Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Şivan. Kardeş.
Şivan kardeş.
Biz gelmişiz.
İsteriz ki Berivan'la iki kelime konuşalım.
Sen insan adamsın Şivan.
Hasretlik nedir bilirsin.
Veysi kanların içinde hatır bilir. Tek insan olarak seni bilir. Seni sayarız.
Berivan senin karındır Şivan.
Söz hakkı senindir.
Şunu bilesin ki acılarımız ortaktır Şivan.
Perivanla senin farkın yoktur gözümüzde.
Acımız büyüktür. İzin veresin ki bir çift söz konuşalım bacımızla.
Konuşturma onları. Onlar kardeşlerimizi öldürmüştür. Siz de bizim
kardeşlerimizi, yeğenlerimizi öldürmediniz mi Silo? Biz her şeyi
sineye çektik.
Ölülerimizle birlikte acılarımızı da mezara gömdük. Barışalım dedik, barışı
bozdunuz. Bacımızı verdik, dost olalım dedik.
Yeniden düşman oldunuz.
Akıttığımız bunca kan yetmez mi yani?
Yetmez mi?
Söyle bana Şivan.
Elini vicdanına koy konuş.
Baban Hamo işleri yeniden karıştırmadı mı?
Bütün bu olanlardan Berivan'ın suçu ne? Berivan gerçekten suçluysa neden kapında
tutuyorsun hala? Ona sahip çıkıyorsun.
Konuşma onlarla. Konuşma gidelim. Seni kandıracaklar gidelim.
Babana uyarsan hepimize yazık olur.
Karılarımız dul, çocuklarımız yetim kalır.
Alınma bunların sahte diline. Bunlar bizim düşmanımızdır. Bunlar benim abimi
öldürmüştür. Unutma!
Civan kardeş, dur biraz dinle bizi.
İzin ver, bacımızla konuşalım.
Erivan, bacım, Metin olasın ha! Sakın dirayetini yitirmeyesin. Biz kardeşlerin
senin yoluna canımızı koymuşuz, bilesin.
Halil, onlar seni gözden çıkarmış değildir ha!
Barış ölmüştür. Hamo sağ oldukça da bu eski kanlarla barış olmaz.
Hamo ölmelidir. Ölmesi gecikmemiş olmalıdır hem de.
Düşman tükenmeden düşmanlık tükenir mi?
Düşman düşmandır. Kan akmış bir kere kan.
Kendimizi kandırmayalım. Ya bizim tükenecek kanımız ya da onların.
Alın bacımızı bizi bağışlayın dedik.
Korktuk aslında korktuk. Hamonun yüreğinde kinder ya deniz olmuş.
Unutur mu acısını o kattırcı unutur mu? O ölse bile mezarında bir karış diken
biter acısından kininden. Zehir zemberek oklar biter. Ben size bir şey diyeyim
mi? Ulan garip bacımız Berivan'a olmuştur. Yazık olmuştur.
Ne yapalım yani, keselim öldürelim mi bütün Veyskanları? Var mı başka yolu?
Varsa söyle!
Bugüne kadar öldürdük birbirimizi, ne geçti elimize?
Barış bir fırsattı.
Fakat olmadı.
Berivan'ın çocukları olsaydı... ...ölmeseydi çocuklar, bütün bunlar
olmazdı. Çocuk mocuk bahane. Bütün bunların sebebi Hamo'dur.
Bilmiyorlar mı ki Berivan hastadır.
Hamo ölmeli.
Hamo ölmeli, hepsi de ölmeli.
Şivan bacımızın kocasıdır.
Barış'tan yanadır.
Bütün Veyskanların Berivan'ı horlamasına tek başına direnmiştir.
Bacımızı korumuştur.
Neden izin vermedi öyleyse konuşalım Berivan'la?
Mecburdur yapamaz.
Şivan düşmanımız bile olsa bacımızın kocasıdır. Ama onun kararına uysaydı
çoktan Berivan'ı evimizin önüne bırakmış olurdu. Bu da bizim için çok ağır bir
darbe olurdu yapmadı.
Peki şimdi ne yapacağız?
Yeniden deneyeceğiz konuşmayı.
Hadi, hadi, hadi!
Halil Hanlarım Necir Van, Veysi kanların şıvanına diyecek ki... ...sen bizim
canımız ciğerimizsin.
Bir adama düşmanları diyecek ki... ...sen çok iyi bir adamsın. Eşin,
emsalın bu dünyada bulunmaz.
Düşmanları bir adam için övücü sözler ediyorlarsa... ...o adam bir iyice
düşünmeli. Tatmalı biçmeli kendini.
Nasıl bir adam olduğunu bir iyice öğrensin.
Ulan neden sıkmadınız alınlarına kurşunu?
Neden dökmediniz o kanlarını kara toprağa? Neden?
Neden ulan?
Sen de metin olacaksın ha?
Dirayetli olacaksın.
Kime karşı metin olacaksın?
Kime karşı dirayetli olacaksın?
Bize karşı, beslikanlara karşı, beslikanların bebelerine karşı, he mi?
Karnında acımadan öldürdüğün çocuklarına karşı, he mi?
İşin kötüsü sen onlardan korktun Şivan, korktun! Bir karıya değiştin Veysi
kanların karını!
Berivan benim karımdır. Senin gelinindir.
Ailemizin de namusudur.
O bizim namusumuz değil, ailemizin yüz karasıdır.
Onun kardeşleri, kardeşlerimizi, çocuklarımızı öldürdüler.
Bacıları da aynı bokun soyudur. Aynı kanı taşıyor çünkü.
Bir haliran bir Veysi kana çocuk doğurmaz. Düşmanına elini silah tutacak
bir çocuk vermez.
Berivan bir düşmandır Şivan, bir düşmandır.
Biz haksızız baba.
Biz haksız mıyız dedin? Biz haksızız. Evet.
Barışı biz bozduk.
Hallamların üzerine silahlı adam gönderdik.
Kardeşimiz abuzları gönderdi. Kaybettik.
Söylediklerin hakikat değildir. Barışı onlar bozdu. Onların kızı değil midir
Berivan? Neden doğurmadı bize çocuk? Neden?
Abi çocuğu doğarken öldürmüşsün. 20 yaşına battığında öldürmüşsün. Ne fark
eder? İnsan kendi çocuğunu, öz çocuğunu bile bile öldürür mü baba?
Bulamadık derdine bir çare. Berivan hastadır. Şefkate muhtaçtır. Yardıma
muhtaçtır. Acizdir.
Hadi diyelim ki birinci çocuk sahiden öldü hastalıktan. Ya ikincisi, ya
üçüncüsü. Hepsi de mi hastalık bunların? Hepsi de mi?
Berivan hastadır.
Ölsün. Benim bu kadar kardeşim öldü. Oğlum öldü.
