All language subtitles for Yunus Emre 37.Bölüm

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

"BU DİZİDE İÇ ANADOLU ŞİVESİ YER ALMAKTADIR"

-(Şeyh) Hoş gelmişsin Yunus’um. -Hoş bulmuşuz Şeyh’im.

-Sen de hoş gelmişsin Şahin Bey. -Hoş bulmuşuz Şeyh’im.

Estağfurullah, aynısından sende de var.

Şahin Bey’in bir vakit kalacak bir yere ihtiyacı vardır Şeyh’im.

Konuğumuz için boş bir hücremiz, döşeğimiz var mıdır Kasım’ım?

-Vardır elbet Şeyh’im. -Hele gösteri ver o vakit. Yabancı mıdır?

-Dayıoğlundur en nihayet. -Müsaadenizle efendim.

Beyinizin haberi var mı ola ki vaziyetten Yunus'um?

Yoktur Şeyh’im.

İyi.

Var istirahat buyur hele Şahin Bey.

-Az çabuk hele birlendi cemaat. -Cemaat içine çıkarız bre.

Hırkası düzgün olmayanın, sıfatına bakılmaz.

Niye bakmasınlar?

Marifet hırkada değil hırkayı giyende.

Öyledir elbet ama bizde dervişlik nedir bilmez değiliz Yunus Ağa.

Ee ben bilmem dervişlik neymiş anlatıver de bilelim hele?

Bir sürü şartı vardır ama dervişliğin ilk şartı, hırka ile taçtır.

-Öylemi dersin? -Yalan mı derim?

Dervişlik hırka ile taç ile değil mi?

Misal; tanımadık bir memlekette çarşıya varsan...

...nereden bileler ki sen dervişsin? Hırkandan bilirler elbet.

-Kim demiştir bunları sana? -Âdem Efendi anlatıverdi.

Merak edersiniz elbet sizi ne için ünlerim.

Buyurun pirdaş kulağım sizdedir, sorunuz nedir?

İsmail, Âdem Efendi'den bazı şeyler işitmiş...

...bana anlatıverdi.

Bilirsiniz Şeyh’imiz eğitiminin üzerine titrer.

Hemi kitap okusun hemi iş işlesin ister.

Yunus Efendi, Âdem’in bildiği ettiği bizim ona öğrettiğimizdir, ne ise o!

Malum Şeyh’imiz bize bende kılmıştır Âdem Efendi'yi.

Eğer deyecek bir lafınız var ise bize demeniz icap eder.

Edecek bir kavganız var ise benimle edin.

İyi o vakit.

Diyelim madem.

Âdem Efendi diyesiymiş ki...

...dervişlik dediğin hırka ile taçdır.

Onu da biz demişiz. Yalan mı demişiz?

Yalan değil elbet.

Ama noksan demişsiniz.

Hırka ile taç dervişlik değil dervişin kıyafetidir.

Yunus Efendi siz yolunuza varın biz yolumuza varalım.

Anlat hele ne işer karıştırır Şeyh Efendi dergâhta?

Hiçbir şey.

Öylede; bu kaynayan kazanın odunu nereden gelir ya?

Kim kışkırtır bu ahaliyi?

Ben bir şey görmedim, kendi halinde insanlar.

Hayrolsun ne sözleşirsiniz böyle?

Kasım Efendi'nin bana talim ettirdiklerini İsmail’e anlatıverdiydim Şeyh’im.

Yunus Efendi işitmiş, münakaşa etmişler.

(Âdem) Onaylamamış zahir dediklerimi İsmail’e.

Bizim gözümüz az görür Âdem'im.

Estağfurullah.

Gelin hele peşimden.

(Müzik - Gerilim)

(Kapı gıcırtısı sesi)

Kolay gele canlar.

Bereket kaynaya kazanımızda.

Canlar, yarın akşam yemeğe misafirlerimiz vardır.

(Ali Taygu) Emriniz başım üstüne Şeyh’im.

(Şeyh) Ali Taygu, ahiler gelecektir dahi Kadı İlyas Efendi.

(Şeyh) Allah ne verdiyse.

Halil İbrahim sofrası niyetiyle inşallah.

-Himmetinizdir Şeyh’im. -Hizmetinizle inşallah.

Sofraya koyacaklara karar kıldığımızda huzurunuza varırım Şeyh’im.

İyi o vakit, bereket ola.

(Yunus) Geceniz hayrolsun Şahin Bey.

Size de Yunus Efendi.

Bey'imize haber etmişiz konuğumuz olduğunuzu.

Sinirinden çıldırsa da nafile.

Tedirgin olmanıza da hiç gerek yok Yunus Efendi.

Emin olun ben buradayken hiçbir taarruzda bulunamaz dergâha yönelik.

Yaşayalım görelim Mevla'm neyler.

Hayırlı geceler olsun.

(Müzik - Gerilim)

(Kapı gıcırtısı sesi)

Verecek bir haberim yok, söyledim size baba.

Bir açığı yok bu insanların.

Senin görmemen, günahsız oldukları manasına gelmez!

Başta Şeyh; kendi halinde zararsız insanlar bunlar.

Bunları aklayasın deyi sokmadık seni o dergâha!

Gözün üstlerinde ola diye soktuk!

