Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Müzik)
(Jenerik müziği)
(Gerilim müziği)
Öldürüldü ne demek?
Hem bana niye şimdi söylüyorsun?
(Gerilim müziği)
Biz...
...aynı taraftayız Ertan.
Neden şimdi?
Babam öleli üstünden zaman geçti. Neden şimdi?
-Neden şimdi? -Yaradılış de.
Huy de.
Ne dersen de ama ben...
...hep sıfırdan başlarım.
Sonra ibre yavaş yavaş yükselir.
Şüpheciyim işte. Kaza dediler...
...tamam, bunu duyduk.
Peki inandık mı?
Ben hayır.
Ya sen?
Arkadan bir araştırayım dedim yani.
Ben her şeyi öyle yaparım. Yani sırf babanla ilgili değil.
Araştırırken bir baktım...
...sen de araştırıyormuşsun.
Yalan mı?
Devam edin.
Demek ki Ertan da şüphe ediyor dedim.
Belki ikimiz de yanılıyoruz, belki ikimiz de boncuk arıyoruz.
Ama yanılıyorsak da beraber yanılalım, değil mi?
Bak, bana ne zaman ihtiyaç duyarsan...
...canın sıkıldığında...
...açamadığın bir kapı olduğunda...
...ya da...
...ağlamak için başını koyacağın bir omuz aradığında...
...ben buradayım.
Tamam mı?
İhtiyacım yok.
İçin acıyor değil mi?
Benim acımıyor mu sanıyorsun?
İkimizin de çok sevdiği bir insanı kaybettik.
Burada...
...sana düşmanlık değil...
...yoldaşlık etmek için varım evlat.
(Duygusal müzik)
Bana evlat demeyin.
Tamam.
Selamünaleyküm.
Buyurun, hoş geldiniz.
(Eymir) Hoş bulduk.
Bizim dörtte randevu vardı. Gelin Hanım geldi mi?
Kimse gelmedi ama bugünü size ayırdık.
-Nasıl gelmedi? -(Kadın) Gelmedi.
-(Eymir) Saat dört. -Evet.
İş çıkışına denk geldik oğlum. Trafiğe falan takılmıştır.
(Gerilim müziği)
Nasıl?
Eğer o gün...
...Kadir'i son gören bensem...
...şundan adım kadar eminim... (Telefon titriyor)
...canlı, hareketli...
...hayat dolu bir hâli vardı.
Ben içime sinmeyen, bana uymayanı sana söylüyorum.
Ama gerisi sana kalmış.
İster alır şüphene eklersin...
...ister yok sayarsın.
Hadi kızım, biz çıkalım. Gel.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Hidayet Bey, şeyi unuttum. Bu başvuru için...
...takdim yazısı, evrak falan. Onları alacaktım da unuttum.
Alıp geleyim mi? Siz gidin, ben sonra gelirim.
İyi. Al gel kızım. Ben seni arabada beklerim.
-Tamam. -(Hidayet) Hadi.
(Duygusal müzik)
Ertan.
İyi misin?
Ben de ağlayan insana hiç dayanamam.
Pardon. Pardon. Kusura bakma.
(Boğazını temizledi)
Babanın kazayla ölmediğinden sen de şüpheleniyor muydun?
Anlatmak istemiyorsan anlarım canım.
Ben olsam ben de kendime anlatmazdım zaten.
Yani güvenmediğini biliyorum.
Kızmıyorum. Yani öyle laf da çarpıtmıyorum.
Haklısın, ben seni anlıyorum.
Öyle çok doğru bir yerden başlamadı, bizim bu...
...işte, tanışıklığımız.
(İç çekti)
İyi olmadığının farkındayım.
(Kuşlar ötüyor)
Niye bu kadar zor?
Bu kadar karışık.
Neredeyse ben de sarılacaktım.
(Duygusal müzik)
Herhâlde kimsesizlikten, bilmiyorum.
Öyle... Gerçek zannettim. Ne aptalca, değil mi?
Belki de gerçektir.
Neyse, hadi. Pardon.
Bana ihtiyacın olursa söyle tamam mı?
Evet, pardon.
(Derin nefes verdi)
(Duygusal müzik)
Bir şey diyeceğim, bu benim dosyalar var ya; belgeler, staj için olanlar.
Onlar nerede? Hidayet'i öyle gönderdim de onları almam lazım.
-Gülten'in odasında. -Tamam.
Ben adliyeye onlarla mı gideceğim?
Baroya.
Baroya onlarla mı gideceğim?
Birlikte hallederiz. Merak etme.
Tamam.
Bir de ben bu odaya falan geçmeyeceğim.
Sakın öyle düşünme. Ben hiç odaya geçmeyi falan düşünmedim ki.
Ben şuraya bir yere ilişirim.
Sen içini ferah tut.
Görüşürüz.
(Müzik)
Alo, Ertan'la konuştum.
Bunun cinayet olduğundan şüphelendiğimi söyledim.
O da aynı fikirde olduğumuzu zannediyor.
Ne biliyorlar, artık onları öğreneceğiz.
Gerekiyorsa da yollarını tıkayacağız.
(Gerilim müziği)
(Erkek) Vallahi Ertan Efendi kendi bilir!
Bize mirası istemiyorum dedi.
İstemiyorum dedi Ertan Efendi.
Abim onu besledi, büyüttü...
...o da otursun oturduğu yerde, adamlığını bilsin!
Bak, benimle uğraşırsa onun soyadını alırım!
Ertan Bey olamaz! Yürü.
(Gerilim müziği)
(Telefon titriyor)
Eymir!
(Arama tonu)
Alo, Yasin.
Ben şimdi sana bir plaka vereceğim, tamam mı? Yaz.
Şu senin dayı kızı vardı ya, polis olan.
Bir araştırsın bakalım, öğrensin. Bu kim, adresi ne?
Tamam. Sağ ol kanka.
Fidan Hanım, ayıp ama! Bizi sap gibi buraya dikti! Ha geldi ha gelecek!
İsmet abla, belki de iş yerinden izin alamamıştır.
İnsan bir arar!
İsmet, bacım, arabaya geç.
Fidan anne, sen de benim arabaya geç. Biz bir eve gidelim.
(Gerilim müziği)
Ulan bir kıza sahip çıkamıyorsun.
Gelinlikçiye dahi getiremedin. Nasıl karın yapacaksın?
Yürü.
(Gerilim müziği)
Ben anlamadım abiciğim. Yani biz yol görüntülerini daha yeni taradık...
...bir delil falan bulamadım. Bunlar bu kanıya nasıl varmış?
Bu doğru soru. Biz boşuna şüphelenmedik.
Bizde trafik ceza tutanağı vardı.
Babamın tek olmadığını öyle gördük değil mi?
Burada akışa aykırı bir durum var. O yüzden didik didik ettik.
-Onu soruyorsun. -Aynen öyle.
(Kapı vuruldu)
-Ertan. -Efendim?
-Ertan. -Evet.
-Bir konuşalım. -Konuşalım, gel.
-Abi. -Buyurun buyurun.
-Gülten. -Tamam.
(Gerilim müziği)
Hidayet Bey, ben insem.
Benim bir işim var da onu halledip geleyim, olmaz mı?
Olmaz. Birlikte eve gideceğiz.
Sana bir şey vereceğim.
Anneni.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kapı kapandı)
-Dışarı çık. -Aa!
-Sayaç abi? -Çık!
Abi, bir baksana hayvana. Böyle bakıyor.
Susamıştır diye ben su vereyim falan diye geldim.
-Çık! -Tamam abi, ne bağırıyorsun?
Çıkıyorum abi, ne bağırdın? Allah Allah! Yemedik odanızı! Hayvana yazık günah.
-(Sayaç) Çık! -Tamam abiciğim.
Lanet olsun benim hayvan sevgime!
Ama hayvan susamış. Susamış yani, ben söyleyeyim.
(Gerilim müziği)
Oğlum sen neredesin? Sabahtan beri seni arıyorum!
Bir kız seni arıyor oğlum. Mesaj üstüne mesaj.
Harbi mi? Hişt, ne kızı?
Bizim Kingo sayfasına yazmış.
Oğlum yok, ben sosyal medya falan kapattım. Hepsine ara verdim. Yok.
-Nereden yazacak? -Oğlum kapatmakla biter mi o iş?
Bizim Kingo sayfasına eklisin ya seni orada görmüş. Bak.
-Kız da bu. -Bakayım.
(Erkek) Simla Bakizade.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği)
Al bakalım kızım. Annen bu.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği)
Eymir.
Yok evladım.
(Gerilim müziği)
Asya!
Nereden çıkacaksın Asya?
Hiç değilse adını söyleseydiniz.
Asya, kızım.
Rezil olmak için de...
...yargılanmak için de ben fazla yaşlıyım.
Ben hatamı gömdüm.
Bırak, olduğu yerde kalsın.
Hem bak, sureti elinde zaten.
-Peki. -Kayıt işlemin yarın mı?
-Yarın. -İyi.
-Bana haber ver tamam mı? -Olur.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
(Gerilim müziği)
Orada ne oluyor?
Hidayet Bey, vallahi biz de anlamadık. Toprak bel vermiş.
Çimen yerinden sökülmüş sonra tekrar koyulmuş gibi.
Simla Hanım'ın köpeği yapmış desem çok da küçük. Gücü yetmez.
(Ertan dış ses) Yarın ifadeye çağrılacaksınız.
Adliyeye gitmeniz gerek. Tüm aile.
Ben akşam vakitleri olması için savcıya ricada bulunacağım.
Sonrasında savcı tüm evde çalışan insanların da ifadesini almak isteyecek.
Ben önden, yani ailenin, hazırlanıp gidelim diyorum.
Yıldız Savcı'yı tanırım. Kafası nasıl çalışıyor, bilirim.
Herkes aynı şeyi anlatmalı.
Aşağı inince çalışanlarla da konuşacağım.
(Gerilim müziği)
-Halloldu mu? -İşlem tamam.
Tamam, dokunmayın. Böyle kalsın. Hadi siz gidin.
Tamam.
(Gerilim müziği)
Aferin ulan, aferin!
Vazgeçmek yok.
Tam dişime göre.
Aferin Ertan.
(İç çekti) Aferin oğlum.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Sıra Yasin'e geldi, öyle mi Eymir?
Asla vazgeçme tamam mı, asla!
(Meşgul tonu)
Yok, bak meşgul. Meşgul, bak.
Demek ki hiç kimseninkini açmıyor. Demek ki işi varsa meşgul yani Eymir.
Oğlum ben kimse değilim!
Tamam mı? Bak, ben nişanlısıyım!
Tamam paşam, Allah tamamına erdirsin. Ne diyelim şimdi sana?
Bulacağım oğlum.
Seni bulacağım kızım.
Beni ara.
-Ararsa ara. -(Yasin) Tamam.
Bu da iyice şaşırdı! Havalara bak!
(Taha) Tamam tamam. Allah! Tamam tamam!
Neslihan Hanım, tamam. İyi günler.
İyi günler, tamam. Görüşürüz. Tamam, baybay. Hadi.
-Hadi baybay. -Hişt! O ablan mı lan?
-Kim o zaman? -Abi sen bana Neslihan'ı ara demedin mi?
-Ben de Neslihan'ı aradım. -Tamam, yalıda mıymış?
-Çıkmış. -Nereye çıkmış oğlum?
-Lan bir şey demedi mi? -Abi ben ne bileyim?
Çıkmış işte. Belki eve falan gidiyordur. Ne bileyim, Allah Allah! Ben ne bileyim!
Ulan var ya yemin ederim (Bip)!
(Gerilim müziği)
Remzi, bir şey buldun mu lan?
