All language subtitles for VEED-subtitles_Tozluyaka Dizisi 5 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak Download
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Vefa) Hazal!

Bırak beni bırak!

Hazal!

(Gerilim müziği)

Hazal kaçma. Konuşman lazım.

(Gerilim müziği)

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Oğlum!

Oğlum, oğlum, oğlum!

Oğlum! Nefes almıyor! Nefes almıyor! Metin!

Ambulansı ara! Ambulansı ara! Hemen ambulansı ara!

Hayır! Çekil! Çekil, kalk! Kalk!

Çekil! Al bunu da!

Al bunu, çekil! Çekil!

Oğlum!

Hadi çocuğum! Hadi çocuğum!

Hadi çocuğum! Hadi çocuğum!

Hadi! Hadi başlıyoruz. Bir, iki, üç, dört, beş...

-(Derya) İki, üç, dört... -Senin yüzünden!

Senin yüzünden!

(Ali dış ses) "Sizin hiç babanız öldü mü?"

-"Benim bir kere öldü." -Senin yüzünden! Bırak beni!

-(Bilal) Tamam! -(Ali dış ses) "Kör oldum."

"Yıkadılar, aldılar, götürdüler."

"Babamdan ummazdım bunu. Kör oldum."

23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30... Yaşa!

(Derya) Yaşa! Yaşa!

(Ali dış ses) "Siz hiç hamama gittiniz mi?"

"Ben gittim. Lambanın biri söndü."

"Gözümün biri söndü. Kör oldum."

Hadi çocuğum! Hadi oğlum! Hadi! Hadi!

(Derya) Hadi! Hadi!

(Derya bağırıyor)

Oldu mu?

-Oğlum! -(Derya) Yaşıyor! Yaşıyor!

(Ali dış ses) "Tepede bir gökyüzü vardı."

"Yuvarlak. Şöylelemesine maviydi."

"Kör oldum."

"Taşlara gelince, hamam taşlarına...

...taşlar pırıl pırıl, ayna gibiydi."

"Taşlarda yüzümün yarısını gördüm."

"Bir şey gibiydi."

"Bir şey gibi kötü."

"Yüzümden ummazdım bunu."

-"Kör oldum." -(Derya) Hadi oğlum!

(Bilal) Ali kalk! Kaç oğlum kaç!

-Ali kaç! -Ali! Ali!

(Müzik)

(Ali dış ses) "Sizin hiç babanız öldü mü?"

"Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?"

("Can Koç - Gökyüzünü Tutamam" çalıyor)

"Senin de hiç sevmediğin gibi"

"Bıçaklar, silahlar, kanlar ve yaralar"

"Havalarda uçuşurken"

"En sevdiğin gibi"

"Yataklar, öpüşler ve düşler"

"Havalarda uçuşurken"

"Kırgınım sana ben"

"Yalnız beni değil"

"Kendini de kandırmışsın"

"Kırgınım sana ben"

"Üstelik bu ana denk"

"Hiç kırılmadığım gibi"

"Ben gökyüzünü tutamam"

"Yıldızları çalanlar var"

"Bu karanlığın sebebi onlar"

"Sözlerimi tutamam"

"Hayalleri çalanlar var"

"Bu vazgeçişimin suçlusu onlar"

"Bu kırgınlık ki"

"Hafife gelmez"

"İçimde büyür, içimde üşür"

"Gönlüm dönüşür"

"Ölüm çeker içim"

"Ömür seçer içim"

"Ben gökyüzünü tutamam"

"Yıldızları çalanlar var"

"Bu karanlığın sebebi onlar"

"Sözlerimi tutamam"

"Hayalleri çalanlar var"

"Bu vazgeçişimin suçlusu onlar"

"Gökyüzünü tutamam"

"Yıldızları çalanlar var"

"Bu karanlığın sebebi onlar"

"Sözlerimi tutamam"

"Hayalleri çalanlar var"

"Bu vazgeçişimin suçlusu onlar"

(Monitör çalışıyor)

(Gerilim müziği)

94 senesi.

(Kenan) Futbol oynuyorum.

O zaman bir takıma transfer olacağım.

Öyle ama hiç heyecan falan yok yani.

Gelecek menajerler, beni izleyecek. Hiç!

Sadece şeyi düşünüyorum, hangi takıma transfer olacağım acaba?

Çıktık maça.

İki tane gol peş peşe.

Sonra iki gol yedik...

...peş peşe...

...ama kaleci kötü. Defans ondan kötü.

Toplama takım yani. Sadece ben kurtaramam ki.

Böyle top ayağıma geldi.

İlerliyorum.

Birisi pas istiyor ama hayatta vermem.

Vermem. Beni izlemeye gelmişler yani. Gün benim günüm.

Kahraman benim, verir miyim? Hayatta!

Bir koydum, pat!

Direkte patladı.

Yuh! Islıklar!

Arkadaşlarımın küfürleri.

Rakip takım aldı topu ayağına...

...gitti, maç bitmeden önce 3 - 2...

...yenildik.

Sonra baktım.

Baktım menajerler falan hepsi gitmiş.

Sonra antrenör geldi. Böyle...

...çekinmese yapıştıracak bir tane.

Dedi ki dişlerinin arasından, eğer dedi kahraman olacaksan...

...aptallık etmeyeceksin!

İşte oğlum eğer kahraman olacaksan...

...aptallık etmeyeceksin!

Kendini bu duruma bir daha düşürmeyeceksin!

Bu hastaneden dimdik çıkacaksın.

Biz asla pes etmeyiz.

Asla!

(Kapı açıldı) (Nesrin) Çağrı.

Berk'i bulmuşlar. Hastanedeymiş. Hadi.

Ne yapıyorsun sen bu odada böyle...

...baykuş gibi?

Berk'i bulmuşlar diyorum.

Ali midir nedir, ne haltsa işte...

...öldürecekmiş çocuğu.

Vallahi baban durumu çok kritik diyor biliyor musun?

Kime diyorum ben artık ama? Hadi!

(Çağrı) Ölecek miymiş?

Oğlum ne oldu sana? Sen kavga mı ettin?

Anne Berk diyorum, ölecek miymiş?

Oğlum senin bu hâlin ne Çağrı?

Ben katil oldum.

Ben bu sefer gerçekten katil oldum.

Çağrı ne yaptın sen?

Hak etmedi anne.

Vefa bunu hak etmedi...

...ama Berk...

...ama Berk bunu hak etti!

(Gerilim müziği)

(Kadın) Hemşire Hanım hastanın sisteme kaydını girdik biz.

...siz de bütün belgelerini... -(Ege) Gel.

Bir elini yüzünü yıkayalım.

Toparlanırsın.

-Efendim? -(Kadın 2) Merhabalar.

Raporları almaya geldim.

Alt kattan göndermişlerdi sizi değil mi?

(Ayla) Buz kalıbı gibi duruyorsun.

Bari biraz numara yap.

Kenan, iyi misin? Her şey yolunda mı?

(Kadın) İkinci kata inebilirsiniz. Doktor Hanım sizi bekliyor.

-Geçmiş olsun. -(Kadın 2) Teşekkürler.

Kenancığım, hava almak iyi gelir. İstersen bahçeye çıkıp biraz...

İstemez.

Hatta siz boşuna burada beklemeyin.

Al küçük hanımı da geçin evde dinlenin.

Artık bir manası da yok zaten. Öyle değil mi Cemre?

(Ayla) Yapma lütfen!

Cemre destek olmayacak da kim destek olacak Allah aşkına Berk'e?

O desteğe benim oğlumun bu hâle gelmeden önce ihtiyacı vardı. Şimdi değil.

-Kenan! -Ne Kenan?

Sizsiniz biraz da sebebi bu durumun.

(Kenan) O sokak serserisine destek verdiniz.

Benim okuluma girmesine izin verdiniz, müsaade ettiniz.

Onu benim oğluma yeğlediniz.

O yüzden bu durumun sebebi biraz da sizsiniz.

-Ağlarsın öyle! -Ah, güzelim!

Kenan...

...biliyorum üzgünsün.

Bir baba olarak kızgınsın, öfkelisin...

...ve haklısın da...

...ama şunu bil ki...

...burada hiç kimse ne Berk'in...

...ne de senin düşmanın.

Henüz değil.

(Kenan) Ne olur!

Ben biraz dinlenmek istiyorum. Biraz sakinlik, sessizlik. Lütfen.

Peki.

Şey...

...geçmiş olsun.

Nasıl durumu?

Yani ben hastaneyi aradım, öğrendim aslında ama...

...bir de kendim gelip sormak istedim.

Teşekkür ederim, sağ ol.

Böyle mi dememi bekliyorsun?

Hayır. Böyle bir şey...

Hayır. Teşekkür için gelmedim ben. Ben...

Bak Kenan, ben sadece konuşmak istiyorum. Ben anlatmak istiyorum.

Ben Ali'yi biliyorum. Ali kimseyi yaralamaz.

(Derya) Ali böyle bir şey yapmaz.

Tabii canım. Zaten benim oğlumu da Ali kaçırmamıştı değil mi?

Öyle demiştin bana.

O bir çocuk daha. Katil değil.

Henüz değil...

...ama...

...en büyük katil adayı.

Sen ne demek istiyorsun?

Ben olayların bu duruma gelmesini istemezdim.

Kızgın olduğunu da anlayabiliyorum ama...

...benim oğlum suçsuz! -Doğru.

Oğlun suçsuz. Sensin suçlu.

Yahu ben sana geldim. Oğlunu okuldan al dedim.

Benden, okulumdan, oğlumdan uzak tut dedim!

Sen ne yaptın? Dinlemedin.

Çünkü bana kızgınsın.

(Kenan) Bana olan öfkeni o çocukla çıkarttın.

Yalan mı? Yalan mı?

O Ali yakalanacak...

...ve ben en ağır cezayı alması için elimdeki bütün gücü kullanacağım!

Allah korusun Berk'e bir şey olursa...

...bak işte o zaman var ya... -İşte o zaman?

İşte o zaman ne olur?

Oğlumu öldürür müsün?

Ne olur dedim sana?

Oğlun için dua ettim.

Etmeye de devam edeceğim.

Başka da elimden o çocuk için hiçbir şey gelmez.

(Derya) Keşke gelse.

Keşke!

Keşke biri senin elinden onu da kurtarsaymış...

...demekten başka hiçbir şey gelmez artık!

Ah Kenan! Ah Kenan!

Buraya gelme cesaretini nereden buluyor bu kadın?

Onu Önder'e soracaksın. Koş yakala, sor.

Kenancığım Önder'le ne alakası var?

Derya! Derya bir dur! Bekle lütfen.

Yok bekleyemem. Ali'yi hemen bulmam lazım.

Bir nefes al ilk önce. Ondan sonra hallederiz her şeyi. Bir dur.

Vakit yok. Bu adam öyle biri ki hıncını almadan duramaz.

Tanıyorum onu. Hem de çok iyi tanıyorum!

Bak Önder, Ali böyle bir şey yapmadı, yapmaz.

Bu işin içinde başka bir iş var. Anladın mı?

Adamın canına kastetmek falan bunlar Alilik işler değil.

Bakma sen onun yumruğunun havada olduğuna.

Ben biliyorum onu. Onun yüreği titrer.

İnsanlara kıyamaz. Ben oğlumu tanımaz mıyım?

Derya tamam.

Lütfen sakin ol.

Sana söz veriyorum Ali'yi de bulacağız...

...masum olduğunu da kanıtlayacağız...

...ama bunun için sağlam olman lazım. Dik durman lazım.

Bizim anne baba olarak görevimiz o, biliyorsun.

Çocuklar bizi zannediyor ki demirden yapılmış, taştan yapılmış.

Bırak öyle zannetsinler.

Öyle değilsek bile öyle zannetsinler.

O yüzden söyle bana.

-Senin için ne yapabilirim? -(Derya) Hiçbir şey.

Benim meselem bu ama teşekkür ederim.

Ne için?

Yani Kenan'ı nereden tanıdığımı sormadığın için.

Sen anlatmadığın sürece ben hiçbir şey sormam.

Zaten...

...eski ve çoktan kapanmış bir mesele.

Sen öyle diyorsan öyledir.

-Tekrar teşekkür ederim. -Derya...

...bir şey olursa ara beni.

Ben buradayım.

Sağ ol.

(Kadın ses) Doktor Gülşen Erdem, Doktor Gülşen Erdem...

...166'yı arayın lütfen.

(Duygusal müzik)

Osman amca.

Ne yapıyorsun sen burada?

Nereden buldun sen beni?

Vefa'ya geldim ben.

