All language subtitles for Ariza 1

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[rüzgar sesi] \N \N \N \N \N \N \N \N \N \N

[gerilim müziği]

[gök gürültüsü]

[Ali Rıza dış ses] Derler ki "İntikam almak isteyen iki mezar kazsın.

Biri düşmanı, diğeri kendi için."

[Ali Rıza dış ses] Yüreğime bu ateş düşene kadar

kendi halimde bir taksi şoförüydüm.

[Ali Rıza dış ses] Benim canımı öyle bir yaktılar ki

bütün İstanbul'u bir mezara sığdırsam

yine de yüreğim soğumaz.

[hareketli aksiyon müziği]

[erkek] Ah!

[efor sesleri]

[erkek] Ah! Ah!

[erkek] Ah!

[hareketli müzik]

[Fiko inler]

Ah!

[nefesler]

[Ali Rıza dış ses] Benim adım Ali Rıza.

[Ali Rıza dış ses] Birazdan memleketin en büyük mafya babalarından birinin

oğlunu öldüreceğim.

[jenerik müziği]

[hafif müzik] \N \N \N \N \N \N \N \N \N \N

Günaydın.

-[güler] -Döktürmüşsün yine.

Günaydın benim aslan oğlum. Yakışıklı oğlum benim. Günaydın.

Azıcık daha uyusaydın ya.

Bak, dün gece yine çok geç geldin oğlum.

-Aldım uykumu anacığım. -Bak,

sana ne diyeceğim? Şimdi bu düğün telaşı bittikten sonra

birazcık da damat bey seni dinlendirecek.

Hımm.

Anneciğim, yeni evli insan işe gönderilir mi?

Oğlum olur mu öyle şey?

Bak, on gündür gece gündüz çalışıyorsun.

Birazcık da o senin yükünü...

Mert, ne demek yandı teskere?

Nasıl gelemiyorsun ya? Yandı yani.

[Ali Rıza] Gelemiyor musun düğüne?

-Ne diyeceğim şimdi ben Nihan'a? -Abi, ne olmuş?

-Al kendin söyle, al kendin söyle. -Ver.

Ne yaptın yine? He?

Yine ne yaptın Mert?

Alo? Mert?

-Günaydın. -Abi, bu yapılır mı?

-Aklımı aldın ya. -Günaydın.

[Rukiye güler]

Çok kötüsün.

-Oy, uyan. -[duygusal piyano müziği]

-[Ali Rıza] Abisinin kuzusu. -[Nihan] Çok kötüsün ya.

Alayım telefonu.

Günaydın anneciğim. [öper]

-[Rukiye] Benim güzel kızım. -[zil çalar]

[Rukiye] Gelin olacaksın bu kadar uyunur mu?

Ben bakarım.

-Günaydın! -Hoş geldiniz ablacığım. Gel.

-Al canım şunları. -Günaydın. Gel.

-Uyandılar, değil mi? -Uyandılar, uyandılar.

-Geç. -Aynen canım, aynen, gördüm.

Paylaşmış.

-Sana da günaydın dayıcığım. -[Aslı] Günaydın dayıcığım.

[hafif hareketli müzik]

-[Emine] Günaydın. -Günaydın yavrum. Hoş geldin.

-Hoş geldin. Ne yaptın? Aldın mı? -Aldım, aldım.

Dur. Göstereceğim.

-Dur. Dur. -Bu, değil mi?

Kızım ben makine dikimi dedim.

Bunu tek tek nasıl dikeceğiz?

Yarına yetişmez ki.

Tamam. Bir çay içeyim, hemen gider değiştiririm.

Anne ben çıktım.

Oğlum, bir şey yemeden mi çıkıyorsun? Kahvaltı yapalım.

Osman abi gelecek durağa, hesap görmeye. Bekletmeyeyim adamı.

Tamam. Dur, birazcık bekle.

Bitti mi gelinlik? Ne oldu?

Annem dün gece bitirdi abla. O kadar güzel oldu ki!

Kahvaltıdan sonra giyersin, bir bakarım.

-Bak, bir şuna bak. -Çok güzel.

Gelin fotoğrafı, damat fotoğrafı, bir de çocuk yaparsınız.

Ya...

-[Nihan] Çok güzel. -Ay çok güzel

-[Emine] Nereden aldın bunu? Çok güzelmiş. -[Nihan] Bir de esas şuna bayılacaksın.

Bak, bak.

Bu ne Rukiye Sultan?

Fatih'e söz vermiştim.

Mert'in tezkeresini alınca yapacağım diye.

Durağa götür de yesin çocuklar.

-Yalnız bu evlat ayırmak, söyleyeyim. -Aa, o ne biçim laf öyle?

Ben 15 ay komando olarak yaptım. Genelkurmay bile plaket verdi bana,

şerefime bu evden böyle bir tepsi çıkmadı.

Yani oğlun terlikle askerlik yapıyor, döktürmüşsün Rukiye Sultan.

Sen de terlikle yapsaydın.

Anneni elinde Yasin'le uykusuz bırakmasaydın,

sana da yapardım evladım.

-Ellerine sağlık. -[Nihan] Abi.

Mert'in uçağı kaçta inecek?

10'da iniyor. 11 gibi burada oluruz abiciğim.

-[Nihan] Tamam abi. -Hadi görüşürüz.

Ben abinizi yolcu edeyim.

-Kahvaltınızı yapın hadi, geliyorum. -Tamam anne.

-Bir göstereceğim esas, dur. Burada. -Bunun rengi çok güzel.

-Koluna taktın, sabahtan beri arıyorum. -Ne o?

-Murat abi, nasılsın? -[Murat] Günaydın. Nasılsın?

İyi vallahi. Kolay gelsin.

Al bunları. Hasan abilerle kahvaltı yaparsın.

-Eyvallah abi. Sağ ol. Sağ ol. -Afiyet olsun.

-[anlaşılmayan konuşmalar] -[Ali Rıza] Günaydın.

-[Zafer] Günaydın Ali Rıza. -Zafer abi.

-Kolay gelsin. Oo Ramço. -Ali Rıza abi günaydın.

-Nasıl geçti akşam? -Abi, Allah bin bereket versin.

-Bayağı hararetliydi. -He?

Mesai bitimi abi arabayı yıkadım.

-Araba oldu çiçek. -Oh güzel.

Abi, börek de mis gibi kokuyor, Rukiye ana da yapmış

yine analığını vallahi. Konuşturmuş.

Al hadi al. Al bir tane.

Abi demin kahvaltı yaptım ama bu böreğe de

-hayır demem. -Tabii yapmışsındır.

-Tabii tabii toksundur sen zaten. -Buna da hayır diyene Allah bin kere

-çarpar abi. Eyvallah. -Tabii toksundur. Tabii tabii.

Pis boğaz seni.

A güzel kardeşlerim, alalım o masanın üstünü.

O bacakları, tabureleri falan

Yine sandalyeleri de o şeyin altına koyalım, ağacın altına.

Hasan abi günaydın.

Günaydın aslanım. Hoş geldin.

Hoş bulduk.

Ya ben akşama tente diyordum ama

lüzum kalmayacak herhalde ya. Zaten serin, açık hava.

Hem o ağaçlara zarar veririz. Canlarına değer, hiç lüzum yok ya.

Hayırdır Hasan abi?

Ya bir abimiz mahallenin fakirini, fukarasını, ölmüşlerinin canına

bir yemek verecek de onun hazırlıkları.

-Mahalleden mi? Tanıdığımız biri mi? -Yok.

Mahalleden değil. Eskilerden. Gençlikten.

[eko] Ceza evinden.

Memleketten Yahya Reis'in hürmetleri var abi.

İki yeğenini göndermiş. İstanbul'da iş kuracaklarmış.

[sakin piyano müziği]

Yahya bizim emekli olduğumuzu duymamış mı?

Duymuş ama inanmamış abi.

Rıfkı'ya yönlendir.

Tembihle, harcanacakları bir yere koymasın.

[erkek] Tamam.

Kaçta iniyor Halide'nin uçağı?

Doktor arkadaşı bekliyorum Deryacığım, o gelince çıkacağım.

Vakit var daha, merak etme.

Hem zaten valiz de vermeyeceğim.

Alt tarafı kaç gün Derya, ne getireceğim yanımda gelirken?

Vallahi onu bilmem de istersen buraların otlu peyniri meşhur

gelirken sana bir teneke getireyim.

-Hocam, trafik kazası. -Derya, kapatıyorum.

[kadının inlemeleri]

Geçmiş olsun. Adın ne?

-Nazlı. Nazlı, doktor hanım. -Amcacığım, siz dışarıda bekleyin.

-Bak bana. Bak bana, adın ne? -Nazlı.

Tamam Nazlı, tamam, korkma. Korkma, sakin ol.

İyi olacaksın. Merak etme. Al içeri, al hemen.

-Al, dikkat et, dikkat et. -[gerilim müziği]

Tamam Nazlı.

Tamam sakin ol. Siz çıkın artık.

Tamam Nazlıcığım, sakin ol.

Kaç yaşındasın Nazlı?

-19. -Okuyor musun?

-Hangi bölüm. -Bacağım çok acıyor.

Ben ayaklarını tutacağım. Sen de kendine doğru çekeceksin, tamam mı?

Bir, iki üç. Çek bakalım.

-[Nazlı bağırır] -Tamam.

Buralı mısın Nazlı yoksa tatile mi geldin? Makası ver.

Tatile geldim.

[gerilim müziği]

[Nazlı] Çok mu kötü?

Doktor hanım, bacağım!

Hayır Nazlıcığım, kötü değil. Zeliha ambulansı ara,

-fakülteye naklini yaptıralım. -Tamam hocam.

[Nazlı inler]

Hocam?

Ambulans geliyor.

Tamam, sen iğneyi hazırla.

Beyler bu ne sessizlik ya?

Fiko, açsana şu geçenki şarkıyı.

Aç aç, bir havamızı bulalım.

Beyimiz dünyaya döndü.

[Burak] Aç aç o şarkıyı aç.

Hah bu şarkı.

-Ver müziği. -[erkek] Şöyle bir oturun bakalım.

İki laf edelim.

["Şemsi Yastıman - "Uzaylılar Hoş geldiniz" çalar]

♪ Hangi rüzgar attı sizi? ♪

♪ Uzaylılar hoş geldiniz ♪

♪ Kurcalardı zihnimizi Uzaylılar hoş geldiniz ♪

♪ Sizi gördük sevindik çok Karnınız aç mı yoksa tok? ♪

♪ Atmosferde ne var ne yok Uzaylılar hoş geldiniz ♪

♪ Uyruğunuz hangi fasıl? Urbanız bu mudur asıl? ♪

♪ Güneşle aranız nasıl? Uzaylılar hoş geldiniz ♪

♪ Merih mi Ay mı iliniz? Hangi lisandan diliniz? ♪

♪ Sizin de çok mu deliniz? Uzaylılar hoş geldiniz ♪

♪ Sizin ora kış mı kar mı? Bütçeniz geniş mi dar mı? ♪

♪ Petrol sıkıntınız var mı? Uzaylılar hoş geldiniz ♪

♪ Sizi gördük sevindik çok Karnınız aç mı yoksa tok? ♪

♪ Atmosferde ne var ne yok Uzaylılar hoş geldiniz ♪

[şarkı biter]

Housekeeping.

-[Ender] Hah, Burak Bey. -Ender Bey.

-Burak Bey. -Ender Bey.

Bir yanlış anlaşılma oldu Burak Bey.

-Ne oldu? -Ben daha önce sizi tam anlayamadım

Burak Bey, bir müsaade ederseniz.

Cık cık. Ne oldu, niye bu kadar tedirgin bu?

Ben biliyorum onun derdini?

Buyurun Burak Bey.

Ha sen bu yazıyı diyorsun.

Trader Ender.

52 bin takipçi. Güzel.

