Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneği’ne yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Müzik - Jenerik)
(Kadın) Hepinize geldiğiniz için çok teşekkür ediyorum.
(Alkış sesleri)
(Kadın) Hayatım boyunca, bugünü bekledim ben.
Hayatımın en özel, en güzel, en harika gününü bekledim.
Ve bu bekleyişimde yanımda olan canım arkadaşlarım.
Canancığım, seni çok seviyorum.
Nesrinciğim, çok teşekkür ederim.
Taa Amerikalardan kalktın geldin benim için.
Gökçeciğim, senin de bir gün çok mutlu olacağını biliyorum bir tanem.
Böyle benim gibi, telli duvaklı bir gelin olacaksın. Bunu hissediyorum.
Ee hepinizi, artık dansa davet ediyorum. Oturmaya gelmedik herhalde.
(Kadın) Hadi dansa.
(Müzik - Keman)
(Gökçe dış ses) Yine rezil oldum.
(Gökçe dış ses) Çileli hayatımın özeti, tam olarak bu işte.
(Gökçe dış ses) Yalnızım, hayatımda biri yok...
...ve birkaç gün sonra, otuz yaşına basıyorum.
"Yapamadık birlikte"
"Şimdi yollarımız ayrı"
"Kalplerimiz yorgun"
"Kırık dökük bir aşk"
"Avuçlarımın içinde"
Dans edelim mi?
-Yok, canım sağ ol. -Ne?
"Kalplerimiz yorgun"
Aa iyi tamam. Hadi edelim bari.
"Unutulmayacaksın"
"Ömrün boyunca"
"Yanımda olacaksın"
"Ama söz veriyorum" -(Gökçe) Gel hadi, gel gel.
Allah'ım şu düştüğüm hale bak ya! On yaşındaki çocukla dans ediyorum.
-On yaşında var mısın sen? -Ne onu ya? On birim ben bir kere.
Allah Allah on birmiş. Bıyıkların da çıktı mı bari?
-Seni internette bulacağım. -Aa sen internet de mi kullanıyorsun?
Tabii ki de kullanıyorum. Geçen yüz yılda mı doğdun sen?
-Yedi yıl sonra buluşuruz işte. -Geçen yüz yılda doğdum canım ne var?
Ayrıca o zamana kadar, ben çoktan evlenmiş olurum.
Hiç sanmıyorum.
Aa! Ya anne!
Yani çocuk işte. Kim bilir ne oldu değil mi?
"Esmer kumral fark etmez söyle gelsin"
"Beyaz atına atlasın öyle gelsin"
"Yıllardır kurduğum hayal böyle"
"Yakışıklı prensim gelsin"
"Zengin fakir fark etmez söyle gelsin"
"Ve artık sabrım kalmadı şimdi gelsin"
"O prens buraya gelecek dedik"
"Yeter artık bekletmesin"
(Gökçe dış ses) Şu düştüğüm hallere bak ya. Ama salaklık bende.
(Gökçe dış ses) Tak koluna birini öyle gel düğüne, değil mi?
(Gökçe dış ses) Yok. İlla yalnız geleceğim, illa bir ton laf yiyeceksin.
(Kadın) Hayatım bakar mısın?
(Gökçe dış ses) Ayrıca ne yapayım ben? Bütün iyi erkekler, kapılmış durumda.
Otuz, kırk yaş bandında, evli olmayan erkeklerin hepsinde de bir sorun var.
(Müzik)
(Araba sesi)
(Müzik)
(Gökçe dış ses) Allah'tan yavrumun dilinden anlıyorum da...
...beni yarı yolda bırakmıyor.
(Gökçe dış ses) Yoksa bitmişim ben. Yalnız, mutsuz ve kadersizim.
"Hemen kaçmam lazım buradan"
(Gökçe dış ses) Kadersizim dedim ya. Ben her yerde kadersizim aslında.
Dışarıda ayrı, evde ayrı.
-Selam. -Selam.
(Gökçe dış ses) Şu yoga yapan şahıs ablam oluyor. Adı Nilüfer.
(Gökçe dış ses) Kendisi yedi aylık hamile olmasına rağmen...
...gördüğünüz gibi, benden daha fit.
(Gökçe dış ses) Telefon canavarı da Sezen. Kız kardeşim.
(Gökçe dış ses) Aynı anda, üç beş kişiyi idare etmesiyle tanınır.
(Gökçe dış ses) Kitabına gömülmüş olan da annem. Annem de annem işte.
(Gökçe dış ses) Emekli resim öğretmeni. Ellisinden sonra ressam.
Merhaba kızım. Hoş geldin.
-Nasıldı düğün? -Yani klasik.
Önce nikâh, sonra çıstak çıstak.
Ee yakışıklı birileri yok muydu?
Aa tabii ki vardı canım. Olmaz mı hiç?
Yalnız birazcık iriydi. O yüzden adresi aldılar, yarın eve gönderecekler.
Yani evlere servis varmış. Düşünebiliyor musunuz?
-Ya asma yüzünü. -Aa asmıyorum anne, uf!
Ama bak yok ben eminim.
Yakında senin karşına çok iyi biri çıkacak.
Evleneceksiniz. Harika bir yuva kuracaksınız.
Sonra böyle, dört tane dünyalar güzeli çocuğunuz olacak.
Sonra adam birden manyaklaşacak.
Evi terk edecek. Terk edecek de nereye gidecek?
Çok üşengeç olduğu için gelecek karşı dairene yerleşecek.
Hatta son derece de beceriksiz olduğu içinde...
...gelecek bütün yemeklerini...
...senin evinde yiyecek.
(Kapı zili sesi) -Buyurunuz.
(Anne) Seçin o iki atasözünden birini kızlar.
(Anne) Ya iyi insanlı olanı ya da o çomaklı olanı.
Hoş geldin babacığım.
Duvarlar sandığınız kadar kalın değil Rezzan Hanım.
Söylediğiniz her şeyi, tek tek duyuyorum.
(Gülme sesi)
Ben de zaten duyun diye bağırıyorum Hikmet Bey.
Neden dedikodu yapıyorsunuz efendim?
Çünkü size sinir oluyorum efendim.
-Anlıyorum. -Gökçeciğim...
...şu beyefendiye söyler misin? Lütfen derhal evine dönsün.
Hanımefendiye söyler misiniz? Hemen gidiyorum.
Ay beni sakın işinize karıştırmayın. Ben yatıyorum. İyi geceler.
-İyi geceler. -İyi geceler.
(Gökçe dış ses) Bizim evde sıradan bir gece işte.
(Müzik)
(Müzik - Hareketli)
Kızlara yardımcı olalım mı?
Ya oğlum, iki çift laf edeceğiz şurada yürü.
(Müzik - Hareketli)
Eyleme geçebiliriz.
İşte benim reklam ajansım var. Hakan da finans sektöründe.
-Harika. -Harika değil mi?
Ama aslında bunların hepsi yalan.
Nasıl yani?
-Sana bir sır vereyim m? -Sırlara bayılırım.
Aslında ikimiz de kaportacıyız.
Yani sanayide dükkânımız var.
-Güzeldi ama yemezler. -Nedenmiş?
Üstünüz başınız bir kere. Yani tamirci için fazla iyi.
Outlet diye bir şey var.
Tamam olabilir. Ee arabalarınız, onları da kiraladınız mı?
Ha, şimdi patladık değil mi?
Yani keşke kaportacıda çalışıyor olsak.
Arada böyle lüks arabalar gelse.
İki gün geç versek, gecelere aksak, kızlara yazsak.
Seda kalk.
-Ne oldu? -Kalk dedim. Hadi.
-Ee şey hani. -Hadi yürü.
(Müzik)
-Ne dedin kıza? -Gerçekleri Hakancığım.
Sadece gerçekleri.
-İnanmıyorum sana. -Çak çak çak.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik)
-Ha Sema, benim sana bir haberim var. -(Sema ses) Yapma ya.
Vallahi bak bugünden itibaren, makûs talihime bir dur diyorum.
Yarın çalışmalara başlıyoruz. Kimi istersen...
...getir karşıma, hayır falan demeyeceğim.
-(Sema ses) Atıyorsun? -Aa evet.
Ben de bulacağım birini, takacağım koluma.
Bundan sonra da hiçbir düğüne tek başıma gitmeyeceğim.
Bak yazıyorum şuraya.
(Gökçe dış ses) İlk denememiz gayet başarıydı.
(Gökçe dış ses) Ferda, hem çok yakışıklı hem de komik bir adamdı.
(Gökçe dış ses) Çok da iyi anlaşıyorduk.
(Gökçe dış ses) Aman kimi kandırıyorum ya. Hıyarın tekiydi Ferda.
(Öpücük sesi)
-Ferdacığım... -Tabii tabii, sor bir tanem.
Ben soru soracağım dem...
Ama evet tamam soracağım.
Şimdi biz, üç aydır birlikteyiz ya seninle...
Evet doğrudur.
Biz artık bunun bir adını mı koysak, ha?
Şimdi neyin adını koyduğuna göre değişir ama o.
Erkek içinse Muzaffer, kadın içinse yine benim Muzaffer tercihimdir.
Unisex isim. Fırsatçılıktan yanayım, bir kere koydun mu kafan rahat eder.
İnsan evladı olsun, o da yeter.
Sen bence benim ne demek istediğimi çok iyi anladın Ferdacığım.
Birlikteliğimizin adını diyorum. Neyiz biz şimdi?
Neyiz derken? İnsanız en nihayetinde.
İkimiz de Orta Asya'dan göç etmiş bir milletin naçiz iki evladıyız.
Sen neyi soruyorsun? Ben anlamadım. Anlasam ona cevap vereceğim de.
Ben daha açık açık sorayım san.
Yani biz hangi amaçla devam ediyoruz bu birlikteliğe?
-Ya bizim amacımız ne? -Muzaffer olmak.
Mutlu olmak, mesut olmak. Hı, bu iyiymiş ben bundan yürüyeyim.
Sevgiliyiz bebeğim. Peki sevgiliyken mutlu muyuz?
O zaman ne yapacağız?
Bu mevcut durumu koruyacağız ki mutluluğumuz bozulmasın.
Yandan yandan, sevgili sevgili devam edeceğiz.
Yani ama annemler soruyor. Yani bir adını koyun artık bunun diyorlar.
İlişkinin hamını attık, adını koymaya geldi sıra değil mi?
Efendim siz koyun adını. Ben zaten adıyla seslemiyorum.
Ne?
Adını sen koy diyorum. Ne güzel şarkıydı ya.
Şimdi... Nereden çıktı şimdi bu ya günün bu saatinde adını koymak falan.
Annemden.
Senin anandan çıkan bir şeyin, bana hayrı olmayacak mı yavrum?
Sen tenzih ediyorum yani şimdi. Ananı da kırmak olmaz.
-Tamam diyorsun o zaman. -Madem ısrar ediyorsun bu kadar.
Tamam. Benden tamam.
Buraya kadarmış. Ölmüşle olmuşa çare olmaz.
Biz galiba, aynı şeyden bahsetmiyoruz seninle.
Tamam, sen açık açık söyle ne demek istediğini, tamam bitsin.
Öncelikle bana kalbin kadar temiz bu fırsatı verdiğin için...
...sana binlerce kez teşekkür ederim.
Eminim senin de bunlarla ilgili söylemek isteyeceğin şeyler vardır.
Ama bir telefon aldım. Görmen lazım.
17 mega piksel. Eve gidince onunla fotoğraflar falan çekeceğim.
Bir saniye sözümü bitirmeme izin ver lütfen.
Olur da bir gün, bir yerlerde karşılaşırsak lafını unutma, kaldığın yerden devam et.
Adını koyduğumun ilişkisi yüzünden, beni burada gerdin ya.
Hesap sende.
Cık cık cık.
(Müzik) -Oğuz, çıkış neredeydi ulan?
Uzun lafın kısası Gökçeciğim, sen benden daha iyilerine layıksın.
(Müzik - Hareketli)
Hayır, yani her şey yolunda gidiyordu ben anlamadım. Böyle durup dururken...
...sen benden daha iyilerine layıksın Gökçe dedi.
Tamam aşkım. Artık canımızı ne yapıyoruz? Sıkmıyoruz.
-Hem sana erkek mi yok? Yani. -Yok tabii.
Hayır, ben böyle tak başıma ölüp gideceğim.
Ondan sonra da böyle kediler yiyecek yüzümü benim.
Gökçeciğim, hâlâ orada mıyız? Değiliz. Geçti bitti.
Oradayız tabii.
Hayır. Ya sen bana anlatsana. Sen şu Cemil'i nasıl ikna ettin evlenmeye?
Şimdi ben şöyle yaptım. Iı Cemil artık şunun bir adını koyalım dedim.
Ben de öyle dedim.
Ama işte, onun bir söylenme şekli var ya.
Sen onun ayarını tutturamamışsındır aşkım.
Ya olabilir. Ben galiba böyle daha çok...
...muhallebi yaptım yer misin gibi sordum.
Iıy tamam artık ya, bitti. Bana bak, sana erkek mi yok, ha?
Hem bak şey ne demiş. Iı Bond, James Bond demiş ki.
Bir kere denildin, yenildin. Bir kere daha yen...
...şey yaptın, denedin işte yenildin.
-İşte bir kere... -Sema.
O laf öyle değil. Onu söyleyen de James Bond değil.
Ama tamam meseleyi anladı mı sen? Anladın. O yüzden ne yapıyoruz?
Enseyi hiç karartmıyoruz. Sıradaki adayımıza geçiyoruz.
(Gökçe dış ses) Anıl gerçekten de çok tatlı bir adamdı.
(Gökçe dış ses) Hem zeki hem espritüel hem yakışıklı.
(Gökçe dış ses) Aman kimi kandırıyorum, gayet de sıradan bir tipti.
(Gargara sesi)
(Su sesi)
Şimdi Şerminşah, en son Adana yarışında yarıştı.
Seyhan'da. Kendisi günün sonunda 1400 metrede birinci.
Acaba diyorum. Gökçe sen olsan çim piste oynasa koşsa yani.
İstanbul yarışında oynar mısın oynamaz mısın?
-Oynamaz mıyım? -Oynamazsın tabii ya.
Ama kardeşin ne yaptı? Gitti salak gibi oynadı.
-Bartu mu? -Bartu kim ulan?
-Kardeşim. -Gökçe
(Ağızdan çıkan garip sesler) (At sesi)
Kendimden bahsediyorum ben burada. Senin kardeşinle ne alakası var ya?
Allah Allah kardeş miyiz biz canım?
-Gökçe seni anlamıyorum. -Neyse sen çim diyordun.
Ha Yusuf Çim diyordum. Yusuf kim ulan beni andı?
