Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
Müthiş.
NETFLIX SUNAR
MELISSA: BARDAYIM. SİYAH SAÇ. MAVİ ELBİSE. SABIRSIZLANIYORUM.
BİR KEŞ BANA ASILIYOR. LÜTFEN KURTAR.
ACELE ET! KIZ KARDEŞİNE BENZEDİĞİMİ VE BUNUN HOŞUNA GİTTİĞİNİ SÖYLEDİ.
Of...
Affedersiniz. Merhaba.
Vay canına! Hiç bilmiyordum...
Pardon. Ben Tim. Memnun oldum.
Kusura bakmayın, onu sizden çalacağım.
Güzel görünüyorsun.
İyi bir haberim var. Masamız hazır, yani...
Ne yaptığını sanıyorsun? O benimle birlikte.
Eşlik ettiğiniz için teşekkürler ama sizinle değil.
Benimle birlikte.
İnanın, olay çıkarmamı istemezsiniz.
Olay mı çıkaracaksın?
Müdürlerden
birini çağırabilirim. Tabii.
Hayır.
Ne içtin bilmiyorum ama karımdan uzaklaşsan iyi olur
yoksa suratında delik açacağım.
-Karın mı? -Timothy?
Sen misin?
Benim hatam. Barın diğer ucundaydım.
Benimle randevusu var.
Melissa?
Bana Missy derler.
Karışıklık için üzgünüm. Kör randevu hatası işte.
İkiniz hatanın ne olduğunu bilirsiniz.
Tamam. Hadi gidelim.
Nasıl kandırdım ama!
Bekle, bilerek mi yaptın? Niye?
Aramızdaki buzları nasıl erittim ama!
Buz mu? Adam neredeyse kemiklerimi eritecekti.
İşe yaradı, değil mi? Rahatız, gülüyoruz.
Eğleniyoruz.
Aman Tanrım, çok komikti.
En iyi tarafı ne biliyor musun? Testi geçtin.
Ne testi?
Testis testi. Taşaklarının olduğunu gösterdin.
Etkilendim, bebeğim. Çok tatlıydı.
Bu arada yaş farkı beni endişelendirmiyor. 65 misin?
Ne?
Kafandaki peruk ama umurumda değil.
Timothy?
Sana ilk izlenim gülünü takdim etmek istiyorum.
Hak ettin.
-The Bachelor'daki gibi. -Anladım.
Başlangıç olarak ne alırsınız?
İki tekila alalım lütfen, señorita.
Aslında ben içmiyorum
o yüzden sadece soda alayım,
marka fark etmez.
Ne? Peki.
İlk darbe. Bay Mükemmel o kadar mükemmel değilmiş.
Ama düzeltiriz.
Şakaydı. Merak etme.
Madde bağımlılığı danışmanıyım.
Alkolizmle başa çıkmayı biliyorum.
Ben alkolik değilim.
-Trafik cezan var mı? -Hayır.
"Alkolik değilim, efendim."
-Asla. -Hemen çarpıyor mu?
-Hayır. -Kanepeye işedin mi?
-Hayır. -Tır durağında yiyiştin mi?
Hayır. Sadece içmiyorum. O kadar garip değil.
İçmeyen insanların hep bir hikâyesi vardır.
Yok. Pardon, hayallerini yıktım.
Öyle bir şey yok.
Bu mümkün değil. Seni seviyorum.
Vay canına.
Bu kader olmalı, değil mi?
Büyükannemle nasıl tanıştın?
Araba tamircisinde. Evet.
"Torunumla çok yakışırsınız." dedi.
Ben de "Hemen kaydolayım!" dedim.
Onu daha sık ziyaret etmeliyim, hatta boğmalıyım.
-Saçın içine giriyor. -Öyle mi?
-Saçın... -Öyle mi?
Peçete ister misin?
Hijyenik olduğunu sanmıyorum.
Peki.
Umarım ilk buluşmada seni korkutmuyorum.
Söylemem lazım, hayatımda hiç...
-Beni gözlerinle sikmeyi bırak! -Sadece konuşuyorum.
Biriyle birlikteyim! Romantik bir yemek yemeye çalışıyoruz!
Siz götler araya girene kadar biz de aynısını yapmaya çalışıyorduk!
Erkek arkadaşım ağzını burnunu kıracak!
Kırmayacak. Tuvalete gidip döneceğim.
-Peki. -Dönerim.
Döndüğünde kıracak.
Siktir.
Tim?
-Siktir! -Ne yapıyorsun?
Selam.
-Ben... Beni yakaladın.
Pencereden çıkıp, dolanacaktım
ve içeri girip seni korkutacaktım.
Komik bir çift olduk.
Öyle mi?
Hemen restoranı terk etmemiz lazım.
Niye? Ne oldu?
Sen tuvaletteyken Aquaman yine laf atmaya başladı.
Ben de bir şey gösterdim.
Memelerini mi gösterdin?
Hayır, memelerimi göstermedim. Sheila'yı gösterdim.
-Yani Sheila mı? -Hayır.
Arkadaşım. Koruyucum. Sheila.
Nesin sen, Krokodil Dundee mi?
Ne? Seni tanımıyorum. Ya psikopat çıksaydın?
O zaman kafanı keserdim.
Neyse, birkaç dakika izin verir misin?
Tuvaletini yapman lazım.
-Evet. -Evet. Anladım.
Ben heladayken, kimse benimle konuşsun istemem.
-İyi sıçmalar. -Teşekkürler.
Belki ben de sıçarım.
Gerçi yok.
Ama bilemezsin. Zorlayacağım. Görüşürüz.
Geliyorum, Tim! Geliyorum!
Keşke o tekilayı içseydim diyorsundur.
Ayağını hemen yerine oturtmam lazım.
-Hayır. -Sertifikalı acil yardım uzmanıyım.
-Hayır, değilsin. -Bir.
-Hayır! -İki.
Üç!
Dört!
ÜÇ AY SONRA
-Evet. -Selam, dostum.
İyi ve kötü haberlerim var.
Birleşmenin ilk kurbanı. Hanrahan kovuldu.
İyi haber mi kötü mü?
