Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Baksana! Boş musun?
Biraz takılalım mı?
Doppelganger'ı hiç duydun mu?
Doppel?
İkinci bir sen.
O kişiyi gördüğün zaman...
...kötü şeyler olurmuş.
Neden bahsediyorsun?
Ne oldu?
Muhteşemdi!
Oğlanın yüzünü gördün mü?
Gelmek üzere olduğunu biliyordum...
...ben de ona küçük bir hikâye anlattım.
Görünüşe göre o da yanlış anladı.
Gözüne ne oldu?
Sanırım buna arpacık diyorlardı.
Göz kapaklarım iltihaplandı.
Yakında geçer.
Öyle ama...
...yine de sinir bozucu.
Aç gözlerini ve defet hakim karanlığı
Korkma duyduğun o ilahi sesten
Çok sevdiği kasvetli tabutunu
İstemsiz geri verişleri misali bir kuklanın
Tüm kan çekilmiş bedeninden
Ruhuna "karanlık" isimli bir başlangıç bırakarak kendinden
Beni görebiliyor musun
Ellerinin soğuğu ellerimde bitiveriyor
Kaldır haydi kana bulanmış o pençelerini
Tehditkâr bakışlarını esirgeme dünyandan
Şimdiden yok edelim birbirimizi
Görmesin gözlerimiz şüphe ve karmaşanın hüküm sürdüğü o geleceği
Çünkü kopartacaklar kanatlarımızı ve ayaklarımızı bir ân tereddüt etmeden
Bu boş göğün altında sonsuz çürüyüşlere gark eyleyeceğiz
Bir tane daha var benden
Sonuna dek acı çektirircesine sevmesini bilen
Söylesene haydi, hangisi gerçek benim
- Karma -
Gelecek ay dokuzuncu sınıf olacağız.
Evet.
Hem de 15 yaşına basacağız.
Bu kötü bir şey mi?
Hayır, onunla pek ilgisi yok.
Lise giriş sınavları yaklaşıyor değil mi?
Üf ya, hatırlatmasana şunu!
Bu biraz fazla mı gösterişli?
İnsanı bayıyor.
Öyle mi diyorsun? Sevmediğimi söyleyemem.
Onu bana almayacak mısın?
Hayır, kendim için.
Böylesi aynaya bakmaktan daha kolay, değil mi?
Bu hiç aklıma gelmemişti.
Yakıştı ama değil mi?
Hiç hoşuma gitmedi.
Öyle mi?
Dandik.
Çok kabasın.
Öyle miyim?
Bu...
Söyle bakalım, hangimiz gerçek?
Gibi bir şey oldu değil mi?
Ne?
Gözlerini kaçırma.
Aklıma geldi de o gözle bazı şeyleri gördüğünü söylemiştin değil mi?
Evet.
Bende herhangi bir şey görebiliyor musun?
Hayır.
O gözün gerçekten de çok şirin.
Gözlerinin farklı renk olması çok hoş.
Buna "heterokromi" mi deniyordu?
Farklı göz de deniyor.
Üzerini kapatman çok yazık.
Göz bandı olmadan çok daha şirin görünüyorsun.
Yani dolaylı yoldan kendine şirin mi diyorsun?
Üstüne bastın!
Bunu inkar edemezsin!
Başardım!
Şunu düşürdüm amca!
Ne? Neden ama?
Üf ya! Çok da şirindi üstelik...
Senin şirin anlayışın biraz tuhaf.
Öyle mi?
Sence bu şirin mi?
Çok sönük.
Anlıyorum.
Peki, ya şu fil?
Şirin!
Seni hiç anlamıyorum.
Gerçek bir lunaparka gitmek istiyorum.
Bir dahaki sefere gidelim mi?
Gelecek haftaya ne dersin?
Gelecek hafta annem Tokyo'daki bebek sergisine gidecek...
...o yüzden dükkana bakmam gerek.
İşte bu!
Teyzem evde olmayacaksa gelip seninle vakit geçirebilirim değil mi?
Evet, haklısın.
Geldim!
Evet, kapının önündeyim.
Nisan oldu hâlâ kar yağıyor, bir güneş yüzü göremedik.
Evinin böyle güzel bebeklerle dolu olmasına bayıldım.
Kardeşler ikinci derece akraba mı oluyordu?
Derece mi?
Evet, ikinci derece.
Anne baba bir, nine ve dedeler iki ve kardeşler de ikinci derece değil mi?
Evet.
Ne oldu ki?
Yeni sınıfımda bununla ilgili konuşuyorlardı da.
Söylesene, yeni sınıfın nasıl?
Yakışıklı çocuklar var mı?
Pek emin değilim.
Yalnız biraz garip bir sınıf sanırım.
Garip mi?
Nasıl söylesem, lanetli gibi bir şey sanırım.
Lanetli mi?
Böyle söylentiler duydum da.
İşte bu gerçekten garip!
Demek hiç yakışıklı çocuk yok öyle mi?
Seni tanıştırayım mı?
Tanıştırmak derken?