Hem gizli saklı iş çeviren tutar da Selçuklu'nun Kadısını...

...yemeğe mi davet ede?

Kadı Efendi bizler idareciyiz.

Dahi sizler kanunun, şeriatin uygulanması adına hüküm verirsiniz.

Bize gizli, saklı olmasa gerek.

Biz gözümüzle görmemişiz.

Yunus Efendi'de de böyle bir hal sezmemişiz ama...

...ahali içinde dedikodu vardır.

Derler ki; dergâhta...

...şarap içilir.

(Argun) İçki meclisleri kurulur imiş.

Sözüm ona Tapduk Emre Hazret'de buna müsaade eder imiş.

(Müzik - Gerilim)

Eh hadi bismillah o vakit.

(Hep bir ağızdan) Bismillah.

Şerbetimiz yok mudur Güngör'üm?

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Argun dış ses) İçki meclisleri kurulur imiş.

(Argun dış ses) Tapduk Emre Hazret'de buna müsaade eder imiş.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Gerilim)

(Kadı) Bereket ola.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Bismillah.

(Müzik - Gerilim)

Bismillah.

(Müzik - Gerilim)

Bismillah.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Hayırlı geceler ola.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Sessizlik)

(Müzik - Gerilim)

Ooh!

Şu bizim derenin suyu gibi yok Sarı.

Su değil, abu hayat mübarek.

Bu işi bari becere Şahin.

Şarap küplerini bizzat kendim teslim ettim Bey'im.

Bir aksilik olaydı...

...haber verirdi beyzademiz.

İşini gör, sabahında dikkat çekmeden gel demişiz.

Hele sabah ola, kendi ağzından alırız inşallah müjdeli haberi.

İnşallah Bey'im.

(Müzik - Gerilim)

(Şeyh dış ses) Keşke dememek için elimizi, dilimizi, belimizi...

...doğruya yöneltmek yetse gerek.

(Şeyh dış ses) Çoğusu sanır ki; el ayak çekip hayattan, sofu olmak gerek.

(Şeyh dış ses) Olmaz, yanlış bir fikir bu.

Keşke demeyeceğin şeyler yap.

Gerisin ne yaparsan yap.

(Mesut) Şimdi de İngiliz Kralı, Haçlılar'ı birlemeye uğraşırmış...

...diye haber alırız.

(Bayram) Birlesinler bakalım Şeyh'im.

Halep’ten gelen kervancılar...

...Sultan Baybars yüz bin kişilik ordu tesis etmiş derler Akka'da.

Sultan'ımız Kılıçarslan Hazretleri dahi orduyu tanzim eder.

Haçlı ordusu Tunus’tan çıkanda harekâta geçer.

Haçlı keferesi de bekler ve uğraşır ki Sultan Baybars'ın yiğitleriyle...

...Selçuklu'nun erleri savaşa tutuşa.

Bir kafir mi ister Şeyh'im?

Çarşıda dahi kendini bilmezler, memleket bunca dardayken ne gerek var?

Halep’ten, Akka'dan bize ne, Kudüs’te ne işimiz var diye tuttururlar.

(Bayram) Ee maksat; ticaretleri zarar görmeye.

(Bayram) Her milletten Haçlı, dünyanın öteki ucundan...

...ne demeye gelmiş diye sormazlar, Selçuklu'nun ne işi var ki?

Ee sen Halep'e, Akka'ya gitmez isen...

...Moğol'da gelir Nallıhan'da çarşını talan eder.

Neyse.

Kadı Efendi'nin yanında fazla gevezelik edilmez.

Zaten burası da siyaset mekanı değildir.

Bizler vazifemize bakalım ağalar.

Siz zanaatınızı icra edin, biz kanunu.

Gerisi devlet katının bileceği iş.

Ama ümitsiz olmak da günahtır.

Sekiz kere geldiler, sekiz kere mağlup oldular.

-Ee artık biz müsaade isteyelim. -Müsaade.

(Kasım) Güngör Efendi, yok mudur ikram edecek bir şeyimiz misafirlere?

Kasım Efendi ziyade ola, biz de dağılır idik zaten.

Olur mu öyle şey Pir'im. Tez meyve getir.

Zahmet buyurmayın.

Biz de vakitlice yol alalım.

Ev sahibinin değil, misafirin dediği olur.

-Ee hadi beraber yürüyelim madem. -Gene bekleriz Kadı Efendi.

İnşallah.

-Cümleten hayırlı geceler ola. -(Hep bir ağızdan) Hayırlı geceler.

Makama da bekleriz Yunus Efendi.

İnşallah Kadı Efendi, inşallah.

Buyurun Kadı Efendi buyurun.

(Müzik - Sufi)

Biz şarap içmeyiz Şahin Bey.

Yunus mu içti acep?

İzniniz olursa...

...ben burada...

...dergâhınızda kalmak isterim.

Dergâh bizim mi ki Şahin Bey?

Yaşar isek yaşadığımız kadar daha yaşamayız.

Biz diyelim bir nefeslik...

...siz deyin bir yirmi sene daha biz hizmetini görüveririz.

Sonrası Allah kerim.

O halde bizim olmayanın iznini biz nasıl verelim Şahin Bey?

Gelenin yeri hazır, gidenin yolu.

Gelene gelme, gidene gitme denmez.

