All language subtitles for Open.24.Hours.2018.720p.BluRay.x264. YTS.MX-Turkish

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian Download
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian Download
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Çeviri: aytug2001

Daha önce ağır bir suçtan mahkum edildiniz mi?

Onu ben vurdum.

Gerçekten mi?

Dayanıklı bir orospu çocuğuydu.

9 kere vurdum onu.

Sonunda öldürdüm.

- İşin bitti mi? - Evet, efendim.

Bana Ed diyebilirsin.

Gel benimle.

Daha önce hiç benzincide çalıştın mı?

Hayır.

Kendine ait araban var mı?

Henüz değil.

- Ama arkadaşım beni getirebilir ya da otobüsle gelebilirim. - Tamam.

Gece vardiyasında çalışacak birini arıyoruz.

Saat 10'dan sabah 6'ya kadar.

Söyleyeyim gece fazla iş olmaz burada.

Ama misafirlerin olur.

Avcılar ve çiftçiler saat dört beş gibi gelir.

Bu saatler senin için uygun mu?

Evet, ne zaman isterseniz çalışabilirim.

Keşke daha fazla tecrüben olsaydı.

Hızlı öğrenirim ve çok çalışkanımdır.

Ağır bir suçtan mahkum edildin demek?

Evet.

Hapse gittin mi?

Kısa bir süre.

Neden?

Erkek arkadaşımı yaktım.

Haketmiş miydi?

Evet.

- Ne zaman çıktın? - İki hafta önce.

Şartlı tahliye memurum burayı bana söyledi.

- Şartlı tahliye memurun var demek? - Tom Doogan.

Bana bu işi söyleyen oydu.

Tom'u tanırım.

Bu işe çok ihtiyacım var.

Bu sabah bir iş görüşmesi yaptım, doğrusu adam pek hoşuma gitmedi.

Bana kızımın kocasını hatırlattı. Götün tekidir.

Genelde önsezimle hareket ederim.

Başıma bir iş çıkarmayacağına söz veriyor musun?

Evet, söz.

Pekala, iş senindir.

Teşekkürler.

Hapisten çıktığımdan beri iş arıyordum.

Bu çok iyi oldu.

Pişman olmayacaksınız.

- Bu gece başlayabilir misin? - Tabii, kesinlikle.

Sana ulaşabileceğim bir numara var mı?

Hayır, şu anda cep telefonum yok.

Ev telefonu?

Saat 9:30 gibi buraya gel.

Sana etrafı gezdiririm ve yazarkasayı nasıl kullanacağını gösteririm.

Pekala.

Tanıştığıma memnun oldum, Mary. İyi şanslar.

Teşekkürler.

Tom'a söyle bana 6'lı paket bira borcu var.

Eee?

İşe girdim.

Aman Tanrım, Mary! Tebrik ederim.

Maaşı çok iyi değil ve gece vardiyasında çalışmam gerekiyor ama...

...ne olursa kabulümdür, değil mi?

Kesinlikle, işe girmen gerekiyor. Harika bir ilk adım bu.

Peki ne zaman başlıyorsun?

- Bu gece. - Vay, hızlıymış.

Evet.

Kutlamak için seni bu öğlen yemeğe çıkaracağım. Planların ne?

Saat 11'de şartlı tahliye memurumla görüşmeliyim.

- Saat 12:30'da Canton meydanında buluşalım mı? - Tamam.

Bence bu yeni bir hayatın başlangıcı.

- 12:30. - O zaman görüşürüz.

Yardım et! Yardım et!

Yardım et!

Hepsini senin için yaptım, Mary.

İzle beni, Mary.

İzlemeyi sevdiğini biliyorum.

Sen gerçek değilsin.

Sen gerçek değilsin.

Sen gerçek değilsin.

Evet, evet. Ben iyiyim.

Neden kapıyı çalmadın? İnsanların evine öylece giremezsin.

Kapı açıktı.

- Saat 11 oldu mu bile? - Evet.

Banyoda kim var?

Kimse.

Kiminle konuşuyordun?