Ya kafamı karıştırıyorsun. Şerminşah diyordum ben ne güzel.
Kum piste çok iyi de diyorum. Ama işte Allah'ın salağı!
O kız çim piste alışana kadar ohoo...
Hangi kız?
-Arap kızı. -Camdan bakan?
-Çimde koşan. -Ha Şerminşah!
He.
-Dıgıdık dıgıdık... (At koşma sesi)
Aferin. Şimdi çözdün olayı.
Gel sana anlatayım. Şimdi bu Şermişah'ın ekürisi de...
...kendisiyle beraber aynı koşuda koşuyorlar.
Daha önce maiden koşmuş kendisi. Acemi yani. Daha üç yaşına yeni girdi.
Görsen var ya çiçek gibi. Ben bunları sırada ikiliye yazdım mı?
-Bire kaç veriyor biliyor musun? (At kişneme sesi)
Tey tey bir gelse var ya, kardeşin bildiğin variyet.
Ama ayrıntıya dikkat et.
İkiliyle kalmadım ben bir de bunları altılı ganyan bastım mı?
Çok da güzel bir tüyo aldım. Şimdi bizim...
...Şermişah'ın ekürisi aynı zamanda ahırdaşı.
Onu bir apranti koşturuyor.
Ahırdaş dediğim bunlar kız kardeşlermiş. Öz bacısı yani.
Bu Şermişah'lar üç kız kardeşler. Şermişah, Nermişah, Permişah.
Babaları da bunun Rus ekolünden geliyor.
-Çehov. -Çehov.
Sağlam tüyo aldım. Ondan sonra da şen bana bum bum.
Karakuli tantuni çunli.
Buztukin babüllü bum bum. Kuskuki caciyeli cum cum.
İşte gördüğün gibi Gökçe biz seninle aynı dili bile konuşamıyoruz.
Yani uzun lafın kısası sen benden daha iyilerine layıksın.
(At kişneme sesi)
O zaman ben gideyim artık. Yeter da.
(Gülme sesi)
(At koşma sesi)
Ya ben günlerce dinledim Anıl'ı ya günlerce.
Galop nedir sor söyleyeyim. Sor ya sor hepsini sana söylerim.
Hayır atlar neyle beslenir, yağmurlu havada çim pistin zararları nelerdir.
Hepsini ben tek tek anlatırım. Ama sonuç ne?
Sonuç yine aynı.
Sen benden daha iyilerine layıksın Gökçe.
Ya tabii ki ben senden daha iyilerine layığım.
Evet. Tam bir öküz çıktı bu çocuk. Öküz Anıl!
Kıymetini bilemedi gül gibi kızın.
-O gül gibi kız ben mi oluyorum? -Evet aşkım.
Ay ben bana kıyamam ya.
-Sema. -Ha?
Kız Şermişah ne yaptı?
Ay hiç sorma Gökçe iki saattir ona bakıyorum.
Son düzlükte dört boy geriye düştü.
-Hii. (At kişneme sesi)
Hepsi Anıl'ın yüzünden ya. Hepsi Anıl yüzünden.
-Ya tek at altılıyı yatırdı ya. (Kâğıt yırtma sesi)
Ama işte aşkım ben sana söyleyeyim.
Senin bu başına her ne geliyorsa hep...
...iyi niyetinden geliyor. Biliyor musun?
Hem ne demiş Karl Lagerfeld?
Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir demiş. Dememiş mi?
-Karl Marx demiş o lafı canım. -İşte Karl Marx demiş.
Ama yani işte senin için söylüyorum bütün bunları Gökçe.
Ay iyi tamam affedersin.
Önemli değil. Ama şunu unutma aşkım.
Bu arkadaşın sana nasıl iş bulduysa...
...aynı şekilde koca adayı da bulacak. Tamam mı? Merak etme.
Güçlü ol.
Aa dur. Yarkın mıydı neydi ona yürüsene sen?
Yarkın kim ya?
Kızım sana yürüyordu sürekli. Takıktı sana.
-Ay aman. -Ne aman?
Yarkın'a yürüyoruz birlikte. Koşa koşa gidiyoruz Yarkın'a.
(Gökçe dış ses) Sema'nın zoruyla Yarkın'la buluştuğum da...
...her şeyin bu kadar güzel olacağını düşünmemiştim.
(Gökçe dış ses) Hem çok iyi anlaşıyorduk, hem birbirimizi çok seviyorduk.
(Gökçe dış ses) Hem de Yarkın gerçekten çok iyi bir insandı. Gerçekten.
(Gökçe dış ses) Aman kimi kandırıyorum ki. Yarkın da böyle bir şeydi işte.
(Müzik)
Gökçe seni neden buraya çağırdığımı biliyorsun değil mi?
Çok önemli bir şey konuşmak istediğini söyledin ya hayatım.
Ya...
...ben bu konularda pek becerikli değilim biliyorsun.
Olsun sevgilim. İçinden geldiği gibi söyle.
Hatta bence bir an önce söyle bitsin. Ha?
Peki.
Şirket beni üç yıllığına İrkutsk’a gönderiyor.
Anlamadım.
-Şirket... -Hayır onu anladım.
-Sonrasını anlamadım. -İrkutsk.
İrkutsk ne ya?
(Müzik)
Bir süre, oradaki işlerin başında durmam lazım.
-Yuh. -Yuh.
-Sibirya mı? -Duydun mu?
Duydum.
Duydum ve ben bayılırım Sibirya'ya.
Ya Sibirya olsun, İrkutskolbastı olsun falan. Bence şahane yerler.
(Gökçe) Ayrıca -50 derece havalar. Bunlar tam benim havalarım.
Zaten üç yıl dediğin nedir ki böyle göz açıp kapayıncaya kadar geçer gider.
-Geliyorum diyorsun yani? -Evet niye gelmeyeyim?
Şey yaptım ben zaten geçen sene indirimden bir sürü kazak aldım.
Böyle giyerim üçünü beşini üst üste.
Atarım kendimi bir alışveriş merkezine. Oh.
Yalnız orada alışveriş merkezi yok Gökçe.
-Alışla veriş var. -Hı.
Olsun kafeye giderim.
Bir white chocolate mocha söylerim. Keyfime bakarım.
-Sen hiç merak etme hayatım. -Ya çaydan başka bir şey içmiyorlar.
Ve ren geyiği eti yiyorlar.
Ren geyiği eti?
Ben çok severim. Yani özellikle pirzolasına bayılırım ben onun.
-Ciddi misin? -Tabii.
Süper la.
(Gülme sesleri)
Kışları da birbirimize kitap okuruz şöminenin başında.
Nasıl vakit geçmez de geçmez. Geçmez de geçmez.
Böyle açarız interneti filmde izleriz ha.
Iı işte orada da büyük bir soru var. Orada internet yok.
Nasıl ya?
Alışveriş merkezi yok, kafe yok, internet yok. Sibirya mı burası?
(Gökçe) Bir yerde nasıl internet olmaz ya?
Dedin ya Gökçe Sibirya.
-Anladım. -Yani...
...Gökçeciğim, sonuç olarak. -Sorun sende değil bende diyeceksin.
Aynen öyle.
Sen benden daha iyilerine layıksın Gökçe.
Bu nedir ya?
(Müzik) (Ortam sesleri)
Ben biliyordum böyle olacağını. Çok iyi biliyordum.
Ya tabii ki sorun bende. Ne olabilir ki başka? Tabii ki sorun bende.
Arkadaşlar size bir şey söyleyeyim mi.
Burada yemek yiyen evine tek başına dönüyor.
Gördünüz değil mi biraz önceki adamı. O bile beni terk etti ya.
Düşünebiliyor musunuz? O bile beni terk etti.
İnanamıyorum gerçekten inanamıyorum.
Pes. Pes gerçekten pes.
(Müzik)
(Gökçe dış ses) Uzun lafın kısası, aşk hayatım Titanik’ten hallice.
(Gökçe dış ses) İş hayatım da aşk hayatım kadar berbat zaten.
(Gökçe dış ses) Türkiye’nin en önemli reklam ajanslarından...
...birinde çalışıyorum ama hala junior yazarım.
(Gökçe dış ses) Yıllar geçiyor, ben kendimi...
...yırtıyorum ama hiçbir işe yaramıyor.
(Müzik)
(Gökçe dış ses) Bu gördüğünüz kişi de...
...Frolayn Rotenmayer kod adlı Eylem Hanım.
(Gökçe dış ses) Kendisi Alman mürebbiye tadında bir insan.
(Gökçe dış ses) Biraz sonra bir inşaat...
...firmasının reklamı için toplantıya gireceğiz.
(Gökçe dış ses) Kendisi de şimdi bana ne bulduğumu soracak.
-Tatlım... -(Gökçe iç ses) Ha, sordu işte.
-Var mı yeni fikir? -Falcı var Eylem Hanım.
Hmm. Anlat bakalım biraz.
Şimdi şöyle bir kafedeyiz. Falcının teki adama fal bakıyor.
Diyor ki işte size üç vakte kadar bir ev gördüm.
Sıfır peşinat, bir yıl sonra da ödemeler başlıyor.
Adamda diyor ki vallahi ablacığım geleceği gördün.
Falcı da diyor ki geleceği görmeye ne gerek var...
...Cihan İnşaat'ın reklamları her yerde diyor.
Biz bu sırada görüyoruz ki adamın arkasındaki billboardlarda ilanlar var.
Ve voice over girer, sloganı verir. Nasıl?
Bu kadar mı?
Evet.
Tatlım bu marka değerini düşürür.
Ha.
-Ya ben aslında... -Toplantı birazdan başlayacak.
Ve Demir Bey geldi bile. Başka yeni fikri olan var mı?
Yeni fikri ola yok. Bravo.
Son elenen dosyaları yanınıza alın lütfen.
İş başa düştü yine.
Neden hâlâ oturuyorsunuz?
(Gökçe dış ses) Aslına bakacak olursanız...
...bu kadına katlanmak zorunda değilim.
(Gökçe dış ses) Daha küçük bir ajansa gidebilirim.
(Gökçe dış ses) Gayet mutlu ve huzurlu bir hayat yaşayabilirim.
Iı Eylem Hanım...
...ben sunum dosyalarını alıp gelsem.
(Gökçe dış ses) Ama gidemiyorum işte.
(Gökçe dış ses) Bir türlü ajansımı bırakamıyorum.
(Gökçe dış ses) Çünkü o burada.
(Müzik - Hareketli) (Alkış ve ıslık sesleri)
(Gökçe dış ses) Demir burada. Demir Cerrahoğlu.
(Gökçe dış ses) Her kadının rüyası, her rüyanın esas erkeği.
(Gökçe dış ses) Taş ötesi bir varlık kendisi.
(Gökçe dış ses) Ha bir de benim patronum tabii.
(Gökçe dış ses) Patronum diye söylemiyorum, bence Demir...
...dünyanın en yakışıklı, en karizmatik, en, en, en buz gibi adamı.
Bugüne kadar hiç güldüğünü görmedim ben mesela.
(Gökçe dış ses) Ara sıra, böyle hafifçe tebessüm eder o kadar.
(Gökçe dış ses) O tebessümü de yakalayabilirseniz şanslısınız demektir.
(Çarpma sesi) (Düşme sesi)
(Gökçe dış ses) Ben henüz o tebessümü...
...yakalayamadım ama en azından umudum var.
(Gökçe dış ses) Bir gün mutlaka beni fark edecek.
(Gökçe dış ses) Nasıl geldim ben buraya?
(Gökçe dış ses) Aay inanmıyorum. Demir taşıdı kesin beni.
"Aşk yorulmayı sever biraz"
"Kayıp mı kazanç mı bilenler az"
"Aşk sürünmeyi sever biraz"
Ayy...
Ya Demir Bey mi taşıdı beni?
Yoo. Kapıcı Muharrem Efendi.
Cık ya uff!
Açıl. Doktor!
Hemşire. Alo. Abo!
-Kalkabilir miyim? -Tabii kalkabilirsin.
Benim sesim niye böyle ya?
Burnunda tampon var da ondan.
Uff.
Vallahi ben senin yerinde olsam yatar kalkar Demir Bey’e dua ederdim.
Başta hepiniz karşı çıktınız ofiste revir mi olur efendim diye de...
...maşallah sen istisnasız haftanın üç günü buradasın.
Vallahi her toplantı öncesi bir vukuat.
Toplantı.
Ya toplantı.
"Başıma gelen"
-Günaydın. -Günaydın. Günaydın.
"Hoşuma giden"
-Asansörü tutar mısınız? -Aa buyurun buyurun.
Çok teşekkürler.
"Aa aau hoşuma giden"
(Gökçe) Siz de mi ajansa geldiniz?
Evet.
Ne içindi?
Benim oğlan burada çalışıyor da onu ziyarete geldim.
Ha, ama çok yanlış. Yani çok yanlış zamanda gelmişsiniz.
Çünkü herkes toplantıda. Demir Bey mümkün değil izin vermez çıkmasına.
Öyle mi?
(Asansör sesi) -Buyurun.
Yani kendisi bu konularda aşırı disiplinlidir.
Toplantı sırasında şöyle ölüp kalsanız dönüp bakmaz.
Yani böyle dediğim dedik çaldığım düdük bir insan.
Ama yani şimdi hakkını yemeyelim iş konusunda müthiştir.
Kimsecikler eline su dökemez.
Ama nasıl diyeyim, böyle birazcık insanlıktan...
...sınıfta kalıyor. Beş karış surat.
Hâlbuki yani yüzümüze gülse bizi birazcık daha yakın olsa...
...ne kadar güzel olur ya.
(Gülme sesi)
Ay ben bu arada, sizi daha önce gördüğümü hiç hatırlamıyorum.
Aa doğrudur çok uzun zaman oldu buraya gelmeyeli.
Ee tabii yani şimdi insanın oğlu burada...
...çalışıyor diye de sürekli gelmez değil mi?
Ama siz yine de Demir Bey'e dikkat edin. Ya çok fena haşlayabilir.
Ne yapar küfür mü eder?
Ay yok canım o kadar değil de kızar yani.
Ne der mesela?
Burası emeklilerin laklak etme yeri değil beyefendi der.
Vallahi oracıkta bitersiniz, o yüzden dikkat.
Öyle işte ay ne diyordum ben. Bir şey anlatıyordum.
Ha şey diyordun biraz gülse daha iyi olur.
Ay evet ya çok tatlı olurdu.
Bir de çok çalıştırıyormuş değil mi?
Sormayın yani eğer işi iyi çıkmazsa vallahi sabahlıyoruz burada.
Neyse ben çok geç kaldım toplantıya gideyim. Size iyi günler.
(Müzik)
Ya merak etmeyin, ben gayet iyiyim arkadaşlar sorun yok.