Denmez elbet ama siz bir bey oğlusunuz Şahin Bey.

Babanızın haberi yoktur bu durumdan.

Belki başkaca bir düşüncemesi vardır sizin ile alakalı?

Varsın...

...babam istediğini düşünsün.

Ben de istediğimi yapayım Şeyh'im.

İyi o vakit.

Tutar da yetişkin bir insana...

...neyi nice yapacağını telkin edecek değiliz ya.

Bey babamızdan çekinmenize de lüzum yoktur, ben burada iken.

Siz burada iken de...

...siz burada değil iken de...

...çekindiğimiz aynıdır Şahin Bey.

Endişe buyurmayınız.

(Kapı gıcırtısı sesi)

-Destur Şeyh’im. -Gel Yunus'um gel.

Biz de Şahin Bey'le iki laflayıverir idik.

Müsaadenizle.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

-Yunus Efendi var Şeyh'in huzurunda. -Müsaittir sanır idik ama.

(Müzik - Gerilim)

İyi bakalım.

Kendi kararını kendin kıl Yunus'um.

Vazifeyi yapan sensin, bırakıp bırakmamak kararı da sana ait ola.

(Müzik - Ney)

Önce sarrafa varalım oradan da kumaşçıya varırız.

-Valide Sultan'ım. -Zahide.

Alışverişe inmiş idik. Ya siz Validem?

Fatma ablan ile bir ahretliğe varır idik, Gülsüm Hanım hastadır çoktan.

Bekleyeyim sizi.

Konuşacaklarım vardır sizinle.

Hayrolsun Zahide?

İşin gerçeği ortaya çıktı.

Biraz daha düşüneyim diye, diyemediydim size.

Bacım...

...gönlü kimde bellidir.

Kendisi mi demiştir?

Adını dememiştir ama tarif eder.

Molla Kasım Efendi'dir.

(Kasım dış ses) Siz zahmet buyurmasaydınız.

(Bacım Sultan) Ana ben düşerim yola.

(Müzik - Sufi)

(Müzik - Gerilim)

Bana sorarsan Yunus Efendi'dir.

Gene dilenmeye de.

Bize gelende konuşuruz.

Hanım'ım?

Aygül sen sarrafa var bak bakalım bilezikler hazır mı.

Benim Bacım Sultan'a varmam gerekir.

İşini bitir dükkanda bekle.

Dönende alırız seni.

Felli Hasan gidelim!

Buyurun Yunus Efendi.

Kadı Efendi de hemen gelirim dedi.

(Müzik - Sufi)

(Yunus dış ses) İşimiz de yegane vazifemiz de...

...adalet terazisini kefelerini, denk tutmaktır ağalar.

(Yunus dış ses) Peki nasıl denk durur bu terazinin kefeleri?

(Yunus dış ses) Her kim ki bozgunculuk eder, ahalinin malına, ırzına...

...canına kasteder ise bilsin ki karşısında adalet vardır.

Ahali bilsin ki ben dahi Kadı Yunus dahi suç işlediği vakit...

...şeriat ney ise o tatbik edilir.

Nallıhan sokaklarında oyun oynayan çocuklar dahi bilsin ki...

...adalet Kadı'dan değil şeriattandır.

Yunus, hoş gelmişsin.

-Hoş görmüşüz İlyas Efendi. -Otur hele otur.

(Sessizlik)

İlyas Efendi bilmeni isteriz ki şu kapıdan girer iken...

...Kadı Efendi'nin huzuruna değil ta çocukluktan dostumuz...

...medreseden rahledaşımız İlyas Efendi'nin dost meclisine gireriz.

Dün akşam yemekte iken sana sunulan şerbet tasını iki kere kokladın.

Ne anlatırsın Yunus?

Cevabın evet midir, hayır mıdır değildir merakımız.

Merakımız; bu işi nereden bildiğindir?

Sana kim söylemiştir bu şarap meselesini?

Yunus...

...dediklerini işitir misin kendin?

Akla, mantığa uyar şeyler mi şu konuştukların?

(Kadı) Ne dediğin dahi belli değil.

Kendimizi ifade edememişsek dahi...

...anlaşmak için kelimelere ihtiyaç bırakmayacak kadar uzun vakittir tanışırız.

Ne öğrenmek istersin anlamamışım Yunus.

Nerede kalmıştır bu Şahin Sarı Ağa?

Henüz gelmemiştir Bey’im.

İşin gör, sabahında gel dememiş miyiz?

Yoksa verdiğimiz şarabı küpe dahi dökemeyecek kadar faydasız mı ola?

Hele bekleyelim derim Bey’im, eli kulağındadır alırız haberini.

Bekleyecek vakit midir Sarı Ağa?

Tez varasın dergâha, Şahin'i bulasın.

Nedir, ne değildir malumat getiresin bize.

Emriniz başım üzerine Bey’im.

(Kadı) Olmayanı itiraf etmemi mi istersin benden?

Her şerbet içende koklar mısın şarap midir değil midir deyi?

Hemi de bir dergâhta?

Bey danışmanımdır dedi ama...

...işinin beni sigaya çekmek olduğunu söylemedi.

Tamamdır İlyas Efendi.

Cevabımızı almışızdır.

Seni bu iftiraya alet eden kimdir, anlamışızdır.

