All language subtitles for Zorro

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

İ®

İY®

İYİ®

İYİ S®

İYİ SE®

İYİ SEY®

İYİ SEYİ®

İYİ SEYİR®

İYİ SEYİRL®

İYİ SEYİRLE®

İYİ SEYİRLER®

1821 'de, İspanya'nın Meksika'daki 300 yıllık hakimiyeti sona eriyordu.

Gn. Santa Anna öncülüğündeki halk isyanı California'ya yayılmıştı .

Köylüler, Genel Vali Don Rafael Montero'nun ölmesini istiyorlardı .

İspanya'ya dönüş emri almış olmasına rağmen, -

- Montero son bir hamle yapmadan görevi bırakmamakta direniyordu.

Hadi ama Alejandro, sıra bende. Ben de bakayım.

- Ne yapıyorsunuz? - Afedersiniz. Zorro'yu bekliyoruz.

- Evinize dönün, muchachos. - Sizce buraya gelecek mi?

Buna inananlar var.

Joaquin, Alejandro, annenize ve babanıza tabut yapmıştım.

Size de hazırlamak istemiyorum. Gidin hadi buradan!

Alejandro, Joaquin, derhal manastıra dönün.

Don Montero, niçin hala buradasınız?

Sakin olun Don uiz. Sakin olun.

Santa Anna şehrin beş kilometre yakınında. Artık gitmelisiniz.

İspanya hükümeti size müteşekkirdir.

Bu topraklar İspanya'nın.

Eğer size devretmezsem Meksika'nın olacak.

Santa Anna sizin ve ileri gelenlerin haklarına sadık kalacaktır.

Toprakları ileri gelenler arasında eşit olarak paylaştırdım.

Çocukları meydandan uzaklaştırın.

Çocukların yaptığımız şeyleri görmeleri gerekmiyor.

Görmek istiyorum! Bırak beni.

Zorro?

Onu gördüm. Zorro'yu gördüm. Gel hadi.

- Kim bu adamlar? - Kim mi? Hiçbir fikrim yok.

Üç köylü.

Nerede kaldı?

Hadi.

Teşekkür ederim beyler.

Şimdi izninizle, bu eğlenceyi kaçırmak istemiyorum.

Öldürün onu!

Onları benim için mi öldürtecektin?

Senin için 1 00 masum insanı bile öldürtebilirim.

Üç insan için üç çizik. Sana Meksika'yı hatırlatır Rafael.

Buraya geri dönmemeyi hatırlatır.

Tornado, sevgili dostum, bu işler için artık yaşlandın.

Evet, ben de öyle.

- Üşümez, değil mi? - Fazladan bir battaniye var, senor.

İyi prens hiç korkmuyordu. Tam 1 00 muhafızla savaşıyordu.

Ve sonra, olanca ihtişamıyla balkona atladı .

''Benim için üç masum insanı öldürecek miydin?''

''Evet.''

Şimşekler çaktı ve toprağa yıldırımlar düştü.

Kötü Kral, İyi Prensi süzdü ve ona şöyle dedi...

- Bazı şeyler çabuk unutulur. - İyi Prens ne yaptı?

Balkondan aşağı atladı ve sadık atı Tornado'ya binerek -

- evine döndü. Eşi Esperanza'ya, ve biricik kızı Elena'ya.

Bir daha asla böyle şeyler yapmayacaktı .

Hikayelerini dinlemeye bayılıyor.

Sadece sesimi beğeniyor. Yakında bunları dinlememeye başlar.

Ben hiç bıkmıyorum. O neden bıksın?

Esperanza...

Şimdiden senin kadar güçlü. Bugün oyuncak atını kırdı .

Diego... Diego, bana söz vermiştin.

Artık geceleri beklemek yoktu.

İspanyollar evlerine dönüyorlar. Bugün Zorro'nun son göreviydi.

Bundan böyle beş çocuğumuzla birlikte yaşlanabiliriz.

- Beş mi? - Evet. Yetmez mi?

Seni seviyorum.

Dona de la Vega... Her zamanki gibi güzel.

Don Rafael, bu ne şeref. Genel Vali benim evimde.

- Yemeğe kalın. - Buraya özür dilemeye geldim.

Bu ülkeyi köylülerden koruyamadığım için özür dilerim.

Sizi kocasız bırakacağım için de özür dilerim.

Tutuklayın.

Kan asla yalan söylemez... Zorro.

Ülkene ve sınıfına karşı ihanet ettin. Götürün şunu.

Durun.

Hayır!

Ona bir zarar gelmesine asla izin vermezdim.

O hiçbir zaman senin olmadı , onu koruyamazdın.

Elena...

Her şeyini kaybetmenin acısıyla yaşayacaksın.

Çocuğunun aslında benden olması gerektiği gerçeğiyle acı çekeceksin.

Elena!

Bırakın ona sarılayım. Bırakın sarılayım!

Rafael!

Gözleri annesine benziyor.

