All language subtitles for [Turkish] Tatlı İntikam 12. Bölüm - FULL BÖLÜM [DownSub.com]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Müzik)

(Sinan) Hiç başımızda dert yokmuş gibi.

(Gülme sesleri)

Rahatsız etmiyorum değil mi?

(Müzik - Gerilim)

Alyans mı o?

(Müzik devam ediyor)

Yok yok, alyans değil.

Yok, o düşen alyans mıydı acaba?

Hayır, sen yanlış gördün.

(Müzik devam ediyor)

Hoş geldin Pelin. Otursana.

(Müzik devam ediyor)

(Pelin) Alyanstı o alyans.

Ya sen onu bana mı aldın?

Hadi gel.

Hop.

(Müzik devam ediyor)

Pelin, sen iyi misin?

(Müzik devam ediyor)

Bir şey mi oldu?

Alyans mı o?

Evet, alyans.

(Müzik - Gerilim)

Dün akşam barın önünde düşürdüğünün aynısı sanki.

Burada ne dönüyor? Siz evli falan mısınız?

Bak ee, Pelin bir dinle önce.

Yani bu gördüğün şeyden yanlış bir anlam çıkarman çok normal ama...

...ee, şu an çok, gerçekten çok yanlış bir zaman.

(Müzik - Gerilim)

Bak, biz aslında sana en başından söylemeliydik yani...

...hata yaptık.

Evlisiniz yani?

Ya hayır, Pelin bak...

Yani şöyle Pelin...

...ee, biz değil.

Ben evliyim.

(Müzik - Gerilim)

Bak yavrum, neden bu kadar çok kızdın...

...niye böyle delilendin, ben onu bilmem.

Söyledim ya anne.

Zaten içim yanıyor. Açık açık söyletecek misiniz bana?

Orada dur.

(Meliha) Orada dur, ben... Tamam, ben anlıyorum.

Ama sen de şunu bil ki ben bu kızımın...

...bir başkasının yanında olduğunu kendi gözümle görsem...

...niyetimin kötülüğündendir derim de inanmam.

Öyle değilmiş işte.

(Müzik - Duygusal)

Yavrum sen, senin aklın alıyor mu?

Sana hayatta toz kondurmayan, senin aleyhinde tek cümle kurdurmayan bu kadın...

...bir başkasına meyleder mi oğlum?

Peki, tamam.

(Kağıt hışırtısı sesi)

Buna ne diyeceksin anne?

(Müzik - Duygusal)

Bakmıyorsun değil mi?

Merak etmiyorsun ne yazdığını.

(Necip) Biliyorsun çünkü sonucunu.

Ben de biliyorum.

Bebeğin babası ben değilim.

Tövbe estağfurullah.

(Necip) Oku anne.

Kısırım ben.

(Müzik devam ediyor)

Havva?

Gidiyorum ben.

Daha da geri dönmem.

(Müzik devam ediyor)

Sen de hakkını helal et anne.

(Kapı açılma sesi)

(Burun çekme sesi)

Necip dur.

Ben sana yalan söyledim.

(Müzik)

Ben hamile değilim.

Nasıl yani, şimdi sen ciddi ciddi evli misin?

Evet de niye şaşırdın ki buna bu kadar?

Yani ne bileyim, hiç bahsedilmedi.

(Pelin) Yani Hindistan'dan Vietnam'a kadar her şeyi konuştuk ama...

...ne sen ne de Sinan bundan bahsetmediniz.

(Müzik)

(Rüzgâr) Ee şey, o da daha yeni...

Denk gelmedi.

Ee, o da daha yeni diyordun.

Ee, Sinan yani, o da yeni öğrendi aslında yani...

...sana anlatacak vakti olmamıştır.

(Müzik)

Sen de yani ne kadar ilgilendin bu konuyla böyle.

Ee, yok canım, yani ben şimdi öğrenince biraz şey oldum.

Sendeki alyans neydi peki?

(Müzik - Gerilim)

(Cansu) Şefim, malzemeler indi.

Yalnız ben Bülent abiyi bulamadım.

Adamlar da dışarıda bekliyor. Bir de bir belgelere imza mı ne gerekiyormuş.

Tamam, sağ ol Cansu. Geliyorum şimdi.

Artık sen anlatırsın devamını.

(Müzik - Piyano)

(Rüzgâr) Ee, o olay da şöyle ki...

...ya ben genelde böyle alyansımı evde unutuyorum.

(Rüzgâr) Yine öyle unuttuğum günlerden birinde Sinan da...

...öyle bana getirmiş, sen onu gördün herhalde.

Ay hadi ya. Cık! Bak, yine inadım tuttu.

(Pelin) Yani Sinan bana yalan söylüyormuş gibi, benden...

...bir şey saklıyormuş gibi sıkıştırdım yine.

Ay, çok kızmış mıdır bana?

Ay yok yok, yani aslında bakarsan benim hatam.

(Rüzgâr) Ben böyle aileme henüz söylemedim. O yüzden de böyle...

...çok dillensin istemiyorum.

Öyle söyleyince de işte tuhaf durumlar oluşuyor.

Ya gerçekten çok sevindim, çok mutlu oldum senin için.

Yani bir ömür mutlu olun inşallah.

Ee, nerede kendisi?

(Müzik)

Hindistan'da.

Aa! Ee, nasıl olacak sen burada, o orada?

O şey, gelecek o, sonra gelecek.

E süper, tamam. Yani şey, dördümüz takılırız o zaman.

Merak etme, enişteyi de çok güzel ağırlarız burada.

Şey yapalım mı, kahve söyleyelim kendimize. Şurada oturalım, konuşalım bunları.

Olur tabii, süper olur, tamam.

Hadi gel.

Anlamadım ki doktor da mı yalan söyledi?

Yok, koskoca doktor yalan söyler mi hiç?

Ama o da...

Gerçi o hiçbir şey söylemedi.

Onun bir suçu yok.

Ben yalvardım sana söylemesin diye.

Sonra da söz verdim sana kendim söyleyeceğim diye.

Yavrum, eninde sonunda bunun ortaya çıkacağını düşünemedin mi sen?

Ne bileyim?

Allah'tan ümit kesilmez dedim. Yani bir mucize olur dedim.

Belki...

...tüp bebek falan.

(Müzik - Duygusal)

Yemin ederim ki niyetim seni ne kandırmaktı, ne hayal kırıklığına uğratmak.

O kadar heyecanlanmıştın ki sana kıyamadım.

Zaten sizin başınıza ne geliyorsa...

...birbirinizi çok sevdiğiniz için geliyor.

(Müzik)

Dilim varmadı bir türlü.

Dua ettim durdum.

Allah şu içimdeki umudu bir söküp alsa.

Hiçbir şeyden canım bu kadar yanmadı benim.

(Müzik devam ediyor)

Necip...

...yalvarırım beni bırakıp gitme.

Ne olursun gitme.

Ben sensiz yapamam ki.

(Havva) Affet beni ne olur.

(Müzik - Duygusal)

Senin ne suçun günahın var ki?

Bütün suç da günah da benim.

Ben sana çocuk veremedim.

Senin hayalini gerçekleştiremedim.

Ne yapayım?

Benim kaderim böyleymiş.

Seni de ortak ettim.

(Müzik - Duygusal)

(Necip) Asıl sen beni affet Havva.

(Nefes sesi)

(Müzik - Duygusal)

Tanışmamız çok eski aslında.

Eski arkadaşız.

Hani böyle yediği içtiği ayrı gitmeyen...

...birbirinin her haltını bilen iki tiptik.

Aynı kafadasınız yani?

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Müzik)

Aynı kafada...

Yoo, değiliz aslında. Farklıyız bile.

Hatta mıknatısın iki ayrı ucu gibiyiz.

Aman canım, zaten aynı olunca insan çabuk bıkıyor birbirinden.

Her şey öyle yeni ki.

Hem aynı olsak bile bıkmayız yani.

Bunca yıllık arkadaşlığımızda bıkmamışız...

(Pelin iç ses) Bir kızın bu kadar çok erkek kankası olması normal mi?

Sürekli birbirimizi tamamlamışız.

(Pelin iç ses) Ya iki dakika yüzüm gülmüyor, iyi mi?

(Pelin iç ses) Resmen Sinan'ı anlatıyor bu.

Ee, Sinan'la olan kadar eski bir arkadaşlık bu herhalde?

Öyle bir adam ki...

...fark etmeden içine alıyor insanı.

(Pelin iç ses) Bak orası öyle.

(Rüzgâr) Yüreği, gözleri...

...o sıcacık gülümsemesiyle böyle...

...içini ısıtıyor insanın.

(Pelin iç ses) Ben ısıtıyor kelimesi yerine kavuruyoru tercih ederdim.

(Müzik)

Ay bir fotoğrafı falan yok mu ya? Ben iyice merak ettim şimdi.

Ee, yok.

Yani var da şimdi yanımda yok.

Hem zaten gelecek. Gelince tanışırsın.

Tabii.

(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)

(Pelin) Ya...

...ben de ne kötüyüm biliyor musun?

(Pelin) Sen geldiğinden beri...

...Sinan'la aranızda bir şey var sandım.

Hadi ya.

Ama ya Sinan sürekli söyledi zaten yani aranızda bir şey olmadığını...

...asla olmayacağını.

(Müzik)

Öyle mi söyledi?

Hı.

Ama ben inadım. İnadım yani, inadım.

Sinan da sürekli bunu söylüyor zaten.

Ay bana çok kızdı, çok kızdı.

Bu evlilik mevzusunu ben sürekli böyle dedektif gibi kurcaladım ya.

Ya gidip gönlünü mü alsam?

Ee, yok yani o sana değil, bana şey yapmıştır.

Yani şimdi ben böyle bir şeyler saklıyorum falan ya.

Böyle yanlış anlaşılmalar oluyor, o yüzden...

Yok yok, o bana kızdı, ben biliyorum. Ama haklı.

Ya adam haklı.

(Pelin) Ben de sürekli, ya adamın bir kötülüğünü görmedim ki.

Çocuk gibi kıskançlık yapıyorum, güvenmiyor gibi davranıyorum.

Haklı.

(Müzik)

(Bülent) Ceyda burada m?

-Yine mi geldi abi? -Ha, geldi. Demek ki ofise çıktı.

-Anlaşıldı. (Nefes sesi)

Bugün ofise de giremeyeceğiz.

(Sinan) Zaten sinirlerim tepemde.

Neyse abi, bir gün kaldı. Bir gün daha dayanacağız.

Bir şey diyeyim mi? Ben zaten konuştuğumuz gibi yaptım.

Yani böyle bilgisayar çökmüş, benim canım çok sıkkın falan filan.

Yarın var ya, mahkemede onu öyle bir sürpriz bekliyor ki of, çok iyi olacak.

İnşallah abi.

Senin neyin var?

(Bülent) Ha?

Öyle bir canım sıkkın dedin, sinirlerim tepemde dedin. Hayırdır?

(Nefes sesi)

Abi, yalan işi sevmiyorum.

Yalan işim olsun da istemiyorum ama bir şekilde beni yine buluyor.

(Müzik - Duygusal)

Hayda!

Hadi o şeyler bunu da açıklasın bakalım. Ne bu şimdi?

Ne onlar?

O şey, geldiler. Dur söyleyeceğim şimdi.

İlahi Rüzgâr, hiç güleceğim yoktu.

(Rüzgâr) Böyle bu kahve sohbetlerini daha sık yapalım diyorum.

(Pelin) Yapalım. Sinan...

...seninle biraz konuşabilir miyim?

Tabii. Buyur.

(Müzik)

(Pelin) Bana çok kızdın değil mi?

Çok canım, olur mu öyle şey?

Yok, ben anlıyorum yani masadan kalkışından, bakışlarından.

Ya Pelin, aslında ben sana...

Ay canım, hiç kıyamaz bana.

Ama ben gerçekten anlıyorum yani bakışlarını kaçırmandan falan.

(Pelin) Sana söz veriyorum...

...bir daha böyle çocukça kıskançlıklar, sorgulamalar falan yapmayacağım.

Yani ağzından çıkan her şeye inanacağım.

(Müzik - Gitar)

Bak Pelin...

...ben aslında...

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

Unuttum de ne olur.

Affettim seni de.

Bak sana söz veriyorum.

Bir daha Rüzgâr'la aranızdaki ilişkiyi hiç sorgulamayacağım.

Ben inandım, siz gerçekten iki iyi arkadaşsınız.

O başkasıyla evli.

Başka birine âşık.

Sen de...

Ben de...

(Müzik - Duygusal)

İnan bana ben de bundan sonra seni hiç üzmeyeceğim.

Hiç üzmedin ki zaten.

(Müzik)

(Bülent) Şimdi lütfen burada ne olduğunu...

...sizin ne ara böyle canciğer kuzu sarması olduğunuzu, onların içeride...

...özel olarak ne konuştuğunu falan filan, hepsini bir bana anlat ne olur.

Sinan gelsin de o sana anlatır.

(Müzik)

(Sinan) Yarın mahkemeyi unutmuyorsun ha, şahidimizsin.

Unutur muyum? Zevkle geleceğim. Ceyda'nın o halini...

...kaybetmiş yüzünü görmek için sabırsızlanıyorum.

Rüzgâr, ne zaman konuşmak istersen, birine ihtiyaç duyarsan arayabilirsin.

Artık numaram var zaten.

Tabii tabii, ararım.

(Müzik - Gerilim)

Ee tamam, o zaman görüşürüz.

Görüşürüz.

Bülent görüşürüz yarın.

Görüşürüz.

(Ayak sesleri)

Ee, şimdi herhalde bu mutluluğun, neşenin...

...birlikteliğin, beraberliğin mantıklı bir açıklaması vardır, ha?

Var, açıklaması var.

Ama mantıklı olduğu söylenemez.

Bak Sinan, ben olması gerekeni yaptım tamam mı?

Rüzgâr, sen yanlış olanı yaptın.

Pelin karşımda konuşurken keşke yer yarılsaydı da içine girseydim dedim.

Ya kız kendisini suçlu sanıyor.

Ya benden özür diledi.

Tamam bak, finalde yüzü gülüyor muydu? Gülüyordu. Ee?

Ya lütfen ne olduğunu bana da anlatır mısınız artık?

(Müzik - Piyano) (Ortam sesi)

Rüzgâr, Pelin'e evli olduğunu açıkladı.

Nasıl? Ne? Ne? Aa!

Aa!

Rüz... Sen evli misin? Rüzgâr evli miymiş lan?

Aa, olaya bak.

(Pelin) Kızlar evliymiş diyorum ya, duymuyor musunuz?

(Başak ses) E tamam da bir şey diyeceğim.

Bugüne kadar acaba niye söylememiş o boru boyun?

Ay o nasıl çirkin laf öyle!

Bence kızın boynu böyle kuğu gibi.

Aa, ay bu bildiğin kızı hemen yedek sista yapmış ya.

Yapmış vallahi.

(Pelin ses) Ay sizin yeriniz ayrı bebişlerim.

Ama ne yalan söyleyeyim, yani acayip rahatladım.

(Pelin ses) Ya kızı resmen bambaşka görüyorum artık.

Ya kızım dur ya, bu böyle telefonda olmayacak. Bizim bunu kahveli falan...

...bir deşmemiz lazım. -Aynen.

Ay evet ya. Kızlar, siz benim eve geçin.

Zaten annem evdedir. Ben de şimdi Filiya'dan yola çıkıyorum. Hadi bye bye.

-Hadi görüşürüz, bye bye. -(Başak) Bye bye.

Simoş, bak ben söylüyorum, çifte düğün olacak.

Çifte düğün olacak, söylüyorum.

Ay hadi inşallah.

-Hadi kalk, hadi yürü gidelim. -Ben bir şey yapayım.

(Başak) Anahtarını unutma bak yine geçen seferki...

