Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Az kaldı müdürüm.
İçini de sildin mi Ömer? Buğulanıyor siktiğimin arabası.
Sildim Müdürüm sildim. Bitti sayılır.
Sen de derse geç kalma.
Derse zamanında gitmekle olsaydı o işler.
Önce adam gibi öğrenci olacak karşında.
Hep akılları havada Bön bön bakıyorlar.
Bizim çocuktan belli zaten.
Bi senin çcoukta değil ki ya.
İki tane öğretmen atıyorlar siktiret gitsin Neyse.
Boş bir günümde yine geleyim de koltukları söküp...
...detaylı temizlik yapalım.
Bakarız müdürüm.
Valla çay da bir şeye benzemiyordu.
Hadi eline sağlık.
Sen oğlunı dert etme, o bende.
Yavaş lan, yavaş!
Ne haber Hasan?
Hüseyin.
Neyse.
Derslerine İyi çalış ha. Hadi kolay gelsin.
Dik dur lan dik dur.
Annem verdi.
LİDER OTO YIKAMA
DÜĞÜN VE SÜNNET ARABASI SÜSLEME
Nasıl oldun ana?
-Ölsem de kurtulsam keşke. -İyisin anne, iyisin.
Nasıl söz o ya? Konuşma öyle.
İç bakalım ilacını.
Yavaş, yavaş, yavaş yavaş.
Tamam.
Ömer oğlum, ölünce burda beni yalnız başıma bırakma.
-Beni babanın yanına götür ha, -Ha Tamam anne, tamam.
Köye göm.
Mezarıma komşu olsun hiç olmazsa.
Hocayla konuştuk, Öldüğü yere gömülmek vacipmiş.
Ananım ben senin anan.
-Bir kere de sözümü dinle. -Bilmiyormuş gibi konuşuyorsun.
Ben nasıl gideyim o köye? Nereden çıkarıyorsun ölüm felan?
-Kaç kere konuştuk ya. -Beni buralarda yalnız bırakma.
Olmadı babanı getir.
Hadi ana hadi dinlen sen. Ölüm falan yoroyorsun kendini ha.
Konuşuruz. Sen dinlen, düşünme. Hadi.
Ömer.
-Ömer. -Ne var Nurten?
Tutturdun da tutturdun gitmem diye.
Niye üzüyorsun hasta kadını? İnsan anasına bunu yapar mı?
Senin hiç mi vicdanın kalmadı. Götürmeyeceksen bile tamam de giderim de.
Ne olduysa artık o köyde?
Hayır benim babam da hasta ama ben hiç ona öyle seyler söylüyor muyum?
Bir dur ya bir dur. Dır dır dır dır. Motor gibi başladın gene.
Gitmem işte , o kadar. Adamın tepesini attırma.
Bir de seninle uğraşmayayım.
Benimle mi uğraşacakmış. Benim anam sanki ben senin için diyorum.
Yavaş ye lan yavaş.
Dik dur dik. Dik dur.
Ay bu trafik beni öldürecek.
Allahtan yakın yere gdiyorum işe
Yoksa insan sabaha kadar evine gelemez.
Öldüm öldüm yürüsem daha çabuk gelirdim.
Karnını mı doyuruyon sen oğlum? Ye oğlum ye, afiyet olsun.
-Yorulmuş çocuk -Yorulmumuş muş.
Duyan da takdirlik talebe zanneder.
Müdürün arabasını beleş yıkamasam, şimdi hala birinci sınıftaydı.
Tamam Ömer uzatma. Canım çıktı zaten.
Senin yüzünden böyle şapşal oldu bu. Şuna bak şuna.
Yemek yerken canavar sanki.
Oğlum dik dursana.
Tamam yeter kalk ders çalış biraz. Ders çalış.
Yavaş lan yavaş.
Söyle Nurten.
Ne zaman gideceksin?
Ablam hemen gel dedi.
Handan Hanım'la konuştum, izin aldım ondan da..