O zaman iyi ve iyi haberlerim var,
onun yerine geçeceklerin kısa listesindesin.
Kısa liste dedim çünkü kısasın.
Şaka yapıyorum.
Siktir! Kötü haberi hatırladım.
Çekişme sen ve Barracuda arasında.
Siktir. Nereden duydun?
İnsan Kaynakları'nın başındayım. Erişimim var.
Nasıl yani?
Deli doktoruna gitmene sevindim.
Kişisel e-postanı kullansaydın.
Siktir. İyi haber, kötü haber ve bir kötü haber daha.
Eski nişanlın da otelde olacak.
Seyahati ofisim ayarladı. Julia, Rich ile gelecek.
Yani tüm eşler ve partnerler davetliydi.
O yüzden şaşırmadım.
Tim, endişeleniyorum.
Niye? Gitmem lazım.
Bu konuda. Ekran koruyucuna bak.
Eski nişanlın. Deli işi, Tim.
Niye hep Grubhub'dan yiyorsun?
Çünkü acıktım.
Ve dün gece gerçekten yedi bölüm The Affair mi izledin?
O kişisel bilgisayarımdı. Her yerden gözetliyor musun?
Şirket hesabının parolasını kişisel
hesabında kullanma.
Senin suçun.
Kanka, o deli karıyla görüşmenizin üzerinden üç ay geçti.
Tek randevu. Yürüyüş ayakkabılarını çıkar, koşu ayakkabısı giy.
Vajinaya doğru koş.
Tekrar o bokları yaşamayacağım.
O kızı, büyükannemi ve seni sikeyim.
-Newark'a gidiyorum. -Ne?
Bayan Doğru oradaysa beni bulabilir. Merhaba dese yeter.
The Affair'den alıntı mı yaptın?
Evet, yaptım.
Siktir.
Özür dilerim.
Önemli değil.
Buyurun.
Tanrım.
Siktir.
Merhaba.
Buyurun.
Görünüşe göre bu bilet sizin değil.
Ne?
MELISSA DOHERTY
Sikeyim!
Pardon. Affedersiniz.
Kusura bakmayın.
Siktir.
Hayır. Geliyorum.
Sıçtığımın apış arası kılı.
Timothy?
Melissa Doherty.
Valiz zevkin iyiymiş.
Belki çarpıştığımızda vurdum ama kafam karıştı.
Çantaların karışmasını anladım ama
kitabım senin çantana nasıl girdi?
Bekle, bu mu?
Bu benim kitabım.
-Hayır, benim. -Olamaz.
-Vay canına. -Ne?
İçki ister misiniz?
Bir içki ısmarlayayım.
Uçağı kaçırdın, bari böyle telafi edeyim.
Ben içmiyorum.
Soda ve misket limonu alayım.
İçmiyor musun? Aynısından alayım. Ben de içmiyorum.
Umarım rahat hissedeyim diye değildir
-çünkü sorun değil... -Gerçekten içmiyorum.
Bana mı öyle geliyor
yoksa herkes otomatik olarak alkolik olduğunu mu düşünüyor?
-Kesinlikle. Herkes! -Herkes!
-Çok iyiler. -Muhteşemler.
Tüm o grupları seviyorum. Bir gün Phil Collins konserine gidecektim.
Bayılırım.
Arkadaşım, sanal gerçeklik versiyonunu izlemeye ikna etti. O aptal şey.
Harika olan konsere gitmek yerine.
Kabul ettim. Görüşmüyoruz bile. Gerçeğiyle kıyaslanamazdı.
Tamamen katılıyorum. Berbat bir şey.
Konserden sonra bir hafta sağır olmazsam mutlu olmuyorum.
-Kesinlikle. -Evet.
Söylemem gerekiyor, uzun zamandır
bir erkekle bu kadar iyi zaman geçirmemiştim.
Ben de. Bir kadınla.
Kelimeler kifayetsiz.
Şu anki en yakın ilişkim
utanç verici şekilde Grubhub'ın kuryesiyle.
İyi biri.
Beni sınırlarımın dışına itiyor.
Masum bir şekilde The Affair'i izlemeye çağırdım,
güzel program ama o, "Teslimat yapmam lazım." dedi.
Çok garip davranıyor.
-The Affair, demek? -Bence seversin.
İyi şeyler duydum. Ama...
Fazla tanıdık.
Kocamın bir ilişkisi vardı.
Hayır...
Galiba eski kocam demeliyim.
Benim de aynı sebepten ötürü eski nişanlım var.
Siktir.
Kötü fikir mi?
Hayır, hiç değil.
452 uçuş numaralı Atlanta uçağı için son çağrıdır.
Benim uçağım. Gitmem lazım.
Sabah toplantım var. Uçağı kaçıramam.
-Tabii. -Peki.
-Numaranı alabilir miyim? -Senin numaran ne?
Numaram 503 555 01 31.
-Numaramı gönderdim. -Tamam.
-Görüşürüz. -Devam edecek.
-Tabii. -Tamam.
Bekle! Yine yanlış çantayı aldın.
-Tamam. -Görüşürüz.
HİZMETLİ DOLABI
Siktir.
Tanrım.
BEN MELISSA
Evet!
SINIRLARI AŞIN
BEN TIM. BANAL OLMAK İSTEMEM AMA TANIŞTIĞIMIZA MECNUN OLDUM!
Çok aptalca.
SELAM. BENİ HATIRLAR MISIN BİLMİYORUM...
BUGÜN HAVAALANINDAKİ HİZMETLİ DOLABINDA ROMANTİK BİR AN YAŞADIK.
Sikeyim.
"Biliyorum daha yeni tanıştık
ama inanılmaz bir ilk randevuydu.
Mesaj atmamaya çalıştım ama seni düşünmeden edemiyorum."
SELAM KASLI ÇOCUK! NİYE BU KADAR GECİKTİN
İşte budur!
Bir saniye bekle.
Çöplere giren ayılar, çok yaygın bir durum...
MELISSA: NEREDESİN?
"Yatakta." Sıkıcı bir cevap.
BEN DE. ÜZERİNDE NE VAR?
