Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Şuna baksana. Sanırım uykuya dalıyor.
Uyandırma Jay.
Hadi uyu Kayla. Uykulu görünüyorsun.
"Merhaba" de.
Merhaba bebeğim.
Bak bebeğim. Kameraya bak.
Annen gibi kameraya bak. Kayla!
Mutlu yıllar sana
Ne kadar küçük!
- Çok acıyor. - Bitti bile.
Kendimle gurur duyuyorum.
- Aferin sana. - Gerçi bir saatimi aldı.
Kayla, şu an neredesin?
Helikopterde saklanıyordum
ve acil bir çağrı aldılar, bu yüzden kalkmaları gerekti.
Devasa bir yağmur fırtınası var, bak. Bir de elbise giyiyorum.
Gök gürültüsünü duyabiliyor musun?
- Tamam, hazır, başla. - Ön cama bak!
Hadi gidelim!
Olamaz! Koş!
YALAN
Güçlü bir fırtına Doğu Kıyısı'na yöneldi
ve New York'un yukarılarına bırakacağı kar 30 santimetreyi bulabilir.
Ulusal Meteoroloji Dairesi bu kış...
Kayla.
Kayla!
Ne oldu?
Annen astım spreyini çantana koymuş.
Sadece dört gün. 15 yaşına geldi, bırak da büyüsün.
Büyüdüm zaten.
Evet, büyüdün. Pardon.
Kayla da dans şeyine gittiğine göre
benimle Vegas'a gelsene.
Hayır. İki haftaya duruşmam var. Gelemem.
Kayla, spreyin çantanın ön gözünde.
Bir önceki gibi bunu da kaybetme.
Kaybetmem.
Beni burada bırak.
Çocuklarla iyi eğlenceler. Pazartesi görüşürüz.
Beni bekletme.
Seni bekletmeyi seviyorum.
Teşekkürler.
- Hoşça kal. - Güle güle.
Hoşça kal Kayla.
Babam onun taşındığını biliyor mu?
Henüz bilmiyor. Emniyet kemerini tak.
Şu aptal kampa gitmek zorunda mıyım anne?
Neden evde kalamıyorum?
Çünkü baş dansçı olmak istiyorsun
ve bunun için çalışmak, bağlılık ve fedakârlık gerek.
Baleyi sevdiğini sanıyordum.
Kahvaltı yapabilir miyiz lütfen? Çok acıktım.
Geç kalamayacağını biliyor.
Tamam da yemek yemezsem dans edemem.
Bunu daha önce düşünmeliydin.
Hey! Tatlım benim.
Yiyecek bir şeyler alabilir miyiz?
Bugün bir şey yemedim.
- Pankek alalım. Bol kremalı. - Evet!
Geç kalmasına izin verme lütfen Jay.
Vermem. Söz. Sen de katılmak ister misin?
Evet, anne!
Nesin sen? 15 yaşında bir kız mı?
Hadi Beccs.
Pankek seversin.
O lakabı sevmediğimi biliyorsun.
Selam Kayla!
Bu Kayla'nın annesi Rebecca. Trini grupta çello çalıyor.
Hakkında çok şey duydum Beccs. Memnun oldum.
Evet, ben de. Pankeklerin tadını çıkarın.
Anne.
Ne var?
Boş ver.
- Pazartesi gecesi görüşürüz. - Evet.
- Annenin işe gitmesi gerek. - Evet.
Pazar günü prova sırasında anlatabilirsin.
Selam! Galiba şoför benim, değil mi?
Ön koltuk çok dolu.
Sanırım annen Trini'yi bilmiyor, değil mi?
Söyleme, demiştin.
İşe yaramış.
- Hadi canım! - Ne?
- Baba, kenara çek. Brit bu. - O kim?
Dur, onu geçeceksin! Kenara çek.
Arabayı durdurana kadar bekle. Tanrı aşkına!
Brit!
Nasıl ya?
Burada ne işin var?
Gresham'daki şu aptal bale şeyine gidiyorum.
Neden benimle gelmedin?
Çünkü pislik babam Sam bırakacağını söyledi ama yalanmış.
O kim?
Babam işte deli. Binsene.
Merhaba baba.
Selam.
Sizinle gelsem olur mu?
Tabii ki. Sorun değil.
Bu, erkek arkadaşın mı?
Hayır, takip edip onu yemliyorum.
Parça iyiymiş. Kim söylüyor?
Benim grubum. Yeni albüm.
Güzel.
Yani solist falan mısın?
Evet.
Bazen Soul Garage'a giderim.
Hiç orada çaldınız mı?
Hayır. Orada çalmıyorlar.
Bunlar yaşlı.
Oraya gittin mi de biliyorsun?
Yüzüne ne oldu?
