All language subtitles for VEED-subtitles_Bir Peri Masalı Dizisi 4 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak Download
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

Zeytinyağlıları seversin, değil mi?

(Ümit) Abiciğim, iyi misin?

Takma kafana, babam bu ara ekstra huysuz, biliyorsun.

(Harika) Onurcuğum...

...sofraya oturmak istemezsen anlarız canım.

(Gerilim müziği)

Afiyet olsun herkese.

Zaferciğim, çek bakayım sandalyeni biraz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hepimiz için zor bir dönem.

Kısa sürede geçmesini umalım. Babam yerine dönene kadar ben buradayım.

Bu süreci ne kadar birlik içinde atlatırsak o kadar iyi.

Babam daha ölmedi Onur.

Çok şükür ki ölmedi.

(Harika) Babanın yerine geçecek birine ihtiyacı yok.

Şu anda odasını ofise çevirdi.

Sen role biraz erken mi girdin acaba?

Doktor stresten uzak olmasını söyledi.

Ben de sorumluluklarını üstlendim, hepsi bu.

(Harika) İlk fırsatta kendi kendini veliaht ilan ettiğine göre...

...babanın tekrar kalp krizi geçirmesini istiyorsun o hâlde.

(Neslihan) Ayrıca bu evde böyle bir ihtiyaç yok.

Bu talihsiz konuşmanı yok sayalım, babam da duymasın Onur.

Bu, babamın ricası.

(Telefon çalıyor)

Çok özür dilerim. Pardon. (Telefon çalıyor)

(Zeynep) Pardon.

(Gerilim müziği)

Size afiyet olsun.

Abla...

Neslihan.

Burası babanın masası.

(Gerilim müziği)

Misafirimiz de nereye geldiğini şaşırdı, yazık.

Bu bir süreç. Gereksiz drama yaratmaya gerek yok.

-Nihayetinde amacım belli. -Amacını hepimiz görüyoruz Onurcuğum.

Emin ol biz de elimizden geleni yapacağız.

Eminim.

Zafer haklı.

Misafirimizi daha fazla huzursuz etmeyelim.

Yok, rica ederim.

Asıl ben sizi huzursuz ettim galiba istemeden de olsa.

-Aslında izninizi de isteyebilirim... -Aman, lütfen.

(Zafer) Lütfen bir yere gitme, gördüğün üzere sen...

...masanın emniyet supabısın. Lütfen bizimle kal, tamam mı?

Çalışanlarımızın da beyni yandı. Kimden komut alacağımızı...

Arkadaşlar, yetkili kimse komut verseniz de başlasak artık.

Lütfen Onurcuğum, koltuğun hakkını vermelisin.

-Fahriye Hanım, başlayabiliriz. -Peki efendim.

(Gerilim müziği)

(Kalp ritim ölçme cihazı çalışıyor)

(Gerilim müziği)

Bir eksiğiniz ya da ihtiyacınız olursa bana seslenmeniz yeterli Onur Bey.

Tamam Gamzeciğim, sağ ol.

-Abi... -Yukarı kadar yorulmasaydın.

Diğerleri gibi sen de içini aşağıda dökseydin.

Beni tanımıyormuşsun gibi konuşma abi.

Benim ne zaman bu saçma Bizans oyunlarıyla işim oldu?

-Senin için endişelendiğimden geldim. -Niye endişelendin?

Sahiden burada kalmak, o masanın başına geçmek istiyor musun abi?

-Şu anda böyle gerekiyor. -Ne demek gerekli? Babama göre mi?

Sizi hiç anlamıyorum. Gerçekten sinirleri bu kadar germeye gerek var mı?

Keşke olmasa.

Ama bak, sen bizim tarafsız bölgemiz olarak nefes alanımızsın.

Burada kal.

Biz diğerleriyle aramızdakileri hallederiz.

Umarım.

Şimdi izninle ben evden birkaç eşya almaya gideceğim.

Tamam.

Aç kalmadığına emin misin? Hiçbir şey yiyemedin.

Yok, yedim, sen merak etme.

Vallahi seni kutlama diye çağırdık ama maşallah sabah programına döndü...

...kim kime ne yapıyor belli değil. İyi ki seyircimiz sendin.

Dert etme.

Ama ben bu hâlde araba kullanmayayım diyorum...

...sen bana taksi çağırabilir misin acaba?

Seni ben bırakayım.

Ya da istersen başka yere gidelim, hava alalım, modumuz değişsin.

Başka zaman yapalım, ben biraz yorgunum. Sen de zahmet etme, ben taksiyle giderim.

Ben de çıkıyorum. Evden bir şeyler almam lazım. Ben bırakırım, hadi.

Hiç yorulmasaydın, ben bırakırım.

Birimiz evde kalalım.

Tekrardan geçmiş olsun, iyi geceler.

(Zafer) İyi geceler.

(Zafer) Başka zaman Melis, telafi edeceğim.

Tamam.

Arabam hemen yukarıda.

Yolunu değiştirmiyorum, eminsin değil mi?

(Onur) Hayır.

(Onur) Çok yersiz bir kavganın arasında kaldın.

Gerçekten hepimiz adına çok özür dilerim Melis.

Aslında ben de bir an...

...beni bu kadar aileden gördüğünüz için sevinmiştim, biliyor musun?

Şaka bir yana...

...uzun zamandır oturduğum ilk aile sofrası sizinki.

Oo!

O zaman durum daha da vahim.

Merak etme, ben böyle tartışmalara alışığım.

Maalesef.

Sizde de mi oluyordu?

Evet.

Ama olsun.

Yani benimle bütün özelinizi paylaştınız, benden hiç çekinmediniz.

Benim size bunun için teşekkür etmem lazım galiba, ne dersin?

Trajedimizle seni eğlendirebildiysek ne mutlu.

Nasılsa bütün trajediler...

...eninde sonunda anlatılacak komik hikâyelere dönüşmüyor mu sence de?

-Güzel bir bakış açısı. -Aynen.

En azından içindeyken çok takılmamamı sağlıyor.

Yaşadığım şeylerden iyi olanı alıyorum, kötüyü de zamana bırakıyorum.

Bayağı işe yarıyor, biliyor musun? Tavsiye ederim.

Peki, sana dışarıdan bir göz olarak soruyorum.

Sence bu akşama dair iyi olan şey neydi?

Bence baban mesajını anlamış.

Sana, yeni bir sayfa açalım, diyor.

Ve tam olarak bu, bence bayağı kutlanmaya değer, biliyor musun?

Gülme, çok ciddiyim. Şu ileride çok güzel bir yer keşfettim.

Eğer vaktin varsa sana hayatında yiyebileceğin...

...en iyi tiramisulardan bir tanesini ısmarlayabilir miyim?

Bak böylesini İtalya'da bile yiyemezsin, o kadarını söylüyorum, cidden.

-O kadar vaktin var mı? -Tiramisuya hayır denir mi?

-Bence denmez ama. -Hadi gidelim, tarif et.

Babam gerçekten de Onur'u affetmemiş anne.

Babam birkaç haftaya ayaklanır, siz neyin teyakkuzuna geçtiniz!

Baban kaç haftaya düzelir?

Sizin şu rahatlığınız var ya, çok yakında beni öldürecek.

Bu genişliğiniz beni öldürecek.

Onur bana bile sormadan eve yerleşiyor, bakar mısınız?

Bu, Onur'un gözdağından başka nedir, bana söyler misiniz?

Ne yani, şimdi yemek masasında başköşeye oturdu diye...

...ailemizin reisi mi oldu? -Sus! Sen konuşma.

Sen ağzını bile açma. Her şey senin bu rahatlığın yüzünden oldu zaten!

Baban ne düşünüyor bilmiyorum.

(Harika) Eğer babanız hastalığı yüzünden saçmalamadıysa...

...eminim bir bildiği vardır. Ya Onur'u tartıyor...

...ya Onur'a haddini bildirecek, artık neyse.

Eğer Onur'u tartıyorsa o Onur'a haddini biz bildireceğiz.

Beni anladınız mı?

Onur'un oynadığı bu yöneticilik oyununu bozacağız, Onur'u çökerteceğiz.

Başka yolu yok. Bundan sonra babanın aklına ilk gelen isim Onur olmayacak.

Savaş boyası da sürelim mi anne?

Anne bak, rica ediyorum, lütfen...

Şu anda senin sevgi kelebekliğine hiç tahammülüm yok.

Ne sırası ne yeri. Çık dışarı!

Hiçbir şeyin farkında değilsin, çık dışarı! Şimdi bunların sırası değil.

Kapıyı kapat!

Eğer içinizde durumun vahametini anlayamayan, kavrayamayan varsa...

...derhâl dışarı çıksın!

İşe, Onur'un o göstermelik nişanlısı Bige'yle başlanacak.

Bige'nin açıkları aranacak, bulunacak ve çökertilecek.

O düğün yapılmayacak. O düğün olmayacak.

(Harika) Nesli...

...sen de Onur'u şirkette çalışamaz hâle getireceksin kızım, tamam mı?

Tamam. Sen de babama şirketi benim nasıl...

Zafer, elini çabuk tut oğlum. Şu Melis meselesini hızlandır.

Bak, Onur çökerken senin herkesin gözüne girebilmen için...

...yeni projeler, planlar yapman lazım, beni anlıyor musun?

(Zafer) Anne merak etme, benim kendime ait bir planım var zaten...

Nedir senin planın? Neyi merak etme oğlum?

Sürekli bana, "Benim bir planım var." Senin planın nedir Allah aşkına?

Sürekli dilinde bir plandan bahsediyorsun.

Söyle de ben de rahatlayayım. Çünkü artık sinir sistemim harap oldu.

(Harika) "Planım var."

Sabır. Birazcık sabır.

(Onur) Geldik.

Teşekkür ederim. Hem tiramisu için hem de eve bıraktığın için.

Ben teşekkür ederim.

Sayende bütün stresimi tiramisuya gömdüm.

Ama söylemiştim, o tiramisunun bu dünyada çözemeyeceği hiçbir şey yok, bana güven.

Keramet tiramisuda mıydı yoksa sohbette miydi emin değilim.

Biraz iyi geldiysem ne mutlu bana.

Karşıma çıktığın andan beri hayatıma sihir kattığın bir gerçek.

Şans.

Gerçekten şans. Çünkü hep bildiğim yerden geliyorsun, o yüzden.

Neyse, ben daha fazla şımarmadan evime gireyim, olur mu?

Tamam.

İyi geceler.

Ben sana kapıya kadar eşlik edeyim.

Hiç inmeseydin.

Seni kapıya kadar geçirmek istedim.

İyi geceler.

Her şey illa yoluna girer, biliyorsun değil mi?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-(Ferdi) Arabayı niye çıkardınız? -Neslihan Hanım istedi.

Neslihan Hanım?

-Otelde kalacağım. -Bir sorun yok ya?

Sorun yok. Babama söylersin, sonunda istediği oldu.

Benim de üzerimden yılların yükünü almış oldu.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Bir şeye ihtiyacın var mı? -Biraz su.

(İç çekti)

(Kalp ritim ölçme cihazı çalışıyor)

Sağ ol.

-İyi geceler, ben yatıyorum. -Bir şey demeyecek misin?

Ne diyeyim?

Fikrimi merak etseydin önceden sorardın.

Ben yatarken çarkı aynı şekilde çevirecek biri lazım.

O biri de Onur, biz burada koyun sürüsüyüz...

...15 gün boyunca başıboş dolaşamayacağız, öyle mi?

Şu an böyle olması gerekiyor.

-Hem Onur da benim çocuğum. -Lütfen.

Konuyu yine bu noktaya getirme. Seninle bu hâldeyken tartışmak istemiyorum.

Beni konuşturma. Her zamanki gibi sen nasıl istiyorsan...

...öyle olacak Hamit. İyi geceler.

Beni yalnız mı bırakacaksın?

Yan tarafta has oğlun yatıyor.

Bir şey olursa, imdat dersin, Onur yanına gelir. Hiç korkma.

Güzel.

"Yangın var, yangın var, ben yanıyorum"

"Yetişin a dostlar, tutuşuyorum"

"Ay"

Merih, sabah sabah ne yapıyorsun?

Gel onu sen söyle. Kop da gel.

Aa, o zaman aşağıdaki hediyeyi ben mi açayım?

Hangi hediye?

Kimden gelmiş o?

Ver bakayım. Versene Merih!

Ver şunu.

Koskoca vekil CEO, karga kahvaltısını etmeden sana paket yollamış.

Sen hâlâ çeçe sineği ısırmış gibi yayıl dur.

Aa, dondu. Bana bak, şunu açsana, çatlayacağım, hadi!

Açıyorum.

Açtım!

