz sayılı olanı...
...diğerlerinden çok daha önce düşüyormuş falan.
Benim çok fazla ilgilenmediğim...
Benim ilgilendiğim kısmı, bizim verdiğimiz sayının çıkmasını sağlaması.
Bunu ne çekilişi düzenleyenler biliyor, ne de başka biri.
Sadece içerideki birkaç adamımız ve biz.
O kadar.
Yani bütün ikramiye size çıkıyor.
Hayır, hayır. Yılda bir veya iki kez.
O da sadece göze batmamak için.
Tabii bu arada kimseye çıkmamasını sağlayarak meblağı yükseltiyoruz.
Böyle yasa dışı bir şeyi benim gibilerin iyiliği için yapmıyorsunuzdur herhâlde.
Tabii ki.
Çıkan ikramiyenin yüzde 75'i bizim olur.
Yüzde 25'ini de bu teklifi kabul eden kişi alır.
Peki ya teklifi kabul eden kişi hepsini almak isterse?
Aza kanaat getirmeyen çoğu bulamaz demiş ya...
...atalarımız.
Yani siz, benim gibi çaresiz insanların çaresizliğini kullanıyorsunuz.
Başka hiçbir yolu olmayan, size hayır diyemeyecek insanların.
Ama bu tek taraflı değil Yonca.
İki taraf için de kazançlı oluyor.
Şimdi...
...250 milyon kazanacağım.
Bunun yüzde 75'i sizin olacak.
Yüzde 25'i benim. Öyle mi?
Ee...
Tam olarak değil.
İşte burada...
Ufak bir değişiklik yapacağız sevgili Yonca.
Paranın hepsini sen alacaksın.
Ben mi?
-Ne? -Evet, evet.
Hepsini alıp buradan gideceksin.
-Gidecek miyim? -Yurt dışına kaçacaksın.
Kaç... Ne kaçması? Nereye kaçacağım?
Baban hakkında ne biliyorsun Yonca?
Babam?
Babamın ne alakası var bu konuyla?
Sadece baban hakkında ne bildiğini sordum.
-Annen ne anlattı sana? -Niye soruyorsun bunu?
-Amacın ne? -Hiçbir şey.
Sana basit bir soru sordum.
Baban hakkında ne biliyorsun?
(Müzik)
-Bu... -Sensin.
Annen ve baban.
Ben senin babanım Yonca.
(Gerilim müziği)
Benim babam öldü.
Hayır, hayır...
Annen, sana öldüğünü söyledi.
Benim babam öldü. Nasıl bir yalan bu?
Niye böyle bir şey yapıyorsun bana? Nasıl bir yalan bu?
Hayır, hayır. Yalan değil. Gerçek.
Ben senin babanım ve sana yardım etmeye çalışıyorum.
Evet, kabullenmesi güç de olsa gerçek bu.
Benim babam öldü!
Hayır.
Ne söyledi annen sana?
Babanın öldüğünü söyledi mi? Ya da mezarının nerede olduğunu?
Hiç bahsetti mi sana bunlardan?
Benim babam öldü.
Benim babam öldü.
-Yonca, dinle. -Uzak dur benden!
Uzak dur. Benim babam öldü. Yalan söylüyorsun.
Sahte. Gerçek değil bunlar.
Bunlar gerçek değil. Annemin fotoğraflarını buldun. Sonra da...
Hayır.
Bak.
Annenle lisede tanıştık. Sevdik birbirimizi.
Sana hamile kaldı.
Evlenme kararı aldık.
Al.
Sen gülüyorsun diye çok mutluyduk ama çok.
Ama sonra...
...ayrıldık.
(Duygusal müzik)
Gerçek.
Gerçek mi?
(Duygusal müzik)
Benim babam...
Benim bir babam vardı.
Benim babam bunca yıldır yaşıyordu.
Ve ben bilmiyordum.
Neden?
Neden?
Çünkü...
...çok gençtim.
Sen doğacaktın, para lazımdı.
Sizin için ailem için para kazanmam lazımdı ve ben...
...kolay yolu seçtim.
Annen beni asla affetmedi.
"Kirli para." dedi.
"Ben çocuğumun boğazından haram lokma geçirmem." demişti.
Ve sen haramı seçtin.
Annemle beni bıraktın.
Şimdi de yarım bıraktığın işi tamamlamak için geri döndün, öyle mi?
Çocuğunun boğazından haram lokma geçirmek için geri döndün.
Neden şimdi?