Yeğenlerim öldü. Daha kim bilir kaçımız öleceğiz. O da ölsün. O bizim gelinimiz
falan da değildir. İçimizdeki düşmandır.
Bunu sen de anlayacaksın. Anlayacaksın ama iş işten geçtikten sonra.
Berivan benim karımdır baba.
Mervan senin korkaklığının, acizliğinin sebebidir.
Eskiden şahan gibi bir adamdın. Gözüne bakmaya korkarlardı. Şimdi uyuz bir
çakaldan farkın kalmadı. Sen koskoca veysi kanların adını onun sebebiyle iki
paralığa indirdin. İki paralığa!
Sen benim babamsın, atamsın. Elini ayağını öperim senin.
Daha insaflık olur.
Üstüne de fazla varma.
Sana boynumuz kıldan incedir. İzin ver de gidelim.
Gidelim ki sen de bizden kurtul.
İçin rahat etsin.
Nereye gideceksin?
Nereye olursa.
Gideceksin ha?
Git o zaman!
Git! Defol!
Halil onlar sana kucak açar nasılsa! Git onlara!
Git teslim ol! Ben korktum de, teslim olmaya geldim de!
Git!
Berihan'ın etinin altına sığın!
Git onlara!
Git! Kalsın!
Utanmaz!
Söz versene Nazlı'ya hiç yakışmıyor baba.
Şivan gidecek, izin vereceksin.
Giderse gider, elini kolunu tutan mı vardır, dert mi?
Niye kalktın?
Doydum. Otur!
Nasıl bir oğul, doğru musun gör işte! Oğlan değil bir leke, leke!
Şivan gidecek, çünkü haklı bir veysi kan haklı değildir.
Ya Şivan gidecek ya da... ...Beyruvan'ı gönderecek Halil hanlara.
İkisi birden aramızda kalamazlar.
Bakalım bizde mi kalacak... ...yoksa Halilanlara mı gidecek?
Berivan hastadır.
Hastadır ha?
Sen de onlardansın öyle mi?
Hastadır dedim. Başka ne dedim?
Hasta değildir. Bir daha ondan böyle söz edersen seni boğarım anladın mı? Berivan
hasta değil bir halindendir.
...Necirvan kardeşine, Ravni'ye, Baran'a izin vermek istemişim... ...Lakin dilim
varmamıştır bir türlü... ...Sin olmasa belki derdim ki gelin konuşun...
...Olanları gördüm, gördün işte... ...Ben seni
nasıl severim, nasıl yanarım bilirsin... ...Yardım et bana, bak ne hallere
düşmüşüm... ...Bütün veysikanlar bir olmuşlar, bize karşı durmuşlar...
...Suskunluğum bitsin artık...
Üzüntünü anlıyorum ama sen konuşmayınca biz bütün aciz kalıyoruz.
Konuş benimle.
Ne var anlat.
Ağrılarının, sızılarının ortağı olayım. Bir kelime söyle yeter.
Tek bir ses.
Razıyım.
Ben sana inanmışım Berivan.
Biliyorum ki senin zerre kadar suçun yoktur.
Bir insan karnındaki öz çocuğunu öldürür, akıl alır iş midir?
Baban bunamıştır artık.
...düşmanlık içini, yüreğini, gözlerini karartmıştır.
Berivan, Ceylan'ım... ...inan bana iyi olacaksın.
Hastalığın geçecek, çocuklarımız olacak.
Genciz daha.
Bütün veysikanlar sana çektirdikleri acılar için utanacaklar.
Konuş benimle Berivan, konuş Ceylan'ım. Bir kelime bile olsa konuş. Başka bir
şey istemiyorum senden, bir konuş yeter.
İyiyim de, hastayım de, ne dersen de... ...bir kelime, bir tek kelime.
Seni doktora götüreceğim bu sefer.
Kim ne derse desin dervişlerden şıllardan hayır görmedik. Hepsi boş
çıktı. Kasabaya ineriz. Hem doktora gideriz hem de bir iş ararım kendime.
Meralar sürülüyor artık.
Hayvancılık öldü ölüyor. Herkes şehre akıyor.
Biz son kalanlardınız.
Bir tanıdık GSH'de iş bulurum demişti. Belki bulur. Biraz para istemişti. Bulur
buluşturur veririz.
Keleşin kofu satarız. 30 bin verirler.
Şu her yerde bir tabanca yeter bize.
Bütün bu sıkıntılar bitecek Berivan. İyi olacağız.
Ben sana inanmışım Berivan, seni sevmişim, yüreğimi sana bağlamışım.
Benimle konuş, kırma beni, benimle konuş!
Bir kelime, bir kelimecik bile olsa konuş!
Konuş benimle, inadı bırak, inadı bırak Berivan!
Ceylan'ım, derdini anlat bana, yardım et bana! Yardım et!
Konuş benimle!
Benim de ağzımdan tek kelime çıktı mı?
Dilini mi yuttun?
Konuş benimle, konuş!
Bir şeyler söyle, anlat!
Hastayım de, sun istersen, bağır, bir şeyler söyle!
Konuş! Aç kapa çeneni, aç, bir ses çıkart!
Aaaa de!
Hırla hiç olmazsa!
Hırla, hırla, hırla!
Bir ses çıksın yeter!
Konuş! Konuş!
Madem ki konuşmuyorsun... ...Bağır o zaman!
Bağır! Ağla! Haykır! Vurma! Yeter de! Yığılır! Bağır! Dur de! Yeter de!
Konuş!
Konuş!
Gayretin boşunadır.
Konuşmaz o. O hain bir halilandır.
Halilan inadını senin gibi bir beyti kan yenemez. Hasta bu!
Anlamıyor musun?
Hastadır! Bu kadar tekme tokat yedi, sesi bile çıkmadı.
Hasta! Anlamıyor musun?
Hasta! Hasta!
Hasta!
Hasta değildir o. O bir halilandır.
Bir düşmandır.
Düşmanın hastalığına üzülünmez.
Düşmanın hastalığına inanılmaz.
Bunlara kuru izin verir misin?
Vallahi bana kalırsa bir metre don lasili bile vermez. Ula bunlar nedir ki?
Taştır ya!
Nerede buldun bunları?
Geçen gün karakoyunu ararken mağarada. Hangi mağarada?
Orada, kayanın dibinde buldum. Lasilo!
Cindi'yi vurmuşlar, duymuşsun?
Kimdir Cindi? Durmaz Ağa'nın oğlu.
Dureykan göçerlerinden mera parasını fazla istemişler. Onlar da taramış.
Bunları alırsın.
Bunlar nedir ki?
Görmüyorsun resimler var üstünde, yazılar var.
Oğlum bunlar bildiğimiz taştır.
İstersen senin gül hatırın için iki kilo lokum vereyim.
İki kilo lokum? Bir kilosu kuru üzüm olsun.