Biri vurmuş gibi.
Bir şey olmadı ya!
Sapık gibi bakmasana.
- Yakınlarda tuvalet var mı? - Gresham'a yakın olabilir.
Tamam ama şimdi durabilir miyiz lütfen?
Burada hiçbir şey yok.
Tamam ama gerçekten şu an altıma işiyorum.
Neden bu kadar iğrençsin?
Gerçekten işiyorum, tam da koltuğa.
Baba, kenara çekebilir misin?
Evet. Tamam.
Ne?
Neden böyle orospuluk yapıyorsun?
Tamam, bekle.
Kayla!
Siktir!
Kayla!
Hadi, gidelim artık!
Kayla!
Kayla, in oradan!
Kayla! İn aşağı!
Kayla! Ne yapıyorsun?
Ne yapıyorsun?
Sadece şakalaşıyorduk.
- Arkadaşın nerede? - Ben...
O nerede? Arkadaşın nerede?
Tanrım...
Bekle.
Baba.
Britney!
Baba!
Britney!
Baba!
Britney!
911'i ara!
Bekle baba!
Baba, bekle!
Telefonunun kodu ne?
Hadi! Telefonunun kodu ne? Kayla! Hadisene!
Onu ben ittim.
Orospu gibi davranıyordu!
- Orospu gibi davranıyordu! - Hayır!
Onu ittim ve aşağı düştü.
İttim ve düştü.
Başını eğ.
Tamam! Hadi, arabaya bin! Hadi.
Yanıt alır almaz yazılı ifade istiyorum.
Seni sonra arayabilir miyim? Tamam.
Kayla nerede?
Arabada.
Lanet olsun Jay.
Gitmemek için seni ikna ettiğini söyleme yine.
- Affedersin. - Konuşabilir miyiz?
- Rebecca! Dur! - Onu kendim bırakmalıydım.
- Bekle biraz. - Oraya gitmesi gerek.
Ciddiyim, konuşmalıyız.
Ne hakkında Jay?
Kayla şımartılmış veledin teki
çünkü her şeyin yanına kalmasına izin verdin!
Haklısın. Onu kampa götüreceğim.
Kayla!
- Arabada kalmanı söylemiştim. - Jay!
Nefes alamıyorum. Lütfen.
Spreyin nerede?
- Bilmiyorum. - Çantana yenisini koymuştum!
- Bulamıyorum. - Orada olması gerek.
Hadi, bir bakalım.
Tamam. Ben hallederim.
Yatıp biraz dinlenmesi gerekiyor.
Bana gidelim. Tamam mı?
- Hayır, baba. - Evet.
Oraya gitmek istemiyorum. Trini orada. Eve gitmek istiyorum.
- Hadi. - Hadi.
Hayır.
- Onu eve götürüyorum. - Hayır!
Tanrı aşkına Jay.
Baba?
Sence o güzel biri mi?
Bale okulundan arıyorlar.
Hasta olduğunu söyle.
Merhaba! Evet, biliyorum Lindsey. Çok üzgünüm...
Anlayışın için çok teşekkür ederim. Tamam. Hoşça kal.
Ne söyledin?
Sence ne söylemiş olabilirim?
Geri dönmen gerekiyorsa onunla kalabilirim.
Hayır, sorun değil. Evden çalışabilirim.
Eline ne oldu?
Alçı panel kesiyordum.
Onu evime götürsem iyi olur. Gresham'a daha yakın.
Hayır, yarın bırakırım.
Yanında sürekli sprey bulundurman gerek.
Arabanda da her zaman olsun.
Sprey olmazsa büyük sorun çıkabilir.
Ne?
Kayla?
- Ne yapıyorsun? - Banyo yapıyorum.
İzin verir misin? Affedersin.
Onunla konuşmam gerek.
- Ben dışarıdayım. - Jay.
Neler oluyor?
İkinizin arasında ne olduğunu bilmiyorum.
Yarın o kampa gideceksin.
Bu da ne? Kayla, bunu yeni almıştım.
Eşyalarına sahip çıkmayı öğrenmen gerek.
Artık çocuk değilsin.
Düzgün otur. Bu nasıl oldu?
İyi bir avukata ihtiyacımız var.
Walker davasında tartıştığın savunma avukatı en iyisi.
Adı neydi? Edelman mı? Edelstein mi?
Bu nasıl olur anlamıyorum.
Gitmemeliydin.
Oradan uzaklaşmamalıydın.
Polisi mi aramam gerekiyordu?
Bunun çare olmadığını biliyorsun! Düşün.
Kayla'ya yardımcı olacak bir avukat gerek.
Sonra ne olacak? Anlaşma yapacak değiller.
Helmes kurallara uyan biridir. Şehir savcısı.