Kimseyle konuşmuyordum.

Seni aramayı denedim. Telefonunun nesi var?

- Takılı değil. - Neden?

- Çünkü telefon istemiyorum. - Telefonu duvara tak.

Bu bir rica değil.

Sana ulaşamazsam işler zorlaşabilir.

Dinle, erkek arkadaşın ve seninle ilgili bilgim var.

Eminim hayatın boyunca bazı şeyleri taşıyacaksın.

Şimdi bir şeyler yapma şansın var.

O yüzden berbat etme.

Ben deli değilim.

Dosyan paranoyak ve sanrılı diyor.

Halüsinasyonlar gördüğünü.

- Ben bir şey yapmadım. - Peki neden buradasın?

Bu inkarcı lafları umurunda olacak birine saklamalısın.

- Bir işe girdim. - Aferin.

- Nerede? - Deer benzin istasyonu.

Gördün mü? Tavsiyemi dinlemişsin.

- Ed ona 6'lı bira borcun olduğunu söylüyor. - Evet.

O yaşlı piçe 6'lı biradan daha fazlasını borçluyum.

Ne zaman başlıyorsun?

Bu gece.

İyi bakalım.

Teşekkürler.

Bu gece seni kontrole gelirim.

Sana bir sır vereyim.

Çoğu kişi salınmanı istemedi.

Hala durumunun bayağı istikrarsız olduğunu düşünüyorlar.

Birçok aile ve yetkili başarısız olmanı istiyor.

Senin salakça bir şeyler yapman onları çok memnun edecektir.

Böylece o şeyi aleyhine kullanacaklar, seni içeri tıkıp, anahtarı fırlatacaklar.

Tıpkı erkek arkadaşın gibi.

Tahmin et, tek bilgi kaynağın kim?

- Sen. - Doğru.

O yüzden davranışlarına dikkat et, her gün bana rapor ver.

Ben de hapse dönmediğinden emin olurum.

Anlaşıldı mı?

- Umurunda olmadığını sanmıştım. - Değil zaten.

İyi misin?

Evet.

- Neye bakıyordun? - Hiçbir şey. Birini gördüm sandım.

- Kimi? - Kimse.

- Hazır mısın? - Evet. Harmons'a mı gidelim, Mayflower'a mı?

Mayflower olsun.

Hadi ama. Bana şu işten biraz daha bahset.

Ne bilmek istiyorsun?

Dükkan sahibi ne dedi?

Keşke daha fazla tecrüben olsaydı, dedi.

Orası benzin istasyonu. Beyin ameliyatı yapmıyorsun.

Evet ama daha önce hiç benzincide çalışmadım.

Benim kuzen çalışıyor ve salağın tekidir.

O yüzden halledersin.

Yiyemiyorum, çok gerginim.

Neden gerginsin?

Bilmiyorum.

Yemeyeceksen, ben alabilir miyim?

Tabii.

Dışarıda neye baktığımı sormuştun ya hani.

- Evet. - Biri bana bakıyordu.

Kim?

James'e benziyordu.

James hapishanede.

Evet, biliyorum.

Ve bir mucize eseri dışarı çıkmış olsa bile...

...yürüyebilir mi şüpheliyim. Adamı kömüre çevirdin.

İyi olduğuna emin misin?

Evet.

İlacını alıyor musun?

Evet.

Evet ama...?

Hala bazen sanrılar görüyorum.

Tanrım.

Şartlı tahliye memuruna ya da doktora bunlardan bahsetme sakın.

- Bahsetmem. - Hayatın boyunca içerden çıkamazsın.

Sence ben düzelecek miyim?

Dinle, çok şey yaşadın.

Nasıldır, hayal bile edemiyorum.

Ama geçmişte yaşayıp duramazsın.

Yatacağın kadar yattın, olan oldu.

Önüne bakmalısın.

Evet.

Haklısın.

Her şey güzel olacak.

Hadi, gidelim buradan.

- Alo? - Telefonu takmana sevindim.

Takacağımı söylemiştim.