Çiçek ekeceğim.

(Osman) Sen kime geldin?

Kim bu?

(Ali) Babam.

Babam, Osman amca.

Babam.

(Duygusal müzik)

(Osman) Çok üzüldüm oğlum.

Başın sağ olsun oğlum.

Ne zaman oldu?

Yok. Demediler bana hiç.

Söylemediler.

Yıllar önceydi Osman amca.

Yeni değil.

Sever mi çiçekleri?

Ben yine getiririm Vefa'ya.

Bu çiçek babanın olsun mu?

Dikelim mi? Sever mi çiçekleri?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Osman amca.

Efendim?

Benim senin yardımına ihtiyacım var amca.

(Hazal ağlıyor)

Yeter artık! Bak sus artık, yeter!

(Hazal ağlıyor)

Ne oluyor Cemre?

Asıl sana ne oluyor?

Sana ne oluyor Hazal? Sen niye dağıldın bu kadar?

Sen niye benden daha fazla ağlıyorsun?

İnsan olduğum için olabilir mi acaba?

-(Ege) Kızlar ne oluyor? -Ben de tam onu soruyordum Hazal'a.

Sence ne oluyor burada Ege?

Hazal niye benden daha fazla ağlıyor?

(Cemre) Berk benim sevgilimdi ya hani!

Biz yıllardır beraberiz ya hani! Buna ne oluyor?

Kızım sen manyak mısın?

Ne yarıştırıyorsun benimle? Otur sen de ağla o zaman!

(Hazal) Hatta en çok sen ağla Cemre!

Çünkü her zaman sen kazanmalısın ya!

Her konuda.

Berk'le beraber miydiniz siz?

-Ali haklı mıydı? -Cemre bir sakin ol.

(Ege) Sırası mı şimdi kızlar? Hastanedeyiz.

Hazal sen de!

Hazal bak, ilk ve son kez soruyorum.

Berk beni seninle mi aldatıyor?

(Müzik)

Evet!

(Duygusal müzik)

Evet desem vicdanın çok rahat ederdi değil mi?

(Hazal) Zaten mecburen bekliyorsun burada!

Ayıp olmasın diye, belli!

Kızım Berk falan umurumda değil senin!

Ali için daha çok endişe ediyorsun şu anda. Yalan mı?

Hadi itiraf et, itiraf et, çekinme!

Sen ne saçmalıyorsun?

Ne saçmalıyorsun kızım sen?

Yok.

Gayet de mantıklı söylediklerim!

Mesela sana...

...evet Cemre...

...benim Berk'le ilişkim var desem...

...ne yapacaksın şu an?

(Hazal) Yine koşup yapışacak mısın Ali'nin dudaklarına?

Eğer öyle istiyorsan biz hiç tutmayalım seni.

Berk uyanırsa selamını söyleriz.

(Ege) Hazal!

(Kapı açıldı) -(Ege) Büyük saçmalıyoruz.

Bir kendinize gelin! Hazal!

(Gerilim müziği)

Adam kaçtı. Sen niye peşlemiyorsun? Niye peşlerine takılmıyorsun?

Lan oğlum polis kaynıyor diyorum her yer.

Anlamıyor musun sen? Kafan basmıyor mu senin?

Sen niye aldın ki onun telefonunu? Alsaydı yanına.

-Evet, değil mi? -Evet.

Gittiği yerden de ben buradayım diye polise mesaj atsaydı.

(Bilal) Akıl edemediyse demek.

Kızım sinyal takibi diye bir şey var.

Laps diye yakalarlar adamı.

Sen dua et ben kafayı çalıştırdım da...

...polise çaktırmadan aldım elinden bebenin telefonu.

-Kes lan! Bağırıp durma bebelere! -Lan kime bağırayım baba?

Kaç kere söyledim, bulaşmayın dedim, rahat durun dedim.

Lan sizin çapınız kaç gidip o heriflere bulaşıyorsunuz?

-Ayarınız kaç oğlum sizin? -24 ayarız abi.

-24 ayar mı? -Evet, 24 ayarım var mı?

-Oğlum bak sana çok gıcık kapıyorum. -Bozma benim ayarımı. Ayar oluyorum sana.

Kavganın içindesin be!

Oğlum bak vallahi çok gıcık kapıyorum sana.

(Vedat) Bak koca adam demeyeceğim, alacağım ayağımın altına!

-Bilal. -Gel abla gel.

Ali nerede?

-(Bilal) Bilmiyorum abla gitti. Ali gitti. -Ne demek bilmiyorum?

Sen kaç dedin! Senin yüzünden suçlu durumuna düştü!

-Bulacaksın oğlumu! -Vallahi yeter!

Bence de!

Bak abla ben doldum. Buramdayım. Vallahi buramdayım ben.

-Bilal, Bilal, Bilal! -Ambulans geldi.

Bilal!

-Derya! -Derya bu abi. Ben Bilal.

Söyle Osman abi ne istiyorsun? Söyle.

-Derya... -(Derya) Efendim?

Başın sağ olsun.

(Osman) Allah kalanlara sabır versin.

Kime ne oldu?

(Derya) Bir şey mi oldu?

Kocanı kaybetmişsin. Çok üzüldüm ben.

Ah, be Osman abi! Aklımı aldın.

Aklımı aldın. Allah'ım!

Allah'ım ya Rabb'im!

Kocasının kemikleri mi kaldı mezarda?

Osman abi, canım abim, dostlar sağ olsun be abim.

Sen hayrına bir iki dua oku. Ne diyeyim ben? Sinirim bozuldu.

-(Osman) Bilal! -Yok abi Bilal. Kalmadı.

(Osman) Bilal Bilal!

-Bilal! -Abi sen beni bir sal.

Vallahi ben bir nefes alayım. Bir sal beni.

Bilal, Ali!

Ali seni çağırıyor.

(Gerilim müziği)

Nerede Osman abi?

Abi gözünü seveyim nerede?

Lan bebe!

(Duygusal müzik)

(Bilal) Ne işlere bulaştın oğlum sen yine?

Ne yapacağız biz seninle böyle?

Siz nereden çıktınız?

Seni takip ettik.

(Bilal) İnşallah peşine polis falan takmamışsındır.

(Arap) Merak etme. Takip edildiğimizi anlamayacak kadar salak değiliz!

Ben senin fişini bir çekeceğim de şimdi yeri değil!

(Ali) Annem nasıl?

(Bilal) İyi iyi, merak etme. Keyfi yerinde.

Sana çok selam söyledi. Seninle gurur duyuyormuş.

Aman dedi oğlum rahat durmasın dedi, belanın peşine koşsun dedi.

Öldü kadın meraktan.

Polisler arama yaptı dün gece.

(Arap) Bugün de içine sinmediyse herhâlde tutturdu hastaneye gideceğim diye.

Artık orada ne dediler, ne söylediler, canını nasıl sıktılar, bilmiyorum.

-Geldiğinde barut gibiydi. -Ne işi varmış hastanede?

Sen anneni bilmiyor musun?

Haydut görse merhamet eder o.

-Nasılmış Berk'in durumu? -Beter olsun!

Evet, beter olsun da Ali de katil olsun.

Oğlum tırnak kadar aklın yok konuşuyorsun. Ne güzel vallahi!

(Zeyno) Bilal abi sen dinlemiyor musun? Çağrı yapmış işte.

Kızım bak, vallahi ben derdimi anlatamıyorum size.

Bak şimdi beni iyi dinleyin. Bana bakın.

(Bilal) Şimdi bu Ali...

Sen bakma lan! Sen öte bak!

Gıcık oluyorum ben sana. Dinle sen.

Şimdi bu Ali, herifi kaçırmış mı? Kaçırmış.

Aferin sana!

Herif bunun kucağında can çekişiyor muydu? Aynen.

Anası, babası, danası, polisi, alayı orada mıydı? Hepsi gördü mü?

Geçmiş olsun suçüstü!

Buldukları yerden böyle çekerler, paketlerler adamı.

Kamera kaydı?

Kamer... Çektin değil mi?

Hee aynen! Yalnız sen çok zeki bir şey oldun!

Baktım da içinde hafıza kartı yoktu. Almışlar.

-Kim alacak ya? -Sizce kim almış olabilir?

-Çağrı. -Çağrı.

-Kalk. -Arap, Zeyno siz karışmayın. O iş bende.

Hadi Allah'a emanet.

-Oğlum... -Bir yere kaybolma.

Ben usandım ya! Vallahi usandım! Buramdayım!

Gidin ne yapıyorsanız yapın! Belaya mı bulaşıyorsunuz...

...ne yapıyorsanız yapın hadi.

Acıkmışsındır. Sana bir şeyler söyleyeyim.

İstemez.

Ama hiçbir şey yiyip içmedin. Böyle olmaz ki.

Cemreciğim Kenan amcana su getirir misin kızım?

İstemem. İstemez, sağ ol. Kalsın.

Kenan yapma. Onlar çocuk. Cemre'nin ne kadar üzüldüğünü görmüyor musun?

Şu anda benim kendi çocuğumdan başka birinin çocuğuna üzülme şansım var mı?

-Tabii de... -İstemiyorum, üstüme gelme ya!

Beni hastanenin ortasında bağırttırıyorsun.

Öf!

-Çağrı nerede hocam? -Vallahi beyefendi nerede bilmiyorum.

Annesi de açmadığı için!

(İç çekti)

(Telefon çalıyor)

(Kapı zili çaldı)

Anne?

(Kapı zili çaldı)

Anne. Sen yine bir yere mi gittin? (Kapı zili çalıyor)

'Surprise'! Anan yok. Sana ablayla kardeş getirdim.

-Ne oluyor lan? -(Arap) Kapıyı ne kapatıyorsun!

Ne oluyor? Hop hop hop! Ne oluyor?

Hafıza kartı nerede lan?

Ne hafıza kartı? Ne diyorsunuz? Siz kafayı mı yediniz?

Sen böyle bir titreyedur, ben içeri bir bakıp geleyim.

-Hişt! -(Sinan) Kes sesini!

Rahat dur, seni gebertirim!

(Gerilim müziği)

Nesrin.

Siz neredesiniz?

Saatlerdir arıyorum, telefonunu açan yok.

Berk hastanede hayatıyla cebelleşiyor, siz yola çıktık geliyoruz diyorsunuz...

...ne gelen var ne giden.

-Önderciğim gelemedik. -Neden?

Burada da kötü bir şey oldu.

Yine ne oldu ya? Çağrı'ya bir şey mi oldu?

Dur, dur! Sen panik yapma, bir sakin ol. Çağrı iyi...

...ama feci dayak yedi.

-Çocuğumun ağzını, burnunu kırdılar. -Bu çocuk yine kiminle kavga etti?

Kim bilir kim, ne bileyim! Millet doğurup doğurup sokağa atıyor canım!

Biz aslında çıktık, geliyorduk. Para diye bizim önümüzü kestiler.

Seninki de vermeyince...

...ellerinden zor aldım. Çocuğum çok kötü oldu.

-Hay Allah'ım ya Rabb'im! -Hayatım sakin olur musun?

-Bırak artık, yeter. Allah Allah! -Debelenme.

Yok. O elini Zeyno'dan çek. Oğlum kartları nereye koydun?

Neden bahsettiğinizi anlamıyorum.

(Bip)! İndir o elini, kolunu!

Zaten ağzın, yüzün rengârenk olmuş.

İstersen seni bir de ben detaylandırmayayım!

-Anne. -Aa, Çağrı!

-Ne oluyor? Sinan, Zeynep, Çağrı? -Ne oluyor ya? Siz kimsiniz?

Eve gelmişsiniz. Polis çağırmadan dışarı çıkın.

Tamam. Polisi çağırın. Oğlunuzu da alıp götürüversinler bir zahmet.

Çünkü belki o yaraladı. Ali hiçbir şey yapmadı.

-Ne? -Sen ne diyorsun kızım ya?

Çabuk dışarı çıkın!

-Abla bir dur. -Hadi!

Hocam kendi aralarında ne olduysa artık orasını biz bilmiyoruz.

Görüntüler var, kanıtlayabiliriz. Çağrı hafıza kartını almış, kaçmış.

Hocam... Hocam gözünün çapağını yiyeyim. Ali'yi de Vefa gibi harcayacaklar.

-Dışarı çık! -Sen dürüst adamsın.

-Hocam, Ali masum. -Hocam...

...Berk'i Çağrı yaraladı. Bugüne kadar ne söyledik de çıkmadı?

-Çıkar mısın! -Nesrin!

Herkes bir dursun.

Çocuklar siz şimdi bir çıkın. Biz sizinle sonra konuşuruz. Hadi.