Gelin çiçeği gelmiş, yok artık.

Yakala.

Ne almış ki?

Aa...

"Zor zamanların sihirli dokunuşu.

Desteğin ve kazandırdıkların için ne kadar teşekkür etsem az. Onur Köksal."

Oo...

Aa! Replikası gelmiş falan.

Zahmetlere bak.

Biri düştü. Mıhlama peyniri, tipe bak.

Tabii, adam CEO olarak ilk icraatında sana hediye gönderiyor.

Erimeyip de ne yapacaksın?

Onur usul usul sana akmıyorsa ben de bir şey bilmiyorum.

Akıştayız aşko.

Bilmiyorum Merih.

Tam sen Onur'u boş ver kızım, zaten nişanlı, sen işine gücüne bak, diyorum...

...geliyor böyle bir şey yapıyor, bütün dengemi şaşırtıyor.

Kendi dengesi şaşmış da ondan.

Aklı sana kayıyor tabii ama nihayetinde bu ailelerin de evliliği.

Dün o masaya oturduğu gibi...

...babasının lafıyla misyonunu seçmek zorunda kalırsa...

...nikâh törenine de ancak davetli olarak katılırsın 'pumpkin'.

O yüzden çok da yükselmesen mi, bilemedim.

Aşağı baksaydık bu kadar çıkabilir miydin 'pumpkin'?

Sen her zaman kendin diyordun, şimdi ne oldu? Hayırdır?

Ne diyorsun yani?

(Zeynep) Diyorum ki Onur bu verdiği karara mahkûm mu?

Eğer öyleyse önce onu özgürlüğüne kavuşturacağız.

Çünkü böyle sağlıksız bir ruh hâliyle verdiği bu karar...

...önce kendisine zarar yazar.

Öyle mi? Yani şey, kendim için bir şey istiyorsam namerdim diyorsun.

Kime ne anlatıyorum diyorum. Telefonumu versene. Orada bir yerde.

-Ne yapacaksın kız? Onur'a mı atacaksın? -Saçmalama.

Önce sosyal medyaya koyacağım.

Öğrendin sen bu işi.

(Müzik)

(Zeynep dış ses) Sabahlar hep güzeldir. Bazıları daha güzeldir. Günaydın.

-Günaydın. -Günaydın.

(Erkek) Günaydın Onur Bey, hayırlı olsun.

Günaydın, teşekkürler.

-(Kadın) Günaydın Onur Bey. -Günaydın.

Bütün şirkete bilgilendirme mesajı gitti mi?

Neslihan'ın sabah toplantısı vardı, erken gelmesi lazımdı ama gelmedi.

-Evde de yoktu. -Otelde kalacakmış.

Ben eve girince tepki vermese şaşırırdık.

Neyse, gecikirse toplantıya sen gir.

-İhtiyaç olursa ben dâhil olurum. -Tamam.

(Boğazını temizledi)

(Gerilim müziği)

(Onur dış ses) Sana bir şey söyleyeyim mi...

...bir gün sen benim o koltukta oturmamı isteyeceksin.

Çünkü senden sonra onları toplayabilecek tek seçeneğin benim!

(Gerilim müziği)

Maç çekişmeli geçecek ama sen kaleyi en az baban kadar doldurdun.

Neslihan'la Zafer'i organize edelim.

Harika, işleri iyice kızıştırmadan biz konuşalım.

Gazan mübarek olsun.

-Buyurun Onur Bey. -Teşekkürler.

-Hamit Bey iyidir umarım. -İyi, sağ ol.

Sen Ferda Hanım'la senkronize ol, babamın programını bana göre ayarlayın.

Merak etmeyin, ben konuştum bile.

Sizin programınızı da yeniden düzenledim. Bu arada sabahki hediyeniz yerine ulaştı.

"Çok ince bir jestti. Günümü güzelleştirdin, teşekkür ederim."

Nasıl?

(Taklit yapıyor) Yardım edelim, nenemize sahip çıkalım. Neneciğim.

Sen en son flört ettiğinde sene kaçtı?

Dalga geçme, stres oldum.

Bana bak, öyle iki saat mesaj açık bekleme.

Yazıyor görünme, notlara falan geç. Sen hiçbir şey bilmiyorsun. Hadi.

Tamam.

(Müzik)

Buldum. Vallahi buldum.

-Okuyorum, hazır mısın? -Evet.

"Günümü güzelleştirdin. Yalnız çıtayı öyle bir yükselttin ki...

...doğum gününde ne alacağımı zaten bilmiyordum..."

Burada doğum gününe bir gönderme var.

"Şimdi seçim yapmak daha da zor olacak.

Birlikte daha pek çok kazanımlara niyetle alıyorum. Çok teşekkür ederim."

Nasıl?

Nenemiz döktürmüş.

Ver bakayım. 'Copy, paste'. Yolla.

-Ne, yolladın mı? -Acıktım!

-Merih saçmalama, ya yanlış yazdıysam? -Hadi git çay koy.

(Merih) Hadi.

Eğer üç saniye içinde dönerse... (Mesaj geldi)

Bu demektir ki...

Merih, Merih, Merih...

Hâlâ yazıyor. Yazıyor, yazıyor, yazıyor!

Git çay koy.

Sen koy. Yazıyor.

(Onur dış ses) Doğum günümün yaklaştığını nereden biliyorsun?

(Mesaj geldi) Bak, doğum gününü soruyor.

(Zeynep dış ses) Meşhur fotoğraflarımızı araştırırken...

...arama sayfası bonus olarak kimlik bilgilerini dökmüştü.

(Onur dış ses) Doğum günü kutlayan biri değilimdir.

Ama bu sene şimdiden heyecanlandırdı.

Yalnız adam yürümüyor, koşuyor ama...

...bu Bige duvarını nasıl aşacaksınız, hiç bilmiyorum.

Hiç.

(Mesaj geldi)

(Bige dış ses) Yakışıklı yöneticimiz bugün nasıllar?

(Kapı vuruldu)

Neslihan hâlâ gelmedi, telefonu da kapalı...

...ve randevuların hiçbirini iptal etmedi. Gelen herkes eli boş dönüyor.

Neslihan'dan bir özür hediyesi gönderelim.

Gelenlere de benimle bir randevu organize et.

Tamam.

Maaşlar için de ödeme emri vermesi lazımdı.

Onu da mı yapmamış?

Tamam, ben buradan hallediyorum.

-İstersen otele gidip konuşayım. -Yok. Meydan okuyor.

Bırak okusun. Asistanına söyle, Müge'yle senkronize olsun.

Neslihan'ın programını da bana göre organize et.

Bugünün asıl mevzusu, Ragıp Bey gelecek.

Dubai'deki otel inşaatının yüklenici firması.

Kırk yıllık Ragıp abiyi bana mı açıklıyorsun?

Sen onunla bir kahve iç, ben de o esnada onun dosyasına bakayım.

Peki.

Daha kaç bin kez aynı ekrana bakacaksın?

(Kapı vuruldu)

Kim o?

Dur, dur, dur, Merih...

...ya Onur'sa?

Onur mu acaba? Sürpriz mi yaptı acaba?

Yok artık, koskoca CEO buraya da mı gelecek?

Dur, açma. Benim üstümde pijama var. Üstümü değiştireyim.

Saçmalama!

-(Merih) Zafer Bey, bu ne sürpriz. -Zafer mi?

-(Merih) Hoş geldiniz. -Melis Hanım burada mı?

Melis Hanım? Tabii, evde. Biz de tam kahvaltı yapıyorduk.

(Merih) Buyurun, dağınıklığın kusuruna bakmayın.

Zafer. Hoş geldin.

Hoş bulduk. Kusura bakma, böyle damdan düşer gibi geldim ama...

...acil bir SOS'imiz var. -Hayırdır, Hamit Bey'e mi bir şey oldu?

Yok, herkes gayet iyi ama...

...bugün benim için çok önemli bir lansman var.

(Zafer) Uzun zamandır üzerinde çalıştığım çok sürpriz bir proje.

Babanın durumu, ailenin durumu malum, ben de...

Anladım.

-Ee? -Yalnız kaldım.

Vallahi şu an kimsem yok.

Böyle de tadı çıkmıyor. Ben de gelirken direkt direksiyonu kırdım hiç düşünmeden.

Eğer bir bitmediniz Köksal ailesi, bir salın beni dersen anlarım.

Ama eğer demezsen bana eşlik edersen çok sevinirim.

Yani öncelikle hayırlı olsun tabii ama bugün benim programım biraz yoğun.

Değil mi Merih? Ben bayağı doluyum.

Ben organize ederim, programı dağıtırım. Sorun yok.

Sensin, aslansın Merih. Sana yemek borcum var, unutturma, tamam?

Evet Merih, sen hep aslansın zaten.

Merih hep çözer, kurtarıcıdır.

Aynen.

Tamam o zaman, ne yapalım?

Ben nasıl giyineyim? Ne uygun olur? Nereye gidiyoruz?

Sana giydiğin her şey yakışacağı için hiç problem yok, ben böyle katılıyorum.

O zaman ben aşağıda bekliyorum. Acele etme, hiç acelemiz yok.

Telaş etmene gerek yok, aşağıda bekliyorum.

Burada bekleseydin, çay, kahve?

Yok, zaten birden geldim. Birkaç telefon görüşmem var.

-Ben aşağıda beklerim. -Sen bilirsin.

Sen ne yaptın? Şimdi buna ne gerek vardı?

-Allah Allah! -Neye Allah Allah? Tamam, neyse.

Ben şimdi ne giyeceğim?

Sen ne giysen yakışıyor canım.

Şımarma, yürü! (Merih gülüyor)

-(Zeynep) Bela. -(Merih) Gel.

Sen belasın zaten.

Gülme. Hayır yani bir şey de demedi. Ben şimdi ne giyeceğim, söyle.

Aman ne giyersen giy, ne olacak?

Hişt, bana bak, Zafer'deki bu iş aşkı, parayı erken almamızı sağlayabilir.

-Bu nasıl? -O olmaz nenem.

(Taklit yapıyor) Nenem.

Tik tak, tik tak. Saat aleyhimize işliyor aşko.

800 binini geri isteyen abileri de unutmayalım lütfen.

Tamam da bu ya sadece iş değilse?

Ya konuyu başka şeylere getirirse, o zaman ne yapacağım Merih?

Yani zaten düğümdük, az daha dolanırız.

Sağ ol, gerçekten çok yardımcı oluyorsun.

Her zaman canım.

Tamam.

Bu o zaman, tamam?

(Telefon çalıyor)

(Müzik)

Ben şimdi seni böyle moralsiz bırakıp işe nasıl gideyim?

(Neslihan) Moralsiz mi? (Neslihan gülüyor)

Bence sen beni hiç tanımamışsın Fuat.

Asıl şimdi keyfim yerine geldi. Gerçek hedeflerimi dinledim.

Nasıl hedefler bunlar? Mesela benim hayatımın kadını olmak gibi hedefler mi?

Neden olmasın?

Sen...

...çapkınlığa doydun sayılır artık.

Evlenmek ikimize de iyi gelebilir aslında.

Bir dakika.

-Ben şu anda kafesleniyor muyum? -Hayır.

Şirkete yeterince zaman ayırdım diyorum. Biraz da...

...biraz da kendimi aşkın kollarına bıraksam hiç fena olmaz.

Ayrıca senin gelirin beni yaşatmaya yeter diye düşünüyorum.

Bak, şu anda inanılmaz bir an yaşıyorum.

Ama öyle yalan bir oyunun var ki Nesli, bir türlü ikna olamıyorum.

O yüzden sana tekrar soracağım.

Gerçekten evlenmek mi istiyorsun?

Beyaz atlı prensim de istiyorsa evet.

Benim bundan daha çok istediğim bir şey yok.

Gel bakayım buraya.

Dur, tamam.

Senin toplantın yok mu?

Hadi geç kalma. Ben bundan sonra buradayım zaten.

(Gerilim müziği)

Alo, İbo, ne yapıyorsun bakalım?

Boşta mısın?

Ben de. Akşama kadar boşa düştüm, arayayım dedim oğlum.

Sana bomba anlatacaklarım var. Gel buluşalım, tamam mı?

Bak şöyle yapalım o zaman, ben oraya geliyorum...

...oradan da Bebek'e geçeriz.

Ne dersin?

İyi, hadi görüşürüz.

(Onur) Ragıp abi, Neslihan şu an burada değil.

Bunu nasıl 'okay'ledi bilmiyorum ama...

...arayıp soramıyorum da. Ayrıca sorsam da bir şey değişmez.

Burada bir hata var. Bu sözleşme bu hâliyle kabul edilemez.

Niye yeğenim?

