Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi...
...Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Gerilim müziği...)
(...)
Beni annemden uzak tutamayacaksın. Onu görmeye devam edeceğim.
-Son sözün mü? -Evet, son sözüm.
Annen hayırlı olsun o zaman.
(Erkek) Dur!
(Gerilim müziği)
Cem! Cem aç! Aç Cem aç!
Dur diyorum sana, dur!
Babama söyleyeceğim.
Kimseye söylemeyeceksin anladın mı?
(Erkek dış ses) Bir söyle hem anneni hem abini gebertirim anladın mı?
(Müzik)
Kızlar da yeni demlemiş. Hadi içelim sıcak sıcak.
Sağ ol Nevin abla.
Ne oldu be Yasemin? Çok mahzunsun. Biri kalbini mi kırdı?
Yok, Nevin abla. İyiyim bir şeyim yok.
Var bir şey, var.
Ben Yasemin'i mi tanımaz mıyım?
Benim Yasemin'i mi birisi üzmüş.
Kim üzdü seni? Ne oldu?
Hem eskiden sen her şeyi anlatırdın bana.
Niye anlatmıyorsun şimdi?
Yok, Nevin abla, kimse üzmedi.
Gerçekten.
(Kadın) Hadi gidiyoruz. Gidiyoruz.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik)
(Yasemin iç ses) Sana o parayı bulacağım ablacığım.
(Yasemin iç ses) Sana söz, bulacağım. Borcumuzu da ödeyeceğim.
(Yasemin iç ses) Ameliyat da olacaksın.
(Gerilim müziği)
Niye açmıyorsun lan telefonunu? Kırk kere aradım.
Amirim kilitlendi, çocuklara verdim, hallediyorlar. Ne oldu ki?
Gel.
(Gerilim müziği)
-Subu ne oluyor bu Hakan Müdür'e? -Ne olmuş?
Kapat.
Tekne gecesini kurcalıyor. Emniyete çağırdı. Bir araba sorgu sual.
Nasıl sorgu sual?
O geceki kızın ifadesi neredeymiş de, niye savcılığa gitmemişmiş de.
Hangi kız? Ha şu Yasemin.
-Subu sırıtma, bir de sana girişmeyeyim. -Pardon amirim ben...
Hadi bakalım, vakitlice getir ama.
-Tamam, Nevin abla. Çok sağ ol. -Hadi güle güle.
Görüşürüz.
Yasemin yemeğini yemiyor bak, hep tabağında bırakıyor. Yedir ona.
Tamam, Nevin abla!
Nasıl amirim, beni mi sattınız Hakan Müdür'e?
Seni sattım Subu.
Baktım biri okkanın altına girecek, ben yanacağıma Subu yansın dedim.
Ne yapsaydım?
Salak mısın oğlum? Satar mıyım lan seni?
Ne bileyim, astlara bindirdim deyince.
Oğlum burada bir sürü çömez yok mu? Hepsini yuvarladım işte Hakan’ın önüne.
Gencecik yeni mezunları pişmeden etmeden veriyorlar 20 milyonluk şehre...
...bir sürü hata oluyor falan.
-Yedi mi? -Yemeyecek ne var. Yalan mı?
-Doğru. -Herif sıyırmış (***)...
...her şey kitabına göre olacakmış.
Oldu, İsveç mi lan burası?
İstanbul, İstanbul. Her dakika bir hadise oluyor.
Ne yapacağız peki şimdi?
Ne yapacağız, operasyon yapacağız.
-Operasyon mu? -Ne oldu?
Yasemin'i mi alacağız?
-(Cem) Kolay gelsin Çiko. -Hoş geldin Cem abi.
-(Ekber) Islat, ıslat tozutma. -Tamam usta.
-(Cem) Kolay gelsin abi. -(Ekber) Senin ne işin var lan burada?
(Ekber) Sen Yasemin'le buluşmayacak mıydın?
Kız mı gelmedi? Sen mi gitmedin?
(Ekber) Konuşsana oğlum.
-Kahve yapayım mı abi? -Yap, yap. Bana da yap.
Tamam.
Oğlum konuşsana.
-Vazgeçtim abi, buluşmadım. -Nasıl yani?
Kızı arayıp, işim var falan mı dedin?
(Ekber) Yasemin geldi mi peki?
Kız geldi, sen gitmedin değil mi?
Ah be Cem. Ne olacak oğlum senin bu hâlin?
Ne varmış abi hâlimde?
-Gayet iyiyim ben. -(Ekber) Nereye iyisin lan?
Kıza randevu veriyorsun, gitmiyorsun.
Ben bu filmi her gün görüyorum abi. Buluşalım mı? Olur buluşalım.
Bu kadar. Hep aynı.
Anladım! Sen kızı deniyorsun.
Dur ulan şu bir randevu vereyim, bakalım gelecek mi, gelmeyecek mi?
-Eyvallah Çiko. Eline sağlık. -(Çiko) Afiyet olsun abi.
(Ekber) Utanmadın mı?
-Ne? -Utanmadın mı diyorum?
Niye utanacakmışım abi?
Oğlum bu kız, her gün sana yürüyen kızlardan mı?
Sen zaten bu kıza yeterince büyük bir ayıp ettin.
Birde şimdi bu yani... Hakikaten Cem--
Abi kızı tanımıyorsun etmiyorsun. Niye bu kadar savunuyorsun anlamıyorum ki?
(Ekber) Oğlum illa tanımam mı gerekiyor?
Hadi o parayı cebellezi edeceğine sana tokadı attığı o geceyi bırak.
(Ekber) Sen bu kızla beraber kardeşini aramadın mı?
Abi kardeşine bir sarılışı vardı...
...gözlerim doldu, demedin mi? Oğlum sen o gece...
...abi bu kız gerçekten başka biri, demedin mi?
Ne oldu peki şimdi? Bu kız ne yaptı da sen...
...birden değiştin, fikrin değişti?
Oğlum ilk defa gerçekten kalbini yerinden oynatan bir kadın çıkıyor...
...onu da (***) batırıyorsun.
-(Ekber) Bir de gülüyor ya! -Kalbim mi?
-Abi hayırdır, ne kalbi? -Güvenmiyorsun değil mi?
Altında hep bir şey arıyorsun.
Bir kadının seni gerçekten sevebileceğine inanmıyorsun değil mi?
Sana bütün bunları yapan annen.
(Ekber) Belkıs yaptı bütün bunları.
(Gerilim müziği)
Aşkım akvaryuma da gittiniz mi?
Köpek balıkları da var mıydı?
Aşkım anlatsana. Neler gördün?
Niye sıkıldın? Eğlenceli değil miydi?
Niye bir daha gitmeyecekmişsin?
Nereden çıktı şimdi Cem abi?
Bir daha Cem abi falan yok. Tamam mı?
Yok diyorum Murat. Bitti.
Hayır, bir daha Cem abiyle gezmek falan yok. Bitti!
Yok, işte sorma Murat. Yok!
Ne yapacak bana? Hiçbir şey yapmadı.
Çünkü o bizim arkadaşımız değil.
Hayır! Beni dinle.
O bizim arkadaşımız değil.
Bitti.
Bir kereliğineydi o. Bir kereliğine at binmeye götürdü seni, o kadar.
Bir daha yok.
Hayır. Bir daha...
...Cem abi dediğini görmeyeceğim.
Tamam mı? Cem falan yok. Bitti!
Murat ne yapıyorsun?
Ne oluyor? Ne demek şimdi bu?
(Yasemin) Murat!
(Ekber) Kaç kere konuştuk bunları Cem? Bunları bir tek ben bilmiyorum.
(Ekber) Herkes biliyor. Sen de biliyorsun.
Hatta baban fotoğraflarını çektirdi mahkemeye vermek için.
Taner miydi, Tamer miydi neydi o adam? Öldü gitti, iyi de oldu.
Abi kapatalım mı bu mevzuyu artık?
Tamam ya tamam. Neyse.
Cem, ben bunları seni delirtmek için söylemiyorum. Tamam mı?
Ağrına gidiyor, biliyorum. Haklısın da.
Ama Belkıs döndüğünden beri sen çok dağıldın.
(Ekber) İyi değilsin. Doktora mı gidersin, bir psikoloğa mı gidersin.
(Ekber) Git bir görün, içini dök.
(Ekber) Olmuyor böyle görüyorsun. Hayatını etkiliyor.
Ya kaç sene evvelki hadise.
Geçmiş gitmiş. İlerle, hayat akıyor Cem.
-Sen böyle bir takılıp kalmışsın oraya-- -O kadar basit değil abi.
Tamam, şimdi ben sana kalk anneni affet de demiyorum ama--
Abi o kadar basit değil diyorum. Nesini anlamıyorsun?
Değil! Dahası var.
Ne var oğlum, dahası ne var? Söylesene.
-Cem dahası ne oğlum? -Abi bırak.
-Oğlum dahası ne söyle-- -Abi bırakır mısın?
(Gerilim müziği)
Kimse kafasına göre hareket etmeyecek. Ben ne dersem o.
Bir kulağınız hep telsizde olacak. Anlaşıldı mı?
(Hep bir ağızdan) Anlaşıldı amirim!
Şahıs zorluk çıkartırsa hemen takın kelepçeyi. Hadi!
Hadi!
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
Hamburger ister misin?
Ne yemek istiyorsun peki?
Of Murat ya!
Saçmalıyorsun ama. Ne demek sadece Cem abi?
Herkes seni seviyor.
Hayır aramayacağız. Cem falan yok.
Hadi, yürü.
Yurda dönmeyeceğiz. Eve geldik zaten.
Murat yürür müsün?
Murat! Murat!
(Gerilim müziği...)
(...)
Murat dur! Murat!
(Korna çalıyor) Murat! Murat! Murat!
(Gerilim müziği)
Korna çalıyoruz lan! Duymuyor musun (***)?
(Erkek) Sahip çıksana sen de çocuğuna!
Sen kime (***) diyorsun? Sensin (***)!
-Bana bak! -Ağzını topla. Bilip bilmeden konuşma.
Sen görmüyor musun şu küçücük çocuğu?
Sahip çık sen de çocuğuna. Yolun ortasında yürümeyi bilmiyorsun ama...
...çeneye gelince maşallah.
Çarpsaydım ne olacaktı?
(Kapı vuruluyor)
Kim bu saatte böyle güm güm?
Buyurun. Ne oluyor?
-Arda Yenilmez’in evi mi? -Niye soruyorsunuz?
Ben komiser Subutay Bayır.
Kendisini bir konu hakkında ifadesine başvurmak üzere emniyete götüreceğiz.
İfadesini mi? Ne konuda?
-Onu karakolda öğrenir. -Niye şimdi söylemiyorsunuz?
Hanımefendi lütfen. Biz gece gece içeri girip almayalım.
Ortalık ayağa kalkmasın. Çağırın gelsin lütfen.
Arda burada oturmuyor artık. Annesinin yanına taşındı.
Annesinin mi?
Peki, iyi akşamlar.
(Yabancı müzik)
(Meto) Arada böyle ekstralar yapacağız. Yoksa aç kalırız.
Hep Serpil Hanım'a çalış çalış nereye.
Yalnız öğrenirse seni de bizi de öldürür biliyorsun değil mi?
O zaman akıllı olacaksın, duymayacak değil mi? Nerede kaldı bu ya?
Ne bileyim ben.
Neredesin?
Ev cehennemin dibinde Meto. Ancak gelebildim.
(Şirin) Ben çok açım. Siz bir şeyler yediniz mi?
Yemedik ama senin yemeği ayırdık.
Şu koltuktaki var ya ona bir yürüsene.
Çok klas o ya. Sevgilisi vardır onun.
Adam kederli, dertli sabahtan beri orada takır takır içiyor.
Meto.
Ya sen bu işi biliyorsun. Sen bu işi biliyorsun yemin ederim.
Var ya sen çok büyük... Nasıl işini biliyor. Bak harekete bak.
(Yabancı müzik)
Konum mu atayım sana?
Tamam, geç saatte olsa geleceğim ben. Tamam mı?
(Yabancı müzik)
Pek kalabalık değil.
-Efendim? -Mekân diyorum, pek kalabalık değil.
Gerçi saat daha erken.
Birazdan tıklım tıklım olur burası.
-Böyle daha iyi değil mi? -Kalabalığı pek sevmiyorsun sanırım.
Hayır.
(Şirin) Yalnız burada birazdan canlı müzik başlayacak.
İnsanlar gelmeye başlar, sıkılırsın.
Sen daha sakin yerler biliyorsun galiba ha?
Belki sen de biliyorsundur.
(Yabancı müzik)
Buyurun Serpil Hanım.
Meto, Şirin'e uğradın mı?
Yine bir salaklık yapıp başımıza dert açmasın.
Ha bir sıkıntı yok. Hatta kendisi evde şu an.
Gel beni al. Yarım saate karşıya geçmem lazım. İş yemeği.