Zeyno gel.

Sen iyi misin? Anneciğim hadi sen odana geç.

(Kapı kapandı)

Saçmalıyorlar.

Çağrı kendini topla.

Baban geliyor. Lütfen soğukkanlı ol oğlum.

Ama böyle bir şey olmaz canım! Bunlar çocuk değil eşkıya!

Ev basmak nedir!

Çağrı...

...sana sadece bir kere soracağım oğlum.

Doğru mu söylüyorlar?

Tabii ki hayır.

Çağrı sana soruyorum oğlum.

-Ben şahidim diyorum. Hayır. -Nesrin sus.

Çağrı...

...Berk'i sen mi yaraladın? Ha paşam?

Ben bir şey yapmadım.

Ben hiçbir yere gitmedim. Annemin yanından hiç ayrılmadım.

-Eğer bir yanlışa düştüysen... -Önder tamam ama! Yeter, aa!

Sen bana inanmıyorsun, peki. Oğluna da inanmıyorsun.

Ne yapalım? O zaman bekle, Berk uyansın, sana gerçeği anlatsın.

Artık ne duymak istiyorsan!

Benim oğlum zaten bugün gözlerimin önünde dayak yemiş.

Bir de bunlar! Bak...

...sinirden elim ayağım titriyor.

Böyle bir şey olmaz ama canım!

(Müzik)

Derya hadi gel. Börek yaptım, çay da demledim. Yürü.

Yok, beni düşündüğün için sağ ol. Benim hiçbir yere gidesim yok. Sağ ol.

Kız kıymalı yaptım. Sen seversin.

Tamam, çay içmezsen soğuk soğuk ayran iç.

Boğazından iki lokma bir şey geçsin be, hadi.

Yok, ben börek falan istemiyorum. Ne olur beni bir rahat bırakın.

O zaman şey yapalım... Sahile yürüyelim mi?

Dükkânlara falan bakarız. Yeni sezon gelmiştir.

Cıvıl cıvıl, renkli renkli içimiz açılır.

Ne güzel söyledin ya! Doğru. Ben de...

...diyorum ki niye böyle? Sabahtan beri benim içim daralıyor...

...kafam sürekli yoğun, susmuyor. Neden? Çünkü alışverişe gitmem lazım.

Gidelim, bana böyle cicili bicili, şıkır şıkır şeyler alalım değil mi?

Çünkü benim başka hiçbir derdim yok. Oğlumu falan düşünmüyorum...

...benim kıyafetim yok, ona dertleniyorum.

Kader sen delirdin mi? Allah aşkına bana bunu yapma. Kalbini kıracağım.

Hadi git, benim derdim başımdan...

Kız senin derdin bizim derdimiz olmuş, sen ne diyorsun be?

Yürü diyorum. Hadi diyorum.

-Hadi gel. -Ne diyorsun be?

Kader beni nereye çekiştiriyorsun?

Nereye götürüyorsun? Sen bir cevap versene. Kader!

Kader bir şey söyleyeceğim. Ali'yle ilgili bir haber mi aldınız?

(Sinan) Ahmet amca gözümle gördüm, kulağımla işittim.

Kaç senelik komşusunuz. Senin tavuğuna kışt diyor, yakışıyor mu?

Senin tavuğuna bugün kışt diyen yarın, öbür gün neler yapar Allah esirgesin.

Evet. Bugün Çilli'ye kışt diyen yarın ne yaparsa artık Ahmet amca!

Ne yapacak kızım! Senin Çilli'ni tavuklu pilav yapacaklar.

Sen bugün sessiz kal böyle!

(Bip)! Sen benim Çilli'ye kışt demeye utanmıyor musun?

-Ne diyorsun (***)! -Ahmet abi!

(Derya) Bir durun!

Mahalle karıştı. Buraya acil destek.

Yahu tavuğuna kışt dediyse ne olmuş canım! Çocuklar ne yapıyorsunuz siz!

Niyetin nedir? Koskoca insanları birbirine düşürüyorsunuz.

Derya teyze tavuk deyip geçme, bu Çilli. Yazık, günah bunu kesecekler.

Sinan saçmalama! Ayağımın altına alırım! Gel şunları ayır.

Hey! Senin burada ne işin var acaba? Çık!

Bilal! Bilal şunları ayır.

Kim kışt dedi lan mahallenin tavuğuna?

Polis çağırıyorum. Ambulans çağırıyorum. Ay, biriniz yığılacak!

-Bir tanesi yığılacak. Sen ne yapıyorsun? -Dur.

-Nereye dur? Polisi çağıracağım. -Karışma diyorum sana!

-Nereye karışmayacağım be! -Karışma sen.

Mahalle birbirine girdi. Birbirlerini öldürecekler.

Sen de kenara çekilip de saçını başını tarıyorsun.

-Beni delirteceksin! -Kız bir dur.

Sen kontrollü yangın diye bir şey duymadın mı? Biz ne istiyoruz?

Ortalık tutuşsun, çer çöp ayrılsın, biz de yolumuza bakalım istiyoruz.

-Sen yürü. -Sen delirdin mi? Birbirlerini yoldular.

Sana yürü diyorum be!

Allah Allah! Beni niye Osman abinin oraya getirdin şimdi?

Ortalık birbirine girdi diyorum sana.

Kontrollü yangın gibi saçma sapan şeyler söylüyorsun.

Beni lüzumsuz yere buraya getirdiysen papaz oluruz, haberin olsun.

Ben gidiyorum.

(Duygusal müzik)

-İyi misin? -İyiyim.

-Tamam mı? Bir şeyin yok değil mi? -İyiyim anne.

Çok şükür.

Oğlum sen aptal mısın? Gittin, kameraya yakalandın.

Hişt! Babam duyacak, ne yapıyorsun?

Sence senin baban evde olsa ben böyle mi konuşurum?

Şimdi...

...adam akıllı anlatıyorsun. Bunlar ne görüntüsünden bahsediyorlar?

Galiba Ali, Berk'i tutarken kamera mı ne koymuş, onu diyorlar.

Kamera mı?

Niye kamera koyuyorlar ki? Sizin ne konuşacağınızı...

...düşünüyor olabilirler ki? Oğlum siz ne saklıyorsunuz?

Vefa'yı kimin öldürdüğünü bulmaya çalışıyorlar.

Nasıl? Vefa kendisi intihar etmedi mi?

Hayır. Ben öldürdüm.

Yani ben öldürdüğümü düşünüyordum ama Berk yapmış.

Sürekli bana yapmadım diyordu, nereden bileyim.

Anne eğer o kamera görüntüleri ortaya çıkarsa ben bittim.

-O yüzden ne olur yardım et. -Oğlum...

-Anne... -Çağrı!

-Anne... -Çağrı elimde kalacaksın. Beni çıldırtma!

Ben hiçbir şey anlamıyorum ki. Şu an gerçekten delireceğim.

Sen şunu bana baştan adam akıllı bir anlatır mısın lütfen?

Anneciğim neyi anlamıyorsun? Berk uyanırsa ve konuşursa...

...ve kamera görüntüleri ortaya çıkarsa ben bittim.

O yüzden ne olur 'focus'lan ve bana yardım et.

Oğlum ben ne yapabilirim?

Gideyim, Berk'i mi öldüreyim? Ne istiyorsun ya benden?

-Öf! Allah'ım yardım et, deli olacağım! -Çağrı buraya gelir misin? Çağrı lütfen.

(Gerilim müziği)

Mezarlıkta sabahladın demek.

Babanın mezarında.

Anlatsaydın.

Annemi çok üzüyorum, şimdi seni üzmeye geldim deseydim.

-Anne ben Berk'e bir şey yapmadım. -O çocuğu sen kaçırmadın mı Ali?

-Anne... -Ne?

İtiraf almak için yaptım. O çocuk Vefa'yı hiçe saydı.

Onların her şeyleri yalan dolan.

Bir olup kardeşimin başını yaktılar. Sen de kendini yaktın öyle mi?

Ardından Arap ve Zeyno'yu da. Onlar da birazdan gelirler zaten.

Hah, geldiler!

Siz ne yapıyorsunuz çocuğum?

Siz ne yapıyorsunuz?

Koca koca insanları...

...oyun çevirerek, Ali'nin yerini saklamak için birbirine düşürüyorsunuz.

Birbirinize bela bulaştırıyorsunuz.

Kendinizi yakın. Belayı birbirinize devredin.

Sonunuz neresi ben size söyleyeyim mi? Ya hapishane ya da mezarlık.

Ne bakıyorsun öyle?

Ne bakıyorsunuz?

Ya dört duvarın arkasına girersiniz ya da toprağın altına.

Tabii belki bizim için iyi olur. Neredesiniz merak etmeyiz, değil mi?

Siz kaçmazsınız, biz de kovalamayız.

Haksız mıyım?

-Anne... -Ne?

O çocuğu o hâle kim getirdi Ali?

Ali...

...bunu kim yaptı?

Tamam sen kaçırdın. Kaçırmak da suçtan sayılmıyor ya!

Sonra o çocuğu o hâle kim getirdi?

Çok yazık. Ben de diyorum ki...

...benim çocuğum akılsızlık, aptallıklar falan eder ama...

...vicdanı vardır. Yumruğunu sallar ama merhamet...

(Ali) Çağrı.

Önder Hoca'nın oğlu Çağrı getirdi.

Berk'i o hâle o getirdi anne.

Aralarındaki en güçsüz halka oydu.

Ben de Berk'in telefonundan mesaj attım. Ali her şeyi öğrendi...

...konuşmamız lazım diye. Koşa koşa geldi zaten.

İçeride birbirleriyle nasıl hesapları var onu bilmiyorum ama olan oldu.

Kamera her şeyi çekti.

Ama...

Ama ne oğlum? Tamam işte gidelim bunları polise anlatalım.

Görüntü yok ki anne. Elimde görüntü yok. Biri çıkarmış...

...kameranın hafıza kartını. Yok, gitti.

Elimde bir umut vardı o da elimden kayıp gitti anne.

Gerçeği ortaya çıkarayım derken...

...yalan oldum anne.

Yalan oldum.

Korkma, tamam. Sen korkma.

Sana kimse hiçbir şey yapamaz.

Ben buradayken kimse kılına bile dokunamaz.

Şimdi biz bu işi doğru düzgün çözeceğiz.

Seninle ben polise gideceğiz.

Sen her şeyi anlatacaksın.

Ali o çocuğu kaçırdın.

Sen, Berk'i kaçırdın. Bunun cezası neyse çekeceksin.

Ne eksik ne de fazla.

Bana kim inanır anne? Benim sözümden başka bir şeyim yok ki.

Ali...

...eğer kaçarsan sözünün de kıymeti kalmayacak.

Suçlu olan da susacak.

Hem ne kadar kaçabileceksin ki?

O Kenan denilen adam peşini bırakır mı sanıyorsun?

Ben peşini bırakır mıyım sanıyorsun?

Eğer adalete güvenmezsen...

...herkesin kendi kendine kestiği cezaya mahkûm olursun.

Anne sen onları tanımıyorsun.

O adam da oğlu kadar kötü.

Ben masumum dedikçe her şeyi üstüme yıkacaklar.

Vefa'ya yapmadılar mı? Yaptılar.

Kardeşime nasıl...

...tecavüzcü dedilerse...

...benim için de Berk'i bıçakladı diyecekler.

Tek istedikleri kendi pisliklerinin ortaya çıkmaması.

O yüzden elimde bir kanıt olmadan onların karşısına geçeceğime...

...hayatım boyunca kaçarım daha iyi. -Ali lütfen! Ali...

İçeride kolonya falan vardı, onu getireyim. Camı falan açalım da...

...hava alsın. Kadın iyice darlandı.

(Duygusal müzik)

-Derya... -Sakın!

Derya...

(Arama tonu)

Yangın Ali oldu Kaçak Ali!

Tabana kuvvet basacağız, artık kaçacağız.

Ali...

Peşimden gelmek yok Zeyno.

Belaya bulaşmak da yok Arap. Tamam mı?

Bu yolda içimizden biri daha yanmayacak.

Olur da...

...yakalanır, kendimi aklayamazsam ben çıkana kadar bekleyeceksiniz. Tamam?

Tekrardan bir araya geldiğimizde...

...peşlerine düşmeye devam edeceğiz.

Bu sırada annem size emanet. Osman amcaya sahip çıkarsınız.

Boya badana aldık, masrafa girdik. Vefa'nın oda yeşil olacaktı.

Ya bir sus!

Başlatacaksın şimdi boyasına da badana... Tövbe estağfurullah!