Sen ne ara inceledin de bildin.

Bütçe bu, teslim tarihi bu. Anca yetiştiririm diyor.

Abi, ben piyasayı da biliyorum, sizin kapasitenizi de biliyorum.

O yüzden bana hiç anca deme. Araya aldığın işten de haberim var.

O yüzden gerekirse çift ekip kurarsın.

Bu fiyat da revize olur, teslim tarihi de öne çekilir.

Detaylar aynı.

Sadece arkadaki rakam ve teslim tarihi değişti.

Bunun üzerinden devam edelim.

Neslihan'la kilitledik, baban da onayladı.

Daha demin gelirken görüştük. Sen istersen babanı ara, onunla görüş.

Çok kaptanlı gemi yürümez Onurcuğum.

Siz aranızda mutabık olun, daha sonra görüşürüz, tamam mı?

Onurcuğum, bu arada babana çok selam söyle.

-Müge, bize bir izin verir misin? -Tabii.

Baban yattığı yerden iş görüşmesi mi yapıyor Ferdi?

Bilmiyorum.

Senden bir şey isteyeceğim.

(Müzik)

Onur, babanla mı konuştun?

Sana aşağı kadar eşlik edeyim dedim Ragıp abi.

Bir anda her şey üstüne kaldı, zor.

İnşallah süreç uzamaz.

(Asansör durdu)

Ne oluyor ya? Ne oluyor?

Allah cezasını verdin. Ne bu şimdi?

Onur, ne oluyor?

Şans.

Belki de yarım kalan sohbetimizi tamamlamamız için bir fırsat yaratıldı.

Oğlum, ben kapalı yerde kalamam. Açtır şu kapıyı, bak kapışmayalım.

Ragıp abi, elinde büyüdüm, kabul. Fakat o günler bayağı geride kaldı.

Bu kabulle bir daha konuşalım mı?

Çocuk çocuk işler yapıyorsun ama. Nefes alamıyorum diyorum.

Sen dedin ya çok kaptanlı gemi yürümez diye.

Ama bak...

...sen mevcut kaptanı tanımayınca hiçbir şey yürümüyor.

Babamı ara istersen, o açtırsın.

Zorla mı iş yaptıracaksın bana?

Eşkıya mı oldun sen?

Görevi daha dün devraldım.

Babam hasta, biliyorsun.

Hangi gerekçeyle olur verdi bilmiyorum ama yarın bana işin başında sen vardın...

...bu açığı görmeliydin diyecek. Bunu bilecek kadar iyi tanıyorsun onu.

Sana da fiyat yükselttin ve geç teslim ettin diye...

...sonraki işinde ya arıza çıkaracak ya da daha fazla taviz vermeni isteyecek.

Gel sen beni dinle.

Tatlı tatlı halledelim. İkimiz de üzülmeyelim.

Tamam.

Vadeyi kısaltırım.

Ödemeleri erken isterim o zaman.

Hadi oğlum, açtır şu kapıyı.

-Kilitledik mi? -Kilitledik ulan, kilitledik.

Yeter artık, açtır şu kapıyı.

(Onur iç ses) Açabilirsin.

(Asansör çalıştı) Ulan sen babandan da deli çıktın.

Delirmeden kaptan olunmuyormuş.

Sen daha iyi bilirsin gerçi, senelerin kaptanı.

Hoppa!

Bu kadar kısa sürede böyle harika bir sonuç.

Efsanesin Melis. Gerçekten çok güzel olmuşsun.

Teşekkür ederim.

Beni kırmadın, sağ ol.

Gerçekten şu an kendimi daha güçlü hissediyorum.

Dostun olarak bir desteğim dokunuyorsa...

...ne mutlu bana tabii, değil mi? Hadi gidelim.

Sağ ol.

Ah Merih ah!

(Müzik)

Ee, neymiş bu büyük sır, söylemeyecek misin?

Yok.

Birisinin yüz ifadesini canlı görmek istiyorum.

Diğerlerininkini göremeyeceğim çünkü.

Beni boş ver.

Birazcık da senin sırlarından konuşalım, vakit geçer.

Benim sırrım derken?

Yarışta atımızı kurtardın...

...yetmedi, geldin eve babamın hayatını kolaylaştırdın.

Gerçekten tam yerinde olması gerekeni nasıl yapıyorsun merak ediyorum ve...

...yapabildiklerinin sınırları nelerdir? Birazcık röportaj gibi oldu ama.

Sen kadınları nasıl böyle güzel etkilemeyi başarıyorsan öyle aslında.

Oo!

Herkesin bir yeteneği var sonuçta, değil mi?

Beni çapkınlığımdan vuruyorsun yani.

Hayır, olanı olduğu gibi söylüyorum.

Sende diğerlerinde olmayan şeyi de buldum galiba.

-Neymiş? -Olduğun gibisin.

Gerçekten, yalanın yok.

Kendini böyle başka biriymiş gibi tanıtmaya da çalışmıyorsun.

Taktik yok, numara yok.

Ben olsam o kadar emin olmazdım.

Geri vitesin de yok. En çok da bu huyuna bayılıyorum.

Zafer, birbirimizi kandırmayalım ne olur...

...sen kadınların her şeyine bayılıyorsun ya zaten.

Doğru. Doğru ama...

...belki durulmak istiyorumdur.

Olamaz mı?

Modumuzu yükseltelim mi, ne dersin?

Hadi hazırlanalım şu büyük sır neyse ona.

Bir tane yeni bir şarkı buldum, onu dinletebilir miyim sana?

Yükseltelim.

"Deneyeceğim, göreceğim, yaşayacağım ben bu hayatı"

"En gidilmedik yerleri sapacağım, yanlışlar yapacağım"

"Korkarak, kaçarak, yerinde sayarak geçmeyecek"

"Bazen bile bile lades öpecek dudağımı"

"Oo"

Tamam.

Ne güzel olmuş işte. İyi ki giymişsin, çok yakışmış.

Vallahi biraz kaşıntı yapar zannediyordum ama iyi hissettirdi.

Niye kaşıntı yapsın? Bu yumuşacık bir şey.

Yok, yok. Kaşıntı derken ben resmî giyinmeyi sevmiyorum.

Ama iyi ki ısrar etmişsin. Havaya soktu beni.

(Fısıldıyor) Ne güzel, sevindim o zaman.

-Çok bekletmedim değil mi seni? -Yok, senin heyecanın bana da bulaştı.

Süper. İki dakikaya başlıyoruz.

Ben bir annemi arayayım, ondan sonra seni ortağımla tanıştıracağım.

Geldi nihayet.

Ben telefonla konuşup geliyorum, tamam?

Tamam, sen beni dert etme. Buralardayım ben.

-Alo, anne. -Efendim oğlum?

Anne, konferans başlamak üzere, babama izlet, tamam mı? Unutma.

Başlıyor mu? Tamam, şimdi izletmeye gidiyorum bile.

Zafer, bak dün akşam sana söylediklerimi sakın aklından çıkarma oğlum.

Bu bizim için artık başka bir savaş.

Off anne, savaş falan beni germe şu an. Allah Allah!

Oğlum, seni germek için söylemiyorum ama aklında kalsın diye söylüyorum.

Çıkıyorum şimdi babanın yanına.

Bak, çok güzel olacak. Başarılar diliyorum sana.

(Onur dış ses) Ragıp'la yeni anlaşma 'okay'.

İyileş, dinlen diye yalnız bırakıyorum seni...

...gördüğüm kadarıyla yine çalışıyorsun, yine çalışıyorsun.

-Onur önemli bir evrak göndermiş. -Onur niye sana gönderiyor evrakları?

Sen onaylayacaksan o masada Onur'un ne işi var acaba? Öyle değil mi?

Neyse, Zafer'in sana bir sürprizi varmış.

Babama mutlaka izlet, dedi.

Bana bir şu iPad'i verir misin? Hemen bulacağım.

Neymiş o?

Ben de bilmiyorum, beraber göreceğiz neymiş.

Aylardır ortalıklarda yok ya, kızıyoruz çocuğa nerede bu, nerede bu.

Demek ki bunun için yokmuş ortalarda.

-Ver bakayım. -Al.

Büyük bir iş dedi ama bilmiyorum.

(Erkek ses) Şimdi sözü ortağım olan Zafer Köksal'a devrediyorum.

Arkadaşlar, öncelikle hepiniz hoş geldiniz.

(Zafer ses) Sizlere yeni kripto borsamızı tanıtmaktan dolayı çok mutluyuz.

Victorypto ile Türkiye'nin en önemli ve en sağlam...

...kripto para borsalarından biri olmaya geliyoruz.

Kripto para borsası?

Melis mi o?

(Zafer ses) Victorypto sektörde önemli, lider hatta bana göre en iddialısı olacak.

Yatırımcılarımıza danışmanlık hizmeti de verecek.

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

Aa, başladı mı?

(Zafer ses) Biliyorsunuz ki sektörün en büyük problemlerinden biri...

...güven inşa etmek. Biz bu sorumluluğun farkındayız.

Bu güveni sadece lafla değil, icatlarımızla da kazanacağız.

Bu oteldesin yani.

Genç, dinamik, yenilikçi ekibimizle, heyecanımızla...

...işimize duyduğumuz aşkla...

...ve siz değerli yatırımcılarımızla birlikte büyüyecek...

...ve geleceği birlikte inşa edeceğiz.

Hamit, nasıl karizmatik.

Ne kadar işine hâkim, çok çalışkan.

Bu çocuk büyüdü işte, büyüdü bu çocuk.

Benim bundan neden haberim yok? Ben burada eşekbaşı mıyım!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Konuştuğu duyulmuyor)

(Mesaj geldi)

(Merih dış ses) Ekranda muhteşem görünüyorsun.

(Zeynep iç ses) Ben de mi çıktım?

Off ya! Yine bana patlayacak bu iş, korkuyorum.

Hep senin yüzünden. Nasıl kaçacağım?

(Gerilim müziği)

(Hamit) Ne halt yediğini sanıyor bu çocuk?

Neyin nesiymiş bu Tuğrul, sen tanıyor musun?

Ben de şimdi öğreniyorum seninle birlikte.

Benim de haberim yok. Ama büyük bir iş olduğunu söylüyor.

-Bir şans ver bu çocuğa, Hamit. -Harika, bırak!

Bugüne kadar o Zafer kendi donunu toplayamamış...

...şimdi milletten para toplayıp kâr ettirecekmiş.

Başımıza iş açacak. Olacak olan bu!

Zafer kendisi gelsin, anlatsın sana.

Bir de ondan dinle. Bir şans ver bu çocuğa. O da senin çocuğun.

Benim çocuğum olduğu için zaten biliyorum ne yapabilir ne yapamaz!

Hamit sakin ol, lütfen. Yine başa döneceğiz, yine hastalanacaksın.

Lütfen sinirlerine hâkim ol.

Ayrıca sana şunu söylemeden edemeyeceğim...

...sadece Onur'un kafası çalışıyor, değil mi?

Sadece Onur akıllı, başka hiç kimsede yok akıl.

Zafer o şirkette kendine yer bulamadı.

Ve o Zafer kendi şartları, olanakları doğrultusunda...

...kendine bir alan yaratmaya çalışıyor. Neden bunu görmüyorsun Hamitciğim?

Neden bu çocuğa şans vermiyorsun, neden?

Baştan sorar insan. Kavgasını en baştan yapar.

Hayır, çalışsa bir türlü, çalışmasa bir türlü.

Sen ne istiyorsun gerçekten, ben anlamıyorum artık.

Onur'un haberi var mı bundan?

Onur'a sor.

Bak ya!

Off!

Biz bunu niye bilmiyoruz Ferdi? Niye bilmiyoruz?

Adam gidiyor kripto borsası kuruyor, lansman yapıyor...

...ve bizim ruhumuz duymuyor, öyle mi?

Bizim şirketle en ufak bir bağlantısı yok.

-Hiç renk de vermedi. -Melis'ten gizlememiş ama.

Yani?

Birinin saçmalığı bitiyor, ötekininki başlıyor.

Araştır şu Tuğrul'u hemen bana.

Tamam.

Melis'ten gizlemiyorsun...

(Gerilim müziği)

Ne var?

Ya bırak abi, ben oynamıyorum. Böyle şans mı olur?

-Ben böyle şansın (***)! -Bir dakika, nereye?

Otur, öyle var mı delikanlılığın şanında kaçmak?

Otur, dağıt birader sen de.

Ver hadi, ver.

(Telefon çalıyor) Allah Allah!

Meşgulüz demek ki açmıyorsak, değil mi?

Ne var?

Baba, neredesin?

Baba, bugün temizliğe gideceğim dedim ya. Kıza bakacaktın, geç kaldım.