Eğer senin de iznin olursa bu gün gideyim ben.
Sen de gel. Babam da seni görmek istiyordu.
Sen Hüseyin'i al git. Ben nasıl geleyim? Benim işim gücüm var.
Biz gece gündüz hastane olacağız.
Canım ne var iki beraber kalın baba oğlul
Oğlum bak sen de okuldan çıkınca direk babanın yanına tamam mı.
Allah korusun evde başına bir şey getirme. Babanı da kızdırma e mi?
Çizme lan arabayı dikkat et.
Dikilme lan orada dikilme. Hadi bin.
Nereye gidiyoruz baba?
Köye.
Acıktın mı?
Acıktım.
Hiç doymadın ki zaten. Doğduğundan beri açsın.
Daha kırkın çıkmadan, eme eme ananın memesini yara ettin.
Yavaş ye lan yavaş ye.
Ye oğlum ye. Taştan yumuşak ne bulursan ye.
Ekmek bu baba.
Köyde ne yapacağız baba?
Dedeni getirecez.
Baba dur.
-Dur baba dur dur. -Ne oluyor lan?
Baba dur baba dur.
Yavaş lan yavaş.
İyice işe ha.
Ne yapıyorsun? Gene çizeceksin arabayı..
Geç.
Oğlum manyak mısın binsene.
Dışarı çık baba.
Elini uzat.
43!
Ne oldu lan ne bağırıyorsun. Ödümü koptu.. 43 ne?
-Benzinlikten sonra karşımıza çıkan. -Üff.
Allah Allah. Ne oluyor oğlum sana? Saçma sapan konuşuyorsun.
Ne yapacağız biz seninle ya?
Dik dursana lan kaç defa söyleyeceğim.
Özledin mi lan anneni? Hı?
Özlenir tabii. Özlenmez mi?
Anne bu.
Siktir.
Ne oluyor lan?
Allah Allah.
Bozuldu.
Başımıza gelene bak ya.
Kasnak kırılmış.
Tamirci bulmamız lazım. Böyle yürümez.
Yanlış bağladın baba. Dengesiz oldu.
Tank bile çeker bu tank. Çok biliyorsun ya.
-Tank çekemez baba, onlar... -Sus be oğlum sus.
Anan arıyor. Tam da zamanı.
Alo Nurten. İşim var şimdi Ben seni sonra arayacağım.
Geldi geldi yanımda. Tamam
İşim var şimdi ben seni sonra ararım. Tamam.
Abi yavaş yavaş sür sür sür.
-Tampon koptu tampon dur dur. -Ben sana dediydim baba!
Dur dur dur, tampon koptu dur dur. Tampon koptu dur dur.
Baba araba gidiyor baba.
-Amına koyim. - Baba gidiyor baba!
Baba telefon düştü baba!
-Buyur, sağolasın. -Tamirciyi aradım o size bulacak.
Sağ olasın.
-Geçmiş olsun. -Eyvallah.
Yolda buldu ya illa sikecek.
Bizim köyün yolu.
Dedemi şimdi mi sökecez.
Ne sökmesi oğlum tövbe tövbe.
-Gece köyde mi kalacağız baba? -Yok sabah...
...kimse görünmeden dedeni söküp. Bak beni de söylettin.
Alıp çıkacağız.
Niye kimseye görünmeyeceğiz?
Geldik sayılır.
Burası bizim ev gördün mü? Burası da mezarlık
...deden de orada. Çocukken hep orada oynardık sonra...
...doğru dağa, Çok ava gittim ben..
-Ne avlıyordunuz baba? -Bir şey vurmazdık.
Ben keklik yavrusu yakalardım.Sonra evde beslerdim.
-Besler miydin? -Hee. Tahtadan kafes yapardık.
Büyüyünce kafese de gerek kalmazdı Etrafımızda tavuk gibi dolanıp dururdu.
Büyüyünce ne yapardınız?
Babam keserdi, biz de oturup yerdik.
-Akşam için bir yer bulmamız lazım. -Arabada mı yatacağız?