Onu ibretlik yapar. Kayla'yı yetişkin olarak yargılar.
Yetişkin mi? Saçmalık! Kayla 15 yaşında!
Ama olay olmadan önce tartışıyorlarmış.
Kötü niyetli ve kasıtlı olduğunu söyleyecektir.
İkinci dereceden cinayet.
Ama kasıtlı değildi, kazayla oldu!
Jay, Kayla kızı itmiş.
Nereye gidiyorsun?
Onu bulmak için nehre gidiyorum.
Böyle bir şey olmayacak.
Onu bulursam her şey bitip gider.
Kız yaşıyor olabilir Jay.
- O nehirde hayatta olabilir. - Hayır!
Öldü.
Tanrım. İnanmıyorum.
Düşünce boynu kırılmıştır, tamam mı?
Ve bir şekilde hayatta kalsa bile boğularak
veya hipotermiden ölür.
Çık dışarı.
Neye istiyorsan ona inan. Ben kızımı tanırım.
Kasıtlı olarak yapmadı. Kendi hayatını mahvedemez.
Tamam mı? Bana bak!
O kız için yapabileceğimiz hiçbir şey yok.
Kayla'ya yardım etmeliyiz.
Bizi kimse görmedi. Kızın orada olduğunu bilen yok.
Yani kimseye söylemeyeceğiz.
Tanrım.
Bu konuda bizimle olduğunu bilmem gerek, lütfen.
Git lütfen.
Anne?
Yiyecek ne var?
Yumurta yapabilir miyiz?
Tabii.
Teşekkürler.
Baban olmalı.
Baba. Kahvaltı hazırlıyoruz. Sen yedin mi?
Anne, babam da kahvaltı yapmamış.
Bizimle yiyebilir.
Jalapeño ve gouda peynirli yumurta yapacağım.
En sevdiğim.
Tamam.
Kayla iyi görünüyor. İyi haber.
Nasıl normal davranabiliyor?
Şokta. Nasıl davranmasını bekliyorsun?
Bilmiyorum.
Emin misin?
Kimse sizi görmedi mi?
Hiçliğin ortasındaydık.
Etrafta kimse yoktu.
Ne?
Önemli bir şey değil.
Sadece bir kamyon vardı ama bizi görmedi.
- Tanrım. - Hayır, hızlı gidiyordu.
Görmedi çünkü arabanın arkasına saklanıyorduk.
Jay, adam arabayı gördü mü?
Beni dinle. Kayla oraya hiç gitmedi.
Tamam mı? Benim evimdeyken hastalandı,
sprey almak için ofise gittim ve Kayla'yı buraya getirdik. Hikâye bu.
Hayatımıza devam ediyoruz.
Aynen böyle yapacağız. Çünkü Kayla'yı ihbar etmeyeceğiz.
O senin kızın!
- Biliyorum. - Öyle davran.
Dün o kız hakkında konuşuyordu.
"Güzel olduğunu düşünüyordun." demişti.
- O kız Britney'ydi, değil mi? - Tanrım.
Bu yüzden mi kavga ediyorlardı? Senin yüzünden mi?
- Hayır. - Gitme Jay.
Neden kavga ediyorlardı? Cevap ver!
Bilerek yapmadı. Canını yakmak istediğini mi düşünüyorsun?
Artık ne düşündüğümü bilmiyorum!
Kendi kızın hakkında hep en kötüsünü düşünüyorsun.
Kayla?
Kayla!
Jay, nereye gidiyor?
Kayla!
Kayla, ne yapıyorsun?
Bekle. Buraya gel.
Hayır! Sizden nefret ediyorum!
Jay, onu içeri götür.
Durdur onu Jay!
Lütfen içeri götür onu! Hayır! Kes şunu!
Kaza değildi!
Bilerek yaptım! Ve onu senin yüzünden ittim!
- Senin yüzünden yaptım! - Kapa çeneni! Sus!
- Kapa çeneni! - Jay! Dur! Ne yapıyorsun?
Özür dilerim.
Öyle demek istemedi. Gitme. Jay, gitme!
İyi misin Kayla?
Selam Rebecca!
Kurtulacaklarını sandılar, değil mi?
Pardon?
Biliyorsun sandım.
Britney ve Kayla kampa gitmemiş.
Okul seni aramadı mı?
Hayır. Kayla hasta. Bu hafta sonu evde kaldı.
Birlikte gideceklerine emindim.
Yaptıkları planları ve sırları bilirsin.
Evet.
Aptalca bir şey işte.
Otobüsle gitmesini söyledim.
Kavga ediyorduk ve evden kaçmaya çalıştı,
onu yakaladım ve düştü.
Çok berbattı.
Yaşlı babasını cezalandırıyordu galiba, değil mi?