Bir tanesi daha geliyor. "Pijama."
SİKİNİ GÖRMEK İSTİYORUM
Ne?
HADİ, SEN GÖSTERİRSEN BEN DE GÖSTERİRİM
Sosis fotoğrafı mı?
Tanrım, insanlar bunu yapıyor.
Tamam, uyum sağlamam lazım. Hadi bakalım.
Tanrım.
Sallıyorsun zannediyordum. Olamaz diyordum.
Sonra sosis resimleri atmaya başlayınca...
Yani sosisler...
Nasıl... Tüm şifrelerimi değiştirdim.
Evet ama işte...
Annenin kızlık soyadı, kimlik numaranın son dört hanesi...
Neyse, olay şu.
20 yıl önce "etek tıraşı" diye bir şey çıktı.
-Kasık kıllarını temizliyorsun. -Bazı kızların hoşuna gidiyor.
Hayır, gitmiyor. Hiç gitmiyor.
Fotoğrafına bakıp acaba
kıllar mı penisten çıkıyor yoksa penis mi kıllardan çıkıyor, dedim.
Tamamen bir gizemdi.
Nasıl çözerim diye düşündüm.
Neyse bu kızın belden yukarı
bir fotoğrafını görmem lazım.
Yok artık. Bu gerçek mi?
Kanka. Senin Bayan Doğru, Miss Maryland çıktı.
Georgetown'dan birincilikle mezun olmuş,
iki farklı spor dalında yer almış.
Yine Barracuda dedikodusu mu yapıyorsunuz?
Sen gidince yapacağız çünkü bir psikopatsın.
Evet. Başkanlığa terfi edilince
porno politikamızı sıkılaştırabilirim.
Porno değil. Tim'in kız arkadaşı.
-Timmy'nin kız arkadaşı mı var? -Pardon.
Miss Maryland mi? Dalga mı geçiyorsun?
Hayır. Okulu birincilikle bitirmiş, senin gibi öğretmenlerin üzerinde değil.
Görünce inanırım. Görüşürüz, Siegfried ve Doy.
Tamam. Güzel muhabbetti.
-Ben Siegfried'im. -Ben Doy'um galiba.
-Herhâlde. -Kim takar?
Onu Hawaii'ye getirmen lazım.
Onu şirket tatiline getiremem.
Niye? Öyle bir kız getirsen Winstone çıldırır.
Harika biri. Hangi kadın, Portland'ı terk edip tropikal adaya gitmek istemez?
Gelmez ki. Sadece bir haftadır tanışıyoruz.
Kanka, çok basit. Hemen mesaj at.
Evet dedi!
Evet!
Bilgilerini asistanıma göndersin. Size aynı uçaktan bilet alacağım.
Tanrım. Aloha, orospu çocuğu! Sana demiştim!
Evet!
Ben kazandım!
Selam dostum.
Bana bir iyilik yapıp nefesimi kontrol edebilir misin?
Ne dedin?
Uçakta bir kızla buluşacağım ve inanılmaz biri,
mahvetmek istemiyorum.
-Anladım. -Biliyorum, deli işi.
Üfle bakalım.
Tamam, bir daha.
Hadi ama iyice üfle.
Güzel kokuyor.
Köpek boku mu yedin?
Şaka yapıyorum. İyisin.
Nerede?
Hayır. Ne? Sikeyim.
MELISSA: ŞAKA! UMARIM UÇAKTA SEKS YAPMAYA HAZIRSINDIR!
NATE İK: UÇAKTA SEKS Mİ? BABACIK BEĞENDİ!!!
Tanrım.
Seni görmek çok güzel!
Çok güzel kokuyorsun. O ne?
Sabun mu? Pardon, ben biraz terledim.
Güvenlik görevlileri elle aradı. Galiba fazla seksiyim.
Çantamda Sheila vardı
ama hizmet bıçağı deyip, sıyrıldım. O yüzden endişelenme.
-Seni korurum. -Komikmiş.
Burada ne yapıyorsun?
Burada ne mi yapıyorum?
"Burada ne yapıyorsun?" Tabii. Bunlar bana mı?
Onlar sana...
Bana gül mü aldın? Çok tatlı.
Suratımı sokmak istiyorum.
Hiç birinci sınıf uçmadım.
Çok acayip.
Bekle, çantada ne var?
MISSYLUVZSHEILA@AOL.COM
Yok artık!
BÜYÜKANNEM TANIYOR
Bedava ürün mü? Aman Tanrım.
Bende hiçbiri yok.
Deodorant mı? Mükemmel.
Tim. Seni tuvalet camından tırmanırken yakaladığımda
diğer erkekler gibi ortadan kaybolacağını düşündüm.
Sonra sen o mesajı attın.
Hayatımı kurtardın.
Hayır, kurtarmadım.
-Aslında yanlış... -Evet, kurtardın.
Sadece ruh eşim değilsin.
Kurtarıcımsın.
Portland'daki en yüksek köprüden atlamak üzereydim.
Ama atlamadım çünkü ilk randevumuz gerçekten inanılmazdı.
Kaderdi.
Kalbimi kırmadığın için teşekkürler. Çünkü benim için
felaket olurdu.
-Bir şey içer misiniz? -Evet. Tekila alayım.
İki tane olsun.
Hayır.
Ne? Pardon. O bir alkolik.
Benim gözetimimde yeniden başlayamazsın.
İki olsun.
-Ne alıyorsun? -Sen alıyorsun. Sen içtin.
Yuttum!
-Güzel. -Neydi o?
-Köpek sakinleştirici. -Ne?
İyi geceler.
Hayır. İkisi de bana. Sana yok.
En güzel hafta sonuna.
Kabin kapıları kapandı.
-Siktir. -Kalkışa hazırlanın.
Uyandırma servisi nasıl?
Sevdin mi?
Tanrım.
-Ne yapıyorsun? -Uyuyor.
Merak etme, bir suikastçı gibi sessizdim.
Hemen yanımızda.
Muamele istemiyor musun? Krem sürdüm.
Yani güzel de...
Hafta sonunun tadını kaçırsın istemiyorum.