Gelemem kızım, işim var. Gelemem!

Ne demek gelemem baba? Hem çalış diyorsun hem gelmiyorsun.

Ne yapacağım ben bu kızı? Nereye bırakacağım?

Tamam, çocuğu da götür. Otursun bir kenarda, ne var?

Baba, kadın istemiyor. Kızım dur, dur.

Kadın istemiyor, çocuk falan istemiyor.

Allah Allah! Götür komşuya bırak o zaman!

Ben mi gelip bakacağım şimdi senin çocuğuna?

Of baba, of!

Dur kızım.

(Muhabir) Zafer Bey, bu oluşum Köksal Holding bünyesinde bir ortaklık mı?

Tamamen bağımsızız şirketten. Ben ortak değil, destekçiyim.

Zafer Bey büyük destekçilerimizden.

(Anlaşılmayan konuşmalar)

(Telefon çalıyor)

(Mesaj geldi)

(Filiz dış ses) Acil durum. Ara beni hemen lütfen.

(Gerilim müziği)

Efendim abla? Ne oldu, Sude Naz'a bir şey mi oldu?

Yok, işe gitmem lazım da babam gelecekti normalde, gelmiyor.

Mahalleden komşulara sordum, hepsinde de bir bahane.

Kadın da arayıp duruyor, günü de değiştirmiyor.

Sude Naz’ı getireyim diyorum, onu da kabul etmiyor.

Vallahi sıkıştım kaldım.

-Abla, gitme işe. Ben ne yapabilirim? -Kız, nasıl gitme?

-Para lazım, para. -Ne demek para lazım?

-Daha geçen gün bıraktım ya abla. -Teyze, ne olur gel. Hastayım zaten.

-Sen bana bakarsın. -Hasta mı?

-Ne oldu, nesi var abla? -Kırgın biraz.

Tamam.

Şimdi ben Sarıyer'deyim, hemen bir taksiye atlayıp geliyorum, tamam mı?

Sen istiyorsan şimdilik Sevda ablalara bırak. O idare etsin bir saat, yarım saat.

Tamam ama gecikme kızım. Vallahi Sevda arıza çıkarır sonra.

Abla tamam, geliyorum dedim ya! Hadi.

(Müzik)

-Nasıldım? -Harikaydın.

-Gurur duydum. -Teşekkür ederim.

Hay Allah'ım ya!

Alışık değilsin tabii. Ne yapsak?

Çıkmasaydın hiç keşke sen buralara. Telefonun da durmuyor zaten.

Olur mu öyle şey! Seni uğurlamadan bırakır mıyım?

Sen niye erken kaçtın? Kutlamaya kalırsın zannediyordum.

İşte acil bir işim çıkmasaydı kalmayı çok isterdim ama maalesef, iş.

Tamam, merak etme. Artık ağzımı kapattım, açmayacağım...

...çünkü seni apar topar buraya getirdim.

-Akşam bize yemeğe gelsen. -Bu akşam?

Yani sizinkiler eve yerleştim sanacak artık, bıktırmak istemem.

Yok, olur mu öyle şey! Kutlama yemeği fiyaskosunu...

...sayende hafif atlatmıştık hatırlarsan. Bu gece de masa biraz karışık.

Yani olur da tepkileri iyiyse fiyaskoyu telafi etmiş oluruz.

Ama yok, değilse, masanın taşlananı ben olursam...

...sen dengeleyici güç olursun. İki türlü gelsen de çok iyi olur.

Reddedilmeyecek bir teklif oldu desene.

Kesinlikle.

Tamam, o zaman ben bir an önce işlerimi halledeyim ki...

...akşam yemeğine yetişeyim, olur mu?

-Ben bırakayım seni. -Yok, yok.

Taksi var kapıda, ben onlardan birine atlar giderim, sen hiç zahmet etme.

Hem sen bugünün adamısın, bırakma buraları.

Tamam.

(Mesaj geldi) (Filiz dış ses) Neredesin?

Görüşürüz.

Görüşürüz.

(Müzik)

Hişt!

(Telefon çalıyor)

Geliyorum abla, patlama, yeter!

Tamam, az kaldı.

Oo! Gizli gizli izleyip kaçtın yani, öyle mi?

Kardeşim izlememi isteseydi davet ederdi diye düşündüm.

Sürpriz yapmak istedim.

Bence saçmaladığını benden duymak istemedin.

Allah Allah! Sizin ön yargılarınızı kırmak...

...atomu parçalamaktan daha zor, biliyor musun?

Ne yani, niye kaçtın evden? Babam mı haklı yani?

Bence sen daha neyi kıyasladığının bile farkında değilsin Zafer.

Neyse, sen bu anın keyfini çıkar bence.

Sen de kendi kırılmanı yaşadığında konuşuruz bol bol.

Ama unutma, her fani bir gün mutlaka uyanır.

Dinle kuzum, bir dinle.

Babamın gözünden düşünce dünya yanmıyor, yok olmuyor hiçbir şey.

Olayları bu kadar dramatize etme artık, lütfen.

Ablacığım, kendine gel, birazcık toparlan, tamam mı?

Ondan sonra benim yanıma gel, birlikte çalışalım, birlikte büyüyelim.

Güvenecek birine ihtiyacım var, tamam mı?

Sen o kadroya Melis'i almadın mı Zaferciğim?

Size bol şanslar.

Bigeciğim, gerçekten çok zahmet etmişsin. Hiç gerek yoktu aslında.

Ne demek!

Ay...

Ama Hamit'in beslenme düzeni değişti.

Artık her şeyi eskisi gibi yiyemiyor maalesef.

Biz yeriz.

Meyve şekeriyle tatlandırılmış o. Çok özel bir çikolata.

Fark etmişsindir.

-Fark ettim. -Onu düşünerek aldım.

Çok incesin.

Uyandığında veririm.

Ama ben hastanede de pek görememiştim.

Bugün ziyaret ederim diye umuyordum açıkçası.

Mümkün değil. Henüz iyileşmedi ki.

İyileşsin, sık sık ziyarete gelirsin. Ayrıca ziyarete geldiğini de söyleyeceğim.

Bakımıyla hâlâ Melis mi ilgileniyor?

Niye sordun?

Desteğe ihtiyacınız varsa hasta bakımı konusunda uzman birini tanıyorum da.

O gün Melis öyle bir anda atlayınca ben bir şey diyemedim.

Ama nihayetinde bir insan her şeye de bu kadar hâkim olamaz.

Her şeye hâkim Bigeciğim. Şaşırtıcı derecede.

Zaten her şeye hâkim olmasa yardım teklif eder mi? Etmez.

Desteğini çok gördük. Ayrıca...

...benim güvenimi tam olarak kazanmamış olsaydı...

...ben onu Hamit'in yanına yaklaştırır mıydım?

Değil mi?

Neyse... Ben daha fazla yormayayım.

-Ben seni geçireyim Bigeciğim. -Yolu biliyorum. Sağ ol.

Güle güle.

(Bige iç ses) Ben bu Melis Hanım'ın bir açığını bulacağım.

Senin de gözüne sokacağım.

(Kapı kapandı)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor. Sinyal sesinden sonra...

...mesajınızı bırakabilirsiniz. (Sinyal sesi)

Alo, Neslihan, neredesin kızım sen?

Yeter artık! Bu ergen tavırlarından çok sıkıldım.

Derhâl eve dönüyorsun.

Bu Bige'nin açığını arıyordun, buldun mu?

Derhâl bana haber ver. Senin bir arkadaşın vardı magazini bilen.

Suat mı Fuat mı adı her neyse! Ona sor. Sorsun soruştursun.

Bu kızın mutlaka bir açığı var, ben biliyorum.

Eğer yoksa da benim adım Harika değil!

Bana bak! Yeter artık, derhâl eve dön!

Daha fazla uzatma bu işi. Bak gelirim oraya!

Seni derhâl eve bekliyorum!

Hiç de güzel değil ayrıca.

(Üst üste konuşmalar)

Vay! Kız Zeynep, sen misin? Ne o öyle düğünden kaçar gibi?

Ateş ediyorsun Zeynep. O kıyafeti ver de nişanda giyeyim.

Kız Zeynep, benim kıza da bir iş ayarlasan sevaba girersin vallahi.

Sude Naz sizdeymiş galiba. İçeride mi? Ben onu alayım.

Sude! Ben geldim.

Oo! Bakıyorum konuşmaya tenezzül de etmiyorsun!

İki giyindin diye hemen prenses mi oldun? Otur, bir çayımızı iç.

Vaktiniz yokmuş, ablam öyle dedi.

Ben sizi tutmayayım. Sude, hadi.

Teyze!

Aşkım benim! Canım benim! Hadi eve gidelim. Hadi gel.

Allah Allah ya!

Zengin birini mi buldu?

Şöyle...

Afiyet olsun. Başka bir isteğiniz var mıydı?

Teşekkürler.

Ergün abiyle konuşmuştuk. Vakit vardı, ne oldu bir anda?

-Ergün abi seni çağırıyor. -Tamam işte, biz konuştuk.

Vakit vardı. Ne oldu şimdi bir anda?

Çağırıyor. Gerekçeli davet mektubu mu lazım sana?

Estağfurullah abiciğim de ben çalışıyorum. Şimdi nasıl geleyim?

Vallahi nasıllar hep senin derdin birader.

Tamam, ben size birer tane kahve yapayım. Siz kahvenizi için...

...sonra şuralarda bir yerlerde bekleyin. Gözünüzü seveyim renk vermeyin. Tamam?

İki tane filtre kahve yapar mısın?

-Kapıyı çalsana Alp. -Şefim, çaldım da duyulmadı herhâlde.

Şey diyecektim, beni sabahtan beri komşum arıyor da car car!

Su damlıyormuş, herhâlde boru mu ne patladı.

Gidip hemen bir baksam olur mu? Sonra hemen gelirim.

Tamam, git. Akşam servisine desteğe gelirsin, iyi olur.

Tamamdır, eyvallah şefim.

(Kapı kapandı)

Sana neler aldım neler, bir görsen!

Bakayım.

Sen hiç hasta falan görünmüyorsun.

Hayırdır, sen bir anda iyileştin mi?

-Hişt! -Ne hişt?

Gitmemek için yaptım. Seni özledim.

Anneme beni teyzeme bırak dedim.

Sen var ya sen! Cücesin cüce! Bunu biliyorsun değil mi?

Neler aldım neler!

Tamam, tatlılarını yine de veriyorum. Hastasın diye almıştım ama neyse artık!

Bak.

Prenses gibisin. Çok güzelsin. Büyüyünce ben de senin gibi olur muyum?

Sana bir sır vereyim mi?

Sen büyüyünce benden çok daha güzel olacaksın ballı lokumum benim.

Gel bakayım buraya.

Oh, teyzesinin bir tanesi!

Burunlar.

Peki, deden nerede?

Tamam. O zaman şimdi şöyle yapıyoruz. Ben bir üstümü değiştiriyorum.

Sonra da tatlılarımızı yiyoruz.

İstersen çizgi film seyrediyoruz. Anlaştık mı?

Oyun da oynar mıyız?

Oynarız tabii.

Abi, altı günümüz var daha. Toparlıyoruz işte parayı.

Gördüm.

Senin arkadaş Köksallarla pek sıkı fıkıydı.

Çalışıyor abi, ne yapsın.

Hadi yine iyi günüme denk geldin Z kuşağı.

Bakarsın borcu sileriz.

Tabii arkadaşın bize bir güzellik yaparsa.

Nasıl bir güzellik abi?

(Müzik)

Bir adamımı Köksalların şirketinde işe alacak.

Yok abi, o kadar da değil!

Yani o... Şeyse eğer, benim şirketle konuşayım, orada açık var.

Patronla konuşurum, oraya aldırırız bir şekil.

-Sen patronla konuşacaksın? -Evet.

Oğlum, sen çok salaksın ya! Niye böylesin?

-Korkuyorum abi, sistem çöküyor. -Bana bak!

Ben seni çökertmeden git o kız arkadaşınla konuş.

Ona iyice anlat her şeyi. Ben anlatırsam biraz sert anlatıyorum, malum.

Hadi yorma beni aslanım.

(Gerilim müziği)

(Kadın) Hoş geldiniz Zafer Bey. Tebrik ederiz.

-Teşekkür ederim. -(Kadın) Hayırlı olsun.

(Onur) Zafer.

(Gerilim müziği)

Tebrik mi, azar mı? Ona göre modumu seçeceğim.

Senin için önemli mi?

Bu yaptığın şeyden sonraki tavrın bu mu?

Yaptığın bu kadar basit bir şey mi?

Kendi adıma bir karar aldım. Adım attım. Sonuçta tek başıma aldım o riski.