-Hiç fena değil. -Güzel.

Bu dönemde güzel takipçi kasmışsın.

Ne yazmış?

Ne günlere kaldık?

Bugün ofise gangster kılıklı bir serseri geldi.

-[gerilim müziği] -Serseri...

-Vay. -Cık cık cık.

Şu kağıtları satacaksın diye

manipülasyon yapmam için

beni alenen tehdit ediyor.

Ünlem.

Bunlar memlekette polis, savcı yok

zannediyorlar herhalde

nokta.

79 beğeni.

Bu kadar yanlış bir yazıya

bu kadar beğeni... Ender Bey.

Trader Ender.

Ama sen bize biraz haksızlık ediyorsun.

Sen şu etrafına bir bak bakayım.

Sence biz polisin, savcının farkında değil miyiz?

Ne isterseniz yaparım. Çok para kazandırırım size.

İstemediğiniz kadar para kazandırırım.

Ya ben en çok neye bozuldum biliyor musunuz?

"Serseri" kelimesine mi abi?

Evet, serseri de çok hoş değil yani,

böyle baby face insanlara serseri demeniz

çok ayıp. Ne bileyim, mafya de.

Kabadayı de.

Hadi biz genciz, bitirim de.

Tamam serseri de de. Ben serseriye tamamım bu arada. Sen serseriye mi bozuldun?

-Yani. -Serseri bende tamam ama

gangster ne lan?

Gangster ne oğlum?

He's fake American.

Memlekete yeni döndüm ben.

Kim kimdir bilmiyorum. Sizin kim olduğunuzu bilseydim

hiç öyle yapar mıydım? 20 yıl Amerika'da yaşadım ben.

Ee ağırlayalım o zaman seni.

Emreciğim biz elimiz boş geldik ya. He?

[Ender'in nefes sesleri]

Oooo!

Güzel denk geldi.

Trader Ender.

Naçizane hediyemiz.

[Ender'in nefes sesleri]

Hayır hayır, orası değil. Bistroları sola kaydırın.

Tam milimetrik istiyorum.

Çiçekler masaların tam ortasında.

-Müzisyenler burada olacak. -[kadın] Peki.

Biraz hızlı olabilir misiniz?

-Canım ilaçlarını aldın mı? -[sakin piyano müziği]

Aldım.

[telefon çalar]

-[Fuat] Söyle oğlum. -Baba.

Bilgisayarın başında şimdi.

Oturdu, harıl harıl satıyor.

Toplamak için dip yapmasını beklemeyin.

Herkes üşüşmesin kağıdın başına.

Sen hiç merak etme.

[Fuat] Abin dün gece eve gelmedi yine.

Telefonuna da cevap vermiyor.

Yanımda baba, burada.

Mesaideyiz diye telefonu kıstı herhalde. Bir şey söyleyeceksen ben ileteyim.

-Zamanında gelin yeter. -[Burak] Tamam baba.

Ah abi ah.

Ah!

Ender Bey.

Tanıştığımıza memnun oldum.

Ama kusura bakmayın, benim çıkmam gerekiyor. Acil bir işim çıktı.

Fiko burası sende.

Topla ortalığı.

Mmm.

[Hasan güler]

-Mmm. -Yavaş yavaş. Boğulacaksın yahu.

Şiir gibi. Yemin ederim şiir gibi abi. Bu nedir ya?

Ulan senin hayatın boyunca kaç tane şiir okumuşluğun var da şiir gibi şiir...

Öyle deme abi, şiirden anlamaz ama kardeşim börekten anlar.

Anlarım tabii abi.

-Maşallah. -Güzel olmuş mu?

Harika olmuş. Rukiye annemin ellerine sağlık vallaha.

Oo damat bey, gel, gel. Tam zamanında geldin.

Kaynanan seviyormuş diyeceğim ama

İğneci Rukiye annenin sevgisi biraz haşin olur.

[gülerler]

[Hasan] Hoş geldin Ferit.

N'aber Ferit?

[duygusal müzik]

Ferit hayırdır?

İyi değil abi.

Ne oldu oğlum? Anlatsana.

-Tuttuğumuz salon var ya. -Ee?

Kaçak elektrik kullanıyorlarmış. Dün gece yangın çıkmış.

Hayda!

Bittim ben ya. Anlayacağınız şu an bittim yani.

Şşş, tamam.

Tamam oğlum, karartma kendini.

Buluruz bir salon, yaparız düğünümüzü.

-Tabii canım. -Sorun yok.

Nereden bulacağız abi yarına kadar ya?

Şimdi her yer doludur. Düğün mevsimi.

Bu kadar insana davetiye gitti.

Şimdi ben ne diyeceğim Nihan'a? Rukiye anneye ne söyleyeceğim?

Senin yüzüne nasıl bakacağım ben?

Nihan'ı boş ver oğlum.

Asıl Rukiye anneye ne diyeceksin? Çok kızacak vallahi ha.

-Şşş alo! -Yavaş.

Hallolur ya. Hallolur. Hallolur, hallolur.

Tamam, toparlan. İptal olacak değil ya.

Yapacağız düğününüzü.

Düşünelim bakalım.

Burada yapalım.

Aynı düzeneği kurarız.

Masalar böyle, sandalyeler böyle bak. Düşün.

Takarız ampullerimizi, dizeriz, bezeriz,

süsleriz, yaparız düğünümüzü burada ya.

Vallaha mı diyorsun ya?

[Hasan] Vallaha diyorum.

İzin falan almak gerekir Hasan abi.

Alırız aslanım. Mahalle bizim mahallemiz değil mi?

Zabıtadan da izin alırız, belediyeden de alırız.

gerekirse çıkar validen izin alırım ben.

Yaparız düğünümüzü.

[Fatih] Açık hava daha iyi olur abi. Öyle baksana.

Mis gibi de esiyor, püfür püfür. Allah.

Şşş. Salon zaten beni basıyor

Basılıyorum ben ya.

Abi masayı, sandalyeyi nereden ayarlarız?

Orası kolay. Ben bizim vakfın kültür merkezinden ayarlarım.

Annemle Nihan'a da soralım. Tamam derlerse yapalım abi.

Tamam, ben gidip soruyorum o zaman.

Tamam, gel, gel. Çayını iç, gel.

Abi ben söylemeden benim içim rahat etmez. Gideyim, söyleyeyim.

[Fatih] Koş, koş. Koş Ferit, koş! Heyecana bak ya.

-Elleme gitsin, gitsin. -Deli oğlan.

Hasan abi çok güzel olacak, biliyorsun değil mi?

Olacak aslanım.

Olacak abi.

Çok güzel olacak.

Abi.

Günaydın.

[ıslık çalar]

Murat Ersoylu.

Uyanma vakti.

Giriyorum bak. Ha?

Kalabalık mıyız?

Girdim.

Bir günde şaşırt beni be.

Abi.

[duygusal müzik]

Ulan Burak.

Günaydın.

Beni seni var ya...

Ne istiyorsunuz benden ya?

Ne mi istiyoruz?

Ne istiyoruz öyle mi abi?

Bak ben istediğim şey söyleyeyim.

O kadar işimin gücümün arasında

abime abilik yapmak istemiyorum abi.

Senin yüzünden babama yalan söylemek istemiyorum artık.

Ya bir kere de düzgün dur abi ya.

Ya mecbur muyum ben senin peşinden koşmaya?

Adam orada Haşmet Gürkan'a davet veriyor, bizim şu halimize bak.

Sen niye içiyorsun bu kadar ya?

-Ne istiyorsun, ne oldu? -Asıl siz ne istiyorsunuz?

-Siz ne istiyorsunuz? -[gerilim müziği]

Bu akşamki parti için içiyor olabilir miyim acaba?

Ha Burak?

Asıl sen nasıl böyle durabiliyorsun?

Burada bekliyorum.

Burada duş al. Zamanımız olmayacak.

Hem benim için özel bir gün.

Halide geliyor.

[duygusal müzik]

Ayyüce Hanım, kızınız en sevdiğiniz şarkıyı söylüyor.

Düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Sesini benden almış, onun için çok güzel söylüyor.

[telefondan gelen müzik sesi]

♪ Benden çok, benden çok mu sevdin ♪

♪ Ah Allahım ♪

♪ Benden çok, benden çok mı sevdin? ♪

[telefondan şarkı çalar]

[duygusal müzik]

Adamın düğünü var, üç beş gün daha idare ederim demiyor. Pinti herif.

Ya kardeş,

senin işin gücün yok mu Allah'ını seversen ya? Durmuşsun burada bıdı bıdı yapıyorsun.

Tamam sustum abi, sustum abi, sustum.

Merhaba.

-Merhaba avukat hanım. Hoş geldiniz. -[Hasan] Merhaba.

-[erkek] Tamam, değil mi? -Sıra bende. Öndeki araba. Buyurun.

Ee, Fatih,

bizim seninle bir işimiz var ya.

Bugün avukat hanım kızımızı Ali Rıza bıraksın. Ali Rıza.

Sen bırakıver Füsun hanım kızımızı.

Bizim Fatih'le bir işimiz var.

Tabii abi.

Görüşürüz o zaman.

-İyi işler. Hayırlı işler. -Naber Füsun?

İyiyim, sen?

İyi. Büroya mı?

Yok, adliyeye.

Hasan abi, sen de bir tuhafsın ya.

Biraz önce senin işin gücün yok mu demiyor muydun?

Ee baktım işin yok Fatih, sana iş çıkardım.

Ee, düğüne de bir şey kalmadı.

Sen hazır mısın?

Fiziksel olarak soruyorsan hazırım.

Ama duygusal olarak soruyorsan onu ben de bilmiyorum.

Nihan olmayınca evin tadı tuzu kalmayacak gibime geliyor.

Sen o yüzden Ferit'e vermişsindir zaten kardeşini.

Kız senden fazla uzağa gitmesin diye.

Bak, hiç böyle düşünmemiştim.

Ama Ferit'le evlenmek istemeleri işime gelmedi değil.

En azından gözümün önünde olacak.

Bugün ne davası var?

Alacak verecek.

Allah kolaylık versin, sana da alacaklılara da.

Karşındakilere daha da kolaylık versin.

İnşallah.

Şimdi kardeşini okuttun,

evlendirdin, ee diğeri de askerden geliyor.

Sırada ne var çok merak ediyorum.

Vallahi kısmetse

arabanın jantlarını değiştireceğim

sonra diferansiyelden ses geliyor, onu yaptıracağım.

-Şimdilik hayat planlarım bunlar. -[Füsun güler] Ya...

Deli ya.

Vallahi şaka bir yana,

şimdiye kadar kendim için hiç plan yapmadım ben Füsun.

Hani hayat beni nereye sürükleyecek ben de merak ediyorum.

Ben sana bu konuda yardımcı olabilirim.

Yani istersen plan yapma konusunda ben sana yardımcı olabilirim.

[duygusal müzik]

[boğazını temizler]

Ferit, trafikteyim.

Hah süper. Hasan abiye söyle, izin işini halletsin hemen.

[ortamdaki konuşmalar]

[gerilim müziği]

[ortamdaki konuşmalar]

Ben sürpriz yapacaktım.

Kim haber verdi? Hı?

Derya, değil mi?

[duygusal müzik]

Yani şimdi ben Ziverbey'de,

Serencebey'de konuşmamışım

şimdi sen o güzel yüzünü döküp

beni bu yaştan sonra müzelere iteceksin öyle mi?

Doğum günün kutlu olsun baba.

[güler]

-Hoş geldin. -Hoş bulduk abi.

-[kapıyı tıklatır] -Geldi mi?

Daha değil ama gelmek üzereler.

-Bu mu, bu mu? -Tabii ki siyah.

Bunun şeyi olmuyor Şaboş. Şuna bir şey yapsana.

Sakinleşsen mi acaba?

-Gayet güzel oldu. -Terledim, terledim.