Aferin, Mary.

- Umarım her şey yolunda gider. - Teşekkürler.

Hoşça kal.

Evet, Tom?

Kızımı ölürken izledin.

Ben de şimdi senin ölüşünü izleyeceğim.

Selam.

Bu gece yağmur bekleniyor.

Mary.

Bunu daha önce konuşmuştuk.

Her yağmur yağdığında panik olamazsın.

50'li yıllardaki "Yağmur Damlaları" isimli şarkıyı biliyor musun?

Hayır.

Yağmur damlaları.

Birçok yağmur damlası.

Sanki yağmur damlaları...

Tamam, lütfen. Söylemeyi kes.

Evet, o şarkıyı biliyorum.

James her yağmur yağdığında beni arar ve...

...telefondan o şarkıyı dinletirdi.

Birini öldüreceğini öyle anlardım.

Tanrım, berbat bir şey bu.

O yüzden mi telefon istemiyorsun?

Birçok sebepten biri o.

Bu sürede yanımda olan tek sen oldun.

Sen olmasan bunların hiçbirini yapamazdım.

O yüzden teşekkürler.

Teşekkür etmene gerek yok.

Beş yaşından beri arkadaşız. Ailemden biri gibisin.

Sana asla sırtımı çevirmem.

Herkes hakkımda neler diyor biliyorum.

Ben onlara ne diyorum, biliyor musun?

- Ne? - Siktir git işine.

Burada çalışmak istediğine emin misin?

Başka seçeneğim yok.

Burası ıssız bucaksız bir yerde.

Burada yalnız olacak olman hoşuma gitmedi.

Bir şey olmaz.

Ne yapıyorsun?

Ben de geliyorum. Bu pislik yer içeriden nasıl görmem gerek.

- Selam. - Yardımcı olabilir miyim?

Ben Mary.

Bu gece işe başlayacaktım.

Doğru, doğru. Merhaba, ben Bobby.

- Merhaba. - Selam.

- Bu da Deb. - Selam.

- Bira satıyor musunuz? - Evet, arka tarafta.

Ed ilk defa bir benzincide çalışacağını söyledi.

- Evet. - Tamam.

Gayet basit. O yüzden dert etme.

- Buraya gelip bakmak ister misin? - Evet.

Bu yazarkasa. Bu da barkod okuyucu.

Barkodu okutup şu düğmeye ve şu düğmeye basıyorsun.

Ve benzin alanlar içeri gelmeleri gerekiyor. Çünkü pompalar eski, otomatik değiller.

Bir paket de sigara alacağım.

Tamam.

Kimlik kontrolü kesin yap çünkü bir keresinde 12...

...yaşında birine sigara sattığım için başım derde girdi.

- 12 yaşındaki çocuğa sigara mı sattın? - Evet.

Evet ama göğüsleri vardı. O yüzden kafam karıştı.

Aldıklarını geçirmek ister misin?

- Tabii ki. - Pekala.

O kredi kartı mı banka kartı mı diye sor.

O kredi kartı mı banka kartı mı?

- Banka kartı. - Tamam.

9.75 tutuyor.

Gördün mü, bu kadar basit. Bravo.

- Evet. - Pekala.

Sana anahtar getireyim ve dükkanın geri kalanını gezdireyim.

- Tamam. - Peki.

Tatlı adam.

Benzincide çalışan biri için.

Bütün gece burada mı kalacaksın?

Hayır, gidiyorum.

Her şey iyi mi diye emin olmak istedim.

Her şey yolunda.

Daha sonra seni arayıp kontrol edeceğim.

Tamam.

Ve çok sarhoş olma.

Saat 6'da beni alman gerekiyor.

Ne zaman çok sarhoş oldum ki?

Çeviri: aytug2001

Siktir!

Sadece beş kanalımız var.

Sorun değil. O kadar televizyon izliyor olmayacağım.

Şimdi öyle ama gece 3 olsun uydurma bir dizi bulmak için yalvaracaksın.

İnan bana.

Pekala. İşte dükkanın anahtarları.