Danışmanlığını yaptığın Bey’in...

...dergâhına iftira attığımdan mı, şüphe edersin şimdi de?

Şüphe etmeyiz.

Biliriz.

Keyfimize göre değil Yunus, şu makamın gereği yaparız ne yapar isek.

Selçuklu ne demeye almış eğitmiş, ulu medreselerde okutmuş...

...sonra tutmuş lütfetmiş imkan vermiş, kadı tayin etmiş...

...ha öz kardeşimiz...

...kafalınca dergâh.

Adalet ipi çekti mi...

...hepsi aynı hizada bizim için.

Bunları benden daha iyi bilirsin de, gene bana dedirtirsin Yunus.

Adalet; Kadı’ya kusur ara mı der?

Şeyh’im der ki...

...adalet suçu suçluyu değil, sonuna kadar masumu ve masumiyeti aramaktır.

(Müzik - Gerilim)

Madem bize güvenmezsin, ilmini gör.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Kasım) Destur var mı dayıoğlu?

Gel hele Kasım.

Bir misafirin vardır.

-Sarı Ağa! -Destur Bey'im.

(Müzik - Gerilim)

(Sarı) Bey babanızın selamı vardır Bey'im.

(Şahin) Hayır, olmaz!

(Müzik - Gerilim)

İyi o vakit varalım, siz kendiniz çıkarsınız huzuruna.

Ben gelmem Sarı Ağa.

Ne demek gelmem Bey'im?

Bundan böyle, Candaroğlu konağına dönmem ben Sarı Ağa.

Var ilet babama.

Ben burada, Tapduk Emre dergâhında kalırım artık.

Bey'im, bağışlayın.

Ben nasıl derim bunu Bey'imize?

Ben nasıl derim Şahin Bey, Tapduk Emre dergâhında kalacak imiş?

İşte tam da böyle, bana dediğin gibi.

(Müzik - Gerilim)

(Nefes sesleri)

(Celal) Destur Bey'im.

Gel hele.

-Yunus Efendi buyurdular Beyim. -Ünle gelsin.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Hoş gelmişsiniz Yunus Efendi.

Hoş görsek de...

...hoş değildir Bey'im.

Hoş olmayan nedir Yunus Efendi?

Bağışlayın ama sözün çoğu aptala denir Bey'im.

Meşhur sözdür.

Olanı biteni herkes bilip durur dahi görüp durur.

Sözüm meclisten dışarı zekaya tapanlar, hakikatte aptallardır Bey'im.

Şeyh’im der ki...

...zekanın çoğu şeytanda.

O halde dahi, hangi tuzağı kurmuşta bilinmez?

Ne demek istersin Yunus Efendi?

Açık konuş bizimle!

Güneş balçıkla sıvanmaz Bey'im.

Hakikat de güneş.

Biz istemesek de doğar, kabul etmesek de batar.

Ne demek istersiniz bilmem Yunus Efendi.

Biz biliriz Bey'im.

Sizin söylediklerinizi değil, yaptıklarınızı biliriz.

Biliriz ve bu tavrınızı reddederiz.

Sanmayın ki Şeyh’imiz dahi yolunu yürüyenler...

...iftiraya uğramaktan, kınanmaktan korkar.

Sövene dilsiz, dövene elsiz der Şeyh’im.

İftira atanındır!

Senin söylediklerini, kulağın işitir mi Yunus Efendi?

Nasıl benimle böyle konuşabilirsiniz?

Danışmanımızsınız, atam değil!

Şimdiden kelli danışmanınız da değilim!

Varın zulmünüze fetva yazacak danışmanları, başka kapıda arayın!

Bunun hesabı sorulmaz sanmayasınız Yunus Efendi!

Bunun yanınıza kâr kalacağını sanmayasınız!

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Zahide) Konakta işler karışıktır.

-(Zahide) Sanırsın her an kıyamet kopar. -Sebebi ne ola ki?

Sebep mi yok; ahiler vergi der, köylüler otlak der, berisi başka der.

Kadın başımıza bilecek değiliz, ama bana sorarsan...

...danışmanı daha etkin olsa gerek.

Yunus Efendi belli ki kalkamaz danışmanlığın altından.

Öyle düşünse ne diye tutsun ki Bey konakta?

-Sen de öyle düşünürsün belli ki? -Niye kızarsın ki?

Eskiden öyle düşünmezdin ama?

Seni o iftiradan aklayanda dua ederdin ardından.

-Şimdi ne oldu ki? -Asıl sana ne olur?

Sanki seni suçlarmışım gibi çıkışırsın.

İftira atarsın ama.

Her iftira atılanı böyle can havli ile savunur musun?

-Yoksa... -Birde böyle dedikodular çıkartma bak!

(Zahide) Görende sanır ki düşmanınım, üzerime varırsın.

Bana ne, gönül senin hangi dala istersen ona kon.

Dün kuyuya attığımız bugün kuyumuzu kazar!

(Celal) Destur Bey'im.

Gel hele!

Şahin Bey...

...görevi yapamamış Bey’im.

İyi de kendisi neden gelip yüzümüze söylemez Sarı Ağa?

Çağırmışız Bey’im, ünlemişiz konağa varalım deyi.

Ama kabul buyurmamıştır Beyzademiz.

Sarı Ağa!