Bir kilo lokum ver, bir kilo da kuru üzüm ver. Senin hatırını mı kıralım
şimdi? Senin canın sağ olsun.
Afiyet, şeker olsun.
Adamın, şehirde bir işi olsa... ...her gün lokum yer, kuru üzüm yer.
Ulan senin de aklın ne şehirlerde be!
Hediyemdir. Neden ki? Neden olacak? Bunca iyiliğini görmüşüm. Kendimi bildim
bileli severim seni.
Birbirimize o kadar hakkımız geçmişti. Sen kimseciklere bir menfaatin olmadan
bir çöp bile vermezsin.
Var senin dilinin altında bir şeyler var.
Gel şunu söyle de kurtul.
Elçiye zeval olmaz derler. Kimin elçisin ki?
Halilanların Necirvan dedi ki. Ne demiş ki Halilanların Necirvan?
Ben baştan dedim, elçiyim.
Diyorlar ki Hamoğa'ya söyle, o bizim büyüğümüzdür.
Bacımızın da babasıdır, atasıdır.
Diyorlar ki bu düşmanlığı sürdürmeyelim aramızda.
Bacımız Berivan hastadır. İzin versinler bir halını hatırını soralım.
Ben böyle bir elçi istemem. Bir daha da böyle işler edersen buralara da ayak
basma. Civarıma da uğrama.
Yoksa kötülük ederim ha!
Ben istedim. Ne istedin ulan?
Babayı kızdırdık.
Bizim niyetimiz iyiliktir.
Kötülük hiç kimseye fayda vermez.
Bakma sen ona.
Babamızdır.
Bildiğin iyi bir doktor var senin.
Doktor?
Cuma'ya kasabaya ineceğim.
Berivan'ı doktora göstereceğim. Hem de iyi bir iş bulmak isterim.
İş? İyi bir iş bulursam ayrılacağım.
Hayvancılık öldü. Meralar ateş bazı. Her taraf sürülüyor baksana.
Doğru, meralar ekiliyor, makina her tarafa giriyor.
Bizim Çerçili'yi de öldürüyor.
Şivan kardeş, sen akıllı bir adamsın. Dediğin doğrudur, her şey değişiyor.
Düşmanlıklar da değişir, değil mi?
Necirvan kavga dövüş istemiyor, sen de istemiyorsun.
El ele verin, bitirin şu düşmanlığı.
Benim elimde değil ki. Sen istersen onlar tek başlarına bir şey yapamazlar.
Babam söylemesi acı ama babam hasta.
Asıl hasta olan o, kafadan!
O hâlâ veysikanları eski, güçlü, kalabalık veysikanlar biliyor. Oysa
çöktük, farkında değil!
Bunları Necir bana desen mi?
Deme! Demem!
Sen bizi bekle!
Cuma'ya doktora götür bizi!
Önce konuş doktorla, Mervan'ı hasta anlat!
Cuma'ya? He, Cuma'ya!
Karışma onlara!
Sakın bir sakatlık yapma!
Sakın ha!
Onlar bir şey yapacak derler! Bizi vuracaklar!
Vurmazlar! Vurmazlar!
Doktorla konuştum! Sağ ol!
Nedir bana bir şey? Konuşacak bir şey yok şimdi!
Sakın ha!
Sakın yanlış bir şey yapmayasın!
Mukayyet ol buna!
Şikayetiniz nedir?
Karım hastadır.
Neyin var bacım?
Biz evlendik.
Çocuğumuzun ilki ölmüştür.
İkinci çocuk da düşmüştür Beymiye'de aylıkken.
Üçüncü çocuk da sizlere ölür.
Doğduktan iki saat sonra ya var ya yok.
Kaç yaşındasın?
On sekiz.
Şöyle yatın şöyle.
Neyin var anlat.
Yat şöyle çekinme.
Son çocuğumuzun ölümünden sonra Berivan konuşmaz olmuştur beyim. Dilini
aştıramadık bir türlü.
Nasıl konuşmaz hiç mi?
Hiç. Tek kelime bile.
Bir yılı geçiyor işte.
Bilmiyoruz kahrından mıdır nedir.
Dili dönmez olmuştur.
Benimle bile konuşmaz olmuştur.
Keklikleriyle konuşurdu eskiden. Severdi onları.
Onlarla bile konuşmaz olmuştur.
Allah vekil olmamıştır. Bir yılı geçiyor olmamıştır.
Bir yıldır şıhların, dervişlerin kapısını aşındırmışız.
Benden sakınma, çekinme. Ben doktorum.
Seni muayene etmezsem nasıl anlarım derdini?
Berivan, Ceylan'ım, doktora izin ver baksın sana.
Derdimizin çaresi bulunmazsa ne oluruz? Bu doktordur, doktora ayıp olmaz.
Ben askerdeyken doktorlar bize derdi, indirin donlarınızı, indirirdik. Her
tarafımıza bakarlardı, kıçımıza bile.
Kurban olduğum Berivan'ım, Ceylan'ım, izin ver, huysuzluk etme. Madem
baktırmıyorsun kendine, sen anlat derdini. Şuram ağrıyor de, buram ağrıyor
de, anlat.
Konuş hiç olmazsa.
Tövbe yarabbim tövbe! Sen bana sabır ver yarabbim!
Niye geldik öyleyse Berivan?
Bu kadar yolu teptik geldik!
Niyetin başkaysa söyle!
Kardeşlerin dışarıda bekliyor seni!
Onlara mı gitmek istiyorsun yoksa?
Niyetin buysa işte onlar, kalk git!
Ben senin elini öperim beyim! Benim kusurumu bağışla!
Kusurumuzu, cahilliğimizi bağışla!
Bir dahaki sefere belki izin verir, kızma! Bir daha gelince muayene ederim.
İstemez bir şey yapmadım ki!
Sağ ol.
Senin niyetin belli oldu. Sen kardeşlerine gitmek istiyorsun.
İşte onlar.
Git, git hadi!
Civan kardeş, iş değilse bu sefer izin ver. Bacımız Berivan'ın haklını soralım.
Hastalığına çare bulalım. Size yardım edelim.
Civan!
Abuzer karıştırma işleri! Niyetimiz kavga etmek değildir.
Bir delgrafınız vardı Ankara'dan. Sürüyü ay başında Ankara'da istiyorlar sizin
celepler. Vaktinizde az kalmış.
Sen bir iş bulacaktın bana YSY'de.
Hala var mı o iş? Sen gitmeyecek misin Ankara'ya? Benim gideceğim belli değil.
Şu iş bir olsaydı. Vallahi bilmem ki o işe girmek için altmış bin liranın
olması lazım. O kadar param yok. Bir kereşin kufum var.
Otuz bin eder onu satarım.
Benim bunda kazancım yok ki. İstenen altmış bin lira.
Bir gün sana gelir konuşuruz be Şivan.
Baksana. Hamuzer çocukluk etme. İşi karıştırma.