Bu yuvarlak olan ön kapıyı açar, oldu mu?

O yüzden marketten çıkarken kapıyı kilitlemek için bunu kullanacaksın.

Bu zayıf olan arka kapıyı ve lavabo kapısını açar.

O kapıyı devamlı kapalı tutarım.

Şu ne için?

Sence ne için?

Dışarıdaki lavabo?

Hızlı öğreniyorsun.

Pekala, sanırım bunlar yeterli.

Bence ilk gecen için hazırsın.

Durgun bir gece olacaktır. Pazartesileri hep öyle olur.

Eğer bir sorun olursa beni ara, tamam mı?

Ed gece ilerleyen saatlerde seni her şey...

...yolunda mı diye kontrol etmemi istiyor.

- Tamam. - Gitmeden başka sorun var mı?

Bu yer hiç soyuldu mu?

Şey...

Sadece benim tarafımdan.

İstediğin her şey yiyip içebilirsin.

Sadece ellerini benim bu bebeklerden uzak tut, yeter.

- İstemiyorum, teşekkürler. - Peki.

Ed'in haberi olmuyor, sadece arkadaki çöpe at yeter.

Ve sigara içiyorsan, dışarıda iç.

Tamam.

Sanırım bu kadar.

Sonra görüşürüz, Mary.

Görüşürüz.

Yağmurdan nefret ediyorum.

İğrenç.

Beyin hazır.

- Hasta da hazır. - Güzel.

Merhaba?

Deer benzin istasyonu. Ben Mary.

Gece kaça kadar açıksınız?

- 24 saat açığız. - Teşekkürler.

- Deer benzin istasyonu. Ben Mary. - Gece kaça kadar açıksınız?

Daha demin aramadınız mı?

Deer benzin istasyonu. Ben Mary.

Gece kaça kadar açıksınız?

- Zaten ara... - İnsanların ölmesini izlemeyi seviyorsun.

Selam, ben Debbie. Aradığınız için teşekkürler.

Selam, Deb. Benim.

Bıraktığım numaradan beni arar mısın? Seninle konuşmam gerek.

Kendine gel.

Lanet olsun.

Selam.

- Selam. - Ed burada mı?

Hayır, sabaha kadar olmayacak.

Onu dolduracağım. Dizel.

İki numaralı pompa mı?

Evet, hanımefendi.

Tamam.

Dışarıda olmak için kötü bir gece.

O kadarını söyleyeyim.

Sizi daha önce burada görmemiştim.

Bu ilk gecem.

Beğendin mi?

Evet, iyi.

Peki neden burası? Öğrenci falan mısın?

Hayır.

Güzel birini işe alma vakitleri gelmiş geçiyordu.

Senin gibi güzel bir kadın neden...

...böyle bir çöplükte çalışır?

İşe ihtiyacım vardı.

Erkek arkadaşın sana baksın.

Erkek arkadaşım yok.

Nasıl olur da olmaz?

Çünkü onu öldürmeye çalıştım. 159.75 tuttu, lütfen.

Lanet olsun. Sanırım aşık oluyorum.

- Banka kartı mı yoksa kredi kartı mı o? - Kredi.

Eğer yanında bir erkek olmamasından sıkılırsan,...

...ben 24 saat hiç uyumam.

Teşekkürler ama bir süre kimseyle çıkmayacağım.

Yazık o makinalara.

Lanet olsun!

Kredi kartınızı unuttunuz!

Aman Tanrım!

- Burada ne işin var? - Sana seslendim ama duymadın.

Evet, duymadım.

- Dışarıda ne yapıyorsun? - Birisi kredi kartını unuttu.

- Lanet olsun. - Tanrım, dudağın kanıyor.

- Evet ya ne olacaktı, yüzümü yumrukladın. - Üzgünüm.

- Hadi içeri geçelim. - Evet.

Sağlam sağ kroşen varmış.

Kusura bakma, seni başka biri sandım.

O kişi olmak istemezdim.

Evet.

İstemezdin.

Canın acıyor mu?

Sorun değil.