(Kapı vuruldu)
Bence bu biraz alışkanlığa dönüşmeye başladı.
Değil mi? Sanki.
Seni merak ettim.
Bir de canım hiç o mahalleye gitmek istemedi.
Niye?
Eymir.
İkidir beni gelinlikçiye çağırıyor.
Bu sefer büyük sattım ama.
Şu an kapı kapı beni arıyor. Ortalığı karıştırıyor.
Seni o işten sıyırmak lazım.
Gerçekten yemin ediyorum...
...adam yanımdayken kalbim sıkışıyor.
-Sen de yer misin? Çok güzel olmuş. -Ne?
-Yerim. -Tamam, tabaklar orada.
Yerim. Orada mı?
-Bunlar mı? -Evet, onlar.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Emin misin? -Evet abi.
Evinin adresi bu.
O evden çıkma Asya.
Sakın o evden çıkma.
(Gerilim müziği)
Çok güzel.
Ellerine sağlık, çok güzel olmuş.
Afiyet olsun.
(Sessizlik)
-Ertan. -Efendim?
Hani bana bir şey sormuştun, hatırlıyor musun?
Bu Hidayet Bey'e giderken, hazırlık yaparken.
Bana bir yerinde bir yara izi var mı demiştin.
Yok demiştim.
Yani tabii sana daha güvenmiyordum. Bu kadar tanımadığım için.
Ne diyorsun Asya? Ben anlamıyorum.
Ne yara izi?
Baştan alıyorum.
Babam.
Bütün mahalleyi dolandırıp herkesin parasını çalıp giden...
...hırsız babam.
Ben kimseye güvenmemeyi ondan öğrendim biliyor musun?
Zaten armut dibine düşüyor, gördüğün gibi.
Bence niye böyle olduğum çok fazla sorgulanmamalı.
Babam bir kuruyemişçide çalışıyordu.
Oradan çaldıklarını biz de giderdik, pazarda satardık.
Çocuktum. Yani hiçbir şeyden anlamıyordum.
Ben oyun zannediyordum. Daha sekiz yaşındaydım.
Bir suç ortağı olduğumu bilmiyordum.
Neyse.
Babam kaçtığında bütün mahalle bizden nefret etti.
Evimizi bastılar, talan ettiler.
(Erkek) Yürü abi, yürü! (Üst üste konuşmalar)
(Kadın) Elimizde avucumuzda bir şey kalmadı!
-Bir de onları aldın! Ver şunu! Çıkar! -(Fidan) Bırak! Bırak!
Çocuklarıma dokunmayın!
(Asya dış ses) Hatta küçük bir tokam vardı.
Kelebekli bir tokam.
Onu bile saçımdan yolup almışlardı.
Ama haklılar.
Büyük para kaybettiler. Yani babam arsa alacağız, ev yaptıracağız...
...kooperatif gibi bir şeylerle kandırdı onları.
(Asya dış ses) İşte o yaz... (Üst üste konuşmalar)
(Asya dış ses) Üniversiteyi kazandığım yazdı.
Yani o yüzden üniversiteye gidemedim. (Üst üste konuşmalar)
Hepsi bize düşman oldu.
Eziyet ettiler, yolumuzu kestiler, yüzümüze tükürdüler.
Babamın dönmeyeceğini anlayınca da bir gün...
...bütün mahalle toplandı.
(Asya dış ses) Bizi evden atmak için gelmişler.
Zorla bizi dışarı çıkardılar.
Gideceksiniz diyorlar.
Babam nerede, biz de bilmiyoruz ki.
Ama onlar bizim bilmediğimize inanmıyorlar işte.
Gideceksiniz diyorlar.
Tabii, acılarını bizden çıkarmak için.
Kışın ortası.
Kucağımda İrem, çocuğun ayağında çorabı yok.
O kadar çaresizdik ki.
Bırak gidecek bir yerimizin olmaması, yiyecek ekmeğimiz bile yoktu.
Öyle bizi sokağa attılar.
(Derin nefes alıp verdi)
Nadir amca var, bizim ev sahibi. (Geçiş sesi)
(Asya dış ses) Gittim, ben de onun dükkânına girdim.
Tiner bidonunu aldım.
-Üstüme döktüm. -Asya! Asya!
Ne yaptın?
Ne yapayım?
Çaresizlik. Gözüm döndü.
-(Fidan) Asya yapma! -(Asya dış ses) Yakın dedim.
-Yakın, bizden kurtulun. Ne yapayım? -Asya!
-(Asya dış ses) Herkes dondu kaldı. -Öldürün de kurtulun!
-Asya! -Öldürün de kurtulun!
Bir kişi vardı.
Babamın en yakın arkadaşı.
Kibriti çaktığı gibi yere attı.
Yapma!
Yapma!
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
Yasin vardı, arkadaşım.
Sonra o geldi.
O atıldı üstüme, söndürdü.
Mahalleli de yardım etti tabii.
(İç çekti) Söndürdüler.
Öyle acıdılar...
...sonra eve girmemize izin verdiler.
Bu yara oradan.
Aşağı kadar gidiyor ama bacağımdakiler geçti.
Burası kaldı.
(Duygusal müzik)
Ne kadar acımıştır!
Hiç acımadı, biliyor musun?
(Duygusal müzik)
Ben birine güvenmeyi içimden kazıya kazıya söktüm.
Ama artık denemek istiyorum.
Ben sana güvenmeyi seçiyorum Ertan.
En azından deneyebiliriz.
Sonuçta aynı yoldayız.
Zaten baksana, biz kaçtıkça hayat bizi yan yana getirip duruyor.
İkimiz için de kolay değil. Anlıyorum, belli ki senin de yaraların var.
Ama sanırım en azından denemeliyiz.
(Duygusal müzik)
İçimdeki bu yalnızlık duygusunu...
...bu güvensizliği...
...bu inanmamayı...
...o kadar söküp atasım var ki.
Birine güvenmeye o kadar ihtiyacım var ki.
O sen misin Asya?
(Duygusal müzik)
Gerçekten bilmiyorum.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Hadi oğlum, çekilsene! Ayağının altında yumurta mı var (Bip)? Hadi lan!
("Gazapizm-Süzülerek" çalıyor)
"Bu oyun dünyanın karasına renk"
"Hepinizi görüyorum yukarıda net"
"Süzülerek, süzülerek, süzülerek"
"Süzülerek uçuyoruz buradan"
"Bu oyun dünyanın karasına renk"
Evet.
Ben de babamın ölümünde birinin parmağı olduğunu düşünüyorum, tamam mı?
-Anlatmak istediğine eminsin değil mi? -Evet, eminim.
Tamam mı?
Güveniyoruz ya işte. Varım.
Tamam.
Peki.
Şimdi seni dinliyorum.
Dediğim gibi, babamın...
...ölümünden şüpheleniyorum.
Yani bir ikilemdeydim ama cinayet olarak görmüyordum tabii.
Keskin bir cümle kurmamıştım diyeyim. Arabada yanında biri vardı.
Kim olduğunu bilmiyorum.
Ama kazaya sebep olan biri.
Ama Hidayet öldürüldü derken çok emindi.
İşte, bilmiyorum.
Ben de oraya takıldım ama öğreneceğim yani. Bilmiyorum.
Yani ben avukat değilim, biliyorsun ama...
...kafam basar yani. Gördün zaten.
Yani istediğinde sana yardım edebilirim.
İsterim.
(Duygusal müzik)
Sana bir şey vereceğim.
Peki.
(Duygusal müzik)
Bu kim?
Anne bu.
(Duygusal müzik)
-Bu kadın mı? -Evet.
(Kekeleyerek) İsmi neymiş?
İsmini söylemedi.
Niye sormadın?
Sana fotoğrafı vermiş. Sıkıştırsaydın.
Söylemedi. Sıkıştırdım, sıkıştırmaz olur muyum?
Sadece bunu verdi. Gerisi yok.
(Kapı vuruldu)
(Eymir) Kapıyı aç, kapıyı! Asya!
Bu Eymir. Açma, sakın! Açma!
-O çalar çalar gider. -Saçmalama...
Hayır, bir dakika.
Manyak çünkü. Sen yokmuşsun gibi davranalım, olur mu?
Yok artık, ne münasebet! Gel şöyle. Gel şuraya.
Asıl sen burada değilsin.
Öyle bir şey yok. Geç otur şuraya.
Asıl sen yoksun. Ben söyleyeceğim. Geleceğim yanına.
Hadi Asya.
-Asya burada mı? -Ne işin var senin burada?
Asya burada mı oğlum?
Sen silahla mı geldin benim kapımın önüne?
Dağbaşı mı burası? Sok onu cebine.
Avukat bak bu (Bip).
(Eymir) Sen benim soruma cevap ver. Asya burada mı?
Hayır değil.
Burada.
Ben onu kokusundan tanırım.
-Çekil. -Hişt! Ağır bas.
-Burası benim evim, kal orada. -Avukat.
-Çekil. -Bana bak.
Oğlum!
-Bir dakika! Eymir! -Hey, hey, hey!
-Ne yapıyorsun sen? -Senin ne işin var burada?
-Ertan Bey, kusura bakmayın. -Asya senin ne işin var burada?
Sizin ne işiniz var aynı evde?
-Sakin... -Siz beni delirtecek misiniz?
-Bir sakin olur musun? -Ne sakin ol?
-Sakin. -Oğlum siz ne yaşıyorsunuz?
Sus! Ağzından çıkanı kulağın duysun. Terbiyesiz herif.
Oğlum.
Bak bu kız benim nişanlım.
Seninle aynı evde olamaz! Tamam mı?
Anladın mı?
-Tamam, nişanlım. -Hey hey!
-Senin malın mı kızı çekiştiriyorsun? -Malım! Bırak!
-Eymir! -Al, bu da faturası!
-Tamam mı? -Eymir, tamam!
-Ne biçim adamsın sen! -(Eymir) Hesabını soracağım sana.
(Asya) Eymir gidebilir miyiz?
-Lütfen, beni eve bırak. Lütfen. -Bir saniye. Bana bak.
-O elindekinin ruhsatı var mı? -Sana ne (Bip)?
Ben senin avukatın değil miyim? Cevap ver bana.
-Ruhsatı var mı? -Yok (Bip)!
-Ne yapacaksın? Ne yapacaksın? -Gidelim mi lütfen?
-(Bip)! Ver şu silahı! -Çevirme var.
-Bununla gezemezsin. -Tamam, bir şey olmaz.
-Ben o silahı alırım senden! Geç. -Bırak hadi.
Geç. Bunun hesabını soracağım sana. Geç.
(Gerilim müziği)
-Tamam. -Ne?
Ne işin var (Bip)'in evinde?
Hidayet'e bir açık verdik, tamam mı?
Onu konuşmaya geldim. Arkamızı kurtarmaya geldim yani.
-Lan (Bip) telefon icat edilmedi mi? -Bana bağırma!
Bana bağırma!
(Gerilim müziği)
-Telefonun şarjı bitti. -Yeme beni Allah aşkına Asya!
Ne yemesi be? Ne?
On bin kere aradınız beni!
Bitti. Al bak. Şarjı bitti. İçinde telefonum, bak.
Çek. Çek şu çantanı.
Nerede bu (Bip) anahtar?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Radyoda müzik çalıyor)
Bak, gündüz adamın ofisine gidiyorum.
Hop, oradasın.
Adamın evini basıyorum, yine oradasın!
Hayırdır kızım sen?
Sen bir de bu adamın ofisinde çalışacaksın öyle mi?
Bütün gün bu adamla gezeceksin?
Yok ablacığım öyle bir şey!
İzin vermiyorum ben! Yok.
Ne bakıyorsun?