Şivan söyle şu saralı kardeşine adam gibi davransın.
Yoksa kötü olur.
Sabrımızın da bir sınırı vardır.
Neymiş sabrımızın sınırı?
Senin yaptığın iş, iş değildir Şivan. Ya izin ver ya da vermiyorum de. İzin ver
de konuşalım bacımızla.
Bacınızla mı konuşmak istiyorsunuz? İşte bacınız. Konuşun bakalım ne
konuşacaksınız. Sabrınızın sınırı neymiş onu da öğrenelim.
Ne istiyorsunuz kan mı?
Berivan sen ailemizin namususun. Bizi bağışla.
Yanlış yapmışız. Seni kurban etmişiz bu itlere.
Biz sana kötülük etmişiz.
Ama barış güzel bir fırsattı hepimiz için. Bir umuttu, başaramadık.
Ne yapabiliriz senin için?
İstersen gel bizimle, evimize gidelim.
Ne dersin?
İstersen şimdi götürelim seni, yeter ki sen hadi!
Kocanı istiyor musun Berivan?
Kocanı istiyorsan sana bir sözümüz olamaz.
İstiyor musun kocanı?
Kocan da seni istiyor mu?
O zaman bizim diyeceğimiz hiçbir şey kalmamıştır.
Al Berivan!
Şu ana da gerekli olur, sana da!
Hastasın! Paranız da yok, biliyoruz!
Sen bilin bacım!
Allah sizinle olsun!
Hayırdır?
Bak Silo, kasabada bir adam var, esnaftır. Kurşun levhaları bulduğun yere
gösterirsen sana 500 bangonot verecek.
500 bangonot var, bunlar neymiş ki?
Bunlara turistler meraklıdır. Bilirsin turistler akılsız olur.
Kir çıkarmak için hamanda topuklarına sürerlermiş.
Bunlardan ne kadar var bulduğun yerde? Bunlardan var biraz.
Ne kadar?
Vallahi bilmem ki ne kadar, var biraz işte. Çok mu?
Sen bunları ne yapacaksın, söylesene.
Ulan oğlum yerini gösterirsen sana 500 pangonos vereceğim. Hadi bırak nazı da
yerini söyle.
Vallahi ne bileyim.
Eğer çoksa 500 lira. Azsa tanesine 20 lira veririm. Biraz da biz kazanalım.
Ne kadar bulursam getiririm. Yerini göstermem ama.
Başkalarına da söyleme. Ne olur ki? Söyleme.
20 lira da al. 25 olsun.
Peki. Paramı hemen alırım. Şafak'ta teslim ederim.
Anlaştık Sülo.
Fakat bu iş hemen olsun. Çünkü ay başında sürülüp Ankara'da olacakmış.
Ankara'da mı? Ah Silo, cebin parayla Ankara'ya inince karılar kızlar.
Sayın Bay Hamo Veysikan, Manifaturacı Eyüp Aslaneli ile pervari.
Anlaşmamız üzere iki yüz koyunun ayın birinde Ankara'da olması için yola
çıkın, stop.
Gecikirseniz mesuliyet size aittir, stop!
İyi yolculuklar diler, hepinize selam ederim, Celil Taç.
Biz bu işte zararlıyız esasında.
Nasıl ki?
Bakın, anlatayım size.
Babam çağırıyor.
Ulan ne yapıyorsunuz?
Ayrılıyoruz. Babamın haberi var mı? Yok.
Abuzer bir şey söyledi. Doğrudur.
Doğrudur.
Ayrılacaksın. Yürüyü tam götüreceğimiz sırada.
...bana ihtiyacınız yok nasılsa... ...sürüyün kim olsa gözünüze... ...benim
demen o ki ben bir Vesikan değilim... ...ben bir Halyan'ım... ...hem de
Halyanların uşağıyım he mi?
Nasıl kabul edersen et baba... ...benim sabrım tükendi artık... ...tükendik...
...bunca yıl acı çektirdin bana... ...hem bana hem Berivan'a...
...yüreğiniz bir parça bile sızılamadı... ...sol sözüm budur.
Sen gelmeyeceksin bizimle.
Gelmiyorlar.
Bu bizim veysi kanların son şansı Şivan. Son şans.
Aşiretin bütün sürüsünü birlikte indireceğiz Ankara'ya.
Biz onlara 200 koyun söz vermişiz, para da almışız, yemişiz.
Oturduk konuştuk. Biz 370 koyun götüreceğiz. Yani 170 koyun iyi paraya
satarsak kışı geçiririz. Bahara ulaşırız.
Yok satamazsak, kışı hepimiz aç geçirir.
Kırılırız. Bütün umudumuz budur. Sen gelmezsen olmaz.
Şartlarım var gelirsem.
Şartlarım? Nedir şartlarım?
Gelirsem son defa gelirim. Bu bir.
Dönüşte ayrılırım gene.
Gelirsem Berivan'ı da beraber getiririm. Bu da iki.
Berivan'ın ne işi var bizimle?
Berivan hastadır. Bakıma muhtaçtır.
Ankara'da bir doktora göstermeliyim Berivan'ı.
Bir de on bin lira alırım Ankara'ya iner inmez.
Her hakkımı da size bırakırım.
On bin lira?
Berivan'a baktırmak için.
Bir de dönüşte ayrılmak için.
Elimizde bir kuruş paramız yok.
Kasabaya yerleşeceğim.
Artık aranızda yabancı oldum.
Berivan'ın canı misafirdir.
Ölürse sebebi hepimiz oluruz.
Yazık olur.
Gel benimle, gel!
Gel benimle gel, gel konuşalım.
Beni dinle, Berivan gelmesin bizimle.
Uğursuzdur, başımıza olmadık, felaketler açar.
Berivan uğursuz değil mi çaredir?
Berivan gelirse hepimiz telef oluruz.
Bu sürü aşiretin son umududur. Kışı geçirmemiz buna bağlıdır.
Berivan gelmezse ben gelmem, son sözüm budur.
Allah senin belanı versin!
Şartlarını kabul ediyorum, mecburum!
Ama dönüşte hem senden hem de Berivan'dan kurtulmak için! Bunu da
böyle bil! Allah senin de Berivan'ın da belasını versin! Hepinizin de belasını
versin!
Seksen altı... Seksen yedi...
Seksen
sekiz... Seksen dokuz... İki de evvelden verdim, hepsi doksan bir!
Hepsi bu kadardı mı? Bu kadar!
Karanlıkta gözünden kaçmış olmasın be Silo?
Hepsi bu, paramı verin. Para kolay besiliyor, başka da olmalı. Başka yok.
Al sana iki bin beş yüz lira.
Helali hoş olsun.
İçin rahat etti mi?
Ankara'ya ne zaman gidiyorsunuz? İki güne yola çıkacağız.
Köşe bucakta kalan varsa onları da alırız. Tanesine otuz lira veririm. Otuz
lira mı? Otuz lira ya!