Erkeklerle diyorum! Yakışıklı çocuk yok dedin ya...
Almayayım!
Aynı torununu evlendirmeye çalışan nineler gibisin.
Öyle deme ama.
Burayı ilk defa görüyorum ama...
...gerçekten harikaymış.
Bu da ne böyle? Çok şirin!
Bu mu?
Bunu Yukiyo teyze mi yaptı?
Evet.
Mei.
Ne vardı?
Annemi affetmeni isterdim.
Mitsuyo teyzemi mi?
Teyzen değil, annen o senin!
Ortada affedilecek bir şey yok.
Annem hâlâ seni kızı olarak görüyor.
Onun da seni görmeyi istediğini düşünüyorum.
Ama seni evlatlık verdiği için kendini suçlu hissediyor.
Seni gönderdiği için kendini affedemiyor.
Ağzıyla söylemese de...
...çok acı çektiğine eminim.
O yüzden olmaz mı?
Ben onu hiçbir şey için suçlamıyorum.
Anlıyorum!
Ayrıca, suçluluktan bahsediyorsak Kirika, annem de bir o kadar suçlu.
İkiz kardeşleri birbirinden ayırdı sonuçta.
Ama onun da korktuğu başka bir şey var.
Korkmak mı?
Gerçek annemin yanına dönerim diye korkuyor.
O yüzden mi benimle buluşmanı yasakladı?
Annemin duygularını da anlamadığımı söyleyemem.
Alışık olmadığından burada fazla kalmasan iyi olur.
Üst kata çıkalım.
Alışık mı?
Bebekler yapım aşamasında olduğundan.
Vay canına! Kocamanmış!
Öyle mi?
Benim odamda dört buçuk tatami, bir de futon var, o kadar.
Vay canına! Çok güzel!
Ben de böyle bir odam olsun isterdim.
Artık çocuk değilsin.
Ablammış gibi davranmasana!
Biz ikiziz, ikimiz de aynı yaştayız.
Önce doğan mı abla oluyor o zaman?
Bilmem!
Bence daha güçlü olanımız abla oluyor.
Bu da ne böyle?
Görünüşe göre abla ben oluyorum.
Canım acıyor!
Çalışan kızlar güçlü olur!
Demek dışarıdan böyle görünüyormuşum.
Düşündüğümden daha zayıfmışsın..
İçim rahatladı doğrusu.
Öyle mi dersin acaba?
Her ne kadar ben zayıf olsam da sen öyle olmayabilirsin.
Ne dedin bakayım?
Yakaladım!
Bak sen, büyümüşler değil mi?
Dursana!
Hoşuna gitti değil mi?
Dondum, buz gibi!
Misaki, sen ne zaman böyle sapık ihtiyarlara benzedin ki?
Sence kaç defa birlikte banyo yapmışızdır?
Küçüklüğümüzü hatırlamıyorum ama iki ya da üç defa olmalı değil mi?
İlki ne zamandı acaba?
İlkokul beşte miydik?
Evet, beşinci sınıftayken.
Amane ninem ikiz olduğumuzu ağzından kaçırdığı zaman.
Aslında ben çok daha önce fark etmiştim. Birbirimize çok fazla benziyorduk!
Gerçi, haklısın.
Bunda hep bir gariplik olduğunu düşünmüştüm.
Hiç bebeklik fotoğrafım yoktu.
Ama atmış olamayacağını düşündüğümden evde didik didik onları aramaya başladım.
Sonunda da buldum.
Fotoğrafları mı?
Evet.
Doğduğumuz zamanki fotoğraflarımız.
Seninle yan yana yatarken çekilmiş fotoğraflarımız.
Yüzlerimiz birbirinin tıpatıp aynısıydı.
Kendimi gülmekten alamadım.
Buldum.
Yarın luna parka gidelim.
Hangisine?
Hani, annemle beraber üçümüz gitmiştik ya.
Bu epey uzun zaman önceydi.
Evet, evet.
O gün teyzem sinirden küplere binmişti.
Evet, o zamanlar neden o kadar sinirlendiğini hep merak ederdim.
Ne diyorsun, yarın gidelim mi?
Olur.
Aşık olduğun kimse yok mu?
Hayır.
Peki, ya sen?
Benim var.
Nasıl biri?
Sıradan biri.
Sıradan mı?
Evet, genelde çok sessiz biri.
Heavy metalden hoşlanıyor.
Demek ikiniz de aynı gruptan hoşlanıyorsunuz?
Evet, evet.
Ona nasıl aşık oldun?
Bilmem.
Bir şeyler olmalı değil mi?
Kıvılcımları tetikleyen bir an falan.
Hiç hatırlamıyorum.
Bu iş böyle mi oluyor?
Aynen öyle.
Şimdi hatırladım da demin çalışan kızlar falan demiştin.
Yarım günlük işte mi çalışıyorsun?
Evet, yakınlardaki bir tofu dükkanında.
Neden peki?
Annem harçlık konusunda çok cimridir.
