All language subtitles for Between the World and Us_S01E01_Denial.tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[muhabir 1] İki yıldır üst üste reyting rekorları kıran

Kara Kalp dizisinin yıldızı Tolga Karanç giriş yaptı şu an.

[muhabir 2] Bu yıl 18'incisi düzenlenen

Kristal DNF TV Ödüllerine ünlüler yavaş yavaş…

[muhabir 3] Rating rekorları kıran dizilerin oyuncuları poz veriyor.

Bakalım bu yıl hangi diziler evlerine ödül götürecekler.

[muhabir 4] Geçen yıl kıl payı ödülü kaybetmişti.

-Bakalım bu sene ne olacak. -[hayran 1] Tolga!

[hayranlar bağırıyor]

[hayran 2] Tolga Bey, bir selfie lütfen.

-[deklanşör sesi] -[hayran 2] Çok teşekkür ediyorum.

-[hayran 3] Bir poz alabilir miyim? -[muhabir 5] Bir daha sesler yükseliyor.

[muhabir 6] Tolga Bey birini beklediğinizi söylemiştiniz röportajınızda?

[muhabir 7] Bahsedilen kişi bu akşam gelecek mi acaba?

Peki bahsedilen kişi sizin gibi oyuncu mu?

Efendim kim bu gizemli kadın?

[İlkin] Bir aşkın bittiği nereden anlaşılır?

Nasıl emin olunur artık gitmek gerektiğine?

Ben bunu çok zor yoldan öğrendim.

[muhabir 8] Evet şu anda Maquette dergisi genel yayın yönetmeni İlkin Gönen

törene giriş yaptı.

[muhabir 9] İlkin Gönen güzelliği ve muhteşem beyaz elbisesiyle

belli ki bu gece çok konuşulacak.

[muhabir 10] Kıyafetiniz muhteşem görünüyor!

[İlkin] Emindim çünkü, oydu. Hayatımın aşkı.

[muhabir 11] Burçin Hanım, bir fotoğraf lütfen.

[muhabir 12] İlkin Hanım, bu geceyle ilgili bir kaç kelime alabilir miyiz?

İlkin Hanım, kavalyeniz yok mu?

[İlkin] Bugün olsa şöyle derdim kendime…

…herkes herkesi unutur İlkin, unutmak bir lütuftur.

Bilmiyordum.

Birinci Bölüm "İlkin ve Tolga"

[muhabir 13] Harika bir geceydi.

Hak eden herkes ödüllerini aldı bu gece.

-Yavaş yavaş mekân toplanmaya başladı. -[müşteri] Bir çay ver bana oradan.

[muhabir 13] Geceyi sonlandırıyoruz.

Önümüzdeki yıl ki ödül törenlerinde görüşmek dileğiyle hoşça kalın.

-Alo? -[arayan] Ayrıldılar kalabalıktan.

Bir tek ikisi. Fırla!

[garson] Afiyet olsun.

[homurdanır]

Ha siktir!

Tolga, çekiyorlar!

[nefes nefese]

[telefon mesaj sesi]

Sana helal olsun be!

Kim lan bu kadın, tanıdık ama öğrenebildin mi adını?

[Tolga] Adı İlkin…

Seni şuan tehdit edebilirim,

işinden edebilirim,

canını çok sıkabilirim.

Ama bunları yapmayacağım.

Ben sana karşı dürüst olacağım.

Şimdi sen hayatının fırsatını yakaladım sanıyorsun ya.

Yanlış.

Hayatının fırsatını bulan benim.

Hayatımın aşkını buldum ben.

Masallarda falan olur sanırdım.

Meğerse gerçekmiş.

Şimdi istersen sat o fotoğrafları.

İstersen bu duyduklarını yaz, umurumda bile değil.

Ama o, tek bir an üzülsün,

tek bir damla gözyaşı düşsün…

-İşte ben o zaman… -[paparazi] Abi…

[paparazi konuşmayı sürdürüyor]

[İlkin bağırır]

4 yıl sonra

[TV'de vurma, bağırış sesleri]

[bağırışlar sürüyor]

[klavye sesi]

-[bağırışlar sürüyor] -[klavye sesi]

Kumanda çalışmıyor, yaptıracağım demiştin.

-Hı? -Kumanda diyorum, televizyon kumandası.

Söyledim sana, hallederim dedin. İki hafta geçti…

Tolga çok mu acil baktığın şey?

Yok ya, saçma sapan şeyler yazmışlar fotoğrafın altına, onları siliyorum.

Tamam yazsınlar, ne önemi var ki?

Tanımadığın etmediğin insanlar, çok önemsiyorsun.

Tamam İlkin sen önemseme.