Neden bunca zaman sonra?
Neden benim sana ihtiyacım varken değil de şimdi? Neden?
Annen istemedi.
Annen, seninle görüşmemi asla istemedi.
Sen annemle görüşüyor muydun?
Başlarda evet.
Çünkü seni benden uzaklaştırmasın istedim.
Ama sonra bu işlerin içine iyice girince...
...senin bilinmemen, duyulmaman, senin ve annenin güvenliği için daha önemli oldu.
Sonra da benim varlığımı unuttun.
Asla unutmadım, asla.
Söyledim ya. Seni korumak için...
Neden bunca zaman sonra peki?
Neden babam bunca yıl sonra geri dönüyor?
Ben neden kaçıyorum?
Neden yurt dışına gidiyorum?
Çünkü...
...paranın hepsini sen alacaksın Yonca.
Örgüt, alması gereken payı alamadığı için senin peşine düşecektir.
Meblağ çok büyük Yonca. Aylardır bunun için çalışıyorum.
O parayı alıp hemen buradan kaçıp gitmen gerek.
Anlamıyorum, anlayamıyorum.
Ya paranın benim payıma düşen kısmı bana yetip de artacakken...
...ben niye hepsini alıyorum? Neden hepsini alıyorum? Niye kaçıyorum?
Başka bir şey daha var.
Başka bir şey daha var değil mi bana anlatmadığın?
Annenden ayrıldıktan sonra...
...evlendim.
Eşimi kaybedeli yedi yıl kadar oluyor.
Kardeşlerin var Yonca.
Bütün bu parayı üçünüz... Onları da alıp gideceksin.
-Kardeşlerim? -Evet.
İki kız kardeşin daha var.
(Müzik)
Kardeşlerim var.
Kardeşlerim var. Peki.
Neden onlar değil de ben?
Çünkü onların benim kızım olduğu biliniyor. Senin...
Kurban olarak beni seçtin çünkü.
Unuttuğun kızını seçtin. Değil mi?
Yıllar önce terk ettiğin kızın...
...şimdi diğer çocuklarının hayatını değiştirsin istiyorsun çünkü. Değil mi?
(Gerilim müziği)
Peki, kızların?
Onlar biliyorlar mı bunu yapacağımızı?
Beni istemiyorlar.
Beni hayatlarında istemiyorlar.
(Duygusal müzik)
Kendine bir muhasebeci mi tutsan acaba ablacığım?
Sen de rahat edersin, ben de.
Acaba siz ne okudunuz küçük hanım?
İyi de sabahları şirkette çalışıp akşamları buradan çalışamam.
Bak sen. Ne güzel yapıyorsun işte.
-Ben senden memnunum. -Madem o kadar memnunsun...
...kesenin ağzını açsan mı acaba?
Bununla ödediğini mi düşünüyorsun gerçekten?
Evet.
Oh!
Ben gerçek bir maaştan bahsediyorum.
(Turgay) Burcu.
Küçük olan.
Bir şirkette muhasebecilik yapıyor.
Hep güler. Pozitiftir.
Hep bana "Anı yaşayacaksın baba." der. Gerisi boş.
Tek bir zaafı var. O da para.
Çocukluğundan beri böyleydi.
Bulduğu her kuruşu anında harcardı.
Ablasından gizli gizli de olsa benimle görüşüyor.
Bana olan sevgisi mi benden aldığı harçlıklar mı...
...onu cezbediyor, bilemiyorum artık.
(Duygusal müzik)
Doğa.
(Turgay) İnatçıdır.
Burcu'nun tam tersidir.
Tutumludur. Kendi ayakları üstünde durur.
Yardımseverdir.
Sanat tarihi okudu.
Sonra pasta yapımına merak sarıp burayı açtı.
Ne kadar ısrar etsem de tutturdu burası için.
Biliyorum, borç içinde.
Ama inat işte.
Birkaç yıl önce birini sevdi.
Ona o çocuğun iyi biri olmadığını anlatmaya çalıştım ama anlamadı.
Anlamak istemedi.
Herifin ne mal olduğunu görünce de iş işten geçti tabii.
Doğa, hemen ayrılmak istedi ama çocuk peşini bırakmadı.
Bırakmaz.
Psikopatın, ruh hastasının teki o.
(İç çekti)
Dinlemeliydi beni.
Taktı Doğa'ya kafayı.
Sonra...
...bir gün...
-Ne demek lan istemiyorum? -Bırak!