Bu işin yolu yordamı, çözümü yok mu?

Bir şey söyleyeceğim.

Elimizde görüntü olmadığını bir tek biz biliyoruz değil mi?

Biz bunların beyinlerini yakalım. Bombayı ortaya atalım.

Biz katilin olduğunu biliyoruz diyelim. Olmaz mı?

-Hay ben senin aklını seveyim! -Dur oğlum!

Çözdük la! Sen bomba demesen benim aklımdan gitmişti, unutmuştum.

-Neyi çözdük? -Kızım biraz hatırla.

Bize videoyu atan kişi bomba emojisiyle atmıyor mu?

-Ee? -Ee'si şu.

Ben o kişiyi biliyorum. Sanırım yani.

-Kim? -Kim?

Duru.

Yani kızın arabasının tamburunda bu kadar bomba emojisi var.

Ben arabayı gittim bıraktım. Benimle imalı imalı konuştu.

Ben anlamadım bombayı görene kadar. O emojiyi.

Vefa'nın katilini biliyordur.

Kalk, kalk. Duru'ya gidiyoruz. Sen nereye oğlum?

Sen hiçbir yere kımıldamıyorsun, burada kalıyorsun.

Sen al, fırçanı mı alıyorsun neyi alıyorsan. Al bunula yapıştır işte.

Hadi, baban acarlı hadi.

(Polis sireni çalıyor)

Ali teslim olmak zorundasın. Teslim olmak zorundasın.

Anne ne yaptın sen? Anne bırak beni.

Beni dinle! Çaren yok. Çaremiz yok.

O adam eğer polislerden önce seni bulursa yaşatmaz anlıyor musun?

Şimdi benimle beraber dışarı çıkacaksın, polislere her şeyi anlatacaksın.

-Ben senin yanındayım zaten. -Bırak!

Beni ezip geçmen lazım. İzin vermem.

Çok mu kolay sanıyorsun seni polise teslim etmek.

(Kapı zili çalıyor) Polis. Açın kapıyı!

Çok mu kolay benim için? Bilal aç kapıyı.

-Abi... -(Polis) Açın kapıyı, polis!

Bilal aç kapıyı. Aç kapıyı!

-Bilal abi. Abi... -Ne bekliyorsun?

Buraya gel!

-Bir dakika. -Peki.

Geleceğim ben.

Hadi, geleceğim ben. Ben geliyorum zaten.

Geliyorum ben.

Hadi.

(Arap) Kurtaracağız lan seni.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Ah!

(Müzik devam ediyor)

Çağrı.

(Müzik devam ediyor)

(Yaşam destek ünitesi çalışıyor)

'Bro', uyanmışsın. Kızlar Berk uyanmış!

Gelin.

Berk gerçekten uyanmış!

Berk!

Çok şükür açtın sonunda gözünü.

Bizi o kadar çok korkuttun ki.

İyi misin, bir yerin acıyor mu?

İyiyim, iyiyim.

-Susadım biraz. -Tamam, ben vereyim hemen.

Ege kaldırsana.

Bir durun, kafanıza göre hareket etmeyin öyle.

Su iç...

Pardon ya! Sesin çıkmayınca burada olduğunu unutmuşum.

Al!

Sonra saçma sapan triplere giriyorsun ya.

İyilik yapayım derken zarar vereceksiniz.

Hem doktor bir şey yiyip içsin demedi henüz.

Ben gideyim Kenan amcayla doktora haber vereyim.

İyi olmana sevindim.

(Yaşam destek ünitesi çalışıyor) (Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Çağrı nerede? -(Ege) Bilmiyoruz 'bro'.

Aradım birkaç kere ama dönmedi.

Hayırdır oğlum? Burada ne işin var?

Burası Berk kaçırıldıktan sonra tutulduğu yer değil mi?

Sen nereden biliyorsun burayı?

-Ö-Öğrendim, merak ettim. -Merak ettin.

Merak ettim işte baba. Merak etmek suç mu?

Yoo. Merak etmek suç değil.

Ama ben neyin suç olduğunu sana söyleyeyim.

Birine zarar vermek suç!

Bunu gizlemek, saklamak suç!

Olay mahalline gelip, acaba bir delil bırakmış mıyız diye bakmak suç!

Ama en büyük suç ne, biliyor musun?

Birine zarar verip...

...masum bir insanın hayatını karartmak. İşte en büyük suç bu.

O yüzden ya bana teker teker bütün gerçekleri anlatırsın...

...ya da cezan çok büyük olur.

Ve bu cezayı ben vermem, öyle düşün.

-Benim bir şeyle ilgim... -Ne?

-Benim hiçbir şeyle ilgim yok. -Anladım.

İyi o zaman.

-Hadi gidelim. -Ne-nereye?

Polise.

Çünkü beni ikna edemediniz beyefendi.

Bakalım onları edebilecek misiniz?

Dün akşam nerede olduğuna, burayı nereden bildiğine...

...yüzüne gözüne ne olduğuna.

Yürü.

-Baba saçmalıyorsun. -Çağrı, adamı sinirlendirme, yürü!

-Baba bırak, ne yapıyorsun? -Çağrı! Yürü dedim sana!

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Hemşire) Geçmiş olsun.

-(Polis 1) Berk Bey. -(Polis 2) Geçmiş olsun.

-Teşekkürler. -Doktordan bilginizi aldık.

Eğer sizin için de uygunsa, durumunuzu anlatabilecekseniz...

...ifadenizi almak istiyoruz. -Olur, ben iyiyim.

İyiyim, her şeyi anlatabilirim.

(Polis) Arkadaşlar müsaadenizle lütfen.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

Otur delikanlı.

Vay be, bunca senedir bu işi yapıyorum, ilk defa biri beni ayakta karşılıyor.

Ben avukatıyım.

Dosyan kabarık delikanlı.

Adam kaçırma, adam yaralama, polisten kaçma.

Biz şimdi ne yapalım?

En iyisi sen gel, bana doğruyu anlat.

Pişmansın da belli.

Cezandan da indirim alırsın. Hem reşit de değilmişsin.

Az bir cezayla çıkarsın.

Ben kimseyi yaralamadım.

Kaçırmak derseniz, siz sorun, ben anlatayım. Ama anlatacaklarım uzun.

Konuşmaya en baştan başlarım.

Tamam, başla bakalım. Vaktimiz var.

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

(Derya) Yok canım, başka türlü olmazdı. Yok yani.

Şey, o adam...

...o adam Ali'nin peşini bırakmazdı, öyle değil mi?

Sonuçta ben de anneyim, çocuğun kötülüğünü ister miyim?

Bir de kanıt yok diyorlar.

Kanıt olmasın. Masumsa bizim kanıta ihtiyacımız var mı?

-Sen de bir şey söyle! -Aynen abla...

Sen söyleme! Sana ayrı gıcığım.

Sen kaç dedin diye şu anda o hâlde, biliyorsun değil mi?

Kaç demesen böyle olmayacaktı.

Oğlun yakalanmış.

Yakalanmadı.

Ben kendi ellerimle teslim ettim.

Çünkü suçlu olduğu için değil, korktuğu için kaçtı.

Çocuk olduğu için, daha önce böyle bir şey yaşamadığı için kaçtı.

O masum.

-Gerçekleri göreceksin. -Berk uyandı, ifade veriyor.

Bitti, buraya kadar. Ben aslında Ali için üzülmüyorum.

Ben senin için üzülüyorum.

Oğlun birazcık insanlık öğrendiyse doğruları söyler.

Göreceğiz.

Senin şu bulduğun avukat iyi mi bari?

Yani ipten alır mı bilmem de Selçuk abi, iş görür, dedi.

Selçuk abi mi?

-Şu hırsız, ipe sapa gelmez herif? -Aynen.

-Aceleden onu aradım, ne yapayım? -Ay...

Yürü.

Biz de ifade vermeye geldik.

Ne ifadesi? Senin kaşına gözüne ne oldu?

(Önder) Beyefendi birazdan anlatacak.

-(Derya) Ne oldu? -(Kader) Aa, Ali!

Tamam mı?

Kurtuldun.

Ne oluyor?

Böyle elini kolunu sallayarak nasıl çıkıyor?

-Oğlunuzun ifadesine istinaden. -Nasıl yani?

Ali Öztürk'ün kendisine yardım ettiğini...

...üstelik ona hiçbir zarar vermediğini beyan etmiş.

Yani oğlunuzu yaralayan, Ali Öztürk değilmiş.

(Önder) Kim yapmış peki?

Tanımadığını söylemiş. Sokak serserileriymiş.

(Müzik)

Bak gördün mü?

Şimdi ne yapacağız? Alıp gidebiliyor muyuz?

(Zeyno) Nerede bu? Sen buna acil demedin mi?

Dedim, Allah Allah! Trafiğe falan takılmıştır.

Ne dönüp duruyorsun, benim başımı döndürme, otur şuraya.

Allah'ım ya!

-Zeyno. -Ne var?

Ne demek ne var? Fik, fik, fik, bir rahat dur.

(Gerilim müziği)

'Hello'! Trafik vardı, biraz geç kaldım.

Kavuşturana şükür, hoş geldin.

O videoları bize sen gönderdin, değil mi?

(Herkese mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Mesaj geldi) (Geçiş sesi)

O bomba emojili yine video göndermiş.

Hani şu bomba emojili olanı. Arabanın arkasındaki.

Tek satır yalana tahammülümüz yok, dökül bakalım.

Ne diyorsunuz abi, şu anda hiçbir şey anlamıyorum.

Benim bir işim vardı, sonra görüşürüz.

Bana bak, canımız, ciğerimiz, her şeyimiz, Ali'mizin başı feci belada.

Onu kurtarabilecek tek kişi sen olabilirsin.

O yüzden öleceğimi bilsem, seni konuşturmadan şuradan şuraya gitmem.

Ne biliyorsan anlatacaksın.

Benim seni zorla konuşturmamı istemezsin, emin ol.

Ama nasıl boğacak, bak.

Hadi poz verin.

Hadi ama, bu anı ölümsüzleştirmeliyiz, poz verin.

Gerçekten şu hâlde bile bunu nasıl düşünebiliyorsun, hayret.

Okuldakilere Berk'in iyi olduğunu söylemek için...

...yapıyor olabilir miyim acaba?

Hani artık her şeyin yolunda olduğunu göstermek için falan.

Bence sen de artık kasma istersen. Hem bak, Ali de suçsuzmuş.

Berk'i kaçırmamış ya.

-Öyle mi? -Öyle.

Yani senin de şu anda mutlu falan olman gerekmiyor mu?

Kızlar hadi ama bari burada yapmayın. Adam daha kendine gelemedi.

Sen niye Ali'nin seni kaçırdığını söylemedin ki?

Ben de bunu soracaktım tam. Çıkın dışarı.

(Kenan) Çıkın, çıkın, çıkın. Cemre çık.

(Kenan) Cemre hadi.

(Gerilim müziği)

Seni serseriler kaçırdı, seni bu hâle de onlar getirdi...

...Ali de seni kurtardı, öyle mi?

Ben de bunu yedim.

Sen benim buna inanabileceğimi düşünüyor musun?

Sen nasıl bir korkaksın?

Benim oğlum bir sokak serserisinden korkup susuyor, öyle mi?

Ben senden başka kimseden korkmam...

...baba.

Bana ne olduğunu sordular, ben de olan biteni anlattım, bu kadar.

Evet, o görüntüyü size ben gönderdim.

O gece oradaydım. Vefa'yı dövdüklerini gördüm.

(Gerilim müziği)

Yaptıkları ortaya çıksın istedim. Vefa'yı hep ezikliyorlardı.

-Klasik zengin zorbalığı işte. -Katili bilen de sensin o zaman?

Vallahi kırk yıl düşünsem benim aklıma gelmezdi.

Ne katili?

-Pardon, ben bir şey mi atladım? -Vefa'nın katili kızım.

(Zeyno) Sen Ali'ye kitapçığın arasında, katil aramızda, diye not gönderdin ya.

Not... Not derken? Bir dakika.

Vefa intihar etmedi mi yani?

(Duru) O zaman okulda bir katil var!

O yüzden katilim aranızda, diye pankart astınız.

Şimdi anladım.

-(Zeyno) Notu bize sen göndermedin mi? -Hayır tabii ki.

Katilin kim olduğunu bilsem direkt polise giderim.

Ben manyak mıyım not göndereyim Zeyno?

Yok, hiç değilsin tabii de.

Ama o görüntüyü benim gönderdiğim ortaya çıkarsa ben biterim.

Berk duymamalı.

Ben çok ciddiyim.