Merak etme Sam. Eminim asilik taslıyordur.
- Öyle mi? - Evet.
Evet, tamam. Haklısın.
Hiç yapmadığı şey değil yani, değil mi? Sık yapar.
Rahatsız ettiğim için özür dilerim.
Sorun değil.
Umarım Kayla iyileşir. Hoşça kal.
Aslında,
acaba Kayla'yla bir konuşabilir miyim?
Evde demiştin, değil mi?
Dışarı çıktı. Babası onu doktora götürdü.
Tamam. Döndüğünde beni arayabilir mi?
- Zorlamak istemiyorum. - Evet, tabii ki.
Seni arar. Bende numaran var.
Tamam. Ne olur ne olmaz diye iş telefonumu vereyim.
Tabii ki.
- Neydi numara? - Tanrım.
Dışarısı da amma soğuk.
- Pardon. - Ben halledeyim.
Üç yıl sonra üniversiteye gidecekler, değil mi?
Sabırsızlanıyorum. Al bakalım.
Tamam. Teşekkürler. Umarım Kayla iyileşir.
Tanrım.
Jay, neredesin? Sabahtan beri seni arıyorum.
Babası eve geldi ve Kayla'yla konuşmak istiyor.
Mesajımı alınca beni ara lütfen.
Siktir.
BRITNEY'NİN BABASI
Hayır, bir kırkayak hakkında şarkı yazmayacağız!
Kardeşimle şarkı yazıyorum
İki kırkayak.
Yarınki konserimiz için heyecanlı mısın?
Kayla?
Konser mi?
Kızın babasını araman gerek.
Nerede olduğunu bilmediğini söyle.
Hasta olduğun için kampı kaçırdın.
Eskiden normal bir çocuktum.
Al, ara onu.
Geçmişin kimsenin umurunda değil! Onu okyanusta buldum.
Damarlarımdaki tek şey kanım. Başka bir adamın kanı...
Kayla, bunu yapman gerek.
Benzin olduğunu kanıtlayamazsın.
Kırkayak şarkısı yapmayacağını söyle. Georgia!
Onu hemen arayacaksın!
Hayır.
Anne?
Anne.
Rebecca?
Baba! Buradayız!
Ne oluyor?
Adam mühendis ve boşandı, karısı onu terk etti.
Buraya taşınalı üç ya da iki ay oldu.
İlk başta gerçekten güzeldi.
Arkadaşı vardı, dışarı çıkıyorlardı...
Britney'yle tartıştığını mı söyledi? Ne hakkında?
Bilmiyorum! Söylemedi.
Kayla eve geç gelmeye ve küstahlaşmaya başladı...
Ne hakkında kavga etmişler?
Bilmiyorum!
Sabahtan beri neden geri aramadın?
Telefonum nehirde hasar gördü. Yenisini aldım.
Buradan öylece gidip tüm yükü bana yükleyemezsin.
Kayla yakalanmak istiyor.
Kayla üzgün ve adamla konuşmaktan çok korkuyor.
Yalan söylemekten de. O öyle bir çocuk değil.
Kalan hayatı boyunca yalan söylemesini istiyoruz Jay.
Şöyle yapacağız. Birkaç günlüğüne otele yerleştirelim.
- Neden? - Uzakta kalsın.
Sonra da tüm hikâyeyi ona anlatacağız.
Kayla sakinleşince adamla konuşabilir.
Bu sabah onu gördün. Adamla veya başkasıyla
konuşmasına şu an güvenemeyiz.
Eşyalarını toplayayım. İhtiyacın olan her şeyi arabama koy.
Gitmemiz gerek.
Hemen.
Rebecca?
Ne oluyor?
Mesajımı almadın mı? Sabahtan beri arıyorum.
Hayır. Üzgünüm. Almadım.
Kayla döndü mü? Gerçekten konuşmam gerek.
Hayır. Hâlâ doktorda.
Sen iyi misin? Çok gergin görünüyorsun.
Yardımcı olabilir miyim?
Bu Britney'nin babası.
Bu da Kayla'nın babası. Jay.
- Merhaba. Sam Ismali. - Nasılsın?
Kayla'yı doktora götürmüştün.
Yani şu an orada tek başına mı?
Tahlil yapılıyor.
Döndüğünde seni ararız.
Tamam.
Ne oluyor?
- Eve gir. - Bu ne?
Kayla iyi hissetmiyor.
Kızlarla ilgili ne saklıyorsunuz?
- Ne yaptılar? - Üzgünüm ama gitmen gerek.
- Ben... - Evet.
- Kayla, Britney nerede? - Gitmen gerek. Hey!
- Kayla... Bırak beni! - Hayır. Gitmen gerek.
- Baba! - Siktir.