Bence bir tebriği hak ediyorum.

Ben doldururdum sana (***).

Melis kadar yanında olamadık ama!

Aileden kimseye haber vermek istemedim. Sürpriz olsun istedim.

Melis de birden aklıma geldi.

Düşüncesizlik üstüne düşüncesizlik diyorsun!

Sen bana çatacak yer mi arıyorsun? Düşüncesizlik bunun neresinde?

Basit bir fotoğraftan başıma geleni biliyorsun.

Bunun üzerine böyle bir lansmana sadece Melis'le katılarak...

...ortaya çıkabilecek dedikoduları hesap edebiliyor musun?

-Konuşulanları önemsemiyorum. -Zafer...

...Melis'le olayın nedir oğlum?

Senin olayın ne?

İş yeri bitti, şimdi özel hayatta da mı babamın yerini alıyorsun?

Sen kendini hiç tanımıyor musun?

-Kurabildiğin en uzun ilişki beş ay. -Ee?

Ee'si, kızın projesine yatırım yapıyoruz.

-Projenin de önü açık. -Ee?

Ne ee? Üç ay sonra sen başka dala atladığında ne olacak?

Kız da orada kalacak. İş sıkıntıya girecek.

Kendinle birlikte hepimizi sıkıntıya sokacaksın.

Zafer, bu defteri tek başına kapatamazsın.

Ya kapamak istemezsem?

Senin kitabında yok.

Boş hayal kurma.

Yahu sen...

...hayırdır?

Melis'i bu koruma hâli falan filan?

Şirket kurmamdan daha çok ilgileniyorsun.

-Anlatıyorum, kafan basmıyor mu? -Basmıyor.

Senin hepimizin yerine basıyor ya abi.

Ablamın, annemin, babamın yerine.

Kalbime de söz geçir. Kalbim de senin olsun.

Ne kalbi lan!

Oğlum, beni konuşturma!

Kızla iş yapacağız diyorum.

Bu sefer sonunu düşünmek zorundasın Zafer.

Tek sebebi bu diyorsun yani, öyle mi?

Neyin sebebi?

Bu yersiz garip hareketlerinin.

Bak Zafer...

...benim işim başımdan aşkın. Benim asabımı bozma.

Bu kız önemli be... ailemiz için. Ona göre ayağını denk al.

(Müzik)

Bunu düşüneceğim.

Ama bu akşamdan sonra.

Akşam?

Melis davet etti.

(Müzik)

Çok güzel, kimin burası?

Orası çalıştığım ev canım.

Prensle prenses gibisiniz. Bu kim?

Arkadaşım.

Çok yakışıklı.

-Bence de. -Yoksa evleniyor musun?

Kaf Dağı'nı aşabilirsek belki de evleniriz.

O ne demek?

Büyüyünce öğrenirsin.

Ama ne yapabilirsin biliyor musun?

Mesela teyzen için dua edebilirsin. Ver bakayım bir yanak.

(Kapı açıldı)

Annen geldi galiba.

Sen oyna telefonla, geliyorum ben.

Abla, neredesin ya?

Geç gittim diye kadın bırakmadı.

Ev de Fizan'da, bittim.

(Filiz derin bir nefes aldı)

-Çok açım, yiyecek bir şeyler yaptın mı? -Yaptım.

Babam gelmeden kaçıyorum ben. Ne yaptı, ödedi mi kirayı?

Ne? Ödemedi mi?

Parayı aldığından beri eve gelmedi.

Kızım, sen babamı tanımıyor musun?

(Samet) Ah ulan.

Oo, Kül Kedisi...

...bakıyorum da hemen gelip düşmüşsün çöplüğe.

Bana bak kız, kovulmadın, değil mi?

Sen kirayı ödedin mi?

Vay, öyle iki kuruş para verdin...

...şimdi de kalktın hesap mı soruyorsun babana?

Baba, kirayı ödedin mi dedim!

Ben sana o paraları kirayı öde diye verdim ya...

...ne oldu o paralara?

Kaybettim deme, Allah aşkına, kaybettim deme artık.

Ya, çok iyi bir fırsat çıktı...

...ben o parayı iki katı yapacaktım...

...tam böyle... Bir tek kirayla bitiyor mu zannediyorsunuz siz?

Bir tek kira mı zannediyorsunuz siz?

Bunun elektriği var, suyu var, gazı var, boğazı var.

Ben o parayı doğurtmaya çalıştım.

-Baba, evden atılacağız, evden! -Tamam, biliyoruz. Allah Allah!

Gelmeyin üstüme. Sanki ben bilmiyorum. Sanki ben bilmiyorum.

Kendim için mi harcadım o parayı? Kendim için mi yaptım?

Sizin için yaptım. Ama...

...olmadı işte, şansızlık. Ne yapayım yani ben?

Ne yapacağız şimdi baba? Nereden bulacağız parayı?

Bana bakma, hiç bana bakma. Ben sanki para mı basıyorum burada?

(Zeynep) Ben çalışan elemanım, maaş diye bir şey var.

İyi, çemkireceğinize bir çözüm yolu bulun o zaman.

Yok o para, bitti gitti. Allah Allah!

Tarlada mı büyüdünüz ha, tarlada mı büyüdünüz? Burada büyüdünüz.

Bu eve ne getiriyorsam ben getirdim şimdiye kadar. Ben getirdim!

Kendim için harcadım sanki. Ben sizin için neler neler yapıyorum...

...hiçbirinizin gördüğü yok. Hiçbirinizin gördüğü yok.

Allah'ım ya Rabb'im!

Anne!

Kızım!

Ben halledeceğim her şeyi, tamam mı? Sen hiç merak etme. Şimdi odana git...

...tamam mı bir tanem? Hadi kızım.

(Müzik)

Abla, tamam, ağlama. Tamam.

(Zeynep) Söz, halledeceğim ben.

Hatta bundan sonra ev sahibiyle ben konuşayım...

...ben vereyim parayı, tamam mı? Verme sen babama bir şey.

Yedi ya parayı, yedi.

Nereden bulacaksın ki sen o parayı?

Bulurum ben bir şekilde, merak etme.

Ama sen de babama bir şey söyleme.

Bırak düşünsün biraz.

Sen bana yetmiyor diyordun.

Bana bak, bize anlatmadığın bir şey mi var?

Kötü işlere karışmadın, değil mi Zeynep?

Saçmalama abla, ne kötü işi?

Çok iyi olacak her şey. Güven bana, çok iyi olacak.

Zamanı gelince anlatırım ben sana da şimdi acelem var, geç kaldım ben.

Bana bir taksi çağırsana sen, ben giyinirken.

(Müzik)

-(Zafer) Harika'm benim. -Buradayım.

-(Zafer) Annem, neredesin? -Buradayım oğlum.

Bak, o surat ne? Bari senin yüzün gülsün bir tanem.

Geliyorlar.

-Hoş geldiniz. -İyi akşamlar.

-(Harika) İyi akşamlar. -(Zafer) Hoş geldiniz.

-(Harika) Nasılsın Bigeciğim? -İyiyim, sen nasılsın?

(Harika) Buyurun.

Günlerdir ilk defa iyi bir akşam olacak bizim için.

Ne güzel.

Bu akşam Zafer adına kutlanacak bir şey var, nihayet.

-Hamit Bey de iner belki bu akşam. -Ah, keşke ama maalesef.

Mekânın sahiplerinden biri geldi.

-Nesli'dir herhâlde. -Ofise gelmedi ama demek eve gelecek.

Gelebilecek gibi görünmüyordu. Bence Melis geldi, ben bakayım.

Aile kutlamasında Melis'in ne işi var, anlamadım?

Bir sonraki davetli listemi sana gönderirim, bakarsın Bigeciğim.

Merhabalar. Çok bekletmedim, değil mi?

Tam zamanında geldin. Açlıktan birbirimizi yiyecektik. Gel.

-(Zeynep) Durum ne? -(Zafer) Ortaya karışık. Gel.

-Hoş geldin Melisciğim. -Hoş bulduk. İyi akşamlar.

Kusura bakmayın, beklettim biraz ama malum, trafik.

-İyi akşamlar. Hoş geldin Melis. -(Zeynep) İyi akşamlar.

-(Bige) İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

(Bige) Zavallı kızı çok yoruyorsunuz Zaferciğim.

Lansmandan beri üzerini değiştirmeye bile fırsat bulamamış, kıyamam.

Ne kadar dikkatlisin Bigeciğim, tebrik ederim.

-Öyleyimdir. -Hâlbuki üç saniye falan görünüyordum...

...yakalanmam sanmıştım.

Bir insana her giydiği yakışınca hafızada kalıyor hâliyle.

İneceğiz şimdi.

Misafirimiz de geldiğine göre bence masaya geçelim.

Yoksa eksikler tamamlanana kadar burada mı takılacağız?

Yok, masadan vazgeçmiyoruz Onurcuğum.

-Ben de öyle tahmin etmiştim. -(Harika) Buyurun.

(Onur) Hadi.

Buyurun Harika Hanım.

Buyurun.

Biraz takip edelim, şu Victorypto mu ne haltsa.

Kendi paramla yaptım, demiş. Hergeleye bak.

Sanki alın teriyle doldurdu o küfeyi.

Benim paramla bana ahkâm kesiyor.

Neslihan otelde mi kalıyor hâlâ?

Evet, hiçbir toplantısına gelmedi.

(Kalp ritim ölçme cihazı çalışıyor)

Onur bugün Ragıp'ı kıstırmış asansörde, öyle mi?

Her şey üst üste geldi. Ragıp da ona saygısız davranınca parladı tabii.

Delikanlı adam.

Daha ne gördü o Ferdi. Bugün şansı yaver gitmiş.

Daha kumda oynuyor. Biraz oyalansın.

Ama eninde sonunda bana ettiği laflardan pişman olacak.

Göreceksin.

-Bana Zafer'le ikisini çağır. -Peki.

(Gerilim müziği)

Daha neler görecekler.

(Gerilim müziği)

Evet, anlatın bakalım.

Zafer'in yeni işinden bahsediyorsun anladığım kadarıyla.

Bu konuyla benim bir ilgim yok.

Senin neden haberin olmadı?

Bu sorunun da muhatabı ben değilim.

Zora gelince bu cevabı ver diye mi her şeyi sana teslim ettim?

Şirkette zora gelince ne yapacağımı yeteri kadar sınıyorsun baba.

Bırak da ben, beni bağlayan zorluklarla ilgileneyim.

Ben kendi işimi kendim anlatabilir miyim sana baba?

Ben sizi yalnız bırakayım.

Oturabilir miyim?

(Gerilim müziği)

Baba, bak.

(Gerilim müziği)

-Zafer nerede? -Babama yeni işini anlatıyor.

(Onur boğazını temizledi)

-Sen bu konuda hiç yorum yapmadın. -Yorum yapmak için daha erken.

Alacağı yolu görmek lazım.

Yani yol almamasını mı umuyorsun, yol alamayacağını mı düşünüyorsun?

Hangisi, anlayamadım da.

İşte bunu anladığın zaman beni de anlayacağını düşünüyorum.

(Gerilim müziği)

İşte böyle baba. Kısaca yeni çağın borsasında...

...artık biz de varız.

Madem bu kadar emindin, bu sunumu daha önce niye yapmadın bana?

İzin verir miydin baba? Güvenir miydin bana?

O zaman da gidip bildiğini okuyabilirdin.

Birkaç defa anlatmaya çalıştım sana ama dinlemedin. Ben de...

...sizi şaşırtmak istedim.

Sonucunda da şaşırt inşallah bizi Zafer.

-İnşallah. -Madem riske ettiğin kendi paran...

...kaybedersen eksileni benim telafi etmemi bekleme.

Ona göre çalış.

Arkanda değilim.

Biliyorum. Biliyorum baba.

(Gerilim müziği)

(Harika boğazını temizledi)

(Harika) Ne dedi baban?

Bekleyelim görelim dedi, herkes gibi.

Aklın yolu bir. Sürprizlerin adamına diyelim mi o zaman?

Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır diyelim.

Ben de tam olarak bundan korkuyordum.

Ummadık taş baş yarar derler.

Aklında olsun.

Ummadık yerden yarılırsa çok mutlu olurum.

Daha çok mutlu olacaksın sen abi.

Sırada Melis'in mükemmel app'i var.

O, şirketin uygulaması yalnız.

Moral bozmak gibi olmasın ama...

...bu işler öyle konuşulduğu kadar hızlı yürümez.

Nasıl yürür?

Ciddi bir geliştirme süreci var...

...ki siz daha hayal aşamasındasınız anladığım kadarıyla.

Biliyor musun, aslında biz o aşamayı geçeli bayağı bir oldu.