Ne bakıyorsun kızım, (Bip) mıyım ben?
O ofise gitmeyeceksin bundan sonra.
O adamı görmeyeceksin artık.
Bak, tek tek söylüyorum.
Hidayet beni avukat biliyor. Tamam mı?
Kendi elleriyle götürdü ofise, çalışayım diye.
O yüzden çalışacağım!
Allah'ım! Ben sanki bayılıyorum!
Bitsin oyun o zaman! Bitsin!
Senden de kurtulayım, ondan da kurtulayım! Sen de (Bip), Ertan da!
-Gitsin bitsin bu oyun! -Oğlum!
Ne diyorsun sen?
Ha? Ne diyorsun kızım sen? Bana rest mi çekiyorsun?
Aynen.
Aynen. Bitsin oyun. Bitsin.
Kurtulayım, senden de kurtulayım o dayından da kurtulayım!
Bana hava hoş. Benim canıma minnet! Benim işime gelir.
Ne oldu?
Kalırsın öyle değil mi?
Nasılmış çaresizlik Eymir Bey?
Köşeye sıkışmışlık, elin kolun bağlı olması...
...bir şey yapamamak nasıl bir duyguymuş?
İşte bana yaşattığın bütün duygular bunlar, biliyor musun?
Ne yapıyor lan bu manyak?
Böyle bakarsın işte.
Sıkıyorsa engel ol.
Ol bakalım. O adamın ofisine de gideceğim.
O adamın yanında da dolaşacağım.
-Sen de böyle susup oturacaksın. -Asya bak!
Asya beni deli etme kızım!
Deli etme!
Oğlum, ölüyorum senin için! Kıskançlıktan deliriyorum!
Sen adamın evinden çıkıyorsun Asya!
Kocaman insanlarız oğlum!
Aynı eve girince illa bir tek şey mi geliyor senin aklına?
(Bip) mısın sen?
Ne demek istiyorsun sen ayrıca?
Ha? Yüzüme bakarak bana ne ima ediyorsun farkında mısın?
Bir şey ima ettiğim yok.
Mecbur gittim! Mecbur gittim!
Alsın artık kafan şunu!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Bip)!
Sana da iyi geceler Asya.
("Kenan Doğulu - Yosun" çalıyor)
(Telefon çalıyor)
"Düzeltiriz hepsini birer birer"
"Kırgınlıklarınla"
Eymir inşallah sen değilsindir.
"Altından kalkarız"
(Telefon çalıyor)
-Ertan? -Eve girdiğini görmek iyi geldi.
İyi. Merak mı ettin?
Evet.
"Hayat sana insafsızca ne kadar tuzak kursa da"
Nasıl?
(Asya ses) Bir dakika.
Dur bakayım.
Sen peşimizden mi geldin?
Evet. Seni merak ettim.
Öyle mi?
Neden?
Merak ettim. Merak etmiş olamaz mıyım?
Endişelendim senin için. Normal değil mi?
Ama neden?
İyisin işte. Tamam.
Onu görmek için geldim, gördüm. Gidiyorum şimdi. Tamamdır.
İyi geceler.
"Çaresiz hiç değilsin"
"Suç ortağım dizinin dibindeyim"
"Hayat sana insafsızca ne kadar tuzak kursa da"
"Yosun gözlerine fedaiyim"
"Yüzün gülene kadar" (Kapıya vuruldu)
"Emrindeyim"
Ne yapıyorsun?
Ertan buradaydı!
-Gördü mü seni? Karşılaştınız mı hiç? -Yok, ben görmedim kimseyi.
-Ertan'ın ne işi var burada? -Hayır, hayır!
-Ne oluyor? -Hayır ya!
Dur.
(Telefon çalıyor)
-Efendim? -Alo?
Şey Ertan...
Şey soracaktım. Biz yarın baroya gideceğiz değil mi?
Benim bu başvuru için.
Kaçta gideriz?
Söyledim ya sabah bir işim var. Oradan sonra birlikte gideceğiz.
İyi tamam.
Ben yine de sorayım dedim.
Tamam iyi akşamlar. Hadi görüşürüz yarın.
Tamam.
Aklım çıktı gördü diye.
Görmemiş.
Ne olacak bu saatten sonra görse, anlasa?
Geri dönüş olmadığını biliyor zaten.
Ayrıca Ertan neler gördü. Bir şey olmaz, susar oturur.
Hayır. Bizi görmemesi lazım. Bizi anlamaması lazım.
Takık buna.
(Eyüp) Hadi bakalım, yemek vakti.
-(Eymir) Selamünaleyküm dayı. -Aleykümselam yeğenim.
Dayı sen haklısın.
Bu işi uzatmanın hiçbir manası yok.
Bu hafta sonu hemen düğünü yapalım. Parayı verelim en iyisini yapalım.
-Bu hafta sonu öyle mi? -Aynen.
Cuma yoksa cumartesi mi?
Cumartesi dayı.
Üç gün sonra öyle mi?
-Aynen dayı. -Sen nasıl istiyorsan öyle olsun yeğenim.
Ne diyelim?
Düğün senin, murat senin.
Eyvallah, sağ olasın.
-Hişt? -Ne?
Şu Ertan meselesine geri dönebilir miyiz?
Bayağı tutuştun çünkü gördü mü diye. Hayırdır?
Bana güvensin istiyorum.
Öyle mi?
Bayağı içten bir istek oldu bu.
Ciğerinden sökülmüş gibi. Yanlış mıyım?
Hayır öyle değil.
Kızım adam artık ciğerime kadar biliyor ne durumda olduğumu.
Benim de ona güvenmem lazım.
Bir endişem var ama bakalım.
Peşine düşeceğim.
İnşallah bana yalan söylemiyordur.
Gözlerimin içine bak.
Başka bir nedeni yok yani?
Saçmalama Neslihan. Yok tabii ki.
Hayır bilemem.
İnsan güvenmek ister.
Çok haklısın. Annesine güvenmek ister. Babasına, kardeşine.
Sevdiğine.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Asya, araç Kemal Aydın diye birinin üzerine kayıtlı.
Adresi burada yazıyor.
-Kemal Aydın? -Evet.
Ertan’ın amcası o zaman bu?
O kadarını bilmiyorum.
Sen ne yapacaksın bunu?
Bir sırrı aydınlatacağım diyelim.
Neyse.
Hayırlı işlerin olsun.
Kasan çil çil para dolsun. Tezgâhındaki bütün etler satılsın kanka.
Ne güzel konuştun! Senin de ayağına taş değmesin güzelim!
Hadi kaçtım. Aslan kankam!
Günaydın Asya.
Ev tuttum. Ona bakmaya gideceğiz hadi.
Asya.
Hadi. Gel gülüm. Hadi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Günaydınlar, günaydınlar. -Günaydın.
-Önder abi var mı bir gelişme? -Maalesef.
Ama...
...annenle ilgili bir ipucu yakalamış olabiliriz.
-Tamam. -Bakıyorduk ya...
...Hidayetlerin hangi adada evi var diye?
Hem Büyükada'da hem Heybeliada'da evleri var.
Ama tapuların tarihi çok eski.
Bir tek Bozcaada'daki tapunun tarihi 40 yıllık.
Orada mı doğdum ben yani?
Yani öyle görünüyor.
Vay be!
Bir doğrum daha elimden alındı desene.
(Telefon çalıyor)
Ben kendimi İstanbullu biliyordum ama.
Çanakkaleliyim yani?
Yani ölçüt doğduğun şehirse...
...öyle.
Güzel. Kahraman şehir.
Geçilmez. Çalışır, güzel.
Sen orada annemin yanında...
...işte ne bileyim, doktor, ebe...
...çalışan kim varsa onları bulalım araştıralım.
Beni annemin ismine götürecek kim varsa bulalım olur mu?
Tamam, bende.
İşte, işte.
Bak burada kim var.
Kim bu?
Annemmiş.
(Müzik)
Zaman dar diye burayı bulabildim.
Eşyalı.
Ama düğünden sonra istediğin...
...eşyayı değiştiririz, olur mu?
Bak burada da mutfak var.
Buraya da bak.
Bu arada... Bu arada...
Asya.
Banyoda jakuzi var.
Hayalim de.
Asya?
Eymir.
Bak.
Bu gerçek bir evlilikmiş de ben çok istiyormuşum gibi davranma.
İsteyeceksin Asya. Tamam mı?
Bu evlilik de gerçek.
Bu arada dayım düğünü öne aldı. Haberin olsun.
Bu cumartesi.
Ne?
Ne demek bu cumartesi?
İki hafta dedik ya.
Dayım öne aldı. Bir itirazın varsa git onunla konuş.
Kaç bakalım, nereye kadar kaçacaksın?
(Gerilim müziği)
Niye durdun Asya? Hadi.
Bin arabaya. Ben bırakayım seni.
Baroya gideceğim.
Sen de mi geleceksin, ne yapacaksın kabarık suç dosyanla?
Asya!
Bak bugün o gelinliği almaya gideceğiz.
Eğer yine insanları mal gibi dikersen...
...ben bu sefer dayımı tutamam.
Tamam mı?
Tamam gelirim. Tamam.
(Gerilim müziği)
Ertan, başımıza iş açacak, bu adamlar da Asya da.
Asya’yı karıştırma. O kurban.
Ne demek kurban? Hani 10 numara sahtekârdı?
Manipülasyonu falan süperdi?
-Asya bizimle abi. -Bizimle mi seninle mi?
O ne demek?
Bilmem. Ne demek?
Sen bir şey mi ima ediyorsun?
Oğlum güveniyor muyuz diyorum?
Evet güveniyoruz.
Tamam.
Ben çıkıyorum. Kemal'e uğrayacağım, amcama.
Oradan baroya geçerim.
Gülten şu fotoğrafı araştırsın, tamam mı? Baksın.
-Tamam. -Hadi.
-Hadi kolay gelsin. -Sağ ol.
(Gerilim müziği)
Efendim Önder abi?
Bozcaada'da senin doğduğun evde bir kadına ulaştım.
Kimmiş?
Neslihan vardı ya.
Senin şüphelendiğin kız.
Onun halası.
Evet, öyle bir şüphe yok artık.
O benim kendi paranoyammış, geçtik yani. Sorun yok.
Belki de değildir.
Şimdi bu kadın...
...Bozcaada'daki evden İstanbul'daki yalıya geliyor çalışmak için.
(Önder ses) İşten ayrılıyor. Ayrılırken de yerine Neslihan'ı koyuyor.
Halanın adresine ulaşamayınca Neslihan'ın adresinden ulaşmaya çalıştım.
(Önder ses) Asya'yla aynı mahalledenler.
Aralarında yalnızca iki sokak var.
Bir de bir şey daha yollayacağım. Onu buldum.
Bir bak bakalım, hoparlöre geç.
Bekliyorum ben.
Attım.
(Gerilim müziği)
Fotoğraftaki adam var ya?
Asya'yla restorandaki aynı kişi.
Ay!
-Çok özür dilerim. -Hiç önemli değil.
Hiç önemli değil ben hallederim.
-Hiç önemli değil. -Bir dursana.
-İyi misin? -Biraz midem bulandı.
Ayran falan söyleyelim mi?
(Gerilim müziği)
Adamın adı Yasin.
Asya'yla aynı mahallede kasap.
Aynı zamanda liseden arkadaşı.
(Gerilim müziği)
Numara 30...
(Gerilim müziği)
(Kapı zili çaldı)
-Merhaba. -Buyurun?
Kusura bakmayın rahatsız ettim.
Beni avukatınız yolladı. Stajyer avukat Çağla ben.
Bir iki şey danışmam gerekiyor da size.
Buyurun buyurun.