Biz sahteyiz, yozuz çünkü.

Sen mükemmelsin, senin sosyal medyayla da işin…

-Nereye? -Of!

-Ne "Of"? -Ağzımı açmıyorum artık, gerçekten.

-Hiçbir şey konuşmuyorum seninle. -İlkin!

Bak sürekli aynı şeyi yapıyorsun. Ben konuşurken çekip gidiyorsun.

Sen konuşmuyorsun, sen söyleniyorsun.

Ne demek söyleniyorum. Ne derdin senin yine?

Ya bak beni gör diyorum, beni duy diyorum.

Ben senin kız arkadaşınım ya. Bana yabancıymışım gibi davranıyorsun.

İlkin görüyorum ya seni zaten.

-Öyle mi? -Evet.

Söyle o zaman, üstümde ne var?

Ne demek ne var. Sabahlık var işte.

[iç çeker] Hı hı, sabahlık var. Bravo. Bütün gece göreceğin o.

Çünkü altındakini göremeyeceksin bütün gece.

Hah, bugünkü konumuzda bu mu oldu, sabahlık! Ha? Bu mudur yani?

-Tabii ki konumuz bu değil Tolga! -Ne peki?

Anlatmıyorsun hiçbir şey!

-Kafanı telefondan kaldırmıyorsun! -Ya niye telefonu…

Ya canın sıkkın farkındayım. Hiçbir şey söylemiyorsun bana!

Ya neden, neden? Neden derdini anlatmıyorsun bana?

[bağırıyor] Çünkü anlamazsın!

Benim dertlerim senin o klas hayatına saçma gelebilir.

O ne demek ya şimdi?

Kaç kere izledin benim dizimi? Dört sezon oldu, dört!

Ben izleyemiyorum öyle şeyler.

[iç çeker] Öyle şeyler!

Tolga ben televizyon izleyemiyorum, bunu gayet iyi biliyorsun!

Ayrıca konumuz bu değil ki! Ben beni gör, beni duy istiyorum!

Anlat istiyorum dertlerini! Meseleyi nereye getiriyorsun ya!

-Tamam. -Ya Tolga ne yapıyorsun? Bırak ya!

-Hayır, bir dakika! -Ne saçmalıyorsun! Ya amacın ne senin?

-Görmüyormuşum ya, bir dakika! Bakacağım! -Ya oğlum derdin ne senin ya?

[birlikte hafifçe nefes nefese]

Elindekilerle yetin denilmesinden sıkıldım.

Sürekli.

[kapı kilidi açılır]

[kapı çarpar]

[İlkin] Âşık insan önce kendini kandırır,

sonra karşısındakini. Dünya da buna romantizm der.

Oscar Wilde öyle diyor.

15 milyon insanın arasında bulduk biz birbirimizi.

Ama aynı evin içinde kaybettik.

Ay, sorun ne peki, hı? Derdiniz ne?

İletişim kuramıyoruz.

-Ne diyorsun? Bence bu, sence? -Evet, tabii bu.

-[İlkin] Bu. Bu okay. -[kostümcü] Tamam.

Birkaç kare çektim ben. Bir bak istersen.

Tamam. Hadi gel bakalım.

Yani hayatında her şey yolundaymış gibi görünüyor.

Sağ ol.

Ama içi öyle değil işte.

-[ekip elemanı] Pardon. -[Burçin] Hı hı.

Ya bu çok… Çok cephe değil mi bu?

-Ha? -[İlkin] Hı hı.

-Ya biraz diyagonal alsana. -Tamam.

Yok, bu tarafa. Dur bi dakika. Geliyorum.

[iç çeker]

[Burçin] Hareketi daha açar mısın? Evet.

-Nasıl bu? -Bence süper, bir de saçı düzeltelim.

Çok iyi, çok iyi.

Bu arada işini bahane ediyor.

Onun kesinlikle sakladığı bir şeyler var. Ve asla paylaşmıyor benimle.

Kızım siz bin yıldır beraber değil misiniz?

Konuşmuyor musunuz hiç? Çok saçma!

[İlkin] Konuşuyoruz konuşmasına da

kendiyle ilgili hiçbir şey paylaşmıyor benimle.

İçinde bir boşluk var Tolga’nın, farkındayım ama dolduramıyorum o boşluğu.

Niye ayrılmıyor o zaman?

Bana bak, siz en son ne zaman seviştiniz? Ha?

-[iç çeker] -Söylesene abi, çok önemli. Ne zaman işte?

İki hafta falan.

Ne?

İki hafta Burçin.

[bağırıyor] Ne? [normal] İki hafta mı?

-Siktirsin o ne lan öyle? -[hızla nefes verir]

Adam bana dokunmayacak iki hafta, vallaha çöp gibi koyarım kapının önüne!