(Zeynep) Ekibi kurmak üzereyiz.

Melisciğim, senin yerinde pek çokları gezip tozup...

...hayatını yaşarken senin bu azmin, çaban...

...gerçekten takdire şayan.

Hayranım canım sana.

Çok teşekkür ederim. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

(Onur) Yalnız kurulum aşaması bayağı zordur Zafer.

Sen ikisine de aynı anda yetişebilecek misin?

Yetişir.

Hani şirkette konuşmuştuk ya...

...ben app işi için bir birim daha kuralım derim.

Ben de düşüneceğim, demişim ya hani.

Melis her şeyi hallediyor, ben destek kadroyum.

(Zeynep) Tabii, biz her şeyi hallediyoruz.

-Sadece finansal olarak... -Aslında ben de size...

...destek verebilirim Melisciğim. -Yok artık.

Yani...

...düğün hazırlıklarınız var ya sizin. Yakında düğününüz var...

...o sebeple söyledim. Çünkü çok işiniz olur.

Onlar her şeyi hallederler. Hallediyorlar da zaten.

Bir de bu konuda yormayalım sizi demek istedim.

Olur mu öyle şey. Hem Hamit Bey iyileşene kadar bekleyeceğiz zaten.

İstersen sen de destek olabilirsin demiştin, değil mi hayatım?

Bana hiç bakmayın.

Uygulamanın sahibi orada.

Sen ne dersin Melis?

(Gerilim müziği)

(Üst üste mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Harika dış ses) Bige app işine de el attı.

Ahtapot gibi her yere uzandılar. Sen içine kaçacak zamanı buldun.

Neslihan, beni sinir etme artık.

(Gerilim müziği)

Sevgilim nereye dalmış?

Düğün hazırlıklarına.

Sen benimle dalga geçiyorsun ama ben ciddiye alırım.

-Aa, Fuat! -Sen kararını değiştirene kadar...

...benim çok az bir zamanım vardı. Dolayısıyla...

...biraz aceleye gelmiş olabilir. Beğenmediysen...

Yani. Fuat, ne yapıyorsun?

Bak, eğer babamlara kızgındım, onlara yükseldim falan diyeceksen...

...hiç deme çünkü ben o pembe panjurlu evin inşaatına başladım.

Ya, sen deli misin? Kalkar mısın?

Deliysem de delirtene bakmak lazım.

Sonuçta bütün cemiyetin peşinde koştuğu kadın...

...beni kendisine hayat arkadaşı olarak seçmiş.

Ben mutluluktan delirmeyeyim de ne yapayım?

Neslihan Köksal...

...ya da Neslihan Gürman mı desek acaba?

Evet.

(Müzik)

Bir şeyden de eksik kalsınlar. Bir şeyden de eksik kalsınlar.

Bu nedir ayol!

Ben karışmayayım bu işe demiyor da şehzadem...

...illa ben de burnumu sokacağım, diyor. Bak bak bak!

Melis Hanım'ın kararı diyor. Hadsiz!

Gece boyunca gözümün içine baka baka alay etti benimle.

Melis'in de alacağı olsun. Ona da gönül koydum.

-Niye kabul ediyor hemen? -Anne, ne deseydi kız?

Emrivaki yaptılar, görmüyor musun?

(Zafer) Hele o Bige'nin hareketleri. Kıskançlıktan ne yapacağını şaşırdı.

Bir de sen, ne gerek var? Ne gerek var, orada kızı kışkırtıyorsun.

-Yok geziyorlar tozuyorlar, anne! -Yalan mı?

Gezip tozmuyor mu? Boş gezenin boş kalfası işte.

Gezip tozarken birdenbire aklına...

...iş insanı olmak geliverdi, nedense!

Nişanlısıyla uğraştığımız yetmezmiş gibi...

...bir de Bige Hanım'ın ukalalıklarıyla uğraşacağız. Oldu canım, oldu.

(Zafer) Merak etme, annem benim. Ben Melis'le halledeceğim.

Tamam ama benim tadımı kaçırma, ne olur.

Benim Bige yüzünden tadımı kaçırma bugün.

Zafer, bir paye bulmasın kendinde o.

Etkisiz hâle getireceksin onu.

Ne? Ne?

(Zeynep boğazını temizledi)

Her şey için tekrardan teşekkür ederim. Çok güzel bir akşamdı.

-Ben artık izninizi isteyeyim. -Gidiyor musun?

-(Zeynep) Evet. -Çok erken daha ama.

Yarın çok yoğun bir gün olacak.

Hem sizi de daha fazla yormak istemiyorum.

-Ben bırakayım seni. -Tamam.

Teşekkür ederim tekrardan. İyi geceler.

-Yine gel, olur mu? -Tamam.

(Müzik)

Bakıyorum da tam bir aile babası oldun.

O ne demek?

Hep bir uzaklardasın, hep bir kafan dolu.

Evin hâlini görmüyor musun?

Sandığından fazlasını görüyorum Onur.

Ne demek o?

Bige, aklındakini doğrudan söyler misin?

Biliyorsun, ben böyle imayı falan sevmem.

Sonra konuşuruz hayatım.

(Zafer boğazını temizledi)

-Ben Melis'i bırakacağım. -Melisciğim, gidiyor musun?

Toplantıda görüşürüz artık. Şimdiden fikirlerle doluyum.

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Ne oldu?

Hiç.

-Öyle bir anda bir ürperti geldi. -Klimayı açayım hemen.

Yok yok, öyle anlık bir titremeydi, geçti.

Artık alışmışsındır herhâlde.

Bizde bombasız yemek olmuyor, görüyorsun.

Senin bir tadın kaçtı, niye?

Eğer Bige'yeyse gerçekten benim için de emrivaki oldu.

Yok, sorun değil.

Bırak hevesini alsın o da. Belli, evde boş boş oturmaktan sıkılmış.

Sen de bir durgundun sanki yemekte.

Hiç günün adamı enerjisi alamadım senden.

Peki, normalde nasıl bir enerji alıyorsun benden?

Yani hiç yorulmuyorsun ya, yorulmadığın kesin.

O yüzden böyle durgun görünce şaşırdım.

Bu ara en çok kendimi şaşırtıyorum zaten.

Melis...

...yanımda olduğun için gerçekten teşekkür ederim.

Ben hayatımda kimsenin yanımda olmasını hiç bu kadar istememiştim.

Gerçekten.

Ne demek ortak.

Her zaman.

(Müzik)

Allah Allah, İş ve İşçi Bulma Kurumu muyuz biz?

Sen el âlemin mafyöz adamlarına neden bizden bahsediyorsun?

Şaka mısın oğlum sen? Ben niye bahsedeceğim?

Asıl Melis Hanım, Köksalların kolunda boy boy poz vermeden önce...

...düşünecekti onu! -Öö...

-Oğlum bana bak! -Ne?

Köksalların şirketinde hangi pozisyona aldıracakmışız, bari onu sorsaydın.

Tabii, adını vereyim de bir daha alsınlar yaka paça...

...seni bir güzel benzetsinler. Hatta sohbet edersiniz.

Sen çenenle kitlersin onları, kurtulursun bir güzel.

Yeter, Allah aşkına arada bir mola verin ama ya.

Zeynep, bunun kapatma tuşu yok mu?

Kendisi bana dilsiz uşak çünkü.

(Zeynep) Sonunda bugün konuyu konuşabilecek bir ortam doğdu.

Tamam mı? Yarın toplanıyoruz, toplantımız var.

İlk ödemeyi de alacağız, sen de gidip borcumuzu kapatacaksın...

...bu konu da kapanıp bitecek. Yeter.

Basit bir pozisyonsa bir yol düşünseydik.

-Para da bize kalırdı. -Tabii Merih.

O adamların istediği bir şey basit olabilir çünkü, değil mi?

Kim bilir insanların başına ne dertler açmak istiyorlar.

Yok, alamam ben bu riski.

Yeter, bir an önce şu çamuru paçamızdan atalım.

Yeter! Yoruldum, yoruldum.

(Alp derin bir nefes aldı)

-Ne oldu? -Ne?

Kanepeye mi yatacaksın?

Tövbe estağfurullah!

(Müzik)

(Sokak ortam sesi)

Makyözlerin virtüözü var burada, sen hâlâ uykusuzluğun...

...izlerini mi arıyorsun? Bozuluyorum bak.

-Gerildim Merihciğim, tamam mı? Gerildim. -Gerilirsen hata yaparsın.

'Keep calm', sakin.

Tamam da bizim bugün o parayı almamız lazım.

Ya Bige bize son dakika arıza çıkartırsa, o zaman ne yapacağız?

Ne yapabilir ki? Hesap belli. Ekip önden ödeme istiyor diyeceğiz.

Hem zaten parayı o vermiyor ki.

Doğru.

Merihciğim, peki sen bu ucuz işçilikle...

...bu aplikasyonu çıkartacağımıza inanıyor musun?

Hayır ben bu çocuklardan hiç ümitli değilim de o yüzden soruyorum.

Tatlım, pardon da bulunduğun yerden sen burayı ümit edebiliyor muydun?

'Step by step'. Her şeyi aynı anda düşünürsek...

...hiçbir şeyi halledemeyiz.

Sen şimdi içine dön, sakinle...

...ve Melis'i yüklemeye başla.

Zira bu kaygı yumağıyla Bige seni o masada paketler bırakır.

Biz buralara paketlenmeye gelmedik Merihciğim.

Hadi bitirelim şu işi.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Tabii, biliyorsunuz, bunlar daha çok 'basic'ler.

Yeni çalışmaya başladığımız için tabii.

Yok, vallahi bu kadar kısa sürede gayet güzel yol katetmişsiniz.

Tebrik ediyorum sizi.

Yalnız biz bütçeyi konuşmadık. Ne yapalım?

Yaşanan durumlar yüzünden sıkıştırmak istemedim pek.

(Zeynep) Hallediyordum ben, sıkıntı yok. Acelesi de yoktu.

Artık ne zaman uygun olursa.

Ben her zaman müsaidim. İsterseniz hemen konuşabilirim muhasebeyle.

Tabii, açık muhasebe olacak zaten. Muhasebeniz benimle iletişime geçebilir.

Ben bu iyimser havayı bozacağım ama dün ben de biraz çalıştım.

Bazı notlarım olacak, müsaadenizle.

(Zafer) Tabii, dinliyoruz Bigeciğim merakla.

Şimdi, fikir zaten güzel. Başından beri hemfikiriz.

(Bige) Uygulama da fena olmamış, tebrikler.

Ama sanki profesyonel bir dokunuşa ihtiyaç var.

İsterseniz benim notlarım üzerinden ilerleyelim.

Tabii, ilerleyelim. Merih, sen de not alır mısın?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Yani bütün bu notlarının biz de farkındayız ama...

...daha yolun çok başında olduğumuz için...

Anlıyorum, anlıyorum hayatım, argümanlarınızı da kabul ediyorum ama...

...tasarım grubunu değiştirmekte ısrar ediyorum.

Çünkü belli ki bu ekipte bu göz yok.

Olsun. Olsun, ortak beğeniyi bulana kadar çalışırlar. Hiç...

Hayatım, vakit kaybı. Hem...

...sen de görüyorsundur.

Paris School of Art'da yetişmiş bir gözsün neticede.

(Gerilim müziği)

Moda diye hatırlıyorum, doğru mu Melis?

-Evet, moda. -Ama ben bu işe de el attım.

Ve size bir sürpriz yapıp buraya alanında çok iyi...

...bir arkadaşımı davet ettim. Biraz bütçeyi yükseltecektir ama...

...kesinlikle işinin ehlidir.

Hem de...

...seninle aynı okulda okumuş Melisciğim.

Evet.

Ben o zaman onu hemen karşılayıp geliyorum.

Ne güzel sürpriz.

Çok güzel sürpriz.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı zili çaldı)

Anne!

Sabah şerifleriniz hayrolsun Neslihan Hanım.

Dışarıda dünya yanıyor...

...haspamın bir parça kilimi bile yanmamış. Maşallah.

Benim kilimim ne zamandan beri ailenin umurunda olmuş?

Senin şimdi varoluşsal problemlerinin ne sırası ne de yeri Neslihan.

Bana felsefe yapma kızım.

(Harika) Şirket elden gidiyor, haberin var mı senin bundan?

Onur Bey sinsice, adım adım ağlarını örüyor.

Kafan basıyor mu kızım senin?

Ne oldu anne?

Oğlunun başarılı çıkışı kurtarmadı mı sizi? Neydi o?

Victorypto.

Kardeşinle alay edeceğine...

...ona destek olsan daha iyi değil mi kızım?

Hem sen biliyorsun...