(Bülent) Bir dakika bir dakika. Yani şimdi bu hani böyle belediye başkanı...

...yetki veriyor. O da o yetkiyle geliyor falan.

Böyle bayağı bayağı evlilik yani, ha?

(Müzik)

Of!..

Bülent, abi sana bazen bir şey anlatırken gerçekten çok yoruluyorum.

Ya o kadar büyütme olayı.

Sadece dedesine öyle söylememiz gerekiyordu.

E peki bu alyanslar, evlilik cüzdanı falan filan?

Hıh, işte o da ablanın organizasyon yeteneği.

Hı.

Peki bunu Pelin'e direkt böyle söyleseydiniz daha doğru değil miydi?

Tabii ki daha doğruydu.

Yani o yalana ne gerek vardı bilmiyorum.

Yani.

Bir dakika ya, bir dakika.

Yani bahsettiğimiz arkadaş daha bizim arkadaşlığımızı bile sindiremiyor.

Yani biz onu karşımıza alacağız da şey mi diyeceğiz...

...ha biz bir süre arkadaş gibi değil, böyle evli çiftler gibi davranacağız.

(Rüzgâr) O da anlayışla karşılayacak, öyle mi? Oldu!

Ya tamam, başta kızardı.

Ama yalan söylemekten iyidir.

(Nefes sesi)

Bak Sinan, kadınları tanımıyordun, hâlâ tanımıyorsun.

Rüzgâr, ben de Don Juan'ım diye gezmiyorum ortalarda.

Ama Pelin'i ne kadar iyi tanıdığımı sen de biliyorsun.

Pelin'i tanıyorsan benim yaptığımın ne kadar mantıklı olduğunu da görürsün.

Ya Bülent haksız mıyım, sen söyle.

Pelin benim evli olduğumu düşünürse, daha mutlu olmaz mı?

Tüm yüreğimle söylüyorum, haklı. Net.

Abi ne olursa olsun, ben sevmiyorum böyle şeyleri.

Arkasından iş çeviriyormuş gibi.

(Müzik)

Ben yarın mahkemeden sonra her şeyi anlatacağım Pelin'e.

E iyi, ben mahkemeye gelmeyi düşünüyordum, gelmeyeyim o zaman.

Ne alaka?

Ya ben sabahtan beri kıza burada laf anlatmaya çalışıyorum.

Ya Pelin mutsuz olmasın diye, beni kafaya takıyor, üzülüyor diye.

E şimdi sen gidip her şeyi söyleyeceksin, ne olacak?

Yine kötü olan ben olacağım.

Onun üzülmesini istemiyorum. Kusura bakma Rüzgâr.

Tamam Sinan, sen doğru bildiğini yap.

(Müzik)

Şefim, avukat geldi.

(Müzik - Piyano) (Ortam sesi)

(Müzik)

Ya Süheyla abla ne zahmet etmişsin böyle güzel güzel yapmışsın vallahi.

Niye yapmış? Çünkü önce besleyecek, sonra bizi çiğ çiğ yiyecek.

Evet evet, yandık yandık.

Olur mu öyle şey? Siz de benim kızım sayılırsınız.

İçimden geldi, yaptım öyle.

-Vallahi ellerine sağlık. (Koklama sesi)

-Mis gibi de kokuyor ama... -(Simay) Evet.

...siz baş başa oturun, şey yapın.

-Biz seninle Peluş'un odasında bekleyelim. -(Simay) Evet, öyle yapalım.

(Süheyla) Siz oturun.

Oturun.

(Süheyla) Süheyla ablanız bir şey konuşacak sizinle.

Zaten siz gelmeseydiniz, Rıza'yla biz geliyorduk yanınıza.

Ee, ne güzel eğlenmişsiniz geçen akşam.

(Süheyla) Pelin'e de çok iyi gelmiş.

Bayağı bir rahatlamış gördüm onu.

Ay hangi akşamdı, hangi akşamdı...

-(Simay) Hangisi? -Şeyi diyor, şeyi diyor, bizim şu kelime...

...oyunu oynadığımız akşam var ya. -(Simay) Aa, evet evet.

Kız kıza, hani kız kıza olan.

(Süheyla) Hayır canım!

Pelin'in Sinan denen aşçıyla geldiği geceden bahsediyorum.

Hii! Ay!

-(Simay) Aa, ay! -(Başak) Ne zaman? Ne biçim bir geceymiş o?

-Öyle bir gece olmaz olsun. -(Simay) Hiç hiç.

-Bak görüyor musun, hiç söylemiyor. Pis ya. -(Simay) Hiç söylemiyor, anlatmıyor.

-Bundan sonra hiçbir şey anlatmayacağız. -(Süheyla) Ay...

-Yok, yemin veriyoruz, zaten anlatmayacağız. -(Süheyla) Ay ay ay, canlarım benim.

Büyümüşler de böyle tatlı tatlı hiçbir şey bilmiyorumculuklar oynuyorlar.

Rıza, acaba unuttular mı kızlar Süheyla ablalarının gazabını, hı?

Ya niye korkutuyorsun Süheyla abla?

Tamam ya, sor o zaman sen.

Ya karım diye söylemiyorum.

Psikolojik harp teknikleriyle ver bir devleti bunun eline...

...bölsün, parçalasın, yönetsin, o derece.

Aa, ne demek istiyorsun sen? Gaddar mıyım ben yani?

Ya yok, gaddar demeyelim de insana kan kusturmakta üstüne yok.

Baksana kızcağızların haline.

Müdür yardımcısına spor ayakkabıyla yakalanmış gibi sindiler.

-Yok, artık serbest kıyafet Rıza amca. -(Simay) Evet evet, Bengisu da öyle.

-Oradan biliyoruz. -(Süheyla) Çocuklar!

Lütfen karı koca arasına girmeyin.

Ee Rıza? Eğer sen çok biliyorsan, git bak bakalım Pelin'in hayatında neler oluyormuş.

Yani ne için oturduk, ne hale geldik. Yine sardın bana.

Ben durup dururken mi sardım sana Rıza hı?

Bir kere benim kızım benden hiçbir şey gizlemez.

-Yine uyuyorum senin aklına. -(Süheyla) Oho!

Senin dünyadan haberin yok, dünyadan!

Koskoca kızlara ispiyonculuk mı yaptıracağız?

(Süheyla) Buna ispiyonculuk denmez. Konuşacaklar tabii ki Rıza.

(Süheyla) Niye konuşmasınlar? Süheyla ablalarıyım ben onların.

Çok güzel. Nasıl beni anama, kardeşime düşman ettin.

Kızları da Pelin'e düşman et, hepimiz sana kalalım.

Çok meraklıysan git kardeşine, git.

(Süheyla) Arsanın tapusunu da ver istersen Rıza.

-(Zübeyir) Oo... -(Başak tuhaf sesler)

(Nefes sesleri)

(Nefes sesleri)

Manyaklar.

(Başak) Ay resmen bizi sıkıştırmak için...

(Anlaşılmayan konuşma)

-(Simay) Bak işte gördün mü? -Hı?

Aa kızlar, dursanıza, nereye?

Allah aşkına bize engel olma. Allah aşkına çekil.

Allah bizi Süheyla ablanın gazabından korusun diyorum ben.

Vallahi ben de amin diyerek ekliyorum yani.

Ee, ne oldu ki ne yaptı size annem?

Vallahi Süheyla abla bizi bir güzel sıkıştırıp...

...Pelin'le Sinan'ın arasında ne var diye sordu.

Evet, biz de ne biliyorsak bir bir anlattık.

-(Simay) Hı, evet. -Ne, ne var? Hangi olanı?

Ne, ne anlattınız anlatsanıza. Anlatın anlatın, hadi.

Vallahi Rıza amca dedim, biz bu kızın on senelik arkadaşlarıyız.

Biz bu kızın yanaklarının bir kere bile pembeleştiğini görmedik dedim.

Ama Sinan'la karşılaştığından beri yanakları hep al al oluyor dedim.

Ben ona gösterdiği fedakârlığın, özverinin...

...onda birini kimse gösterdiğini görmedim dedim.

Ben de dedim ki gel gör ki kızınız hâlâ ne hissettiğini söyleyemiyor.

(Başak) Ha, ben de burada devreye girip, hissettiğin şeyin aşk olduğunu belirttim.

Hah, işte dedim ki bu aşkı bir türlü itiraf edemiyor, hatta Sinan da aynı durumda dedim.

-Evet. -Ya?

-(Başak) Ya. -E babam ne dedi peki?

-Ay. -Hii...

Ay Başak, bu iyice kafayı yemiş.

-(Başak) Yanmış. -(Simay) Kuzum sen iyi misin?

Sence biz böyle bir şey söyleyebilir miyiz? O yürek var mı bizde?

Öf, ben de dalga geçiyorum canım sizinle. Nerede sizde söyleyecek yürek acaba?

Hadi hadi gidelim Başak. Süheyla abla bir kere daha gelirse olmaz yani.

Ama ben bir şey diyeceğim. Çok güzel gıybetle gelmedi mi bu?

Vallahi benim de bir içim gitmiyor değil ama.

Sen şey yapsana, bize hızlı hızlı bir anlatsana bunu.

(Simay) Ama bir dakika dur, sen anlatmadan önce ben şunu söyleyeyim, içimde kalacak.

Yoksa patlarım yani. Gerçekten çok sevindim.

Yani çok sevindim, hatta bence Telli Baba'ya gidip...

...adak falan adamamız lazım. -(Başak) Evet.

-Evet, benim de aklımda. Yapacağım. -(Başak) Hadi, tamam.

Hızlıca hemen şimdi ayaküstü...

...fast food gıybet başlasın, dinliyoruz. -Evet, dinliyoruz, anlat.

Tamam. Kızlar, şimdi ben bunda bir alyans gördüm, tamam mı?

Dün bardan çıktığımızda cebinden bir alyans düştü falan. Neyse, ben...

(Sinan) Sakın bana mahkemenin ertelendiğini söylemeyin.

-Yok. (Nefes sesi)

Ama karşı taraf boş durmuyor, onu söyleyeyim dedim.

Onu biliyoruz. Her gün burada.

Ya onu sizi sinirlendirmek için yapıyor.

Ama başka şeyler de yapıyor.

Zehirlenme raporuna karşılık bozuk yemek raporu almış.

Ne?

Olamaz böyle bir şey.

Bir şey diyeceğim. O rapor kesinlikle sahtedir, öyle bir şey olamaz.

Kesinlikle öyle düşünüyorum ama bu ortaya çıkıncaya kadar vakit kazanacak.

Mahkemeyi oyalayacak. Bunun için uğraşıyor.

Belli ki her şeyi göze almış.

Tamam, bizim de şahitlerimiz var.

Bu olayın bizzat içinde olan Berkay var.

Onun için geldim zaten.

Berkay'ın şahitliği çok önemli.

Ya mutlaka gelmeli ve gerçekleri anlatmalı.

Yoksa böyle karşılıklı raporlar falan derken...

...mahkeme ortada bir yerde karar alır.

Ve o an parayı bastıran mekânın yeni sahibi olur.

(Müzik - Gerilim)

(Dalga sesleri)

(Dalga ve martı sesleri)

Ne iyi geldi yürümek böyle, terapi gibi.

Benim terapim sensin melek karım.

Ya sorma.

Ne melek ne melek!

(Dalga sesleri)

(Nefes sesi)

Biz bahtsızlardan mıyız Necip'im?

Hani böyle insanları duyarız ya, iki yakası bir araya gelmez...

...hayıflana hayıflana...

Yani şu halimize bakıyorum da...

Ne varmış senin halinde?

Sende bir sorun yok.

Kötü şans seni bir kere bulmuş.

Onda da beni karşına çıkarmış.

(Müzik - Duygusal)

Yani...

...sıkıntı sende değil. Bahtsız olan benim.

Ay niye böyle konuşup moralimizi bozuyorsun?

Ne güzel yürüdük de akşam akşam.

Öyle ama. Yalan mı söylüyorum?

(Nefes sesi)

(Müzik - Duygusal) (Dalga sesleri)

Havva, bak...

...ben sana çocuk da veremedim.

Yani dersen ki eğer...

...ben aile kurmak istiyorum, yani başkasıyla...

Necip neler söylüyorsun sen öyle?

Benim ailem sensin.

Sen benim her şeyimsin.

(Müzik - Duygusal) (Dalga sesleri)

Ya senden çocuk yaparım...

...ya da varsın hiç çocuğumuz olmasın.

(Müzik - Duygusal)

(Dalga ve martı sesleri)

(Ayak sesi)

Hadi abi.

Oğlum hayırdır, bu ne surat?

Başak'la falan mı kavga ettiniz yine?

Yok be oğlum ya. Şu avukatın dediklerine takıldı kafam.

Oğlum, o konuyu merak etme. Ne dedi adam?

Berkay'ın şahitliği önemli dedi.

Tamam abi, ben de bundan korkuyorum zaten.

Bülent saçmalama. Berkay artık bizim tarafımızda.

Sinan, Ceyda boş durmuyor. Ya yine Berkay'ı kendi tarafına çektiyse?

(Müzik - Duygusal)

Babam her zaman derdi ki...

...herkes ikinci bir şansı hak eder.

Bak görürsün, içimde iyi bir his var.

Berkay bu şansını iyi kullanacak.

Ne demek sıkıldım?

Berkay bu fırsatı iyi değerlendirmen gerekiyor.

Tam beş kere tekrarladık mahkemede söyleyeceklerimi Ceyda Hanım.

Yeter, sıkıldım artık ya.

Yani Berkay, senelerdir kiracısı olduğunuz evin sahibi olacaksınız.

Bunun için harcaman gereken küçücük bir emek var.

Bundan mı gocunuyorsun?

(Müzik - Gerilim)

Of!

Ya bak...

...senin bu dünyada annenden başka kimin var?

Baban desen, adamcağız hiçbir şey bırakmadan göçüp gitmiş.

Kalmışsınız annenle bir başınıza.

Ama sen, sen annenin istediği şeyi yapabilirsin.

Babanın yapmadığı şeyi sen yapacaksın.

Başınızı sokacak bir eviniz olacak ya.

Tamam, yapalım.

Bir daha üstünden geçelim.

Güzel.

Ha bu arada, arkada sana aldığım bir takım elbise var.

Yarın mahkemeye onu giyip gelmeni istiyorum.

(Müzik - Gerilim)

(Kuş cıvıltısı sesi) (Su sesi)

(Ayak sesi)

Günaydın ve görüşürüz.

Bir dakika bir dakika bir dakika.

(Süheyla) Kızım, kahvaltı yapmadan nereye gidiyorsun?

Ay yolda yaparım ben kahvaltımı. Hadi bye.

Yapamazsın demedik, nereye dedik.

Ay baba sabah sabah nereye acaba yani? İşe gidiyorum herhalde.

Dün geldin, yorgunum dedin, kilitledin kendini odaya.

E şimdi böyle kaçar gibi gitmeler. Ne oluyor?

Ne bu ağır kıyafetler falan ha?

Kızım yüreğimize mi indireceksin sen bizim?

Göster bakayım ellerini, çabuk, çabuk göster.

Ay of!

Elleri mi, ne oluyor ya?

(Süheyla) Resmen gizli nikâh kıyafeti bu Rıza.

(Süheyla) Anadan babadan, eşten dosttan...

...ayrı gidip nikâhı kıyacak.

Oradaki görevlileri de nikâh şahidi yapacaksınız, değil mi?

Yok, sol kol uyuşmaya başladı bile.

Hadi buyurun, sol kol uyuşuyor.

Ya anne saçmalama ya, ne nikâhı? Allah Allah, yok öyle bir şey.

Bak güzel kızım, sana tane tane söylüyorum.

O aşçıyla görüşmeyeceksin. Eğer sende baban olarak şu kadarcık hatırım varsa...