(Müzik)
Nasılsınız arkadaşlar?
(Gökçe iç ses) Hani bazı anlar vardır ya...
...yer yarılsa da içine girsem dediğiniz.
(Gökçe iç ses) Ama o yerin hiç açılmadığı anlar.
(Gökçe iç ses) İşte öyle bir anı yaşarken asansörde...
...konuştuğum kişinin kim olduğunu anladım.
(Gökçe iç ses) Hulusi Cerrahoğlu.
Demir'in babası, reklamcılık dünyasının duayeni.
(Gökçe iç ses) Koskoca Hulusi Cerrahoğlu.
O sırada Eylem Hanım'ın bana nasıl baktığını da gördüm tabii.
Tatlım neredesin sen?
-Revirdeydim. -Tam zamanıydı revirin.
-Hulusi Bey'e rezil ettin bizi. -Ay ama ben...
Tamam uzatmayalım.
Peki.
Evet arkadaşlar, devam edelim.
Başka fikri olan var mı?
Yok mu?
-Oo Hulusi Bey hoş geldiniz. -Hoş bulduk hoş bulduk. Nasılsın?
(Muharrem) Bayağıdır görünmüyorsunuz. Yalnız sıkıntı yok işler tıkırında.
Biz Demir Bey'le her şeyi hallediyoruz.
(Hulusi) Güzel, güzel. Oğlan sünnet oldu mu?
(Muharrem) Oldu oldu. Ellerinizden öper. Yalnız Demir Bey...
...bu inşaat reklamlarında çocuk kullanmak, çok doğru değil.
Ya böyle daha yaratıcı bir şeyler olması lazım.
Öyle değil mi arkadaşlar?
-Teşekkür ederiz. -Sağ olun.
-Hadi güle güle, güle güle. -Kolay gelsin.
Sana da.
Muharrem bile sizden daha cesaretli ya.
Ferahlık duygusunu ve konforu ön plana çıkaran bir kampanya...
Çok kullanıldı ve eskidi artık. Yani bana samimi gelmiyor.
En başta idare eder dediğiniz bir fikir daha vardı.
Sadece binaları görüyoruz. Reklama ihtiyacımız yok temalı.
Reklam veriyoruz ama reklama ihtiyacımız yok diyoruz.
Fazla kolay. Ne demiştik?
Anlaşılması kolay, günlük hayatımızdan çıkmış sıcak bir kampanya.
Tüketiciyi birazcık güldürüp, o bildiğimiz sıkıcı...
...inşaat filmlerinden ayrıştırabilirsek ne mutlu bize.
Sanırım bunları ilk toplantıda da söylemiştim.
Iı tatlım az önce anlattığın o saçma şeyi sunacağız.
Demir Bey, aslıda bizim bir fikrimiz daha var ama.
Ama ne?
Şimdi şöyle bir kafedeyiz. Bir adam ve bir falcı var.
Falcı adamın falına bakıyor. Diyor ki üç vakte kadar ev görüyorum.
Peşinatsız diyor. Iı...
(Eylem) İlk taksitini de bir yıl sonra yatıracaksınız diyor.
Iı... Böyle diyor.
Sonra adam falcıya diyor ki geleceği gördünüz.
(Gökçe) Falcı da diyor ki geleceği görmeye ne gerek var.
Cihan İnşaat'ın reklamları her yerde. Sonra...
...adamın arkasında biz, billboardı görüyoruz.
Voice over girer, sloganı verir.
(Müzik)
Güzel.
(Demir) Çalışın bunun üstüne.
Evet bugünlük bu kadar. Çıkabilirsiniz, sağ olun.
(Müzik)
Bence kızın düşüncelerini değerlendir.
Gökçe sen kal.
Iı Gökçe Şenkal, Demir Bey.
-Anlamadım. -Soyadım
Senkal değil, Şenkal.
Yani dedemler bu soyadının çok mutlu olmak için almışlar.
Pek işe yaramamış ama fikir güzel.
(Müzik)
Gökçe, sen kal.
Ha. Ben kalayım.
Ay çok affedersiniz ben soyadımı yanlış söylediniz diye iki saat...
Buyurun sizi dinliyorum.
-Kahve. -Olur, alırım.
Sade, lokuma da gerek yok.
(Müzik)
Ay siz kahve istediniz. Ay çok özür dilerim.
Sütsüz, şekersiz değil mi? Hemen getiriyorum.
Gökçe...
...bu ajans dışında...
...senin bu hallerinin hoş görüyle karşılanacağı başka bir ajans...
...bu gezegende yok. Farkındasın değil mi?
Yes. Farkındayım Demir Bey. Yani işte...
...kahve insanlık hali falan.
Bir de Türk’üz aklım lokuma gitti. Çok pardon.
Gökçe kahve reklamı geldi.
Cafee Bando, yeni müşterilerden biri. Soğuk kahve yapıyorlar.
Ve kahvelerini teneke kutuda satışa çıkarmak istiyorlar.
Küçük bir marka ama arkası gelebilir. Türkiye pazarına yeni girdiler.
-Buraya kadarı tamam mı? -Tamam.
Fiyatları bildiğimiz markalara göre daha hesaplı.
Yani her kesimden müşteriyi çekmek istiyorlar.
Sen de buna göre bir kampanya hazırlayacaksın.
Televizyon ve radyo için.
-Gökçelerin grubuna mı veriyoruz? -Eylem sen çıkabilirsin.
Tabii.
(Müzik)
Gökçe, bu sunumu tek başına hazırlamanı istiyorum.
Hiç kimseyi karıştırma tamam mı? Bakalım ne fikirler çıkacak?
Ayy Demir Bey, çok teşekkür ederim gerçekten.
-Ay ben elimden gelenin en iyisi... -Elinden geleni değil...
...elinden gelenin, daha fazlasını istiyorum.
Tamam söz. Elimden gelenin en iyisinin...
...en iyisinin, en iyisini de yapacağım.
Müthiş fikirlerle geleceğim. Çok teşekkürler. Ben o zaman...
Tamam. O zaman cumartesiye görüşürüz.
Cumartesi.
Ay ama cumartesi haf...
...ta sonu bile olsa ben buradayım. Yani zaten, tatil benim neyime değil mi?
Keşke hep gelsek cumartesi, pazar demeden. Ne kadar şahane olur.
Ben hep çalışırım. Iı şey o zaman ben gideyim.
Çok teşekkür ediyorum tekrar.
-İyi günler. -(Hulusi) İyi günler.
(Koşma sesi)
Cafee Bando. Cafee Bando'yu denemediniz mi hâlâ?
Ah çok yanlış. Ne kadar güzel bir gün değil mi?
(Müzik)
-Cafee Bando. Cafee Bando. -(Eylem) Tatlım.
Madem Demir Bey böyle uygun gördü, o zaman sana kolay gelsin.
-Bakalım nasıl becereceksin. -Çok teşekkürler Eylem Hanım.
(Müzik)
(Gökçe iç ses) Tabii ki becereceğim ayrıca. Harika bir sunum yapacağım!
(Gökçe iç ses) Önce Demir bayılacak, sonra da müşteri.
(Gökçe iç ses) Daha büyük markalar da sunumu duyup, benim peşime düşecek.
(Gökçe iç ses) O kadar harika işler çıkaracağım ki...
...Demir ortaklık teklif edecek bana.
Ajansla başlayacak, hayat ortaklığına kadar devam edecek.
Sen dur daha Eylem, sen dur. Ben bu işi becereceğim.
Ay ama önce bir yemek yiyeyim ya. Öldüm açlıktan sabahtan beri.
"Bana biraz arala, kapıyı arala"
(Müzik - Hareketli)
-Merhaba Hikmet Bey. -Merhaba.
Yemeğe teşrif buyuracaksanız hazırlayalım sofrayı.
Efendim, gelmeyi çok isterdim ama bir...
...hastamın kaplamaları gelecek onu bekliyorum.
Aa. Niye evde bekliyorsun? İn aşağıya muayenehanende bekle.
Nerede bekleyeceğimi, size mi soracağım çok affedersiniz ama?
Ay Hikmet hiç zorlama istersen.
Tam üç aydır, doğru düzgün bir tane bile hastan yok. Bilmiyor muyum ben?
Evde kaplama bekliyormuş.
Kusura bakmayın ama bu tartışmalara hiç giremeyeceğim.
Ne kadar isabet olur.
Aa isabet olur da...
Yine de acıkma ihtimalime karşı acaba zatı aliniz…
...bana bir sandviç hazırlayabilir misiniz?
Elbette. Kaç çeşit olsun acaba?
Fark etmez. Sizin yaratıcılığınıza kalmış.
Tabii, tabii seve seve.
De bizim bu akşam biraz işimiz var.
Kızınızın doğum günü yaklaştığı için biz...
...bir takım hazırlıklar içinde olacağız.
Eğer vaktimiz kalırsa getiririm siparişlerinizi.
Tamam. Tamam.
Hikmet Bey, acaba hangi kızınızın doğum günü geliyor...
...böyle en ufacık bir fikriniz var mı?
Elbette hanımefendi. Bunak değilim.
Kızlarımın doğum günü ne zaman, tabii ki çok iyi biliyorum.
-Ee iyi bakalım. -İyi bakalım.
(Müzik)
(Gülme sesi)
(Kapı kapama sesleri)
(Sema) Ha, geliyor.
-Neredesin kızım sen ya? Geldim geldim.
Hoş geldin.
-Ve sana iki sorum var. -Hı dinliyorum.
Sen şimdi Hulusi Cerrahoğlu'nu yanımda görüyorsun...
...ben Demir hakkında atıp tutuyorum, niye beni uyarmıyorsun?
Ama ben nereden bileyim, senin adamı tanımadığını?
Ajansın bir duvarında, şirketimizin kurucusu diye fotoğrafı mı var?
-Yoo. -Hı güzel.
Peki, benim en sevdiğim dizilerden birinde mi oynuyor?
Yoo.
Ee peki ben nereden bileceğim, Hulusi Bey olduğunu?
-Ee tamam, bir dahaki sefere uyarırım. -Çok sağ ol.
Tamam hadi, kırmayalım birbirimizi. İkinci soruna geç.
Peki, sence benim...
...Demir'le birlikte olma ihtimalim... (Püskürtme sesi)
(Müzik) (Gülme sesi)
Ay çok teşekkür ederim ya.
Ya kızım öyle bir şey soruyorsun ki...
Ama bir şey diyeceğim. Kızın moralini bozma Nilay.
Ayrıca benim arkadaşım, kimi isterse kafalar.
Yani.
Çok teşekkür ederim tatlım. En azından...
...şu hayatta bana inanan, bir kişi var ya.
Bir yani kendisinin hastası olduğum için.
E azından, bir şansım vardır diye düşünüyorum.
Yani. Neden olmasın?
Semacığım, Demir Bey'i kafalaması biraz zor.
Doğruya doğru.
-Bence şey yaparım ben ya. -Bence de yaparsın ya.
-Eminsin yani. -Öyle.
(Müzik - Hareketli)
(Motor sesi)
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
(Gökçe dış ses) Bu görmüş olduğumuz yiğit de, Kaan Engindeniz.
(Gökçe dış ses) Bu Kaan'ı ilk görüşüm.
(Müzik - Hareketli)
Oha. Bu kim ya?
Hey maşallah.
En sonunda be Sema, en sonunda yani.
Açılışı yapalı bin sene oldu. Neredesin sen?
(Sema) Biliyorum çok özür dilerim. Ayıp ettim ama geldim.
Önemli değil de bir şekilde affettireceksin kendini bana artık.
Bir kahve ısmarlayacaksın arkadaşına.
Ya istediğin kahve olsun. Ayıp ettin.
Mekân tanıdık.
-Kızlar, Kaan'la tanıştırayım sizi. -Merhaba Nilay ben.
Merhaba Kaan ben de çok memnun oldum.
(Sema) Gökçe.
Merhaba Kaan.
Maşallah.
Ay ben onu şeye söyledim, motorunuza.
Maşallah çok güzelmiş.
Kaç şey sizin ki? Çipur muydu, Honduras mı?
Chopper benimki. Enduro sevmiyoruz da.
Çok güzelmiş.
(Müzik)
(Koşma sesleri) (Nefes sesi)
Şişt! Şişt! Nilüfer!
Yalnız mısın?
-Evet baba. -Gel, gel.
(Nefes sesi) (Ayak sesleri)
(Kapı kapanma sesi)
(Nefes sesi)
Evet!
Al bakalım.
Bu ne baba?
(Çakmak sesi)
Pasta!
(Müzik)
Onu anladım da...
...ben bunu yiyemem ki.
Formumu korumam lazım.
Hem bugün benim doğum günüm değil.
Yine karıştırdın.
Hadi ya.
(Üfleme sesi)
Neyse canım, ee, sen yine de ye yavrum.
Torunuma yağ olsun...
...bal olsun, şeker olsun, yarasın.
Yani...
...ben yiyemem de...
...evdekilere götürürüm.
Tamam, hadi bakalım. Nilüfer...
...bak, annene doğum gününü karıştırdığımı sakın söyleme.
Merak etme, söylemem.
Tamam, hadi yavrum.
(Kapı açma sesi)
Nilüfer.
Sakın!
(Fermuar çekme efekti) -(Nilüfer) Tamam baba.
(Kapı kapanma sesi)
(El çırpma sesi)
Ulan nasıl karıştırdım doğum gününü ya.
(Müzik)
(Müzik - Hareketli)
(Nilay) Abi kesinlikle, öyle evlilik meraklısı gibi davranmadım.
İkinci görüşme, çok güzel geçti.
-Her şey çok keyifliydi. -(Kaan) Hıı.
-Yani bence keyifliydi. -(Kaan) Hıı.
(Masaya vurma sesi) Aramadı.
Aramadı değil mi?
(Gökçe dış ses) Çok fena rezil olmuştum, çok.
(Gökçe dış ses) Bir şey yapmam lazımdı.
(Gökçe dış ses) Günü kurtarmam lazımdı.
(Gökçe dış ses) Kahraman olmam lazımdı.
(Gökçe dış ses) İşte o anda onu gördüm.
(Gökçe dış ses) O yaşta bir adam neden hırsızlık yapıyordu bilmiyordum.
(Gökçe dış ses) Ama bir kaplan gibi atıldım ve...
Ay hırsız var!..
(Gökçe) Hırsız var!
(Müzik - Gerilim)
(Çarpma sesi)
Allah!
Aa ne yapıyorsun sen ya? Amcam o.
Amca ne ya?
Ayy, a-amca mı dedi o?
Evet Gökçe.
Kaskı da mahvetti.
(Kaan) Amca?
-(Gökçe) Ayy!.. -(Sema) Ayy!..
Bir şey olmuş mudur?