-Söylemeyeceksiniz değil mi? -Sakin.

Bizden asla laf çıkmaz, sen meraklanma da...

...sen bu Berk'ten ne diye korkuyorsun?

-Tanısanız siz de korkardınız. -Ne korkacağım!

O bizden korksun.

Sen de merak etme, ben varken o sincap senin kılına dokunamaz.

Rahat ol.

Ali çok üzülecek. Onu da boşuna umutlandırdık.

(Telefon çalıyor)

(Arap) Efendim?

Ne?

-Sen ne diyorsun abi? -Ne olmuş?

Ali salınmış. Allah be!

Gel buraya.

Konuştuklarımız aramızda.

-Not falan yok. -Çatlarım ama ben.

Çatla!

Eğer sağda solda, not varmış, diye duyarsam...

...o zaman ben de o görüntüleri senin gönderdiğini yayarım. Tamam mı?

Ben sana anlatacağım, tamam?

-Yürü! -Tamam.

Berk'in verdiği ifade doğru değil, biliyorsun değil mi?

Yani hoş, biliyorsundur tabii.

(Derya) Çağrı sana anlatmıştır.

Yani ifade vermeye geldiğinize göre öyle düşündüm.

Maalesef ben senin kadar şanslı değilim Derya.

Çağrı'nın bana anlatmadıklarını, gizlediklerini çözebilmek için...

...hafiye gibi iz sürüyorum, sana öyle diyeyim.

Hani sen, ben Ali'den çok eminim, diyorsun ya...

...maalesef ben aynı cümleyi Çağrı için kullanamıyorum.

Bunlar Berk'le çok yakın arkadaşlar. Öyle böyle değil.

Çok yakın yani. Sen nasıl olur da kalkıp...

...en yakın arkadaşını bıçaklamaya kalkarsın.

Nasıl bir şey, nasıl bir olay oluyor ki bu çocukları bu hâle getiriyor.

(Önder derin nefes verdi)

Ali bana bir kamera görüntüsünden bahsetti.

Yani Çağrı'yla Berk bir şey konuşmuşlar.

Galiba Vefa'ya olanlarla ilgili, o geceyle ilgili konuşmuşlar.

Anladığım kadarıyla...

...itiraf gibi bir şeymiş ama ortada görüntü yok.

İşte Çağrı da bu görüntülerin peşinde.

Ve muhtemelen Berk, sırf bu yüzden Çağrı'yı gammazlamıyor.

Belki de çocuklar haklılar.

Belki de Vefa'nın başına gelenler bizim düşündüğümüz gibi değil, değil mi?

Açık söyleyeyim, bu sorunun cevabı beni çok korkutuyor.

Ama işler de daha fazla sarpa sarmadan...

...daha ne kadar sarpa sarabilir bilmiyorum...

...bu sorunun cevabını öğrenmemiz lazım.

Anlaşılan ortak bir meselemiz var.

Demek herif yalan ifade vermiş.

Bak burada bir şey dönüyor. Harbi dönüyor.

Birbirlerinin pisliklerini örtüyorlar işte.

Aynen öyle. Neyi saklıyorlarsa, neyi konuştularsa...

...hepsi o hafıza kartının içinde diyorum.

Çağrı'da olmadığına eminsiniz, değil mi?

La bebe altına ediyordu.

-Onda değil. -Eyvallah.

O zaman kesin Berk (Bip) elinde.

Ulan yüzdük yüzdük derede boğulduk, iyi mi?

Arap, senin şu kız, Duru...

...onda iş var mı? -Yok kardeş. O bildiği her şeyi anlattı.

Kızı da korkutmuş o sincap.

Lan bu Berk ne illetmiş, ben anlamadım, herkes korkuyor.

Siz niye her şey bitmiş gibi konuşuyorsunuz?

Hafıza kartı Berk'teyse biz de Berk'ten alırız o zaman.

Onlar daha bela görmemiş be!

Heyt be, kara bela!

Otur kız.

Bundan sonra sana kara bela diyeceğim.

-Oha! -Tamam, bu delirdi iyice.

Değil mi?

(Ege) Oo siyafet vakti.

Ne demezsin.

Birkaç gün daha böyle olacak. Ağrılarınız nasıl oldu?

-Yani, çok değil. -(Hemşire) Güzel.

-Geçmiş olsun. -Sağ olun.

Cemre, yardım etsene kızım.

Peçeteyi şöyle takalım ki çorbamız üstümüze dökülmesin.

Senden de iyi hasta bakıcı olurmuş.

Ayıp oluyor ama. Lütfen şu çocukla ilgilenir misin?

Hazal hallediyor anneciğim, bana gerek yok.

Tatlım, hadi canım, sen bırak, Cemre ilgilenir.

Ona zahmet olmasın.

Hazal bana bak, sen çok olmaya başladın, yeter artık!

Ne oluyor?

Ne oluyor, ben uyandığımdan beri didişip duruyorsunuz...

...birbirinize laf sokup duruyorsunuz.

Sen mi söylemek istersin yoksa ben mi anlatayım?

Yok, ben dayanamayacağım.

Berkciğim, aslında biz seninle sevgiliymişiz, biliyor musun?

Ne?

-Nereden çıktı bu? -Onu söyleyeceğim ama dahası da var.

O gece benim yanımda olan senmişsin, Vefa da bu olayı görmüş...

...Vefa gördüğü için de Vefa'yı öldürmüşsün.

-Hangi sinemada oynuyor bu? -Tozluyaka kanka.

-Gittikçe daha inandırıcı hâle geliyor. -Aa, Cemre!

-Ama şu Ali denen çocuğun lafıyla da... -Ben onun lafına değil...

...ben gördüklerime inanıyorum. Senin bu...

...vıcık vıcık hâllerin, senin o verdiğin yalan ifade.

Ben ne gördüysem ona inanıyorum.

Ayrıca seni Ali kaçırdı, onu da biliyorum.

Of, Cemre bak...

...Ali beni kurtardı ama belli ki sen buna inanmak istemiyorsun.

Hatta sen bunun tam tersi çıksın istiyordun ama maalesef...

...elimizde olan bu.

Siz bu söylediklerine gerçekten inanıyor musunuz?

Bu söylediklerine gerçekten inanıyor musunuz?

Siz hiç düşünmüyor musunuz, Ali, Berk'in düşmanıyken bir anda...

...bu hikâyenin kahramanı nasıl oldu, hiç mi düşünmüyorsunuz?

Cemre hadi kızım, biz hava almaya çıkalım.

Anne ben hava falan almak istemiyorum, anladın mı?

Ben artık gerçekleri duymak istiyorum. Bana gerçekleri anlatacaksın.

-Cemre! -Bana gerçekleri anlatacaksın!

-Ege yardım et. -Bana gerçekleri anlatacaklar anne.

-Yeter artık, tamam mı? -Tamam kızım, hadi.

-Gerçekleri duymak istiyorum. -Sonra konuşalım hadi Cemre.

-Cemre bir hava al. -Bırak!

Sakin ol, tamam.

Cemre sakin olur musun?

Sen Berk'e inanıyor musun? Sen gerçekten hiç sorgulamıyor musun?

Berk'i yıllardır tanıyorsun, en yakın arkadaşısın.

Sence Berk şu an doğru mu söylüyor?

Tabii ki sorguluyorum ama şimdi sırası değil.

Taburcu olsun, iyileşsin, sonra ne istiyorsak sorarız.

Çocuk ölüyordu Cemre.

Ege haklı. Kızım her şeyin bir sırası var. Sen iyice saçmalıyorsun.

Hadi eve gidiyoruz.

Egeciğim giderken seni de eve bırakalım mı?

Zahmet olmazsa Ayla abla.

Nereye?

Tamam, sakin. Siz gidin geliyorum, çantamı alacağım sadece.

-Hemen arabaya geliyorsun. -Tamam.

(Gerilim müziği)

Bir bu eksikti, ne oluyor, ne bu?

Ali senin bana attığın fotoğrafı görmüş. Çocuk oradan mevzuyu çakmış.

(Hazal) Gitmiş Cemre'ye göstermiş...

...Cemre de duyduğundan beri kurcalayıp duruyor.

Ve bu olay gerçekten benim canımı fazlaca sıkmaya başladı.

Zaten artık ayrılmadınız mı?

Evet, ilişkimiz var, demek kaç sefer dilimin ucuna geldi.

-Hazal! -(Hazal) Ne Hazal?

Zaten bir gün öğrenecek.

(Müzik)

Bayağı beni ispitledin yani? Yazdım bunu Derya sultan.

İyi, büyük harflerle yaz o zaman.

Çünkü bir daha olursa bir daha yaparım, haberin olsun.

-Anne tamam, kızma, takılıyorum. -Takılma!

Bittim sabahtan beri senin yüzünden zaten, beynim patlıyor.

Öf!

-(Bilal) Kolay gelsin. -Hayırdır Bilal?

Abla ben Ali'yle seni biraz alacağım. Bir mevzu var da.

Ne mevzusu? Daha ne mevzusu?

-Yine başını belaya mı soktun? -Anne ben bir şey yapmadım vallahi bak.

-Abi mevzu neymiş. -Gidince öğreniriz.

Şey yapalım, gidelim. Ferdi dükkân sana emanet.

Biraz da boğazı kes, tamam mı?

Hadi abla, mevzu biraz acil, geçelim.

Bak, bu gizemli konuşmaları hiç sevmiyorum.

Oğlum fırının kapağını kapat, hamur mayalamıştım onun da üstünü ört çocuğum.

-Ablacığım biraz acil, biz geçelim. -Sen bana anlatsana.

(Bilal) Abla ritmimiz bu, yapacak bir şey yok.

Bilal nereye gidiyoruz, söylesene canım. Çocuğu dükkâna bıraktım.

-Abla geldik zaten. -Tabii ya.

Kesin hırsız girmiştir. Geçen Zeynolara da girmiş.

Aman, neyse artık. Kapıyı bacayı mı düşünecek hâlimiz kaldı?

Canımıza gelmesin de malımıza gelsin. (Tavuk gıdaklıyor)

Yeter artık ama!

Saffet abi ben tutarım. Saffet a...

Dur. Kışt! Ya...

("Tavukları Pişirmişem" çalıyor)

Ne yaptınız siz?

("Tavukları Pişirmişem" çalıyor)

Gözün aydın kutlaması.

Siz de mi bu işin içindesiniz?

-Oğlum bizsiz olur mu lan? -Oğlum.

Kardeşimiz kurtulmuş, kutlamayacak mıyız?

-Oğlum ne kutlaması? -Vallahi billahi daraldım.

Oğlum Vefa için bu yola çıktık...

...belli ki ilerledikçe başımıza bir ton olay gelecek.

Bırak bugünün tadını çıkaralım, vallahi daraldım, yeminle daraldım.

Hem Vefa da böyle olmasını istemezdi, gülmeyi unuttuk vallahi.

-Aferin sana kız kara bela. -(***).

-Yürü. -Lan Arap gel buraya! Ali yürü.

("Tavukları Pişirmişem" çalıyor) "Akşama geleceğim"

"Akşama geleceğim"

"Hacı babam evde mi?"

"Tavukları pişirmişem, hacıyı da çarşıya göndermişem"

"Tavukları pişirmişem, hacıyı da çarşıya göndermişem"

"Tavukları pişirmişem, hacıyı da çarşıya göndermişem"

"Tavukları pişirmişem, hacıyı da çarşıya göndermişem"

("Tavukları Pişirmişem" çalıyor)

Hastane yemeği.

Hiç sevmem. Tatsız tuzsuz.

Ama onlar da haklı tabii.

Yat, yat.

İyi misin?

İyisin, iyi.

O zaman hadi, doğru düzgün, hiç lafı eğip bükmeden anlat bakalım, ne oldu?

-Anlattım ya baba. -Anlatmadın.

Sen bir hikâye uydurdun...

...ben de o hikâyeye inanmadım, yemedim yani. O yüzden anlat.

Mesela Ali'yle aranızdaki mevzu ne?

Bu kadar önemli neyi biliyor?

Sen ortaya çıkmasın diye susuyorsun, ne biliyor yani?

Öyle bir şey yok.

Öyle bir şey var ve ben bunu öğrenmek istiyorum.

Benim hayatta en sinirlendiğim, en çok kızdığım şey nedir?

-Yalan ve zayıflık. -Bravo.

Anlat o zaman. Hadi, başla.

Tamam.

O zaman...

...ben...

(Berk derin nefes verdi)

Bu oyunu ben hazırladım.

Oyunu? Nasıl bir oyun bu?

Babam beni merak edecek mi?