...babanın kızlarından çok...

...erkek evlatlarına daha düşkün olduğunu biliyorsun.

Değil mi? Ne yapalım yani, kaderimize razı mı olalım?

Böyle bir babamız var diye...

...küselim mi, ağlayalım mı, ne yapalım yani?

Tamam işte...

...Zafer'iyle gurur duysun anne.

Hem işi var hem de erkek çocuğu.

-Çörek? -Başlarım senin çöreğine!

Ne çöreği! Çöreğin sırası mı şimdi? Kendine gel artık, kendine!

İş çok, vakit yok. Ne yaptın mesela?

Bige meselesi sendeydi. Ne buldun? Ne çıkardın ortaya? Ne?

Fos, hiçbir şey yok. Baban o düğünü öne alacak kızım.

Bunun için çalışıyor. Her saniye bizim aleyhimize işliyor, anladın mı beni?

-Anlıyorum. -Neyi anladın?

Çok iyi anladım.

Ben de sandım ki beni merak edip buraya kadar geldin.

Çok salağım. Hep aynı beklenti.

Bir umut.

-Merhabalar. -Hoş geldin.

-Merhaba. Hoş geldiniz. -(Zeynep) Hoş geldiniz.

-Zafer Köksal. -Nil.

-Hoş geldiniz. Merih, Melis ben de. -Merhaba.

Memnun oldum.

Evet, Bige Hanım sizi öve öve bitiremedi.

Merakla dinliyorum sizi.

(Nil) Bige bana projeden bahsettiğinde çok heyecanlandım.

Uzun zamandır benim de aklımda olan bir şeydi.

-Yani epeyce fikrim var. -Ne hoş. Ne hoş, değil mi Merih?

Melis'le de aynı okuldan mezunmuşsunuz.

-Öyle mi? -(Bige) Ben de çok şaşırdım hayatım.

Ne kadar iyi bir tasarımcı olduğunu biliyordum ama okuluna bakmamıştım.

Melis’ten sonra dikkatimi çekti.

-Siz hangi dönem mezunusunuz? -Aynı dönemde okumuşsunuz.

-Öyle mi? Hiç bahsetmedin Bigeciğim. -Hayatım, ben de yeni fark ettim.

Aynı okulda hiç karşılaşmayın, gelin burada aynı masada oturun.

Biraz garip geldi.

Değil mi? Dünya ne küçük gerçekten.

Çok şanslısınız. Saint çok güzel bir okulmuş.

Melis Hanım hep anlatır, özenirim. Değil mi Melis Hanım?

(Geçiş sesi) Bak, yılmak yok.

-Mezun olduğun okul? -Paris School of Art.

-Eski adı? -Saint Art Schools. Yani kısaca Saint.

Peki, o dönemdeki en efsanevi kadrosunu kimler oluşturuyordu?

(İç çekti)

Merih, bunlar hep ıvır zıvır bilgiler değil mi?

-Biliyorum işte, yetmez mi? -Aa, 'network' her şeydir.

Bir bilene denk gelirsin, şişer kalırsın.

Burası senin mezun olduğun okul. Hadi dökül.

Tamam, hatırlayacağım, dur bekle. (Geçiş sesi)

Evet, moda okudum ben.

Tasarımla da ortak bir dersimiz vardı. Bayan Matilde'nin dersi.

(Bige) Sen de...

...Nil, Paris School of Art'da okumamış mıydın?

Ee...

Evet, farklı herhâlde.

Hayır. Paris School of Art yeni ismi.

(Zeynep) Ama genelde pek yeni ismiyle bilinmez.

Saint Art School diye bilinir. Kısaca SAN, bilmiyor muydunuz siz?

(Bige) Ortak dersiniz varsa karşılaşmışsınızdır canım.

Yani kaç tane Türk olacak sonuçta bir sınıfta?

Bigeciğim, seninle iki dakika dışarıda bir görüşebilir miyiz?

(Nil) Sana söylemem gereken bir şey vardı.

Kusura bakmayın tekrardan, hemen döneriz.

Hemen geliyorum ben.

Arkadaşlar, ne oluyor?

Bana bak, ben buraya tırnaklarımla kazıyarak geldim!

Senin gibi baba parasıyla hazıra konmadım Bige Hanım!

Hem böyle kumpaslar kurmak senin haddin değil!

Nasıl, çok eğlendiniz mi?

Ne diyorsun Nil, anlamıyorum?

Gayet iyi anlıyorsun! Benim bir gerekçem var!

Ben yeteneğimi sizin gibilerin gözüne ancak sokabildim!

-Senin gerekçen ne? -Ne gerekçesi, ne diyorsun?

Hadi oradan ya!

İşsiz gibi bir de beni yalanlamak için okuldan birini bulup getirmişsin karşıma!

Ama ben bunun rövanşını alırım elbet!

Ya iyice salağa bağladım. Ne rövanşı?

Okulu CV'me yalan yere eklediğimi madem fark ettin...

...niye gelip insan gibi bana sormuyorsun gerekçemi?

Ama tabii, zengin, şımarık kızımız bunu da ancak bir sahneye çevirecekti, değil mi?

Ama unutma, ben sizden olmayabilirim ama sizin yanınızda piştim Bige Hanım!

Bunun rövanşını alacağım!

(Gerilim müziği)

Ne oldu Bige?

Ee...

Şey...

Çok acil bir işi çıktı da özürlerini iletti.

Sence neye bu kadar sinirlenmiş olabilir?

Sanatçı kaprisi herhâlde.

Böyle değildi ama çok bozmuş.

(Zafer) Bozmuş?

Tebrik ediyorum. Sayende tarihin en tuhaf toplantılarından birini gerçekleştirdik.

İyi ki bizimlesin.

Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu...

...onu da biz kaçırdık sanırım, değil mi?

(Hareketli müzik)

(Harika) Evet kızım, evet.

Ben seni hiç düşünmedim, seni hiç merak etmedim.

Evet, sen buna inanmaya devam et.

Sen böyle düşünmeye devam et kızım.

(Harika) Otur, acı kendine burada, ağla.

Çok ilginç ya, gerçekten çok ilginç.

Ne yaptıysak seni sevdiğimize ikna edemedik, çok ilginç.

(Müzik)

Ne yaptınız bana anne?

Bana hayatım boyunca ne yaptınız?

Hastanede o gün bana tokat attın ya, kendime getirmek için...

...babam da işte sağ olsun hayatımın tokadını attı bana.

Kendime geldim, aydım, gözlerim açıldı, yaşadığımı fark ettim.

Kızım, ben sana hep söylemiyor muyum?

Eğer Zafer konusunda benim yanımda olsaydın sen...

...şu anda baban Onur'u seçiyor olmazdı.

Aa!

Hâlâ Zafer diyorsun, farkında mısın anne?

Hâlâ bana Zafer'i destekle diyorsun, farkında mısın bunun?

Ya, ben kendimi bildim bileli çalıştım.

Zafer'in yaşadığı hayatın çeyreğini yaşadım mı bir gün?

Gezdim mi, eğlendim mi, hayatımı yaşadım mı anne bir kere olsun bile?

Niçin?

Bu muameleyi görmek için mi yaşadım?

Zafer Paşa şimdi kalkmış, gezip tozup bu yaşına gelmiş...

...saçma sapan bir tane şirket kuruyor.

Biz de ailecek kalkıp onu alkışlıyoruz. Bravo! Büyük iş başardın.

Saçma sapan mı? Nesi saçma sapanmış?

Çocuğun boşu boşuna günahını almışız.

Gezip tozmamış çocuk, şirket kurmuş. Baban da bunu onayladı.

Doğru, onayladı.

Çünkü onun Onur'u var. Senin de Zafer'in var.

İyi olan kazansın. Ben artık bu yarışta yokum.

Bundan sonra da kendi hayatıma bakacağım.

Kendi hayatına bakacaksın, öyle mi?

Kendi hayatıma bakacağım.

Lütfen daha fazla tartışmayalım anne.

Konuşarak anlaşabileceğimiz bir şey yok.

(Gerilim müziği)

Pekâlâ.

Bugüne kadar bütün başarın, emeğin, çaban...

...hepsi çöp oldu kızım.

O çöpün üzerine rahat rahat oturabilirsin.

Aferin sana Neslihan.

Aferin kızım.

(Harika) O çörekleri de topla yerden, nimettir.

Günah.

(Gerilim müziği)

Melis'ten beklerdim ama Nil'den böyle bir yalan ölsem aklıma gelmezdi.

Hayır, kız alanında çok iyi, referansında bir sürü büyük firma var.

Bir de diyor ki özel planladın. Delirmiş.

Sen Melis'i mi sınamak istedin?

Ben kimseyi sınamak istemedim Onur. Bari sen yapma.

Ben işini hakkıyla yapacak birine teslim edelim dedim, olaylar çıktı.

Hakkını verecek olan o değilmiş demek ki.

Neyse.

Melis'le ilgili kafan rahatlamış oldu mu?

Yanlış anlamamıştır umarım.

Allah Allah! Neyini yanlış anlayacak?

Hayır, ne ima ediyorsun sen şimdi?

Anlamadı, korkma. Sanatçı kaprisi dedim, geçiştirdim.

Kırılmamıştır çok kıymetli Melis Hanım'ınız.

Bige, bu imalar gerçekten benim çok canımı sıktı artık.

Yeteri kadar derdim var, saçma bir Nil krizi de biz yaşamayalım, ne dersin?

Gereksiz bir kadının sebep oldukları yetse mi artık?

(Gerilim müziği)

Kafaya bak ya!

Bütün işimizi mahvetti ya sinsi yılan! Farkındasın, değil mi?

Cadı. Taktı sana bir kere. Ama nasıl kendi kazdığı kuyuya düştü!

Ben onu fark etmemiştim biliyor musun? Sonradan düştü bende de jeton.

Ya, o yüzden ben seni o kadar çalıştırdım tatlım.

Dersine çalışmamış bir yalancı iki soruda öyle hemen dağılıverir işte.

(Merih) Yalnız böyle şans olmaz.

Ben gerçekten inanmaya başladım senin şu "kaderim benim" olayına.

Bir de başımda Bige gibi kara bulut olmasa.

Her taşın altından çıkıyor.

-Parayı da alamadık zaten onun yüzünden. -Alsak ne olacak?

Bige'nin oluşturmak istediği kadroyla bize simit parası kalır anca.

Sorma.

Fransa'dan yazılımcı, Londra'dan tasarımcı.

-Real Madrid'e kadro kuruyor sanki abla. -Evet. Ay!

(Mesaj geldi)

(Alp dış ses) Ne oldu, alabildiniz mi parayı?

Eyvah!

Alp.

Aa! Felaket tellalı olmak istemem ama bu cadaloz varken bir haftada...

...parayı denkleştirmek biraz bana hayal gibi görünüyor.

Şu adamların teklifini bir daha mı değerlendirsek acaba?

Saçmalama Merih!

Ne, mafyayla el mi sıkışalım yani? Çüş!

Yani yoksa onlar bizim bir tarafımıza sıkacak aşko.

Alternatifimizin olduğuna şükredelim.

Haftaya helvanızın kavrulacağı kesin bilgiydi an itibarıyla.

Yani en azından Alp ne istiyorlar bir iyice öğrensin, ne dersin?

Olmaz.

Olmaz. Ya Köksallara zarar verirse, o zaman ne olacak Merih?

Ne istediklerini bir öğrenelim, ondan sonra düşünelim, olur mu?

Sen Adonis'i bir arasana.

(Gerilim müziği)

Tamam.

Tamam ama sen de şu Nil'i bir araştır. Bige'ye çok fena kurulup gitti o.

Bakalım dışarıda neler olmuş, orada işimize yarayacak bir şeyler var kesin.

Aklımı okudun. Öğreniyorsun bu işi, aferin.

Herhâlde.

Düşünebiliyor musun...

...bana gelmiş hâlâ Zafer'i destekle diyor.

Paşasının arkasını toplayacağım ya ben hep.

Peki, çok mu saçma yaptığı şey?

Bilmiyorum. Bir sürü şeye bakmak lazım.

Sözleşmesine, ortaklarına da mesele bu değil ki zaten Ümit.

Ben senin meselenin ne olduğunu çok iyi biliyorum Nesli.

Eğer bu çarktan çıkacak kadar uyandıysan da senin adına mutlu olurum.

Ne yapayım yani?

Gidip kendime ben de şirket mi kurayım?

(Neslihan) O zaman beni de böyle alkışlayacaklar mı sanıyorsun?

Sen gittin kendi restoranını açtın, alkışladılar mı Ümit?

Babam batırmak için elinden geleni yapar.

Ben onlardan alkış beklemeyi bırakalı çok oluyor Nesli.