Anladın mı? Siktir.
Pardon.
Tim.
Harikaydı.
Cehennemliksin.
-Ne kadardır... -40 dakika.
-40 dakika. -Mendil var mı?
Ben...
Uyumadığını biliyordum.
Ucube.
Tanrım, burası tam bir cennet!
En iyi ikinci randevu!
Okyanusta bir deniz kaplumbağası görürsem üzerine bineceğim!
Kaplumbağalara binemezsin.
Peki ya onlar bana binmek isterse?
-Çok uygunsuz. -Ve rahatsız edici.
Belki de siz uygunsuz ve rahatsız edicisiniz.
Kaplumbağaya iyi davranıyorum.
Adaya saygı duy.
Kapa çeneni!
Beni tanımıyorsunuz bile!
-Memnun oldum. -Çocuklara bayılırım. Çocuk istiyorum.
-Aloha, kokteyl ister misiniz? -Burada ne varmış?
Ada sakinlerinin favorilerinden. Mai-Tai veya Tropik Kaşıntı.
Bu adamdan tropik kaşıntı kaparsam tropik sürtüğe dönüşürüm!
35 yıldır bu dünyadayım, tek bir cinsel hastalığım yok.
-Aynısını söyleyebilir misin? -Peki.
-Giriş yapacağım, soyadım Morris. -Hoş geldiniz Morris çifti.
Kulağa hoş geliyor.
Elime hoş geliyor.
Kokusu hoş geliyor.
Aloha kardeşim, spa ne tarafta?
Timmy! Ne haber, dostum?
Nasılsın, Rich? Selam Julia.
-Selam Tim. -Ben Missy. Tim'in kız arkadaşı.
Tim'in arkadaşı.
Tabii. Uçakta muamele çektikten sonra
arkadaşlıktan çıktık bence.
Birinin uçuşu eğlenceli geçmiş.
-Şaka yapıyor. -Evet, şaka yapıyorum.
Hayır, yapmıyorum.
Vay canına.
İkinizin arasında çok güçlü bir cinsel bağlantı hissediyorum.
Cuk! Anında anladı!
Hayır, siz değil. Siz ikiniz. Bir geçmişiniz mi var?
Sizi bilmiyor mu?
Neyi?
Bu ikisi nişanlıydı.
Eskiden benim yerimde bu adam vardı.
Gitmeliyiz. Gecikeceğiz.
Karşılama partisinde görüşürüz.
Spa bu tarafta olmalı.
Bay Gizem.
Başka derin, karanlık sırrın var mı?
-Çok... -Sorun yok.
Kıskanç değilimdir.
Hatta suratımı sikmek istersen kesinlikle sorun olmaz.
Suratını mı?
Yani sikişirken onun suratını, benim suratımda
hayal etmek istersen hiç rahatsız olmam.
Ama ben kesinlikle rahatsız...
...olurum.
Anahtar lütfen.
-Sağ olun. -İyi gün...
Bekle, tatlım.
Aman Tanrım!
Sen zengin misin? Bu ne ya?
Başardım!
Evet!
Tüm öğretmenlerim götümü yesin.
"Aloha Tim ve Melissa."
Bayıldım.
Seni uyarayım. Buna alışabilirim.
Açıkçası sadece bir hafta sonu.
Seni böyle yiyeceğim.
Gül yaprakları.
Bu aşık çocuk ne planlamış?
Kahretsin.
İyi misin?
İyiyim, yine tuvalete düştüm. Yardım et.
Ne oldu?
Şakaydı.
Buraya gel de penisin su üzerinde yüzerken
nasıl görünüyormuş bakalım.
Missy, konuşmamız lazım.
Nereye gittin?
Ben Cehennem Yıldızı.
Evime girmeye kim cesaret etti?
Nihayet konuşabileceğim normal biri. Selam.
Bir fâni.
Bir fâninin Cehennem Yıldızı'nı memnun etmek için yapabileceği
tek şey domalmak ve karanlıkların efendisine
itaat etmektir!
Peki, Cehennem Yıldızı. Ona geçeriz.
Benim çıkmam lazım.
Ne? Gidiyor musun? Tam da en güzel yerine gelmiştik.
Çok aptalca.
Yeni patronumla tanışacağım zorunlu oryantasyon toplantısına gitmeliyim.
Herkes gitmek zorunda, o yüzden...
-Ben çıkayım... -Bekle. Ben de geleyim.
-Üstümü değiş... -Hayır!
Sen orada kal. Rahatla. Şampanya iç.
Biraz daha köpük ekle, ekmek kızartma makinesi koy.
Uzun bir süre yıkan. Çok uzun bir süre.
Tim!
Çok tatlısın. Seni hak edecek ne yaptım bilmiyorum.
Ama teşekkürler. Kalacağım.
Hayır.
Tamam. Yakında görüşürüz. Küvette kal.
Birleşme tamamlandığına göre
tüm Credit of America ekibinin bilmesini isterim ki
yeni kaptanınız olmaktan büyük gurur ve mutluluk duyuyorum.
Cuk!
Birçok muhteşem planımız var.
Özellikle yetenek gösterisi, biliyorum çok heyecanlısınız.
Her birinizi ve eşlerinizi tanımak için
sabırsızlanıyorum.
Keyfini çıkarın.
Kral buradaymış. İşte burada.
-Selam. -Winstone'a hep seni anlattım.
Acayip övdüm.
-Siktir. -Siktir mi?
-İşleri bok ettim. -Ne?
Odamdaki kız, düşündüğüm kız değil.
Tanımaya çalışman senin suçun.
Tamamen senin.
Hayır, bir kere çıktığım deli kızı hatırladın mı?
Rüyalarımdaki kızla konuştuğumu sanıyorken
o kızla konuşuyormuşum.
Başıma geldi. Yanlışlıkla amcama penis resmi gönderdim.
Görünce felç geçirdi.
Ailemiz için kâbus gibiydi.
Amcan hiç sikimde değil.
-Olay gerçek. Ne yapacağım? -Doğruyu söyle.
İstedim ama ben ona mesaj atana dek intiharı
düşündüğünü söyledi.