-Şimdi mi? -(Serpil ses) Evet şimdi, niye?
Biz bir arkadaşlarla dışarı çıktıydık da uzun sürer mi diye? O yüzden söyledim.
Allah Allah, ben sana dışarı çıkabilirsin dedim mi Meto?
Siz iş yok deyince, ben de Serpil Hanım...
Allah Allah ben iş yok deyince, arazi mi olman mı lazım Meto?
Bak, çıktı işte iş.
Hadi gel beni al, yarım saate hadi.
(Yabancı müzik)
Bir gün iş yapacağız, bırakmıyor.
Ee, söylemedin.
Sakin bir yer.
(Yabancı müzik)
Geceliğin ne kadar senin?
Ne?
Fiyatın diyorum. Kaça?
(Cem) Rayiç ne bu aralar?
Ne kadara gidiyorsun sen?
Affedersiniz.
Şirin Hanım bir çıkmamız gerekiyor.
-Ne oluyor ya? -Plan iptal diyorum.
Anlatacağım yolda, yürü.
Ya yavaş!
Bana bak bir taksiye binip gidiyorsunuz. Tamam mı?
-Benim taksiye verecek param yok Meto. -O zaman otobüse bineceksin.
Şuradan alın montlarınızı hadi.
(Yabancı müzik)
İki yüz dolarlıklar. Yeni dadandılar buraya.
Bunu bilmiyorum da öbürü üniversitede okuyor.
-Ciddi misin sen? -Kimliğini gördüm.
Hiç mi onurları, gururları kalmadı bunların?
Bunların hayatları para olmuş Cem Bey.
Yarın bir gün bir kuytuda şişleyecekler, haberleri yok.
(Erkek) Sonları hep aynı.
(Erkek) Ya öldüresiye dayak yiyorlar, ya keş oluyorlar...
...ya da geberip gidiyorlar.
Anlayacağın hayatları bir şekilde mahvoluyor işte.
Yazık.
Yazık da kendi seçimleri.
Orası öyle.
Hadi kaçtım ben.
(Cem) Görüşürüz.
(Yabancı müzik)
Dur! Dur, dur!
Bırakmayacağım.
Ablacığım niye böyle yapıyorsun?
Hadi ablacığım, üzme beni.
Evimize gidelim.
Tamam.
Yurda gidiyoruz.
Nasıl istersen.
Oğlum ben koskoca iş adamı oldum, şirket sahibiyim diyorum.
Sen hâlâ bana okuldu, finaldi, vizeydi bir şeyler vız vız vızlıyorsun.
(Kapı zili çaldı)
Kapı çaldı kardeşim, kapatıyorum.
(Telefon çalıyor)
(Arda) Hala amma aradın alttan. Ne oldu yani?
-(Arda) Efendim hala? -(Ferhan ses) Polis geldi.
(Ferhan ses) Neredesin Arda?
-Arda Yenilmez. -Hala bir saniye.
-Bir şey mi var? -(Ferhan ses) Polis geldi, seni arıyor.
(Ferhan ses) İfadene başvuracaklarmış.
(Ferhan ses) Abini aradım ama açmadı. Duyuyor musun Arda?
(Subutay) Bizimle merkeze kadar geleceksin.
(Arda ses) Sebep?
Hala tamam merak edecek bir şey yok. Ben hallediyorum.
-Sonra ararım seni. -(Ferhan ses) Arda.
-(Subutay) Buyurun gidelim. -Sebep dedim?
-İfadeni alacağız. -İfademi alacaksınız?
Hangi konuda?
-Karakola gidince öğrenirsin kardeşim. -Ne oluyor ya bir dakika. Çek elini.
Kardeş, uzatma istiyorsun.
-Hakkında gözaltı talimatı var. -Gözaltı.
Kim vermiş ya o talimatı?
İbrahim abi, çaycımız.
(Subutay) Geçen geldiğinde sana çay ikram edememiş. Çok üzüldü.
Arda Bey'i getirin de bir çay içsin bizden diyor.
-(Subutay) Yürü lan! -Ne diyorsun sen?
Doğru konuş oğlum, önce kiminle konuştuğunun farkına var.
Asıl sen doğru konuş. Dalga mı geçiyorsun benimle?
Anlaşıldı.
-Alın bunu. Üzerinde bir arama yapın. -Götüremezsiniz.
Hiçbir yere götüremezsiniz beni. Götüremezsiniz diyorum.
(Gerilim müziği)
Götüremeyiz öyle mi? Emin misin?
Pişman olacaksınız. Bu yaptığınıza pişman edeceğim sizi.
-Hadi kardeşim, karakolda edersin. -Bir saat bile tutamayacaksınız beni.
(Gerilim müziği)
Amirim, Arda Yenilmez'i aldık.
İyi.
Yüklü çıktı.
Oh, oh, oh. Hemen merkeze getirin.
Diğerlerini de topladınız mı?
(Duygusal müzik...)
(...)
Ah!
Yasemin, ne oldu?
Hani sende kalacaktı bu gece?
Sorma Nevin abla.
Beni yurda getir diye tutturdu.
Niye?
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Yasemin) Murat.
Bir bak bana Murat. Bana bak...
(Duygusal müzik)
Ağlama.
Geçti.
Tamam.
Gideceğim.
Bir kere öp.
Söz gideceğim.
Bir kere.
(Duygusal müzik)
-Murat. -Kuzum hadi sen git.
Kendi hâline bırak biraz hadi. Ben ilgilenirim, merak etme.
-Oğlum niye açmıyorsun telefonunu. -Hayırdır hala bu saatte?
Arda'yı karakola götürdüler. Gidip çıkaralım kardeşini.
Cem, Cem kardeşin karakolda diyorum.
Ne kadar rahatsın. Kardeşin karakola düşmüş, umurunda değil.
Hala, Arda'nın artık bir annesi var.
Belkıs Murphy, oğluna koskoca bir şirket kurmuş.
Bir sürü avukatı var. Bir saatte çıkarırlar, merak etme sen.
-Hatta çoktan çıkarmışlardır, merak etme. -Hadi.
Hadi Cem, hadi çocuğum üzme beni.
Hala...
...niye anlamak istemiyorsun.
Arda için artık biz yokuz.
Onun annesi var.
(Ferhan) Onun annesi falan yok.
O kadına nasıl hâlâ anne diyebiliyorsun?
Ben demiyorum hala, Arda diyor.
(Nevin) Kuzum kıyamam ben sana.
Ağlama.
Hadi üstünü çıkaralım, yatalım.
(Nevin) Hadi, hadi bakalım çıkar.
(Nevin) Ayakkabılarımızı da çıkaralım.
Gel bakalım.
Hadi.
Aferin benim oğluma. Aferin benim kuzuma.
Hadi iyi uykular, iyi geceler.
(Duygusal müzik...)
(...)
Hadi Yasemin.
(Duygusal müzik)
Yasemin bu çocuk hiç böyle yapmazdı. Ne oldu?
Ameliyat yüzünden mi?
Değil Nevin abla. Değil.
Niye peki?
Bir daha Cem'le görüşmeyeceğiz dedim.
O yüzden.
Cem. Cem kim?
(Duygusal müzik)
Ah Sadun.
Vah kardeşim.
O kadının elinde hem kendi mahvoldu...
...hem de bizi mahvetti.
(Gerilim müziği)
Yalnız Cem, benim hâlâ çözemediğim ne, biliyor musun?
Her şeyin yarısını isteyen kadın...
...bir günde nasıl ortadan kayboldu.
Ne sizi aradı ne bir ses çıktı. Sonra...
...o adamın ölüm haberi çıktı gazetede.
Hâlâ niye konuşuyoruz bu saçmalıkları?
Fikir yürütüyoruz Cem.
Sana makul geliyor mu bütün bu olanlar?
Benim umurumda değil. Anlıyor musun? Umurumda değil.
O kadın gittiği günden beri benim annem yok dedim.
Yok!
Belkıs, Arda'yı avucuna aldı.
Göz göre göre koparıyor bizden.
(Ferhan) Kardeşini hiç mi umursamıyorsun?
Sen kardeşinden vazgeçmiş olabilirsin.
Ama ben vazgeçmedim Cem.
(Ferhan) Arda'yı o yılanın eline bırakmayacağım.
Bunun için ne gerekiyorsa yapacağım.
Son nefesime kadar Belkıs'la mücadele edeceğim.
(Gerilim müziği)
Gelmedi. Aradım açmadı.
Ama ölmüş falan değil. İnternette 'online’dı yani.
Aptal gibi ben de kabul ettim buluşmayı.
Hayır, yani ben kimsem.
Aa, ne demek o?
Ben kimim ki Nevin abla?
Annesiz, babasız. Yurttan çıkma bir kız.
Benim ne özelliğim var? Hiç.
Ne biçim konuşuyorsun sen.
Adam kolejler bitirmiş, Londra'da master yapmış.
En tepede yönetici.
Normal şartlarda ben onun odasına bile giremem.
Bunun güvenliği var, sekreteri var. 100 kişi engel olur.
Niye bana âşık olsun ki?
(Nevin) Asıl o kim?
Kolejler bitirmiş. Bilmem nerelerde, bilmem yüksek bir şeyler yapmış.
Ama insan olamamış, insan.
Niye yıpratıyorsun kendini bunun için? Niye haksızlık yapıyorsun kendine?
Önce kendi değerini kendin bileceksin.
Sen kendi kıymetini bileceksin ki başkaları da sana değer versin.
Benim güzel kızım...
...senden güzeli, senden tatlısı, senden akıllısı var mı?
Daha geldiğin ilk gün anladım senin çok başka biri olduğunu.
Bu kız, ileride çok iyi yerlere gelecek dedim. Bak.
Hukuk fakültesinde okuyorsun, hukuk.
O bilmem nerede master yaptıysa, sen de hukukta okuyorsun.
Millet ölüyor hukuka girebilmek için, ölüyor.
Orayı bitirince hâkim olacaksın, avukat olacaksın.
Gerçekten çok iyi yerlere geleceksin.
Şimdi aşkın zamanı değil güzel kızım. Aşk aklını karıştırır.
Sen önce hayatını kur...
...böyle dimdik yıkılmaz bir Yasemin ol.
Ondan sonra aşka nasıl olsa sıra gelir benim güzel kızım.
Hiçbir şey geç değil aşk için.
Ben istemedim ki.
Gerçekten istemedim.
Çok direndim.
Al. Telefon telefon diye ağlıyorsun.
Al ara kimi arayacaksan.
(Telsiz sesi)
Ne oldu, açmıyor mu?
Bir daha arayacağım.
Tabii, tabii ara. Rahat ol sen, biz bekleriz.
Dalga mı geçiyorsun benimle, postane mi burası?
Alın şunları sorguya, hadi!
(Üst üste konuşmalar)
(Subu) Dingo'nun ahırına çevirdiniz iyice.
(Birkan) Hişt, Subu!
İyice sıkıştır Subu. Tedarikçileri kim, torbacıları kim?
Üç beş isim atalım Hakan'ın önüne.
Emredersiniz amirim.
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik)
Avukatın yok mu senin?
Barodan getirtelim sana bir avukat.
Ne oldu Arda kardeş?
Senin keyfini bekleyemeyeceğiz.
Barodan avukat istemiyorsan söyle.
Ne Barosu? İstemiyorum.
İyi. Sonra vır vır yapma ama.
(Müzik)
Konuşmayacak mısın?
Kardeş bak, anlat, konuş.
İçicilikten yapayım işte bunu, sonra salayım git.
Konuşmazsan tutarım.
Ne söyleyeceğim?
Ne söylememi istiyorsun?
Düşün. O şey cebine kendi kendine girmedi herhâlde.
Bir yerden geldi. Nereden geldiğini söyle, bırakayım.
(Kapı kapandı)
-Amirim. -Hah, Subu ne yaptın? Konuştular mı?
Bülbül kesildiler, bülbül.
Alayının adını sanını, adreslerine kadar öğrendim.
Ver bakayım.
Subu, bu isimler yeni.
Aynen amirim.
Kahveci, Cazgır, Gol...
Golgota ne lan? Böyle torbacı ismi mi olur?
Asıl adı Kâmil. Kâmil Direk. Güneşliköy’de pilavcıymış.
Güneşliköy'de.
Güneşliköy neresi?
Esenyurt, Bağcılar, o tarafta bir mahalle amirim.
Mesajlar, şifreleri adresler hepsi burada.
Yeni tezgâh. Vallahi narkotik yaşadı.
Oğlum, asıl biz yaşadık. Aferin.
Adres tespiti, işlemler falan yapıldıysa sal gitsinler.
Hepsini mi?
(Gerilim müziği)
Sen, sen, sen, sen serbestsiniz.
-Sen nereye? -Çıkıyorum.
Allah Allah! Sana serbestsin dedim mi?
Ben niye değilim?
Senin soruşturman devam ediyor koçum. Bu gece bizimlesin.