- Jay! - Ne yapıyorsun sen?
Niye öyle tutuyorsun?
- Defol buradan! - Vurmak istememiştim. Delinin teki!
- Eve gir. - Çocuğumun yerini bilmem gerek!
Polise gidiyorum.
Eve gir.
Bekle.
Kıpırdama!
Siktir.
Britney'nin yüzünde morluk vardı.
Onu gördüm.
Tam buradaydı.
Sanki biri vurmuş gibi.
O sabah kavga ediyorlardı. Öyle söyledi.
Hayır. İmkânsız.
- Öyle bir şey yapmayacağız. - Adam karakolda.
Ben bu işte yokum!
Kayla'yı tutuklayacaklar, bir şey yapmalıyız.
Sam'i tanırım. Öyle biri değil.
Orada çalıştın. Polis arkadaşınla konuş.
- Hayır. - Bir ailenin hayatı bitti.
- Bu aile... - Masum birini mi suçlayalım?
Yüzünde bir morluk vardı.
- Ona kaç kez vurdu? - Hayır!
Cinayet masasındaydın, insanlar cinnet geçirir.
Can yakar. Çocuklarını öldürür.
Hayır.
Bir şey yapmazsak Kayla için gelecekler.
Becca?
Vay be. Sen olduğunu söylemişlerdi ama hadi oradan, dedim.
Ölümden geri döndüm. Ya da şirket hukukundan. Aynı şeyler.
- Sivil hayat nasıl gidiyor? - Çok iyi.
Evet. Buradan daha iyi. Çalıştığım yerde bedava kahve var.
Rüyayı yaşıyorsun.
Ofisimde konuşmak ister misin?
Hayır, sorun değil. Aslında bu...
Büyük bir mesele değil.
Ama buradasın.
Ne oldu bakalım?
Kayla'nın arkadaşı.
Bale okulunun her kış düzenlediği hafta sonu kampına
bu sefer gelmedi. Endişeliyim.
Ne kadar süredir kayıp bir gençten söz ediyoruz?
Aşağı yukarı 24 saat.
Ailesi ihbarda bulundu mu?
Bilmiyorum.
Ama babası bu sabah eve geldi ve garip davranıyordu.
Tuhaf.
Beni korkuttu.
Bence...
Bence kızını taciz ediyor.
Katılsam olur mu?
Umurumda değil.
Yüzmeye gitmek ister misin?
Aptalca bir şey söyledim.
Korkuyorum.
Biliyor musun?
Bu bir oyun değil, senin hayatın,
senin geleceğin.
Hep böyle olmayacak ama şimdilik, söylediğimiz her şeyi yap.
Seni koruyabilmemizin tek yolu bu.
Evet.
Donuyor olmalısın. Al bunu.
Al.
İşe yarıyor.
Acıyı dindirmeme faydası oluyor.
Beni kimse sevmiyor.
Okuldaki hiçbir erkek bana bakmıyor bile.
Hayır. Bu doğru değil.
Sen çok güzelsin.
Onun kadar değil.
Onu bu yüzden mi ittin?
Eğer gerçekten kötü bir şey yaparsan
bunu nasıl geri alabilirsin?
Jay? Kayla, eve gir.
Babanla konuşmam gerek.
Gel hadi. Hadi bakalım.
Kenji birazdan burada olacak. Kayla'yla konuşmak istiyor.
Bana morluktan bahset.
Çenesindeydi.
Tam buradaydı.
Britney kimin vurduğunu söyledi mi?
Hayır.
Kimseye dert olmak istemiyor olabilirsin
ama eğer söylediyse bunu bilmem gerek.
Söylemedi, bunu dedim zaten.
Tamam o zaman.
Anlaşıldı.
Britney'yle en son ne zaman konuştunuz?
İki üç gün önce. Ben...
Gerçekten hatırlamıyorum.
Britney yakınlarda yaşıyor.
Yani kızlar neredeyse her gün görüşüyor.
Dünden önceki gün olabilir mi?
Evet, olabilir.
Dünkü bale kampına sen de mi gitmedin?
Evet. Ben...
Babamın evinde hastalandım.
Sonra astım spreyim lazım oldu, bu yüzden babam annemin ofisine gitti.
Sonra da buraya döndük.
Britney babasıyla olan ilişkisinden sana hiç bahsetti mi?
Her şey işimize yarar.
Babası ona kızardı.
Sürekli. Neredeyse her zaman.
Gerçekten öfkeli biri.
Babasının vurduğunu Britney anlatmıştı. Çok dövermiş.
Gidebilir miyim?
Hastaydı.
Evet, yeterince bilgi aldım.
Başka bir şey olursa ararım.
Uğradığın için teşekkürler.
Ne kadar da büyümüş. Kayla'yı son gördüğümde bu kadardı.