(Doğa bağırıyor)
Sonra ne oldu?
Doğa, polise vermek istedi. Ama ben engel oldum.
Neden?
Çünkü o, bizimle çalışıyordu.
Yani içimizden biriydi.
Polis, işin içine karışamazdı senin anlayacağın.
Olayı kapatmak zorunda kaldık.
Ve bir anlaşma yaptık.
O, Doğa'dan uzak duracaktı.
Ben de bu polis işini çözecektim.
Çözdüm.
O günden beri benimle görüşmüyor.
Nasıl ya?
Nasıl yapabildin bunu kızına?
Onun ne yaşadığını, ne hissettiğini anlayamıyor musun?
Nasıl yapabildin bunu sen?
Çünkü o psikopat!
Eğer Doğa'ya dokunmuyorsa benim sayemde. Anladın mı?
Eğer Doğa, onu polise verseydi her şey çok daha kötü olacaktı.
Bunu, onun iyiliği için yaptım.
-Sadece onun iyiliği için mi gerçekten? -Evet.
Bak.
Eğer ölmem bir şey ifade etseydi...
...emin ol onun için ölürdüm.
Ama bir şey ifade etmeyecekti.
Onu korumanın tek yolu buydu.
Benim hayatta olmam onu yaşatıyor Yonca.
Buna inan.
Benim yaşıyor olmam...
...onu yaşatıyor.
Peki.
-Teklifi kabul edecekler mi? -Edecekler.
Etmek zorundalar.
Başka bir seçenekleri yok.
-Ne zaman söyleyeceksin? -Yarın.
Yarın, seninle birlikte konuşacağız onlarla.
-Benimle mi? -Evet, seninle birlikte.
(Müzik)
Yarın erkenden pasaport için başvuru yapacağız.
-Tamam. -Hazırlanırım.
Sonra da gidip onlarla konuşacağız.
İyi geceler, Yonca.
Sana...
...hiçbir zaman baba demeyeceğim.
Asla.
Her şeyi sadece Sare için yapıyorum.
Her şey Sare için.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Rüzgâr, akşam her şeyi konuşacağız seninle.
(Gerilim müziği)
Tamam. Nihayet.
Evet.
Evet, zamanı geldi.
Ona güvenebilir miyim?
20 yıldır benimle.
Güvendiğim tek kişi diyebilirim.
Sareciğim, benim çok kısa bir işim var. Gitmem gerekiyor anneciğim. Olur mu?
Nereye? Ben de geleyim anne.
Sen daha güzel bir yere gideceksin.
Nereye?
O amcayla birlikte luna parka gideceksiniz.
-Baba, ne oluyor ya? -Konuşacağız.
-İçeride anlatacağım her şeyi. -Ama ablam...
Burcu. İçeride.
Ee... Şey yapalım. Önce ben gireyim, sonra siz gelin.
Şey yaparız böyle.
Ay...
-Kuzum. -Abla.
Ne oldu? Sen niye işte değilsin?
-Sana bir şey söyleyeceğim ama... -Burcu, söylesene ne oldu?
Babam burada.
Burada mı? Nerede?
Dışarıda şu an. Bizimle konuşmak istiyor.
Tamam, sen bekle.
Kızım.
Ne oluyor?
-Konuşmamız lazım. -Konuşmak?
Benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok.
Burcu, söyle ona çıksın buradan.
Sadece beş dakika Doğa.
Beş dakika istiyorum senden.
Sana buradan çık dedim.
-Doğa. -Ne? Ne?
-Ne var? -Biliyorum hâlâ kızgınsın bana.
Haklısın da.
Ama niyetim buraya gelip seni üzmek değil.
Dinlemen lazım.
Sadece dinle.
Ondan sonra bir daha görmeyeceksin beni.
-Söz veriyorum. -Git buradan.
Doğa.
-Git buradan, git! -Doğa...
Git! Sen yoksun benim için!
Anlamadın mı? Sen, o günden sonra benim için yoksun.
Konuşulacak her şeyi sen konuştun. Söylenecek her şeyi sen söyledin.
Bitti, bitti! Şimdi buradan defolup gidiyorsun!
Yanında getirdiğin bu kadını da alıp buradan gidiyorsun.
Senin bana söyleyecek hiçbir şeyin kalmadı.
Söyleyeceğin hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. Hadi!
Ölüyorum.
(Gerilim müziği)
Ben ölüyorum kızım.
(Duygusal müzik)
Baba...
...doğru değil, değil mi bu?