Rafael! Benden asla kurtulamayacaksın.

YİRMİ YlL SONRA

İzlerini sürdüm ve onları geri getirdim

artık ödülümü bana verin, çünkü...

çünkü.. ?

kimse Jack kadar güçlü değildir kimse Jack kadar güçlü değildir

Sonunda yola geliyorsunuz. Şarkı söylemek işinizi kolaylaştırır.

Gelin, buraya toplanın, işte hayatınıza korku salanlar.

Meşhur Murrieta kardeşleri görün. Soyguncular, at hırsızları , -

- haydutlar ve iğrenç insanlar. Hey! Buraya gelin.

Garcia. Murrieta kardeşler.

Buraya gelin.

İzninle, dostum.

Artık bu adamlar Onbaşı Armando Garcia'nın kontrolündeler.

- Ödülünü gidip Tlaxco'dan al. - Bunu aklından çıkar.

- Değerimiz ne kadarmış? - Hesap ortada... 200 peseta.

200 peseta mı? Hepsi bu mu? Adam başı 200 peseta mı?

- Zaman kaybediyoruz. - 200 pesos ikinizin ederi.

Ne? Aklını mı kaçırdın sen? Kabul etme Jack.

Kardeşime bir daha dokunursan, seni öldürürüm.

Evet, öldürür.

- Bağlı olduğunuzu sanıyordum. - Çünkü sen bir aptalsın.

At şunu.

- Arabada bir sandık var. - Biliyoruz. Onun için buradayız.

Ben, efsanevi Üç Parmak Jack'im ama adım bile geçmiyor.

Belediye başkanını kaçırma işini planlayan ben değil miydim?

Bu çetenin belkemiği benim. Ben olmadan ayakta duramazdınız.

Amigos, adios.

Git.

Ayağa kalk.

Git.

Git.

Bunun benim için bir şeref olduğunu bilmeni isterim.

Bedeni gömün. Kafasını getirin.

Elbette senden hoşlanıyorum.

Evet, evet, ama acele et. Ahıra saklan.

Geliyor.

Ne istiyorsunuz? ütfen bana dokunmayın. Kimsiniz?

Don Rafael!

Beni dinleyin.

Eğer bir zamanlar maskeli adam Zorro olarak bilinen kişi içinizdeyse, -

- hemen ortaya çıksın.

Zorro benim!

- Maskemi çaldılar... - Kapa çeneni aptal bunak!

Zorro benim! Aradığınız adam benim.

Yalancı ! Ondan daha uzun olduğun ortada.

Kokuşmaya başlamadan götürün onu buradan.

Onu buldunuz mu?

Ölmüş.

Gemiye dönelim. Uykuya ihtiyacım var.

Genel Vali geri döndü!

- uiz... - Rafael, görüşmeyeli çok oldu.

- Hem de çok. - Beni hep kayırırdın.

Bunu, senden şüphelenmemin özürü olarak kabul et.

Gel. Seni karşılamak için toplandılar.

- Don Pedro. - Don Rafael, hoş geldiniz.

Don Hector. Don Julio.

Beyler.

ütfen, lütfen.

Beni görmek sizi mutlu etmedi, bırakalım artık bu numaraları .

Bu karşılama için para aldığınızı , hatta tehdit edildiğinizi biliyorum.

Duygularınızı gayet iyi anlıyorum.

iderlerinize niçin saygı duyacaksınız ki?

İspanyollar sizleri sömürdü, Meksikalılar ise görmezlikten geldi.

Peki ya Don'lar..?

Onların da sizleri kandırıp yalanlar söylediği ortada.

Tarihiniz boyunca sizlere kim yardımcı oldu?

Zorro! Zorro halkı için savaştı .

Evet, Zorro...

Peki o maskeli dostunuz şimdi nerede, Padre?

20 yıldır ortalıkta hiç görünmüyor. 20 yıl!

Artık kaderimizi kendi elimize almanın zamanı geldi.

İspanyollar ya da Meksikalılar olarak değil, Californialılar olarak.

Bugün karşınızda maskesiz biri olarak bulunuyorum.

Sizleri asla yüzüstü bırakmayacağıma yemin ediyorum.

Ve sizlere söz veriyorum -

- bağımsız bir California için mücadelenizde yanınızda olacağım.

Baba...

Beyler, sizleri kızımla tanıştırmak istiyorum, Elena.

Teşekkürler.

- Bu çiçeğin kokusunu biliyorum. - eylak çiçeğidir.

Bu tür sadece California'da yetişir. Oysa buraya ilk kez geliyorsunuz.

Biraz daha viski ver.

- Ya da bunun adı her neyse. - Önce para.

Önce para.

Dur!

- Buna ne dersin? - Gümüş bu!

Elbette gümüş. En iyisinden.

- Nereden buldun bunu? - Seni ilgilendirmez.

Nereden buldun?

Kardeşimindi. Ama öldü.

- Üzüldüm. - Neden üzüldün?