-Ütüsü gitti gömleğin. -İyisin. İyisin.

Karar verdin mi?

Konuşacak mısın bugün?

-[duygusal müzik] -Vay. Vay. Vay.

Yani bence kesin kabul edecek.

Onun için yaptığın bu hazırlığı görünce hayır demesine imkan yok.

Bence yine de sen fazla ümitlenme.

Murat.

[Burak] Teşekkür ederim abi ya.

Abilerin güzeli.

Abilerin bir tanesi. Bak, kardeşine nasıl moral veriyor, değil mi?

Ben senin iyiliğin için söylüyorum oğlum.

Sonra daha çok moralin bozulacak.

[duygusal müzik devam eder]

Hoş geldin Ali Rıza abi. Müdürüm odasında değil, sergi salonunda.

Tamam. Eyvallah.

Sevkiyatı...

Bir de şunlar var.

Eserlerin tamamı bunlar.

Muzaffer amca.

[güler] Ali Rıza.

Nasılsın? Evdekiler nasıl?

İyiyiz, her şey yolunda Muzaffer amcacığım.

[Muzaffer] İyi. İyi.

Metin, Ali Rıza benim yeğenim gibidir.

Babası abimden ileriydi.

-Habersiz geldim, kusura bakma. -Olsun, iyi yaptın. İyi ki geldin.

-İyi yaptın. -Efendim, ee...

Gösterdiklerimle ilgili.

Eserler kritik öneme haiz olduklarından

benim görüşüm bir yazı yazıp müdahale etmekten yana.

Tamam. Sen gerekeni yap.

-Ben takip edeceğim. -Teşekkür ederim.

-İyi günler. -İyi günler.

Ee, söyle bakalım hangi rüzgar attı seni buraya.

Bir konuda yardımına ihtiyacım var.

Yarın kardeşim evleniyor biliyorsun.

Tam bizim oradaki meydanda yapacağız.

Taksi durağının orada.

Masa, sandalye ayarlamam lazım.

Diyorum ki derneğin kültür merkezinden ödünç alabilir miyiz?

Yalnız Ali Rıza bir şartla.

Düğünde lezginka oynarsan.

[gülerler]

[huzurlu müzik]

[ortamdaki konuşmalar]

[Fuat] Değerli misafirler, hepiniz hoş geldiniz.

[alkış sesleri]

Babam benim okumamı çok isterdi.

O yüzden beni abilerimden ayırır

işlerine bulaşmamı istemezdi.

-[duygusal müzik] -Lakin

17 yaşında

abilerimle birlikte bu dünyadan göçüp gittiklerinde

beni çok zor durumda bıraktı.

Sonra akbabalar üşüşmeye başladı.

Babamın çalışıp didinip kazandığı ne varsa

alıp götürdüler.

Derken kapı çaldı.

Kapıda dağ gibi bir adam.

"Evlat", dedi.

"Rahmetli baban benim hem ortağımdı,

hem dostum hem de abim."

"Bundan sonra siz bana emanetsiniz." dedi.

Ah demez olaydı.

"Günü geldi,

senin artık yuva kurman lazım", dedi.

Rahmetli ilk eşim, sevgili oğullarım

Burak ve Murat'ın anneleriyle

beni o evlendirdi.

Günü geldi,

sen dedi piştin artık.

İşlerin başına geçmelisin dedi.

Koltuğunu bana bıraktı.

Karakterimi, şahsiyetimi

ve hatta belki de varlığımı

bugün 61 yaşına basan bu koca çınara borçluyum.

Kadehlerimizi onun sağlığına kaldıralım.

İyi ki doğdun abi.

Varlığına bin şükür.

-[hafif müzik] -[ortamdaki sesler]

[kadın] Görüşürüz o zaman.

[Derya] O çirkin gözlerini senden alamadı. -[Halide] Sorma, fark ettim.

Babacığım.

Teşekkür ederim.

Ee doktor hanım, izin ne kadar?

Pazar günü dönüyorum Fuat amca.

O kadar çabuk mu? Yani ne bileyim bir 15 gün kalsaydın.

Baban özlemiştir seni.

Değil mi Haşmet Bey.

Evlat bu, özlenmez mi?

Ama bizim için önemli olan onun mutluluğu.

Orada vazife yapmaktan mutluysa gerisi teferruat.

Niye?

İstanbul'da görev yapacağı hastane yok mu?

-Teyze. -[Melek] Ne var bunda kızım?

Bizde özlüyoruz seni.

Teyzeciğim,

ben tedavi ihtiyacı olan ama imkanı olmayan insanlara yardım etmeyi seviyorum.

Bundan da son derece memnunum.

Müsaadenizle.

Babacığım.

Ee sen niye burada böyle tek başına oturuyorsun?

O masa bana ağır geliyor.

Daralıyorum orada.

Ben bir şey içmeyecek miyim? Bana bir şey ısmarlamıyor musun?

Bakar mısın?

[erkek] Buyurun efendim.

Doktor hanıma bir kola getirir misin?

-[erkek] Tabii. -Kola?

Zamanında çok kolanızı içmiş biri olabilirim Murat abi ama

doktor hanım diye hitap etmenizden de anlaşılacağı üzere artık büyüdüm.

-Tamam, ne ısmarlayayım? -Soda olur.

[güler]

-[Murat] Kola kalsın. Soda getir. -Sen beni dinliyor musun ya?

[erkek] Tamamdır.

Ee?

Ben bir lavaboya gideyim.

Sen kaçıyor musun benden?

[Burak] Halide.

Biraz vaktin var mı? Sana bir şey göstermek istiyorum.

Tabii.

Bak, bu fotoğraftan sonra dışarıda, işte bu.

Bu dışarıdan görüyoruz. Bu.

Bu arka cephesi

rengini aldanma, tamamen değiştireceğim.

Burası koridoru. Böyle dar değil, ferah.

Odaları gibi. Heh, odalarımız da bunlar.

-Nasıl? -İyi.

İyi de yani ben bu fotoğraflara niye bakıyorum? Açıklamayacak mısın?

Ben bu hastaneyi satın aldım.

Artık sağlık işine giriyorum.

Hayırdır, tıbbi malzeme kaçakçılığına mı başladın?

Ya dalga geçme. Ben ciddiyim.

Her yerde açacağım. Ankara'da, İzmir'de, aklına neresi geliyorsa.

İyi, iyi, hayırlı olsun da benden ne istiyorsun?

-Ortağım olmanı istiyorum. -[sakin müzik]

Bu sağlık kurumunun başına geçmeni istiyorum.

Ya Burak,

gerçekten çok teşekkür ederim, ya bu çok büyük ve güzel bir şey.

Ama ben yöneticilikten anlamam ki

doktorum ben yani, idareci değil

Ya Halide bak,

seni anlıyorum.

Bu iş tamamen yasal.

Bizim o diğer konsorsiyumdaki

işlerle bir ilgisi yok.

Bu şahsi bir yatırım.

Ya ben aylardır babamı ikna etmeye çalışıyorum bu işe girebilmek için.

Bu benim kişisel yatırımım.

Özel.

Senin için.

[gerilim müziği]

Anlamadım.

Bu şehirde kalmanı istiyorum Halide.

Burada yaşamanı, burada çalışmanı.

Ortağım olmanı, yanımda kalmanı istiyorum.

Ve hatta...

Burak.

Burak izin verirsen ben sana önce bir

kendi durumumu açıklayayım, olur mu?

Tabii.

[gerilim müziği]

Ben bu şatafatlı dünyada yer almak istemiyorum.

Özel hastanede çalışmak istemiyorum.

İdarecilik yapmak da istemiyorum.

Bunlar benim sevip mutlu olabildiğim şeyler değil

Burak, ben seni de kırmak istemiyorum.

Ama söyleyeceğini tahmin ettiğim

şeyi hiç istemiyorum.

O yüzden bu konuşmayı hiç yapılmamış kabul edelim.

Olur mu? Lütfen.

[telefon çalar]

Efendim anneciğim.

Ali Rıza ne taraftasın? Sofra hazır oğlum.

Anne şimdi bir yolcumu bıraktım. Uzaklardayım. Ben burada atıştırırım.

Oğlum öğlende eve gelmedin, bari akşamı geçiştirme.

Bugün Mert geliyor diye zaten erken paydos edeceğim. Ona kadar çalışırım anne.

İyi. Peki. Alınca haber ver, olur mu?

Hadi. Hayırlı kazançların olsun evladım.

Sağ ol anacağım.

-Abi kolay gelsin. -Sağ olasın. Hoş geldin.

-Bana bir yarım yapar mısın? -Tabii efendim.

Neredeyse evlenme teklif edecekti, ben son anda durdurdum.

Ya hayır, anlamıyorum, ne var yani?

Yakışıklı, zengin, güçlü. Daha ne istiyorsun?

Deryacığım, benim bu çevreden kimseyle işim olmaz.

Hele ki Burak Ersoylu'yla.

Halide farkında mısın bilmiyorum ama sen Haşmet Gürkan'ın kızısın

senin sıradan insanlarla olmana imkan yok.

Mesela o Orkun vardı, doktor olan. Sana ölüyordu, bitiyordu ama

veda bile etmeden tayin aldırıp kaçtı.

[gerilim müziği]

Senin ben yaptığın işin... Salak.

Senin ben yaptığın işin...

Yaptığın işin...

Oğlum, oğlum, yeter! Yeter artık! Yeter, bir dur.

İyice takıntı yaptın sen bu işi ya.

-Bırak oğlum bu işin peşini. -Ne takıntısı ya?

Ne takıntısı abi?

Seviyorum diyorum, seviyorum. Aşığım diyorum, aşık.

-Cebinde mi hâlâ ha? -Dur, tamam, abi.

-Abi. -Dur.

Madem takıntı değil bunu niye saklıyorsun hâlâ?

Oğlum böyle aşk mı olur lan?

Babamı ikna edip bilmem kaç milyon dolara hastane satın aldırıyorsun.

Seviyorsan git çiçek al, hastane almak ne lan?

Hadi bunu anladık diyelim,

memleketin öbür ucuna bir adam yolluyorsun

kızı adım adım takip ettiriyorsun.

Doktorun biri sırf kızdan hoşlandı diye

herifi dağa kaldırıp tehdit ediyorsun.

Eşkıya mısın oğlum sen?

Aralarında hiçbir şey yok.

-Herifi dağa kaldırıyorsun... -Sen kendini ne zannediyorsun ha?

-Sen kendini ne zannediyorsun? -Halide.

-Halide. -Sen karışma!

Sen kim oluyorsun da benim peşime adam taktırıp takip ettiriyorsun?

-Halide bir sakin olur musun?

-Rezalet çıkacak. -Ya çıkarsa çıksın.

Bak, Orkun'u soruyordun, ne oldu?

Meğer Burak Bey'imiz adamı tehdit edip dağa kaldırmış.

Ettim. Ettim, evet, ettim. O ne yaptı? Kaçtı.

Adam gibi sevseydi dururdu.

Benim gibi sevseydi böyle yüreğini açardı işte.

Bak hâlâ ne diyor ya?

Bak hâlâ ne diyor? [bağırır]

-Çekil. Çekil. -Halide, bir...

-Bir saniye bir durur musun? -Çekil.

-[Burak] Halide! -[Murat] Dur oğlum.

-Abi dur. -Oğlum dur ya.

-Bir sakin ol. -Abi dur, konuşacağım, tamam.

-Şimdi konuşmayacaksın. Şimdi duracaksın. -Bir şey yok. Konuşacağım.

Sonra konuşursun, tamam mı?

-[Burak'ın nefes sesi] -Burak.

Halide şimdi sana evet dese bile

geçmiş peşinizi bırakmaz aslanım.

Vazgeç.

İyi akşamlar. Kanlıca'ya gideceğiz.

Hanımefendi, yemek yiyorum da kusura bakmazsanız, hemen şurada durak var.