Değil, tabii ki bu da doğru değil.
Babamızın bizimle barışmak için yeni oyunu.
İstediğini elde etmek için her şeyi yapabileceğini...
...ikimiz de çok iyi biliyoruz, değil mi? Bunu bile.
Son evre Doğa.
Ben de yeni öğrendim...
...ve anlaşılan epey geç öğrendim.
Hiçbir şey yapılamayacak kadar geç.
(Duygusal müzik)
Doğru söylüyorsun.
Yaşayabileceğim en fazla birkaç ay daha.
Senin doğum gününü görebilecek kadar değil.
Abla...
...ama bir çözümü vardır, değil mi?
(Burcu) Vardır, tabii ki de vardır.
Ben seni tanıyorum baba. Sen iyice araştırmamışsındır.
Şey yaparız...
...yurt dışına gideriz baba. Çok iyi doktorlar var.
Yok kızım, hiçbir yolu yok.
Niye geldin o zaman?
(Doğa) Ölmeden önce yaptıklarını temize çekmeye mi?
-Uğraşma boşuna. -Abla, yeter!
Yeter ya yeter!
Adam ölüyorum diyor, duymuyor musun sen?
(Turgay) Tamam kızım, tamam.
Merak etme, onun için gelmedim.
Sadece konuşmak için geldim.
Son bir konuşma.
Sakince, son bir aile toplantısı.
Eskisi gibi.
(Duygusal müzik)
Gel kızım.
Aile toplantısı demiştin?
Evet, öyle dedim.
Otur kızım.
(Sessizlik)
(Sessizlik)
Annenizden önce biriyle beraberdim.
Çok zaman önce.
Beraberdim derken ciddi bir şeydi.
Seviyordum onu.
(Turgay) Evlenecektik ama olmadı işte.
Meral, adı Meral’di.
İlk aşkım.
Yonca, onun kızı.
Benim kızım.
-Yani sizin ablanız. -Ne?
(Duygusal müzik)
Gördün mü Burcu?
Babamız bütün bombalarını bugüne saklamış.
Ne güzel ya. Babamız ölüyor.
Yerine başımıza bir abla geliyor.
(Doğa) Aile sayımız korunuyor diyorsun, öyle mi baba?
Niye bunu bize şimdi söylüyorsun?
Niye şimdi söylüyorsun? Sen bizi delirtmeye mi çalışıyorsun?
(Doğa) Yoksa ölmeden önce ablamızı bize mi emanet edeceksin?
Sizi birbirinize emanet etmeye çalışıyorum.
Çünkü üçünüzün de buna ihtiyacı var.
Birbirinize ihtiyacınız var.
Bizim kimseye ihtiyacımız yok!
Birdenbire ortaya çıkan bir ablayaysa hiç ihtiyacımız yok!
(Doğa) Hadi Burcu, yeter artık dinlediğimiz!
(Turgay) Şanslı Sayılar.
Tam 250 milyon lira...
...iki gün sonra ablanıza çıkacak.
Ne?
Üçünüz o parayı alıp, buradan gideceksiniz.
-Anlamadım? -Nasıl olacağını boş ver.
Kardeşini alacaksın.
Yonca ve kızıyla birlikte buradan gideceksiniz.
Sizin zaten pasaportunuz var, Yonca’nınki de çıkıyor.
Her şey ayarlandı.
-Gideceğiniz yer... -Bir dakika, bir dakika!
Biz nereye gidiyoruz, ben anlamadım?
-(Doğa) Biz niye gidiyoruz? -Doğa, ölüyorum diyorum.
Ben ölünce ne olacağını biliyorsun, değil mi?
(Turgay) O (***) durmayacak!
Ben ölünce… Yani ben gidince...
...o, meydanı boş bulunca seni hiç rahat bırakmayacak.
Sen de biliyorsun bunu.
O yüzden kabul etmek zorundasın.
Bu senin, kardeşinin, Yonca’nın...
...hayatını güvenceye alacak tek yol.
Her anlamda! Her şey ayarlandı.
O parayı alıp, gideceksiniz buradan.
Ne zamandır planlıyordunuz bunu?
O da daha dün öğrendi.
Sizi de Şanslı Sayıları da dün öğrendi.
Düne kadar hiçbir şeyden haberi yoktu onun da.
Doktor bana hastalığımı söylediği an...
...ne düşündüm, biliyor musun?
(Turgay) Ölecek olmamı.
Öyle işlediğim günahların bedelini...