Ya ben bir serseriye daha emanet edemem seni.

Zaten zor kurtardık o Tolga denen zibididen.

Aşk olsun baba. Ya ne serseriliğini gördün Sinan'ın acaba?

Vallahi de billahi de nikâh kıymaya gidiyor.

Bak, eğer öyle bir şey yaparsan...

...bağlarsın çenemi, verirsin beni toprağa. Bak, oruç ağızla söylüyorum.

Ya yok öyle bir şey. Yok nikâh mikah falan.

Ya ben normal düğünü becerememişim, kaçağını mı yapacağım acaba?

Mahkemeye gidiyorum.

Ne mahkemesi bu? Bizim niye haberimiz yok kızım?

Anne önemli bir şey değil, şahitlik yapacağım.

Ve sayenizde geç kalıyorum.

Ben niye buna tam olarak inanamadım acaba?

İster inanın ister inanmayın. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Hadi bye.

(Müzik - Hareketli)

Yok, bu kızda bir hal var. Bu böyle değildi, bu bir hırçınlaştı bu.

Hatırlıyorsun değil mi? Çocukken de böyleydi.

Yalan söylediği zaman bağırır çağırır, bizi sustururdu.

-Öyle yapardı değil mi? -(Süheyla) Tabii.

Belki de harbiden mahkemeye gidiyordur.

Kızımı bana mı anlatıyorsun Zübeyir?

Bir şeyler çeviriyor diyorsam, çeviriyordur.

Zübeyir düş peşine bak ne halt çeviriyor bu kız.

-Takip mi edeyim? -Evet, fırla.

Hadi Zübeyir hadi.

(Müzik - Hareketli)

(Kapı açılma sesi)

-Of! -Of!

(Kapı kapanma sesi)

İçeri geçmemiz lazım artık, birazdan çağırırlar.

Ya iki dakika daha bekleyelim, gelecektir yani, kesin gelecek.

-(Bülent) Bir bekleyelim. -Ya kusura bakmayın, anca çıkabildim evden.

Ya yok, o problem değil de Pelin, Sinan yok.

Berkay'ı alıp gelecekti. Ulaşamıyoruz.

Aradın mı?

Aradım tabii ki ama duymuyor herhalde, bilmiyorum.

(Müzik)

Alo, Pelin doğru söylemiş başkanım. Adliyeye geldi.

(Rıza ses) Sen bırakma peşini. Ne davasıymış tam bir öğren.

O iş bende başkanım, merak etmeyin.

Artık geçelim. Neredeyse çağırırlar.

(Pelin) Ya bir de Berkay'ı mı arasaydık?

(Müzik)

Ya kaç kere aradım, kapalı.

Beraber gelecektiniz hani Berkay'la?

Evet, en son dün gece konuştuk. Her şey gayet iyiydi.

Hatta ben ona sordum, geleyim, alayım seni dedim.

Yok dedi, ben kendim gelirim dedi.

(Ayak sesleri) (Müzik)

Hah, herkes geldi ama bir Sinan eksik.

(Meliha) Bülent!

Abi, biz kimi bekliyorduk, kim geldi ya.

Ay yavrum çok şükür başlamadan yetiştik.

Meliha teyzeciğim niye zahmet ettiniz?

Yavrum, yedi kat eller gelmişler. Ben mi gelmeyeyim çocuğum?

Ee, Pelin bizim lehimize şahitlik yapacak da o yüzden geldi o.

Ben de pek severim mahkemeleri. Eşe dosta hep gelirim.

(Hafize) Hatta tanımadıklarıma bile gelir izlerim.

Cinayet, işte hırsızlık falan.

(Gülme sesi)

Tövbe tövbe. Ya senin bu anan çıldırmış.

Ay abla gerçekten geliyor. Hatta ben getiriyorum.

Ama salona girmiyorum. Fobim var ya.

Ne fobisi kız?

Abla, babamdan boşanırken annem beni şahit yaptı ya.

Çocuktum işte. Demek ki travmatik bir şeyler oldu.

Mahkeme salonunda çok kötü oluyorum.

Hele hâkim falan göreyim, böyle elim ayağım titriyor.

-Tamam yavrum. -(Pelin) Aa, Sinan geldi.

(Müzik - Gerilim)

Canım.

(Meliha) Canım oğlum, hoş geldin.

Hoş bulduk anne.

Buyurun, istediğiniz belgeler.

Sinan, Berkay nerede?

Yok abi, bulamadım.

Nasıl yok ya?

Yok işte.

Belki direkt buraya gelecektir.

(Müzik - Gerilim)

(Erkek) Davacı Tankut Sinan Yılmaz.

Davalı Ceyda Kara ve vekiller.

Acele etse iyi olur.

O olmazsa biz bu davayı kaybederiz.

Yavrum, Allah'tan ümit kesilmez çocuğum.

-(Meliha) Merak etme sen. -(Sinan) Hadi.

Of!

(Müzik - Gerilim)

Gelip yanımızda yer alması işimize yarardı tabii ama...

...gelmese de yarar.

Kazan kazan diyorsun yani?

(Ceyda) Sen merak etme.

O buraya gelecek. Biz de bunları buraya gömeceğiz.

(Müzik - Gerilim)

Selam.

-Tanıyor muyum sizi? -(Zübeyir) Yok.

(Müzik)

Aa, siz şey değil misiniz ya?

Hani şu Adanalı iş adamının kara yağız danışmanı.

Hani Pelin'in babasının?

İlkokul dörtteyken toz çıkmadan tahtayı sildim diye...

...öğretmen aferin demişti.

O günden beri...

...benim hakkımda böyle güzel laf söyleyen duymadım yemin ediyorum.

(Müzik)

Ay tabii canım, ben gördüm sizi.

Siz Pelin'i aramaya restorana gelmiştiniz. Ben sizi orada gördüm.

Hatta giderken...

...annemle komşular hakkınızda bayağı laf döndürdük.

Öyle mi?

Yani ne, nasıl söz ettiniz?

Yani işte şey gibi ee, Tolga da oradaydı biliyorsunuz.

Artist kendisi aynı zamanda, çok ünlü.

Ha.

Ama biz sizden bahsettik. E yani nasıl desem?

Ee, bizim semtin kadınları, Kadir İnanır tarzını çok benimser.

Siz de ona yakın olduğunuz için.

(Gülme sesi)

Yani ben, ben öleyim.

Zirvede bırakayım. Yani ölsem gam yemem.

Aa, ay nasıl laf o öyle?

Allah gecinden versin.

Ay, daha çok gençsiniz.

Yok ya, lafın gelişi.

Ben, ben mutluyum mutlu.

Yalnız bu danışman lafı iyiymiş.

Hep işte, ne iş yapıyorsun diye sorduklarında...

...tam şey yapamıyordum, cevap veremiyordum.

He.

İş adamı Rıza Seyhan'ın danışmanıyım.

He, güzel ha.

Ee, siz niye geldiniz, yani yanıma?

Ne soracaktınız bana?

Ha.

(Nefes sesi)

Yaz kızım.

Davalı ve davacı vekillerine söz verildi, belgelere bakıldı.

Şimdi davacı tarafın ilk tanığını alıyoruz.

Pelin Seyhan.

(Müzik)

Lütfen oyalayın biraz. Belki o arada diğer tanık gelir.

Nasıl yapacağım peki?

Konuşun işte, uzatın lafı.

Kızım ne bekliyorsun, geçsene yerine.

Geldim.

(Ayak sesi)

(Öksürme sesi)

Bahsedilen olay anında, yani yemeklere zehir katıldığı zaman sen orada mıydın?

(Sessizlik)

Ee, isterseniz ben olayın en başından başlayayım.

Anlat.

Ee...

Her şey benim düğünümle başladı.

(Pelin) Davetiyesinden yemeğine, çiçeğinden pastasına kadar...

...hatta koltukların giydirileceği kumaşa kadar ben ilgilendim.

(Müzik - Hareketli)

Ama olmayınca olmuyor işte.

Ya ben o gün talihsiz bir olay yaşadım.

Düğün günü terk edildim.

Vakit kazanmaya çalışıyor. Müdahale etsene.

O senin dediğin Amerikan filmlerinde olur.

(Avukat) Hâkimin işine karışılmaz. Birazdan fark eder ve azarlar zaten.

Yıkıldım tabii ki.

(Pelin) Ama pes etmedim.

Yani benim başıma niye böyle şeyler geliyor diye...

...bu işin peşine düştüm.

Ee, balık burcuyum ben. Yalanla işim asla olmaz.

Yalanı hiç sevmem.

E kendimi övmek gibi de olmasın, sezgilerim çok kuvvetlidir.

Ee, tam olarak aralarındaki ilişkiyi bilemiyorum ama...

...bana kalırsa, arkadaşlıktan biraz daha fazlası var aralarında.

Öyle mi?

Ya yani bir lafı mı var peki yani?

Ne bileyim, böyle bir gören duyan yok mu?

Yani şimdi Zübeyir Bey şöyle ki...

...e biz mahallede bu konuyu gündeme getiriyoruz.

Konuşuyoruz, tartışıyoruz. E ama aramızda ikiye bölündük.

Yani var diyenler de var, yok diyenler de var tabii.

Ama mesela Meliha ablaya kalsa, asla yok böyle bir şey diyor.

Ya kadın anası yani...

...hani ne bileyim, bilmese bile...

...böyle bir sezgisel kavrayış mekanizmasının olması lazım yani.

Ben de eğer bu kadar sene gıybet meselesinde...

...bu kadar enerjimi harcadıysam eğer...

...kesin aralarında bir yakınlık, bir elektrik var.

Da işte ben tam olarak hangi boyutta onu daha çözemedim.

Üçüncü boyuttur belki?

(Müzik)

-Üç? -Üç.

Neyse işte, sonra ben Filiya'da çalışmaya başladım.

Aman iyi halt ettin.

Ay öyle diyorsun da Meliha, oğlun bu kıza yanık.

Hanımlar, kendi aranızda konuşmayın, çıkartırım dışarı.

Mahkeme adabını bilmiyor Reis Bey.

Ben şey yaparım, sustururum kendisini.

Kız, sen adamı ipe götürürsün vallahi ya.

Hadi kızım, sen o gün ne gördüysen onu anlat.

Ee, ben o gün restorandaydım.

Ee, ama tam olarak o anı gördüğümü söyleyemem.

Yani nasıl söyleyemiyorsun?

Gördün mü görmedin mi?

Gelmeyecek.

Yani Ceyda'nın bunu yaptığı kişi bizzat bana yaptıklarını itiraf etti.

-Berkay Korlu mu? -Evet.

E peki tanığınız nerede?

Ee efendim, gelemedi ama elimizde ses kaydı da var.

Sayın Hâkim, o ses kaydının reddini talep ediyoruz efendim.

Vekilime şantaj yapmak amaçlı hazırlanmış olup, gerçekle alakası...

...olmayan, mesnetsiz... (Kapı vurma sesi)

(Müzik - Gerilim)

Hâkim Bey, diğer şahidimiz Berkay Korlu da geldi.

Efendim, Berkay Korlu bizim de şahidimiz.

Söyleyecekleri gerçeği aydınlatacaktır.

Satmış yine.

(Müzik - Gerilim)

-Niye bu kadar geç geldin? -(Berkay) Geldim işte.

Sana aldığım takım elbiseyi niye giymedin?

Olmadı.

Ben de rahmetli babamdan kalan bunu giydim.

Berkay Korlu, geç yerine.

Kızım, sen de oturabilirsin.

(Müzik)

(Hâkim) Senden önceki tanık hazırlanan yemekleri zehirli maddeyi...

...Ceyda Kara'nın isteği doğrultusunda senin koyduğunu söyledi.

(Hâkim) Sen de itiraf etmişsin. Ne diyeceksin?

(Müzik - Gerilim)

Ceyda Hanım...

(Müzik)

...o takım gibi...

...bana verdiğiniz hiçbir şey olmadı ya.

(Berkay) Doğrudur Hâkim Bey.

Pelin Seyhan'a söylediğim onun kaydettiği ve mahkemeye sunulan...

...ses kaydı bana aittir.

(Müzik)

(Berkay) O kayıttaki her şey noktasından virgülüne kadar doğrudur.

(Ceyda) Ya yalan söylüyor, yok öyle bir şey.

Hayır! Karar verdim, artık asla yalan söylemeyeceğim.

(Berkay) Belki ömrümün sonuna kadar kiralarda yaşayacağım...

...ama birlikte çalıştığım insanların yüzüne başı dik bir şekilde bakabileceğim.

Ya Sinan para falan vermiş, yalan söylüyor Hâkim Bey, yok böyle bir şey.

(Hâkim) Mahkemede olduğunu unutma, otur yerine.

Hâkim Bey, para vermiş diyorum.

(Berkay) Kimse bana para falan vermedi.

Bütün hatalarıma rağmen şefim bana sadece abilik yaptı.

(Hâkim) Yeter artık! Atarım seni dışarı.

Devam et.

Hâkim Bey...

...Ceyda Hanım restoranda olup bitenleri öğrenmek istiyordu.

Ben de orada çalıştığım için haliyle.

(Müzik)

Yaz kızım...

...eldeki deliller ve tanık ifadeleri sonrasında...

...Ceyda Kara'nın Filiya Restoran'daki ortaklıktan çekilmesine...

...diğer ortaklar tarafından hisse bedellerinin kendisine ödenmesine...

...ayrıca yaptıklarının insan sağlığına vereceği zarardan ötürü...

...Ceyda Kara ve Berkay Korlu hakkında...

...yeni bir ceza davası açılmasına karar verilmiştir.

(Vurma sesi)

(Müzik)

İki yüz seksen beş...

...kırk beş. -Tamam.

(Kapı açılma sesi) -(Meliha) Ah!

(Meral) Ay bitmiş, gel gel.

(Sevinç çığlıkları)

Kurtulduk.

(Sevinç çığlıkları)

(Sinan) Ee ortak, yine biz bizeyiz.

(Sevinç çığlıkları)

Aaa!

Aaa!

(Meral) Anne.

(Meliha) Oo canım, canım.

(Ceyda) Hemen o kadar sevinmeyin.

Hâkim, bedeli dahilinde dedi.

Sizde o para ne arar?

Sen yorma o güzel kafanı böyle şeyler için. Ben bulacağım o parayı.

(Gülme sesi)

Nereden bulacaksın?

Ha?

(Müzik)

Bu sefer de Pelin'e mi el avuç açacaksınız?

(Meliha) Kızım, bizim hiç kimsenin parasına ihtiyacımız yok, anladın mı?

(Meliha) Gerekirse ben o ipotek parasının üstüne kor, gene de öderim.

Oldu.

Kimseye muhtaç değiliz biz.

Sen uyma anne ona.

Tabii oğlum, Allah Allah! Bizim bunlara ihtiyacımız mı var? Hallederiz biz.

Anneciğim o evin parası. Ona kimse dokunmayacak.

Ben bir şekilde bulacağım o parayı.

Herkesin içi rahat olsun.

(Müzik)

Alo.

Canım selam, bankada mısın?

Tamam, ben bugün uğrayacağım sana, danışmam gereken birkaç bir şey var.

Hoşça kal.

(Müzik)

Daha bitmedi.

Canınız yanacak.

(Müzik)

(Sessizlik)

Ya kusura bakmayın Necip Bey.

(Hakan) Yani Havva Hanım size kendisi söylemek isteyince...

...yani benden rica edince ben de...

Konuştuk biz, anlattı her şeyi.

(Sessizlik)

Değerleriniz çok düşük.

(Havva) Ya...

...peki...

...hiç şansımız yok mu tüp bebek için?

Var, yani var olmasına var da...

(Havva) Ya bak, gördün mü Necip'im? Kısır sayılmazsın işte.