-Soğudun mu peki? -Ay, yok öyle bir şey.

E mutsuzsun çok?

Sadece mutluyken mi seviyoruz birini Burçin biz? Hı?

[asansör zili]

İki hafta mı? Siktirsin göt!

[asansör zili]

Ay ben hiçbir şey anlamadım.

Mutsuzsan ayrılacaksın kızım, dehle gitsin ne var.

-Nasıldı çekim? -[İlkin] Süperdi.

Tabii ki.

Ay, sen ne yaptırmışsın?

Gönderdiğin mail'e birkaç not ekledim.

-Onu tekrar düzenleyip gönder bana. -Tabii.

Dört yıl emek vermişim ben bu ilişkiye.

Ayrılmak öyle kolay mı?

Bana bak, sen yediremiyor musun kendine ayrılmayı? Ha?

Beceriksiz oldum, başarısız oldum gibi mi geliyor?

Ay! Ay, çok komik!

-Sen yoksa korkuyor musun ayrılmaktan? -Sana bir şey soracağım.

Hı?

Ben sana nasıl tanıştığımızı anlatmış mıydım?

Hım. [dil şaklatır]

Evet, parti var dediler, geldik.

Oo, millet çökün buraya!

[klasik müzik çalıyor]

[iç çeker]

[müzik sürüyor, boğuklaşır]

[müzik kaybolur]

[adım sesleri yankıları]

Tolga.

İlkin.

İlkin?

[Tolga'nın arkadaşı] Abi gel buraya, rahatsızlık verme.

-Gel. -[Tolga iç çeker]

-Gel buraya. Rahat bırak insanları. -[Tolga] Hım. Tamam. Tamam.

[misafir 1] Art Basel Miami diyordum hayatım.

Frieze London, sanat seyahati olacaksa

bu ikisini tek geçeriz, öyle değil mi?

[İlkin] Evet, evet, kesinlikle öyle.

Biri sıkılmış içeride?

Hava alıyorum.

Hava buz. Üşütme sonra.

Ne yapacaksın, ceketini mi vereceksin?

İster miydin?

Erkek arkadaşımın ceketini giymeyi tercih ederim.

Rahatsız ediyorsam gidebilirim.

Ortalıklardan kaybolurum. Beni bir daha göremezsin.

Bir şey eksik.

-Efendim? -Bir şey eksik.

Fotoğrafını çekeceğim, bir şey eksik.

[alaycı biçimde güler] İzin vereceğimi kim söyledi sana?

Sonra çok teşekkür edeceksin bana.

-Öyle mi? -Öyle.

Nedenmiş o?

Çünkü bu anı hatırlayacağız.

Evet! İşte bu! Bozma.

Hazır.

İçeri gitsem iyi olacak.

[fısıldıyor]

[İlkin] Hayatımda gördüğüm en cüretkâr,

en etkileyici adamdı.

Ya, ateş gibi bir şeydi.

Hayatım boyunca hiç kimse böyle ayaklarımı yerden kesmedi benim.

İşte ben o Tolga’yı geri istiyorum.

Dur be, şeyi atladın, kulağına ne söylemişti, onu atladın.

Ne fark eder? Aynı adam değil artık.

Ateşi söndü sanki, aylardır böyle.

Var bir derdi, eminim ama konuşmuyor benimle.

[telefon sesi]

-E başkası konuşsun. Ha? -[alaycı biçimde güler]

Bazen olur ya öyle, en yakınımıza açılamayız, ondan sonra

hiç tanımadığımız kelalaka birine gideriz,

bokluca bülbülü gibi ne var ne yok her şeyi anlatırız.

Ben çok yapıyorum bunu. Hep yapıyorum ben bunu. [güler]

Ha siktir!

Kızım buldum! Yemin ederim buldum!

Hah! Net buldum! Nerede lan benim telefon? Hah!

Bak şimdi, sosyal medyada fake hesaplar satılıyor ya,

alıyorsun onlardan bir tane, yazıyorsun, konuşturuyorsun bir güzel!

Ama başka bir ol… Kimlikle yani! Geri zekâlı gibi kendin yazmıyorsun.

-Ya saçmalama Burçin. -Evet.

Ne gülüyorsun be? Herkesin var kızım sahte hesabı.

Tabii.

Satın alıyorsun. Hazırları var onların!

Al. Al. Bak şimdi.

-Satılıyor? -Evet, bak al.

Al. Bak şimdi bunların hepsi sahte.

-Bak. Bak. -Hepsi?

Evet! Bunlardan birine dökülür işte.

Bak, bu neymiş? Şuna girelim.

Iy.