...nasıl ödeyeceğimi değil, sizi. Sizi, sadece sizi.
Evet, yaşarken belki iyi bir baba olamadım ben hiçbirinize.
Ama düşündüm ki öldükten sonra olabilirim.
Yani ölsem bile sizi koruyabilir...
...hayatlarınızı yoluna koyabilirim.
Belki o kaybettiğimiz yılları telafi etmez ama...
...telafi ya da kefaret aramıyorum ben.
Kızlarımın rahat, düzenli birer hayatı olsun istiyorum sadece.
Bunun için ne yapabilirim diye düşündüm durdum...
...o günden beri.
Evet, bir yolu olmalıydı.
Sizler için yapabileceğim son bir şey...
Son çare, kirli parayı kızlarıma bırakıp...
...öyle gideyim dedin, öyle mi baba?
Doğa bugün öfkeyle, nefretle hareket edilecek gün değil.
Bugün mesele ben değilim sizsiniz, siz.
Bana olan nefretine kardeşlerinin hayatını heba etme.
Kendin için, kardeşlerin için...
...kinini, küslüğünü bir yana bırak...
...bana yardım et.
Benim kinim, küslüğüm ne zaman bitecek biliyor musun?
Öldüğün gün.
Öldüğün gün kızın olarak cenazende yerimi alacağım.
Cenazeni kaldıracağım.
Annemin vasiyetini yerine getirip seni onun yanına gömeceğim.
Annemin, baş ucumda duran...
...fotoğrafının yanına seninkini koyacağım.
(Doğa) Her şey olması gerektiği gibi olacak.
Çok ağlayacağım, biliyorum.
Ne yazık ki teselli de bulamayacağım.
(Doğa) Çünkü aklıma son iki sene değil, ondan öncesi gelecek baba.
Seninle mutlu olduğumuz günler gelecek aklıma.
İnsan işte, yastayken kötüyü getirmez aklına.
Yasını tutacağım baba...
...acını çekeceğim.
Babamın kim olduğunu...
...ne iş yaptığını bilmediğim günlerin acısını çekeceğim.
-Doğa! -Mevlidini okutacağım.
Helvanı kendi ellerimle kavuracağım...
...kendi elimle dağıtacağım eşe dosta. Aynı anneme yaptığım gibi.
Her ölüm yıl dönümünde mezarına çiçekler getireceğim her yıl.
(Doğa) Niye biliyor musun baba?
Çünkü burada olacağım.
Burada, ait olduğum yerde.
(Doğa) Annemle babamın mezarının olduğu şehirde.
Yani anlayacağın...
...ben senin kirli parana bundan önce el sürmediğim gibi...
...bundan sonra da el sürmeyeceğim.
Aile toplantısı bitmiştir.
Abla, abla!
(Burcu) Abla, abla!
(Burcu ağlıyor)
Abla!
Burcu, asla o parayı almayacağız bak asla!
Babamızın ölüm parasını almayacağız, tamam mı?
(Duygusal müzik)
Bana ne zaman söyleyecektin?
Hoş...
...gerçi onlara bile söylememişsin.
Bana mı söyleyeceksin?
Olsun.
En azından sana baba demek için...
...kendimi zorlamama gerek kalmayacak.
(Duygusal müzik)
(Yonca) Şimdi ne olacak?
İkna edeceğiz onları.
(Yonca) Edemeyiz, olmayacak.
Olmak zorunda Yonca, olacak.
-Kabul edecekler. -Etmezlerse ne olacak?
Ben ne olacağım? Gidecek miyim kalacak mıyım?
Öyle bir ihtimal yok Yonca.
Üçünüz birlikte gideceksiniz buradan.
Başka yolu yok.
O yüzden bunları düşünmene gerek de yok.
Var! Çünkü beni sadece ikimiz ilgilendiriyor.
Sare ve ben.
Kabul etmezlerse ne olacağını bilmek zorundayım.
Her şeye hazırlıklı olmalıyım ben.
Çözeceğim Yonca, çözeceğim.
Ne yapıp edip ikna edeceğim kardeşlerini.
Hadi.
(Gerilim müziği)
Filiz’i görmem gerekiyor.
Filiz’i görmeden hiçbir ülkeye gitmeyeceğim.
(TV kadın ses) Şanslı Sayılar için son iki gün.
Ve tarihin gördüğü en büyük ikramiye...
...250 milyon lira için bayilerde kuyruklar oluşmuş durumda.