(Erkek nefes sesi)
(Gökçe) Ay, çok özür dilerim. Yani...
...nasıl oldu bilmiyorum. Gerçekten ben nasıl yaptım bunu ya?
Tamam kızım, tamam. Bir şeyim yok dedim ya. Tamam.
İyi amca, şiş falan da yok işte.
Bence şey yapalım, biz acile gitsek mi?
Bir göstersek? Israr ediyorum. Ben ödeyeceğim zaten. Ne olur!
(Erkek) Tamam yahu.
İyiyim, bir şeyim yok.
İki yanımda huriler. İyileştim bile ben.
(Sema gülme sesi)
-(Erkek) Yalnız sana aşk olsun Sema. -(Sema) Niye?
Böyle güzel bir arkadaşın var...
...ve beni tanıştırmıyorsun. Neden acaba?
(Sema) Yaa.
Tamam tamam, sakin ol. Bak oldu bitti.
Ay ama ben çok üzüldüm ya.
Zaten hep aynı şeyi yapıyorum.
Ne yapıyorsun? Milletin kafasına sürekli kask mı fırlatıyorsun?
Cık. Hayır canım, o kadar değil tabii de...
...yani bir rezaletimi kapatmaya çalışırken daha fenasını yapıyorum.
Gene hem bir yetenek hem de bir lanet gibi.
(Kaan) Hıh!..
Ee, neyse, boş ver tamam. Ben bence gideyim artık.
-Gidiyor musun? -(Gökçe) Evet.
Bana bak, akşama kızlarla toplaşıyoruz, sakın unutma.
(Gökçe) Tamam tamam.
Ay, yani tekrar özür dilerim. Çok memnun oldum. Görüşürüz.
(Müzik) (Ayak sesleri)
(Müzik)
(Kadın) Ya kızlar, evlilik çok acayip bir şeymiş.
(Kadın) Her sabah uyandığımda aşkımı yanımda görüyorum.
Yanımda uyuyor ya tatlişkom.
(Rabarba) Ayy!.. Çok tatlı ya! Şahane.
(Gökçe iç ses) Tatlı tabi ikisi de.
Geçen gün bana kendi elleriyle zeytin yedirdi.
(Kadın) Çok tatlıydı. Ha, bir de tost yapmış...
...üstüne de kocaman aşkitolim yazmış ketçapla.
(Gülme sesleri)
Kızım, benim kocam bana böyle bir şey yapsa onu böyle ketçapla boğarım.
Ölmezse de ertesi gün boşarım.
Hıh, sen önce kocayı bir bul da. Ha ha ha.
Yani yalan değil.
Şey...
(Müzik)
(Kadın) Kızlar...
...size süper bir haberim var.
Necati bana evlenme teklifi etti.
(Alkış ve tezahürat sesleri)
(Kadın) Bu yaz evleniyoruz.
(Kadın) Hı hı!
Bana bak...
...bu Simten nasıl evlenir ya?
-Ay, duyacak kız. -(Gökçe) Duyarsa duysun, bana ne?
Ya, biz Kese Kâğıdı Simten diye dalga geçmiyor muyduk bununla, ha?
Bunu alan adam böyle kafasına kese kağıdı geçirir demiyor muyduk, ha?
Ya, ben öleyim ya, öleyim bence bitsin bu çile.
(Gülme sesleri)
-(Simten) Sema? -(Sema) Hı?
Sende durumlar nasıl?
(Sema) Hah!
Ee, işte biz karar verdik evlenmeye.
Konuştuk da yani... Hıh.
Ee, ama ben teklifi bekliyorum tabii.
Yani teklif olmadan asla. Hayır yani.
Tabii şekerim.
Öncelikle diz çökülecek.
O kutu böyle şak diye açılacak.
Sonra da o yüzük böyle parmağa takılacak.
(Gülme sesleri)
-Aynen. (Gülme sesleri)
Ahh!..
Gökçeciğim...
...üzülme canım...
...boş ver...
...sıkma canını sen.
Ay, ben gayet iyiyim.
Ayy, canım ya, bir de iyiyim diyor.
(Müzik)
Hayır yani, gerçekten iyiyim ya.
Canım...
...yani hâlâ yok değil mi bir şeyler?
Yani aslında ben...
Bence sende bir uğursuzluk var.
(Canan) Yani elin yüzün de düzgün.
Hani iyi kötü bu zamana kadar birini bulmuş olman gerekirdi.
Çirkin de olsa biri yani.
(Müzik) (Ortam sesleri)
Ayy, inşallah senin sonun Makbule teyze gibi olmaz.
(Canan) Aa, Makbule kim kız?
Benim annemin büyük büyük teyzesi.
O da böyle yıllarca kimseyle evlenmedi.
Sonra Gökçe gibi böyle 30'larına geldi.
(Simten) Sonra da kimse de onu beğenmedi.
Tek göz odada öldü gitti.
Göçtü gitti zavallı.
Allah rahmet eylesin.
-Başınız sağ olsun. -(Simten) Sağ olun.
Ayy, Gökçeciğim...
...yani sen hiç üzülme canım.
Biz seni sevdiğimiz için böyle.
Ay, yok biliyorum Ebrucuğum, bilmez miyim?
De ee, benim için üzülmenize hiç gerek yok.
(Gökçe) Ee...
...çünkü benim bir sevgilim var.
-Ne? -Aaa!..
Hah.
Adı ne adı?
Ee...
...Demir.
(Efekt sesi)
(Müzik) "Aa aa aa, başıma gelen"
"Aa aa aa hoşuma giden"
(Kapı açılma sesi)
Hah, Sezen!
Ben de seni çağıracaktım.
Ne oldu baba?
Annene söyleme. Gel.
Hıh, tamam.
(Kapı kapanma sesi)
Gel.
-Kapat. (Kapı kapanma sesi)
Ee baba, niye çağırdın beni buraya?
Kapat gözlerini.
Açma! Açma!
(Müzik)
Aç! Al bakalım bu senin.
(Sezen) Ayy!
Ayy!..
Ne zahmet ettin ya? Hiç gerek yoktu.
Olur mu hiç öyle şey aşkım?
Senin telefonun eski. Bu...
...en yenisi ve en mükemmeli.
Güle güle kullan. Doğum günü kutlu olsun.
(Öpme sesi) -Canım! Canım!
Aşk olsun baba ya.
Bugün benim doğum günüm değil ki.
Hadi ya!
Hee, bak Nilüfer'in de doğum günü değil.
O zaman senin de değil. Demek ki Gökçe'nin doğum günü.
Şunu rica edeyim canım.
Ben bunu gerçek sahibine ileteyim.
Haha, babacığım...
...şaka yapıyorsun...
...değil mi?
(Gülme sesleri)
Baba!..
Tabii ki şaka bir tanem benim. Güle güle kullan.
-Babacığım!.. (Sezen gülme sesi)
(Sezen gülme sesi)
Babacığım, çok teşekkür ederim. Çok sağ ol.
(Öpme sesi) -Bir tanem.
(Öpme sesi)
(Sezen gülme sesi) -Bye bye.
(Kapı kapanma sesi)
Allah kahretsin ya! Yine doğum günlerini karıştırdık.
Boşu boşuna masrafa girdim. Olacak iş mi ulan bu ya?
(Vurma sesi) -Ahh!..
Vallahi çok yakışıklı, başarılı.
Kendi ajansı var. Böyle müthiş işler yapıyor.
Ay ne bileyim, sonra işte böyle çok romantik.
(Gökçe gülme sesi) -(Simten) Ee?
Ne zaman tanıştırıyorsun bizi?
-Hiçbir zaman. -(Hepsi) Hıı?
Ee, çünkü...
...ee...
...bizim çok gizli bir ilişkimiz var.
Yani biz ilişkimizi çok gizli yaşıyoruz.
Hii!.. Evli mi yoksa?
Kesin evli.
Evli biriyle olmak sana hiç yakışmıyor Gökçe.
Bence de.
Evet Gökçe, hiç sana göre değil bunlar.
Ay hayır ya!
Ne evlisi kızım? Öyle şeyler demeyin.
(Gökçe) Evlilik falan yok. Hayır, ondan değil.
Şeyden o tamamen...
...ee, çünkü o benim...
...patronum.
Şişt!..
Aferin kız sana. Patronunu mu ayarladın?
Ee, yaza kadar çözersin artık bu durumu.
Düğünüme bekliyorum.
Tabii ki tatlım. Kaçırır mıyım hiç senin düğününü?
Mutlaka orada olacağım.
(Sema gülme sesi) -Hadi bakalım.
(Gülme sesleri)
-(Sema) Gökçe? -(Gökçe) Efendim?
Sen demin ne dediğinin farkında mısın?
Demir Cerrahoğlu dedin demin.
Ya ne yapsaydım?
Her yere tek başıma gidiyorum. Bunlar da beni ezdikçe eziyorlar.
Ay Gökçeciğim üzülme! Aman kendini yıpratma!
Ya bir tanesi senin için üzüldüm, adak adadım dedi ya.
Aa! Yuh!
Ay evet.
Hayır yani benim kendim için adak adamam başka bir şey...
...başkasının benim için üzülüp adak adaması yani bambaşka bir şey.
Evet aşkım, çok haklısın bunda. Tamam.
Yani.
Ayrıca sen demedin mi Gökçe kafasına koyduğu adamı tavlar diye?
Dedim de...
...Demir Bey zor değil...
...imkânsız falan yani.
Zoru hemen başarırız, imkânsız...
...birazcık zaman alır.
Allah Allah, o derece?
O derece canım.
Ayrıca ben kararımı verdim.
Ben o Simten'in düğününe Demir'i koluma takıp gideceğim. Bak görürsün.
Peki.
-Ay neyse, ben kaçıyorum. -Nereye?
Yonca teyzoşuma. Tüyo alacağım.
Kızım Yonca teyzoşun nereden bilecek evlilik falan?
Bir kere bile evlenmemiş kadın.
Canım benim...
...imamın dediğini yap, yaptığını yapma demişler değil mi?
Benim bütün kuzenlerim onun sayesinde evlendi.
Hım, peki bu saatte rahatsız etmeyecek misin kadını?
O stüdyoda kayıttadır, ben biliyorum.
-Hadi görüşürüz. (Öpme sesleri)
(Şarkı - Yonca Evcimik - Aha) "Şeytan diyor ki git şunu"
"Tepele çiğne ve nakavt"
"Aha aha"
"Gördün mü gününü"
"Aha aha daha görecen düğünümü"
"Aha aha"
"Gördün mü gününü"
"Aha aha daha görecen düğünümü"
"Çık çık çık hemen"
"Çık o kanaldan"
"Çık çık çık hemen"
"Çık o kanaldan"
"Çık çık çık hemen"
"Çık o kanaldan"
"Çık çık-mazsan"
"Saymam adamdan"
"Ara sıra gel de"
"Oturup bir yerde"
"Vuralım hesaba"
"Ne kaldı elde"
"Ara sıra gel de"
"Oturup bir yerde" (Mikrofon ötme sesi)
Aa!
(Yonca) Teyzesinin gülü gelmiş.
(Yonca) Dur kız, geliyorum.
(Ayak sesleri)
Kadınlığını kullanacaksın yavrum.
Cık, aman bu mu ya? Öff!
(Yonca) Öyle kadınlık değil, zibidi ya.
İçindeki kadının gücüne...
...oraya odaklanacaksın.
Haa! Nasıl yani?
Şöyle ki erkek denen geri zekalı tür...
...insanlık tarihinin başından beri dünyayı kendi yönetiyor zannediyor.
Ya bunlar ilk mağaradan çıktılar ya...
...biz de hani içeriyi toparlıyoruz falan?
Kendilerini bir şey zannediyorlar.
Ha biz çıkamaz mıydık yani mağaradan ilk?
Ay çıkardık değil mi?
Ay hem de nasıl çıkardık, sen deli misin? El ele.
Oo!..
Önümüze gelen ayı, mamut, dinozor ne varsa devirirdik.
Yani timsahtan çanta yapan kadının...
...bir erkeğe neler yapabileceğini sen düşünebiliyor musun?
Hıh!
Bu ne demek biliyor musun?
Birlikten kuvvet doğar demek.
Çok doğru söylüyorsun teyzoş.
Ne teyzoşu ya?
Herkesin içinde bana teyzoş falan demesene ya, öyle konuşmuştuk.
-Tamam tamam. -(Yonca) Öff!
Ee...
...da...
...ben onu nasıl yapacağım?
-Cık! (Nefes sesi)
Aah! Kendini ezdirmeyeceksin...
...güçlü kadın olacaksın.
Bir!
Güçlü kadın.
Hıh!
Güçlü kadın olacağım, bir!
Kafana hiçbir şey takmayacaksın, özgür kadın olacaksın, iki!
Hıh!
Özgür kadın.
Özgür kadın olacağım, iki!
Evet!
(Müzik)
E işte bir, iki.
Bir üçüncüsü yok yani, erkeklerden bahsediyoruz.
Hepi topu bu.
Ha ben üç de var diye şey yapmıştım.
Ah yok işte yok.
Dediğim gibi sen ne yapacaksın biliyor musun?
Kendini ezdirmeyeceksin.
(Yonca) Güçlü kadın olacaksın.
(Yonca) Özgür kadın olacaksın.
Bunları kafana takmayacaksın.
Ha aşk falan yaşayabilirsin.
Yaşayabilirsin!
Gayet normal, gayet insani. Ama kaptırmayacaksın.
Ah.
Hep böyle bir tepeden bakmalar, bir edalar, tavırlar.
Bana adam yok mu halleri. İşte bu!
-Çak! -İşte bu ya!
-Hey! Ne yapıyorduk? (El çarpma sesi)
(İkisi birden) Heyo! Heyo! Heyo!
-Ay canım benim be. (Gülme sesi)
Teyzesinin gülü!
(Gülme sesi)
Her yerde teyze deme bana sakın.
"Aa aa aa, başıma gelen"
"Aa aa aa, hoşuma giden"
"Hoşuma giden"
Beni çağırmışsınız, buyurun.
(Demir) Nasıl gidiyor kahve işi?
Yani, iyi gidiyor.
Ya da gitmiyor.
(Müzik)
Ay ne var canım?
Sonuçta yaratıcılık gerektiren bir iş yapıyoruz değil mi?
Beni iki dakikada bir buraya nasıl gidiyor diye çağırırsanız...
...ben işimi nasıl yapabilirim acaba? Hı?
Gökçe.
Ay ne Gökçe, Gökçe, Gökçe?
Sunum dediğiniz şey böyle iki şık şık bir tık tıkla olsaydı...
...şu an sizin koltuğunuzda ben oturuyor olurdum değil m?
Gökçe...
...bak çok az kaldı.