Bunu bir kadeh içkiye değişmemelisin.

Sence iki kadeh eder mi?

Kim bu?

- Kardeşimi öldüren adam. - Dövüşecek durumda değilsin.

Çekil yolumdan ihtiyar.

Tekrar denemek ister misin..? Bir şey değil.

- Ne demek bu? - Hayatını kurtardım.

- Onu öldürebilirdim. - Hayır, öldürmek onun işi.

Seninkiyse içmek gibi görünüyor. Seni kısa sürede öldürürdü.

Kardeşinin intikamını kim alacaktı?

- Hiçbir dövüşü kaybetmedim. - Yaşlı bir adama yenildin.

- Adın ne senin? - Alejandro.

''Öğrenci hazır olduğunda, hocası ortaya çıkar.''

Bu adamı öldürmek istiyorsan sana bunun yollarını öğretebilirim.

- Ve sağ kalıp zaferini kutlarsın. - Neden yardım etmek istiyorsun?

Bir zamanlar, bundan yıllar önce...

...sen de bunu yapmıştın.

İnanamıyorum. Bir gün buraya geleceğimi hiç düşünmemiştim.

- Zorro'nun mağarasındayım. - Zorro eğitimini burada almıştı .

Bunca yıldır neredeydin? Öldüğünü sanıyordum.

Ölmüştüm. Şimdilik bu kadarı yeter.

Seni son gördüğüm günü hatırlıyorum. Tam 1 00 adamla dövüşüyordun.

Yaşamış en iyi kılıç kullanan silahşör sen olmalısın.

Montero o dönemde Genel Valiydi. Onu hatırlıyor musun?

Rafael Montero. Onu hatırlıyor musun?

Evet. Askerleri çok adam öldürmüştü.

Ve Zorro'nun ebedi düşmanıydı ... Yani senin.

- Montero geri döndü. - Onu öldürebilirsin.

Hayır, göz ardı edemeyeceğim önemli karmaşıklıklar var.

Ne tür karmaşıklıklar?

Anlaşılan vaktimizi pek konuşarak geçirmeyeceğiz.

Montero'nun kafasında California için bir şeyler olmalı , -

- aksi takdirde Yüzbaşı ove'u asla yanına almazdı .

- Bunun ne olduğunu öğrenmeliyiz. - Sonra ne olacak?

Eğer hazırsan, ikimiz de kaderlerimizle karşılaşırız.

O halde başlayalım.

- Onu kullanmayı biliyor musun? - Karşındakine saplarsın.

Bu iş uzun süreceğe benzer.

Bunun adı eğitim çemberidir. Bütün dünyan ve hayatın olacak.

Ben aksini söyleyene kadar, dışındaki her şeyi unutacaksın.

Ben, Yüzbaşı ove var diyene kadar var olduğunu unutacaksın.

Yeteneklerin geliştikçe çemberin daralacak.

Her yeni çember seni intikamına yaklaştıracak.

- Bu bölümü sevdim. - Başlayalım mı?

Yavaş. Yavaş hamle yap. Başla.

Yavaş. Tekrar. Yavaş.

Yavaşça... Güzel.

- Güzel. Bu iyiydi. - Sağ ol.

Hadi.

Güzel.

İçki zamanı .

Mükemmel. Tekrarla.

Bir, beş, üç!

Altı , dört, iki!

Ve hücum.

Birinci ders... Asla öfkeyle saldırma.

İkinci ders...

- Gel benimle. - Ne?

- Peki üçüncü ders ne? - Dördüncü derse geçmek.

Bir daha?

- Siyah Endülüs ırkı . Muhteşem. - Senin eski atına benziyor.

Sakin ol, sakin ol.

anet olası at. Ne yaptığını sanıyorsun?

Bu gece görüşürüz.

Zorro, harika görünüyorsun.

Dikkatli olun, senorita, etrafta tehlikeli adamlar var.

Eğer birini görürsen, bana da göster.

Dinle. Sana, benim atım olma şerefini vereceğim.

Lütfen sessiz olalım!

İkimiz bir ruh gibi olmalıyız.

Dur!

Hadi, hadi, hadi!

Yakalayın!

Öldür.

Zorro! Efsane geri döndü!

- Beni tanımazsınız peder... - Zorro! Seni nasıl tanımam.

Gerçekten sen misin? Yıllar seni hiç yıpratmamış.

Şimdi konuşacak vaktim yok. Peder, lütfen saklayın beni.

Tıpkı eski günlerdeki gibi.

Padre, siz misiniz? Her şey yolunda mı?

Endişelenme kızım. Tanrının evinde güvenliktesin.

Elbette, Padre.

Günah çıkartmayalı tam üç gün oluyor.

Üç gün mü? Biraz daha zaman geçtikten sonra tekrar gel.

- Anlayamadım? - Dinle, senorita...

ütfen devam et.

- Dördüncü ilkeye karşı geldim. - Birini mi öldürdün?