Sözü tam söyle bize!

Ne demek oğlumuz gelmez geri?

Bundan böyle...

...dönmem Candaroğlu konağına.

Bundan böyle Tapduk Emre dergâhında kalırım der.

Var, bunları babama ilet der Bey’im.

Bey’im!

Öz oğlumuz bu toz duman içinde...

...düşmanımız saflarına mı geçer Sarı Ağa?

Emir buyurun saflarını yarıp...

...Beyzademizi alıp geleyim Bey’im.

(Müzik - Gerilim)

(Şeyh) Eh hayırlısı ola Yunus'um.

Madem ki olmuş, hayırlısı olmuş.

Ne der idi Aynalı Pir’im?

O misal; olanlar oldu, ölenler öldü.

Var say ki; yol üstünde bir handa bir gece geceledin.

Sabah oldu devam edersin yoluna.

Eh bakalım ne eşkıyalar, ne cefalar, ne vefalar var yolda.

Öz maceranı düşün hele Yunus.

Kadı idin bu ilde, sonra idamlık verdiklerin ile...

...aynı sofrayı paylaştın.

Sakalık ettin, bir dem geldi Bey konağında danışmanlık ettin.

Ee biter mi yol burada?

O bitti diyene kadar bitmez.

Hep demez miyiz; bu yol uzuncadır, kılıçtan keskincedir.

O vakit vazife biter, vazife başlar.

Ama ne yol biter, ne sınav Yunus'um.

Gel hele Yunus'um gel.

Gel.

(Müzik - Ney)

Eh yeni bir vazife bulana değin de olsa, boş durmak yaraşmaz dervişe.

Derviş iş ile pişe, hele ocaklarımızın odununu kırıver Yunus'um.

Emriniz başım üstüne Şeyh'im.

(Kuş cıvıltısı sesleri)

Odunlar da pek bir biçimsizmiş.

Vur baltayı, doğrult o vakit.

Hava ayaz, gece odunsuz kalmasın dervişan.

Hadi sana kolay gele.

(Kapı gıcırtısı sesi)

(Müzik - Sufi)

(Müzik - Sufi)

(Müzik - Sufi)

(Argun) Yunus Efendi'nin tuzakları bunların hepsi.

Kuyuya attığımız adam karşımıza danışman deyi çıktı...

...efsunlanmış gibi kabul ettik.

Sonra tuttu bütün sırlarımıza vakıf oldu.

Şimdi de oğlumuzun aklını çeldi.

Ama zehir ile ama afyon ile.

Kılıç kınından çıktı Sarı Ağa!

Candaroğlu mülkünde hüküm sürenin, Candaroğlu Argun olduğunu...

...cümle alem ile birlikte Tapduk Emre de kabullenecek.

Kabul etmez ise varsın başka yerde kursun dergâhını.

Gününüz hayrolsun Bey'im.

-Ben sofranızı hazır ettireyim. -Ne iş tuttun bunca saat çarşıda Hatun?

Valideme de uğramış idim.

Bundan böyle Tapduk Emre dergâhına adım atman yasaktır.

(Argun) Bu son ola!

Bundan geri böyle bir haber işitmek istemeyiz Hatun!

İstisna dahi kabulümüz dışıdır.

Nasıl buyurursanız Bey'im.

(Kapı gıcırtısı sesi)

Bu nedir Sarı Ağa?

Örümcek ağı gibi örülmüş dört yanımız da...

...hakikati görmez olmuştur gözlerimiz.

Merhametten maraza doğar demiş atalar.

Atalar sözüne uymak gerektir Sarı Ağa.

Mademki bizi düşman görürler...

...o vakit gördükleri gibi olalım.

(Sessizlik)

Bir emriniz yoksa Hanım'ım?

Bey'in hali nicedir böyle Aygül?

Yunus Efendi istifa edip gitmiş ya ona dertli zahir.

Yunus Efendi.

İstifa etmiş demek?

Sebebi ne ola ki?

(Sessizlik)

(Sessizlik)

(Kapı gıcırtısı sesi)

(İsmail) Yunus Ağa'm.

Gitmedin mi vazifeye?

Gitmedim.

Neden gitmezsin bre?

Bundan böyle gitmeyiz artık konağa.

İstifa etmişiz.

Şükür bre!

Sen de kavradın değil mi, danışmanı olduğun Bey'in zalimliğini?

Kavradım elbet.

Ee vaktiyle ikaz etmez isen, biz de böyle geç kavrarız işte.

Tüh be!

Sen işi bırakırsın tam aksi gibi, benim de çarşıda işlerim vardır.

Ahilerin getir götürü vardır.

Ne güzel gezer idik bre.

Yarın mı gitsem acep?

Olur mu hiç öyle?

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Ney)

Destur Şeyh'im.

Amin.

Gel hele Kasım'ım gel.

(Sessizlik)

Ee dervişan ne yapar, ne işler Kasım'ım?

Herkes vazifesinin başında olsa gerek Şeyh'im.

Lakin Yunus Efendi odun kırar idi ön yanda.

-Vazifeye varmamış herhal? -Kırsın, kırsın.

Gece ayaz olur, odun lazım.

Dervişan dahi biz görür idik hizmetleri Şeyh'im.

Bundan sebep bugün göndermediyseniz vazifeye?