Hıh, ben biliyorum ne kadar kaldığını.
(Gökçe) Siz hiç merak etmeyin.
Konuştuğumuz gün ve saatte dosya önünüzde olacak. Tamam?
Ayrıca ben kafama göre takılıyorum.
(Gökçe) Sonuçta özgür ve bağımsız bir kadınım.
Canım ne zaman isterse o zaman çalışırım.
Kimsenin lafıyla sözüyle hareket etmem.
Öyle çok az kaldı diyerek beni sıkıştıramazsınız.
Gökçe.
Bak, çok az kaldı derken...
...seni kovmama çok az kaldı.
Hatta bu kadar az kaldı, haberin olsun.
(Müzik)
-(Gökçe) Bu kadar? -(Demir) Bu kadar.
Ee, oldu o zaman.
Ee, şey yapmayayım ben.
Ee...
...tutmayayım sizi daha fazla, değerli vaktinizi almayayım.
Sonuçta sunum var, benim çalışmam gerekiyor değil mi?
(Gökçe) İyi günler size.
Kolay gelsin.
(Rezzan) Ay ayrıca sen ne bakıyorsun ki o teyzene?
Hıh!
Kelin merhemi olsa kendi başına sürermiş.
Ay ne bileyim ya, bizim bütün kızları o evlendirdi diye şey yapmıştım ben.
Aa!
Nereye o evlendirdi?
Bütün hepsinin erkek arkadaşını bir kere ben buldum be!
Ay gerçekten mi?
Ya ne?
E anne o zaman bana da bir tavsiye var ya.
Ne yapmam lazım benim, valla bilemiyorum yani.
Kadınlığını kullan, kadınlığını.
İşte ya, döndük en başa.
İlla dekolte diyorsun yani.
Ay Gökçe!
Ben sana dekolte mi diyorum?
Bilgi, birikim diyorum.
Entelektüellik diyorum.
Kızım biz sana bu yaşına kadar bin tane kitap okuttuk.
Bir sürü kursa gönderdik.
Piyanosu başka, satrancı başka, balesi başka.
Ya sen bunlardan hiç mi bir şey öğrenemedin bu yaşına kadar kızım?
Yani.
Öğrenmişimdir tabii de.
De'si ne?
Bak, sana diyorum.
Entelektüel kadın...
...her zaman çok çekici bir kadındır.
Sakın bunu unutma tamam mı yavrum?
Tamam anneciğim.
Ben çok iyi çözdüm olayı.
(Müzik)
Hıh, merhaba.
(Müzik)
(Efekt sesi)
(Gökçe) Uff!.. Muharrem ya!
Her yerden sen çıkıyorsun, yeter!
-Gökçe Hanım? -(Gökçe) Ne?
Onlar tarz için mi?
(Gökçe gülme sesi)
Sen anlamazsın.
Allah Allah!
(Müzik)
(Demir) Bununla bunun yerini değiştireceksin.
(Demir) Buna biraz daha yakın gireceğiz.
(Demir) Yani ona göre artık konuşursun.
(Demir) Bunların yerini değiştir işte.
(Müzik)
(Gökçe) Hazırım.
(Müzik)
Merhaba Demir Beyciğim.
Ben birazcık geciktim kusura bakmayın.
Kütüphane kartımın süresi dolmuş da onu yeniletmeye gittim.
Bu zamanda kütüphane kaldı mı dediğinizi duyar gibiyim.
(Gökçe) Ama ben çok seviyorum ve hep gidiyorum.
Bütün boş zamanlarımda da kitap okuyorum.
Özel ilgi alanım kuantum fiziği.
Daha doğrusu her tür fizik.
Özellikle de sizinki.
(Gökçe) A lütfen yanlış anlamayın.
Tamamen entelektüel bir bakış açısıyla bakıyorum.
Ve sizin de öyle bakmanızı istiyorum.
O yüzden eğer müsait olursanız...
...sizinle bir kahve içmek isterim.
Schrödinger'in Kedisi'ni tartışırız...
...üstünden birazcık geçeriz.
Olur.
-(Erkek) Kahve uyar bana. -Sedat!
(Gökçe) Hih!
Ne zaman buluşuyoruz yavrum?
Ya! Pis misin?
Sen evlisin oğlum! Ne zaman buluşuyoruz diyorsun bir de!
Bana ne bağırıyorsun be kızım?
Kahve içelim diyen ben miyim?
Sana mı dedim? Sana mı dedim?
Cık! Allah Allah!
Bu kadınları da anlamak mümkün değil arkadaş.
(Kapı açılma sesi)
Sezen!
(Kapı kapanma sesi)
Neredesin?
(Sezen) Salondayım.
Gel buraya.
-(Sezen) Ne var? -Hadi çabuk.
Ya ne oluyor ya?
(Sezen) Ya tamam.
(Sezen) Ne oldu?
(Sezen gülme sesi)
-(Sezen) Manyak mısın ya sen? (Gülme sesi)
Biraz olabilirim.
Ya tavsiye için bana gelmiş olsaydın...
...şu an çok başka bir yerdeydin biliyorsun değil mi abla?
Geldik işte, tamam, uzatma. Söyle.
Kadınlığını kullanman lazım.
Ay valla bunu bir daha duyarsam kendimi keseceğim ya!
Niye ki?
Ay herkes aynı şeyi söylüyor.
Annem de, teyzem de. Peki sonuç ne?
-Sonuç, hüsran. -(Sezen) Hayır.
Ben gerçekten kadın olmandan bahsediyorum.
Azıcık seksi ol, işveli cilveli ol.
Ya güzel görün.
Ya, olur ya!
Yani.
Ben zaten öyle görünüyorum.
(Gülme sesi)
Sezen!
Ne gülüyorsun ya?
(Gülme sesi) -Kızım gülmesene!
Çok mu komik?
(Gülme sesi)
Abla.
Sen hiç aynaya bakmıyorsun değil mi?
(Gülme sesi)
Bana bak, elimde kalırsın!
Ay yok ya, senden yardım isteyende kabahat.
Ya abla, abla, tamam tamam. Tamam.
(Sezen) Tamam.
Ben seni giydireceğim tamam mı?
-İstemez. -Ya abla yardım edeceğim işte.
Ya abla!
Ya işe yaramazsa?
Saçmaladın!
Yani...
...ben...
...sana...
...yardım edeceğim ve işe yaramayacak?
İmkânsız.
Hadi.
Şimdi seni giydirelim abla.
(Müzik)
Son kez nefes alıp tutacaksın abla tamam mı?
Vallahi alamam, alsam da tutamam.
Nasıl alamazsın ya?
Üç deyince, bir, iki, üç! (Fermuar çekme efekti)
İte bu kadar!
(Gökçe) Ayy!
Kızım bu patlar ya, bir şey olur mümkün değil.
Bunun ben de farkındayım, bu yüzden de bugün hiç nefes almayacaksın abla.
Ay yok olmaz ben bunlarla hayatta yürüyemem.
Ay nasıl abla ya?
Yani sana inanmıyorum.
Bu ailede bu tür ayakkabılarla yürüyemeyen tek kadınsın.
Ailenin yüz karasısın!
Ay Sezen, ben bununla oturamam da.
Ee herhalde, oturmak da yok.
Ayy!..
Ay yok çıkar şunu çıkar istemiyorum.
Ya abla saçmalıyorsun farkında mısın?
(Sezen) Yani bu kıyafet seni iki beden küçülttü.
Hiçbir şeyin farkında değilim şu an çünkü beynime kan gitmiyor.
Gerek de yok zaten.
De...
...bak bugün yürümüyorsun.
Su içmek, yemek yemek de yok.
Çok gerekmedikçe konuşmuyorsun da.
Dik duruyorsun, ve öne arkaya da eğilmiyorsun.
-Ay sen emin misin iyi durduğundan? -Kesinlikle.
Ve acaba biraz gülsen mi?
I, ıh gülemiyorum ki...
Neyse ya!
Yani...
...gülmesen daha iyi.
Aynen.
"Aa aa aa, başıma gelen"
(Gökçe) Her şey Demir için.
(Gökçe) Her şey Demir için.
(Gökçe) Allah geliyor.
(Müzik - Hareketli)
(Gökçe) Ayy!
(Gökçe) Allah!..
(Gülme sesi)
(Müzik)
(Gülme sesi)
(Fermuar açılma efekti)
Allah'ım rezil oldum.
Ne yapacağım?
Ne yapacağım?
Nilay!
(Topuk sesleri)
Nilay, yardımın lazım.
-(Nilay) Ne oldu?
Dikiş setin var mı?
Var. Ne yapacaksın?
Damarlarımı dikine dikine keseceğim, sonra dikeceğim.
Ne diyorsun ya?
Şu halime bak.
(Gökçe) Uff!
Ver işte varsa.
Al!
(Gökçe) Getiririm birazdan.
(Müzik)
(Gökçe) Ne oluyor ya?
(Muharrem) Boşuna zorlamayın Gökçe Hanım, açılmaz.
Niye ya? Niye kapalı tuvalet?
Vallahi onu size sormak lazım ya.
Niye klozetlere kağıt atıyorsunuz he? İçeriye yazı yazıp astık değil mi?
Atmayın dedik, klozetlere tuvalet kâğıdı atmayın dedik ya!
Hem kendinizi düşünmüyorsanız, biraz patronu düşünün Allah Allah!
Arkadaşım, ben mi tıkadım tuvaleti?
Allah Allah, zaten gıcığım sana.
(Gökçe) Hem sen beni geçen gün niye revire götürdün?
Olduğum yerde bıraksana.
Hayır, yani belki başkası taşıyacak.
Belki başkası kucağına alacak beni değil mi?
Vay! Tabii ya!
-Yardım da etmeyelim öyle mi? -Etme arkadaşım!
Yardım falan etme bana!
Hayır, sen niye benim Demir Bey'le aramdaki şeye karışıyorsun?
Nasıl? Demir Bey?
Demir Bey derken?
Demir Bey?
Ne Demir Bey'i ya?
Dem - Demir Bey'le ne ilgisi var şimdi bunun?
Allah Allah! Hadi işine bak sen!
Hadi!
Allah Allah!
(Müzik)
(Topuk sesi)
(Müzik)
(Gökçe) I, ı,ıh!
I, ı,ıh!
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
Ay Sezen ya! Niye seni dinledim ki?
Ya!
Daha iyi görünürmüş, yok bilmem ne? Cık cık!
Hakan, oğlum işin olmadığını biliyorum, uydurma şimdi.
E tamam bir hafta sonu da çıkmayıver tekneyle Allah Allah.
Hem bak ne diyorum, ne kadar kalabalık olursak o kadar iyi.
(Demir) Ha bu arada bağış da yapacaksın ha!
Öyle kuru kuru gelip de baş köşeye oturmak yok!
(Demir) Hayır, yok yok.
Tohum Otizm Vakfı için toplanıyoruz.
Oğlum, o geçen seferdi.
Bir dakika oğlum ya.
O bir sene önceydi.
Ha sen bir aralar kayboldun ya hatırlıyor musun?
Ha tamam tamam, güzel.
Tabii tabii farkındalık güzel bir şey.
Vallahi ben bilmem kardeşim.
Cumartesi günü seni orada göreceğim.
Tamam tamam, hadi hadi hadi görüşürüz hadi.
Hıyar!
(Müzik)
(Müzik)
Burada olduğunu biliyordum Gökçe.
Ay Demir Bey vallahi siz yanlış anladınız, ben açıklayabilirim.
Hiç öyle düşündüğünüz gibi bir şey değil, ben şey yapıyordum.
Uzun zamandır seni izliyorum Gökçe.
(Demir) Ne yapıyorsun? Ne diyorsun?
(Demir) Nerelere gidiyorsun?
Ama bütün gün seni yalnız yakalayamıyorum.
Ih, hıh öyle mi?
Öyle ya.
Ama mademki baş başayız
Dans edeceğiz bebeğim.
Bebeğim mi?
Bebeğim dedi.
(Müzik - Dans)
(Müzik - Dans)
(Gökçe iç ses) Ne kadar güzel olurdu değil mi?
(Gökçe iç ses) Ama ben de bu şanssızlık varken.
(Müzik - Hareketli)
Ayy!..
Ben bu adama âşık olmayayım da kime olayım ya?
"Aa aa aa, hemen kaçmam lazım buradan"
"Aa aa aa, başıma gelen"
Ne haber Yonca? Hoş geldin.
Ah!
Merhaba Hikmet ne haber?
İyidir işte be, idare ediyoruz.
Nasıl gidiyor Diş İşleri Bakanlığı?
İyi iyi, çok iyi.
Senin implant nasıl? Bir sorun yok değil mi?
Vallahi ikisi de kendi dişim gibi sağ olasın.
-Süper! -Maşallah.
(Yonca) Aa, baydın Hikmet ya!
(Hikmet) Ee, yeter be!
(Hikmet) Biraz insan ol insan.
Ne selam var? Ne sabah? İnsan bir merhaba der be!
Aa, önce sen bir merhaba de, bir hal hatır sor.
Kırk yıldır bir yontulamadın Hikmet ya! Bir adam olamadın.
İşte böyle yaptığın için evde kaldın zaten.
(Yonca) Ah! Şu senin söylediğine kargalar bile güler biliyor musun?
Bir kere hiç kolay değil benim gibi bir kadını taşımak.
Kimse karşımda dimdik duramıyor.
Şan, şöhret, kariyer, hepsi sümsük gibi.
(Hikmet) He he, eminim öyledir.
Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Ben istesem on kere evlenir, yirmi kere de boşanırdım.
Pek sanmıyorum canım!
Aman çekil Rezzan Allah aşkına, içeri gireceğim vallahi elimde kalacak bu.
İkiniz de manyaksınız be! İkiniz de manyaksınız!..
-Manyaklar!.. -Sensin manyak!
Terbiyesiz!..
(Kapı kapanma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Rezzan) Ay ne saçmalıyor yine bu?
Ay duydun işte ya!
Yok!
Yok, ben kapıyı açmadan önce böyle mırıl mırıl bir şeyler söylüyordu sana.
İşte başka dişçiye gidiyormuşum o varken ayıp oluyormuş falan filan.
Ay hadi oradan.
Kendi karısından diş dolgusu ücreti isteyen bir diş doktoru olur muymuş hiç?
Ay ne utanmaz adam be!
(Yonca) Ay ama eli çok hafif ya!
Hı?
Diyorlar yani vallahi bildiğimden değil.
Emin misin sen?
Ay ablacığım, geçen gün arkadaşlarım gitmiş.
Akraba olduğumuzu bilmeden.
Bir daha kapısından geçmeyin dedim.
Aferin.
-Abla? -Hıh!
Bu sizin küslüğünüz daha ne kadar sürecek?
Bak!