(Arda) Nasıl yani?
Bir dakika, bir dakika. Nasıl olur böyle?
Hepsi yeni isimler müdürüm. Yani narkotik biliyordur da biz daha önce hiç duymadık.
Evet. Nasıl yapalım, narkotiğe ben mi bilgi vereyim?
(Birkan) Tamam. İsterseniz bizim çocuklar da...
(Birkan) Tamam, anladım. Narkotiğin işine karışmayalım. Eyvallah.
(Birkan) Yalnız kaynak biziz, unutulmasın.
Tamam, tamam.
Tekrar kusura bakmayın, bu saatte rahatsız ettim. Hayırlı geceler müdürüm.
Abi, ne oldu?
Hakan Müdür'ü bağladık, bir müddet bulaşmaz artık.
İşi narkotiğe havale ediyoruz.
Oh be! Rahatladım vallahi abi.
Ne yapıyorsun, tutuyor musun bizim zibidiyi?
Tut dediniz.
Tut, tut. Kalsın (***).
(Duygusal müzik)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
Aysun, 11.00 toplantısını--
Beni o gece otelde aşağıladığın yetmedi...
...bir de böyle mi aşağılamak istedin?
Çok mutlu oldun mu?
Çok zevk aldın mı beni o durumda bırakırken?
Oturmaz mısın, konuşalım.
Çok önemli birisin.
Anlı şanlı bir şirketin prensisin.
Güç, para pul, parlak bir gelecek, her şeysin.
Ama insan değilsin.
Adam değilsin.
Yasemin, çok haklısın, aramam gerekirdi. Ben çok özür diliyorum.
Hiç özür dileme. Hiç özür dilemene gerek yok ki.
Suçlu olan sen değilsin. Suçlu olan benim.
Şu hayatta bir sürü şey yaşadım, bir sürü insanla karşılaştım.
Ve hâlâ senin gibilere inanmamam gerektiğini öğrenemediğim için...
...buradaki suçlu olan benim.
O yüzden asıl ben özür dilerim senden. Sana inandığım için.
Yasemin.
Bir tek şey sormak istiyorum.
Bir tek şey.
Murat'tan ne istedin?
Niye gezdirdin çocuğu? İşitme engelli diye acıdın mı?
Şu sağır çocuğa bir iyiliğim dokunsun mu istedin?
Kendini iyi hissettin mi Murat'ı ata bindirirken?
Hayır. Hayır, hayır. Asla.
Ne dersen de ama böyle söyleme. Aklımdan bile geçmedi, yemin ediyorum.
Ne desen haklısın ama kendimi bir açıklama--
Açıklama. Neyini açıklayacaksın, ben sen buraya açıklama yap diye gelmedim.
Senin açıklaman umurumda bile değil.
Ben buraya seni adam sandığım için yanıldığımı senin yüzüne söylemeye geldim.
Tabii adam olup olmamanın senin için bir önemi varsa.
Yasemin, dinler misin? Lütfen.
Yasemin lütfen, dinler misin?
Bu arada beni işten kovduracaksan kovdurabilirsin.
Ara Serpil Hanım'ı, kırmaz o seni.
İşsiz kalırım ama bir daha senin yüzünü görmek zorunda kalmam.
Yasemin. Yasemin, lütfen dinler misin beni?
Bırak!
Sen beni ne zannediyorsun?
Canının istediği gibi oynayabileceğin biri mi zannediyorsun?
Bak, ben senin oyuncağın değilim.
Murat da değil. Git kendine başka bir oyuncak bul.
Bir daha da benim karşıma sakın çıkma.
Yasemin, dinlemeyecek misin? Yasemin, lütfen.
(Müzik)
Cem.
Ne oluyor abi, hayırdır?
Bir şey yok.
Ne demek yok bir şey? Kız öyle mosmor çıktı gitti. Ne oldu?
Bir şey yok dedim Mehmet.
(Müzik)
Allah belanı versin Cem.
Allah belanı versin.
(Müzik)
Ne olmuş?
Vallahi bilmiyorum, bir şey söylemedi.
Aralarında bir şey mi var bunların?
Öyle arkasından yürüyüp gitmeler falan.
Ne olacak Pelin, Allah aşkına saçmalama.
(Müzik)
(Telsiz sesi)
Ee, kaç kişiyi topladınız?
Vay, vay ,vay! Güneşliköy'ü yedik bitirdik diyorsun.
Yoo, öyle bir ocak başıyla kurtaramazsın, daha büyük ısmarlayacaksın. Eyvallah.
Tamam, tamam kardeş. Görüşürüz.
-Narkotik mi? -Evet, Taylan.
-Ne diyor? -Kıvırıyor (***).
Biz duymuştuk zaten de izlemedeydik de bilmem ne.
(***) duymuştunuz.
Oğlumu nezarette tutan siz misiniz?
Pardon?
Oğlumu almaya geldim.
Almaya geldiniz?
Kim sizin oğlunuz?
Arda Yenilmez.
(Müzik...)
(...)
Memur Bey.
Arkadaşım, hop!
Bana mı hop dedin sen?
Memur Bey, duymadınız sandım da bir bakar mısınız?
(Memur) Ne var?
-Ben daha kalacak mıyım burada? -(Memur) Ne bileyim ben.
Hanımefendin bakın, söyledim bir daha söyleyeyim.
Oğlunuzun üstünde uyuşturucu madde bulundu.
Bulunduysa kanuni işlem neyse onu yaparsınız.
Evet, yaptık zaten. Onun için nezarette. Zevkine atmadık herhâlde.
Kelepçe takmanıza gerek var mıydı?
Yanında avukatı olmadan ifadesini almak ne demek ayrıca?
Soruşturmada avukatının yanında olmasını nasıl engellersiniz?
Allah Allah! Kim engellemiş?
Biz oğlunuzun hiçbir hakkını engellemedik.
Direndiği için kelepçeye mecbur kalmış arkadaşlar.
Telefon hakkını da üç kere kullandı, avukatını çağırmadı.
Biz sana bir avukat çağıralım dedik, istemedi. İsteseydi getirirdik.
Bakın, oğlumu hemen dışarı çıkarmanızı istiyorum.
Emredersiniz. Derhâl. Oğlunuz kanunların üstünde çünkü.
Hanımefendi bakın, söyledim bir daha söyleyeyim.
Birkan Bey, yanlış anlaşılma olmasın.
Belkıs Hanım bütün işlemler tamamsa alıp gidelim demek istiyor.
Yoo, hiç de öyle demiyor. Nerenle dinliyorsun kardeşim?
Torbacısının, tedarikçisinin kim olduğunu söylesin bırakayım.
Ben bayılıyor muyum oğlunuzu içeride tutmaya? Allah Allah!
İfadesini yeniden alabilir misiniz?
Arda istediğiniz tüm isimleri size verecek.
(Kapı açılıyor)
(Memur) Arda Yenilmez, gel.
Serbestim, değil mi gidebilirim?
Evet, gidebilirsin.
(Birkan) Neydi lan bunun soyadı, Belkıs ne?
Mu-mu- Mürpi mi? Öyle bir şey amirim.
Kocası yabancı mı?
Herhâlde. Yalnız ne cazgır çıktı.
İki tane avukatı almış gelmiş buraya, şov yapıyor.
Yerim lan onun şovunu.
(Subutay) Vaziyeti yerinde yalnız amirim cukka sağlam gibi. Merak etmedim değil.
(Birkan) Bakarız şimdi.
Oğlanı almasa mıydık biz acaba? Şimdi başımıza bela olacak gibi bu karı.
Kime bela oluyor, o kadar kolay mı lan?
-Arda. -Neredeydin sen?
36 saattir benim canıma okuyorlar burada, sen neredeydin?
(Belkıs) Arda sakin olur musun oğlum, bu sabah haberim oldu.
Eve gidelim, orada konuşuruz.
Oğlan bozuk atıyor anasına.
İki oldu, iki. Bu ikinci.
Ne ikinci?
İki kere sana çok ihtiyacım oldu ama ikisinde de ortada yoktun.
Cumartesinden beri neredesin sen?
Arda, bağırma canım bana.
(Birkan) Anne Belkıs, baba Sadun. Baba ölü.
Kadın tekrar evlenmiş demek ki.
Nasıl yazılıyor oğlum bu Mürpi?
Amirim, ben nereden bileyim? İngilizcem yok ki benim.
Mörpi yazın bir de.
Oha! İngilizce de "Ö" yok ki.
"O"yla yazın.
(Kapı vuruluyor)
Gel.
Amirim, bu bayan yeğenini arıyormuş, sizinle görüşmek için çok ısrar etti.
(Memur) Ben de mecburen...
Bir dakika görüşebilir miyiz Amir Bey?
Çok vaktinizi almayacağım.
Kim yeğeniniz?
Arda Yenilmez. Ben halasıyım.
Cumartesi gecesinden beri hiç haber alamadım, çok meraktayım?
Arda'yı bıraktık. Az evvel annesi aldı götürdü. Kapıda karşılaşmadınız mı?
Belkıs mı aldı?
Tabii, hiç bırakır mı?
Annesi size haber vermedi mi?
Annesiyle görüşmüyorum.
Yeğenim neden gözaltına alındı, bir bilgi vermeniz mümkün mü?
Buyurun oturun. Dinlenin önce.
(Ferhan) Teşekkür ederim.
-İsim neydi? -Ferhan Yenilmez.
Ferhan Hanım, çay?
Subu, çay söyle bize.
(Subutay) Fatih, iki çay.
Belkıs bir avukat ordusuyla gelmiştir sanırım.
Öyle oldu biraz. Hatta bir gerginlik oldu aramızda.
Biz her şeyi kanunlar çerçevesinde yapıyoruz...
...ama Belkıs Hanım bizi kanunsuzlukla itham etti.
Anlayışla karşıladık tabii. Annesi nihayetinde korkmuş, üzülmüş demek ki.
Evet, üzülmüştür.
15 yıl arayıp sormasın, öldüler mi kaldılar mı bir merak etmesin...
...sonra da üzülmüştür.
Eyvallah.
Oğlum, yapma şunu. Üstünü başını batıracaksın.
Bir şey olmaz.
Ee, adam değilsin dedi ha.
Ama haksız da sayılmaz.
Var ya ezmelere doymadın kızı.
Abi, en çok da...
...Murat'a acıdığın için gezdirdin demesi koydu.
-Acımadın mı? -Acıdım tabii.
Ama öyle değil. Üzüldüm yani.
Küçücük bir çocuk abi, sessiz bir dünyada yaşıyor.
İnsan acımaz mı?
Ama acıdığım için gezdirmedim.
Ben sevdim abi Murat'ı, gerçekten çok sevdim.
Bir görsen, dünya tatlısı çocuk.
Hele onların o abla kardeş hâlleri.
Arda'ya benzetiyorsun, değil mi?
Oğlum, sen de Arda'yı çok kollar gözetirdin, hatırlıyorum.
Bayağı üzerine titrerdin yani.
Bir faydası olmamış.
(Çırak) Usta iki çay.
Belkıs...
...rahmetli kardeşimin karısıydı. Öncesinde sekreteriydi.
Bu tip kadınları bilirsiniz, kardeşimi çok...
...ikaz ettim ama dinlemedi evlendiler.
Hakkımızda hiç de hayırlı olmadı tabii.
Neyse, sizi...
...aile meselelerimizle meşgul etmeyeyim.
Estağfurullah. Meşguliyet ne demek.
Arda özünde temiz bir çocuk Ferhan Hanım.
Yanlış arkadaşlara takılmış, aile sorunları da etkilemiş demek.
Düzelir ama üzülmeyin.
Anne 15 yıldır neredeydi?
Sidney.
Sidney, Avustralya?
Evet. Birdenbire çıkageldi. Arda'ya şirket kurdu. Çok lüks bir araba aldı.
Parayla çocuğun gözünü boyadı.
O da çığırından çıktı tabii.
Annenin serveti nereden geliyor, sorabilir miyim?
Orası şaibeli.
Şaibeli derken?
Sidney'de zengin biriyle evlenmiş. Sözde.
Ama sonra ne oldu, niye geldi...
...kocasını mı bıraktı, yoksa başka bir şey mi oldu...
...orası meçhul.
Sormadınız tabii.
Hayır.
Aslında Birkan Bey, benim size sormak istediğim bir şey var.
Benim yardıma ihtiyacım var Birkan Bey.
Nasıl bir yardım?
Bakalım kendini affettirebilecek misin Yasemin'e.
Affetmez mi sence?
Vallahi iki şey kırıldı mı telafisi mümkün değil.
Biri haysiyet, biri kalp, biri de cam.
-Üç oldu. -Yok ya!
Susuyorsun Cem Bey.
Hadi söyle. Yasemin'i seviyorum de.
Söylemeyeceksin. Sen daha kendine bile itiraf edemiyorsun.
Bir de Yasemin'in seni affetmesini bekliyorsun.