Mesele değil Kasım'ım.

Yunus Efendi karar kılmış...

...istifa etmiş Bey'in danışmanlığından.

Bundan böyle burada, dergâhımızdadır.

Bağışlayın Sultan'ım ama...

...biz elimizden gelen gayreti gösterir...

...dergâhımızın işlerini hal yoluna sokar idik.

Acep bir noksanlık, bir kusur mu göründü Şeyh'imizin gözlerine?

Bizim gözlerimiz tamı dahi görmez Kasım'ım.

Noksanı nasıl göre.

Yunus Efendi'ye vazifeyi bıraktırdığınıza göre...

...dergâhımızın işlerini görmekte bir kusurumuz vardır deyi...

...düşünürüz Şeyh'im? -Biz ne karışırız Kasım'ım.

Kendi iradesidir.

(Sessizlik)

(Kapı gıcırtısı sesi)

Sorsana hele Âdem Ağa'm.

Ne soracak imiş Âdem Efendi?

Bana söyledikleri için ona kızarsın sanır.

Korkma, gel söyle demişim ben de.

Âdem Efendi'ye ne demeye kızalım ki İsmail?

(Yunus) O mu derki; dervişlik dediğin taç ile hırka?

O başkasının dediğini der.

Elçiye zeval olmaz.

Hem Âdem Efendi bilmez mi ki hırka dediğin, taç dediğin kıyafettir.

Şahsiyet değil.

Hele oturun ateşin başına.

-Damarımda kanım donar bre. -Isın hele ısın.

İlla bir alamet, bir işaret arar isen...

...dervişliğin alametifarikası gönül kırmamaktır.

(Yunus) Ne der Şeyh'imiz?

Gönül; Çabap'ın tahtı, Çalap gönüle baktı.

Öyle ise gönül kırmamamız gerekir.

Bile isteye bir gönül kırdı isen...

...başkasının gönlünü incitti isen...

...abdestin, namazın nice olur?

(Müzik - Duygusal)

(Ezan) "Allahu ekber Allahu ekber"

"Allahu ekber Allahu ekber"

Hani gelecek idin de çeşmeye varacak idik bugün?

Aklımdan çıkıvermiş vallahi.

Hıı, faydan dokunacak ya kaytarırsın elbet.

Ne vakit iş var demişsin de kaytarmışım Bacım abam?

Ama Yunus Ağam bugün burada olanda...

...onunla vakit öldürürken unutuvermişim.

Konağa gitmedi mi bugün Yunus Ağa'n?

Bugünlük değil, bırakmış vazifeyi temelli.

-Kim der vazifeyi bıraktı deyi? -Ee kim diyecek, ağzından işittim.

İstifa ettim, bıraktım der.

-Niye bırakmış ki? -Bak onu ben de bilmem işte.

Şaşırdığımdan sormadım bile akıl edip.

Ee iyi.

Hadi elini, ayağını yıka da yemeğe varıverelim.

Ben sonra yerim, namaza yetişeceğim.

Şeyh dedemle sohbetten sonra yeriz.

İyi hadi var, biz de varacağız zaten hadi.

(Müzik - Duygusal)

Hayrolsun kızım, bir şaşkın olmuş yüzün?

Yok anam, bir tuhaflıklar vardır bugün ama.

Ne olur ki?

Şimdi İsmail var idi, der ki Yunus Efendi Bey danışmanlığından istifa etmiş.

Allah Alah!

-Bugün mü? -He ya anam bugün.

Babam bilir elbet, ondan habersiz iş görecek değil ya.

(Hanım Ana) Allah Allah!

Zahide geldi bugün buraya.

-Siz ziyarete gidende. -Çarşıda tevafuk ettiydik.

Demedi ama geleceğini. O ne der?

-Az daha kavga ederdik ana. -Ne dersin kızım?

-Derdiniz ne ola ki? -Aksi aksi konuşur işte.

Yok gönlüm onda mıymış, bunda mı sanırsın başkaca işi yoktur sanki.

Aynı döşekte büyüdünüz kızım.

Kardeşten ayrı mısınız?

Merak eder elbet, kime düşer kardeşinin gönlü deyi.

Hadi namazımızı kılıverelim de.

Kendi ağzıyla dedi, vazifeyi bırakmışım dedi Yunus Ağa'm.

Allah Allah!

-Sebebini demedi mi? -Demedi.

Ahan da gelir.

Kendisine sorarsın sebebini.

-Selamünaleyküm. -Ve aleykümselam Yunus Efendi.

İsmail Efendi konaktaki vazifenizden istifa ettiğinizi anlatır idi.

Öyle olmuştur ya.

Hayrolsun Yunus Efendi.

Sebebini bilir değiliz ama öyle olması icap eder demek.

Öyledir pirdaş, öyle icap etmiştir öyle olur.

İyi, madem işin yok artık yarın benimle çarşıya gelir...

...ahilerin getir götür işini birlikte görürüz.

(Gülme sesleri)

(Gülme sesleri)

Evvela namazımızı kılsak, ardından gülüp eğleşseniz olmaz mı pirdaşlar?

(Müzik - Gerilim)

İsmail Efendi.

Âdem Efendi bir daha nasihat ederse sana...

...evvela gelip bana haber et bakalım.