[asistan] Hoş geldiniz Tolga Bey.

Selam İsmet.

Uygun bir yer bulamadım. Sen bulursun artık.

[İsmet] Tamamdır Tolga Bey.

[hayran 4] Tolga Bey merhaba. Bir fotoğraf çekilebilir miyiz?

-Sizi seviyoruz! Hayranız. -Merhaba.

Müsaade edelim arkadaşlar Tolga Bey’e. Sete geçecek.

-Bu çekilişi kazananlar mı? -Evet Tolga Bey.

-Hoş geldiniz. Tabii çekilelim. -Hoş bulduk. Tamam o zaman.

-Tamam. Teşekkür ederiz. -[hayran 5] Çok teşekkürler. Sağ olun.

Harika, olağanüstü bir sahne izleyeceksiniz. Harika!

-Hazır mısınız? -[hayran 4] Çok heyecanlıyız.

-Teşekkür ederiz. -[hayran 6] Çok teşekkür ederiz.

-Usta ne haber? -Günaydın.

-Bir konuşalım mı? -Tabii ki. Sahneyi hazırlayın, geliyorum.

Ya Allah aşkına bu nasıl sahne ya?

İyice kafayı yediler ya. Ya ben kaçırmadım mı kızı zaten geçen bölüm?

Kaçırdım! Şimdi niye serenat yapıyorum?

Bir de elime vermişler kan! O kan ne yani?

Bu ne ya? Al!

Al! Bu!

İstersen al kalbimi ellerine.

Sık suyunu çıkar, ben senin için susuz da yaşarım!

Bu ne ya! Roman mı bu?

Ya Tolgacığım bizim dizi bu.

Festivale film çekmiyoruz. Rating rekorları kırıyor her hafta.

Tamam rating rekorları kırıyoruz da ben bunu hangi duyguyla

oynayacağım ya? Sahte sahte laflar.

-İnanmıyorum abi ben buna. -Otur iki dakika.

-Konuşalım. -Allah'ım ya.

Abi bak, seni severim biliyorsun.

Ya bunları bir arkadaşın, bir kardeşin olarak söylüyorum, lütfen yanlış anlama.

Yok abi, zaten konuşalım işte, konuşalım.

Ya şimdi nasıl desem.

Sen daha anlamlı şeylerde oynamak istiyorsun.

Evet.

Dört sezon oldu ya! Dört sezon!

40 aydır bu işin İçindeyiz. Şiştim ya!

Ya abi öyle bir eğitimin yok ki senin.

[ses boğuklaşır] Öyle bir geçmişin de yok.

Tutmuş dizi.

Tadını çıkar. Senin yerinde olmak isteyen binlerce insan var.

Onlar da yakışıklı.

İki eğitim aldır, on numara oynarlar.

35 oldun değil mi sen?

Bu saatten sonra başroller gelmez. Değerini bil.

E ödüllü yönetmenler de kapıda beklemiyor ki, abi gel de

festival filmi çekelim diye.

[normal] Yani ben senin için söylüyorum.

[asistan 2] Hocam set hazır!

Geliyorum.

Konuşuruz sonra yine.

Duygu sormuştun ya. Hiddet. Hiddet düşündüm ben!

[kapı kapanır]

-[Uluç] İlkin Hanım? -Gönderdiğin görseli çift sayfaya yaysana.

-Sevdim fikri, bir de öyle görelim. -Tamam.

E? Ne diyorsun benim dâhiyane fikrime?

[güler]

Milyonlarca takipçisi var, öyle her mesaj atana cevap verse…

Allah Allah!

Sen demedin mi çok kafaya takıyor kendisine yapılan yorumlara diye?

Tamam da oturup da hiç kimseyle sohbet etmiyor ama!

Kaç yıllık sevgilisiyim, bana açmıyor içini.

Öyle tanımadığı insana mı açacak?

[Burçin] Hım.

Sen benim gözümün içine baksana bir.

-[güler] -Bu gözler neler gördü, biliyor musun sen?

-Tahmin ederim. -Nah edersin.

Tamam, 30 yaşımdan yeni gün almış olabilirim ama…

[birlikte gülerler]

Biz de bir şeyler öğrendik yani şu hayatta.

Yeterince çaresiz kalırsa herkes her şeyi yapar.

Öyledir.

Kocasına sosyal medyadan mesaj atan kadınlara dönmeyeceğim hayatım.

Akşam alacağım karşıma, güzelce konuşacağım.

Ben bunları seçtim, istersen sen de bir bak.

Bir de ne olur fotoğrafları mail atmayı unutma.

Anlıyorum şekerim.

[İlkin] Ben çıkıyorum, var mı bir şey?