Gerçekten mi?

Canım şimdi siz de heyecanlanmak için yer aramayın.

Yani şu an için öyle söyleyemeyiz. Yaptırmanız gereken birkaç test daha var.

Tamam, ne yapalım?

Yaptıracağız...

...da...

...daha benim sigorta başlamadı. Onu nasıl yapacağız?

Biz bir de hemen başlamak istiyoruz.

Bir hesaplasanız, kaça patlar bize?

(Müzik)

Şu mübarek günlerin yüzü suyu hürmetine...

...yüzümüzü güldürdü ya güzel Allah'ım.

(Meral) Allah'ım şükür, şükür, şükür.

(Gülme sesi)

(Meral) Şu pis Ceyda'nın nasıl suratını astığını gördünüz değil mi?

(Gülme sesi)

(Meral) Mahkeme salonundan çıkarkenki hali falan. Gudubet.

(Hafize) Hazır gelmişken birkaç mahkeme daha seyretsek.

-Bak. (Gülme sesi)

Anne hadi ama adam bekliyor.

Tamam oğlum, gidiyoruz. Hadi bakalım kaynaşıklar, hadi arabaya.

-Anne hadi gel. (Gülme sesi)

Sen ne yapıyorsun canım?

Anneciğim, hadi.

İyi, tamam, tamam.

(Sinan) Geç bakalım.

(Gülme sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Pelin) Aa, Başak arıyor, meraktan çatlamıştır.

(Bülent) Iı, çıkar çıkmaz yanına geleceğim dedim ben ona.

Sergiye mi ne gidecekmişiz, Bülent gitti de, çıktı de.

Tamam tamam.

Alo, Başak.

Evet evet, kazandık mahkemeyi. Ceyda işi tarihe karıştı artık.

(Araba sesi)

Bülent mi?

-Bülent salondan çıkar çıkmaz gitti. -Koşarak gitti.

Koşarak gitti. Siz şey yapacakmışsınız, buluşacakmışsınız galiba.

Evet, hemen gitti.

Sinan ben kaçıyorum abi, Başak'la buluşacağım.

Siz de böyle birazcık yalnız kalın baş başa, tamam?

Aynen abi, öyle olacak zaten.

Ya benim bir şekilde bu Rüzgâr'la olan evcilik oyununu ona anlatmam lazım...

...yoksa içim rahat etmeyecek.

Sinan...

...anlatma abiciğim, sus, bırak kalsın ya.

Bülent...

...ben hayatımda artık pürüz mürüz kalsın istemiyorum abi.

(Sinan) Dün de söyledim zaten mahkemeden sonra anlatacağım diye. Ne olur ısrar etme.

İyi abi, sen bilirsin, ne istiyorsan yap. Hadi görüşürüz.

-Görüşürüz. -Hadi görüşürüz.

Tamam, tamam canım, hadi öptüm seni. Hadi bye bye.

(Müzik)

Ee, ne yapıyoruz şimdi?

Bilmem, benim bir işim yok.

Tamam.

O zaman her zamanki yerimize gidelim.

Neresiymiş orası?

(Müzik)

Görüyorsun değil mi Rıza?

Biz görüşmeyeceksin, arkadaş olmayacaksın diyoruz...

...bizi idare ediyor. Gitmiş mahkemelerde şahitlik falan yapmış ya.

Ya sen her şeyi tam anlatmıyormuşsun gibi bir his var benim içimde.

Yok başkanım, o kadar oldu işte. Mahkeme bitti...

...bunlar öyle bir neşelendiler, sarıldılar.

Ne?

Önce kim sarıldı? Pelin mi sarıldı?

Yok yahu, öyle hani tebrik mahiyetinde.

Gerçi...

...Meral Hanım'ın söylediklerini düşününce, yani gözümün önüne getirince...

...o...

(Müzik)

Ne oldu?

Oğlum sen neden bahsediyorsun?

Meral Hanım kim? Ne anlattı, sen ne diyorsun?

(Zübeyir) Ya mahalle ikiye bölünmüş başkanım.

Ne hususta?

(Zübeyir) Yani pelsinciler, anti pelsinciler.

(Rıza) Ne diyorsun oğlum? Pel mel, ben anlamıyorum ki bu lisanı.

(Zübeyir) Yahu Pelin'le Sinan'ın kısaltılmışı.

(Zübeyir) Yani millet televizyondan, internetten falan öğreniyor böyle şeyleri.

Şimdi mahallelinin bir kısmı diyormuş ki...

...bu çocuklar diyormuş birbirine âşık.

(Zübeyir) Diğer bir kısmı da yok canım bunların arasında bir şey yok...

...hatta olmasın da diyormuş.

Rıza...

...hemen gidip hallediyorsun bu işi.

(Süheyla) Tamam mı? O aşçı çocuğu uzaklaştırıyorsun kızımızdan. Nedir bu ya?

Sen hiç merak etme sultanım, ben kızımızın bir daha hata yapmasına...

...asla ve kata izin vermeyeceğim.

(Müzik)

(Müzik)

Hem hareketsiz hem de şiddetli.

İnanamıyorum ya. Deha mısın sen adam?

Yani o kadar genç ki...

...ya bu genç yaşına rağmen bunları üretebilmek delice.

Bak şimdi...

...figürlerin dinamik hareketliliğine rağmen fondaki minimallik.

İşte gençlik bu.

Yani kalıplaşmış, yerleşmiş olan her şey bir başkaldırım.

Daha iyi anlatılamazdı.

(Nefes sesi) -Muhteşem.

-Başak. -Hı?

-(Bülent) Şundan bahsediyoruz değil mi? -(Başak) Hı hı.

(Müzik)

-Dengesi... -(Başak) Ne yapıyorsun?

Ne yapıyorum?

Onlar bu işin bir parçası. Niye üstüne basıyorsun?

-(Bülent) Başak, ben bu... -(Başak) Ya elleme.

-(Bülent) Talaş ama talaş gerçekten. -(Başak) Lütfen yapma!

(Başak) O kadar klişesin ki. Yani eğer entelektüel kelimesini...

...cümle içinde küçümseyerek kullanırsan gerçekten yüzeysel bir insan olacaksın, yapma.

(Nefes sesi)

Başak yemin ederim ben onun şey olduğunu algılayamadım yani.

Sus artık sus! Beni yalnız bırak, sadece biraz seyretmek istiyorum, tamam mı?

Sus, onlar bir bütün.

(Müzik)

-Peki, bir şey söyleyeceğim. -Hı?

-Şimdi diyelim ki biz bunu aldık. -Hı.

Bu talaşları süpürüp poşete mi koyacaklar?

Evde ağzımıza burnumuza kaçar, bu ne?

Bülent susar mısın? Duyacaklar, sus.

Tamam tamam.

(Müzik)

-Başak. -Hı?

Ben sana bir hediye almak istiyorum da o yüzden soruyorum.

(Müzik)

-Şaka yapıyorsun. -Cık, yapmıyorum.

-İnanmıyorum. -(Bülent) Gerçekten, pardon. Sakin ol.

Ee, biz bunu almak istiyoruz.

Şahanesiniz.

Sağ olun.

(Kadın) Çok genç bir ressamın, Urartu Kılıç'ın işi.

-(Kadın) Sizin de gözünüz keskinmiş. -Sağ olun.

Kısa bir süre sonra çağdaş sanatın gözdesi olacağını düşünüyoruz.

Oh ne güzel, ne güzel. Nedir peki fiyatı?

Kırk bin Türk lirası.

(Müzik)

-Kaç bin Türk lirası? -Kırk bin.

(Müzik)

Şu tablo...

...kırk bin Türk lirası!

(Müzik)

(Gülme sesi)

-Bu kadar ucuz mu demek istiyor? (Gülme sesi)

(Bülent) Ee, bir saniye, peki, bir şey soracağım.

Şu talaşları, artık talaşları istemiyorum. Bana sadece resmi kaç paraya vereceksin?

Espri yapıyor, ailevi problemleri de var.

(Bülent) Üç tane çizgiye kırk bin TL dedi adam ya.

-Ne yapıyorsun? -Yahu şu duran...

-Dur. -(Bülent) Başak.

Üç tane çizgi çekmiş.

(Müzik)

(Müzik)

(Ortam sesi)

(Pelin) Ihh, her zamanki yerimiz dediğin an anlamalıydım burası olduğunu.

(Gülme sesi)

Gerçi her zaman birlikte geldiğimiz söylenemez.

Evet.

(Pelin) Tatsız anılarımız da oldu.

(Ortam sesi)

Ama unutalım bunları ya.

(Pelin) Hem bak, nazar gözlü mavişten de kurtulduk.

(Gülme sesi)

Evet, iyi oldu.

Ya...

...ben diyorum ki artık hayatımızda pürüz kalmasın.

Yok ki zaten.

(Ortam sesi) (Müzik)

Pelin...

...benim seninle konuşmam gereken çok önemli bir konu var.

Evet, dinliyorum.

(Müzik)

Bak, bu...

...Rüzgâr'la evlilik meselesi. Başından beri sana söylemem...

Sinan, ne olur artık bu konuyu konuşmayalım.

Yani bak, özür diledim senden.

Yani ben de zaten böyle anlamadan, dinlemeden yargısız infaz gibi.

Aslında böyle düşünmen çok normal. Zaten eğer bir dinlersen beni...

Ben zaten yani benim başıma ne geldiyse seni dinlemediğim için geldi.

Benim o gece aklım başımda değildi.

Senin düşürdüğün alyansı gördüm, aynı alyansı Rüzgâr'ın parmağında da görünce...

Ya çok, çok özür dilerim, gerçekten sizi evli sandım.

(Sinan) Bak, aslında...

...böyle düşünmen çok da garip değil.

Yani bu evlilik olayının zaten şakası bile korkunç bence.

(Müzik) (Ortam sesi)

Korkunç, öyle mi?

Yani böyle düşününce yani elim ayağım titredi...

...içim kötü oldu, düşünsene yani sen ve Rüzgâr, evli.

O kadar kötü oldun yalnız.

Yani.

Sen benim başkasıyla evli olduğumu duysan üzülmez misin?

(Müzik) (Ortam sesi)

(Motosiklet sesi) (Müzik)

Üzülürüm.

(Müzik) (Ortam sesi)

Neyse, sen ne diyecektin?

(Müzik) (Ortam sesi)

Şey...

(Ortam sesi)

...gözlerini kapatsana.

(Sinan) Sana bir sürprizim var.

(Ortam sesi)

Tamam.

(Pelin iç ses) Gözlerini kapat, gözlerini kapat.

(Pelin iç ses) Ay yeter artık, öpeceksen öpsene!

(Pelin iç ses) Bu sefer öpecek.

(Müzik - Nükhet Duru - Âşık Oluyorum Eyvah) "Âşık oluyorum"

(Pelin iç ses) Ama ilk gerçek öpücüğümüz dürümcüde mi olmalıydı?

"Bile bile yanıyorum"

(Pelin iç ses) Eh aşçı adam sonuçta.

(Pelin iç ses) Ben de Adanalıyım.

(Pelin iç ses) Dürümcü normal aslında.

"Yerimde duramıyorum"

"Bile bile yanıyorum eyvah"

(Pelin iç ses) Alnımdan mı öpecek, ne yapacak?

(Pelin iç ses) Yok artık.

"Âşık oluyorum eyvah"

"Yerimde duramıyorum"

"Bile bile yanıyorum eyvah kendimi tutamıyorum"

Gözlerini açabilirsin.

"Yine geceler ağır olacak sabaha kadar"

Bu ne?

"Âşık oluyorum eyvah, yerimde duramıyorum"

"Bile bile yanıyorum"

Sinan, bunu sen mi yaptın?

Bana getirdiğin papatyaları suya koymuştum.

(Sinan) Masamın üzerinde karşımda duruyorlardı.

"Yerimde duramıyorum"

Ben de bir şiir yazmak için karşılarına oturdum ama...

"Kendimi tutamıyorum" -(Sinan) Şiir çıkmadı.

"Ah âşık oluyorum eyvah"

Gecenin sonunda bu çıktı.

"Bile bile yanıyorum eyvah, kendimi tutamıyorum"

"Âşık oluyorum eyvah, yerimde duramıyorum"

Sen hep böyle bak bana.

"Bile bile yanıyorum eyvah"

Ben başka dize istemem ki.

"Ay ay, âşık oluyorum eyvah, yerimde duramıyorum"

"Bile bile yanıyorum eyvah kendimi tutamıyorum"

(Müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Çok pardon, rahatsız ediyorum sizi ama.

Estağfurullah, buyurun.

Şimdi siz bu böyle bakıp bakıp not alıyorsunuz ya...

...yani siz bu kadar dikkatlice bakmasanız...

...ben bu resimde anlaşılacak bir şey olduğunu bile anlamazdım, o kadar yani.

Ee, ciddi misiniz? Bence bu eser tek başına kendini anlatıyor.

Ama bence bu eserde tek başına bir tane araba var.

Araba tek boyutlu, lastikleri üç boyutlu, farları da fiyonk şeklinde...

...ben başka hiçbir şey anlamadım.

Anladım. Bence sizin sezgileriniz körelmiş, sanırım.

Bence bunu yapan adam bütün ahmakları tek tek avlıyor gerçekten.

Hayır böyle bir manzara olsa, bir portre olsa bilmem ne, tamam.

Yine tamam değil de hani tamam diyeceğim, eyvallah.

Bu neyse, şurada bir tane tablo var. Üç tane kırmızı çizgi çekmiş bu herif...

...kırk bin lira fiyat çektiler, altına da bir avuç talaş koymuş...

...neymiş sanatmış da bilmem ne, ya bırak Allah aşkına ya.

Rica ediyorum, çıkar mısınız?

Bana kalsa ben zaten zil takıp oynaya oynaya çıkacağım da...

...sevgilim içeride geziyor, mecbur bekliyorum.

Rica ediyorum gidin lütfen.

Gitmiyorum.

(Bülent) Babanın tapulu malı mı? Gitmiyorum.

Bakar mısınız?

(Müzik)

Baksınlar bakalım.

Beyefendiyi dışarı alabilir miyiz? Rica ediyorum.

Urartu Bey, nedir problem?

(Müzik)

Bu...

(Müzik)

Merhaba.

(Gülme sesi)

Çok heyecanlıyım ben gerçekten, sizin eserlerinizin hayranı oldum.

Yani o minimal çizgiler ve o asi dışa vurum, nasıl diyeyim, böyle...

(Urartu) Hiçbir şey demeyin, rica ediyorum hiçbir şey demeyin.

Bana şükranlarınızı sunmak istiyorsanız, buradan çıkın gidin.

Lütfen, rica ediyorum.

Bence çıkmayalım çünkü bir saniyede on kere çok rica ederek bir dünya rekoru kırdı.

Kalalım, numune bir arkadaş, bir şeyler öğreniriz belki.

(Kadın) Beyefendi, lütfen dışarı alalım.

(Gülme sesi)

(Başak) Çok özür dilerim, yani niye böyle yaptın?

(Gülme sesi)

-(Başak) Çok özür dileriz. (Anlaşılmayan konuşma)

Başak, niye özür diliyorsun ya?

(Urartu) Sanat katili.

(Müzik)

İyi ki tekrar karşıma çıkmışsın.

(Deniz sesi)

Gerçekten mi?

Evet.

(Deniz sesi)

Seni çok iyi tanıdığımı düşünüyordum ama...

...her gün yeni ve daha güzel bir Pelin tanıyorum ben.

(Deniz sesi)

Çok da güzel günlerimiz olacak biliyor musun?

Öyle hissediyorum.

(Müzik) (Deniz sesi)

Biliyor musun yıllardır ertelediğim bir şey yaptım ben.

Neymiş o?

Çok önemli bir aşçılık yarışması var.