Acelem var. Çok rica etsem?

Teşekkür ederim.

[gerilim müziği]

Halide bir dakika konuşabilir miyiz?

Konuşacak bir şeyim yok. Kapatır mısın kapıyı?

Halide, benim var.

Bir dakika konuşalım dedim.

Benim seninle konuşacak bir şeyim yok. Lütfen kapıyı kapatır mısın?

Halide.

Bir dakika konuşalım diyorum.

Benim seninle konuşacak bir şeyim yok.

-Lütfen kapıyı kapatır mısın? -Halide, bak sakin bir yere gidelim,

tane tane konuşalım. Halide hadi gel.

Ya sen ne hakla bana dokunursun ya?

Halide konuşalım diyorum. Bir şey demiyorum sana ya.

[Halide] Benim seninle konuşacak bir şeyim yok. Bırak!

-Ya sen... -[Burak] Konuşalım diyorum sana.

[Burak] Gel diyorsam geleceksin.

Beyefendi ayıp oluyor.

-Ne diyorsun lan? Bas git işine. -Ya. Bırak.

-Bırak! -[Burak] Kızım benimle geleceksin.

-[Burak] Halide. -Bırak müşteriyi. Bırak.

-[Halide] Ya... Bırak. -[Burak] Benimle geleceksin.

-[Halide] Bırak... -[Burak] Halide, geleceksin dedim.

-Halide, delirtme beni. -[Halide] Ah!

Ah!

[inler]

Lan!

[Ali Rıza] İyi misiniz?

Ulan senin beynini akıtırım.

Ah.

[Burak] Ah!

Ah.

[hareketli gerilim müziği]

Gidelim.

Bir hastaneye götüreyim sizi.

Gerek yok. Önemli bir şey değil.

Ama yine de bir doktora görünün bence.

Ben doktorum zaten.

Gerçekten endişe edecek bir şey yok.

Tamam, eviniz ne tarafta?

Evinize bırakayım isterseniz.

Size de uygunsa ileride bir yerde inerim ben.

Yani bu halde yalnız kalmanız doğru değil bence.

Arayabileceğimiz bir arkadaşınız falan var mı?

Kimseyle konuşacak durumda değilim, lütfen.

["Sorunum Var Kendim İle" çalar]

♪ Sorunum var kendim ile Kendim ile ♪

♪ Kendim ile, kendim ile Kendim ile ♪

♪ Sorunum var kendim ile ♪

♪ Kendim ile, kendim ile Kendim ile ♪

♪ Sorunum var kendim ile ♪

♪ Kendim ile, kendim ile Kendim ile ♪

♪ Sorunum var Kendim kendim ♪

♪ Kendim kendim ile Kendim ile ♪

♪ Sorunum var ♪

[şarkı biter]

Sormayacak mısın?

Neyi?

O adam kimdi, benden ne istiyordu merak etmiyor musun?

Anlatmak istemiyorsundur diye sormadım.

Ama polise mutlaka gidilmesi lazım.

İstanbul'un göbeğinde silah çekip

seni kaçırmaya kalkacak kadar gözünü karartmış bir adam

senin peşine düşer.

[Halide] O benim peşime düşemez.

Ama bizim önce seni düşünmemiz lazım.

[duygusal müzik]

Buyurun bakalım gençler.

-Sağ olasın abi. Şunu da içeri atar mısın? -Tabii aslanım.

Şunu da çöpe atarsan.

Bu arada kusura bakma, adını da soramadım.

-Ali Rıza. -Halide.

Teşekkür ederim Ali Rıza.

Bu gece için.

Ben gerekeni yaptım. Ne demek.

Bak Ali Rıza.

O tokat attığın adam Burak Ersoylu'ydu.

Adını duymuşsundur mutlaka.

Muhtemelen hayatında yediği ilk tokadı da senden yedi.

Bunu hazmetmesi kolay değil.

O yüzden başına bela olmasından korkuyorum.

Korkma.

-Koskoca İstanbul. Beni nereden bulacak? -Bulur.

Bulur. Onun eli kolu uzundur.

Bak, sen bana yardım ettin.

İzin ver şimdi de ben sana yardım edeyim.

Birkaç gün şehir dışına çık.

Yani ben ortalığı yatıştırıp Burak'ın sana ilişmeyeceğinden

emin olana kadar İstanbul'dan uzaklaş.

Iıı, seni anlıyorum,

endişelendiğin için teşekkür ederim.

Ama ben bir yere gidemem.

Eğer konu maddiyse ben sana yardımcı olurum.

Yok değil ama sağ ol yine de.

Her zaman bu kadar inatçı mısın?

Ersoylu Ailesi diyorum.

Peşine düşebilir diyorum.

Sen bana kaç diyorsun.

Ben kaçacak adam olsam

en başından, seni arabamdan aldıklarında kaçardım.

Ben sana kaç demiyorum.

Ben sana iki gün İstanbul'dan uzaklaş diyorum, o kadar.

Bak Halide, şu meydanda yarın benim kız kardeşim evleniyor.

Yani değil Burak Ersoylu, Pablo Escobar gelse

benim o düğünü kaçırmama imkan yok.

[gerilim müziği]

-Amcaoğlu. -Kes lan, kes!

Abi ye bakayım, seninle konuşacağız.

Müsaade var mı abi?

Ne istiyorsun?

Yaşar'la konuştum.

Sevkiyatı sorunsuz yola çıkarmışlar, haber vereyim dedim.

Yanıma koydukların

Eğer bir daha beni kepaze ederse

senin kafana sıkarım Fikret.

Bir daha böyle bir şey olursa

ben seni yormam abi.

Kendi kafama kendim sıkarım.

Derya.

Derya, tamam, bağırma artık.

Arayabilseydim arardım, değil mi zaten?

Tamam, merak etme, geldim zaten.

Deryacığım, çok yorgunum.

Çok kötü bir gece geçirdim. Yarın konuşalım, olur mu?

Derya tamam. Tamam, ben zaten yarın eniştemle konuşmaya geleceğim.

Tamam Derya, hadi, yarın konuşuruz. Hadi iyi geceler, bye bye.

Babacığım sen yatmadın mı?

Seni bekledim.

Gel bakalım.

-[duygusal müzik] -Gel.

Geldim yoksun.

Kimseye haber vermeden çekip gitmişsin.

Bunaldım baba, nefes almak istedim.

Gün geçtikçe sadece güzelliğin değil,

huyların da annene benzemeye başladı.

[iç çeker]

Üzülmeyeyim diye o da yaralarını benden saklardı.

Önemli bir şey değil baba.

Çarptım sadece, küçük bir sıyrık.

Kızlarının alnındaki küçücük sıyrıklar bile babaların yüreğinde

dağ olur Halide'm

Hele ki yaralarını saklıyorlarsa.

Ben çok küçüktüm baba.

Bilmiyorum hatırlar mısın.

Bahçede komşunun oğluyla oynuyordum.

Ben düşmüştüm.

Dizim kanamaya başlamıştı, böyle korkudan, acıdan

ağlamıştım.

Eski evde.

Eski evde.

Sen beni öyle yerde ağlarken görünce

Hiç sorgusuz sualsiz öyle bir tokat atmıştın ki çocuğa.

işte ondan sonra kimse benimle oynamak istemedi baba.

Sen de o günden sonra yaralarını saklamaya karar verdin.

Öyle mi?

Ben

gençken çok öfkeliydim Halide.

Hemen köpürürdüm.

Sağı solu kırar dökerdim.

Hele ki mevzu bahis

annen, abilerin ve sen olunca.

Allah kimseyi evlatlarıyla sınamasın.

Acılar insanı değiştiriyor.

Ben

eski ben değilim Halide.

Ben eski ben değilim.

[duygusal müzik]

Benden yaralarını saklama.

Anneme benziyor muyum gerçekten baba?

[nefes sesleri]

Hem de nasıl.

O yok,

ben hâlâ yaşıyorsam

gözlerinde onu gördüğüm için Halide'm.

[ağlama sesi]

[duygusal müzik]

[kadın] Halide'm, güzel kızım benim,

neden yüzün düşük bakalım senin?

Okulda günün kötü mü geçti?

-Ne oldu? -Arkadaşlarım ismimle dalga geçiyor.

Neden isminle dalga geçiyor arkadaşların, biliyor musun?

İsminin o güzel anlamını bilmiyorlar da ondan.

Bak bakalım burada ne varmış.

-Beğendin mi? -[çocuk Halide] Beğendim.

İşte Halide'de tıpkı bu kolye gibi sonsuz,

ebedi demek.

Anne seni çok özledim.

Anne seni çok özledim.

[duygusal müzik]

Geldiler. [çığlık atar]

-[Füsun çığlık atar] -[Mert] Dur kız, dur.

-Dur, dur. [güler] -[Füsun] Ya...

-Çok özledim seni. -[Mert] Sen bir de bana sor be.

-[Füsun güler] -Anne.

Oğlum. Oh!

Oğlum, oğlum.

Aslan oğlum gelmiş. Oh canım oğlum benim.

-Geçmiş olsun kardeşim. -Sağ ol ablam.

Ne var askerlikte geçmiş olacak ya

Hayat şimdi başlıyor, iş bulacak,

kız bulacak, düzen kuracak.

Hoş geldin koçum.

İş hayatına girsin mumla arar askerliği, gör.

Dayıcığım.

Saçlar falan, bakayım.

Bayağı cool olmuş. Çok yakışmış.

-Allah be. -[Enişte] Hadi içeride hasret gideririz.

-[Enişte] Hadi anneciğim. Hadi. Hadi. -[Rukiye] Hadi oğlum.

[duygusal müzik]

[Ferit] Hayırdır kayınço?

Neyin var?

Bir şey yok enişte.

Nasıl yok ya?

Kardeşin askerden geliyor. Senin yüzün şu haldeyse

bence bayağı ciddi bir şey var da...

Yok yok, hiçbir şey yok.

Yok diyorsan...

İyi, sen bilirsin.

Bak bak, beni ketenkereye getirecekler.

-Bak ya. -Ketenperedir o.

Abi her neyse işte, kertenkele, ketenkere, Allah Allah.

İlk bir tanesi indi abi, mahallede bir de ha. Beni dolaştırıyor aklınca.

Sonra öbürü tık diye inecek, abi dedi, yukarıdan paramı alıp geleceğim.

Bak bak çakala bak ya, kaçacak he.

Yer mi ciks Fatih? Yer miyim Hasan abi ben?

-[Hasan] Yemezsin. -Allah Allah ya.

-Çakallara bak ya. Şşş. -Ben gidiyorum. Sabaha bir sürü iş var.

-Nereye gidiyorsun ya? -[Hasan] Hayda.

[Fatih] Oğlum sen de iyice kılıbık çıktın ha.

Otur oğlum biraz daha.

-Otur oğlum. Muhabbet edeceğiz. -[Fatih] Allah Allah.

Abi sabah bir sürü iş güç var. Gideyim ya.

Bekarlığa veda yapıyoruz ya şurada.

-Hadi otur. -Erken daha ya. Muhabbet edeceğiz. Otur.

-Hadi oğlum, hadi. -İyi madem, bir tane daha içeyim o zaman.

-Kalkarım sonra ha. -[Fatih] Ha şöyle.

Oğlum, ararsın bak bugünlerini ha. Vallahi yenge izin vermez bak.

[Fatih güler] Hadi.

[Fatih] Darısı başımıza artık ha.

-[Hasan] Ee hadi bakalım, göreceğiz. -[Fatih] Hadi hadi hadi.

Vallahi

iş miş diyorsun da sen bayağı korkuyorsun sanki, bana öyle geldi.

-Ben? Korkuyorum? -[Fatih] Sen.

-Ben korkuyorum? -Yani.

Hasan abi, bu beni henüz tanımamış galiba.