(Kapı zili çaldı)
(TV kadın ses) Herkesin hayalini süsleyen bu büyük ikramiye...
...kim veya kimlerin olacak? Bugünlerde en çok konuşulan...
Bildiğin her şeyi öğrenmek istiyorum.
Gel.
-Ayakkabıyı çıkar, ayakkabıyı! -Çıkaracağız.
Giy o terlikleri de ayağın üşümesin.
(Sessizlik)
Her şey burada.
(Sessizlik)
Görevden uzaklaştırılmadan önce izlediklerimiz.
(Rüzgâr) Sonrası da benim kendi çalışmalarım.
Tamam başlayalım. Seni dinliyorum.
Akif, bugün cesedini bulduğun adam.
Behçet’in adamı, zaten onu biliyorsun.
(Rüzgâr) Behçet Aksoy ve oğlu Erman Aksoy.
Kurdukları bu yapılanmanın en tepesindeki ikili.
(Rüzgâr dış ses) Behçet Arsoy...
...bütün hepsinin en üstündeki adam.
Şimdi işleri oğlu Erman'a bırakmayı düşünüyor.
Erman tam bir manyak, bir ruh hastası.
Bugüne kadar onlarca suça bulaşmış ama hiç.
Onun yerine hep birileri girmiş, çıkmış.
Bildiğimiz şeyler yani.
Sadece bir kere o da üç ay içeri girmiş, çıkmış o kadar.
Evet, bir de pis işlerden ziyade...
...bu yapılanmanın mali işleriyle uğraşan...
...Turgay Moral var.
(Rüzgâr dış ses) Turgay, para işleriyle ilgileniyor.
Behçet’e göre daha sakin ama daha akıllı biri.
Bütün mali iş onun üstünden yürüyor.
Her adımını planlayarak atıyor.
O yüzden takip edilmesi falan mümkün değil.
Turgay’ın iki kız var.
Burcu Moral, küçük kızı.
(Rüzgâr) Bir şirkette muhasebe departmanında çalışıyor.
Ve Doğa Moral, büyük kızı.
(Rüzgâr dış ses) Bir kafe işletiyor.
Turgay'la görüşmüyorlar.
Kızların hiçbir bağlantısı yok ya da ben bulamadım.
Yalnızca Erman, arada sırada...
...Doğa'nın işlettiği kafeye gidiyor.
Ama içeri girmiyor, sadece uzaktan izlemekle yetiniyor.
Bilmiyorum belki eskiden gelen aralarında bir şey vardır.
Orayı tam olarak çözemedim.
(Doğa) Bırak beni!
Terk edemezsin lan beni! Buradan gidemezsin!
(Erman) Bırakmam!
(Erman'ı bıçakladı)
(Gerilim müziği)
(Rüzgâr dış ses) Bu üçü tüm yapılanmadan sorumlu kişiler.
Hepsinin ayrı ayrı görevleri var.
Ama hepsinin de hesap verdiği...
...tek bir kişi var Mazhar Çıracı.
Herksin iş adamı olarak bildiği...
...ama aslında bu örgütün başındaki adam.
(TV kadın ses) Değerli izleyenler, Türkiye İyilik Hareketi ödül töreni...
...bugün İstanbul'da gerçekleşti.
Ödül töreninde yılın en yardımsever iş adamı ödülüne...
...Mazhar Çıracı layık görüldü.
Hayırseverliğiyle tanınan Mazhar Çıracı...
...Somali’den, Uygur Türklerine uzanacak...
...yeni bir iyilik hareketine başladıklarını duyurdu.
İyi akşamlar arkadaşlar, hepiniz hoş geldiniz.
Yukarıda da konuştuğumuz gibi...
...biz ne kadar çok insana dokunabilirsek...
...bizim için o kadar kıymetli ve özel.
Ama bu konudaki bütün övgüleri de...
...tek başıma almayı hak etmiyorum doğrusu.
Bu işin fikir sahibi aslına güzel karım...
...Merve.
Merve Hanım, eski eşiniz Rüzgâr Akcan...
...Mazhar Bey'le olan problemleriyle gündem olmuştu.
(Muhabir erkek) Sonra da görevinden uzaklaştırıldı.
Onunla ilgili bir şey söylemek ister misiniz?
Böylesi özel bir gecede...
...bu tatsız konunun yeri mi sizce?
(Gerilim müziği)
Değil.
Biz bütün bunları geride bıraktık.
Ümit ediyoruz ki Rüzgâr Bey de bırakır.