Üzgünüm.

Peki burada ne arıyorsun?

Ed gelip sana bakmamı istedi.

Nasıl gidiyor?

Bir tane müşterim oldu.

Onu tanıyor musun?

- Kamyon kullanan iri, uzun, kel bir adam.- Evet, o.

Evet, onu bilerek burada bırakmıştır.

Neden öyle bir şey yapsın?

Çünkü Ed onu basana kadar buradaki kızla yatmıştı.

Biri nasıl onunla yatabilir?

Ona para vermişti.

İğrenç.

O sandalyede yapıyorlardı.

Her şey nasıl gidiyor?

İyiyim.

Ed bana hapse girdiğini söyledi.

Doğru.

Demek o yüzden bana bakmanı istedi.

Bir şey çalmadığımdan emin olmak için.

Hayır, sadece her şey yolunda mı diye merak etti.

Eee?

Buradan bakıldığında gayet iyi görünüyor.

Sana bir soru sorabilir miyim?

Tabii ki.

Erkek arkadaşını neden yaktın?

Sanırım haberler hemen yayılmış.

Gerçekten bilmek istiyor musun?

Konuşmak istiyor musun?

Pek sayılmaz.

Peki.

Erkek arkadaşım...

...James Lincoln Fields idi.

Yağmurda deşen mi?

Evet.

- 30 kadar kadın öldürmüş. - 35.

O halde sen de "izleyici"sin.

Evet.

Basın bana öyle demişti.

Bütün o kızlar öldürülürken izledin mi?

Hepsi değil.

Nasıl bir histi bu?

Ölmek istiyormuşum gibi.

Hala her gün ölmek istiyorum.

- Bunları konuşmak zorunda değilsin. - Sorun değil.

Nasıl öğrendin?

- Birilerini... - Öldürdüğünü mü?

Şundan bir yudum alabilir miyim?

Teşekkürler.

Bir gece işten eve gelmiştim.

Ve...

Ev kokuyordu.

Çok fena.

Bir hayvan ya da tıkanmış bir lağım borusu...

...falandır diye düşündüm.

Bodruma indim ve...

...her yeri su basmıştı.

Koku...

...dayanılmayacak gibiydi, o yüzden...

...üst kata James'i çağırmaya gitmek üzereydim.

Daha sonra...

...ceset parçaları gördüm.

O zaman anladım.

Evimizin altına cesetleri gömüyormuş.

James'i çağırmak için arkamı döndüm.

O da beni bekliyordu.

Öyle mi durumu anladın?

Hep bir şeyler olduğunu biliyordum ama...

...sanırım inanmak istememiştim.

Sonra ne yaptın?

Hiçbir şey.

Olanlara seyirci kaldım.

Neden kaçmadın ya da polislere gitmedin?

Beni öldüreceğini söyledi.

Ve bütün ailemi.

Yaptıklarım için mazeret uydurmuyorum ama...

Gençtim.

Ve korkmuştum.

Başka ne yapabilirdim, bilmiyordum.

Ondan sonra bana izletti.

İzlemeyi ne oldu da bıraktın?

İsmi Christine Rogers'dı.

Çok gençti.

Ondan sonra artık yaşamak istemiyordum.

O yüzden...

O uyurken...

...evi ateşe verdim.

Sen içindeyken mi?

Hala hayatta, değil mi?

Neden yağmur?

Ruhları temizlenebilsin diye.

Çok kötü hasta oldum.

Ne gerçek ne değil...

...ayırt edemiyordum.

Her yerde kurbanları görüyordum.

Şimdi nasılsın?

İyi gün de oluyor kötü de.

Ama iyileşiyorum.

Bunu duymak iyi.

Bunları...

...kimseye anlatmasan olur mu?

Ben söylemem de, insanlar zaten bir şekilde öğrenir.

Evet.

Gitmem gerek.

- Tamam. - Sıkıntı olmaz, umarım?

Evet.

Gitmeden önce soracağın bir şey var mı?

Şunlardan yiyen gerçekten oldu mu?