Ya yok Ferit neden korkacak oğlum? Sen de şimdi durduk yere laf çıkarıyorsun.

[Fatih] Ya şimdi diyorum ki yani, Ali Rıza'yla

-Mert gelse... -Ee?

-...sen böyle meyhane köşelerinde ne yapıyorsun dese,

senin yarın düğünün var dese ne diyeceksin?

Allah Allah, Hasan abi,

bu herkesi kendi zannediyor galiba ha?

[güler]

Ben

hiç kimseye

hesap vermem birader. O kadar.

-Budur, budur. -Helal, helal.

Çerkez Abhaza Allah muhafaza.

[gülerler]

Ben de böyle bir adama kız kardeşimi vermem.

Birader.

Vallahi ben de vermem.

Ferit bu ne oğlum? Yakışıyor mu sana ha?

Yarın düğünün var, sabaha kadar meyhane köşelerindesin.

Abi ne sabahı Ali Rıza, Allah aşkına, saat daha...

Abi saat kaç daha?

Geç. Geç oldu.

Abi yemin ediyorum ben kalkıyordum, şimdi kalkıyordum, ikidir bana

otur da otur otur da otur

Diyorum ki benim sabah işim var, gitmem lazım. Sabahtan beri

-beni burada zorla tutuyor. -Biz duyacağımızı duyduk Ferit.

[Mert] Eyvallah.

Hasan abi Allah aşkına bir şey söylesene abi.

Biz zorla getirdik desene abi, kurbanın olayım abi.

[Hasan] Yavrum, sana kalk, geç oldu dedik ama...

[Mert] Gel lan buraya.

Alacağınız olsun ha.

Kardeşim benim, hoş geldin.

Abi ödüm patladı ya.

-O kadar olsun oğlum ya. -Asker, hoş geldin lan.

Asker hoş geldin.

[Hasan] Hoş geldin.

Estağfurullah. Gel bakayım.

-Civanım, hadi geçmiş olsun. -[Ferit] Geç abi, kurban olayım geç ya.

[Fatih] Hamdi abi bize iki tane daha servis açsana abi.

[Ali Rıza] Gel aslanım gel.

Ee hani anlatıyordun ya. Biz yokmuşuz gibi devam et.

Hep bunun yüzünden, hep bunun yüzünden.

İçtim, kalkıyordum, otur da otur, otur da otur.

Özlemişim lan seni.

Ben de lan.

Asker, anlat anıları da dinleyelim ha.

[Ferit] Helikopterden helikoptere atlıyormuşsun, öyle dediler.

[Ferit] Havada şarjör değiştiriyormuş, biliyor musun?

-Kim diyor lan? -[gülerler]

-Hadi hoş geldin. -Hadi hadi hadi.

["Sorunum Var Kedim İle" çalar]

♪ Sorunum var kendim ile ♪

♪ Kendim ile Kendim ile ♪

♪ Sorunum var kendim ile, kendim ile ♪

♪ Kendim ile Kendim ile Kendim ile Kendim ile ♪

♪ Sorunum var kendim ile ♪

Vurma vurma artık, vurma

Öldü adam.

Senin ne işin var burada?

Ha?

Sen bu saatte yaşar mıydın?

Ne oldu? Açık çorbacı mı bulamadın?

Hep kardeşim bana abilik yapacak değil ya.

Bir de ben deneyeyim dedim.

Ne anlattı Fiko?

Fikret'in bir şey anlattığı görülmüş mü ya?

Bir hadise yaşandı dedi.

Abimin morali bozuk dedi. Benim hatam dedi.

Ben belki sen anlatırsın diye sana geldim.

Hadisemi yaşandı dedi.

Ben daha hadise yaşatmadım.

Ben daha hadise yaşatmadım!

[efor sesleri]

Kurşun adamın canını alır.

Ama tokat itibarını alır.

Kurşunu yersin ölür gidersin.

Ama tokat yersen bir ömür ser sefil yaşarsın.

[eforlar]

Dur. Dur, dur, dur.

Dur, dur, dur.

[efor sesi]

[nefes nefese]

Bu laflara bize ezberleten adam hayatı boyunca ne kadar tokat yemiştir?

İtibarı da yerinde bildiğim kadarıyla.

Alemin en tepesinde, alemin kralı, değil mi?

[duygusal müzik]

Burak, takılma bunlara.

Sakin kal.

Leş gibi terlemişsin.

Hadi yemek memek bir şeyler dedin, midem kazındı benim.

Bir şeyler hazırlat da yiyelim hadi.

[Murat] Hadi!

[Halide] Teyze.

Bak beni kurtaran taksi şoförünün,

yani Ali Rıza'nın hayatının tehlikede olduğunu düşünmesem anlatmazdım.

-O ne demek kızım öyle? -[gerilim müziği]

Senin hayatının hiç mi bir önemi yok?

Ya sana bir şey olsaydı orada?

[Halide] Teyze öyle değil.

Ben olay büyüsün istemedim, o kadar.

-Babamı biliyorsun. -[Melek] Babanı çok iyi biliyorum.

Kaç kere söyledim ona.

Eğer o Fuat denilen adama bu kadar güvenip de

işlerin başına geçirmeseydi,

kendi ailesinden birine güvenseydi

bunların hiçbiri olmayacaktı.

-Fuat Ersoylu da bu kadar güçlenmeyecekti. -[Mithat] Melek.

Şimdi sırası mı bu lafların?

Geçmişten bahsetmeyi bırak artık lütfen.

Haşmet abi öyle uygun gördü.

Anladın?

Enişte, ben belki de Ali Rıza'ya canımı borçluyum.

Onun için bizim de ona yardım etmemiz lazım.

Tabii kızım.

Tabii.

Efendim Acar geldi.

Tamam, geliyorum.

Ben Fuat'la konuşurum.

Tamam mı? O istemez böyle hadiselerin büyümesini.

Söylerim Burak'ın ipini gerer.

Oğlunun öyle sokak serserileri gibi davranmasına müsaade etmez.

-[Halide] Sağ ol enişte. -Sen merak etme.

Ver bakayım Acar.

[gerilim müziği]

Bunu hemen bizim trollere yolla, bir güzel cilalasınlar.

Şuraya da şırak sesi falan koysunlar, böyle bir ileri, bir geri falan.

Ersoylular ile dalga geçilecek,

onları sosyal medya fenomeni haline getirecek bir şeyler.

Anladın mı?

[müzik azalarak biter]

Küçük olduğumdan mıdır, nedir

rahmetli dev gibi gelirdi bana.

Herkes babasını biraz gözünde büyütüyor galiba ama

bizimki gerçekten dağ gibi adamdı.

Sen babama çekmişsin demek ki.

O gittiğinden beri

hepimiz sırtımızı sana dayadık.

Sağ ol abi.

Rukiye Sultan duymasın.

Babanız öyleydi de ananız böyle miydi diye canına okur vallahi.

[telefon çalar]

[Mert iç çeker]

Efendim abi.

-Ali Rıza sen neredesin? -[erkek 1] Al al, geri al, geri.

Kabristandayım abi, bir şey mi oldu?

Tez vakit konuşmamız lazım. Ne zaman geleceksin buraya?

Şimdi çıkıyoruz, birazdan orada olurum.

-Tamam, bekliyorum ben, hadi. -[ortamdaki konuşmalar]

[erkek 1] Nasıl ekliyor tokadı ama ha?

[erkek 2] Ali Rıza abim işte! Aslan abim benim!

-Abim benim, hakkını veriyor be. -[gerilim müziği]

-[erkek 1] Bak, bak bak. -[erkek 2] Çat, çat.

[gülüşmeler]

[gerilim müziği]

Bu adamı bulun bana.

Taksiciyi bulun

Bulun. Bu adamı bulun.

Bulun. Nerede oturuyormuş? Nerede yaşıyormuş?

Kimmiş, neymiş?

Ailesi mailesi, hepsini, hepsini bulun.

Karısını, çoluğunu çocuğunu, hepsini bulun.

Buraya getir. Şey yapın onu...

Ya da siz bir şey yapmayın,

siz bir şey yapmayın, getirin, ben onu,

ben halledeceğim onu ben.

Ben de film çekeceğim ona.

Buraya getireceksin onu Fikret.

Taksiciyi bana bulacaksın Fikret. Buraya getireceksin.

Babama haber vermeyin.

Kim varsa, sevdiği saydığı kim varsa onları da toplayın getirin.

-Getirin, getirin. -[gerilim müziği]

[Burak] Hepsini buraya getir.

[Burak] Buraya getir.

Duydun mu lan beni?

O adamı bulun, buraya getirin lan!

Delirme lan, delirme. -Bana bu adamı bulun,

buraya getirin!

Oğlum bulsan ne yapacaksın?

O videodan sonra adamın ayağına çöp değse senden bilirler.

O adamın hesabını bana sormaları için

önce onun cesedini bulmaları gerek.

Onu öyle bir döveceğim ki onun parçasını bulamayacaklar.

Bul, getir lan onu bana.

Bul adamı.

[gerilim müziği biter]

Al bakalım.

Sağ ol abi.

Dün akşam ufaladığın adam kim biliyor musun?

Abi akşam sormadın, şimdi mi soruyorsun?

Dün akşam sormadım çünkü filmini izlememiştim.

Bugün çocuklar izlettiler, ondan soruyorum. Düşmüşsün internete.

-Abi gördüm. -[çocuk sesleri]

Canım sıkıldı. Kim yaptıysa ayıp etmiş.

Ayıp senin ayıbın değildi oğlum.

Ama bu pislik sana sıçrar.

Bu adamlar tokada tokatla karşılık verecek adamlar değil.

O ufaladığın adam

Fuat Ersoylu'nun oğlu.

Abi,

dediğin her şeyi anlıyorum.

Ama olan oldu.

Ne yapalım?

Dikkatli olmamız lazım.

Ben çocukları tembihledim.

Emanetleri hazırladılar. Getirdiler koydular buraya.

[Hasan] Tedbiri elden bırakmayalım. Sen artık tek başına mümkün mertebe gezme.

Abi, abartmıyor musun?

[Hasan] Aslanım ben tam 25 sene bu pisliğin içinde yaşadım.

Ben bunları bilirim. Kokularını bilirim ben bunların.

Sana diyorum ki aynı pis koku geliyor burnuma.

Söylediklerimi kulak arkası etme.

[erkek] Ali Rıza Bey. Kamyonet geldi. Alalım masaları.

Abi bir sandalyelerimizi indirelim.

Bir düğünümüzü kuralım. Sonra bakarız emanetlere.

[neşeli müzik]

[duygusal müzik]

[düğün müziği]

[korna sesleri]

[duygusal müzik]

-Kolay gelsin babacığım. -Sağ ol.

Ver bakalım oradan bir tane.

Çok da küçükmüş.

Şunun güzelliğine bak.

Çok güzel.

Dünyaya bir daha gelsem bahçıvan olmak isterdim, biliyor musun?

Gerçekten mi?

Hı. İş demek emek vermek demek.

Güzel şeylere emek vereceksin.

Misal, senin mesleğin. Emek vermeye değer.

Ama ben onu beceremem.

Benim için... Çiçekler insanlardan daha münasip.

[mesaj bildirim sesi]

[gerilim müziği]

Bir sıkıntı yok, değil mi?

Yok baba. Derya'nın muziplikleri işte. Ben arayayım bir.

Derya, nereden çıktı bu video?

[Derya] Ya Selin gönderdi bana. Trend topic olmuş.

[Halide] Burak gördüyse çıldırmıştır. Benim bir şey yapmam lazım.

Ne yapacaksın ki?

[nefes verir] Bilmiyorum ama bir şekilde Ali Rıza'yı uyarmalıyım.

Bugün kardeşinin düğünü vardı, benim orada olmam lazım.

Ne? Ya Halide saçmalama. Senin ne işin var orada? Hem gitsen ne olacak?