Aynen öyle.
-Acıktın mı? -Acıktım.
Bak buna çok şaşırdım.
Arabada uyuyabilirsin, de mi?
Sen arkada yatarsın, ben önde uyurum.
Vay be... Şurda ne günlerim geçti. İnsan bi hoş oluyor.
Ben kime anlatıyorsam. Sen anca defteri karala, babanın parasını ziyan et.
Duyuyorum baba.
-Duyuyorsun da niye cevap vermiyorsun lan? -Konuşunca kızıyorsun.
Kim kızıyor lan? Lafa bak lafa?
Konuş lan konuş Kızmayacağım.
Yok baba, yine kızarsın.
Kızmayacağım Allah belamı versin kızmayacağım.
Anlat anlat ne anlatmak istiyorsan anlat.
Mezarda gece gündüz olur mu baba?
Ne biçim soru lan o? Nerden bileyim ben?
Şurda bir çay içip keyif yapacam.
Olmaz herhalde. Mezarda ışık yok ki.
...Mevta ne bilsin gece mi gündüz mü.
Şu kadarcık yanık hoplatıyo.
Kim bilir cehennemde ne yapacağız?
Ölünce insan acı duymaz ki.
Mahşerde dirilecez ya.
Şimdi ölsen de mezarda bekleyeceksin.
Ölünce, yani soluk kesilince...
...yarım saat içinde refleksler bitermiş. Gözkapları da çalışmadığından
...gözler açık kalırmış. On saat sonra Vücut vücüt kütük gibi sertleşirmiş...
...Gövdemizin sıcaklığı her bir saatte bir derece düşermiş.
Çocuklar, zayıf olanlar daha çabuk soğurmuş.
Ben senden daha çabuk soğurum baba.
Ölme sen ölme olmaz. Bak ürperdim ha.
Nereden öğreniyorsun bunları?
24 saat sonra vücut çürümeye başlıyormuş.
Önce gözler, sonra beyin, sonra mide, sonra da bağırsaklar.
En geç çürüyenler ise kalp ve böbreklermiş.
Hele rahmin onun çürümesi aylar alıyormuş. Yani annem ölünce rahimi...
Sus, terbiyesiz. Ne olyor öyle rahim felan bir de annesinden örnek veriyor.
Tamam baba. Ama hepimiz öleceğiz.
Normal giderse önce sen, öleceksin sonra annem, sonra da ben.
Ben niye annenden önce ölüyor muşum?
O hem daha genç, hem de kadın. Dedem babannemden önce ölmedi mi?
Tamam sus. Allah'ın işine karışma. Zaten içimi kararttın ölüydü mölüydü.
Azıcık ders çalışmaz Öğrendiği şeylere bak.
Sen daha saati söylmeyi bilmiyorsun.
- Saat onu 140 geçiyor. -He, yarappim 140 geçiyormuş.
Yani on ikiyi yirmi geçiyor. İkiye 100 dakika, beşe 280 dakika var.
Oğlum niye normal söylemiyorsun şunu.
Bu ne şimdi?
Hayrola pikniğe mi geldiniz?
Öyle sayılır, komutanım.
- Taa İstanbulardan buraya öyle mi? -Köyden dönüyordum.
...biraz mola verelim dedik. Buralarda büyüdüm ben.
Kimliğini ver bakalım.
Oğlun mu?
Evet. O da buraları bir görsün istedim.
Kazma küreği ne yapacaksınız? Define mi arıyorsunuz yoksa?
Yok ne defines o. Bagajda kalmış öyle.
-Bizde öyle şeyler olmaz komutanım. -Soralım bakalım vukuatın var mı?
Komutanım bende kötü bir şey bulmazsınız. Ben vatanına milletine bağlı bir insanım.
Jandarmaydı ölüydü. Geç oldu, hadi yatalım hadi.
Anam geç kaldık.
Ne oldu baba?
Geç kaldık lan. Ben telefonu kurmayı unutmuşum.