Bizim bu küslüğümüz var ya?
Şu Hikmet, gelip benden özür dileyene kadar sürecek Yonca.
Benim çok yetenekli bir ressam olduğumu kabul edene kadar...
...ve hatta bak tam şuraya gelip, dizlerinin üstüne çöküp...
...bana yalvarana kadar sürecek!
Öyle diyeyim ben sana.
Hay yani siz böyle ayrı ayrı yaşıyorsunuz ya...
...hiç mi buluşmuyorsunuz?
Yok.
Ha yani hiç mi görüşmüyorsunuz?
Ay sen ne demek istiyorsun?
E canım açık açık söylettirme işte bana yani aranızda hiçbir şey mi yok?
Cık!
Hiçbir şey yok.
(Yonca ses) Abla, yani hiç mi bir şey yok?
-(Rezzan ses) Hiç! -(Yonca ses) Hiç?
(Rezzan ses) Hiç!
(Rezzan ses) Ama...
...Hikmet bir adım atarsa...
...neler olur bilemem?
(Müzik - Hareketli)
(Gülme sesi)
Adımın Kral'ını atacağım.
(Müzik - Hareketli)
(Kaan) Aa selam.
-Ne haber? -İyidir, sen?
İyi.
(Kaan) Otursana.
Ne ikram edeyim sana?
Çay, kahve? Ya da soğuk bir şeyler?
Vallahi şöyle enerji veren hatta yaratıcılığı arttıran bir şeyin varsa alırım.
(Kaan) Var var, enerji içeceği ister misin?
Olur, yani bu ara çok çalışmam gerekiyor bir de süper fikirlere ihtiyacım var.
Ya ve hatta hatta bir dakika...
...sana sormak lazım.
Neyi?
Hani geçen gün sen Nilay'a dedin ya bu adam seni hayatta aramaz diye.
(Gökçe) Gerçekten aramadı.
Şaşırmadım.
Siz erkekleri tanıdığınızı zannediyorsunuz ama hiç tanımıyorsunuz.
Yani evet işte ben de tam olarak bundan bahsediyorum.
Herkes bana bir sürü şey önerdi ben tabii ki hepsini yaptım.
Ama elde var sıfır.
Ee, Nilay'la ne alakası var bunun?
Yani benim de tavsiyeye ihtiyacım var demek.
Ben birini etkilemeye çalışıyorum da.
Oo, hadi bakalım.
Kim bu adam?
Söylerim ama kimseye söylemek yok.
Acaba kime söyleyeceğim?
Ya ne bileyim canım yani? Ben şimdiden uyarayım da.
Şimdi bu kişilik benim birazcık patronum olur.
Kendisi acayip yakışıklı, acayip karizmatik ve süper ötesi bir kişilik.
Tamam geç onları var mı bir ismi bu süper ötesi kişiliğin?
Var.
Demir Cerrahoğlu.
Demir Cerrahoğlu mu?
Hı!
No iki yüz otuz yedinin sahibi değil mi o?
Seksen üçlü çocuk.
Babası reklam sektörünün duayenlerinden Hulusi Cerrahoğlu.
Bu önce gitti Robert'e falan...
...ondan sonra Amerika'ya New York Üniversitesi'ne ekonomi, işletme falan okudu.
Evet de, ya bir dakika sen nereden biliyorsun bunları?
Dergilerden biliyorum, diyelim.
Ayrıca özel ilgi alanları arasında golf oynamak, ata binmek...
...tekneyle açılmak falan var.
Da sen zaten biliyorsundur bunları.
Ay yok vallahi bilmiyorum.
Sen emin misin bu herifle birlikte olmak istediğine?
Yalnız bir dakika herif demeyelim.
Beyefendi diyelim biz ona.
Çünkü bence beyefendi kelimesi Demir'den önce yokmuş, onun için keşfedilmiş.
Gökçe.
Yalnız bu beyefendi zamanında çok can yaktı söyleyeyim sana.
Seni de üzebilir, o yüzden söylüyorum.
Rahmetli Kemal Sunal'ın filminde dediği gibi...
...ölüm onun elinden gelecekse gelsin be güzelim, biz onu şerbet der içeriz.
(Gökçe gülme sesi)
İyi sen bilirsin.
Yalnız nelerden hoşlanır, hobileri nelerdir...
...falan biraz araştırma yapman lazım galiba öyle kolay değil bu işler.
Hı.
Evet doğru söylüyorsun ben biraz araştırayım onu.
İyi, araştır da ondan sonra konuşalım.
(Gökçe) Anlaştık.
(Kaan) Bu arada bir şey bulursan...
...bana da haber ver tamam mı?
Tamam, o zaman ben senin numaranı alayım, haberleşiriz.
Olur, yaz.
(Müzik)
(Kapı vurma sesi)
Gel.
Ee...
Söyle.
Demir Bey, malumunuz Kabotaj Bayramı yaklaşıyor.
Biz de arkadaşlarla hediyeleşmek istedik.
Ama yani öyle çok saçma şeyler almak istemiyoruz.
O yüzden mini bir anket düzenledik.
Ee?
İşte benim de size bir, iki sorum olacaktı.
(Gökçe) Doğum tarihinizle başlayalım isterseniz?
16 Haziran 1983, doğru mu?
Doğrudur.
İkizler.
Ee, en sevdiğiniz yemek?
(Demir) Of, mantı.
Ih! Mantı, ay ben de bayılırım ya!
Üstüne bir de böyle sarımsaklı yoğurdu dökeceksin.
Çok güzel.
(Müzik)
Eh!
Peki, doğum lekeniz var mı?
Var.
Peki, ölürsem sen mi teşhis edeceksin beni?
Hi!.. Ay Allah korusun, demeyin öyle şeyler ya.
Ih, neyse...
...spor yapıyor musunuz?
Yapıyorum.
Ee, fitness yapıyorum.
Arada koşmayı seviyorum.
Koşu, başka?
Yelken.
Yelken, çok iyi.
Peki, baklava?
Sevmem.
Ay!
Six pack anlamında.
Var.
Maşallah!
Efendim?
Şey, yani mutlaka mutlaka doğru söylüyorsunuzdur.
Ee, şey biraz da böyle hobilerinizden bahsetmek ister misiniz?
Tabii, hemen bahsedeyim Gökçeciğim.
Gökçeciğim?
Kendisine verilen şansın hiç ama hiç farkında olmayan...
...yarın ki sunumunu tamamen unutup...
...kendini böyle saçma sapan anketlere veren Gökçe'yi kovmak.
Nasıl?
Çok güzel.
Çok iyi değil mi?
Evet, ama hiç merak etmeyin ben yarın ki sunuma çok hazırım.
Eminsin değil mi?
Eminim eminim gerçekten yani hiç bu kadar emin olmamıştım vallahi.
Yani sizin hiç şüpheniz olmasın lütfen.
Ee, ben zaten çalışmamın başına geçeyim artık.
Size kolay gelsin.
İyi günler.
(Müzik)
(Ortam sesi)
Üf ne yapacağım ben ya? Daha kahveleri içmedim, hiçbir şey yapmadım.
Üff!
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
Üf!..
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
(Alkış ve tezahürat sesi)
Sürpriz!..
Ya!..
Çok teşekkür ederim.
İyi ki doğdun.
Ya nereden geliyor aklınıza böyle şeyler?
E kızım o kadar çok söyledin ki sürpriz yapmayın, pasta yapmayın diye.
Zaten bu var ya küçüklüğünden beri neyi çok istese tam tersini söyler, değil mi Hikmet?
Yani o kadar tanıyoruz artık kızımızı.
Teyzoş, sen de otuz oldun sonunda.
Ya çok tatlısınız ya, teşekkür ederim.
Gerçi şu otuz olmasa daha iyiydi ama neyse.
Abla...
...önce benim hediyemi aç.
Tamam.
(Müzik)
Kızım, ben nerede giyeceğim bunları ha?
E abla artık orasını ben bilemem.
Aferin kız, nihayet kedi olalı bir fare tutacaksın sonunda.
Gerçekten çok teşekkür ediyorum.
Gökçe, gel gel.
Kızım...
...bak bir gün bir sevgilin olur.
İşler sarpa sarınca giyeceksin bunları ortamı alevlendireceksin.
Anne ya! (Gökçe gülme sesi)
Zaten hâlâ sevgili bulabileceğime inandığın için seni gerçekten daha da çok seviyorum.
(Rezzan) İnanıyorum tabii.
Gökçe, gerçi bunların daha farklı çeşitleri de var ha haberin olsun.
Hı!..
Rezzan, yani çeşit derken nasıl başka kostüm çeşitleri de mi var?
Şimdi şöyle anlatayım Hikmet.
Ee, sen başlamadan ben şey diyeyim, benim gerçekten çok çalışmam lazım...
...ama siz devam edin, bana pasta ayırın. Ben onu mutlaka yiyeceğim sonra.
Aa, niye pasta üflemeyecek misin?
Aa, hakikaten.
(Müzik)
(Gökçe) Evet, dilek de tutayım bari.
(Müzik)
(Alkış sesi) (Müzik)
Ya, seviyorum sizi ya çok teşekkür ederim. Hadi ben kaçtım.
(Nilüfer) Aa, ee hediyeler?
Ee şey yapacağım ben onların hepsini açacağım sonra.
E iyi oldu sana sürpriz doğum günü partisi yaptığımız.
(Öpücük sesi) Hadi bye bye.
-(Rezzan) E hadi bari biz yiyelim. -(Hikmet) E hadi bakalım.
Ben bunların hiçbirini yiyemem.
Niye?
Baksana nasıl kalorili, görmüyor musun?
Rezzan sen demin kostüm falan lafı ettin de. Nasıl kostüm mesela?
Mesela...
...polis kostümü Hikmet.
Ay bugünlerde nasıl popüler? Nasıl popüler?
(Müzik)
(Gökçe iç ses) Evet bugün doğum günüm olabilir ama yarın da sunum günüm.
(Gökçe iç ses) Eğer beceremezsem ve işi batırırsam...
...hayatımın son günü de olabilir o ayrı mesele.
Neymiş bu?
Moccha.
(Kapak açma sesi)
(Müzik)
Hıh!
İyi, fena değil.
Evet, ı-ıh...
(Müzik)
(Gökçe iç ses) Karamelin sesi bandonun fesi...
...bir bandonun nesi var? İki bandonun sesi var.
(Gökçe iç ses) Latte'nin yeni adresi, Cafee Bando.
(Gökçe iç ses) Cafee Bando, do, do, do ile kafiyeli bir şeyler düşün Gökçe ya!
(Müzik)
(Hikmet) Polis.
Kos...
...kostümü...
...kiralama...
Hemen ara.
Hemen!
Bastık.
(Hikmet) Evet, sepete ekle. Yunus mu olayım, şahin mi?
Polis kıyafetleri için özel izin gerekmektedir.
Oo, uzun iş ya! İlle de polis olacağız diye şart değil ki.
(Müzik - Dans)
(Gökçe) Pardon pardon.
(Kaan) Oo, ne haber?
-İyidir, senden? -İyi, ne olsun?
Duramadım evde ya!
Benim yarın kahve ile ilgili bir sunumum var o yüzden böyle bir koli kahve içtim...
...o yüzden ne durabiliyorum, ne oturabiliyorum, hiçbir şey yapamıyorum.
Yeni fikir de bulamadım zaten böyle fır fır dolaşıyorum, ne yapacağımı da bilmiyorum.
Bence önce bir sakin ol.
Ya gerçekten çok istiyorum ama mümkün değil duramıyorum ben.
Kaç tane içtin?
Ee, on iki.
-Kaç? -(Gökçe)Ne?
Kaç tane içtin?
-Kahve? -Evet.
-On iki -Çüş!
(Gökçe) Evet.
Ama zaten süper bir şey de bulamadım. Yani sekiz tane falan berbat.
İki tane idare eder. Başka da bir şey yok. Ne yapacağım?
Bak seninle bir anlaşma yapalım. Sen bana yardım et, ben de sana yardım edeyim.
Nasıl olacak o?
İçerisi çok kalabalık ama hiç elemanım yok. Birkaç saat yardım et bana ne olur.
İçerideki boşları falan topla, getir götür servise bak.
Kola, meyve suyu, soda sende başka hiçbir şeye karışmıyorsun.
Sonra senin sloganlara bakarız.
Anlaştık patron.
Hadi bakalım al bunları şu sağdaki ikinci masaya götür.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
Yani aşk meşk meseleleri falan hikâye bence, yani akşam...
...konuşabiliriz bunu. Nasıl istersiniz bu akşam yani?
Hopp arkadaşım, bırak flörtü ya işine bak.
Ne flörtü ya, öff affedersin patron.
Kızlar merhaba.
Merhaba.
Şimdi size bir şey soracağım. Bir tane kahve çıktı tamam mı?
Yeni bir marka bu, soğuk kahve.
Acayip güzel seçenekleri var. İşte mochası, americanosu böyle bir sürü çeşidi var.
Bunlardan bir tanesini içtiniz, şunlardan hangisini söylersiniz?
A...
Kusura bakmayın ya arkadaş işe yeni başladı da. Eski işinden kalan arızaları var.
Hadi işine bak işine!
(Ortam sesi)
Alo.
(Kadın ses) İyi geceler 112 Acil.
Ee iyi geceler hanım kızım bir sorum olacaktı.
İtfaiye işine de siz mi bakıyorsunuz?
(Kadın ses) Evet, buyurun.
Şimdi bak evladım bana çok acil bir itfaiyeci kostümü lazım.
Bir roman yazıyorum da karakterin derinliğine inebilmem için...
...bir itfaiyeci kostümü bulmam lazım, acil olarak.
(Kadın ses) Amcacığım manyak mısın sen? Acil burası acil.
(Kadın ses) Şu an kaç kişi arıyor bu hattı haberin var mı?
Kızım bak...
Ya benim de durumum acil.
Ben de yanıyorum.
(Müzik)
-Gökçe. -(Gökçe) Ha.
Hadi bırak artık ya, yeter.
Ay yok ya son birkaç bir şey kaldı. Onları da halledeyim ben.
Ya halletme bırak hadi.
Ya vallahi bırakamıyorum, duramıyorum anlamıyorsun sen. İş ver bana.
Sen bir otursana şuraya.
Sen buraya neden geldiğini hatırlıyor musun acaba?
Ay doğru diyorsun.
Ee anlat bakalım aklındakileri.
Tamam, şimdi şöyle birincisi...
...bir yaz günü, acayip sıcak bir yaz günü kumsaldayız.
Kızlar erkekler falan filan böyle.
Ee kızlarla erkekler böyle karşılıklı dans ederek...
...birbirlerine doğru yürümeye başlıyorlar. Sonra işte...