- Dördüncü ilke bu değil. - Elbette değil.

İlkelerin en kutsalına nasıl karşı geldiğini anlat bana.

- Babamı küçük düşürdüm. - Belki bunu hak etmiştir.

- Ne dediniz? - Anlatmaya devam et dedim evladım.

Babamın benden beklediği gibi davranmaya çalışıyorum.

- Ama kalbim çok vahşi. - Çok mu vahşi?

- Evet. - Daha açık olabilir misin?

Bir erkeğe karşı hislerim var. Siyah bir maske takan biri.

- Derinden gelen bir sesi mi var? - Evet.

- Yakışıklı bir genç mi? - Yüzünün yarısı kapalıydı .

Ama gözlerindeki ışık beni benden aldı .

Yüreğimde bir sıcaklık var.

İhtiraslı bir sıcaklık mı?

Evet, ihtiraslı .

Beni bağışlayın.

Seni bağışlıyorum.

Sunağa bakın.

Her yeri arayın. Arka tarafı , odaları , her yeri.

- Burası Tanrının evidir. - O dönene kadar gitmiş oluruz.

Senorita, kötü bir şey yapmamışsınız.

En büyük günah, yüreğinizden gelenleri inkar etmek olurdu.

Artık gidin.

Elena.

- Ne arıyorsun burada? - Günah çıkartıyordum.

Kime? Rahip burada.

Geri çekil Elena. ütfen.

Bayan Montero'ya dua et, sonra hesaplaşacağız.

At! Buraya gel.

Kara! Yıldırım! Fırtına!

Sersem! Çabuk buraya gel!

Seni uyarıyorum. Başka bir at bulurum.

Evet?

Nasıl buldun?

Efendim, siyah bir aygır edindim, bir de ''Z'' yazdım...

Artık Zorro'nun döndüğü biliniyor.

Bir at çalmakla o maskeyi takmayı hak ettiğini mi sanıyorsun?

Dikkatli ol.

Sen bir hırsızsın, Alejandro. Zavallı bir soytarısın.

Zorro, halkına hizmet ederdi, senin gibi şöhret peşinde koşmazdı .

Bir soytarıydı .

- Zorro gerekli olanları yapardı . - Ona yine ihtiyaç var.

Senden yardım istemedim ama buraya dövüşmeyi öğrenmeye geldim.

Senin gücünü ve cesaretini almaya.

Bunları kullanmayı denediğimde beni yüzüstü mü bırakıyorsun?

Sana bir şey söyleyeceğim. Bu derslerden sıkıldım.

Hazır olduğumu söyleyeceğin günü beklemekten yoruldum.

Benim kendi hesaplarım var, yeni bir hayata başlayacağım.

Bunu burada yapabileceğimi sanmıştım ama yanılmışım.

Alejandro!

En garde!

Silahını seç.

Montero, California'nın bütün ileri gelenlerine bir davet veriyor.

İşe yaramak istiyorsan, aralarına casus olarak katılırsın.

- Anladığımı sanmıyorum efendim. - Yeteneklerin gelişiyor, Alejandro.

Ama sana ulaşamayacağın bir şey daha vermem gerekiyor.

- Nedir o? - Çekicilik.

Ne demek bu?

Montero'yu bir beyefendi olduğuna ikna edebilirsen -

- seni yakın çevresine dahil edecektir.

Ben mi?

Bir beyefendi mi?

- Çok çalışmamız gerekecek. - Evet...

Halime bak. Bu, benim yaptığım en aptalca şey.

- Bundan emin olma. - Bu iş asla yürümez.

Evet, yürür. Bir beyefendi bir şey söylerken başka türlü düşünebilir.

- Ya Montero seni tanırsa? - Montero gerçek bir asildir.

Asla bir hizmetkarın gözünün içine bakmaz. Sen beni dinle.

Beni dinle!

Bu çok önemli, oradan sakın diğerlerinden sonra ayrılma.

- Bu gece sana iyi şanslar. - Teşekkürler.

Dik dur. Çekici ol.

Çekici.

Don Rafael Montero? Don Alejandro del Castillo y Garcia.

Tam bir İspanyol selamlaması . Bunu yıllardır görmüyordum.

- Babamın katı kuralları vardı . - Babanız kimdir?

- Don Bartolo del Castillo. - Ne yazık ki onunla tanışamadık.

İspanya'dan geçen hafta geldim.

Ailemin taşınmazlarını denetliyorum.

İspanya Kraliçesi İsabella bize son derece cömert davrandı .

Çok etkileyici. Buraya niçin geldiniz?

California'ya döndüğünüzü duydum, Kraliçe sizden övgüyle bahsediyor.

California kaybedilince sarayın gözünden düştüğümü sanıyordum.

Sadece belli çevrelerde.

Majesteleri, o talihsiz gelişmelerde bir hatanız olmadığını biliyor.

Geleceği görenler için orası hala bir fırsatlar ülkesidir diyordu.