Evet.
Başka bir şey lazım olursa istediğin zaman beni ara.
- Kayla'yı dâhil ettiğim için üzgünüm. - Sorun değil.
Babası kayıp ilanı vermemiş. Kontrol ettim.
Ne yapacaksın?
Pislik herife ulaşıp ne diyeceğine bakacağım.
Pislik herif demişken, Jay nasıl?
Boşandıktan sonra orta yaş krizinde kaybolur diyordum.
Evet. Aslında o çok değişti.
Kayla'yla arası çok iyi.
Hatta benden de iyi.
O iyi bir baba.
Hâlâ merkezde zararlı tiplerle mi takılıyor?
Bazı şeyler değişmiyor işte.
Uğradığın için teşekkürler.
Bir gün öğle yemeği, hatta akşam yemeği yiyelim.
Sen ödersen olur. Anca senin paran yeter.
- Yapma. Hoşça kal. - Görüşürüz.
Hey.
Britney'nin babası hakkında dediklerin...
Adam gerçekten kıza vuruyor mu?
Sanırım işi ustasından öğrendim.
Burada kalır mısın lütfen?
Ya adam geri gelirse?
Annenle konuşurum.
Tamam.
Yeniden evde olman çok güzel.
Evet.
Eğer üşürsen fazladan battaniyelerin yerini biliyorsun.
Ben hallederim. Bana bırak.
Kapıdaki kilitleri değiştirmemişsin.
Evet, değiştirmedim.
Ne zamandır kendine zarar veriyor?
Sen gittikten birkaç ay sonra başladı.
Biriyle konuşturdum ama bunu bırakmadı,
ne yapacağımı bilmiyorum.
Dikkat etmiyordum.
Hey.
Özür dilerim.
Bunca yıldır yanında olmadığım için özür dilerim.
Jay, Kayla'nın bir sorunu var.
Küçükken çok mutluydu.
Evet, öyleydi.
Tamam. İyi geceler.
İyi geceler.
Bay Ismali? Dedektif Tagata ve Barnes.
Savcılıktan geliyoruz.
Tüm gece dışarıdaydınız.
Sizi bekliyorduk.
Evet, kızımı arıyordum.
Buldunuz mu?
İhbarda bulunsanız işe yarayabilirdi.
Denedim. Beni ciddiye almadılar.
Bunu önceden de yaptığı için
- 48 saat beklemem gerekirmiş. - Önceden de mi kaçtı?
O daha ergen. Bu tip şeyleri yaparlar.
Siz nesiniz?
Hintli mi? Arap mı? Nesiniz?
Pakistanlıyım.
Kızınıza karşı hiç kendinizi kaybettiniz mi?
Tam olarak ne soruyorsunuz?
- Kızınıza hiç vurdunuz mu? - Ne?
Evet ya da hayır deyin.
Hayır.
Hayır, çocuğuma asla vurmam.
Bunu size kim söyledi?
- İçeride konuşalım. - Hayır, saçmalık bu.
- Kiminle konuştunuz? - Seni duydum.
- Bok duydun. - Ne dedin sen?
İçeri girelim Bay Ismali.
Baba, benim. Hadi uyan.
Uyan.
Bugün ne yapacağız?
- Ne yapacağız? - Tatlım, dur.
Hayır baba! Hayır!
- Ne yapacağız? - Bilmem. Ben sordum.
Bana sarılacaksın.
- Dur! Üzerimden al onu! - Hayır, sen dur.
Al onu!
- Üstümden al onu! - Dur.
Birkaç saatliğine ofise gitmem gerek.
İstediğiniz kadar kalın ama temiz hava da iyi gelir.
Bana gideriz. Zaten üstümü değiştirmem gerek.
Annene güle güle de. Hadi.
- Güle güle. - Görüşürüz.
Bitir işlerini şampiyon.
Bir şey kırmayın.
Hayır! Beni yakaladın zaten!
Özür dilerim.
Canını yaktığımı sandım.
Burada ne işin var?
Sana da merhaba. Grup çalışması.
Öğlene kadar burada olmazsak bizi kovacağını söyledin.
Cidden mi? Unuttun mu?
İşlerim çıktı.
Bir dakika konuşabilir miyiz? Özel olarak.
Bu iş bizim için çok önemli. Nasıl unutabilirsin?
- Bir sürü saçmalıkla uğraşıyorum. - Ne saçmalığı?
Dönebilir miyiz? Grup bekliyor.
Bunu arabanda buldum.
Kimin bu?
Kayla'nın.
- Alabilir miyim? - Hadi be.
Kayla'ya soracağım.
Hemen ver şu lanet çantayı.
Bir daha söylemeyeceğim. Ver onu bana.