(Ümit) Görüyorsun, rahat da ediyorum.

Eğer sen de bırakırsan ancak o zaman kendi yolunu bulacaksın.

Bizimkileri değiştiremezsin, kendin değişebilirsin.

Başka çıkış yok.

(Geçiş sesi) Beni kendisine hayat arkadaşı...

...olarak seçmiş. Ben mutluluktan delirmeyeyim de ne yapayım?

Neslihan Köksal...

...ya da Neslihan Gürman mı desek acaba?

(Geçiş sesi)

Biraz sancılı oluyor ama bırakmaya başladım bile.

Yakında benim de size sürprizlerim olacak.

Ensemden bir ürperti hissettim, normal mi?

Tabii ya.

Ha şöyle.

Aklın yolu bir.

Arada kafanın çalışmasını görmek güzel.

Abi, sen bizden tam olarak ne istiyorsun?

Kolay ya, küçücük bir şey.

Köksallar lojistik bölümüne şoför alımı yapacaklar.

Bizim elemanın adını orada işe alınacaklar listesine koyacak, hepsi bu.

Abi, nasıl yapsın bunu?

Vallahi nasıllar hep sizde.

Arkadaşın bu işi halledene kadar burada bizim misafirimizsin, ona göre.

Hadi, ara şu sevgilini.

Anlat her şeyi.

(Gerilim müziği)

(Arama tonu)

(Arama tonu)

Alo, Zeynep.

(Gerilim müziği)

(Zeynep dış ses) Alp, delirdin herhâlde!

(Geçiş sesi) Ben yapamam böyle bir şeyi!

Sen bu işi halledene kadar beni burada tutuyorlar diyorum, sen ne diyorsun?

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Merih dış ses) Yapabilirsin.

(Geçiş sesi) Hayır Merih, yapamam.

Zengin gibi davranmak falan filan, bunların hepsi bir yana, tamam.

Ama nasıl gireyim ben o odaya, öyle hırsız gibi, ya yakalanırsam?

Yaparsın 'pumpkin', yaparsın. Başka çaremiz mi var?

Neslihan zaten yok. Zafer erken çıkıyor. Onur çıktı mı tamam.

Alternatifimiz yok.

(Merih) Bak, tamam. Ben de pek hazzetmiyorum...

...ama Alp'i bir kere daha yarı yolda bırakamazsın.

(Geçiş sesi)

Allah'ım ne olur çalış, ne olur çalış.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Onur) Melis?

Ne yapıyorsun bu saatte İK katında?

Onur!

Çok pardon, korktum. Bir anda karşıma çıkınca korktum.

Ee şey...

Şey, küpe...

(Geçiş sesi) Yakalanırsam ne yapacağım Merih?

-Küpemi kaybettim dersin. -Küpe mi?

Küpe.

(Geçiş sesi) Küpemi kaybettim de ben.

Annemden kalan bir şeydi. Manevi değeri var yani.

Bir geleyim arayayım dedim.

Arasaydın keşke, ben baktırırdım.

Haklısın. Keşke seni arasaydım da işte çok geç fark ettim.

Çoktan hepiniz çıkmışsınızdır diye düşündüm.

Temizlikte de sabaha kadar kaybolur diye geldim kendim arayayım dedim.

Kusura bakma, haber vermem gerekiyordu, biliyorum, özür dilerim.

Yok canım, sorun değil. Burada mı düşürdün?

Yani yok, burada düşürmedim. Bilmiyorum.

Öyle her geçtiğim yere bakıyorum işte de dolandım bir iki tur, hiçbir yerde yok.

Gel birlikte bakalım.

İçin rahat etsin diye.

Toplantı odasına baktın mı?

Yok.

Yani oraya bakmaya cesaret edemedim aslında.

Asıl oraya bakmak lazım, gel.

Bayağı korktun sanırım.

Evet, gece, karanlık.

Ben bir alkolsüz kokteyl alabilir miyim?

Aa! Nil Hanım!

Merhaba. Bu ne tesadüf!

-Merih Bey? -Merih, evet.

Bugünkü toplantı neydi öyle ya?

Aslında karşılaştığımız iyi oldu.

Biraz konuşabilir miyiz?

(Müzik)

Evet.

Nereden başlasak?

(Müzik)

Ben ışığı açayım o zaman.

İyi olur.

(Müzik)

Yok.

Düşünürken kulağını kaşıyorsun.

Belki o ara düşürmüşsündür.

Çok nadir yaparım ama.

Biliyorum.

Keşke ben de senin kadar dikkatli olsaymışım.

Belki o zaman kaybetmezdim.

Toplantıda burada oturmamış mıydın?

-Evet. -Gel oraya bakalım.

-Bu mu? -Orada.

-Dur, aldım. -Ben aldım.

Dur, aldım ya, dur.

-Ah! -Ne oldu, battı mı?

Bir şey olmaz canım, küpe, ne olacak?

-Şurası açık kalmış. İyisin, değil mi? -İyiyim.

Bir sorun yok.

Tamam. Çıkalım o zaman biz artık.

-İyi, ben sana yardım edeyim. -Olur.

Gel Melis.

(Duygusal müzik)

Teşekkür ederim.

Arabayla mı geldin?

Akşam trafiğindeki aracımı biliyorsun.

-Scooter? -Scooter.

-Gerçekten mi? -Evet.

Seni ben bırakabilir miyim?

Zahmet olmasın sana.

Ne zahmeti canım, zevkle.

Zevkle.

Buyurun.

(Duygusal müzik)

Aslında hiç yolunun üstü değildi tabii. Keşke ben taksiyle halletseydim.

Seni çok yoruyoruz, bu kadarı da olsun, değil mi?

Toplantı nasıl geçti?

Bige bir şey anlatmadı mı?

Ben senin açından nasıl geçtiğini sordum.

Bilmem. Benim açımdan keyifliydi.

Nil Hanım'a biraz üzüldüm sadece.

Şu okuduğu okul konusunda yalan söyledi gibi geldi bana ama.

Bige bir şey söylemedi mi?

O da şoktaydı.

Yani böyle şuursuz bir yalanın söylenebileceğini düşünmemiş hâliyle.

(Boğazını temizledi)

Yani...

Aslında cesaret de sayılmaz mı bir yandan bu yaptığı?

Bütün işini bir yalanın üzerine kurmak mı?

İşinde gayet başarılıymış ama duyduğum kadarıyla.

İşinde başarılıysa adını işiyle duyursaydı.

Sen gerçekten onaylıyor musun?

Ya...

Yok, yani onayladığımdan değil tabii ama...

Aslında onu da anlamaya çalışıyorum sadece.

Çünkü gördüğüm kadarıyla bu cemiyette içerikten çok...

...etikete bakmayı tercih ediyorlar.

O da kendini kanıtlamak için ambalajını süslemek zorunda kalmış.

Ne var ki bunda?

Sonuçta yeteneği yalan değil.

Yalan yalandır.

Bak, ortaya çıktı, ne oldu? Yeteneği çöp oldu.

Ne kazandı?

En azından artık kimse yeteneklerini sorgulayamıyor.

Hayır yani çünkü gördüğüm kadarıyla Zafer de şu an kendini kanıtlamak için...

...pek de onaylamadığınız şeyler yapıyor.

Hepimiz görünmek için çaba harcarız.

Saçmalamak normaldir mi diyorsun?

Sen hiç saçmalamadın mı?

Ben sonuçları tartarım.

Peki ya hayat mantığa sığmadığında, o zaman ne yaparsın?

Öyle bir şey nasıl mümkün olabilir ki?

Bilmem.

Aşkı bulan sensin.

Aşk mantığa sığmaz diyorlar. Sığar mı?

Senin bu soruya cevabın ne?

Aşkı bulunca söylerim.

(Müzik)

(Samet) Tamam kardeşim, tamam! Ödeyeceğiz! Yemedik evini ya!

Kaçmıyoruz ki buradayız! Az sabretsen ölür müsün yani?

(Rıfkı) Ben seninle ha bire uğraşmak zorunda mıyım?

(Samet) Asıl ben seninle uğraşıyorum kardeşim! Çık, yürü git, hadi!

(Rıfkı) Vallahi ihtar süren geliyor. Polisle gelirim buraya...

(Samet) Ya ne yaparsan yap kardeşim! Çık hadi, yürü!

Allah Allah! Şuna bak ya!

Gördün mü baba? Dedim ben sana adam bizi kapının önüne koyacak diye.

Sus kız, sus! Sinirimi oynatma!

Bağırma anneme! Teyzemin parası var, ödeyecek o kirayı!

(Sude Naz) Anneme de söyledi. Söylesene anne.

Ne dedi kız Zeynep sana?

Ne dedi kızım, söylesene!

Söylesene, öldürtme kendini bak!

Kiramızı ödeyecek. Var onun parası.

(Sude Naz) Sokakta kalmayacağız.

Ha.

Ha.

Allah Allah!

Nereden geliyor bu değirmenin suyu acaba?

(Gerilim müziği)

Çıkar bunun kokusu bir yerden.

Ah kızım ah.

Neyse, hadi geç dersine çalış sen. Hadi kızım.

-Başardın mı? -Merih, bağırma! Allah aşkına bağırma!

(Zeynep) Zaten bütün sinirlerim ayakta.

-Onur'a yakalanıyordum az kalsın. -Ee?

Ee'si, küpe dedin, küpe dedim.

Birlikte saçma sapan küpe aradık sonra.

Birlikte küpe mi aradınız, boş ofiste?

Evet.

Çeksene.

Ee, Adonis'le konuştun mu? Bırakacaklar mıymış?

Adamlar ofise girene kadar bırakmayacaklarmış.

-İyiymiş ama, problem yok. -Yırttık yani.

(Merih) Oh be.

Benim de sana bomba haberim var.

Senin bu sinsi Bige ava giderken avlandı.

Nil buna bir sinirli, bana kumpas kurdu, eğlendi benimle diyor.

Çok bozuk, çok. Versen bir kaşık suda boğacak.

Allah'ım su olsa da versek keşke.

Dile sen, dile sen. Sen dileyince oluyor.

-Ne? -Bu hatun...

...Bige'nin çok büyük bir sırrını biliyor ve ortaya çıkarsa...

...çanak çömlek patlar. -Saçmalama.

Ve bil bakalım senin bu muhteşem stratejistin...

...bu sırrı kime söylemesi için Nil'i doldurdu?

Ay, deme!

(İkisi birden) Harika!

Saçmalama!

Ee, neymiş peki Bige'nin sırrı?

Dinle. Bak şimdi...

(Müzik)

(Zeynep dış ses) Hayatımın direksiyonuna geçmeye karar verdiğimde...

...kolay bir yola çıkmadığımı biliyordum.

Bedeller ödeyeceğimi...

...hayal kırıklıkları yaşayacağımı...

...yalnızlıkla sınanacağımı...

...istemediğim yollardan geçmek zorunda kalacağımı biliyordum.

Hayatta bunlardan kaçamayacağımı bildiğim gibi.

Bildiğim acılarda kaybolmaktansa, bilmediklerimi göze alırsam...

...bir yol bulabileceğimi umarak çıktım yola.

Merhaba. Nil ben. Bekletmedim, değil mi?

Buyurun oturun.

Evet Nil, anlat bakalım.

Bige'yle ilgili o çok önemli ve özel olan şey neymiş?

Can kulağıyla dinliyorum seni, evet.

Ee...

Şimdi nasıl başlasam bilemedim.

Biz Bige'yle birkaç yıl önce...

(Gerilim müziği)

(Zeynep dış ses) Kimsenin çukurunda kaybolmaya niyetim yok.

Hedefime ulaşana kadar da durmam.

(Mesaj geldi)

(Harika dış ses) Tüm oyunu değiştirecek bir koz buldum.

Merak ediyorsan ara.

(Gerilim müziği)

(Zeynep dış ses) Girdiğim tünel ne kadar uzun ve karanlık olursa olsun...

...ya bir yol bulacağım ya bir yol açacağım, başka alternatifim yok.

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Alp dış ses) Adamı almışlar işe. Şimdi beni saldılar.

(Zeynep dış ses) Ben masamı devirip kalktım bir kere.

Kendi masalımı kurmadan o masaya tekrar oturmam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Melis hakkında konuştuklarımızı düşündüm.

Hatta o günden beri başka bir şey düşünmüyorum.

Ve?

Sen haklıydın.

Ona diğerleri gibi davranamam.

Güzel.

Bu sefer hemfikir olmamıza sevindim Zafer.

Abi...

...ben hayatımda ilk defa birine köpek gibi âşık oldum.

Melis geçici bir heves değil, bundan eminim.

Merak etme.

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan

Editör: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.