Müsaadenizle.
(Gerilim müziği)
Güzel karım.
Senin canın mı sıkıldı?
Deniz’i getirmeyelim demiştim sana. Bu sözlerden etkileniyor.
Ben sadece ne kadar mutlu bir ailemizin olduğunu...
...göstermek istedim, o kadar.
Ama haklısın, bir daha olmayacak.
Özür dilerim.
Söz.
Benim biraz işim var.
Eve geçin siz. Gelirim ben de geç kalmam.
Tamam.
(Gerilim müziği)
(Ekrem dış ses) Tamam, diyelim ki haklısın.
Mazhar, bütün bunları yönetiyor.
Kendini çok iyi kamufle ediyor.
Peki bu...
...günlerdir peşinde dolaştığın Yonca.
(Ekrem) Onun bütün bunlarla alakası ne?
(Sessizlik)
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
Özür dilerim. Çok özür dilerim.
(Yonca) Çok üzgünüm ben.
(Filiz) Ben de. Ben de.
Bilemiyorum. Ama karakoldan aradığı numaraya gittiğimizde...
...adres boştu biliyorsun.
Otelde akrabam var dedi. Öyle bir akraba yok.
Bence otele girdiği gibi buhar oldu uçtu kız.
Behçet ve adamları peşinde ve bence o da bunun gayet farkında.
Kaçıyorsa, bir sebebi var demektir.
Bildiği bir şeyler var diyorsun? İyi ama araştırdık.
Yani bu kadın bu adamlarla yan yana dahi gelmemiş bugüne kadar.
Bilemiyorum.
Belki bir şey kaçırıyoruz gözden.
Ya da kızla ilgili bilmediğimiz bir şey var.
-Beyler. -Patron.
(Mazhar derin nefes verdi)
Bu ödül gecesi biraz uzadı.
Umarım çok bekletmemişimdir.
Ne demek patron.
Biz de birbirimizi çok göremiyoruz ya...
...hasret gideriyorduk, değil mi?
Erman, sus!
Fazla vaktim yok. Eve gitmem lazım.
-Neydi isim? -Akif.
(Mazhar) Akif.
Öldürülmüş.
Ha...
...korumalardan birinin yakın arkadaşı.
Ondan öğrendim.
Sebep?
Ben hallettim.
Bizden bir şey çalıyordu.
(Erman) Yakalandı, infaz edildi.
Olması gerektiği gibi.
Başka bir şey yok.
Öyle değil mi?
(Gerilim müziği)
Peki.
Turgay, sen ne yaptın?
(Mazhar) Çekilişle alakalı bir sorun yok, değil mi?
Yok.
Talihliyle konuşuldu, her şey halledildi öyle değil mi?
Konuşuldu, halledildi.
Para, parayı kaç günde kullanabileceğiz?
İki, iki hafta içinde hesaplara geçerim.
Behçet...
...oradan gelecek parayı Meksika’da kalan mallar için kullanacağız.
Başüstüne.
Tamam.
Başlayalım.
(Filiz) Nasıl ya?
O adam senin baban mıymış gerçekten?
(Sessizlik)
Bu adam da onun adamı?
Senin iki tane kardeşin var?
Şanslı Sayılar sana çıkacak...
...ve siz o parayla kaçıp gideceksiniz?
(Gerilim müziği)
Peşimizde bizden ne istediğini bilmediğimiz mafya...
...senin başına gelen bunca olay.
(Filiz) Ah, anam!
Biz kendi hâlinde, pizzacıda çalışan...
...akşam eve gittiğinde ne yemek yapacağını düşünen insanlardık.
Şimdi konuştuklarımıza bak!
Yonca, gitmelisin.
Bak, bu adamlar ne istiyor bilmiyorum.
Ama sende yok bende de yok.
Ben gidince sen ne yapacaksın?
Melek, bana polis koruması çıkarttırdı.
Filiz, o adamların neler yapabileceğini bilmiyoruz.
Ne yapabilirim?
En azından senin bir fırsatın var.
Kaç, kurtar kendini.
Hem o kızlara illa kardeşim demek zorunda değilsin.
Al onları git!
Sonra istemezsen bir daha yüzlerini bile görmezsin.
Onlar gelmeyecekler.
O kadar parayı kim reddeder?
-Elbette gelecekler. -Filiz, gördüm.
Ben onların yüzünde gördüm. Asla kabul etmeyecekler.
Onlar gelmezse ne olacak?