Kadere müdahale edemeyiz.
Zamanı dolduysa yapacak bir şey yok. Göçüp gider.
Miss Maryland nerede?
-Bay Winstone! -Hayır...
-Tanıştırayım... -Kim olduğunu biliyorum.
Yeni aldığım şirketin en değerli
elemanlarını tanımam mı?
Güzelmiş.
Adın çok geçti, Jim.
Aslında Tim. Tim Morris. Ama teşekkürler, efendim...
-Kahveniz, efendim. -Kahve istemedim.
Ben mi içeyim?
Umurumda değil.
Nate'in hava atıp durduğu güzel sevgilin nerede?
Bekle Tim. Şunu dinle.
-Bay Winstone'un eşi Miss Teksas'tı. -Yok artık!
Doğru. Öncesinde ise Evander Holyfield ile birlikteydi.
-Aman Tanrım! -Daha çok "holisiktir".
Evet.
Güzeldi, Ted.
Güzel. İyiymiş.
Kocam Paul, Guess modeliydi.
Eskiden ince bacaklarım ve harika götüm vardı.
Bacaklarımı, Claudia Schiffer'ın gövdesi ile birleştiriyorlardı.
Şimdi neredesin? Çörekçide mi?
Maalesef güzellik kraliçem bugün iyi hissetmiyor.
Hasta mı?
Sayılır. Onu tüm hafta sonu görür müyüz bilmiyorum bile.
Yolculuk sersemi.
Beş saatlik uçuşla mı?
Paris'ten geldi. Moda haftası falan...
Şimdi daha mantıklı oldu.
Nate, iyi bir sporcu olduğunu söyledi.
Amatör tenisçi.
Evet, eski günlerinde. Yani o kadar...
Övünmek gibi olmasın, karımla ben çiftler tenisi
şampiyonuyuz.
Yani sen ve sevgilinle bir araya gelip
maç yapabiliriz.
Evet, dörtlü kulağa güzel geliyor.
Selam.
Winstone. Bana domuz olduğunu söylememiştin. Domuz turtası.
-Bu, Bay Winstone. -Şimdi oldu işte.
-Pardon, siz kimsiniz? -Tim'in şortundaki beyazlığın nedeniyim.
Missy. Tim'in sevgilisi.
Epey şampanya içmişsin.
-Rom içtim. -Peki.
Biraz konuşabilir miyiz? Sürpriz parti planlıyoruz.
Dil uzatıyor ama iyi şekilde değil.
Şu yaşlı adam, karanlık bir bulut.
Negatif enerji yayıyor.
-O karanlık bulut, yeni patronum. -Siktir.
Evet, siktir.
Sikeyim, siktir, sikik.
Ne?
Tim, üzgünüm. İkiniz uyumlu değilsiniz.
Artık burada çalışma.
20 senedir burada çalışıyorum.
Yani?
Dinle. Seni överken biraz abartmış olabilirim.
İki farklı dalda sporcu olduğunu ve
geçmişte bir güzellik yarışması kazandığını söyledim.
Aman Tanrım.
Kafayı bana takmışsın.
Aman Tanrım. Peki.
Ya evleneceğiz ya da
bir vadide çıplak ve cansız bedenimi bulacaklar.
-Bunun olacağını sanmıyorum. -Hangisinin? Bana ikisi de uyar.
Yardımcı ol.
Bu, şirketimin tatili. Çok önemli.
Evet, acayip önemli.
O yüzden sakin ve aklı başında davranabilir misin?
Çok endişelisin, Tim.
Ben çok insancıl biriyim. Fark etmedin mi?
Evet.
Tüm bu sıkıcı bankacılara kendimi sevdireceğim.
-Düşünüyorum... -Affedersiniz.
Pardon, teşekkürler. Sağ olun.
Nostradamus'u buradan götürmen lazım.
-Kimi? -Missy!
Tüm şirketin falına bakıyor.
Bir sürü korkunç şey olabilir, her an gerçekleşebilir...
Onunla daha yeni konuştum! Kahretsin.
Küçük bir çocuk görüyorum. Adı Calvin.
Evet, Küçük Cal. Ben de Büyük Cal'im. Oğlumu görüyorsun.
-Mezarının başında duruyor. -Ne? Ölüyor muyum?
Evet, yaşayabilirsin de ama önümüzdeki beş ay uçağa binme.
Bir adadayız. Portland'a nasıl döneceğim?
Uçağıma bin. Ben çok uzun yaşayacağım.
-Affedersiniz. Gelir misin? -Erkek arkadaşım.
Sen bittin, kanka.
Sakin ve aklı başında davranacaktın.
-Missy. -Evet, versene.
Sence bu sene Super Bowl'u kim kazanacak?
Döneceğim, tek bacak.
Tek bacak mı?
On yıl sonra motor kazasında bacağını kaybedeceksin.
-Ne? -Yetkililer bacağı bulacak.
Ters takacaklar ve perişan olacaksın.
Titone, üzgünüm ama kristal küre kapandı.
Kaç tane içtin?
-İki. -Yanlış.
Gitsek iyi olacak.
Şov başladı!
-Tut. -Tutmam...
Pislik yapma.
Beni bekleyin!
Dökül, Morris. Kim bu çatlak?
Bilgisayarda gördüğüm güzellik kraliçesi değil.
Hayır o, kötü bir fotoğrafını gördün.
Merak etme, Morris. Sırrını saklayacağım.
Tropikal Kaşıntım nerede?
Aşkımdan kaptım kaşıntı, akıntı, takıntı, yapıştı.
Adım Bayan Morris. İçkim bittikçe getirin.
Partiyi nasıl canlandıracağını biliyorsun.
-Sağ ol. -Bu arada ben Jess.
Duymuşsundur.
Bana Barracuda derler.
Evander Holyfield bunu atamazdı.
O tuğla ellerle yapamaz.
Hâlâ arada sırada arıyor.
Karımın hatırını soruyor.
Seni şaşırtacak sesli mesajlar dinleteceğim.
Çaresiz ve azgın.
-Karınız hakkında çok şey anlatıyor. -Çok güzeldir.