Yıllardır hep kendimde bir eksiklik bulur, girmezdim.

Ona başvurdum.

Sinan çok sevindim.

(Müzik)

Aslında kimseye söylemeyecektim ama...

Ve bana söylemek istedin.

(Müzik)

Peki...

...yani nasıl bir yarışma bu? Hani nerede yapılıyor, kimler katılıyor?

Kazanınca ne oluyor?

Anlatacağım, anlatacağım.

(Müzik)

Yurt dışında yapılıyor ama önce Türkiye ayağını geçmek lazım.

Şu kadar söyleyeyim...

...bildiğin dünyaca ünlü ne kadar şef varsa, hepsi bu yarışmada derece almıştır.

O kadar önemli bir yarışma yani?

(Müzik)

Ay, çok heyecanlı.

E tabii ki de para ödülü var. Hem Türkiye'deki yarışmada...

...hem de büyük yarışmanın sonunda.

E tabii onu da kazanırsam hiç fena olmaz.

Hııı.

Ceyda'nın hisseleri için aklımda bir şey var derken bunu kastediyordun.

(Müzik)

Bu kadar eminiz yani kazanacağımıza?

Başka şansım yok.

İlham perim çok sağlam.

Kullandığı parfümlerle harika tatlılar yapmamı sağlıyor.

(Müzik)

(Deniz sesi)

Ya Başak, ben nereden bileyim, adam Urartu Kılıç'mış.

Bir kere o kim ki ya adama Tarkan muamelesi yapıyorlar o kadar.

Bir kere her şeyi geçtim...

...eğer eleştiriye açık değilsen bu işi yapmayacaksın arkadaşım.

Bu kadar basit yani.

Sen adamı eleştirmemişsin ki Bülent.

Sen gitmişsin adama demişsin ki farlarınız fiyonk şeklinde...

Ya Allah'ım, sen bunu nasıl yaptın ya?

Başak, adamın farları fiyonk şeklindeydi çünkü ben ne yapayım?

Hem gelmeyiz bir daha, olur biter ya.

Hıı, sen gitmezsin. Sanat severler bizim gibiler için mail gruplarında...

...neler diyorlar biliyor musun sen ya?

Bir daha beni hiçbir açılışa, sergiye, davete çağırmayacaklar.

Ağlamak istiyorum artık.

Ne diyorlar Başak? Açılın hanzolar, beş dakika sanat yapamayacak mıyız diyorlar?

Ruhsuz, sus!

(Müzik)

Bana öyle insanlık ayıbı yapmışım gibi şey yapma ya.

Ayrıca sanat toplum içindir.

Toplumun içindeki sevenleri, ilişkileri ayırmak için değil.

Tamam, tamam, neyse, tamam.

Hem sen de bir gün eskrimden anlamazsın, ödeşiriz yani.

(Müzik)

Sen eskrim mi biliyorsun?

(Başak) Sen eskrim mi yapıyorsun? Niye daha önce söylemedin?

Ya Başak goygoy yapıyorum, niye her şeye atlıyorsun hemen ya?

Ben ne anlarım eskrimden? Aman ilginç bir şey duymayıver, hemen hopp. Bir sakin dur.

(Müzik)

Başak.

Şimdiye kadar bütün ödemelerini düzenli yapmışlar.

Sadece bu borç için ileri bir tarih istemişler.

Ne zamana?

Yarın. İki ay müsaade ettik, yarın ödemeleri gerekiyor.

Peki şöyle bir şey yapsak, yani sanki bu hak onlara hiç verilmemiş olsa...

...onlar da ödemeyi geciktirseler. Siz de öyle işlem yapsanız.

Ne diyorsun Ceyda?

Benim bütün hesaplarım bu bankada değil mi?

(Ceyda) Onları bu bankaya ben getirmedim mi?

Evet de...

...yani şimdi insanlara böyle bir şey yapmak...

Hem çocuk oyuncağı değil bu.

Her şeyi belgelerle yapılmıştır doğal olarak.

Çekerim hesabımı.

Şaka yapıyorsun değil mi Ceyda?

Sence benim şaka yapar gibi bir halim mi var?

Kusura bakma ama durumun hiç iyi değil o zaman.

(Müzik - Gerilim)

Çekerim hesaplarımı diyorum sana.

Ne istiyorsan öyle yap Ceyda. Burayı ne sandın sen?

Bizi paranı çekmekle tehdit ederek bir şeyler mi yapacağını düşünüyorsun?

Seninle de görüşeceğiz.

(Müzik - Gerilim) (Kapı açılma sesi)

(Müzik - Gerilim) (Kapı kapanma sesi)

(Ortam sesi)

Merhaba Sinan Bey.

Merhaba.

Akşam yedide Turgut Bey bekliyor.

Sizi ben götüreceğim.

Nereden çıktı şimdi bu?

Benim işim gücüm var kardeşim. Ayrıca ne bu böyle emir verir gibi?

Haklısınız ama Turgut Bey önemli olduğunu söyledi.

(Müzik)

(Nefes sesi)

Lütfen.

(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)

Yalnız Turgut Bey, özellikle Rüzgâr Hanım'ın bir şey bilmemesini istiyor.

Bu görüşmeden haberi olmayacak.

(Müzik)

Ona da tamam.

Ben gelince mesajla size bilgi vereceğim.

Şimdilik iyi günler.

(Müzik)

(Ortam sesi)

E iki civcivli lafa hemen tav alıyorlar ya, kadınları bir göreceksin yani.

Böyle çirkin bir adam, ama yani tövbe estağfurullah nasıl çirkin bir adam...

...hepsi etrafına toplanmış...

...ben...

...hayatımda ilk defa kendimi bir mekânda görünmez hissettim abi. Sırf şey...

...kadife ceketim yok diye.

(Bülent) Ben hariç herkeste ya o ceketten var ya dar paça pantolon var.

Sanırsın Kızılay kamyonu devrilmiş sevdiğimin galerisinin önüne.

Ben böyle bir şey görmedim ya.

(Gülme sesi)

Hah!

Kendi edip kendi bulanlar derneği başkanı da geldi.

(Bülent) Tutturdu Pelin'e söyleyeceğim de söyleyeceğim...

...şu sıfata bak, şu nemrutluğa bak.

Rüzgâr'ı gördünüz mü?

Ah, konuyu da değiştirdi.

-Yok, vallahi görmedim. -Tamam.

(Müzik)

-Malzemeleri hazırladın mı? -Hazırladım.

-Geleyim mi ben de? -Yok.

(Müzik)

(Tabure sesi)

(Müzik)

Adam hakikaten kötü olmuş ya.

(Sessizlik)

(Ayak sesi)

(Müzik) (Ayak sesi)

(Müzik)

(Kapak kapatma sesi)

Buyurun Süheyla Hanım. Birine mi bakmıştınız?

Kızım, sana bakmaya geldim, yani biraz gözüm kaydı, ne var bunda?

(Süheyla) Aaa! Cık! Devam et sen.

(Müzik) (Ayak sesi)

(Süheyla) Rıza, hemen gidip hallediyorsun bu işi.

Bak kız orada yemek yarışması falan araştırmaları yapıyor.

Resmen kullanıyor kızımızı hizmetkârı gibi.

Şimdi ağzımdan bir laf çıkacak, çıkacak ama işte, çıkamıyor.

(Müzik)

Ha babacığım, bir yere mi gidiyorsun?

Allah Allah! Sen bana söylüyor musun nereye gittiğini de benden hesap soruyorsun.

Ay hayret bir şey! Me zamandan beri nereye gidiyorsun diye sormak...

...hesap sormak oldu?

Hasbin Allah! Hasbin Allah!

Kızım sinirlendiriyorsun sen de adamı.

(Müzik)

(Pelin) Allah Allah! Ya ne dedim ki ben şimdi?

Sırf ilgileniyor gibi görünmek için nereye gidiyorsun dedim.

Ay, hep azarlayın Pelin'i.

(Müzik)

(Kesme sesi)

(Sessizlik)

(Nefes sesi)

Serkan, benim şimdi çıkmam lazım.

Mekân sende, anlattığım gibi halledersin.

İşimin ne kadar süreceğini kestiremiyorum, haberin olsun.

Tamamdır şef, tamam.

(Müzik)

(Bülent) Abi, ben sana Pelin'e söyleme dedim ama değil mi?

(Müzik)

(Sinan) Söylemedim zaten.

(Müzik)

Yani söyleyemedim.

Ya neyin sıkıntısı bu? Söyleyememenin sıkıntısı mı?

O da var da...

...bir de Rüzgâr'ın dedesi var.

(Müzik)

-Adam benimle görüşmek istiyor. -Nasıl yani?

-Bayağı özel olarak mı görüşmek istiyor? -Aynen öyle.

Oğlum, adam anlamış olmasın?

(Sinan) Bilmiyorum abi, her şey olabilir, adam cin gibi.

Vay arkadaş, sen nasıl bir işin içine düştün böyle ya?

(Rüzgâr) Kolay gelsin.

(Müzik)

(Sinan) Bir yandan da üzülüyorum abi, sonuçta adamın son günleri.

(Bülent) Abi, bence Rüzgâr'la bir konuş.

(Sinan) İşin garip kısmı da burada zaten.

(Sinan) Dedesi Rüzgâr'ın öğrenmesini istemiyormuş abi.

(Bülent) Aa, bayağı böyle gizemli falan olaylar yani ha?

(Sinan) Oğlum, dedesi peşimize adam taktı diyorum, herif gölge gibi.

Hadi be! Bayağı mafya gibi ha?

Yok, o kadar olduğunu sanmıyorum da.

(Telefon mesaj sesi)

(Müzik)

Al işte, mesaja bak.

Sinan Bey ben geldim, kapının önündeyim. Hazırsanız sizi Turgut Bey'e götüreyim.

(Müzik - Gerilim)

Abi ne yalan söyleyeyim, ben olsam korkardım.

Korkuyorum abi, ben de korkuyorum.

Ama ne Rüzgâr'ın dedesinden, ne de onun adamlarından.

(Sinan) Ya Pelin öğrenecek ve her şey bu kadar güzel giderken...

...onu kaybedeceğim diye o kadar çok korkuyorum ki.

(Bülent) Abi, o zaman benim dediğimi yapacaksın.

Git konuş Rüzgâr'la, bu iş büyüyor de.

(Sinan) O iş o kadar kolay değil işte.

(Sinan) Ben Rüzgâr'a hayatımı borçluyum, biliyorsun.

(Sinan) Şimdi hemen zoru gördüm diye onu yarı yolda bırakamam.

(Müzik)

İyi de abiciğim böyle de aşkından olacaksın belki.

Belki hayallerinden olacaksın.

İşte kafamın karıştığı yer de tam olarak burası.

Bana o hayatı da, aşkı da, hayalleri de veren Rüzgâr.

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

-Rüzgâr Hanım. -Hemen beni dedeme götür.

Götüremem.

Bak, her şeyden haberim var tamam mı? Önce Sinan'a mesaj atıyorsun...

...gelmeyin, iptal oldu diyorsun, sonra da beni götürüyorsun.

-Fakat Rüzgâr Hanım, dedeniz... -Hemen dedim!

(Müzik)

(Nefes sesi)

(Müzik)

(Erkek dış ses) Sinan Bey görüşme iptal edildi. İyi günler.

Bu ne şimdi ya?

(Müzik)

Ho-hoş geldiniz Rıza Bey.

Ben değil, sen geleceksin.

Nasıl, anlamadım?

Seninle konuşacağız delikanlı.

Ama burada değil, benim ortamımda.

(Müzik) (Gülme sesi)

Komik bir şey mi var?

Yok, yok, estağfurullah. İnanın ben kendime gülüyorum.

Bir görüşmem vardı, şu anda iptal oldu, arkasından da sizin gelmeniz...

Komik mi oldu?

(Müzik)

Tabii işin içinde bulunmayınca çok da komik olmadı.

Değil mi?

(Müzik)

Hadi bakalım, iftarı kaçırmayalım. Buyurun.

Kaçırmayalım. Buyurun.

(Müzik)

Simay.

Bengisu yedi mi?

-(Simay) Ben ona erkenden yedirdim. -Tamam.

(Sessizlik)

(Ayak sesi)

(Masaya eşya koyma sesi) (Kaşık sesi)

(Müzik)

-Simay. -Hı?

Ne olur bana Bengisu'yu bir de piyano kursuna yazdırmadım de, lütfen.

Ay üff, yani ne var canım sen de sanki tekstil fabrikasına...

...kaçak çocuk işçi çalıştırıyormuşum gibi şey yapıyorsun. Allah Allah!

(Müzik)

Yazdırdın değil mi?

(Hakan) Ya hakikaten şu çocuk işçilikle senin bu...

...kurs çılgınlığının arasında zerre fark yok.

Oradan oraya sürüklüyorsun, oradan oraya sürüklüyorsun çocuğu.

Ya bırak biraz nefes alsın. Bir toza toprağa bulansın ya.

Ha bak, bugün kursta görecektin, öğretmenler hep söyledi...

...kulağı çok yatkınmış, ritim duygusu çok kuvvetliymiş...

...parmakları falan çok uygunmuş piyanoya yani, öyle dediler.

Ne öğretmeni be? Esnaf onlar kızım, esnaf. Saat başına para alıyorlar ya.

O yüzden zaten hepsi Mozart, hepsi Beethoven.

Ay yani Hakan, tıp fakültesi okumuş, doktor olmuş adamsın...

...ya nasıl bir banal bir bakış açısıdır ya.

Cık, evet ya, doğru diyorsun.

(Hakan) Bak şimdi...

...Bengisu dansa da çok yatkın...

...jimnastiğe de...

...piyanoya da...

...resme de...

...hatta astronomiye de.

(Hakan) E satranca da yatkın.

Allah Allah! Ya Simay, biz farkında olmadan bir deha mı yarattık acaba...

...haberimiz yok, ha?

Haa! Benim aklımdaydı zaten. Ben bir IQ testine götüreyim o zaman Bengisu'yu.

Bu hafta içi yapayım ben onu.

Bengisu büyüdüğünde terapiste ne anlatacak biliyor musun sen?

Seni!

(Hakan) Annem hayatında gerçekleştiremediği ne varsa...

...acısını ben çekiyorum diyecek.

Onun yüzünden çocukluğumu yaşayamadım diyecek.

-Bengisu. -(Bengisu) Efendim.

Gel anneciğim.

(Müzik)

(Ayak sesi) (Müzik)

Kızım, söyle bakalım, babana piyano dersine gittiğin için mutlu musun değil misin?

-İyi bir şey tabii. -Hıh.

(Hakan) Açık konuş kızım, açıkça konuş.

Annenin seni gönderdiği kurslardan hangisini seviyorsun? Söyle.

Söyle annem, söyle yavrum, konuş çocuğum, duysun baban.

Gerçekten iyi bir şey mi söyleyeyim yoksa annemi üzmeyecek bir cevap mı vereyim?

(Bengisu) Ben en çok sokak dansını seviyorum.

Çünkü Rihanna'yı çok seviyorum.

Hıı.

(Müzik)

Ee anneciğim yani keşke bana söyleseydin bunu, değil mi Bengisu?

Söyledim ya işte, dürüst olduğum için...

...artık kurslara gitmek zorunda değil miyim?

(Hakan) Değilsin babacığım, değilsin kızım. Hafta sonu bol bol vaktimiz var.

(Hakan) Hatta yarın halı saha maçımız var, sen oraya...

...taraftar olarak izlemeye gelirsin. Ne dersin?

(Sevinç çığlığı)

Bak nasıl sevindi. Hatta bence izlemeye değil, oynamaya gelsin.

Baba kız beraber oynayın, nasıl? Çok güzel fikir.

(Bengisu) Gerçekten oynayabilir miyim?

(Müzik)

Oynayabilirsin kızım.