(Duygusal müzik)

Çünkü ben fark ettim ki...

...ben babamın beni sevip sevmediğini bilmiyorum.

Biz pek konuşmadığımız için.

-Berk! -Yani konuşamadığımız için.

(Berk) Bana son söylediklerin...

"Bana hiç çekmemişsin."

(Berk) "Benim çakmam bile olamazsın."

Diye aşağılamıştın ya hani sen beni...

...yine.

Cemre'yi kaybetmiştim...

...ben senin için koca bir hiçtim.

(Berk) Ben...

...kaybolsam bile...

...beni fark etmeyecektin.

Ben de merak ettim.

Çok merak ettim.

(Berk) Eğer bana bir şey olursa...

...babam gerçekten...

...ne düşünür...

...ne yapar? Çünkü üzülürse...

...beni seviyor demektir.

Ama umursamazsa...

Babam...

...duygularını göstermeyen biri olduğu için...

...benim kaybolup birkaç gün sonra ortaya çıkmam da bir işe yaramazdı.

Büyük düşünmem gerekti.

Sonrası benim planım dışında gelişti.

Saklandığım yerdeki sokak serserileriyle kavga edince de...

...sonuç bu oldu.

Oyun oynamış.

Yok.

Ali kaçırmamış, serseriler...

Var ya...

-Ölecektin! -Ölmedim ama.

Bizimkilerden de haber aldım, merak etmişsin.

Korkmuşsun. Üzülmüşsün.

Yaptıklarıma değdi yani.

Benim bu hikâyedeki rolüm ne? Bu aptal hikâyeye inanmak mı?

(Kenan) Bana oyun oynamışmış.

Ya kaç yaşındasın sen oğlum, beş yaşında mısın?

Kaç yaşındasın?

Diyelim ki ben bu anlattığın hikâyeye inandım.

(Kenan) Diyelim ki.

Bir daha sakın beni kendi canınla sınama.

Asla.

Metin seni eve bırakacak.

(Kenan) Benim bir işim var.

(Müzik)

Of!

(Müzik)

(Hareketli müzik)

Derya, kızım gözün aydın.

Ahmet abi, sağ olun. Ne hâle gelmişsiniz? Kusurumuza bakmayın.

Gençler eğlenirken aralarına girdim, payıma bu düştü.

-(Ahmet) Hadi görüşürüz, sağ ol. -Sağ olun. Geçmiş olsun.

(Hareketli müzik)

Kız bu ne böyle?

Sımsıkı sarıldılar resmen birbirlerine. Aa!

Sana bir şey söyleyeyim mi? Bunların sonu hiç de hayra alamet değil.

Boyunca kızı var bir de.

Geçen bunun evine hırsız girdi ya.

Adam sabaha kadar kadının kapısının önünde yatmış.

Utanmıyor musunuz siz? Ne kadar ayıp. Kızın geçen gün evine hırsız girdi.

Şimdi Bilal orada korumak için kaldı diye adları mı çıktı?

Vedat abi söyledi bir kere, kal dedi.

Hiç yakıştıramadım size.

İnsanın şerefine, namusuna dil uzatmak bu kadar kolay mı oldu?

Aşk olsun size.

Bir daha duymayayım. Bilal'le onlar kardeş sayılır.

Sen öyle diyorsun da geçen Bilal'in teknesine binerken görmüşler.

Görmüşler, demişler. Bu mahallede, bu iş bir türlü bitmedi.

Benden onlara selam söyle herkes kendi işiyle uğraşsın, tamam mı?

Hepiniz kendi işinizle uğraşın, konuşmayın böyle.

Yakışıyor mu bize? Ayıp.

(Hareketli müzik)

Görmen lazımdı. Bak sana yemin ediyorum bütün mahalleyi birbirine kattım...

...o uçtan bu uça. Bak görmen lazımdı, didişiyorlar böyle.

(Arap) Al.

(Gülüyorlar)

Ali, sen de yesene.

(Zeyno) Alsana.

Bir ağız tadıyla börek yiyemeyecek miyim?

Tamam siz oturun, ben şimdi geliyorum.

Niye oturuyormuşuz canım? Biz de geliyoruz.

Siz gidin, ben size yetişirim.

(Arap) Allah!

Neyse ben de geleyim.

(Hareketli müzik)

Hadi. Ne güzel, hah.

Sen gelsene bir şey söyleyeceğim.

-Kız sen de dönüver, değil mi Derya? -Yok. Ben seninle bir şey konuşacağım.

-Kız... -Hadi tey tey. Yürü.

-Ne oluyor be? -Düşeceğim ya.

-Söyle ne? -Tamam. Konuşacağız.

Niye çekiştiriyorsun, nereye götürüyorsun? Anlamıyorum ki.

(Derya) Gel sen.

-Gel, gel. -Aman.

Ferdiciğim, tamam teşekkür ederim canım, ben kapatırım, sen gidebilirsin, tamam mı?

Tamam Derya teyze. Yalnız ben şu keklerden bir tane yedim ama.

Oh! Afiyet olsun. Dur bekle bakayım.

Bekle.

Al canım. Şimdi tatlı yedin tuzlu tuzlu bastırsın, bunları da ye.

Hadi bakalım. Aferin, sağ ol.

Dilim damağım kurudu ya.

Ne oldu, niye çağırdın? Ne güzel halay çekiyordum.

(Kader) Sağ ol.

Dışarı geçelim mi?

Burada böyle ayakta durmayalım. Serin serin konuşuruz.

Yok ya, iyi böyle işte.

Hadi anlat bakayım sen ya, neymiş o önemli mevzu?

-Ya şey... -Hah.

Kader, bak sen çok güzel bir kadınsın.

Ne bileyim böyle gösterişlisin.

Maşallah cıvıl cıvılsın her zaman.

Sahi öyleyim değil mi?

Ama ben annemden çok dayak yedim bu yüzden biliyor musun?

Oynak mısın kız sen diye geçirirdi terliği.

Yok yani oynak değildir de böyle sıcakkanlısın ya sen...

...ne bileyim herkesle konuşursun, şakalar yaparsın falan...

Bir de insan böyle gösterişli olunca öyle hareketler de biraz dikkat çekiyor.

Ne bileyim yani hani zaten Fırat abi olsa kime ne de?

O da burada olmayınca şey...

Şuraya çıkalım ya, vallahi bak böyle ayakta konuşulacak konular değil bunlar.

-Gel şuraya, Allah aşkına gel. -Dur bir dakika, dur.

Şimdi aydım ben.

Sen böyle güzlesin, hoşsun, alımlısın falan diyorsun.

Bana bak, yoksa beni soran mı olmuş?

Tabii ben de kızacağım diye sen bana bir şey söyleyemiyorsun, öyle mi?

Ne kızacağım kız, kısmet mi çıkmış bana?

Tabii genç kız sandılar.

Kısmet değil de lafın çıkmış.

Ne lafı çıkmış?

Bilal'le.

Yani biraz uzak mı dursan, biraz böyle bir mesafe falan mı koysan?

Yani ben seni biliyorum tabii ki ama...

...sonra huzursuz olma diye konuşuyorum.

Senin iyi niyetini biliyoruz.

De bunlar anlamaz.

Konuşurlar bak.

Bana ayar vereceğine iki laf etseydin ya Derya.

Milletin yalan yanlış laflarını toplayıp bana geliyorsun.

Etmedim mi sanıyorsun?

Benim konuşmamla sussalardı...

...susmazlar ama.

Ben gene arkadaş olarak üstüme düşeni yapayım da...

...hayat senin hayatın istediğin gibi yaşa, karışamam zaten.

Ama benim bugün duyduklarımı Zeyno duyarsa kahrolur.

(Derya) Sen de bunu bil.

Sen ne ima ediyorsun?

Sen alttan alta beni tehdit mi ediyorsun Derya?

(Kader) Bak sakın, sakın Zeyno'yu bu işe karıştırma.

(Derya) Delirdin mi sen ya, ben seni niye tehdit edeyim?

Kızım millet konuşuyor diyorum, konuşuyorlar.

(Kader) Vakti zamanında senin hakkında da konuştular Derya.

Kocasıyla evlenmeden önce başkasından hamileymiş dediler.

Trabzon'dan bu yüzden kaçıp gelmiş dediler.

Yok sağlık ocağına gitmişsin de orada ağlamışsın da...

...hasta bakıcı duymuş da.

Ahmet abi zaten senden büyükmüş, çocuğu da olmuyormuş.

Neler söylediler.

Hiçbirini duydun mu?

Duymadın.

Çünkü kimden duyduysam bu lafları ağzının payını verdim.

Sana da zerre hissettirmedim.

İki dedikoducunun lafıyla seni üzmedim.

Sen ne diyorsun şimdi?

Milletin lafını dikkate alsaydık dışarı çıkamazdık diyorum.

Sen de bunu bil.

Kader!

(Müzik)

Sessiz sakin yer dedin geldik. Ne diyeceksin dökül hadi?

Ben Ali'yle özel konuşmak istiyorum.

Ne söyleyeceksen burada söyle.

Biz öyle sizin gibi değiliz, aramızda gizli saklı yok.

Haklısın. Gizli saklı ne varsa hepsi bizdeymiş.

Ha şunu bileydin.

Başka haklı olduğunuz bir konu daha var.

Hani bana uyuyorsun demiştin ya.

Uyandım ben Ali.

Büsbüyük bir kâbusun içine uyandım.

Hazal'la Berk berabermiş.

(Cemre) Beni kandırmışlar, sen haklıydın.

Bugün hastanede konuşurlarken duydum.

O gece Hazal'a saldıran da Berk'miş.

Vefa ikisini gördü diye iftira attılar çocuğa.

Belki daha fazlasını da yaptılar. Bilmiyorum. Yani...

...belki de Vefa'yı onlar öldürdü. Ben artık...

...hiçbir şey bilmiyorum. Neye inanacağım, neye inanmayacağım?

Ben arkadaşlarımı hiç tanıyamamışım.

Hiç.

Ben burada ne işin var demekten yoruldum, sen gelmekten yorulmadın.

Yine ne işin var, bu sefer kimin için geldin?

Ali yok, suçlayacak kimse yok. Sıra kimde?

Sende.

Bir şey konuşmak istiyorum sakin sakin.

Hatta gönül alma da diyebiliriz.

Lütfen.

Lütfen.

Öf ya!

-Sen geç. -Teşekkür ederim.

Sizin Trabzon'daki fırının önünde de böyle masalar, sandalyeler vardı...

...ve çiçekler vardı.

İçeriden mis gibi kokular gelirdi.

Biz orada da böyle oturup sohbet ederdik, ikimiz.

Geçmiş geçti artık, yok öyle bir şey, bitti.

Hani sakin sakin konuşacaktık?

Çocukların öfkesi bize de bulaştı galiba.

Peki madem.

Nasıl oldu oğlun?

İyi, iyi. Bugün taburcu olacak.

Evde de birkaç gün istirahat eder, iyileşir.

Sevindim.

Bak, ben gerçekten çok üzgünüm.

Yani olaylar bu noktaya gelene kadar...

Her neyse, yani Ali'nin hataları var.

Ama ben oğlumu çok iyi tanırım.

O kimseyi yaralamadı.

Ben o konuda diretemem, diretmeyeceğim de zaten.

Berk'in ifadesi de ortada.

Umalım ki bir daha böyle bir şey olmasın.

Olmasın.

Çocuklar didişerek birbirlerini çok yıprattılar zaten.

Ben elimden geldiğince yan yana getirmemeye çalışacağım.

-Babası yok mu? -Ne?

Affedersin. Yani babası yok mu, ilgilenmiyor mu?

O ne diyor bu konulara diye...

Vefat etti.

Ee, siz ne yapmayı düşünüyorsunuz peki?

Vallahi elimizde kanıt olmadan hiçbir şey yapamayız.

Yüzleştirsek bile inkâr ederler, birbirlerini korurlar.

Belki yalan ifade verip Çağrı'yı koruduğu gibi.

Aynen öyle.

O hafıza kartının Çağrı'da olmadığına emin misin?

Berk'te o zaman.

Öyle ama Berk'in yanına yaklaşamayız.

Sonrasına bakacağız artık ama bu işin peşini bırakmıyoruz.

Haklısın. Berk'in yanına sen yaklaşamazsın ama ben yaklaşabilirim.

Cemre, bu işe giren herkesin başı yandı. Bari sen girme.

Tamam, sen beni merak etme. Ben başımın çaresine bakarım.

O hafıza kartını sana getireceğim.

Hadi sen git, arkadaşlarını bekletme şimdi.