Hah, geldin mi? Serpil Hanım seni odasında bekliyor.
(Sessizlik)
(Serpil) Gel Yasemin, gel.
(Serpil) Gökay, şaka mı yapıyorsun?
18 bin lira KDV borcu olur mu?
Allah aşkına, o hesabı bir daha yap. Ben nereden bulacağım o kadar parayı?
(Serpil) Biterim vallahi, biterim.
Off! Allah aşkına, seni bir yolunu bulursun. Tekrar bir bak, lütfen.
Görüyorsun değil mi Yasemin, herkesin derdi para.
Ver, ver, ver. Al diyen yok.
Senin borcu ne yapacağız Yasemin?
Yani 50 bin lira az para değil. Bir de çaldırdın onu, bir işe de yaramadı.
Nasıl olacak o iş, ne yapacağız?
Serpil Hanım, ben ek iş arıyorum şu anda.
Almanca dersi vereceğim.
Sizin de var mı tanıdığınız böyle Almanca dersi verebileceğim?
Almanca?
(Yasemin) Her ay maaşımdan da kesersiniz zaten.
Serpil Hanım.
(Gerilim müziği)
Sen de mi buradaydın?
Sen ne hadle buraya geliyorsun?
Yasemin.
Sen benim hayatımı mahvettin, sen nasıl buraya geliyorsun?
-Sen nasıl benim yüzüme bakabiliyorsun? -(Şirin) Yasemin.
Şirin, ben seni kovmadım mı? Ne işin var senin burada?
(Serpil) Nasıl buraya gelirsen sen, çık dışarı.
(Serpil) Çık diyorum sana. Çık, çık, çık!
Utanmaza bak, utan... Ben sana insanlık etmişim, iş vermişim.
Sen yaptığın rezilliklerle şirketin adını kirletiyorsun.
Defol! Bir daha da buraya adım atma.
Defol! Dışarıda bekle. Yürü, defol!
(Serpil) Pes, yüzsüzlüğün bu kadarına pes!
Birgül, neredesin sen?
(Birgül) Tuvaletteydim efendim.
Ne tuvaleti canım şimdi. Bana bak.
Bir daha bu Şirin pisliği bu şirkete gelirse, seni kovarım.
-Anladın mı? -Tamam efendim.
Yüzsüzlük pes!
Elim ayağım buz kesti, yemin ederim elim ayağım buz kesti sinirden.
(Yasemin) Niye gelmiş?
Olacak iş değil. Ne bileyim ben niye gelmiş.
Bana iş verin diyecek herhâlde, ben ne bileyim.
-Yok artık. -Tabii.
Ne sandın kızım sen, öyle diyecek tabii. Utanması yok ki bu kızın.
(Serpil) Düşünsene, bak bu olaylar basına sızsaydı ne olurdu?
Serpil'in itibarı yerle bir. Kim iş verirdi bu şirkete?
Alnım, terim, tırnağım, hepsi çöp. Biter giderdi vallahi.
Vallahi çarpıntı tuttu.
Yasemin, sen bu kızla aynı evde oturmuyor musun?
Kızım, sen hiçbir şeyden şüphelenmedin mi?
Hiçbir şey duymadın mı?
Serpil Hanım, şüphelensem başıma bunlar gelir mi?
Siz biliyorsunuz. Siz biliyorsunuz neler geldi onun yüzünden başıma.
Nasıl girdi bu işlere, kim yaptırıyor?
Bu iş böyle ben geldim, girdim piyasaya diye yapılmaz ki.
(Serpil) Yani birinin aracı oluyor olması lazım.
Sen bir düşünsene.
Hiç mi bir şeyden şüphelenmedin?
Ben karakoldayken telefonundaki bir mesajı gösterdiler bana.
Fişek diye birinden.
Fişek mi? Ne demekmiş o?
-Erkek arkadaşı falan mı? -(Yasemin) Yok ki erkek arkadaşı.
Gerçi ben ne kadar tanıyorum ki Şirin'i? Belki de vardır. Bilmiyorum.
Aman, neyse ne. Bizden ırak, cehenneme direkt. Boş ver.
Biz konumuza dönelim. Ne yapacağız şu senin borcunu?
Aysun, ne onlar?
Oktay Bey Almanya'ya gidecek ya, rapor hazırlıyorum.
(Pelin) Dur, yardım edeyim ben. Taşıma hepsini.
Sağ ol.
Şimdi Oktay Bey kesin gidiyor mu yani?
(Aysun) Sorma ya, kesin gidecek. Çok üzülüyorum.
Peki, yeni CEO ne zaman açıklanacakmış?
Bilmem. Birkaç güne açıklanır herhâlde.
Yerine kimin geleceğini söyledi mi sana?
(Aysun) Bana mı söyleyecek Pelin, Allah aşkına?
(Pelin) Hayır canım, yani dışarıdan öyle biri gelmesin diye sordum.
Dışarıdan biri falan gelmeyecek, merak etme sen.
Ne diyor Aysun?
Hiç.
Ne demek hiç? Ne diyor, bir şey demiyor mu?
İşte içeriden biri olacakmış. Ya sen ya da Cem.
O kadarını biz de biliyoruz.
-Pelin Hanım, şu kapıyı kapatır mısınız? -Tabii Mehmet Bey.
Niye ters yapıyorsun, anlasınlar mı istiyorsun?
Sen bir şey buldun mu?
Söylesene.
Diyelim ki buldum.
Ne buldun?
Mesela diyorum, buldum.
Benim çıkarım ne olacak?
(Gerilim müziği)
Meto.
Meto, sen niye geldin? Serpil Hanım mı istedi?
Sen niye geldin? Kadın sana çıkma demedi mi kızım evden?
Sen belanı mı arıyorsun? Manyak mısın sen, niye çıkıyorsun?
Bayılıyor muyum ben? Attı beni dağın başında bir eve, ne arıyor, ne soruyor.
Ne yapayım ben? Taş mı yiyeyim Meto?
Serpil Hanım eve gitsin dışarı çıkmasın, dedi.
Ben yanına uğrayacağım, dedi. Tamam mı? Hadi git.
Niye, esir miyim ben?
Bak şimdi, senin çok pis bir huyun var. Çok pis uzatıyorsun.
Ama benim de pislik taraflarım var. Bak, benim canımı sıkma.
Meto, param yok diyorum, param. Niye anlamıyorsun?
Tekne olayından beri işe çıkarmadı kadın beni.
(Müzik)
Bu ne?
Para. Al git hadi.
Sadaka mı veriyorsun bana, dilenci miyim ben Meto?
İyi, alma.
Sen de bir işe yaramadın.
O kadar attın tuttun kendimize çalışalım diye...
...Serpil bir aradı, ödün koptu be ödün koptu.
Hişt, bana bak kadın sen bu dayağı çok sevdin ha.
Bak ben bıktım seni tehdit etmekten, yeter lan.
Rahatladın mı?
(Belkıs) Aç mısın?
Karakolda olduğumu sana Zerrin mi söyledi?
Evet.
Ne zaman?
Bu sabah.
(Gülüyor)
Bunda gülünecek ne var?
Ben Zerrin'e dün sabah mesaj bırakmıştım da...
...24 saat sürüyor herhâlde sana söylemesi, öyle değil mi?
Arda çok uzattın bu konuyu.
Seni bir kliniğe yatırmam gerekiyor mu?
-Ne kliniği? -Madde bağımlılığı için.
Madde bağımlılığı!
Nesi komik bunun?
Ben madde bağımlısı değilim.
-Oğlum bir sorunun varsa-- -Ya değilim!
İki kere elimi sürdüm, ikisinde de başım belaya girdi.
Bir daha da elimi sürmeyeceğim, bitti tamam mı? Bitti.
Güzel.
Ama benim sana bir sorum var.
Senin hayatında biri mi var?
-Ne biçim bir soru bu? -Bayağı soru işte.
Cumartesiden beri ortada yoksun.
Arıyorum, telefonun kapalı.
Bana söylemediğin biriyle bir yere gittin sen o zaman.
Benim aklıma başka hiçbir şey gelmiyor.
-Londra'daydım. -Londra'daydın! Nasıldı Londra?
Neler yaptın orada?
-Avukatımla görüştüm. -Ne avukatı?
(Arda) Anne ne avukatı? Senin Londra'da avukatla ne işin vardı?
Sen ne haltlar çeviriyorsun?
Düzgün konuş benimle. Hiçbir halt çevirdiğim yok!
O zaman ne bu gizemli hâller, ne oluyor?
James'in kardeşleri bana kalan mirasa itiraz etmişler.
-James, şu ölen kocan. -Evet.
İki kardeş birleşmişler, dava açıyorlar.
Avukatımla görüşmem gerekiyordu. Onun için gittim.
Bunu benden gizlemenin sebebi ne?
Endişe etmeni istemedim.
Ben niye endişeleneyim ki?
Arda bu mirası kaybedebilirim.
(Gerilim müziği)
Ama merak etme, kaybetmeyeceğim.
Çok güçlü bir avukatım var.
(Müzik)
Alo Alp merhaba.
Almanca derse ihtiyacın var mı?
Ha, anladım.
Ne zaman gidiyorsun yaz okuluna, bu yaz mı?
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Yasemin.
Çocuklar yine oynatmıyordu onu.
Aa! Oynatırlar ayol, niye oynatmasınlar?
Yaşıtlarıyla hiç kaynaşamıyor Nevin abla.
Çok üzülüyorum ona.
Bakalım bu sefer surat yapacak mı?
(Nevin) Yapmaz ayol, niye yapsın?
O iyi huylu bir çocuk.
Bakma sen öyle çabuk küser ama hemen de öfkesi geçer.
(Duygusal müzik...)
(...)
Murat.
Çünkü seni çok özledim.
(Sessizlik)
“Seni bu dünyada...
...en çok...
...kim sever?”
Sen tabii ki.
“Ben tabii ki.”
(Duygusal müzik...)
(...)
Yasemin'in bir işi var mı bu gece?
Ne işi?
(Birkan ses) İş işte, lansman falan.
Niye ki?
Evde yok, ışığı yanmıyor.
(Serpil ses) Birkan sen kızın evini mi gözetliyorsun?
Ya söyledi mi sana bir şey şuraya gideceğim diye?
Sana ne, nereye giderse gider.
(Birkan ses) Söyledi mi dedim!
Söylemedi.
Kardeşine yurda gitmiştir, nereye gidecek?
Geç mi gelir?
-Ben ne bileyim Birkan? -(Birkan ses) Tamam, kapat.
Sapık mısın oğlum sen?
Kızın evini gözetlemek ne demek?
Allah'ım, bir de suratıma kapattı.
Allah akıl fikir versin.
Allah'ım ya Rabb'im, başımıza iş açacak yine.
(Gerilim müziği...)
(...)
Yok ya yanlış görüyorum.
Niye getirmiş ki onları?
(Gerilim müziği)
(Müzik...)
(...)
(Gerilim müziği)
(Araba çalıştı)
(Gerilim müziği)
“Çok özür dilerim, yalvarırım beni affet.”
Senin özrünü de seni de...
(Anlaşılmayan konuşma)
(Gerilim müziği)
(Birkan) Yalvarırım beni affetmiş!
Ne yaptın lan kıza?
Ne yaptın ki seni affedecek?
Ne yaptın lan Yasemin'e, ırz düşmanı?
Ne yaptın lan!
Ne yaptın kıza, ne yaptın!
Ne yaptın!
Yasemin ne oluyor kızım?
Sen bu herife iş mi veriyorsun, ne yapıyorsun?
Beni affet ne demek?
Ne yaptı ha, niye affedecekmişsin onu?
Şirin nedir benim senden çektiğim?
Kızım sen belanı mı arıyorsun?
Ben sana ofise gelmeyeceksin dedim.
Sen ne yaptın?
Ne yapmaya çalışıyorsun sen?
Yasemin'in ofiste olduğunu bilmiyor muydun?
Serpil Hanım mecbur kaldım, evde bir lokma yiyecek kalmamıştı.
Ah, aç kalmış!
Al, geldi yiyeceğin al.
Hayret bir şey. Hayır, ben anlamadım.
Tamam yiyecek yoktu, telefonun da mı yoktu kızım?
-Telefonumun dakikaları bitmişti-- -(Serpil) Saçmalama!
Pişman ettin Şirin, yemin ederim pişman ettin.
(Serpil) Sen bu işi zorla mı yapıyorsun kızım?
Duydun, balıklama atladın. Şimdi niye arıza çıkarıyorsun?
Arıza çıkarmıyorum Serpil Hanım, ben size ulaşa--
Ee!
Özür dilerim bir daha olmayacak.
(Serpil) Hele bir olsun.
Akıllı ol Şirin.
Bir daha böyle bir salaklık yaparsan seni mahvederim.
İrem nerede?
Geliyor.
Artık İrem'le bu evde kalacaksınız.
İkinize ayrı ev açamam. Bitti.
Gel İrem, gel.