Şunlardan mı?

Bakalım.

Ne kaçırıyorsun farkında değilsin.

Tanrım.

Çok iğrenç.

Domuz dili için teşekkürler, Mary.

Ed'e gayet iyi olduğunu söyleyeceğim.

- Teşekkürler. - Görüşürüz, Mary.

Görüşürüz.

Lavabonuz var mı?

Evet, dışarıda.

Buyurun.

Lanet olsun.

Siktir!

- Kimliğin var mı? - Evet, var.

- Teşekkürler, Tom. - Sorun değil.

11 dolar tutuyor.

- Alın. - Teşekkürler.

Buyur.

Affedersin.

Deer benzin istasyonu. Ben Mary.

♪♪ Yağmur damlaları ♪♪

İyi misiniz, hanımefendi?

Haber vereyim lavabonuzu tamamen su basmış.

Gidelim.

Lanet olsun!

Siktir!

Harika.

Yardım et!

Neden yardım etmiyorsun?

Bu gerçek değil.

Sen gerçek değilsin.

Sen gerçek değilsin. Sen gerçek değilsin.

Sen gerçek değilsin. Sen gerçek değilsin.

Sen gerçek değilsin.

Burada ne arıyorsun?

Yakından geçiyordum, nasılsın bakayım dedim.

Dışarıda olman için geç bir saat, değil mi?

Ben çok uyumam.

- Telefonlar çalışmıyor mu burada? - Beni zırt pırt kontrol etmene gerek yok.

Seni kontrol ettiğim yok.

Ed beni arayıp seninle ilgili birkaç soru sordu.

Harika.

Her şeyi anlattın mı ona?

Baksana, beni neden geri yollamıyorsun?

İstediğin bu mu?

Bilgin olsun, ona kötü bir duruma düşmüş iyi bir insan olduğunu söyledim.

Ve şimdi de hayatını bir düzene sokmaya çalıştığını.

Teşekkürler.

Sen iyi misin?

İyiyim.

Lavaboyu kullanacağım, nerede?

Dışarıdaki kullanılamaz durumda.

Arka taraftakini kullanman gerekecek.

İnce olan anahtar açıyor kapıyı.

Teşekkürler.

Yardımcı olabilir miyim?

Merhaba, Mary.

Sen gerçek değilsin.

Sen gerçek değilsin.

Sen gerçek değilsin.

Gerçeğim.

Seni saldıklarını duydum, gelip nasılsın bakayım dedim.

Hala gerçek olmadığımı düşünüyorsun, değil mi?

Hala inanmak istemediğin şeyler mi görüyorsun?

Sen de aynı benim gibisin, Mary. Ölmelerini izlemek hoşuna gidiyordu.

Ben senin gibi değilim.

Sen daha kötüsün.

Beni durdurabilirdin ama yapmadın.

İnsanların ölmesine izin verdin.

Masum insanların ölmesine.

- Hastaydım. - Hala kendi yalanlarına inanıyorsun.

Hala.

Bunlar olmuyor.

Bu gece insanların ölmesini izleyeceksin.

Ve her iddiasına girerim ki...

...bu hoşuna gidecek. Daha sonra...

...ben senin ölmeni izleyeceğim.

Bunun için yapabileceğin bir şey de yok.

Şartlı tahliye memurum arka tarafta.

Sence bundan haberim yok mu?

Ona anlatacağım.

Ya ben gerçek değilsem?

Sonsuza dek seni içeri kapatırlar, Mary.

Gerçek olmadığını biliyorum.

Ve bunu sana kanıtlayacağım.

Benzin alacaktım.

Tabii ki.

Üç numaralı pompaya 10 dolarlık alabilir miyim?

Peki.

Dışarıda fena yağmur var.

Evet.

Paranızın üstü.

Teşekkürler.

Gece kaça kadar açıksınız?

Neden beni arayıp duruyorsunuz?

Nasıl yani?

Beni daha önce aramıştınız.

Biliyorum, sizdiniz.

- Üzgünüm, sizi tanıyor muyum? - Beni tanıyorsun!