Başarılarıyla gurur duyuyorum.
Evander Holyfield'ı sırt üstü yatıran çok insan yoktur.
Morris. Sevgilin uçurumdan atlamak üzere.
Ne?
-Hadi! -Dal!
Ne yapıyorsun? Missy, ne oluyor?
Üçlü ters salto yapacağım. Yalvarıyorlar.
Uçurumdan atlamak da ne demek?
Barracuda sürtüğüne yıldız bir dalgıç olduğumu söyledim.
Niye peki?
Çünkü ona iki dalda sporcu olduğumu söyledin.
Dalış tahtası olmadığı için sorun olmaz dedim ama...
Atlamana izin vermem. Ölmeni istemiyorum.
Bakın, beni ne kadar umursuyor. Beni seviyor.
-Şov bitti. Kimse dalma... -Seni seviyorum, Tim Morris!
Siktir!
Siktir! Aman Tanrım!
Tanrım! Sikeyim!
-Aman Tanrım! -Tanrım!
Daha önce okyanusa dalıp, ıskalayanı
görmemiştim.
Yaşıyor!
Kahretsin.
Cehennem Yıldızı'na bulaşmayın!
Lütfen birinin videoya çektiğini söy...
Partinin yıldızı.
Hayır.
Köpek hapı.
Erkeğimsin. Hayatımdaki tek erkeksin.
Seni çok özledim. Seni çok istiyorum.
Seni pis köpek, o kemiği göm.
Kemiği göm. Göm dedim!
Kemiği göm!
Missy?
-Ne yapıyoruz? -Seks?
Penisini sırtıma değdirip durdun ve
"Seni çok istiyorum." dedin.
Suratımı sikiyorsun, değil mi? Güzel!
-Hayır. Yapmıyorum! -Yapıyorsun!
Sorun yok, ben de yapıyorum, Simon Cowell.
Gözlerini kapat ve şarkı söyleyemiyorsun de.
Hollywood'a gidiyorsun!
Şimdi geliyorum.
-Godzilla nerede? -Uyuyor.
Tanrım, onu siktin, değil mi?
-Hayır. -Savunmadasın.
Nate, sikmedim.
-Basamak mı kullandın? -Hayır.
-Ninenin üzerine yemin et? -O beni sikti.
-Görüşürüz. -Biliyordum...
Bay Winstone'un Shark Tank versiyonuna hoş geldiniz!
Kahve istemiyorum.
Ama bu gerçek bir köpek balığı tankı.
Işık ve kamera yok ama acayip aksiyon var.
Burada Mark Cuban ve Bay Muhteşem yerine
gerçek köpek balıkları ile karşılaşacaksınız.
Yeni arkadaşım Komante'nin söylediği üzere bu sularda bol bol var.
Komante?
Bu lanet yerde bir sürü köpek balığı var.
Komante, parmaklarına ne oldu?
Aman Tanrım.
Bu hafta sonu aptal güven egzersizleri olmayacak, sizi uyarmıştım.
Sadede gelelim, yelken açmaya ne dersiniz?
Hadi yapalım!
Köpek balıklarını mahvedelim.
Timmy! Gitmeyin!
Siktir.
-Gidelim. -Geliyorum, Timmy!
Hayır! Gidelim!
Siktir. Gidelim.
Yardım et, halatı çıkarayım. Gitmemiz lazım.
Hadi ama! Ne yapıyoruz?
Bir an önce bu boktan şeyi hareket ettirelim. Hadi!
-Geliyorum! -Yetişiyor.
Siktiğimin çitası. Tanrım.
Tekneyi bekletin!
-Siktir. -Seni seviyorum, Tim Morris!
Siktir.
İşte geldin. Selam.
Cehennem Yıldızı'nı durduramazsın!
Hayır. Bebeğim gelmiş.
Aman Tanrım, başardın.
Evet, başardım.
Partiye katılalım.
Stuart, köpek balığı var mı?
Maalesef yok, efendim. Ama galiba somon gördüm.
Somon mu? Tanrım!
Tamam, ben aşağı gideceğim.
En azından bir köpek balığı görene kadar dönmeyeceğiz.
Ted! Sen ve ben. Gidelim.
Adım Tim, efendim ama gelmesem daha iyi.
Niye? Suya girmedin bile.
Korkak bir tavuk musun?
Hayır, kesinlikle tavuk değilim.
-O zaman sorun ne? -Aslında konu Missy.
Ağır şekilde deniz tutmuş.
Hayır, tutmadı.
Tutmuş. Zaten uçuş sersemliğini yeni atıyorsun.
Ama aşağı inmek isterdim.
İsteyen yerime gidebilir. Kızmam.
-Ben son olarak giderim. -Tim, gitmen lazım.
Yapmalısın.
Gitmeme gerek yok. İyi değilsin, hatırladın mı?
İyi değilsin ve yanında durmam gerek.
Hayır, gerekmiyor!
Bu orospu çocuklarının önünde seni tokatlamadan git!
-Bana göre şaka yapıyorduk. -Git.
Bundan emin misin?
Evet, eminim.
Korkmuyorum.
Hayır, iyiyim.
Güzel.
Klostrofobik olduğunu biliyoruz.
Kafese kapatılmaktan daha klostrofobik bir şey düşünemiyorum.
Evet.
Senin için çok önemli bir hafta sonu
ve bu terfi için çok çalıştın.
Patronunu etkilemek için en iyi fırsat bu mu bilmiyorum.
Tim, sadece...
-Asla istemem ki... -Tim gidelim. Gün ışığı kaçıyor.
Büyük beyazları güverteden göremeyiz.
İşte budur!
Şu eziği ıslatalım.
Sorun yok.
-Tamamdır. Tut. -Ağzıma mı sokayım?
-Evet, ağzına sokacaksın. -Evet, Ted!
Hey.
Bana bunu yapan köpek balığını görürsen
ona benden şu mesajı ilet...
Ne haber?
Ne haber, bebeğim?
Affedersin, açmam lazım. Ne haber?
O ne?
Yem mi o?
"Yem yasaktır" yazıyor. Yasa dışı!