Aa yok, keyifli akşamlar dilerim.

MODA HAFTA SONU

Sinem, çekim ürünleri gelmiş.

[boğuk ses] Sinem.

Sinem.

-Hu hu! Sinem! -[Sinem irkilir]

Çekim ürünleri gelmiş!

E, hemen getiriyorum!

Bir de kahve.

[Uluç] Çok adisin.

[bağırır] Ayşe!

[yönetmen] Biraz daha yüksek!

[bağırır] Ayşe!

[nefes nefese] Baran!

Kanımın üstüne yemin etmeye geldim!

Aşığım sana!

Ağlayalım, ağla kızım!

Bakışın! Bakışın!

Kamera gir biraz içeri, gir!

Hiddet! Hiddet!

-Biraz daha, biraz daha, -[burnundan solur]

biraz daha yüksek!

Devam, devam, devam! Biraz daha! Biraz daha!

Gözlerinde hiddeti göreyim!

Ulan senin hiddetine!

[hayranlar irkilir]

Pardon ya kusura bakmayın! Üstünüze mi sıçradı?

Şeker o, şeker. Şeker, bak. Şeker o, bakın.

Bakın. Bak, şeker! Bak, şeker! [bağırır] Şeker!

Gerçek değil! Bu sette hiçbir şey gerçek değil.

Bak! Bak! Gerçek değil! Her şey sahte!

Sahte hepsi! Saçmalık hepsi! Saçmalık!

Bak! Bak!

Ben de gerçek değilim. Bak, bak, bak, bak!

Niye biliyor musunuz? Rating gelsin diye!

Çünkü sizin yüzünüzden! Siz izliyorsunuz! [haykırır]

[haykırır, nefes nefes]

Kaç yaşındasın sen? Sen?

Gidin gezin tozun. Ne yapıyorsunuz bu siktiğimin dizisinde!

Al sana hiddet!

İkinci Bölüm "Berlin"

Ellerime sağlık!

[İlkin] Ne yapıyorsun?

Setteyim.

Nasıl settesin?

Ya şey, ı…

Ek sahne geldi de.

Yazmışlar da yazmışlar.

Setten çıkamıyorum yani bu gece setteyim.

Anladım.

İyi misin peki? Sesin bir düşük gibi?

Yorgunum.

Neyse İlkin, kapatıyorum.

Tolga?

Efendim?

Söylerdin ama değil mi? Yani,

bir şey olursa paylaşırdın benimle?

Tabii ki.

Görüşürüz.

[iç çeker]

[Tolga] Hayır yani kaliteli diziler de var niye bana gelmiyor?

Sinema filmi de gelmiyor. Sürekli aynı işleri yapıp yapıp duruyoruz.

Haklıysa ya adam? Yani ya bu kadarsam?

Saçma sapan konuşma, ebesini sikeceğim onun!

-Bak nasıl kovduruyorum, izle! -Yok, yok, yapma bir şey.

Nasıl yapma bir şey? O kim oğlum?

O kim ya? Yok yetenekmiş, yok yaşmış!

Hayır bir tane filmi mi var bu adamın?

Bir tane ödülü mü var? Yani ona kaldı! Amık.

Sen İlkin’e anlattın mı?

Ya bir anlatsan, akıllı kızdır.

Ne diyeceğim Cüneyt? Götüm yemiyor işi bırakmaya mı diyeceğim, ne diyeceğim?

Ya yeteneğim bu kadarsa, yani tesadüfen ünlü olduysam ya,

bunu mu diyeceğim?

Aman, saçma sapan konuşma!

Tamam, bu yönetmen işi bende. Tamam?

Ben şimdi kaçıyorum, sen de çok şey yapma. Hadi.

Ya Tolga, oyuncu olan sensin, sen konuş.

Evet merhaba. Nasılsınız, iyi misiniz?

-[gülerek] Kanalıma hoş geldiniz. -Kanalıma hoş geldiniz.

Ya burada ışık gelmiyor. Şöyle gel. Hah. Hı.

[anlaşılmayan konuşmalar, gülüşmeler]

[Burçin] Fake hesaplar satılıyor ya. Satın alıyorsun. Hazırları var onların!

Konuşturuyorsun bir güzel! Bunlardan birine dökülür işte!

[İlkin] Hayatımda ilk kez

böyle bir şey yapıyorum. Ama yazmak zorundayım.

Seni izledim Tolga,

bir sahnen vardı geçen gün. Konuşmadın ama ben anladım.

Seni gördüm ve inan bana,

ne saklıyorsan içinde,

neyi söyleyemiyorsan kimseye ben seni duydum.

[telefon mesaj sesi]

[Tolga] En azından bir kişiye ulaşabilmişim demek ki. Ne mutlu bana.