İsabet oldu.
Buyurun lütfen.
Bir iki eksik bilgi varmış da...
...onu öğren diye gönderdiler beni.
Atlamayalım istiyorlar.
Şimdi... Yeğeniniz Ertan değil mi?
Doğru dedim değil mi?
Sözde yeğenim.
Şey...
Miras paylaşımı davası varmış galiba.
Miras falan paylaşılmayacak.
Hakkı yok. Ertan hepsini direkt bize verecek.
Benim konuyla çok alakam yok.
Dosyaya hâkim değilim açıkçası.
Avukat da aksini söylüyor.
Ama Ertan evlatlık olduğu için...
...bana göre hakkı yok.
Şey...
Dedim ya, dosyaya hâkim değilim.
İsterseniz kısa bir özet geçin bana. Çok sevinirim.
Kadir'in eşi rahmetli Tülin abla.
Yedi aylık hamileyken bebeğini karnında kaybetti.
Çocuğun yasını tutuyordu ki...
...Kadir bir çocukla çıkageldi.
Ertan'la.
Onun yerine o dedi.
Kimsenin haberi olmadı.
Bir tek biz biliyorduk.
Kadir bu duyulmayacak dedi.
Bu çocuğu evlat ediniyoruz.
Anladım. Peki...
...Ertan evlatlıksa...
...ailesi kim? Gerçek ailesi kim?
Kadir Bey'in de çocuğu değil.
Kimin çocuğu?
(Gerilim müziği)
Ertan.
Çağla, avukat.
(Gerilim müziği)
Asya sen ne yapıyorsun?
İçimdeki sesi susturmaya çalışıyorum.
Başından beri sende bir gariplik vardı.
Haklı çıktım.
Yanılmadım yani.
Bana yalan söylemişsin.
Beni kandırmışsın Ertan.
Evlatlıkmışsın.
Öyle bir haber beni çok şaşırtmış olabilir mi acaba?
Hiç o yönden baktın mı?
Beni çok üzmüş olabilir mi?
Bu çok kişisel bir sır...
...olmuş olabilir mi? O yüzden kendime saklamış olabilir miyim?
Hiç bu yönden baktın mı?
Peki başka ne öğrendin Ertan?
Söyler misin?
Doğum tarihin kaç mesela? Kaçlısın?
-Ne alakası var? -Söyler misin? Kaçlısın?
91'lisin değil mi?
Kesin benimle aynı ayda doğdun.
-Değil mi? -Ne diyorsun Asya?
O yüzden doğum tarihimi değiştirmedin.
Seninkiyle tutuyordu çünkü, değil mi?
Kadir'in adadan getirdiği çocuk sensin Ertan.
Sen Hidayet Bakizade'nin çocuğusun.
O yüzden adam sana evlat deyince kaldıramıyorsun değil mi?
Ben farkındayım, görebiliyorum.
Adam sana sarıldığında titredin.
Bu işi de o yüzden istedin.
Babanın vasiyeti onların hepsi ayaktı.
Hepsi beni kandırmak için. Annen...
Anneni öğrenme hevesin, o ısrarın...
O da bu yüzden!
-Asya yeter. -Niye karşılarına çıkıp...
...ben sizin oğlunuzum demiyorsun ki?
Kızınız değil oğlunuz var demiyorsun ki?
Niye beni kandırıyorsun? Niye beni maşan gibi kullanıyorsun?
-Biz beraber değil miydik? -Asya yeter!
Sus!
Paranoyak mısın sen?
Deli misin sen? Gerçekten soruyorum. Bir problemin mi var?
Nereden geliyor böyle şeyler aklına?
Evet evlatlıkmışım.
Ne kadar büyük bir haber.
Hidayetin oğlu olmam nereden çıktı?
Nereden uyduruyorsun? Kafan nasıl çalışıyor?
Herkesi kendin gibi mi zannediyorsun?
İki lafı art arda birleştirebildin diye buraya varabileceğini mi zannettin?
Sakın!
Sakın bana paranoyakça, manyakça kelimelerle gelme.
Duydun mu beni?
Ağzından çıkanı kulağın duysun.
Saygısızlaşma.
Haddini bil, sınırını bil.
Anladın mı beni?
("Gazapizm, Cem Adrian - Af" çalıyor)
"Susmuş, unutmuş, bırakmış bu hâlin"
"Hiçbir şey tutmuyor yerini"
"Hiç kimse bilmiyor sebebi"
"Kor, kor, kor, kor bu kalbim"
"Kendinden, her şeyden bıkıp vazgeçmiş gibi"
"Hiçbir dil söylemez ismini"
"Hiç kimse bilmiyor yerini"
"Kaldırın bütün düşenlerimi"
"Döndürün çekip gidenlerimi"
"Ah, delip geçip yitenlerimi"
"Çarem yok, çarem yok"
"Dermeyin, aman dikenlerimi"
"Sormayın, yıkıp dökenlerimi"
"Düştüğüm cehennemin dibini"
"Affım yok, affım yok"
"Affım yok"
Dün gece yalandı her şey, öyle mi?
Konuştuklarımız falan?
Güven falan.
Kendi kendime bir duyguya girmişim işte.
İçimi açmışım.
Ama sen orada dur diyorsun.
Ben seni yanlış anlamışım kusura bakma.
Asıl ben yanlış anlamışım.
Bir duygu gelmiş.
Bana. Yalan bir duygu.
Hiçbir şey yalan değil.
Benim bütün duygularım gerçekti.
Senin hayatın yalan olmuş Asya. Ciğerin yalan.
Her şeyi öğrendim.
Yasin'i, Neslihan'ı.
Çok güzel tezgâha getirdin beni.
Gurur duyabilirsin kendinle, bravo.
Aynı senin istediğin gibi oldu. Peşinden geldim.
Seni ikna ettim.
Sana geldim.
Planın 10 numara işledi yani.
Ne yapıyorsunuz?
Ne yapıyorsun mesela? Mahalleye gidip arkadaşlarınla toplanıp...
...Ertan'ı nasıl kandırdım diye arkamdan gülüyor musunuz?
Saçmalama. Öyle bir şey yok.
En başta evet oldu.
Ama beni tanımıyordun. Gelip iş başvurusu yapacak değildim herhâlde.
Hepsi beni seçmen içindi.
Bana söyleyebilirdin.
Ama bunu tercih etmedin.
Çünkü duygun yok.
İnsanlığın yok, kalbin yok senin.
Çünkü sen yalan söylemeyi seviyorsun.
İnsanların hayatıyla oynamayı...
Hastalık bu, farkında mısın?
"Ertan ben her şeyi öğrendim.
Sizin birine, benim paraya ihtiyacım var."
Bunu söyleyebilirdin mesela.
Aramızda inanılmaz bir güven ilişkisi kurulurdu, biliyor musun?
Çok samimi söylüyorum.
Artık söz konusu bile değil.
Ne olurdu mesela?
Sen her ihtiyacını gidip...
...bir insana söyleyince herkes sana kucak mı açıyor?
Yarana merhem mi oluyor? Ne oluyor? Aksine!
İçini açtığın herkes önce nereden vururum diye bakıyor zaten.
-Dürüstlük her zaman mutluluk getirmiyor. -Fırsatın vardı Asya.
Fırsatın vardı, söyleyebilirdin.
Ama sustun.
Ne sevmeyi biliyorsun, ne inanmayı biliyorsun.
Varsa yoksa senin çıkarın. Sana ne geldi, sana ne oldu...
Senin ne kazandığın.
Sen bir zavallısın.
("Gazapizm, Cem Adrian - Af" çalıyor)
"Kendimden, her şeyden bıkıp vazgeçmiş gibi"
"Hiçbir dil söylemez ismini"
"Hiç kimse bilmiyor yerini"
"Kaldırın bütün düşenlerimi"
Ama bundan sonra yok. Aramızda...
...güven, yardım, dayanışma, inanç.
Öyle kavramlar söz konusu bile değil.
"Aman dikenlerimi"
"Sormayın, yıkıp dökenlerimi"
Sadece bizim çıkarlarımız var bundan sonra.
Aynı amaç için, aynı yöne yürüyen iki yabancı olacağız. Bu kadar.
Başka bir şey yok.
"Bütün düşenlerimi"
"Döndürün çekip gidenlerimi"
"Ah, delip geçip yitenlerimi"
-Nereye gidiyorsun? Baroya gideceğiz daha. -Ben giderim.
Nasıl gideceksin? Paran mı var?
Param yok!
Gururum var ama.
"Yıkıp dökenlerimi düştüğüm cehennemin dibini"
"Affım yok, affım yok"
"Affım yok"
(Sokak gürültüsü)
Aman aman!
Tamam.
Burası Ayasofya...
-Hop, tamam! -Ay!
Taha ben.
-Konuştuk, yazıştık seninle. -Biliyorum.
Sen nasıl tanıdın ki beni?
Ormandaki ceylan gibisin.
Korktuğunu herkes hisseder.
Ayrıca Simla Bakizade yazınca..
...50 tane fotoğrafın çıkıyor zaten.
Havalı kızsın!
İyi. Memnun oldum o zaman.
Taha Bey.
Ay, aman. Kibar. Sen böyle kibar olduğunu mu zannediyorsun?
Kızım düzgün tutsana şu eli, böyle tokalaşılır.
(Tramvay zili çalıyor) Ay.
Kızım tramvay bu. Fakir limuzini.
Nefis bir yer seçmişsin gerçekten. Bulana kadar geberdim.
Kızım gayet merkezi, ne var? Allah Allah, hiç mi gelmedin?
Hayır.
Tarihi Yarımada.
Gerçek İstanbul.
Ayasofya var, Sultan Ahmet, Çemberlitaş falan. Hiç...
Rehber misin sen?
Yok, rehber değilim ama eminim ki sen Eminönü'ne de gitmemişsindir.
-Kapalıçarşı'yı da gezmemişsindir. -Şart mı? Çok mu önemli?
Yani.
Tanısan seversin.
Neyse, sen bana ne anlatacaksın? Anlat bakayım. Ne oldu?
Böyle ayak üstü mü konuşacağız? Sakin bir yere otursak olmuyor mu?
Oluyor canım benim, oluyor.
Gidelim bakalım, çökelim ceylan.
Oraya değil, nereye? Buraya.
"Kor, kor, kor, kor bu kalbim"
"Kendinden, her şeyden bıkıp vazgeçmiş gibi"
"Hiçbir dil söylemez ismini"
"Hiç kimse bilmiyor yerini"
"Kaldırın bütün düşenlerimi"
"Döndürün çekip gidenlerimi"
"Ah, delip geçip yitenlerimi"
"Çarem yok, çarem yok"
"Dermeyin, aman dikenlerimi"
"Sormayın, yıkıp dökenlerimi"
"Düştüğüm cehennemin dibini"
"Affım yok, affım yok"
"Kaldırın bütün düşenlerimi"
"Döndürün çekip gidenlerimi
"Ah, delip geçip yitenlerimi"
"Çarem yok, çarem yok"
"Dermeyin, aman dikenlerimi"
"Sormayın, yıkıp dökenlerimi"
"Düştüğüm cehennemin dibini" Nerede kaldın?
"Affım yok, affım yok"
Tek başına olmuyor mu bu işler? Başımda velim mi olması gerekiyor?
Cevap verir misin?
Şu başvuru mudur nedir, yapıp defolup gideceğim.
Gelinlik provam var. Eymir beni bekliyor büyük bir hevesle.
Düğünüm de iki gün sonra. Cumartesiye alındı.
İki gün sonra.
Aynen.
Kabul etme.
Reddet, istemiyorum de.
Evet, benim başka seçeneğim var çünkü.