Ne istiyorsun!

Sanırım beni başkasıyla karıştırdın, canım.

Yalan söyleme sakın. Her şeyin farkındayım.

Her bir bokun farkındayım.

- Neler oluyor? - Bu kadın bütün gece beni aradı.

Neden bahsediyor bilmiyorum.

- Onlardan biri o. - Kimlerden, Mary?

Biri beni arayıp tehdit edip duruyor.

O kadın olduğuna emin misin?

- Bilmiyorum, bilmiyorum. - Neden söylemedin bana?

Çünkü ben paranoyak ve sanrılı biriyim, hatırlasana.

Bana anlatmalıydın.

Bak bana her şeyi anlatıp, bana karşı dürüst olman gerek.

Ancak bu şekilde bir yere varabiliriz.

- Anlıyor musun? - Tamam.

Geç oldu.

İyi geceler.

Teşekkürler.

Debbie?

İzlemeyi seviyorsun.

Tom Doogan'ın telefonu. Adınızı ve numaranızı bırakın.

Tom, beni araman gerek.

Sanırım bir şeyler oluyor.

Lütfen beni ara.

911.

Mary, bir şey yok.

Her şey yolunda.

Bir şey olduğu yok.

- Alo? - Burası acil çağrı merkezi.

Bu numaradan çağrı aldık.

Kusura bakmayın, bağlanmadan önce kapattım sanmıştım.

Acil bir durumunuz var mı?

Hayır, aramak istememiştim. Üzgünüm.

- Eğer arama yapmak istiyorsanız... - Siktir!

Siz gerçek değilsiniz.

Siz gerçek değilsiniz.

Yardım edin.

- Yardım edin, lütfen. - Sakin ol.

Polisi aramalıyız.

Beni öldürecek.

- Her şey yolunda. - Hayır, anlamıyorsunuz.

Siktir! Telefon hala çalışmıyor.

Onu hatırlıyor musun?

Daha 18 yaşındaydı.

Üniversite birinci sınıftaydı.

Bir doktor olacaktı.

Ama sen ve o canavar bütün bunları ondan aldınız.

Ben yapmadım.

Sen de kızımı öldürürken onu izledin.

Seni saldıklarını duyduğumda...

...gelip bir şeyler yapmam gerekiyordu.

Hayır! Hayır!

- İyi misin? - Evet.

Lanet olsun.

- Ölmüş mü? - Evet.

Seni aramaya çalıştım ama telefonlar kesik.

Biliyorum.

Kızını öldürdüğümü söyledi.

İsmi Carol Rogers.

Kızının adı Christine'di.

Hayır.

Beni kimse affetmeyecek mi?

Hayır.

Siktir.

Ne var?

Polislere ulaşmalıyız.

Neden geri geldin?

- Sana söyleceklerim var. - Ne?

- Hadi, gidiyoruz. - Hayır, ne olduğunu söyle.

Hapiste bir kaza oldu.

Nasıl bir kaza?

Büyük bir fırtına elektrikleri kesti.

Bazı mahkumlar kaçtı.

James o kaçan mahkumlardan biri.

O gerçek miydi?

Sana söylememi istemediler çünkü peşine düşebileceğini düşünmediler.

O buradaydı.

Ne?

Hayır!

Hayır. Yapma.

Hayır! Hayır!

Hayır!

Hayır!

Hayır! Hayır!

Hayır!

Sana gerçek olduğumu söylemiştim.

Seni incittiğim için özür dilerim. İyi misin?

Seni izliyordum.

O karının seni öldüreceğini düşündüm gerçekten.

Ama Tom bana bir iyilik yaptı.

Ben öldürmek zorunda kalmayayım diye onu öldürdü.

Şimdi tekrar birlikteyiz.

Tıpkı eski günler gibi.

Ne yapacaksın?

Ne yapacağımı biliyorsun.

Hayır.

Lütfen, yapma.

Bunu yapman gerekmiyor.

Evet, gerekiyor.

Sana güvenmiştim.