Ben oraya gidersem, Burak eğer oraya gitmeye kalkarsa ortalığı karıştıramaz.

[Derya] Ya bari tek başına gideyim deme.

Eniştem duysun istemiyorsan babamla konuşayım, birilerini yollasın yanına.

Yok yok, o işler öyle olmaz.

Ben gidersem her şeyi dizginlerim. Sen merak etme, tamam mı?

Halide, bu yaptığın hiç doğru gelmiyor bana ama sen bilirsin.

[Derya] Haber ver bana, tamam mı?

Tamam. Tamam. Hadi, merak etme.

Baba, ben çıkıyorum.

-[Fatih] Ooo, eyvallah. -[Rukiye] Hoş geldiniz.

[Fatih] Nasılsın abi? İyi misin? Saygılar abi.

[Rukiye] Sağ ol. Hoş geldiniz. Çok teşekkürler. Sağ olun.

-İyi akşamlar. -Sağ ol.

-İyiyim, sen nasılsın? -Ben de iyiyim.

-Haberi aldık çok mutlu olduk. -Hoş geldin.

Davetsiz misafire yeriniz vardır umarım.

-[Rukiye] Çok teşekkür ederiz. -Tabii tabii.

İnternetteki videoyu görünce bu gece burada olmak istedim.

-[Rukiye] İşte, düğün telaşı haliyle. -Ay çok mutlu olduk.

Biz de haberi alınca hemen geldik. Çok şık olmuşsun Rukiye teyze.

-[Rukiye] Çok teşekkür ederim. -Anne.

-Buyurun. Hoş geldiniz. Hoş geldiniz. -Hayırlı olsun.

Doktor Halide Hanım'la tanıştırayım seni.

Çok memnun oldum doktor hanım. Ben de sağlıkçıyım.

Öyle mi?

[Ali Rıza] Bizim ailede annemin iğnesini yemeyen yoktur.

Ben de çok memnun oldum.

Kusura bakmayın, böyle habersiz geldim ama...

-Aa, olur mu öyle şey! Hoş geldiniz. -Fatih!

Hoş buldum. Hayırlı olsun.

Halide Hanım'la ilgilenir misin? Bizim masaya.

Tabii ki ilgilenirim. Merhaba, hoş geldiniz.

-Buyurun. Buyurun. -İzninizle.

-Buyurun. -Bizim masaya oturtuyorum.

-Nasılsınız? İyi misiniz? -İyiyiz, teşekkür ederiz.

Yengeciğim, Ali Rıza'nın arkadaşı.

-[Halide] Merhaba, hayırlı olsun. -[Fatih] Bu da bizim küçük hanım.

Merhabalar, memnun oldum.

-Geliyorlar. -Geliyorlar mı? Gel anneciğim.

-Gelin geliyor! -Ay, geliyorlar!

Geliyorlar! Geliyorlar!

-Oh, la la la la! Oh, la la la la! Oh! -[ıslıklar]

Oh, la la la la! Oh, la la la la!

Abi çok güzel oldu!

[Fiko] Abi.

Elemanın adı Ali Rıza.

Durağını tespit ettik. Evi de orada.

-[gerilim müziği] -Kendi nerede?

Mesele var.

[Fiko] Bugün düğünleri varmış. Kız kardeşi evleniyor.

Etrafı çok kalabalık.

Gece el ayak çekildikten sonra...

Sonra?

Sonra alırız.

Sonra niye alırız?

E etrafı çok kalabalık.

Yani?

Gürültü çıkar.

Düğüne niye gitmiyoruz?

[Burak] Davetli değiliz diye bozuldun mu Fiko?

Kalk gidelim, biraz halay çekelim.

Madem taksicinin en mutlu günü, biz de yanında olalım.

[Burak] Gidelim biz de bir şey takalım Fiko.

[telefon çalar]

-Adınız soyadınız? -Nihan Altay.

-Babanızın adı? -Mehmet.

-[memur] Annenizin adı? -[Nihan] Rukiye.

-[memur] Doğum yeriniz? -[Nihan] İstanbul.

-[memur] Damat bey... -Maşallah, ne kadar güzel kardeşin varmış.

-[memur] Babanızın adı? -Bir tanedir Nihan'ım.

-[memur] Annenizin adı? -[Ferit] Ayşe.

Çok da yakışmışlar.

Ali Rıza'nın yanındaki şu kız kim?

[arkadaş] Çok güzel kız, değil mi?

Evet.

Doktor dediler. Ali Rıza'nın arkadaşıdır herhalde.

[memur] Hastalıkta ve sağlıkta,

varlıkta ve yoksullukta, iyi günde ve kötü günde

hiç kimsenin baskısı altında kalmadan

damat beyle evlenmeyi kabul ediyor musunuz gelin hanım?

Evet!

-[Fatih] Hey! -[ıslıklar]

[memur] Damat bey?

-Evet! -[Fatih] Hey!

[Fatih] Aslanım be! [güler]

[memur] Sizler de şahit misiniz?

-Evet. -[Füsun] Evet.

[memur] Belediye başkanının bana vermiş olduğu yetkiye göre

sizleri karı koca ilan ediyorum.

[tezahürat ve ıslıklar]

[Fatih] Bravo!

Öpebilir miyim?

[gerilim müziği]

[telefon çalar]

Fuat Bey artık kızacak abi.

[Burak] Mazeretimiz var Fiko.

Düğüne gidiyoruz.

[telefon çalar]

Benim taksiciyle işim bitene kadar, bu burada dursun.

[dans müziği çalar ve biter]

[ıslıklar]

[Nihan] Ben bir de abimin yanına gideyim.

Dünyanın en iyi, en yakışıklı, en karizmatik abisi.

Bu dansı bana lütfeder mi?

-Lütfetmez mi ya? -[Nihan] Ya!

[ıslıklar]

Hey!

Abi ben de birini kaldırsam diyorum. Ha?

E hadi bakalım. Hadi bakalım.

-Çok teşekkür ederim abiciğim. -Ne teşekkürü?

Kız kardeşimin düğününü yapmak bana düşer.

Sadece bunun için değil.

Bizi büyütürken vazgeçmek zorunda kaldığın her şey için.

[duygusal müzik]

Yaptığın onca fedakarlıklara rağmen bir kez olsun of demediğin için.

Ben kendimi bir an olsun babasız hissetmedim, biliyor musun?

Sen bize bir baba olmadın yalnızca.

Sen bize dünyanın en iyi babası oldun abi be.

Anlaşıldı. Abini ağlatacaksın şimdi bu kadar insanın içinde.

Benim niyetim o değil.

Benim niyetim sana bir şey anlatmak.

Ben evlendim, Mert kendi mesleğini eline aldı.

Sen de artık kendi yuvanı kur. Kendi çocuklarına babalık yap.

Ben de diyorum bu küçük cadı en mutlu gecesinde niye böyle konuşuyor?

Seni çok seviyor, biliyorsun değil mi abi?

Yoksa... Yoksa senin aklında başka biri mi var?

-Ha? Söyle bana. -Yok.

Hayır tabii Nihan. Hayır. Sus bakayım.

Peki.

Aslen nerelisiniz kızım?

Biz aslen Trabzonluyuz ama ben doğma büyüme İstanbulluyum.

Aa, ne güzel!

Ali Rıza'yla tanışıklığınız nereden?

Biz bir tesadüf sonucu tanıştık.

Sağ olsun, beni çok zor bir durumdan kurtardı.

[Rukiye] Ali Rıza'm iyi kalplidir. Herkesin yardımına koşar.

Bak, birazdan bizim danslarımız başlayacak. Seyret bakalım.

-Öyle mi? Ne dansı? -Lezginka.

Seyret bakalım, beğenecek misin?

[Kafkas folklor müziği]

[çalgıcı] Bravo! Bravo!

[tezahürat ve ıslıklar]

[gerilim müziği]

[sesler boğuklaşır]

Taksici mi o ya?

Vay vay vay! Ne güzel oynuyor.

Ulan ne hünerler varmış sende be.

-Müsaadenizle. -Tabii yavrum.

[Hasan] Fatih.

[Hasan] Bunlar bela çıkarmaya gelmiş oğlum.

Emanetleri hazırlayın, çocukları da toplayın.

Selamlar taksici!

[Burak] Vallahi mekanı zor bulduk ha. Bana davetiye göndermedin, bozuldum.

[Burak] Kambersiz düğün olur mu! Hayırlı uğurlu olsun.

-Allah bir yastıkta kocatsın inşallah. -[Halide] Burak.

Sakın saçmalamaya falan kalkma.

Vay be Halide. Sen de buradasın ha?

İyi.

Aslında biz daha erken gelecektik de, bu Fiko yüzünden geciktik.

Elimiz boş geldik, kusura bakma. Ama küçük bir hediye.

[Burak] Umarım kabul edersiniz. Şu herhalde...

Burak, ne yapıyorsun? Saçmalama.

-[Ali Rıza] Bana bak, burası yeri değil. -Evet.

Yeri değil. Gel, biz seninle başka bir yere gidelim.

[Burak] Şimdi kardeşinin en mutlu gününde tadını kaçırmayalım, değil mi?

-Gel. -[Halide] Burak! Senin derdin benimle.

[Halide] Bu insanlarla değil.

[Halide] O yüzden biz gideceğiz, konuşacağız,

sen de bu insanları rahat bırakacaksın.

E tamam işte. Ben de onu diyordum.

Gidelim, bir konuşalım diyordum Halide.

Ama ondan önce, benim taksiciyle hesabım başka.

Hiç karışmayacaktın. Hiç.

-Hadi gel, konuşalım. -Hadi.

Burak! Seni pişman ederim. Beni delirtme.

Fazıl. Halide Hanım'ı eve bırak.

-Çek elini! Çek! -[Burak] Hey!

-[Fatih] Beyler! -[Hasan] Hop hop hop!

[Hasan] Hayırdır? Böyle destursuz, raconsuz?

Bizim mahallemizden bizim adamımızı alıp çıkacak mısınız?

Evet.

Hanım kızım sen şöyle ayrıl bakayım.

[Burak] Ayrıl hadi, ayrıl.

-Bunların hepsi kahraman olmak istiyor. -[Fatih] Lan gevşek.

Adam gibi çekip gidecek misin mahallemizden, yoksa biz mi atalım ha?

[Ali Rıza] Hasan abi. Abi siz karışmayın, ben halledeceğim.

[Hasan] Ali Rıza, biz o kavşağı geçeli çok oldu.

[Hasan] Arkadaşlar için köprüden önce son çıkış.

[Remzi] Sok lan o bıçağı yerine.

-[Burak] Ya hadi be abi! -[Hasan] Gel lan buraya!

[bağırır] Ben senin...

[hareketli müzik]

-Gel lan buraya! -[Hasan] Lan sizin topunuzu...

-[Hasan] Lan sizin topunuzu... -[Ali Rıza] Gel lan buraya!

[Hasan] Alın lan bunları!

-Lan! -[silah sesi]

Ulan taksici!

[çığlıklar]

[dramatik müzik]

[duygusal müzik]

-Ambulans çağırın! -Ambulans!

Nihan!

Nihan!

-Nihan! Nihan! -Tamam, sık dişini!

[Rukiye] Nihan!

[Halide] Nihan, bana bak Nihan! Nihan, bana bak!

İyi misin abiciğim? İyi misin?

Tamam tamam. Anne bir şey yap. Bir şey yap. Nihan!

-[Rukiye] Allah'ım! -[Halide] Nihan!

-Nihan! -Nihan bak bana. Bir şey yap.

-[Ali Rıza] Halide! -Bir ambulans!

[duygusal müzik devam eder]

Nihan!

-Nihan! -Bir şey yapın! Bir şey yap Halide!

-[Ali Rıza] Nihan! -[Rukiye] Nihan!

[Ali Rıza] Nihan bak bana! Bir şey yapın!