Gebere gebere giyeceğim o gelinliği, mecbur.
O adamın karısı olacağım, mecbur.
Nereye gidiyorsun?
Al. İçeride gerekecek, kayıt parası.
Bunsuz seni kaydetmezler.
Benim değil, Hidayet'in parası. Alabilirsin yani.
(Duygusal müzik)
(Telefon çalıyor)
Efendim Ertan?
Alo, Gülten? Adli tıbbı ara, babalık testini bugüne aldır.
Haftaya pazartesi o, nasıl yapacağım ya?
Makul bir şey söyle. "Bir müvekkilimin acil işi çıkmış.
Yurt dışına gitmesi gerekiyormuş." de. Kabul edeceklerdir.
Asya o gelinlik provasına girmeyecek.
-Girerse de söküp alacağım. -(Gülten ses) Tamam, hallederiz.
(Gerilim müziği)
Hayırlı olsun, kaydınız yapıldı.
-Bitti mi? Bu kadar mı? -Evet, belgeniz iki güne imzadan çıkar.
-Başvuru ücreti falan yok mu? -Yok, hepsi bu.
Tamam, teşekkürler.
(Erkek) Hayırlı olsun.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Önder abi, yazar mısın? 34 T 775681, bu bir taksi plakası.
Asya'yı hangi gelinlikçiye bırakıyor öğrenmemiz lazım.
Ben Bakizadelerin şirkete geçiyorum.
-(Önder ses) Asya'ya yardım mı ediyoruz? -Ne yapacağız?
Evet kızgınım, aşırı hem de...
...ama o (Bip) evlenmesine göz mü yumalım yani?
(Önder ses) Tamam Ertan, çözerim.
Eyvallah başkanım, sağ olasın.
Oralet iyidir, istiyorsan dene. Söyleyeyim sana.
-Başkan. -Aman, yok.
O toz kahveleri ağzıma süremem, americano da yok.
(Kafe ortam sesi)
Yekten gel.
Yani anlat. Sen beni neden arıyorsun?
Biliyorsun, senin kuzen bizim kardeşimiz çıktı.
Harbi mi ya?
Evet canım, harbi. Yani babalık testi öyle diyor.
İyi, hayırlı olsun herkese. Güzel olsun.
İşte benim merak ettiğim de o kısım.
Yani bizim Asya'yı biraz tanımamız gerek.
Sen belki bize biraz yardımcı olursun.
Anlayamadım, ne gibi?
Biraz bilgi ver, ne bileyim? Nasıl bir kız, çevresi kim?
Şöyle anlatayım. Asya diye demiyorum, Asya çok iyi bir insandır, tamam mı?
Niye diyeceksin. Açık sözlüdür, dürüst, cesaretli, kalbi pamuk gibidir.
Yani on numara beş yıldız bir insandır.
Anlayacağın...
...size gelmez.
Niye?
Siz böyle sinsice yaklaştığınıza göre...
...açık arıyorsunuz ama zor.
Elinizde sevince sırtınızı yaslayıp bağrınıza basacağınız...
...bir kardeş gibi kardeş var çünkü o yüzden.
Aynen.
Kivili iyi.
-Afiyet olsun. -Eyvallah.
-(Erkek) Niyetçi! -(Taha) Burası Arabacılar Meydanı.
-(Erkek) Niyet baktırmak isteyen var mı? -İşte Dikilitaş.
Sultan Ahmet burada, ileride de Ayasofya var.
Yukarı çıkarsak da bu Çemberlitaş tarafları falan oluyor.
Tamam rehber adam.
Gençler, niyetinize bakmamı ister misiniz?
O ne ya?
Tavşan.
O kadar da değil. Kutunun içinde ne işi var, ne alaka?
Tavşan mı satıyorsunuz? Yok, almıyoruz.
Yok, bir dur. Abi niyet çekiyor, niyetçi yani. Fal.
Abinin mesleği bu. Abi, sen yapsana şovunu.
-Yeter mi? -Yeter, sağ ol.
Bir tane yap abi sana zahmet.
Gel kızım. Boncuk, çek kızım, hadi bakalım.
(Erkek) Buyur güzel ablam, inşallah niyetin kabul olur.
(Simla iç ses) "Uzaklarda arama, belki de tam karşında.
Bakışları deler geçer, anlamazsan aşk da seni es geçer."
Ne çıktı?
Hiç. Saçma sapan, 'impossible'.
-Kolay gelsin abi, hayırlı işler. -(Erkek) Eyvallah, iyi günler.
Asya'nın kuzenle buluşmaya gitti Simla.
-Bakalım bir şey öğrenebilecek mi. -Hadi bakalım.
-Aa. -Bu ne?
(Gerilim müziği)
Toplantı 14.00'te değil miydi? Baba?
Sizin bununla ilginiz yoktu ki zaten.
Toplantı bitti bile. Hadi, kolay gelsin.
Nasıl?
Baba ne oluyor?
Elinin körü oluyor! Ne olacak?
Şirketin gelirleri yüzde dört düşüşe dayanmış, ne oluyor diye soruyorsun!
Pastane bitmiş, fabrika bitmiş, kaymak bitmiş, süt bitmiş, ne oluyor baba!
-Baba... -Baba, baba, ne babası?
Ekonomik krizde bile böyle bir bilanço görmedik biz.
(Gerilim müziği)
-(Feride) Hoş geldiniz Ertan Bey. -Hoş bulduk.
Siz babanızla savaşma derdine düştüğünüz için...
...şirketi bu hâle getirdiniz, görüyor musunuz?
Bir de o koltuğa aday oluyorsun. Sen o koltuğa asla layık değilsin be!
(Gerilim müziği devam ediyor)
Avukat, hoş geldin.
Gel, gel bakalım canım.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Feray, bir dursana.
Koltuk sevdası falan, yok öyle bir şey. Kendi yakıştırması.
Yani benim öyle bir talebim olmadı. Uyduruyor.
Tabii abi.
Karnın aç mı? Yani sen açsan... Feride, bize neler getirirsin?
Ne isterseniz.
Hidayet Bey, acelemiz var. Kurul iki gün önceye almış.
İki saat içinde test için adli tıpta olmamız gerek.
-Gidelim o zaman. -Buyurun.
-Hadi bakalım, ben kaçtım. -Tamam.
Asya kızım nerede?
Bir arkadaşının gelinlik provasına gitti, onu oradan alacağız.
İşler nasıl gidiyor?
İşte abi, düğün de durdu.
-Bu sene sezonu erken kapadık. -(Eyüp) Bütün piyasa böyle.
-(Erkek) Aynen abi. -Ne yapacaksın?
Şükürler olsun Asya. Nerede kaldın gülüm?
Dün için kusura bakmayın.
Evet, ne yaptınız? Neyi seçtiniz?
Bak, bunlar son modeller, tamam mı? Fidan annem seçti, 2025...
Ben mi anlatayım kızım? Anlatsana.
Hoş geldiniz gelin hanım. İlk modelimiz bu.
Tamam anne, işte iyi bu. İyi, bu olsun.
Annem deneseydin.
Kızım önce birkaç tane seç, ona göre dene.
Hem bunun yakası biraz açık, üstünde bir görelim.
Niye sen mi giyeceksin? Üstü çok açık giyme sen.
-(Eymir) Ne karışıyorsun? -Tamam, bırak. Ben hallederim.
-(Kadın) Ben yardımcı olayım. -Al Fidan anne.
-(Fidan) Ben yardım ederim. -Sağ ol, Allah razı olsun.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Siz bekleyin, ben Asya'yı alıp geliyorum. -Tamam, bekliyorum.
Abi, sen bana şimdi ödeme yapma.
Borcumdan düşsek olur mu? Ben de rahatlarım.
Kesmez ama madem öyle diyorsun, olsun.
Eyvallah abi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Senin burada ne işin var lan? -Asya'yı almaya geldim.
Ne demek Asya'yı almaya geldim? Ne diyorsun oğlum sen?
Çok basit, patronuyum. Beraber çalıştığımızı unuttun galiba.
Asya'yla işimiz var.
Ne işin varsa Asyasız gör, tamam mı? Meşgul.
Asya'yla ne işiniz varmış avukat?
Açıklayamam, bir müvekkilim aşağıda bekliyor.
(Eyüp) Kimmiş bakalım o müvekkilin?
Bunu da açıklayamam, müvekkil gizliliği. Tanımazsınız zaten.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yol al oğlum, hadi.
Yol alsana avukat.
Bundan daha önemli bir iş yok, yürü hadi.
-Düğünümüz var oğlum, kafan basmıyor mu? -(Eyüp) Eymir.
Ben senin kafana basayım mı?
Eymir, sakin oğlum. Gerginlik yok.
-Ertan Bey. -Asya, gidiyoruz.
Tamam.
-Elimde kalacak. -Gerginlik yok dedik.
Ben gideyim.
-(Eyüp) Tamam. -Nereye gidiyorsun?
Gelinlik bakıyoruz Asya. Nereye gidiyorsun?
Seçtim ben, annem biliyor. Çok güzel oldu vallahi.
Gösteremedim ama seçtim.
Eymir. Asya, kızım.
Bu avukat bizim Hidayet'i bildiğimizi biliyor mu?
Hayır.
Bilse beni kovar. Söyler miyim hiç?
Olur ya insan bu, beşer şaşar.
Allah muhafaza, ağzından kaçırırsan...
...bak şimdiden söyleyeyim, çok kötü şeyler olur.
Allah muhafaza, avukatı canından edersin.
Anladın mı? Hiç unutma. Şimdi git.
(Gerilim müziği)
Dayı, sen ne yapıyorsun Allah'ını seveyim?
Eymir, bir sakin.
Biliyorum, gerginsin, evleneceksin ama sakin.
Harbiden Hidayet burada mı lan?
Burada. Çok tehlikeli değil mi?
Ben hiçbir şey bilmiyorum ama merak etme, gayet iyi niyetli bir durum bence.
Yoksa Hidayet'i buraya niye getireyim?
Arkadaşına yardım için buradasın, birlikte onun için gelinlik bakıyorsunuz.
Eğer sorarsa bunu oynarsın.
(Sokak ortam sesi)
Bana yardım etmek için mi yapıyorsun?
Hayır, test için.
Merkez test işini biraz öne aldı, acelemiz var.
Hem aramızda artık öyle şeyler yok.
Yardım, güven, neyse.
Bu kadar kısa süre içinde elimden bir şey gelmiyor.
Yani sana mutluluklar dilemekten başka çaremiz kalmıyor gibi görünüyor.
-Ben mi istedim düğün öne alınsın diye? -O zaman bana yalan söylemeyecektin.
Bana bütün gece güven dolu büyük büyük cümleler kurmayacaktın.
Anladın mı?
Öyle yara izi şovları falan.
Ben sana içimi açtım.
İçinde gördüklerim pek hoşuma gitmedi o zaman Asya anladın mı?
İçinde beni yutmaya çalışan kocaman, siyah bir gölge var gibi.
Tanıdık geliyor mu?
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
-Hoş geldin güzel kızım. -Hoş bulduk.
Ne o? O surat ne öyle? Kim üzdü benim güzel kızımı?
Biraz duygusal... Ne bileyim? Duygulandım öyle.
Şey, arkadaşım evleniyor da.
Gelinlik provası falan.
Gel, gel buraya bakayım.
(Duygusal müzik)
Ne var bunda? Güzel bir şey.
Şu ahir ömrümde senin gelinlik giydiğini...
...güzel, mutlu olduğunu ben de görürüm inşallah bir gün.
Canım kızım benim.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Hadi.