- Siz geleceği gören biri misiniz? - Gelecekle ilgili arayışlarım var.

Ama zamanlamam çok kötü. Başka bir zaman gelebilir miyim?

Hayır, bize katılırsanız bundan şeref duyarım.

O şeref bana ait.

Size kızım Elena'yı tanıştırmama izin verin.

Memnun oldum.

Korkarım hanımefendi için bir hediyem yok, ama durun biraz.

- Teşekkürler. - Zevkti.

Bernardo, gidiyoruz. Senorita. Caballero.

Don Alejandro.

- Bize katılmanızı arzu ediyoruz. - Memnuniyetle, senorita.

Ah, Don Alejandro.

Beyler, sizleri Don Alejandro del Castillo y Garcia'yla tanıştırayım.

Yüzbaşı Harrison ove. Bir Don değil, ama bizim gibi biri.

Siz, şu efsanevi haydutun peşindeki adam değil misiniz?

- Pek efsanevi olduğu söylenemez. - Yakalandı mı?

- Yakalanması çok sürmez. - Haydut kaçmış olabilir.

Ama bizler günah çıkartmadan önce çok iyi düşünmek zorundayız.

Teşekkürler.

Don Hector, size katılmıyorum. Özgürlükler verilene kadar -

- bence duvarlara daha çok Z'ler kazınacaktır.

Don Alejandro, siz ne düşünüyorsunuz?

Bence... Her sürünün çobana ihtiyacı vardır.

Ama bu Zorro denen yaratık değil.

O maskeyi muhtemelen kel kafasını gizlemek için takıyordur.

- Ona kahraman diyenler var. - Kahramanlık, romantik bir hayaldir.

- Tıpkı asalet gibi. - Elena, bu kadarı yeter.

Kahramanlık arzulanan bir şeydir, küçümsenmemelidir.

Bütün o silahlı çatışmalar ve at üzerinde kovalamacalar -

- doğrusu başımı ağrıtıyor. Bunlar, beyefendilere göre değil.

Beyefendilere göre olan ne? Arabalara inip binmek mi?

Hayır, ama varlığını artırarak hanımlara rahatlık sağlamak.

Sizin gibiler için.

Siyasete kadınca bir bakış. Ne diyebilirim ki?

Bu bir parti, öyle değil mi? Bu dansı bana lütfeder misiniz?

Memnuniyetle.

- Bir şey mi arıyordunuz? - Günlük hayatın mucizelerini.

Öyle mi? Başka yerlerde aranın. Dans etmeye çabalıyoruz.

Siz çabalıyorsunuz. O başarıyor.

Bağışlayın Yüzbaşı . Küstahça bir şakaydı .

Umarım sonuncu olmaz. Don Rafael sizi çağırıyor. Hemen.

Daha hareketli şeyler denersek bunu bir eşitsizlik olarak mı görürsünüz?

Hayır, tam tersine.

Ter kokusundan rahatsız olmanızı istemem.

Bugünlerde Madrid'te böyle dans ediyorlar.

Kızınız yetenekli bir dansçı .

''Yetenekli''. Bu zarif ifadeniz için teşekkür ederim.

- Sizi kırdıysa özür dilerim. - Hayır, hayır, hayır...

Çok genç ve heyecanlı , ancak güzelliği mukayese edilemez.

Ve babasının liderlik vasıfları onda hissedilebiliyor.

Don Rafael..!

Kraliçenin parasal konulardaki danışmanı olarak, -

- sizi sarayda ona takdim etmek bana zevk verecektir.

Avluda buluşalım. Sizinle paylaşmak istediğim bir şey var.

Bir öngörü.

Değerli dostlarım...

Bu ülkeyi yönettiğimiz yılları hepiniz hatırlıyorsunuzdur.

Seviyeli bir yönetimi tercih edip hepimiz birer servet sahibi olduk.

Ancak kendi kaderimizi hiç düşünmedik.

Artık öteden beri bizim olması gerekeni isteme zamanıdır.

Dostlarım...

Sizlere, bağımsız California Cumhuriyetini sunuyorum.

Buradaki herkesin size borcu var. Verdiğiniz arazilerle zengin olduk.

Ama tavırlarınızı da sorgulamalıyız.

Geldiğiniz gün, hepimizi aptal yerine koydunuz.

- Sadece kalabalığa sesleniyordum. - Peki şu anda ne yapıyorsunuz?

Santa Anna'ya karşı ayaklanma mı öneriyorsunuz?

- Onu yenemeyeceğimizi biliyorsunuz. - Ben bir ayaklanma önermiyorum.

Ben satın almayı öneriyorum.

Santa Anna, Birleşik Devletlere karşı çok pahalı bir savaş veriyor.

Tüm servetimizi ortaya koysak bile bu ülkeyi satın alamayız.

- Ben onunla anlaştım bile. - Hayal aleminde yaşıyorsunuz.

Niçin bu hayali hep birlikte paylaşmıyoruz?