Karşılığında bana bunları yaptın.

Artık senden korkmuyorum.

Korkmalısın.

Hayır.

İzle beni, Mary.

- Hayır. - İzle!

- İzle beni, Mary. - Hayır.

Hayır.

Hayır.

Hayır, lütfen. Lütfen, yapma. Lütfen.

Lütfen.

- Lütfen, dur. - Beni sevdiğini söyle.

Hayır.

Beni sevdiğini söyle ve o ölmesin.

Seni seviyorum.

Ben de seni seviyorum.

Seni çok seviyorum.

Bütün bunları senin için yapıyorum, biliyorsun değil mi?

İzlemeyi seviyorsun, değil mi?

Söyle.

Hayır.

Beni hayalkırıklığına uğratıyorsun, Mary.

İnsanların yanmasını izlemeyi seviyorsun, değil mi?

Siktir.

Yakında tekrar birlikte olacağız.

Asla seninle olmayacağım.

Yardım edin!

Yardım edin!

Hadi.

- Ed dolabında silah tutuyor. - Ne?

Dolabında. 37 numara. Hemen şurada.

Git al, git al geri gelmeden önce.

- Üzerinde kilit olan. - Tamam.

- Anahtarı var mı sende? - Hayır. - Siktir.

Mary, Mary. Şurada boru var.

Şurada boru var.

Merhaba?

Hey, tatlım. Burada mısın?

Kredi kartım sende kalmış.

Silahın üstündeki o küçük topuzu görüyor musun?

Oradan tüfek açılıyor.

İki fişek koy içine.

Aferin kızıma.

Acele et.

Acele et. Acele.

Lanet olsun.

Lanet olsun.

Ellerimi çöz, ellerimi çöz.

Git.

Hadi, hadi.

911, lütfen acil durumunuzu bildirin.

Ben 6 nolu karayolundaki Deer benzin istasyonundayım.

Sanırım biri burayı soymuş olabilir.

Buraya bir araç gönderseniz iyi olur.

Bayım lütfen yetkililer gelene kadar aracınızda kalın.

Tamamdır.

Tüfeği kapıya doğru tut.

İçeri girer girmez tetiği çek.

Burada ölmeyeceğim.

Burada ölmeyeceğim.

Saat 6'da seni almam gerekiyor.

Silahı şöyle tut.

İçeri girer girmez...

...indir onu.

Lanet olsun.

- Kapıya doğru tut. - Tamam.

Hadi adi herif.

- Onu vurdum. - Hadi.

Hayır.

O değilmiş.

Birini vurdum.

Senin hatan değil.

Bilmiyordun.

Ben yaptım, tetiği çektim.

Silahı bana ver.

Fişekler. Hadi.

Hep benim hatam.

O kapıdan girerse, kafasını uçuracağım.

Hayır, burada kalamayız.

Ölürüz.

Hadi.

Yakınımda kal.

- Kaç mermimiz var? - İki.

Tamam, tamam.

- Polisler geldi. - Evet.

Pekala, hadi gidelim.

Siktir.

Ben memur Collins. Coal Bank yolu, Deer benzin istasyonundayım.

911 çağrısına cevap veriyorum.

Dışarı çıkıp bir bakacağım.

- Yere çömel. Yere. - Lütfen. Yardım edin.

- Lütfen yardım edin. - Sakin ol.

İçeride başka biri var mı?

Evet. Geliyor, gitmemiz gerek hemen.

Ayağa kalk.

Yavaşça.

Bana neler olduğunu anlat.

O dükkanda.

Kim dükkanda?

James Lincoln Fields.

Benim peşimde.

Arabaya bin, arabaya bin.

Ben memur Collins...

Hayır! Hayır!

Çeviri: aytug2001

Merhaba?

Merhaba?

Durun! Durun!

Durun, lütfen! Durun!

Mary!

Siktir!

Benimle kal.

Sensiz buradan bir yere gitmiyorum, Mary.

Gitme vakti geldi, canım.

911, lütfen acil durumunuzu bildirin.

Seni seviyorum.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.