...ee şarkı giriyor, sözlerini duyuyoruz. Aç bir bando rahatla falan, diyor.
Vallahi bu reklam bana biraz tanıdık geldi ya.
Ay gerçekten mi?
Hıı. İkinci ne?
Ha ikinci şöyle, ıssız ada.
Yani ıssız adaya giderken yanına alacağın üç şey nedir?
Vallahi motorumu alırım.
Elektrogitarımı alırım bir de sınırsız internet bağlantısı.
Dıt! Yanlış cevap.
Cafee Bandonun americanosunu, lattesini, cappuccinosunu alırsın. Nasıl fikir?
Hiç sanmıyorum.
Bu da mı gol değil ya?
Maalesef değil.
Bence senin biraz sakinleşmen lazım.
Ay yok, mümkün değil ya.
Hadi kalk eve bırakayım seni dinlen biraz iyice.
Yok, ben uyuyamam hayatta bu saatte. Yani zaten saat kaç?
Dört saat var sunuma, yani uyanamam ki sabah.
Ee ne yapacaksın?
Bilmiyorum ne yapacağım? Gerçekten ne yapacağım ben?
Ben öldüm ya bittim ben. Bence hepimiz öldük bu gece.
Öldük hepimiz.
(Gülme sesi)
Bence senin biraz oksijene ihtiyacın var.
(Gökçe) Hıı.
Hadi kalk, yürü gidelim.
(Gökçe) Hadi bakalım.
(Müzik)
(Gökçe) Ya diyorum ki ben bir kahve daha mı içsem acaba?
Ya saçmalama artık, yok daha neler.
Ne bileyim.
Bir şey söyleyeceğim sana.
Hı.
Ben aslında seni ilk gördüğüm zaman...
(Müzik)
Neyse ya boş ver şimdi.
Bana aşık olduğunu söyleyeceksin.
(Püskürtme sesi)
Bak, esprilere bak ya.
Helal helal. Tamam, sakin.
Şey ben onu şaka yaptım. Sorun yok.
Hani hep öyle derler ya o yüzden ben şey ettim.
Yani aslında daha doğrusu...
...Gökçeciğim sen benden daha iyilerine layıksın derler.
Ben de öyle saf saf devam ederim hayatıma.
Ondan yani.
Ay sen bir şey söylüyordun çok pardon.
Aa öyle mi? Çok sağ ol, teşekkür ederim.
Ne diyecektim işte.
Seni ilk gördüğüm zaman diyorum...
...hiç bu kadar eğlenceli bir hatun olduğunu düşünmedim açıkçası.
Bu gece resmen kırdın geçirdin ha. Farkında mısın millet acayip eğlendi.
-Gerçekten mi? -Evet.
E iyi, işine yaradıysa süper.
Yaramaz mı? Yaradı tabii.
Aslında seni ilk gördüğümde bir şey daha düşündüm.
Bayağı bayağı uyuz bir hatun dedim bu ya.
Gideyim şunun yüzüne söyleyeyim dedim. Hatta uyuz ne kelime bak resmen soğuk...
(Şarkı) "Dalgalı bir deniz gibi"
"Bir dümdüzüm sana bir gel gitli"
"Dost değil sanki bilmem ki"
"Bırakalım böyle kalsın"
"Bizi bilen böyle bilsin"
"İki yakın arkadaş gibi"
"Bir kıvılcım var ise bile"
"Bırakalım böyle kalsın"
"Bu gece hiç bitmese olmaz mı"
"Eve hiç dönmesem ben olmaz mı"
"Günün ilk ışıkları doğarken"
"Sarılıp sana kalsam olmaz mı"
"Bu gece hiç bitmese olmaz mı"
Hii.
Ayy.
Çok güzel uyumuşum ben ya.
Evet, mükemmel uyuyordun kıyamadım uyandırmaya.
Ama artık günaydın hanımefendi.
Günaydın.
Hii!
Saat kaç? Saat kaç?
Niye, ne oldu?
Ay ben bittim.
Ne yapacağım ben? Bir kahve içmem lazım.
Bir kahve alabilir miyim lütfen?
Ya gerek yok kahveye, çok içtin zaten.
Bende var, bende var. Tamam, bende var.
Ben ne yapacağım ya?
Toplantı var hiçbir şey bulamadım ben.
Tamam sakin ol. Bulursun.
Bittim var ya, ben ne yapacağımı bilmiyorum.
Hâlâ kahve içiyorsun bu saatte ya.
Ayy, vallahi kendime geldim.
Zaten kimse almazsa ben alacağım bunları.
Hadi geç kaldıysan bırakayım seni işine.
Yok şey yaparım ben, kendim giderim.
İnat etme, bırakayım dediysem bırakayım işte.
Yok vallahi şey yapacağım şimdi zaten fünikülere bineceğim...
...oradan fırt diye yukarıdayım.
-Emin misin? -(Gökçe) Hıı.
İyi, sen bilirsin.
Gece harikaydı bu arada çok teşekkürler.
Rica ederim. Güzeldi. Sağ ol.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
(Müzik)
Günaydın.
Kolay gelsin.
Günaydın kızım, sağ ol.
Ayy, sizin de işiniz zor teyzeciğim.
Bir şey soracağım ben, bu asgari ücretle zor olmuyor mu?
Yani her şeye yetişebiliyor musunuz?
Bizde herkes çalışıyor kızım.
Benim bey, kızlar, oğlanlar anca yetiştiriyoruz işte.
Vallahi Allah kolaylık versin.
Sağ ol, sağ ol.
Kaç çocuk var?
Dört oğlan, dört kız.
Oğlanların ikisi evli, ikisi evde.
Kızlar daha küçük, okula gidiyorlar.
Allah bağışlasın.
Sağ ol canım, sağ ol.
Ah sen dur kızım, senin işin değil ki bu.
Ay yok ne olacak canım, iki dakikada hemen bitiriveririz.
Aa olur mu öyle şey?
Al bakalım şunu, tak saçına. Kirlenmesin saçın.
O zaman ben de sana şu kahvelerden bir tane vereyim.
(Gökçe) Bir baksana tadına bunlar daha piyasaya çıkmadı.
Bakalım sevecek misin?
Bakalım.
(Müzik)
Iı, güzel.
Şekerli gibi.
Peki, mesela sen alır mısın bundan?
Ee pahalıdır ki bu.
Yok ya değil, çok ucuz bir şey o.
Aa.
Günaydın.
Fatma Hanım nasılsın?
Sağ olun Hulusi Bey, sağ olun.
Günaydın.
(Gökçe) Günaydın.
(Müzik)
Evet Gökçe, sendeyiz.
(Gökçe iç ses) Yapabilirsin.
(Gökçe iç ses) Başarabilirsin.
(Gökçe iç ses) Hâlâ bir fikrin yok ama olsun. Kendine güven.
(Gökçe iç ses) Güvenmek başarmanın...
(Fonda zil sesi)
Gökçe.
Ee.
Öncelikle hepiniz hoş geldiniz.
Ben bugün sizlere çok güzel bir markayı tanıtacağım.
Cafee Bando.
Evet, hepimizin bildiği üzere...
...kahve çekirdekleri Güney Amerika'nın balta girmemiş ormanlarının...
...en tropikal bölgelerinde yetişmekteyken...
(Demir) Haller Gökçe, haller.
İstersen kahvenin tarihçesini geç, kampanyaya gel.
Hemen geliyorum Demir Bey.
Evet şimdi ben bana verdiğiniz kahvelerin hepsini tek tek içtim.
(Gökçe) Hepsinin tadı çok güzel, gerçekten çok müthişler.
Off.
Ee ben, ee...
Aslında bakacak olursanız Cafee Bandoyla ilgili...
Evet.
Yani pek de bir şey...
(Fonda zil sesi)
Bir şey buldum.
Evet, bir şey buldum. Şimdi şöyle düşünelim...
...sabahtan akşama kadar el emeği beden gücüyle çalışan insanlarımız var değil mi?
Peki, bizim bu insanlarımız güzel bir kahve içmeyi hak etmiyorlar mı?
Tabii ki ediyorlar. Niye etmesinler?
Ama hepimizin bildiği üzere bu büyük kahve zincirlerinde her şey çok pahalı değil mi?
Yani bir frappuccino, white chocolate mocha kaç lira?
Çok lira.
İşte tam bu noktada Cafee Bando devreye giriyor.
Çünkü Cafee Bando hem çok hesaplı hem de çok lezzetli.
Vallahi yalan söylüyorsam şuradan şuraya gitmek nasip olmasın.
Demir Bey yalnız müşteri...
Eylem, bir saniye.
Baba, ne dersin, bir şey çıkar mı?
Vallahi samimiyet her şeyden önemli, hedef kitleye uygun.
Üstünde çalışmaya değer.
Bence çıkış noktasını çok iyi bulmuşsun.
Aferin sana.
Ay vallahi mi?
Katılıyorum.
Güzel.
Ay çok teşekkür ederim Demir Bey.
Gerçekten çok sağ olun.
Demir Bey ben gerçekten Gökçe'nin bu projede başarılı olacağından çok emindim.
Hatta ajansa geldiği ilk günden beri yeteneğinin farkındayım.
Bravo Eylem.
Gökçe benimle gel.
İstersen o kafandakini çıkar.
(Müzik)
Otur.
Gökçe.
Bu ajansa geldiğin ilk gün...
...öyle çaylak çaylak hiçbir şey anlamadan ortalarda dolaşıyordun. Doğru mu?
Doğru.
Doğru. Doğru tabii.
Ama içinde bir yerlerde...
...bu işi yapabileceğine dair inancın vardı değil mi?
Eh, vardı tabii.
Güzel.
O yüzden azimle çalıştın. Sana verilen her işi yaptın.
Ha başkalarının da işini yaptın, farkındayım.
Başkaları geldi senin fikirlerini kaptı sen sesini çıkarmadın.
Üzerine geldiler, seni azarladılar ağzını açmadın.
Ama sonunda Gökçe...
Sonunda kendini göstermeyi başardın.
Eğer bundan sonra birazcık daha dikkatli olursan...
...sana verilen işleri vaktinde teslim edersen ve tabii en önemlisi...
...daha yaratıcı fikirlerle karşıma gelirsen...
...terfi edebilirsin.
Hatta bununla kalmayıp ileride çok iyi bir kreatif direktör olabilirsin.
(Müzik - Hareketli)
(Fonda ses - Yes)
İleride tabii. Çok ileride.
Geniş düşün.
Yani bayağı geniş düşün.
Heyecan yapma.
Aceleye gerek yok.
Tamam.
Yani Demir Bey söyledikleriniz için çok teşekkür ederim.
Gerçekten, yani bunların benim için ne ifade ettiğini asla anlatamam size.
Çok sağ olun.
Güzel.
Ee, o zaman ben eve gidebilir miyim? Çünkü dün gece hiç uyumadım da.
Tabii ki.
Çok sağ olun.
Gidemezsin.
Ama bugün cumartesi değil mi? Tatil, iş de yok.
Gökçe.
İnsanın kendini tekrarlaması inan ki çok yorucu bir şey.
Ama ben iyi bir çalışanım olduğun için tekrar söylüyorum.
Gidemezsin.
Evet. Yani hayır.
Yani evet tamam. Ben işimin başına geçiyorum o zaman.
Bence de işinin başına dön.
Size kolay gelsin. İyi çalışmalar.
Sağ ol. Sana da.
(Müzik)
Anladım efendim nasıl isterseniz.
Hemen ilgileniyorum.
Nasıl geçti?
Ay çok güzel, bayıldılar fikrime.
Çok sevindim tebrik ederim canım.
Sağ ol.
Öğleden sonra bruncha gidiyorsun bu arada haberin olsun.
Ay yok mümkün değil yani Demir Bey çalışacaksın dedi ben söz verdim.
Tamam, zaten Demir Bey'le birlikte gidiyorsun.
Nasıl ya?
Tohum Otizm Vakfının bir organizasyonu var.
Demir Bey seni de orada görmek istiyor.
Ay gerçekten mi?
Öncesinde de koşu var, ona da katılmanı istiyor.
Ben koşamam ki.
Ben ne bileyim kızım.
Kızım ya ben iki adım atsam kesilirim.
Böyle düşer bayılırım ellerinde kalırım. Olmaz.
Ben seni hiç anlamıyorum ki.
Hem adamın yanında olmak istiyorsun hem de beğenmiyorsun.
Ama ya ben hiç uyumadım, çok yorgunum.
Gökçe.
Koşuya gelmek zorunda değilsin.
Ay Demir Beyciğim hiç öyle şey olur mu ya?
Ben bayılırım koşmaya, koşmak benim olayım kesinlikle.
Zaten ben işe gelmeden her sabah mutlaka on kilometre koşuyorum.
Peki o zaman.
Manyak mısın kızım sen?
Ne yapacağım ben?
Kafanı kullan azıcık.
Evet, çok doğru söylüyorsun.
Bir şey bulmam lazım.
(Müzik)
Şimdi ihtiyacım olan tek şey motosikletli biri.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Efendim Gökçe.
Ha Kaan, benim yardıma ihtiyacım var.
Efendim Gökçe.
Ya benim yardıma ihtiyacım var diyorum.
Ahh, ben bir saat önce falan yattım benden iş çıkmaz vallahi.
Ya ne olursun çok önemli.
Bak ben galiba Demir'i etkilemenin bir yolunu buldum.
Neye ihtiyacın var? Söyle bakayım.
(Fonda ses - Yes)
Şimdi bak,
Bir tane koşu var onun da bir tane parkuru var tabii.
Şimdi şöyle yapıyoruz. Ben koşu yapı...
(Kapı zili sesi)
Aa, Gökçe!
Kızım elin boş mu geldin?
Ay o demek anne ya?
Evladım madem sabah sabah çıktın insan şöyle bir pastaneye uğrar.
Böyle sıcacık sıcacık poğaçalar, simitler falan alır.
Hiç aklına gelmedi değil mi?
Anne ben gece çıktım şimdi geliyorum, farkında bile değilsin.
Bir de bana börek diyorsun ya. Gerçekten pes.
Hıı, dilde pabuç.
Bak ben şimdi uyumaya gidiyorum beni bir saat sonra uyandır. Tamam mı?
Emredersiniz.
Ama bak bir saat sonra kesin uyandırıyorsun.
Anladık kızım, kaldırırız.
İyi.
(Kapı zili sesi)
(Rezzan) Ay bu da kim şimdi?
Hikmet.
Rezzan.
Tansiyon sorunun varmış. Çözmeye geldim.
Ay bak nasıl hissettin, ay nasıl hissettin Hikmet?
Çok iyi oldu. Gel, buyur.
Vallahi mi?
Geç gel, geç.
(Rezzan) Ay gel. Nasıl başım ağrıyordu Hikmet.