(Sevinç çığlığı)

(Simay) Oynarsın tabii.

Oynasın, oynasın.

(Müzik)

(Necip) Doktora çok gidiyor, yani...

...beş bin falan.

(Necip) Bir de iğne falan yazmış, onlara da beş yüzer lira desek.

(Sessizlik)

Yani işin içinden çıkamıyorum ki.

(Sessizlik)

(Havva) Sen şunların hepsini bir toplasana.

(Necip) Toplayayım da...

...kaç tane iğne var bilmiyoruz ki.

(Müzik)

(Necip) Bu böyle olmayacak, yani sadece manavda çalışarak.

-(Necip) Şey diyorum. -(Havva) Hı?

Şurada hani bir taksi durağı var ya? Orayla konuşsam, geceleri taksiye çıksam.

Ya çok kral para var diyorlar.

(Havva) Yani var da sana, bana yok.

Plâka sahibine var.

(Müzik)

(Necip) Olsun be, üçe beşe bakmayalım...

...çalışırız, kredi çekeriz, çalıştıkça da öderiz, ha?

(Havva) Cık, yok, olmaz. Ben seni ne zaman göreceğim?

(Müzik)

(Necip) Ne olacak peki bizim bu halimiz?

(Havva) Bir sürü ailesi olmayan çocuk var.

Ailesini kaybetmiş...

(Müzik)

...sen gibi.

(Müzik)

Yani fena mı olurdu yalnız büyümeseydin?

İyi bir aile sana sahip çıksaydı.

Bizim gibi.

Hı?

(Havva) Hem çocuğumuz olur hem de sevap işlemiş oluruz.

Yok...

...önce biz kendi çocuğumuzu kucağımıza alalım da.

(Müzik)

Ona kardeş evlat ediniriz ha?

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

Müsaade var mı?

Gel anne gel.

Oturuyorduk zaten biz de.

(Sessizlik)

Anne, bu ne?

(Sessizlik)

(Müzik)

Hastane masrafları için.

(Müzik)

Sen ne kadar anne olmak istiyorsan, ben de o kadar anneanne olmak istiyorum.

Ama anne, bu evin ipoteği için değil mi?

Yok, yoo, o hani üç aylık bir borç vardı ya, ben onu biriktirdim...

...zaten bankaya yatıracağım onu, bir şey yok artık.

Bunu hani ilerisi için belki sıkışırsak diye öyle bir kenara koymuştum.

Eh ileride sıkışırsak düşünürüz değil mi?

Yok anne yok, biz senden para almayız, ben halledeceğim.

Taksi durağıyla konuşacağım. Bir de zaten manavda çalışıyorum.

Hallederim yani ben, senden para alamayız.

(Gülme sesi)

Ölme eşeğim ölme, yoncalar bitecek. Yavrum, ikinizin de yaşı geçiyor.

(Meliha) İleride bu iş daha da zor olur, vakit kaybedilmez.

Hem benim kızımla oğlum...

...benim eteğimde üzüntü çekecek, ben de seyirci kalacağım.

(Meliha) Olacak şey mi bu? Ne yapalım? Giden para olsun.

(Gülme sesi)

Ev olsun.

(Meliha) Ne olacak? Aman, aç kalacak halimiz yok ya.

(Müzik)

Nasıl olsa bir çaresini buluruz değil mi?

(Müzik)

(Meliha) Hadi üzmeyin beni, zaten yaşlı başlı kadınım ben.

(Meliha) Hadi kabul edin, ha?

-Ay! Annem benim. (Gülme sesi)

(Meliha) Canım canım...

Ahh!

(Koklama sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Ortam sesi) (Ayak sesi)

Hadi bakalım, hadi bakalım.

(Tabak koyma sesi)

(Ortam sesi)

Rıza Bey, orucun üzerine biraz hızlı mı yiyorsunuz acaba?

Ben bilirim ayarımı delikanlı, sen rahat ol.

Elbette bilirsiniz de...

...ben yine de söyleyeyim dedim.

Anlat bakalım sen kimsin, kimlerdensin, nesin, necisin?

(Gülme sesi)

Hayırdır Rıza Bey? Bir suç işledim de ifadem mi alınıyor?

Bak, seninle ilk karşılaştığımızda da böyle dik dik duruyordun.

(Müzik)

Belli ki bizimle anlaşmaya gönlün yok senin.

Yok, ondan değil...

(Müzik)

O zaman şartlar öyle gerektirdi diyelim.

(Sinan) Takdir edersiniz ki siz de çok sinirliydiniz.

Bir de Pelin'i öyle kolundan tutup sürükleye sürükleye...

Sürüklediysem, kendi kızımı sürükledim. Canım, kanım o benim.

Bir zararım dokunur mu ona ya?

-Gitmek istemiyordu ama. -Olsun.

(Müzik)

(Sinan) Peki, sizin iş yerinizde böyle bir şey olsa...

...yani biri gelip orada çalışan bir kadını götürmek istese...

...ve kadın istemese...

...bir düşünün.

(Sinan) Kızı bile olsa...

...izin verir miydiniz?

Yani bir kenara çekilip öyle izler miydiniz?

(Müzik)

Tamam, hadi o zamanı anladık. Şimdi ha?

Adam gibi bir laf sordum sana, yok ifadem mi alınıyor bilmem ne...

...bu ne, bu ne şimdi? -Rıza Bey...

...bana nasıl baktığınızı bir bilseniz.

Sert mi bakıyorum?

Dövecek gibi diyelim.

Ya benim mizacım öyle, bir de...

...Pelin söz konusu olunca...

...şalterler hepten atıyor.

-İsmim Sinan Yılmaz, aşçıyım. -Ha şöyle.

(Gülme sesi)

Filiya'nın hem iki ortağından biri hem de şefiyim.

Aşçılık bende baba mesleği. Ama rahmetli babam mekânımı göremedi.

-Nur içinde yatsın. -Sağ olun.

Bir annem, bir de evli ablam var.

-Benim kızla tanışıklık nereden? -(Sinan) Eski.

Üniversite yıllarından, tıp fakültesinden.

Tıptan? Ne yapıyordun sen orada, kantinde falan mı çalışıyordun?

Hıh, yok, ben de okuyordum.

Tıpta?

Sonra aşçılık için tıbbı mı bıraktın?

Yok, öyle değil.

Anladım ben, sen kararsızsın ha. En uyuz olduğum insan tipi.

O cam göz Tolga da öyleydi. Yok ben anladım seni, sen kararsızsın.

Yok, öyle değil aslında.

Gönül meselesi diyelim.

Ha, bir kız için doktorluğu bıraktın yani?

(Rıza) Ah be çocuğum, ne sıkıntı vermişsindir sen ailene. Değer mi yahu?

Değermiş, yıllar sonra anladım.

Yok, anlamamışsın belli ki.

Yok tamam, anladım ben, sen maymun iştahlısın.

(Rıza) Yarın bir gün kafana eser, lokantayı da bırakırsın...

...başka işe başlarsın sen. Ben anladım seni.

Vallahi Rıza Bey, ben işimi seviyorum.

Ama hayat bu, neden olmasın?

(Müzik)

Alo, Bülent.

Ya abi...

...Simay'la Bengisu da gelecekmiş maça ya.

Kusura bakma moruk.

Kız öyle boynunu bükünce...

...hayır diyemedim.

(Bülent ses) Yok be oğlum, ne kusuru ya? Bana yaradı bile...

...ben de Başak'ı çağırırım.

(Bülent ses) Tam da denk geldi ha. Ben onunla sergiye, o da benimle halı sahaya.

(Bülent ses) Ben şimdi bir eve geçiyorum...

...Başak'ı arar haberdar ederim, sonra buluşuruz.

Tamam.

(Başak) Kızım var ya, yani asıl o mahkemenin sonucu değil yani...

...senin o Meliha'nın elinden tek parça olarak çıkmış olman...

...benim için bir sürpriz oldu.

Şiştt!..

(Müzik)

O zaman niçin odana çıkmıyoruz acaba, niye burada duruyoruz ha?

Koskocaman ev. Burada nasıl anlatacaksın acaba ne oldu ne bitti bana?

Oldu Başak oldu. Odama gidelim, kapıyı da kapatalım, hiç görmeyelim annemi...

...yani dinliyor mu dinlemiyor mu.

Ay ne konuşuyorsunuz siz öyle fısır fısır?

Ben de çok meraklıydım yani sizi dinlemeye.

Ya anneciğim, yok öyle bir şey değil, ya şey Başak'ın...

...özel bir şeyi var da onu konuşuyoruz. -Evet.

Bülent'le mi ilgili?

Anneciğim özel dedim ya.

(Müzik)

Hım, evet Süheyla abla, Bülent'le ilgili.

Vallahi sen yabancı değilsin Süheyla abla.

Bugün şöyle bir şey oldu, sana anlatmayacağım da kime anlatacağım?

(Başak) Ben tuttum bugün bu Bülent'i bir sergiye götürdüm.

Orada böyle bütün entelektüel camiadan bir sürü insan varken...

...sen onların önünde beni rezil rüsva et bir güzel...

...bir de bir tane böyle işin sahibinin yanına git de ki...

..."Hı hı, bu da sanat mı?" demiş.

Aaa! Ah Başakcığım, çok acele ettin sen.

(Süheyla) Ya ilk başlarda çok mutlusundur, evet, bulutların üstündesindir falan...

...sonra şov biter, eve gelirsin...

...ve o zaman anlarsın birbiriniz için uygun musun değil misin. Ya.

Bu adam şimdi sergi sevmiyor.

Ben bunu kitap okurken de hiç görmedim.

E konser de sevmiyor gibi bu.

Ya bu bir tek yarışma programı izleyip bulmaca çözüyor.

Yandın sen, ben sana söyleyeyim.

Ay anne, niye karıştırıyorsun kızın aklını?

(Pelin) Başak ya, sen de niye böyle konuşuyorsun?

Yani sanki Bülent değil de bizim bakkal Hüseyin amca.

Vallahi sizin bakkal Hüseyin amcanın bile böyle duvarında...

...ağlayan çocuk tablosu var, yani orayı yaşatmayı başarmış...

...o mekânı yaşatmayı başarmış. Bülent'in evi katalog gibi, yaşamıyor.

Anne, ya sen niye gitmedin babamla dışarı? Biraz kafanı dağıtırdın.

E bak, hem saat de erken daha, bence bir taksiye bin git yani.

Aman canım, onlar şimdi erkek erkeğe senin o şeyle...

...kavga mavga ederler. Benim işim olmaz.

(Müzik)

Erkek erkeğe derken?

(Müzik)

Senin o şeyle falan dedin?

(Pelin) Ha?

Kim o?

Kimle kavga edecekmiş babam?

(Müzik)

Serdar amcan var ya kızım...

...Serdar amcanın oğlu hani.

Ay, adını çıkartamıyorum.

(Süheyla) Serdar amcanın oğlu.

(Süheyla) Çok iyi tanıyorsun sen de.

Ee, işte onların arasında böyle bir şey varmış da...

...baban da demiş ki...

...gideyim ben de bakayım bari oraya demiş.

Vallahi kusura bakma Süheyla abla ama...

...bunu ben bile yemedim.

(Müzik)

Anne ne saklıyorsun benden?

Kiminle kavga edecekmiş babam?

Çabuk bana doğruyu söyle!

(Müzik)

Şimdi ben açık açık konuşacağım delikanlı.

Pardon Rıza Bey.

Ya kardeşim, ben badem uykuluk istemiştim.

Bu badem uykuluk değil. Sana zahmet değiştirir misin?

Ya niye mahcup ediyorsunuz ki burada beni şimdi?

En iyisi bu Rıza Bey.

Yok, değil.

En iyisi bu değil.

(Sinan) Bu mide altı uykuluğu.

Bunun tadı daha çok böyle kuyruk yağına benzer.

Benim dediğim badem uykuluk.

O Boğaz'da olur. Böyle pişince çiçek gibi açılır.

Sen varsa ustana söyle ondan yapsın. Yoksa...

...yoksa kuzu böbrek atsın ama yağında, yatağında pişirsin gözünü seveyim.

-(Garson) Peki efendim. -(Sinan) Sağ olasın.

Sen anlıyorsun sakatattan.

Aa. Her çeşidinden.

Kebap da severim.

E o zaman Adana yeseydin ya. Burada Adana yenir.

Şansa öğlen yemiştim.

Tamam o zaman sen ye böbreği.

Boş yerin kalırsa küle dalak gömdüreyim sana.

Of.

Ağlarsın.

(Sinan) Of.

O zaman bir gün benim mekâna gelin.

Ben de size çok farklı bir mumbar dolması yapacağım.

Hadi canım.

Sen biliyor musun mumbar dolması yapmayı?

Aşk olsun Rıza abi.

Yani Rıza Bey, aşçıyım dedim ya.

Ee?

Benim el aldığım ustalardan bir tanesi Fransız bir adamdı.

Ne alakası var?

İşte çok alakası var.

Fransız mutfağında sakatat çok önemlidir.

Ulan Fransız ne anlasın sakatattan?

İşte ben de ne anlar Fransız sakatattan dedim ama öyle değilmiş.

Fransızlar harika sakatat yemekleri yapıyorlar.

Vallahi?

Vallahi.

Mumbar dolmasını bunlar farklı bir çeşitte yapıyorlar.

Ben de onlarınkiyle bizimkini karıştırdım ortaya muazzam bir lezzet çıktı.

Lan ben bayılırım mumbara.

İşte bir gün benim mekâna gelirsiniz beraber yeriz.

(Müzik)

İnsanlık hali anneciğim.

-Yani ben şöyle Başak'ın eline çarpıversem. -(Süheyla) Ay!

Sakın. Sakın yavrum.

Yani bu babama yalvar yakar aldırdığın...

...pahalı çantana kahve dökülüverse.

Ay yapmayın.

İşte bu bir dramdır.

(Pelin) Evet.

Kahve lekesi de çok zor çıkar değil mi Başak?

Çok zor. Çıkmayabilir de.

Aman yani siz de beni işkenceyle konuşturabileceğinizi mi zannediyorsunuz?

Anne.

Babam Sinan'ı nereye götürdü?

Ay. Sakın.

Dikkatli ol kızım.

Anne söyle ya.

Adana'ya mı, kaçırdı çiftliğe mi götürdü, dağa mı kaldırdı?

Issıza mı kaçırdı? Anne söyle. Söyle!

(Süheyla) Ay, ay dur, tamam.

Tamam, söyleyeceğim.

Ay yoksa vurup bir kenara mı attılar?

Ee, bak, tamam tamam.

Tamam, söyleyeceğim.

Söyleyeceğim.

Kızım, baban nereye götürür?

Aldı kebapçısına götürdü canım.

Aa aa.

Çanta sana emanet.

Baktın ki annem babamı aramış...

...hiç acıma.

Döküver sista.

(Başak) Merak etme sista.

(Başak) Gözün arkada kalmasın.

Pelin, çok ayıp ediyorsun ama bak kızım.

Hele sen Başak.

(Müzik - Hareketli)

Dede neden hâlâ böyle yapıyorsun?

Ben Sinan'ın seni aldattığına eminim.

Peki ya sen? Aldatmadığına emin misin?

Ben de eminim. Ne yapacağız peki şimdi?

O zaman beni de ikna et.

Her zaman Sinan'ın yanında olan o kız kim?

Ha? Kim o kız kızım?

Sen biliyor musun?

Bak dedeciğim.

Sen rahat ol, tamam mı?

Onların aralarında bir sıkıntı var.

Ama ben her şeyi biliyorum.

Hem yani zaten öyle bir şey olsa bile...

...ben senin müdahale etmemeni isterdim.

Aralarında öyle bir şey ne olsaydı?

(Rüzgâr) Yani ne bileyim böyle...

...âşık falan olsalar bilirdim.