[İlkin] Alçak gönüllülüğe gerek yok. Milyonlara ulaşıyorsun sen her hafta.

Rating'lerden haberdarım.

[Tolga] Bizim meslekle ilgilisin galiba.

[İlkin] Yok, bir araba dergisinde çalışıyorum.

Ama iyi bir izleyiciyim. Ya da sen çok iyi bir oyuncusun.

[Tolga] Üzgünüm ama sormak zorundayım.

Bu deli hayranlardan değilsin, değil mi?

[İlkin] Değilim merak etme. Erkek arkadaşım var.

[Tolga] Benim de kız arkadaşım var.

[İlkin] Ha, eğer sorun olacaksa ben yazmayım.

[Tolga] Sorun yok. Sohbet ediyoruz.

AÇIK

ÇIKIŞ

[İlkin] Görmen lazım.

Beni bir öpüyor, bir öpüyor. Özürler diliyor.

Akşam için. Sofrayı gördü tabii.

Uzun zaman sonra böyle neşeli, güler yüzlü çıktı evden.

Ben sana söyledim, bu kadın bu işi bilir!

[güler]

Ufak ufak konuşturacağım böyle. Sıkıntısı neyse öğreneceğim.

-Çıkaracağım onu o bunalımdan. -Anlamasın ama sen olduğunu.

Sen anlar mıydın?

Bana bak…

…sinir olmuyor musun hiç?

Niye ki?

Baksana, adam başka bir kadınla konuşuyor. Yani o öyle sanıyor.

Vallaha umurumda bile değil. O kadar güzel geçti ki.

Güldük, eğlendik, sohbet ettik.

İlk günlerdeki gibi, çok özlemişim.

[homurdanır]

[telefon mesaj sesi]

[İlkin] Her şeyle tek başımıza savaşacak değiliz.

Bazen küçük bir takviye iyi gelir.

[deklanşör sesi]

[Tolga] Ben tek başıma da canına okurum herkesin yalnız.

[Uluç] Aradım açmadı Cerenciğim.

-[Ceren] Peki ben ne yapayım? -[Uluç] Ne demek ne yapayım?

Bir zahmet check etseydin.

-Bir tek ben mi çalışıyorum burada ha? -[ofis elemanı] Hayır arkadaşlar ama ben…

Sen hiç konuşmuyorsun!

-Bana mı soruyorsun? -Çözüm üretelim. Baskıya gireceğiz.

Arkadaşlar sakin olun, ne oluyor?

Kapak kızının menajeri onaylamıyor kareleri!

Bin kere aradım, açmıyor da hanımefendi.

Dergi baskıda, kaldık böyle ortada!

[Uluç fısıldıyor]

Selam canım, ne haber?

İyiyim ben de.

Yazı işleri müdürüm aramış seni, açmamışsın, geri de dönmemişsin?

Öyle mi?

Ben Paris’ten, Milano’dan ürünler getirtmişim,

şıkır şıkır bir çekim yaptırmışım,

sen kare pazarlığındasın hâlâ?

Hayır, sen beni dinleyeceksin.

Beş dakika veriyorum sana, hemen onay geç, baskıya gireceğim.

Eğer vermezsen hiçbir oyuncunla çalışmam bundan sonra, haberin olsun.

Teşekkürler.

Söyleyin matbaaya, bassınlar.

Ama onay gelmedi.

[telefon mesaj sesi]

Geldi.

-[Ceren] Hadi arkadaşlar onay gelmiş! -Aldık vallaha.

[İlkin] Birileri kızmış galiba.

Kimi dövmeye hazırlanıyorsun sorabilir miyim?

[Tolga] Ne, şiddet mi? Hiç tanımamışsın beni.

[İlkin] Tanıyorum bence.

[Tolga] İyi. Hadi tek bir şey söyle hakkımda o zaman.

[İlkin] Hım. Küçük çılgınlıklardan hoşlanmıyorsun mesela.

[Tolga] Hakaret kabul ederim. Seninle yazışıyorum ya işte.

[İlkin] O sayılmaz.

Hemen şu an yap bir çılgınlık. O zaman ikna olurum.

[Tolga] Bu bir meydan okuma mı?

[İlkin] Evet ama dikkat et.

Hayatta iki çeşit trajedi var demiş Oscar Wilde.

Biri istediğini elde edememek. Öteki elde etmek.

[Tolga] Bu Oscar da her boku biliyor maşallah.

Tamam, yapıyorum bir çılgınlık. Seni de göreceğiz ama.

[İlkin] Kabul.

Hadi dondurmaya yemeye gidelim.

-Ne? Gece gece? -Hı hı.