Yarın şafakta gene buluşalım, ben bir bakayım. Ama bu sefer otuz liradan
olmaz. Ya kaça olur?
Otuz iki liraya olur.
Öyle olsun Vesilo.
Şivan nereye gidiyor?
İstasyon müdürüyle konuşmaya. Öbür gün tren var. Vagon ayarlayacak.
Yarın şafakta.
Bunların kıymetini bir bilse.
Konuşursa kötü olur.
Konuşmaz. Çünkü parasını herkesten gizli tutmak istiyor. Hadi hayırlısı.
Gittim geldim. Gördüm ki işler kötü.
Trene zam gelmiş.
Altından kalkılacak gibi de.
Biz koyunların parasını altı ay önce almışız. O zaman ne zam vardı ne bir
şey. Zamlar kimden çıkacak şimdi ha? Kimden çıkacak? Bizden çıkacak.
Malın bir tonu için şimdi bizden istedikleri para... ...sekiz yüz seksen
sekiz liradır. Yani anamızın nikahıdır.
Bizim üç yüz yetmiş koyunumuz var.
Bu hesaba göre bize kaç vagon lazım?
Şimdi bize en azından dört vagon lazım.
Sürü trenin hareketinden en az iki saat önce yüklenir.
Dört vagona kaç çoban ister?
Dört beş çoban yeter.
Ben, Mirza, Abuzer, Silo.
Silo'nun ne işi var? Ne bilir o?
Öğrenirim.
Dördümüz yeteriz. Ama Silo gelse iyi olur.
Bizim bu işten zerre kadar karımız yoktur. Ziyanımız çoktur. Koyunları
peşin sat. Her şeye zam gelsin. Sonra da bu işten ekmek ye.
İki vagona bir çoban yeter.
Fazla adama gerek yoktur.
Ben de gelmek isterim. Hiç gitmedim sürüyle. Sen sürüyle istasyona kadar
gelirsin o kadar.
Sürüyi vagonlara yerleştirdikten sonra... ...silahlarımızı alıp dönersin.
Fervariye silahsız inemeyiz.
Ankara'ya ben, Şuhan, Abuzer, Mirza gideceğiz.
Ya Berivan?
Evet, bir de Berivan.
Ya kazanacağız, ya kaybedeceğiz.
Öyle mi Şivan?
Berivan, benim sevgili Ceylan'ım.
Ankara'ya gidiyoruz.
Orada iyi doktorlar var. Sana bakacaklar, iyi olacaksın.
Ben seni canımdan çok seviyorum.
Ne olur bana bir kelime söyle.
Bana inandığını söyle hiç olmazsa. Bana yardım et.
Ankara'yı göreceksin.
Bana da pabuç alacaktın.
O paralar kimin? Paradan kimseye söz etme. Ne dersen.
Paralar kimin? Nereden aldın?
Şivan adamın. Şivan o kadar çok parayı nereden aldı? Koyun mu sattınız gizlice?
Ben bulmuşsa bulmuş. Saplamam için bana verdi. Sen bu işe karışma. Şivan adam
ayrılacak. Bu para onun. Kimseye bir şey söyleme. Anlıyor musun?
Ayrılacak. Bizi de yanına alacak sonra.
Sahi mi?
Benim de aklıma kötü şeyler geliyordu.
Nasıl?
Öyle sanıyordum ki sen benden bıktın. Beni bırakıp kaçacaksın sandım. Belli
misin? Hiç öyle şey olur.
Berivan gelmezse sen de gelmezsin ha.
Yolumuz uzun, başımız beladadır.
Sonumuzu hayretsin.
Hadi hadi hadi!
No no no no
Ve siz Silo gelecek Mirza'nın yerine.
Başka biri olsaydı daha iyi olurdu ya!
Of of koca Allah'ım nedir bu başımıza gelenler!
Silo! Silo!
Sizi bir daha buralarda görürsem ayaklarınızı kırarım!
Kötü bir niyetimiz yok ki.
Geçiyorduk sadece.
Yasak mı buradan geçmek?
Burası yol değil, sokak değil. Ne işiniz var ki geçiyorsunuz? Beni de enayi
sanmayın.
Bu ikisi hasta.
Terbiyesizler, veteriner gönderdi.
Üç yüz yetmiş koyun.
İki koyunu evin önüne bırak.
Bunu da ambar çepine götür.
Rapor tamam hemşerim, koyunları tartacağız.
Şu bizim bayramlığı da bir köşeye bağla.
Bu vagonla geçenlerde dedete gelmişti. Koyunlara bir zarar olur mu acaba? Ne
zararı olacak? Ne yapar onlara dedete? Adamların eli titriyor iki koyun
verirken. Sinek mi ki onlar?
Hadi bakalım, selametli olun!
İzin verirseniz, sizinle iki kelime konuşmak isterim.
Ben senin ne konuşacağını bilirim!
Ana yüreği buna dayanmaz, çok değil, beş dakika! Beş dakika hiç olmaz, hiç!
Kimseyi, kimseyle görüştürmem!
İsterler de alıp götürsünler!
O kadar!
Berivan bacım, elimizden bir şey gelmiyor. Bizi bağışla, bizden kötülük
gelsin istemiyoruz.
İnşallah Ankara'da iyi olup gelirsin.
Gidip de gelmemek, dönüp de bulmamak var.
Hakkını bize helal et bacım! Bizi, bütün halilanları bağışla! Bizler sana kötülük
ettik bacım!
Berivan bacım, irayetini yitirme! İyi olacaksın bacım!
Bizleri unutma Berivan!
Kim göçerler Cimri'nin Allah'ı? Utanmadan bir koyun verdiler ikimize.
Ulan vicdansızlar, bir koyun kime yeter ki?
Öyleyse bunları küçük bir ders verelim ki akılları başlarına gelsin.
Allah'tan korkmaz, peygamberden utanmazlar. Maltuz yapıyorlar, rüşveti
az buldu dinsizler.
Koyunları kıracaklar, koyunları!
Çok kötü oldu baba, makinistler bizi mahvetti.
Altı koyunun ayağı kırılmış, birkaçının da kemikleri.
Allah vekil bu makinistler maksus yapmışlardır. Maksus da evde nedir?
İstedikleri kadar kavurmalık koyun alamadıkları için.
Bunların yüreklerinde şuncacık insanlık kalmamıştır.
Millet soyguncu, vurguncu kesilmiştir. Biz eskiden eşkıyalarız dağda bilirdik.
Şimdi düzdekiler eşkıyaların piri olmuşlar.
Baba, ayağı kırılan koyunlardan ikisini daha verelim. Onlara boyun mu eğeceğiz?
Boyun emekle baş edilir. Var mı başka çaremiz?