(Kapı kapandı)
Meto sizde Fişek diye kayıtlı değil, değil mi?
-Yok, değiştirdik. -(Serpil) Tamam.
Meto'nun attığı bütün mesajları...
...anında ezberleyip sileceksiniz.
-Tamam mı? -Tamam.
Sen oyun mu sanıyorsun bu işi?
Yakalanırsan işin ucu nereye varır farkında mısın?
Sittin sene içeride yatarsın.
Çıktığında da muşmulaya dönersin.
Akıllı ol.
Bir daha benim sinirimi böyle zıplatma.
Anlaşıldı mı?
(Serpil) Meto!
Bunlara göz kulak ol.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Sana inanamıyorum.
Biz sevgili değil miyiz?
Ne demek benim çıkarım ne olacak?
Hiç yakışıyor mu sana?
Böyle mi sevgili olunuyor Pelin?
Bizim ilişkimiz, çıkar ilişkisine mi dayalı?
Mehmet sen biraz büyüttün mü?
Şaka olsun diye söyledim.
Hayır, hiç de öyle şaka yapar gibi bir hâlin yoktu.
Resmen benim çıkarım ne olacak dedin.
Pelin sen bana güvenmiyor musun benden şüphe mi duyuyorsun?
Hayır yarın öbür gün CEO olduğumda...
...seni kollamayacağımı mı düşünüyorsun?
Kollayacak mısın?
Gerçekten soruyor musun bunu?
Biz nasıl sevgiliyiz seninle, biz nasıl çıkıyoruz?
Biz çıkıyor muyuz?
Gizli saklı buluşuyoruz da biz.
Hiçbir ortama soktun mu beni?
Elimden tutup bir yere götürdün mü?
Bunu konuştuk Pelin, bunu 40 kere konuştuk.
(Mehmet) Şirkette çalışanlarla ilişkiye onay verilmiyor.
Sen de biliyorsun.
Bunu konuştuk. Konuşmadık mı demedik mi bunu?
Tamam ne yapacağız peki?
Ben daha fazla böyle gizli saklı ilişki yürütmek istemiyorum.
Ne istiyorsun sen?
Açık açık söyle, ayrılmak mı istiyorsun?
Ayrılmak istiyorsan söyle bana.
Hayır canım, öyle bir şey mi söyledim ben?
Ben seviyorum seni.
İlişkimiz açıklanırsa...
...şirketten birinin ayrılması gerekecek.
Tam tepeye yaklaşmışken bu ben mi olayım?
Hayır tabii ki.
O zaman?
O zaman?
Biraz bekle aşkım, biraz sabret.
Yarın öbür gün CEO olduğumda seni daha iyi yerlere getireceğim...
...daha iyi bir pozisyonda olacaksın.
Ciddi misin sen?
Ciddiyim tabii ki.
Hiç olmadığım kadar ciddiyim hem de.
Aslında çoktan daha iyi hâllerde olman gerekiyordu.
Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?
Kalbimi kırıyorsun ama.
Biz nasıl sevgili olacağız seninle böyle?
Güveniyorum ben sana tabii ki.
O zaman saçma sapan konuşma.
Ne yapıyorsun? Kimseye söyleme sakın.
Bir dur.
(Yazıcı çalışıyor)
Ne bu?
(Gerilim müziği...)
(...)
Nereden buldun bunu?
Ben bulurum.
Pelin.
Ne bu?
Ben sana boşuna mı dedim beni Cem'in ekibine sok diye.
Sen var ya, harikasın.
Süpersin, sen bir tanesin!
Sen harikasın. Sen sekizinci harikasın.
Dur bak, sana daha neler bulacağım ben.
Bitireceğiz.
Cem var ya sen bittin oğlum!
O Cem'i bitireceğiz.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Müzik...)
(...)
Allah Allah.
(Gerilim müziği...)
(...)
(Serpil) Affet. Ne bu?
Ne bileyim?
Hani evin içinde bulmuş olmasam...
...biri kapının önünde düşürdü diyeceğim de...
Allah aşkına ne diyorsun Yasemin?
Biri evine girdi, bu kâğıdı mı bıraktı?
Ne ki bu? Bir kâğıt parçası.
Kim bırakacak, ne için? Ne diyor, ne demek bu?
Al Allah aşkına.
Doğru ya.
Belki de üstüne bastım, ben getirdim içeri.
Bana bak Yasemin, sen şimdi yalnız oturmaya başladın ya...
...sana böyle bir korkular mı geldi acaba?
Yok canım niye korkacağım?
Ne bileyim? Kâğıt getirmişsin bana.
Sekiz...
-Serpil Hanım. -Efendim?
Şey siz hani benim borcum için...
...her ay 500 lira kesiyorsunuz ya maaşımdan.
(Yasemin) Onu 400 yapsak olur mu?
Ben hâlâ Almanca dersi verecek birini arıyorum da.
Daha bulamadım.
(Yasemin) Şimdi ev kirasını ben tek başıma ödüyorum ya...
...en azından dersi verecek birini bulana kadar.
(İç çekiyor)
Tamam. Yapacağız artık, ne yapalım.
Madem zordasın.
Çok sağ olun.
(Boğazını temizliyor)
Tamam, çıkabilirsin.
(Müzik)
İz bırakıyor bir de geri zekâlı.
Bir de polis olacak.
Tamam müdürüm, hemen geliyorum.
(Telefon çalıyor)
Abla uğraşamam şimdi seninle.
(Nefes veriyor)
Murat.
Ne haber?
(Duygusal müzik)
Ben ne dediğini anlamıyorum ki özür dilerim.
Beni seviyorsun.
Sevindin, öyle mi?
Ben de seni gördüğüme sevindim. Gel, gel, gel.
Of.
(Duygusal müzik)
Sen niye oynamıyorsun?
Oynatmıyorlar mı?
Beni de oynatmazlardı.
Çocukken arkadaşlarım beni de arasına almıyordu.
Bacaklarım çok uzunmuş.
Küçükken de hep böyle uzundum, ben kocamandım.
Sevmiyorlardı beni uzun olduğum için.
Hep toplarını çalıyormuşum.
Güzel güzel futbol oynayamıyorlarmış benim yüzümden.
Ama ben ne yaptım?
Siz futbol oynatmazsanız ben de basketbol oynarım dedim.
Hepsinden uzunum ya, bütün basketleri ben atıyordum.
Boş ver bunları ya, oynatmasınlar ne olacak?
(Müzik)
(Alkışlıyorlar)
(Erkek) Helal!
Bu mudur, yok mu pasta falan?
Kuru pastayla mı kutlayacağız?
(Erkek) Amirim şımartmayın şunu.
İşi bitiren biziz. Biz daldık çetenin içine.
-Allah Allah! -Öyle. Sen ne yaptın ki?
(Erkek) Bir ipin ucunu yakaladın amma şişindin ha.
Kıskanma oğlum.
Yoo, şimdi öyle deme. Doğruya doğru.
O ipin ucu sayesinde topladınız çeteyi Taylan.
Bükemediğin bileği öpeceksin oğlum, bu iş böyle.
Konuşturmayı öğren kardeşim.
Konuşturamıyorum diyorsan, getir şüphelilerini biz konuşturalım.
-Değil mi Subu? -Aynen amirim.
Bak ben bunca yıllık meslek hayatımda öğrendiğim tek bir şey vardır...
...hiçbir dosyayı hafife almayacaksın abiciğim.
Aşk olsun müdürüm, biz hafife mi alıyoruz yani?
Sen beni nasıl dinliyorsun ya?
Biz onu mu söylüyoruz?
(Gerilim müziği)
Şaka yapıyorum be oğlum şaka.
Ama bak bir tekne hadisesini kurcaladı, altından neler çıktı değil mi?
(Müdür) Gerçi öncesinde...
...küçük bir fırça ihtiyacı hasıl oldu ama değil mi Birkan?
Sormayın müdürüm.
Sorguyu tecrübesizlere bırakınca oluyor böyle kazalar.
Her işten bir şey öğreniyoruz.
Olmayacak ama bir daha.
Neyse sonuca bakalım.
Sonu iyi biten her şey iyidir demişler. Ben ona bakarım.
Madem pasta falan da yok...
...ben kaçar. Hadi bakalım.
Ne demek müdürüm, aldıralım hemen şuradan.
Yok be oğlum, şaka yapıyorum.
İş bekler. Hadi kolay gelsin.
Abi.
-Buyurun. -Buyurun.
Müdürüm ayağınıza sağlık.
(Boğazını temizliyor)
Oh be bağladık.
Gazetelere bozuldum yalnız.
Sizin de fotoğrafınızı koymaları lazımdı.
Delirme Subu, ne fotoğrafı?
Niye dikkat çekelim durup dururken?
Gazeteye çıkmaya meraklı olsam bu işi Taylan'ın kucağına verir miydim?
Komple kendimize yazdırırdım.
Canımın içi.
Bakma öyle, geleceğim şimdi yanına.
(Birkan) Dikkat çekmeyeceksin, alttan, sessiz...
...göze çarpmaya lüzum yok.
Çok da görünmez olmayacaksın tabii.
Onun için inceden. Anladın mı?
Anladım abi.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Birkan...
...sen Yasemin'in evine mi girdin?
Ne?
(Serpil ses) Evini gözetliyordun ya. İçeri mi girdin diyorum.
Abla ne diyorsun ya!
İz bırakıyorsun Birkan iz!
(Serpil ses) Kız bana bir kâğıt getirdi.
Salonda bulmuş, kırmızı. Üzerinde affet yazıyor.
Sen mi bıraktın?
Ben salağım çünkü kâğıda affet yazdım, salonun ortasına bıraktım.
Bunun için mi aradın beni Allah aşkına.
Ne söyleyeceksen söyle, işim gücüm var benim hadi.
Şirin'le İrem bugün işe çıkıyorlar, haberin olsun.
Bölgeyi söyle, gene bir bela çıkmasın geçen seferki gibi.
Tamam, şuraya yazmıştım bakayım.
Onlara da söyle o mesajları silsinler. Bırakmasınlar salak salak.
(Serpil ses) Tamam söyledim, dur.
(Yasemin) Serpil Hanım, ben bugün biraz erken çıksam olur mu?
(Yasemin ses) Murat'ı göreceğim de.
(Serpil ses) Tabii olur, güle güle. Ha Yasemin...
...matbaayı aradın mı?
Aradım ama anca haftaya yetiştireceklermiş afişleri.
Olur mu öyle şey canım? Bunlar da iyice şey...
Neyse tamam, oldu. Hadi git sen.
Yasemin mi o, nereye gidiyor?
-Kardeşine. -(Birkan ses) Yurda mı?
Ay, sana ne Birkan?
(Serpil ses) Düş şu kızın yakasından.
İyice taktın. Birkan sen zaten--
Sana ne ya, sana mı soracağım kime takacağımı?
Sen kendi işine bak!
(Gerilim müziği)
(Kapı açıldı)
Meto.
(Gerilim müziği)
Ne oluyor be?
Oğlum az kibarlık öğren.
(Meto) Hişt, ne oğlumu lan?
Akşam iş var, hazırlanın ne yapacaksanız yapın.
Gelip alacağım sizi tamam mı?
Tutun yakalayın!
-Yasemin Hanım, hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
-Nasılsınız? -İyiyim, siz nasılsınız?
Biz de iyiyiz efendim. Buyurun.
(Çocuk) Kalede Cem abi var. Havadan vurma oğlum ya.
(Çocuk 2) Cem abi bana da at.
-(Çocuk) Pas ver pas! -(Çocuk 2) Ya geri ver!
(Çocuk) Ver bana ver!
Pas ver pas!
(Üst üste konuşmalar)
(Çocuk) Murat'ı tutun, Murat'a dikkat!
Gitme sen de, sen de gitme.
Murat vurdu, Murat vurdu gol oldu gol!
(Hep bir ağızdan) Gol!
(Cem) Gol oldu, gol oldu!
(Duygusal müzik...)
(...)
Murat terlemişsin.
Dur bir saniye, bayağı terlemişsin.
Beyler, biraz ara verin. Devam ederiz tamam mı?
(Duygusal müzik)
Muratçığım mola verelim mi? Çok terlemişsin.
Al bakalım.
(Duygusal müzik)
Çok güzel ablacığım.
Murat hadi sen biraz arkadaşlarınla oyna olur mu?
Merhaba.
Sen Murat'a top mu aldın?
Arkadaşları oynatmıyordu.
Ben de belki dedim kendi topu olursa...
Kötü mü yaptım?
Ben de almıştım.
Ama seninki kadar pahalı değil tabii.
Yasemin bir saniye dinler misin?
(Cem) Konuşabilir miyiz lütfen!
Üzerinde lacivert ceket vardı.
İçinde gömlek.
Geldim, oradaydım.
Oturuyordun, beni bekliyordun.
Bir süre seni izledim.
Sonra basıp gittim.
Aradın, açmadım.