Nasihat etmez artık.

Tam tersi nasihat alma sırası ondadır.

(Müzik - Gerilim)

İbrahim Ethem Hazret bir gün yolunu Basra'ya düşürende...

...mescidin avlusunda Hazret'i bilen ahali başına toplaşırlar.

Ey Hazret derler.

Israr ile dua ettiğimiz halde dualarımız kabul olmaz oldu.

Lütfedin de deyiverin hele bunun sebebi ne ola ki?

İbrahim Ethem Hazret tek tek on madde halinde...

...bir sebepler silsilesi hazırlar.

Ve iletir duası kabul olmayan Basralılara.

Birincisi; Allah’ı tanıdığını söylersiniz ama emirlerine uymasınız.

İkincisi Kuran-ı Kerim'i okursunuz ama anlamınca yaşamazsınız.

Hazreti Peygamber'i sevdiğinizi söylersiniz...

...ama onu kendinize rehber kılmasınız.

Kaç oldu canlar?

Dördüncüsü şeytanın düşmanınız olduğunu söylersiniz...

...ama onu kendinize dost edinirsiniz.

Cenneti sevdiğinizi söylersiniz ama laik olmaya çalışmazsınız.

Cehennemden korktuğunuzu iddia edersiniz...

...ama ona gitmek için özel bir gayret gösterirsiniz.

Kaç ola ki İsmail’im?

-Altı etmiştir. -O vakit yedincisini deyiverelim.

Ölüm haktır dersiniz ama hak olan ölüme kendinizi hazırlamazsınız.

(Şeyh) İnsanların ayıbı ile uğraşır kendi ayıbınızı görmezsiniz.

Allah’ın lütfettiği nimetleri bolca tüketir ama şükretmezsiniz.

Ee geldik sonunda, onuncu maddeye.

Ölülerinizi gömersiniz ama bir gün sizin de gömüleceğinizi hiç aklınıza getirmezsiniz.

İşte öyle İsmail’im kurbanım. Sıkmadık inşallah seni?

Sıkılır mıyım hiç?

Söz vermiş idin zaten, ta ilk geldiğim vakit.

Sultan İbrahim Ethem'den anlatıverecen deyi, unuttuk gittik.

Eh işte söz vermemek gerek Pir’im.

Ne buyurur Hacı Bektaş Sultan'ım?

Öl söz verme, öl sözünden dönme.

İyi ne anlatıverir o vakit Hazret'in kıssası bize?

Hissesi ne ola ki bu kıssanın?

Başımıza ne gelir ise hamd ve şükürü unuttuğumuzdan gelir.

Allah'ın elçisi Peygamber Efendi’miz hamd nedir diye sorulanda buyurdu ki...

...hamd nimet içinde nimeti vereni görmektir.

Şükür ise hamda devam etmektir.

Şükreden üç türlüdür.

İlki şakir ki; şükürden türer varlığa şükreder.

İkincisi şekür ise; belaya şükredendir.

Sonuncusu ise şekkârdır.

Şekkâr ise her ne geldi ise ondan geldiğine sevinip, razı olandır.

Varlığa şükretmeyi unutuveririz ama ilk belada isyan ederiz.

(Şeyh) Bu bize reva mıdır?

Şekkâr olan der ki; lütfun da hoş, kahrında hoş.

Zalim zulmünden ne vakit geri kalmış ki suçu ona atarsın.

Aynayı kendine çevir hele sebebi kendinde ara.

(Şeyh) Biz masumuz, bize zulmederler demek olmaz.

Hüküm açık.

Nasıl isek, öyle yönetiliriz.

Hiçbir şey bizim irademizden, dahi çabamızdan azade değil.

O vakit kişiye kimse bir şey edemez.

Kim ne eder ise kendine eder.

-(Âdem) Destur Kasım Efendi. -Gel hele gel.

(Kapı gıcırtısı sesi)

Şöyle bırakıver.

(Sessizlik)

Aferin.

Güzel doğramışsın odunları.

Öz var sende öz.

Ama işte gayret, gayret.

Yunus Efendi doğramış, istif etmiş idi.

Biz sana Yunus Efendi'nin doğradığı odunları kucakla gel mi demişiz...

...Âdem Efendi yok ise var git odun kes gel mi demişiz?

Yunus Efendi ne gerek var hazır kesilmişi var iken deyende...

Bir kere de özüre dönsün şu dilin, ne desek, üzerine laf söylersin!

İsmail Efendi ne der idi öyle?

Nasihat alma sırası mı der idi, bir şeyler der idi ama?

Yunus Efendi'nin dediklerini kasteder Kasım Efendi.

-Kime? -Bana.

Senden Yunus Efendi'ye ne ki Âdem?

Seni bize bende kılmıştır Şeyh'imiz bilmez mi?

Ee...

...ne der Yunus Efendi sana?

-De bakalım hele bir? -Bir şeycik demez Kasım Efendi.

Öylesine dervişlikle ilgili birkaç şey deyiverir işte.

Allah Allah!

Ne imiş ki hele?

Deyiver de eğitim alalım biz de o vakit Âdem?

Söyle ne der?

Bir şeycik demez Kasım Efendi.

Gönül kırmayın der, gönül; Çalap'ın tahtı der.

Gönül kıranın namazı boşa der.