Açıladığım adi biri Celal'dir, biri de Fehim. Şimdi Fehim, Celal'in yeğenine
geliyor. Celal vermiyor yeğenini. O da Fehim de gelip adamını alıp gelip bu
kızı kaçırıyorlar.
Üzerine kalkan çıkıyor.
Adem'in dünyaya yarışması, Türkiye'ye yarışması.
Aşırı hatta 10 kişiyi öldürüyor. On birileri de Cenab-ı Hakk'ın üzerine
geliyor. Cenab-ı Hakk'ı da yaralıyor, ağır şekilde yaralıyor.
Koyunların birkaç hastalığında babam.
Durumu iyi görmüyorum, ne olduğunu ben anlayamadım.
Başlangıçta olur.
Sersemlemiştir hayvancıklar.
Keşke ya dünya ya hanım hükümdar olmalı.
Çok zamanlar çektim kahrı
zindanı.
Bize de mezkar...
Bütün nedir hemşerim?
Kırk iki tane mi?
Hırsızlar! Hırsızlar!
Tutun, kaçıyorlar!
Tutun! Ulan amucunlar, tutun!
Ulan siz ne biçim çobansınız?
Adamlar götünüzden donunuzu çalacaklar! Sizin haberiniz olmayacak! Allah sizin
belağınızı versin!
Size değil koyun, teyrek bile emanet edilmez!
Teyrek bile!
Baba, benim vagonda koyunlardan iki öldü.
Ben sana dedim, gelmesin dedim Beruan! Bütün uğursuzlukların sebebi odur,
Beruan'dır! Bak koyunlar çalınıyor, koyunlar ölüyor!
Beruan'ın ne suçu var? Koyunlar çalınmışsa, koyunlar ölüyorsa bunda suçu
nedir? Onun varlığı bile yeter bu felaketlere, varlığı bile!
Haksızlık ediyorsun baba!
Ne geldi peki bu felaketler başımıza öyleyse? Niye, var mı başka sebebi?
Sen git Berivan'ın o uğursuz kalbin yanına! Sana o uğursuzun yanı yaraşır,
hadi git!
Köfte ekmek, meşru köfte! Köfte ekmek, köfte!
Gazete var, gazete! Faşizme karşı halkın omuz omuza dayanışması, gazete!
Emperyalizmin oyunlarını sergiliyoruz, gazete!
Gazete!
Bir yan geldim gene, bir yan giderim. Ölmeme gel
de hey dost fermanımı var.
Azrail gelmiş de, can talep eyler. Benim can
vermeye hey dost fermanımı var.
Azrail gelmiş de,
Gazete, faşist ve cinayetlerini açıklıyoruz, gazete!
Bilet kontrol!
Bilet kontrol!
Huzur-i mahferde hey dost divan dururlar.
Para mi var deyi korku verirler.
Benim ipek yüklü hey dost kervanım var.
... ... ... ...
... ...
Ula, bütün bunlar senin yüzünden oldu! Bütün felaketler senin o uğursuz karın
yüzünden geldi başımıza! Sen dinlemedin beni ula!
Dinlemedin beni!
Dinlemedin!
Bırakın! Bırakın beni!
Size ne oluyor?
Bırakın! Ne karışıyorsunuz? Biri oğlum, biri kendim! İstersem vururum, istersem
öldürürüm! Bırakın beni!
Bırakın!
Uğursuz pis karı, ailenin yüz karası!
Ne suç işledik sana ben şimdi?
Her şey bitecek benim!
Ceylan'ım, ayrılacağız Brunard'a!
Beni bağışla, elimden bir şey gelmiyor!
Nihayet babam da, atam da, elim kalkmıyor işte!
Bizi anlamıyor kimse, bizim bizden başka sahibimiz yok!
Güzel karı değil mi delikanlı? Ağzının tadını bilirsen. Hani param da varsa.
Kaç liradır? Yüz liranı alırım.
Yüz lira mı?
Senin hatırın için. İstersen. Nasıl alacak? Nasıl yapacağız ki?
İstersen dışarıda, istersen burada.
Babam görürse?
Kimsenin ruhu bile duymaz. Koyunların arasında kimse görmez. Bitirirsin işini.
Bu fırsat her zaman ele geçmez.
Bu benim hakkım, karıya da gönlünden kopanı verirsin.
Öyle demedin ama bana.
Sonra gidiyor karı, baksana.
Döner şimdi, küçük bir işi var.
Biz namuslu adamız, paranın üstüne yatmayız, merak etme. Dönüşte söyle ona,
bilsin bak ona.
Söyle, ona da 100 lira veririm.
Tamam, oldu. Ne demişler, kartızın yamuğu kopalır, anlarsın ya.
Yino!
Oyunlar nasıl, var mı bir şey? Uyanın kolasın ha!
Yok baba, yok!
Çaldırıp kaldırmayasın, uyumayasın! Vallahi bu satır, hepinizi öldürürüm ona
göre!
Belki Ankara'da bir iş buluruz.
Tanıdığım bir iki arkadaş var. Bir iş bulur belki onlarla.
Hamallık yaparım, sırtımda yük taşırım, bakarım sana.
Sen hastasın, seni iyileştireceğim derim ona.
Sana inanmışım, sen de bana inan.
İşte geldik Berivan. Burası Ankara. Burada her derde deva bulunur Ceylan'ım.
Toparla kendini. Bana güven. İyi olacaksın.
Hadi, hadi, hadi!
İşte Ankara budur Berivan, Ceylan o!
İşte başkentimiz Ankara!
Bize bir marş öğretmişlerdi askerler!
Ankara, Ankara, güzel Ankara!
Seni görmek ister her vakti kara!
İşte başkent!
İşte başkentimiz, işte Türkiye'nin kalbi Ankara, işte güzel Ankara!
Hayvanları telef etmişsiniz, yazık!
Felaket başımızdan ayrılmamıştır, ne edeceğimizi bilemedik.
Koyunlara bir hafta bakacaksınız, dinlensinler. Yemini, suyunu verin. Her
yerde taş mı yedireceğiz? Yemlerini satın alsak çok paradır.
Aşiret yolumuzu gözler, parasını bekler. Bir hafta dayanamayız. Zaten başımıza
gelmedik kalmamıştır. Hayvanlar zehirlenmiştir, hırsızlar çalmıştır.
Trenciler ayaklarını kırmıştır.
Sizin yüzünüzden zarar ettim. Malı geç getirdiniz.
Siz geç gelince de ben de söz verdiğim yere malı teslim edemedim. Zarar ettim.
Biz de rüşvet vermişiz.
Hayvanlarımız ölmüştür yollarda. Beter hallerdeyiz. Aşirete nasıl hesap
veririz? Bana ne? Benim işimi berbat ettiniz. Sizi düşünemem bundan sonra.
Zarar ettim. Bu işler böyle Hamoğa.
Hiç insafınız yoktur!
Canımızı almak istersiniz!
Gördünüz adamları ne diyor, gördünüz!