Ben de seni bilirim kızım.

Canını yaksalar çıtın bile çıkmaz.

Çocukken de öyleydin.

Hiç şikayet ettiğini görmedim.

Ama artık büyüdün.

Âşık oldun, evlendin.

Sinan'ın yanındaki hallerini görmüyor muyum?

Onu kaybetmemek için...

...bilsen de bilmezden gelirsin.

Bana değil kendine karşı.

Dede öyle söyleme.

Eğer mücadele verirsen...

...aşkını korursan...

...ben de elimi, ayağımı çekerim hayatından.

Yeter ki mücadele ettiğini göreyim.

(Müzik)

Başakcığım, sen de yorulmadın mı artık?

Yani bir elinde kahve, bir elinde çanta, ha?

Biz ona yorulma demeyelim Süheyla ablacığım.

Daha çok böyle çürüyüp düşme gibi bir his.

Yani aramayacağım artık canım, aramayacağım.

Zaten şu anda arasam da Pelin çoktan restorana vardı Başak.

Üzgünüm Süheyla abla, ben davamdan vazgeçmem.

Sistama söz verdim.

Ayrıca tekrar üzgünüm ki senin de sağın solun belli olmuyor.

(Telefon zili sesi)

(Müzik)

Bir bakar mısın? Belki annem arıyordur ya.

(Başak) Hii!

Şimdi vazgeçme davandan bakalım.

Hii!

Süheyla abla yapma.

Ben yapmadım. Prensin arıyor bak.

O zaman tamam.

Söz ver.

(Süheyla) Evet. Verdim.

-(Başak) Aramayacaksın! -(Süheyla) Aramayacağım.

Alo?

Prens Bülent.

Nasılsın?

Halı saha maçı mı?

Hıh, güleyim mi?

Ay tamam, gülmeyeyim, geleyim, kapat.

(Başak) Geleyim.

(Başak) Kapat.

Ay tamam tamam, bırak bırak.

Bırak diyorum, bırak, aramıyorum.

Tamam, aramıyorum, aramıyorum. Pes, tamam.

-(Başak) Pes de. -(Süheyla) Ver çantamı ver.

Üf.

Gerdin beni.

Sen de beni gerdin.

(Müzik)

Yıprandım.

(Müzik)

Babacığım çok güzel bir forma bu.

(Bengisu) Aslında futbol kursuna da gidebilirim.

Mantığını anlayınca çok zevkli bir oyun aslında.

Allah Allah.

Sen daha dün astronot olmak istiyordun. Ne oldu küçük hanım?

Vazgeçtim. Şimdi oralar çok uzaktır.

Sen en iyisi beni futbol kursuna yazdır.

Anneciğim biz şimdi babanla konuştuk.

Anlaşmaları yaptık, imzaları falan attık, tamam mı?

Sen bundan sonra sadece tek bir kursa gidiyorsun. O da hafta bir gün.

Kalan günlerde de böyle çimende falan yuvarlanıyorsun.

Hayır şimdi annen bana her ne kadar laf sokmaya çalışıyor gibi görünse de...

...doğru söylüyor. Artık öyle yapacağız.

(Kapı zili sesi)

Kapı çalıyor. Koş, koş bakalım kapıya.

Bak bakalım kim gelmiş.

(Bengisu) Biz yarın maça gidiyoruz Tolga abi.

-(Hakan) Gel moruk gel, hoş geldin. -(Simay) Hoş geldin.

Bir indir, babamın kulağına bir şey söyleyeceğim.

Hadi bakalım.

(Müzik)

Kendisine sorsana. Gel.

Hadi sor.

(Hakan) Hadi.

Tolga abi, yarın sen bizim takımımıza gelebilir misin?

Yok canım ya.

Gelemem.

Zaten sizinle vedalaşmaya geldim ben.

Aa aa.

Ne vedası be?

Hayırdır oğlum?

Milano'dan teklif geldi.

Yani bunu sizinle tabii çılgınlar gibi kutlamak isterdim ama...

...özleyeceğim moruk sizi.

Özleyeceğim.

Herhalde bu senin bana katilmişim gibi bakmadığın...

...ilk ve tek bakış.

Tolga...

...üzüldüm ben de şimdi.

Pelin'in haberi var mı?

Yok.

Ona da kendim anlatacağım işte.

Bu cimcimeyi var ya, çok özleyeceğim.

(Tolga) Gel.

Akif.

Gelsene.

Bana Pelin Seyhan'ın babasını bul.

Efendim, size mi getireyim yoksa...

Gelsin.

Rüzgâr istediğini söylesin.

Sinan'ın kızımı üzmesine, aldatmasına asla izin veremem.

Ne pahasına olursa olsun.

(Müzik - Gerilim)

Ya bıraksana, seni ben getirmişim buraya. Senin burada paran mı geçer?

Bakın Rıza Bey, lütfen diyorum.

(Sinan) Ben zaten cüzdanımı çıkarttım.

Ya sen de ne diye bu herife veriyorsun ki hesabı?

Ben masaya koydum Rıza Bey.

Benim önüme koyacaksın.

Ya Rıza Bey rica ediyorum. Bakın cüzdanımı da çıkarttım.

(Rıza) Ya bıraksana!

(Sinan) Ama kusura bakmayın da siz de bana şey yapıyorsunuz.

Sen ne laftan anlamaz adam çıktın be.

Allah'ım birbirlerine girmişler.

-(Rıza) Tepemin tasını attırma. -(Sinan) Rıza Bey bakın, inanın...

(Pelin) Ya lütfen kavga etmeyin.

İnanın konuşarak her şeyi çözebiliriz.

Ya siz birbirinizi bir tanısanız zaten çok seveceksiniz.

(Rıza) Hop. Hesap bende.

Benim olduğum yerde hesabı ben öderim, o kadar.

Hadi bakalım.

Al işte.

Ne kavgası Pelin?

Ha, ee şey miydi ya?

Hesap şeysi, tartışması.

Başka ne olacak?

Tabii canım. Yani ne olabilir ki?

Ne güzel yemekler yemişsiniz, muhabbet etmişsiniz. Oh oh, çok güzel.

Sen buranın Adana'sını seversin. Yaptırayım mı hemen çabucak?

Yok baba ya, ben öğlen yedim.

Vay. Bu öğlen de herkes Adana yemiş ne hikmetse.

Siz hesabı öderken biz de sizi girişte bekleyelim o zaman.

Tamam. Hemen geliyorum.

(Müzik)

Babam ters bir şey söylemedi, canını sıkmadı değil mi Sinan?

Yo. Söylemedi.

Bak söylediyse ve saklıyorsan...

Aslında başta söyleyecekti ama...

...sonra konu öyle bir yere gitti ki...

...kendimizi bayağı iyi muhabbetin içinde bulduk.

Ay, iyi bari.

Zaten ee, yarın şu yarışma için menü çalışacaktım.

Kafamı dağıttım biraz, iyi oldu.

Ya ben baktım o yarışmaya...

...iki gün sonra.

Hı hı.

Zaten yarın akşam gidiyoruz. İki bilet aldım.

(Pelin iç ses) Gidiyoruz derken bana mı diyor acaba?

(Pelin iç ses) Ben miyim o ikinci kişi?

Yarın gelsene. Bana yardım edersin.

Olur. Gelirim.

(Pelin iç ses) Bavulunu hazırlayıp gel akşam da gideriz desene be adam.

(Pelin iç ses) Tamamlasana cümleni.

E şey dedin...

...yarışma iki gün sonra.

Kiminle gidiyorsun sen?

(Rıza) Hadi bakalım. Yolcu yolunda gerek.

(Pelin iç ses) Evet, yolcu yolunda gerek de...

...yolcu olup olmadığımızı bir öğrenseydik ya.

Rıza Bey, her şey için çok teşekkür ederim.

Dediğim gibi, mekânıma da bekliyorum.

İnşallah. Zaten lafımız yarım kaldı.

(Rıza) Tekrar bir araya gelmemiz şart.

(Pelin iç ses) Ay ben şimdi sabaha kadar uyuyamam ki meraktan.

(Müzik)

Yalnız ben bu çocuğun bir tarafını takdir ettim.

Kebaptan anlıyor.

Çok şaşırdım.

E Sinan da aşçı yani baba.

E kızım her aşçı kebaptan anlayaydı.

Ohooo.

(Kapı açılma sesi) -(Rıza) Hadi bakalım.

(Erkek) Pıst.

(Erkek) Pıst.

Aa aa.

Tolga?

Ne yapıyorsun sen burada?

Pelin, ben yarın gidiyorum.

Milano'dan iş teklifi aldım.

Gerçekten mi?

(Pelin) İnanmıyorum ya.

Yarın mı gidiyorsun?

Hemen yani?

Ya keşke önceden söyleseydin.

Bir veda falan...

Böylesi sanki daha iyi.

Hiç gitmemiş gibi.

Hem bakarsın belki sonra yine gelirim.

Sana yaşattıklarım için özür dilerim.

Ya bir önemi yok ki bunların.

Ya bak, bir kötü oldum şimdi.

(Tolga) Ha, gider gitmez adresimi yazacağım sana.

Hani olmaz da, olur da İtalya'ya yolun düşer, belki beni özlersin.

(Tolga) Sana her zaman kapım açık.

Her zaman hoş gelirsin.

(Tolga) Tamam?

Gel.

Kendine çok iyi bak.

Sen de.

(Müzik)

Görüşürüz.

Görüşürüz.

(Müzik)

(Müzik)

(Düdük sesi)

(Bengisu) "Lay lay lay lay lay la"

"Maça gidiyoruz"

(Başak) Ha, orta saha uyuma. Hadi kalk ısın, ısın.

(Müzik)

Bu odadaki aklı başındaki tek insan sen olduğun için sana soruyorum.

-(Pelin) Simoş. -(Simay) Hı.

Ne oluyor sabah sabah?

E halimize bak. Ne oluyor olabilir? Maça gidiyoruz tabii ki hadi kalk.

Kalk, kalk, kalk.

Tamam. Hemen geri aldım.

Sen de kafayı yemişsin.

(Başak) Ay ne alakası var ya?

Bülent'le Hakan'ın maçı vardı, biz de arada kaynadık.

Hem restorandakiler de geliyor.

Yakışıklı abi de mi?

Saçımı toplamayacağım. Açık bırakacağım o zaman.

(Pelin) Sinan gelemez.

Yarışması var. Mutfakta beraber çalışacağız.

(Başak) Ooo.

Restorandakilere niye izin verildiği şimdi anlaşıldı. Hı, hı, hı.

Oo, anlayalım Pelin abla.

İşte restorandaki herkes sahada olduğuna göre.

Bengisu olmasa ben sana bir şey derdim de şimdi demeyeceğim burada.

Ay, anlayacak bir şey yok kızlar.

Yarışması var, ya ben de yardım edeceğim.

-Hı, hı. (Korna sesi)

Tamam, hadi.

Hadi biz kaçtık o zaman. Hadi.

-(Bengisu) "Lay lay lay lay lay la" -(Başak) "Lay lay lay lay lay la"

Delisiniz deli.

(Müzik)

Bavulunu topla gidelim mesajı olmadığına göre...

...beraber gitmiyoruz.

(Süheyla) Ay, bu kızlar da bir alem yani.

(Süheyla) Maç yapacağız diyorlar.

Ya başkanım.

Hı.

Ee, sabahtan beri Turgut diye bir tane adam telefonu rahat bırakmadı.

İlle seninle görüşecekmiş.

Turgut?

Yok ya, tanıdık değil.

Tanışmak istiyor.

İlla bugün tanışacakmış.

(Zübeyir) Seninle bir iş mi yapmak mı istiyor muymuş.

Ya yarım yamalak da konuştu, tam anlayamadım.

Ay Rıza rica ediyorum tanımadığın etmediğin adamlarla hemen görüşme yani.

Ya gideyim bir konuşayım. Konuşmaktan zarar gelmez.

(Müzik)

Sevgili anneciğim ve babacığım.

(Pelin) Ben restorana gidiyorum, beni merak etmeyin.

Bu bir bant kaydıdır.

Size cevap veremez.

Bip.

(Gülme sesi)

Ha, geniş geniş bir de restorana gidiyorum diyor.

Ha.

Ay Rıza gitsene peşinden.

Ya ben o işi hallettim gibi bir şey.

Bu mu halletmek?

Hay, bilmediğimiz bir aşçıyla görüşmesine izin vermek mi halletmek ya?

Süheyla, bence bu çocuk etten anlıyor.

Ooo.

Dalga mı geçiyorsun Rıza benimle?

Dalga geçiyorsun herhalde.

Etten anlamasıyla falan ne alakası var?

Hani görüşmeyecekti bunlar?

Vallahi ne yalan söyleyeyim, ben çocuğu sevdim.

(Rıza) Oturmasını, kalkmasını biliyor, sofra adabı var.

Büyüğüne karşı saygılı.

Sonra o camgöz Tolga gibi dangalak da değil.

Bence kız emanet edilir.

Rıza, şimdi şuraya şırrak diye düşüp bayılıyorum.

Yahu görmedin mi o gün annesini, nasıl car car car üstümüze yürüdü bizim?

Yahu ben de kızı verelim, gitsin demiyorum ki.

Emanet edilir diyorum. Bu.

İnanamıyorum ya sana. İnanamıyorum yani.

(Müzik)

(Müzik)

Anne.

Canım.

İstersen ben gideyim. Bak, ayağın yeni iyileşti.

İncitirsin, bir şey olur.

Yok yavrum. Şurada beş dakikalık yer.

Siz hastaneye gidin, o işlerinizi halledin.

E biz hastaneye yarın da gideriz.

Kızım. Güzel kızım benim.

Üzme sen anneni ha?

Ha kurban olduğum. Üzmez annesini bu.

Eminsin değil mi?

Yani bilmiyorum, yolda başına bir şey mişey gelir.

Çarparlar, alırlar parayı Allah korusun ya.

Ay Allah saklasın. Ağzından yel alsın canım.

Bırak şimdi abuk sabuk düşünceleri de...

...siz bir güzel gidin bakalım hadi şöyle.

Testleri yaptırın, dönün hayırlısıyla.

Hadi canım. Ben bunu hallederim.

Kızım benim.

İşte bu kadın.

Şimdi ineyim mi abla?

Cık. Hayır. Bu mahallede olmaz.

(Müzik)

Huh!

(Müzik - Hareketli)

Abi, hani hastaneden elemanlar gelecekti?

Onlar caydılar moruk ya. Ya şimdi Simay'la Bengisu...

Ne yapalım, o zaman biz de mi...

Biz de mi ne Bülentciğim?

Yok bir şey. Hadi ısınalım, biz de bir ısınalım onu diyordum. Hadi.

Tamam abi. Şimdi takımları nasıl yapıyoruz?

Yazı tura mı atıyoruz, yoksa adım mı sayıyoruz, ha?

Fark etmez abi, boş ver.

Ne demek fark etmez?

Her zaman nasıl yapılıyorsa öyle yapacağız.

Bak ben yanımda para bile getirdim.

Yazı tura atalım. Biz yazıyız.

Tura.

Serkan, gel moruk sen.

Aa ben?

Sen dur hayatım bir dakika.

Berkay gel abi.

Ben ne olacağım?

Sen, sen dur bir hayatım, halledeceğiz.

(Bülent) Halledeceğiz.

(Hakan) Cansu sen gel.

(Müzik)

Hayatım.

Aşkım.

(Müzik)

Bengisu, sen gel babacığım gel.

(Bengisu) Annemi yendim.

Hı.

Tuğçe gel.

(Hakan) Ha.

Özcan, sen gel abi.

(Bülent) Abi, sen de böyle gel.

E ben ne olacağım?

Aşkım sen hakemsin ya.

Maçın bütün yükü senin omuzlarında. Al, bu da düdüğün.