Göt herif.
Hey. Kayla nerede?
O da çekip gitti.
- Ne? - Senin hanımlar niye böyle abi?
Becca. Selam.
Kenji. Merhaba.
Ortağım Rodney Barnes.
Selam.
- Her şey yolunda mı? - Babayla konuştuk.
Oldukça üzgündü.
Kayla'yla konuşturmuyormuşsunuz.
Evet. Deli gibi davranıyordu, söyledim sana.
Onu yanında istemedim. Öfke sorununu biliyoruz.
Kızın öyle söylüyor, değil mi?
Komşuların hiçbiri aynı görüşte değil.
Belki onu pek tanımıyorlardır.
Kızın, Britney Ismali'nin telefonunu kaybettiğinden hiç söz etti mi?
Hayır. Adamı gözaltına aldınız mı bari?
Kayla onu 24 saat tutmanız için epey detay verdi.
Kayıp kız bizce telefonunu kaybetti.
Çünkü ondan en son sinyali kaybolduktan sonraki gün almışız.
Şehir merkezindeki bir baz istasyonundan.
Kocan merkezde oturuyor, değil mi?
Eski kocam.
Doğru.
Kızının arkadaşlarıyla iyi geçiniyor mu?
Her baba gibi işte. Ne ima ediyorsun?
Hiçbir şey. Sadece merak ettim.
Kız epey çekiciymiş.
Hapis bölümünden yeni mi geldi bu?
Yerinde olsam onu geri yollardım Kenji.
Ona biraz terbiye öğret.
Sadece işini yapıyor. Nasıl olduğunu biliyorsun.
Evet, biliyorum.
Ben de kendi işimi yapmalıyım, başka bir şey yoksa...
Başka bir şey yok.
Teşekkürler Rebecca.
Her zaman yardımcı olurum.
Kayla! Bekle.
Bu iş yeteri kadar uzadı.
Olaya polisler de dâhil oldu.
Brithney ile oyununuz artık bitti.
Kızımın yerini söyleyeceksin.
Özür dilerim. Bu kadar ileri gitmesini istemedim.
Kimsenin incinmesini istemedim.
- O ne demek? - Hiçbir şey.
- O ne demek Kayla? - Bırak beni!
- Kızım nerede? Tanrım! - Bırak gideyim!
Kayla!
Jay?
Kayla?
Tatlım?
Ne var?
- Ne yapıyorsun? - Kayla?
Kayla, aklından ne geçiyordu? Neden öylece ayrıldın?
Kenji ofisime geldi.
Britney'nin telefonunu takip etmişler. Merkezdeymiş.
Tanrım. Telefon sende mi?
Hayır, arabamda bıraktım.
Kapalıydı. Artık takip edemezler.
Nerede olduğunu ve orada yaşadığını biliyorlar!
Şehrin yarısı da biliyor. Beni aramalıydın.
Polisler benimle konuşunca mı? Nasıl görünürdü sence?
Bir düşün be Jay! Tek düşünen ben olamam!
Ne istiyorsun? Tek bir hata yaptım!
Artık hata yapamayız Jay!
Kapayın çenenizi!
Kapayın çenenizi! Hepsi benim hatam!
- Kesin artık! - Kayla, kes şunu.
Ben berbat bir insanım.
Berbat bir insanım.
Ve yaptığım şey...
Ben berbat bir insanım.
- Hayır, değilsin. - Evet, öyleyim.
Dinle.
Sen iyi bir insansın.
Bunu biliyorum.
Bu olan şey
bir kazaydı.
Kasten yapmadın.
Bu konu hakkında bir daha konuşmayacağız.
Asla. Tamam mı?
Tamam mı?
Burası.
Tamam, şimdi gördün, mutlu musun?
Bir dakika.
Kız üç kez evden kaçmış.
Bir buçuk yıl önce, altı ay önce.
Çocuklar sebepsiz evden kaçmaz. Belki de arkadaşın haklıydı.
Hadi Kenji. Babadan şüphelendiğini sanıyordum.
Şüpheleniyorum.
Tamam, o zaman burada işimiz ne?
Adamı alıp bir daha konuşalım.
Hopewell Köprüsü'nü biliyor musun?
Gresham'a giderken 275. hatta.
Yoldan doğru illa görürsün.
Hayır. Bilmiyorum.
Yani o sabah Kayla'yla orada durmadınız mı?
Evimden direkt Rebecca'nın ofisine geçtik.
- Dediğim gibi. Hiç durmadan. - Tamam.
Babayla tekrar konuşup onu tutuklamanız gerek.
En azından onu gözetliyor musunuz?
Meseleye geri dönelim.
Zaman kaybediyoruz.
Şikago'ya veya nereliyse oraya gitmiş olabilir.