Herkes uyanacak.
Şimdiye çoktan bitirmeliydik.
Kimse yok di mi?
-Neden korkuyorsun baba? -Ne korkması lan?
...İnsanlarla muhattap olmak istemiyorum.
Aha dedem.
Babam da bu herhalde. Gel lan gel bulduk.
Bismillah.
Biraz ben de toprak atayım baba.
Peki tamam. Geç.
Amma derin kazmışlar sanki babam kaçacak.
Babamın kemiği.
-Demin ki kemik daha iyiydi baba. -Lan kemik işte
Tarak mı yapıcaz gömecez.
Baba!
-Baba! -Ya bir dur oğlum dur.
Şu işi bir an önce bitirelim. Babama bak ne hâle gelmiş ya.
Baba!
Lan neresi ki bu?
-Baba! -Hay sikecem babanın belasını ne var lan?
Şuna bak. Köstebek gibi kazmış her tarfı.
Niye söylemiyorsun geldiklerini?
Dedemin kaval kemiği yok baba. Bir de sol kolu.
Lan ne yapıyon mezarlığımızda?
Kemik hırsızına bak. Güpegündüz meftalarımızı soyuyor.
-Ya yok bu benim babamın mezarı. -Ya bırak şu rezilliğe bak arkadaş ya.
-Dur dur yanlış şeedttiniz.
-Muhtar muhtar, jandarmaya haber ver ver. -Ya bir durun. Ben bu köyün çocuğuyum.
Yalancı yavşak sen bu köyün çocuğu olsan ben seni tanımayacağım mı?
Yavşak sensing lan. Ben Hacı İsmail'in oğluyum.
-Yalan söylüyor arkadaş. -Hacının oğlu mu?
Gözüm bir yerden ısırıyor seni. Sen yoksa?
Yav ben Hacı İsmail'in oğluyum Döne'nin çcuğuyum
Babamın mezarını götürmeye geldim.
Hacının oğluyum Dönenin çocuğuyum.
Bu kemikleri ne yapayım ben para mı eder bunlar?
Kemikler para etmez de, tozları kullanılıyor.
Aha bak tozunu satıyorlarmış. Kaçtan gidiyor acaba?
Şimdi tanıdım seni. Sen beni tanıdın mı Abidin emmini?
-Elimizde büyüdün. -Tanıdım Emmi tanıdım.
Kurban olayım bırakın şunları bir topralayayım Hadi.
Babanı nereye götürüyon? Cenazesine gelmedin...
...Kemiklerini mi götürüyon oğlum. Günah yav.
Hacıya yapılır mı bu? Köyden kaçıp gittin.
-Şimdi geldin adama eziyet mi ediyon? -Onu anama diyecektin emmi.
Yav bun niye gitmişti köyden? Çıkaramadım ben bunu.
-yalan söylüyor. -Yav sen beni bile tanımıyon bazen
...Şerife bacı sus hele. Aklı gidiyo geliyo da.
Essahtan niye gittin ki? He muhtar. Niye gitti bu köyden ya?
Ne biliyim valla. Baya zaman oldu.
Niye gittiydin oğlum köyden sen? Ne oldu da gttiydi bu yav?
Çalışmaya gitti herhalde. Zengin oldun mu bari?
Baksana arabası da eski ya.
Döne bacım nasıl?
Rahmi dışında her yeri çürüdü. -Vah vah yazık çok mu hasta ki?
-Öldü öldü - ha Allah rahmet etsin ya..
Dur niye kaçıyon oğlum? Bir çay neyim içeydik.
-Yok emmi sağol acelemiz var. -Olur mu onca yol gelmişsin...
...bir çay içelim, bir yemek yiyelim.
-Hem babanın kemikleri sızlar uğramazsan. -Yok hadi eyvallah kalın sağlıcakla.
...zaten cenaze zaten açıkta bekletilmez.
Yav babanın çürümüş kemikleri kokacak değil ya.