Bak mis gibi. Ha?

E tamam o zaman, hadi başlayalım hadi.

(Düdük sesi)

Hadi.

(Müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Pelin) Selam.

Selam.

Ee, bitirmişsin bile, bana ihtiyacın kalmamış.

Ya sorma, resmen çocuk gibi heyecanlandım.

Uyuyamadım biliyor musun?

O yüzden erkenden kalkıp geldim.

Ee?

Nasıl olmuş?

Yani bütün iyi olanları yapmışsın. Nasıl olabilir ki?

İşte üçe indirmem lazım bunların sayısını.

Biri garanti de.

Hangisi?

Bizim tatlımız.

(Sinan) Altın kalp.

Diğerlerinden daha mı iyi sence?

Onlar da iyi de...

...ben altın kalbin uğuruna inanıyorum.

(Sinan) Yani o bana...

...daha doğrusu bize iyi geliyor.

(Sinan) Onda ikimizden de bir şeyler var.

Ve ben kaybetsem de, kazansam da...

...yani hüznü de, mutluluğu da onunla yaşamak istiyorum.

Kiminle gideceksin?

Aslında o değil de...

...yemeklerde sakatat mı kullansam?

Babanla konuşurken aklıma takıldı.

Serkan'ı götürebilirsin.

(Pelin) Ama gerçi Cansu da olur.

Yani yardımcı olarak bir kız alırsan iyi olur senin için.

Yani yardımcı olacak bir şey yok ki.

O yüzden yamağa ya da asistana gerek yok.

(Sinan) Yeter ki sana moral versin, destek versin.

Yani sevdiğin bir arkadaşın, karın, sevgilin.

(Sinan) Her şey olabilir.

Ha.

Eh, Serkan ve Cansu değil.

O zaman...

(Sinan) Dana yanağı.

Buldum. Dana yanağı.

(Sinan) Ben dana yanağıyla çok iyi yemekler yapıyorum.

İçeride olması lazım. Ben bir getireyim onu.

Ya kiminle gidiyor bu herif? Delireceğim ya!

Uf.

Ben değilim. Ben olsam bana söylerdi zaten de.

Başak.

Başak, Bülent'e sorabilir. Evet.

(Müzik)

(Bülent) Başak.

Başak.

Ba, ba, ba, ba.

Başak.

(Bülent) Başak.

Başak ne yapıyorsun? Kaleye geçsene. Topu at hadi.

Pardon.

(Müzik - Hareketli)

Ya oğlum.

(Müzik - Hareketli)

(Düdük sesi)

Ne oldu şimdi ya?

Ofsayt.

Hayır Serkan ya, ne ofsaytı? Bin kere anlattım ofsayt, ofsayt.

Ya kafam karışıyor ya. Adam mı çizgiyi geçiyor, top mu çizgiyi geçiyor?

Ya yok abiciğim ofsayt mofsayt. Ne ofsaytı ya?

Ya Simay ne yapıyorsun? Gole gidiyordum hayatım.

Ya bağcıkların açılmış, düşüp dizini parçalayacaksın diye şey yaptım ya.

(Hakan) Ya inanmıyorum sana Simay, inanmıyorum ya.

(Hakan) Ya bunun için mi durdurdun ya?

Hakem misin, nöbetçi öğretmen misin belli değil.

Gole gidiyordum, yapma Allah aşkına ya.

Evet anne ya. Ne yapıyorsun? Gol atıyordu.

Tamam, tamam. Hakemin kafası karıştı. Devam.

(Düdük sesi)

Devam, devam.

(Başak) Hadi.

(Müzik)

(Müzik)

Dur. Kimsin?

Bırak diyorum. Ya bırak.

(Meliha) Oğlum bıraksana!

(Meliha) Ne yapıyorsun oğlum?

(Meliha) Oğlum bırak!

(Meliha) Oğlum gel buraya!

(Meliha) Gel buraya diyorum sana!

Ne olur yardım edin!

Lütfen yardım edin, çantamı aldı!

(Ağlama sesi)

Bütün param, bütün param çantamdaydı.

(Müzik)

(Ağlama sesi)

(Kadın) Su verelim mi?

(Müzik)

(Hakan) Gol!..

(Simay) Gel, gel, gel.

Bülent.

Bu da benden sana bacanak golü olsun.

Simay, aile işlerini görevle karıştırma.

Sen hakemsin, tarafsızsın ya. Ayrıl oradan.

(Başak) Ya ne oldu? Gol mü oldu?

Gol oldu.

Başak, sen neredesin ya?

(Başak) Ya su almaya gittim. Çok susadım ya.

Yandım ben burada.

E aferin sana. İlk golümüzü yemiş olduk.

(Başak) Ya tamam, bu kadar ciddiye alma yani.

(Başak) Sanki bana kupa maçı.

Ayrıca oraya bir adam koyaydın da bana su vereydi o zaman.

(Bülent) Oldu, başka bir isteğin var mı?

Ya ayrıca niye herkes bizim tarafta?

Tek kale maç mı yapıyoruz biz yani?

Nedir bu adaletsiz dağılım?

Ay canım, sen oyunu anlamadın.

Olay oyunun adaletsizliği değil.

Olay benim kocamın süper top oynaması.

Hı hı.

Sen daha hiçbir şey görmedin. Bülent, kale bana emanet.

Evimiz güvende. Artık herkes evinde rahat uyusun.

(Başak) Hadi, hadi!

(Simay) Devam.

(Bülent) Hadi abi hadi.

(Düdük sesi)

(Başak) Hadi.

Bende burası, korkma.

Ay hadi aç kızım ya. Aç şu telefonu.

Yani ne zaman ihtiyacım olsa duymuyorsun.

Başak ya.

Mesajımı gör bari.

(Müzik)

(Telefon mesaj sesi)

(Pelin dış ses) Acil beni ara.

Alo, Pelin, çabuk söyle. Hadi, maçtayım.

Başak.

Sinan yarışmaya biriyle gidiyor ve o biri ben değilim.

Ya sıkıştır Bülent'i ne olur, öğren kimmiş ne olur, hadi.

Ya bak...

...hayatta soramam. Ben şimdi maç...

...maçtayım. -(Hakan) Gol be!

(Hakan) Gol.

Hoppa.

(Gülme sesi)

(Başak) Bak ne olur, vallahi bu sefer Pelin'e kız.

O kadar çok aradı ki ben ona bir şey oldu zannettim. Ne olur.

Ya Başak.

Bir tane görevin var ya.

(Bülent) Bir tane görevin var. Şu kalede duracaksın.

(Bülent) Madem bu kadar oynayalım, oynayalım dediniz...

...şu işi biraz ciddiye alın ya.

(Başak) Allah Allah. Nasıl ciddiye alayım?

(Başak) Mesela senin sergiyi ciddiye aldığın gibi mi?

Ya ben senin için bir ton yol çektim. Orada boş boş duvarlara bakmaya gittim.

Allah Allah.

Ben de senin için buraya geldim.

(Başak) Bu güneşin altında bana para verseler gelmezdim ben.

Ha, öyle mi? O zaman bir dahaki sefere şöyle yapalım.

Ben böyle buralara, buralara, tavana, her yere...

...tuğla ördüreyim. Hem çok sanatsal olur, hem de güneş olmaz. Nasıl fikir?

Bu mu senin sanat anlayışın? Ya ne kadar sığsın Bülent.

En azından gidip böyle boş boş duvarlara bakıp...

...oo çok güzel, işte harika falan filan demiyorum Başak.

Allah Allah. O anlamadığın için olabilir mi acaba?

(Düdük sesi)

Ay yeter ya. Yeter, yeter.

Ay coştunuz iyice.

Bana bakın. Ya bu sahadan centilmence çıkacaksınız tamam mı?

Ya da vallahi sezon sonuna kadar maç yasağı getiriyorum.

Öyle mi?

Ben gidiyorum zaten. Siz oynayın burada.

Sığ!

Ben de bundan sonra seninle beraber hiçbir yere gelmiyorum o zaman.

(Başak) Gelme.

(Bülent) Hadi abi.

Ben kaleye de geçerim, forvet de olurum.

Ha?

Ben burada deliye döneyim, yani bu adam yarışmaya kiminle gidiyor diye...

...kız gol derdinde, aman.

Ee, ne oldu, ne yaptın? Buldun mu dana kulağı?

Dana kulağı değil.

Dana yanağı.

Aman, her neyse.

Ben onu aramaya gitmemiştim ki içeri.

Neyi aramaya gitmiştin?

(Müzik)

Çok mu merak ediyorsun kiminle gideceğimi?

Yani.

Merak ediyor musun...

...etmiyor musun?

(Müzik)

Tabii ki de ediyorum.

Sen de anlamıyormuş gibi. Bütün gece öldüm zaten meraktan.

Hoşuna gidiyor değil mi böyle yapmak?

Sana sürpriz yapmak hoşuma gidiyor.

Nasıl yani? Beraber mi gidiyoruz şimdi?

O anda gözlerinin içindeki heyecanı...

...mutluluğu görmek hoşuma gidiyor.

Benimle gelir misin?

(Müzik)

Ben sadece sen oradayken kendimi daha iyi hissedebilirim.

Tabii ki.

(Pelin) Tabii ki.

(Müzik)

Ben ne yaptım?

Ben ne yaptım?

Ya bu eve hiç haram girmedi ki.

(Meliha) Ben ne yaptım böyle?

Anneciğim.

Ne olur biraz sakin ol.

Hem belki bulurlar parayı.

Ha? Kaldır başını ne olur.

Bulunmaz yavrum, bulunmaz o.

Ben çünkü polis bana anlattı.

Paranın üstünde böyle seri numarası varmış.

O numara bende yok ki.

Hiçbir şey yok ki bende.

(Ağlama sesi)

Gitti.

Ev gitti.

Hah. Bizim evimiz yok ki artık.

(Meliha) Havva biz şimdi nereye...

...biz nereye sığınacağız? Biz, ah.

Ay başıma gelenler.

(Müzik)

Of.

(Kapı zili sesi)

-(Süheyla) Hoş geldin kızım. -(Pelin) Hoş bulduk.

Anne, ne diyeceğim?

Ee, bir seminer var.

İki güncük bir şey. Fransa'dan da çok ünlü bir diyetisyen geliyor.

Sertifikam da olacak. Çok güzel değil mi?

Güveneyim mi sana, ha?

Ay, on yedi yaşıma geri döndüm.

(Pelin) Yani böyle yapmaya devam ederseniz...

...kendime başka bir ev bulup oraya taşınacağım.

Tamam tamam, bir şey söylemedim. Aa aa.

(Rıza) Ya biraz rahat ver kıza.

Bu çocuk bizim güvenimizi ne zaman boşa çıkardı ki?

Ha? Hem zaten bir şey gizlemeye kalksa bu becerebilir mi?

(Rıza) Aşkım, ben çıktım.

(Müzik)

(Sinan) Sen de yanımdasın ya...

...bir de Pelin.

Biz bu yarışmayı kazanacağız.

(Müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı kapanma sesi)

Hoş geldin.

Demek gidiyorsun ha?

Evet.

Birazdan Pelin gelecek. Sonra da çıkacağız.

(Sinan) İnşallah trafiğe kalmayız ya.

Sinan ben âşık oldum.

(Müzik)

Âşık oldun?

(Müzik)

Kime?

Hiç olmayacak birine.

(Müzik)

Kızlar, annem kesin sizi arar.

Ağzınızı arar, sakın gittiğim yerden bahsetmeyin, tamam mı?

Tamam, bahsetmeyiz.

(Pelin ses) Başak?

(Pelin ses) Ne oldu? Yanlış bir şey mi söyledim ben?

Ay yok Peluş'um. Seninle ilgili olabilir mi?

Bülent işte. Konuşamayacağım ben, sen konuş.

Ya Pelin, bunlar biraz Bülent'le takıştılar da ondan.

Canım, geleyim mi yanına?

Sakın.

Sakın bak, vicdan azabından ölürüm, hayır.

Hayır, ben ağlar ağlar, susarım.

Lütfen, istemiyorum.

Kuzum merak etme sen, zaten ben yanındayım.

(Ağlama sesi)

Canım benim ya.

Siz hep mutlu olun e mi?

(Başak) Hep mutlu olun.

Böyle hiç ayrılmayacakmış gibi, birbirinizi hiçbir zaman kırmayacakmışsınız gibi.

Hiç böyle kalbinize hançer saplamayacakmışsınız gibi.

Böyle böğrünüzü böyle alıp elinize sıkmayacakmışsınız gibi yapar mısın?

Her zaman böyle devam eder misiniz?

-(Başak) Lütfen. -(Simay) Başak.

Yeter mi sanki, ha?

Pelin kuzum, sen kapat da ben buna bir doz bir teselli vereyim, tamam?

Tamam, tamam.

Hadi çok öptüm sistalarım benim.

Muah.

(Müzik)

Bekle Sinan, ben geliyorum.

Bizim tarihimiz bugünden itibaren yazılmaya başlanacak.

(Başak) Ya nasıl ya?

Yıprandım artık.

Tamam. Düzelir ya.

Bir takıştınız alt tarafı, üf.

Ne yapacağım ben?

(Simay) Düzelir.

Rıza Seyhan benim adım.

Çok memnun oldum.

Buyurun, oturun.

(Müzik)

Merak ediyorsunuz...

...sizi niye çağırdım diye.

İş içindir. Başka neden olacak ki?

Hayır.

İş için çağırmadım.

Öyleyse?

Kızınız Pelin Seyhan hakkında konuşmak için çağırdım.

(Müzik - Gerilim)

Benim bildiğim Rüzgâr birine âşık olacak...

...ve ona söyleyemeyecek, öyle mi?

Demek ki bundan öncekiler aşk değilmiş.

(Gülme sesi)

İnanamıyorum şu haline ya.

Peki ben tanıyor muyum?

(Kapı zili sesi)

Pelin geldi, ben hâlâ hazırlanamadım.

(Müzik)

Hoş geldin.

Hadi çıkalım.

Ya çıkalım da ben daha bavulumu hazırlamadım.

Kusura bakma. Gelsene.

Rüzgâr da biraz önce geldi.

İçeride.

Önemli bir şey anlatıyordu bana. Gel diyeceğim ama...

Ay, ay kusura bakma, ben de seni böyle şey yaptım...

...strese soktum. Hiç sıkıntı yok. Siz konuşun rahat rahat.

(Pelin) Ben şey yaparım sonra. Ha, siz konuşmayı...

...bitirince ben Rüzgâr'ı da bir göreyim.

Ayıp olmasın kıza.

Tamam.

Şuraya geçiyorum ben.

(Sinan) Tamam tamam, rahatına bak.

Ee? Tanıyor muyum diye sormuştum.

Ee, yok, şey, sanmıyorum, tanımazsın.

(Müzik)

(Müzik)

Kocasının resmini sorduğum zaman yok demişti.

Ama yani vesikalıklar da kötü olur, belki o yüzden...

Ay, çok merak ediyorum ya.

(Müzik)

Saçmalama Pelin, saçmalama.

Başkasının çantasına yani.

(Sinan) Rüzgâr.

Eğer âşık olduysan mücadele et.

Ben yıllar sonra Pelin'i neden tekrar sevdim biliyor musun?

Benim için ne kadar çabaladığını...

...neler yaptığını gördüm çünkü.

(Sinan) Sen de vazgeçme olur mu?

(Müzik)

(Müzik)

Kocasının tipini merak ediyorum. Ne var bunda yani?

(Müzik)

(Müzik)

Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar

Seslendiren: Emine Kolivar

Alt Yazı: Çağıl Doğan - B. Miliza Koçak - Tugay Çiftçi

İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat

Son Kontroller: Fulya Akbaba - Beliz Coşar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Emre Çırak - Ayşegül Uçar

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.