-[Ali Rıza] Nihan! -[Rukiye] Nihan! [ağlar]

[Ali Rıza] Nihan! Nihan!

Nihan!

[duygusal müzik devam eder]

Ni-- Nihan. Nihan.

[duygusal müzik]

[duygusal müzik devam eder]

[duygusal müzik devam eder]

[Fuat] Abi, Salman teslimatta bir aksaklık olursa

ben ihtiyacımı başka yerden gideririm diye tutturmuş.

[Mithat] Şu sıralar bütün sevkiyatları durdurmak zorunda kaldık abi.

Bu malum hadise, dikkatlerin üstümüze toplanmasına sebep oldu.

[Fuat] Bir kere başkasından silah almaya kalkarsa, rakiplerimiz palazlanır.

[Fuat] Salman senin eski ahbabındır. Ricanı kırmaz.

Zaten çok bekletmeyeceğiz. 10-15 gün sabretse kafi.

Abi, ortaklar da homurdanmaya başladı.

[Mithat] Konsorsiyumda ilk kez,

yani cılız da olsa çatlak sesler çıkmaya başladı.

23 yaşındaymış diye duydum.

[gerilim müziği]

Allah rahmet eylesin.

Amin abi.

Görünmez kaza işte.

Olan oldu. Ölen öldü.

Evlatlarını geri getiremem ama acılarını hafifletmek için elimden geleni yapacağım.

Fuat.

Ben sekiz yıl önce iki evlat kaybettim.

Allah kimseyi evladıyla sınamasın.

[Haşmet] Sana da evlat acısı göstermesin.

Ama görmüş olsaydın, sekiz sene sonra bir dirhem bile hafiflemediğini anlardın.

[gerilim müziği devam eder]

[Fuat] Abi, belki şimdi zamanı değil ama

sözü açılmışken o hususta da diyeceklerim var müsaadenle.

[Fuat] Sekiz sene önce, yeğenlerimin ve yengemin intikamını alırken

birini bağışlamıştın. Recep'in oğlu.

Daha sabiydi.

-Artık büyüdü diyorsun. -[Fuat] Büyümekle kalmadı.

Kulağıma gelen o ki, sağda solda birkaç iş çevirmeye başlamış.

Belli ki işi de becerince iyice havalanmış.

"Babamın mirasını geri alacağım." diye laflar ediyormuş.

[Fuat] Canını bağışladığında daha sabiydi.

Sen sana yakışanı yaptın.

Ama dersen ki şimdi vakit tamam...

Bu çocuk... Adı neydi?

Sadi.

[Haşmet] Ben onun babasının mirasını almadım.

Canıma karşılık canını aldım.

Onun, hatta benim mirasımı alıp işin başına geçen sensin.

[Haşmet] Çocuk babasının kanını istemediği sürece

benimle ilgili bir şey yok Fuat.

Salman. Salman konusuna gelince, doğrudur.

[Haşmet] Ricamızı kırmaz.

Usul çerçevesinde konuşurum da,

sen bu dağınıklığı 15 gün içinde nasıl toparlayacaksın?

[gerilim müziği devam eder]

[gerilim müziği]

Anne?

[duygusal müzik]

Anne?

[Emine] Hadi biraz uyu istersen.

Bak kimse kalmadı.

Gözlerin dinlensin.

[Emine] Ağlamaktan fer kalmadı gözünde anne.

Aslı.

Gel kızım. Hadi annem.

[Emine] Hadi.

[Emine] Hadi.

[duygusal müzik devam eder]

[kapı zili çalar]

Başınız sağ olsun.

Sen ne yüzle geldin buraya?

[Emine] Senin yüzünden kardeşimizi toprağa verdik biz.

Hadi kabristanda sesimizi çıkarmadık, adabımızı bozmadık ama

bu kadar da uzun boylu değil.

[Emine] Sakın bir daha gelme bu kapıya.

Ali Rıza'nın da peşini bırak.

[Emine] Yeter canımızı yaktığın.

[duygusal müzik]

[Fuat] Yarın mahkeme Burak'ı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakacak.

Bunda şaşılacak bir şey yok.

Oğlumun cezaevlerinde çürümesine göz yummamı beklemiyorsun herhalde?

Balistik raporu çıktı.

Mermi, Burak'ın korumalarından birinin ruhsatlı silahından çıkmış.

Çocuk da bunu ikrar etti.

Yarın mahkemede anlatacak.

Yanlışlıkla vurdum diyecek.

[Enişte] Şahit var.

[gerilim müziği]

Ne şahidi?

[Fuat] O arbedede kaç tane mermi yakılmış.

Balistik raporundan sağlam şahit mi var?

Abi, güvenlikten aradılar. Ali Rıza Altay gelmiş.

[Rıfkı] Seninle görüşmek istiyormuş.

Tamam Rıfkı. Sen misafirimizi biraz sonra buraya getir.

Ne oldu? Gelmez diyordun. Bak, kendi ayağıyla geldi.

Şimdi beni burada görürse o yanlış anlar.

Görmez görmez, merak etme.

[Fuat] Sen ne yap et, aileyi ikna et.

Bu işin peşini bıraktır.

[Fuat] Bir talihsizlik olmuş.

Kızcağızı vuran koruma elbet cezasını çekecek.

Fuat Bey, elimden gelse Ali Rıza'yı ikna etmeyi ben de isterim

ama bu mümkün değil.

Mümkün değil de ne demek oluyor ha?

Ben istesem Ali Rıza'yı da, alayınızı da yok etmez miyim?

Ben de üzülüyorum olanlara.

Ama Burak'ın peşine düşmenin ailenize ne faydası var?

Olanı değiştiremem.

Ama hayatınızı değiştiririm. Paraya boğarım sizi.

[gerilim müziği]

[Fuat] Beni görmek istemişsin.

Buyur.

Oğlunu seviyor musun Fuat Bey?

Bu ne biçim bir soru delikanlı?

Nihan benim kardeşim değildi.

Kızımdı.

Ben büyüttüm onu.

Babalık ettim ona.

Yani bu çektiğim kardeş acısı değil.

Evlat acısı.

Acını paylaşıyorum.

Daha değil.

[Ali Rıza] Eğer oğlun suçunu kabul edip cezasına razı gelmezse

o zaman paylaşacaksın.

[gerilim müziği]

Delikanlı.

Acılısın, seni hoş görüyorum.

[Fuat] Ama kimse beni mekanımda tehdit edemez.

Çizgiyi aşma.

Ben sizi tehdit etmeye gelmedim.

Ben size bir şans vermeye geldim.

Eğer oğlunun yaşamasını istiyorsan, bırak cezasını çeksin.

Sen bu saatten sonra

benim oğluma dokunabileceğini mi sanıyorsun?

[Fuat] Yanına bile yaklaşamayacaksın.

Annen çok acı çekti. Bir acı da senden yana yaşamasın.

Ben diyeceğimi dedim.

Olacakların müsebbibi sensin.

Benden günah gitti.

[gerilim müziği]

Rıfkı!

Yarın adliyede etten duvar öreceksiniz.

Oğlumun kılına zarar gelirse hepinizi yakarım!

[Hasan] Bak oğlum, bu mukadderat. Buna yapacak bir şey yok.

Duyuyor musun beni Ferit?

Aa, bak, Fatih geldi.

Ah Fatihçiğim ellerine sağlık.

Bak, Fatih atıştırmalık bir şeyler de aldı.

[Hasan] Hiç olmazsa kursağına bir lokma bir şey girsin yavrum.

Hadi Ferit, bir lokmacık olsun alıver.

[dramatik müzik]

Hadi aslanım. Şundan alıver. Birazcık ye, hadi.

Hayırdır Fatih?

Yerde buldum abi. Nihan'ın herhalde.

Versem mi diyorum?

Oğlum sen ne değişik bir şeysin?

Çocuk yemeden içmeden kesilmiş. Canının derdinde. Sen neyin peşindesin?

Götür, koy içeriye allasen ya.

-Ne bileyim abi, ben de işte-- -Lan koy, bırak şunu. Fesuphanallah.

[Hasan] E oğlum yememişsin?

[Hasan] Bak bir lokmacık olsun diyorum sana, kursağına bir şey girsin.

[Hasan] Yazık canına. Ferit?

[Hasan] Ferit?

[duygusal müzik]

-[Hasan] Ferit, dur! -[Fatih] Dur!

-Ferit! -[Hasan] Ferit! Ferit!

-[Hasan] Ferit! Oğlum dur! -[Fatih] Ferit!

[Hasan] Ferit!

Kusura bakma doktor hanım.

[Hasan] Malum, çocuğun içi yanıyor. Canı acıyor.

Gel buyur. Gel otur, bir çayımızı iç. Hadi.

Hepiniz beni suçluyorsunuz, biliyorum.

Sen bizi boş ver doktor hanım.

Asıl sen kimi suçluyorsun?

[Hasan] Nihan'ı öldüren kurşunu sen mi sıktın?

-Hayır ama... -[Hasan] Ama?

Kendini sorumlu tutuyorsun, değil mi?

[Halide] Ben Ali Rıza'nın taksisine binmeseydim eğer,

Nihan hâlâ yaşıyor olacaktı.

Demek kabahatin Ali Rıza'nın taksisine binmek ha?

[Hasan] Bu bana çok da kabahat gibi gelmedi ama.

[Halide] Ben engel olmaya çalıştım.

Ali Rıza'yı uyarmaya çalıştım.

Ben Burak'ı durdurmaları için konuştum...

...ama o görüntüler internete düşünce...

Engel olamadın.

[dramatik müzik]

-Olamadım. -[Hasan] Bak doktor hanım.

İnsan kaderini değil, kaderi insanı belirler.

[Hasan] Sen çalışırsın, çabalarsın.

Her ihtimali hesap ettim sanırsın.

Ama kader izin vermezse

bir incir çekirdeğini bile doldurmayacak bir sebepten ötürü her şey alt üst olur.

Her şey kadere bağlıysa biz niye çabalıyoruz o zaman bu kadar?

Amel için.

[Hasan] Başına ne geleceğine kader karar verir ancak...

...başına geldikten sonra ne yapacağına,

nasıl davranacağına, hangi ameli işleyeceğine sen karar verirsin.

[Mithat] Sevgilim.

[Mithat nefes verir]

O Burak'ı ne yapıp edip içeri attıracaksın.

Onun suçlu olduğunu kanıtlayacaksın.

Sevgilim, Burak şu an patlamaya hazır bir bomba.

[Mithat] Çıksın ki, Fuat'ın elinde patlasın.

[gerilim müziği]

Ne yapacaksın peki?

Şu Burak'ı döven taksici vardı ya, görüntülerdeki?

-Şu Ali Rıza? -Evet.

Ali Rıza bugün Fuat'ın ofisine gitmiş ve onu tehdit etmiş.

"Bırak oğlunun cezasını mahkeme versin, yoksa ben kendi ellerimle veririm" demiş.

[Melek] Bak sen. Cesarete bak.

Benim Halide'yle konuşmam lazım.

-Uzak dursun o çocuktan. -Aa, sakın!

Tam tersine, Halide taksiciye yakın olsun ki,

mevzu eniştene de sıçrasın.

[Melek] Sıçrasın tabii. Sıçrasın.

[Melek] Daha kardeşimin, yeğenlerimin acısı dinmedi.

[Melek] Daha onun hesabını verecek bana.