Sen setten geldin, dondurma yiyeceksin?

Ne var ya? İyidir küçük değişiklikler.

-Hadi! Kalk, kalk, kalk! -[güler]

[satıcı] Afiyet olsun.

Bir tane daha alacağım.

[sokak şarkıcıları çalıyor]

Teşekkürler.

[şarkı sürüyor]

[telefon mesaj sesi]

[Tolga] Ben görevimi tamamladım.

Kış günü dondurma yemek. Sıra sende!

-Hayatım ben bir lavaboya gidiyorum. -Ha, tamam.

[şarkı sürüyor]

Pardon, bunu deneyebilir miyim?

-Tabii ki, buyurun. -Şunu tutabilir misiniz? Teşekkürler.

[telefon mesaj sesi]

[İlkin] Bu sayılır mı?

[İlkin] E ne oldu? Sessizliğe gömüldün?

[kapı açılır]

Üçüncü Bölüm "Bana yüzünü göster"

[güler]

E söyle, söyle! Duymak istiyorum. Söyle!

Sayende Burçinciğim.

Sayende sevgilimle tekrar iletişime geçebildim.

Çok teşekkür ederim.

[güler] E hesabı ne yapacaksın peki?

Kapatırım artık. İhtiyacım kalmadı ki.

Hem Tolga son mesaja cevap bile vermedi.

Bak bak!

-A a! A, merhaba. -Ayşenil Hanımcığım. Hoş geldiniz.

-Merhabalar. -[Burçin] Merhabalar. Ne yapıyorsunuz?

-[Ayşenil] Sen nasılsın? -[Burçin] Ay ne kadar güzelsin yine.

-Ay! Nasıl şımartıldım! -[Burçin] Ama öyle.

-Var mı yeni bir oyun? -Olmaz olur mu?

-Şahane bir metin buldum! -Şşş.

Süper. Ona ne şüphe.

Herkese selam.

-[Ayşenil] Merhaba Tolga. -Merhaba. Merhaba.

[Ayşenil] Merhaba Tolgacığım.

[Bedri] Yeni bir dijital iş çıktı.

-I, gördünüz mü? Astral seyahat. -Kusura bakma geç kaldım.

[Ayşenil] Ben onu izledim. Şahane bir iş.

Bir defa hikâye çok güçlü. Ayrıca prodüksiyon mükemmel.

Gerçekten duygu en önemli şey.

Zaten hikâye deyince mühim olan duyguları sağmak.

-Tabii, kesinlikle. -[Ayşenil] Peki sen ne yapıyorsun Tolga?

Devam ediyor mu dizi? Beş saat sürüyor? Ha?

-[güler] -Aynen.

Silahlar patlıyordur bol bol?

Vallaha dizide vuracak kimse kalmadı. Herkes öldü.

[Ayşenil] Çok şeker!

Çok şeker!

Bu iş bitince belki bir sinema filminde oynarsın. Teklif var mı?

Vallaha okuyorum bir şeyler. Yani bakalım, kısmet.

[Bedri] Kısmet.

[İlkin] E siz, provalara başladınız mı?

[Ayşenil] Bir tanem, başlayacağım. Ben de kendime bir…

[anlaşılmayan konuşmalar]

-[Burçin] Sen onu halledersin Ayşenil. -Arkadayım ben.

[Ayşenil] Büyük ihtimalle hallederim. Versinler canım bana.

[Burçin] Sana mı vermeyecekler?

[Ayşenil güler]

Bir viski versene, buzsuz.

[iç çeker]

[Esra] Çok iyi şovdu ha Tolga?

Da yönetmeni göndereceğine senaristi postalatsaydın keşke.

Vallaha ben kimseyi postalamadım.

[Esra] E sen okumadın mı yeni bölümü?

Ah, beni vuruyorsun lan bu sefer. Helalini!

Boş ver. Yarın repo, gidip hayvan gibi içeceğim ben. Hadi öptüm.

Bebeğim içeri alıyorlar.

Tolga? İçeri alıyorlar.

Senaryo geldi, sabah erkenden set.

-Yapma! -Vallaha.

Tamam, ben de geleyim o zaman.

Hayır, hayır, hayır, hayatım sen… Gözükmen gerekiyor zaten.

Ben giderim, ezberimi yaparım, evde görüşürüz, tamam?

-Kusura bakma. -Tamam.

Kaçtım ben.

[Burçin] Geldim.

Oo! İlkin abla.

Ne haber Cüneyt?

İyi ya. Bir arazi vardı da yatırımlık, ona baktım. Gecikiyordum.

-Burçin Hanım? -A! Merhaba.

Merhaba.

Tolga nerede?

Şey, biraz önce çıktı o da. Sabah erken bir vakte set koymuşlar ona.