Eğer yarın buluşursak endişelerinizi yok edecek bir geziye çıkabiliriz.

Dostlarım, sizlere... El Dorado'yu sunuyorum!

Neyse ki Santa Anna'nın bu altının varlığından haberi yok.

Külçelerin üzerinde İspanya mühürü bulunuyor.

Durumu kavrayabiliyor musunuz?

İki gün sonra bu ülkeyi Santa Anna'dan satın almış olacağız.

Hem de kendi altınlarıyla.

- Bu insanları nereden buldunuz? - Nereden olsa bulurduk.

Dahiyane.

Bu bir madencilik işlemidir. Önce kazıyorduk, artık patlatıyoruz.

Yani, California'nın geleceği bu mudur?

Benim öngörüm bu, evet.

Buraya bakın. Doğrusu sizleri görmeyeli özlemişim!

Çakallar insan kılığına girmişler ve aramızda dolaşıyorlar.

Hoş geldiniz. Cehennemin dibine hoş geldiniz.

Bize, yitirilenler diyorlar, ama tamamen ortadan kaybolmadık.

- Sadece bizi bulamıyorlar. - Dur! Sen. Seni tanıyorum.

Elbette tanırsın ağaçkakan suratlı . Ben, Üç Parmak Jack.

Ve sizler de güzel giysiler içinde -

- güzel kokular sürünmüş, aşağılık katillersiniz.

Aldırmayın. Sıradan bir hırsızdır.

Sıradan olduğum doğru. Sizlerle mukayese edilemem.

Ben, altın ve para çalarım. Ama siz, insanların hayatlarını .

Hepinize lanet olsun! Atalarınıza da lanet olsun.

Ağaçkakan mı?

Gülünç bir durum mu var Yüzbaşı?

Tuhaf bir durum.

Bu adamı havada uçarken ikinci kez vuruyorum.

Don Alejandro! Sizinle yalnız görüşmeliyiz.

- Belki başka zaman. - Bugün. Ve yalnız.

İyi günler, Bernardo.

İyi günler, senorita.

- Sesiniz huzur veriyor. - Huysuz bir attır.

Evet, bunu anlıyorum.

Don Alejandro'ya ne zamandır hizmet ediyorsunuz?

Bir ömürdür onunlayım gibi geliyor. Bağışlayın efendim.

Önemli değil, Bernardo. Konuştuklarımızı bilmeyecek.

Don Alejandro kafamı karıştırıyor.

Bazen son derece kaba ve iddialı oluyor.

Ama bana bakışı ve benimle dans edişi...

Sanki iki farklı erkek gibi.

- Annenize çok benziyorsunuz. - Nereden biliyorsunuz?

Şey... Don Rafael'e benzediğiniz pek söylenemez.

Babam da annem gibi davranmamı istiyor.

- Çok düzenli bir kadınmış. - Onu böyle mi tanımlıyor?

- Evet. Ama ona inanmıyorum. - Daha çok sizin gibi olmalı .

Olabilir. Onu böyle bilmek isterdim.

Ninera'm bir keresinde, ölenler bizi dolunayda görebiliyorlar demişti.

Küçükken geceleri evden kaçıp atla Endülüs'te gezintiler yapardım.

Kim olduğumu anlaması için gökyüzüne el sallayıp dururdum.

- Anneniz neden ölmüş? - Benim doğumum sırasında.

Babam ondan pek bahsetmez. Sanırım ona acı veriyor.

Evet...

Sevdiğiniz birini kaybetmek nedir iyi bilirim.

Yıllar önce ben de kızımı kaybettim.

Sizi görünce aklıma hep babalığın nasıl bir duygu olduğu geliyor.

- Anneniz sizinle gurur duyuyordur. - Teşekkürler.

Bunu sormak zorundayım... Daha önce hiç karşılaştık mı?

Hayır, nereden çıkardınız bunu?

Çok tuhaf... Sesiniz hiç yabancı gelmiyor.

İspanya'da bulundum ama siz o zamanlar doğmamıştınız.

Anlıyorum. Her neyse, sesiniz çok güzel.

Teşekkürler.

- İyi günler, Bernardo. - İyi günler...

...Elena.

Compa Yerlilerinin düşmanlarını yediklerini biliyor muydunuz?

En çok da gözlerini severlermiş.

Olaylara düşmanın gözüyle bakabilmek çok değerlidir.

Ne kadar da kabayım. Bir içki alır mıydınız?

Hayır mı? Başka bir yılın mahsulü olsa?

Bence siz hastasınız.

Kavanozların içindeki kafalar ve eller canınızı sıktı galiba.

Evin bakıcısını kovmalısınız.

- Kim bu? - Bir düşman.

Yakında onunla aynı kaderi paylaşacak bir de kardeşi var.

Size iyi şanslar.

- Sağlığınıza. - Murrieta'nın kardeşi ol, olma...

Göründüğünden farklı olduğun belli.