[Yaşar Güvenir - "Çaresizim" çalar]

♪ Nasıl inansam bilmem ♪

♪ Bu uzun ayrılığa ♪

♪ Nasıl katlansam bilmem ♪

♪ Bir ömür yokluğuna ♪

♪ Artık güneş doğar mı ♪

♪ Çiçekler açar mı bilmem ♪

♪ Bakıyor görmüyorum ♪

♪ Çaresizim çaresiz ♪

♪ Artık güneş doğar mı ♪

♪ Çiçekler açar mı bilmem ♪

♪ Bakıyor görmüyorum ♪

♪ Çaresizim çaresiz ♪

♪ Ah! ♪

♪ Allah'ım! ♪

♪ Benden çok, benden çok mu sevdin? ♪

♪ Artık rüyalarımda ♪

♪ Uzanan ellerini ♪

♪ Öpüyor öpüyorum ♪

♪ Saçının tellerini ♪

♪ Biliyorum kaybolup ♪

♪ Yok olup gideceksin ♪

♪ Açarsam gözlerimi ♪

♪ Çaresizim çaresiz ♪

♪ Biliyorum kaybolup ♪

♪ Yok olup gideceksin ♪

♪ Açarsam gözlerimi ♪

♪ Çaresizim çaresiz ♪

[şarkı biter]

Halide!

Nereye güzel kızım?

[Halide] Adliyeye gidiyorum baba. Bugün duruşma var.

Senin ne işin var duruşmada?

-Tanık olarak ifade vereceğim. -Tanık olarak?

Ne diyeceksin?

[dramatik müzik]

Yaptıkları Burak'ın yanına mı kalsın baba?

Yok, ben öyle bir şey söylemedim.

İfade vereceğim dedin ya, ne ifade vereceksin? Onu soruyorum.

Burak'ın Nihan'ı vurduğunu söyleyeceğim.

-Öyle mi? -Öyle.

Sen, kızcağızı vuranın Burak olduğunu gördün mü?

-O vurdu baba. -Ben sana kanaatini sormuyorum.

Görüp görmediğini soruyorum.

Orada bir arbede çıkmış. Çok silah patlamış.

Sen, kızcağızı vuranın Burak olduğunu gözlerinle gördün mü, görmedin mi?

Onu soruyorum.

-Görmedim. -E ne anlatacaksın mahkemede?

Mahkemeler kanaate göre hüküm vermez.

-Neye göre hüküm verir baba? -Delile göre, doktor hanım.

Olsun. Hiç değilse tarafım belli olur.

Halide. Halide!

Sen Fuat'ın sağlam oğlunu cezaevinde çürüteceğine inanıyor musun?

Adaletin yerine geldiğini görmek istiyorum baba. Kabahat mi?

[Haşmet] Evet, adalet.

Kabahat değil tabii de...

Adalet istiyorsan güçlü olacaksın Halide'm.

Adaleti kendi elinle tesis edecek gücün yoksa

kaderine razı olacaksın. Allah'ın adaletine sığınacaksın kızım.

Gitmeme izin vermeyeceksin, değil mi baba?

Cenaze, taziye, mevlit. Bunların hepsi tamam.

Ama mahkemeye gidip Fuat'ı karşına almak... Müsaade etmem.

Senin bu izin işi fazlasıyla uzadı.

Sabri akşam uçağına bilet aldı.

Duruşma saati geçince beraber çıkarsınız.

Kime istiyorsan veda edersin. Sonra uçağına biner, vazifene dönersin.

Herkes için böylesi iyi.

[mübaşir] Müşteki A. Rıza Altay!

[mübaşir] Müşteki avukatı Füsun Keskin.

-[hakim] Gereği düşünüldü. -[mübaşir] Ayağa kalkın.

[gerilim müziği]

[hakim] Sanık Cengiz Karadağ'ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine

mevcut delil durumuna göre CMK'nın 105'inci Maddesi gereğince,

tutukluluk halinin devamına...

-[hakim] Diğer sanıklar... -[duruşmadakilerin uğultusu]

[hakim] Sessizlik! Burak Ersoylu, Fikret Durusu...

[ses giderek boğuklaşır]

-Oğlum. -[Burak] Babacığım.

-Geçmiş olsun aslanım. -Sayende baba.

Hı.

[Fuat] Biraz uğraştık ama çok şükür çıktın.

[Fuat] Bundan sonra hata istemiyorum Burak.

[Fuat] Henüz beraat etmiş değilsin.

Göze batmayacaksın. Fazla zıplamayacaksın.

Haklısın baba. Sen hiç merak etme.

Merak etmiyorum çünkü sözümden çıkmana müsaade etmeyeceğim.

Bir süre buradan çıkmayacaksınız.

Rıfkı'nın adamları yanınızda olacak.

[gerilim müziği]

Tamam baba. O kadarına gerek yok.

Ya bir şeyler oldu da...

Baba ben cezaevinden çıktım diye seviniyordum.

Sen şimdi beni cezaevine mi sokacaksın?

Ben senin canını sokakta bulmadım oğlum.

Bu mevzuyu kapatana kadar buradan burnunu çıkarmayacaksın.

Söylediklerimin aksi bir şey olursa Fikret,

bunun hesabını önce senden sorarım. Anlaşıldı mı?

Anlaşıldı Fuat Bey.

[Füsun] Ya salıverilmeleri, yargılanmanın bittiği anlamına gelmiyor ki.

[Füsun] Beraat etmediler. Hem bakın, ben savcıyla konuştum.

Yani, itiraz etmesini söyledim.

[kapı açılır]

-Abi? -Ali Rıza?

[Füsun] Ali Rıza, henüz hiçbir şey bitmiş değil.

[gerilim müziği]

Benim sizin adaletinizle işim bitti.

Öyle deme. Öyle deme, ne olur. Bak, söz veriyorum.

Adalet er ya da geç yerini bulacak.

Bulacak.

Ali Rıza!

[boğazını temizler]

Ali Rıza haklı. Yapacak bir şey yok.

-Allahlarından bulsunlar. -Onu mu dedi abim şimdi?

-Şşş! -Ya onu dedi. Ne dedi?

Gördün adamları. Bizim o adamlara elimizden ne gelir?

Kalanları da düşünmemiz lazım. Ya bak, Rukiye anne. Yataklara düştü kadıncağız.

Tüm aileyi perişan etmeyelim oğlum.

[dramatik müzik]

[Burak] Of! Şu halimize bak ya.

[Burak] İçim darlanıyor Fiko.

Ya bu babam da abarttı ama ha. Şu halime bak.

Cezaevinden çıktım diye seviniyordum,

bir otobüs dolusu adamla aynı evin içine hapsetti beni.

-İyi akşamlar Remzi abi. -İyi akşamlar Burak Bey.

[taklit eder] Bu saat oldu, hâlâ uyumamış millet.

Cık cık cık cık.

Ne yapacağım ben bu kadar adamı? Ekmek yapmayı mı öğreneyim?

Şükür diyelim abi ya.

[Burak] Diyelim Fiko, diyelim. Sen de 4-4-2 dizmişsin.

[Burak] Şu mesele ne oldu?

Sordum soruşturdum. Gören eden yok.

Zaten o kadar kalabalıkta...

Kaybolmuştur diyorsun yani.

Of!

Kara bulutlar üstümüzde geziyor Fiko.

[gerilim müziği]

Fırtına yaklaşıyor.

Siz ileride bekleyin abi.

Olur tamam.

[dramatik müzik]

[Halide burnunu çeker]

[Halide] Ben bugün duruşmaya

-gelmek istedim ama-- -Burak'ın yerini biliyor musun Halide?

[gerilim müziği]

Bilmiyorum.

Doğru söyle.

Ali Rıza, yapma.

Sevdiklerini kaybeden sadece sen değilsin. Yapma.

Bana Burak'ın yerini söyle Halide.

Bilmiyorum.

Yemin ederim bilmiyorum.

Ama bilseydim de söylemezdim.

[telefon çalar]

[Burak] Ya bak ne diyeceğim? Adliyede o karmaşada konuşamadık.

Annen nasıl?

Daha iyi mi?

Neredesin lan?

Erkeksen gel yüzüme söyle. Neredesin?

[Burak] Ama hemen ters yapıyorsun sen de taksici.

Bir sakin ol. Sen ne sinirli adamsın ya?

Bir dur. Ben de üzüldüm. Çok üzüldüm bak kardeşin için.

Ama ben sana dedim taksici.

Karışmayacaktın. Uzak duracaktın.

Yerini bilecektin taksici.

Artistlik taslayacağım diye değdi mi şimdi?

[Halide] Ali Rıza!

Ali Rıza nereye? Ali Rıza yapma.

Ali Rıza, bak seni öldürürler. Ali Rıza yapma!

-Ali Rıza! -Ben zaten ölmüşüm.

Zaten ölmüşüm.

-Ali Rıza nereye gidiyorsun? Yapma! -Burak Ersoylu da benimle ölecek!

Ali Rıza! Ali Rıza!

Ali Rıza! Hasan abi!

[Halide] Hasan abi, Ali Rıza gitti!

[dramatik müzik]

Ne oldu kızım? Ali Rıza'ya ne oldu? Nereye gitti?

[Hasan] Doktor hanım kızım.

Nereye gitti Ali Rıza?

[Hasan] Kızım söyleyecek misin? Nereye gitti Ali Rıza?

[Halide] Ne işi var bu kolyenin burada?

[Hasan] O kolyeyi Fatih bulmuş, bu arbedenin çıktığı yerde.

Belki Nihan'ındır falan dedi. Belki de başka birinin.

[Hasan] Senin mi yoksa?

[korkuyla inler]

[Halide korkuyla inler]

[duygusal müzik]

[Hasan] Kızım sen iyi misin? Doktor hanım kızım?

Ali Rıza nereye gitti?

[gerilim müziği]

[kapı sesi]

[güvenlik] Beyefendi, giremezsiniz. Müze kapalı.

-Müdürüm, kusura bakmayın. -Tamam tamam. Sen işine bak.

Sen işine bak. Tamam. Tamam.

Beni bu numaradan aradı.

Annemin hatırını sordu.

[Ali Rıza] Kız kardeşine çok üzüldüm dedi. Ama benim kabahatimmiş.

İşime bakmamışım.

Kahramanlık yapmaya çalışmışım.

Değdi mi diye sordu.

[nefes verir] Oğlum...

-Yüreğin yanıyor, anlıyorum Ali Rıza-- -Beni bu numaradan aradı Muzaffer amca.

Ben ne yapabilirim Ali Rıza?

Sen beni aptal mı sanıyorsun?

Hiçbir şey sormuyorum, bahsini etmiyorum diye

senin elinin ne kadar derinlere ulaştığını bilmiyorum mu sanıyorsun Muzaffer amca?

[gerilim müziği]

-Sonunu düşündün mü? -Sonu umurumda değil.

-Seni yaşatmazlar. -Benim kalbim Nihan'la durdu.

İntikam kalbini soğutmaz.

Benim yüreğim durdu Muzaffer amca. Durdu.

Bak. Ya sen bu *** yerini bana öğreneceksin,

ya da ben bulana kadar

o Ersoyluların ne kadar mekanı varsa hepsinin teker teker

altını üstüne getireceğim.

[Muzaffer nefes verir]

-[gök gürültüsü] -[Burak] Fiko!

[Burak] Fiko!

-[Fiko] Abi? -Ne oldu?

Sigortadandır ya. Hallettireceğim ben.

[gerilim müziği]

[Remzi inler]

Burak Bey kendisini korumak için sadece havaya ateş etti efendim.

[erkek inler]

[gerilim müziği devam eder]

[erkek inler]

[erkek inler]

Ateş eden Burak Bey değildi. Net olarak gördüm.

[Fazıl inler]

[erkek inler]

[inler]

[erkek inler]

[inler]

-[Burak] Fiko? -Abi, burada kal.

-[Burak] Ne oluyor lan? -Abi, burada kal.

[hareketli müzik]

[Fiko inler]

Ateş eden arkadaşımız Cengiz'di. Burak Bey değildi.

[Fiko inler]

[hareketli müzik devam eder]

[ayak sesleri]

[Burak nefes nefese]

Ölmen gerekmiyordu.

[Ali Rıza] Mahkemenin verdiği cezaya razı olacaktın.

Bunu sen istedin.

[Burak nefes nefese]

[kapanış müziği]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.