Tamam ama köpek balığı yok, biraz eğlenceli olsun istiyorum.
Öğle yemeğimiz olacaktı. Sonra bunu yiyeceğiz.
Çorba olacak!
-Köpek balıkları kokusunu alırsa ne olur? -Delirirler!
-Güzel. -Ver şunu!
-Ver şunu. -Bıraksana.
Bırak!
Köpek balığı!
Köpek balığı! Nerede?
Köpek balıklarını bulmakta üstüme yok!
Parti başlasın.
Özgür Willy'yi sevdim.
Bence güzeldi. Senin niye...
Balina sempatik değildi. Balina sempatik olmalı.
Balina tam bir göt ise filmi kim takar?
Göt herif.
-Yardım! -Siktir! Kafese girmiş.
-Yardım! -Tanrım!
Komante!
-Yardım et! -Tim!
Seni sikerim!
Üç parmağı aldın ama kökünü bıraktın!
-Tim! -Aman Tanrım!
-Tim! Dostum! -Aman Tanrım!
-Beni çıkarın. -Tanrım! Tim!
-Seni kaybettik sandım. -Şunu alın.
Bekleyin. Winstone nerede?
Tanrım, onu öldürdün!
Hadi. Onu çıkarın.
Arkaya ilerleyin.
Açılın. Sertifikalı ilk yardım uzmanıyım.
Tamam, Bay Winstone.
Emin misin?
Geri çekil!
İşte budur!
Bana da yap.
Herhangi bir güzel kadın.
Herhangi biri. Bana da yapın.
Tamamen açık. Kimse yok mu?
Patronunla aranda büyülü bir an oluşturmaya çalışıyordum.
"Yem yasaktır" yazan tabelayı görmedin mi?
Yem değildi. Kusmuğumdu. Yemi koklayınca kustum.
İçinde olduğum köpek balığı
kafesine kusarken aklından ne geçiyordu?
İlaç al da rahatla.
50,000 şeyin doktoru olduğu için bana reçete yaz o zaman.
Sertifikamın olmadığı bir konuda asla reçete yazmam.
Ne? Patronunu neredeyse öldürdüğüm için özür diledim.
-Ne istiyorsun? -Patronumu öldürmemeni.
Çok yardımcı olur.
Bir şey diyeyim.
Sıkıcı bir patates çuvalı gibi her gece otelde
oturup, bundan mutlu olacak
ve sadece sikişeceğin, tüm gün
konuşmayacağın bir kız istiyorsan
o zaman yanlış Missy'yi getirdin!
Deme...
-Nereye gidiyorsun? -Siktir git.
Tanrım.
BENİ HATIRLADIN MI?
Yok artık.
YAPTIĞIM HATAYA İNANMAYACAKSIN!
Güya boyu 170 cm.
Garip çünkü büyükannesi 180 cm.
Sorun yok. Düz ayakkabı giyiyorum.
Hiç susmuyor ya.
-Çocuğumuz olursa... -Selam.
-Missy, içeri gelir misin? -Evet, selam Tim.
Bak.
Üzgünsün, biliyorum.
Yalvarıp kendini küçültmene gerek yok.
-Yalvarmıyorum. -Komşumuz Barbara ile tanışmalısın.
Dün gece o ve kocası bizi duymuş.
Güvenlik çağıracaklarmış.
Küçük bir kıza işkence ediliyor sanmışlar.
-Küçük kız sensin. -Evet, anladım.
-Anladın mı? -O senaryoda, evet.
Gerçi ona üzüldüm.
Kocası balayından sonra öyle sesler çıkarmamış.
30 sene önce.
Ona biraz tavsiye verdim.
Yapma.
-Ne? -Tavsiye verme. İnsanlar bunu sevmez.
-Bayılırlar. -Hayır.
-Evet. -Hayır.
-Tavsiye severler. -Hayır.
-Bahşiş severler. -Hayır.
-Sikinin başını da. -Hayır!
-Sikine bayılırlar. -Missy!
-Sadece... -Sikin!
-Vurdun... -Dokunacağım!
-Dokundun. -Çok pisliksin.
Tamam. Dinle. Özür dilerim.
-Peki. -Tamam.
Ekibimle buluşmam lazım ve uzak durman gerekiyor.
Tamam mı? Gerçekten işle ilgili. Şaka yapmıyorum.
Mükemmel oldu.
Barbara ve ben spada kız kıza zaman geçirelim dedik.
Öyle mi?
Güzel fikir. Spaya gitmelisin
ve hatta kanoyla bir adaya gidip dinlen.
Yakında varsa veya uzakta.
Tamam, harika provaydı
ama unutmayın ki hayatımızın performansı olmalı.
Winstone'un yetenek gösterisinde birçok göz üzerimizde olacak
ve çok iyi olmalıyız.
İşi almasını sağlayalım ki bizim de işimiz olsun.
Güzel olur. Barracuda'yı yenmeliyiz.
Elleri koyalım. Ne yapacağınızı biliyorsunuz.
Yarın ne yapacağız?
İlham vereceğiz! Başaracağız! Birlikte yapacağız!
Fena değildi.
Tanrım, şişman denizciler buradaymış.
-Spor yapın. -Ciddiyim.
Tim, seni korumaya çalışıyorum.
Doğru Missy buraya ne zaman gelecek?
Yapamam çünkü yanlış Missy hâlâ burada.
Hâlâ öldürmedin mi?
Hayır. Spada. Komşumuzla arkadaş oldu.
-Hangi komşu? -Bilmem, yanımızdaki kadın.
Lütfen adının Barbara olduğunu söyleme.
Galiba Barbara. Evet, niye? Tanıyor musun?
Siktir!
Sizi daha iyi bir süite geçirdiğimde, Jack Winstone'un yanına koydum.
Karısı da Barbara.
Yürü!
Sağlıcakla kal.
Hadi ama!
Merhaba, ben Nate.
Çok acınası.
Missy? Missy!
Missy?
Missy?
Missy?
Olamaz.
Bir saniye. Sen karım değilsin!
Cuk!
İnanılmaz.
Devam et.