Başımıza gelen bütün bu felaketlerin sebebi sizsiniz!
Baba, biraz insaflı ol! Görmüyor musun Bervo'nun halini? İnsan biraz düşünür!
Düşünseydiniz! Veysi kanları bu hale getirmeden önce siz düşünürdünüz!
Veysi kanlar diye bir şey kalmadı. O eskidenmiş. Şimdi yoksul, perişan birer
göçeriz. Veysi kanlar ölmüştür artık. Ben bir Veysi kanım. Veysi kanların asil
kanını taşıyorum.
Defol git karşımdan, defol!
Al o pis uğursuz Halilanlı karnı da defol!
Gideceğim ama bir kuruş paramız yoktur. Benim de yok.
Neredeki para? Var mı ki paramız?
Mervan hastadır, doktora baktıracağım.
Bize para gerek.
Seninle konuşmadım mı gelin? Konuştuk, konuştuk. Ama ben nereden bilirdim
başımıza bunca felaketin geleceğini?
Peki bunda bizim suçumuz ne?
Bütün suç senin o uğursuz karındadır.
Bu para bizim işimizi görmez ki.
İki yüz lira daha versin. Hiç olmazsa bir doktora baktıralım. Belki bir yerden
borç harç bir şeyler bulurum.
Nereye gideceksin? Ararsak nerede bulacağız seni?
Belki lazım olursun. Bizim Sıddık İnşaat Bekçiliği yapıyor Gazi Osman Paşa'da,
oradayım. Dilo, unutmayasın!
İnşallah lazım olmazsın!
Gazi Osman Paşa'ya nasıl gidilir? Çok uzak, arabayla gidilir ancak.
Sağ ol.
Beni perişan etme, iyi olacaksın. Burası Ankara'da. Burada her derdin devası
bulunur.
Başta çok sıkıntı çektik, şimdi de çekiyoruz yani. Allah'a şükür,
halimizden memnunuz.
Bizim halımız hal değildir. Haya içinde geçimimiz yok.
Babam yaşlandıkça çekilmez oldu.
Huzurumuz yoktur.
Mervan hastadır.
Yetim aileden ayrılmaktır.
Gelseye de bir iş var.
Yalnız altmış bin lira istiyorlar.
Varsa altmış bin, o parayla burada daha iyi işler yapılır. Daha iyi işler
bulunur. Burada tanıdıklarımız vardır, onların da yardımını sağlarız.
Bizim oralarda hayat ölmüştür. Biz de ölmüşüz. Ne yapacağımızı şaşırmışız.
Bervan'ın hastalığı hepimizi perişan etmiştir.
Hastaneden sıra almak lazım.
Beraber gideriz yarın. Sıra almak için erkenden oraya gitmek gerekir.
Burada hayat başka.
Yine zengini zengin, fakiri fakir ama yine de başka.
Buranın zengini bizim oranın ağasına benzemez. İşleri bir olsa, yazık!
Burada işleri rahat olur.
Adamını bulursun, rüşvetini verirsin, tamam. Sen meraklama, mutlak bir yolunu
buluruz. Bu dediğin yol değil baba.
Sen her zaman işi karıştırsın zaten.
Karışık değil, çok açık. Bak şimdi, evin yok, işin yok, doktorun yok... ...beni
yıllarca okutacak paran yok, toprağın yok, Şivan abin de öyle.
Bu yoklukların temelinde ne var peki?
Milyonlarca insanın çalışan, namuslu, emekçi insanların hiçbir şeyi yok.
Üç beş kişinin milyonları, milyarları var.
Milyonlarca emekçinin çalıştığı nereye gidiyor? Kim böyle kurmuş bu işi?
Diyeceğim baba, buranın zengini de oranı ağası da hepsi bir.
Burada yatırıyoruz ya sizi, kusura bakmazsınız artık!
Tek göz odaya az daha dayanırsak, buranın kapıcı dairesi bizim olacak.
Kısmet olur da o zaman gelirseniz, keyfe baksan!
Gel gel!
Bak bak, burası mutfak!
Kocaman mutfak!
Şurada bir düğme olacak.
Bastın mı, yemek kokusu dışarıda!
Burası da banyo!
Beyaz taşların ortasına gireceksin içine!
Yıkan babam, yıkan!
Helas da hemen yanında!
Şurası da yatak odası.
Bir tane de değil. Bu çocukların...
Bu misafirin.
Bu da hizmetçinin.
E burası da salon salamancı. Gene daldın baba. Bu dediğini zor yaşatırlar adama.
Kimler yaşıyor bu anlattığın evlerde söylesene. Sen mi, Şivan abi mi?
Toplumda sınıflar var.
Çalışan emekçi sınıflar, bir de çalışan hakim sınıflar.
Burjuvalar, sermayedarlar. Bu adamlar nasıl yapıyorlar sermayelerini? Seni,
onu, emekçi sınıfları çalıştırıp sömürerek.
Sen şimdi hangi sınıftansın Şivan abi, söylesene? Biz, adaletliyiz.
Adalet partisini tutarız. Niye?
Vallahi bilmem ki.
Bize kimse sahip çıkmaz.
Hiç bir partiden de hayır gelmez.
Bak şimdi bu doğru. Şu Ankara'da arkanda bir siyasi yoksa... ...Bir milletvekili
falan... ...Hiç bir işini göremezsin.
Mervan'ı hastaneye götürebilecek miyiz ki?
Mervan çok hastadı. Onu iyi bir doktora göstermezsek ölecek. Bu sabahın erinde
gittik hastaneye, sıra almak için alamadık. Burada her şey parayla. Adamın
olmazsa bir adım atmanın mümkünü yok. Bizim celeplere söylesek, bize yardım
etseler. Ne yardımı? Bir adamını bulsalar.
Adamların işi yok, sana adam bulacaklar, öyle mi? Ben böyle bir şey diyemem.
Bana biraz daha para ver. Sivil bir doktora götüreyim Mervan'ı. Para, para!
Başka şey bilmez misin sen? Nerede para?
Bana on bin lira söz vermedin mi? Nerede on bin lira? Var mı bende o kadar para?
O zaman bin lira ver.
Al sana beş yüz lira. Bir daha da bana para mara demez, çünkü yok!
Arkadaşlar, haber bıraktım iş için.
Sağ olasın. Üç beş günde bir hamallık işi varmış. İstersen yarın götürürüm.
Gideriz. Berivan nasıl oldu? Bugün iyiydi, yukarıda. Sağ ol.
Bekledik sıra gelmedi. Yarın gene bekleriz.
Olmazsa Hulusi doktora gideriz.
Derdimizi anlatırız Berivan.
Yüzüne renk gelmiş bugün.
Bir de doktora varabilsek, göreceksin bir şeyin kalmayacak!
Bildiğin bir doktor var mı? Yok!
Bak!
Şikayet edin!