(Yasemin) Madem geldin...
...niye basıp gittin?
Niye yanıma gelmedin?
Seninle bir ilişkiye başlamaya cesaret edemedim çünkü.
Nedenini sorma lütfen.
Travmalar de, ihanetler de.
Bir sürü yanlış ilişki de, ne dersen de.
Sonuç olarak cesaret edemedim işte.
Ama sonra...
...çok büyük bir şey kaybettiğimi anladım.
Yasemin, sen...
...benim ilacımmışsın.
İlacın mı?
İlacım evet.
İki kere dümdüz ettin beni.
Biri o gece otelde...
...diğeri de şirkete geldiğin gün.
İkisinde de senin gösterdiğin cesareti kimse gösteremezdi.
Şirkette ağzına gelenleri söyledin ya...
...haklı olarak.
İşte o an anladım ilacım olduğunu.
Dürüstçe söyleyeyim mi?
Murat'ı kullandım mı?
Evet.
İtiraf ediyorsun yani?
Ediyorum.
Çünkü sana giden yol Murat'tan geçiyor.
Beni affetmen için kendi öz kardeşimi kullanmam gerekseydi onu da kullanırdım.
Seni kazanmam lazım çünkü.
Kötü bir şey için değil.
(Cem) Yasemin, yemin ederim Murat'ı gerçekten çok seviyorum.
Murat'ı kendi öz kardeşim gibi seviyorum.
Çocukken ben de...
...senin Murat'a şimdi yaptığın gibi...
...kardeşimin üstüne titrerdim.
Buna kullanmak diyorsan de.
Ama ben buna...
...sizinle olmak diyorum.
İkinizle olmak.
(Müzik)
Al.
(Yasemin) Bu ne?
Murat yazmış. Mektup.
Bana.
Murat sana mektup mu yazmış?
Ne zaman verdi?
Bugün geldiğimde.
Çocuklar hisseder Yasemin.
Çocuklar yanlış insanı sevmez. Kimi seveceğini bilir.
(Cem) Kendimden biliyorum. İnan.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Yasemin dış ses) "Sevgili Cem abi.
(Yasemin dış ses) Bugün ablamla kavga ettik.
(Yasemin dış ses) Ona, beni bir tek senin sevdiğini söyledim.
(Yasemin dış ses) Çok kızdı. Artık Cem abi yok, dedi.
(Yasemin dış ses) Ama ben seni çok seviyorum.
Çünkü senin beni gerçekten sevdiğini hissediyorum.
İnsanlar duymadığım için sıkılıyorlar benden.
Ama sen hiç sıkılmadın.
Beni bırakmadın.
Ablam, sen...
...bir de Nevin teyze gerçekten seviyorsunuz.
(Yasemin) Lütfen ablamla konuş.
(Yasemin) Seni tekrar görmeme engel olmasın.
Sevgiler.
Murat."
Eşek sıpası ya.
Eşek sıpası. Hep böyle yapıyor.
Hep bir mektup yazıyor, sonra darmadağın ediyor beni.
Beni de etti.
Yasemin...
...benim hayatımda aldığım en saf...
...en temiz...
...en güzel...
...en mükemmel mektup.
Sen de hayatımda tanıdığım...
...en gururlu...
...en güzel...
...en sağlam...
...en... En her şeysin işte.
Ne olur affet beni.
Affet beni Yasemin, ne olur.
(Duygusal müzik)
Aşağıya kadar inmenize de gerek yoktu.
Olsun, geçirelim seni.
Gidelim mi?
Ama hafta içi seni alamıyorum ki.
Kırmasan çocuğu?
(Cem) Bak çok istiyor.
(Cem) Bir sor istersen ha? Şansımızı deneyelim.
Tamam.
Siz burada bekleyin. Ben gidip konuşayım.
Tamam mı?
Oyun oynayalım mı?
Aklında bir şey mi var?
Nevin abla lütfen, bak yarın sabah getirmiş olacağım.
Yarın sabaha kadar idare etsen?
Yasemin, yani--
Lütfen Nevin abla.
Onunla mı gidiyorsunuz?
Özür diledi.
Sen de kabul ettin ha?
Murat'ı çok seviyor.
Tamam.
Gidin o zaman.
Teşekkür ederim. Ohh!
Tamam, tamam deli kız.
Ama yarın erkenden getir. Tamam mı?
Yukarıdan sorarlar. Beni mahcup etme.
Tamam, tamam ben getireceğim. Sen merak etme.
İki kelime.
Birincisi.
Onu anlamadım ama ben.
(Cem) Senden uzun, büyük?
Saçı uzun, uzun. Uzun saçlı?
Ablan?
İkincisi.
Geliyor.
(Duygusal müzik)
İzin aldım.
Gidiyoruz.
Ah be Yasemin'im.
Öff! Kıracak yine kalbini be kızım.
Buyurun.
(Birkan) Eyvallah ablacığım.
(Dudu) Afiyet olsun. Buyurun.
Teşekkürler Dudu. Çıkabilirsin.
(Dudu) Afiyet olsun.
Demek anneleri durup dururken çıktı geldi.
-Öyle. -Daha önce hiç arayıp sormamış mı?
15 yıl boyunca hiç ses çıkmadı.
Hatta bir ara öldü diye düşündük.
Bir günde ortadan kayboldu.
Nasıl bir günde?
Çekti gitti işte, birkaç parça eşyasını almış.
Mücevherlerini en başta, evdeki nakit parayı.
Niye böyle bir şey yapmış ki?
Söylemesi...
...çok ağır geliyor Birkan Bey ama…
...kardeşimle evliyken Belkıs'ın...
...bir ilişkisi vardı.
İlişkisi mi?
Maalesef.
(Ferhan dış ses) Tamer Balcı diye biriyle görüşüyormuş.
(Ferhan dış ses) Hemen duyuldu tabii.
(Ferhan dış ses) Kardeşim tanınan bir iş adamıydı.
(Ferhan dış ses) Bir akşam boşanma davaları sürerken beni aradı.
(Ferhan dış ses) Belkıs eve gelmedi. Mücevherleri de yok dedi.
Sevgilisiyle kaçmıştır dedim.
Burama kadar dolmuşum zaten. Rezillik diz boyu.
Vay!
(Ferhan) Yakında ortaya çıkar diye bekledik ama...
...sonra duyduk, Avusturalya'ya gitmiş.
Daha sonra hiç görmediniz mi?
Çıkıp gelene kadar görmedik.
Sevgilisiyle kaçmış olması makul aslında.
Biz de öyle düşünmüştük.
Ama Belkıs'ın ortadan kaybolmasından bir hafta sonra adamın öldüğü ortaya çıktı.
(Birkan dış ses) Adam ölmüş mü?
(Ferhan dış ses) Trafik kazasında. Gazeteler öyle yazdı.
(Ferhan dış ses) Hakikati bilemiyorum tabii.
Belkıs mı öldürdü diyorsunuz?
Bilemiyorum ama...
...olabilir.
Pastayı çok sevmiş. Sen de yiyecekmişsin.
Oo!
Bayağı güzelmiş Muratcığım.
Süper seçim.
(Yasemin) Ablacığım hiç dikkat etmiyorsun ama.
(Cem) Bırak, karışma çocuğa.
İstediği gibi yesin. Öyle zevki çıkar onun zaten.
Gel tuvalete gidelim. Ellerini yıkayalım.
Ben götüreyim mi?
Yok, yok. Ben götürürüm.
(Yasemin) Emin misin?
Ben giderim mi diyor?
Evet kendisi gidecekmiş.
-Gidebilir mi? -Tabii ki gider.
Bak.
Tam karşıda gördün mü?
Hadi.
(Müzik)
Bu kadın sağlam ayakkabı değil Birkan Bey.
Boşuna gelmedi buralara.
Arkasında bir şey var bunun.
Hayır, yeğenlerim başına bir şey gelecek diye endişeleniyorum.
Tabii haklısınız. Anlıyorum.
Nasıl öğrenilir, nasıl araştırılır bilmiyorum ama...
...siz bu konuda yardımcı olsanız…
(Ferhan) Ücreti mukabilinde tabii.
Bana bir rakam telaffuz etseniz.
Onu hallederiz. Mesele değil.
(Birkan) Mesele zaman Ferhan Hanım.
Sonuçta Avusturalya'dan çıkıp gelmiş. Asıl hikâye orada.
Bu işler biraz zaman alır.
Acelem yok. Bekleyebilirim.
Hakikat ortaya çıksın da.
Şu Tamer...
...Balcı'yla ilgili bir şey var mı elinizde?
Gazete kupürlerini saklamıştım. Getireyim.
Bulabilecek mi?
O mu? Bulur tabii canım.
Sen bakma ona, o çok zekidir.
Orası kesin. Zehir gibi maşallah.
Peki, bu zor olmuyor mu Murat için?
İşitememek yani.
Zor olsa gerek.
Olmaz mı?
Oluyor tabii.
Özellikle...
...onun yurttaki arkadaşları, mesela bu yaştaki çocuklar...
...çok zalim olabiliyorlar.
Yani...
...ne zaman top oynasalar hiçbir zaman aralarına almıyorlar.
İtip kakıyorlar, dalga geçiyorlar.
(Yasemin) Benim de içim parçalanıyor ama hayat böyle.
Yani...
...ben onun her zaman yanında olamayacağım.
O yüzden onun kendi ayakları üstünde durmayı öğrenmesi lazım.
Mücadele etmeyi öğrenmesi lazım. Yani düşse de kalksa da...
...bir şekilde toparlamayı öğrenmesi lazım.
Bazı sorunlar çıktı erteledik ameliyatı demiştin ya...
...çözüldü mü sorunlar?
Çözülmedi ama çözeceğim ben.
Murat çok şanslı.
Duyamadığı hâlde mi?
(Cem) Aşar onu.
Senin gibi bir ablası olduğu sürece aşar. Her şeyi aşar Murat.
Senin kardeşin kaç yaşında?
24
Aranız nasıl peki? İyi mi?
İyiydi.
Ya da ben öyle olduğunu sanıyordum. Bilmem.
Bir sorun mu oldu?
Bir çeşit bağımsızlığını ilan etti diyelim.
Tavır yapıyor bana.
Ama olur böyle şeyler abi kardeş arasında.
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Arda fotoğraf çekiyor)
(Gerilim müziği)
Sen doğru olanı yapıyorsun aslında.
Kendi gitsin, kendi görsün, kendi öğrensin.
Ayaklarının üstünde durmayı öğrensin diyorsun ya.
Ben öyle yapmadım. Her şeyi Arda'nın yerine ben yaptım.
Şimdi anlıyorum ne kadar yanlış yaptığımı.
(Gerilim müziği)
Ne oldu?
Beni çağırıyor. Geliyorum hemen.
Cem, ne haber ya?
Hayrola? Sen de mi yemeğe geldin?
Evet arkadaşlarla buluşacağız.
İyi. Bekletme arkadaşlarını.
Ferhan Hanım ne yapıyor?
Halam demek istedin galiba değil mi?
Arada bir sesini duysun. Yine karakolluk oldun diye kahroldu üzüntüden.
Niye üzülüyor ki?
İçeride kalacağım falan mı sandı? İki saat sonra çıktım.
Tabii çıkarsın. Çıkmışsındır.
Hişt!
Sen sevgili mi yaptın?
-Ne? -Sevgili mi yaptın diyorum?
Demin burada bir kız vardı. Nereye gitti?
Allah Allah!
(Yasemin) Ne oldu ki şimdi buna?
Olmuyor.
Yeni fermuar lazım buna. Böyle gideceksin.
Aa ah! Ne var canım utanacak?
Bak, yeleğini böyle çekeriz üstüne.
Bak, görünmüyor.
Gel.
Hoppa!
Gördün mü, görünmüyor.
Kızı gözüm bir yerden ısırdı sanki ama.
(Arda) Biz tanıştık mı acaba daha önce?
Adı ne?
-Arkadaşların beklemiyor mu seni? -(Arda) Beklesinler ya.
Koskoca Cem Yenilmez'i manitasıyla görmüşüm.
-Sen benim canımı sıkmaya mı çalışıyorsun? -Yok.
(Kadın) Arda, hadi ama seni bekliyoruz.
Hadi görüşürüz.
Bir ara şirkete gel. Kahve içeriz.
Ha!
Sana iyi eğlenceler.
Geceyi nerede bitirirsen artık.
(Gerilim müziği)
Biz geldik.
Hoş geldiniz.
Bir çay ya da kahve içelim mi?
Bakma saatine, daha erken.
(Dans müziği)
Pardon bebeğim bir şey var mı?
(İrem) İyiyim, teşekkürler.
Yavaş lan! Kibar ol biraz!
(Dans müziği)
-Ben bir üstümü temizleyip-- -Tabii ki.
Rahatsız mı oldun gülüm?
Ne kokusu bu?
Çi-Çiçek.
Çıkalım mı yukarıya?