İki lafın belini kırardık, beri bak.
Ölen olursa oraya gömün. Toprak yumşak.
Bu ne acelen oğlum? Bir çay içeydik, bir yemek yiyeydik.
Gidiyor ya giderse gitsin. Baksana babasının mezarını da götürüyor.
-..Hayır mı gelir bundan. -Öne geç sen öne..
Acelesi neyse. Şehire gitti götü kalktı..
Arabası da eski baksana.
Dedemin evine uğramayacak mısın baba?
Büyüdüğüm evi görmek istiyor musun hala?
Evet.
İşte burası.
Baban burada doğdu.
On beş yıl burada yaşadım ben.
On dört yıl baba.
Neyse ne işte.
Ömer?
Sen Ömer değil misin?
Ayfer... Amma değişmişsin.
Nasılsın Ömer?
-İyi. Sen nasılsın? -İyi.
... Eh bir gttin daha yüzünü görmedim. Dönersin diye çok bekledim ama dönmedin.
Neden dönmediğimi bilmiyor musun? Sen de mi hatırmadın?
Sırf o yüzden mi? Herkes unuttu bile.
Herkes unuttu. Ama ben unutmadım.
Anam... Hele babam.
Amma tırsak mışsın. Köy yerinde olur böyle şeyler.
Bilmiyorum işte hayırlısı.
Oğlun mu?
Hiç sana benzemiyor. Aynı baban.
Sen kiminle evlendin?
Mahmut'la.
Mahmut? Sidikli Mahmut.
Ulan o ilkokul beşe kadar altına işedi be.
-Gitmeseydin belki seninle. - Has Siktir!
Alo? Söyle Nurten.
Hı he baban nasıl baban?
İyi iyi. Sen ne zaman geleceksin?
Hüseyin mi? Yanımda. Dur, çağırayım konuş dur dur.
Hüseyin! Hüseyin gel.
Yavaş lan yavaş Yavaş!
Annen. Köyde olduğumuzu beli etme, tamam mı?
İyiyim de, hep iyiyim de. Al.
Alo? İyiyim. İyi.
Hıhı, iyi.
Lan sen kimsin?
Ne arıyon lan burda?
Hacının oğlu değil mi lan bu?
Ömer lan bu!
-Hadi gidelim. -Bir de Hacının oğlu ha.
Ömer'e bak be. Babası ne diyecek acaba?
Bakılmaz mı gözden gözden dökülen yaşa?
Gör ki neler geldi o garip başa.
Hasret etti bizi gama kardaşa.
Bir ayrılık...
Bir yoksuzluk...
Bir de ölüm...
Buralarda babamla hep mantar toplardık.
Eline bir çubuk alıp mantarın yerini gösterirdi, ben de söküp torbaya koyardım.
-Sen bulamaz mıydın? -Yok. Babam hep önde giderdi.
Ben de it gibi onu takip ederdim. Konuşmazdı bile.
-Hiç mi? -Hem de Hiç.
Çubuğa bakardım. İşaret etti mi hemen koşardım.
Hiç konuşmazdı.
Konuşmadığı için mi dedemi bağaja koydun?
Dedenin tespihi. Evde buldum.
Dikkat et, dişini kırar.
Taştan yapılma.
Bununla kafama çok vurdu.
Dedem seni döver miydi baba?
Döverdi rahmetli.
Sen de beni çok dövdün.
Bunun yüzünden.
Bunun da terbiyesi dövmekti öğretmedi ki bana.
Kızarken bile önce tespihle kafama vururdu.
Öyle değil mi baba?
Ulan millet katil olan çocuğunu bırakmıyor.
Hırsız olanı, uğursuz olanı bırakmıyıor.
Babam beni bırakıverdi.
Gelseydi, dön oğlum deseydi dön. Vallahi billahi dönerdim.
Dönerdim.
Ben o İstanbul’da neler yaşadım.
"Dalından düşen yaprak...
...rüzgârın oyuncağı olurmuş derler.