(Duygusal müzik devam ediyor)
"Sana yanığım ama bu ateşi harlama"
"Nalan"
"Dizinin dibi çok güzel yer ama yaşayamam ben"
"Orada"
"Sen bahçesin ben kasırga"
"Çiçeklerin kopar burada"
"Yapma Nalan"
"Ben karşının taksisiyim"
"Ömrünün hay aksisiyim"
"Olmaz Nalan"
"Bak ben yara gibiyim"
"Gönlünde bir yara gibiyim Nalan"
"Sal beni gideyim"
"Ömründe bir kara meleğim Nalan"
"Ben yara gibiyim"
"Gönlündeki yarayı kapat ne olur"
"Sal beni gideyim"
"Ömründe bir kara meleğim"
Yesene kızım, vallahi güzel.
Kız vallahi güzel, ısır bir tane. Bir şey olmaz, ye.
-Oh. -Ya.
Gördün mü? Ben sana dedim. Dinlemiyorsun beni, gayet güzel.
Buralara hep geliyorsun herhâlde.
-Asya'yla herhâlde. -Hop.
Ben sana Asya'yla ilgili her şeyi anlattım, tamam mı?
Bitti, nokta. Asya'yla ilgili soru sormak yok, ona göre.
O da sever mi balık ekmek?
Hasbinallah.
-Oh! -Güzel ama değil mi?
Biraz limon sıkacağız, biraz tuzu yok ama...
Kılçığı var.
Kılçığı var.
-Ne var? -Kılçık.
Hayır yani bu damga ne oluyor onu anlamadım.
İşleyiş böyle. Teste hile karışmaması için.
Sizin yerinize kimse geçip örnek veremesin diye.
Adli tıbba gidebiliriz. Testi vereceğiz, bitecek.
Ne oluyor buna? Bu surat ne?
Bu da mı geline duygulandı yoksa?
Bilmem.
İyi, sen bilme.
(Gerilim müziği)
Şahane bir kültür şokuydu. 'Thanks'.
İyi lokasyon seçerim, öyle derler.
Kimler?
Birileri, beni tanıyanlar falan.
Kesinlikle orijinal bir tipsin.
-Eyvallah. -Değişik.
İyi.
Bir tur da benden o zaman, benim dünyamda.
Uyar bana, sıkıntı yok.
"Bak ben yara gibiyim"
"Gönlünde bir yara gibiyim Nalan"
Ben bana verilen sözlerin tutulmasını severim yalnız.
Ben de verdiğim sözleri tutarım yalnız.
Tuttuğumu da bırakmam.
"Sal beni gideyim"
-İyi. -İyi.
-Görüşürüz o zaman. -Görüşürüz.
-Bye. -Bye.
"Nalan"
"Sal beni gideyim"
"Ömründe bir kara meleğim Nalan"
"Ben yara gibiyim"
"Gönlündeki yarayı kapat ne olur"
"Sal beni gideyim"
"Ömründe bir kara meleğim Nalan"
("Emir Can İğrek - Nalan" çalıyor)
-Abla bir şey yemedin. -Yetmiştim ablacığım.
İyi, kaldırayım o zaman.
Hayır, bırak onları. Dersine otur hadi.
-İyi, tamam. Afiyet olsun. -(Asya) Hadi.
Hişt.
Var mı bir durum?
Yani...
Aslında...
Aslında bir durum var da hallettim abla, sıkıntı yapma.
Ne var?
Sen bana sosyal medyanı sil dedin ya, ben sildim.
Her şeyimi sildim, Kur'an çarpsın. Gir, telefonundan bak.
Vallahi yaptım ama Hidayet'in kızı var ya, Simla.
O bana yazdı.
Taha bak sakın, Taha.
Sakin. Vallahi ben bertaraf ettim.
Bertaraf ettim, gönderdim yani. Sen sıkıntı yapma, tamam mı?
(Kapı zili çalıyor) (Kapı vuruldu)
-(Fidan) Eymir, hoş geldin oğlum. -(Eymir) Hoş bulduk anne.
(Fidan) Ver anneciğim, şu kırışmasın.
Gelinlikle davetiyeleri getirdim. Asya yok mu?
İçeride. Geç bakalım, sen de bir şeyler yersin.
Ne çabuk hallettin davetiyeleri.
Vallahi parayı verince her şey oluyor Fidan anne.
Çok şükür bir de hayırlı iş ya, Allah nasip ediyor, yürüyoruz.
İyi, hadi bakalım. Şunlar kırışmasın.
-Afiyet olsun. -Sağ ol annem.
Ne haber gülüm?
İyi.
İşini hallettin mi?
Hallettim.
Güzel. Bu avukat nereden biliyor...
...bizim gelinlikçide olduğumuzu, yerini falan?
Sen buna her attığın adımı söylüyor musun?
O benim patronum ya Eymir.
Sen nasıl dayınsız bir adım bile atamıyorsun.
Özel diye bir şey var ya hani.
"Özel bir işim çıktı. Bir saat bir yere gidebilir miyim?" diye.
İyi, bundan sonra öyle dersin avukata.
Yarın cenaze var, sen de geleceksin.
Eyüp dayım öyle dedi, Taha da gelsin dedi.
Ne cenazesi be?
Zombi Kürşad'ın oğlunu gömeceğiz.
(Gerilim müziği)
Fidan anne, yemek çok güzel olmuş. Pilav efsane.
Önder abi, Eyüplerin dosyalar geldi mi?
Yok, yarın Eymir Efendi bizzat kendi getirecekmiş.
Çakal.
Ofise gelmek için bahanesi olacak şimdi. İstediği zaman damlayacak.
Neyse, dosyaları bir şekilde getirsin de acelemiz var. Düğün cumartesiye alınmış.
(Önder ses) Ne diyorsun oğlum? Bugün perşembe.
Evet, biliyorum da bir şekilde halledeceğiz. Bakalım.
Gülten ne yaptı? Annemin fotoğrafı olayı vardı ya.
Ne yapsın? Uğraşıyor ama uzun sürer diyor, söyleyeyim.
Peki, tamam. Yapacak bir şey yok. Sağ ol abi, kolay gelsin.
Görüşürüz.
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Taha niye cenazeye gidiyor anlamadım ki.
Tehlikeli değil mi? Çocuğu niye Kürşad'ın önüne atıyoruz?
Gelecek Asya, Fatiha'sını da okuyacak. Uygun olan bu.
Niye böyle yapıyorsun?
Sen onu korumayacak mıydın? Biz böyle anlaşmadık mı?
Tam da bu yüzden gelecek cenazeye.
Zombi bizim masalımıza inandı, içeri Taha'nın yerine başka biri atıldı.
-Yani? -O adamı Kürşad öldürtmüş Asya.
Söylememiş miydim sana?
25 saat sürmez diye dememiş miydim sana?
Sen şimdi oturacaksın, hâline şükredeceksin.
İşte korumak dediğimiz tam da bu.
Çünkü artık Taha şüpheli değil.
O yüzden biz masalımızı anlatmaya devam edeceğiz ki...
...Kürşad, Taha'nın suçsuz olduğuna inansın.
Sen yoluna devam edeceksin ki o görüntüleri Zombi'ye vermeyeyim ki...
...Taha yaşasın.
Sizi gidi çifte kumrular.
Vuslata az kaldı öyle mi?
Hadi bakalım, iyi geceler.
İyi geceler dayı.
Biz bugün adli tıbba gittik test için.
Nasıl halledeceksin?
Sen kafana takma Asya.
(Eyüp) O iş bende.
Oyuna devam kızım.
Devam.
(Gerilim müziği)
Gel, seni eve bırakayım. Tek başına yürüme bu saatte.
İstemez. Sanki her yere seninle gidiyorum.
Neslihan'a gideceğim zaten.
Allah'ım, sen bana sabır ver.
Sen bana sabır ver, kazasız belasın bitsin şu iş artık.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Simitçi) Simit!
Günaydınlar Neslihan Hanım.
-Günaydın. -Nereye böyle?
-İşe. -Gelin, ben bırakayım.
-Dolmuşla giderim, hiç zahmet... -Bin.
Eğer hemen arabaya binmezsen artık gidecek bir işin kalmayacak.
Evin bütün gerçeklerini, sırlarını herkese anlattığını...
...Asya'yı tanıdığını Hidayet Bey'e söylerim.
Eğer binmezsen.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hadi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
İnebilirsin.
(Sokak ortam sesi)
Ertan Bey, hoş geldiniz. Hastamız?
-Neslihan Hanım. -Buyurun, odaya alabilirim.
-Ben hasta değilim. -Buyurun Neslihan Hanım.
Buyurun.
Ben doktorunuzu çağırıp geliyorum.
Ne yapacağım ya! Of!
-(Asya ses) Efendim Nesli? -Neredesin?
(Asya ses) Hidayet Bey çağırdı, eve gidiyorum. Ne oldu?
-Kızım, Ertan beni yakaladı. -(Asya ses) Ne?
Bu adam peşimizi bırakmayacak diye dedim sana.
Hastaneye getirdi, ne yapacak anlamadım.
(Asya ses) Ne hastanesi? Hangi hastane?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ne oldu ayağına? Ne bu hâlin?
-Ayağımı alçıya aldırdı. -Ne?
Sağlam ayağımı alçıya aldırdı psikopat herif.
Ne oluyor burada?
Arkadaşın ayağını kırdı, alçıya aldılar.
İki aylık raporun. İşten izin alacaksın.
Tam olarak ne yaptığını sanıyorsun sen?
Ne ayağını kırması ya? Ne alçısı, ne raporu?
Doğruculuğun tuttu galiba.
Asla hak etmiyorsun ama şu anda seni koruyorum.
Evde seni tanıyan biri olamaz. Kendinizi çok akıllı sanıyorsunuz...
...ama ucuz oyunlarınızla, küçük akıllarınızla yakalanmanız an meselesi.
Bana yakalandığınız gibi. Riski ortadan kaldırıyoruz yani.
Al, bunların hepsi senin röntgenin.
(Hareketli müzik)
Videoyu izle. Bu şekilde düştün.
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Ertan) Tamam mı?
Bu kadar basit.
Dışarıda bekliyorum.
(Hareketli müzik devam ediyor)
Buradan alın, buyurun. Tekrar geçmiş olsun.
Ertan, bir dinler misin?
Ertan.
Kız ne yapacak söyler misin? Ya işten atılırsa?
Yatalak kocası var, ona bakıyor. Kayınpederi var, kaynanası var. Cabası.
Atmamalarını umacağız.
Niye böyle yapıyorsun?
Kandırıldın diye gurur yapıyorsun. Evet, anlıyorum.
Okumamış bir kız seni kandırdı diye kanına dokunuyor.
Acısını Neslihan'dan niye çıkarıyorsun?
Yanılıyorsun ama neyse, sorun yok.
Nasıl istersen düşünebilirsin, beni bozmaz.
Ne yani, ne o zaman? Bu yaptığın intikam değil mi?
Asya, ben senin yalan söylemene de kızmıyorum.
Yalan söylemeyi sürdürme inadına kızıyorum.
Yalan söylerken bir de birbirimize güvenelim pozlarını büyütmene kızıyorum.
Anlatabiliyor muyum?
Kendime de kızıyorum çünkü sana inandım.
Tam da buradan inandım, biliyor musun?
Samimi söylüyorum, gerçekten.
Ona kızıyorum.
(Duygusal müzik)
Alo? Nesli, geri dön.
Dön, hastanenin oradaki eczanenin yakınında bekliyorum seni. Kapat.
(Neslihan) Kesecek mi? Dur bir ya.
Kesecek kızım, kesiyor işte bak.
Gidelim, hastanede açtıralım şunu. Niye uğraşıyoruz?
Nereye gideceksin Neslihan?
Devlet hastanesi mi orası? Özel hastane.