Efendim?
Yukarıya, yukarıya?
-Şey ben bir tuvalete gitsem olur mu? -Olur.
(Şirin) Çekil, çekil, çekil!
Hayvan ya!
Bir kusmadığı kaldı üstüme.
Ne bunlar kızım ya?
Hepsi leş resmen.
Ne bekliyordum acaba, Prens Charles falan mı bekliyordun?
Saçma sapan konuşma!
-İrem? -Ha?
Kaçıp gitsek mi acaba, ne diyorsun?
Yürek yedin galiba sen.
Gidelim de Serpil Hanım kan alsın sonra bir yerimizden değil mi?
Kızım ben çok tiksindim ama ya.
Bildiğin gibi değil.
Hadi.
Üff!
(Gerilim müziği)
(Silah sesleri) (Çığlık atıyorlar)
(Silah sesleri)
Tabii, bütün kalemleri bütçede belirtiriz.
(Yasemin) Yarın elinizde olur.
Ben teşekkür ederim, iyi akşamlar.
Kusura bakma.
Gece gece de iş oluyor.
Bizi mi çiziyor?
Bilmem.
Murat.
Göstersene.
Daha bitmemiş.
Almanya'da kaç yıl yaşadın?
Dokuz yaşıma kadar Almanya'daydım ben, Münih’te.
(Gerilim müziği)
Çık! Çık! Çık!
(Silah sesleri) (Çığlık atıyorlar)
Kaç!
Kaç! Kaç! Kaç! (Silah sesleri)
İrem, al şu çantaları gidelim şuradan!
(Gerilim müziği) (Silah sesleri)
İrem!
-Koş Şirin! Şirin koş! -Koş! Koş! Koş!
Allah'ım başıma ne dertler açtım ya!
(Polis sireni çalıyor)
Polis geliyor!
Allah kahretsin!
Sonra ne oldu diye sormayacak mısın?
Yani ne oldu da ben Türkiye'ye döndüm?
Ne oldu da yetiştirme yurduna düştüm?
Biliyorum, merak ediyorsun.
Tabii merak ediyorum.
Sen benim hayatımı merak etmiyor musun?
(Yasemin) Ediyorum.
Ama eminim ki senin hayatın benimki gibi değildir.
(Yasemin) Yani en azından annesiz babasız büyümemişsindir.
Yanılıyorsun.
Ben de annesiz babasız büyüdüm.
(Hüzünlü müzik)
Annen baban öldü mü?
Babam öldü.
Annen?
(Hüzünlü müzik)
(Müzik)
Çekmiyor ya! Allah kahretsin! Çekmiyor işte ya!
(İrem) Şirin bırak ağlamayı, kalk gidelim.
Allah benim bin kere belamı versin ya!
Kızım manyak manyak konuşma! Kalk gidelim hadi ya!
Ben nasıl böyle bir işin içine düştüm?
Ben nasıl böyle bir şey yaptım Allah'ım?
Kızım kalk gidelim lütfen, kurda kuşa yem olacağız, lütfen ya!
Ya bırak ben zaten olmuşum kurda kuşa yem, görmüyor musun?
Salak! Bizi pamuklara saracaklar falan mı sanıyordun acaba ya?
Bak birazdan polisler gelecek buraya, lütfen gidelim Şirin.
-Kalk lütfen-- -Ya çekil! Gelsinler!
Gebereyim de kurtulayım şu hayattan ya!
Ya geberirsen geber be! Ben gidiyorum!
(Telefon çalıyor) İrem!
Meto!
-Meto, oğlum neredesin ya? Ölüyorduk! -İrem!
Oğlum neredesin Meto ya?
Yürü Şirin, yürü!
Benim babam harika bir adamdı.
Ben dokuz yaşındayken kaybettik onu.
-O kadar tatlı bir adamdı ki-- -İşçi miydi Almanya'da?
(Yasemin) Mühendis, makine mühendisiydi.
Onun kaybettikten sonra mecburen annemle birlikte Türkiye'ye döndük.
Sonra annem Murat'ın babasıyla evlendi.
Sonrasında da Murat doğdu.
(Müzik)
Sonra?
(Telefon çalıyor)
(Müzik)
Kim?
Amir.
Ben çantamı çaldırmıştım ya, orada benimle ilgilenen tanıdık polis.
Ne oldu o mevzu, çantan bulundu mu?
Nerede, bulunmadı hâlâ.
Açıp konuşsaydın keşke, belki çantayı bulmuştur.
Yarın konuşurum.
Ne oldu aşkım?
Uykusu geldi galiba.
(Cem) Bak gözler gitti. Bak bak kıpkırmızı.
Kalkalım mı artık?
Olur.
Hadi aşkım gidiyoruz.
Geç! Geç! Yürü!
Nereye gönderdiniz bizi ya? Nereye gönderdiniz?
Ateş açtılar üstümüze, kurşun yağdı resmen!
Nereye gönderdiniz? Ölüyorduk! Ölüyorduk Meto!
Parayı aldınız mı?
Ne parası ya? Ne parası!
Ne parası Meto! Ne parası!
Bana bak! Bana bak!
Bana bak, hareketlerine dikkat et kadın!
Burada bir bela varsa o benim, canımı sıkma benim tamam mı lan?
Akıllı ol seni yemin ederim gebertirim! Duydun mu lan?
Al şunu götür odasına!
Elimden kaza çıkacak şimdi!
(Müzik)
Neredesin kızım ya, neredesin?
Cem denen o (***) yanındaysa var ya...
"Yalvarırım beni affet." Affedeceğim ben seni.
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
Uyudu mu?
Uyumak üzere.
-İyi yoruldu bugün. -Evet.
Sık sık sende kalabiliyor mu peki böyle?
Haftada bir.
Bazen iki.
İzin veriyorlar yani?
Aslında daha velayetini alamadığım için izin vermiyorlar.
Ama idare ben ablası olduğum için çok ses çıkartmıyor.
(Gerilim müziği)
Yaseminleri beğendin mi?
Neyi?
Yaseminleri? Çiçekleri?
Anlamadım.
Dün çiçek getirmiştim sana.
-Çiçek mi? -Evet.
Evde yoktun, ben de kapına bıraktım.
Almadın mı?
İyi de kapıda çiçek falan yoktu ki.
Nasıl ya?
Bir dakika.
Kırmızı bir kâğıt parçası var mıydı çiçeğin üstünde?
Evet.
“Beni affet.” yazan bir kart bırakmıştım.
Tamam o zaman, demek ki ben taşıdım içeri.
Neyi?
Ben dün gece kırmızı bir kâğıt buldum, üstünde affet yazan.
(Yasemin) Ben de korktum eve biri girdi falan sandım.
Demek ki apartmandan biri aldı çiçeği attı, kağıdı da yırtıp attı.
Nasıl ya?
Nasıl alır, ne hakla?
Öyle yapıyorlar. Kapının önüne ne koysan alıyorlar.
Ben o yüzden çöp bile bırakmıyorum kapının önüne.
Anlaşıldı.
Bundan sonra kapına çiçek bırakmayacağız demek ki.
Yaseminin mevsimi geçmedi mi?
Sen nereden buldun yaseminleri?
Ararsan bulursun yasemini.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Murat, aşkım hadi uyan.
Bırak uyusun. Ben çıkarırım onu yukarı.
(Gerilim müziği)
Cem mi?
Ne olmuş Cem'e?
(Yasemin) Murat, hadi kalk ablacığım, geldik.
Yasemin, bırak uyusun dedim.
Ben alacağım onu.
Tamam.
(Müzik)
(Gerilim müziği) (Telefon titriyor)
Alo?
Birkan.
Çok kötü bir şey oldu.
(Birkan ses) Gene mi?
(Gerilim müziği)
Tamam, kapat.
(Gerilim müziği)
Keşke uyandırsaydık.
Niye canım? Ne güzel uyuyor çocuk.
(Gerilim müziği...)
(...)
Pardon.
(Gerilim müziği)
Aa, pardon ya!
Yok, yok. Çıkartma, çıkartma hiç.
-Yok, yok. -Gerek yok, vallahi yok.
Alışkanlık.
-Ne tarafa yatırıyoruz? -Gel, buradan.
Ayakkabılarını çıkarayım.
Dişlerini fırçalamadı.
Boş ver, bir kere de fırçalamasın.
Şuna baksana dünyanın en güzel uykusu şu anda.
(Gerilim müziği...)
(...)
Bir de çocuğu kucağına almış.
Ne oluyor lan, ha?
Ne oluyor oğlum? Siz...
Aile misiniz lan siz, aile misiniz? Çocuğu niye kucağına alıyorsun lan?
Çocuğu niye kucağına alıyorsun?
Evin çok güzelmiş.
Teşekkür ederim.
Ee, kahvem yok ama çayım var istersen.
Çay yapabilirim.
-İçer misin? -(Cem) Yok, zahmet olmasın.
Ben gideyim zaten.
Yarın da erken kalkacağım, iş var.
Tabii, nasıl istersen.
Seninle geçirdiğim her saniye...
...ne kadar iyi geliyor bana biliyor musun?
Murat'tandır o.
Murat iyi gelir herkese.
Murat ayrı.
O bambaşka.
(Cem) Yasemin...
...seni üzdüğüm için gerçekten çok pişmanım.
Affettin mi beni?
Affettim.
Bütün haklarımı kullandım değil mi?
Bir daha ne zaman göreceğim seni?
Konuşuruz.
Ben gideyim.
Ee, çekeceğin var mı?
Var, var. Al.
Sen de yat dinlen biraz.
Yarın ararım seni.
Tamam.
(Duygusal müzik...)
(...)
İyi geceler.
(Yasemin) İyi geceler.
(Cem dış kapı otomatiğine bastı)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği...)
(...)
Nerede kaldın ya?
Geldim işte.
Ee?
-Nerede kızlar şimdi? -Meto eve götürdü.
Yara falan?
Hayır, ikisi de sağlam. Bir şeyleri yok.
(Serpil) Yemin ederim bu Şirin uğursuz.
Uğursuz kız ya!
Meto niye beklememiş kızları?
(Serpil) Sabah gidip alacaktı, öyle konuşmuştuk.
Birkan, bir şey öğrenebildin mi?
İsmimiz bir yerde geçmemiş değil mi?
Yemin ederim yanarız. Bak üst üste oldu zaten.
Tamam dur, sakin.
(Gerilim müziği)
Subu, nedir vaziyet?
(Subutay ses) Mafya çatışması amirim.
İkisi ağır, üç yaralı.
Ekipler bölgede, bizimle alakalı bir durum yok.
Kızlar falan, baktın mı?
(Subutay ses) Kızlarla alakalı bir durum yok amirim.
Kız diye bir şey yok. Ağız aradım ama yok yani.
(Birkan ses) MOBESElere baktın mı?
O bölgede MOBESE yok amirim.
İn cin top oynuyor.
-İyi bari. -(Subutay ses) Takipteyim ben.
Siz merak etmeyin.
(Serpil) Ee?
Tamam, korkacak bir durum yok.
Ohh.
Yemin ederim bu sefer çok gerildim.
Ne yapsak, bir şey mi içsek, bir şey içer misin?
Yok, açım ben ya.
Allah Allah! Hiç acıkmazsın.
-Ne istersin? -Kebap falan bir şey söyle.
(Serpil) Bu saatte?
Hadi gidip dışarıda…
Ben yemem de.
-(Birkan) Hadi. -Hadi.
(Serpil) Of...
(Müzik...)
(...)
(...)
(Mesaj geldi)
(Gerilim müziği)
Cem Bey, bu da var.
-Tamam, kontrol edeyim. Teşekkürler. -Rica ederim.
Cem günaydın. Ne haber?
İyi, senden?
Ne olsun ya, kafam çatlıyor.
Akşam yine kaçırmışız biraz dozunu.
Ne güzel iyi yapmışsın.
Sen ne yapıyorsun hiç çıkmıyorsun geceleri, eve mi kapattın kendini?
Yok, çıkıyorum.
Arda'yla da hiç karşılaşmıyoruz artık.
Cem, ben senden özür dileyemedim.
Arda'nın yanındaki kadın annenizmiş.
Mehmet, kapattık o konuyu, unuttun mu?
(Mehmet) Annen, şirket açmış Arda'ya.
Ee?
(Mehmet) Hiç.
(Mehmet) Hayırlı olsun.
(Mehmet) Da...
Ne, da ne?
Arda idare edebilecek mi?
Seni niye ilgilendiriyor abi?
Niye ters yapıyorsun ya?
Arkadaşça konuşuyoruz burada.
Arda'nın hâli ortada. Sen de anlıyorsun.
(Cem) Neyi anlıyorum Mehmet?
Kliniğe yatması lazım.
Ne kliniği?
Ne diyorsun abi sen, açık açık söylesene.
(Mehmet) Bence Arda uyuşturucu kullanıyor.
Ucu sana da dokunacak. Kardeşin sonuçta.