Allah Allah!

Aslında onun yeri boşaldı. İstersen birlikte izleyebiliriz.

A, benim canıma minnet! [güler]

A… Gi… Gi… Girelim mi çünkü şey oldular…

-Gi… Evet. -Tamam.

Ya bunu yapma! Bırakma beni şu öküzle.

-Burçin ne olursun? -Tamam.

E ama, sı… Sıra oldu Burçin!

-[telefon mesaj sesi] -Tamam. Hemen geliyorum.

[Cüneyt] Tamam.

[Tolga] Her şeyi yakıp yıkıp, çekip gitmek istiyor musun sen de bazen?

[opera sanatçıları söylüyor "Çiçek Düeti"]

[düet sürüyor]

[düet sürüyor]

-[müzik biter] -[telefon titreşir]

[alkış]

[anlaşılmayan diyaloglar]

Bana yalan söylüyor, gidiyor ona doğruyu söylüyor!

[güler] Ay çok tatlı.

Sen kendini kendinden mi kıskanıyorsun? [güler]

Karşısında duruyorum Burçin! Gözünün içine bakıyorum onun.

Bana açmıyor içini, gidiyor Berlin’e açıyor!

-Yahu sensin Berlin! -Ama o bunu bilmiyor ki.

-[kapı çalınır] -[kapı açılır]

Selam. Ne haber ya? Atilla ben, yeni rejisör.

Var ya acayip bir sahne kurdum içerde, on numara adam çekeceğiz.

Kanlı manlı bir şeyler böyle, hardcore! Ha?

Okay miyiz? Açı verip geliyorum, bekle.

[kapı açılır, kapanır]

[iç çeker]

[telefon mesaj sesi]

[Tolga] Çok düşündüm, buluşmak istiyorum ben.

Kim beni bu kadar iyi anlayan kadın, bilmek istiyorum.

Yüzünü göster bana.

Ne oldu be?

Aman!

Boş ver be! Ne hâli varsa görsün.

Siktirsin gitsin.

Bitmiş gitmiş zaten! Değil mi? İlkin?

Yok artık ya!

İlkin? Baksana bana.

İlkin? [güler]

Ayrıl şu heriften be.

Allah Allah, nedir yani?

Tamam içeriz, ağlarız, atlatırız yani. Bu sana ne desin ya?

Bitmiş gitmiş işte.

Baksana başkasıyla buluşmak istiyor, göt!

Bana bak, sen niye bırakamıyorsun bu herifi?

[Tolga] Hatırlayacağız bu anı.

Seni tanımıyorum.

Hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var.

Senden asla vazgeçmeyeceğim.

Bir yüz istiyorsa eğer… Vereceğim ona bir yüz!

Yahu sebep?

Merak ediyorum. Ne kadar ileri gideceğini merak ediyorum.

Vallaha delireceğim. Ne yapacaksın, yerine başka birini mi bulacaksın?

Ay saçmalama!

Kızım, kim kabul eder böyle bir şeyi?

[Ceren] Ayol o günü hiç sormayın. Tam bir kâbus gibiydi.

Abi, çekimin ortasında model kolyeyi cart diye koparttı.

Bir de milyonluk mücevher, bana zimmetli. Ne yapacağımı şaşırdım.

-Ne yaptın? -Sence ne yaptım?

Bütün muhteşemliğinle, şahaneliğinle

sahne aldın. Ve…

Tabii ki de çekime devam ettim. Zaten ya çekime devam edecektim,

ya da çekimi durduracaktım. İlk önce irsaliyeyi anında kopartıp attım.

[Uluç] İyi yapmışsın.

-Set tam bir curcunaya döndü. -Pardon Ceren. Iı, şey Ceren.

-Pardon. -[iç çeker] Ne var?

İnsan kaynakları ilan çıkarmış da yönetici asistanı aranıyor diye.

E?

Yani, ben iki yıldır burada

asistanlık yapıyorum ya. Stajyerim. Ya artık ben de yönetici asis…

-Sana bir şey soracağım. -Efendim?

Bana ne bundan?

Çok önemli bir çekim hakkında dedikodu anlatıyorum farkındaysan. Neyse…

[telefon çalıyor]

Stajyer kızı odama gönderir misin lütfen?

[Burçin] Saçmalama!

Yok artık ya! Bunu ben bile yapmam.

[telefon çalıyor]

[Sinem] Gitti… Gidiyorum ben.

Ay bakamayacağım.

Gel.

[Sinem] Iım…

Beni istemişsiniz?

Adın ne senin?

Sinem.

Sana bir teklifim var Sinem.

Alt yazı çevirmeni: Soner Daştan

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.