-Abdeste, namaza lüzum yok yani öyle mi? -Yok, yok yok Kasım Efendi.

(Kapı gıcırtısı sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Sessizlik)

(Kapı gıcırtısı sesi)

Yunus Efendi bir şeyler anlatırmışsınız Âdem'e?

Çocuk uyur.

-Ne anlatıverirsiniz Âdem'e? -Kasım Efendi çocuk uyur.

İyi, dışarıda konuşalım o vakit.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Âdem'e bir şeyler demişsin Yunus Efendi yok dedim...

...işittiklerimi söyleyen pirdaşımız olamaz!

Ne demişiz ki inanamazsınız Kasım Efendi?

Alay mı edersiniz bizim ile Yunus Efendi, bilmez misiniz...

...yetiştirip durduğumuz adama saldığınız zehri!

(Yunus) Hakkınız var elbet.

Sadakallahulazim! Allah Allah!

Hiç, hiç laf cambazlığı yapmayın, söylediğiniz Kadı işitse...

...mürtet hükmü uygular.

Gönül, Çalap’ın tahtı demez mi Şeyh'imiz, Kasım Efendi?

Bunu bilen, bile bile nasıl mürtet ola ki?

Haktan Hakk'a dönmek mürtetlik olmasa gerek.

Daha dün şu kapıdan girdin gözün görmez idi kibrinden...

...bugün bizlere dervişlik mi öğretirsin Yunus Efendi?

Biz gözümüz hak kavgası içre açmışız ne önemi var!

Kadı Yunus Efendi şöyle bir geçe dergâhtan tamam ola öyle mi?

Estağfurullah Kasım Efendi.

Bizim bir kavgamız yoktur.

Sen çocuk belledin, eğleşir misin bizimle?

Kendine gelesin!

Ne demek imiş kıldığı namaz boşa ola, namaz kılmaya o kişiler?

(Yunus) İftira atarsınız Kasım Efendi.

Hak emrini inkâr ile suçlarsınız.

Bu manaya gelir bir söz çıkmadı dilimizden.

Bırak da manayı işiten çıkarsın Yunus Efendi.

Biz işittiğimiz lafın ne manaya geldiğini bilmez miyiz?

Tasalanmayasın, biz de medrese gördük.

(Kasım) Sen kimin namazının olmayacağını nereden bilirsin?

(Kasım) Ne demek namazı boşadır Yunus Efendi, bu ne demektir?

Biz kafiri küfürden çekip kurtarmanın davasını güder iken...

…sen hangi davayı güder de; kimin namazı boşa, kimin namazı geçe yayarsın?

Kasım Efendi biz kimseye namazının boş olduğunu...

...dahi kimsenin namaz kılmaması gerektiğini dememişiz.

Kullandığımız kelimelerden o manayı çıkaran...

...o elbiseyi hangi cümleye giydirse aynı manayı çıkarır.

Biz bile isteye bir gönül kıranın kıldığı namaz boşa demişiz.

(Yunus) Şimdi de deriz ve dahi inanırız.

Yunus Efendi sen hadis tahsil etmedin mi Karatay'da?

Namaz dinin direğidir, direği!

(Kasım) Sen hangi akıl ve hangi yetki ile bu direği yıkarsın?

İftira en çok atana yakışır Kasım Efendi.

Ama bile isteye atacak iseniz, varın atın.

Dilinizi tutacak halimiz yok elbet.

Meseleye dair ayet mi gerek, hadis mi?

Ee ortada hepsi. Yerlere göklere sığamadım...

...mümin kulumun kalbine sığdım ne demektir Kasım Efendi?

(Yunus) O gün ki; ne mal ne mülk ne de evlat insana fayda eder.

O gün insana fayda sağlayacak tek şey...

...Yaradan'a teslim ettiği arı duru bir gönüldür der Şuara Suresi'nde.

Şeyh'imiz de böyle tefsir eder.

Şimdi hâşâ huzurdan...

...ayeti tekrar ederek dinin direğini mi yıkarız?

Ayeti tekrar ile mürtet mi oluruz?

Bizim fıkhı da, dervişliği de hangi kapıdan öğreneceğimiz bellidir.

Şeyh'imizin de nice deyip, ne demek istediğini sizden öğrenecek değiliz!

Batıl sözüne inandırmak için Şeyh'imizin öğrettiğini kullanman...

...hiç yakışık almasa gerek.

Doğruyu eğri için kullanmak ayrı bir günah olmalı!

Sözün sonunda ne dersin Yunus Efendi?

Namaza gerek yok ise, dinsiz, namazsız bir dervişlik mi tarif edersin millete?

Madem küfründen dönmezsin, bile isteye devam ettirirsin...

...o vakit bunun adı dinsizlik etmek ola.

Ee bile isteye de dinsizlik edene dinsiz denir!

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Jenerik)

Bu dizinin betimlemesi Tekden Film tarafından…

…Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.

www.seslibetimlemedernegi.com

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Reyhan Üzülmez

Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Alt Yazı: Gülay Yılmaz

İşaret Dili Tercümesi: Müjde Kolçak

Son Kontroller: Dolunay Ünal - Zerrin Yılmaz – Hasan Dikyuva

Teknik Yapım: Murat Çağlar Özçelik - Ayşegül Uçar

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.