Kesiyor işte. Dur, oldu. İşine gideceksin, merak etme.
Ertan?
Onun derdi benimle, onu bana bırak.
Aklınca benden intikam alıyor.
Ama işte onu öğrendiği an...
...benim fişimi çekmek için başka bir yol bulacak.
Biz de başka yol bulacağız o zaman Neslihan.
Dur.
(Gerilim müziği)
-Asya yok mu? -Yok, daha gelmedi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
İstediğin vekâletler.
Benimki de. Bir de dosyalar.
İyi.
Emanetimi alayım.
Yalnız haberin olsun...
...bu oyuncak başına dert açar benden söylemesi.
Sen rahat ol avukat.
Ben 12 yaşından beri oynuyorum bu oyuncakla.
(Eymir) Tamam mı?
Tamam, peki. Hadi, çıkabilirsin.
Bu arada...
...seni de bekliyoruz düğüne.
-Gel de mutluluğumuza şahit ol. -Olur, memnuniyetle.
Güzel.
(Gerilim müziği)
Önder abi, Gülten'e söyle.
Ne kadar zehir stajyer varsa buraya toplasın.
-Hepsi zehir zaten. -Güzel, hepsi gelsin.
Bu Eymir'i nasıl gözaltına aldırıyoruz, ona bakacağız.
Hayhay.
(Bip) kadar!
(Bip) be adam!
Teşekkürler.
Dur. Beraber girmeyelim.
Tamam. Sen git, ben oyalanırım biraz.
(Gerilim müziği)
Evet, şöyle biraz daha sağa çekiverin bakayım şunu şöyle.
(Hidayet) Tamam, kendi sağınıza.
Kaldırın, kaldırın biraz daha kaldırın. Tamam.
Şimdi de biraz öne alın şöyle. Öne ittirin oradan yavaşça.
Evet, biraz daha. Hop, tamam.
Tamam, işte böyle kalsın. Kimse dokunmasın, tamam mı?
Abi, sanki böyle olmadı. Böyle sakil durdu.
Yok canım, gayet güzel oldu. Pek de güzel oldu üstelik de.
Hoş geldin canımın içi, gözümün nuru...
...kalbimin çiçeği gel bakayım.
Hadi gel, içeri geçelim.
Bir an evvel halledelim şu işi. Seni de fazla tutmayayım.
Hadi gel bakalım. Hüma, burası sana emanet.
-Tamam abi. -(Hidayet) Hadi.
-Neslihan. -Buyurun Hüma Hanım.
Niye bu kadar geç kaldın? Haber de vermemişsin.
Çok özür dilerim. Kocam biraz fenalaştı da.
Haber veremedim, kusura bakmayın.
Şimdi bu senin kredi kartın, al bakalım bunu.
Bundan sonra yeme içme, giyinme falan ne geliyorsa aklına...
...her şeyi alacaksın, tamam mı? Bu da senin banka cüzdanın.
Al bakalım, bundan sonra senden ben mesulüm.
Teşekkür ederim.
Teşekküre ne hacet kızım?
Bundan sonra sen benim mesuliyetim altındasın.
Ne istersen yapacaksın, tamam mı?
Tamam mı? Yavrum, canım benim. Tamamdır.
(Gerilim müziği)
-Tamamdır, dağıttım tüm dosyaları. -Güzel.
Abi, kontrol etmek gerek. Bir gözden geçirelim tekrar.
-Yani atladığımız bir şey olmasın. -Tamam, sen yap kontrolünü.
Neden öyle baktığını sorabilir miyim?
Gerçekten ciddi bir şey yapmaya çalışıyorum ben burada.
-Bu düğün olmayacak. -Tamam, ciddi olduğunu biz de biliyoruz.
Aynı fikirdeyiz, değil mi Gülten?
Tabii tabii, yani olmasın zaten.
Mis gibi kız. Ne işi var canım o ayıcıkla?
Yok artık Allah'ım ya Rabb'im!
Abi, hadi bakabilir miyiz şu işlere? Lütfen bak, acelemiz var.
Asya, hani biz görüşüyorduk?
Kaçıyor musun benden yoksa?
Hayır, hayır.
Ertan bana senden uzak kalmamı söyledi.
-Anlamadım? -Ben de anlamadım.
Belki sen bana bir gün anlatırsın.
Hadi görüşürüz.
Bir dakika, bir dakika, bir dakika şey...
...bir şey mi biliyorsun?
Belki de.
Ertan bir şey mi anlattı sana?
Yani.
Tamam.
Bak sana...
...neyi, ne kadar anlattı bilmiyorum ama.
Biz Ertan'la birbirimizi çok seviyorduk Asya.
Çok mutluyduk.
Evlenecektik tabii.
Bütün böyle hazırlıklar son hızıyla devam ediyordu.
Ama ben ortadan kayboldum.
Ertan'ın tabii hiçbir zaman bundan haberi olmadı yani...
...benim neden buna mecbur kaldığımdan haberi olmadı.
Biz Ertan'la vedalaşamadık bile.
Ben bir anda ortadan yok olunca tabii.
Neyse, anlayacağın durum bu.
Anladım.
Ben sana içimi açtım, değil mi?
-Sıra sende. -Anlatırım.
Anlatırım ama benim şimdi gitmem lazım.
Ertan'ın yanında işe başladım, birlikte çalışıyoruz.
-O yüzden. Görüşürüz. -Görüşürüz.
(Gerilim müziği)
Bu yurt dışına açılma meselesinde...
...bana adam gibi şöyle doğru dürüst bir teklif getir bakayım.
Yani sen şimdi bu 'franchising' işine sıcak bakıyor musun?
Sıcak ya da soğuk.
Benim için önemli olan senin bu işi başarman, anlaşıldı mı?
Tamam, bak zaten şimdi şöyle bir durum var.
Almanya'da bir şirket var.
Tamam oğlum bırak şimdi Almanya, İspanya falan.
Sen getir raporu şuraya koy masaya. Ben ona bir bakayım, anladın mı?
Koray Efendi...
...bana icraatla geleceksin Koray Efendi, icraatla.
Anlaşıldı mı? O sebep olduğun zararı da kapatacaksın.
Tamam baba, sen nasıl istersen.
Ben o zaman hemen gideyim Berlin'e adamlarla görüşmeye.
Göster kendini. Bu senin operasyonun. Batırmazsın inşallah.
Yok, batırmayacağım. Emin olabilirsin baba.
Bu çok güzel bir yatırım olacak. Sen de pişman olmayacaksın.
Ayrıca gerçekten kalpten teşekkür ederim sana.
Kuru teşekkür istemez, hadi bakalım.
Dur, dur. Gel, otur şöyle.
Tabii.
Şimdi bak, benimle savaşmayı bırakacaksın.
(Hidayet) Anlaşıldı mı?
Benim hakkımda açtığın ya da açacağın herhangi bir dava varsa...
...onu da geri çekeceksin.
Elini de masaya vurup...
...bir abi olarak kızlara lafını geçireceksin.
Anlaşıldı mı?
Bak, sana daha önce söylemiştim.
Baban da olsa...
...kimse karşılığını almadan...
...başka birine bir şey vermez.
Tamam mı?
Öğren artık bunu oğlum, öğren. Hadi bakalım.
(Gerilim müziği)
Sıcak bir şey iç. Kuru kuru kemiriyorsun şunu.
Bu Eymir'in ertelenmiş bir suç kaydı var.
-Neden? -Gasp. Ne olabilir?
Ama işte işe yaramaz.
Baktın mı şunlara?
Tamam. Tamam tamam, sen ofise dön.
Dön, dön, dön.
-Ne oluyor? -Birini gönder dedin ya...
...Bakizadelerin eve yoklama için.
Ben de imza bahanesiyle Hakan'ı gönderdim.
Hem biraz işi de öğrensin istiyorum.
-Peki? -Neslihan ayaktaymış.
Sapasağlam, Hakan'ı da o karşılamış.
Ne yapıyorlar bunlar? Ne yapmaya çalışıyorlar?
(Ertan) Beni delirtmeye mi çalışıyorlar? Siz devam edin, ben geliyorum.
Bu da ayrı deli.
Öyle iki deli bir araya gelirse olacağı bu.
(Gerilim müziği)
Anne!
Kimse yok mu?
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
-Efendim? -Aşağı in, konuşacağız.
Bir dakika.
Sen benim evimin önüne mi geliyorsun şu anda?
Korumaya gelince yumuşak ses...
...hesap sormaya gelince böyle dikenli ses, öyle mi?
-Aşağı in! -Olur, ineyim.
İneyim, Eymir görsün. Gene kıyameti koparsın.
Asya, aşağı in!
Bulmuşsun ya Yasin'i, dükkânı da bulursun herhâlde?
Oraya git, geliyorum.
Gidiyorum.
(Gerilim müziği)
(Neslihan) Allah'ım ya Rabb'im ya!
Alçıyı bacağımdan zor çıkardık diyorum sana!
Ama patlayacağız işte, üf!
Var ya anasının gözü bu avukat.
Adam kafayı yemiş desene.
Hayır, tam bir (Bip) oğlum! Tam bir (Bip)!
Ertan Bey?
İyi akşamlar.
Hoş geldiniz abiciğim. Nasıl yardımcı olalım?
Kızarmış piliç var, haşlamalık bir şeyler de yaparım.
Tam sezonu. Nasıl yardımcı olalım?
Zamanında yeterince yardımcı olmuşsun.
Gel abi, çayı yeni demledim. Rize'den getirtiyorum.
Bir için ısınsın, olur mu?
Gerek yok, gerek yok sağ ol. Sonra inşallah.
-Et mi alacaksınız? -Asya yolladı beni buraya.
Burada konuşacakmış benimle, tamam mı?
Tamam.
-Bulmuşsun? -Hep bulurum.
-Evet, ne oldu? -Derdin ne senin?
Sen niye beni dinlemiyorsun? Derdin ne senin?
Ertan Bey, bizim arkada küçük kendimize ait bir bahçemiz var.
Güzel, yani güzel dediysem öyle şey yapmayın. Kafanızda büyütmeyin.
İzole öyle ses çıkmaz, izole.
Asya biliyor. İsterseniz orada daha rahat edersiniz.
Şimdi mahalle küçük.
-(Bip)! -Ne oluyor?
(Ertan) Niye böyle yapıyorsun?
Niye her dediğimin tersine davranıyorsun?
Sen beni delirtmeye mi çalışıyorsun?
Niye öyle bir amacım olsun benim?
Damarıma basıyorsun ama sürekli.
Saçmalıyorsun sen de.
Eline ne geçecek kızı işten çıkartınca?
Yakalanmayacaksınız, tamam mı?
Sizi korumaya çalışıyorum.
20 kollu bir ahtapota yakalanmışım ben zaten.
Daha nereye yakalanacağım?
Eymir'le evleneceğim ben yarın. Karısı yapacak beni.
Bir yardım eli uzatasın varsa oraya uzatabilirsin.
Beni oradan kurtarabilirsin.
Geceden sabaha mucizeler yaratamam, anladın mı beni?
Ayrıca seni bu duruma sokan kişi ben değilim.
Ama şu an ihtiyacım olan kısım bu.
Buradan kurtarmana ihtiyacım var.
(Duygusal müzik)
Gelinlik giyeceğim ya ben yarın.
Adam öpecek beni. Elinden tutacağım.
Ne kadar iğrenç bir duygu, tahmin edebiliyor musun?
(Duygusal müzik devam ediyor)
Kusasım geliyor düşününce.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Madem savaşacak gücün var biraz kafanı bu tarafa doğru çevirsen.
Tamam, senin gözünde pul kadar değerim yok.