-Taksi... -Tamam buradan taksi geçmiyor biliyorum.

Ben aşağıdan binerim.

Görüşürüz.

Görüşürüz.

-Bize yardım edecekmiş. -Deme?

Evet.

Çözdük bu işi.

Siz neyi çözdünüz ya? Belki sana kumpas kurdular, tuzak kurdular.

Sen nereden biliyorsun, nasıl inandın, ne çabuk inandın sen böyle ya?

Ya bizim onun yardımına ihtiyacımız mı var?

Zeyno, kız kötü bir şey demedi ki.

Zeyno!

Yani niye kızdı? Ben anladım şimdi bunu Arap.

Oğlum niye böyle kızdı?

Ali...

...sen (***) mısın? -Oğlum ne alakası var? Saçmalama.

Oğlum kızcağız kızı kıskan...

Deme?

-Vallahi mi lan? -Hay ağzıma! Evet.

Oğlum Zeyno ne safmış. Cemre'yi grubu katacağımızı mı düşünüyor?

Evet, saf.

Bir tek o saf.

Oğlum biz Cemre'ye grubu katar mıyız? Allah'ını seviyorsan...

...kaç yıllık dostluğumuz var. -Katmayız.

Ali inatçı, gözü kara, bildiğinden şaşmayan bir çocuk.

Babasına mı çekmiş acaba?

Ben şimdi burada seninle aile meselelerini konuşacak falan değilim, tamam mı?

Yani konuşman bittiyse işim var, müsaadenle.

-Sağ ol. -Geçmiş olsun bu arada.

Teşekkür ederim.

(Müzik)

Nihayet gelebildin.

Nasıl yaptın bunu?

Sen nasıl oğlunu tutup da emniyete götürürsün? İnanamıyorum sana.

-İki tane serseri... -Çağrı odasında mı?

Önderciğim, sen beni duyuyor musun?

Duyuyorum. Haklısın.

Aa!

Çağrı, hadi hazırlan çıkalım oğlum.

Aa! Nereye?

-Berk'i ziyarete. -Acelesi ne? Beklesin birkaç gün.

Sen oğlunun şu hâlini görüyor musun acaba?

-Yat oğlum sen dinlen. -(Önder) Çağrı, hadi.

Bak, arkadaşın ameliyattan çıktı.

(Önder) Bütün arkadaşları yanında.

Seni de görmek isteyecektir.

Gidelim bir geçmiş olsun dileyelim fena mı?

Hem eve de çıkmış, arkadaşlık edersin.

Annemin dediği gibi birkaç gün sonra gitsek?

Sebep?

Arkadaşını merak etmiyor musun?

Aslında baban doğru söylüyor.

Bence git, hem babanın da içi rahat etsin.

Arabada bekliyorum.

Anne, ne diyorsun?

Bana bak, hiçbir şey olmamış gibi davranacaksın, duydun mu beni?

Berk seni ele vermiş sen yat kat buna dua et.

Gittiğin zaman da Berk'ten güzel bir özür dilersin, tamam mı?

-Vefa konusunu ne yapacağım? -Susacaksın!

Çağrı, susacaksın.

Lütfen bak aptallık falan yapayım deme, lütfen hadi.

Sen giyin üstünü hazırlan falan, tamam mı Çağrı?

Hadi kuzum, hadi.

Beş, dört.

Hişt! Kader.

Sana ses ediyorum niye duymuyorsun?

Duymamışım.

Ne vardı?

Hiç.

Eğlencenin ortasında çekip gittiniz.

Merak ettik.

Tekneye gidelim mi?

Günbatımını izleriz.

Ne diyorsun?

Olmaz diyorum.

Kızım bir gidip geldin ayarın bozuldu senin.

Ne oldu, Derya abla mı bir şey dedi?

Demedi.

Ama ben diyorum.

-Duracak mısın benim arkamda? -Kızım bir gören olacak.

Ortaya çıkarsak seviyorum diyecek misin?

-Kızım... -Sen bana sahip çıkacak mısın Bilal?

Kızım şimdi git, senin sinirin bozulmuş.

Sonra konuşalım.

Ben de öyle düşünmüştüm.

(Müzik)

-Bize de yer var mı? -Sen git Cemre'nin yanına otur.

Yardım edecekmiş ya sana.

Çekilsene, manzaramı kapatıyorsun.

Bakın şunu sakın unutmayın.

Hiçbir güç bizim aramıza giremez, anlaştık mı?

Bir laf vardı. Neydi o?

-Neydi lan? -Ne diyorsun ağa sen ya?

Düşmanımın düşmanı dostumdur.

Bizimki de o hesap Zeyno işte.

Düşmanımın düşmanı bir zahmet benim düşmanım olarak kalsın.

Gülmeyin.

(Zeyno) Bu da benim lafım, tamam mı?

O görüntüleri biz sana getiririz.

Sen de kalk annenin yanına git hadi. Zaten kadın öldü meraktan.

Vallahi Zeyno doğru diyor.

Ben bile yoruldum. Hadi lan.

Kız kara bela sen de evine.

Hişt! Bana bak, gebertirim lan seni!

Sapıttın sen iyice!

(Arap) Bağırma.

Sakin, dur. Hop.

Oğlum Musti, Onur, formunuz düşmüş lan.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Devam edin oğlum siz işinize.

Metin dur, ben halledeceğim.

Hadi bakalım evine hoş geldin. Hoppa.

-İyi misin? -İyiyim hocam.

Hadi bakalım, ağırlığını bana ver.

Gelsene 'bro'.

Neredesin sen ya?

Ben az kalsın öbür tarafa uçuyordum ama dur dedim Berk, dur oğlum.

Şimdi sen gidersen bütün kızlar Çağrı'ya yanlar.

Daha bu tarafta yapılacak çok iş var.

Merdivenlerde dikkat şimdi, ağırlığını ver bana.

Ver bakalım.

Yavaş.

Yastığı düzelt Çağrı.

Adam gibi düzeltsene şu yastığı.

Hadi yavaş.

Tamam. Rahat mısın, indireyim mi biraz daha?

-İyi hocam, çok iyi. -İyi bu tamam. Hadi bakalım.

-Bir şey isteyebilir miyim? -Söyle.

Hocam, orada kollar var, verebilir misiniz?

-Neyin kolları? -Oyun.

Anladım sizin oyunun, dur.

-Atarız değil mi? -Uyar.

Al bakalım.

-Teşekkürler hocam. -Hadi bakalım.

Bir şey istiyor musun? Kumandayı da vereyim.

Al.

Açsana.

Alın bakalım, kendinize yeni top alın.

Abi top 20 TL.

Evet işte, hepinize yenisini alın. Hadi.

-Koşun lan! -Yavaş.

Sokağa birden öyle fırlamayın.

Bak ezilirsiniz sonra, can kıymetli, öyle değil mi Ali?

Ne işiniz var sizin burada?

-Annenle sohbet etmeye geldim. -Sebep?

Sebep çok.

Bu aralar bize sohbet edecek çok malzeme veriyorsun.

Bir daha konuşacak bir şeyiniz olunca ilk bana gelin, tamam mı?

Sizin sohbetiniz annemi sarmaz.

Annen bence seni okuldan alacak.

İyi, gözün aydın. Bunu duyduğuna sevinmişsindir.

Yok, sevinmedim. Aksine, senin adına üzüldüm.

Bizim okulda okuma fırsatını kaçırıyorsun.

Ben de uzaktan bakınca böyle zeki bir çocuk sanıyordum ama...

...elindeki topu taca atıyorsun, çok yazık vallahi.

Merak etmeyin ben onları bir şekilde gol yaparım.

Doksana çakarım tüm şutları. Deplasmanda da oynamaya alışığım ben.

Ne istiyorsun Berk'ten?

Niye onu öldürmek istiyorsun?

Ben yapmadım, Çağrı yaptı.

Kaç yıllık arkadaşlar niye yapsın?

Hadi diyelim senin dediğin doğru niye Berk Çağrı'yı savunsun?

Çünkü kuyrukları birbirine bağlı.

Çünkü biri yanarsa öteki de yanacak biliyorlar bunu.

-Çünkü Vefa'yı öldürdüler. -Ne biliyorsun?

-Ne biliyorsun anlat? -Ya anlatıyorum, dinlemiyor musunuz siz?

Neyi anlatıyorsun ya?

Bir şey iddia ediyorsun, sadece onu savunuyorsun, o.

Ötesi? Bence böyle oldu, bence şöyle oldu.

Senceyle benceyle biri suçlanabilir mi, olur mu öyle bir şey?

Bence de Berk'i sen kaçırdın.

Sen yaraladın.

Bence.

Var mı elimde kanıt? Yok. Ee?

Yahu varsa bildiğin bir şey anlat bana, paylaş benimle.

Sana yardımcı olayım. Kimse suçlu tutalım kulağından götürelim polise.

Bana öyle bakma, yardımcı olmaya çalışıyorum. Daha ne yapayım?

-Nasıl yardımcı olabilirim? -Senden yardım isteyen mi var?

Hem ben sana nasıl güveneyim?

Bak şöyle izah edeyim.

Berk'in babası bu hayatta benim en son güveneceğim adam bile olamaz.

Sen de zaten herkes gibi öğreneceksin vakti geldiğinde.

Polisler Vefa'nın katiline kelepçeyi takarken...

...neyi bildiğimi, neye güvendiğimi öğreneceksin.

Ali, bak evladım.

Bir saniye, bir saniye. Evladın falan değilim ben senin.

Benim adım Ali. Senin için daha fazlası olamaz zaten.

Böyle babacan roller, yardım etmeler falan filan yemez bunlar öyle.

Tamam mı?

(Kader dış ses) Kocasıyla evlenmeden önce başkasından hamileymiş dediler.

Trabzon'dan bu yüzden kaçıp gelmiş dediler.

Yok sağlık ocağına gitmişsin de orada ağlamışsın da...

...hasta bakıcı duymuş da.

Ahmet abi zaten senden büyükmüş, çocuğu da olmuyormuş.

Neler söylediler.

(Müzik)

(Derya dış ses) Oğlun için dua ettim. Etmeye de devam edeceğim.

Başka da elimden o çocuk için hiçbir şey gelmez.

Keşke gelse.

Keşke.

Keşke biri senin elinden onu da kurtarsaymış demekten başka...

...hiçbir şey gelmez artık.

(Metin ses) Buyurun efendim.

Ali Öztürk.

Kimdir? Nerede doğmuştur, hangi hastanede?

Anası kimdir, babası kimdir?

Hakkında her şeyi bilmek istiyorum.

Oh! Söyle 'bro', dinliyorum.

Niye beni ele vermedin?

Of!

Söyle, çağır babanı. Madem sen bu kadar istiyorsun.

Anlatayım, polisi de arayalım.

Sen çünkü zaten rahat durmazsın, ben yaptım, ben yaraladım...

...vicdan azabı falan beni de kendini de sen yiyeceksin.

Ben daha fazla seninle uğraşamayacağım Çağrı. Çağır.

Berk benimle oyun oynama artık.

Lan ben sana daha nasıl yaranabilirim?

-Sen ne istiyorsun lan benden? -Gerçeği istiyorum, gerçek.

Vefa'yı ben öldürmedim. Al sana gerçek.

Ben de hepimiz gibi orada, tuvalette öldüğünü sanıyordum.

Niye bize cesedi aşağı attığını söyledin o zaman?

Ben mi söyledim oğlum? Allah Allah!

Bak son kez anlatıyorum, aç kulağını iyi dinle.

Yorma beni.

Delirtme.

O gece içeri girdim, orada yoktu.

Dışarı çıktım. Aşağıdaydı, düşmüştü. Bu kadar, arası yok bende.

Arası yok, karanlık, kara delik. Bu kadar.

Lan o zaman niye bize cesetten kurtulduğunu söyledin?

Ben mi söyledim? Siz söylediniz, ben de şoktaydım, bu kadar.

Şoktaydın. Şoktan çıkınca niye söylemedin lan o zaman?

Ne söyleyecektim Çağrı? Bir şey söyleseydim sen durur muydun?

Yok zaten beni biri orada gördü diye o zaman kendini yakacaktın.

Zaten ben seni zar zor durduruyordum.

Ben sen öldürdün sanıyordum, sen geçen gün bunu bana söyleyene kadar.

Gerçekte ne olup bittiğinden zaten emin değildim.

Ya biri gerçekten bizi kurtarmak bize yardım etmek için...

...geldi, cesedi aşağı attı.

Ya da polisin dediği gibi Vefa intihar etti.

Bu kadar. Çorba oldum oğlum ben.