Kayla ve Britney kavga ettiler mi?
Hayır.
Gerçekten mi? Hiç etmediler mi?
Hiç demedim.
En son ne zaman ettiler?
Konuşturacak mısın yoksa bölmeye devam edecek misin?
Onlar iyi arkadaş, elbette kavga ettiler.
Ama son zamanlarda değil.
Jeremy Richards diye bir çocuk hakkında bazı e-postalar bulduk.
Onu tanıyor musunuz?
Hayır.
Okuldaki bir çocuk işte. Ne olmuş yani?
Kızınızın sevgilisiydi.
Ne?
Birkaç hafta önce kızınız Britney'yi onu çalmakla suçlamış.
Bir de çirkin bir e-posta yazmış. Çıktısını aldım.
Evet.
Britney'yi öldürmekle tehdit etmiş.
Ergenler aşırı duygusal olabilir, biliyoruz.
O anlamda yazmamıştır.
Ciddi misiniz? Bu çok saçma.
Bir kere daha soracağım
ve dürüst olmanız gerek.
Kayla o sabah Hopewell Köprüsü'nde veya çevresinde miydi?
Hayır.
Bunu orada bulduk.
Kayla'nın spreyi.
Köpek birimi şu an nehri araştırıyor.
Kızı her an bulabilirler.
Çıkın dışarı. Evimden defolun.
- Yapma Becca. - Hemen gitmenizi istiyorum.
Geri gelecekler.
Kayla'yı tutuklayacaklar.
Hepimizi tutuklayacaklar.
Jay, adam evde. Işıklar söndü.
Yukarı çıkıyor olmalı.
Oradan üst katı görebiliyor musun?
Buradan görünmüyor.
Bekle.
Jay, hiç ışık açılmıyor.
Nereye gittiğini bilmiyorum.
Sanırım buradan gitmeliyiz.
Tamam. Neredeyse bitti.
Tanrım. Bence gitmemiz gerek. Orada mısın?
Hayır, hiçbir yere gitmiyorsun.
Britney'nin yerini söyleyeceksin.
Kızım nerede?
Jay!
- Bırak beni! - Söyle!
Hey!
- Jay! - Hey! Ne oluyor lan?
Sakın ona dokunma!
Jay!
Kes şunu. Jay, kes şunu!
Onu öldüreceksin!
Biliyorum!
Onu koruduğunuzu biliyorum.
Kayla'nın yaptığını biliyorum.
Onun yaptığını biliyorum!
- Biliyorum. - Hadi gidelim. Yürü hadi.
Yürü.
Rebecca! Yardım et!
Yardım et! Rebecca!
Ne yapıyorsun?
Lütfen.
Yardım edin.
Lütfen.
Yardım edin.
Lütfen.
Lütfen beni bırakma.
Bırakmayacağım.
Al bakalım.
Aç değil misiniz?
Geç kalacağım.
Sizi seviyorum.
Kayla evde mi?
Bayan Marston, her şey yolunda mı?
Sanırım Kayla söylemiştir.
Tamam. Bu kadar uzatmayı kesinlikle istememiştik.
Ama sadece...
Sadece sevgilimle görüşmek istedim.
Ve Kayla...
O da sadece ayak uydurdu.
Babam biliyor mu?
Başım dertte mi?
Gidip ona selam vereyim.
Bekle.
Evine git.
Ne?
Bana öyle bakmayın.
Hepsini Britney planladı. Ben değil.
Onu itmişim gibi davransam komik olur diye düşündü.
Kayla, Tanrım...
Size söyleyecektim.
Söyleyecektim.
Yemin ederim söyleyecektim. Size söyleyecektim.
Yemin ederim söyleyecektim.
Ama sonra ikinizi banyoda duydum.
Gülüyordunuz.
Tıpkı eskisi gibi.
Aynen öyleydi. Küçüklüğümdeki gibiydi.
Tam öyleydi.
Çok mutluyduk.
Biraz daha zamana ihtiyacım vardı.
Hepsi bu. Zamana ihtiyacım vardı.
Anladınız mı? Sadece sizin için zamana...
Birbirinizi seçmeniz için.
Gerçekten. Ben sadece...
Beni seçmenizi istedim.
Özür dilerim. Lütfen yapmayın.
Lütfen yapmayın. Özür dilerim. Lütfen beni bırakmayın!
Sadece eskisi gibi olmasını istedim. Özür dilerim!
Lütfen! Lütfen gitme. Özür dilerim.
Lütfen beni bırakma anne.
Lütfen!
Sizi seviyorum.
Özür dilerim.
Lütfen beni bırakmayın.
Alt yazı çevirmeni: Samet Konuksal
Proje Kontrol Sorumlusu Berkcan Navarro
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.