Bak.
(Müzik)
(Şarkı)
"Doğum günüm yine geldi geçti"
"Yalnızlık kaldı geriye bir bitmedi"
"Üç vakit beş vakit yeter ki gelsin"
"Dileğim olur ise o sensin"
"Utanırım ben hiç belli etmem"
"Seni görünce kaçarım hep ben"
"Aşk yorulmayı sever biraz"
"Kayıp mı kazanç mı bilenler az"
"Aşk sürünmeyi sever biraz"
"Alınmaz gücenmez vurdumduymaz"
"Aşk yorulmanı ister biraz"
"Kayıp mı kazanç mı bilenler az"
"Aşk sürünmeni ister biraz"
"Akıntıya karşı konulmaz"
(Şarkı devam ediyor)
(Telefon alarm zili sesi)
On dörde on Rezzan.
(Rezzan) Bak görüyor musun ben biliyordum zaten.
Ben hemen anlıyorum tansiyonumun çıktığını Hikmet.
Şöyle ensemde bir ağrı oldu mu...
...anla ki tansiyonum çıktı.
Yani başka bir sebep olamaz mı diyorsun?
Ay başka ne sebebi olabilir Hikmet?
O zaman ben gidiyorum Rezzan.
Oldu. Hadi sen gir ben de işlerim başına döneyim.
İyi.
Rezzan.
(Rezzan) Hıı.
Ee ben gidiyorum.
Acaba tansiyonda bir yükselme falan da mı olmadı hiç?
Yok olmadı Hikmet.
Ben iyileşeceğim sonra.
(Sessizlik)
(Müzik)
Aa, gitti.
Ay ne aptal adam be, bayağı gitti.
Öff.
Aman be Hikmet.
(Telefon alarm zili sesi)
(Gökçe) Ihh!
(Nilüfer) Ehh yeter be!
Üff kafam şişti zar, zar, zar, zar.
-Ne oluyor ya? -Ee kurmuşsun alarmı.
-Ne, saat kaç? -On iki.
On iki mi?
-Ya niye uyandırmıyorsunuz beni? -E bana bir şey söylemedin ki.
Anneme dedim, bir saat sonra uyandır dedim.
(Gökçe) Ya off geç kaldım ya.
E hayatım bana söyleseydin keşke.
Ben bittim.
(Müzik)
Off! Ay yetişemeyeceğim ya vallahi yetişemeyeceğim.
(Müzik)
Çok geç kaldım ya.
-(Demir) Hiç maraton falan var mı sende? -(Eylem) Yok. Bu ilk.
Hazırız Demir Bey.
İddialı mısın?
(Gökçe) Pardon.
Gökçe nerede kaldı ya?
Ben geldim.
(Demir) Geldi.
Biraz geciktim, kusura bakmayın.
Gelmeyeceksin sanmıştık biz de.
Ay hiç kaçırır mıyım Eylem Hanım? Yani koşmak bu hayatta en çok sevdiğim şey..
Ee güzel o zaman bu senin numaran. Al.
Ay gerçekten mi?
Güzel oldu ha.
Çok teşekkür ederim Demir Bey.
-Hazır mıyız? -(Gökçe) Evet. Ne yapıyoruz?
Dikkat!
(Düdük sesi)
(Müzik)
Ay beni olimpiyat takımına çağırmışlardı. Biliyor musunuz?
Ama ben ayağımı burktuğum için gidememiştim.
Yani benim için bir yelken bir de koşu. İkisinin de yeri çok özel.
Aa ne güzel.
Evet.
Hatta ben şey yapayım ya.
Arayı açayım finişin orada görüşürüz.
Hadi canım o kadar iddialı mısın?
Yani, boşuna olimpiyat takımı... Allah!
Ama gençtik tabii o zaman.
Neyse ben kaçtım. Görüşürüz.
Vallahi gidiyor.
(Müzik)
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Alo.
Kaan neredesin?
Gökçe inanmayacaksın yoldayım da benzinim bitti, geliyorum hemen.
Şaka yapıyorsun değil mi?
Yok vallahi, niye şaka yapayım gayet ciddiyim. Hallettim ama geliyorum şimdi.
Ay hiçbir şey demiyorum sana Kaan ya.
(Müzik)
Hadi bir seferde çalış, ne olur hadi.
(Araba motor sesi)
(Müzik)
Ya hayır yapma ne olur yapma. Hadi şimdi değil, şimdi değil.
(Müzik)
Hadi, hadi, hadi.
Hah.
Çalış ya, çalış.
Ya off.
(Müzik)
Ay yapma bana bunu ne olur ya.
(Öksürük sesi)
Öff!
(Gökçe) Ne yapacağım ben ya?
(Gökçe) Bin tane de kablo var.
(Demir) Gökçe.
Hayırdır.
Ay Demir Beyciğim. Şey ya ben arayı fazla açmışım.
Arabayı da buraya çekmişim öyle yağını, suyuna bakıyorum bir şey yok yani.
(Gökçe) Ayy.
Ee işte finiş de şurası zaten bence gidelim.
Hadi.
Senin bu kadar hızlı koştuğunu bilmiyordum.
Ay vallahi ben de bilmiyordum.
Ne yapıyorsun, iyi misin?
Ay ben ne yaptığımı biliyor muyum Demir Beyciğim?
Ya şey zaten söylemiştim ben.
Ay, evden işe koşarak geliyorum ya ben.
Böyle bazen hafta bir...
...ama yani, kondisyonum da şey olmuş böyle ara verince…
…de gerçi on iki kilometre nedir ki?
Ay çok mu var daha?
Yok. Finiş orada bak gördün mü?
Güzel.
Abi. Oğlum sen nereden çıktın?
Oğlum o sona kadar koşamam, şurada dinleniyordum.
Allah Allah. Neyse, Gökçe Hakan, Hakan Gökçe.
Etrafımı deliler sarmış.
Ben bittim ama ya.
Dur istersen artık.
Yok duramam.
Ya neyi zorluyorsun bitirmek zorunda değilsin.
Hayır zorundayım, bitireceğim.
Ödülün peşinde misin?
Ödül mü var?
Tabii canım beş bin lira birinciye.
Ne?
(İkisi birden) Motora bağladı.
(Müzik - Hareketli)
(Deklanşör sesi)
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik)
(Alkış ve tezahürat sesi)
(Müzik)
(Alkış ve tezahürat sesi)
Başardım, başardım, başardım!
Hayatımda ilk defa bir şey başardım.
Ay çok özür dilerim. Heyecandan tamamen.
Ay inanamıyorum ya.
Ben mi birinci oldum?
Çak.
(Gökçe gülme sesi)
Ayy, çok teşekkür ederim ya.
Tebrikler.
Çok mersi.
(Alkış sesi)
Ee.
Ben şimdi bu ödülü, beş bin lira değil mi?
Çok iyi. Şey yapayım.
Vakfınıza bağışlıyorum.
Oo!
(Alkış sesi)
Şey diyeceğim, vallahi kupa benim, kupayı kimseye vermem. Benim bu.
Hak ettin artık onu.
(Müzik)
İyi günler Rezzan Hanım.
Yarım kilo orta yağlı dana kıyma, bir de döş istemişsiniz. Onu getirivereyim dedim.
Evet, istedim de niye sen getirdin ki bunları?
Çırak memlekete gitti onun yerine ben getirdim.
Tamam, bir saniye bekle.
(Müzik)
Sağ ol canım.
(Müzik)
Hikmet.
(Müzik)
(Müzik)
Efendim Rezzan.
Evde kimse yok.
(Rezzan) Çocuklar gitmiş.
Evet.
İstersen içeri girebilirsin.
Çok sıkıldım ben yalnız başıma kalmaktan.
Geleyim tabii Rezzan.
Ama önce bir şartım var.
Nedir?
Önce benim çok yetenekli bir ressam olduğumu kabul edeceksin.
Aa, ben zaten hep söylüyorum Rezzan.
Sen var ya şu resim sanatıyla biraz daha ilgilensen...
...belki de biz dünya çapında en zengin, en tanınan...
(Rezzan) Sus. Tamam tamam.
Bir şartım daha var.
Söyle canım.
Hikmet, şu aşağıdaki...
...Diş İşleri Bakanlığı tabelasını kaldıracaksın.
Yok ya, niyeymiş o?
Ama Hikmet kabul et.
Sen bakan değilsin.
Sen bir dişçisin.
Bana bak Rezzan Hanım.
Ben dişçi değilim.
Diş hekimiyim, hekim.
Ayy üff!
Kabul et şunu Hikmet.
Sen bal gibi de bir dişçisin.
Öyle mi?
Bana bak Rezzan Hanım.
Sen de kendini Picasso zanneden, yarı amatör emekli bir resim öğretmenisin.
-Öyle mi? -Evet, öyle.
İyi. Bundan sonra sen de kendine iyi bak o zaman Hikmet.
(Kapı çarpma sesi)
(Müzik)
Ne oldu?
Aklın başına geldi değil mi?
Söyleyeceklerim daha bitmedi Rezzan Hanım.
Resim sanat olalı senin gibi bir zulüm görmedi Rezzan Hanım.
Hii, var ya işte sen şimdi bittin Hikmet.
Sen şimdi bittin.
(Hikmet) Ahh!
(Müzik)
(Müzik)
(Gökçe iç ses) Allah'ım ya, ben şimdi bu adama aşık olmayayım da kime olayım?
(Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Ortam sesi)
Şampiyon.
Ay içim geçmiş.
İyi misin?
Gökçe.
İstersen git bir yüzünü yıka ha.
Ay koştuk tabii toz toprak oldum değil mi?
Yok, toz toprak değil de sanki böyle biraz aşık gibisin.
Demir Beyciğim nereden çıktı ya?
Gökçe, kalpler diyorum kalpler.
Hangi kalpler?
Yüzündeki kalpler.
Yüzümde mi?
(Demir) Hı hı.
Ayy inanmıyorum ya, off.
Deli kız.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Hii!
Yandın Rezzan, sen bittin Rezzan.
Allah'ım ne olur inşallah geliyorum demez.
Hadi gazan mübarek olsun.
Efendim oğluşum.
Eyvah.
Hikmet! Hikmet aç kapıyı Hikmet.
(Hikmet) Geldim. Geldim yahu! Patlama gel...
Oo Rezzan Hanım, hayırdır hasretime mi dayanamadın?
Üff, kes zevzekliği Hikmet.
Bittik biz Hikmet. Biz bittik.
Bir dakika ya ne oldu da bittik?
Gözün aydın oğlun geliyor.
Hangi oğlum?
Senin kaç tane oğlun var Hikmet?
Aa!
Bartu mu geliyor?
Maalesef.
Hay Allah'ım!
Yandık.
Ne yapacağız?
Ay bilmiyorum, hiç bilmiyorum.
Sana söyledim yapma bu çocuğu diye.
Aa, ben mi istedim Hikmet ben mi istedim.
Başımın etini yedin doğur diye.
Ay ne yapacağız?
Hafta içi sende kalır, hafta sonu da bende.
Yok, istemem.
Bak, hafta sonları bende kalsın.
Hafta içi sende kalsın bende kız çok.
Lütfen.
(Müzik)
Bana baksana sen.
Baktım. Ne var?
Sen bu deneğe üye misin?
Hayır. Kuzenim için geldik ailecek. Sen üye misin?
Sana ne!
Bağırma bana.
Bağırırsam ne olur?
Koşuda hile yaptığını gördüm.
Neymiş senin adın? Volkan Keremel. Bak artık adını da biliyorum.
Eğer bunu birine söylersen seni bulurum hayatını mahvederim.
Hiç de edemezsin. Çünkü yakamda adım soyadım yazmıyor.
En sevdiğim futbolcunun adı yazıyor.
Ayrıca kupa da bende.
Bana bak ver o kupayı. Kupa benim hayattaki tek kupam tamam mı? Benim o.
Ahh!
(Bağırma sesi)
Aa!
(Bardak kırılma sesi)
(Müzik)
Ee.
İyiyim ben. Sorun yok.
(Müzik)
İyi misin?
İyiyim Demir Bey.
Ee şey, ben artık gideyim.
Bence de artık gidebilirsin.
(Müzik)
(Müzik)
(Bozuk marş sesi)
Ya off.
(Bozuk marş sesi)
Hadi.
Ya hadi ya.
(Müzik)
Çalışmıyor mu?
(Gökçe) Hayır.
Şimdi sana bir şey soracağım ama...
...dürüstçe cevap vereceksin.
Niye şike yaptın?
Yapmadım deme çünkü arabayla geldiğini gördüm.
Ben çünkü en son ortaokulda falan koşmuştum.
Yani eğer gerçekten koşsaydım hastanelik olurdum.
Anladım.
Ama niye yaptın?
Çünkü...
Çünkü insan...
...bazen birine çok yakın olmak ister.
Hiçbir zaman öyle bir fırsatın olmaz.
Sonra karşısına...
...böyle bir teklif çıkınca da...
...işte ne yapacağını bilmez. Saçmalar.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Seni bıraktırayım mı eve?
Aa yok, ben bir arkadaşımı çağırmıştım beni alması için.
Gelir birazdan.
Teşekkür ederim.
(Müzik)
Hatta geliyor galiba. Evet.
(Motosiklet motor sesi)
(Müzik)
Nerede kaldın?
Benzin bitti dedim ya.
Tamam gidelim mi buradan?
Atla hadi.
(Gökçe) Görüşürüz Demir Bey.
(Müzik)
(Motosiklet motor sesi)
(Müzik)
Nasıl geçti?
Berbat.
Hemen yelkenleri suya indirme.
Ya yelken deme bana.
O zaman hemen vazgeçme diyeyim.
Daha yeni başlıyoruz çünkü eninde sonunda olacak.
O beyaz atlı prens buraya gelecek.
(Müzik - Jenerik)
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen ARGÜÇ
Seslendiren: Çiğdem Banu YEŞİLIRMAK
Alt Yazı: Çağıl DOĞAN / Feride TEZCAN Nuray ÜNAL
İşaret Dili Tercümesi: Hasan Hüseyin KORKMAZ
Son Kontroller: Fulya AKBABA Dolunay ÜNAL / Samet DEMİRTAŞ
Teknik Yapım: Emre ÇIRAK /Ayşe GÜNDAĞ
(Şarkı -Hayatımın Aşkı) "Seni görünce kaçarım hep ben"
"Aşk yorulmayı sever biraz"
"Kayıp mı kazanç mı bilenler az"
"Aşk sürünmeyi sever biraz"
"Alınmaz gücenmez vurdumduymaz"
"Aşkı yorulmanı ister biraz"
"Kayıp mı kazanç mı bilenler az"
"Aşk sürünmeni ister biraz"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.