Merhaba. Buralarda uzun boylu kumral bir kız gördün mü?
Adı Missy.
Evet, çoktan gitti. Umarım her şey yolundadır.
Niye öyle dedin?
Yanındaki kadın aşırı duygusal görünüyordu.
Kimse ölmedi, değil mi?
Biri ölmek üzere.
Ne yaptın ve ne dedin?
-Kime? -Barbara'ya, spada.
Tim, seni çok seviyorum ama bu doktor ve hasta arasında.
-Sen doktor değilsin! -Sertifikalı evlilik danışmanıyım.
Tabii ki öylesin.
Öyle olsan bile, o senin hastan değil.
Aslında hastam.
Kocası tam bir göt ama çok zengin.
Nakit ödedi ve avans verdi.
Yeni bir müşterim var.
Senin işin için gelmiştik ama tüm işi yapan benim.
Acayip.
Yardıma ihtiyacın olduğu hiç aklına geldi mi?
-Hayır. -Geçen gün köprüden
atlayacaktın.
Bungee jumping'de bu yapılır.
Yapmak isteyen biri var mı?
Vazgeçeceğim. O herif nereye gitti ya?
Hayatını kurtarmıştım.
Belki de. Bungee jumping ile çok kişi ölüyor.
Acayip tehlikeli.
Mesajlarını aldım ve
bir daha asla tehlikeli bir şey yapmam çünkü biri beni seviyor, dedim.
Missy.
Spada tam olarak ne dediğini bilmem gerek.
Barb'a ilişkisi için çözüm sundum.
Neydi peki?
Orospu çocuğunu terk et.
Siktir!
Ciddi misin?
Tabii ki. Ne zaman şaka yaptığımı gördün?
Onunla bir dakika bile geçirme, dedim.
Ne yaptığının farkında mısın?
Birini sefil bir evlilikten kurtardım.
Patronumun evliliğini bozdun!
Kocası Jack, o Jack...
Winstone! Evet!
Tanrım.
Tamam, yeter, ben gidiyorum!
Siktir.
-Evander Holyfield... -Sus, Stuart.
Evander, seni sonra arayacak.
Şimdi mantıklı geliyor.
Hayır, mantıklı değil. Durumu düzeltmelisin.
Bittikçe getir.
Nar suyu kalmadı, dediler.
O zaman şurup koy. Umurumda değil, Stuart.
Sarhoş etsin yeter.
-Bittim ben. -Merak etme, kız arkadaşın düzeltecek.
Selam Jack. Üzgün görünüyorsun.
Konuşmak istemiyorum.
İyi bir dinleyiciyim.
Barbara hakkında her şeyi anlatabilirsin.
Mükemmel. Karımla kavga ediyorum
ve tüm şirkete malzeme oluyoruz.
O kadar bağırdın ki tüm otel desek daha iyi.
Psikopat gibiydin.
Bunun tadı şurup gibi.
-Dediniz ki nar suyu... -Öyle aptal bir şey demem!
Stuart, hayatında biraz sorumluluk al, olur mu?
Tamam.
Biri evliliğime burnunu sokuyor.
Barbara'nın beynini yıkayanı bulursam onu tüm...
Barbara'nın beynini sen yıkadın!
-Tanrım. -Evet.
Niye böyle konuşuyorsun?
Niye, korktun mu? Belki de biraz korkmalısın.
Hayatındaki tek yetişkin ilişkiyi kaybedeceğinden mi
korkuyorsun?
Öyle konuşmayı bırak.
Kötü bir koca olmayı bırak, Sarkık Meme.
Selam! Bay Winstone.
Missy, onu rahat bırakalım, olur mu?
Evliliğim hakkında bu kadar şeyi nereden biliyorsun?
Onu psikopat doktorla sen mi tanıştırdın?
Hayır.
Psikopat doktor benim.
Evliliğimi mahvetmeye çalışan kişi sen misin?
Evlilik, aşk demektir. Destek olmaktır.
Onu sevmen ve yanında olman lazım, Jack.
Ağır mı geldi? Millet, ağır gelmiş.
Bu kızı sevmeye başladım.
Benden uzak dur.
Siktir!
Boynum. Şunu uzaklaştırın.
Sakin olun. Sertifikalı kayropraktik uzmanıyım, tamam mı?
Bu işi biliyorum.
Winstone, hemen yerine oturtmam lazım.
-Hayır. -Bir.
-Düşünme bile. -İki.
Üç!
Dört!
Beş!
Tamam. Karını geri istiyor musun?
İstiyor musun?
Yardım istiyorsan yardımı kabul etmeye istekli olmalısın.
Tamam mı?
Barracuda'nın aptal kocası, onu odasına götür.
-Hadi geri zekâlı. -Çok yavaş kaldır.
Tim, resepsiyonu ara.
Sıcak havlu, bir kova buz, bir kutu
vazelini Winstone'un odasına göndersinler.
Olanlar için üzgünüm.
Günaydın.
Selam, çıkış yapacağım.
Tamam. Eşiniz de mi gidiyor?
-Eşim değil. -Alıcı pişmanlığı mı?
-Evet. -Tim, buradasın!
-Siktir. -Her yerde seni arıyordum.
Ne yapıyorsun? Ne oluyor?
Eve gidiyorum.
Portland'a dönmem lazım. Yeni iş bakmam gerek.
Derin nefes al.
Dün geceyi Barbara ve Winstone ile geçirdim.
Çok inatçı ama onu acayip rahatlattım.
Patronuma karısının önünde muamele mi çektin?
Duygusal olarak rahatlattım. Seni yaramaz.
Doktor ve hasta olayına tekrardan giremeyeceğim
ama çözmesi gereken çok fazla sorun var.
Ama yine de çok güzel bir ruhu var ve seni seviyor.
Beni mi?
Hayır, benden nefret ediyor.
Bana bak, Tim. Bana çözmemi söyledin, ben de çözdüm.
Winstone seni seviyor.
Sesinizi duyayım!
Sizi plaza sürtükleri!
Hadi. Olay budur.
Bu adam parti yapmayı biliyor.
Bir sonraki yetenek gösterimiz için
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.