Nereden çıkarıyorsun bunu?
Hâlinden.
Hâlinden?
(Müzik)
Senin için...
...CEO'luk pozisyonu zor.
Mehmet, hadi abi işim var.
Teklif gelirse hemen reddet.
(Mehmet) Arda'nın durumu yüzünden...
...yukarıdan aşağıya inmesi kolay olmaz.
(Gerilim müziği)
Oktay Bey odasında sizi bekliyor.
Tamam.
(Erkek) Ciddi ciddi gidiyorsunuz yani?
Gidiyorum vallahi. Biraz da Berlin'de yaşayalım bakalım.
(Adalet) Ev işini hallettiniz mi?
(Oktay) Azade dün gitti.
Merkez üç ev önermiş. İşte birini seçecek artık.
Çok heyecanlıdır.
Hiç sorma, ölüyor.
Sizin için çok iyi ama biz ne olacağız Oktay Bey?
Ne yapacaksınız Adalet, çalışmaya aynen devam.
(Mehmet) Merkez yeni CEO hakkında...
...kararını verdi mi Oktay Bey?
(Oktay) Yok hayır, kararı bana bıraktılar.
Sizin kararınız ne peki?
(Müzik)
Cem.
Şu Arda'nın okulundan bu kariyer günleri için aradılar.
(Oktay) Sen birini bul da gitsin anlatsın...
...ya da Adalet, sen ilgilen bu işle.
Olur, hallederim.
Yalnız ben Arda'nın okulu hakkında iyi şeyler duymadım Cem.
(Oktay) Ne gibi?
(Mehmet) Ne gibi?
Öğrenciler arasında madde kullanımı yoğun diye duydum.
Aman Cem, aman dikkat et.
(Adalet) Arda öyle şeyler yapmaz tabii ama sen yine de dikkat et.
Yok, yapmış.
Ne diyorsun?
(Cem) Bir tekne partisinde yakalanmış serseri.
Adli Tıp muayenesinde de kanında madde çıkmış.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor) Bu kim be?
(Telefon çalıyor) Of...
Efendim Birkan?
Yasemin'in bilgisayarının şifresi ne?
(Serpil ses) Ne bileyim ben canım Yasemin'in bilgisayar şifresini.
Öğrensene.
Ne öğreneceğim Birkan!
Sen delirdin yine iyice!
Azıttın Birkan azıttın! Kendine gel!
Neyse tamam, ben kendim bulurum.
Yemin ederim delirdi iyice.
(Telefon çalıyor)
Buyurun Birkan Bey?
(Birkan ses) Aşk olsun ama Yasemin, hani bey falan yoktu.
Şey, bana bir uğrayabilir misin?
Ne zaman? Bugün mü?
Yani, mümkünse.
Konu neydi?
Sen gel, konuşuruz.
Önemli.
Ne oldu?
Ne yapmaya çalışıyor bu herif, hı? Geri zekâlı mı bu herif?
Ne oldu, bir anlat.
Ne oldusu var mı Pelin?
Çöp oldu çöp. Adli Tıp raporu çöp oldu.
Dan diye kendi ağzıyla söyledi.
Yok artık.
-Ne dediler? -Ne dedilerse dediler Pelin!
Ben bu kısımla ilgilenmiyorum.
Tamam, tamam aşkım bir sakin ol.
Sakin kafayla ne yapabiliriz onu düşünelim.
Hayır, anlamıyorum ya gerçekten anlamıyorum.
Berlin'dekiler üst düzey yöneticiler konusunda çok hassaslar.
İnce eleyip sık dokuyorlar.
Bu adamın kardeşi bu kadar arızayken nasıl böyle bir risk alabiliyor...
...ben anlamıyorum. Aptal mı bu herif ya?
Olabilir.
Ne bileyim nasıl olsa ortaya çıkacak diye şimdi kendisi söylüyor belki de.
Olabilir. Yani belki de kendisi kahramanlık yapıyor.
Bence sen git, Oktay Bey'le konuş.
Ne diyeceğim Oktay Bey'e?
Bayağı direkt soracaksın beni CEO'luk için düşünüyor musunuz diye.
Diyorsun?
(Müzik)
Ne söyleyeceksin?
Ha?
Söylesene Şirin.
Be-Ben artık bu işi yapamayacağım Serpil Hanım.
Yapamayacaksın.
Neden? Çatışma yüzünden mi?
Evet.
Çok korktum.
Ölüyorduk az daha. Orada kurşunlar arasında kaldık.
Ben hayatımda böyle bir korku yaşamadım Serpil Hanım.
Anlıyorum.
Tamam, hayatım.
Yapma o zaman bırak.
-Gerçekten mi? -(Serpil) Tabii.
Kafana silah dayayan yok.
İstemiyorsan yapmazsın.
-Çok teşekkür ederim. -Tamam!
Yılışmaya gerek yok.
(Serpil) Gel, bir konuşalım ama seninle.
Bakalım bana ne kadar borcun varmış.
Ha?
Şimdi defterimizi çıkaralım.
Hah! Şirin.
100 bin evin peşinatı için almışsın.
Bir de nakit aldıkların var. 500, 700 daha.
(Serpil) Bir de telefon almışsın.
(Serpil) Çok lazımmış gibi.
(Serpil) 4500'de o.
Keşke almasaymışım. Karakolda el koymuşlar telefona.
Yazık. En yenilerden almıştın değil mi?
(Serpil) Yasemin'e yutturmuştun ikinci el diye.
(Serpil) O da nasıl yediyse o yalanı.
Hayret.
Yani toplam 108.700
Niye bakıyorsun?
Öde borcunu, bırak git.
Hepsini mi?
Tercihen, herhâlde.
Tek seferde?
Bir de taksit mi yapacağım Şirin? Banka mıyım ben?
Sana yapacağım kadar iyiliği yaptım. Neden şansını zorluyorsun?
Yok, Yasemin de sizden borç almıştı ama o taksitle--
(Serpil) Allah Allah!
Kimden ne kadar parayı ne zaman alacağımı sana mı soracağım Şirin?
Sen parayı ödüyor musun, ödemiyor musun onu söyle.
Ödeyeceğim Serpil Hanım.
Ben...
...evimi iade edeceğim.
(Şirin) Oradan aldığım peşinatla size olan borcumu ödeyeceğim.
Ne olur o zamana kadar beni idare edin olur mu?
Ne zamana kadar? Ne kadar sürecek ki o?
Ha deyince geri alıyorlar mı bakalım?
Ben konuşacağım hemen şirketle.
Geri alsalar bile para keserler.
(Serpil) Büyük zarara uğrarsın ama sen bilirsin.
(Serpil) Neyse.
Borcunu kapatana kadar benimlesin.
Parayı getir, pılını pırtını topla...
...nereye gitmek istiyorsan git.
(Serpil) 'Okay'?
(Müzik)
Oktay Bey, ben sizinle bu CEO'luk meselesini konuşmak istiyorum.
Beni seçin demeye mi geldin?
Evet.
(Oktay gülüyor)
Aferin.
Güzel, yani ben böyle cesaretli yöneticileri severim. Bravo.
Bir şeyi istiyorsan açıkça söyleyeceksin çünkü.
İstiyorum Oktay Bey.
Çok istiyorum.
(Mehmet) Evet, kariyer açısından...
...Cem'le aynı sayılırız.
Onun belki...
...deneyimi benden bir tık fazla olabilir ama...
...ama...
...kardeşinin durumu merkezde sıkıntı yaratabilir.
(Mehmet) Evet belki merkeze bildirmeyebilirsiniz.
Ama...
...bu durumda siz zor durumda kalırsınız.
Ha, benim için sıkıntı olur diyorsun yani.
Mehmet, sen Nicole Fisher'i tanıyor musun?
Başkanın kızı.
Yani ismen tanıyorum. Tanışmadık.
Peki Nicole şu anda nerede onu biliyor musun?
Hayır.
(Oktay) Amerika'da. Bir klinikte uyuşturucu tedavisi görüyor.
Sence kendi kızı bu durumda olan bir adam...
...bunu mesele eder mi?
Mehmet'in yaptığına bak.
(Oktay) Ne sanıyor? Yani ben kimin çapı ne kadar görmüyor muyum?
Hayır böyle numaralara ne gerek var?
Dürüst olacaksın kardeşim.
Dürüst ol yeter.
(Oktay) Adalet mi aradı seni?
Evet.
Gece geç saatte mesaj attı.
Ben de aradım hemen.
(Geçiş sesi)
(Mesaj geldi)
(Gerilim müziği)
(Cem iç ses) Müsaitsen arayayım mı?
(Gerilim müziği)
Alo?
Adalet Hanım, hayırdır gece gece?
Yok, yok. Önemli bir şey yok.
Kenan'la bir şeyler içmeye çıkmıştık. Yeni CEO durumlarını konuşuyorduk.
-Ee? -(Adalet ses) Ya...
Mehmet senin hakkında konuşuyor. Bilsen iyi olur diye düşündük.
Ne diyor?
(Adalet ses) Ay... Ne dediği önemli değil.
Söyle işte canım, ne demek önemli değil?
(Adalet ses) Bildiğin şeyler işte canım, kimsenin aldırdığı yok zaten.
Biz sadece seni engellemek için bir şeyler yaparsa diye korkuyoruz.
(Kenan ses) Her dakika Pelin'le fısır fısır.
(Adalet ses) Bak, Kenan, Pelin’le Mehmet’i...
...fısır fısır konuşurlarken görmüş.
Lütfen maillerine, şifrelerine dikkat et.
Anladım.
Teşekkürler Adalet Hanım, iyi geceler.
(Geçiş sesi)
(Cem) Kararınız ne olur bilemem Oktay Bey ama...
...benim şöyle bir durumum var.
Bilseniz iyi olur diye düşündüm Oktay Bey.
Neymiş bu?
(Müzik)
Eşek herif! Al.
(Oktay) Adam olmayacak mı oğlum senin bu kardeşin?
(Cem) Maalesef.
Çok uğraştım ama değişen bir şey yok.
Bak Cem, her ailede yükü sırtlayan biri olur.
Sizin ailede de sensin demek ki.
(Geçiş sesi)
(Oktay) Aklınca beni tehdit ediyor.
(Oktay) Arda’nın durumu duyulursa...
...merkezde büyük sıkıntı olurmuş. Bak bak, lafa bak!
Cem’i sen seçtiğin için okkanın altına da sen gidersin diyor.
-Oktay Bey? -Ha?
Beni yanlış anlamayın lütfen.
Sabah yanınıza beni seçin diye gelmedim.
Biliyorum Cem, ben seni biliyorum.
Beni seçin demek istesen gelir misin?
(Oktay) Bu arada Arda'nın durumu ciddi mi?
Yanlış anlama işle ilgili sormuyorum.
Rica ederim. Ciddi bir şey yok. Bir seferlikti, bir daha olmadı zaten.
(Oktay) Aman dikkat et...
...kardeşin sonuçta.
Yani kayıp gider, farkına bile varmazsın.
Sağ olun.
Al, bulmuşlar.
Ama para falan yok maalesef.
Beklemiyordum zaten.
Cüzdan içinde de kartlar falan onlar da yok.
(Birkan) İptal ettirmiş miydin?
Ettirdim.
En azından nüfus kâğıdım var.
Bir daha çıkartmak zorunda kalmayacağım.
O da bir şey.
Mesai bitti mi?
Bitti.
Gel çıkalım bir çay kahve içelim ha?
(Birkan) Hatta yemek yeriz.
Bak bir İtalyan biliyorum var ya, bir pizza yapıyorlar parmaklarını yersin.
-Hadi gel, gel, gel, gel. -Yok. Ben şey--
-Ya gel gidelim yiyelim. -Benim--
-Birkan. -Müdürüm.
İyi günler.
Ne oğlum bakıyorsun hayalet görmüş gibi?
Yok, estağfurullah. Buyurun müdürüm.
Bir şey yer misiniz, pizza söyleyeyim?
Pizza mı?
Yok, aç değilim. Ne pizzası ya?
Oğlum ne oldu bu kızın ifadesi?
-Hangi kızın? -Hangi kızın?
Bak bu güzel soru.
(Hakan) Bunu ben de gerçekten çok merak ediyorum.
(Hakan) Hangi kız?
Oğlum konuştuk ya, şu teknedeki kız.
(Hakan) İfadesi hâlâ intikal etmemiş savcılığa.
Ne oldu o iş?
O zaman hazırlan, seni almaya geliyorum.
Nasıl yani, şimdi mi?
(Cem ses) Evet.
Yakınım zaten, yarım saate kapında olurum.
(Yasemin ses) Tamam.
(Müzik...)
(...)
(Kapı zili çalıyor)
(Gerilim müziği...)
(...)
Şirin!
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra M. Koçak...
...Nuray Ünal - Tugay Çiftci - Özgür Deniz Türk
İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri
Son Kontroller: Ela Korgan - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.