Ben öyle oyuncak oldum başlarda ama sonra büyüdüm.
Azıcık uyuduğumda rüyamda köyü görürdüm.
Bu deden o rüyaya bile gelmedi.
Bir akıl vermedi. Elimden tutup,
..."Sen benim evladımsın," demedi.
Sen bana sahip çıkmadın. Ben de senin cenazene gelmedim işte.
Herkes her şeyi unutmuş be. Unutmuş.
Nasıl unutursunuz lan. Ben siz unutmadınız diye yıllarca dönmedim.
Gerçi onlar untusa da, deden unutmazdı zaten.
Bu deden var ya bu deden.
Beni yalnız bıraktı. Ben ne napıyorum aldım anamın yanına götürüyorum.
Bana borçlusun baba. Borçlusun, borçlusun.
Öbür tarafta hesabını soracağım. Borçlusun bana borçlusun.
Hay sikeyim.
-Dedeme kızmayacaktın baba. -Sus lan sen de.
Çekil.
Kriko kolunu ver bana.
Hadi oğlum!
-Yok baba, kol yok -Nasıl yok ya?
Allah allah dükkanda mı kaldı acaba? Şurdan bir dal parçası falan bul bana.
Bu olmaz oğlum bu, kırılır ya.
Hadi bakalım o kadar akıllısın bul bir çaresini.
-Dedem. -Ne diyorsun oğlum?
Deden mi dağiştirecek lastiği?
-Olmaz oğlum o, günah bırak. -Dedem duymaz baba.
Olmaz oğlum Allah Allah olmaz o.
Ona söylenirken bir şey olmuyor da şimdi mi olacak baba.
Bırak bırak tamam.
Babamın kemiğini kırdım. Ne kemiğiydi bu?
Kaval kemiğiydi baba.
Adamın ayağını kırdık ya.
Hah bir bu eksikti.
Bana bak Hüseyin.
Ağzını açıp tek kelime etmeyeceksin ha.
Konuşmayacaksın. Anladın mı lan hiç konuşmayacaksın.
-Geçmiş olsun kaza mı yaptınız? -Sağolun küçük bir şey. İyiyiz çok şükür.
Ehliyet ve ruhsat.
Önüne bak lan, önüne bak.
-Nereden geliyorsunuz? -Köyden.
Babamın mezarını ziyaret ettik. Oğlan da oraları bir görsün istedik.
Ne yaptın delikanlı köyde?
Beğendin mi babanın köyünü delikanlı?
Oğlum bak amca bir şey soruyor cevap versine, Köy güzeldi desene bekliyor.
-Sen konuşma dedin ya baba. -Hay allah seni dur.
Bizim oğlan böyle işte.
-Neyse dikkatli gidin. -Sağ olun.
JANDARMA
Ben ölünce beni en yakın mezara koy ha. Sonra sakın bir daha taşıma.
Ya mezarlığk taşınırsa?
O zaman düzgünce götür. Bagaja felan koysan da olur.
Tamam baba sen nasıl dersen.
Sağ ol ya, sağ ol.
Lan bana bak. Sanki her lafımı dinlermiş gibi,
Jandarmanın yanında beni niye zora sokuyorsun? Ha.
Bu kadar kafan basıyorsa okulda derslerini yap.
-Okulda sıkılıyorum. -Niye sıkılıyorsun?
Zaten sınavların kötü.
Söyle bakalım ben sana soracam.
-7 kere 5? -35.
-9 kere 8? -72.
Bildin. 50 yi 5 böl?
-Ha bak, bak bilemedin işte. -10 baba.
51 bölü 5, 10,2. 52 bölü 5, 10,4.
102 bölü 5, 20,4. 3817 bölü 5, 763,4.
7777 bölü 5, 1555,4.
Sen kime çektin lan? Ben kıt akıllıyım.
Annen benden azcık iyi belki.
Madem öyle niye bunca zaman ağzını açıp konuşmadın?
Ben anlıyorum biliyorum felan demedin.