Karmakarışıktı, ben de ortalığı daha fazla karıştırmak istemedim.

Sen zaten karmakarışıktın.

Sen kendi kendini yakacaktın, suçsuz yere kendini hapse atacaktın.

Of!

Yemin ederim Vefa'yı ben aşağı atmadım.

Ama yine olsa yine aynı şeyi yapardım, yine korurdum seni.

Sen kızsan da sövsen de yine ben korurum seni.

Tamam, hadi diyelim bu kadar düşüncelisin benim için.

O zaman Ali'yi niye korudun?

Niye polise seni kaçırdığını söylemedin?

Çünkü ben artık Ali'nin haklı olduğunu düşünüyorum.

O gece Vefa öldürülmüş olabilir.

Kim oğlum, kim, niye böyle bir şey yapsın?

-Kenan hoş geldin. -Sen de hoş geldin.

Müsaade edersen bir Berk'e bakacağım. Belki bir isteği vardır.

Gerek yok, gel. Çağrı yanında, merak etme.

Gel biraz konuşalım.

Tamam.

Konuşalım.

Dinliyorum.

Berk'i Çağrı yaraladı.

Gerçekten mi?

Ya...

Gerçekten bu kadar ileri gidecek misin?

Yani Derya'nın oğlunu korumak için kendi oğlunu...

Tamam sana da hak veriyorum, Derya her zaman etkileyici bir kadındı.

Görüyorum ki hâlâ da öyle.

Pekâlâ.

Sana bizim geçmişimizden bahsetti mi?

Hayır, bahsetmedi.

Bahsetmedi.

-Peki sen sormadın mı? -Hayır sormadım.

Neden?

Duyacaklarından rahatsız olacağını düşündüğün için.

-Hayır. -Niye?

Beni ilgilendirmediği için Kenan.

Kenan, şu anda Derya'yla sizin geçmişinizden...

...çok daha önemli bir sorun var karşımızda.

Benim çocuğum, senin çocuğunu az kalsın öldürüyordu.

O yüzden ilgini bir parça Derya'dan çekip bana verebilirsen eğer...

...çocuklarımızın ateş üzerinde yürüdüğünü farkına varacaksın.

Nereye?

Telefonumu içeride bırakmışım.

Eğer söylediklerinde ciddiysen polisi aramaya.

Ara ama bir şeyin değişeceğini zannetmem.

-Niye? -Berk, Çağrı'yı gammazlamayacak.

En son bıraktığımda beraber oyun oynuyorlardı. Gel.

-Gel otur. -İşte, saçmaladığının resmi.

Bak gerçekten çok zor birkaç gün geçirdim.

Çok yorgunum, müsaadenle biraz dinlenmek istiyorum.

Kenan.

Az kalsın benim çocuğum senin çocuğunu öldürecekti diyorum.

-Beni duyuyorsun değil mi? -Duyuyorum.

Ben de sana diyorum ki benim oğlum da o kadar büyük bir (***) ki...

...kendini öldürmeye kalkan çocukla şu anda oyun oynuyor.

Korktuğu için. Çağrı'nın bildiklerindendir.

Bunlar birbirlerini kolluyorlar Kenan, farkında değil misin?

Ne biliyormuş Çağrı ya?

Sen ne söylemeye çalışıyorsun? Kimi, neyle suçluyorsun?

Çıkarsana dilinin altındaki baklayı.

Yani Berk ne yapmış olabilir ki?

Vefa'yı aşağı atmış olabilir.

Ya da Çağrı bir şey yapmıştır. Bilmiyorum.

Bak, gerçekten bilmiyorum.

Benim kafam çok karışık. Tek bildiğim şu.

Bizim çocukların Vefa'nın ölümüyle bir ilgisi olduğu.

Diyorsun.

-Gel benimle. -Nereye?

Sana o gece neler olduğunu göstermek istiyorum.

Çünkü ben bu saçmalıklardan gerçekten çok sıkıldım.

(Kenan) Gelmiyor musun?

Vefa'nın son görüntülerini izlemek istemiyor musun?

-Kenan sen ne diyorsun? -Gel.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bunlar...

...Vefa'nın son görüntüleri.

Polis o geceye dair olan bütün güvenlik kamerası kayıtlarını almış...

...incelemiş. Zaten aksi de beklenemezdi.

Fakat bir şey bulamamışlar.

İkna olmuşlar, dosyayı kapatmışlar.

Bu gördüğünüz merdiven çatıya açılıyor.

(Önder) Yanında kimse yok.

Zaten kısa bir süre sonra da...

Yani anlayacağınız çocuklar, Vefa kendi canına kıymış.

İntihar etmiş yani.

Bunun aksini gösterecek başka hiçbir şüphe kalmadı polisin elinde.

Birini intihara sürüklemek de cinayettir.

El birliğiyle öldürdüler Vefa'yı.

Ben çok üzgünüm çocuklar.

-Ali nereye? Çocuklar nereye? -Derya. Derya!

Bırak gitsinler.

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

Bu zavallı çocuklar öfkelerinden...

...en yakın dostlarının yasını tutamadı.

Onlar için Vefa bugün öldü say.

(Duygusal müzik)

Bazen ebeveyn olarak kendini...

...çaresiz hissediyor musun sen de?

Hem de sıklıkla.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

İntihar etmiş lan.

Berk baksana, gerçekten intihar etmiş.

Yavaş! Seni bu kadar neşelendiriyorsa ben de atayım kendimi bir yerlerden.

Kardeşim niye neşelenmeyeyim? Baksana biz katil değilmişiz.

Yavaş lan. Kes artık şu katil lafını.

(Ege) Manyak mıdır nedir ya!

Depresyonu ayrı neşesi ayrı...

Berk, özür dilerim kardeşim. Sana o kadar suç attım.

Sıkıntı yok.

(Gerilim müziği)

(Cemre) Sürpriz!

Hayırdır Cemre neyi kutluyoruz?

Hayatta oluşunu.

İlginç bir sebep.

Ayla teyze, Nesrin teyze hoş geldiniz.

Nesi ilginçmiş? Bundan daha güzel bir kutlama sebebi olabilir mi sence?

'Velvet', en sevdiğinden.

Ben pastayı mutfağa götüreyim de servis etsinler.

Çocuklar, Kenan nerede bu arada?

Ali'nin annesi Trabzon'dan göç etmiş buraya.

2006'nın başında Tozluyaka'ya yerleşmiş.

Üç ay içerisinde sevilen sayılan bir adamla evlenmişler.

Adam kendisinden yaşça epey büyükmüş.

Adamın ikinci evliliği, ilk eşi vefat etmiş.

İlk evliliğinden çocuğu var mı?

Tek çocuk. Ali dört yaşındayken vefat etmiş zaten.

-Ali ne zaman doğmuş? -2 Ekim 2006

-Bunlar ne zaman evlenmişler? -Nisan 2006

Altı ay. Çocuk altı aylıkken mi doğmuş?

Prematüre mi bu çocuk?

-Doğduğu hastaneyi bul, araştır. -Emredersiniz.

-Kolay gelsin. Cemre nerede? -Bahçededir Hazal Hanım.

(Gerilim müziği)

Ne arıyorsun?

Berk'e ceket bakıyorum. Üşümüş gibiydi biraz.

Vereyim sana bir tane, ister misin?

Hayır.

'Okay'. Hadi gidelim.

Hadi.

(Gerilim müziği)

Egeciğim, aradım anneni geçen gün, açmadı.

Merak ettim, dönmedi de.

Dönerse söyleyin, babam bir haftadır eve gelmiyor.

Boşandılarsa haberim olsun.

Ama bak her zaman söylüyorum. Aralarında en komiği hep Ege'ydi.

Anne! Hakkımı yiyorsun.

Üzgünüm tatlım. Bende yalan yok.

(Çağrı) Şüphesiz.

Hoş geldiniz.

Kenancığım hoş bulduk.

Gözün aydın, iyileşmiş Berk'imiz.

Babacığım sevincini o kadar belli etme istersen ya.

(Ayla) Aa şu dediğin lafa bak. (Sinek vızıltısı)

Bir tanecik oğlu var, sevecek tabii ki.

(Müzik)

-Kalk bakalım. -Hayırdır aşkım, ne oluyor?

Aşkım üşüteceksin. Zaten ameliyat nazını çekeceğim.

Bir de hastalıkla uğraştırma beni. Hadi lütfen.

Gördün mü? Her şey düzeldi bile.

(Müzik)

Önder nerede?

Ben burada olur diye düşünmüştüm ama...

Bir arasana.

Sor bakalım, hepimiz buradayken o neredeymiş?

Oh... Vallahi çok iyi geldi.

-Ellerine sağlık. -Afiyet olsun.

(Telefon çalıyor)

(Telefonun sesini kapattı)

(Müzik)

Geç oldu değil mi? Ben kalkayım artık.

Yok, hayır. Ali'yi merak ettim, ondan saate baktım.

Şimdi yalnız kalırsam, Ali'nin peşinden sokak sokak dolaşacağım...

...ondan korkuyorum.

-İyisi mi otur. -Buyurun.

O zaman Ali gelene kadar buradayım, hiç merak etme.

Tamam.

Geçecek değil mi?

İyileşeceğiz yani.

-Hep iyileşmedik mi? -Doğru, hep iyileştik.

Sadece yaralarımızın izleri kaldı.

Yakışmış ama.

Nasıl?

Yaraların diyorum, izleri çok yakışmış sana.

("İkilem - Bu saatten Sonra" çalıyor)

"Savaşıp yenilmişim, inan umurumda değil"

"Güvenip yanılmışım"

"İnan incitmez beni"

"Yalnızlık karıştı, kendimle barıştım"

"Ben çoktan değiştim, zordu ama alıştım"

"Savaşıp yenilmişim, inan umurumda değil"

"Güvenip yanılmışım, inan incitmez beni"

"Yalnızlık karıştı, kendimle barıştım"

"Ben çoktan değiştim, zordu ama alıştım"

"Bu saatten sonra yansam ne olur?"

"Yağıyor yağmurlar"

"Olan olmuş artık, dönsen ne olur?"

"Sönüyor yangınlar"

"Bu saatten sonra yansam ne olur?"

"Yağıyor yağmurlar"

"Olan olmuş artık, dönsen ne olur?"

"Sönüyor yangınlar"

"Bir daha kandırmam"

"Kendimi inandırmam"

("İkilem - Bu saatten Sonra" çalıyor)

"Sevilip sayılmışım, inan umurumda değil"

"Bir hata mı yapmışım? O da tecrübem benim"

"Ne kazandım, kaybettim, beni her gün mahvettim"

"Soğuyordum kendimden, ölüyorken fark ettim"

"Bu saatten sonra yansam ne olur?"

"Yağıyor yağmurlar"

"Olan olmuş artık, dönsen ne olur?"

"Sönüyor yangınlar"

"İnandırmam"

(Martı sesleri)

(Telefon çalıyor)

Söyle Metin.

Emin misin?

(Gerilim müziği)

(Ali dış ses) "Vefa intihar etmedi. Katil hâlâ serbest.

Vefa'nın mezarına gel."

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Der...

Derya!

Derya dışarı gelebilir misin? Bir şey konuşmam lazım.

Derya!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı) (Derya) Ali!

(Derya) Ali! Hadi!

Hadi bak çayı demledim.

Ali!

Allah Allah.

Ali, Ali...

Ali?

(Gerilim müziği)

Ali!

Ali!

(Gerilim müziği)

Soner merhaba. Nasılsın?

Ben iyiyim. Sen hastanede misin?

Tamam. Senden bir ricam vardı, işim düştü sana.

Bir DNA testine ihtiyacım var. Aramızda kalacak ama.

Yok, Berk için değil.

Başka bir oğlum olma ihtimali var.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Çağrı Doğan...

...Bülent Temür - Belgin Yılmaz - Büşra Taşcıoğlu

Editör: Dolunay Ünal

("İkilem - Bu saatten Sonra" çalıyor)

"Savaşıp yenilmişim, inan umurumda değil"

"Güvenip yanılmışım, inan incitmez beni"

"Yalnızlık karıştı, kendimle barıştım"

"Ben çoktan değiştim, zordu ama alıştım"

"Savaşıp yenilmişim, inan umurumda değil"

"Güvenip yanılmışım, inan incitmez beni"

"Yalnızlık karıştı, kendimle barıştım"

"Ben çoktan değiştim, zordu ama alıştım"

"Bu saatten sonra yansam ne olur?"

"Yağıyor yağmurlar"

"Olan olmuş artık, dönsen ne olur?"

"Sönüyor yangınlar"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.