(Yonca) Bir şey soracağım.
Sen geçen sene bir geziye gitmek için...
...pasaport çıkarttırmıştın değil mi?
Evet.
Beni dinle şimdi, sakın kimseye söyleme.
Biz buradan birlikte gideceğiz.
Birlikte mi?
Bak, onlar...
...kardeşlerim, gelmeyecekler biliyorum.
Ama ben Sare için bu fırsatı tepemem.
Seni de geride bırakamam.
(Yonca) Turgay’ın ne dediği umurumda bile değil.
Para benim olacak.
Bak, sen, ben, Sare.
Üçümüz gideceğiz.
(Yonca) Sen hiç kimseye bir şeyden bahsetmeyeceksin...
...benden haber bekleyeceksin.
O mafya bozuntuları seni bulmadan...
...buradan gideceğiz. Üçümüz gideceğiz.
(TV erkek ses) Uzun zamandır Türkiye’nin beklediği gün gelip de çattı!
250 milyon liranın kime çıkacağını...
...tüm Türkiye merakla bekliyor!
O şanslı insan veya insanların kimler olacağı...
...merak konusu ve bir rakam daha geliyor!
(Gerilim müziği)
Evet, geliyor!
39!
Dördüncü rakam geliyor!
(Gerilim müziği)
(TV erkek ses) 66, 66!
66, 66!
Dördüncü rakam 66 ve beşinci geliyor!
(Gerilim müziği)
(TV erkek ses) 8, beşinci rakamımız 8!
8, 8, 8 ve sırada sonuncu rakam!
(Gerilim müziği)
Ve sonuncu rakam!
(TV erkek ses) İşte belki de birilerinin kaderini değiştirecek...
...sonuncu rakam 13!
13, 13, 13!
Ve şöyle bir sıralayalım bakalım. Ne yaptık?
4, 8, 13, 17, 39 ve 66!
(TV erkek ses) 66, 66!
Sevgili seyircilerimiz...
...evet, rejiden aldığımız bilgiye göre...
...büyük ikramiyenin sadece bir kişiye çıktığını öğrendik arkadaşlar!
Sevgili seyirciler evet, sadece bir kişiye.
Evet.
Her şey şimdi başlıyor Yonca.
Hazır mısın?
(Gerilim müziği)
Neden buraya geldik anneciğim?
Halletmemiz gereken küçük bir işimiz var.
(Yonca) Onu halledip hemen gideceğiz bir tanem, tamam mı?
Elindeki kuponu vereceksin...
...ikramiyenin sana çıktığını söyleyeceksin, tamam mı?
(Gerilim müziği)
(Turgay dış ses) Unutma, ne kadar sessiz olursak o kadar iyi.
Senin görülmemen bilinmemen önemli.
(Gerilim müziği)
(Turgay dış ses) Adının açıklanmasını istemediğini söyleyeceksin.
Kimsenin bilmesini istemediğini.
(Gerilim müziği)
Sana haberi verirsem...
...şu söz verdiğin maç biletlerini ayarlayacak mısın?
Evet, tamam.
(Gerilim müziği)
(Turgay dış ses) Pasaportunun çıkması...
...kardeşlerinin iknası için üç günümüz var.
...ve bu üç günde mümkün olduğunca sessiz olmalıyız.
Ve Şanslı Sayılar talihlisi ortaya çıktı değerli izleyenler.
(TV kadın ses) Adının Yonca Sıdalı olduğu öğrenilen talihli...
...ikramiyesini almak üzere bu sabah saatlerinde...
...Şanslı Sayılar merkezine gitti.
Şanslı Sayılar merkezine giden Yonca Sıdalı’nın fotoğraflarıysa...
...sosyal medyada dolaşmaya başladı.
İlk olarak bir haber sitesine düşen fotoğrafta...
...Yonca Sıdalı'nın beklediği görülüyor.
Ondan gizli olarak çekilen fotoğraflar...
...bir yandan da habercilikte etik tartışmasını beraberinde getirdi...
(Yonca dış ses) Turgay’ın ne dediği umurumda bile değil.
Parayı alacak olan benim.
Sen, ben ve Sare buradan gideceğiz.
Sen kimseye bir şey söylemeyeceksin...
...ve benden haber bekleyeceksin, tamam mı?
O mafya bozuntuları seni bulmadan...
...üçümüz buradan gitmiş olacağız.
(Gerilim müziği)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Eylül Yılmaz...
...Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz
Editör: Ela Korgan
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.