Belki bir gün sizin gözünüzle nasıl göründüğümü görebilirim.

Çok güzel.

Fiyatı ne kadar bunun?

Annenizin anısına bir hediye olduğunu söylüyor.

- Annenizi çok severmiş. - Yanılıyor olmalı .

Annem yıllar önce İspanya'da öldü.

Sizin Esperanza ve Diego de la Vega'nın kızı olduğunuzu söylüyor.

Sizin dadınızmış. Beşiğinize çiçekler bağlarmış.

Üzgünüm ama bunu kabul edemem.

Alejandro...

Beni dinle. Madene giden yolu bulabilir misin?

Hayır.

Arabanın pencereleri kapalıydı .

- Yakınlarına bile güvenmiyor. - Ben de güvenmezdim.

Montero'nun çalışma odasındaki kasayı açmalısın.

- Planlarını öğrenmelisin. - Madendeki insanlar ölüyorlar.

Ama benim tek düşünebildiğim... Yüzbaşı ove.

Çok yakında istediğin şekilde karşına çıkacak.

- Kardeşimi özlüyorum. - Kardeşin öldü. Bir kenara bırak.

Nasıl?

Nefret duygularıyla yüklüyken benden beklenenleri nasıl yapabilirim?

Gizleyerek.

Bununla.

Santa Anna transferi yarından sonra yapmamıza ikna oldu.

Altını sekiz kilometre kuzeyde teslim etmemizi istiyor.

Madenden yeterince uzakta. Bence bir tehlike yok.

Kabul ettiğimizi söyle. İyi bir iş yaptın, uiz.

Bağımsız California Cumhuriyetinin şerefine.

Don Rafael!

Tepelere adam yolladın mı? Nöbetçi sayısını artırdın mı?

- Alt tarafı bir tek adam. - Sıradan bir adam değil. Zorro bu.

Madenden haberi olmalı . Yoksa buraya gelmezdi.

- Nasıl haberi olabilir... - Bunun bir önemi yok.

Santa Anna olanları öğrenirse hepimizi öldürtür.

Anlıyor musun?

O halde delilleri yok etmeliyiz. Patlayıcılarla madeni uçuralım.

- Peki ya işçiler? - Tüm delilleri yok etmeliyiz.

Bu belgeleri kasaya kilitle.

Muhafızlar!

- Şu çok bahsedilen Zorro. - Hayır. Şu Efsanevi Zorro.

Atın silahlarınızı ! Söyle şunlara.

Dediğini yapın.

İzninle.

Gelin. Durun.

Pencereye dönün.

Şimdi eğilin ve ayaklarınıza dokunun.

Eğilin dedi!

İzninizle Yüzbaşı ove. Teşekkürler.

Öldürün onu!

Günaydın, senor.

- Günaydın, senorita. - Geri ver onu.

Babamdan çaldığın her neyse, onu hemen bana vereceksin.

Hayır.

Gidin başımdan.

Size gerekli dersi vermek için zamanım yok.

Dört yaşımdan beri gerekli tüm dersleri aldım ben.

Fena değil.

Hiç fena değil.

İşimi zorlaştırıyorsunuz. Senorita...

Kımıldamayın.

- Pes ediyor musunuz? - Asla.

- Bağırabilirim. - Anlıyorum.

Bazen böyle etkilediğim olur.

İzninizle.

Hoşça kalın, senorita.

- Ne oldu? - Zorro'yla dövüştüm ve gitti.

- Onu tanıdın mı? - Hayır, ama genç ve güçlü biriydi.

- Çok güçlüydü baba. - Çok mu güçlü?

Evet.

Gidelim!

Hadi!

İşte. Vadi burası . Maden burada.

En fazla 25-30 muhafız var.

- Zorro üstesinden gelebilir. - Ben seninle gelmiyorum.

Ben seninle gelmiyorum.

Yapmam gereken bir şey var. Kişisel bir mesele.

- Peki ya mahkumlar? - Bundan fazlasını yapamam.

- Yapamaz mısın? - Onlara hayatımı verdim.

Karım gözümün önünde öldürüldü ve kızım düşmanımın elinde büyüdü.

Montero mu?

Elena...

- O senin kızın. - Benim kızımdı .

Demek, gidip intikam alacaksın.

Hayır, kızımı alacağım. Ona karşı olan duygularını saklamaya kalkma.

Bu doğru. Ama bana kişisel konuları bir kenara bırakmamı öğretmiştin.

- Bu bir yalan mıydı? - Bunu anlamak için çok gençsin.

Neyi anlamak için? İhaneti mi?

Onca çalışma, onca eğitim, onca güzel söz ne içindi?

Kardeşimin katilinin yüzüne kendi planın yürüsün diye mi güldüm ben?

Sana mücadelen için gerekli her şeyi öğrettim.

Artık yüreğimin sesini dinlemeliyim.

Hayatımda sadece Elena kaldı . Onu tekrar kaybedemem.