Tamam, (Bip) önde gideniyim ama insanım be.
Yani sokaktan gördüğüne de acırsın...
...bir kurtarırsın. Bu kadar mı vicdansızsın sen?
Kafam nasıl çalışıyor bilmiyorsun. Beni tanımıyorsun.
Tanımak istedim ama vazgeçtim.
-Nereye? -Gidiyorum ben.
Yarın düğünüm var.
(Gerilim müziği)
(Fidan) Maşallah, maşallah. Vallahi çok güzel oldun annem.
Bana bak, bir tarafını kaşı. Nazara falan gelmeyesin.
Bırak şu güzelliği falan anne.
Nasılsın diye sor, mutlu musun diye sor.
Sen görmüyor musun ablamın hâlini?
Anlamıyor musun istemediğini?
Aa, yokluktan varlığa gidiyor kız. Niye üzülsün?
Ayrıca hangi gelin gülerek çıkmış ki evinden?
-Ben ona sordum. -Evet, dilinin ucuyla.
Lütfen, şu an yeri değil. Yapmayın, olur mu?
Anneciğim, ben sana sormadım mı?
(Fidan) Evlenmek istiyor musun demedim mi? Sen de evet demedin mi?
Anne, sen böyle olsun istiyorsun. Sen bunu istiyorsun.
Her zaman yaptığın gibi işine ne geliyorsa ona inan.
İrem, yapma ablacığım.
Sen görmediğinde bizim sorunlarımız bitmiyor anne, azalmıyor.
Orada öylece duruyor.
Sen de bir kafanı çevirip baksan göreceksin zaten.
İrem, yapma.
Tamam. Anneciğim, ani oldu ama iyiyim ben.
(Asya) Evleniyorum işte.
Sorun yapmayın, yani bir sorun yok zaten.
En mutlu günüm benim, evleniyorum.
Çok güzel oldun annem, çok güzel oldun.
(Fidan) Kuzum.
(Kapı vuruldu)
-Ertan. -Bir şey mi buldun?
Yok, henüz değil de misafirin var.
Sağ ol Gülten.
Evet, acil değilse işim var.
Ertan, niye anlatıyorsun Asya'ya?
Biz seninle konuşmadık mı?
Evden kimse öğrenmesin dedik. Dedim, sen de kabul ettin.
Asya da artık evden biri.
-Ertan, ya birine anlatırsa bu kız? -Anlatmaz.
Anlatmaz?
Sen nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
Senin bu kızla samimiyetin ne? Daha dün girdi bizim hayatımıza.
Hey, hey, hey! Bir saniye sen! Niye seni ilgilendiriyor şu an?
Tamam.
Tamam, ikiniz...
...hayırlı olsun, hayırlı olsun.
Kıvılcım, biz şu anda ne konuşuyoruz öğrenebilir miyim lütfen?
Ne konuşuyoruz biz?
Nasıl bu kıza bu kadar güvenebiliyorsun, onu konuşuyoruz.
Kimseye bir şey anlatmadım, tamam mı?
Kimseyle konuşmuyorum seninle ilgili.
(Ertan) Niye konuşayım, niye anlatayım ben seni Kıvılcım?
Belli ki kendin anlatmışsın. Asya seni konuşturmuş.
Eğer illaki birine kızmak istiyorsan bu kendin olmalı.
(Ertan) Anladın mı?
Tamam. Sorunu sordun, cevabını aldın.
Hadi, işim var lütfen.
(Bip)!
(Kapı kapandı)
Sahtekâr, sahtekâr.
(Davul zurna çalıyor)
Hoş geldiniz.
-Taha nerede? -Odasında kös kös oturuyor.
(Kadın) Taha gel oğlum, annen çağırıyor.
(Fidan) Taha, gel annem.
(Davul zurna çalmaya devam ediyor)
Hadi artık bağlayıver...
...ablanın kuşağını evimizin erkeği olarak.
(Gerilim müziği)
(Fidan) Hadi acele et, düğüne geç kalacağız hadi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Abla...
...ben yapamam.
Yapacaksın ablacığım, hadi.
Hadi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Fidan) Taha?
Bak, görüyor musun?
Tabii ablası kıymetlisi olunca gönderemiyor.
Annem.
(Davul zurna çalıyor)
(Davul zurna çalmaya devam ediyor)
(Zılgıt çekiyorlar)
Hop, damat bey nereye? Dur, daha halay çekeceğiz.
(Eymir) Lan, bir bırak (Bip)!
-(Erkek) Daha halay çekeceğiz. -(Eymir) Bıraksanıza ulan!
-Gelini göreceğim oğlum! -Hadi hadi. Tamam hadi, hadi, hadi.
(Alkışlıyorlar)
Asya?
(Gerilim müziği)
Çok güzel olmuşsun.
Harbi çarpılacağım yani.
Takını tak bakalım yeğenim.
Şaşaladın gene heyecandan.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Davul zurna çalıyor)
-(Eyüp) Hadi lan, hadi! -Gel oğlum, hadi gel.
Lan oğlum, gel hadi gel!
(Gerilim müziği devam ediyor)
Aile anayasasına göre...
...hepiniz evlenmek zorundasınız. Biliyorsun.
Evet, saçma sapan bir madde.
Ee?
Asya da bu maddeye tâbi olacak.
Evet, doğru.
Niye düşünemedim ben bunu?
Abim düşünmüş ama.
-Asya'yı biriyle evlendirecekmiş. -(Feray) Ne?
Ne? Kim? Kiminle evlendirecekmiş?
Orası muamma, kim olduğunu bilmiyorum.
Ama bir an önce öğrenmemiz gerekir.
Bize sorun çıkarmayacak birisi olmalı.
Bir de bu çıktı şimdi başımıza.
Aslında...
...İbrahim olsa.
Bizim için her şey çok iyi olur.
-(Feray) İbrahim? -(Hüma) Evet.
Çıkmasına da az kaldı.
Çok iyi düşündün hala, tebrikler.
-(Ertan) Gülten. -Ne oldu?
Yakaladık. Eymir bir cinayetten gözaltına alınmış.
Ama delil yetersizliğinden bırakmışlar.
Maktulün ismi Aybars Tenziş. Tamam mı?
Abi, sen bir kontrol edersin. Suçlu yakalanmış mı?
Eğer şüpheli yoksa Eymir'i ihbar ederiz...
...böyle isimsiz bir ihbarla, tamam mı?
Zaten cinayetle alakalı, oradan gözaltına aldırırız.
-Ben derhâl bakıyorum. -Bana bir kravat lazım, tamam mı?
-Ceket de gerekiyor. -Tamam, getiriyorum.
-Tamam, bekliyorum. -Tamam.
(Davul zurna çalıyor)
(Davul zurna çalmaya devam ediyor)
(Erkek) Hayırlı olsun, Allah tez zamanda torun nasip etsin.
(Eyüp) İnşallah inşallah, darısı öteki bekârların başına.
Buyurun. Buyurun kızlar, buyurun.
(Eyüp) Mahallemizin kızları, biliyor musun?
Oo!
Hoş geldin avukat, sefalar getirdin.
Sağ olun.
İşte.
(Gerilim müziği)
-Dayım, hayırlı olsun. -Zombi hoş geldin, hoş geldin.
Hadi içeri geçelim biz, içeri geçelim gel.
(Eyüp) Gel şöyle soldan soldan geçelim.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Efendim Önder abi? -(Önder ses) Yakalanmış bir şüpheli yok.
Tamam, ihbar et o zaman. Yerini bildir.
Tamam mı? Gözaltı kararı çıksın.
Ama aksamadığından emin olalım. Sen de polislerin yanında ol.
Hareketli konum at bana.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Duygusal müzik)
Aşkım, sen iyi misin? Su falan getireyim mi?
Var mı ihtiyacın Asya?
(Duygusal müzik devam ediyor)
Evinizi bir güzel dizdik, her şeyiniz tamam.
Buzdolabınız da yiyeceklerle dolu. Aç kalmayın, tamam mı?
Yatağınızı kendi ellerimle yaptım.
Serdim bembeyaz çarşafı.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Allah bir yastıkta kocatsın gelinim.
Ben şimdi misafirlerin yanına gidiyorum.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Evet, Memur Bey. Aybars Tenziş’in katili Eymir Çağma.
Şu anda da Fikirtepe’de...
...Saray Işıltısı isimli düğün salonunda düğünü var.
Sözüm ona da balayı için Gürcistan'a kaçacak düğünden sonra.
Yakaladınız yakaladınız, yakalayamazsanız...
...bir daha zor bulursunuz, demedi demeyin.
("Cengiz Kurtoğlu - Okul Yılları" çalıyor) "O kuytu köşede beklerdim seni"
"Elinde kitaplar koşardın bana"
"O kuytu köşede beklerdim seni"
"Elinde kitaplar koşardın bana"
"Tertemiz duygular kaplardı bizi"
(Eymir) Oğlum, bu ne lan?
"Hiç unutulur mu okul yılları?"
"Tertemiz duygular kaplardı bizi"
Vallahi ben korkuyorum.
"Hiç unutulur mu okul yılları?"
Hoş geldiniz, hoş geldiniz, hoş geldiniz.
"Sana verdiğim o güller belki de"
"Bir kitap içinde hâlâ duruyor"
"Sana verdiğim o güller belki de"
"Bir kitap içinde hâlâ duruyor"
"İnsan yaşlansa da unutamıyor"
"Hiç unutulur mu okul yılları?"
"İnsan yaşlansa da unutamıyor"
"Hiç unutulur mu okul yılları?"
-(Eymir) Hadi gel. -Taha gel bakalım, şöyle yanıma gel.
(Eymir) Hadi, hadi, hadi.
(Eyüp) Gel, otur şöyle. Ablan seni daha iyi görsün.
("Cengiz Kurtoğlu - Okul Yılları" çalmaya devam ediyor)
Kürşad. Gel.
Gel buradan seyredelim, gel.
("Cengiz Kurtoğlu - Okul Yılları" çalmaya devam ediyor)
(Eyüp) Gel.
(Salon ortam sesi)
Hoş geldiniz.
(Salon ortam sesi)
Efendim, hepiniz hoş geldiniz.
(Islık çalıyorlar)
Buraya bu güzel çifti bir aile yapmak için toplandık.
(Derin nefes verdi)
(Gerilim müziği)
Asya Madran ve Eymir Çağma...
...belediyemize evlilik izni için başvurmuş.
(Alkışlıyorlar)
(Alkışlıyorlar)
Alo? Önder abi, niye durdun?
(Nikâh memuresi) Yapmış olduğumuz incelemelerde...
...bir mâni görülmemiştir.
-Süper. -Alo?
Samet’ten olma, Fidan’dan doğma Asya Madran...
...Eymir Çağma’yı eş olarak kabul ediyor musunuz?
("Emir Can İğrek - Bir Karanfil" çalıyor) "Sadece bir kere sordum"
"İçimden sana"
"Sadece bir kere sordum"
"İçimden sana"
"Bir karanfil toprağa küs"
"Yok mu ismim ezberinde?"
"Yer mi yoktu dizlerinde?"
Abi, ne oluyor? Ne kazası?
"Yer mi yoktu dizlerinde?"
Asya Hanım?
Asya, hadi.
"Yer mi yoktu dizlerinde?"
"Şu başımı koydurmadın"
"Yer mi yoktu dizlerinde?"
"Şu başımı koydurmadın"
"Yer mi yoktu dizlerinde?"
"Şu başımı koydurmadın"
("Emir Can İğrek - Bir Karanfil" çalmaya devam ediyor)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Nilsu Hozanlı Tuncer - Şeyma Yalçın...
...Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz
Editör: Ela Korgan
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.