Berivan hastadır! Hasta oysa, bırak o konuşsun!
O konuşmaz! Niye?
Bir yıldır böyle konuşmaz.
Rahatsızlığı nedir?
Bizim çocuğumuz olmuyor. Bir çocuğumuz öldü. Bir çocuğumuz düşmüştür. Bir
çocuğumuz da doğduktan sonra öldü.
Diş doktora gittiniz mi?
Hayır. Şöyle yatsın.
Sırtını aç!
Valla, oyun oynamaya mı geldiniz anlamadım ki!
Haddimize mi beyim? Biz hiç doktor görmemişiz. Berwar alışmamıştır,
çekiniyor. Neden çekinecek? Kendinize dokundurtmayacaktınız da ne işiniz vardı
doktorda? Üstelik neyine dokunacağız? Neyi kalmış ki dokunacağız?
Herkesin bir huyu vardır beyim. Doktora hay huyu olmaz!
Bunları alın. Fikrinizi değiştirirseniz gelin ama böyle huysuzluk yapacaksanız
gelmeyin. Dışarı verin.
Bu böbrek ve idrar yolları iltihabı için yarım bardak suya bir tatlı kaşığı,
günde üç defa içeceksiniz.
İlaçları bitirdiğin zaman iyileşeceksin yenge. Sakın meraklanma.
Bitirecek elbet.
Bugün gezmeye çıkalım diyorum.
Şenankara aile gazinosu vardır. Bize göredir.
İyi olur gidin ya.
Sen gelmeyecek misin?
Çakırören köyünde miting var. Oraya gideceğim.
Ağzlarınızdan modern komikler bel ağrılarız.
Ali Rıza arkadaş, gel bakayım yanıma. Bu iş böyle yürümez arkadaş.
Sen kendin böyle dört beş tane kızla dolaşıyorsun. Biz böyle armut gibi tek
başımıza kalıyoruz. Çızın paraları bana da öğret. Birkaç tane kızla ben de
bulayım. Sen tam paraları öğrenmek mi istiyorsun? Çok istiyorum vallahi
billahi. Sana bakıyorum gıstı ediyorum. Peki ben sana öğreteceğim. Lan sende
şeytan tiğimi vardır. Ne vardır? Kızlar hep senin peşinde. Vallahi billahi deli
oluyorum sana.
Lan öğret, zor mu lan bu iş zamparalı? Çok mu zor lan? Bak öğreteceğim, şimdi
dinle beni. İstiklal Caddesi'nde gidiyorsun. Önünde çok güzel bir kız
var. Kız da kendini fark ettirecek. Kız da kendini fark ettirecek. Fark ettirmek
için ne yaparsın? Ne yapacağım? Ne yapacaksın?
Mesela öksüreceksin, değil mi?
Öksürürsün, kızın dikkatini çekersin. Haa, kız önde gidiyor, ben arkasından
gidiyorum. Öksüreceğim ki kız beni görsün.
Görsün, tabii.
Kız beni görsün, öksüreceğim ve kızı aratmayacağım. Anladım dediğini. Bak
şimdi öksürüyorum.
Öyle değil, öyle değil. Ne oldu lan?
Az kaldı Ceylan'ım, sabret.
Süriye bir daha dönmeyeceğiz.
Ben inanmışım şu Ankara bize kısmet getirecek.
Ben inanmışım çocuğumuz olacak, işimiz olacak.
Öyle mi Berivan? Sen de inanmışsın de.
Derdimizin tükeneceğini söyle.
Beni bir başıma bırakma, ne olur söyle.
Güzel olacak de, inanmışsın de. Ağlama, bana inandığını söyle.
Kararımızın altında nasıl çıkarız? Hele güne ne deriz? Ben şaşırmıştım! Bu iş
bitti artık Hamua!
Boşuna söylenme, sen malları teslim al!
Hayvanlar muameleye, oradan da kantara!
Hadi bakalım, hadi çabuk olun!
Berivan öldü!
Ölüsünü ne yapacaksın?
Para lazım, Berivan'ı memlekete götüreceğim!
O uğursuzun dirisinden ne hayır gördük ki ölüsünden görelim? Ne işi var
memlekette? Zaten batmışız! Bir de onun için dünyanın parasını boş yere
dökemeyiz!
Berivan'ı götüreceğim!
Başımıza gelen bütün felaketlerin sebebi odur! Öldü kurtulduk, gelmeseydi!
Hem koyunları öldürdü, hem çocuklarını öldürdü!
Kimse kendisi öldürür.
Çekelim hallamlara bir tezgraf, gelip alsınlar ölülerini.
Verirken gelinimiz zadi.
Ölüsü de gelinimiz değil ya!
Sen bir insan değilsin! Sen bir delisin! Sen buramış bir ihtiyarsın! Bana karşı
mı gelirsin? Evet karşı geliyorum!
Onun önümünden hepimiz suçluyuz, başta sen!
Senin gibi bir adam benim babam değildir!
Ben bir beşlik hanım, bana karşı gelinmez!
Benimle böyle konuşamazsın! Ne alıyorsunuz lan, birbirinizi mi
yiyeceksiniz? Ölmüşse bir karı ölmüş, n'olur yani?
Binlerce insan ölüyor, birisi daha gebersin!
Ne yapacaksınız şimdi ama dayı?
Halilanlara tegraf çekeceğim. Gelip bacınızla konuşun diyeceğim.
Konuşsunlar diye mi? Konuşmak istiyorlardı. Gelip konuşsunlar.
Ben bu uğursuzu sırtımda taşıyamam memlekete.
Çünkü bu bir Halilandır.
Veysi kanlara uğursuzluk getirmiştir.
Ben götürmem.
Bu yoklukta hoca parası, tavuk parası, ilaçlama parası, yol parası veremem.
Ben bir hülyi tutamam burada.
İnşaat sahiplerine ne derim ben?
Bugün çekerim telgrafı, iki güne kadar gelirler.
Kokar iki günde.
Olsun.
Halilanlar hep kokar zaten.
Onların ölüleri de, dirileri de hep kokar.
Tutamam burada.
Polise söylerim, sokağa atarlar.
Nereye atarlarsa atınlar. İsterlerse çöplüğe atınlar.
Ölünüzü götürün buradan.
Ölünüzü götürün. Burada ölü istemem ben.
Birlik yaptıysak kötü mü oldu yani?
Götürün beni buradan, götürün! Dur! Dur delirdin mi?
Ölürse rütlenir mi?
Acele gelin.
Bacınız Berivan'la konuşun.
Ağır hastadır.
Kimse amovey sıkan.
Sağ olasın.
Bir yanımı sardı varilci oğlum.
Beş yüz atlığına kestiler
yolu.
Beş yüz atlı yına kestiler
yolu.
Eşkıya dünya yarar, yüküm dar olur.
Çok zamanlar çektim kahrızından.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.