Peki ya California? Ya bu insanlar?

Onların Zorro'su var.

Bütün bölge kontrol altında. Eğer ortaya çıkacak olursa...

- Siz iyi misiniz? - Ordun savaşmaya hazır mı?

- Hayır efendim. - O halde iyi değilim.

Bu işi başarıyla bitirmemizi istediğinden bile emin değilim.

Atımın bile orduyu senden daha iyi yöneteceğine inanıyorum.

Onu bulacağımı söyledim. Mutlaka bulurum.

Seni arama zahmetinden kurtarayım. Hadi, davran silahına Yüzbaşı .

- Kimsin sen? - Seni çok önce uyarmıştım Rafael.

- Benden asla kurtulamazsın. - De la Vega.

- Rafael... - Dün gece gördüğüm sen değildin.

- Don Alejandro'ydu. - Evet.

Ama o maskeyi gururla takacak çok insan var.

Hiç fark etmez, artık gelişmeler durduramayacağın bir yola girdi.

Seni durdurmaya gelmedim. Elena'yı çağırt.

Çağırt hadi.

Yüzbaşı ... Kızımı buraya getir.

Kızımı getir dedim!

Bu anı nasıl hayal ettiğimi bilemezsin.

Gece gündüz, tam yirmi uzun yıl.

Öyle mi? Sen benim aklıma bile gelmedin.

- Ölürsem gerçek de benimle ölür. - Göreceğiz.

- Bernardo, ne yapıyorsun? - Söyle ona, Rafael.

- Neyi söylesin? - Gerçek babanın kim olduğunu.

Ne diyor bu adam?

Bu adam eskiden kızını kaybetmiş ve şimdi seni kızı sanıyor...

Annesinin nasıl öldüğünü anlat.

Senin kızın artık yok de la Vega. Benim kızımı da alamazsın.

De la Vega mı ..?

Kasabadaki kadın da bana...

Diego de la Vega mı?

Baba?

Adı tamamen bir benzerlik.

Dadımın beşiğime bir şeyler astığını söylemişlerdi.

Evet, hep taze çiçekler asardı .

Hayır!

Esperanza'nın öldüğü gece aramızda başlayanları gel şimdi bitirelim.

At kılıcını , yoksa seni vurdurmak zorunda kalacağım.

Bunu kızımın huzurunda da yaparım.

ütfen.

Çiçek asardı . eylak çiçeği.

Rafael...

Artık biliyor.

Su getir!

Kilitleyin şunları !

Fitiller yanıyor. Acele edin.

Gidelim!

Burada bekleyin!

Arabayı koruyun. Dikkatli olun.

- De la Vega. - Rafael.

Bir tek sorum var.

Öyle mi? Neymiş?

Parçalarını teşhir etmem hoşuna gider mi?

- Artık seni öldürebilirim. - Hayır!

At kılıcını . At dedim.

Kızımı öldürebileceğime gerçekten inandın mı?

Beni özledin mi?

Elena! Onları dışarı çıkart!

- ''M''... Murrieta için. - İki kardeş. Biri ölü.

İyi gidiyorsun. Kardeşin olsaydı çoktan pes ederdi.

Alejandro.

- Bitti mi? - Evet Don Diego. Bitti.

Zorro için bitmez. Başka zamanlarda başka mücadeleler olacaktır.

Bu artık senin kaderin.

Güzel Elena'm benim...

Dünya tuhaf bir yer.

- Seni tekrar kaybediyorum. - Beni asla kaybetmeyeceksin...

Baba.

Annene çok benziyorsun.

Aynı gözler.

Aynı ağız.

Aynı ruh.

Alejandro...

...Elena.

Olan olmuştu. Şimşekler gökleri yardı.

Yıldırımlar her yeri sarstı. Sonra sessizlik hakim oldu.

Zorro olarak bilinen büyük savaşçı ölmüştü.

Ülkenin insanları onun için büyük bir cenaze töreni düzenlediler.

Cesur kahramanlarıyla vedalaşmak için çok uzaklardan geldiler.

Merak etme küçük Joaquin. Büyük iyilikler hatırlandığı sürece, -

- büyükbaban da yaşayacak. Çünkü her zaman bir Zorro olmalı .

Ve bir gün ihtiyaç duyarsak, onu yine karşımızda göreceğiz.

Tornado'ya binip rüzgar gibi uçacak. Kılıcı gün ışığında parlayacak.

Atlayacak, sıçrayacak... Aslanlar, kaplanlar gibi dövüşecek!

Dövüşürken...

...çok dikkatli olacak.

Sence bir bebek böyle mi uyutulmalı?

İyi uykular oğlum.

Rüyamda Zorro'yu göreceğim.

Onu hangi yüzüyle görmeliyim?

Onun çok farklı yüzleri oldu ama, seni daima çok sevdi.

Böyle bir erkek reddedilir mi?

- Sence nerede olabilir? - Zorro her yerde olabilir.

Ağlama hayatım.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.