Hata bende. Adam gibi konuşmasını bilmem ki.
Neyse eve gidince konuşuruz.
İstanbul'a gidince sana şu zeka şeyinden yaptıralım.
-IQ testi mi? -He, o herhalde.
Sonuc iyi çıkarsa okulu değiştiririz.
Belki doctor bile olabilirsin. Ya da başka paralı bir meslek.
Dedemi hemen gömecek misin baba?
Tabii. Bekletmek caiz değilmiş.
Mezarı gece mi kazacağız?
Yok, sabah. Yolda çok oyalandık zaten.
Nerdesiniz siz?
Telefona da cevap vermiyorsunuz. Öldüm öldüm burda.
Dur Nurten dur allah aşkına.
Bu elindeki ne?
Babam.
Arabada dursa olmaz mıydı bu?
Ne bilim köpekler alır, araba çalınır. Bir şeyler olur.
Dursun işte şurda ne zararı var?
-Kız bana bak. - Hı.
Bizim oğlan bu, bildiğimiz gibi değilmiş başka bir şeymiş.
Her şeyi biliyor.
-Neyi biliyor anlmadım? -Ölüyü biliyor, diriyi biliyor...
...Anamın rahmini bile biliyor.
Ne saçmalıyorsun Ömer sen ya rahim mahim.
Yav öyle değil. Çocuğun kafa hesap makinesi gibi.
Çarpıyor, bölüyor, topluyor...Hepsi doğru.
Sonra, bir gördüğünü de bir daha unutmuyor.
Her şeyi kaydediyor.
Sınıfı zar zor geçiyor çocuk, sen neler diyorsun?
Ders falan böyle oyuncak gibiymiş. Aslında biliyormuş da konuşmuyormuş.
Yoksa. Plakaları ezberlemiş. Kaç araba gelmiş, kaç araba geçmiş.
Bi de gördüğü her şeyi böyle fotoğraf makinası gibi kaydediyor bildiğin.
-Sen doğru mu söylüyorsun? -Allah yarabbim.
Sana yalan borcum mu var? Doğru söylüyorum tabii.
Biz anlayamamışız yani çocuk başkaymış.
Ben de konuşunca fark ettim. Bana çekmiş.
Ne demezssin. Durdu durdu şimdi sana çekti çocuk öyle mi?
Öyle öyle.
Ne olacak o zaman? Ne yapacaz peki?
Ben oğlumu harcatmam.
Yani akıllı çıkınca mı oğlun oldu şimdi? Kızıp duruyordun oğlana.
Deli deli konuşup durma. Ne demek şimdi bu?
Ben yetiştirdim onu. Çocuk bu babasına benzeyecek tabi.
Ömer.
-Sakat işler yaptırıyorsun bana. -Merak etme hocam.
-Ben babamın yerini ayarladım. -İznini felan aldın mı?
-Başımıza iş açmayasın sonra. -Aldım aldım merak etme.
-Anamın yanına gömüvereceğiz. -Rusların bazıları..
...yan yana gömülen ölülerin birlikte olduklarına inanırmış.
Tövbe töövbe.
Oğlum bana bak. Ölünce annenle yan yana göm bizi olur mu?
Ayrı düşersek iki elim yakanda olur.
Tamam baba. Belli olmaz. Belki ben sizden önce ölürüm.
Tövbe, sakın. Sen bizden önce ölme emi sakın.
-Rahmetli hacca da gitmiş ha. -Giti gitti.
Hocam biz babamın kemiklerini aldık. Buralara kadar getirdik..
-İyi mi ettik kötü mü ettik bilemedim ya. -Oğlunun yanına geldi ya...
...hacca gitmiş kadar sevinir inşallah merak etme sen.
-Sevinir mi ki? -Sevinir sevinir.
Evladına kkavuşan hangi baba sevinmemiş ki?
İyice kenara çekin iyice.
Tahtaları yerleştirin.
El fatiha.
Anneme selam söyle baba. Ah baba ah.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.