Cep telefonu faturalarımı bile ödeyemiyorum.
Kendi paramı kendim kazanmam gerek.
Gerçekten de harikasın.
Ayrıca babamın doğum günü de yaklaşıyor.
O yüzden...
Etrafın insanlarla çevrili değil mi?
Hemen uykuya daldı.
Neden?
Çeviri: ClauseOver
Ne oldu?
Bir şeyler hissettim de.
Çok garip.
Bu parkın çok daha büyük olduğunu hatırladığıma eminim.
Bizler büyüdüğümüzden olmasın.
Anlıyorum.
Zaman gerçekten de çok acımasız değil mi?
Ne oldu?
Sana çarpacağını düşündüm.
Gerçekten de ucuz yırttım.
Yaşasın!
Bugün gerçekten ablam gibi davranıyorsun.
Ara sıra güzel bir şey.
İzin ver de seni koruyayım.
Korumak mı? Fazla abartıyorsun.
Özür dilerim Mei.
Neden ki?
Onlar beni...
Senin yapabileceğin bir şey yoktu.
Sırf ismim Misaki olduğu için...
Gözünü bile evlat edinildiğin için kaybettin.
Yoksa bunun senin yüzünden olduğunu mu düşünüyorsun?
Şey...
İlginç bir varsayım.
Gözümü hastalık yüzünden kaybettim...
...evlatlık verildiğim için ya da bir başkasının yüzünden değil.
O yüzden seni ya da anne babamı suçladığım falan yok.
Eskiden hep, bunlar neden benim başıma geldi diye düşünürdüm...
...ama en nihayetinde her şekilde aynı olacağını fark ettim.
Aynı mı?
Evet.
Eğer evlatlık verilip de sol gözünü kaybeden sen olsaydın...
...o zaman da aynen senin gibi acı çeken ben olacaktım.
O yüzden böylesi daha iyi.
Özür dilerim Mei. Özür dilerim.
Baksana, oradaki senin evin değil mi?
Belki de...
Yomiyama gerçekten çok küçük değil mi?
Evet.
Bir gün buradan gitmek zorunda kalacak mıyım merak ediyorum.
Şehirde mi yaşamak istiyorsun?
Onu kastetmedim.
Okul için.
Okul mu?
Müzikle ilgili bir şeyler yapmak istiyorum.
Müzik okulu mu?
Muhtemelen.
Bu güzel olurdu.
Keşke diyet yapsaydım.
Sen benden daha zayıfsın, sorun değil.
Seni kurtaracağım.
Sorun değil Mei.
Bu gidişle sen de benimle birlikte düşeceksin.
Hayır! Düşmene asla izin vermem!
Sen benim...
Özür dilerim Mei.
Ne?
Görünüşe göre hayattayım.
Şükürler olsun.
Binlerce kere şükürler olsun.
Vay be, bu gerçekten de korkutucuydu.
Şu aptal tren yüzünden neredeyse korkudan dişimi yutacaktım!
Dilini demek istedin sanırım?
Anladığına göre sorun yok.
Eskiden bundan çok korkardım.
Gerçekten mi? Ben çok seviyorum.
Şaşılacak derecede iradeli birisin.
İradeli mi?
Sence de öyle değil mi?
Belki de.
Artık durdu.
Bir an öldüğümü sandım ama çok eğlenceliydi.
Böyle konularda şaka yapma.
Harbiden.
Neredeyse korkudan ölecektim.
Ben de öyle.
Görüşürüz.
Peki, görüşürüz.
Cidden, ne berbat bir gündü.
Luna parkta olanları gördün, o kadar da önemli bir şey değildi.
Şimdi biraz daha iyi misin?
Yine çok endişeli görünüyorsun.
Kemoterapinin ne olduğunu biliyor musun?
Artık lösemi tedavi edilebiliyor.
İlaçlar işe yaramazsa kemik iliği nakli yapılabilir...
...o zaman da gerekli iliği benden alabilirler.
Doktor olabilecek en iyi vericinin sen olduğunu söyledi.
Teşekkürler.
Taburcu olduğunda yine gezmeye gidelim.
Sahi doğum günün yaklaştı değil mi?
Hediye olarak ne istersin?
Senin de doğum günün değil mi?
İstediğim hediye sağlığına kavuşman desem?
Bu istediğin çok zor bir şey işte.
Ben, hani şu sizin evde gördüğüm bebeği istiyorum.
Peki. Elimden geleni yaparım.
Affedersiniz.
Şey, baksana, adın nedir?
Mei. Misaki Mei.
Çeviri: ClauseOver
Eski bir resimden akıp giden renkler misali
Uçup gidecekler ânımı şekillendiren tüm o hisler benliğimden er ya da geç
Aynı tadı damağımızda kalan mutluluk ve doyasıya yaşadığımız o saflığımız gibi gelgeç
İnanıyorum bir araya geldiklerinde bütünü tamamlayan anılarımız
Yine derinlerde gizli aşklara gark ettirecekler ikimizi anlamsızca
Şimdi bile
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.